Bütçe terimleri sözlüğü

 Bütçe Terimleri Sözlüğü

ABS : ( Bkz. Analitik Bütçe Sınıflandırması)

A Cetveli: Bütçe kanunlarının birinci maddesi ile verilen ödeneğin bütçe kod yapısı dahilinde hizmetlere dağılımını gösteren “harcama ve borç vermenin” yani giderin cetvelidir.

Açık Bütçe Politikası: Devletin, ekonomik durgunluğu ve işsizliği önlemek gibi bir takım ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla bütçe açığını bir ekonomi politikası aracı olarak kullanmasıdır.

Açıklık İlkesi: Bütçe tahminleri ile uygulama sonuçları, gerek milletvekilleri tarafından gerekse mükellefler tarafından yani bütçeyi incelemek isteyenler tarafından kolayca anlaşılabilecek bir şekilde olmalıdır. Bu ilke tüm hizmet programlarının gerçek içerik ve maliyetleri ile bütçede yer almasını ifade etmektedir. Giderlerin ve gelirlerin, (havuzlar oluşturmak, başka ihtiyaçlar için gizli yedekler ayırmak, bütçenin onaylanmasını kolaylaştırmak amacıyla giderleri olduğundan küçük, gelirleri olduğundan büyük tahmin etmek gibi aldatıcı yollara tevessül etmeden) tam, doğru ve samimi bir şekilde tahmin edilerek bütçeye konulmasını öngörmektedir.

Ademi Tahsis İlkesi: Bütçeyle öngörülen tüm kamu gelirlerinin, tüm kamu giderlerinin karşılığı olduğunu ifade eden bütçe ilkesidir. Bu ilkeye göre belli gelirlerin, belli giderlere tahsisi söz konusu değildir.

Adi Emanet: Gerçek ya da tüzel kişilerin, kamu ihalelerine girerken yatırdıkları geçici veya kesin teminatlar ile temyiz depozitoları, ilgililerin peşin ödedikleri bilirkişi ücreti gibi kanuni zorunluluklarla hazineye yatırılan değerlere adi emanet denilmektedir.

Akreditif: İthalatçının talimatı üzerine, ithalata aracılık eden yetkili bankanın, dış ülkelerdeki muhabir banka nezdinde ihracatçı lehine açtırdığı itibar hesabıdır. Akreditifler, belirli süre ve koşullara bağlı olarak açılır. Uluslar arası ticarette en çok kullanılan ödeme biçimi olan akreditifli ödemede özel ithalatçıların yerini aracı bankanın itibarı alır.

Akreditif işlemleri şöyle yürütülür: Akreditifli ödeme, ithalatçıyla ihracatçı arasındaki satış sözleşmesinde yer alıyorsa, ithalatçı kendi bankasına, dış ülkelerdeki ihracatçı lehine akreditif açma talimatı verir.

İthalatçının bankasının (amir banka) talimatı uyarınca, muhabir bankada akreditif açtırıldığı, muhabir banka tarafından ihracatçıya bildirilir. İhracatçı, kendisine bu bilginin iletilmesinden sonra malını yollar ve ithalatçının malı devralmasını sağlayacak olan sevk evrakını muhabir bankaya teslim eder. Bu işlemden sonra muhabir banka ihracatçıya, satış bedelini ulusal para cinsinden öder, sevk evrakını da ithalatçının ülkesindeki amir bankaya gönderir. Amir banka sevk evrakını aldığı durumdan ithalatçıyı haberdar eder ve ithalatçının mal bedelini yerli parayla ödemesini ister. İthalatçı bu ödemeyi yaptıktan sonra sevk evrakıyla malı teslim alır.

Akreditif Artıklarının Devri: Yabancı ülkelerden yapılacak satın almalar için dairesinin göstereceği lüzum üzerine Maliye Bakanlığının izniyle milli bankalar nezdinde akreditif karşılığı kredi açtırılabilmektedir. Açılmış akreditiflere ilişkin kredi artıkları ertesi yıla devredilmekle birlikte ödenekleri iptal olunur. Devredilen kredi artıklarının karşılığı, yeni yılda ilgili kuruluş bütçesinde açılacak özel bir tertibe ödenek kaydolunur.

Aktarma: Belli bir tertibe tahsis edilmiş olan ödeneklerin; 1050 sayılı Kanun veya 5018 sayılı Kanun ile yılı bütçe kanunları ve diğer kanunların hükümlerine göre, bir tertipten düşülüp başka bir tertibe eklenmesi işlemine denir. (Bkz. Ödenek aktarması)

Aktarmada Yasaklar: Aktarmalarda yasaklar asıl olarak 1050 sayılı Kanunun 57 nci maddesinde ve 5018 sayılı Kanunun 21 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; personel giderleri tertiplerinden ve aktarma yapılmış tertiplerden diğer tertiplere ödenek aktarılamayacağı gibi yedek ödenekten aktarılan tertiplerden de aktarma yapılamaz. Başka bir ifadeyle; aylık ve ücret tertiplerinden diğer gider tertiplerine aktarma yapılamaz. Burada amaçlanan Devletin asli ve sürekli görevlerini yürüten personelin aylık ve ücretlerinin zamanında ve aksatılmadan sağlıklı olarak ödenmesini sağlamaktır. Aktarma yapılmış tertiplerden diğer tertiplere ödenek aktarılamaz. Yedek ödenekten aktarılan tertiplerden de aktarma yapılamaz. Aktarma yapılarak ödenek ilave edilmiş tertibin kendisinin ödeneğe ihtiyacı varken bu tertipten diğer tertiplere veya yedek ödenekten, ödenek yetmemesi nedeniyle ilave yapılan tertipten bu amaç dışında harcama yapılabilecek diğer tertiplere aktarma yapılmasını yasaklamak suretiyle kötü ve amaç dışında kullanımlar engellenmiştir. Burada yasaklama iki yönlü çalışmaktadır. Hem ödenek ilave edilen tertipten daha sonra ödenek düşülemeyecektir, hem de ödenek düşülen tertibe daha sonra ödenek ilave edilemeyecektir. 1050 ve 5018 sayılı Kanunlarda yer alan bu yasakların yanı sıra bütçe kanunlarında da bazı yasaklamalar getirilmektedir.

Analitik Bütçe Sınıflandırması: Kamu Mali Yönetimi Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar neticesinde oluşturulan, Devletin mali istatistiklerinin daha düzenli, daha güvenilir, daha tutarlı, analize ve ölçmeye elverişli bir şekilde tutulmasını hedefleyen ve uluslararası GFS (Government Finance Statistics) esaslarında hazırlanarak 2004 yılından itibaren uygulanmaya başlanan bütçe kod yapısıdır. Harcama ve borç vermenin, gelirin ve finansmanın sınıflandırıldığı kod yapısında kurumsal, fonksiyonel, finansman tipi ve ekonomik olmak üzere dört çeşit alt kod grubu bulunmaktadır.

Anti-enflasyonist Politika: Enflasyona karşı alınan tedbirlere “anti-enflasyonist politika” denir. Bu politikanın uygulanmasında ve başarıya ulaşmasında zamanlama büyük önem taşımaktadır. Anti-enflasyonist politika, enflasyonun belirtileri ortaya çıkmaya başladığında ekonomik dengenin bozulmasını önlemeye yöneliktir.

Arazi Tazminatı: Memur ve hizmetlilere asıl görevlerinin bulunduğu il sınırları içinde her türlü arazi üzerinde fiilen çalıştıkları günler için harcırah gündeliği yerine kadro derece ve görevlerinin özelliklerine göre, bütçe kanunlarında belirlenecek miktarlarda ödenen gündelik tazminat.

Asgari Ücret: İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin beslenme, ikamet, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden geçinebilecek düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir.

Aşırı Yatırım: Makro dengenin zorunlu tasarrufla bozulduğu hallerde karşılaşılır. Devlet kuruluşlarına ait iktisadi ve sosyal harcamaların emisyonla karşılanması, vergi politikasının özel sektör tüketimini daraltıcı baskı yapması, firmaların öz kaynak ölçüsüzlüklerine sürüklenmeleri veya bankacılık sisteminin yetersizliği yüzünden doğal faiz ile piyasa faizi arasında fark belirmesi yatırım hacmi ile iradi tasarruf miktarı arasındaki eşitliği bozabilir.

Atıl Para: Para piyasasının dışına çıkarak kullanılmayan paradır.

Avans: Tahakkuk ve verile emri işlemlerinin tamamlanması beklemeyecek derecede ivedi giderler ile muhtelif giderler için ita amirlerinin gösterecekleri lüzum üzerine, görevlendire-cekleri mutemetlere, üst sınırları yılları bütçe kanunlarıyla saptanacak tutarlarda verilen para.

Ayrıntılı Harcama Programı: (1050) İcmal harcama programlarına uyulmak suretiyle kuruluşlarca hazırlanarak maliye başkanlıklarınca veya bütçe dairesi başkanlıklarınca vize edilen ve tertiplerin aylık dönemler itibariyle kullanımına ilişkin dağılımını gösteren program.

Ayrıntılı Harcama Programı: (5018) 5018 sayılı Kanunun I, II ve IV sayılı cetvellerinde yer alan kamu idarelerinin Maliye Bakanlığınca belirlenecek esaslar dahilinde, nakit planlamasını da dikkate alarak hazırladıkları ve vize ettirdikleri harcama programı.

Ayrıntı Kodu: Program bütçe sınıflandırmasında harcama kaleminde yer alan ödenekler esas alınarak tahakkuk ettirilecek giderlerin, (R) işaretli cetvelde yer alan kodlamalar itibariyle devlet muhasebesi kayıtlarında gösterileceği alt ayırım.

Azami Sosyal Fayda Teorisi : Devlet harcamalarının sınırını tayin etmek ve kamu ekonomisi ile piyasa ekonomisi arasında kaynakların dağılımını sağlayacak kriterler belirlemek için ortaya atılan teorileridir. Azami Sosyal Fayda Teorisi, devlet ile fert çıkarlarının birbiri ile çatıştığı varsayımından hareket etmekte, bu itibarla devletin ne gibi faaliyetler yapması gerektiğine bizzat kendisinin karar vermesi gerekliliğini savunmaktadır. Ancak devlete bu kararında rehberlik edecek ilke, toplum için azami sosyal faydanın sağlanması olmalıdır. Başka bir deyimle devlet, kamu harcamalarını sosyal faydayı maksimum seviyeye çıkaracak şekilde tespit etmeli, faaliyetlerini de buna göre belirlemelidir.

Babalar Gibi Satmak (!) : Türkiye ye özgü bir durum.

 

Bağımsız Harcamalar: Tüketim hacmindeki veya milli gelir seviyesindeki değişikliklerin etkisinde kalınmadan yapılan harcamalardır.

Harcamalar tamamen bağımsız olabildiği gibi belli bir seviyeden sonra milli gelir değişmelerinin etkisinde kalarak da değişebilir.

Harcamalar fonksiyonu aşağıdaki şekilde yazılabilir:

E = Ea + Ei = Ea + eY

Yukarıda yazılı fonksiyonun; bağımsız kısmı Ea ile, milli gelir tarafından etkilenmiş kısmı Ei ile gösterilmektedir. Etkilenmiş harcamalar milli gelir değişmelerine bağlı varsayıldığından, Ei yerine eY ifadesi de yazılabilir. Burada Y milli geliri, e harcamalar ile milli gelir arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir.

Bağımsız Yatırım: Kamu kesimi ve özel kesimin , tüketim hacmindeki veya milli gelir seviyesindeki değişikliklerin etkisinde kalmadan yaptıkları yatırım harcamalarıdır.

Barem: Memurların maaş tutarlarının sınıf ve derecelere göre belirlenmesi temeline dayalı bir sistemdir. Maaş derece ve tutarlarını içeren bir çizelge ilk önce Bertrand François Barreme (1640-1703) adında bir Fransız matematikçisi tarafından yapıldığı için, benzerlerine de bu ad verilmiştir.

Basit Faiz: Belli ve sabit bir sermaye üzerinden belli bir dönem için hesaplanan faizdir.

B cetveli: Yılı bütçesi kapsamında tahsil edilecek gelir, hibe ve geri ödemelerin tahminini kodlamalar itibariyle gösteren cetvel.

Bedelli Sermaye Artırımı: Anonim ortaklıkların, artırdıkları sermaye karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini, belirli bir bedelle nakit karşılığı olarak ortaklarına dağıtmalarına denir.

Bedelsiz Sermaye Artırımı: Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır.

Belediye: Beldenin veya belde halkının mahalli mahiyette ortak ve medeni ihtiyaçlarını karşılamakla görevli bir kamu tüzel kişisidir. Belediyeler, 1580 sayılı Kanun hükmü gereğince belde halkının ihtiyaçlarını gidermede, genel yetkili kurumlardır.

Bileşik Faiz: Herhangi bir sermayeye verilen faize de faiz verilmesidir. Yani belirli bir dönem sonundaki faiz artı ilk sermaye toplamına tekrar faiz işlemi uygulanması işlemidir.

Birlik İlkesi: Devletin tek bir bütçesi olması, tüm devlet gelir ve giderlerinin tek bir bütçede toplanmasıdır. Devletin mali durumunun açıklığı ancak bu yolla incelenebilir. Kamu kesiminin tek bir üretim birimi olarak düşünülmesi ve kamu hizmetlerinin ülke çapında düzenlenmesi de ilke kapsamındadır. Her bir kamu hizmeti ayrı bütçeler ve daireler tarafından yürütülse bile tümü konsolide edilerek, kamunun gelir, gider, hizmet ve harcama durumu görülebilmelidir.

I Sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Genel Bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin yer aldığı cetveldir.

Bloke ödenek: İcmal harcama programına bağlanmış olan ikinci düzey ekonomik kodlardaki ödenekler ile ayrıntılı harcama programına bağlanmış olan tertiplerdeki ödeneklerin kullanımına izin verilmeyen kısımlarını ifade eder.

Bono: Geniş anlamda hükmi veya hukuki bir şahıs tarafından imza edilip ihraç edilen ve belirli vade hitamında belirli bir tutarın ödeneceğini ifade eden borç senedidir.

Boş Kadro: Henüz atama yapılmamış olup, kurum gereksinimlerine göre atama amacıyla kullanılabilecek kadroyu ifade eder.

Borcun reddi: Devletin tek taraflı bir kararla borcunun tamamını veya bir kısmını ortadan kaldırdığını ilan etmesidir.

Borçlanma Genel Giderleri: Devlet borcunun yürütülmesi ve yönetilmesi için yapılan kayıt ve tescil giderleri, kredi derecelendirme kuruluşlarına ödenen ücretler, avukatlık ücreti, müşavirlik ücreti, kur farkları, komisyon ödemeleri, Devlet iç borçlanma senetleri basım ve ilan giderleri ile benzeri tüm masraf ve giderlerdir.

Borç Servisi: Devlet iç borcu ve Devlet dış borcundan doğan anapara ve faiz ödemeleri ile bu borçlara ilişkin iskonto giderleri ile ücret ve diğer ödemelerdir.

Borç Servis Oranı: Bir ülkenin borçlarını geri ödeme kapasitesini ortaya koyan göstergelerden biridir. Borç servis oranında genellikle borç ana para ve faiz ödemelerinin yıllık toplamları ihracat gelirlerine oranlanır. Ancak ihracat geliri yerine toplam mal ve hizmet ihracından elde edilen gelirler de kullanılabilir.

Borç Stoku: Bir ülkenin belli bir dönemdeki iç ve dış borçlarının toplam miktarıdır. Faizler bu kapsama dahil değildir.

Borç Verme – Geri Ödeme : Ö ğrencilere öğrenim kredisi verilmesi, vatandaşa konut sahibi olabilmesi için kredi verilmesi, çiftçiye ucuz mazot için kredi verebilmesi gibi bütçeden yapılan bir takım borç verme ödemeleri ile karşılığı geri ödemelerdir. Borç verme bir gider olmadığı gibi karşılığı geri ödemeler de bir gelir değildir. Bir mali varlık karşılığında yapılan ödemeler ve tahsilatlardır.

Borç Yönetimi: Borcun sağlanmasından geri ödemenin yapılmasına kadar geçen süredeki ödeme ve buna ait faaliyetlere verilen ad.

Borç Yükü: Ekonomik anlamda borç yükü; borcun ekonomide meydana getirdiği faydalı ve zararlı etkilerin net sonucudur. Başka bir deyişle, borcun ekonomiye yüklediği zarar, sağladığı faydadan daha büyükse, borç yükünden söz edilecek, aksi durumda devlet borcu bir yük olarak görünmeyecektir.

Teknik manada borç yükü, toplam borç stokunun GSMH’ya oranıdır.

Bütçe: (1) Belli bir zaman dilimi içinde gerçekleştirilmesi öngörülen programlanmış faaliyetlerin rakamsal ve finansal olarak ifadesi. Bütçe gelecekteki faaliyetleri planlar ve elde edilen sonuçları bunlar gerçekleştikten sonra kontrol eder.

(2) Devlet daire ve kurumlarının yıllık gelir ve gider tahminlerini gösteren ve bunların uygulanmasına ve yürütülmesine izin veren bir kanundur.

(3) Belirli bir dönemdeki gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belge.

Bütçe Açığı: B ütçenin gelir ve giderlerinin eşit olmasıyla bütçe denkliği sağlanır. Ancak bazen elde edilen gelirler, yapılması öngörülen giderlere yetecek düzeyde olmayabilir. İşte bütçe gelirlerinin, bütçe giderlerinden daha az olması halinde oluşan aradaki farka bütçe açığı denir.

Bütçe Avansı: Bir kamu giderinin yapılabilmesi için bütçeye gider yazılmaksızın verilen nakit tutardır. Bu avansın karşılığı olan iş yapılıp da harcama belgeleri getirildiğinde bütçeye gider yazılarak avans kapatılır.

Bütçe Çağrısı: 5018 sayılı Kanundan önce Başbakanlık tarafından Mayıs ayında yayımlanan, 5018 sayılı Kanundan sonra Maliye Bakanlığınca Haziran ayında yayımlanacak olan; bütçesi hazırlanacak yıla ait bir nevi hükümetin manifestosu niteliğinde olan ve nihayet bütçe hazırlama sürecini fiilen başlatan duyurudur. Bütçe çağrısı diğer ülkelerde farklı isimler halinde mevcut bulunmaktadır. Örneğin ABD’de bütçe çağrısının fonksiyonunu “Başkanın Bütçe Konuşması” yerine getirmektedir.

Bütçe Dairesi Başkanlığı: Görevlendirildiği kurumca hazırlanan bütçe tekliflerini Maliye Bakanlığınca belirlenen ilke ve standartlar açısından inceleyerek, bunlara uygunluğunu sağlayan ve süresi içinde Maliye Bakanlığına ulaştırılmasını sağlayan ve bunun yanında kurumun bütçe uygulamasına ilişkin talep ve tekliflerini değerlendirerek görüş belirtmek suretiyle Maliye Bakanlına iletmek, Kurumun merkez ve taşra teşkilatında kullanılacak ödeneklere ait ödeme emirlerini düzenlemek ve göndermek, bütçe kayıtlarını tutmak, kurumun kesin hesabını düzenlemek, bu amaçla tüm birimlerinin bütçe hesaplarını toplamak ve birleştirmek, katma bütçeli idarelerin taşınır ve taşınmaz mallarının kiraya verilmesi, trampa edilmesi, satılması, mülkiyetin gayri ayni hak tesis edilmesi ile ilgili işlemlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak, bunların gelirlerinin tahakkukunu takip etmek, kuruma ait memur, sözleşmeli personel, işçi ve geçici işçilerin serbest ve tutulu kadro ve pozisyonlarının ve bunlardan fiilen dolu olanların ünvan, derece, sınıf ve görev yerlerine göre kayıtlarını tutmak, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 48 ve 49 uncu maddeleri gereğince Bakanlıkça vize edilen kadro ve görevlerin, merkez ve taşra birimleri itibariyle dağıtımına ilişkin kayıtları tutmak ve dağılım listelerini vize etmek, kurumun taşıt, lojman, sosyal tesis, hizmet binası ve benzeri hususlara ilişkin olarak kayıtlarını tutmak ve istatistiki bilgileri toplamak görevlerini yürüten Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün harcamacı kurumlardaki birimleridir. 1050 sayılı Kanun ile oluşturulmuş olan bu birimler, 5018 sayılı Kanunla yerlerini nispeten Mali Kontrol Yetkililerine bırakmışlardır.

Bütçe Denetimi: Yasama organı tarafından, yürütme organına verilen gelir toplama ve harcama yapma yetkisinin, alınan yetkinin içeriğine uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasıdır.

Bütçe Denkliği: Devlet gelirlerinin toplam devlet harcamalarına eşit olması demektir. Maliye literatüründe uzun yıllar başlı başına bir amaç olarak benimsenen bütçe dengesinin sağlanması, daha sonra konjonktürel bütçe kavramının geliştirilmesi ile eski önemini kaybetmiştir.

Bütçe Dışı Avans: Ödeneği olup olmadığına bakılmaksızın açılan avanstır.

Bütçe Dışı Fonlar: Özel yasalarıyla oluşturulmuş, kendilerine ait özel gelirleri olan bütçe ilkeleri ve bütçe yasalarının hükümleri dışında yönetilen ve uygulanan fonlardır.

Bütçe Dönemi: Bütçenin uygulandığı süreyi ifade eden bir tabirdir. Genel olarak bütçe dönemi bir yıldır. Gerçekte bir yıllık süre ne fazla uzun ne de fazla kısadır. Daha uzun bir dönem için yapılacak tahminlerde isabet sağlamak zorlaşır. Daha kısa süre için bütçe hazırlamak ise, onu hazırlayacak makamları ve bürokratları gereğinden fazla uğraştırır. Bununla birlikte bütçenin bir yıldan kısa dönemlerle sınırlandırıldığı ya da bir yılı aşan dönemleri kapsadığı durumlar mevcuttur. Bir yıldan kısa dönemli bütçeler geçici bütçeler ile olağanüstü bütçelerdir. Bir yıldan fazla süreli olan bütçeler konjonktürel bütçelerdir.

Bütçe Emaneti: Bütçe giderlerinden verile emrine bağlandığı halde yıl sonuna kadar sayman tarafından ödenememiş meblağlar, bütçeye gider kaydedilerek karşılığı emanet hesabına alınır.Yılı geçmiş olmasına rağmen imkan bulunduğunda emanete alınan paralar hak sahibine ödenerek hesap kapatılır. Bütçe emaneti işlemleri, 5018 sayılı Kanunun 34’üncü maddesinde düzenlenmiştir.

Bütçe Gerekçesi: Her yasa tasarısında olduğu gibi bütçe yasa tasarısının da bir gerekçesi hazırlanmak zorundadır. Maliye Bakanlığınca oluşturulan Bütçe Gerekçesinde; bütçe kanun tasarısı ile istenmekte olan gelir toplama ve gider yapma yetkisinin nedenlerini oluşturan ekonomik ortamla ilgili tablolar yer almaktadır. Bunun yanında harcamacı kurumların kadro sayıları ile muhtelif fiziki imkanları da rakamlar halinde gerekçede yer alabilir. Kanun metninde bulunan maddelerin açıklamaları “madde gerekçeleri” başlığı altında tasarı ekinde yer almakta olup Bütçe Gerekçesi kapsamında bulunmamaktadır.

Bütçe Hakkı: Kamu hizmetlerinin cinsi ve tutarı ile bu hizmetleri karşılayacak kamu gelirlerinin toplanması hakkında karar verme yetkisi bütçe hakkıdır. Bütçe hakkı üç unsurdan oluşmaktadır.

Toplum içinde toplumsal ihtiyaç sayılan ihtiyaçlar ve bunların kamu hizmetine konu yapılması sorunu,

Toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında kullanılacak kamu gelirlerinin çeşidi ve bunların toplanma sorunu,

Karar yetkisini kimin, nasıl ve ne zaman kullanacağı sorunu.

Bütçe Hazırlama Rehberi: Bütçenin; personel giderleri, sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri, mal ve hizmet alımı, cari transfer ve borç vermeye ait ödenek teklifleri hususunda, kurumlara yol gösteren, referanslar veren, kriterler belirten ve tüm ödenek teklifleri ile ilgili raporlama örnekleri sunan dokümandır. Maliye Bakanlığı tarafından her yıl Haziran ayı içerisinde hazırlanmaktadır.

Bütçe İçi Avans: Tahakkuk ve verile emri işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi ve çeşitli giderler için, ita amirlerinin gösterecekleri lüzum üzerine, görevlendirecekleri mutemetlere, üst sınırları yılları bütçe kanunlarıyla saptanacak tutarlarda verilen ön ödeme.

Bütçe İçi Fonlar: Genel olarak ekonomik kaynağını bütçe ödeneklerinden alan ve bütçede tertibi olan, ancak ödeneğin kullanılmasında özelliği olan fonlardır.

Bütçe İçi Kredi: Verilebilme koşulları avans sınırlarını aşan giderler için dairesinin göstereceği lüzum ve Maliye Bakanlığının izni üzerine, ita amiri mutemetleri adına banka veya saymanlık nezdinde açılan kredi.

Bütçe İlkeleri: Yıllık Olma İlkesi (Bkz)

Gayrisafilik İlkesi (Bkz)

Ademi Tahsis İlkesi (Bkz)

Birlik İlkesi (Bkz)

Genellik İlkesi (Bkz)

Açıklık ve Samimilik İlkesi (Bkz)

Giderlerin Önce Onaylanması İlkesi (Bkz)

Bütçe Kodlaması: Devlet faaliyetlerinin ekonominin geneli ve kesimleri üzerindeki etkilerinin tespit edilerek seçici bütçe politikaları uygulamaya imkan veren ve bu faaliyetlerin kurumsal, fonksiyonel ve ekonomik ayırımlara tabi tutulduğu sınıflandırmadır.

Bütçeleme Sistemleri: Bütçeleme sistemleri beş başlık altında incelenir.

  • Milli Bütçe: Belli bir dönem içinde ulusal ekonominin kamu sektörü ile özel sektörün bir bütün olarak gelir ve giderlerinin ulaşacağı toplamlarını tahmin eden bütçedir. Amaçlarına göre üç ayrı tip milli bütçe görülür.
    • Var olan planların uygunluğunu araştıran bir teşhis aracı olarak kullanılan bütçe,
    • Gelecekteki ekonomik gelişmeyle ilgili tahminlerin ilişkilerini gören bütçe,
    • Hükümetin ekonomik politikası için bir program hizmeti gören bütçe.
  • Geleneksel Devlet Bütçesi: Bu bütçede ödenekler, belli bir kamu hizmetlerini yerine getirmek üzere kurulmuş olan devlet dairelerinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tespit edilir. Kuruluşun yapacağı kamu hizmeti ise genel bir biçimde belirlenmiştir. Bu nedenle verilen emekler, nicelik ve nitelikleri kesin bir biçimde belirtilmiş hizmetler için değil, devlet dairesinin devamlılığını sağlamak amacıyla verilmektedir.
  • Performans Bütçe: Kamu hizmetleri için ayrılan ödeneklerden yüksek hizmet çıktısı elde etmek için geliştirilmiş yöntemlerdendir. Buna iş bütçesi de denir. İş bütçesi ile devlet kesiminde yapılan bütün faaliyetlerde belli bir maliyet ile en yüksek hizmet düzeyini gerçekleştirmek hedeflenmektedir. Başlıca özelliği giderlerin gruplar şeklinde değil de girişilen kamu hizmetleri itibariyle sınıflandırılmasıdır. Performans bütçenin uygulanmasıyla erişilmek istenen amaç, devlet faaliyetlerinin etkinlik derecesini artırmaktır. Her bir hizmet türü için ayrı ayrı düzenlenen bir bütçedir.
  • Program Bütçe: Bütçe işlemlerinin yürütülmesine, uygulanmasına ve ekonomik etkinliğe yer veren bütçe tipidir. Devletin üstlendiği görevler bir plana bağlanır. Planın uygulanması da bütçe de yer alan programlar aracılığıyla olur. Programlar, bütçede alt programlara ve bunların alt bölümlerine ayrılır. Ve buna göre ödenek tahsis edilir. Program bütçenin amacı, kamuda karar alma mekanizmasını geliştirmektir.( Program Bütçe Sistemi)
  • Sıfır Tabanlı Bütçe: Bütçenin hazırlanmasıyla ilgili sistemler de, her yeni mali yılın bütçesi büyük oranda bir önceki yıl bütçesindeki ödeneklere orantılı olarak hazırlanır. Sıfır Tabanlı Bütçeleme sistemi bu bağımlılığı ortadan kaldırmayı amaçlar. Yeni bir bütçe tasarısı hazırlanırken, cari yıl bütçesinde çeşitli kuruluş ve hizmetler için ayrılan ödenekler hiç yokmuş veya sıfırmış gibi hareket edilir. Bu şekilde her hangi bir daireye ya da hizmete adeta yeni kuruluyormuş gibi, yani sıfırdan başlıyormuş gibi değerlendirilmesi yapılarak, ödenek ayrılacak ya da ayrılmayacaktır.

Bütçenin Aklanması: Bütçe uygulamasının son bulmasının ardından, yıl içinde yapılan tüm işlem ve hesapların hukuka uygunluğu ve bunlardan sorumlu kişilerin yaptığı işlemlerin doğruluğunun tescil edilmesi olup, kesin hesap yasalarının yürürlüğe girmesiyle olmaktadır.

Bütçenin İşlevleri: Bütçenin klasik işlevleri dört grupta toplanır.

Ekonomik ve Mali İşlevi: Devletin kamu hizmetlerini ifa ederken, hizmetlerin bir mali plan içinde sıralanmasıyla bu hizmetlerin en etkin biçimde yerine getirilmesini sağlayabilmesidir. En az mali kaynak ayırarak en çok faydayı elde etme imkanının yaratılmasıdır.

Yasal İşlevi: Bütçe ile hükümete gelir toplama ve gider yapma yetkisi verilmektedir. Buna göre, bütçenin hazırlanması ve uygulanması dönemlerinde yapılan bütün işlemlerin yasal dayanağa göre yerine getirilmesi, tüm kamu yönetiminin bütçenin hazırlanması ve uygulanmasını bu mali yasalar çerçevesinde sağlaması gerekir.

Siyasal İşlevi: Bütçenin, kamu yönetimini etkileyecek bir araç olarak meclise ve hükümete yol gösterme ve yönetme imkanını vermesidir. Bütçenin hükümetlerin kamu hizmetini yapabilmesi için adeta bir mali plan olması, hükümetin bütçe ile ortaya koyduğu siyasi tercihini parlamentonun da onayıyla icra etmesini sağlar.

Denetim İşlevi: Diğer işlevlerini tamamlayan ve onların sonucu olan önemli bir işlevdir. Bu denetim, bütçenin hazırlanması ile uygulanması arasındaki karşılaştırmayla bütçenin gerçekleşmesinin en doğru biçimde nasıl olabildiğinin saptanması şeklinde olur.

Yönetim Aracı Olma İşlevi: Kamu yönetiminde verimliliği artırmak ve etkinliği sağlamak için devlet bütçesi önemli rol oynamaktadır. Plan-bütçe ilişkileriyle yönetsel ve mali denetim, bütçe aracıyla etkin bir şekilde gerçekleşmektedir. Bütçe politikasının esnekliği, bölgeler ve sektörler arası dengesizliğin düzenlenmesi, kamuoyuna hükümetin yerine getirdiği kamu hizmetleri ve bunların verimliliği hakkında bilgi verme de bütçe işlevleri arasına girmiştir.

Bütçenin Kontrolü: Bir kuruma bütçe veren makamın, bu bütçenin tahminlere, verilen izinlere ve kurallara uygun olarak uygulanmış olduğunu sağlama bakımından yaptığı kontrol.

Bütçe Politikası: Kamunun yapmış olduğu giderler ile bu giderlerin finansmanı için uygulanan yöntemi ortaya koyar. Gelişimine bakıldığı zaman bütçe politikalarının zaman içinde değiştiği görülmektedir. Geleneksel maliye politikası, ilgili bütçe yılı için kabul edilen ve devlet görevlerinin gerçekleşmesi bakımından gerekli olan giderlerin, vergi, resim ve servet hasılatından elde edilecek gelirlerle finanse edilmesi gerektiğini öne sürer. Bunun dışına ancak bir savaş söz konusu olduğunda çıkılabilir. Bir de verimli kamu yatırımları için borçlanmaya başvurulabilir.

Denk olmayan bütçe politikası ise, klasik finansman prensibini geniş manada yorumlayarak, bütçede açık ve fazlalara izin verilebileceğini savunur. İstemeyerek uygulanmakla beraber, zararlı görülmeyen bu tür denk olmayan bütçe politikası ile konjonktürün çöküntü zamanlarında bir açığı göze alan, refah zamanında oluşması beklenen gelir fazlası ile açığın kapatılacağını öngören denk olmayan bütçe politikasıyla açığın kapatılacağını öngören denk olmayan bütçe politikası arasında fark vardır. Bu anlayışa göre, tüm konjonktür devresi içinde açık ve fazlaların birbirini dengelemesi gerekmektedir.

Bütçe Tekniği: Bütçenin teklif edilerek hazırlanmasından uygulanmasına kadar olan tüm aşamaları ve bu aşamalarda izlenen yolu kapsar. Bütçenin:

  • Bütçenin hazırlanması,
  • Bütçenin onanması,
  • Bütçenin uygulanması,
  • Bütçenin kontrol ve denetimi

Süreçlerinin olduğu dikkate alınırsa bütçe tekniği bu süreçlerde izlenen usulü belirtmektedir.

Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü : Maliye Bakanlığına bağlı ana hizmet birimi olup başlıca görevleri şunlardır.

  1. a) Bütçe hazırlık çalışmaları sırasında göz önünde bulunduracakları teknik ilkeleri tespit etmek ve bütçe hazırlık çalışmalarını koordine etmek,
  2. b) Kuruluşlarca hazırlanan bütçe tekliflerini inceleyerek bunların kalkınma planları ve yıllık programlara uygunluğunu sağlamak, teklifleri konsolide ederek bütçe kanunu tasarılarını gerekçesi ile birlikte hazırlamak,
  3. c) Bütçenin kalkınma planları ve yıllık programlarda belirlenen hedefler doğrultusunda ve takip edilen ekonomi ve maliye politikalarıyla uyumlu bir şekilde uygulanmasını sağlamak, uygulamaya ait bütçe işlemlerini yapmak,
  4. d) Yıl içinde ortaya çıkan ihtiyaçlar üzerine dairelerince teklif edilecek ek ve olağanüstü ödenek taleplerini ve bütçe uygulamasına dair diğer kanun tekliflerini inceleyerek bunlardan uygun bulunanları tasarı haline getirmek,
  5. e) Ödenek, gelir ve nakit verilerini derleyerek bunları harcama politikaları açısından değerlendirmek ve uygulamayı yönlendirmek; genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin ve fonların her mali yılın başında o yıl için hazine nakit akımını da dikkate alarak ayrıntılı harcama programlarını yapmak, gerekli görülen hallerde bu programları değiştirmek ve ilgili kuruluşlar nezdinde uygulamaları izlemek,

f)Kamu harcamalarında tasarruf sağlanması, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikasının yürütülmesi amacıyla kamu istihdam politikası ve giderlerle ilgili kanun, tüzük, kararname ve yönetmeliklerin uygulanmasını düzenlemek, standartları tespit etmek ve sınırlamalar koymak;bu hususlarda tüm kamu kurum ve kuruluşları için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmak ve tedbirleri almak,

  1. g) Harcama politikalarını etkiliyebilecek her türlü kanun, tüzük, kararname ve yönetmelik tekliflerini inceleyerek bunlar hakkında Maliye Bakanlığının görüşünü hazırlamak,
  2. h) Maliye Bakanlığınca teklif edilecek kamu giderlerine ilişkin kanun, tüzük, kararname ve yönetmelik tasarılarını hazırlamak,
  3. i) Yürürlükte bulunan mevzuatın mali hükümlerinin uygulanmasını yönlendirmek, bu konuda ortaya çıkacak her türlü meseleyi çözmek,tereddütleri gidermek,
  4. j) Bütçenin geliştirilmesi, etkin ve verimli bir şekilde uygulanması yönünde araştırmalar yapmak veya yaptırmak ve gerekli tedbirleri almak,
  5. l) Devlet harcamaları konusunda diğer mevzuat ile Maliye Bakanlığına verilen görevleri yapmak,
  6. m) Kamu personeline sağlanan sosyal servis ve hizmetler karşılığında alınacak bedelleri belirlemek; kamu hizmetlerinden bedeli karşılığında verilebileceklerin fiyatlandırma esas ve ilkelerini tespit etmek; bu suretle elde edilen gelirlerin ilgili bütçelere mal edilmesi ve gerektiğinde ödenek şeklinde kullandırılmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek.

Büyüme: Ülke ekonomisinde işgücünün çoğalması, üretim araçları ve GSMH’nin artması vb. genel verilerin yükselmesidir. Büyüme ekonominin fiziksel olarak gövdesel genişliğe uğramasıdır. Her ülkede nüfus, işgücü, kaynaklar, sermaye teçhizatı vb. yıldan yıla değişik oranlarda büyümektedir. Üretimi artırmak için yatırım harcamaları yapıldıkça istihdam seviyesi yükselmekte, sermaye stoku genişlemekte, işlenmemiş topraklar üretime açılmakta ve sonuç olarak milli hasıla çoğalmaktadır. Bu kadar karmaşık olayın bir arada cereyan ettiği büyüme sürecinde, kesin sonucu belirtecek ölçünün bulunması çok güçtür. İktisadi unsurların çoğundaki değişmeleri rakamlandırmak nispeten kolaydır. Oysa toplumsal değişiklikleri rakamlara dökmek güçtür. Rakamlarla ifade edilebilen iktisadi unsurlarda dalgalanmaların meydana gelmesi mümkündür. Uluslar arası alanda en yaygın olarak kullanılan ölçü, üretim hacmi ve milli gelirdir. Milli gelirin artışının ulusal bir ekonominin topyekün büyümesini yansıtmadığını, fert başına refah artışına bir ölçü sayılamayacağını da belirtmek gerekir. Çünkü nüfus artışı, yükselen milli gelirin bir kısmını yutmaktadır. Şu halde büyümeyi fert başına milli gelir rakamıyla ölçmek gerekecektir.

İktisadi büyüme: milli gelirde bir yıldan ötekine meydana gelen artış oranından ibarettir. Örneğin, bir ülkenin milli geliri 2002 yılında 100 katrilyon lira iken 2003 yılında 107 katrilyon liraya çıkmışsa büyüme hızı % 7’dir. Aynı ülkede yıllık nüfus artış hızı % 3 ise, 2002-2003 arasında fert başına milli gelir % 4 artmıştır.

Yazı ve konuşma dilinde “büyüme” kavramı yerine bazen “gelişme”, “kalkınma” gibi kavramların da kullanıldığı görülmektedir. Büyüme sadece bir gövde genişlemesini ifade etmekte, gelişme ve kalkınma ise ulusun iktisadi, sosyal ve siyasal hayatındaki genel gelişimi belirtmektedir.

Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemi: Analitik Bütçe Sınıflandırmasının otomasyon tabanını oluşturan ve kapsamında esas olarak; bütçe hazırlama ile bütçe uygulama süreçlerinin yer aldığı yazılımdır.

Büyüme Hızı: Bir ülkenin toplam reel gelirinde oluşan yıllık yükselme oranına denir.

BYES : (Bkz. Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemi)

Cari Borçlar: Yakın gelecekte (genellikle bir yıl içinde) karşılanması gereken yükümlülükleri ifade eder.

Cari Gider: Kamu giderleri sınıflandırmasında yer alan bir tür giderdir. Cari gider- Sermaye Gideri ayırımı, kamu giderlerinin tüketim ve üretim için kullanılması esasına dayanır. Personel giderleri, sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri, faiz giderleri ve bütçe kanunları ile belirlenmiş asgari değeri aşmayan ve normal ömrü bir yıl ve daha az olan mal ve hizmet alımları cari giderleri oluşturur.

Cari Harcama: Sermaye varlıkları veya sermaye varlıklarının üretiminde kullanılacak mal veya hizmetler için yapılan ödemeler dışında kalan, karşılıklı ödemeleri ve alıcıların mali sermayesinin artırılması dışındaki amaçlarla yapılan karşılıksız ödemeleri kapsar. Cari harcamalar; cari giderler ve cari transferler olarak ikiye ayrılır.

Cari İşlemler Bilançosu : Bir ülkenin mal ve hizmet ihracından elde ettiği kazançlarla, mal ve hizmet ithali için yaptığı ödemeler arasındaki farktır. Cari işlemler bilançosu; dış ticaret ve görünmeyen kalemler toplamından bulunur.

Cari Kalemler: Ödemeler bilançosunun önemli bölümlerinden birisidir.

Sürekli ve oransal olarak belirli birer akım halindeki döviz girişleri ve çıkışları, dış ödeme hesaplarının cari kalemlerini teşkil eder. Cari kalemler şunlardır:

  • Dış Ticaret;
    • İthalat,
    • İhracat,
  • Faiz, Kar, Temettü ve Komisyon Transferi;
    • Yabancı gerçek ve tüzel kişiler yararına faiz, kar, temettü ve komisyon olarak dışarıya gönderilen döviz,
    • Ülkedeki gerçek ve tüzel kişilere dışarıdan gönderilen faiz, kar, temettü ve komisyon karşılığı döviz,
  • Hizmetler;
    • Deniz, hava, kara ve demiryolu taşıtlarına yolcu ve yük karşılığı olarak ödenen ücretler ile dışarıda eğitim, turizm veya tedavi gibi nedenlerle vatandaşların yaptıkları harcamalar,
    • Turizm veya başka nedenlerle ülkemize gelenlerin harcamaları ve yolcu yük taşıması karşılığında milli ulaştırma örgütünün dış seferlerden elde ettiği döviz,
  • Devlet faaliyetlerine bağlı işlemler;
    • Dış ülkelerde görevli olanların ödenekleri ve sair harcamaları ile dışarıda satın alınan taşınmazların, kurulan tesislerin bedelleri,
    • Yabancı diplomatik askeri ve kültürel misyonların ülkedeki harcamaları,
  • Emek gelirlerinin ve teknik bilgi bedellerinin transferleri;
    • Yabancı işçilere, teknisyenlere, uzmanlara, müşavirlere ve know-how vermiş firmalara yapılan ödemeler,
    • Yabancı ülkelerde emek ve fikir karşılığı elde edilmiş kazançlardan memlekete getirilen kısım,

Cari Kur: Gerçek kur, döviz piyasasında günlük olarak döviz alım, satım işlemleriyle oluşur.

Cari Transferler : Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımlarının finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.

C Cetveli: Devlet gelirlerinin dayandığı temel hükümlerin gösterildiği cetveldir.

Cebri Tasarruf: Bireylerin iradeleri dışındaki etkenler yüzünden tüketimden fedakarlığa mecbur kalmaları neticesinde oluşan tasarruf.

Ceza Faizi: Bir ödemeyi zamanında yapmayan borçluya uygulanır. Kanunun veya mukavelenin tayin ettiği ceza faizi, ödemenin vade günü ile fiilen yapıldığı tarih arasında işletilir.

CIF : İthalatta malın bedeline, sigorta ve taşıma giderlerinin de eklenmesiyle oluşan fiyattır.

Çapraz Kur: Bir ulusal paranın dışında iki yabancı paranın birbiri karşısındaki değiştirilme oranıdır.

Ç Cetveli: Kanunlar ve kararnamelerle bağlanmış vatani hizmet aylıklarının gösterildiği cetvel.

Çekirdek Enflasyon: Tüketici ve Toptan Eşya Fiyat Endeksleri gibi genel kullanıma açık mal ve hizmet sepetlerinden oluşan enflasyon endekslerinin, temel enflasyonist eğilimleri tam olarak yansıtmadığı varsayımı ile, bazı mal grupları ile fiyat değişimlerine yol açan bir takım unsurların enflasyon endeksinden çıkarılması sonucu ulaşılan bir enflasyon tanımıdır. Bu amaçla, dışsal etkilere (enerji fiyatlarındaki artış, mevsimsel koşullar, maliye politikası vs.) daha açık olan ve geçici nitelikler taşıyabilen, enerji, temel gıda maddeleri fiyatları ve dolaylı vergiler bu tür enflasyon hesaplamaları içerisine katılmamaktadır. Amaç, fiyatlar genel seviyesindeki değişimi sürekli kılan unsurları tespit etmek ve bunlara yönelik daha gerçekçi politikalar oluşturmaktır. Ülkelerin özelliklerine göre fiyat endekslerinde belirli ağırlığa sahip olan bazı grup fiyatları çekirdek enflasyon göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’de bu gösterge özel imalat sanayi grubu fiyat endeksidir.

Çevre Koruma Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamına atık yönetimi, kirliliğin azaltılması ve doğal ortamın korunması gibi hizmetler girmektedir.

Çıplak Ücret: Genel anlamda ücret, bir çalışana bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen tutarı kapsar.

Çıplak ücret, ücret niteliğindeki ödemeler (fazla mesai ücreti, gece zammı, yolluklar gibi),

Ücret benzeri ödemeler, (bayram harçlığı temettü, teşvik ikramiyesi gibi),

Sosyal yardımlar (yemek yardımı, taşıt yardımı, evlenme yardımı gibi)

Dışında işçiye ödenen, esas temel ücreti ifade eder.

Çoğaltan: Yatırım, tüketim, ihracat ve kamu harcamaları gibi toplam talebi oluşturan faktörlerin her hangi birindeki bir değişimin milli gelir üzerindeki etkisini hesaplamaya yarayan bir kavram.

Çok Yıllı Bütçe: Dar anlamda, çok yıllı bir süreç için devlet gelirlerini ve ödenek miktarlarını belirleyen bir bütçe olarak tanımlanır. Kavram çoğunlukla, yıllık bütçe sürecinin, özellikle çok yıllı gelir ve harcama tahminleri veya çok yıllı bir mali plan gibi çok yıllı nitelikler ile birlikte değerlendirildiği bir bütçe yaklaşımını açıklamakta kullanılmaktadır.

Dalgalı Borçlar: Bir bütçe dönemindeki gelir ve giderlerin zaman açısından farklılığını bertaraf edebilmek için Hazinenin genellikle para piyasasından sağladığı kredilerdir.

Darboğaz: Herhangi bir üretim faktörünün teminindeki geçici sıkıntı nedeniyle ekonominin tıkanmasıdır. Söz konusu sıkıntı, döviz yokluğu nedeniyle üretimde kullanılan hammadde ve ara mallarının ithalatının durması şeklinde olabileceği gibi faizlerin yükselmesi nedeniyle işletme sermayesi temininin zorlaşması şeklinde de ortaya çıkabilir. Darboğaz teşhisi, ekonominin büyüme hızının sadece bir çeyrek dönemde yüzde 2’nin altında kalması, izleyen dönemde yeniden yükselmesi halinde konulur.

D Cetveli: Hazine garantilerinden kaynaklanan yükümlülüklerden Hazinece (2001 yılında) üstlenilmesi muhtemel ödemeler “D” işaretli cetvelde gösterilmiştir.

Deflasyon: Genel fiyat düzeyleri düşerken ulusal gelir, üretim ve istihdamın da düşmesidir. Canlılığını kaybetmiş ve sönük duruma girmiş bir piyasa durumunu ifade etmek üzere deflasyon kelimesi kullanılır. Deflasyon çeşitli nedenlerden ileri gelebilir. Para ve kredi darlığı, prodüktivitenin gelirlere ve ihracata kıyasla aynı anlarda daha hızlı artması, ihracat tıkanıklığı dolayısıyla dış ticaret çarpanının tersine işlemesi, tüketimin ve devlet harcamalarının temposunda yavaşlama olması, yatırımların bir yıldan diğerine kaydettiği artış oranının düşmesi deflasyonun sebebi olabilir.

Deflatör: Nominal verileri reel verilere çevirmek için kullanılan endekslerdir.

Defterdar: B ulunduğu ilde Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri olup, işlemlerin kanun hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulması, atamaları il’e ait merkez ve bağlı ilçeler maliye memurlarının sicillerinin tutturulması ile görevli ve sorumludur.

Değişir Faizli Tahvil: Tahvil sahiplerini enflasyon baskısına karşı korumak ve tahvil talebini yükseltmek amacıyla uygulanan ve tahvillerin faizlerini 6 veya 1 yıl gibi dönemlerle yeniden ayarlamayı kapsayan yöntemdir.

Denk Bütçe: Adam Smith ve onu izleyenlerin liberal ekonomi kuramını ileri sürmelerinden 1929 buhranına kadar geçen dönemde egemen görüş, ekonomik faaliyetlerin özel teşebbüslerle kendiliğinden en yüksek düzeye ulaşacağı ve ekonominin kendi kendini dengeleyeceği yolundaydı. Bu düşünce paralelinde maliyeciler de bütçe dengesi ilkesini kabul etmişler ve devletin bütçe yoluyla yaptığı harcamaların devletin gelirlerinden fazla olmaması gerektiği benimsenmiştir. Bunun iki nedeni olduğu savunulmaktadır. Birincisi, devletin bütçe açıklarını kapamak için borçlanmaya gitmesi, borcun ise borç ana parasını ve faizlerini ödemek için gelecekteki bütçe giderini arttırması, diğeri de devlet bütçesinin açık olmasının enflasyona sebebiyet vermesidir.

Denk Bütçe Çarpanı: Kamu harcamalarındaki bir artış karşısında vergiler de aynı miktar artırılarak devlet bütçesinde bir denklik sağlanmış olabilir. Böyle bir denk bütçe milli geliri harcamalardaki (vergilerdeki) artış miktarı kadar genişleticidir.

Denklik İlkesi: Bütçe ilkelerinden olan bu ilke, mutlak anlamda bir bütçeye giren gelir ve giderlerin eşit olmasını gerektirir. Kamu giderlerinin açık finansmana ihtiyaç kalmadan normal devlet gelirleri ile karşılanması ilke olarak benimsenmişse de, iktisadi durum açık finansmanı daha yararlı kılıyorsa bu ilkeden fedakarlık yapılabilir.

Depresyon: Ekonominin büyümek yerine küçülmesidir. Türkiye’de büyüme hızının dört çeyrek dönemde negatif değer alması halinde depresyon teşhisi konulmaktadır.

Devalüasyon: Sabit kur sistemlerinde ödemeler bilançosu açık veren ülkelerin hükümetçe alınan bir kararla, ulusal paranın dış satın alma gücünün düşürülmesidir Ancak günümüzde serbest kur sisteminin uygulandığı ülkelerde kurlarda yüksek kabul edilebilecek bir artışın yaşanması da devalüasyon olarak tanımlanıyor. Bu yolla ithal malları pahalılaşırken yerli malların fiyatı da aşağı çekilmiş olur. İhracatta artış sağlanmasına karşın aynı yabancı para karşılığında daha çok ürünün değiştirilmesi ulusal ekonomi için sömürülme anlamındadır.

Devlet Borcu: Türkiye Cumhuriyeti adına Hazine Müsteşarlığının borçlu sıfatı ile taraf olduğu ya da üstlendiği her türlü mali yükümlülük Devlet borcudur.

Devlet Dış Borcu: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından belirli bir itfa planına göre geri ödenmek üzere sağlanan finansman imkanları ile Hazine garantileri kapsamında adı geçen Müsteşarlık tarafından üstlenilen her türlü mali yükümlülükleri kapsar.

Devlete Ait Nakit: Hazine veznelerinde ve devletin banka hesaplarında bulunan paralar Devlete ait nakdi oluşturur.

Devlet Bütçe Uzmanı: Devlet bütçesinden finanse edilen bütün kurumlarda organizasyon ve metot araştırmaları, kadro analizleri ve diğer gerekli bütün incelemeleri yapmaya, kadro ve ödenek talepleri ile ilişkili her türlü incelemeleri yapmaya ve evrakı tetkik etmeye yetkili olan Maliye Bakanlığı personelidir.

Devlet İç Borcu: Hazine Müsteşarlığı tarafından yurt içinde ihraç olunan Devlet iç borçlanma senetleri, Hazinenin geçici nakit ihtiyacını karşılamak için yurt içi piyasalardan yaptığı borçlanmalar ve senede bağlı olup olmadığına bakılmaksızın aynı Müsteşarlık tarafından üstlenilen her türlü mali yükümlülükleri kapsar.

Devlet İç Borçlanma Senetleri: Hazine Müsteşarlığı tarafından yurt içinde ihraç edilen borçlanma senetlerini ifade eder.

Devlet Primi Giderleri: Devletin İşveren sıfatıyla ödediği sosyal güvenlik katkı paylarıdır.

Devlet Tahvili: Hazine tarafından itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkartılan borç senetleridir. Devletin gerçek ve tüzel kişilerden aldığı borçlar karşılığında verdiği, bu kişilerin devletten alacaklı olduğunu gösteren belgedir. Özellikle uzun vadeli borçlar için kullanılır. (İhraç edildikleri tarih itibarıyla 364 gün ve daha uzun vadeli Devlet iç borçlanma senetlerini) kapsar.

Devri Bütçe Kuramı: Dönemsel inip çıkmalara paralel olarak bütçenin yıllık dengesini sağlamaya çalışan mali politikanın başarısız olduğu düşüncesinden hareketle, ekonomik hayatın refah dönemlerinde sağlanan bütçe fazlaları ile ekonominin depresyon zamanlarındaki açığını karşılamanın mümkün olduğunu düşünen bütçeleme anlayışı.

Dezenflasyon: Sert olmayan deflasyonist önlemlerle enflasyonun sınırlandırılmaya çalışılmasıdır.

Dış Borcun Devri: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansman imkanlarının ekonominin çeşitli sektörlerinde gelişmeyi sağlamak ve/veya finansman ihtiyacını karşılamak üzere genel ve katma bütçe dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile bankalara, anlaşmanın mali şartları ile birlikte, asıl borçlusu bu kuruluşlar olmak kaydıyla aktarılmasıdır.

Dış Borcun İkrazı: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansman imkanlarının ekonominin çeşitli sektörlerinde gelişmeyi sağlamak ve/veya finansman ihtiyacını karşılamak üzere genel ve katma bütçe dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile yatırım ve kalkınma bankalarına gerektiğinde anlaşmanın mali şartlarına bağlı kalmaksızın aktarılmasıdır.

Dış Borcun Tahsisi: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansman imkanlarının ekonominin çeşitli sektörlerinde gelişmeyi sağlamak ve/veya finansman ihtiyacını karşılamak üzere, genel ve katma bütçeli kamu kurum ve kuruluşlarına anlaşmadaki amaca sadık kalınarak kullandırılmasıdır.

Dış Borçlanma: Ülkenin kaynaklarına ek bir kaynak sağlamak, döviz olarak yeni ödeme gücü elde etmek gibi amaçlarla ülke dışındaki yabancı hükümet ya da finans kuruluşlarından karşılıklı ya da karşılıksız geri ödemeli kaynak bulunmasıdır. Türkiye’de dış borç kavramı içinde kamu sektörünün yanı sıra, özel kesimin dış borçları da birlikte anılır.

Dış Denetim : Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin malî faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden Sayıştay tarafından incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır.

Dış Denge: Bir ekonominin dışalım ve dışsatım sonucunda ödemeler bilançosunun açık verip vermemesidir. Dış denge, milli gelir, döviz kuru ve döviz sınırları değişkenlerine bağlıdır.

Dış Finansman: Herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan Devlet dış borcu, garantili imkan ve hibe veya münferiden bunların her biridir.

Dış Finansman Kaynağı: Dış finansman sağlayan yabancı ülkeler, ülkelerce oluşturulan birlikler, resmi finansman fonları, uluslararası ve bölgesel kuruluşlar ile uluslararası sermaye ve finansman piyasalarında faaliyet gösteren yatırım bankaları da dahil olmak üzere bankalar, satıcı veya alıcı kredisi sağlayan kuruluşlar ile firmalar veya münferiden bunların her birini ifade etmektedir.

Dış İmkan: Bu Kanun kapsamında yer alan kuruluşların kendi adına herhangi bir dış finansman kaynağından Hazine garantileri olmaksızın sağladıkları finansman imkanı ve hibeyi ifade etmektedir.

Dış Ödemeler Bilançosu : Bir ülke sakinlerinin bir yıl içinde dış ülke sakinleriyle gerçekleştirdiği tüm ekonomik işlemlerin sistematik kaydıdır.

Dış ödemeler bilançosu çift kayıtlı muhasebe sistemine göre tutulur. Yabancılardan ödeme yapılmasını sağlayan işlemler alacak, yabancılara ödeme yapılmasına yol açan işlemler ise borçlu olarak kaydedilir.

Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Fonksiyonun kapsamına bireysel ve toplumsal moral hizmetleri girmektedir.

Dolu Kadro: Serbest kadrolardan, atama amacıyla kullanılmış olanları ifade eder. Kadrosuz memur çalıştırılması mümkün değildir. Bu nedenle her bir memurun işgal etmekte olduğu bir kadrosunun bulunması gerekmektedir. Bu kadrolara dolu kadro denilmektedir.

Dönemsellik Kuralı: Muhasebenin temel kavramlarından birisidir. Dönemsellik kuralı, mali işlemlerin sonuçlarının belli aralıklarla çıkartılarak hesaplarda yer almasıdır. Mali yönetimle ilgili olarak birbirinden farklı, ancak birbirini tamamlayan iki temel kavram “mali yıl” ve “Yönetim Dönemi” kavramlarıdır. “Mali yıl” kavramı hesap dönemini, “yönetim dönemi” kavramı ise bu dönem içinde görevliler açısından hizmetin görüldüğü, dolayısıyla sorumluluğun üstlenildiği zaman dilimini göstermektedir. (Bkz: Mali Yıl, Yönetim Dönemi).

Döner Sermaye Bütçeleri: Genel ve katma bütçeli idarelerin ayrı tüzel kişilik olmadan bu idareler içinde sınai, zirai, ve ticari faaliyette bulunmalarının hukuki ve mali çerçevesidir. Döner sermayeler, kamu hizmetinin finansman şekillerinden biridir. Genel bütçeye dahil dairelerin sınai ve ticari faaliyetleri hammadde ve malzeme alım bedelleri ile uzman ve işçi ücretleri döner sermaye adıyla bütçeye konulan ödeneklerle yürütülür. Bu ödeneklerden kullanılmayan miktarlar yıl sonunda iptal olunur. Sermayenin kullanımından bir gelir fazlası hasıl olmuş ise bu da genel bütçeye gelir kaydedilir.

IV sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Sosyal Güvenlik Kurumlarının yer aldığı cetvel.

Döviz Borsası: Döviz arz edenlerle döviz talep edenlerin karşılaştıkları, ulusal paraların birbirlerine çevrildikleri standartlaştırılmış piyasalar.

Döviz Kuru: Bir ülkenin ulusal parasının yabancı ülkelerin parası cinsinden değeridir.

Döviz Tevdiat Hesabı: Yurtiçi ve yurtdışında yerleşik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para cinsinden mevduata verilen isimdir.

Dünya Bankası: Bretton-woods sisteminin ortaya çıkardığı uluslararası imar ve kalkınma bankası’dır. Dünya Bankası ya da Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası azgelişmiş ülkelerin kalkınması amacıyla borç para vermek ve sermaye yatırımlarını kolaylaştırmak için kurulmuştur. Bu amaçla üye ülkelerin gelişmesine yardımcı olacak mali kaynakları sağlar.

Düşünülmeyen Giderler Ödeneği: Bütçenin hazırlanması sırasında öngörülmeyen, dolaysıyla tahmin edilemeyen ve bu nedenle de bütçede tertibi bulunmayan hizmetler için Maliye Bakanlığı bütçesinin (A) cetveline “Düşünülmeyen Giderler” adıyla bir tertibe ödenek konulur. Konulan bu ödeneğe düşünülmeyen giderler ödeneği denir.Düşünülmeyen giderler ödeneği Maliye Bakanlığının bütçesinde yer almaktadır. Yani bütçede tertibi vardır. Maliye Bakanlığının bütçesine konulan bu ödenek, bütçenin hazırlanması sırasında düşünülmeyen dolaysıyla tertibi oluşturulmayan, ancak bütçenin uygulanması sırasında ortaya çıkan hizmetler için harcanacaktır.

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar: 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kurumlarıdır.

Düzenleyici ve Denetleyici Kurum Bütçesi : Özel kanunlarla kurul, kurum veya üst kurul şeklinde teşkilatlanan ve 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan her bir düzenleyici ve denetleyici kurumun bütçesidir.

E Cetveli: Program bütçe uygulamasında R Cetvelinde yer alan ve hüküm ihtiva etmesi nedeniyle bütçenin uygulanmasında gerekliliğine ihtiyaç duyulan hususların, Analitik Bütçe Sınıflandırmasına geçilen 2004 yılından itibaren yer aldığı cetveldir.

Efektif: Banknot ve madeni sikke halindeki hazır parayı ifade eder. Kaydi paranın ve kredinin karşıt kavramıdır. Kavram genellikle kambiyo işlemlerinde kullanılmaktadır. M erkez Bankasınca alım ve satımı yapılan ve Türk Lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülkelere ait kağıt para anlamında da kullanılır.

Eğitim Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Bu fonksiyon kapsamında örgün ve yaygın eğitim hizmetleri yer almakta olup, hizmet içi eğitim kapsam dışındadır.

Ekonomik İşler ve Hizmetler: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamına ticari ve sınai faaliyetlerin düzenlenmesi ve sürdürülmesine ilişkin kamu hizmetleri girmektedir.

Ekonomik Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında gelirin ve finansmanın sınıflandırması tamamı ile harcama ve borç vermenin sınıflandırıldığı alanın dördüncü kod grubudur. Devlet faaliyetlerinin milli ekonomi üzerindeki etkilerine göre gruplanmasıyla oluşturulmuştur. Devlet faaliyetlerinin, milli gelir ve piyasa ekonomisi üzerindeki etkilerinin ölçülmesini amaçlar. Bütçe politikalarının seçici bir şekilde uygulanmasını sağlar.

Ek Ödenek: Tertibi bütçede bulunup yetersizliğinden dolayı ilave olarak alınan ödeneğe “ek ödenek” denir. Ek ödenek ancak mali yıl içinde alınabilir. Bütçede ek ödenek adıyla bir tertip olmayıp, bütçede yer alan ödeneklerin yetmemesi nedeniyle ve T.B.M.M.’den ek bütçe kanunu istihsali suretiyle alınır.

Eksi Yatırım: Sermaye stokunun bir kısmının kullanılması ya da elden çıkarılması halidir. Üretimde pozitif bir durumun söz konusu olabilmesi için yeni yatırımların eksi yatırımdan büyük olması gerekmektedir. Yenileme yatırımlarının eskime ve aşınmadan az olması halinde de eksi yatırım hali meydana gelmektedir.

Emanet Hesapları: (5018) Malî yıl içinde ödeme emri belgesine bağlandığı halde, hak sahibinin talep etmemesi veya başka nedenlerle ödenemeyen tutarların, bütçeye gider yazılarak alındığı hesaplardır. Söz konusu tutarlar alındığı emanet hesaplarından ödenir. Hesaba alındığı malî yılı izleyen beşinci yıl sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir.

Emisyon: Merkez Bankalarınca piyasaya banknot sunulmasıdır.

Enflasyon: Genel fiyat düzeyinin devamlı artması ve para değerinin düşmesidir. Toplam mal ve hizmet arzının toplam talebi karşılayamaması, yani arz talep dengesinin kurulamaması enflasyonun temel özelliğidir. Enflasyon; talep, maliyet, ılımlı ve hiper olarak dörde ayrılır. En çok görülen talep enflasyonudur. Hızla artan talep karşısında onu dengeleyecek üretimin yapılamaması, piyasayı daha yüksek bir fiyat seviyesinde dengeye getirdiğinden enflasyon oluşmaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün her ay açıkladığı toptan eşya fiyat endeksi (TEFE) artış oranı enflasyon rakamı olarak belirlenmektedir.

Enflasyon Hedeflemesi: Merkez Bankalarının genellikle hükümetlerle birlikte, para politikası amacı olarak belli bir enflasyon rakamını hedeflemeleridir. Bu tür bir uygulamada hedeflenen enflasyonun, beklentileri etkileyebildiği ölçüde nominal çapa görevini üstlenmesi öngörülür. Diğer politikalardan farkı, enflasyon hedefinin net bir şekilde kamuoyuna duyurulması ve bu konu ile ilgili doğrudan sorumluluk alınmasıdır. Merkez Bankaları kur ve faiz politikalarını enflasyonu kontrol altına almak amacı ile istedikleri biçimde kullanabilmektedir.

Enflasyon Vergisi: Para arzının artışı fiyat artışlarına ve giderek enflasyona neden olmaktadır. Böylece kişilerin parasal gelirleri azalmaktadır. Yani devlet, kişilerin gelirlerinin parasal değerini düşürme pahasına harcamalarını finanse etmektedir. Böylece kişilerin vazgeçmiş oldukları ve devletin giderlerini finanse eden böyle bir kaynağa enflasyon vergisi denilmektedir.

Ertesi Yıla Geçen Yüklenme: Sürekliliği ve özelliği bulunan TSK’nın ihtiyaçları ile yiyecek, yakacak, akaryakıt, ilaç gibi bazı ihtiyaç ve hizmetlerin yıl sonu itibariyle kesilmesinin imkansızlığı göz önünde tutularak ertesi yıla geçici yüklenmeye girişilmesidir.

ESA : Kullanılması Avrupa Birliğince tavsiye edilen istatistik yaklaşımı ve bütçe kod yapısıdır.

Eşel Mobil: Ücretli ve maaşlıları, enflasyon karşısında korumak amacıyla fiyat artışlarıyla doğru orantılı olarak ücretlerin ve maaşların artmasının sağlanmasıdır.

Faaliyet Raporu : Kurumların, stratejik planlama ve performans planları uyarınca yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş performans göstergelerine göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini açıklayan rapordur.

Factoring: Müşteri (şirket) alacaklarının “factor” denilen gerçek ya da tüzel bir kişi tarafından bedeli peşin ödenerek satın alınmasıdır. Mal ve hizmet satışı yapan bir ticari işletmenin vadeli alacaklarının “factor” denilen bir mali kuruluş tarafından alacaklıya rücu hakkı olmaksızın satın alındığı finansal hizmettir. Alacak hakkının bir başka kuruluşa devri sonucunda likit fon sağlanmış olur.

Faiz: Ödünç alınan fonun kullanma bedelidir.

Faiz Dışı Fazla: Bütçe gelirlerinden, faiz giderleri dışında kalan giderlerin çıkartılması neticesinde kalan net değer faiz dışı fazlayı vermektedir. Faiz dışı fazlanın bütçe politikası açısından önemi, Devletin gelirlerinin gerçek giderlerini karşılayıp fazla vermesi halinde bu fazlalığın finansmana aktarılarak daha az borçlanma gereğinin oluşması ve döndürülebilir bir borç yapısının oluşmasının sağlanmasıdır.

Faiz Giderleri: Faiz, ödünç alınan paranın kullanımı karşılığında yapılan ödeme olarak tanımlanır. Bu nedenle faiz ödemeleri borç alınan paranın anapara geri ödemesinden ve borçlanma için ödenen komisyon ve ihraç giderlerinden ayrı olarak sadece Devlet borçlarına ilişkin faiz ödemelerini kapsamaktadır.

Faiz Oranı Riski: Yatırım yapılan değerin fiyatının piyasadaki faiz oranlarından olumsuz olarak etkilenmesi durumunda oluşan risktir.

F Cetveli: Bütçe kapsamına alınan fonların gösterildiği cetveldir. Fonların tasfiyesinden sonra kullanılmamıştır.

Faaliyet Raporu: Üst yöneticiler ve bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama yetkilileri tarafından idari sorumlulukları çerçevesinde hazırlanan, stratejik planlama ve performans programları uyarınca yürütülen faaliyetleri, belirlenen performans durumlarına göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini açıklayan ve her yıl düzenlenen rapor.

Fasıl ve Bölüm: Klasik bütçe kodlamasında kullanılan ve Program bütçe sınıflandırmasında, “Program”ı, Analitik Bütçe Sınıflandırmasında Fonksiyonel Sınıflandırmanın birinci düzeyini ifade eden tanımdır.

Finansal Kiralama: Makine veya teçhizatın mülkiyet hakkının yasal olarak kiraya verende kalmasına rağmen, ekonomik açıdan kiralanan varlık üzerindeki kontrolü kiracıya devreden ve sözleşme sonunda kiracıyı varlığın fiili sahibi haline getiren uzun süreli bir leasing türüdür.

Finansman Tipi Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında harcama ve borç vermenin sınıflandırıldığı alanın üçüncü kod grubudur. Genel devlet tanımına giren bütün kurumları kavrayabilmek üzere oluşturulan ve özellikle devirli ödeneklerin gider cetvelinde takibine imkan sağlayan bir alandır. Harcamanın hangi kaynaktan finanse edildiğini gösterir. 2005 yılı için sırasıyla; Genel Bütçe, Katma Bütçe, Sosyal Güvenlik Kurumları, Özerk Kuruluşlar, Döner Sermayeler, Özel Ödenekler, Dış Proje Kredileri ve Bütçe Dışı Fonlardan oluşur.

Fiyat Destekleme: Devlet, bazı tarım ürünlerinin piyasasında fiyat istikrarı sağlamak amacıyla, fiyatların oluşumuna doğrudan müdahale yapabilirler. Bu nedenle, hükümetler, desteklenen ürünün asgari fiyatını doğrudan belirleyip açıklarlar. Devlet adına destek alımları yapmak üzere görevlendirilen kuruluş, hükümetin ilan ettiği taban fiyattan ürünleri almaya başlar. Üreticiler bu fiyatın üstünde fiyat veren alıcılara mallarını satabilirler.

Fiyat Dışı Destekleme: Devletin, tarım ürünleri piyasalarında uyguladığı müdahaleci politikanın etkin araçlarından biridir. Devlet bazı tarım ürünlerinin fiyatlarına müdahale etmeden, o malların üreticilerini koruyucu, yönlendirici ve özendirici nitelikte önlemler yürürlüğe koyabilir. Bu tür faaliyetlere fiyat dışı destekleme denir.

Fiyat İndeksleri: Ekonominin durumunu izlemek, uygulanan politikaların sonucunu görmek, geçmiş dönemlerle gelecek dönemler arasında mukayese yapmak için kullanılan endekslerden biridir.

FOB: “Güvertede teslim” tanımlamasının kısaltılmışıdır. FOB satışta satıcı, malı sözleşmede belirtilen kendi ülkesinde bir limana kadar taşımak ve orada geminin güvertesine yüklenmiş olarak alıcının emrine sunmakla yükümlüdür.

Fon: Belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için ayrılmış bulunan ve gerektiği zaman kullanılmak üzere belli bir hesapta toplanan ve harcanabilen paralar fonu oluşturur.

Fonksiyonel Bütçe: Kamu harcamalarının devletçe görülen faaliyet nevilerine bölünmesinden ortaya çıkan bütçe türüdür.

Fonksiyonel Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında harcama ve borç vermenin kodlandığı alanın ikinci kod grubudur. Devlet faaliyetlerinin türünü göstermek üzere tasarlanmıştır. Dört düzeyli ve altı hanelidir. Birinci düzeyde devletin faaliyetleri 10 ana fonksiyona ayrılmıştır. Bunlar: Genel Kamu Hizmetleri, Savunma Hizmetleri, Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri, Ekonomik İşler ve Hizmetler, Çevre Koruma Hizmetleri, İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri, Sağlık Hizmetleri, Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri, Eğitim Hizmetleri ve son olarak da Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri.

Fonlama: Özkaynaklarını kullanarak kaynak sağlama yöntemidir. Senet ihraç edilmesidir. Şirketler, borç alarak ya da özkaynaklarını kullanarak kaynak sağlarlar.

Forfaiting: Alacak hakkının kayıtsız ve şartsız olarak teslim edilmesi anlamındadır. Vadeli mal ve hizmet ihracatından doğan ve belirli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil edilecek olan alacakların daha önce bu hakkı elinde bulunduranlara rücu edilmeksizin (kayıtsız şartsız ve vazgeçilmez olarak), bir banka veya bu alanda uzmanlaşmış bir finans kuruluşu (forfaiter) tarafından satın alınarak iskonto edilmesidir. Uygulamada forfaiting işlemi daha çok yatırım mallarını kapsamaktadır. 1950’li yıllarda ABD ve Avrupalı ülkelerin SSCB ile dış ticaretlerinde doğdu. Uzakdoğu ve Latin Amerika ülkelerinde yaygınlaştı.

Garanti Ücreti: Hazine garantileri nedeniyle lehine garanti verilen taraftan verilecek her garanti için bir defaya mahsus olmak kaydıyla alınan ücret.

Garantili İmkan: 4749 sayılı Kanun kapsamında yer alan kuruluşlara sağlanan Hazine geri ödeme garantisi, Hazine yatırım garantisi ve Hazine ülke garantisini ifade etmektedir.

Gayrimenkul Sermaye Üretim Giderleri: Gayrimenkulün kurum tarafından üretilmesi durumunda örneğin kurumun ihtiyacı olan bir hizmet binasının, gerekli malzemeler piyasadan temin edilerek ve kurum personelinin teknik bilgisinden ve işgücünden, kurumun iş makinelerinin kapasitesinden faydalanmak suretiyle inşa edilmesi durumunda üretim sürecinde kullanılan hammaddeler, ara mallar, bu malların taşıma giderleri, üretim sürecinde kullanılan enerji bedelleri ve mamul malların alım giderleri ile projelerin fizibilitesi ve kontrollüğü için müşavir firma ve kişilere yapılan ödemeler ile gayrimenkul üretiminin üçüncü şahıslara ihale suretiyle için müteahhide yapılacak ödemelerdir.

Gayri Safi Bütçe: Genellik ilkesine uyularak hazırlanan bütçe türüdür. Bu bütçe türünde tüm kamu gelir ve harcamaları bütün ayrıntılarıyla bütçede yer alır. Bu bütçe, bütün kamu gelirleri, bütün kamu giderlerinin karşılığı kabul edilerek hazırlanır. Belirli bir kamu geliri, belirli bir kamu gideriyle ilişkilendirilmez.

Gayrisafilik İlkesi (Genellik İlkesi): Tüm gelirlerin ortak bir havuzda toplanmasını ve giderlerin tamamının bu havuzdan harcanmasını ifade etmektedir. Gelirler ve hasılat, bütçeye tamamen gayri safi olarak gelir yazılır. Bunların toplama ve yönetim giderleri ilgili ödeneklerden karşılanır.(Bkz. Genellik İlkesi)

Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH): Bir ekonomideki yerli üretici birimlerin belli bir dönemde toplam faaliyetleri sonucu yaratmış oldukları tüm mal ve hizmetlerin üretim değeri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının çıkarılmasıyla elde edilen değerdir. Milli gelir, bir ekonomide bir yıl içindeki toplam mal ve hizmetin para ile ölçülmesidir. Safi milli hasıla tüketim malları ve safi yatırım harcamaları gibi nihai ürünlerin toplamı olarak belirtilebilir. Safi yatırım yerine yıl boyunca yıpranmış olan bina ve teçhizatı da içeren veri kullanılırsa, bu takdirde gayri safi milli hasıla söz konusudur. GSMH, tüketim malları ve gayri safi yatırım gibi nihai ürünlerin toplamı olarak tanımlanmaktadır. Yıpranmanın hesabının güvenilir bir şekilde elde edilememesinden dolayı GSMH rakamları daha çok itibar edilen verilerdir. GSMH’yı biri faktör fiyatlarıyla diğeri de piyasa fiyatlarıyla olmak üzere iki şekilde ifade etmek mümkündür.

Gayri Safi Milli Hasıla Açığı: Tam istihdam düzeyinde ve enflasyonist bir ortama girmemiş olan bir ekonominin üretebileceği potansiyel üretim ile fiili üretim arasındaki farktır.

Gayri Safi Milli Hasıla Deflatörü: Nominal GSMH rakamının reel GSMH rakamına bölünmesiyle elde edilen fiyat endeksi.

Gayri Safi Milli Harcama: Harcamalar yöntemiyle gayri safi milli hasılanın hesaplanmasında harcamalar dört gruba ayrılmaktadır.

Tüketim Harcamaları : Yıl içerisinde üretilen ve hane halkına satılan bütün mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Tüketim harcamaları sağlık ve ulaştırma gibi hizmetleri, gıda maddeleri gibi dayanıksız tüketim mallarını ve otomobil ve beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim mallarını kapsamakta konut gibi harcamalar bu kapsamda yer almamaktadır.

Yatırım Harcamaları: Kısa vadede tüketilmeyecek mal üretimine yatırım denilmektedir. Firmalar ya stoklara ya da sermaye mallarına (makine-teçhizat gibi) yatırım yaparlar. Firmalar hem girdilerini hem de çıktılarını stok halinde bulundururlar. Stoklar üretim bandının düzenli olmasını ve tüketim talebinin zamanında karşılanmasını sağlar. Ekonominin toplam sermaye stokunu artıran net yatırımdır. Yenileme yatırımları, aşınan sermayenin yerine geçmekte ve mevcut sermaye stokunu sabit tutmaktadır.

Devletin Mal ve Hizmetlere Yaptığı Harcamalar: Devletin yol, baraj, hizmet binası gibi harcamalarından elektrik tüketimine kadar yaptığı tüm harcamaları kapsar.

Devletin Transfer Ödemeleri: Devletin belli bir karşılık olmaksızın yaptığı ödemelere transferler harcamaları denmekte olup, bu harcamalar milli gelir hesaplamalarına dahil değildir.

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (Faktör Fiyatlarıyla): Bir ekonomide üretim faktörlerinin bir yıl içinde dış ekonomik ilişkiler bulunmaksızın elde ettikleri gayri safi gelirlerin toplamıdır. (Ücret +Faiz + Kira + Kar = SMH (FF) + Amortismanlar = GSYİH (FF))

G Cetveli: Gelecek yıllara geçici yüklenmelere girişmeye yetki veren kanunların gösterildiği cetvel.

Geçen Yıllar Borçları: Program bütçe uygulamasında eski yılın borcu yeni yılın bütçesindeki “ilgili geçen yıllar borcu” tertibindeki ödenekten karşılanmakta ve o yılın hesabına kaydedilmekte idi. Dolayısıyla ödenek yokluğu veya bildirimin zamanında yapılamaması gibi nedenlerle yılı içinde tahakkuka bağlanamayan giderler, cari yıl bütçesi açısından geçen yıllar borcu olarak anılmakta idi.

Geçici Bütçe: Bütçe Kanununun mali yıl başına kadar yasalaşması gereken süreçlerden geçerek mali yıl başında yürürlüğe girmesi gerekir. Seçimlerin yeni yapılmış olması, hükümetin çekilmesi, bütçe tasarısının TBMM’de reddedilmesi veya başka herhangi bir sebepten dolayı bütçenin bu tarihe kadar yasalaşmaması ve dolayısıyla yürürlüğe girememesi nedeniyle devlet faaliyetlerinin kesintiye uğramamasını teminen uygulanan bütçeye geçici bütçe denir. Bütçe Kanununun, T.B.M.M. tarafından yapılan oylama sonucunda kabul edilmemesi durumunda; mevcut hükümet teamüller gereği istifa eder ve yerine yeni bir hükümet kurulur. Bütçenin reddi, hükümete karşı bir güvensizliğin göstergesidir. Bütçenin reddedilmesi nedeniyle kamu hizmetlerinin durmaması, yani gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılabilmesi için yasama organından izin ve yetki alınması gerekmektedir. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu Genel ve Katma Bütçeler kanunlaşıncaya kadar Devlet harcamalarının yapılmasına ve Devlet gelirlerinin tahsiline yetki verilmesine dair kanun tasarısını T.B.M.M.’ne sunar. İşte Bakanlar Kurulunun Meclise sunduğu ve Meclisin kabul ettiği bu bütçeye, Geçici Bütçe denilmektedir. Geçici Bütçe uygulamasıyla, bir yıl önce kabul edilmiş ödeneklerin, bütçe uygulama süresine uygun oranlarda kullandırılması suretiyle harcama yetkisinin, ayrıca gelirlerin toplanmasına devam olunacağı belirtilmek suretiyle de gelir toplama yetkisinin verildiği görülmektedir. Geçici Bütçe ile yapılan harcamalar ile toplanan gelirler, uygulandığı yılın Bütçe Kanununa ilave edilir. Geçici Bütçeler, mali yıl başında yürürlüğe girer ve kanunla verilen yetki süresi kadar hüküm icra ederler.

Geçici Bütçe: (5018) Zorunlu nedenlerle merkezi yönetim bütçe kanunun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, bir önceki yıl bütçe başlangıç ödeneklerinin belirli bir oranı esas alınarak yürürlüğe konan, en fazla altı aylık bir süreyi kapsayan ve cari yıl bütçesinin yürürlüğe girmesiyle yapılan harcamaların ana bütçeye mal edildiği bütçe uygulamasıdır.

Gelecek Yıllara Yaygın Yüklenmeler: Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, bir malî yıl içinde tamamlanması mümkün olmayan yatırım projeleri için Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının görüşü üzerine, gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişmeleridir.

Gelirlerin Yılı: Bir mali yıl içinde tahakkuk eden gelirler ve hasılat o yıl bütçesinin gelirini oluşturur. Ancak mali yıl sonunda kalan (tahakkuk) artığı gelecek yıl bütçesine mal edilir.

Gelirli Ödenek Kaydı: İlgili kanunları gereğince belli iş ve hizmetlerde kullanılmak üzere “özel gelir” kaydedilmiş olan gelirlerin bütçe ile ilişkisinin kurulması ve kullanımına imkan sağlanması amacıyla, “(6) özel ödenekler” finansman kodunda mevcut veya yeni açılan bir tertibe ödenek kaydedilmesi işlemine denir.

Gelirli Ödenek Eklemesi:(Bkz. Gelirli Ödenek Kaydı)

Gelirsiz Ödenek Eklemesi: (Bkz. Ödenek Eklemesi)

Genel Bütçe: (5018) Devlet tüzel kişiliğine dahil olan ve 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçesi.

Genel Bütçe: (1050) Merkezi idare içerisinde yer alan Devlet daire ve kurumlarının yıllık gelir ve gider tahminlerinin gösterildiği bütçeye genel bütçe denir.

Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri: Muhasebe standartlarına uyumla ilgili olarak mesleki kuruluşların ya da organların kabul ettiği ve muhasebenin dayandığı genel prensipler. Örneğin: para biriminin değerinde istikrar prensibi, uygulanan metotlarda süreklilik prensibi, ihtiyatlılık kavramı, samimiyet prensibi, gayrisafilik prensibi vs.

Genel Kamu Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan birisidir. Y asama, dışişleri, dış ekonomik yardımlar, genel hizmetler, borç yönetimi ve temel araştırmalar gibi devletin yönetimi ile doğrudan ilişkili fonksiyonları kapsar.

Genellik İlkesi: Devletin bütün gelir ve giderlerinin bütçede ayrı ayrı ve tam olarak gösterilmesi demektir. Bu ilkenin hareket noktası devlet maliyesinin bir bütün halinde tek bir varlık olarak ele alınmasıdır. Bu nedenle devletin bütün gelirlerinin hazineye girmesi ve oradan devletin tüm ihtiyaçları için harcanması gerekir. Bu şekilde belli gelirlerin belli giderlere bağlanması önlenmiştir. Genellik ilkesinin istisnası iktisadi devlet teşekkülleridir. Belli gelirlerin belli giderlere tahsis edilmemesi; gelirlerin genelliği, tüm hizmet ödeneklerinin bütçede gösterilerek harcamaların bununla sınırlı yapılması; giderlerin genelliği ilkesi olarak düşünülmektedir.

Genel Uygunluk Bildirimi : Sayıştay tarafından, dış denetim raporları, idare faaliyet raporları ve genel faaliyet raporu dikkate alınarak merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri için hazırlanan ve kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmiş beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan bildirimdir.

Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri: Uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idareleridir.

Gerçekleştirme Görevlileri: Harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüten personel.

GFS (Government Finance Statistics): Bütçe açısından bakıldığında, Ekonomik analiz yapmak amacıyla devletin nakit alındılarını ve ödemelerini (muamelelerini) kayıt eden uluslar arası kabul edilmiş bir sistemdir. Daha çok IMF ve üyeleri tarafından kullanılmaktadır.

Giderin Gerçekleştirilmesi: (5018) Harcama yetkilisinin ödeme emri belgesini imzalaması ve tutarın hak sahibine ödenmesi ile tamamlanan süreç.

Giderlerin Gerçek Gereksinim Karşılığı Olması: Belli bir gider yapılırken, ilgili kuruluşun yasalarla kendisine verilmiş hizmetleri yürütebilmesi için ‘o anda’ ya da hiç değilse ‘yakın bir gelecekte’ söz konusu mal ya da hizmete uygun miktar ya da tutarda ihtiyacı bulunması gerekir. Yani, giderin yapılması ile hizmet arasında bir illiyet bağının varlığı ve bu bağın zaman açısından anlamlı bir aralıkta, miktar bakımından da yeterli ölçüde olması gerekir. Özellikle mali yılın sonlarında sırf ödenek yanmasın diye yapılan harcamalar bu nitelikte harcamalar olup; dikkat edilmesi gerekir.

Giderlerin Önce Onaylanma İlkesi : Hizmet ve ihtiyaçların önce belirlenmesini ve buna uygun kaynak tahsisi için sonradan yetki istenmesini ifade etmektedir.

Görev Zararı: Devlet tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde, kamu teşebbüslerine, sosyal güvenlik kurumlarına, mali kurumlara, döner sermayeli işletmelere, fonlara veya diğer teşekküllere kendi mevzuatları ile verilen görevler dışında bir görev verilmesi durumunda müdahale alımları ve destekleme zararları için yapılacak ödemeler de dahil olmak üzere, verilen bu görevin ifası sonucu oluşan ve mahrum olunan kârı da içeren zararı ifade eder. Görev zararının oluşabilmesi için şu unsurların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir:

  • Verilen görev, kurumun kendi mevzuatıyla verilen olağan görevleri dışında ilave bir görev olmalıdır.
  • Görevin ifası sonucunda bir zararın ve/veya mahrum kalınan kârın ortaya çıkması gerekir.
  • Verilen görev sonucu oluşan zararın ve/veya mahrum kalınan kârın bütçeden karşılanacağının görev verilmesine ilişkin düzenlemeyle önceden belli edilmiş olmalıdır.
  • Ödemeler, karşılıksız diğer bir ifadeyle geri dönüşümsüz olmalıdır. Yani borç verme kategorisine girecek bir ödeme olmamalıdır.

Haber Alma Ödeneği: Gümrük Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bütçelerine, hizmetin gerektirdiği ve Bakanın takdir edeceği gizli istihbarat hizmetleri için konulan ödeneklerdir.

Halka Arz: Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan halka çağrıda bulunulmasını, halkın bir anonim ortaklığa katılmaya ve kurucu olmaya davet edilmesini, hisse senetlerinin borsa da işlem görmesini ifade eder. Şir ketlerin kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla öz kaynak yoluyla senet ihraç ederek kaynak sağlamasıdır. Şirketler kaynak ihtiyaçlarını faiz karşılığı yabancı kaynaklardan borçlanarak ya da öz kaynaktan (ortaklardan) sermaye yoluyla veya faaliyetler sonucu kazanç yoluyla sağlar. Öz kaynak yoluyla fonlama yani senet ihraç ederek toplanacak fonların maliyeti, borçlanmadan daha ucuz ise, şirketler halka arza başvurma yolunu tercih edecektir.

Harcama: Geri ödenmeyen başka bir deyişle herhangi bir mali hak yaratmayan veya mevcut bir mali hakkı ortadan kaldırmayan devlet ödemeleridir. Harcama, cari ya da sermaye nitelikli olabilir. Mal veya hizmet alımında olduğu gibi bir şey karşılığında yapılabileceği gibi karşılıksız harcama da yapılabilir. Bu nedenle harcama, kamu borçlarının geri ödemelerini ve devlet tarafından verilen borçları kapsamaz.

Harcama Birimi: Kamu idaresi bütçesinde ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi bulunan birimdir.

Harcama Değiştirici Politikalar : Bir ülkede dış dengenin sağlanması amacıyla kullanılan maliye ve para politikalarıdır. Dış ödemeler bilançosu açık veren bir ülke, bu açığı gidermek amacıyla daraltıcı maliye politikaları ve sıkı para politikaları izleyebilir. Örneğin harcamaları kısar veya vergileri artırır. Diğer yandan faiz hadlerini yükseltir. Bu yolla milli gelir düzeyini düşürerek, milli gelirin bir fonksiyonu olan ithalatı kısmaya çalışabilir.

Harcama Kalemi: Program bütçe sınıflandırmasında (A) işaretli cetvelde yer alan ödeneklerin 100, 200, … 900 düzeyindeki ayrımını ifade etmektedir.

Harcama Kaydırıcı Politikalar : Dış dengenin sağlanması amasıyla kullanılan politikalar olup devalüasyon ve revalüvasyondan oluşur. Devalüasyon bir dış açığın, revalüasyon ise bir dış fazlanın giderilmesi amacıyla kullanılabilecek araçlardır. Devalüasyonla ihracat gibi döviz kazandırıcı önlemler özendirilmeye, ithalat gibi döviz ödemesi gerektiren önlemler azaltılmaya çalışılır.

Harcama Programına Bağlanmayan Ödenek: Bir tertipte yer alan ödeneğin tamamının ayrıntılı harcama programında bloke tutulması halinde tertipte yer alan ödeneğe harcama programına bağlanmayan ödenek denir.

Harcama Öncesi Kontrol: Ödenek tahsis edilmesi, yüklenmeye girişilmesi, ihale yapılması, sözleşme yapılması, mal veya hizmetin teslim alınması, işin gerçekleştirilmesi, ödeme emri belgesi düzenlenmesi ve harcama yetkilisi tarafından alınacak benzeri malî kararların kontrolü.

Harcama Talimatı: Üzerinde hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve türleri, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgilerin yer aldığı ve harcama yapılmasına imkan veren harcama yetkilisince onaylanan talimat.

Harcama Yetkilisi: Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi.

Harcama Yetkisi: Harcama Yetkilisi için, bütçeyle öngörülen (aktarma ve ekleme dahil) kadar, Ödenek Verilen Harcama Yetkilisi için ise gönderilen ödenek kadar harcama yetkisi vardır.

Harcırah: Harcırah Kanununa göre ödenmesi gereken yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafından birini, birkaçını veya tamamını ifade eder.

Harcırahın Unsurları: Harcırah; yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafını ihtiva eder.

Harç: Devletin yapmış olduğu bazı hizmetler nedeniyle, vergilerin aksine kişilerin bu hizmetlerden yararlanma dereceleri dikkate alınarak, kişilerden alınan tutarlardan oluşmaktadır.

Hazine: İki anlam taşıyan bir kelimedir. İlk anlamı, kişi, kurum veya devletlerin sahip oldukları taşınır veya taşınmaz mal varlıkları ile çeşitli hakları gösteren belgeleri; ikinci anlamı ise devletlere ait değerlerin saklandığı yerleri ve bunların yönetiminden sorumlu kurumları ifade eder. Devlet tek bir tüzel kişi olduğu için ayrı ayrı bakanlıkların tüzel kişilikleri yoktur. Dolayısıyla bu kurumların kendi başlarına taşınmaz mal sahibi olmaları, kendi adlarına borçlanmaya girişmeleri söz konusu değildir. Devletin tüzel kişiliğinin mali yönünü Hazine temsil eder. Devlete ait taşınmaz mallar tapuda hazine adına tescil edilir ve kullanacak kamu kurumu ya da devlet dairelerine kullanım süresince bedelsiz tahsis edilir.

Hazine Açığı: Hazine, devletin harcama ve gelirlerinin gerçekleştiği soyut bir kasa olan kurumdur. Belli bir dönemde Hazinenin kamusal giderlerinin finansmanı için yapılan ödemeler, toplanan kamu gelirlerini aşması durumunda Hazine açığı ortaya çıkar.

Hazine Alacağı : Herhangi bir dış finansman kaynağından temin edilen finansman imkanları için verilen Hazine garantileri veya bu imkanların ikrazı suretiyle kullandırılması ya da bunlar dışında olmakla birlikte ilgili mevzuattan kaynaklanan işlemler nedeniyle doğan ve Hazine tarafından üstlenilen her türlü ödemeye ve/veya Hazine tarafından ikrazen ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerine ilişkin olarak ortaya çıkan alacak.

Hazine Birliği: Devletin her türlü gelirlerinin Hazine havuzunda toplanması ve bütün giderlerin bu havuzdan ödenmesidir. Hazine birliği ilkesi kamu mali yönetimini disiplin altına alır ve kamu fonlarının atıl kalmaksızın en gerekli yerlerde, en hızlı biçimde kullanılmasına imkan sağlar. Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlaması ve borç yönetiminin birliğini sağlayacak şekilde yürütülmesi sağlanır. 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu veznelerden ödenir.

Hazine Bonosu: Hazine tarafından vadesi 1 yıldan kısa (364 güne kadar) süreli olarak çıkarılan Devlet iç borçlanma senetleridir.

Hazine Garantileri: Hazine geri ödeme garantisi, Hazine yatırım garantisi, Hazine karşı garantisi ve Hazine ülke garantisi veya münferiden her birini ifade etmektedir.

Hazine Genel Hesabı: Hazine genel hesabı aşağıdaki metin ve cetvellerden oluşur.

1 -Kesin Hesap Kanun Tasarısının Metni

2- Gerekçe

3- Mizan

4- Gelir Kesin Hesap Cetveli ve İzahname

5- Bakanlık Gider Kesin Hesap Cetvelleri ve İzahnameler

6- Gelir ve Giderlerin Daireler ve İller İtibariyle Dökümleri

Hazine Geri Ödeme Garantisi: Kamu iktisadi teşebbüsleri, özel hukuk hükümlerine tabi olmakla beraber sermayelerinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait olan kuruluşlar, fonlar, kamu bankaları, yatırım ve kalkınma bankaları, büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sair yerel yönetim kuruluşları lehine bu kuruluşların dış finansman kaynağından sağladıkları dış borçlarının geri ödenmesi hususunda verilen garantilerdir.

Hazine Karşı Garantisi: Herhangi bir dış finansman kaynağının ihdas ettiği garanti programları çerçevesinde kamu iktisadi teşebbüsleri, özel hukuk hükümlerine tabi olmakla beraber sermayelerinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait olan kuruluşlar, fonlar, kamu bankaları, yatırım ve kalkınma bankaları, büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sair yerel yönetim kuruluşlarının borçlu sıfatıyla uluslararası piyasalardan temin edecekleri finansman imkanları için bir dış finansman kaynağı tarafından verilen garantiye karşı verilen garantiler ile herhangi bir dış finansman kaynağının ihdas ettiği garanti programları çerçevesinde yap-işlet-devret, yap-işlet ve işletme hakkı devri ile benzeri finansman modelleri kapsamında gerçekleştirilecek projelerle ilgili olarak, mevzuatta öngörülen Hazine garantileri ile sınırlı olmak ve şartları Hazine Müsteşarlığı tarafından müzakere edilmek üzere, bir dış finansman kaynağı tarafından verilen garantiye karşı verilen garantilerdir.

Hazine Ülke Garantisi: Yabancı ülkelerin herhangi bir dış finansman kaynağından sağlayacakları finansmanın geri ödenmesi hususunda verilen garantilerdir.

Hazine Saymanlığı: Hazine Müsteşarlığı Devlet Borçları, İç Ödemeler ve Dış Ödemeler Saymanlıklarının her birini ifade etmektedir.

Hazine Yardımları: Bütçeden, karşılıksız olarak, ilgili mevzuatına göre ve kaynak aktarılan kurumların bütçe açıklarının finansmanı gibi amaçlarla katma bütçeli idarelere, mahalli idarelere, özerk kurumlara, fonlara ve sosyal güvenlik kurumlarına yapılan ödemelerdir.

Hazine Yatırım Garantisi : Yap-işlet-devret, yap-işlet ve işletme hakkı devri ve benzeri finansman modelleri kapsamında ilgili mevzuat hükümlerine dayanan ve bunlarla sınırlı olmak üzere verilen garantilerdir.

H Cetveli: 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat miktarlarının gösterildiği cetvel.

Hesap Dönemi Yöntemi: Bütçe döneminin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntemde bütçe dönemi ile ilgili işlemler bir bütün oluşturmakta ve yıl sona erse de bütünlük korunmaktadır. Mali yılla ilgili iş ve işlemler ertesi yılda veya yıllarda tamamlanabilmiş ise buna ait giderler, yapıldığı yıla değil, ait olduğu yılın bütçesine mal edilmektedir. Bu yöntemin, bütçe hizmetlerinin öngörülen ve gerçekleşen maliyetlerini daha iyi görme ve değerlendirme üstünlüğünün yanında; kesin hesapların gecikmesine yol açma gibi önemli bir zaafı da vardır.

Hesap Verme Sorumluluğu: Kendisine emanet edilen fonların, bu fonların verilme şartları çerçevesinde yönetildiğini ve kontrol edildiğini göstermek üzere denetlenen bir kişi ya da kuruluşa yüklenen sorumluluk. Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleş-tirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olmaları ve yetkili kılınmış mercilere hesap verme zorunda olmalarıdır.

Hibe: Herhangi bir dış finansman kaynağından geri ödeme yükümlülüğü olmaksızın Devletin aldığı ayni ve/veya nakdi mali yardım ile Devletin yabancı ülkelere verdiği nakdi mali yardımı ifade etmektedir.

Hiperenflasyon: Aşırı parasal genişleme nedeniyle fiyat artışlarının çok yüksek düzeylere çıkmasıdır. Enflasyonun hangi düzeyden sonra hiperenflasyon olarak tanımlanacağı konusunda bir görüş birliği yoktur. Ancak genelde yıllık enflasyonun 3-4 haneli hale gelmesi hiperenflasyon olarak tanımlanır. D örtnala enflasyon olarak da adlandırılır. Paranın değerinin yitirildiği en şiddetli enflasyon biçimidir. İktisat tarihinde çoğunlukla savaş ya da sonrasında ortaya çıkmış ve yeni bir para biriminin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir

IMF (Uluslararası Para Fonu ) : Uluslararası ticaretin gelişmesi, tam istihdam, gelişim hızının artırılması, sabit kur sisteminin gerçekleşmesi, kurlarda kararlılığın sağlanması, tek yönlü devalüasyonu önlemek ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek, kredi sağlamak gibi çok amaçlı kurulmuş bir örgüttür. Uluslararası para sistemi ile ilgili doğan gelişme ve sorunlar konusunda üyeler arasında dayanışma sağlar, çok yanlı bir uluslararası ödeme sistemini geliştirir, üye ülkelerin kısa dönemli kredi gereksinimlerini sağlar, üye ülkelerin dış ödemeler bilançosunda ortaya çıkan dengesizliklerin giderilmesine yardımcı olur.

İ Cetveli: Çeşitli kanunlara göre bütçe kanunlarında gösterilmesi gereken parasal sınırların gösterildiği cetvel.

İcmal Harcama Programı: Bütçe ödeneklerinin kullanımına yönelik olarak 2004 yılında uygulanmaya başlanmış olan, ekonomik kodlamanın ikinci düzeyi itibariyle ve aylık dönemler halinde ödeneklerin kullanımına ilişkin dağılımını gösteren programdır.

İç Borçlar: Hükümetin ülke sınırları içindeki kişi ve kurumlara ulusal para cinsinden borçlanmasıdır. Bu borçlanmanın iktisadi niteliği, satın alma gücünün özel ve kamusal kesimler arasında el değiştirmesidir. İç borçlanmada ülkenin kullanabileceği kaynaklara bir ek söz konusu değildir. Devlet, en yaygın yöntemle halka ve kurumlara sattığı kağıda bağlı bono, tahvil ve kağıda bağlı olmayan yöntemlerle borçlanabilir. Kısa-uzun vadeli, teminatlı-teminatsız ve zorunlu-gönüllü olarak üç gruba ayrılabilir.

İç Denetim (1) : Kurum bünyesinde bulunan ve kurum yönetimi tarafındanolası yolsuzlukları, hataları ve verimiz uygulamaları en aza indirmek amacıyla kurumun sistemlerini ve prosedürlerini kontrol etmek ve değerlendirmek üzere görevli bulunan birim, faaliyet.

İç Denetim (2): K amu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız ve nesnel güvence sağlayan danışmanlık faaliyetidir.

İhraç Tutarı: Her bir menkul kıymetin satış fiyatı ile nominal tutarının çarpılması suretiyle hesaplanan değerdir.

II sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Özel Bütçe kapsamındaki idarelerin yer aldığı cetvel.

İkraz Ücreti: Dış borcun ikrazı nedeniyle ikraz edilen taraftan ikraz edilen tutar üzerinden bir defaya mahsus olmak kaydıyla alınan ücret.

İlgili Hizmet Tertibi: Hizmet veya harcamanın ait olduğu tertibi ifade etmektedir.

İl Özel İdareleri: Devlet görevlerinden bir kısmını mahalli olarak yerine getiren hizmet birimleridir. Çalışma esas ve usulleri 3360 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.

İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. K işi ve ailelerin iskanı ile temel ihtiyaçlara yönelik hizmetler bu fonksiyon kapsamında yer almaktadır. Otoyollar ve sulama sistemleri fonksiyon kapsamında değildir.

İş Değerlendirmesi : Bir kuruluşta görülmesi gerekenişlerin belirli ölçütlerbakımından birbirleriylekarşılaştırmalı olarak değerlerinin belirlenmesine denir. İş değerleme sayesinde işler zorluk ve önem durumuna göre hiyerarşik olarak sıralanabilmektedir.

İş Ölçümü: Nitelikli bir iş görenin, belirli bir işi, belli bir çalışma hızıyla yapması için gereken zamanı saptamak amacıyla geliştirilmiş tekniklerin uygulanmasıdır.

İş Tanımlaması: Örgüt içinde bir grubun veya bir kişinin yerine getireceği faaliyetlerin belirlenmesi ve tasarlanmasıdır.

İta Amiri: (1050)Devlet hizmetlerine ilişkin giderlerin geçici ya da kesin olarak ödenmesi için saymanlara yazılı emir ve izin verenlere ita amiri denir.

İtfa: Bir borcun ödenerek kapanmasıdır.

Jestiyon (Yönetim Dönemi ) Yöntemi Kadro: Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının personel istihdamı için kullanabileceği ve atanacak kişilerin nitelik, görev, yetki ve sorumluluklarını belirten yetkilendirme belgesi.

Kadro Değişikliği: Dolu kadroda sadece derece, boş kadroda unvan, sınıf ve derece değişikliği yapılmasıdır.

Kadro İhdası: Kadro yaratılması anlamına gelir. Kamu kurum ve kuruluşlarının toplam kadro sayısında artış meydana getirir.

Kadro Kullanımı: Kadronun atama amacıyla kullanılmasıdır.

Kadronun İptali: Boş kadro bakanlar kurulu kararı ile, dolu kadro kanunla iptal edilir.

Kadronun Serbest Bırakılması: Tutulu kadroların kullanılabilmesi için öncelikle serbest bırakılması gerekmektedir. Tutulu kadroların serbest bırakılması bakanlar kurulu kararı ile olur.

Kambiyo: Madeni ve kağıt para seklindeki tüm yabancı ülke paraları ve bu paralarla ödeme yapabilen her tür hesap, belge, bono, poliçe, çek vb. parasal araçların tümüne kambiyo denir.

Kamu İktisadi Teşebbüsü: Sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan ve mal ve hizmet üretmek üzere kurulmuş, ticaret kanununa tabi olarak çalışan, tüzel kişiliğe sahip işletmeler.

Kamu Borç Yönetimi Raporu: Hazine Müsteşarlığı tarafından üç ayda bir yayınlanan ve ülkenin borç yönetimine ilişkin bir takım verilerin kamuoyu ile paylaşılmasını hedefleyen rapor.

Kamu Düzeni ve Güvenlik: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamına asayiş, itfaiye, yargı, cezaevi hizmetleri girmekte olup, bu fonksiyonu icra eden birimlere bağlı hastaneler ve okullar ile sivil savunma hizmetleri kapsam dışındadır.

Kamu Geliri: Devletin kamu harcamalarını karşılamak amacıyla elde etmiş olduğu değerlerdir. Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar başlıca gelir kalemleridir.

Kamu Gideri: Geniş anlamda, devlet ve diğer kamu kuruluşlarının bütçe ödemeleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT), sosyal sigorta ödemeleri, vergi muaflık ve istisnaları ve özel kişilere yapılan teşvikleri de içerir. Kanunlarına dayanılarak yaptırılan iş, alınan mal ve hizmet bedelleri, sosyal güvenlik katkı payları, iç ve dış borç faizleri, borçlanma genel giderleri, borçlanma araçlarının iskontolu satışından doğan farklar, ekonomik, malî ve sosyal transferler, verilen bağış ve yardımlar ile diğer gideri kapsar. Dar anlamda da kamu hizmetlerinin bedeli olarak, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin (belediye, il özel idaresi gibi) yaptıkları ödemelerdir.

Kamu İdaresi: Vatandaşların genel ve ortak ihtiyaçlarını gerek ülke çapında gerekse belli bir yerle sınırlı olarak karşılayan ve genel idare ilkelerine göre yönetilen merkezi idare (Devlet) ile mahalli idarelerdir.

Kamu Kaynakları: Borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değer.

Kamu Kesimi Borçlanma Gereği: Kamu giderlerinin kamu gelirlerinden fazla olması nedeniyle ortaya çıkan açıktan dolayı meydana gelen, toplam kamu gelirleriyle giderleri içinde borçlardaki değişmeler dışında ortaya çıkan fark olarak verilebilir. Toplam Kamu Kesimi Açığının GSMH’ya oranlanması sonucunda elde edilen rakam.

Kamu Kurumları : Genellikle merkezi idarenin kendi tüzel kişiliğinden ayrı olarak kurduğu hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarıdır. Devlet ve mahalli idareler dışında, belli hizmet veya hizmet grupları ile görevlendirilmiştir. Kamu kurumları tüzel kişiliğe sahip kurumlar olarak, kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak kurulmuş olan “hizmet bakımından yerinden yönetim kuruluşları”dır. Bu kurumlar tek tip kurumlar değildirler. Faaliyet konuları, işleyiş şekilleri, görev çevreleri farklılıklar göstermektedir.

Kamu Maliyesi: Gelirlerin toplanması, harcamaların yapılması, açıkların finansmanı, kamunun varlık ve borçları ile diğer yükümlülüklerinin yönetiminidir.

Kamu Malî Yönetimi: Kamu kaynaklarının tanımlanmış standartlara uygun olarak etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını sağlayacak yasal ve yönetsel sistem ve süreç.

Kamu Malları: Piyasa tarafından hiç arz edilmeyecek ya da arz edildiğinde yeterli miktarda olmayacak bazı mallar vardır. Bu mallara büyük ölçekte örnek, milli savunma, küçük ölçekte çevre koruma faaliyetleridir. Bunlara saf kamu malı denir. Bunların iki özelliği vardır. İlki, faydalanan ek bir kişi ek bir maliyete sebep olmaz, ikincisi bu kamu mal veya hizmetlerinden kişileri mahrum etmek mümkün değildir.

Kamu Tüzel Kişiliği: Kamu idaresi ile kamu kurumların tümünü kapsayan genel bir terimdir.

Kamu Zararı: Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kara Para: Yasal işlerden elde edilmemiş veya vergisi ödenmemiş paraya denir.

Katma Bütçe: Giderleri özel gelirleriyle karşılanan ve genel bütçe dışında yönetilen bütçelere katma bütçe denilir.(1050/115).

Katma Bütçeli İdarelere Hazine Yardımı : Katma bütçeler giderleri ile gelirleri eşit olarak hazırlanır ve kanunlaşırlar. Ancak, burada bir denkleştirme işlemi gerçekleştirilir. Hazırlanan tasarıya göre önce ilgili katma bütçeli idarenin (A) cetveli yani gider tahmini belirlenir, diğer taraftan kurumun öz gelirleri tahmin edilir. Giderin fazla olması durumunda aradaki fark “Hazine Yardımı” ile kapatılır ve bütçenin giderleri ile gelirleri eşitlenir. İşte katma bütçenin (B) cetvelinde Hazine Yardımı olarak görünen miktarları tahakkuk ettirebilmek için Maliye Bakanlığı bütçesine de Hazine Yardımı tertipleri açılarak aynı miktarda ödeneklere burada da yer verilir. Bu denkleştirme işlemi nedeniyle konsolide bütçe hesaplanırken genel bütçe ve katma bütçe toplanır ve Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan Hazine Yardımları mükerrer kaydın önüne geçmek için toplamdan düşülür. İşte bu denklik yıl içinde yapılan tüm bütçe işlemlerinde de korunur. Yani, bir kurumlar arası aktarma veya ödenek eklemesi gibi kurumun toplam ödeneğini değiştiren bütçe işlemlerinde kurumun (B) cetvelinde ve Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan Hazine Yardımları tertipleriyle de ilişki kurulur.

Kayıt Dışı Ekonomi: Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Enformel ekonomi, illegal ekonomi, gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi diye de adlandırılır. Genel olarak kayıt dışı ekonominin, mal ve hizmet üretimine konu olmasına karşılık ekonominin geleneksel ölçüm yöntemleriyle bütünüyle tespit edilemeyen ve GSMH hesaplamalarına yansımayan alanları kapsadığı kabul edilmektedir.

Kayıtlı Sermaye: Bir anonim şirketin kuruluşu aşamasında kararlaştırılan ve ortakların ödemeyi taahhüt ettikleri şirketin sermayesi olarak belirtilen para, şirketin kayıtlı sermayesidir.

Kaynak İhtiyaç Planı: Kuruluşlar misyonlarında belirttikleri her faaliyet alanı için kaynak planlaması yapmalıdır. Kurumların daha önce belirledikleri stratejik amaçları üzerinden tespit etmiş olduğu performans hedefleri kullanılarak hazırlanan plan, kaynak ihtiyaç planıdır.

K Cetveli: Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin miktarının gösterildiği cetvel.

Kesim: Program bütçe sınıflandırmasında “Altprogramı” ifade etmektedir.

Kesin Hesap Kanunu Tasarısı: Muhasebe kayıtları dikkate alınarak, merkezî yönetim bütçe kanununun şekline uygun olarak Maliye Bakanlığınca hazırlanan, bir yıllık bütçe uygulama sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteren, değerlendirmeleri içeren ve gerekçesiyle birlikte izleyen malî yılın Haziran ayı sonuna kadar Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulun kanun tasarısı.

Kişi Başına Milli Gelir: Bir ülkenin milli gelirinin o ülkenin nüfusuna bölünmesiyle elde edilen oran.

Konjonktürel Bütçe: Maliye literatüründe uzun yıllar başlı başına bir amaç olarak benimsenen bütçe dengesinin sağlanması, daha sonra konjonktürel bütçe kavramının geliştirilmesi ile eski önemini kaybetmiştir. Ekonomik dengenin korunması için, klasik anlamda bütçe dengesinden vazgeçilebileceği düşüncesi ağırlık kazanmıştır.

Ekonomik istikrarı sağlayabilmek için bütçeden yararlanırken, depresyon yıllarında bütçenin açık vermesi, enflasyon yıllarında ise fazlayla kapanması ile konjonktür devresi sonunda dengenin sağlanması amaçlanmaktadır. İşte bütçenin konjonktüre paralel olarak sergilediği bu yaklaşıma konjonktürel bütçe denilmektedir.

Konsolidasyon: Uluslararası borç işlemlerinde bankaların ya da direkt olarak borçlu olan ülkenin, vadesi gelen bir borcun daha uzun süreli bir vadeye uzatılması işlemidir. Ödeme güçlüğü içine düşen devletin, iç borçlarının vadesini uzatması da bu kapsamda değerlendirilir. Genellikle kısa vadeli hazine bonoları geri alınıp yerine uzun vadeli devlet tahvilleri verilerek uygulanır. Alacaklılara yeni vade için de faiz ödenir. Fakat buna rağmen devlete güvenlerinin sarsılması önlenemez. Konsolidasyona giden bir hükümet, yeniden iç borç almakta çok zorlanır. Eğer vadede bir değişiklik yapılmıyorsa TL cinsi iç borç senetlerinin döviz cinsi iç borç senetleriyle değiştirilmesi konsolidasyon anlamına gelmez.

Konsolide Bütçe: Devletin farklı bütçelerinin toplanarak bir araya getirilmesi sonucunda oluşan bütçe büyüklüğüdür. 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun yürürlükte olduğu dönemde konsolide bütçe; genel bütçe ve katma bütçenin toplamından ibaretti. Katma bütçeli kuruluşların genel bütçeli bir kuruluş olan Maliye Bakanlığı bütçesinden aldıkları hazine yardımlarıyla yaptıkları harcamaların, hem genel bütçede hem de katma bütçede yer almasından kaynaklanan mükerrerliği ortadan kaldırmak amacıyla bu toplamdan hazine yardımı düşülmektedir. 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber konsolide bütçeden kasıt tüm bütçe türlerinin toplamından oluşan yekun olacaktır. Aynı şekilde “hazine yardımları” ve “gelir fazlalarının genel bütçeye aktarılması” gibi mükerrerliğe neden olacak kalemlerin toplamdan düşülmesi gerekmektedir.

Konvertibilite: Bir ülkenin yerel parasının serbest döviz piyasasında diğer yabancı paralara ve altına dönüşebilme özelliğidir. Ulusal paranın, dış ticaret gereksinimlerinin karşılanmasında, resmi bir makamın ya da yasanın iznine gerek kalmaksızın bir başka ulusal paraya dönüştürülmesi ve uluslararası mübadele aracı olarak kullanılabilmesi halinde konvertibiliteden söz etmek mümkündür.

Köy İdaresi: 442 sayılı Köy Kanunu ile düzenlenen idarelerdir.

Kredi: Belirli miktardaki satın alma gücünün, belirli bir süre için ve geri verilmek üzere bir bedel (genellikle faiz) karşılığı gerçek ya da tüzel kişilere verilmesidir. Kredi çeşitleri: kullanıcısına göre; özel ve kamu; güvencesine göre teminatlı ve teminatsız; süresine göre kısa ve uzun; veriliş yerine göre üretim ve tüketim; kullanım alanına göre ticari, tarım, sanayi, yapı ve orman gibi ayrılır.

Kronik Enflasyon: Enflasyonun uzun yıllar boyunca yüksek bir düzeyde kalmasıdır. Ülkemizdeki enflasyonun 2004 yılına kadarki seyri çift haneli olduğu için, kronik enflasyon tanımına örnek oluşturur.

Kurucu Hisse Senedi: Şirket kurucularına ya da şirket açısından önem arz eden şahıslara genellikle bedelsiz olarak verilen, oy hakkından yoksun ve sadece temettü hakkı olan “adi senet”.

Kurum İçi Aktarmalar: Aynı kurum bütçesi içinde bir tertipteki ödeneğin bir başka tertibe aktarılması işlemidir. Bu işlem kurum bütçesinin toplamını değiştirmez, konsolide bütçe toplamını değiştirmez ve dolayısıyla konsolide bütçe dengesini de etkilemez ancak, kurumun birimleri ile fonksiyonlarında yer alan ödenek dağılımını değiştirir.

Kurumlar Arası Aktarmalar : Bir kurum bütçesi içinde bir tertipteki ödeneğin bir başka kurum bütçesinde yer alan bir tertibe aktarılması işlemidir. Böyle bir işleme genellikle işi ihtisas sahibi daireye yaptırmak amacıyla başvurulur. Bu işlem kurum bütçesinin toplamını aktarılan ödenek kadar artırır veya eksiltir. Konsolide bütçe toplamını ise değiştirmez ve dolayısıyla konsolide bütçe dengesini de etkilemez ancak, kurumların ödenek dağılımını değiştirir.

Kurumsal Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında harcama ve borç vermenin kodlandığı alanın ilk kod grubudur. Siyasi ve idari sorumluluğun belirlenmesini ve performans sorumlularının tespitini hedefler, aynı anayasal otoriteye tahsis edilen kaynakların aynı kodda yer almasını benimsemiş olmakla beraber bütçe türlerini de göstermektedir. Dört düzeyli ve sekiz hanelidir. Birinci düzey bakanlıklar ile bütçe açısından eşdeğer birimlere, ikinci düzeyde birinci düzeye bağlı en üst düzey yetkililere, üçüncü düzeyde ana hizmet birimlerine, dördüncü düzeyde de destek ve lojistik birimlere yer verir.

Leasing (Finansal Kiralama): Firmaların ticari ve sınai faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için gereksinim duydukları duran varlıkları satın almak yerine belirli kira ödentisi karşılığında kullanım olanağı tanıyan ve banka kredilerine alternatif olarak doğan orta dönemli finansman yöntemidir. Bu yöntem, 1930’lu yıllarda dünya ekonomik krizindeki finansman zorluğu ve 2. Dünya Savaşı sonrasında teknolojik gelişmelerin yenileşme ve modernleşme harcamalarına çözüm olarak geliştirildi. Ülkemizde de 1985’te yaygınlaşmış ve daha çok KOBİ’ler tarafından kullanılmaktadır.

L Cetveli: Kurumların mevcut lojman, sosyal tesis, telefon, faks ve kadro sayılarının gösterildiği cetveldir. 2004 Mali Yılı Bütçesinden itibaren Bütçe Gerekçesine taşınmıştır.

Madde: Klasik bütçe kodlamasında kullanılan bir terim olup, program bütçe sınıflandırmasında harcama kalemlerini de kapsayacak şekilde “Faaliyet” veya “Proje”yi ifade etmektedir.

Mahallî İdare: Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ve bunların kurdukları birlik ve idarelerdir.

Mahallî İdare Bütçesi: Mahallî idare kapsamındaki kamu idarelerinin bütçesi.

Mahsup Dönemi İşlemleri: Mali yılın bitimine kadar fiilen yapılmış olan ödemelerden mahsup edilememiş olanların, mahsup işlemlerine saymanlarca mali yılın bitiminden itibaren bir ay süre ile devam edilebilir. Bu uygulamada mali yıl içinde verilen avans veya açılan kredilerden harcandığı halde belgeleri saymanlığa verilmemesi nedeniyle mahsubu yapılamayan tutarlar yeni yıla aktarılmakta, yeni yılda yapılan mahsuplar özel hesaplar aracılığıyla bir önceki yıla mal edilmektedir.

Mali Hizmetler Birimi : Bütçeyi hazırlamak, izleyen iki yılın bütçe tahminlerini yapmak, bütçe kayıtlarını tutmak bütçe ilke ve esasları çerçevesinde, ayrıntılı harcama programı ve hizmet gereksinimleri dikkate alınarak ödenek gönderme belgelerini düzenlemek, harcama yapılması ve gelir elde edilmesine ilişkin malî işlemleri yürütmek, bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin verileri toplamak, değerlendirmek ve bunların raporlanmasını sağlamak, idarenin bütçe kesin hesabını hazırlamak, stratejik plan ve performans programlarının hazırlanmasını koordine etmek ve sonuçlarının konsolide edilmesi çalışmalarını yürütmek, idarenin mülkiyetinde veya kullanımında bulunan taşınır ve taşınmazlara ilişkin kayıtları tutmak ve malî kanunlar ile ilgili diğer mevzuatın uygulanması konusunda harcama yetkililerine gerekli bilgileri sağlamakla görevli birim.

Mali İstikrar: Geniş anlamda mali sistemin ya da altyapısının, dar anlamda da mali piyasanın dengede olmasıdır. Mali sistem, tasarrufların toplanarak yatırımcılara ya da tüketicilere aktarılmasını sağlayan mekanizmalar (banka, kooperatif ya da para, tahvil gibi…) bütünüdür.

Mali Kontrol: Kamu kaynaklarının belirlenmiş amaçlar doğrultusunda, ilgili mevzuatla belirlenen kurallara uygun, etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamak için oluşturulan kontrol sistemi ile kurumsal yapı, yöntem ve süreçlerdir.

Mali Kontrol Yetkilisi: Harcama öncesi kontrol göreviniilgili kamu idaresinin yönetim sorumluluğu çerçevesinde yerine getiren yetkilidir. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin merkez dışı birimlerinde harcama öncesi kontrol görevi il defterdarlıkları tarafından yerine getirilir.

Mali Politika: Kamunun; vergi, masraf ve borç idaresiyle piyasadaki para miktarını kontrol etmesine yönelik politikaların bütünüdür.

Maliye Başkanı: Bulunduğu kurum nezdinde Maliye Bakanlığının temsilcidir. Kendisine bağlı birimlerin işlemlerinin kanun hükümlerine göre yürütülmesini sağlamak, Maliye Bakanlığı ile kurum arasındaki ilişkilerde işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, bulunduğu kurumun harcama, mali işlem, karar ve tasarruflarını Bakanlığın amaç ve politikalarına, kalkınma planlarına ve yıllık programlara uygunluğu açısından izlemek, görev alanına giren konularda kurumca sorulan hususları cevaplandırmak görevleri arasındadır.

Mali Yıl: Devlet mallarının yönetiminde hesap dönemi olarak mali yıl esas alınır. Mali yıl on iki aylık mutlak bir süreyi ifade etmektedir. Devlet mallarının yönetiminin sonuçları, on iki aylık bir dönem sonucunda çıkartılmaktadır.

Mal Müdürü: İ lçe Maliye teşkilatının amiri olup işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamakla görevli Maliye Bakanlığı personelidir.

Mal ve Hizmet Alım Giderleri: Analitik Bütçe Sınıflandırmasında; faturalı olarak alınan mal ve hizmet bedellerinin gider kaydedildiği ve ekonomik sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan kod grubudur.

Mamul Mal Alımları: Ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyinde yer alan; üretim süreçlerinde kullanılmak suretiyle kısmen veya tamamen değişime uğrayarak yarı mamul veya mamul mal haline gelecek olanlar dışında kalan, tüketime yönelik mal ve malzeme alımları kapsamında yer almayan, kullanıma hazır mallardan bedeli her yıl bütçe kanunlarıyla belirlenecek limitin üstünde kalan diğer bir ifadeyle cari nitelikli olmayanların kodlandığı alandır.

M Cetveli: Milli Eğitim Bakanlığı tarafından idare edilecek okul pansiyonları ile Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık okulları öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretlerinin gösterildiği cetveldir.

Memur: 657 sayılı kanunun 4/a maddesine göre, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenlere memur denir.

Memuriyet Mahalli: Harcırah Kanunu açısından memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü veya kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri ifade etmektedir.

Menkul Sermaye Üretim Giderleri: Ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyinde yer alan; menkul sermaye üretimi sürecinde kullanılan hammaddeler ile ara mallar ve mamul malların alım giderleri ile projelerin fizibilitesi ve kontrollüğü için müşavir firma ve kişilere yapılan ödemeler ile gayri maddi hak alımlarının kodlandığı alandır.

Merkez Bankası: Banknot ihraç eden, hükümetin para ve kredi politikasını yürütmede yardımcı olan, veznedarlık görevini üstlenmiş, devletin iktisadi ve mali danışmanlığını yapan kurumdur.

Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri: 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleridir.

Mevduat: Belirli dönem için geri ödemek koşuluyla belirli bir bedel karşılığında mevduat sahibi kişilerce bankalara tevdi edilen paradır.

Mevkufat: Yıl sonunda ödenek üstü harcamalar iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Yurt çapında çeşitli saymanlıklarda yapılan harcamalarda, bazılarında ödenek aşımı (ödeme emirlerinde yer alan miktarlardan fazla harcama) bazılarında ise ödenekten daha az harcama olabilmektedir.Ödeneğinden az harcayan saymanlıklardan, fazla kısım tenkis belgeleri ile geri alınıp merkezde toplanmakta; daha sonra aşımı olan saymanlıkların aynı bütçe içinde ve aynı tertiplerdeki ödenek aşımlarına karşılık gösterilmektedir. Fazlalıklar bazen aynı bütçe içinde olmakla birlikte farklı tertiplerde de olabilmektedir. Aktarma işleminde aranan şartların bulunması halinde, bunlar diğer bir tertipteki aşımlara karşılık da gösterilebilmektedir. İşte bu her iki halde de aşımların, ödenek fazlaları ile karşılanması uygulamasına “Mevkufat” denilmektedir. Mevkufat müessesesi, mevzuatta yer almamakta ve kanuni dayanağı bulunmamaktadır.

Milli Bütçe Kuramı: Devletin ekonomik hayatta büyük bir rolü ve sorumluluğu yüklenmesinin bir sonucu olarak, bütçe ekonomi politikası aracı olmuştur. Milli bütçe kavramı II. Dünya Savaşından sonra kullanılmaya başlanmıştır ve milli ekonominin bütün faaliyetlerinin giderler ve gelirler olarak meydana getireceği sonuçların bir tahminidir.

Milli Bütçe Tahmin Raporu: Anayasaya göre bütçe kanun tasarısı ile birlikte Meclise sunulması gereken, gelecek mali yıldaki kaynaklar ve bunların kullanılma durumları gösteren ve DPT Müsteşarlığı tarafından hazırlanarak bütçe kanun tasarısına konulma üzere Maliye Bakanlığına gönderilen rapordur.

Milli Gelir: Bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin oluşumuna katılan üretim faktörlerinin bu üretime katılmalarına karşılık aldıkları payın toplam parasal değeri milli geliri meydana getirir. Kısaca belli bir ülkede ve belli bir zamanda emek, müteşebbis, sermaye ve topraktan alınan ücret, kar, faiz ve rantın toplam parasal değeridir.

Misyon: Bir kuruluşun varlık sebebidir. Kuruluşun ne yaptığını, nasıl yaptığını ve kimin için yaptığını ifade eder.

Mizan: Mali yılın başlangıcından sonuna kadar Devletin bütçe içi ve dışı işlemleri nedeniyle varlıklarda meydana gelen değişikliklerin Yasama Organının bilgisine sunulabilmesi için düzenlenen hesaptır.

Monetizasyon: Zaman zaman iç borçtan kurtulma çaresi olarak sunulan monetizasyon, para basılarak iç borçların ödenmesidir. Genellikle monetizasyon denilince basılan parayla iç borçların tamamının bir seferde ödenmesi kastedilir. Ancak monetizasyonu, iç borçları vadesi geldikçe para basarak ödemek şeklinde yumuşatanlar da var. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, monetizasyonun sonu hiperenflasyondur. Piyasaya çıkacak olan muazzam büyüklükteki bu para, aylık enflasyonu yüzde 50’nin, yıllık enflasyonu yüzde 5000’in üzerine taşıyabilir.

Moratoryum: Konsolidasyonun dış borçlar için uygulanan şekli olarak tanımlanabilir. Vadesi gelen dış borçlarını ödemek için kaynak bulamayan devletler, moratoryum ilan ederek ödemeyi daha sonra yapacağını beyan eder. Moratoryum ilanının sonuçları da konsolidasyondaki gibidir. Moratoryum ilan eden devlete olan güven sıfırlanır ve bu devletin yeni dış borç bulması imkansız hale gelir. Türkiye’de Osmanlı döneminden bu yana moratoryum ilanı olmadı. 1958 ile 1979-80 dönemindeki dış borç ertelemeleri, alacaklıların rızası alınarak yapılmıştı. Ancak buna rağmen bu borç ertelemelerinden sonra Türkiye, uzun süre dış borç almakta zorlandı.

Muhasebat Genel Müdürlüğü: Maliye Bakanlığı ana hizmet birimi olup görevleri şunlardır:

  1. a) Devlet hesaplarının kayıtlarını tutmak, uygulamaları izlemek, dönem sonuçlarını çıkarmak, değerlendirmek ve yayımlamak,
  2. b) Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler ve özel bütçeli dairelerle bunlara bağlı döner sermayeli işletmelerin, Devlet sermayesi ile kurulmuş işletmelerin ve fonların muhasebe sistemlerini, gerektiğinde ilgili dairelerle birlikte belirlemek, bu konudaki mevzuat düzenlemeleri ile ilgili hazırlıkları yapmak,
  3. c) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerde ve gerektiğinde bunlara bağlı döner sermayeli işletmeler ile fonlarda; gelirlerin toplanması, giderlerin ödenmesi, değer ve emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve bunların muhasebeleştirilmesi işlemlerini yapmak üzere saymanlıklar kurmak ve kaldırmak, vezneler açmak ve kapamak, sayman mutemetleri görevlendirmek veya görevlendirmeye izin vermek, bu işlemleri yetkisiz bir şekilde yapanlar veya yaptıranlar hakkında kanuni takibatta bulunulmasını sağlamak.
  4. d) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelere bağlı döner sermayeli işletmelerin sermaye kaynaklarına, bütçe ve harcama ilkelerine, mali yönetim ve denetimlerine ilişkin esasları düzenlemek, bunların gayri safi hasılatı üzerinden genel bütçeye aktarılacak miktarın tespitine esas oranları belirlemek ve uygulamaya yön vermek, bu işletmelerin vergi mükellefiyet ve sorumluluğu ile diğer kanuni kesintilere ilişkin yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirip getirmediklerini incelemek ve denetlemek, nakit varlıkları, gelir ve giderleri ile dönem karları üzerinde tasarrufta bulunmak, yeni kurulacak döner sermayeli işletmelerin kurulmasına izin vermek, tahsis edilecek sermayeyi belirlemek.
  5. e) Saymanlık hizmetlerine ve Devlet muhasebesine ilişkin olarak doğacak tereddütleri gidermek,
  6. f) Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli işletmeler ve fonların hesaplarına ilişkin Sayıştay ilamlarını saymanlıklara tebliğ etmek, bu ilamları ve diğer kişi borçlarını izlemek,tahsilatını sağlamak ve gerektiğinde terkin işlemlerini yaptırmak,
  7. g) Devlet muhasebesinin geliştirilmesi, etkin ve verimli bir şekilde uygulanması yönünde araştırmalar yapmak veya yaptırmak ve gerekli tedbirleri almak,
  8. h) Saymanlıkların ve kurumların hesap ve işlemlerini merkezde ve gereken yerlerde incelemek ve denetlemek,
  9. i) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerin kesin hesaplarını almak, incelemek, Hazine genel hesabını çıkarmak, kesin hesap kanun tasarılarını hazırlamak,
  10. j) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelere bağlı döner sermayeli işletmelerin hesaplarını almak, incelemek, yıl sonlarında sermayelerine eklenecek tutarları belirlemek ve bunların muhasebe kayıtlarına geçirilmesini sağlamak, gerektiğinde fonların ve özel bütçeli kuruluşların hesaplarını almak,
  11. k) Kamu kurum ve kuruluşlarında hizmetin gereği olarak kullanılan malzeme, ilk ve hammadde,demirbaş,araç ve gereçlerin muhase-beleştirilmesi ve idaresine ait konularda düzenlemeler yapmak, bu konuda doğacak tereddütleri gidermek,
  12. l) Görev alanına giren konularda diğer mevzuat ile Bakanlığa verilen görevleri yapmak,

Muhasebe Hizmetleri: Gelirlerin tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanmasıdır.

Muhasebe Müdürlükleri: İldeki veya Bakanlığın görevlendirilmesi halinde il dışındaki genel bütçeli dairelerin saymanlık hizmetlerini yürüten görevlilerdir.

Muhasebe Yetkilisi: Muhasebe hizmetlerinin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olan personeldir .

Nakdi Teminat: Kamuya verilen hizmetlerin görülmesini belli bir fiyat karşılığı üslenen kişinin, bu hizmet nedeniyle sözleşme sonuna kadar doğabilecek kusurlarının telafi edilmesinde kullanılacak olan ve ilgili idarece cezai şart niteliğinde bloke tutulan para.

Nakit Bütçesi: Geleceğe ait nakit giriş ve çıkışlarını öğrenmek, giriş ve çıkışlar arasında dengesizlik olan dönemlerde denge sağlayıcı önlemleri planlamaktır.

Nakit Devlet İç Borçlanma Senetleri: Karşılığında Hazineye nakit imkanı sağlayan Devlet iç borçlanma senetleridir.

Negatif Faiz Oranı: Mevcut enflasyon oranından daha düşük olan faiz oranıdır.

Negatif Tasarruf: Gelirin tüketilmeyen kısmına tasarruf denir. Gelir ile giderin eşit olması halinde bir tasarruftan söz edilemez. Eğer söz konusu olan ekonomik birim gelirinden daha fazla bir harcamada bulunmuşsa buna negatif tasarruf denilmektedir.

Negatif Yatırım: Belli bir hesap dönemi içinde gerçekleşen toplam yatırım, mevcut sermayenin eskimesi ve aşınmasından daha az ise negatif yatırımdan söz edilir.

Net Borç Kullanımı: Yıl içinde yapılan iç ve dış borçlanmalardan yıl içinde vadesi gelen anapara ödemelerinin düşülmesi ile elde edilen tutardır.

Net Bugünkü Değer: Bir yatırımın, yatırım dönemi boyunca sağladığı getirinin piyasa faizi veya kendi faizi ile iskonto edilmesi, bugüne indirgenmesi sonucu ulaşılan değerdir.

Nihai Performans Planı : TBMM tarafından kabul edilen bütçe kanununa göre yeniden düzenlenmiş, son hali verilmiş plan.

O Cetveli: 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca alınacak hayvanların alım değerlerinin gösterildiği cetveldir.

Olağanüstü Bütçe: Devletin normal gelirleriyle karşılanmayan, her yıl istihsal edilmeyip sadece olağanüstü durum gösteren harcamalar için hazırlanan bütçelerdir.

Olağanüstü Ödenek: Bütçenin hazırlanması ve kabulü sırasında öngörülmeyen yeni bir hizmet için alınan ödenek “olağanüstü ödenek” olarak adlandırılır. Olağanüstü ödenek ancak mali yıl içinde alınabilir. Olağanüstü ödenek adı altında bütçede bir ödenek çeşidi yoktur. Bütçenin hazırlanması aşamasında düşünülmemiş bir giderin, bütçenin uygulanması sırasında ortaya çıkması nedeniyle, bu yeni ihtiyacı karşılamak için T.B.M.M.’den alınan bu ödeneğe olağanüstü ödenek denilmektedir.

Operasyonel Bütçe Dengesi: Faiz hariç ve dahil bütçe dengesini gösteren geleneksel tanımların, özellikle ekonomik istikrara sahip olmayan ülkelerde açığın etkilerini tam olarak yansıtmadığı düşüncesi ile oluşturulmuş bir kavramdır. Esas olarak bütçe açığının önemi, açığın ekonomideki toplam büyüklükler (toplam talep, toplam arz) üzerinde yarattığı etkiden kaynaklanmaktadır. Operasyonel bütçe açığı kavramı, toplam talep üzerinde etkili olan açığın, bütçe dönemi içerisinde ödenen faiz ödemelerinin reel kısmı olduğunu, nominal kısmın, toplam talep üzerinde etkili olmadığı varsayımından hareket eder. Bu çerçevede nominal faiz ödemleri, faiz ödemesini elde eden birimler tarafından dönem başındaki servetlerinin reel değerinin amortismanında (korunmasında) kullanılmakta ve aynı amaçla yeniden yatırıma tabi tutulmakta, dolayısıyla tüketim harcamalarına yönelmemekte ve toplam talep üzerinde bu anlamı ile etkili olmamaktadır. Dolayısıyla, talep artışı sadece reel faiz ödemelerinden kaynaklanmakta ve operasyonel bütçe açığı bu anlamı ile açığı ifade etmektedir.

Orta Vadeli Mali Plan: Orta vadeli program ile uyumlu olmak üzere Maliye Bakanlığınca hazırlanan, gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminleri ile hedeflenen açık ve borçlanma durumunu, kamu idarelerin ödenek tavanlarını gösteren plandır. YPK kararı eki olarak Resmi Gazetede yayımlanmaktadır.

Orta Vadeli Program: Kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik koşulların gerekleri doğrultusunda Mayıs ayı sonuna kadar DPT tarafından hazırlanan ve makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri kapsayan programdır.

Ortodoks İstikrar Programı: Uluslararası Para Fonu IMF’nin 1970’li yıllardan bu yana enflasyonla mücadele eden ülkelere tavsiye ettiği programlara genel olarak verilen addır. Ortodoks kelimesi burada klasikleşmiş, klişeleşmiş istikrar programları anlamında kullanılmaktadır. Bu programda IMF, ücretlerin dondurulmasını, program öncesi belirli bir oranda devalüasyon sonrası yavaşlatılmış kur politikasını tavsiye eder ve tüketimi kısarak enflasyonun kontrol altında tutulmasını önerir. Bu klasik program bir çok uygulayıcı ülkede başarıya ulaşamamış, hatta enflasyonun daha da hızlanmasına neden olmuştur.

Otomatik Stabilizatörler: Yöneticilerin kullanabileceği temel maliye politikalarının otomatik olarak işleyenlerine verilen addır. Vergiler, devletin mal ve hizmet alımları ve devletin transfer harcamaları en önemlilerindendir.

Otonom Tüketim: Tüketim harcamaları milli gelire bağlıdır. Oysa bir kısım tüketim harcamaları milli gelirle ilgili değildir. Gelir sıfır olsa bile sabit bir harcama yapılır. Bunlar daha önce yapılan tasarrufların tüketime yönlendirilmeleridir. Bunlara otonom harcamalar denir.

Otonom Yatırımlar: İçinde bulunulan ekonomik yatırımlardan bağımsız olarak gerçekleşen yatırımlardır. Otonom yatırımlar arasında yeni ürünlerin ve yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi amacıyla yapılan yatırımlar yer almaktadır. Öte yandan sosyolojik, psikolojik ve politik koşullarca uyarılan yatırımlar da otonom yatırımlar arasında yer almaktadır.

Ödeme: (1050) Tahakkuk eden Devlet giderlerinin, sayman tarafından gerekli inceleme yapılarak, hak sahiplerine ödenmesidir.

Ödeme Emri: (1050) Hizmet yerlerindeki (ikinci derece) ita amirlerine “Bütçenin ……….tertibinden, ………. hizmetleri (iş ve maksatları) için ……….lira harcama yetkisi verilmiştir.” anlamında düzenlenmiş form belgedir.

Ödeme Emri: (5018) Giderin gerçekleştirilebilmesi amacıyla düzenlenen; tertip, hesap kodu, hak sahibi hakkında bilgiler ve harcama yetkilisinin onayını taşıyan belgedir.

Ödenek: Bir taahhüt veya para olmayıp, verilen harcama yetkisini gösteren bir ölçüdür. Anayasanın 163’ncü maddesinde, bütçe ile verilen ödeneğin, harcanabilecek miktarın sınırını gösterdiği ifade edilmiştir.

Ödenek Aktarması: Bütçe, bir tahminler bütünüdür. Uygulamada, gerek makro ekonomik tahminler, gerekse kurumun hizmet ihtiyaçlarına yönelik tahminler yıl içinde ortaya çıkan çeşitli sebeplerle gerçekleşmeyebilir. Bunun sonucunda toplam olarak ödenekler yeterli olsa bile, hizmetin gerektirdiği ödenek ihtiyacı ilgili bütçe tertibinde yer alan ödenekten fazla olabileceği gibi noksan da olabilir. İşte bu durumlarda, tasarrufu mümkün bütçe tertiplerinden veya Maliye Bakanlığı bütçesinde bulunan “Yedek Ödenekler”den, noksanlık duyulan bütçe tertiplerine ödeneğin kaydırılması işlemine aktarma denilmektedir. Böylece, kanun koyucu bütçenin büyüklüğü ve denkliği bozulmadan bu tür ödenek yetersizliklerini diğer bir ifadeyle tahminlerde meydana gelen yanılgıları ve sapmaları gidermek için aktarma yapılmasına imkan sağlamaktadır. (Bkz. Aktarma)

Ödenek Devri: Akreditif, taahhüt artığı veya özel ödenek nedeniyle oluşan ve harcanmayan kısmının ertesi yıla devredeceği ilgili kanunlarla hüküm altına alınmış olan her türlü ödeneğin, bütçe ile ilişkisinin kurulması ve kullanımına imkan sağlanması amacıyla mevcut veya yeni açılan bir tertibe eklenmesi işlemidir. Genel kurala göre; bir sene bütçesiyle verilen ödenekler ancak o sene zarfında ifa edilen iş ve hizmetlerin karşılığıdır. Senesi içinde yerine getirilemeyen hizmetlere ait ödenekler sene sonunda kesin hesapla iptal olunur. Ödenek devri bu kuralın istisnalarından kaynaklanmaktadır.

Ödenek Eklemesi: İlgili kanunları gereğince, bütçede mevcut veya yeni açılan bir tertibe belli bir (gelir karşılığı veya) gelir karşılığı olmaksızın ödenek ilave edilmesini ifade eder. Ödenek eklemesi; gelirli ve gelirsiz ödenek eklemesi olmak üzere ikiye ayrılmakla birlikte uygulamada daha çok gelirsiz ödenek eklemesi anlamında kullanılır.

Ödenek Gönderme Belgesi: Kamu idarelerinin merkez teşkilatı harcama yetkililerinin merkez dışı birimlere ihtiyaçlarında kullanılmak üzere ödenek göndermek amacıyla düzenledikleri belge.

Ödeneklerde Kesinti : Gelir tahsilatı, ödemeler dengesi ve genel ekonomik koşullar göz önünde tutularak ödeneklerin her yıl bütçe kanunlarında gösterilen oranlara kadarki kısmını kullandırmamaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınabileceği gibi bütçe kanunlarına konan bir hükümle de kesinti yapılabilmektedir. Uygulamada daha ziyade bütçe kanunları ile yapılan kesintilere rastlanmaktadır. Hükümetin tasarı haline getirip meclise sunduğu bir bütçede kendi uygun görüşü ile kesinti yaptırması ilk görüşte anlamsız gelmektedir. Ama kesintinin amacının, Plan ve Bütçe Komisyonunda verilen ve kabul edilen gider artırıcı önergelerin getirmiş olduğu yükü karşılama amacına yönelik olarak yapılan bir politika olduğu unutulmamalıdır.

Ödeneklerin Yerinde Kullanılması : Ödeneklerin kullanımında göz önünde bulundurulması gereken en önemli husus ödeneklerin tefrik edilme amacıdır. Terim, bir yandan ödeneklerin birimler arasında dengeli biçimde dağıtılması, bir yandan da belli bir harcama kalemine ait ödeneklerin alternatif kullanım yerleri arasında işin gereğine uygun olarak harcanmasını ifade etmektedir.

Ödeneklerin Zamanında Kullanılması : Belli bir giderin süresinden önce ya da gecikmeli olarak yapılmamasıdır.

Ödenek Verilen Harcama Yetkilisi: Ödenek Gönderme Belgesiyle kendisine ödenek tahsis edilen kişi.

Ödenmemiş Sermaye: Ticaret ortaklıklarında, ortaklar tarafından işletmeye konması taahhüt edilen nakit sermayeden ortaklığa henüz ödenmemiş olan kısmını ifade eder.

Ödenmiş Sermaye: Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.

Önceden İzin Alma İlkesi: Bu ilke, bütçenin ait olduğu mali yıla girmeden önce mecliste kabul ve tasdik edilmesini gerektirir.

Ön Ödeme: Harcama yetkilisinin uygun görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması kaydıyla; ilgili kanunlarda öngörülen haller ile gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi giderler ve her yıl merkezî yönetim bütçe kanununda belirlenecek tutarların altında kalan giderler için avans vermek veya kredi açmak suretiyle yapılan ödemedir.

Örtülü Ödenek: Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin millî güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir.

Özel Bütçe: (1050)Yerel gelir ve giderleri kapsayanbütçelere özel bütçe denir. Belediyeler, il özel idareleri ve köylerin bütçeleri özel bütçelerdir.

Özel Bütçe : (5018) Bir bakanlığa bağlı veya ilgili olarak belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan, gelir tahsis edilen, bu gelirlerden harcama yapma yetkisi verilen, kuruluş ve çalışma esasları özel kanunla düzenlenen ve 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesi.

Özel Gelir: Genel bütçe kapsamındaki idarelerin kamu görevi ve hizmeti dışında ilgili kanunlarında belirtilen faaliyetlerinden ve fiyatlandırılabilir nitelikteki mal ve hizmet teslimlerinden sağlanan ve genel bütçede gösterilen gelirleridir.

Özel Ödenek: Belli gelirlerin, belli hizmet ve amaçlar için tahsisi amacıyla sonradan bütçeye ilave ve kaydedilen ödeneklerdir. Bu ödeneklerin harcanmayan kısımları ertesi mali yıla devredilmektedir. Ademi tahsis ve dönemsellik ilkelerinin istisnasını teşkil etmektedirler. K onsolide bütçenin bir yandan (A) cetveli diğer yandan (B) cetveli aynı miktarda artmakta olup, bütçe dengesini bozmamakta ve bütçe açığını artırmamaktadır. İlgili kanununda hüküm olması halinde özel ödeneklerden kullanılmayan kısımlar ertesi yıla devrettiğinden ödeneklerin yıllık olduğu ve ertesi yıla devredilemeyeceğine ilişkin kurala da aykırılık teşkil etmektedir. Özel ödenek uygulamasına dayanak teşkil eden çeşitli yasal düzenlemeler vardır.

Özel Ödeneklerin Devri : . Bütçeye özel gelir ve özel ödenek kaydedilen şartlı bağış ve yardımlardan yıl sonunda harcanamayan tutarlar yine aynı madde hükmüne göre, ertesi yıllarda açılacak özel bir bölüme devredilir ve harcanır. Bunun dışında, gerek bütçe kanunlarında yer alan hükümlere göre, gerekse özel kanunlarında yer alan hükümlere göre özel gelir ve özel ödenek kaydedilen tutarlardan yılı içinde harcanamayan tutarlar da kanunlarında hüküm olması kaydıyla ertesi yıla devren gelir ve devren özel ödenek kaydedilmektedir. Özel ödenek devirlerinde, işlemin ödenek ayağı ile birlikte gelir ayağı da olduğu için kurum bütçesinin ödenekleri ve konsolide bütçe ödeneği artmakla birlikte bütçe açığı değişmemektedir. Ödeneklerin ertesi yıla devredilmesi uygulaması bütçenin yıllık olması ilkesinin istisnasını teşkil etmektedir.

Özel Ödeneklerin İptali : Özel ödenek kaydı yapılan tutarlardan yılı içinde harcanamayan tutarların devredilmesi esastır. Ancak, bu devir konusunda da zaman açısından bir sınır olması gerekiyor. Yani kullanılamayan ödenekler yıllar boyu devredilmemelidir. Bu gerekçeden hareketle bütçe kanunlarıyla bu husus düzenlenmektedir. Bunun dışında bütçe dengesinin sağlanması veya hizmetin ifasının lüzumunun kalmaması gibi nedenlerden dolayı Maliye Bakanına yetki verilmesi halinde de özel ödenekler iptal edilebilir.

Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senetleri: İlgili yıl bütçe kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde ihraç edilmiş olan ve karşılığında herhangi bir nakit girişi sağlanmayan Devlet iç borçlanma senetlerini ifade etmektedir.

Özerk Bütçe: Tüzel kişiliğe sahip Kamu Kurumlarının bütçeleri ile 233 sayılı KHK ile oluşturulan KİT’lerin bütçeleri özerk bütçe niteliğindedir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri esas olarak özel hukuka ve piyasa kurallarına göre mal ve hizmet üretimi ile uğraştıklarından, tam anlamıyla kamu bütçesi kapsamında değerlendirilmemekle birlikte; bunlar sermaye teşkili ve artırımları, olağan veya görevden doğan zararları ve gelir fazlaları dolaysıyla bütçe ile ilişkileri ve kamu dengesi içinde pay ve rolleri nedeniyle Kamu Tüzel Kişiliğine sahip bağımsız bütçeli kuruluşlardır. İdari ve mali özerklikleri ve belli kamu hizmetleri bakımından bazılarının taşıdığı önem ve özellik dolaysıyla bu tür bütçelere özerk bütçe denilmektedir. Bazı kaynaklarda, özerk bütçeli kuruluşlara “Bağımsız Bütçeli İdareler”de denilmektedir.

Para: Mal ve hizmetlerin değişim aracı. Ekonomide madeni, banknot para birimlerinin yanı sıra vadesiz mevduatlar ve kredi kartları da para unsurları içinde sayılır. Değişim aracı, değer ölçütü ve saklama işlevi vardır. Vadeli mevduat, devlet tahvili gibi değişim araçları da para benzeri olarak değerlendirilir.

Para Arzı: Para stoku anlamında da kullanılır. Belirli bir anda ekonomide dolanımda bulunan ve para olarak kullanılan araçların toplamıdır.

Para Piyasası: Kısa vadeli fon (kredi) arz ve talebinin karşılaştığı, genellikle merkez bankaları tarafından yönlendirilen piyasalardır.

Para Piyasası Nakit İşlemleri: Hazinenin kısa vadeli nakit ihtiyacını karşılamak üzere Devlet iç borçlanma senedi çıkarmaksızın yapılan azami otuz gün vadeli borçlanmalar ile kısa vadeli Hazine nakit fazlasını değerlendirmek üzere yapılan azami otuz gün süreli işlemleri ifade etmektedir.

Para Politikası: Bir ülke ekonomisindeki para arz hacmini değiştirmeye yönelik politikalar bütünüdür. Uygulama yöntemleri arasında; Merkez Bankası’nın senetleri nakde çevirdiği açık piyasa müdahalesi, banka işlemleri ve kredi tavanının değiştirilmesi sayılabilir.

P Cetveli: 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca alınacak Motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri gösteren cetvel.

Performans Denetimi: Yönetimin bütün kademelerini, bunların programlanmaları ve izlenmeleri aşamalarındaki tutumluluk, verimlilik ve etkinlik açısından kavrayan denetim.

Performans Esaslı Bütçeleme : Kamu kurum ve kuruluşlarının ana fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların yerine getirilmesi ile gerçekleştirilecek amaç ve hedefleri belirleyen ve kaynakların bu amaç ve hedefler doğrultusunda tahsisini ve kullanılmasını sağlayan, performans ölçümü yaparak ulaşılmak istenilen hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığını değerlendiren bir bütçeleme tekniğidir. Performans esaslı bütçelemenin unsurları, stratejik planlama, performans planı, kaynak ihtiyaç planı ve faaliyet raporudur.

Performans Göstergesi : Çıktı veya sonuca ilişkin hedeflere ne derece ulaşıldığının değerlendirilmesi için kullanılan belirli bir değerdir.

Performans Hedefi : Kurumların, stratejik amaçları çerçevesinde, stratejik hedeflerine ulaşmak için bir yılda gerçekleştirmeyi amaçladıkları performans seviyelerini içeren hedeflerdir.

Performans Planı : Bir kurumun gelecek bir yıl için hazırladığı ve faaliyetlerinin belirlenen performans göstergeleri çerçevesinde ulaşmayı hedeflediği performans seviyelerini, bu seviyelere ulaşabilmek için ne kadar kaynak ihtiyacı olduğunu belirleyen ve bütçe ile program sonuçları arasında bağlantı oluşturan plandır.

Personel Giderleri: Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere bordroya dayalı olarak yapılan ödemelerdir.

Piyasa Yapıcılığı: Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerinde ve söz konusu senetlerin ikincil piyasa işlemlerinde etkinliğin artırılması amacıyla önceden belirlenen kriterlere göre seçilmiş bankalara Hazine Müsteşarlığı tarafından bazı hak ve görevler verilmesini içeren sistemi ifade etmektedir.

Piyasa Yapıcısı: Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerinde ve söz konusu senetlerin ikincil piyasa işlemlerinde etkinliğin artırılması amacıyla önceden belirlenen kriterlere göre seçilmiş banka.

Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi: Kamu hizmetlerinin çıktı esasına göre değerlendirilecek nitelikte olması gerektiği hususundaki görüşler ağırlık kazandıktan sonra teoride ve uygulamada Performans Bütçe Programlama-Bütçe giderek Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi (PPBS) şeklinde geliştirilmiştir. PPBS, aslında bütçeyi oluşturmanın bir şekli, bütçe dokümanının belirli bir tipidir. Ancak uygulanması, kamu faaliyetlerinin uzun süreli planlarının yapılması, bunların birleştirilmesi ve yıllık bütçeler ile belirli faaliyetlerin programlanmasına dayanmaktadır. Program bütçe sistemi, kamu kesimine tahsis edilen kaynakların kamu hizmetine dağılırken alınacak kararlara yardımcı olmak ve bu kararların en iyi şekilde alınmasını sağlamak için oluşturulmuş bir sistemdir.

Planlı Ekonomi: Kaynakların kullanımının Devlet tarafından tespit edildiği ve denetlendiği ekonomidir. Planlı ekonomilerde üretim, yatırım ve dağıtım kararlarının tamamı veya büyük bir kısmı merkezi yönetimce alınmaktadır.

Prodüktivite: Girdi çıktı ilişkisi olarak tanımlanır. (Prodüktivite = Çıktı / Girdi) Üretim faaliyetleri sonucu elde edilen ile bu faaliyet için konan miktarların birbirine oranıdır.

Program Bütçe Sistemi: ABD’de 1912 yılında “Tasarruf ve Prodüktivite” adlı komisyon; devlet bütçesinden ayrılacak ödeneklerin, devlet tarafından ifa edilecek fonksiyonlar göz önünde tutulmak şartıyla saptanmasını önermiş, 1950’li yıllarda aynı ülkede devlet harcamalarının nelerden ibaret olduğundan daha çok, niçin sorusu cevaplandırılmaya çalışılmıştı. Her iki sorunun da cevabı olan fonksiyonel sınıflandırma, yasama organına ve halka sadece yapılan kamu hizmetlerinin maliyeti hakkında bir bilgi edinmek ve kontrolde bulunmak imkanını vermez aynı zamanda devlet bütçesinin hükümet programı haline gelmesini sağlar ve hükümetin yaptığı hizmetler daha belirgin hale gelmektedir.

1968’li yıllarda ülkemizde uygulanmakta olan klasik bütçe sisteminin, devletin nihai amaçlarına önem vermeyip ödenekleri geleneklere bağlı olarak tahsis etmesi, etkinlikten çok kontrole yönelmesi, sadece yıllık faaliyetlere yer vermesi gibi olumsuzlukları ile yukarda sayılan çağdaş ülkelerdeki yaklaşımların bir araya gelmesi sonucunda oluşturulan ve 1973-2003 yılları arasında uygulanan bütçe sistemi program bütçedir.

Program bütçede plan-program-bütçe ilişkisi vardır. Planda uzun dönemde ve bir zaman süresi içinde gerçekleştirilecek amaçlar yer alır. Program belirli amaçlar yörüngesinde yer alan faaliyetleri içerir. Bütçe programlardan oluşur ve her bir program belirli program değerlendirmelerine tabi tutulur.

Kod yapısı; daire ve kurum kodları başlığında Program, Alt program, Ödenek Türü, Faaliyet/Proje, Harcama Kalemi şeklindedir.

Program Değerlendirmesi: Bir programın performansını ve performansının neden o seviyede olduğunun nedenlerini tayin edebilmek için bilginin sistematik olarak toplanması, analiz edilmesi ve raporlanmasıdır

Program Kredisi: Hazine Müsteşarlığı tarafından ülkenin makro ekonomik programları çerçevesinde, doğrudan veya Hazine garantisi altında, kamunun finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan finansman imkanı.

Programlanmış Hizmetlerin Zamanında Yerine Getirilmesi: Kamu hizmetlerinden bazılarının, yasalar ve diğer düzenleyici metinler tarafından belli zaman kesitleri içinde gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Tarımsal faaliyetler, her türlü eğitim faaliyetleri….gibi. Düzenleyici metinlerle zamanlanmış hizmetleri olduğu kadar, yıllık yatırım programlarında aşamaları belirtilmiş yatırımların süresinde tamamlanması gerekmektedir.

Proje Kredisi: Proje yıllık yatırım programlarında yer alan projeler, milli savunma projeleri ile yap-işlet-devret, yap-işlet, işletme hakkı devri ve benzeri finansman modelleri çerçevesinde gerçekleştirilen projeleri ifade etmekte olup, projelerin gerçekleşmesi için herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan finansman imkanına proje kredisi denilmektedir.

Pump-priming: Ekonominin durgunluk dönemlerinde bir anda fazla harcama yaparak ekonomide hızlandıran ve çarpan mekanizmalarına yeniden işlerlik kazandırarak ekonomideki durgunluğun giderilmesine yönelik politikadır.

Repo: Bir menkul kıymetin işlem başlangıç valöründe satılıp, bitiş valöründe geri alınmasını ifade eder.

Resesyon: Türkçe’ye durgunluk olarak çevirmek mümkündür. Ekonominin büyüme hızının, nüfus artış hızının altına inmesi ve dolayısıyla kişi başına milli gelirin sabit kalmasıdır. Yılın iki çeyreğinde büyüme hızının sıfıra yaklaşması halinde ABD’de resesyon teşhisi konulmaktadır. Avrupa’da ve ülkemizde ise üç çeyrek dönemde büyüme hızının yüzde -1 ile yüzde 2 arasında kalması durgunluk olarak tanımlanır.

Resim: Kamu kuruluşlarının belli bir işi yapmak üzere kişilere izin ve yetki vermeleri karşılığında alınan bedellere resim denilmektedir.

Resmi Rezervler: Merkez Bankasınca tutulan ülkenin sahip olduğu döviz, altın stoku ve IMF rezerv pozisyonu toplamıdır.

Revalüasyon: Bir ülke parasının diğer ülkelerinin paraları karşısında değer kazanması sürecidir.

Revize işlemi : Bloke ödeneklerin kullanımına izin veren veya ayrıntılı harcama programına bağlanmış ödeneklerin, yıl içindeki gelişmeler neticesinde programdan daha erken bir dönemde veya daha sonraki bir dönemde kullanımına imkan veren veya kullanılmamasını sağlayan işleme revize işlemi denilmektedir.

Rezerv Para: Uluslararası mali kuruluşlar ile hükümetlerin ellerinde bulundurdukları altın ve dövize verilen addır.

Risk Hesabı: 4749 sayılı Kanunun hükümleri çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde oluşturulan hesap.

Rüçhan Hakkı: Bedelli sermaye artırımlarına mevcut ortakların öncelikle katılma hakkıdır. Söz konusu hak hisse senedine bağlı yeni pay alma kuponları karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın yapılır.

Sabit Döviz: Belirli bir ülkenin ulusal parasının, belli bir parite üzerinden konvertibl bir dövize bağlanarak değerinin ayarlanmasıdır.

Sağlık Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. B ireysel ve toplumsal sağlık hizmetleri ve yaygın sağlık eğitimi hizmetleri sağlık hizmetleri fonksiyonunun kapsamda yer almaktadır.

Satın Alma Gücü Paritesi: Ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılaşmasını ortadan kaldıran para birimi dönüştürme oranıdır. Eldeki toplu bir para parite oranı ile farklı bir para birimine dönüştürüldüğünde, tüm ülkelerde aynı sepetteki mal ve hizmetler satın alınabilir. SGP ülkeler arasındaki fiyat farklılıklarını yok ederek, ulusal para birimlerini birbirlerini dönüştüren orandır.

Savunma Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamında a skeri ve sivil savunma idaresi ile dış askeri yardımlar bulunmaktadır. Askeri hastaneler ve okullar kapsam dışındadır.

Sayman: (1050)Gelirleri toplama, nakit ve malları saklama, giderleri hak sahiplerine ödeme ve teslim ve bu işlerle ilgili her türlü göndermeler ile bunlara bağlı bütün nakit ve mal işlemlerini yapan ve Sayıştay’a yönetim dönemi hesabı verenlere sayman denir.

Bu çerçevede sayman:

1) -Nakit Saymanları

a-Gelir saymanları

b-Gider saymanları

2) -Mal Saymanları

Saymanlık Müdürlükleri: B ulundukları yerde bölge müdürlüğü ve baş müdürlük şeklinde örgütlenmiş olan daireler ile askeri birimlerin ve diğer dairelerin saymanlık hizmetlerini yerine getiren Maliye Bakanlığı görevlilerdir.

Sayman Mutemedi: (1050)Veznedar, tahsil memuru, tahsildar, ambar memuru, tevzi memuru, konsolos, kançılar gibi unvanlarla sayman adına ve hesabına geçici olarak değerleri almaya ve sarf etmeye mezun olan memurlara sayman mutemedi denir.

Serbest Bırakma (Kadro): Kadro ihdasını gerektiren gerekçelerin mevcut olması ve bu ihtiyacın kadro değişikliği yoluyla sağlanamaması halinde serbest bırakma işlemi yapılır. Serbest bırakma işlemi bakanlar kurulu kararı ile yılda bir kez yapılır.

Serbest Bırakma İşlemi: Ayrıntılı harcama programına bağlanmayan ödeneklerin, ihtiyaca uygun olarak kullanılabilir duruma getirilmesi işlemini ifade eder.

Serbest Dalgalanma : Serbest dalgalanan kur sisteminde ülke parasının değeri piyasa tarafından belirlenmektedir. Döviz piyasasına yapılan müdahaleler, kurların istenilen düzeyde oluşmasını sağlamak yerine, bu piyasadaki gereksiz dalgalanmaları önlemek ve değişimleri daha ılımlı hale getirmek için yapılmaktadır. Bu sistemde para politikası, daha etkin hale gelmekte ve ülkenin tutması gereken uluslararası rezerv miktarı azalmaktadır. Serbest dalgalanan döviz kuru sisteminden kaynaklanan olumsuzluk ise, dış ekonomik ilişkilerde belirsizlikleri ve riskleri artırması nedeniyle kaynak dağılımını olumsuz etkilemesidir.

Serbest Döviz: Konvertibl ulusal para. Yurtiçinde başka ulusal paralara tahvili serbest olup, yurtdışına transferlerine çeşitli sınırlar konmuş olabilir.

Serbest Kadro: Kurumun tutulu olmayan kadrosunu ifade eder. Serbest kadro dolu veya boş olabilir.

Sermaye: Üretimde kullanılan ve kendileri de üretilmiş olan mallardır.

Sermaye Artırımı: Bir şirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak şirket sermayesinin arttırılmasıdır.

Sermaye Giderleri: Bütçe kanunları ile belirlenmiş asgari değeri aşan ve normal ömrü bir yıl veya daha uzun olan mal ve hizmet alımlarıdır.Sermaye giderleri Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.

Sermaye Harcaması : Sabit sermaye edinimleri, gayri menkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ödemeleri ve alıcıların bu tür aktifleri elde etmelerine izin vermek, alıcıların sermaye kıymetlerindeki zarar ya da kayıplarını tazmin etmek ya da alıcıların mali sermayesini artırmak amacı dahilinde yapılan karşılıksız ödemeleri kapsar. Askeri amaçlar dışında üretim amaçlarıyla kullanılacak olan yeni ya da mevcut dayanıklı malların piyasadan satın alınması ya da devlet dahilinde üretilmesi için yapılan ödemeler sabit sermaye varlıklarının edinimi kapsamında yer alırlar. Sermaye harcaması sadece normal ömrü bir yıldan fazla olan ve hem de her yıl bütçe kanunlarıyla belirlenecek asgari değerden fazla olan mal ve hizmetler için yapılan harcamaları içerir. Sermaye harcaması; sermaye giderleri ve sermaye transferi olarak ikiye ayrılır.

Sermaye Malları: Üretim aşamasında kullanılan tüm araç gereç, mal ve tesisler sermaye malları kapsamındadır. Toprak ve nakit para fonları sermaye malı olarak kabul edilemez.

Sermaye Piyasası: Genellikle uzun vadeli fon ihtiyaçlarının karşılandığı ve hazine tarafından kontrol edilen piyasadır.

Sermaye Stoku: Belli bir dönemde bir firmanın, bir endüstrinin veya bir ekonominin sahip olduğu toplam fiziki sermayedir.

Sermaye Transferleri: : Bütçe dışına, sermaye birikimi amaçlayan veya sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.

Seyyar Görev Tazminatı: Asli görevleri gereği memuriyet mahalli dışında ve belirli bir görev bölgesi içinde fiilen gezici olarak görev yapan memur ve hizmetlilerden Maliye Bakanlığınca görev unvanları ile iş ve çalışma özellikleri uygun görülenlere; bu Bakanlıkça vize edilen cetvellere dayanılarak fiilen gezici görev yaptıkları günler için almakta oldukları aylık/kadro derecelerine göre müstehak oldukları yurtiçi gündeliklerinin üçte biri oranında ödenen günlük tazminat.

Sosyal Güvenlik Kurumları: 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu kurumlarıdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu Bütçesi : Sosyal güvenlik hizmeti sunmak üzere, kanunla kurulan ve 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesi.

Sosyal Güvenlik Kurumuna Devlet Primi Giderleri: Devletin işveren sıfatıyla ödediği sosyal güvenlik katkı paylarının gider kaydedildiği ekonomik sınıflandırma grubudur.

Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Genel olarak sosyal güvenlik hizmetleri ile sosyal yardım programları bu fonksiyon kapsamında yer almaktadır.

Stagflasyon: Durgunluk içinde enflasyon olarak tanımlanır. Normalde ekonomi durgunluğa girdiğinde fiyat artışlarının hız kesmesi ve enflasyonun gerilemesi gerekir. Ancak bazen, örneğin bir devalüasyon sonrasında, maliyetlerin artması nedeniyle ekonomi durgunluğa girerken enflasyonun yükseldiği görülebilir.

Stand-By Düzenlemeleri: Dış ödeme güçlükleri içindeki IMF üyesi ülkelere, IMF kaynaklarını, uygulanacak istikrar programlarına bağlı olarak ve belirlenmiş bir takvime göre aktarmak amacıyla IMF ile üye ülkeler arasında imzalanan sözleşmedir.

IMF ile Stand-by düzenlemesine gidilmesi şöyle gerçekleşmektedir.

Kredi talep eden ülke önce IMF’ye bir niyet mektubu hazırlayıp verir. Bu belgede borçlandığı süre boyunca izleyeceği iktisat politikalarını ve alacağı istikrar önlemlerini açıklar. Mektupta yer alan bu politika ve önlemler IMF yönetimince yerinde bulunulursa, IMF tarafından açılacak krediler bir takvime dökülür. Bu kredilerin sırasıyla serbest bırakılması bir gün niyet mektubunda taahhüt edilen önlemlerin tam ve kesintisiz olarak uygulanmasına bağlıdır.

Strateji: Kurumun faaliyetleri kapsamında temel amaçları belirleyen, bu amaçlar doğrultusunda farklı yönetim tercihleri oluşturan, uygun ortamlarda kurumun en iyi duruma geçmesini sağlayacak tercihleri uygulamaya koyacak kararlardan oluşan bir süreçtir. Strateji, bir kurumun amaçları doğrultusunda fırsatçı hareket etmesine de imkan tanır. Kurumların varlıklarını devam ettirmesi ve rekabette kalıcı üstünlük sağlaması, stratejik hareket etmeleri ve kurum stratejilerinin sürekli yenilenerek yeniden ortaya konulmasıyla mümkündür.

Stratejik Amaç : Stratejik amaçlar,bir kurumunbelirli bir süre itibariyle misyonunu nasıl yerine getireceğini ifade eden amaçlardır. Stratejik amaçlar, sonuca yönelmiş ve orta vadeli amaçlardır. Amacın yapılıp yapılmadığının ileride değerlendirilebileceği şekilde oluşturulmalıdır.

Stratejik Hedef : Stratejik amaçtan daha spesifik olarak aynı işlevi görür. Stratejik hedefler, stratejik amaçların yerine getirilebilmesi için ulaşılması gereken hedeflerdir. Genellikle bir stratejik amacın birkaç tane stratejik hedefi olur.

Stratejik Plan: Kamu idarelerinin orta ve uzun vadeli amaçlarını, temel ilke ve politikalarını, hedef ve önceliklerini, performans ölçütlerini, bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımlarını içeren plandır. Kuruluşun misyonunu, vizyonunu içeren, amaçlarını, hedeflerini sonuç odaklı bir şekilde ifade eden ve bunlara ulaşmayı mümkün kılacak yöntemleri kapsayan uzun vadeli plandır.

Stratejik Yönetim: Kurumların genel yönetim sürecini kapsayan ve üst yönetim kademelerinin öne çıktığı özel bir yönetim biçimidir. Kurumun dış çevresiyle ilgili teşhis ve çözümlemeler dikkate alınarak faaliyetlerinin düzenlenmesi, kurum amaçlarına ulaşmak için faaliyetlerin planlanması, koordinasyon ve uygulanmaya konulması ve kontrol edilmesi sürecidir.

Sübjektif Doğruluk (Samimilik) İlkesi : Bütçeyi hazırlamakla görevli organların (genel olarak Maliye Bakanı’nın) davranışlarında aranan dürüstlük ve samimiyet sübjektif doğruluk ilkesinin içeriğidir.

Sübvansiyon: Devlet tarafından çeşitli sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek için kişilere veya kurumlara yapılan para, mal ya da hizmet yardımları sübvansiyon kavramı ile ifade edilir. Sübvansiyon dolaylı ve dolaysız yollarla gerçekleştirilir.

Swap: Faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek amacıyla geliştirilmiş işlemdir.

Şartlı Bağış ve Yardımlar: Gelir bütçesinde özel bir bölüme konulup, şart kılındığı hizmetin gider bütçesinde ödeneği varsa bu ödeneğe eklenerek, yoksa ayrı bir bölüme kaydolunarak şart kılınan yere harcanmak üzere yapılan bağış ve yardımlardır. Şartlı bağış ve yardımlar; şart kılındığı hizmetin gerçekleşmesini sağlayamayacak kadar az ise, şart kılındığı hizmet gerçekleşmiş ve bir fazlalık söz konusu ise veya üst üste bütçe kanununda belirtilen süre kadar devir etmiş ise bütçeye gelir kaydedilir.

Taahhüt: Devlet adına bir giderin yapılması için ita amirince karar verilmesidir. Taahhüt aşaması, ita amiri onay belgesinin (harcama talimatının) hazırlanması ve izninin alınmasıyla başlar.

Taahhüt Artıklarının Devri: Yıllık sözleşmeler ile yıllara sari sözleşmelerin bitim tarihlerinde, henüz bir kısım hizmet yerine getirilememiş ve idarece verilen ek süre de ertesi yıla taşmış ise, yıl sonunda harcanamamış olan taahhüt artığı tutarları ertesi yıla devredilir. Taahhüt artıkları yeni mali yıla devredilmekle birlikte ödenekleri kesin hesapta iptal edilecek ve yeni mali yılda devreden taahhüt artığı kadar ödenek ilgili kuruluş bütçesinde açılacak özel bir tertibe ödenek kaydedilecektir. Yurt içinde ve yurt dışında bağıtlanan sözleşmeler olduğu ve bu hükmün sadece sözleşmelerin bitim yıllarında uygulanabileceği, ayrıca, bağıtlanan sözleşme gereğince bir kısım işin yapılmış ve parasının ödenmiş olması hususlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Yıl içinde hiçbir iş yapılmadan, yer teslimi yapılamaması, vizelerin gecikmesi gibi nedenlerle süre uzatımı verilerek bir sonraki yıla sarkan işler için bu hükmün uygulanması mümkün bulunmamaktadır.

Tahakkuk: İşin yapılması, malın alınması, hizmetin gördürülmesi dolaysıyla Devlet adına doğan borcun miktarının ve ödenme gereğinin tespiti ile borcun kabulü işlemine giderin tahakkuku denir.

Tahakkuk Memurları: (1050) Kanun ve tüzüklere uygun olarak Devlet gelirlerini gerçekleştirip tahsil edilebilir duruma getirenlere gelir tahakkuk memuru ve Devlet giderlerini mevzuata uygun biçimde gerçekleştirenlere de gider tahakkuk memuru denir.

Tahvil: Anonim şirketlerin kaynak bulmak amacıyla ticaret ya da sermaye piyasası kanunlarına göre, itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senedidir.

Takas: Devlet borcuna ilişkin nakit akışlarının, taraflardan birisi Hazine Müsteşarlığı olmak kaydıyla, iki taraf arasında doğrudan veya dolaylı olarak değişimine imkan tanıyan finansal araç.

Tamamlayıcı Ödenek (Mütemmim ödenek): Mevzuatın öngördüğü haller dışında, ödenekten fazla yapılan harcamanın, yasama organınca yerinde görülerek kesin hesap kanunu ile onaylanması şeklinde verilen ödeneğe tamamlayıcı ödenek denilmektedir. Ödenek aşımları, kesin hesap kanun tasarısına konulmakta ve TBMM’nin onayına sunulmakta ve Meclis tarafından kabul edilen bu ödeneğe tamamlayıcı ödenek denilmektedir. TBMM, kesin hesabı görüşürken bu hususları da dikkate alır. Ödenekten fazla yapılan harcama, yasama organınca yerinde görülürse, tamamlayıcı ödenek verilir. Tamamlayıcı ödenek başlangıç ödeneği mahiyetinde olup; ilgililerin bu konudaki sorumluluğunun kalkması anlamını taşır. Buna göre, tamamlayıcı ödenek TBMM’ce (bütçe kanunu ile olmasa da) kesin hesap kanunu ile verilmiş bir ödenek mahiyetindedir. Tamamlayıcı ödeneğin kanuni bir dayanağı bulunmamakla beraber, uygulamanın getirmiş olduğu bir zorunluluk olarak kabul edilebilir.

Taslak Performans Planı : Maliye Bakanlığında yetkililer ve kurum arasında yapılan görüşmeler sonucunda karara bağlanacak olan performans planı.

T Cetveli: Kurumların sahip oldukları taşıtlar ve yılında Taşıt Kanunu uyarınca satın alacakları taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmetlerde kullanılacağı ve azami satın alma bedellerinin gösterildiği cetvel.

TEFE: Toptan eşya fiyat endeksi. Ülke ekonomisinde üretim faaliyetleri içinde yer alan maddelerin fiyatlarında aydan aya ortaya çıkan değişimleri ölçmekte kullanılan endekstir.

Tek Hazine Hesabı: Gelir ve giderin zaman ve mekan itibariyle uyumlandırılması amacıyla yapılan çalışmalara denir.

Telafi Edici Bütçe Kuramı: Harcamalar ve gelirler arasındaki bağ devam etmekle beraber geniş çapta ekonomik dengenin gerçekleştirilmesi için uğraşılan bütçeleme anlayışı.

Tel Emri : Değişik amaçlar için tel emri oluşturulmakla birlikte bütçe açısından tel emri genellikle harcamaya izin vermek için kullanılmaktadır. Mali yıl başında ödeneklere ilişkin harcama programı vizeleri hemen yapılamadığından bu işlem gerçekleştirilinceye kadar geçecek sürede bazı önemli ve acil işlerin aksamaması ve ödemelerin geciktirilmemesi için Tel Emri ile belirtilen giderler için kurumlara, yılı bütçesinin ilgili tertiplerinde yer alan ödeneklerin belirlenecek azami oranlarına kadar olan tutarları belirtilen ay için ödeme emri beklemeksizin kullanmaya yetki verilmektedir. Daha sonra hazırlanan ve vize edilen ayrıntılı harcama programlarında bu Tel Emri ile izin verilen giderler ve tutarlar göz önünde bulundurulmakta ve buna ilişkin yapılan giderler ayrıntılı harcama programından mahsup edilmektedir.

Teklif Performans Planı : Kurumların hazırlayıp, Temmuz ayının sonuna kadar Maliye Bakanlığına sunacakları performans planı.

Temettü(kar payı): Ortakların dönem içinde elde ettikleri kardan mevcut ortakların pay alma hakkıdır.

Teminat Mektupları: Alıcı ile satıcı arasındaki güvenin sağlanması için bir banka aracılığına ihtiyaç duyulur. Bankalar borçluya kefil olarak bu güveni sağlar.

Tertip: Program Bütçe Sınıflandırmasında hizmet veya harcamanın yapılacağı program, altprogram, ödenek türü, faaliyet-proje ve harcama kalemi bileşimini, Analitik Bütçe Sınıflandırmasında Kurumsal, Fonksiyonel, Finansman Tipi sınıflandırmalar ile Ekonomik sınıflandırmanın ilk iki düzeyini ifade etmektedir.

Ticaret Odaları: İş hayatının resmi makamlara karşı kolektif mesleki temsil organlarıdır.

Toplam Cari Giderler: Personel giderleri, sosyal güvenlik kurumuna Devlet primi giderleri, mal ve hizmet alımı ve faiz giderleri toplam cari gideri oluştururlar. Toplam cari giderleri, cari gider olarak anmak ta mümkündür.

Toplam Kamu Kesimi Açığı: Konsolide Bütçe Açığı + KİT’lerin Finansman Açıkları + Bütçe Dışı Fonların Finansman Açıkları + Mahalli İdarelerin Finansman Açıkları + Sosyal Güv. Kur. Finansman Açıkları + Dön. Ser. Kur. Finansman Açıkları toplamı kamu kesimi toplam açığını vermektedir.

Transferi Mümkün Olmayan Konsolosluk Gelirleri : Konsolosluklar bulundukları ülkelerde bir takım gelir getirici faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Eğer konsolosluğun bulunduğu ülkenin ulusal para birimi uluslar arası geçerliliği olmayan bir para ise yani konvertibl değil ise bu paraları Türkiye’ye transfer etmek anlamsızdır. Konvertibl olmayan konsolosluk gelirlerinden transferi mümkün olmayan ve yıl sonu itibarıyla kullanılmayan miktarlar, Dışişleri Bakanlığı bütçesinde açılacak özel bir tertibe, bu Bakanlığın gerekli gördüğü mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere, yılı bütçesine ödenek ve gerektiğinde gelir kaydedilir. Böylece elde edilen gelir hem bütçe ile ilişkilendirilmiş olur hem de aynı konsolosluğun ihtiyaçlarında kullanılması yolu açılmış olur.

Tutulu Kadro: Serbest bırakma işlemi yapılmadıkça kullanılamayan kadroyu ifade eder. Kamu kurumlarının uzun vadeli kadro gereksiniminin sağlanabilmesini teminen ihdas edilmektedir.

TÜFE: Tüketici fiyatları endeksi. Belli bir dönem içinde belirli bir kitle tarafından satın alınan mal ve hizmetlerle belirlenen bir sepetin fiyat değişikliklerini zaman içinde ölçen endekstir.

Tüketime Yönelik Mal Ve Malzeme Alımları: Analitik Bütçe Sınıflandırmasında Ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyinde bulunan kod gruplarındandır. Üretim sürecinde kullanılmadan doğrudan tüketime yönelik olarak kullanılan nihai mal ve hizmetlerdir.

Türev Ürün: Devlet borcunun etkin bir şekilde idare edilebilmesi ve risk yönetimi amacıyla yurt içi veya uluslararası sermaye piyasalarında kullanılan her türlü finansal araca verilen isimdir.

Ücret: Bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağı kapsar.

III sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların yer aldığı cetvel.

Üretime Yönelik Mal Ve Malzeme Alımları: Doğrudan tüketime yönelik olmayıp, nihai mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılarak bu süreç sonrasında kısmen veya tamamen nitelik değiştirecek olan hammaddeler, ara mallar ve malzemeler ile üretimde kullanılan enerji bedelleri gibi giderler.

Üst Yönetici : Bakanlıklarda müsteşar, Millî Savunma Bakanlığında Bakan, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.

Vergi: Anayasanın 73. maddesinde yer alan hüküm gereğince, kamu giderlerini karşılamak amacıyla kanunla konulan ve yine kanunla değiştirilip, kaldırılabilen ve herkesin mali gücüne göre alınan gelir kaynakları.

Verimlilik: Mali beşeri ve maddi kaynakların belli miktarda kaynakla çıktıları azami dereceye çıkaracak ya da belli kalite ve miktarda çıktı için girdileri en aza indirecek şekilde kullanımı.

Vizyon: Bir Kuruluşun geleceğini sembolize eder. Kuruluşun uzun vadede neler yapmak istediğinin güçlü bir anlatımıdır.

Yatırım: Belli bir getiri sağlamak amacıyla, belirli vadelerde birikimlerin yatırım araçlarına bağlanmasıdır. Yatırımcı yaptığı yatırımın maliyetini üstlenir. Bu onun riskidir. Eğer yatırımcı kendi öz fonlarını kullanarak yatırım yapıyorsa, en azından bu fonların maliyetini karşılaması gerekir. Yatırımcı, elindeki bu fonlarla tahvil alış satışı veya vadeli mevduat ile faiz geliri de sağlayabilir. Faiz hadleri, gelir seviyesi, borçlanabilme imkanları ve yatırımcının sahip olduğu risk anlayışı, yatırımı etkileyen unsurlardandır.

Yatırım Bütçesi: Devlet yatırımlarının sürekli artması ve önem göstermesi, ayrı bir bütçe sisteminin gelişmesine neden olmuştur. Çift bütçe ile devlet harcamalarının maliyet ve özelliğine göre farklı analiz ve tetkik olanağı ortaya çıkar. Yatırım bütçesi ve bu bütçenin hazırlanma şekli uzun vadeli planlamayla ilgili olduğundan, kaynakların etkili bir biçimde geliştirilmesine yardımcı olduğu gibi bir yılı aşan harcamaların düzenlenmesine hizmet eder. Yatırım bütçesi devletin net değerlerindeki değişiklikleri göstermede kullanılabileceği gibi yatırımların toplanmasındaki seyri belirterek milli hasıladaki devletin yatırım unsurlarının tahmini için faydalı bilgiler sağlanmasına araç olur.

Yatırım Genelgesi: DPT tarafından her yıl Haziran ayında yayımlanan ve bütçesi hazırlanacak yıla ait yatırım ödenekleri hakkında uyulması gereken hususları içeren genelgedir. Ekinde Yatırım Programı Hazırlama Rehberi bulunmaktadır.

Yatırım Programı Hazırlama Rehberi: Bütçenin; Sermeye giderleri ile sermaye transferine ait ödenek teklifleri hususunda, kurumlara yol gösteren, referanslar veren, kriterler belirten ve raporlama örnekleri sunan dokümandır. DPT tarafından her yıl Haziran ayı içerisinde hazırlanmaktadır.

Yedek Ödenek: Merkezî yönetim bütçe kanununda belirtilen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan idarelerin bütçelerine aktarılmak üzere Maliye Bakanlığı bütçesine konulan ve genel bütçe ödeneklerinin yüzde ikisini geçmeyen ödenektir. Bütçe kanunlarında belirtilecek hizmet ve amaçlar için gerektiğinde genel ve katma bütçelere aktarma yapılmak üzere Maliye Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerinde yedek ödenek bulundurulabilir. Bu ödeneklerden aktarma yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir. Personel Giderleri Ödeneği, Yatırımları Hızlandırma Ödeneği, Kur Farklarını Karşılama Ödeneği, Yedek Ödenek, İlama Bağlı Borçları Karşılama Ödeneği, Özellikli Giderleri Karşılama Ödeneği örnek olarak sayılabilir.

Yeni Tertip, Harcama ve Gelir Kalemleri Açılması : Devlet hizmetlerinin gerektirdiği her türlü gider yılı bütçesine konulan ödeneklerle belli edilir. Bu itibarla, bütçe hazırlanırken öngörülmeyen birtakım faaliyetlerin ve hizmetlerin yıl içinde ortaya çıkması durumunda bütçede tertibi bulunmayan bu hizmet ve ihtiyaçlar için yılı içinde yeni tertipler açılması ve bu tertiplere gerekli ödeneklerin aktarılması veya eklenmesi gerekmektedir. Yeni tertipler açmaya, bütçe kanunlarıyla Maliye Bakanı yetkili kılınabilir. Buna yönelik yasal düzenlemeler her yıl bütçe kanunları ile yapılmaktadır.

Yıllık Ekonomik Rapor: Türkiye ve dünya ekonomisi hakkında bilgi vermek amacıyla Maliye Bakanlığınca hazırlanarak bütçe tasarısı ekinde Meclise sunulan rapordur. Raporda ülkemiz ekonomisi hakkındaki gelişmelere, milli gelir, üretim, işgücü, ve istihdam gibi hususlar ile devlet borçları, para, banka, ödemeler dengesi gibi konuları içermektedir.

Yıllık Olma İlkesi: Yürütme programı olarak bütçenin belirli zaman dilimleri için yapılması; uygulamanın yürütülmesi ve sonuçların izlenip denetlenebilmesi bakımından çok önemlidir. Bu yüzden hem hizmet programı tahmin edilebilir bir süre için planlanmalı, hem sonuçlar periyodik olarak alınıp ölçülebilmeli ve değerlendirilebilmelidir. Bu düşünce ile bütçeler, yıllık zaman dilimleri için hazırlanmakta ve uygulanmaktadır.

Yönetim: İnsanların işbirliği yapmasını ve onların belli bir amaca doğru yöneltilmesini sağlayan faaliyet ve çabaların tümüdür. Bu faaliyetler, planlama, organizasyon, yöneltme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarından oluşan karmaşık bir bütündür.

Yönetimde Strateji: Kurumun mevcut durumunu muhakeme etmenin, geleceği gerçekçi tahmin etmenin ve yönetimin iyileştirilmesinin en önemli unsurudur. Kısaca yönetimde strateji, kurumda gelişme, esneklik ve dinamiklik sağlayan en iyi yönetim araçlarından biridir.

Yönetim Dönemi : Mali yıl içerisinde görevliler açısından hizmetin yürütüldüğü, dolaysıyla sorumluluğun üstlenildiği zaman dilimini ifade eder. Yönetim dönemi mali yılla beraber yürür. Fakat, bu süre dilimi içersinde birden fazla kişi görev almış ve sorululuk yüklenmiş, dolaysıyla yönetim dönemi birkaç zaman kesitinden oluşmuş olabilir.

Yönetim Dönemi (Jestiyon) Yöntemi : Bütçe döneminin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntemde hesaplar bütçe yılı itibariyle tutulur ve bütçe dönemi sonunda kapatılır. Bütçenin yıllık olma prensibine (veya muhasebenin dönemsellik ilkesine) uygun bir yaklaşımdır. “Devlet mallarının hesabı, yönetim dönemi ve mali yıl itibariyle görülür” vebütçe yılı takvim yılıdır” şeklindeki hükümler, bütçe döneminin belirlenmesinde bu ikinci yöntemin benimsendiğini göstermektedir.Yönetim dönemi yöntemi, gelirler bakımından tam olarak uygulanır. Bir mali yıl içinde tahakkuk eden gelirlerin o yılın gelirini oluşturduğu, ancak yıl sonuna kalan tahakkuk artıkları gelecek yıl bütçesine mal edilmektedir. Gelir tahakkuklarından tahsil edilen kısım, bütçeye mal edilir. Yıl sonunda hesap kesilip kapatılır. Sonraki yıllarda yapılan tahsilat, tahsil edildiği yılın geliri sayılır. Ancak, bu yöntem giderler bakımından gelirler kadar kesin uygulanmamaktadır. Bu yöntemin en önemli istisnası olarak mahsup dönemi işlemleri gösterilebilir.

Yüklenme: Usulüne uygun olarak düzenlenmiş sözleşme esaslarına veya kanun hükmüne dayanılarak iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması karşılığında geleceğe yönelik bir ödeme yükümlülüğüne girilmesidir.

İlgili Kategoriler

Maliye Ders Notları


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.