Yerinden Yönetim İlkesi Nedir

Sosyal Demokraside Yerinden Yönetim İlkesi

 

Bir ülkede siyasi ve-veya idari yetkilerin bir bölümünün merkezi yönetimin dışındaki otoritelerce kullanılmasına yerinden yönetim denmektedir. Yerinden yönetim uygulamada ikiye ayrılır. Bunlar: İdari yerinden yönetim ve siyasi yerinden yönetim olarak bilinmektedir. Ülkemizde de uygulanmakta olan İdari Yerinden Yönetim de ikiye ayrılır. Biri coğrafyaya göre yerinden yerel yönetimdir ki, bizde belediyeler, köyler ve il özel idareleri bu türe girerler. İkincisi hizmetlere göre yerinden yönetimdir; artık geriye pek bir şey kalmamış olan KİT’ler ve çeşitli meslek kuruluşları temsilcilikleri ile üniversiteler bu türe girerler.

İster coğrafi yerel ister hizmet yerinden yönetimi olsun, bunların özelliği özerk olmalarıdır. Merkezi idare içinde yer almazlar. Merkezin vesayeti altında özerk olarak çalışırlar. Bunların her biri kendi başına bir kamu tüzel kişiliğidir. Yani merkezi devletin dışında, ama devlet/ kamu gücü kullanırlar. Bu kamu tüzel kişilikler belli bir coğrafi bölgede yaşayan halkı, ya da eğitim, ticaret, sanayi ve kültür gibi bazı hizmetleri temsil ederler.

Örneğin hizmet yerinden kuruluşu olan üniversiteler, KİT’ler, ticaret ve sanayi odaları, barolar, tabipler birliği, mimar ve mühendis odaları kendi meslek mensuplarının yönetiminde kendi meslek alanlarını yönetir ve temsil ederler. Yerel yönetimler yani mahalli idareler ise yerel halkın yöneticisi ve temsilcileridir. (YANİ ÖZERKLİK VARDIR)

Anayasamızda hali hazırda hem merkezden yönetim hem de yerinden yönetim uygulamaları mevcuttur. Anayasanın 123’cü maddesinde “Devlet idaresinin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esasına dayanır.” İfadesi yer almaktadır. Bunlar iki temel yönetim usulüdür. Temel yönetim esasımız ise, siyasal olarak madde 3’te ve madde 123’te yazılmıştır. Madde 3’e göre Türkiye ülkesi bakımından bölünmez bütündür; madde 123’e göre idari kuruluş ve görevleriyle bütündür. Yani devlet üniter idare merkeziyetçilik ilkesine dayanır. Hizmet ve yerel yönetim sistemi, işte bu temele bağlı olarak vardır ve buna göre çalışır.

Bu ilkenin gereği olarak, anayasamız hangi hizmetlerin merkezden yönetim ilkesine göre örgütlenmesine ilişkin bir hüküm ortaya koymamıştır. Çünkü merkeziyetçilik devlet işlerinde genel yetkiyi merkeze vermek demektir. Yerinden yönetim işleri anayasadaki ilkeye uygun biçimde yasalarla belirlenir. Merkezden-yerinden yönetimin görevlerini anayasayla belirlemek federasyon tipi devletlerde olur. Yerinden yönetim kurumlarının her biri için yasalar vardır; bunların yetkileri orada yazılır. Zaten dünyada da hangi kamu hizmetlerinin hangi usule göre, nasıl örgütleneceği konusunda ortak standartlar ve uygulamalar mevcut değildir. Her devlet buna benimsediği temel ilke/esasa göre parlamentosu eliyle karar verir.  Ancak ülkemizde yılların uygulama deneyimiyle her ayrıntısı açık hukuki hükümleriyle bağlanmış bulunan tüm bu yerinden yönetim uygulamalarına rağmen dört siyasi partimiz de son yıllarda eşit vatandaşlık ilkesinin yanı sıra yerinden yönetim konusunu da bir hedef haline getirerek parti programlarının içine bir şekilde dahil etmişlerdir.

Bu durumda akla şöyle bir soru gelmektedir. Türkiye’de yerinden yönetim uygulamalarına anayasal bir engel yoksa bu partiler hem hizmet hem yer bakımından yerinden yönetim konularına, üniter ve merkezi devleti çözmeyi becerecek kadar aşırı bir vurgu yapmayı alışkanlık haline getirmişlerdir.

2015 yılı geldiğinde görülmektedir ki AKP, CHP ve HDP yerinden yönetim hedefini ya daha partileri kurulduğundan bu yana yahut sonradan ekleme yöntemiyle programlarına koymuşlar. İYİ Parti ise 2017 yılında kurulur kurulmaz bu ilkeyi programında göstermeye başlamıştır. Acaba mevcut yerinden yönetim uygulaması yeterli mi değildir, değilse ağızlarda gevelenip durulan, halka bir türlü izah edilmeyen yetersizlikler nelerdir?  Bu konuda siyasi partilerin Vatandaşa söylediği tek şey vardır; Canım bir projeyi onaylatmak için belediyeler günlerce Ankara’dan karar çıkmasını bekliyor bu nedenle bir sürü kırtasiye işi oluşuyor, işlemlerin halka daha hızlı ulaşabilmesi için yerinden yönetim gerekli. Yani konu kırtasiyecilikten dolayı işlerin uzaması ve hizmetlerin halka geç ulaşması etrafında dolaştırılmaktadır. Bu partiler (belki HDP’yi bu konuda dışta tutmak gerekiyor) ne yazık ki ne istediklerini halka net bir şekilde anlatmamaktadırlar. .Oysa HDP bu konuda kendi tabanına karşı daha dürüst davranmakta ve yerinden yönetimle neyi hedeflediğini açıkça söylemektedir.

Yine sormak gerekir ki her üç parti de acaba ne istediklerini tam olarak açıklarlarsa oy tabanlarının kendilerine itiraz etmesinden yahut kaymasından mı korkmaktadırlar?  Bu partiler bir çerçeve yasa çıkartmaktan söz ediyorlar; anayasaya yazmayı başaramadılar, anayasayı zora sokacak bir genel yasa yapmayı geveliyorlar. Böyle bir yasa yapmak üniterliği delmek olacaktır. Eğer yasalar değiştirilecekse bu bir anayasa değişikliği olmak zorundadır.

Yerinden yönetim deyip gerçekte idari yerinden yönetim değil de siyasi yerinden yönetimin yollarını mı temizlemek istiyorlar? Bizim büyük kuşkumuz da zaten budur. Acaba partilerimiz bizler onay versek de vermesek de anayasamızı siyasi yerinden yönetim getirmek için uygun anı bekliyor olabilirler mi?

Öyleyse Siyasi Yerinden Yönetim Nedir?

 

Siyasi yerinden yönetim, siyasi gücün merkezi yönetim ile bölgesel yönetim üniteleri arasında bölüşümüdür. Bu sistemde siyasi otorite merkezde toplanmamış, çeşitli birimler arasında paylaşılmıştır. Siyasi yerinden yönetim sistemiyle birlikte bir takım ek yönetim üniteleri ortaya çıkacaktır. Bu üniteler, cumhuriyet, kanton ve eyalet gibi bölgesel yönetim üniteleridir. Sözü edilen bu bölgesel yönetim ünitelerine yasama ve yürütme konularında bazı yetkiler verilmektedir. Sonuç olarak siyasal yerinden yönetim sistemi federal devlet sistemini ortaya çıkartmıştır. Federalizm ülkemizin yönetim sistemi olan üniter devlet sisteminden farklıdır hatta zıddıdır.

Federalizm bir ülkede çok milliyetli,  çok mezhepli yani çok merkezli bir yapıdır. Ulusal parlamento olan TBMM ile vatandaşlar arasında egemenlik gücüne sahip başka birimler (örneğin, eyalet parlamentoları) bulunacaktır. Kendi yargı sistemi ve parlamentosunu oluşturan eyaletler daha sonra kendi polisine ve öz savunma güçlerine sahip olmayı talep ettikleri de görülmüştür. Bu da ülkeyi bölünmeye götürecek bir yönetim tarzı olarak kabul edilebilir.

Yerinden yönetim sisteminin ülkenin bölünmesi için tamamlayıcı unsuru Eşit Vatandaşlık sistemidir. 1920’lerden bu yana Milletler Cemiyetine ilke olarak konan Wilson Prensipleriyle ülkemizden talep edilen emperyal bölünme sistemi bugün artık partilerimizin programlarına sokulmuş gözükmektedir. Hatırlanacağı üzere 14 maddeden oluşan Wilson Prensiplerinin 12’ci maddesi gereği Türkiye haritası üzerinde bir Kürdistan bir de Ermenistan oluşturulması prensibi Milletler Cemiyeti’ni kuran batılı ülkeler tarafından kabul edilmişti. Atatürk Türkiye’si de uzun yıllar Milletler Cemiyeti’ne üyelik konusunda mesafeli kalmıştı.

 Bu şu anlama gelmektedir: bundan sonra yapılacak bir genel seçimde Türk Milleti desteklediği partiye oy vermekle aynı zamanda partisine ülke sistemini federalizme dönüştürme yetkisi de verecektir. Ne yazık ki bu değişiklikler partiler tarafından dürüstçe seçmene anlatılmadığı için halkın çok büyük bir çoğunluğunun işleyişten haberi yoktur. Yerinden Yönetim ve Eşit Yurttaşlık yasa talepleri seçim dönemlerinde halka dağıtılan özet seçim bildirgelerinde özellikle gösterilmemekte fakat partilerin yüzlerce sayfalık seçim beyannamelerinde yer almaktadır. Tüm vatandaşların kendi partilerinin önce programını ve seçim bildirgelerinin önlerine sunulan 4 sayfasını değil de tamamını okuyup oylarını öyle kullanmaları gerekmektedir.

Çözüm: Aydınların bir araya gelerek partiler üstü bir çatı oluşturması ve bu konuda halkı bilgilendirmesidir. Unutulmamalıdır ki; Türk Milleti’nin TBMM aracılığıyla elinde bulundurduğu egemenlik başka etnik grup ya da mezheplerle paylaşılamaz. Toplumsal barış, Türkiye’nin çok parçalı bir yönetime devredilmesiyle sağlanamaz.

 

 

 

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir