AÖF Ders notları-Sözlü iletişim ve hitabet

AÖF DERS NOTLARI

SÖZLÜ İLETİŞİM VE HİTABET    ÜNİTE 1

GİRİŞ

İletişim, toplum içinde yaşayan insanların gündelik hayatını sürdürürken gereksinim duydukça veya zorunlu oldukça başvurdukları, genellikle isteğe bağlı yazılı, sözlü ya da sözsüz etkileşim olarak algılanmaktadır.

Tarih boyunca, insanoğlu, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel birçok konuda düşünce ve fikirlerini ifade etme özgürlüğü çabası içinde olmuştur. Öyle ki, dünyada, ileri demokrasileri ölçen kriterin başında fikir ve ifade özgürlüğü gelir.

İLETİŞİM: TANIMI, AMACI VE ÖNEMİ

İletişim denildiğinde akla, insanlar arasındaki belli anlarda yapılan gündelik

konuşmalar, hazırlıklı ve planlı görüşmeler ile iletişim teknolojileriyle aracılanan etkileşim gelir.

John Fiske’ye göre (1996:15), iletişim, “Herkesin bildiği ancak çok az kişinin doyurucu biçimde tanımlayabildiği bir insan etkinliği”dir. İletişim yüz yüze konuşmadır, televizyondur, enformasyon yaymadır, saç biçimimizdir, edebi eleştiridir.

“İletişim gündelik yaşamımızda bize nesneleri, insanları tanımlar, iş bölümü içinde değişik toplumsal roller yüklenmiş insanlara bu rolleri yerine getirirken, bu rol dağılımından oluşan toplumun o tarih dönemindeki hayat tarzını öğretir, olumlatır, yeniden üretimi için gereken değerlendirme biçimlerini aşılar. Toplumsal sistemin sürmesini, kendini yeniden üretmesini sağlar”

E. X. Dance ve Carl E. Larson iletişimle ilgili çalışmaları taramış ve sayıları 126’yı aşan iletişim tanımına rastlamışlardır.

Weaver (1949), iletişimi, “Bir insanın, bir başkasını etkileyebilecek yapıp ettiği tüm şeyler, herşey” diye tanımlar.

Miller (1951), “Bir yerden bir yere enformasyon aktarılması” şeklinde tanımlar. Hovland, Janis ve Kelley bizim iletişim olarak düşündüğümüz (örneğin vakit geçirmek için yapılan sohbetlere kadar) sayısız faaliyeti dışarıda bırakarak iletişimi, “Bir bireyin (iletişimcinin) diğer bireylerin (izleyenlerin) davranışlarını değiştirmek üzere genellikle sözlü uyarımlar gönderme süreci” olarak tanımlar.

Emery, Ault ve Agee (1963), iletişimi, “İnsanlar arasında birinden ötekine bilgi, düşünce, tutum ve davranış biçimlerinin aktarma sanatı” şeklinde ifade eder.

Berelson ve Steiner’e göre ise (1964) iletişim, “Bilgilerin, düşüncelerin, duyguların, becerilerin vb.’nin sözcükler, resimler, figürler, grafikler, v.b. semboller (simgeler) kullanılarak aktarılmasıdır”.

Gerbner ise iletişimi, “Semboller ve mesaj sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen toplumsal etkileşim” olarak tanımlar (aktaran Miller, 2005:4). Bir başka tanıma göre “iletişim esas olarak simgeler aracılığıyla bir kişiden ya da gruptan diğerine (veya diğerlerine) bilginin, fikirlerin, tutumların veya duyguların iletimidir” (Thedorson ve Theodorson, 1969). Masterson ve ark. (1983), iletişim sayesinde dünyayı

anlamlı kıldığımız ve bu anlamı başkaları ile paylaştığımız insani bir süreçten bahseder. Bütün bu tanımlar, tanımlamayı yapanların bakış açısına ve yaklaşımlarına göre farklılık göstermektedir.

Böylece iletişimin kendisi de insan faaliyetinin bütünleşik parçası olarak üretilir, dağıtılır/yayılır ve tüketilir; her iletişim faaliyetiyle elde edilen fayda/sonuç çeşitli şekillerde bölüşülür/paylaşılır (Erdoğan, 2011:48). Bu açıklamalardan yola çıkarak daha genel bir tanım yapılacak olursa “İletişim, insanın biyolojik, psikolojik ve toplumsal varlığını üretebilmesinin ve geliştirebilmesinin zorunlu koşulu olan düşünsel ve ilişkisel faaliyetler bütünüdür” (Erdoğan, 2011:37).

İLETİŞİM BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNİN ÖNEMİ

Buluna bilmenin hayattaki başarı ve mutluluğu belirleyebileceğini; böylece kişinin iş, arkadaş ve aile yaşamında aranan ve istenen biri olabileceğini, etkili iletişimin insan hayatını aktif, işler kılacağını belirtmektedirler. Aynı zamanda, bütün bu becerileri bireylerin, yaşamı boyunca her an ve her ortamda öğrendikleri vurgulanır. Ancak bu tür öğrenme süreçlerinin yeterli olmadığı sıklıkla iddia edilir.

Bu nedenle dil yapısını ve sözcükleri beceri ile kullanmak;

. Tutarlılık sağlamak,

. Haklılığını ispatlamak,

. İkna edici ve inandırıcı olmak,

. Hedefleri belirtmek, bireysel ya da kurumsal sorunları dile getirmek ve

. Çözüm önerilerini, bireysel fikirleri, itirazları, planları açıklayabilmek

bağlamında önem kazanmaktadır.

Ancak dil ya da dilsel pratiklerimizden biri olan sözlü iletişim, hitâbet

(retorik) kendi başına belirleyici değildir. Dil de, dili kullanan da içinde yaşanılan toplum, yer ve zamanın izlerini taşır.

Örnek

  • Örgütlü ilişkilerin sistemli biçimde sürmesinde iletişimin dil ve teknoloji ile

aracılanmış işlevine güncel bir örnek olarak çağrı merkezi sektörü verilebilir. Sağlık Bakanlığı, 112 Komuta Kontrol Merkezi’nde çalışanların kriz yönetme becerilerini geliştirmek amacıyla yeni bir uygulama başlatmıştır. 81 ildeki 112 acil operasyon yönetimi çalışanlarına eğitim verilmiş ve tiyatro sanatçıları, verilen eğitimin ardından personelin becerilerini çeşitli biçimlerde test etmiştir. 112’yi arayan oyuncular Türkçe bilmeyen Rus hasta, Arap turist ya da bir yurttaş rolünde, çalışanların öfke kontrolü ve kriz yönetme düzeylerini ölçmüşlerdir. Eğitim sürecinde güven veren ses tonu, iletişim becerileri, ses ve söze dayalı gelişim, ses-nefes teknikleri, sesin psikolojik boyutu, ikna, oyunculuk, öfke kontrolü, kriz ve riski yönetme, Türkçe’yi doğru kullanma, yaratıcı drama gibi dersler yer almıştır. Sahte hasta, gizli müşteri, kaybolma vakaları, Türkçe bilmeyen kişilerin aramaları gibi çok çeşitli durum ve iletişimin güçlükler taşıdığı, beklenmedik sorunların yaşandığı anlarda verilen tepkilerin neler olduğu gözlenmiştir.

DİL VE İLETİŞİM İLİŞKİSİ

Bir başka tanımlama ile “Sözlü ve yazılı göstergelerden/işaretlerden oluşan simgesel iletişim sistemidir ve bu işaretlerin o dili konuşan insanlar için ortak bir anlamı bulunmaktadır“Dil, toplumsal bir pratiktir. Sosyal ilişkilerimizi neredeyse tümüyle dil aracılığıyla gerçekleştiririz. Bunun için de dili kullanmanın kalıplarını ve kullanılagelen özelliklerini bilmek gerekir.

 “Çağdaş dilbilimin kurucusu Ferdinand Saussure’e göre dil (langue) bir konuşmacı topluluğunda paylaşılan dil sistemini, söz (parole) ise buna karşıt olarak dilin olanaklı kıldığı bireysel söz edimlerini, yani gerçek durumlarda bireysel konuşmacılar tarafından icra edilen somut sözceleri ifade eder” (aktaran Mutlu, 2004:74). Şu halde, “söz bir dilin bireysel ve özel gerçekleşmesini gösterir; bir başka deyişle, söz dilin sözlü ya da yazılı somut gerçekleşmesidir. Ne dilsiz söz, ne de sözsüz dil düşünülebilir. Çünkü biri diğerinin somut gerçekleşmesidir”.

Dil sosyal bir üründür ve her sosyal ürün gibi kişisel seviyede bireyin kendiyle iletişiminden -yani düşünme ve karar vermesinden- her türlü toplumsal ilişkiler seviyesine değin çeşitlenen günlük ilişkiler ağında sürekli üretilir. Ancak bu üretilme herkes için aynı olmaz. Mesela Terry Eagleton’un Azizler ve Alimler romanında aktarılan İrlanda’nın İngiliz sömürüsünden kurtulma mücadelesinde üretilen şarkılar, şiirler, edebi metinler, politik söylevlerle de birer mesaj/anlam iletir. Mesajlar çoğu zaman karşıdakini ikna etme aracına dönüşür. Bu mesajlar yazılı ya da sözlü anlatımla yeniden ifade edilir Homo semioticus, “Hem dünyanın insan için hem de insanın insan için taşıdığı anlamı/anlamları” kavramaya çalışan ve üretiliş aşamalarını bir söylem içinde yeniden anlamlandıran insandır. Homo semioticus; okuyan, adlandıran, anlamlandıran ve bütün bu işlemleri bir “oyun” oynayarak, yani hem haz duyarak hem de haz vermeye çalışarak yapan insandır.

İLETİŞİM TÜRLERİ

İletişim türleri denildiğinde çeşitli çerçevelerden bakılarak farklı sınıflandırmalar yapılabilir. Yaygın kullanıma göre bunlar; Kişinin kendisiyle iletişimi, kişilerarası iletişim, grup iletişimi, örgüt iletişimi, kitle iletişimi, reklamcılık, halkla ilişkiler, ulusal ve uluslararası iletişim ve teknolojik iletişim. Kavramsal olarak ise iletişim; sözsüz iletişim, sözlü iletişim, yazılı iletişim ve görsel iletişim şeklinde adlandırılır.

Kişinin Kendisiyle İletişimi

İnsanın kendisiyle iletişimi, her an bedenini, kalp atışlarını izlemesi, kan dolaşımını takip etmesi anlamına gelmez. Kişinin kendi varlığına ilişkin kaygıları, sevgisi, düşleri, planları, kendisini nasıl gördüğü ve nasıl görmek istediğine ilişkin düşünceleri, iç hesaplaşmaları, pazarlıkları, kendi geleceğini tasarlaması, stratejiler belirlemesi, giyimi, süslenmesi, aynada kendisine bakışı, kendisini küçümsemesi, kendisini eleştirmesi, çözümlemesi gibi hayatına dair çoğu zaman başkaları ile fazla paylaşmadığı değerlendirmeler; kişinin kendisiyle iletişimidir.

Kişilerarası İletişim

Kişilerarası iletişim, insanın diğer kişilerle aynı mekânda, aynı anda doğrudan

sözlü, sözsüz yüz yüze iletişim hâlinde olmasıdır. Ancak yüz yüze iletişim dışında kişiler aynı mekânda bulunmaksızın mobil ya da sabit iletişim araçlarıyla, -telefon, mektup, internet- sözlü ve yazılı olarak iletişim faaliyetini sürdürür. Yüz yüze iletişimde zaman ve mekân birlikteliği vardır. Aynı ortamda bulunanlar sözlü-sözsüz (suskunluk, mimik, jest, giyim-kuşam, oturma, kalkma biçimlerine kadar çeşitlenen sözsüz iletişim kodları da dahil olmak üzere) iletişimde bulunurlar

Grup İletişimi

Grup, belli örgütlü yer ve zamanda, belli amaçlarla, belli tarihsel bağlamda ve şimdi bağlamında bir araya gelmiş veya bir araya getirilmiş insanlardan oluşur.

Grup, belli örgütlü yer ve zamanda, belli amaçlarla, belli tarihsel bağlamda

ve şimdi bağlamında bir araya gelmiş veya bir araya getirilmiş insanlardan oluşur. Gündelik yaşamda kişiler, isteyerek ya da zorunluluktan çeşitli gruplar içinde bulunurlar.

Örgüt İletişimi

Örgütler, belli amaçlarla kurulmuş, bir ya da birden çok üretim faaliyetini gerçekleştiren, birden çok insanın bir araya gelerek kurduğu yapı ya da topluluklardır.

Kitle İletişimi

Kitle iletişimi kitlelere yöneliktir. Kitle iletişimi bugün yaygın olarak kullanılmakta olan kitle iletişim araçlarının öncesinde de mevcuttu ve farklı farklı yöntemlerle gerçekleştirilmekteydi. Bu nedenle kitle iletişimi kişinin kendisiyle iletişiminden, kişilerarası iletişimden, grup iletişiminden, örgüt iletişiminden ve kurumsal iletişimden bir çok bakımdan ayrılmaktadır

Reklamcılık ve Halkla İlişkiler

Reklamcılık, bir ürünü geniş kitlelere/tüketici kesimlere tanıtma ve satın aldırma amacı taşımaktadır. Bu süreçte önemli olan ürünün özelliklerine ve amaca göre hedef kitlenin belirlenmesidir. Hedef kitle profili ve özellikleri dikkate alınarak bir reklam stratejisi hazırlanır ve bu hedef kitleye mal ve hizmetler çeşitli kitle iletişim araçları kullanılarak sunulur; yani, mal ve hizmetler pazarlanır ve satın alınması yönünde çalışılır.

Ulusal ve Uluslararası İletişim

Gerek siyasi ve sivil kurumlar gerekse şirketler, ulusal iletişim şeklini kullanırlar. Burada amaç, mal ve hizmetlerin ulus çapında tanıtılması ve satın alınmasının sağlanmasıdır. Burada önemli olan da mesajların ulus çapında tüketilecek ve özümsenecek şekilde sunumudur. Bu nedenle mesajların yapısı ve özellikleri uzun ve titiz bir çalışmadan sonra belirlenir.

 

Teknolojik İletişim

Günümüzde teknolojik ya da elektronik iletişim denildiğinde öncelikle mobil iletişim aygıtları, ipodlar, bilgisayar ve cep telefonları akla gelmektedir. Bütün bu aygıtlarla veri taşınması, veri işlenmesi gibi kullanımlar üzerinde durulur.

SÖZLÜ VE YAZILI İLETİŞİM

Gündelik hayatta yapılan işlerin, insanlar arası ilişkilerin daha çok sözlü iletişimle yürütüldüğü görülmektedir. Sözlü iletişim, “yazılı sembollerin ya da sözün söylenmesiyle kurulan ilişkileri” (Erdoğan, 2011:286) ifade eder. Söz, ilişkilerin kurulması ve yürütülmesi için bir araçtır. Sözle emir vermek, emir almak, birşey istemek, gülerek söylemek, kızgın bir biçimde söz söylemek, bağırarak konuşmak birer iletişim tarzıdır. O hâlde söz, basit bir söz dizisi değildir. Gündelik yaşamda ilişkilerin, iletişimin doğasının ayrılmaz bir parçasıdır.

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. “Herkesin bildiği ancak çok az kişinin doyurucu biçimde tanımlayabildiği insan etkinliği” tanımına karşılık gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
  2. a) Davranış
  3. b) İletişim
  4. c) Sezgi
  5. d) Hareket
  6. e) Üretim
  1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi iletişimin tanımını ifade etmektedir?
  2. a) İnsanların kendi istekleriyle aralarında kurdukları sözlü etkileşim davranışıdır.
  3. b) Bir insanın, bir başkasını etkileyebilmek için yapıp ettiği herşeydir.
  4. c) Bir yerden bir başka yere iletişim araçları kullanarak bilgi aktarılmasıdır.
  5. d) Semboller ve mesaj sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen toplumsal etkileşimdir.
  6. e) İnsanın biyolojik, psikolojik ve toplumsal varlığını üretme ve geliştirmesinin zorunlu koşulu olan zihinsel, ilişkisel faaliyetler bütünüdür.
  1. Grup iletişimi ile örgüt iletişimi arasındaki farkı aşağıdaki ifadelerden hangisi açıklamaktadır?
  2. a) Grup iletişimi, örgüt iletişimine kıyasla daha karmaşık bir yapıdadır.
  3. b) Örgüt iletişimi, daha çok belli çıkarları olan insanların bir araya gelmesinden oluşur.
  4. c) Örgüt iletişimi, grup iletişime göre daha etkili bir hiyerarşik yapı içerisinde gerçekleştirilir.
  5. d) Grup iletişimi, her yerde durum ve rollere, mülkiyet ve güç ilişkilerine bakılmaksızın aynı

karakterler taşımaktadır.

  1. e) Örgüt iletişimi, toplumsal yaşamın sadece belli örgütlenme biçimlerinde amaçların ve ilişkilerin gerçekleştirilmesiyle ilgilidir.
  1. Aşağıdakilerden hangisi dilin işlevlerinden değildir?
  2. a) Dil, sadece bir iletişim aracı olarak işlev görür ve kendi dışında var olan anlamları taşır.
  3. b) Dille gerçekler açıklandığı gibi farklı gerçeklik kurguları içeren anlatılar da inşâ edilir.
  4. c) Dil içinde yaşadığımız dünyada, belli tarzda davranmayı sağlar.
  5. d) İnsanın hedeflerini gerçekleştirme, diğer insanları etkileme, kontrol etme ve bunlara uygun anlatılar kurma aracı olarak kullanılır.
  6. e) Dil aracılığıyla insan, düşüncelerini yaşam koşullarına yansıtır ve yaşamını anlamlandırır.
  1. Aşağıdakilerden hangisi dil yapısını ve sözcükleri beceri ile kullanmak açısından önem taşıyan unsurlardan biri değildir?
  2. a) Tutarlılık sağlamak
  3. b) Haklılığını ispatlamak
  4. c) İkna edici ve inandırıcı olmak
  5. d) Hedeflerini belirtmek
  6. e) Sorun çözümünde çaresiz kalmak
  1. Aşağıdakilerden hangisi dil aracılığıyla gerçekleştirilen iletişimin özellikleri arasında yer alır?
  2. a) Dil kullanılmaya başlandığı ilk günden bu yana yalnızca sözel kodlamaya dayanan bir sistemdir.
  3. b) Aksi söylense de mekanların düzenlenmesi ayrı bir dil biçimi ortaya çıkarmaz.
  4. c) Giyim, kuşam gibi tüketim nesnelerinin görünümlerinin oluşturduğu kodlamalar, dilsel iletişimin parçası olamaz.
  5. d) Dil hem sözel, hem de sözel olmayan dil dışı dile/kodlamaya dayanır.
  6. e) Dili üreten hayat tarzımız yalnızca sözel dilin dolaşımı üzerine yapılanmıştır.
  1. “……………………, yazılı sembollerin ya da sözün söylenmesiyle kurulan ilişkileri ifade eder” cümlesinde boş bırakılan yeri aşağıdaki kavramlardan hangisi uygun düşer?
  2. a) Yazılı iletişim
  3. b) Sözlü iletişim
  4. c) Kitle iletişimi
  5. d) Beden dili
  6. e) Grup iletişimi
  1. Aşağıdakilerden hangisi iletişimin teknolojik araçlarından biri değildir?
  2. a) Sözcükler
  3. b) Telefon
  4. c) Telgraf
  5. a) Radyo
  6. b) Televizyon
  1. Aşağıdakilerden hangisi kişilerarası iletişim sürecinin unsurlarından biri değildir?
  2. a) İki ya da daha fazla insan arasında gelişir.
  3. b) Kaynağını farklı ihtiyaçlardan alır.
  4. c) Kesinlikle bir teknolojik aygıta (donanıma) ihtiyaç duyulmaktadır.
  5. d) Tanışıklıktan samimiyete değin farklı yoğunluklarda yaşanır.
  6. e) Karşılıklı duygusal etkileşim ile davranışlara dayanır.
  1. Aşağıdakilerden hangisi bir iletişim türü değildir?
  2. a) Kişinin kendisiyle iletişimi
  3. b) Grup iletişimi
  4. c) Örgüt iletişimi
  5. d) Katılımcı iletişim
  6. e) Kişilerarası iletişim

1.B, 2.E, 3.C, 4.A, 5.E, 6.D, 7.B, 8.A, 9.C, 10.D.

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 2  İLETİŞİMDE DİNLEME VE DİNLEMENİN İŞLEVLERİ  

GİRİŞ

Bireyin, dışında akıp giden, içinde yol aldığı, yeniden üretilip duran toplumsal gerçeklik hakkında farkındalığa sahip olması için dinlemeyi bilmesi gerekir. Birey, kendisini her gün yeniden üretebilmek, dahası var olabilmek için mevcut koşulları takip etmeli ve dinleme becerisine sahip olmalıdır. İnsanlar birçok toplumsal kural ve ilişki biçimini dinleyerek keşfederler. ‘Duymak’ ve ‘dinlemek’, insan iletişiminin ayrılmaz bir parçası olmanın ötesinde, doğada yaşam sürebilme açısından önem taşımaktadır.

BİR İLETİŞİM ARACI OLARAK DİNLEME 

Dinleme, konuşma ya da yüksek sesle okuma yoluyla gönderilen bir bildirimin algılanıp kavranmasıdır. Dinleme aynı zamanda öğrenme yollarından biridir ve amaçlıdır. Bir başka deyişle, işitilen şeylerin anlaşılıp öğrenilmesini sağlayan bir etkinliktir. Bireysel ve toplumsal yaşamda okuma, konuşma, dinleme eşdeğer önem taşır. Dinleme sırasında kimi kurallar göz ardı edilirse, işitilenlerin anlaşılamadığı ve öğrenilemediği gerçeği ortaya çıkar. Dinleme; anlama, bilgilenme ve beğenmenin yanısıra bir görgü kuralıdır da. Gerek günlük yaşamda gerek iş yaşamında gerekse toplumsal yaşamda sağlıklı ve iyi bir ortamın oluşması dinlemesini bilen insanların varlığına bağlıdır. Gündelik hayatta, iş yaşamında, tüm insan ilişkilerinde, karmaşıklaşan dünyada yön bulabilmek, hedefleri doğru belirlemek, öğrenmek, mal ve hizmet üretmek ve sunmak, pazarda başarılı olmak, müşteri ilişkilerini kurup sürdürebilmek, çıkan sorunları çözmek, benzer ya da farklı görüşleri ayırtedebilmek, farklı bakış açılarını gözlemlemek, farklı kültürleri tanımak ve farklı toplum kesimlerini anlamak için dinlemek, dinlemenin önemini bilmek gerekir. Etkin bir dinleme için de ilgili, bilgili ve donanımlı olmak gerekir.

Sadece duyuyor olmak dinleme becerisi kazanmanın tek koşulu değildir. En azından sese ve dile dayalı dış çevresel ipuçlarını dikkatle birleştirme ve anlamlı, anlaşılır bir mesaj oluşturma becerisi gerekir. Tüm sosyal ilişkilerde dinleme; saygı, sevgi, ilgi ve görgünün ifadesidir. Okulda sunulan bilgileri öğrenmenin temel aracı olan dinleme, aynı zamanda dersi anlatana, bilgisini sunana duyulan ilgi ve saygının da ifadesidir. Esasen insanın doğduğu günden itibaren dinlemek en önemli, olmazsa olmaz öğrenme aracıdır.

Örnek

  • 1970 ve 1980’lerden beri hizmet, finans ve iletişim sektörleri hızlı gelişimini sürdürmektedir. Halkla ilişkiler, müşteri ilişkileri gibi konulara önem veren, üyelerine, abonelerine, müşterilerine çok çeşitli mal ve hizmetler sunan büyük firmalar, tüketiciye/müşteriye hitap etmek, onları memnun etmek, hedef kitlesinden bilgi almak, aksaklıkları çözmek ve kampanyaları hakkında bilgi vermek üzere çağrı merkezleri kurmaktadır.
  • Tüm yardım hizmeti sunan iş alanlarında, eğitim, sağlık, hukuk, iletişim vb. alanlarda dinlemenin merkezi bir rolü bulunmaktadır. Bugün, iş yerlerinde etkili iletişimin en önemli parçası olan dinleme, iş yeri başarısında, takım-grup çalışmasında, ortak çalışmalarda stratejik bir unsur sayılmaktadır. Tıp fakültelerinde Sağlık İletişimi dersinde doktorun hastasını dinleme becerisi üzerinde durulmaktadır.

DİNLEMENİN İNSAN YAŞAMINDAKİ YERİ

Dinleme becerilerinin geliştirilmesi, günümüzde pek çok iş kolunda iletişim yetkinliğinin, önemli bir unsuru olarak görülmeye başlamıştır. İletişim becerilerinde etkili konuşma becerileri ve dinleme becerileri ayrılmaz bir bütündür. “İnsanlar nasıl iletişime geçebilir? Hayati konularda nasıl bilgili ve sürekli donanımlı olmayı başarır? Kendisinden farklı olanlarla nasıl özen ve dikkatle konuşabilir? Diğerleriyle birlikte nasıl çalışabilir? Farklı ya da karşıt kültürleri dinlemeyi nasıl öğrenebilir?” sorularının tamamı, etkili iletişim becerisi geliştirmek açısından önemlidir. Sadece günlük yaşam pratikleri değil, belki ondan da çok mesleki beceriler silsilesi içinde işlevi itibariyle dinleme önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır Örneğin, bir sınıfta ders anlatılırken aynı zamanda iletişim becerileri geliştirme çabası gösterilebilir. Öğrencilerin tartışmalara katkıda bulunmalarını teşvik etmek, katkıda bulunan öğrenciyi dikkatle dinlemek, notlar almak, dinlediğini gösterecek biçimde yorumlar yapmak, teşekkür etmek, bir başka katkıda bulunanla ilişkilendirmek, düzenli olarak öğrencilere çeşitli kategorilerde kendi performanslarını görmelerini sağlayacak değerlendirmeleri içeren birer sayfalık notlar dağıtmak gibi davranışlar öğrencinin iletişim becerisini geliştirecektir. Birşeyleri başkasının açısından görmekle, görmeyi denemekle, ‘doğruluğun/gerçekliğin’ çoğu zaman karmaşık olduğu, farklı insanların bu gerçekliğin alışılmamış yanlarını yakalamış olabileceği gözlemlenir. Birbiriyle çatışan bakış açılarına, formülasyonlara daha yakından bakmak bakış açısını geliştirir ve farklılıkların kavranmasını kolaylaştırır (Newton, 2008:17). Çatışma aşılarak ortak çalışma ya da işbirliği yapma olasılıkları böylece doğar.

Bir tartışmanın verimli olması, karşılıklı olarak dinleme eyleminin gerçekleştirilmesi ile mümkündür. kullanması, diğer düşüncelere itibar etmemesi, başka düşüncelerin, farklı söylemlerin dile getirilmesine, yayılmasına, dinlenmesine engel olması yerine, kendininkinden farklı bir bakış açısını anlamak üzere başkalarının düşüncelerini dinleme yolunu tercih etmesi, ‘demokratik dinleme becerisi’ olarak ifade edilir.

Dolayısıyla bireyin kendisine şu soruları sorması gerekir (Newton, 2008):

Başkalarının düşüncelerini göz ardı mı ediyorsun, yoksa özellikle dikkat sarfedip karşılık vermeye çalışıyor musun?

Birine düşüncesinin yanlış olduğunu, eksik ya da tutarsız yanlarının bulunduğunu söylemek için önce onu yeterince dinliyor musun?

Seninle aynı görüşte olmayanları dinliyor musun?

Meselelerin onların bakış açısında ne tür anlamlar doğurmuş olabileceğini hesaba katıp onları anlamaya çalışıyor musun?

Ses tonunda, kullandığın dilde, bakış ve davranış tarzınla karşı tarafa belirli bir saygı duygusunu iletiyor musun?

Birbirinizi dinlemeye yeterince zaman ayırarak karşılıklı olarak anlamaya yönelebiliyor musunuz?

Diyalog ve çok boyutlu düşünüp tartışmak, iletişimin çok önemli biçimleri olarak karşımıza çıkar. Örneğin, iletişim becerileri kazanmanın insanların yaşamlarını ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine katılmalarını sağlayabilecek toplumsal ilişkileri olanaklı kılabileceği öne sürülür. Bu konuda çeşitli tekniklere başvurularak tartışılan konuyla ilgili olgular sorgulanabilir ve çoklu bakış açısıyla değerlendirilir. Farklı seçenek ve olasılıkların eleştirel bir biçimde değerlendirilebilmesi için tüm taraflar dinlenir ve gerilimleri değerlendirilir. Çok temel meselelerin içinde taşıdığı seçenekler güç de olsa değerlendirilmeye çalışılır. Konuları her boyutu ile enine boyuna değerlendirme pratiği, iletişim ve topluluk hâlinde yaşama politikalarının köşe taşıdır. Düşünüp tartışmak insanları birbirine bağlayıcıdır; her ne kadar çıkar çatışmaları olsa da, kişilerin doğru karar almalarına olanak tanır, insanları sorunlarla ya da sınayıcı zorlu koşullarla ilgilenmek için harekete geçirmeye zorlar. İleri demokrasiyi hedefleyen toplumların tüm kurum ve bireyleriyle yaşadığı en önemli iletişim sorunlarından birisinin ‘dinleme becerisi’ olduğu ileri sürülür. Toplumsal ilişkilerde gücü elinde bulunduran ve kullanma potansiyelini çeşitli biçimlerde ortaya koyanın aynı zamanda kendisini dinletme gücünü de elinde bulundurduğu söylenebilir. Ancak dinleme becerisinin bu kuşatıcı boyutunun ötesinde gündelik yaşamda başka işlevleri de vardır.

Örnek

  • Demokratik dinleme becerisini, politik faaliyetlerinde önemli bir strateji olarak kullanan politikacılar, temsil etmeye talip oldukları farklı seçmen kitlelerini dinlemek üzere çok çeşitli uygulamalara başvurmaktadırlar. 2008 seçimlerinde büyük bir başarı elde eden Amerikan Başkanı Barack Obama, yaklaşan 2012 seçimlerinde de yeniden aday olacağını açıklayarak kampanya çalışmalarına erkenden başladığında seçmeni yönetime katan, seçmenin rolünü büyüten ve onu dinleyen bir söylemsel pratiği daha da genişletmiştir. Seçmene seslenirken “Kampanyamızın sizlerin umut ve rüyalarına dayandığından emin olmak istiyorum, kampanyamızı sizin ellerinize bıraktığımızdan emin olmak istiyorum ki bu eller aynı eller, aynı organizasyoncular, aynı gönüllüler, geçen zamanda sıradan insanların bir araya gelerek neler başarabileceğini gösteren eller…”. 15 Nisan 2011 Chicago konuşmasında “Bu kampanyada her kapıyı çalarak, dostları seferber ederek bugün burada olmamı sağladınız.” derken daha gidilecek çok yol, yapılacak çok iş olduğunu ve hep birlikte yol alacaklarını ifade eder ve en can alıcı noktayı vurgular: “Kim olduğumuz, nerden geldiğimiz, neye benzediğimiz önemli değil, bu ülkede herkes herkesten sorumludur.

Eğitim, öğretim alanının liderleri dinleme faktörünün, öğrenme açısından ne denli önemli olduğunu kabul etmişlerdir. Dinleme becerileri de en az okuma, yazma ve konuşma kadar önemli becerilerdirDinlemenin İnsan İlişkilerindeki Rolü ve Önemi

Dinlemenin insan iletişimindeki rolü, önemi, etkin dinlemeyi belirleyen faktörler ve engeller üzerine çok sayıda çalışma yürütülmüş; iyi dinleme alışkanlıklarının

Dinleme tüm iletişim biçimlerinde çok önemli rol oynar. İletişim süreçlerinin tamamının karmaşık yapısına benzer biçimde dinlemek de karmaşık bir yapı sergiler. Örneğin bir firmada ya da herhangi bir örgütlenmedeki süreçlere genel hatlarıyla bakalım:

Bu konuda pek çok ana ve alt konu başlığı üretilmiştir:

İletişim sürecinde dinlemenin doğasını anlama, iletişimin bir işlevi olarak dinleme

Aktif/etkili dinlemenin önemi

Dinlemenin amaçları ve türleri

Dinleme becerilerini geliştirme metodları

Dinlemeyi etkileyen unsurlar

Pek çok alanda dinleme araştırmaları ve dinleme toerilerinin geliştirilmesi vb.

Dinleme, zayıflık anlamına gelebilen bir pasiflik durumu değil; aksine aktif ve talep etme becerisidir. Dinlemenin, iletişim aracılığıyla yürüttüğümüz, yeniden ürettiğimiz yaşantımızın olmazsa olmaz bir iletişimsel unsuru olduğunun farkına varmak gerekmektedir.

Tüm başarı güzel, etkili konuşana ait görünür, güzel konuşana, hatiplere ödüller verilir; ancak dinleyenlerin kavrama, dinleme becerisi ikinci planda kalır. Dinleyenler olmasaydı o etkili sözler kaybolur giderdi. Dinleyenler olmasaydı, dinleyenlerin ve konuşanların paylaşımı olmasaydı pek çok insan belki bu sözlerle harekete geçmez; bireyler tepkilerini sunarak yeni kararlar almak üzere harekete geçmezdi.

Sözlü iletişim yani iyi konuşabilme yeteneği, işletme becerileri listesinin en tepesindedir ve dinlemeden çok az bahsedilir. Ancak bir konuşmacıda aranan birinci özellik insanları duyuculardan dinleyicilere çevirmeleridir (Adair, 2004:85).

Dinamik dinleme, değişen durumlara, koşullara karşı uyanık olma, hızla uyum sağlama becerisidir. Dinleme, yalnızca iş çevresindeki çalışmalarımız için değil, çevremizdeki diğer insanların bilgi, ilgi, endişe ve ihtiyaçları gibi pek çok konuyu kavramaya kapı aralayacaktır. Dinleme, iş yaşamında, mesleki çevrelerde, özel yaşamda, aile, akrabalar, dostlar, meslektaşlar arasında anlamlı ilişkiler kurulması ve sürdürülmesinde anahtar bir unsur olarak işlev görmektedir.

Dinlemenin kişilerarası ilişkilere yön veren, anlam kazandıran bir niteliğe sahip olabilmesi, konuşanın söyledikleri ile ilgilenildiğini, sorununun duyulduğunu, anlaşıldığını ve çözümü için yardımcı olmaya hazır olunduğunu gözlemlemesi ile mümkündür.

Başarılı bir iletişim için önemli olan unsurlar arasında yer alan ‘dinleme becerisi’, kişinin tüm hayatı boyunca rastlantılara bağlı olarak kendi kendisini eğitmesiyle mümkün olabildiği gibi, eğitim süreciyle de kazanılabilir.

Pasif dinlemeyi duyma düzeyinde kalan, aktif dinlemeyi ise belli gereksinimlerle yapılan dinleme olarak tarif etmektedirler. Pasif dinleme şekli bazı durumlarda, örneğin gürültülü dersliklerde arzu edilen bir dinleme şekli gibi görünse de; kimi zaman konuşanın söylediklerinin takip edilip edilmediğine, anlaşılıp anlaşılmadığına dair belirsizlik ve kaygı ortaya çıkarabilmekte, kimi zaman da dinleyicinin kendisini değerlendirmeye çalıştığı izlenimi uyandırabilmektedir.

Aktif dinleme ise, dinleme esnasında sessiz kalmanın yanı sıra karşıdakine, onun söylediklerini takip edip anlaşıldığına dair tepkilerde bulunulan bir dinleme şeklidir (Konter, 1996:137). Bu yönüyle aktif dinleme etkileşimli bir deneyim sunmaktadır. Bu sayede, dinleyen konuşma ortamına dahil edilmekte ve dinleyicilerden beslenen fikirlerin daha fazla gelişip olgunlaşmasına olanak sağlamaktadır

Etkin dinleyici olmak;

dinlemeye istekli olmak

dikkatli dinlemek

söylenen ve söylenmeyenleri kavramak

sorgulayıcı dinlemek

notlar almak

konuşmacının hangi duygularla konuştuğuna dikkat etmek

eksik bulduğunuz noktaları söz alma imkânı varsa, uygun bir üslupla ifade etmek

açıklanmaya muhtaç yanları varsa konuşmanın o noktalara dikkat çekmek

kendi karşı iddialarımızı etkili ancak saldırgan bir duygu durumundan uzak kalmaya çalışarak, kontrollü ortaya koymak

yapılan konuşmanın satır aralarını okumak

konuşmacının nasıl bir resim çizdiğini bütün olarak kavramaya çalışmak,

bir söz, bir kıpırdanma, memnun olunmuşsa bunu baş hareketi ile göstermek ya da karşı görüş bildirecek gibi bir anlam veren bir oturma biçimine geçmek üzere koltukta oturuşunu değiştirme

gibi pek çok unsur sayılabilir.

ETKİLİ DİNLEMELİ BECERİSİ KAZANMAK

Etkili dinleme, ‘üçüncü bir kulakla dinlemek’ şeklinde de ifade edilir. Etkili (aktif) dinlemeyi öğrenmek için, dinleme beceri ve yetisini geliştirmek gerekir.

Bunun için belirlenebilen bazı davranışlar şunlardır:

Dikkati konuşan kişiye yöneltme

Dikkati konuşulan, anlatılan ya da okunan konu üzerinde toplama

Dikkati konuşma, anlatma, okunma süresince sürdürebilme

Dinlenenler içinden önemli düşünceleri seçip not alma

Dinlenenler içinden farklı anlamlara gelebilecek sözleri bulup not etme

Dinlenenler içinden varsa konuyla ilgili olmayan sözleri bulup not etme

Dinlenenler içinde, varsa çelişki ve tutarsızlıkları bulup not etme

Konuşmacının ve diğer dinleyicilerin dikkatini dağıtacak gereksiz konuşmalarla uyarılarda bulunma ya da fısıldaşma gibi davranışlardan kaçınma

Konuşmayla ilgili soru yöneltirken görüş ya da karşı görüş bildirirken söz isteme

Zaman zaman başını sallayarak, tebessümle, beden diliyle konuşmacının sözlerine duyulan ilgi ve verilen önem, sözsüz davranışlarla ortaya konulur (İkili konuşmalarda buna benzer tepkiler vermek daha kolaydır.)

Konuşmanın bitiminde konunun anlaşılmayan ya da yeterince açığa kavuşmayan yönleriyle ilgili olarak konuşmacıya soru(lar) yöneltme (Konuşmacı konuşmasının kimi bölümlerinde ara verir ve bölümle ilgili görüş ya da soru olup olmadığını sorarsa, bu sorular konuşmacıya bu ara bölümlerde de sorulabilir.)

Bu davranışları kazanan kişilerin aşağıda sıralanan becerileri kazandıkları ifade edilebilir

Söyleneni, anlatılanı, konuşulanı ya da okunanı tam anlamıyla ve tüm kavramlarıyla anlamak için dinleyebilme

İş, arkadaşlık ve diğer insan ilişkilerinde karşısındakini saygılı bir biçimde dinleyebilme

Duyduklarından yararlanmak için kesintisiz dinleyebilme

Dinlediklerinin temel düşüncesini kavrayabilme

Dinlenenler içinde sıralama yapabilme ya da neden-sonuç ilişkisi kurabilme

Dinlediklerinin yararlı, gerçek, eksik, yanlış, abartılı, yönlerini seçebilme

Dinlediklerini kısa süre içinde değerlendirebilme

Daha önce de ifade edildiği gibi aktif dinlemeye konu olan örnekler sadece toplantı ve konferanslar değildir.

Dinleme Becerisi Geliştirme Amaçlı Yürütülen Çalışmalar

Dinlemek ve söylenenlerdeki duyguları ayırt etmek artık pek çok alanda olduğu gibi iletişim alanında da önemlidir. Özellikle insanlarla birebir iletişim gerektiren meslekler açısından bu konu üzerinde çok daha hassasiyetle durulmaktadır. Bu bağlamda, dinleme ve duygu ayırt etme programları geliştirilmiştir.

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi dinleme eylemini açıklamaktadır?
  2. a) Duymak dinlemenin ilk koşuludur.
  3. b) İyi duyan iyi dinleyendir.
  4. c) Dinleme daima insanın iradesine bağlıdır.
  5. d) Dinleme bireyin kendisini hoşnut kılan ses ve sözlere odaklanmasıdır.
  6. e) Dinleme, ses, akustik söz ve söylemlerin biçim, içerik ve üsluplarını, örtük, açık anlamlarını kavrayabilme, öğrenme ve keşfedebilmenin tek değil ancak ilk koşuludur.
  7. İnsanlık tarihinde yazının henüz kullanılmadığı dönemlerde dinleme hangi açıdan önem taşımaktaydı?
  8. a) İnsanlar yalnızca doğayı ve doğal sesleri dinlemişlerdir.
  9. b) İnsanoğlu bilgi, hikâye ve olay gibi sözlü kültüre konu olan birikimini kuşaktan kuşağa aktarmış ve yeniden üretmiştir.
  10. c) İnsanlar yalnızca sözü geçen, güçlü yönetici ve idarecileri dinlemişlerdir.
  11. d) İnsanlar sadece güzel söz söyleyen bilginleri dinlemişlerdir.
  12. e) Dinleme günümüzdeki kadar önemli olmamıştır.
  13. Aşağıdakilerden hangisi iş yaşamında dinlemenin önemini vurgulayan bir ifade değildir?
  14. a) İş yaşamında dinlemek çalışanın bir tabi oluş hâlidir ve buna uymak birincil çalışma koşuludur.
  15. b) Sorunsuz ve barışçıl bir iş ortamı için çalışanların dinleme becerilerini geliştirmek gerekir.
  16. c) Yöneticilerin çalışanları dinlemesi, işbirliği ve verimlilik için önemlidir.
  17. d) Müşteri ilişkilerinde etkili iletişim süreci geliştirmek ve çözüm üretebilmek için iyi bir dinleyici olmak gerekir.
  18. e) İş yaşamında iyi bir dinleyici olmak, hataları azaltır.
  19. Aşağıdakilerden hangisi demokratik dinleme becerisinin özellikleri arasında yer alır?
  20. a) Demokratik dinleme, farklı olana zaman zaman hoşgörü göstermek ve söz hakkı vermek anlamına gelir.
  21. b) Demokratik dinleme, başka düşüncelerin ifade edilmesine izin verir tarzda diyalog kurma eğilimini ifade eder.
  22. c) Demokratik dinleme sürekli eleştirme ve ötekinin bakış açısını sorgulama becerisi geliştirmektir.
  23. d) Demokratik dinleme, sadece iş yaşamında geçerlidir.
  24. e) Demokratik dinleme, güçlü konumda olanın zayıf olanı dinlemesidir.
  1. Aşağıdakilerden hangisi aktif dinlemenin özellikleri arasında sıralanabilir?
  2. a) Konu hakkında belirli bir hazırlık yapılmaksızın önemsemeden dinlemektir.
  3. b) Konuşmacıyı eleştirme, sorularla zor durumda bırakma, kimi zaman karşı çıkma eylemlerinin tamamını kapsar.
  4. c) Karşılıklı diyaloğa dayanan, öz güveni zedelemeyen ve gerilimi azaltan bir dinleme türüdür.
  5. d) Konunun ya da konuşmacının söylediklerinden hareketle belirli bir savunma mekanizması geliştirmek ve karşı tarafın düşüncesini yalanlamak için stratejiler geliştirmektir.
  6. e) Konuşmacının eksik, yanlış, abartılı, çelişkili ve zayıf yönlerini ortaya koyma çabasıdır
  7. “…………………,, konuşma ya da yüksek sesle okuma yoluyla gönderilen bir bildirimin algılanıp kavranması” şeklinde tanımı yapılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
  8. a) Dinleme
  9. b) İzleme
  10. c) Okuma
  11. d) Yazma
  12. e) Dokunma
  13. Aşağıdakilerden hangisi duyma ile dinleme arasındaki farklılığı ifade eder?
  14. a) Duymak, işitebilir olmak iken, dinlemek okuyabilir olmaktır.
  15. b) Duymak, anlaşmanın ön koşulu iken; dinlemek çatışmanın ön koşuludur.
  16. c) Duymak, diyolağa dayanırken; dinlemek, monoloğa dayanır.
  17. d) Duymak, akustik bilgiye erişmek; dinlemek ise bu bilgiyi kullanma becerisine sahip olmaktır.
  18. e) Duymak, konuşmanın, dinlemek ise yazmanın karşıtıdır.
  19. Aşağıdakilerden hangisi etkili dinlemenin insan hayatındaki olumlu etkilerinden biri değildir?
  20. a) Aile fertleri ve arkadaşlar arasında karşılıklı diyaloğun gelişmesi
  21. b) Örgtülerde üretkenlik ve performansın artması
  22. c) Öğrenme ve akılda tutma becerisinin gelişmesi
  23. d) Farklı ırk, ulus, cinsiyet ve yaştan olanlar arasında anlayışın gelişmesi
  24. e) Karşıdakine argümanını kabul ettirme baskısının kurulması
  25. Aşağıdakilerden hangisi bilinçli bir dinleyici olmanın bireye kazandırdığı özellikler arasında yer almaz?
  26. a) Karşı tarafın gereksinimleri çözümlenir.
  27. b) Dinlenilen konuya hâkim olunur.
  28. c) Dinlemek, genelde sıkıcı bir eylemdir ve başarıyla yürütülmesi imkânsızdır.
  29. d) Toplantılarda konuyla ilişkili ön bilgiyle dinleme daha etkili hale gelir.
  30. e) Dinlemek, çözüm üretmeyi kolaylaştırır.
  31. Aşağıdakilerden hangisi dinemenin kişilerarası iletişime yön verme özelliklerinden biri değildir?
  32. a) İnsanların hareket tarzlarını biçimlendirmek
  33. b) Konuşanın söyledikleri ile ilgilenildiğini göstermek
  34. c) İfade edilen düşüncelerin algılandığının jest ve mimiklerle yansıtılması
  35. d) Konuşmacıya karşı olumsuz tutum geliştirme
  36. e) Asıl anlamı çıkarabilmek için çaba harcanması.

Cevap Anahtarı:

1.E, 2.B, 3.A, 4.B, 5.C, 6.A, 7.D, 8.E, 9.C, 10.D

ÜNİTE 3  DİNLEMENİN GELİŞTİRİLMESİ VE AKTİF GERİBİLDİRİM

GİRİŞ

Etkili bir konuşma yapabilmek için öncelikle insanların nasıl dinlediğini anlamak gerekir. İnsanlar arası iletişimin doğru sağlanabilmesi ve sorunsuz ilerleyebilmesi için etkin dinleme çok önemlidir. İyi bir dinleyici olmak, iyi ilişkiler kurulabilmesinin, karşılıklı saygı ve anlayış geliştirilmesinin temelini oluşturur. Ancak işitme ve dinleme birbirinden farklıdır. Etkin dinleme, her birey tarafından geliştirilmesi gereken bir dinleme becerisidir. Gerekli çabayı göstererek etkin dinleme sağlanabilir. Aslında iletişim becerileri geliştirilirken, dinlemenin de ilişki kurmanın bir parçası olduğunu bilmek gerekir.

DİNLEME TÜRLERİTÜRLERİTÜRLERİ

Dinleme eylemi, bireyin, kendisine aktarılanlardan anladığının ne olduğunu geri iletim yoluyla karşısındakine ifade etmesi şeklinde açıklanabilir. Burada kastedilen geri iletim, “bire bir aynı şeyleri ifade etme” olarak değerlendirilmemelidir. Dinleyenin, konuşanın duygularını açarak, kendi yorumunu katarak ve kendi duygularını açıklayarak geri iletimde bulunması önem taşır. Bireylerin birbirlerinin iç dünyalarına, duygularını açmaları yoluyla ulaşmaları, derin ve doyurucu ilişkilerin yaşanmasını sağlar. Duygular, özellikle olumsuz kavramlarla ifade edildiği zaman etkisini kaybeder. Burada sözü edilen etki, duyguların insan ruhu üzerinde yaptığı küçük ya da büyük farklılıklara ve buna bağlı değişikliklerdir.

Dinlemek, sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda söylenenlerin önemini kavramak, değerlendirmek ve karşısındaki bireye bunu hissettirebilmek, aktarabilmektir. Bu nedenle dinleme, aktif bir süreçtir. Dinleme bir beceridir ve bu beceri birtakım kural ve tekniklerle çok daha etkili bir eylemselliğe dönüştürülebilir. Gerçek bir dinleme bazı unsurların bir araya gelmesiyle gerçekleşir. Bu unsurlar;

Sözcükleri duymak

Mesajı anlamak

Eyleme geçirmektir.

Yüzeysel dinleyici açısından konuşanın kullandığı kelimeler yüzeyde kalır. Bu dinleyiciler, altta yatan asıl anlama ulaşamazlar. Görünen anlamı ciddiye alırlar.

Dinlemek insana kendini ölçme, değerlendirme imkânlarını sağlar.

( F. W. Foersten )

Dinlemenin daha iyi anlaşılabilmesi için dinleme biçimlerini detaylıca ele almak gerekir. Çünkü çoğu zaman bireyler etkin dinlemeyi başaramazlar. Unutulmamalıdır ki, birçok dinleyici profili mevcuttur. Bu dinleyiciler (Derslopedi, 2011):

Tuzak kurucu dinleyici : Bu tür dinleyiciler hiç katılım sağlamadan, seslerini çıkarmadan dinlerler, çünkü bu bireyler dinledikleri bilgiden yararlanarak konuşmacıyı zor durumda bırakacak durumlar yakalamaya çalışırlar.

Seçici dinleyici: Bu kategoride yer alan dinleyiciler, konuşma sırasında kendi ilgi alanına giren kısımları dinlemektedir. Anlatılanların tamamıyla ilgilenmezler.

Saplanmış dinleyici: Duygusal yönden sabitlenmiş dinleyiciler saplanmış dinleyici kategorisinde yer alırlar.

Savunucu dinleyici: Bu tür dinleyiciler ne duyarsa duysunlar her söyleneni kendine yönelmiş bir saldırı saymakta ve hemen karşı savunmaya geçmektedirler.

Yüzeysel dinleyici: Konuşanın kullandığı kelimeler yüzeyde kalmaktadır. Bu dinleyiciler, altta yatan asıl anlama ulaşamazlar. Görünen anlamı ciddiye alırlar.

Aktif dinleyici: Geribildirimde bulunarak karşısındaki bireyin anlattığıyla kendi düşündüklerinin aynı olup olmadığını teyit eden dinleme şeklidir.

Görünüşte dinleyici: Dışarıdan bakıldığında karşıdaki birey aktif dinliyormuş gibi görünebilir ancak iç dünyasında bambaşka yerlerdedir ya da aklında söylenilenlerden daha önemli düşünceler vardır.

Örnek

  • Çağrı merkezinde çalışan müşteri temsilcisi, her zaman aktif bir dinleyici olmalıdır. Bu şekilde müşterinin söylemlerini iyi dinleyecek ve talebi doğru analiz edip uygun çözümü sunacaktır.

İNSANLAR NASIL DİNLER? Çok az insan dinlerken etkili bir şekilde yoğunlaşabilir. Birçok insanın özellikle kendi düşünceleri yüzünden zihinleri dağılır. Bu bazen ‘350 numaralı yolda ilerlemek’ olarak adlandırılmaktadır. İnsan zihni dakikada yaklaşık 500 kelime işlemektedir; ama biz konuşurken dakikada yaklaşık 150 kelime kullanırız, her ikisi arasındaki fark ise 350’dir. Dinleyici kendini kapattığında muhtemelen 350 numaralı yolda gezinmektedir. Uzun, sıkıcı bir toplantıda oturmuş, masanızın üzerinde bıraktığınız acil çözüm bekleyen sorunları düşünüyor, bir yandan da konuşmacının söylediklerini dinliyor; daha iyi bir deyişle, yarı dinliyorsanız, 350 numaralı yolda dolaşıyorsunuz demektir. Bazen dinleyicinin söylediği bir şey yüzünden dikkatiniz dağılmıştır. Belki sizce kabul edilemez belirli bir eylemi yaşama geçirmeyi önermiştir ve siz beyninizde kalan boşluğu karşı bir sav geliştirmekle meşgul edersiniz. 350 numaralı yolda geziniyorsunuzdur. Birçok dinleyici konuşmacının söylediği her şeyi emen kuru bir sünger değildir. Sürekli, duyduklarını değerlendirirler, sindirirler, reddederler, ya da kabul ederler. Konuşmayı kendi deneyimlerinden, ön yargılarından hareketle ve ona bir değer atfederek değerlendirirler: Bu işe yarayacak mı? Mantıksal mı? Eğer kabul edersem ne olur? Hoş görülebilir mi? Sadece konuşmanın içeriğini değerlendirmekle kalmazlar, aynı zamanda konuşmacının kendisini de değerlendirirler: Bunu neden söylüyor? Deneyimi ne? Ne üzerine konuştuğunu biliyor mu? Dolayısıyla dinleyiciler bazen yoğunlaşamazlar ve kendi düşünceleriyle veya konuşmacının söyledikleriyle dikkatleri dağılabilir. Bundan başka konuşmacının bir davranışı ya da görünüşü yüzünden dikkatleri dağılabilir (Neden durmadan gözlüğünü çıkarıp duruyor? Bu yirminci ‘ee’si. Gri ayakkabılarla kehverengi bir takım elbise, ne korkunç zevk).

DİNLEMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Karşıdaki bireyi dinlerken bir takım engellerle karşılaşır. Bu engeller şunlardır:

Gürültü: Gürültünün varlığı işitmeyi engeller. Bu ndenle başarılı bir iletişim süreci açısından dikkati dağıtan dış etkileri göz ardı etmemek ve bunları kabullenmemek gerekir.

Fiziksel koşullar: Sinir sistemi konuşma hızından dört kat daha fazlasını dinleyebilme kapasitesine sahiptir. İnsanın sinir sistemi, dakikada 600 kelimelik bir konuşma hızını anlama kapasitesine sahip olmasına rağmen, normal bir konuşmanın hızı dakikada 100-150 kelime arasındadır. Bu da insan sinir sisteminin sahip olduğu kapasitenin ancak dörtte biri veya altıda birini kullanması anlamına gelmektedir. Böylece insanın dinlemekte olduğu her dakika içinde zihni 450-500 kelimelik bir süre boş kalır ve bu süre dikkatin dağılmasını son derece kolaylaştırır, adeta bireyi dinlememeye teşvik eder.

Konuşmaya değer vermeme: Birey genellikle konuşmaya daha fazla, dinlemeye daha az önem verir. İyi ilişki kuran bireyler ise her zaman konuşma-dinleme oranını yakından takip etme eğilimindedirler. Dinlemenin önündeki en aşılmaz olarak bilinen engel, bireyin kendisiyle meşgul olmasıdır.

Uzun süreli dinleme: Konuşmacıyı sürekli olarak dinlemeye odaklanmak oldukça zordur. Dinleyici her yönüyle kendini konuşmacıyı anlamaya verdiğinde oldukça yorulacaktır. Çok uzun süreli olarak dikkatli bir şekilde gerçekleştirilen dinleme eylemiyle zihin daha çok yorulur. Karşıdaki bireyin uzun süre dinlenmesi gereken bir durum sözkonusu olduğunda dinleyicinin daha çok enerji toplayıp konsantre olması gerekir.

Dinleyicinin kendisiyle meşgul olması: Dinlemenin önündeki en aşılmaz olarak bilinen engel, bireyin kendisiyle meşgul olmasıdır. Bu durum hem televizyon izleyip hem de konuşmaya çalışmak ya da dergi okurken bir şeyler söylemeye çalışmak gibidir.

Ön yargı: Anlatana ya da anlatılana ön yargılı yaklaşmak, dinlemeyi ve anlamayı engellemektedir. Önyargıların bir kenara bırakılıp dinlemenin gerçekleşmesi gerekmektedir

DİNLEMEK ZORDUR Eğer hiç kimsenin sizi dinleme olasılığı yoksa bir konuşma yapmaya çalışmanın yararının ne olduğunu merak etmeye başlamış olabilirsiniz; ama şimdilik bana katlanmanızı istiyorum. Şimdilik, insanların dinlemede başarısız olmalarının diğer bazı nedenleri olarak şunlar söylenebilir:

Söylenecek olanları tahmin edip kendilerini kapatırlar.

Kendi sıraları geldiğinde ne söyleyeceklerini planlıyorlardır.

Yorgun, kaygılı vs. olabilirler; zihinlerinde yoğunlaşamayacakları kadar çok şey vardır. İstemiyorlardır ya da konuşmacının sesini monoton ve sıkıcı bulmuşlardır.

Konu oldukça karışık ve izlenmesi zor bir konudur.

Konu çok basittir.

Konuşmacı özgüven ve inandırıcılıktan yoksundur.

Sandalye sert, oda çok sıcak veya çok soğuk ya da dışarıdan gelen trafik sesleri çok dikkat dağıtıcıdır.

Örnek: Bireylere iletişim becerilerini nasıl geliştirecekleri sorulduğunda çoğunun vereceği yanıt, ikna kabiliyetini artırmak ya da toplum içinde konuşma becerisini geliştirmek şeklinde olacaktır.

Örnek: Özellikle müşterilere hizmet verilirken müşterinin davranışına göre yaklaşım sergilenmemelidir. Sinirli bir ses tonuyla talebini ileten müşterinin aslında o kuruma gerçekten bağlı müşteri profili olduğu unutulmamalıdır.

ÇALIŞANLARIN SİNİRİNİ BOZMANIN BEŞ YOLU Lou Hampton, çalışanların canını sıkan hatta sinirlerini bozan beş kötü dinleme alışkanlığı üzerinde durur. Bu gerçekten de önemli bir konu, çünkü mutsuz bir çalışan eninde sonunda başka bir iş arayışına girecektir. Bu durum bir iş yeri için çalışanların eğitimi ve iş sürecine alışması noktasında 13 milyar ABD Doları zarar anlamına gelmektedir. Hampton (2001), 250 mesleki profesyonel üzerinde yaptığı alan araştırmasının sonucunda genel anlamda çalışanların sinirini bozan beş dinleme alışkanlığına dikkat çekmektedir.

Çok sinir bozan dinleme alışkanlıkları şunlardır:

  1. Çalışanların konuşmalarını yarıda kesmek: Çalışan konuşurken sözünü yarıda kesmek, vermeye çalıştığı mesaja odaklanılmasını engellemektedir. Bu tür bir davranış, çalışanlar üzerinde fikirlerinin değersiz olduğu izlenimi doğuracak; bundan daha önemli meseleler olduğu düşüncesi açığa çıkacaktır.
  2. Çalışanla konuşurken göz teması kurmamak ya da göz temasından kaçınmak: Çalışan personel, konuşurken yöneticisinin kendisini dikkate almasını ve fikirlerine değer vermesini bekler. Karşıdaki kişinin fikirlerine ve konuşmasına odaklanmanın en belirgin ifadesi ise karşı tarafla göz teması kurmak şeklinde belirir.
  3. Çalışanın ifadelerine geribildirimde bulunmamak: Çalışan, yöneticisinin yanına bir fikir veya sorunla geldiğinde yöneticisinin kendisine önerilerde bulunmasını ve kendisini yönlendirmesini bekler. Yönetici, çalışanına görüşlerinden veya vermiş olduğu mesajdan dolayı herhangi bir geribildirimde bulunmadığında çalışanın kafası karışacak, yöneticisinin kendisiyle aynı veya zıt fikirde olup olmadığını anlayamayacaktır. Daha da önemlisi sorununa herhangi bir çözüm geliştirmediği için yöneticisine ilişkin hayal kırıklıkları yaşayacaktır. 4.Telefona cevap vermek için çalışanı geri çevirme: Genellikle yöneticiler, çalışanları ile konuşma anında telefonun çalması üzerine konuşmayı yarıda keserek telefona cevap vermeyi tercih etmektedirler. Böyle bir durumda yönetici, telefonla gelen çağrının, çalışanının fikirlerinden daha önemli olduğu kanısını uyandıracaktır.
  4. Çalışan karşınızda konuşurken mesaj, e-posta veya gazete okumak: Çalışan personel, yöneticisine herhangi bir konuda açıklama yaparken yöneticinin bilgisayarın karşısında e-postalarına bakması, masanın üzerindeki yazılı dokümanları gözden geçirmesi veya bir başka işle uğraşması, çalışanın üzerinde durduğu konunun detaylarını kaçırmasına neden olacaktır. Bu durumda yöneticisine bir şeyler aktarmaya çalışan personel kendisini gereksiz ve önemsiz hissederek bir an önce o ortamı terk etmek isteyecektir.

ETKİLİ DİNLEME İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Etkili dinleme, karşı tarafın vermek istediği mesajın doğru ve eksiksiz anlaşılması açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda yapılması gerekenler (Derslopedi, 2011):

İlgi alanlarının geliştirilmesi: Merak edilen ve bireyi ilgilendiren durumlarda dinlemeye karşı daha istekli davranış sergilenir. İlgi duyulmayan bir konuyu sıkıcı bulup dinlememek yerine konuya araştırmacı bir düşünce tarzı ile yaklaşmak, bireye ilgiyle dinleme imkânı verir.

Konsantrasyon gücünün artırılması: İyi bir dinleyici, çevredeki, dinlemeyi engelleyen etkenleri dikkate almayan ve dinlemeyi etkili bir şekilde yapabilen bireydir. Konsantrasyonu bozan gürültü ve sesler kontrol altına alındığında etkin dinleme olasılığı artar.

Konuşmakta olan bireye dönük olma: Etkin dinleme, dikkatin konuşmacıya yöneltilmesi anlamına gelir. Dikkati yönlendirmenin bir yolu da konuşmacıya bakmaktır. Bakmak aynı zamanda söylenene konsantre olmayı sağlar. Dolayısıyla birisiyle karşılıklı olarak konuşulurken başka bir şeyle ilgilenilmemesi ve bunun alışkanlık haline getirilmesi gerekir.

Bireyin ihtiyacının saptanması: İnsanlar çok çeşitli nedenlerle konuşma eylemini gerçekleştirirler. Herhengi bir konuşma dinlenilerek karşıdaki bireyin konuşma nedeni ve ihtiyacı ortaya çıkarılmalıdır.

Örnek :Gürültünün geldiği kapı kapatılabilir, telefonun çalması önlenebilir. Böylelikle zihin sakin tutulabilir. Dinlerken konsantre olmaya çalışıldıkça konsantre olma gücü artar ve dinleme eyleminde başarı düzeyi artar.

Örnek :Çağrı merkezi sektöründe çalışan müşteri temsilcisinin, müşterinin o andaki ihtiyacını anlamak için iyi bir dinleyici olması gerekir. Müşteri zaman zaman rahatlamak, öfkesini çıkarmak, ikna etmek, anlaşılmak gibi bir çok nedenle konuşmak ister. Bu nedenle müşterinin konuşmasına fırsat verilmelidir.

Açıklayıcı soruların sorulması: Açıklayıcı sorular sorulması konuşmakta olan bireyin hâlâ dinlenmekte olduğunu, konuşmaya olan ilgisini göstermektedir. Bu durum, karşıdaki bireye daha çok şey anlatılmasını sağlar.

Konuşan bireyin sözünün kesilmemesi: Çoğu birey sözünün kesilmesine sert tepki gösterir ve bunu saygısızlık olarak yorumlar. Eğer arada sözü kesilmeyecek olursa; bu, birey için büyük bir iltifattır.

Söz kesme eğilimi olan bireylerin, bu davranışı sergileme nedenleri şunlardır:

Başkalarının söylediklerine yeteri kadar değer vermeme

Kendisinin ne kadar zeki ve etkileme potansiyeli olduğunu başkalarına göstermek isteme

Konunun belli aralıklarla özetlenmesi: Dinleme tekniklerinden birisi de belli aralıklarla konuşmacının söylediklerini özetlemek ve konuşmacıya geribildirimde bulunmaktır.

Düşünceler ifade edilirken konuşmacınınkullandığı kavramların tercih edilmesi: Yapılan konuşmalarda karşıdaki bireyin kullandığı sözcük ve ifadelere yer verilmesi etkin bir dinleme gerçekleştirildiğini gösterecektir.

Örnek Özellikle müşteriler ile iletişim halindeyken, onların kendilerini ifade etmeleri için onlara ihtiyaç duydukları zaman verilmelidir.

Örnek Müşteri sözünü tamamladığında, onun söylediği ifadeler tekrar edilmelidir. Tekrar etmek, müşteri temsilcisinin müşteriyi dinlemekte olduğunu kanıtlamakla kalmaz, aynı zamanda müşteri temsilcisinin de fikirlerini daha rahat ortaya koyması için de iyi bir fırsat sunar.

Duyguların gözden geçirilmesi: İnsanların çoğu belli bireylere ve durumlara tepki göstermelerine neden olan duygusal yükler taşırlar. Başka birini dinlerken bireyin hassaslaşması, duygularını gözden geçirmesini gerektirebilir.

Ön yargılı bakış açısının askıya alınması: Başkalarıyla konuşurken, herhangi bir karara varmadan önce anlatılanların sonuna kadar dinlenmesi gerekir. Eğer sabırsızca davranılırsa, konuşmaların gerçek amacı gözden kaçacaktır.

Konuşmacının tavırlarına takılıp kalınmaması: İletilen konunun içeriği üzerinde yoğunlaşıldığında, bu konunun nasıl iletildiği ikinci planda kalmaktadır. Bir görüş; iletenin görünüşüne, davranışlarına takılı kalarak değerlendirmemelidir.

Vücut diline dikkat edilmesi: Vücut dili iletişimde önemli bir unsurdur. Görsel ipuçları bir konuşmanın anlamını daha iyi kavramaya yardımcı olur.

Dinleme sırasında not tutulması: Dinleyicinin uzun süren konuşmalarda kullanabileceği diğer bir yöntem de önemli gördüğü kısımlar hakkında kısa notlar tutmasıdır.

Karşıdaki birey konuşurken konuşulmamalıdır.

Konuşmacıya kolaylık sağlanmalı, konuşmacının kendisini rahat hissetmesine fırsat verilmelidir.

Konuşmacıyı dinleme isteği içinde olunduğu ifade edilmeli, dinleyici konuşmacıya odaklanmalıdır.

Dikkat dağıtabilecek tüm unsurlar ortadan kaldırılmalıdır.

Konuşmacı etkili bir şekilde dinlenmelidir.

Konuşma, sonuna kadar sabırlı bir şekilde dinlenmelidir.

Dinleyen birey rahat ve sakin olmalıdır.

Konuya ve ifadelere ilişkin eleştiriler sonraya bırakılmalı, konuşmacının mesajı başka sözcüklerle derinleştirilmelidir.

Dinleyici konuşmaya bir katkıda bulunacaksa mutlaka konuşmacının sözünü bitirmesi beklenmelidir.

Örnek Çağrı merkezinde müşteri temsilcisi, müşteriye hizmet verirken, müşterinin aktardığı bilgileri anlayabilmek ve anladığını aktarabilmek için detayları not tutmalıdır. İletilen sorununun ya da talebin analizinde ve çözüm aşamasında bu bilgiler faydalı olacaktır.

 KONUŞMANIN GÖRSEL YANLARINI KULLANARAK KÖTÜ BİR DİNLEMENİN ÜSTESİNDEN NASIL GELİNİR?

Yüz ifadelerinizi, göz Dinleyicileretemasını, mimikleri kullanın ve gergin tavırlardan kaçının.  tepki vererek ve dinleyicilerle etkileşime girerek onları konuşmaya dahil edin. Görsel malzemeler kullanın, dinleyicinin deneyimlerini kullanın ve kısa notlar dağıtarak açıklayın.

Heyecan, canlılık ve samimiyet katın.

DİNLEMEDE AKTİF GERİBİLDİRİM

Çok yönlü süreç olan iletişimin sürekliliğini etkileyen en önemli özellik, bir konuyu öğreniyor ya da öğretiyorken, dinleyenin mesajı çözüp değerlendirmesinden sonra yeni bir mesaj kodlaması ve geribildirimde (feed back) bulunmasıdır. Eğer farklı bir anlaşılma söz konusuysa, bunun hemen doğrulanması ve düzeltilmesi sonradan karşılaşılacak sorunların da önünü kesecektir.

Doğru ve sağlıklı bir iletişim sağlanabilmesi için geribildirimde yer alması gereken özellikler şunlardır:

Anlatanı tam olarak dinlemek ve anlamaya hazır olmak

Kavramların içeriğine ve aktarılmak istenen duygulara açık olmak

Kavramların sözlük anlamları dışında ‘dinleyen bireyde’ ne anlama geldiğini bilmek istemek

Ana konuyu kaçırmamak ve konuyu özetlemek

İletişimi ön yargı ile kesmemek

Anlatanın duygularını anlayabilmek, bireylerin farklı bakış açılarından bakmayı başarabilmek

Üzerinde fikir birliği olmayan noktalardan önce, anlaşılan noktaları açıklığa kavuşturmak

Üzerinde fikir birliği olmayan noktaların ele alınışında kavramları ve bedeni dilini kontrol etmek, duygusal gerginliğin bedene ve ses tonuna yansımasını önlemek

Karar anında bile etkili dinlemek ve sağlıklı geribildirimden vazgeçmemek.

İletişim sürecinde anlatan konumundaki bireyin en çok ilgilendiği konu, geribildirimdir. En hızlı geribildirim yüz yüze iletişimle gerçekleşir. Dinleyen tarafından geribildirimde bulunulmaması, iletişimi bozan ve engelleyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

  • Detayların gözden kaçırılmaması: Konuşma sırasında vurgulanan ve ön plana çıkan ana düşüncenin yanı sıra belirtilmek istenen noktalar da olabilir. Bu noktaların anlaşılabilmesi ve bu konuda fikir yürütülüp gerekirse geribildirimde bulunulabilmesi için detaylar gözden kaçırılmamalıdır.
  • Amacın doğru anlaşılması: Her konuşmacının mutlaka bir amacı vardır. Bu nedenle karşı tarafta gelişmesi gereken yönler açıkça belirlenmeli ve örneklerle geribildirimde bulunulmalıdır.
  • Tutum ve davranışların iyi gözlemlenmesi: Davranışlar, tutumların bir yansımasıdır ve tutumlar da davranışlarla şekillenmektedir. Tutumlar, davranışların gerisindeki yönlendirici güçlerdir. Tutum, bireyin kendine ya da çevresindeki herhangi bir toplumsal konu, obje ya da olaya karşı deneyim, motivasyon ve bilgilerine dayanarak örgütlediği bilişsel, duygusal ve davranışsal bir tepki öneğilimidir
  • Yıkıcı geribildirimden kaçınılması: Bireylerin duygu ve davranışlarının nedenlerini anlamak için, açık iletişimin olduğu bir ortam sağlanmalıdır. İçinde bulunulan ortam, konuşmacının düşüncelerini, duygularını, fikir ve tutumlarını, karşılıklı suçlamalar, yıkıcı tutumlar olmaksızın rahatlıkla ifade edebileceği biçimde olmalıdır. Özgür bir ifadeye engel olan negatif geribildirimin iki genel biçimi duygusal tepkiler ve olumsuz sözsüz reaksiyonlardan oluşur.
  • Empatik yaklaşım sergilenmesi: Kendini başkalarının yerine koyabilmek ve olayları onların bakış açısıyla görebilmek için içtenlikle çabalamak gerekir.

Örnek Geribildirim konusunda müşteri temsilcisinden beklenilen, müşterinin kendisine anlattığı talebi analiz edip, yukarıda belirtilen yöntemlerle geribildirimde bulunmak ve sorununu çözümlemek, talebini ve beklentisini karşılamaktır.

DEĞERLENDİRME

  1. Aşağıdakilerden hangisi etkili dinlemeyi engelleyen unsurlardan biri değildir?
  2. a) Geribildirim
  3. b) Ön yargı
  4. c) Gürültü
  5. d) Fiziksel yapı
  6. e) Uzun sureli dinleme
  7. Aşağıdakilerden hangisinde dinleme türleri tam olarak belirtilmiştir?
  8. a) Seçerek dinleyen, savunucu, yüzeysel
  9. b) Aktif dinleyici, tuzak kurucu dinleyici, görünüşte dinleyen
  10. c) Saplanmış dinleyici, savunucu dinleyici, yüzeysel dinleyici
  11. d) Aktif dinleyici, etkin dinleyici, saplanmış dinleyici
  12. e) Tuzak kurucu dinleyici, seçerek dinleyen, saplanmış dinleyici, savunucu dinleyici, yüzeysel dinleyici, aktif dinleyici, görünüşte dinleyen
  13. Aşağıdakilerden hangisi geribildirimde yer alması gereken özelliklerden biri değildir?
  14. a) Anlatanı tam olarak dinlemek ve anlamaya hazır olmak
  15. b) Kelimelerin içeriğine ve aktarılmak istenen duygulara açık olmak
  16. c) Kelimelerin sözlük anlamları dışında ‘dinleyen bireyde’ ne anlama geldiğini bilmek istemek
  17. d) Ana konuyu kaçırmamak, özetler yapmak
  18. e) İletişimi önyargı ile kesmek
  19. Aşağıdaki dinleyici türlerinden hangisi duygusal yönden sabitlenmiş dinleyici kitlesi arasında yer alır?
  20. a) Tuzak kuran dinleyici
  21. b) Seçici dinleyici
  22. c) Savunucu dinleyici
  23. d) Aktif dinleyici
  24. e) Saplanmış dinleyici
  25. Aşağıdakilerden hangisi etkili dinleme için yapılması gerekenlerden biri değildir?
  26. a) Açıklayıcı sorular sormak
  27. b) Belirli aralıklarla konuyu özetlemek
  28. c) Ön yargılı bakış açısı geliştirmek
  29. d) Konuşmacının sözünü kesmemek
  30. e) Duyguları gözden geçirmek
  31. Aşağıdakilerden hangisi etkin dinlemede not tutma ile ilgili söylenebilir?
  32. a) Konuşanın her cümlesi eksiksiz not alınmazsa yarar sağlamaz
  33. b) Cümlelerin tamamı yazılamıyorsa, anahtar kelimeler not alınabilir.
  34. c) Dinleyicilerin not tutması konuşmacı tarafından engellenmelidir
  35. d) Zihinsel olarak tutulan notlar dinleyiciye yarar sağlamaz
  36. e) Etkin dinlemeyi engellediği için not tutmaktan kaçınılmalıdır

Dinlemenin Geliştirilmesi ve Aktif Geribildirim

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 17

  1. Aşağıdakilerden hangisi geri bildirimde yer alması gereken özelliklerden biri değildir?
  2. a) Farklı bireylerin bakış açılarını dikkate almamak
  3. b) İletişimi önyargı ile kesmemek
  4. c) Ana konuyu kaçırmamak, özetlemeler yapmak
  5. d) Anlatanı tam olarak dinlemek ve anlamaya hazır olmak
  6. e) Kelimelerin içeriğine ve aktarılmak istenen duygulara açık olmak
  7. Aşağıdakilerden hangisi aktif geri bildirim verebilmek için göz önüne alınması gerekenlerden değildir?
  8. a) Amaç iyi anlaşılmalıdır
  9. b) Tutum ve davranışlar iyi gözlemlenmelidir
  10. c) Yıkıcı geri bildirimden kaçınılmalıdır
  11. d) Detaylar gözden kaçırılmamalıdır
  12. e) Empatik yaklaşım sergilemekten kaçınılmalıdır
  13. Aşağıdakilerden hangisi tuzak kurucu dinleyici profili için söylenebilir?
  14. a) Anlatılanlar, aktarılan bilgiler onlar için önemlidir
  15. b) Konuşmacının hatalarını bulmak, açık aramak, eksikliklerini ortaya çıkarmak için dinlemektedirler
  16. c) Öğrenmeye oldukça heveslidirler, bunun için aktif dinleme gerçekleştirirler
  17. d) Duygusal, içine kapanık ve karamsar bir yapıları vardır
  18. e) Aktif olarak katılım sağlarlar
  19. Aşağıdakilerden hangisi savunucu dinleyici profili için söylenebilir?
  20. a) Anlatılan kısımlarda kendi ilgi alanlarına giren kısımları dinlemektedir
  21. b) Dinledikleri bilgiden yararlanarak konuşmacıyı zor duruma bırakacak durumları yakalamaya çalışırlar
  22. c) Ne söylenirse söylensin ondan bir espri, gülünecek bir şey çıkarmak istemektedirler
  23. d) Her söyleneni kendine yönelmiş bir saldırı saymakta ve karşı savunmaya geçmektedirler.
  24. e) Aktif dinliyormuş gibi görünmektedirler, ancak iç dünyaları bambaşka yerlerdedir

Cevap Anahtarı:

1.A – 2.E – 3.E – 4.E – 5.C – 6.B – 7.A – 8.E- 9.B – 10.D

ÜNİTE 4    RETORİK (SÖYLEM SANATI) VE GÜNLÜK DİL

GİRİŞ

 ‘Tartışma ve söylem sanatı’ olarak da ifade edilen retorik, bir iletişim biçimidir. Gerek dilin ikna edici bir tarzda kullanımı gerekse ikna etmek ve güven kazanmak için sözcüklerin zekice tercih edilmesi anlamındaki bu iletişim biçimi, bireylerin duydukları sözleri algılama ve yorumlamasıyla belirlenir. Retoriği etkili kılan, uygulanma tarzıdır. Konuşma, yazı ya da görsel odaklı anlatılarda çeşitli stratejiler geliştirmek için retoriğin anlamını ve amaçlarını kavramak gerekir. Retorik; temelde yazılan, söylenen ve gösterilenden fazlasını içerir. Yazılan, söylenen ve görsel olarak sunulanın; kim(ler) tarafından, hangi koşullarda, niçin ve nasıl düzenlenmiş olduğu önemlidir.

İLETİŞİM VE RETORİK İLETİŞİM

Dili ustaca kullanarak etkili, açık, güçlü ve ikna edici yazma ve konuşma inşa sanatı’ olarak ifade edilen retorik, esasen çok tartışmalı bir kavramdır ve anlamı çağına, dönemine göre değişmekte, farklılıklar göstermektedir. Antik Yunan’da ünlü filozof Platon, retoriğin yalnızca hakikatin bir ifadesi olmakla faydalı ve takdire değer olduğunu ifade eder. Retorik, günümüzde etkili iletişim bağlamında öne çıkmaktadır. Retorik, ‘Kim’, ‘ne’ söylüyor ve ‘nasıl’ söylüyor? konularıyla ilgilenirken, anlam oluşturma araçlarının ayrılmazlığını da ortaya koyar.

İletişim sözlüklerinde retorik, ‘Etkili biçimde konuşma ya da söz sanatı, sözbilim ya da söz bilgisi’ olarak tarif edilir.

Öğrencisi Aristoteles ise böylesine keskin biçimde retoriğe, mutlak gerçeğin/hakikatin ifadesi olma yükünü yüklemediği gibi sistemli olarak nasıl ele alınması gerektiğini anlatmıştır. Retorik, ‘Kim’, ‘ne’ söylüyor ve ‘nasıl’ söylüyor? konularıyla ilgilenirken, anlam oluşturma araçlarının ayrılmazlığını da ortaya koyar. Retorik dilin etkinliği, taşıdığı fikir ve kanıtlar (logos) bağlamında içerikle ilgilenmesinin yanı sıra söylemin yöneltildiği izleyen ve dinleyenlerde, uyandırdığı duygusal etkileri (pathos) de konu edinir. Retorik nasıl işler? Bir iddiayı, bir başkasının düşüncelerini, inandıklarını değiştirecek ölçüde nasıl ikna edici hâle getirebilirsiniz? Klasik Yunan retoriğinde ikna edici bir tez ortaya koyabilmek için üç temel yaklaşım -üç retoriksel nitelik- önemle vurgulanmıştır:

1) Tümevarım, tümdengelim gibi mantıksal iddialar yani söylemde sunulan kanıtlar (logos).

2) İzleyicide, dinleyicide duygusal bir durum ortaya çıkarmak, hassas oldukları konuları kavramak, coşku ve tepkilerini harekete geçirmek, yatıştırılması gereken duyguları yatıştırmak (pathos).

3) Konuşmacının güvenilir, saygın, karizmatik imajı gibi özellikleri (ethos).

Retoriği yerin dibine sokan Platon, ‘Gorgias’ ve ‘Phaidros’ diyaloglarında retoriğin,

İzler kitlesine duygusal itkiler sunduğunu,

İnsanları gerçekliğin ussal bilgisine (episteme) dayalı bir düşünme edimi geliştirmekten alıkoyduğunu,

Dolayısıyla da Atina sitesinin mensuplarını safsatacı birer retorisyen olmaya özendirdiğini söyler.

Öte yandan, retorik pratiğinin hakikate hizmet edebileceğini de kabul eder.

İnsanlar sıkı sıkıya sarıldıkları inançları nedeniyle birbirleriyle görüş ayrılığı içinde olduklarında ve bu görüş ayrılıkları ifade edildiğinde genellikle iki durumla karşılaşılır:

Çeşitli biçimlerde savaşımlara girilmesi ya da çeşitli düzeylerde tartışmaya, konuşmaya odaklanma. Görüş ayrılığı içindeki ülkelerin ya da insanların tercihi ne olabilir? Şiddet kullanarak sorunu çözmek ya da rasyonel bir söylem için çaba sarfetmek. Çok daha basitleştirilerek söylenirse, hafif ahlaki olan mı yoksa askeri olan mı arzu edilir?

İnsanların ruhsal durumu ya da zor gücü kullanımı. Gücü elinde bulunduranların her türlü araç ve metodu, her türlü iletişim biçimini, söylem olanaklarını kontrol etme becerilerinin de fazla olacağını gözden kaçırmamak gerekir. Bazıları, iyimser bir bakış açısıyla, retoriğin anlaşmazlıkları şiddet boyutundan uzaklaştırarak, tartışma boyutuna taşıyabileceğini, her demokraside bunun sağlıklı ve gerekli bir adım olduğunu iddia etmektedir.

RETORİK: TANIMI VE ÖNEMİ

Retorik özlüce, konuşma ve yazmada ustalık gösterebilmek için belirli kurallar bütününe uygun tarzda dilin olanaklarından yararlanarak düşüncelerin, ‘açık’, ‘dikkatlice’, ‘akıcı’, ‘doğal biçimde’, ‘birbirini izleyecek şekilde’ sunulması metodudur.

  1. Retorik, fikirlerini, iddialarını, önerilerini, karşı çıktıklarını ya da taraf olduklarını güçlü ve etkili bir tarzda ifade etmek, sözün söylendiği kişileri ikna etmek üzere izlenmesi gereken stratejiler ya da kurallar bütünüdür.
  2. Retorik, söyleneceklerin belirlenmesiyle birlikte dili -ikna edici biçimde- kullanma sistemi olarak basitleştirilmesinin yanı sıra dilin abartılı, doğallıktan uzak kullanımı olarak da tanımlanır.
  3. Retorik kimi zaman dilimizde ‘hitabet’ ve ‘belagat’ kavramları ile karşılık bulmaktadır. Belagat, ‘neyin’, ‘nerede’, ‘nasıl’ ve ‘ne ölçüde’ söyleneceğini öğreten bir ilimdir. Retorik ise genellikle söyleme sanatı olarak tarif edilmektedir.
  4. Aristoteles’den beri retorik, konuşulacak ve yazılacak konuyu bulma, sıraya dizme, tanzim (düzenleme), üslup, konuşma sırasındaki ses tonu ve mimikten oluşmaktadır. Belâgat ise doğru ve açık yazma, şartların, bağlamın gerektirdiği ifadeyi kullanma ve bu ifadeyi güçlendirme, güzelleştirme anlamına

Retoriğin tanımlanması çabasında, ileri sürülecek iddianın keşfine odaklanıldığını gözlemleyen Aristoteles’e göre argüman, gerçeği aramak çabası olduğu kadar, aynı zamanda gerekçeye, etik ve duyguya da hitap etmek anlamına gelmekteydi. Toplumdaki çok güçlü, etkili insanların aynı zamanda iyi iletişimciler olduğu; yasaları yapan politikacı ve hukukçuların aynı zamanda etkili, iyi konuşmacılar olduklarına işaret edilir.

Retorik; ‘söylem sanatı’, ‘söylev sanatı’, ‘hitabet’, ‘belagat sanatı’, ‘söz söyleme ustalığı’, ‘etkili konuşma sanatı’ ve ‘söz bilgisi’ gibi çok çeşitli biçimlerde ifade edilir. Konuşmacı ise; ‘orator’, ‘hatip’, ‘retor’, ‘belagat ustası’, ‘güzel söz ustası’, ‘söz sanatı ustası’ ve ‘retorikçi’ olarak adlandırılır. Retorik, işlevini eleştirenlere göre çoğu zaman söz cambazlığı, abartı sanatı, hakikatleri çarpıtarak söyleme, aldatıcı biçimde konuşma şeklinde de yorumlanmıştır. Eski Yunan’da konuşma sanatını hem bilen ve icra eden hem de öğretenlere ‘retor’ ya da ‘retorisyen’ denirdi.

Söylem kavramının tek bir anlamı yoktur. Dil biliminde bir cümleden fazla olan yazılı ve sözlü iletişim biçimidir. Örneğin, karşılıklı konuşma, sözlü sunum ve tartışma böyledir. Yani, belli etkiler üretmek için belli insanlar arasında dilin kullanımıdır. Bir televizyon reklamı ya da bir gazetedeki köşe yazısı analiz edilmek istendiğinde, metin olarak adlandırılan reklam ya da köşe yazısında söylenen sözler, görüntüler vb. içerikler esas alınır.

Oxford English Dictionary’de ‘söylem’, bir konu üzerine yazılı ve sözlü olarak ortaya konulan yaklaşım, değerlendirme, böylece uzun zaman konuyu, o yaklaşım içinde, o tarzda ele almak ve tartışmak şeklinde ifade edilir. Makaleler, tezler, belli bir konu üzerine bütün ilgili tartışmaları içine alan, sistemli, kurallı bir tarzda yazılı biçimde ayrıntılı ve çok detaylı açıklamalar, ahlaki, dini konularda vaazlar (homily, sermon) da bunlar arasında yer alır. Dilbilimci Michael Halliday’e göre söylem, bir cümleden daha büyük bir dilsel birimdir ve belirli bir bağlam içerisine sıkı sıkıya temellenmiştir.

KLASİK RETORİĞİN TARİHİ

İyi bir retorikçi (rhetorician) yaratıcı bir tarzda üzerine konuşacağı ya da yazacağı konu(lar), tartışmalar ve tezler icat etmek, söylemini organize etmek ve neleri savunacağını veya nelere karşı çıkacağını düzenlemek, yani sözünü edeceği konuya ilişkin fikirler oluşturmak zorundadır. Bunları sadece retorik üzerine çok şey okuyarak, retorikle ilgili kuramları öğrenerek yapamaz.

Antik çağ Yunan düşünürü Aristoteles’in hocası Platon’un (M.Ö. 427-347), söylev sanatının gücünü ve rolünü konu ettiği ünlü ‘Gorgias’ diyaloğunda tam da bu tarz retoriğe saldırmasının nedeni, bilgiye dayanılmamasıdır Platon, insanların tutkularını harekete geçirici ya da gündelik insan inançlarına ve görüşlerine heyecan katmaya, onları cezbetmeye dayalı bir retoriği istemediği gibi, şiddetle eleştirir. Platon, ‘Gorgias’ diyaloğunda konuşmacının, dinleyenlerin duygularıyla oynarak, onları manipüle etmek için hazzı kullandığı iddiası üzerinden retoriği ve konuşmacıyı şiddetle eleştirir.

Sofizm yani bilgicilik, Antik çağ Yunan felsefesinde önemli düşünce akımlarından biridir. Ancak Platon ve Aristoteles’ten sonra küçümsenir olmuştur. Bilgeliği yeğleyen bilgicilik akımı bu küçümsemeyle birlikte yanıltmak amacıyla yapılan yanlış usavurma akımı olarak değerlendirilmeye başlamıştır.

Yordam, ‘beceri’, ‘ustalık’, ‘bir şeyi yapma bilgisi’, ‘zanaat’, ‘sanat’ ve ‘marifet’ anlamlarını taşır.Platon’un ‘Gorgias’ diyaloğuna katılanlar arasında retorikçilerin yanı sıra, bu sanata ve öğreticilerine eleştiriler yönelten Sokrates de bulunur. Sokrates, Atina’nın demokrasisisinin sorunlar yaşamasının bir nedenini de retorikçilere bağlar.. Platon iki tür retorik den söz eder: İlki, önlerine hangi konu gelirse gelsin, gerçeğe benzer, kesin olmayan bilgilerden yola çıkarak kurulan retorik; diğeri ise gerçekliği nesne edinen, doğruluğu araştıran diyalektik üzerine kurulması tasarlanan felsefi retoriktir.

Gadamer’e göre (2002:6), retoriğin etkisi anlık, doğrudan oluşuna bağlıdır. Bu durumda, açıkça oratorun yani konuşmacının amacının temeli olan belli duygular uyandırma (duyguları harekete geçirme ikna etmenin en önemli aracı olagelmiştir), yazılı ifadeye sıra geldiğinde o kadar da etkili değildir. Esasen sorun teşkil eden farklılığın tam da bu olduğu söylenir. Orator yani konuşmacı, dinleyicilerini kendisiyle birlikte coşturur; iddialarının ikna edici gücü, dinleyiciyi de etkisi altına alır. Konuşmanın ikna edici büyüsü altında dinleyici, o esnada, eleştirel değerlendirmeye giremez ve girmemelidir de.

Kamu içinde eylemde bulunan ve konuşanlar retoriği işlemeyi sürdürdüler. Bunu, ikna etmeye çalışarak, kuşkuları üzerlerine çekerek, çeşitli sıkıntılar pahasına yapmışlardır. Retorik her daim güçlü bir silah olarak görülmüş, ancak aynı zamanda da aşağılanmıştır. Günümüzde retorik, ayrı bir disiplin değil, aksine her disiplinin bir parçasıdır.

Matematiksel ispatlamadan edebiyat eleştirisine kadar bütün konularda araştırmacılar retorik tarzda yazarlar. Son zamanlarda hükümetlerin ve reklam acentalarının propagandaları, retoriğin değerini çok fazla düşürmüştür (Nelson, Megill ve McCloskey, 2002:153). Ancak retorik yeniden hayat bulmuştur. Edebiyat eleştirmenleri ve iletişim teorisyenleri Cicero, Quintilian ve dostlarını bütünüyle terk etmemişlerdir. Bazıları Cicero’yu, güzel söz söyleme sanatı olarak tanımlanan belagat ile bilgeliğin birbirine rakip tezlerini kendi şahsında birleştirmeyi başarmış tek hatip olarak görmüştür.

Retorik 17. yüzyılda hızla gözden düşmüştür; ancak daha sonra, yalnızca kamu hayatının alt düzeyleri için, şu ya da bu şekilde bir kalabalığa yönelmek için elverişli bir şey olarak yeniden tanımlanmıştır.

Nelson ve Megill’e göre, “Dünyamız, retorikle yaratılmış ve dokunmuştur: İnşa edici hikâyeler ve alışveriş konuşmalarından, anekdotlarla istatistiklerden, imajlar ve ritmlerden; çocuklara anlatılan masallarla sadakat ya da intikam yeminlerinden, başarı veya başarısızlık sembollerinden, eylem ve karakter model ya da ilk örneklerinden (arketiplerinden) yaratılmış ve dokunmuştur.

RETORİĞİN UYGULAMA ALANLARINDAN BİR ÖRNEK: SİYASİ RETORİK

Retoriğin kültüre bağlı bir pratik olması nedeniyle özgül yanlarına bakılması gerekir. Sunulan projeler ve iddialar ile etkilemeye/desteği alınmaya çalışılan dinleyenlerin retorikleri (dinleyenlerin yani seçmenin retoriklerinden biri de oy desteğidir) de önem taşır (Mutlu, 2005:360). Örneğin bir parti, ‘İşimiz hizmet, gücümüz millet’ ifadesiyle kalkınmayı, güçlenmeyi, milletin egemenliği, millete hizmet vermek ve projeler gerçekleştirmek retorikleriyle sunar. Retorikler, destekleyici başka (olumlayıcı, eleştirici vb.) retoriklerle zenginleştirilerek çeşitli vaatler sunar.

Lyne, ikna etme çabası ve pratiği olarak genel biçimde kavramlaştırılan retoriği, çok sayıda söylemi içeren, organize eden ve henüz organize edilmemiş söylemlerin yörüngesi olarak hareket eden bir söylem stratejisi olarak tanımlar (aktaran Simons, 2002:321).

Politikacılığın ‘Laf üretme ama buna karşılık hiçbir eylemde bulunmama mesleği’ olduğuna ilişkin yaygın bir yargı vardır.

Politik söylem, bir diktatörlüğü meşrulaştırma çabasında olsa dahi, bunu sadece şiddet uygulayarak değil, konuşma ve dil aracılığıyla, yani retorikle yapmak zorundadır. ‘Söz değil icraat önemlidir.’ denilse de (Bu da siyaseti küçümseyici bir retoriktir.), siyaset, icraatlarda bulunurken haklılığını ortaya koymak için tezlerini, iddialarını belli bir retorik çerçevesinde formüle eder. Siyasetin dil kullanımını aşağılayan retorik eylemle dili karşıt konuma yerleştirir.

Retoriğin gücü daha çok ikna etmeye, razı etmeye çalışılan alımlayıcı kitleyle ilişkisinden, kuşattığı alan içindeki konumundan ileri gelir. “Dil oyunu, güzel söz söyleme, sözü güzel söyleme sanatı” olarak tanımlanan retoriğin diğer güzel konuşma sanatlarından farkı nedir? Retoriğin diğer konuşma sanatlarından ayrılan temel bir özelliği vardır: Retoriğin amacı ikna ediciliktir.

Bu nedenle retorik söylemlerini konu edinen araştırmacılar;

Doğrudan ya da çeşitli kanallar aracılığıyla söz sözleyen konuşmacıya

Dinleyen ve izleyenlere

Konuşma araçlarına

Konuşmacı ve dinleyicinin içinde bulunduğu kültürel atmosfere

Söylenenlerin ikna etme ve inandırma gücüne

Hakikatler öne sürme, toplumsal, kültürel değerleri kullanma gibi retorik özelliklerine

bakarlar. Çeşitli alanlardaki retorik söylemlerinin analizlerine bakıldığında;

Saygın bir bilim adamı, üst düzey bir yönetici, uzman, yetkili, yazar gibi yüksek statülü konuşmacıların inandırıcılığının daha yüksek olduğu

Samimi görünmesi koşuluyla gönül okşayıcı mesajların inandırıcılığının fazla olabildiği

Bazı söz söyleme araç ve kanallarının belli dinleyici kesimlerini inandırmada etkili olduğu

sonuçlarına ulaşılmıştır. Medyanın retorik söylemi, tarafsız ya da şeffaf özellik taşımayabilir. Haber yazanlar haberin retoriksel biçimlendirmesinde rol alırlar. Yazılı ya da görüntülü, efektli haber yapımında, haberi inandırıcı, ikna edici bir tarzda, belli anlamları

Bireysel Etkinlik

  • İzlediğiniz televizyon programlarında, konuşmacıların tercih ettikleri stratejileri, retorik bağlamında ele alınız.

Hem yazılı metinlerde hem de Görüntüye kimler,görüntüye dayalı metinlerde retoriksel düzenleme vardır.  neler, hangi halleriyle giriyor?

Ne yaparken, ne söylerken, ne gösterirken sunuluyorlar?

Hangi kılıkta, hangi davranış içindeyken görüntüleniyorlar?

Kamera hangi açılardan çekmiş, nereyi, neyi öne çıkarmış?

Görüntüde tekrarlanan, odaklanılan nedir?

Kullanılan renk, ses, efekt, müzik nasıl?

Görüntü üzerine eklenen Görüntülerinyazıların rengi, karakteri, dönmesi, akması nasıl planlanmış?  anlatılış biçimi nedir?

Görüntüleri sunan kişinin sunuş tarzı, sıralaması nasıl? Tüm bu sorular retoriksel söylemin bir parçasını oluşturuyor.

DİLİN STRATEJİK OLARAK KULLANI VE İKNA GÜCÜNÜN ARTIRILMASI

. İletişim teknolojilerinin yoğun biçimde kullanıldığı günümüzde saygınlık, güvenilirlik, iş-müşteri ilişkilerini geliştirme, tüketiciyi ikna etme, pazarlama, medyanın söylemini yönlendirme gibi hedeflerle konuşma ve dil stratejik olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hiçbir şey ne sadece dille ne de sadece eylemle temellenir; bu kesin ayrımlar, yanıltıcıdır. İletişim sürecinde dili; esas belirleyici, esas eyleyen konumuna koymak ya da eylemi yüceltmek ve dili küçümsemek aslında birer retoriksel dil oyunudur.

Ünlü filozof Aristoteles, retoriği kanıtlar sağlama becerisi olarak işlevlendirir. Aristoteles’s göre hatibin yani konuşmacının gösterdiği ya da işaret ettiği örtük kanıt, dinleyeni inandırma tarzları arasında genelde en etkili olanıdır.

Usavurma, konuya ilişkin doğru bildiklerini akıl süzgecinden geçirerek, doğru bilinenleri ölçüp tartarak, düşünerek muhakeme ederek sonuçlar çıkarmak anlamına gelir.

Aristoteles retoriğin ilkelerini anlatırken, konuşulan, ileri sürülen konuda tam bilgiye sahip olmanın yine de bazı dinleyicilerin söylenenlere inanmasını kolaylaştırmayacağını hatırlatır. Retoriğin işlevi, sadece inandırmak bağlamındaki başarı değil, daha çok bu başarının yakınına ulaşma yollarını bulmaktır. Bir diğer işlevi ise gerçek ve sözde inandırma yollarını birbirinden ayırmaktır.

Aristoteles, inandırma yöntemlerinden söz ederken üç inandırma tarzına dikkat çeker:

  1. Konuşmacının kişisel karakteri. Konuşmacı, dinleyenlere kendisinin inanılacak biri olduğunu düşündürmelidir. Böylece konuşmacı, karakteriyle inandırıcılığı sağlamış olur.
  2. Dinleyicinin belli bir ruh hâline sokulması. Konuşma, dinleyenlerin coşkularını harekete geçirirse inanma eğilimleri artar. O halde konuşmacının, dinleyenlerin coşkusunu harekete geçirme gücü olmalıdır.
  3. İnandırma, konuşmacının söylediklerinin sağladığı kanıta ya da sözde kanıta bağlıdır. Öne sürülen fikirlerin doğruluğunu göstermede delil gösterme süreci önem taşır. Konuşma konusuna uygun inandırıcı, ikna edici kanıtlar yoluyla bir gerçek ya da sözde gerçek inandırıcı olabilir. Kanıtlar, kesinlikler ve olasılıklara dayandırılmalıdır.

Aristoteles, anlatım biçemi (üslup, tarz, anlatış biçimi) üzerinde durur. “Ne söylememiz gerektiğini bilmemiz yeterli değildir; onu gerektiği gibi söylemek zorundayız. Böylece doğru izlenim yaratma işi kolaylaşır” (2001:165). İnandırma, olgulardan yola çıkarak nasıl sağlanır? Günlük konuşmaya alışılmışın dışında bir hava katmak olumlu sonuçlar ortaya çıkarabilir. Çünkü insanlar ‘çarpıcı’ olandan hoşlanır. Ayrıca konuşmacı doğallık içinde konuştuğu izlenimi vermelidir; çünkü doğallık da inandırıcıdır.

Aristoteles bu stratejileri ayrıntılarıyla sıralamaya devam ederken, konuşmacının diline etkililik kazandıracak öneriler de getirir. Tanımlamalar, metaforlar, deyimler, deyişler, atasözleri, sözcüklerin çoğul kullanımı, karşıt kavramlar gibi, dilsel etkililiği sağlayacak noktalara dikkat çeker, örnekler verir.

Gadamer’e göre (2002:13), “Dilde ve yalnızca dilde dünyada asla karşı karşıya gelemeyeceğimiz şeylerle karşı karşıya gelebiliriz; çünkü biz kendimiz diliz, yani yalnızca dile getirdiğimiz şeyler değil, kendimize dair bildiğimiz şeyler değil.

Dinleyenleri gereksiz yere, daha baştan savunma hâline sürükleyen yaklaşımlar, açık fikirli biçimde dinlenme olanağını ortadan kaldırabilir.

Konuşmacının ele aldığı, ikna edici olmaya çalıştığı konuyu bilmesi, konunun diline hâkim olması, kavramlarını bilmesi, dinleyiciyi hesaba katması, bütün bunları yaparken dilsel bilincini kullanması önem taşır. Cicero, hatibin konusuna hâkim olmanın yanı sıra hitap ettiği kalabalığın diline de uyum sağlaması gerektiği üzerinde durur.

Görselliğin öne çıktığı günümüzde sözler ve imajlar arasındaki güç dengesi de değişti. İletişim çevrelerinde görsel uyaranların pıtrak gibi çoğalması bu görsellerin nasıl ikna edici olduğu ve nasıl kullanıldıkları incelenmektedir.

Retorik sanatında en temel icra aracı olarak dilsel aygıtların önemine vurgu yapılır. Gündelik dilde retorik, ‘bireyleri ikna etmek için dilin ustaca kullanımı’dır. Öyle ki, bir mesajın ikna edici olabilmesi için ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği üzerine yapılan çalışmalar retorikle ilgilenenlerin ilgi odağı olmuştur. Amaçlanan, mesajların yöneltildiği kitleleri etkilemesi, şu ya da bu biçimde onların bilinç ve davranışlarının biçimlendirilmesi, izleyenlerin mesajın kaynağına, söyleyenine bağlanmasıdır.

Retorik çözümlemesi yapılırken şu sorular yöneltilir

Konuşmacının konuşma tarzı nasıldır?

Konuşma tarzı, konuşmayı nasıl etkilemektedir?

Söylemin amacı nedir?

Söylemde bulunan kişinin hedef kitlesi kimdir?

Söylemde kullanılan argümanlar (ileri sürülen tezler, iddia edilen, tartışılan, savunulan, karşı çıkılan fikirler, bilgi, kanıt, veriler) nelerdir?

Söylem dinleyicilere ne şekilde iletilmektedir?

Söylem nasıl düzenlenmektedir?

Retorik söylemini kurarken konuşmacının dili ustaca kullanmasından, dilsel göstergelerin (sözcüklerin) tercih edildiği dil oyunlarından, sadece karşıdaki dinleyiciye hitaben konuşmaya mahsus bir durumdan söz etmek yeterli değildir.

DEĞERLENDİRME

1.Aşağıdaki ifadelerden hangisi retorik kavramının tanımını vermektedir?

  1. a) Dilin zekice ve kötüye kullanımına dayalı tartışma ve söylem sanatı
  2. b) Antik Yunan’da sofistlerin icra ettiği, politika üzerine güzel konuşma becerisi
  3. c) Dürüst konuşmacıların topluluklar karşısında dili ikna edici biçimde kullanması
  4. d) Bir tartışmayı kazanmak, mutlak, tam bir hakikate ulaşmak üzere karşıt görüşleri çürütmeye dayalı çatışmacı ve etkili dilsel iletişimlerin kullanılması yöntemi
  5. e) Her konuda savlarını ya da düşüncelerini kabul ettirmek üzere tartışmaya açma, bu tartışma sürecinde başarıyla karşıdakileri ikna etmeye, inandırmaya, desteklerini almaya çalışırken dilsel ve diğer dil dışı unsurları etkili biçimde kullanma yetisi, gücü, sanatı
  6. Aşağıdakilerden hangisi retoriğe ilişkin doğru bir ifade değildir?
  7. a) İş bitirici olmak temel koşuldur.
  8. b) Bir iletişim biçimidir.
  9. c) Duyulan sözlerin algılanması ve yorumlanmasıyla belirlenir.
  10. d) Retoriği etkili kılan uygulanma tarzıdır.
  11. e) İçeriğin kim tarafından, hangi amaçla, hangi koşullarda düzenlendiği önemlidir.
  12. Aşağıdaki ifadelerden hangisi retorik çözümlemesinin koşullarından biri değildir?
  13. a) Konuşmacının söz söyleyiş tarzı önemlidir.
  14. b) Söylemin nasıl düzenlendiği ve hedef kitleye ne şekilde iletildiği önemli değildir.
  15. c) Konuşmacının söyleminin amacının, hedefinin ne olduğu önemlidir.
  16. d) Söylemde bulunanın ikna edeceği hedef kitlesinin kim olduğu ve içinde bulunulan kültürel atmosfer önemlidir.
  17. e) Söylemde kullanılan argümanlar asli önem taşır.
  18. Aşağıdakilerden hangisi Aristoteles’in ‘ikna etmek üzere kanıtlar sağlama becerisi’ olarak tanımladığı retoriğe ilişkin ifade değildir?
  19. a) Retorik üzerine çalışma, inandırma tarzlarıyla ilgilidir.
  20. b) Hatibin işaret ettiği örtük kanıt, inandırma tarzları arasında en etkili olanıdır.
  21. c) Tümdengelim, tümevarım gibi karşılaştırma yoluyla retoriksel kanıtları bağlantılandırma yoluna gitmek gerekir.
  22. d) Konuşan, söz söylediği konuda tam bilgiye, önemli kanıtlara sahip olmakla, hedef kitlesini ikna etmeyi mutlaka başarır.
  23. e) Kıyasın ögelerini ve konusunu iyi bilen konuşmacı, örtük kıyaslamalarda da ustalaşır.
  24. Retorik kültüre bağlı bir pratiktir. Etkilemeye çalışılanların kültürel yapılarına bakmak gerekir. Konuşma yaparken inandırma yolları olarak kullanılacak biçem ya da dil, konuşmanın bölümlerinin uygun düzenlenişi gibi unsurlar önem kazanır. Bir konuşma yaparken bunlar yeterli midir?
  25. a) Ne söylemeniz gerektiğini bilmemiz en önemli unsurdur ve başlı başına yeter koşuldur.
  26. b) Söylediklerinizin doğru olması ve inandırıcı kanıtlar öne sürmek temel koşuldur.
  27. c) Retorun konuşma yöntemi, herşeyi dil içinde iyi düzenlemesi, üslubu, dili kullanma tarzı, söyleyiş biçimi gibi unsurlar da önemlidir.
  28. d) Konuşmacının kitlesinin kültürel koşullarını tanıması ve konuşmasında kullanması yeterlidir
  29. e) Konuşmacının saygın ve güvenilir olması dinleyiciyi inandırmak için yeterlidir

Retorik (Söylem Sanatı) ve Günlük Dil

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 24

  1. ‘Dili eylem açısından bastırmak’ bir retorik söylemse aşağıdakilerden hangisi bunu en iyi temsil etmektedir?
  2. a) İş bitirici olmak, işini bilmek gerekir.
  3. b) Lafla peynir gemisi yürümez.
  4. c) Gemisini kurtaran kaptandır.
  5. d) Söz kılıçtan keskindir.
  6. e) Hepsi de dili değersiz, eylemi egemen etken kılmak üzere kendileri de retorik söylemlerdir.
  7. Retoriğin yalnızca hakikatin bir ifadesi olmakla faydalı ve takdire değer olduğunu ifade eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
  8. a) Sofokles
  9. b) Homeros
  10. c) Herakleitos
  11. d) Aristo
  12. e) Platon
  13. “Tümevarım, tümdengelim gibi mantıksal iddialar yani söylemde sunulan kanıtlar” aşağıda sunulan hangi kavrama karşılık gelmektedir?
  14. a) Logos
  15. b) Pathos
  16. c) Ethos
  17. d) Sethos
  18. e) Platos
  19. Aşağıdakilerden hangisi Platon’un Gorgias ve Phaidros diyaloglarında retoriğe ilişkin değerlendirmelerinden biri değildir?
  20. a) Retorik, izler kitlesine duygusal itkiler sunar.
  21. b) Retorik, insanları gerçekliğin ussal bilgisine dayalı düşünmekten alıkoyar.
  22. c) Retorik, bireyin özgür düşüncesini geliştirir.
  23. d) Atina siteinin mensuplarını birer safsatacı retorisyen olmaya özendirir.
  24. e) Retorik, hakikate hizmet edebilir.
  25. “…………….., neyin, nerede, nasıl ve ne ölçüde söyleneceğini öğreten ilimdir. …………….. ise genellikle söyleme sanatı olarak tarif edilir.” ifadesinde boş bırakılan yerlere gelen uygun kavramlar aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
  26. a) Söylem – üslup
  27. b) Hitabet – temsil
  28. c) Düşünce – konuşma
  29. d) Belagat – retorik
  30. e) Fikir – bilinç

Cevap Anahtarı:

1.E, 2.A, 3.B, 4.D, 5.C, 6.B, 7.E, 8.A, 9.C, 10.D

 

 

 

ÜNİTE 5 SÖZLÜ İLETİŞİMDE MESAJIN UNSURLARI VE HİTABETİN İLKELERİ

GİRİŞ

İletişim, insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsanlığın varoluşundan itibaren, en ilkel dönemlerde bile bireyler, kendilerini ifade etmek ve diğer insanlar ile bağ kurabilmek için resim, sembol ve beden dili gibi çeşitli iletişim araçlarına başvurmuşlardır. Dolayısıyla, bireyin; yaşamını sürdürebilme, anlaşılma, bildiklerini aktarma ve öğrenme isteği gibi birçok ihtiyacı nedeniyle kurulan iletişim önemlidir. Bu nedenle doğru ve etkin bir iletişim kurabilmek için gerekli ilke ve kurallar zaman içerisinde gelişmiş; hitabet, bir sanat olarak nitelendirilmeye başlamıştır.

SÖZLÜ İLETİŞİMDE MESAJIN UNSURLARI

İnsanlar, çeşitli konularda bilgilenmek ya da çevresindekileri bilgilendirmek; yaptıklarından dolayı karşısındakiler tarafından anlaşılmak ya da karşılaştığı insan/olay/olguları anlayabilmek, yönetmek veya yönlendirmek gibi birçok nedenle iletişim kurmaktadırlar. Kişilerarası iletişimde, ‘hangi mesajın’, ‘kime’, ‘nasıl iletileceği’ konusunda net olmak önem taşımaktadır.

İletişimde Mesaj

İletişim sürecinde, gönderici konumundaki bireyin alıcıya iletmek istediği bilgi, düşünce, duygu vb. birbirinden çok farklı içeriklerin kodlanmış hâline ‘mesaj’ denilmektedir. Bir başka deyişle mesaj, göndericinin alıcıya gönderdiği iletidir. Mesajda kullanılan dil, alıcı ya da hedef tarafından ortak, anlaşılır, net ve dolaysız olmalıdır ki, mesajın niteliği ve bütünlüğü bozulmasın.

Mesaj, bazen konuşma sırasında sese bazen yazıya bazen de jest ve mimiklere dayalı olarak iletildiği için karşı tarafça görülen, hissedilen bir boyut kazanmaktadır.

İletişimde mesaj;

konuşanın ne söylemek istediği,

gerçekte ne söylediği,

söylediğinden ne anlaşıldığı,

dinleyenin ne duymak istediği

gerçekte ne duyduğu ile ilintilidir.

İletişimde Mesajın Temelleri

İletişim sürecinde mesajın asıl amacı, gönderilen içeriğin alıcı tarafından kodunun çözülüp algılanması değil, mesajın içeriği doğrultusunda alıcının olumlu geribildirimde bulunmasını sağlamaktır. Başka bir deyişle, iyi bir mesaj açık ve net olmalı, dolaylı ifadelere başvurulmamalı, ortak semboller kullanılarak iletilen içeriğin anlaşılması kolaylaştırılmalıdır.

Sözlü ve Sözsüz Mesajlar

Mesajları sözlü ve sözsüz olmak üzere iki katagoride sınıflandırmak mümkündür. Sözlü mesajlar, dil aracılığıyla ya da yazılı olarak sunulur. Hatta grafik, resim, tablo gibi her türlü görsel sunum da sözlü mesaj grubuna dahil edilebilmektedir.

Sözlü ve sözsüz mesaj iletilerinde kullanılan yöntemler mesajın niteliğini ve algılanış biçimini belirler. Bu bağlamda, insanın duygu, düşünce, izlenim ve tasarımlarını sözle bildirmesine sözlü mesaj denilmektedir. Sözlü iletişimde ‘dil’ ön plandadır.

Sözlü iletişimde mesaj, alıcının kültürel, fiziksel, dilsel ve örgütsel bağlamda algı düzeyine uygun biçimde iletilmelidir. Sözsüz iletişimde ise aktarılan mesaj ile beden dili uyumlu olmalı, hitap edilen kitlenin özelliklerine göre sesin hızı, tonu ve vurgusu ayarlanmalıdır. Sözlü ve sözsüz iletişimde, bu hususlara dikkat edilmezse, mesaj istenen etkiyi oluşturmayacağı gibi, iletinin yanlış anlaşılması ihtimali de artmaktadır.

 

 

 

Sözlü olmayan mesajların dört ana niteliği bulunmaktadır

Sözlü olmayan mesaj, iletişimin çok önemli bir öğesini oluşturmaktadır ve kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır.

Birey, çoğunlukla sözlü olmayan davranışlarının pek farkında değildir. Çünkü bu tür davranışlar düşük farkındalık düzeyinde gerçekleşmektedir.

Sözlü olmayan davranışlar, bir ilişkinin düzeyiyle ilgili tutum ve duyguya dayalı ayrıntılar sunar.

Sözlü iletişime göre sözlü olmayan davranışlar, karşı tarafça daha güvenilir ve inanılır bulunur. Dolayısıyla mesaj aktarımı sırasında etkili göz teması kurmak önemlidir.

Verilen mesajın iletileri, birbirini tanımayan kişiler açısından olduğu kadar, birincil ilişkilerde de çok önemlidir. İlişkilerin biçimi ve yönü hakkındaki tanımlama, o andaki iletişim biçimini ve içeriğini de etkiler.

Ancak, unutulmamalıdır ki, her toplumun kültüründe, sözsüz iletişim öğeleri, dağarcığı ve bu dağarcığın kullanım biçimi kendine özgü olabilmektedir.

Mesajın netliği, kişilere/kültürlere göre anlaşılabilirliği, doğru değerlendirilmesi ve çözümlenmesi, sözlü ve sözsüz iletişim tekniklerinin etkin bir şekilde kullanılması ile gerçekleştirilir.

İLETİŞİM ORTAMI 

Kişiler arasında mesaj alışverişi, gönderici ve alıcı arasındaki iletişim, belirli bir ortamda gerçekleşir. Veri iletiminin kalitesi ve özellikleri, iletişim ortamının türü ve mesajın iletim şekliyle belirlenir. İletişim sürecinde karşılaşılan temel sorunlardan biri, en etkili kanal ortamının doğru seçilip seçilmediğidir. İletişim ortamı, alıcının durumu, iletişime katılanların sayısı ve göndericinin amacı gibi bazı etmenlere bağlıdır.

İletişimi Kolaylaştıran Faktörler

Hayatın her anında, evde, işte, trafikte, ikili ilişkilerde ya da sosyal anlamda içinde bulunulan farklı ortamlarda iletişim ağları bulunmaktadır. Örnek Gülme’ davranışı, insanın sevgisini, bir kişi, nesne, olay veya durumun komik bulunduğunu yansıtması açısından evrensel olmakla birlikte, ‘kimin’, ‘nerede’ ve ‘nasıl’ güleceği, kültürel bağlamda ortaya çıkar. “Çok gülenin çok ağladığına” inanılan Türk kültüründe açıkça ve içten kahkaha atmak hoş karşılanmayan bir davranış olarak değerlendirilebilmektedir.

Müşteri temsilcisinin, müşteri ile daha kolay iletişime geçebilmesi için konuşurken yapması gerekenler şunlardır:

Konuşma akıcı ve dikkat çekici olmalıdır.

İletişim sürecine ilgi çekici ifadelerle devam edilmelidir.

Dinleyici konumundaki birey ya da bireylere konunun neden önemli olduğu açıkça ve özlüce anlatılmalıdır.

Dinleyici konumundaki bireylerin aktarılan bilginin kendisi için aslında ne kadar yararlı olduğunu kabul etmeleri sağlanmalıdır.

Zaman zaman konuşmaya ara vermelidir.

Konuşmacının rahatlaması için gerekli ortam sağlanmalıdır.

Konuşmacıya dinleme isteği gösterilmeli, başka şeylerle meşgul olunmamalıdır.

Dikkati dağıtan unsurlar ortamda bulundurulmamalıdır.

İletişim sürecini olumsuz etkileyebilecek gürültü kaynakları (gereksiz konuşmalar, ortamdan kaynaklanan sesler vb.) en aza indirgenmelidir.

Konuşmacı empatik dinlenmelidir.

Konuşmanın yoğunluğu ve süresine bağlı olarak sabır gösterilip, dikkatin dağılmamasına özen gösterilmelidir.

Yeri geldikçe, konuşmanın bütünlüğünü bozmayacak şekilde sorular sorulmalı ve konuşmacının mesajı başka ifadelerle detaylandırılmalıdır.

Etkili bir iletişim, iletişime engel olan faktörlerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacaktır.

İletişimi Engelleyen Faktörler

İletişim engelleri denildiğinde, bir mesajın iletilmesini ve alınmasını olumsuz yönde etkileyen faktörlerin tamamı akla gelmektedir. İnsanların algılama gücü birbirinden farklı olduğundan, iletilen bilgilerin de farklı anlaşılması olasılığı her zaman vardır. Oysa önemli olan, bilgilerin herkes tarafından, mesajın amacına uygun olarak anlaşılmasıdır. Ancak sağlıklı iletişimi engelleyen çeşitli etmenler bulunmaktadır.

İletişim engellerinden bazıları şunlardır:

Algılama farklılıkları

Dildeki farklılıklar

Karmaşık bir dil kullanımı

Gürültü

Duygusal faktörler

Sözlerle mimikler arasındaki uyumsuzluk

Güvensizlik

Alıcının duygularını anlamamak

Yetersiz bilgi

Eksik pekiştirme

Yüz yüze iletişim olanağı bulamamak

İletişimde farklı ve yetersiz kanal kullanmak

Örnek Çağrı merkezi sektörü ele alındığında, müşteri profillerinin farklılık gösterdiği gözlenmektedir. Çağrı merkezleri ile iletişime geçerek sorunlarına çözüm üretilmesini ya da herhangi bir talebinin karşılanmasını bekleyen müşteriler çoğu zaman, algılama farklılıkları, duygusal nedenler, güvensizlik ve eksik bilgi nedeniyle müşteri hizmetlerini arayabilmektedirler.

Bu faktörler şunlardır:

Kişisel Faktörler: İletişim anında, alıcının göndericiye olan tutumu, güveni ve inancı, göndericiden gelecek mesajları farklı şekillerde değerlendirmesine sebep olacaktır. Mesaj, alıcının inançları ile ters düştüğünde, tam olarak algılanmayabilir ya da alıcı tarafından bilinçli olarak kabul edilmeyebilir.

Hale etkisi: Güven duyulan bir kişi ya da hiç tanınmayan, ancak inançlara ve değerlere uygun tarzda mesajlar ileten bir kişi konuşurken, söylediklerinin ‘iyi’ ve ‘doğru’ olarak algılanması eğilimi yüksektir.

Kişilik uyumunun olmaması: Beklenen davranışların elde edilebilmesi için iletişim ilişkisi uygun ortam ve zamanda başlatılmalıdır. İlişkinin şekli, amaç ve çevreye uygun olmalıdır.

İletişim kaynağına güvensizlik: Mesajı gönderenin yani konuşmacının dürüstlüğünden şüphe edilirse, mesajda farklı bir anlam aranır ve mesaj, bu bağlamda değerlendirilmeye çalışılır.

Fiziksel faktörler: Bu faktörler, daha çok haberleşme kanalı ve bunu etkileyen çevresel koşullarla ilgilidir. Gürültü, sözlü haberleşmeyi çeşitli konuşma ve yazma araçlarını etkileyen teknik bozukluklar fiziksel faktör olarak iletişimi olumsuz yönde etkileyen engellerdir.

Semantik faktörler: Mesajı formüle etmek için kullanılan sembollerle ilgilidir. Göndericinin ve alıcının bir sembole verdiği anlam birbirinden farklı olabilir ya da alıcı mesajı oluşturan sembolleri hiç tanımayabilir.

Dil güçlükleri: Dil, haberleşme araçları içerisinde en önemli olanıdır. Göndericinin bir kelime ya da kavrama verdiği anlam ile alıcının verdiği anlam farklı olabilmektedir. Hatta bazen alıcı, göndericinin kullandığı kelime veya kavramı hiç bilmiyor olabilir.

Zaman baskısı: İletişim esnasındaki zaman baskısı mesajın doğru ve etkin iletimini engeller. Bu durumda mesaj, asıl alıcıya ulaştırılmak üzereyken başka birisine aktarılabilir veya alıcıya belirli kademelerden ve formal yollardan ulaşmak yerine, süreç içerisinde informal ve kısa yollar tercih edilebilir.

Örnek Belirli bir konudaki çok teknik bir yazıyı, bu konu ile ilişkisi olmayan birisinin anlaması beklenemez.

Algıda seçicilik: Bu faktör, mesajın tamamının veya bir kısmının bilerek veya bilmeyerek algılanmaması ile ilgilidir. Kişiler belirli ön yargılara sahipseler, belirli kaynaklardan (göndericilerden) gelecek olan mesaj(lar)ı ya hiç algılamayacaklar ya da göndericinin kastettiğinden farklı değerlendireceklerdir.

Hatalı tamamlama: İnsanlar, devamlı ilişki içinde bulundukları kişiler için kalıp davranışların beklentisine girer ve belirli tip mesajlar karşısında bekledikleri bu kalıp davranışların gerçekleşmesini isterler.

Geribildirimden kaynaklanan iletişim engelleri: Geribildirim, alıcının algıladığı ve yorumladığı iletilere, sözlü-sözsüz her türlü tepki verme sürecidir. ÖrnekÇağrı merkezi sektöründe konuşulan süre, kullanılan mola, hızlı çözüm üretme gibi eylemler, bilgi alışverişi ve müşteri ile geçirilen iletişim sürecini doğrudan etkilemektedir. Amaç, operasyonel değerler göz önünde bulundurularak, hızlı, akıcı ve doğru müşteri yönetiminin sağlanıp, bir taraftan da yönetici ve çalışan arasındaki açık iletişimi korumaktır.

HİTABETİN İLKELERİ 

İletişim, özellikle teknolojik araçların geliştirilmesine bağlı olarak çeşitli zaman ve mekan sınırlılıklarının ortadan kalktığı bir biçimde gerçekleşebilmektedir. konuşmayı sağlayan hitabet becerisinin ilkeleri şunlardır

Bedensel hazırlık: Konuşma yapılmadan önce bedensel hazırlık gerekir. Planlı, programlı ve kalabalık önünde konuşma yapacak bireyin, beden dilini oluşturan mimik, el ve kol hareketlerinin ürettiği anlamın bilincinde olması gerekir.

Zihinsel hazırlık: Konuşma öncesinde heyecanlı olmak doğaldır, burada önemli olan heyecanın kısa süre içerisinde ortadan kaldırılmasıdır. Heyecanın olumsuz etkisinden kurtulmak için sürecin zihinde yönetilmesi ve olumlama önem taşımaktadır.

Olumlu düşünce ve yaklaşım tarzına sahip olmak: Bireyin yaklaşımlarında olumlu olabilmesi için, içinde bulunduğu duruma ve olaylara olumlu bakabilmeyi öğrenmesi gerekir. Bireysel açıdan olumlu bir yaklaşıma sahip olmanın yanı sıra olumlu bir iletişim ortamı yaratmak da önemlidir. Kişilerarası iletişim sürecine olumlu bir başlangıç olarak -ortam, kişi ve kültürlere göre değişen ancak etkisinin her zaman çok önemli olduğu kabul edilen- selamlama önem kazanmaktadır.

Konuşmaya başlamadan önce konuşma ortamının hazırlanması: Konuşma öncesi, ortamın konuşmacı tarafından denetlenmesi ve kontrol edilmesi de gerekir.

Sunumda ara verildiğinde geçilecek olan mekân, kahvaltı, öğle ve akşam yemeğinin verileceği mekân(lar), park yeri, dinlenme odası gibi mekânlar

Çıkabilecek olası sağlık sorunlarına ilişkin tıbbi olanaklar ve sunum yapılacak olan mekâna ulaşım kolaylığının sağlanması

Sunum sırasında kullanılacak yardımcı araçlar (görsel malzemelerin kullanımında gerekli olan teçhizat, kürsü, mikrofon, vb.), kırtasiye malzemeleri (not kâğıdı, not defteri, flip chart, kalemler, vb.)

Fiziksel ortamın koşulları/özellikleri (Sıcaklık, havalandırma, ışıklandırma, elektrik ve internet kaynağına erişim, yangın kapısı, vb.)

Hitabet Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Hitabette, konuşma süresine nasıl başlanırsa öyle devam edilmesi önem taşımaktadır. Başarılı ve etkili bir konuşma sürecinde öne çıkan unsurlar:

Konuşmanın başında duyulan heyecanın karşı tarafa yansıtılmaması ve heyacanın yenilmesi için tebessüm edilerek, canlı ve samimi bir giriş yapılmalıdır.

Konuşmacının kendini tanıtması, ortama göre gerekiyorsa dinleyicileri tanıması ya da basit birkaç soru ile dinleyicilerin katılımını sağlaması gerekir.

Konuşmacı, güçlü, kendinden emin, dışa dönük ve uyumlu bir duruşla sunumunu yapmalı, çok hareketli ya da hareketsiz olmamalıdır

Mümkün olduğunca çok dikkat çekmeyecek düzeyde kürsü ya da masadan uzaklaşılmalı, dinleyicilerle göz teması kurulmalıdır.

Hızlı bir giriş ve süreçte bu hızın devam etmesi, duyulan heyecanı artıracağı gibi kontrolü elde tutmayı zorlaştıracaktır. Bu nedenle olabildiğince sakin ve açık konuşulmalıdır.

Eğer ortam elveriyorsa konuya bir hikâye veya anektodla başlanabilir.

Konu hakkında özet bilgi sunumu ya da taslak bir giriş, dinleyicinin merakını uyandırıcı rol oynayacaktır.

Dinleyiciler gözlemlenmeli, konuşmanın içeriğinin anlaşılırlığı kontrol edilmelidir.

Gülümseyerek, mizahi durumlar değerlendirilerek dinleyicinin dikkati canlı tutulmalıdır.

Dinleyici veya gruba uygun bir hitabet tarzı seçilmelidir.

Konuya ilişkin canlı ve güncel örnekler verilmelidir.

Akıcı ve takip edilebilir bir anlatım; vurgu, mimikler ve el kol hareketleri ile desteklemelidir.

Ara ara basit ya da onaylayıcı sorular sorularak dinleyicinin katılımı sağlanmalıdır.

Dinleyiciden gelen sorular anlaşılır bir dille, açık ve net biçimde, karşılıklı uzun diyaloglara neden olmaksızın cevaplanmalıdır.

Sunumu çok uzatabilecek ve konunun dağılmasına neden olabilecek sorular sunum sonuna ertelenmelidir.

Zaman kontrolünün önemi unutulmamalıdır. En güzel sunum olabildiğince kısa ve yeterli sunumdur.

Görsel sunum araçları etkili kullanılmalı ve kullanılan materyallerle eş zamanlı anlatım sağlamalıdır.

Sunum, özet yaparak, önemli noktaları hatırlatarak ve girişle bağlantı kurularak bitirilmelidir.

HİTABETTE DİLİN KULLANIMI VE ÖNEMİ ANLATIMIN ÖNEMİ

Dil, iletişimin temel unsurudur. Dil karmaşık biçimde kullanılırsa, iletişim engeline yol açar. Konuşmacı mümkün olduğu kadar dinleyicinin diliyle konuşmalıdır.

Cümle Yapıları: Konuşma sırasında çok uzun cümleler kurmak her zaman tehlikelidir. Konuşurken kısa kurulan cümleler daha çok akılda kalıcı olur ve dinleyicilerin daha etkin dinlemesini sağlar.

Ses Tonu: Konuşma esnasında etkili iletişim kurulabilmesi açısından ses tonu, dinleyicilerin duyabileceği tonda ayarlanmalıdır. Sürekli alçak ve yüksek sesle konuşmak, karşıdaki kişi ve/veya kişileri rahatsız ederek konuya olan ilgilerini dağıtır.

Sesin konuşmacı açısından etkili olabilmesi için;

Kolayca duyulan

Doğal ve içten

Canlı ve dinamik

Açıklayıcı

Kulağa hoş gelen

Sıcak bir ses tonu ile konuşma yapılmalıdır.

Tonlama/Vurgulama: Aynı düzeyde, her seferinde aynı duyguların hakim olduğu cümleler belli bir zamandan sonra kulağa monoton gelmeye başlayacaktır. Konuşma sesinde inişler-çıkışlar, alçak ve yüksek tonlamaların kullanılması gerekir.

Diksiyon; sesin güzel çıkmasını ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır.

Diksiyon: Konuşulan dili iyi bilmek, tanımak ve etkili kullanmak, kişiler ile kurulacak iletişimi kuvvetli hâle getirmek açısından önemlidir. Dilin kullanımını tanıyabilmek için diksiyon bilgisine ihtiyaç duyulur.

 

Türkçede uygulanması gereken diksiyon kurallarından bazıları şöyle sıralanabilir:

Hece ve sözcük vurgusuna dikkat etmek

Sesleri doğru çıkarmak

Jest ve mimiklere dikkat etmek

Doğru nefes almak ve kullanmak

Yerinde ve doğru tonlama yapmak

Sözcüklerin anlam değerine göre sesi kullanmak

Uzun ve kısa heceleri doğru söylemek

İşitilebilir bir sesle konuşmak

Yalın, basit, anlaşılır bir dil kullanmak

Kelime Dağarcığı: Kelime dağarcığı, kişilerin sahip oldukları dilde bildikleri ve kullandıkları kelimeler bütününü ifade etmektedir. Etkili iletişimde kelime dağarcığının zengin olması önem taşımaktadır.

Elizabeth Tierney’in ifadesiyle, “Değerli bir fikrinizin olması, güçlü bir konuşma yapmanız için olmazsa olmaz koşuldur. Fakat iyi bir fikir kusursuz bir konuşma yapmak için tek başına yeterli değildir. Konuşmanızı tuğla tuğla örmeniz de önemlidir. Bu tuğlalar ise kelimelerden başka bir şey değildir. Kelimeler başarılı bir hitabetin ayrılmaz parçasıdır”

DEĞERLENDİRME

  1. Yüz, beden, bedensel temas, mekân gibi söze dayalı olmayan çeşitli unsurlar kullanılarak gerçekleştirilen iletişime ne ad verilir?
  2. a) Kişilerarası iletişim
  3. b) Sözlü iletişim
  4. c) Sözsüz iletişim
  5. d) Çoklu iletişim
  6. e) Yatay iletişim
  7. Aşağıdakilerden hangisi hitabette, dil ve anlatımda daha etkili olabilmek için dikkat edilmesi ve uygulanması gereken kurallar arasında yer almaz?
  8. a) Tonlama-vurgulama
  9. b) Ses tonu
  10. c) Kelime dağarcığı
  11. d) Bağlaç kullanımı
  12. e) Diksiyon
  13. Aşağıdakilerden hangisi iyi bir iletişim için uygulanması gereken diksiyon kurallarından biri değildir?
  14. a) Uzun cümleler kurmak
  15. b) Doğru nefes almak ve kullanmak
  16. c) Yerinde ve doğru tonlama yapmak
  17. d) Sesleri doğru çıkarmak
  18. e) Jest ve mimiklere dikkat etmek
  19. Alıcının algıladığı ve yorumladığı iletilere, sözlü-sözsüz her türlü tepki verme sürecine ne ad verilir?
  20. a) Yorumlama
  21. b) Gürültü
  22. c) Geribildirim
  23. d) Algılama
  24. e) Anlamlandırma
  1. Göndericinin ilettiği mesaj, alıcının kişisel değerlerine uygun değilse ya da göndericiye karşı ön yargılı bir tavır var ise konuşmaları duymamazlıktan gelme ya da önemsememe durumuna ne denir?
  2. a) Kişilik dengesi
  3. b) Hale etkisi
  4. c) Kişilik uyumunun tam olmaması
  5. d) İletişim kaynağına güvensizlik
  6. e) Semantik faktörler
  7. Aşağıdakilerden hangisi iletişim engellerinden biri değildir?
  8. a) Algılama farklılıkları
  9. b) Dildeki farklılıklar
  10. c) Gürültü
  11. d) Alıcının duygularını anlamak
  12. e) Güvensizlik

Sözlü İletişimde Mesajın Unsurları Ve Hitabetin İlkeleri

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 20

  1. Aşağıdakilerden hangisi başarılı ve etkili bir konuşma sürecinde öne çıkan unsurlardan biri değildir?
  2. a) Konuşmacının kendini tanıtması
  3. b) Konuya ilişkin canlı ve güncel örnekler verilmesi
  4. c) Hızlı bir giriş yaparak duyulan heyecanı artırarak kontrolün elde tutulması
  5. d) Dinleyiciden gelen soruların anlaşılır bir şekilde yanıtlanması
  6. e) Onaylayıcı sorular sorularak dinleyicinin katılımının sağlanması
  7. Aşağıdakilerden hangisi dinleyicinin konuşmacı ile etkin iletişimde bulunması için yapılması gerekenlerden biri değildir?
  8. a) Zaman zaman konuşmaya ara verilmelidir
  9. b) Konuşmacının rahatlaması için gerekli ortam sağlanmalıdır
  10. c) Konuşmacıya dinleme isteği göstertirilmelidir
  11. d) Dikkati dağıtan unsurlar ortamda bulundurulmamalıdır
  12. e) Karmaşık ve teknik dil kullanılmalıdır
  13. Aşağıdakilerden hangisi sözlü olmayan mesajların niteliklerinden biridir?
  14. a) Sözlü olmayan davranışlar, bir ilişkinin düzeyiyle ilgili tutum ve duyguya dayalı ayrıntılar sunmaz.
  15. b) Sözlü iletişime göre sözlü olmayan davranışlar, karşı tarafça daha az güvenilir ve inanılır bulunur.
  16. c) Sözlü olmayan mesaj, iletişimin çok önemli bir öğesini oluşturmaktadır ve kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır.
  17. d) Birey, sözlü olmayan davranışlarının farkında olmaz.
  18. e) Sözlü olmayan mesajlara yüz yüze kurulan iletişimde rastlanılmaz.
  19. Aşağıdakilerden hangisi iletişimi olumsuz etkileyen faktörlerden biri değildir?
  20. a) Hale Etkisi
  21. b) Fiziksel faktörler
  22. c) Semantik faktörler
  23. d) Kişisel faktörler
  24. e) Dil güçlükleri

Cevap Anahtarı:

1.C- 2.D- 3.A- 4.C- 5.B – 6.D – 7.C -8.E – 9.D – 10.A

 

 

ÜNİTE 6    SÖZLÜ SUNUM VE SUNUMUN PLANLANMASI

GİRİŞ

Bireyler, sosyal hayatın ya da iş hayatının bir gereği olarak topluluk önünde konuşma yapma ihtiyacı duymaktadırlar. Topluluk önünde yapılan tüm konuşmalarda, katılımcı konumundaki bireylere faydalı ve etkili bir şekilde bilgi aktarabilmek, bu bağlamda da doğru iletişim kurabilmek önemlidir.

SÖZLÜ SUNUM

Sunum, bir mesajı iletmek amacıyla konuşmacı konumundaki birey tarafından gerçekleştirilen sözlü ve görsel iletişim etkinliklerinin tümüdür. Sunum, günümüzde gruplara ve topluluklara hitap edebilmek için kullanılan en önemli sözlü anlatım türleri arasında yer almaktadır.

Sunum, belirli ilkeler çerçevesinde gerçekleştirilir. Bu bağlamda sunum; okuma, yazma, dinleme, konuşma ve araştırma becerilerinin tümünü içerir ve belirli bir amaca yöneliktir.

Sözlü Sunum Çeşitleri

Sözlü sunum, ‘içe dönük sunum’ ve ‘dışa dönük sunum’ olmak üzere ikiye ayrılır. İçe dönük sunumun amacı eğitmek, bilgi paylaşımında bulunmak ve motivasyon sağlamaktır. Dışa dönük sunumlar ise tanıtım ve reklam amaçlıdır. Örnek Sempozyum, konferans, seminer gibi etkinlikler birer sözlü sunumdur

Sunumun çeşidi, sunum yapılacak topluluğa ve sunumun yapılma amacına göre önceden belirlenmelidir.

Sunumun hazırlık aşamasında şu soruların sorulması gerekir:

Ne tür bilgiler aktarılacak?

Sunum yapılacak bireyler kimdir?

Hangi destek araçlar kullanılacak?

Nasıl aktarılacak?

Sunumun yapılma nedeni nedir?

Sunum nerede gerçekleşecek?

Sunum ne zaman yapılacak?

Verilecek bilgilerin çeşidi, güvenilirliği, sunuma katkısı ve güncelliği çok önemlidir. Hayatın her alanında sıkça kullanılan, “Nasıl, neden, nerede, ne zaman?” gibi sorular, sunum yapılacak grup ve toplulukta öğrenme dürtüsünü güçlendirecektir. Bu durum, öğrenme konusunda daha çok motivasyon ve istek uyandıracaktır.

SÖZLÜ SUNUMUN PLANLANMASI: ÖNEMİ VE SÖZLÜ SUNUMUN PLANLANMASI VE GEREKLİLİĞİ

Sözlü sunum öncesi yapılan planlama ve ön hazırlık çok önemlidir. Konuşmacı konumundaki bireyin yanı sıra, dinleyici konumundaki diğer bireyler, amaç, zaman, yer ve konu; sözlü sunuma katkı sağlayan unsurlardır. Konuşmacının tüm bu unsurların bilincinde olarak sözlü sunumu planlaması gerekir.

Sunum, neyin anlatıldığından çok nasıl anlatıldığıyla ilgilidir. İletişimin % 55’ini beden dili, % 38’ini tonlama ve % 7’sini kelimeler oluşturmaktadır. Beden dili ve tonlama bir şeyin ‘nasıl’; kelimeler ise ‘ne’ söylendiğiyle ilgilidir

Sunum yapmanın iki temel nedeni, (i) söylenenlerin istenilen şekilde anlaşılması ve (ii) dinleyiciyi ikna etmektir.

Dinleyiciler konuşmacıyı ve düşüncelerini, konuşmacının iletişim kurabilme yeteneğine göre değerlendirirler. Sunum yapmanın iki temel nedeni, (i) söylenenlerin istenilen şekilde anlaşılması ve (ii) dinleyiciyi ikna etmektir.

BAŞARILI SÖZLÜ SUNUM İÇİN ÖN HAZIRLIK VE PLANLAMA

Sözlü sunumlar kısa bir girişle başlayıp, gelişme ile devam eder ve kapanış/sonuçla biter. Girişte katılımcılara ‘Hoş geldiniz’ mesajıyla başlayıp tanışılmalı; konuyu, amacı, sunumun ana hatlarını belirten konularla ilgili ipuçları verilmelidir.

Başarılı sözlü sunumlar yapılabilmesi için hazırlık aşamasında dikkat edilmesi gereken unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

Sözlü sunumun hedefi belirlenmelidir.

Sözlü sunumun içeriği güçlendirilmelidir.

Sözlü sunum konusuna hâkim olunmalıdır.

Sözlü sunum yapılacak dinleyicilerin kim olduğu bilinmelidir.

Sözlü sunumda kullanılacak teknik donanım ve fiziki ortam önceden belirlenmelidir.

Sözlü sunum yapacak konuşmacı, dış görünüşüne özen göstermelidir.

Sözlü Sunumun Hedefinin Belirlenmesi

Sunum için hazırlık çalışması yürütülürken, özellikle sunum içeriğinin oluşturulması sırasında sunumun amacına, yani neye hizmet edeceğine karar verilmelidir. Hedef kesin olarak belirlenmiş olmalıdır. Dinleyicilerin sunumun ardından ne düşünmeleri isteniyor önceden tespit edilmelidir. Sunumun temel

Bu bağlamda, sunumun hedeflerini şu başlıklar altında sıralamak mümkündür:

Eğitmek

Eğlendirmek

Düşündürmek

Bilgilendirmek

Katılımcı ile ortak çalışmalar yürütmek

İkna etmek

Satış yapmak vb.

Sözlü Sunumun İçeriğinin Güçlendirilmesi

Sunumun hazırlık aşamasında, konu anlatımını güçlendireceği düşünülen malzemelerden yararlanılması önem taşımaktadır. Dinleyiciye dönük hedef kitle analizi yapılarak, dinleyicinin özelliklerine uygun sunumu renklendirici hikâyeler, küçük örnekler, görseller (video, animasyon vb.) kullanılabilir. Örnek Sözlü sunuma bir çağrı merkezinde çalışan müşteri temsilcisinin müşteriyi arayarak yeni bir kampanyayı müşteriye anlatması sözlü sunuma örnek olarak verilebilir. Burada sunumun temel hedefi bilgilendirmektedir.

Sözlü Sunum Konusuna Hâkim Olunması

Konuşmacı, anlatacağı konuya tamamıyla hâkim olmalı ve gelecek her soruya tereddüte yer bırakmadan cevap verebilmelidir. Sunum bir buzdağı olarak düşünülürse, görünen kısmı sunum oluşturmakta; suyun altında kalan asıl büyük bölümü ise konu ile ilgili hakimiyet ve bilgi kapsamaktadır. Konuşmacı, sunumda anlatılan bilgiden çok daha fazla bilgiye sahip olmalıdır. Bunun için konu ile ilgili kitap, araştırma, istatistik, örnek, deney vb. diğer yayın ve çalışmalardan haberdar olmalıdır. Her zaman konuya ilişkin güncel bilgileri takip etmelidir.

Örnek Kurumsal şirketlerin yıllık strateji toplantılarında, dinleyici kitlesinin özelliklerine ve beklentilerine yönelik sunumlar tasarlanabilir. Bu sunumlarda çeşitli röportaj, video ya da fotoğraflar kullanılarak interaktif bir sunum yapılabilir. Böylece sadece stratejilerin aktarıldığı düz sunumlar yerine; daha hareketli, dinleyiciyi aktif olarak katılıma davet eden, akılda kalıcı ve en önemlisi verilmek istenen mesaj(lar)ın etkin bir şekilde verildiği toplantılar gerçekleştirilebilir.

Örnek Çağrı merkezinde çalışan bir müşteri temsilcisi, kullandığı tarife hakkında bilgi almak için arayan bir müşteriye tarifeyi bilmediği için yeterli bilgi veremezse, müşterinin işletmeye olan güvenini kaybetmesine sebep olabilecektir.

Sözlü Sunum Yapılacak Dinleyicileri Tanımak

Sözlü sunum, bir anlamda belirli konularda bilgi aktarımı anlamına gelir. Diğer bir ifade ile sunumların öğretme boyutu vardır. Öğretme de insanları bildikleri şeylerden bilmedikleri şeylere doğru götürme sürecidir. Motive olmuş bir topluluğa, bir sunum yapmanın en iyi yolu, küçük bir dil unsuru, bir benzetme ve temsil ile hitap etmektir. Bu nedenle, sözlü sunumun başarılı olabilmesi için dinleyiciyi tanımak gerekir.

İyi bir konuşmacı, verdiği mesajı dinleyicisinin bilgi düzeyine göre ayarlayabilmelidir. Dinleyiciler verilen mesajın kendi bakış açılarına, statülerine, deneyimlerine ve bilgi düzeylerine uygun olmasını bekleyeceklerdir. Bu nedenle, kalabalık dinleyici gruplarına yapılan sunumların daha sade olması gerekir

Sözlü sunum yapılacak dinleyicileri tanımak için şu soruların yanıtlanması gerekir:

Dinleyici sayısı nedir?

Dinleyiciler kimlerden oluşmaktadır?

Örnek Hedef kitlenin dilini kullanarak bildiklerini aktarmak önemlidir. Albert Einstein bunda çok başarılıydı. Princeton Meydanı’nda oturup en karmaşık fikirleri açıklamak için balonları ve portakalları kullanırdı. Carl Sagan da hemen hemen aynı şeyi yapardı. Büyük ve derin düşünürler sade bir biçimde iletişim kurmak zorundadır. Karmaşıklıkları anlarlar; fakat herkesin anlayabilmesi için bu karmaşıklıkları basitleştirmek zorundadırlar.

Dinleyiciler hakkında ne kadar fikir sahibi olunursa sunumun başarısı da o kadar artacaktır.

Dinleyicilerin demografik özellikleri (yaş, cinsiyet vb.) nelerdir?

Dinleyicilerin sunuma katılım amacı nedir?

Dinleyiciler kendi istekleriyle mi sunuma katılmaktadırlar?

Katılımcılar konuya ne kadar hâkimler?

Dinleyicilerin oturma planı nedir?

Dinleyiciler hakkında ne kadar fikir sahibi olunursa sunumun başarısı da o kadar artacaktır. Unutulmamalıdır ki, sözlü sunum sırasında, ilk kez karşılaşılan ya da çok iyi tanınmayan bireylere aktarımda bulunmak zordur. Sunuma katılacakların dikkatlerinin dağılması önlenmelidir. İletişim uzmanlarına göre dikkat ilk 20 dakika en üst seviyededir. Sonraki 15 dakikada dikkat seviyesi düşer ve 40. dakikadan sonra dikkat dağılır. Sunum anında büyük bir gruba konuşma yapmak, bir tek kişiye veya küçük bir gruba konuşmaktan çok daha fazla dikkat gerektirir.

Sunum yapılacak dinleyicinin dikkatini dağıtan belli başlı faktörler şu şekilde sıralanabilir:

Dinleyicinin gözündeki güvenilirlik: Dinleyiciler konuşmacının bilgi seviyesi ve güvenilirliği konusunda ikna edilmeli ve konuşmacının herkesten önce kendine olan güveni tam olmalıdır.

Sunumun yapıldığı ortam: Sunumun yapıldığı ortam dinleyiciler üzerine olumsuz etki oluşturabilir. Ortamdaki ışıklandırma, ses, klima, sıcaklık ya da soğukluk gibi fiziki nedenler dinleyicinin dikkatini dağıtabilir.

Dinleyicilerin sunum içeriğine karşı tepki duyması: Eğer sunum içeriğinde dinleyicilerin hoş karşılamayacağı düşünülen bir içerik varsa bunu önceden düşünüp önlem almak gerekir.

Dinleyicilerin sunum konusunu bilmeleri: Konunun dinleyiciler tarafından bilinmesi durumunda dikkat dağılabilir. Dinleyiciler yeniden aynı konuyu dinlemek istemeyebilirler.

Bu nedenle, kafa karıştırıcı ifadelerden kaçınılarak basit ve anlaşılır ifadeler kullanılmalıdır. Konu hakkında belli düzeyde bilgi sahibi olan bir dinleyici kitlesine konuşma yapılıyorsa, mevcut bilgilere eklemeler yapılmalıdır. Sorulan sorularla dinleyicilerin konuyu takip edip edemedikleri ölçülmelidir. Dinleyici grubu konuya hakim ise, konuyla ilgili teknik terimler ve kısaltmalar kullanılabilir.

Sözlü Sunumda Kullanılacak Teknik Donanım ve Fiziki Ortam

Herhangi bir sorunla karşılaşmamak için sunum alanının önceden görülerek uygunluğunun kontrol edilmesi gerekir. Sunumu hazırlarken ortam ve malzemeler iyi tahlil edilmelidir. Bunlarla ilgili olarak ön çalışma ve prova yapmak gerekir. Sunum yapılacak fiziki ortamdaki imkânların; dinleyicilerin, sunumun ve hedefin ihtiyaçlarını ne kadar karşıladığı tespit edilmelidir. Sunum yapılacak alanının fiziki durumu önem taşımaktadır. Sunum yapılacak salon ya da alan katılımcı sayısına küçük gelebilir. Bu durum konuşmacının fiziki olarak hareketini kısıtlayabilir.

Örnek Dinleyicilerin yaş ortalamasının düşük olacağı bir toplulukta; sıkıcı olmayan, interaktif, görsel ve uygulamalarla zenginleştirilen bir sunum planlanmalıdır.

Sunum için görsel malzemeye ihtiyaç duyulabilir. Teknik donanım ve malzemeler daha önce denenerek kullanılımları kontrol edilmelidir. Malzeme konusunda edinilecek doğru bilgi, sunumun başarısını etkileyecektir. Sunumlarda görsel malzeme ile ilgili olarak yaşanan en ciddi sorunlar, bilgisayar ya da projeksiyon cihazları ile ilgili olarak yaşanır.

Aydınlatma sunum açısından çok önemlidir. Sunum alanının aydınlatma seçeneklerini bilmek avantaj sağlar. Bu nedenle, sunum alanının aydınlatma donanımı ve düzeyi önceden kontrol edilmelidir. Bilgisayar ile yapılacak sunumlarda ekran algılamasının yükselmesi için ekrana yakın olan ışıklar kapatılmalıdır. Dikkat dağınıklığını engellemek için sunum sırasında verilecek olan aralarda soru-cevap diyaloğuna geçilmelidir. Duyulamayan sunum, başarılı olmaz. Konuşmacı tarafından kullanılan mikrofon, katılımcının dikkatini dağıtabilir. Sunum alanı geniş ve dinleyici topluluğu kalabalıksa konuşmacının yaka mikrofonu kullanması daha başarılı sunum yapmasını sağlayacaktır. Örnek Dinleyicilerin not almaları gereken durumlar olduğunda veya bir takım yazılı uygulamalar yapılması istendiğinde, sunum alanında masa ve sandalyelerin ya da kalem kâğıt gibi materyallerin olmaması dinleyicileri olumsuz etkileyecektir.

Dinleyici sayısına, konuya ve sunum çeşidine uygun bir oturma düzeni seçilmelidir. Öncelikle sunum yapılacak alanın düzeni, gerekli malzemenin sunum alanında bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

Sunum sırasında gerekebilecek malzemeler ise şu şekilde sıralabilir:

Yazı Tahtası

Perde

Bilgisayar masası ve bilgisayar

Projeksiyon cihazı

Kalem ve kâğıt

Çöp kovası

Su vb.

Dinleyici sayısı yüksek ise görülebilir bir alan üzerinden sunumu yapmak yararlıdır. Böylece perdeye, görsel malzemeye ve dinleyicilere kolaylıkla hâkim olunacaktır. Planlama aşamasında dinleyici sayısı önemli, bir belirleyicidir. Dinleyici sayısına ve sunum içeriğine göre kullanılabilecek beş çeşit salon düzeninden söz edilebilir

Sinema Düzeni: Not almayı gerektirmeyen, kısa süreli sunumlarda tercih edilecek bir düzendir. Görsel malzeme olmadığında yan yana koltuklarda dinleyicinin oturması onları kontrol etmeyi kolaylaştırır.

Balık Sırtı: Salon küçük ve katılımcı sayısı buna göre yüksek ise tercih edilecek bir oturma düzenidir. Art arda, çapraz şekilde oturacak dinleyiciler, bu sayede konuşmacıyı daha rahat görecektir. Çapraz oturma, konuşmacı açısından da alanı daha iyi kullanmayı sağlayacaktır. Sunumu yapan konuşmacı odakta olacağı için dinleyicilerin algısı yükselecektir.

U Biçimi: Masa düzenlerinin en tercih edilen ve risksiz olanıdır. Böyle bir düzen, konuşmacıya dinleyici ile eşit iletişim kurma avantajı sağlar. Dinleyici sayısı 30’un altında ise U biçimi en uygun oturma düzenidir.

Açık V Biçimi: U biçimi düzenin tüm avantajlarına sahip olmakla birlikte, bu salon çeşidi, grup çalışmalarında ve fazla aktivite gerektiren sunumlarda, sunum alanını daha etkin kullanmaya yardımcı olması açısından tercih edilmektedir.

Yuvarlak Masa: Yuvarlak masa, toplantılar için uygundur, sunumlar için tercih edilmez. Sunumu yapacak olan konuşmacının odak olamadığı bir düzendir. Grup çalışmalarında kolay fikir alışverişi sağlamak için yararlı olabilir.

Sözlü Sunum Yapacak Konuşmacının Dış Görünüşü

Başarılı bir sunum için konuşmacının dış görünüşü de en az konuşma tarzı kadar önem taşımaktadır. Konuşmacının ne giydiği de diğer unsurlar kadar sunum gücünü etkiler. Giyim konusu başlı başına bir profesyonel çalışma gerektirir. Giysi, rengi, deseni, stili, kalınlık ya da inceliği, toplantı için uygun olup olmadığı gibi birçok açıdan değerlendirilmelidir. Sadece kişinin giyimine bakarak bile onunla iletişime geçip geçmeme kararı verilebilir. Bunun için saniyeler yeterlidir

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü sunumun hazırlanma aşamasında sorulması gereken sorular arasında yer almaz?
  2. a) Sunumun yapılma nedeni nedir?
  3. b) Sunum nerede gerçekleşecek?
  4. c) Sunum ne zaman yapılacak?
  5. d) Sunumu kim yapacak?
  6. e) Ne tür bilgiler aktarılacak?
  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü sunumda dinleyicinin dikkatini dağıtan unsurlardan biri değildir?
  2. a) Sunum yapılan odanın çok sıcak ya da çok soğuk olması
  3. b) Konuşmacının sesinin duyulmaması
  4. c) Konuşmacının konuya hâkim olması
  5. d) Konuşmacının abartılı aksesuarlar kullanması
  6. e) Işık düzeninin yeterli olmaması
  1. Aşağıdakilerden hangisi başarılı bir sözlü sunum yapabilmek için hazırlık aşamasında dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri değildir?
  2. a) Sözlü sunumun hedefinin belirlenmesi
  3. b) Sözlü sunumun içeriğinin güçlendirilmesi
  4. c) Sözlü sunumda kullanılacak teknik donanım ve fiziki ortamın önceden belirlenmesi
  5. d) Sözlü sunum yapacak konuşmacının dış görünüşüne özen göstermesi
  6. e) Sözlü sunum alanının kontrol edilmemesi
  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü sunum yapan konuşmacıda olmaması gereken bir özelliktir?
  2. a) Sunum konusuna hâkim olması
  3. b) Güvenirliliğini hissettirmesi
  4. c) Dış görünümünün dikkat çekici olması
  5. d) Sunumun hedefini önceden belirlemesi
  6. e) Dinleyici kitlesini tanıması
  1. Not almayı gerektirmeyen kısa süreli sunumlarda tercih edilecek oturma düzeni aşağıdakilerden hangisidir?
  2. a) Sinema düzeni
  3. b) Açık V biçimi
  4. c) Yuvarlak masa
  5. d) U biçimi
  6. e) Balık sırtı
  1. Aşağıdakilerden hangisi sunum alanınında dikkat edilmesi gereken noktalardan biri değildir?
  2. a) Aydınlatmanın sunum içeriğine göre ayarlanması.
  3. b) Konuşmacının giysilerinin dikkat çekmeyecek bir şekilde seçilmesi.
  4. c) Sunum yapılacak alanın sıcaklığının katılımcıların dikkatini dağıtmayacak şekilde ayarlanması.
  5. d) Sunum yapılacak alanın büyüklüğünün dinleyici büyüklüğüne göre seçilmesi.
  6. e) Sunum sırasında kullanılacak bilgisayar ve projeksiyon cihazlarının kontrol edilmesi.
  1. Aşağıdakilerden hangisi dinleyici sayısına ve sunum içeriğine göre kullanılabilecek salon çeşitlerinden biri değildir?
  2. a) Sinema Düzeni
  3. b) Balık Sırtı
  4. c) U Biçimi
  5. d) Açık V Biçimi
  6. e) Y Biçimi
  1. Aşağıdakilerden hangisi konuşmacının uygun giysi seçmemesinin dinleyiciler üzerindeki olumsuz etkilerinden biri değildir?
  2. a) Dinleyiciler konuşmacıyla empati kurabilir.
  3. b) Aktarılan mesajlar dinleyiciler tarafından alınamayabilir.
  4. c) Dinleyiciler konuşmacı ile iletişime geçmek istemeyebilirler.
  5. d) Dinleyiciler konuşmacıya antipati duyabilir.
  6. e) Dinleyicilerin sunum üzerindeki dikkati azalabilir.
  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü sunum yapılacak dinleyicileri tanımanın konuşmacıya sağlayacağı avantajlardan biri değildir?
  2. a) Konuşmacı aktardığı mesajı dinleyicisinin bilgi düzeyine göre ayarlayabilir.
  3. b) Konuşmacı sunumun genel yapısını daha kolay tasarlayabilir.
  4. c) Teknik terimler, uzun ve anlaşılmaz cümleler kullanılarak dinleyicilerin dikkati sunuma çekilebilir.
  5. d) Kalabalık dinleyici gruplarına sunum yapılacaksa sunum daha sade hazırlanabilir.
  6. e) Sunumda kullanılacak örnekleri daha doğru şekilde seçilebilir.

 

  1. İletişim hakkında verilen bilgilerden hangisi hangisi doğrudur?
  2. a) İletişimin % 55’ini beden dili, % 38’ini tonlama ve % 7’sini kelimeler oluşturmaktadır.
  3. b) İletişimin % 45’ini beden dili, % 48’ini tonlama ve % 7’sini kelimeler oluşturmaktadır.
  4. c) İletişimin % 65’ini beden dili, % 18’ini tonlama ve % 17’sini kelimeler oluşturmaktadır.
  5. d) İletişimin % 35’ini beden dili, % 28’ini tonlama ve % 37’sini kelimeler oluşturmaktadır.
  6. e) İletişimin % 75’ini beden dili, % 25’ini tonlama ve % 10’unu kelimeler oluşturmaktadır.

 

Cevap Anahtarı:

1.D – 2.C – 3.E – 4.C – 5.A – 6.B – 7.E – 8.A – 9.C- 10.A

ÜNİTE 7    KONUŞMAYA HAZIRLANMAK

GİRİŞ

Sesin söze dönüşümü insan hayatında önemli gelişmeler sağlamıştır. Söz, sesin sistematik yapıya dönüşmüş biçimidir. Sözle iletişim, insan iletişiminin asıl omurgasını oluşturur. Söz, insanın bütün bir iletişimsel edimi, bilinçli ve niyetine uygun biçimde örgütlemesine olanak vermesi yönünden sözsüz iletişimden ayrılır

KONUŞMA ÖNCESİ HAZIRLIK: ÖNEMİ VE GEREKLİLİĞİ

Topluluk karşısında sunum yapmak, korku ve heyecan hissini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle kalabalıklar karşısında konuşmak kolay değildir. Bu heyecan ve korku ne kadar fazla olur ise yapılacak konuşma da kişi için o kadar zorlaşacaktır. Heyecana bağlı olarak anlatılacak konu unutulabilir, başka konularla karıştırılabilir,

Konuşma Türleri

Herhangi bir mekânda, herhangi bir grup karşısında konuşmak çeşitli hazırlıkların yapılmasını beraberinde getirir. Strateji, hedefinize ulaşmanızda size yardımcı olan yoldur.

Stratejik iletişim sürecinde bu dört adıma dikkatle odaklanılmalı ve alt stratejiler belirlenmeye çalışılmalıdır.

Mesele: İletişim sürecinde bir sorun olup olmadığına karar verilmelidir.

Hedef: Eğer mümkünse, iletişim sürecinde karşı tarafın bir sonraki hamlesi yönlendirilmeye çalışılmalıdır.

Yöntem: Karşıdaki bireyin ikna edilebilmesi için onun düşüncelerinin bilinmesi ve bu düşüncelerden hareket edilmesi gerekir.

Sonuç: İletişim sürecine dahil olan bireylerin tepkilerinin önceden tahmin edilmeye çalışılması, olası sıkıntıların önüne geçilmesini sağlayacaktır.

Bir strateji oluşturmak için çok zamana ihtiyacınız olduğunu düşünebilirsiniz. Genellikle de, zamanınız yoktur. Önemli bir toplantıdan önce on dakikanız vardır. Ya da anında stratejik düşünmeniz gerekebilir. Gerçek hayatta, istediğinizi elde edebilmek için, o an yapılacak doğru hamleyi bulmanız gerekir.

Bu bağlamda konuşma türlerini, amaçları açısından beş ana gruba ayırmak mümkündür

Satış konuşması

Formal konuşma

Eğitim amaçlı konuşma

Motivasyon amaçlı konuşma

Gerçeklere dayalı konuşma

Satış Konuşması

Satış, birçok işletme için temel hedefler arasında yer almaktadır. Bu nedenle üretim kadar satış süreçleri de titizlikle planlanmaktadır. Satış sürecinin her aşaması, üretim-tüketim döngüsünü önemli derecede etkilemektedir. Satış konuşmasının gerçekleştirilmesi de bu bağlamda önem kazanmakta ve pazarlama hedeflerine hizmet etmektedir.

Konuşma Sırasında Karşıdaki Kişinin Düşüncelerine Önem Vermenin Gerekliliği Yaygın Karşınızdaki insanın ne düşündüğü kendi meselesidir.

Karşınızdaki insanın ne düşündüğü sizin meselenizdir.

Karşınızdaki insanın sizin düşüncelerinize göre davranması gerekir, kendi düşüncesine göre değil.

Karşınızdaki insan, kendi düşüncesine göre hareket eder, sizin düşüncenize göre değil.

Karşınızdaki insanın düşüncesi hiç önemli değildir.

Karşınızdaki insanın düşüncesi, sizin ‘evet’ ya da ‘hayır’ demenizi belirler.

Stratejiniz, karşınızdaki insanın düşüncesini belirler.

Karşınızdaki insanın görüşleri, sizin stratejinizi belirler.

Unutulmamalıdır ki, düşünceler gizli motivasyon unsurlarıdır. Düşünceler, önyargı, ego, kibir, korku ve arzu gibi birçok duygu ile birlikte insanın algılama sürecini etkiler. İnsanlar farkında olmadan düşüncelerinden hareketle motive olur.

Düşünceleri değişen insanın davranışları da değişecektir. İnsan davranışları üzerinde etkili olmak, yani satış sürecinde başarılı olmak da düşünceler üzerinde etkili olmaya bağlıdır. Konuşma Sırasında Karşıdaki Kişinin Yaklaşım Tarzını Değiştirme Stratejisi Geliştirme Karşınızdaki insan inatçıysa, ona değişmesini söyleyin.

Karşınızdaki insan inatçıysa, yaklaşım tarzınızı değiştirin.

Karşınızdaki insanın aptalca düşüncelerini dinlemeyin.

Karşınızdaki insanın ne düşündüğüne önem verin.

Karşınızdaki insanın, sizin haklı olduğunuzu anlamasını sağlayın.

Karşınızdaki insanın, kendini haklı görmesinin nedenlerini araştırın.

Karşınızdaki insanın düşüncelerine saldırarak, ‘evet’ demesini sağlayın.

Karşınızdaki insanın düşüncelerini göz önünde bulundurarak, ‘evet’ demesini sağlayın.

Bu konuşmalarla amaçlanan satış yapmaktır. Dinleyiciler söylenenler sonucunda ürünü satın alacak veya almayacaklardır.

Dinleyici konumundaki bireyler konuşma sırasında anlatılanları yaşamalı, bu nedenle konuşma duyguları harekete geçirici nitelikte olmalıdır.

Formel konuşmada, bilgilendirmenin duygusal biçimde yapılması gerekir.

Formel konuşma sürecinde genellikle farklı bireyler tarafından başkaları hakkında bilgi verilmesi söz konusudur. Bu aktarımların yapılması sırasında ses tonunun doğru kullanımı, konuşmanın etkisini artırıcı rol oynayacaktır. Sürekli aynı ses tonuyla yapılan bir sunum, hem dinleyicilerin sıkılmasına neden olacak hem de konuşmanın inandırıcılığının zayıflaması gibi bir sonuç ortaya çıkaracaktır (Witz, 2005:47).

Eğitim Amaçlı Konuşma

İnsanlar yaşamlarının önemli bir kısmında formel eğitim sürecine dahil olmaktadırlar. Bu bağlamda, öğrenme sürecinde gerçekleştirilen sözlü iletişim önem taşımaktadır. Öğrenme süreçleri; planlı, sistematik ve bireysel etkinlikleri gerektiren etkileşimleri kapsamaktadır. Öğrenme süreci tek taraflı değildir. Hem öğreten hem de öğrenen konumundaki bireylerin başarılı bir etkileşim gerçekleştirmeleri, sürecin işlerliği ile doğrudan ilgilidir. Öğretme amaçlı yapılan konuşmaların temelinde bilgi aktarımı yer almaktadır.

Eğitim amaçlı konuşmada bilgilendirme, öğretici biçimde olmalıdır. Salt bilginin aktarımı yeterli değildir. Bilginin nasıl aktarıldığı da önem taşımaktadır. Öncelikli olarak eğitim amaçlı olarak yapılan konuşmaların sıkıcı olmaması için dinleyicilerin aktif katılımlarının sağlanması gerekmektedir. Konuşma sırasında konuya ilişkin olarak güncel örnekler sunulmalı, uygulamalara geniş yer verilmeli ve konuşma karşılıklılık anlayışında gerçekleştirilmelidir. Konuşma ya da bilgi aktarımı sırasında çeşitli eğitim metotlarına başvurulabilir. Sorular konuşmanın canlı geçmesini ve katılımcılar tarafından etkin bir şekilde dinlenilmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda, sunulan bilginin hatırlanma oranını da artırmaktadır (Witz, 2005:55).

Motivasyon Amaçlı Konuşma

Hemen hemen her iş yapış sürecinde motivasyon önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Motivasyon amaçlı olarak gerek iş hayatında gerekse kişinin kendisini geliştirmesi sürecinde çeşitli etkinlikler önem kazanmaktadır. Kişinin her gün zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği iş yerine severek ve isteyerek gitmesi, işine motive olmasını gerektirmektedir. İş doyumu da maddi ve manevi ödüllerden geçerek sağlanır. Konuşmacı, dinleyicileri söylenenlere inandırarak coşturmalı, duygusal açıdan harekete geçirmeli, hedefe doğru birlikte gidileceği konusunda ikna etmelidir (Witz, 2005:67).

Gerçeklere Dayalı Konuşma

İçeriğinde kişisel düşüncelerin olmadığı, yalnızca yaşanmış olayların, gerçek bilgilerin aktarıldığı konuşmalardır. Gerçeklere dayalı konuşmada, bilgilendirme öğretici biçimde olmalıdır. Bu konuşmalarda amaç, dinleyiciyi etkilemek veya ikna etmek değildir. Gerçeklere dayalı konuşmanın amacı, gerçek bilgilerin dinleyicilerin anlayabileceği biçimde, tarafsız olarak aktarılmasıdır.

Özetle;

Satış konuşması ikna edici, faydaları belirtecek şekilde olmalı

Formel konuşma duygusal olmalı

Eğitim amaçlı konuşma hem öğretici hem duygusal olmalı

Motivasyon amaçlı konuşma ikna edici ve duygusal olmalı

Gerçeklere dayalı konuşma ise öğretici olmalıdır

Örnek Seçim öncesinde siyasi partilerin seçmenlerine ve futbol maçları öncesinde teknik direktörlerin futbolcularına yaptıkları konuşmalar motivasyon amaçlı konuşmalara örnek olarak verilebilir.

Örnek Raporlar, anket sonuçları, istatistiki veriler, tarih araştırmaları gerçeklere dayalı konuşmaya örnek olarak verilebilir.

KONUŞMAYA HAZIRLIK AŞAMALARI

Konuşma türü ne olursa olsun belirli hazırlıkların yapılması, sunumdan elde edilecek verim ve başarı düzeyini artırıcı rol oynayacaktır. Bu bağlamda, konuşma yapmadan önce uygulanması gereken hazırlık aşamalarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

Dinleyiciyi tanıma: Belli bir gruba hitap edecek konuşmacının, konuyu tespit etmeden önce uygulaması gereken ilk adım, mümkünse dinleyiciler hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Böylece, konunun tespiti ve konuşma hazırlığı, anlatım tarzı ve planlama, dinleyicilerin özelliğine göre yapılabilecektir.

Konu tespiti: Konu seçimini konuşmacı yapar. Konunun, konuşmacının ilgi alanına uygun olması gerekir.

Konuşmanın amacı: Konuşma belli bir amaca yönelik olmalıdır. Amacı olmayan bir konuşmanın kalabalıklar karşısında yapılması mümkün değildir.

Örnek Bir çağrı merkezindeki müşteri temsilcisi ve tarife konusuna göre, konuşma türlerinin amaçları şu şekilde örneklendirilebilir:

  • Satış konuşmasının amacı: Tarifeyi satmak
  • Formal konuşmanın amacı: Tarifeyi müşteriye tanıtmak
  • Eğitim amaçlı konuşmanın amacı: Tarife hakkında müşteri temsilcilerini eğitmek
  • Motivasyon amaçlı konuşmanın amacı: Müşterileri tarife kullanımına teşvik etmek
  • Gerçeklere dayalı konuşmanın amacı: Tarifeyi kullanan müşterilerin tarife kullanımı ile ne

Karmaşık sırayla yapılan konuşmalar karşı tarafta istenen etkiyi ortaya çıkarmayacaktır.

Yapılacak olan konuşmanın konusunun ve amacının belirlenmesi için öncelikle konuşmanın ‘neden yapıldığı’nın kararlaştırılması gerekir. Nitekim konuşma;

Eğlendirmek

Yeni şeyler öğretmek

Duygu ve düşünceleri değiştirmek

Farkındalık yaratmak

Motive etmek gibi çok çeşitli amaçlarla yapılabilir.

Konuşma içeriği: Konuşmacı, konuşma konusu hakkında yeterli bilgiye sahip olmalıdır. Konuşma sırasında rastgele konuşmamalı, kesin olmayan bilgiler aktarmamalıdır. Konunun dışına çıkmak, konunun dağılmasına ve zaman kaybına neden olacaktır. Gerekli olan bilgiler araştırılmalıdır. Bu bilgiler amaca uygun sayısal veriler, gerçekler, gözlemler, anketler, yaşanmışlıklar ve karşılaştırmalar olabilir.

Konuşmanın söylemi: Söyleyiş tarzının yanlış olması, konuşmanın etkisini azaltarak ahengini bozmaktadır. Aynı kelimelerin ve örneklerin sürekli tekrarlanması, anlatım ve söylemi olumsuz yönde etkiler. Bunun yanısıra kavramları yerli yerinde veya anlamını bilmeksizin kullanmak, dinleyicilerden gelebilecek sorular karşısında konuşmacıyı zor duruma düşürebilecektir.

Bedensel hazırlık: Konuşmacının tavır ve davranışları, el kol hareketleri, duruşu gibi birçok unsur, konuşmanın başarıyla yürütülmesi hususunda etkili olmaktadır. Konuşmacının sarfettiği sözcüklerin yanı sıra duruşu, mimikleri ve bakışı dinleyici üzerinde bir algı biçimi oluşturmaktadır.

Konuşmanın provası: Konuşmanın türü ne olursa olsun, her konuşmacı kalabalıklar önünde olmaktan ve sunum yapmaktan rahatsız olacaktır. Hissedilen korku ve heyecanın konuşmacıyı olumsuz yönde etkilememesi ve kısa süre içerisinde kontrol altına alınabilmesi için konuşmaya hazırlık olarak prova yapılması gerekmektedir. Konuşma provası yaparken dikkat edilmesi gerekenler hususları şu başlıklar altında sıralamak mümkündür:

Konuşma planı gözden geçirilmeli, konuşma içeriği okunmalıdır. Okuma sırasında özellikle önemli olan ve vurgulanmak istenen bölümler belirlenmelidir.

Konuşma içeriği, sesli olarak duraksamadan okunmalıdır.

Okumaların amacının ezber değil, içeriğin ve sıralamanın zihinde yer etmesi olduğu unutulmamalıdır.

Konuşma provası kaydedilerek, daha sonra dinlenilebilir. Bu şekilde eksik noktaların tespit edilmesi kolaylaşacaktır.

Prova sırasında sesin hızına, tonuna ve diksiyona özen gösterilmelidir. Ses iyi ayarlanmalı, konuşma dinleyenlerin duyabileceği şekilde yapılmalıdır.

Pozitif tutum, zihinsel hazırlık: Başarılı bir konuşma yapılacağına konuşmacı öncelikle kendini inandırmalı, olası sıkıntılar ve olumsuzluklar akla getirilmemelidir. Konuşmacı olumlu düşündüğünde konuşmanın da olumlu gelişme olasılığı artmaktadır. KONUŞMACININ BAŞARILI OLMASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Konuşma yapmak, her zaman çeşitli zorlukları beraberinde getirir. Konuşmanın türü, dinleyici kitlesi, ortam ve buna benzer birçok faktör konuşma üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Bu bağlamda konuşmacının başarılı olmasını etkileyen faktörleri şu başlıklar altında sıralamak mümkündür:

Konuya hakimiyet: Başarılı bir konuşmacı ne söyleyeceğini bilir, bilgi ve birikimini karşısındaki dinleyiciye kolayca aktarır. Konuşma yaparken kendine güvenir ve mutlaka bir ön hazırlık yapar. Kendisine yöneltilen soruları tereddüte kapılmaksızın yanıtlayabilir, yanıtlayamadığı sorularda ise en azından doğru yönlendirmede bulunur. ‘Neyi’, ‘nerede’, ‘ne kadar’ söylemesi gerektiğinin farkındadır.

Planlama: Başarılı bir konuşmacı, anlattıklarının dinleyici tarafından kolayca kavranmasını sağlar. Bunun için aktaracağı bilginin ilgi ve önemine göre bir sıralama yapar. Bu sıralamayı yaparken, ne zaman, neyi söyleyeceğini saptarken de dinleyicilerinin niteliklerini göz önünde bulundurur.

Gözlem: Başarılı bir konuşmacı, çevresinden edindiği bilgileri, algıladıklarını ve gözlemlerini kısaca birikimlerini konuşmasına ekleyebilir. Çevresindeki olaylara, insanlara ve durumlara dönüktür. Bilgi, gözlem ve deneyimlerini konuşmalarını zenginleştirmek, somutlaştırmak ve ilginç hâle getirmek için kullanabilir.

Dinleyiciyi tanıma: Konuşmacı, dinleyicilerinin temel özelliklerini -eğitim düzeyi, ilgi, beğeni, tercih gibi- önceden bildiğinde konuşmasını planlaması kolaylaşacaktır. Dinleyiciye ilişkin bilgiler, konuşma dengesini kuracaktır. Dinleyici kitlesinin kültürel yapısı, eğitim durumu, sosyo-ekonomik konumu, siyasi eğilimleri, etik değerleri, normları, yaş ortalaması, vb. özellikleri, konuşma konusunun tespitinden, anlatım/aktarım biçimine değin belirleyici rol oynamaktadır.

Sesin kullanımı: Her konuşmacı sesini tanır. Konuşma sırasında, ihtiyaca göre ses tonunu değiştirebilir; ses yüksekliğini ve konuşma hızını konuşma alanının büyüklüğüne, kişi sayısına ve niteliğine göre ayarlar. Ses tonu, konuşmanın monotonluğunu bozmak için bilinçli bir şekilde ayarlanmalıdır.

Heyecanın kontrolü: Konuşmacının, konuşma yaparken ses-nefes dengesini iyi ayarlaması ve heyecanını denetlemesi gerekir. Denetimsiz heyecanın yol açtığı ses kısılmaları, titremeleri, çarpıntıları, boşlukları, sözcük kayıplarını engeller.

Dil kullanımı: Konuşmacının düşünce ve fikirlerini en iyi ifade edecek kavramları tercih etmesi gerekir. Aynı zamanda konuşmacı, kuracağı cümlelerin yapısına özen göstermeli, ses bilgisi kurallarının

Beden dilininin kullanımı: Konuşmacının sunum yapacağı ortamın özelliklerine bağlı olarak sözlerini destekleyici mimikleri, el-kol hareketlerini, beden açılarını, duruş ve oturuş biçimlerini ayarlamalıdır. Göz temasının, dinleyicilerin dikkatini canlı tutacak bir unsur olarak çekinmeden, ustaca kullanılması gerekir.

Öz eleştiri yapma: Konuşmacı, sunumu sırasında aldığı tepkileri değerlendirerek anında olumlu ve olumsuz tepkileri gözlemleme fırsatı bulur. Bu tepkilere bağlı olarak konuşmacı, kullandığı konuşma tekniğini, vizyonunu, sahnedeki/kürsüdeki duruş ve davranış tarzını gözden geçirme ve geliştirme olanağına kavuşur. Konuşmacının

HAZIRLIK KONTROL LİSTESİ Her konuşma için hazırlık yapılması gerekir. Öyle ki, yapılacak her konuşmanın ilk defa yapılacakmış gibi önemsenmesi gereklidir.

Konuşma öncesi hazırlık kontrol listesi şu şekilde geliştirilebilir:

Konuşmanın amacını belirlemek

Konuşmanın türünü tanımlamak

Dinleyiciler hakkında bilgi sahibi olmak

Konuşmanın içeriğini belirlemek

Konuşma provası yapmak

 

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Aşağıdakilerden hangisi konuşma türlerinden biri değildir?
  2. a) Formal konuşma
  3. b) Gerçeklere dayalı konuşma
  4. c) Eğitim amaçlı konuşma
  5. d) Eğlendirici konuşma
  6. e) Motivasyon amaçlı konuşma
  1. Konuşmaya hazırlık aşamasında aşağıdakilerden hangisi bulunmamaktadır?
  2. a) Konuşmanın söylemi
  3. b) Konunun tespiti
  4. c) Konuyla ilgili sohbet etme
  5. d) Bedensel hazırlık
  6. e) Konuşmanın amacını belirleme
  1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi konuşmaya hazırlık sürecinde gerekli değildir?
  2. a) Yaşanılan korku ve heyecanın giderilmesini sağlar.
  3. b) Söylemek istenilenlerin tam olarak iletilmesine yardımcı olur.
  4. c) Dinleyicilerin söylenilenlerin gerçek olduğuna hemen inanmalarını ve konuşmacıya bağlanmalarını sağlar.
  5. d) Konuşmanın rahat ve sorunsuz şekilde tamamlanmasını sağlar.
  6. e) Dinleyici karşısında etkili ve güçlü bir duruş sergilenmesini sağlar.
  1. Aşağıdakilerden hangisi duygusal ve ikna edici olması gereken konuşma türüdür?
  2. a) Formal konuşma
  3. b) Gerçeklere dayalı konuşma
  4. c) Eğitim amaçlı konuşma
  5. d) Satış amaçlı konuşma
  6. e) Motivasyon amaçlı konuşma
  7. Aşağıdakilerden hangisi iyi bir konuşmacının özelliklerinden biri değildir?
  8. a) Dinleyicisini tanır.
  9. b) Titiz bir raporlamacıdır.
  10. c) Gözlemcidir.
  11. d) Planlamasını yapar.
  12. e) Öz eleştiri yapar.
  13. Aşağıdakilerden hangisi hazırlık kontrol listesinde yer almaz?
  14. a) Konuşmanın _____amacını belirlemek
  15. b) Konuşmanın yapılacağı alanın kontrolü
  16. c) Dinleyiciler hakkında bilgi sahibi olmak
  17. d) Konuşmanın içeriğini belirlemek
  18. e) Konuşma provası yapmak
  19. Aşağıdakilerden hangisi konuşmanın yapılma amaçlarından biri değildir?
  20. a) Eğlendirmek
  21. b) Yeni şeyler öğretmek
  22. c) Duygu ve düşünceleri değiştirmek
  23. d) Farklılık yaratmak
  24. e) Motive etmek
  25. Davetlerde, özel günlerde, tebriklerde, kutlamalarda, mezuniyetlerde yapılan biçimsel konuşmalara ne ad verilir?
  26. a) Formal
  27. b) Gerçeklere dayalı
  28. c) Eğitim amaçlı
  29. d) Satış amaçlı
  30. e) Motivasyon amaçlı
  31. Aşağıdakilerden hangisi eğitim amaçlı konuşmaların dinleyiciler tarafından ilgiyle izlenmesi için yapılması gerekenlerden biri değildir?
  32. a) Dinleyicilerin aktif katılımları sağlanmalıdır.
  33. b) Konuşmada uygulamalara ağırlık verilmelidir.
  34. c) Uzun aralıklarla mola verilmelidir.
  35. d) Dinleyicilere soru sorarak konuşmanın canlı tutulması sağlanmalıdır.
  36. e) Konuşma interaktif bir şekilde yapılmalıdır.
  37. Aşağıdakilerden hangisi anlatım ve söylemi olumsuz yönde etkilemez?
  38. a) Aynı kelimelerin ve örneklerin sürekli tekrarlanması.
  39. b) Anlaşılmayan terim, jargon ve kısaltmaların kullanılması.
  40. c) Pürüzlü, kaba, sert ya da çok ince, kısık ses tonuyla konuşulması.
  41. d) Konuşmanın türüne uygun olan şakaların yapılması.
  42. e) Tek düze ses tonuyla konuşulması.

Cevap Anahtarı:

1.D, 2.C, 3.C, 4.E, 5.B, 6.B, 7.D, 8.A, 9.C, 10.D

 

 

 

ÜNİTE 8 SÖZLÜ SUNUMUN YAZILI TASARIMI

GİRİŞ

Mesaj, gönderildiği taraf üzerinde etkili olması için tasarlanır. Mesajın etkili olması, çeşitli stratejilerin kullanılmasını gerektirir. Çoğu zaman bir mesajı etkili bir şekilde aktarmak için sözler tek başına yeterli olmaz. Mesajın yazılı olarak hazırlanıp aktarılması gerekebilir.

SÖZLÜ SUNUMDA YAZILI TASARIM ÖNEMİ VE GEREKLİLİĞİ

Konuşma anlık olarak gerçekleşmektedir. Dinleyici konumundaki birey için kalıcı olan kısmı kısa olabilir. Bu nedenle konuşmaların yazı ile desteklenmesi gerekir. Sözlü ve yazılı sunum arasında belirgin ve önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Sözlü olarak aktarılacak olan bilgi ya da mesajı, yazılı olarak sunmanın birçok avantajı bulunmaktadır.

Bu avantajlar şu şekilde sıralanabilir:

Yazılı sunum ile karışık bilgileri kavrayabilmek kolaylaşır.

Yazılı sunum sırasında resim, grafik, şekil, tablo gibi görsel unsurlar aracılığıyla iletilmek istenen enformasyon daha çabuk aktarılabilir.

Yazılı ve görsel olarak sunulan enformasyon daha uzun süre hatırlanabilir.

SUNUMUN GENEL İÇERİK PLANININ HAZIRLANMASI

Sunumun tasarlanmasından önce içerikle ilgili bir plan yapılması yararlı olacaktır. Sunumların hazırlanması sırasında; dinleyicilerin neyi öğrenmeleri, farketmeleri ve bilmeleri istendiği, dinleyiciler için önemli olanın ne olduğu ve dinleyicilerin beklentilerine ilişkin bilgi sahibi olunmalıdır.

SUNUM TASLAĞINI OLUŞTURULMASI

Sunumun konusu ve türü ne olursa olsun temelde iyi bir başlangıç, gelişme ve kapanış/sonuç bölümlerinin bulunması gerekir. Bu bağlamda sunumlar kısa/özlü bir giriş ile başlayıp; gelişme ile devam eder ve kapanış/sonuç ile biter.

Giriş konuşmasıyla konu ortaya konulmuş olur. Giriş bölümü, dinleyicinin dikkatini konuya çeker ve sunumun içeriğininin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Başlangıçta olumlu bir etki bırakmak, bütün sunumu etkileyecektir. Buna ‘mıknatıs etkisi’ adı verilir.

Sunumun gelişme bölümünde ise konu örneklerle güçlendirilmelidir. Gelişme bölümü ortalama sunum süresinin % 75’ini oluşturmalıdır. Burada konu ayrıntılandırılmalı, gerekli ipuçları çerçevesinde sınıflandırılmalı ve dinleyicinin

Sunumun sonuç bölümünde, genel olarak anlatılanlar özetlenmelidir. Sunumun ana hatları/başlıkları belirtilip dinleyicilere katılımları için teşekkür edildikten sonra, dinleyicilerden gelebilecek soruların yanıtlanması yoluna gidilmelidir. Kapanış/sonuç bölümünde, dinleyicilerle birlikte yapılan yorumlar aracılığıyla o ana değin anlatılanların genel bir çerçevesi çizilmiş olur.

Kapanış/sonuç bölümü ortalama sunum süresinin yüzde 10’unu oluşturmalıdır. Sunum, akılda kalıcı ve etkileyici bir şekilde sonuçlandırılmalıdır. Konuşmanın akılda kalan bir final ile bitirilmesi ‘demlenme etkisi’ olarak adlandırılmaktadır. Sunum sonunda kısa ana başlıkları vurgulayan özet verilmesi sunumun akılda kalıcılığını artıracaktır. Konunun en can alıcı yönlerinin giriş kısmında, özetin de kapanış/sonuç kısmında sunulması, mıknatıs ve demlenme etkisinin kullanılmış olduğunu gösterir.

  • Ard arda gelen noktaların dinleyiciye bir uyum içinde aktarılıp aktarılmadığı kontrol edilmelidir. Eğer konu karışık ise ana noktalar arasında özetlemeler yapılmalıdır.

Zihin haritası (mind map) tekniğini Tony Buzan bulmuştur.

Zihin haritası, hedef oluşturma, toplantı tutanağı, sunum hazırlığı, raporlama, birleştirme ve beyin fırtınalarında kullanılabilir.

Sunumun basit ve kısa olması idealdir. Eğer anlatılacak konu uzun ve karışık ise, konuşma sonunda sunumun içeriğinin bir metin hâline getirilerek dinleyicilere dağıtılması akılda kalıcılık ve sunumun amacına ulaşması açısından gereklidir. Zihin haritası (mind map) tekniğini Tony Buzan bulmuştur.

Zihin haritası, kelimeleri ve düşünceleri birbirine bağlamak ve bunları bir anahtar kelime veya düşünce etrafında toplamak için kullanılan bir diyagramdır. Zihin haritası; düşünceleri oluşturmak, görselleştirmek, tasarlamak ile birlikte, eğitim alanında, organizasyonda, problem çözümünde ve karar alma süreçlerinde kullanılabilir. Zihin haritası, kelimelerin resme dönüştürülmesini sağlayarak bilginin sürekli olarak hatırlanmasını sağlar. Zihin haritası; hedef oluşturma, toplantı tutanağı, sunum hazırlığı, raporlama, birleştirme ve beyin fırtınalarında kullanılabilir.

Zihin Haritası Hazırlanması

Zihin haritası hazırlama temel bir düşünce ve düşünceye bağlı fikirleri detaylandırarak ilişkiler kurma yöntemidir ve diğer yöntemlere göre daha kolay çalışma olanağı sunar. Bu hazırlık yapılırken uzun cümleler yerine kısa, en fazla üç kelimeden oluşan anahtar kelimeler ve kişiye özel simgeler kullanılır.

Etkili bir başlık, dinleyicilerin dikkatlerini çekmek, daha çok ilgi duymalarını sağlamak ve öğrenme isteklerini arttırmak için kullanılan bir unsurdur.

Zihin haritasında izlenecek adımlar şu şekilde sıralanabilir:

Boş bir kâğıdın ortasına anlatılacak konunun ana teması yazılır ya da zihin haritasını kullanacak olan bireye o konuyu hatırlatacak simge yerleştirilir.

Temel başlıklar, merkez etrafındaki kollara yazılır. Ana konuyu destekleyecek temel alt başlıklar merkezden çıkan kalın dallara yazılır.

Kollar alt başlıklar kullanılarak detaylandırılır.

 Haritanın tümü incelenerek altbaşlıklar birbiriyle ilişkilendirilir (Kendinigelistir, 2011).

Etkili Başlık Seçimi

Yazılı sunumda, sunum başlığının seçimi oldukça önemlidir. Özellikle dinleyicilerin sunuma katılım sağlamaları ve ilgi duymaları isteniyor ise etkili başlık kullanılması avantaj sağlayacaktır. Konu ne olursa olsun etkili bir başlık dinleyicilerin ilgisini uyandırır ve dikkatleri mesajın içeriğine çeker. Sunum başlığının konuyla ilgili olması önemlidir.

Sunum başlığı, dinleyicilerin yapılan sunum ile ilgili ilk temas noktasını oluşturur. İlk izlenimler her zaman önemlidir. Dinleyicide önce merak ve heyecan karışımı duygular uyandırmalı ve konunun içeriğinin öğrenilmesi sağlanmalıdır.. Etkileyici bir başlık; kısa, ilgi çekici, mesajla bağlantılı ve tutarlı olmalıdır.

Sunuların Hazırlanması

Yazılı tasarımda en yaygın kullanılan yöntem içeriği, anlatılacakları görsel olarak aktarabilme özelliğine sahip slaytlardır. Sunumda kullanılacak slaytlar dinleyiciye, mesajın anahtar noktalarını göstermelidir. Bu slaytlar çok uzun olmamalıdır. Aktarılmak istenen mesajın etki uyandırabilecek şekilde kısa ve net olmasına dikkat edilmelidir. Uzun kelimelerden oluşan bir slayt, mesaj karmaşası yaratabilir. Bu

Çoğu zaman slaytlar bir sunumun özünü oluştururlar. Bir sunumun başarısı, o sunumun içeriği kadar, sunuş biçimi ve sunumda kullanılan şekil, fotoğraf, kesit ve grafiklerin kalitesi ile de ilgilidir. Bu nedenle slayt hazırlanırken özen gösterilmelidir.

Slaytları hazırlarken bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekir. Bu noktalar şu şekilde sıralanabilir:

Sunum slaytlarında uygun harf ve rakam boyu (font) seçilmelidir.

Yazım karakterleri her slaytta standart olmalıdır.

Slaytlara yazılacak olan bilgiler belli amaca yönelik ve istenilen sorulara cevap verecek şekilde düzenlenmelidir.

Birbirine benzer bilgiler içeren slaytlar hazırlanıyor ise benzer bilgiler, belli noktalarda sunulmaya özen gösterilmelidir.

Slaytlar üzerinde aşırı zıt renklerin kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Slaytlarda akılda kalması için bazı mesajlar tekrarlanmalı, karmaşık açıklama bölümlerinden kaçınılmalıdır.

Slaytta yazı kullanılıyor ise 6’dan fazla madde kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Slaytta yazılanlar direkt dinleyicilere okunmamalı, içerikle ilgisi olmayan gereksiz slaytlar kullanılmamalıdır.

YARDIMCI GÖRSEL VE İŞİTSEL ARAÇLAR

Yazılı sunumda görsel araçların kullanımı önemlidir. Kullanılacak olan görsel ve işitsel araçlar sunumun etkisini arttırır. Bazı konuşmacılar mümkün olduğu kadar çok görsel malzeme kullanmayı tercih ederler. İyi hazırlanmış görsel araçlar, konu ile uyumlu bir şekilde kullanıldığı zaman başarılı olur. Aksi durumlarda görsel araçlar dinleyicinin dikkatini dağıtabilir.

 Sunumun odak noktası her zaman sunumu yapan kişidir. Eğer verilecek mesajlar desteklerle güçlendirilmek isteniyor ise görsel ve işitsel araçların dikkatli seçilmesi gereklidir.

Sunumu destekleyebilecek her araç sunum içinde kullanılabilir. Sunum yapılacak salonda, değişiklikler, renklendirmeler ve dekorasyonlar da yapılabilir.

Sunuma yardımcı araçların birçok avantajı vardır. Özellikle bu araçlar doğru seçilir ise dinleyici üzerinde olumlu bir etki yaratır. Bu nedenle sunuma yardımcı görsel işitsel araçların seçimi önemlidir.

Kullanılması düşünülen yardımcı görsel ve işitsel araçlar, sunum sürecinin ayrılmaz birer parçasıdır ve sunumun yazım aşamasında hazırlanmalıdır. Dikkatli seçilmiş ve içeriğe uygun özenle hazırlanmış yardımcı araçlar, mesajın etkili bir tarzda sunulması konusunda büyük fayda sağlayacaktır. Yardımcı araç kullanılırken dikkat edilmesi gereken noktalar bulunmaktadır.

Bu noktalar şu şekilde özetlenebilir:

Yardımcı araç kullanmaya karar verildi ise sunum günü için hazır olduğundan, çalıştığından, kullanılabilirliğinden emin olunmalıdır.

Sunulan bilgi, slayttaki görsel ile dinleyicilerin okuyabileceği kadar ekranda tutulmalıdır.

Herhangi bir görsel malzeme kullanırken konuşmaya devam etmeden önce dinleyici ile göz teması kurulmalıdır.

Gerekli olduğu durumlarda konuşma ile ilgili notlar sunum öncesi dağıtılmalıdır. Böylelikle dinleyicilerin sunum öncesi ön bilgiye sahip olmaları sağlanır.

Örnek•Slaytlar, grafikler, ses kayıtları, video filmler, animasyonlar, resimler, fotoğraflar, tablolar, canlandırma /drama, diyagramlar, ya da özet kitapçıklar birer yardımcı destek malzemedir.

Örnek•Sunum yapılacak alanda çok fazla ışık olması, slayt ve video gösterimini olumsuz etkileyebilir.

ETKİLİ BİR SUNUM İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Etkili bir sunum için gerek duyulan yerlerde resim kullanılabilir. Bir sunumun başarısı için, o sunumun içeriği kadar; sunum biçimi, sunumda kullanılan şekil, fotoğraf, kesit ve grafikleri kitapçıkların kullanımı da önemlidir. Yazılı sunumda grafik, şema ve tablolardan da yararlanılabilir.

Yazılı sunumlarda animasyonlardan yararlanmak önemlidir. Power point başta olmak üzere birçok sunum yazılımında tek boyutlu slaytları hareketli resimler hâline getiren animasyon özellikleri vardır.

Yazılı sunum renklendirilmelidir. Sunum slaytlarına renk katmak önemli fikirleri anında vurgular. Ancak, çok sayıda farklı renk kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca, renkler birbirine zıt değil, birbirini tamamlar nitelikte olmalıdır.

Sunumları güçlü ve etkili olmasını sağlayabilecek dört strateji şunlardır:

Etkileyici bir giriş yapılmalıdır: Sunuma konu ile ilgili ünlü bir özdeyişle veya video ile başlanabilir. Ayrıca kişisel deneyimlerden seçilebilecek kısa bir anekdotla da giriş yapılabilir.

Konular madde madde anlatılmalıdır: Slaytlara uzun paragraflar konulmamalıdır. Okuyucuların dikkatini dağıtarak ve iletilmek istenen önemli noktaları kaçırmalarına sebep olabilecek uzun ve okunması güç paragraflardan kaçınılmalıdır.

Ana temaya atıfta bulunulmalıdır: Bütün sunumların genel bir teması vardır. Bu genel tema doğrultusunda yazılı tasarımda sunumun amacı dinleyicilere zaman zaman hatırlatılmalıdır.

Dinleyiciler harekete geçirilmelidir: Sunumun sonunda dinleyicilere hatırlatmalar yapılmalıdır. Sunumun sonunda, dinleyicilerden ne yapmaları istendiği söylenmelidir

 

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Aşağıdakilerden hangisi sunumların güçlü ve etkili olmasını sağlayabilecek dört stratejiden biri değildir?
  2. a) Etkileyici bir giriş yapılmalıdır.
  3. b) Çok fazla terim kullanılmalıdır.
  4. c) Konular madde madde anlatılmalıdır.
  5. d) Ana temaya atıfta bulunulmalıdır.
  6. e) Dinleyiciler harekete geçirilmelidir.
  1. Aşağıdakilerden hangisi yazılı sunumun avantajlarından biri değildir?
  2. a) Dinleyici, bilgiyi kendisine uygun düşecek şekilde öğrenebilir.
  3. b) Dinleyicilerden güçlü karşılıklar alır ve aralarında belirli bir ruh hâli oluşturur.
  4. c) Dinleyicilerin konudan uzaklaşarak hoş vakit geçirmelerini sağlar.
  5. d) Görsel olarak sunulduğunda ilişkiler, prosedürler ve özetler gibi karışık bilgileri kavrayabilmek daha kolaydır.
  6. e) Yazılı ve görsel olarak sunulan bilgi daha uzun süre hatırlanabilir.
  1. Aşağıdakilerden _____hangisi sunum destek malzemelerinden biri değildir?
  2. a) Video
  3. b) Ses kayıtları
  4. c) Grafikler
  5. d) Flamalar
  6. e) Özet kitapçık
  1. Aşağıdakilerden hangisi yazılı sunumda slayt kullanımı yapılırken dikkat edilmesi gereken noktalardan biri değildir?
  2. a) Sunum slaytlarında uygun harf ve rakam boyu (font) seçilmelidir.
  3. b) Yazım karakterleri her slaytta standart olmalıdır.
  4. c) Slaytlar üzerinde aşırı zıt renklerin kullanılmasından kaçınılmalıdır.
  5. d) Slaytta yazı kullanılıyor ise altıdan fazla madde kullanmaktan kaçınılmalıdır.
  6. e) Slaytta yazılanlar direkt olarak dinleyicilere okunmalıdır.
  1. Sunumun yazılı tasarımında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
  2. a) Sunum yapılacak alanın sunum destek malzemesi kullanımı için önemi yoktur.
  3. b) Sunumun ana amacı dinleyicilere sunum sonunda söylenmelidir.
  4. c) Slaytı hazırlarken dikkat edilecek beş temel özellik vardır.
  5. d) Uygun şekilde kullanılan yazılı ve görsel malzemeler konuyu ilginç ve dikkat çekici kılar.
  6. e) Etkili girişte tek bir yöntem vardır.
  1. Aşğaıdakilerden hangisi uygun şekilde kullanılan yazılı ve görsel malzemeler dinleyici üzerindeki olumlu etkileriden biri değildir?
  2. a) Dinleyicinin algısını değiştirebilir
  3. b) Aktarılan mesajın daha iyi anlaşılmasını sağlar.
  4. c) Aktarılan mesajı destekler.
  5. d) Aktarılan mesajın odağından sapmasına neden olur.
  6. e) Aktarılan mesajın daha sonra dinleyiciler tarafından daha kolay hatırlanmasını sağlar.
  1. Zihin haritası (mind map) hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
  2. a) Zihin haritası, bilgiler arasındaki anlamsal ya da diğer bağlantıları gösteren ortası resimli bir diyagramdır.
  3. b) Zihin haritası diyagramlar, resimler, sözcükler ve çizgiler içerir.
  4. c) Zihin haritası (mind map) tekniğini Tony Buzan bulmuştur.
  5. d) Düşüncelerin kağıda döküldüğü en somut ve en hızlı hatırlama tekniğidir.
  6. e) Zihin haritası tekniği beyin fırtınalarında çok tercih edilmez.
  1. Aşağıdakilerden hangisi yazılı sunumda etkili başlık kullanımı için söylenemez?
  2. a) Etkili başlık dinleyicilerin sunuma katılım sağlamalarını ve ilgi duymalarını sağlar.
  3. b) Etkili başlık dinleyicilerin dikkati mesajın içeriğine çeker.
  4. c) Etkileyici bir başlık mesajla bağlantılı olmamalıdır.
  5. d) Etkili başlık dinleyicilerin konunun içeriğini öğrenmelerini sağlar.
  6. e) Etkileyici bir başlık kısa, ilgi çekici olmalıdır.
  1. Aşağıdakilerden hangisi etkili bir sunumda dikkat edilmesi gerekenlerden biri değildir?
  2. a) Yazılı sunumlarda animasyonlardan yararlanmak önemlidir.
  3. b) Sunumda kullanılan renkler birbirine zıt olmalıdır.
  4. c) Slaytlara uzun paragraflar konulmamalıdır.
  5. d) Ana temaya atıfta bulunulmalıdır.
  6. e) Sunumun sonunda dinleyicilere hatırlatmalar yapılmalıdır.
  1. Aşağıdakilerden hangisi sunumun taslağınının oluşturulması için söylenemez?
  2. a) Sunum başlangıcına demlenme etkisi yaratacak şekilde bir giriş yapılmalıdır.
  3. b) Gelişme bölümü ortalama sunum süresinin yüzde 75’ini oluşturmalıdır.
  4. c) Kapanış/sonuç bölümü ortalama sunum süresinin yüzde 10’unu oluşturmalıdır
  5. d) Sunumlar başlangıç, gelişme ve kapanış bölümünden oluşmalıdır.
  6. e) Giriş bölümü ortalama sunum süresinin yüzde 15’ini oluşturmalıdır.

Cevap Anahtarı:

1.B – 2.C – 3.D – 4.E- 5.D – 6.D – 7.E – 8.C – 9.B – 10.A

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 9 SÖZLÜ SUNUMUN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ VE BEDEN DİLİ

GİRİŞ

Sözlü sunumda beden dili; göz teması, yüz ifadeleri, ellerin kullanımı ve vücudun duruşu gibi bedene ait ögelerle verilen mesajlardan oluşur. Beden dili önemlidir. Beden dilinin etkin kullanımı, konuşmacının daha bilinçli bir görüntü sergilemesine ve sözlü sunumda verilmek istenen mesajları daha etkili bir şekilde aktarılmasına yardımcı olacaktır. İyi bir konuşmacı olmayı öğrenmek mümkündür.

BEDEN DİLİ ÖGELERİ VE KULLANIMLARI

Göz Teması Kurulması

Sözsüz iletişimde gözlerin ayrı bir önemi vardır. Konuşma sırasında karşısındaki bireyin gözlerinin içine bakan, bakışlarını yönelten bireyler, iletişim kurmakta ve iletişim kurdukları bireyleri etkilemekte daha başarılıdırlar. Kendilerine güvenen insanlar kendilerine daha az güvenen insanlara göre daha çok göz teması kurarlar. Göz temasını kurmayan bireyler ise iletişimde daha başarısız olmaktadırlar.

Yüz İfadesi

İnsan vücudunda göz ve yüz en ilgi çekici yerlerdir. Yüz ifadelerini anlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Çünkü yüzdeki kaş, göz, göz kapağı, ağız ve dudak ile oluşabilecek çok sayıda ifade vardır. Yine yüz ifadeleri hızla değişebilmektedir. Bu iki özellik yüz ifadelerini anlamayı zorlaştırmaktadır.

Sözlü sunumda da konuşmacının yüz ifadesi önemlidir. Konuşmacı dinleyiciye bakarken sıkıntılı görünüyorsa dinleyiciler konuşmaktan keyif alındığına inanmayacaktır. Duygular konuşmacının yüz ifadesini etkilemektedir. Bu nedenle konuşmacı yüz ifadesini konuşmaya uygun hâle getirebilecek duyguları hissetmelidir.

Örnek•Politikacılar, yöneticiler ya da satıcılar karşısındakini etkilemek adına direkt gözüne bakarlar.•Sorunun cevabını bilmeyen bir öğrenci gözünü öğretmeninden kaçırır. Öğretmen sorduğu soruyu kimin bilip kimin bilmediğini kolaylıkla anlayabilir.

Örnek•Stresle başa çıkma konusunda önerilerde bulunan bir konuşmacı stresli bir yüz ifadesi ile anlatıyorsa anlatılanların dinleyiciler için bir inandırıcılığı kalmayacaktır.

Uygun Beden Duruşu

Sayıları ne olursa olsun bir dinleyici kitlesinin karşısında konuşmak kolay değildir. Bu yüzden konuşmacılar masa, sıra, kürsü arkasında durma eğilimi taşır. Konuşmacı dinleyicilerin önünde tamamen görünecek şekilde durmalıdır. Konuşmacının boyu ne kadar olursa olsun bir kürsünün arkasında durmak dinleyicilerin konuşmacıyı tamamen görmelerini engelleyecektir. Sunumlarda mümkün olduğu kadar ayakta durmak gerekir. Oturarak yapılan sunumlarda;

Göğüs kafesi serbest kalmaz ve akciğerlerin etkin biçimde kullanılması zorlaşır.

Göz teması kısıtlanır ve notlara bakma eğilimi artar.

Dinleyiciler konuşmacıyı göremeyebilir.

Konuşmanın ayakta durarak yapılmasının yararları şunlardır:

Konuşmacı, tüm dinleyiciler tarafından daha rahat bir şekilde görünür.

Konuşmacı, dinleyicilere otoritesini hissettirir.

Konuşmacının sesi daha iyi duyulur.

Konuşmacının hareket alanı genişler.

Dinleyicilerin dikkatinin daha fazla canlı tutulması mümkün olur (Stuart, 2009: 88).

Bunların yanı sıra konuşmacının dik durması da kendine olan güvenin bir yansıması olduğu için önemlidir.

Amaçsız hareketler dinleyiciler için dikkat dağıtıcı hâle gelir. Bunun yanı sıra kolları kullanmaktan

El ve kol hareketleri: Çok başarılı bir konuşmacının bile hissettiği endişeyi elleri ele verir. Bu endişenin dinleyiciler tarafından fark edilmesine sebep olacak hareketler şu şekilde sıralanabilir:

Kullanılan takılarla, tırnaklarla, cepteki bozuk paralarla oynamak,

Yüze, sıraya, masaya, ceplere dokunmak ve masaya hafif vurmak,

Sandalyeye, konuşma kürsüsünün yanına tutunmak,

Başı, yüzü kaşımak,

Kolları vücudun arkasında, birbirine kavuşturarak saklamak

Dinleyicileri işaret etmek

Ayak hareketleri: El ve kol hareketleri gibi ayaklar da uygun şekilde hareket ettirilmelidir. Sunum yapılan alanda ne zaman nereye gidileceğine bilinçli bir şekilde karar verilmelidir. Konuşma yapılan alanda sürekli olarak hareket hâlinde olmak dinleyicilerin dikkatini dağıtabilir. Aynı şekilde tamamen hareketsiz de durulmamalıdır.

Mesafe ve Bedensel Temas

Mesafe, bireyler arasındaki ilişkilerde önemli bir etkiye sahiptir. Bir bireye yakın durmak ya da ona dokunmak kimi zaman iki birey arasındaki ilişkiye yakınlık katarken kimi zaman da rahatsızlık duyulmasına sebep olabilir.

Mahrem mesafe: Mahrem mesafe 30-35 cm mesafeyi kapsar. Bireyler sadece duygusal olarak çok yakın hissettikleri bireylerin bu bölgeye girmesine izin verir. Bu izin, aynı zamanda o bireye güvenildiğini de göstermektedir.

Kişisel mesafe: Kişisel mesafe 40-80 santim arasında değişen ikinci bölgeyi oluşturur. Sosyal ortamda, birbirini tanıyan ve birbirleri ile rahat konuşan bireyler tarafından kullanılır.

Sosyal mesafe: Sosyal mesafe 80-200 santim arasında değişkenlik gösteren bir mesafedir. Resmi ilişkilerin sürdürüldüğü bir alandır.

Örnek•Bireylerin, asansörde ya da otobüste tanımadığı ya da samimi olmadığı bireylerle zorunlu olarak yakın olduklarında rahatsızlık duydukları mesafedir.

Örnek•Kokteyl tarzı sosyal ortamlarda bireyler kişisel mesafe alanını kullanırlar.

Örnek•Aynı iş yerinde çalışan bireyler sosyal mesafe alanını kullanırlar.

Genel topluma açık mesafe: Genel topluma açık mesafe iki metreden başlayarak artan bir mesafedir. Birey hiç tanımadığı bireyler ile arasında bu mesafeyi korumaya çalışır (Denizce, 2011).Konuşmacı, dinleyicilerin ilgisini ayakta tutma sınırı olan 4 metrenin üzerine çıkmamalı ve 80-100 cm alanında kalmaya özen göstermelidir. Mahrem alan olan 50 cm’den daha yakın durmamaya da dikkat edilmelidir.

Ses Tonu, Şiddeti ve Konuşmanın Akıcılığı

Ses tonunun doğru kullanılması hem günlük hayatta kurulan ilişkilerde hem de sözlü sunumda oldukça büyük önem taşımaktadır. Aynı kelime, farklı söyleyiş şekilleri ile farklı anlamlarda kullanılabilir.

Örnek•Yolda yürürken diğer bireyler ile genel topluma açık mesafe alanı kullanılmaya çalışılır.

Örnek•Çağrı merkezlerinde çalışan müşteri temsilcileri için sesin kullanımı çok önemlidir. Müşteri temsilcisi ve müşteri, birbirlerini görmedikleri için tercih edilen sözcükler ve bu sözcüklerin ifade ediliş biçimleri, kurulacak iletişime uygun olmalıdır.

Canlı, neşeli, enerjik bir ses tonu, insanlar üzerinde olumlu etki bırakır. Monoton, dinleyende bıkkınlık yaratan, kolayca dikkatin dağılmasına sebep olan bir konuşma şekli de anlatılanların önemini gölgede bırakacaktır.

SÖZLÜ SUNUM SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

Sözlü sunum sırasında konuşmacının özenle üzerinde durması gereken hususlar şunlardır:

Konuşmacı sunuma başlarken dinleyicilere kendini tanıtmalıdır.

Süresi uzun olacak sunumlarda ihtiyaç hâlinde dinleyicilerin de kendilerini tanıtmalarının istenmesi, dinleyicilerin kendini sunuma dâhil hissetmeleri açısından önemlidir.

Sunumun başında güven verici, kararlı ve ilk izlenimi iyi oluşturacak etkili bir giriş yapılmalıdır.

Konuşmanın başında dinleyicilere sunumun amacı, içeriği, yöntemi ve kullanılacak süre hakkında bilgi verilmelidir.

Sunum esnasında ciddi, ağırbaşlı, temiz ve derli toplu görünüm önem taşımaktadır.

Konuşmacı, konuşma anında ses tonuna, jest ve mimiklerine dikkat etmelidir.

Konuşmacı, sahneyi veya kürsüyü rahat kullanmaya özen göstermelidir.

Konuşmacının dinleyicilerle, başta bakışlar olmak üzere, vücut diliyle iletişim kurması oldukça önemlidir.

Konuşmacı, sesinin şiddetini konuşmaya uygun bir şekilde ayarlamalıdır. Bağırır gibi ya da çok sessiz bir şekilde konuşmaktan kaçınmalıdır.

Konuşmacı, dinleyicilere eşit uzaklıkta, rahat hareket edebileceği bir konumda durmalıdır.

Konuşmacı, zamanını etkin bir şekilde kullanmalıdır.

Konuşmacı, dinleyicilerin ilgisini aktif tutabilmek için uygun aralıklarda mola vermelidir.

Molalar sonrası gerek duyulursa konuyu hatırlatıcı ve aktarılanların pekişmesini sağlayıcı özetler verilebilir.

Konuşmacı, dinleyicilerin geribildirimlerini etkin bir şekilde dinlenilmeli ve sözlerini kesmemelidir.

Konuşmacı, ellerini birbirine kenetleyerek sunum yapmamalıdır.

Konuşmacı, konuşma sırasında tamamen hareketsiz kalmamalıdır.

Konuşmacı, konuşması sırasında kavramların doğru telaffuzuna özen göstermelidir.

Konuşmacının sunumu sırasında kullanacağı anket sonuçları ve grafikler doğru ve kaynaklarla desteklenmiş olmalıdır.

Konuşmacı, dinleyicilerine konuya hâkim olduğunu hissettirmelidir.

Sunum sırasında ilgisi dağılan dinleyiciler gözlemlendiğinde, yanlarına kadar yürünüp sunum sırasında bir süre onların yanında bulunmak gerekir.

Konuşmacı, tek bir yöne ya da dinleyiciye değil, tüm gruba sunum yaptığını hissettirmelidir.

Konuşmacı, dinleyicilerin hiçbirini atlamadan herkesin gözlerine bakarak, tüm dinleyicilerin orada bulunduğunu bildiğini hissettirecek şekilde göz teması kurmalıdır.

Konuşmacı, sunum alanını herkese eşit davranacak şekilde etkin kullanmalıdır.

Konuşmacı, ellerini cebine koyarak sunum yapmamalıdır.

Konuşmacı, dinleyicilere göre bir hitap tarzı benimsemelidir.

Sunumda; bilgisayar, cd, disket, projeksiyon cihazı, slayt makineleri, mikrofon gibi teknolojik araçlardan faydalanılmalıdır.

Sunumda slayt kullanılıyorsa, slaytlar ile yapılan açıklamaların eş zamanlı olmasına dikkat edilmelidir.

Yansıtılan slaytta yazılı olan metindeki cümlelerin birebir aynısı konuşmacı tarafından konuşma sırasında kullanılmamalıdır.

Daha önceden hazırlanmış olan notlar sunum sırasında okunmamalıdır.

Sunumda canlı ve güncel örnekler verilmelidir.

Uygun zamanlarda basit ve onaylayıcı sorular ile dinleyicilerin katılımı sağlanmalıdır.

Sunum yapılırken konuşmacı dinleyiciyi rahatsız edebilecek, abartılı el ve kol hareketleri yapmamalıdır.

Konuşmacı sunum sırasında kendinden emin bir şekilde ayakta durmalıdır.

Konuşmacı, dinleyiciler ile tartışmaktan ve gerginlik yaratacak davranışlardan kaçınmalıdır.

Konuşmacı tahta kullanmak amacıyla veya başka nedenlerle dinleyicilere sırtını dönmemelidir.

Sunum sırasında dinleyicilerin konuya yoğunlaşması sağlanmalıdır.

Sunum yapılan alanda sessiz bir ortamın sağlanması gerekir.

Konuşmacı edilgen yüklemler yerine etken yüklemlerden oluşan cümleler kullanmalıdır.

Konuşmacı anlaşılması güç ifadelerden ve soyut anlatımdan kaçınmalıdır.

Konuşmacı net ve herkes tarafından anlaşılır cümleler kurmalıdır. Sade ve akıcı bir üslup kullanılmadığı zaman dinleyiciler sıkılabilir.

Sözlü sunum sırasında teknik arızaların oluşmaması için ses sisteminin ve ışığın önceden kontrol edilmesi gerekir.

Konuşmacı, gereksiz yere yapılan espri ve şakalardan kaçınmalıdır.

Kolay okunmayan görsel malzeme kullanılmamalıdır.

Görsel malzemelerle sözlü anlatım arasında denge olmalıdır.

Konuşmacı, sunumun başında dinleyicilere ilettiği içeriğin tamamını aktardığından emin olmalı, anlatılması unutulmuş konu varsa tamamlamalıdır.

Konuşmacı sözlü sunum sırasında kürsünün arkasında değil önünde durulmalıdır. Kürsü arkasında kalmak konuşmacıyı güçsüz gösterir ve kendine güveni olmadığı mesajını verir. Ayrıca kürsünün arkasında kalmak dinleyiciler üzerinde hâkimiyetin azalmasına yol açar.

Konuşmacı, sesini monoton bir şekilde değil, inişli çıkışlı bir şekilde tonlayarak konuşma hızını ayarlayarak kullanmalıdır.

Konuşmacı, dinleyicilerin sunuma olan ilgisini ve dikkatini kontrol etmelidir. İlgi eksikliği ve dikkat dağınıklığı söz konusu ise dinleyiciyi canlandırmalıdır.

Konuşmacı anlamını bilmediği ya da anlamından emin olmadığı kavramları kullanmaktan kesinlikle kaçınmalıdır.

Sunum sırasında sorulan sorular konu dışında ise dinleyicilere sunumun sonunda sorunun tekrar yöneltilmesi ricası ile sunuma devam edilmelidir. Bu şekilde dinleyicilerin ana konudan kopmadan katılımları sağlanmış olacaktır.

Konuşmacı sunum sırasında gelen soruları yanıtlarken sadece soruyu soran bireye değil, dinleyicilerin tamamına bakmalıdır.

Sunum sırasında konuşmacı, dinleyicilerin dikkatini toplayabilmek için dinleyiciler arasında yürümeye, canlı ses tonu ve beden dili kullanmaya özen göstermelidir.

SÖZLÜ SUNUMDA ETKİLİ KAPANIŞ

Sözlü sunum sırasında yapılanların yanı sıra sunumun dinleyiciler üzerindeki etkisi ve akılda kalıcılığının artırılabilmesi için etkili bir kapanış yapılması gerekir.

Sunum için etkili bir kapanış yapılabilmesi için konuşmacının dikkat etmesi gerekenler şunlardır:

Sözlü sunumda kapanış kısa ve etkili olmalıdır.

Dinleyicilere sunumdan öğrendiklerini özetleyebilecekleri bir soru yöneltilmelidir.

Sunum bittikten sonra dinleyicilerin varsa soruları cevaplandırılmalıdır.

Konuşmacı, kendisine yöneltilen soruları karşısındakiyle tartışmaya girmeksizin açık ve net biçimde cevaplamalıdır.

Konuşmacı, sunum sonunda soruları yanıtlarken göz temasını kaybetmemelidir. Sakin ve kendine güvenen bir tavır sergileyerek soruları yanıtlamalıdır.

Sunumun kapanışında, aktarılmak istenen fikirler ayrıntıya girilmeden, özetle vurgulanarak tekrar edilmelidir.

Dinleyiciler arasında konuya katkıda bulunmak isteyenlere, tartışma doğmasına izin verilmeksizin söz hakkı tanınmalıdır.

Kapanışta sözü uzatmak dinleyici üzerinde bırakılmak istenen etkiyi azaltabilir. Bu nedenle kapanış konuşması için 3-5 dakika yeterlidir.

Sunum, amaç ile bağlantı kurularak bitirilmelidir.

Konuşmacı, gerekirse yazılı doküman vermelidir.

Sunum sonunda mümkünse dinleyicilere anlatılan konu ile ilgili yararlanılabilecek kaynaklar iletilmelidir.

Konuşmacı, sunumu ifade ettiği sürede bitirmelidir.

Konuşmacı, sunum sonunda dinleyicilere katılımlarından dolayı teşekkür etmelidir.

Konuşmacı, sunumu olumlu bir ifade ile bitirmelidir.

Konuşmacı, mümkünse sunum sonunda dinleyicilerden yapmış olduğu sunumu ve kendisini yazılı olarak değerlendirmelerini istemelidir. İfade edilen görüşler, konuşmacıya sonraki sunumları için yol gösterecektir.

 

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Aşağıdakilerden hangisi dinleyiciler ile göz teması kurarken yapılması gereken bir davranış değildir?
  2. a) Salondaki farklı alanlara bakmak yerine doğrudan dinleyicilere bakılmalı
  3. b) Çok uzun süren göz temaslarından kaçınılmalı
  4. c) Her bireye en az üç saniye bakılmalı
  5. d) Bütün dinleyicilere eşit şekilde bakılmalı
  6. e) Tek bir dinleyiciye sürekli olarak bakılmalı
  1. Sözlü sunum esnasında beden dilini kullanırken konuşmacı aşağıdakilerden hangisini yapmamalıdır?
  2. a) Dinleyiciler ile göz teması kurmak
  3. b) Sıkıntılı yüz ifadesinden kaçınmak
  4. c) Kolları vücudun arkasından birbirine kavuşturarak saklamak
  5. d) Sandalyeye ya da konuşma kürsüsünün yanına tutunmamak
  6. e) Sesi monoton bir şekilde kullanmaktan kaçınmak
  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü sunumda etkili bir kapanışın özellikleri arasında yer almaz?
  2. Sunumu söylenilen sürede bitirmek
  3. Dinleyicilere sunumdan öğrendiklerini özetleyebilecekleri bir soru sormak
  4. Sunum sonunda gelecek soruları yanıtlamamak
  5. Sunumu amaç ile bağlantı kurarak bitirmek
  6. Gerekli ise yazılı doküman vermek
  1. Aşağıdakilerden hangisi konuşmacı tarafından sözlü sunumda yapılması gerekenlerden biridir?
  2. a) Sadece tek bir yöne ya da bir dinleyiciye bakmak
  3. b) Konuşma sırasında hareketsiz kalmak
  4. c) Zamanı etkin biçimde kullanmamak
  5. d) Bağırır gibi konuşmak
  6. e) Sunumun amacı, içeriği ve yöntemini dinleyicilerle paylaşmak
  1. Aşağıdakilerden hangisi 80-200 cm arasında olan mesafedir?
  2. a) Mahrem mesafe
  3. b) Genel topluma açık mesafe
  4. c) Kişisel mesafe
  5. d) Sosyal mesafe
  6. e) Grupsal mesafe
  1. Resmi ilişkilerin sürdürüldüğü mesafe alanı hangisidir?
  2. a) Mahrem mesafe
  3. b) Kişisel mesafe
  4. c) Sosyal mesafe
  5. d) Genel topluma açık mesafe
  6. e) Uzak mesafe
  1. Aşağıdakilerden etkili kapanış için konuşmacı tarafından yapılması gerekenlerden biri değildir?
  2. a) Konuşmacı, sunumu söylediği sürede bitirmelidir.
  3. b) Konuşmacı, sunumu olumsuz bir ifade ile bitirmelidir.
  4. c) Sözlü sunumda kapanış kısa ve etkili olmalıdır.
  5. d) Sunum amaç ile bağlantı kurularak bitirilmelidir.
  6. e) Tartışma ortamı yaratmadan dinleyiciler arasında konuya katkı bulunmak isteyen bireylere söz hakkı verilmelidir.
  1. Aşağıdakilerden hangisi sunum sırasında konuşmacının beden dili kullanımı için söylenemez?
  2. a) Amaçsız hareketler dinleyiciler için dikkat dağıtıcı hale gelir.
  3. b) Sunum yapılacak alanın tamamına hakim ve konuşmanın içeriğine uygun olacak şekilde hareket edilmelidir.
  4. c) Konuşmacı ses tonunu ve şiddetini konuşmaya uygun olacak şekilde kullanmalıdır.
  5. d) Konuşmacı etken yüklemler yerine edilgen yüklemlerden oluşan cümleler kullanmalıdır.
  6. e) Konuşmacı dinleyicilerin önünde tamamen görünecek şekilde durmalıdır.
  1. Bedensel mesafe ve açıklama eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
  2. a) Mahrem mesafe- .Sosyal ortamda, birbirini tanıyan ve birbirleri ile rahat konuşan bireyler tarafından kullanılan mesafedir.
  3. b) Kişisel mesafe – Bireylerin sadece duygusal olarak çok yakın hissettikleri bireyleri kabul ettikleri mesafedir.
  4. c) Sosyal mesafe – Resmi ilişkilerin sürdürüldüğü mesafedir.
  5. d) Genel topluma açık mesafe – Bireylerin hiç tanımadığı bireyler ile arasında olan mesafedir.
  6. e) Uzak mesafe – Bireylerin tanıdığı bireyler ile arasında olan mesafedir.
  1. Konuşmacının dinleyicilerin ilgisini ayakta tutma mesafesi kaç metrenin üzerinde olmamalıdır?
  2. a) 4 metre
  3. b) 3 metre
  4. c) 2 metre
  5. d) 1 metre
  6. e) 5 metre

Cevap Anahtarı:

1.E – 2.C – 3.C – 4.E – 5.D – 6.C – 7.B – 8.D – 9.C- 10.A

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 10 SÖZLÜ SUNUMDA HEDEF KİTLENİN ANALİZİ

GİRİŞ

Hedef, iletişim sürecinin en önemli parçasıdır ve tüm çabalar hedefe yönelmektedir. Hedef kitleyi, en temel anlamı ile verilmek istenen mesajın ulaşması amaçlanan birey, grup veya kitle olarak tanımlamak mümkündür. Hedef kitle analizi ise, söz konusu kitleyi oluşturan birey veya grupların analiz edilmesi sürecidir.

SÖZLÜ SUNUMDA HEDEF KİTLE ANALİZİ

Sunum Hazırlığında Hedef Kitle

Sunum iletişime yönelik bir forumdur. İletişim süreci ise konuşmacı ve dinleyici arasındaki iki yönlü karşılıklı etkileşimdir. Bir sunum sırasında konuşmacı ve dinleyici hem bilgi verici hem de bilgi alıcı olarak işlev görür. Dinleyicinin rolü pasif değildir. Sözlü ya da sözsüz olarak dinleyici sunuma etki eder.

Dinleyiciler, konuşmacının söyledikleri konusunda bilgi sahibiyseler bildikleri şeyleri kapsamlı şekilde tekrar dinlemek onlar için sıkıcı olabilir. Bu durumda konuşmacı, dinleyicilerin konuyla ilgili olarak daha ne kadar bilgi almak istediklerini araştırmalıdır.

Neden oradalar?

Ne bekliyorlar?

Bilgi düzeyleri nedir?

Konuşmacıya ve anlatılanlara yaklaşımları nasıl olabilir?

Konuşmacıya yakınlık ya da karşıtlık duymalarını etkileyecek bir deneyimleri olmuş mudur?

Dinleyici grubunu oluşturacak insanlar hakkında ne biliniyor?

Bu insanlar hakkında nasıl daha çok şey öğrenilebilir?

Bu bilgiler sunuşun etkili olma olasılığını artırmak için nasıl kullanılabilir?

Hedef Kitlenin Belirlenmesi

Başarılı bir sunum, iyi bir hazırlık ve planlamayı gerektirir. Bunun için ilk olarak yapılması gereken, sunum konusunun belirlenmesidir. Konu belirlendikten sonra, konuşmacının konuya hâkimiyeti oranında bir hazırlık süreci gerekir. Bir sunum planlanırken, öncelikle sunumun kime veya kimlere yapılacağı dikkate alınmalıdır. Hedef kitle, sunumun içeriğini belirleyecektir. Çünkü sunumun esas amacı, hedef kitleye ulaşabilmektir. Bunun için, hedef kitlenin beklentileri mutlaka belirlenmelidir. Hedef kitlenin sunumdan elde etmeleri beklenilen tutum. Belirlenen konunun içeriği bu soruların cevaplanması sonucunda oluşturulabilir. Sunum planlanırken, hedef kitlenin konu hakkında önceden ne bildiği ve konuşmacıdan ne beklediği de tahmin edilmelidir. Bu tahmin çabası, aynı zamanda ortak noktaların da gözden geçirilmesine olanak verecektir. Örnek•Şirket içerisindeki müdürler için yapılacak bir sunumla, yönetim kademesinde olmayan diğer çalışanlara yapılacak sunum arasında konu aynı olsa da planlama, tarz ve içerik açısından farklılıklar olacaktır.

Örnek•Çağrı merkezinde çalışan müşteri temsilcilerinin büyük bir kısmı gençlerden oluşmaktadır. Hedef kitle genç ise sunumda canlı renkler kullanılması tercih edilmelidir. Sunumda canlı ve uygun renklerin seçimi, sunuma akıcılık kazandıracağı gibi, müşteri

Hedef kitle analizi yapılırken dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır (Megep, 2006):

Hedef kitlenin konu hakkındaki bilgi düzeyi

Hedef kitlenin demografik açıdan yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi

Hedef kitlenin konuşmacının anlatmak istediği temel noktayı anlaması ve hatırlaması için gerekli olan bilgilerin neler olduğu.

Hedef Kitleyi Oluşturan Gruplar

Sunumda hedef kitleyi oluşturan gruplar; müşteriler, kaynak ve hizmet sağlayanlar, rakipler, çalışanlar, işletme sahipleri ve ortaklardan oluşabilir. Sunum bu gruplardan bir tanesi veya birkaçı için hazırlanabilir. Sunumun tüm gruplara yönelmesi gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ayrıca tüm grupları kapsayacak bir sunumun gerçekleştirilmesi oldukça zor ve masraflıdır.

Hedef Kitleyi Belirleyen Faktörler

Hedef kitlenin belirlenmesinde üzerinde önemle durulması gereken çeşitli faktörler bulunmaktadır. Bu faktörlerin doğru belirlenmesi, sunumun başarıyla yürütülmesi açısından çok önemlidir. Hedef kitleyi belirleyen ilk faktör; demografik faktörledir. Hedef kitlenin hangi yaş aralığında olduğu, cinsiyeti, eğitim durumu, coğrafi yerleşim demografik faktörleri oluşturmaktadır.

Örnek•Çağrı merkezi sektöründe en çok sunum yapılan hedef kitle grupları; müşteriler, çalışanlar ve yöneticilerden oluşmaktadır.

SÖZLÜ SUNUMDA HEDEF KİTLE ANALİZ KAYNAKLARI

Sözlü sunumda hedef kitlenin belirlenmesinde ilk aşama sunum yapılacak bireyler hakkında bilgi toplamaktır. Dinleyiciler hakkında bilgi toplayabilmek için pek çok kaynaktan yararlanılabilir.

Bilgi toplama aşamasında yararlanılabilecek kaynaklar:

İstatistiksel raporlar

Daha önce yapılmış araştırma ya da anket sonuçları

Finansal veriler

Satın alma talepleri ve kişisel ya da grupsal envanter raporları

Çalışma saatleri ve faaliyetleri ile ilgili kayıtlar

Performans değerlendirme karneleri

Müşteri memnuniyeti raporları

Şikayetler

Medya haberleri

Şirketin web sitesinde bulunan bilgiler

Önceki eğitim programlarından elde edilen bilgiler.

Yazılı anketler, yüz yüze görüşmeler, deneysel bazı gruplarla soru cevap seansları da hedef kitlenin belirlenmesinde kullanılabilecek kaynaklardandır.

Hedef kitle analizinin yapılmasından sonra hedef kitlenin yapısı çok net bir biçimde belirlenir. Elde edilen bilgilerin, sunumda daha iyi nasıl kullanılacağı ise temel anahtardır.

Konuşmacı bu bağlamda şu sorulara da cevap vermelidir:

Dinleyiciler konuşmacının giriş ve sonucuna nasıl tepki gösterdi?

Dinleyiciler örnekleri açık ve ikna edici buldular mı?

Dinleyiciler kullanılan dile nasıl tepki verdi?

Dinleyiciler etkin bir şekilde katılım sağladı mı?

Konuşma sonrasında, dinleyicilerin davranışa dönüştürmesi beklenen konular ölçümlendi mi ya da gözlemlendi mi?

Bu soruların yanıtları ve daha fazlası olumlu ise, hedef kitle analizi doğru ve başarılı bir şekilde gerçekleşmiş olacaktır.

HEDEF KİTLE ANALİZİNİN SONUÇLARI

Herhengi bir sunumun hazırlık aşamasında hadef kitle analizi önemli ipuçlarının elde edilmesini sağlamaktadır. Analizin ardından sonuçların değerlendirilmesi gerekir.

Hedef Kitlenin Doğru Belirlenmesinin Faydaları

Hedef kitlenin doğru belirlenmesinin sağladığı faydalar kısaca şunlardır:

Dinleyici ile konuşmacı arasında iyi bir iletişim kurulmasını sağlar.

Dinleyicinin aktif katılımını sağlar.

Dinleyiciye yönelik bir sunum aktarılanların daha kolay içselleştirilmesini yani kabul edilmesini sağlar.

Konuşmacıya karşı ön yargılı direnci engeller.

Zamanın etkin kullanılmasını sağlar.

Amaca yönelik sunumlar, davranışa dönüşmesi beklenen konuların etkinliğini artırır.

Hedef Kitlenin Yanlış Belirlenmesinin Sonuçları

Sunum yapılmadan önce hedef kitlenin belirlenmesine ilişkin olarak yapılan çalışmanın titizlikle yürütülmemesi veya yanıltıcı verilere ulaşılması sonucunda sunumun hazırlıkları da doğru yönetilemez.

Bu bağlamda hedef kitlenin yanlış belirlenmesinin sonuçları şunlardır:

İletilmek istenen mesajlar, hedef kitleye amacına uygun biçimde sunulamaz.

Uygunluğun doğru saptanamamasına bağlı olarak farklı gruplara aynı mesajın iletilmeye çalışılır ve dinleyici üzerinde olumsuz intiba gelişebilir.

 Zamanın ve kaynakların etkinbiçimde kullanılmamasına neden olur.

Dinleme, özünde sessel uyaranları alma sürecidir. Genel kanının aksine dinleme edilgen değil aktiftir. Bu bağlamda dinleyicinin aktif olduğu göz önünde bulundurularak stratejiler geliştirmek gerekir.

HEDEF KİTLE PROFİLLERİ

Dinleyici, ‘özel bir amaçla bir araya gelmiş veya getirilmiş insan grubudur’. Kimi zaman dinleyiciler arasındaki tek ortak bağ bu olabilir. Unutulmamalıdır ki dinleyiciler; farklı deneyimleri, kişisel ihtiyaçları, inançları ve anlayışları olan bireylerdir. İnsanlara bir davranışta bulunmadan, bir tepki göstermeden önce onu anlamaya çalışmak, hangi ruh halinde olacağını ya da sizin davranışlarınızdan sonra hangi ruh haline gireceğini anlamaya çalışmak gerekir (Kaşıkçı, 2006:70).

Sözlü sunum sırasında iki çeşit etkileşim söz konusudur. Sözlü sunum sırasında oluşabilecek etkileşimler:

Dinleyicilerin kendi aralarındaki etkileşim

Dinleyicilerle konuşmacı arasındaki etkileşim

Sözlü sunum öncesinde dikkatli bir gözlem yapmak, konuşmacıyı dinleyiciler hakkında bilgilendirir.

HEDEF KİTLENİN MODELLERİ

Sunum yapılacak hedef kitlenin, aktarılanları dinleme tarzları farklı olabilir. En çok gözlenen dinleme modelleri şu şekildedir:

Rekabetçi veya mücadeleci dinleme: Bu dinleme türü daha çok hedef kitlenin ilgilendiği konularda ve konuşmacının aktardığı bilgileri destekleme durumunda ortaya çıkar. Burada amaç bir başkasının bakış açısını anlamak değildir.

Pasif veya özenli dinleme: Bu dinleme modelinde hedef kitle, konuşmacının ne demek istediğini dinlemeye ve anlamaya çalışır.

Aktif ve düşünceli dinleme: Bu dinleme modelinde hedef kitle; konuşmacının söylediklerini, duygularını, isteklerini ve vermeye çalıştığı mesajın ne anlama geldiğini tam olarak anlamaya çalışır. Bu nedenle hedef kitle anladıklarını doğrulatmak için konuşmacıya soru yöneltir.

DİNLEYİCİ DAVRANIŞLARI

Sunum yapılacak her grupta ‘liderler’ ve ‘izleyiciler’ bulunur. Dinleyicilerin konuşmacıya değişik roller yüklemesine rağmen, sunuş boyunca konuşmacının lider olduğu gerçeği değişmez. Davranışlarına göre başlıca dinleyici türleri şu şekilde sıralanabilir:

Düşman Dinleyici: Sözlü sunum sırasında konuşmacıya sözlü olarak meydan okuyan ya da saldıranlar, alaycı mizahi yorumlarla rahatsızlık veren dinleyici kitlesi olabilir. Düşmanlık bir protesto ifadesidir. Dinleyici; konuyu, konuşmacıyı, organizasyonu ya da kişisel baskıları protesto ediyor olabilir. Amaç ne olursa olsun, düşman dinleyici konuşmacıda korku duyguları uyandırabilir.

Gönülsüz Katılımcı: Sunumda olmayı istemeyen bir dinleyici genellikle sandalyeye yayılma, bir şeyler karalama ya da uyuklama gibi pasif sözsüz davranışlar sergileyecektir. Bu durum, sunumunu hazırlamak amacıyla büyük zaman harcayan ve herkesin heyecanla katılmasını bekleyen bir konuşmacı için olumsuzdur.

Dinleyicinin Hedefleri

Sunum sırasında dinleyicinin aktif olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Dinleyiciden sözlü ve sözsüz gelen geribildirim anlatımı ve sunumun içeriğini etkiler. Dinleyicinin konuşmacı üzerinde etki yaptığı gerçeği, konuşmacının sunum sürecinin bir değişkeni olarak önemini ortaya koyar. Bir kişiden bir sunuma katılması istendiğinde, çoğunlukla şu iki tepkiden birisini gösterir: “Harika!” ya da “Zamanımı boşa harcayacağım.”

 

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Konuşmacının söylediklerinin, duygularının, isteklerinin ve iletmek istediği mesajın ne anlama geldiğinin tam olarak anlaşılmaya çalışıldığı dinleme türü aşağıdakiler hangisidir?
  2. a) Rekabetçi veya mücadeleci dinleme
  3. b) Pasif veya özenli dinleme
  4. c) Aktif ve düşünceli dinleme
  5. d) Düşmanca dinleme
  6. e) Gönülsüz dinleme
  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü sunumda hedef kitlenin yanlış belirlenmesinin sonuçlarından değildir?
  2. a) Verilmek istenen mesajların doğru iletilmemesi
  3. b) Zamanın gereksiz biçimde kullanılması
  4. c) İşgücünün gereksiz biçimde kullanılması
  5. d) Farklı gruplara aynı mesajın iletilmesi
  6. e) Zaman ve kaynakların etkin biçimde kullanılması
  1. Aşağıdakilerden hangisi hedef kitle analiz kaynaklarından biri değildir?
  2. a) Finansal veriler
  3. b) Müşteri memnuniyeti raporları
  4. c) Şikayetler
  5. d) Medya haberleri
  6. e) Dinleyicilerin gelir düzeyi
  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü sunumda hedef kitle davranışlarını etkileyen bireysel faktörlerden birisi değildir?
  2. a) Yaş
  3. b) Cinsiyet
  4. c) Eğitim durumu
  5. d) Medeni durum
  6. e) Aile
  1. Aşağıdakilerden hangisi hedef kitle analizi yapılırken dikkat edilmesi gereken noktalardan biri değildir?
  2. a) Hedef kitlenin konu hakkındaki bilgi düzeyi
  3. b) Hedef kitlenin demografik açıdan yaşı, cinsiyeti ve eğitim düzeyi
  4. c) Hedef kitlenin konuşmacının anlatmak istediği temel noktayı anlaması ve hatırlaması için gerekli olan bilgilerin neler olduğu
  5. d) Hedef kitlenin boy, kilo vb. fiziksel özellikleri
  6. e) Hedef kitlenin öğrenme hızı ve kapasitesi, değer yargıları, gelenek ve göreneklerinin neler olduğu
  1. Pasif veya özenli dinleme modeli hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlştır?
  2. a) Dinleyici, konuşmacının ne demek istediğini dinlemeye ve anlamaya çalışır.
  3. b) Dinleyici kendi düşüncesini ön plana çıkartmaya çalışır.
  4. c) Dinleyici, konumacıyı dinlerken dikkatlidir.
  5. d) Dinleyici, sunuma katılmadan aktarılanları dinler.
  6. e) Dinleyicinin, söylenenleri doğrulatma amacı ve çabası yoktur.
  1. Hedef kitlenin dinleme modelleri hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
  2. a) En çok gözlenen dinleme modelleri 3 çeşittir.
  3. b) Aktif ve düşünceli dinlemede hedef kitle anladıklarını doğrulatmak için konuşmacıya soru yöneltir.
  4. c) Pasif veya özenli dinlemede hedef kitle, konumacıyı dinlerken dikkatlidir.
  5. d) Pasif veya özenli dinlemede hedef kitlenin söylenenleri doğrulatma amacı ve çabası yoktur.
  6. e) Rekabetçi veya mücadeleci dinlemede hedef kitlenin amacı bir başkasının bakış açısını anlamaktır.
  1. Dinleyici davranışları hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
  2. a) Sözlü sunumda düşmanca ya da gönülsüz dinleyiciler bulunabilir.
  3. b) Düşmanca dinleyici konuyu, konuşmacıyı, organizasyonu ya da kişisel baskıları protesto edebilir.
  4. c) Düşmanca dinleyici üzerinde kontrolü sağlamak için konuşmacı göz teması kurarak, duruma uygun sözcükler kullanmalıdır.
  5. d) Gönülsüz dinleyicinin aktif katılımını sağlamak için konuşmacı dinleyiciyle bir mola sırasında konuşma olanağı yaratmalıdır.
  6. e) Düşmanca dinleyicinin tavrını kontrol altına almak için, dinleyicinin kişisel düşmanlığı dağıtılmaya çalışılmamalıdır.
  1. Sunum hazırlığında hedef kitle hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
  2. a) Konuşmacının dinleyicilerin beklentilerini karşılama gibi bir zorunluluğu yoktur.
  3. b) Sunumun amacıyla dinleyicinin beklentileri karıştırılmamaya dikkat edilmelidir.
  4. c) Sunumun amacına ulaşması için sunum, konuşmacı tarafından dinleyiciler için ilginç hale getirilmelidir.
  5. d) Kalabalık gruplara yapılan sunumların kolay anlaşılır olması gerekir.
  6. e) Dinleyiciler sunulacak konu hakkında fazla bilgi sahibiyse sunumun amacını kısaca özetlenmelidir.
  1. 10. Aşağıdakilerden hangisi sunum öncesi konuşmacının, dinleyicileri analiz edebilmek için sorması gereken sorulardan biri değildir?
  2. a) Dinleyiciler neden oradalar?
  3. b) Dinleyiciler ne bekliyorlar?
  4. c) Dinleyicilerin bilgi düzeyleri nedir?
  5. d) Dinleyicilerin fiziksel özellikleri nedir?
  6. e) Dinleyicilerin konuşmacıya ve anlatılanlara yaklaşımları nasıl olabilir?

Cevap Anahtarı:

1.C – 2.E – 3.E – 4.E – 5.D – 6. B – 7. E – 8. E – 9.A-10. D

ÜNİTE 11 ETKİLİ SÖYLEMİN İÇERİĞİ VE BAĞLAMI

GİRİŞ

Söylem, dilbilimde, ‘cümlelerin üstünde dilin örgütlü kullanımı’ anlamına gelmektedir. Bir konuşmacı ile dinleyiciyi ve konuşmacıda diğerini bir şekilde etkileme niyetini varsayan yazılı ve sözlü her ifade söylemi ifade eder (Mutlu, 1998:309).

SÖYLEM VE ETKİLİ SÖYLEMİN ÖNEMİ

Birey, dil ve düşünce ile çevresini anlamlandırır, adlandırır ve analiz eder. Söz aracılığıyla kurulan iletişimde en önemli nokta, sözün karşı tarafta da sizin kastettiğiniz anlamda algılanmasıdır. Sesin hızı, şiddeti ve tonu, aynı söze farklı anlamlar katacaktır (Erdem, 2010). Bu bağlamda neyin, nasıl söylendiği önem kazanmaktadır.

Söylem, (1) Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telafuz, (2) Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade, (3) Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez ve“Bir şey bildirirken konuşanın ağzından çıkan sözlerin bütünü” anlamına gelir (TDK, 2011).

Konuşma, söylemi oluşturan eylemlerden biridir. Konuşma, iletişim kurmanın en sık tercih edilen yollarından biridir ve genel olarak ‘bir konuyu, düşünceyi, olayı bir

Etkili söylem; hedef kitlenin ihtiyacını karşılayacak şekilde, doğru zamanda ve doğru yerde yapılmış olan konuşmayı ifade eder. Düşünceler hedef kitleye aktarılırken, yapılan söylemin etkili olması için yer, zaman ve hedef kitlenin ihtiyacı çok önemlidir. Konuşma hedef kitlenin ihtiyacını karşılıyorsa ve doğru zamanda, doğru yerde yapıldıysa verilmek istenen mesajın hedefe ulaşma oranı yüksek olur.

ETKİLİ KONUŞMA VE İLKELERİ

Konuşmak, bireyin hayatının bir parçasıdır. Birey, iş ve sosyal hayatı için farklı bireylerle iletişim kurabilmek için çoğu zaman konuşmayı tercih eder. Birey, diğer bireyler ile etkin bir iletişim kurabilmek ve hayatında başarıyı yakalayabilmek için etkili konuşmalar gerçekleştirmelidir.

Güzel ve etkili konuşma başarıya giden yoldur. Kişi kendisini en iyi şekilde ifade ederek karşısındaki kişiyi etkileyebilir, ikna edebilir, mesajını doğru şekilde iletebilir ve bununla beraber

Örnek•Çağrı merkezini arayan bir müşteri ile müşteri temsilcisi arasındaki iletişim, konuşma eylemi ile gerçekleşir. Bu eylemin etkili ve güzel olması, söylemin başarılı olduğuna işaret eder.Amaçsız bir konuşma, dinleyici üzerinde hiçbir etki bırakmaz, inandırıcılığı da zayıftır.

saygınlığını artırabilir. Bunun için yapılması gereken, her konuşmada bir öncekinden daha iyisini yapmayı hedeflemektir.

Güzel ve etkili bir konuşma için konuşmacının;

hitap şekli,

beden dili,

hedef kitleye karşı yaklaşımı profesyonel olmalıdır.

Bununla beraber konuşmanın içeriğinin de zengin, hedef kitleye uygun ve planlı olması gerekir.Sunumunu daha akıcı biçimde gerçekleştirebilir. Tüm bunların yanı sıra konuşmanın içeriği için dikkat edilmesi gereken ilkeler ise şunlardır:

Konuşmanın bir konusu ve amacı olmalıdır.

Konuşmanın konusu dinleyicilere uygun olmalıdır.

Konuşmanın bir planı olmalıdır.

Konuşmada bütünlük olmalıdır.

Konuşurken konu gereksiz ayrıntılarla dağıtılmamalıdır.

Konuşma, çelişkili düşünceler içermemelidir.

Konuşmada bilgi yanlışlığı yapılmamalıdır.

Konuşma, gerekliyse örneklerle zenginleştirilip anlaşılır kılınmalıdır.

Konuşma hedef kitlenin anlayacağı dilde yapılmalıdır.

Konuşmada duygu ve düşünceler sürükleyici bir biçimde aktarılmalıdır.

Konuşmanın Konusu ve Amacı

İletişim kurulmak istendiğinde, iletişim konusunun iyi bilinmesi gerekir. Konunun iyi belirlenmesi, tahlil edilmesi ve buna bağlı olarak araçların doğru seçilmesi gerekir. Bu nedenle yapılacak konuşmanın mutlaka bir konusu olmalıdır. Seçilen konu geniş kapsamlıysa ve alıcının bu konuda tüm bilgileri bilmesi gerekmiyorsa içerik de ihtiyaca göre hazırlanmalıdır. Konuşmacının konu hakkındaki tüm bilgileri dinleyicilere aktarması yerine, dinleyicilerin ihtiyacı olan bilgileri aktarması gerekir. Konuya hâkim olunmadığı zaman rotası olmayan kaptan gibi, rüzgârın götürdüğü yere gitmek olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle konuşma yapacak olan şahıs, sunumunu gerçekleştirmeden önce amacının ne olduğunu sorgulamalıdır.

Konuşmanın amacı,

Dinleyicileri belirlenen konuda bilgilendirmek

Karşıt görüşte olan kişileri ikna etmek

Dinleyicilerin davranışlarında değişiklik yapmak

olabilir. Konu ve amaç belirlendikten sonra yapılacak olan konuşma, hedef kitle ve konuşmacı için anlamlı olacaktır.

Konuşma Konusunun Dinleyicilere Uygunluğu

Konuşmaya hazırlanırken konunun dinleyiciye uygun olması göz önünde bulundurulmalıdır. Konuşma konusu ya hedef kitlenin ihtiyacını karşılamalı ya da hedef kitlenin ilgi alanına girmelidir. Yapılacak konuşma dinleyiciler için ancak bu şekilde anlamlı olur. Aksi durumda hedef kitleye uygun olmayan bir konu hakkında yalnızca konuşma yapılmış olur. Konuşmanın değeri, konuşma sonunda hedef kitleye sağlanan katkıyla bağlantılıdır. Hedef kitle ne kadar çok şey öğrendi ise, konuşma da o kadar başarılı olmuş demektir. Bu nedenle konunun hedef kitleye uygun olup olmadığı sorgulanmalı ve ona göre seçim yapılmalıdır.

Dinleyicinin dikkatini dağıtan belli başlı nedenler şunlardır

Konuşmacının, dinleyici üzerinde güven oluşturamaması

Ortamın dinleyicinin dikkatini dağıtacak unsurlarla çevrelenmiş olması

Anlatılan konunun içeriğinde dinleyicileri veya bir bölümünü rahatsız edecek, yersiz tartışmalara neden olacak bölümlerin olması

Anlatım tarzının farklı düzeylere hitap edecek şekilde uyarlanmaması

Konuşma Planı

İyi bir sunum yapılabilmesi için konuşma planının hazırlanması gerekir. Plan hazırlamak için bir kâğıda not almanın en uygun ve kolay yöntem olduğu bilinir. Ancak bu şekilde not almak yerine, plan çıkarılırken Zihin Haritası (Mind Map) tekniğinin kullanılması daha uygun olabilir.

Dinleyicilere verilen değeri ifade etmek için şunlar yapılabilir

Konuşmaya, konuyla ilgili deneyimler eklenmelidir.

Başkalarının deneyimlerini konuşmaya kanıt olarak sunulabilir (Konuşmacı ya da dinleyicilerin tanıdığı kişilerin deneyimleri konuşmayı zenginleştirecek ve inanılırlığı artıracaktır).

Konuyla ilgili okuma ve araştırmalar yapılmalıdır.

Uygunsa, sunuma katılacak kişilerle daha öncesinde fikir alışverişi yapılmalıdır.

Konuşmaya ilişkin ana düşünceler ve temel kavramları özetleyen taslak bir plan hazırlanmalıdır.

Konuya ilişkin toplanan verilerin sunuma dâhil edilmesinde şu sorulara yanıt aranmalıdır:

Uzun cümleler yerine kısa ve öz cümlelerle yapılan konuşmalar daha akılda kalıcıdır.

Sunumun neyi mutlaka içermesi gerekiyor?

Sunumun neyi içermesinde yarar var?

 Sunum, zaman kalırsa neyiiçermelidir?

Konuşmanın Bütünlüğü

Konuşma; konudan uzaklaşmadan, hedef kitlenin ilgisini dağıtmadan yapılmalıdır. Gereksiz ayrıntılar üzerinde yoğunlaşmak asıl verilmek istenilen mesajın hedef kitleye ulaşmasını engelleyecektir. Birkaç cümleyle anlatılacak bir konuyu uzatmak, konuşmanın etkisini azaltır ve verimi düşürür. Uzun cümleler yerine kısa ve öz cümlelerle yapılan konuşmalar daha akılda kalıcıdır.

Bilgilerin Tutarlılığı

Konuşma içerisinde birbiriyle çelişen cümleler, ifadeler bulunmamalıdır. Konuşma sırasında ifade edilen tüm bilgiler birbiri ile tutarlı olmalıdır. Konuşma yaparken kullanılan çelişkili cümleler hedef kitlenin kafasını karıştırır. Bu durum da konuşmanın bütünlüğünü bozar ve inandırıcı olmaz. Böyle bir durumda hedef kitlede olumsuz bir algı oluşur. Bu duruma engel olmak için; konuşma sırasında verilmek istenen mesajı destekleyen ifadeler kullanılmalı, verilen bilgiler tutarlı olmalı ve birbiri ile çelişmemelidir.

Örnek Kullanımı

Konuşmaların örneklerle zenginleştirilmesi, konunun anlaşılırlılığını kolaylaştırmanın yanı sıra dinleyici kitlenin dikkatini toplama rolü de üstlenecektir. Örnek vermek her konuşma için zorunlu değildir. Ancak verilen örnekler, anlatılan konunun pekişmesine yardımcı olacaktır.

Bilgilerin Doğruluğu

Doğru bilgi kullanımı oldukça önemlidir. Konuşmacı yapacağı konuşmanın konusu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmalıdır. Dinleyiciler o konuyla yakından ilgileniyor olabilir ya da konu hakkında uzman olup konuşmacıya sorgulayıcı yaklaşabilirler. Konuya ilişkin bilgiler hakkında herhangi bir yanlışın olması durumunda dinleyicilerde güven kaybı oluşur. Tüm sunumu sorgulamaya başlarla.

Kullanılan Dil

Yapılacak konuşmanın konusu ilgi çekici, hedef kitleye uygun, içeriği de zengin olabilir. Konuşmacı da konu hakkında yeterli bilgiye sahip olabilir. Ancak bu kadar zenginliğin yanında, konuşmanın etkili olması için hedef kitlenin anlayacağı dil kullanılmalıdır. Konuşma; hedef kitlenin anlayacağı şekilde, dinleyici tarafından bilinen kavramlar kullanılarak yapılmalıdır.

Etkili bir konuşma yapılabilmesi için kullanılan dile ilişkin temel faktörler şunlardır Konuşmacının kullandığı dil yıkıcı değil yapıcı olmalıdır.

Kavramlar yerinde ve anlamına uygun kullanılmalıdır.

Anlatım tek düze değil, akıcı olmalıdır. Sıradan değil merak uyandıran, basit değil doyurucu olmalıdır.

Seçilen uslup, canlı olmalıdır. Günümüz Türkçesi’ne uygun bir telaffuz konuşmayı akıcı kılar.

Kullanılan kavramlar, konuşmacının düşüncesini ortaya koyar.

Aktarım Tarzı

Konuşma konusu ne kadar ilginç ya da ihtiyacı karşılar nitelikte olursa olsun, konuşmacı monoton bir şekilde aktarım yaparsa hedef kitle bu konuşmayı dinlemek istemeyecektir. Sade ve anlaşılır dille, akıcı bir biçimde konuşmanın yapılması, hedef kitlenin enerjisini ve katılımını artıracaktır.

ETKİLİ KONUŞMANIN ENGELLERİ

Etkili bir konuşma için konuşma sırasında yapılabilecek hatalardan kaçınmak gerekir. Hem konuşma ilkelerinin dikkate alınarak hazırlık yapılması hem de konuşma hatalarının göz önünde bulundurularak konuşma sürecinin tamamlanması gerekir.

Konuşma sırasında yapılabilecek hatalar;

Alışkanlıklardan kaynaklanan hatalar

Kültürel farklılıkların farkında olmamaktan kaynaklanan hatalar

Söyleyiş tarzından kaynaklanan hatalar

olmak üzere üç başlıkta toplanabilir.

Alışkanlıklardan Kaynaklanan Hatalar

Her bireyin kendisine has bir karakteri farklıdır. Bazı alışkanlıklar konuşmanın seyrine olumlu etki yaparken, bazıları olumsuz etki bırakır.

Bu alışkanlıklar şu şekilde sıralabilir:

Kibirlenmek

İlgisizlik

Konuşanın sözünü yerli yersiz kesmek

Kendini yetersiz görmek

Alaycılık

Uygun olmayan şekilde eleştiri yapmak

Yapmacık davranmak

Övünmek

Sert konuşmak

Etkili konuşmaya engel olacak bu alışkanlıkların dışında farklı olumsuz alışkanlıklar da mevcuttur.

Etkili konuşma önündeki engelleri kısaca açıklamak gerekirse:

Kibirlenmek: Kibirlenmek, kişinin kendisini diğer bireylerden üstün görmesidir. “Benim bildiğim doğrudur”, “Ben her şeyin iyisini yaparım” gibi düşünceler ve söylemler kibirli insanların özelliğidir.

İlgisizlik: Konuşmada fikrini söyleyen bir kişiyi dinlememek ya da dinliyormuş gibi yapıp ilgisiz kalmak hatalı bir davranıştır.

Konuşanın sözünü kesmek: İyi bir konuşmacı demek aynı zamanda iyi bir dinleyici demektir. Fikrini söyleyen kişinin sözü kesilmemelidir.

Kendini yetersiz görmek: Konuşmacı, konuyu bildiği halde kendisine güvenmezse konuşma sırasında sorun yaşayabilir.

Alaycılık: Düşüncesini dile getiren kişiyi dikkatle, sözünü kesmeden dinlemek gerekir.

Uygun olmayan şekilde eleştiri yapmak: Konuşmacı, karşısındaki bireyin düşüncesine karşı kendi düşüncesini savunurken uygun bir konuşma tarzını benimsemelidir.

Yapmacık davranmak: Konuşmayı yaparken doğal olmak, olduğu gibi davranmak konuşmacının özgüvenini artırır.

Övünmek: Konuşma sırasında konuşmacı kendisinden çok fazla bahsetmemelidir. Kendisiyle bir başka kişiyi karşılaştırarak örnekler vermemelidir.

Sert konuşmak: Etkili konuşmaya engel olacak hatalardan biri de sert konuşmadır. Konuşmacı fikrini sert bir şekilde söylediği zaman hedef kitlenin inanacağını düşünebilir.

Kültürel Farklılıkların Farkında Olmamaktan Kaynaklanan Hatalar

Karşılıklı iletişimde kültürel faktörler önemli bir yere sahiptir. İnsanların davranışları ve kullandıkları sözcükler, kültürel farklılıklara bağlı olarak yanlış anlaşılmaya açıktır.

Örnek•İşin sırrı çok basit: Biri size hakaret eder, karşı koyar ya da saldırırsa sorun yok. Gülün geçin. Bunun hiç bir anlamı olmadığını, size hiç de batmadığını gösterin. Eğer siz de atağa karşılık verip direnç gösterirseniz buna hayat ve inanılırlık kazandırmış olursunuz. Eğer kendinizi savunursanız karşı atağı davet etmiş olursunuz.

Örnek•Batı dünyasında büyümüş birini yatıştırmak için, pek çok insan da bilir ki, gözünün önünden çekilip alanından çıkmalısınız. Fakat Orta Doğu’dan, diyelim ki bir Mısırlı ya da İranlı, biri karşınızda iken o kişiden bir adım geri çekilmek bir Yahudi’ye mahalle sinagogunda Amerikalı prenses fıkraları anlatmak gibi bir şey olacaktır. Bir Orta Doğulu’dan uzaklaşmak ona saygınızı hak etmediği mesajını verecektir. Yapılması gereken daha da yaklaşmak, teskin edici bir biçimde konuşarak söz konusu kişiye ‘Her şey yoluna girecek,’ demektir. Omza ufak bir dokunuş bile harikalar yaratacaktır.

Örnek•Uyumlu bir çocuğa eşyalarını toplatmak oldukça kolaydır. Uyumlu insanlar, parmaklarını patronlarının yüzüne sallamazlar. Odaları asansörden uzak kaldığı için otel müdürleri ile kavga etmezler. Lokantada yemekleri az ya da çok pişmiş diye sorun çıkarmazlar.

Örnek•’Harry Sally ile Tanışınca‘ filminde Meg Ryan’ın oynadığı Sally ile Billy Crystal’ın oynadığı Harry’i hatırlıyor musunuz? Harry yemeğini sipariş ettiğinde ‘Üç numaradan istiyorum,’ der. Sally ise ‘Ben yanında zeytinyağlı ve sirkeli bir Şef Salatası istiyorum lütfen ve alamod bir elma turtası. Fakat turtanın ısıtılmasından hiç hoşlanmam ve dondurma üzerinde olmasın.

Söyleyiş Tarzından Kaynaklanan Hatalar

Bir düşünce ya da durumun ifade edilmesi sırasındaki yaklaşım tarzı, karşı tarafın mesajın algılaması noktasında çeşitli sonuçlar doğuracaktır. Bunların başında yanlış anlama gelir. Konuşmacının konunun sunumu sırasında tercih edeceği tarz, dinleyicilerin tepkisine neden olabilir ve konuşmacı bu tepkilerden rahatsız olarak güvenini yitirebilir. Bu nedenle konuşmanın başarısı, konuşmacının tercih ettiği ifade tarzından önemli ölçüde etkilenir. Padişah bir gece rüyasında tüm dişlerinin döküldüğünü görür. Uyanır uyanmaz vezirinden Sarayın rüya tabircisinin getirilmesini ister. Padişah rüyasını anlatarak “Hayır mıdır, şer midir?” diye sorar. Rüya tabircisi biraz düşündükten sonra utana sıkıla “Şerdir padişahım” diyerek devam eder. “Uzun yaşayacaksınız ancak tüm yakınlarınızın ölümünü göreceksiniz.” der. Padişah “Tez atın bunu zindana da felaket habercisi olmak neymiş görsün.” diyerek başka bir rüya tabircisinin getirilmesini ister. İkinci rüya tabircisine padişah rüyasını anlatarak “Hayır mı, şer mi? olduğunu sorar. Rüya tabircisi “Hayırdır padişahım” der. “Bu rüya, tüm yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınızı gösterir. Daha nice seneler boyu ülkenizi yönetebileceksiniz.” der. Padişah çok sevinir ve rüya tabircisine iki kese altın verilmesini emreder. Bu anekdotta her iki rüya tabircisi de aynı bilgiyi veriyor ancak söyleyiş tarzları farklı. Biri ödüllendirilirken diğeri cezalandırılıyor.

 

DEĞERLENDİRME SORULARI

1) Aşağıdakilerden hangisi etkili konuşma için söylenemez?

  1. a) Yapılacak konuşmanın mutlaka bir konusu olmalıdır.
  2. b) Konuşma konusu hedef kitlenin ihtiyacını karşılamalı ya da hedef kitlenin ilgi alanında olmalıdır..
  3. c) Konuşmanın değeri, konuşma sonunda hedef kitleye sağlanan katkıyla bağlantılıdır.
  4. d) Dinleyicileri etkileyebilmek için bilmedikleri kelimeler kullanılmalıdır.
  5. e) Konuşma; konudan uzaklaşmadan, hedef kitlenin ilgisini dağıtmadan yapılmalıdır.

2) Aşağıdaki cümlelerden hangisi etkili söylemi tanımlar?

  1. a) Hedef kitleyi sadece ikna etmek için yapılan konuşmadır.
  2. b) Hedef kitlenin ihtiyacını karşılayacak şekilde doğru zamanda ve doğru yerde yapılmış olan konuşmadır.
  3. c) Hedef kitleye bir konu hakkında kısa bir bilgi vermektir.
  4. d) Hedef kitle ile konuşmacı arasındaki bilgi alışverişidir.
  5. e) Söylem sırasında sert ifadelerle konuyu alıcıya kabul ettirmektir.

3) Aşağıdakilerden hangisi etkili konuşmanın ilkeleri arasında yer almaz?

  1. a) Konunun gereksiz ayrıntılarla dağıtılmaması
  2. b) Konuşmanın gerekliyse örneklerle zenginleştirilip anlaşılır kılınması
  3. c) Konuşmada bütünlük olması
  4. d) Konuşmacının sürekli kendinden örnekler vermesi
  5. e) Konuşmada duygu ve düşüncelerin sürükleyici bir biçimde aktarılması

4) Aşağıdakilerden hangisi etkili konuşmanın engelleri arasında kabul edilemez?

  1. a) Karşıdakinin sözünü keserek yorumlarını vs. dinlememek
  2. b) Sürükleyici biçimde konuşma yapmak
  3. c) Yapılan yorumları alaycı bir tavırla dinlemek
  4. d) Sürekli olarak kendini övmek
  5. e) Aynı kelimeleri sık sık tekrar etmek

5) ……………………….. etkili konuşmanın ilkeleri arasında yer alır. Aşağıdaki ifadelerden hangisinin cümledeki boşluğa gelmesi uygun olmaz?

  1. a) Konuşmanın planlı olması
  2. b) Konuşmanın çelişkili cümleler içermemesi
  3. c) Konuşmacının kendini yetersiz görmesi
  4. d) Konuşmanın hedef kitlenin anlayacağı dilde olması
  5. e) Konuşmada bilgi yanlışlığı yapılmaması

6) Aşağıdakilerden hangisi etkili söylemde bilgi doğruluğu için söylenemez?

  1. a) Emin olunmayan bir bilgi, araştırıldıktan sonra dinleyicilere verilmelidir.
  2. b) Konuşmacı, konuşma konusu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmalıdır.
  3. c) Yapılacak yanlış bilgi paylaşımı dinleyicilerin konuşmacıya olan güvenini etkilemez.
  4. d) Herhangi bir yanlışın olması durumunda dinleyicilerde güvensizlik oluşur.
  5. e) Doğru bilgi kullanımı oldukça önemlidir.

7) Aşağıdakilerden hangisi etkili söylemde konuşma planının hazırlanması için söylenemez?

  1. a) Konuşma planı ile yapılan konuşmalarda zamanın etkin kullanılması sağlanır.
  2. b) Hazırlıksız yapılan konuşmalar hazırlıklı yapılan konuşmalara göre daha başarılıdır.
  3. c) Konuşma planı ile konuşma sırasında atılacak tüm adımlar netleştirilmiş olur.
  4. d) Konuşma planı ile konunun eksiksiz olarak aktarılması sağlanmış olur.
  5. e) İyi bir konuşma için konuşma planının hazırlanması gerekmektedir.

8) Aşağıdakilerden hangisi etkili konuşma için söylenebilir?

  1. a) Konuşmanın değeri, konuşma sonunda dinleyicilerin ne kadar iyi vakit geçirdiği, eğlendiği ile ölçülür.
  2. b) Plansız yapılan konuşmalar daha etkilidir.
  3. c) Uzun cümleler yerine kısa ve öz cümlelerle yapılan konuşmalar daha akılda kalıcı olur.
  4. d) Verilen bilgilerin doğruluğunun bir önemi yoktur.
  5. e) Konuşmanın etkili olması için yabancı dilden alınmış, jargon kelimeler kullanılmalıdır.

9) Aşağıdakilerden hangisi etkili söylemde konuşmacının aktarım tarzı ile ilgili söylenebilir?

  1. a) Konuşma sade ve anlaşılır dille, akıcı bir biçimde yapılmalıdır
  2. b) Monoton bir şekilde aktarım gerçekleştirilmelidir.
  3. c) Dinleyicilerin anlamayacağı kelimeler kullanmak konuşmanın etkisini arttırır.
  4. d) Karmaşık cümleler, ifadeler kullanmak konuşmacının bilgili olduğu imajını verir.
  5. e) Çok hızlı bir şekilde konuşarak yapılan aktarımlar daha çok bilgi vermeyi sağlar.

10) Aşağıdakilerden hangisi etkili söylemde söyleyiş tarzı ile ilgili değildir?

  1. a) Nasıl söylediğiniz ne söylediğiniz kadar önemlidir.
  2. b) Konuşma sırasında sürekli olarak aynı sözcükleri tekrar etmemek gerekir.
  3. c) Etkili söylemde söyleyiş tarzının bir önemi yoktur, verilen bilgilerin doğru olması yeterlidir.
  4. d) Söyleyiş tarzı en az içerik kadar önemlidir.
  5. e) Kullanılacak kelimeler, jest ve mimikler mesajın dinleyicilere doğru şekilde ulaşmasını sağlayacaktır. D-2.B-3.D-4.B-5.C-6.C-7.B-8.C-9.A -10.C

ÜNİTE 12 GRUP İÇİ SÖZLÜ İLETİŞİM

GİRİŞ

Tüm bireyler yaşadıkları süre boyunca farklı gruplar içinde yer alırlar. Bu gruplar bireyin sosyal ve iş hayatıyla ile ilgili gruplar olabilir. Grup içerisindeki bireyler, diğer bireyler ile daha önceden belirlenmiş ya da belirlenmemiş benzer davranışlara ve kurallara bağlı kalırlar. Bu davranış ve kurallara göre birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar.

GRUP: YAPISI VE SINIFLANDIRMASI

Grup kelimesi çoğunluk ifade eder. Bunun dışında grup; belli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmiş, birbirleriyle iletişimde bulunan iki ya da daha çok birey için kullanılmaktadır. Grup; Birbirleriyle oldukça düzenli olarak karşılıklı ilişkilere giren, davranışları düzenleyen ortak değer ya da normları olan, çeşitli statü ve roldeki bireyler topluluğudur.

Birey yaşamı boyunca birçok farklı grup içerisinde yer alabilmektedir.

Grup türleri şu şekilde sıralanabilir:

Çağrı merkezleri genelde ikincil grup türüne girmektedirler.

Birincil ve İkincil Gruplar

Biçimsel ve Biçimsel Olmayan Gruplar (Formal-İnformal Gruplar)

Üyelik Grupları

Referans Grupları

İstatistiki Gruplar

Gönüllü ve İstek Dışı Oluşan Gruplar

Birincil ve İkincil Gruplar

Birincil grup, bireyler arasındaki ilişkinin aralıksız olarak sürdürüldüğü ve grup üyelerinin iletişimlerini yüz yüze gerçekleştirdiği, az sayıda üyesi olan gruplardır.

Birincil grup, ilişkilerini yüz yüze iletişim ile kolaylaştırır. Ancak fiziki yakınlık olmadan haberleşmenin samimi ve sık olduğu durumlarda da birincil gruplar ortaya çıkar. Bireyler mutlaka bir birincil grubun üyesi olarak yaşamını sürdürür.

İkincil gruplar ise; grup üyelerinin ortak idealleri üzerine kurulmuş olan ve üyelerin yüz yüze iletişim fırsatı bulamadıkları, daha çok üyenin oluşturduğu grup çeşitleridir.

Örnek•İş arkadaşları ve birbirlerini iyi tanıyan bireyler birincil gruba girerler.

Örnek•Bir ülkenin tüm vatandaşları veya bir sendikaya üye olan tüm çalışanlar ikincil gruba girerler.

Bireyler, grup içerisinde bir takım faaliyetleri gerçekleştirmek için birbirleriyle etkileşim içine girerler. Bu etkileşim var olduğu sürece -ki herhangi bir biçimsel grup etkileşim olmadan devam edemez- biçimsel olmayan gruplar da kendiliğinden oluşurlar.

Biçimsel olmayan gruplar üç şekilde incelenebilir:

Biçimsel olmayan yatay gruplaşmalar: Aynı hiyerarşik düzeyde, genellikle aynı unvan altında çalışan, ücretleri, yetki ve sorumlulukları hemen hemen aynı olan bireylerin sık haberleşmelerinden kaynaklanan gruplardır.

Biçimsel olmayan dikey gruplaşmalar: Belirli bir örgütsel bölümün farklı hiyerarşik düzeyinde bulunan bireyler arasında kurulan dikey gruplardır.

Biçimsel olmayan çapraz gruplaşmalar: Bu tarz gruplaşmalar farklı hiyerarşik düzeylerden, grubun çeşitli bölümlerinden veya farklı çalışma yerlerinden gelen bireylerin oluşturduğu gruplardır.

Üyelik Grupları

Üyelik grupları, bireyin hali hazırda üyesi olduğu gruplardır. Bireyler çoğunlukla birden fazla gruba üye olabilirler. Birey bu gruplar içinde faal veya durgun rol oynayabilir.

Örnek•En karakteristik biçimsel gruplar işletmelerdir.

Referans Grupları

Referans grubu, bireyin tutumlarının etkilendiği gruplardır. Birey birincil veya ikincil grubu referans grubu olarak seçmiş olabilir. Bireyin bazı davranışları aile, okul, iş gibi içinde bulunduğu grupların kuralları doğrultusunda şekillenir.

İstatistiki Gruplar

Bu tip gruplar, araştırmacılar tarafından bireylerin özelliklerine göre toplum içerisindeki yerlerini belirlemek amacıyla oluşturulur. Bu gruplarda üyelerin bir araya gelmesi söz konusu olmadığı gibi; bilinçli bağlılık, sosyal etkileşim ve sosyal organizyon da yoktur. Sosyologların ve istatistikçilerin sık sık başvurduğu bu gruplaşmalar, çeşitli çalışmalara yardımcı olmak için oluşturulmuş tahmini gruplardır.

Gönüllü ve İstek Dışı Oluşan Gruplar

Birey, üyesi olduğu gruba kendi tercihleri sonucunda katılmışsa bu gruplar gönüllü oluşan gruplardır.

Örnek•Resim klubüne üye olan bir birey, aynı zamanda çalıştığı şirketin, ailesinin, memleketin, mezun olduğu okulun veya arkadaşlık grubunun da bir üyesidir.

Örnek•Yönetici olmayı çok isteyen bir birey, yöneticiymiş gibi hareket edebilir ve henüz dahil olmadığı bir grubun etkisinde kalarak kendi kimliğine uymayan davranışlar sergileyebilir. Böyle durumlarda asıl üyesi olduğu gruptaki bireylerden tepki görebilir.

Örnek•Arkadaşlık grupları, bireyin çalıştığı işletmedeki gruplar veya hobi grupları gönüllü oluşan gruplardır.

GRUP İÇİ SÖZLÜ İLETİŞİM

 Grup içi iletişim, çoğunlukla karşılıklı etkileşime olanak verecek sayıda kişinin uzamsal olarak birbirlerine görece yakın oldukları bir bağlamda gerçekleşir (Mutlu, 1998:145). Sözlü iletişim bilgi ya da düşüncelerin kelimeler yoluyla iletilmesidir. Sözlü iletişim, diğer kullanılan yöntemlere göre daha net ve anlaşılır biravantajlıdır. Bu avantajlar şu şekilde sıralabilir:  Ses tonu ve beden dili ileAnında geri bildirim alınabilir. metoddur.  iletişim desteklenebilir.

Örnek•Saçları sarı olan bireyler ile koyu renkli olan bireylerin yer aldığı gruplar istek dışı oluşan gruplara örnek olarak verilebilir..

Bu avantajlara rağmen sözlü iletişim bazı sebeplerden dolayı tercih edilmeyebilir. Bu sebepleri şu şekilde Bireylerin aynı anda biraraya getirilmesi gerekmektedir.özetlenebilir:  KonuşmanınBireylerin anlatılanları hatırlamama olasılığı bulunmaktadır.  amacının dışına çıkması ve planlanandan daha uzun sürmesi mümkündür (Hrturkiye, 2011).

GRUP İÇİ İLETİŞİM YAPISI

Grup oluştururken, birey bulunduğu ortamda en çok etkilendiği bireyleri seçer. Grup iletişimi, grup içinde ortaya çıkar. Her üye, grup içinde birbirine bağımlı durumdadır. Organizasyonlarda hiçbir iletişim sadece yönetici ve onun altındaki bireyler arasında olmaz. Grup içi iletişimin yapısı iki şekilde oluşur:

Merkezi gruplarda iletişim

Merkezi olmayan gruplarda iletişim.

Merkezi Gruplarda İletişim

Merkezi gruplarda, üyelerin sorun çözümü ve karar alma süreci daha hızlıdır.

Etkinliğin en az, başarının en çok olduğu ve merkezdeki birey dışında, üyelerinde en az memnunluk yaratan tekerlek modelidir.

Merkezi gruplarda iletişim 2 şekildedir:

Y tipi iletişim modeli

Tekerlek tipi iletişim modeli

Y tipi İletişim Modeli: Bu modele göre, gruptaki üç ayrı bireyle iletişim kurabilen tek bir birey vardır. Bu birey genelde grubun önderi olarak ortaya çıkmaktadır.

Tekerlek İletişim Modeli: Bu iletişim modelinde, merkezde bulunan bir grup üyesi tüm grup ile iletişim kurabilmektedir.

Merkezi Olmayan Gruplarda İletişim

Merkezi olmayan gruplarda; bireyler, diğer grup üyeleri ile özgürce iletişimde bulunabilirler. Herhangi bir konuda karar verme durumunda tüm üyelerin katılımı sağlanır.

Merkezi olmayan gruplardaki iletişim;

daire iletişim modeli

zincir iletişim modeli

tüm kanal iletişimi modeli şeklindeki süreçte oluşur.

Daire İletişim Modeli: Bu iletişim modelinde tüm üyeler eşit durumdadır. Her biri kendine yakın durumda olan bireylerle iletişim kurabilmekte ve diğerleriyle ilgili bilgileri bu bireyler aracılığıyla alabilmektedirler.

Zincir İletişim Modeli: Bu iletişim modelinde tüm üyeler birbirleriyle iletişim kurabilmektedirler. Ancak bu iletişim belirli kısıtlamalar içinde gerçekleşir. Zincir modelinde iletişim, üyelerin birbirine yakınlık derecesine göre işlendiğinden, grubun bazı üyeleri yalıtılmış durumda kalabilirler.

Tüm Kanal İletişim Modeli: Bu iletişim modelinde, her bir üye diğer tüm üyelerle doğrudan ve gerektiğinde teke tek iletişim kurabilmekteler.

GRUPLARDA İLETİŞİMİN ORTAYA ÇIKMA NEDENLERİ

Birey hayatı boyunca iletişim kurma ihtiyacı içindedir. Bu ihtiyaç, birey grup üyeleri ile etkileşim halindeyken de geçerlidir.

Gruplarda bireyler arasındaki iletişimin ortaya çıkma nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

 Anlaşma ya da anlaşmazlıkdurumları.

Gerilim ifadeleri ya da gerilimin giderilmesi.

Dayanışma ihtiyacı.

Sorunların ortaya konması ve giderilmesi amaçlı tartışmalar.

Fikir, öneri, bilgi vb isteme ya da verme.

GRUP ÜYELERİNİN İLETİŞİM ETKİNLİĞİNİ ARTIRMA

 Grup iletişiminin etkinliğini artırmak için uyulması gereken kuralları şu şekilde açıklanabilir:

Açıklama yapılırken birey kendini vurgulamamalı, tüm grubu içine alacak şekilde ifade biçimi kullanmalıdır,

Grup üyeleri fikirleri toparlarken, bunu grubun diğer üyeleriyle birlikte etkileşimli olarak yapmalıdır.

Grup üyesinin düşünce ve görüşleriyle ilgili olarak aktardıkları, bir ihtiyaçla bağlantılı olmalıdır.

Belli bir zamanda söylenenler, sadece belli bir konu ile ilgili olmalıdır.

Söylenenlerin grup üyeleri tarafından anlaşıldığından emin olmak için,konuşma üyelerin anlayacağı dille yapılmalıdır.

GRUP İÇİ İLETİŞİMDE SÖZLÜ İLETİŞİMİN ÖNEMİ

Bu da ancak iletişimin açık ve net olmasıyla sağlanabilir. Etkin bir iletişimde kaynağın, göndereceği mesajı hazırlarken ve gönderirken şu sorulara dikkat etmesi gereken bazı sorular vardır.

Bu sorular 5N + 1K formülüne göre şu şekilde sıralabilir:

Ne: İletmek istenen mesajın konusu, içeriği.

Neden: Bu mesajı iletmekteki amaç, gönderici ve alıcıya sağlayacağı fayda.

Ne kadar: Mesajda yer alacak bilgiler.

Ne zaman: Mesajın gönderilme zamanının iki taraf için de uygun olması.

Nasıl: Mesajın sembolleştirilmesi, gönderim kanalının belirlenmesi.

Kim : Mesajın iletileceği birey, grup.,

5N + 1K formülü grup içi ve gruplar arası sözlü iletişimin anlaşılır ve net olması için etkin bir ortam hazırlamaktadır.

İletişimde açıklığın derecesini belirleyen faktörler;

Tarafların ortak geçmişleri,

Birbirlerine zıt taraflarda olması,

İçinde bulundukları sosyo-kültürel ortam,

Pozisyon ve güç bakımından birbirlerinden çok faklı noktalarda bulunması,

Tarafların kendileriyle ilgili bilgi vermek isteyip istememesi,

Geri iletiminin rolü olarak sınıflandırılabilinir. (Hrturkiye, 2011)

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Aşağıdakilerden hangisi grup türlerinden biri değildir?
  2. a) Birincil ve İkincil Gruplar
  3. b) Üyelik Grupları
  4. c) İstatistiki Gruplar
  5. d) Zincir Gruplar
  6. e) Referans Grupları
  1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü iletişimin avantajlarından biri değildir?
  2. a) Daha net ve anlaşılır bir metoddur.
  3. b) Anında geri bildirim alınabilir.
  4. c) Ses tonu ile iletişim desteklenebilir.
  5. d) Beden dili ile iletişim desteklenebilir.
  6. e) Bireylerin aynı anda biraraya getirilmesi gerekmektedir.
  1. “Merkezde bulunan bir grup üyesi herkesle iletişim kurabilmektedir.Tüm iletişim kanalları merkezdeki üye üzerinde odaklanmaktadır” ifadesi hagi grupiçi iletişim yapısını tanımlamaktadır?
  2. a) Merkezi gruplarda iletişim:Y Modeli
  3. b) Merkezi olmayan gruplarda İletişim : Daire Modeli
  4. c) Merkezi olmayan gruplarda İletişim : Zincir Modeli
  5. d) Merkezi gruplarda iletişim: Tekerlek Modeli
  6. e) Merkezi olmayan gruplarda İletişim : Tüm Kanal İletişimi Modeli
  1. Aşağıdakilerden hangisi Grup Üyelerinin İletişim Etkinliğini Arttırmak için takip edilmesi gereken kurallardan değildir?
  2. a) Açıklama yapılırken birey kendini vurgulamamalıdır.
  3. b) Grup üyesinin düşünce ve görüşleriyle ilgili olarak aktardıkları, bir ihtiyaçla bağlantılı olmamalıdır.
  4. c) Grup üyeleri fikirleri toparlarken, bunu grubun diğer üyeleriyle birlikte etkileşimli olarak yapmalıdır.
  5. d) Belli bir zamanda söylenenler, sadece belli bir konu ile ilgili olmalıdır.
  6. e) Söylenenlerin grup üyeleri tarafından anlaşıldığından emin olmak için, konuşma üyelerin anlayacağı dille yapılmalıdır.
  1. Aşağıdakilerden hangisi gruplarda iletişimin ortaya çıkma nedenlerinden biri değildir?
  2. a) Bireyler arasındaki uyum
  3. b) Anlaşma ya da anlaşmazlık durumları
  4. c) Dayanışma ihtiyacı
  5. d) Sorunların ortaya konması ve giderilmesi
  6. e) Fikir, öneri, bilgi vb isteme ya da verme
  7. Bireylerin tercihine bağlı olmadan üye oldukları gruplara verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
  8. a) Gönüllü oluşan gruplar
  9. b) İstatistiki gruplar
  10. c) Üyelik grupları
  11. d) İstek dışı oluşan gruplar
  12. e) Referans grupları
  1. Bireyin tutumlarının etkilendiği gruplara verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
  2. a) İstek dışı oluşan gruplar
  3. b) Referans grupları
  4. c) Gönüllü oluşan gruplar
  5. d) Üyelik grupları
  6. e) İstatistiki gruplar
  1. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi gönüllü oluşan gruplar için söylenebilir?
  2. a) Bireyin tutumlarının etkilendiği gruplardır
  3. b) Bireyin hali hazırda üyesi olduğu gruplardır
  4. c) Birey, bu gruba kendi tercihleri sonucunda katılmıştır
  5. d) Grup üyelerinin ortak idealleri üzerine kurulmuştur
  6. e) Birey bu gruba tercihine bağlı olmadan üye olmuştur
  1. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi y tipi iletişim modeli için doğru bir bilgi değildir?
  2. a) Merkezi gruplarda iletişim modellerinden biridir
  3. b) Bu modelde genelde grubun önderi olan bir birey vardır
  4. c) Karmaşık sorunlarda daha yavaş ve yanlış karar alınmasına neden olabilecek bir yapıdadır
  5. d) Basit sorunların çözümünde hızlı ve doğru karar alınmasında etkili olabilecek bir yapıdadır
  6. e) Merkezi yapının en etkili olduğu grup türüdür
  1. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi tekerlek iletişim modeli için doğru bir bilgi değildir?
  2. a) Tekerleğin merkezinde olan birey iletişim sürecine doğrudan etki etmektedir
  3. b) Bu gruplarda iletişim temelde grup üyeleri ile yönetici arasında gerçekleşir.
  4. c) Merkezi yapının en etkili olduğu iletişim modelidir
  5. d) Üyelerinde en çok memnunluk yaratan modeldir.
  6. e) Bu modelde, merkezde bulunan bir grup üyesi tüm grup ile iletişim kurabilmektedir.

Cevap Anahtarı:

1.D- 2.E- 3.D- 4.B- 5.A- 6.D- 7.B- 8.C- 9.E- 10.D

ÜNİTE 13 ÇALIŞMA DÜZENİ VE SÖZLÜ İLETİŞİM

GİRİŞ

İşletmelerde çalışma düzeninin oluşturulması, çalışanlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, faaliyetlerin istenilen ve verimli şekilde yürütülmesi süreçlerinde iletişim çok önemlidir. Kurum içerisinde etkili iletişimin sağlanması yolu ile çalışanlar ve idareciler, ortak bir görüş ve anlayışa vararak işletmenin asıl hedefine ulaşabilmesi için işbirliği yaparlar.

ÖRGÜT KÜLTÜRÜ VE İLETİŞİM

Her insan yaşadığı toplumda bir örgütsel yapılanmanın üyesidir. Örgütlerde insanlar belirli amaçlar etrafında toplanır, belirli işlevsel roller üstlenirler. Sistematik, kurallı, disiplinli ve planlı bir işleyişe sahip olan örgütlerde insanlar bir arada belirli hedeflere ulaşmak için çalışırlar (Güngör, 2011:188).

İşletmelerin değerler sistemi çok farklı kaynaklardan beslenir. Geçmiş dönemlerde yaşanan deneyimler, yönetici, kurucu veya liderlerin işletmeye katkıları, müşterilerle yaşananlar birer

İşletmelerin amaçlarına ulaşabilmeleri için; nelerin, ne zaman, nasıl ve kimler tarafından yapılacağının tüm çalışanlar tarafından çok iyi bilinmesi gerekir. Bu da iletişim ağlarının verimli çalışmasına bağlıdır.

İşletmelerde başarılı bir iletişim ağının kurulamamasının sonucunda;

Çalışanlar işletmenin hedef, amaç ve stratejileri hakkında bilgi sahibi olamazlar.

Çalışanlar ortak bakış açısı ve hedeflere sahip olamadıkları için işletmeye olan bağlılıkları azalır.

Çalışanlar beraber çalıştıkları diğer bireylerin ne yaptıkları hakkında fikir sahibi olamazlar.

İşin koordinasyonu ve belirli bir düzen içinde sürdürülmesi mümkün olmaz.

Çalışanlar arasında işbirliği geliştirilemez.

Örgütlerin başarılı işleyişi için rehberlik eden süreçlerin köklü ve sistematik olması gerekir. İletişim süreçleri de bunlardan birisidir. İletişim ağları ne kadar sağlam olursa, işletmenin yaşayacağı sıkıntılar da o kadar az olacaktır.

YAPI

PERSONEL

PAYLAŞILAN DEĞERLER

SİSTEMLER

STRATEJİ

YETENEKLER

STİL

ÖRGÜT YAPISI ÇALIŞMA DÜZENİ VE İLETİŞİM BAĞI

Örgütsel yapı, bir organizasyon içinde var olan temel ilişkileri ifade eder. Komuta zinciri, sorumluluk ve yetki hiyerarşisi, organizasyonel yapıyla kurulur ve örgütsel yapı örgüt şeması ile gösterilir.Örgütsel yapı, hem fiziksel faktörler hem de örgüt iklimi ve kültürünün değerlerinin bir bileşenidir.

Örgütsel yapıyı belirleyen faktörler:

Kontrol alanının dar veya geniş olması

Otorite ve yetkinin kullanım biçimi

Merkezileşme derecesi

Örgütün hiyerarşik veya yatay oluşu

Demokratik veya otoriter yönetim anlayışı

Katı ve mekanik örgütlenme biçimi

Yeniliklere açık veya kapalı olma anlayışı

Eğitim seviyesi ve bilgi birikimi

Değişim için gerekli esneklik ve organik yapıya sahip olmak

Güçlü veya güçsüz iç ve dış etkileşim olanakları

Örnek•Çağrı merkezlerinde genellikle satış, şikâyet karşılama, hizmet gibi konular için ayrı birimler oluşturulmuştur. Müşteri temsilcisinin müşteriye doğru hizmeti verebilmesi ve dolayısı ile müşteri memnuniyetini sağlayabilmesi için çalıştığı birim dışındaki diğer birimlerin de yaptıkları işi bilmesi gerekir. Bu bilgi akışı ise işletme içerisinde başarılı iletişim ağı kurulmasıyla sağlanabilir.

Örnek•Örgütsel yapının fiziksel koşulları arasında çalışma ortamı da yer alır. Çalışma ortamının temiz olmaması, ses yalıtımı, ışık, havalandırma ve ısıtma sistemleri ya da çalışma saatlerindeki düzensizlik çalışana rahatsızlık verici unsurlara örnek olarak verilebilir.

Örnek•Çağrı merkezlerinde aynı çalışma ortamında, aynı anda birçok müşteri temsilcisi müşteri çağrılarını karşılamaktadır. Bu durumun hem çalışanları hem de müşterileri etkilememesi için ses ölçümleri yapılmakta ve gereken durumlarda ses yalıtım sistemleri kullanılarak çeşitli önlemler alınmaktadır.

İşletme yapısına göre oluşturulan çalışma düzeninin ve kurulan iletişimin sağlayacağı katkılar şu şekilde özetlenebilir:

İletişim, çalışanları ve işletme içinde yer alan ekipleri birbirine bağlayan temel bir alt yapıdır. Bu sayede çalışanlar ve birimler uyumlu bir şekilde iş görebilirler.

İşletmenin belirlediği çalışma saatleri, koşulları ve ortamı çalışanların motivasyonu ve başarısı üzerinde olumlu ya da olumsuz etkide bulunur.

İletişim süreçleri, çalışan kişi ve grupların, işletmenin ortak amaçları doğrultusunda hareket etmelerini sağlar.

İletişim süreçleri, işletmede eylemlerin sürdürülmesi, sorunların çözülmesi ve yaratıcı gücün açığa çıkmasını sağlar.

Birbiri ile koordineli olarak iş yapan çalışanların, bir arada ya da birbirlerine yakın olacak şekilde oturmalarını sağlayan masa düzeni, iletişimin daha kolay gerçekleşmesinin önünü açar.

Kurum içinde egemen olan iletişim tarzı ve biçimleri, çalışanların oluşturdukları küçük grupların birbirleriyle ve işletmenin bütünüyle sağlıklı ilişkiler kurmalarında önemli rol oynar.

İletişim süreçleri aynı zamanda işletmenin bütünlüğünü sağlar ve çalışanların kuruma aidiyet duymaları yönünde pekiştireç rolü üstlenir.

Örnek•Çağrı merkezlerinde genellikle müşteri temsilcileri ve yöneticileri birbirlerine yakın masalarda oturacak şekilde bir çalışma düzeni tasarlanmıştır. Böylelikle müşteri temsilcileri ihtiyaç duydukları durumlarda yöneticilerine hızla ulaşabilmektedirler.

ÇALIŞMA DÜZENİ VE KURUM İÇİ SÖZLÜ İLETİŞİM

Örgüt iletişimi, örgüt üyelerinin eylemlerini, örgüt hedeflerini karşılayacak şekilde eşgüdümlemek, üretim ilişkilerini koordine etmek amacıyla örgüt üyeleri tarafından simgelerin üretimi, iletimi ve yorumudur

İşletmelerde kurum içi ilişkilerin yürütülmesi bağlamında iletişim süreçleri genel olarak;

Formal iletişim

İnformal iletişimolarak sınıflandırılır.

Örnek•İşletmelerde ‘açık iletişim süreçleri’, kurum içi etkileşimi destekler niteliktedir. Bu tür işletmelerde yapılan önemli değişiklikler, çalışanları doğrudan ilgilendiren konularda alınan kararlar ve önemli tüm durumlar çalışanlar ile açıkça paylaşılır.

formal iletişim dörde ayrılmaktadır:

Yukarıdan aşağıya iletişim

Aşağıdan yukarıya iletişim

Yatay iletişim

Çapraz iletişim

Yukarıdan aşağıya iletişim: İşletmenin en üst kademesinde çalışanlardan alt kademelerde çalışanlara doğru gerçekleşen iletişimdir.

Aşağıdan yukarıya iletişim: Bu kanalla yapılan iletişimde, astlar üstlerine raporlarını ya da çeşitli konulardaki görüşlerini iletirler.

Aşağıdan yukarıya doğru iletişimi etkileyen birçok unsur vardır. Bu unsurlar

Fiziksel uzaklık ve erişilemezlik

Her kademede bilgilerin değişikliğe uğraması

Amirin davranışı

Astın statüsü

Gelenekler

Yatay İletişim: Yatay iletişim, aynı düzeydeki birey ve farklı birimler arasında yapılan iletişimi ifade etmektedir (Yaylacı, 2003). Bir birimde çalışan aynı statüdeki bireyler arasında bir ast üst ilişkisi yoktur.

Örnek•Yukarıdan aşağıya iletişimde; yukarıdan gelen iletiler kurumun gereklerine yönelik emirler, uyarılar ve kontrolleri içerirken, aşağıdan gelenler ise yapılan işler ve sorunları içermektedir.

Çapraz İletişim: Formal iletişim genel olarak yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya ya da yatay iletişim şeklinde gerçekleşmektedir. Bazı durumlarda bilginin niteliğine göre çapraz bir yol da izlenebilir. İnformal iletişim kişilerarası ilişkiler ağı yoluyla işler ve kurumların informal tarafına etki eder. İnformal iletişim, çalışanların işletmeye karşı geliştirdikleri tutumların bir göstergesidir. Formal iletişim sistemi ne kadar zarar görmüş ise, informal iletişim ve söylentiler de o oranda artış gösterir. İnformal iletişim genellikle formal iletişimin doğru bir şekilde gerçekleşmediği, çalışanların tam

Örnek•Pazarlama bölümünün yeni fikirleri araştırma ve geliştirme ekibine iletmesi; araştırma ve geliştirme ekibinin tasarımını yaptığı ürünü üretim birimine ulaştırması; müşteriye ilişkin bilginin, satış bölümünden finans birimine aktarılması gibi veri akışları yatay iletişime örnek gösterilebilir.

Örnek•Bir çağrı merkezinde işe yeni başlayan operasyon müdürü, kısa sürede yöneteceği operasyonun dinamiklerini öğrenmek için operasyonu etkileyen diğer destek birimleriyle iletişime geçer. Böylelikle çapraz iletişim gerçekleşir.

Resmi kanallar dışında enformasyonun yayıldığı informal iletişim süreci dörde ayrılmaktadır

Tek hatlı zincir

Dedikodu zinciri

Olasılık zinciri

Küme zinciri

Tek Hatlı Zincir: Tek hatlı zincirde; A kişisi, sahip olduğu enformasyonu B’ye aktarır. B kişisi de enformasyonu benzer biçimde C kişisine iletir. Böylece enformasyona ulaşanlar, bir zincirin tek yönlü ilerleyen halkaları gibi birbirine eklenir.

Örnek•İşten çıkarma, terfi, yeniden yapılanma gibi durumlarda, çalışanların bilgi ihtiyacının karşılanmaması durumunda çalışanlar informal iletişim kanallarına başvurmayı tercih ederler.

Dedikodu Zinciri: A kişisi, sahip olduğu enformasyonu etrafındaki diğer tüm bireylere iletir. Böylece bilgi bir bireyden birçok bireye yayılmış olur.

Olasılık Zinciri: A kişisi, tesadüfi olarak olarak F ve D kişileriyle iletişime geçer. F ve D kişileri de çevrelerinde kime rastlarlarsa edindikleri enformasyonu onlarla paylaşma yoluna giderler.

Küme Zinciri: A kişisi, duyduklarını seçtiği birkaç kişiye söyler. Bu bireylerden bazıları da duyduklarını başkalarına anlatma ya da anlatmama yolunu tercih edebilir. Küme zinciri modelinde, bu kişilerin enformasyonu aktardığı bireyler de farklı bireylere anlatma yoluna giderlerse mesaj geniş bir alana yayılmış olacaktır

İŞLETMELERDE GRUP İÇİ İLETİŞİM MODELLERİ

İşletmelerde organizasyon yapısı oluşturulup kurulan her yeni organın görevleri belirlendikten sonra, bu organ ve/veya birimlerin kurumun stratejik amaçlara ulaşması için nasıl işbirliği yapacağı konusu açığa çıkar.

İşletmeler içerisinde fonksiyonel olarak geliştirilmiş gruplar bağlamında iletişim modelleri dört farklı şekilde tanımlanabilir:

X İletişim Modeli

Çember İletişim Modeli

Çizgisel İletişim Modeli

Yıldız İletişim Modeli

X İletişim Modeli

Dolayısıyla iletişim merkezden dışa doğru gerçekleşir. Grubun bütün üyeleri merkezde yer alan lider ile bilgi alışverişinde bulunur. Ancak bu üyelerin kendi aralarında iletişimleri bulunmamaktadır

Örnek•Herhangi bir öğretmenin sınıfta ders anlatması, X iletişim modeline örnek olarak verilebilir. Öğretmen dersi anlatırken öğrencilerine söz verme ya da vermeme, dersi farklı biçimlerde anlatma ya da anlatmama yetkisine sahiptir ve sınıfın hakimiyeti öğretmendedir

Çember İletişim Modeli

Çember iletişim modelinde, grup içerisinde belirlenmiş herhangi bir lider bulunmamaktadır. Bu nedenle grup içerisindeki bireylerden herhangi biri iletişim sürecini başlatabilir. Bu iletişim modelinde grup üyeleri birbirleri ile iletişim olanaklarına sahiptir

Çizgisel İletişim Modeli

Çizgisel iletişim modelinde iletişim gruptaki bireylerin birbirlerine yakınlık derecesine göre gerçekleştiği için grup üyelerinin bazıları iletişim sürecinin dışında kalabilirler.

Yıldız İletişim Modeli

Yıldız iletişim modelinde gruptaki bireylerin hepsi birbiri ile iletişim halindedir. Bütün haberleşme kanalları gruptaki tüm bireylere açık durumdadır.

İŞLETMELERDE SÜRECİ GELİŞTİRME

Birçok işletme çalışanları ile başarılı iletişim kurabilmek ve kurduğu iletişimi geliştirmek için birçok tekniğe başvurur.

İşletme bünyesinde çalışan personelin yeterli ve gerektiği ölçüde geribildirimde bulunmasının desteklenmesi

İşletme içinde iletilmesi gereken mesajların birden fazla kanal ve araç aracılığıyla iletilmesi

Çalışanlarla etkileşimde sıklıkla yüz yüze ve doğrudan iletişimin tercih edilmesi

İşletme içerinde iletilecek mesajların içeriğinin çalışanların beklentilerine ve kurum kültürüne göre hazırlanması

Çalışanlar ile kurulacak iletişimin tarzının ve türünün doğru zamanda doğru belirlenmesine özen gösterilmesi

İletilecek mesajın uygun yöntemlerle desteklenerek güçlendirilmesi

Uygun bir iletişim ortamı yaratılması

Yönetimin belirli zamanlarda düzenli olarak seminer, grup toplantıları ve söyleşiler düzenlemesi

Yöneticiler ve çalışanların yüz yüze görüşmeler aracılığıyla fikir alışverişinde bulunması

İşletme içerisinde iletişim için kullanılan yayın organlarının güçlendirilmesi

Çalışanların işletme içinde kullanılan yayın organları aracılığıyla düşüncelerini iletmelerinin desteklenmesi

İşletmelerdeki Çalışma Düzeninde Etkili İletişim Araçları

İşletme içerisinde bireyler arasındaki ilişkilerin düzenli ve sağlıklı olması kadar bu ilişkilerin nasıl ve hangi araçlarla gerçekleştirileceği de önemlidir. Çalışanlar ile kurulan iletişimin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için verilecek mesajın amacına uygun yöntem ve araçların kullanılması gerekir.

İşletmelerde kullanılan iletişim araçları şunlardır:

Yazılı İletişim Araçları

Sözlü İletişim Araçları

Görsel-İşitsel İletişim Araçları

Sözsüz İletişim Araçları

Yazılı İletişim Araçları Aktarılmak istenen mesajın ya da kurulan sözlü iletişimin kalıcı olması ve kayıt altına alınmasını sağlamak için yazılı iletişim araçları kullanılmaktadır. Bu mesajlar, çalışanların davranışlarını belirli bir disiplin altına alma amaçlı kullanılabileceği gibi, gruplar arası kullanılan raporlara değin işletmeye ait her türlü bilgiyi kapsayabilir İşletmelerde kullanılan yazılı İşletmeye ait

Yazılı raporlar iletişim araçlarının bazıları şu şekildedir:

Broşür ve el kitaplarıyayınlanan gazete

İlan tahtası

Afişler 

Bültenler

Yazılı iletişimin sağladığı avantajlar şunlardır (Palmer, Çalışanlar, iletilen mesajları istedikleri zaman tekrar gözden geçirip1998):

Yazılı iletişim aracılığıyla, karmaşık olabilecek bilgilerokuyabilirler.

Yazılı iletişim, çalışanlarıngörsel olarak daha rahat ifade edilebilir.

Çalışanların mesajı anlayıpsürekli olarak saklayabilecekleri bir kayıttır.

Yazılı iletişimin İçeriğin hazırlanması için belirlidezavantajları şu şekilde sıralanabilir:

Yüz yüze iletişim gerçekleşmediği için kurulanbir zaman gerekmektedir.

Karşılıklı etkileşim olmadığı için çalışanlariletişim resmi ve mesafelidir.

Çalışanlardan hızlıtarafından iletilen mesaj yanlış anlaşılabilir.  geribildirim alınamaz.

Örnek•Çağrı merkezlerinde müşteriye hızlı hizmet vermek oldukça önemlidir. Hızlı hizmet için hız kazandıracak iletişim araçları kullanılır. Bu iletişim araçları arasında en çok kullanılan elektronik posta aracılığıyla haberleşmedir.

Örnek•Dinamik bir yapı içerisinde olan çağrı merkezlerinde müşterilere iletilebilecek ürün, servis, kampanya ve tarife gibi bilgiler sürekli değişebilmektedir.

Sözlü İletişim Araçları İşletmelerde belirli bir konu hakkında çalışanları bilgilendirmek, bilgi alışverişini sağlamak amacı ile kullanılan çeşitli sözlü iletişim araçları bulunmaktadır. İşletmelerde kullanılan sözlü iletişim araçlarının bazıları şunlardır:

Konferanslar

Grup

Mülakatlar 

Koçluk görüşmeleri 

Bireysel görüşmeler 

Seminerler  toplantıları ve genel toplantılar

Sözlü iletişimin diğer iletişim türlerine göre avantajları şunlardır:

Telefon görüşmeleri

İletişim kurulurken aynı anda geribildirim alınabilir ya da desteklenebilir.

Ses tonu ve beden dili çok daha kolaygeribildirimde bulunulabilir.  Sözlü iletişimin avantaj sağlayacak olumlu özelliklerinin yanı sıra bazı dezavantajları da bulunmaktadır. Sözlü iletişim, dezavantajları nedeniyle işletmeler tarafından çok fazla tercih edilmeyebilir.

Sözlü iletişimin tercih edilmeme nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür: İletilenler, çalışanlar tarafından bir süre sonra hatırlanmayabilir.

Çalışanların aynı anda bir araya gelmeleri gerekir.

 Belirlenen süre ve amacın dışına çıkılarak iletişimin süre açısından uzamasına, zaman kaybına neden olunabilir.

Örnek •Çağrı merkezlerinde müşteri temsilcileri belirli bir gruba bağlı olarak çalışmaktadırlar. Çağrı merkezindeki müşteri temsilcilerinin yaptığı çalışmalar genel olarak bireysel bir çalışma gibi görünse de grubun başarısı da oldukça önemlidir. Grubun genel durumu grubun her bir üyesi tarafından bilinmelidir.

Görsel-İşitsel İletişim Araçları

Görsel ve işitsel iletişim teknikleri, birçok işletme tarafından yoğun olarak kullanılır. İşletmelerde kullanılan görsel iletişim araçlarının bazıları şunlardır: Kapalı devre televizyon, radyo yayını, kamera, bilgisayar, maket, fotoğraf, kroki, grafik, şema, video ve kaset, yarışma, sergi vb.

Görsel iletişimin sağladığı avantajlar şunlardır:

Tekrarlama imkânı vardır. Zaman kaybını önler. 

Farklı lokasyonlardaki çalışanlara aynı anda aynı mesajı verme imkânı sağlar

İletişime esnek bir şekilde yön verir. 

Her iletişim şeklinde olduğu gibi görsel iletişimin de bazı dezavantajları vardır

Farklı iletişim araçlarıyla desteklenmelidir 

Maliyeti arttırır. :  .

 

DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Grup içerisinde belirlenmiş bir liderin bulunmadığı, bireylerden herhangi birinin iletişim sürecini başlatabildiği iletişim modeli aşağıdakilerden hangisidir?
  2. a) Yıldız
  3. b) Rekabet
  4. c) Çizgisel
  5. d) X
  6. e) Çember
  1. Aşağıdakilerden hangisi kurumsal iletişim araçları arasında yer alan yazılı iletişimin dezavantajlarından biri değildir?
  2. a) Zaman alır.
  3. b) Resmi ve mesafelidir.
  4. c) Yanlış anlaşılabilir.
  5. d) Sürekli elde bulundurulabilecek bir kayıttır.
  6. e) Hızlı geribildirim alınamaz.
  1. Aşağıdakilerden hangisi informal iletişim kanallarından biri değildir?
  2. a) Tek Hatlı Zincir
  3. b) Dedikodu Zinciri
  4. c) Doğal İletişim Zinciri
  5. d) Küme Zinciri
  6. e) Olasılık Zinciri
  1. İşletmenin en üst kademesinde çalışanlardan alt kademelerde çalışanlara doğru gerçekleşen iletişim türü aşağıdakilerden hangisidir?
  2. a) Çapraz iletişim
  3. b) Yukarıdan aşağıya iletişim
  4. c) Aşağıdan yukarıya iletişim
  5. d) Yatay iletişim
  6. e) Çizgisel iletişim
  7. Aşağıdakilerden hangisi yazılı iletişimin dezavantajlarından biri değildir?
  8. a) İçeriğin hazırlanması için belirli bir zaman gerekmektedir.
  9. b) Yüz yüze iletişim gerçekleşmediği için kurulan iletişim resmi ve mesafelidir.
  10. c) Karşılıklı etkileşim olmadığı için çalışanlar tarafından iletilen mesaj yanlış anlaşılabilir.
  11. d) Çalışanlardan hızlı geribildirim alınamaz.
  12. e) Çalışanların sürekli olarak saklayabilecekleri bir kayıttır.
  1. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi çapraz iletişim için doğru bir bilgidir?
  2. a) İşlerin yapılmasında ve karar süreçlerinde etkili bir iletişim yöntemidir
  3. b) Aynı düzeydeki birey ve farklı birimler arasında yapılan iletişimi ifade etmektedir
  4. c) İşletmenin en üst kademesinde çalışanlardan alt kademelerde çalışanlara doğru gerçekleşen iletişimdir
  5. d) Bu kanalla yapılan iletişimde, astlar üstlerine raporlarını ya da görüşlerini iletirler
  6. e) Bu iletişimde taraflardan biri otorite yetkisine sahipken diğeri itaatle yükümlüdür
  1. “A, sahip olduğu bilgiyi diğer tüm bireylere iletir. Böylece bilgi bir bireyden birçok bireye yayılmış olur.” ifadesi informal iletişimin hangi türünde gerçekleşebilir?
  2. a) Tek Hatlı Zincir
  3. b) Küme Zinciri
  4. c) Olasılık Zinciri
  5. d) Dedikodu Zinciri
  6. e) Çift Hatlı Zincir
  1. Aşağıdakilerden hangisi başarılı iletişim sürecini geliştirmek için işletmelerin kullanabileceği tekniklerden biri değildir?
  2. a) Çalışanlar ile yüz yüze ve direkt iletişimin tercih edilmesi.
  3. b) Uygun bir iletişim ortamı yaratılması.
  4. c) İşletme içinde iletişim için kullanılan yayın organlarının güçlendirilmesi.
  5. d) İşletmeye ait tüm bilgilerin çalışanlardan saklanmasına özen gösterilmesi
  6. e) İşletme içi iletilmesi gereken mesajların birden fazla kanal ve araç ile iletilmesi.
  1. Aşağıdakilerden hangisi görsel iletişimin işletmelere sağlayacağı avantajlarından biri değildir?
  2. a) İletişime esnek bir şekilde yön verir.
  3. b) Maliyeti arttırır
  4. c) Zaman kaybını önler.
  5. d) Farklı lokasyonlardaki çalışanlara aynı anda aynı mesajı verme imkanı sağlar.
  6. e) Tekrarlama imkanı vardır.
  1. Aşağıdakilerden hangisi yazılı iletişimin işletmelere sağlayacağı avantajlarından biri değildir?
  2. a) Çalışanların sürekli olarak saklayabilecekleri bir kayıttır.
  3. b) Çalışanlar, iletilen mesajları istediği zaman tekrar gözden geçirip okuyabilir.
  4. c) Yazılı iletişim ile karmaşık olabilecek bilgiler görsel olarak daha rahat ifade edilebilir.
  5. d) Yeterli zamanı olacağı için gelebilecek olumsuz tepkilerin en aza inmesini sağlar.
  6. e) Yüzyüze iletişim gerçekleşmediği için kurulan iletişim resmi ve mesafelidir.

Cevap Anahtarı:

1-E, 2-D, 3-C, 4-B, 5-E, 6-A, 7-D, 8-D, 9-B, 10-E

 

ÜNİTE 14 PAZARLAMADA SÖZLÜ ANLATIM VE SATIŞ

GİRİŞ

‘Satış’ ve ‘pazarlama’ birbirlerini tamamlayan ancak kapsamları bakımından birbirlerinden farklı olan kavramlardır. Satış, ürüne değil alıcıya odaklanılması gereken bir yapıya sahiptir. Alıcı yoksa satıcı da yoktur.

PAZARLAMA İLETİŞİMİ

Üretim sürecinde pazarlama önemli bir işlevsellik taşımaktadır. Ürünlerin üreticiden tüketiciye akışını sağlayan bir mekanizma olarak pazarlama, zaman, yer ve sahiplik faydalarının yaratılmasını sağlayan eylemler bütünüdür. Pazarlama, tüm gelişme ve değişimlerin izlenmesi ve sürece dâhil edilmesini gerekli kılan, dinamik bir yapıdır aynı zamanda.

Pazarlama Nedir? Pazarlama kavramı genel bir perspektiften bakıldığında toplumun genelinde birçok kesimi ilgilendiren ve birçok kesimin içinde rol aldığı bir yapı göstermektedir. Mal ya da hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve ilgili hedef kitlelere ulaşması faaliyetlerinin temeli olan pazarlama, bireyleri, şirketleri, kurumları ve hatta devletleri birer taraf konumuna getirmektedir.

Tüm tanımlardan hareketle pazarlama kavramıyla ilişkili bazı karakteristik özellikleri sıralamak mümkün hale gelmektedir

Pazarlama çeşitli faaliyetler bütünü ve sistemidir, yönetimsel birtakım sistemleri tanımlar,

Pazarlama karmasının temel unsurlarına (mamul, fiyat, tutundurma ve dağıtım) ilişkin pek çok kararın alınması ve uygulanması gerekir.

Pazarlama, insan ihtiyaçlarını karşılayacak bir mübadele faaliyetidir,

Pazarlama, mallar, hizmetler ve fikirlerle ilgilidir,

Pazarlama sadece bir malın reklamı ve satış faaliyeti olmayıp, daha üretim öncesinde mamulün fikir olarak planlanıp geliştirilmesinden başlayarak, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtımıyla ilgilidir,

Pazarlama, bir işletme faaliyetleri grubu olarak, çok dinamik yapıda, sürekli ve sık sık değişebilen bir ortamda yürütülür,

Pazarlamanın tüm iş aktiviteleri müşteri merkezlidir,

Pazarlama, satış yapıldıktan sonra da devam eden bir süreçtir,

Pazarlama uzun vadeli bir sürece işaret etmektedir.

Pazarlama iletişiminin temel amaçları:

Satışları artırmak ve desteklemek

Ürün ve marka farkındalığını sağlamak

Kurum ve ürünün farkında olunmasını sağlamak

Kurum ve ürün imajını geliştirmek

Hedef kitlenin tutum ve davranışlarına etki etmek

Ürün veya kurum hakkında bilgi vermek

Hedef kitleyi ürün kullanımı hakkında eğitmek

Tüketici sadakati yaratmak,

Hatırlatmak

Yeni ürünler sunmak

PAZARLAMA İLETİŞİMİ BİLEŞENLERİ

Pazarlama birimleri, şirketlerin müşteri üretme, yani müşteri kazanma, müşteriyi elde tutma ve müşteri geliştirme departmanıdır.

Pazarlamanın birçok tanımını vardır. Bu tanımlardan bazıları:

Müşterinin ne istediğini bulmak

Müşteri isteklerini karşılayacak ürün veya hizmeti planlamak ve geliştirmek

En uygun fiyatı belirlemek

Kişisel satış çabalarını düzenli uygulamak

Satışı güçlendirmek ve müşteri değeri yaratmak

Kurulacak iletişimle müşterinin satılan üründen haberdar olmasını ve harekete geçmesini sağlamak

Müşterinin değişen ve artan talepleri şirketleri harekete geçirmiş ve iletişim konusunda arayışlar açığa çıkmıştır. Bu arayışlar sonucunda ‘’Pazarlama İletişimi’’ kavramı doğmuştur.

PAZARLAMA İLETİŞİM ARAÇLARI

Pazarlama iletişiminde çeşitli araçlara başvurulmaktadır. Temel olarak bu araçlar şu başlıklar altında sıralanabilir:

Reklam

Halkla ilişkiler

Satış geliştirme

Satış personeli

Kişisel satış

Ürünün ambalajı, stili, rengi

Marka

Satış noktalarının yeri ve niteliği

Müşteri hizmetleri

Satış sonrası hizmetler

Doğrudan pazarlama

Pazarlama araştırmaları

Yeni ürün geliştirme

Reklam: Türkçede, Fransızca ‘reclame’ kavramından hareketle kullanılan ve özlüce, “malların, hizmetlerin veya insan faaliyetlerinin herhangi bir yönü ile ilgili mesajların veya enformasyonun sağlanması” ‘advertising’ kavramı kullanılmaktadır.

Reklamın üç önemli işlevi bulunmaktadır

Reklam, diğer insanları iş veya işletme hakkında bilgilendirir. Sunulan hizmetler ya da hizmetteki farklılıklar hakkında bilgi verir.

Reklam iletileri, pazardaki ürün ya da ürün grupları ??????? ÜNİTEDEN BAK

Fiyat politikaları ile bu fiyatlar karşılığında müşterinin sahip olduğu ürün/hizmet kalitesi

İndirim, promosyon gibi farklı uygulamalar

Yer ve çalışma saatleri (özellikle diğer kuruluşlara göre daha uygun iseler)

Reklam, tüketiciyi ikna ederek, satın alma eylemine yönlendirerek tutum ve davranış değişikliği yaratabilir.

Reklam, gönderilen mesajı kuvvetlendirici ve düzenli olarak hatırlatıcı bir unsur olabilir.

Halkla ilişkiler: Bir şirketin sahip olduğu ya da olacağı hedef kitlenin ilgisini ve dikkatini çekebilmek, ilgisini artırmak ve sürdürmek için gerçekleştirdiği sürekli ve düzenli bir yönetim fonksiyonudur.

Satış Geliştirme: Ürün ve fiyat değerlerini sabit tutarak yeni çözümler üretip, bu üretilen yeni fikirlerin hayata geçirilmesi için ilgili birimlere iletilmesidir.

Satış Personeli: Satış personeli, müşterinin isteklerini anlayabilen, empati kurabilen ve sunduğu mal ya da hizmetin müşterinin ihtiyacını karşılayacak şekilde sunabilen kişidir.

Kişisel Satış: Müşteriyi ikna etmek ve satış yapmak, müşterilere ihtiyaçları doğrultusunda ürünleri sunmak, müşteri memnuniyetini artırmak.

Ürünün Ambalajı: Ambalaj, ürünü en iyi anlatan ve tanıtan reklam unsurudur. Ürün ambalajı, görsel olarak dikkat çeken, ürün hakkında detaylı bilgi alınmasını sağlayan pazarlama aracıdır.

Marka: Marka, benzer ürün ve hizmetleri, başka şirketlerin ürün ve hizmetlerinden ayırt etmek üzere kullanılan ya da belirli bir hizmetin sunulması sırasında tercih edilen ayırt edici işarettir.

Roderick White (1988), ürün-marka ilişkiselliğinde reklamın rolünü şu şekilde ortaya koymaktadır .

Marka ve özellikleri hakkında farkındalık yaratmak,

Ürünü kullanmayanları ürünü tüketmek konusunda yüreklendirmek,

Ürünü kullananları daha fazla tüketmeye yöneltmek, markaya bağlılıklarını güçlendirmek,

Ürünü ya da markayı kullananlar veya kullanmayanları markanın diğerlerinden belirli nedenlerle daha iyi olduğuna ikna etmek,

Tüketicileri bilgilendirmek.

Satış Noktalarının Yeri ve Niteliği: Satış noktaların yeri ve niteliği, stratejilerin geliştirilmesinde en çok önemsenen ve dikkat edilen konulardan biridir.

Müşteri Hizmetleri: Kaliteli hizmet sağlamak, müşteri şikâyetlerini karşılamak ve uygun çözüm üretmek, şirketin bilinirliğini artırmak, kaliteyi kısa sürede alternatif bir kanalla müşteriye ulaştırmak için kurulan hizmet kanalıdır.

Satış Sonrası Hizmet: Müşteri ile ürünü pazarlayan şirket arasındaki iletişimin devamlılığını sürdürebilmek için yapılan tüm çalışmalardır.

Doğrudan Pazarlama: Şirketin müşterilerine bir aracı kullanmadan farklı kanallarla ulaştığı pazarlama yöntemidir.

PAZARLAMADA SÖZLÜ İLETİŞİMİN ÖNEMİ

Kelimeler, cümleler ne kadar etkili olursa olsun müşteriye aktarılan bilgiler ihtiyaçlarına uygun değilse, anlatılanlar müşteri için anlamlı olmayacaktır.

Müşteriler kendilerine bir şey satılmasından hoşlanmazlar, satın almaktan hoşlanırlar. Arama (outbound arama), çağrı merkezi tarafından müşteriye yapılan aramadır. Müşteri tarafından çağrı merkezine yapılan aramalara ise gelen arama (inbound arama) adı verilmektedir.

Telefonda Satış

Pazarlamada sözlü anlatım, telefonda satış sürecinde oldukça önemlidir. Telefonda satışın gerçekleştirilebilmesi için başvurulabilecek önemli stratejiler şunlardır:

Müşteriyi tanımak: Müşteri ile görüşme sırasında satış yapmak için acele etmeden öncelikle müşterinin ihtiyaçlarını iyi analiz edip, en uygun ürünü sunmak gerekir.

Alışa rehberlik etmek: Alışa rehberlik, satın alan müşterinin ihtiyaçlarını keşfetmesine rehberlik eden, hizmet amaçlı iletişim ve dinleme sürecidir.

Nezaket Göstermek: Telefonda satış yapılırken müşteriye öncelikle nazik davranmalıdır. Bunun için, “Lütfen”, “Teşekkür ederim”, “Rica ederim” vb. nezaket ifadeleri kullanılmalıdır.

Kendinden ve bilgilerinden emin olmak: Bireyin kendine güvenebilmesi için öncelikle çalıştığı şirketin, satılan ürünün ve rakiplerin tüm özelliklerini iyi bilmesi gerekir.

Müşteri ile paylaşılan her bilginin ulaşılabilir ve gerçek olmasına dikkat etmek: Bilgiyi doğru aktarmak için bilgi kaynakları iyi kullanılmalı ve güncellemeler sürekli takip edilmelidir.

Doğru sorular sormak: Müşterinin ihtiyaçlarının belirlenmesini ve satışa temel oluşturabilecek bilgiler edilinmesini sağlayacak doğru sorular sorulmalıdır.

Soru Sorma Teknikleri

Soru sormak, önemli bir satış becerisidir. Çünkü doğru sorular, müşterinin satın alma konusunda vereceği karara yardımcı olacaktır.

Açık uçlu sorular: Açık uçlu sorular; ‘kim’, ‘ne’, ‘nerede’, ‘neden’ ya da ‘nasıl’ sorularını içerir. Bu sorular sessiz, konuşmaktan çekinen ya da konuşmak istemeyen müşteriden daha detaylı bilgi alınmasına yardımcı olur.

Kapalı uçlu sorular: Cevapları genellikle ‘EVET’ ya da ‘HAYIR’ olan sorulardır. Kısa, sadece cevaba odaklanarak çözüm üretmeye çalışılan durumlarda kullanılmalıdır. Bu soru tipi; uzun cümleler ile konuşan, fazla detay aktaran müşteriden net cevap alınmasını sağlayacaktır.

Yönlendirici sorular: Cevabın, müşteriyi yönlendirerek bulunmasını sağlayan sorulardır. Müşteri bu soruyu cevaplayabilmek için yönlendirilmeye ihtiyaç duyar. Bu soru tekniği, müşterinin kısa sürede cevaba ulaşmasını ve fazla zaman kaybetmeden kendisine çözüm sunulmasını sağlar.

Müşteri İtirazlarını Karşılama ve İkna Yolları

Satış gerçekleşirken bazen müşteri itirazları ile karşılaşılabilir. Müşteri itirazlarının karşılanmasında etkili bir yöntemin belirlenmesi gerekir.

İtirazı Etkili Dinlemek: Müşteri itirazlarında öncelikle müşterinin konuşmasına izin verilmelidir. Müşterinin itirazını hangi konuda ve hangi durum sonrasında ilettiği iyi anlaşılmalıdır.

İtirazların Gerçek Nedenini Ortaya Çıkarmak: İtirazların gerçek nedenini öğrenmek için müşteriye sorular sorulmalıdır. İtiraz konularını tam anlayabilmek için açık uçlu sorular yöneltilebilir. Açık uçlu soruların cevapları her zaman ‘neden’, ‘niçin’, ‘nasıl’ gibi soruların yanıtı olmalıdır. İyi bir itiraz analizi için, müşterinin sorulara verdiği cevapların dikkatlice dinlenmesi gerekir.

Müşterinin İhtiyaçları ve Beklentileri Doğrultusunda Hareket Etmek: Satılan ürün müşterinin beklentilerine uygun değilse, müşteriden gelebilecek tepkiler ve itirazlar dinlenmeli ve ürünün diğer özellikleri anlatılmalıdır. İtirazlar, karar vermeye çalışan müşterilerin doğal tepkileridir.

Satış Kapama Teknikleri

Satış faaliyetlerinin en zor ve en heyecan verici kısmı, satış sürecini sonuca bağlama/kapatma aşamasıdır. Satış kapatma, alıcı ve satıcı için pazarlığın son adımıdır. Süreç içinde yapılan tüm çabalar, bu son adım için hazırlık niteliği taşır.

Müşterinin ürünü satın almaya hazır olduğunu gösteren satın alma sinyalleri şunlardır:

Müşterinin konu hakkında sorular sorması

Detaylı bilgi almak istemesi

Söylenenleri tekrarlaması

Profesyonel satışcı, müşterilerin ilgisini satın alma kararına dönüştüren kişidir. Satış kapama teknikleri satışın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Üç tür satış kapama tekniği bulunmaktadır.

Dolaylı Kapama Tekniği: Dolaylı kapama tekniğinde müşterilerin ürün/hizmetleri satın aldığı varsayılarak çeşitli sorular sorulur ve satış kapatılmaya çalışılır. Teknik stratejik bir yaklaşım içerir.

Fayda Analiz Kapanışı: Bu kapanış tekniği satışçının müşterilere ürün/ hizmetlerin faydalarını anlatarak sonuca ulaşmasına dayanır.

Alternatifli Kapanış Tekniği: Bu satış tekniğinde müşterinin ürünü satın aldığı varsayılarak kendisine “Hangisini tercih edersiniz?” sorusu yöneltilir.

Satış Kapamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Satış kapamada dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Bu teknikler aracılığıyla kısa Negatif yönlendirici süre içerisinde satış kapatılabilir. Bu teknikler:  “Ücreti mi yüksek geldi?” “Ürünümüzü beğenmediniz mi?”.“Ürünümüzün size göre olmadığını mı düşünüyorsunuz? sorular sorulmamalıdır

Kapanışta “Sunduğummüşteriyi kabul etmeye yönlendirecek olumlu cümleler kullanmalıdır.  bu ürün, size başka ürünleri de satın alma fırsatı verecek kadar uygun “Bu ürünle hem zamandan hem de paradan tasarruf etmiş olacaksınız.”fiyatta.”  Cevabı “hayır” olması muhtemel“Bu ürün sayesinde hayatınız kolaylaşacak.  “Ürünümüzde“ Ürünümüzü beğendiniz mi?” sorular sorulmalıdır.  “Ücret konusunda endişelerinizbeğenmediğiniz, eleştireceğiniz noktalar var mı?”  “Evet, sanırımMüşteriye fazla düşünme fırsatı verilmemelidir. mi var?”  “Kısa süreürün tarafınızdan beğenildi, ne zaman başlatalım aboneliği?”  içerisinde avantajlarını fark edeceğiniz bu ürünü siz daha fazla beklemeden teslim edelim.”

DEĞERLENDİRME SORULARI

1) Aşağıdakilerden hangisi satış personelinde bulunması gereken özelliklerden biri değildir?

  1. a) Müşterinin isteklerini anlayabilmelidir.
  2. b) Empati kurabilmelidir.
  3. c) Mal ya da hizmeti müşterinin ihtiyacını karşılayacak şekilde sunabilmelidir.
  4. d) Müşteriye tek seferlik satışlar yapmayı değil, sürekli satış yapmayı amaçlamalıdır.
  5. e) Performans hedeflerini müşteri memnuniyetinden önde tutmalıdır.

2)Aşağıdakilerden hangisi satış kapama tekniklerinden biridir?

  1. a) Uzun vadeli kapama tekniği
  2. b) Alternatifli kapanış tekniği
  3. c) İhtiyaca göre satış kapama tekniği
  4. d) Empatik satış tekniği
  5. e) Zorlayıcı satış tekniği

3) Aşağıdakilerden hangisi müşteri itirazlarını karşılayabilmek için dikkat edilmesi gereken kurallardan biri değildir?

  1. a) Müşterinin itirazını etkili dinlemek
  2. b) Müşterinin itirazının gerçek nedenini ortaya çıkarmak
  3. c) Müşteriyle empati kurmamak
  4. d) Müşterinin ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmek
  5. e) Müşterinin beklentileri doğrultusunda hareket etmek

4) Aşağıdakilerden hangisi pazarlama iletişim elemanlarından biri değildir?

  1. a) Halkla ilişkiler
  2. b) Satış personeli ve kişisel satış
  3. c) Marka
  4. d) Alıcıya odaklanma
  5. e) Yeni ürün geliştirme 5

) Konuşmaktan çekinen ya da konuşmak istemeyen müşteriden daha detaylı bilgi alınmasını sağlayan soru tekniği hangisidir?

  1. a) Açık uçlu sorular
  2. b) Kapalı uçlu sorular
  3. c) Yönlendirici sorular
  4. d) Dolaylı soru
  5. e) Yanıltıcı soru

6) Aşağıda verilen bilgilerden hangisi satışın adımlarından biri olan satış kapama ile ilgili doğru bir bilgi değildir?

  1. a) Kapanış, satın alma sinyallerinin alındığı anda yapılmalıdır.
  2. b) Satış yapabilmek için ,gereken durumlarda müşteriye eksik bilgi verilebilir
  3. c) Müşterinin ürünü satın almaya hazır olduğunu gösteren satın alma sinyalleri vardır
  4. d) Satış kapatma, alıcı ve satıcı için pazarlığın son adımıdır
  5. e) Yanlış zamanda yapılan kapanış yüzünden satış kaybedilebilir

7) Aşağıda verilen bilgilerden hangisi müşteri itirazlarını karşılayabilmek için yapılması gerekenlerden biri değildir?

  1. a) Müşterinin itirazda bulunduğu konu başlıkları tek tek ele alınmalıdır
  2. b) İtirazların gerçek nedenini öğrenmek için müşteriye sorular sorulmalıdır
  3. c) Müşteri itirazları dikkate alınmadan satılacak ürün ile ilgili bilgiler verilmelidir
  4. d) İtiraz konusu iyice anlaşıldıktan sonra müşterinin güveni kazanılmaya çalışılmalıdır
  5. e) İtirazını hangi konuda ve hangi durum sonrasında ilettiği iyi anlaşılmalıdır

8) Aşağıdakilerden hangisi soru sorma tekniklerinden biri olan kapalı uçlu sorular için söylenebilir?

  1. a) Bu soru tipi uzun cümleler ile konuşan, fazla detay aktaran müşteriden net cevap alınmasını sağlar
  2. b) Kim, ne, nerede, neden ya da nasıl sorularını içerir
  3. c) Bu sorular; sessiz, konuşmaktan çekinen müşteriler için kullanılabilir
  4. d) Müşteriyi yönlendirerek sorulan sorulardır
  5. e) Müşterinin detaylı bir şekilde yaşadığı sorunu anlatmasını sağlayan sorulardır

9) Aşağıda verilen sorulardan hangisi kapalı uçlu soru tipine örnektir?

  1. a) Aboneliğinizi iptal ettirme sebebiniz nedir?
  2. b) Neden bu şekilde düşündüğünüzü öğrenebilir miyim?
  3. c) Kimliğinizde, fotoğrafınızın hemen altında bulunan seri numarasını öğrenebilir miyim?
  4. d) Abonelik/üyelik tarihiniz 21.05.2009 mudur?
  5. e) Ürünün kutusu üzerinde, sağ alt köşede yer alan fatura numarasını bana söyleyebilir misiniz?

10) Aşağıda verilen sorulardan hangisi açık uçlu soru tipine örnektir?

  1. a) Size gelen bilgide ürünün teslimat tarihi 05.06.2011 olarak mı görünüyor?
  2. b) Neden bu şekilde düşündüğünüzü öğrenebilir miyim?
  3. c) Bilgilendirme mesajınız size bugün mü ulaştı?
  4. d) Abonelik/üyelik tarihiniz 21.05.2009 mudur?
  5. e) Kimliğinizde, fotoğrafınızın hemen altında bulunan seri numarasını öğrenebilir miyim?

Cevap Anahtarı:

1.E-2.B-3.C-4.D-5.A-6.B-7.C-8.A-9.D-10.B

İlgili Kategoriler

Anadolu AÖF AÖF Ders Notları


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.