8.Sınıf LGS Türkçe Sözcükte Anlam Ders Notu





GERÇEK ANLAM

Bir sözcüğün temel anlamıdır; sözcüğün akla ilk gelen anlamı ya da sözlükteki ilk anlamı da denir.

*Soğuk su içmek sağlığa zararlıdır.

*Valizindeki eşyaları dolaptaki boş raflara yerleştirdi.

*Islak elbiselerini sobanın üzerinde kuruttu.

*Yeni aldığı vazoyu kedi kırmış.

*Yarışmada hile yapıldığını öğrenince çok öfkelendi.

MECAZ ANLAM

Sözcüğün, gerçek anlamının dışında kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir.

* Temiz bir çocuk olduğu her halinden belliydi.

* Adamın  kuru vaatleri kimsenin ilgisini çekmedi.

* Bu acı günümüzde hep yanımızda oldunuz.

* Ayça, düğüne gelmediğin için sana çok kırılmış.

*Bu sıcak karşılama herkesin moralini düzeltmişti.

TERİM ANLAM

Herhangi bir bilim, sanat ya da meslek dalı ile ilgili özel anlamlı sözcüklerdir.

* Açılar konusundan her yıl iki soru soruluyor. (Geometri)

* Kullandığı uzun taç atışları ile tanınan bir futbolcuydu. (Futbol)

* Oyuncular ikinci sahnenin provası için toplandılar.(Tiyatro)

*Gök taşlarının Dünya’ya düşmemesi için çalışıyorlar.( Uzay)

*Sazının akordu bozulunca türküyü söyleyemedi.(Müzik)

YANSIMA SÖZCÜKLER

Doğadaki herhangi bir sesin insanlar tarafından taklit edilmesi ile oluşan sözcüklerdir. Yansıma olması için mutlaka işitme duyumuza seslenmesi gerekir.

*Ahmet’in horultusundan sabaha kadar uyuyamadım.

* Çalılardan gelen hışırtı, çocukları tedirgin etti.

* Şırıltı sesi geldiğine göre yakınlarda bir akarsu olmalı.

*Taşıdığı odun parçası küt diye ayağına düştü.

*Bizi gören kuzu meleyerek yanımıza geldi.

EŞ ANLAMLI(ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER

Yazılışları farklı, anlamları aynı olan sözcüklere eşanlamlı sözcükler denir.

Yargıç-hâkim, yüzyıl-asır, zaman-vakit, yas-matem

yapıt-eser, vücut-gövde, ulus-millet, zengin-varlıklı, yaş-ıslak, şart-koşul, sevinç-mutluluk, sürat-hız, tedbir-önlem, ödül-mükâfat

* Kurallarımız, misafirlerimizin güvenliği için uygulanmaktadır.

* Konuklarımızı güvende tutmak için kaidelerimizi uygulamaktayız.

* Vazifeni yerine getirmeden bu eve giremezsin.

* Ancak görevini tamamladıktan sonra bu eve girebilirsin.

EŞ SESLİ(SESTEŞ) SÖZCÜKLER

Yazılışları aynı, anlamları farklı olan sözcüklere eş sesli sözcükler denir.

* Dolu: (I) Bir yağış türü (II) İçi boş olmayan, doldurulmuş.

*Ocak: (I) Ateş yakmaya, pişirmeye, ısıtmaya yarayan yer (II) Yılın ilk ayı.

* Yaş: (I) Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman (II) Nemli, ıslak

ÖRNEK CÜMLELER

*Çiftlikte gördüğüm sevimli at çok hızlı koşuyordu.

*Elimdeki kartopunu hızlıca arkadaşıma attım.

*Top oynarken düşen Tarık’ın dizi çok acımıştı.

*Örüntü oluşturmak için boncukları dizdik.

* Bu çerezler biraz olsun açlığımızı yatıştırdı.

*Rüzgâr esince kapı ve pencere açıldı.

* Ağaç dallarına konan mavi kuşlar neşeyle ötüyordu.

Yüzmeyi çok seven İbrahim koşarak suya daldı.

ZIT ANLAMLI(KARŞIT) SÖZCÜKLER

Anlamca birbiriyle çelişen, birbirinin karşıtı olan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denir.

*Güzel-çirkin, dar-geniş, hızlı-yavaş, dağıtmak-toplamak, acıkmak-doymak,yerli-yabancı,seyerek-sık,övmek-yermek,önce-sonra,erken-geç

* Kurunun yanında yaş da yanar.

* Beraber çok güldük, çok ağladık.

* Dost başa, düşman ayağa bakar.

* Evin koridorları dar ama salonu geniştir.

ÇOK ANLAMLILIK

Bir sözcüğün birden çok anlamı ifade edecek şekilde kullanılmasına çok anlamlılık denir.

KAÇMAK

*Derneğimiz ihtiyaç sahiplerine yardımdan kaçmaz.

( Kaçınmak, esirgemek)

*Havuzda yüzerken kulağıma su kaçtı. ( Girivermek )

*Dün akşam yine uykum kaçtı. ( Yok olmak)

*Dün taktığımız musluktan su kaçıyor. ( Sızmak )

DİL

*Ağzın içindeki organ
* Kilit vb. araçlardaki yassı, hareketli bölüm

* Nefesli çalgılardaki ince, metal yaprak
* Denize uzanan kara parçası
* Konuşma yeteneği
* İnsanlar arasında iletişimi sağlayan dizge.

SOMUT ANLAMLI SÖZCÜKLER

Duyu organlarımızın en az biri ile algılayabildiğimiz kavramlar somut anlamlıdır.

* Hava, ses, ışık, insan, elektrik, yıldırım, soğuk,kitap, araba, telefon,su, rüzgar, elma, soğuk, gürültü,taş, koku, çiçek

SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER

Duyu organlarımızın hiçbiri ile algılayamadığımız kavramlar soyut anlamlıdır.

*Nefret, sevgi, akıl, mutluluk, cesaret, umut, sevinç, keder, insanlık, özlem, saygı, korku

Soyut kavramları anlaşılır duruma getirmek için somut anlamlı sözcüklerden yararlanılır. Buna somutlama/somutlaştırma denir.

* Felek önce yüzüme güldü sonra beni ağlattı.

*Başarının anahtarı çalışmaktır.

*İşler kötüye gidince adamcağız iyice çöktü.

Somut bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanmasına soyutlaştırma denir.

*Gençliğin sesine kulak verin.

*Yürekli insanlara karşı sempatim var.

 

GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER

Sözcüğün bir türün tamamı için kullanılmasına genel anlam, o türün sadece bir ya da birkaç örneğine işaret edecek şekilde kullanılmasına ise özel anlam denir.

*Varlık – Canlı – Orman – Ağaç – Meşe sıralamasında en genel ifade varlık iken en özel ifade meşedir.

*Dünya – Kıta – Ülke – Bölge – Bölüm – Şehir sıralamasında en genel ifade dünya iken en özel ifade şehirdir.

NİCEL VE NİTEL SÖZCÜKLER

*Varlıkların veya eylemlerin“niteliklerini/özelliklerini” bildiren sözcükler, “nitel” anlamlıdır.

*Varlıkların veya eylemlerin “miktarını/sayısal değerini” bildiren sözcükler, “nicel” anlamlıdır.

*Dün gece hafif bir rahatsızlık geçirmiş.

*Bize hastanede dar odayı verdiler.

*Bahçeyi alçak bir duvarla ördüler.

*Merkeze yakın bir şehirdi.

İKİLEMELER

Anlatımı etkili hale getirmek ya da anlamı pekiştirmek için yapılan kelime tekrarına ikileme denir.

İkilemeyi meydana getiren sözcükler ayrı yazılır. Bu sözcüklerin arasına hiçbir noktalama işareti konmaz.

* Bazı ikilemeler zaman içinde kalıplaşarak bitişik halde kullanılır duruma gelmiştir.

* Kendi aranızda fısfıs konuşmayı bırakın!

İsim hal ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır.

* Ardı ardına gelen bu haberle âdete beyninden vurulmuşa döndü.

İkilemeler cümlede isim, sıfat ve zarf görevinde kullanılabilir.

* Yıkık dökük bir odada koca bir ömür geçirdi. (Sıfat)

İkilemenin arasına “mi” edatı getirilerek anlam daha da kuvvetlendirilebilir.

* Güzel mi güzel

İKİLEME OLUŞUM BİÇİMLERİ

Aynı sözcüğün tekrar edilmesiyle oluşturulur.

*Balkonda serin serin oturmanın keyfi başkadır.

Eş anlamlı sözcüklerle oluşturulur.

*Herkesin kılık kıyafeti uygun olsun.

Yakın anlamlı sözcüklerle oluşturulur.

*Eş dost herkes beni aradılar.

Zıt/Karşıt anlamlı sözcüklerle oluşturulur.

*Aşağı yukarı on yaşlarında bir çocuk bulundu.

Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerle oluşturulur.

*Eski püskü eşyaları toplayıp yakacağız.

İkisi de anlamsız sözcüklerle oluşturulur.

*Evden apar topar çıktığımızdan anahtarı unuttum.

Yansıma sözcüklerle oluşturulur.

Adam yatakta horul horul sesler çıkararak uyuyor.

İkinci kelimenin başına “m” ünsüzü getirilerek oluşturulur.

*Bana yemek memek yapma istemiyorum.

DOLAYLAMA

Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden fazla sözcükle anlatılmasıdır.

* File Bekçisi (kaleci),Yavru Vatan (Kıbrıs),Bacasız Sanayi (turizm),Derya Kuzusu (balık),Meşin Yuvarlak (top),Beyaz Altın (pamuk),Ormanlar Kralı (aslan)

AD AKTARMASI

Benzetme ilgisi söz konusu olmadan, bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır.

* Ne zamandır evde tencere kaynamıyor.

* Bahar aylarında rahmet düşmezse ürün iyi olmaz.

* Eve haber verip geleyim.

* Tiyatroda oynamam konusunda bütün mahalle beni destekledi.

* Bir haftadır bu çatı akıyor.
* Banka dilekçemizi cevaplamadı.

DEYİMLER

Bir olayı, bir durumu, bir kavramı daha etkileyici anlatmak için en az iki sözcüğün bir araya gelmesiyle oluşan ve çoğu zaman gerçek anlamdan uzaklaşıp kendine özgü anlam kazanan kelime gruplarına deyim denir.

Deyimler, hem yazılarımıza hem de konuşmalarımıza derinlik katar. Anlattıklarımızı ilgi çekici hâle getirir.

DEYİMLERLERİN ÖZELLİKLERİ

*Deyimler kalıplaşmış sözcüklerdir. Deyimlerde bulunan sözcüklerin yerine eş anlamlıları bile getirilemez. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez.

* Deyimler genellikle mecaz anlamlıdır.

* Bazı deyimlerin gerçek anlamları da vardır.

* Ders verme amacı taşımazlar.

* Deyimler sözcük grubu ya da cümle şeklinde bulunabilir.

Göz atmak: İncelemek, araştırmak.

Havanda su dövmek : Boş uğraşlarda bulunmak.

El etek çekmek: O işle artık hiç uğraşmamak.

Çantada keklik : Kolay elde edilir olmak.

Can kulağı ile dinlemek : Aşırı bir dikkat ile dinlemek.

Bal dök yala: Her taraf temiz, her taraf dikkat çekecek kadar temiz.

Çamur atmak: İftira etmek.

Kanı kaynamak : Birden sevgi duymak, bağlanmak.

Pabucu dama atılmak: Gözden düşmek

Rayına oturmak : İşin yoluna girmesi

Zıvanadan çıkmak: Delirmek, akli dengesini kaybetmek.

Sinek avlamak : İşi veya müşterisi olmadığı için boş oturmak.

ATASÖZLERİ

Uzun gözlem ve deneyimler sonucu oluşmuş, bilgi ve öğüt veren kalıplaşmış sözlere atasözü denir.

ATASÖZLERİNİN ÖZELLİKLERİ

*Atasözlerinin söyleyeni belli değildir.

* Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez.

* Atasözlerinin birçoğunda mecazlı bir söyleyiş vardır.

* Gerçek anlam taşıyan atasözleri de vardır.

* Atasözleri topluma öğüt verirler.

Ağaç yaş iken eğilir: İnsanların eğitimi küçük yaşlarda verilmelidir.

Acele işe şeytan karışır: Hiç düşünmeden hızlıca alınan kararlar hayırlı bir sonuca ulaşamayabilir.

Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur: İlgi gösterilen, bakılan yerler bir gün fayda sağlar.

Can çıkmayınca huy çıkmaz: İnsanlar alışkanlıklarından hayatı boyunca kolay kolay vazgeçmez.

Çivi çiviyi söker: Güç bir işle başa çıkmak için aynı kuvvette bir çözüm kullanılır.

Davulun sesi uzaktan hoş gelir: Olayların içinde olmayan, dışarıdan seyreden kişiler için yorum yapmak, eleştirmek çok kolaydır.

El elden üstündür: Herkesin yeteneği farklı farklıdır ve bu yetenekler diğerlerinden daha iyi olabilir.

İyilik yap, denize at; balık bilmezse Halik bilir: İyilik, karşılıksız yapılması gereken bir eylemdir fakat insanoğlu yaptığı iyilik karşısından en azından değerinin bilinmesini ister. İnsanlar iyilik yapan kişinin değerini bilmezse Allah mutlaka onu görür.

Keskin sirke küpüne zarar verir: Öfkesini kontrol edemeyen kimse, çevresinden önce kendine zarar verir; sağlığı bozulur, saygınlığını yitirir, işlerini berbat eder.

Rüzgâr eken fırtına biçer: Bir kimse kötülük yaparsa, o kötülüğün daha fazlası başına gelir.

Paça ıslanmadan balık tutulmaz: Hiçbir başarı zahmet çekilmeden kazanılmaz.

Rüzgâra tüküren kendi yüzüne tükürür: Kendinden daha kuvvetli, daha üstün bir kişiye zarar vermeye çalışmak, kendinin zarar görmenle sonuçlanır.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır: Bir insan ne kadar kötü olursa olsun, nazikçe, yerinde, o kişinin hoşuna giden sözler söylenerek ikna edilebilir.

Üzüm üzüme baka baka kararır: Tüm zamanlarını beraber geçiren kişiler, bir müddet sonra birbirlerine benzemeye; birbirlerinin davranışlarını yapmaya başlayabilirler.

VECİZLER(ÖZDEYİŞLER)

Bir düşünceyi kısa ve özlü bir şekilde anlatan, bir veya birkaç cümleden oluşan sözlere özdeyiş (vecize) denir. Özdeyişlerin atasözlerinden farkı söyleyeninin ya da yazanının belli olmasıdır.

* Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol. (MEVLANA)

* Güzel bir kıyafet iyi bir tavsiye mektubudur. (C. ŞAHABETTİN)

* Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır. (MEVLANA)

* İnsanın kendini fetih etmesi zaferlerin en büyüğüdür. (EFLATUN)

* Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgârdan hayır gelmez.( Montaigne)

* Ülkesini en çok seven, ülkesi için en çok çalışandır. ( Mustafa Kemal Atatürk)

 

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir