İlköğretim öğrencileri İçin drama ve oyun türleri notu


DRAMA

Drama, dramatizasyon (öğretim yöntemi)

Sosyal hayat içinde ortaya çıkabilecek çeşitli durumları, öğrencilerin oyuncu olarak katıldıkları çeşitli sahneler içinde ortaya koymak ve dersi bunun üzerine bina etmek demektir.

İnsan hayatında hayalgücünün en hür ve yaşama hakim olduğu dönemler, çocukluk dönemleridir. İnsanlar, hayatlarındaki en iyi tiyatro oyunculuğunu çocukluk dönemlerinde yaparlar. Her çocuk mükemmel bir tiyatro oyuncusudur. Örneğini bir kere gördükten sonra oynayamayacağı rol yoktur. İnsan büyüdükçe rol oynama alanlarını daraltmaya başlar. Dolayısıyla eğitim-öğretim sırasında da çocukların bu özelliğinden faydalanmak gerekir.

Drama metodu, çocuk hayatında çok önemli bir yer tutan oyun yeteneğinin kontrollü bir şekilde eğitim hayatına aktarılması demektir. Bu metodu iyi kullanmak için öğrencilerin bilgisi kadar yaratıcılıkları da çok önemlidir.

Yararları:

Öğrenciler rol oynama içinde kendi duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etme imkânı bulabilirler.

Başkaları ile daha rahat ilişki kurma becerileri geliştirirler.

Öğrencilerin dinleme ve konuşma becerileri gelişir.

Tutum ve kavram geliştirmede, sosyal durumları analiz etmede, toplumsal problemlerin çeşitli boyutlarını görüp çözüm geliştirmede, liderlik ve yöneticilik özelliklerini ortaya çıkarmada yararlıdır.

Öğrencileri belli konularda araştırma yapmaya ve işbirliği içinde çalışmaya sevkeder. Drama metodu içinde çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

İnformal drama: Belli karakterleri öğrencilerin hazırlık yapmadan hemen canlandırmaları demektir. Burada bir sınırlandırma yapılmadığı için tamamen öğrenci yaratıcılığına dayanmaktadır. Burada kostüm ve dekor gereksizdir. Meselâ, bir trafik kazası, bir hastalık, işsizlik v.s. gibi konular hemen canlandırılıp üzerine ders anlatılabilecek konulardır.

Rol oynama : Burada da, öğrencilerden kendilerine verilen bir rolü oynamaları istenir. Ancak burada öğrenci (kitap, filim, ansiklopedi gibi kaynaklardan) belli bir hazırlık yaparak o rol hakkında kendi kendine bir senaryo geliştirir, role daha sağlam bir kişilik kazandırır.

Formal drama: Burada öğrencinin oynayacağı rol tamamen öğretmen kontrolünde ve bir yazılı senaryoya bağlıdır. Oyunda kostüm ve dekor kullanılabilir. Okul temsilleri bu tip drama tekniğine girer.

Kukla: Bütün dünyada çocukların en sevdiği drama türlerinden biri de kuklalardır. Burada kukla, çok değişik teknikler kullanılarak öğrenciler tarafından geliştirilir ve kişi kuklaların arkasına saklanarak söylemek istediği birçok sözü, vermek istediği birçok mesajı buradan verebilir.

Pandomim: Duygu, düşünce ve olayları sözsüz olarak, sadece el, kol, yüz ve beden hareketleriyle anlatma demektir. Yemek yeme, yüz yıkama, trafik v.s. gibi birçok durumlar bu “sözsüz tiyatro” yolu ile de öğrenciye gösterilebilir.

Parmak oyunu: Özellikle okul öncesi ve ilkokul döneminde bazı şiir ve hikayelerin parmak hareketleri ile dramatizasyonudur. Yarım bırakılmış hikâyeler (“Devamı nedir?”): Öğrencilere belli bir olay bir yere kadar anlatılır ve ondan sonrasının nasıl devam edebileceği veya etmesi gerektiği öğrencilere sorulu. Öğrenciler de drama yolu ile o hikâyeyi tamamlamaya çalışırlar. Birçok davranış geliştirme ve problem çözme olguları bu teknik içinde rahatlıkla verilebilir.

YARATICI DRAMADA DOĞAÇLAMA ÇALIŞMALARI:

**- Yazın şehir dışında arkadaşlarınızla piknik yapıyorsunuz. Güzel bir gün, ormanda kır çiçekleri, böğürtlen topluyorsunuz. Sonra bir yerde durup yemeğinizi yiyorsunuz. Yemek bitince, dönmeye hazırlanırken yolu bulamayıp paniğe kapılıyorsunuz. Neredesiniz? Yola devam mı edeceksiniz, geri mi döneceksiniz? Yolunuzu bulmanızı sağlayacak bir işaret arıyorsunuz, birden aranızdan birisi yerde ezilmiş bir kır çiçeği buluyor. Onu görünce gelirken kır çiçeği topladığınızı hatırlıyorsunuz ve yolunuzu buluyorsunuz

**- Bir grup insan otobüs durağında. Herkesin farklı bir özelliği var. Torununu görmeye giden büyükanne, işe geç kalmış bir memur, okula gitmek için bekleyen bir öğrenci, otobüse binmek için bekleyen bir özürlü… Otobüs biraz gecikti. Neler olur?

**- Farklı kanalları aynı akşam izlemek isteyen büyükanne, dede, anne, baba ve çocukların bulunduğu bir ailenin TV karşısındaki tartışmaları.

**• Bir lokantaya gittiniz aşağıdaki karakterleri canlandırın:

1. 13 – 15 yaşlarında aç bir delikanlı

2. Mönüde istediklerini bulamayan iştahsız bir orta yaşlı.

3. çok aç ama, yoksul olduğu için istediklerini yiyemeyen yaşlı adam.

**- Yankı oyunu: Grup ikiye bölünür, karşılıklı sıralanırlar. Gruplar sırası ile buldukları bir sesi yankı halinde çıkarırlar ve diğer guruba sıra gelir. İlk gurubun ilk oyuncusu bir ses bulur ve bunu yüksek tonda bağırır, ikinci oyuncu tonunu biraz azaltıp tekrar eder. Üçüncü daha da azaltır. Yankı olana kadar devam eder. Her ses çıkaran sıranın arkasına gider. Bir yankı bitince diğer grup başlar.

**-Grup halinde “A” harfi ile çıkarılan nidalar, “O”harfi ile çıkarılan nidalar, “E” harfi ile çıkarılan nidalar, “U” harfi ile çıkarılan nidalar,

**-Bir mağazada elbise almak istiyorsunuz ve prova yapıyorsunuz:

• Üzerine hiçbir şey bulamayan şişman bir kadın.
• Dansta giymek için güzel bir elbise arayan genç bir kız.
• İş yerine uygun bir elbise arayan genç kız.

**-Şiir yazmak: grup dörde ayrılır.
1.Grup: Hayvanların beslenmeleri ile ilgili bir şiir yazın.
2.Grup: Hayvanların üremeleri ile ilgili bir şiir yazın.
3.Grup: Hayvanların göçleri ile ilgili bir şiir yazın.
4.Grup: Hayvanların barınakları ile ilgili bir şiir yazın.
Gruplar şiirlerini okur ve oynarlar.

**-Öykü yazmak: Ormana kral seçilmek isteyen hayvanların öyküsü, ısırgan otunun öyküsü, Pasaklı Pakize’nin öyküsü vb. başlıklardan öykü yazma ve oynama.

Bir öykü:
Bir ülke ve bu ülkede yaşayan insanlar, bir kral ve bu kralın kızı.
-Bu kralın kızı yıllar önce dans ederken sakatlanır ve yürüyemez. Tüm tedavilere rağmen olumlu sonuç alınamaz. Kral ülkesinde eğlenceyi ve dansı yasaklar. Ülkedeki insanlar çok mutsuzdur. Çünkü eğlenememektedirler. Sonunda kralın kızını kaçırmaya karar verirler ve kaçırırlar. Onun iyileşmesi ve dans etmesi için her yolu denerler. Kraldan eğlenmenin serbest bırakılması için söz isterler, kız iyileşir.sarayda eğlence düzenlenir ve herkes yeniden eğlenerek mutlu olur.

**RESİM YAPMA:
-Çocuklarla dünya hakkında konuşulur.
Bu dünya sizin dünyanız, bu dünyada ne olmak istersiniz? Diye sorulur. Çocuklar konu hakkındaki fikirlerini hareketlerle ifade ederler (at,dere, heykel, ağaç, güneş vb.). Daha sonra bu düşüncelerini büyük boy resim kağıtları üzerine çizerek aktarırlar ve boyarlar.

**MASKE YAPMA:
-Çocuklardan istedikleri bir yüzü makas ile kesme veya buruşturma tekniği ile hazırlamaları istenir. Hazırladıkları maskeyi yüzlerine takarak o tipi canlandırırlar.

**FOTOĞRAF OLUŞTURMA-FOTOĞRAF ÇEKME:
-Bir aile fotoğrafı çektireceksiniz.
-“Bir turist grubusunuz, bir ülkeyi geziyorsunuz. İlginç pozlar çekebilirsiniz” denir. Bir grup fotoğrafçı, bir grup ilginç pozlar oluşturup fotoğrafları çekilir.

**YARIM ÖYKÜ TAMAMLAMA:
-Şimdi hep birlikte bir öykü yazacağız. Ben öykünün başını söyleyeceğim, sonra başka biri ona ekleme yapacak ve yaptığı eklemeyi canlandıracak.
“Bir zamanlar bir kurbağa vardı. Göl kurbağanın önündeydi ……….?………… Başka bir kurbağa geldi……..?……….. Üçüncü bir kurbağa daha geldi ve ikinci olanı öptü…………..?……………..

**RESİM TAMAMLAMA:
Büyükçe bir resim kağıdı duvara asılır. Bir kişiden bildiği bir ev resmi yapması istenir. Diğer kişiler bu resmi tamamlarlar. İki veya üç tur resim tamamlama devam eder.
Resimden yola çıkılarak öykü oluşturulur. Öyküler grup tarafından oynanır. Tartışılıp değerlendirme yapılır.

*******************

Tüm doğaçlama çalışmaları sonunda tartışma ve değerlendirme yapılır.
Değerlendirme etkinliğinin amaç ve yararları üzerinde durulur. Etkinlik sırasında neler hissettikleri, etkinliğin amacına ulaşıp ulaşmadığı, katılımcıların neler kazandığı, yöntemin amaca uygunluğu üzerinde tartışılır ve değerlendirme yapılır. Gerekirse oyun yeniden oynanır.

YARATICI DRAMA ETKİNLİKLERİ;

1- HAREKET

Çeşitli hareket yöntemleriyle kendini tanıma başkalarını tanıma, etkileşim kurma, güven duyma, uyum sağlama ve benzeri birçok özellikleri katılımcıya kazandıran bir etkinlik çalışmasıdır.
Durduğu yerde sallanma, yürüme, koşma, zıplama, sıçrama, beş duyuyu kullanma vb hareketlerle liderin rehberliğinde belli kurallara uygun olarak yapılan bir drama etkinliğidir.

Çocuklar doğumdan itibaren doğal olarak hareket ederek yaşantı işle ilgili pek çok şeyi öğrenirler. Kendi vücutlarını tanırlar, organların farklı işlevleri olduğunu fark ederler, ellerini, ayaklarını farklı işlerde kullandıklarını keşfederler. Bunları kontrol altına almayı öğrenip beceri geliştirirler. Zamanla çevrelerini ve yakın çevresindeki insanları tanırlar, onlarla iletişim kurmayı öğrenirler.
2- RAHATLAMA

Bedenin, duygu ve düşüncelerin yumuşaması, sakinleşmesi için yapılan bir drama etkinliğidir. Hareket ve ısınma çalışmalarından sonra liderin rehberliğinde çeşitli rahatlama egzersizleri yapılır.

Bu egzersizler genel olarak yerde uzanmış olarak yapılır. Gözler kapatılır. Lider, müzik eşliğinde komutlar verip gruptakilerin hayal gücünü harekete geçirir. Vücuttaki yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesi amaçlanır. Başarıyla yürütülmüş bir rahatlama çalışmasından sonra enerji toplayan ve güç kazanan vücut daha yoğun bir çalışmaya hazırdır.

3- PANDOMİM

Sözsüz ifade olarak bilinen pandomim çocukların çok hoşlandıkları bir drama etkinliğidir.
Yakın çevresindeki olayları veya günlük alışkanlıkların pandomim ile ifadesi yanında bir eşya, bir olay, bir öykü de çocuklarla birlikte uygulanacak pandomim etkinlikleridir.

Pandomim sırasında müzik çoğu kez gereklidir. Müziğin ritmine göre yürüme, koşma, sıçrama hareketlerinin yanı sıra çeşitli hayvan taklitleri, çiçeklerin açması, rüzgarın esmesi gibi durumlarda müzik ve ritim pandomime canlılık kazandırır.

4- ROL OYNAMA VE DOĞAÇLAMA

Rol oynama,oyundaki karakterlerin özelliklerini, duygularını canlandırmaktır. Doktor hastalarla ilgilenir; oyundaki rolüne göre neşelidir, mutludur, öfkelidir. Öğretmen öğrencisine ders verir, sevecendir, sinirlidir. Yavrularına yem arayan koruyucu bir tavuk, ormandaki hayvanlara hükmeden güçlü bir kral aslan vb.

Yaratıcı Drama’ da rol oynama bir film veya oyundaki karakterleri canlandırmak değil, herhangi bir karakteri duygusal ve davranışsal özellikleri ile kendi düşselliği içinde canlandırmaktır.

Bazen resimler gösterilerek bazen çeşitli tanımlamalar yapılarak istedikleri rolü alan çocuklar bunları özgürce canlandırıp konuşurlar.
Rol oynamanın daha gelişmiş biçimi olan doğaçlamada çocuğa sosyal olaylardaki gerçeğe uygun davranışları canlandırması için fırsat verildiği gibi gerçek yaşantıda karşılaşma olasılığı bulunmadığı rolleri de üstlenerek, düşsel durumları oynaması için de olanaklar sağlanır. Doğaçlamanın konusuyla çok yakın bir ilişkisi vardır. Çalışma sırasında diyaloglar doğal olarak çocuklar tarafından oluşturulurlar, doğaçlama dil yeteneği bakımından en üst düzeye ulaşır.

Doğaçlamada bazen ses efektleri de kullanılır. Doğaçlama süreci içinde fikirler toplanır, biçimlenir, problemler çözülür ve fikirlerin ifade edileceği bir form araştırılır. İletişim kurma ihtiyacı grubun fikirlerini diğerleri ile iletişim kurabilecekleri bir yapı içinde organize etmeye yönlendirir. Böylece doğaçlama yoluyla çocuklar doğal yapıyı anlayıp geliştirirler, tutarlı olarak kendilerini ifade ederler. Konuya göre, uygun dili konuşurlar.

5- DRAMATİZASYON

Dramatizasyon öykü içinde sunulan olayların ve durumların oynanmasıdır.
Dramatizasyonda öykü çocuklara lider tarafından anlatılır, okunur veya resimler gösterilir. Yaratıcı dramatizasyonda öyküyü çocuklar istedikleri gibi geliştirip sonuçlandırabilirler. Öykünün nasıl gelişeceğine veya nasıl sonuçlanacağına çocuklar birlikte karar verir, böylece kendi yarattıkları yeni bir öykü oluşur.

Dramatizasyon yapılırken her çocuk istediği karakteri kendisi çeker. Burada liderin rolü öyküyü anlatmak veya sunmaktır.
Yaratıcı dramatizasyonda verilen veya oluşturulan öykünün;
– Çocukların yaşına ve gelişimine uygun olmasına,
– Kolay oynanabilmesine,
– Çocukları sıkmayacak sürede olmasına,
– Öğretici, eğitici ve gelişimlerini sağlamasına,
– Hemen hemen her çocuğun katılımına uygun olmasına özen gösterilmelidir.

Öyküler kuklalarla da canlandırılabilir. Yaratıcı drama etkinliklerinde çocuklar kukla oynatırken doğaçlama yaparak konuşurlar. Özellikle çekingen çocuklar kukla oynatırken kuklanın arkasına sığınarak kendi düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmek fırsatını bulurlar. Böylece hem duygusal rahatlama sağlar hem de dil gelişiminde ilerleme kaydederler.

6-YARATICI DANS

Yaratıcı dans çocuğun vücut hareketleriyle müziği yorumlamasıdır. Yaratıcı dansta asla hareket komutu verilmez. Çocuklara uygun müzik dinletilerek içlerinden geldiği gibi özgürce dans etmeleri istenir.

Müziği düşsel güç katılarak; çiçekli bir bahçede uçuşan kelebeklerin dansı, ormanda kuşların ötüşü ve kanat çırpışı, denizde yaşayan çanlıların karnavalı, çoban ve kuzuların dansı vb. gibi konular verilerek, müziğin ritmine uygun olarak dans etmeleri istenir. Dansta vücudun tüm parçaları kullanılabilir. Baş, boyun, omuzlar, kollar, eller, kalça, bacaklar, ayaklar hatta gözler, kaşlar, ağız, dil de dansa katılabilir. Dans çocuğa bedeninin nerede ve nasıl çalıştığı, nasıl hareket ettiği ile ilgili değerli ipuçları verir. Çocuk bu yolla hareketlerinin sınırını (yüksek, orta alçak), yönünü, (ileri, geri, sağa, sola, çapraz) ve hareketlerinin şeklini tanıma fırsatı bulur. Müziğin ritmi, ahengi çocukların değişik hareketler yaratmasına sebep olur.

Yaratıcı dans çalışmaları grup halinde yapılabileceği gibi tek tek de yapılabilir, diğer çocuklar müziğin ritmine uygun olarak el çırpabilir, ritim aleti çalabilirler. Müziğin ritmine uygun yürüyüşler, taklit yürüyüşleri, koşular da yaratıcı dans kapsamındadır.

Yaratıcı dansın temelinde iyi bir müzik eğitimi ve eğitimcisi bulunmalıdır. Gelişigüzel hazırlanmış bir müzik programı yarardan çok zarar getirir.

YARATICI DRAMA ATÖLYE (WORKSHOP) ÇALIŞMALARI

Yaratıcı drama çalışmaları yaş ve katılımcıların özellikleri göz önünde bulundurularak yapılır. Tanışma, ısınma, oynama, pandomim ve rol oynama, doğaçlama ve oluşum drama aşamalarıdır. Bunların tamamı veya bir kısmı bir esneklik içinde drama seanslarında uygulanır.

TANIŞMA;

İsminin baş harfi “A, C, D” vs. olanlar halka içinde dolaşarak tanışır, selamlaşır, konuşurlar. Üzerindeki elbisede kırmızı, mor, mavi vs. renk olanlar halka içinde dolaşıp tanışırlar. Koç, yengeç, boğa vs. burcunda olanlar anlaşarak tanışırlar. Doğum tarihi (ay olarak) aynı olanlar birbirlerini arayarak bulup tanışırlar. Aynı futbol takımını tutanlar selamlaşıp tanışırlar.

TANIŞMA; Grup halka olur ve oturur. Elinde top olan kişi, topu gruptan birine atarken kendi adını söyler. Adını söylerken herhangi bir özelliğini söyler.
Topu attığı kişide aynı şekilde adını ve herhangi bir özelliğini söyler.

ISINMA AŞAMASINDA YARATICI DRAMA ETKİNLİKLERİ

1-YÜRÜYEREK ISINMA;

Halka olunur, müzik eşliğinde veya tef ritmi ile önce yerinde sayma, sonra yavaştan hızlıya, daha sonra hızlıdan yavaşa yürünür. Liderin verdiği komuta göre; çamurda yürüme, sırtında yük varmış gibi yürüme, sıcak kumda yürüme, bebek gibi emekleme, buz üzerinde yürüme, cam kırıklarının arasında, pisliklerin arasında, ezilmiş domateslerin arasında yürüme.

2-YÜRÜYEREK ISINMA;

Grup değişik ritimle yürümeye başlar. Hızlı, yavaş yürüme, koşma, yavaşlama, yürürken duvara, çevredeki eşyalara değme, duvara yapışık olarak uzanma, gerileme, yere doğru eğilerek gevşeme (Okvuran A. 4.12.95 Drama dersi).

3-SERBEST YÜRÜME ;

-Gülümseyerek yürüme,
-Yürürken “merhaba” deme,
-Tokalaşma,
-Omuz ve kulaklara dokunma,
-Sarılıp bir süre bekleme ve yürüyüşe devam.

4-SERBEST YÜRÜME ;

-Sadece kendiniz için yürüyün,
-Bir kafesteymiş gibi yürüyün,
-Kendinize merhaba değin,
-Birine bakın ama iletişim kurmayın,
-Bir sözcük seçin (çiçek vb.),
-İletişim kurmadan sözcüğünüzü birkaç defa söyleyin,
-Söylediğiniz bir şeyi arayın ve onunla iletişim kurun,
-Randevulaşın,

5-YÜRÜYÜŞ ;

-Yürümeye başlayın,
-Kalabalık bir ana caddedesiniz,
-Uzaktan bir arkadaşınızı görüyorsunuz, ona ulaşmaya çalışın
-Ulaşın ve ikili olarak yürümeye başlayın,
-Başka bir ikili görün, onlara ulaşmaya çalışın, ulaşın ve sohbet edin, dörtlü olarak yürüyün,
-Başka bir dörtlü görüp aynı işlemi sürdürün.

6-HAYVAN YÜRÜYÜŞLERİ ;

Tavşan, fil, ördek, yılan, kanguru vb. seçilen hayvanların yürüyüşleri ile çıkardıkları sesler taklit edilerek, müzik veya tef ritmi eşliğinde yürünür.

7-RİTİM ALETLERİ İLE YÜRÜME ;

-Ortada bulunan ritim aletlerinden birer tane seçilir (Tef, zil, ritim sopaları vs.).
-Ritim aletlerini seçen katılımcılar halka oluşturur,
-Yavaş ritimden başlanarak bir uyum içerisinde hızlanılır, daha sonra ritim yavaşlatılarak yürüyüş temposu da yavaşlatılır.
-Yürüyüş, sekme hareketine, arka arkaya sıralamak, yılan salyangoz hareketlerine ritim eşliğinde dönüştürülür.

8-MÜZİK EŞLİĞİNDE YÜRÜME ;

Müzik başlar, serbest şekilde yürünür. Müziğin uygun yerinde liderin komutuyla “iyi günler, iyi günler” diyerek vücudun uzuvları birleşir.
1- Dizler, 5- Eller,
2- Parmaklar, 6- Omuzlar,
3- Kollar, 7- Kalçalar,
4- Ayaklar, 8- Dirsekler.

SINIFINIZDA HERZAMAN OYNATABİLECEĞİNİZ ISINMA AŞAMASINDA OYUNLAR:

**-MEYVE SEPETİ

Gruptakiler 3-4 gruba ayrılır. Her grup kendisine bir meyve ismi seçer, ebe seçilir. Ebe seçilen, meyve isimlerinden birini söyler (elma, armut, muz). O meyveyi seçen herkes yer değiştirip birbirinin yerine geçmeye çalışır. Ebe bazen de “meyve sepeti” der ve o zaman herkes birbirinin yerini kapmaya çalışır. Açıkta kalan ebe olur.

**-ELMA TOPLAMA
Gruptakiler halka olur. Herkes başının üzerinde bir nokta tespit edip uzanabileceği kadar en yüksek noktaya bütün kaslarıyla uzanmaya çalışır. Liderin komuta ile gruptakiler kendilerini aşağı bırakır. Bacaklarının üzerinde esneme, başı serbest bırakma, ritim eşliğinde yavaş yavaş yukarı değin kalkma, kalkarken vücudundaki her kemiği hissedecek kadar ağır ağır hareket etme. İlk aşamada kalkma, liderin ilk verdiği komut eşliğinde yapılırken, ikinci aşamada grup esnedikten sonra hiç komut verilmez. Gruptakiler birbirlerini hissederek kendiliklerinden ritimle kalkarlar.

**-SALYANGOZ OYUNU
Grup sıra olur. Herkes eliyle öndekinin belinden tutar. Grup ritimle yürümeye başlar. En arkadaki öndekini yakalamaya çalışır ve koşar. Yakalanan oyundan çıkar. Bazen de grup spiral hale gelmek için ortaya sıkışır, sonra açılır, bu hareket salyangoza benzer.

**-HEYKEL OLMA
Grup daire şeklinde yere oturur, gönüllü iki kişi seçilir. Bunlardan bir tanesi gözünü kapatır. Diğeri istediği bir şekilde heykel olur. Gözü kapalı olan heykel olana dokunarak onun nasıl durduğunu anlamaya çalışır. İyice anlayınca onun olduğu şekle kendisi girer. Katılımcılar sırayla farklı duruşlarla oyunu sürdürürler.
Sonra iki kişi, üç kişi heykel olarak değişik pozisyonlarda heykel oluşturulur.

**-AYNA ÇALIŞMALARI
Gruptakiler eşleşerek karşı karşıya dururlar. Herkes eşinin gözünün içine bakar ve yaptığı hareketi vücudu ile tekrar eder. Hareketi başlatanlar sıra ile yer değiştirir. Yönetme ve yönetilme ilişkisi gerçekleştirilir.

**-KÖR DOLAŞTIRMA
Gruptakiler eşleşir. Sırayla eşlerden biri gözünü kapatır. Diğer eş onu hiçbir zarar vermeden dolaştırır, herhangi bir yere götürür. Hayvanat bahçesi, çiftlik, lunapark vs. orada gördüklerini gözü kapalı olan arkadaşına anlatır. Sonra gözü kapalı olan gözünü açar ve eşi gözünü kapatır, o da onu istediği bir yere götürür, gördüklerini tanıtır ve anlatır.

**-KÖR TAVUKLAR
Grup ikiye ayrılır; liderler ve kör tavuklar. Liderlerin her biri bir köşeye gider. Tavuk olanlar gözlerini kapatır. Liderler herhangi bir seste tavukları çağırır. Tavukları istedikleri sese doğru gözleri kapalı yönelirler.

**-MAKİNA PARÇASI
Grup halinde oynanır. Bir kişi ortaya gelir. Herhangi bir makineyi seçer ve onun bir parçası olarak hareket eder. Diğer katılımcılar sırayla makinenin diğer parçalarını hareket ve sesle oluştururlar. 3-4 kişilik gruplarla birden fazla makine olma şeklinde oynanır.

**-OYUNCAKÇI DÜKKANI
Grup daire şeklinde oturur. Lider “Bir yılbaşı gecesi siz bir oyuncaksınız. Biraz sonra dükkan sahibi gidecek. İstediğiniz bir oyuncak olabilirsiniz ve onun gibi davranacaksınız. Her şey serbest, ses, konuşma, hareket” der. Oyun oynanır.
Oyunun diğer bir şekli; Şimdi oyuncakçı dükkanına gidiyoruz. İstediğiniz bir oyuncağı alabilirsiniz, onunla istediğiniz gibi oynayabilirsiniz.

**-MÜZEYE GEZİ
Grup ikiye ayrılır. Katılımcılardan bir kısmı müzedeki resim veya heykel olur. Diğer kısmı müzeyi gezen turistler olur. Turistler istedikleri resim veya heykel ile istedikleri konularda konuşabilirler.

**-İP ATLAMA
Gruptakiler dört ya da daha fazla katılımcıyla takım kurarlar. Bazıları ellerindeki ipi sallar diğerleri de ip atlar. Hayali olan bu ipi atlamaktan çok, sallamak konsantrasyon gerektirir.

Oyunun Adı   : Kayıp Olanı Bul
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 7-8 grubu
Oyunun Süresi   : –
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Eşyaları tanıyabilme ve var-yok kavramının gelişmesi, sosyal ve dil gelişiminin desteklenmesidir.
Açıklama: Öğretmen çocukların seviye ve dikkatlerini göz önünde bulundurarak birkaç eşya toplar. (defter, kalem, toka, bebek…) Çocuklara bunları dikkatle incelemeleri söylenir. Hazır olduklarında gözleri yumdurulur, öğretmen elindeki eşyalardan bir tanesini saklar. Çocuklara gözlerini açtırarak hangi eşyanın kayıp olduğunu bulmalarını istenir. Kayıp eşyayı ilk bulana bir sonraki oyunda saklanacak eşyanın seçimi bırakılır.

Oyunun Adı   : Kedi Fareyi Bul
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 7-8 grubu
Oyunun Süresi   : –
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri:Uzaklık-yakınlık kavramı ve hayvanların tanıtılması.
Açıklama:Çocuklar arasından bir fare seçilir. Bu kişinin yüzü duvara döndürülür. Diğer oyunculardan birisi fare olur. Bunu kedi bilmemelidir.Öğretmen kediyi yanına çağırır ve;
“ Arkadaşlarının arasına bir fare saklanmış. Sen buna yaklaşırsan bütün arkadaşların kedi gibi miyavlayacak. Ama uzağında olursan hiç birinin sesi çıkmayacak”der.
Bundan sonra kedi yavaş yavaş arkadaşlarının arasında dolaşmaya başlar. Ne zaman kedi miyavlamaları fazlalaşırsa fareye yaklaştığını anlar ve onlar arasında asıl fareyi bulmaya çalışır. Oyunu kazanırsa o da arkadaşları arasında bir kedi seçme hakkına sahip olur.

Oyunun Adı   : Para Kimde.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 1-5. Sınıf
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu Sayısı   : Bir sınıf.
Oyun Araç-Gereci   : Madeni para ve mendil.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri:Dikkat geliştirici.
AÇIKLAMA: Bütün sınıf ellerini avuçlar birbirine bakacak şekilde sıranın üzerine çıkarır. Öğretmen avucunun içine koyduğu parayı herkesin avucunun içinden göstermeden geçirmeye başlar. Birinin avucuna çaktırmadan parayı bırakır. Sınıftaki herkesin eline mutlaka dokunur. Kimse elini açmaz. Bir mendilin ucuna bir düğüm atarak bir öğrencinin sırtına vurmaya başlar ve “Para kimde ?” diye sorar. Eğer o kişide para yoksa kafadan bir isim söyler. Daha sonra söylenen isme yönelir ve ona vurarak yeni bir isim öğrenmeye çalışır. Parayı bulana kadar oyun sürer. Paranın kimde olduğunu bulan bir sonraki oyunu oynatma hakkını elde eder.

Oyunun Adı   : Güneş, Yağmur,Bulut.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 7-8 grubu
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu Sayısı   : Tüm sınıf.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkat geliştirici.
AÇIKLAMA: Öğretmen öğrencilere güneş dediğinde öğrenciler parmaklarını açarak güneş ışınlarını canlandırır. Yağmur dediğinde üstten elleriyle yağmurun yağışını yaparlar. Bulut dediğinde iki elini birbirine döndürür ve bulut biçimi yaparlar. Buna ay ve sis de eklenebilir. Ay denildiğinde baş ve işaret parmaklarıyla ay taklidi yaparlar. Sis denildiğinde elin bütün parmakları oynatılır.
ÇEŞİTLENDİRME: Başka doğa olayları buz, dolu, güneş tutulması vb. eklenebilir.

Oyunun Adı   : Tren Kalktı
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 9-10 grubu
Oyunun Süresi   : 4-5 tekrar.
Oyuncu Sayısı   : Bir sınıf.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri:Dikkat geliştirme.
AÇIKLAMA: Oyun grubu kadar 5 vagonluk tren resmi tahtaya çizilir. Oyunu oynatan, gizli bir yere birden elliye kadar bir sayı belirler. Bu sayı  gizlidir, yalnız oynatan kişi bilir. Gruplar sırayla sayı söyler. Sayıyı bulan grup bir puan alır. Bu puan da sırayla vagonların üzerine yazılır. Vagonları tamamlayan grubun treni kalkar ve birinci olur.

Oyunun Adı   : Ben Neredeyim ?
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 1.sınıflar için.
Oyunun Süresi   : 4-5 tekrar.
Oyuncu sayısı   : Bir sınıf
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri:Dikkat geliştirme.
AÇIKLAMA   : Sınıf 4’er kişilik gruplara ayrılır.  Oyunu yöneten gruplara sorular yöneltir. “Elimde top var. Ben neredeyim?” gibi alanla ilgili olabilir. “Spor salonu” gibi belirlenen cevabı bulan grup puan alır.
Oyun “Elimde diş fırçası var,neredeyi?” gibi sorularla genişletilebilir.
1.   Aynı mahallede oturanlar grup oluştursun.
2.   (Erik, elma, armut, kiraz, muz) hangi meyveyi seviyorsunuz? Ayni meyveyi sevenler grup oluştursun.
3.   Birbirini tanımayan 2 kişi karşılaştıklarında neler onuşur?

Oyunun Adı   : Şöyle – Böyle
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 1-5 arası
Oyunun Süresi   : 2-3 tekrar.
Oyuncu sayısı   : Bir sınıf.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri:Dikkat geliştirmek.
AÇIKLAMA: Oyunu oynatacak olan sınıfı rahatlıkla görebileceği bir noktaya geçer. Öğrenciler
Sıralarında oturmuş durumdadır. Oynatıcı elleriyle bir hareketi yaparken ”şöyle”  derse öğrenciler o hareketi taklit ederler. Eğer bir hareketi yaparken “böyle” der ve elleri ve vücudunun üst bölümü ile hareketlerini yapar. Yanlış yapan oyun dışı kalır. Oyun dışı kalan sıraya kapanır ve oyunun geri kalanını izler. En son kalan yarışı kazanır.
ÇEŞİTLENDİRME: Ayakta oynanabilir. Sözcükler değiştirilebilir. (Ali-veli-tuş-kuş)

Oyunun Adı   : Beni Sen Tart.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 1-5 sınıflar.
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu sayısı   : 8-10 kişi.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkat geliştirici.
AÇIKLAMA: Öğrenciler tahtanın önünde yan yana dizilirler. Kollarını birbirine kenetlerler. Öğretmen kekresin kulağına bir isim söyler. Öğretmen birinin ismini söylediğinde bu öğrenci yere oturmaya çalışır. Yanındaki iki öğrenci ise onu oturtmamaya çalışır. Yere oturmayı başaran kazanır. İki baştaki öğrenciye isim söylenmez.
ÇEŞİTLENDİRME: öğrenci zıplamaya çalışır, faklı isimler verilebilir.(çiçek,rakam,yemek)

Oyunun Adı   : Sıranı Bul.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 2-5 sınıflar.
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu sayısı   : 10 kişi.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkat geliştirici.
AÇIKLAMA: Öğrenciler dağınık düzende dururlar. Öğretmen 1-10 arasında numaraları öğrencilerin ayaklarının önüne rakamlar aşağıda olacak şekilde bırakır. “Oku” komutu ile öğrenciler kağıttaki yazan numaraya yan yana sınıf karşısında sıraya geçmeye çalışır.Sırasını şaşıran ve en geç sıraya geçen yarışı kaybeder.
ÇEŞİTLENDİRME: 10’dan 1’e doğru istenir.

Oyunun Adı   : Alkışa Uyalım.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 1-5 sınıflar.
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu sayısı   : Bir sınıf
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkat geliştirici.
AÇIKLAMA: Öğretmen öğrencilerden kendisi alkış yaptığında onların da alkış yapmasını ister. Oyunda bazen alkış yapıyormuş gibi yapar son anda vazgeçer. Alkışlayan yanar. Oyunda geç kalan ( yani geç alkış yapan da ) yanar. Peş peşe birkaç vuruşla da öğretmen öğrencileri şaşırtmaya  çalışır.
ÇEŞİTLENDİRME: Sıraya vurma, dize vurma gibi.

Oyunun Adı   : Türlü
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 7 yaş ve üzeri.
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu sayısı   : Bir sınıf.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkat geliştirici.

AÇIKLAMA: Sınıftaki sıraların oluşturduğu her gruba bir isim verilir. Bu isimler türlü yemeğine konan sebze isimleri verilir. Örnek: Fasulye, kabak, patates, vb. Oynatıcı türlü yemeğini anlatmaya başlar. Bu anlatımın içinde hangi sebzenin adı geçerse o grup alkış yapar. Türlü sözcüğü geçince ise hepsi el vurur.  Anlatımda, mümkün olduğunca sebze adının çok geçmesine gayret edilir. Yanlış el vuran ya da geç el vuran elenir. Her grupta en son kalan o grubun galibi olur.
ÇEŞİTLEME: El vurma, ayağa kalkma, kahkaha atma vb.

Oyunun Adı   : Posta Oyunu.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 8-9 yaş grubu.
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu sayısı   : Tüm sınıf.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Doğduğu yer isimlerinin kavranabilmesi.
AÇIKLAMA: Her çocuğun, bu oyuna katılmadan önce doğduğu yeri öğrenmiş olması beklenir. Oyunda çocuğun doğum yeri kendi adı sayılır. Çocuklar karşılıklı iki sıra halinde dururlar, yahut halka olarak oturur veya ayakta  oynarlar. Öğretmen düdüğü çalınca oyun başlar. Orada bulunan çocukların doğum yerlerine göre iki  yer ismi söyler. Bu söylenen isimler hangi çocukların doğum yeri (yani ismi ise) onlar birbirleri ile yer değiştirirler. Örneğin “İstanbul-Ankara posta” der. Bu çocuklar derhal birbirlerinin  yerine koşar yada “Bitlis – Mardin Posta” gibi. Oyunda ara sıra “Posta kalkıyor, posta” dediği zaman bütün çocuklar ayağa kalkarak yer değiştirirler.

Oyunun Adı   : Dikkat
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 8-9 Yaş grubu
Oyunun Süresi   : –
Oyuncu sayısı   : Tüm sınıf.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkatli dinleyebilme alışkanlığının kazandırılması.
AÇIKLAMA: Öğretmen, içinde bir çok eşya ve kişinin bulunduğu bir hikaye düşünür. Bazı öğrencilere bu hikayedeki kişi veya eşya rolleri verir. (Örneğin: Ahmet,tilki; Ayşe, kırmızı başlıklı kız; Fatma,elma…) Öğretmen hikayeyi anlatırken, adı geçen öğrenci ayağa kalkar. Olduğu yerde döner, tekrar yerine oturur. Sırası gelmesine rağmen ayağa kalkmayan sandalyesinin arkasına geçer, tekrar sırası gelene kadar ayakta durur. Tekrar sırası gelmiyorsa oyun bitene kadar ayakta kalır.

Oyunun Adı   : Bu kelime kaç kelime ?
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 3.  sınıflar.
Oyunun Süresi   : 10 dk.
Oyuncu sayısı   : Tüm sınıf.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkati geliştirmek ve dikkat süresini geliştirmek.
AÇIKLAMA: Çocuklar kağıt ve kalem çıkarırlar. Çocuklara oldukça uzun bir kelime söylenir. Bu kelimedeki harfleri bir defa kullanmak kaydıyla yeni kelimeler bulmaları istenir. 10 dk. Süre verilir. Bu sürenin sonunda oyun durdurulur. Her öğrenci sayfasını yanındaki arkadaşı ile değişir. Sırayla listeler okunur. Söylenen sözcüklerin üstü çizilir. En son üzeri çizilmeyen sözcükler kalır. Üzeri çizilmeden en çok sözcüğü kalan oyunu kazanır. Eğer birden fazla birinci varsa 2 dk. Daha süre verilerek birinci belirlenir.

Oyunun Adı   : Kelime Avı.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 5. sınıflar.
Oyunun Süresi   : 25 dk.
Oyuncu sayısı   : Bütün sınıf
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkati geliştirmek ve kelime bilgisini ölçmek.
AÇIKLAMA: Öğrencilere bir konu söylenir ve bu konuyla ilgili olarak da bir kelime söylenir. Çocuklar bu kelimenin son harfiyle  öğretmenin verdiği konuyla ilgili olarak yeni bir kelime türetirler. Konuyla ilgili kelime söyleyemeyen, yanlış yada farklı konuyla ilgili kelime söyleyen öğrenci oyun dışında kalır. Ayrıca daha önce söylenmiş kelimeyi söyleyen öğrenci de oyundan çıkar.

Oyunun Adı   : Yasak Kelime.
Oyun Yeri   : Sınıf
Oyunun Seviyesi   : 4-5 sınıflar.
Oyunun Süresi   : 10 dk.
Oyuncu sayısı   : Tüm sınıf.
Araç-Gereç      : Kağıt,kalem,defter.
Oyunun Amacı ve Eğitici Değeri: Dikkat geliştirme ve anlamlı cümle kurabilme.
AÇIKLAMA: Alfabeden seçilen sesli harflerden biri “yasak harf”  olarak seçilir. Çocuklardan kurabildikleri kadar uzun ve anlamlı bir cümle kurmaları istenir. Ancak bu cümlenin hiçbir kelimesinde bu yasak harfin geçmemesi gerekmektedir. 10 dk. Sonunda en anlamlı ve uzun cümle kuran öğrenci 1. ilan edilir.
ÇEŞİTLEME: Kurulacak olan cümle belli bir konudan seçilebilir. Sessiz bir harf de seçilebilir.
Arkadaşlar çocukları sınıfta tutmanın çok zor olduğu şu dönemlerde oyunlara ihtiyaç duydum ve 19Mayıs ünüversitesi öğrencilerinin hazırladığı bu oyunlara ulaştım. Sizlerin de benimle aynı sıkıntıları yaşadığınızı düşünerek paylaşmak istedim. Umarım işinize yarar.

TANIŞMA, SELAMLAŞMA, İSİM ÖĞRENME ÇALIŞMALARI:

Kazanım:Çocuklar, ilişki kurmanın en önemli öğelerinden biri olan, tanışma davranışını kazanmalar, sosyalleşir ve  daha olumlu sosyal ilişkiler kurarlar.
DÜZEY: 4-7 Yaş.

DRAMA ÇALIŞMALARINDAN BAZI ÖRNEKLER:
SÜRE:
MATERYAL: Top.
SÜREÇ:
Bu çalışma üç aşamada şöyle yapılır.
1.   Tüm çocuklar yere daire biçiminde otururlar ve topu birbirlerine yuvarlarlar. Etkinliği öğretmen başlatır ve topu yavaşça bir öğrenciye yuvarlar. Topu eline alan çocuk yüksek sesle adını söyler. “Benim adım ………………..” gibi. Sonra topu kendi seçtiği, adını öğrenmek istediği bir çocuğa yuvarlar. Çalışma bir süre (tüm çocuklar isimlerini en az bir sefer söyleyene kadar) devam eder.
2.   Yukarıdakilerden farklı olarak bu aşamada, topu alan çocuk “Benim adım……………., senin adın ne?” diyerek topu diğer bir çocuğa yuvarlar.Topu alan çocuk kendi adını söyler ve “Senin adın ne?” diyerek topu başka bir öğrenciye yuvarlar.
3.   Bu aşamada ise, isimler biraz öğrenildikten sonra, top kendine gelen çocuk, “Benim adım……….., senin adın……………” diyerek topu göndereceği çocuğun adını söyler ve topu ona yuvarlar. İsim hatırlamakta güçlük çeken çocuğa, ya öğretmen tarafından yada  diğer çocuklar tarafından yardım edilir.

Ritimle izleme:
SÜRE:
MATERYAL:-
SÜREÇ:
Birinci çocuk belirli bir ritimle ellerine çırpar ve adını söyler. Diğerleri aynı ritmi tekrarlar ve o çocuğun adını yüksek sesle söylerler.

İLİŞKİ KURMA, İLETİŞİM VE HAREKET ÇALIŞMALARI:

Bu  çalışmalar, birbirlerinin isimlerini öğrenmiş, birbirleriyle tanışmış olan çocuklar arasındaki sosyal ilişkileri hareketlere dayalı etkinliklerle geliştirmeyi amaçlar.
DÜZEY:  Beş yaş ve üstü.

SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Çocuklar ikişer ikişer sırt sırta değecek şekilde ayakta dururlar. (Bu sırada bu sırada teypten hafif ritimli bir müzik çalınmaya başlar) Her iki çocuk birbirlerinden bedensel teması kaybetmeden, bir diğerinin hareketini taklit eder. Yani hareketleri yapmak ve birbirinden kopmamak esastır. Müzik değişken olabilir. Müzik yavaşlarken hareket yavaş ve yumuşaktır. Müzik hızlanınca  hareketler daha keskin ve sertleşir.

Öndekinin aynısını yap.
SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Çocuklar birbirlerinin omuzlarını tutarak bir sıra olurlar. (Yüzler enselere dönük olarak) Kollar uzatılarak öndekinin omuzlarından hafifçe tutulur. Grup daire çizerek yürür. En öndeki çocuk bazı hareketler yapar. (Başını sağa eğer, sola eğer, omuzlarını kaldırıp indirir, diz çöker vb.) arkadaki çocuklar onun aynısını taklit etmeye çalışırlar.

Balon şişirme:
SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Sekiz-on çocuk ve öğretmen el ele tutuşur ve ortada toplanır, sıkışık olarak dururlar. Daha sonra herkes “ fısss, fısss” diyerek ses çıkarırken daire yavaş yavaş genişler. En sonunda herkes tüm gücü ile iki yanındakinin eline asılır…. Sonunda  halka bir yerinden bozulur. Öğretmen “paaaaaat” diye bağırır. Balon patlamıştır. Herkes yere serilir.

Yangın söndürme:
SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Altı-yedi çocuk yerde odun kütükleri olarak yatarlar. (Eller ve kollar vücuda yapışık) Dikkatsiz bir çocuk yere yanan bir şey atar (– mış gibi yapar) . Odunlar tutuşur. Birer birer yanan odunlar el ve kolları ile alevleri taklit ederler. Sıra ile kapı tutuşur. (Kapının yanına giden bir çocuk orada alevleri taklit eder.) Pencere, masa tutuşur. Sonra itfaiye arabası gelir ve her yanan cismi teker teker söndürür.

Köfte kızartma:
SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Altı-yedi çocuk  yere yatarak, büyük bir tavaya yerleşirler. Yada aşçı (öğretmen) ve yardımcısı köfteleri (çocukları) tek tek tavaya yerleştirirler. Aşçı ve yardımcısı köftelerin üzerine yağ, tuz ve karabiber döküyormuş gibi yaparlar. Aşçı “Bakın nasıl kızarıyorlar?” der. Köfteler kızardıkça “cozur cozur” veya “cızır cızır” diye sesler çıkartırlar. Aşçı “Şimdi kızaranları ters çevirelim” der ve köfteleri ters çevirerek kızartırlar. En sonunda köfteler teker teker tabağa alınırlar.

Farklı bölgelerde duygular:
SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Oda dörde bölünür.
1.   bölge soğuk ve yalnız.
2.   bölge hoş,yumuşak, mutlu,
3.   bölge güneşli ve sıcak,
4.   bölge kızgın ve rahatsız.

Çocuklar birer birer bir bölgeden diğerine geçerlerken her bölgede o bölgeye uygun hareketler yaparlar. (Bu sırada öğretmen o bölgenin hangi bölge olduğunu hatırlatabilir.)

Rahatlama ve Gevşeme çalışmaları:
SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Drama gruplarında rahatlama çalışmaları  stresi azaltıcıdır. Katılanlara gevşeme rahatlama sağlar ve çok kişinin bulunduğu ortamda genel olarak rahat, hoş bir sosyal çevre yaratır. Çünkü rahatlamış, gerginliklerden arınmış bir kişi, çevresindekilere daha açık ve olumlu yaklaşır. Sosyal ilişkilerde daha başarılıdır. Rahatlamış bir çocuk daha iyi olacaktır.

DÜZEY : 6-7 Yaş
Rahatlama çalışmalarına başlamadan önce, eğer alıştırma özel olarak gerektirmiyorsa, çocukların birbirine dokunmayacağı, çarpmayacağı kadar bir alan her çocuğa sağlanabilmelidir.Lider her çocuğu görebileceği bir konum ve pozisyonda bulunmalıdır. Çocuklar yerde sırt üstü yatıp gevşeyebilirler.Odadaki, okul binasındaki ve dışındaki seslere dikkatlerini verip dinlerler. Yada  belirli bir problem üzerinde konsantre olurlar.

SÜRE: –
MATERYAL: –
SÜREÇ:
Öğretmen yönerge verir:
“Yere sırt üstü  uzan ve gözlerini yum. Şimdi çimenlerin üzerinde uzanmış olduğunu düşün. Yavaş yavaş yağmur yağıyor. Küçücük yağmur taneleri alnına düşüyor. Çenenin üzerine, burnuna, alnına, ağzına, kollarına, ellerine, göğsüne, karnına, bacaklarının üzerine hafif hafif  yağmur yağıyor… Bedeninin rahatladığını, hafiflediğini hisset.”

D eğişim ve gelişim hiçbir zaman insanın tek başına gerçekleştireceği bir durum değildir. Başka insanlarla olan bağlantılarımız içinde yaşayabilir ve gelişebiliriz. Varolmak aslında bir yönüyle iletişim içinde olmak demektir. Biz ancak ailemiz, çalışma arkadaşlarımız, dostlarımız, komşu ve daha birçok insanla olan iletişim içinde gelişir, değişir ve biz oluruz.

Bütün güzel şeyler bir arada çalışan, birlikte çaba gösteren insanların eseridir. Birlikte çalışmak ise ancak birbirimizi anlamakla mümkün olabilir. İnsanın kendini ve başkalarını tanıma, anlama, anlatma, iletişim kurma isteği onun en temel özelliklerindendir. İletişim; iki ya da daha çok insan arasında anlaşmaya, düşünce ve duygu paylaşımına, karşılıklı konuşmaya ve dinlemeye, ayrı ayrı ya da birlikte davranmaya dayalı bir ilişkidir.

İletişim, insan olmamızın en temel özelliklerindendir. Hepimiz her gün yaşantımızın her alanında birçok kimliğimizle uzak, yakın veya hiç tanımadığımız insanlarla konuşuyor ve onları dinliyoruz. Konuşmalarımız ve dinlemelerimiz sırasında bazen iyi anlayamadığımız ya da anlatamadığımız için hiç yoktan sorunlara yol açabiliyoruz. İşte o zaman yaşantımız bize zehir oluyor. Üstelik insanlarla birlikte gerçekleştirebileceğimiz birçok güzel hedefi sırf bu nedenle gerçekleştiremiyoruz.
İletişim, yaratıcı dramanın kapsamında, amaçlarında, yöntemlerinde, boyutlarında yer alan önemli bir kavramdır ve yaratıcı drama sürecindeki katılımcılar için oldukça önemlidir. Aynı zamanda iletişim grup üyelerinin pekiştirmesi gereken beceri, ulaşması gereken ilk eylemidir. Grubun deneyimi arttıkça iletişim de o oranda artar.

İnsanın insanla, mümkün olduğunca dolaysız, doğrudan ve bir yabancı malzeme aracılığı olmadan etki-tepki alış verişine girdiği başlıca sosyal öğrenme alanlarından biri de oyundur. Uygulanarak, yaşanarak öğrenilebilecek bu alanları çoğaltmak mümkündür. Yaşamdaki tüm etkinliklerimizde senaryosu olmayan roller oynarız. Gündelik yaşamda kendimizi yeterince ifade edemiyoruz. Oysa, oyun sayesinde bedenimizle barışıp, yaratıcılığımızı yeniden keşfedebiliyoruz. Mükemmeliyetçilik oyunun zevkini kaçırabiliyor. Çünkü oyun eğlenmeye yönelik bir etkinliktir. Eğer birbirimizi daha iyi anlayabilir ve kendimizi başkalarına daha iyi anlatabilirsek yaşam kalitemiz hiç ummadığımız kadar değişebilir.

Drama etkinliğine katılanların, en başta grup içi çalışmaya hazır olmaları, kendilerini rahat ve güvenli hissetmeleri, kendilerinde yeni ve değişik şeyler keşfetmeye hazırlıklı olmaları gereklidir. Bir dramanın gerçekleştirilebilmesi için, grup içinde daha küçük gruplarla tartışarak fikir alışverişi yapma, değerlendirme, tartışma, yargılama, eleştirme gibi düşünsel boyutta çalışmaların yapılması da gereklidir.

Yaratıcı drama etkinlikleri sırasında kişilerin birbirleriyle, grupla, grubun bir başka grupla ve yaratıcı drama liderinin kişi ve gruplarla, katılımcıların canlandırdıkları karakter ve tiplerle olan iletişimi söz konusudur. Bu etkinlikler özünde birlikte üretme ve paylaşma isteği taşır. Bu durum iletişim sürecinin doğru gerçekleşmesi için ideal bir ortamdır. İletişim her yaratıcı drama etkinliği sonunda yapılan tartışma ve yeniden gözden geçirme aşamasında doğal olarak ortaya çıkar. Ayrıca yaratıcı drama sürecinde görsel, işitsel ve hem görsel hem de işitsel iletişim araçları kullanılabilir. Örneğin gazeteler, resim kartları, tablolar, dergiler, afişler gibi görsel; radyo, kaset ve cd çalar, ritim aletleri, enstrümanlar gibi işitsel; televizyon reklamları, haberler, televizyon oyunu, modern dans gibi hem görsel hem de işitsel araçlardır.

Eğitimde yaratıcı drama; katılımcılara hem çalışma ortamında, hem de özel yaşamda, yalnızken ya da başkaları ile ilişkide iken, ilişkileri ve sorunları anlamak, değerlendirmek, yorumlayabilmek, sorgulayabilmek, gereken tutum ve davranışları ortaya koyabilmek için yaratıcılıklarını olabildiğince kullanmalarını sağlayan bir öğrenme yöntemidir.

“Katılımcı merkezli, yaratıcı düşünmeye yönlendirici, uygulamalı” bir yöntem olan eğitimde yaratıcı dramanın, ana hedeflerinden biri de “Herkesin kendine özgü özel yanının olduğunu hatırlatarak, sağlıklı bir iletişim ortamı oluşturmak”tır. İçimizdeki BEN’i ortaya koyarak hissedebildiklerini yaşamak, yaşadıklarını başkalarına hissettirebilmek için yapılacak bir grup etkinliği, kısaca; insan ilişkilerini etkileyen iletişim araçlarının (beden dili, ses tonu, vurgu, mimik vb.) yoğun olarak kullanımının adıdır.
Eğlenerek öğrenmek, düşünerek çalışmak için, eğitimde yaratıcı drama yöntemini neden kullanmayalım. Bu yöntem, günlük yaşamın dışındaki farklı alanları keşfetmeyi öğretiyor. İnsanlara merhaba derken çevreyi gözlemlemeyi sağlıyor. Kendimizi ve etrafımızdakileri daha iyi tanıyıp, anlamamızı sağlıyor.Yetişkin insanın oyun oynama isteği hayata bakış açısına bağlı bir şeydir. Bu yöntemin kullanıldığı etkinlikler sayesinde katılımcılar öfkelerinin dışa vurumunu önleyebilirler. Çalışma ortamlarında olduğu gibi; eğitimde yaratıcı drama yönteminin de belli bir zaman dilimi, belirli sınırları ve belirli bir biçimi vardır. Etkinlik akışında kuralları belirlemek için ortak bir karar alınmaktadır. Bu kurallar her zaman sözlere dökülmese de, oyuncular arasında mutlaka bir gizli iletişim oluşturur.

Sonuç olarak insan ilişkilerinin temelinde; insana birey olarak değer verme, bireysel farklılıklara saygıyla yaklaşma görüşü yatmaktadır. Bu anlamda insan ilişkileri kısaca, verim artırıcı, doyum sağlayıcı ve işbirliğini geliştirici bir grup etkinliğidir denilebilir. Bireyin kurduğu iletişimlerde, onun kişiliğinin ve iletişim bilgisinin etkisi kadar, hangi rolü yaptığının, hangi değerleri benimsediğinin ve hangi düzeyde oyun oynadığının da etkisi vardır. Yalnızlıkla başa çıkmak için belli tepkilere gereksinim duyarız. Burada önemli olan, çevremizdeki kişilerle ilişki kurup bir şeyler yapabilmek, grubun eğlencesini ve ilgisini bir noktada toplayabilmektir. Farklı etkinlikler, çalışanlara farklı bakış açısından bakabilmeyi sağlamaktadır.
Bir yaşantı;
• Ne kadar çok duyu organına etki ediyor, ilgimizi çekiyorsa,
• Ne kadar yeni ve beklenmedikse,
• Ne kadar heyecan verici ve hareketliyse,
• Ne kadar açık, anlaşılır ve bizim için önemliyse,
• Bireye ne kadar kişisel başarı duygusu veriyorsa
o kadar zengin ve etkilidir.

Drama, dramatizasyon (öğretim yöntemi)
Sosyal hayat içinde ortaya çıkabilecek çeşitli durumları, öğrencilerin oyuncu olarak katıldıkları çeşitli sahneler içinde ortaya koymak ve dersi bunun üzerine bina etmek demektir.

İnsan hayatında hayalgücünün en hür ve yaşama hakim olduğu dönemler, çocukluk dönemleridir. İnsanlar, hayatlarındaki en iyi tiyatro oyunculuğunu çocukluk dönemlerinde yaparlar. Her çocuk mükemmel bir tiyatro oyuncusudur. Örneğini bir kere gördükten sonra oynayamayacağı rol yoktur. İnsan büyüdükçe rol oynama alanlarını daraltmaya başlar. Dolayısıyla eğitim-öğretim sırasında da çocukların bu özelliğinden faydalanmak gerekir.

Drama metodu, çocuk hayatında çok önemli bir yer tutan oyun yeteneğinin kontrollü bir şekilde eğitim hayatına aktarılması demektir. Bu metodu iyi kullanmak için öğrencilerin bilgisi kadar yaratıcılıkları da çok önemlidir.

Yararları:

Öğrenciler rol oynama içinde kendi duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etme imkânı bulabilirler.

Başkaları ile daha rahat ilişki kurma becerileri geliştirirler.

Öğrencilerin dinleme ve konuşma becerileri gelişir.

Tutum ve kavram geliştirmede, sosyal durumları analiz etmede, toplumsal problemlerin çeşitli boyutlarını görüp çözüm geliştirmede, liderlik ve yöneticilik özelliklerini ortaya çıkarmada yararlıdır.

Öğrencileri belli konularda araştırma yapmaya ve işbirliği içinde çalışmaya sevkeder. Drama metodu içinde çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

İnformal drama: Belli karakterleri öğrencilerin hazırlık yapmadan hemen canlandırmaları demektir. Burada bir sınırlandırma yapılmadığı için tamamen öğrenci yaratıcılığına dayanmaktadır. Burada kostüm ve dekor gereksizdir. Meselâ, bir trafik kazası, bir hastalık, işsizlik v.s. gibi konular hemen canlandırılıp üzerine ders anlatılabilecek konulardır.

Rol oynama (role playing): Burada da, öğrencilerden kendilerine verilen bir rolü oynamaları istenir. Ancak burada öğrenci (kitap, filim, ansiklopedi gibi kaynaklardan) belli bir hazırlık yaparak o rol hakkında kendi kendine bir senaryo geliştirir, role daha sağlam bir kişilik kazandırır. Meselâ, uyuşturucu kullanma üzerine bir gösteri yapılacaksa, burada bir dizi ön hazırlığın yapılması gerekmektedir. Gerekirse uyuşturucu kullananlarla da görüşme yapılabilir.

Formal drama: Burada öğrencinin oynayacağı rol tamamen öğretmen kontrolünde ve bir yazılı senaryoya bağlıdır. Oyunda kostüm ve dekor kullanılabilir. Okul temsilleri bu tip drama tekniğine girer.

Kukla: Bütün dünyada çocukların en sevdiği drama türlerinden biri de kuklalardır. Burada kukla, çok değişik teknikler kullanılarak öğrenciler tarafından geliştirilir ve kişi kuklaların arkasına saklanarak söylemek istediği birçok sözü, vermek istediği birçok mesajı buradan verebilir.

Pandomim: Duygu, düşünce ve olayları sözsüz olarak, sadece el, kol, yüz ve beden hareketleriyle anlatma demektir. Yemek yeme, yüz yıkama, trafik v.s. gibi birçok durumlar bu “sözsüz tiyatro” yolu ile de öğrenciye gösterilebilir.

Parmak oyunu: Özellikle okul öncesi ve ilkokul döneminde bazı şiir ve hikayelerin parmak hareketleri ile dramatizasyonudur. Yarım bırakılmış hikâyeler (“Devamı nedir?”): Öğrencilere belli bir olay bir yere kadar anlatılır ve ondan sonrasının nasıl devam edebileceği veya etmesi gerektiği öğrencilere sorulu. Öğrenciler de drama yolu ile o hikâyeyi tamamlamaya çalışırlar. Birçok davranış geliştirme ve problem çözme olguları bu teknik içinde rahatlıkla verilebilir.

Ali Özdaş. Öğretim İlke ve Yöntemleri, İstanbul 1997

DRAMA

Yürüyerek Isınma
Grup çember olur , müzik eşliğinde liderin yönergesine göre yürümeye başlar. Lider : ‘ Çamurda , sırtında yük varmış gibi , sıcak kumlarda , yürümeye yeni başlamış bebek gibi , topallayarak , buz üzerinde , robot gibi , cam kırıklarının üzerinde , pisliklerinin arasında , ezilmiş domateslerin üzerinde , ayaklarında topuklu ayakkabı ile , huzurlu , korkmuş , neşeli , sinirli , vb. yönergeler verir.

Balon şişirme:

Sekiz-on çocuk ve öğretmen el ele tutuşur ve ortada toplanır, sıkışık olarak dururlar. Daha sonra herkes “ fısss, fısss” diyerek ses çıkarırken daire yavaş yavaş genişler. En sonunda herkes tüm gücü ile iki yanındakinin eline asılır…. Sonunda  halka bir yerinden bozulur. Öğretmen “paaaaaat” diye bağırır. Balon patlamıştır. Herkes yere serilir.

.     Ayağını Yerden Kes
Liderin yönergesi doğrultusunda grup yavaşça yürürken , lider ‘ayağını yerden kes ‘ deyince herkes hızlıca yere oturup ayaklarını kaldırır. Ayaklarını en son kaldıran oyundan çıkar.

OTOBÜS YOLCULUĞU
.     ‘ Belediye Otobüsündesiniz. ’ lider tarafından verilen bu konunun öğrencilerce anında oynanması istenir.  Üstlenilecek rollerin şunlar olması beklenir:
*        köyden yeni gelen şaşkın yolcu
*        özürlü bir yolcu
*        hamile bir kadın
*        okula giden öğrenciler
*        şoför , vb.

TANIŞMA OYUNLARI:
•   Adım Ali Aktif öğrenme ile hatırla beni;
•   Adını söyleyecek kişi ortaya gelir adını söyler ;diğer arkadaşları el ile tempo tutarak arkadaşlarının adını tekrar ederler.
•   Bir kişi ortaya çıkar ve adını söyler,sonra gelen önceki arkadaşının ve kendisinin adını söyler,sonra gelen sıra ile öncekilerin adını sonra kendi adını söyler.

–      : Büyük bir iş kadınısınız. Yarın çok önemli mutlaka kaybetmemeniz gereken bir ihaleye gireceksiniz. Aynı zamanda çok titiz bir insansınız. Her şeyin dört dörtlük olmasını ve hiçbir aksilik yaşanmamasını istiyorsunuz. Sabah vapura bindiniz.  Son bir kez dikkatle dosyanızı inceliyorsunuz. Dikkatinizi hiçbir şeyin bozmasını istemiyorsunuz.
–   Diğer kişi ise:Vapurda bir seyyar satıcısınız. İstediğinizi satabilirsiniz. Mutlaka herhangi bir şey satmalısınız. Bir müşteri gördünüz ve yanına yaklaşıyorsunuz. Size en uzakta oturan  kişi ile eş olunuz.  Olaya devam ediniz.
–   Rolleri değiştiriniz.

YARATICI DRAMA: Herhangi bir konuyu doğaçlama ve rol oymana gibi tekniklerden yararlanarak, bir grup ile bu grubu oluşturan bireylerin yaşantılarından yola çıkarak canlandırmalar yapma sürecidir.

DRAMADA MUTLAKA
–   Öğrencinin yaşına göre olmalıdır.
–   Doğaçlama ve rol oynama olmalıdır.
Dramada Kullanılan Teknikler
–   Rol değiştirme
–   Rol içinde yazma
–   Öğretmenin role girmesi.( Sınıfa  fatih sultan Mehmet olarak girmesi)
–   Rol kartları
–   Eş zamanlı doğaçlama ( her kes aynı anda aktiftir)
–   Forum tiyatro (ezen ezilen öğretmen)
–   Donuk imge heykel
DRAMA NE DEĞİLDİR?
–   Yaratıcı drama tiyatro yapmak değildir. Ama tiyatronun  bütün tekniklerini kullanır.
–    Y. Drama süreç odaklıdır Tiyatro sonuca oynar  (alkışa seyirciye)
–   Y. Drama oyunculuk değildir. Aktörlük.
–   Y.drama oyunun tüm özelliklerini kullanır.
–   Y.Drama mış gibi yapmak.
–   İçsel sonsuzluk ( kişi mutluda olabilir sıkılabilir de)
–   Rekabet durumu vardır. (Karşıt düşünce durumu)
–   Dramatizasyon ile karıştırılır. Belli bir metne bağlı kalarak yapılan canlandırmalar dramatizasyon olur Bu seyirciye yapılırsa tiyatro, içine yaşantı katılırsa drama olur.
–   Y.Drama acıklı hüzünlü değildir medyada terim yanlış kullanılmaktadır.
–   OYUNdur. Tüm oyunlar eğlendirir

–   OYUN İÇİNDE KURALLARI OLAN SINIRSIZ ÖZGÜRLÜKTÜR.

Rol Kartları
–   2 kişi olmalıdır.
–   Her ikisinin de aynı yer ve saatte başlangıç noktası olmalı
–   Birbiriyle örtüşmeli
–   Gelecek hakkında bilgi vermemeli
–   Anlatılan olay her iki kartta da aynı olmalı örtüşmeli
–   Zaman  mekan aynı olmalı
–   Her iki taraf kendi açısından haklı olmalı
–   Ortada bir sorun olmalı
–   Geniş zaman olmayacak siz diye yazılacak
–   2 şerli yeni eş olun ve genel bir rol kartı hazırlayın

OYUNLAR

Konsantre oyunu:
Sınıf mevcuduna göre 2 yada 3 gruba bölünür. (Bir grup 10 ile 20 kişi arasında olabilir) Daire olunur. 1 den 20 ye kadar saymaları istenir. Ama aynı anda aynı sayı söylenmeyecek. Söylenirse 1 den başlayacak.
–   Kuralların gerekliliğini anlatır. Neden kurallar koyuyoruz. Toplumda yaşıyorsak ve bir işi başarmak istiyorsak kurallara uymak zorundayız.

RİTİM OYUNLARI:
–   6,12,18,24,30,36 HERBİR GURUBA BİR RİTİM VERİLEREK YAPTIRILIR.
–   Elma ,armut ,muz oyunu ….
–   El çırp ,parmak şıklat

AŞURE OYUNU
2 şerli eş olunur. Bir aşure yaptım içinde her şey var ama Faruk  yok. (Faruk devreye girer) Faruk var ama Ayşe yok şeklinde devam eder.
Oyunun II. bölümünde eşler cevap verir.

A’dan Z’ ye OYUNU
Sınıfa sorularak kişiler belirlenir. Örk: Fatih ile Akşemsettin yada fatih ile konstantin vb.
Fatih : A harfi  ile konuşmaya başlar
Konstantin  : B harfi ile başlayan bir cümle ile cevap verir.  c d e f …..v y z devam eder
Kural kaldırılarak bir daha doğaçlama yapılır.

VÜCUDUMUZ İLE RESİM YAPALIM:
•   Gurup üyelerinden Bandırma vapuru olmaları istenir.Şiir okunur.Sözlere göre hareket etmeler, sağlanır.

SICAK SANDALYE:
Bu oyun 2 amaçla kullanılabilir.
1 derse hazırlık için :
Konu işlenmeden önce Fatih ortaya oturur. Sınıf söz almadan karışık bir şekilde soru sorar. Fatih hızlı bir şekilde cevap verir. verilen cevaplar tahtaya yazılır. Ders kitabı açılır. Kitapla karlılaştırılır.
2 ders sonunda değerlendirme için :
Konu işlendikten sonra Fatih tekrar ortaya oturur. Sınıf söz almadan karışık bir şekilde soru sorar. Fatih cevap verir. Verilen cevaplar tahtaya yazılır. Önceki cevaplar ile karşılaştırılır. ( soru ve cevaplarda bilgi vardır) Değerlendirme yapılır.
Türkçe dersinde kişilerle yapılabilir (çalıkuşu vb.)

KİŞİYİ BUL OYUNU
Öğrencinin sırtına bir isim asılır. (M. Akif Ersoy gibi). Öğrenci sınıfı dolaşarak kim olduğunu bilmek için arkadaşlarına sorular sorar. (Cinsiyetim mesleğim vb)  Az sayıda soru ile kim olduğunu bulmaya çalışır.

Sınıfımızın masalı’ oyunu:
Sınıf daire şeklinde dizilir. Sınıfın masalı yazılacağı söylenir ve her öğrenci bir kelime söyler. Her öğrencinin sadece bir kelime söylemesi tek kuraldır. Her turda her öğrenci bir kelimeyle katkıda bulunur, istenen ve uygun yerde masal tamamlanır.

İYİ HABER – KÖTÜ HABER

Bu aktivite dairesel hikaye anlatımı şeklinde yapılmaktadır, her çocuk hikayeye sırayla bir cümle eklemektedir. Fakat bu sefer çocuklara, “iyi haber şu ki…” ya da “kötü haber şu ki…” diye başlamalarını söyleyin.

Çocukların iyi ya da kötü haberlerinin bir önceki çocuğun söylediği ile bağlantılı olmasını sağlayın. Hangi durumda iyi veya kötü haberin bu hikayeye uygunluk göstereceği bazen zor olacaktır. Bu durumda hikayeyi sizin başlatmanız ve pek çok olasılık yaratmanız işe yarayacaktır.

Örneğin;

Öğretmen: Bu, küçük bir köyün dışında,

küçük bir evde ve çok mutsuz olarak

yaşayan Ayşe, Mehmet ve ailesinin

hikayesidir.

Öğretmen : iyi haber, daha büyük bir eve
taşınacaklarmış.

SESSİZLİK OYUNU :

•        Evde patates kızartıyorsunuz tava birden alev alıyor. Komşunuza gidip, onun telefonunu kullanarak itfaiyeyi arayacaksınız. Sesiniz kısılmış ve konuşamıyorsunuz. Söylemek istediğinizi nasıl anlatacaksınız?

•        Derede bir köpek boğuluyor ama siz kendi başınıza ona ulaşamıyorsunuz. En yakındaki kişiye koşuyorsunuz ve gelip size yardım etmesini sağlamaya çalışıyorsunuz. Hiç bir kelime kullanmadan ne yapmasını istediğinizi açıklayın.

•        Bir doğum günü partisi için kek pişiriyorsunuz ama yumurtayı yere düşürüyorsunuz ve başka yumurtanız da kalmamış. Komşunuzun evine gidip, hiç bir kelime kullanmadan ne istediğinizi ve neden istediğinizi açıklayın.

•        Her çifte kendi sessiz dramalarını sınıfın geri kalanına anlatmalarını söyleyin.

Bilinç Koridoru
Bir karakterin yaşamındaki bir ikilem olduğunda ya da bir seçim yapması gerektiğinde kullanılabilen bir tekniktir. Önce öğrenciler , birer duvar gibi karşılıklı dizilerek bir koridor oluştururlar. Karakter öğrencilerin oluşturduğu koridorda yavaş yavaş ilerlerken, öğrencilerin her biri farklı düşünce ve duyguları yansıtan birer cümle söyleyerek karakterin vicdanının sesi olurlar. Burada her öğrencinin farklı öneriler sunma olasılığı vardır. Karakter koridorda ilerlerken, seslerin şiddeti artar hatta giderek yükselir. Bu süreçte , koridor boyunca önerilen düşünceler ve duygusal uyarımlar karakterin bir karara varmasına yardımcı olmaktadır.

Süreçsel drama (Katılımcı)
İsim sınıf ile seçilir. Sevgi annesi ile yaşamaktadır. Baba anne çeşitli nedenlerden dolayı 5 yaşında iken ayrılmıştır. annesi babası ile ilgili her şeyi yasaklamış, Sevgi baba özlemi çekmektedir. Bir gün okulda arkadaşının fotoğrafları arasında babasına benzeyen birini görür. Ama zil çalar Fotoğraftaki resmin kim olduğunu anlayamaz.
Beden eğitimi dersinde  öğretmeninden izin alır. Soyunma odasında arkadaşının çantasını karıştırırken beden öğretmeni yakalar. O günlerde okulda 15 gündür özellikle soyunma odasında hırsızlık olayları yaşanmaktadır.
–   2 li eş olunur.
–    herkes sevgi çantayı karıştırırken heykel ol
–   Öğretmen  gelir, Sevgi, öğretmeni görmez heykel ol
–   Öğretmenlerin ilk gördüğü andaki durumu önyargılarını düşünün
–    Öğretmenle göz göze gelir heykeli.
–   Konuşma başlar. (Herkes yapar)
–   Sınıfta olay irdelenir doğaçlama yapılır. ( müdür, veli, baba, rehber öğrt. Öğretmen kurulu. Arkadaşları dedikodular.)
–   Şimdi sevgi oluyoruz. Sevgi kimseye söyleyemediği duygularını anlatan bir paragraf mektup yazar
–   Mektuplar okunur.
Sonuç:
Bir gün bir hafta bir ay bir dönem sürebilir. Sosyal konularda yapılabilir.Ön bilginin olması gerekir. (Bir hikaye)

Süresi size bağlıdır. Sonuca gitmeyebilirsiniz Dramada sonuç geç çıkar ama öğrenme tam olur.
Katılımcı dramada  gerçek ile hayale geçişler yapılır. Çatışma varsa devam eder olmalıdır.
Bu OYUNDA
— Heykel anları:   Başlangıç ivme oluşturma
— Rol yapma
— Rol değiştirme.
— Öğretmenin katılması
— Dedi kodu
— Rol içinde yazma
— Doğaçlama
— Provoke etme vardır.

AÇ KURT VE TAVUKLAR: 1kurt, kümeste tavuklar,tavukların sahibi yaşlı bir teyze var.Kurt çok tembel,ininde devamlı uyuyor.Karnı acıkmıştır artık,dışarı çıkıp yemek bulacak fakat dışarıda yağmur yağıyor ve halen gündüzdür.Tekrar uyur ve havanın kararmasını bekler.Tavuklarda kümeslerinde uyur.Kurt artık uyanmıştır”şu tepenin ardındaki köye gideyimde tavukları yiyim”diye söylenmiştir.Tam kümese gelir tavuklar gıdaklamaya başlar.Teyze “ne oldu “diye söylenerek gelir.Tavuklar da “kurt geldi,bizi yiyecek”derler.Teyzede”kurt gelmiş olsaydı sizi yerdi,hadi uyuyun şimdi”diyerek kızar onlara ve teyzede evine girer.Kurt tekrar kümese yaklaşır ve bir tavuğu tutacakken tavuklar hepsi gıdaklamaya başlar.Kurt tekrar kaçar,teyze gelir ve tekrarlar söylediklerini tavuklar kurtun geldiğini söyler ve teyze”hadi siz uyuyun ben nöbet tutcam “der.Kurt tekrar kümese gelir ve tavuklar gıdaklamaya başlarken teyze onu sopasıyla tekrar tepenin ardına kovalar.Kurt ,halen açtır.Bu kez köydeki bakkala girmeye karar verir.Esnafların hepsi dükkanını kilitler “i.akşamlar” der ve evlerine giderler.Kurt,bakkalın önüne gelir,camına doğru bir taş atar ve içeri girer sosisleri yemiştir.Artık inine gider,karnı doymuştur.Sabah olunca herkes mutlu bir şekilde güne başlar ve dükkanlarını açarlar tam o sırada bakkal amcadan hırsız girmiş diye bir çığlık gelir.Esnaflar hırsızı yakalamak için tuzak kurarlar,bir çukur açar üstünüde kapatırlar.Ve saklanırlar.Kurt tekrar acıkır ve bakkala gelir ,çukurun içine düşer ve esnaflar kurtu yakalar ,bakkal amca kurta hırsızlığın kötü birşey olduğunu anlatır,ceza olarakta ,kendi bakkal dükkanında çalışmasını ister.Kurt ,artık bakkalda hem çalışır,hemde karnını doyurur.
YARATICI DRAMA SORULARI:
AMAÇ:Bedenimizi kullanabilme
*eğer  kızgın kumda olsaydın çıplak ayakla nasıl yürürdün?
*dikenler üzerinde nasıl yürürdün?
*güçlü bir rüzgara karşı nasıl yürürdün?
*taşlı bir yolda nasıl yürürdün?
*her çocuk değişik bir oyuncak olur,hatta grup kuararak 3-5 kişiyle o oyuncak modelini oluştururlar.Ve bu oyuncaklar konuşabilselerdi neler söylerlerdi?onlar kendilerini kimin,nasıl oynamasını isterdi?
Arkadaşlar umarım benimde bir katkım olabilir herkese teşekkürler..Bir çok drama örneklerim var sizinle paylaşmak istiyorum bunları…Sizlerden çok şey öğreneceğimede eminim ,Saygılarımla….
DİLEK KÜÇÜKDURAN

ETKİNLİK: Beden Diliyle Kulaktan Kulağa

AMAÇLAR:

1) Dikkat seviyesini arttırmak
2) Kaynaşmayı sağlamak
3)Duygularını vücut diliyle ifade etme becerisi kazanma

•   Bütün yaş grubuna uygundur
•   Güvenlik uyarısı yoktur
•   Oyun esnasında oyuncuların konuşmamalarına sadece beden dillerini kullanmalarına  özen gösterilmelidir.

UYGULANIŞ BİÇİMİ:

Sınıf sayısına göre  yedişer kişilik  gruplar oluşturulur, oyun için ortaya iki eşit sayıda grup alınır.İki grup karşılıklı olarak kendi aralarında da arka arkaya olacak şekilde  sıralanırlar. Gruplardan biri sağ tarafa,diğeri sol tarafa doğru döndürülürler.Sıranın en arkasındaki öğrenciye öğretmen tarafından,anlatması için bir kelime(Bir nesne,bir hareket, bir durum) söylenir.O öğrenci de kendi önündeki arkadaşının sırtına dokunarak dönmesini sağlar ve öğretmenin verdiği kelimeyi beden diliyle hiç konuşmadan arkadaşına anlatmaya çalışır.Kelime en öndeki öğrenciye kadar bu şekilde anlatılır.Sonra en ön ve en arka sıradaki öğrencinin anladığı ve anlattığı kelime gösterilen hareketlerle karşılaştırılır, anlatılanın ne olduğu tartışılır. Gruptaki her öğrenciye “Ne anladın,  hareket sana nasıl anlatıldı,sen nasıl anlattın?” şeklinde sorular sorulur.

SÜSLÜ TİLKİ:
Orman içinde yaşayan hayvanlar ve birde süslü bir tilki var.Süslü tilki olan çocuğa güzel bir kuyruk takılır.Süslü tilki kendini beğenmiş bir hayvandır,ormandaki hayvan dostlarıda onunla oyun oynamak ister fakat süslü tilki kabul etmez ve onları geri çevirir,hayvan dostları bu duruma çok üzülürler.Süslü tilki ormanda şarkılı bir biçimde “benim kuyruğum çok güzel benim kuyruğum çok güzel”diye dolaşır.Hayvanlar “neden bizimle oynamıyorsun ?”diye sorduklarında süslü tilki “ama benim kuyruğum çok güzel der” ve uzaklaşarak şarkısına devam eder.Birkaç kez hayvanlar sorduktan sonra birgün ormanda süslü tilkinin kuyruğu sıkışır ve canı çok acır ormanda bağırır.Hayvan dostlarıda bunun sesini duyar ve yardıma koşarlar süslü tilkiye “biz sana yardım edebiliriz “derler ve süslü tilki bu cevap karşısında utanır yaptıklarından “ama ben sizinle oynamamıştım” der.Hayvan dostlarıda “olsun biz seni seviyoruz “der ve onu kurtarır,kuruğunu iyileştirmeye başlarlar.
Sonunda çıkarılan derside çocuklara sorunuz.

KONU: DEPREM

Uygulandığı Yaş Grubu: 5-6 yaş
Yöntem-Teknik: Konuşma, deney, drama, resimleme.
Kullanılan Araç-Gereçler: Yerküre (Dünya), büyük bir ambalâj kutusu, oyuncaklar (ev, çocuk, arabalar, hayvanlar), resim kâğıdı, pastel boya.

Amaçlar:
– Doğa olayları hakkında bilgi edinerek neden-sonuç arasındaki ilişkiyi kurabilme.
– Doğal afetlere karşı önlem alabilme.
– Duygularını ve izlenimlerini drama ve resimle ifade edebilme.

AMAÇ DAVRANIŞLAR
1. Yerküreyi tanıma.
2. Neden-sonuç ilişkisini kurabilme.
3. Görerek, yaparak ve yaşayarak öğrenebilme.
4. Depreme karşı önlem alabilme.
5. Depremle yaşamayı öğrenme.
6. Depremle ilgili duygularını sözle ifade edebilme.
7. Duygularını beden diliyle ifade edebilme.
8. Deprem konusunu resimleme.
9. Resimler üzerinde konuşma ve yorum yapabilme.

1. AŞAMA: ÖĞRENCİYİ DERSE GÜDÜLEME

Öğretmen yerküreyi göstererek, “Bunun adını bilen var mı?” diye sorar. Bir öğrenci de “Biz Dünya’da yaşıyoruz.” der. Öğretmen, öğrencilerin anlayabileceği düzeyde açıklamaya çalışır. “Evet, arkadaşınızın dediği gibi bizler, Dünya’da yaşıyoruz.” Dünya yuvarlağını gösterir ve açıklamasını sürdürür: “Ankara’da yaşıyoruz.” der. Bir öğrenci; “Evimizde!”, bir başka öğrenci de “Batıkent’te!” yanıtını verirler. Öğretmen; “Dünya’mız, yuvarlaktır. Güneşin yörüngesinde/etkisinde hep böyle döner…” diyerek yerküreyi çevirerek gösterir. Ardından “Bizler, düşmüyoruz. Çünkü, yer çekimi var. Eğer yer çekimi olmasaydı; her şey, herkes boşlukta uçuşurdu. Öğretmen, elindeki kalemi yere atar ve “Bakın, kalem yere düştü. Havada kalmadı. Eğer yer çekimi olmasaydı; havada kalırdı.” der. Yerküreye dönerek; “Dünya’mızda mavi görünen yerler, deniz; yeşil görünen yerler de kara parçası yani toprakların, kayalıkların ve ormanların olduğu yer… Denizin tabanında da toprak, kum ve kayalıklar var…” dedikten sonra yer küreyi kenarda bir yere koyar.

Öğrenciler, yerküreye dokunmak ve Türkiye’nin yerini öğrenmek isterler. Öğretmen, öğrencilere tek tek dokundurur ve Türkiye’nin yerini öğrencinin parmağını tutarak gösterir.

2. AŞAMA: DEPREM ÜZERİNE KONUŞMA

Öğretmen, “Deprem nedir?” diye sorar öğrencilere. Hemen hemen tüm gruplardaki öğrencilerin ilk yanıtı “Sallanmak!” olur. “Depremin olduğunu hissettiniz mi?” sorusuna öğrenciler hep birlikte “Eveeeet” yanıtını verirler. Bir öğrenci; “Ben, hissetmedim. Çünkü, uyumuştum. Annem uyandırdı ve deprem olduğunu söyledi.” der. Öğrenciler, sabırsızlıkla yaşadıkları deprem anını anlatmak isterler. Öğretmen, “Tek tek hepiniz anlatacaksınız…” diyerek söz verir.

“Televizyon izliyorduk. Lâmba sallandı. Annem, çabuk dışarı çıkalım deprem oluyor dedi ve dışarı çıktık.”

“Annem patates soyuyordu. Başım dönüyor, düşeceğim galiba dedi sonra da deprem olduğunu anladı. Çabuk dışarı çıkalım dedi ve çıktık.”

“Ben, tuvalette idim. Babam beni kucağına aldı, dışarı çıktık.”

“Annemin muayenehanesindeydik. Teyzeme masal anlatıyordum. Sallandık. Deprem oluyor, dışarı çıkalım dedi ve dışarı kaçtık.”

“Evden dışarı çıktık, arabada yattık.”

“Işıldakla arabaya gittik. Mum da aldık. Arabada oturduk sonra evimize döndük.”

“Deprem olunca, çikolata almaya gittik.”

Öğretmenin “Deprem, nasıl oluyor?” sorusuna;

“Topraklar kayıyor, evler yıkılıyor.”, “Topraklar açılıyor. Evler, ağaçlar ve arabalar içine giriyor.”, “Depremi bazen hissederiz, bazen de hissetmeyiz.” biçiminde, yine “Deprem, nerelerde oldu?” sorusuna; “Adapazarı, İstanbul, Bolu.”, “Ankara’da da oldu ama insanlar ölmedi.”, “Fay hattında oldu.” ve son olarak “Depremin sonucunda ne oldu?” sorusuna ise; “Evler yıkıldı, insanlar öldü.”, “İnsanlar yaralandı, enkaz altında kaldı.”, “Yanarak ölenler oldu.” ve “Ayakları, bacakları, kolları, kafaları kırıldı.” diye öğrenciler yanıtlarlar.

3. AŞAMA: DEPREMLE İLGİLİ DENEY

Öğretmen, “Bu konuşmalardan sonra basit bir deney yapalım.” der. Düzgün olmayan büyük bir ambalâj kutusunu ters çevirir. Kutunun üzerini göstererek “Burasını yer kabuğu olarak düşünelim. Üzerine evler, hayvanlar, arabalar ve eşyalar koyalım.” der ve yerleştirir. Kutu üzerindeki engebeyi göstererek, “Yer kabuğunun derinliklerinde büyük bir enerji açığa çıkmak ister ve yer katmanlarını harekete geçirir. Bu esnada yeryüzü sarsılmaya başlar.” diyerek kutuyu hızla sallamaya başlar. Kutu üzerindeki tüm oyuncaklar (ev, araba, insan, hayvan) sarsılır ve yere düşer. Öğretmen, oyuncakları tekrar kutunun üzerine yerleştirir ve bu kez hafif hafif sallamaya başlar. “Şimdi de asıl depremin olduğu yere epeyce uzak bir yerde sallantıyı hissediyoruz.” der. Bu kez, bazı oyuncakların devrildiği, bazılarının ise etkilenmediği görülür.

Deney, öğrencilerin ilgisini çeker. Öğretmenden tekrarlanmasını isterler. Öğretmen, birkaç kez hafif ve şiddetli olmak üzere deneyi tekrarlar. Bu sırada; Japonya’da sık sık deprem olduğunu, evlerin yıkılmadığını, insanların ölmediğini çünkü depreme dayanıklı evler ve iş yerleri yaptıklarını açıklar.

4. AŞAMA: DEPREM DRAMASI

Öğrenciler, oturdukları minderleri duvar kenarına bırakır ve ayağa kalkarlar. Öğretmen, “Yeryüzünde neyi canlandırmak istiyorsanız, düşünün. Birkaç kez deneyin, hangisine karar verirseniz sonunda donarak bekleyin!” der.

Öğretmen, öğrencilerin çoğunun hayvan olduğunu gördüğünde “Yeryüzünde hayvanlardan başka nesneler de var. Örneğin; küçük ev, apartman, araba, yol, köprü, heykel, saat kulesi, sokak lâmbası, çocuk, ağaç vb…” diyerek onları yönlendirir. (Bu yaş grubu öğrencileri birbirinden çabuk etkileniyor. Yönlendirildiğinde de kendi yaratıcılıklarını da katarak ilginç durumlar ortaya çıkıyor.)

Hemen iki öğrenci, ellerini havada birleştirerek ev oluşturur. Başka iki öğrenci, ellerini birbirinin omuzunda birleştirir ve üstüne minder koyup “Bizimki, çatısı olan ev.” derler.

Bir öğrenci, başı yere eğik hâlde vücuduyla köprü oluştururken; başka bir öğrenci, yüzü tavana dönük hâlde belini havaya kaldırarak köprü oluşturur. Bir öğrenci, yere uzanarak yol olur. İki öğrenci, ağaç; bir öğrenci, fil; başka iki öğrenci ise, çocuk ve baba olur. Bir öğrenci de başını bacaklarının arasına sokarak yuvarlak bir şekil alır ve “Ben, Dünya’yım. Yerküreyim…” der.

Öğretmen, “Çok hafif bir deprem oluyor. Hissediyor musunuz?” dediğinde; öğrenciler, yavaş yavaş sallanırlar. “Şimdi de çok şiddetli bir deprem oluyor.” dediğinde de öğrenciler, yere düşer, yuvarlanır, birbirinin üstüne düşer ve öylece kalırlar/donarlar.

5. AŞAMA: DEPREMİN RESİMLENMESİ

Öğretmen, öğrencilere “Herkes, istediği yere oturabilir. Şimdi de deprem konusunu resimleyeceğiz.” der. Kâğıt, pastel boya ve resim altlıklarını dağıtır.

Hemen çalışmaya geçerler.

Konuya iyice güdülenmiş öğrenciler; kendine güvenli, cesaretle çizmeye ve çizdiklerini boyamaya girişirler. Öğretmen, öğrencilerin arasında dolaşırken; resimlerin hemen hemen hiçbirinin diğerine benzemediğini görür. Sadece hepsinde ortak olarak çizilen ögeler; bulut, güneş ve bacası tüten evlerdir. Öğrencilerin renkleri istedikleri gibi kullandıklarını görür ve hiç karışmaz. Örneğin: Saçları; kırmızı, pembe ve yeşil yaptıkları gibi yüzleri de mavi, pembe ve lâciverde boyayanlar olur. Öğrenciler, televizyonlardaki depremle ilgili haberlerin oldukça çok etkisinde kalmışlardır. Resimlerini açıklarken; “Evin altından fay hattı geçiyor.”, Bolu yolunun yarısı kaymış, yol ayrılmış.”, “Yangın çıkıyor, kız yanıyor.” gibi cümleler kurdukları gürülür.

Öğretmen, resmini bitiren öğrencilerin çalışmalarını “Drama Odası”nda bulunan çelik dolapların üstüne bantla yapıştırır.

6. AŞAMA: DEĞERLENDİRME

– Yerküreyi (Dünya’yı) tanıdılar.

– Depremin açıklanması sırasında neden-sonuç ilişkisini sezdiler.

– Derste farklı araç-gereç kullanma öğrencilerde merak duygusunu geliştirdi.

– Öğrenciler, resimlerinin sergilenmesinden çok mutlu oldular.

– Resimler üzerinde yorum yaptılar.

– Resimlerini açıklarken; televizyon haberlerinde ve günlük yaşamlarında yeni öğrendikleri yeni sözcükleri kullandılar. Şöyle ki:

“- Evin altından fay hattı geçiyor.”

“- Sabaha kadar enkaz altında kalan kadın, kurtarma ekipleri olmadan kendisi çıkmaya çalışıyor.”

“- Kaçışan insanlar, yere düşen insanlar, yaralanan insanlar.”

“- Hastahaneye gitmiş insanlar, yakınlarını cep telefonu ile arıyor.”

Bir öğrenci resminde, yuvarlak içinde bir ev, ağaç, insan, bulutlar ve yer çizgisi yapmış. Güneşi yuvarlağın dışında belirtmiş. “Dünya içinde bir ev. Deprem olmamış…” diyerek öteki öğrencilerden farklı bir resim ortaya koymuş.

Öyküde Hayvanları Seslendirme

Malzeme : Öykü kitabı , öyküyü anlatan renkli resimler.

Süreç : Büyük grup çalışması.

Öğretmen , çocuklara , içinde çeşitli hayvanların yer aldığı bir öyküyü , öykü kitabı yada resimlerle anlatır. Bu anlatım sırasında bir hayvandan söz ettiğinde , gruptaki çocuklar hep bir ağızdan o hayvanın sesini çıkarırlar. Aynı öykü birkaç kez tekrar edilir.

Öykü Örneği Seslerle Canlandırma

Güzel bir yaz günüydü. Güneş sıcacık gülümsüyor , mis kokulu çiçekler hafifçe esen rüzgarla yavaş yavaş sallanıyorlardı. Kırmızı horoz ( çocukların dikkatini çekmek için horoz kelimesi daha yüksek sesle söylenir ve çocukların horoz sesi çıkarmaları için beklenir ) kümesinden çıktı ve yürümeye başladı. Derenin kenarına geldi ve neşeyle birbirlerini ıslatan ördekleri ( vurgulama ve duraklama ) gördü. Derenin kenarındaki çiçekleri fark etti , eğilip bir papatyayı koklamak istedi. Ama o da ne? papatyadan bal toplayan şaşkın bir arı onu görünce hemen uçup uzaklaştı. Kırmızı horoz , sonra ormana doğru yürümek istedi ama daha ilk ağacı geçince , karşısına kocaman kızgın bir kara köpek çıktı. Bunu gören kırmızı horoz , kümese geri dönmeye karar verdi. Kümesine doğru yürüdü. Kümesin kapısından girerken neşeli tavuklar onu hoş geldin diye selamladılar.

Not : Bu çalışmada çocuklar , öyküde adı geçen hayvanların seslerini çıkarmak üzere gruplandırılabilir. Bir grup çocuk horoz sesi , diğer bir grup tavuk sesi çıkarmak üzere öyküyü dinleyip , kendi gruplarına ait hayvandan söz edildiğinde , hep birlikte o hayvanın sesini çıkarırlar.

Tartışma :

Çocukların öykünün tamamını hatırlayıp anlatmaları istenir.
Öyküde geçen hayvanların neler olduğu ve hangi sesleri çıkardıkları sorulur.
Kızgın bir köpek nasıl havlar?
Karnı acıkmış bir kedi nasıl miyavlar?
Mutlu bir kurbağa nasıl ses çıkarır?
Neşeli ördekler nasıl öterler?
Bir aslan nasıl ses çıkarır?
Bir yılan nasıl ses çıkarır?

DRAMA TÜRLERİ

1.Psikodrama

Psikodrama Jakop Levy Monero’nun ilk kez Viyana’da anneleri ya da bakıcılarıyla parklara gelen çocukları izlerken onların bu alanda bir öğretmene ihtiyaç duyduğunu belirlemesi ve çevresine toplanan çocuklara şaşırtıcı ve düş gücünü yakalayan masallar anlatmasıyla kavram olarak ortaya çıkmıştır.

Monero çocukların birbirlerine olan düşmanca kıskançça duygularından bu öyküler ve hayallerini doğal olarak oynayarak kurtulduklarını görür ve dramanın bir terapi olduğuna karar vererek (Teather Of Spentanity) ‘Doğallığın Tiyatrosu’ adını verdiği tiyatrosunu kurar ve bu tiyatro Psikodrama Tiyatrosuna öncülük eder.

Psikodrama kişilik, kişiler arası ilişki, çatışma ve duygu sorunlarının özel dramatik yöntemlerle keşfedildiği bir grup yöntemidir. İnsanların çoğu yaşamları boyunca bir şey söylüyor, başka bir şey düşünüyor, üçüncü bir şeyi hissediyor ve sonuçta bu üçüyle de ilişkisi olmayan bir şey yapıyor. Bunun sonucu insan ruhu hırpalanıyor, stres ve parçalanmaya geliyor. Psikodramanın amacı insanların söz düşünce ve davranışlarında tutarlı olmalarına yardımcı olmaktır. Bir başka amacı da kendimize ve başkalarına karşı açık ve tutarlı olmayı kolaylaştırmaktır.

Psikodramanın en önemli amaçlarından biri de bireylerde katarsis elde etme ve içgörü kazanmaları yoluyla psikolojik gelişimlerinin sağlanması ve böylece tedavi edilmeleridir. Psikodramanın, bir terapi tekniği olarak uzman kişilerce, özellikle bu konuda eğitim almış psikologlar tarafından uygulanması gerekir.(5)

2.Eğitici Drama

Pedagojik drama olarak da adlandırılır. Çocuğun hemen her konuda eğitiminde kullanılan bir tekniktir. Bu nedenle diğer iki drama türünü de belirli oranlarda içine alır. Çünkü eğitici drama, çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantılar konusunda bilinçlenmesini de, özel bir yetenek olarak yaratıcılığı kazanmasını da amaçlar. Eğitici drama ile yaratıcı drama arasındaki en önemli fark, eğitici dramanın amacının oyun yaratmak olmaması ve çocukların konuya eğitim amaçlı olarak katılmalarıdır.(6)

3.Yaratıcı Drama

Çocukların yaratıcılık özelliğini geliştirmek ve oyun yoluyla düş güçlerini harekete geçirmek için çocuklarla yapılan drama etkinliklerine yaratıcı drama denir.

Çocuklar da yetişkinlerin yaşadığı dünyada yaşamaktadırlar ve onların da yetişkinler gibi duyguları, düşünceleri ve tarzları vardır. Bunların oluşumunda hiç kuşkusuz çevresindeki yetişkinleri örnek alırlar. Oysa çocukların yetişkinleri örnek almasından çok yaşam konusunda deneyime ihtiyaçları vardır. İşte bu noktada çocukların en çok yaptıkları şey, oyun, çok önemli bir yere sahiptir. Çocuklar yaşama dair birçok şeyi oyun oynarken öğrenirler ve bu öğrenmeler yaparak-yaşayarak olduğu için de son derece etkili ve kalıcı olmaktadır.

Araştırmacı Arthur T. Jershild, çocukların oyun sırasında oyunlar aracılığıyla kendi güçlerini sınadıklarını, atılıma giriştiklerini, kendi çizdikleri sınırlar içinde rekabet ettiklerini, oyunda kaybetseler bile bunu kabullendiklerini, bu nedenle oyunların toplumsallaşma sürecinde önemli etmen olduğunu vurgulamaktadır.

Yaratıcı drama, oyunlar kurarak çocuğa yaşantılar yoluyla yeni durumlara ve olaylara sağlıklı tepki vermesi ya da uyum sağlaması konusunda yardım etme sürecidir. Bu bakımdan yaratıcı drama çocuğun oyunlar yoluyla edindiği yaşama dair deneyimlerin doğru ve yerinde deneyimler olması için kontrol altında, önceden tasarlanmış ve bu konuda deneyimli kişiler tarafından yönlendirilerek yapılan bir etkinlik olmalıdır.

Çocuklar, gençler ya da yetişkinlerle yapılan dramanın klasik sınıflandırılmasında ısınma ve rahatlama, rol oynama ve pandomim, oluşum ve değerlendirme aşamaları yer alır.

a) Isınma ve Rahatlama : Bedensel ısınma hareketleri vücudun en üst eklem yeri olan boyundan başlar, sırayla omuz, bel, bacak ve ayak eklemleriyle son bulur. Bu eklem yerlerinin sağa-sola veya öne arkaya eşit sayıda hareketle ısınması sağlanır. Bu hareketler esnasında aynı bölgelerdeki kaslar da çalıştırılır ve ısınması sağlanır. Rahatlama hareketleri de yine aynı sırayla baş bölgesindeki gerginlik noktalarından başlar ve ayak ucunda son bulur. Bu gerginlik noktaları sırasıyla; yanak kasları ve dudaklar, sırt kasları, kol altı kasları, kalçalar, uyluk, bacak arka kasları, ayak tarak kemiğidir. Bu noktalardaki kaslar çalıştırılıp gerilir ve bırakılır. Bu noktalardaki gerginliğin yavaş yavaş el ve ayak parmaklarından çıktığı hissedilir.

b) Rol Oynama : Katılımcılar kendi aralarında yaptıkları işbölümüyle doğaçlamayı gerçekleştirirler ve oynarlar.

c) Pandomim : Anlatımın mimik, jest ve hareketlerle yapıldığı diyalog ve monoloğun olmadığı anlatım biçimidir. Birey rolünü pandomimle yapar.

d) Oluşum ve Değerlendirme : Grup etkinliği gerçekleştirdikten sonra kendi kendine değerlendirme yapar. Grup lideri bu aşamada katılımcıları soru sorarak yönlendirir ve onların oyun ve yaşantı esnasında neler hissettiklerini ifade etmelerini sağlar.

Bu aşamalar sırasında çocuk ve gençler yaşantı zenginliği kazanarak deneyim yoluyla değişik duyguları yaşar, hisseder. Böylece çocuk ve gençler oyun oynarken yeni yaşantılar yaşar, sonucunda grup olarak değerlendirme yapar ve yaşama dair deneyim kazanır.

Dramanın ana unsurları; drama lideri, drama grubu, materyaller ve uygun ortam olarak sıralanabilir.

a) Drama Lideri : Grubun yapacağı drama etkinliğini önceden planlayan, grup bireylerinin fiziksel ve psikolojik olarak etkinliğe ısınmasını sağlar, grubu yönetir ve yönlendirir.
b) Drama Grubu : Etkinliğe katılmaya istekli bireylerden oluşur.
c) Materyaller : Etkinlik yapılırken kullanılan oyuncak, top, yastık vb.
d) Uygun ortam : Drama etkinliğinin yapılabilmesi için vücut hareketlerinin rahat ve sağlıklı bir şekilde yapılmasına elverişli, dış dünyanın gürültüsünden yalıtılmış, kapalı ortamlar daha uygun ortamlardır. Drama etkinliği planlanırken etkinliğin yapılacağı ortam dikkate alınmalıdır.

Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik;
Bildiklerimizle övündük, eğlendik.
Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra?
Bir bulut gibi geldik, yel gibi geçtik.

Kayıp Mazeret Dilekçesi

Yaş grubu:
7-14

Grup büyüklüğü:
3 kişilik gruplar

Gerekenler:
Özel bir materyal gerekmez.

Aktivite
Her gruptaki üçlüye, bir öğretmen, bir müdür ve bir de öğrenci rollerini üstlenmelerini ve aşağıdaki oyunu canlandırmalarını söyleyin.
Okul yenidir ve okula gelmeyen çocuklar için katı kuralları vardır. Çocukların okula döndükten i/k gün anne veya babalarından, neden gelmediklerini açıklayan bir kağıt getirmeleri gerekmektedir.
Çocuk kendi mazeret dilekçesini bulamamaktadır. Annesi yazmıştır, fakat o belki de almayı unutmuştur. Ya da yolda düşürmüş olabilir. Öğretmene ne söylemelidir? Öğretmen çocuğa inanıp inanmamakta tereddütlüdür ve müdüre gider. Öğretmen ne söyleyecektir?
Müdür ne söyleyecek ve ne yapacaktır?

Reklamlar

Yaş Grubu:
7-14
Grup Büyüklüğü:
4-6 çocuk
Gerekenler:
Bir video kamera ve oynatıcı (İsteğe bağlı)

Aktivite
Çocukların yabancı olmadığı televizyon reklamlarını tartışınız ve onları neyin etkili yaptığını düşününüz.
Çocukların oluşturduğu gruplara kendi televizyon reklamlarını yaratmalarını söyleyiniz.
Yakında gerçekleşecek bir okul etkinliğinin (konser, kermes .. .vb.) ya da sattıkları bir ürünün veya hizmetin (okul tişörtü, okul kitapları veya sınıfın ürettiği bir hizmet., .vb.) reklamını yapabilirler. Reklamlar toplantıda “reklam arası” zamanında gösterilebilir ya da videoya çekilerek velilere oynatılabilir.
İzleme
Reklamlarda müşteriyi ikna etmek için kullanılan teknikleri tartışınız.

Şekil Verme
5-14
Grup büyüklüğü:
Çiftler
Gerekenler:
Geniş bir alan, teyp, kaset
Aktivite
Her çiftteki çocuklara kimin “A”, kimin “B” olacağına karar vermelerini söyleyin. “A” nın bir miktar oyun hamuru görevi göreceğini, ‘B” nin de “A”ya bir sekil vereceğini açıklayın.
Modellerin mutlaka belli bir şeye benzemesi gerekmemektedir. Çocuklar modelleri ile uğraşırken hafif bir müzik çalmak faydalı olacaktır. Çocuklar birkaç dakika beraber çalıştıktan sonra, “B” lere, durup kendi sanat eserlerini övmelerini söyleyin. Sonra da “A”lara, pozisyonlarını değiştirmeden odanın etrafında dolaşmalarını söyleyin. Bazıları bunu diğerlerinden daha zor yapacaklardır. Daha sonra çiftlerden rollerini değiştirmelerini isteyin.
İzleme
Çocukların oyun hamuru ile  çalışmalarını sağlayın. Çiftleri bozmayarak birbirlerinin gerçek modellerini, hamurdan yapmalarını isteyin yapmalarını isteyin

Sessizlik
Yaş grubu:
9-14
Grup büyüklüğü:
Bütün sınıf, çiftler halinde
Gerekenler
Geniş bir alan
Aktivite
Her çifte bir durum örneği verin ve bunu sessiz bir drama haline getirmelerini söyleyin. Durumlar aşağıdaki gibi olabilir:
•        Evde patates kızartıyorsunuz tava birden alev alıyor. Komşunuza gidip, onun telefonunu kullanarak itfaiyeyi arayacaksınız. Sesiniz kısılmış ve konuşamıyorsunuz. Söylemek istediğinizi nasıl anlatacaksınız?
•        Derede bir köpek boğuluyor ama siz kendi başınıza ona ulaşamıyorsunuz. En yakındaki kişiye koşuyorsunuz ve gelip size yardım etmesini sağlamaya çalışıyorsunuz. Hiç bir kelime kullanmadan ne yapmasını istediğinizi açıklayın.
•        Bir doğum günü partisi için kek pişiriyorsunuz ama yumurtayı yere düşürüyorsunuz ve başka yumurtanız da kalmamış. Komşunuzun evine gidip, hiç bir kelime kullanmadan ne istediğinizi ve neden istediğinizi açıklayın.
•        Her çifte kendi sessiz dramalarını sınıfın geri kalanına anlatmalarını söyleyin.
İzleme
Çocuklar bu şekilde çalışma konusunda kendilerine güven duyunca, benzer bir durumu kendilerinin düşünmelerini ve durumu bilmeyen bir eşle çalışmalarını söyleyin. Eş, anlatmaya çalışılan sorunu tahmin edebilecek mi?

*KUKLA ŞARKISI İLE:Çocukların hepsi yere sırtüstü  yatar,öğretmen çocukların ipli kuklada olduğu gibi,boyun kısmından,el bileklerinden belinden,ayak bileklerinden sanki iple bağlıyormuş gibi yaparak çocukları ipli kukla haline getirir.Öğretmen çocuklarla birkaç deneme yapar.Yerde yatan çocuğu kukla oynatır gibi oynatır.Önce sağ bileğindeki ipi tutuyormuş ve çekiyormuş gibi yapar ,o sırada çocuk elini yukarı kaldırır,öğretmen çocuğu sanki ipinden tutarak çekiyormuş gibi isterse yana çevirebilir,öğretmenin yönergelerine göre çocuk harekette bulunur.Bu oyun kısmı bitince öğretmen yerdeki kuklaları ellerinden tutarak yavaşça ayağa kaldırır.Ve şarkı başlar…
Ben bir ipli kuklayım,
HA HA HA HA HA
Kıpır kıpır oynarım
HA HA HA HA HA
Kim oynatırsa beni
HA HA HA HA HA
Neşe ile zıplarım
HA HA HA HA HA
Önce kafa sonra kol
Ellerimi unutma,
Alt tarafta diz,ayak
HA HA HA HA HA
Şarkıda olduğu gibi söylenen hareketler yapılır,vücudun bölümleri gösterilir..oldukça keyifli bir oyun

Okul öncesi eğitim bireyin yaşamında önemli bir yere sahiptir. İstenilen davranışlara sahip çocuklar yetiştirmek için bu dönemde çocukların etkin bir okul öncesi eğitim almaları önemli olmaktadır. Okul öncesi yıllar boyunca bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihinsel, dil gelişimi büyük ölçüde tamamlanmaktadır. Bu dönemdeki gelişmeler yaşamın ilerideki yıllarında oldukça etkili olmaktadır ve okul öncesinde verilen eğitimle çocukların bütün gelişim alanları desteklenmektedir. Günümüzde önemi giderek artan okul öncesi eğitimde drama etkinliklerine yer verilmekte ya da drama bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Drama gün geçtikçe önemi artan bir alan olarak dikkat çekmektedir. Günümüzde okul öncesi eğitimden başlayarak üniversite ve lisans üstü eğitime kadar, bütün kademelerinde drama çalışmaları yapılmaktadır. Pinciotti (1993)’e göre, drama, çocukların spontan oyunlarında ortaya çıkan, katılımcıların sanatsal duyarlılığını, kendisi, başka insanlar ve dünya hakkındaki bilincini artıran ve hayal gücünü geliştiren bir öğrenme aracıdır (s:1). Drama kavramı bazen bir yöntem, bazen bir alan, bazen de bir disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda eğitim programlarında bir yöntem olarak kullanılmasının arttığı dikkati çekmektedir (Üstündağ, 1996:20; 1998:28).

Drama oyunun gücünü eğitimde kullanan bir alandır. Erken çocukluk döneminden itibaren yetişkinliği de içine alan bütün yaşam dönemlerinde oyuna eğilimleri vardır. Dramanın oyunsu özelliği, yaratıcı edimlere ve yaratıcılık süreçlerine uygunluğu dikkati çekmekte ve dramanın eğitimde kullanımı söz konusu olmaktadır. (Fleming, 1994:37; San, 1995:93-94)

Drama bir amaç ya da araç olarak kullanılabilir. Dramanın amaç olması, dramayı drama ile öğretmek anlamına gelir. Bunda amaç bireyin kişilik gelişimine yardımcı olmak, dramadan haz almayı sağlamak, iletişime yardımcı olmaktır. Dramanın araç olarak kullanılması, herhangi bir konunun drama yöntemiyle öğretilmesidir. Dramanın amaç ya da araç olarak kullanılmasını ise birbirinden ayırmak mümkün değildir. Sonuçta bir konunun drama yöntemiyle anlatılmasında da bir drama süreci vardır. Yaşanan bu drama süreci de doğal olarak yine bireyin kişilik gelişimine, dramadan haz almasına, iletişim becerilerinin gelişimine etki etmektedir (Sağlam, 1997:34).

Resim, heykel, dans gibi sanat formlarında var olan, sanatı gerçekleştiren bireyin bir uyarıcıya tepkisini göstermesi özelliği dramada da bulunmaktadır. Aktif katılımı gerektirmesi nedeniyle, drama çocuğun duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimine katkıda bulunan bir sanat alanı olarak kabul edilmektedir (McCaslin, 1990:2; Stewing ve Buege, 1994: 2). Drama tüm sanat alanlarından yararlanmaktadır. Dramada öykü, şiir, resim, heykel ve benzeri bir çok eserden yola çıkarak doğaçlamalar yapılmakta, bu çalışmalar sayesinde de katılımcılarda sanata karşı ilgi ve duyarlılık kazanmaktadır. San (1996)’a göre drama, “doğaçlama ve rol oynama gibi tiyatro ve drama tekniklerinden yaralanılarak, bir grup çalışması içinde katılımcıların bir yaşantıyı, olayı, fikri, eğitim ünitesini, soyut bir kavramı, davranışı eski bilişsel örüntülerinin yeniden düzenlenmesi yoluyla ve gözlem, deneyim, duygu ve yaşantıların gözden geçirildiği oyunsu süreçlerde anlamlandırılması, canlandırılması��? dır (s:149).

Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar (1999a) ise, çocuk oyunlarından ve benzer etkinliklerden yola çıkarak, değişik yaşam durumlarını canlandırma, olayları yeniden yaratıp irdeleme, bu yaşam durumlarından bilgilenme ve öğrenmeye geçme çalışmalarını drama olarak tanımlamaktadırlar (259). Drama çalışmalarına katılan bireyler, drama sürecinde durumları, olayları, ilişkileri keşfederek öğrenmektedirler. Katılımcılar gerçek dünyadaki bilgi ve deneyimlerini dramada hayali bir dünya yaratmak için kullanmakta ve dramada tasarladıkları durumları ve rolleri tanımlarken olayları ve ilişkileri incelemeyi öğrenmektedirler (O’Neil ve Lambert, 1991:11).

Drama ortamında katılımcılar yaratarak, geliştirerek ve yansıtarak kendilerini, arkadaşlarını, ailelerini ve içinde yaşadıkları gerçek dünyaya ait bir çok şeyi anlamaktadırlar. Çeşitli sosyal olayları inceleyerek insanların farklı koşullarda yaşadıkları, bu farklı koşullarda ne şekilde davrandıkları ile ilgili düşünmeye başlamaktadırlar. Farklı görüşler ortaya koyabilmekte, diğerlerine karşı kişisel görüşlerini tahlil edebilmektedirler. Bu da katılımcıları düşünce ayrılığı, tartışma ve çözüme götürmektedir (Fulford vd. 2001:2).

Bu çalışmada, drama çalışmalarının aşamaları, okul öncesi eğitimin amaçları ve ilkeleri ve bu amaç ve ilkeler doğrultusunda drama etkinliklerini planlarken ve uygularken dikkat edilmesi gereken durumlar üzerinde durulmaktadır. Ayrıca okul öncesi dönem çocuklarına yönelik drama, etkinliklerine ve eğitim durumlarına yer verilmektedir.

Dramanın Uygulama Aşamaları

Dramada uygulama aşamaları ısınma, oyun ve rahatlama ve değerlendirme olmak üzere üç grupta incelenebilir.

1. Isınma
Isınma çalışmaları oyuna katılma isteğini artırmakta, grubun birbirine, oyunlara, dramaya ısınmasını ve rahatlamasını sağlamaktadır. Bedensel ve düşünsel hazırlanmaya yönelik etkinliklerden oluşan ısınma çalışmaları katılımcıları doğaçlama yapmaya hazırlamaktadır (Öztürk, 1999:77; Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar, 1999b:95; Okvuran, 2001:23).

Çeşitli yöntemlerle duyuları kullanma, gözlem yetisini geliştirme, bedensel ve dokunsal çalışmaların yapılması, tanışma, etkileşim kurma, güven kazanma ve uyum gibi özellikleri katılımcılara kazandıran, bedenini ve beynini duyumsama ile ilgili çalışmaların yapıldığı aşamadır (San, 1996:154; Üstündağ, 2000:39; San, 2001:86).

Isınma çalışmaları kendini tanıma, diğer bireyleri tanıma, iletişim kurma, ikili iletişimden daha çok kişili iletişim ve etkileşime geçme, grup dinamiğinin doğması, anıların anlatılması, öykü anlatma gibi sözellendirme ve etkileşim çalışmaları, oyun aşamasına geçme biçiminde ilerlemektedir (San, 1996:155). Isınma çalışmalarında yürüme, koşma, zıplama, çekme, itme, dönme, yuvarlanma, hayvan taklitleri ve yürüyüşleri farklı zeminlerde yürüme, kukla gibi ya da robot gibi hareket etme gibi aktivitelere yer verilebilir. Yapılan ısınma çalışmalar çocukların birbirleriyle daha iyi iletişim kurmalarına, içlerinden geldiği gibi doğal davranmalarına yardımcı olmaktadır (Aral vd. 2000:46).

2. Oyun / Doğaçlama / vb

Bu çalışmada belirlenmiş bazı kurallar vardır. Bu kurallar çocukların çalışmalarını sınırlandırıcı, çocukları kısıtlayıcı özellikte değildir. Belirlenen kurallar içinde çocuklar özgürce oyun kurmaktadırlar. Bu aşamada pantomim, rol oynama, doğaçlama, hikaye oluşturma, dramatizasyon gibi etkinliklerden biri ya da bir kaçına birden yer verilebilir. Çocukların yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini ön plana çıktığı bir aşamadır. (Aral vd. 2000:46-47).

Ömeroğlu, Turan ve Can Yaşar (1999b)’a göre pantomim, çocukların sözcükleri kullanmadan vücut ve yüz ifadeleri ile gereksinimlerini, yaşadıkları olayları ya da onların yaşantılarında olan bir çok günlük etkinlikleri canlandırmalarıdır (98). Rol oynama, başka birilerinin rolüne girme ve oynama anlamına gelmektedir. Çocuklar oynadıkları karakterlerin özelliklerini ve duygularını canlandırmaktadırlar. Doğaçlamalarda anında yaratma söz konusudur. Çocuklar bu yolla belli bir konuyu irdelemekte, oynamakta, yeniden gözden geçirmekte, rolleri değiştirmekte, edinilmiş bilgileri yeniden yaşama geçirmektedirler. Doğaçlamalarda çeşitli kuklalar, resimler, maskeler kullanılabilir (Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar 1999b:99). Doğaçlamalar, daha az kesin olarak belirlenmiş bir süreç olup saptanan bir konu ya da temadan yola çıkılmakta ya da belirlenen bir amaca doğru belli aşamalarla yol alınmaktadır. Bireysel ve grup yaratıcılığının ön plana çıktığı bir aşamadır (San, 1996:155; San, 2001:86). Doğaçlama, herhangi bir metne bağlı olmadan, içten geldiği gibi ve aniden gelişen durum olarak ifade edilmektedir. Daha az kesin olan bir süreçtir. Bireylerin kendilerini rahatça ortaya koyması, bireysel olarak keyif alması söz konusudur Doğaçlamalar drama çalışmalarının bel kemiğini oluşturmaktadır (Üstündağ, 1998:32). Masal, öykü, şiir, tablo, fotoğraf, bir hayal durumundan yola çıkılarak doğaçlamalar yapılabilir. Hikaye oluşturmada, çocuklar yarım kalan bir hikayeyi tamamlayabilir ya da kendileri bir hikaye oluşturabilirler. Hikaye oluştururken fotoğraf, kukla, maske kullanılabilir. Sonra da oluşturulan hikayelerin canlandırmaları yapılabilir. Dramatizasyonda önce hikaye ya da masal okunmakta, sonra çocuklar bunları canlandırmaktadırlar.

3. Rahatlama ve Değerlendirme

Rahatlama bedensel ve zihinsel olarak gerçekleşir. Rahatlamayı kolaylaştırmak için dinlendirici bir ortam, uygun bir müzik ve sakinleştirici sözel yönergeler kullanılabilir. Bu çalışmada çocuğa olayın tamamlandığını hissettirmek ve rahatlatmak söz konusudur (Aral vd. 2000:47). Aşamalardan bir ya da birkaçından sonra değerlendirmeye yer verilmelidir. Lider “neler yaşadınız?��?, “neler hissettiniz?��?, “nerede zorluk çektiniz?��?, “daha başka neler yapılabilir?��? gibi sorunlarla tartışmayı başlatabilir (San, 1996:155; Aral vd., 2000:47). Okul öncesi dönem çocuklarına uygun drama etkinliklerine makale sonunda yer verilmiştir. Bu etkinliklerden Örnek 1 ve Örnek 3 uygulanmıştır.

Okul Öncesi Eğitimin Amaçları ve Temel İlkeleri

Drama etkinliklerini planlarken ve uygularken okul öncesi eğitimin amaçları ve ilkelerinin dikkate alınması gerekmektedir. Okul öncesi dönem gelişim açısından oldukça önemli bir dönemdir. Çocukların bu dönemdeki öğrenme hızı çok yüksektir. Her yaş grubunun genel gelişim özellikleri olmakla birlikte her bir çocuk arasında bireysel farklılıkların olduğu unutulmamalıdır.

Okul öncesi eğitimin amaçları; çocukların bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak, çocukları ilköğretime hazırlamak, olumsuz çevre koşullarından ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak, çocukların Türkçe’yi güzel ve doğru konuşmalarını sağlamaktır (Milli Eğitim Bakanlığı, 2002:.

Okul öncesi eğitimin ilkeleri; eğitimde çocuğun ve ailenin etkin katılımını sağlamak gerekmektedir. Çocuğa verilen eğitim, onun gereksinimlerine uygun olmak zorundadır. Çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla demokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır. Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimleri, okulun ve çevrenin olanakları dikkate alınmalıdır. Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına önem verilmelidir. Eğitime çocukların bildiklerinden başlanmalıdır. Çocukların deneyerek öğrenmesine olanak tanınmalıdır. Oyun çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir.Çocuğun, kendine saygı ve güven duyması sağlanmalı, öz denetim kazandırılmalıdır. Çocuklarla kurulan iletişimde baskı ve kısıtlamalara yer verilmemeli, kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmamalıdır. Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma davranışları geliştirilmelidir. Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenmelidir. Yardıma gereksinim duyduklarında yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanmalıdır. Çocuğun kendisinin ve başkasının duygularını fark etmesi desteklenmelidir. Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme becerileri geliştirilmelidir. Programlar hazırlanırken ailelerin ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır. Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilmelidir (Milli Eğitim Bakanlığı, 2002:9-10).

Drama Etkinliklerini Planlarken ve Uygularken Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

Okul öncesi eğitimde çocukların gelişimlerini desteklemek üzerinde önemle durulmaktadır. Çocukların gelişim özelliklerinin temel alınması ile psiko-motor alan, sosyal-duygusal alan, bilişsel alan ve dil alanı, özbakım becerileri olmak üzere hedefler ve kazanılması beklenen davranışlar belirlenmiştir. Drama etkinlikleri, çocukların gelişimleri, gereksinimleri, ilgileri ve ayrıca da okul öncesi eğitimin amaç ve ilkeleri de göz önüne alınarak planlanmalı ve uygulanmalıdır.

Drama etkinliklerini planlarken ve uygularken dikkat edilmesi gereken durumlar şunlardır;

· Etkinlikler planlarken çocukların ilgilerinden, gereksinimlerinden, gelişim özelliklerinden ve yaşlarından yola çıkılmalıdır.

· Öncelikle hedef ve kazanılması beklenen davranışlar belirlenmelidir. Daha sonra bu hedefler ve kazanılması beklenen davranışlara ulaşabilmek için drama planı yapılmalıdır. Hedef alanları belirlenirken hep aynı hedef alanları ve kazanılması beklenen davranışlar seçilmemelidir. Çocukların gereksinimleri doğrultusunda bütün hedef alanlarına yer verilmelidir.

· Çocuklar içinde bulundukları yaşlardan dolayı benzer gelişim özellikleri göstermekle birlikte bireysel farklılıklara sahiptirler. Bu nedenle drama etkilikleri planlanırken bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır.

· Drama etkinlileri planlarlarken çocukların yaratıcılıkları, problem çözme becerileri, karar verme becerileri, iç disiplin kazanmaları, sorumluluk ve işbirliği duygularını geliştirmelerine önem verilmelidir.

· Drama etkiliklerine başlama yaşı ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır, farklı kaynaklarda beş yaşında ya da üç buçuk-dört yaşlarında başlanabileceği ifade edilmektedir (Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar, 1999b:91-92; Önder, 1999:91-92). Dramada sonuç değil sürecin önemli olduğu düşünüldüğünde beş yaşından öncede drama çalışmaları yapılabilir. Ancak beş-altı yaşından küçük çocuklarla yapılan drama çalışmalarında dramanın bütün aşamalarını uygulayabilmek pek de mümkün olmamaktadır.

· Drama çalışmalarının mekanı güvenlik açısından uygun olmalıdır.

· Çalışmalar sırasında çocuklar başarısızlık duygusu yaşamamalıdırlar.

· Drama çalışmalarında kazanan ya da kaybeden olmamalıdır.

· Drama çalışmaları sırasında ortaya çıkan davranışlar ve yapılanların doğru olduğu unutulmamalıdır. Çocukların başkalarına zarara vermeyen davranışları doğru olarak kabul edilmelidir.

· İlk kim yaptı, ilk kim söyledi, en güzel kim yaptı gibi ifadeler çocukların heyecanla dramaya katılmalarını önlemektedir. Bu nedenle bu tür ifadelere yer verilmemelidir.

· Bazı çocuklar hep aynı arkadaşları ile oynamak isteyebilirler. Bazı çocuklarla ise hiç kimse oynanmak istenmeyebilir. Bu durumu ortadan kaldırmak için okul öncesi dönem çocukları için renk, hayvan vs isimleri verme gibi yöntemlerle çocukların birbirleriyle oynamaları sağlanmalıdır.

· Aile katılımına önem verilmelidir. Anne-babaların da içinde olabileceği drama etkinlikleri planlanabileceği gibi onlardan dramada kullanılabilecek bazı araç gereçlerin istenmesi gibi durumlarla aile katılımının sağlanması oldukça önemlidir (Bu makalenin sonunda Örnek 3’te verilen ve uygulanmış olan drama etkinliğinde aile katılımının güzel bir örneği görülmektedir. Bu çalışmada hem çocuklar hem de anne-babaların büyük bir keyif aldıkları gözlenmiştir).

· Çocuklarla çalışırken basitten zora doğru bir yol izlenmelidir. Önce pantomim, rol oynama, dramatizasyon daha sonra doğaçlama şeklinde bir ilerleme olabilir. İlk defa drama etkinliği yapılan çocuklarla başlangıçta dramanın aşamalarının hepsi gerçekleşemeyebilir. Süreç içinde aşamalarda ilerlemeler sağlanabilir.

· Drama etkinliği sırasında somut malzemeler kullanılmalıdır, böylece çocukların etkinliğe daha kolay katılmaları sağlanır.

· Drama çalışmalarından sonra mutlaka bir değerlendirme yapılmalıdır. Lider değerlendirmeyi çocuklar, plan ve kendisi açısından yapmalıdır. Yapılan bu değerlendirmeler daha sonra yapılacak olan drama etkinliklerinin planlanmasında ve uygulanmasında yardımcı olacaktır.

Sonuç

Okul öncesi eğitimin önemi giderek daha da artmaktadır. Çok yetersiz olmakla birlikte üç-altı yaşlarındaki çocuklar okul öncesi eğitim fırsatından yararlanmaktadır. Okul öncesi eğitim programları içerisinde de drama etkinliklerine yer verilmektedir. Drama etkinlikleri ile çocukların gelişimleri desteklenmekte, hoş zaman geçirmeleri sağlanmaktadır. Ancak bu dönem çocuklarının özelliklerini ve okul öncesi eğitimi bilmeyen kişilerin çocuklarla yapacakları drama çalışmaları çocukların gelişimlerini desteklemek yerine onlara zarar verebilir. Bu çalışmada okul öncesinde drama etkinlilerini planlarken ve uygularken nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca 60-72 aylık çocuklara göre yapılmış drama etkinliklerinde yer verilmiştir. Ancak okul öncesi dönemde drama lideri olarak çalışabilmek için burada verilen bilgiler yeterli değildir. Bu nedenle okul öncesi dönem çocukları ile çalışan drama liderlerinin okul öncesi dönemin önemi, çocukların içinde bulundukları gelişim döneminin özellikleri, nelere dikkat edilmesi gerektiği, etkinliklerinin nasıl planlanacağı ve uygulanması sırasında nelere dikkat edileceği konularında kendini yetiştirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan drama çalışmaları çocuklara yarar sağlamak yerine onlara zarar verebileceği unutulmamalıdır.

Örnek Drama Etkinlikleri

Örnek 1

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar

Hedefler: Psikomotor Alan

Hedef 1. Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

3. Sözel yönergelere uygun olarak yürüme (yavaş, hızlı, taklit yürüyüşleri vb)

Sosyal-Duygusal Alan

Hedef 4. Başkalarının duygularını fark edebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Başkalarının duygularını ifade etme, mutluluk ve sıkıntılarını paylaşma

Hedef 6. Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Grupta sorumluluk almaya istekli olma

Bilişsel Alan ve Dil Alanı

Hedef 1. Gözlem yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

1. Değişik durumlarda gözlemlediklerini söyleme (boyut, renk, biçim, işlev, vb)

Hedef 2. Verilen nesne, durum, olay, sayı ya da öğeleri hatırlayabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Verilen nesnelerin içinden eksilen ya da eklenen bir nesnenin adını söyleme

Araçlar: “Kırmızı Fili Gördünüz mü?��? adlı hikaye kitabı, renkli kurdeleler

Isınma

Lider çocuklara “çocuklar şimdi el ele tutuşup kocaman bir halka olalım��? der. Halka olunduktan sonra yere oturulur. Lider “çocuklar ben sizlerin adını bilmiyorum, siz de benim adımı bilmiyorsunuz. Şimdi sizlerle hem oyun oynayalım hem de adlarımızı öğrenelim. Adımızı, kaç defada söylüyorsak elimizi birbirine o kadar vurarak söyleyeceğiz. Örneğin, benim adım Ay-sel, kaç defada söylüyorum, iki defada, o zaman adımı söylerken iki defa elimi çırpacağım. Önce ben yapayım, sonra hep birlikte yapalım��? yönergesini verir. Bütün çocuklar için tekrarlanır. Ortaya değişik renklerde kurdeleler konur (az sayıyla başlanır, sayı artırılır). Lider çocuklara “şimdi biri dışarı çıkacak biz de bu kurdelelerden birini alacağız, arkadaşımız geldiğinde eksik olan renkteki kurdelenin hangisi olduğunu söyleyecek��? der, ilgiye göre oyun devam ettirilir.

Oyun / Doğaçlama vb.

“Kuşlar nasıl hareket eder, nasıl ses çıkarır. Şimdi hep beraber ayağa kalkıyoruz, herkes kuş oluyor, evet çok güzel kuşlar oldunuz. Şimdi de herkes kedi olsun…, balık olsun…, fil olsun…, tekrar kuş olalım…��? denir ve çocukların hayvan öykünmeleri yapması sağlanır. Lider Ferit Avcı’nın “Kırmızı Fili Gördünüz mü?��? adlı hikayesini (T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1829, Çocuk Kitapları Dizisi: 167, Ankara, 1996) kitaptan çocuklara okur. Lider çocuklara “fil dışarı çıktığında nerelere gitmiş olabilir? Acaba kimlerle karşılaşmış? Dışarıda da yağmur yağıyormuş, acaba dışarıda neler yaşamış? Eve döndüğünde üzgündü ve yorgundu, neden üzülmüş olabilir? Üzülmemesi için file neler söyleyebiliriz?��? gibi sorular yöneltir. Alınan yanıtlar doğrultusunda öykünün devamı oluşturulur. Lider “çocuklar şimdi biz bu filin başına gelenleri oynayalım, verdiğim kurdeleye göre de hangi hayvan olacağımıza karar verelim. Filin rengi, kuşun rengi, farenin rengi, kedinin rengi, zürafanın rengi, balinanın rengi ne olsun (çocuklardan yeni kahramanlar da gelebilir, onlar da oyuna dahil edilir)��? der. Renkler belirlendikten sonra değişik renklerde kurdeleler çocuklara verilir, bileklerine bağlanır. “Şimdi omzuna dokunduğum kendisinde hangi rengin olduğunu ve hangi hayvan olduğunu söyleyecek. Evet şimdi filin başından geçenleri oynayabiliriz��?. Bu sırada, minder, sandalye ve benzerlerinden yararlanılarak filin yaşadığı ev, odadaki hayvanların olduğu çerçeve çocuklarla birlikte düzenlenir. Çocukların hikayeyi tamamlamalarına göre ortamda başka düzenlemeler de yapılabilir. Çocukların hepsi (yani her bir hayvan) çerçeve içindeki yerlerini alırlar ve doğaçlamaya geçilir.

Değerlendirme

Doğaçlamalar bittikten sonra çocuklarla halka şeklinde oturulur. Lider çocuklara “neleri beğendiniz, beğenmediğiniz şeyler oldu mu?��? gibi sorular yöneltir. Doğaçlamada sırasında ortaya çıkanlara göre sorular çeşitlendirilebilir.

*Bu etkinlik Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi’nde uygulanmıştır.

ÖRNEK 1:
Durumlardan kaynaklanan basit doğaçlamalar
Çocuklar yarım ay şeklinde sandalyelere otururlar. Lider (öğretmen) çocuklara “sizler bir mahallede yaşayan, bir grup insansınız.” diyerek, çocukların ilgisini yapılacak olan doğaçlamaya çeker. Lider “bu mahallede çeşit çeşit lezzetli dondurmalar satan bir dondurmacı var. Bu kişinin özelliği, dükkanına gelen mahalle sakinlerinin özel hayatlarını ve günlük yaşantılarını detaylı bir şekilde bilmesidir” diyerek, çocukları, mahallede yaşayan bir karakteri seçmeleri ve bu karakterlerle ilgili olan özellikleri düşünmeleri konusunda yönlendirir. Kendiside dondurmacı rolünü oynar. Sonra çocuklardan dondurmacı ile konuşmalarını, diğer katılımcılara kim oldukları konusunda (öğretmen, tamirci, avukat, doktor, satıcı vb.) ipuçları vermelerini ister. Daha sonra meslekler konusunda tartışılır.
ÖRNEK 2:
Lider içeriye Noel Baba kıyafetinde girer ve o günün yılbaşı olduğunu hatırlatarak, “Ben Noel Baba’yım. Çocuklar evlerinde benden oyuncak bekliyorlar. Bana bu konuda yardım edebilir misiniz?” diye çocuklara sorar. Daha sonra katılımcılara, onları bir gezintiye çıkartmak istediğini ve bu gezinti ile çocuklara hangi hediyeleri alabilecekleri konusunda bir karar verebileceklerini söyler. Daha sonra lider ve çocuklar bir ulaşım aracı bulmak için düşünürler. Herkes kendi istediği bir ulaşım aracıyla ülkeyi gezmeye başlar. Ülkedeki çocukların istedikleri oyuncaklar belirlendikten sonra, çocuklar hangi oyuncak olacaklarına karar verirler. Daha sonra lider, oyuncak olan çocukların ellerinden tutarak ülkedeki diğer çocuklara dağıtır.
ÖRNEK 3:
Objelerle oluşturulan doğaçlamalar
Çocuklar daire şeklinde yere otururlar. Lider dairenin ortasına parlak ve süs-ü bir hediye paketi koyar. Ve içinde ne olabileceğini düşünmeleri için çocukla-oa süre tanır. Daha sonra çocukları gruplara ayırır ve birbirlerine bu hediyenin lereden geldiğini, nasıl geldiğini anlatmalarını ister. Her grup hediye kutusu lakkında bir hikaye yaratır ve anlatır.
ÖRNEK 4:
Bedeni kullanarak oluşturulan doğaçlamalar
Lider gruptaki katılımcılara kare, dikdörtgen, üçgen ve piramit olmaları konusunda görevler verir. Katılımcılar hep birlikte bu şekilde kendilerini benzetmeye çalışırlar.

Derekuşu ve Çiçekler (Halk Masalı) :
Bir varmış, bir yokmuş. Bir yaz varmış ama ne yazmış. Sıcak mı sıcak. Güneş çevreyi yakıyormuş. Günlerdir bir damla yağmur düşmemiş toprağa. Bütün çiçekler boyunlarını bükmüşler. Susuzluktan ölmek üzereymişler.
Kenarda bir dere akıyormuş. Ama çiçekler derenin suyuna nasıl ulaşsınlar? Çiçekler ağustos böceğine yalvarmışlar. “Bize dereden biraz su taşı, yoksa öleceğiz” demişler. Ama böcek yerinden kıpırdamamış ve çiçeklere su taşımamış. Kelebeğe söylemişler. O da güzel kanatlarını göstererek “suya yaklaşırsam kanatlarım bozulur” demiş. Sonra uçup gitmiş. Çiçeklerin sesini bizim derekuşu duymuş ve onlara çok acımış. Gagasıyla onlara dereden damla damla su taşımış. Böylece çiçekler ölmekten kurtulmuşlar. Ama derekuşu son çiçeğe de su getirdikten sonra, yorgunluktan çimenlerin üstüne düşmüş. Orada uyuya kalmış.
Derekuşu uyurken yağmur başlamış. Çiçekler çok sevinmişler. Suya kavuşmuşlar, kurtulmuşlar ölmekten. Ama içlerinden biri, “şu derekuşu olmasaydı, yağmur yağana kadar hepimiz çoktan solmuştuk. Bizi asıl o kurtardı” demiş.
Bütün çiçekler onu haklı bulmuşlar ve derekuşunu korumaya karar vermişler. Çiçekler eğilerek yapraklarını uyuyan derekuşunun üzerine germişler. Böylece derekuşu yağmurdan hiç ıslanmamış. Rahat rahat uyumuş. Ama masal bu ya, çiçeklerin renkleri yağmurdan kuşun üstüne akmış. Derekuşunu renk renk boyamış. Uyandığında öteki kuşlar “Renkli kuş, güzel kuş sen kimsin?” diye sormuşlar. Çünkü onu tanıyamamışlar. Küçük derekuşu şaşırmış. Derenin kenarına uçup suya bakmış. Suya bakınca ne görsün? Renkli renkli tüylerle bezenmiş, güzel bir kuş olmuş. Tabi derekuşu buna çok sevinmiş.”
Lider masalı çocuklara okuduktan sonra, çocukların masalı doğaçlama ile canlandırmalarını isteyebilir. Fakat amaç masalı olduğu gibi oynamak değil, masalı bir çıkış noktası olarak kabul edip, buna göre yeni çözümler oluşturabilmek olmalıdır. Böyle bir masal için maske, makyaj ve kostüm kullanılması uygun olur.

Lider masalın başını okuduktan sonra, sırayla kahramanları seçer. Bunun için de küçük bir oyun kullanabilir. Çünkü gruptaki herkesin derekuşu olma şansı yoktur. Örneğin, adil bir oyun olması açısından sandalye kapmaca oynanabilir ve bu oyunun sonucunda birinci olan kişi derekuşu rolü için seçilebilir. Grubun diğer üyeleri de masal kahramanları rollerini üstlendikten sonra, masal konusu doğaçlanır. Masaldaki sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılabilir. Bütün masallar bu ve bunun benzeri tekniklerle dramatize edilebilir.

Küçük Tren
Evvel zaman içinde bir küçük tren varmış, îki istasyon arasında gider gelirmiş. (Çocukların dikkatini çekmek için tren kelimesi yüksek sesle söylenir ve çocukların hep beraber trenin çalışma sesini çıkarmaları için beklenir). Küçük bir lokomotifi olduğu için tek bir vagonu varmış ve yalnız posta taşırmış. Bir gün yükünü almış. Yola koyulmuş, gidiyormuş. Önüne büyük bir tren çıkmış (çocukların daha yüksek bir tren çalışma sesi çıkarmaları beklenir). Büyük tren bozulmuş ve içindeki yolcular inmişler.İstasyon şefi trendeki öğrencilerin okula yetişmesini istiyormuş. “Şu küçük treni öne alalım, postayı boşaltalım, sonra öğrenciler binsin. Belki onları taşıyabilir” demiş. Hemen küçük treni öne almışlar. Sonra peşine iki vagon eklemişler. Küçük tren buna çok sevinmiş. Çocuklar vagonlara doluşmuşlar. Tren düdüğünü çalmış. (Çocuklar ses çıkarır).Küçük tren hareket etmiş. Başlamış çekmeye (çocuklarla birlikte önce yavaş yavaş, sonra hızlanarak trenin çuf çuf sesini çıkarırlar). Çocuklar yol boyunca sevinçle el çırpmışlar, şarkı söylemişler.

ÖRNEK l:
Öğrencilerin sırtlarına kitle iletişim araçları yoluyla tanınan siyasetçi, sporcu, sanatçı, gazeteci, öykü yazarı, sunucu, şak gibi kişilerin resimleri bantla yapıştırılır. Oyunun her öğrencinin kendi sırtındaki resmin kime ait olduğunu buluncaya kadar sürdürüleceği söylenir. Resmin kim olduğunu bulmada önemli olan kural, yanıtı evet ve hayır olan değişik soruları, istediği arkadaşlarına sormaktır. “Türk müyüm, yaşıyor muyum?, kadın mıyım?, son kitabım ödül aldı mı?” gibi sorular sorulabilir.
ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört eşit gruba ayrılır. Her gruba, gazete ve dergilerden kesilmiş çeşitli renklerde ve büyüklüklerdeki resimler verilir. Gruplardan bu resimleri çeşitli biçimlerde sıralayarak ya da gruplayarak televizyon programları oluşturmaları istenir. Bunu yaparken görüntünün arkasındaki seslerin kendileri olacağı, programın türüne göre konuşmacıların bu resimleri kullanacakları anlatılır. Her grubun bulunduğu alanın bir televizyon stüdyosu olduğu hatırlatılır. Çocuklara kendi televizyon haberlerini oluşturmaları için gereken süre verilir.
Öğrencilerin hazırladıkları sonra dört ayrı televizyon kanalının programlan ırayla izlenir ve alkışlanır. Daha sonra, her öğrenciden izlediği televizyon programları ile ilgili eleştiri, öneri ve dileklerini yazmaları istenir. Daha sonra bu eleştiri ve öneriler okunur. Bir sonraki aşamada da mektubu yazan kişilere nasıl ir cevap verileceği konusunda tartışılır. Grubun kararına uygun olan cevap azılır. Bu aşamaların tümünde her gruba canlandırmalar için belli bir süre verir.

YAŞ GRUBU:9-14

GRUP BÜYÜKLÜĞÜ: bütün sınıf

GEREKENLER:Öğrenci gruplarının isteğine bağlı olarak değişir

Duyu organlarının yada vücut sistemlerinin drama ile anlatılmasıanlatılması.

Örnek: Sindirim sisteminin anlatılması; İki öğrenci ağız, bir öğrenci ise lokma olur. 4 öğrenci boğaz ve yutak, iki öğrenci mide, iki öğrenci özsular, dört öğrenci ince bağırsak, dört öğrenci kalın bağırsak ve bir öğrencide anüs olur. Lokma ağızdan girer ve tüm organları geçerek anüsten çıkar. Bu geçiş esnasında öğrenciler elleriyle çeşitli hareketler yaparlar. Örneğin lokma midedeyken iki öğrenci lokmayı birbirlerine doğru itip çekerler. Öğretmen gerekirse lokmanın geldiği her yeri adım adım açıklayabilir. Tabii bu esnada “Lokma şimdi hangi organda?” şeklinde sorularda sorabilir.
Günlük temizlik, selamlaşma, haberleşme, fotosentez, aile ortamı vb. konular canlandırılabilir.

YAŞ GRUBU: 7-9

GRUP BÜYÜKLÜĞÜ:Bütün sınıf

GEREKENLER:Sarı Palyaço saçı (Lider, güneşi simgelemesi için kullanır)

AKTİVİTE: Güneşin ve Dünyanın Hareketleri

Lider ısınma çalışmasıyla derse başlar öğrenciler müzik eşliğinde dans ederler müzik durduğunda komut gelir,öğrenciler komutu kendi yaratıcılıklarını kullanarak yerine getirirler müzik Lider tarafından kapatılır ve öğrenciler donarlar bu sırada lider komutunu verirSenaryo lider tarafından doğaçlama olarak yazılır o günkü derse giriş niteliğinde olabilir.
Dersin konusu güneş ve dünyamızsa bu kez gökyüzünde yıldız,gezegen ya da güneşin bir parti vermeleri planlanabilir herkes dans eder partide fakat bu parti uzayda dır.Isınma çalışmasının ardından lider ve öğrenciler yaşam dairesine otururlar ve güneş ve dünyanın hareketleri hakkında sohbet ederler bu sohbet bir tür geri bildirim niteliğindedir
Dünyanın ve güneşin hareketleri nasıldır sorusunu sorar……….yanıtları alır daha lider bu konuyla ilgili hep birlikte bir öykü oluşturacaklarını söyler böylelikle güneş ve dünyayı daha yakından tanıyacağımızı söyler ve öyküye başlar

O sabah güneş erkenden uyanmış her zaman olduğu gibi …..nedense biraz huysuzmuş canı çok sıkılıyormuş dünya ise her zamanki gibi hem kendi çevresinde hem de onun çevresinde dönüyormuş ve güneşin bu durumundan habersizmiş neşe içinde seslenmiş “günaydın arkadaşım günaydın “demiş. Güneş ”günaydın” demiş bezgin bezgin Dünya merak etmiş arkadaşının sesindeki üzüntünün nedenini ve sormuş “neyin var sevgili Güneş neden böyle mutsuzsun “ ……lider hikayeyi burada keser ve öğrencilere sorar sizce güneşin canı neden bu kadar sıkkın yanıtlar alınır………………………………

Ve devam edilir güneşin canı çok sıkkındır çünkü her gün aynı şeyleri yapmaktan bıkmıştır oyun oynamak ister bunu Dünya’ya da söyler dünya “tamam “der oynayalım ama ne oyun oynayabiliriz ki ….lider burada yeniden öğrencilere sorular yöneltir öğrencilerden yanıtlar gelir –kovalamaca,saklambaç- Lider sorar peki Güneşle Dünyanın dönme işi ne olacak?…….yorumlar alınır.Lider devam eder. Dünya der ki “dönme oyunu oynayalım “(çünkü öğrencilerden böyle bir yanıt gelmiştir) Güneş “zaten her gün o oyunu oynuyoruz bıktım artık bu kez dünya ”saklambaç oynayalım” der güneş yine kabul etmez sen çıldırdın mı sevgili dünya biz bu dönme işini ihmal edersek ne olur biliyor musun? Lider yine sorar peki dünya dönmeyi bıraksa ne olur ?…..yanıtlar alınır ve lider devam eder güneş Dünyanın bu önerisini de beğenmez” “sevgili arkadaşım “der “bizim üzerimize düşen sorumluluklar var senin üzerindeki milyonlarca canlı benim sayemde ve senin sayende yaşamlarını sürdürüyorlar onun için sen mutlaka hem benim etrafımda dönmelisin hem de kendi etrafında yerimizden ayrılmamalı ve görevimizi yapmalıyız bu çok önemli” dünya söylediği şeyden çok utanmıştır ve hemen özür diler” “haklısın sevgili güneş ama hem hareketlerimizi yapmak hem de oyun oynamak diyorsun nasıl olacak bu iş” Lider yine sorar sizce nasıl olacak? Güneş ve dünya nasıl bir oyun oynamalılar ki hem işlerini yapsınlar hem de eğlensinler ve yine yanıtlar alınır ………..Öğrenciler Güneşin ve Dünya’nın hem işlerini yapacakları hem de eğlenebilecekleri bir oyun tahmin etmeye çalışırlar Güneş aklından bir sayı tutsun Dünya’da o sayıyı bulmak için sorular sorsun derler(bu oyun öğrencilerin sınıf içinde çok oynadıkları bir oyun aynı zamanda bu oyunun akla gelmesi çok doğal başka bir oyunda olabilirdi ama biz bunu kabul ettik)Güneş ve Dünya oyuna başlarlar diye devam eder lider oyuna katılmak için yıldızlarda izin isterler ve Güneşin hangi sayıyı tuttuğunu bulmaya çalışır tüm gökyüzü…….. heyecan artmıştır sorular arka arkaya gelir ve sorar lider “peki nasıl sorular sormuşlar Güneşe sizce) Tahminler alınır oyunun dramatize edilmesi aşamasında Lider Güneş rolünü oynar öğrenciler Dünya yıldızlar,göktaşları,ay,gezegen olurlar

Çalışmanın sonunda anlatılan öykü dramatize edilir Güneş rolünü lider oynar ve çocuklar uzay boşluğunda ki yıldızlar,gezegenler,göktaşları olurlar lider onlara da sorular sorar oyun sırasında onlarında söze girmesi sınıfın çalışmaya aktif katılımını sağlar

Dersin bitimine beş dakika lider öğrencilere rahatlama egzersizleri için uzanmalarını söyler ve müzik eşliğinde uyuma taklidi yaptırır kış uykusuna yatmış ve çok derin uykuya dalmış ayı olduğumuzu hayal edelim der ayı derin derin nefes alır ve bütün vücudu çok rahattır sere serpe uzanmıştır adeta yumuşak bir bulutun üstündedir.

YAŞ GRUBU:9-14

GRUP BÜYÜKLÜĞÜ:Çiftlere ayrılmış bütün sınıf

GEREKENLER:Öğrenci gruplarının isteğine bağlı olarak değişir

AKTİVİTE: İkna mı ısrar mı?

Lider yaşam dairesinde başlar derse ve çocuklarla satış elemanları,pazarlamacılar ve ya tezgahtarlar tarafından kullanılan satış teknikleri hakkında konuşur.İnsanlara bir şeyi satın aldırtan nedir? Sorusu yöneltilir ,yanıtlar alınır

Siz ya da aileleriniz şimdiye kadar hiç istemediğiniz ya da ihtiyaç duymadığınız bir şeyi satın aldınız mı?

Bir şeyi bize,satın aldırtan nedir? Sadece ihtiyaç duyunca mı satın alıyoruz yoksa ihtiyacımız olmadan da satın aldığımız şeyler var mı?

Lider konuya ısınma niteliğinde ki sohbetin ardından öğrencilere; bana birşey satmanızı istiyorum der , ben bir evde yaşıyorum karşınıza yaşlı bir kadın ,bir ev hanımı ,bir çocuk ya da nine kılığında çıkabilirim bunu oyundan önce bilemeyeceksiniz kapı açılacak ve karşınız da beni bulacaksınız elinizdeki ürünü bana satmaya çalışacaksınız diyerek öğrencilerden grup oluşturmalarını ister ve tüm öğrenciler eşlerini bulurlar hazırlık için 10 dk zaman verilir

Lider her çalışmanın sonunda oyunculara ve gözlermcilere sorular yöneltir…..gözlemci grupları da oyunculara soru sormaları konusunda teşvik eder.

örn:Ürün satabildiz mi? neden satamadınız?

Ürünü satmak için hangi yöntemleri kullandınız?

Müşteri nasıl davrandı?

Ürün satınca ne kadar prim alacaktınız?

Eğer siz bir müşteri olsaydınız kapınıza gelen satıcıya nasıl davranırdınız?

Satış yapmak için insanların evini ziyaret etmek doğru mu?

Bu ürünün satışını başka hangi şekillerde yapabilirdiniz?

Dersin sonunda Lider rahatlama egzersizleri yaptırır (arkadaşının sırtına parmaklarıyla yağmur yağdırma ve avuç içleriyle güneş açtırma vs)öğrencilerden diğer ders için ellerindeki ürünün reklamını hazırlamalarını ister bu bir tv reklamı olacak diyerek dersi bitirir.

DANS EDEN KELEBEKLER;
Sınıfa renkli tül, ipek, şifon, hafif kumaştan eşarplar getirilir ve sınıfın ortasına bir sepet koyularak eşarplarda içine koyulur. Çocuklara; “Şimdi hep beraber ‘Dans Eden Kelebekler’ isimli oyunu oynayacağız. Ama ilk önce ortadaki sepetin çevresinde el ele tutuşup bir daire oluşturalım.” denir. Çocuklar ortadaki eşarplardan ikişer tane alıp ceplerine koyarlar.
– Şimdi biz eşarplarımızla dans etmek ve oynamak istiyoruz. Bir hayvanı canlandıracağız. Hangi hayvan olabilir dersiniz? Bir kelebek evet evet onun da kanatları bizim eşarplarımız gibi ince.
– Bir kelebek bu kadar güzel kanatlara sahip olmadan önce nasıldı? Kim biliyor?
– Önce çok küçük bir yumurta idi. Bir anne kelebek, bu yumurtayı yumurtlar. Bu yumurtadan küçük tırtıl oluşur. Bu tırtıl durmadan yer yer ve şişmanlar. Daha sonra kendine çok sağlam küçük bir ev yapar. Buna KOZA denir.- Bir süre sonra bu kozanın içinden o çok güzel kelebek çıkar.
– Bu gelişimi şimdi biz bir dansla canlandıracağız.
– Bu hikayeyi biz nasıl canlandırabiliriz? Bir düşünelim.
– Biz bir yumurta gibi yere yatalım. Bir tırtıl gibi yerde yürüyelim ve sanki yerdeki otları toplayalım, yer gibi yapalım.- Daha önce cebimize koyduğumuz eşarpları üzerimize serelim ve kendimize bir koza oluşturalım. Bir süre hareketsiz duralım ve daha sonra kollarımızı ve bacaklarımızı gererek kozanın içinden çıkalım. Her iki elimizde iki eşarp onlar bizim renkli kanatlarımız olsun, tıpkı kelebeğinki gibi. Odanın içinde önce dikkatli, sonra cesaretle kollarımızı çırpalım.

– Kelebekler bir baloya giderler. Burada iki kelebek karşılıklı durur ve dans etmeye başlarlar. Birbirlerinin etrafında dönmeye başlarlar. Daha sonra beş kelebek bir araya gelirler. Bir daire oluştururlar, dört adım içeriye gelecek şekilde toplanırlar ve dört adım açılırlar. Her çift bunu karşılıklı bir kere tekrarlar.

– Kelebekler şimdi çok yorgun, uyuyup bu güzel balodaki çiçekleri rüyalarında görmek istiyorlar. Kelebekler yere yatar ve uykuya dalarlar.

– Hepsi yine uyanır, kollarını gererler. Hepimiz şimdi tekrar çocuk olduk. Güzel kanatlarımızı ortadaki sepete koyalım.

 

Arkadaşlar karamela sepeti diye orff cd si var yanında kitabıda var onu bulabiirseniz onlara göre müzikli drama yapabilirsiniz.içinde kedi ,arı ve fil,tayfalar….birçok güzel şarkı var.Mesela
ARI VE FİL:ben bir bebek filim,büyüyecekmiyim?
burnum minik bir hortum su bulurmuyum?
birgünarı konsa,küçük kuyruğuma,
kaçmak kolay değil bu kısa boyumla
Arı benim adım
bütün gün uçarım.
minik fili bulup üstüne konarım.
Fil benden korkmasa,benimle oynasa,
Gezer,eğlenirdik bu güzel ormanda…

 

YARATICI DRAMA SORULARI SORABİLİRSİNİZ.
*eğer kızgın bir kumda olsaydın çıplak ayakla nasıl yürürdün?
*dikenler üzerinde nasıl yürürdün?
*güçlü bir rüzgara karşı nasıl yürürdün?
*taşlı bir yolda nasıl yürürdün?
hep beraber şimdi bataklıktan geçicez için timsah var nasılgeçeriz?fikir alıp geçelim denize geldik yüzelim diye doğaçlama yapılabilir.VÜCUDUMU KULLANARAK NELER YAPABİLİRİM?
*balon olabilirim
*sönerim( dönerek,sıçrayarak,sağa-sola uçarak..)
*yüksek bir bina olabilirim
*fare olabilirim
*geniş bir kapı,nokta,iğne olabilirim.

 

GÜLEN YÜZ – ÜZGÜN YÜZ
çizmiş olduğunuz gülen ve üzgün yüz yüzleri verilir.verilen yönergelere göre aynı anda uygun yüz ifadesini kaldırırlar.ifadeleri kim kavramış anlaşılır.
*kedin kayboldu
*bugün en güzel resim ,senin resmin seçildi.
*odan istediğin renge yeniden boyandı
*kahvaltıda süt var
*ekmeğinin üzerinde karıncalar var
*karnın ağrıyor
*arkadaşın başka bir okula gitti
*bugün senin doğum günün … gibi.

 

 

 

 

 

 

Drama Teknikleri

(Kaynak: Ruken AKAR. Yüksek Lisans Tezi)

 

 

1. Bilinç Koridoru (Conscince Alley): Bir karakterin yaşamındaki bir ikilem olduğunda ya da bir seçim yapması gerektiğinde kullanılabilen bir tekniktir. Önce öğrenciler, birer duvar gibi karşılıklı dizilerek bir koridor oluştururlar. Karakter öğrencilerin oluşturduğu koridorda yavaş yavaş ilerlerken, öğrencilerin her biri farklı düşünce ve duyguları yansıtan birer cümle söyleyerek karakterin vicdanının sesi olurlar. Burada, her öğrencinin farklı öneriler sunma olasılığı vardır. Karakter koridorda ilerlerken, seslerin şiddeti artar, hatta giderek yükselir. Bu süreçte, koridor boyunca önerilen düşünceler ve duygusal uyarımlar karakterin bir karara varmasına yardımcı olmaktadır (O’ Neill. 1984. Neelands, 1990)

 

2. Geriye Dönüş (Flash Back): Oluşturulan dramada şimdiki ve geçmiş arasındaki ilişki, “geriye dönüş” sahneleri gösterilerek pekiştirilir veya karakter geçmişin can alıcı görüntüleriyle karşılaştırılır (O’ Neill ve Lambert, 1984. Neelands. 1990)

 

3. Forum Tiyatrosu (Forum Theatre): Katılımcıların veya izleyenlerin oyunun gidiş yönünü, izlerken değiştirmelerine olanak tanıyan forum tiyatro uygulamalarında aşağıda değinilen kurallar önemlidir:

a)    Kahraman (protagonist) ve hasım (antagonist) için bir sahne oluşturulur.

b)    Her karakterin tutumu ideolojisi açıkça gösterilir.

c)     Protagonist tarafından yapılan ciddi bir hata başarısızlık kurgulanır.

d)    Karakterler bir şeyler yapmalı, yanlızca konuşmamalıdırlar.

e)    Aktörler dünyanın belli bir vizyonunu yansıtırlar.

f)      Seyirci üyelerden biri “dur” diyerek protagonistin yerini alır ve sahnenin nereden başlaması gerektiğini söyler.

g)    Antagonist (diğer aktörler) baskıya devam etmeye çalışırlar.

h)    Seyirci (Spektatör) kurgulanan oyundan ayrılabilir ve önceki veya bir başkası onun yerini alabilir.

i)      Daha sonraki aşamalarda, seyirci üyeler tekrar “dur” diyerek oyuna farklı bir yön verebilir.

j)      Eğer protagonist kazanırsa, başka bir antagonist bir başka seyirci üye ile değiştirilebilir.

k)     Çalışmada tartışmanın devamını ve sihirli bir çözümün bulunmamasını amaçlayan bir yönetici olması çok önemlidir (Davis, 1998).

 

4. Dedikodu Halkası (Gossip Circle): Karakterin davranışları, topluluğun içinde söylenti ve dedikodunun yayılması şeklinde yorumlanır. Halkanın etrafında söylentiler yayılırken, abartılı hale getirilerek çarpıklaştırılır. Dramanın daha ileri aşamaları için gerginlik ve çelişkileri belirlemede faydalı bir tekniktir (O’ Neill ve Lambert. 1984. Neelands, 1990).

 

5. Donuk İmgeler (Still İmages): Drama sırasında “önemli” bir etkinlik gerçekleştirilirken, öğrencilerin / katılımcıların donuk bir fotoğraf oluşturmasıdır. Öğretmen liderliğinde gerçekleştirilen bu fotoğraflar, fotoğraf dışında kalan diğer öğrenciler / katılımcılar tarafından anlaşılabilmelidir (O’ Neill ve Lambert, 1984. Neelands, 1990)

 

6. Toplantı Düzenleme (Holding A. Meeting): Drama içinde kimi olayları kontrol etmek ya da yönlendirmek için kullanılan etkin bir tekniktir. Grup çalışmalarında yeni bir odak yaratmak amacıyla da kullanılır. Katılımcıların, konuşma becerilerinin de açığa çıkması ve gelişmesi için olanak yaratır. (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

7. Rol İçinde Yazma (Writing In Role): Çocukların / katılımcıların, ele alınan içerik doğrultusunda ve canlandırılan roldeki kişinin ağzından rapor, mektup, kartpostal, çağrı yazısı, mahkeme karar yazısı, toplantı duyurusu vs. yazmalarıdır. Bunu ayrı ayrı yapabilecekleri gibi, ikili üçlü gruplar halinde ya da tek bir grup olarak da yapabilmektedirler. Çocukların okuma-yazma becerilerini geliştirmeye elverişli, etkili ve yaygın bir tekniktir. Örneğin; çocuk bir kömür maddesinin çalışması hakkında maden işletmesinin sahibine rapor yazan bir müfettiş rolünde iken seçeceği hitap sözcükleri kullandığı kağıt ve yazım biçimi; kralın açtığı bir yarışmayı halka duyurmak için görevlendirilmiş kişi rolündeyken yazacağı duyuru yazısından çok daha farklı olacaktır (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

8. Sıcak Sandalye (Hot Sitting): Karakter öğrencilerin karşısına bir sandalyeye yüzü dönük olarak oturtulur. Karaktere, gruptaki üyeler tarafından, onun değer yargıları, güdüleri, ilişkileri ve davranışları konusunda sorular sorulur. Sorulan sorular ve verilen yanıtlar yoluyla karakterin pek çok yönünü bulmasına olanak sağlamada oldukça etkili bir tekniktir. Ayrıca soru soran kişiler “ şehitler, tarihçiler, sosyal hizmet uzmanları, yöneticiler, kimyagerler” gibi roller de alabilirler. Eğer karakter stress anında veya yaşadığı bir dönüm noktasında sorgulanırsa, gerilim de oluşabilir (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

9. Görüşmeler-Sorgular (Interviews-Interrogations): Karakterler değerleri, inançları hakkında daha fazla bilgi elde etmek amacıyla “ gazeteciler” ya da otorite bir kişi tarafından sorgulanırlar (O ‘Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

10. Gerçek An (Moment of Truth): Grubun drama için bir son sahneyi tasarlamasını gerektiren tekniktir. Gruptakiler sonuç sahnesi için bir “odak noktası” yaratmak zorundadırlar (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

11. Özel Mülkiyet (Private Property): Bir karakter, nesneler, mektuplar, raporlar, kostümler, oyuncaklar, kimlik belgeleri vb. Dikkatle seçilmiş kişisel eşyalar yardımıyla tanıtılır. Bu nesneler aracılığıyla toplanan bilgilerle kurulan ilişki karakter hakkında önemli ipuçları verebilmektedir (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

12. Aradaki Boşluk (Space Between): Öğrenciler karakterleri birbirine olan yakınlık derecelerini göz önüne alarak mesafelendirip düzenlerler. (Ne kadar yakın? Ne kadar uzak?.. Kim kime yakın?….) Ayrıca zaman içinde bu boşluğun değişimini Göz önünde bulundurabilirler ( Karakterler birbirine yakınlaşacak mı uzaklaşacak mı ?). Diğer taraftan öğrenciler bu mesafeyi isimlendirebilirler de (güç, korku, ihanet, gelenek vb). (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

13. Bölünmüş Ekran (Split Screen): Öğrenciler farklı zamanlarda ve yerlerde gerçekleşen iki veya daha fazla sahne planlarlar, daha sonra filmlerde olduğu gibi bu iki sahnenin arasındaki olayları, ileriye yada geriye gitme biçiminde çalışırlar. Bu iki sahnenin kurgusu, bağlantıları, karşılıklı ilişkileri çok dikkatli bir şekilde hazırlanmalıdır (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

14. Yarım Kalmış Materyaller (Unfinishd Materials): Gruba tamamlanmamış yazı, resim veya şema sunulur. Onların görevi bunu tamamlamak veya bitmemesine sebep olan problemi çözmektir (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

15. Telefon Görüşmeleri (Telephone Conversations): Dinleyiciler bir telefon görüşmesinde sadece bir tarafı ya da her iki tarafı da dinlerler. Öğretmen bu konuşmaları dramaya yeni bir bilgi eklemek, hikayeyi geliştirmek ya da gerilimi artırmak için kullanılabilir ( O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

16. Ritüeller – Seremoniler (Ritual-Ceremony): Drama içinde öğrenciler, yıl dönümleri, Inanç ve değer sistemlerine uygun olarak rituel ve seremoniler düzenlerler (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

17. Öğretmenin Rol Alması (Teacher In Role): Drama çalışmalarında öğrencilerle birlikte öğretmenin de rol alması anlamına gelir. Heathcote, dramaya başlarken öğretmenin role girmesinin (teacher in role) iyi bir teknik olduğunu savunmaktadır. Öğretmenin role girmesi öncelikle rolü tanımlama, çalışmayı düzenleme, amaçlar doğrultusunda yaratılan dramatik durumun, amacın dışına çıkmasını önleme ve grubu elde tutmada geniş çaplı kullanım olanağı sunmaktadır (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990). Geoff Gillham’a gore (1998), öğretmenin role girmesinin öğrenci ve öğretmen açısından birçok yararı vardır. Bu yararlar şu şekilde özetlenebilir; Bu teknik, öğrencileri dramanın içine çekmek, sahne düzenini kurmak, tanımlama ve rol için alıştırmalar yapmak, diğer taraftan grubun rahatlığını sağlamak amacıyla kullanılır. İçe kapanıklığı, utangaçlığı ve topluluk önünde olma korkusunu giderir (Gillham, 1998:Akt;Pollisini,1994).

 

18. Tüm Grupla Drama (Whole Grup Drama): Bütün katılımcılar ve öğretmen aynı anda aynı dramanın içinde yer alırlar (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

19. Mektuplar (Letters): Varolan yeni bir düşünce, odak veya gerilim katmak amacıyla grubun tümüne veya alt gruplara öğretmen tarafından verilir (O’ Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990).

 

20. Pantomim (Pantomine): Pantomim, çocuklara, bir taraftan bedenlerini tanıma ve beden dilini etkili biçimde kullanma fırsatı verirken diğer taraftan belli bir etkinliğe odaklanarak iyi birer gözlemci olmalarına yardımcı olmaktadır. Pantomim, duygu ve düşüncelerin, sözcükler olmadan ifade edilmesidir. Dramayı çocuklara tanıtmada en etkili yol olan Pantomimden, çocuklar çok hoşlanırlar. Gelişimin ilk yıllarında Pantomim, mimikler, hareketler kullanarak ve bazen de seslerle ifade edilerek, sözcükler kullanmadan basit bir şekilde ele alınır (Ömeroğlu, 1990). Gönen ve Dalkılıç’a (1998) gore de, basit tekerlemeleri, halk öykülerini ve günlük faaliyetleri, pantomimle ifade etme alıştırmaları jest ve mimik yoluyla çocukların iletişim becerilerini geliştirmede yararlı olmakta, kendilerini ifade etmelerine fırsat vermektedir.

 

21. Doğaçlama (Improvisation): Doğaçlama, kalıpları önceden belirlenmeksizin ve belli düzenleme işlemlerine bağlı kalmaksızın hayal gücüne dayalı bir şekilde özgür yaratma eylemi olarak kendini göstermektedir (Hodgson 1981, Çebi 1983, Adıgüzel, 1993). Doğaçlama, yazarak ya da kaydederek değil, o anda zihinde canlandırma yapılarak oynanır (Uçan, 1998: Akt: Adıgüzel, 1993). Diğer taraftan Adıgüzel’e (1993) göre, doğaçlamada, süreç ile ürün iç içedir, birbirinden kolayca ayırt edilmez. Doğaçlamayla ortaya çıkan süreç/ürün bir başkası tarafından yeniden ve aynen canlandırılmaz, kesinlikle yinelenemez. Ancak oyunun kaydından ya da raporlaştırılmasından sonra yeniden oynanabilir ya da yorumlanabilir ki, o zaman da doğaçlama olmaz, sadece doğaçlamadan yola çıkarak ortaya koyulmuş estetik bir bütün olur. Morgan ve Saxton (1995) doğaçlamanın, öğrencilerin kendiliğindenliğini geliştirdiğine dikkat çekerek, doğaçlama sırasında bireyin yaşantıları ve gerçek olaylar arasında ilişki kurarak, zihin ve duyuş arasında hızlı bağlar kurduklarını vurgulamışlardır. Diğer taraftan doğaçlama, öğrencilerin, duruma uygun dili anında bulmaları, akıcı ve doğru biçimde konuşmaları için doğal bir gereksinim ve çaba da yaratmaktadır (O’ Neill, Lambert, Linnel, Wood, 1976). Sonuç olarak, doğaçlama, bir hazırlık ya da senaryoya dayanmaksızın, o anda var olan, tekrarlanamayan, doğal bir biçimde kendiliğinden oluşarak akan davranışlar dizgesidir. O halde doğaçlama çalışmalarının, öğrencilerin, yaratıcılıklarını ve tam ve doğru konuşma becerilerini geliştirdiği söylenebilir.

 

22. Rol Oynama (Role playing): Pantomimle benzer bir şekilde rol oynama, öğrencilerin kendileri olarak söyleyemediklerini ve yapamadıklarını girdikleri rol içinde mimiklerini maksimum düzeyde kullanmalarını kolaylaştırır, onlara güç, cesaret ve güvenle kendilerini ifade etme fırsatı verir. Ladousse’e (1987) göre ise, öğrenciler bir role büründüklerinde belli bir durumu ortaya koyarlar. Oynamak öğrencilerin olabildiğine yaratıcı ve hareketli olacakları güvenli bir ortamda bir role bürünmeleri anlamına gelir. Ders sırasında rol oynama etkinliği yapan öğrencilerle “öğretmencilik” ya da “doktorculuk” oynayan çocuklar arasında bir çok benzerlik vardır. Her ikisi de kendi gerçeklerini yaratır ve yansıtır, gerçek dünyayla ilgili bilgileri denerler ve insanlarla iletişim kurma yeteneklerini geliştirirler (Larousse, 1987; Akt: Ay, 1997).

 

23. Rol Kartları (Role Cards): Bu kartlar oynanacak olan karakter ve kullanılacak içerik hakkında ayrıntılı bilgi verir. Bu teknik, öğretmenin bir dizi rolü, sınırlı bir zaman dilimi kullanarak vermek istediğinde yararlı olabilir. Ayrıca öğretmen bireylerden, kendi rolleri dışındaki ayrıntıları bilmelerini istemediği zaman da kullanılabilir. Rol kartları çok işlevsel olmaları nedeniyle de ülkemizde yapılan drama çalışmalarında kullanılan en yaygın tekniklerden biridir (Somers, 1998). Rol kartları hazırlanırken dikkat edilecek noktalardan biri, katılımcıların/öğrencilerin, birbirilerinin kartlarına bakmalarına gerek kalmayacak biçimde, ortaya tüm bilgilerin her iki kartta da bulunmasıdır. Öğretmenin/liderin göz önünde bulundurması gereken bir diğer nokta da, hazırlanan kartların, kullanılacağı ana kadar katılımcılar tarafından görülmemelerine dikkat edilmelidir. Ayrıca, öğrencilerin sıkılmamaları ve çalışmanın amacından uzaklaşmaması için her kartın aynı çalışma grubunda ancak bir kez kullanılması gerektiği söylenebilir. Aşağıda, ortaokul düzeyindeki bir gencin aile ve arkadaşlarına bağlılık konusunda yaşadığı karmaşa durumunu tanıtan rol kartları örnek olarak verilmiştir. Özgür Saner-15 yaşında-erkek çocuk.

 

Siz, anneniz Gamze Saner ile yaşayan tek çocuksunuz. Babanız iki yıl önce alkolle ilgili kavgalardan sonra evi terk etti. Annenizle oldukça iyi bir ilişkiniz var ancak annenizle evin dışında alkol almamak konusunda yaptığınız anlaşmayı uygulaması zor buluyorsunuz. Çünkü 17-18 yaşlarındaki çocukları içeren arkadaş grubunuz düzenli olarak barlara gidiyor. Pazar akşamı tüm grup, bir partiye gitmeden önce barda buluşma kararı aldı. Siz de gittiniz ve ortaklaşa bir şişe viski aldınız partide viski içmediniz fakat iki küçük kutu bira içtiniz-alkolsüz içecek yoktu. Partidekilerin çoğu 18 yaşının üzerindeydi. Partiye 17 yaşındaki eski bir arkadaşınızla gittiniz. Arkadaşınız çok içmiş görünüyordu, ancak partinin verildiği yer evinize 12 km. Uzakta olduğu için eve onunla dönmek dışında çok az alternatifiniz vardı. Yolda araba durduruldu ve arkadaşınıza alkol testi yapıldı. Sonuç pozitif çıktı ve arabadakiler karakola götürüldüler. İfadenizi verdiniz ve biraz gecikmeden sonra bir polis arabasıyla evinize getirildiniz. Giriş kapısı anahtarından bir tane de sizin olduğundan içeri girdiniz ve annenizi görmediniz. Pazartesi sabahı siz okula, anneniz işe gitmeden önce kahvaltı sofrasında geçirdiğiniz birkaç dakika içinde annenize bu olaydan söz etmeye çekindiniz. Başlangıç noktası: Saat 7.30’da anneniz işten döndüğünde, sizi odanızdan mutfağa çağırmasıyla başlar (Somers, 1998, Çağdaş Drama Derneği, atölye notları).

Gamze Saner – 40 yaşında – Anne

15 yaşında Özgür isimli oğlunuzla yaşayan bir annesiniz. Özgür’e sosyal yaşamında çok faza özgürlük vererek onun ergenlik çağına yaklaşımını cesaretle karşılamaya hazırlanıyorsunuz. Bunun yanı sıra yaşı tutmayanların içki içmesi konusunda katı görüşleriniz var. Evliliğiniz eski eşinizin içki bağımlılığı yüzünden mahvoldu. Siz olmadan barlara gitmesini önlemek için Özgür’ evde bira, şarap gibi içkileri sundunuz.

İşteyken Özgür’ün bir arkadaşının babasından duydunuz ki onun oğluna Pazar gecesi polis alkol testi yapmış ve alkollü araç kullanmaktan suçlu bulunmuş. İş arkadaşlarınız ayrıca, Özgür’ün de o arabada olduğunu ve hepsinin biraz alkollü olduğunu söyler anlaşmanızın bir parçası olarak oğlunuzda da evin bir anahtarı var ve önceki gece siz uyuduktan sonra eve geldi. Onun eve gelişini duymadınız.

 

Pazartesi günü işten dönerken ki komşunuz Özgür’ün Pazartesi sabahı erken saatlerde eve polis arabasıyla getirildiğini söyledi.

 

Başlangıç noktası: Pazartesi akşamı saat 7.30’da Özgür’ü odasından mutfağa bu konuyu konuşmak için çağırmanızla başlıyor (Somers, 1998, Çağdaş Drama Derneği, atölye notları).

 

Kartlar temel doğaçlama becerilerini varsayarak hazırlanır. Doğaçlama bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılabileceği gibi sona yakın bir yerlerde durdurulup karakterlere rollerini sorgulamaları için fırsat da verilebilmektedir (Somers, 1998).

 

Dramada kullanılan bu tekniklerden çoğu, çocukların, dil becerileri, beden ve yüz ifadelerini anlamlı bir biçimde kullanmalarında önemli rol oynamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

ÖĞRETİMDE TAVSİYELER

Açıklamaları kısa ve basit yapınız.

Hareketi mümkün olduğu kadar çabuk başlatınız.

Çocukları cesaretlendirmek için teşvik edici olunuz.

Değişik çocukları seçerek onları kendilerine güvenir yapınız.

Sınıf kalabalık ise 2 veya 3 gruba ayırarak, birden fazla oyun gösteriniz.

Düdük sesiyle bütün öğrencilerin durup, sesi dinlemesini sağlayınız.

Bir oyunda başarı sağlamıyorsanız durdurup başkasına geçiniz.

Bilinen oyunları tekrarlayınız.

 

 

FAALİYETLER

 

Daire Oyunları

 

KEDi  VE  FARE

 

Öğrenciler bir veya iki halka üzerinde sıralanır. Yüzleri içe dönüktür. Bir oyuncu kedi olarak seçilir. Bu dairenin dışında kalır. Diğeri ise fare olarak dairenin ortasındadır. Kedi ; “Ben kediyim” diye seslenir.

         Fare : “Ben de fareyim” der.

         Kedi : “Seni yakalayacağım.”

         Fare : “Yakalayamazsın.”

Oyun bundan sonra başlar. Kedi diğer oyuncuların engellemelerine rağmen fareyi yakalamak ister. Fare yakalanmamak için kaçar. Dairedeki çocuklar farenin kaçmasını sağlamak için ona yol verirler. Fare yakalanınca oyuna yeniden başlanır.

  

OYUNCAK OYUNU

 

Bütün çocuklar bir halka üzerinde sıralanırlar. Birisi ortadadır. Bütün öğrencilere birden altıya kadar numaralar verilir. Sonra öğretmen numaralara isimler verir.

Örneğin ;       1. ler Bebekler,

ler Trenler,

ler Toplar,

ler Tahta askerler,

ler Uçaklar,

lar Taksiler.

         Bundan sonra ortadaki oyuncu, “Trenler” diye bağırır. Tren olan ikiler, geriye doğru bir adım atarak halka etrafında koşarlar ve tekrar yerlerine gelirler. Yerine ilk gelen öğrenci elini yukarıya kaldırır ve ortadaki ile yer değiştirerek, ikinci oyunu o başlatır.

 

GÜNAYDIN ( BENİMLE GELME )

 

Öğrenciler bir halka üzerinde, yüzleri merkeze dönük olarak durur. Bir ebe halkanın dışındadır. Halkanın etrafında koşarken hafifçe bir arkadaşına dokunarak, “Benimle gelme.” der. İki oyuncu ters istikamette koşarlar. Karşılaştıkları zaman birbirlerini eğilerek selamlarlar ve “Günaydın” derler ve boş kalan yeri kapmak için koşularına devam ederler. Boş yeri kapamayan öğrenci ebe olur ve oyunu tekrarlar.

 

OYUNCAK KORUYUCUSU

 

Öğrenciler yüzleri merkeze dönük olarak bir halka oluştururlar. Dairenin merkezine bir oyuncak veya bir eşya konur. Bir çocuk bunun muhafızıdır. Bu öğrenci, elindeki topu halkada bir arkadaşına atar. Halkadakiler topla oyuncağı devirmek isterler. Bunu kim devirirse o muhafız ile yerini değiştirir, böylece oyun devam eder.

 

 

 

BENiMLE   GEL

 

Bütün öğrenciler bir halka üzerinde yüzleri içe dönük olarak dururlar. Bir kişi dairenin dışındadır. Dışarıdaki oyuncu halkanın etrafında koşmaya başlayınca oyun başlar. Koşan oyuncu bir arkadaşının sırtına hafifçe dokunarak ” Benimle gel.” der. Dairenin etrafında bir kere koşu, arkadaşının yerini almaya çalışır. Vurulan oyuncu, arkadaşı kendi yerine gelinceye kadar dokunmaya çalışır. Bunda başarısız olursa ebe olur ve başka birisini koşturur. Eğer arkadaşına yerine gelmeden önce dokunursa kendi yine yerine geçer. Arkadaşı ikinci defa ebe olur.

       

YUVARLANAN TOPTAN KAÇ

 

Oyuncular bir halka yaparlar. Ayrılan bir tanesi merkezde durur. Halkadaki çocuklar bir voleybol topunu ortadaki çocuğa doğru yuvarlayarak onu vurmaya çalışırlar. Vuran oyuncu ile vurulan oyuncu yer değiştirerek oyuna devam edilir.

 

TOP ATMA

 

Öğrenciler yüzleri ortaya dönük, bir halka üzerinde yer alırlar. Ortada, elinde voleybol topu ile bir çocuk bulunur. Oyun başlayınca ortada bulunan oyuncu halka üzerindekilere topu iki elle, tek elle veya voleyboldaki gibi vuruşlara yaparak atar. Yandaki oyuncular da aynı şekilde topu oradaki oyuncuya atmaya çalışırlar. Öğretmen bir süre sonra ortadaki oyuncuyu değiştirir.

 

BAHÇEDEKi   midilli

 

Çocuklar el ele tutarak, bir halka yaparlar. Yüzler ortaya dönüktür. Midilli olan çocuk ortadadır.

Dairedeki çocuklar ; ” Midilli, sen bahçemize nasıl girdin ?”

       Midilli ; ” İçeriye atladım.”

Dairedeki çocuklar ; “Nasıl çıkacaksın ?”

       Midilli ; ” İşte böyle.”

         Dedikten sonra Midilli, halkadakilerin kolları altından çeşitli denemeler yaparak halka dışına çıkamaya çalışır. Midilli dışarı çıkar çıkmaz, halka üzerindeki oyunculardan 3,4 tanesi koşucu olurlar ve Midilli’yi yakalamaya çalışırlar. Midilliyi ilk yakalayan bir sonraki oyun için  Midilli olur.

 

MENDiL   DÜŞÜRME

 

Bütün öğrenciler el ele tutuşur, yüzleri merkeze dönük olarak halka bir yaparlar. Elinde mendil olan bir oyuncu, halka etrafında koşmaya başlar. Mendili bir arkadaşının arkasına bırakır, koşusuna devam eder. Yakalanmadan arkadaşının yerini almaya çalışır. Arkasına mendil konulan öğrenci, mendilin farkına vardığı anda onu alır ve ebenin arkasından kovalar. Eğer kendi yerine kadar arkadaşına dokunamazsa ebe olur. Oyunu tekrarlarlar. Eğer arkadaşına dokunmaya muvaffak olursa kendi yerini alır, arkadaşı ikinci kez ebeliğe devam eder.

 

Çizgide Oynanan Oyunlar

 

 

HENDEK  ATLAMA

 

Birbirine paralel olmayan iki çizgi çizilir. Bir ucun açıklığı 50 cm, diğerinin ise 2 metre kadardır. Öğrenciler tek sıralı derin kolda dizilir. Çocuklar önce dar yerden atlamaya başlarlar. Atlayanlar sona kadar devam ederler. Atlayamayanlar yeniden kendilerini denerler.

 

İTFAİYECİ

 

Birbirlerinden 15 metre uzaklıkta paralel iki çizgi çizilir. Bütün öğrenciler çizginin biri üzerinde, yüzleri diğer çizgiye dönük olmak üzere yer alırlar.  Karşı çizginin biraz gerisinde “İtfaiyeci” bulunur. Öğrencilerin hepsine 1’den 4’e kadar numara verilmiştir. Örneğin İtfaiyeci ; “Yangın ! Yangın ! 1 numaralı istasyon ” diye bağırır. Bir numaralar karşı çizgiye kadar koşup geri dönerler. Diğer gruplar da bu şekilde çağırılır. Bazen itfaiyeci ; ”  1 numaralı istasyon ” diye bağırır. Bir numaralar karşı çizgiye kadar koşup geri dönerler. Diğer gruplar da bu şekilde çağırılır. Bazen itfaiyeci ; ” Yangın ! Yangın ! Alarm var !” diye bağırır. O zaman bütün öğrenciler karşıya kadar koşup geriye dönerler.

 

E S İ R   A L M A   V E   V E R M E

 

Oyuncular karşılıklı iki sıra olur. Aralarında 7-8 metre mesafe vardır. Her sıra sağdan numara sayar. A sıranın bir numarası karşıya gider. O sıranın önünden geçerken bir kişinin herhangi bir yerine dokunur ve yakalanmadan kendi sırasına doğru kaçar. Kendisine dokunulan oyuncu bunu öbür sıranın hizasına kadar kovalamaya başlar. Eğer oyuncuyu yakalarsa, yakalanan oyuncu B sırasına esir olarak gider, o sıranın en sonuna eklenir. Dokunulmadan kaçarsa B sırasındaki kovalayan oyuncu esir olur ve A sırasının en sonuna eklenir. Belli bir süre sonra hangi sıra daha fazla ise o taraf oyunu kazanır.

 

HAYVANAT BAHÇESİ

 

Bütün öğrenciler eşit olarak iki gruba ayrılırlar. Aralarında 4-5 metre mesafe olacak şekilde karşılıklı iki paralel çizginin üzerinde, yüzleri birbirlerine dönük olarak dizilirler. Bir grup kendilerine ( kendi aralarında seçerek ) bir hayvan ismi alır. Diğer gruba doğru yaklaşırlar. İki -üç adım kala ismini aldıkları hayvanın taklidini yapmaya başlarlar. Karşı taraftan herhangi bir oyuncu bunun hangi hayvan olduğunu tahmin ederse, hayvan ismi alan grup kendi çizgilerini geçinceye kadar kaçar, hayvanın ismini bilen grup kovalar. Yakalananlar, yakalayan gruba geçer. Oyun sıra ile devam ettirilir.

 

KÖPEKLER VE TOP

 

Bütün çocuklar gruplaşır, birer köpek ismi alırlar. Örneğin ; Finolar, Buldoklar, Çobanlar, Av köpekleri vb. hepsi bir çizgi üzerinde sıralanarak tek sıralı safta toplanırlar. Bir çocuk bir voleybol topu alır, bir grup köpeğin ismini çağırarak topu ileriye doğru yuvarlar. O ismi alan köpekler , topun arkasından tutmak için koşarlar. Kim önce topu yakalarsa, o atıcı olur ve oyun böylece devam eder.

 

 

BAHÇE YARIŞI

 

Başta bir lider olmak üzere bütün oyuncular bir çizgi üzerinde toplanırlar. Liderde bir top vardır. Diğer çocuklar gruba yaklaştırılıp 3-4 sebze ismi verilir. ( Biber, lahana, domates, havuç ) Lider topu sahaya doğru yuvarlarken ismi konmuş sebzelerden birini çağırır. Bu isimdeki sebzeler topu yakalamak üzere koşarlar. Kim önce topu yakalarsa liderle yer değiştirir. Diğerleri ilk yerlerine gelir, lider yeniden oyunu tekrarlatır.

 

TAVŞAN KOŞ

 

Çocuklar, tavşanlar ve tilkiler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Tavşan grubunun başına bir “Anne Tavşan” seçilir. Tilkilerin kenarda bir evi olur ve bu civarda tilkiler saklanır. Anne tavşan çocuklarını geziye çıkarır ve tilkilerin evine doğru ilerler. Anne tavşan tilkilerin evine iyice yaklaştığı ve onların farkına vardığı zaman ; “Koş Tavşan, Koş ! ” diye bağırır. Tavşanlar da evlerine doğru koşmaya başlarlar. Yakalananlar tilki olur. Oyun bir kaç defa böyle devam eder.

 

TOP OYUNU

 

Çocuklar, sayısı kadar gruba ayrılırlar. Her gruba bir top verilir. ( şimdi bir grubun nasıl oynayacağını izleyelim ) Her grupta 7 kişi olduğunu kabul edelim. 6 kişi bir çizgi üzerine dizilir ve 7 numaralı öğrenci bunların 4-5 adım ilerisinde onlarla yüz yüze gelecek şekilde yerini alır. 7 numaralı oyuncuda top vardır. Bu topu sırasıyla 1,2,3,4 diye sayarak en baştaki oyuncuya atar. O da tekrar 7 numaralı oyuncuya atar. Bu atıp tutma sırasında topu oyuncu tutamazsa en arkaya geçer, sıradaki oyuncu onun yerine geçer.

 

Not : Bu mesafe yakın görülürse uzatılabilir.

 

SENİ TUTABİLİR MİYİM ?

 

Bir öğrenci lider olur ve çizginin üzerinde durur. Diğerleri sarı, kırmızı, siyah, beyaz renklerini alırlar. Renk ismi alanlar liderden 4-5 metre mesafede dağınık olarak dururlar. Çocuklar seslenir ; “Ali seni tutabilir miyiz ?” Lider ;”Eğer beyazsanız ?” der. Beyazlar Ali’yi ( Yani lideri ) tutmak için koşarlar. Hangisi önce Ali’ye dokunursa o lider olur ve oyuna böylece devam edilir.

 

 

 

 

HOPLA MİDİLLİ

 

Bütün çocuklar bir çizgi üzerinde sıralanır. İçlerinden birisi Midilli olur. Midilli iki ayağı ile hoplaya hoplaya bir kaç adım ileri giderken, diğerleri de onu taklit ederek takip ederler. Birden bire Midilli “Dur” der ve gerideki çizgiye kadar arkadaşlarını kovalayarak onları vurmaya çalışır. Yakalananlar, Midilli’nin yardımcısı olur ve bir dahaki seferde onlarda arkadaşlarını vurmaya çalışır. En son kalan oyuncu bir dahaki oyun için Midilli olur.

 

Alan Oyunları

 

 

ÜÇ AYI

 

Oyunculardan biri çocuk ayı, diğeri anne ayı, öteki baba ayı olur. Bahçenin bir köşesine gider, sırtlarını arkadaşlarına dönerler. Diğerleri bahçenin başka bir ucundan başlayarak ayılara yaklaşırlar. İçlerinden bir sorar ;

Evde kim var ?

Çocuk ayı.

Başka biri sorar ;

Evde kim var ?

Anne ayı.

Ve başka biri sorar ;

Başka kimse yok mu ?

Baba ayı var.

Bunun üzerine üç ayı arkadaşlarını kovalamaya, diğerleri de kaçmaya başlar. Yakalanan öğrenci olduğu yere oturur. Son üç kişi kalana kadar oyuna devam edilir. Sonraki oyunun ayıları bunlar olurlar.

 

AĞAÇLARDAKİ  SİNCAPLAR

 

Bütün çocuklar 7-8 kişilik gruplara ayrılırlar. Her grup el ele tutarak bir daire yapar. Bir kişi ortada bulunur. Birisi de ebe olarak dışarıdadır. Daireyi oluşturan çocuklar bir ağacı temsil eder. Dairenin ortasındaki öğrenciler sincaplardır. Ebe olan öğrenci de sincaptır. Öğretmenin düdüğü ile sincaplar, kendi dairesinden çıkar ve başka daireye giderler. Bu sırada ebe olan sincap da kendisine bir ağaç bulur. Dışarıda kalan ebe sincap olur. ( Öğretmen bütün çocuklara sincap olma olanağı vermelidir.)

 

 

SIKI SIKI SARILALIM

 

Bütün öğrenciler dağınık olarak bahçede dolaşmaya başlarlar. Bir yandan da öğretmenin vereceği komutu izlerler. Öğretmen düdüğü çalar ve aynı anda kollarından birini havaya kaldırarak parmaklarıyla herhangi bir sayı gösterir. ( 1,2,3,4 veya 5 ) Düdük sesini duyan öğrenciler öğretmenin hangi sayıyı gösterdiğine bakarak bu sayıyı tamamlamak üzere arkadaşlarına sıkı sıkı sarılır. Bir süre sonra öğretmen oluşan grupları kontrol eder, sayıyı tamamlayamayan veya tek kalan öğrencileri eler ve oyuna devam edilir. (1 sayısı işaret edildiğinde öğrenciler tek başlarına hazır olda beklerler.)

 

 

KOYUNLAR VE KÖPEKLER

 

Öğretmen bütün kahverengi ayakkabılılar koyundur der. Diğerleri de köpek olurlar. Bundan sonra öğretmen ; “Kaçın koyunlar” der ve koyunlar kaçmaya başlar. Bir kaç saniye sonra köpeklere          ” Yakalayın koyunları ” denilir. Köpekler koyunların arkasından gider ve onları yakalayıp geri gelirler.

 

L İ D E R İ    İ Z L E

 

Bütün çocuklar eşit sayılarda 7-8 gruba ayrılır. Bir grup 7 kişiden fazla olmamalıdır. Her grup derin kolda toplanır. 1 numaradakiler grubun lideridir. Öğretmenin işaretiyle oyun başlar. Lider çeşitli yürüyüş ve hareketler yapar, diğerleri onu takip ederler. 3-5 hareketten sonra öğretmen yine düdük çalar ve lider değişsin der. Bu komutla 1 numaradaki lider en arkaya geçer ve 7 numaralı oyuncu olur. 1.numaradakiler liderdir. ( Yani önde olan lider olur.) Öğretmen her çocuğa bir lider olma şansını tanımalıdır.

 

Ç Ö M E L İ K   E L   S E N D E

 

Öğrenciler bahçeye dağılırlar. Bir kişi ebe olur. Öğretmen düdük çalınca ebe hariç diğer çocuklar leylek gibi tek ayakları üzerinde dururlar. Ebe dokunmak üzere leyleklere yaklaşır. Leylekler bir ayakla sekerek kaçarlar. Kime dokunursa o çömelir. En son kalan leylek, ebe olur.

 

 

 

İ H T İ Y A R   S İ H İ R B A Z

 

Bir çocuk “İhtiyar Sihirbaz” olarak seçilir. Diğerleri bir kaç adım mesafeden onu izlerler. Çocuklar sihirbazla alay ederler ; “İhtiyar sihirbaz, sihrini kaybetti !” ,  “sözde zengindi ama yerden 5 kuruşu bile alıyor !” derler. Sihirbaz kızar ve döner ; “Sizler kimin çocuklarısınız ?” diye sorar Çocuklar ; “Bakkalın Çocuklarıyız” ,  “kimsenin çocukları değiliz” , ” Bekçinin çocuklarıyız ” gibi değişik şeyler söylerler.

En sonunda birisi ; ” Senin ” der.

Sihirbaz kızar ve onları kovalamaya başlar. Kime elini değdirirse o çocuk sihirbaz olur, diğerlerini tutmak için o da sihirbaza yardım eder.

 

S ı n ı f   i ç i   O y u n l a r

 

 

A L İ   K U T U D A

 

Bütün çocuklar sıra aralarındaki boşluklarda ayakta dururlar. Öğretmen ; “Ali kutuda.” dediği zaman herkes çömelik vaziyet alır. “Ali kutudan çıktı.” deyince herkes ayağa kalkar. Öğretmen bu tempo ile giderken bazı komutlarda değişiklik yapar. Bu değişiklikte yanlış yapanlar yerlerine otururlar. En sona kalan sınıfın birincisi olur.

 

 

 

E Ş Y A   V E    Y E R

 

Bütün çocuklar sıralarında otururlar. Öğretmen bunlardan 6-8 tanesini çağırarak yazı tahtasının önünde yüzleri arkadaşlarına dönük olarak tutar ve hepsine bir isim verir. ( Örneğin ; Renkler, Kuş isimleri, Şehir ismi veya oyuncak isimleri gibi ) Bundan sonra oturanlar sıralarının üzerine başlarını koyarak gözlerini kaparlar. Öğretmen tahtadakilerin yerlerini değiştirir. Bundan sonra herkes bakar, bir kaç gönüllü istenir. Bu gönüllüler arkadaşlarının yer ve isimlerine göre onları tekrar dizerler.

 

S İ N C A P   V E   C E V İ Z

 

Bütün öğrenciler yerlerinde otururlar. Bir öğrenci sincap olur ve ceviz olarak eline silgiyi alır. Diğer öğrenciler, başlarını sıralarının üzerine koyarlar ( Uyuyormuş gibi ). Yanlız bir elleri, avuçları açık olarak yandadır. Sincap, cevizle arkadaşlarının arasında dolaşırken, Cevizi ( Silgiyi ) bir arkadaşının eline bırakır ve yerine oturmak üzere kaçar. Yerine ulaşıncaya kadar yakalanamazsa kurtulur. Eline ceviz konulan öğrenci sincabı yakalayamazsa kendisi bir sonraki oyun için sincap olur.

 

 

K İ M    S A K L A D I  ?

 

Bütün öğrenciler yerlerinde otururlar. Bir öğrenci kara tahtanın önüne getirilir. Diğerlerine arkası dönüktür ve gözlerini kapatır. Diğer bir çocuğu sınıfta bir yere saklar veya dışarı çıkarırlar. Öbür çocuklar da yerlerini değiştirerek karışık otururlar. Bundan sonra tahtada bekleyen öğrenciye  “Kim saklandı ?” derler. Gözlerini yuman çocuk arkasını dönerek kimin dışarıya çıktığını veya saklandığını bulmaya çalışır. Bulamazsa ebe değiştirilir ve böylece oyun devam eder.

 

 

 

Ü Ç    K Ü Ç Ü K    K U Z U

 

Bir çocuk ( Büyük Kurt ) sınıfın önünde ve ayaktadır. Diğerleri yerlerinde oturmuştur. Kurt, sıraların arasında dolaşır. Üç küçük kuzunun ellerine vurur ve yine sınıfın önüne gelerek ; “hurr, hurr” der. Bu kelimeler ile birlikte ellerine vurulan üç kuzunun yerlerini değiştirmesi gerekir. Kurt da bu kuzulardan birinin yerine oturmaya çalışır. Ayakta kalan kuzu bir sonraki oyun için Kurt olur. Oyun böylece devam eder.

 

M E Y V E    S E P E T İ

 

Bir öğrenci sınıfın önünde durur. Diğerleri yerlerinde otururlar ve hepsine 4 çeşit meyve ismi verilir. Öndeki öğrenci ” Elmalar ” deyince adı elma olanlar ayağa kalkar, yerlerini değiştirir. Bu arada ayaktaki oyuncu kendine bir yer bulmaya çalışır. İkincide başka grup meyve ismini söyler. Bu kez de bu meyveler yer değiştirir. Eğer ebe ” Meyve Sepeti ” derse her cins meyvenin yerlerini değiştirmesi gerekir.

 

 

 

 

 

K A R Ş I L A   V E   G E Ç

 

Öğretmen sınıfın önünde ve ortadadır. İki elinde birer silgi veya fasulye torbası tutar. Sağ ve sol gerisinde iki öğrenci vardır. İşaret verildiğinde bu iki öğrenci öğretmenin elindeki silgileri alır ve sıraların yanında koşuya başlar. Bu öğrenciler arkada karşılaşırlar. Öğretmene silgiyi önce getiren oyunu kazanır.

 

B E K Ç İ    K Ö P E Ğ İ

 

Bir yere bir cisim ( Nesne ) konur. Yanında gözleri kapalı bir bekçi köpeği durur. Diğer öğrencilerden birisi sessizce nesneyi oradan almaya çalışır. Eğer köpeğin haberi olmadan onu alabilirse, bir dahaki oyun için “Bekçi Köpeği” olur. Eşya alırken köpek farkına varırsa “hav hav” diyerek arkadaşını yakalar. O zaman yeni bir bekçi köpeği seçilir.

 

A V C I   A D A M

 

Bir lider seçilir. Bu lider, herhangi bir yöne doğru yürür ve ” Kim benimle ördek ( Ayı,Tilki, Geyik ) avlamaya gelir ?” der. Bütün çocuklar arkasına dizilir ve aynı şekilde lider (avcıyı) izlerler. Avcı dönüp hepsini görünce silahını onlara çevirir ve ” Bumm ” der. Bunun üzerine ayaktaki çocuklar koşarak kendi yerlerine otururlar. Kim yerine önce oturmuşsa bir dahaki sefere o lider ( Avcı ) olur.

 

F A S U L Y E   T O R B A S I N I   B U L M A

 

Çocuklar elleri arkada olmak üzere omuz omuza bir daire yapar. Bir çocuk ortadadır. Birisine bir fasulye torbası verilir. Dairedeki öğrenciler bunu elden ele verirler. Ortadaki öğrenci fasulye torbasının nerede ( kimde ) olduğunu bulmaya çalışır. Eğer tahmini çok uzun sürerse başka bir oyuncu ile değiştirilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

a)- BEN OYUNLARI

 

Bu Kim Oyunu

Çocuklar, yarım halka biçiminde ( yere ta da iskemleye ) otururlar.

Öğretmen sorar :

“-Ben kara gözlü, kıvırcık saçlı bir kız görüyorum; kim bu ?”

Çocuklar, öğretmenin bakmakta olduğu çocuğa bakarak, sorduğu kızın kim olduğunu bulurlar, adını söylerler.

Aynı oyun, çocukların aşağıda gösterilen başka özellikleri sorularak da oynanır :

Göz renkleri ve biçimleri ( mavi, kahverengi, yeşil, kara, ela, iri, küçük…vb )

Yüz biçimleri ( yuvarlak, uzun…vb )

Saç rengi ve biçimi ( kara, sarı, kahverengi, kıvırcık, düz, dalgalı ; uzun, kısa…vb )

Bu tür oyunlar, usandırmamak koşuluyla, arkadaşlarının çeşitli özelliklerini ( ve bu arada renkleri ) çocuklar öğreninceye kadar sürdürülür.

 

Dokunma Oyunu

Bu oyun kolaydan zora doğru üç aşamada oynanmalıdır. Çocuklar, her üç aşamada da, tere yada iskemlelere, yarım ay biçiminde oturtulurlar.

a)- Öğretmenin göstermesiyle

Öğretmen, elini kendi başına koyar, çocuklara “başına dokun” der, çocuklar, öğretmene öykünürler, ellerini kendi başlarına dokundururlar. Aynı oyun “eline dokun”, “dizine dokun”, “kulağına dokun”…vb. sözlerle sürdürülür.

b)- Öğretmen göstermeden

Dokunma oyunu bu kez, öğretmenin söylediği yerlere kendisi dokunmadan oynanır. Öğretmen buyruk verir, çocuklar yaparlar.

c)- Şaşırtma yapılarak

Çocuklar, öğretmenin “dokun” dediği yerleri iyice öğrendikten sonra, aynı oyun, bu kez de şaşırtmacalı olarak oynanır. Öğretmen, kimi kez söylediği yere dokunur ; kimi kez de başka yere dokunur. Örneğin; kendisi,” kendi koluna dokunurken, çocuklara “başına dokun” der. Çocuklar ( öğretmenin kendi koluna dokunarak yaptığı şaşırtmacaya kanmadan ) kendi başlarına dokunabilmelidirler.

Doğal ki, bütün çocuklar doğru yere şaşırmadan dokunmayı yapabilirler. Kimi doğru, kimi yanlış yapabilir. Bu durumda ise gülüşmeler olur, neşeli bir ortam oluşur. Oyuna başka başka zamanlarda, çocuklar şaşırmadan yapıncaya kadar yinelenebilir.

 

Dörtlü Dokunma Oyunu

Dörtlü dokunma oyunu.”başımız-omzumuz-dizimiz-ayağımız” sözleri söylenerek ve söylenen yerlere dokunularak oynanır. Oynayış sırasında devinimler gitgide hızlandırılabilir. Bu hızlandırma sırasında çocukların soluk almaları güçleşeceğinden, sözcükleri söylememeleri istenir, bunun yerine öğretmen söyler, çocuklar yapar. Bu uygulama biçimiyle oyun, aynı zamanda, kolay beden eğitimi işlevi de görür.

 

Zıp Zıp Zıpla Oyunu

Çocuklar oyun alanında, aşağıda gösterilen sözleri tekerleme gibi söylerler ve belirtilen devinimleri tekerlemeye uyarak yaparlar.

Zıp zıp zıpla         ( tek ayakla zıplanır )

Hop hop hopla ( iki ayakla hoplanır )

Top top topla     ( Son iki hecede yere çömelinir. )

 

Çevir Salla Oyunu

Çocuklar yere otururlar. Öğretmen aşağıda gösterilen sözleri söyler, devinimleri yapar. Çocuklar da, aynı devinimleri, öğretmene öykünerek yaparlar.

Başını çevir, çevir             ( başlar soldan sağa, sağdan sola çevrilir )

Başını salla, salla                              ( Başlar sağa-sola, öne-arkaya sallanır )

Kolunu çevir, çevir           ( kollar önden arkaya, arkadan öne çevrilir )

Kolunu salla, salla            ( kollar, aşağıya indirilir, avuçlar yere birbirine koşut olarak önde tutulur, soldan sağa, sağdan sola sallanır, sonra da yine iki kol birbirine koşut olarak, ön tarafta bir daire çizecek biçimde sallanır. )

 

 

 

Büyü Büyü, Küçül Küçül Oyunu

Çocuklar ayakta durur. Öğretmen, aşağıda sözleri söylerken, çocuklar bu sözlere göre devinimler yaparlar. Önce büyü büyü, sonra da küçül küçül oyunu oynanır.

Büyü büyü

Kollarını yukarıya kaldır

Daha çok kaldır, daha çok kaldır

Ayak parmaklarının ucuna bas

Daha çok yüksel, daha çok yüksel

Büyü büyü kocaman ol, büyü büyü kocaman ol…

( Çocuklar en çok yükseldiklerinde, ara vermeden küçül küçül oyununa geçilir )

Küçül küçül

Kollarını indir

Çömelerek büzül

Daha çok büzül, daha çok büzül

Küçül küçül, minicik ol…

 

Kim Yok Oyunu

Çocuklar yere oturtulur. İçlerinden birini ebe seçerler. Ebe başını öğretmenin kucağına koyar, gözlerini yumar. ( çocuk gözünü, bir başka yerde de yumabilir ) Öğretmen, ebeye sezdirmeden, bir çocuğu işaretle dışarıya çıkartır. Ebe gözlerini açar; Öğretmen ebeye “Kim yok ?” diye sorar. Çocuk bilirse ebelikten kurtulur. Adı bilinen çocuk ebe olur. Ebe, üç ad saydığı halde bilemezse yeniden ebe olur, yumulur.

 

Rengi Nedir Oyunu

Bu oyun çocuklara renkler öğretildikten sonra oynanır. Renkleri pekiştirme, dikkati arttırma oyunudur.

Öğretmen, küme halindeki çocuklara, üstlerindeki giysilerin, duvarların, kitap kaplarının, blokları, araç-gereç ve oyuncakların vb. renklerini sorar, çocuklar söylerler. Bunlar içinden, özellikle 4-5 nesnenin rengine dikkat çeker.

Daha sonra çocuklar bir ebe seçerler. Ebe yumulur, Öğretmen ebeye, “Ali’nin kazağının rengi nedir ?” diye sorar. Ebe bilirse ebelikten kurtulur, alkışlanır. Bilinen çocuk ebe olur. Ebelik bilinceye kadar devam sürer.

“Rengi nedir ?” sorusunu, öğretmen yerine herhangi bir çocuk da sorabilir. Ebe değiştikçe, soran çocuk da değişebilir. Soran çocuk da ebe gibi seçimle belirlenebilir.

 

Hangisi Yok Oyunu

Üniteye uygun birkaç nesne, varsa bir masanın üzerine ( yada oyun alanına ) konulur. Her biri çocuklara “Bunun adı nedir ?” diye gösterilerek sorulur. Çocuklar her nesnenin adını söylerler, yinelerler.

İçlerinden biri ebe seçilir, dışarı çıkarılır. Ebe dışarıdayken, nesnelerden birisi saklanır. Ebe içeri çağırılır. “Demin burada bulunan nesnelerden hangisi yok ?” diye sorulur. Bilirse ebelikten kurtulur, kurtulan çocuk, bir başka çocuğu ebe seçer. Oyun böylece sürer.

 

Ses Tanıma Oyunu

Öğretmen oyun alanına bir kaç çalgı getirir.( flüt, melodika, mandolin, bağlama, akordeon, keman…vb.)

Bu çalgıları birer birer çalarak ( adları, biçimleri ve sesleriyle ) çocuklara tanıtır. Çocukların öğrendiklerini saptadıktan sonra, bir çalgıyı alır, çalar ve çocuklara sorar “Bu ses hangi çalgının sesidir ?”… Çocuklar yanıtlarlar.

Ancak öğretmen, soru sormak için çalgıyı çalmadan önce ( bir paravanın yada kukla sahnesinin arkasına ) saklanır. Çocuklar çalgıyı görmezler. Sesinden tanımaya çalışırlar.

Bu oyun daha sonra, her çocuğa ayrı ayrı sorularak da oynanmalıdır. Aynı oyun, teybe alınmış çalgı sesleriyle oynanabileceği gibi, hayvan seslerini tanıtmak amacıyla teybe alınacak hayvan sesleriyle de oynanmalıdır.

 

Ben Kimim Oyunu

Çocuklar yarım halka biçiminde otururlar. Bir ebe seçerler. Ebenin gözleri kapatılır. Öğretmenin işaret ettiği bir çocuk kalkar, gelip ebeye sorar : “Ben kimim ?” der. Ebe, soran çocuğu, sesinden tanırsa, ebelikten kurtulur, soran çocuk ebe olur. Ebe bilemezse, ebeliği sürer. Başka çocuk sorar.

Bu oyun hayvan seslerini tanıtmak amacıyla da oynanır. Soran çocuk, bir hayvan sesi çıkarır, “Ben hangi hayvanım ?” diye sorar. Öteki kurallar aynıdır.

 

Tatmadan Bul Oyunu

Öğretmen çocuklara, bir yiyeceğin tadını ve özelliklerini söyler. Bunun adını bulmalarını ister. Bulan çocuk alkışlanır. Bu oyun, çocukların tanıdıkları çeşitli yiyecekler tanımlanarak da oynanır.

Örneğin: “Sarı kabuklu, sulu, çekirdekli, tadı ekşi, çaya, çorbaya, salataya sıkılır; bunun adı nedir ?”diye sorulur. “Limon” olduğunu bilen çocuklar alkışlanır.

 

b)- KOŞMACA OYUNLARI

 

Saklambaç Oyunu

Bir ebe seçilir. Ebe oyun alanının önceden belirlenmiş bir yerinde durur, yumulur. Burası ebenin kalesidir. Çocuklar saklanırlar. Ebe belirli bir sayıya kadar ( örneğin ona kadar ) sayar. Sayma işlemi bitince “Önümdeki, arkamdaki, sağımdaki, solumdaki sobe.” Der, gözlerini açar, saklanan arkadaşlarını arar, bulmaya çalışır. Gördüğü arkadaşının adını söyleyerek kaleye döner, sobeler. Sobelenen çocuk yanar.

Ebe aramak için kaleden uzaklaştığında, saklanan çocuklar ortaya çıkıp, ebeden önce kaleye ulaşarak “sobe” yapmaya çalışırlar.

Bu arada, yanan ve yanmayan çocuklar ( açığa çıkmış çocuklar ), öteki arkadaşlarına yardımcı olmak için “Elma dersem çık, armut dersem çıkma.” gibi sözlerle kopya verirler. Ebe kaleden uzaklaşınca “elma, elma” diye, ebe kaleye yaklaşınca “armut, armut”diye bağrışırlar.

Ebe tarafından bulunarak yanmış olan çocuklar, oyunun bitiminde, kendi aralarında sayışarak yeni bir ebe seçerler. Oyun yeni ebeyle sürer.

Bu oyunun oynanışında, isteğe göre, şöyle bir kural da uygulanabilir ; saklananlar içinden son çocuk, ebeden önce sobe yaparsa , kendinden önce sobelenmiş çocukların tümü kurtulur. Aynı ebe, yine ebe kalır, oyun yinelenir.

Ebe yumulduktan sonra, 10’a kadar sayı sayabileceği gibi bu saymayı renkleri sayma, meyveleri sayma biçiminde de yapabilir. İstenirse bu sayma, anne, baba, kardeş-ağabey, abla, teyze, dayı, hala, amca gibi aile ve akraba bireylerini sayma biçiminde de uygulanabilir.

Ebenin sayması, öğretmen hangi konuyu pekiştirmek istiyorsa, o konuya ilişkin sözcük ve kavramlarla da yapılabilir.

 

Köşe Kapmaca

Bu oyunu oynayacak çocukların sayısından bir eksik sayıda köşe saptanır. ( köşe yoksa, yere tebeşirle aynı sayıda daire çizilir.) Çocuklar sayışarak, aralarından bir ebe seçerler. Ebe ortada durur, öteki çocuklar köşelerine geçerler. Oyun başlayınca, çocuklar köşelerini ( yerlerini ebenin kapmasına olanak vermemeye çalışarak ) değiştirmeye çalışırlar. Bu değiştirme sırasında ebe başka bir köşeye geçmek üzere olan çocuğun yerini kapmaya çalışır. Kaparsa, yerini aldığı çocuk ebe olur. Oyun böylece sürer.

Köşe kapmaca oyununda, çocukların durdukları köşelere üniteye uygun adlar verilebilir. Adların belirlenmesini, öğretmen çocuklara yaptırır. Örneğin; Gün adları, mevsim adları, renk adları vb.

 

Kilitlenme Oyunu

Oyunun oynanacağı bir alan ( ya çizilerek, yada çocuklara “şuradan dışarı çıkılmayacak” denilerek ) belirlenir. Çocuklar aralarından bir ebe seçerler. Ebe kovalar, çocuklar kaçışırlar. Ebe, yaklaştığı çocuğa eliyle dokunmaya çalışır. Her çocuk ebe yaklaştığı zaman yere çömelir, iki elini başının üzerine ( parmaklarını iç içe geçirerek ) kilitler ve ağzını sıkıca kapatır. Bu devinimleri, ebe kendisine dokunmadan yapabilen çocuk kurtulur, yapamayan çocuk yanar ve ebe olur. Oyun böylece sürer.

 

İpi Tutma Oyunu

Yaklaşık 10 m. uzunluğunda, kalınca bir ip ( urgan yada halat ) bulunur. İki ucu birleştirilerek düğümlenir, büyükçe bir halka yapılır. Oynayacak çocuklar bu ipi elleriyle tutarlar ve halka oluşturacak biçimde dururlar. Çocuklar ipin oluşturduğu halkanın içinde olurlar ve ellerini arkaya götürerek ipi tutarlar. Ayrıca, sırtlarını ipe dayayarak, ipin gergin durmasını sağlarlar.

İçlerinden birisi ebe seçilir. Ebe halkanın ortasında bekler. İpi tutan çocuklar, zaman zaman ipi bırakarak ( ebenin arkasından yada yanından ) ortaya doğru yürürler, ebe ipi kim bırakıyorsa o çocuğu kovalar; ona dokunmaya çalışır. Kovalanan çocuk, ebe kendisine dokunmadan ipi tekrar tutabilirse yanmaz. Dokunursa, ebe olur. Oyun böylece sürer.

 

Bayrak Verme Oyunu

Üniteye uygun bir bayrak hazırlanır. ( bayrağın üzerinde hayvan, bitki, giyecek vb. bir nesne yada bir renk bulunur ) Bir ebe seçilir. Bir çocuk bayrağı alır, kaçar; ebe, bayrağı taşıyan çocuğu kovalar, ona dokunmaya çalışır. Bayraklı çocuk, ebeye yakalanmadan bayrağı bir arkadaşına vermeye çalışır; başarırsa yanmaz. Ebe bu kez, bayrağı alan öteki çocuğu kovalar. Ebe, bayraklı çocuğa dokunabilirse, ebelikten kurtulur. Dokunulan çocuk ebe olur. Oyun böylece sürer.

 

Kedi Atlama Oyunu

Bahçede yada salonda, birbirine koşut iki çizgi çizilir. Çocuklara bunun “dere” olduğu söylenir. “Siz de kedi olacaksınız, bu dereden atlayacaksınız.” denir.

Çocuklar iki kümeye ayrılırlar: birinci kümeye “Kara kediler”, ikincisine de “Tekir kediler” denir.

Önce kara kediler, birer birer, dereyi atlayarak geçmeye çalışırlar. Atlayan kedinin ayağı, her iki taraftaki çizgilere basmamalıdır. Bir yada iki ayağı çizgiye basan kedi yanar. Sonra tekir kediler de aynı kurallarla dereden atlamaya çalışırlar Hangi kedi kümesinden daha az kişi yanarsa, oyunu o kedi kümesi kazanmış olur.

Bu oyunun oynanması sırasında öğretmen, dere çizgilerinin arasındaki açıklığı, çocukların yaş durumlarına ve yeteneklerine göre saptar. Çizgileri ona göre çizer. Ayrıca, dereden atlama devinimi, önce ayaklar serbest olarak yaptırılır, sonra da iki ayak birleştirilerek yaptırılır. İki dere çizgisinin birbirine yakınlık ölçüsü, ayakların bu durumu da göz önünde tutularak belirlenir. Oyunda yitiren kediler, kazanan kedileri alkışlar.

 

c)- HALKADA OYUNLAR

 

Çiftçi Çukura Daldı ( şarkılı oyun )

Çocuklar elele tutuşup bir halka oluştururlar. İçlerinden biri “çiftçi” olarak seçilir. Çiftçi halkanın ortasında durur. Çocuklar bir yandan, aşağıda gösterilen sözlerle oyunun şarkısını söylerler, bir yandan da sağa yada sola doğru yan yan yürüyerek dönmeye çalışırlar.

Oyun sırasında “çiftçi hanımını aldı.” sözleri söylenirken çiftçi olan çocuk halka içinden bir çocuğu seçer, yanına alır. Sözlerin öteki dizelere göre, hanım çocuğunu, çocuk dadısını, dadı köpeğini, köpek kedisini, kedi sıçanını, sıçan da peynirini seçer. Bunlar, ilk halkanın içinde ikinci bir halka oluştururlar. Peynir seçilince çocuklar ellerini çırparak şarkının “peynir ortada kaldı” dizesini söylerler ve oyun böylece biter. Oyunun yinelenmesinde “peynir” bu kez “çiftçi” yapılarak ödüllendirilir.

 

Çiftçi çukura daldı                           Haydi peri kızı

Çiftçi çukura daldı

 

Çiftçi hanımını aldı                          Haydi peri kızı

Çiftçi hanımını aldı

 

Hanım çocuğunu aldı                     Haydi peri kızı

Hanım çocuğunu aldı

 

Çocuk dadısını aldı                          Haydi peri kızı

Çocuk dadısını aldı

 

Dadı köpeğini aldı                           Haydi peri kızı

Dadı köpeğini aldı

 

Köpek kedisini aldı                          Haydi peri kızı

Köpek kedisini aldı

 

Kedi sıçanını aldı                              Haydi peri kızı

Kedi sıçanını aldı

 

Sıçan peynirini aldı                         Haydi peri kızı

Sıçan peynirini aldı

 

Peynir ortada kaldı                         Haydi peri kızı

Peynir ortada kaldı                         ( oyun bitinceye dek bu dize yinelenir.)

 

Bülbül Kafeste

Çocuklar el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Bu halka bülbül kafesi olur. Öğretmen, çocuklar arasından iki üç “bülbül” seçer. Bülbüller kafes içinde dolaşırlar.

Oyun sırasında, halkadaki çocuklar,”bülbül kafeste” sözlerini yineleyerek ve ellerini (halkayı bırakarak ) çırpmaya başlarlar. Bu sırada bülbüller halkadan çıkmaya çalışırlar. Halkadaki çocuklar, bülbülleri kafesten dışarı çıkarmamak için  ( bülbül nereden çıkmak istiyorsa oradaki çocuklar ) hemen birbirlerinin ellerini tutarlar, kafesin açık yerini kapatırlar.

Kafesten ( arkadaşlarının kolları, bacakları arasından ) kaçabilen bülbüller oyunu kazanmış olurlar.

 

Ambara Vurdum Bir Tekme

Çocuklar el ele tutuşup bir halka oluştururlar. Aşağıdaki sözlerle şarkı söylerken, bir yandan sağa yada sola dönerler, bir yandan da şarkının sözlerine uygun devinimler yaparlar.

 

Ambara vurdum bir tekme          ( bir tekme )

Ambarın kapısı açıldı                      ( açıldı )

İnci de boncuk saçıldı                     ( saçıldı )

 

Limonu da böyle keserler                            ( keserler )

Suyunu da böyle sıkarlar                              ( sıkarlar )

 

Çamaşırı böyle yıkarlar                                 ( yıkarlar )

Suyunu da böyle sıkarlar              ( sıkarlar )

 

Ütüyü de böyle yaparlar                               ( yaparlar )

Saçımı da böyle örerler                                 ( örerler )

 

Vb. sözlerle oyun sürdürülür…

 

Kutu Kutu Pense

Çocuklar el ele tutuşur bir halka oluştururlar. Aşağıdaki sözleri şarkısıyla söyleyerek sağa yada sola dönmeye başlarlar. Şarkı içinde adı söylenen çocuk arkasını döner, halka içinde dönerek ve şarkı söyleyerek oyunu böylece sürdürür. Bütün çocuklar arkasını dönünce, şarkı sözleri “bütün çocuklar önüne dönse” biçiminde söylenir ve çocuklar önlerine dönerler. İstenirse oyun bir kez daha yinelenir.

 

Kutu kutu pense

Elmayı yense

Arkadaşım Ayşe ( dönmesi istenilen çocuğun adı söylenir.)

Arkasını dönse

 

Asiye As

Çocuklar el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Bir yandan aşağıdaki sözleri ezgisiyle söylerken, bir yandan da sağa yada sola doğru yürüyerek dönerler. Yürüme ve şarkı temposu gitgide hızlanır, çocuklar koşmaya başlarlar. Şarkının üçüncü, dördüncü söylenişinin bitiminde ellerini bırakarak birdenbire yere çömelirler. Çömelirken yere düşen çocuk yanmış olur.

Asiye as

Altın tas

Ayağıma basma

Tahtaya bas

Tahta çürük

Çivi tutmaz

Asiye büyük

Kin tutmaz

 

Gezen Yüzük

Uzun bir ipe bir yüzük geçirilir. İpin iki ucu birleştirilerek düğümlenir. Bir ebe seçilir. Çocuklar iki elleriyle ipi dışarıdan tutarak, ip çevresinde bir halka oluştururlar. Çocukların elleri ip üzerinde birbirine daha yakın durur.

Oyun başladığı zaman, ebe ortada durur; ipe geçirilmiş yüzük, bir çocuğun, ipi tutan eli altında saklanır. Halkadaki çocuklar, bu yüzüğü ebeye göstermeden birbirlerine aktarırlar. Çoğu kez de, ebeyi şaşırtmak için, aktarır gibi yaparlar. Bu arada ( yüzük yüzük neredesin, acep hangi eldesin ) sözlerini söylerler.

Ebe yüzüğün kimde olduğunu bulmaya çalışır. Bulabildiğini sandığı an “Durun !” der. Çocuklar dururlar. Ebe yüzüğün kendisinde olduğunu umduğu üç arkadaşına, ellerini açmalarını söyler; ( önce birine, bulamazsa ikincisine, onda da bulamazsa üçüncüsüne “elini aç” demek hakkı vardır.) yüzüğü bulursa, ebeliği biter; yüzüğü bulduran çocuk ebe olur.

Bu oyun yere oturularak da oynanabilir.

 

Kedi-Fare

Çocuklar el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Çocuklardan ikisi Kedi ve Fare olarak seçilir. Kedi halkanın dışında, fare içinde durur. Kedi halkayı geçerek fareyi yakalamaya çalışır. Halkadaki çocuklar, fareye ( kollarını kaldırarak, ayaklarını açarak ) kaçması için yardımcı olurlar; kediye ise, ( kollarını gererek, birbirlerine yaklaşarak ) fareyi yakalamasın diye engel olmaya çalışırlar. Bu oyunda, fare kolaylıkla halkanın içine-dışına geçebilir. Kedi için, içeri ve dışarı geçmede güçlük çıkarılır.

Kedi, fareyi yakalarsa, yakalanan fare, oyunun yinelenmesinde kedi olur. Yeni fare, öteki çocukların arasından seçilir. Oyun böylece devam eder.

 

ç)-  ARAÇSIZ YAPILAN OYUNLAR

 

Seke Seke Yürüme

Öğretmen, çocuklardan belirtilen mesafeye kadar seke seke yürümelerini ister Yorulacakları için bir süre sonra ayakları değiştirilir. Bu oyun istenirse yarışma şeklinde de yapılabilir. Dengesini kaybeden, düşen, yere basan yada yanlış ayak değiştiren yanar.

 

Hacıyatmaz

Çocuklar üçer kişilik kümelere ayrılırlar. Her kümede iki çocuk yüz yüze ve karşılıklı durur; üçüncü çocuk ise bu iki çocuğun arasında ( iki arkadaşının birini sağına, ötekini soluna alacak şekilde, dimdik ve kaskatı )durur. Ortadaki çocuğa iki çocuktan biri, Hacıyatmaz’ı ötekine, öteki de birinci çocuğa doğru, omuzlarından iter. Yandaki çocuklar, Hacıyatmaz’ı düşürmemeye özen gösterirler. Oyunun yinelenmesinde, ortadaki çocuk yana geçer. Üç çocuk da Hacıyatmaz olduktan sonra oyun biter.

 

Ayak Ayak Yürüme

Bir ayağın burnuna, öteki ayağın topuğunu değdirerek yapılan yürüyüşe, “ayak-ayak yürüme” denir.

Bu oyunda çocuklar, yaklaşık bir metre arayla, arka arkaya dizilirler. Yerin elverişlilik durumuna göre dizilme birerli kol’da, ikişerli kol’da yada üçerli kol’da olabilir. Oyun başladığında her çocuk, kollarını iki yana açar, ayak-ayak yürür. Yürüme yönünden sapan, ayak ayak yürümede yanlış yapan yada dengesi bozulan, yanmış olur.

Bu oyun iyice öğrenildikten sonra, çocukların gözlerini kapatmaları istenerek de oynatılabilir.

 

Çapraz Sıçrama

Çocuklar, ikişer ikişer kümelere ayrılırlar. Her iki çocuk yüz yüze durur; ondan sonra, sağ kolları ile birbirlerinin kollarına çapraz olarak girerler ve kendi çevrelerinde sıçrayarak dönerler. Bu dönüş, soldan sağa doğru olur. Bir süre sonra durup, kollarını değiştirirler; bu kez sol kollarla çapraz yaparlar, sağdan sola doğru sıçrayarak dönerler. Oyun istenildiği kadar sürdürülebilir.

 

Aç Kapıyı Bezirgân Başı

Bu oyun iki aşamada oynanır. Şarkılı oyun ve çekişme. Alana bir çizgi çizilir.

Şarkılı oyun başlamadan önce sayışma yapılır, iki çocuk seçilir, bunlar “Bezirgân” olurlar. Bezirgânlar, arkadaşlarına duyurmadan kendilerine birer ad takarlar. Örn. Biri al, öteki yeşil olur. (Aslan-kaplan,elma-armut vb. birbirine yakın başka adlar da takılabilir.)

Bezirgânlar, çizginin iki yanında olmak üzere, karşılıklı geçerler, el ele tutuşurlar; ellerini yukarı kaldırarak “kapı” yaparlar. Öteki çocuklar ( çizgiye koşut olarak ) tek sıra biçiminde dizilirler; bunlar “kervan” olurlar.

Kervancılar, “aç kapıyı bezirgan başı” şarkısını söyleyerek “kapı”dan geçmeye başlarlar. Şarkının son dizesi, “arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun” söylendikten sonra, hangi çocuk “kapıda” içinde kalmışsa o çocuk bezirgânlar tarafından ( kollar arasında tutularak ) tutsak alınır.

Bezirgânlar, “tutsak”ın kulağına sorar: “al mı ?,yeşil mi?” Tutsak da fısıltıyla yanıtlar:”al” derse, adı “al” olan bezirgânın arkasına, “yeşil” derse, adı “yeşil” olanın arkasına geçer; belinden tutar, bekler.

Oyun şarkılı olarak yeniden başlar ve bir çocuk kalıncaya kadar aynı kurallarla sürer. Bezirgânlar son çocuğu da aynı yöntemle tutsak alırlar; tutunca, “bir sıçan” derler, salıverirler; çocuk”al” kümesinin çevresini koşarak dolaşır, gelip kapıya girer. Bezirgânlar bu kez “iki sıçan” derler, salıverirler; çocuk “yeşil” kümesinin çevresini koşarak dolaşır, gelip kapıya girer; bezirgânlar “üç sıçan” derler ve çocuğu bu kez salıvermezler; “al mı ?…yeşil mi ?” diye ona da sorarlar. Çocuk ne yanıt verirse, o bezirgânın arkasına geçer.

Burada oyunun çekişme aşaması başlar. “al” ile “yeşil” çizginin iki yakasında karşılıklı olarak durur, birbirlerinin ellerinden sıkı sıkı tutarlar. “Al”ın arkasındaki çocuklar birbirlerinin, “yeşil”in arkasındaki çocuklar da birbirlerinin bellerinden, sıkı sıkı tutarlar.

Öğretmenin ( yada bir çocuğun ) “başla” demesi üzerine, Al kümesi ile Yeşil kümesi çekişmeye başlar. Hangi küme çizgiyi geçer yada koparsa, o küme yenik sayılır.

Kazanan kümedeki çocuklar ellerini tempo ile çırparak “çürük elma, çürük elma” diye bağrışırlar. Aynı anda iki kümede de kopma olursa, bütün çocuklar “çürük elma” diye bağrışırlar.

Çocuklar isterlerse oyun, “bezirgân”ları ve adları değiştirilerek yinelenir.

 

Kervancılar : — Aç kapıyı bezirgân başı, bezirgân başı

Bezirgânlar : — Kapı hakkı ne verirsin, ne verirsin

Kervancılar : — Arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun

Oyun sonunda bezirgânlar : “Bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan” diye, şarkısız olarak sorarlar.

 

Kim Güçlü

Alanın ortasına bir düz çizgi çizilir. Her çocuk bir eş seçer. Eşlerden biri çizginin bir yanında durur. Her çocuk sağ ayağını çizgiye koyar, iki çocuğun sağ ayaklarının burunları birbiriyle karşılıklı durmuş olur; sol ayaklar geride tutulur. Çocuklar, karşılıklı olarak el ele tutar, birbirlerini kendi taraflarına çekmeye çalışırlar. Çekilen, yani çizgiyi geçen çocuk, oyunu yitirmiş sayılır, oyun istenildiği kadar yinelenebilir.

Bu oyun, bir çizgi üzerinde çekişmeli yapıldığı gibi, çizgi olmaksızın, iki çocuğun bir eksen çevresinde dönerek çekişmesi biçiminde de yapılabilir.

 

İmdat Yarışı

Alana uzun ve düz bir çizgi çizilir. Çizginin 8-10 metre karşısında ve çizgiye eşit uzaklıkta, birbirine bitişik iki kale yapılır.

Çocuklar iki eşit kümeye ayrılır. Her küme kendine bir ad takar; kendi içinden, sayışarak bir kaptan seçer.

Çocukların tümü, çizgiye sağ ayaklarını basarak, koşmaya hazır biçimde ve yan yana dururlar. İki küme arasında bir metre kadar açıklık bırakılır.

Her kaptan, kendi kümesinin karşısındaki kale içinde durur.

Öğretmenin yada bir çocuğun “başla” komutuyla oyun başlar. Her kaptan koşarak kendi kümesine gider, sıranın başındaki çocuğun elinden tutar; birlikte kaleye doğru koşarlar. Kaleye gelince, kaptan kalede kalır, onunla birlikte gelen çocuk kaptan olur. Yeni kaptan da önceki gibi, geri döner, yine sıranın başındaki bir çocuğun elinden tutar, birlikte koşarak kaleye gelirler. Bu kez yeni gelen çocuk kaptan olur. Oyun, kesintisiz olarak, kümedeki çocukların tümü kaleye getirilinceye kadar böylece sürer.

Hangi küme kaleye önce gelirse, o küme oyunu kazanmış olur. Oyun süresince, kümedeki çocuklar kaptanlarına “imdat, imdat” diye bağrışırlar.

 

Çürük Yumurta

Çocuklar arasından bir ebe seçilir. Öteki çocuklar halka olup çömelirler, ellerini dizleri önünde kenetlerler. Oyun başlayınca ebe, halkanın ortasında dolaşır. ” Bu yumurta sağlam mı ? Çürük mü ? “der ve bir arkadaşının başına, önden hafifçe iterek dokunur. Dokunulan çocuğun, düşmeden ve çömelik durumda dengede kalması gerekir. Dengesi bozulup geriye ( yada denge sağlayayım derken ileriye ) düşen yada kenetli elleri çözülen çocuk yanmış olur, oyun dışı kalır. Sona kalan bir kaç çocuk alkışlanır. İstenirse oyun yinelenir.

 

Gölgeme Basma

Bu oyun, güneşli havada, bahçede oynanır.

Çocuk sayısına göre bir alan belirlenir. Oyun sırasında bu alanın dışına çıkılmaz. Çocuklar sayışarak aralarında bir ebe seçerler. Ebe, arkadaşlarını kovalayarak birinin gölgesine basmaya çalışır. Kimin gölgesine basarsa ebelikten kurtulur. Gölgesine basılan yada kaçarken oyun alanının dışına çıkan çocuk ebe olur. Oyun böylece istenildiği kadar sürdürülür.

 

Çömel Kurtul

Çocuklar, aralarından bir ebe seçerler. Öteki çocuklar oyun alanına serbestçe dağılırlar. Ebe, arkadaşları içinden birini yakalamaya çalışır. Yakalanmak üzere olan çocuk, ebe kendisine yaklaşınca yere çömelirse, yanmaktan kurtulur. Çömelmeden yakalanırsa yanar. Yakalanan ebe olur, oyun böylece sürer.

 

Zıpçıktı Çiçek Açtı

Çocuklar halka biçiminde çömelirler. Öğretmen, “çocuklar, şimdi sizinle, zıpçıktı çiçek açtı oyunu oynayacağız.” der, oyunu anlatır.

Oturan çocuklar, ” zıpçıktı çiçek açtı” denilince, hızla ayağa kalkar, kollarını yana açar ve yine çömelirler. Öğretmen bunun tersini de söyler: ” zıpçıktı çiçek açmadı” diyebilir. Bu durumda çocuklar çömelik durumlarını bozmayacaklardır.

” Zıpçıktı çiçek açtı” denilince çömelik kalan yada “zıpçıktı çiçek açmadı” denilince ayağa kalkan çocuk, yanmış olur; oyun dışı kalır.

 

Köprü Nöbetçisi

Oyun alanına bir dikdörtgen çizilir. Bu köprü olur. Çocuklar sayışarak dört tane nöbetçi seçerler. Nöbetçilerin her biri köprünün ( dikdörtgenin ) bir köşesinde durur. Görevleri, köprüden kimseyi geçirmemektir. Öteki çocuklar, köprünün (dikdörtgenin ) uzun kenarlarından birinin dışında dururlar. Yapacakları iş, karşıdan karşıya köprüyü enlemesine geçmektir. Geçmek için köprüye giren çocuğu nöbetçiler kovalar; ona elle dokunmaya çalışırlar. Dokunulan çocuk vurulmuş olur. Vurulan yanar ve o da ötekiler gibi nöbetçi olur. Oyun böylece sürer. Vurulmadan karşıya geçen çocuk oyunu kazanmış sayılır ve alkışlanır.

 

Sıçrama Yarışı

Oyun alanında, duvara paralel bir çizgi çizilir.( duvarla çizgi arası yaklaşık 15-20 adım olabilir.)

Çocuklar, duvarın dibinde yan yana sıralanırlar; ayaklarını topuklarında bitiştirir ve ayak burunlarını açık olarak tutar, beklerler.

Öğretmen düdük çalınca ( yada “başla” diyerek başlama komutu verince ” çocuklar topukları üzerinde sıçraya sıçraya gitmeye başlarlar. Topuklar üzerinde sıçrayarak kim çizgiye önce varırsa, yarışı o kazanmış olur,alkışlanır. Topuklarının bitişikliği bozulan yada kural dışı başka devinimler yapan, yanmış olur, oyun dışı kalır. Yarış, istenildiği kadar yinelenebilir.

 

Çömleğimde Ne Var ?

Bir ebe seçilir. Öteki çocuklar halka olur, çömelirler. Ebe halkanın dışında dolaşır. İstediği bir oyuncunun yanında durur ve sorar :

Ebe        : Çömleğinde ne var ?

Oyuncu : Yağ var, bal var.

Ebe        : Satar mısın ?

Oyuncu : Satmam.

Ebe        : Tattırır mısın ?

Oyuncu : Tattırmam

Ebe        : ( oturan oyuncunun eline hızla vurur ve “Al öyleyse, sen o yoldan, ben bu yoldan” der ve halkanın çevresinden dolaşarak aynı yere gelmek üzere koşmaya başlar )

Eline vurulan oyuncu da, hemen yerinden kalkar, ebenin koştuğu yönden değil, ters yönden halkanın çevresinde koşmaya başlar. İkisinin de amacı, boşalan yere önce gelip çömelmektir. Kim önce gelirse o çömelir; öteki ebe olur. Oyun böylece sürer.

 

Balık Tutma

Bahçeye, oyun alanı olarak, iki metrekarelik bir dikdörtgen çizilir. Buna “balık ağı” denilir. Sayışma yapılır, bir ebe seçilir. Ebe “balıkçı” olur; balık ağının bir köşesinde bekler. Öteki çocuklar “balık” olurlar ve ağ çevresinde dolaşırlar. Diledikleri zaman balık ağına ( yakalanmamaya çalışarak ) girip çıkarlar.

Balıkçı ise, ağa giren balıkları yakalamaya çalışır. Ağın içine olabildiğince çok sayıda balığın girdiği bir anı kollar. Dilediği zaman “dur” yada “yakaladım” diye bağırır. Balıkçı bağırınca, ağ içinde bulunan bütün balıklar oldukları yerde kalırlar. Balıklar yakalanmış olur.

Balıkçı, balıkları sayar, arkadaşlarına sayısını söyler, ebelikten kurtulur. Yakalanan balıklar, aralarında sayışarak yeni bir ebe seçerler. Yeni ebe balıkçı olur. Oyun böylece sürer. Oyun sonunda, en çok balık tutmuş olan çocuğa “reis” adı takılır ve o çocuk alkışlanır.

 

Parmak Şıklatma

Bu oyun, kolaydan zora doğru, üç aşamada oynanmalıdır.

Çocuklar halka olur, otururlar.

a)- Öğretmenin göstermesiyle ve hep birlikte

Öğretmen “bir-iki” der, iki avucunu sayma temposuyla dizlerine vurur. Çocuklar öykünerek yaparlar, aynı devinim bir kaç kez yinelenir.

Öğretmen “üç-dört” der, iki avucunu sayma temposuyla birbirine vurur. Çocuklar öykünerek yaparlar.

Öğretmen “bir-iki-üç-dört” der ve avuçlarını iki kez dizlerine, iki kez de birbirlerine ( sayma temposuna uyarak ) vurur. Çocuklar öykünürler, yinelerler.

Buraya kadar alıştırma yöntemiyle öğretilen sayma-vurma işlemi pekiştikten sonra öğretmen, parmak şıklatmayı gösterir, anlatır; çocuklara birer birer ve topluca yaptırır. Öğrenildiğini saptadıktan sonra, sayarak parmak şıklatmaya geçer.

Öğretmen “beş-altı” der, sağ ve sol elleriyle ( sayma temposuna göre ) parmaklarını şıklatır.

Çocuklar öykünerek yaparlar, gerektiği kadar yinelenir.

Son aşamada öğretmen, “buraya kadar ayrı ayrı öğrenilmiş olan sayma-yapma devinimlerini birleştirir”; “bir-iki-üç dört-beş-altı ” diye sayarak, sırasıyla iki kez dizlerine, iki kez ellerine vurur, iki kez de parmaklarını şıklatır. Çocuklar da öğretmene öykünerek ve tempoya uyarak yaparlar.

Bu oyun iyice öğrenildikten sonra, alıştırmalar yaptırılmadan, birden altıya kadar sayılarak gereken devinimler yaptırılır.

Öğretmen, çocukların dikkatlerini, ritmik duyuşlarını ve reflekslerini geliştirmek amacıyla, sayma-yapma temposunu hızlandırabilir, ağırlaştırabilir.

 

Acı-Tatlı Oyunu

Çocuklar sıra biçiminde yan yana dizilirler. Öğretmen karşılarına geçer, acı, ekşi, tatlı vb. tat bildiren sözcükleri söyler.

Acı denilince, çocuklar hep birlikte, ağızlarını açıp elleriyle ağızlarını yelpazeleyerek, ağızlarının acıdan yandığını belirtmeye çalışırlar.

Ekşi denilince, yüzlerini buruşturup ekşi yemişler gibi mimikler yaparlar. Tatlı denilince, tatlı yemiş gibi damak şaklatıp gülümserler.

 

Tadından Bul

Çocuklar yan yana dizilirler. Bir ebe seçilir. Önceden bir tabak içinde hazırlanmış çeşitli yiyeceklerden bir tanesi çocuğa tattırılır. Bunun ne olduğu sorulur. Gözleri önceden bağlanmış olan ebe, görmeden yediği yiyeceğin tadını düşünür, adını bulur, söyler. Bilen alkışlanır.

 

Ellem Büllem Oyunu

Çocuklar yere otururlar. İçlerinden biri ebe seçilir. Ebe, oturan çocuklara eliyle dokunarak aşağıdaki tekerlemeyi sayışma gibi söyler. Son hece söylenirken ebe hangi çocuğa dokunmuşsa o çocuğu sorguya çeker.

 

Ellem büllem

Epelek sepelek

 

Sarı kızın satması

Kara koyunun dolması

 

Al bunu çek bunu

 

Ebe     : Hamam önüne vardın mı ?

Çocuk : Vardım.

 

Ebe      : Benim devemi gördün mü ?

Çocuk  : Gördüm.

 

Ebe      : Çullu muydu, çulsuz muydu ?

Çocuk  : Çulluydu.

Ebe      : Benim devem çulsuzdu, bilemedin.

Ebe     : Yolda tavuk gördün mü ?

Çocuk : Gördüm.

 

Ebe     : Ak mıydı, kara mıydı ?

Çocuk : Karaydı.

Ebe     : Benim tavuğum ak idi, bilemedin.

 

Ebe     : Develerime tuzlu su mu içirdin, tuzsuz su mu ?

Çocuk : Tuzlu su içirdim.

Ebe     : Vah vah benim develerimin ciğerlerini yakmışsın ha !… ve çocuğu kovalamaya başlar, çocuk kaçar. Yakalanan çocuk ebe olur. Yakalayamazsa ebeliği devam eder. Oyun böylece sürdürülür.

 

Dudaktan Anlama

Öğretmen, bilinmesi kolay olan sözcüklerden birini ( anne, baba, kardeş, arkadaş, adları gibi ) seçer, dudak hareketleriyle (hiç ses çıkarmadan) söyler. Çocuklar da, söylenen sözcüğün ne olduğunu öğretmenin dudak devinimlerinden bulmaya çalışırlar. Bilen çocuk öğretmen olur. Oyun böylece sürer.

 

Karşıtını Bul

Öğretmen, “ben size bir sözcük söyleyeceğim, siz de o sözcüğün taşıdığı anlamın karşıtı anlam taşıyan bir sözcük bulup söyleyeceksiniz” der. Örneğin ; büyük-küçük, şişman-zayıf, beyaz-siyah, uzun-kısa, kalın-ince vb. öğretmen söyler, çocuklar yanıtlar.

 

Yattı Kalktı Oyunu

Her çocuğa bir ad konur. Bu ad bildikleri sebze, meyve yada çiçek adı olabilir. Çocuklar kendi adlarını da isterlerse seçebilirler. Oyunun oynanışı şöyle olur: Örneğin adı “lahana” olan çocuk önce arkadaşlarından hangisinin adını söyleyeceğini düşünür ve onun adını söyleyerek oyuna başlar.

“-Lahana, yattı kalktı biber.” Derken yatar kalkar. Hemen ardından adı biber olan çocuk aynı sözleri bir başka arkadaşının adını söyleyerek yineler.

“-Biber, yattı kalktı domates”  Oyun böylece devam eder. Şaşıran çocuk yanmış olur, oyun dışı kalır.

 

Bum Oyunu

Çocuklar halka biçiminde otururlar. Öğretmen “çocuklar, şimdi Bum oyunu oynayacağız. Aliden başlayarak her çocuk bir sayı söyleyecek” der. Örnek verir. Ali bir diyecek, Ayşe iki, Murat üç, Elif dört, Erol beş diyecek; altıncı sırada oturan Aysun da “Bum” diyecek. Aysun’dan sonra yine birden başlanacak, altıncı çocuk “bum” diyecek gibi bir açıklama yapar ve oyun istenildiği kadar sürdürülür.

Çocukların öğrendikleri her sayıdan sonra “bum” denilerek bu oyun oynanabileceği gibi, daha büyük sınıflarda sayıların katlarına gelince de “bum” denilerek oynanabilir. Örneğin ; bir-iki-BUM-dört-beş-BUM-yedi-sekiz-BUM-on-onbir-BUM gibi. Çocuklar BUM sözcüğünü topluca da söyleyebilir.

 

Ayna Oyunu

Bir çocuk “ayna” olur. Başka bir çocuk da karşısına geçer, ayna olan çocuğun yaptığı devinimleri öykünerek aynısını yapar. Güldürücü devinimler çocukların daha çok hoşuna gider. Nasıl devinimler yapılacağı konusunda çocuk özgür bırakılmalıdır. İstenirse, bir çocuk ayna olduğunda, tüm çocuklar karşısına geçip onun devinimlerini öykünmeyle yaparlar.

 

Zıp Zıldır Oyunu

Çocuklar yerlerinde otururlarken öğretmen veya ebe oyunu yönetir. “Zıldır” denildiğinde çocuklar başlarını öne eğerler, “Zıp” denildiğinde yukarı kaldırırlar. Yöneten, çocukları şaşırtmak için bir sözcüğü birkaç kez yenileyebilir. Şaşıran çocuk oyundan çıkar.

 

Gülme Oyunu

Çocuklar halka olurlar, bir ebe seçilir. Ebe eline bir top alır, topu havaya atar. Top yere düşünceye kadar bütün çocuklar gülerler. Top yere düşünce bütün çocuklar susarlar. Top havadayken gülmeyen, yada top yere düşünce susmayan çocuk, oyun dışı kalır.

Bu oyunda topu yukarı atacak çocuk bulunamazsa, ebenin görevini öğretmen üstlenir.

 

Külah Giyme oyunu

Bir ebe seçilir. Öteki çocuklar kendilerine birer eş seçerler. Eşler el ele tutuşurlar.

Ebe orta yerde durur, başında bir külah vardır. Ebe bir çocuğa sorar:

Bu külahı kim giyer ?

Bu soruyu sorulan çocuğun eşi yanıtlar:

Giyse, giyse Ayşe giyer, der.

Bu kez Ayşe’nin eşi yanıt verir :

Benim Ayşe’m giymez, Ahmet giyer, der.

Bu kez de Ahmet’in eşi yanıtlar. Oyun böylece sürer.

Çabuk yanıt vermeyen, yada şaşıran çocuk ve eşi oyundan çıkarlar. En sona kalan çift alkışlanır.

 

Kaç Kabak Oyunu

Bu oyun, çocuklar kaça kadar saymayı biliyorlarsa o kadar sayıda çocukla oynanır. Her çocuğa bir sayı verilir. Aralarında bir ebe seçilir.

Ebe sorar ;

Olsun, olsun, olsun…. Kim olsun ? Beş kabak olsun…

Sözü beş numaralı kabak alır:

Neden beş kabak olsun ?

Ebe : Ya kaç kabak olsun ?

Beş numaralı çocuk : Olsun, olsun, olsun da sekiz ( yada istediği bir sayıyı söyler ) kabak olsun.

Sözü bu kez de sekiz numaralı çocuk alır :

Neden sekiz kabak olsun ?

oyun böylece sürer. Oyun sırasında şaşıran yada geciken çocuk oyun dışı kalır.

 

Kartal ve Güvercinler

Bir ebe seçilir, bu kartal olur. Öteki çocuklar iki kümeye ayrılırlar; bunlar da güvercin olur. Oyun alanına iki yuvarlak çizilir. Bunlar arasında 4-6 metre mesafe bulunur. Bu yuvarlaklar güvercin yuvası olur. İki küme güvercinden bir küme bir yuvada, öteki küme de öteki yuvada durur. Kartal ortada bekler.

Oyun kartalın işaretiyle başlar. Güvercinler yuvadan yuvaya geçerek yer değiştirirler. ( bu geçiş, güvercin uçuşuna öykünülerek yapılır.) Güvercinler yer değiştirirlerken kartal da onları kapmaya çalışır. Kartalın elini dokunduğu çocuk kartala yakalanmış olur, oyundan çıkar. Oyun yeni bir ebe seçilerek yinelenir. Kartallardan hangisi daha çok güvercin yakalamışsa, o birinci olur; alkışlanır.

 

Aslan ve Maymunlar

Bir ebe seçilir, bu aslan olur. Öteki çocuklar iki kümeye ayrılırlar, bunlar da maymun olurlar. Oyun alanına birbirinden uzak iki daire çizilir, bunlar da maymun yuvası olurlar. Çocuklar iki kümeye ayrılırlar. Bir küme bir yuvada, öteki küme de öbür yuvada durur. Ortada da aslan ini olur, aslan orada uyur.

Oyun başlayınca maymunlar bir yuvadan öbür yuvaya giderken, aslanın yanına gelirler ve uyuyan aslanı elleyerek onu uyandırmaya çalışırlar. Aslan uyanınca kendisine elleyen maymunlardan birini kovalar, yakalamaya çalışır. Maymun da kaçıp yuvalardan birine girmeye çalışır. Aslanın bir kez yakalama hakkı vardır. Hiç maymun yakalayamazsa, yeniden aslan olur. Bir maymun yakalarsa, bu kez, yakalanan çocuk aslan olur. Birden çok maymun yakalanırsa, aralarında sayışma yaparlar, bir aslan seçerler. Oyun yinelenir. Oyun böylece sürer. Oyunun birden çok oynanışlarında, her aslanın tuttuğu maymunlar sayılır. Aslanlar arasında en çok maymun tutmuş olan hangisi ise, o aslan “ormanlar kralı” seçilir, alkışlanır.

 

Kümes Oyunu

Çocukların sayısı kadar yuvarlak çizilir. Bunlar kümes olur. Her yuvarlak, bir çocuğun iki ayağını alacak genişlikte olur. Öğretmen, her çocuğa bir kümes hayvanı adı verir. Tavuk, kaz, ördek, hindi, vb. Çocuk sayısı çok olduğu için her hayvandan 5-6 çocuk olabilir.

Oyun başlayınca, her kümes hayvanı kendi kümesinde durur. Öğretmen, onlara adlarını söyleyerek seslenince, kümeslerinden çıkarlar, ya serbestçe gezinirler, yada öğretmeni izleyerek gezinirler. Bu sırada da öykünme yaparlar. (tavuk gibi, ördek gibi yürürler.)

Örneğin : Öğretmen, “tavuklar” diye seslenince, tavuklar çıkar, gezinirler. “Ördekler” diye seslenince, ördekler çıkar gezinirler, vb. Gezintinin bir yerinde öğretmen ; “kurt geliyor kaçın” diye bağırır. Çocuklar kaçışırlar, kümeslere girerler. Her çocuk bir kümese girecektir. Kimsenin belirli bir kümesi olmaz. Herkes en yakın kümese girer. Bir kümese iki çocuk giremez.

Çocukların kurttan kaçtığı sırada, öğretmen de bir kümese girer, bir çocuk açıkta kalır. Açıkta kalan çocuk, oyun yinelenirken, öğretmenin yerine geçer, oyunu yönetir. Sonra o bir kümese girer, bir çocuk açıkta kalır, bu kez de o çocuk oyunu yönetir. Oyun böylece sürer.

 

Ne Yapalım ?

Sayışmayla bir ebe seçilir. Çocuklar halka olup, el ele tutuşup dönerlerken aşağıdaki sözleri söylerler, ebe ortada durmaktadır.

Ne yapalım, ne yapalım

Siz söyleyin biz yapalım

Haydi şöyle oynayalım…

Ebe yapsın, biz yapalım… derler.

Ebe bir hayvan öykünmesi yapar. ( kedi, köpek, tavşan vb.) Halkadaki çocuklar da durup, aynı öykünmeyi yaparlar. Oyun bitince, ebe halkaya katılır, kendi yerine bir ebe seçer. Oyun baştan yinelenir.

 

Kıskanç Tavuklar

Oyuncular iki kümeye ayrılır, karşılıklı dururlar. Her küme 7-8 kişiyi geçmemelidir. Bunlar birbirinin belinden sıkıca kavrarlar. Kümelerin önünde bulunanlara “anaç tavuk”, arkadakilere de “civcivler” denir. Oyunda amaç, önde bulunan anaç tavuklar, kümenin arkasında duran civcivlerini kaptırmayacak, fakat karşı kümenin arkasındaki civcivi yakalamaya çalışacaktır. Bu sırada bellerinden birbirini tutan çocuklar koparlarsa, o küme oyunu kaybetmiş sayılacaktır.

 

Mısır Patlatma

Çocuklar halka olur, çömelirler. Öğretmen ortada şu konuşmayı yapar :

Çocuklar, sizinle mısır patlatacağız. Hepinizin ellerinde birer elek var. İçindeki mısırları önce ateşte ısıtalım, der.

Çocuklar ateşte mısır patlatıyormuş gibi, kollarını sağa sola sallamaya başlarlar. Bu sırada öğretmen :

–      Patt.. deyince, bütün çocuklar yerinden sıçrar ve yine eski durumunu alır. Öğretmenin mısır patlatmasına çocuklar da böylece katılmış olur. Ancak öğretmen “patt” demeden, hiç bir oyuncu mısırını patlatmaz. Böyle yapan olursa, komik cezalarla oyun daha zevkli hale getirilebilir.

 

Eşini Bul Oyunu

Çocuklar, ikişer ikişer eşlendirilir. Herkes eşini tanıdıktan sonra, eşler bahçeye dağılırlar. Öğretmen ;

Ben işaret verdiğim zaman, kim eşini daha çabuk bulur ve karşıma sıra olursa, onlar oyunu kazanırlar, der.

Öğretmenin işaretiyle istenilen yerde sıralanan çiftler, oyunda başarılı sayılırlar.

 

Öt Kuşum Öt

Çocuklar arasından bir ebe seçilir. Gözleri bağlanır. Arkadaşlarından birisi sessizce yanına yaklaşır. Öğretmen ;

Arkadaşını tanıyabilecek misin ? diye sorar.

Ebe, karşısındakinin yüzünü, saçlarını eliyle yoklar, tanıyamazsa ;

Öt kuşum öt… der.

Arkadaşı da, sesini değiştirerek kuş gibi ötme öykünmesi yapar. Ebe yine tanıyamazsa, başka bir oyuncu çağrılır, ebe ona da “öt kuşum öt” der. Tanırsa, ebelikten kurtulur, tanıyamazsa, ebeliği sürer. Tanınan çocuk ebe olur. Oyun böylece sürer.

 

Horoz Dövüşü

Çocuklar iki kümeye ayrılır. Kümeler karşılıklı iki sıra haline getirilir. Çocuklar, ayak burunları üzerinde çömelirler. İki ellerinin avuçlarını, arkadaşlarının yüzü hizasında açarlar. Oyun başladığında, her çocuk, karşısındaki çocuğun elleri içine kendi avuçlarıyla vurmaya çalışır. Amaç, karşısındakinin dengesini bozmak, onu yere oturmaya yada ellerini yere değdirmeye zorlamaktır. Bu oyun sırasında, karşıdaki çocuğun omzuna, göğsüne, dizlerine, başına vurulmaz, yalnız avuç içlerine vurulur. Ayağa kalkmadan sağa sola sıçranabilir.

Yere oturup düşen, ellerini yere değdiren, dayanan oyunu yitirmiş sayılır. Yananlar bir kıyıya çekilir. Oyun bitince sayılır, hangi kümede yanmış çocuk çok olursa, o küme oyunu yitirmiş olur.

 

Fırıldak Oyunu

Çocuklar sayışarak aralarından bir “fırıldak” seçerler. Öteki çocuklar, duvardan 10-15 metre uzaklıkta sıra olup dururlar. Fırıldak yüzünü duvara döner. Fırıldak “bir-iki-üç” diye sayı sayarken, her sayışta iki elinin avuçlarını duvara vurur ve hemen arkasını döner. Fırıldak’ın sayı sayması sırasında öteki çocuklar da durdukları yerden yürümeye başlarlar. Amaçları, ebeye görünmeden gelip onun arkasına dokunmaktır. Oyuncular yürürken fırıldak da saymasını bitirip hemen arkasına dönünce kimi yürürken görürse onun adını söyler. Adı söylenen çocuk yanmış olur. Fırıldak dönünce her çocuk yerinde durur. Duran çocuk yanmaz. Fırıldak, yeniden saymak için arkasını döndüğünde yine yürüyüş başlar. Yanmadan gelip fırıldağa dokunan fırıldak olur. Oyun böylece sürer.

Bu oyunda, “bir-iki-üç” diye sayı sayma işlemi yerine, “ön, dö, turva, arkada çorba” biçiminde de söylenebilir.

 

Meyve Sepeti

Çocuklar aralarından bir ebe seçerler. Öteki çocukların tümü halka olur. Her birine birer meyve adı verilir. Bastıkları yerin kaybolmaması için ayaklarının çevresine birer yuvarlak çizilir. Ebe halkanın ortasında durur. Ebenin çizilmiş yeri yoktur, açıktadır ve kendisine bir yer bulmaya çalışacaktır.

Meyve adı verilen öğrencilere adları sesli olarak bir kaç kez yinelettirilir, iyice öğrenmeleri sağlanır.

Oyun başlayınca, ebe iki meyve adı söyler. Adları söylenen çocuklar, yerlerini ebeye kaptırmadan koşarak yer değiştirmeye çalışırlar. Ebe bütün çocukların yer değiştirmesini isterse “meyve sepetiii” diye bağırır. Bütün çocuklar yer değiştirirler.

Ebe iki ad söylediği yada “meyve sepeti” diye bağırdığı zaman, yeri boşalan birinin yerini kapmaya çalışır. Yer kaparsa ebelikten kurtulur, kapamazsa ebeliği sürer. Yerini kaptıran ebe olur. Oyun böylece sürer.

 

Sekerek Yer Kapmaca

Sayışarak bir ebe seçilir. Çocuklar geniş bir halka oluşturacak biçimde dururlar. Her çocuğun ayakları çevresine bir halka çizilir. Ebe ortada durur. Halkada bulunan çocuklar, birbirleriyle işaretleşerek yer değiştirirler. Yer değiştirmek için gidişler tek ayakla ve seke seke yapılır. Ebe de en ortada, çizilmiş olan kendi yuvarlağı içindedir. İki çocuk yer değiştirmek için seke seke giderlerken, ebe de onlardan birinin yerini kapmak için seke seke boş daireye doğru gider. Kimin yeri kapılırsa o ebe olur, ebe kurtulur. Oyun böylece sürer.

            

 

( 0-1 yaş ) Süt çağı işlev oyunları

 

Bip Bip Oyunu

Araba oyunu gibi oynanır; sözler söylendikçe, çocuğun aynı yerlerine dokunulur.

Araba geldi,

Durakta durdu,

Bip bip.

 

 

Çevren çevren çemberlik oyunu

Çevren çevren çemberlik ( Parmakla, avuç içine halkalar çizilir )

Ortasında pınarcık ( Parmakla, avuç ortasına vurulur )

Bir kuş gelmiş su içmiş ( Parmak avuç ortasına vurulur, yukarıya kaldırılır,kuşun su içerken yaptığı gibi )

 
Sonra pırrr diye uçmuş ( Denir, elle kuşun uçup gitmesi canlandırılır )

Araba Oyunu

Araba (denir çocuğun çenesine dokunulur)

Maraba (denir çocuğun çenesine dokunulur)

Cip (denir çocuğun çenesine dokunulur)

Bip (denir çocuğun çenesine dokunulur)

 

 

Beş kardeş oyunu

 

Beş minik kardeş varmış  ( Beş parmak gösterilir )

Bir gün ava gitmişler

Bir kuş görmüşler

Bu tutmuş ( Baş parmak tutulur, sağa sola sallanır )

Bu temizlemiş ( İşaret parmağı tutulur, sallanır )

Bu pişirmiş ( Orta parmak tutulur, sallanır )

Bu yemiş ( Yüzük parmağı tutulur, sallanır )

Bu da ( Küçük parmak tutulur )

“Hani bana, hani bana ?” demiş. ( Küçük parmak sallanır )

“Yok sana, yok sana” demişler.

“Ben de gider ararım, Ben de gider ararım” ( Bu sözler yinelenirken, uygulayıcı ikinci ve üçüncü parmakları ile yürüyüş öykünmesi yaparak, çocuğun bileğinden koluna doğru parmaklarını yürütür ve koltuk altına vararak çocuğu gıdıklar, gıdıklarken de aşağıdaki sözleri söyler : )

“gıdı gıdı, gıdı gıdı “

 

Tel sarar oyunu

Tel sarar Ayşe tel sarar ( Eller yukarı kaldırılarak, sağa sola döndürülür )

Tel bulamazsa ne sarar ( Ellerle soru devinimi yapılır )

Komşunun oğlunu sarar ( Çocuğa sarılma devinimi yapılır )

Not : Ayşe yerine, çocuğun adı neyse o söylenir. Çocuk erkekse son satırda “Komşunun kızını sarar” denilir.

 

Köşe Bakkalı Oyunu

Köşe bakkalı ( denir, çocuğun çenesi elle tutulur )

Kapalı çarşı ( denir, ağız gösterilir )

Horhor çeşmesi ( denir, burun tutulur )

Elmacılar ( denir, yanaklara değilir )

Aynacılar ( denir, gözler gösterilir )

Kemancılar ( denir, kaşlar sıvazlanır )

Düz bayır ( denir, alna dokunulur )

Karışık çayır ( denir, saçlar karıştırılır )

 

Sar makarayı oyunu

Sar sar makarayı ( Eller önde tutulur, birbiri çevresinde yün sarar gibi döndürülür )

Çöz çöz makarayı ( Devinim tersine yapılır )

On kilo yağ ( İki el on parmak açılarak ileriye uzatılır )

On kilo bal ( Aynı devinim yinelenir )

Yala yala bitmez ( Avuçları yalama devinimi yapılır )

Beşi sana ( Beş parmak açılır ve çocuğa gösterilir )

Beşi bana ( Beş parmak açılır ve göğse konur )

Kediye cık cık ( Yok anlamına gelen cık cık sesi çıkarılır, Baş ve ellerle yok devinimi yapılır )



Yukarıda verilen tekerlemeli örneklerden başka tür işlev oyunları da uygulanabilir. Örneğin top oyunu, gazete oyunu vb.

Top oyunu

Oturabilen bir çocuğun önüne topu yuvarlayınız. Çocuğun bu topu tutmaya size doğru yuvarlamaya çalışacağını görürsünüz. Çocuk emekleyebiliyorsa, bu kez de topu yakalayabilmek için ona doğru sürünmeye çalışacaktır. Bunlar gibi başka devinimler de oyun sırasında bulunabilir.

 

Gazete oyunu

Çocuk, bir yetişkinin gazete sayfalarını çevirirken çıkan kağıt hışırtısını duyarsa, gazeteyi yakalamaya çalışacak; başarabilirse, aynı hışırtıyı duyabilmek için kendisi de gazeteyi tutmayı ve sayfa çevirmeyi deneyecektir. Başka gazeteler bulsa, kağıt hışırtısının kendisine vereceği heyecanı yeniden tatmak için gene gazeteyle oynayacaktır.

 

Özerklik dönemi işlev oyunları ( 1-3 yaş )

 

Parmak Oyunları

Çal Kapıyı

Çal kapıyı çal ( Sağ elin işaret parmağıyla alna vurularak, kapı çalma öykünmesi yapılır )

Bak pencereden ( her iki elin işaret ve baş parmakları iki gözün önünde birleştirilir, gözlük gibi halka yapılır )

Çevir mandalı (Burun el ile bükülür )

Gir içeri ( sağ elin işaret parmağı, ağzın içine sokulur )

Al bir iskemle ( Kulak memelerinden biri tutulur, çekilir )

Otur şuraya ( Öteki kulak memesi tutulur, çekilir )

Nasılsın bu gün Ayşe ? ( Çene tutulur, sallanır )

( Ayşe adı, çocuğun adına göre değiştirilerek söylenir )

 

Ben bir ağacım ( Öykünme )

Ben bir ağacım ( Ayakta, eller yanda, dik durulur )

Dallarım var benim (kollar, başın yukarısına kaldırılır, avuçlar kapatılır )

Dallarım BİR çiçek açtı ( Bir parmak açılır )

Dallarım İKİ çiçek açtı ( ikinci parmak açılır )

Dallarım ÜÇ çiçek açtı ( üçüncü parmak açılır )

Dallarım DÖRT çiçek açtı ( dördüncü parmak açılır )

Dallarım BEŞ çiçek açtı ( beşinci parmak açılır )

Dallarım ALTI çiçek açtı ( altıncı parmak açılır )

Dallarım YEDİ çiçek açtı ( yedinci parmak açılır )

Dallarım SEKİZ çiçek açtı sekizinci parmak açılır )

Dallarım DOKUZ çiçek açtı dokuzuncu parmak açılır )

Dallarım ON çiçek açtı ( onuncu parmak açılır )

Bir rüzgar çıktı Yukarıdaki kollar, bedenle birlikte öne doğru eğilir, sağa sola sallanır ; rüzgardan sallanan ağaç öykünmesi yapılır )

Vuvvv… vuuuvvv..  vuuuuvv… ( sesle rüzgar öykünmesi yapılır )

Yağmur yağdı ; şıp şıp şıp ( parmaklarla yağmur öykünmesi yapılır )

Tüm çiçekler döküldü ( parmaklar, kollar indirilir )

 

On Parmak

Benim on parmağım var ( iki elin parmakları açılarak gösterilir )

Tümüyle benim ( eller, parmaklar açık olarak göğüste kavuşturulur )

Onlarla ben her şeyi yaparım.

Sımsıkı kapar ( her iki el yumulur )

Kocaman açarım ( iki elin parmakları açılır )

Birbirine kavuştururum ( eller kavuşturulur )

Arkama saklarım ( eller arkaya saklanır )

Yukarıya kaldırır ( kollar yukarıya, gerinerek kaldırılır )

Aşağıya indiririm ( kollar bedenin iki yanına sarkıtılır )

Sonra kucağımda dinlendiririm ( eller rahatça kavuşturulup kucağa konur )

 

Parmaklarım

Sağ elimde beş parmak ( Sağ elin beş parmağı gösterilir )

Sol elimde beş parmak ( Sol elin beş parmağı gösterilir )

Sen de istersen say bak

Say bak, say bak, sayy bak.

Bir-iki-üç-dört-beş ( Sağ elin parmakları sırayla açılarak sayılır )

Bir-iki-üç-dört-beş ( Sol elin parmakları sırayla açılarak sayılır )

Hepsi eder on parmak ( Her iki elin parmakları açılarak gösterilir )

Sen de istersen say bak

Say bak, say bak, sayy bak.

Bir-iki-üç-dört-beş-altı-yedi-sekiz-dokuz-on ( Her iki eldeki parmakların tümü sırayla açılarak sayılır )

 

Ali ile Ayşe

Bu oyun, iki elin baş parmakları ile oynanır. Sağ elin baş parmağı “Ali”, sol elin baş parmağı “Ayşe” olur. Avuç kapalı durur.

Bir gün Ali evden çıkmış ( Baş parmak yumuk elden yukarı kaldırılır )

Sağa bakmış kimse yok

Sola bakmış kimse yok

Aşağı bakmış kimse yok

Yukarı bakmış kimse yok ( sağa, sola, aşağı, yukarı bakma işlemleri, baş parmakla yapılır )

Girmiş içeri

Biraz sonra

İkisi birden evden çıkmışlar ( iki baş parmak avuç içinden çıkartılır )

Sağa bakmışlar kimse yok

Sol bakmışlar kimse yok

Aşağı bakmışlar kimse yok

Yukarı bakmışlar kimse yok ( her iki baş parmak, aynı devinimleri yapar )

Karşılıklı bakışmışlar ( baş parmakların iç kısımları, birbirini görecek biçimde karşı karşıya getirilir )

Günaydın ALİ

Günaydın AYŞE

demişler… ( baş parmaklar birbirine değdirilir )

Oynamışlar, oynamışlar ( baş parmaklar oynama öyküntüsü yaparak, oynatılır )

 

Yorulmuşlar… ( parmaklar durur )

Ayşe’nin annesi çağırmış

Ali’nin annesi çağırmış

Hoşça kal ALİ

Hoşça kal AYŞE

demişler… ( baş parmaklar birbirine değdirilir )

Evlerine girmişler. ( baş parmaklar avuç içine saklanır )

 

İnsanlar

İnsanların özelliklerini belirten aşağıdaki sözlerin her dizesi söylendikçe, o dizede belirtilen insan tipi, öğretmen ve çocuklar tarafından, el, kol, beden devinimleri ve yüz mimikleriyle canlandırılmalıdır.

 

Öğretmen : Boyu uzun insan nasıl olur ?

Çocuklar : Böyle olur ( öykünerek gösterirler )

 

Öğretmen : Boyu kısa insan nasıl olur ?

Çocuklar : Şöyle olur ( öykünerek gösterirler )

 

Öğretmen : Şişman insan nasıldır ?

Çocuklar : Şişman insan böyledir ( öykünerek gösterirler )

 

Öğretmen : Zayıf insan ( sıska insan ) nasıldır ?

Çocuklar : Şöyledir ( öykünerek gösterirler )

 

Öğretmen : Üzüntülü insanın yüzü nasıldır ?

Çocuklar : Böyledir ( yüz mimikleriyle öykünerek gösterirler )

 

Öğretmen : Neşeli insanın yüzü nasıldır ?

Çocuklar : Şöyledir ( yüz mimikleriyle öykünerek gösterirler )

 

Öğretmen : Yağmur yağarken insanlar nasıl gider ?

Çocuklar : Çabuk çabuk giderler ( parmak devinimleriyle öykünerek gösterirler )

 

Öğretmen : Tembel insanlar nasıl davranırlar ?

Çocuklar : Ağır ağır davranırlar ( ağır ağır beden ve el, kol devinimleriyle )

 

Öğretmen : Çalışkan insanlar nasıl davranırlar ?

Çocuklar : Canlı canlı, çabuk çabuk davranırlar ( el, kol, beden devinimleriyle )

 

Üç Topum Var

Benim üç topum var.

İşte en küçük topum ( baş parmak ve işaret parmağı birleştirilerek bu iki parmakla halka yapılır, gösterilir )

İşte ortanca topum ( iki elin baş parmakları birbirine, iki elin işaret parmakları birbirine birleştirilir,                         ortanca topu simgeleyen bir halka yapılır, gösterilir )

İşte bu da kocaman topum (iki kol öne uzatılır, ellerin uçları birbirine birleştirilir, halka yapılır, gösterilir)

Haydi gelin bu üç topu

Bir kez daha gösterelim ( aynı sözlerle, aynı devinimler yinelenir )

 

Dedemin Gözlükleri

Uyurken dedem

Gözlükleri gözündeymiş ( iki elle yuvarlak gözlük işareti yapılır ve eller gözlerin üzerine konur )

Unutmuş gözlüklerin gözünde olduğunu

Uyanınca başlamış aramaya ( sağa, sola bakılarak arama öykünmesi yapılır )

Aramış, taramış bulamamış ( eller arkaya saklanır )

Bir de bakmış ki

Gözlükler gözündeymiş ( eller gözlük gibi yapılır ve gözlere konur )

 

Gözüm kulağım, elim ayağım

İşte gözüm ( sağ göz, sağ elle kapatılır )

İşte kulağım Sağ kulak, sağ elle tutulur

Bu görmek için ( baş parmak ve işaret parmağı ile yuvarlak yapılır, göze yerleştirilir )

Bu duymak için ( el kulağın arkasına konularak, ses duyuyormuş gibi yapılır )

İşte elim ( sağ el gösterilir )

İşte ayağım ( sağ ayak gösterilir )

Bu tutmak için ( sağ elle bir şey tutuluyor gibi yapılır )

Bu yürümek ve koşmak için ( durduğu yerde yürür gibi, koşar gibi yapılır )

 

Minik Arı

Anneme minicik bir arı götürüyorum ( iki elin avuçları birleştirilip, yuvarlak yapılır. İki el içinde bir şey varmış gibi tutulur )

Çok sevinecek

Kim bilir ne diyecek ?

Ufff…soktu elimi ! ( arı sokmuş gibi yapılır, acıyla parmaklar açılır, eller silkelenir )

 

Sağ El, Sol El

İşte sağ elim ( sol el ile sağ ele dokunulur, sağ el gösterilir )

Bu da sol elim ( sağ el ile sol ele dokunulur, sol el gösterilir )

Bu sağ kolum ( sol el ile sağ kola dokunulur, sağ kol gösterilir )

Bu da sol kolum ( sağ el ile sol kola dokunulur, sol kol gösterilir )

İki kolumu havaya kaldırırım ( iki kol yukarıya kaldırılır )

Ellerimi, avuçlarımı birbirine vurur

İşte böyle şap şap yaparım. ( iki el havada, avuçlar birbirine vurularak ses çıkarılır )

 

Saat

Bir saatim var minicik ( iki elin avuçları, içinde bir şey varmış gibi birbirine çapraz olarak birleştirilir )

Kulağıma koyarım ( birleştirilmiş eller kulağa götürülür )

Tik tak’ını duyarım

Tik tak, tik tak ( denirken, dinliyormuş gibi yapılır )

Çocuklar dinleme öykünmesi yaparlarken öğretmen şunları söyler ;

“Haydi şimdi çocuklar………………oyununa başlayalım.”

( bunun üzerine çocuklar da, avuçlarındaki saati bir kenara koyar gibi yaparlar. Öğretmenin adını söylediği oyuna başlanır.)

NOT : Bu parmak oyunu, bir başka oyuna başlamadan önce oynanır.

 

Tavşan

Bir minik tavşan varmış ( sağ elin işaret ve orta parmakları, tavşan kulakları gibi tutulur )

Bu kafeste yaşarmış ( sol el, portakal tutar gibi yuvarlak yapılır )

Gezerken bir ses duysa

Hemen diker kulaklarını ( sağ elin kulak öykünmesi yapan parmakları dimdik tutulur )

Hop… diye kafesine

Koşar atlarmış… ( parmaklardan yapılmış kulaklar, “hop” deyince, öteki elin avuç içine konur ve sıkıca tutulur )

 

Hoşgeldin Memo

İki elin parmakları açılır ; iki el karşılıklı tutulur.

-Tak tak tak ( iki elin baş parmakları birbirine vurulur, birleştirilir )

-Tik tik tik ( iki elin işaret parmakları birbirine vurulur, birleştirilir )

-Kim o ? Kim o ? ( iki elin orta parmakları birbirine vurulur, birleştirilir )

-Benim Memo ! ( iki elin yüzük parmakları birbirine vurulur, birleştirilir )

-Hoşgeldin Memo

-Hoşgeldin Memo ( iki elin serçe parmakları birbirine vurulur, birleştirilir )

                        ( iki elin bütün parmakları birbirleriyle birleştirilmiş olur )

-Hoşbulduk, hoşbulduk ( derken çocuklar ellerini çırparlar.)

 

Minareli Cami

İşte bir cami ( iki elin parmakları, birbirine kenetlenir )

Çifte minareli ( iki elin işaret parmakları kenetlenmeden çözülür, yukarıya kaldırılır, karşılıklı birleştirilir, minare gibi dik tutulur )

Kocaman cami

Kocaman cami ( parmakların kenetlenmesi açılmadan, iki elin ayaları birbirinden uzaklaştırılır, açılır, cami kümbeti gibi yapılır )

Nerde bunun insanları ?

İşte burada insanları, işte burada ( öbür parmaklar, kenetlenme çözülmeden, aşağı yukarı kımıldatılır )

 

Neyim Var ?

Bu oyunda, öğretmen her dizeyi söyleyişte, o dize içinde geçen organı gösterir ; çocuklar aynı dizeyi yinelerler, öğretmenin devinimlerini öykünürler.

Bir ağzım var minnacık

Bir burnum var hokkacık

Yanaklarım elmacık

İki kulak, iki kepçe

Gözlerim boncuk boncuk

Bu oyun öğrenildikten sonra, çocuklar kendi başlarına ya da öğretmenle birlikte söylenerek de oynanabilir.

 

Mikrop

( A: Anlatan, Ç : Çocuk, M : Mikrop )

Bir mikrop varmış… yürümüş… yürümüş…

( sağ elin baş parmağı, sol kol üzerinde yukarıdan aşağıya doğru yürütülür.)

Bir evin kapısından içeriye girmiş…

( baş parmak, yürüye yürüye avuç ortasına getirilir )

Bir de bakmış ki, merdivenler var, başlamış merdivenlerden çıkmaya…

( sol el parmakları açılarak tutulur, bunlar merdiven sayılır. Sağ elin baş parmağı, sol elin küçük parmağından başlayarak birer birer merdivenleri çıkar. Sol elin sırtına varır. )

Üst kata çıkınca kapıyı vurmuş…

( sol elin sırt kısmına sağ elle vurulur )

       M- Tak tak tak…

       Ç- Kim o ?

         ( kim o sesleri, çocuk sesi öykünülerek söylenir )

       M- Benim, ben, Mikrop

         ( sağ elin baş parmağı sallanır )

        Ç- Ne istiyorsun ?

         ( Çocuk sesiyle sorulur )

        M- Seni hasta etmeye geldim

         ( sağ baş parmak yine sallanır )

Ç- Yooo… beni hasta edemezsin ; ben temiz bir çocuğum, yemeklerimi yerim, uykumu uyurum, aşı da                 oluyorum… Sen beni hasta edemezsin…

         M- Öyleyse ben gidiyorum.

         ( Merdivenlerden sağ baş parmakla geri dönülerek inilir )

O sırada, çocuğun annesi evde sabunlu su ile temizlik yapıyormuş, mikrobun ayağı kaymış ve merdivenlerden aşağı yuvarlanmış.

( Yuvarlanma devinimi yapılır )

Mikrop kendini kapının dışında bulmuş.

( Sağ baş parmak, avuç dışına atılır )

 

Evimiz

İşte evimiz ( iki, elin parmakları açılır, ucuca değdirilir, sonra iki elin parmakları, tırnaklar birbirine değecek biçimde bükülür, baş parmakların da tırnakları yan yana gelecek biçimde tutulur ) 

Şu bacası ( işaret parmakları yukarıya kaldırılıp, birleştirilir )

Bu da kapısı ( baş parmaklar kaldırılarak birbirinden uzaklaştırılır, devindirilir )

Bu da kapıdaki zil ( sağ baş parmakla, sol baş parmağın tırnağına bastırılır )

Zırrr… zırrr diye ses çıkarır. Eve gelen konuklar, geldiklerini bize zil ile duyururlar.

Evimizde kocaman bir saatimiz var. ( Baş, saat olur )

Tik tak, tik tak diye çalışır. ( tik taklarla birlikte baş sağa sola sallanır )

Bazen zırrr… diye ses çıkarır.

Hemen sustururum. ( işaret parmağıyla burna basılır, zil susar )

Bir de küçük kedimiz var ( sağ el parmakları yerde gezdirilerek kedi öykünmesi yapılır )

Miyav miyav diye bağırınca süt veririm.

Lıkır lıkır içer sütünü ( avuçla süt kabı yapılır, sütü dille içme devinimi yapılarak, kedinin süt içmesine öykünülür )

Hemen musluğu açarım, şırrr şırrr diye su akar, elimi yüzümü yıkarım(el yüz yıkama devinimi yapılır)

Evimiz tren istasyonuna çok yakındır.

İşte bak, yine tren geçiyor… çuf… çuf… çuf… çuf… ( el ve ayaklarla tren öykünmesi yapılır )

Bip bap, bip bap… bak şimdi de araba geçiyor. ( direksiyon çevirir, araba kullanır gibi yapılır )

Hav hav hav… Bu da bizim küçük köpek  ( köpek öykünmesi yapılır )

Kapımızı kapatayım da girmesin içeriye. ( Kapı kapatma öykünmesi yapılır )

Aaaa. Annem beni çağırıyor. Haydi hoşça kalın çocuklar

 

Hayvanat Bahçesine Gezi

Emre yatağında uyuyormuş ( gözler kapanır, uyur gibi yapılır )

Sabah olmuş, Horoz ötmüş ( çocukla,r horoz ötüşüne öykünürler ü ürü üüüü )

Emre kalkmış, gerinmiş ( gerinme öykünmesi yapılır )

Sonra elini, yüzünü yıkamış, dişlerini fırçalamış ( el yüz yıkama, diş fırçalama öykünmesi yapılır )

Yavaş, yavaş giyinmiş ( önce gömlek, sonra pantolon, daha sonra da ceket giyme devinimleri yapılır )

Annesi kahvaltıya çağırmış, bir güzel kahvaltı yapmışlar ( çay içme, kahvaltı yapma öyküntüsü )

Babası ona “Haydi Hayvanat Bahçesine gidelim” demiş. Yola çıkmışlar. Yürümüşler, yürümüşler ( yürüme öykünmesi yapılır )

Emre yürürken başını yukarı kaldırmış ( başlar yukarı kaldırılır )

Gökyüzünü, güneşi ve uçan kuşları görmüş, sonra yoluna devam etmiş, yol kavşağına gelmiş.

Karşıya da geçmek için sağına bakmış ( baş sağa çevrilir ) araba yok ;

Soluna bakmış ( baş sola çevrilir ) araba yok.

Babasıyla Emre, çabuk çabuk geçmişler yolun karşı kıyısına, Hayvanat Bahçesine gelmişler.

Bir de ne görsünler…

Her tarafta çeşit çeşit hayvanlar

Bir kafeste kediler ( her hayvan adı söylenişte, çocuklar, o hayvanın sesini ve devinimlerini öykünme ile göstermeye çalışırlar )

Bir kafeste köpekler ( havlama….)

İleride kurtlar da var ( uluma….)

Bak burada tavuklar ( gıdaklama….)

Ördekler de şuradalar ( vak vak’lama…)

Tavşanlar zıp zıp zıplar ( ciyik ciyik….)

Ya kaplumbağalar nasıl, evini sırtında taşır, yavaş yavaş yürürler… ( tısss )

Ötede kocaman aslan ( kükreme….)

Yakınında bir kaplan ( kükreme….)

Kepçe kulaklı bir fil  ( fil öykünmesi…. )

Upuzun bir zürafa ( uzun boy öykünmesi…) vb.

Derken Emre yorulmuş ( yorgunluk öykünmesi )

Zaten akşam da olmuş

Babasıyla birlikte

Evin yolunu tutmuş ( eve dönerken devinimler yinelenir )

Anne evde merakta

Kurulmuş güzel sofra

Onları bekliyormuş

Emre öyle acıkmış, öyle acıkmış ki, bütün yemekleri hapur hupur yemiş. ( hapur hupur yeme öyküntüsü, aç ve ivecen çocuk tavrıyla )

Sonra uykusu gelmiş ( esneme öyküntüsü, gerinme vb..)

Uzanmış yatağına ( uzanma öyküntüsü )

Mışıl mışıl uyumuş ( uyuma öyküntüsü )

 

Benim bir ninem var

Benim bir ninem var

Gözünde gözlük ( iki elin işaret ve baş parmakları gözlük yuvarlağı gibi yapılır ve gözlere konur )

Başında baş örtüsü ( ellerle baş örtüsü sarılır gibi yapılır )

Elinde baston ( baston tutuyormuş gibi yapılır )

Sırtı biraz kamburca ( kambur öykünmesi yapılır )

Tin tin yürür, gezer ( nine yürüyüşü öykünmesi yapılır )

Ninemin bir ineği var ( İnek sesi çıkarılır )

Ninem onu çok sever

Her sabah erken kalkar

Önce ineğe bakar

Yem verir, yedirir ( Yem teme öykünmesi )

Su verir, içirir ( su içme öykünmesi )

Sırtını sıvazlar ( kaşağılama öykünmesi, sevme öykünmesi )

Sonra kovayı alır

İneğinden süt sağar ( iki elle süt sağma devinimi yapılır )

Fışşş, fışşş, fışşş…

Koyar sütü tencereye ( sütü kovadan tencereye dökme öykünmesi )

Fokur fokur kaynatır ( sütün kaynamasını canlandırma öykünmesi )

Ninem sütü çok sever

Sabah, akşam süt içer ( lıkır lıkır içme devinimi yapılır )

Ninem diyor ki bana ;

“Süt içersen benim gibi ( sözlere göre öykünme yapılır )

güçlü olur, çok yaşarsın…”

Sağlığınla, aklınla

Her engeli aşarsın.”

Ben ninemi çok severim ( sözlere göre öykünme yapılır )

Her sözünü dinlerim

Süt bulunca hiç kaçırmam

Lıkır, lıkır içerim…

 

Bedenim, Organlarım

İş yapmak için iki elim var ( iki el çırpılır )

Resim yaparım ( resim yapma devinimi )

Flüt çalarım ( flüt çalma devinimi )

Toprak kazarım (toprak kazma devinimi )

Ağaç dikerim ( ağaç dikme devinimi )

Her işi ellerimle yaparım ( çeşitli işlere ilişkin devinimler )

Koklamak için bir burnum var ( burunla koklama öykünmesi yapılır )

Yemek kokusunu duyarım ( öykünme yapılır )

Çiçek koklarım ( öykünme yapılır )

Kötü kokuları hiç sevmem ( öykünme yapılır )

Her kokuyu burnumla hemen duyarım ( çeşitli öykünmeler yapılır )

İşitmek için kulaklarım var ( gösterilir )

Annemin sesini kulaklarımla duyarım

Müzik dinlerim

Her çeşit sesi ben, kulaklarımla duyarım

Soluk almak için ciğerlerim var ( derin soluk alma yapılır )

Ciğerlerimi korurum

Onlar olmasa, soluk alamam, yaşayamam ( çeşitli devinimler yapılır )

Düşünmek için bir aklım var benim ( başın üst kısmı gösterilir )

Aklım benim her şeyim

Onunla öğrenirim her şeyi ( çeşitli devinimler yapılır )

Bilgiyi, yaşamayı, sevmeyi ( çeşitli devinimler yapılır )

Oynamayı, gülmeyi ( çeşitli devinimler yapılır )

Aklımla bilirim var olduğumu ( çeşitli devinimler yapılır )

İşte böyle

Benim güzel ve işe yarar

Bir bedenim ve organlarım var…

 

Organlarım ( ağzım, burnum, gözüm, kulağım..)

İki gözüm var benim ( iki elle gösterilir )

İki kulağım var ( iki elle gösterilir )

Bir burnum var, iki delikli ( sağ elle gösterilir )

Bir ağzım var (Sağ elle gösterilir )

Bunlar benim dudaklarım (dudaklar ileriye doğru uzatılarak gösterilir )

Gülünce görünür dişlerim ( dişler gösterilir )

Ağzımı açınca görürsünüz dilimi ( ağız açılır, dil uzatılır )

Yemeğin tadını dilimle anlarım

Tatlı yerken yüzüm güler ( tatlı yeme öykünmesi )

Ekşi yersem buruşur ( ekşi limon öykünmesi )

Acı yakar dilimi ( acı yeme, dilin yanması öykünmesi )

Ağzımı kapatsam dilim görünmez ( ağız kapatılır, dil saklanır )

Ağzımı açarım ben ( ağız açılır )

Yemek yemek, su içmek, ( yemek yeme, su içme öykünmesi yapılır )

Bir de konuşmak için ( konuşma öykünmesi yapılır )

Ya şarkı söylemek için !…

İşte en güzeli bu

Gel şarkı söyleyelim. ( oyunun burasında bir şarkıya başlanır )

 

Minik Arılar

Sağ elin baş parmağı avuç içinde olmak koşuluyla, sağ el ile yumruk yapılır. Beş küçük arı kardeş varmış ; mışıl mışıl uyuyorlarmış. Sabah olmuş, en küçük arı kardeş uykusundan uyanmış :

Günaydın kardeşlerim, demiş ( küçük parmak kaldırılır ve oynatılır )

Öteki küçük arı kardeş uyanmış.

Günaydın kardeşlerim, demiş ( yüzük parmağı kaldırılır ve oynatılır )

Sonra ortanca arı kardeş uyanmış.

Günaydın kardeşlerim, demiş ( ortanca parmak kaldırılır ve oynatılır )

Sonra da öteki kardeş uyanmış

Günaydın kardeşlerim, demiş ( işaret parmağı kaldırılır ve oynatılır )

En sonra uyanan da kardeşlerine ;

Günaydın kardeşlerim, demiş ( baş parmak kaldırılır ve oynatılır )

Beş kardeşin tümü birden musluğa koşmuşlar. ( aşağıdaki sözler için gereken öykünmeler yapılır )

 

Sıra sıra durmuşlar

Ellerini, yüzlerini

Bir güzel yıkamışlar

 

Sonra birlik olmuşlar

Sofrayı da kurmuşlar

Her türlü yiyeceği

Hapur hupur yutmuşlar

 

Sonra vız vız demişler

Uzaklara uçmuşlar

Çiçek çiçek dolaşıp

Bal toplayıp dönmüşler

 

Yün Örme

Aman ne soğuk ( üşüme, titreme devinimleri yapılır )

Ninem bana yünden giyecekler örecek

Çorap örecek ( ayaklar gösterilir )

Eldiven örecek ( eller gösterilir )

Atkı örecek ( boyun gösterilir )

Kazak örecek ( beden gösterilir )

Başlık örecek ( baş gösterilir )

Örmeye başlamış bile

Ninem atkımı ( şişle yün örme devinimleri yapılır )

-Oooo… ne kadar da uzun örmüş ( uzun atkı varmış gibi yapılır, boyna sarılır )

-Dur nine bu yünü de ben sarayım ( yün sarma devinimi )

İşte şimdi başlıkta sıra

Hem de tığla örüyor ( işaret parmaklarıyla tığ örme devinimleri yapılır )

Ne de çabuk örüyor.. bitti bile ( başlık başa giyilir gibi yapılır )

Ben de ninemden çorap örmesini öğreneceğim ( çorap örme devinimleri yapılır )

Ördüm… bitti… oh ne sıcacık ( çorap giyme devinimi yapılır )

Herkesin bir yün giysisi olsa

Oh ne güzel

Kışın giyer, hiç üşümez

 

Araba Sürme

Benim bir arabam olsa

Arabama oturup direksiyonu tutarım ( sıraya, iskemleye oturur, ellerle direksiyon tutma devinimi yapılır )

Sağ ayağımla gaza basarım ( gaza basma devinimi yapılır )

Yürür arabam

Durmak için frene basarım ( frene basar gibi yapılır )

Durur arabam

Şimdi düz yolda gidiyorum ( direksiyon çok küçük devinimlerle sağa, sola oynatılır, araba sesi öykünmesi yapılır )

Şimdi sola dönüyorum ( direksiyon sola çevrilir )

Şimdi de sağa dönüyorum ( direksiyon sağa çevrilir )

Şimdi yine düz yolda gidiyorum ( düz yolda gidiş devinimi, yukarıdaki gibi )

“Düüttt… düüttt…”

Çekilin yoldan ( hızlı gitme öykünmesi yapılır )

Uçuyor arabam ( hızlı gitme öykünmesi yapılır )

Düüttt… düüüüttt…

 

Küçük Bahçe

Bizim bir küçük bahçemiz var

İlkbaharda bahçeyi

Özene bezene kazarım ( kazma sallama devinimleri yapılır )

Sonra otlarını ayıklarım ( bahçenin çeşitli yerlerinden ot koparılıp alınıyormuş gibi yapılır, ot toplanır )

Daha sonra da bir tırmık alır ( parmaklar tırmık gibi yapılır )

Toprağı tırmıklarım ( tırmıklama devinimleriyle toprak düzeltilir )

Her yeri dümdüz olur

İşlenmiş toprak ne güzel olur; Çiçek tohumları alır, buraya ekerim. ( çiçek tohumu ekme devinimi yapılır )

Yağmur yağacak ( iki elle yağmur yağma devinimi yapılır )

Güneş açacak ( iki el yanlardan havaya doğru kaldırılır )

Tohumlarım büyüyecek ( küçük tohumun büyümesi, öykünmeyle anlatılır )

Fidan olacak

Çiçek açacak ( iki elin tabanları baş üzerinde birleştirilir, parmak kısımları açılır, çiçek benzetmesi yapılır )

Sonra kış gelecek ( yağmur, kar öykünmesi yapılır )

Çiçekler saklayıp tohumları ( yine çiçek benzetmesi yapılır, sonra iki elin parmakları birleştirilip, eller birbirinden ayrılmadan, önden aşağıya indirilir )

Yatacaklar uzun bir kış uykusuna ( uyuma öykünmesi yapılır )

Sonra yine bahar gelecek.

Güzel renkli çiçekler yine açacak ( çiçek açma devinimi yapılır )

Yanına yöresine

Güzel koku saçacak ( koklama ve beğenme devinimleri )

-Yine bahar gelecek

-Yine çiçek açacak…

 

Örümceğin Öyküsü

Bu oyunda öğretmen, uygun göreceği dizeler için gerekli bulduğu devinimleri ve öykünmeleri arar, bulur, uygulatır. Metnin okunuş tarzı, masalımsı olmalıdır.

 

Bir varmış, bir yokmuş                                     Karnımı doyurayım”

Evvel zaman içinde                               Demiş kendi kendine

Kalbur saman içinde                             

Bir örümcek yaşarmış                                     Başlamış tırmanmaya

Küçük bir ağ içinde                               Tıkır tıkır da tıkır

                                                                  Tıkır tıkır da tıkır

Bir gün karnı acıkmış

Açlıktan canı çıkmış                              Açmış sonra kapıyı

                                                                  Bakmış, bir de ne görsün ?

Demiş kendi kendine                            

“Dışarıya çıkayım                                 Yağmur dinmiş, güneş açmış

Kendime av bulayım.”                            Aç örümcek çok sevinmiş

 

Başlamış tırmanmaya                            Hemen çıkmış dışarıya

Örgüden merdivene                              Başlamış av aramaya

Tıkır tıkır da tıkır                                          Görmüş tembel bir böcek

Tıkır tıkır da tıkır                                          Yemiş onu örümcek

 

Açmış sonra kapıyı                               Ama karnı doymamış

Bakmış bir de ne görsün !                                Başka bir av aramış

 

Yağmur yağar şakır şakır                                Bakmış miskin bir sinek

Rüzgar eser püfür püfür                                 Ne uyur, ne uyanık

                                                         Yaklaşarak onu da

Hemen örtmüş kapıyı                                      Hemen yutmuş örümcek

Dönmüş eski yerine

                                                                  Karnı doymuş, gerinmiş

Tıkır tıkır da tıkır                                          Neşelenmiş, sevinmiş

Tıkır tıkır da tıkır                                          Başlamış oynamaya

 

Açmış, kitap okumuş                             Şıkır şıkır da şıkır

Sonra müzik dinlemiş                                     Şıkır şıkır da şıkır

Derken merken çocuklar                      

Bizim minik örümcek                             Örümceğin öyküsü

Daha çok acıkmaz mı ?                                    İşte böyle son bulur

                                                         Tembel, miskin olanlar

Ne yapsın zavallıcık ?                                     Başkasına yem olur.

“Bir daha deneyeyim

 

Yeni Yıl

Yeni yılın kutlu olsun Emre

Yeni yılın kutlu olsun Elif ( öğretmen, öteki çocukların da adlarını söyleyerek yeni yıllarını kutlar )

Hepiniz birbirinizin yeni yılını kutladı mı çocuklar ? ( çocuklar serbest olarak birbirlerinin yeni yılını kutlarlar )

Çocuklar size bir şey soracağım, yanıtlar mısınız ?

Yeni yılda büyüdük mü ? ( yanıt büyüdük olacak )

Ne kadar büyüdük ? (Her çocuk kendine göre yanıtlasın )

Yeni yıl geldi diye, sınıfımızı süsledik mi ?

Haydi gelin süsleyelim ( süslenmiş ise çocuklar; süsledik diye bağrışırlar )

Bir de takvim aldık, gördünüz mü ? ( yeni yıla ilişkin takvimi gösterir )

Bakın bu bir takvim, bir çok yaprağı var. ( gösterilir )

Her yaprak, bir günü gösterir

Bir gün biter

Bir yaprak kopar ( bir yaprak koparılır )

Bir gün biter

Bir yaprak daha kopar ( bir yaprak daha koparılır )

Bir gün nedir biliyor musunuz ?

Sabah kalkarız ( uyanma, kalkma  öykünmesi yapılır )

Kahvaltı yaparız ( kahvaltı öykünmesi )

Okula gelir ( okula geliş öykünmesi )

Güler oynarız ( oyun ve gülme öykünmesi )

Eve gider ( eve gidiş öykünmesi )

Yemek yer ( yemek yeme öykünmesi )

Sonra yatar uyuruz ( yatma uyuma öykünmesi )

Bir gün böylece biter…

Bir gün bitince

Bu takvimimizden bir yaprak kopar ( bir yaprak koparılır )

Hep böyle olur

Bir gün bitince

Bir yaprak kopar ( yaprak koparma devinimleri )

Yapraklar kopar, yapraklar kopar ( boyuna yaprak koparma devinimi yapılır )

Ve bir gün

Takvim de biteeerrr. ( bitmiş takvim öykünmesi yapılır )

Takvim bitince, eski yıl da bitmiş oluuurrr. ( yeni takvim alma öykünmesi yapılır )

 

Yeni bir yıla hemen başlarız.

Her yeni yılda, bir yaş büyürüz. (büyüme öykünmesi )

Bir yaş büyürüz, bir yaş büyürüz.

İlkokula gideriz. ( uygun öykünmeler bulunur, yaptırılır )

Büyürüz, büyürüz; ortaokula gideriz ( uygun öykünmeler bulunur, yaptırılır )

Sonra başka okullara gider, başka işler yaparız. ( uygun öykünmeler bulunur, yaptırılır )

Kocaman adam olur, kocaman bayan oluruz ( büyük insan öykünmesi yaptırılır )

Ama şimdi ne güzel.

Hepimiz birer çocuğuz ( sevinçle… )

Gelin yeni yılı birlikte kutlayalım

Bir yaş daha büyüdük

Birlikte oynayalım. ( bundan sonra,”Yeni Yılın, Yeni Yaşın Kutlu Olsun” şarkısı söylenerek, oyun oynanır )

 

Kış Baba

-Tak tak tak…

-Kim o ?

-Benim…

-Sen kimsin ?

-Ben kış babayım ( çocuklar üşüme öykünmesi yaparlar )

Soğuk, yağmur, kar ( sözcüklere göre öykünürler )

Tümü bende var

-Ne getirdin bana

Soğuk kış baba ?

-Neler getirmedim ki !

Mandalina, porakal,

Havuç, kereviz, enginar,

Daha neler, neler var.

Bir de soğuk getirdim. ( çocuklar bırrr diye üşüme öykünmesi yaparlar )

-N’olur  çabuk git ama ( aşağıdaki sözler için uygun devinimler ve öykünmeler aranır, bulunur, uygulanır )

 

Donuyoruz kış baba

-Hemen gidemem çocuklar

Daha üç ayım var

Şimdi Aralık’tayız

Ocak, Şubat, Mart  da var.

-Eyvah, eyvah Kış baba

Çok üşüyeceğiz ama

-Kalın giyinirseniz

İyi beslenirseniz

Hiç korkmayın çocuklar

Size gelmez bir zarar.

Kışın ayrı tadı var.

 

 

       

 

DİYAFRAM VE NEFES ÇALIŞMALARI

 

10 kez ters ve düz bir şekilde hareket yapıldı.omuzlar çalıştırıldı. 10 kez yukarı geriye ve aşağıya yapıldı.dişlere dil ile tek tek dokunuldu..Dil çiğnendi. Dil ile burna dokunulmaya çalışıldı.dil sağ ve sol kulak memesine doğru uzatıldı..Çene yavaşça açıldı.Parmaklarla yanaklara vuruldu.,ovalandı, çekişitirildi. “U” harfi abartılı söylendi. “u”,”x” harfleri abartılı 10’ ar kez söylendi.At duruşu yapıldı.atın ağız hareketleri yapıldı.Sesli farflerin i,e,a,o,u,ü,ö,ı, İtalyan dizini söylendi.m,n sesleri harflerle beraber söylendi.Gerinildi el vurulup belden düşürüldü.kafa bırakıldı.yavaşça kaldırıldı.”ı” sesi  çıkarılarak yavaş yavaş kaıktık.

 

Sessiz bir şekilde mekanın heryerini kullanarak yürüyüş yapıldı.mekanda gelen yönergelere göre farklı hızda yürümeler yapıldı.rahat yürüyüşler,hızlı yürüyüşler,aceleci yürüyüşler ,dar mekanda yapılan yürüyüşler, gibi..

 

Derin derin nefes alıp verildi.kalbin ritminin normale dönmesi sağlandı.Kendini hazır hisseden yere uzandı.nefes alındı ve diyafram gözlendi.bütün kaslar gevşetildi sonra derin nefes alınıp verildi .kaburgaların oynamamasına dikkat edildi.Model üzerinde örnek uygulama yapıldı teksıra halinde eller öndeki  liderin beline koyuldu ve nefes alış verişi incdelendi.

 

Nefesimizi tükendiği anda bile vermeye çalıştık.Belde hissedilen yanma diyaframın çalıştığını  gösterir.El yanmış hissine kapılıp hızlı bir şekilde nefes vermeye devam ettik.Herkes kendine ait bir mekan seçer ve uzanır göğsümüzde omuzlarımızda bir hareket olmadan nefes alıp nefesimizi “S” sesiyle sonuna kadar veririz.Dizler kırılır tabanlar yere basar eller birleştirilir.

Kuyruk sokumu yapışmalı .Diyaframla nefes alınır.Korku anındaki ses verilir.

 

Derin nefes alınır havayı aşağı doğru bastır bir yukarı hareket edilir.nefes alınır yanan muma üfleme yapılıyormuş gibi üfleme yapılır.Yüz üstü dönülür, eller kaburganın üstüne konur derin ve sesli nefes alınıp verilir.. Eller bele konur ve sıkılır nefes alınır aşağıya alınıp verilir ve üflenir.

 

Sırt üstü dönülür  eller karna  bastırılır. Nefes alınıp “s” sesi ile verilir

Dizler çekilir nefes alınır eller sağ ve solda dizle ve baş kaldırıldığında verilecek tüm nefesin bitmesi önemli.Ayaklar uzatılır karna masaj yapılır karna yağmur yağıyor hissiyle yumuşak bir şekilde masaj yapılır. Sağa yada sola dönerek yavaşça doğrulur nefes alınır ve “s” sesi ile baş öne doğru eğrilecek şekilde verilir Herkes kendine ritim seçer uygular.Omuzlar havaya kalkmayacak şekilde doğruluruz. Karna masaj yapılır sağ ya da  soldan destek alarak  enson baş doğrultulur. Ve diz üstü vücut dizlere bitişik dirseklerle  dizler aynı  hizada  sıkışık olacak şekilde  alın yerde olacak  şekilde “s” sesi ile nefes verilir. Ce enzor anda diyaframın çalıştığı hissedilir.

 

Ayakta nefes  alınır dizleri bükerek nefes verilir.yukarı çıkarken nefes alınır.tekrar başa dönülür ayakta nefes alınır ve eller belde nefes verilir. Anlık alınır  ve verilir. Yanma hissi hissedilir. Sırt duvara değecek şekilde  ıkınma hareketi yapılır. Sandalyede ıkınma hareketi yapılır . ayakta 10- 15 kez dil dışarıda bir el belde bir el karında olacak şekilde nefes alınır.esneme hareketi yapılır.odak noktası karındır.

 

İ,e,a,o,u,ö,ü,ı sesi ile kiki…..,keke…. Şeklinde nefes verilir.”h” harflerin arasına koyularak söylenir.”ha ha ,he he ,ho ho v.b”İnebolu,Tatvan,ordu,van hepsi yemyeşil vatan kahkaha ile yapılır.

 

Bir kişi yer uzanır ,diğer katılımcının kafası öndekinin karnına gelecek şekilde yer ızanır. Bütün katılımcılar aynı dizinde yerde  sıralanır.En son yere uzanan kişi nin kahkaha atması istenir ve herkes kahkaha atmaya başlar.

EĞİTİMDE YARATICI DRAMA
( MakaLe özeti )
Prof. Dr. İnci SAN

Drama kavramının tam bir Türkçe karşılığı bulunmamaktadır. Yunanca “dran” ( yapmak, etmek, eylemek)’dan türetilmiştir. Drama ise eylem anlamını taşıyan, yine Yunanca “Dramenon”un seyirlik olarak benzetmecisi biçiminde kullanımıdır. Yaratıcı drama (creative drama) kavramı daha çok ABD’de kullanılmaktadır. Yaratıcı dramanın eğitim süreçleri içinde kullanımı bakımından en deneyimli ülkesi İngiltere’de ise daha çok “eğitimde drama” ( drama in education) kavramı kullanılmaktadır.

Niçin Yaratıcı Drama
Eğitimcilerin asıl görevi, çocukların ve ergenlerin dünyayı anlayabilmeleri yönünde, onların çevreleri ile başkaları ve kendileriyle etkileşim ve iletişime girmeleri için olanaklar hazırlamaktır. Ancak, günümüzde okulda ve evde çocuklara bu bakımdan sağlanan olanaklar kısıtlıdır. Yaratıcı drama, yukarıda sayılan yeti ve değerlerin öğrenme süreçlerine katılmasını olanaklı kılmaktadır. Drama çalışmaları grup etkinlikleri biçiminde ve yaşayarak öğrenmeyi olanaklı kıldığı için doğasında etkileşim vardır. Bu da, kaçınılmaz olarak “toplumsallaşma”yı getirmektedir.
Yaşamda ve oyunlardaki temel yapıların benzeşmesi, oyundaki etkileşim ile toplumsal gerçeklikteki etkileşimin de temel yapılarının benzer olması, oyun’un eğitimde kullanılmasına başlıca etmen olmuştur. Ancak gelenekselleşmiş çocuk oyunlarının, ritüellerin tutucu yanı, yaratıcı drama’da yer almaz. Yaratıcı drama’da etkinlikler hem yaşam durumlarına bir hazırlık hem de iyileştirici yönler taşımaktadır.

Kısa Tarihçe
20. yy.ın başında sınıfta uygulanan ilk drama dersleri ile ilgili olarak, Harriet Finlay-Johnson’ın adı geçer. Bu sırada drama in education’ın kuramsal temelleri atılıyor, pek çok yayın yapılıyordu. Drama, bir öğrenme süreci olarak Finlay-Johnson’ın çok doğru olarak anladığı biçimde, gelişimine başladı; ancak sonraki elli altmış yıl içinde o kadar iyi değerlendirilemedi. Drama olgusu, okul temsillerine, retorik çalışmalarına, toplu halde konuşmaların sergilendiği müsamerelere dönüştü. Ancak 1960’larda, Dorothay Heatheote ile drama yine asıl olması gereken biçimini bulmaya başladı. 1960’larda da Brain Way sınıfta dramaya duyusal yaşantıları ekledi. Ayrıca Way’in getirdiği yeni parola “bireyin bireyselliğinin” ön plana çıkarılmasıydı. 1970’lerde Dorothy Heathcote drama’yı yeniden tanımlamaya girişti ve drama ile eğitim arasındaki ilişkileri yeni baştan irdeledi. Böylece, öğrencilerde gerçek yaşantılar yaşatma dönemi de başlamış oldu.

Yaratıcı Drama’nın Diğer Kimi Özellikleri
Norman’a göre ; “Drama etkinliği, drama yaşantısının somut olarak duyumsanmasıyla kişinin evrensel, toplumsal, moral, etik ve soyut kavramları anlamlandırmasıdır. Yani, kavramsal dünya ile gerçek dünya ikilisinin dramada özetlenmesi vardır.” Drama zihinsel bir durumdur. Bu da dramanın bir soyutlama olduğunu açıkça gösterir.

Yaratıcı Drama’nın Getirdiği Diğer Boyutlar
Edilgenlik yerine katılımcı olma, bağımlılık yerine bağımsız olma ve karar verebilme, yetkinleşme, demokratikleşme yaratıcı dramanın kazandırabileceği diğer niteliklerdir. Burada oyun ya da drama’nın yönlendiricisinin önemine de değinmek gerekir. Grup dinamiğinin ayarlanması, zamanında bazı durumlara müdahale edilerek akışın değiştirilebilmesi, anında yepyeni durumlar yaratabilmesi oyun yöneticisinin taşıma gerekli niteliklerdir. Drama yöneticisi hem oyuncu, hem pedagog hem de biraz psikologdur.
Eğitimde drama, bunun dışında başlıca şu alanlarda da başvuruları değerli kaynaktır: Tiyatro oyuncusu yetiştirmede, çocuk ve ergenlerin özgür zaman etkinliğinde, suçlularla, alkol bağımlılarıyla, hastanelerde, engellilerle, vb…

Yaratıcı Drama Çalışmasının Aşamaları
1.Kendini tanıma ( bedensel ve psişik açıdan) karşısındakini tanıma
2.Karşılıklı iletişim
3.Karşılıklı iletişimin giderek ikili iletişimden
a.Daha çok kişili iletişim ve etkileşime geçmesi ( retorik etkileşim)
b.Roller üstlenme ( öyleymiş gibi yapma – make believe play)
4.Tiyatro denilebilen aşama – gösterim aşaması – oyunculardan izleyiciye doğru…
5.Tüm bu aşamaların ardından oyun, roller, yaşantılar, canlandırılan kişilikler ve konunun irdelenmesi üzerinde yapılan tartışmalar

Sonuç
Drama’daki öğrenme, bir tür yeniden yapılanmadır. Öğrencilerin, çocuk ya da genç, öğrendiklerini, bilgilerini yeni bir bakış açısından değerlendirmesidir. Kazanılmış kavramların irdelenmesi, bu kavramlara yeni anlamlar yüklenmesi söz konusudur. Deneyim ve yaşantılar yeniden gözden geçirilir. Tüm süreçler doğal bir öğrenmeyi getirir.
Drama ile edinilen bilgilenme, okul disiplinleri içinde edinilen ezbere dayalı, kuramsal bilgilendirme değildir. Dramada bilgi kullanılır ama ünik bir biçimde dünya ile kurulan öznel ve nesnel ilişkiler içinde yapılanır. Bunun için de drama’nın eğitimde kullanımı bir gereksinimdir.

San, İnci (2006). Ömer Adıgüzel (Editör). Yaratıcı Drama: Yazılar (s.46-57). Ankara, Natürel Yayıncılık.

YARATICI DRAMA SORULARI SORABİLİRSİNİZ.
*eğer kızgın bir kumda olsaydın çıplak ayakla nasıl yürürdün?
*dikenler üzerinde nasıl yürürdün?
*güçlü bir rüzgara karşı nasıl yürürdün?
*taşlı bir yolda nasıl yürürdün?
hep beraber şimdi bataklıktan geçicez için timsah var nasılgeçeriz?fikir alıp geçelim denize geldik yüzelim diye doğaçlama yapılabilir.

Sınıfta sadece bir keykel çalışması yaptırın . çocukları sınıfta yürütün ve bir el sesi ile don yönergesi verin .iki veya üç öğrenciyi o şekilde bekletip diğerlerini onların yanına çağırıp
—bu insanlar kim olabilir ?
—nereye gidiyorlar?
—ne düşünüyorlar ?

gibi sorular sorun ve sonunda inceledikleri iki veya üç kişi ile ilgili bütünleştirme yapın ve en sonuda bunları birleştirerek hikaye yazmalarını isteyin
işte o zaman çocuk çok güzel hikayeler yazmakta .

ama birde üç kelime verin deyin ki hikaye yazın öğrenci kara kara düşünür ne yazacağını.

 

Drama sözcüğünün tam bir Türkçe karşılığı bulunmamaktadır. Sözcük olarak Yunanca “dran”dan türetilmiştir.Dran:yapmak,etmek,eylemek anlamını taşımaktadır.Drama:eylem adını taşıyan yine Yunanca “dromenon “ seyirlik olarak kullanımıdır.Yunanlılarda drama doğrudan doğruya “yaşamak” anlamında kullanılırdı.

Oxford sözlüğünde drama sözlüğünün karşılığı olarak “bir sahne oyunu,dramatik sanat yazmaktadır.

Redhose’de “bir sahne oyununda olduğu gibi geçen hayat olayları “anlamında kullanılmaktadır.

Yunanca’daki başka bir anlamı da oynamaktır.Antik tiyatronun gelişmesinden bu yana bu sözcük “herhangi bir kimsenin herhangi bir şey yapması” değil “belli bir kimsenin katılanlara anlamı olan bir şey yapması”dır İnsanların tasarımlarını eyleme dönüştürdüğü bir yoldur.İnsanın her türlü eylem ve edinimde var olan durumlar bütünüdür.

 

Eğitimde Drama Uygulamaları

Dramada bir organizasyon gereklidir. Bu nedenle çocuklarla drama etkinlikleri yapılırken öncelikle göz önüne alınması gereken bazı koşullar vardır. Daha sonra her tür eğitim etkinliğinde olduğu gibi beklenen sonuçları elde etmek için bu koşullar yerine getirilerek, dramanın uygulama basamakları gerçekleştirilmelidir. Bu bölümde eğitimde drama sürecindeki öğelere, dramanın uygulama basamaklarına ve yararlanılacak kaynaklara yer verilecektir.

A. Eğitimde Drama Sürecindeki Öğeler
Drama süreci birbirini tamamlayan çeşitli öğelerden oluşan ve bu öğelerin aralarındaki ilişkileri belirleyen bir bütündür. Drama sürecindeki öğeler şu şekilde sıralanabilir:

Çalışma mekanı (çevre, araç ve gereçler).
Oyun grubu (katılımcılar).
Çalışmanın kendisi (uygulama).
Drama lideri (öğretmen).
1. Çalışma Mekanı (Çevre, araç ve gereçler)

Drama etkinliklerini uygulamak için öncelikle uygun bir çevre olmalıdır. Çevre ya da alan çok büyük olmak zorunda değildir. Ancak çocuklara yeterli bir alan sağlanması önemlidir. Özellikle rahatlama ve konsantrasyon çalışmaları sırasında çocukların birbirlerine dokunmayacakları kadar geniş bir alanın olması gerekir. Ayrıca ayakkabısız çalışmaların yapılacağı, gürültüsüz, güvenilir, sıcaklığı ve aydınlatma koşulları uygun, rahat bir ortam olmalıdır.

Drama uygulanan çevre, çocuğa her ayrıntıyı hazır sunmalıdır. Bu nedenle drama yapılan yerde, çocuğun zihinde canlandırmasına olanak verecek gerçek veya gerçeğe benzeyen nesnelerin bulunması ve önceden yerleştirilmeleri gerekir.

Drama sürecinde kullanılan araç, gereç ya da materyallerin diğer eğitim ortamlarına göre farklı bir özelliği vardır. Bu özellik araç, gereç ya da materyalin aslında farklı amaçlar için kullanılması, biçiminin değiştirilmesi ya da birkaç nesnenin birarada farklı işlevler üstlenmesi biçiminde açıklanabilir. Ancak önemli olan aracın katılımcının eline ve kullanıma sunulmasıdır. Araç, gereçler drama çalışmalarında güdülemede kullanıldığı için çocuğun duyularına hitap etmeli ve devamlılığı sağlamak için yapılandırılmalıdır.
Dramada en sık kullanılan araç teyp, ses bantları ya da müzik ileten diğer araçlardır. Teybin yanı sıra resim, fotoğraf, poster, yazı, gösterim tahtası gibi görsel araçlar, karton, resim kağıdı, kukla, renkli boya kalemleri, oyuncak, süs eşyası, kutu, vazo, eski giysiler, ayakkabı gibi bozuk gerçek eşyalar, ev eşyaları, kitap, dergi, gazete, afiş, broşür, gazete ve dergilerden kesilmiş haber, yazı, duyuru, fotoğraf gibi basılı materyaller, slayt ya da tepegöz, projektör gibi aygıtlar önemli araç gereçlerdir. Ayrıca dramada öncelikli temel amaç katılımcı olduğundan, dokunma, koku ve tad alma duyuları da çalışmalarda uyarıcı araç olarak kullanılabilir.

Drama uygulamasında kullanılacak araç-gereçlerin çocukların (katılımcıların) ekonomik durumuna uygun, kolay bulunabilen, fiziksel olarak zarar vermeyen, birçok amaç için kullanılabilen, hareket özgürlüğünü kısıtlamayan, her an ulaşılabilen nitelik taşımasına dikkat edilmelidir. Araç gereçler cinsiyet farkı gözetmeksizin kullanılabilmeli ve çocuklarla birlikte oluşturulan araç sepeti, sandığı ya da kutusunda saklanmalıdır.
2. Oyun Grubu (Katılımcılar)

Drama grup ile yapılan bir çalışma olup, drama grubu bireylerden oluşur. Bireylerin herbiri farklı deneyim ve özelliklere sahiptir. Bu yüzden drama programında dikkate alınması gereken noktalardan biri de katılımcılardır. Gruptaki katılımcıların yaşları, gelişim seviyeleri, cinsiyetleri, ilgi ve ihtiyaçları dramanın nasıl yönlendirileceğini ve çalışmanın zamanını etkiler.

