İdare hukuku ders notları-KPSS-Kurum sınavları


 İDARE HUKUKU

İDARE HUKUKUNA GİRİŞ

İdare hukukunun konusu kamu idareleridir. Kamu idareleri kamu gücüyle donatılmıştır. Bu güçle beraber özel kişiler karşısında üstün durumdadırlar.

A. Yapısal (Organik) Anlamda İdare

Devletin yasama ve yargı organları dışında kalan; yürütme organının da Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu dışında kalan merkezi idare, mahalli idareler ve diğer kamu tüzel kişiliklerinden oluşmaktadır.

B. Görevsel (İşlevsel-Fonksiyonel) Anlamda İdare

Mahiyeti ne olursa olsun yasamadan gelen işlemler yasama işlemi, yargıdan gelen işlemler yargı işlemidir. O halde yürütme fonksiyonunun salt siyasal nitelikli faaliyetleri dışında kalan tüm faaliyetleri idari fonksiyon içerisinde değerlendirilir.

İdare hukukunun konusu dışında olan yürütmenin siyasal faaliyetlerine şu örnekler verilebilir:

  • TBMM seçimlerinin Cumhurbaşkanınca yenilenmesi,
  • Başbakanın atanması ve istifasının kabulü,
  • Bakanların atanması ve azledilmeleri,
  • Bir bakanın bir başka bakana vekâlet etmesi
  • Bir bakanın milletlerarası antlaşmaya imza atması
  • Hükümet programının hazırlanması ve hükümetin TBMM ile olan ilişkileri,
  • Kanun tasarılarının hazırlanması ve TBMM’ye sunulması,
  • Cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil etmesi
  • Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasının gözetilmesi

Yürütme organının Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu, Başbakan, bakanlar kanadının salt siyasal nitelikli faaliyetleri dışındaki faaliyetleri idari faaliyettir.

C. İdari İşlevin ( Fonksiyonun ) Konusu Amacı ve Özellikleri

İdari işlevin konusu yasama, yargı ve yürütmenin salt siyasal nitelikli faaliyetleri dışında kalan ve gündelik ihtiyaçları karşılamak için yürütülen faaliyetlerdir.

Siyasal görevlerini bir yana bıraktığımızda idarenin idare hukukunun inceleme alanını oluşturan idari işlevin temel amacı “kamu yararının sağlanmasıdır“. İdare kamu yararı dışında hiçbir işlem veya eylemde bulunamaz. İdari fonksiyonun özellikleri şunlardır:

  • İdari işlemler ve eylemlerle yerine getirilir.
  • Kamu gücü kullanılır
  • İdare tek taraflı ve icrai karar alma yetkisine sahiptir.
  • Bireylerle eşitlik söz konusu değildir.
  • Sürekli bir devlet fonksiyonudur.
  • Kendiliğinden harekete geçer.
  • Bireylerle doğrudan ilişki kurar.

D. Türkiye İdaresinin Görevleri

·         Milli Güvenliğin Sağlanması ( BK TBMM’ye karşı sorumludur. )

·         Kolluk Faaliyetleri ( kamu düzeni )

·         Kamu Hizmetleri ( kamu yararı )

·         Özendirme ve Destekleme Faaliyetleri ( TOKİ, Vergi indirimi vs )

·         Planlama Faaliyetleri ( devletin akılcı bir şekilde hareket etmesi )

·         İç Düzen (Öz Yönetim) Faaliyetleri ( kamuya yönelik olmayan tek faaliyettir. )

  1. İDARE HUKUKU
  2. Tanım ve Sistemler

            Geniş anlamda idarenin hukukudur. İdarenin kuruluş ve işleyişine uygulanan hukuk kurallarının bütünüdür. Dar anlamda yalnızca kamu hukuku kuralları uygulanan bir hukuk disiplini olarak tanımlanır.

            Türkiye’de idare hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümünde Kara Avrupası sistemi uygulanmaktadır. Anglosakson ülkelerde idari yargı mercileri yoktur. İdari hizmete ilişkin uyuşmazlıklarda genel adliye mahkemelerinde görülür.

  1. İdare Hukukunun Özellikleri
  • Genç bir hukuk dalıdır.
  • Tedvin ( kodifiye ) edilmemiştir. ( metinleştirilmemiştir )
  • İçtihatlara dayanır.( kurallar yasa koyucu tarafından oluşturulmamıştır. )
  • Kamu yararı düşüncesi egemendir.
  • İdare hukuku uygulamalarından doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir.
  • Temel işlevi idareyi hukuka bağlamaktır.
  • Statü hukukudur ( devletin kuralları geçerlidir. )
  • İdare hukuku dinamik bir hukuk dalıdır.
  • İdare hukuku bağımsız bir hukuk dalıdır.
  • İdare hukukunun işlemleri tek taraflıdır.

 

  1. İdare Hukukunun Alanının Belirlenmesi

Kamu Gücü Ölçütü: İdarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işler idare hukukuna tabidir ve bu işlemlerden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.

Kamu Hizmeti Ölçütü: Kamu hizmetleri, idare organlarının sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlarda verdikleri hizmetlerdir. Tekel olması zorunlu değildir, amaç kamu yararıdır.

  1. İdare Hukukunun Kaynakları
Asli Kaynaklar Yardımcı Kaynaklar
 

    • Anayasa
    • Kanun
    • Uluslar arası Antlaşma
    • KHK
    • Tüzük
    • Yönetmelik

 

 

    • İçtihatlar
    • Doktrinler

NOT: İdare hukukunda örf ve adet kaynak değildir

III. İDARE HUKUKUNA İLİŞKİN ANAYASAL İLKELER

            İdareye hâkim olan başlıca anayasal ilkeler şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Hukuk devleti ilkesi
  • Laiklik ilkesi
  • Eşitlik ilkesi
  • Sosyal Devlet ilkesi
  • Merkezden ve yerinden yönetim ilkeleri
  • Yetki Genişliği ilkesi
  • Kanuni idare ilkesi
  • İdarenin bütünlüğü ilkesi
  • Kamu tüzel kişiliği

Anayasal ilkelerin hepsi bu kadar değildir. İdari vesayet gibi başka anayasal ilkelerde vardır. Bunlara ileride değineceğiz.

A. Hukuk Devleti İlkesi

Mülk devlet: Ülkede yaşayan herkes dâhil, her şeyin kralın malı veya mülkü olduğu devlet modelidir. Devlet herhangi bir işlem veya eyleminden dolayı sorumlu tutulamaz.

Polis devleti: 17. ve 18. Yüzyıllarda Almanya’da ortaya çıkmıştır. Polis devleti kamunun refahı için her türlü önlemi alabilen, yönetilenlere karşı hukuk kurallarıyla bağlı olmayan devlettir. Polis devleti işlemlerinde hukuka uygun davranmadığı gibi, vatandaşlara verdiği zararları da tazmin etmez.

Hazine kuramı: Polis devletlerinden farklı olarak en azından vatandaşlarına verdiği zararları tazmin eder Hazine ile devlet iki ayrı tüzel kişiliktir.

Hukuk devleti: Hukuk devleti ilkesi de Almanya’da ortaya çıkmış Fransa’da geliştirilmiştir. Hukuk devleti yönetilenlere karşı hukuk kurallarıyla bağlı olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin unsurları şunlardır:

  • Yasama ve yürütme işlemlerinin yargısal denetimi
  • Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmış olması
  • Kanunların Anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi
  • Kanuni idare ilkesi
  • Devlet faaliyetlerinin belirliliği ilkesi
  • Kanuni hâkim güvencesi ve mahkemelerin bağımsızlığı
  • Kuvvetler ayrılığı
  • İdarenin mali sorumluluğu
  • Yasaların genel olması ve anayasaya uygunluğu
  • Adil yargılanma hakkı

Kanuni İdare İlkesi

            İdarenin kanuniliği ilkesi hukuk devletinin vazgeçilmez bir unsuru olsa da, idare hukukunun en önemli ilkelerinden birisi olarak ayrıca ele alınmalıdır. İdare hem organ hem de işlev olarak mutlaka kanuna dayanmalıdır. Kaynağı kanun olmayan bir kamu tüzel kişisi ve idari yetki olamaz.

            İki boyutu vardır. Birincisi idarenin mutlaka bir kanuna dayanmak zorunda olması; ikincisi ise idarenin kanuna aykırı bir işlem ve eylem yapamamasıdır.

            İki istisnası vardır. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin kuruluşu ile OHAL dönemlerinde çıkarılan KHK’lerdir.

 

 

 

  1. Merkezden ve Yerinden Yönetim İlkesi

Merkezden Yönetim

Karar alma ve sorumluluğun merkeze ait olduğu kamu hizmetlerinin tek elde, merkezde toplandığı yönetim modelidir. Merkezi idareler aynı zamanda tüm yurda dağılan taşra teşkilatlarına sahiptir. Hizmetlerin yürütülmesinden doğan sorumluluk merkeze aittir.

Merkezden Yönetimin Özellikleri;

  • Tek bir tüzel kişilik vardır. Bu tüzel kişilik devlet tüzel kişiliğidir.
  • Merkezi idare bakanlıklar şeklinde örgütlenmiştir. Ancak bakanlıkların kendine özgü tüzel kişilikleri yoktur.
  • Hizmetlerin gelir ve giderleri merkezi bütçede toplanır.
  • Yurttaşlara sunulacak kamu hizmetleri başkentte planlanır ve düzenlenir. Karar alma ve sorumluluk başkentteki yetkililere aittir.
  • Merkezi idarenin bir taşra teşkilatı vardır. Ancak bu taşra teşkilatı devlet tüzel kişiliğinin dışında bir hukuksal varlığa sahip değildir. Taşradaki görevliler merkezin emir ve talimatları altında çalışır.

Merkezden Yönetimin Yarar ve Sakıncaları

Merkezden Yönetimin Yararları Merkezden Yönetimin Sakıncaları
  • Güçlü bir devlet yönetimi sağlar
  • Hizmetler yeknesak ( tek tip ) bir biçimde yürütülür.
  • Hizmetler daha az harcamayla yürütülür.
  • Mali denetim daha kolaydır.
  • Hizmetler yerel etkilerden uzak ve rasyonel bir şekilde yürütülür.
  • Üniter devlet yapısını güçlendirir.

 

  • Bürokrasi ve kırtasiyeciliğe yok açar.
  • Hizmetlerde yöresel gereksinimler göz ardı edilir.
  • Hizmetler gecikir.
  • Demokratik ilkelere uygun değildir. Bakan, vali halk tarafından seçilmez.
  • Teknik personel sıkıntısı yaşanır.
Yetki Genişliği İlkesi ( Âdemi Temerküz )

Taşra örgütlerinin temel görevleri merkezin emirlerini yerine getirmek ve merkezin görevlerini bulundukları coğrafyada uygulamaktır. Ancak valiye bazı durumlarda merkeze sormadan ve danışmadan il sınırları içinde karar alma ve uygulama yetkisi verilmiştir.

  Anayasal bir idare hukuku ilkesidir. Anayasadaki düzenlemede sadece illerin yetki genişliği esasına göre yönetileceği belirlenmiştir.

  Valinin aldığı kararlara karşı, hiyerarşik merci olan bakanlık nezdinde itiraz edilebilir.

  Yetki genişliği uyarınca valinin aldığı kararlardan doğan masraflar merkezi bütçe tarafından karşılanır ve elde edilen gelirler merkezi bütçeye kaydedilir.

  Yetki merkeze aittir. Vali yetkiyi merkezi idare adına kullanır. Yetki genişliği milli bir kamu hizmetinin yerine getirilmesi için kullanılır.

Yerinden Yönetim

Merkezin üstlenmediği kimi kamu hizmetlerinin merkezden ayrı ve özerk kamu idareleri tarafından yürütülmesidir. Anayasaya göre mahalli idareler, belediye veya köy halkının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları ve karar organları kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.

İdari âdem-i merkeziyet olarak da adlandırılan bu sistem siyasi âdem-i merkeziyetten (federalizm) farklıdır.

Yer Yönünden Yerinden Yönetim ( Yerel Yönetim )

            Belli bir yörede yaşayan insanların sırf orada yaşamaktan doğan mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş ve karar organları seçimle iş başına gelen kamu tüzel kişilerinin oluşturduğu yönetim modeline denir. Dikkat edilmesi gereken konu, görev ve yetki alanının belli bir coğrafi sınırla belirlenmiş olmasıdır.

            İl özel idaresi, belediye ve köy olmak üzere üç yerleşim topluluğunu yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu olarak benimsenmiştir.

Mahalli İdarelerin Özellikleri;

  • Devlet tüzel kişiliğinden ayrı kamu tüzel kişiliğine sahiptirler.
  • Ayrı bir mal varlığına ve bütçeye sahiptirler. Ayrı personele sahiptiler ve bu personel merkezin hiyerarşisi altında değildir.
  • Görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.
  • Merkezi yönetimin vesayet denetimine tabidirler.
  • Mahalli idareler kişi topluluğu şeklindeki kamu tüzel kişileridir.
  • Organları hizmet gördükleri yörenin seçmenleri tarafından belirlenir.
  • Bakanlar Kurulunun izni ile aralarında birlik kurabilirler.
  • Belli coğrafi sınırlar içinde hizmet verirler.
  • Büyük yerleşim birimleri için kanunla özel yönetim biçimleri getirilebilir.
  • Karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulur. Seçimler 5 yılda bir yapılır.

Yerinden Yönetimin Yarar ve Sakıncaları

Yerinden Yönetimin Yararları Yerinden Yönetimin Sakıncaları
  • Demokratik ilkelere daha uygundur.
  • Hizmetler ihtiyaçlara daha uygun bir şekilde yürütülür.
  • Bürokrasi ve kırtasiyecilik azalır.
  • Hizmetler hızlı bir şekilde yürütülür.

 

 

  • Ülkenin bütünlüğünün bozulma tehlikesini doğurur.
  • Partizanca uygulamalara yol açar
  • Hizmetler ülke çapında yeknesak ve eşit bir şekilde yürütülemez.
  • Mali denetimde güçlüklere yol açar.
  • Kaynak israfına yol açar.

 

Hizmet Yönünden Yerinden Yönetim Kuruluşları ( Kamu Kurumları )

Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları, teknik bilgi ve uzmanlık isteyen, merkezi idare tarafından yürütülmesi uygun görülmeyen bazı kamu hizmetlerini yürüten, devletten ayrı tüzel kişilikleri bulunan, belli bir özerkliğe sahip olan kamu kurumlarıdır.

Kamu Kurumlarının Özellikleri;

  • Devletten ayrı bir kamu tüzel kişiliği vardır.
  • Ayrı bir mal varlığı, bütçesi ve personeli vardır.
  • Personeli ile merkezi idare arasında bir hiyerarşi ilişkisi yoktur.
  • Merkezi yönetimin bu kuruluşlar üstünde vesayet yetkisi vardır.
  • Mal topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileridir.
  • Kurucuları yörenin seçmeni değildir.
  • Vesayet denetimine tabidirler.

IV. İDARE HUKUKUNUN ANAYASAL DAYANAĞI

  1. İdarenin Bütünlüğü

Anayasaya göre idare teşkilat ve görevleriyle bir bütündür ve kanuna dayanır. İdari teşkilat tekçi devlet ilkesi gereğince bütünlük içinde çalışmalıdır. Bu uyum ve bütünlük iki hukuki araçla sağlanır. Bunlar: Hiyerarşi ve idari vesayettir.

1.Hiyerarşi

İdari düzeni gerçekleştirmek için üst makam veya memurların ast derecelerdeki makam veya memurlar üzerinde sahip olduğu hukuki güçtür.

Kademelerin sıralanması, görevlerin derecelenmesi anlamında kullanılır. Yani bir emir komuta zinciridir.

Hiyerarşi tek bir kamu tüzel kişisinin kendi içindeki bütünlüğü sağlamaya yöneliktir.

Hiyerarşik Makamlar

 Merkezi idarede en üst hiyerarşik amir bakandır. Hiyerarşi aynı zamanda her idari birimin kendi içinde de olduğu için il özel idaresinde vali, belediyede belediye başkanı, köyde ise muhtar en yüksek hiyerarşik amirlerdir.

Üst makamın astları üzerinde sahip olduğu güce hiyerarşi gücü, bu güçten kaynaklanan yetkilere ise, hiyerarşik yetkiler denir.

Üniversitelerde rektörler, TRT’de ve Karayolları Genel Müdürlüğünde genel müdür, Sosyal Güvenlik Kurumunda başkan en yüksek hiyerarşik amirdir.

 

Hiyerarşinin Kapsamı

Hiyerarşi olağan bir yetkidir. Yasal dayanağa ihtiyacı yoktur. İşin doğasından kaynaklanır.

İlgililerin isteği üzerine veya resen kullanılabilir.

Üst astın memuriyet durumuna ilişkin işlemler yapabilir.. ( atama, özlük haklarına ilişkin işlem yapma, terfi, disiplin cezası ve hizmet yerlerinin değiştirilmesi vs )

Üst asta emir ve talimat verebilir.

Üst astın işlemlerini denetleyebilir. ( değiştirebilir, düzeltebilir, kaldırabilir, onama, onamama, geri alma, iptal etme, uygulamasını erteleme ya da durdurma )

Ancak astın yerine geçerek onun yerine karar almaya ya da idari işlem yapmaya yetkili değildir. Aksi takdirde yetki tecavüzü söz konusu olur

Hem hukukilik hem yerindelik denetimi yapılabilir.

Kanunsuz Emir

            Memur hiyerarşik amirin emrini hukuka aykırı ise yerine getirmez ve amire bildirir. Üst emri yazılı olarak yenilerse ast emri yerine getiriri. Sorumluluk emri verene aittir.

            Amirin emri suç teşkil ediyorsa emir hiçbir şekilde yerine getirilmez. Bu emir uygulanırsa sorumluluk hem emir verende hem de uygulayandadır.

Hiyerarşi Örnekleri

  • Bakan – Müsteşar
  • Müsteşar – Genel Müdür
  • Bakan – Vali
  • Vali – Kaymakam
  • Kaymakam – İlçe Milli Eğitim Müdürü

2.İdari Vesayet

Anayasa 127.md göre merkezi yönetimin mahalli idareler üzerindeki denetim aracıdır. Anayasa hizmetsel kuruluşlar üzerindeki vesayet yetkisine değinmemiş olsa bile bu kurumlar üzerinde vesayet yetkisinin varlığı evleviyetle kabul edilmektedir.

Bir kamu tüzel kişisinin bir başka kamu tüzel kişisi üzerindeki denetim yetkisi idari vesayet olarak ele alınmaktadır. İki ayrı kamu tüzel kişisinden biri merkezden yönetim olarak kabul edilmekte ( devlet ) ve bu kamu tüzel kişisine diğer kamu tüzel kişisi üzerinde denetim yetkisi tanımaktadır.

Vesayet Makamlar

Vesayet makamları merkezin çeşitli birimleridir. Özellikle İçişleri Bakanı, vali ve kaymakam temel vesayet makamlarıdır. Vesayet aynı zamanda üst kuruluşlar ile bunların alt kuruluşları arasında da görülür.

Vesayet Yetkileri ve Özellikleri

Vesayet ayrıksı bir yetkidir. Yani vesayet yetkisini kullanabilmek için vesayet makamının o işlem için kanuni dayanağı olmak zorundadır. Vesayet yetkisi mahalli idarenin organları ve işlemleri üzerinde kullanılır.

Vesayet ilişkisinde iki ayrı kamu tüzel kişiliği söz konusu iken hiyerarşide tek kamu tüzel kişiliği vardır.

Vesayet kural olarak vesayete tabi olan idarelerin işlemlerinin hukuka uygunluğuna ilişkindir. Yerindelik denetimi yapılamaz.

Vesayet yetkisi emir ve talimat verme yetkisini içermez.

Hem organlar hem de işlemler üzerinde uygulanır.

         Yerinden yönetim kuruluşlarının işlemlerinin iptal, onama, onamama, erteleme, düzeltme, kararın yeniden görüşülmesini isteme, yargıya başvurma yapabilir. Ancak değiştiremez, düzeltemez.

         Merkezi idareye kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarını seçme ve atama yetkisi tanınmamıştır.

         Anayasanın yerel yönetimlerin ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının seçilmiş organları üzerinde merkezi idareye tanıdığı tek yetki, bu organları geçici olarak görevden uzaklaştırma yetkisidir.

         İdari vesayete tabi yerinden yönetim kuruluşları vesayet makamının vesayet yetkisini kullanmasına karşı idari yargıda iptal davası açabilir.

NOT: YÖK ve Üniversiteler arasında, büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında, Barolar birliği ile İzmir barosu arasında, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Sivas Ticaret Odası arasında istisnai bir vesayet ilişkisi vardır.

İdari Vesayet Örnekleri

  • Ulaştırma Bakanlığı – TCDD
  • Milli Savunma Bakanlığı – Makine ve Kimya Enstitüsü Kurumu
  • Ankara Valiliği – Ankara Büyükşehir Belediyesi
  • Ankara Büyükşehir Belediyesi – Çankaya Belediyesi
  • Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği – İzmir Ticaret Odası
  • Barolar Birliği – İstanbul Barosu
  • YÖK – Sivas Cum. Üniversitesi

 

 

  1. Kamu Tüzel Kişiliği

            Kamu tüzel kişiliği, kamu yararını sağlamak amacıyla devlet tarafından kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulmuş, kamu gücü ayrıcalıklarına ve tüzel kişilik özelliklerine sahip örgütlenmedir.

  • Kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulurlar.
  • Kamu yararına faaliyetlerde bulundukları için üstün ve ayrıcalıklı yetkilerle donatılmışlardır.
  • Personeli devlet memuru olarak görülür.
  • Mal ve gelirler kamusal usullere tabidir. Fakat mülkiyetinde bulunan malların tamamı kamu malı değildir. İdarenin özel malları da vardır. Özel mallara ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür.

            Bunun haricinde yine Anayasada kamu tüzel kişiliğinin kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kurulacağı hükme bağlanmıştır.

            Anayasada düzenlenen kamu tüzel kişileri;

  • Devlet
  • İl Özel İdaresi
  • Belediye
  • Köy
  • Üniversiteler
  • TRT
  • Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
  • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları

NOT: YÖK, RTÜK, Türkiye Adalet Akademisi ve Kamu Denetçiliği Kurumu anayasada geçmekle beraber kamu tüzel kişiliklerini anayasadan almamışlardır.

Kamu Tüzel Kişiliğine Sahip Olmanın kendine özgü bir kısım sonuçları bulunmaktadır. Bunları ise şu şekilde belirlememiz mümkündür.

  • Kamu Tüzel Kişileri Hak ve fiil ehliyetine sahiptirler,
  • Kamu Tüzel Kişileri Kendilerine has karar ve yönetim organlarına sahiptirler,
  • Kamu Tüzel Kişileri Mahkemelerde davacı ve davalı olabilirler,
  • Kamu Tüzel Kişileri Kendilerine has bir bütçesi ve malvarlıkları vardır.
  • Kamu Tüzel Kişileri Kendilerine has bir personeli vardır.
  • Kamu Tüzel Kişileri Kamu gücüyle donatılmışlardır. Dolayısıyla tek yanlı işlemler yapabilirler,
  • Kamu Tüzel Kişileri İşlemleri hukuka uygunluk karinesinden yararlanır,
  • Kamu Tüzel Kişileri Malları kamu malı, gelirleri de kamu geliridir. Malları haczedilemez, onun iflası istenemez.
  • Kamu Tüzel Kişileri düzenleme yetkisine Örneğin, tüzük ve yönetmelik gibi düzenleyici işlemler yapabilirler.
  • Kamu Tüzel Kişileri kamulaştırma yetkisine sahiptirler,
  • Kamu Tüzel Kişileri Sözleşme hürriyetleri yoktur, ihalelerinde kamu ihale kanununa

 

I. İDARİ İŞLEMLER

  1. Tanım

İdarenin, hukuk âleminde bir yenilik meydana getirmeye, hukuki bir sonuç doğurmaya yönelik kamu gücü kullanarak yaptığı idare açıklamalarıdır.

İdarenin her işlemi idari işlem değildir. İdarenin işlemleri ifadesi ile idari işlem ifadesi birbirinin aynısı değildir.

Tek yanlı idari işlemler: İlgilinin rıza ve muvafakatine bağlı olmaksızın idarenin tek yanlı iradesi ile yapılan işlemlerdir.

İki yanlı idari işlemler: İdare ile ilgili kişinin karşılıklı olarak açıkladıkları irade beyanlarının uyuşması ile yapılan idari işlemlerdir. İdari sözleşmeler iki yanlı idari işlemlerdir.

B. Bireysel İdari İşlemlerin (İdari Kararların) Tanımı ve Özellikleri

Bireysel idari işlemler belli kişi ve durumlara ilişkin idari işlemlerdir. Bireysel idari işlemlerde belli kişiler için hukuki durumlar oluşturulur, değiştirilir veya kaldırılır. Bunlara idari kararlar da denir. Örneğin atama, ruhsat verme, kamulaştırma, vergi tarh ve tahakkuku gibi.

1. İdari Kararların Özellikleri

Bütün idari işlemler genel olarak dört temel özelliğe sahiptir. Bu özellikler tek yanlılık ve icrailik, resen icra edilebilirlik, hukuka uygunluk karinesinden yararlanma ve yargısal denetime tabi olmadır.

a.Tek Yanlılık ve İcrailik

İdari kararlar idarenin tek yanlı olarak iradesini açıklaması ile alınırlar. İdari kararlar kural olarak ilgililerin rıza ve muvafakatine bağlı değildir.

İdari kararların icrailiği idarenin tek taraflı irade açıklaması ile ilgililerin hukuki durumları üzerinde etki yapmasıdır. İlgililer için yeni hukuki durumlar oluşturur, hukuki durumlarını değiştirir ya da kaldırır.

  1. Resen İcra Edilebilirlik

            İlgilisinin kabulüne gerek olmadan hukuki sonuç doğurduğu için icrai nitelikte olarak kabul edilen bir idari işlemin resen icrası, hukuk dünyasındaki bu değişikliğin idari eylemlerle maddi eyleme aktarılmasıdır.

            Resen icra bir idari işlemin idarece uygulanmasına ilişkindir.

c. Yargısal Denetime Tabi Olma

Kural olarak tüm idari işlemler yargısal denetime tabidirler. Anayasaya göre bütün idari işlemler yargısal denetime tabidir. Bu kuralın istisnaları olan idari işlemler ise şunlardır:

Kanunlarda düzenlenenler

  • Sıkıyönetim Komutanlarının işlemleri
  • Olağanüstü hal valisinin işlemleri (KHK ile)

Anayasada düzenlenenler:

  • Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler
  • Yüksek Askeri Şura kararları( kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç yargı yolu açıktır )
  • HSYK kararları ( meslekten çıkarma hariç )
  • Yüksek Hakem Kurulu kararları
  • Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları
  • Yüksek Seçim Kurulu kararları
  • Sayıştay’ın bütçe uygulamasına ilişkin kararları

d. Hukuka Uygunluk Karinesinden Yararlanma

İdari işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlanırlar. Yani idari işlemler yapıldıkları anda hukuka uygun varsayılırlar. İdari işlemlerdeki hukuka aykırılık hallerini ancak belirli sürelerde ilgililer iddia edebilir. Hatta idari işlemlerin hukuka aykırılıklarının yargı mercilerinde ileri sürülmesi dahi işlemin icrailiğini etkilemez ayrıca yargı mercileri tarafından yürütmenin durdurulması gerekir.

Hukuka uygunluk karinesinin sonuçları;

  • İdari işlemin sonuçları derhal doğar.
  • Dava açacak taraf idare değil, özel kişidir.
  • İspat yükü idareye değil özel kişiye aittir.
  • Dava açılması işlemin yürütülmesinin durdurmaz.

 

  1. TEK YANLI İDARİ İŞLEMLER

A.    Bireysel İşlemler ( İdari Kararlar )

Kişisel ve özel durumlara ilişkin olarak ilgililerin hukuki statüsünü değiştiren, kaldıran veya yeni bir hukuki statü yaratan işlemlerdir

Tek yanlıdır ve karar idarece tebliğ edilerek hukuki sonuç doğurur. Kazanılmış hak yaratırlar.

  1. İdari Kararların Türleri
  2. Maddi Açıdan Ayrım

Şart işlem (durum işlem): İdarenin yapmış olduğu işlem ile belirli bir kişi ya da nesnenin önceden hukuk kurallarıyla belli, nesnel bir statü içine sokulması veya böyle bir hukuki durumdan çıkarılmasıdır (Atama, idarenin özel malını tahsis işlemi ile kamu malına çevirmesi, emekliye sevk, okul kayıtları gibi).

Sübjektif işlem (öznel işlem): Belli bir kişiyi ya da nesneyi kapsamını da kendilerinin belirledikleri hukuki duruma sokan işlemlerdir. Kapsamın belirlenmesinde kişilerin etkin olabildiği veya işlemin kapsamı kişilere göre belirlenen, herkes için ayrı sonuçlar doğuran işlemlerdir. İdari sözleşmelerde iki yanlı öznel işlemlerdir. Vergi tarh tahakkuku da özel sübjektif işlemlere örnektir.

  1. Açıklanan İradenin Sayısına Göre Ayrım

Basit işlem: Bir işlemin tek bir kamu görevlisinin iradesiyle yapılmasıdır. Amirin memuruna ceza vermesi gibi

Kolektif işlem: Kamu görevlilerinin iradelerini aynı anda belli bir yönde ve aynı amaca yönelik olarak ortaya koyması ile almış oldukları kararlardır (kurul kararları gibi). Kolektif işlemler tek yanlıdır. İdari sözleşmelerde iradeler karşılıklı ortaya konduğu için kolektif işlem sayılmazlar.

Karma işlem: Birden çok iradenin bir sıra takip edilerek ortaya konulması ile tesis edilen işlemlerdir. Müşterek kararnameler gibi (Önce bakan, sonra Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı imzalar). Hem kolektif hem de karma işlemlerde basit işlemin aksine birden çok kamu görevlisinin iradesi bulunur. Ancak karma işlemlerde iradeler belli bir sırayı takip eder, yani iradeler eklenerek ortaya konulur.

  1. Açıklanan İradenin Şekline Göre Ayrım

Sarih İşlemler: İdarenin iradesini yazılı olarak ortaya koyduğu işlemlerdir. İdarenin işlemlerini yazılı olarak yapması kuraldır.

 

 

Zımni işlemler: Hukukumuzda bazı durumlarda idarenin hiçbir şey yapmaması susması dahi bir işlem olarak kabul edilmiştir. Bu işlemler hukukumuzda zımni işlemler olarak anılırlar. İdarenin susması ve hareketsiz kalması duruma göre kabul, duruma göre ret anlamına gelmektedir.

Zımni kabul: Belirli durumlarda idarenin susmasının kabul ettiği anlamına gelmesidir. İmar en önemli örneğidir.

Zımni ret: İdarenin bir başvuru karşısında 60 gün sessiz kalmasının başvuruyu reddettiği anlamına gelmesidir. İdari yargıda zımni reddin gerçekleşmesi için beklenen 60 günlük süre içinde işleme karşı açılacak davaların süresini durdurduğunu belirtmek gerekir. İdarenin sadece idari davaya konu olabilecek bir işlem ya da eylemin tesisi için yapılan başvuru karşısında hareketsiz kalması zımni ret olarak kabul edilir.

  1. Doğuracakları Hukuki Sonuç Açısında Ayrım

Yapıcı İşlemler: Bir kişi hakkında yeni bir hukuki durum doğuran veya mevcut hukuki durumu değiştiren veya kaldıran işlemlerdir. Kamulaştırma, öğrencinin okula kaydedilmesi, disiplin cezası verme, atama, azil örnek olarak gösterilebilir.

Belirleyici İşlemler: Yeni bir hukuki durum yaratmayan, önceden doğmuş bulunan bir hukuki durumu belirleyen, gösteren işlemlerdir. Geçici mezuniyet belgesi, yerleşim yeri belgesi örnek olarak gösterilebilir.

  1. Muhatapları Üzerindeki Etkilerine Göre Ayrım

Yararlandırıcı İşlemler: Çoğu zaman karşı tarafa bir yarar sağlayan veya ilgilinin üzerindeki bir yükümlülüğü ortadan kaldıran işlemlerdir. Tüm izin ve ruhsat verme işlemleri örnek olarak söylenebilir.

Yükümlendirici İşlemler: İlgiliden belli davranışta bulunmayı, bulunmamayı veya belli bir davranışa göz yummayı isteyen, ilgilisinin haklarını sınırlayan veya onların lehlerinde olan bir şeyden yararlanmasına engel olan işlemlerdir. Kolluk ve vergi işlemleri örnek olarak gösterilebilir.

  1. İsteğe Bağlı Olup Olmamalarına Göre Ayrım

İsteğe Bağlı Olmayan İşlemler: İdari işlemler, kamu gücüne dayanan tek yanlı kararlardır.  Bu nedenle idari kararlar ilgilisinin isteğine veya rızasına bağlı değildir.

İsteğe Bağlı Olan İşlemler: İsteğe bağlı işlemlerde ilgilinin isteği işlemin sebep unsurunu teşkil eder. Kamu görevlisi olarak atanma, izin ve ruhsat işlemleri isteğe bağlı işlemlerdir.

  1. Etki Alanı Bakımından Ayrım

Düzenleyici İşlem: Kural işlem niteliğindeki genel ve soyut hukuk kuralı koyan işlemlerdir. ( tüzük, yönetmelik, genelde )

Birel İşlem: Soyut olan genel kuralın somut olarak kişilere uygulandığı işlemlerdir. Memurun atanması, vergi cezası kesilmesi örnek olarak gösterilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

III. İDARİ KARARLARIN UNSURLARI

Her idari işlem beş unsurdan oluşur. Bunlar yetki, şekil, sebep, konu ve maksattır. İdari işlemlerin her bir unsuru kanun tarafından düzenlenir. İdare hiçbir işleminde kanuni dayanak olmaksızın işlem tesis edemez. Bu unsurlardan herhangi birisindeki kanuna aykırılık işlemi sakat hale getirir ve idari yargı mercileri tarafından iptali ihtimalini beraberinde getirir.

A. Yetki Unsuru ( KİM? )

Kanuna göre tüm idari işlemler kanunda gösterilen yetkili kişi ya da makamlarca yapılabilir. İdari yetki kamu düzen ile ilgilidir, dolayısıyla uyuşmazlığın her safhasında ileri sürülebilir ve yargı mercileri tarafından resen incelenebilir.

Yetki unsurundaki aykırılıklar sonradan düzeltilemez.

Yetkiler kanunla sınırlandırılmıştır. Yetki kanunla verilmiş olsa bile kanuni dayanağı olmaksızın devredilmez özelliklere sahiptir.

Yetkilerin kullanılması zorunlu, vazgeçilemez ve kanuni dayanak olmaksızın devredilemez özelliklere sahiptir.

Fiili Memur Teorisi ( Yetki kurallarının istisnası ): Aslında yetkisiz olan bir kişinin yaptığı işlemlerin, bazı hallerde geçerli olarak kabul edilmesidir. Bu durumlar;

  • Atama işleminde sakatlık ( örneğin usulüne uygun olmayan yetki devri sonucu belediye başkanı adına meclis üyesinin nikâh kıyması.)
  • Olağanüstü durumlarda bazı kişilerin kendiliğinden kamu hizmetini yerine getirmesi.

  1. Yetki Türleri ( Yetkinin Çeşitli Görünümleri )

Kişi yönünden yetki: Bir idari işlemi en başta ehil olan kamu görevlisi yapabilir. Dolayısıyla temyiz kudretinden yoksun bir kamu görevlisinin yaptığı idari işlem yok hükmündedir. Ayrıca idari işlem idare adına irade açıklamaya yetkili kılınmış idari merciler tarafından alınmış olmalıdır. Kişi yönünden yetkisiz birinin yaptığı işlemlerdeki hukuka aykırılığa ‘ yetki gaspı ‘ adı verilir. Örneğin taksicinin idari bir karar alması.

Konu yönünden yetki: Belli konulara ilişkin kararların hangi idari makamlarca alınacağını ifade eder. Bir bakanlığın görev alanına giren bir konuda başka bir bakanlığın karar alması, astın üst yerine, üstün ast yerine karar alması, valinin kaymakam yerine karar alması konu yönünden yetkisizlik oluşturur. Konu yönünden hukuka aykırılık idarenin yasama ve yargı alanında işlem yapması şeklinde ortaya çıkarsa ‘ fonksiyon gaspı ‘ eğer bir idari makamın başka bir idari makamın görev alanına dâhil bir konuda işlem yapması şeklinde ortaya çıkarsa ‘ yetki tecavüzü ‘ adı verilir.

Yer yönünden yetki: Her kamu kurum veya görevlisi sadece kendi coğrafyasında yetkilidir. Ankara Valiliğinin Kırıkkale sınırlarında işlem yapması yer yönünden yetkisizlik oluşturur. Yer bakımından yetkisizlik hallerine ‘ yetki tecavüzü ‘ adı verilir.

Zaman yönünden yetkisizlik: Kamu görevlilerinin yetkiyi kullanabilecekleri süreyi ifade eder. İstifa etmiş resmen atanmamış başka göreve atanmış, izinde bulunan veya emekli olmuş kamu görevlisinin yaptığı işlemler veya belli sürelerde yapılmasını emreden hükümlere aykırı olarak tesis edilen işlemler zaman yönünden yetkisizlik oluşturur.

2. Yetki Kurallarına Aykırılık ve Müeyyideleri

Görev-Fonksiyon gaspı: İdarenin yasama ya da yargının görev alnına giren bir konuda işlem tesis etmesidir. Bu durumda idari işlem yok hükmündedir.

Yetki gaspı: İdari fonksiyona dâhil bir işlemin idare adına irade açıklamaya yetkili olmayan veya idareye tamamen yabancı bir kimse tarafından tesis edilmesidir. Yok hükmündedir.

Yetki tecavüzü: İdare adına irade açıklamaya yetkili kişinin başka bir idari merciin görev alanına giren bir konuda karar alması yetki tecavüzüdür. Bir idari kuruluşa ait bir görevin, iş bölümü kurallarına açıkça aykırı bir biçimde bir başka kuruluş veya organ tarafından tesis edilmesidir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanır fakat iptali istenebilir.

Açık ve Bariz Yetki Tecavüzü: İdari işbölümü ve yetki sınırlarına tamamen aykırı bir biçimde yapılan idari işlemlerde söz konusu olur. Bir bakanlıkta çalışan birinin başka bir bakanlık tarafından emekliye sevki örnek olarak gösterilebilir. Yok hükmündedir.

Yetki Saptırması: Bir idare makamın yetkilerini kullanması gereken amaçla değil, bir başka amaçla kullanmasıdır. Yok hükmünde değildir.

Yetkide Paralellik İlkesi

            Yetkide paralellik ilkesi yargı kararlarıyla gelişmiş bir ilkedir. Yetkide paralellik ilkesi uyarınca, kanun aksini öngörmediği sürece bir idari işlemi yapmaya yetkili olan makam o işlemi geri almaya, kaldırmaya ya da değiştirmeye de yetkilidir. Danıştay tarafından benimsenmiştir. Anayasada veya kanunlarda yer almaz.

  1. Yetki Devri – İmza Devri
Yetki Devri İmza Devri
  • Soyut bir içeriği vardır. Yetki makama yapılır.
  • Karar alma yetkisi devralan makama geçer
  • Devralan makamdaki kişi değişse bile yeni görevli yetkileri kullanmaya devam eder.
  • Devreden makam yetkileri geri almadığı sürece kullanamaz.
  • Sorumluluk devralan makamdadır.
  • Devirden sonra yapılan işlemin sahibi devralan makamdır.
  • Yetki devri kısmi olabilir.
  • Somut özelliklidir. Devir kişiye yapılır.
  • Devreden makam yetkilerinden kurtulmuş sayılmaz.
  • Kişi değişirse devir sona erer.

 

 

  • İmza hakkını iki makamda kullanabilir.
  • Sorumluluk devreden makamdadır.
  • İşlemin gerçek sahibi imzayı devreden kişidir.
  • Her ikisine de kanunda izin verilmiş olmalıdır.
  • Her ikisi de yazılı şekilde yapılmalıdır.
  • Her ikisi de ilgililerine duyurulmalıdır.
  • Aynı tüzel kişilik içinde hiyerarşik sıralamaya uygun olarak yapılmalıdır.

Devredilemeyecek Yetkiler

  • Yetki devretme yetkisi
  • Disiplin yetkileri
  • Üstün ast üzerindeki denetleme yetkisi
  • Planlama yetkisi
  • Örgütlendirme, düzenleme ve iş bölümü yapma yetkisi
  • Yükseltme ve değerlendirme ile ilgili astların üzerindeki yetkiler1
  1. Şekil Unsuru ( NASIL? )

İdari işlemler kamu görevlilerinin iyice düşünmesini sağlayabilmek ve idare edilenlere güvence sağlamak maksadıyla kanunda gösterilen şekil ve usul kurallarına uygun olarak yapılmalıdır.

  1.   Şekil Kuralları

Yazılılık kuralı: İdari işlemlerin en önemli şekil şartıdır. Tüm işlemler yazılı, imzalı ve ilgililere tebliğ edilerek yapılmak zorundadır. İstisnaen bazı idari işlemler sözlü olarak yapılabilmektedir. Örneğin trafik polisinin dur işareti, kolluk faaliyetlerinde sözlü işlemler veya zımni ret kararları yazılılık kurallarının istisnalarıdır.

Gerekçe kuralı: İdare tesis etmiş olduğu işlemlerin gerekçesini ilgililere göstermek zorunda değildir. Karar metninde işlemin dayanakları gösterilmez. İdare sadece yargıya götürülmüş işlemi için mahkemeye gerekçe göstermek zorundadır. Ayrıca bazı idari işlemlerin gerekçeli olarak alınması emredilmiş olabilir.

Dilekçe hakkını kullanan dilekçe sahiplerine, idare en geç 30 gün içinde gerekçeli olarak yapılan başvurunun sonucunu bildirir.

Ayrıca Bilgi Edinme Kanunu doğrultusunda işlemlerin gerekçelerini öğrenmek isteyen ilgililere idare, kanundaki istisnai işlemler dışındaki işlemlerin gerekçesini bildirmekle yükümlüdür.

Savunma alınması: İdare işlem tesis ederken ilgililerin savunmasını almak zorunda değildir. Ancak savunma almanın emredildiği durumlarda savunma alınmaması idari işlemi şekil yönünden sakatlar. Örneğin disiplin cezası vermeden önce idarenin savunma alması şarttır.

Hazırlık işlemlerinin yapılması: İdareye bir işlem yapmadan önce hazırlık işlemleri yapılması veya belli mercilerin görüşünün alınması emredilmişse ve idare bu kurallara uymadan işlem yapmışsa idari işlem şekil yönünden sakat olur.

Kolektif ve karma işlemler: Kolektif işlemlerde görüşme usullerine uyulmamışsa, toplantı yeri ve zamanına uyulmamışsa, görüşme yapılmadan veya elden imza suretiyle karar alınmışsa, karma işlemlerde iradelerin sırası gözetilmemişse işlem şekil yönünden sakatlanır.

         Şekilde ve Usulde Paralellik: Yargı içtihatlarına göre kanunda aksi öngörülmedikçe, bir idari işlemin yapılması sırasında izlenen şekil ve usul kurallarına o işlemin geri alınmasında, kaldırılmasında, değiştirilmesinde ve düzeltilmesinde de uyulması gerekir.

2. Şekil Kurallarına Aykırılık Halleri ve Müeyyideleri

Tüm şekil eksiklikleri idari işlemi sakatlamaz. İşlemin özünü etkileyecek eksiklikler idari işlemi sakatlar bunlar asli şekil noksanlıklarıdır. Ancak sonradan giderilebilir veya işlemin özünü etkilemeyen şekil eksiklikleri idari işlemi sakatlamaz. Bunlar tali şekil noksanlıklarıdır.

Bilgi Edinme Hakkı; 2003 yılında çıkan Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na göre ilgililer idareden yaptığı işlemin gerekçesini sorabilir. Bu durumda idarenin gerekçeyi bildirme yükümlülüğü vardır. Bilgi edinme yasası kapsamında idareye müracaat edilince 15 iş günü içerisinde gerekli bilgi ve belgelerin verilmesi gerekir. Fakat bu bilgi ve belgeler birden fazla kurumun koordinesi ile verilebilecekse bu süre 30 iş gününe çıkar. Adli soruşturma, idari soruşturma, devlet sırrı, ticari sır, fikir ve sanat eserleri için bilgi edinme hakkından yararlanılamaz.

C. Sebep Unsuru ( NEDEN? )

İdare işlemlerini yaparken kanunda gösterilen sebeplere uymak zorundadır. Sebep ya maddi bir vakıa ya da bir başka hukuki olaydır. İdari işlemin gerekçeli olarak kaleme alınması gerekmese de dayandığı sebebi kanıtlamak zorundadır. İdare kanunda gösterilen sebeplere uymamışsa işlem sebep yönünden hukuka aykırıdır. Fakat bazı durumlarda kanun sebep göstermemiş olabilir bu durumda idare takdir yetkisine sahiptir. Buna rağmen Danıştay sebep gösterilmese bile işlemin mutlaka somut olaylara ve nedenlere dayanması gerektiğini belirtmiştir.

  • Kanunlar idari işlemin sebebini açıkça gösterebilir.
  • İdari işlemin sebebi belirsiz kavramlarla gösterilebilir.
  • Sebep unsuru hiç gösterilmemiş olabilir.

İdarenin gösterdiği sebep gerçek ya da mevcut değilse, idarenin gösterdiği sebebin hukuki nitelendirmesinde hukuka aykırılık yapılmışsa, sebep ve konu arasında nedensellik bağı kopmuşsa sebep unsuru hukuka aykırı hale gelir ve işlem iptal edilmelidir.

Sebep unsurunda idare takdir yetkisini kullanabilir.

  1. Konu Unsuru ( SONUÇ? )

Bir işlemin konusu onun doğurduğu hukuki sonuç, hukuk âleminde meydana getirdiği değişikliktir. Kamulaştırma işleminin konusu bir taşınmazın üzerindeki özel mülkiyetin sona ermesi ve taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesidir. Konu kurallarına aykırılık halleri şunlardır:

  • İdari işlemin konusunun imkânsız olması ( ölmüş bir kişiyi memurluğa atamak)
  • İdari işlemin konusunun meşru olması ( kamu mallarının kamulaştırılması )
  • Sebep ve konu unsuru arasındaki nedensellik bağının kopması
  • Kanunun uygulama alanının genişletilmesi ( asker olmayan birine askerlere verilecek ceza verilmesi )
  • Geçmişe etkili hüküm ve sonuç doğuran idari işlemler
  • Kesin hükmün ihlali ve mahkeme kararlarına uyulmaması

E. Maksat Unsuru ( Amaç Unsuru )

İdare işlemlerin yöneldiği yegâne amaç kamu yararıdır. Amaç unsurunda hukuka aykırılık, idari makamların yetkilerini gereken değil de başka bir amaçla kullanılması halinde ortaya çıkar ve bu ‘ yetki saptırması’ olarak adlandırılır.

Amaç Unsurundaki Sakatlık Halleri;

  • İdari işlem yapılırken kişisel amaç güdülmesi
  • İdari işlem yapılırken siyasi amaç güdülmesi
  • İdari işlem üçüncü kişiye yarar sağlamak için yapılmış ise
  • Özel maksadı aşarak yapılan işlemler

İdari İşlemlerdeki Sakatlıklara Uygulanacak Müeyyideler

A. Yokluk

Hukuken hiç ortaya çıkmamış olan bu idari işlemler, hiçbir sonuç doğuramaz. Dolayısıyla yapıldığı tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile mevcut değildir. Yokluk nedeniyle hukuka aykırı bu idari işlem uygulandığı takdirde, yokluğun saptanması gerekmektedir. İdari yargıda tespit davası türünde bir dava yer almadığından, işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle açılan iptal davası, uygulamada işlemin yokluğunun saptanması ve iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmektedir.

  • Çok ağır ve istisnai bir hukuka aykırılık halidir.
  • Yok hükmünde olan işlemlere karşı hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman dava açabilir ve bu işlemler her zaman geri alınabilir.
  • Yok hükmünde olan işlemler ‘ idari işlem ‘ sayılmazlar, bu nedenle, bu işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler, tazminat davalarını adli yargıda açarlar.
  • Yok hükmünde olan işleme tam yargı davası açılmaz.
  • Kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, taraflarca davanın her aşamasında ileri sürülebilir ya da hâkim tarafından resen gözetilir.
  • Kazanılmış hak yaratmazlar.

 

Yok Hükümde Sayılan İşlemler;

  • Kurul kararıyla yapılması gereken bir işlemin, öngörülmüş toplantı zamanı ve yeri dışında yapılması
  • İsteğe bağlı işlemlerde ilgilinin talep ve rızasının bulunmaması
  • Fonksiyon gaspı, ağır ve bari yetki tecavüzü, yetki gaspı
  • Yazılı olarak yapılması gereken bir işlemin sözlü olarak yapılması
  • İmza edilmemiş idari işlemler
  • Konusu mümkün olmayan idari işlemler

B. Hükümsüz Kılınma ( Ortadan Kaldırılabilirlik )

Yok, hükmünde olmayan sakat bir idari karar bozuk bir karardır ve hukuka uygun bir idari karar gibi geçerli sayılır. Bu geçerlilik askıda bir geçerliliktir. İlgilinin talebi ile yargı yerinde iptal edilebilir ya da idare tarafından geri alınmakla hükümsüz hale gelebilir. Böylece askıda geçerliliği sona erer.

Bu sakatlıklar hafiftir hâkimce resen nazar alınmaz, kişiler belirli sürelerde dava açmazlarsa süre sonunda sakat işlem kendiliğinden geçerli bir hale gelir. Böyle işlemler ya ilgili tarafından iptal davası yoluyla kaldırılır ya da sakat işlemi tesis eden idare bizzat geri alır.

İptal davası: İdari bir işlemden menfaatleri ihlal edilmiş bulunan kişiler idari yargı mercileri önünde bir idari işlemin ortadan kaldırılmasını iptal davası yoluyla talep edebilirler. İptal davasında genel süre işlemin yazılı bildiriminden itibaren 60 gündür. İşlemi geçmişe etkili bir şekilde ortadan kaldırır. İptal edilen işlem hiç yapılmamış sayılır.

Geri alma: Hukuka aykırı olarak doğmuş bir idari işlemin, idarenin yapacağı başka bir idari işlemle, geçmişe etkili olarak yapıldığı andan itibaren tüm hukuki etki ve sonuçlarıyla hukuk âleminden silinmesidir.

  • Sadece hukuka aykırı işlemler geri alınabilir.
  • Kesin olduğu kanunda açıkça belirlenmiş olan idari işlemler geri alınamaz.
  • Geri alma işlemini, yetki paralelliği ilkesi uyarınca geri alınan işlemi yapan idare yapmaktadır.
  • Geri alma işleminin sebebi, daha önce yapılmış bulunan hukuka aykırı bir idari işlemdir.
  • Geri alma işleminin konusu, hukuka aykırı bir işlemin yapıldığı tarihten itibaren bütün hukuki sonuçları ile ortadan kaldırılmasıdır.
  • Geri alma işleminin amacı, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu sağlayarak, kamu yararını gerçekleştirmektir.
  • Hukuka aykırı idari işlem, ilgilisine yarar sağlıyor ve hak yaratıcı nitelikte ise, idare tarafından dava açma süresi içinde geri alınabilirken, ilgiline yüküm yükleyen hukuka aykırı işlem her zaman geri alınabilir.
  • Geri alma işlemini idari makamlar yaparken iptal işlemini yargı mercileri yapar.

C. İdari İşlemlerin Sona Ermesi

İdari işlemler fiili ya da hukuki nedenlerle sona erdirilebilir. Örneğin ilgilinin ölmesi veya otel olarak işletilmesini izin verilen binanın yıkılması fiili bir neden; işlemin mahkemece iptali veya ilgilinin hakkından feragat etmesi hukuki bir nedendir. Belli durumlarda özellikle süreye bağlı işlemlerde işlem sürenin dolmasıyla kendiliğinden ortadan kalkabilir. İdari işlemler bizzat idarenin iradesiyle de sona erebilir. Buna göre:

Geri alma: İdarenin daha önce hukuka aykırı olarak tesis etmiş olduğu bir işlemi yapacağı yeni bir işlemle geçmişe etkili olarak hükümsüz kılması, hukuk âleminden bütün etki ve sonuçlarıyla silmesi anlamına gelmektedir. Geri almaya yetkili makam, hukuka aykırı işlemi yapmış olan makamdır. Hukuka uygun işlemler geri alınamaz.

Kaldırma: Bir idari kararın bir başka idari kararla geleceğe yönelik olarak ortadan kaldırılmasıdır. Geri alınan işlemin geçmişe yönelik etkileri ortadan kalkarken, kaldırmada işlemin etkileri geleceğe yönelik olarak hüküm ifade etmektedir. Hukuka aykırı işlemlerde kaldırılabilir hukuka uygun işlemlerde kaldırılabilir.

Değiştirme: Bir idari kararın aynı zamanda hem kaldırılması ve hem de onun yerine yeni bir kararın alınmasıdır.

Düzeltme: Bir idari kararın bir başka kararla içeriğine ve doğuracağı sonuçlara dokunulmaksızın yanlış hükümleri yerine doğrularının geçmişe ve geleceğe yönelik düzeltilmesidir.

 

IV. İDARE ve SÖZLEŞMELERİ

İdarenin sözleşmeleri ile idari sözleşme ifadesi birbirinden farklıdır. İdarenin sözleşmeleri idari sözleşmeler ve özel hukuk sözleşmeleri olmak üzere ikiye ayrılır. İdare belli durumlarda mal ve hizmetlere ihtiyaç duyabilir ya da özel kişilerin kamu hizmetlerine katılmasını her zaman tek yanlı işlemleri ile sağlayamayabilir. İdarenin karşılıklı irade uyuşmasına dayalı olarak yapmış olduğu işlemlerin tipik örneği sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler bir yandan şart, diğer yandan sübjektif nitelikte idari işlemlerdir. İdare mahiyet ve özellikleri birbirinden çok farklı iki tip sözleşme yapar bunlar idari sözleşmeler ve idarenin özel hukuk sözleşmeleri olarak adlandırılırlar.

İdarenin Kamu Hukuku Sözleşmeleri İdarenin Özel Hukuk Sözleşmeleri
* Kamu hukuku ilkeleri geçerlidir.

* İdare üstün ve ayrıcalıklı yetkilere sahiptir.

* Kamu hizmetlerine kişilerin katılmasını içerir.

* Taraflardan biri kamu tüzel kişisidir.

* Kamu hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin bir konuyu kapsar.

* Özel hukuk hükümlerini aşar.

* Özel hukuk hükümleri uygulanır.

* Uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür.

* Hukuksal eşitlik egemendir.

* İhtiyaç duyulan mal ve hizmetler sağlanır.

  1. İdari Sözleşmeler
  2. Tanım

İdarenin, özel hukuk sözleşmelerinde öngörülmeyen bir takım üstünlükler ve ayrıcalıklarla donatıldığı, kamu hizmetlerinin görülmesini amaçlayan, idareye özgü gereksinimlerin karşılanmasını içeren ve taraflardan en az birinin idare olduğu sözleşmelerdir.

2. İdari Sözleşmelerin Ölçütleri

  • Taraflarından en az biri mutlaka idare olmalıdır. Yani sözleşmenin her iki tarafı da idari bir kuruluş olabilir.
  • Amacı kamu yararıdır.
  • Sözleşmede idareye, özel hukuk hükümlerini aşan bazı üstünlükler ve ayrıcalıklar tanınmış olmalıdır.
  • Karşı tarafın bir kamu hizmetinin yürütülmesini ya da bu hizmetin yürütülmesine katılmasını öngörmesi gerekmektedir.
  • İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir.
  • İdari sözleşmeler kamu hukukuna tabidir.

  1. İdari Sözleşme Türleri

1. Mali İltizam Sözleşmeleri

Bir kamu hizmetinin götürü bir kazanç, oran veya ücret karşılığında mültezim adı verilen kimseye gördürülmesidir.

2. Kamu İstikraz Sözleşmeleri

Devletin tahvil, bono gibi adlarla halktan borç para almasını sağlayan akdi sözleşmelerdir.

3. Yeraltı ve Yerüstü Servetlerin İşletilmesine İlişkin Sözleşmeler

Servetlerin işletilmesi kural olarak sözleşme değil ruhsat usulüne tabidir. Maden veya petrol arama ruhsat ile yapılır. Bu servetlerden kamu hizmeti biçiminde işletilenler için (kaplıcalar için) idari sözleşme usulü uygulanmaktadır. Bunların idari sözleşme sayılmasının nedeni servetlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olmasıdır. 1985’den bu yana madenlerde imtiyaz usulüne son verilmiştir.

4. Orman İşletme Sözleşmeleri

Ormanların işletilmesi, bakım ve onarımına ilişkin sözleşmelerdir. 1961 ve 1982 anayasasının kabulünden sonra artık anayasal engel sebebiyle orman işletme sözleşmeleri yapılamamaktadır.

5. İdari Hizmet Sözleşmeleri

İdarenin memurları ve sözleşmeli personeliyle akdetmiş olduğu hizmet sözleşmeleridir. Bu sözleşmeler idari sözleşmelerdir. Bilindiği gibi kamu işçileri İş Kanunu hükümlerine tabidir.

6. Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmeleri

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri, bir kamu hizmetinin kar ve zarar işletene ait olmak üzere, özel kişi tarafından kurulmasını ve belli bir süre işletilmesini veya kurulmuş bulunan bir kamu hizmetinin belli bir süre işletilmesini öngören idari sözleşmelerdir.

         Devlet adına; Bakanlar Kurulu, Belediye adına; Belediye Meclisi, İl özel idaresi adına; il genel meclisi imtiyaz verme yetkisine sahiptir.

  1. Yap –İşlet Sözleşmeleri

          Bu usul 1997 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır.

          Termik elektrik santrali kurulması ve işletilmesine ilişkindir.

          2006 yılında yapılan değişiklikle yap – işlete ilişkin özel hukuk sözleşmesi olacağı Yap-İşlet Kanunu’na eklendi.

            Özellikleri;

  • Sadece elektrik enerjisi üretim tesisi kurmak ve işletmek üzere termik santraller için öngörülmüştür.
  • Enerji Bakanlığının izni alınır.
  • Sözleşme süresi en çok 20 yıldır.
  • Yerli ve yabancı şirketlerin sermaye şirketi olması şarttır.
  • Tesisin mülkiyeti kuran ve işleten kişiye aittir.
  • Sürenin dolmasıyla işletme bedelsiz olarak üretim şirketinin mülkiyetinde kalır.
  • Enerji satışını düzenleyen bir sözleşme yapılır.

  1. Yap – İşlet – Devret Sözleşmeleri

        Bir kamu hizmetine ilişkin tesisin, özel kişi tarafından kurulup, belli bir süre işletilmesini ve daha sonra bedelsiz olarak ilgili idareye devir ve teslimini sağlayan bir usuldür.

       1999 yılında yapılan değişiklikle özel hukuk sözleşmesi olarak kabul edilmiştir.

       Bunlardan doğan uyuşmazlıklar da adli yargının görev alanına girer.

            Özellikleri;

  • Yerli şirket ( ise mutlaka A.Ş ) ve sermaye şirketi olmalıdır.
  • En fazla 49 yıl için yapılır.
  • Hizmet / mal ücretini ilgili bakanlık belirler.
  • Kamulaştırılan malın bedelini kısmen veya tamamen şirket ödeyebilir.
  • Yüksek Planlama Kurulunun izni gerekir.
  • Görülecek hizmetler bakımından konu sınırlaması yoktur. Her konuda imzalanabilir.
  • Özel hukuk sözleşmesidir.
  • Uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür.

V. KAMU İHALELERİ

            İdare özel hukuk sözleşmesi yaparken özel kişilerin sahip olduğu irade serbestîsine sahip değildir. Dilediği kişiyle dilediği içerikte sözleşme imzalayamaz. Bu sebeple, idare özel hukuk sözleşmelerini yaparken idare hukukuna ilişkin belli süreçleri izlemek bazı idari kararları almak zorundadır.

İdarenin, sözleşmeleri imzalamasına kadar geçen sürece ihale süreci adı verilir. Kamu ihaleleri hukukumuzda iki yasayla düzenlenmiştir.

  • 2886 Devlet İhale Kanunu ( satım )
  • 4734 Kamu İhale Kanunu ( alım )
  • İhale mevzuatında hüküm bulunmayan durumlarda borçlar hukuku hükümleri uygulanır, uyuşmazlık adli yargıda çözümlenir.

Devlet İhale Kanunu Kamu İhale Kanunu
– Genel bütçeye dâhil idareleri, katma bütçeli idareleri, özel idare ve belediyeleri kapsamaktadır.

– Genel bütçeye dâhil idareleri, katma bütçeli idarelerin ve belediyelerin satım, kira trampa, mülkiyetten gayri ayni hak kurulması için halen yürürlüktedir.

– Kamuya gelir getiren ihalelerde uygulanır.

– KİT’ler, sosyal kamu kurumları ve köyler Devlet İhale Kanunu’na tabi değildir.

 

 

 

 

 

 

 

– Kamu ihale kanunu idarenin para harcadığı noktalarda uygulanmaktadır.

– Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler, tüzel kişiler KİK kapsamındadır.

– Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, vakıf yükseköğretim kuruluşları, TMSF ve bu fonun hisselerine sahip olduğu bankalar, enerji, su, ulaştırma, telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler bu kanun kapsamı dışındadır.

 

İhale İlkeleri

DİK ve KİK’ nin Öngördüğü Müşterek İhale İlkeleri;

  • Saydamlık ve Aleniyet ilkesi
  • Serbest rekabet ilkesi
  • Sözleşmeyi yapmak isteyen kişide belli bir yeteneğin aranması ilkesi ( yeterlilik )
  • En uygun bedel ilkesi

Kamu İhale Kanununda Yeni Getirilen İlkeler;

  • Ödeneği bulunmayan bir iş için ihaleye çıkılmaması ilkesi
  • ÇED olumlu belgesinin alınması zorunluluğu
  • Mal alımı, hizmet alımı ve yapım işleri için ayrı ayrı ihale düzenlenmesi ilkesi
  • Gizlilik ilkesi
  • Eşit muamele ilkesi
  • Mal ve hizmet alımlarıyla yapım işlerinin kısımlara bölünmemesi ilkesi

DİK’in Öngördüğü İhale Yöntemleri KİK’in Öngördüğü İhale Yöntemleri
  • Kapalı teklif usulü
  • Açık artırma ve eksiltme usulü
  • Pazarlık usulü
  • Yarışma usulü
  • Açık teklif usulü
  • Belli istekliler arasında kapalı teklif

 

  • Açık ihale usulü
  • Belli istekliler arasında ihale usulü
  • Pazarlık usulü
  • Tasarım yarışmaları
  • Doğrudan temin yolu

 

 

 

 

İhale Süreci

  • Hazırlık aşaması
  • İhalenin ilanı ( Devlet ihale kanununda 10 gün önceden en az 2 kere ilan edilmesi zorunludur )
  • Teklifin sunulması ( %3 teminat )
  • Teklifin değerlendirilmesi
  • İhale kararı
  • Sözleşmeye davet
  • Sözleşmenin imzalanması
  • Sonucun ilanı

Kamu İhale Kanununa Göre Doğan Uyuşmazlıkların Çözümü

  • Şikâyet 10 GÜN içinde ihaleyi yapan idareye açılır.
  • İdare şikâyeti inceler ve 10 GÜN içinde gerekçeli bir karar verir.
  • Alınan bu kararlar ilgililere 3 GÜN içinde bildirilmelidir.
  • İdarece alınan kararın bildirimini izleyen 10 GÜN içinde Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet başvurusunda bulunulabilir.
  • Kurum, itirazen şikâyete ilişkin kararını 20 GÜN içinde vermek zorundadır.
  • Verilen karar 5 İŞ GÜNÜ içinde taraflara tebligata çıkarılır. Tebligata çıkışından 5 GÜN içinde internet sayfasında yayımlanır.
  • Şikâyet ve itirazen şikâyet zorunlu idari başvuru yoludur. Bu süreçler tüketilmeden idari yargıda ihale işlemlerine karşı dava açılması halinde mahkemeler merci tecavüzü kararı vererek davaya bakmayacaktır.

NOT: Yaklaşık maliyeti 8.maddede yer alan eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan ihalelerden;

  • Açık ihale usulü ile yapılacak olanların ilanları, ihale tarihinden en az 40 GÜN önce
  • Belli istekliler arasında ihale usulü ile yapılacak olanların ön yeterlik ilanları, son başvuru tarihinden en az 14 GÜN önce
  • Pazarlık usulü ile yapılacak olanların ilanları, ihale tarihinden en az 25 GÜN önce

Kamu ihale bülteninde en az bir defa yayımlanmak suretiyle yapılır.

İDARENİN YETKİLERİ

İdare görevlerini yerine getirebilmek için kamu gücü ile donatılmak ve kamu gücü ile bazı yetkileri kullanmak zorundadır. İdarenin yetkileri

  • Düzenleme yetkisi
  • Örgütlenme yetkisi
  • Yaptırım uygulama yetkisi
  • Mal edinme yetkileri
  • Kamu alacaklarını tahsil etme yetkisi

1. Düzenleme Yetkisi

İdarenin genel, soyut hukuk kuralları koyma yetkisidir. İdarenin düzenleme yetkisi temelde takdir yetkisinden, düzenli idare ve eşitlik ilkelerinden doğar. İdarenin düzenleyici işlemleri olan KHK, tüzük ve yönetmelikler doğrudan anayasada düzenlenmiştir. Fakat anayasada sayılmasa bile tamim, sirküler, tebliğ, genelge, kararname gibi başka düzenleyici işlemler de söz konusudur.

İdarenin düzenleme yapabilmesi için önceden yasal düzenleme olması gerekirken bu yasal düzenlemede idarenin düzenleyici işlem yapabilmesinin açıkça ifade edilmesi kural olarak zorunlu değildir. Olağan KHK’lerin yetki kanunu ile açıkça öngörülmüş olmaları şarttır. Ancak diğerleri için bu yoktur.

2. Yaptırım Uygulama Yetkisi

İdare üstlenmiş olduğu kamu hizmetlerini yürütürken yaptırım uygulama yetkisine sahiptir.

2.1. İdari Cezalar

İdare düzen ve disipline aykırı davranışlara ceza verme yetkisine sahiptir. İdare anayasaya göre askeri cezalar hariç kişi özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuran cezalar veremez.

İdari cezalar yargısal cezalardan farklıdır. İdari cezalar idari makamlarca disipline aykırılık durumunda verilirken yargısal cezalar yargı organlarınca ve toplumsal düzene aykırı davranışlara verilir.

İdarenin kamu personeline verdiği disiplin cezaları mutlaka kanunla konulur ve düzenlenir. 657 sayılı Kanuna tabi olan memurlara verilen disiplin cezaları mutlaka kanuna dayanır. Ne var ki memurlar dışındaki diğer kamu görevlilerine ilişkin disiplin cezalarının anayasaya aykırı olarak yönetmelikle düzenlendikleri görülmektedir.

2.2. Resen İcra (İdari İcra)

İdari icra idarenin işlemleri kendisinin uygulaması ve kamu hukukundan doğan alacaklarını kendisi tahsil etmesidir. Ancak idarenin işlemini resen icra edebilmesinin temel koşulu bu konuda kanuni bir dayanağının bulunmasıdır.

İdari icra yetkisinin en önemli görünümlerinden birisi idarenin kendi alacaklarını kendisinin tahsil etmesidir. İdarenin iki türlü alacakları vardır bunlar kamu alacakları ve özel alacaklardır. İdare kamu alacaklarını kendi örgütü ve personeli ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’a göre yapar. Oysa adi alacaklarını herkes gibi icra ve iflas daireleri vasıtasıyla ve icra iflas kanunu hükümlerine göre tahsil eder.

Kanun; devlet, il özel idareleri ve belediyelerin alacaklarını kamu alacağı olarak saymış köyler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sosyal kamu kurumlarının kapsam dışı olduğunu belirtmiştir.

 

 

  1. Örgütlenme Yetkisi

İdare Anayasa ve kanunlarla kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bir teşkilata ihtiyaç duymaktadır.

Anayasa 123’te idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenlendiği öngörülmüştür.

Bakanlıklar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kanunla kurulacağı anayasada öngörülmüştür. İl ve ilçede kanunla kurulur ama bu anayasada yer almamıştır.

Belediye, köy ve KİT’ler ise yasadan aldığı yetkiyle bir idari işlem ile de kurulabilirler.

4. Mal Edinme Yetkisi

İdare ihtiyaç duyduğu menkul ve gayrimenkulleri kamu hizmetinin bir gereği olarak zorla ele geçirme yetkisine sahiptir. İdare satın alma yoluna başvurursa ilgililerin rızası aranacağı için her malı satın alarak iktisap edemeyebilir. Zorla mal edinmek iki şekilde olur bunlar kamulaştırma ve istimvaldir.

A. Kamulaştırma ( İstimlâk )

Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin Anayasanın 46. maddesine göre özel mülkiyette bulunan bir gayrimenkulün tamamına veya bir kısmına bedelini peşin ve nakden ödemek suretiyle zorla el atmasıdır. Kamulaştırma olağan bir yetkidir ve kamu yararı amacıyla yapılır.

  Kamulaştırmanın Anayasal İlkeleri;

  • Kamulaştırma devlet ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilir.
  • Kamulaştırma kamu yararı amacıyla yapılabilir.
  • Kamulaştırma ancak özel mülkiyette bulunan mallar üzerinde uygulanabilir.
  • Kamulaştırma ancak taşınmaz mallar üzerinde söz konusudur.
  • Kamulaştırma ancak malın gerçek karşılığının ödenmesi suretiyle yapılabilir.
  • Kamulaştırma kural olarak malın gerçek karşılığının peşin olarak ödenmesi suretiyle yapılabilir. Bunun istisnaları;

– Tarın reformunun uygulanması

– Büyük enerji ve sulama projeleri

– İskân projelerinin gerçekleştirilmesi

– Yeni ormanların yetiştirilmesi

– Kıyıların korunması ve turizm amacıyla

kamulaştırılan malların bedellerinin ödemesi taksitle de yapılabilir. Ancak bu durumda da taksitler eşit miktarda olmalıdır ve taksitlendirme süresi 5 yılı aşamaz.  (2001 değişikliği ). Taksitlendirme yapılması halinde bu taksitlere kamu alacağı için öngörülen en yüksek faiz uygulanacaktır.

  • Malikin rızası varsa trampa yoluyla da kamulaştırma yapılabilir.
  • Kamulaştırma kanunda gösterilen esas ve usuller dairesinde yapılabilir.

NOT: Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedele her halde peşin ödenir.

1. Yetki Unsuru

Kamulaştırmaya yetkili makamlar devlet ve diğer kamu tüzelkişilerdir. Bunlar ancak kendi görev alanına giren konularda kamulaştırma yapabilirler.

Hukukumuzda istisnai olarak ve kanunda açıkça gösterilmek koşuluyla özel kişiler lehine de kamulaştırma yapılabilir. Kanuna göre;

  • İmtiyazcılar
  • Petrol arama ruhsatı sahipleri
  • Maden arama ruhsatı olanlar
  • Enerji ruhsatına sahip olanlar
  • Telekomünikasyon lisans ve ruhsatına sahip olanlar
  • Yap- işlet – devret sahipleri
  • Karayolu yapımı üstlenenler

lehine kamulaştırma yapılabilir. Kamulaştırmayı devlet yapar bedelini ise özel kişi öder. Kamulaştırma sonunda gayrimenkul özel kişinin mülkiyetine geçer. Ancak Yap İşlet Devret Kanununa göre yapılan kamulaştırmalarda gayrimenkul devletin mülkiyetine geçer.

2. Sebep Unsuru

Kamulaştırmanın sebebi kamu yararını sağlamaya yönelik bir saiktir. Önceleri kamulaştırmanın sadece bayındırlık işleri için yapılacağı kabul edilirken bugün artık turizm, spor veya sosyal saiklerle kamulaştırma yapılmaktadır.

3. Şekil Unsuru

Kamulaştırma işleminde yeterli ödeneğin hazırlanması gerekir. İdare yeterli ödeneği temin etmeden kamulaştırma işlemine başlayamaz.

Kamu yararı kararı alınmalıdır. Bu kararla kamulaştırma işleminin sebep unsuru belirlenmiş olunur. Buna göre kamu yararı kararı almaya yetkili makamlar şunlardır.

  • Köy lehine: İhtiyar Meclisi( Köy ihtiyar heyeti )
  • Belediyelerde: Belediye Encümeni
  • İl özel idarelerinde: İl Encümeni
  • Devlet lehine kamulaştırmada: İl İdare Kurulu
  • Büyük enerji, sulama, iskân, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veya turizm amaçlı kamulaştırmada: İlgili Bakanlık
  • Birden fazla ili içine alan kamulaştırmalarda: Bakanlar Kurulu
  • Kamu tüzel kişilerinde: Tüzel Kişinin Yönetim Organı
  • Üniversitelerde: Rektör
  • İlçe sınırları içinde birden çok köy: İlçe İdare Kurulu

Kamu yararı kararı almaya yetkilidir.

NOT: Bakanlıklar ile Bakanlar Kurulu onaylı imar planlar ve Bakanlık onaylı özel projelerde kamu yararı kararına ve bu kararların onaylanmasına gerek yoktur.

İhtiyar meclisi ile belediye encümenin almış olduğu kamu yararı kararı mahallin en büyük mülki idare amiri, il daimi encümenin almış olduğu kamu yararı kararı ise valinin onamasına tabidir. Tasdikli imar planı veya bakanlıklarca tasdikli özel plana göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı almaya gerek yoktur.

4. Konu Unsuru

Kamulaştırmanın konusu özel mülkiyette bulunan bir taşınmazın mülkiyetinin idarenin mülkiyetine geçirilmesidir. Kısmi kamulaştırmada taşınmazın diğer kısmı kullanılmaz bir hale gelmiş ise, taşınmazı kamulaştıran kişi kamulaştırma işlemine karşı iptal davası açmamış olmak şartıyla kamulaştırmak kararının kendisine tebliğinden 30 GÜN içinde idareye başvurarak kalan kısım için de kamulaştırma yapmak zorundadır.

5. Amaç Unsuru

Kamulaştırma işleminin amacı kamu yararıdır. Dolayısıyla kamu yararı amacı dışında yapılan bir kamulaştırma işlemi maksat yönünden hukuka aykırı duruma gelir.

6. Kamulaştırmamım Aşamaları

İdari Süreç Adli Süreç
  • Yeterli ödeneğin temini
  • Kamu yararı kararı
  • Kamulaştırılacak taşınmazın tespiti
  • Kamulaştırma kararı
  • Tapu siciline şerh verilmesi talebi
  • Satın alma usulünün denenmesi
  • Asliye hukuk mahkemesince
  • Bedelin tespiti
  • Taşınmazın idare adına tescili

NOT: Mülkiyetin idareye geçmesi, şerh işlemi ile değil tescil işlemi ile gerçekleşir.

– İdare taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurarak taşınmaz bedelinin tespitini ve kendi adına tescilini ister.

– Mahkeme en geç 30 GÜN sonrası için duruşma günü belirler, davetiye veya ilan yoluyla taşınmazın sahibini duruşmaya çağırır.

– Yerel veya ulusal gazetede kamulaştırmaya ilişkin belgenin özetinin yayımlanması ile idari yargı başvuru süresi başlar.

– Bedelin tamamı veya ilk tasdikinin yatırılması için mahkeme idareye 15 GÜN süre verir.

            Kamulaştırmada İptal Davası

  • Yalnızca kamulaştırma işlemine karşı açılır.
  • Dava açma süresi 30 GÜN’ dür.
  • Taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemeleri görevlidir.
  • Bakanlar Kurulunun kamulaştırma işlemlerine karşı dava Danıştay’da açılır.
  • Dava açma hakkı malik tarafından kullanılabilir.
  • Davacı, bu davadan önce ferağ vermişse, iptal davasının reddedilmesi gerekir.

Mal Sahibinin Geri Alma Hakkı

Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden başlayarak 5 YIL içinde idarece kamulaştırma ve devir amacına uygun işlem, tahsis veya tesisat yapılmamışsa mal sahibi geri alma hakkını 1 YIL içinde kullanarak kamulaştırma bedelini faiziyle birlikte idareye ödeme koşuluyla idareden malı geri alabilir.

      İdarenin Kamulaştırmadan Vazgeçmesi

  • Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden önce idare, kamulaştırmanın her aşamasında kararı veren ve onayan yetkili merciin kararı ile tek taraflı olarak kısmen veya tamamen kamulaştırmadan vazgeçebilir.
  • Bedelin kesinleşmesinden sonra ancak taşınmazın sahibi ve mirasçılarla anlaşarak vazgeçilir. 2001 yılında yapılan değişiklikle mal sahibi veya mirasçıları, aldığı kamulaştırma bedelini 3 ay içinde ödeyerek taşınmazı geri alabilir. Şartları şunlardır;

– Kamulaştırma ve bedelin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malın kamulaştırma amacına ve kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi gereğinin kalmaması

– İdarenin, durumu mal sahiplerine tebliğ etmesi

– Duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıların aldığı kamulaştırma bedelini 3 ay içinde ödeyerek taşınmaz malını geri alabilir.

Trampa Yoluyla Kamulaştırma: Nakden ödemenin istisnasıdır. Taşınmaz maliki kabul ederse, bedel yerine, idarenin hizmete tahsis edilmemiş bulunan taşınmazlarından, bedelini kısmen veya tamamen karşılayacak miktarı verebilir. Bedel farkları nakden giderilir. İdarenin vereceği taşınmazın değeri, kamulaştırma bedelinin % 120 sini aşamaz.

Kamulaştırılacak Malın Başka Bir Kamu Kurumuna Ait Olması: Taşınmazın sahibi olan idare 60 gün içinde diğer idareye cevap vermez veya ret cevabı verirse, taşınmaza talip olan idare anlaşmazlığı Danıştay İdari Dairesi önüne götürür ve Danıştay 2 ay içinde anlaşmazlığı kesin karara bağlar.

Kamulaştırma Yoluyla İrtifak Kurma Hakkı: Hakkın konusu olan taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkından doğan kullanma veya yararlanma ile ilgili yetkilerin bir kısmını veya tümünü hak sahibine sağlayan veya taşınmaz malikinin mülkiyetten doğan yetkilerinden bazılarını kullanmasını hak sahibi yararına yasaklayan sınırlı bir aynı hak olduğuna göre, böyle bir hakkın idare lehine bir idari işlem ile ve zorla kurulması halinde idari irtifaklardan söz edilmektedir.

İrtifak sonucu taşınmaz mülkiyeti idareye geçmez sadece mülkiyet hakkında doğan kimi bazı yetkiler idareye sağlanmakta ya da malikin bu yetkilerini kullanması idare yararına yasaklanmaktadır. İdari irtifakta bedel gayrimenkulün değerindeki azalmadır ve bu bedel Asliye Hukuk Mahkemesinde belirlenir.

B. Kamulaştırmasız El Atma

El atma idarenin usulüne uygun olarak alınmış kamulaştırma kararı olmaksızın veya işgal koşulları oluşmaksızın bir gayrimenkule el atmasıdır. El atma iki şekilde olur:

1. Hukuka Uygun Kamulaştırmasız El Atma

İdare imar sınırlar içinde kalan arsa ve arazileri, maliklerini iradesinin almadan uygun ada ve parsellere ayırabilir. İmar planına uygun ada ve parsellere ayırma belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye ve bu alan dışında valilikler yetkilidir.

Arsalarda değer artışı yaşanırsa bir kereye özgü ve arsanın toplam yüz ölçümünün %40’ını aşmamak koşuluyla idare, düzenleme ortaklık payı ayırır. Bu pay için bedel ödenmez. Yalnızca kamu yararına tahsis edilebilir.

  1. Hukuka Aykırı Kamulaştırmasız El Atma

            İdarenin yasal dayanağı olmadan kişilerin mülkiyet hakkına tecavüz etmesidir. Fiili yol olarak da adlandırılmaktadır.

            İdarenin bu müdahalesine karşı adli yargıda meni müdahale ( önleme ) Davası açılır.

            İdarenin yaptığı geçici bir müdahale ise idareye karşı idari yargıda tam yargı davası açılabilir.

            İdare el atmadan taşınmaz üzerinde kamu hizmeti ile ilgili tesis yapmışsa sadece tazminat davası açılır. Malik meni müdahale davası açamaz ve mülkiyet hakkına dayanamaz.

C. Acele Kamulaştırma

Yurt savunmasının ihtiyacı ve ivediliği yönünde Bakanlar Kurulu kararıyla veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda taşınmazların kamulaştırılmasıdır.

Mahkeme 7 gün içinde taşınmazın değerini belirler ve bedel bankaya yatırılarak taşınmaz mala idarece el konulur.

    D. İstimval

  • Özel mülkiyette bulunan taşınır malların bedel karşılığında idareye aktarılmasıdır.
  • Olağanüstü zamanlarda kullanılır ve kamulaştırma gibi genel değil özel bir yetkidir.
  • Taşınır malın mülkiyeti, kulanım ve intifa hakkı idareye geçer.
  • İdarenin cebri yetkilerinden biridir.
  • Anayasada ‘ mal yükümlülüğü ‘ olarak düzenlenmiştir.
  • Yargı denetimine tabidir ve bedele ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenir.

  1. Geçici İşgal
  • Kamu yararına yönelik bayındırlık faaliyetleri ile ilgili olarak taşınmaz bir mala geçici olarak idarenin girmesidir.
  • Geçici işgalin konusu arsa ve arazilerdir.  Konut veya eklentiler geçici işgale konu olamaz.
  • İşlemi İl İdare Kurulu yapar ve ödenecek tazminat 1 yıllığına belirlenir. İlk idare kurulu kararı, yıllık ödenecek kira ücretini belirleyen valilik kararnamesi ile geçici işgal işlemi tahsis edilir.
  • Geçici işgal kararnamesine karşı idari yargıda iptal davası açılırken bedele itiraz için adli yargıya başvurulur.

  1. Devletleştirme
  • Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilir. Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır.
  • Konusu kamu hizmeti niteliğini taşıyan özel teşebbüsler oluşturur.
  • Özel teşebbüse ait taşınır veya taşınmaz bütün mallar girer.
  • Devletleştirme yasa ile olur.
  • Bedel nakden ve peşin veya o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktardan az olmamak üzere en çok 5 yıl için, eşit taksitlerle ödenir.
  • Malik 30 gün içinde bedel için teşebbüsün bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine itiraz edebilir.

NOT: Nüfusu 10.000 i aşan belediyelerde imar planı zorunludur. Aşmayanlarda ise Belediye Meclisi karar verir.

            Yapı ruhsatı, eksiklik yoksa müracaattan itibaren 30 gün içinde yapı ruhsatı verilir. Eksiklik varsa 15 gün içinde yazı ile bildirilir. Eksiklikler giderildikten sonra yapılan müracaatta en geç 15 gün içinde yapı ruhsatı verilir.

            Yapıya başlama müddeti 2 yıl, başlamayla beraber 5 yıl içinde bitmezse ruhsat hükümsüzdür.

 

İDARENİN MALLARI

            İdarenin malları bağlı olduğu hukuki rejime göre ‘ kamusal mal ‘ ve ‘ özel mal ‘ olarak ayrılmaktadır.

Kamu Malları

            Kamu malları, kamunun doğrudan doğruya kullanımına veya özel düzenlemelerle bir kamu hizmetine tahsis edilen kamu tüzel kişilerine ait mallardır.

            Kamu mallarının belirlenmesinde iki koşul bir arada aranmaktadır.

  • Organik Koşul: Malın kamusal mal sayılabilmesi için, bir kamu tüzel kişisine, yani devlete, yerel idarelere veya kamu kurumlarına ait olması gerekir.
  • Maddi Koşul: Malın kamusal mal sayılması için, kamunun ortak kullanımına ve yararlanmasına ya da bir kamu hizmetine, özel bir düzenleme ile tahsis edilmiş olması gerekir.

 

 

Kamu Mallarının Tasnifi

Sahipsiz Mallar

            Sahipsiz mallar, herkesin doğrudan ortak yararlanmasına doğal nitelikleri gereği açık olan mallardır. Kıyılar, doğal kaynaklar, yer altı suları, ormanlar vb devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

            Sahipsiz mallar kural olarak kamu hukukunca düzenlenen ve özel mülkiyete geçirilmeye elverişli olmayan mallardır.

Orta Mallar

            Bunlar bütün yurttaşların ya da bir kısım yurttaşların doğrudan kullanmasına veya yararlanmasına özgülenmiş mallardır. Yollar, meydanlar, Pazar ve panayır yerleri vb.

Hizmet Malları

            Kamu hizmetinin görülmesinde kullanılan ve dolayısıyla kamu hizmetinin bir parçasını teşkil eden mallardır. Adliye sarayları, üniversite binaları vb.

Tahsis İlkesi

            Tahsis, devletin özel mülkiyetindeki bir malın, orta malı veya hizmet malı haline getirilmesi veya bir kamusal malın, bir kamusal mal kümesinden diğerine geçirilmesidir.

Kamusal Malların Genel Özellikleri

  • Devredilemez, alınıp, satılamaz.
  • Zamanaşımı yoluyla kazanılamaz.
  • Vergi dışındadır.
  • Kanunda açık hüküm bulunmadıkça, kamu malları üzerinde özel kişiler lehine ayni hak kurulamaz.
  • Haczedilemez.
  • Tapuya tescil zorunluluğu yoktur.
  • Kamulaştırılamaz.
  • Özel mallara göre daha sıkı ve ayrıcalıklı bir koruma rejimine bağlanmıştır.

 

 

İdarenin Özel Malları

            Kamu hizmetine ve kamunun doğrudan yararlanmasına özgülenmemiş olan mallar bu kümede yer almaktadır. İdare özel malları üzerinde, malikin malı üzerinde haiz olduğu bütün yetkilere sahiptir. Bu mallar idarece işletilebilir, satılabilir ve kiraya verilebilir. Ancak tam bir tasarruf yetkisine sahip değildir. Örneğin dilediğine kiraya veremez.

            Özel malların ayırt edici özellikleri;

  • İdareye gelir getirme işleviyle kamu yararına dolaylı bir biçimde katkıda bulunur.
  • Özel hukuka tabidir. Uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür.
  • Devlet kamu hukuku işlemleri ile de özel mal edinebilir.
  • Devlet tüzel kişisine ait özel mallar haczedilemez.

KOLLUK FAALİYETLERİ

  1. KOLLUK FAALİYETLERİ
  2. Kamu Düzeni Kavramı

İdarenin kolluk faaliyetlerindeki amacı iç düzen, emniyet ve asayişin sağlanmasıdır. Kısaca kolluk faaliyetlerindeki amaç unsuru, kamu düzeninin korunmasıdır. Kamu düzeni kolluk kuvvetlerinin özel amacıdır. Kamu düzeni kamu yararı kavramının içinde fakat ondan daha dar bir alanda yer alır. İdare kolluk faaliyetleriyle kişilerin ancak dışa yansıyan davranışlarına müdahale edebilir. Kişilerin iç dünyası veya öznel anlayışları kolluk faaliyetlerinin dışındadır. Açık veya yakın bir tehlike olmadıkça kolluk kuvvetlerinin bireylerin öznel anlayışlarına müdahale etmesi yetki aşımı olarak nitelendirilmektedir.

Kamu düzeninin dört unsuru vardır:

  • Güvenlik
  • Dirlik ve esenlik
  • Sağlık (genel sağlık)
  • Genel ahlak

Güvenlik: Bireylerin umumi ya da umuma açık yerlerde can ve malları açısından endişe duymamalarını ifade eder.

Dirlik ve esenlik: Hayatın olağan durumunu bozacak düzensizlik ve karışıklıkların yokluğu huzur ve sükûnun sağlanmasıdır.

Sağlık: Kolluk faaliyetlerindeki sağlık genel sağlıktır. Genel sağlık toplumun tümünü tehdit eden bulaşıcı ve yaygın hastalıklarla mücadele demektir.

Genel Ahlak: Toplumun çoğunluğuna etki eden davranış ve kurallardır.

İdare temel hakları en çok kolluk faaliyetleri ile tehdit eder. İdarenin kanuni bir dayanak olmaksızın temel haklara müdahalesi görev gaspı teşkil eder.

B. Kolluk Türleri

I. Adli-İdari Kolluk

Adli kolluk: Kamu düzeni bozulduktan sonra harekete geçen, suçluları ve delilleri araştıran kolluktur.

İdari kolluk: Kamu düzeni bozulmadan önce faaliyet gösteren ve kamu düzeninin bozulmaması için gerekli tedbirleri alan kolluktur.

Adli Kolluk İdari Kolluk
* Adli makamların emrinde çalışır

 

* Bastırıcı tedbirler alır.

 

* Tam teşebbüslü karakolların olduğu yerlerde bulunur.

 

* İşledikleri suçlarda C.savcılığınca doğrudan kovuşturulurlar.

 

*Teşkilat ve görevliler yönünden ayırt edilemez.

 

*Adli yargıda çözülür.

 

* İdari makamların emrinde çalışır.

 

* Önleyici tedbirler alır.

 

* Her yerde bulunabilir.

 

* Hakkında kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin hükümler uygulanır.

 

* Görevlerin niteliği ve amaç yönünden ayırt edilebilir.

 

* İdari yargıda çözülür.

 

Her iki kollukta tüzel kişiliği olmayan İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde örgütlenmiştir.

Siyasi polis: İstihbarat toplama, istihbaratı değerlendirme, edindiği istihbaratları yetkili makamlara, Başbakana ve Milli Güvenlik Kuruluna bildirme görevinin yürütüldüğü gizli polis faaliyetleridir. Devletin milli güvenliğinin korunması için girişilen bu faaliyetler kamu düzenini sağlamaktan ve idari kolluğun görevlerinden farklıdır. Siyasi polis tüzel kişiliği olmayan Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde örgütlenmiştir.

 

  1. Kolluk Makamları ve Personeli
  2. Genel İdari Kolluk

Genel idari kolluk makamları;

  • Bakanlar Kurulu
  • İçişleri Bakanı
  • Vali
  • Kaymakam
  • Bucak müdürü

Bakanlar Kurulu, düzenleme yetkisine sahiptir ve hem özel hem genel kolluk alanında yetkilidir.

İçişleri Bakanı, genel idari kolluğun başıdır. Yönetmelik çıkararak düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Ayrıca kolluk görev ve yetkilerinin yerine getirilmesinde, en büyük mülki amirlerin verebileceği emirleri resen verebilmektedir.

Vali kolluk alanında genel emir çıkarma yetkisine sahiptir. Bu yetki yalnızca valilere tanınmıştır.

Genel idare kolluk makamlarından içişleri bakanı, valiler, kaymakamlar ve bucak müdürleri bireysel kolluk işlemi yapmaya yetkilidir.

Polis, jandarma ve bekçiler idari kolluğun personelidir.

Polis, şehir ve kasabaların kolluk personelidir. Üniformalı veya sivil olabilecekleri gibi vasıtalı veya vasıtasızda olabilirler. Fakat her polis silahlıdır.

Jandarma, kırsal yörelerde görev yapan genel idari kolluk personelidir. İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Eğitimlerini Genelkurmay yapar.

Çarşı ve mahalle bekçileri teşkilatı, en büyük mülki amirin emrinde, genel zabıtaya yardımcı, silahlı kuruluşlardır.

Vali, askeri birliklerden doğrudan yardım isteyebilmesine karşın kaymakam kamu düzeni bozulduğunda askeri birliklerden doğrudan yardım isteyemez, durumu valiye ve en yakın askeri komutana bildirir. İçişleri Bakanı veya vali böylesi durumlarda silahlı kuvvetleri kendi sorumluluğu altında güvenliğin sağlanması veya yerine getirilmesi işlerinde kullanma yetkisine sahiptir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda askeri birliklerin amiri yerine göre bakan yerine göre validir. Kolluk kuvvetlerine yardım eden silahlı kuvvetler komutanları ve emrindekiler ise kolluk personeli durumundadırlar.

Genel İdare Kolluk Makamları Belediye Kolluk Makamları İl Özel İdaresi Kolluk Makamları Köy Kolluk Makamları Özel Kolluk Makamları
*İçişleri Bakanı

*Bakanlar Kurulu

*Vali

*Kaymakam

*Bucak Müdürü

 

*Belediye Meclisi

*Belediye Encümeni

*Belediye Başkanı

* İl Genel Meclisi

* İl Encümeni

* Vali

* İhtiyar Heyeti

* Muhtar

Teşkilat içinde bağlı bulundukları idareye göre değişmektedir.

  1. Özel İdari Kolluk

            Özel idari kolluk, kamu düzenini belli bir coğrafyada tesis eden kolluktur. Özel idari kolluğa mahalli idare kolluğu da denir.

Mahalli kolluklar İl özel idaresi kolluğu, belediye kolluğu ve köy kolluğu olmak üzere üç kısımdır.

İl özel idare kolluğunun kendine özgü bir teşkilatı ve personeli yoktur. Belediye kolluk personeli ise zabıtalardır. Zabıta silahsızdır. Köy kolluk görevlisi ise köy korucusudur ve silahlıdır.

Belediyede kolluk makamları belediye başkanı, başkan yardımcısı, belediye encümeni ve belediye meclisidir. Başkan ve yardımcıları bireysel kolluk işlemleri, encümen ve meclis ise düzenleyici kolluk işlemleri tesis etmeye yetkilidir.

Köy kolluk makamları ise bireysel işlemler tesis edebilen muhtar ile düzenleyici kolluk işlemlerinde bulunan ihtiyar meclisidir.

Köy korucuları köy ihtiyar meclisi tarafından tutulur ve kaymakamın emri ile göreve başlar. İhtiyaç halinde köy ihtiyar heyeti ve muhtarın istemi kaymakamın izni ile gönüllü köy korucuları görevlendirilebilir. OHAL durumlarında valinin teklifi İçişleri Bakanlığının onayı ile geçici köy korucusu görevlendirilebilir.

Genel İdare Kolluk Personeli

Belediye Kolluk Personeli

İl Özel İdaresi Kolluk Personeli

Köy Kolluk Personeli

Özel Kolluk Personeli

* Jandarma

* Polis

* Bekçi

* Zabıta

Kolluk personeli yok

* Köy korucusu

* Özel Güvenlik Görevlisi

  1. Hizmet Kollukları

Özel bir kanunla kurulan ve genel kolluk görevi dışında belirli görevleri olan sadece belirli tür faaliyetler konusunda görevli olan kolluktur. Örneğin orman, maliye, tekel, karayolları trafik kolluğu, hava yolları kolluğu, gümrük, tarım, av, hayvan, çevre gibi konularda görevli kolluktur.

D. Kolluk Usulleri ve İşlemleri

  1. Kolluk Usulleri

Bildirim usulü: Vatandaşlar belli faaliyetlerini kolluk kuvvetlerine haber vermek zorundadır. Örneğin gösteri yürüyüşünün 72 saat önceden mülki amire bildirilmesi gerekir.

İzin usulü: Vatandaşların belli faaliyetleri için kolluktan izin almaları gereklidir. Örneğin umuma açık dinlenme yeri açılması, bar, hamam, sinema açılması polisin tahkiki üzerine mülki amirin iznine bağlıdır.

Serbestlik Usulü: Kamu düzenini bozan kimi fiiller kanun koyucu tarafından yasaklanır ve aykırılık cezai yaptırıma bağlanır.

Kolluk personeli tek başına veya topluca zorda kalınca silah kullanabileceği gibi, kural olarak üstün emirlerini yerine getirmek için de silah kullanabilir. Bu durumda ast emrin hukuka uygunluğunu tartışamaz.

  1. Kolluk İşlemleri

            Düzenleyici İşlemler: Kamu düzenini sağlamak ve korumak amacıyla yapılan genel ve kişilik dışı tek yanlı idari işlemlerdir.

            Bireysel İşlemler: İdarenin düzenleyici işlemlerinin bireylere uygulanmasıdır.

 

            Kolluk Eylemleri: İdarenin düzenleyici ve bireysel işlemlerinin yanında eylemlerle harekette bulunmasıdır.

  1. Kolluk Yetkililerinin Çatışması
  2. Genel Kolluk Makamları İçinde Çatışma

            Hiyerarşi kuralları belirleyicidir. Ast kolluk makamları, üst makamların işlemlerine aykırı düzenlemeler yapamaz.

  1. Özel Kolluk Makamları Arasında Çatışma

            Kolluk işlemlerinde ikiden fazla kolluk makamı aynı anda kendini yetkili veya yetkisiz görürse makamların kendi görev alanlarına yönelmesiyle çatışma çözümlenir.

            Her özel kolluk kendi alanında yetkilidir.

  1. Genel – Özel Kolluk Makamları Arasında Çatışma

            Teknik özellikler gösteren bir alanda kurulan özel kolluk, genel kolluğa oranla daha yetkilidir.

            Gecikmesinde sakınca doğabilecek önlemlerin alınmasında genel kolluk özel kolluğun yerine geçebilir.

            Kimi durumlarda özel kolluk yetkisinin yanında genel kolluk yetkileri de kullanılır.

F. Kolluk Yetkilerinin Genişlemesi

Olağanüstü hal ve sıkıyönetim söz konusu ise kolluk yetkileri genişler. OHAL’ DE kolluk yetkileri sivil makamlardayken sıkıyönetimde askeri makamlara geçmektedir. Her ikisinde de kolluk makamları temel hak ve özgürlükleri kısmen ya da tamamen durduran tedbirleri alabilirler.

Anayasanın 15. maddesi uyarınca kolluk kuvvetleri milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal etmemeli, ölçülülük ilkesine uygun davranmalı ve çekirdek alana dokunmamalıdır.

KAMU HİZMETİ

  1. Kamu Hizmeti
  2. Tanım ve Unsurları

Bir kamu tüzel kişisi tarafından ya da idarenin denetimi altında özel kişilerce, toplumsal ihtiyaçların giderilmesi ve kamu yararının sağlanması amacıyla gerçekleştirilen, yerine getirilmediği takdirde ya da eksik kaldığında toplumu felce uğratacak temel kamusal faaliyetlerdir.

Bir hizmetin kamu hizmeti sayılması için kamu tüzel kişi ya da tüzel kişi denetiminde özel kişi o hizmeti yerine getirmelidir. Kamu tüzel kişilerin denetiminde olmayan özel kişiler tarafından yapılan faaliyetler kamu yararı amacı taşısa da kamu hizmeti olarak değerlendirilmez.

Kamu tüzel kişileri yaptıkları kamu hizmetini ya doğrundan yürütürler ya da kendi denetimleri altında özel kişilere yaptırırlar.

Kamu Hizmeti Özel Hizmet
* Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde devamlılık ilkesi geçerlidir.

* İdarenin kamu gücü kullanma yetkisi vardır.

* İdarenin kamu hizmetlerini yürütme amacı kamu yararıdır.

* Kamu hukuku rejimine tabidir.

* Kamu hizmeti yürütülürken koordinasyon ve iş birliği halinde çalışılır. Bu idarenin bütünlüğü ilkesinin gereğidir.

* Kamu hizmetinin konusu ve faaliyet alanı kanunla belirlenmiştir. Bu alanın dışına çıkabilmek için genişletme yetkisi verilmelidir.

* Özel girişimde serbestlik ilkesi geçerlidir.

* İdarenin kamu gücünü kullanma yetkisi yoktur.

* Amaç kar sağlamaktır.

* Özel hukuk rejimine tabidir.

* Rekabet halinde çalışırlar.

* Özel girişimin faaliyet alanı ve konusuyla ilgili bir sınırlama yoktur.

  1. Kurulması ve Kaldırılması

            Kamu hizmetleri yasama organının takdiri ile bir kanunla kurulur. Kamu hizmeti kuruluşlarındaki usullere bağlı olarak kaldırılır. Yetki yasama organına aittir.

  1. Kamu Hizmetlerine Egemen Ola İlkeler

Kamu hizmetinin temel ilkeleri süreklilik, değişkenlik, eşitlik ve bedelsizliktir.

Süreklilik ilkesi: Kamu hizmetleri sürekli ve düzenli yürütülmelidir.

Değişkenlik (uyarlama) ilkesi: Kamu hizmetleri değişen ve gelişen şartlara uymak zorundadır. İdarenin takdir yetkisi, imtiyaz sözleşmelerinde idarenin tek taraflı değişiklik yapma yetkisi bu ilkenin sonuçlarıdır.

Nesnellik ve eşitlik ilkesi: Kamu hizmetleri tüm yurda ve herkese eşit bir şekilde götürülmelidir.

Bedelsizlik ilkesi: Kamu hizmetleri kural olarak bedelsizdir. Devletin bu hizmetlerden kar elde etmesi düşünülemez. Meccanilik ilkesi de denir.

D. Kamu Hizmetlerinin Türleri

  1. Tekelli – Tekelsiz Kamu Hizmetleri

Bir hizmet sadece devlet tarafından yürütülüyorsa ve özel kesime yasaklanmışsa tekelli kamu hizmetinden söz edilir. Posta, demiryolu örnek gösterilebilir. Ancak devletle beraber özel kişilerde yürütebiliyorsa tekelsiz kamu hizmeti söz konusudur. Eğitim ve sağlık gibi.

  1. Milli – Mahalli Kamu Hizmetleri

Kamu hizmeti tüm yurtta yürütülüyorsa milli; belli bir coğrafyada yürütülüyorsa mahalli kamu hizmetidir. Eğitim milli, İETT hizmetleri ise mahalli kamu hizmetidir.

  1. Bireylerin Yararlanma Biçimine Göre Kamu Hizmetleri

Eğitim ve sağlık gibi doğrudan doğruya yararlanma sağlayan hizmetler ile bayındırlık hizmetleri gibi bireylerle doğrudan ilişki kurmayan birlikte yararlanma sağlayan hizmetler birbirinden ayrılırlar.

  1. Konularına Göre Kamu Hizmetleri

4.1. İdari Kamu Hizmetleri

  • Öteden beri devlet tarafından yürütülen geleneksel faaliyetlerdir.
  • Esas itibariyle kamu hukuku kurallarına tabi ( uyuşmazlıkların idari yargıda çözüldüğü)
  • Hizmetten yararlananlardan ücret alınmayan

Eğitim, sağlık, tapu, nüfus işleri gibi geleneksel hizmetlerdir.

4.2. İktisadi Kamu Hizmetleri

·         Ticari esaslara göre yürütüldüklerinden kural olarak özel hukuk kurallarına tabi uyuşmazlık adli yargıda çözülür.

  • Belli ölçüde kamu hukuku kurallarının da uygulandığı
  • Karlılık ve verimlilik esaslarına göre yürütülen
  • Hizmetten yararlananlardan ücret alınan

Kamu hizmetleridir.

4.3. Sosyal Kamu Hizmetleri

Devletin çalışma hayatı, sosyal güvenlik, emeklilik, fakirlere yardım, iş ve işçi bulma alanlarındaki faaliyetleridir. SGK tarafından görülen işlemler örnek olarak gösterilebilir.

4.4. Bilimsel ve Kültürel Kamu Hizmetleri

Devletin sanat, müzik, araştırma ve bilim konularındaki faaliyetleridir. TÜBİTAK, üniversiteler, Devlet Opera ve Balesi gibi kurumlar bu amaçla faaliyet gösterirler.

E. Kamu Hizmetlerinin Görülme Usulleri

1. Emanet Usulü

Bir kamu hizmetinin bu hizmetten sorumlu olan kamu idaresi tarafından kendi imkânları ve görevlileriyle doğrudan doğruya yerine getirilmesidir.

Genellikler idari kamu hizmetleri emanet usulüyle gördürülür.

Ayrı bir tüzel kişiliği yoktur. Sadece kamu idareleri tarafından yürütülür.

Personel bağımsızlığı yoktur.

Mal varlığı bağımsızlığı yoktur.

2. Ruhsat Usulü

Ruhsat usulünde hizmete katılan özel kişiyle sözleşme yapılmaz. Özel kişi idarenin tek taraflı iznine dayalı olarak kamu hizmetine katılır. Belediyelerin toplu taşımacılık hizmetleri, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi. 2001 yılında kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu’na göre elektrik hizmetlerinde imtiyaz yöntemi terk edilerek ruhsat usulüne geçilmiştir. Buna göre Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketinin tekeline bırakılan iletim dışındaki bütün elektrik hizmetleri EPDK ruhsatına tabi tutulmuştur.

3. Müşterek Emanet Usulü

İdare tarafından kurulmuş olan bir kamu hizmetinin hasar, zarar ve masrafları devlete ait olmak koşuluyla özel kişiye belli bir ücret veya oran karşılığında gördürülmesidir. Osmanlı zamanındaki sahil fenerlerinin işletilmesi bu şekildeydi.

Hizmet özel kişiye gördürülür. Hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli olan sermaye idare tarafından karşılanır.

  1. İltizam Usulü

İdarece kurulmuş bir hizmetin, önceden belirlenmiş ücret karşılığında, hâsılata endeksli bir gelir karşılığında, idare ile yapılan bir sözleşme uyarınca özel kişi tarafından gördürülmesidir.

5. İmtiyaz Usulü

  Bir kamu hizmetinin hasar, zarar ve masrafları özel kişiye ait olmak üzere kurulması ve işletilmesini veya bir kamu hizmetinin işletilmesini düzenleyen sözleşmedir. Sadece bir hizmetin kurulmasını öngören sözleşmeler, bayındırlık sözleşmesi niteliğinde olduğu için özel hukuk sözleşmesi kabul edilmektedir.

           Devlet adına imtiyaz verme yetkisi Bakanlar Kurulundadır. Belediye adına imtiyazı ise Belediye Meclisi verir. Belediye meclisinin bu kararı İçişleri Bakanının onamasına tabi tutulmuştur. İl özel idaresi adına ise il genel meclisi verir.

           İmtiyaz sözleşmeleri yazılı şekle tabidir. Danıştay’ın görüşünü almak zorunludur. Sözleşme sona erdiğinde bütün bir hizmet ve işletme idareye geçer.

           İmtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, eğer tahkim öngörülmemişse, doğrudan Danıştay’da çözülecektir.

            Bu sözleşme, sadece Türk Anonim Şirketi statüsündeki bir tüzel kişi ile imzalanabilir.

            İdare bu sözleşmelerde denetim ve yaptırım yapma, tek yanlı değişiklik yapma ve tek yanlı fesih yetkisi vardır. ( idarenin kusuru varsa tazminat ödenmez fakat ortada bir kusur yoksa özel kişiye rachat ödenir. )

            İmtiyaz sahibi ise hizmetten yararlananlardan belli bir karşılık alır, sözleşmenin mali dengesinin korunmasını isteyebilir ve öngörülmesi mümkün olmayan bir olayın imtiyaz sahibinin mal varlığına neden olması halinde imprevizyon kuramı gereğince sözleşmenin yeni koşullara uydurulmasını ve zararların paylaşılmasını idareden istemeye hakkı vardır.

            İmtiyaz sahibi imtiyazı üçüncü kişiye devredemez.

            İmtiyaz sahibi hizmeti yürütürken kamu hizmetlerine egemen olan ilkelere uymak zorundadır.

            İdarece yapılan tek taraflı değişiklikleri kabul etmek zorundadır.

            İmtiyaz sözleşmelerinin süresi en fazla 49 yıldır.

 

İDARENİN MALİ SORUMLULUĞU

            Anayasanın 125. maddesine göre ‘ idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür ‘

  1. İdarenin Kusurlu Sorumluluğu

            İdarenin kusurlu sorumluluğu idare hukuku terminolojisinde ‘ Hizmet Kusuru’ olarak adlandırılır.

  1. Kişisel Kusur Kavramı
  • Kamu görevlisinin hizmetle ilgisi olmayan zarar verici, kusurlu tutum ve davranışları onların ‘ salt kişisel kusuru ‘dur ve dolayısıyla bu durumda doğan zarardan idare sorumlu tutulmaz.
  • Diğer bir deyişle kamu görevlilerinin görevleri dışında ve resmi sıfatlarından kesin bir şekilde ayrılmış bulunan kusurlu tutum ve davranışları onların haksız fiil esaslarına göre sorumlu olmasına yol açar. Buna kamu görevlisinin hizmet dışı kişisel sorumluluğu adı verilir.
  1. Hizmet İçi Kişisel Kusur
  • Kamu görevlinsin kusurlu davranışının hizmetle ilişkisinin bulunması halleridir.
  • Burada görevlinin kişisel bir kusuru vardır; ancak bu kusur hizmet içinde gerçekleşmiş ve hizmetin düzenini bozarak zarara neden olmuştur.
  • Dava görevli lehine değil idarene adına açılacak ve zararı idare ödeyecektir.
  • Ancak idare ödediği tazminatı kusuru tespit edilen kamu görevlisine rücu edecektir.
  1. Hizmet Kusuru Kavramı
  • İdarenin kusurlu sorumluluğu ‘ hizmet kusuru ‘ olarak adlandırılır.
  • Hizmet kusuru, idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işleyişindeki bozukluk ve aksaklığı ifade etmektedir.
  • Bu anlamda hizmet kusuru, kamu görevlilerinin kusurlarından tamamen bağımsızdır.
  • İdarenin yaptığı hukuka aykırı idari işlemlerin doğurdukları zararlar da hizmet kusuru olarak nitelendirilir.
  • Ortaya çıkış biçimleri ‘ hizmetin hiç işlememesi ‘, ‘ hizmetin geç işlemesi ‘, ‘hizmetin kötü işlemesi’ dir

  1. İdarenin Kusursuz Sorumluluğu
  2. Tehlike İlkesi
  • İdarenin tehlike taşıyan bir faaliyeti yürütmesi ya da tehlikeli araç ve gereçleri kullanması sonucu oluşan zararlar kusursuz sorumluluk ilkesi dairesinde tazmin edilir.
  • Bu faaliyetlerin faydası kime aitse hasara da o katlanmak zorundadır.
  • Tehlike ilkesi ‘ idarenin tehlikeli araç ve faaliyetleri ‘, ‘ mesleki risk ‘, ‘ sosyal risk ‘, ‘ fedakârlığın denkleştirilmesi ‘ şeklinde ele alınır.

  • İdarenin Tehlikeli Araçları

İdare tehlikeli faaliyet ya da araç ve gereçlerinden doğan zarar söz konusu olduğunda her türlü özeni gösterdiğini ispatlasa bile sorumluluktan kurtulamaz.

  • Mesleki Risk
  • Tehlike ilkesinin meslek kazalarını alanında uygulama biçimidir.
  • Kamu görevlinsin görevi sırasında veya görevi nedeniyle bir zarara uğraması halinde, bu zarar hizmetin kaçınılmaz bir tehlikesi olarak kabul edilir.
  • Ortaya çıkan zarar, bir kusuru bulunmasa dahi idarece tazmin olunur.

  • Sosyal Risk
  • Bu ilke yargı içtihatlarıyla geliştirilmiştir.
  • Yaygın şiddet ve terör olaylarında zarar görenlerin bu zararlarının da idarece tazmin edilmesini sağlamak amacıyla bir kusursuz sorumluluk ilkesi olarak, sosyal risk ilkesi uygulanır.
  • İdari eylemle zarar arasında İLLİYET BAĞI OLMASINA GEREK YOKTUR:

  • Fedakârlığın Denkleştirilmesi İlkesi
  • Bu ilkeye göre idare kamu yararı gereği yürütmekle yükümlü olduğu hizmetleri yürütürken bazı yurttaşları zarara uğratırsa bu zarar idarenin herhangi bir kusuruna dayanmasa dahi zarar tazmin edilir.
  • Hizmet kusuru söz konusu değildir.
  • Faaliyet veya hizmet olağan koşulları içerisinde yürütülürken dahi bazı yurttaşlar bundan zarar görebilir.
  • Genellikle bayındırlık faaliyetlerinde ortaya çıkar.

  1. İdarenin Sorumluluğunun Koşulları
  • İdari işlem veya eylem
  • Zarar
  • İlliyet bağı

  1. İdarenin Zararını veya Sorumluluğunu Kaldıran ve Azaltan Durumlar
  2. Zorlayıcı Nedenler ( Mücbir Sebep )
  • İdarenin idaresi dışında oluşan önlenmesi mümkün olmayan ve de bir kamu hizmetinin yürütülmesini imkânsızlaştıran olaylardır.
  • İdari davranış ile zarar arasında nedensellik bağı kesildiği oranda idarenin sorumluluğu da kesilir.
  • Bu durumda kusurlu sorumlulukta yok, kusursuz sorumlulukta yok.

  1. Beklenmeyen Durumlar ( Kaza )
  • İdarenin iradesi dışında oluşan ve önlenmesi ve öngörülmesi mümkün olmayan olaylardır.
  • Sadece kusuru ortadan kaldırır. Kusursuz sorumluluk devam eder.
  • Kusursuz sorumluluk şartları mevcutsa kusursuz sorumluluk devam eder.

  1. Zarar Görenin Kusuru
  • Zarar tamamen zarar görenin kusuru ile meydana gelmiş ise idarenin hem kusurlu hem de kusursuz sorumluluğu ortadan kalkar.
  • İdarenin kusurundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır.

 

  1. Üçüncü Kişinin Kusuru
  • Zarar üçüncü bir kişinin kusuru ile meydana gelmiş ise idarenin sorumluluğu söz konusu olmaz.
  • Burada üçüncü kişinin eylemenin idari faaliyet ile zarar arasındaki nedensellik bağına son vermesi gerekir.
  • Üçüncü kişinin kusuru bütün zararın doğrudan sebebi olmamakla birlikte, sadece artmasına yol açmış ise, idarenin sorumluluğu üçüncü kişinin kusuru oranında azalır.

KAMU GÖREVLİLERİ

1. Kamu Görevlileri

  1. Kamu Görevlisi ve İstihdam Biçimleri

İdarenin insan öğesini kamu görevlileri oluşturur. Hukukumuzda kamu görevlileri kavramı iki değişik kapsamda kullanılmaktadır. Geniş anlamda kamu görevlileri Cumhurbaşkanından herhangi bir kamu görevlisine kadar herkesi kapsar. Dar anlamda kamu görevlileri ise devletin siyasi yapısını oluşturan organlar ile özel hukuk hükümlerine göre çalışanlar hariç, bir kamu idaresine bağlı olarak çalışanladır. Anayasa ve Türk Ceza Kanununa göre memur tanımı geniş anlamda kamu görevlilerini kapsar. Oysa idare hukukunda esas alınan tanım dar anlamda kamu görevlileridir.

İdare hukukunda memur tanımı 657 sayılı Kanuna göre şu ölçütleri içermektedir:

  • Genel idare esaslarına göre çalışmak
  • Kamu hizmetini asli ve sürekli olarak görmek
  • Bir kamu kuruluş veya kurumuna bağlı olmak

657 sayılı devlet memurları kanununda kamu görevlileri kavramı dört temel kategoride ele alınmaktadır:

Memurlar: Bir kamu hizmetini bir idari organa bağlı olarak asli ve sürekli olarak yürüten kimselerdir.

Sözleşmeli personel: Özellikle teknik bilgi ve uzmanlık isteyen konularda bir kimsenin kamu hizmetine alınmasıdır. Bunlar sözleşme ile çalıştırılırlar ve işçi sayılmazlar. Sözleşmeli personel devlet personel başkanlığı ve maliyenin görüşü alınarak Bakanlar Kurulu kararı ile istihdam edilirler. Ödeneklerini de Bakanlar Kurulu belirler.

Geçici personel: Bir yıldan az süreli veya mevsimlik işlerde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi niteliği taşımayan personeldir.

İşçiler: Kamu işçileri bir hizmet akdine dayalı olarak ve özel hukuk hükümlerine tabi bir biçimde çalıştırılırlar. Bunlar için toplu sözleşme ve grev yasağı yoktur, siyasi partilere üye olabilirler, iş hukuku hükümleri çerçevesinde çalıştırılırlar.

  1. Memurluğu Temel Özellikleri
  • Sürekli ve tam zamanlı istihdam edilirler
  • Liyakat ilkesine göre girilen, kariyer yapılabilen bir meslek olarak kabul edilir.
  • Tarafsız olmak zorunda olduklarından siyasi faaliyetlere katılamazlar.
  • Kadrosuz memur çalıştırılamaz.
  • Askerler, hakimler ve savcılar dışında kalan memurlar idari hiyerarşiye bağlı olarak görev yaparlar.
  • İşçiler ücret alırken memurlar aylık alır.
  • Atama usulü ile kamu hizmetine girerler.
  • Kadroya dayalı mesleki güvenceye sahip memurlar küçülme yaşansa da emekli oluncaya kadar hizmet görür.

C. Devlet Memurluğunun Temel İlke ve Kuralları

Memuriyet bir meslektir ve meslek olmasının iki önemli sonucu vardır:

  • Meslek olduğu için siyasi iktidarla ilişki içerisinde değildir. Dolayısıyla iktidar değişince memurlar değişmez.
  • Meslek olduğu için memurlar tarafsız olmak zorundadırlar. Bu yüzden siyasi partilere üye olamazlar.

1. Memurların Sınıflandırılması İlkesi

657’ye göre devlet memurlarını görevlerine göre çeşitli sınıflara ayırmıştır. Sınıflandırmada memur esas alınıyorsa rütbe sınıflandırması, görev esas alınıyorsa kadro sınıflandırması söz konusudur. 657 rütbe sınıflandırmasını esas almıştır.

  • Genel idare hizmetleri sınıfı
  • Teknik hizmetler sınıfı
  • Sağlık hizmetleri sınıfı
  • Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı
  • Avukatlık hizmetleri sınıfı
  • Din hizmetleri sınıfı
  • Emniyet hizmetleri sınıfı
  • Yardımcı hizmetler sınıfı
  • Mülki idare amirliği hizmetleri sınıfı
  • Milli istihbarat hizmetleri sınıfı

Kural memurların kendi sınıflarında çalışmalarıdır. Bununla beraber geçilecek sınıfın niteliklerine sahip olmak koşuluyla eşit dereceler arasında veya derece yükselmesi suretiyle bir sınıftan diğerine geçmek mümkündür.

 

 

  1. Liyakat İlkesi

Memurluğa girişte ve memurlukta ilerlemede bilgi ve beceri dışında hiçbir şeyin dikkate alınmamasıdır.

 

  1. Kariyer İlkesi

Memura mesleki anlamda kendi sınıfı içerisinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânı verilmesidir.

 

  1. Memurluğa Giriş

            Memurluk mesleğine girişte serbestlik ve eşitlik ilkesi geçerlidir. Kimse memur olmaya zorlanamaz ve görevinin gerektirdiği niteliklerin dışında bireyler arasında ayrım gözetilemez.

  1. Memurluğa Giriş Koşulları

Anayasaya göre her Türk kamu hizmetine girebilir. Kamu hizmetine girmede serbestlik ve eşitlik ilkesi geçerlidir.

1. Genel Koşulları

Türk vatandaşlığı: Çifte vatandaşlık memuriyete engel değildir ve yabancılar sözleşmeli olarak çalıştırılabilir.

Yaş: Kural olarak 18 yaşın doldurulması gerekir. Ancak bir meslek veya sanat okulunu bitirenler ile 15 yaşını doldurmak ve kazai rüşt kararı almak koşuluyla 18 yaşından önce memur olmak mümkündür.

Öğrenim: En az ortaokul mezunu olmak şarttır. İstekli bulunamazsa ilkokul mezunu da memur olabilir. Belli mesleklerde daha yüksek öğrenim koşulları aranır.

Mahkûmiyet: Taksirli suçlar hariç 1 yıl hapis cezası alanlar ile ağır hapis cezası alanlar da memur olamazlar. Bu cezalar tecil edilirse memurluğu engeller. Bunun yanında aşağıda sayılan suçlardan herhangi birisinden mahkumiyet alan kişiler memur olamazlar:

  • Devlet sırlarını açığa vurma
  • Devlet şahsiyetine karşı cürümler
  • Zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, sahtecilik
  • İnancı kötüye kullanma
  • Dolanlı iflas
  • Kaçakçılık
  • İhaleye fesat karıştırma

Bunlar affa uğrasa, tecil dahi edilse durumu değiştirmez, memurluğa girişe engel olur.

Bir kimse birden çok fakat her biri 6 aydan az ceza alırsa cezalar toplanarak kişinin memurluğa alınmaması veya görevine son verilmesi Danıştay’a göre hukuka aykırıdır.

Askerlik: Askerliğini yapmış, muaf veya tecilli olmak gerekir.

Sağlık: 657 sayılı Kanunda sakatların da belli görevlerde çalışabilecekleri hükme bağlanmıştır.

2. Özel Koşullar

Çeşitli hizmetler için ruhsatname, yabancı dil gibi özel koşullar da aranabilir.

 

  1. Memurluğa Alınma Yöntemleri
  2. Memurlukta Adaylık

Memurlar mesleğe aday olarak başlarlar. Memurlukta adaylık en az 1 yıl en çok 2 yıldır. Aday memur bu süre içinde yalnızca kendi kurumunda çalıştırılır, diğer kurumlara nakledilemez. Bu sürede hizmet içi eğitimlerini ve stajlarını tamamlarlar. Adaylık süresi içinde memurlukla bağdaşmayan hal ve hareketler sergileyenlerin sicil amirinin teklifi atamaya yetkili amirin onayı ile görevlerine son verilir ve 3 yıl boyunca memur olamazlar.

 

  1. İstisnai Memurluk

Devlet memurluğuna atanabilme şartı olanların herhangi bir sınav, müracaat vs olmaksızın doğrudan doğruya bir göreve atanmasıdır.

  • Vali
  • Bakan yardımcısı
  • Büyükelçi
  • Müşavirlikler
  • Özel kalem müdürleri
  • TBMM memurlukları
  • Bazı genel sekreterler
  • MİT’in bazı memurları
  • Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri

NOT: Müsteşar ve kaymakam istisnai memurluk değildir.

3. Göreve Başlama

Memur adaylık süresi bittikten sonra yetkili amir tarafından atanır. Atama işleminin yazılı olması şarttır. Atama işleminin sebep unsurunu atanacak boş bir kadronun bulunması oluşturur. Memur bulunduğu yere atanmışsa tebligattan bir sonraki gün bir başka yere atanmışsa 15 gün içinde görevine başlamak zorundadır. 10 günlük ek süre verilebilir.  Bu süre içinde görevine başlamayan memurların atamaları iptal edilir ve 1 yıl boyunca devlet memuru olamazlar.

4. Memurların Değerlendirilmesi

Memurların değerlendirilmesiyle ilgili olarak takdirname ve sicil raporu uygulamaları kaldırılmış yerine başarı belgesi, üstün başarı belgesi ve maaş ödülü verilmesi usulü getirilmiştir. 3 defa başarı belgesi alanlara üstün başarı belgesi verilir.

Üstün başarı belgesi alan memurlara merkezde bağlı veya ilgili bakan ve illerde valiler tarafından uygun görülmesi halinde en yüksek devlet memuru aylığının % 200 ü kadar ödül verilebilir.

G. Memurların Ödevleri

1. Müspet Ödevler ( Pozitif Yükümlülükler )

  • Anayasa ve kanunlara sadakat
  • Tarafsızlık ve devlete bağlılık
  • Hizmeti bizzat ve kesintisiz yürütmek
  • Hiyerarşik üste bağlılık
  • Dikkat ve özen
  • Davranış ve iş birliği içinde çalışma
  • Kişisel sorumluluk ve verdiği zararları giderme
  • Hizmeti şahsen ve kesintisiz olarak görme
  • Mal bildirimi ( 5 yılda bir )
  • Kıyafet zorunluluğu
  • Resmi belge, araç ve gereçleri yetki verilen mahal dışına çıkaramama ve iade etme

2. Menfi Ödevler ( Negatif Yasaklar )

  • Başka bir görev alma yasağı
  • Sanat ve ticaretle uğraşma yasağı: Memurlar ticaret ve sanayi kuruluşlarında görev alamaz, esnaf ve tacir sayılacak işleri yapamaz, ticari vekil, ticari mümessil, kolektif, adi ve komandite şirkete sınırsız sorumlu ortak olamazlar. Memurlar üyesi oldukları yapı, tüketim ve kalkınma kooperatifleri ile kanunla kurulan yardımlaşma sandıklarının yönetim ve denetim kurulu üyesi olabilirler. ( Anonim ve Limitet şirketlere ortak olabilirler )
  • Siyasi faaliyette bulunma yasağı
  • Dernek kurma ve derneklere girme yasağı
  • Toplu hareket yasağı
  • Grev yasağı
  • Hediye ve çıkar sağlama yasağı
  • Gizli bilgileri açıklama yasağı
  • Ayrıldığı kuruma karşı görev alma yasağı: Memur ayrıldığı tarihten önceki 2 yıl içinde hizmette bulunduğu kuruma karşı ayrılışından itibaren 3 yıl boyunca görev alamaz.
  • Denetimindeki teşebbüsten menfaat sağlama yasağı
  • Basına bilgi ve demeç verme yasağı
  • Dernek kurma ve derneklere üye olması yasağı

 

 

 

 

 

  1. Memurların Hak ve Ayrıcalıkları
  2. Memurların İlerlemesi

Yatay ilerleme (kademe ilerlemesi): Memurun bulunduğu derecede yatay olarak ilerlemesidir. Yatay ilerlemenin koşulları şunlardır:

Bulunduğu kademede en az 1 yıl çalışmak

İlerleyebileceği boş kadronun mevcut olması

Dikey yükselme (derece ilerlemesi):

Üst derecede açık bir kadronun bulunması

Bulunduğu alt derecede 3 yıl çalışması

Yükselecek derecede gerekli koşulları taşıması ve gerekli niteliklere sahip olması

2. Yıllık İzin

Memura hizmet süresi 1 yıldan 10 yıla kadar ise 20 gün, 10 yıldan fazla ise 30 gün yıllık izin verilir. Birbirini izleyen 2 yılın izni birlikte de verilebilir.  ( Öğretmenler hariç )

  1. Mazeret İzni

Kadın memura doğumdan önce 9, doğumdan sonra 9 hafta olmak üzere toplam 18 hafta analık izni verilir.

Memura eşinin doğum yapması halinde, isteği üzerine 10 günlük babalık izni; kendisini veya çocuğunun evlenmesi ya da eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hallerinde isteği üzerine 7 gün izin verilir.

1 yıl içinde memura toplam 10 gün mazeret izni verilir.

Kadın memura çocuğunu emzirmesi için ananlık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk 6 ayda 3 saat, sonraki 6 ayda ise 1,5 saat süt izni verilir.

  1. Hastalık ve Refakat İzni

Memura aylık ve özlük hakları korunarak, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi durumlarda 18 aya kadar, diğer hastalık hallerinde ise 12 aya kadar izin verilebilir. Bu süreler sonunda iyileşmeyen memura ek süreler tanınır ve bu sürelerde de iyileşmezse emekliye sevk edilir.

Görev sırasında veya görevinden dolayı bir kazaya veya saldırıya uğrayan memur iyileşinceye kadar izinli sayılır.

Memurun bakmakla yükümlü olduğu veya refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek olanlar için 3 aya kadar izin verilebilir. Bu süre 1 katına kadar uzatılabilir.

  1. Aylıksız İzin

Memura verilen 3 aylık refakat izninden sonra raporla belgelendirilirse 18 aya kadar aylıksız izin verilebilir.

Doğum yapan memura analık izni süresinin bitiminden itibaren, babaya ise doğumdan itibaren 24 ay aylıksız izin verilebilir.

5 hizmet yılını doldurmuş memura en fazla iki defada kullanılmak üzere 1 yıla kadar aylıksız izin verilebilir.

J. Memurların Yargılanması

Memurlar hakkında suçlarından dolayı kovuşturma yapılması ve ceza davası açılması özel usullere tabi tutulmuştur. Kamu görevlilerinin yargılanması bugün 1999 yılında kabul edilen Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine tabidir.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri suçlara görev suçu denir. Kanun, memurların yargılanmasında ağır suçüstü halini kapsam dışında bırakmıştır. Ayrıca özel kanunla memur tarafından işlenen rüşvet, irtikâp, zimmet, ihalelere fesat karıştırma gibi suçların da doğrudan Cumhuriyet Savcıları tarafından kovuşturulabileceği kabul edilmiştir. Cumhuriyet Savcısı memurun bu kanunun kapsamına giren bir suç işlediğini öğrendiğinde durumu soruşturmaya yetkili amirine bildirir ve merciden izin ister.

Soruşturma İzni Vermeye Yetkili Merciler;

  • Ortak kararla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ilgili bakan ve başbakan
  • İlde ve merkez ilçelerde vali
  • İlçede kaymakam
  • Cumhurbaşkanlığında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
  • Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri hakkında Cumhurbaşkanı
  • Bakanlıklar ve başbakanlıkta en üst idare amiri
  • Mahalli idareler organları hakkında İçişleri Bakanı
  • Köy ve mahalle muhtarları hakkında ilde vali ilçede kaymakam

Soruşturmaya izin vermeye yetkili merci ihbar veya şikâyet üzerine memur hakkında ön inceleme başlatır. Bu inceleme sonuçlarında bir rapor hazırlanır ve bu rapora istinaden yetkili merci suçu öğrenmesinden itibaren 30 gün içinde soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Memur soruşturma izni verilmesi kararına karşı veya savcı aksi bir karara karşı 10 gün içinde itiraz edebilir. İtiraz duruma göre Danıştay 2. dairesi veya Bölge İdare Mahkemesinde incelenir. İtirazlar 3 ay içinde karara bağlanır.

L. Memurlara Uygulanan Disiplin Cezaları

Memurun eylemi hem bir disiplin suçu ve hem de ceza kanunlarında öngörülmüş bir suçu oluşturuyor ise hem disiplin hem de ceza kovuşturması yapılır. Memura aynı eylemden dolayı ceza kovuşturması açılmışsa bu durumda disiplin soruşturması geciktirilemez. 657 sayılı kanuna göre disiplin cezaları şunlardır:

Uyarma: Memura daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır;

  • Verilen emir ve görevlerde, usul ve esasların yerine getirilmesinde, araç gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak
  • Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak
  • Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek
  • Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak
  • Kılık kıyafet hükümlerine uymama
  • Görevin işbirliği içinde yapılmasına aykırı davranışlarda bulunmak

 

Kınama: Memura kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.  Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır;

  • Verilen emir ve görevlerde, usul ve esasların yerine getirilmesinde, araç gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya kusurlu davranmak
  • Eşlerin reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kuruma bildirmemek
  • Görev sırasında amire saygısız davranmak
  • Devlet eşyasını özel işlerde kullanmak veya kaybetmek
  • Verilen emirlere itiraz etmek
  • Yetkili olmadığı halde basına demeç vermek

Aylıktan kesme:  Memurun, brüt aylığından 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır;

  • Özürsüz olarak 1 veya 2 gün göreve gelmemek
  • Devlet araç gereçlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak
  • Kişilere yalan ve yanlış beyanlarda bulunma
  • Görev sırasında amire sözle saygısızlık etmek

Kademe ilerlemesinin durdurulması: Memurun bulunduğu kademedeki ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasıdır. Kademe ilerlemesi cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır;

  • Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkol almak
  • 3-9 gün işe gelmemek
  • Görevi ile ilgili çıkar sağlamak
  • Amirine küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketlerde bulunma
  • Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek
  • Beklenen sürelerde mal bildirimi yapmamak
  • Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak
  • Ticaret yapmak
  • Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak

Çıkarma: Memurun bir daha devlet memurluğuna alınmamak üzere çıkarılmasıdır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır;

  • Siyasi partiye üye olmak
  • Özürsüz olarak 1 yılda toplam 20 gün işe gelmemek
  • Amirine ve beraberindekilere fiili tecavüzde bulunmak
  • Yetki almadan gizli belgeleri açıklamak
  • Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek
  • Atatürk aleyhinde suç işlemek
  • Yurt dışında devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak
  • Savaş veya OHAL durumlarında genel afetlere ilişkin konularda amirin verdiği görev veya emirleri yapmamak
  • Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak

Disiplin Cezalarıyla İlgili Genel Açıklamalar

Uyarma, kına ve aylıktan kesme kararına disiplin amirleri verir.

Kademe ilerlemesinin durdurulması kararını atamaya yetkili amir verir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını amirin isteği üzerine Yüksek Disiplin Kurulu verir.

Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasına karşı Disiplin Kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı Yüksek Disiplin Kuruluna 7 gün içinde itiraz edilir.

Memurluktan çıkarmaya karşı ise idari yargıda dava açılır.

Aylığından kesilenler 5 yıl, kademesi durdurulanlar 10 yıl boyunca daire başkanı dâhil üst kadrolara atanamaz.

Özlük dosyalarına işlenen disiplin cezaları 5-10 yılın sonrasında memurun atamaya yetkili amire başvurmasıyla silinebilir.

Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe durdurulması kararlarına 1 ay -2 yıl; memurluktan çıkarma cezasına 6 ay- 2 yıl içinde soruşturma açılmazsa zamanaşımına uğrar.

Memurun savunma süresi 7 gündür.

NOT: Ceza gerektiren fiilin tekrarında ceza ağırlaştırılarak, ödül ve başarı belgeli memurlarda ise hafifletilerek uygulanır.

  1. Memur Statüsünde Kısıntı Yapan Haller
  2. Kadro Açığı

         Kadrosu kaldırılmış olanlardır. Memurluk hakları devam eder. 6 ay içinde başka bir kurumda eşit bir göreve atanmaları mecburdur.

  1. Görevden Uzaklaştırma

Hizmette fiilen durması sakıncalı olan memurun geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırılmasıdır. Amacı açılmış olan bir soruşturmanın selametle yürümesidir. Hatta memur henüz soruşturma açılmadan da görevden uzaklaştırılabilir. Görevden uzaklaştırmaya yetkili makamlar, atamaya yetkili amirler, bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlardır.

Görevden uzaklaştırmadan sonra 10 gün içinde soruşturmaya başlanması şarttır.

Uzaklaştırmada 1/3 maaş kesintisi yapılır.

En çok 3 aylık uzaklaştırılabilir.

Neden objektif olarak kalkmışsa 3 ay dolmadan bu tedbir kaldırılır.

N. Memurluğun Sona Ermesi

Çekilme (istifa): Memur yerine gelecek kimseyi 1 ay beklemeden, amirine haber vermeden görevi bırakırsa 1 yıl, gerekli ise devir teslimi yapmadan görevi bırakırsa 3 yıl, olağanüstü hallerde yerine atanan kimseyi beklemeden görevini bırakırsa hiçbir surette devlet memurluğuna alınmaz.

Çıkarılma ( ihraç ): Bir disiplin cezası alarak veya olumsuz sicil puanı nedeniyle memurun, bir daha kamu hizmetine alınmamak üzere memurluk statüsünden çıkarılmasıdır.

 

Koşullarda Eksiklik: Memurluk için istenen koşulları taşımadığının sonradan anlaşılması veya görevini sürdürürken bu koşullardan birini kaybetmesi durumunda atamaya yetkili amirin işlemi ile memurluk sona erdirilir.

Bağdaşmazlık: Memurlukla bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi durumunda memurluk statüsü son bulur.

            Ölüm: Memurluk sıfatı kişisel yeteneğe bağlı olduğu için ölüm halinde memurluk sona erer.

            Emeklilik: Belli bir yaşa ya da belli bir hizmet süresine ulaşan memurların kendilerine bazı sosyal haklar verilerek devlet memurluğundan çıkarılmalarıdır.

            Çekilmiş Sayılma ( Müstafi ): Yasada sayılmış koşulların tamamlanması durumunda idarenin bir işlemiyle memurun istifa etmiş sayılmasıdır.

            Çekilmiş sayılma halleri;

  • İzinsiz, mazeretsiz ve kesintisiz 10 gün işe gelmeme
  • Terhis olduktan sonra 10 gün içinde işe başlamama
  • Yabancı ülkelere izinli olarak gönderilip izin bitiminden 15 gün sonra işe başlamama
  • Aynı yerde göreve atanıp ertesi gün veya başka yerdeki göreve atanıp 15 gün içinde işe başlamama

Çekilmiş sayılan memurlar, çekilmiş sayıldıkları tarihten itibaren 1 yıl geçmeden devlet memurluğuna alınamazlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE’NİN MERKEZİ İDARİ TEŞKİLATI

            MERKEZİN BAŞKENT TEŞKİLATI                        

  • Cumhurbaşkanı
  • Bakanlar Kurulu
  • Bakanlıklar
  • Başbakanlık
  • Danıştay
  • Sayıştay
  • Milli Güvenlik Kurulu
  • Ekonomik ve Sosyal Konsey

Merkezi idare, yani devlet, bir bütün olarak tek bir kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Dolayısıyla merkezin başkent teşkilatının devlet tüzel kişiliğinden ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunmamaktadır.

  1. Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı

1982 Anayasasına göre cumhurbaşkanı merkezi idarenin başkent teşkilatı ile belli ölçüde bütünleşmiştir. Cumhurbaşkanı, devletin başı ve ülkenin ve devletin bölünmez bütünlüğünün temsilcisidir. Parlamenter sistemde sembolik yetkilerle donatılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği

Cumhurbaşkanına yardımcı olmak amacıyla 1982 Anayasasıyla düzenlenen bu örgüt hem kanun hem de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterinin kuruluşu, teşkilatı ve çalışma esasları, personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenir.

Devlet Denetleme Kurulu

            1982 Anayasasında düzenlenen bu örgüt doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı olarak inceleme, araştırma ve denetleme yapmaktadır. Kararları gizlidir.

            DDK 9 üyelidir. Üyeler Cumhurbaşkanınca atanır ve üyelerin 1/3 ü 2 yılda bir yenilenir.

            DDK resen değil Cumhurbaşkanının isteği ile harekete geçer. Raporları cumhurbaşkanının onayına tabidir. Onaylanan kararlar Başbakanlığa gönderilir.

            DDK şu kurumları deneyleyebilir;

  • Tüm kamu kurum ve kuruluşları
  • Kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşları
  • Kamuya yararlı dernek ve vakıfları
  • Her düzeydeki işçi ve işveren kurumlarını
  • Sermayesinin yarısından fazlası kamu kurumlarına ait olan kuruluşları

 

NOT: DDK, yargı organlarını ve TSK’yi denetleyemez.

 

  1. Bakanlar Kurulu

            Bakanlar Kurulu, Başbakanın başkanlığında tüm hizmet ve devlet bakanlarından oluşan bir organdır.

            Başbakanın milletvekili olma zorunluluğu bütün anayasalarımızda belirtilmiştir. Bakanlar ise meclis içinden veya dışından seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanırlar. Atama işlemi ile Bakanlar Kurlu kurulmuş olur ve göreve başlar.

            Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu üyesi değildir.

            Kuruluştan itibaren en geç 1 hafta içinde hükümetin programı Başbakan veya bir bakan tarafından TBMM’de okunur ve güvenoyuna başvurulur. Güvenoyu sadece göreve devam etmenin bir koşuludur.

            Bakanlar Kurulu aynı zamanda tüzük, yönetmelik çıkarmak, bazı idari işlemler tesis etmek veya yüksek memurları atamak gibi idari görevlere de sahiptir.

            Hükümet kolektif olarak sorumludur. Karara imza atmak istemeyen bakan istifa etmek zorundadır. Bakanlar Kurulunun kolektif sorumluluğunu gerçekleştirmenin yöntemi güven oylaması usulüdür.

  1. Başbakan ve Başbakanlık Teşkilatı

            Başbakan, cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından atanır. Bakanlar Kuruluna başkanlık eder, bakanlıklar arasında işbirliği sağlar, bakanların görevlerini yerine getirmesini gözetir. MGK’ya katılır ve Cumhurbaşkanı katılmadığı zaman başkanlık eder.

            Başbakan, izinli ve özürlü hiçbir bakana vekâlet edemez. Bakanlar üzerinde hiyerarşik yetkisi yoktur.

Merkez Teşkilat

            Başbakanlık müsteşarı dışında ana hizmet birimleri, danışma ve denetim birimleri ve yardımcı birimlerden oluşur.

Bağlı Kuruluşlar

            Başbakanlığın hizmet ve görev alanına giren ana hizmetleri yürütmek üzere, başbakanlığa bağlı olarak özel kanunla kurulan, genel bütçe içinde ayrı bütçeli kuruluşlarıdır. ( Diyanet İşleri Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı, Gümrük Müşavirliği, Deprem Araştırma Dairesi, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü )         

 

İlgili Kuruluşlar

            Özel bir kanun ile ya da statü ile kurulan, hiyerarşik denetime tabi olmayan, kamu tüzel kişiliğine haiz KİT’ler ya da hizmet yerinden yönetim kuruluşlarıdır. ( TOKİ, TRT Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı )          

 

  1. Bakan ve Bakanlık Teşkilatı

            Bir kamu hizmetinin konusuna göre uzmanlaşmış en yüksek örgütüne bakanlık denir. Bakanlıkların ayrı tüzel kişiliği yoktur. Bakanlıklar kanunla kurulur.

            Bakan örgütlenmiş bir kamu hizmetinin ve merkezi idarenin en yüksek amiridir. Siyasi bir kişiliktir. 1961 Anayasası ile kabul edilen dışarıdan bakan atama usulü 1982 Anayasasında da devam etmiştir.

            Bakan sadece bir bakana vekâlet edebilir. Yetki devri ile bir kısım yetkilerini üst düzey bakanlık memurlarına devredebilir.

            Bakanlık teşkilatında ana hizmet birimleri, danışma ve denetim birimleri, yardımcı birimler ve müsteşar bulunur. Müsteşar bakandan sonraki en yüksek hiyerarşik amirdir. Sürekli bir meslek memurluğudur. Bakanın en yakın yardımcısı da danışmanıdır.

  1. Danıştay

            Danıştay, Anayasaya göre hem bir yüksek mahkeme hem de merkezi idarenin en yüksek danışma ve inceleme merciidir.

            Danıştay’ın idari görevleri; kanun tasarı ve teklifleri hakkında görüş bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, imtiyaz sözleşmeleri hakkında görüş bildirmek, cumhurbaşkanı veya başbakanca gönderilen işler hakkında görüş bildirmektir.

  1. Sayıştay

            Anayasada yüksek mahkemeler arasında sayılmamıştır. Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetlemek, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.

            Sayıştay ile Danıştay kararları çatışırsa Danıştay kararları esas alınır.

NOT: Sayıştay, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, köyler, vakıf üniversiteleri ve spor federasyonlarını denetleyemez.

  1. Milli Güvenlik Kurulu

            MGK sistemimize 1961 Anayasası ile girmiştir.

  • Cumhurbaşkanı
  • Başbakan
  • Başbakan yardımcıları ( 2001 )
  • Adalet bakanı ( 2001 )
  • Milli savunma bakanı
  • İçişleri ve dışişleri bakanı
  • Genel Kurmay başkanı
  • Kara, deniz ve hava kuvvetleri komutanları
  • Jandarma genel komutanı

Üyeleridir.

MGK, devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulaması ile ilgili alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir.

MGK’nın gündemi Başbakan ve Genel Kurma Başkanının önerilerini dikkate alarak Cumhurbaşkanınca belirlenir.

Cumhurbaşkanı katılmadığı zaman MGK’ya Başbakan başkanlık eder.

MGK Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevleri kanunla düzenlenir.

  1. Ekonomik ve Sosyal Konsey

            Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete görüş bildirmek amacıyla 2010 Anayasa değişikliği ile kurulmuştur. Bir bakıma Kalkınma Bakanlığı olarak değiştirilen DPT’nin yerini doldurmaktadır.

ÖNEMLİ NOTLAR:

  • Her yıl üst düzey kamu görevlilerinin aldıkları hediyelerin listesi istemeye yetkili kuruluş Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kuruludur.
  • Bakanlar Kurulu Sekreterliği, Başbakanlık Merkez Teşkilatı içinde yer alır.
  • Bakan yardımcısına en yüksek devlet memuru maaşının en az % 50 si kadar aylık verilir.

 

 

 

 

 

 

 

MERKEZİ İDARENİN TAŞRA TEŞKİLATI

1. İl Genel İdaresi ( İl İdaresi )

İllerin kurulması, kaldırılması, ad, merkez ve sınırlanırın belirlenmesi ve değiştirilmesi, bir ilçenin bir ilden ayrılıp başka bir ile bağlanması kanunla olur. Fakat bir ilçe sınırlarının yeniden düzenlenmesi veya bir bucağın bağlı olduğu ilin değiştirilmesi suretiyle il sınırlarının değiştirilmesi İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı müşterek kararname ile olur. Bugün il sayısı 81’dir. İl idaresi vali, il idare kurulu ve il idare şube başkanlıkları olmak üzere üç kısımdan oluşur.

1.1. Vali

Vali yetki genişliğine sahip olduğu için ilde devletin ve hükümetin ayrıca her bir bakanlığın temsilcisidir.

Vali hükümetin ve bankalıkların idari ve siyasi yürütme organıdır. Her bakana karşı sorumlu olan valiye bakanlar emir verebilir.

Valilik istisnai memurluktur. Vali içişleri bakanlığının teklifi, bakanlar kurulunun kararı cumhurbaşkanının onayı ile müşterek kararname ile atanır.

Hükümet Türk vatandaşı 65 yaşını aşmayan ve en az ortaokulu bitiren herkesi vali olarak atayabilir.

Valiler göreve atanma ve görevden alınma dışında devlet memuru statüsündedirler. Fakat vali muavinliği güvenceli devlet memurluğudur. Vali muavini olmak için 6 yıl kaymakamlık yapmak gerekir.

Vali ildeki tüm merkezi idare örgütlerinin ve personelinin başıdır. Ayrıca bölge kuruluşlarının ildeki birimlerini denetleyebilir.

Vali askeri makamlar ve yargı organları üzerinde yetki sahibi değildir. Ancak vali olağanüstü şartlar ortaya çıktığında derhal emri yerine getirilmek suretiyle askeri birlik komutanlarından yardım isteyebilir, askerlikle ilgili şikâyetleri dinleyebilir.

Savcıdan adli işlerin gecikme sebeplerini sorabilir. Cezaevlerini denetleyerek mahkûm ve tutukluların sağlık durumlarını takip edebilir.

1.2. İl İdare Şube Başkanları ( İl Müdürleri )

Bunlar bakanlıkların veya bazı bağlı kuruluşların ildeki temsilcileridir. Valiye karşı sorumludurlar ve yılda en az 4 kez vali başkanlığında toplanırlar.

Bunlar doğrudan işlem yapamazlar, kararlarını valinin onaylaması gerekir. Bakanlıklarıyla yazışmalarını vali aracılığıyla yaparlar.

Vali bunlara yetki veya imza devrinde bulunabilir. İl idare şube başkanları valinin görüşü alındıktan sonra ilgili bakanlıkça atanırlar.

İl idare şube başkanlarının emri altında çalışan şube müdürleri, şefler ve memurlar ilin ikinci derecede memurlarıdır.

İldeki belli başlı il idare şube başkanlıkları

  • Hukuk işleri müdürü
  • İl milli eğitim müdürü
  • İl sağlık müdürü
  • İl tarım müdürü
  • İl veteriner müdürü
  • İl bayındırlık müdürleri
  • DEFTERDAR

Ayrıca ilde emniyet müdürü, jandarma komutanı, nüfus müdürü gibi bağlı kuruluş temsilcileri de yer alır. Vali ilde servisi bulunmayan bakanlıkların işlerini öteki servislere gördürme yetkisine sahiptir.

1.3. İl İdare Kurulu

Vali veya vali muavini başkanlığında hukuk işleri, il milli eğitim, il sağlık, il veteriner, il bayındırlık müdürleri ve defterdardan oluşur.

Bu kurul danışma niteliğinde valiye yardımcı olur ve bazı idari yetkiler kullanır. Yani merkeze yardımcı olan Danıştay’a benzer

7 üyeden oluşur.

Kanuni görevleri ise il merkezinde belediye sınırları içinde mahalle yönetimi kurmak, kaldırmak ve birleştirilmesine karar vermek. Kurul bu konudaki kararını belediye meclisi ile birlikte verir ve bu karar valinin onayı ile kesinleşir.

İlçe kurulması ve kaldırılması için görüş bildirmek, askere alma işlemlerinin sağlık nedeni ile ertesi yıla ertelenmesine karar vermek görevleri arasındadır. Merkezi idare adına kamulaştırma yapmak.

NOT: İl kurulurken bölgelerin coğrafi durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre hareket edilir.

2. İlçe İdaresi

İlçelerin kurulması, kaldırılması, ad ve merkezlerinin belirlenmesi ve değiştirilmesi bir ilçenin başka bir ile bağlanması kanunla olur. Fakat ilçenin komşu il ile olan sınırlarının yeniden düzenlenmesi İçişleri Bakanlığının hazırladığı müşterek kararname ile olur. Bu durumda ilgili illerin idare kurullarının görüşü alınır.

Her ilde birden çok ilçe bulunur. Ayrıca her ilde hiçbir ilçeye bağlı olmayan bucak ve köylerin oluşturduğu birime merkezi ilçe denir. Bunlar valiye bağlıdır. Bugün ilçelerin sayısı 839’a ulaşmıştır. İlçe idaresi üç bölümden oluşur bunlar kaymakam, ilçe idare şube başkanları ve ilçe idare kuruludur.

2.1. Kaymakam

Kaymakam ilçe idaresinin başı ilçede devletin değil hükümetin temsilcisidir.

Kaymakam vali gibi askeri makamlar ve yargı organları dışında merkezi örgütler personelinin başıdır.

Kaymakam askeri makamlardan doğrudan yardım isteyemez, olağanüstü durumlar ortaya çıkınca durumu valiye ve askeri komutana derhal bildirir. Askerlik hakkında talep ve şikâyetleri dinleyebilir askerlik dairesinin cevabı yeterli bulunmazsa durumu valiye bildirir.

Kaymakamlık güvenceli meslek memurluğudur. Kaymakam olabilmek için genel şartlar yanında hukuk, siyasal bilgiler veya İİBF mezunu olmak 29 yaşını aşmamak ve stajı başarıyla tamamlamak koşulları aranır.

Kaymakamlar içişleri bakanlığı müdürler kurulunun önerisi, bakanın onayı ile müşterek kararname ile atanırlar.

Kaymakamın görevleri ilçede merkezi kuruluş ve personeli üzerinde hiyerarşi yetkilerini kullanmak, kolluk güçlerini kullanarak kamu düzenini sağlamak, ilçede kanun, tüzük, yönetmelik ve hükümet kararlarının uygulanmasını sağlamak, yerinden yönetimler üzerinde vesayet yetkilerini kullanmaktır.

2.2. İlçe İdare Şube Başkanları ( İlçe Müdürleri )

Bakanlıkların ilçedeki servisleri olup ilçe müdürleridir. Kaymakama karşı sorumludurlar.  6 üyeden oluşur.

  • YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
  • MAL MÜDÜRÜ
  • Milli eğitim müdürü
  • Gıda hayvancılık ve tarım işleri müdürü

2.3. İlçe İdare Kurulu

Kaymakam başkanlığında yazı işleri müdür, sağlık ocağı hekimi, ilçe milli eğitim ve tarım ve köy işleri müdüründen oluşur. Bunların görevleri il idare kurulunun görevlerine benzer. Merkezi idare adına kamulaştırma yaparlar. Köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyelerinin görevlerine son verirler.

Vali ve Kaymakamın Görev Farkları

Vali devletin hükümetin ve ayrı ayrı her bakanlığın temsilcisidir. Kaymakam sadece hükümeti temsil eder. Bu sebeple kaymakam sadece kanunda açık olan durumlarda devlet adına işlemler yapabilir.

Kaymakam valinin tersine yetki genişliğine sahip değildir ve askeri birliklerden doğrudan yardım isteyemez.

Kaymakam genel emirler çıkaramaz sadece zabıta alanında düzenleyici işlemler yapabilir.

Yabancı konsoloslar ve sınır devlet makamları ile kaymakam hukuki hiçbir ilişki kuramaz. Bu yetki valinindir.

Vali ilde devlet memuru atayabilirken kaymakam bu yetkiyi çok sınırlı kullanabilir.

Vali istisnai memurluktur, kaymakamlık ise meslek memurluğudur.

 

3. Bucak İdaresi

Bucaklar aralarında münasebet bulunan kasaba ve köylerden oluşur. Bucak il ve ilçelerin aksine İçişleri Bakanlığının hazırladığı müşterek kararname ile kurulurlar. Ad ve merkezlerinin belirlenmesi kaldırılması köy ve kasabanın veya bucağın başka bir ile bağlanması da aynı usulle olur. Ancak bugün bucaklar sadece kâğıt üzerinde kalmışlardır.

3.1. Bucak Müdürü

Bucaktaki en büyük hükümet memuru olup bucakta hükümetin temsilcisidir. İçişleri Bakanlığınca valinin emrine atanırlar.

3.2. Bucak Meclisi

Seçimlik ve doğal üyelerden oluşur. Doğal üyeler doktor veya sağlık memuru, veteriner, tarım öğretmeni ve başöğretmendir. Seçimlik üyeleri ise bucağa bağlı belediye meclisleri ve köy ihtiyar meclisleri tarafından kendi aralarından veya kendi kasaba veya köy halkından seçtikleri üyelerdir.

3.3. Bucak Komisyonu

Bucak komisyonu bucak meclisinin 1 yıllığına seçtiği 4 üyeden oluşur. Görevi meclisin toplantıda olmadığı zamanlarda onun görevini yerine getirmektir. Başkanı bucak müdürüdür.

  1. Bölgesel Örgütler

   1961 ve 1982 Anayasalarında birden fazla ili içine alabilecek ve merkezi idare teşkilatı içerisinde yer alacak bölge idarelerinin kurulabileceği öngörülmüştür. Kamu tüzel kişiliğine sahip olmayan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bölge müdürlüğü şeklinde örgütlenmesi bölgesel örgütlenmeye örnek olarak gösterilebilir.

YERİNDEN YÖNETİM KURULUŞLARI

I. Mahalli İdareler (Yerel Yönetimler)

Mahalli idareler il belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişilikleridir.

Mahalli idarelerin kuruluş görev ve yetkileri yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Mahalli idarelerin seçimleri 5 yılda bir yapılır. Ancak milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir 1 yıl içinde yapılması gereken mahalli idareler organlarına veya bu organların üyelerine ilişkin genel veya ara seçimler milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır.

Kanun büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.

Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur. Ancak görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.

Yerel yönetim birimleri İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy yönetiminden oluşur. Merkezi idare mahalli idareler üzerinde mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi kamu görevlerinde birliğin sağlanması toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.

Mahalli idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile kendi aralarında Bakanlar Kurulu’nun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezi idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.

Yerel idare kuruluşlarının tüzel kişiliği vardır. Özerk kuruluşlardır.

1.1. İl Özel İdaresi

İl özel idaresi il halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kanun ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisidir.

5 Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı kanun ile Büyükşehir Belediyelerindeki İl Özel İdareleri kaldırılmıştır. İsimleri Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı olarak değiştirilmiştir.

İl özel idaresinin organları il genel meclisi, il encümeni ve validen oluşur.

İl özel idaresi ilin kurulmasına dair kanunla kurulu ve ilin kaldırılmasıyla tüzel kişiliği sona erer. İl özel idaresinin görev alanı il sınırlarını kapsar.

1.1.1. İl Özel İdaresinin Görev ve Sorumlulukları

İl sınırları içinde sağlık, tarım, sanayi ve ticaret gibi hizmetleri yürütürken belediye sınırları dışında, imar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma gibi hizmetleri yapmada görev ve yetkilidir.

İl çevre düzenleme planı, valinin koordinasyonunda, Büyükşehirlerde, Büyükşehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel dairesi ile birlikte yapılır. İl çevre düzeni planı, belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanır.

Kanunlarda belirtilen izin ve ruhsatları verir.

İl özel idaresinin verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarır.

Borç almak ve bağış kabul eder.

İl Özel İdaresine ait vergi, resim ve harçların tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak

1.1.2. İl Özel İdaresinin Organları

1.1.2.1. İl Genel Meclisi

İl genel meclisi il özel idaresinin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre ildeki seçmenler tarafından seçilmiş üyelerden oluşur.

İl genel meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:

  • Stratejik planı karara bağlamak.
  • Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek. ( I.düzeyde )
  • İl çevre düzeni planı ile imar planlarını görüşmek ve karara bağlamak
  • Borçlanmaya karar vermek
  • Taşınmaz mal alımına, satımına, trampa edilmesine ( 3-25 yıl )
  • Şartlı bağışları kabul eder.
  • Encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçer.
  • İl özel idaresi adına imtiyaz verilmesine ve il özel idaresi yatırımlarının yap işlet veya yap işlet devret modeli ile yapılmasına il özel idaresine ait şirket işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.
  • İl özel idaresi tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek.
  • Diğer mahalli idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek.

İl genel meclisi, seçim sonuçlarının ilanını izleyen beşinci gün kendiliğinden toplanır. Bu toplantıda meclise en yaşlı üye başkanlık eder. Meclis bu toplantısında meclis üyeleri arasından ve gizli oyla meclis başkanını,( İl Genel Meclisini başkanı Vali değil.) meclis birinci ve ikinci başkan vekillerini ilk 2 yıl için seçer. İlk iki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı yapılacak ilk mahalli idareler seçimine kadar görev yapar.

İl genel meclisi il genel meclisince belirlenecek bir aylık tatil hariç her ayın ilk haftası meclis tarafından önceden belirlenen günde mutat toplantı yerinde toplanır. Mutat toplantı yeri dışında toplanılmasının zorunlu olduğu durumlarda üyelere ve valiye önceden bilgi vermek kaydıyla meclis başkanının belirlediği yerde toplantı yapılır.

Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi en çok 20 gün, diğer toplantıların süresi en çok 5 gündür.

Gündem meclis başkanı tarafından belirlenir. Valinin önerdiği hususlar gündeme alınır.

İl genel meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Ancak karar yeter sayısı üye tamsayısının ¼’ünden az olamaz.

Oylamada eşitlik çıkması durumunda meclis başkanının bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Gizli oylamalarda eşitlik çıkması durumunda oylama tekrarlanır eşitlik yine bozulmazsa meclis başkanı tarafından kura çekilir.

İl genel meclisi tarafından alınan kararların tam metni en geç 5 gün içinde valiye gönderilir. Vali hukuka aykırı gördüğü kararları 7 gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere il genel meclisine iade eder. Valiye gönderilmeyen meclis kararları yürürlüğe girmez. Yeniden görüşülmesi istenmeyen kararlar ile “yeniden görüşülmesi istenip de il genel meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir”

Vali meclisin ısrarı ile kesinleşen ve yürürlüğe giren kararlar aleyhine idari yargıya 60 gün içinde başvurabilir.

İl genel meclisinde eğitim, kültür ve sosyal hizmetler komisyonu, imar ve bayındırlık komisyonu, çevre ve sağlık komisyonu ile plan ve bütçe komisyonu kurulması zorunludur.

İl genel meclisi soru, genel görüşme ve faaliyet raporunun değerlendirilmesi yollarıyla bilgi edinme ve denetim yetkisini kullanır.

Kapalı oturum yapılabilir. Katılanların salt çoğunluğunun oyu gerekir.

Faaliyet raporundaki açıklamalar meclis üye tam sayısının ¾ çoğunlukla yetersiz görülmezse, yetersizlik kararıyla görüşmeleri kapsayan tutanak, meclis başkanı tarafından gereği yapılmak üzere İçişleri Bakanlığına gönderir.

İl genel meclisi başkanı ve üyeleri, münhasıran kendileriyle veya ikinci derece dâhil kan, kayın ve evlatlıkları ile ilgili işlerin görüşüldüğü toplantılara katılamazlar.

İl genel meclisi üyeliği ölüm, istifa durumunda kendiliğinden sona erer. Özürsüz veya izinsiz olarak arka arkaya 3 birleşim günü veya bir yıl içinde yapılan toplantıların yarısına katılmayan üyenin üyeliğinin düşürülmesine savunması alındıktan sonra üye tamsayısının salt çoğunluğuyla karar verilir.

İl genel meclisi üyeliğine seçilme yetercililiğinin kaybedilmesi durumunda valinin bildirmesi üzerine Danıştay tarafından üyeliğin düşmesine karar verilir.

İl genel meclisi kendisine kanunlar verilen görevi süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum il özel idaresine ait işleri aksatırsa ya da il özel idaresine verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasi konularda karar alırsa İçişleri Bakanlığı’nın bildirisi üzerine Danıştay’ın kararı ile il genel meclisi feshedilir.

Meclisin feshi, yedek üyelerin getirilmesinden sonra da meclis üye tam sayısının yarısından aşağı düşmesi, geçici olarak görevden uzaklaştırma, meclis üye tam sayısının yarısından fazlasını üyelik yapamayacak duruma düşmesi hallerinde yeni seçim yapılıncaya kadar il genel meclisi görevi encümen memur üyeleri tarafından yürütülür.

1.1.2.2. İl Encümeni

İl encümeni valinin başkanlığında il genel meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından 1 yıl için gizli oyla seçeceği beş üye ile biri mali hizmetler birim amiri olmak üzere valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden oluşur. Valinin katılmadığı encümen toplantılarına genel sekreter başkanlık eder.

 

Encümenin görev ve yetkileri;

  • Stratejik plan ve yıllık çalışma programı ile bütçe ile kesin hesabı inceleyip il genel meclisine görüş bildirmek.
  • Kamulaştırma kararı almak
  • Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmak
  • Kanunlarda öngörülen cezaları vermek
  • Taşınmaz alım, satım, kira ( 0-3 yıl )
  • Umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek
  • Vali tarafından havale edilen konularda görüş bildirmek

Encümen haftada en az bir defa toplanır. Encümen üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Oyların eşitliği durumunda başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Çekimser oy yoktur. Vali kanun tüzük yönetmelik ve il genel meclisi kararlarına aykırı gördüğü encümen kararının bir sonraki toplantıda tekrar görüşülmesini isteyebilir. Encümen kararında ısrar ederse kesinleşir. Bu takdirde vali kesinleşen encümen kararının uygulanmasını durdurur ve idari yargı mercilerine yürütmeyi durdurma talebi ile birlikte 10 gün içinde başvurur. İtiraz Danıştay’ca en geç 60 gün içinde karara bağlanır.

1.1.2.3. Vali

Vali il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğin temsilcisidir.

Valinin görev ve yetkileri;

  • Vali mahalli idareler genel seçimlerinden itibaren 6 ay içinde kalkınma plan ve programları ile varsa bölge planına uygun olarak stratejik plan ve ilgili olduğu yılbaşından önce de yıllık performans planını hazırlayıp il genel meclisine sunar.
  • İl özel idaresini stratejik plana uygun olarak yönetmek
  • İl özel idaresini devlet dairelerinde ve törenlerde, davalı veya davacı olarak temsil etmek.
  • İl encümenine başkanlık etmek
  • İl özel idaresinin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek
  • İl özel idaresinin gelir ve alacaklarını tahsil etmek.
  • İl özel idaresi personelini atamak.
  • Şartsız bağışları kabul etmek
  • Bütçede yoksullar ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak
  • İl özel idaresi bütçesini hazırlar.

Vali görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.

Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan il özel idaresi organları veya bu organların üyeleri geçici bir önlem olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırılabilir. Anayasa hükmü gereği bu yetki İçişleri Bakanlığına aittir. Görevden uzaklaştırma kararı 2 ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bakımından yarar görülmeyen kararlar kaldırılır.

1.1.3. İl Özel İdarelerinin Denetimi

İl özel idarelerinde iç ve dış denetim yapılır. Denetim iş ve işlemlerin hukuka uygunluk, mali ve performans denetimini kapsar. İç ve dış denetim 5018 sayılı kanuna göre yapılır. Ayrıca il özel idaresinin mali işlemler dışında kalan idari işlemleri idarenin bütünlüğüne göre ve kalkınma planı ve stratejilerine uygunluğu açısından içişleri bakanlığı, vali veya görevlendireceği elemanlar tarafından da denetlenir.

1.1.4. İl Özel İdaresinin Bütçesi

Vali tarafından hazırlanan bütçe tasarısı eylül ayı başında il encümenine sunulur. Encümen bütçeyi inceleyerek görüşüyle birlikte kasım ayının birinci gününden önce il genel meclisine sunar.

İl genel meclisi bütçe tasarısını yılbaşından önce aynen veya değiştirerek kabul eder. Ancak meclis bütçe denkliğini bozacak şekilde gider artırıcı veya gelir azaltıcı değişiklikler yapamaz.

Kesin hesap işlemi ise vali tarafından hesap döneminin bitiminden sonra gelen mart ayı içinde encümene sunulur. Kesin hesap il genel meclisinin mayıs ayı toplantısında görüşülerek karara bağlanır.

NOT: İl özel idaresi ve belediyeler tahvil ihraç edebilir. İl özel idaresi dış borçlanmaya giderse hazine görüş bildirir. Belediye dış borçlanmaya gidemez.

            Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarının çalışma usul ve esasları İçişleri Bakanlığının çıkaracağı yönetmelikle belirlenir.

1.2. Belediye

Belediye belde sakinlerinin mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzelkişisidir.

Nüfusu 5.000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulabilir. İl ve ilçe merkezlerinde belediye kurulması zorunludur. Yeni iskân nedeniyle oluşturulan ve nüfusu 5.000 ve üzerinde olan herhangi bir yerleşim yerinde İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararnameyle belediye kurulabilir.

Belediye sınırları belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile kesinleşir. Kesinleşen sınırlar zorunlu nedenler olmadıkça 5 yıl süre ile değiştirilemez.

Bir beldenin adı, belediye meclisi üye tam sayısının ¾ çoğunluğunun kararı ile valinin görüşü üzerine İçişleri Bakanlığının onayı ile değiştirilir.

Nüfusu 2.000’in altına düşen belediyeler Danıştay’ın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararname ile köye dönüştürülür. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin tasfiyesi il özel idaresi tarafından yapılır. Nüfus büyüklüğü için TÜİK verileri dikkate alınır.

1.2.1. Belediyenin Görev ve Sorumlulukları

Belediye mahalli müşterek nitelikte olmak üzere imar su ve kanalizasyon ulaşım gibi kentsel altyapı, coğrafi ve kent bilgi sistemleri, çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık, zabıta, itfaiye acil yardım kurtarma ve ambulans şehir içi trafik defin ve mezarlıklar ağaçlandırma park ve yeşil alanlar konut kültür ve sanat turizm ve tanıtım gençlik ve spor sosyal hizmet ve yardım nikah meslek ve beceri kazandırma ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açarlar.

Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir. Belediye hizmetleri vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur.

1.2.2. Belediyenin Yetki ve İmtiyazları

Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak

Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek

Gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili olarak kanunlarda belirtilen izin veya ruhsatı vermek.

Özel kanunları gereğince belediyeye ait vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarının tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak; vergi, resim ve harç dışındaki özel hukuk hükümlerine göre tahsili gereken doğal gaz, su, atık su ve hizmet karşılığı alacakların tahsilini yapmak veya yaptırmak.

Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek.

Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek.

Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak.

Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.

Toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya hizmet satın alma yoluyla da yerine getirebilir. Belediye belde sakinlerinin belediye hizmetleriyle ilgili görüş ve düşüncelerini tespit etmek amacıyla kamuoyu yoklaması ve araştırması yapabilir.

1.2.3.Belediyenin Organları

1.2.3.1. Belediye Meclisi

Belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur.

Üyelik için milletvekili olma şartlarının yanı sıra 25 yaşını doldurmuş olmak ve en az 6 ay o beldede oturma şartı aranmıştır.

Belediye meclisinin başkanlığı Belediye Başkanı yapar.

Belediye meclisinin görev ve yetkileri;

  • Stratejik planı görüşmek ve kabul etmek
  • Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek
  • Belediye imar planlarını görüşmek ve kabul etmek
  • Borçlanmaya karar vermek
  • Meclis başkanlık divanı ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek
  • Fahri hemşerilik beratı vermek
  • Başkan ile encümen arasındaki anlaşmazlıkları karar bağlamak
  • Kamu hizmeti imtiyazı vermek
  • Zabıta yönetmeliğini kabul etmek
  • Taşınmaz alım, satım, kira ( 3-30 yıl )
  • Şartlı bağışları kabul etmek
  • Ücret tarifelerini belirlemek
  • Vergi, resim, harç ( 5 bin üstü )
  • Meydan, cadde, sokak vb adlarını vermek
  • Diğer mahalli idarelerle birlik kurulmasına karar vermek

Belediye meclisi seçim sonuçlarının ilanını takip eden beşinci gün Belediye Başkanı başkanlığında kendiliğinden toplanır. Meclis bu toplantıda başkan vekillerini seçer.

Belediye meclisi her ayın ilk haftası önceden kararlaştırılan günde toplanır. Mutat toplantı yeri dışında toplanılmasının zorunlu olduğu durumda üyelere önceden bilgi vermek kaydıyla meclis başkanının belediye sınırları içerisinde belirlediği yerde toplantı yapılır.

Meclis, resmi tatile rastlayan günlerde çalışmalarına ara verebilir. Belediye meclisi her yıl 1 ay tatil kararı alabilir.

Her ayın ilk günündeki belediye meclis toplantısının gündemi belediye başkanı tarafından belirlenir. Belediye meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Ancak karar yeter sayısı üye tamsayısının ¼’ünden az olamaz. Oylamada eşitlik çıkması durumunda meclis başkanının bulunduğu taraf çoğunluk sayılır.

  Meclis toplantıları açıktır. Gereken durumlarda kapalı oturumda yapılabilir bunun için öngörülmüş bir çoğunluk yoktur.

Belediye başkanı hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere 5 gün içinde meclise iade eder. Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir. Belediye başkanı meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine 10 gün içinde idari yargıya başvurabilir. Kararlar kesinleştiği tarihten itibaren en geç 7 gün içinde mahallin en büyük mülki amirine gönderilir. Mülki idari amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez. Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine 60 gün içinde idari yargıya başvurabilir. Kesinleşen meclis kararlarının özetleri 7 gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur.

İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde plan ve bütçe komisyonu ile imar komisyonlarının kurulması zorunludur.

Belediye meclisi bilgi edinme ve denetim yetkisini faaliyet raporunu değerlendirme, denetim komisyonu, soru, genel görüşme ve gensoru yoluyla kullanır.

Gensoru ve faaliyet raporunun değerlendirilmesi Belediye Başkanının başkanlıktan düşmesi sonucunu doğurabilecek niteliktedir.

Meclis üyeliği ölüm ve istifa durumunda kendiliğinden sona erer. Özürsüz veya izinsiz olarak arka arkaya 3 birleşim günü veya bir yıl içinde yapılan toplantıların yarısına katılmayan üyenin üyeliğinin düşmesine savunması alındıktan sonra üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar verilir. Belediye meclisi üyeliğine seçilme yeterliliğinin kaybedilmesi durumunda valinin bildirmesi üzerine Danıştay tarafından üyeliğin düşmesine karar verilir.

Belediye meclisi kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa ya da belediyeye verilen görevleri dışında siyasi konularda karar alırsa İçişleri Bakanlığının bildirimi üzerine Danıştay’ın kararı ile feshedilir. İçişleri Bakanlığı gerekli gördüğü takdirde meclisin feshine dair bildirim ile birlikte karar verilinceye kadar meclis toplantılarının ertelenmesini de ister. Danıştay bu hususu en geç 1 ay içinde karara bağlar.

Belediye meclisinin Danıştay tarafından feshi ve meclis toplantılarının ertelenmesi, meclis üye tam sayısının yarısından fazlasının tutuklanması, geçici olarak görevden uzaklaştırılması gibi durumlarda yeni meclis seçilinceye kadar görevi encümen memurları tarafından yürütülür.

1.2.3.2. Belediye Encümeni

Belediye encümeni belediye başkanının başkanlığında il belediyelerinde ve nüfusu 100.000’in üzerinde olan belediyelerde yedi kişiden; diğer belediyelerde beş üyeden oluşur.

Encümene Belediye Başkanı başkanlık eder.

Belediye encümeni haftada en az bir kez önceden belirlenen gün ve saatte toplanır. Encümen üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Encümen toplantılarında çekimser oy kullanılamaz.

Encümenin gündemi belediye başkanı tarafından hazırlanır.

Encümenin görev ve yetkileri;

  • Stratejik plana görüş bildirmek
  • Kamulaştırma kararı almak
  • Bütçede ikinci düzeyler arasında aktarma yapmak
  • Taşınmaz alım, satım, kira ( 0-3 yıl )
  • Vergi, resim, harç ( 0-5 bin )
  • Umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek
  • Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek
  • Diğer kanunlarda encümene verilen görevleri yerine getirmek
  • Kanunda öngörülen cezaları kesmek

1.2.3.3. Belediye Başkanı

Belediye başkanı belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belde sakinlerince doğrudan ve adi çoğunlukla seçilir. Belediye başkanı görevinin devamı süresince siyasi partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.

Belediye başkanı meclis üyelerinden birini başkan vekili olarak görevlendirebilir. Başkan vekili, başkanın yetkilerine sahiptir.

Belediye Başkanı görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir.

Belediye Başkanının görevleri;

  • Belediye başkanı mahalli idareler genel seçimlerinden itibaren 6 ay içinde kalkınma planı ve programları ile varsa bölge kalkınma planına uygun olarak stratejik plan ve ilgili olduğu yılbaşından önce yıllık performans programı hazırlayıp belediye meclisine sunar. Nüfusu 50.000’in altında olan belediyelerde stratejik plan yapılması zorunlu değildir. Stratejik plan ve performans programı bütçenin hazırlanmasına esas teşkil eder ve belediye meclisinde bütçeden önce görüşülerek kabul edilir.
  • Belediyeyi devlet dairelerinde ve törenlerde, davalı veya davacı olarak yargı yerlerinde temsil eder.
  • Meclis ve encümene başkanlık etmek
  • Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek
  • Belediye personelini atamak
  • Şartsız bağışları kabul etmek
  • Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak
  • Yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak
  • Temsil ve ağırlama için ayrılan ödeneği kullanmak
  • Bütçeyi hazırlamak

Belediye başkanlığı ölüm ve istifa hallerinde kendiliğinden sona erer.

Belediye başkanının mazeretsiz ve özürsüz olarak görevini 20 günden fazla terk etmesi ve bu durumun mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenmesi,

Seçilme yeterliliğini kaybetmesi; görevini sürdürmesine engel bir hastalık veya sakatlık durumunun yetkili sağlık kuruluşu raporuyla belgelenmesi, meclisin feshine neden olan eylem ve işlemlere katılması hallerinden birinin meydana gelmesi durumunda İçişleri Bakanlığının başvurusu üzerine Danıştay kararıyla başkanlık sıfatı sona erer.

Belediye başkanınca meclise sunulan bir önceki yıla ait faaliyet raporundaki açıklamalar, meclis üye tam sayısının ¾ çoğunluğuyla yeterli görülmezse yetersizlik kararının alındığı tutanak mahallin en büyük amirine gönderilir. Vali dosyayı gerekli görüşüyle birlikte Danıştay’a gönderir. Yetersizlik kararı Danıştay’ca uygun görüldüğü takdirde belediye başkanı başkanlıktan düşer. Gensoru önergesinin sonuçları da aynıdır.

Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri kesin hükme kadar İçişleri bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Bu karar 2 ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan kararlar kaldırılır.

Yasa belediye başkanlığının herhangi bir sebepten dolayı boşalması durumunda çözüm yolu olarak, vali tarafından belediye meclisinin 10 gün içinde toplanması sağlanır. Belediye meclisi başkan veya vekili seçimini en geç 15 gün içinde tamamlamadığı takdirde belediye meclisinin feshine ilişkin hükümler uygulanır.

Belediye başkanlığının herhangi bir sebeple boşalması ve yeni başkanın seçilememesi durumunda Büyükşehir belediye ve il belediyelerine İçişleri Bakanlığı, diğer belediyelerde ise Vali tarafından görevlendirme yapılır.

Belediyeler yabancı ülkedeki belediye ile kardeş kent ilişkisi İçişleri Bakanlığının izni iler kurabilirler.

Belediye teşkilatı yazı işleri, mali hizmetler, fen işleri ve zabıta birimlerinden oluşur.

Belediye sınırları içinde nüfusu 500 ün altındaki yerlerde mahalle kurulamaz.

Belediye hizmetlerinin aksaması İçişleri bakanlığının talebi üzerine yetkili sulh hukuk hâkimi tarafından belirlenir. Hizmetin aksamamasını İçişleri bakanlığı belediye başkanından ister. Aksama giderilmezse giderilmesini validen ister.

1.2.4. Belediyelerin Denetimi

Belediyelerde iç ve dış denetim yapılır. Denetim iş ve işlemlerin hukuka uygunluk, mali ve performans denetimini kapsar. İç ve dış denetim 5018 sayılı kanuna göre yapılır. Ayrıca belediyenin mali işlemler dışında kalan diğer idari işlemleri hukuka uygunluk ve idarenin bütünlüğü açısından İçişleri Bakanlığı tarafından da denetlenir.

1.2.5. Belediyenin Bütçesi

Belediye başkanı tarafından hazırlanan bütçe tasarısı eylül ayının birinci gününden önce encümene sunulur ve İçişleri Bakanlığına gönderilir. İçişleri bakanlığı belediye bütçe tahminlerini konsolide eder ve 5018 sayılı kanun uyarınca merkezi yönetim bütçe tasarısına eklenmek üzere eylül ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirir. Encümen bütçeyi inceleyerek görüşüyle birlikte kasım ayının birinci gününden önce belediye meclisine sunar. Meclis bütçe tasarısını yılbaşından önce aynen veya değiştirerek kabul eder. Ancak meclis bütçe denkliğini bozamaz.

Kesin hesap ise belediye başkanı tarafından nisan ayı içinde encümene sunulur. Mayıs ayı toplantısında görüşülerek karara bağlanır.

1.3. Büyükşehir Belediyesi

Büyükşehir belediyeleri, en az üç ilçe ya da ilk kademe belediyesini kapsayan bu belediyeler arasında eşgüdüm sağlayan yasalarla verilen görevleri yapan, mali özerkliğe sahip ve karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.

Büyükşehir belediye olmak için 10 km yakında bir BŞB olmamak ve nüfusu 750.000’i geçmiş olmak gerekir. Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il mülki sınırı olarak genişletilmiştir.

Büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasındaki uyuşmazlıkları çözme görevi kurul olarak Büyükşehir belediyelerine verilmiştir.

Büyükşehir belediye meclisinde alınan kararlar ilçe ve ilk kademe belediyelerinde derhal uygulanır.

1.3.1. Büyükşehir Belediye Meclisi

            Büyükşehir belediye meclisi büyükşehir sınırları içinde kalan ilçe belediye meclisi üyelerinin beşte biri ile ilçe ilk kademe belediye başkanlarından oluşmaktadır, görev süresi 5 yıldır.

            Büyükşehir belediye meclis üyesi olanların, ilçe ve ilk kademe belediye meclis üyelikleri de devam eder.

            Meclise BŞB Başkanı başkanlık eder. Her ayın ikinci haftası kendiliğinden toplanır. Kendi belirleyeceği tarihte 1 ay tatil yapabilir.

            Büyükşehir belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü büyükşehir, işçe ve ilk kademe belediye meclisleri kararlarının 7 gün içinde gerekçesini de belirterek tekrar görüşülmesini isteyebilir. Salt çoğunlukla direndikleri kararlar kesinleşir.

            BŞB başkanı kesinleşen kararlara 60 gün içinde yetkili idare mahkemesinde dava açabilir.

            Kesinleşen Büyükşehir belediye meclisi kararları 7 gün içinde mahallin en büyük idare amirine gönderilir, gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez.

            Mülki idare amiri de hukuka aykırı gördüğü kararlara karşı 60 gün içinde idari yargı yerlerine başvurabilir. İl genel meclisi ve belediye meclis kararlarına karşı idari yargıya başvuru süresi söz konusu değildir.

1.3.2. Büyükşehir Belediye Encümeni

            Büyükşehir belediye encümeninin yapısı, belediye encümenlerinin yapısından farklıdır. Büyükşehir Belediye Encümeni, Büyükşehir Belediye Başkanının ya da görevlendireceği kişinin başkanlığında, Belediye meclisinin her yıl ilk olağan toplantısında kendi üyeleri arasından 1 yıl içinde gizli oyla seçeceği 5 üye ile, bir genel sekreter, bir mali hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği 5 üyeden oluşur.

1.3.3. Büyükşehir Belediye Başkanı

            Büyükşehir Belediye Başkanı, büyük şehir belediye sınırları içindeki seçmenler tarafından basit çoğunlukla 5 yıl için seçilir.

            Diğer belediye başkanlarıyla aynı görevlere ve yetkilere sahiptir. Ayrıca bizzat nikâh kıyabilir, büyükşehir belediyesi bütçesini hazırlar.

1.3.4. Genel Sekreter ve Diğer Görevliler

            Büyükşehir belediyesi, genel sekreterlik, daire başkanlıkları ve müdürlüklerden oluşur.  Genel sekreter Belediye başkanının teklifi ile İçişleri Bakanlığı tarafından atanır ve sürekli memurluktur. Büyükşehir Belediyelerinde Başkan yardımcısı bulunmaz.

NOT: Diğer belediyeler müşterek kararname ile kurulurken büyükşehir belediyesi kanunla kurulur.

 

NOT: Büyükşehir belediye meclisince ilçe ve ilk kademe belediye bütçelerinde yapılan değişikliklere karşı 10 gün içinde Danıştay’a itiraz edilebilir. Danıştay itirazı 30 gün içinde karara bağlar.

1.4. Köy

Köyler en eski mahalli idare organı olup kendiliğinden oluşmuşlardır. Köyler 1924 tarihli kanun ile tüzel kişilik kazanmıştır. Köy kanununa göre nüfusu 150’den çok 2000’den az yerler köy, 2.000’den fazla 20.000’den az olan yerler kasaba, 20.000’den fazla nüfuslu yerler şehir olarak tanımlanır.

Yeni bir köy il idare kurulu, il genel meclisi ve Bayındırlık Bakanlığı’nın mütalaası ile İçişleri bakanının kararı ile kurulur. Adlarının değiştirilmesi bağlı olduğu merkezlerin değiştirilmesi de aynı şekilde olur. Ayrıca nüfusu 150’den az olan birden fazla yerin birleştirilerek köy oluşturulması durumunda her bir yerdeki seçmenlerin yarısından çoğunun bunu istemesi gereklidir. Nüfusu 150’nin altında düşen köyün kaldırılması içişleri bakanlığının belirleyici bir işlemiyle olur.

Köyün mecburi işleri köylülerin sağlık eğitim ve güvenliğine ilişkin faaliyetlerdir. Köyün isteğine bağlı işler köyün güzelleştirilmesi ve kalkınmasına yönelik faaliyetlerdir. Köyün yetkileri kamulaştırma yapmak, isteğe bağlı işleri mecburi tutmak, mecburi işleri yapmayanları cezalandırmak, zabıta ve kolluk faaliyetlerinde bulunmak, vergi salmak ve alacaklarının gerekirse icra yoluyla tahsil etmektir. Köyün köy derneği, ihtiyar meclisi ve muhtar olmak üzere 3 organı vardır.

1.4.1. Köy Derneği

Köydeki tüm seçmenlerin oluşturduğu bir kurul olup doğrudan demokrasinin tek örneğidir.

Temel görevi ihtiyar meclisini ve muhtarı seçmektir. Ayrıca köyün isteğe bağlı işlerini mecburi işlere çevirir.

Köy imamı atanmamışsa imamı seçer ve ödeneğini belirler.

Köye karşı ihtiyar meclisi veya muhtar dava açarsa bu durumda köy tüzel kişiliğini köy derneği temsil eder.

Kural olarak köy derneğinin kararları üzerinde vesayet yetkisi yoktur ama köyün isteğe bağlı işlerinin mecburi hale getirilmesinde mülki amirin onaması gereklidir.

1.4.2. İhtiyar Meclisi

Köy derneğince seçilmiş ve doğal üyelerden oluşur. Doğal üyeler öğretmen ve imamdır. İhtiyar meclisine seçilmek için 25 yaşını doldurmak ve en az 6 aydır o köyde oturmak şarttır. Seçimlerde siyasi partiler aday gösteremez. İhtiyar meclisi haftada en az bir kez toplanır. Köyün işlerini, mecburi olmadan başlayarak sıraya koyar. İmeceye karar verir. Taşınmazları kamulaştırabilir. Salınacak vergilerin miktarını belirler. Kural olarak kararları üzerinde vesayet yetkisi yoktur. Köy muhtarını denetler.

1.4.3. Muhtar

Köyün başı, yürütme organı ve temsilcisidir. Aynı zamanda muhtar köyde devletin bir ajanıdır. Köy derneğince çoğunluk esasına göre seçilir. Siyasi partilerin etkisini önlemek için muhtar seçiminde adaylık usulü uygulanmaz. Muhtarın iki türlü görevi vardır bunlar muhtarın devlet işleri olan kanunları ilan etmek, hükümet kararlarını anlatmak, köyün güvenlik ve sağlığını korumak, hastalıklara hükümete bildirmek vergi ve asker toplamaya yardımcı olmak adi işlemleri tebliğ etmektir. Muhtarın köy işleri ise derneğin ve meclisin kararlarını uygulamak, köyün paralarını toplamak, harcamaları konusunda ihtiyar heyetine hesap vermektir.

Köye karşı açılan davalarda davacı ve davalı olarak köyü temsil eder. Muhtarlara devlet tarafından aylık ödenir. Muhtarın tüm işlemleri en büyük mülki amirin onamasına tabidir. Ancak vesayet makamı muhtar yerine karar alamaz. Muhtarı il veya ilçe idare kurulu görevden alabilir.

1.4.4. Köy Personeli

Köy tabibi, imam ve koruculardır. Bugün köy imamını köy personeli olarak görmek mümkün değildir. Bugün köy imamları köy derneği ve müftünün önerisi üzerine yerine göre kaymakam veya vali tarafından atanmaktadır.

1.4.5. Köy Bütçesi ve Gelirleri

Köy bütçesi ihtiyar meclisi ve muhtar tarafından hazırlanır. Bütçe mahallin en büyük mülki amirinin onamasına tabidir. Köyün gelirleri salma parası, para cezaları, mallardan elde edilen gelirler, belgelerden alınacak gelirler, ocaklardan alınan gelirlerdir. Köyün daimi bir geliri yoktur. Salma köy ihtiyar heyeti tarafından belirlenir.

1.5. Mahalle Yönetimi

Belde semtleri mahallelere ayrılmıştır. Mahalleler belediye meclisinin veya il ya da ilçe idare kurullarının kararı ile valinin onayı ile kurulur, birleştirilir, kaldırılır ad ve sınırları belirlenir. Mahallelerin tüzel kişiliği yoktur ancak seçim organları seçimle iş başına gelir.

2. Hizmetsel Kuruluşlar

Hizmet yerinden yönetim kuruluşları, teknik bilgi ve uzmanlık isteyen belli bir hizmetin devlet tüzel kişiliği ve merkezi idare teşkilatı dışında örgütlenmesi ve tüzel kişiliğe kavuşturulması sonucu ortaya çıkan kuruluşlardır.

Kamu kurumları belirli bir hizmete tanınan özerkliği ifade eder. Bunlar tek bir görevi (ihtisas kuralı) ama tüm ülkede yürütürler. Kamu kurumları ya kanunla ya da kanunun verdiği izne bağlı olarak idari işlemle kurulurlar.

Kamu tüzel kişiliğine haizdirler. Mal topluluğudur ancak istisna olarak üniversiteler ile kamu meslek kuruluşları kişi topluluğudur. Özerktirler. Vesayet denetimine tabidirler. Ayrı bir mal varlığı ve bütçeleri vardır. Faaliyet alanları bakımından milli ya da mahallidir. En önemli ayrım iktisadi, idari, sosyal ve bilimsel-kültürel kamu kurumları ayrımıdır.

KAMU KURUMU NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI

            Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmesini sağlamak, dürüstlük ve güveni hâkim kılmak için kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından seçilen kamu tüzel kişileridir.

            İlk kez 1961 Anayasası ile anayasal düzenleme konusu yapılmıştır.

            Özellikleri;

  • Kanun ile kurulurlar.
  • Belli bir meslek grubunu içine alırlar ve katılmak zorunludur. Katılmadan meslek faaliyetinde bulunma olanağı yoktur.
  • Özerk bütçeleri vardır.
  • Devlet tüzel kişiliğinin dışındadırlar.
  • Karar organlarını kendileri seçimle işbaşına getirir.
  • Seçimlerine siyasi partiler aday gösteremez.
  • Yönetmelik çıkarabilirler.
  • Zorunlu üyelik ve aidat esasına dayanır.
  • Amaçları dışında faaliyet gösteremezler.
  • Vesayet denetimine tabidirler.
  • Kamu gücüne dayanan idari işlem yapabilirler.
  • Organlarının görevlerine adli yargıda son verilir.

BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTESLER ( Düzenleyici Kurul – Regülâsyon )

            Belli bir hizmet alanı ile sınırlı olarak düzenleme ve organizasyon yapan, denetleme ve yaptırım uygulama yetkilerine sahip olan ve üyeleri ilgili sektörlerce seçilen ve yasama organı tarafından atanan kuruluşlardır.

Özellikleri;

  • Yasama ve yürütme karşısında bağımsızdırlar.
  • Kuruluş amaçları kamunun bazı teknik bilgi isteyen alanlarını düzenlemek ve idare edilenleri korumaktır.
  • Devletin sorumluluk ve yetki alanına giren konularında düzenleme ve denetim yapmaktır.
  • Ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptirler.
  • Üyeleri bağımsız, yönetimleri özerktir.
  • Yargısal denetime tabidir. ( hiyerarşi ve vesayet olarak değil )
  • İdari yaptırım uygulama yetkileri vardır.
  • Belli bir alanı izleme ve denetleme ve yaptırım uygulama yetkileri ile donatılmıştır.

Ülkemizdeki Bağımsız İdari Otoriteler Şunlardır;

  • Sermaye piyasası kurulu
  • Rekabet kurumu
  • RTÜK
  • Şeker kurumu
  • BDDK
  • Kamu ihale kurumu
  • Enerji piyasası düzenleme kurulu
  • Tütün ve alkol piyasası düzenleme kurumu
  • Bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu
  • Kamu gözetimi muhasebe denetim standartları kurumu

 

İKTİSADİ KAMU KURUMLARI ( KİT’LER )

            Devletin girişimci olarak ekonomik hayata katılması sonucu ortaya çıkan kamu kurumlarıdır. Kamu tüzel kişiliğine sahip olan bu kuruluşlar KİT’ler olarak da adlandırılır.

  • Bakanlar Kurulu kararıyla kurulurlar.
  • Sermayesinin tamamı devlete aittir.
  • Kamu İhale Kanununa tabidirler.
  • Sayıştay tarafından denetlenir.
  • Sorumlulukları sermayeleri ile sınırlıdır.
  • Özerk bütçelidirler.
  • Hâsılatları belli oranda genel bütçeye aktarılır.
Kamu İktisadi Kuruluşları ( KİK ) İktisadi Devlet Teşekkülü ( İDT )
  • Sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri üretmek için kurulurlar.
  • TCDD, PTT gibi
  • Sundukları hizmetten yararlananlarla yaptıkları sözleşmeler özel hukuk sözleşmesidir.

 

  • Sermayesinin tamamı devlete ait olan, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet gösteren kuruluşlardır.
  • Ziraat Bankası, TEDAŞ gibi
  • Karlılık ve verimlilik esasında çalışırlar.
  • TBMM tarafından denetlenmeleri 1982 Anayasasında getirilmiştir.

 

Müessese: Sermayesinin tamamı bir İktisadi Devlet Teşekkülüne veya Kamu İktisadi Kuruluşuna ait olup ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğudur

 

Bağlı Ortaklık: Sermayesinin % 50 sinden fazlası İDT veya KİK e ait işletme topluluğudur

İştirak: İDT, KİK veya bağlı ortaklıkların özel kesime ait anonim şirketlerde sahip oldukları %15 ile % 50 arasındaki paydır.

 

 

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir