Kamu harcamalarının artışı ile ilgili teoriler

KAMU HARCAMALARIN ARTIŞI İLE İLGİLİ TEORİLER:

Bu konuda ilk ciddi çalışma Adolph WAGNER tarafından yapılmıştır. WAGNER ; hem devletin ekonomiye müdahalesini hem de kamu harcamalarının ekonomik ve sosyal gelişme ile birlikte arttığını bunun rastlantı olmadığını, bir sosyal yasa kapsamında olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre ; kamu harcamalarının artışı, kamu faaliyetlerinin artışı sonucudur. Toplumların sosyal ilerleme istekleri, devlet faaliyetlerini arttırmakta, böylece kamu harcamaları artmaktadır.

WAGNER yasası : Genellikle kamu harcamalarının, milli gelirden daha hızlı artması olarak anlaşılmaktadır. Yani kamu harcamalarının milli gelirdeki payının zamanla yükselmesidir. Henry Carter ADAMS, Wagner’e katılmakta ona, kamu giderlerinin artış nedenlerinin ne ülke için aynı olmayacağını belirtmiştir. Bunun nedenlerini de ülkenin sahip olduğu sosyal ve ekonomik faktöre bağlamıştır. Çünkü her ülkede hizmetler aynı hızda ve ağırlıkta gelişmemektedir.

Wagner’in ileri sürdüğü kamu harcamalarının artışı uzun dönemi kapsayan analizdir. Kısa dönemdeki değişiklik ve dalgalanmalar, uzun dönemdeki genel seyri açıklamak için gereklidir. Bu yaklaşımın benimsendiği ilk çalışma Peacock ve Wiseman tarafından yapılmış sıçrama tezidir. Buna göre : kamu harcamalarının artış nedeni, savaş sonucu vergilerin arttırılmasıdır. Vergilerdeki artış nedeni ile savaş sonrasında askeri harcama azalsa da, sivil kamu harcamalarındaki artış neden ile vergi savaş öncesi düzeyine dönememektedir. Dolasıyla devlet için savaşın bitmesi ile elinde kalan ek mali güçle yeni mal ve hizmetlerin üretimini kamu sektörü içine alma imkanı doğmaktadır. Bunun sonucu kamu harcamaları artar, böylece savaş öncesi düzeyden savaş sonrası kamu harcamaları düzeyine doğru bir sıçrama olmaktadır. Böyle dönemlerde devlet eskiye göre daha fazla vergi toplamak ve harcama yapmak zorunda kalmıştır. Olağan üstü durumun kalkması vergiyi eski Anına getirmez ona hem harcamalar hem de vergi eskiye oranla daha yüksek bir düzeyde dengelenmiş olur.

KAMU HARCAMALARININ ARTIŞ NEDENLERİ:

a) Görünüşteki artış nedenleri :

1- Paranın satın alma gücündeki azalma ;

Kamu harcamalarının görünüşteki artış nedenleri

1  ) Paranın satın alma gücündeki azalma: enflasyon nedeni ile kamu harcamalarında artış olur ama asıl artış nedeni ile enflasyondan kaynaklanan artısı belirlemek için fiyat endeksleme yoluna gidilir.

2  ) Bütçe ve yönetim tekniğinde meydana gelen değişimler: devlet gelirleri toplanırken, toplama için yapılan harcamalar gelirden düşülecek gelirin net veya safi miktarının yazılması yerine toplanan gelirlerin gayrı safi olarak yazılması ve giderlerin ayrıca görülmesi yönteminin benimsenmesidir. Böylece kamu harcamalarında görünürde bir artış olmaktadır.

Bütçe dışı bırakılan bazı harcamaların bütçeye alınması da aynı etkiyi yapar. Safi yöntem; kurumların elde ettiği gelirlerden gider düşüldükten sonra bütçeye kalan net değer aktarılmasıdır.bu yöntemde bazı yolsuzluklar olunca gayrisafi yöntem uygulaması başladı. Yani tüm gelirler bütçeye alındı, giderler ayrıca düşüldü.

3  ) siyasal nedenlerle nüfusun ve yüzölçümünün büyümesi nüfusun ve yüzölçümünün büyümesi: nüfusun artmasıyla arttırılan toplam kamu giderleri kişi basına düsen kamu gideri payını arttırmıyorsa toplam kamu giderleri görünürde artmış olur. Yüzölçümünün artması o alanda yapılan giderlerin devlet bütçesi içine girmesine neden olacaktır ki buda görünüşte artış nedenidir.

4  ) kamu hizmetlerinin para ile görülmesi; trampa ekonomilerinin yaygın olduğu dönemde kamu gider ve gelirleri büyük ölçüde aynı bir biçimde yapılırdı. ( trampa: malı malla değimse gibi anlamı var. ) para ekonomisine geçilince daha önceden aynen yapılan hizmetler parasal karaktere bürünmüş ve kamu giderlerinde yaptığı artış gerçek bir faaliyet artısının sonucunda gerçekleşmemiş olmaktadır. Sadece ödeme aracının değişmesi ile görünürde artmış oluyor.

** kamu giderlerinin gerçek artış nedenleri;

1  ) savaşlar; sadece savaş giderlerini değil, savaşa hazırlık ve savaşın sona ermesinden sonra yapılan harcamaları da dâhil etmek gerekir.

2  ) nüfus artısı ; eğitim, sağlık, ulaşım, konut ve istihdam gibi giderler artar.

3  ) teknolojide meydana gelen değişmeler; devlete yeni harcamalar yükler, mesela otomobilin icadı yeni yolların yapılmasını neden olmuştur. Bilimsel araştırmalar devlet eliyle yürütülür.

4  ) devlet anlayışında meydana gelen değimseler; sosyal refah devleti ile bütünleşen amaca  göre      devlet, sağlık, eğitim, konut, sosyal  güvenlik gibi hizmetleri sunarak halkın hayat düzeylerini yükseltmekte zorunlu  sayılmıştır.

5  ) ekonomik nedenler; gelişmiş ekonomilerde piyasa ekonomisinin kendi haline bırakılması ekonomik konjoktörde dalgalanmalara yol açmaktadır. Ekonomi tam istihdam halinin ve fiyat istikrarının sağlanması gibi görevler devlete düşmekte ve devlet kamu giderleri vasıtasıyla ekonomiye zamanında müdahalede bulunmaktadır.

Az gelişmiş ekonomilerde devlet tasarruf ve yatırım eksikliğiyle gidermek üretim kapasitesini genişletmek amacıyla cebri tasarrufa başvurarak ekonomiye müdahalede bulunur. Vergi gelirlerinin büyük bir kısmını üretim kapasitesini genişletecek yatırımlara ayırır. Özel sektörün karlı bulmadığı alanlarda işlerin ürütülmesini sağlar. Sosyal sabit sermaye yatırımları olarak nitelendirilen yol, köprü, baraj, telekominikasyon, hava alanı gibi alt yapı yatırımlarını yapmak için veya bazı alanları siyasi ve sosyal nedenlerle özel teşebbüse kapatması durumunda bu alanlara yatırımlar yapmak, örnek işletmeler kurmak amacıyla ödenek ayırır.

6  ) doğal afetle

7  ) göçler ( köyden şehre göçler altyapı yatırımlarını arttırır. )

8  ) toplumun hayat standardının artması : gelir seviyesi yükselen  toplumların kültürel sportif yeşil  alanlarının artması gibi isteklerle devletin harcamasını artırır.

**Kamu harcamalarının tasnifi

1  ) Kamu Harcamalarının İdari tasnifi: idari kamu gideri yapan idari birimlerin esas alınması suretiyle yapılan bir tasniftir. Bu tür tasnife organik tasnif adı verilir. İdari tasnifin diğer bir biçimi de giderlerin yapılış amacına uygun olarak ayırımına yarayan fonksiyonel tasnif olmaktadır.

Kamu harcamalarının idari tasnifi devletin organik yapısına göre yapılan bir tasnif biçimidir. Organik tasnifte devleti meydana getiren üst kuruluşlar düzeyinde giderler ayrılabilmektedir. Örn; milli eğitim bakanlığı, sağlık bakanlığı, maliye bakanlığı vb.. Merkezi idare kuruluşlarının bütçelerinin toplanması bize toplam giderleri verir. Devleti oluşturan her bir idare ( Sayıştay, anayasa mahkemesi vb.. ) ve bakanlıkların bütçeleri organik tasnifin içeriğini oluşturur.

2  ) kamu harcamalarının işlevsel tasnifi ; İ.T. ; siyasi organlarca belirlenen kamu harcamalarının ulaşılmak istenen bazı hedeflerin anlamlı biçimde birleştirildiği bir tasnif denebilir. Hizmetler, genel hizmetler, ekonomik hizmetler ve sosyal hizmetler olarak 3 grupta toplanır. Genel hizmetler; devlet düzeninin sürdürülmesini ve devlet yönetimini sağlayan hizmetlerdir. Genel yönetim; yargı, kolluk, savunma gibi. Buna göre TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, başbakanlık, dış işleri bakanlığı, milli savunma bakanlığı gibi kuruluşlar genel hizmetleri yürüten kuruluşlardır.

Ekonomik hizmetler, genellikle bireylerle doğrudan yanar sunma yerine üretim sürecinin aşamalarında hammadde ve ara mal ile altyapıyı oluşturan özellikleri dolayısı ile firmaları yarar sağlama amacına yönelik hizmetlerdir. Bu hizmetler firmaların özel maliyetlerini azaltmaları nedeniyle tüketicilere de dolaylı fayda sağlamaktadır. Bu hizmetlere; tarım, enerji, doğal kaynaklar, üretim, inşaat ve ulaşım gibi hizmetle girer. Ülkemizde yerel ve katma bütçeli kuruluşlardan, ulaştırma bakanlığı, enerji ve tabi kaynaklar bakanlığı, DSİgenel müdürlüğü, tekel genel müdürlüğü gibi kuruluşlar ekonomik hizmetler yürütülmektedir.Sosyal hizmetler ise; bireylere teker teker ve dolayısı ile topluma yarar sağlayan hizmetlerdir. Bunlarda bireyle kendi ihtiyaçları için doğrudan yararlanırlar. Eğitim, sağlık, sosyal, güvenlik ve refah kültürel hizmetleri din, boş zamanları değerlendirme hizmetleri, konut ve yerel araştırma hizmetleri girmektedir. Ülkemizde genel ve katma bütçeli kuruluşlardan sağlık bakanlığı, çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı, milli eğitim bakanlığı, diyanet işleri başkanlığı, üniversite gibi kuruluşlar sosyal hizmetleri yürütür.

3  ) kamu harcamalarının ekonomik tasnifi :

1  – reel harcamalar 2 – transfer harcamaları

1a- cari harcamalar

1b- yatırım harcamalar

Reel harcamalar toplam talebin bir öğesini oluşturan ve bu niteliği ile cari dönem üretimini etkileyen harcamalardır. Çoğu kez tüketim harcamaları da denir. Esas olarak cari üretimden devletin bir pay alabilmek için ödediği fiyat niteliği taşır. Söz konusu harcamalar; devletin toplumsal ihtiyaçları karşılayabilmek ve üstlendiği diğer görevleri yerine getirebilmek için satın aldığı mal ve hizmetlerin son kullanım amacı ne olursa olsun, ele alınan dönem üretiminden aldığı bir paydır.

Yatırım harcamaları; ekonominin üretim gücünü doğrudan arttırmaya yönelik harcamalardır. Gelecek dönemlerde kalıcı varlıklara yapılan harcamalar, yatırım niteliğinde olup sermaye mallarına ödemeler yada stok artırımı amacıyla yapılan harcamadır.

Cari harcamalar; kısa dönemde doğrudan üretimi arttırıcı etkisi olmayabilen ve faydası bir dönemle sınırlı sayılabilecek harcamalardır. Bu harcamalar varolan üretim kapasitesini kullanmak için gerekli mal ve hizmetler için yapılır. Bazı harcamaların etki ve faydaları gelecek dönemlere sarktığı halde sermaye malları olarak ortaya çıkmamaları nedeniyle cari harcama olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla üretim gücüne katkısı açık olan ve bu özellikleri taşıyan eğitim ve sağlık gibi harcamalara kalkınma carileri denmektedir.

Transfer harcamaları; maddi gelirde bir değişiklik oluşturmayan ve sadece satın alma gücünün bireyler ve sosyal gruplar arasında el değiştirmesine neden olan harcamalardır. Cari dönem üretimine karşı devlet tarafından doğrudan bir talep oluşturulmamakla birlikte bazı kaynakların devlet bütçesi aracılığı ile kişi ve kurumlar arası karşılıksız el değiştirmesi niteliğini taşıyan harcamalardır.

** kamu harcamalarında etkinlik ( fayda – maliyet analizi )

A ) fayda – maliyet analizinin kapsamı ve tarihi gelişimi; devletin kıt gelirlerinden en verimli faydayı alması için çeşitli görüşler zaman içinde oluşmuştur. Duks dupont ; tüketici rantını açıklayıp ( 19. yy’da ) kamu hizmetlerinin faydasının kişilerin bunlar için ödedikleri tutardan ibaret olmayıp, kişilerin ödemeyi kabul edecekleri maksimum tutara eşit olacağını ortaya koymuştur.

İngilterede ise 1959 yılında G.P. Wibberley’in arazilerin ziraat ve şehir gelişmesi arasında tahsisi çalışmalarıyla, 1963 C.D. Foster ve M.E. Beesley tarafından Londra yer altı tren şebekesinin uzantısı olarak Victorya hattı inşasının ekonomik incelemesi ile gene 1960 yılında yol araştırma laboratuarının M1 karayolunun ekonomik değerlendirilmesi ile başlamıştır.

B ) fayda ve maliyetlerde ekonomik kavramlar; kamu yatırımlarının büyüklükleri veri olarak alınırsa bunlara uygun değerleme tekniklerinin önemi küçümsenemez. 1844’de Dupuit’in “Bayındırlık işlerinin faydalarının ölçümü üzerine” adlı yazısı önemlidir.

1  – tüketici artığı kavramı ; Dupoit’in çalışmasına göre; bir malın bir kişi için faydasının, kişinin o mal için ödemeyi kabul edeceğini en yüksek fiyat olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kısaca fayda = ödenen tutar ve tüketici ortağının toplamlarıdır. Bir malın faydası; kişinin bu nal için ödeyeceği tutardan ibaret olmayıp, razı olacağı maksimum tutara eşit olacaktır.

Daha sonra Marshall bu kavramı genişletip fayda analizi çerçevesine sokmuştur. M.’a göre tüketici artığı ” tüketicinin verilen bir mal miktarı için ödemeye hazır olduğu maksimum tutar ile gerçekte ödediği miktar arasındaki fark ” olarak tanımlamaktadır.

Üretici ve tüketici artıklarının toplamı bize refah değişikliğinin bir göstergesini vermektedir.

2  – fayda maliyetlerde etkinlik ; faydayı kişilerin ödeme istekliliği ve maliyetlerinin tazmini toplamı idi. Fakat bu arada  kişilerin gelirlerinin marjinal faydalarının değişebileceği üzerine Marshall çalışmış ve fiyat değişikliklerine göre gelirlerin marjinal faydasının zengin bir insan için fakir bir insanınkinden daha düşük olduğunu ortaya atmış ve bu nedenle de her fayda ve maliyeti ayrı ayrı bunlardan etkileyen kişilerin gelirlerinin marjinal faydalarının hesaplanması üzerinde durmuştur.

3  – fayda ve maliyetler ; piyasa firmalarında dış fayda ve dış zarar kolay tertip edilir.  Yararlanana ödetilmeyen faydalar var ise bu dış faydadır.

Aynı biçimde firmanın veya kuruluşun neden olduğu zararlar maliyetlerin içine katılamıyorsa bu da dış zarardır.

Oysa kamu projelerinin pek çoğunda bedel ödenmez. Bu konuda kabul edilen ilke, dış kazançlardan sadece teknolojik nitelikte olanların dikkate alınması, buna karşılık teknolojik verimi etkileyen, sadece nisbi fiyatlar yoluyla gelir dağılımını etkileyen dış kazanç ve zararların proje tahlillerinde göz önüne alınma aşamasıdır.

Para piyasaları; piyasa firmaları ürünlerinin faydalarının satış fiyatları ile ölçerler, üretimlerini arttırmaları halinde bu fiyatların geçerli olacağını kabul etmeleri çoğu zaman yanlış değildir. Firmanın piyasadaki payı büyük değilse ve ürünlerine talep esnekliği çok düşük değilse projelerin gerçekleşmesinden sonra ürün artışını piyasa fiyatından sürdürebilir. Oysa kamu yatırımlarında teknolojik bölünmezlikler yaygındır. Projenin gerçekleştirilmesi üretimde büyük artışlara neden olabilir ve piyasa fiyatı yani arz, miktar karşısında değişebilir.

Gölge fiyatlar; bazı devlet projelerinde projelerin çıktılarının hesaplanabilmesi için piyasa fiyatlarından yararlanılabilir. Öyle çıktılar vardır ki eğer piyasa fiyatları kullanıma hazır değil ise bu çıktıları da parasal olarak değerlendirmek gerekiyorsa o zaman gölge fiyatları kullanılır. Örneğin 1 işçi 100 bin lira ücretle 1 saat fazla çalışmayı kabul ederse: bu kişinin 1 saat boş zamana verdiği değer en az 100 bin liradır. Ve bu kişinin boş zamanının gölge fiyatını bize verir.

Maliyetlerin ölçülmesi: Geniş anlamda, kamu yatırım projesinin maliyeti, projeye tahsis edilen gerçek kaynakların en iyi seçenek kullanımının değeridir. Mümkün olan tüm seçeneklerde ve her birinden sağlanacak faydalarda kullanılacak kaynakların değeri piyasa fiyatı ile ölçülür. İdeal olarak kamu projelerinde kullanılan gerçek kaynaklar için piyasa fiyatları uygulanır. Piyasa fiyatlarının geçerliliği konusunda önemli şüpheler olduğu takdirde gölge fiyatları kullanılabilir.

d) Fayda-Maliyet Analizi Teorisi Yapısı ve Uygulama Teknikleri:

Fayda-maliyet analizi; Herhangi bir politikanın veya projenin sosyal fayda ve sosyal maliyetlerini ortak bir para cinsinden ifade etmek ve bunları karşılaştırmaya çalışmaktadır. Dolayısı ile fayda maliyet analizi uygulayan kamu kuruluşundan amacı proje sonunda toplumun en yüksek faydayı sağlaması iken, özel sektörde net kişisel kardır. Fayda-maliyet analizinin yapısını oluşturan öğeler;

1) Kişiler kendi refahları konusunda en iyi kararı yine kendileri verecektir.

2) Sosyal Refah Fonksiyonu; Kişilerin kendi refahlarının artan bir fonksiyonu olup başka bir şeye bağlı değildir.

3) Fayda-maliyet analizi etkinlik sorununu da içerir ve pareto iyileştirilmesi fayda-maliyet analizinin rasyonelliğini oluşturur. Diğer deyişle analiz talep eğrisindeki tazmin edici değişmelerin cebirsel toplamı yardımıyla ölçülebilen bir pareto iyileştirmesini amaçlar.

Fayda-Maliyet Analizinin Teorik Yapısı:

NFS = KÖHOT – TGM NFS: Net Sosyal Fayda

KÖHOT: Kişilerin ödemeye hazır oldukları tutar.

TGM: Tanzim edilmesi gereken tutar.

(Fayda-maliyet analizinin maksimize etmeye çalıştığı miktarını net sosyal fayda olduğunu belirtmiştir)

Anolistler tüketicinin ödeme arzusunu ölçüt olarak kullanmaktadırlar. Malların fiyatlarının tamamen olmasa da kısmen de olsa arzu edilen ödemeyi yansıttıkları varsayılabilir.

Fayda=KÖHOT=Fiyat=MM olacaktır. MM: Marjinal maliyet demektir.

Sosyal malların hemen hepsinin piyasası, fiyatları yoktur. Bunların gölge fiyatları kullanılacaktır.

Toplam Tüketim Fazlası=Tüketici Fazlası+Fiili Ödemeler

Fayda=Maliyet analizinde düşünülen kamu yatırım projelerinin gelecekteki faydalı ve maliyetleri parasal olarak tanımlanınca, her proje için faydaların ve maliyetlerin karşılaştırılması yapılabilir ve karara varılabilir.

Fayda-Maliyet Analizi Uygulanacak Projelerde Zaman Faktörü:

Analize konu olmuş projelerde nekrotik hesaplamalarda kolaylık için zamanın sürekliliği yerine; bölünebilir ve gelecekteki faydalar spesifik yıllarda meydana geldikçe incelenebilir. İlk yıllar inşaat aşaması olduğu için fayda olmaz, sonraki yıllarda faydalar önce artar, sonra belli düzeyde kalır ve düşer. Bir projenin gelecekteki gelir tutarı maliyetten düşükse hemen kabul edilmez (1+1) bileşik faiz getirisine bakılır.

Favda-Malivet Analizinde Karar Vermede Kullanılan Yatırım Kriterleri Şu Kriterler Sayılabilir:

a) Kesim Dönem Ölçütü: En yaygın kullanılandır. Özde ölçütün esası: Bu tür bir ölçüt kullanılacaksa, ilk önce belli bir süre saptanır. Bunun nedeni gelecekte; risk, belirsizlik veya teknolojinin yenilenmesi gibi faktörlerin ortaya çıkabileceği endişesi ile kesin bir dönem saptayıp bu dönem içerisinde getirisi en yüksek olan projeyi seçmektir. Bu ölçütün sakıncası; büyük yatırımlarda yani kuruluşu uzun dönem kapsayan ve ilk yıllarda fazla getirisi olmayan projelerin seçilme şansı düşüktür.

b) Geri Ödeme (Geri Ödeme Haddi) Dönemi Ölçütü: Projeleri geri ödeme dönemleri itibariyle bir sıralamaya sokmak ve ödemesi en kısa olan projeyi seçmek mantığı ile çalışır.

c) Yıllık Ortalama Getiri Ölçütü: Bunda projelerin oluşturdukları bütün faydalar dikkate alınır. Yıllık ortalama getiri haddinin hesabında bütün getiri rakamları olduğu gibi alındığında, bu yaklaşım hesaplamaya giren bütün rakamların belirsizlik açısından düzeltilmiş olduğu zımmen kabul edilmektedir. Bu yöntemde asıl değişkenler yatırım projesinin üretken ömrü ve ürettiği gayri safi faydanın, parasal değeridir. Bu ölçütte maliyetler hesaplamaların içine girmez, ancak maliyetleri eşit olan iki proje arasında bir tercih yapmada bize anlamlı sonuç verdirir.

d) Net Yıllık Ortalama Getiri Ölçütü:

Yukarıdaki ölçütte maliyetler dikkate alınmıyordu. Bu ölçütte değişkenler; projenin üreteceği toplam faydalar, projelerin üretken ömürleri ve maliyetleridir. Yıllık ortalama net getirisi yüksek olan tercih edilir.

e) Son Değer Ölçütü: Bu ölçüt proje faydalarının ve maliyetlerinin bileşik faizle projenin son dönemine taşınması ile elde edilir. Buradaki son dönem projenin ekonomik ömrünün sonunu ifade etmektedir.

SD+SD(B)-SD (K)

SD(B): Son değer kamülatif faydası SD(K) Son değer kamülatif maliyeti SD: Son değer

f)  Net Bugünkü Değer Ölçütü:

Hesaplamalarda şimdiki ve gelecekteki fayda ve maliyetler bu güne iskonto ettirilir. Fayda ve maliyetler farkının maksimum olduğu proje tercih edilir.

GHD(B)-GHD(C)=NHB(B)

GHD(B)= Gayri Safi Bugünkü Faydanın Değeri GHd(c)= Gayri Safi Maliyetlerin Değeri

g) İç Kârlılık Oranı: Projeye ait fayda ve maliyet akımları içinde saklı olan getiri yüzdesinin hesaplamasını ve sonra bağımsız olarak elde edilen sosyal iskonto haddi ile karşılaştırılmasına dayanır. Diğer bir tanımla iç karlılık oranı net bugünkü değeri sıfıra eşit kılan iskonto haddidir. Yatırımın sosyal bakımdan karlı olabilmesi için iç karlılık oranı borçlanma maliyetinden büyük olması lazımdır.

İKO>; (faiz haddi) olmalıdır.

h) Fayda-Maliyet Oranı:

Alternatif projeler farklı faydalar ve maliyetler verir ve her birinin fayda maliyet oranı dikkate alınarak faydalara göre sınıflandırma ve seçim yapma imkanı doğar. Bu durumda mutlaka en yüksek fayda maliyet oranı veren projenin seçilmesi gerekmez.

Hesaplamalarda pay ve payda da yer alan fayda ve maliyetler yıllık maliyet bazında olmalı ve iskonto hadleri belirtilmelidir.

I)  Net Bugünkü Değer Oranı (Karlılık İndeksi) Yöntemi:

Bu yöntem Net Bugünkü değer ölçütünün bir sakıncasının sonucu bu sakıncayı ortadan kaldırmak için geliştirilmiştir… bugünkü değer ölçütü, yatırımın büyüklüğünü göz önüne almama sakıncasını gidermek araç ile, bir yatırım önerisinin net bugünkü değerini, yatırımın bugüne indirgenmiş ilk yatırım tutarına oranlayarak bir oran bulmaya çalışır.

İlgili Kategoriler

Maliye Ders Notları Mülakat Kavramları


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.