Osmanlı Klasik Dönemi’nde Yönetim Yapısı ders notları


Osmanlı Klasik Dönemi’nde Yönetim Yapısı

Anahtar Kavramlar

SARAY : Padişahın hem özel hayatının geçtiği hem de devletin yönetildiği yerdi. Saray, Enderun ve Birun olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Bu iki bölüm babü’s-saade (Orta kapı) denilen kapıyla birbirine bağlanmıştı.

Enderun : Padişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın hizmetine bakan güvenilir kimselerin bulunduğu hizmet ve eğitim odaları ve harem bulunuyordu.

Birun: Sarayın dış bölümüydü. Birun’da geniş bir yönetici kadro yer alırdı.

Amaçlarımız

  1. Seyfiye Sınıfı (Ehl-i Örf): Osmanlı Devleti’nde padişah örfünü uygulayan sınıftır. Yönetim ve askerlik görevini yerine getirir. Ehli örf, ehli seyf ve ümera gibi

İsimler verilen bu sınıfın Divan-ı Hümayundaki temsilcileri vezir-i azam ve vezirlerdi. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri, tımarlı sipahiler bu grubun içindedir.

  1. İlmiye Sınıfı (Ehlî-i Şer’): Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet, eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu. Şeyhülislam, kazasker ve müderrisler gibi ilmi görevliler bu grubun içindedir. Ulema da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:

A Tedris Görevi: Eğitim-öğretim görevidir. Bu görevi müderris, muallim gibi kişiler yürütürdü.

B Kaza Görevi: Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukuna göre davalara bakar ve karar verirlerdi.

C İfta Görevi: Fetva görevidir. Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan etme görevidir.

Fetva verme yetkisine sahip olanlara müfti denilirdi.

Müftilerin en üst rütbelisi şeyhülislam ve kazaskerlerdi.

  1. Kalemiye Sınıfı (Ehl-i Kalem): Nişancı, reisülküttab,

Ve defterdar gibi büro işlerini gören aklam ve muamelat görevlileri. Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri nişancı ve defterdarlardır.

aVezir-i azam

bKubbealtı vezirleri

cKadı askerler

dNişancı

eDefterdarlar

fRumeli beylerbeyi

  1. Belli bir statüye ulaştıkları zaman Divan-ı Hümayun üyesi olan görevliler:

a-Yeniçeri ağası,

b-Kaptan-ı derya

  1. Divan-ı Hümayun üyesi olmamakla beraber toplantılara katılabilen kişiler:
  2. Beylerbeyi rütbesindeki yöneticiler bmazul beylerbeyleri
  3. Divan-ı Hümayun’un yardımcıları:

4.1. Birinci derece yardımcılar

aReisülküttap

b-tezkireciler

c-çavuşbaşı

4.2. Diğer Yardımcılar:

aBüro işlerinin görülmesinde çalışanlar,(doğrudan doğruya nişancıya hizmet edenler-kâtipler ve reisülküttabın odasında çalışanlar-tercümanlar), saray görevlileri (teşrifatçılar ve vakanüvisler) b-infaz işleri ile görevli olanlar (Divan-ı Hümayun çavuşları ve kapıcılar).

  1. Eyalet › Beylerbeyi
  2. Sancak › Sancakbeyi
  3. Kaza › Kadı

› Subaşı

4 Nahiye (Köy grupları)

  1. › Serbest tımar (has-zeamet-vakıf tımarı) › Subaşı

› Naib

  1. › Serbest olmayan tımar (sipahi tımarı) › Şubaşı

› Naib

Osmanlı Devleti idealize ettiği merkeziyetçi yapıyı, yatay/mekânsal örgütlenmede taşraya hakim olabilmek için “tımar sistemi“, dikey/sınıfsal örgütlenmede tebaaya/üreticiye hâkim olabilmek için “kul sistemi“ uygulamaları ile kurmaya çalışmış ve bunları klasik dönem boyunca başarıyla uygulamıştı.

*** Klasik dönem Osmanlı idari yapısında ki “kul sistemi“ni açıklayınız.

Kul sistemi, Osmanlı devlet yapısının temel örgütlenme modelidir. Osmanlı merkeziyetçi örgütlenme modelinin temel unsurlarından biri olan bu sistemde, Osmanlı padişahları kendi icra gücünü yalnız kendi kullarına emanet etmeyi bir prensip olarak kabul etmişlerdir. Kul sisteminden gelenlere yalnızca askeri makamlar verilmiş, maliye ve yazı işleri şefliklerine genellikle ilmiye sınıfından Türk ve Müslüman unsurlar getirilmiştir.

*** Klasik dönem Osmanlı idari yapısındaki “üçlü işlevsel ayrışma“yı açıklayınız.

Klasik dönem Osmanlı bürokrasisinde bürokratların yetki ve sorumluluk alanları örfiyye (ehl-i kılıç=seyfiyye ve ehl-i kalem=kalemiyye) ile şeriyyeden (ilmiyye=ehl-i ilm=ulema) oluşmakta ve bunların görev alanları birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaktaydı. Bu bürokratik işleyiş üçlü işlevsel ayrışmaya karşılık gelmektedir. Osmanlı kamu personeli sisteminde ilmiye-seyfiye-kalemiye arasında paylaşılan üçlü işlevsel ayrışma taşra yönetimine de yansıtılmıştır.

Beylerbeyi ve sancakbeylerinden sipahiye değin askeri-idari yetki ve sorumlulukları, adli-idari yetki ve sorumluluğun ‘kadı’ya, mali-idari yetki ve sorumluluğun defterdara bırakılması ve bu işlevlere bir tür idari özerklik verilerek, bir tür “kontroller ve dengeler” sistemi kurulmuştur.

*** Klasik dönem Osmanlı devlet yapısında toprağın örgütlenmesinde “tımar sistemi“ni açıklayınız.

Devlet bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı olarak devlet görevlilerine ayırırdı. Devletin tahsis ettiği ve miktarı belirlenmiş olan bu gelir kaynağına dirlik denilirdi. Ekonominin nakdi ölçülerde işlemediği bir dönemde bu sistem sayesinde devlet, ayni olarak toplanan vergilerin, merkezî hazineye aktarılması işleminden kurtulup toplanan vergileri yerinde kullanmış oluyordu.

Dirlik sisteminde toprağın; mülkiyeti devlete, vergisi dirlik sahibine, kullanım hakkı köylüye aittir. Buna göre tımar sisteminde reaya, sipahi ve devlet olmak üzere üç temel taraf bulunmaktadır. Bunların, birbirlerine karşı nasıl davranmaları gerektiği, kanunname, adaletname ve zaman zaman ilan edilen fermanlarla belirtilmişti.

*** Klasik dönem Osmanlı devlet yapısının mekân örgütlenmesinde “icrai ve kazai“görev ve sorumluk ayrışmasını açıklayınız.

Osmanlı bürokratik yapısındaki işlevsel ayrışmaya göre bey, sultanın yürütme yetkisini, kadı ise hukuki/yargı yetkisini temsil eder. Bey, kadı hükmü olmadan hiçbir ceza veremez. Kadı, bey erki olmadan kendi kararını yürütemez. Emirleri doğrudan doğruya sultandan alır, sultana doğrudan doğruya dilekçe verir. Osmanlılar, eyalet idaresindeki bu kuvvetler ayrımını adil bir yönetimin de temeli saydılar. Sultanın kulları, icra yetkisini kullanma, ilmiyye ise bütün hukuki ve mali meselelerin yönetim ve denetimi de dâhil, kanunların uygulaması ile görevlendirildiler. Yönetimin her iki kesimi merkezi hükümete bağlı fakat birbirinden bağımsız idiler.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir