Siyasal iletişim ders notları

SİYASAL İLETİŞİM

Diğer adı politik iletişim. Doğuşu ve Akademik örgütlenmesi

Siyasal iletişim etimolojik bir kavramdır. İletişimin politik yönüdür ya da politikanın iletişimsel yönü. İletişimin politik kavramının dışında bir varsayım. Asimetrik iktidar ilişkilerinin zedelediği toplumsal bir aradalığı mümkün kılan bir olgudur.

İktidar yalnızca toplumun genel kurallarını belirleyen güç değil, sistemsel unsurları uygulayan bir alan değil, Toplumun her alanında bizi etkileyen sürecin kendisidir. Dar anlamda değil geniş anlamda anlamayı yeğlerler. Dar anlam sadece seçim kampanyalarına indirgeyen davranışsalcı yaklaşımda var. 1960’lardan sonra genişleyen bir alanı kapsıyor. Siyasal iletişimi geniş kapsarsak bu devrin düşünce ve ifade özgürlüğü 17 ve 18 yüzyıllara geri dönmemiz gerekir. Siyasal iletişim politik konuşmanın başı.

Siyasal iletişim kavramı 1950’lerden itibaren başlayarak dar alana sıkıştırılan yaklaşımlardan yola çıkarak oluşturulur. Akademik olarak okutulmaya başlandığı bir alan olarak 1950 ve sonrası,bundan önce Vladimir Lenin Rusya’nın dışında olduğu tarihte gazeteleri el altından soktuğu ‘’Devlet Nedir?’’ kitabın İngilizce “Halkı aydınlatma bakanlığı “ ilk afiş çalışmaları, fotoğrafın ilk kez gazetede yer aldığı 1917 Alsas-Loren bölgesi de siyasal iletişime girer. Potemkin Zırhlısı, Devil Down . 23-24 Mussolini’nin şarkıları, hitlerin bütün çabaları..1950’den itibaren bu unsurların başı 1939-40 yılları arası Nazi propogandası.

3 Temel Özellik ;

1)Herkesin en sıradan insanın anlayabileceği bir slogan

2)Toplumsal kesimleri farklılaştırıp, parçalayıp her kesime ayrı sunmak

3)Bunu sürekli yapmak.

Bugünkü pazarlama metinlerinin kullandığı yöntemdir. Eser Hoca’nın kitabında ayrım siyasal iletişimi ifade eden iki temel yön vardır.Siyasal iletişime siyasetin meşruiyet harcı

1)Siyasal iletişimi disiplinler arası bir çalışma olarak gören ifade biçimi.

2)Aristokrasiyle, timokrasi’ nin biçim alan bir tür parlemento arasında. Politik meşruiyetin sağlanmasının harcı olarak politik iletişim teması. Devletin ideolojik aygıtları terimini ilk Gramsci  kullanmıştır, daha sonra  Althusser onu geliştirmiştir. Siyasal iletişime dair bilginin artması siyasetin bilimselleşmesi  ile oluşuyor.

1950’lerde birden bire siyaset bilimselleşiyor. 1937-1945 yıllarında yaşanan faşizm savaş çıkarıyor. Kamuoyuna siyasiler güvenemiyorlar. Nasıl etkilendiklerini araştırmak için yeni olan bu alan siyasal iletişim. Yalnızca 1940’larda değil 1945 yıllarında savaş sırasında yapılan araştırmalarda büyük bir rolü oluyor. 1945’ten sonra vasıflı bir kitle işsiz olarak ortada kalıyor, bir kısmı akademik diğerleri devlet için çalışmaya başlıyorlar. Yeni bir dünya kurulması geriye gidiş olmasın diye örgütler kurulur= BİRLEŞMİŞ MİLLETLER(Mavi kardeşliği simgeler. Anaçlığı da simgeler. 11 yy ve 17 yy bütün Meryem ana tasvirleri mavi renk BM ve AB renkleri mavi)

1950’lerle beraber şüpheyle yaklaşılan kamuoyunu dışarıdan yönlendirmek, ne düşündüğünü bilmek siyasal açıdan birinci amaç irrasyonel davranışa kamuoyunun girmemesi.

Siyasetin bilimselleşmesi sürekli yeni alanları doğurmuş. Halkla ilişkilerin gelişmeye başladığını görüyoruz. Bu uzmanlar ne yapıyorlar? Siyasal alana hizmet, söylemini geliştirme-yayma, siyasal olanın tartışılmasını engellemek, yaptığı şey bu.

Siyasal iletişimin akademik olarak gelişmesiyle siyasetin bilimselleşmesinin arasındaki ilişki ne? Kamuoyu yoklamaları. Örgütlenme karşısında halkçı yapı var. Yalnızca güce ve şiddete dayanarak yönetilemez, baskı araçları da lazım. Bilimselleşme insan beynine girmeye yarayan araç. Teknokrat birim uzmanlarını vs kullanır. Bunları kullanmasının iki nedeni vardır siyasetin :

1)Bilim, bilimsel veriler, bilimsel söylem nesnel-objektif, tarafsız olarak kullanıyor.(Meşruiyet Alanı)

2)Bilimsel teoriden hareket ederek siyasetçiye şunu söyleme fırsatı veriyor “Kamuoyu benim arkamda” İşte bunun adı bilimselleşmedir. Tartışmadan uzak karar almaya olanak tanır.

1955-1960 arası dönem siyasal iletişimde seçmenin ikna paradigmasının hakim olduğu bir faaliyetler bütünüdür.( O dönemde seçim paradigması ekonomik temelli demokrasi, seçkinler arası seçim yapma. Yurttaşı sadece oy kullanmakla tanımlayan. Müdahalesi yok bir tür at yarışı)

1950-1960 Seçmeni ikna paradigması, seçimler ve birinci çıkan siyasi parti. Neden böyle? Demokrasinin en temel göstergesinin bu olduğunu düşünüyorlar. En çok koltuğu alan iktidarı kurmakla görevlendirilir. Kampanya yaptırıyorlar. Halkla ilişkiler, metin yazarı, medya uzmanları ortaya çıkıyor. Siyasal iletişim de bu süreçle ilgileniyor.

Önemli* SİYASAL İLETİŞİMİN İLK DÖNEMİ SEÇMENİ İKNA PARADİĞMASIYLA TANIMLANIR. (Seçmenin oy verme davranışı , hangisinin birinci çıkacağı vb konulara önem verir.)

Bilimsel bilgi. İktidarın rasyonel kullanımı. Bilimsel söylemlerin siyasal iletişime hizmet ettiği bu dönemde üniversite-iktidar yakın ilişkiler kurduğu dönem. Bütçe sağlıyor üniversitelere. İhale veren şirketler yanlarına üniversiteleri de alıyorlar. 1950 arasındaki ilişki kurumsallaşıyor. Şirketler kendi adlarına üniversiteler kuruyorlar ve zeki beyinleri ele geçiriyorlar.

Politika yalnızca siyasal iktidarı ele geçirmek ve elde tutmak anlamına gelmiyor. Politika toplumun her kesiminin uyacağı kuralları olan genel kurul halini alıyor.

Bilimin bu kullanımı politikayı akıllılaştırması politik iktidarın tartışmalı ve kapsayıcı olarak karar aldğını kabul ediyor. Lobicilik ya da kamusal ilişkilerin de bu tarihlerde ortaya çıktığını görürüz. Halkla ilişkiler kitaplarının ortaya çıktığı zamanlar. İletişim önce ABD sonra Kıta Avrupası’nda gelişir. İlk geliştiği ülkeler Fransa daha sonra da Almanya’dır.

1965-66’lardan sonra siyasal iletişim politik görüşün şekillenmesinde aracı bir rol oynar.  Dominich Valkow ,Siyasal iletişimde ikinci dönemin 1968-69 Siyaset, kamu önünde görüş bildiren üç aktör politikacı, medya mensubu ve nabız yoklayıcıların izlediği bu üç  aktörün konuşabilecekler meselelerne olabilir? Çok sınırlı. 1962-63 Habermas  çözümlenmiş bu üç aktörü inceler.Siyasal iletişimi ele alırken ikinci bir etmen disiplinlerarası bir alan olarak siyasal iletişim. İki temel paradiğma DAVRANIŞSALCI ve SİSTEM YAKLAŞIMI. Savaş sonrası dönem, soyutlanmış amprizmden bahsedilir. Katı soyut amprizm, savaş sonrası siyaset bilimini temel yönenilen akım egemen olarak kullanılmış. Örneğin ; Katılmalı gözlem, anket, deney…

1930’lara kadar geri gideriz. Savaş sonrası kamu politikalarının rasyonalleşmesi sonucu kendine uygun alanı yaratmıştır.

İlk akım DAVRANIŞSALCI YAKLAŞIM. Özellikle ABD’de hala egemendir. İki şeyden hareket eder.

1)Bireylerin belli politik durumlardaki davranışlarını çözümler. Seçimler olabilir, kriz durumları, toplumsal sorunlar olabilir.

2)1960’tan itibaren önce gazetecilik sonra radyo 62’den sonra televizyon seçim sürecinde medyanın etkisini ölçer. Matematiksel ve psikolojik çeşitli veriler kullanılarak elde edilir sonuçlar.(Ekonomik alandan türemiş. 1932 ilk ortaya çıkışı tüketim davranışı üzerine ortaya çıkıyor)

1960’ların başında başka bir paradigma SİSTEM ANALİZİ Biyolojiden elde edilen kavram canlı organizma kavramıdır. Sistem toplumu küçük parçalara ayrılır. Toplumsal sistemler alt sistemlerden oluşur. Birbirlerini de etkilerler. Toplumu girdiler-çıktılar olarak alır. Yurttaş beklentisi, isteği, talebi bir girdidir, dönüşümden geçirilir yasa, politik uygulama, siyasa olarak sunuyor. Almanya’nın Kuzeyi , İtalya, Danimarka’da, Polonya’da günümüzde uygulanan bir yaklaşımdır. İlgisi politik aktörlere yönelik hangi sistemleri kullanıyor? Savunuyor? ( Sistem yaklaşımı Halkla İlişkiler politik sistem-gri bölge-medya ve eko-politik)

Üçüncüsü 1970 Kurumsal politika ile ilgili araştırmalar daha çok hükmetme olarak değerlendirilir. Neo-marksist eğilimlerin başladığı normatif araştırmalara karşılık olarak ortaya çıkar. Niye sürmez? 1968 Batı Avrupa-Kuzey Amerika öğrenci hareketleri, siyasal iletişimin konusunu, yöntemini vs değiştirir. (Siyahiler, kadınlar, yeşil barış gönüllüleri, hayvan hakları savunucuları )1970’lerin ortasında başka olaylar silsilesiyle destekleniyor. Sovyetlerin Çeko-Slovakya’ya saldırısı  Antonio Gramsci’nin yeniden keşfedilmesi, Frankfurt okulunun ortaya çıkması…

1930 Frankfurt Okulu Toplumsal araştırmalar enstitüsü. Kapitalizmin geldiği noktaları araştırmak için iki temel sav

1)Kültür Endüstrisi kavramıyla anlatılan mesele. Kapitalizm geldiği durumla teknolojik rasyonalizm   radyo-televizyon, popüler romanlar, caz müzik, sinemaya kadar bunlarla kitleler tek boyutlu hale getirilmiş Manipüle edilme mümkün kılınmış 1930’larda.

2)1950’lerden sonra 2.Dünya savaşı deneyiminin ardından, Frankfurt okulu kültüre yönelir. Bütün bu tartışmaları birer araç olarak yeniden tartışmaya açıyor. Sosyal refah devletinin uygulamasıyla birlikte Habermas’ ın önemli bir tartışması “Kamusal Alan tartışması” Bir soru sorar. Kapitalizm kriz içindedir biz bunu nasıl adlandıracağız? Meşruiyet krizi politik bilimsel uzmanlık bilimi politikaya devşirir ve değer ortadan kalkmış. Uzmanlık bilgisine dayalı bir sözdür. Yurttaşları dışlar bu yaklaşım. Halkla ilişkiler uzmanları, gazeteciler konuşur yurttaşlar bunun dışında kalır. Mekanizma dışı bırakılan kesimler ;  Siyahlar, kadınlar, gruplar bu uzmanlık bilgisinin eksikliklerini karşılamak için üniversitelere giriyorlar ve bu departmanlara alınıyorlar.1960’ların üniversite ortamına denk geliyor işçi çocuklarının üniversitelere gelmeleri. Kadınlar kitlesel olarak üniversitelere girmeye başlıyorlar. Politik alanın dışında bulunan bu kesimler bir araya geliyorlar. 1968 böyle bir ortam. 3 Temel etmen

1)Akademik bilginin yeniden ortaya çıkarılması

2)Dönemin üniversitelerinin akademik yapısında köklü değişiklikler ( işçi sınıfı, kadınlar, siyahlar)

3)İşgücü piyasası

Fransa’da başlayan, dünyanın tamamında yaşanan öğrenci isyanı deneyimi var. Farklı toplumsal kesimleri kapsıyor. Savaş karşıtı olmakla ilgili. Avrupa’da işçi sınıfı hareketi, grev dalgaları, üniversite bağlantısıyla tüm dünyaya yayılır.

Siyasal alandan dışlanan kesimler olarak kendi sesimizi duyurmak istiyoruz diyorlar. Gündelik hayattaki meselelerin politikasını yapmak istiyorlar. Kendilerine yeni araçlar arıyorlar. Yeni araçlar afişler asıyorlar, duvarlara yazılar yazıyorlar, kendi dergilerini çıkartıp siyasal iletişim kanallarını oluşturuyorlar. Her yerde politika yapmanın kendisi oluyor.

Artık bir biçimde sokakta kendisini var eden toplumsal hareketler akademide kendini bulur. Eleştirel yaklaşımlar öğrenciler içinden çıkan hocaların üniversite kürsülerine çıkmasıyla birlikte yeni politik biçimler ortaya çıkıyor.

Kurumsal ile halkla ilişkiler çalışmaları, lobicilik dışında sorgulayan yeni araçları geliştirmeye çalışan diğer tarafta sokakta var eden yeni bir anlayış.

Temel bir iddiası var:1968 değişen temel mesele uzmanlık bilgisine dayalı bir anlayış yerine yurttaşlık kavramını ortaya koyan yeni bir anlayışla karşılaşıyoruz. Siyasal iletişim yeni bir anlam kazanır.

Halkın ne istediği iki şey ortak nokta kriz tespiti 1950’lerle kapitalizmin içinde bulunduğu tehdit

1)Kriz yönetilemez- Habermas  Meşruiyet krizi (yurttaşlığı dışlamasıdır sebep)

2)Krizi çözeriz-Hakim paradigma(Siyasal kanallara yenilerinin eklenmesi, gene politika tanımımızın kendisini geliştirmek gerekiyor)

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir