Çalışma Ekonomisine Giriş ve Temel Kavramlar Özet

Emek piyasalarını diğer piyasalardan ayıran özellikler nelerdir?

  • Emek piyasasını mal ve diğer piyasalardan ayıran belki de en önemli özellik, emeğin istihdamının çalışan ve çalıştıran arasında kişisel bir ilişkiyi ifade etmesidir. Emek piyasası hakkında genellikle hem işveren hem de işçi bakımından bir bilgi eksikliği söz konusudur. Emek piyasasına arz edilen emek büyük ölçüde heterojenlik gösterir. Tek bir emek piyasası yoktur, farklı birçok iş için binlerce piyasa vardır. Emek piyasalarında grup ilişkilerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu piyasalardaki karar alıcı birimlerin başında gelen sendikaların davranışlarını belirleyen sosyal, siyasal ve ideolojik bazı etkenler mal piyasalarında yer alan firmaların davranışlarını etkileyen faktörlerden farklıdır. Emek piyasasında işçinin pazarlık gücü nispi olarak azdır. Genellikle bu piyasalarda güç alıcılar lehinedir.

Çalışma çağındaki nüfus ve aktif nüfus nedir?

  • Çalışma çağındaki nüfus tanımlanırken, bir yaş sınırlamasından hareket edilir. Genellikle, bu çağın alt sınırı, zorunlu temel eğitimin bitişini ifade ederken; üst sınırı da emeklilik yaşına karşılık gelmektedir. Ülkeler arasında gerek zorunlu temel eğitimin süreleri ve gerekse emeklilik yaşları konusundaki farklılıklar çalışma çağındaki nüfusun uygulamada farklılaşmasına yol açmaktadır. Ancak, ülkeler arasında yaygın olan yaş sınırları 15-64 yaşları arasıdır. Yani, 15-64 yaşları arasındaki kişiler çalışma çağındaki nüfusu oluşturmaktadır.
  • Aktif nüfus, çalışma çağında yani 15-64 yaş grubunda olup kurumsallaşmamış nüfustan oluşmaktadır.Kurumsallaşmamış nüfus, Devlet istatistik Enstitüsü’ne göre; “Okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzur evi, özel nitelikli hastane, hapishane, kışla ve orduevi gibi yerlerde ikamet edenlerle yabancı uyruklular dışındaki nüfustur”.

İş gücü nedir? 

  • işgücü, bir ülkedeki emek arzını insan sayıyı yönünden ifade eden bir kavramdır. Başka bir tanımlama ile, bir ülkedeki nüfusun üretici durumda bulunan yani ekonomik faaliyete katılan kısmı dır. Çalışma çağındaki nüfustan, çalışmak istemeyenleri, çalışmasını engelleyen bir sakatlığı olanları, askerlik hizmetini yapanları, ev kadınlarını, öğrencileri ve mahkumlar gibi gözetim altında tutulanları çıkarıp; çalışma çağı dışında olduğu halde çalışmak zorunda olan çocuklarla yaşlıları eklersek sivil iş gücüne ulaşılır. Kısaca, iş gücü =istihdam edilenler + işsizler.

Eksik istihdam nedir?

  • Eksik istihdam, istihdamın sektörel dağılımı içinde tarımın ağırlıkta olduğu, ücretsiz aile işçilerinin yoğun olarak bulunduğu ve işsizlik sigortası uygulamasının bulunmadığı ülkelerde, iş gücünün gereği gibi değerlendirilememesinden kaynaklanan önemli bir sorundur. işsizlik sigortasının bulunmadığı ya da sınırlı olduğu ülkelerde, kişiye işsiz kaldığında, geçimini temin edebilecek bir gelir düzeyi sağlanamamaktadır. Bundan dolayı da kişi, sahip olduğu eğitim ve niteliğe uygun olsun ya da olmasın veya elde edeceği ücret düzeyi ne olursa olsun çalışmak zorunda kalmaktadır. Böylece, kişi işsiz olmaktan kurtulmakta, ancak bu kez de sorun eksik istihdam olarak ortaya çıkmaktadır.

işgücüne katılma oranı nedir?

  • işgücüne katılma oranı, istihdamedilenlerleişsizlerin toplamının oluşturduğu işgücünün aktif nüfusa oranıdır. Bu oran, aktif nüfus içersinde işgücünün nispi ağırlığını gösterir.

Bağımlılık oranı nedir?

  • Bir ülke nüfusunun tamamı tüketicidir, ancak çalışma çağındakiler hem tüketici hem de üreticidirler. Üretim-tüketim dengesini sağlamak için üretime katılanların kendileriyle birlikte katılmayanlara da yetecek kadar üretimde bulunmaları gerekir. Bunun ölçüsü bağımlılık oranıdır. Bağımlılık oranı, çalışma çağındaki kişilere bağımlı olan nüfusun kaba

bir ölçüsüdür.

Emek verimliliği nedir?

  • Bir ülke nüfusunun tamamı tüketicidir, ancak çalışma çağındakiler hem tüketici hem de üreticidirler. Üretim-tüketim dengesini sağlamak için üretime katılanların kendileriyle birlikte katılmayanlara da yetecek kadar üretimde bulunmaları gerekir. Bunun ölçüsü bağımlılık oranıdır. Bağımlılık oranı, çalışma çağındaki kişilere bağımlı olan nüfusun kaba bir ölçüsüdür.

Emek Arzı

Faydasını maksimize etmek isteyen bireyin boş zaman ile çalışma arasındaki tercihi nasıl belirlenir?

  • Zaman kullanımı için çalışma ve boş zaman şeklinde iki alternatif olduğu varsayılırsa, burada cevabı aranılan soru şudur: Birey zamanını bu iki alternatif arasında ne şekilde paylaştırmalıdır ki faydasını maksimize edebilsin?
  • Çalışmanın tercih edilmesinin temel sebebi bu sayede ücret geliri elde ederek harcamaları karşılayabilmektir. Ancak insanlar bütün zamanlarında çalışamazlar ve dinlenmek, gezmek, kültürel ve beşeri faaliyetlerde bulunmak için de zamana ihtiyaç duyarlar. Boş zaman talebi bu ihtiyacı karşılamaya yöneliktir.
  • Bireyin bu iki alternatif arasındaki sübjektif değerlendirmelerini (tercihlerini) farksızlık eğrileri yansıtır.Farksızlık eğrilerinin orijinden uzaklaştıkça daha yüksek fayda düzeyini gösterdiği bilgisinden hareketle, faydasını maksimize etmek isteyen bireyin orijine göre en yukarıdaki bir farksızlık eğrisinin gösterdiği zaman kullanım tercihini seçmesi beklenebilir.
  • Ancak, çalışma ve boş zaman’ı bireyin tüketeceği iki mal olarak kabul edersek, bunlardan ne kadar satın alınabileceği sadece bireysel tercihlere bağlı değildir. Bireyin geliri de bu konuda belirleyici bir unsurdur. Bunu yansıtan kavram ise bütçe kısıtlıdır.
  • O halde zaman tercihini yaparken fayda en çoklamasını gerçekleştirmek için iki şartı vardır. (1) Bütçe kısıtı üzerinde bulunmak ve (2) Bütçe kısıtının izin verdiği ölçüde orijine göre en uzaktaki farksızlık eğrisi üzerinde bulunmak. Buna göre denge noktası bütçe kısıtı ile farksızlık eğrilerinin birbirine teğet olduğu noktada gerçekleşecektir.

Ücret değiştiğinde denge çalışma süresi bundan nasıl etkilenir?

  • Ücretin değişmesi bireyin zaman kullanım dengesini değiştirecektir. Ücret değişimin net sonucunun ne olacağı zıt yönde işleyen iki etkiden hangisinin daha kuvvetli olacağına bağlıdır.
  • Bunlardan gelir etkisi, örneğin ücret arttığında, bireyin gelirinin de yükseleceğini, bu nedenle daha fazla boş zaman satın alarak çalışma süresini azaltacağını öngörmektedir.
  • Öte yandan, ikame etkisine göre ücret oranının yükselmesi boş zamanın fırsat maliyetini yükseltecek, bu durum bireyin boş zamandan vazgeçerek çalışma süresini arttırması sonucunu verecektir.
  • Ücret oranının düşük, boş zamanın ise gereğinden fazla olduğu durumlarda ücretler yükseldiğinde ikame etkisinin daha baskın olacağı ve bireyin çalışma süresini arttıracağı beklenir.
  • Öte yandan, ücretler belirli bir düzeye ulaşıp bireyin çalışma süresi yeterince arttığında şimdi eskisine nazaran daha kıt olan boş zaman daha değerli hale gelecektir. Ücretlerin daha da yükselmesi durumunda bir noktadan sonra artık gelir etkisi daha baskın hale

gelecek, birey çalışma süresini azaltacaktır.

  • Çeşitli ücret düzeyinde bireyin çalışma süresinin ne olabileceğine yönelik bu tespitler bizi geriye kıvrımlı bireysel emek arzeğrisinegötürecektir.

Piyasa emek arz eğrisi nasıl elde edilir ve bireysel emek arz eğrisinden farklılığı nedir?

  • Piyasa bireylerin toplamından oluştuğuna göre piyasa emek arz eğrisini elde etmek için çeşitli ücret düzeylerinde piyasadaki bireylerin çalışma sürelerini toplamamız gerekmektedir.
  • Bireysel emek arz eğrisinin geriye kıvrımlı olmasına karşılık ampirik gözlemler piyasa emek arz eğrisinin pozitif eğimli olduğunu göstermektedir.
  • Bunun nedeni piyasanın genelinde ikame etkisinin daha baskın olmasıdır. Ücretler yükseldiğinde piyasada bazı kişilerin gelir etkisi nedeniyle çalışma sürelerini azalttıkları, ancak onlardan daha fazla kişinin ikame etkisi ile çalışma sürelerini arttırdıkları gözlenmiştir.

Emek arzını ücretler dışında hangi unsurlar ne yönde etkiler?

  • Ücret oranlarındaki değişme emek arz eğrisi üzerinde yukarıya veya aşağıya hareketle gösterilir. Bu tür bir değişim emek arz miktarının artması veya azalması olarak isimlendirilir.
  • Öte yandan, bireylerin herhangi bir işe/mesleğe yönelik çalışma kararları ücret oranına bağlı değildir, başka unsurlar da çalışma sürelerinin belirlenmesinde etkilidir.
  • Ücret dışı unsurların emek arzı üzerindeki etkileri emek arz eğrisinin bütün olarak sağa(artma) veya sola (azalma) kayması ile gösterilir. Bu tür bir hareket emek arzının artması veya azalması olarak isimlendirilir. Burada miktar kelimesinin kullanılmadığına dikkat ediniz.
  • Buna göre-diğer şeyler eşitken herhangi bir mesleğin alternatifi konumundaki bir başka mesleğin ücret oranları, o mesleğe olan emek arzını etkileyecektir. Örneğin fazla nitelik gerektirmeyen iki işten temizlik işçilerinin ücreti artarken gazete dağıtım işinin ücreti değişmezse, daha çok kişi temizlik işçiliğini tercih edeceğinden gazete dağıtıcısı arzı azalacak, emek arz eğrisi bütün olarak sola doğru kayacaktır.
  • Herhangi bir emek piyasasında iş gücünün ücret dışı gelire sahipliğinin yaygın olup olmaması da emek arzı üzerinde etkilidir. Hem emek piyasalarında çalışan, hem de ücret dışı , örneğin gayrimenkul, geliri de bulunan insanların herhangi bir nedenle (örn. doğal afetler) bu gelir kaynağını kaybetmeleri durumunda eskisine nazaran daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyacaklarından emek arzları artacak, emek arz eğrisi sağa doğru kayacaktır.
  • Bunların yanı sıra; iş gücünün çeşitli nedenlerle boş zamanı tercih etmeleri, işlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi veya kötüleşmesi, nüfus artışı/azalışı veya göç alma/göç verme gibi nedenlerle işçi sayısının artması veya azalması da emek arzını arttırıp azaltabilecektir.Bütün bu değişikliklerin ortak noktası emek arz artışının eğrinin sağa doğru kaymasıyla, emek arz azalışının ise eğrinin sola doğru kaymasıyla gösterilmesidir.

Emek Talebi

Kısa dönemde bir işveren kaç işçi çalıştıracağına nasıl karar verir?

  • Firmalar kısa dönemde kaç işçi çalıştıracaklarına marjinal karar alma kuralı ile karar verirler. Bu kararı verirken işe alacakları son işçinin firmaya sağladığı getiri ile maliyetini karşılaştırırlar.
  • Marjinal işçinin maliyeti ile getirisi arasında getirisi lehine ihmal edilebilecek kadar küçük bir fark dahi olsa kârını azamileştirmek isteyen işveren o işçiyi işe alacaktır.
  • Bu nedenle denge istihdam kuralı istihdamın işçinin maliyeti (W) ile getirisinin (marjinal ürün geliri) birbirine eşit olduğu düzeyde yapılması olarak kabul edilir. Piyasa emek talep eğrisi nasıl elde edilir ve şekli nasıldır?
  • Piyasa işverenlerden oluştuğuna göre piyasa emek talep eğrisi firmaların bireysel talep eğrilerinin toplanması ile elde edilir ve negatif eğimlidir.
  • Piyasa emek talep eğrisi elde edilirken emek talebini etkileyen ücret dışındaki unsurlar sabit kabul edilir.
  • Buna göre ücret oranında meydana gelen değişmeler talep eğrisi üzerinde sola veya sağa hareketle gösterilir ve emek talep miktarının azalması veya artması olarak isimlendirilir.

Uzun dönemde emek talep eğrisi nasıl elde edilir?

  • Kısa dönemde sermaye faktörünün sabit, sadece emek faktörünün değişken olmasına karşılık, uzun dönemde firmalar sermaye faktörünü de arttırabilme imkanına sahiptirler.
  • Firmaların uzun dönemde emek ve sermaye faktörlerinden ne kadar kullanacağı, (a) üretimde bu iki faktörün birbiri yerine kullanılıp kullanılmayacağına (b) faktörlerin nispi fiyatlarına bağlıdır.
  • Uzun dönemde firmanın denge faktör kullanım miktarları eş-ürün eğrisinin eş maliyet doğrusuna teğet olduğu noktada belirlenir. Denge bir kez tespit edildiğinde, ücret oranını yükselterek bunun nasıl değişeceği analiz edilebilir. Bu analiz sonuçta uzun dönem emek talep eğrisinin elde edilmesini sağlayacaktır.

Kısa ve uzun dönem emek talep eğrileri arasındaki fark nedir?

  • Kısa ve uzun dönem emek talep eğrileri arasında esneklik farkı vardır.
  • Kısa dönemde emek talep eğrisi daha az esnek (inelastik), uzun dönemde ise daha az esnektir(elastik).
  • Bunun nedeni ücret yükseldiğinde kısa dönemde emek talebi sadece ölçek etkisi sebebiyle azalırken, uzun dönemde ikâme etkisinin de devreye girerek emek talebinin daha fazla azalmasına neden olmasıdır.

Emek talebini etkileyen ücret dışı unsurlar nelerdir?

  • Emek talep eğrisi, ücret oranı ile talep edilen emek miktarı arasındaki ilişkiyi gösterir. Oysa emek talebinin tek belirleyicisi ücret oranı değildir, başka unsurlar da bu konuda etkilidir.
  • Ürün talebindeki,verimlilikteki, işveren sayısındaki değişmeler ile diğer üretim faktörlerinin fiyatları emek talebini etkileyen ücret dışı unsurlar arasında sayılabilir.
  • Bu unsurlardaki değişmeler emek talebini arttırıyorsa eğrinin bir bütün olarak sağa, azaltıyorsa sola kayması ile gösterilir.

Emek Talep Esnekliği

Emek talebinin ücret değişmelerine karşı duyarlılığı nasıl ölçülür?

  • Emek talebinin ücret değişmelerine karşı duyarlılığını talebin ücret esnekliği vermektedir. Ücret esnekliği emek miktarındaki yüzde değişmenin ücretteki yüzde değişmeye oranlanması ile bulunur.
  • Ücretler yükseldiğinde emek talep miktarı o oranda azalmıyorsa esnek olmayan talep (talebin duyarlılığı az), ücret yükselmesinden daha büyük bir oranda azalıyorsa esnek talep (talebin duyarlılığı fazla) söz konusudur.
  • Emek talebi sadece ücrete bağlı değildir, diğer üretim faktörlerinin fiyatları da bu konuda belirleyici unsurdur. Emek talebinin çapraz ücret esnekliği emek talebinin diğer üretim faktörünün fiyatındaki değişmelere karşı ne ölçüde duyarlı olduğunu gösterir. Diğer üretim faktörü sermaye olabileceği gibi, bir başka emek türü/grubu da olabilir. (örneğin sendikalı işçiler için diğer üretim faktörü sendikasız işçiler olabilir)
  • Emek ile diğer üretim faktörü üretimde birbiri yerine kullanılabiliyorsa (ikâme ilişkisi) çapraz ücret esnekliğinin işareti pozitiftir. Öte yandan emek ile diğer üretim faktörü arasında tamamlayıcılık ilişkisi varsa işaret negatif olacaktır.

Ücret yükselmeleri hangi durumlarda işverenin toplam maliyetini nasıl etkiler?

  • Ücretlerin yükselmesi durumunda işverenin iş gücüne ödediği toplam harcamanın (toplam ücret

ödemesi) artması veya azalması emek talep esnekliği ile ilgilidir.

  • Emek talebi esnek değilse ücretlerin yükselmesi istihdamda oransal olarak daha az bir düşüşe neden olacağından, işverenin toplam ücret ödemesi artacaktır.
  • Öte yandan, esnek bir emek talebi söz konusu ise, ücretin yükselmesi istihdamın önemli ölçüde azalmasına neden olacağından işverenin toplam ücret ödemesi azalacaktır.

Emek talebinin esnek olup olmaması hangi unsurlara bağlıdır?

  • Emek talebinin esnekliği dört unsura bağlıdır. Bunların başında ürün talebi gelmektedir. Bir mala yönelik tüketici talebi esnek ise (esnek değilse) o malın üretiminde kullanılan emeğe olan talep de esnek olacaktır (esnek olmayacaktır). Bu kuraldan hareketle ayrıca; eksik rekabetçi bir piyasaya nazaran rekabetçi bir piyasada, piyasanın tümüne nazaran tek bir firmada emek talebinin daha esnek olduğu (yani ücret değişimine karşı daha duyarlı olduğu) söylenebilir.
  • Bu konuda etkili olan ikinci unsur emek maliyetinin toplam maliyet içindeki payıdır. Emeğin üretimde yoğun olarak kullanıldığı durumda ücret yükselmeleri firmanın maliyet ve ürün fiyatını önemli ölçüde arttıracak, buna bağlı olarak satışları da önemli ölçüde azalan firma aynı şekilde istihdam ettiği emek miktarını önemli ölçüde azaltacaktır. Emeğin üretim maliyetinin büyük bir kısmını oluşturmaması bu anlamda kendisine avantaj sağlayacaktır.
  • Üretimde emeğin diğer üretim faktörleri ile ikâme edilebilirliği de emek talep esnekliğini etkileyen üçüncü unsurdur. Teknolojinin emek yerine sermaye kullanımına izin vermediği durumlarda işverenler ücretler çok yükselse de iş gücünden vazgeçemeyecekler, dolayısı ile emek talebi inelastik olacaktır. Bu durum örneğin pilotlara olan talebin tarım işçileri talebinden daha az esnek oluşunun nedenlerinden biridir.
  • Ancak söz konusu ikâme başka üretim faktörlerinin arz esnekliğine de bağlıdır. Örneğin, ücretler yükseldiğinde işverenlerin çoğu iş gücü yerine daha ucuz hale gelen sermaye kullanımını arttırmaya karar verirlerse, ancak sermaye mallarının arzı çeşitli nedenlerle esnek değilse (inelastik), talep artışı sermaye mallarının fiyatlarının önemli ölçüde artmasına neden olacaktır. Bu durumda sermaye malları eskisi kadar ucuz olmayacağından, iş gücünü sermaye ile ikâme etmek başlangıçta düşünüldüğü kadar kârlı olmayacaktır. Sonuçta ücret yükselmiş bile olsa işveren iş gücünü önemli ölçüde kısmak istemeyeceğinden emek talebi esnek olmayan özellikle olacaktır.

Emek Piyasası Dengesi

Tam Rekabetçi bir emek piyasasında denge nasıl oluşur?

  • Tam rekabet piyasası, gerçek hayatta tüm şartları ile gözlenmesi güç varsayımlar içermesine karşılık kaynak dağılımında tam etkinliğin sağlandığı piyasalar olduğundan, gerek mal ve hizmet fiyatlarının gerekse emeğin fiyatının (ücret) açıklanmasında başlangıç noktasını oluşturmaktadır.
  • Tam rekabetçi bir emek piyasasında denge emek arz ve talep eğrilerinin kesiştiği noktada oluşur. Denge ücret düzeyinde işsizlik olmadığından, buna piyasayı temizleyen ücret oranı da denilmektedir.
  • Rekabetçi bir piyasada kısa dönemde denge ücretinden sapmalar olabilse de, uzun dönemde tekrar denge ücretine dönülecektir. Bu durum tam rekabetçi piyasalarda tek ücret kanunu olarak adlandırılır.

Tam rekabetçi alt piyasalarda tek bir ücret hangi mekanizmalarla sağlanır?

  • Tam rekabetçi alt piyasalarda kısa dönemde farklı ücretler olabilse de, piyasanın varsayımları göz önünde tutulduğunda bu durum uzun vadede kalıcı olmayacak, piyasalar arasında ücretler eşitlenecektir.
  • Örneğin, aynı mesleğin iki farklı şehirdeki piyasalarından birinde ücretler daha yüksek ise, piyasanın şeffaflık varsayımı gereği işçiler bundan haberdar olacaklar “faydalarını azamileştirmek” isteyen işçiler kolaylıkla ücretlerin düşük olduğu şehirden yüksek olduğu şehire göç edeceklerdir.
  • Sonuçta ücretlerin yüksek olduğu piyasaya iş gücü girişi fazla olduğundan ücretler düşerken, ücretlerin düşük olduğu gerekçesi ile iş gücünün bir kısmını kaybeden piyasada ise emek arzı azaldığından ücretler yükselecektir. Emeğin piyasalar arasındaki hareketliliği ücretler birbirine eşitleninceye kadar devam edecektir.

Emek arz ve talebindeki değişmeler dengeyi nasıl değiştirir?

  • Emek arzında ve talebinde meydana gelebilecek kaymalar rekabetçi bir emek piyasasında var olan dengenin bozulmasına neden olabilecektir. Ancak piyasanın işleyişi farklı bir ücret ve istihdam bileşiminde yeniden dengeye gelinmesini sağlayacaktır.
  • Arz veya talebin kayması ile başlangıçtaki denge ücretinde talep fazlası oluşmuşsa daha yüksek bir ücret düzeyinde piyasa yeniden dengeye gelebilecektir. Talep fazlası emek arzı sabitken emek talebinin artmasından kaynaklanmışsa denge istihdam düzeyi de artacak, talep sabitken arzın azalmasından kaynaklanmışsa azalacaktır.
  • Öte yandan, emek piyasasında arz fazlasının oluşması ücretlerin düşmesine neden olacaktır. Fiyat arz fazlası talep sabitken arzın artmasından kaynaklanmışsa denge istihdam düzeyi azalacak, arz sabitken talebin azalmasından kaynaklanmışsa denge istihdam düzeyi artacaktır.

Ücretlerin azalma yönünde katı olduğu durumda bozulan denge nasıl tekrar oluşur?

  • Gerçek hayatta parasal ücretlerin artma yönünde esnek oldukları halde, azalma yönünde aynı esnekliğe sahip olmadıkları bilinmektedir. Ücret katılığı sendikalar ve toplu sözleşme düzeninden kaynaklanabildiği gibi zaman zaman işverenlerin tutumu da bu konuda etkili olabilmektedir.
  • Parasal ücretlerin azalamadığı durumda dengesi bozulan bir emek piyasası uzun bir zaman gerektirse de aynı ücret düzeyinde yeniden dengeye gelebilecektir. Dengenin yeniden kurulmasında nispi ücretler ve emek hareketliliği anahtar kavramlardır.

Tam rekabetçi bir firma için denge nasıl oluşur?

  • Tam rekabetçi firma piyasadaki çok sayıda firmadan biri olduğundan emeğin fiyatını etkileme gücüne sahip değildir. Firma piyasada toplam emek arz ve talep eğrilerine göre belirlenen denge ücretini veri olarak alır.
  • Firmanın bu ücret düzeyinde ne kadar işçi çalıştıracağı emek arz ve talep eğrilerinin kesişme noktaları tarafından belirlenir.

Tekelci bir firma için denge nasıl oluşur, bunun tam rekabetçi firmanın dengesinden farklılığı nedir?

  • Ürün piyasasında tam rekabetçi ve tekelci firmaların emek talep eğrileri farklıdır. Farklılığın temel nedeni marjinal gelir-fiyat ilişkisidir.
  • Ürün piyasasında tam rekabetçi firma fiyat alıcısı konumunda olduğundan satışlarını piyasada oluşan denge fiyatından yapacaktır. Bu durumda firmanın marjinal geliri fiyata eşittir.
  • Öte yandan, piyasa talebinin tümünü karşılama durumunda olan tekelci bir firmanın daha fazla mal satabilmesi ürün fiyatını düşürmesi ile mümkün olacağından Marjinal Gelir=Fiyat eşitliği burada söz konusu olmayacaktır.
  • Bu nedenle, tekelci bir firmanın emek talep eğrisi tam rekabetçi bir firmanın eğrisinin daha solunda yer alır ve daha diktir. Bunun doğal sonucu şudur: Veri bir ücret oranında tekelci firma tam rekabetçi firmadan daha az işçi çalıştırır.

Oligopolcü firma için denge ücret ve istihdam düzeyi nasıl belirlenir?

  • Oligopolcü bir firma iş kolundaki toplam üretimin büyük bir kısmını gerçekleştiren az sayıda firmadan biridir.
  • Oligopolcünün emek arz eğrisi piyasa ücretinden belirli bir istihdam düzeyine (piyasadaki işsizlerin tamamını gösteren düzey) kadar yatay eksene paralel,ondan sonra ise pozitif eğimlidir.
  • Buna göre oligopolcü firma piyasadaki işsizlerin sayısı kadar işçiyi piyasadaki geçerli ücreti yükseltmeksizin istihdam edebilecektir.
  • Ancak, istihdamı bunun da ötesine arttırmak isterse rakip firmalardaki işçileri kendi firmasına çekmesi gerekecektir. Bu durum firmanın ücretleri yükseltmesini zorunlu kılacaktır.

Ücret ve Ücret Teorileri

Bir ekonomideki ücret düzeyi neden önemlidir?

  • Ücret, emeği karşılığında çalışan insanların gelirini ve yaşam standardını belirleyen bir unsur; beslenme, giyinme ve barınma gibi temel gereksinimlerini karşılayabileceği yegane kaynaktır. Bunun yanında, işveren açısından, üretim sürecinin önemli bir maliyet unsurudur. Hükümetler bakımından ise,istihdam, fiyatlar ve enflasyon, ulusal verimlilik, yatırım ve tasarruflar gibi ekonominin gelişme hızını doğrudan etkileyen temel bir öğedir.

Ücretle ilgili bilinmesi gereken başlıca temel kavramlar nelerdir?

  • Ücretle ilgili bilinmesi gereken bazı temel kavramları ve bunların anlamlarını şu şekilde özetleyebiliriz: Ücret haddi, belirli bir üretim ya da zaman birimi başına emeğe ödenen ücreti ifade ederken ücret geliri ise, genellikle iş süresi ile ücret haddinin çarpımına eşittir. Ancak ücret gelirine, prim, ikramiye,fazla çalışma ücreti gibi ücret ekleri de dahildir.
  • işveren tarafından işçiye ödenen ücret brüt ücrettir. işletme tarafından belirli bir dönem için ödenen ücret gelirlerinden, vergi ve sosyal sigorta primleri gibi kesintiler yapıldıktan sonra işçinin eline geçen ücret ise, net ücrettir. Yani, brüt ücret işletmenin kasasından çıkan, net ücret ise işçinin cebine giren para miktarıdır.
  • Ücretleri ödenen ücretin değeri bakımından parasal (nominal) ve gerçek (reel) ücret olarak ikiye ayırabiliriz. Bir işletme için önemli olan bir işçi için kasasından çıkan paradır, yani parasal ücrettir. Ancak, enşasyonist bir ekonomiye sahip ülkelerde paranın satın alma gücünde yaşanan düşüşler işçi için ücretin satın alma gücünün, yani reel ücretin öne çıkmasına neden olmaktadır.
  • Asgari ücret, bir yandan işçiye sosyal bakımdan uygun asgari bir yaşam düzeyi sağlamaya elverişli olan, öte yandan da işverenleri daha düşük ücret ödemekten alıkoyan zorunlu niteliği olan bir ücrettir.

Ücret teorileri hangi ihtiyaçtan doğmuş ve bu konuda neden çeşitli dönemlerde bir çok teori ortaya atılmıştır?

  • Ücretin nasıl oluştuğu ve düzeyi konusunda ortaya çıkan ihtiyaç, her dönemde iktisatçılar tarafından çeşitli teoriler ileri sürülmesine neden olmuştur. Ancak, ücretleri etkileyen farklı bir çok unsurun olması ve bu unsurların bütün ekonomik, endüstriyel ve

sosyal yapıyla doğrudan ilişkili olması her dönemde ve herkes tarafından kabul edilebilir bir teorinin var olmasını olanaksız kılmıştır. Ayrıca, ilkel denebilecek tarımsal ve el sanatları üretimine dayalı statik ekonomiler için geçerli olabilecek teorilerin çoğu dinamik ve sanayileşmiş ülkelerde çoğu zaman geçerli olmayabilir. Bununla birlikte, her ülkenin ve her dönemin ekonomik ve sosyal koşulları dikkate alındığında, her bir ücret teorisi ücret sorunlarının birçok farklı yönüne ışık tutarak önemli faydalar sağlayabilir.

Ücret teorileri nasıl sınırlandırılabilir?

  • Çeşitli dönemlerde ortaya atılan ücret teorileri farklı biçimlerde sınırlandırılabilir. Bu konuda kullanılan en yaygın sınırlandırma Klasik ve Modern ücret teorileri biçimindedir. Daha çok 19. yüzyıl ücret teorilerini ifade eden Klasik ücret teorilerinden bazıları: Doğal ücret teorisi, ücret fonu teorisi ve artık değer teorileridir. 20. yüzyıl ücret teorilerini ifade eden modern ücret teorileri arasında ise, Marjinal verimlilik teorisi, pazarlık teorisi, satın alma gücü teorisi ve Etkin ücret teorileri sayılabilir.

Ücret Farklılıkları

Gerçek hayatta neden tam rekabet piyasasında elde edilen tek ücret gözlenemez?

  • Emek piyasası dengesinin incelendiği ünitede tam rekabetçi emek piyasalarında kısa dönemde ücret farklılıkları olmakla birlikte uzun dönemde bunun giderileceği belirtilmiştir. Burada aklımıza şu soru takılmakta: Tam rekabet piyasasında tek ücret varken,gerçekte piyasalarda ücretlerin farklı olmasının nedenleri nelerdir?
  • Tek ücret kanununda anahtar unsur tam rekabet piyasasının varsayımlarıdır. iki piyasada “homojen” işlerde çalışan homojen işçilere farklı ücret ödenirse, piyasanın şeffaflık özelliği gereğince işçiler bu durumdan haberdar olacaklardır.
  • işçiler faydalarını maksimize etme amacı içinde olduklarından ücret farklılıklarına rıza göstermeyecekler, ücretin düşük olduğu piyasada çalışan işçiler yüksek ücretin yüksek olduğu piyasaya “kolay ve maliyetsiz” bir şekilde giriş yapabileceklerdir. Emeğin iki piyasa arasındaki hareketliliği sonuçtan ücretleri eşitleyecektir.
  • O halde, gerçek hayatta ücret farklılıklarının gözlenmesi tam rekabet piyasası varsayımlarının olmayışından kaynaklanmaktadır. Gerçek hayatta işler ve işçiler homojen değil heterojendir ve emek piyasaları mükemmel işlemez, aksar.

işler hangi açılardan birbirinden farklılaşır ve bu farklılıklar ücretlere nasıl yansır?

  • işleri birbirinden farklılaştıran unsurların başında TEÜF gelmektedir. Piyasadaki bazı işler; tehlikeli oluşu, statüsünün düşüklüğü, ilerleme imkanının olmayışı vb. nedenlerle istenmeyen özelliklere sahiptir. insanları bu tür işlerde gönüllü olarak çalışmaya yöneltmek için diğer işlerden yüksek ücret vermek gerekmektedir. Bu ise ücretlerin farklılaşmasına neden olacaktır.
  • Etkin ücret uygulaması da firmaları ve ücretleri birbirinden farklılaştıran başka bir nedendir. Bunun gibi, bazı işlerde sendikaların organize olup ücretleri yükseltebildikleri de gündelik hayatta sıkça gözlenen bir durumdur.
  • Büyük firmaların çeşitli nedenlerden dolayı çalışanlarına daha yüksek ücret verdikleri bilinen bir gerçektir.Son olarak, piyasada bazı işverenlerin çeşitli iş gruplarına karşı ayırımcı tavır takınmaları işleri ve dolayısıyla ücretleri farklılaştırmaktadır.

işçiler hangi yönlerden birbirlerine benzemezler ve bunların ücret farklılıkları ile ilgisi nedir?

  • Emek piyasalarında işler gibi işçiler de farklı özelliklere sahiptirler. Bu farklılıkların başında tercihlerin farklılığı gelmektedir. Bazı kişiler bazı işleri riskli veya sıkıcı bulurken, bazıları aynı işler için çok olumlu düşüncelere sahip olabileceklerdir. Bireylerin işlere bakış açılarının farklı olması ücret farklılıklarını da açıklamaktadır.
  • Bireylerin beşeri sermaye düzeylerinin farklı olması emek piyasalarında birbiri ile rekabet edemeyen grupların oluşmasına neden olur. Örneğin lise mezunu satış elemanı üniversite mezunu bir avukat ile rekabet edemez. Bu durum her iki meslekte de ücretlerin farklı olması sonucunu doğuracaktır.

Emek piyasalarında ücret farklılıklarına neden olan aksaklıklar nelerdir?

  • Emek piyasaları gerçekte tam rekabet piyasasının varsaydığı gibi mükemmel işlemez. Piyasaların şeffaf olmamaları işçilerin ücret farklılıklarından haberdar olmalarını engelleyebilir.
  • Gerçekte, piyasalar arasında emeğin hareketliliği kolay ve maliyetsiz değildir. Emek gücünün bir sonraki ünitede ayrıntısı ile inceleyeceğimiz maliyetleri

vardır. Göçün maliyetli oluşu işçilerin ücret farklılıklarını bilseler dahi düşük ücretli piyasalardan yüksek ücretli piyasalara geçerek ücretleri eşitlemelerini engellemektedir.

Eğitim Ekonomisi

Eğitim bir yatırım mıdır?

  • Yatırım kavramının temel özelliği yapıldığı dönemde maliyet artışına sebep olması, ancak sonradan daha kaliteli ve bol üretimi mümkün kılıp gelir artışı sağlamasıdır.
  • Bu açıdan bakıldığında eğitim harcamaları da fiziksel sermaye yatırımı gibi yatırım sayılmalıdır. Eğitim yapıldığı dönemde bireylere üç tür maliyet yükler. Eğitim için harcanılan okul harçları, kitap-kırtasiye bedelleri eğitimin doğrudan maliyetini oluşturur.

Eğitim bireyi piyasada çalışmaktan alıkoyan bir faaliyet olduğundan, eğitimin fırsat maliyeti çalışamamak nedeniyle kaybedilen gelirdir. Son olarak eğitim zor bir süreç olduğundan kişiye psikolojik maliyette yüklediği söylenebilir.

  • Bütün bu maliyetlerine karşılık eğitim bireylerin verimliliklerini arttıran bir faaliyettir. Verimlilik artışı ise gelirlerin artmasını sağlayacaktır. Beşeri Sermaye teorisinin eğitim yatırımı konusundaki temel görüşü de budur.

Eğitim yatırımına nasıl karar verilir?

  • Eğitim yatırımına karar verecek kişi eğitimin maliyetleri ve getirilerini karşılaştırır. Ancak eğitim maliyetleri için bugün harcama yapılırken, eğitimin getirileri çalışma hayatı boyunca kademeli olarak elde edilecektir. Bu nedenle iki değişken arasında anlamlı bir karşılaştırma yapabilmek için gelecekte yapılacak maliyet harcamalarını ve elde edilecek

gelirleri bir iskonto oranı iskontolamak gerekir.

  • Eğitim yatırımının iskonto edilmiş gelirleri iskonto edilmiş maliyetlerden büyük ise eğitim yatırımı kârlı olacaktır.

iş yerinde eğitimin türleri nelerdir?

  • işyerinde eğitim genelde atölye düzeni için verildiğinden buna gayri-resmi eğitim de denilir. iki türlü işyerinde eğitim vardır.
  • iş yerinde genel eğitim işçinin verimliliğini sadece eğitimin verildiği firmada değil piyasanın tamamında yükselten bir eğitimdir. (marangozluk gibi). iş yerinde özel eğitim de ise işçilere firmaya özgü bilgiler öğretilir. Bu bilgiler piyasadaki diğer firmalar ile ilgili olmadığından eğitim işçinin verimliliğini sadece eğitimin verildiği firmada yükseltir (telefon operatörlüğü gibi).

işyerinde eğitimin maliyetlerine kim katlanır ve getirilerinden kim yararlanır?

  • Genel işyerinde eğitim işçinin verimliliğini piyasanın tamamında arttırdığından işverenler bu tür bir eğitimi verme konusunda isteksiz davranacaklardır. Bu nedenle eğitimin maliyetine işçiler eğitim süresince düşük ücretle çalışarak karşılarlarken, getirisinden de sadece işçiler yararlanacaklardır.
  • Öte yandan spesifik işyerinde eğitim işçinin verimliliğini piyasada değiştirmeyeceğinden işçiler bu konuda istekli davranmayacaklardır. Bu nedenle bunun maliyetini işverenler karşılayacak, getirisini ise taraşar aralarında pazarlık yaparak paylaşırlar. Beşeri sermaye teorisi hangi açılardan eleştirilmektedir?
  • Beşeri sermaye teorisine yöneltilen eleştirilerin başında yatırım kararını alırken eğitimin getiri ve maliyetlerinin iskonto edilmiş bugünkü değerlerinin hesaplanmasının karmaşık olduğu ve herkes tarafından yapılamayacağı gelmektedir.
  • Bu konuda yapılan bir başka eleştiri eğitilmiş işgücünün yüksek veriminin ne kadarının eğitimden kaynaklandığının kestirilemeyeceği; zeka, yetenek ve motivasyonun da burada etkili olabileceğidir.Eleme hipotezi adı verilen görüşe göre ise eğitim aslında verimliliği etkilemez, işverenler işçileri seçerken bir sinyal vazifesi görür.
  • ikili iş piyasaları adındaki görüş ise eğitimin ikincil sektördekilerin birincil sektöre geçerek verimlerini yükseltmelerini sağlamayacağını ileri sürmektedir.

Eğitim ile kalkınma arasındaki ilişki var mı dır?

  • Eğitim bireysel gelişmeyi sağladığı gibi makro anlamda ekonomik kalkınmayı da sağlamaktadır. Dünya savaşlarından mağlup çıkarak altyapılarını önemli ölçüde kaybeden Almanya ve Japonya’nın kalkınma yansında öne çıkmalarında eğitilmiş insan gücü önemli bir rol oynamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar