2018 – 2019 Kpss Tarih Ders Notları

resmin alt tagı

2018 – 2019 Kpss Tarih Ders Notları

İLK TÜRK DEVLETLERİ

Türk kelimesi ilk Çin kaynaklarında, Türkiye kelimesi ilk Bizans kaynaklarında geçer.

Anav: en eski, kültür bölgesi
Afenesyova: Türklere ait eserler, Türklerin en eski kültür merkezi Tagar: En gelişmişidir.

Nerelere göç ettik? Çin’e, Suriye’ye, Hindistan’a, Mısır’a, Anadolu’ya, Avrupa’ya
Neden göç ettik?: Çin baskısı, Kuraklık, Kar fırtınaları, Hayvan hastalıkları, Çin-Moğol baskısı, Göç eden boyun diğer boyu takip etmesi, boyların kendi aralarındaki mücadeleleri, Otlak-sulak arazilerin azalması.

İSKİTLER

İlk Türk Boyu İskitler’dir.
-“Bozkırın Kuyucuları” adıyla anılır. (maden)
-Tomris (ilk kadın hükümdar)
-At koşum takımları ve eğerleri yapmışlar.
-İlk defa Hayvan uslubu sanatını geliştirmişlerdir.
Alper Tunga (Firdevsinin Şehname eserinde “Afrasiyap” adıyla geçen kişi Alper Tunga’dır) Firdevsi Şehname adlı eserini Gazneli Mahmut için yapmıştı.

ASYA HUN DEVLETİ (BÜYÜK HUN DEVLETİ)
İlk Türk Devletidir.
İlk hükümdarı Teoman (orta asyadaki Türkleri bir bayrak altında topladı)
Metehan-onlu sistem-
Hun ne demek? : Koyun Çin kaynaklarında: Kavim, Halk, Topluluk demektir.
İpek yolu için Çin ile mücadele ettiler. Çinliler çin seddini yaptı.
Çini vergiye bağladı. (asimile olmamak için yerleşmemiş)
Ki-oktan itibaren çinlileşmeye başladılar. (Çinli prenseslerle evlilik.)
Not: Vatan sevgisinden ilk bahseden Metehan’dır.
Not: İstiklali feda etmeyi gülünç ve utanç bulan Batı Hun hükümdarı ÇiÇi dir.
Zamanla Kuzey ve Güney olarak 2ye ayrılır.
Kuzey: Hunalar Balamir öncülüğünde Karadenizin üzerinden Avrupa’ya göç ettiler. Kavimler Göçü

Göçlerin Sonucu:
Roma 2ye ayrıldı. Doğu Roma-Batı Roma
Avrupa Hun devleti kuruldu
Hristiyanlık yayıldı
Skolastik düşünce (papaz ne derse o, sorgulanamayan düşünce) 375-İlkçağ kapanmış, Ortaçağ başlamıştır.

AVRUPA HUN DEVLETİ

Atilla Doğu Romayı “Margos ve Anatolyos” anlaşmalarıyla vergiye bağladı.
Atilla gözünü Batıya çevirir. Roma halkı Papadan yardım ister. *Papa (I.Leon) Atilladan ricada bulunur.Roma Hristiyanlarca kutsal. *Sasanilerin Avrupa Hunlarını rahatsız etmesi nedeniyle Romayı almaktan vazgeçti. (vazgeçme nedenleri)
Atilladan sonra Uldız; Anadolu’ya seferler yapmıştır. (Anadoluya ilk seferler yapılmış)
Atilla’nın ünvanları:
-Tanrının kırbacı(kamçısı),
-Hun-Burgon mücadelesinde (Nibelungon destasında “Etzel” ismiyle geçer.)(Almanların destanı)
-Cesur kavimlerin efendisi
-Macarlar Atillayı ataları kabul ediyorlar.
Avrupa Hun Devleti iki tarafındada roma olduğundan zamanla asimile olacak ve yıkılacak.

Avarlar

Hunlar ile Avarların ortak özelliği: Avrupa’da devlet kurmaları.
Avarlar: Sasanilerle birlikte ilk kez İstanbul’u kuşatmışlardır. Hristiyanlığı resmi din olarak kabul etmişlerdir. ;Kurucusu Bayan Han’dır. Üzengi yapımını Avrupalı’lara öğrettiler. Töles isyanı sonucu yıkıldılar.
Bumin kağan avarların demircisidir. Avarların kızını istemiş, vermeyince Avarlara isyan ediyor. Bumin Kağanda Göktürk Devletini kurdu.

GÖKTÜRK DEVLETİ (KÖKTÜRK)

Kurucusu Bumin Kağan Başkent:Ötüken
Asya Hunlarından sonra ilk defa Orta Asya’da siyasi birliği sağlandı.
To-po kağan Budizmi kabul etti
Tötü Kanalı: Asya Hunları yapmış, Göktürkler zamanında kullanılmış sulama kanalıdır.
Not: Göktürkler Sasaniler ile anlaşıp Akhunları, Daha sonra Bizans ile anlaşıp Sasanileri yıkmışlardır. Bizansla ilk diplomatik ilişki.
Bizden giden ilk elçinin adı “Manyak”
Bizanstan gelen elçinin adı “Zemergos”

Zamanla ikiye ayrılmıştır (doğu-batı)

II.GÖKTÜRK DEVLETİ

Kutluk Kağan (“İlteriş” ünvanıyla başa geçmiştir) (İlteriş: derleyen, toplayan) Orhun Abideleri bu devletin zamanında yapılmıştır.
Uygurlar tarafından yıkılmıştır.
Not Türk tarihinde ilk milli istiklal ayaklanması Kürşad Ayaklanmasıdır.

Ayrıca Kürşattan sonra NİŞUFU adında bir kişi de isyan etmiştir.

UYGURLAR

Çİn kaynaklarında “Uygur” kelimesi “akraba, şahin gibi dolaşan” anlamındadır Maniheizm ve Budizmi benimsemiştir. Et yasak, Savaşmak yasak.
Tarımda; Darı ve Yonca üretimi
İlk yerleşik yaşama geçen

Hareketli harf sistemiyle matbaa
Örgün eğitim sisteminin ilk örnekleri Uygurlar zamanında
Tiyatro (ortaoyununun temeli), Şan, opera, pandomin uygurlarda
Töreyi yazıya geçirmiş, Yazılı hukuk kuralları
Moğolların “Benim hocam” olarak nitelendirdikleri türkler Uygur Türkleridir. Tük bankacılık sisteminin temelleri bu dönemde atılmıştır (Çin’e borç vermiş)

KIRGIZLAR

Ölüleri yakan tek Türk kavmi
Dünya tarihinde milletler arası yarışma düzenleyen ilk devlettir. Manas: Dünyanın en uzun destanı. Halen devam ediyor.(canlı destan) Kırgız adına ilk defa Orhun abidelerinde rastlarız.

HAZARLAR (günümüzde Polonya’da yaşar) (***) (hazar barış çağı) Musevi (Yahudi) Hoşgörü
Ticaretle uğraşır.(hayvan kürkü) (kürk yolu)
Haz(hazarlar Müslüman yöneticilerine bu ismi vermişlerdir)

İlk defa kendi ordularına ücretli askerler almıştır. PEÇENEKLER: Bizans ordusunda ücretli askerlik yapmışlardır.

OĞUZLAR:

Orhun abidelerinde ismi geçer.”Kalabalık” anlamında gelir. BSD ve Osmanlı Devletinin kurulmasında etkili olmuşlar. Müslüman oğuza: Türkmen
Hristiyan oğuza: Uz denir.

UZLAR :Uzlar günümüzde Romanya’da Gagavuz adıyla yaşarlar.
Malazgirt savaşında peçenekler gibi savaşı Selçukluların kazanmasına etkili olmuş.

BULGARLAR (***)
İlk Müslüman Türk Devletidir. Avrupa’nın kuzeyinde İslamiyeti kabul ettiler. (İtil Bulgarları)

İtil Bulgarları : Müslüman
Almış Han zamanında Müslüman olmuşlar.(Müslüman tüccarlar etkilemiş)
(tüccar olan)İbni Fadlan “RİGLE” seyahatnamesinde İtil Bulgarlarından bahseder. (***)

Tuna Bulgarları: Hristiyan Borishan zamanında.
Çar ünvanını kullanmışlar.

TÜRGİŞLER: Kendi adına para bastıran İlk Türk Devleti BAGA TARKAN’dır. AKHUNLAR: İpek yolu için mücadele ettiler.

Not: Göktürkler Sasaniler ile anlaşıp Akhunları, Daha sonra Bizans ile anlaşıp Sasanileri yıkmışlardır. BAŞKIRTLAR: Rusyaya baş kaldırdı. Günümüzde Rusya Federasyonu içinde yaşar.

KIPÇAKLAR (KUMANLAR)

Dede Korkut hikayelerine (oğuzlarla yaptıkları mücadeleler) konu olmuş İgor destanına (ruslarla yaptıkları mücadeleler) konu olmuş
Kodex Kumanüs adında kendilerine sözlük hazırlamışlar.

(Avrupa’ya Göç Edenler: Hunlar, Avarlar, Macarlar, Peçenekler, Uzlar, Sibirler)

SİBİRLER (SABARLAR)

Sibir: yoldan çıkan anlamında.

Not: Günümüzde ki
“Yakutlar” İskitlerin torunudur.

Karayimen Karaçay Hazarların devamı Gagavuzda yaşayan Türkler Uzların devamı Şincanda yaşayan Türkler Uygurların devamı

Video 4 + Video 5 + Video 6

İSLAM ÖNCESİ TÜRK TARİHİ KÜLTÜR VE MEDENİYET

Devlet Yönetimi

Hükümdarın kullanmış olduğu semboller:

Otağ (çadır) Örgin (taht)
Çetr (şemsiye) Kotuz(sorguç):tüğ Nevbet (davul) Kamçı (Berge)

Ünvanlar:

Toy (ziyafet) Ordu
Kemer (kur) Kama (yay) Tuğ (sancak) Kılıç

Han, Hakan, Kağan, Yabgu, İlteriş, İlteber, İdikut, Şanyü, Tanhu, Erkin Gök Tanrı (***)

Kut (siyasi)

İkili Teşkilat:

Batıda Yabgu,
İkili teşkilat Asya Hunları hariç tüm devletlerde kullanmıştır.
(hangisinde ikili teşkilat görüşmez diye bir soru gelirse; şıklara bak, Asya H.varsa işaretle) Asya Hunlarında 3lü teşkilar vardır. (Doğu-Merkez-Batı)

Kurultay (Toy/Kengeş) (bugünkü Bakanlar Kurulu) Katılanlara TOYGUN denir. Üyeleri: Hakan, Hatun, Boy Beyleri, İleri Gelenler, Hanedan üyeleri, Komutanlar Hatun (Katun); elçi kabul eder, kendine ait askeri ve sarayı var, devleti yönetir. Boy Beyleri: Bugünkü meclis. Milletinde sorunları görüldüğü için “Demokratik”tir. Kurultay BAZEN Danışma, BAZEN Karar organıdır.

*Kurultay Hakan’ı seçer
*Kurultay Hakan’ı denetler
*Törelerin uygulanmasını sağlar.
*Eğer Hakan töreye uymazsa Hakan’ı görevinden alır.
*Kurultay töreleri Hakan’ın isteğiyle değiştirir.
*Her türlü mesele kurultayda görüşülür (din dahil)
Kurultay; Hazarlarda “İhtiyar Meclisi”, Peçeneklerde “Komenton” gibi isimler alır.

Devlet Görevlileri:

Küç(güç) Ülüş (7sene bolluk var) (askeri) (ekonomik)

Doğuda Hakan

Apa
Tudun
Yabgu
Tigin
İnanç/İnal(ataman) : Tiginlerden sorumlu

: Sivil yönetici
: Vergi memuru : Batı sorumlusu : Hakanın oğlu

Ayuki
Aygucı
Sübaşı
Tarkan
Tamgacı (Bitikçi): Yazıcı Tutuk: Askeri vali

Şad
Ağılıg
Yarlıg
Yargucı : Yargıç/Hakim
**Şad: Tiginlerin eğitilmesi için başka yere gittikleri zaman aldıkları ünvandır.

: Hanedan üyesinden Komutan :Hazinden sorumlu
: Hükümdarın emri

Böri : Göktürklerdeki Kağan muhafız birliği Nazır (Buyruk) : Bakan
Otacı : Hekim/Tabib

: Hükümet
: Vezir
: Oğuzlarda Komutan : Komutan

Ordu

Ücretsiz (gönüllü) (Hazarlar hariç)
Ordu-Millet anlayışı (savaş zamanı herkes asker)
Onlu Sistem (Askeri) (Mete Han’ın tahta çıktığı tarik Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi kabul edilir)

Onbin—tümen—tümenbaşı Bin——-tabur—-binbaşı Yüz——bölük—-yüzbaşı On——-tabur—-onbaşı

-Yelme: Savaş zamanı düşmanın durumunun öğrenilmesi amacıyla gönderilen keşif birimine denir. Yelme’nin Osmanı’da karşılığı “Akıncı”dır. (****)
Türklerin dünyayı askeri alanda etkiledikleri yönler:
-onlu sistem

-Üzengi yapımını öğrettik
(üzengi:ayağını kitleyen mekanizma, at üzerinde denge ve güç almayı sağlıyor)
-Konserve yapımını öğrettik (savaşta lazım)
-Ceket(avcı yeleği) ve pantolon giymeyi öğrettik (savaş esnasında şalvar ve pelerin engeldir) -Islıklı ok (Metehan buldu. (mete nereye ok atıyorsa, herkes oku o yöne atıyor)
-Savaş taktikleri; Turan- Hlal-Kurt kapanı-Islıklı ok Pusu Sahte Ricat (geri çekilme)

HUKUK

Töre: Yazısız hukuk kuralları. Töreler değiştirilebilir.(Hakanın isteğiyle Kurultay’ın kararıyla) (İlk 4 maddesi değişmez: Adalet(Könilik), İyilik(Uzluk), Bağımsızlık(Oksızlık) hariççç)

Hapis cezaları göçebelikten dolayı kısadır. (10 günü geçmez)
Bazı suçların cezası İdam, Barış zamanı herhangi birine kılıç çekmenin cezası İdam, casuzluk İdam) Yargan: Yargıç
Tüz: (kpss) Devlet ile vatandaşın karşılıklı olarak görevlerini bildiren yazısız sözleşme.
Töreleri yazıya geçiren devlet: Uygurlardır. (Günümüzdeki Tüzük kelimesi.)

SOSYAL-EKONOMİK HAYAT

Savaşçı
Sanat: Hayvan üslubu
Taşınabilir eşyalar (halı, kilim, çul, iğne oyası)
Ekonomi hayvancılık
Kölecilik, sınıf ayrımı göçebelikten dolayı yok. Oguş(aile)—Urug(soy)—Boy (boy-bod)—-Budun(millet)—-İl(devlet) Yurt(çadır) Halkın kaldığı çadırlara denir.

DİN VE İNANIŞ (***)

Dinler
Göktanrı Maniheizm Musevilik(Yahudilik) Hristiyanlar İslamiyet

Budizm Maniheizm Şamanizm(sihir)

İnanış

Doğalar Kült Atalar Kültü Yer-Gök-Su İnancı Totemizm (uğur)

Kavramlar
şaman: sihir
Kült:inanç
Kurgan: Mezar
Yuğ: cenaze töreni
Balbal (bengütaş): mezar taşı Kam(Baksı): Din adamı

.

Anne (Ög)
Baba (Kong) Törün(düğün)
Tek eşlilik (monogami) Kımız(milli içeceğimiz)

*Ölüden sonra yaşamı; Balbal, Kurgan, Mumyalamak gösterir.(balballarında dirileceğine inanırlar) Akkoyun ve Karakoyunlular Balbal(Bengütaş) geleneğini devam ettirmişlerdir.

Uçmağ: cennet Tamu : cehennem Umay: ruh/melek Eşük : kefen

YAZI DİL VE EDEBİYAT

Alfabeler

Orhun Alfabesi (Göktürk): ilk milli alfabesi Uygur Alfabesi (milli)
Latin Alfabesi

-Edebiyat-

Sözlü Edebiyat:

Çin Alfabesi Soğd Alfabesi

Kiril Alfabesi Arap Alfabesi

Sav : Atasözü (*)
Sagu : Ağıt (*)
Koşuk : Kopuz(saz)lar eşliğinde söylenen şiirler.
Hikaye : Dede Korkut Hikayeleri (Oğuzlar ile Kumanlar arasındaki mücadeleyi anlatır)

Destanlar:

-Alper Tunga ve Şu: İskitler
-Ergenekon ve Bozkurt: Göktürk (Dağın yarılarak çıkılması)
-Oğuz Kağan Destanı: Asya Hun *** “Oğuz Kağan” adıyla bahsedilen kişi METEHAN’dır. -Türeyiş ve Göç: Uygurlar
-Manas Destanı: Kırgızlar
-Atilla ve Sihirli Geyik: Avrupa Hunları

Yazılı Edebiyat

Orhun Abideleri (kitabeleri, yazıtları)
Kutluk (2.Göktürk) zamanında yazıldı
Bugün Moğolistan’da
Hükümdarın halka karşı görevlerini ve Çin entrikalarını anlatılır. Halkın devlete karşı sorumluluğunu anlatır. İlk siyasetname örneğidir. açı doyurmak, çıplağı giydirmek: Sosyal Devlet

Bir tarafı Çince, Diğer tarafı Orhunca (Türkçe)’dir. W. Thomsen tarafından çevrildi.
Türk tarihinin ilk yazılı belgeleridir.
İlk bulunan kelime TENGRİ’dir (tanrı)

Orhun Abideleri kimin adına dikilmiştir? Vezir Tonyukuk + Bilge Kağan + Kültigin

Vezir Tonyukuk,
725 kendi yazmış
İlk Türk tarihçisi ve yazarı

Bilge Kağan ve Kültigin adına dikilmiştir. 732 735 yıllarında dikilmiştir.

Yollug tigin sadece bunları yazmıştır. Vezir Tonyukuk (Apa Tarkan): Almanya’daki Bismark’a benzetirler.

Not: Orhun Kitabeleri çözülebildiği için Türk tarihinin ilk yazılı eseridir.
En eski kitabe Yenisey yazıtlarıdır. Ancak çözülemediği için yıpranmış olduğu için ilk yazılı eser değil.

Bugut Yazıtları: Göktürk Devletinin en eski yazıtlarıdır (*) Terhin (taryat)
Karabalasagun Yazıtları Uygurlar Moyen-Çur Yazıtı

Yenisey Kitabeleri : Kırgızlar’a aittir.

Bilim:

12 hayvanlı türk takvimi (takvim yapabilmek için matematiğin ve astronominin çok iyi olması lazım. bilim yapmışlar demektir.)
tarih boyunca kullandığımız takvimler:
-12 hayvanlı, Güneş yılı esastır. 365 gün 4 saattir.

– Hicri (Ay yılı esastır)(354 gün)Halen kullanıyoruz (dini bayramlarda Örn; Ramazan ayı 10 gün kayar)
-Celali (Güneş yılı esastır)BSD hükümdarı Melikşah’a sunulmuştur. ünlü matematikçi ve şair olan Ömer Hayyam

tarafından hazırlanmıştır. BSD ve Babür İmparatorluğu bu takvimi kullanmıştır) – Rumi (Güneş yılı esastır) Osmanlı Devleti ticari işleri için kullanmıştır.
– Miladi (Güneş yılı esastır) Türkiye Cumhuriyeti kullanıyor.

Sanat:

Çadır yapıyorsam Dokumacılık yapıyorumdur. Halı (Dünyanın en eski halısı Pazırık halısı Türklerin) Firesko (duvar resmi) uygurlarda resim yapan sanatçıya “Bedizci” denir.
Hat, Çini, Minyatür, Fresko, Heykelcilik(balbal)
Madencilik : Altın Adam Zırhı

Bozkırın Kuyumcuları (İskitler) Minyatur: Uygurlarda başlar.

İskitlere ve Hunlara ait olan eserler Rusyada “Ermitaj” müzesinde sergileniyor.

Paralar

Paraların adı Kamdu
Böz
Çav Kuanpoyu

Müzik

Cinsi Bez Bez Kağıt Bez

Kullandığı Devlet
Göktürk Ticarette parayı ilk kullanan devlettir.(değişim aracı) Uygurlar
Uygarlar
Uygurlar

Kithara: Türk Kanunu Çevgan: Müzik aleti Ir: Beste
Küg: Melodi

Davul(Nevbet) Kopuz: Saz

Spor

Seğirtme: yaya yarışları Milletlerarası yarışma:Kırgızlar Tepük: Futbol
Kureş: Güreş

İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ

Talas Savaşı (Atlık Savaşı) (Çin X Abbasi)
Emevilerin Mevali politikası nedeniyle islamiyete geç girdik. Abbasilerin hoşgörü politikasıyla islamiyete girdik.

İslamiyete geçen ilk Türk Boyu Karluklar
İslamiyete geçen ilk Türk Devleti : İtil Bulgarları Devlet dini ilk defa İslam olan devlet: İtil Bulgurları Orta Asya’da İslamiyete geçen ilk devlet: Karahanlılar İlk büyük Türk-İslam devleti: Karahanlılar

KARAHANLILAR

Kurucusu: Külbilge Kadirhan (*) Karluk+Yağma+Çiğil+Tuhsi’lerden oluşur. Yöneticisi ve halkı tamamen Türktür. Resmi dili Türkçe’dir. (Ulusçuluk)

İlk defa Türk-İslam Medresesi açıldı (Semerkant Medresesi)
İlk defa Ribat yaptılar.
Ribat Kervansaray demektir. Ribatların Kervansaraylardan farkları; -Gazilerin sığınak merkezi -Güvenlik -Dini yayma merkezi İlk Türk-İslam Edebi eserleri verilmiştir.
Gulam sistemini ilk defa Karahanlılar uygulamıştır.
(Gulam: Savaşta esir edilen köle demektir.)

GAZNELİLER

Afganistan’ın Gazne şehrinde kurulmuştur.
Kurusu Alp Tigin’dir.
En önemli hükümdarı Gazneli Mahmut’tur. İslamiyeti ilk defa koruyan devlettir.
Dünya tarihinde ilk Sultan ünvanını Gazneli Mahmut kullanmıştır(Abbasi halifesi verdi)

Hindistan’a 17 sefer yapmılarak İslamiyeti yaymıştır. Yine bu seferlere “Biruni” katımıştır. Gazneli Mahmut Biruni için “Sarayımın en değerli hazinesi” demiştir.
Günümüz Pakistan, Afganistan, Hindistan ve Bangladeş’te İslamiyetin varlığı Gazneli Mahmut’un seferleri sonucunda olmuştur.

Çok uluslu toplum ve ordu yapısı yıkılışını hızlandırmıştır. Seras, Nesa ve Dandanakan savaşlarını B.Selçuklu’ya kaybetmiştir.
Gurlular tarafından yıkılmıştır. (Gurlu/Afgan yerlileri)

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157)

1040-Dandanakan savaşı sonucunda İran’da kuruldu. Resmi dili Fars
1048-İlk Bizans X BSD savaşı olan “Pasinler” kazanıldı
1064-Tuğrul Bey Bağdat seferini yaparak halifeyi Şii Büveyoğulları baskısından kurtardı. (Abbasi halifesi Tuğrul Bey’e Doğunun ve batının sultanı ünvanını verdi.( (Şark ve gard diyebilir)
1064-Alparslan Ani Kalesi’ni fethetti. “Ebul Feth”(Fetihlerin babası) ünvanını aldı.
1071-Romen Dioganeos ile Alparslan Malazgirt Savaşını yaptı.

Malazgirt Savaşının sonuçları:

  • »  Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı.
  • »  Anadolu’da ilk Türk-İslam Devletleri kuruldu.
  • »  İlk defa bir Bizans İmparatoru Müslüman bir Sultan’a esir düştü.
  • »  Türkleri tek başına yenemeyeceğini anlayan Bizans, Avrupa’dan yardım istedi.(Papadan) Haçlı Seferlerine sebep oldu.

» Türklerin batıya karşı ilerleyişi hızlandı.

BSD’nin Yıkılma Nedenleri:
– Haşhaşilik hareketinin ortaya çıkması (Hasan Sabbah/İsmaili Tarikatı/Fedailer) – Abbasilerin gizli faaliyetleri
– Oğuzların devlete küsmesi
– Taht kavgaları
– Melik ve Atabeylerin bağımsızlık çalışmaları
– 1141 yılında Karahitaylar ile yapılan “Katvan Savaşı”nın kaybedilmesi.

MISIR’DA KURULAN İLK TÜRK-İSLAM DEVLETLERİ

Tolunoğulları

Mısır’da kurulan ilk Türk-İslam Devletidir.
Bir Tevaif-i Mülk devletidir. (Abbasinin zayıflamasıyla kurulan devletçikler)
Tolun “dolunay” demektir.
En önemli hükümdarı Tolunoğlu Ahmet’tir.
“Maristan” adı verilen hastaneler inşa ettiler. (DİKKAT Karahanlıların Bimaristan akıl hastahanesidir)

İhşidler (Akşitler)

İhşid: prens demek, Akşit: nur yüzlü demek.
Bir Tevaif-i Mülk devletidir.
Hicaz bölgesine sahip olan ilk Türk İslam Devletidir.

Not: Kütüphaneleri bir devlet harikası olan “Fatımiler”dir

Eyyübiler

Kurucusu Selahattin Eyyubi’dir.
1187’de Hıttin Savaşıyla Haçlıları mağlup etti ve Kudüs’ü Haçlılardan geri aldı. İbni Meymun bu devlette yaşamıştır.
Avrupalı şövalyeler “arma” sistemlerini Eyyübilerden aldılar.
Kıpçak Türkleri bu devlete hizmet etmiştir.

Memlüklüler

Veraset sistemi diğer Türk devletlerinden farklıdır. (Kut yok. Komutanlarda başa geçer)
1260 Ayn Calud ve 1277 Elbistan Savaşlarıyla Moğolları dünya tarihinde ilk defa mağlup ettiler. Resmi dili Arapçadır.
1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye Savaşları sonucu yıkıldı.
Baybars Camii ve Kalavun Camii en önemli eserleridir.

ANADOLU’DA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ

DSMAÇ

Ek olarak; Dilmaçoğulları (Bitlis-Van): Bitlis Ulu Camii Vide 10

İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET

Devlet Yönetimi

Sembol Unvan
Kılıç
Yay
Örgin (taht) Otağ(çadır) Eklemeler:
Hutbe
Tıraz(elbise)
Hilat (hed.tümü) Çetr (şemsiye) Sikke (para bast.) Berat(atama onayı)
Han
Hakan
İlig
Erkin Eklemeler: Bey
Padişah Sultan Sultan-ı Azam MelikŞah

Saray Görevlileri:

Not: “dar” sözcüğün sonundaysa Türkçedeki “cı-ci” eki anlamına gelir.(yapan-eden) Eğer başına gelirse “kurum” anlamı taşır.

Candar
Alemdar
Silahdar
Camedar
Taşdar
Hacib (***):Halk ile hükümdar arasında bir aracıdır.
–Hükümdar ve Vezirden sonra gelen en yetkili kişidir.
–Hükümdar ile devlet, Hükümdar ile Halk arasındaki ilişkileri düzenler. –Uygun gördüklerini Divan-ı Mezalim’e (Sultanın huzuruna) çıkarıyor. –En bilgilesine; Has Hacip, Uluğ Hacip, Hacib-ül Hüccap denir. –Dışarıdan gelen elçileri kabul ediyor.

: Hükümdarı korur.
: Bayrağı taşır.
: Hükümdarın silahla ile ilgilenir.
: Hükümdarın kıyafetleri ile ilgilenir.
: Hükümdarın temizlik işleri ile ilgilenir.

Çaşnigir
Hansalar
Şarapdar
Emir-i Şikar: Hükümdarın av partilerini düzenler.

*Kut anlayışı devam ediyor.
Göktanrı’nın adı “Allah” olarak değişti.
*Kut Anlayışı Türkiye Cumhuriyeti ile son bulacak

: Hükümdarın yiyecekleri ile ilgilenir. : Hükümdarın sofrası ile ilgilenir.

: Hükümdarın içecekleri ile ilgilenir.

Devlet Görevlileri:

Amid : Sivil yönetici
Amil (*): Selçuklularda vergi toplayan kişidir.
Yuğruş : Karahanlılarda Vezir
Muhtesip : 1.Belediye işlerinden sorumludur. 2.Çarşı ve Pazarı denetler.
Melik : Hükümdarın oğlu
Atabey : Meliklerin eğitiminden sorumlu olan kişidir. (İlk Türk Atabeyi: Vezir Nizam-ı Mülk (*)) Şıhne : Askeri Vali

Divan-ı Saltanat

Video 11

Hukuk

İlk Türk-İslam hukukunun oluşmasında; 1) İslamın getirdiği esaslar
2) Oğuzların kabile gelenekleri
3) Uygur, Akhun ve Sasani gelenekleri

KADÜL KUDAT EMİR-İ DAD KADI EMİR-İ DAD

ŞERİ HUKUK

Evlenme Boşanma
Miras
Hırsızlık
Ticaret Savaştan kaçma Mürted olma (dinden çıkma)

ÖRFİ HUKUK

Sosyal Güvenlik

Askeri davalara bakan : KADIASKER (KAZASKER)

Dipnot: O zamanlar Zekat bir vergidir.
Selçuklularda vergiye esas olan toprak birimi: Çift-i Avamil

Ordu

Müslüman olduktan sonra getirilen en önemli yenilik GULAM SİSTEMİ dir.

Sosyal Hayat

İmarethane: (İmar’ı sil “ethane”) Aşevi
Tabhane: (Tab: misafir demektir) Misafirhane
Debbahhane: (Debbah:Deri demek) Dericilik
Kapan: Tek bir cins malın satıldığı yerdir.
Bedesten: Kapalıçarşıdır. Her türlü ticari mal satılır.
Sebil: Çeşme
Tutmaç: 11.yy da Türklerin Milli Yemeğinin adıdır.(Genellikle Ramazanın ilk günü yapılır)
Kümbet: Anıt mezar. Siyasiler veyasSiyasilerin eşleri yatar. (Dikey şeklinde yapı)
Türbe: Dini şahsiyetlerin mezarı. (Türbeler yataylamasına uzun yapı)
Külliye: Toplu yapılar (İçinde; İmarethane, Kütüphane, Hamam, Medrese ve ORTASINDA Caminin bulunduğu yapı)

Arasta: Çarşı
Bargah: Saray
Tekke: Din öğretilen kurumlardır. Zaviye: Tekkenin küçüğüdür.

Darülafiye Hastane Darülsıhha

Maristan (Tolunoğullarında)

Bimaristan (Karahanlılarda) Akıl Hastahanesi (Bimarhane)

Toprak Yönetimi

İkta Sistemi:

Önemli !!!

İkta Sistemini Bütün Türk-İslam Devletleri kullanmıştır. Sadece geliştirenler Selçuklulardır.
Ama son şeklini veren Osmanlılar olacak.

EĞİTİM

Devlet Medrese Özelliği
Karahanlılar

Danişmentliler

B.Selçuklu D. B.Selçuklu D.

Semerkant Medresesi

Yağıbasan Medresesi

Nişabur Medresesi Nizamiye Medresesi

İlk Türk-İslam Medresesi
Anadolu’da kurulan İlk Medrese
BSD’nin İlk Medresesi
İlki Nişabur’da / en ünlüsü Bağdat’ta açıldı.

B.S.D ‘de 2. bir medresenin (Nizamiye Medresesinin) açılma nedeni? **(KPSS Sorusu)
– Bilim insanı yetiştirmek
– Devletin memuru ihtiyacını karşılamak
– Zararlı fikir akımlarına karşı-fikir üretebilmek. (Hasan Sabbah’ın başlatmış olduğu Batınilik faaliyetlerine karşı fikri fikriyle yok etmek için Gazali buranın başına geçmiştir.) ***Batıniliği ortadan kaldıran İlhanlılar’dır.

Eğitim ile ilgili bazı terimler;

Öğrenci: Danişment
Öğretmen: Müderris
Diploma: İcazetname
Fıkıh/İslami ilimlerde yetişen en üst öğretmen: Molla

Kitabın yazarına: Müellif,
Eser: İçinde yazdıklarına; Telif,
Kitabı ciltleyene: Mücellid,
Kitabı eliyle çoğaltanlara: Müstensih, Mühür sanatı ile uğraşanlara: Hakkah denir.

MİMARİ VE SANAT

Mimari:

“Türk üçgeni”

Günümüze kadar kalan eserler;
Karahanlılar: Arap Ata Türbesi, Ayşe Bibi Türbesi
Gazneliler: Zafer Kuleleri, Leşker-i Bazaar Cami
Büyük Selçuklu Devleti: İran’da (Tebriz, Nişabur, Tarhan) bulunur.

Diyarbakır Ulu Cami’ye eklemeler yapılmıştır.

Sanat:

Hat: Hat sanatı ile uğraşana “Hattat” denir. Amasyalı Yakut (Bilinen ilk büyük Türk Hattatı) En gelişme gösteren sanattır.

Minyatür: Resmin yerini minyatür sanatı almıştır. Minyatür: herhangi bir resmi küçültme demektir. Perspektife dikkat edilmez.
Kişiler statülerine bağlı olarak büyüklük ve küçüklükle çizilir.(Sultan 5 cm ise, Vezir 4 cm, Halk 2 cm gibi) Tasvir sanatıdır.

Uğraşana “Müssavver” veya “Nakkaş” denir.
Cezeri yapmış olduğu mekanik tasarımları “Otomato” adında kitabında toplamıştır.

Tezhip: Altınlamak, yaldızlamak anlamına gelir. Kitap süsleme sanatıdır.

Ayrıca; Ebru sanatı, Telkari, Malakari, Vitray(cam süsleme), Madencilik, Ahşap işlemeciliği ve oymacılığı, kakmacılığı, Çinicilik, Dokumacılık gelişme göstermştir.

Video 13

Bilim İnsanları

Dünyanın 1. Öğretmeni : Artisto kabul ediliyor. 2.öğretmeni: Farabi. 3.öğretmeni İbni Sina kabul ediliyor.

Farabi (Muallim-i Sani)
Muallim-i Sani : İkinci öğretmen demektir.
Avrupada tanınan ismi “Al-Phoribius”
Kitapları :
-Kitabül Musiki (Dünya tarihinde yazılmış ilk modern müzik kitabıdır.) -İhsaül Ulüm (İlimleri sınıflandıran kitaptır. Sosyoloji, Psikoloji, Felsefe gibi) -El Medinetül Fazıla (Erdemli Şehir)
Birleşmiş Milletler fikrini savundu.
Türk-İslam Dünyasında Pozitif Bilimleri başlatmıştır.
Tıp ve Astronomiyle uğraşmıştır.

Gazali

Bağdat’taki Nizamiye Medreselerinin Rektörü Gazalidir.
Zararlı fikir akımlarına karşı fikir üretmiştir.
(Hayatı boyunca Haşşaşilik faaliyetlerinin fikri yönünü çürütmekle uğraşmıştır.) Asarül Bakiye adlı eserinde Türk dünyası hakkında bilgiler verdi.

Biruni / Beyruni (El-Üstad)
Yer çekiminin varlığını Newton’dan önce söylemiştir.
Jeodazi ilmini buldu. Dünyanın çağını hesapladı.
Gazneli Mahmut “Sarayımın en değerli hazinesi” diye Biruni’den bahsetmiştir.

İbni Sina (Avicenna)
İnsanın içinde bir kurt vardır. Bu kurt insanı hasta eder. Bu kurdu günümüzde görmek imkansızdır.” diyerek mikrobun var olduğunu bizlere bildirdi.
El Kanun-u Fit Tıp (Ösym “fit tıp” ifadesini kullanmaz. “El Kanunu” olarak belirtir)(Av.’da ders kitabı olarak okutuldu) Kitabüş Şifa

Zekeriya Er-Razi

İbn-i Sina’dan sonra Avrupa’da en fazla tanınan Doktor Zekeriya Er-Razi’dir.
Çiçek ve kızamık hastalığının farkını buldu. “El Havi Ansiklopedisi” 17.yy’a kadar ders kitabı olarak olutuldu.

Fezari

(Feza: Uzay demektir.)
İslam dünyasının astronomi ile uğraşan ilk bilim insanıdır.
Usturlab adı verilen bir aletle “Güneş ve Ay tutulmalarını” hesap etmiştir.

Cabir Bin Hayyan (Geber)
Modern Kimyanın kurucusudur.
Alaşımlardan yapay altın elde etmeye çalışmıştır.
İlk defa hassas teraziyi kullanmıştır.
Asitletle uğraşmıştır.
Kitab-ül Kimya adında eser yazmıştır.
Atomun parçalanabileceğini ilk öne süren bilim insanıdır.

Harezmi (Algorisma)
Cebir’in kurucusudur(İbn-i Türk’te uğraştı).
Hisabül Ceb vel Mukabele (Matematik ve üzerine denklemler) Sayıların yanlarına Sıfır (0) yazmayı bulmuştur.

İbni Rüşt (Avereos)
Her zaman aklı ön planda tutmuştur. Aristo’yu Avrupalılara anlatmıştır. Felsefecidir.

Abdullah İbni Firnan

Dünya tarihinde ilk uçuş denemesini yapmış. (Dikkat: eğer başarı derse Ahmet Çelebi)

 

YAZI, DİL ve EDEBİYAT

ORTA ÇAĞ ve YAKINDOĞU’DA KURULAN DİĞER TÜRK DEVLETLERİ

1) AKKOYUNLULAR

Kurucusu Kara Yülük Osman’dır.
En önemli hükümdarı Uzun Hasan’dır. Avrupa’da “Küçük Türk” lakabını Fatih’ten ayırt etmek için kullanmışlar. Kuran-ı Kerim’i Türkçe’ye çevirmişlerdir.
Dede Korkut Hikayelerini yazıya geçirmişlerdir.
1402 Ankara savaşından sonra Osmanlı’ya rakip oldu.
1473 Otlukbeli Savaşı sonucu yıkılma sürecine girmiştir.
Dönemin bilim insanı Ali Kuşçu hem Akkoyunlar’da hem de Fatihin daveti üzerine Osmanlı Devleti’nde yaşamıştır.

Balbal dikme geleneğini devam ettirmişlerdir. (Akkoyunlularla Karakoyunluların ortak özelliği)

2)KARAKOYUNLULAR

Osmanlı Devleti ile ilişkileri iyi olmuştur. Akkoyunlulara son vermiştir.

3) SAFEVİLER

Şah İsmail tarafından İran’da kurulan Şii karakterli bir devlettir. 1514 Çaldıran Savaşı sonucu yıkıldılar.

4) BABÜRLER

Yeni çağda kurulup Yakınçağda yıkılan Türk-İslam Devleti Babürlerdir.
Babür Şah tarafından Hindistan’da kuruldu.
Cihan Şah eşi Mümtaz Sultan için Hindistan’ın Agra kentinde “Taç Mahal” yaptırmıştır. Babür Şah’ın hayatını anlattığı “Vekayi” (Babürname) adlı eserinde topladı.
1858’de İngiltere tarafından yıkılmıştır.

5) HARZEMŞAHLAR

Merkezi Ürgenç (Gürgenç) olmak üzere Harezim’de kuruldu.

Kendisini BSD’nin devamı olarak gördü.

Kurulduğu yerden ismini aldı.
Otrar Faciası’nı yaşadı. (Moğollar tarafından) (Ürgenç haritadan silindi) Yassıçimen Savaşı’nı ASD’ye karşı kaybetti.
İlhanlılar tarafından yıkıldı.

6) TİMUR DEVLETİ

Bize zararı çoktur. 1402 Ankara Savaşıyla Osmanlı’yı Fetret dönemine soktu.
Karadeniz’in üstünde bulunan Altın orda devletini yıkarak Rusların Karadeniz’e inmesini sağladı.
Ali Şir Nevai; Muhakemetü’l Lugateyn adında yazdığı eserinde Türkçe’nin Farsçadan üstün olduğunu ispat etmeye çalışmıştır. Kendisi Çağatay Türkçesi’nin en büyük şairi kabul edilir.
Ali Kuşçu, Uluğ Bey, Ali Şir Nevai, Hüseyin Baykara bunlar Timur zamanında yaşamış önemli bilim insanlarıdır.

7) MOĞOL İMPARATORLUĞU (CENGİZ İMP.)
Kurucusu Cengiz Han’dır. Kendisi ölmeden önce oğulları ve torunları arasında ülkeyi paylaştırmıştır. Moğol Devleti parçalanarak;

  1. Altın Orda 2. Çağatay 3. İlhanlı
    4. Kubilay

: İslamiyete geçmiştir.
: İslamiyete geçmiştir.
: İslamiyete geçmiştir. Abbasilere son verdiler.
: Budizm dinine geçmiştir. Çinde kurulmuştur. Ünlü seyyah Marco Polo ziyaret etmiştir.

Video 15

ANADOLU (TÜRKİYE) SELÇUKLU DEVLETİ (1075-1308)

(Hatırlayalım: BSD hükümdarı Alparslan, komutanlarına “feth edilen topraklar sizindir” demişti.(DSMAÇ) Kutanmış oğlu Süleyman Şah’ta Alparslana bende bölge fethedeyim dediğinde Alparslan izin vermemişti. Süleyman Şah bunu dinlemeyip İznik’i almakla işe başladı.)
1075-İznik alınarak başkent yapıldı.

Haçlılar İznik’i aldığında başkenti “Konya” ya taşıdı.
Anadolu’da ilk Siyasi Birliği Sağlayan Devlet Anadolu Selçuklu Devleti’dir. (DSMA’ları yıktı)
Bizans ile Miryakefelon/Kumdanlı/Yurttutan savaşı yapıldı (Anadolu kesin olarak Türk Yurt haline gelmiştir.) Alaattin Keykubat en parlak dönemidir.
Bu devletin zamanında ticareti geliştirmek için;
-Suğdak, Sinop, Samsun, Alaiye(Alanya), Antalya alındı.
-Sigortacılık faaliyetleri başladı.
-Kervansaraylar yapıldı.
-Kıbrıslı Rumlar ve Venedik devleti ile ticari anlaşmalar imzalandı. Vergi oranları düşürüldü. (Bizansın değil, bizim yolumuzu kullansınlar diye)
Not: Kayseri ve Sivas (istasyon merkezi) ticaret gelişti.
Not: Alaiye Konya örnek alınarak yapıldı.
Not: Türkiye’de denizciliğin öcüsü oldu.
(Dikkat!!! İlk Türk denizcisi derse Çaka Bey, Ama İlk Türk Denizciliğiyle uğraşan devlet derse ASD)

Harzemşahlar kendilerini BSD’nin varisçileri kabul ettiğinden gözleri ASD üzerinde ve ASD ile Yassıçiçen savaşını yaptığı esnada Moğollarda Harzemşahları yıkmıştır.

Yassıçimen savaşını kazanmamıza rağmen sonucu olumsuz olmuştur. Çünkü Bunun sonucunda aradaki tampon bölge kalkmıştır (harzemşahlar). Tarihte Moğollara/İhanlılara komşu olan bütün ülkeler yıkılmıştır L

Sivas ticarette istasyon merkezi haline gelirken, Kayseri’de milletlerarası fuar olan “ Yabanlu Pazarı” kurulmuştur

1230- Harzemşahlarla yapılan Yassıçimen Savaşı kazanıldı.
1240- Türk tarihinde çıkan ilk dini nitelikli isyan olan Baba İshak (Babailer) İsyanı çıktı. İsyan 2 sene boyunca bastırılmaya çalışılmıştır.
1243-Kösedağ Savaşı’nı İlhanlılar’a kaybedildi.
Kösedağ Savaşı’nın Sonuçları:
1. Anadolu Türk Siyasi Birliği bozuldu. (Ankara S. İle ortak sonucu)
2. ASD İlhanlılara bağlı hale geldi.
3. Anadoludaki Türk nüfusu arttı (+)
4. Anadolu tahrip edilmiştir.
1308 yılında ASD tarihten silinmiştr.

KÖSEDAĞ SAVAŞINDAN SONRA ANADOLUDA KURULAN TARİHTEKİ İKİNCİ TÜRK DEVLETLERİ

Video 16

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ’NİN KÜLTÜR VE MEDENİYETİ BSD’den farklılıkları; Devlet Yönetimi:
Hükümdar Ünvanları: Keykubat, Keyhüsrev, Keykubat (Key: farsça-kelime anlamı “Sultan”dır.)

Divan’ı Ala Divan-ı Pervane Divan-ı Berid Meliküs Sevahil Şurta

: Devlet meselelerin görüşüldüğü yer.
: İkta topraklarını dağıtır. Başında bulunana “Pervaneci”dir.

: Posta teşkilatı
: (Sahillerin komutanı) Deniz kuvvetleri komutanı : Jandarma

(not: İlk İkta toprağı Tokat’tadır.)

İlim İnsanları: (tasavvuf insanları)

Ekonomi

Ahilik Teşkilatı:
Ahi Evran tarafından kurulmuştur. **Toplandıkları ve hizmet ettikleri yer: Zaviye Ahiliğin amacı ve felsefesi Ahi Evran’ın “Letaf-i Hikmet” kitabından öğrenilir.
Gayrimüslimler giremez.
Esnafların başında olana “Şeyh” veya “Pir” adı verilir.
Girit ve Hansa teşkilatlarına da Müslümanlar alınmamıştır.
Esnaflar “Ahidname”ye uymak zorundadır.
İhtiyaca göre mal üretimi yapılır.
Mesleki eğitim verilir. (Sonunda İcazetname-diploma- verilir)
Esnaflar arasında dayanışmayı arttırır.
Ortak sandıkta para toplanır ve yeni dükkan açanlara verilir.
Gerektiğinde cihata (savaşa) katılır.
Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı’nın kurmuş olduğu teşklatın adı “Bazıyan-ı Rum”(Anadolu Kadınları) Fatma Bacı’nın sözü “Kadınlar; Aşınıza, Eşinize ve İşinize dikkat edeceksiniz.”

Ahi Evran adı verilen Bağdat’ta yaşayan bir Arap’ın, Kırşehir, Konya ve Kayseri’yi gezerek burada müşkil durumda olan esnafın kendi aralarında kıskançlığı ve rekabeti önleyerek kendi aralarındaki dayanışmayı, sanatkarlık ruhunu, maddi ve manevi yardımları nasıl yapacaklarını, nasıl para kazanacaklarını, esnaf olarak insanlara nasıl davranacaklarını öğretti. “Detay Fitnat” adında bir kitap yazdı. (esnafın cep kitabıdır)

Ahi teşkilatına girenler yalan söyleyemez, hırsız olamaz, zinaya yaklaşamaz.
Ahi teşkilatına girenler yanında mesleki eleman yetiştirirler (usta-çırak-kalfa)
Ahi teşkilatına Gayrimüslimler giremez.
Akşamleyin topladıkları hasılatın bir kısmını Ahi Bey’e verirler. Orta Sandıkta toplar. İlerde de mesleki eğitimde usta olmuş bir berber yeni bir dükkan açmak istediği zaman parayı kredi gibi bu orta sandıktan temin eder.

Ahilik teşkilatının merkezi Kırşehir, Konya ve Kayseri’dir.
Akşam toplantıları olur; Kur’an-ı Kerim, Fıkıh toplantıları gibi
Ahi Evran’ın Eşi Fatma Bacı, esnaf eşlerinin yetim kalan kız çocuklarını veya mesleki eğitime ihtiyaç duyan kız çocuklarını yanına alır, bunlara mesleki eğitim verir. Bu meslek eğitimini verdikten sonra bu kız çocuklarını o esnaflarla evlendirir.
Yalancılık, Hırsızlık vb. yapanların kırmızı kuşakları alınır ve ahilikten çıkarılır.
Günümüzde halen Ahilik haftası kutlanıyor. Kırşehir, Kayseri, Konya ve Ankara’da. (Başkent olduğu için Ankara)

Mimari ve Sanat

*Türkiye Topraklarında en fazla esere sahip olan devlet Anadolu Selçuklu Devleti’dir.

ÖNEMLİİİİİİİİİİİİİ Dikkat !
İstanbul, Edirne, Bursa ve Trabzonu ilk fethedenler Osmanlı olduğu için orada Osmanlıların eseri vardır. Ya da

Paşa/Yeşil/Sultan varsa Osmanlınındır. Bunlar ve D-DSMA dışında kalan tüm eserler ASD’ye aittir. Çifte/Alaaddin derse ASD’nin eseridir.

BUNLARI EZBERLE

En Önemli Eserleri;

İLKLER

İlk Han: Alay Han (ilk kervansaray)
İlk Camii: Alaaddin Cami
İlk Medresesi: Kayseri Koca Hasan Medresesi İlk Hastahanesi: Gevher Nesibe Darüşşifası

*** 2014’te restoresi tamamlanıp 1175 ASD eseri yıkılmaktan kurtulmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı Cumhurbaşkanı’nın (Abdullah Gül) isteğiyle ASD’nin bütün eserleri yıkılmaktan kurtulmuştur. Bitti.

Video 17

OSMANLI DEVLETİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

DEVLET YÖNETİMİ

Merkez Teşkilatı

Hükümdar Sembolleri; Hepsi var ama Ok YOK
Hükümdar Ünvanları; İlk “Sultan” ünvanını kullanan Osmanlı Padişahı Orhan Bey’dir.

Bey, Gazi (Orhan Bey’in kullanmış olduğu unvan Sultan-ül Buzad (Gazilerin Sultanı)) Orhan’dan sonra;
Sultan, Han, Padişah
Hüdavendigar (ilk kullanan I.Murat)

Hükümdarın Görevleri;

  • »  Herhangi bir konuda emir verir. (Ferman)
  • »  Herhangi bir konuda yazılı beyanda bulunur. (Hatt-ı Hümayun)
  • »  Herhangi bir şeyi yasaklar (Yasakname)
  • »  Herhangi bir devlet memurunun malına el koyar (Müsadere)
  • »  Herhangi bir devşirme çocuğunu öldürebilir.-ihanet olursa- (Kulluk Hakkı)
  • »  Herhangi bir devlet memurunu göreve atar veya görevden alır. (Berat)
  • »  Herhangi bir yerdeki haksızlığı giderir. (Adaletname)
  • »  Herhangi bir konu hakkında kanun çıkarır. (Kanunname) Netlik yok ama ; İlk Cülus bahşişini Yıldırım Beyazıt vermiştir. Fatih Sultan Mehmet Cülus Bahşişi geleneğini yasalaştırmıştır.

Veraset Değişiklikleri

Osman Bey (ülke ortak)
I. Murat (ülke hükümdar ve oğullarına ait) Fatih Sultan Mehmet (ülke padişahındır)
I. Ahmet (Ekber ve Erşed- En büyük en akıllı) Kanun-i Esasi (Ekberiyet Sistemi)

İlk değişiklik I.Murat Son değişiklik I.Ahmet

Ekber ve Erşed Sisteminin Zararları:
Şimşirlik(kafes sistemi) : 20 sene boyunca 4 duvar arasında.
Kafesin içine zehir konabilir. Zehirli kaftan gönderilebilir.
Ölme korkusu yaşadıkları için yanlarında fare beslemişler. (yemekleri önce fareye yediriyolar) Tecrübe edinmeleri engellendikleri için devleti tecrübesizler yönetmiştir.

Şehzade Eğitimi

7 yaşında eğitime başlarlar.
12 yaşında sancağa gönderilir.
“Çelebi Sultan” ünvanını alırlar.
Önemli sancak kentleri şunlardır; Manisa – Amasra – Amasya – Kütahya – Trabzon – Bolu – Çankırı – Çorum – Antalya

Başkentleri / Merkezi)

Kefe (Anadolu dışındaki tek sancak yeri) Kuruluş Dönemi başkentleri

Yükselme dönemi başkenti

Söğüt
KaracahisarBilecik
Bursa
İznik
Edirne
İstanbul ——————————->

Saraylar

İlk saray Orhan Bey zamanında Bursa’da yapılan Bey Sarayı,
En uzun süre yönetim merkezi olan saray Topkapı Sarayı – Fatih Sultan Mehmet
İlk ısıtmalı ve yarıya kadar batı tarzı sarayı Ağrı Doğu Beyazid’ de bulunan İshak Paşa Sarayı’dır.
Tamamı batı tarzı (Avrupa sarayları örnek alınarak) olan ilk saray Dolmabahçe Sarayıdır. Mimarı Serkis Balyan’dır.

Tanzimat döneminde açılmıştır.
Yapımına 3.Selim zamanında başlanan ve 2.Abdülhamit yönetim merkezi olarak kullandığı Yıldız Sarayı yapılmıştır. Bu saraylardan hariç Galata, Beylerbeyi ve Çırağan Sarayları da bulunur.

Tanzimat döneminde

Divan-ı Humayun

Kuran Orhan Bey’dir, Kaldıran 2.Mahmut’tur.
Fatih’e kadar Padişahlar, Fatih’ten sonra Sadrazamlar başkanlık etmiştir.
Alınan kararlara “Hüküm”, Bu hükümlerin kaydedildiği defterlere ise “Mühimme” denir.
Kararları Tahvil, Beylikçi, Rüus ve Amedi kalemleri kaydeder.
Son söz Padişahındır. (Danışma Organı)
Alınan kararları Şeyhülislam dini açıdan kontrol eder.
Müslim-gayrimüslim fark etmeksizin, haksızlığa uğradığını düşünen herkes Davasını tekrar görülmesi için Divan’a başvurabilir. Bu yönüyle Divan-ı Humayun ilk Türk-İslam devletlerindeki Divan-ı Mezalim’e benzetilir.

Video 18

Divan Üyeleri

Padişah: Fatih’e kadar divana padişahlar başkanlık etmiştir. Günümüz Cumhurbaşkanı
Sadrazam: Padişahın mührünü taşır. Padişah sefere çıkamazsa “Serdar-ı Ekrem” ünvanıyla ordunun başında sefere çıkar. Günümüzdeki Başbakan
Kubbealtı Veziri: Günümüz Bakan. İlk vezir “Alaaddin Paşa”dır.
Kazasker(Kadıasker): Doğuştan Müslüman olmak zorunda. Medrese çıkışlı olmak zorunda. Günümüz MEB ve Adalet Bakanlığının karşılığıdır. Tuttuğu deftere “Ruznançe” denir. Sayıları 2 tanedir (Rumeli Kazaskeri > Anadolu Kazaskeri) (Rumeli protokolde Anadolu’dan üstündür.) Kadı ve Müderris ataması yapar.
Nişancı: Dirlik (tımar) topraklarının dağıtımından sorumludur. Tapu ve Kadastro işlemleriyle ilgilenir.
Herhangi bir bölgenin sosyo-ekonomik yapısı “Tahrir Defterleri”ne kaydedilir. Örfi Hukuk’un divandaki temsilcisidir. Nişancı, belgelere Padişah tuğrasını çeker.
Reis’ül Küttap: 17.yy’da Nişancı’dan ayrılarak dış işlerinden sorumlu hale getirildi.
Defterdar: Günümüzün Maliye Bakanı’dır. Hesap tutar, bütçe yapar. Sayıları 2 tanedir.
Rumeli Defterdarlığı > Anadolu Defterdarlığı
Padişahtan sonra ferman çıkarma yetkisine sahip olan tek divan üyesi Defterdar’dır.
(İlk mali bütçeyi kuran Padişah Orhan Bey’dir.)
Kaptan-ı Derya (Kaptan Paşa): Denizcilik ile ilgili kanunların çıkmasını sağlar.
(16.yyda Kanuni zamanında divana üye olundu. Divana üye olan ilk Kaptan-ı Derya “Barbaros Hayrettin Paşa”dır. Yeniçeri Ağası: Rütbesi vezir ise divana katılır.
Şeyhülislam: Protokolde sadrazama eşittir. Atamasını Padişah yapar. İlk Şeyhülislam “Molla Fenari’dir. Divanda alınan kararların dine uygun olup olmadığı hakkındaki kararına “İFTA”/ “FETVA” denir. (fetva: yayınlananın adıdır.) Şeyhülislamlık makamı 18.yy’da divana üye olmuştur. Divana en son katılan makam.

Yönetici Grupları

Topkapı Sarayı

Seyf: Kılıç demektir. Üzerinde kılıç taşıyan herkes bu gruba girer.

Dikkat: İlmiye sınıfının başkanı kimdir? diyebilir.
Öncüllü verip, hangileri Kalemiye sınıfına girer/girmez gibi soru gelebilir.

Taşra Teşkilatı

*** Soruda yukarıdan aşağı mı, yoksa aşağıdan yukarı mı diye sorar.Dikkat et !!!!!

Video 19

EYALETLER

NOT

Buradaki veriler “İltizam” usulü toplanır. (açık arttırma) İltizamı kazanana “Mültezim” denir.
Eğer, buradaki vergilerini toplama işi bir kişiye yaşam boyu veriliyorsa; bu sisteme “Malikane” denir.

İhaleye girerken devlete verilen ve geri alınamayan paraya “Muaccele” denir.

İleride, İltizam sistemi Islahat Fermanı ile kaldırılacak. O zaman bu bölgelere gidip vergi toplayan kişiye “Muhassıl” denecek.

HUKUK

Osmanlı’nın Hukuk sistemini oluşturmasında;

1) Fethedilen bölgelerdeki uygulamalar, 2) İslamın getirdiği esaslar,
3) Orta Asya Türk gelenekleri

KADILAR;

Sınıfı Adı Bölgeler Atamasını Yapan
1. Taht Kadısı İstanbul Edirne Bursa Padişah

 

2. Mevleviyet Kadısı Diğer Bölgeler Kazasker

İlk kadı atamasını Osman Bey yapmıştır. İlk Kadı Dursun Fakih’tir.
Kadılar maaş almazlar.

Video 20

* Osmanlı Devleti, Tanzimat Dönemiyle ‘Hukuk’ta ikilikler (karışıklık) yaşamaya başlamıştır. (ikisi aynı anda devam ettiği için)

Kanunların çıkma aşamaları;

v II.Mahmut zamanında “Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz” ilkesi yürürlüğe girmiştir.

v Ayrıca II.Mahmut zamanında “Nezaret-i Adevi” (Adalet Bakanı) kurulmuştur.

SOSYAL HAYAT

Osmanlı, toplumu din ya da mezhepsel şekilde örgütleyerek yönetir. Buna “Millet Sistemi” denir.

Türk tarihinde ilk Vakıf Teşkilatını başlatan devlet Uygurlar’dır. Osmanlı’da İlk Vakıf Teşkilatı Orhan Bey zamanında kurulmuştur. Vakıf yöneticilerine “Mütevelli Heyeti” denir.

VAKIF

Vakıf
(Normal zamanlar)

SOSYAL KURULUŞLAR

Avarız Vakıf
(Olağanüstü durumlarda)

Not: Kadılar, ikinci eşliliğin neden yapıldığı veya ikinci eşten doğan çocuklarının mirasçılık durumlarını “Tereke Defterleri”ne kadeder.

Video 21

ORDU

Osmanlı’da ilk ordu Orhan Bey zamanında, Yaya ve Müsellem adıyla kurulmuştur.

Yaya ve Müsellem ordusunun fetih hareketlerine yetişememesi durumunda I.Murat Edirne’de “Kapıkulu Ocağı”nı kurmuştur.
(Selçuklulardaki Hassa ordusunun Osmanlı’daki karşılığı Kapıkulu’dur.)

Kapıkulu ordusunun özellikleri;

1.Kuran I.Murat’tır.

2.Merkez ordusudur.

3.Devşirme çocuklarından oluşur.

4.Her 3 ayda 1 “ulufe” adında maaş ve her taht değiştiğinde “cülus” bahşişi alırlar.

5.Önceleri “Ocak devlet içindir” anlayışıyla hareket ettiler.

6.III.Murat’tan itibaren bozulmaya başladı.(Yeniçeri) “Devlet ocak içindir”

7.Yeniçerilerin sefere çıkmadan önceki okudukları son dua “Gülbank duası”dır.

( Kapıkulu Ocağının en etkili sınıfı Yeniçeri Ocağı’dır. )

Not: Kapıkulu ocağı önceleri Mevlana (Molla) Rüstem’in önerisiyle “Pençik Sistemi”, daha sonra ise “Devşirme Sistemi”ne geçmiştir.

(Pençik: 5’in 1’i –esir ettiğin 5 kişiden 1ini askere almaktır-. Gulamın karşılığı Pençik’tir.)

TOPRAK

Video 22

MEDRESELER

Osmanlı Devleti’nde ilk medrese Orhan Bey döneminde İznik’te açılan “İznik Medresesi”dir veya “İznik Orhaniyesi” diye geçer.

Not: “Süleyman Paşa Medresesi” Osmanlı’dan günümüze kalan en eski medresedir.
Medreseye atanan ilk Müderris “Davud-u Kayser” dir.
Fatih zamanında; günümüz İslam Estitüleri veya İlahiyat Fakülteleri ayarınca “Sahnı Seman” Medreseleri açıldı. Bu

medreselere öğrenci yetiştirmek amacıyla “Tetime Medreseleri” açılmıştır. Kanuni zamanında açılanlara ise “Süleymaniye Medreseleri” denilmiştir.

Medreselerin Bozulması (17.yy)
1. Medrese müfredatından pozitif bilimlerin çıkarılmasıdır veya ders saatlerinin azaltılmasıdır. 2. Beşik ulemalığının gelmesi
(örn; Hocanın oğlu hocadır)
3. Avrupa’nın takip edilememesi.

Video 23

BİLİM İNSANLARI

Kadızade-i Rumi

(Uluğ Bey’in hocası)

Davud-u Kayser

Molla Fenari

Altuncuzade

Akşemsettin

Sabuncuoğlu Şerafettin

Ali Kuşçu

Piri Reis

Seydi Ali Reis

Ebu Suud Efendi

Takiyüddin Mehmet

Evliya Çelebi

Katip Çelebi

Hezerfan Ahmet Çelebi

Legari Hasan Çelebi

Kuruluş Yükselme

Kuruluş II.Murat

Fatih Fatih

Fatih

Fatih

Kanuni

Kanuni Kanuni III.Murat

17.yy

17.yy

IV.Murat IV.Murat

Astronom ve Matematikçidir.

Osmanlı’nın ilk Müderrisidir. Osmanlı’nın ilk Şeyhülislamı’dır.

Bevliye (idrar yolları hastalıkları ile uğraşmıştır.

Mikropla uğraşmıştır. Fatih’in hocasıdır.

Osmanlı’nın ilk ve en ünlü Cerrahıdır. Fatih’e; “Kitab-ül Cerrahiyetül Hariye”adında eserini sundu. “Müceredname” adında eseri vardır.

Astonomi ve Matematikçidir.
Ayesofya medresesinin müderrisliğini yapmıştır. İstanbul’un enlem ve boylamını hesaplamıştır. Fatih’e “Fetihiye” adında eser sunmuştur.

“Kitab-ı Bahriye” adında eseri bulunur.
İlk dünya haritasını Yavuz Sultan Selim’e sunmuştur. Birçok bilinmeyen Amerika kıyılarından bahsetmiştir.

“Miratül Memalik” (ülkelerin aynası) ve
“Kitabül Muhit” (Yön kitabı) adlı eserleri bulunur.

Ünlü fıkıhçı ve İstanbul’un Taht Kadısı’dır.

Osmanlı Devletinin ilk Rasathanesini kurmuştur.(İst.Rasathanesi) Osmanlı’da otomatik makinalar üzerine ilk eser verendir.

“Seyyahat ya Resulullah” diyerek yola çıktı. “Seyahatname” en ünlü eseridir.

Bibliyograftır ve Seyyahtır. Cihannüma (coğrafya) ve Keşfüz Zünun (merak edilen şey/Bibliyograf) eseri vardır. Hacı Kalfa veya Hacı Halife diye tanınır.

İnsanlık tarihinin ilk başarılı uçuşunu yapmıştır. İnsanlık tarihinin ilik roketle uçanıdır.
IV.Murat’a ünlü risalesini (rapor-tespit) sunmuştur. Gerçek ismi “Comte de Bonneval’dır.

Humbara Ocağı’nı Avrupa (Batı) tarzında ıslah etmiştir.

Osmanlı’nın ilk Vakanüvistidir (resmi tarih yazıcısıdır.) (Sonuncusu Abdurrahman Şeref Efendi’dir.
Fatih’ten itibaren ise “Şehnameci” denir.

Matematik ile uğraşmışlardır. Önemli bir hekimdir.

Sabrından dolayı ve hastalarla çok fazla ilgilendiği için
Git derdini Marco Paşa’ya anlat’ deyimine sahip olan hekimdir.

Hem Osmanlı’ya hem de Türkiye’ye hizmet etmiştir. Hicri Takvim çalışmaları ünlüdür.

Tıbbiye-yi Şahane’nin baş hekimliğini yapan doktordur.

Kısas-ı Enbiya, Mecelle ve Tarih-i Cevdet adıyla eserleri bulunur. Tarih-i Cevdet eserini Sultan Abdülmecid’e sunmuştur.

Koçi Bey

IV.Murat

Humbaracı Ahmet Paşa

I.Mehmet

Naima

18.yy

Molla Lütfi ve Sinan Paşa

Fatih

Ayaşlı Şifai

XVIII

Marco Paşa

XIX (19.yy)

Mehmet Fatih Gökmen

XIX (19.yy)

Mustafa Behçet Efendi

XIX (19.yy)

Ahmet Cevdet Paşa

Abdülmecit

Video 24

Video 25

MİMARİ

SANAT

HAT

En büyük Osmanlı hattatı “Şeyh Hamdullah”(lakabı Kıbletül hattain <hattatların kıblesi>) Ayrıca, Ahmet Karahisari’de ünlenmiştir. Hafız Osman’da vardır.
Hatları günümüze ulaşan tek Osmanlı Padişahı II.Mustafa’dır.

MİNYATÜR / TASFİR

Bu sanat dalıyla uğraşanlara “ Musavver “ veya “ Nakkaş “ denir.
Levni, Matrakçı Nasuh ve Nakkaş Sinan Bey ünlüdür.
Nakkaş Sinan Bey “Gül koklayan Fatih” (minyatürü portre görünümüne geçirdi)

TEZHİP

Bu sanat dalıyla uğraşanlara “ Müzehhip “ denir. Kara Mehmet en ünlü temsilcisidir.

RESİM

İlk resmini yaptıran Osmanlı padişahı Fatih’tir.
Resmini devlet dairelerine astıran II.Mahmut’tur.
İlk resim sergisini açan Şeker Ahmet Paşa’dır.
“Kaplumbağa Terbiyecisi” ve “Silah Tacirleri” gibi tablolarıyla ünlenen isim Osman Hamdi Bey’dir.

MÜZİK

Itri (Müzik ilminin Şeyhi), Hacı Arif Bey, Tanburi Cemil Bey, Dede Efendi önemli bestekârlardır.
II.Mahmut zamanında İtalyan Donizetti Kardeşler “Mızıkayı Humayun”u kurdular.
Osmanlı Devleti’nin ilk milli marşı Mahmudiye Marşı’dır.
Osmanlı tarihinde Batı tarzında ilk müzik dersi alan padişah Sultan Abdülmecit(lakabı: Alafranga)’tir.(Piyano) <Suzi Dilara> makamını bulan III.Selim’dir.(Ayrıca III.Selim Neyzen’dir.)

Önemli Not:

ITRİ : 19.MEB şurasında Recep Tayyip Erdoğan, en çok Itri’nin üstünde durmuş, “Müzik ilminin Şeyhi” olarak bahsetmiş, ders olarak okutulması için Nabi Avcı’ya emir vermiştir. (KPSS’de sorabilir)

KALEM İŞİ: Duvar süslemelerinde kullanılır.
ÇİNİCİLİK: İstanbul, İznik, Kütahya ve ,Diyarbakır (içinde zehir olunca kendini patlatıyor.) HALICILIK: Uşak, Bünyan(Kayseri), Isparta, Hereke
TELKARİ: Gümüş işçiliği YAZI, DİL VE EDEBİYAT MALAKARİ: Duvar süsleme sanatıdır.
VİTRAY: Cam süsleme sanatı

***Osmanlı Devleti’nin resmi dili Türkçe’dir.

Video 26

OSMANLI DÖNEMİ KURULUŞ DÖNEMİ (1299-1453) OSMAN BEY

1298’de Karacahisar’ı aldı.
1302’de Koyunhisar Savaşı’nı yaptı. (Bafeon-Bizans X Osmanlı) İlk Osmanlı-Bizans savaşıdır. Bilecik alındı ve merkez yapıldı.

Buradaki demir madeni işleyerek ordunun silah ihtiyacı karşılanmıştır. İlk defa vergi alındı.
İlk defa kadı ataması yapıldı. (İlk kadı: Dursun Fakih)
İlk defa para basıldı.

Osmanlı’ya Destek Verenler;

Þ Gaziyan-ı Rum
Þ Abdalan-ı Rum (Dervişler, Ozanlar)
Þ Bacıyan-ı Rum (Anadolu Kadınları)
Þ Ahiler
Þ Alperenler (yiğit, gözü pek, hiçbirşeyden korkmayan)

Osmanlı’nın kısa sürede büyüme nedenleri;

1) Bizans’ın taht karışıklığı içinde olması
2) Bizans tekfurlarının (vali) merkezi dinlememesi
3) Yüzyıl Savaşları’nın yaşanması (İngiliz-Fransa)
4) Merkezi otoritesinin güçlü olması
5) Yetenekli padişahların başa geçmesi
6) Tımar, iskan ve istimalati iyi uygulaması (İstimalat: kalp kazanma) Tımar; göçebe Türkleri yerleşik yaşama geçirmek.
İskan; göçebe Türkleri göç ettirmek
7) Anadolu’daki diğer beyliklerle bir süre iyi geçinmesi
8) Müdara’yı uygulamaları (Dostça görünme)
9) Güçlü bir orduya sahip olması
10) Balkanların siyasi ve dini olarak bölünmüş olması.
11) Gaza ve cihat faaliyetlerinde bulunmaları

ORHAN BEY

İlk SULTAN ünvanını kullanan Orhan Bey’dir.
1326’da Bursa fethedilerek başkent yapıldı.
1329’da Bizans ile “Palekonon (Maltepe)(Eskhisar) Savaşı” yapılıp kazanıldı. İznik alınarak başkent yapıldı.

I.MURAT

Ahilerden Ankara’yı aldı.
Germiyanoğulları topraklarını çeyizle, Hamitoğulları topraklarını ise parayla satın almıştır. 1363’te “ Sazlıdere Savaşı “yla Edirne fethedilmiş ve başkent yapılmıştır.
1364’te ilk Haçlı X Osmanlı Savaşı olan Sırpsındığı (I.Çirmen) Savaşı yapılmıştır.
1371’de Sırpları II.Çirmen ‘de mağlup ettik.
1381’de Ploşnik’te Osmanlı öncü birliği bozguna uğradı.
1389’da ilk defa “Büyük” bir Haçlı ordusuna karşı “I.Kosova Savaşı” kazanıldı.

Savaş meydanını geçen I.Murat şehit edildi. (ilk ve son). İlk defa bu savaş sırasında top kullanıldı. Hüdavendgar lakabını kullandı.

İLK Kazasker, Subaşı, Defterdarlık ve Sadrazamlık kuruldu.

İLK Enderun Mektebi kuruldu (Edirne)

İLK Kapıkulu Ocağı kuruldu

İLK Yeniçeri, Topçu ve Acemioğlanlar Ocağı kuruldu.

SİSTEMLİ Tımar ve İskan politikası uygulandı.

İLK Veraset sisteminde değişiklik yaptı.

YILDIRIM BAYEZİD (1389-1402)

Video 27

Anadolu Türk siyasi birliğini geniş ölçüde sağlayan ilk Osmanlı padişahıdır.
İlk defa darüşşifa (hastane) açtırdı. (Bursa)
İstanbul’u kuşatan ilk Osmanlı padişahıdır. (1391-1401 yılları arasında 4 kez)
Not: Bu kuşatmalara yardımcı olması için Güzelcehisarı (Anadolu Hisarı)yaptırmıştır.

Kuşatmaların başarısız olmasında;
1. Karamanoğulları’nın 2 defa isyanı,
2. 1396’da Niğbolu Savaşının yaşanması (Osmanlı X Haçlılar)
*Savaşın ardından toplanan ganimetlerle Bursa Ulu Camii başlatıldı (Mimarı: Ali Neccar) *Halife, Yıldırım’a “Sultan-ı İklim-i Rum” (Anadolu Diyarının Sultanı) ünvanını vermiştir. 3. Timur’un Sivas’ı işgal etmesi

® İstanbul’un alınması 50yıl gecikti.
® Anadolu tahrip edildi. İlk defa bir Osmanlı Sultanı düşmana esir düştü. ® Fetret Devri’ne girildi. (Fasıla-i Saltanat) (1402-1403)11 sene
® Mustafa Çelebi Timur tarafından Semerkant’a götürülmüştür.

1402-Ankara Savaşı’nın Nedenleri;

»Anadolu’daki beyliklerin beylerinin ve Akkoyunluların Timur’u Anadolu’ya gelmesi konusunda kışkırtması.
»Timur’dan kaçan beylerin Osmanlı’ya sığınması.

»Karşılıklı mektuplaşmalar
»İkisinin de Türk dünyasının lideri olmak istemesi
»Timur’un Sivas’ı işgal etmesi

Ankara Savaşı’nın Sonuçları;

® Anadolu Türk siyasi birliği sona erdi. (Tekrar beylikler kuruldu)(Karesioğulları, Kadı Eretna hariç)

ÇELEBİ MEHMET

Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusudur.
İlk defa bir devlette deniz savaşı yapılmıştır. (Venedik) (Çalı Bey Savaşı) yenildik.
İlk defa Surre Alayları oluşturuldu.
İlk defa dini nitelikli toplumsal bir ayaklanma olan Şeyh Bedrettin İsyanı ortaya çıktı.
(Şeyh Bedrettin’in kitapları: Bedrettinilik, Varidat)
Anadolu Türk Siyasi Birliğini sağlamak için tekrar harekete geçti.
Düzmece Mustafa İsyanı yaşandı. Mustafa Bizans’a sığındı. II.Murat zamanında bir daha isyan etti. II. Murat idam ettirdi.

  1. MURAT

Macarlarla Kuruluş Dönemi’nin en kötü antlaşması sayılan “Edirne Segedin Antlaşması” imzalanmıştır. (Macarlarla 10 yıl savaş yapılmama kararı alındı.)

İlk defa Yeni çeri isyanı çıktı.(Buçuktepe İsyanı) 1444’te Haçlılarla Varna Savaşı yapıldı.
1448’de ise yine Haçlılarla II.Kosova Savaşı yapıldı. (I.Kosova I.Murat / II.Kosova II.Murat)

II.Kosova savaşının sonuçları;
1.Balknlar kesin olarak Türk Yurdu haline geldi.
2.Miryakefelon Savaşı ile sonucu açısından benzerlik gösterdi.
3.Türkler saldırıya, Avrupa savunmaya çekildi.(II.Viyana’ya kadar bu durum böyle devam etti)

Video 28

OSMANLI DÖNEMİ YÜKSELME DÖNEMİ (1450-1599)

FATİH SULTAN MEHMET

İstanbul’un Fethinin Nedenleri;

  1. Anadolu ve Rumeli toprak bütünlüğünü bozması
    2. Boğazlara ve İpek Yolu’na hakim olunma isteği
    3. Bizans’ın Anadolu beylikleriyle işbirliği içinde olması
    4. Bizans’ın Haçlı seferlerine sebep olması. Şehzadelerin korunması ve kışkırtılması 5. İstanbul’un bir bilim ve kültür merkezi olması
    6. Hz.Muhammed’in Hadisi Şerifi

Fetih İçin Yapılan Hazırlıklar;

Şahi topları döktürüldü.
Mancılık ve hareketli kuleler inşa edildi.
400 parçalık donanma hazırlandı.
Avrupa devletleri ve Anadolu beylikleri saldırmazlık antlaşmaları imzalandı. Boğazkesen (Rumeli Hisarı) yapıldı.

Bizans’ın Aldığı Önlemler;

Grejuve ateşini çoğalttı Haliç’e zincir çekti. Avrupa’dan yardım istedi.

Not: “İstanbul’da kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim” diyen Bizanslı devlet memuru Grivas Notaras’tır.

Fethin Sonuçları;

ü II.Mehmet’e “Fatih”ünvanı verildi.
ü Kuruluş bitti, Yükselme başladı.
ü Anadolu ve Rumeli toprak bütünlüğü sağlandı.
ü Boğazlar ve İpek yolu bizim elimize geçince Avrupalılar 1492’de Coğrafi Keşifleri başlattı. ü Orta Çağ kapandı, Yeni Çağ başladı.
ü Feodalite zayıflamaya başladı.
ü İstanbul’dan kaçan bilim insanları İtalya’ya giderek Rönesans’ın başlamasına neden oldu.

Not 1 : Fatih 17 ülke fethetmiştir. Kendisine “Sultanül Bahrey ve Hakanül Berreyn” unvanı verilmiştir. (İki deniz ve İki karanın hükümdarı)

Not 2 : Hicaz su yolları problemi yüzünden Memlükler ile ilişkiler gerilmiştir. Not 3 : 1473’te Uzun Hasan ile Otlukbeli Savaşı yapılmıştır. Doğu Anadolu alındı.

Fatih Dönemi Diğer Gelişmeler:

Topkapı Sarayı yapıldı. Ayasofya Cami’ye çevrildi. İlk defa altın para basıldı. (Sikke-i Hasene)
İlk defa İltizam sistemi uygulandı.
İlk defa müsadere sistemi uygulandı.

Cülus bahşişi vermek yasalaştı.
Divana ilk defa Nişancı atandı (Örfi Hukuk)
Örfi Hukuk yazılı hale getirildi. (Kanunname-i Ali Osmani)
Sahn-ı Seman Medreseleri ile Tetimme Medreseleri açılmıştır.
İlk defa Kapitülasyon (imtiyaz) verildi. (Venedik)(Venedik elçisi: Baylos/Balyos)

Video 29

II.BAYEZİD (1481-1502)

  • “Cem Sultan Olayı” döneme damgasını vurdu. İlk defa bir iç sorun bir dış sorun haline geldi. · Karamanoğulları’na tamamen son verildi.
    · 1511’de “Şah Kulu” isyanı çıktı.
    · “Küçük Kıyamet” olarak nitelendirilen İstanbul Depremi yaşanmıştır.
  • Rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci, Haliç’i Boğaziçi’ne bağlayan bir köprü yapma isteğini II.Bayezid’e belirtmiştir. · Kemal Reis komutasındaki bir donanma İspanya’ya giderek zülüm gören Yahudi ve Müslümanları İstanbul’a getirdi. · Yükselme’nin içinde duraklama dönemi olarak bilinir.

(Kelime; Şeyh-Şah-Baba ile başlayan ile başlıyorsa bunlar “dini” isyanlardır)

YAVUZ SULTAN SELİM (1512-20)

Tarihçiler tarafından “8 seneye 80 yıllık iş sığdırmış padişah” olarak bilinir.
Kendisi döneminde ilk defa Bozoklu Celal tarafından Tokat’ta Celali İsyanları başlatılmıştır (ekonomik tabanlı) Doğu siyaseti için bölgeleri tanımak amacıyla “Selimname” ve “Heşt Behişt” adlı kitapların yazarı İdris-i Bitlisi’yi

okumuştur.
1514’te İran (Sanani) ile “Çaldıran Savaşı” yapıldı ve bu başarıda tüfekli askerlerimiz etkili oldu.
1515’te “Turnadağ Savaşı” ile Dulkadiroğulları’na son verildi. Böylece Anasılı Türk Siyasi Birliği kesin olarak

sağlandı.
1516’da Memlük ile “Mercidabık Savaşı” yapılıp kazanıldı. Halife esir alındı.

Yavuz Şam’da Muhiddin (İbni) Arabi’nin mezarını buldurup türbe ve külliye yaptırdı. 1517’te Memlük ile Ridaniye Savaşı yapılıp kazanıldı. Savaşın sonuçları şunlardır;

  1. Halifelik Osmanlı’ya geçti.(Teokratik devlet anlayışı güçlendi)
  2. Baharat yolu Osmanlı’nın eline geçti.
  3. Kutsal emanetler İstanbul’a getirildi.
  4. Mısır hazinesi İstanbul’a getirildi. (Yavuz’un vasiyeti “Kim benden sonra benim kadar hazineyi doldurursa, kapılar

onun mührüyle mühürlensin. Dolduramazsa benim mührümle mühürlenmeye devam etsin.)

Not: Ridaniye Savaşı devam ederken Avrupa’da yaşanan eş gelişme “Reform”dur.

Video 30

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN (1520-1566)
Canberdi Gazali, Ahmet Paşa, Baba Zünnun, Kalender Çelebi isyanları ile uğraştı.

(ilk ikisi amaç açısından farklı: Memlük Devletini tekrar diriltmek)

1521 Belgrad alındı.

1526 Macarlarla Mohaç Meydan Muhaberesi yapıldı.(Dünyanın en kısa süren ova savaşıdır)

1529 İlk defa Viyana kuşatıldı. (başarısız)

  1. 1532  Alman seferine çıkıldı. Önümüze ordu çıkmadı. Şarlken’in elindeki Fransa kralı I.Fransuva serbest kalmıştır.
  2. 1533  Avusturya kralı (Arşidük) ile Osmanlı arasında İstanbul Ant. imzalandı. Böylece Avusturya arşidükü Osmanlı

sadrazamına denk sayıldı. Orta Avrupa’nın siyasi üstünlüğü Osmanlı’nın eline geçti.

1535 Fransa ile kapitülasyon antlaşması imzalandı.(Ancak bu antlaşma her iki taraftan birinin ölmesiyle sona erecekti) (Geçici kapitülasyon) (Not: daimi hale getiren: I.Mahmut olacak)

1538 Haçlılarla Preveze Deniz Savaşı yapıldı. (Andre Doria X Barbaros Hayrettin Paşa) Akdeniz bir Türk gölü haline geldi. (28 Eylül 1538)(Bugün ülkemizde her yıl “Donanma Günü” olarak kutlanır.)

1555 İlk defa İran ile “Amasya Antlaşması” İmzalandı.
1560 Haçlılarla Kuzey Afrika egemenliğimizi pekiştiren Cerbe Deniz Savaşı yapıldı ve kazanıldı. 1566 Zigetvar Seferi yapıldı. (Kanuni’nin son seferidir)

Not: Trablusgarp, Tunus, Fas ve Cezayir alınarak Kuzey Afrika’nın fethi tamamlandı.
Ayrıca Hindistan üzerine (Portekiz tehdidinden dolayı) 4 sefer yapıldı, ancak; bölgenin uzak olması, gemilerin

okyanusa dayanıklı olmaması, Gücerat Sultanlarının donanmamıza yardım etmemesi ve seferlere gereken önemi verilmemesinden dolayı seferler başarısız oldu.

SOKULLU MEHMET PAŞA

Kanuni Sultan Süleyman, II.Selim ve III.Murat dönemlerinde sadrazamlık yaptı.
1571’de Kıbrıs’ı aldı. Kıbrıs’ın alınmasına tepki duyan Haçlılar, İnebahtı’da donanmamızı yaktı. Bu savaş sırasında Don Kişot’un yazarı Cervantes elini kaybetmiştir.
Not: II.Selim ordusunun başında sefere çıkma geleneğini terk eden ilk padişahtır.
Not: İlk defa İstanbul’da ölen Osmanlı padişahı II.Selim’dir.

Sokullu’nun Projeleri: (hiçbirini gerçekleştiremedik)

  1. Don ve Volga Irmaklarını Birleştirme Projesi

Projenin amaçları:

® Rusların güneye inmesini engellemek ® Kırım’ı korumak
® Orta Asya Türkleri ile bağlantı kurmak ® İran’ı kontrol etmek

Not: 1956 yılında bu iki ırmak Rusya tarafından birleştirildi.

2) Süveyş Kanalı Projesi

Kızıldenizi Akdeniz ile birleştirerek Baharat yoluna işlerlik kazandırmak amaçlanmıştır.
1869 İngiltere ve Fransa açmıştır.

3) Marmara-Karadeniz Projesi

İstanbul’un güvenliğinin sağlanması için bu proje oluşturuldu.
Amaç Marmara’da bir kanal daha açarak Marmara denizini Karadeniz’e bağlamak.

Video 31

XVII(17.)YYOSMANLIDÖNEMİ (DURAKLAMADÖNEMİ)(1579-1699)

Duraklama Nedenleri:
1) Merkezi otoritenin bozulması
2) Küçük yaştaki şehzadelerin tahta geçmesi
3) Saray kadınlarının devlet yönetimine karışması
4) Saray masraflarının artması
5) Devlet içinde rüşvet ve iltimasın artması
6) Ganimet gelirlerinin azalması
7) Savaşların uzun sürmesi ve mağlubiyetler alınmaya başlaması
8) Beşik ulemalığı sistemi (hocanın oğlu hoca)
9) Medreselerden pozitif bilimlerin çıkarılması
10) Kapitülasyonların yaygınlaşması
11) Sık padişah değişikliği (cülus bahşişinin artması)
12) Doğal sınırlara ulaşılması
13) Askerin “Ordu devlet içindir” anlayışını terk etmesi
14) Avrupa’nın bilimsel ve teknolojik açıdan gelişmesi (Coğrafi keşifler, Rönesans)

Siyasi Olaylar:

XVII. yy DURAKLAMA DÖNEMİ ISLAHATLARI

Genel Özellikleri:

Avrupa örnek alınmamıştır.(kendimizi üstün sayıyoruz)
Fatih ve Kanuni Sultan Süleyman örnek alınmıştır.(Kanun-u Kadim)
Kişilere bağlı kalmış ve devlet politikası haline getirilememiştir
Sorunların köküne inilmemiştir.
Islahatlara saray, ulema(din adamları) ve yeniçeri (askerler)karşı çıkmıştır.
Baskı ve şiddet yoluyla benimsetilmek istenmiştir.
Islahatçıların şifresi “TOKMAK”tır.(Tarhuncu-Osman-Kuyucu-Murat-Ahmet-Köprülü) (Kronolojik değili)

2.OSMAN (GENÇ OSMAN)

o Osmanlı devletinde ilk ıslahat yapan padişahtır.
o Saray dışından ilk evlilik yapan padişahtır. (Şeyhülislam’ın kızıyla evlendi)
o Şeyhülislamın yetkisini kıstı.
o Yeniçeri ocağını kaldırmayı düşündü (Hotin seferi sonrası yeniçerilerin disiplinsiz davranışları sebebiyle) o Başkenti İstanbul dışına (Anadolu’nun bir kentine; Yozgat’a/ Konya-Karaman’a) taşımayı düşündü.

(yeniçeriyi kaldıramasa bile onları merkezde bırakmak için) o Yeniçeriler II.Osman’ı Yedikule zindanlarında idam etti.

TARHUNCU AHMET PAŞA

IV.Mehmet’in sadrazamıdır.
İlk modern bütçeyi yaptı. (Dikkat!!! İlk bütçe Orhan’dı. Ama ilk MODERN Bütçe Tarhuncu) Gelir ve giderleri eşitledi. Sarayın masraflarını kıstı.
Devletin alacaklarını kişi ve kurumlardan tahsil etti.
Çıkar çevreleri tarafından idam edilmiştir.

I.AHMET

Kafesten çıkarak ilk padişah olan kişidir.
Ekber ve Erşed sistemini (en büyük ve en akıllı) getirerek Osmanlı veraset sistemini düzenlemiştir. Osmanlı tarihinde veraset sisteminde son değişiklik yapan padişahtır.
İlk içki yasağı getiren padişahtır. (Bunun nedeni Müslümanların ibadetlerini aksatması)

KUYUCU MURAT PAŞA (soru gelmez, meb kitaplarında yok)
® I.Ahmet’in sadrazamıdır.
® Celali isyanlarını şiddetle bastırdı. (kellelerini kesip kuyuya attırmış)

IV.MURAT (Bağdat Fatihi)
Saray kadınlarını devlet yönetiminden uzaklaştırdı.
Yeniçeriyi disiplin altına aldı.
Kahvehaneleri yasakladı (kahvelerde siyaset yapılmaya başlanması)
İçki, tütün ve gece sokağa çıkma yasağı getirdi. (içki-tütün-kahve ve geçe yasaklarının nedeni: İstanbul yangınları) Koçi Bey risalesi ve Katip Çelebi risaliyesi (devletin gidiş hatı ile ilgili rapor) IV. Murat’a sunuldu
İlk defa Şeyhülislam idam ettirmiştir.
Kendisi “Bağdat Fatihi” olarak bilinir.
IV.Murat zamanında Avrupa’da yaşanan eş gelişme; 30 yıl savaşları (1618-48)

Video 32

KÖPRÜLÜLER DÖNEMİ

v Saraya şartlar öne sürerek sadrazam oldu.
v Maliyeyi düzeltti.
v Yeniçeriyi disiplin altına aldı.
v Venedik’in Çanakkale’ye uyguladığı abluka’yı kaldırdı. v NOT: Duraklamanın içinde Yükselme yaşandı. (Yükselmenin içinde duraklama Beyazıd dönemindeydi)

-KÖPRÜLÜLER-
-Köprülü Fazıl Ahmet Paşa -Amcazade Hüseyin -Merzifonlu Kara Mustafa Paşa

XVIII(18.)YYOSMANLIDÖNEMİ (GERİLEMEDÖNEMİ)(1700-1792)

Siyasi Gelişmeler:

1700 İstanbul Antlaşması: (Osmanlı-Rusya) Rusya ilk defa Karadeniz’e inme fırsatı elde etti.

1703 Edirne Vakası (Yeniçeri ayaklanması) III.Ahmet başa geçmiştir.

1711 Prut Antlaşması (Rusya ile yapıldı) Kaybedilen toprakların geri alınabileceği umudu doğdu.

1715-18 Petervaradin Savaşı (Avusturya ile yapıldı) Avusturya ile “Pasarofça Antlaşması” imzalandı. Pasarofça Ant.ile: Avrupa Devletlerinin (Batı’nın)üstünlüğü kabul edildi. (Dönem: 3.Ahmet-Lale Devri)

1724 İstanbul Antlaşması (Rusya ile yapıldı) Rusya ile yapılan ilk dostluk antlaşmasıdır.

1736-39 Belgrat Savaşı (Osmanlı X Rusya,Avusturya) Osmanlı kazandı.
1739 Her iki devletle “Belgrat Antlaşması” imzalandı.
1740 I.Mahmut Belgrat Antlaşmasına arabuluculuk yapan Fransa’ya verilen kapitülasyonları sürekli hale getirdi.

1746 Son Osmanlı-İran antlaşması olan “Kerden Antlaşması “imzalandı. (II.Kasr-ı Şirin)

1768-74 Osmanlı ile Rusya arasında yapıldı. Savaşı Rusya kazandı.
1774 Bu savaş sonrasında “Küçük Kaynarca Antlaşması” imzalandı. (en kötülerden biri)

  • »  Kırım kaybedildi.(ilk defa tamamı Türk ve Müslüman olan bir bölge kaybedildi.
  • »  Kırım halkı dini açıdan Halife’ye bağlı kaldı.
  • »  İlk defa Osmanlı Devleti savaş tazminatı ödemeye mahkûm edildi.
  • »  Karadeniz bir Türk gölü olma özelliğini yitirdi.
  • »  Rusya’nın kapitülasyonlardan yararlanmasına karar verildi.
  • »  İstanbul’da Rusya elçiliği açılmasına karar verildi.
  • »  Balkanlarda Rusya konsolosluk açabilecek.
  • »  Ayrıca, orijinal metinde olmamasına rağmen “Ortodoksların dini lideri Rusya’dır” maddesi Rusya tarafından antlaşmaya eklenmiştir.1779 Aynalı Kavak Tenkihname(sözleşme)si ile Kırım’da Şahin Giray’ın Kırım Han’ı olması kabul edildi. Böylece Kırım özerk hale geldi.1783 Rusya Kırım’ı İlhak etti. (İlhak: sınırına katmak demektir)
    1787-92 Osmanlı ile Rusya ve Avusturya arasında savaş başladı.
    1791 Fransız İhtilali’nden etkilenen Avusturya ile Osmanlı arasında “Ziştovi Antlaşması” imzalandı ve Avusturya savaştan çekildi.
    1792 Rusya ile “Yaş Antlaşması” imzalandı. Böylece Kırım’ın Rusya’ya ait olduğu kabul edildi. Dağılma Dönemi başladı.

XVIII. yy GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI

Video 34

Genel Özellikleri

  •  Batı (Avrupa) örnek alınmıştır.
  •  Baskı ve şiddet yoluyla benimsetilmek istenmiştir.
  •  XVII.yy’a göre daha kalıcı olmuştur.
  •  Hukuk hariç her alanda yapılmıştır. (en çok ise askeri alanda)
  •  Saray, ulema ve asker ıslahatlara karşı çıkmıştır.
  •  Islahatçıların şifresi 3-1-3-1-3 (3.Ahmet-1.Mahmut-3.Mustafa -1.Abdülhamit-3.Selim)III. Ahmet Dönemi (1703-30) (Lale Devri) (1718-30) Genel Özellikleri1718’de Pasarofça ile başlayıp, 1730 Patrona Halil İsyanı ile sona erdi. Padişah III.Ahmet’tir. Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. Minyatürcüsü Levni, Şairi ise Nedim’dir.
    Avrupa ilk defa örnek alındı.Lale Devri’nde askeri ıslahat yoktur.

Lale Devri Islahatları:

  1. İlk defa matbaa Macaristan’dan İbrahim müteferrika ve Sait Efendi tarafından getirilmiştir. Osmanlı’ya getirilen ilk teknik yeniliktir. Dini eserin basımı yasaktır. İlk basılan eser: Vali Mehmet Efendi’ye ait “Van Kulu Lugatı”dır.
    2. İlk defa Batı’ya geçici elçilikler açıldı. (Paris, Viyana, Varşova, Moskova)
    İlk elçi Paris’e giden 28 Mehmet Çelebi’dir. Paris Sefaretnamesi’ni yazdı. (Batıya açılan ilk pencere kabul edilir.) (Sefaratname’nin diğer isimleri; Risale, Takrir, Seyahatname ve Havadisname)
  2. Tercüme Encümenliği kuruldu. (Batı ve Doğu klasiklerinin buralara gelip çevrilmesidir.) 4. Çiçek aşısı getirilmiştir. (İran’dan)
    5. Tulumbacılar Ocağı kuruldu. (İtfaiye)
    6. Barok, Rokoko ve Gotik tarzı üslub benimsenmiştir.

I.Mahmut Dönemi Islahatları

Ülke içinde kütüphaneler açtırdı. El yazması eserleri toplattı.
İlk defa Batı tarzında ıslahat yaptı.
İlk defa Batı’dan bir uzman getirdi.(Comte de Boneval) (Humbaracı Ahmet Paşa’dır.) Batı tarzında ıslah edilen ilk kurum “Humbaracı Ocağı’dır.
Osmanlı tarihinde Batı tarzında açılan ilk teknik okul ise “Hendesehane”dir.

III.Mustafa Dönemi Islahatları

Ø Deniz Mühendishanesi kuruldu.(Bahri Hümayun)
Ø İlk defa iç borçlanma yapıldı. (Esham Senetleri) (Bu senetler ileride kâğıt paraya geçişin ilk aşaması sayıldı.) Ø Sürat topçuları ocağı kuruldu.
Ø Ünlü sadrazamı; Koca Ragıp Paşa

III.Selim Islahatları:

Yaptığı tüm ıslahatlara “Nizam-ı Cedit” denir.
Islahatlarda Fransa’2yı örnek almıştır.
Osmanlı tarihinde radikal (sıradışı) yönde ilk ıslahatları yapmıştır. Kabakçı Mustafa Paşa isyanıyla sona ermiştir.
Islahatları: (Nizam-ı Cedit )

İlk defa kalıcı elçilik açıldı. (Londra/Yusuf Agah Efendi)(Avusturya elçisi “Ebubekir Ratıp Efendi”dir.) İlk defa devlet matbaası kuruldu. (Matbaa-yı Amire)
Deniz Mühendishanesi geliştirilerek “Mühendishane-i Bahri Hümayun” açıldı.
Mühendishane-i Berr-i Hümayun açıldı. (Kara Mühendishanesi)

Fransızca sadece askeri okullarda zorunlu ilk yabancı resmi dil ilan edildi.
Levent ve Selimiye kışlaları yapıldı.
Şeyhülislamların yetkileri kısıtlandı.
Yerli malı kullanılması teşvik edildi. (Bu ordunun masraflarının karşılanması Nizam-ı Cedit adıyla bir ordu kuruldu. amacıyla“İrad-ı Cedit Hazinesi”kuruldu)

Video 35
XlX(19″}YY osMANLı DÖNEMi ( DAĞıLıV1A oÖnıEııılİ ı |l792-L92?|

1798 Napolyon, Mısı/ıişgaletti. Bunun üzerine Cezzar Ahmet Paşa Nizam-ıCedid ordusuyla “Akka”da Fransa’yı mağlup etti. (ilk ve son başarısıdır.)
İlk defa denge politikası Fransa’ya karşı uygulandı.
1801 El Ariş Antlaşmasıyla Fransa Mısır’dan çekildi.

1802 Paris Paktı (Antlaşması) ile Mısır’ın Osı,nanlı’ya ait olduğu kabul edildi.

1804 “Kara Yorgi” önderliğinde Sırplar isyan etti. Ancak isyanı bastırdık.
1806-1812 Osmanlı X Rus Savaşı başladı.
1809 Osmanlı Devleti Rusya’ya karşı İngiltere ile “Kale-i 5uitaniye”(Çanakkale)Antlaşmasını imzaladı.
1812 Rusya ile “Bükreş Antlaşması” imzalandı. İll< deta bir millet {Sırplar) Osmanlı Devleti’nden imtiyaz elde etti.

1815 Filik-i Eterya Cemeiyeti’nin kışkırtmaları (Cemiyeti kuran Rus Komutanı “Aleksonder İpsilonti”) iie Mora’da Rum’lar ayaklandı. İsyanı Osmanlı bastırdı.

1820 ll.Yunan (Rum) İsyanı tekrar Mora’da başladı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti ayaklanmayı bastıramayınca Mısır valisi Mehrnet Ali Paşa’dan yardım istedi.

1827 Navarin Olayı yaşandı, Osmanlı donanması İngiltere+Fransa ve Rus donanması tarafından yakıldı. Böylece 1815{Viyana Kongresi)’te başlayan “Restorasyon Dönemi” sona erdi.
7827-28 OsmanlıX Rus Savaşı başladı.
1829 Rusya ile “Edirne Antiaşrnası” imza|andı.

= Sırplar; Özerk haie geldi.
= Yunaniıiar; Bağımsız hale geldi.

1833 Mehmet Ali Paşa Kütahya’ya kadar geldi.
1833 Osmanlı Devleti ile Mehmet Ali arasında “Kütahya Antlaşması” imza|andı. (İstenilen valilikler Mehmet A|i’ye verildi.i

1833 İngiltere ve Fansa’ya güvenmeyen Osmanlı Devleti Rusya ile “hiünkar İskelesi Antlaşrnası”nı 8 yıllığına imzalamıştır. Böylece:lk *ic{* Sıığarier ş!r gşrıtş,: *aiir:ş ge€*ii. Osmanlı Devleti bu antlaşmayla Boğazlar üzerinde son kez egemenlik hakkını kullandı. {bir daha boğazlar hakkında Osmanlı tek başına karar veremeyecek demek)

1839 Osman|ı Dev|eti ile Mehmet Ali Paşa ordusu “Nizip Savaşı”nı yaptı.
1840 futısır S*rtınu’nun çözülmesi amacıyla “Lündrğ Kçn*çr6n5ı” top|andı.
1841 §*ğazlar Sçruşıu’nu çözmek için “L*ııdra Bcğaztar Konferansı{/§özleşmesii” toplandı. n*” §*ğaalaer şiıısi*t,*ı”şçı tşir s*rş:: haline gelmiştir.

{Ş”§**___

-,-‘=ı]* –

#e*_ş.:

Video 36

1853-56 İngiltere ve Fransa’yı arkasına alan Osmanlı Devleti ile Rusya arasında “Kırıın §avaşı” başladı. Kırım savaşının nedenleri;
]., Osmanlı donanmasının 5inop’ta yakılması
2. Rus elçisi Mençikof’un isteklerinin reddedilmesi

  1. Mülteci sorunu (Lehler ve Macarlar){Sultan Abdülmecit “Tahtımı tacımı veririm ama onları vermem } 4. Kutsal yerier sorunu {Kudüs}
    5. Pansilavizm ve Londra sözleşmesiyle Boğazlardaki kaybettiği hakkı geri almak istemesi

İlk defa bu savaş sırasında İngiltere’den j!fu§fulg alındı,
İlk defa telgraf kullanıldı (Kırım-Varna-İstanbul arasında)
Modern hemşireliğin kurucusu “Florance Nightingale”{The Lady with the Lamp} Levent ve Selimiye kışlalarına

gelen yaralı Osmanh askerlerini tedavi etmiştir.
1855 Paris Barış Konferansı toplandı. Osmanlı Devleti konferansta etkili olabilmek için “lslahat Fermanı”nt ilan etti. (Baskıyta} Konferansta alınan kararlar ise şun|ardır;
1. Osmanlı Dev|eti’nin toprak bütünlüğünü Avrupalı Devletler koruyacak,
2. Osmanlı Devleti Avrupa Devletlerinin hukı.ıkundan faydalanacak. (Bir Avrupa Devleti sayıldı}
3. Hem Rusya hem de Osmanlı Devleti Karadeniz’de tersane kuramayacak, donanma bulunduramayacak.
yorum: Galipken. mağlup bir devlet muamelesi gördük.
1875 Balkan bunalımı ortaya çıktı.
1876 Bu sorunu çözmek için İstanbuI’da “Tersane Konferansı” toplandı. {Konferansta etkili olmak isteyen Osmanlı

$ raZZ-Za “93 Harbi” başladı (Osmanlı X Rııs Savaşı} {Hicri takvime göre g3 yıtına denk geldiği için “93 Harbi” denir) Not:

2 tane Plevne Kahramanı vardır. İkisl de 6 ay savunmuştur. Çöl ortasında mı diyor yoksa normal Plevne mi diyor? Çöl diyorsa l.D.S’da Fahrettin Paşa—–Sadece Plevne diyorsa Gazi Osman Paşa 93 harbi
1878 Ayastefanos {Yeşilköy} Antiaşması imzalandı.
1878’te Berlin Antlaşması İmzalandı.

Berlfoıfinffasııaş
iıhlstan Karadağ ve Rnnıanya h*ğınııız ı:hcık.
3irit ve üoğu Aıadçlu’dı Eııneniier* yıin*lik ııIahat şıpılaruk
,Ernıeni Soıuııı Ulusl:rarası hir bıyıt hıline gelnıiştir. }
Kars, Aıdahıı \ıe Batum Rısya’ya yeriieıek,
3sııianlı, l(şradeııi:’de §a\ıiş gğmi§i huiındııranıayat.ük, ifr§ane kuranıeyıtık, Bulgaristan 3’e iıöltintcek. Bjr kısiıı Mıkedonyı ve Dıığu Runıtli aılıylı üsııanlı Devjeij’n* bığlı *lacak. Diğei iıir kısnıuıd;: ise Brılg;ır Pıensliği kııılıcek ve lıu pr*nsl ik üsıı;ınl ı’ya lıağl ı ka laca k ve Avrışı Devletleıi t:ııaf ıııdın koııınacak.

ğçışt*t*rıaş {YşSk&} ğfuşs {ynı

  • ynı {İlk defş Ermeni S*nınui

l{ars, Ardıhın, Bıtunı ve D*ğıi:eyaııt Rusya’ya veri]ecek, \yıı

Bulgıristan lıir prenılik olacak vş Rusya taııiından yöneiil*cek,

.:

At|

1878 Giritli Rumlar ayaklanınca Osmanlı Devleti “Halepa Fermanı”nı çıkaı,dı, 1881 Fransa tarafından Tunus işgal edildi.
1882 İngiltere Mısır’ı aldı.
1897 Yunanistan ile Dömeke Meydan Muhaberesi yapıldı.

Vfdeo j7

xıx.YY ıSLAHATLAR|

Genel Özeliikleri;
} Avrupa örnek alındı.
F Saray, ulema ve asker karşı çıktı.
} İlk defa halk yönetime katıldı.
F Her alanda ısiahat yapıldı. lslahatçıların şifresi:

ıı.MAHMUT ls|ahatları: *

Sened-İ ittıtaı« (ısos}
o il.Mahmut ile ayanlar arasında yapılmıştır.
o Ayanların varlığı resmileşti.
o İlk defa Osmanlı tarihinde Padişahın yetkileri kısıt|anmıştır,
o Osmanlıtarihinin ilkdemokratikleşme hareketidir.
{sınavda demokratikleşme derse Sened-i İttifak, anayasa|laşma derse Tanzimat Fermanı olacak) o 121S’teki Magna Charta’ya benzetilir.

Yönetim Alanında Yapıian lslahatlar:
/ Ayanlığı kaldırdı. Köylere Muhtar, Eyalet|ere Müşir{vaii} atadı.
/ Tımaı sistemi kaldırıidı.
/ Müsadere usuiü kaldırıldı, (özel mülkiyet gelişti}
/ Devlet daireierine resmini astırdı. (Tawir-i Hürnayun}
/ Evkaf Vekaleti {Vakıflar Müdiirlüğü}kuruldu.
r’ Belediye işlerini düzenlemek için İhtlsab Nezareti kuruldu.
/ pasaport uygulamasına geçildi.
/ İstanbul’a göç edenler için “Mühür Teskeresi” düzenlendi.
/ İdari işleri düzenlemek amacıyla “Dar-| Şurayı Babıali” kuruldu.
/ Memurların yargı ve terfi işlemleri için “Meciis-i Valayı Ahkamı Adiiye” kuruidu. / İlk defa Resmi Gazete çıkarıldı (Takvim-i Vekayi}
/ Devlet memurlarının zorunlu ceket, pantolon ve fes giymesi kararlaştırıldı.
/ Devlet memuru yetiştirmek arnatıyia “Mekteb-l Maarif-i Adliye” açıldı.

{Enderun kaldırıimadı, sadece enderun’a alım azaltıidı}
/ yabancı dii bilen Müslüman dipiomat yetiştlrmek amacıyla oTercüme oda|arı” kuruldu. / posta teşkilatı kuruldu.

Askeri Alanda Yapılan lslahatlar:
§ Sekban-ı Cedit Ocağı kuruldu,
b ÇşklnclOcağı kuruldu (Yeniçeri kaldırdı}
\> Yeniçeri Ocağı kaldırıldı {Vakayı Hayriye} Yerine Asakar-i Mansure-i Muhammediye” ordusu kuruidu (usta birliği) § Bu yeni kurulan ordunun asker ihtiyacının karşılanması amacıyla “Mekteb-i Fünun-ı Harbiye” kuruldu.

İll< aera askeri amaçlı nüfus sayımı yapıldı. {Erkekler / Hayvaniar)
b Dar-ı Şurayı Askeri kuruldu (Askerlik şubeleri}
S Jandarmanın temeli sayılan “Redif Birlikleri” kuruldu.
§ lıılehterhane kapatıldı. Yerine Donizetti Paşaiar tarafından “Mızıkayı Hümayun” kuruldu,(Mahmudiye Marşı besteiendi}
§ rvlekteb-l Şahane ve Melçteb-i Tıbbiye kuruldu.{asker yetiştiriyor)

Eğitim, KüItür ve Sağlık Alanında Yapılanlar:

|İ Avrupa’ya ilk defa öğrenciler gönderildi.
ıİ Orta dereceli okullar olan “Mekteb-i Ulum-ü Edebiye” ve “Rüştiyeler (ortaokui}” açıldı. İ Karantina uygulaması başladı.
İ Vurtiçine geziler düzen|edi.
İ İiköğretimi sadece İstanbul’da zorunlu hale getirdi,

Ekonomi A|anında Yapılanlar:

:

:+ 1838 Balta limanı Antlaşması
* İngiltere ile Osmaniı Devleti arasında yapıldı.
lC İngiltere’ye verilen kapitülasyonların kapsamı genişletildi.
!t Bu antlaşmayla yabancıların ödemiş oldukiarı iç gümrük vergisi kaldırı|dı. li Yabancıların ödemiş oldukları gümrük vergilerinin oranı düşürüldü.

Anlasmanın önerni;
-Osmanlı ekonomisi dışa bağımlı hale geidi.
-Esnaf battı. Lonca teşkilatı dağıldı.
-Osmanlı Avrupa’nın yarı sömürgesi ve açık pazarı haline geldi.

+ “Feshane”kurdu.(Fes üretimi için) {Çuha Fabrikası)
= Memurun glydiği ceket ve pantolon ise yerli kumaştan olması zorunluluğu getirildi.

b

lı6

Video 38
SULTAN ABDÜIMECİT lslahatları {Alafranga olarak nitelendirilir)

Tenzimat Fermanı (183S}76} / Diğer adı: Gülhane-i Hatt-ı Hümayun

Hazırlayan Devlet Adamı: Mustafa Reşit Paşa’dır. Hangi Fikir akımt: Osmanlıcılık

İlan Edilme Nedenleri
1. Londra Konferansı kararlannda etkili olabi!mek. {Dış neden)
2. Gayrimüs|imIerin haklartnı yükselterek devlete olan bağlılıklarını arttırmak.
3. Fransız İhtilali’nin getirmiş olduğu Ulusçuluk akımının etkisini azaltmak.
4. Avrupalı Devletlerin azınlıkları bahane edilerek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmasını engellemek.

Maddeleri
{. Herkes mal ve mülk sahibi olabilecek.
ı’. Herkes askere gidecek.{Askerlik vatan hizmetine dönüştü)
{. Herkesin geiirine göre vergi alınacak.
{‘ Mahkemeler herkese açık olacak ve kimse yargılanmadan cezalandırılmayacak.
{. İşkence ve dayak kaldırılacak.
* (cümlede herkes kelimesi geçiyorsa “tanzirnat” , cümlede “gayrimüslim” derse “ıslahat”)

önemi
‘} padlşah, kendi gücünden hariç, kanun gücünü kabul etmiştir. * Hukukun üstünlüğü prensibi ortaya çıkmıştır.
ö Bu ferman “Anayasacılığa geçişin” ilk aşaması sayılır.
i} İlan edilmesinde herhangi bir baskı yoktur^

lslahat Fermanı {1856)

+ Paris Barış Konferansı kararlarında etkili olabilmek. {Dış neden)
= Tanzimat Fermanı’nın ilan edilrne nedenIeri ile aynıdır.{2-3-4.mad.} = Hangi Fikir akımı: Osrnanlıcılık
l Fermanı ilan eden : sultan Abdülmecit

Maddeleri:
} Gayrimüslimleri küçük düşürücü sözler söylenmeyecek.
} Gayrimüslimler banka, şirket ve okul açabilecek.
} Gayrimüslimler bedelini nakdi oiarak ödeyerek askerlik hizmetlerinden muaf tutulacak. } Cizye vergisi kaldırılacak.
} İltizam usulü kaldırılacak.{vergileri toplayan kişinin adı “Muhassıl” denir,
} Gayrimüslirnler devlet memuru olabilir.
} Gayrimüslimler il genel meclislerine üye olabilecektir. (Bu kazandıkları ilk siyasal haktır.}

Önemi: Tam bir Müslüman-Gayrimüslim eşitliği sağlanmıştır, Bu fermana Müsiümanlar tepki gösterdi,

ıfi

Video 39
Bu dönem 3 padişahtan oiuşur: Abdüimecit-Abdüiaziz-5.Murat {5,Muratın ıslohatı yok} TANziMAT DÖNEMi lsLAHATLARı (1839_1876}

  1. Meclis-i Ali Tanzimat açıldı. *—-= 1861’de bu iki meclis birleşti ve
    2. Meciis-i Ahkam-ı Adliye açıldı./ Meclis-i Ali Tanzimat adıyla göreve devam etti.
    3. Şura-yı Deviet kuruldu.{Danıştay} {Fransa örnek aIındı} {Cons’ül D’et}
    4. Divan-ı Ahkam-ı Adiiye kuruldu {Yargıtay}
    5. Meclis-iMaarif-i Umumiye Nezareti kuruldu (MEB) ,Y”g, 9LU-t-t .ee§
    6. Maarif Nizamnamesi çıkarıldı.{Fransa’yı örnek aldık}İlpti;;-6ıİtİ6lİİaaݧ:İu6ij-oaruıtİİuİ)
    7. Ercümen-i Daniş kuruldu.{Fen kitaplarının tercümesinden sorumludur.}(Redhause/Hammer’ın hizmetleri} 8. Darülmualliminierkek) ve Darülmuallimatikadın} öğretmen okuIları açıldı.
    9. Jandarma Teşkilatı kuruldu.
    10. Polis Teşkilatı kuruldu.
    11. Belediye Teşkilatı kuruIdu.
    12.İlk defa İzmir-Aydın arasında demiryolu yapıldı.

{19.yy’da yabancı yatırımların en çok yoğunlaştığı sektör demiryollarıdır.}
13.Vapur işlerinin düzenlenmesi amacıy|a “Şirket-i Hayriye” kuruldu.
14. Dünyanın en büyük 3.deniz filosu oluşturuldu.
15.İlk genel meclisleri açıldı.
16. M uhassıllık Meclisleri açıldı.
17. İlk defa telgraf çeklldi,(iik telgraf Kırım Savaşı sırasında; Kırım-Varna-İstanbul arasında kullanıldı.}
18. İlk defa para basıldı.(Kağıti (Kaime)
19. İlk defa banka açıldı.{Bank-ı Dersaadet) {Galatatı bankerler tarafından açıldı.}(1852 yılında kapatılmış) 20. İlk defa yabancı sermayeli banka açıldı {Bank-ı Osmani} {İngillz bankasıdır.} {Para basmaya yetkili} 21.Çiftçiye kredi vermek için Ziraat Bankast’nın temeii sayılan “Memleket Sandıkları” açılmıştır.
22. İlk defa dergi basıldı. iVekayıtıbbiye}
23.İlk defa özelgazete çıkarıldı. {Tercüman-ıAhval) (Şinasive AgAh Efendi)
24.Yarı resmi {resmi} o|arak “Ceridei Havadis” gazetesi çıkarıldı.
25. Mecmua-i Fünun ve Düstur dergisi çıkarıldı.
26.Güllü Agop ilk Osmanlı modern tiyatrosunu kurdu.
27″Ceride-i Mahakim gazetesi çıkarıldı.{Modern hukuka geçişin önemli bir aşamasıdır.}
28. Gedik usulüne son verildi,
29. Matbuat Nizamnamesi çıkarıldı,
30. Arazi Kanunnamesi çıkarıldı.
31. Vilayet Nizarnnamesi çıkarıldı.
32. İlk defa mizah dergisi çıkarı|dı.{Derginin adı: Diyojen}{Çıkaran kişi: Teodor Kasap}
33. Kız rüştiyeleri açıldı.
34. Galatasaray Sultanisi açıldı.
35. Darülfünun açıldı.(Darülfünunuşhane} (Türkiye’de ise İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürüldü}
36. Devlet memur ihtiyacını karşılamak için “Mekteb-i Mülkiye”yi açmıştır.
37.Mecelle yürürlüğe girdi. {Ahnıed Cevdet Paşa) {Osmanlı Devleti’nin ilk Medeni Kanunu sayılır.}
38. İlk defa bir padişah yurtdışına gezi düzenledi. {Sultan Abdülaziz’i Fransa davet eüi) {Almanya, Belçika, Avusturya-Macaristan, İngiltere ue Fransa}

*’Suttan abs[üiaaiz:j!,ı.uurtdısıga çıima ıLedeĞL€rli
} Resim sergisi açılışına gitmişti ama temel amacı: borç para buiabilmekti.
F Rusya’nın planlarını Avrupa devletlerine anlatmak
} İçinde yaşayan Osmanlı Hristiyanlarına Padişah’a nasıl nasıl saygı duyulduğunu göstermek

Bunların dışında Abdülaziz Mısır’a da gitmiştir.{ Yavuz Sultan Seiim’den sonra ilk kez Mısır’a giden padişahtır.i

-a o!ıı\\or düıgılŞ’ıdı,

h8

Video 40
lI.ABDÜLHAMir oöıurrvıi ve lSLAHATLARI

Meşrutiyet: hükümdarın yetkilerinin anayasa ve haik oyuyla seçiien meclis tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi Meşrutiyet, bir hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan yönetim biçimidir.
Monarşi: 1 kişiden oluşur.
Monarşi iIe Cumhuriyet’in arasındadır. {Hem Padişah vardır hem de Meclis vardır.i

& 5.Murat’ın yerine tahta geçti.
ğ Genç Osmanlıların baskısıyla “Meşrutiyet”i ilan etti.
e lürk tarihinin ilk yazılı anayasası olan Kanun-i Esasi’yi ilan etti. §. 2 Meclis açıldı.

MEcıİstER

Ayan Meclisi Padişah atar.

Ömür bovu görevde kalır.
Not: Osmanh tarihinde çift parlamentolu dönem başladı ve halk ilk defa padişahın yanında yönetime katıldı.

1876 KANuN_i rsısi

  1. Osmanlı Devleti, Osmanoğulları sülalesinden gelen en büyük erkek evlat tarafından yönetilir.(Ekberiyet Sistemi) 2. Devletin dİliTürkçe’dir.
  2. Devlet’in dini İslam’dır.
    4. Yasama yetkisi Ayan ve Mebusan Meclisleri’ne aittir. 5. Yürütme yetkisi ise Heyet-i Vükela’ya aittir.
  3. Hükümet yaptığı işlerden padişaha karşı sorumludur. 7″ Kanun etme teklifini Hükümet yapabilir.
    8. Padişah önüne gelen bir kanunu sınırsız veto edebilir. 9. Padişah Meclisleri kapatabilir.

ııudıj*lgı ücnıııkiıük üikehıde gıiıülmui htltneıne:? üibi miulaı gekbiiiı ümeı y*ptğ {teıdeıı padiş,ıha kuışı mrunıludur {HATifl – hatkı kırşı nrum|ıdır)

einıe tekiiiıi ilıküııut yap*biliıjH,AY}fl- her ıeçileı nlijletvekiii kaıın tei]iı Ptdişah önüne geleı biı içaıını siııışıı velç edebiliı.{iV[T Aııak t k*z veto debilir }

Mebusan Meclisi Halk seçer
4 seneliğine secer.

,;ıjiph Mştbki k,ıııııiabiliı {HAYI§ oiamız} 10.Sürgün ve angarya cezasını padişah verebilir. {angarya: zor, pis iş demek)

isriaoır DöNEMl yENlLlKtERi (1878-1908) (ıı.ABDüIHAMlT)

} ll.Abdülhamit, kendisi döneminde camiden çok okul yaptırdığı “Maarifggryg” o|arak adlandırılır, } Errneni İsyanları’nın bastırılması amacıyla “Hamidiye Alayları”nı 1çu16u.-3i.en
} Haber götürüp getiren (istihbarat} “Jutrnal Teşkilatı” kuruimuştur.
} Büyük bir telgraf ağı kurdu. {Telgraf Mektebi)

} İlk defa çocuk hastanesi (HamidiyerFtfR.|) yapıldı. Çoban okuiu kuruldu.
} Baçar Mektebi, Dişçi Mektebl, Orıİlİ’fuektebi gibi mektepler kuruldu.
} İlk defa müze açıldı. (Müzeihümayun) {başına getirilen: Osman Hamdi aey) (İlk müzenin adı Asarıatika} (Arkeoioji) } Osman Hamdi Bey tarafından Sanayi Nefise Mektebi kuruldu (Günümüz; 6üzel Sanatlar Fakültesi)
} Ertuğrul Fırkateyni.laponya dönüşü batmıştır.(Japonya’ya gönderdiğimiz bu gemi, Japonya dönüşü sırasında fırtınaya yakaİanıp batıyor, Her yıl TR’de ve Japonya’da anması düzenlenir. Türk-Japon dostluğunun başlamasına neden o|an gelişmedir.) } Tren sektörünün ge|işmesi afnacıyla “Anadolu Osrnanlı Şömöndefer Kumpanyası” kuruldu.
} Devlet dış politikasında “İslamcıiığı” {ümmetçilik} uygulamıştır.
} Dış politikada Almanya’ya yakınlaşıldı.
} ll.Wilhem’in başlattığı 3B projesinin yapırnına başlandı.
} Bu proje doğrultusunda Haydarpaşa tren garü yapıldı.
} Yayın kadrosu ve sahibi tamamı kadın olan “Şükufezar”(çiçek bahçesi) yayın hayatına başladı.
} Halide Edip Adıvar’ın önderliğinde kadınların mesleki açıdan sınırlandırılmaması hakkında yazılar yazan “Demet”

dergisi çıkarıldı.
} il* rurl< kadın yazar ,Fatma AUye Hanın] ilk kadın dergisi “Terakki Muhedderad”{kadınların yükselişi}’de yer aIdı.

Fcıtınq lceus 1 vordıc .

f:*nct *rİİon* \UunucJo

L9

-)

-Ahrar Fırkası | lStZyılında yapılan genel seçimlere katılmışlardır.(Sopalı seçimler} -Osrnanlı Demokrat Fırkası İ lttihat ve Terakki, elindeki silah gücüne güvendiği için
-Federkaran-ı Millet Partisi I nalka zorla kendine oy kullandırtmışür,
-Hürriyet ve hilaf Fırkası \

-Osmanlı Sosyalist Fırkası l -İttitıadi Muhammediye Fırkası J

çrvonorşi

00estıılişet

( Veııiteırne) in\ı\oP

Cıımhurİge*

.$ffffi*ı\ş/”eıici)

31 Mart İsyanı; Bazı kişilerin Meşrutiyet’ten Monarşi’ye geçmek istemesidir. ll.Abdülhamit’inde işine geldiği için bu isyanı bastırmak istememiştir.
İttlhat ve Terakki ise kaidırılan Meşrutiyet’in tekrar kurulmasını istemiştir. Bunun üzerine isyanı Selanik’ten hareket eden ğst rlitbe.li askerlerinden oluşan Hareket Ordusu Mahmgt Şevket Paşa önderliğinde İstanbul’daki bu isyanı bastırmıştır,

Mustafa Kemal Hareket Ordusunda “Kurmay Yüzbaşı”dır M.Kemal, galeyana gelen halkı gelen halkı sükunete çağıran bir metin kaieme aimıştır,

Not; 31 Mart İsyanı (1909}Osmanlı tarihinde rejimi değiştirmeye yönelik çıkan ilk ve §on isyandır. İsyan sonucunda li.Abdülhamit Meclis kararıyla görevinden alındı. Selanik’e sürgüne gönderildi. ll.Meşrutiyet Dönemi Dış Geiişmeler;
-Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.

-Girit Yunanistan’a bağlandı.
-Bosna Hersek Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafındar1 ilhak edildi.

1gı9 lGNuN-İ rsasi oeĞlşİxı-irırni

(1-2-3-4 ve 5. Maddede hiçbir değişiklik yok}

  1. Hükümet yaptığı işlerden Meclis’e karşı sorumludur.
    7. Kanun yaprna veya tekllf etmeyl milletvekiileri yapar. 8. Padişah, önüne gelen bir kanunu bir defa veto edebilir. 9. Meclisleri kapatmak sadece padişahın elinde değildiıı. 1O. Sürgün ve angarya cezası kaldırılmıştır.
    11. Herkes siyasi parti kurabilir. (ekstra madde)

kurulan partiler: -ittihat ve Terakki

ş0

Video 41

OSMANLI DEVLETİ’Nİ DAĞILMAKTAN KURTARMA FİKİRLERİ

Osmanlıcılık (İttihaadi Anasır):
Din-dil ve ırk gözetmeksizin herkesi Osmanlı vatandaşı sayma anlayışıdır.
Bu doğrultuda Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve I.Meşrutiyet ilan edilmiştir. Bu fikir akımı II.Mahmut ile başlamıştır.
Arnavutluk’un elimizden gitmesiyle önemini yitirmiştir.
Savunucuları; Ziya Paşa, Mithat Paşa, Namık Kemal ve Ali Suavi’dir.

Türkçülük:

Osmanlı içindeki Türkleri bir bayrak altında toplamayı amaçlayan fikir akımıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesidir.
(İttihat ve Terakki’nin 2.Meşrutiyeti’nin ilan edilmesinde etkili olan fikir akımıdır.) Savunucuları; Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı ve Ziya Gökalp’tir.

Batıcılık: Lale Devri’nden beri uygulanan fikir akımıdır.

Ümmetçilik (İslamcılık):

Dünya Müslümanlarını bir bayrak altında (halifenin sancağı altında) toplama fikridir.
II.Abdülhamit’in resmi dış politikasıdır.
İlk defa Balkan Savaşları sırasında Arnavutluk’un elimizden çıkmasıyla önemini yitirmeye başlamıştır. I.Dünya savaşı sırasında ise Araplar’ın İngilizlerle iş birliği yapması sonucu geçerliliğini yitirmiştir.
3 Mart 1924’te çıkarılan bir kanunla Halifelik kaldırılmıştır.
Savunucuları; İsmail Hakkı, Said Halim Paşa ve Mehmet Akif Ersoy

Federalizm (Ademi Merkeziyetçilik):
Savunucusu Prens Sebahattin’dir.
Yerel yönetimin yetkilerini arttırıp, Merkezi yönetimin yetkilerinin azaltılması fikridir. (Günümüz Eyalet sistemi)

Video 42

XX.YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ

İNKILAP TARİHİ

TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)

Nedenleri:

Ø Rusya ile İtalya arasında, İtalya’nın işgaline onay veren “Racconigi Antlaşması” imzalandı. Ø Bölgenin İtalya’ya daha yakın olması
Ø Bölgenin Osmanlı Devleti açısından savunulamayacak durumda olması
Ø İtalya’nın siyasi birliğini geç tamamlayıp sömürgecilik yarışına girmesi.

Ø Trablusgarp’ın zengin hammadde yataklarına sahip olması.

Savaşa katılan gönüllü subaylar;

Mustafa Kemal ; Gazeteci Şerif Bey adıyla katılmıştır (Derne ve Tobruk)
Enver Paşa; Kuyumcu Hamdi adıyla katılmıştır. (Bingazi)
Nuri Conker
Ali Çetinkaya *Bu subayları Trablusgarp’a kadar çeşitli kimliklerle geçiren Ali Fuat Cebesoy ve yardım eden kişi Kuşçubaşı Eşref’tir.

Ali Fethi Okyar

Uşi Antlaşması (QUSHY) (1912)
1) Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya bırakılacak. (Osmanlı’nın Kuzey Afrika’da toprağı kalmadı)
2) Trablusgarp halkı dini açıdan Halife’ye bağlı kalacak. (Trablusgarp halkı ile kültürel bağlar koparılmak istenmedi) Soru:Osmanlı Devletinin yaptığı hangi antlaşmalarla dini siyasi güç olarak yaptı? (Küçük Kaynarca ve Uşi)
3) 12 ada Balkan Savaşlarının sonuna kadar İtalya’da kalacak.
4) İtalya, Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonları kaldırması konusunda kendisine yardım edecek.
Not: Dünya tarihinde ilk savaş uçağı Trablusgarp Savaşı’nda İtalya tarafından kullanılmıştır.

I.BALKAN SAVAŞI (1912-13)

Savaşa Katılan Devletler;

– Karadağ (savaşı başlatan) – Yunanistan
– Sırbistan
– Bulgaristan

Bu devletlerin arkasında Rusya var

Nedeni: Osmanlı Devleti’ni Balkanlar’dan atmak. Londra Antlaşması (1913)

Osmanlı Devleti ile Bulgaristan sınırı “Midye-Enes”hattı olacak. Osmanlı u hattın batısından çekilecek.

Osmanlı Devleti’nin kaybettiği Yerler;

Doğu Trakya Batı Trakya Makedonya Selanik

Ege Adaları
Arnavutluk (Osmanlı Devleti’nden ayrılan son Balkan ülkesidir.)

Osmanlı Devleti’nin Savaşı Kaybetme Nedenleri;

Ordunun içine siyasetin girmesi (Particilik/İkicilik)
65.000’e yakın askerin savaş öncesi ordunun gençleştirilmesi projesi kapsamında terhis edilmesi (yaşları 40ve üzeriydi) Dört cephede birden savaşılması

I.Balkan Savaşı’nın Sonuçları;

“Batı Trakya Azınlık Sorunu” ortaya çıktı.(Bu sorun günümüzde de devam ediyor) Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da toprağı kalmadı.
Balkanlardan Anadolu’ya Türk göçü başladı.
Osmanlıcılık iflas etti. Türkçülük fikir akımı önem kazandı.

Yenilgiden hükümeti sorumlu tutan İttihat ve Terakki Bab-ı Ali baskınını gerçekleştirdi. (Hükümet Darbesi) Not: Bab-ı Ali Baskınından sonra I.Dünya Savaşı’nın sonuna kadar geçen döneme “Üç Paşalar Dönemi” denmiştir.

İTTİHAT TERAKKİ (1913-18) ÜÇ PAŞALAR DÖNEMİ
II.BALKAN SAVAŞI (1913)
Nedeni; Bulgaristan’ın I.Balkan Savaşı sırasında daha fazla toprak alması

Savaşa katılan devletler;

– Sırbistan
– Karadağ Bulgaristan’a karşı – Yunanistan
– Romanya (1.de yok 2.de var)

I.Balkan Savaşında olmayıp, II.Balkan Savaşına katılan devlet Romanya’dır.
Osmanlı Devleti bu durumdan yararlanarak Doğu Trakya’yı Bulgaristan’dan geri almıştır.
D.Trakya’yı kurtarmasında (özellikle Edirne) etkili olanlar; Enver Paşa (Edirne Fatihi lakabı takılmış) ve Mustafa Kemal Hamidiye adlı gemisiyle 20 Yunan gemisini batıran kişi; Hamidiye Kahramanı Rauf Orbay

Savaşa katılan Balkan ülkeleri kendi aralarında yaptıkları antlaşma “Bükreş Antlaşması” dır. Bu antlaşma ile; Bulgaristan elde ettiği kazanımları kaybetti. Bu zararı telafi etmek için ileride I.Dünya Savaşı’na katılacaktır.

Osmanlı ile Balkan Ülkeleri Arasında Yapılan Antlaşmalar;
Osmanlı Devleti X Yunanistan = Atina Antlaşması (sınır konusu)
Osmanlı Devleti X Bulgaristan = İstanbul Antlaşması (sınır konusu)
Osmanlı Devleti X Sırbistan = İstanbul Antlaşması (burada kalan Türklerin taşınmaz mallar konusu görülmüştür)

Video 43

I.DÜNYA SAVAŞI (1914 – 1918)

Nedenleri:

İtalya ve Almanya’nın siyasi birliklerini geç tamamlayıp sömürgecilik yarışına girmesi Devletler arası hammadde yarışı
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rusya’nın Balkanlar’da nüfuz elde etme çabası. Devletler arası bloklaşma ve silahlanma yarışı

Fransız İhtilalinden yayılan Ulusçuluk akımı

Almanya ile Fransa arasındaki Alsace-Lorraine (alsas-Loren) sorunu (1871 Sedan Savaşıyla Almanların eline geçmiştir)

Gabriel Princip adında bir Sırp’ın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdı Ferdinad’ı Saraybosna gezisi sırasında öldürmesi.

Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni Yanında Savaşa Sokma Nedenleri;

Kendi savaş yükünü hafifletmek.
Osmanlı’nın dini gücünden yararlanmak.
Osmanlı’nın demografik (nüfus) gücünden faydalanmak. Osmanlı’nın jeopolitik gücünden faydalanmak.

Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın Yanında Savaşa Girme Nedenleri;

Siyasi yalnızlıktan kurtulmak.
Almanya ile yapılan gizli antlaşmalar.
Kaybettiğimiz toprakları geri alma isteği.
İttihat ve Terakki’nin Alman hayranlığı. (Enver Paşa) Almanya’nın Türk ve Müslüman sömürgeye sahip olmaması. Almanya’nın savaşı kazanacağına inanılması.

Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girmesi:

İngiltere’den kaçan iki Alman gemisi (Goeben ve Breslav) Osmanlı’ya sığınmasıyla olaylar başladı. Osmanlı bu iki gemiyi daha önce İngiltere’ye sipariş verdiğimiz “Genç Osman ve Reşadiye” gemilerinin bize teslim edilmemesi üzerine satın aldığını açıkladı ve bu gemilerin isimlerini ” Yavuz ve Midilli ” olarak değiştirdi. Amiral Souchan komutasında açılan bu gemiler Rusya’ya ait Sivastopal ve Odessa limanlarını bombaladı.

Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girmesinin Sonuçları: 1) Almanya’nın savaş yükü hafifledi.
2) Kapitülasyonlar kaldırıldı
3) Savaşın süresi uzadı.

4) V.Mehmet Reşat cihat ilan etti. 5) Yeni cepheler açıldı.

Video 44

CEPHELER

1) TAARRUZ CEPHELERİ

Kafkasya Cephesi:

Açılma Nedenleri:

Kars, Ardahan, Batum’u geri almak. (Evliye-i Selase) Turancılığı (Pantürkizm) gerçekleştirmek
Bakü petrollerine ulaşmak.

1915-Hasan İzzet Paşa’yı dinlemeyen Enver Paşa Sarıkamış Harekatı’nı başlattı. (kış şartları için uygun olmadığını söylemişti.Hasan İzzet Paşa’yı görevden aldı)

1915- Ruslar ilerleyerek Muş, Bitlis, Bayburt, Van, Erzincan,Erzurum ve Trabzon’u işgal etti.
1915- Tehcir Kanunu ile Ermeniler Suriye, Lübnan ve Hatay’a gönderildi.
1916- Bölgeye Mustafa Kemal atandı (Diyarbakır). (Buraya gelmeden önce Çanakkale’de Albaydı.)

Tuğgeneral olduktan kısa bir süre sonra Ruslar’dan Muş ve Bitlis’i geri aldı.
1917- Rusya’da Ekim Devrimi yaşandı. Çarlık Rusya yıkıldı, yerine Sovyet Rusya kuruldu.
1918- Rusya savaştan Bres-Litovsk Antlaşması ile çekildi. İşgal ettiği bölgelerden çekilirken, Kars, Ardahan ve

Batum’u bize geri verdi.
Osmanlı Devleti başarısız olduğu bir cephede toprak kazanmıştır.

Kanal Cephesi:

Açılma Nedenleri:

o Kaybettiğimiz Mısır’ı geri almak.
o İngiltere’nin sömürge yolları ile bağlantıları kesmek. o Bu cephede başarısız olduk.

*Mısırdaki Müslümanlar destek vermedi (İslamcılık iflas)

Not: Bu cephe Almanların isteği üzerine açılmıştır. Buradaki Osmanlı komutanı Cemal Paşa’dır.

Suriye Cephesi ise bu cephenin devamıdır.

2) SAVUNMA CEPHELERİ

Çanakkale Cephesi:

Açılma Nedenleri: (Biz açmadık. İtilaf Devletleri açtı. Saldıranın nedeni var. Buna İngiltere’nin gözünden bakacağız)

İstanbul’u alarak Osmanlı Devleti’ne son vermek ve savaşın süresini kısaltmak. Kararsız kalan Balkan ülkelerini kendi yanlarına çekmek.
Rusya’ya boğazlar üzerinden yardım göndermek.
Rusya’nın buğdayından faydalanmak.

Osmanlı Devleti’nin Avrupa ve Asya’daki birlikleri arasındaki bağlantıyı koparmak.

Sonuçları:

Savaşın süresi en az 2 yıl uzadı.
Bulgaristan Osmanlı’nın yanında savaşa girdi. Böylece Almanya ile Osmanlı arasındaki kara bağlantısı sağlandı. Mustafa Kemal’in rütbsi “Albaylığa” yükseltildi.

(M.Kemal önce Çanakkale (Albay), Kafkasya(Tuğgeneral) sonra Suriye cephesine gitti) Mustafa Kemal Anadolu’da tanınan bir komutan haline geldi.
Yaklaşık 500.000 insan hayatını kaybetti.
Rusya’ya yardım gitmediği için Rusya’daki ekonomik kriz derinleşti.

Not: Mustafa Kemal Çanakkale Savaşlarının kazanılmasından sonra “Hamdolsun İstanbul’u kurtardık” demiştir. Mustafa Kemal savaş sırasında askerlere “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” demiştir. Anafartalar, Conk bayırı, Arıburnu, Kanlısırt, Kocaçimen, Zığındere, Aslantepe, Kireçtepe, Saddülbahir, Kilitbahr

mevkilerinde düşman mağlup edildi.

Irak Cephesi

Açılma Nedenleri; (İtilaf Devletleri gözünden;)

  •  Rusya’ya karadan yardım göndermek.
  •  Türklerin İran üzerinden Hindistan’a ulaşmasını engellemek.
  •  Musul ve Abadan petrollerini ele geçirmek.
  •  Bu cephenin komutanı Süleyman Askeri Bey’dir. (Askerlerinin gözü önünde intihar etti)
  • Kutül Amarede (Selman Paktı) 25000 İngiliz askeri ve General Townshend’ı esir alındı.
    · Kutül Amera Fatihi Kazım Karabekir

Hicaz Yemen Cephesi

Açılma Nedenleri:
İngilizlerin kutsal bölgeleri ele geçirmek istemesi. İngilizlerin bölge petrolünü ele geçirmek istemesi.

Fahrettin Paşa Medine’de yaptığı savunmayla öne çıkmıştır.

İngiliz Ajanı: Arabistanlı Lawrance Mekke Emiri : Şerif Hüseyin
Gizli Antlaşma: Mac Mahon Ant. Komutan: Fahrettin Paşa

Arapların ihaneti (1.’si Kanal Cephesinde Mısır arapları, 2.sinde Hicaz-Yemen C. Sudi Arabistan = Ümmetçilik iflas)

Eseri: Medine Müdafaası
Fahrettin Paşanın Lakapları; Çöl Ortasında Plevne Kahramanı, Çöl Aslanı, Çöl Kaplanı Kamp: Sidir Beşir Kampı

Suriye – Filistin Cephesi

Açılma Nedenleri;

Kanal cephesinin devamıdır. İtilaf Devletlerinin amacı Anadolu’ya güneyden girmek ve Suriye petrollerini ele geçirmektir.

Kudüs’ü ele geçirmektir.

<Filistin arapları Osmanlı’yı hiç satmamıştır.>
<Gazze’de 3.sünde yenildik.>
<M.Kemal Hatay’ı korudu. O esnada Mondros imzalandı. Silahların toplatılacağını bildiği için silahları Hatay’a gömdürdü. >

Video 45

İtilaf Devletleri kendi aralarında gizli antlaşmalar yaptı. (kazanacaklarından eminler, daha sonra karışıklık olmaması için) Not: Bu gizli antlaşmaları Sovyet Rusya açıklamıştır.

GİZLİ ANTLAŞMALAR

İstanbul Antlaşması:

İngiltere, Fransa ve Rusya arasında yapıldı. Boğazlar Çarlık Rusya’ya bırakıldı.

Londra Antlaşması:

İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya arasında imzalandı. İtalya’ya Konya ve çevresi verilince taraf değiştirdi.

Skyes-Picot Antlaşması:

İngiltere ve Fransa arasında imzalandı. Ortadoğu paylaşıldı. (Bugünkü sınırlar Skyes-Picot’a göre çizilmiştir.)

Petrograt Antlaşması:

İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalandı. Doğu Anadolu Rusya’ya verilmiştir.

Mac Mohan Antlaşması:

Şerif Hüseyin ile İngiltere arasında imzalandı. (Araplarla İngilizler) Buna göre;
–Araplar İngiltere’nin yanında yer alacak.
–İngiltere’de savaş sonunda Hicaz merkezli bir Arabistan Devleti’nin kurulmasına izin verilecek.
Saint Jean de Mauienne:
İngiltere ve Fransa arasında imzalandı. Buna göre; Güneybatı Anadolu (İzmir ve çevresi) İtalya’ya verilmiştir.

WİLSON İLKELERİ

Yenen devletler yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almayacak.
(Manda ve Himaye anlayışı ortaya çıktı.) (Himaye: Başlarına kendilerine çalışan bir başkan koyması.)

Gizli antlaşmalar yapılmayacak.
Polonya devleti kurulacak. (eski Lehistan, Almanya’dan ayrılarak Polonya oldu.(2.Dünya Savaşı nedenlerinden biri)) Devletlerin kendi aralarındaki sorunların çözümü için uluslararası bir teşkilat kurulacak

(Bu teşkilatın adı “Cemiyet-i Akvam” veya “Milletler Cemiyeti”)
Her millet kendi geleceğine kendisi karar verecek. (Self Determination) Alsas Loren Fransa’ya verilecek.
Osmanlı Devleti içinde Türklerin çoğunlukta yaşadığı yerler Türklere;

azınlıkların nüfusça çoğunlukla olduğu yerler ise azınlıklara bırakılacak. (Ermeniler, Yahudiler, Araplar, Rumlar vs. çoğunlukta olmasa bile “çoğunluktayız” diyor)

I.Dünya Savaşının Sonuçları:

En karlı devletler İngiltere, Japonya, Fransa iken; en zararlı çıkan devlet Almanya’dır. İmparatorluklar parçalandı.

Yeni devletler kuruldu;

*Sovyet Rusya *Türkiye *Polonya *Çekoslovakya *Yugoslavya

*Estonya *Litvonya *Estonya
* Ukrayna
* Finlandiya

* Letonya
* Gürcistan
* Ermenistan * Azerbaycan *Macaristan

Parçalanan İmparatorluklar;
-Alman -Rus -Osmanlı -Avusturya-Macaristan

10 milyona yakın insan hayatını kaybetti.
Sivil savunma teşkilatları kurulmaya başlandı.
İlk defa denizaltı ve tank kullanıldı. İlk defa kimyasal silah kullanıldı (NBC) İlk rejimler ortaya çıktı. Bu rejimler şunlardır;

Almanya: Adolf Hitler —> Nazizm İtalya : Benito Mussolini —>Faşizm S.Rusya: İlyiç Lenin —>Komünizm

Video 46

MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (30 Ekim 1918)
Osmanlı Devleti adına Rauf Orbay, İtilaf Devletleri adına ise Amiral Caltrophe arasında Limni Adasında Agamenon

zırhlısında imzalanmıştır. Osmanlı Devleti’ni fiilen bitirmiştir.

Maddeleri;

1.İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden herhangi bir bölgeyi karışıklık çıkması halinde işgal edecek. (7.madde) Mondros ‘un 7. maddesi ile Anadolu işgale açık hale getirilmiştir.
2.Vilayet-i Sitte’de (Bitlis, Erzurum, Sivas, Van, Elazığ, Diyarbakır) (Kodlama: BESVED) bir karışıklık çıkarsa buralar işgal edilecek (24.madde)

Mondros’un 24.maddesi ile Megali Armenia’nın (Büyük Ermenistan) kurulması amaçlanmıştır. 3.Toros tünelleri ve boğazlar işgal edilecek.
4.Osmanlı Devleti elindeki esirleri derhal serbest bırakacak.
5.Ulaşım ve haberleşme araçları İtilaf Devletlerinin kontrolünde olacak.

6.Osmanlı’nın ihraç etiği enerji ürünleri dışarıya satılamayacak.
7.Osmanlı Devleti ordularının terhis edecek. Mevcut sayı 400binden 50bin’e inecek. 8.Osmanlı’nın içinde bulunan Avusturya ve Almanya’ya ait subay ve diplomatlar sınır dışı edilecek.

Mondros’tan Sonra Başlayan İşgaller:

İzmir ve çevresi ile Doğu Trakya —–Yunanlılar’a Anadolu’nun güeybatısı Konya’ya kadar—İtalyanlar’a Anadolu’nun Güney’i (önce İngilizler), Suriye ve

Zonguldak—-Fransa’ya
Doğu Anadolu’nun bir kısmı—-İngilizler’e Trabzon ve çevresi—-İngilizler’e Boğazlar ortak işgal

İlk işgale uğrayan “Musul”—-İngiltere

Anadolu içinde ilk işgal ise Sancak (Hatay”ilk direniş:”dörtyol”,Antakya)

Yunanistan’ın İzmir ve çevesi ve Doğu Trakya’yı ihlak etme amacına Megali İdea (Büyük Yunanistan) denir. (amaçları; eski Bizans’ı canlandırmak) Bizim cemiyet: Reddi İlhak

PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 Ocak 1919)

Yenen devletler ile yenilen devletler arasındaki yapılacak Barış antlaşmalarını belirlemek için toplanmıştır. Konferns başkanı ABD (Wilson)
İtilaf Devletleri arasında ilk kez görüş ayrılığı yaşanmıştır.
Daha önce İtalya’ya verilen İzmir ve çevresi, İngiltere’nin de baskılarıyla İtalya’dan alınıp Yunanistan’a verilmiştir.

Konferansta Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kuruldu. 2 rapor sunuldu 1.Hrisontos Raporu

2.Cing-Krane Raporu ***Almanya’nın I.D.S savaşı sonrası ve ABD’nin kuruluşununda aynı

ismi taşıyan antlaşma VERSAY’dır.
***Üçünde de Savaş tazminatı,Askeri,siyasi, ekonomik kısıtlama var. ***En fazla savaş tazminatına mahkum edilen Almanya’dır.

İZMİR’İN İŞGALİ (15 Mayıs 1919)

İlk kurşunu Hukuk-u Beşer Gazetesi Baş Yazarı Hasan Tahsin atmıştır.
Albay Süleyman Fethi Bey “Yaşa Venizilos” demediği için şehit edilmiştir.
İşgale ilk tepkilerden biri de Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi cihat ilan ederek göstermiştir.
İzmir işgalinin ilk protesto edildiği yer Havza’dır. Ayrıca Kadıköy ve Sultanahmet Mitingleriyle protesto edildi. (Bu prostoların baş kahramanı: Halide Edip Adıvar’dır.)
İşgalin haksız olduğunu belirten ilk uluslararası rapor Amiral Bristol Raporu’dur. Ayrıca Doğu Anadolu’da

incelemeler yapmak amacıyla “General Harbourd” Amerika tarafından gönderilmiştir. (2 raporda lehimizedir.) Video 47
YARARLI CEMİYETLER

İzmir Müdafaa-ı Hukuk-u Osmaniye: İzmir’in ilhak edilmesini önlemek amacıyla kuruldu.
Reddi İlhak: İzmir’in ilhak edilmesini önlemek amacıyla kuruldu.
Trabzon Muhafaza- Hukuk Cemiyeti: Trabzon ve çevresinde Pontus Rum Devleti’nin kurulmasını engellemek amacıyla kuruldu. Erzurum Kongresi’nin toplanmasında etkili olmuştur.
Şark Vilayetleri (D.Anadolu) Cemiyeti: Ermenistan Devleti’nin kurulmasını engellemek amacıyla kurulmuştur. Erzurum Kongresi’nin toplanmasında etkili olmuştur. Bu cemiyet Le Pays (Fransızcada:vatan), Hadisat ve Albayrak gazetelerini çıkarmıştır.
Trakya Paşaeli Cemiyeti: Trakya’yı Yunan işgalinden kurtarmak için kuruldu. Eğer Osmanlı’nın yıkılması halinde “Trakya Cumhuriyeti”ni kuracaklarını ilan ettiler. Bu cemiyet yeni Edirne ve Ahali gazetelerini çıkarmıştır.
Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresini Fransız ve Ermeni işgalinden kurtarmayı amaçladı. (Kilikya: Adana ve çevresi demektir)
Anadolu Kadınları Müdafa-i Hukuk Cemiyeti: Mustafa Kemal’in ve Sivas Valisi’nin eşinin gayretleriyle kuruldu.
Milli Kongre Cemiyeti: Kurucusu Dr.Esat Işık’tır. İşgalleri basın ve yayın yoluyla protesto etmiştir. Dr.Esat Işık yayınladığı raporunda işgallerin yetersiz kalması halinde Kuvay-ı Milliye’nin kurulacağından ilk defa bahsetmiştir. (Dr.Esat Işık; İlk göz operatörü. Soyadını “ışık” M.Kemal vermiştir.)
Gizli Karakol (Mim-Mim): İstanbul’dan Anadolu’ya silah sevkiyatı yapmışlardır. İstihbarat faaliyetlerinde bulunmuşlardır. “Zabitan” adı verilen istihbarat teşkilatını kurmuşlardır.
Kars-İslam Şurası: İlk yararlı cemiyettir. İngilizlerin Kars’ı işgal edeceği söylentisi üzerine kuruldu.

Bu yararlı cemiyetler Sivas Kongresinde birleşti. Oradaki ismi “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti” ZARARLI CEMİYETLER
Azınlıkların Kurdukları:

Etnik-i Eterya: Mondros’tan önce kuruldu (Aleksander İpsilanti tarafından 1814’te kuruldu).Amacı “Megali İdea”yı (Büyük Yunanistan) sağlamaktır. (1820de çıkan Moradaki Rum isyanını önleyen cemiyet: Filiki Eterya)
Mavri Mira (Kara gün): Megali İdea’yı gerçekleştirmeyi amaçlamıştır. (Mavri Mira’ya çalışanlar; Kardos C.)
Kardos Cemiyeti: Rum izcilik okulu, Rum göçmenleri Komisyonu ve Patrikane tarafından desteklenmiştir.

Rum Pontus: Trabzon merkez “Pontus Rum Devleti” kurmayı amaçladı.
Hınçak ve Taşnak: Megali Armenia’yı (Büyük Ermenistan) kurmayı amaçladı.
Macabi Cemiyeti (Alyans İsrailit): Filistin topraklarında bir Yahudi Devleti kurmayı amaçladı.

Türklerin Kurdukları:

Wilson Prensipleri: Kurtuluşu ABD’nin himayesine girmekte görmüşler.
İngiliz Muhipleri (Sevenleri): Kurtuluşu İngiliz himayesinde görmüşler.(Halife başkasına bağlı olduğundan zararlı) Sulh ve Selameti Osmaniye (Teali İslam): Kurtuluşu Padişah’tan gelen emirlere bağlamıştır.
Hürriyet ve İtilaf: İttihat ve Terakki’ye karşı kurulmuştur. Milli Mücadele’nin yapılmasına karşı çıkmıştır.
Nedeni: Mustafa Kemal’in eski ittihatçı olması ve Hayalperest olması.
Kürt Teali: Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurmayı amaçlamıştır. (Sait Molla tarafından kuruldu)

Video 48

KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIK DÖNEMİ

Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı

Yıldırım orduları grup komutanıyken İstanbul’a geri çağrıldı.
İstanbul’a geldiğinde limana demirlenmiş İtilaf devletlerini görünce: “Geldikleri gibi giderler” demiştir. Şişli’de arkadaşlarıyla vatanın kurtuluşu üzerine toplantılar yaptı.
Samsun’daki Türk-Rum çatışmasını önlemek amacıyla; “9.Ordu Müfettişliği (3.ordu müfettişliği)” göreviyle

Samsun’a çıktı. Amaç: bölgedeki Türk-Rum çatışmasını engellemekti.
Yaptığı incelemeler sonucunda Samsun Raporu’nu yayımladı.
Güvenlik gerekçesiyle “Havza”ya geçti. Burada Türk milletinin milli bilincini uyandırmak amacıyla “Havza

Genelgesini” yayınladı.*İlk defa İzmir’in işgali Havza’da protesto edildi. Bu olay sonunda Mustafa Kemal ilk defa İstanbul’a geri çağrıldı.

Havza Genelgesi (28/29 Mayıs 1919)

Mustafa Kemal tarafından tek başına yayınlandı. Milli bilinci uyandırmak için hazırlandı.

Genelgenin maddeleri şunlardır;
1- İzmir’in işgali her yerde protesto edilecek.
2- Protestolar yapılırken masum azınlığa zarar verilmeyecek. (Haklı iken haksız duruma düşmemek için) 3- Ordular dağıtılmayacak, silahlar teslim edilmeyecek.

Amasya Genelgesi (Tamimi) (21-22 Haziran 1919)

Mustafa Kemal silah arkadaşlarıyla birlikte yayınladı. Amaç: Milli Mücadeleyi kişiselleştirmekten çıkarmak. Ali Fuat Cebesoy
Rauf Orbay
Kazım Karabekir (telgrafla onay alındı)

Cemal Paşa (telgrafla onay alındı) Cafer Tayyar Paşa
Ali Fethi Okyar

Genelgenin Önemi:

Ø Milli mücadelenin programıdır.
Ø Milli mücadelenin gerekçesi, amacı ve yönetimi belirlendi.
Ø Üstü kapalıda olsa ilk defa ulusal egemenliğe dayalı bir devlet rejimine geçileceğinden bahsedildi.
Not: Genelgeden sonra Mustafa Kemal arkadaşlarına gönderdiği telgrafta: “Artık İstanbul Anadolu’ya hakim değil, tabii (bağlı) olmak zorundadır.” demiştir.

Genelgenin Maddeleri:

1) Vatanın bütünlüğü milletin istiklali tehlikededir. (Yorum; Milli mücadelenin gerekçelerinden biri açıklanmıştır)
2) İstanbul Hükümeti (Damat Ferit) üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. (Yorum; Milli mücadelenin bir başka gerekçesi açıklanmıştır)
3) Milletin bağımsızlığını yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.
(Milletin bağımsızlığını kurtarmak: amaç) (milletin azmi: yöntem)(milletin kararı:ulusal egemenlik)
4) Erzurum’da toplanacak kongreye delege gönderilecek.
5) Sivas’ta ulusal bir kongre toplanacak. Bu kongreye her sancaktan (27sancak) halkın güvenini kazanmış belediye ve cemiyetlerce belirlenen 3 kişi katılacaktır.
6) İstanbul Hükümeti (Damat Ferit) görevini yapmamaya devam ederse, yerine her türlü etki ve denetimden uzak yeni bir kurul oluşturacak.(Yorum: Temsilciler kurulunun (Heyet-i Temsiliye / Temsil Heyeti) temelleri atılmış oldu.)

Mustafa Kemal Amasya Genelgesinden sonra Erzurum Kongresine davet edilmiştir. Yolda aldığı telgrafla (vahdettin) görevinden alınacağı bildirilmiştir. Bunun üzerine M.Kemal hem 9. ordu müfettişliğinden hem de askeriden istifa etmiştir. Telgrafa cevap olarak bundan sonra ferdi mücadele olarak devam edeceğini bildirmiştir. M.Kemal Erzurum kongresine ilk kez sivil olarak katılmıştır.

ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz-7 Ağustos1919)

Video 49

Toplayan Cemiyetler:

Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti
şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Önemi: Toplanış amacı bakımından bölgesel, aldığı kararlar açısından ulusaldır. Alınan Kararlar;

Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez. -Bu karar Misak-ı Milli’de aynen kabul edilmiştir.
-İlk defa vatan sınırlarından bahsedilmiştir.

Manda ve himaye kabul edilemez.
-İlk defa mandacılık reddedildi. Tam bağımsızlığa yönelik bir karar alındı. -Dış politikaya yönelik bir karar alınmıştır.

Kuvayı Milliye’yi etkin, Milli İradeyi hakim kılmak esastır.
-Ulusal bağımsızlık + Ulusal egemenliğin birlikte gerçekleşeceğini belirtmiştir.

Ulusal sınırlarda gözü olmayan herhangi bir devletten dış yardım alınabilir. -Milli Mücadele en fazla desteği Sovyet Rusya vermiştir.

Azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcılıklar verilemez.

Ulusal güçler padişahı ve saltanat makamını düştüğü bu durumdan kurtaracaktır.
-Bu madde Ulusal egemenlikle çelişse de amaç saltanat yanlılarını Milli Mücadele’ye çekmektir.

Kapalı halde bulunan Osmanlı Mebusan Meclisi açılacak ve hükümet bu yolla denetlenecek.
*Erzurum Kongresinden sonra Temsil Heyeti kurulmuş. Görev süresi 1.TBMM açılana kadar devam edecek.

BALIKESİR VE ALAŞEHİR KONGRELERİ

Hacım Muhittin Bey toplamıştır.
Batı Cephesi kurulmuştur.
Gerektiğinde Yunanlılara karşı herhangi bir itilaf devletlerinden yardım alınabileceği kararı alınmıştır. Mustafa Kemal bu kongreye katılmamıştır. (davet edildiği halde gitmemiştir.)

Önemli : Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerinden hariç, Batı Anadolu’da yararlı bir çok kongre düzenleyen kimdir diye sorarsa; “Galip Hoca” takma adıyla Reşad-ı Sani lakabıyla Celal Bayar’dır. Celal Bayar;

-İleride İş bankasının ilk genelmüdürlüğünü yapmıştır. -Mustafa Kemal Döneminde son başbakandır

-İleride Cumhurbaşkanı olmuştur.
-27 mayıs 1960lardan sonra indirilip idama mahkum ettirilecektir ancak yaş haddinden dolayı idam edilmeyecektir. -Cumhurbaşkanının mahkumları affetme yetkisi olduğu için ondan sonraki gelen Cumhurbaşkanı v hapsi verecektir.

SİVAS KONGRESİ (4-11 Eylül 1919)

o Toplanış amacı ve aldığı kararlar açısından ulusaldır.
Kongreye Katılımın Az Olmasının Sebepleri:
o Elazığ Valisi Ali Galib’in ve Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın kongreye gidecek delegeleri engellemesi. o Fransızların Sivas’ı işgal edeceği söylentisi.
o Kongreyi gereksiz bulan bazı delegelerin kongreye katılmak istememesi.
Kongrede Tartışılan Konular:
Ø Manda ve himaye
Ø Kongre Başkanlığı (Mustafa Kemal ile Rauf Orbay arasında başkanlık yarışı yaşanmıştır.)
Ø Saltanata bağlılık
Kongrede Alınan Kararlar:

Tüm Cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir. Milli mücadele tek elden yürütülmeye çalışılmııştır.
Halkın milli mücadeleden haberdar olması için bir gazete çıkarılacaktır.
Sivas’ta İradeyi Milliye haberdar olması için bir gazete çıkarılmıştır.

Batı cephesi komutanlığı Ali Fuat Cebesoy atanmıştır.
İlk defa Temsil Heyeti yürütme yetkisini kullandı.
Manda ve himaye bir daha gündeme gelmemek üzere reddedildi. (Kesin olarak reddedildi.)

Kongrede İstifa Edenler:

Kazım Yurdalan Cevat Dursunoğlu

AMASYA GÖRÜŞMELERİ (20-22 Ekim 1919)

Alınan Kararlar;

İstanbul Hükümeti (Salih Paşa) Temsil Heyeti (Mustafa Kemal)

Video 50

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İstanbul Hükümetince resmi olarak tanınacak.
İleride yapılacak barış görüşmelerine gidecek olan heyeti Temsil Heyeti belirleyecek.
Azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilmeyecek.
Sivas kararları İstanbul Hükümeti tarafından kabul edilecek, zararlı cemiyetler kapatılacak.
Kapalı halde bulunan Osmanlı Mebusan Meclisi açılacak ve ülke genelinde seçimler yapılacak. Güvenlik sebebi ile Mebusan Meclisi İstanbul dışında açılacak.

Tarihsel Önemi:

Temsil Heyeti İstanbul Hükümetince ilk defa resmi olarak tanındı.
Seçimler yapıldı ve Mustafa Kemal “Erzurum”dan milletvekili seçildi. Hakkındaki idam kararından dolayı İstanbul’ a gidemedi. 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldi.

Ankara’yı Tercih Etme Sebepleri:

Ulaşım ve haberleşme imkanı
Batı cephesine yakın olması.
Mebusan Meclisi çalışmalarını yakından takip etme isteği. İşgale uğramamış güvenli bir bölge olması.
Halkının milli mücadele yanlısı olması.
Mustafa Kemal’in İstanbul’a gidecek olan heyetten; Kendisinin meclis başkanı seçilmesini,
Müdafa-i Hukuk grubunu kurmalarını istedi.

Not: Son Osmanlı Mebusan Meclisi Başkanlığı’nı “Celaleddin Arif Bey” yapmıştır.

MİSAK-I MİLLİ (MİLLİ YEMİN) (MİLLİ ANT) (12 Ocak 1920)
Mustafa Kemal ve Mebusan Meclisi milletvekilleri ile birlikte hazırladı.
Misak-ı Milli Mebusan Meclisi’nde kabul edilen son kanun oldu.
İçeriği;
Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
Boğazlar Marmara Denizi’nin güvenliği sağlandığı takdirde dünya ticaretine açılacaktır.
Kars, Ardahan ve Batum’da, (Elviye-i Selase) gerekirse bir halk oylaması yapılacak.
Türklerin yoğun yaşadığı Batı Trakya’da halk oylaması yapılacak.
Araplar kendi geleceklerine halk oylamasıyla karar verecek.
Mali, adli, siyasi gelişmemizi engelleyen her türlü kısıtlamalar (kapitülasyonlar) kaldırılacak.
Osmanlı Devleti’nden kalan dış borçlar eşit bir şekilde paylaştırıldığı taktirde ödenecek.
Bir devlet içinde yaşayan Müslümanlara ne kadar hak verilirse aynı hakta o devletin vatandaşına verilecek (Azınlık Hakları)

Not: Misak-ı Milli’de yer alan konular ileride Lozan Antlaşması’nın temel konularını oluşturmuştur.
Not: İstanbul bu kararlardan sonra İtilaf Devletleri tarafından 16 Mart 1920’de işgal edilmiştir.
Mustafa Kemal’e haber veren ile Manastırlı Hamdi Bey’dir. Daha sonra Mustafa Kemal, Manastırlı Hamdi’ye Soyadı Kanununu çıkarttıktan sonra Martonaltı soyadını vermiştir.

Mustafa Kemal’in İstanbul’un işgaline karşı aldığı önlemler:
1.İstanbul Hükümeti ile tüm haberleşmeyi kesti.
2.Çeyle ve Ulukışla demiryollarını tahrip ettirdi.
3.Vergi toplamak için Anadolu’ya gönderilen memurlar geri gönderildi.
4.İtilaf Devletlerinin Osmanlı subaylarını tutuklaması üzerine Anadolu’daki İtilaf Devletleri subayları tutuklandı.

  1. TBMM DÖNEMİ (1920-23)

Açıldığında Düşünülen İsimler:

-Kurultay
-Meclis-i Kebir
-Millet MEclisi
-Meclis-i Müessisan (kurucu meclis)
Genel Özellikleri:
Kurucu meclistir. (Yeni bir devlet, ordu ve anayasa kurması)
Demokratik bir meclistir. (üyelerini seçimle belirlemesi)
İhtilalci bir meclistir. (İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerine baş kaldırması) Savaşçı bir meclistir. (Tüm savaşları bu meclisin yapması)
Güçler Birliği ilkesi ile hareket etmesi (Yasama-Yürütme-Yargı)
İnkılapçı bir meclis değildir. (tek yaptığı inkılap saltanatını kaldırmasıdır) Olağanüstü bir meclistir.
Ulusçu bir meclistir. (üyelerinin Türk milletinden olması)

İçinde Yer Alan Gruplar:

Müdafaa-i Hukuk (Mustafa Kemal yanlılarıdır.)
Tesanüt (Eski İttihatçılardır.)
Yeşil Ordu (Çerkez Ethem yanlılarıdır, Yeni Dünya’dır, Seyyere adında yayınlar çıkarmıştır.) Halk zümresi (Bolşevik İhtilaline destek vermişlerdir.)
İttihatçılar
Reform (ıslahat)
İstiklal (Mustafa Kemal’i desteklemişlerdir.)

24 Nisan Önergesi

TBMM’nin üzerinde hiçbir güç yoktur.
Padişah veya göndereceği bir kişi hükümet başkanı olamayacaktır.
Meclis sürekli olacaktır.
Padişah kurtarıldıktan sonra TBMM’nin çıkaracağı bir kanunla yerini alacaktır. Hükümet kurmak zorunludur.

İlk Hükümet (İcra Vekilleri)

Başkanı: Mustafa Kemal
Maarif Bakanı (MEB): Dr.Rıza Nur
Sağlık (Sıhhiye) Bakanı: Adnan Adıvar
Milli Savunma Bakanı: Fevzi Çakmak
Adliye Bakanı: Celaleddin Arif Bey
İçişleri (Dahiliye) Bakanı: Cami Baykut Bey İktisat Bakanı: Yuduf Kemal Tengirşenk Maliye Bakanı: Hakkı Behiç Bey Genelkurmay Bakanı (Başkanı): İsmet İnönü

Çıkardığı Önemli Kanunlar;

Ağnam vergisinin arttırılması hakkındaki kanun (ilk kanun) Düzenli ordu yasası
Teşkilat-ı Esasiye kanunu
İstiklal Marşının kabulü hakkındaki kanun

Firariler kanunu
İstiklal Mahkemelerinin kurulması hakkındaki kanun
Baş komutanlık kanunu
Hıyanet-i Vataniye Kanunu
Nisab-ı Müzakere Kanunu (Meclisin çalışma prensipleri hakkında) Men-i İsrafat
Men-i Müskirat (içki içilmesinin yasaklandığı kanundur.)

  1. TBMM DÖNEMİ VE AYAKLANMALAR

İstanbul Hükümeti tarafından Doğrudan Çıkarılanlar;

Nedenleri:
TBMM’yi yok etmek
Kuvayı Milliyecilerin boğazlara yaklaşması
İstanbul ŞeyhülislamıDarrizade Abdullah Efendi’nin Milli Mücadele karşısı fetvası Ahmet Anzavur (Kuvayı muhammediye)
Kuvayı İnzibatiye (Hilafet ordusu)

İstanbul Hükümeti ile İtilaf Devletleri’nin ortaklaşa çıkardıkları

Nedenleri:
TBMM’i yok etmek
Halkın dini duygularının istismar edilmesi
Anadolu’daki bazı ailelerin bölgelerindeki otoriteyi kaybetmek istememeleri. Bolu
Bozkır (Zeynel Abidin)
Koçgiri (Erzincan)
Düzce
Delibaş Mehmet (Konya)
Yozgat (Çopanoğulları)
Hendek
Şeyh Eşref (Bayburt)
Zile (Tokat)
Adapazarı
Postacı Nazım (Sivas)
Ali Batı (Bayburt)
Çapur Musa (Afyon)
Milli Aşireti (Urfa)
Cemil Çeto (Batman)

Eskiden Kuvayı Milliyeci olupta sonradan ayaklananlar

Nedenleri:
TBMM’yi yok etmek
Düzenli orduya katılmamak
Çerkez Ethem (I.İnönü Savaşı) sırasında isyan etmiştir. Demirci Mehmet Efe

Azınlık Ayaklanmaları

Nedenleri:
TBMM’yi yok etmek
Anadolu içinde devlet kurmak
Rum İsyanı (en uzun süren isyandır)
Ermeni İsyanı (D.Anadolu’da devlet kurmayı amaçlamıştır) Haçin İsyanı (Anadolu’da çıkan bir başka Ermeni isyanıdır)

I.TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler:

Asker kaçaklarının önlenmesi amacıyla Firariler kanunu çıkarıldı. İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
Hıyanet-i Vataniye kanunu çıkarıldı.
İstanbul Hükümeti ile tüm haberleşmeler kesildi.

Mehmet Rıfat Börekçi Milli Mücadele’yi destekleyen fetva yayınladı.

SERV BARIŞ ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

İtalya’nın San Remo kendinde yapılan konferansta antlaşmanın maddeleri belirlendi.
Osmanlı devlet idarecileri 433 maddeden oluşan Serv Antlaşması’nı başlarda kabul etmedi.
Yunanlılar İngiltere’nin emriyle Serv’in kabul edilmesi için “Milne hattını” geçerek Bursa ve Uşak’ı işgal etmiştir. Bu gelişmeler üzerine Saltanat Şurası toplanarak antlaşmaya onay vermiştir.
Not: Ancak bu antlaşma hukuken geçersizdir. Nedeni ise antlaşmanın Osmanlı Mebusan Meclisinin onayından geçmemesidir. Ayrıca Milli mücadele başarıya ulaştığı için uygulanamamıştır.
Osmanlı Devleti’nin imzaladığı son Sevr’dir. İleride Serv’in yerine Lozan Barış Antlaşması imzalanacaktır.
Uyarı: Serv Antlaşması’nın taslağı İtalya’da hazırlanırken imzalanma Fransa’da gerçekleşmiştir.

Antlaşmanın Maddeleri:

İzmir, çevresi ve Doğu Trakya Yunanlılara bırakılacak.
Güneybatı Anadolu’da, konya Kulu’ya kadar İtalyanlara bırakılacak.
Anadolu’nun güneyi, Suriye ve Zonguldak Fransa’ya bırakılacak.
Musul (Irak) ve Filistin İngiltere’ye bırakılacak.
Doğu Anadolu’da (Vilayetti Sitte) Ermenistan Devleti kurulacak.
Trabzon ve çevresinde Pontus Rum Devleti kurulacak.
İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti kalmaya devam edecek ancak azınlık hakları korunamazsa elinden alınacak. Osmanlı Devleti kapitülasyon vermeye devam edecek.
Osmanlı Devleti’nin ordusunun sayısı 30.700’ü geçmeyecek. Ordusunda ağır silah ve savaş gemisi bulunduramayacak. Osmanlı Devleti savaş tazminatı ödeyecek.
Boğazlar bir komisyon tarafından yönetilecek. Komisyon’un ayrı bir bayrağı ve bütçesi olacak.
Komisyonda Türk üye olmayacak.

KURTULUŞ SAVAŞI MUHABERELER DÖNEMİ

Kuvayı Milliye’nin Kaldırılma Nedenleri:

Düzensiz ve disiplinsiz olması
İhtiyaçlarını halktan karşılaması
Halkı kendi usullerince yargılaması Yunanlıları yurttan atacak gücünün olmaması Gediz Taarruzunda başarısız olması

Not: Kuvayı Milliye’nin ilk ve son başarısı Aydın ilini kısa bir süreliğine de olsa Yunanlılardan geri almasıdır.

Düzenli Orduya Geçiş Aşamaları:

Subay yetiştirme merkezleri açıldı. Seferberlik ilan edildi.
Batı cephesi ikiye ayrıldı.

CEPHELER

Doğu Cephesi:

İlk açılan cephedir.
Ermeniler ve Gürciler ile savaşıldı.
Bu cephede 15.Kolordu savaşmıştır. (Bu ordu Osmanlı Devleti’nden kaldırılmıştır.)
Not: Bu cephe Kazım Karabekir’in başarılarından dolayı kendisine “şark Fatihi” denilmiştir. Bu cephede Gümrü, Batum, Moskova ve Kars (SSCB) antlaşmaları imzalanmıştır.

Gümrü Antlaşması:

Çıldır Gölü ve Aras Nehri sınır kabul edilecek.
Ermeniler Serv’deki isteklerinden vazgeçecek ve Misakı Milli’yi tanıyacak.
1915 Techir Kanunu ile göç ettirilen Ermeniler’den suça karışmamış olanlar Anadolu’ya geri gelebilecek.

Önemi: TBMM’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır. İlk defa bir antlaşma metninde “Türkiye” ifadesi kullanılmıştır. Not: Türkiye’yi resmi anlamda ilk tanıyan devlet Ermenistan’dır.

Güney Cephesi

Düzenli ordu yoktur. Sadece Kuvayı Milliye savaşmıştır.
Bu cephede birliği sağlamak amacıyla “pozantı Kongresi” düzenlenmiştir.
Fransız ve Ermenilere karşı savaşılmıştır. Bu cephede;
Adana: Turfan Bey (Yüzbaşı Osman)
Maraş: Sütçü İmam ve Rıdvan Hoca
Antep: Kamil Ocak, Şahin Bey ve Karayılan
Urfa: Ali Sarip Bey ve Milli Aşireti bulundukları bölgelerde kahramanlaşmışlardır.

Milli Mücadelede Türk Kadını:

Kara Fatma
Kılavuz Hatice
Tayyar Rahime
Nakiye Hanım
Binbaşı Ayşe
Gürdesli Makbule
Onbaşı Halide (Halide Edip Adıvar)
Bu cephede Sakarya Meydan Muhaberesi’nden sonra imzalanan Ankara Antlaşması ile kapanmıştır. (1921/Fransa)

Batı Cephesi

I.İnönü Savaşı’nın Nedenleri:

Yunanlıların İngilizlerin verdiği desteği kaybetmek istememesi
Yunanlıların Çerkez Ethem isyanından faydalanmak istemesi
Yunanlıların Eskişehir ve Ankara’yı alarak Milli Mücadele’yi sonlandırmak istemesi
Not: Savaşın kazanılmasında İsmet İnönü ve İzzettin Paşa’nın katkıları çok fazladır. Ayrıca bu savaş Metristepe mevkiinde olmuştur.
Not: Yunanlılar I.İnönü’ye “Taarruzu Keşif” demişlerdir.
Savaşın Sonuçları:
Düzenli ordunun ilk zaferidir.
TBMM’ye olan güven artmıştır.
Teşkilatı Esasiye (1921) ilan edilmiştir.
İsmet İnöü’nün rütbesi Generalliğe yükseltilmiştir.
İtilaf devletleri Serv’de bir takım değişiklikler yaparak Türk tarafına sunmak için Londra Konferansı’ı toplamışlardır. Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır.
Afganistan ile Dostluk Antlaşması imzalanmıştır.
Not: Türkiye’yi tanıyan ilk İslam ülkesi Afganistan’dır.
Afgan kralı Amanullah Han Türkiye’yi ziyaret eden ilk resmi devlet adamıdır.
İstiklal Marşı kabul edilmiştir. (ilk defa 1982 Anayasası’nda yer almıştır.)
İlk defa İstiklal Marşıı Açıksöz Gazetesinde yayınlanmıştır.
İlk bestecisi Ali Rıfat Çağatay’dır.
Yarışmayı Maarif Vekaleti düzenlenmiştir. Kazım Karabekir’de bu yarışmaya katılmıştır. Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından mecliste okunmuştur.

LONDRA KONFERANSI (21 Şubat-12 Mart 1921)

Toplanma Nedenleri:

Serv Antlaşması’nı Türk tarafına kabul ettirmek amacıyla toplandı.
Konferansta TBMM adına Bekir Sami Bey ve Osmanlı Devleti adına ise Tevfik Paşa katılmıştır. TBMM: Bekir Sami Bey
Osmanlı: Tevfik Paşa
Not: TBMM konferansta İtalya’nın davetlisi olarak katılmıştır.
Önemli: Bu konferansla TBMM İtilaf devletleri tarafından resmen tanınmıştır.

TBMM’nin Konferansa Katılma Nedenleri:

Misak-ı Milli’yi tüm dünyaya duyurmak.
Resmi olarak tanınmak.
“Türkler barıştan kaçıyor.” propagandasının önüne geçmek.

MOSKOVA ANTLAŞMASI (16 Mart 1921)

TBMM ile Sovyet Rusya arasında imzalanmıştır.

Antlaşmanın Maddeleri:

Çarlık Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki tüm antlaşmalar geçersiz sayılacak. Kapitülasyonlar kaldırılacak.
İki taraftan birinin tanımadığı bir antlaşmayı diğeri de tanımayacak.
Batum, Gürcistan’a bırakılacak.

Önemli:

Batum’un Gürcistan’a bırakılması ile Misak-ı Milli’den ilk defa taviz verildi.
Bu antlaşmayla TBMM ilk defa büyük bir Avrupa ;Devleti tarafından resmen tanınmıştır.

II.İNÖNÜ SAVAŞI (23 Mart – 1 Nisan 1921)

Nedenleri:

Yunanlıların İngiliz desteğini kaybetmek istememesi.
Londra Konferansı’nın başarısız olması.
Yunanlıların I.İnönü Savaşının öcünü almak istemesi.
Yunanlıların Eskişehir ve Ankara’yı alarak TBMM’ye son vermek istemesi.
Savaş sonunda Mustafa Kemal, İsmet İnönü’ye gönderdiği telgrafta: “Siz orada sadece düşmanı değil bu devletin maküs tarihini de yendiniz. Ayrıca İnkılap Tarihi’nin bir sayfası II.İnönü Zaferi ile yazılmıştır.” demiştir.

Savaşın Sonuçları:

Fransa TBMM’ye ateşkes teklif etti.
İngiltere Malta’da bulunan 40 Türk’ü serbest bıraktı. Fransa Zonguldak’tan çekildi.
İtalya Anadolu’dan çekilme kararı aldı.

ESKİŞEHİR-KÜTAHYA MUHAREBELERİ (1-24 Temmuz 1921)

Nedenleri:

Yunanlıların İngilizlerin desteğini kaybetmek istememeleri. Yunanlıların I. ve II. İnönü Savaşı’nın öcünü almak. Eskişehir ve Ankara’yı alarak TBMM’ye son vermek. Savaşın Sonuçları:

Eskişehir, Kütahya ve Afyon kaybedildi.
Ordu, Sakarya Irmağı’nın doğusuna çekildi.
Meclisin Ankara’dan Kayseri’ye taşınması gündeme geldi.
Üç aylığına Başkomutanlık Kanunu çıkarıldı.
Başkomutan Mustafa Kemal ordunun ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla “Tekalif-i Milliye” emirlerini çıkardı. Fransa ateşkes teklifini geri çekti.
İtalya Anadolu’yu boşaltma kararından vazgeçti.
Not: Tekalif-i Milliye emirlerinden gelen yardımların bir kısmı Sakarya’da diğer kısmı ise Büyük Taarruz Savaşı’nda kullanılacaktır.

SAKARYA MEYDAN MUHABERESİ (SUBAYLAR SAVAŞI) (23 Ağustos-13 Eylül 1921) (MELHAME-İ KÜBRA)-BÜYÜK KIYIM

Nedenleri: Yunanlıların Ankara’yı alarak Milli Mücadele’yi sona erdirmek. Savaşın Sonuçları:
Mustafa Kemal’e gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verildi.
İngiltere ile Esir Mübadelesi Antlaşması imzalandı.

İngiltere TBMM’ye Yunanistan’a ateşkes teklifinde bulundu.
Ukrayna ile Dostluk Antlaşması imzalandı.
Fransa ile Ankara Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre;
-Hatay Fransız mandasındaki Suriye’ye bırakıldı. Böylece Misak-ı Milli’den ikinci kez taviz verildi. -Süleyman Şah’ın mezarının bulunduğu Caber Kalesi Türk mülkü sayılacak.

İtalya Anadolu’dan tamamen çekildi.
Not: Anadolu’dan ilk çekilen İtilaf Devleti İtalya’dır.
Sovyet Rusya’ya bağlı Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile Doğu sınırımızı kesinleştiren Kars Antlaşması imzalandı.

BÜYÜK TAARRUZ (BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHABERESİ) (RUM SINDIĞI SAVAŞI)
DUMLUPINAR MEYDAN MUHABERESİ (26 Ağustos-9 Eylül 1922)
Savaş Öncesi Yapılan Hazırlıklar
Savaş yapılmaması için dış işleri bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk temaslarda bulunması için Avupa’ya gönderildi. Ordu karargah merkezi Polatlı’dan, Akşehir’e taşındı.

Tekalif-i Milliye emirlerinden gelen yardımlar ile İtalya ve Fransa’nın bıraktığı silahlar cepheye taşındı. Ankara’da altı aylığına subay okulları açıldı.
Orduya taarruz eğitimi verildi.
Başkomutanlık yetkisi süresiz uzatıldı.

Büyük Taarruz Sonuçları:

Batı Anadolu Yunanlılardan temizlendi.
Türk-Yunan savaşı sona erdi, diplomatik dönem başladı.
Anadolu Yunanlılar tarafından tahrip edildi.
Uşak’ta bulunan General Trikopis, Fevzi Çakmak tarafından esir alındı.
Fevzi Çakmak’a Öareşallik rütbesi verildi.
Not: Mustafa Kemal bu savaş sırasında “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri” emrini vermiştir.

MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI (3-11 Ekim 1922)

Maddeleri:

Bu antlaşmada Türkiye’yi İsmet İnönü temsil etmiştir. İsmet İnönü’nün buradaki başarısı ilerde Lozan Barış Konferansına da gönderilmesi sağlanmıştır.
Türk-Yunan savaşı sona erecek.
Yunanlılar Doğu Trakya’dan çekilecek.

Not: Refet Bele sıfatıyla Trakya Yüksek Komiseri Doğu Trakya’yı Yunanlılardan geri almıştır. Boğazlar ve İstanbul TBMM’ye bırakılacak. (Ancak barış antlaşmasına kadar)
Savaşsız kurtarıldı.
Not:

Osmanlı Devleti;
-Mondros ve Serv Antlaşmaları ile fiilen,
-Mudanya Ateşkes Antlaşması ile hukuken, -Saltanatın kaldırılması ile de resmen sona ermiştir.

SALTANATIN KALDIRILMASI (1 Kasım 1922)

Nedenleri:

  1. Lozan’a hem Osmanlı Devleti’nin hem de TBMM’nin birlikte çağrılması.
    2. Ulusal egemenliğin önünde bir engel teşkil etmesi.
    3. Anadolu’nun içinde iki devletin bulunmasının ulusal çıkarlara aykırı olması. Sonuçları:
    I. TBMM’nin yapmış olduğu ilk ve son inkılap hareketidir.
    TBMM Lozan Konferansına tek girmiştir.
    Laiklik yolunda ilk büyük adım atılmıştır.
    Devlet başkanlığı ve rejim sorunu ortaya çıkmıştır.

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI (23 Temmuz 1923)

Baş delegeler; İsmet İnönü, Hasan Saka ve Dr. Rıza Nur’dur. Mustafa Kemal’in taviz verilmemesini istediği konular; -Ermenilerin yurt istekleri
-Kapitülasyonların kaldırılması

Lozan’da Alınan Kararlar;

Sınırlar

Batı: Yunanistan ile Mudanya, Bulgaristan ile de İstanbul Antlaşması esas alındı.
Doğu: Kars Antlaşması esas alındı.
Güney: Ankara Antlaşması esas alındı.
Irak: Bu sorun gündeme gelmesine rağmen çözümü sonraya bırakıldı.
Kapitülasyonlar: Tamamen kaldırıldı. Düyun-u Umumiye İdaresi’nin Türkiye’deki görevi sona erdi. Azınlıklar: Hepsi Türk vatandaşı sayıldı.

İstanbul’un Boşaltılması: 45 gün içerisinde boşaltılması kararı alındı.

Patrikhane: Tüm ısrarlara rağmen İstanbul dışına çıkarılamadı. Ancak Lozan’da her iki taraf arasında uzlaşıp yazıya geçirilen ilk konudur.
Adalar: Kıbrıs İngiltere’ye, Onikiada İtalya’ya, Ege Adaları Yunanistan’a, Bozcaada ve Gökçeada ise Türkiye’ye bırakıldı. Savaş Tazminatı: Bosnaköy ve Karaağaç savaş tazminatı olarak Türkiye’ye bırakıldı.

Boğazlar: Boğazlar bir komisyon tarafından yönetilmeye devam edecek. Komisyon başkanı ise Türk olacak. Yabancı Okullar: Türk tarafının çıkaracağı kanunlara uyulması şartı getirildi.
Dış Borçlar: Osmanlı Devleti’nden ayrılan devletlere yüzölçümleri dikkate alınarak borçlar paylaştırıldı.
“Türkiye bu borcu Lira ya da Frank ile ödemek istedi. Borcun vadesi, tutarı, taksidi için Düyun-u Umumiye İdaresi görevlendirildi. Türkiye’nin dış borcu ödeme kararı alması Sovyet Rusya’yı emsal teşkil edeceği endişesiyle tedirgin etmiştir.

Nüfus Mübadelesi: Batı Trakya’da oturan Türkler ile İstanbul’da oturan Rumlar yerleşik(etapli) sayılacak, diğerleri ise yer değiştirilecek.

ATATÜRK’ÜN HAYATI

Öğretim Hayatı:

Mahalle Mektebi
Şemsi Efendi Okulu
Mülkiye Rüştiyesi
Selanik Askeri Rüştiyesi–>Kemal adı verildi.
Not: Mustafa Kemal Selanik Askeri Rüştiyesinde okurken matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi kendisine Bilgi ve erdem bakımından olgunluk ve eksiksizlik anlamına gelen Kemal adını verdi.

Manastır Askeri idadisi
Harp Okulu
Harp Akademisi (Kurmay Yüzbaşı)
Askerlik Hayatı
Şamda V.Ordu 39. Süvari alayına staj yapmak için gitti.
Şam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu.
Kıdemli yüzbaşı olarak V.Ordu Kurmay Başkanlığı’na atandı.
Makedonya’da bulunan III.orduya atandı. Ancak kendisi Selanik’te kaldı.
31 Mart İsyanı’nı bastırmak için İstanbul’a geldi.
Trablusgarp Savaşı’nda binbaşı oldu.
1913’te Sofya Askeri Ataşesi oldu.
1915’te Çanakkale’de Arıburnu Grup Komutanlığı’nı üstlendi. Rütbesi Albay oldu.
Kafkas Cephesi’ne sevk edildi.(Diyarbakır)(General oldu)
Adana’da Yıldırım Orduları Grup komutanı oldu. XVII.ordu komutanlığı yaptı.
Veliaht Vahdettin ile Almanya gezisine katıldı. Tedavi için Viyana’ya gitti.
VII. Ordu Komutanlığı’na tekrar atandı. Suriye’ye gitti. Yıldırım orduları grup komutanı oldu. 30 Nisan 1919’da 9.Ordu müfettişliğine atandı.
Kişisel Özellikleri:
Vatan ve millet sevgisi
Yaratıcı düşünmesi
İleri görüşlülüğü
İnkılapçılığı
İleri görüşlülüğü
Atatürk’ün Manevi Evlatları:

Ülkü Adatepe Rukiye
Sığırtmaç Mustafa

Nebile
Sabiha Gökçen
Zehra
Hayatını Etkileyen 4 Şehir; Selanik
Manastır
Sofya
İstanbul

Mantıklı ve gerçekçi oluşu İdealistliği
Önder oluşu
Birleştirme ve bütünleştirme gücü

Afet İnan
Zeynep Abdurrahim Tunçak

Düşünce Yapısını Etkileyen Yazar ve Düşünürler

Mehmet Emin Yurdakul (Cenge Giderken) (Atatürk Cenge Giderken “Bu dizelerde ulusal benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı buldum” demiştir.)
Tevfik Fikret (Sis-Ferda-Rucu) (Atatürk Tevfik Fikret için “Hangi Türk şairi böyle inkılapçı şiirler yazmıştır.” demiştir.) Descartes

J.J.Rousseav
Ziya Gökalp
Montesquicu
Namık Kemal (Atatürk Namık Kemal için “Türk milletinin yüz yılardan beri beklediği ses” demiştir. Atatürk’ün Yazdığı veya Tercüme Yaptığı Eserler:

Geometri (Ortaöğretim’de ders kitabı olarak okutulmuştur.) Liseler için Tarih Notları
Vatandaş için Medeni Bilgiler (Afet İnan ile birlikte hazırlamıştır.) Bölüğün Muhabere Eğitimi (Tercüme edildi)

Cumalı Ordugahı (3.süvari tümeninin manevraları anlatılmıştır.)
Zabit ve Tatbikat Gezisi (1911’de 5.Kolordu Hareket Şube Müdürüyken yazmıştır.) Nutuk:
1919-1927 yıllarını anlatır.
CHP’nin 2.kongresinde günde 6 saatte, 6 günde okundu.(15-21 Ekim 1927)
“Samsun’a çıktım.” ifadesi ile başlar. Gençliğe Hitabe ile sona erer.
Geliri THK’na bırakılır.
Yahya Kaptan’ın ismi çokça geçmektedir.
Arapça yazılmıştır.
Mustafa Kemal’in Vefatı
İlk defa 1937’de Yalova’da Dr.Nihat Reşat Belger hastalığına ilk teşhisi koydu.
Kesin teşhisi Ömer İrdelp koydu.
Vefat etmeden önceki okuduğu son eser Belleten dergisi oldu.
Naaşı önce Etnografya Müzesi’ne daha sonra 1953’te Anıtkabir’e nakledildi.
Atatürk vefat ettiğinde Meclis başkanı Abdülhalik Renda , Başbakan ise Celal Bayar’dır. Atatürk’ün Mirasını Bıraktığı Kurumlar:
Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu
İsmet İnönü çocuklarının öğrenimi
Ankara ve Bursa Belediyeleri
Makbule Atadan ve manevi kızlarına ayırdı.

ATATÜRK DÖNEMİ İÇ POLİTİKA

1) II.TBMM’nin Açılması (1923-27)

İnkılap meclisidir.
Lozan’ı onaylamıştır.
Mustafa Kemal Ankara ve daha sonra ise Gaziantep milletvekili olarak görev yapmıştır.
2) CHP’nin Kurulması:
İlk Kurultayı Sivas Kongresi’dir. Çünkü bu kongrede Anadolu’da Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Bu cemiyet daha sonra Halk Fırkası’na dönüştürüldü.
Atatürk İlkelerinin tümünü savunmuştur.
İlk genel başkanı Mustafa Kemal’dir.
Ekonomide devletçiliği savunmuştur.
Çift dereceli seçim sistemini savunmuştur.
Not: 1946 seçimlerinde Türk siyasi tarihinde ilk defa tek dereceli seçim sistemi uygulanmıştır.
En uzun süre iktidarda kalan partidir.
Parti 9 Umde kararlarına göre kurulmuştur.
3) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924)
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisidir.
Kurucusu Kazım Karabekir’dir. Adnan Adıvar, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay diğer kurucularıdır. Ekonomide Liberalizm’i ve tek dereceli seçim sistemini savunmuşlardır.
Her türlü itikade saygı gösterilmesini savunmuşlardır. Laiklik ilkesinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle Şeyh Sait İsyanı’ndan sonra kapatılmıştır.

4) Nasturi Ayaklanması (1924): İngiltere’nin kışkırtması ile Hakkari’de çıkmıştır.
5) Şeyh Sait Ayaklanması (1925)
Cumhuriyet rejimini yıkmaya yönelik ilk isyandır.
İngiltere, Türkiye ile Musul arasında tampon bir devlet kurdurarak, Türkiye’nin Musul’a ulaşmasını engellemeye çalıştığı için isyana destek vermiştir.

İsyanı bastıramayan Ali Fethi Okyar istifa edip yerine İsmet İnönü gelmiştir.
İsyan bastırıldı ve bölgedeki asayişi sağlamak amacıyla Takrir-i Sükun Kanunu çıkarıldı.
Ankara ve Diyarbakır’da İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
İsyana destek veren Terakkiperver Cumhuriyeti Fırkası laiklik ilkesini kötüye kullandıkları gerekçesiyle kapatılmıştır. 6) İzmir Suikastı (1926)
Eski ittihatçılar tarafından düzenlenmek istendi.
Giritli Şevki sayesinde suikastçılar yakalandı. Son kez İstiklal Mahkemeleri görev yaptı.
Kazım Karabekir’de bu davada yargılanmıştır.
7) Bozkurt-Lotus Olayı (1926)
Midilli yakınlarında Lotus adında Fransız gemisi Bozkurt adındaki Tük gemisini batırması olayıdır. Konu Lahey Adalet Divanı’na götürülmüştür. Türkiye’yi Mahmut Esat (Bozkurt) Bey savunmuştur. Türkiye bu davayı kazanmıştır.
8) Serbest Cumhuriyet Fıkrası’nın Kurulması (1930)
Ali Fethi Okyar kurmuştur. Makbule Atadan’da partide görev almıştır. Ekonomide Liberalizmi ve tek dereceli seçim sistemini savunmuştur. Partinin içine gericilerin girdiğini gören Ali Fethi Okyar partiyi feshetmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci muhalefet partisidir.
9) Menemen (Kubilay) Olayı (1930)
Derviş Mehmet ve adamlarının şeriat isteriz diyerek önce iki bekçiyi sonra da olaya müdahale eden Mustafa Fehmi Kubilay’ı şehit etme olayıdır. İsyan bastırılmış ve sanıklar Divan-ı Harpte yargılanmıştır. Bu olay Cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik çıkan ikinci isyandır. Bu olay sonrasında Atatürk zamanında çok partili hayata geçilmemiştir.
10) Bursa Olayı
Ezanın Türkçe okunmasına yönelik tepkidir. İlk ezan Fatih Cami’nde Hafız Yaşar tarafından okunmuştur. Mustafa Kemal Bursa’daki olaylar hakkında “Bu bir din meselesi değil, dil meselesidir.” demiştir. Adnan Menderes döneminde ezan aslına geri çevrilmiştir.
11) Razgrad Olayı: Bulgarların Türk mezarlıklarını tahrip etmesi olayıdır.
12) Wagon Lits (Vagon Li) Olayı: Bir Fransız demiryolu şirketinde çalışan Naci Bey’in Türkçe konuştuğu için işten çıkarılması olayıdır.
13) Dersim Olayı (1936-39)
Pir Seyit Rıza ve adamlarının başlattığı isyandır.
Kara harekatına verilen isim “Tunçeli Operasyonu”dur.
Bu operasyonu Abdullah Bozdoğan yönetmiştir. Havadan ise Sabiha Gökçen harekata destek vermiştir. İsyan üç sene sonra Pir Seyit Rıza’nın yakalanmasıyla sona ermiştir.

ATATÜRK İLKELERİ

Cumhuriyetçilik:

TBMM açıldı.
Saltanat kaldırıldı.
Cumhuriyet ilan edildi.
Halifelik kaldırıldı.
Seçmen olmak için aranan vergi verir olma şartı kaldırıldı. Erkan-ı Harbiye Vekaleti kapatıldı.
Subay-vekil uygulamasına son verildi.
1921 ve 1924 Anayasaları kabul edildi.
Ordu siyasetten ayrıldı.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.
Çok partili hayat denemeleri gerçekleştirildi.
Anahtar Kelimeler;
Millet iradesi,
Seçme ve seçilme hakkı,
Ulusal egemenlik,
Millet meclisi,
Oy verme

Laiklik:

Saltanat kaldırıldı
Halifelik kaldırıldı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.
Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı.
Şeriat Mahkemeleri kapatıldı.
Medreseler kapatıldı.
Şeyhülislamlık makamı kaldırıldı.
Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı.
Maarif Teşkilatı hakkında kanun çıkarıldı.
Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
Anayasadan “Devletin dini İslam’dır” maddesi çıkarıldı.
Yemin metinlerinden “vallahi” sözcüğü çıkarıldı.
Kılık-Kıyafet Kanunu kabul edildi.
Laiklik ilkesi anayasaya girdi.
Şeyhlik, seyyitlik, üfürükçülük, dervişlik, emirlik, falcılık, büyücülük, muskacılık gibi san ve sıfatların kullanılması ve bunlara ait özel kıyafetlerin giyilmesi yasaklandı.
Anahtar Kelimeler;
Akıl,
Bilim,
Din, vicdan ve mezhep özgürlüğü,
Tutucu olmama,
İrticaya karşı olma

Halkçılık:

Aşar vergisi kaldırıldı.
Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
Kılık-Kıyafet Kanunu kabul edildi.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.
Soyadı Kanunu kabul edildi.
Ayrıcalık içeren unvanlar kaldırıldı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.
Seçmenlikte aranan vergi verir olma şartı kaldırıldı.
Patrikane ve konsoloslukların nikah kıyma, mahkeme kurma gibi yetkileri sona erdirildi. Osmanlı Devleti’nde alınan nişan, rütbe ve madalyaların kullanımı yasaklandı.
Halk sağlığını ilgilendiren kurumlar açıldı.
İlköğretim zorunlu ve ücretsiz hale getirildi.
Halk dilinden oluşan kelimelerle sözlük hazırlandı.
Millet mektepleri açıldı.
Anahtar Kelimeler;
Eşitlik,
Sosyal Adalet,
Kanun üstünlüğü,
Halın refah ve huzuru,
Toplumsal dayanışma,
Sosyal Devlet olgusu

Milliyetçilik:

Kurtuluş Savaşı yapıldı.
TBMM açıldı.
İzmir İktisat Kongresi’nin toplanarak Misak-ı İktisadi kararlarının alındı. Türk Tarih Kurumu kuruldu.
Türk Dil Kurumu kuruldu.
Kabotaj Kanunu kabul edilerek denizler ulusallaştırıldı.
Türk Parasını Koruma Kanunu çıkarıldı.
Koruyucu Gümrük Yasası kabul edildi.
Demiryolları ulusallaştırıldı.

Yeni harfler kabul edildi. Türkçe sözlük hazırlandı. Kapitülasyonlar kaldırıldı. Merkez Bankası kuruldu. Anahtar Kelimeler; Ulusal Bağımsızlık,

Birlik ve beraberlik, Biz
Dil birliği,
Kültür birliği

Devletçilik:

I.Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandı ve uygulandı.
II. Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandı anca savaş nedeniyle uygulanamadı. Sümerbank kuruldu.
Etibank kuruldu.
Çubuk Barajı inşa edildi.
Merkez Bankası kuruldu.
Karabük Demir Çelik Fabrikasının temelleri atıldı.
Anahtar Kelimeler;
Devlet planlaması,
Devlet yatırımları,
Milli kalkınma,
Ekonomik refah seviyesi,
Milli bankacılık

İnkılapçılık:

Ölçü-tartı birimleri değiştirildi(Metrik sisteme geçildi) Miladi takvim kabul edildi.
Kılık-Kıyafet Kanunu kabul edildi.
Hafta tatili Pazar’a alındı.

Uluslararası saat sistemine geçildi. Uluslararası rakamlar kullanılmaya başlandı. Anahtar Kelimeler;
Sürekli değişim,
İlerleme,
Geriye hiç bakmama,
Modernizm,
Muhasırlaşma

TÜRK İNKILABI

Özellikleri:

Birbirini tamamlar niteliğe sahiptir.
Türk milletinin ihtiyaçlarından doğmuştur.
Evrensel yönü ile diğer uluslara da örnek teşkil etmiştir. Toplumda kargaşa oluşturan ikili uygulamalara son verilmiştir. Savaş ortamından dolayı fikri hazırlık aşaması çok kısa sürmüştür. Laik, ulusal, demokratik özelliklere sahiptir.
Fikri ortaya koyanlar ile süreci yürütenler aynı kadrolardır. Tavandan tabana doğru bir süreç yaşanmıştır.
Beli bir ideolojinin ürünü değildir.

Hedefleri:

Batı medeniyetleri ile bütünleşmeyi sağlamak.
Ulus-devlet anlayışını güçlendirmek.
Laik anlayışı yönetim, sosyal, kültürel, eğitim, hukuk alanlarında etkin kılmak. İkili uygulamalara son vererek ülke içi birliği sağlamak.
Akılcı düşünmeyi etkin kılmak.
Kaynaşmış, ayrıcalıklı sınıfları olmayan bir toplum oluşturmak.
Milli egemenliğe dayalı, demokratik bir yönetim oluşturmak.
Milli bağımsızlığı korumak.

1) SİYASİ İNKILAPLAR VE İÇ POLİTİKA GELİŞMELERİ

  1. A) SALTANATIN KALDIRILMASI (1 Kasım 1922)

Nedenleri:

Osmanlı Devleti’nin Lozan Görüşmelerine davet edilmesinden dolayı ortaya çıkabilecek bir kargaşayı önleme ve böylece Lozan Konferansı’na tek ve güçlü gitme isteği.
Yönetimde iki başlılığa son verme isteği.
Devlet idaresinin laikleşmesini sağlama isteği.

Ulus egemenliği ilkesini hayata geçirme isteği. Cumhuriyet idaresine ortam hazırlama isteği. Monarşi ve aile idaresi anlayışına son verme isteği.

Gelişmeler:

Lozan Konferansı öncesinde görüşmelerle ilgili davet alan Tevfik Paşa Hükümeti’nin hazırlıklara başlaması Mustafa Kemal’i harekete geçirmiştir.
Meclis genel kuruluna getirilen saltanatın varlığına son verilmesi konusu Meclis içinde tartışmalara yol açmıştır. Fakat birçok vekilin oyu ile saltanatın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Saltanat idaresine son verilmesi üzerine son Osmanlı Padişahı Vahdettin yurt dışına çıkarılmış ve Tevfik Paşa Hükümeti’ne son verilmiştir.
Ancak bir sorun vardı ki İngilizlerin denetimine giren Vahdettin halen elinde İslam dünyasının liderliği sanı olan Halifeliği bulundurmaktaydı.

İngiltere’nin Halife’nin kendilerine sığındığı, Müslümanların koruyucusunun bundan böyle İngiltere olduğu şeklinde propaganda yapmasını, halifelik makamını kullanmasını engellemek amacıyla Osmanlı ailesinden gelen Abdülmecit Efendi TBMM tarafından halife seçilmiş ve böylece İngiltere’nin oyunu da bozulmuştur.
Sonuçlar:

Devletin laikleşmesi yolunda ilk ciddi adım atılmıştır.
Osmanlı Devleti’nin resmi olarak varlığı son bulmuştur.
Türk milletinin tek temsilcisinin TBMM olduğu ortaya konmuştur.
Ulusal egemenliğin gerçekleştirilmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır.
Rejim ve devlet başkanlığı sorunları ortaya çıkmış bu durum Cumhuriyet’in ilanını hızlandırmıştır.

  1. B) ANKARA’NIN BAŞKENT OLMASI (13 Ekim 1923)

Lozan Barış Antlaşması’nın II.TBMM tarafından onaylanmasından sonra, Osmanlı başkenti İstanbul’un 6 Ekim 1923’te İtilaf kuvvetleri tarafından boşaltılması tamamlanmıştır.
İtilafların İstanbul’dan ayrılması, gündeme hükümet merkezi sorununu getirmiştir.
İsmet Paşa, Ankara’nın başkent oluşunu öngören önergeyi 3 Ekim 1923’te 14 arkadaşı ile birlikte TBMM’ye vermiştir. 13 Ekim 1923’te TBMM’de kabul edilen tek maddelik bir anayasa ile Ankara, yeni devletin başkenti olmuş ve böylece devlet merkezinin İstanbul olacağı yolundaki çekişmelere son verildiği gibi, Cumhuriyet’in ilanı için de bir adım atılmıştır.

  1. C) CUMHURİYET’İN İLANI (29 Ekim 1923)

Nedenleri:

Ulusu tek egemen güç haline getirmek
Devlet başkanlığı ve rejim tartışmalarına son vermek
Ekim bunalımı olarak da bilinen Hükümet bunalımını atlatmak

Hükümet Bunalımı Meselesi:

Bu konuda sıkıntı yaşanmasında en temel neden mevcut hükümet oluşturma sistemidir. I.TBMM’de hükümet oluşturmak için uygulanan sistem Meclis Hükümeti Sistemi’ydi.
Bu sistemde bakanlar meclis tarafından tek tek oylanarak belirlenirdi. Bu uygulamanın en sıkıntılı yanı oylamanın uzun ve sancılı işlemesinden dolayı hükümetin kurulmasının geç olmasıdır.
Ali Fethi Okyar Hükümeti’nin İstifası üzerine yeni bir hükümet kurulamaması Cumhuriyet’in kurulmasını gündeme getirmiştir.
Meclis Hükümeti Sistemi:
Bu sistemde icra vekilleri heyeti, Meclis içinden ve Meclis tarafından seçilen bakanlardan oluşmaktadır.
Bu sistemde, hükümetin kurulması uzun sürer ve farklı görüşler yer aldığı için hükümetin uyum içinde yaşaması zordur.
Kabine Sistemi:
Bu sistemde hükümet üyesi bakanlar, başbakan olarak belirlenen kişi tarafından seçilir ve sunduğu listeyi Cumhurbaşkanı onaylar.
Bu sistemde hükümet kurulması işlemi kısa sürer ve hükümet üyeleri arasında uyum problemi çok yaşanmaz. Ayrıca bu sistemi yürütme işleri daha hızlı olur.
Sonuçlar:
Cumhuriyet’in ilanı ile devletin rejimi belirlenmiş ve devlet başkanlığı sorununa çözüm bulunmuştur.
Milli Egemenlik anlayışı güçlenmiştir.
Mustafa Kemal ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Meclis Hükümeti Sistemi’nden Kabine Sistemi’ne geçilmiş böylece yürütme işlerinin hızlanması sağlanmıştır. İsmet İnönü Başbakan seçilerek ilk kabineyi kurmuş ve Ali Fethi Okyar da Meclis Başkanı seçilmiştir.
Halifeliğin kaldırılmasına ve diğer inkılapların gerçekleştirilmesine ortam hazırlanmıştır.
1921 Teşkilat-ı Esasi’ sinde bazı değişiklikler yapılmıştır.
Önemli:
*Türkiye Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’dir.
*Türkiye Devleti’nin ilk Başbakanı İsmet Pşa’dır.
*Türkiye Devleti’nin ilk Meclis Başkanı Ali Fethi Okyar’dır.

  1. D) HALİFELİĞİN KALDIRILMASI (3 Mart 1924)

Nedenleri:

Halifelik makamının yapılacak inkılapların önündeki en büyük engel olması.
Halifelik makamının Cumhuriyet rejimi ve ulus devlet anlayışı ile bağdaşmaması.
Devletin laikleşmesinin sağlanmak istenmesi.
Halifeliğin, saltanat yanlılarının güç aldığı bir makam durumuna gelmesi ve bunun siyasi ahengi bozması.
İngilizlerin kadrolarında görevli olan Seyyid Emir Ali ve Ağa Han’ın Türkiye’nin içişlerine karışıldığını ortaya koyan mektubunun muhalif gazetelerden Tanin’de yayınlanması.
Gelişmeleri:
Mustafa Kemal yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı halifeliğin kaldırılmasına karar vermiş, 3 Mart 1924 tarihinde yaptığı Meclis konuşmasında, bu düşüncesini açıklamıştır.
3 Mart 1924’te TBMM’de kabul edilen bir kanunla tartışmalar arasında halifelik kaldırılmıştır.
Sonuçları;
İnkılaplar ve milli egemenliğin önündeki en büyük engel ortadan kalkmıştır.
Bu durum aracılığıyla yabancı devletlerin iş içlerimize karışma girişimleri önlenmiştir.
Devletin rejimi konusunda tartışmaya yol açabilecek bir kurum kaldırılmıştır.

Ümmetçilik anlayışı zayıflatılmış, yerine Ulus-toplum anlayışı güçlendirilmiştir. İki başlı görüntü yok edilmiştir.
Milli egemenlik anlayışı güçlendirilmiştir.
Laikleşme yolundaki en önemli adım atılmıştır.

Şeyhülislamlık makamı (Bab-ı Meşihat Dairesi) sona erdirilmiştir.

3 Mart 1924 tarihinde Yaşanan Diğer Gelişmeler;

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun Kabul Edilmesi: Manisa Mebusu Vasıf Bey ve 50 vekilin verdiği önerge doğrultusunda Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiştir.
Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılması; Siirt Mebusu ve 50 vekilin verdiği önerge doğrultusunda kabul edilen kanun ile Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Şeriye Mahkemeleri kapatılmıştır.
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti kapatılması; Yine aynı kanun ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti yerine, Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştur.
Osmanlı hanedan üyelerinin yurtdışına çıkarılması ile ilgili kanun çıkarılması;
*Siirt Mebusu Şeyh Saffet Efendi ve 53 vekilin verdiği önerge doğrultusunda Osmanlı hanedanına mensup kişiler vatandaşlıktan çıkarılmış ve yurt dışına sürgün edilmesine karar verilmiştir.
*Hanedan üyeleri üzerindeki bu yasak bayanlar için Adnan Menderes döneminde (1952), erkekler için ise Bülent Ecevit döneminde (1974) kaldırılmıştır.
Not: Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a yaptırılan Hak Dini Kuran Dili adlı tefsir halka ücretsiz dağıtılmıştır.

2) HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

  1. a) 1924 ANAYASASI (20 Nisan 1924)

Bu anayasanın kabulünde en önemli etken 1921 Anayasası’nın savaş ortamından dolayı kısa sürede ve yetersiz hazırlanmış olmasıdır.
Türk Devrimi’nin kurumsal boyutunun tamamlanabilmesi için bu anayasaya gerek duyulmuştur.
1924 Anayasası 6 bölüm ve 105 maddeden oluşmuştur.

Parlamenter sisteme geçişte bu anayasa ile önemli bir adım atılmıştır. En uzun süre yürürlükte kalan Anayasa olmuştur.

Bazı Maddeler:

Türkiye Devleti bir Cumhuriyet’tir.
Türkiye Devletinin dini İslam’dır, Resmi dili Türkçedir; makkarı(başkenti) Ankara şehridir.
Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk milletini ancak TBMM temsil eder ve Millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır.
Yasama yetkisi ve yürütme erki TBMM’de belirlenir ve onda toplanır.
Meclis, yasama yetkisini kendi kullanır.
Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır. Meclis, Hükümeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir.
Yargı hakkı, millet adına usul ve kanuna göre bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.
Milletvekili seçmek, 18 yaşını bitiren kadın, erkek her Türk’ün hakkıdır.
30 yaşını bitiren erkek her Türk milletvekili seçilebilir.
TBMM seçimleri 4 yılda bir yapılır.

Değişiklikler:

1928 yılında “Devletin dini İslam’dır” maddesi çıkarılmıştır.
1928 yılında, Cumhurbaşkanı yemin biçiminden “Vallahi” şeklinde başlayan dini tanımlar kaldırılmıştır. 1930,33,34 yıllarında yapılan düzenlemelerle, kadınlara siyasi hakların verilmesine dair maddeler eklenmiştir. 1934 yılında, seçme yaşı 18’den 22’ye çıkarılmıştır.
1937 yılında, Atatürk İlkeleri Anayasa’da yer almıştır.
1945 yılında, anayasanın dili Türkçeleştirilmiştir.
1946 yılında, anayasa dili yeniden eski haline dönüştürülmüştür.

  1. b) TÜRK KADINI ve SİYASİ HAKLARI

Belediyeler: 3 Nisan 1930 tarihinde kabul edilen yasa ile kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. Kadınlara verilen ilk siyasi hak bu olmuştur.

* Sadiye Hanım: 1930 yılında, Artvin ili Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinde Belediye Başkanı seçilerek, Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı olmuştur.
* Müfide İlhan: 1950 yılında Mersin’den belediye başkanı seçilmiştir.
Muhtarlık: 26 Ekim 1933 tarihinde kabul edilen yasa ile kadınlara muhtar seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. * Gül Esin: Aydın Çine’nin Karpuzlu Bucağı’ndaki ilk kadın muhtar olarak seçilmiştir.

Milletvekilliği: 5 Aralık 1934 tarihinde kabul edilen yasa ile kadınlara vekil seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. 1935 seçimlerinde 17, 1936 ara seçiminde 1 olmak üzere Meclis’e 18 kadın vekil olarak girmiştir.

Not:

-Dünya’da ilk kadın kongresi 1935 yılında Türkiye’de yapılmıştır.
-1935’deki Kadınlar Kongresi’ne katılan Mısır delegesi Sitti Şaravi, Atatürk için “Siz ona Atatürk dersiniz, biz ise onu Ataşark diye anarız” demiştir.
-1936 yılında kadınlara yönelik İş Kanunu kabul edilmiştir.

  1. c) TÜRK MEDENİ KANUNU (17 Şubat 1926)

Medeni Kanun olarak kullanılan Mecelle toplumun yalnızca Müslüman kesimine uygulanabildiği için

azınlıklar da kendi sistemlerine sahip olmuştur.
Ayrıca Mecelle dini esaslara göre düzenlenmiş bu nedenle hem laikliğe hem de kadın-erkek eşitliğine ters durumdaydı.
Bu konuda birliği, eşitliği ve laikliği sağlayabilmek amacıyla İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak Türk Medeni Kanunu hazırlanmıştır.
Not: Medeni Kanun; Şahıs, Eşya, Miras, Aile konularını içermektedir.
Medeni Kanun Düzenlemeleri:
Mecelle yürürlükten kaldırılmıştır.
Etnik ve dini kökenine bakılmaksızın vatandaşlar eşit sayılmış ve hukuk alanında birlik sağlanmıştır.
Tek eşlilik ve resmi nikah zorunluluğu kabul edilmiştir.
Kadına da boşanma hakkı tanınmıştır.
Mirasta kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.
Kadınlara mesleklerini özgürce seçme hakkı tanınmıştır.
Mahkeme tanıklığında kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.
Evlat edinme ve velayet işleri düzenlenmiştir.
Rüştüne ermiş kişiye din seçme özgürlüğü getirilmiştir.
Patrikhane ve konsoloslukların mahkeme kurma yetkileri kaldırılmıştır. Azınlıklar, kendi istekleriyle Türk kanunlarına tabi olmuşlardır. Böylece patrikhanenin dünyevi işlerle uğraşmasına son verilmiştir.

3) TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

Çağdaş ve laik bir toplumsal düzen için değişimlerin halkın yaşamının bir parçası haline gelmesi gerektiğinden toplumsal alanda inkılaplar yapılmıştır.
a) ŞAPKA KANUNU (25 Kasım 1925)
Nedenleri:

Sosyal yaşamda topluma modern bir görünüm kazandırmak. Muasır milletler seviyesine ulaşmak ve Batı ile bütünleşmek. Toplumsal birlikteliği sağlamak.
Ayrıma yol açacak unsurları ortadan kaldırmak.

Gelişmeleri:

Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Eskişehir ve Mahmudiye’ye yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini vermiştir.

25 Ağustos 1925’te Kastamonu-İnebolu’ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, “Buna şapka derler” diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925’te Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanun (Şapka İktibasına Dair Kanun) çıkarılmıştır.
Kurtuluş Savaşı’nın simge kıyafeti Kalpak’tır.

  1. b) TEKKE, ZAVİYE ve TÜRBELERİN KAPATILMASI (30 Kasım 1925)

Nedenleri:

Din istismarını önlemek
Toplumun laikleşmesini sağlamak
Halk arasında eşitliği sağlamak
Bu mekanları rejim karşıtı eylemlerin odağı olmaktan çıkarmak.
Gelişmeleri:
Refik Koraltan ve bazı vekillerin önergesi ile sunulan kanun 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilmiştir.
Kanunun Maddeleri:
Şeyh Said İsyanında en önemli rolü üstlenen bu merkezler çıkarılan kanun ile kapatılmıştır.
Dervişlik, mollalık, şeyhlik, türbedarlık, babalık, falcılık, üfürükçülük gibi unvanlar ve faaliyetler yasaklanmıştır.
Not: Eyüp Sultan, Mevlana, Yavuz Sultan Selim ve Fatih Sultan Mehmet vb. kişilerin milli tarih ve kültüre mal olmuş kişiler olmasından dolayı türbelerine dokunulmamıştır.

  1. c) ÖLÇÜ, RAKAM ve TAKVİMDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

Takvim Değişikliği (25 Aralık 1925)

Osmanlı Devleti’nde Hicri, Rumi gibi takvimler kullanılmıştır. Bu durum toplum içinde ve Batı ile olan ticari ilişkilerde sorun oluşturmuştur. Bu nedenle 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren Miladi Takvim kullanılmaya başlanmıştır.
Saat Sistemi Değişikliği (26 Aralık 1925)
1 Ocak 1926 tarihinden itibaren Alaturka Saat Sisteminden Alafranga Saat sistemine geçilmiştir.

Uluslararası Rakamlara Geçilmesi (20 Mayıs 1928)

Osmanlı Devlerinden beri kullanılan Arap rakamlarının, Batı ile özellikle ekonomik ilişkilerde sorunlara yol açmasını önlemek amacı ile Latin rakamlarına geçilmiştir. (Beynelmilel Erkam’ın Kabulü)
Ölçü ve Tartı Birimlerinde Değişiklik (1 Nisan 1931)
Arşın, endaze, okka vb. Osmanlı ölçü-tartı birimleri, hem Batı ile olan ticari ilişkileri düzenlemek hem de toplum içinde uygulamalarda birlik sağlamak amacı ile değiştirilmiş ve Metrik Sisteme geçilmiştir.

Milli Bayramlar ve Genel Tatiller Kanunu (27 Mayıs 1935)

Bu kanun ile resmi bayram ve tatillerde düzenlemeye gidilmiştir.

Hafta Tatilinde Değişiklik (1 Haziran 1935)

Osmanlı toplumunda insanlar inançlarına göre tatil yapmaktaydı ve bu toplumda kargaşaya yol açmaktaydı. Mustafa Kemal 1924 yılında tüm tatil günlerini Cuma’da birleştirerek uygulamalarda birliği sağlamıştır. 1935 yılında ise Cuma’dan Pazar’a alınarak Batı ile olan ticari ilişkiler geliştirilmek istenmiştir.

  1. d) SOYADI KANUNU (21 Haziran 1934)

Nedenleri:

Toplumsal eşitliği sağlamak.
Resmi ve sosyal ilişkilerde yaşanan kargaşaya son vermek (Nüfus kaydı ve sayımı, miras, askerlik, eğitim) Kullanılan dini, sosyal, ailevi ve asalet kaynaklı lakaplardan dolayı ortaya çıkan ayrıma son vermek.
Topluma modern, eşitlikçi ve milli bir yapı kazandırmak.
Gelişmeleri:
Yukarıda belirtilen nedenlere bağlı olarak 21 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu kabul edilmiştir.
Her ailenin ön adı dışında bir soy adı alması zorunlu hale getirilmiştir.
Alınacak sor-yadlarının genel ahlaka aykırı olmaması, gülünç olmaması,yabancı ad olmaması kararlaştırılmıştır. Soyadı seçme vazifesi kocaya verilmiştir.
Mustafa Kemal’e, TBMM’nin kabul ettiği 24 Kasım 1934 tarihli özel bir kanunla “Atatürk” soyadı verilmiştir. Bu soyadının başkası tarafından kullanımı yasaklanmıştır.
Atatürk’ün ailesine “Atadan” soyadı verilmiştir.

  1. e) UNVAN ve LAKAPLARIN KULLANIMINI YASAKLAYAN KANUN (26 Kasım 1934)

Bu kanun ile Ağa, hacı, efendi, hanım, hazret, zade gibi ayrıcalık beliren unvanların kullanımı yasaklanmıştır. Osmanlı Devleti’nin verdiği harp madalyaları hariç; nişan, madalya ve rütbelerin kullanımı yasaklanmıştır.

Ayrıca General, Mareşal gibi askeri unvanların kullanımı Hükümet ve Yüksek Askeri Şüra iznine bağlanmıştır.

  1. f) KILIK-KIYAFET KANUNU (3 Aralık 1934)

3 Aralık 1934 tarihinde kabul edilen kanun ile din adamları dışında kimsenin dini kıyafet ile sokakta dolaşamayacağına karar verilmiştir. Din adamlarının da sadece ibadethanelerde kullanılabileceği de belirtilmiştir.
Ancak bu düzenlemeden Diyanet İşleri Bakanı, Hahambaşı ve Patrik muaf tutulmuştur.
Bu kanun ile ayrıca yabancı devletlere özel askeri ve resmi kıyafetlerin giyilmesi de yasaklanmıştır.

4) EĞİTİM ve KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLARI

  1. a) TELİF ve TERCÜME HEYETİ (1921-26)

Kurtuluş Savaşı döneminde oluşturulan önemli kurumlardan birisi olmuştur.
Bakanlık Merkezi Teşkilatı bünyesinde 1921 yılında kurulan Telif ve Tercüme Heyeti çalışmalarını 1926 yılına kadar sürdürmüştür.
1926 yılında toplanan Üçüncü Heyet-i İlmiye kararları sonucunda Telif ve Tercüme Heyeti, yerini Milli Talim ve Terbiye Dairesi’ne bırakmıştır.

  1. b) I. MAARİF KONGRESİ (15-16 Temmuz 1921)

Milli Mücadele’nin Eskişehir-Kütahya Muhabereleri sırasında Ankara’da toplanmıştır.
Muallimler Birliği’nin topladığı Kongrede açılış konuşmasını Mustafa Kemal yapmıştır.
Çoğunlukla ilk ve ortaöğretim kademelerinin hedefi ve programı ile ilgili tartışmaların yapıldığı, okul ve öğrenci sayılarının tespit edilmeye çalışıldığı, eğitime milli bir yön kazandırılmaya çalışıldığı büyük bir eğitim kongresidir.

  1. c) HEYET- İLMİYELER (1923-26)

Heyet-i İlmiyeler Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eğitim politikalarının belirlendiği, eğitim meselelerinin tanınmış eğitimcilerin fikir, düşünce ve tecrübelerinden yararlanılarak tartışılıp karara bağlandığı ve belli bir uygulama gücü olan ilmi toplantılar olmuştur.
Heyet-i İlmiye’de;

-İlköğretimin 6 yıl olması,
-Leyli Köy Mekteplerinin kurulması,
-Kadınlarında Heyet’e girebilmesi ve müfettiş olabilmesi,
-Sultani yerine Lise tabirinin kullanılması gibi kararlar alınmıştır.
Heyet-i İlmiye, Cumhuriyetin ilanından birkaç ay öncesinden başlamak üzere 1926 yılına kadar üç defa toplanmıştır.

  1. d) TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (3 Mart 1924)

Nedenleri:

Eğitim-öğretimde birlik ve beraberliği sağlamak.
Eğitimde laikleşmeyi, modernleşmeyi, eşitliği ve ulusallığı sağlamak.
Ulusal eğitim ile milli bilinci geliştirmek.
Gelişmeleri:
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ilgili öneriyi meclise dönemin Maarif Nazırı Vasıf Çınar sunmuştur.
T.C sınırları içindeki tüm eğitim-öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
Şeriye ve Evkaf Vekaleti ve tüm özel vakıfların denetimindeki okullar Maarif Vekaleti’ne bağlanmıştır.
Osmanlı Devleti zamanında din eğitimi veren kurumlar kapatılarak yerlerine İlahiyat Fakültesi ve İmam Hatip gibi okullar açılmıştır.
Milli Savunma ve Sağlık (Sıhhiye) bakanlıklarına bağlı okullar bütçeleri ile beraber Maarif Vekaleti’ne bağlanmıştır. Not:
Eğitim-öğretim alanında birlik sağlanmıştır.
Eğitim-öğretim millileştirilmiştir.
Medreseler kapatılmasına ortam hazırlanmıştır.
Yabancı okullar üzerindeki devlet denetimi artmıştır.
Tüm okulların devlet denetimine alınması Fransa, Papalık ve bir çok okulu olan devletin itiraz ederek yabancı okullar konusunu yeniden gündeme taşımasına neden olmuştur.

  1. e) MEDRESELERİN KAPATILMASI (11 Mart 1924)

Tevhid-i Tedrisat Kanunu çerçevesinde Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar Bey’in talimatı ile medreseler kapatılmaya başlamıştır.

Son medreseler Şeyh Said İsyanı sonrasında kapatılmıştır. Böylece;
Eğitimde ikilik ortadan kaldırılmıştır.
Özgür düşüncenin hakim olması sağlanmıştır.

Eğitimin laik ve ulusal olması yolunda önemli adım atılmıştır.
İnkılap karşıtı düşüncelerin gücü kırılmıştır.
Not:
1925 yılında Yabancı Okullarla ilgili bir düzenleme ile;
Eğitimlerinde milli çıkarlara ters olan müfredatların sona erdirilmesi,
Yabancı okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin okutulmasının zorunlu olması ve bu dersleri Milli Eğitim Bakanlığı’nın atadığı öğretmenlerin anlatması,

Yabancı okulları Türk Müfettişlerin denetlemesi,
Sınavların, ödül verme işleminin elçiliklerde değil okullarda veya Milli Eğitim Bakanlığı’nda yapılması,
Başarılı öğrencilere verilecek ödüllerin üzerinde yabancı devlet bayrak ve işaretlerinin olmaması kararları alınmıştır.

  1. f) MAARİF TEŞKİLATI KANUNU (2 Mart 1926)

Mustafa Necati Bey’in katkıları ile ilk ve orta öğretimin esaslarını belirleyen Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun çıkarılmıştır.
Eğitim-öğretim dinin etkisinden kurtarılmış eğitimin laikleşmesi konusunda önemli bir adım atılmıştır.
Tevhid-i Tedrisat (öğretimin birleştirilmesi) Kanunu’nun ilkelerinin ışığı altında eğitim hizmetlerini düzenlemiştir. Bu kanun çerçevesinde Talim ve Terbiye Kurulu açılmıştır.

Okul açılması devlet iznine bağlanmıştır.
İlköğretimin zorunlu ve ücretsiz olması sağlanmıştır.
Karma eğitim modeline geçilmiştir.
Müfredatların modern bir yapıya kavuşması sağlanmıştır.
Not: Türk eğitim kurumlarında müfredatlarını şekillendirmesinde John Devey’den yararlanılmıştır.

  1. g) HARF DEVRİMİ (1 Kasım 1928)

Nedenleri:

Arap harflerinin öğreniminin zor olmasından kaynaklanan düşük olan okur-yazar oranını artırmak. Batı ile olan kültürel ilişkileri geliştirmek.
Konuşma ve yazı dili arasındaki farkı gidermek.
Türk dilinin gelişimine hizmet etmek.

Ulus bilincini geliştirmek.
Arap harflerinin Türkçenin yapısına uymamasından kaynaklanan sıkıntıları gidermek.
Gelişmeleri:
Harf konusunda Cumhuriyet öncesinde İttihatçiler bazı çalışmalar yürüttülerse de başarı sağlanamamıştır.
İzmir İktisat Kongresi’ne dönemin Eğitim Bakanı Vasıf Çınar ve işçi temsilcisi Ali Nazmi harf konusunun konuşulmasını teklif etmişse de kongre başkanı kazım Karabekir, birliği bozar düşüncesi ile gündem dışı diyerek reddetmiştir.
29 Mayıs 1928 tarihinde Maarif Vekaleti tarafından, kurulan Dil Encümeni tarafından Elifba Raporu hazırlanmıştır. 1923’te Mebus Tunalı Hilmi Meclis Başkanlığına Türkçe Kanunu adı ile kanun teklif etmiştir. Ancak birliği bozar düşüncesi ile reddedilmiştir.
Mustafa Kemal bu konuda başarıyı tesadüflere bırakmamak için öncelikle pilot uygulamalara gitmiştir. Mesela 19277 tarihinde yüksek okulların bazı kitaplarında ve imzalarda yeni harfler tatbik edilmiştir.
Mustafa Kemal yeni harflerin tanıtımını Sarayburnu Parkı’nda yapmıştır.
1928 yılında İstanbul’da yapılan Halk Fırkası Şurası’nda Mustafa Kemal harfleri açıklamıştır.
1 Kasım 1928 tarihinde de kanun kabul edilmiştir.
Sonuçlar:
Okur-yazar oranında ciddi artış gözlemlenmiştir.
Basılan kitap sayısı artmıştır.
Batı’daki teknik gelişmelerin takibi kolaylaşmıştır.
Batı eserlerinin tercümesi kolaylaşmıştır.
Not:

Yeni harflerle ilk basılan gazete Mardin Ekspres Gazetesi’dir.
Harflerle ilgili fikri ortaya atan kişi Azerbaycanlı Ali Feth Ahundzade olmuştur.

  1. h) MİLLET MEKTEPLERİ TALİMATNAMESİ (24 Kasım 1928)

Millet Mektepleri, örgün eğitim yapı geçmiş olan vatandaşlara (14-45 yaş arası) yeni harfleri öğretmek amacı ile açılmıştır.
Başbakan İsmet İnönü, bu mekteplerdeki eğitim süresinin iki, dört ya da altı ay devam edeceğini belirli yerlere gelemeyecek durumda olan vatandaşlar için, gezici Millet Mektepleri açılacağını, en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün bürokratların buralarda görev alacaklarını belirtmiştir.

Başbakan, bu mekteplerin Genel Başkanlığını ve Başöğretmenliği’ni de Mustafa Kemal’in kabul ettiğini duyurmuştur. Bakanlar Kurulu, 11 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri Talimatnamesi’ni onaylamış ve 24 Kasım 1928 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Not:

İlk Millet Mektebi 1929 yılında açılmıştır.
Mustafa Kemal bu talimatname ile Başöğretmen seçilmiştir.
Millet Mektepleri sabit, gezici ve özel olmak üzere üçe ayrılmıştır.
1929’da ek yönetmelikle, Köy Yatı Dershaneleri ve Halk Okuma Odalarının açılması öngörülmüştür. Halkın Millet Mekteplerine katılımı zorunlu tutulmuştur.
Bu mektepleri ile ilgili olarak Halk Mecmuası adı ile bir yayın organı çıkarılmıştır.
Dikkat: 24 Kasım’ın Öğretmenler Günü olarak kutlanması 1981 yılından itibaren başlamıştır.

ı) TÜRK TARİHİ TETKİK CEMİYETİ ( TÜRK TARİH KURUMU) ( 15 Nisan 1931)

Nedenleri:

Türklerin kökenlerini araştırmak.
Türklerin Dünya ve İslam tarihine katkılarını ortaya koymak.
Türklerin sarı ırktan olduğu iddialarını çürütmek.
Türklerden önceki Anadolu tarihini aydınlatmak.
Türklerin ilişki kurdukları devletler üzerindeki etkilerini ortaya koymak.
Ümmetçi ve hanedancı bir tarih anlayışından milli temeller üzerine kurulmuş bir tarih anlayışına geçmek. Vatandaşlar arasında ortak kültür ve milli bilinç oluşturmak.
Gelişmeleri:
Öncelikle bir bilim kurulu ve kütüphane kurulmuş ve Türkler ile ilgili çalışma yapmış olan yabancı yayınlar incelenmiştir.
1930 yılında Türk Tarihinin Ana Hatları ismi ile eser yayımlanmıştır.
15 Nisan 1931 tarihinde Türk Tarih Tetkik Cumhuriyeti kurulmuştur.
1931 yılında 4 ciltten oluşan Ortaöğretim Tarih Serisi hazırlanmıştır.
1932 yılında Birinci Tarih Kongresi toplanmış ve Türk Tarih Tezi ortaya atılmıştır.
1933 yılında ilk arkeolojik kazı Ahlatlıbel kazısı yapılmıştır.
1935 yılında Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Enstitüsü kurulmuştur.
1937 yılında İkinci Tarih Kongresi toplanmış ve yabancı bilim insanları da davet edilmiştir.
1937 yılından itibaren Belleten adı verilen süreli yayın çıkarılmıştır.
Etnografya Müzesi:
1925 tarihinde temeli atılmıştır.
Macar Türkolog Prof.J.Meszaroş’un hazırladığı rapor doğrultusunda yapı 1927 yılında Etnografya Müzesi şeklinde düzenlenmiştir.
İlk devlet müzesidir.
Müze 1930’da halka açılmıştır.
Belleten Dergisi:
Belleten, Türk Tarih Kurumu tarafından, Ocak 1937’den bu yana 4ayda 1 Türkçe olarak yayımlanmakta olan, dil ve tarih konulu makalelere yer veren bir dergidir.
1931’de Türk Tarih Encümeni Mecmuası olarak çıkarılan dergi, 1937’de Belleten adını almıştır.
Türkiye’nin en eski dergilerinden biri olan Belleten, Latin alfabesi ile yayınlanan ilk tarih derisidir.

  1. i) HALKEVLERİ ( 19 Şubat 1932)

Halkevleri, Cumhuriyet ilkeleri ve inkılaplarını halka aktarmak amacı ile kurulmuştur. ;Halkevleri aracılığı ile halkın kültürel yönden gelişimi sağlanmak istenmiştir.

Halkevleri’nin temelini, 1912 yılında kurulan ancak siyasi merkez haline geldiği düşüncesi ile 1931 yılında kapatılan Türk Ocakları oluşturmuştur.
Halkevlerinin yayın organı Ülkü Dergisi’dir.
1942 yılında Londra’da şubesi açılmıştır.

1951 yılında Adnan Menderes tarafından kapatılmıştır.

Halkevlerinin Çalışmaları;

Biçki, dikiş kursları düzenlenmiştir.
Yöresel değerleri ön plana çıkarmaya yönelik sergiler açılmıştır.
Okuma-yazma kursları verilmiştir.
Genel sağlık kuralları öğretilmiştir.
Ailelere soyadı bulma çalışmaları yapılmıştır.
Halkevlerinin Şubeleri: Dil, Edebiyat, Tarih, Güzel Sanatlar, Spor, Temsil, Kütüphane ve Neşriyat, Sosyal Yardım, Halk Dershaneleri, Köycülük, Müze ve Sergi

  1. j) TÜRK DİLİ TETKİK CEMİYETİ ( TÜRK DİL KURUMU) (12 Temmuz 1932)

Nedenleri:

Türk dilini yabancı kelimelerin boyunduruğundan kurtarmak.
Türkçenin zenginliğini ortaya koymak ve bilim dili haline gelmesini sağlama.
Türk dilinin kökenlerini araştırmak.
Konuşma dili ile yazı dili arasındaki farklılığı gidermek ve teknik kavramlara Türkçe karşılık bulmak. Türk diline yeni kelimeler kazandırmak.
Gelişmeleri:
1928 yılında dil Encümeni kurularak araştırmalar başlatılmış ve İmla Kılavuzu hazırlanmıştır. 1930’lu yıllarda Güneş dil Teorisi ortaya atılmıştır.
1932 yılında Birinci Dil Kurultayı toplanmıştır.
1932 yılından itibaren Dil Bayramı kabul edilmiş ve kutlanmıştır.
1935 yılında Tarama Sözlüğü’nün çalışmaları başlatılmıştır.
Göktürk yazılı metinleri yayımlanmıştır.
Not:
Türk Dil Kurumunun ilk Başkanı, Semih Rıfat Horozcu’dur.
1936 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti adı Türk Dil Kurumu olarak değiştirilmiştir.

  1. k) ÜNİVERSİTE REFORMU (1933)

Modernleşmenin bir parçası olarak görülen üniversitelerle ilgili çalışmalar yapılması amacı ile Mustafa Kemal’in talimatı ile Maarif Vekili Reşit Galip tarafından İsviçreli Profesör Albert Malche Türkiye’ye davet edilmiş ve rapor hazırlatılmıştır. Raporda;
Fen branşlarının öğretilme oranının artırılması,

Eskiyen ders verme tekniklerinin değişmesi,
Türkçe bilim yayınlarının artırılması,
İlmi düşüncenin etkin kılınması konularına değinilmiştir.
Albert Malche’nin raporuna bağlı olarak Üniversite Reformu gerçekleştirilmiş ve Darülfünun kapatılarak yerine İstanbul Üniversitesi açılmıştır.
Reformun hayat bulmasında en önemli etken Nazi baskısından kaçan Musevi bilim insanları olmuştur.
Not:
Atatürk Dönemi Önemli Eğitim Kurumları:
1924 Zonguldak Yüksek Maden ve Sanayi Mühendis Mektebi
1925 Ankara Hukuk Mektebi
1927 Köy Öğretmen Okulu
1926 Gazi Eğitim Enstitüsü
1933 Yüksek Ziraat Enstitüsü
1935 Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi
1936 Ankara Siyasal Bilgiler Okulu
1937 Köy Eğitim Yurtları
Not:
John Dewey, köy okullarının kurulması hakkında rapor hazırlamıştır.
Alexander Kühne, meslek okullarının nasıl oluşturulacağına dair rapor hazırlamıştır.
Einsten, Mustafa Kemal’e yazdığı mektupla bilim adamlarına sahip çıkılmasını rica etmiştir.

5) EKONOMİ ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

Ekonomik çalışmalara daha Milli Mücadele sürerken başlanmış, I.TBMM, 1 Mart 1922’de ekonominin hedeflerini belirlemeye çalışılmıştır.
Ekonomide yabancı sermaye işletmeciliğine karşı çıkılmış ve kamu yararını doğrudan ilgilendiren işletmelerin millileştirilmesi birinci hedef olarak seçilmiştir.

Mustafa Kemal’in ekonomi ilkeleri arasında;
Milli sermayeye dayalı bağımsız yapı oluşturma,
Bütçe denkliğini koruma,
Dışa bağımlı olmama,
Milli parayı her şekilde koruma,
Özel sektörde gelişmeyi sağlama,
Devleti hala destek verir hale getirme yer almaktadır.
a) İZMİR İKTİSAT KONGRESİ ( 17 Şubat-4 Mart 1923)
Lozan Görüşmeleri’nin kesildiği bir sırada İzmir’de çeşitli meslek gruplarından katılımcıların oluşturduğu Türkiye İktisat Kongresi toplanmıştır.
Kongre’ye katılım Mesleki Temsil esası ile sağlanmıştır. Farklı meslek gruplarından 1135 delege katılmıştır.
Kongre başkanlığını Kazım Karabekir yapmıştır.
Kongrede ekonomik kalkınmanın kendi çabamızla gerçekleşmesi gerektiği ön görülmüş ve Misak-ı İktisadi kabul edilmiştir.
Kongre Kararları:
Anonim şirketlerin kurulması kolaylaştırılacaktır.
Milli bankalar ve kredi kurumları oluşturulacaktır.
Köylü işletmelerinden (küçük işletmelerden) büyük üretim ünitelerine geçilecektir. Vergi sisteminde reform yapılacaktır.
Devletin de temel yatırımları yapması sağlanacaktır.
Topraksız çiftçiye toprak verilmesi sağlanacaktır.
Yatırımcılara kredi sağlayacak bankalar kurulacaktır.
Önemli kuruluşlar millileştirilecektir.
Yerli mallar karada ve denizde ucuz tarife ile taşınacaktır.
Yeraltı zenginliklerinin saptanması sağlanacaktır.
Üretimde temel tüketim mallarına öncelik verilecektir.
Teknik eğitim geliştirilecektir.
Demiryolları inşası bir programa bağlanacaktır.
Yerli malı kullanımı sağlanacaktır.
Sanayiyi teşvik edici yasaların çıkarılması sağlanacak özellikle gümrük tarifeleri milli sanayinin kalkınma ihtiyaçlarına göre değiştirilecektir.
Hammaddesi yurtiçinde olan endüstri kolları kurulacaktır. Yabancı tekellerden kaçınılacaktır.
İşçilere sendika kurma ve grev hakkı verilecektir.
İşçilerin çalışma koşulları düzeltilecektir.
Not: Kongre’de okuma Bayramı kabul edilmiştir.

  1. b) TARIM ALANINDA GELİŞMELER

1924- Tütüncüler Bankası kurulmuştur=> Banka Manisa’da kurulmuştur.
1924- Ziraat Bankası anonim şirkete dönüştürülmüştür. => Bankanın sermaye ve şube miktarı artırılmıştır.
1925- Aşar vergisi kaldırılmıştır.=> Aşar vergisinin kaldırılmasıyla çiftçinin rahatlaması ve üretimin devamlılığı sağlanmış ve bu durum çiftçiyi teşvik edici bir rol oynamıştır.
1925- yabancılardan Tütün İdaresi satın alınmıştır=> Bu sayede tütün işleme hakkı Türklere geçmiştir.
1925- Atatürk Orman Çiftliği açılmıştır.=> Modern tarım usullerinin öğretilmesi amaçlanmıştır.
1925- İlk tohum ve gübre ıslah istasyonu açılmıştır.=> Eskişehir’de açılan bu istasyon ile çiftçinin tohum ve gübre ihtiyacı karşılanmak istenmiştir.
1929- köylüye toprak dağıtılması kararı alınmıştır.=> Ancak başarı sağlanmamıştır. Bunda temel neden yeterli sulama, makine ve sermaye imkanının olmamasıdır.
1931- I.Ziraat Kongresi toplanmıştır=> Zirai yaşamın getirilmesi amaçlanmıştır.
1932- Zirai Donatım Kurumu açılmıştır.=> Çiftçinin her türlü ihtiyacının giderilmesine yönelik açılmıştır.
1933 -Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulmuştur.=> Tarımda gelişme bilimsel yöntemlerle sağlanmak istenmiştir.
1936 -Tarım Kredi Kooperatifleri kurulmuştur.=> İlk kooperatif İçel’in Tekir Köyünde kurulmuştur.
1937- Ziraat Kombinaları kurulmuştur.=> Bu çalışma ile Tarım İşletmeleri Müdürlüğü’nün temeli atılmıştır.

1938- Fiskobirlik açılmıştır.=> Giresun’da açılan bu kuruluş ile fındık üretim ve dağıtımı düzene sokulmak istenmiştir. 1938- Toprak Mahsulleri Ofisi açılmıştır.=> Ürün piyasasını düzenleme görevini üstlenmiştir.

  1. c) TİCARET ALANINDA GELİŞMELER

1924- İş Bankası kurulmuştur.
-İş Bankası ilk özel bankadır.
-Özel sektör düzenlenmek istenmiştir.
-İlk genel müdürü Celal Bayar’dır.
-Daha sonra İtibar-ı Milli Bankası ile birleşmiştir.
-1932 yılında ilk kez yurtdışında şube açmıştır.
1924- Anadolu Sigorta kurulmuştur.=> İlk milli sigorta kuruluşudur.
1924- İlk madeni para basılmıştır.=> Bu parayı aynı zamanda İstiklal Madalyasını da tasarlayan Mesrur İzzet Bey yapmıştır.
1924- Gölcük Tersanesi kurulmuştur.=> Yavuz Zırhlısı’nın bakımı için kurulmuştur.
1925- Sanayi ve Ticaret Odaları Yasası çıkarılmıştır=> Ticaret ve sanayiyle uğraşanların odalara üye olması zorunludur. 1925- Liman İşletmeleri kurulmuştur=> Limanların idaresi ve her türlü teknik ihtiyacının karşılanması için kuruldu. 1926- Kabotaj Kanunu kabul edilmiştir.=> Tüm karasuları millileştirilmiştir.
1927- Eskişehir Bankası kurulmuştur=>Özel bankadır.
1927-33- İller Bankası kurulmuştur.=> Belediyeler Bankası olarak kurulmuştur.
1927- İlk Kağıt Banknot basılmıştır.=> İlk banknotlar İngiliz firması tarafından basılan Osmanlıca banknotlardır.
1928- Egebank kurulmuştur. => Banka İzmir’de kurulmuştur.
1929- Menkul Kıymetler ve Borsalar Kanunu kabul edilmiştir.=> İMKB’nin temelini oluşturmuştur.
1929- Türk Parasını Koruma Kanunu kabul edilmiştir.=> Milli para politikası benimsendiğine kanıttır. Dünya mali krizine karşı tedbirdir.
1929- Deniz Ticaret Kanunu kabul edilmiştir.=> Denizciliğin gelişmesi amaçlanmıştır.
1930- Merkez Bankası kurulmuştur.=> Milli para politikası izlenmiştir.
1933- Halkbank kurulmuştur.=> Bu banka kamu bankasıdır.
1933- Zonguldak Yatırım Bankası kurulmuştur.=> Özel bankadır.
1933- Kayseri Mili İktisat Bankası kurulmuştur.=> Özel bankadır.
1936- İzmir Uluslararası Fuarı açılmıştır.=> Dış ticaretin canlandırılması amaçlanmıştır.
1937- Denizbank kurulmuştur.=> Denizcilikle uğraşanlara kredi imkanı sağlanmıştır.

  1. d) SANAYİ ALANINDA GELİŞMELER

1924- Taş Kömürü Kurumu açılmıştır=> Tük madenciliğinde katkı sağlanmıştır.
1925- Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur.=> Liberalizm etkinlikleri çerçevesinde açılmış devlet bankasıdır.
1926- Emlak ve Eytam Bankası kurulmuştur=> Gayrimenkul ipoteği karşısında borç para vermiş bir kamu bankasıdır. 1927- Teşvik-i Sanayi Kanunu kabul edilmiştir.=> Özel sektörün canlandırılması amaçlanmıştır.
1930- Sanayi Kongresi toplanmıştır.=> Sanayi alanında düzen sağlanması amaçlanmıştır.
1932- Türkiye Sanayi Kredi Bankası kurulmuştur.=> Sanayi alanına düşük faizli kredilerle destek vermiştir.
1933- Devletçilik uygulamasına geçilmiştir.=> Liberalizmin fayda sağlanmaması üzerine geçilmiştir.
1933- I.Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmıştır.=> Rusya’dan yararlanılmıştır. 1934’te uygulanmıştır.
1933- Sümerbank kurulmuştur.=> İlk kamu yatırımı bankasıdır.
1935- Etibank açılmıştır.=> MTA’nın bulunduğu madenleri işletmiştir.
1935- Maden Tetkik Arama Enstitüsü kurulmuştur.=> Madenlerin araştırılıp kalite tespitinin yapılması için çalışmıştır. 1936- Çubuk Barajı açılmıştır.=> TC’nin ilk barajıdır. Ayrıca elektrik İşleri Etüt İdaresi kurulmuştur.
1938- II.Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmıştır.=> II.Dünya Savaşından dolayı uygulanamamıştır.

  1. e) TEŞVİK-İ SANAYİ KANUNU (28 Mayıs 1927)

Bu kanunla, özel sektörü sanayi alanına çekerek ülke sanayisini geliştirmek amaçlanmıştır. Teşvik-i Sanayi Kanunu kapsamında sanayi alanına yönelenlere;
Ucuz arazi ve bina tahsis etme,
Bel bir süre vergiden muaf tutma,

Ulaşım ve depolama imkanları sağlama gibi kolaylıklar getirilmiştir.
Not: Fakat bu kanun, özel sektörün yeterli sermayeye sahip olmaması, teknik bilgi ve eleman yetersizliği gibi nedenlerle istenilen sonucu vermemiştir.

  1. f) ATATÜRK DÖNEMİ BANKALAR

İş Bankası
Tütüncüler Bankası
Sanayi ve Maadin Bankası Emlak ve Eytam Bankası Eskişehir Bankası
Merkez Bankası Zonguldak Yatırım Bankası Kayseri İktisat Bankası İller Bankası
Sümerbanl
Etibank
Denizbank
Halk Bankası

Dikkat:

Merkez Bankası’nın kurulmasında;
Ulusal para politikası izleme,
Hükümetlere mali ajanlık yapma,
Para (banknot) basma amaçları etkili olmuştur.
Osmanlı Bankası para basma yetkisini Merkez Bankası’na devretmiştir. Merkez Bankası Milliyetçilik ilkesinin bir uygulamasıdır.

Merkez Bankası ayrıca, hazine işlemlerini yapmış, iskonto fiyatını düzenlemiştir.

  1. g) ULAŞIM ve BAYINDIRLIK ÇALIŞMALARI

Demir Yolları:

1924’te Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü kuruldu. Bu kurum ilk kamu işletmesidir. 1928’de Demiryollarının ulusallaştırılmasına başlandı.
Osmanlı Devleti’nden kalan hatlara ek olarak;
Ankara-Kayseri-Sivas-Erzurum hattı

Zonguldak-Ankara hattı Sivas-Samsun-ÇArşamba hattı Sivas-Malatya-Fevzi Paşa hattı Malatya-Diyarbakır hattı Balıkesir-Kütahya Kuzeybatı hattı açıldı.

Hava Yolları:

1925- Tayyare Cemiyeti kuruldu.
1926- Tayyare Makinist Okulu kuruldu.
1926- Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası kuruldu.
1932- Vecihi Hürkuş, ilk sivil havacılık okulunu açtı.
1933- Hava Yolları Devlet İşletme İdaresi açıldı. 1938’de Hava Yolları Genel Müdürlüğü oldu. 1935- Türk Kuşu kuruldu. (İlk müdürü Abdurrahman Türkkuşu’dur)
1936- Eribe Hanım ilk hava şehidi kadın oldu.

Deniz Yolları

1926’da Kabotaj kanunu kabul edildi.
Türkiye Seyriseferain İdaresi düzenlendi. Deniz Bankası kuruldu.
Devlet Deniz Yolları Genel Müdürlüğü kuruldu.

6) SAĞLIK ve SOSYAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

1920- Sıhhiye Nazırlığı kurulmuştur.
1920- Yeşilay kurulmuştur.
1921- Çocuk Esirgeme Kurumu açılmıştır. (Himaye-i Eftal)
1923- Hilal-i Ahmer, Kızılay’a dönüştürülmüştür. (tam resmiyet 1935)

1929- İlk kez Hilal-i Ahmer Günü olarak kutlanmıştır. Beden Terbiyesi Kanunu kabul edilmiştir.
1923- Hekimler Mecburi Hizmet Kanunu kabul edilmiştir. Verem Savaş Dernekleri kurulmuştur.

Heybeliada Sanatoryumu ve Numune Hastaneleri (Ankara, İstanbul, Sivas, Trabzon, Erzurum ve Diyarbakır) açılmıştır. Sağlık Memuru Okulları açılmıştır.
Ebe ve Hemşire Okulları açılmıştır. (ilk hemşire okulu Ankara Kızılay Hemşire Okulu)
Genel Hıfzısıhha Kanunu kabul edilmiş ve Hıfzısıhha Enstitüsü açılmıştır.

Bulaşıcı hastalıklarla mücadele edilmiştir.

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

  1. A) 1923-32 ARASI

Lozan’da kalan sorunlar çözülmeye çalışıldı.

Dış Politikanın esasları:

Tam bağımsızlık Gerçekçilik Akılcılık Barışçılık

1) Musul Meselesi:

Video 62

Lozan’da gündeme gelmesine rağmen çözümü sonraya bırakıldı.
1924’te bu sorunu çözmek için Haliç Konferansı toplandı.
Bu konferansta Türkiye’yi Ali Fethi Okyar temsil etti.
Doğu’da Suriyelilerin İngilizler tarafından silahlandırılması, Süleymaniye kentinin vurulması ve Doğu’da Şeyh Sait İsyanının çıkması Türkiye’nin Musul üzerindeki etkinliğini azalttı.

1926 Ankara Antlaşması ile bu sorun çözüldü.
Buna göre Musul İngiliz mandaterliğindeki Irak’a bırakılacak ve Musul petrollerinin %10’u 25 seneyle Türkiye’ye verilecek gibi kararlar alındı.
Not: Bu sorun Misak-ı Milli’ye uygun çözülmemiştir.
2) Yabancı Okullar:
1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrası özellikle Fransa ile sorun yaşandı. Türkiye’nin kararlı tutumu sonucu yabancı okullar Türk Hükümeti’nin isteklerini yapmak zorunda kaldı.
3) Patrikhane:
Tüm ısrarlarına rağmen İstanbul dışına çıkarılamadı. Medeni Kanun ile yetkileri sınırlandırıldı.
4) Nüfus Mübadelesi
Yunanlıların İstanbul’da daha fazla Rum bırakma isteği yüzünden bu sorun ortaya çıktı. Sorunu derinleştiren olay ise Yunanlıların Batı Trakya’da Türklerin mallarına el koymasıdır. Konu Milletler Cemiyeti’ne götürülse de bir sonuç alınamamıştır. Yunan Başbakanı Eleffiros Venizilos 1930’da Türkiye’ye yaptığı ziyaret sonucu “Ankara (Ahali) Antlaşması” imzalandı. Buna göre İstanbul’a yerleşme tarihine bakılmaksızın herkes “İstanbul Rumu” sayılarak mübadele dışında tutuldu. Yunanlılarla dostane ilişkiler 1954 senesine kadar (Kıbrıs Sorunu) devam etti.

  1. B) 1932-1939 ARASI

Dış Politikanın Esasları:

Sınırlarımızı korumak Barışa katkıda bulunmak.

1-) Milletler Cemiyeti’ne Giriş (1932)

Milletler Cemiyeti kendi kuruluş ilkelerinden vazgeçerek ilk defa bir devleti kuruluşa üye olması için davet etti. Türkiye İspanya’nın daveti ve Yunanistan’ın desteği ile cemiyete üye oldu.
Not: Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ndeki ilk temsilcisi Cemal Hüsnü Taray’dır.

2-) Balkan Antantı (1934)

Temeli 1933’te Yunanistan ile yapılan Samimi Antlaşması ile atılmıştır.
1934’te İtalya, Almanya, Bulgaristan’ın tehditleri üzerine Atina’da bir araya gelen Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında batı sınırlarımızı güvence altına alan Balkan Antantı (Pakt) kurulmuştur. Bu pakta Balkan ülkesi olmasına rağmen Bulgaristan (Ege Denizine inme isteği) ve Arnavutluk (İtalya’nın tehdidi) katılmamıştır.

Balkan Antantı;
Boğazların Montrö’de Türkiye’ye verilmesinde etkili olmuştur. II.Dünya Savaşı’nın çıkması ile önemini yitirmiştir.

3-) Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936)

Lozan’da komisyonun devam etmesi ve başlanın Türk olması kararlaştırılmıştır. Komisyon başkanı ise Vasıf Cemal Paşa olmuştur.
1931’de Japonya Marçuraya’yı işgal etti.
1932’de Avrupalı devletler ile ABD arasında herkesin güvenliğini sağlayacak kadar eşit şekilde silahlanması plan olan “Mac Donald” kabul edildi.

1933’te Londra Silahsızlanma Konferansı’nda Türkiye boğazlar konusunu ilk defa dile getirildi.
1936’da Almanya Ren’i İtalya ve Habeşistan’ı işgal edince Fransa ve İngiltere boğazlardaki askerlerini geri çekti. Bunun üzerine Türkiye ilgili devletlere bir nota çekerek “Şartların değiştiğini (Rebus Sic Stanbibus) ” söyleyerek İsviçre’nin Montrö kentinde toplanılmasını teklif etti. Görüşmeler sonunda Montrö Boğazlar Sözleşmesi 20 yıllığına imzalandı. Bu sözleşmeye göre;
Boğazlardaki komisyon kaldırıldı.
Boğazın her iki tarafına Türk askerlerinin yerleşmesine karar verildi.
Not: Bu sözleşmeyi en geç İtalya imzaladı. Ayrıca bu sorunun çözümü Türk-Sovyet ilişkilerini olumsuz etkiledi.

4-) Akdeniz Paktı (1936)

İtalya’nın yayılmacı politikasına karşılık İngiltere’nin himayesinde kuruldu. Bu parkta Türkiye’de üye olmuştur.

5-) Sadabad Paktı (1937)

İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikasına karşılık Türkiye, İran, Irak, Afganistan arasında kurulmuştur. II.Dünya Savaşının çıkmasıyla önemini yitirmiştir. Paktın devamı sayılan Bağdat Paktı 1955’te kurulurken bu paktta önemiini İran-Irak Savaşı (1980-88) sonucu tamamen yitirmiştir.

6-) Hatay (Sancak Sorunu) (1936-39)

1936’da Almanya Fransa’ya ait Ren’i işgal edince, Fransa’da Suriye üzerindeki mandasını kaldırarak buradaki askerleri ülkesine çağırdı ve Hatay’ı da Suriye’ye bıraktı.
Durumu kabullenemeyen Türkiye Milletler Cemiyeti’ne başvurdu. Cemiyet bölgeyi araştırması için “Sandler”i görevlendirdi. Sandler yayınladığı raporunda Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını talep etti.

1937’de Hatay’a Türk vali atandı.
1938’de ise Fransa ile yapılan antlaşma ile “Hatay Bağımsız Cumhuriyeti” kuruldu. Bu devletin ilk ve son Cumhurbaşkanı “Tayfur Sökmen” olurken ilk Başbakanı “Abdurrahman Melek” olmuştur.
Hatay Meclisi’nin kararıyla 1939’da (İsmet İnönü) anavatana katıldı.
Not: Mustafa Kemal Adana’da yapmış olduğu bir konuşmasında Hatay için “40 yıllık Türk yurdu ecnebi eline bırakılamaz” demiştir.
Not: Hatay meselesi için Mustafa Kemal Prof. Dr. Afet İnan ile mektuplaşmıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ KÜLTÜR ve MEDENİYET

DEVLET YÖNETİMİ

Mustafa Kemal genelge ve kongrelerde;
Demokratik meşrutiyet,
Demokratik temsil, Hukuki kurallara saygılı olmaya dikkat etmiştir. Mustafa Kemal’e göre vatandaşlığın tanımı;
Kalkınma yolunda birlikte ilerleyen,
Hür bakış açısına sahip olan,
Çağa uygun davranışlar gösterendir.
Not: İlk defa vatandaşlığın tanımı 1924’te Anayasa’sında yapılmıştır.

Meslekler

Belediye Başkanı Muhtar
Köylü Mebus Kadın Mühendis

Kadınlar

Sadiye Hanım (Artvin’in Yusufeli ilçesinin Ersis Kasabası) Gül Esin (Aydın’ın Karpuzlu Köyü Çine ilçesi)
Satı Kadın (Ankara2nın Kazan İlçesi)
Sabiha Rıfat

İnşaat Mühendisi Savaş Pilotu Tiyatrocu
Dünya Güzeli

Sabiha Güreyman Sabiha Gökçen Afife Jale Keriman Halis Ece

Bir erkek okuluna atanan ilk kadın Tezer Taşkıran (Ağaoğlu)

Operatör Doktor Rallici
Milli Sporcu Avukat

Kadın Doğum Uzmanı Başbakan

HUKUK

Rahime Batu
Azize Hanım
Leyla Asım Turgut (Milli Yüzücü) Beyhan Hanım
Pakize İzzet Tarzi
Tansu Çiller

1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye)–Kişi hak ve ödevlerine yer verilmez.
Bu anayasayla egemenlik ilk defa millete verilmiştir. Savaş zamanında yapıldığı için kısa ve özdür. Ayrıca tek yumuşak anayasadır.
Not:1921 Anayasası’nda yapılan ilk değişiklik “Devletin rejimi Cumhuriyettir.” maddesinin eklenmesidir.

SOSYAL HAYAT

İlk nüfus sayımı 1927’de yapıldı.
Atatürk nüfusu arttırmak için;
-Doğumu engelleyici ilaç ve araçları yasakladı.
Çok çocuklu aileler vergiden muaf tutuldu.
6 çocuk ve üzerine bedelsiz tarla verildi.
Yurt dışında yaşayan Türklerin geri gelmesi için vize muafiyeti sağlandı.
Not: 1985’te ilk defa şehirli nüfusu köy nüfusunu geçmiştir.
Not: Atatürk bir çok defa yurt içi gezisi yaptı. Ancak Cumhurbaşkanlığı döneminde (1923-1938) Hatay’a hiç gidemedi.

MİMARİ

Mimar Kemaleddin: Gazi Eğitim Enstitüsü
Vedat Tek: II.TBMM Binası ve Ankara Palas
Prof. Dr. Emin Halid Onat ve Doç. Dr. Orhan Ada: 1953 (Anıtkabir) Ali Talat Bey: Beşiktaş ve Kuzguncuk İskeleleri

RESİM

İbrahim Çallı (Zeybekler Tablosu/Hatay’ın Anavatan’a Özlemi) Ruhi Arel

HEYKEL

Osmanlı Devleti’nde ilk heykelini yaptıran padişah Sultan Abdülaziz’dir. İlk Atatürk Heykeli ise İstanbul Sarayburnu’nda açılmıştır.
Heinrich Krippel Ulus Zafer Anıtı ve Samsun Atatürk Anıtı’nı yapmıştır. Pietro Konanica ise Taksim Cumhuriyet Anıtı’nı yapmıştır.

ORDU

Ordu gençleştirilmeye çalışıldı.
Hazar Projesi ve Konuş Projeleri yaşlı askerler emekliye sevk edildi.

MÜZİK

Darüleyhan: Konservatuar
Darülbedayi: İstanbul Şehir Tiyatroları 1927 Muhsin Türk Tiyatrolarının genel müdürü oldu.
Müzik: Prof.Paul Hindemint’in yazdığı rapor doğrultusunda Musiki Muallim Mektebi açıldı. Daha sonra bu mektep Milli Musiki ve Temsil Akademisi’ne ve Ankara Devlet Konservatuarı’na dönüşmüştür.
Türk Bestecisi:
Cemal Reşit Bey (10.Yıl Marşı’nın Bestecisi)
Adnan Saygun (Özsoy Operası adıyla ilk operayı açtı.)
Necil Kazım Akses

Ulvi Cemal Erkin Hasan Ferit Alnar

MÜZECİLİK

1924-Topkapı Sarayı’nın bir bölümü açıldı. 1925-Ankara Etnografya Müzesi açıldı. 1927-Konya Mevlana Müzesi açıldı. 1934-Ayasofya Cami’den Müzeye çevrildi. 1937-İstanbul Resim ve Heykel Müzesi açıldı.

EĞİTİM

Türkiye eğitimde Fransa’yı kendine örnek almıştır. 1924-Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.
1925-Ankara Hukuk Mektebi açıldı. 1925 Medreseler kapatıldı. 1926-Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun çıkarıldı.

1928-Latin Harfleri kabul edildi. 1928 Millet Mektebileri açıldı.
1931-Türk Tarih Kurumu açıldı. İlk başkanı Semih Rıfat Yalnızgil’dir.
1932-Halkevleri açıldı.
1933-Prof.Dr.Albert Malche’nin yazdığı rapor doğrultusunda Darülfünun kapatılarak yerine İstanbul Üniversitesi açıldı.

1936-Öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan döneminde Eğitmen Kurları açıldı. Not: Gazi Üniversitesi resim öğretmeni yetiştirmek amaçlı kurulmuştur.

EDEBİYAT

Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Kadro Dergisi (Türk İnkılabının ideolojisinin sistemleştirilmeye çalışıldığı yayındır.) Kadir Arıburnu: Atatürk’ten Anılar
Halide Edip Adıvar: Ateşten Gömlek Milli Mücadele üzerine yazılan ilk romandır.
Halide Edip Adıvar: Türk’ün Ateşle İmtihanı.( Halide Edip Adıvar’ın orduda geçirdiği yılları anlattığı eserdir.) Falih Rıfkı Atay: Zeytinyağı ve Çankaya (1961’de yayınladı. Cumhuriyet dönemini anlatıldı.)

Kazım Karabekir: İstiklal Harbimiz.
Kazım Karabekir: Şarkılı İbret (Şehir çocuklarına oynattığı müzikal tiyatro) Samim Karagöz: Karakalpaklılar
Fahrettin Paşa: Medine Müdafaası
Kemal Tahir: Yorgun Savaşçı
Ali Fuat Cebesoy: Sınıf Arkadaşım Atatürk
Tarık Buğra: Küçük Ağa ve Osmancık

XX.YÜZYILIN BAŞLARINDA DÜNYA

I.DÜNYA SAVAŞI ve SONUÇLARI

1) I.Dünya Savaşı: 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş ilan etmesi ile başlamıştır. Savaşın nedenleri şunlardır;
Devletlerarası sömürgecilik ve pazar arayışı
Almanya’nın ve İtalya’nın siyasi birliklerini geç tamamlayıp sömürgecilik yarışında İngiltere’ye ve Fransa’ya rakip olması

Devletlerarası silahlanma yarışı
Fransa ile Almanya arasındaki Alsace-Lorraine (Alsas Loren) sorunu
Fransız İhtilal’ inden yayılan Ulusçuluk akımı
Balkan topraklarında Rusya ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun nüfusunu artırmak istemeleri Rusya’nın Panslavizm politikası
Rusya’nın sıcak denizlere inmek istemesi.

2) Savaşın Sonuçları

Avrupa’nın siyasi haritası değişti. Alman-Rus-Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorlukları yıkıldı.
Polonya, Türkiye, SSCB, Ermenistan, Yugoslavya, Çekoslovakya, Avusturya, Macaristan gibi yeni devletler ortaya çıktı. Milletler Cemiyeti kuruldu.

Dünyada milliyetçilik düşüncesi güç kazandı. Yeni milli devletler ortaya çıktı.
10 milyona yakın insan öldü.
Sömürgecilik isim değiştirerek “manda yönetimi” adıyla daha da yaygınlaştı.
Savaş sonunda yapılan atlaşmalarda etnik yapıya dikkat edilmediği için azınlıklar sorunu ortaya çıktı.

3) Paris Barış Konferansı:

Barış antlaşmalarının esaslarını belirlemek ve bozulan uluslararası siyasi dengeleri yeniden kurmak amacıyla 32 devletin katılımı ile 18 Ocak 1919’da Paris’te düzenlendi. Konferansta İngiltere ve Fransa diğer katılan ülkelere göre daha etkili olmuştur. ABD’nin isteği üzerine dünya barışını korumak için Milletler Cemiyeti kurulmuştur. İsteğini elde eden ABD yalnızlık politikasına geri dönmüştür. İngiltere ve Fransa bundan Wilson Prensipleri’ni dikkate almadan kendi çıkarlarına göre hareket etmiştir. Bu konferansta ilk olarak Almanya ile barış antlaşması imzalanmıştır.
Monreo Doktrini: 1823 yılında ABD başkanı James Monreo tarafından ortaya konulan ABD’nin dış politika esaslarıdır. Buna göre ABD; Avrupa devletlerinin Amerika kıtasında yeniden sömürgecilik yapımlarına izin vermeyecek, Avrupalı devletler arasında oluşan sorunlara ise karışmayacaktır. ABD’nin bu siyasetine yalnızlık (infirat) politikası ismi verilmiştir. Bu politikasından ilk defa I.Dünya savaşına dahil olarak çıkmış ancak savaş sonunda yine bu politika gereği kıtasına geri dönmüştür.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), Orta Asya’daki Türk Devlet ve Toplulukları

  1. a) Çarlık Rusyası’nın Yıkılışı ve Bolşevik İhtilali:

I.Dünya savaşında hayat şartlarının ağırlaşması, yolsuzlukların artması üzerine kadın işçilerin başlattığı grev daha sonra toplumsal bir harekete dönüştü. 1917 Mart’ında yaşanan bu gelişmeler sonucunda zor durumda kalan Çar.II.Nikola tahttan çekildiğini açıkladı. Duma adı verilen meclis tarafından ise geçici bir hükümet kuruldu. Ancak sürgündeki lider İlyiç Lenin’in “Barış, toprak ve emek” vaatleriyle Petersburg’a gelmesiyle Bolşevikler geçici hükümeti devirerek Ekim 1917’de “Bolşevik İhtilali” ni gerçekleştirdiler. Bunun üzerine Çar yanlılardan oluşan Beyaz Ordu yeni yönetime karşı saldırıya geçti. 3 yıl süren iç savaşı Bolşevikler kazandı. Bu iç savaşta 13milyon insan hayatını kaybederken ülkede kıtlık baş gösterdi. Bunun üzerine devlet başkanı Lenin ekonominin güçlenmesi amacıyla Novaya ekonomiçeskaya politika (N.E.P) adı verilen yeni ekonomik politikasını ilan etti. Buna göre;

Tarım ürünlerine el konulmaktan vazgeçildi. Çiftçiye, esnafa ve tüccara kolaylıklar sağlandı.
Küçük sanayiciye destek verildi.
Yabancı sermayenin ülkeye girişi sağlandı.
1923’te ülke federasyona dönüştürülerek SSCB adını aldı. 1924 yılında İlyiç Lenin’in ölmesiyle devlet başkanlığına Joseph Stalin geldi. Stalin, I.Beş Yıllık Kalkınma Planını hazırlayarak Rusya’nın öz kaynaklarıyla büyümesi gerektiğine inandı. Bunun için köylünün elindeki küçük toprakları birleştirerek “Kollektifleştirme Politikası” izledi. Köylülerin çok sert muhalefeti ile karşılaşılan bu politika sonucu yaklaşık dört milyon civarında köylü öldü ve tarımsal üretim düştü. Yine bu dönemde eski fabrikalar modernleştirilerek traktör imalatı ve demir-çelik alanlarında yeni fabrikalar kuruldu.

  1. b) Rusların Orta Asya’yı İstilası:

20.yüzyılın başlarından itibaren Çarlık yönetimin baskılarına maruz kalan Türkler ve diğer uluslar 1905 yılında Rusya’ya karşı ayaklandılar. Özellikle Yusuf Akçura ve İsmail Gaspıralı önderliğinde 1905 yılında “Rusya Müslümanları I.Kongresi” düzenlendi. Çalışmalar sonucunda Rus Meclisi Duma’ya temsilciler gönderildi. Bu temsilciler arasında yaptığı çalışmalarla ün kazanan Ufa Müslümanlarının temsilcisi olarak gönderilen A.Zeki Velidi Togan yer aldı. Ancak siyasi ve kültürel hakları verilmeyen Türkler 1916 senesinde Türkistan’da “Milli İstiklal Ayaklanması”nı başlattılar. Bu gelişmelerden rahatsız olan Rusyaharekete geçerek 1920 yılından itibaren Türk devletleri üzerindeki baskıyı arttırdı. Bağımsız olan Türk devletlerine teker teker son veren Ruslar bölgede asimilasyon politikasını hayata geçirmeye başladı. Bunun içinde;
Bölgedeki Türkler Hristiyanlaştırılmaya çalışıldı.
Bölgede Rus okulları açıldı. Ancak Türkler bu okullara rağbet etmedi.
Rus harita ve kitaplarında Türkistan ismi silindi ve kullanılması yasaklandı.
Türkler arasında birlik ve beraberliğin bozulması amacıyla farklı lehçelerin kullanılmasını yaygınlaştırdı. Türkler arasında boy (asabiyet) duygusu ortaya çıkarıldı.
Tarih kitaplarında Türklerin milli ruhunu konu alan eserlere yer verilmedi.
Cami ve mescitler çeşitli bahanelerle yıkıldı. Buraların mal ve mülkleri devletleştirildi.
Din adamı yetiştiren medreseler kapatıldı. Din adamları sürgün edildi.
Yüz binlerce Türk işçi sıfatıyla Rusya’nın uzak bölgelerine gönderildi.
Rus Kiril harfleriyle karışık Latin harf sistemine geçerek Türklerin öz dillerini unutmasını sağladılar.

  1. c) Basmacı Hareketi:

Baskın yapan, hücum eden manasına gelir. 1918 yılında Rusların Milli Hokand Hükümetini devirmesiyle ortaya çıkan ve amaçları Türkistan’ı Ruslardan kurtarmak olan hareketin genel ismidir. Türkistan’a yayıldı.1921 yılında Enver Paşa’nın Basmacı Hareketi’ne katılmasıyla mücadeleler şiddetlendi. Bu tarihlerde Ruslarda genel bir saldırıya geçince Korbaşı adı verilen Basmacı liderleri birbirlerinden ayrıldılar. 1922 yılında Enver Paşa şehit oldu. 1936 yılına kadar süren bu hareket “Basmacı liderlerinin kendi aralarındaki liderlik mücadeleleri, Ruslar karşısında yeteri kadar askeri teçhizatın olmaması gibi nedenlerden dolayı sona erdi. II.Dünya Savaşında ise bölge Türkleri zorla savaş meydanlarında ölüme sürüklenirken aynı zamanda düşmanla iş birliği yaptığı gerekçesiyle de Kırım, Karaçay, Balkar, Ahıska, Çeçen ve İnguş Türklerini Orta Asya’ya ve Sibirya’ya sürgün ettiler.

3) Orta Doğu’da Manda Yönetimlerin Kurulması

İngiltere ve Fransa San Remo Konferansında Orta Doğu ülkelerini paylaştılar. Buna göre Fransa, Suriye ve Lübnan’da; İngiltere ise Irak, Filistin ve Ürdün’de manda yönetimler kurdu.

  1. a) İngiltere ve Ortadoğu

Arabistan Yarımadası
Mekke Emiri Şerif Hüseyin Savaş bittikten kısa bir süre sonra kendini Arap ülkelerinin kralı ilan ederken, oğullarını da Ürdün ve Irak’a kral tayin etti. 1924 yılında da halifeliğini ilan ederek bölgedeki konumunu güçlendirdi. Bunun üzerine Necd Emiri Abdülaziz İbni Suud Şerif Hüseyin’e savaş ilan etti. Yapılan mücadeleyi kazanan İbni Suud kendini Hicaz ve Necd Kralı ilan etti. 1932 yılından itibaren ise Suudi Arabistan Krallığı ismini aldı. 1936 yılında Aramco adlı şirkete petrol ayrıcalığı vererek bölgesindeki ABD’nin etkisini arttırdı.

  1. b) Irak:

San Remo Konferansı sonucu İngiltere Irak’ta kendi politikalarına uygun bir yöntem oluşturmak için Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğullarından biri olan Faysalı Irak krallığına getirdi. Ancak bu durumu kabul edemeyen ıraklılar bağımsızlık mücadelesine girişti. 1930 senesinde yapılan antlaşma sonucunda Irak bağımsızlığını kazandı ancak İngiltere II.Dünya Savaşı öncesine kadar yönetime kendi adamlarını getirmek suretiyle Irak’taki egemenliğini sürdürdü.

  1. c) Fransa ve Orta Doğu:

San Remo Konferansı’yla kendisine Suriye ve Lübnan verilen Fransa 1920 yılında merkezi Şam olmak üzere Lübnan ve Filistin topraklarını da içine alan Suriye Krallığı’nı kurdu. Ancak bu zamanlarda Anadolu’da işgal ettiği yerlerde tutunamayan Fransa TBMM ile Ankara Antlaşması’nı imzalayarak Güney’den çekildi ve tüm dikkatini Suriye’ye yöneltti. Askeri baskılarla buraları elinde tutamayacağını anlayan Fransa 1926 yılında Lübnan’a, 1930 yılında da Suriye’ye bağımsızlık verdi. Bölgeden ise tamamen II.Dünya Savaşından sonra çekildi.

4) Uzakdoğu’da Yeni Bir Güç: Japonya

Japonya 1850’li yıllara kadar derebeylik ile yönetiliyordu ve dış dünyaya da kapalı bir ülke konumundaydı. Şogun adı verilen ordu komutanları bu derebeyler arasında en güçlü olanından seçilirdi. 1867 yılında tahta geçen İmparator Mutsuhito ülkedeki tüm derebeylikleri kaldırarak merkezi bir devlet kurdu. Aydınlarında desteğiyle Batı tarzı yenilikler içeren “Meiji Restorasyonu” diye adlandırılan reform sürecini başlattı. Bu süreçte Meiji “Güçlü ordusu olan zengin bir ülke hedefiyle;

Batu tarzı bir hükümet kurdu. Prusya-Alman modeli tarzında bir anayasa yaptı. Avrupa’ya öğrenciler gönderdi.
Kılık-kıyafet inkılabını gerçekleştirerek gelenekselleşen Japon giyim tarzını tasfiye etti. Çağdaş bir bankacılık sistemini kurdu.

İngiltere donanması örnek alınarak Japon donanması kurdu.
Dışarıdan modern silahlar getirtti. Ordunun modernize edilmesi için de Prusya’dan uzmanlar getirtti. Ağır sanayi, demir-çelik ve gemi yapımcılığını geliştirdi.
Geleneksel Japon takvimi Şinto yerine Miladi Takvim’e geçildi.

5) 1929 Dünya Ekonomik Krizi

Nedenleri:

I.Dünya Savaşı’nın getirdiği ekonomik zorluklar.
ABD’nin savaş sırasında devletlere verdiği kredileri geri alamaması
ABD ekonomisinin 200 holding tarafından idare edilmesi
I.Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan iyimser havanın ABD borsasını suni (yapay) olarak yükseltmesi.

İngiltere’nin para birimi poundun aşırı değer kazanması, bununda ihracatta düşüşe yol açması
Almanya’nın savaş tazminatını ödemek için karşılıksız para basılması bununda aşırı enflasyona (hiperenflasyon) neden olması.
ABD yönetiminin krizin çıkmasını engelleyici tedbirler almaması
3 Ekim 1929 yılında ABD borsasında yer alan şirketlerin hisse senetlerinin düşmesiyle başlandı. 24 Ekim 1929 Perşembe günü ise borsa dibe vurdu. Tarihe “Kara Perşembe” olarak geçecek bu olay sonucunda;
4,2 milyar dolar ABD borsasında yok oldu.
Çok sayıda banka batarken, binlerce insanın mal varlığı yok oldu.
Ülkelerde açlık ve kıtlık başladı. İnsanlar takas usulü ticarete geri döndü.
İnsanların ruh sağlıkları bozuldu.
Dünyadaki inşaat ve madencilik faaliyetleri durdu.
Dünya genelinde 50 milyona yakın insan işsiz kaldı.
Dünya ticaret hacmi %65 oranında azaldı.
Not: Bu kriz en çok sanayileşmiş toplumları vururken, Sovyet Rusya komünizmden dolayı bu krizden en az etkilenen devletlerden biri olmuştur. Türkiye ise bu krize karşı şu önlemleri almıştır;
Devlet korumacı-iktisatçı politikalara yönelmiştir.
İthalata kısıtlamalar getirilirken, gümrük verileri yükseltilir.
Ülkede yerli malı kullanılması için devlet tarafından propagandalar yapılır.
Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulur.
Malımı sattığım devletten mal alırım prensibi hayata geçirilir.(Kliring Sistemi)

6) İki Savaş Arasında Avrupa

  1. a) Barışın Sürekliliğini Sağlama Çabaları:

I.Dünya Savaşının sona ermesiyle barış çabaları ABD önderliğinde başlatıldı. 32 devletin katılımı ile toplanan Paris Barış Konferansı’nda uluslararası bir teşkilatın kurulması kabul edildi. Bunun üzerine 10 Ocak 1920 tarihinde merkezi Cenevre olmak üzere Milletler Cemiyeti kuruldu.
Uluslararası barışı korumak amacıyla bir araya gelen Almanya, İtalya, İngiltere, Belçika, Polonya, Fransa ve Çekoslovakya arasında is 1925 tarihinde Locarno Antlaşması imzalandı. Böylece Almanya uluslarası işbirliğine tekrar dahil oldu. Bu antlaşmadan kısa bir süre sonra ise Almanya Milletler Cemiyetine de üye oldu. Barışın sürmesi yolundaki çabaların en önemlilerinden birisi de 1928 yılında Paris’te ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Çekoslovakya, Belçika, Almanya ve Polonya tarafından imzalanan Briand-Kellogg Paktı oldu. Bu pakta aynı yıl SSCB ve Türkiye’de dahil oldu. Buna göre savunmaya dayanmayan savaş, kanun dışı sayılmıştır.

  1. b) Totaliter Rejimlerin Kuruluşu

1) İtalya’da Faşizm

I.Dünya Savaşı’ndan umduğunu bulamayan İtalya’da ekonomisi de felce uğramıştı. Özellikle asker kaçakları aydınların maddi ve manevi beklentileri, işsizlik iç politikada ki istikrarı bozdu. Bu durum Benito Mussolini’nin liderliğini yaptığı Faşist Parti’nin işine yaradı. Zamanla taraftar sayısında artış yaşanan bu parti 1919 yılında girdiği seçimlerde meclise giremedi.1922 yılında ülke genelinde yapılan işçi grevlerine destek veren bu partinin sempatizanları

yani ‘’Kara Gömlekliler” Napoli’den Roma’ya yürüyüş gerçekleştirdiler. Ülkede bir darbe olabileceğini düşünen mevcut hükümet istifa etti ve başbakanlığa Mussolini getirildi. 1924 yılından itibaren bu seferde Mussolini’ye karşı muhalefet arttı. Bunun üzerine Mussolini mevcut anayasayı kaldırarak yeni bir anayasa ilan etti. Ceza kanununda değişiklik yaparak kendi partisi haricindeki diğer partileri kapattı. Böylece İtalya’da diktatörlük dönemi de başlamış oldu. Mussolini “Sürekli barış ne mümkün ne de faydalıdır. Sadece savaş insan enerjisini en yüksek gerilimde tutar’’ diyerek dış politikasının ne üzerine kuracağını da göstermiştir.

2) Almanya’da Nazizm

I.Dünya Savaşı’ndan sonra Alman imparatorluğu yıkıldı ve yerine Cumhuriyet ilan edildi. Ancak Versay Antlaşmasının imzalanmasıyla Almanya’da iç istikrasızlıklar arttı. Bunun üzerine “Weimar Anayasası” yürürlüğe konularak demokrasiye geçildi ve partiler kuruldu. Bu partilerden bir olan Nazi partisi 1924 yılındaki seçimler sonucunda parlamentoya girdi.1932 seçimlerinde ise en güçlü parti olarak çıktı.19 yılında Hitler başbakan oldu ve meclisten dört yıllığına olağanüstü yetkiler alarak diktatörlüğünü ilan etti, adı verilen gizli bir örgüt kurarak muhalefet ve toplum üzerinde baskı kurdu. Sanatçılar, bilim adamlarına yasaklar getirildi. Kütüphanelerdeki kitaplar okunur okunmaz ibaresi konuldu. Nazi ideolojisiyle uyuşmayan her şey ders kitaplarında çıkarıldı. Naziler bu rejime

Toplumu” dediler. Hitler “Nasyonal-Sosyalist akım onu bugünkü dar yurdundan çıkarıp yeni topraklara doğru

Gestapo

diyerek dış politika hedeflerini ortaya koydu.

33

nHalk

yürütmek cesaretini göstermek zorundadır.”

3) İspanya’da Franco Dönemi

Ispanya’da 1923’te asker darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. 1936 yılında İspanya iç savaşı başladı. Cumhuriyetçiler ile Milliyetçiler arasında süren üç yıllık savaşı Almanya ve İtalya’nın desteklediği General Franco kazandı.

7) İki Savaş Arasında Dünya

  1. Dünya Savaşı’ndan sonra siyasi, ekonomik, kültürel, teknolojik ve bilimsel birçok gelişme yaşandı. Bu gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz;

Sanayide kullanılan petrol ve elektrik evlere girdi.
Taşıt üretimi arttı. Uluslararası yolcu uçakları faaliyete geçti.
Şehircilik ve gelişti. Mimari bir akım olan Bauhaus şehir planlamasında öne çıktı.
ABD ’de ” ” yapıldı ve gökdelen sayısında artışlar yaşandı.
Radyo kullanımı yaygınlaştı. Radyonun kullanılmasıyla ‘’Konuşan Basın” denilen dönem başladı.
Çizgi Film endüstrisi oluştu. Sinema sektörü gelişti.
Albert Einstein İzafiyet Teorisi ile bilim dünyasında çığır açtı.
Bazı hastalıkların tedavisi için aşılar ve ilaçlar bulundu. Organ nakline başlandı. Tüberküloz tedavisi için BCG aşısı

bulundu.
Alexander Fleming penisilini keşfetti.
Psikoloji önem kazandı. Varoluşçuluk ve Fenomenoloji gibi yeni akımlar ortaya çıktı.
Tarih yazıcılığı değişti. Gelenekselleşen tarih yerine yerel, sosyal, ekonomik ve medeniyet konuları ön plana çıktı. 1929 yılında iki savaş arası Avrupa ve Dünya’yı özetleyen John Steinbeck’in ‘’Gazap Üzümleri” eseri büyük ilgi

gördü.
Bütün toplumu ve burjuva sanatını tamamen ve sert bir biçimde reddeden ve akımın öncülüğünü Salvador Dali’nin

yaptığı’’Sürrealizm”(Gerçeküstücülük) ve ’ Ekspresyonizm” (Dışa vurumculuk) akımları ortaya çıktı. ABD’de başlayan “Caz” tüm Avrupa ülkelerinde yayıldı.

8) Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

Lozan Barış Antlaşmasıyla uluslar arası alanda bağımsızlığını kazanan Türkiye, 1923-30 yılları arasında Lozan’dan kalan sorunları çözmeye uğraşırken, 1930-38 arasında ise uluslararası barışa katkı sağlamak ve yaklaşan II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı sınırlarını güvence altına almak istemiştir. Dış politikada Atatürk’ün ‘yurtta barış, dünyada barış’ sözünü ilke edinen Türkiye barışçı bir politika izlemeye çalışmıştır.

Dış Politikadaki Gelişmeler

Türkiye’nin Milletler Cemiyetine Girişi (18 Temmuz 1932 )

Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

I.Dünya Savaşı’ndan sonra İtalya’nın Balkanlarda ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir politika izlemesi Balkan devletlerini tedirgin etti. Kendi aralarında da sorunları bulunun Balkan ülkeleri kendilerine yönelen tehlike karşısında ortak hareket etme kararı aldı. Özellikle Yunanistan ile devam eden sorunlarımızın çözülmesi iki taraf arasında dostane ilişkilerin başlamasına zemin hazırladı. Hatta Yunan başbakanı Venizilos Atatürk’ü 12 Ocak 1934’te Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Bu gelişmeler üzerine bir araya gelen Türkiye, Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya arasında 9 Şubat 1934’te Balkan Paktı kuruldu. Buna göre, imzacı devletler Balkanlardaki sınırlarını korumak ve bölgede yayılmacı siyaset izleyen devletlere karşı ortak hareket etme kararı aldılar. Bu antant ilerde Türkiye’nin Montrö konferansında ortak bir tavır belirleyerek Türkiye’yi desteklemiş ve Boğazlar statüsünün Türkiye lehine değişmesine katkı sağlamıştır.1936 yılından itibaren yayılmacı devletlerin politikaları karşısında başarılı olmayan antant II.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla önemini yitirmiştir.

Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)

Lozan Antlaşması ile “Uluslararası Boğazlar Komisyonu”na bırakılmasını kabul eden Türkiye, 1930’lardan itibaren yayılmacı bir politika izleyen İtalya’ya karşı bu sorunu ilk defa 1933 yılında toplanan “Londra Silahsızlanma Konferansı”nda dile yetirdi. İtalya’nın 1935’te Habeşistan’a saldırması, Almanya’nın da Ren Bölgesi’ne asker sevk etmesi üzerine Türkiye Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesi konusunda harekete geçti. Bu süreçte de SSCB, Balkan Antantı’na üye olan devletler Türkiye’ye destek verdi. İngiltere ise İtalya’nın amaçlarını bildiği için bu girişimi desteklediğini bildirdi. Türkiye sorunun çözülmesi amacıyla bir konferans yapılmasını istedi. Bunun üzerine 22Haziran

mimari

Empire State Building

1930’lardan itibaren Avrupa’da gruplaşmaların belirli bir durum alması uluslararası barış ve güvenliyi tehdit etmeye

başladı. Türkiye’nin bölgede yükselen bir güç olduğunu gören Batılı ülkeler, Türkiye’yi Milletler Cemiyeti bünyesine

katmak istedi. Bunun üzerine Milletler Cemiyeti Türkiye’yi üyeliğe resmen davet etti.9 Temmuz 1-932 yılında Büyük

Millet Meclisi Cemiyete katılma kararı aldı.

1936’da İsviçre’nin Montrö kentinde konferans toplandı. Türkiye, Avustralya, İngiltere, Yunanistan, Japonya, Romanya, SSCB, Fransa ve Yugoslavya arasında Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
Buna göre; Boğazlar Komisyonu kaldırılarak Türkiye’ye Boğazlar ve çevresinde asker bulundurma hakkı verildi. Savaş gemilerinin geçişi de Türkiye’nin iznine bırakıldı. Türkiye’nin girmediği bir savaşta ise savaş gemilerinin boğazlardan geçmesi yasaklandı.

Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)
İtalya’nın ve Almanya’nın yayılmacı politikaları karşısında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’da Şah’ın yazlık Sadabat Sarayı’nda karşılıklı imzalar atılarak bu pakt kuruldu. Buna göre pakta üye devletler birbirlerine saldırmayacak ve bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla çalışacaklardır. Yapılan bu girişim İslam dünyasında da olumlu karşılandı. 1939 tarihinde II. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla pakt önemini yitirdi. Savaştan sonra durum normalleşince İran paktın canlandırılması için tekrar görüşmelere başladı. 1955 yılında Bağdat Paktı’nın kurulmasıyla, Sadabat Paktı önemini iyice yitirdi. 1980’de Iran-Irak Savaşı’nın çıkmasıyla pakt ömrünü tamamladı.

Hatay Meselesi ve Hatay’ın Anavatana Katılması (30 Haziran i?3?)

1935’te Fransa, Suriye ve Lübnan üzerindeki mandasını kaldırdı ve İskenderun Sancağı’nı da Suriye’ye bıraktı. Bu durum Türkiye tarafından tepkiyle karşılandı. İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarını 1936 tarihinde artırmasıyla Fransa Türkiye ile ilişkilerini yumuşatma eğilimine gitti. Fransa sorunu Milletler Cemiyeti’ne götürme teklifinde bulundu. Cemiyet ise İskenderun ve Antakya’nın içişlerinde serbest dış işlerinde ise Suriye’ye bağlı olması kararını aldı. Daha sonra Fransa ile yapılan müzakereler soncu Hatay’ın toprak bütünlüğünün her iki ülke tarafından korunması kararı alındı ve Türk askeri Hatay’a girdi.
1938 yılında ise her iki ülkenin gözetiminde seçimler sonucu Hatay Cumhuriyeti kuruldu. İlk Cumhurbaşkanı Tayfun Sökmen olurken, Başbakanlığına da getirildi. Hatay devleti yöneticilerin Türkiye’ye katılma talebi ile toplanan Hatay Millet Meclisi 1939 yılında yaptığı toplantı sonucu Hatay’ın anavatana katılması kararı aldı.23 Temmuz 1939 günü yapılan bir törenle ise Hatay Türkiye’ye katıldı.

II.DÜNYA SAVAŞI (1939-1945)

1) SAVAŞ ÖNCESİNDEKİ GELİŞMELER

  1. A) Japonya:

Japonya, 1920’li ve 1930’lu yıllarda Uzak Doğu’nun en güçlü devleti oldu. Japonya, 1931 ’de Mançurya’yı işgal ederek Çin’e yöneldi. Asya’daki faaliyetlerinde serbest kalmak amacıyla, 1933’de Milletler Cemiyetinden; 1934’te Washington Antlaşmasından çekildi. Aynı zamanda 1934’te, “Asya, Asyalılarındır.” diyerek Batılıların Çin’le olan münasebetlerini kesmelerini istedi. Japonya’nın yayılmacı politikası, Uzak Doğu’da güçler dengesini bozdu. Bu bölgede çıkarları olan İngiltere ve ABD gibi devletler, önce Japonya’nın bu tutumuna tepkisiz kaldı. Ancak Japonya’nın 1937’de Çin’e saldırması üzerine bu devletler Çin’e yardıma başladı. ’de Japonya doğu ve orta Çin’in topraklarını ele geçirdi. Batılıların doğu Asya’dan atılmasını öngören “Yeni ilan etti. Japonya’nın emperyalist tutumu nedeniyle Uzak Doğu, II. Dünya Savaşı’nın cephelerinden biri oldu.

  1. B) İtalya:

İtalya’nın uzun süreden beri gerçekleştirmek istediği sömürgecilik emelleri, Mussolini ile birlikte “Roma imparatorluğunun yeniden kuruluşu” adı ile milli bir ideal hale geldi. İtalya’nın bu dış politikası rahatsızlık kaynağı oldu. İlk problem Yugoslavya ile yaşandı. “Serbest Şehir” olarak bağımsızlık statüsüne kavuşturulan Fiume, Mussolini’nin Yugoslavya’ya baskısı sonucunda 1924’te İtalya’ya katıldı.
Milletlerarası bir komisyonda görevli İtalya temsilcisinin Yunanistan’da öldürülmesi üzerine İtalya, Yunanistan’a ait Korfu Adası’nı işgal etti.
1924 yılı sonunda İtalya, Arnavutluk’taki bir iç meseleyi fırsat bilerek ekonomik ve sıyasi desteği ile Arnavutluk’u nüfuzu altına aldı.
Ayrıca 1931 ‘de Japonya’nın Mançurya’ya saldırması, Almanya’nın Versay şartlarından kurtulma girişimlerine İngiltere ve Fransa’nın tepkisiz kalması İtalya’yı Habeşistan’ın işgali konusunda harekete geçirdi. İtalya’nın 1934’te başlattığı Habeşistan saldırısı 1936’da işgalle sonuçlandı. İtalya’nın Habeşistan’a saldırısı ile Almanya, Locarno Antlaşması’nı feshetti. Avrupa’daki mevcut durum bozuldu.
C) Almanya
Hitler’le birlikte Alman dış politikası yeniden şekillendi. Bu politikanın ilk hedefi Versay Antlaşmasının maddelerinden kurtulmaktı. İkinci hedefi Almanya dışında Almanların yaşadıkları toprakları almak, ve topraklarını sınır tanımadan genişletmekti.
1 Mart 1935’te Versay Antlaşmasıyla Fransa’ya bırakılan Saar Bölgesi, halk oylaması sonucunda Alman yönetimine

yapılan

Abdurrahman Melek

1938

Düzen”i

geçti. Versay’ın getirdiği askeri kısıtlamalardan kurtulmak isteyen Almanya, gizlice silahlanmaya başlayarak Ekim 1933’te Silahsızlanma Konferansı ve Milletler Cemiyetinden çekildi. 1934’ten itibaren kara, deniz ve hava kuvvetlerini güçlendirme çalışmalarını başlattı. Modern silah, araç ve gereç yapımına önem vererek asker sayısını 300 bine çıkardı. Daha sonrada askerliği zorunlu kale getirip asker sayısını 550 bine çıkardı. Versay Barış Antlaşması’nı tamamen ortadan kaldırmaya kararlı olan Almanya, 7 Mart 1936’da, askerden arındırılan Ren Bölgesi’ne asker gönderdi. Fransa bu durumu kabul etmek zorunda kaldı. Almanya, 13 Mart 1938’de de Avusturya ile birleştiğini ilan ederek burayı ilhak etti.
Çekoslovakya’nın Südetler bölgesinde 3,5 milyon Alman yaşamaktaydı. Burayı ilhak etmek isteyen Hitler’in bu ülkedeki Nazi’lerin çıkardıkları karışıklıklardan yararlanmak istemesi, iki ülke ilişkilerini bir bunalıma dönüştürdü. Hitler, 28 Mayıs 1938’de Çekoslovakya’yı işgal etme kararı aldı. Ara buluculuk faaliyetlerinin sonuç vermemesi Avrupa’da genel bir savaş ihtimalini ortaya çıkardı. İngiltere’nin önerisi üzerine Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere arasında 29 Eylülde Münih Konferansı toplandı. Bu konferansta Südet, Almanya’ya verilirken Çekoslovakya toprakları İngiltere ve Fransa’nın garantisi altına alındı. Münih konferansına davet edilmeyen ve Çekoslovakya ile ilgili kararlarda kendisine danışılmayan SSCB, Batılı devletlerden uzaklaşıp Almanya’ya yakınlaştı.
Münih konferansının ardından 2 Ekimde Polonya, Çekoslovakya’nın Teschen Bölgesi’ni işgal etti.
D) Savaş Yılı: 1939
Münih Konferansı’yla Çekoslovakya’dan Südet bölgesini alan Almanya, 15 Mart 1939’da Prag’a girerek Çekoslovakya’yı işgal etti. Tamamı Almanlardan oluşmayan Çekoslovakya’nın işgaliyle, “Hayat Sahası” politikası uygulamaya koyuldu. Hitler Memel’i de Litvanya’dan istedi ve imzalanan bir antlaşma ile Memel Alman yönetimine geçti. Almanya’nın işgallerinden cesaret alan İtalya, 7 Nisanda, 1926’dan beri nüfuzu altında Arnavutluk’u işgal etti. Bu işgal Almanya tarafından desteklenirken İngiltere ve Fransa tarafından sert tepkiyle karşılandı. Alman ve İtalyan ittifakı 22 Mayısta “Çelik Pakt” ile pekiştirildi.
Almanya’nın ticari bir antlaşmayla Romanya’yı da nüfuzu altına alması, İngiltere’nin yatıştırma politikasından vazgeçmesinde etkili oldu. Almaya, Versay’la serbest şehir statüsüne geçirilen Danzig ‘i Polonya’dan istedi. Bu istek kabul edilmeyince Almanya Polonya’yı işgal etmeye karar verdi. Ancak İtalya’nın 1942 yılı sonuna kadar savaşa girmeyeceğini bildirmesi üzerine Almaya SSCB’ye yaklaştı. 23 Ağustosta “SSCB — Almanya Saldırmazlık Paktı” imzalandı. Almanya’nın 1 Eylülde Polonya’ya saldırması üzerine İngiltere ve Fransa 3 Eylülde Almanya’ya savaş açtı.
II. Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra SSCB’nin de katılmasıyla Polonya işgali hız kazandı. Daha sonra SSCB, Estonya, Letonya ve Litvanya’yı işgal etti. Finlandiya bütün çabalarına rağmen bazı sınır bölgelerini SSCB’ye vermek zorunda kaldı. (1940)

2) SAVAŞ YILLARI

3 Eylül’de Almanya’ya karşı savaş ilan eden Fransa ve İngiltere, hemen savaşa girebilecek güçte değildi. Bu yüzden Mihver Devletler savaşın ilk üç yılı içerisinde müttefiklere karşı üstünlük sağladı. Savaş Avrupa, Pasifik ve Kuzey Afrika olmak üzere üç cephede cereyan etti
a) Avrupa’da Savaş

İngiltere ve Fransa, ekonomisini zayıflatarak savaşın süresini kısaltmak istedi. Bu iki devlet, İsveç’te Norveç yoluyla Almanya’ya gelen kömür cevherinin gelişini durdurmak için Norveç kıyılarını mayınladı. Bunun üzerine Fransa’ya saldırmayı planlayan Almanya, 10 Mayıs kısa sürede ele geçirdi. Ardından Almanya

geçirdi. 22 Haziranda Almanya ile Fransa ateşkes kararı aldı. Yapılan antlaşma ile Fransa topraklarının büyük bir bölümünü işgal eden Almanya, kalan bölümde de kendi kontrolünde Vichy hükümetini kurdu. Ağustos sonlarında Hitler, İngiltere’ye karşı hava saldırısı başlattıysa da başarılı olamadı. Hitler, hava ve deniz kuvvetleri açısından üstün olan İngiltere’ye karşı başarı kazanmanın zor olduğunu anladı. Hayat sahası için gerekli zenginlikleri doğuda aramaya karar vererek SSCB’yi hedef seçti. Aynı zamanda SSCB’nin Alman hayat sahası içindeki Balkanlar ve Boğazlara doğru genişlemesi ve silahlanması, Almanya’nın çıkarlarına uygun değildi. Finlandiya’nın işgalinde SSCB ordusunun zorlanması Hitler’i saldırı için cesaretlendirdi.

Almanya, SSCB işgalinden önce Balkanlara yönelerek Romanya ve Bulgaristan ile ittifak antlaşmaları yaptı. Kısa sürede Yugoslavya ve ele geçirdi. Daha sonra 22 Haziran 1941’de SSCB’ye saldırarak ”Barbarossa” harekâtını başlattı. Bu harekâtla ay içinde SSCB’yi teslim almak isteyen Almanya, iklim şartlarından dolayı hedefine ulaşamadı. Buna karşılık iklime alışık Ruslar, Alman hatlarının en ileri uzantılarını durdurarak sınırlı da olsa onları geriletti. AImanya, 1942 ilkbaharında ikinci saldırıya geçti ise de Moskova düşmedi. Aynı zamanda Almanya güneye doğru yöneldi. Amacı; Kafkaslar üzerinden İran’a geçerek petrol kaynaklarını ele geçirmek, Batılıların İran yolu ile SSCB’ye yardımını engellemek ve Hindistan’a ulaşarak Japonya ile birleşmekti. Alman ordusu Mayıs ayında Kırım’ı alarak Karkaslara girdi ve ‘‘Maikop petroller bölgesi” düştü. Böylece SSCB’nin kömür ve elektrik kaynaklarının yarısı ele geçirildi. SSCB’nin orduları Stalingrad’a çekildi. 22 Ağustosta Stalingrad’da başlayan ve üç ay süren mücadele, Almanların yenilgisiyle sonuçlandı. Bu yenilgi Mihver Devletler için bir dönüm noktası oldu.

Yunanistan’ı

Danimarka ile Norveç’i ele geçirdi.

Fransa’nın kendileri için oluşturduğu savunma hattını (Maginot Hattı) aşarak Fransa yı ele

1940’taHollanda, Belçika

6

  1. b) Kuzey Afrika’da Savaş

1940’ta Fransa savaş dışı kalırken İtalya’nın savaşa girmesi Akdeniz ve Doğu Afrika’da İngiltere’yi zor durumda bıraktı. Savaşın ilk haftalarında İtalya, Cebelitarık, Malta, İskenderiye ve Süveyş’i; İngiltere ise Rodos’u ve İtalya’nın endüstri bölgelerini bombaladı.
Akdeniz’e kesin hâkim olmak isteyen İtalyanlar bu kolay başarıdan sonra İngilizleri tüm Afrika’dan çıkarabileceklerini düşünüp Süveyş harekatına karar verdiler. 1940 Eylülünde İtalyanlar, Trablusgarp üzerinden saldırıya geçerek bir haftada 150 km batısına kadar geldiler. Bu noktada karşı saldırıya geçen İngilizler, beş gün içinde Mısır’dan çıkardığı gibi Mart 1941’de İtalyan işgalindeki Bingazi’yi ele geçirdiler. İtalya, 31 Mart 1941 ’de Almanya’nın müdahalesi ile Kuzey Afrika’da yeni bir harekât başlattı. Almanya, bu harekâta büyük önem veriyordu. Plana göre İtalya güneyden; Almanya Kafkaslar ve İran üzerinden Mısır’a gelip Orta Doğu Bölgesi’ni kıskaç içine alacaktı. Japonya’nın, Birmanya ve Hindistan üzerinden İran’a yelmesiyle savaş sona erecekti.

Bu yüzden Almanya, bu harekâta hem kara hem de hava kuvvetleri ile destek verdi.
Bingazi, Derne, Tobruk ve Sallum ortak Almanya – İtalya saldırısı ile İngiltere’den alındı. Bu durum üzerine İngilizler karşı saldırıya geçerek Alman – İtalyan kuvvetlerini Mısır ve Libya’dan attıkları gibi Bingazi’ye kadar ilerleyişini de sürdürdü. Bu harekâtla İngiltere İtalya’nın sömürgelerini elinden alırken Kuzey Afrika’nın büyük bir bölümünü ele geçirdi. 1943 Mayısına gelindiğinde tüm Alman ve İtalyan birlikleri teslim oldu. Müttefikler 250.000 kadar Mihver askerini tutsak aldılar. Bundan sonra müttefikler Avrupa’ya yöneldi.
c) Asya ve Pasifik’te Savaş
Savaş Öncesi ABD
II. Dünya Savaşı çıktığı zaman Amerikan kamuoyu, Hitlerin diktatör (totaliter) rejimi, saldırgan politikası, Yahudilere karşı tutumu, demokratik rejimlere karşı bakışı ve antlaşmaları çiğnemesi sebebiyle Almanya’ya karşıydı. Ancak tarafsızlık politikası gereği ABD başkanı Roosevelt, savaş sırasında bir demeç vererek Amerikan halkından düşüncelerinde bile tarafsız kalmalarını istedi. Alman ilerleyişi durdurulmayınca 1940’da İngiltere’ye para ve silah yardımı yaptı.
1941’de Amerika “Ödünç Verme ve Kiralama Yasası”nı çıkardı. Buna göre her ülke yiyecek ve savaş malzemesini dâhil her türlü yardımı “bedeli savaş sonunda ödenmek şartıyla” alabilecekti.
9-10 Ağustos 1941’de ABD ve İngiltere bir araya gelerek Atlantik Bildirisi’ni yayınladı.
Pearl Harlbour Baskın, ve ABD’nin Savaşa Girişi
Japonya, I. Dünya Savaşandan sonra Pasifik bölgesinde ABD ve İngiltere’nin baskısı altında kalmıştı. Japon yöneticiler II.Dünya Savaşı ile bu baskıdan kurtulmak istedi, ilk adım olarak da Hainan Adası’nı ele geçirdi. 1940’ta da Fransa, Almanya’ya yenilince Almanya’nın Vichy hükümetine baskısı sonucu Japonya, Fransa’ya ait Çinhindi’nden stratejik üsler aldı.
Roosevelt, Japonya’ya petrol ambargosu koyarak Japon ekonomisini yıprattı. Bu meseleyi diplomatik yollarla çözemeyen Japonya, 7 Aralık 1941’de ABD’nin Pasifik üstünlüğünü simgeleyen Hawaii takımadalarından Honolulu’daki deniz ve hava üssü Pearl Harlbour’a saldırdı. Kısa sürede ABD’nin Pasifik Donanmasıyla hava filosunun büyük bölümü etkisiz hale getirildi. Bu saldırı üzerine ABD savaşa girmiş oldu. Ancak Japonya’nın ABD’nin Hawaii’deki petrol depolarını vurmaması ve askeri açıdan önemli bir üssü işgal etmemesi, harekâtın stratejik açıdan başarılı olmasını engelledi.
Pasifik Savaşları
1942’ye gelindiğinde Almanya Avrupa’da; Japonya Uzak Doğu’da üstünlüğü elinde tutmaktaydı. Japonya, Pearl Harlbour saldırısından sonra güneye doğru yöneldi. ABD’nin Manila; İngiltere’nin ise Singapur ve Hong Kong’ta üslerini ele geçirdi. Nisan 1942’de Japonya, Avustralya da durduruldu. Mayısta Amerikan ve Japon filoları Mercan Denizinde karşılaştı ve Japonya burada yenildi. Savaş sırasında ABD donanmasının toparlandığını gören Japonya, vakit kaybetmeden ABD’nin Midway üssüne saldırı planladı. 4 Haziranda gerçekleştirilen Japonya’nın Midway saldırısı, başarısızlıkla sonuçlandı. Bu gelişme Pasifik teki savaşın seyrini etkileyecek bir dönüm noktası oldu.

3) BARIŞA DOĞRU

1) Avrupa’da Savaşın Sona Ermesi

14 -24 Ocak 1943’te Roosevelt ve Churchill, Kazablanka Konferansın’da aldıkları kararla ‘’Mihver Devletlerin kayıtsız şartsız teslim alınması” için harekete geçtiler.
İtalya’yı kuzey Afrika’dan atan Müttefikler Avrupa’ya yöneldi. Saldırı için en uygun yer İtalya idi. İngiltere ve ABD’nin bu harekâtı Stalingrad ölçüsünde bir başarı olmamakla beraber Mihver Devletlerin Avrupa’daki yenilmezliği sona erdi. Müttefikler ancak Haziran 1944’te Roma’ya girip 1945 yılının başında kuzey İtalya’yı ele geçirebildi.

6 Haziran 1944’te Alman işgali altındaki Fransa’ya İngiliz ve ABD birlikleri Normandiya kıyılarından girmeye başladılar. Almanların çok iyi tahkim ettikleri için hiç beklemedikleri Normandiya’dan Müttefik donanması büyük bir çıkartma yaptı. Müttefik birlikleri büyük kayıplara rağmen başarılı oldu ve Fransa’nın güneyinden gelen birliklerle birleşerek 26 Ağustosta Paris’e ulaştı.

  1. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru gelecekteki barışın esaslarını saptamak amacıyla Roosevelt, Churchill ve Stalin arasında 4 – 1 1 Şubat 1945’te Yalta konferansı yapıldı. Churchill, Balkanlardaki İngiliz etkisinin sona ermesinden, savaş sonunda ABD’nin Avrupa’dan çekilmesinden sonra güçlü bir SSCB ile tek başına kalmaktan çekiniyordu. Bu nedenle, Fransa’nın da Almanya ve Avusturya’nın işgaline katılmasını sağladı. SSCB, Doğu Avrupa’dan ordularını çekmek ve serbest seçimlerin yapılmasını sağlamak için söz verdi. Ancak çekilmenin şartları ile Polonya’nın gelecekteki sınırları konusunda açıklık getirmedi. Almanya’dan tazminat almayı da garantileyen SSCB, Japonya’ya karşı savaşa girmesine karşılık kurulacak Birleşmiş Milletlerde üç sandalye (Sovyetler Birliği, Belarus ve Ukrayna) aldı. Böylece SSCB konferanstan en karlı çıkan devlet oldu. Konferansta SSCB’nin Japonya’ya karşı savaşa girmesi karara bağlandı.

Daha sonra gerçekleşen San Francisco Konferansı sırasında 7 Mayıs 1945’te Almanya kayıtsız şartsız teslim olmuş ve Avrupa’da savaş sona ermişti. Bunun üzerine Müttefikler arasında Berlin yakınlarında Potsdam’da ABD, İngiltere ve SSCB arasında 17 Temmuz – 2 Ağustos tarihleri arasında yeni bir konferans toplandı. Bu konferansa SSCB adına Stalin, ABD adına Truman katıldı. İngiltere Başbakanı Churchill ise konferans sürerken ülkesindeki seçimlerde yenilgiye uğrayınca yerini rakibi devretti.

Attle’ye

Potsdam Konferansında, Almanya’nın teslim olmasından sonra ortaya çıkan sorunlar, yapılacak olan barış

Görüşmelerde Avrupa, Müttefiklerin istekleri doğrultusunda ve SSCB yönetimine bırakıldı. Ayrıca Almanya için ekonomik ve askeri kısıtlama ve yükümlülükler getirildi. Savaş suçlularının tutuklanmasına ve diğer

ülkelerde bulunan Almanların Almanya’ya götürülmesine karar verildi. Avusturya ve başkenti Viyana’nın dört işgal bölgesine ayrılması, İtalya ile koşulları ağır olmayan bir barış antlaşması imzalanması karara bağlandı.
2. Pasifik’te Savaşın Sona Ermesi
6 Ağustosta Hiroşima’ya atılan ilk atom bombası ile 70.000 kişi, 9 Ağustosta Nagazaki’ye atılan ikinci bomba ile 80.000 kişi öldü. ABD’nin Hiroşima üzerine atom bombası kullanmasının ardından SSCB, 8 Ağustosta Japonya’ya savaş ilan etti ve Mançurya’yı ve 38. enlemin kuzeyindeki Kore topraklarını işgale başladı. Japonya, Nagazaki’nin bombalanması üzerine barış istemişti. Japonya 14 Ağustosta kayıtsız şartsız teslim oldu. 2 Eylül 1945’te ateşkes antlaşması imzalandı ve II. Dünya Savaşı sona erdi.

4) SAVAŞIN ETKİLERİ

  1. a) Siyasi Sonuçlar
  2. Dünya Savaşı’nın Müttefiklerce kazanılması ile Faşizm ve Nazizm gibi akımlar tasfiye edildi. Asya, Afrika ve Orta Doğu’da yaşayan halklar, II. Dünya Savaşı’nda, emperyalist devletlerin zayıflığını görerek bu devletlere karşı mücadeleye başladı. 1942’de Hindistan, Endonezya gibi ülkelerde milli kurtuluş hareketleri oluştu.
    Savaşın mağlup devletleri İtalya ve Almanya’nın toprakları işgal edildi. Müttefik ordularının denetimi altında başkentleri Berlin ve Viyana da dâhil olmak üzere, Almanya ve Avusturya toprakları dört işgal bölgesine ayrıldı. Savaşın diğer mağlup devletleri Japonya, ABD orduları tarafından işgal edildi. Avrupa kıtasının yarısına hâkim olan SSCB, savaş sonunda büyük bir güç haline geldi.
  3. Dünya Savaşı’ndan en az etkilenen ABD, atom bombasına sahip olmakla önemli bir avantaj elde etti. Birleşmiş merkez olarak seçmesi ABD’nin gücünü ve

Avrupa merkezli uluslararası sistemin sona erdiğini göstermekteydi.
II. Dünya Savaşı sırasında dünya barışını sağlamak amacıyla ABD ve İngiltere, Atlantik Bildirisi’ni yayınlayarak Birleşmiş Milletler Teşkilatının temelini attı. Şubat 1945’te Yalta Konferansı’nda ABD, İngiltere ve SSCB, Mart 1945’e kadar Mihver Devletlere savaş ilan eden devletlerin Birleşmiş Milletlere üye olarak kabul edilmesine karar verdi. Aynı yıl Birleşmiş Milletleri resmen kurmak için San Francisco Konferansı toplandı. Bu konferansta ABD, SSCB, İngiltere, Çin ve daha sonra Fransa’nın katılımıyla oluşan büyük devletler teşkilat üzerinde kesin üstünlük kurmak ve bunu antlaşmaya eklemek istedi. Konferans sonunda Birleşmiş Milletler Antlaşması kabul edilerek Birleşmiş Milletler Teşkilatı kuruldu ve Milletler Cemiyeti 14 Nisan 1946’da yetkilerini bu Teşkilata devretti.
b) Ekonomik Sonuçlar
Washington’da, ülkenin imzasıyla “Uluslararası Para Fonu” (IMF) kuruldu. Ayrıca “Uluslararası İmar ve Kalkınma

antlaşmalarının temel şartları ve yöntemleri belirlendi.

şekillendirildi. Almanya

Milletlerin New York’u, Uluslararası Para Fonunun (IMF) Washington’u

Bankası” oluşturularak

amaçlandı.

  1. c) Toplumsal Sonuçlar

45

, dört işgal bölgesine ayrılarak ABD, İngiltere, Fransa

üye devletlerin yeniden yapılanma ve kalkınma çabalarına maddi destek sağlanması

Hava saldırıları, karne uygulaması, işgal edilen ülkelerin talan edilmesi, sivil esirlerin öldürülmesi, hastalıkların yayılması ayrıca Nazi’lerin üstün ırk yaratma gayesiyle engellileri, Yahudileri, Romanları, rengi farklı olanları toplama kamplarında yok etmeleri neticesinde 60 milyona yakın kişi hayatını kaybetti. yaklaşık 21 milyonu SSCB vatandaşı, 13,5 milyonu Çinli, 7 milyonu AIman’dı.

gibi , ten

verem, tifüs

Sintileri

Bunlardan

İnsan Haklan İhlalleri

Kasım 1945’ten Ekim 1945’ekadar Nürnberg’de, uluslararası bir mahkeme tarafından suçlu görülen Nazi Alman yöneticileri, Nazi Partisi siyasi liderleri ve diğer suçlular da mahkeme karşısına çıkarılarak yargılandı. II. Dünya Savaşı’nda yaşananlardan dolayı

sırasında işlenen insanlık suçları olarak adlandırıldı. Bu kapsama giren suçlar ve suçluların cezalandırılması ile ilgili kararlar

Milletler Teşkilatı “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ni kabul etti.

5) SAVAŞ YILLARINDA TÜRKİYE

1) II. Dünya Savaşı’nda Türk Dış Politikası

İngiltere, Türkiye’nin kendi yanında savaşa katılması durumunda her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu belirtti.

Yunanistan’ın Almanlarca işgali ve Bulgaristan’ın Mihver Devletler safında savaşa girmesi, Türkiye sınırına kadar dayandırdı. Bu gelişmelerden sonra Almanya, Türkiye ile İngiltere’nin yakınlaşmasını önlemeye çalıştı. 18 Haziran 1941’de Almanya ile Türkiye arasında bir saldırmazlık paktı imzalandı. 22 Haziranda Alman ordularının SSCB üzerine saldırıya geçmesiyle Türkiye üzerindeki baskı azaldı.

Almanların Kasım 1942’de Stalingrad yenilgisinden sonra Müttefiklerin Türkiye üzerindeki beklentilerinin artmasıyla İngiltere ve Türkiye 30 Ocak 1943’te Adana Konferansı’nda bir araya geldi. Yapılan Görüşmelerde, Türkiye’nin savaşa katılmak için hazırlıksız olduğu ve özellikle SSCB’nin savaştan galip çıkması halinde duyduğu ciddi endişeler dile getirildi. Bunun üzerine İngiltere ve Türkiye dışişleri bakanları 5-6 Kasım tarihlerinde Kahire’de bir araya geldi. Türkiye Müttefiklerin savaşa girmesi konusundaki teklifleri reddederek savaş dışı kalmayı sürdürdü.

Müttefiklerin isteği üzerine Türkiye’yi savaşa katılma konusunda ikna etmek isteyen Roosevelt ve Churchill, İnönü’yü Kahire’ye davet etti. Böylelikle 4-6 Aralık gerçekleşen Kahire görüşmelerinde İnönü Türkiye’nin ihtiyacı olan silah ve malzemenin sağlanması şartıyla savaşa katılmayı ilke olarak kabul etti. Ancak 1944 yılı başlarında Türk ve İngiliz askeri yetkililerinin Türkiye’nin ihtiyaçlarının tespiti c konusundaki çalışmaları sonucu ulaşamamıştır.

Türkiye 23 Şubat 1945’te savaş sonrası düzenin oluşturulacağı San Francisco Konferansı’na katılabilmek ve Yalta Konferansı kararları uyarınca Birleşmiş Milletler Teşkilatının asil üyeleri arasında yer alabilmek için Almanya’ya savaş açtı
2) II. Dünya Savaşı’nın Türkiye’ye Etkileri

Türkiye II. Dünya Savaşı’na fiilen katılmamasına rağmen, savaşın getirdiği ağır ekonomik şartları tümüyle yaşadı. Savaş yıllarında Türkiye’de izlenen ekonomik politika, büyümeyi ve gelişmeyi hızlandırmak hedefinden ziyade mal darlığını hafifletmek, fiyat artışlarını frenlemek, karaborsa ile mücadele etmek ve sosyal adaleti sağlamak gibi hedeflere yönelmiştir. Bu malların yüksek kar elde edilerek satılması mevcut hükümetleri bazı kararlar almak zorunda bıraktı. Yersiz fiyat yükselmelerine engel olmak amacıyla fiyatları yükseltilen maddelere “narh koyma” bu kararlardan bir tanesiydi. 18 Ocak 1940’ta çıkan ve 1942’de değişikliğe uğrayan “Milli Korunma Kanunu” alınan tedbirlerin dayanak noktası oldu. Bu kanun ile üretim, dağıtım ve tüketim ilişkileri tümüyle devlet kontrolü altına atındı. Milli Korunma Kanunu’nun 6.Maddesine dayanarak Petrol Ofisi, Et ve Balık Kurumu gibi bazı kurumlar oluşturuldu. 1942’de büyük kentlerde karne uygulamasına geçildi. Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi yeni kurumlar oluşturuldu. Her ülke savaş zamanlarında az çok görülen karaborsa ve fiyat artışları kent nüfusunu etkiledi. Aşırı ve vergilendirilemeyen kazançlar ile yüksek enflasyon da dikkate alınarak Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi olmak üzere iki olağanüstü vergi uygulaması getirildi.

Varlık Vergisi Kanunu 11 Kasım 1942’de kabul edildi. Verginin amacı savaşı fırsata dönüştüren işletmelerin haksız kazançlarının önüne geçmekti Fakat varlık vergisi uygulamada sermaye sahibi bazı gayrimüslim yurttaşların aleyhine bir takım sonuçlar doğurdu. Yurt içinde ve yurt dışında tartışmalara yol açan vergi uygulaması 15 Mart 1944’te kaldırıldı. Varlık vergisi alınmayan çiftçilerden de 1944’te ayni olarak alınan Toprak Mahsulleri Vergisi 1946’da kaldırıldı.
Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılar sonucunda 1940 ve 1945 yıllarında nüfus artışında azalma görüldü.
Ayrıca “ll.Beş Yıllık Sanayi Planı” ise uygulanamadı.
Bu dönemde savaş şartlarına rağmen devlet harcamalarının bir kısmı eğitim ve kültüre ayrıldı. Bir yandan ilkokul yapımına hız verilirken diğer taraftan 1940’ta çıkarılan bir kanunla köylülerin kendi yörelerinde ve pratik bilgilerle eğitilmesini öngören Köy Enstitüleri kuruldu.
Şiirde serbest nazımı savunan Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday’ın öncülüğünü yaptığı “Garip Akımı” bu dönemde ortaya çıktı. Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Behçet Necatigil ve Sait Faik Abasıyanık bu dönemin önemli şair ve yazarlarındandır.
Ankara Radyosu deneme yayınlarından sonra 1943’te sürekli yayına geçti. Bu dönemde halk müziği derleme çalışmalarının dinleyenlere sunulduğu “Yurttan Sesler” programları yapıldı. Sadettin Kaynak başta olmak üzere bazı bestekârlar ise halk türküsü tarzında şarkılar bestelediler. Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri gibi dönemin önemli sanatçıları radyo programları ve taş plaklarla kendilerini halka tanıttılar.

“Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin sözleşme” 9 Aralık

1948’de Birleşmiş Milletler Genel kurulunda kabul edildi. Savaş

‘’soykırım”

alındı. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ

  1. Dünya Savaşı’nda sonra dünyada bir kere daha güçler dengesi değişti.
    Dünya tekrar iki kutba ayrılarak uzun yıllar her alanda birbirlerine üstünlük sağlamak isteyen SSCB ile ABD arasında yaşanacak ‘Soğuk Savaş’ dönemini başlattı. Bu sürecin içinde yer almak istemeyen ve yeni bağımsızlığını kazanan devletler ise Üçüncü Dünya’ya da ’Bağlantısızlar’ adı verilen bir blokta yer almayı tercih ettiler.
  2. A) BLOKLARIN KURULUŞU

1) Doğu Blok’unun Kurulması

SSCB savaş sonunda ise işgal ettiği bölgelerden çekilmeyerek kendi rejimini yaymaya başladı. Özellikle Bulgaristan, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya’da muhaliflerin tasfiye edilmesini sağlayarak kendine yakın uydu devletler kurdu. Savaş sırasında işgal ettiği Berlin’den ise diğer işgal eden devletler olan İngiltere, Fransa ve ABD’nin baskılarına rağmen çıkmadı. Buda ‘Berlin Buhranı’nın çıkmasına neden oldu. Berlin aylarca SSCB tarafından abluka altına alındı. Bunun üzerine işgalci devletler ise işgal ettikleri bölgeleri birleştirerek Federal Alman Cumhuriyeti’ni kurdu. SSCB ise bu gelişmeler üzerine kendi işgal bölgelerinde kendine bağlı Demokratik Alman Cumhuriyeti’ni kurdu. Çok sayıda kişinin Federal Almanya tarafına geçmesi üzerine SSCB tarafından Berlin Duvarı inşa edildi ve böylece gerginlik sona erdirildi.

Doğu Bloğu içerisindeki Gelişmeler

Sovyet Rusya’nın destek verdiği Mao Zedong 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyetini kurdu.
Kore ise Yalta Konferansı’nda alınan bir kararla 38.Enlem sınır olmak kaydıyla Güney ve Kuzey olarak ikiye ayrıldı. 1948’de ABD destekli Güney Kore’de cumhuriyet, SSCB destekli Kuzey Kore’de ise komünist rejim kuruldu.
Küba’da ise Fidel Castro Batista’ya karşı verdiği uzun mücadelelerden sonra kendi hükümetini kurdu. Ancak ABD FideI Castro hükümetini desteklemedi.
Sovyet Modeline Göre Ekonomik ve Sosyal Düzenin Kurulması
SSCB, Yugoslavya, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Fransa ve İtalya komünist partilerin liderleriyle işbirliği yaparak 1947’de Cominform’u (Kominform) kurdular.
Yine komünist ülkeler 1949 yılında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla Comecon’u (Komekon) kurdular. Bu kuruluşa SSCB, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya öncülük ederken daha sonra Arnavutluk, Demokratik Almanya, Moğolistan ve Küba’da katıldı. 1949 yılında ise NATO’nun askeri etkinliklerini artırması sonucu 1955’te SSCB, Arnavutluk, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya ve Demokratik Almanya tarafından Varşova Paktı kuruldu.
Sosyalist Blokta Sarsıntılar

 

SSCB – Yugoslavya ilişkileri

Moskova’nın tam denetimine girmek istemeyen Yugoslavya Tito’nun önderliğinde SSCB’ye karşı çıkmaya başladı. Bunun üzerine Yugoslavya 1948 yılında Cominform’dan çıkartıldı.

SSCB – Macaristan İlişkileri

Ekonomik sıkıntılar yaşayan Macar işçileri 1953’te İmre Nagi önderliğinde ayaklandılar. Mecbur kalan SSCB İmre Nagi’yi ülkenin başbakanı olarak atadı. SSCB İmre Nagi’yi başbakan yapmasına rağmen ayaklanmayı durduramayınca Budapeşte’yi işgal etti.

SSBC – Çekoslovakya İlişkileri

1967’de ise Aleksander Dubcek liderliğinde ‘insancıl komünizm’ hareketi başladı. Bu hareketin amacı, komünist sitemin baskıcı değil insan haklarını esas alarak uygulanmasıydı. Bu hareketi çıkarlarına aykırı bulan SSCB, 1968 yılında Çekoslovakya’yı işgal ederek ‘insancıl komünizm’ hareketine son verdi.
2) Batı Blokunun kurulması
a) Truman Doktrini (1947)
ABD başkanı Harry Truman SSCB’nin yayılmacı politikasına karşı ortaya konulan ABD dış politikasında değişikliktir. Buna göre Truman, dünyanın iki bloğa ayrıldığını, SSCB – ABD mücadelesinin başladığını, Avrupa’da eskiden etkin bir devlet olan İngiltere’nin yerini ABD ’ye bıraktığını söylemiştir.
b) Marshall Planı (1948)
II. Dünya Savaşı’ndan zarar gören ve SSCB tehditlerine maruz kalan 16 Avrupa devletine yapılan ‘Dış Yardım Kanunu’nun bilinen ismidir. Bu yardımları alan ülkeler arasında Türkiye ve Yunanistan’da bulunmaktadır. Marshall Planı doğrultusunda 16 Avrupa ülkesi kendi aralarında ‘Avrupa Ekonomik ve İşbirliği Antlaşması’nı imzalamıştır.
c) NATO’nun Kuruluşu (1949)
SSCB’nin Avrupa’da yayılmacı politikasına karşı İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg bir araya gelerek ‘Batı Avrupa Birliği’ni kurdular. Ancak SSCB’ye güçleri yetmeyen bu devletler ABD’nin bu savunma paktını desteklemesin istediler. Bunun üzerine ABD, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İzlanda,

Norveç, Portekiz, Kanada ve İtalya bir araya gelerek ‘Kuzey Atlantik Savunma Örgütü’nü kurudular. Kuruluşa Türkiye ve Yunanistan 1952 senesinde üye olmuşlardır.
d) Avrupa Konseyi’nin Kuruluşu (1949)
İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İsveç, İrlanda ve İtalya tarafından 5 Mayıs 1949’da kurulmuştur. Konseyin amacı, üye ülkeler arasında başta ekonomi olmak üzere insan hakları, hukuk, medya, sağlık, eğitim, kültür, spor ve benzeri birçok konuda işbirliği yapmaktır. Konseye Türkiye’de 1949’da üye olmuştur. e) Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) (1951)

Avrupa ülkeleri arsında birlik oluşturmasını amaçlayan bu girişimin öncülüğünü Fransız Dış İşleri bakanı Schuman tarafından 1950’de ortaya atıldı. Schuman Fransız ve Alman kömür ve çelik üretimini denetleyecek bir örgütün kurutmasını istedi. Bunun üzerine Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya ve Federal Almanya bir araya gelerek 1951’de ‘Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurdular. Girişimin başarıya ulaşmasıyla daha geniş bir ekonomik birleşmeyi hedefleyen Avrupa ülkeleri bu seferde 1957 yılında yaptıkları Roma Antlaşması ile de “Avrupa Ekonomik Topluluğu”nu kurdular.

  1. B) PAYLAŞILAMAYAN ORTA DOĞU

1) İsrail’in Kuruluşu (1948)

İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour’un Z Kasım 1917’de Siyonist Federasyonu Başkanı’na gönderdiği mektupla Filistin’de bir Yahudi Devleti’nin kurulduğunu kabul etmesi ve bölgeye Yahudi göçüne izin veren tarihi “Balfour Deklarasyonu”ydu. Bu tarihten sonra Filistin’e yüz binlerce Yahudi göç etti. II. Dünya Savaşı’nda bu sorun 1947 yılında Birleşmiş Milletlere götürüldü. Birleşmiş Milletler ise yaptığı toplantı sonrasında Filistin topraklarında iki devletli bir yapının oluşturulmasını ve Kudüs’ünde tarafsız bir şehir olması kararını verdi. İngiltere’nin 1948’de Filistin üzerindeki mandasını kaldırmasıyla Yahudi’ler İsrail Devleti’nin kurulduğunu ilan ettiler. Bu devleti ilk tanıyan devlet ise ABD oldu.

Not: İsrail Devletini ilk tanıyan devlet ABD, ilk tanıyan Müslüman ülke Türkiye, ilk tanıyan Arap devleti ise Mısır olmuştur.

2) Eisenhower Doktrini

Mısır devlet başkanı Nasır’ın Süveyş Kanalı’nı Millileştirdiğini açıklamasıyla Süveyş Krizi ortaya çıktı. Bölgenin SSCB’nin kontrolüne girmesini istemeyen ABD başkanı Eisenhower 5 Ocak 1957 yılında Amerikan Kongresi’nde tarihe “Eisenhower Doktrini” diye geçecek olan isteklerini kabul ettirdi. Buna göre doktrinin amacı; Orta Doğu ülkelerine ekonomik ve askeri yardım yapma, bölgeye olası bir saldırı SSCB saldırısına karşı ABD askerlerini bölgeye göndermekti. Bu doktrini kabul eden ve yararlanan ülkeler ise; Türkiye, Lübnan, Afganistan, Irak, Mısır, Tunus, Fas, Pakistan ve İsrail olurken, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Ürdün ise doktrine tepki gösterdi.

  1. C) UZAK DOĞU’DA ÇATIŞMA

1) Uzak Doğu’da Hakimiyet Mücadeleleri

Kore Savaşı (1950-1953)

  1. Dünya Savaşı’nın sonucunda 38.enlem sınır kabul edilerek kuzeyde SSCB kontrolünde Kore Halk Cumhuriyeti, Moskova’nın talimatıyla Güney Kore’ye saldırdı. Bunun üzerine ABD Birleşmiş Milletlerin yardımıyla askeri bir kuvvet hazırlayıp bölgeye gönderdi. Türkiye’de bölgeye barış gücü adı altında Tuğgeneral Tahsin Yazıcı önderliğinde 5090 kişiyle katıldı. Türkiye bu savaştan 741 şehit, 2147 yaralı ile çıkmıştır. Türkiye’nin barışa yönelik bu hareketi ABD tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmış ve Türkiye’nin NATO’ya girişi hızlanmıştır.

SEATO’nun Kuruluşu (1954)
ABD Uzakdoğu’da etkinliğini artırabilmek amacıyla Tayland, Filipinler, Pakistan, ABD, Fransa, İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya ile birlikte Güney Doğu Asya Antlaşma Teşkilatı’nı (SEATO) kurdu.

  1. D) ASYA VE AFRİKA’NIN KURTULUŞU

Güney Asya’daki Gelişmeler

19.yüzyıldan beri İngiltere’nin sömürgesinde olan Hindistan’daki ilk bağımsızlık ayaklanmaları 1917’de Mahatma Gandhi’nin önderliğinde başladı. Bu durum Hindistan’daki Müslümanları da cesaretlendirdi ve 23 Mart 1940’ta toplanan ‘Müslümanlar Birliği Cemiyeti Kongresi’ sonucunda Muhammed Ali Cinnah’ın önderliğinde Hindistan’dan ayrı Pakistan Devleti’nin kurulması kararı alındı. Bunun üzerine İngiltere 1946’da Hint Yarımadası’nda Hindistan ve Pakistan adıyla yeni iki dominyon devlet kurulduğunu açıkladı.1947 yılında da İngilizlerin bölgeden askerlerini çekmesiyle Hint Yarımadası’nda bağımsız bir Hindistan ve Pakistan devletleri kuruldu.

Bölge ülkeleri Soğuk Savaş döneminde ekonomik ve ticari alanda işbirliği yapmak için ASEAN’ı (Güneydoğu Asya Milletleri Birliği) kurdular. 1967 yılında kurulan bu teşkilatın kurucu üyeleri; Filipinler, Tayland, Malezya, Endonezya ve Singapur’dur.

  1. E) SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE TÜRKİYE
    1) Soğuk Savaş Döneminde Türk Dış Politikası
    Türkiye’nin NATO’ya Girişi (1952)
    Türkiye’nin BM’nin oluşturduğu Kore Savaşı’na asker göndermesi, savaşta Türk askerlerinin üstün cesareti, Türkiye’nin stratejik konumu, NATO’nun SSCB’ye yakın olan Türkiye’de üs kurma düşüncesi sonucunda 15 Eylül 1951’de NATO Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya girmesine karar verdi. TBMM’de 18 Şubat 1952 tarihinde NATO’ya girişini onayladı.
    Balkan Paktı’nın Kurulması (1953)
    Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan’ın 2 Şubat 1953’te “Dostluk ve İşbirliği Antlaşması”nı imzalamasıyla Balkan Paktı kuruldu. Paktın amacı ise; üye ülkeler arasında ekonomik ve kültürel işbirliğini geliştirmek, sorunları barışçıl yollarla çözmek, ortak savunma konusunda işbirliği yapmaktı.
    Bağdat Paktı’nın Kurulması (1955)
    24 Şubat 1955′ te Türkiye – Irak arasında imzalanarak bu pakt kuruldu. Paktın amacı; Orta Doğu’da yaşanan istikrarsız ortamda savunma ve güvenliği sağlamaktı. Daha sonra bu Pakta İngiltere, İran ve Pakistan’da katıldı.1958’de Irak’ta krallık rejiminin yıkılması sonucu, Irak Pakt’tan ayrıldı. Irak’ın ayrılmasıyla Paktın merkezi Ankara’ya taşındı. 1959’da ise adı ‘Merkezi Antlaşma Örgütü’ (CENTO) olarak değiştirildi.20 yıl devam eden bu örgütten İran ve Pakistan’ın ay- rılması sonucu Pakt fiilen sona erdi.

2) Türkiye’de Hayat

  1. a) Siyaset
  2. Dünya Savaşı’ndan sonra Batı’nın demokrasi fikirleri ülkemiz aydınlarını da etkilemişti. Özellikle aydınların yazıları ve halkın demokrasi talepleri çok partili hayata geçişte etkili oldu, İsmet İnönü’nün de çok partili hayata geçilmesini isteyen demeçlerde bulunmasından hemen sonra Nuri Demirağ tarafından ‘Milli Kalkınma Partisi kuruldu. (1945). Milli Kalkınma Partisi’nin kurulmasından sonra CHP milletvekilleri Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’nün parti kanunlarında değişiklik yapılmasını istediği kanunun CHP yönetimi tarafından reddedilmesi üzerine “Dörtlü Takrir” diye nitelendirilen bu milletvekilleri CHP’den ayrılarak yılında Demokrat Parti’yi (DP) kurdular. Bu gelişmeler sonucunda aynı yıl parti daha kuruldu ve ilk defa seçimlerinde birden fazla siyasi parti seçimlere girdi. Seçimleri CHP kazanırken DP milletvekili ile Meclis’e girdi. Ancak DP’nin Meclis içinde CHP’ye karşı yeteri derecede muhalefet yapamadığını düşünen bir grup milletvekili DP’den ayrılarak “Millet Partisi”ni kurdu. Böylece Meclis’te 3 parti yer aldı. 1950 seçimlerinde ise DP % 55,2 oy alarak birinci parti oldu. Böylece 27 yıllık CHP iktidarı sona ererken Demokrat Parti iktidarı başlamış oldu.

22 Mayıs 1950’de Demokrat Parti Genel Başkanı Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçildi. Başbakan ise Adnan Menderes oldu. Bu dönemde memurlara hafta sonu tatilleri ücretli hale getirilmesi, işçilere sendikalaşma hakkının verilmesi, genel af çıkarılması, Marshall yardımlarının alınması, NATO’ya üye olunması ve ekonomik büyümenin gerçekleşmesi sonucunda Demokrat Parti 1954’te yapılan seçimlerden % 58,4 oy alarak yeniden birinci parti olarak çıktı.

  1. b) Ekonomi

1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle ekonomide;
ü Marshall yardımlarından gelen tarım aletleri sonucu üretim arttı.
ü Dışarıdan krediler alınarak ithal makineler satın alındı. Traktör sayısı artırıldı.
ü 1950-1953 arasında Türkiye %11 oranında büyüdü.
ü 17 Kamu İktisadi Teşekkülü kuruldu. (Devletçilik politikası doğrultusunda)
ü Karayollarına önem verildi. İthal otomobil ve kamyon sayıları arttı. Demiryolu üretimi durdu. c) Sosyal ve Kültürel Hayat

İnsanların refah seviyesini yükseltmesiyle tüketim arttı. Köyden kente göçler başladı. Caz, Rock and Roll Türkiye’de yayıldı. Radyo ve plaklar önem kazandı.
Zeki Müren, Neşet Ertaş ve Müzeyyen Senar dönemin ünlü sanatçıları oldu.
Garip, Hisarcılar ve İkinci Yeniciler edebiyat alanında yeni akımlar olarak ortaya çıktı. Verem Savaş Dispanserleri ile Ankara Ebe ve Hemşire Okulu hizmete açıldı.

1946

13

1946

69

  1. F) SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE DÜNYA

Sanayi ülkeleri büyük bir ekonomik büyüme yaşadı, işsizlik azaldı, nüfus artışı hızlandı.
Televizyon günlük hayatın bir parçası oldu. Rock and Rol sanatçısı Elvis Presley ünlendi.
‘ENİAC’ adlı ilk bilgisayar üretildi. İlk uydu ‘SPUTNİK-1’ SSCB tarafından uzaya gönderildi.
Uçak ve telefon kullanımı yaygınlaştı. Birçok ressam, şair ve bilim adamı Paris’ten New York’a göç etti. New York

“Batı’nın başkenti” unvanını Paris’ten aldı.
Akdeniz Oyunları ilk defa Mısır’ın İskenderiye kentinde yapılmaya başlandı. UEFA Kupası ilk defa düzenlendi. (1955-1956) İlk kupayı Real Madrid kazandı.

YUMUŞAMA DÖNEMİ

  1. A) ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DEĞİŞİM SÜRECİ

Doğu ve Batı bloklarının gerginliğini azaltmak amacıyla karşılıklı görüşmelerin başladığı döneme “Yumuşama (Detant)” denir. Yumuşama Dönemi’ne geçilmesinin en önemli nedeni SSCB ve ABD’nin nükleer silahlanma yarışında eşit hale gelmesi ve dünyanın olası bir nükleer saldırıya hedef hale gelmesidir. Bu sebeple ABD Başkanı John Kennedy ile SSCB Başkanı Nikita Kruşçev 1961 senesinde bir araya gelerek “Yumuşama Dönemi”ni başlattılar.

1) Yumuşama Dönemi Politikaları

Japonya’da yapılan Dünya Şampiyonasında ABD’li masa tenisçileri (ping-pong) Çin’in davet etmesi ve ardından da ABD’nin Çin’e uyguladığı ticari ambargoyu kaldırması iki devlet arasındaki ilişkileri geliştirdi. Bunun üzerine Çin daha önce ayrıldığı BM’ye tekrar üye oldu.
2) Nükleer Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri

1969 yılında ABD ile SSCB Helsinki’de bir araya gelerek “Stratejik Silahları Azaltma Görüşmeleri” (SALT – l)’ni başlattılar. Sadece savunma füzelerinin sınırlandırılması için yapılan görüşmeler sonucu 1972’de Moskova’da
“SALT-I Antlaşması” imzalandı. 1979’da Viyana’da imzalan “SALT-II Antlaşması” SSCB’nin Afganistan’ı işgali nedeniyle uygulanamadı.
3) Helsinki Konferansı
Her iki blok arasında başlayan yumuşama dönemini fırsat bilen diğer Avrupa ülkeleri iki blok arasındaki sorunların çözümü için Helsinki’de bir araya geldiler. Yapılan görüşmeler sonucu “Helsinki Nihai Senedi” imzalandı. Buna göre;

  • ►  Konferansa katılan devletler birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyacak.
  • ►  Devletler sorunları tehdit ve kuvvet kullanarak değil, barışçıl yollardan çözmek için uğraşacak.
  • ►  Katılan devletler birbirlerinin iç ya da dış politikalarına müdahalede bulunmayacak.
  • ►  Her devlet ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı yapmadan temel özgür- lüklere ve insan haklarına saygı gösterecek.B) YUMUŞAMA DÖNEMİ ÇATIŞMALARIKüba BuhranıSSCB 1962 yılında Küba’ya füzelerini yerleştirmeye başladı. Bunun üzerine her iki taraf arasında yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamayınca ABD Küba Kıyılarına savaş gemilerini gönderdi. Ancak nükleer savaş ihtimaline karşı her iki ülkede yeri adım atmak zorunda kaldı. Bunun üzerine SSCB Küba’daki füzelerini, ABD ise Türkiye’de bulunan Jüpiter füzelerini sökme kararı aldı.

Vietnam Savaşı

SSCB’nin kontrolündeki Kuzey Vietnam, Güney Vietnam’a saldırdı. Bunun üzerine Güney Vietnam ABD ’den yardım istedi. ABD’de 1965’te Kuzey Vietnam’ı bombalayarak savaşı başlattı. Vietnamlılar karşısında büyük kayıplar verilmesi ABD’de büyük tartışmalara ve protestolara neden oldu. Protesto edenler arasında Vietnam Savaşı sırasında askere çağrılan Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu Muhammed Ali’de bulunmaktaydı. Muhammed Ali “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım.” diyerek askere gitmeyi reddetti. Kamuoyu baskıları karşısında zor durumda kalan ABD 1968 yılında Paris’te Kuzey Vietnam ile barış görüşmelerine başladı. Yeni başkan olan Nixon ABD askerlerini Vietnam’dan çıkarma kararı aldı. 1973’te “Vietnam Barışı” imzalanarak savaş sona erdi. 1975’te ise Kuzey Vietnam, Güney Vietnam’ı ele geçirerek birleşik “Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti”ni kurdular.

Keşmir Meselesi

Hindistan ile Pakistan’ın kuruldukları andan itibaren birbirleriyle yaşadıkları en önemli sorundur. Çoğunluğu Müslüman olan bu bölgenin yönetimini elinde tutan Keşmir Mihracesi burayı Hindistan’a verince 1948 yılında iki ülke ilk kez savaştı. 1966’da SSCB’nin aracılığında “Taşkent Deklarasyonu” imzalanarak her iki devlet savaş öncesi sı- nırlarına geri döndü.

Afganistan’ın SSCB Tarafından İşgali

1973 yılında Afganistan’da Cumhuriyet ilan edildi. SSCB’nin de destek vermesiyle ülkede sosyalist bir hükümet kuruldu. Bunun üzerine SSCB 1979’da Afganistan’ı, mevcut hükümeti koruma adına işgal etti. Bu olay tüm dünyada kınandı. ABP bu gelişme üzerine SALT-II Antlaşması’nı onaylamaktan vazgeçti. 1988’de Cenevre’de yapılan görüşmeler sonucu SSCB,1989’da Afganistan’dan askerlerini geri çekti.

  1. C) BARIŞ İÇİNDE BİR ARADA YAŞAMA

Doğu ve Batı Bloklarının dışında kalan ülkeler kendilerini “Bağlantısızlar”, “Üçüncü Dünya Ülkeleri” veya “Tarafsızlar” olarak ifade etti. Bu hareketin liderliğini Hindistan, Mısır ve Yugoslavya üstlendi. Bunun üzerine 1955’te yeni kurulan ve sömürgeciliğe karşı başarı elde eden 24 ülke Endonezya’nın Bandung kentinde bir araya geldiler. Amaçları her iki blokun dışında kalmayı sürdürerek bu iki süper gücün karşısında varlıklarını korumaktı. Yapılan konferans sonucu “barış içinde bir arada yaşamanın beş ilkesi” belirlendi. Buna ilkeler; siyasi bağımsızlık, askeri ittifaklara katılmama, kendi topraklarında başka devletlere askeri üs kurma izni vermeme, ikili ittifaklara girmeme ve sömürgeciliğe karşı başlatılan milli kurtuluş savaşlarına destek vermedir.

D)ARAP & İSRAİL SAVAŞI

1948 – 49 (Arap-İsrail Savaşı ): Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan, Irak birleşerek yeni kurulan İsrail’e saldırdı. Savaşı İsrail kazandı. “Mülteci Sorunu” ortaya çıktı. İsrail’i ABD, SSCB ve İngiltere destekledi.
1956(Mısır-İsrail Savaşı): Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi sonucu ortaya çıktı. İngilizlerin ve Fransızların kışkırtması sonucu İsrail Mısır’a saldırdı. İngiltere ve Fransa durumdan faydalanıp Süveyş’i işgal edince ABD ve SSCB’nin tepkisiyle geri adım atmak zorunda kaldı. Savaşı İsrail kazandı. SSCB bu süreçte Mısır’ın yanında yer aldı. Ortadoğu’da SSCB- ABD mücadelesi başladı.

1967 (Arap – İsrail (6 gün) Savaşı): Mısır’ın Akabe Körfezini İsrail’e kapatması ve Filistin Kurtuluş Örgütü’ne yardım etmesi sonucu ortaya çıktı. Mısır Ürdün ve Suriye İsrail’e yenildi. İsrail bu savaş sonucunda Suriye’ye ait Golan Tepelerini, Doğu Kudüs’ü, Sina Yarımadası’nı ve Gazze’yi ele geçirdi. SSCB bu süreçte Arap ülkelerini destekleyerek bölgedeki gücünü artırırken ABD ‘ye giderek tepkiler artmaya başladı.

1973(Yom Kippur Savaşı): Mısır ve Suriye 1967 yılında kaybettikleri toprakları geri almak için İsrail’e saldırdı. Savaşı yine İsrail kazandı. Ancak buna rağmen Mısır, ABD’nin de İsrail’e baskı yapması sonucu Sina Yarımadasının bir kısmını İsrail’den geri aldı ve Süveyş Kanalı’nda tek hakim devlet oldu. Bu süreçte ABD’ni yine İsrail’in yanında tavır takınması üzerine Arap ülkeleri Batılı devletlere petrol ambargosu koyarak “1973 Petrol Krizi”ni ortaya çıkardılar. 1973’te Arap – İsrail savaşlarına son vermek ve bölgedeki eski itibarını kazanmak isteyen ABD, Dış işleri Bakanı Henry Kissinger’i bölge barışını sağlamak için görevlendirdi. Kissinger barışın sağlanabilmesi için defalarca İsrail ve Arap ülkelerini ziyaret etti. “Mekik Diplomasi” adı verilen bu süreç sonucun Mısır ile İsrail arasında savaş sona erdirilerek 17 Eylül 1978’de Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Devlet Başkanı Menahem Begin arasında “Camp David Antlaşması” imzalandı. Böylece Mısır, İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu.

İslam Konferansı Örgütü

1969 senesinde İsrail’in işgalinde bulunan Kudüs’teki El-Aksa Camisi’nin kundaklanması ve caminin yakılmak istenmesi üzerine Ürdün Kralı Hüseyin’in önerisi ile Arap devletlerinin dışişleri bakanları Kahire’de toplanarak “İslam Zirvesi” yapılmasına karar verdiler. Bu karar doğrultusunda Fas’ın başkenti Rabat’ta aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 24 ülkenin katılımıyla “İslam Zirvesi’’ toplandı. Kuruluşun ismi 2012 yılında “İslam işbirliği Teşkilatı”(İİT) olarak değiştirildi. Örgütün Genel Sekreterliğini 2005’ten 2014 kadar Türk kökenli Ekmeleddin İhsanoğlu yapmıştır.

  1. E) ULUSLARASI POLİTİKADA PETROLÜN YERİ
  2. Dünya Savaşı’ndan sonra petrolü Batılı ülkelere ucuz vermek istemeyen Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, İran ve Venezüella bir araya gelerek 1960 yılında “Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı (OPEC)’’nı kurdular. Kuruluşun amacı; petrol fiyatlarını yüksek seviyelere çıkarmaktı. Bu amaçlarına da 1970 senelerinde ulaştılar. Yine bu dönemlerde ortaya çıkan 1967 Arap- İsrail Savaşı’ndan sonra da petrolü İsrail’e karşı siyasi bir silah olarak kullanmak isteyen Arap ülkeleri de bir araya gelerek “Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Teşkilatı (OAPEC) ”nı kurdular. Ancak OAPEC başarılı olamadı.
  3. F) İRAN-IRAK SAVAŞI (1980-1988)

1) Irak’ta Rejim Değişikliği

1958’de yapılan bir askeri müdahale sonucu ülkede monarşi rejimi yıkılarak cumhuriyet ilan edildi. Sosyalist bir sistemle birleşik laik bir Arap toplumu hedefleyen Baas Partisi 1968’de Irak’ta yönetimde söz sahibi oldu.
2) İran’da Rejim Değişikliği
1928’ten itibaren İran’ı yöneten Pehlevi Hanedanlığının uygulama

ları halk tarafından benimsenmemişti. Batı İran’ın

amacı ise Basra Körfezi’ne ve su yollarına egemen olmaktı. Halkın uygulamalara karşı başlattığı protestoların yönetim

tarafından dikkate alınmaması ayaklanmaya sebep oldu.

1978’de sürgündeki lider Ayetullah Humeyni’nin ülkeye

İran İslam Cumhuriyeti

3) Savaş ve Sonuçlar

İran-Irak Savaşı’nda Suriye ve Libya İran’ı; diğer Arap devletleri ise Irak’ı desteklediler.
BM’nin kararı ile 6 Ağustos 1988’de ateşkes gerçekleşti ve savaş sona erdi. Irak’ın 1990’da Kuveyt’i işgal etmesi ve ABD’nin bu işgale müdahale ihtimalinin ortaya çıkması üzerine Irak işgal ettiği İran topraklarından çekildi. Böylece İran kaybettiği topraklan geri aldı.
Sekiz yıl gibi uzun süren bir savaş sonucunda iki ülkeden yaklaşık bir milyon insan hayatını kaybetti.
Not: Bu savaşta Irak’ı destekleyen ABD’nin savaş sırasında çıkarı için İran’a da silah sattığı ortaya çıktı. Tarihe “İrangate Olayı” olarak geçen bu olay sonucunda Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Yarbay Oliver North suçlu bulunurken, dönemin ABD Başkanı Reagan’ın suçunun olmadığı sonucuna varıldı.

  1. G) YUMUŞAMA DÖNEMİNDE DÜNYA

1) Ekonomi

Dünya ekonomisindeki büyümeye bağlı olarak talep fazlası ürünlerin pazarlama ihtiyacı reklam sektörünün önemini artırdı. Uydu teknolojisi sayesinde de televizyon programları uluslararası bir boyut kazandı, ilk kez “1964 Tokyo Olimpiyatları” canlı televizyon yayını ile tüm dünyaya ulaştırıldı.
2) Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler

SSCB’nin 1957’de ilk uzay aracı olan Sputnik’i uzaya fırlatmasından bir yıl sonra ABD, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesini (NASA) kurarak ilk uydusunu uzaya gönderdi. 1961 ‘de Rus kozmonot Yuri Gagarin, Vostok-1 uzay aracı ile ilk kez uzaya giden insan oldu. 1962’de ABD aynı şekilde karşılık vererek uzayda rekabet hızlandırdı. 1969’ da ise Amerikalı astronot Neil Armstrong’un aya inmesi ile ABD uzay yarışında liderliği ele geçirdi.
Savaş yıllarında yapılan bilgisayar geliştirilerek 1970’te kişisel bilgisayar üretildi. 1978’de üretilen APPLE’ın fabrikalarda kullanılmasıyla bilgisayar, sanayi alanına girmiş oldu.1969 yılında ilk olarak ABD de bilim adamları arasındaki iletişimi sağlamak maksadı ile deneme niteliğinde olan “ARPANET” ABD’deki bütün üniversitelerin araştırma kuruluşlarının bilgisayarlarını bünyesinde toplayarak büyüdü.
3) Kültürel Hayat
Müzik alanında 1950’lerde ortaya çıkan “Rock And Roll” tarzı bu dönemde de etkisini sürdürmüştür. Heavy Metal müzik türü ve bu türün temsilcisi olan Rolling Stones grubu döneme damgasını vurmuştur. 1951 yılından itibaren yapılan Akdeniz Oyunlarının tamamına katılan Türkiye, 1974’te düzenlenen altıncı Akdeniz Oyunlarına İzmir’de ev sahipliği yaptı.

  1. H) TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Türkiye’nin Soğuk Savaş Döneminde Batı ittifakına dâhil olarak bu doğrultuda dış politika izlediği belirtilmiştir. Bu dönemde Kıbrıs, Ege sorunları, Orta Doğu’da Arap-İsrail Savaşları ve Ermeni terörü Türk dış politikasının belirlenmesinde etkili olmuştur.
1) Türk – Yunan İlişkileri

Kıbrıs Meselesi

Kıbrıs’taki Rumlar, İngiliz yönetimi altındayken Adayı Yunanistan’a katma idealleri (Enosis) doğrultusunda faaliyetlerde bulundular. Yunanistan ise, 1951’de Kıbrıs’ın kendisine verilmesi için İngiltere’ye resmen başvurdu. Bu girişimi olumsuz karşılanan Yunanistan, 1954’te Kıbrıs sorununu BM ‘ye taşıyarak meseleyi uluslararası bir konu haline getirdi. Bu gelişmeler, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda harekete geçmesinde önemli rol oynadı. Böylece Kıbrıs sorunu, Türk dış politikasının en önemli konularından birisi haline geldi.
1960’tan önce Yunanistan’ın Kıbrıs konusundaki isteklerinin BM tarafından reddedilmesi üzerine Rumlar, Kıbrıs’ta EOKA yer altı örgütünü kurarak önce İngilizler, sonra da Türklere yönelik tedhiş hareketlerine başladılar. Bu örgütün amacı: İngiltere’yi Kıbrıs’tan atmak, Türkleri imha etmek ve Enosis’i gerçekleştirmekti. 1959’da Türkiye ve Yunanistan başbakanları Zürih’te bir araya gelerek Kıbrıs anlaşmazlığını çözümlemek için görüşmelere başladılar. 11 Şubat 1459’da Kıbrıs’ta bağımsız bir cumhuriyet kurulması kararı alınarak Zürih Antlaşması yapıldı. Daha sonra Türkiye, Yunanistan ve İngiltere Londra’da bağımsız bir Kıbrıs Devleti’nin kurulmasına karar verildi ve Londra Antlaşması imzalandı.
Zürih ve Londra Antlaşmaları doğrultusunda 16 Ağustos 1960’ta bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi. Cumhurbaşkanlığına Rum lider Makarios, yardımcılığına da Türk lider Dr.Fazıl Küçük getirildi. Kıbrıs’ta sağlanan barış ortamı uzun sürmedi. Yunanistan’ın asker ve silah göndererek desteklediği EOKA, Türklere karşı tedhiş hareketlerine devam etti. Kıbrıs Türkleri de bu faaliyetlere 1955’te kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) vasıtasıyla karşı koymaya çalıştı. 24 Aralıkta “Kanlı Noel” denilen ve 24 Türk’ün şehit edildiği olay üzerine Türk savaş uçakları Lefkoşa üzerinde ilk uyarı uçuşunu yaptı. 1964’te Yunanistan’ın Ada’ya daha çok asker ve silah göndermesi Rum çetelerinin

dönmesiyle

kuruldu.

saldırıya geçmesi Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale kararı almasına yol açtı. Ancak bu kararın uygulanmasını istemeyen ABD Başkanı Johnson, yazdığı mektupla Türkiye’yi kararından vazgeçirmeye çalıştı.
1966 yılında ise Patris Gazetesinde yayınlanan bir habere göre Türk halkının ani bir şekilde yok edilerek ve Ada’nın Kıbrıs’a bağlanacağı Akritas Planı ortaya çıktı.

Ancak Enosis’in hemen gerçekleşmesini isteyen EOKA üyeleri Yunanistan’dan aldıkları destekle 15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı bir darbe gerçekleştirdi. EOKA üyeleri Nikos Sampson’u Cumhurbaşkanlığına getirirken “Kıbrıs Elen Cumhuriyeti” ilan ettiler.
Türkiye oluşan bu ani gelişme sonrası darbenin Yunan müdahalesi olduğunu belirterek garanti antlaşmasının kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak Enosis’e engel olmak, adada barışı yeniden kurmak ve bölgedeki Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla 20 Temmuz 1974’te “Kıbrıs Barış Harekâtı”nı başlattı. ABD ise bu harekâtı gerekçe gös- tererek Türkiye’ye yapmakta olduğu ekonomik yardımları kesti ve Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başladı. Bunun üzerine Türkiye 1969’da ABD ile yapılan ”Savunma ve İşbirliği Antlaşması”nı fesh etti ve ülkede bulunan tüm ABD üs ve tesislerine el koydu. 1978’de ABD ambargoyu kaldırınca ilişkiler tekrar normalleşti.

Harekât sonunda Türkler adanın kuzeyinde, Rumlar ise adanın güneyine yerleşti. Yapılan görüşmelerden de bir sonuç alınamayınca 1975’te Rauf Denktaş’ın liderliğinde “Kıbrıs Türk Federe Devleti” kuruldu. Ancak BM Genel Kurulu 1983 yılında yaptıkları bir toplantı sonrasından Kıbrıs Rumlarını ”Kıbrıs Hükümeti” olarak tanıma kararı aldı. Bu gelişmeler üzerine Türkiye 15 Kasım 1983’te “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”ni kurdu.

Ege Adaları Meselesi

Yunanistan II.Dünya Savaşı’nda sonra Ege’de bulunan tüm adalara sahip olup Ege Denizi’ne tamamen sahip olmak istemesi sonucu bu sorun ortaya çıktı.Bu sorunlar Ege adalarını silahlandırılması, kıta sahanlığı, karasularının 12 mile çıkarılması ve Fır hattı (Ege Hava Sahası) ‘dır.
Ege Adalarının Silahlandırılması

Yunanistan Ege Adaları’nı NATO tatbikatları kapsamın aldırarak silahlandırma faaliyetlerine yasal dayanak aramıştır. Özellikle Limni Adası’nın bu tatbikatlarda kullanılmasını NATO’dan istemesine Türkiye tepki göstermiş ve Limni’nin statüsünün değiştirilemeyeceğini belirtmiştir.
Kıta Sahanlığı Sorunu

Kıta Sahanlığı; karasularının bittiği yerden başlayan ve denizaltından devam eden ve kıyıya sahip olan her devletin 200 deniz milini aşmayacak şekilde belirlenmiş kara devamına denir. Yunanistan’ın bölgede petrol arama çalışmalarına başlaması ve bu petrol çalışması yapılacak bölgenin Türkiye karasularına kadar gelmesi ilişkileri gerginleştirdi. 1976’da Türkiye’nin Sismik-I adlı araştırma gemisi ile Ege Denizi’nde bir araştırma yapması üzerine Yunanistan konuyu BM Güvenlik Konseyi ve Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na götürdü. Bunun üzerine her iki ülke temsilcilerinin katılımıyla “Bern Deklarasyonu” imzalandı. Buna göre her iki devlet kıta sahanlığı ile ilgili hiçbir girişimde bulunmamayı kabul etti.

Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması Kanunu

Lozan Barış Antlaşmasında 3 mil olarak kabul edilen kara suları genişliği 1936 senesinde Yunanistan tarafından 6 mile çıkarılmıştır. Ancak Yunanistan’ın 6 milden 12 mile çıkarma isteğini ise Türkiye ise savaş nedeni saymıştır. Çünkü bu sayede uluslararası sularında bir kısmı Yunanistan’ın olacak böylece Boğazlar ve Batı Anadolu Yunan tehdidine açık kale gelecekti.

Ege Hava Sakası (FIR Hattı-Uçuş Bilgi Bölgesi) Sorunu

1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında bu sorun ortaya çıkmıştır. Türkiye bu harekât sırasında NOTAM (Havacılara ihbar Bildirimi) sonucunda kendine ait yeni bir FIR hattı oluşturdu. Buna göre Türkiye yönüne uçan her uçak Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçuş planını Türk yetkililerine bildirmek zorundaydı. Yunanistan ise Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Ege Denizi’ni “tehlikeli bölge” ilan ederek hava sahasını tüm uçuşlara kapattığını açıkladı. Ancak bu karardan her iki ülkede zarar görünce 1977’te yapılan görüşmelere sonucu her iki ülkenin daha önce aldığı kararlar geçersiz sayıldı ve Ege hava sahası trafiğe tekrar açıldı.

2) Ermeni İddiaları

Türkiye içinde azınlık statüsünü kabul etmeyen Ermeniler, Ermeni diasporası ve bazı politik çevreler sözde soykırımı dünyaya tanıtmak ve bunu Türkiye’ye kabul ettirmek, Türkiye’den tazminat ve toprak almak ve en sonunda da büyük Ermenistan hedeflerine ulaşabilmek için “ASALA” adı verilen “Ermenistan Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu”nu kurdular. Bu örgüt ilk eylemini 1973’te Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Bayder ve yardımcısı Bahadır Demir’i şehit ederek yaptı. Bu olaydan sonra örgüt Türkiye’nin dış temsilcilerini ve diplomatlarını şehit etmeye devam etti.

kadar

35 diplomatlarını şehit etmeye devam etti. 1994’e kadar 35 diplomatımız ASALA tarafından şehit edildi.

1994’e

Not:Ermeniler 4T olarak adlandırılan bir plan doğrultusunda hareket ettiler. Buna göre sözde Ermeni soykırımı dünya

devletleri tarafından tanınacak, bu iddiaları daha sonra Türkiye’nin de tanınması sağlanacak, sonra sözde soykırımda

ölenler için Türkiye’den tazminat alınacak ve en sonunda da bölgeden göç eden Ermenilerin toprakları kendilerine

iade edilecek.

  1. I) TÜRKİYE’DE BUNALIMLI YILLAR (1960 – 19 83)

1) Siyaset

1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti’ye karşı bir takım subaylar 27 Mayıs 1960 yılında hükümete karşı askeri müdahalede bulundu. Bu müdahale sonucu Meclis kapandı, siyasi partilerin faaliyetleri askıya alındı. Birçok milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı yargılandı. Bu yargılama sonucunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Haşan Polatkan idam edildi.

Bu darbeyi yapan Milli Birlik Komitesi ülkede tekrar anayasa yapmak için ülkenin farklı kesimlerinden ve Sivil Toplum Kuruluşlarının da yardımıyla yeni bir anayasa hazırlandı. Kurucu Meclis tarafından hazırlanan bu anayasa 1961’de yapılan halk oylaması sonucu kabul edildi.

Anayasa’nın yürürlüğe girmesiyle siyasi parti faaliyetleri de tekrar başladı. Ekim 1961 ’de darbe sonucu yapılan ilk seçimlere CHP(Cumhuriyet Halk Partisi), AP (Adalet Partisi), Köylü Millet Partisi) ve YTP (Yeni Türkiye Partisi) katıldı. Seçimleri çok az bir oy farkı ile Adalet Partisi önünde CHP kazandı. Ancak CHP daha önceki yıllar gibi tek başına iktidar olamadı.

1965 seçimlerini ise Adalet Partisi kazandı. Süleyman Demirel’in Başbakanlığı başladı. Ancak DP iktidarının önü bu seferde 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasına kadar devam etti. Askerin siyasete müdahalesi sonucu Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Bunun üzerine Nihat Erim başbakanlığında geniş tabanlı bir hükümet kuruldu. 1973 yılında yapılan seçimlerde ise hiçbir parti tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamadı. 25 Aralık 1973’te ise İsmet İnönü vefat etti ve devlet töreniyle Anıtkabir’e defnedildi. Türk Silahlı Kuvvetlen 12 Eylül 1980’de ülke yönetimine el koydu. Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren kendi başkanlığında üst düzey komutanlardan oluşan Milli Güvenlik Konseyi’ni (MGK) oluşturdu. Bülent Ulusu’nun başkanlığında ise bir hükümet (Bakanlar Kurulu) kuruldu. Prof. Orhan Aldıkaçtı başkanlığında ise hazırlanan anayasa 7 Kasım 1982’de halkoyuna sunularak kabul edildi. 6 Kasım 1983’te Anavatan Partisi (ANAP), Halkçı Parti (HP) ve Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)’nin katıldığı seçimlerden ANAP birinci parti çıktı ve Turgut Özal başkanlığında tek başına iktidar ANAP oldu.

2) Ekonomi

1960’tan itibaren planlı ve kalkınmayı hedef alan bir ekonomi modeli benimsendi. Bu planların hazırlanması ve hükümete danışmanlık yapılaması amacıyla da Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kuruldu.1970’lerden itibaren ise enflasyonun yükselmesi ve alınan dış borçlarının ödenememesi, siyasi iktidarsızlıklar, 1973 petrol krizi, 1974 Amerikan ambargosu ve yurtdışında yaşayan işçi vatandaşlarımızdan gelen döviz miktarının azalması ekonomik gerilemeye neden oldu. Birçok tüketim malı karaborsaya düştü. Türk lirası değerini kaybetti. Bunun üzerine serbest piyasa ekonomisine geçişi sağlamak amacıyla 24 Ocak kararları ilan edildi.

3) Sosyal ve Kültürel Hayat
1960-80 arası köyden kente göçler devam etti. Bunun sonucunda gecekondulaşma (çarpık kentleşme) altyapı ve

üstyapı sorunları ortaya çıktı.
1960’lardan itibaren ‘’Toplumculuk” adı verilen edebi akım ortaya çıktı. (Nazım Hikmet ve Ahmet Arif temsilcileri

arasındadır.)
Necip Fazıl Kısakürek tüm şiirlerini ”Çile” adlı kitabında topladı.
Ülkenin sorunları ise Adalet Ağaoğlu ve Vedat Türkali’nin romanlarında yer aldı.

Gezi, hatıra türünde Yusuf Ziya Ortaç, deneme türünde Nurullah Ataç, Mahmut Kaplan ve Cemil Meriç öne çıktı.

Dormen, Birleşik Sanatçılar Topluluğu ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu günlük konuları eleştirel bir biçimde eğlenceli olarak ele aldı.

Sinemada Zeki Alasya, Metin Akpınar, Adile Naşit, Şener Şen, Kemal Sunal, Münir Özkul, Tarık Akan, Kartal Tibet, Ediz Hun, Filiz Akın, Türkan Şoray ve Fatma Girik ön plana çıkan erkek ve kadın oyuncular oldu.

Metin Erksan’ın yönetmenliğindeki ‘’Susuz Yaz” filmi, Berlin Film Festivali’nde ‘Altın Ayı” ödülünü kazandı. 1964’te Antalya Film Festival düzenlenmeye başladı.
“Arabesk” adı verilen yeni bir anlayış ortaya çıktı.
1965’te Altın Mikrofon Yarışması düzenlenmeye başladı. Türk müziğine yeni sesler kazandırmak için yapılan bu

yarışmanın ilkini “Gençliğe Veda” şarkısıyla Yıldırım Gürses kazandı. Yine bu yarışma ile Cem Karaca ve Erkin Koray isimleri de Türk Müziğine kazandırıldı.

Barış Manço önderliğinde Anadolu-Rock adı altında yeni bir müzik türü Moğollar Grubu ile ortaya çıktı.

15

CKMP (Cumhuriyetçi

KÜRESELLEŞEN DÜNYA

  1. A) SSCB’DE DEĞİŞİM VE SONUÇLARI

SSCB’de Politika Değişiklilikleri ve Nedenleri

Ocak 19872’de açıklık ve yeniden yapılanma programlarıyla, komünist iktidarın tepki çeken baskıcılığını, demokratik bazı uygulamalarla halk egemenliğine yaklaştırmak için glasnostu, kasım ayında ise ekonomik yapıda radikal değişikliklerle ülke ekonomisini canlandırmayı, ekonomiye yeni bir dinamizm kazandırmak için perestroikayı açıkladı. NOT:26 Kasım 1983’te ABD ile SSCB nükleer savaşın eşiğinden döndü. Moskova yakınlarında bulunan Serpukhov-15 istasyonunda Rus füze erken uyarı sistemi ABD tarafından beş adet kıtalararası balistik füze gönderildiğini tespit etti. Ancak bu uyarının hata olduğunu anlayan Stanislav Petrov adındaki komutan herhangi bir girişimde bulunmadı. İlerleyen saatlerde bu olayın güneş ışığı yansımasından kaynaklandığı anlaşıldı. Petrov dünyayı olası bir nükleer savaşın eşiğinden döndürdüğü için 2004 yılında kendisine “Dünya Vatandaşı” ödülü verildi.

SSCB’nin Dağılması

Gorbaçov, SSCB içindeki Letonya, Estonya ve Litvanya’da başlayan bağımsızlık hareketlerine çözüm bulmak için Aralık 1990’da “Egemen Devletler Birliği Antlaşması” fikrini ortaya attı. Buna göre SSCB’ye bağlı cumhuriyetlerdeki bağımsızlık ilanlarına karsı Gorbaçov’un gerekli tedbirleri almadığını düşünen ve bu antlaşmaya karşı olan ordu içindeki bazı komutanlar, bakanlar ve KGB liderinin aralarında bulunduğu bir grup, 18 Ağustos 1991 günü Gorbaçov ‘a karşı bir darbe yaptı.

Ortaya çıkan bu karışıklardan yararlanan SSCB’ye bağlı cumhuriyetlerin tamamına yakını bağımsızlıklarını ilan etti ve SSCB yıkıldı. Devlet başkanlığı görevine bir süre daha devam eden Gorbaçov, 25 Aralık 1991’de bu görevinden de istifa etti ve yerine Boris Yeltsin geçti.
SSCB’nin Dağılmasının Doğu Avrupa’ya Etkileri

ABD ve SSCB arasında var olan “Dehşet Dengesi” sona erdi. Bu devletlerden Çekoslovakya hiçbir çatışma olmadan kadife devrim adı verilen bir gelişmeyle Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye ayrıldı.
SSCB’nin dağılmasının dünya güçler dengesi üzerine etkileri
1996’da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın “Şanghay Beşlisi” adı ile kurdukları iş birliği yapılanması 2001’de Özbekistan’ın da katılımıyla “Şanghay İş Birliği Örgütü adını aldı.

  1. B) TÜRK CUMHURİYETLERİ BAĞIMSIZ OLUYOR

Azerbaycan

Azerbaycan 1918’de Mehmet emin Resulzade önderliğinde bağımsızlığını ilan etmelerine rağmen kısa bir süre sonra SSCB yönetimine girmiştir. Ebulfeyz Elçibey’in önderliğinde “Halk Cephesi” adıyla bir teşkilat kuruldu. SSCB’nin dağılmasından sonra 1991’de yeniden bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ı ilk tanıyan ülke Türkiye oldu. 1993’te cumhurbaşkanı olan Haydar Aliyev’in “Biz bir millet, iki devletiz” sözleri Türk-Azeri ilişkilerine egemen olmuştur. Mehmet Emin Resulzade, Bahtiyar Vahapzade gibi birçok ünlü şair ve yazar yetişmiştir.

Dağlık Karabağ Sorunu

1985’ten sonra SSCB’deki iç gelişmelerinden faydalanan Ermenistan Karabağ’ı kendisine bağlamak istemiştir. Azerilerden silahlar toplanırken Ermenistan Meclisi bu kararnameyi kendi topraklarında uygulamamıştır. Azerilerin tamamen silahsız kalması üzerine Karabağ, Ermenistan tarafından işgal edildi. Hocalı başta olmak üzere birçok kentte çok sayıda sivil öldürülmüş veya göçe zorlanmıştır.
Kazakistan
Gorbaçov tarafından Kazakistan’ın başına getirilen Nursultan Nazarbayev, SSCB’nin dağılmasından sonra 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Kazakistan’ı tanıyan ilk devlet Türkiye oldu. Kazakistan, 1991’de Semey Nükleer Deneme Alanı’nı kapatarak dünya tarihinde ilk defa gönüllü olarak kendi nükleer silah deposundan vazgeçen ülke olmuştur. Kırgızistan
1990 sonbaharında yapılan seçimlerde Askar Akayev cumhurbaşkanı seçildi. Şubat 1991’de başkent Frunze’nin adı Bişek (devrim öncesi adı ) olarak değiştirildi. SSCB’nin dağılması üzerine 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Türkiye Kırgızistan’ı bağımsızlığını tanıyan ilk ülkedir. Kırgızistan’ın yetiştirdiği ve bütün dünyada tanınan önemli bir yazar olan Cengiz Aytmatov’un romanları ülkemizde de büyük ilgi görmektedir.
Not: Kırgızistan’da 2005 senesinde başlayan “Lale Devrimi” sonucunda Aksar Akayev görevini bırakmak zorunda kalmıştır. 2011 yılından itibaren ise Kırgızistan’daki cumhurbaşkanlığı görevini “Almazbek Atambayev” yürütmektedir. Özbekistan
SSCB’nin dağılması üzerine 31 Ağustos 1991’de Özbekistan bağımsızlığını ilan etti ve Kerimov, cumhurbaşkanı seçildi. 2013 yılı itibariyle de Cumhurbaşkanlığı görevini İslam Kerimov sürdürmektedir.

Türkmenistan

1985’te ise Türkmenistan Komünist Partisi Başkanlığına Saparmurad Niyazov getirildi. Türkmenler arasındaki kabileciliği ortadan kaldırıp birliği sağlayan Niyazov, Türkmen dilinin resmi dil olmasını sağladı. Türkmenistan 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Türkmenistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke ise Türkiye oldu.
NOT: Saparmurad Niyazovun 2006 yılında vefat etmesinden sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Gurbangulı Berdimuhammedov kazanmıştır ve 2015 yılı itibariyle de bu görevini sürdürmektedir.
Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)
Bağımsız devletler topluluğu (BDT), SSCB’nin dağılmasının ardından 21 Aralık 1991’de Almatı zirvesi sonucu Azerbaycan, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Moldova, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan ,Türkmenistan, Özbekistan, Ukrayna’nın katılımı ile kurulmuştur. Daha sonra ise Aralık 1993’te Gürcistan katılmıştır. Ancak Gürcistan, 2008 Güney Osetya Savaşı sonrasında Meclis kararı ile 15 ağustos 2008’de BDT’den ayrılmıştır.
TİKA ( Türk İş Birliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı )
TİKA, 24 Ocak 1992’de başta Türk dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye’ye komşu ülkeler olmak üzere; gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarına yardımcı olmak, bu ülkelerle ekonomik, teknik, sosyokültürel ve eğitim alanlarında işbirliğini geliştirmek, ülkelerin kalkınma ihtiyaç ve hedeflerini, yapılabilecek iş birliği ve yardım konularını belirlemek, gerekli program ve projeleri hazırlamak için kurulmuştur. Pazar ekonomisine geçiş çabalarını desteklemek, TİKA’nın görev ve sorumluluklarındandır.

  1. C) DOĞU BLOKUNDAN SONRA AVRUPA’DA YENİ ARAYIŞLAR

1) İki Almanya’dan Tek Devlete

1989’da Demokratik Almanya’nın kendi vatandaşlarına ülkeden çıkış vizesi vermesi üzerine on binlerce kişinin batılı ülkelerin büyükelçiliklerine sığındı. Demokratik Almanya’daki özgürlük isteyen halk hareketleri sonunda 9 Kasımda Berlin Duvarı geçişlere açıldı ve 14 Ocak 1990’dan sonra da yıkılmaya başlandı. 3 Ekim 1990’da iki Almanya resmen birleşti.

Avrupa Ekonomik Topluluğundan (AET) Avrupa Birliğine (AB)

1957’de imzalanan Roma Antlaşması ile “Avrupa Ekonomik Topluluğu” adını alan birliğin politikalarının başarıya ulaşması sonucunda 1972’de üye sayısı altıdan dokuza çıktı.
7 Şubat 1992’de imzalanan ve Kasım 1993’te yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması ile Avrupa topluluğu “Avrupa Birliği” adını aldı. Avrupa Birliği 1 Temmuz 2013 itibariyle Hırvatistan’ın da birliğe katılması ile üye sayısını yirmi sekize yükseltmiştir.

  1. a) Maastricht Kriterleri

Hollanda’nın Maastricht kentinde imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması’nda (Maastricht antlaşması) , Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) aşamaları , bu aşamalarda izlenecek ekonomik ve parasal politikalarla bu politikaların uygulanması için gerekli kurumsal değişiklikler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler çerçevesinde, üye ülke ekonomileri arasındaki farklılıkların giderilebilmesi için “Maastricht Kriterleri” olarak adlandırılan yakınlaşma kriterleri tespit edilmiş ve bunlara uyumaması durumunda uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir. Bu kriterler şunlardır:

Üyelerin yıllık ortalama enflasyon oranı, en düşük yıllık enflasyona sahip üç üye devletin enflasyon ortalamasını en fazla 1.5 puan geçebilir.

Üye devletlerin bütçe açığı oranı gayri safi yurt içi hasılasının ( bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde , üretilen tüm mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeri) %3’ünü aşmaması gerekir.

Üye devletlerin kamu borcunun , gayri safi yurt içi hasılalarının % 60’ını geçmemesi gerekir.
Her üye devletin uzun vadeli faiz oranı , en düşük orana sahip üç üye devletin faiz oranını en fazla 2 puan aşabilir. Üye devletlerin ulusal paraları, Avrupa döviz kuru mekanizmasının izin verdiği normal dalgalanma sınırları içinde

kalmalıdır.

  1. b) Kopenhag Kriterleri

22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi’nde de adaylık için başvuruda bulunan ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce aday ülkeler; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlık hakları, ve işleyen bir piyasa ekonomisi alanlarında belirli bir seviyeye gelmiş olmalıdırlar. AB, bu kriterlere uygun gördüğü birçok Doğu Avrupa ülkesini özellikle 2004 yılından sonra tam üyeliğe almıştır.

AB VE DÜNYA

NATO’nun Avrupa’da Genişlemesi

Doğu Blokunun yıkılmasından sonra şan Doğu Avrupa ülkeleri NATO’ya girerek güvenlik sorunlarını çözmekle beraber ABD ve Batılı ülkelerle siyasi ve ekonomik bağlarını güçlendirmeyi amaçlamışlardır. Bu amaçla Ocak 1999’da ilan edilen “ Barış İçin Ortaklık (BİO) “ adıyla bir ortaklık programı uygulamaya konularak NATO ile yakınlaşmaları ve farklı tarihlerde üye olma imkanı sağlanmıştır. Ancak Makedonya’nın üyeliği Yunanistan tarafından, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de üyeliği Türkiye tarafından veto edilmiştir.

TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ

Türkiye’nin AB Serüveni

Ankara Antlaşması ve Katma Protokol

Türkiye, Temmuz 1959’da Topluluğa tam üyelik için başvurmuştur. AET tarafından verilen cevapta, Türkiye’nin kalkınma düzeyinin tam üyeliğin gereklerini yerine getirmeye yeterli olmadığı bildirilmiş ve tam üyelik şartları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık antlaşması imzalanması önerilmişti. Bu gelişmeler sonucunda 12 Eylül 1963’te “Ankara Antlaşması” imzalanmıştır. Ancak Ankara Antlaşması, geçiş dönemi hükümleri ve tarafların üstleneceği yükümlülükleri belirten Katma Protokol (1973) öngörüldüğü uygulanamamıştır.

AB ile başlangıçta sadece ekonomik olan sorunlar, Yunanistan’ın 1980’de topluluğa tam üye olması ile siyasi boyut da kazanmıştır. Çünkü AB’ye üyeliğin kabulü için oybirliği şartı aranmaktadır. Türkiye ile arasındaki sorunların kendi politikasına uygun şekilde çözümü için Yunanistan’ın veto hakkını bir koz olarak kullanması sonucu Topluluk ile Türkiye arasındaki ilişkiler dondurularak mali iş birliğine son verilmiştir.

Türkiye’nin Gümrük Birliğine Girişi

Türkiye, 14 Nisan 1987’de tekrar AB’ye tam üyelik müracaatında bulunmuştur. AB komisyonu tarafından 1989’da verilen cevapta, Türkiye’nin AB’ye üyelik konusundaki ehliyeti kabul edilmekle birlikte, gelecekteki genişleme sürecine kadar beklenmesi ve Gümrük Birliği sürecinin tamamlanması önerilmiştir. Yapılan müzakereler sonunda Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği, 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Avrupa birliğinin Genişleme Süreci ve Türkiye

Avrupa Birliği, 1993 Kopenhag Zirve Toplantısı’nda 12-13 Aralık 1997 tarihlerinde Lüksemburg’da yapılan Avrupa Birliği Zirvesi’nde Türkiye’nin tam üyeliğe ehliyeti bir kez daha teyit edilmiştir. 15-16 Haziran 1998 tarihinde gerçekleşen AB “Cardiff Zirvesi” Sonuç Belgesi’nin genişleme ile ilgili bölümünde, adayların tam üyeliğe hazırlanma durumunu incelemek üzere kurulmuş olan gözden geçirme mekanizmasına Türkiye de dâhil edilmiştir. Belgede ayrıca, Komisyon tarafından Türkiye’yi tam üyeliğe hazırlamak için sunulan “ Avrupa Stratejisi” onaylanmıştır. AB komisyonunun 1999’da açıkladığı raporda, Türkiye tam üyeliğe aday gösterilmiş ve ülkemize de somut bir “Katılma Ortaklığı Stratejisi” önerilmiştir. 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki’de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Türkiye, oy birliği ile Avrupa aday ülke olarak kabul edilmiştir. Bu süreçte Türkiye AB fonları tarafından finansı sağlanan Sokrates ( Genel Eğitim) , Leonardo da Vinci (Mesleki Eğitim) , Hayat Boyu Öğrenme (LLP) ve Gençlik (Youthbin Action ) Programlarına tam üye olarak katılarak ülkemizde bununla ilgili “Ulusal Ajans” adı verilen bir yapılanmayı gerçekleştirmiştir.

YENİ OLUŞUM SÜRECİNDE BALKANLAR

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin Dağılması

1945’te yapılan seçimleri kazanan Tito, Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyet’ini kurarak ülkedeki krallık yönetimine son verdi. Yugoslavya; Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan, Makedonya Federal Cumhuriyetleri ile Voyvodina ve Kosova özerk bölgelerinden oluşturuldu. 1974 anayasası ile Tito ömür boyu devlet başkanı seçildi. Tito’nun 1980’de ölümünden sonra aralık 1987’de Slobodan Miloşeviç’in bir darbeyle Sırp Komünist partisinin başına geçmesi ile Avrupa’nın 4. Büyük ordusu olan Yugoslavya Federal Ordusu ( JNA) , Sırpların kontrolüne geçti. Buna karşılık Slovenya Cumhuriyeti Parlamentosu 7 Haziran 1989’da Slovenya halkının kendi geleceğini kendisinin belirlemesi yönünde karar alarak 2 Temmuz 1990 ‘da da bağımsızlığını ilan etti. Bunu Hırvatistan Parlamentosunun bağımsızlık kararı takip etti. Böylece Yugoslavya’da parçalanma süreci başlamış oldu. Aynı yıl içinde Makedonya ve Bosna-hersek de bağımsızlıklarını ilan edince Yugoslavya’yı oluşturan altı devletten dördü; Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna-Hersek devletten ayrılmış oldu .
Bosna-Hersek’in bağımsızlık kararı 29 Şubat 1992’de, Bosnalı Sırpların seçimi boykot etmelerine rağmen referandumla onaylandı. 6 Nisan’da da AT Bosna-Hersek’in bağımsızlığını tanıdı. Bu durumu kabul etmeyen Sırbistan, “Büyük Sırbistan” hayalini gerçekleştirebilmek için yanındaki milis grupları da silahlandırarak silahsız Boşnaklara karşı savaş başlattı. Temmuz 1995’te General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri, daha önce BM Güvenlik Konseyi tarafından “güvenli bölge” ilan edilmiş olan Serebrenika’yı işgal etti ve binlerce sivili topluca katletti. Bu gelişme

üzerine NATO harekete geçerek 30 Ağustos 1995’te Sırp hedeflerine yönelik kapsamlı hava operasyonları başlattı. Üç hafta süren bu harekât sonucunda Sırplar ateşkes yapmayı kabul etti. 14 Aralık 1995’te Yugoslavya Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franyo Tucman ve eski Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı “Bilge Lider” lakaplı Aliya İzzetbegoviç tarafından “Dayton Antlaşması” imzalanarak Bosna Savaşı sona erdi.

Arnavutluk’ta Demokratikleşme Süreci

  1. Dünya Savaşı’nda İtalyanlar tarafından işgal edilen Arnavutluk Enver Hoca liderliğinde, İtalyan ve Almanlara karşı mücadele verdi ve savaş sonunda Komünist Partisinin yönetimine girdi. Enver Hoca döneminde bütün kilise ve camiler kapatılmış ve Arnavutluk, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet olmuştur. Nisan 1985’te Enver Hoca’nın ölümünden sonra Ramiz Alia, Arnavutluk Komünist Partisi liderliğine ve devlet başkanlığına getirildi.
  2. F) ORTA DOĞU VE AFGANİZTAN’DAKİ GELİŞMELER

1) Körfez Savaşları
Irak, borçlarını ödeyebilmek, sanayileşmesini sürdürmek ve askeri yönden yeniden güçlenebilmek için, Kuveyt’in günlük limitten fazla petrol çıkararak kendisini zarara uğrattığı iddiasını öne sürerek bu devletten 24 milyar dolar istedi. Bu isteklerin kabul edilmemesi üzerine Irak birlikleri, 2 Ağustos 1990 günü Basra Körfezi’nin doğusunu ve Kuveyt’teki zengin petrol yataklarını ele geçirerek bölgede daha etkili olma amacıyla Kuveyt’i işgal etti.
Kuveyt’in işgali Irak’ı kendileri için bir tehdit unsuru olarak gören İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere bölge ülkelerinin politikalarıyla da uyuşmuyordu. Bu nedenlerle Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan “Körfez Krizi”, aynı zamanda bir dünya sorunu hâline geldi. Irak’ın Kuveyt’ten çekilmesini sağlamak amacıyla Güvenlik Konseyi kararıyla oluşturulan koalisyon güçlerine ABD ve Avrupa devletlerinin yanında Mısır, Bahreyn, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suriye gibi Arap ülkeleri de destek verdi. BM Güvenlik Konseyi kararına göre koalisyon güçleri 17 Ocak’ta hava saldırısına başladı. Bu saldırılar sonucu Irak, askeri gücünün büyük bölümünü kaybetti.
Mayıs 1991’de, 36.paralelin kuzeyini kontrol altında tutmak ve Irak’ın ateşkes koşullarına uyup uymadığını kontrol etmek için uluslararası “Çekiç Güç” kuruldu. Merkezi Türkiye’deki İncirlik Üssü olan bu güç; Amerikan, İngiliz, Fransız ve Türk hava birliklerinden oluşuyordu. 20 Mart 2003’de ABD ve İngiltere Irak’a saldırı başlattı.ABD ve İngiliz kuvvetleri 9 -10 Nisan’da Bağdat’a girdi. Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, 30 Aralık 2006’da idam edildi. Yapılan uzun çalışmalar sonucunda 13 Temmuz 2003’te “Geçici Irak Yönetim Konseyi” oluşturuldu ve seçimler 30 Ocak 2005’te yapıldı. Celal Talabani cumhurbaşkanlığına seçildi. Hükümetin kurulmasının ardından Ekim ayında anayasa referanduma sunuldu ve kabul edildi. Koalisyon askerleri ise 2003’ten beri işgal ettikleri Irak’tan 31 Aralık 2011 tarihinde geri çekildi ve Körfez Savaşı resmen sona erdi.

2) Filistin Sorunu ve Orta Doğu Barış Görüşmeleri

Filistin’deki örgütler İsrail’e karşı 1964’te Yaser Arafat önderliğinde ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı atında birleştiler. BM, 1974’te FKÖ’yü Filistin’in tek temsilcisi olarak tanıdı. Filistin topraklarında FKÖ’nün yönlendirmesiyle İsrail’e karşı “ayaklanma” (intifada) başladı. Ancak İsrail’in insan hakları ihlalleri dünyada yankı uyandırdı ve İsrail’i uluslar arası kamuoyunda zor durumda bıraktı. 14 Kasım 1988’de Filistin Ulusal Konseyi tarafından “Bağımsız Filistin Devleti” ilan edildi. 1989’da Yaser Arafat FKÖ merkez konseyi tarafından Filistin Devlet Başkanlığına seçildi. 1993’te “Oslo Görüşmeleri” sonunda ise FKÖ İsrail’i, İsrail’de FKÖ’yü Filistin halkının temsilcisi olarak tanıdı.

İsrail’in BM Güvenlik Konseyi kararlarını ve dünya kamuoyunun tepkisini dikkate almayarak, 2004’te Gazze’ye saldırılarını yeniden başlattı.”Refah Operasyonu” adı verilen saldırılar Yaser Arafat’ın ölümü sonrasında Filistin Devlet Başkanı olan Mahmut Abbas tarafından İsrail’le ateşkes imzalanması ile son buldu. Yapılan antlaşmaya göre İsrail 2005’te Gazze’deki 21 ve Batı Şeria’da ki 4 yerleşim yerinden çekilmeyi tamamladı.
2007 sonlarında İsrail ile Filistin arasında iki devletli çözüm esasına dayanan “Anna Polis” toplantısı yapıldıysa da sonuç alınamadı. 2008 sonlarında İsrail’in muhalif Filistinli örgütleri gerekçe göstererek Gazze üzerine başlattığı saldırılarda çoğunluğu sivil, yüzlerce insan hayatını kaybetti. İsrail son olarak 31 Mayıs 2011 tarihinde Gazze’ye yar- dım malzemesi götüren “Mavi Marmara” adlı bir bandıralı gemiye uluslar arası sularda askeri operasyon yaparak 9 Türk vatandaşını şehit etti. Tüm dünya tarafından kınanan bu olay sonrası İsrail ile Türkiye ilişkileri koptu. İsrail bu olaydan iki yıl sonra (22.03.2013) Türkiye’den resmen özür diledi ve şehit olanların yakınlarına da tazminat ödemeyi kabul etti.
3) Afganistan’daki Gelişmeler
Afganistan’da Şubat 1989’da SSCB birliklerinin çekilmesinden sonra bu durumdan yararlanan Molla Muhammet Ömer liderliğindeki Taliban (öğrenciler) grubu, 1996’da Kabil merkez olmak üzere ülkenin yaklaşık %70’ini kontrolü altına alarak İslam Devletini kurdu. Taliban yönetimine karşı olanlar da Ahmet Şah Mesut liderliğinde ülkenin kuzeyinde toplanarak “Kuzey İttifakı” adı altında örgütlendi.
11 Eylül 2001’de ABD’nin Newyork şehrindeki “Dünya Ticaret Merkezi”ne (ikiz Kuleler) ve ABD Savunma Bakanlığı’na

(Pentagon) terör saldırısında bulunuldu. ABD bu saldırılardan sorumlu tuttuğu terör örgütü liderinin Afganistan’da bulunduğunu iddia ederek 7 Ekim 2001 tarihinde Afganistan’a hava taarruzu başlattı. Hava operasyonları karşısında çaresiz kalan Taliban yönetimi Kasım 2001’de yönetimden uzaklaştırıldı. Afganistan’da Taliban yönetimi yıkılarak yerine Hamid Karzai liderliğindeki hükümet, 22 Aralık 2001’de göreve başladı. Bu hükümetin ülkede güvenliği sağlamasına destek olarak BM Güvenlik Konseyi tarafından Türkiye’nin de aktif rol aldığı “Uluslararası Güvenlik Destek Gücü” (İSAF) kuruldu.

4) Orta Doğu’da Su Sorunu
Orta Doğu’nun başlıca su kaynakları: Dicle, Fırat, Asi, Şeria ve Nil nehirleridir.
1970’li yılların başlarından itibaren Türkiye’nin GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi)’ı uygulamak üzere çalışmalara başlaması, Dicle ve Fırat nehirlerinden yararlanan Suriye ve Irak tarafından tepkiyle karşılandı. Bu gelişme Suriye ve Irak başta olmak üzere Arap devletlerinin sert tepkisi ile karşılandı. Böylece Dicle ve Fırat’ın sularının kullanımı ve paylaşılmasından doğan “su sorunu” ortaya çıktı. Türkiye ise, Fırat Nehri’nden, Suriye’ye saniyede 500 metreküp su bırakmayı kabul etti. Ayrıca Fırat ve Dicle’nin suyunu Arap Yarımadasına kadar akıtacak “Barış Suyu Projesi’ni ortaya attı. Türkiye’nin su sorununu aşmaya yönelik çalışmaları Suriye’nin paylaşım stratejisi nedeniyle bir sonuç vermedi. Ayrıca Fırat Nehri üzerinde “Birecik Baraji’nın yapılmaya başlanması Suriye’nin, Dicle üzerinde “lltsu Baraji’nın yapılması Suriye ve Irak’ın tepkilerine sebep oldu.

  1. G) DÜNYADAKİ GELİŞMELER

Bilimsel ve Teknolojik Gelişmelerin Etkileri

Günümüzde insanları etkileyen, bilimsel alanda devrim niteliğindeki en önemli gelişme “nanoteknoloji”dir. Bu çalışmalar sonucunda ise 1996’da “Dolly” adı verilen koyun kopyalandı. Ülkemizde de 2001 yılında “Oyalı” adı verilen ilk koyun kopyalandı.
1986’daki Çernobil kazası çevre sorunlarına duyarlılığı arttırmıştır.

  1. H) DEĞİŞEN DÜNYA VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI

TÜRK DIŞ POLİTİKASININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Rusya Federasyonu

2000’li yıllara girilirken Türkiye-Rusya ilişkileri hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Şu anda Rusya, Rus doğal gazını Karadeniz’in altından döşenen bir boru hattıyla Samsun’a ulaştıran “Mavi Akım Projesinden dolayı Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke hâline gelmiştir.
Kafkasya

Bu süreçte Türkiye ve Azerbaycan’ın siyasi, ekonomik ve stratejik açıdan ortak menfaatlere sahip olması iki ülkeyi yakınlaştırmıştır. Bakü-Tifüs-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, 2005’te tamamlanarak faaliyete geçmiştir.
Orta Doğu
Arap Baharı diye adlandırılan ve ilk olarak Tunus’ta başlayıp sonra tüm Arap dünyasına yayılan isyan ve gösteriler Suriye’ye de sıçradı. Özellikle Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ın halkın demokratik taleplerine karşı bir girişimde bulunmaması nedeniyle ülkede 2011 yılından itibaren iç savaş ortaya çıktı. Yüz binlerce Suriyeli bu iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığındı. Bu gelişme 2013 yılı itibariyle Suriye ile aramızdaki en önemli sorunu oluşturmaktadır.

Türkiye, İsrail’in kuruluşundan itibaren ilişkilerini Arap ülkelerini de dikkate alarak sınırlı bir düzeyde tutmuştu. 2000’li yıllarda İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını Türkiye’nin “devlet terörü” olarak nitelendirmesi, İsrail’in Kuzey Irak’taki oluşumu desteklemesi ve 30 Ocak 2009 tarikinde Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında yaşanan söz düellosu (One Minute Olayı) ve 31 Mayıs 2011 tarihinde Gazze’ye yardım malzemesi götüren “Mavi Marmara” adlı insani yardım gemisine açık sularda askeri operasyon yapılması Türkiye-İsrail ilişkilerini bozmuştur.

Balkanlar

17 Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı ilk tanıyan ülkelerden birisi Türkiye’dir. 1980-1990 arasında Bulgaristan’da sayıları 1,5 milyonu bulan ve ülke nüfusunun %15’ini teşkil eden Türk azınlığın, isimlerini zorla değiştirmek yoluyla Bulgarlaştırmaya (asimilasyon) tabi tutulması Bulgaristan’la ilişkilerimizde önemli bir sorun olmuştur. 1985 Şubatında, Türkiye’nin yapılanlara tepki göstermesi 1989 Haziranında Türkiye soydaşlarımızı kabule hazır olduğunu açıklayınca 300 bin soydaşımız Türkiye’ye göç etti. Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’yle ilgili sorunlar, azınlıklar ve Kıbrıs sorunu uzun yıllardan beri devam etmekteydi. Buna ek olarak Ocak 1996’da Ege Denizi’ndeki Kardak Kayalıkları yüzünden Türkiye ve Yunanistan savaşın eşiğine kadar gelmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardır devam eden Batı Trakya sorunu bu dönemde de devam etmiştir. Yunanistan Batı Trakya’da yaşayanlar “Türk değil Müslüman azınlıktır” tezini savunmaya devam etmiş ve Türklerin eğitim, kültür, siyaset, ibadet vb. alanlardaki sorunları çözülememiştir. 26 Ocak 1990’da Batı Trakya Türkleri liderlerinden Pr.Sadık Ahmet’in “Türk” kelimesini kullanması yüzünden yargılanıp cezalandırılması Türkler tarafından protesto edildi.

Kıbrıs sorununun çözümü için BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu plana göre: Kurulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki bakanlıkların en az üçte biri Türklerden oluşacak, devlet başkanlığı ve başbakanlık makamları on ayda bir Türkler ve Rumlar arasında değişecekti. Annan Planı uzun müzakerelerden sonra taraflarca kabul edilerek Nisan 2004’te referanduma sunulmuştur. Bu plana Türkler (%65) evet derken, Rumlar (%76) hayır oyu kullandılar. Buna rağmen Mart 2008’de alınan bir kararla iki tarafı birbirinden ayıran Lokmacı Sınır Kapısı açılmıştır.
Türk Ordusu ve Dünya Barışı
Türkiye Kore (ilk), Somali, Bosna-Hersek, Adriyatik Denizi, Arnavutluk, Kosova, Afganistan ve Lübnan’a asker göndermiştir.

  1. I) 1980 SONRASI TÜRKİYE

1) Siyasi Gelişmeler
1987’de yapılan referandum ile 12 Eylül askeri müdahalesi sonucunda siyaset yasağı konan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş’in siyasi yasakları kalktı. Kasım 1987 seçimlerinden ANAP yine birinci parti olarak çıktı.31 Ekim 1989’da TBMM kararıyla cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ın yerine Yıldırım Akbulut başbakan oldu. Turgut Özal’ın 1993 yılında ölümü ile Süleyman Demirel cumhurbaşkanı oldu. Süleyman Demirel’in yerine Tansu Çiller DYP genel başkanı ve Türkiye’nin ilk kadın başbakanı oldu. AB ile “Gümrük Birliği Antlaşması” imzalandı. 1995 ile 2001 yılları arasında Türkiye’yi Necmettin Erbakan, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit başbakanlığındaki koalisyon hükümetleri yönetti. Bu dönemde Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliğini sağlamak için önemli çalışmalar yapılırken hazırlanan “Ulusal Program” çerçevesinde AB’ye uyum yasaları çıkarıldı. Mayıs 2000’de Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı seçildi. 2002, 2007 ve 2011’de yapılan seçimlerde tek başına iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin kurduğu hükümet ülkeyi yönetmektedir.
2) Kültürel Gelişmeler ve Sosyal Hayat
1980’li yıllarda arabesk müziğin de etkisiyle nispeten durgun bir dönem geçiren Türk Pop Müziği, Sezen Aksu, Erol Evgin ve Barış Manço gibi isimlerle birlikte 1990’dan sonra özellikle gençler tarafından ilgiyle takip edilmiştir. Tarkan ile daha geniş kitlelere ulaşanTürk Pop Müziği, Sertab Erener’in 2003 yılında Eurovision ŞarkıYarışması’nı kazanmasıyla uluslararası alanda da önemli bir başarı kazanmıştır. Mazhar-Fuat-Özkan (MFÖ) müzik grubu da halkın yoğun ilgisini çekmiştir.
Türkiye’de ilk renkli televizyon yayını 1984’te başladı. 1990’da ilk özel televizyon kanalı açıldı. Bu dönemde çekilen birçok yerli film, beğeni ile izlendi ve uluslararası Film Festivallerinde ödüller aldı. Nuri Bilge Ceylan “Üç Maymun” adlı Filmiyle Cannes Film Festivalinde en iyi yönetmen ödülünü aldığı gibi film Oscar ödüllerine de aday gösterilmiştir. Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması edebiyat alanında en önemli uluslararası başarı olmuştur. Bu dönemde ülkemizde görülen toplumsal gelişmelerin en önemlilerinden biri de eğitim alanında olmuştur. Mili Eğitim Bakanlığının başlattığı “Haydi kızlar okula”, “Ana-kız okuldayız” ve sivil toplum kuruluşlarının başlattığı kampanyalar sayesinde kız çocukların ve kadınların eğitime daha fazla katılmaları sağlanmıştır.
Bu Dönemde Diğer Önemli Gelişmeler
1993 yılında Türkiye’de ODTÜ’den ilk internet bağlantısının kurulması ve bilgisayar kullanıcılarının sayısının hızla artması, özellikle genç nüfus üzerinde çok etkili oldu. Türk sporu 1980’lerin sonlarından itibaren uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiştir.
Naim Süleymanoğlu’nun 1988 Seul Olimpiyatlarında altın madalya kazanmasıyla başlayan süreç, birçok branşta olimpiyat madalyaları kazanılmasıyla devam etmiştir. En çok altın madalya Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu başta olmak üzere halterci sporcular tarafından kazanılmıştır. 1992 Barselona Olimpiyat Oyunlarında Mehmet Akif Pirim grekoromen güreşte 24 yıl aradan sonra şampiyon olmuştur. 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda Türkiye son 36 yılın en başarılı sonucunu elde ederek, oyunları 4 altın, 2 gümüş ve 2 bronz madalyayla kapadı. Türk Millî Futbol Takımının 2002 Dünya Şampiyonası’nda ve 2008 Avrupa Futbol Şampiyonasında 3. olması millî takım düzeyinde en önemli başarılardır.

İ) KÜRESEL SORUNLAR

Küresel Isınma

Kyoto Protokolü: Küresel ısınma sorunun çözümü için “BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi”ne (BMYDÇS) bir ek niteliğindeki “Kyoto Protokolü” hazırlanmıştır. Aralık 1997’de Japonya’nın Kyoto şehrinde görüşülmeye başlayan Protokol, Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2012 yılında yapılan bir toplantı ile de protokolün süresi 2020’ye kadar uzatılmıştır. Türkiye ise bu protokolü 13.05.2009 imzalamıştır.

Çevre Kirliliği: Çevre kirliliğini genel olarak hava, su, toprak ve gürültü kirliliği olarak sınıflandırabiliriz. Yeryüzündeki su kaynaklarının ancak %1’i kullanılabilir tatlı su kaynağıdır. Son yıllarda küresel ısınmanın etkisiyle dünyada meydana gelen kuraklık, su kaynaklarının çok daha fazla önem kazanmasını sağladı.
Nüfus Artışı ve İşsizlik
Yetersiz Beslenme ve Açlık
Uluslararası Terör
Salgın Hastalıklar
a) AIDS: 1981’de ABD’de keşfedilen, cinsel ilişki ve kan yoluyla bulaşan bir hastalık olan AIDS için hâlen kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi yoktur.
b) Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı: İlk olarak 1944’te Kırım’da tanımlandığı için Kırım Kanamalı Ateşi adı verilen hastalık, 1956’da Kongo’da da ortaya çıkınca “Kırım- Kongo Kanamalı Ateşi” adını aldı. Kenelerden bulaşan Nairovirüs adı verilen bu virüsün sebep olduğu hastalık 2002’den itibaren Türkiye’de de görülmeye başlandı.
c) Kuş Gribi: Kanatlı hayvanlarda toplu ölümlere yol açan ve H5N1 virüsünün insanlarda meydana getirdiği hastalığa “kuş gribi” adı verilmiştir.
d) SARS (Akut Solunum Yolu Yetmezliği Sendromu):İlk defa 2003’te Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa’da saptanan SARS’ın nedeni henüz bilinmemektedir. Hastalığın temel yayılma yolu öksürüktür.
e) Hepatit: Karaciğerde meydana gelen iltihabı’ reaksiyon Türkiye’de yaygın olarak sarılık olarak tanımlanır. Ancak ülkemizde de hepatit denilince yaygın olarak hepatit B anlaşılır.
f) Sıtma: Hastalığa sebep olan parazitin dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalıktır. g) A(H1N1) Virüsü (Domuz Gribi): A(H1N1) adı verilen virüsün neden olduğu hastalık domuz gribi olarak adlandırılmaktadır. Bu şekilde adlandırılmasının sebebi, hastalığa sebep olan virüsün domuzlarda görülen grip virüslerine çok benzemesidir.

—————————————————-BİTTİ———————————————————————

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir