Geçmişten günümüze Türkiye-İMF ilişkileri analizi

1961 den 2013 e IMF – TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

1946 yılında çok partili döneme geçilmesiyle birlikte ekonomi politikalarının devletçilikten liberalizme doğru kaymaya başlamasıyla IMF ve Dünya Bankası üyelik süreci başlayan Türkiye’nin IMF ile ilişkisinde yeni bir dönem başlıyor.
1961 yılından itibaren 19 defa Stand-By anlaşması imzalayarak 27 yılını doğrudan IMF denetimi ve gözetimi altında geçiren Türkiye’nin 14 Mayıs’taki 426 milyon dolarlık son taksitle birlikte IMF’ye borçluluk dönemi sona eriyor.
Türkiye ile IMF arasında imzalanan 19 stand-by anlaşmasının toplam düzenleme tutarı 37 milyar 707 milyon SDR (56.9 milyar dolar) olurken, Türkiye’nin çektiği kredi tutarı ise 32 milyar 817 milyon SDR (49,5 milyar dolar) olarak gerçekleşti.

İLK ANLAŞMA 1961 YILINDA İMZALANDI
IMF’ye İsmet İnönü döneminde üye olan Türkiye, IMF’den ilk borcunu Adnan Menderes döneminde aldı.
1960’lı yılların tamamında daha çok ödemeler dengesi, dış finansman ve Türk Lirasının değeri üzerinde yoğunlaşan IMF ile Türkiye arasındaki ilişkiler zaman içinde dönüşüme uğradı ve görüşmelerde 1960’lı yılların sonunda kamu maliyesindeki bozulmaya paralel olarak Merkez Bankası kredileri ve kamu kuruluşlarının finansmanı da ön plana çıktı. Öte yandan bu dönemde IMF ile sermaye piyasası, yabancı sermaye, Merkez Bankası ve bankacılık sektörünün düzenlenmesi konularında da önemli çalışmalar yaptı.

1 Ocak 1961 yılında IMF ile ilk stand-by anlaşması imzalandı. Türkiye’nin çektiği kredi tutarı 16,5 milyon SDR olarak gerçekleşirken kaynağın ancak yarıya yakını kullanıldı.
1970’li yılların başında döviz rezervleri ve ödemeler dengesi açısından sıkıntı olmaması nedeniyle IMF-Türkiye ilişkilerinde 1978 yılına kadar yaşanan durgunluk sonrası 1978 yılında IMF ile ikinci stand-by anlaşmasına imza atıldı. Döviz darboğazı ve ekonomik sıkıntıların artması nedeniyle imzalanan anlaşma, 1979 yılında ciddi siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle uygulanamayarak iptal edildi.

1980’li yılların ekonomik kalkınma anlayışı içerisinde döneme damgasını vuran uygulama, 24 Ocak Kararları oldu. 24 Ocak kararları ile liberal ekonomiye geçiş sürecinde IMF, o güne kadarki en yüksek krediyi sağlayarak sürece doğrudan destek verdi. 18 Haziran 1980’den itibaren geçerli olan bu anlaşmayla, o ana kadarki en yüksek meblağ olan 1,25 milyar SDR tutarında bir kaynak sağlandı.

1994 yılında yaşanan finansal kriz sonrası 5 Nisan kararlarının yürürlüğe konduğu dönemde IMF ile iki kez masaya oturuldu. 8 Temmuzda yapılan 14 aylık anlaşmanın süresi yeniden düzenlenerek 1995 yılında 20 aya çıkarıldı.

Nisan 1999 seçimleri sonrası kurulan 3’lü koalisyon hükümeti Aralık 1999’da IMF ile 3 yıl süreli bir stand-by anlaşması imzaladı. Aralık 1999’da 5.8 milyar ve Şubat 2001 krizinin ardından Mayıs 2001’de yenilenmiş Stand-By anlaşması çerçevesinde 6,4 milyar SDR kredi verildi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığını fırlatmasıyla piyasaların allak bullak olduğu dönem olan Şubat 2002’de IMF ile imzalanan 10 milyon SDR’nin üzerindeki anlaşma, Cumhuriyet tarihinin en yüksek kredisi oldu. Bu anlaşmalar sonucunda Temmuz 2004 sonu itibariyleTürkiye’nin IMF’ye borcu 21.6 milyar $’a yükseldi.

1999-2008 arası dönemde Türkiye’nin sadece bu dönem içinde çektiği krediler, 47 yıldır IMF’den aldığı kredilerin yüzde 92’sine tekabül ediyordu. Türkiye’nin IMF ile yaptığı 2005 yılında imzalanan son stand-by anlaşması 10 Mayıs 2008’de sonuçlandı. Bu anlaşmadan kalan 10 milyar dolarlık kredi o tarihten beri ödeniyordu.

Türkiye’nin IMF’ye olan borcu 19 yıl aradan sonra son taksidi olan 281 milyon SDR (421 milyon dolar) tutarı  ödeyerek borcunu sıfırladı…

İlgili Kategoriler

Maliye Ders Notları


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.