Araştırmacılar, çocukların okulöncesi dönemden başlayarak drama etkinliklerine katılmaya hazır olduklarını ortaya koyan çalışmalar yapmışlardır. Sembolik oyunun iki yaşında başladığını belirten çalışmalar, dramada önemli olanın mükemmel sonuç olmadığını vurgulayarak, her yaştaki çocuğun yapabildiği kadarıyla drama etkinliğine katılmasını uygun görmektedir. Hangi etkinliğin, hangi yaşta uygun olduğunun kesin olarak belirlenmesinin güç olması, bu konuda ölçüt olarak çocukların gelişimsel düzeylerinin dikkate alınmasını gerektirir. Çocukların gerek oyuncu, gerekse izleyici konumundayken, konuya ilişkin önceki deneyimlerini hatırlayabilecekleri ve yansıtabilecekleri bir ortam içerisinde olmaları gerekir. Bu ortamda eleştiriler yapabilmeleri, sosyal, duygusal ve bilişsel yönden bireysel farklılıklarının farkına varabilmeleri, duyuya yönelik durumları yorumlayabilmeleri, dramanın alt tekniklerini kullanabilmeleri duyusal ve heyecan verici durumları keşfedebilmeleri sağlanır. Ayrıca çocukların yaratıcı hayal gücü ile ilgili olarak nesne, çevre ve kavramlara tepki gösterebilmeleri, soyut kavramları ifade edebilir hale dönüştürebilmeleri, düşüncelerini, hislerini hareketle ifade edebilmeleri, bireysel gözlem ve sosyal etkileşimlerinde dili kullanabilmeleri, kendini ve farklı karakterleri vurgulamada seslerini kullanabilmeleri gerekir. Tüm bunların yan sıra sorumluluk sahibi olduklarını gösterebilme, sosyal disiplin gösterme, kendinin farkında olma, kendini keşfetme, benzer ve farklı yönlerini keşfetme, grup ortamında bireylerle etkileşim kurma, problem çözme, doğaçlama, rolleri üstlenme, oyun kurma ve yazmaya yönelik gelişimsel yeterlilikte olmaları gerektiği de dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi drama etkinliğinde gruba katılanların kronolojik yaşı değil, herhangi bir etkinliğe dikkatini yoğunlaştırması, ilgi göstermesi ve gerekli hareketleri yapabilmesi için isteklilik ve gelişim seviyesi önemlidir.
Drama grubunda birlikte yaşama, üretme ve paylaşma süreci yaşandığından tüm paylaşımlardan haz alınması için gönüllülük esası da dikkate alınmalıdır. İyi bir işbirliği ve iyi bir grup ortamı yaratmak için zamana karşı yarışılmamalı ve acele edilmemelidir. Bunun için dramaya ayrılan süre, aşağı yukarı ne kadar zaman aldığı, denemeler yolu ile belirlenmelidir. İlk kez drama yapılan grupta, çalışmalara basitten başlanmalı ve karmaşık çalışmalara doğru gidilmelidir. Sağlıklı sonuçlar alabilmek için grubun sayısı önceden belirlenmelidir. Yaş ve gelişim düzeyiyle birlikte grubun özellikleri dikkate alınarak gruptaki çocuk sayısına karar verilmelidir. Sayı bu niteliklere göre değişmekle birlikte, 10-12 kişilik grupların ideal olduğu unutulmamalıdır.

Grubun belirlenmesinden sonra seçilecek etkinliklerde çocukların görüşleri dikkate alınmalıdır. Çocuklar kendi seçtikleri etkinliklere daha iyi konsantre olur ve kendi seçtikleri etkinliklerden daha fazla zevk alırlar. Bunun yanısıra, göz-önünde bulundurulması gereken noktalardan biri de, herhangi bir rolü oynarken başarısız olma risk ve gerginliğini çocuğa yaşatmamaktır. Bu açıdan gerekli önlemler alınmalıdır.
3. Çalışmanın Kendisi (Uygulama)

Her drama etkinliğinin belirli bir yapısı ve düzeyi vardır. Doğaçlama türü de dahil olmak üzere dramada belirlenen etkinliğin bir başlama noktası, geçtiği bir yer ve oynanacak roller bulunur. Başlangıç için bu yolları gösteren bir plan yapılması gerekir. Hazırlanan planda bazı noktalar gözönüne alınmalıdır. Gözönüne alınması gereken noktalar şu şekilde sıralanabilir:
Tema seçimi:
Çocukların ne öğrenmesi isteniyor? Örneğin; İşbirliği, para.
Çevre düzenlemesi:
Öğrenme en iyi hangi ortamda gerçekleşebilir.
Örneğin; Müze, süpermarket.
Çocukların rol seçimi:
Çocuklar kim olacak? Çocuklar deneyim kazandıkça değişik roller seçebilirler.
Örneğin; Yolcu, müşteri.
Öğretmenin rol seçimi:
Kim olacağım? Öğretmen olarak kalıp, dramayı dışarıdan mı yönlendireceğim, yoksa drama içinde yer alacak mıyım?
Çerçevenin belirlenmesi:
Bu dramadaki rollerin hangi bakış açısından ele alınacağını belirler ve konsantrasyonu arttırır.
Örneğin; Makasını kaybetmiş terziler.
Odak noktası seçimi:
Drama hakkında çözülecek problem nedir?
Eylem seçimi:
Çocuklar ne yapacaklar?
Örneğin; Malları raflara yerleştirecekler.
Püf noktasının belirlenmesi:
Başlangıçta çocuğun konuya dikkatini çekebilmek için ne kullanılacağı belirlenir. Bu işi öğretmen yapabileceği gibi, herhangi bir mektup, herhangi bir kumaş parçası, herhangi bir resim yapabilir.

Örneğin; Öğretmenin Noel baba kıyafetiyle sınıfa gelmesi.
Her drama etkinliğinden sonra etkinlik hakkında konuşulmalıdır. Ayrıca tüm drama etkinliklerinde ödül ve ceza yoluna başvurulmamak, sözel ödülün aralıklı pekiştireç olarak verilmesine özen gösterilmelidir. Drama çalışmalarının asla bir oyuncu eğitimi olmadığı, dolayısıyla çalışmaların seyircilere oynanan bir temsil olarak hazırlanmaması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Drama programında dikkate alınacak noktalar dramanın hedeflerini gerçekleştirirken, başarılı bir uygulamanın gerçekleşmesine neden olacaktır.
4. Drama Lideri (Öğretmen)

Drama etkinliklerinden beklenen yönde yarar sağlanabilmesi, önemli oranda öğretmenin yaklaşımına, davranışlarına bağlıdır. Öğretmen yönetici, yönlendirici ya da en çok kullanılan haliyle drama lideri, drama çalışmalarında katılımcılara rehberlik eden kişidir. Drama lideri drama sürecinin temellerinden ve önemli öğelerinden biridir. Çünkü grup içinde bireylerin bir yaşantıyı ya da bir olayı kendi deneyimlerini de işin içine katarak, oynayarak canlandırması ve anlamlandırması liderin hedefleri ve yöntemleri ile belirlenir. Drama sürecinde ilk komutu veren, sunan, değerlendiren ve yeniden uygulayan kişi drama lideridir. Drama çalışmalarını planlayan, uygulayan değerlendiren kişi olan liderin, eğitimde drama açısından karakteristik olan özelliği animatör bir kişiliğe sahip olmasıdır. Çocuğun oyun oynama yetisini koruyup geliştirecek olan bu kişinin, pedagojik formasyonu olan bir kişi olması, aynı zamanda ısınma çalışmalarını, oynama, doğaçlama ve oluşumları gösteriye hazırlamayı, danışma – görüşme ve bilgi edinmeyi, oyun grubunun alıştırmalarını yürütmeyi ve en sonunda bu tür çalışmaları grupla birlikte geliştirmeyi öğrenmiş olması gereklidir. Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için de liderin nitelikli bir eğitim donanımına sahip olması gerekir. Ayrıca çocuklarla çalışan bir kimsenin çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda bilgi sahibi olması da gerekir.

Bununla birlikte gelişim ve dramada eylem ve hareket önemli olduğundan, etkinliklerde doğru ya da yanlışın sözkonusu olmaması nedeniyle liderin sağlıklı ve tutarlı bir kişiliğe sahip olması beklenir. Görüldüğü gibi, her yaş için yürütülecek olan drama etkinliklerinde drama liderinin mesleki formasyonu; eğitim, psikoloji, gelişim psikolojisi, tiyatro, müzik, plastik sanatlar, oyun ve tiyatro pedagojisi gibi alanları kapsamalıdır. Drama lideri disiplinler arası bir ilişkide kendini yetiştirmeli, yaratıcı nitelikler taşıyan, değişmeye açık bir kişiliğe sahip olmalıdır.

Drama liderinin bir öğretmen olarak da öğretmen dayanışlarını sergilemesi, ayrıca diğer belirli kişilik özelliklerini taşıması gereklidir. Buna göre drama öğretmeni iletişime açık, istekli ve hazır olmalıdır. Lider, anında durumlara çözüm getirici yaklaşımlar bulabilen, gerektiğinde hemen karar verebilen, yetersiz kaldığında hangi bilgi kaynaklarına ulaşması gerektiğini bilen, kendini ve başkalarını tanıyan, uygulamada aktif olan bir kişidir. Aynı zamanda lider iyi bir dost, iyi bir sırdaş iyi bir arkadaş olmalıdır. Sabırlı, tutarlı, hoşgörülü, güler yüzlü, anlayışlı olmalı grubun güvenini kazanmalı ve drama etiğine sahip olmalıdır.

Drama etiğine (ahlakı) sahip olabilmek için liderde bulunması gereken nitelikler şu şekilde sıralanabilir:
Öğretmenin kendi değerleri olmalı,
Atölyede yaşananlar orada kalmalı,
Lider demokratik, insana saygılı olmalı ve insana değer vermeli,
Sürekli araştırmak ve kendini geliştirmekle sorumlu olmalı,
İyi bir dinleyici olmalı,
Grubun durdurma, değiştirme, yönlendirme hakkına saygı göstermeli,
Sempatik ve doğal olmalı,
Dramaya katılanlarda bir etik oluşturmaya çalışmalı,
Grubu olumlu yönde geliştirmeye, birleştirmeye çalışmalı,
Lider kendisinin de gelişip öğrendiğinin farkında olmalı,
Dramanın sınırlarını bilmeli,
İşbirliği içinde olmalı, dürüst bir şekilde hareket edebilmeli,
Dramaya katılanların kendi yorumlarını, yargılarım, değer ve bakış açılarını oluşturmalarına fırsat tanımalıdır.

Drama lideri, öğretmen davranışlarının sergilemesi açısından öncelikle etkinlikler sırasında iyi bir gözlemci olmalıdır. Sınıfta ne olup bittiğini bilimsel bir yaklaşımla analiz etmeli, görsel olarak yakaladığı noktaları yüksek sesli tahminlerle çocuklara açıklamalıdır. Öğretmen gözlemi etkinlikler dışında değil de kendiside etkinliklere katılarak yapmayı tercih etmelidir. Sınıfta olumlu bir hava kurmalıdır. Her çocuğun hislerinin ve duygularının önemli olduğunu kabul etmelidir. Psikolojik yönden serbest bir ortam yaratmalıdır. Çocukların fikirlerini ve davranışlarını kabul etmelidir. Çocukların daha çok yaşantı geçirmelerine izin vermelidir. Yaşantı ortamını, aktif öğrenme ortamı olarak düzenlemeli ve bu süreçte çocuğun ilgi istek ve yeteneklerini gözönünde bulundurmalıdır. Çocuğun kendi içindeki gelişimini esas almalıdır. Çocuğa öğrenmenin yollarını göstererek öğrenme eğitimi vermelidir.

Bütün bu sayılanlar öğretmenin mesleki donanımı ile ilgilidir. Onun sahip olduğu meslek bilgisi, yapacağı çalışmaları ne şekilde planlayacağı, gerçekleştireceği ve değerlendireceğini etkiler. Mesleki bilgisini uygulayabilmesinde faydalı durum ortaya çıktığında önceki planını bırakma yeteneği ve istekliliğine, esnekliğine sahip olma etkinliğin başarıya ulaşması açısından büyük önem taşır. Dinlemenin karşılıklı bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Dinleme yeteneği ve nitelikli uyarıcı sorular sorma yeteneği hedeflere ulaşma açısından gereklidir. Ancak öğretmenlik mesleki bilgisine ilave olarak eğitimde dramayı kullanmayı planlayan bir öğretmen, öncelikle dramanın değerine inanmalı ve kendine “Dramanın, eğitimdeki önemine inanıyor muyum?” sorusunu sormalıdır. Dramayı uygulamaya kesin karar verdikten sonra etkinliği organize edebilmesi ve kontrol altında tutabilmesi için etkinlik sırasında neler yapacağını net bir şekilde kestiremese de, organizasyon için şu sorulan cevaplandırması gerekir:
Gruplar nasıl bölünecek?
Dramaya nasıl bir giriş yapılacak?
Drama için malzeme ve kostüm gerekli mi?
Yansıtma çalışmaları (Örneğin; hissettiklerini resimleme gibi) gerekli olacaksa, uygun kaydetme malzemeleri (kalemler, boyalar, kağıt gibi) kolayca temin dilebilir mi?
Sınıfın alanı nasıl kullanılacak?
Başka ne gibi kaynaklar gerekir?

Lider grupla çalışmaya başlamadan önce, bu sorular doğrultusunda hedeflerini, içeriğini, yöntemlerini, değerlendirmesini planlamış, kullanacağı malzemeyi sağlamış, çalışma ortamını da çalışma yapabilecek hale getirmiş olmalıdır. Grup dinamiğine giden yolda katılımcıların tanışma ve kaynaşmalarını sağlayacak iletişim, uyum, gözlem, etkileşim çalışmalarını uygularken haz alma ve eğlence boyutunu gözardı etmemek gerekir.

Dramada liderin amaçları şu şekilde sıralanabilir:
Grubun etkileşim sürecine katılmasını sağlamalıdır.
Çocuğun dramada grup bilincine ulaşması, değer ve fikirlerine yanıt verip, geliştirmesi, bir rolü benimseyip oynayabilmesi, rolü ve çeşitli durumları söz ve devinimlerle inceleyebilmesi için deneme olanağı sağlamalıdır.
Çocuğun gelecekte kendi duygu ve düşüncelerini seçip, bunları drama ile şekillendirip sunması ve yaşam deneyimini artırması için cesaret vermelidir.
Lider, çocukların sözlü ve yazılı dil kullanım alanlarını genişletmeli, etkili bir dil kullanımına ve gelişimine ilgi göstermelidir.
Lider, çalışmalarda çocukların hoşnutluklarını ve eleştirilerini geliştirmede, kendilerinin ve başkalarının değerini saptamada etkili ve yardımcı olmalıdır.
Lider bu amaçlarını gerçekleştirirken etkinlik sırasında göz önünde bulundurması gereken bazı önemli noktalara dikkat etmelidir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
Öğrencinin yaşantısına uygun olarak oluşturulan drama ortamında, çeşitli araç-gereçlerin yapılıp kullanılmasında öğrencileri bağımsız bırakmalı, ancak onlara katılarak eksiklikleri gidermeye çalışmalıdır. Bazı etkinliklerde kullanılması gereken araç-gereç ve malzemeyi çocuğun ulaşabileceği bir yerde bulundurmalı, araç gereçlerle çocuğa deney ve keşif olanağı sağlamalıdır.

Eleştirici olmalı, ancak kısıtlayıcı olmamalıdır. Çocukların yapabileceklerini onların yerine yapmamalı, öğrencilerin başarı duygusunu tatmalarına olanak sağlamalıdır. Çocukların tüm yeteneklerini kullanmalarına zemin hazırlamalı, liderlik duygularını ortaya çıkarılması için rehberlik etmelidir.

Çocuk hata yapmaktan korkuyorsa, çocuğun hatasını ve kendisini kabul ettirmeye yönelik çalışmalar yapmalıdır.

Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin davranışları ve tutumu önemlidir. Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin iki davranışı etkili olur. Bunlardan birincisi öğretmen kendi duygularını çocuklarla paylaşarak, gocuklara model olmalı, ikincisi ise çocuğun duygularını bastırmak yerine kabul edici tutum göstermelidir. Böylece çocuğun kendine güven kazanması sağlanabilir.

Dramatik oyunlar sırasında deneyim arttıkça ortaya çıkan dialog kargaşası ve gürültüden öğretmen endişelenmemelidir. Gürültü öğrenme, paylaşma, yaratıcılık, gelişme ve heyecan unsurlarını içeren bir esastır. Problem çözmeye yönelik olduğu sürece kaygılanmaya gerek yoktur.

Öğretmen gerek etkinliğin başlangıcında, gerekse etkinlik sırasında ve sonunda çocuklarla iletişim kurmaya, onların anlayabilecekleri sözcükleri kullanmaya deneyimlerini paylaşmaya özen göstermelidir.

Etkinliğe katılım isteğe bağlı olmalı, çocuk asla zorlanmamalıdır. Ancak kailim, sözcük kullanımı ve davranışlarla davet edici, özendirici bir tavırla gerçek-eştirilmelidir. Etkinliğe davet ederken etkinliğin oyun değil, drama olarak adlandırılmasına özen göstermelidir. Böyle bir açıklama, etkinliği çocuğun kendine özgü bir çalışma olarak algılamasına neden olacaktır.

Öğretmen çalışma konusunu önerebileceğini, neyin canlandırılacağını söyleyebileceğini, ancak nasıl yapılacağını tarif etmemesi gerektiğini unutmamalıdır.

Öğretmen dramada müdahale edeceği yerleri iyi bilmelidir. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir:
Etkinliğine başlamayı bildirme,
Dramayı başlatma,
Sahneyi tanıtma, rolleri dağıtma, uygun malzemeyi yerleştirme,
Çocukların dağılıp pasifleştiğini hissettiğinde toparlayıcı ve harekete geçirici sözel yönergeler verme,
Etkinlik sırasında etkinliğin oyun tarzındaki sürecini durdurup, gruba ya da belli çocuklara soru sorma,
Etkinliği sona erdirme,
Etkinlik sonrası soru sorma ve tartışmayı başlatma,
Drama etkinliklerinden çıkarılacak (varsa) ders ve yargıları özetleme,
Etkinlik sonrasında yapılacak çalışmalara çocukları yönlendirme,
Çocuklara yaptıkları resim ve benzeri çalışmalarla ilgili soru sormadır.
Öğretmenin tüm bu müdahale aşamalarında yönerge verirken ses tonuna, kısa ve net açıklamalar yapmaya özen göstermesi gerekir. Öğretmen sözel anlatımı güçlendirecek biçimde tüm bedenini ve uygun yüz ifadesini kullanabilmelidir.

Etkinlikler ve oturumlar arasında bir geçiş ve devamlılık yaratmaya özen göstermelidir.
Öğretmen, dramada müdahale ettiği durumlardan biri olan tartışma ve değerlendirme aşamalarında katılımcıları teşvik etmelidir. Tartışmada açık uçlu soruların olması gerektiği ve soruların tek bir doğru cevabı olmayacağını göz önüne alarak, eleştirilerin kişiye değil role yapılması gerektiğini unutmamalıdır.

Son olarak öğretmen, drama etkinliklerinin asıl amacının çocukların diğer insanları anlaması, kendilerini onların yerine koyması olduğunu göz önünde bulundurarak, çocuklardan iyi bir oyuncu olmasını beklememelidir.

Dünyada yaşayan bütün çocukların birbirlerini daha iyi anlama ve değerlendirmeleri için başarılı bir drama liderine ihtiyacı bulunmaktadır.

Eğitimde Dramanın Uygulama Basamakları

Dramada birbirinden biçim olarak farklılaşan ve her çalışmada bütün olarak
alan üç aşama vardır. Bunlar;

Isınma ve rahatlama çalışmaları.
Oynama.
Rahatlama ve değerlendirme çalışmalarıdır.

1. Isınma ve Rahatlama Çalışmaları

Bir drama atölyesinde ilk olarak yer verilen çalışmalardır.. Bu çalışmalarda grubu oluşturan bireylerin birbirleriyle bütünleşmesine yönelik alıştırmalara yer alır. Katılımcılar, birbirleriyle tanışır ve etkileşim kurarlar. Yaşayacakları yaşantılar için hazırlıklı ve istekli hale getirilirler. Tanışma ile başlayan güven ısınmaya, uyum sağlamaya, beş duyuyu kullanmaya, gözlem yetisini geliştir-e ve bedenini ve beynini duyumsamaya yönelik çalışmalar bu aşamada yer sınma çalışmaları müzik ya da ritm eşliğinde yürüme, koşma, zıplama, çek-itme, hayvan yürüyüşleri, çeşitli zemin ve zamanlarda yürüme, gösterilen kete uygun ritm tutma gibi çalışmalardır.

Isınma çalışmalarında bireyin kentle ilgili bilişsel, duyuşsal ve devinimsel özellikleri incelemesi ve bu incele-onucunda karşısındaki bireyi de bu açıdan görmesi sözkonusudur. Bu ısın-şamasının kuralları kesin olarak belirlenmiştir ve sadece lider tarafından yürütülmelidir. Güven kazanma, uyum sağlama, beş duyuyu kullanma, gözlem ye-geliştirme, bedenini ve beynini duyumsama genel olarak kaynaştırma ve konsantrasyon çalışmaları ile mümkün olmaktadır.

a. Kaynaştırma Çalıştırmaları
Bu aşamada tüm grubun birbiri ile kaynaşması hedeflenir. Kaynaştırma çalıştı grubun rahatlaması ve çalışmanın sağlıklı başlayıp, devam etmesi açısından son derece önemlidir. Kaynaştırma çalışmalarına isim öğrenme ve tanışma ile başlamak en uygun çalışma şeklidir.

ÖRNEK l :
Katılımcılar, müzik eşliğinde iç içe iki daire halinde zıt yönde yürürler. Öğretmen (lider) müziği durdurduğunda her iki dairedeki katılımcılar dururlar ve bulundukları yönden arkadaşlarına dönerek birbirlerine isimlerini söylerler. Daha sonra hem ismini söyler, hem el sıkışırlar, daha sonra birbirlerine “nasılsınız?” diye sorarlar.

ÖRNEK 2:
İsim Zinciri
Katılımcılar yan yana ya da daire biçiminde oturur. Biri adını söyler. Onun solunda oturan, ilk başlayanın adını ve kendi adını söyler. Onunda solunda oturan ilk ikisinin adlarını ve kendi adını söyler. Böylece en sondaki çocuk, kendisinden önce gelen tüm çocukların isimlerini ve kendi ismini söylemeye çalışır.
b. Konsantrasyon Çalışmaları
Kaynaştırma çalışmalarının sonunda katılımcıların artık birbirleriyle daha iyi iletişim kurabilmeleri beklenir. Konsantrasyon çalışmalarının amacı ise, grubun dikkatini bir noktaya toplamak ve drama etkinliğine yönlendirmektir.

ÖRNEK
Üçgen Oyunu
Tüm grup üçe ayrılır. Üçgenin tepesinde olanlar grup başkanı olarak seçilirler. Üçgenin diğer üyeleri en baştakinin yaptığı izleyerek, tekrar ederler. Burada önemli olan grup başkanını gözlerken ona dosdoğru bakmak değil, tam karşıya bakarken görüş alanına dikkat ederek yapılmasına özen göstermektir. Başın hep aynı yöne bakması önemlidir.2.
2. Oynama (Esas Çalışma)

Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun oynama ve bu oyunları geliştirme çalışmalarından oluşur. Oyun, kişiliğin gelişimi sürecinde diğer insanlarla pay-aşarak, onları taklit ederek gerçekleştirilir. Sözü edilen oyunlar bu temel görüşen yola çıkarak uygulama içinde yerini alır. Yaratıcılık ve imgeleme (hayal) bo-‘utları oyunlarla işin içine girer. Bu aşamada liderin (öğetmenin) dikkat etmesi ;ereken nokta oyunlarda aşırılığa kaçmamak ve katılımcıları gereğinden fazla ‘ormamaktır.

Çalışma grubunun özelliklerine uygun olarak oyunlar seçilir. Oyun oluştur-na için pandomim, rol oynama, doğaçlama, öykü oluşturma, dramatizasyon gi-ıi etkinliklerden biri veya bir kaçı seçilerek uygulama yapılır. Bu oyunlar kimi aman sözcük dağarcığını, duyuları ya da dikkati geliştiren oyunlar, kimi zamanla taklide dayalı yarışma oyunları olabilir.

a) Pandomim
Pandomim fikirlerin sözcük olmadan ifade edilmesidir. Oyuncunun sözcük-îr olmadan hareketlerle bir şeyi anlatması ya da oynaması şeklinde tammlana-ilir.
Gelişimin ilk yıllarında pandomim sözcük kullanmadan mimikler, hareketler ullanılarak, bazen de sesler ilave edilerek basit bir şekilde yapılır. Çocuklar yaratıcı dramayı çocuklara tanıtmada ön çalışmalardan biri olan pandomimden çok oşlanırlar. Böylece, belirlenmiş bir olayı, karakterlerin hareketlerini ve durum-ırını ifade edebilirler. Anaokullarında bazı temel (koşma, yürüme, sekme gibi) hareketler çocukları pandomime hazırlar. Bu çalışmalar müzik eşliğinde çocuk-ıra daha hoş gelir. Çünkü koşan atların sesinin, zıplayan kurbağanın hareketi-in, yarışan arabaların gürültüsünün çıkarılmasında müzik etkili olur.

Pandomim çalışmaları uygulanırken, çocukların gözlemlerinden ve yaşadık-ırı tecrübelerden yararlanılmalı ve bu tecrübeler gözönünde bulundurulmalıdır.

Örneğin, deniz görmemiş bir çocuğa, sandala binme ve kürek çekme taklidi yap-tırılamıyacağı gibi, hiç kar görmemiş bir çocuğa da karda yürüme ya da kardan adam yapma taklidi yaptırılmamakdır. Örneğin, hayvanat bahçesine yapılan bir gezinin ardından, çocuklardan hayvanat bahçesini ve buradaki hayvanları gözlerinde canlandırmaları istenebilir. Daha sonra çeşitli hayvanların taklitleri yapılır. Çocuklar önce bir fil gibi yürürler, sonrada filin hortumu ile birşeyler yemesini taklit ederler. Daha sonra da arslanlarm kafesi önünde durup, arslanlar gibi kükrerler. Çocuklar pandomim ortamında geçmiş yaşantılarını hatırlamak için dikkatlerini yoğunlaştırırlar. Okudukları veya gördükleri bilgileri anımsamaya çalışırlar ve zihinsel olarak bunları resimleyip, şekillendirirler. Bu beceriler hemen hemen bütün öğrenme süreçleri içinde gereklidir. Pandomim etkinlikleri sırasında yapılan çalışmalarla öğrenme süreçleri daha da kuvvetlenir.

b) Rol Oynama
Rol oynama, imgelemeyle (hayali olarak) ya da açıkça, bir başkasının veya başkalarının işlevlerini yerine kabullenmedir. Özgün şekliyle G.H. Mead tarafından kişinin ve toplumun felsefi çözümlemelerinde bir araç olarak kullanılan rol oynama, günümüzde psiko-terapi, grup dinamiği ve eğitimde kullanılmaktadır.

Öğretim etkinliğini doğrudan somut olgulara dayamak ve öğrenme konusuyla ilgili olayların kendilerini incelemek her zaman mümkün değildir. Böyle durumlarda kullanılabilecek en aktif öğretim yöntemlerinden biri rol oynama yöntemidir. Rol oynama yöntemi; bir düşünce, durum, problem veya olayın bir grubun tümü tarafından ya da grup önünde gruptan seçilen belirli üyelerce dramatize edilmesine dayanan bir öğretim yöntemidir. Rol oynama yönteminin esasını dramatizasyon teşkil eder. Böyle bir durumda bir fikir, durum, sorun ya da olay grup önünde dramatize edilir.

Değişik gruplardaki çocuklar için tavsiye edilen drama çalışmalarına bakıldığında, dramatik oyunda olayların ve durumların canlandırıldığı görülür. Rol oy-lamada ise oyundaki karakterlerin özellikleri ve hisleri canlandırılır. Doğaçlama 5e her iki yöntemin karışımıdır. Rol oynama etkinliklerine başlarken çocukların ‘basmakalıp, yüzeysel karakterleri oynamalarından çok, farklı meslek grupların-an ve bu meslek grupları içinde de görevleri farklı olan insanlardan oluşmuş >plum tanımları ve bu kişilerin toplum içindeki rollerini kavramaları çok önemdir. Rol oynamanın en kolay yolu toplumdaki farklı kişilerin mesleki görevlenin oynandığı, mesleki pandomimle başlamaktır.

Rol oynama yöntemiyle sadece öğrenme konusu olan problem durumların azümü değil, rol oynayanların tüm sosyal, kültürel, doğal davranışlarını anla-lalarını ve insan ilişkilerindeki problemleri kavramaları da sağlanmış olur. Bu-anla birlikte günlük yaşamın öğretim ortamında canlandırılması, çocukların îrdeki yaşamlarında karşılaşacakları sorunların çözümünde etkili bir deneyim ; yaşama hazır olmayı sağlar.
Bu yöntem sayesinde, örneğin, anne rolünü oynayan çocuk, annesinin davra-şlarını anlayabilir. Şoför rolünü oynarken bir şoförün davranışlarını anlayabi-\ Konunun canlandırılmasında oynayanların tüm vücut hareketleriyle aktif hale getirilmesi gerekir. Bu aynı zamanda hareketi de beraberinde getirir.

Özellikle konuşmayı gerektiren rol oynama sırasında çocuk, ses yüksekliği, aksiyon, telaffuz gibi konuşulan dilin unsurlarını ve konuşma sırasını bekleme, nleme, başkasının sözünü kesmeme gibi iletişim unsurlarını doğrudan doğru-çalışmış olur. Rol oynamanın önemli bir yararı da, o roldeki kişiyle empati rabilmek için gerekli olan, kendini diğer kişinin yerine koyabilme becerisinin zanılmasıdır.

Rol oynamaya başlamanın en kolay yolu, oyunun lider (öğretmen) tarafından şlatılmasıdır. Daha sonra çocuklarla bazı roller paylaşarak dialog yaratılabilir.

Oynamaya başlama ile ilgili örnekler aşağıda sunulmuştur:

Piaget rol oynamanın çocuğun eğitimindeki önemini vurgulamıştır. Piaget’e göre kişisel yaşantılarda karar verme becerisinin gelişiminde, tarihsel ve sosyal konuları anlamada rol oynama etkili bir öğretim tekniğidir. Piaget özellikle küçük çocukların rol oynarken hem nesnel, hem de sosyal çevreyi canlandırarak çok iyi deneyimler kazandığını ileri sürer.

ÖRNEK l :
Çocukların herbirine sinirli bir postacı, yorgun bir öğretmen, kızgın bir otobüs şoförü gibi karakterler verilebilir. Uygulamalar sırasında birkaç karakter biraraya gelerek bir olay yaratılabilir.
ÖRNEK 2:
Çocuklardan denizin altında neler olduğuna dair fikirler geliştirmeleri istenir. Bu etkinlik için resimler, posterler gerekebilir. Bazı deniz hayvanları tanımlandıktan sonra, çocuklardan sırayla istedikleri deniz hayvanım seçmeleri ve sonra da kendilerine göre nasıl canlandıracaklarına karar vermeleri istenir. Daha sonra ikili – üçlü gruplar oluşturularak bir oyun içinde rol oynamaları istenir.

c. Doğaçlama
İş alanı, terapi, eğitim ve bireysel gelişim gibi alanlarda geniş bir kullanıma sahip olan doğaçlama genel olarak monotonluktan ve tek tip olmaktan kurtulup, aniden gelişen olaylar karşısında yaratıcı olmak şeklinde tanımlanabilir. Yeni tanışan iki insanın birlikteliğinde doğaçlama süreci çok iyi gözlenebilir. Böyle bir durumda hiçkimse bir diğerinin daha sonra ne söyleyeceğini ve nasıl söyleyeceğini bilemez. Samimi ve içten olmanın yolu yapay davranmamaktır. Bir çocuğun tüm hareketleri, davranışları ve düş gücünü kullanarak oyun oynaması da tipik bir doğaçlamadır. Çocukların yetişkin oluncaya kadar geçirdikleri yaşam oyununda önceden belirlenmiş roller, görevler, mekanlar, olaylar, yani bir senaryo yoktur. Bu sebeple yaşamda sürekli bir doğaçlama yapılır.

Beklenmedik bir olayla karşılaşıldığında ne yapılması veya nasıl yapılması gerektiği konusunda, çoğunlukla pek uzun uzadıya düşünmeden, doğrudan olay yaşanmaya başlar ve olayın bitiminde, nasıl yaşandığının değerlendirmesi yapılır. İşte insanlar bunu doğaçlama olarak adlandırmadan yaşarlar. Gündelik yaşamlarındaki bu doğaçlama onların son derece doğal davranışlardır. Doğaçlamanın birbirinden kolayca ayırdedilebilir nitelikte, belirli evreleri yoktur. Doğaçlama süreci yazarak ya da kaydederek değil, o anda zihinde canlananı oynayarak yaşanır.
Bu çalışmalar sırasında, önceden ayrıntılar saptanmadığı için, süreç özgün bir şekilde gerçekleşir. Diğer bir deyişle doğaçlamaların ana kaynağı bireyin kendi yaşantısıdır. Bu nedenle, katılımcıların kendilerini rahatça ortaya koyabildikleri, bireysel olarak keyif alabildikleri bir aşamadır.

Doğaçlama çalışmalarında çocuklar yetişkinlere göre daha fazla zorlanırlar. Çalışmada daha önceden canlandırılacak durum veya hikaye bilinse de, çocuklar arasındaki konuşma kolayca gerçekleşmez. Bu yüzden de doğaçlamayı uygulamak çocuklara rol oynamaktan daha zor gelir. Başlangıçta en basit hikayeler bile karışık gelir. Bazen anlatılan hikayenin bir bölümü alınıp geliştirilebilir. Ses efektleri, materyaller, kostümler de fikirlerin oluşmasında ve hayal gücünün yarılmasında etkilidir. Ayrıca maskeler ve kostümler kullanılarak farklı karakterler yaratılabilir.

Doğaçlama çalışmalarında diğer bütün aşamalarda olduğu gibi, katılımcı özellikleri gözönünde tutularak, kimi zaman da saptanan bir hedefe doğru belli aşamalar planlanarak yol alınır. Konunun ya da temanın seçilmesinde ölçüler, gurubun daha önceden geçirdiği yaşantılar ve grubun ne amaçla bu çalışmaya katıldığına bağlı olarak değişir. Ancak hangi ölçüt göz önünde tutulursa tutulsun, doğaçlamalar hemen hemen her yaratıcı drama çalışmasının temelini oluşturur.

Doğaçlama oyun gelişiminde bir araç olarak yer alır. Amacı oynayan kişinin deneyim kazanmasıdır. Doğaçlama yapan kişi çalışmasını nasıl planlaması gerektiğini, yaratıcı olmayı ve olayları geliştirmeyi, durumlar yaratmayı öğrenir. Bağımsız düşünebilme, karar alabilme, sorumluluk üstlenme, işbirliğine girebilme, sosyal duyarlılık yaratma, sözel ve eylem olarak daha iyi anlatım kazandırmada yardımcı olur. Doğaçlama yapmada başarısız olmak diye bir şey yoktur. Doğaçlama aksine bireye tekrar tekrar deneme fırsatı verir. Doğaçlama yapan kişi hatalarından yola çıkarak yeni şeyler öğrenir ve başka oyuncuları da gözlemleyerek doğruları bulmaya çalışır. Doğaçlamanın insanları düşünme konusunda eğitme işlevi de vardır. Edinilmiş düşünce alışkanlıklarının her zaman sonuca ulaşmada başarı getiremeyeceğini göstererek, yeni düşünme yolları kazandırır. Böylece kişi farklı durumlarda yeni yönelişler üretir.

Drama çalışmalarının bu aşamasında doğaçlamanın çeşitli türlerinden yararlanılabilir. Bunların başlıca bilinenleri, kişilerin ve onların özgün kimliklerini konu alan karakter doğaçlamaları, objelerin kullanılmasından ya da düşlenme-sinden yararlanılarak geliştirilen doğaçlamalar, kendi bedenini ya da gruptakilerin bedenini kullanarak bir nesne, eşya, yapı, organizma, araç oluşturma amacıyla yapılan doğaçlamalar, sonu veya tam ortası verilen bir şiir, öykü, masal ya da filmin sonunu tamamlama ya da bir kısmı gösterilen portre, resim ya da fotoğrafın bütününü düşleme ile ilgili doğaçlamalar, bir kentin pazar yerini, okulunu canlandırma gibi insanlar arası etkileşimin kolaylıkla gözlenebileceği ortamlara yönelik olan, durumdan kaynaklanan doğaçlamalardır.

ÖRNEK 1:
Durumlardan kaynaklanan basit doğaçlamalar
Çocuklar yarım ay şeklinde sandalyelere otururlar. Lider (öğretmen) çocuklara “sizler bir mahallede yaşayan, bir grup insansınız.” diyerek, çocukların ilgisini yapılacak olan doğaçlamaya çeker. Lider “bu mahallede çeşit çeşit lezzetli dondurmalar satan bir dondurmacı var. Bu kişinin özelliği, dükkanına gelen mahalle sakinlerinin özel hayatlarını ve günlük yaşantılarını detaylı bir şekilde bilmesidir” diyerek, çocukları, mahallede yaşayan bir karakteri seçmeleri ve bu karakterlerle ilgili olan özellikleri düşünmeleri konusunda yönlendirir. Kendiside dondurmacı rolünü oynar. Sonra çocuklardan dondurmacı ile konuşmalarını, diğer katılımcılara kim oldukları konusunda (öğretmen, tamirci, avukat, doktor, satıcı vb.) ipuçları vermelerini ister. Daha sonra meslekler konusunda tartışılır.

ÖRNEK 2:
Lider içeriye Noel Baba kıyafetinde girer ve o günün yılbaşı olduğunu hatırlatarak, “Ben Noel Baba’yım. Çocuklar evlerinde benden oyuncak bekliyorlar. Bana bu konuda yardım edebilir misiniz?” diye çocuklara sorar. Daha sonra katılımcılara, onları bir gezintiye çıkartmak istediğini ve bu gezinti ile çocuklara hangi hediyeleri alabilecekleri konusunda bir karar verebileceklerini söyler. Daha sonra lider ve çocuklar bir ulaşım aracı bulmak için düşünürler. Herkes kendi istediği bir ulaşım aracıyla ülkeyi gezmeye başlar. Ülkedeki çocukların istedikleri oyuncaklar belirlendikten sonra, çocuklar hangi oyuncak olacaklarına karar verirler. Daha sonra lider, oyuncak olan çocukların ellerinden tutarak ülkedeki diğer çocuklara dağıtır.

ÖRNEK 3:
Objelerle oluşturulan doğaçlamalar
Çocuklar daire şeklinde yere otururlar. Lider dairenin ortasına parlak ve süs-ü bir hediye paketi koyar. Ve içinde ne olabileceğini düşünmeleri için çocukla-oa süre tanır. Daha sonra çocukları gruplara ayırır ve birbirlerine bu hediyenin lereden geldiğini, nasıl geldiğini anlatmalarını ister. Her grup hediye kutusu lakkında bir hikaye yaratır ve anlatır.

ÖRNEK 4:
Bedeni kullanarak oluşturulan doğaçlamalar
Lider gruptaki katılımcılara kare, dikdörtgen, üçgen ve piramit olmaları konusunda görevler verir. Katılımcılar hep birlikte bu şekilde kendilerini benzetmeye çalışırlar.

d. Oluşumlar
Isınma ve rahatlama çalışmalarıyla başlayan, oyunlarla sürdürülen, doğaçlamalarla geliştirilen drama çalışmalarında artık ulaşılması hedeflenen en son aşamaya gelinmiştir. Bu aşama oluşumlardır. Oluşumlarla anlatılmak istenen sürecin özellikle önceden hiç belirlenmemiş bir çıkış noktasından başlamasıdır. Bu süreçte etkinliklerin nasıl gelişeceği ve nereye varılacağı önceden belirlenemez.

Dramanın bu son uygulama yöntemi katılımcıların yaratıcılıklarının en üst düzeyde gözlenebildiği bir süreçtir. Yine bu aşamada yardımcı pek çok araç – gereç ya da materyalin kullanılması ile farklı yaşantıların geçirilmesi sözkonusu olabilir.

Rahatlama ve Değerlendirme Çalışmaları

Rahatlamada hem fiziksel, hem de zihinsel rahatlama söz konusudur. Eklem yerlerinin rahat hareket ettirilmesi, kasların yumuşatılması ve çocukların sakinleştirilmesi amacıyla etkinliklerin sonunda kullanılır. Rahatlamayı kolaylaştırmak için ortamda sakin bir müzik ve sözel yönergeler kullanılır. Burada amaç; çocuğu rahatlatmak ve olayın tamamlandığını hissettirmektir.

Drama çalışmasının aşamalarının her birinin ya da bir kaçının ardından tartışma açılması, “ne yaşadınız?”, “neler hissettiniz?”, “nerede güçlük çektiniz?” gibi soruların sorulması ve katılımcıların yanıtlaması drama çalışmalarının önemli aşamalarındandır. Bu çalışmanın ardından başkalarının davranış biçimleri, duyguları, düşünceleri, deneyimleri ile ilgili bilgi sahibi olmak bireyin kendi yaşamına bilinçli bir şekilde göz atması açısından önemlidir.

Çalışmanın bu aşamasında diğer bir amaç da katılımcıları içinde bulundukları ortamdan kurtararak gerçeğe döndürmektir. Böylece birey yaşadığı süreci daha iyi gözlem ve analiz etme imkanı bulabilecekti

C. Eğitimde Dramada Yararlanılabilecek Kaynaklar

Eğitimde drama çalışmalarında, çocukların ilgisini çekerek, onları teşvik edebilecek ve kendi eğlenceli oyunlarını doğaçlamalarına yardımcı olabilecek masal, öykü, efsane, roman, şiir gibi çeşitli kaynakları kullanmak mümkündür. Bunun yanında, günlük hayatta karşılaşılan, güncel olaylar ve haberleri liderin (öğretmen) drama çalışmalarında kullanabileceği diğer kaynaklardır. Bu bölümde eğitimde drama çalışmalarında kullanılabilecek kaynaklar sırasıyla örneklenerek açıklanacaktır.

1. Masallar
Genellikle olağanüstü kişilere, olaylara, serüvenlere yer verilen ve ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa anlatılarak geçen hayal ürünü hikayelere masal denir.Masallar çok eskiden beri, çocukların ilgisini çeken bir yazı türü olup, gerek özgün, gerekse çeviri örnekleriyle edebiyatın içinde yerini almaktadır.
Masalı diğer yazı türlerinden ayıran sadece olağan üstü olayların olması değil, aynı zamanda olayın geçtiği yer ve zamanın da bilinmemesidir. Masallarda genellikle yer ve zaman, “uzak ülkelerin birinde”, “yıllar önce ve “Kaf dağının ötesinde” şeklinde verilir. Masalda olay kahramanlarının değişmez, belli özellikleri vardır. Prensler yakışıklı, prensesler güzel, üvey anneler kötü, ejderhalar ve devler korkutucudur. Masal konulan genellikle padişah (kral), şehzade (sultan, prens), fakir kız veya delikanlı gibi kahramanlar çerçevesinde gelişir. Bazen de özellikleriyle gerçek insana benzemeyen kişiler de bir masal kahramanı olarak karşımıza çıkabilir. Bütün bu açıklamalarda da görüldüğü gibi olağanüstü özellikler masala özgüdür. Ancak küçük çocuklar bu olaylar hakkında neden ve nasıl sorularını sormakta ve cevabını bulmakta zorlanmaktadırlar. Çünkü somut işlemler dönemindeki çocuklar, tüm bu anlatılanları gerçek olarak kabul etmektedir. Çocuklar ancak altı yaşından sonra bu soruların cevabının masala özgü olduğunu düşünürler. Bu nedenle altı yaştan önce klasik masallar yerine, masalımsı, özellikler taşıyan, ancak kahraman ve olaylarının çocuğun somut düşünmesine uygun, hayal gücü sınırlarının dışına taşmayan masallar olmasında fayda vardır.

Masallar, çocuğun hayal gücünü zenginleştiren, anadilini geliştiren, dinleme alışkanlığı kazandıran ve öğrenmeye hazırlayan bir araç olduğu için drama ile ilişki içindedir. Özellikle çocuklarla yapılan drama çalışmalarında doğaçlama etkinliği için masallardan faydalanılabilir. Bir drama liderinin (öğretmenin) masalı drama etkinliğinde nasıl kullanacağına dair, şöyle bir örnek verilebilir:

ÖRNEK
Derekuşu ve Çiçekler (Halk Masalı) :
Bir varmış, bir yokmuş. Bir yaz varmış ama ne yazmış. Sıcak mı sıcak. Güneş çevreyi yakıyormuş. Günlerdir bir damla yağmur düşmemiş toprağa. Bütün çiçekler boyunlarını bükmüşler. Susuzluktan ölmek üzereymişler.
Kenarda bir dere akıyormuş. Ama çiçekler derenin suyuna nasıl ulaşsınlar? Çiçekler ağustos böceğine yalvarmışlar. “Bize dereden biraz su taşı, yoksa öleceğiz” demişler. Ama böcek yerinden kıpırdamamış ve çiçeklere su taşımamış. Kelebeğe söylemişler. O da güzel kanatlarını göstererek “suya yaklaşırsam kanatlarım bozulur” demiş. Sonra uçup gitmiş. Çiçeklerin sesini bizim derekuşu duymuş ve onlara çok acımış. Gagasıyla onlara dereden damla damla su taşımış. Böylece çiçekler ölmekten kurtulmuşlar. Ama derekuşu son çiçeğe de su getirdikten sonra, yorgunluktan çimenlerin üstüne düşmüş. Orada uyuya kalmış.

Derekuşu uyurken yağmur başlamış. Çiçekler çok sevinmişler. Suya kavuşmuşlar, kurtulmuşlar ölmekten. Ama içlerinden biri, “şu derekuşu olmasaydı, yağmur yağana kadar hepimiz çoktan solmuştuk. Bizi asıl o kurtardı” demiş.
Bütün çiçekler onu haklı bulmuşlar ve derekuşunu korumaya karar vermişler. Çiçekler eğilerek yapraklarını uyuyan derekuşunun üzerine germişler. Böylece derekuşu yağmurdan hiç ıslanmamış. Rahat rahat uyumuş. Ama masal bu ya, çiçeklerin renkleri yağmurdan kuşun üstüne akmış. Derekuşunu renk renk boyamış. Uyandığında öteki kuşlar “Renkli kuş, güzel kuş sen kimsin?” diye sormuşlar. Çünkü onu tanıyamamışlar. Küçük derekuşu şaşırmış. Derenin kenarına uçup suya bakmış. Suya bakınca ne görsün? Renkli renkli tüylerle bezenmiş, güzel bir kuş olmuş. Tabi derekuşu buna çok sevinmiş.”
Lider masalı çocuklara okuduktan sonra, çocukların masalı doğaçlama ile canlandırmalarını isteyebilir. Fakat amaç masalı olduğu gibi oynamak değil, masalı bir çıkış noktası olarak kabul edip, buna göre yeni çözümler oluşturabilmek olmalıdır. Böyle bir masal için maske, makyaj ve kostüm kullanılması uygun olur.

Lider masalın başını okuduktan sonra, sırayla kahramanları seçer. Bunun için de küçük bir oyun kullanabilir. Çünkü gruptaki herkesin derekuşu olma şansı yoktur. Örneğin, adil bir oyun olması açısından sandalye kapmaca oynanabilir ve bu oyunun sonucunda birinci olan kişi derekuşu rolü için seçilebilir. Grubun diğer üyeleri de masal kahramanları rollerini üstlendikten sonra, masal konusu doğaçlanır. Masaldaki sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılabilir. Bütün masallar bu ve bunun benzeri tekniklerle dramatize edilebilir.

Masalımsı Hikayeler (Fabl) : Çocuğun hayal edebileceği olağanüstü özelliklerle süslenmiş, ancak çocuğun yaşantısında karşılaştığı olaylarla işlenmiş masalımsı hikayeler çocuklar için oldukça ilgi çekicidir. Masalımsı hikayelerde, klasik masallardaki olağanüstü kahramanlar, sihir, büyü gibi olağanüstü unsurlar mevcut değildir. Canlı ya da cansız kahramanlar, yaşamdan alınan olaylar, hayal unsurları ile süslenmiştir. Çocuğun bu hayal unsurlarını somutlaştırarak kullanması ve düşünmesi mümkündür. Örneğin, hayvan kahramanlarının okula gitmesi, dişini fırçalaması, uzayda arkadaş edinmesi, bulutların arkadaşlığı, çocuğun şemsiyesi ile konuşması gibi olaylar onlara daha ilgi çekici gelmektedir.
Burada da yine masalımsı hikayelerin dramatik oyunda kullanılması sözkonusudur. Kullanılacak masalın seslerle canlandırılması da bir drama tekniğidir.

ÖRNEK
Küçük Tren
Evvel zaman içinde bir küçük tren varmış, îki istasyon arasında gider gelirmiş. (Çocukların dikkatini çekmek için tren kelimesi yüksek sesle söylenir ve çocukların hep beraber trenin çalışma sesini çıkarmaları için beklenir). Küçük bir lokomotifi olduğu için tek bir vagonu varmış ve yalnız posta taşırmış. Bir gün yükünü almış. Yola koyulmuş, gidiyormuş. Önüne büyük bir tren çıkmış (çocukların daha yüksek bir tren çalışma sesi çıkarmaları beklenir). Büyük tren bozulmuş ve içindeki yolcular inmişler.

İstasyon şefi trendeki öğrencilerin okula yetişmesini istiyormuş. “Şu küçük treni öne alalım, postayı boşaltalım, sonra öğrenciler binsin. Belki onları taşıyabilir” demiş. Hemen küçük treni öne almışlar. Sonra peşine iki vagon eklemişler. Küçük tren buna çok sevinmiş. Çocuklar vagonlara doluşmuşlar. Tren düdüğünü çalmış. (Çocuklar ses çıkarır).

Küçük tren hareket etmiş. Başlamış çekmeye (çocuklarla birlikte önce yavaş yavaş, sonra hızlanarak trenin çuf çuf sesini çıkarırlar). Çocuklar yol boyunca sevinçle el çırpmışlar, şarkı söylemişler.

2. Hikayeler
Belirli bir zaman ve yerde bir veya birkaç kişinin başından geçen, gerçeğe uygun bir olayı anlatan veya birtakım kimselerin karakterlerini çizen ve çoğu kez birkaç sayfa tutan, kısa yazılar “hikaye” olarak tanımlanır.

Okulöncesi dönemdeki çocuklar yaşamlarından alınmış olayların hareketli bir anlatımla verildiği hikayeleri zevkle dinlerler. Hikayelerde gerçek olayların ele alınması nedeniyle çocuğun bilgi kazanması ve toplumsal beklentilerin gerçekleştirilmesi kolaylaşır. Yaşadığı toplumun kültürel yapısını öğrenmesine de hikayeler yardımcı olur. Hikayeler de kullanılan farklı karakterler çocuğun ;örüş açısını genişletir, deneyim kazandırır. Eğlendirici özelliklerin, mutlu olayların ele alınması çocuğun hoş vakit geçirmesine, mutlu olmasına yardımcı olur. Çocuklar bunlardan dolayı hikaye dinlemekten hoşlanırlar. Çocuklara anlatılan bir hikaye zaman zaman dramatize ettirilebilir.

Dramatizasyon çalışmalarında öğretmen çocuklara yakın davranan ve sözlü anlatımın gelişmesinde rehber olan kişidir. Öğretmen hikayenin yorumlanması sırasında, çocukların oyuna kendilerinden bir şeyler katmaları için cesaretlendir. Bunun için aynı hikaye birkaç kez dramatize edilse bile, birbirine benzemez e her defasında yeni bir oyun gibi canlı ve tazedir.

Dramatizasyona uygun hikaye kitabı seçerken bazı noktalar göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü hikaye seçimi dramatizasyonun başarıya ulaşmasındaki ilk basamaktır. Seçilen hikayenin hem öğretmene, hem de çocuğa hitap etmesi, kolayca oynanabilecek nitelikte, dilinin anlaşılır olması gerekmektedir. Hikaye seçimi dramatizasyonun ilk adımıdır. Daha sonra hikaye dramatize edilir. Dramatizasyon olay ve durumların oynanmasıdır. Hikaye ya okunur ya da liderin kendi kelimeleriyle anlatılır. Hikaye anlatımında hangi metot kullanılırsa kullanılsın, üzerinde durulması gereken nokta, çocuğun hikayedeki hareket ve karakterlerinin birbirleriyle etkileşimini anlamasıdır.

Dramatizasyona başlarken “kimsenin daha önce duymadığı yeni bir hikaye oluşturacağız” şeklinde bir açıklama yapmak etkinliğe başlamak için iyi bir yoldur. Daha sonra gruptaki çocuklar, daire olarak yere otururlar. Öğretmen hikayeyi başlatır. Örneğin; “Bir gün bir ülkedeki kral uykudan kalkmış ve aynaya bakmış. Bir de ne görsün…” Liderin (öğretmen) sağında oturan çocuk, öyküye kendisinden bir parça ilave eder ve gruba söyler. Örneğin “saçları bembeyaz olmuş”… Daha sonra kendine sıra gelen diğer bir çocuk, öyküye bir cümle daha der ve çalışma böylece devam eder. Oluşturulan hikaye çocuklar tarafından oynanır.

3. Efsaneler
Doğa üstü varlıkları, hayali olayları konu alan ve bir halkın yaşadığı olayların ya da o halkın aile düzeni ve toplumsal ilişkilerini temellendiren yapıların anılarını düşselleştirerek yansıtan halk ya da edebiyat anlatışına efsane (mit) denilmektedir.

Efsanelerin içerikleriyle ve birçok kuşak arasında yayılma biçimleriyle önemli toplumsal işlevleri vardır. Ayrıca efsaneler sık sık ayinlerle de birleşirler. Örneğin, Afrika’da belli bir yaş sınırı için düzenlenen geçiş ayininde, aşiretin kurucusu olarak görülen ilk insanın efsanesi yinelenir.

ÖRNEK
Ar akne
Eski çağlardan birinde Arakne adında çok iyi dokuma yapan bir kız yaşarmış. Arkadaşları dışında kimse onun çok iyi dokuma yaptığını bilmezmiş. O ülkenin bir de dokuma tanrısı varmış ve tanrı kendi dokumalarının dünyanın en iyi dokumaları olduğunu söylermiş. Fakat Arakne kendi dokumalarının da tanrının dokumaları kadar güzel olduğunu düşünüyormuş. Arakne çevresindekilere kendi dokumalarının tanrılarının dokumalarında daha güzel olduğunu söylemeye başlamış. Bir gün bu sözler tanrının kulağına gitmiş ve Arakne’yi bulup onu cezalandırmaya karar vermiş. Tanrı Arakne’yi bulmuş ve ona, başkasının kılığına girerek bu düşüncesinin halen devam edip etmediğini sınamış. Arakne ısrarla kendisinin dokumalarının daha güzel olduğunu iddia etmiş. Bunun üzerine tanrı onu ölümle cezalandırmış. Halk ve arkadaşları buna çok üzülmüş ve tanrıya gidip yalvarmışlar. Tanrı düşünmüş, taşınmış ve Arakne’yi dünyaya bir örümcek olarak tekrar getirmiş. Bu yüzden de örümcekler kendi evlerini çok güzel dokurlar.
Efsaneler öykü ve hikaye de olduğu gibi dramatizasyon ile canlandırılabilir. Bununla birlikte efsanenin bir kısmı okunup kalan kısmının çocuklar tarafından tamamlanarak doğaçlanması yapılabilir.

4. Romanlar
Daha çok insanların serüvenlerini, karakterlerini, düşünce ve duygularını ayrıntılarıyla, kendine özgü bir biçimde anlatan uzun düz yazılara verilen isimdir.
Romanda anlatılanlar hayali veya gerçek hayat durumlarına dayanabilir. Roman konuları,

Roman konuları,
Yakın çevre ile ilgili,
Hayvanlarla ilgili,
Mizahi,
Serüven ile ilgili,
Duygusal konularla ilgili,
Tarihi konularla ilgili,
Gezi ile ilgili olabilir.

Hikaye ve roman edebiyat türü olarak birbirlerine çok benzerler. Ancak ha-bakımından farklıdır. Yani romanlar sayfalara yazılabilirken, hikaye birkaç sayfadan oluşur. Çocuklar romanlarda, çeşitli konulara ilişkin olarak çözülmesini gerekli gördükleri sorunların karşılığını, olayların sebebini açıklayan bilgileri ve yorumları bulabilirler. Romanlar çocuğun hayat tecrübelerini zenginleştirir, türlü insan tipleri üzerinde düşünmelerine imkan sağlar. Geliştirmekte oldukları değer yargılarının daha açıklık kazanmasına yardımcı olur.

5. Şiirler
Şiirler hayal gücü, duygusallık, uyum ve ölçü gibi kendine özgü anlatım biçimi olan edebiyat türüdür. Çocuğa güzellik, insanlık duyguları kazındırır. Şiirler ritm ve ahenk sağladığından çocuklar tarafından sevilir. Kafiyeler, kelime oyunları, çocuklardaki ritm ihtiyacını besler.

Olayların, insanların, cansız varlıkların duygulu, renkli ve etkili bir biçimde ildiği şiirler her dönemde olduğu gibi, okulöncesi dönemdeki çocukların da duygusal ihtiyaçlarına cevap verir ve onlara duygusal zenginlik sağlar. Şiirler zamanda çocuğa düşünce zenginliği ve esnekliği de kazandırır.

Çocukların şiirle ilişkisi önce dinlemekle başlar. Sonraları kendileri okuyarak, ezberleyerek bu ilişkiyi sürdürürler. Şiirler zevkli tekerlemelerle başlayıp, ileri yaşlarda estetik duygusunun gelişmesine neden olur. Çocukların sevdikleri şiirler canlı, hareketli, melodik, vezin ve kafiyeli şiirlerdir. Bu yüzden öğretmen şiir seçerken, çocuğun düşünme ve olayları algılayış biçimini, duygularını ifade ediş biçimini, sözcük dağarcığını, dikkat süresi gibi özelliklerini dikkate almalıdır. Seçilen şiir çocukta anlama ya da söylemede güçlük yaratacak olursa, çocuğun şiire karşı olumsuz tavır geliştirmesi söz konusu olabilir.

Şiirler okulöncesi çocukların anlayabileceği kadar basit ve ilgi çekiciyse hemen öğrenilip ezberlenebilir. Bu tip şiirlerin içine “parmak oyunu” denilen tekerleme türü şiirler de girmektedir. Parmak oyunları söylenirken, parmak ve vücut hareketlerinin de yapılması drama ile ilişkilendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte parmak oyunları oldukça yalın bir dramatizasyon türüdür. Okunan ve dinlenen basit durumların eylemleştirilmesinde bu tür seçilir. Eylemleştirmenin tamamı parmakla yapılır. Öğretmen önce kendisi yaparak çocukların parmak hareketlerini nasıl yapacaklarını gösterir. Parmak oyunları dra-manın diğer türlerine bir geçiş olarak da düşünülebilir. Başka bir deyişle, okulöncesi dönemdeki çocuklarla yapılan çalışmalardaki rahatlama ve ısınma çalışmasında bu teknik kullanılabilir.

ÖRNEK l :
İki ev
Tepede iki ev var (iki el yumruk yapılır, öne uzatılır). Bu evde Ayşe oturur (Bir yumruk öne uzatılır, baş parmak çıkarılır). Bu evde Ali oturur (Diğer el yumruk yapılır, öne uzatılır ve baş parmak çıkarılır). Bir gün Ayşe evinden çıktı. (Baş parmak gösterilir). Tepeye tırmandı, tepeden aşağı indi. (El yukarı, aşağı hareket ettirilir). Fakat kimseleri göremedi. Ayşe evine girdi. Kapısını kapattı. (Baş parmak avuç içine saklanır). Ertesi gün Ali evinden çıktı. (Yukarıdaki sözler ve aynı hareketler tekrarlanır). Bir başka gün Ayşe ile Ali evlerinden çıktılar (İki elin baş parmaklan kaldırılır). Tepeye tırmandılar, birbirlerini gördüler.
Ayşe Ali’ye “Günaydın nasılsın?” dedi (baş parmaklar hareket ettirilir). Sonra el e tutuştular ve okula gittiler (İki baş parmak birleştirilir).
Yaratıcı dramada şiir çalışmaları bireyin imgelem gücünü geliştirmedeki önemli anahtarlardan biridir. İmgelem gücünü geliştirmeye yönelik şiir çalışmaları genellikle daha büyük yaştaki gruplarla uygulanan bir tekniktir. Bu sayede rey, düş gücünü de harekete geçirir. Şiir çalışmaları aynı zamanda bireyin sözcük dağarcığını da geliştirir. Bireyin kelime hazinesine yeni sözcükler katar. Günlük dili eskimiş sözcüklerden arındırır. İletişimsel becerileri artırır. Şiir okuyucusu ve dinleyicisi olarak bireyi geliştirir.

ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört gruba ayrılır. Her grup için kendilerine verilen şiirlerin okun-ısı sağlanır. Şiirlerin okunması bitince, gruptan bu şiiri canlandırmaları ister. Canlandırdıkları şiirler için her gruba, tek sözcükten oluşan bir başlık bulmaları söylenir. Gruplar tarafından bulunan başlıklardan yola çıkarak her öğrencinin kendi şiirini yazması istenebilir. Seçilen sözcüklere ve belirlenen satırlara üç satır örnek olarak verilebilir.

“Çocuktum, güzellik, doğa,
Yaşam, sevgi, bekleyiş,
Bahar, mutluluk, aşk”

Bu sözcüklerden ve belirlenen satırlardan sonra yazılan şiire Sare Ünal’ın yazdığı örnek verilebilir.

Çocukluğum doğada güzelliklerle geçti,
Bekleyiş dolu sevgili yaşam,
Aşk mutluluktur, baharsa sevgi.

Öğrencilerin kendi şiirlerini yazmaları için belli bir süre verilir. Daha sonra isteyenlerin kendi şiirlerini gruba okumaları sağlanır.

6. Güncel Olaylar
Kitle iletişim araçları, bireylerin dış dünya ile ilişki kurmalarını, bilim ve teknikteki gelişmeleri izlemelerini, çok uzaklarda meydana gelen toplumsal, kültürel ve politik olaylardan, çağdaş sorunlardan haberdar olmalarını sağlar. Drama sürecinde kitle iletişim araçlarım düşsel olarak yararlanmak çocuklar için zengin yaşantılar sağlar. Diğer taraftan bu araçlar hakkındaki olumsuz algılamaların düzeltilmesi ya da varolan düşüncelerin analiz edilmesi konusunda yeni fırsatlar oluşturur. Birey bu süreci yaşarken, mevcut resim, fotoğraf, gazete kupürleri gibi malzemeleri farklı biçimlerde değişik amaçlar için kullanır. Bu çalışmalar içinde öğrenir.

ÖRNEK l:
Öğrencilerin sırtlarına kitle iletişim araçları yoluyla tanınan siyasetçi, sporcu, sanatçı, gazeteci, öykü yazarı, sunucu, şak gibi kişilerin resimleri bantla yapıştırılır. Oyunun her öğrencinin kendi sırtındaki resmin kime ait olduğunu buluncaya kadar sürdürüleceği söylenir. Resmin kim olduğunu bulmada önemli olan kural, yanıtı evet ve hayır olan değişik soruları, istediği arkadaşlarına sormaktır. “Türk müyüm, yaşıyor muyum?, kadın mıyım?, son kitabım ödül aldı mı?” gibi sorular sorulabilir.

ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört eşit gruba ayrılır. Her gruba, gazete ve dergilerden kesilmiş çeşitli renklerde ve büyüklüklerdeki resimler verilir. Gruplardan bu resimleri çeşitli biçimlerde sıralayarak ya da gruplayarak televizyon programları oluşturmaları istenir. Bunu yaparken görüntünün arkasındaki seslerin kendileri olacağı, programın türüne göre konuşmacıların bu resimleri kullanacakları anlatılır. Her grubun bulunduğu alanın bir televizyon stüdyosu olduğu hatırlatılır. Çocuklara kendi televizyon haberlerini oluşturmaları için gereken süre verilir.

Öğrencilerin hazırladıkları sonra dört ayrı televizyon kanalının programlan ırayla izlenir ve alkışlanır. Daha sonra, her öğrenciden izlediği televizyon programları ile ilgili eleştiri, öneri ve dileklerini yazmaları istenir. Daha sonra bu eleştiri ve öneriler okunur. Bir sonraki aşamada da mektubu yazan kişilere nasıl ir cevap verileceği konusunda tartışılır. Grubun kararına uygun olan cevap azılır. Bu aşamaların tümünde her gruba canlandırmalar için belli bir süre verir.

DRAMA ETKİNLİKLERİ

1. Drama etkinlik planı hazırlama
2. Oyun alanının hazırlanması
3. Etkinliklerin hazırlanması, kurgulanması
4. Etkinliklerin uygulanması
5. Etkinliklerin değerlendirilmesi

1. DRAMA ETKİNLİK PLANI HAZIRLAMA

Drama iyi bir organizasyon ister. İyi bir planlamayla hedeflenenlere kolayca ulaşır. Drama etkinlik planı hazırlarken etkinlikte verilmek istenen amaçlar göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer , öğretmen etkinliği dikkatli bir şekilde planlarsa ve grupta ne yapılması gerektiğini biliyorsa , hedefe daha kolay ulaşabilir.

Konu : Genellikle konu bir başlık olarak verilir. Örneğin ; Mevsimler.
Hedefler : Öğretmen her etkinlik için öğrencilere kazandırmak istediği davranışları ve bilgileri belirler.
İçerik : Planlanan hedeflere varmayı sağlayabilecek öykü ya da senaryo taslaklarından oluşur.
Oyunun Geçeceği Ortam : Dram konusunun geçtiği ( düşsel ) mekan , olayın yaşandığı yerdir.
Öğretmenin Rolü : Drama liderinin , öğrenci grubunu ve oyunun akışını yönlendirmek amacıyla zaman zaman gireceği roller bulunabilir.

Etkinlik planında öğretmene yönelik olarak dikkat edilecek diğer noktalar şunlardır :
1. Konu seçimi: Çocuklara neyi öğretmek istiyorsunuz?
2.    Mekan seçimi: Dramayı hangi düşsel ortamda gerçekleştirmek istiyorsunuz?
3.    Çocukların rolleri: Çocuklar hangi rolleri oynayacaklar?
4.    Öğretmenin rolü: Öğretmenin alacağı roller nelerdir?
5.    Dramanın odak noktası: Çözülecek problem nedir?
7 – 11 yaşındaki çocuklar ;
1. Olayları , gözlemlerini ve deneyimlerini anlatabilir.
2. Sonuçları tahmin edebilir, olasılıkları tartışabilir.
3. Düşünce ve davranışlarının nedenlerini açıklayabilir.
4. Yorumlar yaparak anladıklarını gösterebilir.
5. Tartışma sonuçlarını mantıklı değerlendirmeye dönüştürebilir.
6. Girdikleri role uygun dili kullanabilir.

Öğretmenin dramadaki kendi rolü hakkında sorması gereken sorular aşağıdaki gibi örneklendirilebilir:
1. Toplumun kültür değerleri , davranış kalıpları gibi kültürel değişkenlikleri biliyor muyum?
2. Hangi ortamda , hangi koşullarda yaşayan , ne tür ön yargılara sahip olan , hangi değerleri benimseyen öğrencilerle birlikteyim?
3. Sosyal sorunlarımız nelerdir , nerelerde , hangi koşullarda yaşıyoruz , biliyor muyum?
4. Çocukların gelişim özelliklerini biliyor muyum?
5. Bu yaş çocuklarının olay ve olguları nasıl bir gözle gördüklerini biliyor muyum?
6. Bu ders içinde hangi öğrenmeleri sağlayacağım?
7. Drama sürecinde hangi rolleri üstleneceğim?
8. Oyunların akışında oluşacak rolleri nasıl dağıtacağım?
9. Sürecin oluşumuna göre hangi düzenlemeleri yapabilirim?

OYUN ALANININ HAZIRLANMASI

En ideal olanı özel bir drama salonunun bulunmasıdır. Böyle bir salonun bulunmadığı yerlerde öğrencilerin yüz yüze bakacakları , tehlikesiz geniş bir alan oluşturulur. Sınıf ta kullanılabilir. Dikkat edilmesi gereken diğer önemli noktalar ise ; konu dışı uyarıcılardan uzak bir alan olmasıdır.

Alanın düzenlenmesinde şu kurallara uyulmalıdır:
* Çalışmanın yaptırılacağı yerin belirlenmesi ,
* Çalışma ortamının konu dışı uyarıcılardan arındırılması ,
* Kullanacak materyallerin hazır bulundurulması ,
* Öğrencilerin aksesuar sandığındaki malzemelerden istediği kadar yararlanmasının sağlanması gerekir .
3. ETKİNLİKLERİN HAZIRLANMASI , KURGULANMASI

Teması ya da konusu ( öyküsü ) belirlenmiş bir etkinlik için bölümlerin kurgulanması ve bazı tekniklerin kullanılması gerekir. Bu çalışma , bir dersi değil , birkaç haftalık süreyi hatta tüm bir dönemi de kapsayabilir.
1. Öykünün oluşturulması :
2. Üzerinde odaklanacak anın seçimi :
3. Bu anı canlandırmak üzere gruplardaki her katılımcı bir rol üstlenir ve donar :
4. Bu anın öncesinde ne olduğu tartışılır ve bu kez bunu göstermek üzere yeni bir tablo oluşturur :
5. Bundan sonra ,belirlenen anın sonrasında neler olabileceği tartışılır :
6. Gruplar isterlerse tek tek , o anın öncesi .o an ve o anın sonrası olmak üzere yeniden ve bir kez daha , hızlı olarak tablolarını oluşturabilirler.
7. Katılımcılar oluşturdukları tablolardaki rolleri için birer cümle bulurlar :
8. Canlandırma için her grubun tablolarından öykünün içeriğine en uygun olanlar grubun önerileriyle seçilir.

4. ETKİNLİKLERİN UYGULANMASI

Etkinliğin Adı: Dışarıda ne var ?
Hedefler: 1.Yaratıcı imgelemin desteklenmesini sağlayabilme
2.Dil gelişimine yardımcı olabilme
Materyal: Konuya uygun materyaller kullanılır. Oyun alanı da ona göre düzenlenir.

Isınma Çalışmaları
Çocuklar sınıf içinde dağınık olarak ayakta dururlar. Öğretmen ;
* Ritm eşliğinde ileri doğru yavaş ve hızlı yürümeler ,
* Ritm eşliğinde geriye doğru yavaş ve hızlı yürümeler ,
* Olduğu yerde hızlı ve yavaş yürümeler ,
* Başı yavaşça sağa sola çevirme , yukarı aşağı eğmeler ,
* Omuzları içeri dışarı çevirme ,
* El ve ayak bileklerini çevirme gibi çalışmalar yaptırır. Öğretmen , bunlara katılabileceği başka ısınmalarda tasarlayabilmelidir.

Kaynaştırma çalışmaları
Ortaya öğrenci sayısından az sandalye koyulur. Öğrencilerin müzik eşliğinde sandalyelerin çevresinde dönmeleri ya da dans etmeleri ve müzik durunca sandalyelere oturmaları istenir.

Uygulama

Öğretmen , öğrencilere gözlerini kapamalarını ve bir pencereden baktıklarını düşünmelerini söyler. Tanınan belli bir süre sonunda her öğrenci yanındaki arkadaşına gördüklerini anlatır. Sırayla çocuklar pencereden gördüklerini anlatırken , hangi ortamlarda , nasıl bir pencereden baktıklarını oynayarak canlandırırlar.

Değerlendirme ( Gözden Geçir ve Tartış )
Lider , yapılan çalışmalarda ki rollere ilişkin açık uçlu sorular sorarak bir tartışma ortamı yaratır. Öğretmen iyiye, kötüye karar verici bir durumda olmamalıdır.

* Arkadaşlarımız hayal güçlerini kullandılar mı?
* Hangi pencereden baktıklarını hemen anlayabildiniz mi ?
* Oynarken ne hissettiniz? Neler yaşadınız?
* Herhangi bir güçlük çektiniz mi? nerede güçlük çektiniz? Gibi sorularla etkinliğin tartışılması ve gözden geçirilmesi gerçekleştirilir.

5. ETKİNLİĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Drama eğitimin yapısı ve içeriği gereği , geleneksel bir eğitim dizgesini ölçme ve değerlendirme araçlarıyla drama eğitiminin geliştirmeye çalıştığı yaratıcılığı ölçmek pek olanaklı görülmemektedir. Değerlendirme , eğitimde yaratıcı drama etkinliklerin uygulamasında önemli bir aşamadır. Ölçme yöntemlerinin bazıları dramanın doğasına uyarlanarak uygulanabilir. Örneğin , test yöntemini kullanılması uygun değilken , öğrencinin dersteki gelişimini izleyecek gözlem formları oluşturulması ya da yapılan herhangi bir etkinliğin ardından , uygun olan zamanlarda ya da öğrencilerin isteği doğrultusunda tartışmalar açılması ve soru – yanıt tekniğinin kullanılması uygun olabilir. Öğretmenin açılan bu tartışma sırasında öğrencilere yöneltebileceği ‘ ne yaşadınız ?” neler hissettiniz ‘ , ‘ nerelerde güçlük çektiniz ‘ gibi sorular öğrenciler tarafından yazılı ya da sözlü olarak yanıtlanabilir. Bu sorulardaki amaç , öğrencinin kendini çok yönlü ve yaratıcı bir biçimde ifade edebilmesidir. Öğretmen , öğrenciyi bu tür ortama hazırlayan bir aracı durumundadır.

Drama Öğretmeninin Özellikleri ‘ bölümünde de anlatıldığı gibi , öğretmen değerlendirme aşamasında da esnek , hoşgörülü ve sabırlı olmalı , öğrenciye zaman tanımalıdır. Öğretmen , sürekli olarak öğrencileri desteklemeli ve olumlu bir biçimde oyuna katılmaya yönlendirmelidir. Drama dersinin başarılı olması öğretmenin başarılı olmasına bağlıdır. Drama eğitiminde öğrenciler ; sesler , imgeler , hareketler, sözcükler ve biçimler yaratarak olaylara ilişkin düşüncelerini ve dünyaya bakış açılarını açıklamaya çalışırlar. Drama öğretmeninin , öğrencileri değerlendirmesine ışık tutması açısından aşağıda sayılan değerlendirme sayıları dikkate alınmalı.

Değerlendirme Soruları
§ Dramaya aktif olarak katılıyor mu?
§ Dramaya katılımda istekli mi?
§ Drama dersine yönelik olarak olumlu bir tutuma sahip mi?
§ Dramaya katılırken işbirliği içerisinde mi?
§ İkili , küçük gruplara ya da tüm sınıfla birlikte çalışabiliyor mu?§ Isınma oyunlarına rahatlıkla katılabiliyor mu?
§ Sözel ya da sözel olmayan yollarla kendini ifade edebiliyor mu?
§ Duygularını , düşüncelerini , yaşantılarını , olayları ifade etme yeteneği gelişiyor mu?
§ Drama yolu ile girişkenliği gelişiyor mu?
§ İletişim kurma becerileri artıyor mu?
§ Konuştuğu dili kullanma yeteneği gelişiyor mu?
§ Problem çözme ve karar verme yetisi gelişiyor mu?
§ Doğaçlama oyunları oynamaya istekli mi?
§ Anında , kendiliğinden davranabiliyor mu?
§ Somut – soyut arasında ilişki kurabiliyor mu?
§ Sembolik gösterimleri algılayıp aktarabiliyor mu?
§ Yaratıcı ve hayal gücüne dayalı roller üretebiliyor mu?
§ Bireysel yaratıcılığını ve hayal gücünü drama ortamına tümüyle aktarabiliyor mu?
§ Bedenini ( ses , jest , mimik ve sözel olarak ) roldeki ya da öyküdeki duygu ve hareketlere uygun olarak ifade edebiliyor mu?
§ Kuklayı kullanarak bir karakter yaratabiliyor mu?
§ Rol oynama ve pandomime yönelik oyunlara katılmaya istekli mi?
§ Bir rolün içine girip oynayabiliyor mu ve rol içinde sahne yapabiliyor mu?
§ Grup önünde ya da gerekirse seyirci önünde oynayabilme rahatlığına sahip mi?
§ Grupla birlikte düşlerini , duygularını ve rollerini tartışabiliyor mu?
§ Kendisini ve gruptaki diğer kişileri olumlu bir biçimde eleştiriyor mu?

DRAMA ÖRNEKLERİ

Koordinasyon ve Binayı Tanıma:

Bir yerin haritası, ya da herhangi bir resim veya fotoğraf parçalara ayrıldı. Parçalar binanın çeşitli yerlerine saklandı. Baştaki kişilerin sağ ve sol ayakları boşta olmak üzere, ayaklar iple birbirine bağlandı. Saklanan mekanların krokisi her iki gruba da verildi. Krokiyle parçalar bulunmaya ve birleştirilmeye çalışıldı. Hangi grup önce bulur ve birleştirirse ödüllendirildi. Ödül de aranarak bulundu. Böylece bütün bina öğrenilmiş oldu.

Gazete oyunu:
Çocuklar 5’er kişilik gruplara ayrılır. Her bir grup için bir gazete sayfası yere serilir. Müzik eşliğinde gazetenin etrafında dans ederler. Müzik bittiğinde 5 kişi gazetenin üzerine çıkar. Ayağı gazetenin dışında kalan oyundan çıkacağından gazeteyi paylaşmaları önemlidir. Gazeteler ikiye katlanır. Oyun aynı şekilde devam eder. Oyun, gazete üzerinde birer oyuncu kalıncaya kadar devam eder. Gazete üzerinde kalan oyuncuya gazetenin kaç kez katlanmış olabileceği sorulur. Bilen oyunda gazeteci olur. Yerdeki gazeteleri toplar.

DRAMA ETKİNLİK TÜRLERİ

1. ISINMA ÇALIŞMALAR
a. Fiziksel Isınma
b. Grubun Birbirine Isınması
c. İletişimi Artırıcı Isınma Çalışmaları
2. DRAMATİZASYON
3. DRAMATİK OYUN
4. DRAMA ( YARATICI DRAMA )
5. OYUNLAR – DOĞAÇLAMALAR
6. ÖYKÜ OLUŞTURMA
7. TOPLUMSAL KONULARDA DRAMA
8. DUYU ve DEVİNİN OYUNLARI
9. SOSYAL YAŞAMA İLİŞKİN OYUNLAR
10. İMGELEMİ GELİŞTİRİCİ OYUNLAR
11. OYUN KURMA ÇALIŞMALARI
12. PANDOMİM ( SÖZSÜZ OYUN )
13. KUKLA

1. ISINMA ÇALIŞMALARI

Isınma çalışmaları , rahatlama ve devinim çalışmaları olarak ta adlandırılır. Bu çalışmalarda kişiye beş duyuyu kullanma , gözlem yapma alıştırmaları ile bedensel ve dokunsal alıştırmalar yaptırılır. Genellikle öğretmen , seçtiği konu üzerinde grupla birlikte kısa bir ısınma çalışması yapar . Bu çalışma yaş gruplarına göre değişir . Çalışmalar sırasında beş duyuyu kullanma , devinime dayalı alıştırmalarla bedenini tanıma ve gruba uyum sağlama etkinlikleri yaptırılır. Bu çalışmalar , öğrencilerin bedensel açıdan kendilerini ve karşısındakilerini tanımasını , birbirleriyle iletişim kurmasını amaçlar. Rahatlama ve gevşeme alıştırmaları da ısınma çalışmalarına girer.
Isınma çalışmaları ;

1. Duyuşsal ve bedensel açıdan kendini tanıma ,
2. İletişim kurma ve giderek daha çok kişili iletişim ve etkileşime geçme ,
3. Grup dinamiğini oluşturmayı sağlar.
a. Fiziksel Isınma

Hareket , bebelikten itibaren başlar ve bir gelişme gösterir. Çocuklar hoplar, uzanır, koşar, enerjilerini yönlendirecek bu becerilerini geliştirirler. Çocuk önceleri hareket ederken bütün bedenini kullanır. Daha sonra bedeninin bu birbirinden farklı devinim olanakları olan parçalarını fark eder. Çocuğa kendi bedeninin bu özelliklerini tanıması için yardım etmek gerekir. Sınıfta genellikle çalışmaya tüm grupla başlanılması önerilir. Çocuklar ayakta durup, ayaklarını hafifçe açıp yere sağlam basmalıdır. Bedenin herhangi bir yeri gergin olmamalıdır. Önce boyun çalıştırılır, sonra omuz ve kollar , sonra bel bölgesi çalıştırılır. Kalça , dizler ve ayaklarla çalışmalar tamamlanır. Isınma baştan ayağa ya da ayaklardan yukarı doğru başlatılabilir. Bu ısınmalar sırasında müzik veya ritmik ses kullanarak çalışmanın verimi arttırılır. Soluk, ağız ve buruna alınıp ; karın boşluğuna gönderilerek diyafram çalıştırılır. Bu sırada ağız açık olmalı.

Yukarıda anlatılanlara örnek olabilecek bazı çalışmalar şunlardır:

1. Elma toplama
Ayaklar omuz genişliğinde açılır , derin bir soluk alınır ve baş mümkün olduğu kadar geri konuma getirilir. Bu durumda ağız hafifçe açıktır. Yukarıdan belli bir nokta seçilir. Bütün bedenini gererek önce sağ elle sonra sol elle yukarıda hedeflenen noktaya parmak uçları ile dokunacakmış gibi uzanılır, elma toplarmış gibi yapılır.

2. Salyangoz oyunu
Grup sıra olur. Herkes eli ile önündeki arkadaşının belinden tutar. Grup ritimle yürümeye başlar .En öndeki en arkadakini yakalamaya çalışır ve koşar . Yakalanan oyundan çıkar.

3. Ad söyleyerek top atma
Grup halka olup yere oturur. Herkes kendi adını söyleyerek karşısındakine topu atar. Adlar öğrenildikten sonra herkes karşısındaki kişinin adını söyleyerek topu ona atar. Top , en son lidere atılarak oyun bitirilir.

4. Top bende değil oyunu
Müzik eşliğinde , eşler birbirine düşse , gerçek bir top ya da balon atar . Atarken top bende değil diye bağırır. Lider müziği durdurunca elinde top kalan oyundan çıkar. En sona kalan kişi oyunu kazanmış olur.

5. Haydi tanışalım
Öğretmenin el çırpmasıyla , karşımıza çıkan ilk insana ‘günaydın’ diyoruz. Daha sonra karşılaştığımız bir başka kişiye ‘günaydın’ der ve adımızı söyleriz.

6. Fırça
Öğretmen ‘Sizler ünlü bir ressamın fırçaları olacaksınız ve çok değerli resimler çizeceksiniz. Sizin yaptığınız resimler sergilenecek ve dünyaca ünlü ressamlar gelip sergiyi gezecekler.’ Der.
‘Fırçalar ayağa kalkıyor ve önlerindeki imgesel tuvale doğru yavaş yavaş ilerliyor. Şimdi hızlı koşuyoruz (.), şimdi yavaşlıyoruz(.). Kağıdımıza zıplaya zıplaya ulaşım ve resmimize başlayalım. Önce kağıdımızı başımızla boyamaya başlayalım(.),kollarımızla boyayalım (.),ellerimizle(.),parmaklarımızla akan boyaları silelim(.). Sırtımızla resmimize devam edelim (.),diz kapaklarımızla ,ayaklarımızla , topuklarımızla (.)kağıdımızı boyayalım. Şimdi ayrıntıları yapmak için çok duyarlı olan kirpiklerimizle boyayalım (.),dilimizle düzeltmeler yapalım (.),burnumuzla renkleri karıştıralım (.), saçımızla son bir kez kağıdımızı boyayalım. Resmimiz sergilemek üzere hazır sırt üstü yatalım ve eserimizi seyredelim. Mükemmel bir resim ! Gözlerimizi kapatalım , sergideki çok değerli resimler olduğumuzu düşünelim (.). Ünlü ressamlar sergide sizleri satın alıyorlar(.).

7. Yürüyerek Isınma
Grup çember olur , müzik eşliğinde liderin yönergesine göre yürümeye başlar. Lider : ‘ Çamurda , sırtında yük varmış gibi , sıcak kumlarda , yürümeye yeni başlamış bebek gibi , topallayarak , buz üzerinde , robot gibi , cam kırıklarının üzerinde , pisliklerinin arasında , ezilmiş domateslerin üzerinde , ayaklarında topuklu ayakkabı ile , huzurlu , korkmuş , neşeli , sinirli , vb. yönergeler verir.

8. Eşini Bul
Gruptakiler ikili eşleşirler. Lider herhangi bir müzik aletiyle yada elleriyle ritim verir. Gruptakiler eşlerini bırakarak karışık olarak yürür. Lider ‘eşini bul’ deyince herkes eşini bulup ellerinden tutarak çömelir. Geç oturan çift oyundan çıkar.

9. Ayağını Yerden Kes
Liderin yönergesi doğrultusunda grup yavaşça yürürken , lider ‘ayağını yerden kes ‘ deyince herkes hızlıca yere oturup ayaklarını kaldırır. Ayaklarını en son kaldıran oyundan çıkar.

10. Çamura Batma
Gruptakilerden bir ebe seçilir. Ebe, gruptakileri kovalar ve dokunduğu kişi donar , bacaklarını ve kollarını iki yana açar. Diğer bir oyuncu , donan kişinin bacakları arasından geçerse onu özgürleştirir.

11. Kafesteki Kuş
Grup , bir halka oluşturur. Grup çok büyükse iki halka olabilir. Her halkanın ortasına bir ebe girer ve halkayı yarıp kaçmaya çalışır. Ancak el ele tutuşan oyuncular ebenin alttan yada üstten kaçmasını engellemek için kollarını aşağı yukarı hareket ettirir. Engellenemeyen ve halkadan kaçan oyunca yeni bir ebe seçer.
Dikkat : ( . ) işareti kısa bir süre beklenileceğini ifade etmektir.

12. Gazete kapmaca
Sınıf sayısına göre gruplar üçer , beşer ya da yedişerli ayrılır . Lider her bir grubun önüne bir gazete parçası koyar. Gruplar müzik eşliğinde gazete çevresinde dans ederler . Müzik durunca hızla gazetenin üzerine atlarlar . Gazetenin dışında kalanlar oyundan çıkarlar.
b. Grubun Birbirine Isınması 

Oyun , çocukların kendini ifade etme yollarından biridir. Drama etkinlikleri de çocuğun her alanda kendini daha fazla tanımasına olanak vererek , onun sosyal yaşamından rahat ve güvenli hareket etmesini sağlar. Eğitimde drama bir grup çalışmasıdır. Öğrenciler bu nedenle grup dinamiğinin oluşturulmasına katkıda bulunur. Önemli olan drama çalışmalarına neden katıldıklarını kavramış olmalıdır. Drama grubunda birlikte üretme , yaşama ve paylaşma süreçleri vardır. Grup içinde katılımcılar kendilerini böyle geliştirme fırsatı bulurlar. Drama çalışmaları , bireylerde empati duygusunu gelişmesi için en rahat ve en uygun ortamı sağlayabilir. Değişik rolleri alarak farklı kişiliklere bürünen öğrenci , kendini ve çevresini daha kolay tanır.

Grubun yukarıdaki anlamda birbirine ısınması için aşağıdaki çalışmalar yapılabilir:
1. Güven yürüyüşleri
2. Gözü kapalı çember olma
3. Gözler kapalı sese yönlenme
4. Şapka kimdeyse
5. Kim sakladı bil bakalım
6. İkili heykel çalışması

c. İletişimi artırıcı ısınma çalışmaları

İletişim ; bir düşüncenin duygunun paylaşımıdır ya da anlamları ortak hale getirme sürecidir. Darama süreçlerinde gerçekleştirilen tüm etkinlikler birer iletişim etkinliğidir . Dramada çocuklar ; okuma ve dinlemeyle anlama , konuşma ve yazma ile anlatma becerilerini kazanırlar.

Yukarıdaki anlamda iletişimi artırıcı aşağıdaki çalışmalar yapılabilir :
1. Sıra oluşturma
Örneğin ; cadde de karşıdan karşıya geçerken, birbirini hiç tanımayan birçok insan aynı anda trafik lambasında ki yeşil ışığın yanmasını bekler . Bankada emekli maaşı almak için insanlar sıraya girerler. ‘ başka hangi durumlarda buna benzer davranışlar gösterip birlikte hareket ederiz? ‘ sorusu sorulabilir.
2. Sessiz film
Grup , yarım çember biçiminde oturur. Öğretmen , gruptan bir kişi çağırıp kulağına bir sözcük , bir kitap adı veya bir film adı söyler ; ondan ses kullanmadan canlandırmasını ister.
3. Köşe kapmaca 
2. DRAMATİZASYON

Dramatizasyon daha çok yazılı bir metne dayalı olarak bir konu ya da durumun canlandırılmasıdır. Dramatizasyon kavramı daha önce de değinildiği gibi , eğitim tarihimizde , eğitim programlarında bir öğretim yöntemi olarak yer almıştır. 1980’li yıllardan sonraki eğitim bilim çalışmalarında eğitimde drama ya da yaratıcı drama kavramları kullanılmaya başlanmıştır. Dramatizasyonun anlamı drama kavramına göre daha dardır. Dramatizasyonda ki canlandırmalar çoğu zaman bir tiyatro oyunu çalışması gibi belli kurallara bağlı olarak yürür. Öğretmen role girmez , bir yönetmen gibi davranır. Dramatizasyon çalışmaları her yaştaki öğrencinin , severek , zevkle katıldığı , ilgiyi en üst düzeyde tutan ve oldukça yaratıcı bir etkinliktir. Öğrenciler herhangi bir öyküyü canlandırırken , sözel yeteneklerine yanı sıra beden dilini de geliştirirler. Dramatizasyonun uygulaması ile ilgili olan aşağıdaki örneklerde , öğretmen öykülere uygun malzemeyi hazırlar.
3. DRAMATİK OYUN

Oyun ve dramatik oyun farklı kavramlardır. Pek çok oyun önceden bilinse de kendiliğinden ortaya çıkar . dramatik oyun bir grup oyunudur. Dramatik oyunların başlangıcı ve sonu olmayabilir. Çocukların kendilerini ifade ettikleri doğal yollardan biridir. Çocuklar , oyunlarda çeşitli nesneleri kullanabilirler , onları konuştururlar , soru sorarlar ve ya onlarla ilgili olan olayları canlandırırlar. Dramatik oyunda , çocuğun paylaşımcı bir insan olmasına yardım eder. Çocuk kendi dünyasını yaratır , sıkıntılarını hafifletir.
  4. DRAMA ( YARATICI DRAMA )

Drama bir liderin tasarladığı ve zaman zaman kendisinin de yer aldığı bir etkinliktir. Öğrenciye baskı yapılmaksızın öneriler temalar çerçevesinde doğaçlama temeline dayanır. Yaşanmış bir olgu , bir deneyim olarak drama belli bir eğitsel amaç taşımakla beraber , tiyatro öğelerini kullanır ve tiyatro diline ulaşabilir. Dramanın konusu lider tarafından çocukla birlikte belirlenir. Bir şiiri , öykü , makale , resim , fotoğraf , müzik vb. konular çıkış noktasını oluşturabilir.
  5. OYUNLAR – DOĞAÇLAMALAR

Doğaçlama , insan davranışlarını yönlendiren önemli bir öğedir. Bir çocuğun tüm devinimlerini , düş gücünü kullanarak oyun oynaması da bir doğaçlamadır. Sözgelimi evcilik oyunlarında kız çocukların büyük bir ciddiyetle ve yoğunlaşarak annelerini , erkek çocukların ise babalarını taklit ederken onların yerine kendilerini koymaları , onlarla özdeşleşmelerini sağlar. Drama da yaratıcı bir yöntem olarak benimsenen doğaçlama , değişebilirli ve anında yaratmayı ifade eder. Doğaçlama süresi içinde fikirler toplanır , problemler çözülür. Böylece çocuk kendini anlatır ve grupla tartışmalar yapar. Bu çalışma da hem bireysel hem grupla yaratıcılık ortaya çıkar.
6. ÖYKÜ OLUŞTURMA

Drama çalışmalarında öğretmenin vereceği konunun hedefine uygun olarak , günlük yaşantıdan , olaylardan, simgelerden yola çıkarak grupla birlikte bir öykü oluşturulabilir. Öğretmen bundan sonra üzerinde durulacak çeşitli yollarla öykü oluşturmayı dener. Çeşitli öykünme çalışmaları yaptırabilir.

Aşağıda drama ve öykü oluşturma kapsamında bazı örneklere yer verilmiştir :
1. Sözcükler ve Çağrışımlardan Öykü Oluşturma ve Oynama
2. Resim ya da Fotoğraflardan Öykü Oluşturma
3. Şiirlerden Öykü Oluşturma
4. Simgelerden Öykü Oluşturma
5. Soyut Kavramlardan Öykü Oluşturma
6. İmge ve Tablolar Oluşturup Öyküye Geçme
7. Seslerden Öykü Oluşturma
7.  TOPLUMSAL KONULAR VE DRAMA

Günlük yaşantıdan bazı kesitler , bir gazete veya radyo haberi , televizyonda gördüğümüz olaylar drama dersinin çalışma konusu olabilir. Ulusal ve evrensel öyküler , çocuk öyküleri , masallar , tarihi olaylar da bu kapsam içindedir. Öğretmen sınıftaki çocuklara konuyu ana çizgileriyle anlatır. Çocuklar gruplara ayrılır. Her grup kendi aralarında rolleri paylaşır , konuyu tartışır , nasıl oyunlaştıracağına karar verir ve oynar. Öğretmen , çocuklara yaratıcılıklarını engelleyici önerilerde bulunmaz. Örneğin ; öğretmen haberleşme konusunu öğrencilere anlatır ve tartışılır. Konunun daha pekişmesi için haberleşme ile ilgili bir öykü anlatılır ya da bir belgesel izlenebilir. (Öğretmen öyküyü kendisi de yaratabilir veya bir kaynaktan yararlanabilir. ) . Gruplara kısa bir çalışma ve düşünme , düşünce alış verişi süresi verilir. Sözgelimi çevre konusu , hemen her sınıf düzeyinde ünitelerin içinde yer almaktadır. Çevreyi , kendimiz ve başkaları için yaşanılır hale getirmek , doğanın dengesini bozmamak ve insanların yarattığı sorunlarla baş edebilmek amacıyla , çocukların çevreye duyarlılık kazanacağı oyunlar özellikle drama da yer alabilmektedir.
8. DUYU VE DEVİNİM OYUNLARI

Beş duyunun harekete geçirilmesini amaçlayan oyunlar , duyu oyunlarıdır. Genellikle ısınma çalışmaları içinde yer alır. Günlük yaşamımız da çoğunlukla görme duyusu yoluyla hareket ederiz. Bu duygu devreden çıkarıldığında diğer duyular daha çok kullanılmaya başlanır. Bu nedenle diğer duyularla ilgili çalışmalar gözü kapalı olarak yaptırılır. Lider dokunma duyusu aracılığı ile düş gücünü devreye sokmak üzere , bir örtü altına sakladığı objelere grup üyelerine tek tek dokunmalarını ve hissetmelerini ister. ‘Boynu , elini,biçimini ,sertliğini algılamaya çalışır.’ der . Örtü açılır , herkes seçmiş olduğu objenin önüne oturur. Nesneyi eline alarak ona hayal gücünü katarak yeni özellikler yükler. Hangi amaçla , niçin , nerede , nasıl kullanıldığını söyler. Görme duyumuzu en çok kullandığımız halde gözlerimizi yeterince kullanmayız. Görme duyusunu ayrıca çalıştırmak gerekir. İyi gözlemci olmak için , ayrıntıyı yakalamak üzere duyusunu çalıştıran oyunlara da yer verilmelidir.
Görme Çalışmaları
İşitme Çalışması
Koku Çalışması
9. SOSYAL YAŞAMA İLİŞKİN OYUNLAR

Sosyal yaşama ilişkin konular özellikle dramanın alanına girer. İnsanlar belli bir çevrede yaşarlar. Sürekli iletişim ve etkileşim halindedirler. Sosyal yaşamın canlandırılması için otobüs ortamı , hastahane , terminaldeki karmaşa ortamı , resmi dairedeki telaş gibi ortamlar , durumlar çalışma içine alınabilir. Doğru ve gerçekçi olan roller desteklenir. Gerekirse oyunlar karşılaştırılmalı olarak yeniden oynanır. Karşılaştırmalı rol oynama , doğru ve gerçekçi olanı buldurmak amacı ile yapılır. Abartılı , yapmacık oynanan roller çocukların doğru ve gerçekçi yanı kazanılması gereken davranışı görmesi için çok uygun değildir. Ancak oyuna eğitsel boyut kazandırmak üzere her rolü değişik biçimlerde oynamak doğru bir yaklaşım olabilir.
Sosyal yaşama ilişkin oyunlara aşağıdaki örnekler verilebilir:
1. Grup serbest bir şekilde etkinlik alanında dolaşırken öğretmen , öğrencilere yönergeler vererek çalışmayı başlatır. Ayaklarınızın altında çeşitli meyveler , sebzeler var. Bunlar rengarenk , taptaze ve hoş kokuludur. Canınız istiyor , ağzınız sulanıyor. Ancak yiyemiyorsunuz. Sadece dokunabiliyorsunuz. Aralarında dolaşıyorsunuz. Hem yürüyorsunuz , hem de elinize alıp atıyorsunuz. Alın , atın. Alın , atın . Yavaş atın.

2. ‘ Belediye Otobüsündesiniz. ‘ lider tarafından verilen bu konunun öğrencilerce anında oynanması istenir. Üstlenilecek rollerin şunlar olması beklenir:
* köyden yeni gelen şaşkın yolcu
* özürlü bir yolcu
* hamile bir kadın
* okula giden öğrenciler
* şoför , vb.
10. İMGELEMİ GELİŞTİRİCİ OYUNLAR

İmgeler hemen her zaman nesnel , resimsel birer görüntüdür, bir tür zihinsel resimdir. Çocuğun imgelerle düşünme gibi temel bir gereksinimi okulda kısıtlanmaktadır. Çünkü eğitim sistemimizde sözel anlatım egemendir. Zihinsel süreçlerden biri olan düşünme sürecinde imgelerden yararlanırız. Düşünme olayı , yalnızca kavramlarla düşünme değildir. Yaşantı , deney ve algılarımızın çoğu imgelere dayalıdır. Fikirleri çağrıştıran ve düşünceyi resimleştiren zihnimizde oluşan sayısız imgelerdir. Yaratıcı drama etkinliklerinde çocuk çevreyle etkileşim içine girerek imgelem gücünü gerçekleştirir. Yaşantılarından elde ettiği sonuçlar yoluyla eski imgelerini seçerek , tekrar düzenleyerek yenileriyle birleştirir ve buradan kavramlara geçerek yeni fikirler üretir. Çıkış noktası olarak nesneler , sözcükler , müzikler kullanılabilir. Nesnelerden yola çıkılarak yapılan dokunma duyusunu geliştirici oyunlar , seslerin çağrıştırdıklarını canlandırma , resimsel olarak göz önüne getirme ve seslerle öykü yaratma çalışmaları bu tür drama aşamalarıdır. Klasik müzikle düşsel yolculuklar yapmak , düşsel ortamlarda kendi oyunlarını oynamak , çocuğun kendisini özgürce ifade etmesini ve bağımsız hareket etmesini sağlar.
11. OYUN KURMA ÇALIŞMALARI

Oyun kurmak , çocuk oyunlarında kullanılan bir deyimdir. Çocuk , oynayacağı oyunu kendisi belirler, düşüncelerini arkadaşlarına açar , grubu oluşturur ve bilinen bir oyunu birlikte oynarlar. Bu bir oyun kurmadır. Çocukluk çağı oyunlarının grubun kaynaştırılmasında önemli bir rolü vardır. Sınıf ortamında bildikleri oyunları birbirine öğretmeleri çocuklardan istendiğinde , kendi oyunlarını kendileri kurmuş olurlar. Drama sürecinde bir oyun kurmak söz konusu olduğunda , öğretmen oynatacağı oyunu konusunu ünitelerden veya o günlerde sınıfta yaşanmış bir sorundan yola çıkarak çocuklarla birlikte saptayabilir. Oyun kurmada başvurulabilecek bir yol da grup üyelerinin anılarının oynanmasıdır. Her grup kendi içinde bir arkadaşının önemsediği bir anısını dinler ve bunu oynar. Okula geldiği ilk gün , karne aldığı gün , tatilde yaşadığı bir durum veya arkadaşları ile paylaşmak istediği özel bir anı oyun konusu olabilir.
12. PANDOMİM ( SÖZSÜZ OYUN )

Pandomim ‘genellikle bir masalı , bir öyküyü sadece bedensel devinimlerle iletme sanatı ya da aracıdır.’ Diye tanımlanır. Jest ve hareketler konuşmadan önce gelir. Küçük çocuklar istek ve duygularını , korkularını sözcüklerle ifade etmeyi öğrenmeden önce jestler ve hareketlerle bildirirler. Pandomimler genellikle öğretmenin yönlendirilmesiyle yapılır. Yönlendirme komutları değişik duygu durumları içermelidir. Bu pandomimler ısınma yapılabileceği gibi imge ve devinim oyunları içinde de yer alabilir.

Bazı Atasözleri veya Deyimler İle Pandomim Çalışması
Öğretmen , çeşitli atasözlerini küçük kağıtlara yazar ve katlayarak bir torbaya atar. Bütün öğrenciler torbadan bir kağıt çeker. Kağıttaki yazılar , yazıldığı şekli ile konuşmadan canlandırılır.
Bazı Atasözleri ve Deyimler:
* Dilimde tüy biti
* Ayaklarıma kara su indi
* Saçını süpürge etti
* Gözünü dört aç
* Tüylerim diken diken oldu
* Okulu asmak
* Ayakları geri geri gitmek
* Aç ayı oynamaz
* Kafası bozulmak
* Kafasını taşlara ( duvara ) vurmak
* Ayağını yorganına göre uzatmak
* Başına çorap örmek
* Başını bağlamak
* Surat asmak
* Yüz vermek
* Ağzı var dili yok
* Ağız aramak

13. KUKLA
Kukla ile yapılan canlandırma oyunları dramaya katkı sağlayabilir. Kukla oyunundaki konu ve konuşmalar , ikili diyaloğa dayalı öyküler öğretmen tarafından seçilir. Kukla çalışmalarında malzeme olarak , kağıt kuklalar ve kartonlara çizilmiş hayvan resimleri kullanılabilir. Bu materyaller öğrencilerle birlikte de hazırlanabilir. Sahne olarak ters çevrilen bir masa ve basit bir perde gibi sınıf içi araçlardan yararlanılır. Öğrencinin kendi oynattığı kuklanın karakterine girmesi , onun duygularını anlamasını ve empati kurmasını sağlar.

DRAMA ARAÇ VE GEREÇLERİ

Araç, gereç ve materyaller dramanın ayrılmaz parçasıdır.

Araç ve gereçler rol oynamada ve doğaçlamalarda bireyin dikkatinin odaklaşmasında ( konsantrasyon ) yerinde kullanıldığında yararlı işlev üstlenir.

Drama dersinin yapılacağı sınıf ortamında ( drama odasında ) şu araç ve gereçler bulunabilir:

Çantalar,eski süs eşyaları,yöresel iysiler,çeşitli takılar,meslek giysileri,şapkalar,baston,fular,başlıklar,maskeler,ayakkabılar,yelekler,makyaj malzemeleri,toplar vb.

Dramada konsantrasyon sağlamak ve işlenen konuyla ilgili bir atmosfer yaratabilmek için,klasik müzik,değişik uluslardan alınan etnik müzik örnekleri,pop müzik,çağın yeni müzik akımları olarak bilinen elektronik müzik;çizme ve boyamada dramanın etkisini arttırır , öğrencinin dikkatinin yoğunlaşmasını sağlar.

Görsel materyaller , eski fotoğraflar , kartlar , gazete küpürleri , dergilerden kesilmiş resim ve fotoğraflar , slaytlar , tepegöz projektör vb. etkinlik öncesi öğretmen ( lider ) tarafından hazırlanabilecek olan materyallerdir .

Öğretmen , malzeme sağlamada yönetimle , diğer öğretmenlerle , velilerle,çevredeki çeşitli işyerleri ve kurumlarla iyi ilişkiler kurarak destek alabilmelidir.

Araç gereçsiz de drama yapılabileceği asla unutulmamalıdır. Gerektiğinde öğrencinin , üstündeki giysileri , saçı , eli , ayağı çeşitli amaçlarla isteğe ve yaratıcılığa göre kullanılabilir. Kitaplıklarda bir gereksinim olarak drama ile ilişkilendirilmeli drama dergisinde öğrenci, bilgiye gerek duyulan noktalarda kütüphaneden yararlanmaya , kaynağa ulaşmaya , kaynak tarayabilmeye , eriştiği bilgiyi uygulamada kullanmaya özendirilmelidir. Bu açıdan kitaplıkta drama çalışmalarının bir başvuru merkezi olarak araç ve gereçten sayılabilir.

KÜÇÜK ÇOCUKLAR İÇİN DRAMA
Hayal kurmak ya da bir şeyleri taklit etmek küçük çocukların dünyasının önemli bir parçasıdır. Bu davranışlar en fazla oyun etkinliklerinde gözlemlenir. Drama çocukların çevrelerini keşfetmelerini sağlarken, muhakeme ve problem çözebilme gibi zihinsel becerilerin gelişmesini de destekler. Farklı drama etkinlikleri içinde çocukların dil gelişimi de artar.

Sosyal ve duygusal davranışlar, planlama ve sorumlulukları kabul etme gibi işbirliği gerektiren durumlar oyun sürecinde gelişir. Çocuk duygu ve düşüncelerini drama yoluyla ifade eder. Çocuk drama yoluyla kendini tanır.

Dramatik etkinlikler çocukları farklı rollere ve farklı bir etkinliğe katarken, motor gelişimi için elverişli durumlar sağlar. Yaratıcı drama etkinlikleri için yaratılan araç-gereçler çocukların küçük kas becerilerini geliştirir. Araçlar ve materyaller, farklı kaynaklarla oluşturulan deneyimler çocukların estetik beğenilerini geliştirmek için olanaklar sağlar.

Dramatik deneyimlerin uygun öğrenme sağlayabilmesi için, dikkatlice planlanan çevreye ve uygun seçilen etkinliklere gereksinim vardır.


Dramatik Oyun ve Rol Oyunu

Dramatik oyun çocuk tarafından başlatılır. Dramatik oyun çok iyi bir planlamayla ve yaratıcı çevre ile desteklenebilir. Çeşitli araçlar taklit oyunlarını destekler.

Örnekler:
Postacı;
Postacı çantası, posta kutusu, mektup, paket

İtfaiyeci;
Hortum, itfaiye arabası, merdiven, şapka

Bakkal/ Manav;
Önlük, sepetler, oyuncak para, yazar kasa, konserve yiyecekler ve kutular, alışveriş çantaları ve el arabası

Fırıncı;
Tava, önlük, oklava, kaşıklar, kâseler, kurabiye kalıpları, şapka

Öğrenme çevrelerinin içinde bir giyinip, süsleme köşesi geliştirin. Bir ayna, çeşitli giysiler ve tuvalet masası sağlayın. Bu köşeye kutular, alışveriş çantaları ve bavul ekleyin. Hedefler ve konulara eşlik etmeleri için köşeye değişik malzemeler ekleyin.

Evcilik köşesi rol oyunu için fırsatlar sağlar.

Evcilik köşesinde şunlar bulunabilir.

• Lavabo, raflı dolap, fırın ve buzdolabı, sandalyeler, masanın yer aldığı mutfak
• Oturulacak rahat bir yer, kitaplar, gazeteler, dergilerinde yer aldığı oturma odası
• Giysiler, sandık ve oyuncak bebek beşiği ile yatak odası
Oyuncaklar (etnik) yöresel karakterler gösteren giysilerle ve farklı ölçülerde olabilir.

Çeşitli araçlar dramatik oyunu teşvik edebilir.

Örnekler; Daktilo, eski fotoğraf makinesi, tamir araçları, saatler, süreölçer, el feneri, evrak çantası, süpürge, paspaslar, çöp kutusu, plastik yiyecekler, adres defteri, telefon rehberi, haritalar, pusula.

Rol oyunları için uygun bir blok köşesi tercih edilir. Çeşitli inşa malzemeleri gibi bir birinin içine girebilen parçalı bloklar sağlayın. Yönlendirmek için yapı aksesuarları ekleyin. Arabalar, kamyonlar, uçaklar, trafik işaretleri, artık malzemeler, hayvanlar ve mobilyalar gibi aksesuarlar ekleyebilirsiniz. Rol oyunları için uygun hareket ve inşaat yapılabilecek açık alanlar hazırlayın.

Yaratıcı Drama

Yaratıcı drama, bir olayın, nesnenin ya da hikâyenin çocuklar tarafından duygu ve düşüncelerini katarak, yeniden biçimlendirerek, canlandırma sürecidir. Dramatik canlandırmalar içinde yeniden anlatılan hikâyeler yaratıcılık, anlama, düzen, dil ve dinleme becerilerini geliştirir.

Parmak oyunları yaratıcı dramanın yapılmasını cesaretlendirmek için kullanılabilirler. Araç gereçler yaratıcılığı uyarmak için mutlaka sağlanmalıdır.

Önerilen parmak oyunları:

Beş Küçük Maymun

Beş küçük maymun yerde oynuyor,
Biri kaçtı ve dört kaldı.
Dört küçük maymun bir ağaçta gürültü yapıyor,
Biri kaçtı ve sonra üç maymun kaldı.
Üç küçük maymun hayvanat bahçesinde yaşıyor,
İçlerinden biri kaçtı ve sonra iki kaldı.
İki küçük maymun güneş altında oturuyor,
Biri kaçtı ve sonra biri kaldı.
Bir küçük maymun hepsi ayrılınca yalnız kaldı,
Oda kaçtı ve şimdi hepsi geri geldi.

Betty Ruth Baker
Araçlar: Kese kağıtlarından kuklalar yapın.

Hayvanat Bahçesindeki Maymunlar

Bir kahverengi maymun hayvanat bahçesinde yaşıyor,
İşte diğeri geldi ve şimdi iki maymun oldu.
İki kahverengi maymun ağaçta oturuyor,
İşte diğeri geldi ve şimdi üç maymun oldu.
Üç kahverengi maymun dışarıda oynuyor,
İşte diğeri geldi ve şimdi dört maymun oldu.
Dört kahverengi maymun atlıyor ve zıplıyor,
İşte diğeri geldi ve şimdi beş maymun oldu.
Beş kahverengi maymun hayvanat bahçesinde oynuyor,
Beş kahverengi maymun size bakıyor.
Betty Ruth Baker ,Araçlar: Kuklalar yapın.

Beş Küçük Yavru Kedi

Beş küçük kedi yavrusu dışarıda oynuyor,
İçlerinden biri kaçtı ve sonra dört kedi yavrusu kaldı.
Dört küçük kedi yavrusu benimle oynuyor,
İçlerinden biri kaçtı ve sonra üç yavru kedi kaldı.
Üç küçük kedi yavrusu sizinle oynuyor,
İçlerinden biri kaçtı ve sonra iki yavru kedi kaldı.
İki küçük kedi yavrusu güneş altında oynuyor,
İçlerinden biri kaçtı ve sonra bir yavru kedi kaldı.
Bir küçük kedi yavrusu güneşli bir günde,
Bir küçük kedi yavrusu kaçışıyor.
Betty Ruth Baker
Araçlar: Kedi başlıkları yapın.

Kar Taneleri

Beş küçük kar tanesi yere düşüyor,
(Ellerinizi başınızın yukarısından yere doğru hareket ettirin)
Birincisi “ ben yere dokunuyorum” dedi
(baş parmağı gösterilir)
İkincisi “ben ses çıkarmadım” dedi.
(işaret parmağı gösterilir)
Üçüncüsü “ben kabarık ve beyazım” dedi.
(orta parmak gösterilir)
Dördüncüsü “ben sevimli görünürüm” dedi.
(yüzük parmağı gösterilir)
Beşincisi “güneş parlıyor” dedi.
(serçe parmağı gösterilir)
Sonra yerde görünen beş kar tanesi eridi.
(eller arkaya saklanır)
Betty Ruth Baker
Araçlar: beyaz atkı ya da beyaz kâğıt flama canlandırma için kullanın.

Palyaçolar

Beş eğlenceli palyaço bir sıra halindeler.
(elinizi gösterin)
Birinci palyaço insanları selamladı.
(başparmağı eğin)
İkinci palyaço bir yarışta koşuyor.
(işaret parmağını hareket ettirin)
Üçüncü palyaço komik bir yüze sahip.
(orta parmağı hareket ettirin)
Dördüncü palyaço bir halkada atlıyor.
(yüzük parmağı hareket ettirin)
Beşinci palyaço şarkı söylemeye başladı.
(serçe parmağı hareket ettirin)
Beş eğlenceli palyaço bir sıra halindeler
(elinizi gösterin)
Onlar güle güle demek için sallanıyorlar ve şimdi gitme zamanı.
(elinizi sallayın)
Betty Ruth Baker
Araçlar: kese kâğıdından ya da kâğıt tabaklardan bir palyaço yüzü yapın.

Yavru Ayılar

Beş küçük yavru ayı oynamak için hazırlar.
(elinizi gösterin)
Birincisi “mutlu bir güne sahibiz” dedi.
(başparmağınızı hareket ettirin)
İkincisi “biraz eğlenmek için hazırım” dedi.
(işaret parmağı hareket ettirin)
Üçüncüsü “güneşi görebilirim” dedi.
(orta parmağı hareket ettirin )
Dördüncüsü “ben Mary’le oynayacağım” dedi.
(yüzük parmağı hareket ettirin)
Beşincisi “ben Jerry’le oynayacağım” dedi.
(serçe parmağı hareket ettirin)
Beş küçük yavru ayı kaçışıyor.
(parmaklarınızı oynatarak ellerinizi arkaya saklayın)
Betty Ruth Baker
Araçlar: Beş oyuncak yavru ayı sağlayın ya da yavru ayı kuklaları yapın.

Arabalar

Mavi boyalı küçük bir araba
(başparmağı gösterilir)
düt, düt- diğeri geldi ve sonra iki araba oldu.
(başparmak ve işaret parmağı gösterilir)
iki küçük araba görünüyor.
düt, düt- diğeri geldi ve sonra üç araba oldu.
(başparmak, işaret parmağı ve orta parmak gösterilir)
Üç küçük araba; biz hala buradayız.
düt, düt- diğeri geldi ve sonra dört araba oldu.
(başparmak, işaret parmağı, orta parmağı ve yüzük parmağı gösterilir)
Dört küçük araba dışarıda gidiyor.
düt, düt- diğeri geldi ve sonra beş araba oldu.
(başparmak, işaret parmağı, orta parmağı, yüzük parmağı ve serçe parmağı gösterilir)
Düt, düt. Beş küçük araba gidiyor.
Araçlar: Çeşitli boyutlarda kutular kullanarak araba yapın.

Kuklalar yaratıcı drama ya da dramatik oyunun önemli bir parçasıdır. Çocuklar kuklalarla oynarken, kendilerini anlatırlar. Kuklalar hayal gücüyle canlandığında hayat bulan cansız varlıklardır. Puppet (kukla) sözcüğü Latince de “pupa” kız ya da oyuncak bebek anlamındadır.

Kuklalar çeşitli malzemelerden yapılabilir. Kese kağıdı, zarflar, kağıt toplar, eldivenler, çoraplar, kağıt tabaklar ve çeşitli kağıt ürünler gibi yumuşak ve esnek hammaddelerle kuklalar yapılabilir. Satın alınabilen çeşitli kuklalarda vardır.

Gösterilen kuklalar yaratıcı dramayı cesaretlendirir. Bir çamaşır ipi, kukla ağacı, önlük ve kukla sahnesi dramatik oyunları cesaretlendirir ya da yaratıcı dramaları motive edebilir.

Müzik çocuk dünyasının bir parçasıdır. Çocuklara dans ve şarkı söylemeyle fikirlerini ve duygularını aktarma olanaklar sağlanmalıdır. Çocuklar için çeşitli şarkılar, kasetler ve teyp sağlayın. Müziğe eşlik etmesi için araç gereç sağlayın.

Yaratıcı drama cesaretlendirmek için şarkıların canlandırılmasını sağlayacak araçlar yapın ve şarkıları seçin. Çocukların bağımsız bir şekilde kullanmaları için araç gereçleri kutular ya da çantaların içine koyun. Örneğin; Vadi İçindeki Çiftçi (çiftçi- şapka, eşi için- önlük, çocuklar için oyuncak, dadı için fincan, köpek için başlık, kedi için ve fare için başlıklar). Benzer melodiler kullanarak sözler yazın. Şarkıları dramatize ederek söyleyin. Yaratıcı drama etkinliklerini zenginleştirmek için araç gereçler sağlayabilirsiniz.

Örnekler:

Parkın İçinde

Parkın içinde koşup ve oynayacağız,
Koş ve oyna, koş ve oyna.
Parkın içinde koşup ve oynayacağız,
Bugün koş ve oyna.
Parkın içinde hoplayıp ve zıplayacağız,
Hopla ve zıpla, hopla ve zıpla.
Parkın içinde hoplayıp ve zıplayacağız,
Bugün hopla ve zıpla.
Parkın içinde ip atlayacağız,
İp atla, ip atla.
Parkın içinde ip atlayacağız,
Bugün ip atla.
Parkın içinde toplarla oynayacağız,
Toplarla oyna, toplarla oyna.
Parkın içinde toplarla oynayacağız,
Bugün toplarla oyna.
Parkın içinde etrafta zıplayacağız,
Etrafta zıpla, etrafta zıpla.
Parkın içinde etrafta zıplayacağız,
Bugün etrafta zıpla.
Parkın içinde birçok eğlenceye katılacağız,
Bir çok eğlenceye katıl, eğlenceye katıl.
Parkın içinde birçok eğlenceye katılacağız,
Bugün eğlenceye katıl.
Betty Ruth Baker

Hayvanat Bahçesine Gezi

Bugün hayvanat bahçesine gidilecek,
Bugün hayvanat bahçesi, bugün hayvanat bahçesi.
Bugün hayvanat bahçesine gidilecek,
Bugün hayvanat bahçesine gidilecek.
Hayvanat bahçesinde hayvanlar yaşar,
Hayvanat bahçesinin içinde hayvanat bahçesinin içinde.
Hayvanat bahçesinde hayvanlar yaşar,
Bugün hayvanat bahçesinin içinde.
Kafesin içinde aslanı gör,
Hayvanat bahçesinin içinde, hayvanat bahçesinin içinde.
Kafesin içinde aslanı gör,
Bugün kafesin içinde.
Ağacın üzerinde maymunu gör,
Ağacın üzerinde, ağacın üzerinde.
Ağacın üzerinde maymunu gör,
Bugün hayvanat bahçesinde.
Yürüyüş yapan fili gör,
Yürüyor, yürüyor.
Yürüyüş yapan fili gör.
Bugün hayvanat bahçesinde.
Alkışlayan foku gör,
Şimdi alkışlıyor, şimdi alkışlıyor.
Şimdi alkışlayan foku gör,
Bugün hayvanat bahçesinde.
Muhteşem çizgili zebrayı gör,
Muhteşem çizgili, muhteşem çizgili.
Muhteşem çizgili zebrayı gör,
Bugün hayvanat bahçesinde.
İşte büyük ve kahverengi ayıyı gör,
Büyük ve kahverengi, büyük ve kahverengi.
İşte büyük ve kahverengi ayıyı gör,
Yürüyüş yapan fili gör,
Yürüyor, yürüyor.
Yürüyüş yapan fili gör.
Bugün hayvanat bahçesinde.
Alkışlayan foku gör,
Şimdi alkışlıyor, şimdi alkışlıyor.
Şimdi alkışlayan foku gör,
Bugün hayvanat bahçesinde.
Muhteşem çizgili zebrayı gör,
Muhteşem çizgili, muhteşem çizgili.
Muhteşem çizgili zebrayı gör,
Bugün hayvanat bahçesinde.
İşte büyük ve kahverengi ayıyı gör,
Büyük ve kahverengi, büyük ve kahverengi.
İşte büyük ve kahverengi ayıyı gör,
Bugün hayvanat bahçesinde
Hayvanat bahçesinde hayvanları gördük,
Hayvanat bahçesinde hayvanat bahçesinde
Hayvanat bahçesinde hayvanları gördük,
Bugün hayvanat bahçesinde.
Betty Ruth Baker
Araçlar: hayvan maskeleri ya da kuklalar yapın.

Beş Şişman Ördek

Beş şişman ördek, beş şişman,
Onlar nasıl yüzüyor gör, onlar nasıl yüzüyor gör.
Onlar kıyıya doğru yüzer ve civarda yürür
Beş şişman ördek
Betty Ruth Baker
Araçlar: Ördek şapkası, maskesi ya da kuklalar.

Sonuç

Drama küçük çocukların yaratıcılığını zenginleştirebilir. Küçük çocukların deneyimlerini kapsayan yaratıcı drama ve dramatik oyun etkinlikleri içinde uygulama fırsatı sağlayın. Yaratıcı drama ve dramatik oyunlar çocukların bilişsel, motor, sosyal ve duygusal davranışlarını ve onların estetik duygusunu geliştirir.

KAYNAKLAR
Ruth, Baker, Betty (1992). Fingerplays: An Idea from the Past with Learning Opportunities for the Present and Future. Paper presented at the Annual Meeting of the Association of Childhood Education İnternational.
Ruth, Baker, Betty (1996). Drama and Young Children

Gazete Deyip Geçmeyin……

Yapacağınız drama için sadece gazete ve 2 büyük çop torbası tabii birazda çılgınlık gerekiyor…Oldukça eğlenceli bir drama…Elinizde ,çocuk sayınız kadar tek sayfa halinde gazeteler olsun önce her çocuğa tek yaprak gazete dağıtın bir de kendiniz alın.Çocuklara elinizde ki gazetede neler görüyorsunuz sorusuna cevaplar alın…
Daha sonra elinizdeki tek yaprak gazeteden bir şekil düşünün örneğin ortadan elinizle büzerek benim gazetem aslında bir “papyon” deyin.Çocuklara sırası ile peki sizin gazeteniz ne olabilir acaba diye soru yöneltin.Oldukça ilginç ve hayalgücünün doruklarında cevaplar gelecektir.(düdük,yelpaze,şapka,kıravat,kemer,keba p vs…..)
Çocuklara ben bir uçurtma yapmaya karar verdim hadi hepimiz uçurtmalarımızı uçuralım hava çok güzel dediğiniz de bütün sınıf müzik eşliğinde uçurtmasını uçurur…..
Sonra siz müziği kapatıp Aaaaaa! Aslında bu bir tarla hadi herkes tarlasını yere koysun ve tarlada tohum olsun miniciksiniz daha çocuklar gazete üzerinde minicik olur..Eveeeet tohumlar yavaş yavaş büyüyor.Galiba kocaman ağaç oldular ağaçlar ne kadar sessiz….Şimdi ağaçlardan bazılarına dokunucam ve birer kelebek olacaklar kelebekler ağaçların arasında çılgınca uçacaklar…(Bu arada müzik olabilir size kalmış…)şimdi de ağaçlar birer tırtıl ve kelebeklerle birlikte dost olmuşlar çok mutlular ve mutluluk dansı yapıyorlar..
Öğretmen bu arada karnına çöp torbasını tutar ve açar ormana bir kanguru gelmiş isterseniz bu aç kangurunun karnın doyuralım ne dersiniz.Çocuklar yerde serili gazeteleri sizin tuttuğunuz çöp torbasını içine doldurur.siz bu çöp torbasını bağlayıp 2 tane top yapar çocukları 2 gruba ayırıp tren olalım çocuklar herkes vagon aman vagonlar birbirinden sakın kopmasın dersiniz çocuklardan 2 tanesini lider seçer sıraların karşısına geçirir ellerine çöp torbasından yaptırdığınız topu verirsiniz….
Arkadaşlarına lider çocuklar sıra ile topu atarlar mesafeyi siz ayarlayın her atılan çocuk topu kapar lidere atar ve çömelir.Lider 2. sıradaki çocuğa atar o da lidere atar ve çömelir bu şekilde her çocuk sıra ile atmış ve çömelmiş olur…İlk bitiren grup 1. olur ve allkışlanır…
Bu drama gerçekten çok basit ve birçok amacınıza ulaşıyorsunuz en başta hayalgücü gelişiyor,sıra beklemeyi,yenmeyi yenilmeyi, v.s….. öğrenmiş oluyor..

Uçmak İsteyen çocuk Draması

Siz uçmak isteyen çocuğun öyküsünü hiç duydunuz mu? Şimdi size bu çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum.

Birge, tatlı mı tatlı, akıllımı mı akıllı, bir o kadar da meraklı bir kızmış. Ama en büyük merakı, en büyük isteği neymiş biliyor musunuz? Uçmak. Gece gündüz, oynarken, uyurken, yolda yürürken hep uçmayı düşlermiş.

Bir gün gökyüzüne bakıp hayaller kurarken, aklına bir fikir gelmiş. Neden bir balona binip uçmayı denemiyorum? diye düşünmüş. Hemen evlerinin altındaki oyuncakçıya gidip birkaç tane balon almış. Büyük bir heyecanla balonlarını şişirmeye başlamış. Ama o kadar heyecanlıymış ki, balonlarını bir türlü şişiremiyormuş. Birge’ye biraz yardım edelim mi? Haydi hep beraber üfleyelim. (hep beraber üfleme hareketi yapılır, bir balonu üflüyormuş gibi.) bir ses duyuyorum, galiba balonlar patlak. Dinleyin, bakın fıss, fıss. (Fıss, fıss) Tekrar şişirelim (üfleme). Yine olmadı (fıss, fıss).

Birge kızmış ve balonu yere atmış. O sırada aklına bir şey gelmiş. Zaten kendi şişirdiğim balonla uçamam ki, bir uçan balon bulmam gerekir diye düşünmüş. Tam bu sırada uzaktan geçen baloncuyu görmüş. Hem de baloncu uçan balonlar satıyormuş. Baloncuya doğru koşmaya başlamış. (Olduğu yerde koşma hareketi) Baloncu amcanın yanına gelmiş. Ama doğrusu nefes nefese kalmış. (kesik kesik nefes alıp verme) Biraz dinlendikten sonra baloncu amcadan tam beş tane balon almış. Artık uçmam için hiçbir engel kalmadı diye düşünmüş. Balonları eline almış ve kollarını yukarı doğru uzatmış. Uzatabildiği kadar yukarı uzatmış, ayaklarının üzerinde yükselmiş, yükselmiş. (ayak ucunda yükselerek elleri yukarı doğru uzatma) ellerini uzattıkça uzatıyormuş; ama gücü kesilmiş ve birden yere doğru eğilmiş. (nefes bırakıp, kollar aşağıda, belden eğilme). Tekrar uzanmış (uzanma), eğilmiş (eğilme), uzanmış, uzanmış, uzanmış. Galiba oldu derken, aslında hala ayaklarının yerde olduğunu fark etmiş. Birge nasıl üzülmüş, size anlatamam. O kadar üzülmüş ki, yanındaki duvarın üzerine oturmuş. Bu işi nasıl yapabileceğini düşünürken yakınlardan geçmekte olan trenin sesiyle kendine gelmiş. Tren çuh, çuh, çuh (çuh, çuh,) sesleriyle geçmiş gitmiş. Trenin arkasından bakarken bahçedeki güzel çiçekleri görmüş. Güzel bir çiçek kokusu insanı her zaman mutlu eder diye düşünmüş. Çiçekleri koklamaya başlamış. (derin derin koklama). Ne yazık ki çiçeklerde Birge’yi mutlu edememiş. Birge hala mutsuzmuş. Sizce ona ne yapmasını söyleyebiliriz? (Çocuklar kendi fikirlerini söylerler. Aralarından biri uçak fikrini söylemezse eğitimci bunu hatırlatabilir.) Çocuklar, uçağa ne dersiniz? Niye daha önce aklımıza gelmedi. Uçmanın en kolay ve en güzel yolu bu.

Evet Birge de aynı bizim gibi, böyle düşünmüş ve koşarak annesine gitmiş. Olanları anlatınca annesi gülmüş ve ona sıkıca sarılmış. (Kendi kendine sarılma).

Tabii Birgeciğim sen uçmayı bu kadar çok istiyorsan babanla konuşup bir şeyler yapabiliriz. Belki ilk gezimize uçakla gideriz. Hem sana gökyüzünden göstermek istediğim o kadar çok şey var ki, demiş. Ve Birgeler ilk gezilerine uçakla gitmişler. Birge gökyüzünde çok mutlu olmuş ve uçmanın gerçekten çok güzel bi şey olduğuna bir kez daha karar vermiş.

NOT: Eğitimci öykü anlatırken rahatlama çalışmalarını önce kendisi yaparak model olur. Her çalışma birkaç kez yapılmalıdır. Ancak amacın jimnastik değil, rahatlama ve nefes açma çalışmaları olduğu unutulmamalıdır. Parantez içindeki bilgiler (hareket ve ses çıkarma) çocuklara uygulattırılır.

MEVSİMLER

MATERYALLER: yeşil, mavi, sarı ve beyaz kumaşlar; şapka, atkı, süpürge
1- çocuklar yarım daire şeklinde otururlar.
2- eğitimci yeşil örtüyü alarak çocuklara ne renk olduğunu sorar.
3- yeşil cevabı aldıktan sonra eğitimci gözlerimizi kapatalım ve “kendimizi ilkbahar mevsiminde piknikte, yemyeşil çimenlerinüzerinde oturuyor olarak düşünelim” der.
4- çeşitli sesleri ve doğadaki farklı kokuları söyleyerek çocukları yönlendirir.(kuş sesi, dere sesi, çimen kokusu, çiçek kokusu, toprak kokusu vb.)
5- eğitimci şu yönergeleri verir: “ip atlayalım.”, “top oynayalım.”
6- “yağmur başladı!” yönergesini verir. çocuklar minderlere geçerler. yağmurun dinmesini beklerler.
7- yeşil örtü kaldırılır. yağmur diner, günler geçer havalar ısınır. yaz mevsimi gelmiştir.
8- eğitimci “haydi şimdi yüzmek için denize girelim.” der. mavi örtüyü yere serer.
9- çocuklar farklı şekillerde yüzerler (yüzüstü, sırt üstü, ileri-geri vb.)
10- sonra kızgın kumlardan hplaya zıplaya geçilir.
11- tatil sona ermiş ve okullar açılmıştır. havalar soğumaya, yağmurlar yağmaya başlamıştır. sonbahar mevsimi gelmiştir.
12- eğitimci sarı örtüyü sererek “herkes şemsiyelerini açsın, su birikintilerine basmadan yürüsün.” yönergesini verir.
13- rüzgar kuvvetli esmektedir ve şemsiyelerini kuvvetli utmaları gerekir.
14- ağaçlar yapraklarını dökmüştür. onların üzerinde çıtır çıtır yürümek çok güzeldir.
15- eğitimci son olarak “bembeyaz bişey yağıyor.” der. kar cevabını alınca beyaz örtüyü serer.
16- kartopu oynamak için sıkıca giyinerek dışarı çıkarlar.
17- kartopu oynadıktan sonra bir arkadaşlarını beyaz örtüye sararak, kafasına şapka, boynuna atkı ve eline süpürge takarlar.
18- hep birlikte kardan adam şarkısı söylerler.
DEĞERLENDİRME: eğitimci tüm örtüleri yan yana dizerek “hangi örtüde nler yaşadık?” ve “bir yılda kaç mevsim varmış?” sorularını yöneltir.

İyi Haber Kötü Haber

Yaş grubu:
7-14
Grup büyüklüğü:
Tüm sınıf veya daha küçük bir grup
Gerekenler:
Daire şeklinde oturulacak bir boşluk

Aktivite
Bu aktivite dairesel hikaye anlatımı şeklinde yapılmaktadır, her çocuk hikayeye sırayla bir cümle eklemektedir. Fakat bu sefer çocuklara, “iyi haber şu ki…” ya da “kötü haber şu ki…” diye başlamalarını söyleyin.
Çocukların iyi ya da kötü haberlerinin bir önceki çocuğun söylediği ile bağlantılı olmasını sağlayın. Hangi durumda iyi veya kötü haberin bu hikayeye uygunluk göstereceği bazen zor olacaktır. Bu durumda hikayeyi sizin başlatmanız ve pek çok olasılık yaratmanız işe yarayacaktır.
Örneğin;

Öğretmen: Bu, küçük bir köyün dışında,
küçük bir evde ve çok mutsuz olarak
yaşayan Ayşe, Mehmet ve ailesinin
hikayesidir.

Çocuk A: iyi haber, daha büyük bir eve
taşınacaklarmış.

Çocuk B: Kötü haber, yeni evin çok odası
olmasına rağmen, odaların şimdiki
evdekinden çok daha küçük olmasıymış.

Çocuk C: İyi haber, aileye küçülme tozu
verilmiş ve hepsi de küçülmüşler.

Çocuk D: Kötü haber, bütün yiyecekleri çok yüksek bir dolaba konmuş ve
yetişemiyorlarmış.

Bu aktivite çocukları, bir önceki arkadaşlarını iyice dinlemelerine ve onlara cevap vermelerine cesaretlendirir. Bu beceriler grup çalışmasında çok önemlidir. Onların bu becerileri geliştikçe, siz kurallarda değişiklikler yapabilirsiniz, böylece bir önceki çocuğun söylediğinin tam:tersine fikir üretmelerini de önlemiş olursunuz. Örneğin çocuk D, “kötü haber, küçültme tozu işe yaramadı” dememelidir.

DERS:   Matematik
KONU:   Hacimler, büyüklük ve küçüklük kavramları
ALT BAŞLIK:   Benim Şeklim ve Büyüklüğüm Ne?
AMAÇ:   Şekil ve büyüklük (ebat) kavramları bilgilerini, drama yolu ile bedeni kullana-rak geliştirmek.
ÇALIŞMA ALANI:   Boş bir alan ya da okul salonu.
ARAÇLAR:   Yuvarlak ve ince-uzun balonlar.
BAŞLANGIÇ: Öğretmen aşağıdaki noktaları aklında tutmalıdır.

· Bütün beden kullanılarak, şekiller elde edilebilir.

· Çocukların yapılanları özümsemesi ve öğrenebilmesi için, yaptıkları şeklin ne olabileceği sorulmalıdır.

· Herhangi bir şekil oluşturduklarında, şekillerini korumaları konusunda onlara yardımcı olmak gerekir.

· Yarattıkları orijinal şekilleri onlarla tartışmak gerekir. Böylece hem birbirlerinden öğrenecekler, hem de kendi çalışmalarını takdir etmeyi ve değerlendirmeyi öğrenmeye başlayacaklardır.

Yuvarlak balonların oluşturduğu şekiller, hacimlerin nasıl değişebildiğini göstermede etkili olur. Balonları şişirirken çocuklara ne gibi değişiklikler gözlemledikleri sorulmalıdır. Çocuklar balonları taklit ederek yerlerde kıvrılmaya ve balon gibi şişirildikçe büyümeye başlarlar ve de balonun şişmesi durunca dururlar. Bu bölümde çocuklar balon gibi hareket ederler. Balon şişerken çıkan sesi taklit ederler. Şimdi yuvarlak balonlarla olduğu gibi, ince balonları kullanarak benzer süreç uygulanmalıdır. Ancak şekil ve hareketler yuvarlak balonlardan farklı olacaktır. Çocukların değişik deneyimlerini gözlemlemek gerekir. İnce balonlarla yuvarlak balonlar arasındaki fark çocuklarla tartışılmalıdır.
Balon elde tutulduğu veya elden bırakıldığı zaman ya da aniden bırakıldığında neler olduğu bir kaç kez denenmelidir. Balonun içerisindeki hava boşalırken sağa, sola uçması çocuklarla tartışılmalıdır.

Çalışmanın sonunda yapılanlar hatırlanarak bir genel değerlendirme yapılmalıdır.

Büyüklüklere göre şekiller çeşitlendirilir. Bir sönmüş balonun izlediği yol ve çeşitli şekil ve büyüklükte balonlar çizilir. Bu şekilleri çocuklar bedenleriyle oluşturabilirler. Sonra da şekiller üzerine tartışılır.

Ders:  Matematik

Konu: Şekiller

Amaç: Temel şekillerin (üçgen, kare, dikdörtgen, çember) özelliklerinin öğretiminin pekiştirilmesi.

Çalışma Alanı: Boş bir alan ya da okul salonu.

Araçlar: Çeşitli küçük karton şekiller ve yaklaşık 1 m. çapında yuvarlak lastik parçaları.

Giriş Alıştırmaları: Boyun, omuzlar ve bacaklardaki gerginliği azaltacak gevşeme alıştırmaları.Kontrol alıştırmaları (öne, arkaya, yanlara doğru yürümek gibi).* Alan ve beden kontrolü kullanımı (Çocukların birbirlerine çarpmalarından kaçınarak).* Çiftli çalışma: çocuklar ayakta; A, O, H, V, X harflerinin şekillerini oluştururlar.* Eşler değişerek ve yerde uzanarak aynı alıştırma tekrarlanır.* Tekil çalışma: çocuklardan sağ ayak başparmaklarını kullanarak üçgen, kare, çember ve dikdörtgen şekillerini çizmeleri istenir.

Gelişme: Öğretmen çeşitli şekil kartlarıyla dolu bir kutu ile çocuklar arasında dolaşır. Her çocuk herhangi bir şekil kartını seçer ve aldığı kartı diğer çocuklara göstermez. Sonra çocuklardan aldıkları şekli göstermeleri istenir. Aynı şekle sahip olan çocuklar bir grup oluştururlar. Her bir gruba şeklinin ismi sorulur. Gruplara bir yuvarlak lastik parçası verilir ve bunu kullanarak kendi şekillerini oluşturmaları istenir. Her grup, verilen lastik parçasını kullanarak şeklini nasıl en iyi biçimde yapacağını, kendi içinde araştırır. Bu yolla, grupların problemi kendi kendilerine çözmeleri sağlanır. Öğretmen sorular sorarak ve problemin nasıl çözüleceğini çocuklarla tartışarak, onların arasında dolaşır. Burada önemli olan nokta; öğretmen çocuklara nasıl yapacaklarını göstermeden, gerek duyduklarında onlara yalnızca  önerilerde bulunarak, fakat onların sonuca kendi kendilerine ulaşmasını sağlamaktır. Gruplar şekillerini oluşturduktan sonra, öğretmen sunulan şekilleri tüm sınıfla tartışır. Bu yolla, çocukların kendilerinin ve diğerlerinin çalışmalarına eleştirel bakışı cesaretlen- dirilir. Tartışmadaki eleştirel noktalar dikkate alınarak, her grup kendi şeklini tekrar oluşturur. Daha sonra gruplar şekil kartlarını değiştirirler ve çalışma her grup 4 temel şekli deneyinceye kadar devam eder. Sonrasında ise her grup kendi şeklinin özelliklerini konuşmak üzere davet edilir. Öğretmen her bir grup üyesinin söz alıp düşüncelerini belirttiğinden emin olmalıdır. Daha sonra öğretmen her bir gruba çeşitli şekiller vererek, onlardan bir insan şekli oluşturmalarını ister ve bu şekle BAY ŞEKİL adı verilir. Gruplar tarafından oluşturulan figürlerin bütün sınıf tarafından görülmesi sağlanır. Bir kez daha çalışmalar değerlendirilir. Tekil olarak her çocuk Bay Şeklin formunu oluşturur. Öğretmen çocuklara Bay Şeklin çok yoğun bir gün geçirdiğini ve dinlenmek istediğini söyler. Çocuklar Bay Şekil olarak uzanır ve dinlenirler. Çalışmanın Devamı: * 4 temel şeklin çizimi ve boyanması.* Bay Şeklin çizimi* Öğretmen tarafından çizilen bitirilmiş şekillerin çocuklarca tamamlanması.

Ders: Türkçe (Dil)

Konu: Çiftlik Hayvanları

Amaç: Çocukların hayal gücünü uyarmak, canlandırmak yakınlarındaki hayvanların hareket ve seslerini gözlemlemek için onları cesaretlendirmek.

Çalışma Alanı: Boş bir alan ya da okul salonu
Araçlar: Kaset çalar (teyp),hayvan sesleri kayıtları.

Başlangıç Alıştırmaları:Boyun omuz kaslarına yönelik gevşeme egzersizleri. Öne doğru eğilmek, yere eller ile dokunmak, kolları sallamak, omuzları dairesel olarak hareket ettirmek, kolları tavana dokunacakmış gibi germek.

Vücut kontrolü alıştırmaları: Sol dizi dengeyi kaybetmeden olabildiğince kaldırmak. Aynı alıştırmayı sağ diz ile tekrar etmek. Normal yürürken hızlı, amaçlı yürüyüşe geçmek.Çeşitli kol pozisyonları ile ayakta durmalı, çocukların birbirlerini gözlemlemelerini sağlayarak alıştırma, kolların pozisyonunu değiştirilerek tekrar edilir.Vücudun çeşitli bölümleri ile yere dokunup, çocukların birbirlerini gözlemleyerek, pozisyonlarını tartışmaları istenir. Alıştırma farklı duruşlarla tekrar edilir. Pozisyon tekrar değiştirilir, çocukların sabit durma, yavaşça hareket etme ve hızla hareket etmeleri istenir.

Gelişme: Çocukların Çiftlik (evcil)ve  vahşi hayvanlar arasındaki farkları anlamaya, ayırt etmeye yardımcı olmak amacı ile aşağıdaki oyun hazırlanır. Sınıf dört gruba bölünür: 2 grup yalnızca çiftlik hayvanlarından, diğer 2 grup ise  vahşi hayvanlardan bahsedecektir. Gruptaki her bir üyenin söz hakkı söz sırası olacaktır. Eğer vahşi hayvanların grubu, çiftlik (evcil) hayvanlarından konuşur ise bir puan kaybedecektir. En çok puan toplayan grup oyunu kazanır.  Öğretmen sözcük kullanmadan bir taklit yapar (mim). Çocuklara “Ben ne yapıyorum”? diye sorar ve çocuklar cevaplar. Daha sonra “Size ne yaptığımı söyledim mi”? diye sorar ve çocuklar hareket ile cevap verirler.Öğretmen çocukların bir kısmında bir hareketi taklit etmeleri, diğerlerin- den ise bunu tahmin etmelerini ister.İkili Çalışma: A bir çiftçi, B ise bir çiftlik hayvanıdır. B hangi hayvan olacağına karar verir ve o hayvanın nasıl ses çıkardığını düşünür. B seçtiği hayvan gibi hareket eder ve onun sesini çıkarır. A bu hayvan ile ne yapıldığını düşünerek, bunu taklit eder. (B tavuk gibi hareket edip, tavuk sesi çıkarırken, A ona yem verir). Her defasında yeni bir hayvan seçerek çocuklar rolleri değiştirirler. Öğretmen teypteki hayvan seslerini kullanarak, çocuklardan bu seslerin hangi hayvanlara ait olduğunu isteyebilir.

Akıcı Konuşma Alıştırmaları: Çocuklar eşleşip, çiftçi ve seçtikleri bir hayvan ola- rak veya iki hayvan olup sohbet ederler.Sakinleşme: Tüm çocuklar bir çiftlik hayvanı olur ve çiftlikte dolaşırlar. Güneş batmaktadır ve yorucu bir çalışma gününün sonunda, tüm hayvanlar uyumak üzere yerleşirler.

Takip Eden Çalışma: Çocuklar az önce yaptıkları taklitlerin resmini çizerler. Sonra da resmin öyküsünün bir kaç cümle ile yazarlar.

Kaynak: “ Drama Across The Primary School Curriculum”, Alfred Malla, Education Assistan-Drama, Goverment Printing Press, Malta, 1993.Çeviren: Meltem Arpacı, Oluşum Drama Atölyesi, Ankara, Nisan 1998.

Yaş: 11 – 13

Konu: Ses Eğitimi

Amaç: Ses eğitimine giriş yapmak. Grup duygusunu geliştirmek, konsantrasyonu pekiştirmek, toplulukla çalışma isteğini geliştirmek, grup içinde uyum sağlamak.

Çalışma Alanı: Zemini parke ya da halı kaplı boş bir salon.

Isınma: Katılımcıların bedenlerini ısıtacak/gevşetecek bir genel ısınmanın yanı sıra, boğumlanma temrinleri. Ses ısıtma ve ses açma. Herkes salona dağılsın, kümeleşmeyelim. Tek tek ama hep beraber çalışacağız. Yaptığınız işe konsantre olun ve birbirinize yardım edin. Hep birlikte anlamlı sesler çıkaracağız. Durun! diye bağırdığımda ya da el çırptığımda tüm seslerin anında kesilmesi gerekir. Hazır mısınız? Evet, herkes susturma sesi çıkarsın… Şşş… Şimdi fısıldama… Tıslama… Mırıldanma… Mızırdanma… İnleme… Yakarma…  Söylenme… Homurdanma… Kükreme… Bağırma… Durun! Son çıkardığımız sesten başlayarak (sondan başlayarak), başa doğru gideceğiz.
Bağırma…
Kükreme…
Homurdanma…
Söylenme…
Yakarma…
İnleme…
Mızırdanma…
Mırıldanma…
Tıslama…
Fısıldama…
Susma…
Durun!

Drama Liderine Notlar
Üzerinde önemle durulacak nokta, sözcüklerin değil, seslerin kullanılmasıdır. Tüm grup aynı ses yoğunluğu ve yüksekliğinde bir arada olmaya çalışmalıdır. Bu uyumu sağlamak kolay değildir. Bunun için iyi konsantre olmaları gerekir. Başardıklarında onları ödüllendirin.Amaç gereken sesi mümkün olduğu kadar gerçeğe yakın bir şekilde çıkarmak için, birbirleriyle yardımlaşırken grup “duygusunu” geliştirmektir. Bu tip bir “koro” çalışması katılımcıların birbirlerini dinlemelerini, yardımlaşmayı ve toplulukla çalışma isteğini geliştirir. Bu da yapılan drama çalışmasının ana amaçlarından birisidir.Eğer çalışmada çocuklar iyi bir konsantrasyon yakalamışlarsa; tüm sınıfla veya beşer kişilik gruplarla aşağıdaki çalışmalar denenebilir. Çocuklardan aşağıdaki duyguları seslerle ifade etmelerini isteyin; korkmuş,  gülen,heyecanlı, meraklı, sıkılmış, memnun, sinirli,  üzgün ve neşeli.

İlave Geliştirme
Çocuklar bir daire oluşturmalı ve kendilerinin birer büyük (zırıltılı, vızıltılı sesler çıkaran) topaç olduğunu düşünmelilerÇocuklar dairede kendileri dönmemeliler, birbirlerinin peşi sıra yürüyüp genel dairenin bir parçası olmalılar. Ancak çok hızlı bir şekilde ve daireyi hiç bozmadan, içeri ve dışarı doğru hareket etmeliler. Sonra onlara çok büyük bir ağız şeklini almalarını söyleyin. Bu çalışma ‘Koca Ağız’ diye anılır. Kimlerin dudak, dil veya diş olması gerektiğine grup karar vermelidir. Ağız yavaş ve gitgide ritimli bir şekilde soluk alıp vermelidir.Grup koca ağız olarak kızgın bir şekilde bağırmalı, horlamalı, dırdır etmeli, iç çekmeli ve feryat etmelidir.Koca ağız tüm grupla yapılabileceği gibi, 5 veya 6 kişilik küçük gruplarla da yapılabilir. Dikkat edilmesi gereken husus ‘söz’ yerine ’ses’ kullanmaları gerektiğidir.Son aşamada ise grup bilinen bir öyküyü sadece ‘ses’ kullanarak oynayabilir.

Kaynak: I DEAS WORK IN DRAMA Michael The odorou, STANLEY THORNES LTD. 1990, GREAT BRITAIN, THE BATH PRESS, AVON  (1. Bölüm; Geniş Gruplarla Çalışma, Sayfa 21 – 23)
Çev. Ceren Arzu OKUR, Oluşum Drama Atölyesi Drama Lideri

Küçük Grup Oyunu – Anı İşaretlemek

Küçük Grup Oyunu

Tanım
Küçük gruplar, bir hipotezi temsil etmek/savunmak veya alternatif manzaralar / davranış biçimleri sergilemek için doğaçlamalar hazırlar ve sunarlar. Doğaçlama yolu ile var olan bir durum ya da deneyimin algılanışı ifade edilir.

Kültürel Bağlantılar
Küçük eğlendirici oyunlar, skeçler, medya drama, okullarda oynanan oyunlar, gençlik klüpleri, sokak tiyatrosu, toplantılar.

Öğrenme Fırsatı
Düşüncelerin sıralanması; içerik seçimi, karakterize etmek; diyalog ve olayları araç olarak kullanma; performans yetileri; ifadeci/dışa vurumcu performansın güveni sağlaması.

Örnekler
1. Genç suçluların ıslahı çalışmalarına, gruptan genellikle gençlere has olan çeşitli suç sahnelerini doğaçlamaları istenerek başlanır. Bir sonraki çalışma için gruptan, yaşantılarını tüm yönleriyle ortaya çıkarabilecekleri en az bir karakteri dikkatlice hazırlamaları istenir. Grup seçtikleri anlarla ilgili konuşur ve daha sonra kendi anlayış ve düşüncelerini çeşitli imaj, şiir doğaçlamalar, dans veya mim ile ifade eder.

ANI İŞARETLEMEK
Tanım
Bir konunun anlaşıldığı veya bir duygunun hissedildiği / yükseldiği bir anda, ilgili pozisyon ya da anın altını çizmek. Katılımcılar daha sonra grup halinde ya da tekil olarak, ilgili duygu ve anlayışı ifade eden ve hatta o anı ortaya çıkaran “bir şey” bulurlar.

Kültürel Bağlantılar
Şiirler, hikayeler, önemli olaylar gösteren resimler (ölüm, doğum günü, ilk öpücük, bir siyasal olay vs.) hatıra fotoğrafları, gazeteler, heykeller, kahramanlık hikayeler, v.b.
Bu çalışmada öğretmen sergilenecek oyunda belirli ölçüde klişe ve genel-geçerlik (tipik) bekler. Takip eden çalışmaların çoğu önceki sahnede sergilenen manzara ve düşüncelere meydan okuyacak biçimde kurgulanabilir.
Sosyal hizmetlerdeki çeşitli rol ve fonksiyonlara bakış çalışmasında, gruplardan belirli yardım veya destek almadan hayatlarını idame ettiremeyen kişi veya grupları içeren sahneler hazırlamaları ve daha sonra her bir sahne/durum değerlendirilerek, her biri için ne tür bir yardım hizmetinin verilmesi gerektiği tartışılır.

STRUCTURING DRAMA WORK. A handbook of available forms in theatre and drama Jonothan NEELANDS
Edited by Tony GOODE. With a Foreword by Professor David BOOTH. Cambridge University Press, 1990, Cambridege, UK.
Çeviren: Meltem ARPACI. Oluşum Drama Atölyesi. Şubat 1999, Ankara

Kayıp Mazeret Dilekçesi

Yaş grubu:
7-14

Grup büyüklüğü:
3 kişilik gruplar

Gerekenler:
Özel bir materyal gerekmez.

Aktivite
Her gruptaki üçlüye, bir öğretmen, bir müdür ve bir de öğrenci rollerini üstlenmelerini ve aşağıdaki oyunu canlandırmalarını söyleyin.
Okul yenidir ve okula gelmeyen çocuklar için katı kuralları vardır. Çocukların okula döndükten i/k gün anne veya babalarından, neden gelmediklerini açıklayan bir kağıt getirmeleri gerekmektedir.
Çocuk kendi mazeret dilekçesini bulamamaktadır. Annesi yazmıştır, fakat o belki de almayı unutmuştur. Ya da yolda düşürmüş olabilir. Öğretmene ne söylemelidir? Öğretmen çocuğa inanıp inanmamakta tereddütlüdür ve müdüre gider. Öğretmen ne söyleyecektir?
Müdür ne söyleyecek ve ne yapacaktır?

Şekil Verme
5-14
Grup büyüklüğü:
Çiftler
Gerekenler:
Geniş bir alan, teyp, kaset
Aktivite
Her çiftteki çocuklara kimin “A”, kimin “B” olacağına karar vermelerini söyleyin. “A” nın bir miktar oyun hamuru görevi göreceğini, ‘B” nin de “A”ya bir sekil vereceğini açıklayın.
Modellerin mutlaka belli bir şeye benzemesi gerekmemektedir. Çocuklar modelleri ile uğraşırken hafif bir müzik çalmak faydalı olacaktır. Çocuklar birkaç dakika beraber çalıştıktan sonra, “B” lere, durup kendi sanat eserlerini övmelerini söyleyin. Sonra da “A”lara, pozisyonlarını değiştirmeden odanın etrafında dolaşmalarını söyleyin. Bazıları bunu diğerlerinden daha zor yapacaklardır. Daha sonra çiftlerden rollerini değiştirmelerini isteyin.
İzleme
Çocukların oyun hamuru ile çalışmalarını sağlayın. Çiftleri bozmayarak birbirlerinin gerçek modellerini, hamurdan yapmalarını isteyin.

Sessizlik
Yaş grubu:
9-14
Grup büyüklüğü:
Bütün sınıf, çiftler halinde
Gerekenler
Geniş bir alan
Aktivite
Her çifte bir durum örneği verin ve bunu sessiz bir drama haline getirmelerini söyleyin. Durumlar aşağıdaki gibi olabilir:
• Evde patates kızartıyorsunuz tava birden alev alıyor. Komşunuza gidip, onun telefonunu kullanarak itfaiyeyi arayacaksınız. Sesiniz kısılmış ve konuşamıyorsunuz. Söylemek istediğinizi nasıl anlatacaksınız?
• Derede bir köpek boğuluyor ama siz kendi başınıza ona ulaşamıyorsunuz. En yakındaki kişiye koşuyorsunuz ve gelip size yardım etmesini sağlamaya çalışıyorsunuz. Hiç bir kelime kullanmadan ne yapmasını istediğinizi açıklayın.
• Bir doğum günü partisi için kek pişiriyorsunuz ama yumurtayı yere düşürüyorsunuz ve başka yumurtanız da kalmamış. Komşunuzun evine gidip, hiç bir kelime kullanmadan ne istediğinizi ve neden istediğinizi açıklayın.
• Her çifte kendi sessiz dramalarını sınıfın geri kalanına anlatmalarını söyleyin.
İzleme
Çocuklar bu şekilde çalışma konusunda kendilerine güven duyunca, benzer bir durumu kendilerinin düşünmelerini ve durumu bilmeyen bir eşle çalışmalarını söyleyin. Eş, anlatmaya çalışılan sorunu tahmin edebilecek mi?

tanışma oyunları

El Sıkısma
Amaç: Katılımcıların birbirlerinin isimlerini ögrenmesini ve iletisim kurmalarını saglamak.
Sayı: En az 30 kisi
Süre: 10 dakika
Tüm katılımcılardan oda içerisinde yürümeleri ve 10 dakika içerisinde olabildigi kadar çok kisiyle el sıkısıp, isimlerini söylerek
kendilerini kısaca tanıtmaları istenir.

Müzikli Balonlar
Amaç: Katılımcıların birbirlerinin isimlerini ögrenmesini ve iletisim kurmalarını saglamak.
Sayı: En az 10 kisi
Süre: 10 dakika
Malzemeler: Katılımcı sayısı kadar balon, 5-10 tane Asetat Kalemi, CD ya da kaset çalar.
Tüm katılımcılara birer tane balon dagıtılır. Balonları sisirmeleri ve üzerine isimlerini ve geldikleri ilin adını yazmaları istenir. Daha
sonra müzik çalmaya baslar ve katılımcılar balonları havaya atarak karısmasını saglarlar. Müzik durana kadar amaç, balonların
tamamını olabildigi kadar havada tutmak ve yere düsmelerini önlemeye çalısmaktır. Müzik durdugu zaman herkes en yakınındaki
balonu yakalayarak, ellerindeki balonun üzerinde ismi yazan kisiyi bulmaya çalısır.
Not: Zamana ve katılımcıların istegine baglı olarak aynı oyun iki-üç tur halinde de oynanabilir.

Isim ve…
Amaç: Tanısma ve isimleri hatırlama
Sayı: Herhangi
Süre: 10-30 dakika (grubun büyüklügüne göre)
Tüm katilimcilar halka seklinde dururlar. Sirayla herkes adini söyler ve ardindan bir hareket, sekil ya da mimik yapar.
Katilimcilarin hepsi isimlerini ve hareketlerini bitirdikten sonra sirayla herkesin adi soylenir ve hareketi yapilir. Isimler hareketin
haricinde asagidakilerle birlestirilebilir:
Isim ve mimik: Katilimcilar isimlerini söylerler ve ardindan kendilerine özgün bir mimik yaparlar.
Isim ve hareket: Katilimcilar isimlerini söylerler ve ardindan o an içinde bulunduklari ruh halini belirten (örnegin: el çirpma, basla
selamlamak…) veya ne is yaptiklarini ya da nereden geldiklerini belirten bir hareket yaparlar.
Isim ve hayvan: Katilimcilar isimlerini söylerler ve ardindan isimlerinin bas harfiyle baslayan bir hayvan söylerler. Önemli olan bir
hayvanin birden fazla söylenmemesidir. (örnegin: Ayse – Ari; Ceyda – Ceylan…) NOT: Hayvan yerine yemek ismi de
söylenebilir.
Varyasyonlar: Herbir katılımcının ardından tüm grup bir eko gibi “isim ve…” yi tekrarlar.

Alfabetik Sıra
Amaç: Isimleri ögrenmek, grubu birbirine ısındırmak
Sayı: minimum 10 kisi ve üzeri
Süre: 5 dakika
Materyal: Kisi sayısı kadar sandalye
Katilimcilarin sayisina göre olan sandalyeler halka seklinde dizilir ve katilimcilardan sandalyelerin üstüne çikmasi istenir.
Hiçbirsekilde konusmadan ve sandalyeden yere inmeden alfabetik siraya geçmeleri istenir.
Not: Baslangiç – bitis noktalarini ve hareket yönünü oyunu yürüten kisi belirleyebilir ya da tamamen katilimcilara birakir.

Üç Parmak
Amaç: Tanısmak ve ısınma
Sayı: Herhangi
Süre: 10 dakika
Tüm oyuncular üç parmaklarini havaya kaldirirlar. Isaret parmagi “isim”, orta parmak “en sevdigi içecek” ve yüzük parmagi da “en
çok gitmek istedigi ülkeyi” temsil eder. Oyuncular odanin içerisinde yürümeye baslarlar ve karsilastiklari herkesin parmaklarina
kendininkileri degdirerek sirayla parmaklarin temsil ettiklerini söylerler. Amaç belirli süre içerisinde en çok kisiyle karsilasmaktir.
Not: Parmak sayısı arttırılabilir, temsil ettikleri seyler kullanılacagı aktivitenin türüne gore degistirilebilir. Örnegin, yas, sehir,
spor, sevdigi sevmedigi seyler gibi…

Bana Öykünü Anlat
Amaç: Tanısma
Sayı: en az 10 kisi
Süre: 30 dakika
Katilimcilardan kendilerine bir es bulmalari istenir. Her biri digerine öyküsüng anlatmaya baslar. Bütün öyküler “Buraya gelmeye
su sekilde karar verdim:…” veya “ Buraya gelebilmek için seçildim çünkü…” cümlesiyle baslar.
Ikili gruplar birbirlerine öykülerini anlattiktan sonra diger bir iki kisiyle birlesip 4 kisilik bir grup olmalari istenir. 4’lü gruplar
içerisinde yeniden öykülerini anlatmalari ve bu sefer nereden geldiklerini, ülkeleri ya da sehirleri hakkinda bir iki cümle
eklemeleri istenir.

Ülke Kagıtları
Amaç: Katılımcıların geldikleri ülkeler hakkında deha detaylı bilgi edinmek
Sayı: 5-20 kisi
Süre: 1-1,5 saat
Malzemeler: Kagıt, kalem, makas, gazete, dergi, pastel boya, keçeli kalem vb…
Katilimcilar ülkeleri hakkindaki bilgileri kagitlara geçirirler. (eger ayni ülkeden birden fazla katilimci varsa bir grup olusturabilirler)
Kagitlarin bir bölümünde baskent, para birimi, nüfus, dil ve o ülkeye özgü seyler vb yer almalidir. Katilimcilar ve/veya gruplar tüm
bunlari resimlerle anlatirlar. Hazirlanan kagitlar duvarlara asilarak sergilenir.

Battaniye
Amaç: Tanisma, isim ogrenme ve hatırlama.
Sayı: Herhangi
Süre: 20-30 dakika
Grup iki bolunerek iki takim olusturulur ve iki liderin elinde tuttugu battaniye çarsaf ve benzeribir malzemeyle iki tarafa ayrilirlar.
Her gruptan birer kisi battaniyenin onune yaklasir. Liderler battaniyeyi asagiya indirirler ve battaniyenin önündeki kisiler
karsisindakinin ismini soylemeye çalisir. Karsisindakinin ismini ilk olarak söyleyen kazanir ve kaybedeni kendi grubuna dahil
eder. Amac bir grubun diger grubun tamamini kendi tarafina geçirmesidir ancak grup kalabalik ise belli bir zaman sonunda lider
tarafindan da sonlananabilir.

Ping-Pong
Amaç: Tanısma, isim ögrenme hatırlama
Sayı: Herhangi
Süre: 15-25 dakika
Grup daire olusturacak sekilde ayakta dizilir. Ebe ortaya geçerek parmagiyla isaret ettigi kisiye “ping” yada “pong” der. Ebe
isaret ettigi kisiye ping derse isaret edilen kisi kendi solundaki kisinin ismini 3 saniye içinde söylemelidir, pong derse sagindaki
kisinin ismini söylemelidir. Yanlis söylerse ebe olarak ortaya geçer. Ebeb uzun süre ortada kalinca yada herkesin kendi
yanindakinin ismini ezberledigini düsünüp yer degistirmelerini istediginde “ping-pong” diye bagirir. “Ping –pong” dendiginde
herkes yer degistirmek zorundadir.

Top ve…
Amaç Tanısma, isim ögrenme, hatırlama
Sayı: en fazla 20
Süre: 10-20 dakika
Malzeme: Tenis topu
Etkinligin ilk günü oynatilabilecek bir oyun. Katilimcilardan ayakta ya da oturarak bir daire olusturmalari istenir. Oyunu yöneten
kisi elindeki 1 adet tenis topunu göz göze geldigi kisiye atarak “adini” söyler. Topu alan kisi göz göze geldigi bir baska kisiye
topu atarak “adini” söyler. Ancak topu atacak ve topu tutacak kisilerin mutlaka göz göze bakmalari sarttir, bu kurali oyunu
yöneten kisi oyuna baslamadan önce açiklamalidir. Oyunda top atma/top tutma, ad söyleme ve göz göze bakmaktan baska bir
eylem yapilmaz ve konusulmaz. Bu oyunun 1. asamasi giderek hizlandirilir. Daha sonra lider oyunun 2. asamasina geçer. 2.
asamada topu atan kisi, topu attigi kisinin adini söylemeye çalisir. Bu oyun da giderek hizlandirilir ve kampçilar birbirlerinin
adlarini ögrenmis olurlar. (Ayni oyunun asamalari kampçilarin diger özellikleri için de uygulanabilir: örnegin; geldikleri ülke,
yaslari, vs.)

Arkamda Biri Var
Amaç: Katılımcıların birbirlerinin isimlerini ögrenmeleri ve iletisim kurmaları.
Sayı: en az 10 kisi
Süre: 5-10 dakika
Malzemeler: Katılımcıların tamamına yetecek kadar isimlik veya yaka kartı, büyük siyah bir naylon poset.
Katilimcilardan isimliklere veya yaka kartlarina isimlerini yazmalari ve dolastirilan büyük siyah bir naylon posete atmalari istenir.
Daha sonra herkes torbadan bir isimlik/yaka karti alir ve ayni anda baslayarak kartin üzerinde ismi yazili kisiyi bulmaya çalisir.

Isim Zinciri
Amaç: Tanısma
Sayı: En az 10 kisi
Süre: 15-20 dakika
Katilimcilar büyük bir daire halinde ayakta dururlar. Daha sonra oyunu oynatan egitmenden baslayarak isimlerini sag yanlarindaki
katilimciya dönerek söylerler. Bütün katilimcilar sirayla isimlerini bir zincir gibi yanlarindakine iletirler.
Not: Oyun degisik sekillerde oyananarak daha eglenceli hale getirilebilir. Örnegin katılımcılardan isimlerini içinde bulundukları
ruh halini yansıtacak sekilde söylemeleri istenebilir.

Isim Balonları
Amaç: Tanısma, isim ögrenme
Sayı: En az 10 kisi
Süre: 10 dakika
Malzemeler: Katılımcı sayısı kadar balon, asetat kalemi
Katilimcilar daire olusturacak sekilde ayakta dururlar. Her katilimci dagitilan balonlari sisirerek ismini okunacak sekilde balona
yazar. Oyunun basinda katilimcilar balonlari kaldirip isimlerini yüksek sesle söylerler. Gerekli görülürse isimlerini ikinci bir kez
daha söylemeleri istenebilir. Daha sonra katilimcilar balonlari dairenin ortasina atarlar ve oyunu oynatan kisinin komutuyla herkes
ortaya gidip bir balon alir. Amaç 30 saniye içinde balonu sahibine vermektir. 30 saniyenin sonunda herkes kendi balonuna
ulasamamissa oyun tekrarlanabilir. Böylece katilimcilarin birbirlerinin isimlerini daha iyi ögrenmeleri saglanabilir.

Sogan-Sarımsak
Amaç: Tanısma, Isim ögrenme
Sayı: Herhangi bir grup
Süre: 10 dakika
Katilimcilardan daire seklinde ayakta durmalari istenir, ortada bir ebe vardir. Önce herkes solundaki ve sagindaki kisilere ismini
sorar. Daha sonra ortadaki ebe, birine isaret ederek “sogan” ya da “sarimsak” der. Isaret ettigi kisi, ebe “sogan” derse solundaki
kisinin, “sarimsak” derse sagindaki kisinin en fazla 3 saniye içinde ismini söylemek zorundadir. Eger sorulan ismi dogru olarak
söylerse, ebe bir baska kisiye ayni sekilde sogan ya da sarimsak diye sorar. Eger sorulan kisi ismi dogru olarak söyleyemezse,
bu durumda ebe o olur ve önceki ebe onun yerine geçer. Oyunu yöneten kisi, uygun gördügü zaman oyunu durdurur.
Not: Oyunu biraz daha hareketlendirmek için, oyunu yöneten kisi istedigi zaman katılımcılardan yerlerini degistirmelerini
isteyebilir. Böylece herkes birden fazla isim ögrenecektir…

Tuvalet Kagıdı
Amaç: Katılımcıların birbirlerini daha yakından tanımalarını saglamak
Sayı: en az 10 kisi
Süre: Katılımcı sayısına baglı olarak 10-30 dakika
Malzemeler: Bir rulo tuvalet kagıdı
Oyunu yöneten kisi yerlerinde oturan katilimcilara bir rulo tuvalet kagidini verir rulodan istedikleri sayida parçayi koparip almalarini
ister. Herkes kagitlarini aldiktan sonra, oyunu yöneten kisi sirayla her katilimcidan koparttigi kagit parçalarinin sayisi kadar kendi
hakkinda birseyler söylemesini ister. Her katilimcinin kendi hakkinda en az bir seyi diger katilimcilarla paylasmasiyla
katilimcilarin birbirlerini daha iyi tanimalarii ve daha yakin iliskiler kurmalari saglanabilir.
Not: Bu oyun aynı zamanda çesitli degisikliklerle bir kültürlerarası ögrenme aracı olarak uluslararası aktivitelerde de  kullanılabılir.

PANDOMİM ÇALIŞMALARI..

ETKİNLİK ADI : EŞYALAR
AMAÇ: VÜDUT DİLİ İLE BAZI NESNELERİ OLUŞTURMAK-YARDIMLAŞMAK

Çocuk sayısına uygun olarak çocuklar 4 ya da 5 er kişilik gruplara ayrılırlar.Daha sonra tüm gruplar evimizde kullandığımız eşyalarla ilgili kısa bir sohbet yapılır.Evimizde ne gibi eşyalar kullanırız, hangi özellikleri vardır. Vs. şeklinde sorular sorulabilir. Daha sonra pandomime geçilir.İlk önce bir grup çıkar ve o gruptan bir kişi diğer arkadaşlarını şekli vererek kararlaştırdıkları bir ev eşyasını yapmaya çalışır.Eşyayı yaptıktan sonra diğer gruplar yapılan nesnenin ne olduğunu bulmaya çalışır.

ETKİNLİK ADI : MEKTUP VAR
AMAÇ: SADECE VÜCUT DİLİNİ KULLANARAK SÖZSÜZ ANLATIM YAPMAK
malzeme : kağıt

Çocuklar yarım ay şeklinde oturtulur.Ve içlerinden bir çocuk seçilir.Seçilen çocuğun eline bir kağıt verilir.Çocuğa bunun bir mektup olduğu ve bu mektupta yazan şeyleri arkadaşlarına sözsüz olarak anlatması istenir.Çocuk jest ve mimikleri ile mektupta yazılı olduğunu düşündüğü şeyleri arkadaşlarına anlatır.Örneğin çocuk kendine sarılarak mektubu yazan kişinin onu çok özlediğini anlatabilir.Etkinlik sonunda çocukların neler anladığına dair fikirleri alınır.

ETKİNLİK ADI : BENİ TAMAMLA
AMAÇ: SADECE VÜCUT DİLİNİ KULLANARAK SÖZSÜZ ANLATIM YAPMAK

Çocuklardan iki kişi seçilir.Seçilen bu iki kişi bir nesneyi vücutlarını kullanarak yapmaya çalışır.Ve diğer çocuklar bu yarım kalan nesneyi tahmin ederler ve kendi arzuları ile nesneyi tamamlamak için kendi vücutlarını biçimlendirirler.

ETKİNLİK ADI : İHTİYACIM VAR
AMAÇ: SADECE VÜCUT DİLİNİ KULLANARAK SÖZSÜZ ANLATIM YAPMAK

Öğrencilere sevdikleri bir kişiye parti hazırlayacakları söylenir.Ama partiyi hazırlarken yapacakları malzemelerden bazılarının eksik olduğunu ve bunu komşularından istemeleri söylenir..Örneğin kek yapacaklarsa yumurta kalmamıştır evde ve bunu komşudan sözsüz olarak istemeye çalışır, ya da süsleme yaparken balon yoktur.Bunu da sözsüz olarak anlatmak zorundadır.

Kralın Kızı Hastaymış…

Hedefler
• Yaratıcılık ve düş gücünü geliştirmek;
• Problem çözme becerilerinin gelişimini sağlamak;
• Empati kurabilme yeteneğini kazandırmak.

Araçlar
Kaset/CD Çalar; Hareketli dans müziği içeren Kaset/CD; Minderler / Sandalyeler vb. Resim kağıtları – boyalar. Hazine Sandığı (içinde pastalar, bisküvi, meyve suyu vb.);

Isınma Kızgın Ayı Oyunu (Augusto Boal) :
Kızgın Ayı (Lider) bağırınca, herkes yere yatar, kıpırdamaz. Ayı, gıdıklama vs, ile güldürmeye, hareket ettirmeye çalışır. Kıpırdayan, ayının yavrusu olur ve ayının arkasına geçer, o da ayıya yardımcı olarak, diğerlerini kıpırdatmaya çalışır. Kıpırdamadan sona kalan oyunu kazanır, sonraki turda o ayı olur.

Oyun Lider : “Kralın bir kızı varmış, ancak kralın bu çok sevdiği kızının bir hastalığı varmış. Onu iyileştirecek olan kişiye, kral tüm hazinelerini verecekmiş. Bu hastalığın ilacı, Kaf Dağı’nın tepesinde, derin bir mağarada**yetişen, pembe çiçekli bir bitkiymiş. Gönüllü kurtarıcılar hazırlanan bir törenle uğurlanırlar, (oluşturulan) dağları, tepeleri aşarlar, derelerden, (yine oluşturulan) köprülerden geçerler. Gece olur, mola verilir. Yatacakları yerleri hazırlar ve uyurlar. Sabah temizlik (özbakım ve**çevre) ve kahvaltı yapılır. Uzun bir tırmanıştan sonra mağaraya varırlar. Ancak bu mağarada yaşayan yaşlı ve çok mutsuz bir ayı varmış (Lider). Ayı önce bunları kovalar, ama onlar ayıya amaçlarının prensesi iyileştirmek olduğunu söylerler. Ayı da bugün doğumgünü olduğu halde, yıllardır hiç hediye almadığını söyler. Çocuklar ayıya küçük hediyeler verirler, ayıyla arkadaş olur, yine geleceklerini söyleyerek ayrılırlar. Aynı yolu aşarak saraya ulaşırlar. Prenses iyileşir, Kral, içinde pasta, meyve suyu vb. olan hazineyi kurtarıcılara verir, dans ederek kutlarlar.

Değerlendirme Yolculuğun istedikleri bir bölümünün resmini yapmaları istenir, daha sonra resimler hakkında sorular sorularak, neyi nasıl algıladıkları konusunda bir fikir edinilebilir.

 

BALONCU

6 kişi seçilir ve balon rolleri dağıtılır ve yazan sözler ezberletilir.

-offf çok sıkıldım
-gidelim
-Ayy bende burada çok sıkıldım
-Kaçıp gidelim arkadaş
-Yaa birde kaçmayı çıkartmayın
-Baloncu çok üzülür.
Der ve kaçarlar….apartmanların arasında yeşil çayırlarda dolaşırlar güneş çok ısıtmıştır dünyayı ve balonların ince bedenleri buna daha fazla dayanamaz ve tek tek sönerler.

Baloncu :Balonlarım balonlarım nerdesiniz?Baloncu balonları bulur ve her birine dokunur ve balonlar canlanır.
-Eğer benden habersiz dışarı çıkarsanız başınıza böyle şeyler gelir der ve biraz da kızar.
Sonra bir bayan gelir ve
-İyi günler efendim ben bu balonlardan almak istiyorum.
Baloncu:
-Bunlar ikinci kez yapıldı hemen patlayabilir der .
-Ben zaten onları süs olarak alacağım
-Peki o zaman der ve balonları veririr.
Bayan eve döner ve çocuğu der ki:
-Anneciğim bu balonları ne için aldın ?
-Doğum günün için aldım yavrum ben şimdi pasta almaya gidiyorum der ve evden çıkar
çocuk balonları tek tek eller ve balonlar söner
çocuk çok üzülür ve başlar ağlamaya,annesi gelir ve;
-Ne oldu neden ağlıyorsun
-Balonlarım patladı..
o sırada baloncu gelir ve
-Balonlarım patladı diye üzülme yeter ki bombalar patlamasın..
baloncu hepsine dokunur ve dokunduğu balonlar canlanır tüm çocuklar el ele tutuşur ve
BALONLAR PATLAMASIN ÇOCUKLAR AĞLAMASIN

FOTOĞRAF KARESİ

Tanım: Katılımcılar kendi bedenlerini kullanarak, bir yaşantıyı, düşünceyi, ya da temayı fotoğraf şeklinde yansılarlar ya da bir kişi gruba heykeltıraşlık yapar. Gerçek – hayal, rüya – kâbus gibi karşıtlıkları da gösterebilirler. Bunun için, değişik karşıt imgeleri de oluşturabilirler.

Çıkış Noktaları: Fotoğraflar, videoda donmuş görüntüler, portreler, reklamlar vb.

Öğrenme Yolları: Fotoğraf karesiyle düşünceyi somut olarak yansılamak, izleyenler tarafından kolayca algılanan bir bulgu olduğu kadar, katılımcı için de pratik ve ekonomik bir ifade formudur. Bu ifade biçiminde katılımcılar, dil ile iletişimde olduğundan daha fazlasını sunarlar.

Örnek: Büyük kente gitmek isteyen bir gencin fotoğrafı, O’nun için endişelenen ailesinin fotoğrafı,  Gencin büyük kentte yaşayabileceği olumsuzlukların fotoğrafı tüm grupça canlandırılır. Sonra grup olayı tartışır. Gencin büyük kente gitme nedenleri üzerinde durulur. Kırsal kesimdeki insanların yaşayışlarının daha iyi bir hale getirilmesi için grubun belirleyeceği fotoğraflar oluşturulur. Sonuç olarak grup olayı değerlendirir.


GRUP OYUNU

Tanım: Lider dâhil tüm grup, kendilerini gerçekten bir sorunla karşı karşıyaymış gibi hayal ederler. Grubun konuşma ve tavırları bu sorunun yarattığı atmosfere uygun olarak belirlenir ve sorun çözülür.

Çıkış Noktaları: İmgesel oyun deneyimleri, grup fantezileri, takım oyunları, film veya tiyatro çalışma deneyimleri, grupların farklı durumlarda davranabileceği veya reaksiyon gösterebileceği toplu imgesel çalışmalar.

Öğrenme Yolları: Grup aynı anda çalıştığı için, başkalarınca izlenmenin baskısını ortadan kaldıran doğal bir çalışma yolu. Grup problemler konusunda bilgilendikten sonra çözüme gitmeli ve oyunu kendi imgesel aktivitesi ile gerçek arasındaki oyun dağarına katmalıdır. Bu durum heyecan ve hikâye geliştirme yoluyla ve dramatik metin üzerinde katılımcıların ilgisini geliştirerek katkı sağlar.

Örnek: Bir kentte yapılan otobüs boykotu. Olayın dramatik yapısı grupça oluşturulur ve boykotun başarılı olmasını sağlamak için çalışılır. Grup bu olayda vatandaşlık haklarını savunanları canlandırır.

Çev. Dr. Gülçin Güler
Oluşum Dergisi. Temmuz 2000. Ankara.

ETKİNLİK ADI: Vücudumuzla resim yapma
PSİKOMOTOR ALAN
Amaç 1- Bedensel koordinasyon gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım 1- Sözel yönergelere uygun olarak ısınma hareketleri yapar.
Amaç 5- Denge gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım 4- Tek / çift ayak üzerinde olduğu yerde zıplar.
MATERYAL:Kendi vücudumuz
SÜREÇ:Resim kağıtlarımız yerlerimizde yavaş yavaş kağıtlarımıza doğru koşuyoruz,şimdi yavaşlıyoruz,şimdi tekrar hızlanıyoruz.
Şimdi kağida yerimizde zıplaya zıplaya ulaşalım,şimdi boyamaya başlayalım.Şimdi kollarımızla yavaş yavaş boyayalım,şimdi ellerimizle hızlı hızlı boyayalım.Şimdi parmaklarımızla yavaş yavaş boyayalım,şimdi ayaklarımızla boyayalım.Şimdi topuklarımızla hızlı hızlı boyaylım,şimdi sırtımızla yavaş yavaş boyayalım,Şimdi burnumuzla boyayalım,şimdi saçlarımızla boyayalım.Şimdi oturalım ve (…) diyerek rahatlama çalışmasına geçilir.

ETKİNLİK ADI: Yaprak
DİL ALANI
Amaç 4- Kendini sözel olarak ifade edebilme.
Kazanım 6- Duygu, düşünce ve hayallerini söyler.
MATERYAL: —-
SÜREÇ:Gözlerimizi kapayalım.Minik birer yaprak olduğumuzu düşünelim.Yavaş bir rüzgar esiyor. Rüzgar gitgide hızlanıyor. Artık dalda duramıyorsunuz. Hızla esen rüzgar sizi daldan kopardı ve uçurmaya başladı. Dağları, nehirleri aştınız, hızlıca uçuyorsunuz. Aniden rüzgar kesildi ve yavaş yavaş gökyüzünde süzülüyorsunuz. Nereye konmak isterdiniz?

ETKİNLİK ADI:Yönergelerle yürüme
PMA
Amaç 1-Bedensel koordinasyon gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım 4-Sözel yönergelere uygun olarak yürür
Amaç 5- Denge gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım1-Farklı zeminler üzerinde yürür
YAŞ: 5-6
Kavram:Yaşlı-genç
MATERYAL:–
SÜREÇ:Grup çember olur , liderin yönergesine göre yaşlı ve genç insan olarak yürümeye başlar. Lider : ‘Yaşlı insanın çamurda, sıcak kumlarda , topallayarak , buz üzerinde , robot gibi , cam kırıklarının üzerinde , pisliklerinin arasında , ezilmiş domateslerin üzerinde , ayaklarında topuklu ayakkabı ile , huzurlu , korkmuş , neşeli , sinirli , vb. yönergeler le ve yine genç insanın çamurda, sıcak kumlarda , topallayarak , buz üzerinde , robot gibi , cam kırıklarının üzerinde , pisliklerinin arasında , ezilmiş domateslerin üzerinde , ayaklarında topuklu ayakkabı ile , huzurlu , korkmuş , neşeli , sinirli , vb yönergelerle yürümesi istenir.En iyi taklit yapan çocuğu arkadaşları seçer.Ve bugünkü tüm etkinliklerimizdeki lider o olur.

Eğitici Drama Etkinliklerine Örnekler:

1.Müzik Eşliğinde Farklı Selamlaşmalar:
Çocuklar müzik eşliğinde odada serbestçe dolaşırlar. Lider müziği kestiğinde
hemen yanındakiyle farklı şekilde selamlaşılır.Tokalaşma,el içlerini
birbirine vurma,burnunu birbirine sürtme,ayakları,dizleri,sırtı birbirine
dokundurma vs şeklinde olabilir.
Drama çalışması bitince değişik selamlaşma çalışmaları beraberce
hatırlanır,ne hissedildiği hakkında konuşulur.

2.Ayna Ol
Hafif bir müzik açılır ve karşılıklı durulur.Lider ne yaparsa diğeri de aynı
hareketi yapmaya çalışır.Belli bir süre sonra lider değiştirilerek çocuğun
lider olmasına olanak sağlanır.

3. Fırça Nerde?
Çocuğa önünde duvar olduğunu varsayması söylenir. “Yanımıza bir kutu kırmızı
boya alıyoruz ve ellerimiz fırça olsun. Bu duvarı boyayalım” denir. Çocuk
ellerini fırça gibi kullanarak duvarı boyuyor gibi davranır.Sonra fırça
temsili olarak yıkanır.”Şimdi de yanımıza sarı boya alıyoruz,bu sefer de
ayağımız fırça olsun,kırmızı duvarı sarıya boyayalım” denir.Çocuk bu sefer
de ayağını fırça gibi kullanır.Duvarı boyamaya
başlar.Sırayla,dizler,dirsekler,sırt,popo gibi vücut bölümleri fırça olarak
düşünülür ve duvar her seferinde değişik renge boyanır.
Drama çalışması bittiğinde çocuğa en çok hangi fırçayı sevdiği, başka hangi
vücut bölümleri fırça olarak kullanılabilineceği ve drama çalışması
sırasında neler hissettiği sorulur.

4.Sırt sırta Dans
Sırt sırta gelecek şekilde grup olunur ve müzik eşliğinde temas kaybetmeden
dans edilmeye çalışılır. Müziğin temposu değişken olursa daha zevkli olur.
Drama çalışması sonunda çocuğa ne hissettiği sorulur,hangi tempoda
zorlandığı ve hangi tempodan zevk aldığı hakkında görüşleri alınabilir.

5.Bir şey Tut
Çocuğa mavi renkli bir şey tut denir ve çocuk o sırada odada bulunan mavi
renkli herhangi bir şeyi tutar. Bu oyun değiştirilerek “kulak tut,başparmak
tut,kalem tut,üçgen tut,kare tut” şeklinde değiştirilerek de oynanabilir.

6. Köfte Kızartma(Grup oyunu)
Çocukların bazıları kıyma bazıları karabiber, tuz, salça, bazıları ekmek
içi, bazıları tava, bazıları da yağ olur. Lider olan kişi aşçı rolünde tüm
malzemeleri bir araya getirip malzemeleri yoğurur gibi yapar. Çocuklar bu
arada birbirine karışır.Sonra köfteleri alıp tavaya koyar yağla birlikte
kızartır gibi davranır.Aaa bakın köfteler nasıl ses çıkarıyor der.Çocuklar
cızır cızır sesler çıkarırlar.Sonra köfteleri tabağa koyup yemeye başlar.
Bu drama örneği az çocukla daha basit bir yemek şeklinde oynanabilir.Örneğin
makarna ve tencere,peynir ve ekmek vs gibi.Çocuk makarna,kocaman bir leğen
de tencere olabilir.Lider anneyse bazen çocukla rol değişimi de yapmalıdır.
Drama çalışması sonunda çocuklara neler hissettikleri sorulur,hangi rolü
daha çok beğendikleri sorulur.Yemeği yaparken hangi malzemeleri
kullandıkları hatırlanır.

7. Mısır Patlatma Oyunu
Bu oyundan önce lider çocukla birlikte mısır patlatırsa oyun daha anlaşılır
hale gelir.Lider olan kişi çocuğa mısır olduğunu söyler ve çocuğu ateşin
üzerindeki tencereye koyuyor gibi yapar.Lider tencereyi salladıkça mısırlar
da sallanır.Biraz zaman geçince ateş hızlanır ve mısır yavaş yavaş patlamaya
başlar.Patlayan mısır kendini yere atar.

8. Bu Nedir?
İçi görünmez bir torbanın içine değişik eşyalar konur ve çocuğun gözünü
kapatarak bu torbadan bir eşya seçmesi istenir.Çocuk dokunarak eşyayı
bulmaya çalışır.Bildiği zaman gözü açılır ve bu eşyayı başka ne olarak
kullanabiliriz diye sorulur.Örneğin eşya bir kalemse bu kalemi diş fırçası
olarak kullanabiliriz,dudağımızın üzerine koyarak bıyık yapabiliriz vs gibi.
Bu torbanın içindeki eşyalar çıkarılıp halının üzerine konur,çocuğun gözleri
bağlanır ve eşyalardan biri çıkarılır.Çocuğun gözleri açılır,hangi eşyanın
saklandığı sorulur.

9. Ormanda Gezinti
Çocuğa Ormanda bir gezinti oyunu oynanılacağı söylenir. Önce yatakta
uyunuyor gibi yapılır.Saat çalar,erkenden kalkılır.Eller ve yüz yıkanır gibi
yapılır.Güzel bir kahvaltı yapılır.Dişler fırçalanır.Yanımıza yiyecek bir
şeyler de alalım denir ve yola çıkılır.Odanın içinde yürünmeye başlanır.Dar
bir yol,bir dere,tahta bir köprü,yapraklı bir yol,bir dağın etrafı geçilir
gibi davranılır.Bir odada oturulup dinlenilir.Getirilen yiyecekler çıkarılır
ve yenir gibi yapılır.Sonra gezintiye devam edilir.Akşam olunca eve
dönülür.Eller ve yüz yıkanır diş fırçalanır ve iyi geceler dileyip yatılır.
Çalışma sonunda ormanda gezintinin hangi kısmının daha fazla sevildiği
sorulur, nerelerden geçildiği hatırlanır.Yollardan geçilirken neler
hissettiği sorulur

DANS EDEN KELEBEKLER;
Sınıfa renkli tül, ipek, şifon, hafif kumaştan eşarplar getirilir ve sınıfın ortasına bir sepet koyularak eşarplarda içine koyulur. Çocuklara; “Şimdi hep beraber ‘Dans Eden Kelebekler’ isimli oyunu oynayacağız. Ama ilk önce ortadaki sepetin çevresinde el ele tutuşup bir daire oluşturalım.” denir. Çocuklar ortadaki eşarplardan ikişer tane alıp ceplerine koyarlar.
– Şimdi biz eşarplarımızla dans etmek ve oynamak istiyoruz. Bir hayvanı canlandıracağız. Hangi hayvan olabilir dersiniz? Bir kelebek evet evet onun da kanatları bizim eşarplarımız gibi ince.
– Bir kelebek bu kadar güzel kanatlara sahip olmadan önce nasıldı? Kim biliyor?
– Önce çok küçük bir yumurta idi. Bir anne kelebek, bu yumurtayı yumurtlar. Bu yumurtadan küçük tırtıl oluşur. Bu tırtıl durmadan yer yer ve şişmanlar. Daha sonra kendine çok sağlam küçük bir ev yapar. Buna KOZA denir.

– Bir süre sonra bu kozanın içinden o çok güzel kelebek çıkar.
– Bu gelişimi şimdi biz bir dansla canlandıracağız.
– Bu hikayeyi biz nasıl canlandırabiliriz? Bir düşünelim.
– Biz bir yumurta gibi yere yatalım. Bir tırtıl gibi yerde yürüyelim ve sanki yerdeki otları toplayalım, yer gibi yapalım.

– Daha önce cebimize koyduğumuz eşarpları üzerimize serelim ve kendimize bir koza oluşturalım. Bir süre hareketsiz duralım ve daha sonra kollarımızı ve bacaklarımızı gererek kozanın içinden çıkalım. Her iki elimizde iki eşarp onlar bizim renkli kanatlarımız olsun, tıpkı kelebeğinki gibi. Odanın içinde önce dikkatli, sonra cesaretle kollarımızı çırpalım.

– Kelebekler bir baloya giderler. Burada iki kelebek karşılıklı durur ve dans etmeye başlarlar. Birbirlerinin etrafında dönmeye başlarlar. Daha sonra beş kelebek bir araya gelirler. Bir daire oluştururlar, dört adım içeriye gelecek şekilde toplanırlar ve dört adım açılırlar. Her çift bunu karşılıklı bir kere tekrarlar.

– Kelebekler şimdi çok yorgun, uyuyup bu güzel balodaki çiçekleri rüyalarında görmek istiyorlar. Kelebekler yere yatar ve uykuya dalarlar.

– Hepsi yine uyanır, kollarını gererler. Hepimiz şimdi tekrar çocuk olduk. Güzel kanatlarımızı ortadaki sepete koyalım

ANNELER GÜNÜ İÇİN BİR DRAMA ÖRNEĞİ

anneler günü hediyesi

kız:bugün anneler günü anneme çok değerli bir armağan vermek istiyorum.anneme acaba ne hediye etsem

(karşısına bir tavşan zıplayarak gelir)

kız:merhaba tavşan kardeş
tavşan:merhaba küçük kız burada ne yapıyorsun
kıZ:bugün anneler günü anneme çok değerli bir hediye vermek istiyorum
tavşan:benim en değerli şeyim havucum ,istersen bunu hediye edebilirsin
kız:teşekkür ederim,ben daha değerli bir şey istiyorum(tavşan sahneden ayrılır,daha sonra köpek gelir)
köpek:hav hav hav merhaba küçük kız,
kız:merhaba köpek kardeş.bugün anneler günü anneme çok değerli bir şey hediye etmek istiyorum
köpek:benim en değerli şeyim kemiğim istersen bunu hediye edebilirsin
kız:hayır ben daha değerli bir şey hediye etmek istiyorum teşekkürler
köpek…..tamam o zaman görüşürüz küçük kız
(en son maymun gelir)
kız:merhaba maymun kardeş,bugün anneler günü ama anneme ne hediye edeceğimi bulamadım
maymun:benim en değerli şeyim muzum,istersen bunu hediye edebilirsin
kız:hayır teşekkür ederim,daha değerli birşey olmalı
maymun:umarım istediğin hediyeyi bulursun,görüşürüz
kız:görüşürüzsahnede dolaşır,dolaşırken çiçekleri görür)aaaaaaaaaa ne güzel çiçekler.budum!anneme ne hediye edeceğimi buldum.bu güzel çiçeklerle birlikte anneme sevgimide vereceğim bundan daha dğerli ne olur

YERLİ MALI HAFTASI İÇİN DRAMA ÖRNEĞİ

ŞİİRLERİ
Portakal
Portakal tatlı serin
Başıdır yemişlerin.
Onda güneşin rengi,
Parlar gibidir sanki.

Elma
Elmayı bilmeyen kim?
Odur, en çok sevdiğim.
Rengi alev kırmızı,
Açar iştahımızı.

Armut
Armudu unutmayın,
Onu da baştan sayın.
Ne güzeldir kokusu,
İçi dolu ballı su.

Üzüm-İncir
Üzümle incir ikiz,
Onlardan vazgeçemeyiz,
Yaz güneşinde olmuş,
İçine şeker dolmuş.

Bütün meyveler
Bu güzelim meyveler,
Bu güzelim yemişler,
Yurdumuzun malıdır,
Her yiyen kuvvet alır

Çocuklar
Tutum haftası geldi,
Bizlere neşe verdi.
Yerli yemişlerimiz,
Hep birden dile geldi.

Armut
Ankara memleketim,
Koyu sarıdır rengim,
Isırınca pek yarar,
Yiyenlere can katar.

Üzüm
İzmir’in üzümleri,
Sevilmez mi arkadaş?
İnsanlara pek yarar,
Kurusu var yaşı var.

İncir
Tatlı Aydın inciri,
Pek güzel iri iri.
Hurma alma, incir al,
Ağzına aksın bal.

Fındık
Giresun zengin olsun,
Cebiniz fındık dolsun.
Kırılır çıtır çıtır,
Hem besler, hem ısıtır.

Ceviz
Cevizi de unutma,
Beslenmek zorundasın.
Pestiline sar da ye,
Kuvvet versin diyorsan.

Portakal
Portakal sulu sulu,
İçi vitamin dolu.
Adana, kozan, dörtyol,
Git ağaçtan ye bol bol.

Mandalina
Adımdır mandalina,
Sağlık veririm sana.
Pek sevimli meyveyim,
Bol bol yiyin bakalım.

Nar
Çiçek olur açılırım,
Mercan gibi saçılırım.
Hastaya nar sorulmaz,
Şurubuna doyulmaz.

Kayısı
Malatya kayısısı,
Yemişlerin nazlısı
Pestili de yapılır,
Yiyenler pek bayılır.

Şeftali
Bursa’nın şeftalisi,
Kilodur bir tanesi.
Şeftaliyi kim sevmez,
Tadına doyum olmaz.

Ayva
Sarı sarı rengim var,
Ne güzel de kokarım.
İstersen reçel yap ye,
İstersen komposto mu.

Etkinlik 1:Üzüntülü Bir Çocuk Nasıl Neşelendirilir?

Materyal: Ağlayan ve gülen çocuk resimleri

Grup:8-10 çocuk

Yönerge: Her çocuk kendine bir yer seçer.Elimizde gülen ya da ağlayan çocuk resmi varsa ona bakmakla oyuna başlayabiliriz.

Ne zaman neşeli ya da üzüntülü olduğum üzerinde konuşabiliriz.

-Şimdi, “Hepimiz üzgün bir çocuk nasıl neşeli olabilir?” onun üzerinde düşüneceğiz.
-Önce rahat oturalım,kendimizi nasıl rahat hissediyorsak öyle oturalım.
-Şimdi gözlerimizi kapatalım ve bir süre nasıl mutlu olunur onun üzerine düşünelim.
-Şimdi ben davula vuracağım ve hep birlikte hayal dünyasına gideceğiz.
-Dışarıda, çok güzel bir bahçede, güzel bir yol üzerinde yürüyorsunuz.Etrafta güzel çiçekler var.Yürüdüğünüz yolda güzel renkli taşlar var ve siz küçük bir derenin üzerindeki tahta köprüden geçiyorsunuz.Derenin suyu berrak ve içindeki küçük balıkları görüyorsunuz.İlerde küçük bir orman ve tam o sırada bir bank görüyorsunuz ve bankta oturan bir çocuk var.Çocuk çok üzgün.Çocuğa soruyorsun: “Niye bu kadar üzgünsün?”
-Şimdi dinle o sana ne anlatıyor?
-Onunla birlikte ne yapabilirsiniz,birlikte ne oynayabilirsiniz?
-Sen üzüntülü olduğun zaman ne yapıyorsun?
-Bir arkadaşa sahip olmak ve ona yardım etmek ne güzel şey?
-Bak o tekrar gülüyor.Onunla tekrar bir arada olabilirsin ve karşılıklı birbirinize yardım edebilirsiniz.
-Şimdi evlerinize gideceksiniz ve birbirinizle neşeli olarak vedalaşıyorsunuz.
-Şimdi ben davula vuracağım ve hepiniz tekrar burada(yuvada,okulda,evde) olacaksınız.
-Gözlerinizi açın ve ayaklarınızı oynatın.
-Bir çocuk nasıl mutlu edilir hepiniz yaşadınız.
-Şimdi hepimiz neşeli olarak dans edelim.

 

Etkinlik Dans Eden Eşarplar(Kelebekler)

Materyal: İnce tül,ipek,şifon,hafif kumaştan eşarplar(tülbentler)olabilir.
Gruptaki Çocuk Sayısı: daha önce çalışılmış çocuklarla 8 çocuk olabilir.(grubu önce küçük tutmalıdır.)

Müzik

-Eşarplar odanın ortasında bir sepetin içinde durur.Çocuklar bunun çevresinde bir daire oluştururlar.Ortadaki eşarplardan ikişer tane alıp ceplerine koyarlar.
-Şimdi biz eşarplarımızla dans etmek ve oynamak istiyoruz.Bir hayvanı canlandıracağız.Hangi hayvan olabilir dersiniz?Bir kelebek evet evet onun da kanatları bizim eşarplarımız gibi ince.
-Bir kelebek bu kadar güzel kanatlara sahip olmadan önce nasıldı?Kim biliyor?
-Önce çok küçük bir yumurta idi.Bir anne kelebek,bu yumurtayı yumurtlar.Bu yumurtadan küçük tırtıl oluşur.Bu tırtıl durmadan yer yer ve şişmanlar.Daha sonra kendine çok sağlam küçük bir ev yapar.Buna KOZALAK denir.
-Bir süre sonra bu kozalağın içinden o çok güzel kelebek çıkar.(bütün bu anlatım resimlerle gösterilir.)
-Bu gelişimi şimdi biz bir dansla canlandıracağız.
-Bu hikayeyi biz nasıl canlandırabiliriz?Bir düşünelim.
-Biz bir yumurta gibi yere yatalım.Bir tırtıl gibi yerde yürüyelim ve sanki yerdeki otları otlayalım,yer gibi yapalım.
-Daha önce cebimize koyduğumuz eşarpları üzerimize serelim ve kendimize bir kozalak oluşturalım.Bir süre hareketsiz duralım ve daha sonra kollarımızı ve bacaklarımızı gererek kozalağın içinden çıkalım.Her iki elimizde iki eşarp onar bizim renkli kanatlarımız olsun,tıpkı kelebeğin ki gibi.Odanın içinde önce dikkatli,sonra cesaretle kanatlarımızı çırpalım.
-Kelebekler bir baloya giderler.Burada iki kelebek karşılıklı durur ve dans etmeye başlarlar.Birbirinin etrafında dönmeye başlarlar.Daha sonra 4 ya da 6 çocuk bir araya gelirler.Bir daire oluştururlar,dört adım içeriye gelerek toplanırlar ve dört adım açılırlar.Her çift bunu karşılıklı bir kere tekrarlar.
-Kelebekler şimdi çok yorgun,uyuyup bu güzel balodaki çiçekleri rüyalarında görmek istiyorlar.Kelebekler yere yatar ve uykuya dalar.
-Hepsi yine uyanır,kollarını gererler.Hepimiz şimdi tekrar çocuk olduk.Güzel kanatlarımızı ortadaki sepete koyalım.

 

Etkinlik 3: Sabun Köpüğü

-Çocuklara çalışmanın nasıl yapılacağı anlatılır.
-Sabun baloncukları yüksek bir yerden gruba üflenir.
-Çocuklar diğer çocuklara çarpmadan baloncukları yakalayabilirler ve zıplayabilirler.Seslerini kontrol etmelidirler.
-Çocuklar yere otururlar ve oturdukları yerde ulaşabildikleri kadar sabun köpüğünü yakalarlar.Seslerini kontrol etmelidirler.
-Seslerini kontrol etmeden sabun baloncuklarını yakalayabilirler.
-Ellerini küçük bir tas haline getirirler ve sabun köpüğünün avuç içine oturmasını sağlarlar.Uzanabildikleri kadar uzanırlar.
-Sabun baloncuklarının yere düşmesini seyrederler.

 

Temel Drama Teknikleri

Drama yaşantısının aşamalarında kullanılmak üzere bir çok teknik ve strateji bulunmaktadır. Bu teknikleri kullanarak yaşantıyı  ve öğrencileri daha aktif, daha yaratıcı, daha sıradışı yapmak mümkün olmaktadır.

Oyunlar

Yaratıcılık ve imgeleme boyutlarının içinde olduğu, kimi zaman bilinen çocuk oyunlarından yararlanılan, belirlenen kurallar çerçevesinde sınırsız özgürlükte oyun geliştirme çalışmalarından oluşmaktadır.

Oyun etkinliklerini başlıca altı öğe ile karakterize etmek mümkündür:

Özgürlük öğesi: Oyun, kendi dışında bulunan amaç ve hedeflerden bağımsızca oluşur.

İçsel sonsuzluk öğesi: Oyunlar kendi içerisinde özel bir zaman yapısına sahiptirler. Ayrıca kendisini sürekli yenilemeye bir eğilim gösterirler.

Öyle imiş gibi olma öğesi: Kendine özgü bir gerçekliğin, bir kurgunun bulunmasıdır.

İkili durum öğesi: Oyunların insanda farklı hislerin bir arada olmasına sebep olma durumudur. Yani oyunların insana hem gerginlik, hem de heyecan ve haz vermesi durumudur.

Kapalı bütünlük öğesi: Oyunların özgürlük içeren sınırlılık taşıması, şekilsizliği, dağınıklığa yol açmaması için belirlenmiş kurallara bağımlı olmasıdır : tematik yönlendirme vb.

Şimdiki zaman öğesi: Oyunlar, bir başlangıç bir bitiş durumu sırasındaki birer süreçtir. Yani belirlenen zamanlar içerisinde yer alırlar.

 

 

 

Oyunlara Örnekler :

Önde Turna 1-2-3 oyunu : Katılımcılardan bir ebe seçilir. Diğer katılımcılar alanın bir başka köşesinde dururlar. Ebe yüzü duvara dönük bir şekilde  ‘önde turna 1-2-3’ diye sayarken katılımcılar ona doğru ilerlemeye çalışırlar. Ebe saymayı bitirdiğinde katılımcılar donacaktır. Ebe, saymayı bitirdiğine arkasına doğru dönerek diğerlerini hareket halinde  yakalamaya çalışır. Ebenin hareket halinde gördüğü kişi oyun dışı kalır. Ebenin tam arkasına gelindiğinde ona en çok yaklaşmış olan kişi, sırtına dokunarak gruptan kalan diğerleriyle birlikte geriye doğru kaçarlar. Ebenin yakaladığı  kişi yeni ebe olur. Eğer ebe herhangi birine dokunamamışsa yeniden ebe olur.

Don- Kurtul Oyunu : Gruptakilerden bir ebe seçilir. Diğerleri kaçarlar. Ebenin dokunduğu kişi , ebe ona hangi pozisyonda dokunmuş ise o şekilde donar. Gruptaki diğer üyelerden herhangi biri, donmuş durumda bulunanlardan birinin karşısına geçerek aynı biçimi alırsa, donmuş olan  kurtulur. Bu sırada ebeye yakalanmamaları gerekecektir. Ebe tüm katılımcıları yakalayıncaya kadar oyun sürdürülür.

Meyve Sepeti: Grup çember olur. Herkese bir meyve ismi   söylenir. Ortada bir ebe olur. Ebe hangi meyveyi söylerse halkadaki o meyveler yer      değiştirir. Meyve Sepeti derse  bütün herkes yer değiştirir. Bu sırada ebe boş kalan bir yer kapmaya çalışır. Ortada kalan ebe olur.

Kör tavuk ve Sürücü  Oyunu : Katılımcılar iki gruba ayrılır. Bir kısmı ‘kör tavuk’, bir kısmı ‘sürücü’ olur. Sürücü olan gruptakiler ayrı ayrı sesler çıkarmaya çalışırken, kör tavuk olan gruptakiler ise gözleri kapalı olarak sürücüyü takip etmeye çalışırlar. Daha sonra kör tavuk olanlar sürücü, sürücü olanlar ise kör tavuk olarak oyun tekrar oynanır.

Bilinç Koridoru

Bir karakterin yaşamındaki bir ikilem olduğunda ya da bir seçim yapması gerektiğinde kullanılabilen bir tekniktir. Önce öğrenciler , birer duvar gibi karşılıklı dizilerek bir koridor oluştururlar. Karakter öğrencilerin oluşturduğu koridorda yavaş yavaş ilerlerken, öğrencilerin her biri farklı düşünce ve duyguları yansıtan birer cümle söyleyerek karakterin vicdanının sesi olurlar. Burada her öğrencinin farklı öneriler sunma olasılığı vardır. Karakter koridorda ilerlerken, seslerin şiddeti artar hatta giderek yükselir. Bu süreçte , koridor boyunca önerilen düşünceler ve duygusal uyarımlar karakterin bir karara varmasına yardımcı olmaktadır. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Geriye Dönüş

Oluşturulan dramada şimdiki durum ve geçmiş arasındaki ilişki, “geriye dönüş” sahneleri gösterilerek pekiştirilir ya da karakter geçmişin can alıcı görüntüleriyle karşılaştırılır. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Forum Tiyatrosu

Bu teknikte oyunun gidiş doğrultusu, katılımcıların oyunu izlerken değiştirmelerine olanak sağlamaktadır.

Dedikodu Halkası

Karakterin davranışları, topluluğun içinde söylenti ve dedikodunun yayılması şeklinde yorumlanır. Halkanın etrafında söylentiler yayılırken, abartılı hale getirilerek çarpıklaştırılır. Dramanın daha ileri aşamaları için gerginlik ve çelişkileri belirlemede faydalı bir tekniktir. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Toplantı Düzenleme

Drama içinde kimi olayları kontrol etmek ya da yönlendirmek için kullanılan etkin bir tekniktir. Grup çalışmalarında yeni bir odak yaratmak amacıyla da kullanılır. Katılımcıların , konuşma becerilerinin de açığa çıkması ve gelişmesi için olanak yaratır. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Görüşmeler – Sorgular

Karakterler değerleri, inançları hakkında daha fazla bilgi elde etmek amacıyla gazeteciler ya da otorite bir kişi tarafından sorgulanırlar . (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Gerçek An

 Grubun drama için bir son sahneyi tasarlamasını gerektiren tekniktir. Gruptakiler sonuç sahnesi için bir “odak noktası” yaratmak zorundadırlar. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Özel Mülkiyet

Bir karakter, nesneler, mektuplar, kostümler, oyuncaklar, kimlik belgeleri vb. dikkatle seçilmiş kişisel eşyalar yardımıyla tanıtılır. Bu nesneler aracılığıyla toplanan verilerle kurulan ilişki  karakter hakkında önemli ipuçları verebilmektedir. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Aradaki Boşluk

Öğrenciler, karakterleri birbirlerine olan yakınlık derecelerini gözönünde bulundurarak mesafelendirip düzenlerler (Ne kadar yakın? Ne kadar uzak? Kim Kime yakın?…). Ayrıca zaman içinde bu boşluğun değişimini göz önünde bulundurabilirler. Diğer taraftan öğrenciler bu mesafeyi isimlendirebilirler. (Örn:güç, korku, ihanet, gelenek…vb) (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Bölünmüş Ekran

Öğrenciler farklı zamanlarda  ve farklı yerlerde gerçekleşen iki veya daha fazla sahne planlarlar, daha sonra filmlerde olduğu gibi bu iki sahnenin arasındaki olayları, ileri ya da geri  gitme biçiminde çalışırlar. Bu iki sahnenin kurgusu, bağlantıları, karşılıklı ilişkileri çok dikkatli bir şekilde hazırlanmalıdır.  (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

 

Yarım Kalmış Materyaller

Gruba tamamlanmamış yazı, resim veya şema sunulur. Onların görevi bunu tamamlamak  veya bitmemesine sebep olan problemi çözmektir. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Telefon Görüşmeleri

Dinleyiciler bir telefon görüşmesinde sadece bir tarafı ya da iki tarafı da dinlerler. Öğretmen bu konuşmaları dramaya yeni bir bilgi eklemek, hikayeyi geliştirmek için kullanabilir. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Donma/Hareketsiz Görüntü

Bu teknikte gruptakiler, bir anı, bir düşünceyi, bir konuyu veya bir resmi dondurmak için kendi vücutlarını kullanarak hareketsiz bir görüntü ortaya çıkarırlar. Görüntülerdeki önemli anları, düşüncelerdeki odak noktalarını vurgulamak basit gibi gözükse de aslında etkili bir tekniktir.

Sıcak Sandalye :

Sıcak sandalye tekniği, bir karakterle veya  içinde bulunduğu role iyi konsantre olmuş biriyle röportaj yapmaktır. Gruptakiler ve öğretmen sorular yöneltir. Bu durum, doğaçlama yoluyla yapılan hareketin durdurulması ve  karakterlerin olduğu yerden alınıp, soru soracaklarla karşı karşıya gelmek için ‘sıcak sandalye’ ye oturtulmasıyla  başlar. Karakterlerin ve rollerin anlaşılmasına destek olmakla beraber motivasyonun  da önemini anlamak için bu teknik kullanılabilmektedir.

Liderin Gruba Katılması :

Drama liderinin, drama içinde rol alması kullanılan teknikler arasında yer almaktadır. Bu durum, gruptakilerin dramadaki yaşantıya olan ilgisini ve  aktifliklerini arttırır, sıradan düşünmelerini engelleyerek daha fazla yaratıcı olmalarını sağlar, grup olarak rolleriyle etkileşime girebilecekleri öyküler oluştururlar. Bu tekniği drama lideri amacına uygun, planlı uygulamalıdır. Öğretmenlik  derecesini azaltarak, liderlik statüsünden  biraz ayrılmalıdır.

Tüm Grupla Drama

Bütün katılımcılar ve öğretmen (lider) aynı anda dramanın içinde yer alırlar.  (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

Rol Kartları

Bu teknikte drama lideri, katılımcıların oynayacağı rol ve konu ile ilgili

ayrıntılı bilgilerin bulunduğu kartlar dağıtır.

Doğaçlama

Bu süreçte bireysel ve grupsal yaratıcılığın ön plana çıktığı, daha az kesin olarak belirlenmiş bir süreçte saptanan bir konu yada temadan çıkılır yada saptanan hedefe doğru belli aşamalarda yol alınır.

Doğaçlamalar üç grupta toplanabilir. Bunlar kişilik çatışmalarıyla ilgili doğaçlamalar, kişiliklerdeki karşıtlıklarla ilgili doğaçlamalar ve bireysel doğaçlamalardır.

 

Kişilik Çatışmalarıyla İlgili Doğaçlamalar

 

Bu türde olan doğaçlamaları uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken ilkelerin belirlenmesi gerekmektedir :

 

Doğaçlamalar boyunca amaç hiç akıldan çıkarılmamalıdır.

Drama lideri, öğrenciye amacı söyledikten sonra, öğrenci amaçla ilgili soru sormamalıdır. Önemli olan öğrencinin amacı ne anlayıp, nasıl yorum yaptığıdır. Kafasında durumu oluşturup, o duyguya girip doğaçlamayı yapmalıdır ve asla amacı değiştirmemelidir.

İzleyenler önemli değildir sadece öğrenci dikkatini karşısındaki diğer öğrenciye vermelidir.

Doğaçlamaya yeni öğeler girebileceğinden karşıdaki öğrenci dikkatle izlenmelidir. Yalan söylediğinden emin olmadıkça ona soru sorulmamalıdır.

Gerekirse bir nesne doğaçlama boyunca kullanılabilir. Ancak önemli olan o nesnenin kullanılması değil, canlandırmadır.

Karşıdaki öğrenci için “kötü satıcı”, “şaşkın arkadaş” gibi sıfatlar kullanmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır.

Drama liderinin “DUR” işaretine kadar doğaçlama devam etmelidir.

 

Doğaçlama sonunda tüm grupla tartışmalar yapılabilir. Bu tartışma esnasında aşağıdaki soruların yanıtları aranmalıdır.

 

Öğrencilerin amaçları ile davranışları birbirine ne kadar yakındı ?

Oyunculardan biri yada ikisi amaçlarını değiştirdiler mi ?

Amaca ulaşırken öğrenciler kendilerine özgü bir yaklaşım kullandılar mı ?

Canlandırılan kişilikler sıradan bir görüntü verdiler mi ?

Doğaçlama sırasında öğrencilerin dikkati dağıldı mı ?

Öğrenciler çok fazla hareket ettiler mi ?

Öğrenciler çok fazla konuştular mı ?

Öğrenciler çok fazla mimik ve jest kullandılar mı ?

Öğrenciler çok fazla yaratıcılıklarını kullandılar mı ?

Öğrenciler, öğretmenin verdiği süreyi iyi kullandılar mı?

 

Kişilik Çatışmalarıyla İlgili Doğaçlamaya Örnek :

 

Doğaçlama: Bir tarih öğretmeni ve öğrenci, öğretmenin odasında, öğrencinin ödevi hakkında konuşuyor.

Öğretmenin amacı: Elinde çok kaliteli ödevin bu öğrenci tarafından yapılmadığına inanıyor. Öğrencinin bunu açıklaması için onu ikna etmeye çalışıyor.

Öğrencinin amacı : Bu ödev üzerine çok çalışmış. Öğretmenini bu ödevi kendisinin yaptığına ve çok uğraştığına inandırmak istiyor.

 

Kişiliklerdeki Karşıtlıklarla ilgili Doğaçlamalar :

 

Kişilik çatışmalarıyla ilgili gereken ilkeler bu tür doğaçlamalarda da geçerlidir. Bu ilkelerin uygulanmasından sonra grupla tartışmalar yapılabilir. Aşağıdaki soruların cevapları aranmalıdır bu süreçte:

 

Öğrencilerin duyguları, eğilimleri, tutumları ve psikolojik durumları gerçeği ne kadar yansıtmaktaydı ?

Öğrenciler kendilerine verilen kişilikleri mi yoksa kendi inandıkları kişilikleri mi canlandırdılar ?

Öğrenciler çok fazla konuştular mı?

Öğrenciler çok fazla mimik ve jest kullandılar mı ?

Öğrenciler yaratıcılık özelliklerini iyi kullandılar mı ?

 

Kişilik Karşıtlıklarıyla İlgili Doğaçlamaya Örnek :

 

Doğaçlama : İki arkadaş sınavdan kötü not aldıklarını öğrendikten sonra sınıftan çıkıyorlar.

Birincinin amacı : Sınavının iyi geçtiğini düşündüğü için çok umutsuzdur. Bu durum onun için beklenmedik bir durumdur.

İkincinin amacı : Sınavı kötü geçmiştir. Bu onun için beklenen bir durumdur.

 

Bireysel Doğaçlamalar :

 

Bireysel doğaçlamalarda, her öğrenci kendi amacının karşısında bir engel ile karşılaşacaktır.

Öğrenci bu engelin üstesinden gelebilmek için gerek fiziksel gerekse de psikolojik çözüm bulmalıdır. Önemli olan yaratıcı bir çözüm bulmalıdır.

Öğrenci, doğaçlamaları canlandırmak için pandomim yapmalıdır. Yani sözcükleri kullanmamalıdır.

Günlük yaşamda, engelleri çoğu zaman herkesin kendi başına çözmek zorunda kalması gibi bu doğaçlamada da öğrenci tek başına, yardım almadan engeli ortadan kaldırmaya çalışmalıdır.

Bu doğaçlama sonunda aşağıdaki sorulara cevap aranmalıdır:

 

Öğrencilerin engelle karşılaşmadan önceki hedefleri açık ve belirgin miydi ?

Öğrenciler engeli ortadan kaldırmak için ne kadar yaratıcı davrandılar ?

Öğrenciler engele karşı nasıl bir tutum takındılar ?

Aynı durumda diğer öğrenciler nasıl davranırlardı ?

 

Bireysel Doğaçlamalara Örnek :

 

Öğrencisin. Haftalardır çalıştıktan sonra yarın sabaha yetiştirmek zorunda olduğun ödevi temize çekmek için bilgisayarını açıyorsun. Bilgisayarının çalışmadığını görüyorsun. Düzeltmek için uğraşıyorsun. Ancak sistem tamamen bozuluyor. Çevrede ödünç olarak kullanabileceğin bir bilgisayar yok.

Pandomim

Bu teknik, bilindiği üzere fikirlerin sözcükler olmadan ifade edilmesidir. Öğrenciler pandomim ortamı içinde geçmiş yaşantılarını hatırlamak için dikkatlerini yoğunlaştırırlar; gördüklerini hatırlamaya çalışırlar ve zihinsel olarak bütün bunları resimleyip şekillendirirler.

 

● Rol Oynama

Dramatik oyunda olayların ve durumların canlandırıldığı görülür; rol oynamada ise oyundaki karakterlerin özellikleri ve hisleri canlandırılır. Doğaçlama, her ikisinin karışımıdır. Genellikle çocuklar karakterleri basmakalıp görmeye eğilimlidirler. Örneğin polis hırsızları yakalar, trafik polisi elini kolunu hareket ettirerek trafiği kontrol eder, doktor hastaları muayene eder, ilaç verir. Bu karakterler gerçek kişiliklerden çok yaptıkları işlerle tanınırlar. Rol oynamanın ilk aşamalarında çocuğun oyununda bu insanların basmakalıp görülmesi engellenmelidir. İlk başlarda çocuk, karakterlerin farklı özelliklerini kolayca ayırt edemez. Bu yüzden kızgın bir adam, kişiliğinin diğer özelliğiyle oynamalıdır. Örneğin çocukların her birine sinirli bir postacı, yorgun ve kızgın bir otobüs şoförü resmi gösterilir. Karakterler çocuklara dağıtılır ve bunların neden sinirli, yorgun ve kızgın olduklarını anlatmaları istenir. Daha sonra karakterler bir araya gelerek bir olay yaratabilirler (McClintock, 1984).

Doğaçlamayı oynamak çocuklara rol oynamaktan daha zor gelir. Canlandırılacak durum veya olay daha önceden bilinse bile konuşma kolayca akmaz. Diyalog ilk başlarda kısa ve sınırlıdır. Fakat çocuk alıştıkça çabuk akar. Doğaçlama çocuğa, sosyal olaylardaki gerçeğe uygun davranışları canlandırması için fırsatlar verdiği gibi, gerçek hayatta karşılaşma olasılığının bulunmadığı rolleri üstlenerek hayali durumları da oynaması için olanaklar sunar. Çalışma esnasında diyaloglar çocuklar tarafından oluşturulurken dil yeteneği de üst düzeyine ulaşır.

 

● Dramatizasyon

 

Dramatizasyon, oyunlaştırma; bir duygu ve düşüncenin, durumun, sorunun ya da olayın hareket, mimik, ses ve sözle bir grup önünde canlandırılmasıdır.

Dramatizasyon iki yolla yapılır.

 

Herhangi bir oyun yani piyes metnine bağlı olmadan öğrencinin okuduğu, gördüğü yada dinlediği şeylerden anladığını hareket ve sesle anlatmak, bir çeşit yorumlamaktır. Örneğin, Türkçe dersinde okuma parçaları dramatize edilerek okunup yorumlanabilir. Öğrenciden, kendisini çeşitli varlıkların ve kişilerin yerine koyması onları canlandırması istenebilir ve böylece konular somutlaştırılmış olur.

Dramatizasyonun ikinci türü ise bir oyun metninin canlandırılmasıdır.

 

Dramatizasyon yöntemi ile öğrenciler kendilerini başkalarının yerine koyarak, bulunduğu zamandan farklı bir zaman ve boyutta olay ve durumları rol yaparak canlandırırlar.

 

Ritüel

 

Ritüelde pratik bir amaç güdülür. Bu amacı gerçekleştirmek için, yaşamın taklidi yapılır.Yaşamdaki işler, ya önceden onları etkilemek için, ya da sonradan onları paylaşmak amacıyla canlandırılır.

Ritüelde toplu hareket ve toplu eylem ön plandadır. Ritüelin konusu tekdüze ve bilinendir.Ritüelde yaşam duygusu içgüdüsel olarak paylaşılır.

Bu teknikte,drama içinde öğrenciler, yıl dönümleri , inanç ve değer sistemlerine uygun olarak ritüel (tören-ayin) ve seremoniler düzenlerler. (O’Neill ve Lambert, 1984, Neelands, 1990)

 

Dramada Kullanılan Araç, Gereç ve Materyaller:

 

Drama sürecinde akla gelen hemen her türlü araç, gereç ve materyaller,  bu tekniklerle beraber kullanılabilir. Buradaki kullanım araç, gereç ve materyallerin asıl görevinde kullanılmasının yanı sıra, bunlar başka nesnelermiş gibi kullanılması, birleştirilerek başka bir nesneler halinde kullanılması şeklinde algılanabilir. Örneğin, bir cetvel gerçek anlamında bir şeyi ölçmek için kullanılabileceği gibi bir telefon olarak da kullanılabilir.

Drama süreçlerinde, en sık kullanılan araç müzik ileten araçlardan olan teyptir. Bunun yanı sıra fotoğraf, resim, poster, drama lideri tarafından hazırlanmış öğretim yaprakları, yazı, gösterim tahtası gibi görsel  araçlar, karton, resim kağıdı, el işi kağıdı, renkli kalem, boya, oyuncak gibi gerçek eşyalar, kitap, dergi, gazete, afişlerden kesilmiş haberler, yazı, duyuru ya da fotoğraflar gibi basılı materyaller, slayt ya da tepegöz projektörü gibi aygıtlar önemli araç ve gereçlerdendir.

Bunların yanı sıra kullanılmayan eski eşyalar  da, modası geçmiş her türlü kıyafet, ev eşyaları, eski paralar da drama sürecinde kullanılabilir.

 

· Anılar

Anı türünün doğuşunda yaşanılmış olanı başkalarıyla paylaşma yönelimi yanında geçmişi didikleme, onu belleğin yardımıyla dilde yeniden sergileme isteğinin de payı vardır. Anı, insanoğlunun kendisiyle her türlü hesaplaşması, kendini başkalarına kendi dili, kendi kalemiyle tanıtmasıdır (Özdemir, 1994).

 

Dramada anılarla ilgili çalışmalar, bireyin kendi yaşantı birikimini, gözden geçirmesine ve bu birikime bugünkü koşullarda, bugünkü anlayış çerçevesinde irdelemesine yardımcı olur. Diğer tarafta bu birikimleri ne kadar ve nasıl paylaşabildiği konusunda kendisiyle yüz yüze gelir. Anılarla çalışmak düne bugünün gözüyle bakmayı, dünden bugüne değişen davranışları, tutumları vb. görmeyi ve yaşamdaki zaman boyutunu algılamayı kolaylaştırır. Anılarla çalışma yaşanılarak öğrenilmiş olan: birlikte yeniden düzenleme, yeniden oluşturma, eleştirme, hesaplaşma, yansıtma vb. süreçlerini içerir. Anılarda yararlanmada sadece bellek kullanılmaz; mektuplar, resimler, belgeler, dergi ve gazeteler, günlükler ve fotoğraf vb. anıların gerçekliği ve inandırıcılığını arttırmak için yararlanılabilir.

 

· Dramada yazınsal türleri kullanma : ÖYKÜ

Öykünün yapısını oluşturan öğeler; olay ve durum, kişi ve karakter, yer ve zaman anlatım yöntemidir. Her öykü bir olay ya da duruma yaslanır. Olaylar gerçekte insanın eyleme dönüşmüş, tutkuları, özlemleri, düşleri yada istemleridir. Bu yönde her olay ya da durum bir sorunu da birlikte getirir. Bu sorun insanı insanla, insanı doğayla, insanı toplumla ya da insanın kendisiyle olan çatışmasında bir yön içerir (Özdemir, 1994).

Dramada öykülerden pek çok biçimde yararlanılabilir. Bunların bir kısmı var olan öykülerden yaralanmakla olabilir, bir kısmı ise yeni öyküler oluşturmaktır. Var olan öykülerin başını, sonunu, ortasını değiştirmek olabileceği gibi bilinen öyküleri bir araya getirip yeni öyküler oluşturmak da olabilir.

Yeni öyküler oluşturmak ise dramada kullanılan pek çok malzemeyi araç olarak ele alınıp bunlar bireyde bıraktığı izlerden yeni öyküler oluşturmaktır. Bu etkinlikler sayesinde birey hayatını alaya almakta, yaşamı değişik açılardan ele almakta, düşünce boyutunu genişletmekte ve  bu yolla öğrenmektedir.

· Dramada yazınsal türleri kullanma: ŞİİR

 

Şiir dil içinde özel bir dildir. Şiir öteki yazınsal ürünlerden ayıran belirleyici yönü budur. Şiir bilgi değil yaşantıyı aktarır. Duygulardan, imgelerden, düşlerden, özlemlerden oluşmuş bir yaşantı birikiminin ürünüdür. Ozanın okuyucusu için yarattığı, okuyucunun paylaşacağı yeni bir yaşantıdır. (Özdemir, 1994).

Dramada şiir oynama ya da şiir oluşturma çalışmaları bireyin imgeleme gücünü geliştirmektedir. İmgeleme gücü ve düş gücü gelişmiş olan birey aynı zamanda yaratıcı birey olma yolunda önemli adımlar atmış demektir. Bunların yanı sıra bireyin söz dağarcığını da geliştirir. Dile yeni sözcükler katmak eskimiş sözcükleri günlük dilden arındırmak vb. İletişimsel becerileri, şiir okuru ve dinleyicisi olarak bireyi geliştirir.

 

· Dramada yazınsal türleri kullanma: MASAL

Masal, yazınsal türler içinde çocuğun dünyasına yakın bir dünya sunmaktadır. Bu dünya içinde çocuk yetişkinler arasında kendi yerini bulmaya çalışır. Masal içinde olmak düşle gerçek arsında bir yolculuk yapmaktır. (Dilidüzgün, 1994).

Masalın ağırlık noktasını değiştirme, masalın sonunu devam ettirerek yenilikler geliştirme, asıl masalın öncesinde ve sonrasında olanları tahmin etmek gibi değişik çalışmalar, masalın alımlama farklılıklarına dayanan çalışmalardır. Masal uyarlamaları, alaylamadan yararlanma, geleneksel anlatım biçimi yerine güncel dili kullanma gibi çalışmalar da masalın çok yönlü kullanımına ilişkin örnekler arsında yer alabilir (Dilidüzgün, 1994).

Dramada masala ilişkin çalışmalar, şiirde ve öyküde de olduğu gibi, yazımsal türlerden yola çıkarak yaratıcı düşünceyi geliştirmek için yapılan çalışmalar arasındadır. Bireyin yaşamına en yakın dünyayı sunarken, diğer yazımsal türler için de geçerli olan söz dağarcığını geliştirme, düş gücünü harekete geçirme gibi işlemleri de yerine getirirler.

 

● Dramada Kitle İletişim Araçları Oluşturma

Kitle iletişim araçları, bireyin dış dünya ile ilişki kurmalarına, okulla sınırlı kalmayıp bilim ve teknikteki gelişmeleri izlemelerine, çok uzaklarda meydana gelen toplumsal, kültürel ve politik olaylardan, çağdaş sorunlardan haberli olmalarına olanak verir. Kitle iletişim araçlarının belli başlı görevleri; habercilik, kamu oyu oluşturma siyasal sürece katılma ve denetleme, eğitim ve toplumsal bütünleşme olarak sıralanabilir (Geray, 1978).

Dramada, kitle iletişim araçlarını düşsel olarak oluşturmak öğrenciler için zengin yaratıcılık sağlar. Gazete çıkarmak, radyo haberi oluşturmak ya da TV programı düzenlemek öğrencilerin bu tür kitle iletişim araçlarına birbirlerinin nasıl baktıklarını görmeyi ve bunlarla ilgili olarak yeni düşünceler geliştirmelerini sağlar. Diğer yandan bu kitle iletişim araçları hakkındaki yanlış ve olumsuz algılamaların düzeltilmesi ya da var olanların analiz edilmesi gibi fırsatlar sunar. Birer bunlarla beraber fotoğraf, resim, yazı ve gazete figürlerini ilişkilendirmeyi de öğrenir.

 

 

SONUÇ

Drama yaşantısına aktif olarak katılan bireylerin, grup içerisinde uyum içinde çalışabilmesi, bireyin kendini gerçekleştirmesi, üretken, yapıcı, iletişime açık bir hal alması, dil ve iletişim becerilerini ilerletmesi gibi bir çok özelliğe sahip olması dramada kullanılan teknikler sayesinde olmaktadır.  Bu tekniklerin yalnız kullanılacağı gibi diğer tekniklerle de iç içe kullanılması, çeşitli materyallerle desteklenmesi, bireye kazandırılacak olan davranışların niteliğini artırmaktadır.

 

 

Kaynakça:

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Örgün Eğitimde Dramatizasyon, Cahit Kavcar, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.19

 

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Eğitim ve Öğretimde Yaşayarak  Öğrenme Yöntemi ve Estetik Bir Süreç Olarak Yaratıcı Drama, İnci San, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.70

 

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Okul Öncesi Öğretmenin Niteliğini Geliştirmesinde Yaratıcı Drama Eğitiminin Rolü, Esra Ömeroğlu, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.91

 

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Eğitimde Drama, Sibel Güneysu, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.95

 

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Yaratıcı Drama Eğitiminin  İngiltere’de Okul Öncesi Eğitiminde Kullanılmasıyla İlgili Bir İnceleme, Esra Ömeroğlu, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.110

 

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Sanatta, Yaratıcılık Oyun, Drama, İnci San, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.128

 

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Eğitimde Yeni Bir Yöntem ve Disiplin : Yaratıcı Drama, H.Ömer Adıgüzel, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.158

 

Adıgüzel, H.Ömer, (2002), Günümüz Eğitiminde Dramanın Yeri, Tülay Üstündağ, Yaratıcı Drama 1985-1995 Yazılar,  s.200

 

Dilidüzgün, Selahattin, (1994), Masalın Eğitimdeki Yeri, Çağdaş Eğitimde Sanat.ÇYDD Yayınları, No:9

 

Geray, Cevat, (1978), Halk Eğitimi, Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları, No :73

 

McClintock, B.A., (1984),  Drama for Mentally Hendicapped Children,  London : A.Condor Book Sovenir Press. Ltd.

 

Neelands, J. (1990), Structuring Drama Work,Cambridge, CUP

 

O’Neill, C. & Lambert, A. (1984), Drama Structures: A Practical Handbook for Teachers. London:Hutchinson.

 

Ozdemir, Emin. (1994) , Yazınsal Türler, Ankara : Ümit Yayıcılık

 

Üstündağ,Tülay, (2002), Yaratıcı Drama Öğretmenimin Günlüğü, Ankara : Pegem Yayıncılık

 

Arts On The Move, (2 kasım 2003), Basic Drama Methods,  <http://www.artsonthemove.co.uk/resources/gamesmethods/methods.html#Top>, (2004 nisan 27)

Arts On The Move ,(19 temmuz 2001), Drama Games,

<http://www.artsonthemove.co.uk/resources/gamesmethods/games.html#Top>, (2004 nisan 27)

Arts On The Move ,(2 kasım 2003), Using Stimuli in Drama,

<http://www.artsonthemove.co.uk/resources/gamesmethods/stimuli.html#Top>, (2004 nisan 27)

 

Augusto boal” in kitabından seçmeler:

DRAMA ÖRNEKLERİ

Koordinasyon ve Binayı Tanıma:

Bir yerin haritası, ya da herhangi bir resim veya fotoğraf parçalara ayrıldı. Parçalar binanın çeşitli yerlerine saklandı. Baştaki kişilerin sağ ve sol ayakları boşta olmak üzere, ayaklar iple birbirine bağlandı. Saklanan mekanların krokisi her iki gruba da verildi. Krokiyle parçalar bulunmaya ve birleştirilmeye çalışıldı. Hangi grup önce bulur ve birleştirirse ödüllendirildi. Ödül de aranarak bulundu. Böylece bütün bina öğrenilmiş oldu.

Konsantrasyon ve Isınma: Eller önde kavuşturulmuş, müzik eşliğinde, gözler kapalı, zikzaklar çizerek yürüme. Çiftler halinde dans. Bir Çiftlerden birinin gözleri kapalı, diğerlerinin açık, eşleri dans ettirme. Sonra kimle dans ettiğini sorma. Eşleri değiştirerek aynı işlemi tekrar etme.

Ayna Çalışması: Grup ikiye ayrıldı. Bir taraf el ayasını açıp, bir kolunu uzatarak ayna oldu. Diğer grup da aynayı takip ederek, müzik eşliğinde dans etti. Çiftler değişti, bu kez diğerleri ayna oldu, aynı biçimde, aynayı takip ederek, müziğin ritmine uygun dans edildi.

Refleks-Koordinasyon-Dikkat: 1’den 15’e kadar sayılar, hızla, grup sıkı bir daire biçimine getirilerek söyletildi. Aynı anda, aynı sayı söylendiğinde, tekrar başa dönüldü. Tek tek ama hızlı, söylenene kadar devam edildi.

Çatı-Kapı-Pencere: İki kişi kollarını uzatarak, ellerini birleştirdi. Biri kapı, diğeri pencere oldu. Bir kişi içeri geçerek çatı oldu. Kapı dendiğinde kapılar, pencere dendiğinde pencereler, çatı dendiğinde de, çatılar yer değiştirdi.

Dikkat ve Dokunma: Grup ikiye ayrıldı. Bir grup heykel oldu. Partnerlerin gözleri kapalı, heykellere dokunarak, aynısını yapmaya çalıştılar. Gözler açıldı, kontrol edildi. Eşler değişti ve çalışma tekrarlandı.

Heykel Sergisi: Grup ikiye ayrıldı. Biri heykel hamuru, diğeri heykeltraş oldu. Bir duygu, bir düşünceyi ifade eden an, kesinlikle konuşmadan yapıldı. Sonra heykeltraşlar, sergi salonunu gezen sanatseverler olarak, heykelleri izleyerek yorum yaptılar. Çiftler değişerek işlem tekrarlandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Forum Tiyatro Deneyimi:

Bir durum ya da olay saptanır. Bu durum ya da olay katılımcılara sorulur. Kendinizi çok ezik hissettiğiniz bir durum ya da olayı anlatın. Önce hikayeler anlatılır, sonra temalar belirlenir. 6 kişiden oluşan grubumuzda beş farklı hikaye ve tema ortaya çıktı. Bunlar: Parasızlık-Ekonomik Eziklik (Çocuğuyla markete giden anne, çocuğun çok istediği çikolatayı, parası yetmediği için alamaz.), Ayrımcılık (Görünüşünden ve koşullarından dolayı bir göçmen sürekli ezilir ve kötü muamele görür.), Yasaklar (Okul içinde koşması yasaklanan çocuk kendini ezilmiş hisseder.), Tek Yönlü İletişim (Dil ya da düşünce farklılığından ötürü kişi ya da kişiler ezilir ya da kendilerini ezik hissederler.)

Seminer grubunda da, ortak dil sorunu yaşandığı için en çok oy’u Tek Yönlü İletişim aldı. İçimizde hiç İngilizce bilmeyen Portekizli Yurga da, bu temayla şekillenen oyunda, hem dil bilmeyen bir Portekizli olarak yer alacak, hem de yaşadığı İngilizce sorunu (grupta bir çoğumuzun yaşadığı bir sorundu bu) tartışılmış olacaktı. Hikayeye iki farklı açıdan bakılmaya çalışıldı. Özellikle yabancı dil ortak sorun olduğu için, dil ve düşünce farklılığından kaynaklanan iletişimsizlik çıkış noktası oldu. Hikaye bir şirket toplantısı çerçevesinde kuruldu. Şirket enternasyonal bir şirkettir ve amacı tüm dünyaya ürettiği masaları satmaktır. Şirketin yöneticisi (Jacop) ve diğer ülkelerden gelen üç eski satış temsilcisi (Nurhan, Tonino ve Christina), bir yeni işe alınmış, İngilizce bilen yeni temsilci (Ema), bir de hiç İngilizce bilmeyen, yalnızca kendi dilini konuşan, henüz işe alınacak Portekizli temsilci (Yurga) kırmızı bir masa çevresinde toplanırlar. Konu masanın rengidir ve masa ihraç edilecektir. Masa kırmızı olduğu halde, biri mavi, diğeri sarı, bir diğeri siyah olduğunu söyler. Ancak Ema doğruyu söyler. Masa kırmızıdır. Portekizli temsilci adayı da kendi dilinde kırmızı olduğunu söyler. Ama anlamadıkları için onu dinlemezler. Yönetici bir kez daha düşüncelerini alır. Aynı diyaloglar yinelenir. Sonunda Yönetici düşüncesini söyler: Ona göre masa kahverengidir. Mavi, sarı, siyah diyenler bu kez Yönetici’nin düşüncesine katılır ve ağız değiştirirler. Kırmızı masanın kahverengi olduğunu ifade ederler. Ancak Ema kendi doğrusunda ve gerçek olanda diretmektedir. Masa kırmızıdır. Yönetici Ema’nın farklı düşüncesine sinirlenir ve ona kapıyı gösterir. Portekizli temsilci adayı, hala masanın kırmızı olduğunu söylemektedir. Hep birlikte onun da, kendi düşüncelerine katılarak, masanın kahverengi olduğunu söylediğine karar verirler. Sorun çözülmüş, çatlak ses susturulmuştur. Yemeğe gitmek üzere memnun ayaklanırlar. Doğruyu söyleyen Ema ve Yurga öylece dona kalırlar.

Seyredenlerle, “Ezen” ve “Ezilen” kişiler üzerine tartışıldı. Ezilenler’in ezilen konumundan nasıl çıkacağı, ya da çıkartılacağı üzerine sorular soruldu. Seyircilerin önerileri doğrultusunda (Örneğin: Kimi Tercüman getirilmesini önerdi, kimi iki satış temsilcisini kaldırdı, kimi Yönetici’ye karşı çıkmayı önerdi. Vb.) durum değişiklikleri, çözüm önerileri, seyirciden çeşitli kişilerin oyuna katılımıyla tekrar tekrar oynandı ve tartışıldı. Böylece “Ezilen” in durumu ve psikolojisi ortadan kaldırmaya çalışıldı

 

 

 

 

 

 

 

Gazete oyunu:

Çocuklar 5’er kişilik gruplara ayrılır. Her bir grup için bir gazete sayfası yere serilir. Müzik eşliğinde gazetenin etrafında dans ederler. Müzik bittiğinde 5 kişi gazetenin üzerine çıkar. Ayağı gazetenin dışında kalan oyundan çıkacağından gazeteyi paylaşmaları önemlidir. Gazeteler ikiye katlanır. Oyun aynı şekilde devam eder. Oyun, gazete üzerinde birer oyuncu kalıncaya kadar devam eder. Gazete üzerinde kalan oyuncuya gazetenin kaç kez katlanmış olabileceği sorulur. Bilen oyunda gazeteci olur. Yerdeki gazeteleri toplar.

GAZETE İLE NELER YAPABİLİRİZ? (yelpaze, elbise vs cevaplar alınır.)
• “Beni takip et” yönergesiyle bir paraşüt, gazete bir temizlik bezi, jimnastik aracı, yağmurluk, top, küpe, kundaktaki bebek…
• Gazeteleri diklemesine yırtarlar. Jimnastikçi gibi gazetelerle hareket edilir. Ve havaya fırlatılır.
• Ortaya boş bir oyuncak saklama kabı bırakılır. Yerdeki gazete şeritlerini daha küçük parçalara yırtarak bu kabın içine doldurmaları söylenir. Saklama kabını öğretmen eline alır. Bir rüzgar çıkarır. Gazete parçaları başlarından aşağıya bir yağmur gibi yağar.
• Saklama kabına tekrar parçaları koyarlar.
• Bir kişi ebe olur, arkasını döner. Gruptan seçilen biri sessizce yere çömelir. Gazete parçaları üzerine dökülür. Gazetelerin arasına saklanır. Kim kayıp oyunu gazete yığınları ile oynanır. Eksik olanı arkadaşlarını hatırlamaya çalışarak bulur.
• Son iki kişi (ebe ve saklanan kişi) aldım verdim usulüyle sınıftaki arkadaşlarını tek tek seçerler. . Öğretmen cebinden iki çöp poşeti çıkarır. ve bunları sona kalan iki kişiye verir.
• ‘’ en büyük topu kim yapacak’’ yarışması için grup lideri olan elinde poşetli çocuklar sınıfın bir yerinde yan yana poşetlerin ağzını açarak dururlar. Öğretmen ‘’yerde tek bir gazete parçası kalmayacak, yoksa yarışmayı kazanmanız mümkün olmaz.’’ Der.
• Poşetler ağızları bağlanarak top yapılır. Çember olunup yüzler çemberin dışına dönük olarak yere oturulur. Güzel bir müzik eşliğinde iki top sırayla elden ele gezer. Öğretmen “duur” dediğinde toplar kimin elinde kaldıysa o kişi yere yatıp ölür. Sona kalan kişi alkışlanır.
• Sona kalan kişi de yere yatar. Gözlerini kapatırlar. Öğretmen yumuşak bir ses tonuyla;
—Şimdi anlatacaklarımı hayal edin, dedikten sonra devam eder:
—Biz topun üzerindeyiz. Bu top sihirli bir top. İstediğimiz her yere gidebiliyor. Şimdi nereye gitmek isterdiniz, düşünün.
• Bu çalışmanın bitiminde herkes gözlerini açar. Ve çember dörde bölünerek o çeyrek içinde az önceki hayal edilen şeylerden bir konu seçilip belirlenir. Gruptan bir fotoğrafçı seçerler.
• Seçilen konunun o an dondurulup fotoğrafını çekmeleri istenir. Fotoğrafçı, fotoğrafı anlatır.

• Çocuklar yere çember oluşturarak otururlar. Şimdi birer gazeteci olacakları, kendi gazetelerini üretecekleri söylenir. Gazeteden resimler kesip kağıda yapıştırırlar.
Gazetelerindeki olayı yorumlarlar.
• Her çocuğa bir tam boy gazete sayfası dağıtılır. Pastel boyalar kapların içinde yere bırakılır. Pastel boya ile gazetenin dış yüzünü istedikleri bir tek renk ile boyamaları istenir.
• İki kenarından yapıştırıcı sürüp, torba haline getirecekleri çalışmalarının içine gazete parçacıklarını çok fazla olmamak kaydı ile doldurup ağız kısmını da yapıştırırlar.
• Yapıştırma işi bitince bu gazeteden oluşan pofutuk yastıklar ile neler yapabilecekleri tartışılır. Düşüncelerini söyleyen çocukların yapılacak çalışmaya en yakın cevap verdikleri an, örneği verilen ördek resimleri gösterilir. İsterlerse buna benzer bir çalışma ya da farklı bir çalışma yapabilecekleri söylenir.
• Etkinliği tamamlayabilmeleri için gerekli gaga, göz vs yapmalarına yardım edilir.
• Etkinliği tamamlayan çocukların etkinliklerini ellerine almaları istenerek resimleri çekilir.
• Gazetelerle oyun oynadığımız, top haline getirdiğimiz gazetelerle başka neler yapabileceğimiz sorulur.
• Hala çevrede gazete parçacıkları bulunduğu hatırlatılır.
• Gazete parçalarını toplayarak oyuncak saklama kabına koyarlar. Bu sırada öğretmen su ısıtır. Sıcak su ile sınıfa döner. Çocukların topladıkları gazete parçacıklarının üzerine sıcak su dökülür. Kapağı kapatılır.
• Ertesi gün gazetelere ne olacağı, bunlarla ne yapabileceğimizi tahmin etmeye çalışırlar. (Ancak kağıt hamuru yapılacağı çocuklara söylenmez.)
• Kağıtların yumuşaması ve sıcak kalabilmesi için radyatörün yanına bırakılır.

DEĞİŞİK ETKİNLİKLER:
• Ahtapot: 8 kol için 8 tane naylon bayan çorabın içine gazeteleri doldururlar. Daha önce top yapılan poşetlenmiş gazeteler ahtapotun başını oluşturur. Gazoz kapakları ile göz, ağız, burun yapılarak proje tamamlanır. ( Projeler kitabı Resim no: 2 )
• Cetvel yardımı ile boyalar ile gazete üzerine çizim yapabilirler.
• Kesilmiş gazete şeritlerini kalem üzerine sarabilir, oluşturdukları sarılarak yuvarlanmış şeritlerle ağaç/ kalem süsü, grup projesi gibi farklı etkinlikler çalışabilirler.

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ALIŞTIRMALARI
• Yönerge 1:Kesik çizgileri birleştirerek 6 rakamını tamamlayalım.
• Yönerge 2:Çizgi film kahramanının eline gazete çizelim. ‘’ alıştırmalarını yaparlar.

 

Forum Tiyatrosu

Forum Tiyatrosu, seyirci-oyuncular tarafından belirlenen bir problemin çözümlerinin araştırılarak sahne üzerinde deneyimlenmesine dayalı bir Ezilenlerin Tiyatrosu pratiğidir.

Bir atölye formunda gerçekleştirilen Forum Tiyatrosu’nda, öncelikle belirlenen probleme uygulanabilecek çözümler tartışılır. Sonra bu çözümler, seyirci-oyuncular tarafından sahne üstünde deneyimlenir. Sahnede gösterilen çözüm, bütün katılımcılar tarafından tartışılarak çürütülür veya benimsenir.

Görünmez Tiyatro

Görünmez Tiyatro, genellikle kamusal alanda gerçekleştirilen, oyuncuların belirlenen bir konu üzerine bir fikir sunarak seyirci-oyuncuları da oyuna katılmaya kışkırttığı bir Ezilenlerin Tiyatrosu pratiğidir. Seyirci-oyuncular, bir tiyatro eyleminin içinde olduklarını fark etmeksizin oyuna dahil edilir ve belirlenmiş konu üzerine düşünmeye ve eylemeye teşvik edilirler.

Forum Tiyatrosu’ndan farklı olarak Görünmez Tiyatro, seyirci-oyuncuların müdaheleleri ile değişen koşullara uygun dinamik bir metin gerektirir. Ayrıca oyuncular, seyirci-oyuncuları inandırmak ve kurgusal kökeninden habersiz oldukları bir oyuna çekebilmek için rollerini yaşayarak oynamalıdırlar.

Bu tiyatro günümüz tiyatrosunda sokaktaki halkı interaktif olarak tiyatronun içine sokmaktadır. Türkiyede ilk defa bu tiyatroyu denemeye başlayan İzmir’de Euterpe Sanat Topluluğu olmuştur.

İmge Tiyatrosu

İmge Tiyatrosu, seyirci-oyuncuların bir konu üzerine kafalarındaki imgeleri sergiledikleri bir Ezilenlerin Tiyatrosu pratiğidir.

İmge Tiyatrosu’nda öncelikle seyirci-oyunculardan belirlenmiş tema üzerine bir imge göstermeleri istenir. Diğer seyirci-oyuncular, bu imgeyi onaylamazsa ikinci bir imge gösterebilir. Bu şekilde, bütün katılımcıların ortaklaştığı bir imge elde edilene kadar çalışmaya devam edilir. Elde edilen bu imge, baskının bir temsiliyeti olan gerçek imgedir. Sonra seyirci-oyunculardan bu baskının yok olduğu bir ideal imge yaratmaları istenir. Bu noktada tekrar gerçek imgeye dönülür. Katılımcılardan gerçek imgeden ideal imgeye geçiş aşamasını gösteren bir olası geçişin imgesini yaratmaları beklenir.

İmge Tiyatrosu’nda her seyirci-oyuncu, bir rolü oynuyormuş gibi davranmalı, kendi kişisel karakter özelliklerini asla sergilememelidir.

 

Doğaçlama

oyuncunun, konuya bağlı fakat metne bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi konuşması ve davranmasıdır.

Oyuncunun doğaçlama anında sunduğu hareketler ve sözler, spontan bir biçimde ortaya çıkar. Ayrıntıları önceden saptamadan, bir metne bağlı kalmadan ancak belirli bir hazırlık süreci barındıran; büyük ölçüde grup dinamiğine dayanarak içten geldiği gibi ve aniden gelişen rol oynama sürecidir.

 

ÖRNEK DOGAÇLAMA VE ISINMA ÇALIŞMALARI…

(1/1)

qusra:
ÖRNEK DOĞAÇLAMA

1. AŞAMA � ISINMA ÇALIŞMASI

Sınıf içinde öğrenciler serbest biçimde dolaşırlar. Herkes birbirine iyi günler deyip tekrar dolaşmaya devam ederler. İkinci aşamada öğretmenin � tamam � demesiyle tekrar iyi günler deyip el sıkışırlar. Öğretmen tamam deyince durulur.

2. AŞAMA – OYUN

Öğrenci sayısı en fazla on olmak üzere öğrenciler karışık olarak gruplara ayrılır ve bir çember yapılır. Çemberdeki bireylere bir tane kağıttan top yapılır ve öğretmen önce kendini tanıtarak topu birisine atar. Tüm grup üyeleri kendini tanıtmayı tamamlayınca biter.

Bu kez grup üyelerinin her biri ( öğretmenin başlamasıyla ya ayakkabı numaralarını, ya tuttukları takımı ya en sevdikleri yemek adı vs. türü kendilerine ait bilgiyi topu birbirlerine atarak verirler. En son kişide söyleyince öğretmen topu alır ve grup üyelerine sorar � karşısındaki öğretmen topu alır ve grup üyelerine sorar � karşındaki kişinin adı ne ? ve en sevdiği yemek ne ? � diye. Bu oyun grup üyelerinin birbirlerine ısınması, birbirini tanımasını ve asıl yapılacak doğaçlamaya ortamın hazırlanmasını sağlar.

2. AŞAMA � DOĞAÇLAMA

Öğretmen oynanacak doğaçlama için sınıfta ön bilgi verir. Tarih sınavından birkaç dakika öncesidir. İki arkadaş sınıfın dışında konuşurlar. ( Sınıftan doğaçlama için istekli 2 kişinin ortaya gelmesi istenir. )

Birinci gencin amacı : Bu sınav için hiç çalışmamıştır. Soruların yanıtını kendisine göstermesi için arkadaşını ikna etmeye çalışır.

İkinci gencin amacı : Sınıfda örnek bir öğrencidir. Sınav sırasında yanıtları arkadaşına göstermeyi hayal bile etmemesini söyler. Oynayacak öğrencilere amaç açıklandıktan sonra kısa bir süre düşünmeleri için zaman tanınır. 3 dakika 5 dakika gibi bir zaman beklenebilir. Öğrenciler kendi kafalarında yorumladıkları rolleri canlandırmaya başlarlar.

Süre sonunda oynanan oyun bittiyse ( bitmedi ise ve giderek uzuyorsa öğretmen tarafından nazikçe bitirilir. ) oyunculara teşekkür edilir. Önce öğrencilerin oyuncuları , yorumları, süreyi iyi kullanıp kullanmadıkları, amaçtan sapıp sapmadıkları vs. konusunda sınıfta kısaca konuşulur. Sınıfta durumla ilgili tartışma başlatılır. 1. öğrencinin ve 2. öğrencinin davranışları ve düşünce biçimleri nedenleri sınıfta yorumlanır.

İstekli iki öğrenci çıkarılarak aynı durum onların yorumlarıyla oynatılır. 3. 4. doğaçlama başka ikililerle farklı olarak oynatılabilir.
GRUP ÇALIŞMA ÖRNEKLERİ

Lider öğrencileri belli sayıdaki gruplara ayırır. Her gruba bir gazete kağıdı verir. Öğrenciler daire şeklinde ayakta dururlar. Gazete kağıdı da dairenin ortasında yerde durur. Lider anlatmaya başlar. �Sizler bir gemide yolculuk ediyordunuz gemi battı. Denizde bulabildiğiniz bir bota biniyorsunuz� der.Tüm öğrenciler ayaklarıyla gazeteye basarlar.Burada amaç kimsenin denizde kalmadan bota gelmesidir. Herkes bota binen arkadaşından sorumludur. Lider anlatmaya devam eder. Sonra �bot delindi ve küçülmeye başladı� der. Gazete kağıdı bir kez katlanır. Öğrenciler bu kez biraz küçülen bir botta hep birlikte durmaya çalışırlar. Lider �botun daha da küçüldüğünü söyler� . Gazete kağıdı bir daha katlanır. Çalışmada tüm öğrencilerin küçük bir botta bir arada durmaları istenir .

HİKAYE CANLANDIRMA

Lider bir hikayeyi giriş, gelişme, sonuç olarak üç bölüme ayırır. Her bölüm için bir- iki başlangıç cümlelerini kağıda yazar ve her gruba bir bölümü verir. Çocukların grup oluşturmada serbest kalmaları sağlanarak kendilerini ve ait oldukları grubu tanımaları sağlanır. Gruplar kendi aralarında kısa bir çalışma ve planlama yaparak sırayla hikayeyi dramatize ederler. Dramatize sonucunda hep birlikte değerlendirmesi yapılır.

ELLERİMİZ FIRÇA OLSUN MU?

Öğrenciler sınıfın istedikleri bir köşesini yada eşyasını kullanarak bu çalışmaya katılabilirler. Liderin yönergelerine uygun davranarak vücutlarını fırça olarak kullanırlar. Örneğin; lider �ellerimiz fırça olsun mu?� dediğinde herkes ellerini kullanarak seçtiği yeri boyar. (ayaklarımız fırça olsun mu ? dizlerimiz ? dirseklerimiz ? sırtımız ?…)

DOĞAÇLAMA ÖRNEKLERİ

Çok kalabalık bir havaalanı.Bazı öğrenciler tatile gidenleri, bazıları da havaalanında çalışan görevlileri canlandırırlar. Bir öğrenci uçuş anonsu bir başkası da temizlik görevlisi olur.

Öğrencilerden bir çölün ortasında olduklarını düşünmeleri istenir. Bir uçak kazası olmuş yada kaybolmuşlardır. Ne yapmaları gerektiğini düşünmeleri istenir.

Lider, çocuklara � geçmeniz gereken bir köprü var ve köprü çok dar. Ayrıca köprünün üzerinde yaralı bir kuş duruyor. Köprüyü geçmek için bu kuşu yolunuzdan nasıl çekersiniz?� der. Sonra çocukların sırayla tahminlerde bulunup bu olayı canlandırmaları istenir.

-Lider çocuklara çeşitli dergi ve gazeteler, yapıştırıcı, makas, boya kalemleri verir.Çocuklar bunlardan ilgilerini çeken, sevdikleri, sevmedikleri, hayalleri, beklentileri, ailesi, arkadaşları,… kendisiyle ilgili düşünceleri anlatan resimleri keserek büyük kağıtlara yapıştırırlar.Daha sonra her çocuk kendisiyle ilgili oluşturduğu bu albümü tüm gruba anlatır.

KENDİNİ İFADE ETME ÇALIŞMALARI

Lider çeşitli insan resimlerini öğrencilere gösterir.Bunlar genç,yaşlı,çocuk,köylü,şehirli…vb resimlerdir. Öğrenciler kendi seçtikleri bir resmi önce bir süre inceler daha sonra o resimdeki kişi hakkında bir hikayeyi gruba anlatır. Resimdekinin yaşamı,istekleri,amaçları,başına gelen ilginç bir olayı,o resimdeki pozu nasıl verdiği,neler düşündüğünü kısa hikayeler ve drama yaparak canlandırırlar.

DOKUNMA DUYUSUNU GELİŞTİREN ÇALIŞMALAR

Lider öğrencilere,çeşitli malzemeler verir. Bunlar kadife, kabarık dokulu kumaşlar, pamuk, ağaç kabuğu, cam…gibi malzemelerdir. Öğrenciler çeşitli hareketlerle dokundukları bu malzemeleri gruba anlatabilirler.

ISINMA ÇALIŞMALARI

Çeşitli malzemeler üzerinde yürüme, çamur, zamk, su birikintisi ,kuru yapraklar, çakıl, çim vb. (müzik veya ritim eşliğinde, hızlı-yavaş, ileri-geri, ayakta – çömelerek yürüme şeklinde olabilir)

Üçer veya daha fazla gruplar halinde büyük bir antika porselen tabağı sınıfın değişik köşelerine taşıma, yerini değiştirme; (porselen tabak çok değerli çok ince her an kırılabilir)

Grup üyeleri kollarını birbirlerine kenetleyerek el ele tutuşur ve daire halini alırlar tabak bu şekilde taşınır.

Çeşitli ülkelerin müzikleri eşliğinde �ellerinle dans et, kollarınla dans et, ayaklarınla başınla dans et, gibi yönergelerle öğrencilerin dans etmeleri istenir. Oldukça keyifli olan bu ısınma çalışmasında vücudun sadece bir bölümünü kullanarak dans etme ayrıca da vücudu, bedeni fark etme çalışması olarak da kullanılabilir.

Lider öğrencilere �şimdi siz bir sönük balonsunuz ben sizi yavaş yavaş şişirmeye başlayacağım bakalım nasıl şişeceksiniz?” der ve üflemeye başlar. Herkes istediği gibi şişme hareketi yapar. Lider üflemeyi bırakır ve tek tek bütün balonları bağlayıp iplerini eline aldığını ve sağa sola doğru salladığını söyler öğrenciler sağa sola istedikleri gibi sallanır.

KAYNAŞTIRMA ÇALIŞMALARI (BAŞKALARIYLA İLETİŞİM KURMA)

Halka şeklinde oturulur. Bir öğrenci kendi ismini söyler ve elindeki topu yerden yuvarlayarak bir kişiye atar. Topu alan kişide kendi ismini söyleyerek bir başkasına topu atar. Herkes ismini söyledikten sonra ikinci aşamaya geçilir.
Burada ilk kişi ismini söyler topu başkasına atar, o kişide önce ilk kişinin ismini sonra kendi ismini söyler ve topu üçüncü kişiye atar. O da ilk ve ikinci kişinin ismini sonrada kendi ismini söyler.. oyun bu şekilde devam eder oyunun sonuna doğru söylenecek isimler çoğaldığından dikkat etme, ilgiyle dinleme, akılda tutma, çalışması olarak da düşünülebilir.

KENDİ VÜCUDUNU ETKİLİ OLARAK KULLANABİLME
(KATILIMCILARLA KOORDİNELİ OLARAK HAREKET ETME )

Tüm öğrenciler eşleşirler liderin söylediği bir organlarıyla yanlarındaki arkadaşına dokunurlar ve birbirlerine yapışırlar. Bu şekilde tüm eşler ayrılmadan müzik eşliğinde yürümeye başlar, sonra eşler durdurulur. Yukarıdaki işlem başka organlarla tekrar edilir. (el-el, baş-baş, el-baş, diz-el, sırt-sırt)

KONSANTRASYON ÇALIŞMALARI

Bu çalışmanın amacı öğrenciler birbirleriyle daha rahat iletişim kurduktan sonra grubun dikkatini bir noktaya toplamak ve drama etkinliğine yönlendirmektir.

İkili eş olarak öğrenciler yere karşılıklı olarak uzanır. Ayak tabanları karşılıklı birleştirilerek ritim eşliğinde hareket edilir. Aynı işlem oturur vaziyette, el ele tutuşarak, sağa sola sallanarak, ileri-geri, hızlı-yavaş hareket edilerek tekrarlanabilir.

EŞİNE GÜVEN DUYABİLME
( EŞİNİ GÜVENLİ BİR ŞEKİLDE YÖNLENDİREBİLME )

Öğrenciler ikili eş olurlar. Eşlerden birinin gözleri bağlanır, diğeri onun ellerinden tutup yönlendirerek sınıf içinde yada dışında gezdirir. Sonra rol değiştirilir. Yürüyüş sırasında gözü bağlı eşe zarar gelmemesine dikkat etmek gerekir. Rehber olan eş çeşitli yönergelerle eşini gezdirir. (şimdi yürü, basamak var, masanın yanındayız gibi) Daha sonra gözü bağlı olan eşe nereye gitmiş olabileceği veya sınıfın hangi köşesinde gezdiğini tahmin edip etmediği sorulabilir.

ESAS ÇALIŞMA ÖRNEKLERİ…

-Bir doğum günü hediyesini bulunduğu kutuyu açma ve kutudan çıkan hediyeyi canlandırma.
-Teypten çeşitli elektronik ev eşyalarının sesleri dinletilir ve öğrencilerden bu aletin canlandırılması istenir.
-Rol oynama çalışmaları: ” Lider ben şimdi birisinin taklidini yapacağım, bu sık sık gördüğünüz kişilerden biri der. Ben o kişiyi canlandırdıktan sonra ben kimim? diye soracağım. Bakalım bilebilecek misiniz? “diye açıklama yapar. Daha sonra grubun ilgi ve ihtiyaçlarına göre bir kişi canlandırılır (küçük yaş gruplarında çocuk doktoru, öğretmen, şekerci olabilir) Öğrenciler bildikten sonra onlarda birini canlandırır ve kim olduğu bilinir.

SÖZEL YARATICILIĞI GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI

Öğrenciler daire şeklinde oturur. Lider elindeki fotoğrafları gösterir ve resimdeki kişilerin tam bir şey söylerken fotoğraflarının çekildiğinden bahseder. Daha sonra bir öğrenci seçilerek bu fotoğraftaki kişinin ne söylediği,kime söylediği, neden söylediği sorularak kişiyi canlandırması istenir.

BENLİK KONTROLÜ VE DİSİPLİNİ SAĞLAYABİLME

Öğrenciler daire şeklinde otururlar. Liderle birlikte müzik aletlerinden bahsedilir bu konuda sohbet edilir.Daha sonra öğrencilerden biri orkestra şefi diğerleri ise bir müzik aleti çalan sanatçılar olur.Sonra teypten parça çalınınca şef orkestrayı idare eder. Sanatçılarda müzik aletlerini istedikleri gibi hayallerinden çalarlar.

YARATICILIĞI GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI

-Kendini kutu şekline sok.
-Dev gibi adımlarla yürü.
-Kendini bir parça kek haline sok.
-Küçük bir fare haline gir.
-Lavabo kenarında duran bir sabun ol.
-Bir parfüm şişesi gibi dur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

-Buz dağının eriyerek denize karışması
-Bir tarlada duran korkuluksunuz ve rüzgara karşı duruyorsunuz.
-Bir ağaç dalında kalan tek kurumuş yapraksınız, rüzgarın sizi uçurarak bir yerlere götürmesi.
-Küçük bir çocuğun elindeki balonsunuz ve çacuğun elinden kaçarak gökyüzüne havalanıyorsunuz.

Ses Çalışması (her grup için uygun düşmeye bilir grubun seviyesine bakarak uygulayın!)

Konu: Ses Eğitimi

Amaç: Ses eğitimine giriş yapmak. Grup duygusunu geliştirmek, konsantrasyonu pekiştirmek, toplulukla çalışma isteğini geliştirmek, grup içinde uyum sağlamak.

Çalışma Alanı: Zemini parke ya da halı kaplı boş bir salon.

Isınma: Katılımcıların bedenlerini ısıtacak/gevşetecek bir genel ısınmanın yanı sıra, boğumlanma temrinleri. Ses ısıtma ve ses açma.

Herkes salona dağılsın, kümeleşmeyelim. Tek tek ama hep beraber çalışacağız. Yaptığınız işe konsantre olun ve birbirinize yardım edin. Hep birlikte anlamlı sesler çıkaracağız. Durun! diye bağırdığımda ya da el çırptığımda tüm seslerin anında kesilmesi gerekir. Hazır mısınız?

Evet, herkes susturma sesi çıkarsın� Şşş� Şimdi fısıldama… Tıslama� Mırıldanma� Mızırdanma� İnleme� Yakarma� Söylenme� Homurdanma� Kükreme� Bağırma� Durun!

Son çıkardığımız sesten başlayarak (sondan başlayarak), başa doğru gideceğiz. Bağırma� Kükreme� Homurdanma� Söylenme� Yakarma� İnleme� Mızırdanma� Mırıldanma� Tıslama… Fısıldama� Susma� Durun!

Drama Liderine Notlar

Üzerinde önemle durulacak nokta, sözcüklerin değil, seslerin kullanılmasıdır.

Tüm grup aynı ses yoğunluğu ve yüksekliğinde bir arada olmaya çalışmalıdır. Bu uyumu sağlamak kolay değildir. Bunun için iyi konsantre olmaları gerekir. Başardıklarında onları ödüllendirin.

Amaç gereken sesi mümkün olduğu kadar gerçeğe yakın bir şekilde çıkarmak için, birbirleriyle yardımlaşırken grup �duygusunu� geliştirmektir.

Bu tip bir �koro� çalışması katılımcıların birbirlerini dinlemelerini, yardımlaşmayı ve toplulukla çalışma isteğini geliştirir. Bu da yapılan drama çalışmasının ana amaçlarından birisidir.

Eğer çalışmada çocuklar iyi bir konsantrasyon yakalamışlarsa; tüm sınıfla veya beşer kişilik gruplarla aşağıdaki çalışmalar denenebilir.

Çocuklardan aşağıdaki duyguları seslerle ifade etmelerini isteyin; korkmuş, gülen,heyecanlı, meraklı, sıkılmış, memnun, sinirli, üzgün ve neşeli.

İlave Geliştirme

Çocuklar bir daire oluşturmalı ve kendilerinin birer büyük (zırıltılı, vızıltılı sesler çıkaran) topaç olduğunu düşünmeliler

Çocuklar dairede kendileri dönmemeliler, birbirlerinin peşi sıra yürüyüp genel dairenin bir parçası olmalılar. Ancak çok hızlı bir şekilde ve daireyi hiç bozmadan, içeri ve dışarı doğru hareket etmeliler.

Sonra onlara çok büyük bir ağız şeklini almalarını söyleyin. Bu çalışma �Koca Ağız� diye anılır. Kimlerin dudak, dil veya diş olması gerektiğine grup karar vermelidir.

Ağız yavaş ve gitgide ritimli bir şekilde soluk alıp vermelidir.

Grup koca ağız olarak kızgın bir şekilde bağırmalı, horlamalı, dırdır etmeli, iç çekmeli ve feryat etmelidir.

Koca ağız tüm grupla yapılabileceği gibi, 5 veya 6 kişilik küçük gruplarla da yapılabilir. Dikkat edilmesi gereken husus �söz� yerine �ses� kullanmaları gerektiğidir.

Son aşamada ise grup bilinen bir öyküyü sadece �ses� kullanarak oynayabilir.

 

Doğaçlama örnek 2

.1.AŞAMA – ISINMA ÇALIŞMASI

Sınıf içinde öğrenciler serbest biçimde dolaşırlar. Herkes birbirine iyi günler deyip tekrar dolaşmaya devam ederler. İkinci aşamada öğretmenin “ tamam “ demesiyle tekrar iyi günler deyip el sıkışırlar. Öğretmen tamam deyince durulur.

2. AŞAMA – OYUN

Öğrenci sayısı en fazla on olmak üzere öğrenciler karışık olarak gruplara ayrılır ve bir çember yapılır. Çemberdeki bireylere bir tane kağıttan top yapılır ve öğretmen önce kendini tanıtarak topu birisine atar. Tüm grup üyeleri kendini tanıtmayı tamamlayınca biter.

Bu kez grup üyelerinin her biri ( öğretmenin başlamasıyla ya ayakkabı numaralarını, ya tuttukları takımı ya en sevdikleri yemek adı vs. türü kendilerine ait bilgiyi topu birbirlerine atarak verirler. En son kişide söyleyince öğretmen topu alır ve grup üyelerine sorar “ karşısındaki öğretmen topu alır ve grup üyelerine sorar “ karşındaki kişinin adı ne ? ve en sevdiği yemek ne ? “ diye. Bu oyun grup üyelerinin birbirlerine ısınması, birbirini tanımasını ve asıl yapılacak doğaçlamaya ortamın hazırlanmasını sağlar.

2. AŞAMA – DOĞAÇLAMA

Öğretmen oynanacak doğaçlama için sınıfta ön bilgi verir. Tarih sınavından birkaç dakika öncesidir. İki arkadaş sınıfın dışında konuşurlar. ( Sınıftan doğaçlama için istekli 2 kişinin ortaya gelmesi istenir. )

Birinci gencin amacı : Bu sınav için hiç çalışmamıştır. Soruların yanıtını kendisine göstermesi için arkadaşını ikna etmeye çalışır.

İkinci gencin amacı : Sınıfda örnek bir öğrencidir. Sınav sırasında yanıtları arkadaşına göstermeyi hayal bile etmemesini söyler. Oynayacak öğrencilere amaç açıklandıktan sonra kısa bir süre düşünmeleri için zaman tanınır. 3 dakika 5 dakika gibi bir zaman beklenebilir. Öğrenciler kendi kafalarında yorumladıkları rolleri canlandırmaya başlarlar.

Süre sonunda oynanan oyun bittiyse ( bitmedi ise ve giderek uzuyorsa öğretmen tarafından nazikçe bitirilir. ) oyunculara teşekkür edilir. Önce öğrencilerin oyuncuları , yorumları, süreyi iyi kullanıp kullanmadıkları, amaçtan sapıp sapmadıkları vs. konusunda sınıfta kısaca konuşulur. Sınıfta durumla ilgili tartışma başlatılır. 1. öğrencinin ve 2. öğrencinin davranışları ve düşünce biçimleri nedenleri sınıfta yorumlanır.

İstekli iki öğrenci çıkarılarak aynı durum onların yorumlarıyla oynatılır. 3. 4. doğaçlama başka ikililerle farklı olarak oynatılabilir.

 

Ders: Türkçe (Dil)

Konu: Çiftlik Hayvanları

Amaç: Çocukların hayal gücünü uyarmak, canlandırmak yakınlarındaki hayvanların hareket ve seslerini gözlemlemek için onları cesaretlendirmek.

Çalışma Alanı: Boş bir alan ya da okul salonu

Araçlar: Kaset çalar (teyp),hayvan sesleri kayıtları.

Başlangıç Alıştırmaları:Boyun omuz kaslarına yönelik gevşeme egzersizleri. Öne doğru eğilmek, yere eller ile dokunmak, kolları sallamak, omuzları dairesel olarak hareket ettirmek, kolları tavana dokunacakmış gibi germek.

Vücut kontrolü alıştırmaları: Sol dizi dengeyi kaybetmeden olabildiğince kaldırmak. Aynı alıştırmayı sağ diz ile tekrar etmek. Normal yürürken hızlı, amaçlı yürüyüşe geçmek.Çeşitli kol pozisyonları ile ayakta durmalı, çocukların birbirlerini gözlemlemelerini sağlayarak alıştırma, kolların pozisyonunu değiştirilerek tekrar edilir.Vücudun çeşitli bölümleri ile yere dokunup, çocukların birbirlerini gözlemleyerek, pozisyonlarını tartışmaları istenir. Alıştırma farklı duruşlarla tekrar edilir. Pozisyon tekrar değiştirilir, çocukların sabit durma, yavaşça hareket etme ve hızla hareket etmeleri istenir.

Gelişme: Çocukların Çiftlik (evcil)ve  vahşi hayvanlar arasındaki farkları anlamaya, ayırt etmeye yardımcı olmak amacı ile aşağıdaki oyun hazırlanır. Sınıf dört gruba bölünür: 2 grup yalnızca çiftlik hayvanlarından, diğer 2 grup ise  vahşi hayvanlardan bahsedecektir. Gruptaki her bir üyenin söz hakkı söz sırası olacaktır. Eğer vahşi hayvanların grubu, çiftlik (evcil) hayvanlarından konuşur ise bir puan kaybedecektir. En çok puan toplayan grup oyunu kazanır.  Öğretmen sözcük kullanmadan bir taklit yapar (mim). Çocuklara “Ben ne yapıyorum”? diye sorar ve çocuklar cevaplar. Daha sonra “Size ne yaptığımı söyledim mi”? diye sorar ve çocuklar hareket ile cevap verirler.Öğretmen çocukların bir kısmında bir hareketi taklit etmeleri, diğerlerin- den ise bunu tahmin etmelerini ister.İkili Çalışma: A bir çiftçi, B ise bir çiftlik hayvanıdır. B hangi hayvan olacağına karar verir ve o hayvanın nasıl ses çıkardığını düşünür. B seçtiği hayvan gibi hareket eder ve onun sesini çıkarır. A bu hayvan ile ne yapıldığını düşünerek, bunu taklit eder. (B tavuk gibi hareket edip, tavuk sesi çıkarırken, A ona yem verir). Her defasında yeni bir hayvan seçerek çocuklar rolleri değiştirirler. Öğretmen teypteki hayvan seslerini kullanarak, çocuklardan bu seslerin hangi hayvanlara ait olduğunu isteyebilir.

Akıcı Konuşma Alıştırmaları: Çocuklar eşleşip, çiftçi ve seçtikleri bir hayvan ola- rak veya iki hayvan olup sohbet ederler.Sakinleşme: Tüm çocuklar bir çiftlik hayvanı olur ve çiftlikte dolaşırlar. Güneş batmaktadır ve yorucu bir çalışma gününün sonunda, tüm hayvanlar uyumak üzere yerleşirler.

Takip Eden Çalışma: Çocuklar az önce yaptıkları taklitlerin resmini çizerler. Sonra da resmin öyküsünün bir kaç cümle ile yazarlar. 

Kaynak: “ Drama Across The Primary School Curriculum”, Alfred Malla, Education Assistan-Drama, Goverment Printing Press, Malta, 1993.Çeviren: Meltem Arpacı, Oluşum Drama Atölyesi, Ankara, Nisan 1998.

Tanım 

Küçük gruplar, bir hipotezi temsil etmek/savunmak veya alternatif manzaralar / davranış biçimleri sergilemek için doğaçlamalar hazırlar ve sunarlar. Doğaçlama yolu ile var olan bir durum ya da deneyimin algılanışı ifade edilir.

 

Kültürel Bağlantılar

Küçük eğlendirici oyunlar, skeçler, medya drama, okullarda oynanan oyunlar, gençlik klüpleri, sokak tiyatrosu, toplantılar. 

 

Öğrenme Fırsatı

Düşüncelerin sıralanması; içerik seçimi, karakterize etmek; diyalog ve olayları araç olarak kullanma; performans yetileri; ifadeci/dışa vurumcu performansın güveni sağlaması.

 

Örnekler

1. Genç suçluların ıslahı çalışmalarına, gruptan genellikle gençlere has olan çeşitli suç sahnelerini doğaçlamaları istenerek başlanır. Bir sonraki çalışma için gruptan, yaşantılarını tüm yönleriyle ortaya çıkarabilecekleri en az bir karakteri dikkatlice hazırlamaları istenir. Grup seçtikleri anlarla ilgili konuşur ve daha sonra kendi anlayış ve düşüncelerini çeşitli imaj, şiir doğaçlamalar, dans veya mim ile ifade eder.

 

ANI İŞARETLEMEK

Tanım 

Bir konunun anlaşıldığı veya bir duygunun hissedildiği / yükseldiği bir anda, ilgili pozisyon ya da anın altını çizmek. Katılımcılar daha sonra grup halinde ya da tekil olarak, ilgili duygu ve anlayışı ifade eden ve hatta o anı ortaya çıkaran “bir şey” bulurlar.

 

Kültürel Bağlantılar

Şiirler, hikayeler, önemli olaylar gösteren resimler (ölüm, doğum günü, ilk öpücük, bir siyasal olay vs.) hatıra fotoğrafları, gazeteler, heykeller, kahramanlık hikayeler, v.b.

Bu çalışmada öğretmen sergilenecek oyunda belirli ölçüde klişe ve genel-geçerlik (tipik) bekler. Takip eden çalışmaların çoğu önceki sahnede sergilenen manzara ve düşüncelere meydan okuyacak biçimde kurgulanabilir.

Sosyal hizmetlerdeki çeşitli rol ve fonksiyonlara bakış çalışmasında, gruplardan belirli yardım veya destek almadan hayatlarını idame ettiremeyen kişi veya grupları içeren sahneler hazırlamaları ve daha sonra her bir sahne/durum değerlendirilerek, her biri için ne tür bir yardım hizmetinin verilmesi gerektiği tartışılır. 

 

STRUCTURING DRAMA WORK. A handbook of available forms in theatre and drama Jonothan NEELANDS
Edited by Tony GOODE. With a Foreword by Professor David BOOTH. Cambridge University Press, 1990, Cambridege, UK.
Çeviren: Meltem ARPACI. Oluşum Drama Atölyesi. Şubat 1999, Ankara

DERS:   Matematik
KONU:   Hacimler, büyüklük ve küçüklük kavramları
ALT BAŞLIK:   Benim Şeklim ve Büyüklüğüm Ne?
AMAÇ:   Şekil ve büyüklük (ebat) kavramları bilgilerini, drama yolu ile bedeni kullana-rak geliştirmek.
ÇALIŞMA ALANI:   Boş bir alan ya da okul salonu.
ARAÇLAR:   Yuvarlak ve ince-uzun balonlar.
BAŞLANGIÇ: Öğretmen aşağıdaki noktaları aklında tutmalıdır.

Bütün beden kullanılarak, şekiller elde edilebilir.

Çocukların yapılanları özümsemesi ve öğrenebilmesi için, yaptıkları şeklin ne olabileceği sorulmalıdır.

Herhangi bir şekil oluşturduklarında, şekillerini korumaları konusunda onlara yardımcı olmak gerekir.

Yarattıkları orijinal şekilleri onlarla tartışmak gerekir. Böylece hem birbirlerinden öğrenecekler, hem de kendi çalışmalarını takdir etmeyi ve değerlendirmeyi öğrenmeye başlayacaklardır.

Yuvarlak balonların oluşturduğu şekiller, hacimlerin nasıl değişebildiğini göstermede etkili olur. Balonları şişirirken çocuklara ne gibi değişiklikler gözlemledikleri sorulmalıdır. Çocuklar balonları taklit ederek yerlerde kıvrılmaya ve balon gibi şişirildikçe büyümeye başlarlar ve de balonun şişmesi durunca dururlar. Bu bölümde çocuklar balon gibi hareket ederler. Balon şişerken çıkan sesi taklit ederler. Şimdi yuvarlak balonlarla olduğu gibi, ince balonları kullanarak benzer süreç uygulanmalıdır. Ancak şekil ve hareketler yuvarlak balonlardan farklı olacaktır. Çocukların değişik deneyimlerini gözlemlemek gerekir. İnce balonlarla yuvarlak balonlar arasındaki fark çocuklarla tartışılmalıdır.
Balon elde tutulduğu veya elden bırakıldığı zaman ya da aniden bırakıldığında neler olduğu bir kaç kez denenmelidir. Balonun içerisindeki hava boşalırken sağa, sola uçması çocuklarla tartışılmalıdır.

Çalışmanın sonunda yapılanlar hatırlanarak bir genel değerlendirme yapılmalıdır.

Büyüklüklere göre şekiller çeşitlendirilir. Bir sönmüş balonun izlediği yol ve çeşitli şekil ve büyüklükte balonlar çizilir. Bu şekilleri çocuklar bedenleriyle oluşturabilirler. Sonra da şekiller üzerine tartışılır.

 

Kaynak
DRAMA ACROSS THE PRIMARY SCHOOL CURRICULUM
Yazan: Alfred MALLIA
Education Assistant – Drama
1993 MALTA

Çeviren: Dr. Canan YÜCESOY

 

 

 

Ders: Matematik

Konu:
Şekiller

Amaç:
Temel şekillerin (üçgen, kare, dikdörtgen, çember) özelliklerinin öğretiminin pekiştirilmesi.

Çalışma Alanı:
Boş bir alan ya da okul salonu.

Araçlar:
Çeşitli küçük karton şekiller ve yaklaşık 1 m. çapında yuvarlak lastik parçaları.

Giriş Alıştırmaları:
Boyun, omuzlar ve bacaklardaki gerginliği azaltacak gevşeme alıştırmaları.Kontrol alıştırmaları (öne, arkaya, yanlara doğru yürümek gibi).* Alan ve beden kontrolü kullanımı (Çocukların birbirlerine çarpmalarından kaçınarak).Çiftli çalışma: çocuklar ayakta; A, O, H, V, X harflerinin şekillerini oluştururlar.* Eşler değişerek ve yerde uzanarak aynı alıştırma tekrarlanır.Tekil çalışma: çocuklardan sağ ayak başparmaklarını kullanarak üçgen, kare, çember ve dikdörtgen şekillerini çizmeleri istenir.

Gelişme: Öğretmen çeşitli şekil kartlarıyla dolu bir kutu ile çocuklar arasında dolaşır. Her çocuk herhangi bir şekil kartını seçer ve aldığı kartı diğer çocuklara göstermez. Sonra çocuklardan aldıkları şekli göstermeleri istenir. Aynı şekle sahip olan çocuklar bir grup oluştururlar. Her bir gruba şeklinin ismi sorulur. Gruplara bir yuvarlak lastik parçası verilir ve bunu kullanarak kendi şekillerini oluşturmaları istenir. Her grup, verilen lastik parçasını kullanarak şeklini nasıl en iyi biçimde yapacağını, kendi içinde araştırır. Bu yolla, grupların problemi kendi kendilerine çözmeleri sağlanır. Öğretmen sorular sorarak ve problemin nasıl çözüleceğini çocuklarla tartışarak, onların arasında dolaşır. Burada önemli olan nokta; öğretmen çocuklara nasıl yapacaklarını göstermeden, gerek duyduklarında onlara yalnızca  önerilerde bulunarak, fakat onların sonuca kendi kendilerine ulaşmasını sağlamaktır. Gruplar şekillerini oluşturduktan sonra, öğretmen sunulan şekilleri tüm sınıfla tartışır. Bu yolla, çocukların kendilerinin ve diğerlerinin çalışmalarına eleştirel bakışı cesaretlen- dirilir. Tartışmadaki eleştirel noktalar dikkate alınarak, her grup kendi şeklini tekrar oluşturur. Daha sonra gruplar şekil kartlarını değiştirirler ve çalışma her grup 4 temel şekli deneyinceye kadar devam eder. Sonrasında ise her grup kendi şeklinin özelliklerini konuşmak üzere davet edilir. Öğretmen her bir grup üyesinin söz alıp düşüncelerini belirttiğinden emin olmalıdır. Daha sonra öğretmen her bir gruba çeşitli şekiller vererek, onlardan bir insan şekli oluşturmalarını ister ve bu şekle BAY ŞEKİL adı verilir. Gruplar tarafından oluşturulan figürlerin bütün sınıf tarafından görülmesi sağlanır. Bir kez daha çalışmalar değerlendirilir. Tekil olarak her çocuk Bay Şeklin formunu oluşturur. Öğretmen çocuklara Bay Şeklin çok yoğun bir gün geçirdiğini ve dinlenmek istediğini söyler. Çocuklar Bay Şekil olarak uzanır ve dinlenirler. Çalışmanın Devamı: * 4 temel şeklin çizimi ve boyanması.* Bay Şeklin çizimi* Öğretmen tarafından çizilen bitirilmiş şekillerin çocuklarca tamamlanması.

Kaynak: “ Drama Across The Primary School Curriculum”, Alfred Malla, Education Assistan-Drama, Goverment Printing Press, Malta, 1993.
Çeviren: Meltem Arpacı, Oluşum Drama Atölyesi, Ankara, Nisan 1998.

 

KAR TANELER

4–5 öğrenci rüzgâr olur. Diğerleri kar taneleridirler. Rüzgâr grubu kol kola girerek kar tanelerine doğru üfler. Kar taneleri rüzgârın estiği yöne doğru savrulurlar.

YAĞMUR- ŞİMŞEK- RÜZGÂR- DOLU
Her kelime için bir devinim atanır. Öğretmenin verdiği yönergeye uygun olarak çocuklar doğru hareketi yaparlar. Şaşıran oyundan çıkar.

FIRTINA-DOLU-KAR
“Fırtına-Dolu-Kar” oyunu, öğretmenin verdiği yönergeler ile oynanır. Çocuklar ayakta yan yana dururlar. “Fırtına” denilince eller havada yanlara sallanarak vuu… sesleri çıkarırlar; “dolu” denilince çocuklar ellerini göğüslerine vurarak ses çıkarırlar; “kar” denilince hiç ses çıkarmadan parmaklarını sallayarak, karların hareketini canlandırırlar. Yanılan oyundan çıkar ve arkadaşlarını izler.

kar taneleri

öğretmen çocukları yanına çağırır.size bir hikaye anlatacağım der
çocuklar kış mevsimiydi hava buz gibi soğuktu.belliki kar yağacaktı.gökyüzünü gri bulutlar sarmıştı.birazdan bulutlar kar tanelerini yer yüzüne serpecekti.ağır zarif bir şekilde kar taneleri yeryüzüne incitmeden düşecekti  der.(çocukların herbiri kar tanesi olur.rüzgarla savrulan kar taneleri gibi kendi etraflarında dönerek birbirlerine çarpmadan bir süre dans ederler.sonra yavaş yavaş yere çömelirler.)

 

ARATICI DRAMA ATÖLYE (WORKSHOP) ÇALIŞMALARI

Yaratıcı drama çalışmaları yaş ve katılımcıların özellikleri göz önünde bulundurularak yapılır Tanışma, ısınma, oynama, pandomim ve rol oynama, doğaçlama ve oluşum drama aşamalarıdır Bunların tamamı veya bir kısmı bir esneklik içinde drama seanslarında uygulanır

TANIŞMA;

İsminin baş harfi “A, C, D” vs olanlar halka içinde dolaşarak tanışır, selamlaşır, konuşurlar Üzerindeki elbisede kırmızı, mor, mavi vs renk olanlar halka içinde dolaşıp tanışırlar Koç, yengeç, boğa vs burcunda olanlar anlaşarak tanışırlar Doğum tarihi (ay olarak) aynı olanlar birbirlerini arayarak bulup tanışırlar Aynı futbol takımını tutanlar selamlaşıp tanışırlar

TANIŞMA; Grup halka olur ve oturur Elinde top olan kişi, topu gruptan birine atarken kendi adını söyler Adını söylerken herhangi bir özelliğini söyler
Topu attığı kişide aynı şekilde adını ve herhangi bir özelliğini söyler

ISINMA AŞAMASINDA YARATICI DRAMA ETKİNLİKLERİ

1-YÜRÜYEREK ISINMA;

Halka olunur, müzik eşliğinde veya tef ritmi ile önce yerinde sayma, sonra yavaştan hızlıya, daha sonra hızlıdan yavaşa yürünür Liderin verdiği komuta göre; çamurda yürüme, sırtında yük varmış gibi yürüme, sıcak kumda yürüme, bebek gibi emekleme, buz üzerinde yürüme, cam kırıklarının arasında, pisliklerin arasında, ezilmiş domateslerin arasında yürüme

2-YÜRÜYEREK ISINMA;

Grup değişik ritimle yürümeye başlar Hızlı, yavaş yürüme, koşma, yavaşlama, yürürken duvara, çevredeki eşyalara değme, duvara yapışık olarak uzanma, gerileme, yere doğru eğilerek gevşeme (Okvuran A 41295 Drama dersi)

3-SERBEST YÜRÜME ;

-Gülümseyerek yürüme,
-Yürürken “merhaba” deme,
-Tokalaşma,
-Omuz ve kulaklara dokunma,
-Sarılıp bir süre bekleme ve yürüyüşe devam

4-SERBEST YÜRÜME ;

-Sadece kendiniz için yürüyün,
-Bir kafesteymiş gibi yürüyün,
-Kendinize merhaba değin,
-Birine bakın ama iletişim kurmayın,
-Bir sözcük seçin (çiçek vb),
-İletişim kurmadan sözcüğünüzü birkaç defa söyleyin,
-Söylediğiniz bir şeyi arayın ve onunla iletişim kurun,
-Randevulaşın,

5-YÜRÜYÜŞ ;

-Yürümeye başlayın,
-Kalabalık bir ana caddedesiniz,
-Uzaktan bir arkadaşınızı görüyorsunuz, ona ulaşmaya çalışın
-Ulaşın ve ikili olarak yürümeye başlayın,
-Başka bir ikili görün, onlara ulaşmaya çalışın, ulaşın ve sohbet edin, dörtlü olarak yürüyün,
-Başka bir dörtlü görüp aynı işlemi sürdürün

6-HAYVAN YÜRÜYÜŞLERİ ;

Tavşan, fil, ördek, yılan, kanguru vb seçilen hayvanların yürüyüşleri ile çıkardıkları sesler taklit edilerek, müzik veya tef ritmi eşliğinde yürünür

7-RİTİM ALETLERİ İLE YÜRÜME ;

-Ortada bulunan ritim aletlerinden birer tane seçilir (Tef, zil, ritim sopaları vs)
-Ritim aletlerini seçen katılımcılar halka oluşturur,
-Yavaş ritimden başlanarak bir uyum içerisinde hızlanılır, daha sonra ritim yavaşlatılarak yürüyüş temposu da yavaşlatılır
-Yürüyüş, sekme hareketine, arka arkaya sıralamak, yılan salyangoz hareketlerine ritim eşliğinde dönüştürülür

8-MÜZİK EŞLİĞİNDE YÜRÜME ;

Müzik başlar, serbest şekilde yürünür Müziğin uygun yerinde liderin komutuyla “iyi günler, iyi günler” diyerek vücudun uzuvları birleşir
1- Dizler, 5- Eller,
2- Parmaklar, 6- Omuzlar,
3- Kollar, 7- Kalçalar,
4- Ayaklar, 8- Dirsekler

 

Örnek Drama Etkinlikleri

Örnek 1

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar

Hedefler: Psikomotor Alan

Hedef 1. Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

3. Sözel yönergelere uygun olarak yürüme (yavaş, hızlı, taklit yürüyüşleri vb)

Sosyal-Duygusal Alan

Hedef 4. Başkalarının duygularını fark edebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Başkalarının duygularını ifade etme, mutluluk ve sıkıntılarını paylaşma

Hedef 6. Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Grupta sorumluluk almaya istekli olma

Bilişsel Alan ve Dil Alanı

Hedef 1. Gözlem yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

1. Değişik durumlarda gözlemlediklerini söyleme (boyut, renk, biçim, işlev, vb)

Hedef 2. Verilen nesne, durum, olay, sayı ya da öğeleri hatırlayabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Verilen nesnelerin içinden eksilen ya da eklenen bir nesnenin adını söyleme

Araçlar: “Kırmızı Fili Gördünüz mü?” adlı hikaye kitabı, renkli kurdeleler

 

Isınma

Lider çocuklara “çocuklar şimdi el ele tutuşup kocaman bir halka olalım” der. Halka olunduktan sonra yere oturulur. Lider “çocuklar ben sizlerin adını bilmiyorum, siz de benim adımı bilmiyorsunuz. Şimdi sizlerle hem oyun oynayalım hem de adlarımızı öğrenelim. Adımızı, kaç defada söylüyorsak elimizi birbirine o kadar vurarak söyleyeceğiz. Örneğin, benim adım Ay-sel, kaç defada söylüyorum, iki defada, o zaman adımı söylerken iki defa elimi çırpacağım. Önce ben yapayım, sonra hep birlikte yapalım” yönergesini verir. Bütün çocuklar için tekrarlanır. Ortaya değişik renklerde kurdeleler konur (az sayıyla başlanır, sayı artırılır). Lider çocuklara “şimdi biri dışarı çıkacak biz de bu kurdelelerden birini alacağız, arkadaşımız geldiğinde eksik olan renkteki kurdelenin hangisi olduğunu söyleyecek” der, ilgiye göre oyun devam ettirilir.

 

Oyun / Doğaçlama vb.

“Kuşlar nasıl hareket eder, nasıl ses çıkarır. Şimdi hep beraber ayağa kalkıyoruz, herkes kuş oluyor, evet çok güzel kuşlar oldunuz. Şimdi de herkes kedi olsun…, balık olsun…, fil olsun…, tekrar kuş olalım…” denir ve çocukların hayvan öykünmeleri yapması sağlanır. Lider Ferit Avcı’nın “Kırmızı Fili Gördünüz mü?” adlı hikayesini (T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1829, Çocuk Kitapları Dizisi: 167, Ankara, 1996) kitaptan çocuklara okur. Lider çocuklara “fil dışarı çıktığında nerelere gitmiş olabilir? Acaba kimlerle karşılaşmış? Dışarıda da yağmur yağıyormuş, acaba dışarıda neler yaşamış? Eve döndüğünde üzgündü ve yorgundu, neden üzülmüş olabilir? Üzülmemesi için file neler söyleyebiliriz?” gibi sorular yöneltir. Alınan yanıtlar doğrultusunda öykünün devamı oluşturulur. Lider “çocuklar şimdi biz bu filin başına gelenleri oynayalım, verdiğim kurdeleye göre de hangi hayvan olacağımıza karar verelim. Filin rengi, kuşun rengi, farenin rengi, kedinin rengi, zürafanın rengi, balinanın rengi ne olsun (çocuklardan yeni kahramanlar da gelebilir, onlar da oyuna dahil edilir)” der. Renkler belirlendikten sonra değişik renklerde kurdeleler çocuklara verilir, bileklerine bağlanır. “Şimdi omzuna dokunduğum kendisinde hangi rengin olduğunu ve hangi hayvan olduğunu söyleyecek. Evet şimdi filin başından geçenleri oynayabiliriz”. Bu sırada, minder, sandalye ve benzerlerinden yararlanılarak filin yaşadığı ev, odadaki hayvanların olduğu çerçeve çocuklarla birlikte düzenlenir. Çocukların hikayeyi tamamlamalarına göre ortamda başka düzenlemeler de yapılabilir. Çocukların hepsi (yani her bir hayvan) çerçeve içindeki yerlerini alırlar ve doğaçlamaya geçilir.

 

Değerlendirme

Doğaçlamalar bittikten sonra çocuklarla halka şeklinde oturulur. Lider çocuklara “neleri beğendiniz, beğenmediğiniz şeyler oldu mu?” gibi sorular yöneltir. Doğaçlamada sırasında ortaya çıkanlara göre sorular çeşitlendirilebilir.

*Bu etkinlik Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi’nde uygulanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Örnek 2

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar

Hedefler: Sosyal-Duygusal Alan

Hedef 1. Duygularını fark etme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Duygularını söyleme

Hedef 2. Duyguları kontrol edebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Yeni ve alışılmamış durumlara uyum sağlama

Hedef 5. Canlılara ve farklı özellikte olan kişilere karşı olumlu tavır gösterebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Canlıların yaşama hakkına saygı gösterme

Bilişsel Alan ve Dil Alanı

Hedef 11. Belli durumlarla ya da olaylarla ilgili neden-sonuç ilişkisi kurabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Verilen bir olayın olası nedenlerini söyleme.

Verilen bir olayın olası sonuçlarını söyleme

Araçlar: Büyük mavi bir örtü

 

Isınma

Üzgün, mutlu duygusal yüz ifadelerinin olduğu kartlar gösterilir. Bu ifadeler üzerine konuşulur. Çocuklardan onları mutlu eden bir şey düşünmeleri ve bunu hareketleri ile göstermeleri istenir. Üzgün ifadesi için de aynı şey yapılır.

 

Oyun / Doğaçlama vb.

Büyük bir mavi örtü yere serilir, çocuklara “burası bir deniz, şimdi hep birlikte minderleri kullanarak bir gemi yapalım, ben gemiye çıkan merdivenleri yapıyorum vs.” denir. Geminin yapımı bittikten sonra herkes geminin dışına çıkar. Lider “ben bu geminin kaptanıyım ve birazdan güzel bir deniz yolculuğuna çıkacağız, çok değişik yerlere gideceğiz, şimdi herkes kendisine bu gemide yapabileceği bir meslek düşünsün. Düşünenler hareketleri ile mesleklerini göstersinler. Uygun bulduklarım benimle bu deniz yolculuğuna gelecekler” der. Çocukların hepsi mesleklerini gösterir ve gemiye binerler. Bütün çocukların gemiye binmeleri sağlanır. Lider “herkes işinin başına, gemi denize açıldı, artık gemiden inemeyiz” der. Daha sonra “deniz dalgalanmaya başladı, dalgalar gittikçe büyüyor, gemi sallanmaya başladı” gibi yönergeler kullanılır (deniz olarak kullanılan mavi örtü sallanır). Lider “şimdi gemimiz bir adaya yaklaşıyor” der. Adada bir inceleme gezisi yapılır, ağaçların içinden yürünür, mis gibi kokan çiçeklerin olduğu bir yere gelinir. Değişik hayvanlarla karşılaşılır. Gemide yiyebilmek için değişik yiyecekler toplanır. Lider “artık gemiye dönme zamanı geldi” der. Yolda dönerken lider “burada uçamayan bir kuş var. Bu kuş neden uçamıyor, neler yapılabilir?” der. Gelen öneriler değerlendirilir. Lider “evet çocuklar gemimize geldik, herkes işine dönsün” der ve yolculuğa bir süre devam edilir. Liderin yönergeleri ile gemi karaya yanaşır ve herkes gemiden iner.

 

Değerlendirme

Herkes mavi örtünün çevresine oturur. Adaya neden gittiğimiz, kuşun kanadının neden kırılmış olabileceği, oyun sırasında en çok ne zaman üzüldükleri, ne zaman mutlu oldukları vb gibi sorular sorulur.

 

 

 

 

 

 

Örnek 3

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar (6 Yaş grubu)

Hedefler: Psikomotor Alan

Hedef 1. Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

3. Sözel yönergelere uyma

Sosyal-Duygusal Alan

Hedef 4. Başkalarının duygularını fark edebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

1. Başkalarının duygularını ifade etme

Bilişsel Alan ve Dil Alanı

Hedef 8. Günlük yaşamda kullanılan belli başlı sembolleri tanıyabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

1. Gösterilen sembolün anlamını söyleme

Araçlar: İp ya da karton, üzerinde şekillerin olduğu kartlar

(Çocukların anne ya da babalarından birinin bu etkinliğe katılmaları sağlanır)

 Isınma

Lider “herkes annesinin ya da babasının elini tutsun” der (Ebeveyni gelmeyen çocuk varsa büyüklerden birinin elini tutsun denilebilir). “El ele tutunca küçük gruplar olduk, şimdi kocaman bir balon olalım (yetişkin, çocuk sıralamasına dikkat edilir). Balonumuz hava kaçırıyor (yavaşça küçülünür), üfleyerek şişirelim (hızlı-yavaş çeşitlemeleri yapılır)” der. Lider bir top gösterir ve “topu sırayla herkes eline alacak, ve anne-babasının adını söyleyip yanındakine verecek” der (annemin adı Selma gibi). “Şimdi müzikle dans edeceğiz, müziği kapattığımda çocuklar kendi anne-babalarının dışında bir eş bulacaklar” (çalışma her defasında başka bir yetişkinle eş olacak şekilde devam ettirilir).

Lider “en son eş olduğunuz kişinin kim olduğuna dikkat edin, müziği kapattığımda herkes en son eş olduğu kişiyi bulup eşinin ellerine elleri ile vursun” der (bir kaç kere tekrarlanır)

 Oyun / Doğaçlama vb.

Lider çocuklara “bakın burada bir gökkuşağı var” der (gökkuşağı için bir ip ya da kartondan hazırlanmış gökkuşağından yararlanılabilir). “Herkes gökkuşağının altından kendi anne ya da babası ile birlikte geçecek ama gökkuşağının bazı istekleri var. Eğer bu istekler yerine getirilmezse gökkuşağının altından geçilemeyecek. Gökkuşağının altından geçen çocuklar anne ya da baba, anne ya da babalar ise çocuk olacaklar” yönergeleri verilir.

Gökkuşağı eşlerden “bir hayvan taklidi yapmaları, aynı anda çift ayak üzerine zıplamaları, gösterilen şeklin adını söylemeleri (kartlara hazırlanmış kare, üçgen, daire vb. şekiller)” gibi isteklerde bulunur. Eşler geçtikten sonra “çocuklar gökkuşağının altından geçince anne ya da baba olmuşlardı, şimdi bu anne-babalar çocuklarına banyo yaptırsınlar, saçını tarasınlar, istedikleri bir oyunu oynasınlar, anne/babalar mutlu, üzgün, kızgın, korkmuş ifadelerini kullanarak heykel olsun, çocuklar da heykelleri incelesinler ve ne hissettiğini söylesinler” gibi yönergeler verilir.

 

Değerlendirme

Lider grubu gözlemleyerek uygun bir zamanda “şimdi herkes eşi ile minderlere otursun” der. “Neler yapmaktan hoşlandınız? Gökkuşağının altından geçerken neler hissettiniz? Anne-babalara “çocuk olmak nasıldı? Çocuklara “anne-baba olmak nasıldı? Anne/babanızla en çok neyi hangi oyunu oynamaktan hoşlandınız?” gibi sorularla hem çocukların hem de katılan anne ya da babaların düşünceleri alınır.

*Bu etkinlik Milli Eğitim Bakanlığı Dr. Ufuk Ege Anaokulu’nda uygulanmıştır.

*Bu etkinlik G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği ABD dördüncü sınıf öğrencilerinden Serap Göncü, Mutlu Öznur Üstün ve Yasemin Kutluğ’un katkılarıyla hazırlamış ve uygulanmıştır.

 

Örnek 4

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar          

Hedefler: Psikomotor Alan

Hedef 4. Denge gerektiren hareketleri yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

4. Tek ayak üzerinde belli bir süre durma

5. Çift ayakla sıçrayarak belli bir mesafeyi dengeli bir şekilde gitme

6. Tek ayakla sıçrayarak belli bir mesafeyi dengeli bir şekilde gitme

Sosyal-Duygusal Alan

Hedef 1. Duygularını fark etme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Duygularını söyleme

Bilişsel Alan ve Dil Alanı

Hedef 2. Verilen nesne, durum, olay, sayı ya da sözcükleri hatırlayabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Bir bütünlük içinde yer alan olay, nesne yada öğeleri söyleme

Araçlar: Büyük pembe bir örtü, oyuncak kaplumbağa

 

Isınma

Çocuklara “şimdi el ele tutuşalım ve bir balon olalım, balonumuz küçük, haydi şişirerek kocaman bir balon yapalım. Şimdi de havası kaçıyor, fısssss… Üfleyerek tekrar şişirelim” diyerek balon oyunu oynanır. Oyun bittikten sonra halka şeklinde oturulur. Lider “bugün kaplumbağamla sizi ziyarete geldik. Kaplumbağam sizlerle tanışmak istiyor, onu eline alan adını söylesin” der.

 

Oyun / Doğaçlama vb.

Lider “şimdi hepimiz gökyüzündeki bulutlarız, gökyüzünde dolaşıyoruz, dolaşırken diğer bulutlara çarpmıyoruz” der. Lider “hafiften rüzgar esmeye başladı, rüzgar bulutları sürüklemeye başladı”, “rüzgar gittikçe hızlanıyor, bulutlar da gökyüzünde daha hızlı ilerliyor, birbirlerine çarpmamaya çalışıyorlar” gibi yönergeler kullanır. Lider çocuklara “bulutlar ileride gördükleri pembe dünyaya doğru ilerlemek istiyorlar (lider daha önceden pembe bir örtüyü sınıfın uygun bir yerine asmıştır), ama rüzgar bulutların ilerlemesini engelliyor. Bulutlar ilerlemeye çalışıyor, rüzgar bulutların ilerlemesini engellemeye devam ediyor”. Bir süre devam edilir. Lider “bulutlar, hep birlikte sessizce rüzgarı dinleyelim. Ben duyuyorum, eğer istediği şeyleri yaparsak bizim mavi dünyaya gitmemize yardımcı olacağını söylüyor. Acaba rüzgar bizden ne istiyor?” der ve çocuklardan (bulutlardan) gelen yanıtlar dikkate alınarak rüzgarın istekleri yapılır. Lider de bu arada “rüzgar, tek ayak üzerinde durmamızı istiyor, tek ayakla sıçrayarak gitmemizi istiyor, çift ayakla sıçrayarak gitmemizi istiyor” der ve çocukların söylenen yönergeye uygun hareket etmelerini sağlar. Lider “rüzgar artık esmiyor, bulutlarımız çok yorulmuşlar, yavaş yavaş pembe dünyaya doğru ilerlemeye devam ediyorlar. Bulutlar pembe dünyaya gelirler. Burada çok güzel oyuncaklarla karşılaşırlar ve bu oyuncaklarla oynarlar” der.

 

Değerlendirme

“Çocuklar oyunumuz süresince neler yaptık?”

“Bulut olunca ne hissetiniz?”

“Rüzgar esmeye başlayınca neler yaptınız?”

“Pembe dünyada hangi oyuncaklarla oynadınız?

gibi sorularla çocukların süreç boyunca yaşadıkları konuşulur

 

 

 

Örnek 5

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar

Hedefler: Psikomotor Alan

Hedef 2. El ve göz koordinasyonu gerektiren hareketleri yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

1. Küçük nesneleri toplama

Sosyal-Duygusal Alan

Hedef 6. Başkaları ile ilişkilerini yönetebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

4. Gerektiğinde lideri izleme

5. Gerektiğinde liderliği üstlenme

Hedef 11. Estetik özellikler taşıyan özgün ürünler oluşturabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

3. Resim, el işi vb. sanat etkinliklerinde özgün ürünler yapma

Bilişsel Alan ve Dil Alanı

Hedef 1. Gözlem yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Gözlenen durumla ilgili sonuçları söyleme (benzerlikler, farklılıklar vb.)

Hedef 12. Verilen bir problem durumunu çözebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Probleme çeşitli çözüm yolları önerme (söyleme)

3. Çözüm yolları içinden en uygun olanını seçme

Özbakım Becerileri

Hedef 1. Sağlıklı yaşayabilmek için gerekli temizlik kurallarını uygulayabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

İçinde bulunduğu çevreyi temizleme

Araçlar: Eski gazeteler, lego, boya kutusu, kalem, beyaz karton

Isınma

Çocuklarla halka olunur. Lider çocuklara “ben ne yaparsam siz de aynısını yapacaksınız” der. Lider eli ile burnunu tutma, ayağını tutma, ileriye bir adım atma, geriye bir adım atma gibi hareketler yapar. Sonra çocuklardan bir hareket yapmalarını, yapılan bu hareketi diğer çocukların tekrarlaması istenir. Halka şeklinde oturulur, ortaya beyaz bir karton ve üzerine de bir tane pastel boya kutusu, bir tane lego, bir tane kalem konur. Lider “çocuklar şimdi isteyen bir kişi gelecek, bu malzemelere dikkatli bir şekilde bakacak, sonrada dışarı çıkacak. Başka bir gönüllü kişi de bu malzemelerde bir değişiklik yapacak. Dışarıda olan gelip değişikliğin ne olduğunu söyleyecek ve düzeltecek” der. Gönüllü olanlar dışarı çıkar, kalan çocuklardan gönüllü olanlar da bir değişiklik yaparlar.

Oyun / Doğaçlama vb.

Lider ortaya eski gazeteler koyarak “çocuklar, şimdi bu gazeteleri yırtıyorsunuz, evet herkes buradaki gazeteleri yırtacak” der. Çocuklar verilen gazetelerin hepsini yırttıktan sonra “şimdi bunların üzerine oturalım” der. Lider çocuklara “oturduğumuz yerde neler var, biz şu anda nelerin üzerinde oturuyoruz” denilerek çocukların dikkatleri az önce yırtmış oldukları gazetelere çekilir. Sonra da “burası neresi, burada neler var, başka neler olabilir?…” gibi sorular sorulur. Yanıtlara göre sorular çeşitlendirilir. Oluşturulan öykü canlandırılır. Canlandırma sırasında ortamda düzenlemeler yapılabilir, araç-gereç kullanılabilir.

Değerlendirme

Sonra çocuklara kağıt ve boya kalemleri verilir. “sizden oynadıklarımızla ilgili bir resim yapmanızı istiyorum” denir. Resimler üzerinde konuşulur. Lider “burayı artık temizlememiz gerekiyor, nasıl temizleyebiliriz?” der ve çocuklardan gelen öneriler doğrultusunda sınıf temizlenir.

Sonuç Olarak

Okul öncesi dönem çocuklarının özelliklerini ve okul öncesi eğitimi bilmeyen kişilerin çocuklarla yapacakları drama çalışmaları çocukların gelişimlerini desteklemek yerine onlara zarar verebilir. Bu çalışmada okul öncesinde drama etkinlilerini planlarken ve uygularken nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca 60-72 aylık çocuklara göre yapılmış drama etkinliklerinde yer verilmiştir. Ancak okul öncesi dönemde drama liderliği için burada verilen bilgiler yeterli değildir. Okul öncesi dönem çocukları ile çalışan drama liderlerinin okul öncesi dönemin önemi, çocukların içinde bulundukları gelişim döneminin özellikleri, nelere dikkat edilmesi gerektiği, drama etkinliklerinin nasıl planlanacağı ve uygulanması sırasında nelere dikkat edileceği konularında kendini yetiştirmesi gerekmektedir. Aksi halde drama çalışmaları çocuklara yarar sağlamak yerine onlara zarar verebilir.

 

 

 

MİT ,RİT, DRAMA

 

 

Oluşum Drama Enstitüsü

 Drama Liderlik Programı

 

Mit;Günlük hayatta kullanılmamasına rağmen “doğru inanılan“dır.Dini inanç ve uygulamaların rasyonel bir izahını içerir.İnsanların dünyanın niteliğini ve kendilerinin bu dünyadaki konumlarını açıklayan geleneksel rivayetlerdir.

 

Türk dil kurumu sözlüğünde mit :Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı ,          tanrıça , evrenin doğuşu ile ilgili hayalî, alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi,mitos.“Ergenekon efsanesi bir mittir.”-.mecaz : Efsaneleşen kavram veya kişi.

 

Ortaya çıkışı dinsel tapınımın sistemleşmeye başladığı törenlerin belli bir disiplinle yinelendiği bu dönemde görülür. Mitler genelde insanın varlığının varoluşsal meseleleri ile ilgilidir.Bilinmeyen bir varlığın basitleştirilerek açıklanmaya çalışılması mitlerin karakteristik özellikleridir.Mitlerin ilginç bir yönü dünyanın farklı yerlerinde farklı zamanlarda aynı temayı işlemesidir.Mitlerin analizi ve yorumlaması sayfalar dolu çalışma gerektirir.

 

Mitin işlevi: gerçek olanla ideal olanın, anlık  olanla sürerli ve aşkın olanın diline çevirmektir.

 

Yöntemi: törenlerin anbeanlık düzenini,tanrıları ya da benzeri aşkın ve anlık ötesi varlıklar içeren bir durum çerçevesinde yorumlamaktır.

 

Etkisi:sunumu temsile dönüştürmek ,taklit ögesini ortaya koymak ve katılanlara aynı zamanda hem dolaysız bir deneyimin kahramanları  hem de kendilerinden başka karakterlerin taklitçileri olmayacakları biçimde ek ve koşut oyuncu rolleri vermektir.

    

Rit;Ortak bir obje veya ide tarafından birbirine bağlanmış belirli işlemler bütünüdür. Biçimsel pratik veya gelenek anlamına gelir.Dinsel tören ve kurallardır.

 

Mevsimsel ritüeller işlevsel özelliktedir.Mevsimsel ritüellere ideal ve sürerli durumlar çerçevesinde tamamen işlevsel edimleri göstermek üzere tasarlanmış mitler eşlik eder.Mitin ve ritüelin iç içe girmesi dramayı yaratır. Dünyanın çoğu bölgesinde mevsimsel ritüeller ortak bir kalıp izler.Mit mevsimsel törenlerin temel bir parçasıdır.Ritüelin ve mitin yorumlanması ise dramanın temel doğasının anahtarını verir bize.

 

Sanat süslemeleri de gözden uzak tutmadan mevsimsel mitin olay örgüsü temelde mevsimsel ritüel kalıbın aynı olacaktır.Mevsimsel ritüel genellikle nasıl merkezi bir temsilci figürün yani kralın etkinlikleriyle özetleniyorsa o da  kralın sürerli yansımasından başka bir şey olmayan merkezi bir tanrının etkinlikleriyle özetlenecektir

 

Drama sözcüğünün kökeni: Anadolu kavmi Luwi” lerin dillerinden gelmektedir.Sözcük Adra/Odra ismiyle ilişkili olup Anatanrıçanın kocasının halkı anlamındadır.Burada dra=adra/odra;erkek,koca,eş, anatanrıçanın kocası (u)m=…..lıalar,ardalılar yani “tanrının insanları” anlamındadır.

 

 

 

Drama sözcüğünün tam bir Türkçe karşılığı bulunmamaktadır. Sözcük olarak Yunanca “dran”dan türetilmiştir.Dran:yapmak,etmek,eylemek anlamını taşımaktadır.Drama:eylem adını taşıyan yine Yunanca “dromenon “ seyirlik olarak kullanımıdır.Yunanlılarda drama doğrudan doğruya “yaşamak” anlamında kullanılırdı.

 

Oxford sözlüğünde drama sözlüğünün karşılığı olarak “bir sahne oyunu,dramatik sanat yazmaktadır.

 

Redhose’de “bir sahne oyununda olduğu gibi geçen hayat olayları “anlamında kullanılmaktadır.

 

      Yunanca’daki başka bir anlamı da oynamaktır.Antik tiyatronun gelişmesinden bu yana bu sözcük “herhangi bir kimsenin herhangi bir şey yapması” değil “belli bir kimsenin katılanlara anlamı olan bir şey yapması”dır İnsanların tasarımlarını eyleme dönüştürdüğü bir yoldur.İnsanın her türlü eylem ve edinimde var olan durumlar bütünüdür.

 

 

Kaynakça

 

1: Aslan,Naci.Türkiye 2.Drama Liderleri Buluşması ve UDS, Oluşum Yayınları.2001

2:Ergin,Erkan.Tiyatronun Kökeni Ritüel ve  Mitoslar, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim dergisi.2003

3:Butler,W.E,Practical Magic and the Western Mystery Tradition .1986

4:Gönen Mübeccel.Çocuk Eğitiminde Drama.epsilon yay.2002

5:Gaster, Theodor.Thespis Eski Yakındoğu’da Mit ,Ritüel ve Drama.kabalcı yay.2000

6:Nutku,Özdemir.Dram Sanatı. kabalcı yay.2001

7:Haviland,a.William.Kültürel Antropoloji.kaknüs yay.2002

8:San,İ. Eğitimde yaratıcı drama. Ö. Adıgüzel, (Ed.), Yaratıcı drama içinde (57-68).
Ankara: Naturel Yayıncılık
. (1989).

9:Yeğen,Gülşen.A.İ.B.Ü İlköğretimde Drama Ders Notları 2003

 

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir