90’lı yıllarda Türkiye’nin ekonomik durumu?

90’lı yıllarda Türkiye’nin ekonomik durumu: Türkiye ekonomisi 1990’lı yıllardan itibaren sıklaşan aralıklarla krizlerle karşı karşıya kalmıştır. Yaşanan bu krizlerde dışsal etkenlerin de rolü olmakla beraber krizlerin başlıca nedenleri: Sürdürülemez bir iç borç dinamiğinin oluşması ve başta kamu bankaları olmak üzere mali sistemdeki sağlıksız yapının ve diğer yapısal sorunların kalıcı bir çözüme kavuşturulamamış olmasıdır.

1990’lı yıllarda Türkiye Hollanda hastalığına tutulmuştu.(Hollanda hastalığı; bir ülkenin sahip olduğu doğal kaynakların uluslar arası arenada değerlenmesi ya da yeni doğal kaynakların bulunması sonucunda ülkede ticareti yapılmayan malların üretiminde ve fiyatlarında bir artış yaşanması buna karşılık ticareti yapılabilen endüstri mallarında bir azalma ortaya çıkarması olayıdır.) Sermaye hareketlerini serbestleştiren bizim gibi bir ülkede makro ekonomi yönetim ilkeleri gerektiği gibi uygulanamamıştır.Yüksek enflasyonun oluşturduğu belirsizlik ortamında dış kaynak akımı kısa vadeli bir yapıya bürünmüştür.Dış borçlanmada devletin payı azalmıştır.Banka kesiminin ve özel sektörün payı büyürken,kısa vadeli sermaye giriş çıkışları,sistemi sarsmaya başlamıştır.

1994 krizinde kamu borçlanma gereğinin büyüdüğü bir aşamada,faizlerin düşürülmesi TL’den kaçışı ve dövize hücumu başlatmıştır.Böylece TL yabancı paralar karşısında değer kaybetmiştir.Döviz fiyatları 3 ay içerisinde %230 artmış,faiz oranları %100’lerden %1000’lere tırmanmaya başlamıştır.

Bu dönemde beklenti faktörü değişik sebeplerle olumsuz etkilenmiş, kısa vadeli sermaye giriş çıkışları ekonomiyi alt üst etmiştir.Bütün bunların yanında asıl sorunun,kamu finansman açılarından kaynaklandığı da bilinmektedir.Ekonomi gücünün üstünde zorlanmış ve sağlam kaynak yaratılamamıştır.

1994 Krizi: 1994 krizi ile ilgili betimsel çalışmalara göre krizin temel nedeni bütçe açıklarıdır. Artan likidite tüketim harcamalarını arttırarak ithalatın artmasına sebep olmuş ve car işlemler açığı büyümüştür.Bütçe açığı para basılarak kapatılmak istenmiş ancak ülkede sermaye giriş ve çıkışı serbest olduğundan bir likidite artışı olmuştur.Bütçe açıkları sermaye hareketleriyle yok edilmeye çalışıldığında sermaye hareketlerinin bütçe açığı ve dış açık devam ederken gerçekleşmesi,yüksek faiz ve düşük kur olarak geçici bir denge oluşturmuştur.Yüksek faiz ve düşük kur politikası sermaye hareketlerinin girişini hızlandırırken uygulanan politikaların güvenilirliği ile ilgili kuşkular artmıştır.Sıcak paranın bu açığı kapatması gerekirken enflasyonun artacağını düşünen yatırımcılar paralarını dövize çevirip kaçmışlar ve bir kriz doğmuştur.Sonuçta ikiz açık olarak nitelendirilen bütçe açıkları ile dış açıklar Türkiye’de 1994 yılında finansal krize neden olmuştur.

OKUMALI:  Tanıma Gecikmesi nedir?

5 Nisan 1994’te hükümet dengeleri yeniden kurmak gerekçesiye bir paket açıkladı.

5 Nisan kararları

 5 Nisan Kararlarının amaçları, şöyle açıklandı: “Bu programın amacı; enflasyonu hızla düşürmek, Türk Lirasına istikrar sağlamak, ihracat artışını hızlandırmak, ekonomik ve sosyal kalkınmayı sürdürebilir bir temele oturtmaktır.”

KİT harcamalarının kısıtlanması ,KİT ürümlerine bir defaya mahsus yüksek oranda  zam yapılması,bu arada özelleştirmeye hız kazandıracak çalışmalalar planlanmıştır.

5 Nisan kararlarında çapa uygulamasında tercih ücret ve maaşlardan yana olmuş,faiz oranları seçilmemiştir.Çünkü Türkiye ekonomisi sıcak para girişlerine bağımlı bir yapı seyrederken zaten kriz nedeni ile yoğun sermaye çıkışlarının yaşandığı böylesi bir ortamda faizler çapa olarak seçilirse,ülkeye yönelik spekülatif ataklarda artış olması kaçınılmaz olacaktı.

Piyasa dengesi ve ödemeler dengesi bilançosu açıklarını kapamaya yönelik; faiz oranlarının arttırılması, hazine tahvillerinin çıkartılması,döviz piyasasının tamamen arz ve talep koşulları ile belirlenmesi ile serbest rekabet koşullarına bırakılmasının tercih edilmesi,ulusal paranın devalüe edilerek IMF’den kredi sağlanmaya çalışılması gibi bir dizi paket önlem alınmıştır.

Banka mevduatlarında yaşanan mevduat azalmalarını sona erdirmek için mevduata tam garanti uygulaması ile sigorta kapsamına alınması getirilmiştir.

Kamu kesimi mali dengesi sağlanabilmesi için,devlet bütçesinde katı ve yaygın bir şekilde tasarruf uygulaması kararları getirilmiştir.Kamu kesimi mal ve hizmet alımı azaltılarak,savunma ve güvenlik harcamaları hariç cari harcamalarda %30’a varan kısıtlamalar gelmiştir.Kadrolu personel ve işçi alımı durmuştur.

5 Nisan Kararları’nı uzun vadede değerlendirmeye aldığımızda sonuç başarısız olarak değerlendirilmektedir.Çünkü başta özelleştirmede kayda değer bir başarı sağlanamamıştır.Bunun yanında kamu idaresi yeniden yapılandırılamamış,geniş kapsamlı vergi reformu gerekli şartlarda uygulanamamış,kayıt dışı ekonominin önüne geçilememiştir.Ücret ve fiyat çapa anlayışı ile belirlenen enflasyonun altında zam yapılmasından dolayı Türkiye Ekonomisi üzerinde yurtiçi talep daralmasına bağlı olarak sanayi kesimin üretim kapasitesi düşmüş,yaşanan krizi işsizlik ve kamu borçlanması gereği artacak şekilde tetiklemiş enflasyonu %120’lere dayanmıştır.

İlk yorumu siz yapın

Yorum yapın

E-posta adresiniz başkaları tarafından gözükmeyecektir.