11.Sınıf Tarih Dersi Kısa Ders Notu





11.SINIF TARİH DERS NOTLARI

17. YY’DA OSMANLI DEVLETİ

  • Üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti, 17. yy itibariyle duraklama devrine girmiştir.

OSMANLI DEVLETİ’NİN DURAKLAMA SEBEPLERİ:

1- Genç ve tecrübesiz padişahların tahta çıkması (Sancağa çıkma usulünün kaldırılıp kafes sistemine geçilmesi.)

2- Coğrafi keşifler sebebiyle İpek-Baharat yollarının ve Akdeniz limanlarının önemini kaybetmesi. (Ekonomik kayıp)

3- Avusturya ve İran (Safeviler) ile yapılan uzun süreli savaşlar,

4- Halktan ağır vergiler alınması. Tımar sisteminin bozulması,

5- İç isyanlar ve yeniçeri isyanlarıyla merkezi otoritenin bozulması,

6- Rüşvet ve torpilin yaygınlaşması,

7- Saray kadınlarının ve devlet adamlarının devlet işlerine karışması.

OSMANLI- AVUSTURYA MÜCADELESİ

HABSBURG HANEDANI: Avusturya’yı yöneten kraliyet ailesidir.

  • Osmanlı ile Avusturya en çok “MACARİSTAN” için savaşmıştır.

1533 İSTANBUL ANTLAŞMASI

  • Kanuni Sultan Süleyman dönemindedir.
  • Avusturya, Macaristan için Osmanlı Devleti’ne vergi ödeyecektir.
  • Avusturya kralı Osmanlı sadrazamına eşittir.

1606 ZİTVATOROK ANTLAŞMASI

  • I. Ahmet dönemindedir.
  • Avusturya, Macaristan için Osmanlı Devleti’ne artık vergi ödemeyecek.
  • Avusturya kralı, Osmanlı padişahına eşittir.
  • Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı üstünlüğünü kaybetmiştir.

MÜTEKABİLİYET: Dış işlerinde iki devletin birbirine eşit olmasıdır.

OSMANLI- SAFEVİ (İRAN) MÜCADELESİ:

  • Kurucusu Şah İsmail’dir.
  • Türk kökenlidirler.
  • Şii mezhebindendirler.
  • Osmanlı Devleti’yle en çok İpek Yolu egemenliği ve mezhep farklılığı sebebiyle savaşmışlardır.

1590 FERHATPAŞA ANTLAŞMASI

  • Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlara ulaşmıştır.

1639 KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI

  • IV. Murad dönemindedir.
  • Günümüzde hâlâ geçerli olan Türkiye-İran sınırını belirleyen antlaşmadır.

OSMANLI DEVLETİ’NİN 17.YY’DA KARŞILAŞTIĞI STRATEJİK TEHDİTLER

  • OSMANLI- LEHİSTAN İLİŞKİLERİ
  • : Lehistan’ın Osmanlı Devleti için önemi:

Lehistan, Osmanlı Devleti’nin Baltık Denizi’ne ulaşabileceği geçiş noktasında yer alıyordu. Aynı zamanda 16-17. Yüzyıllarda Avusturya- Kutsal Roma Germen ve Rusya ile olan mücadelelerde tampon bölge konumundaydı.

  • Lehistan’ın Osmanlı himayesindeki Eflak, Boğdan ve Erdel’in iç işlerine karışması, Kazaklara yardım etmeleri ve Ukrayna’yı işgal etmeleri sebepleriyle iki devlet arasında savaşlar yaşanmıştır.
  • Bucaş Antlaşması (1672): Osmanlı ile Lehistan arasında yapılmış bir antlaşmadır.

Osmanlı Devleti’nin batıda en geniş sınırlara ulaştığı antlaşmadır.

  • Osmanlı – Venedik ilişkileri: Rekabet sebepleri: İki devletin de Akdeniz’de üstünlük kurma mücadelesi.
  • Osmanlı Devleti Girit’i 24 yıllık kuşatma sonucunda ancak fethedebilmiştir. Bu durum Osmanlı’nın özellikle denizlerde gücünün oldukça zayıfladığını göstermiştir.
  • Osmanlı – Malta ilişkileri: Malta, Batı Akdeniz’in kilidi durumundaydı. Cezayir yolu üzerindeydi. Hristiyanlığın uç karakollarından biri haline gelmişti. Osmanlı Devleti 16. yy ’da kuşatıp alamamıştı. Kutsal İttifak devletleri arasında yer almıştır.

OSMANLI- RUSYA İLİŞKİLERİ

Osmanlı – Rusya ilişkileri: Rus Çarlığını modernleştiren ve Rusya’ya uzun vadeli hedefler belirleyen kişi I.Petro’nun belirlediği ana hedef olan sıcak denizlere inme ve Batı’ya açılmanın yolu Osmanlı topraklarından geçiyordu. 17 yy’dan itibaren Osmanlı’nın zayıflamasının fırsatını kollayan Rusya, Osmanlı topraklarına saldırılarına başlamıştır.

1681 – BAHÇESARAY ANTLAŞMASI: Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ilk antlaşmadır.

II. VİYANA KUŞATMASI:

Padişah IV. Mehmed döneminde Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından Viyana ikinci kez kuşatılmıştır.

  • Kuşatmanın temel sebepleri:
  • Avusturya’nın gücünü kırmak,
  • Avrupa’ya karşı Osmanlı’nın eski gücünde olduğunu göstermek
  • Her alanda örnek gösterilen Kanuni döneminde fethedilemeyen Viyana’yı alarak IV. Mehmed’in iktidarını sağlamlaştırmak.
  • Kuşatmanın başarısızlık sebepleri:
  • Avrupa ordularının eskiye nazaran daha modern ve güçlü olması
  • Kırım Hanı’nın kuşatma sırasında Avusturya’ya dışarıdan yardımın ulaşmasını engelleme görevini yerine getirmemesi ve Osmanlı ordusunun iki ateş arasında kalması.

EN ÖNEMLİ SONUCU: Kuşatma başarısız olunca Osmanlı Devleti’ne karşı Papa’nın da teşvikiyle Avrupa devletleri birleşerek “Kutsal İttifak “denilen yeni bir haçlı kuvveti oluşturmuş ve Osmanlı’yla savaşa başlamışlardır.

1699 – KARLOFÇA ANTLAŞMASI: Osmanlı Devleti ile Rusya hariç diğer Kutsal İttifak devletleri arasında imzalanmıştır.

Önemi ve sonuçları:

  • Osmanlı Devleti’nin ilk kez batıdan büyük ölçüde toprak kaybettiği antlaşmadır.
  • Osmanlı Devleti, duraklama döneminden gerileme dönemine girmiştir.
  • Osmanlı Devleti artık Avrupa karşısında “savunma”ya Avrupa ise “saldırı”ya geçmiştir. Osmanlı’nın geri çekiliş süreci 1921 Sakarya Savaşı’na kadar devam etmiştir.
  • NOT:
  • Osmanlı Devleti ilk kez müzakere ederek bir antlaşma imzaladı.
  • Devlet idaresinde bürokratik unsurlar askeri unsurlara göre daha ön plana geçmeye başladı. Örn. Reisülküttab (dışişleri sorumlusu) sadrazam yapıldı.
  • Osmanlılar artık ıslahatlarını (yenilik) Avrupa’yı örnek alarak yapmaya başladılar.

OTUZ YIL SAVAŞLARI (1618-1648)

1618-1648 arasında Avrupa’da Katolik birliğini oluşturan devletlerle Protestan birliğinde yer alan devletlerin dini kökenli mezhep savaşlarıdır.

Sebepleri: Ana sebep Martin Luther’in öncülük yaptığı reform hareketleridir. 1555’teki Ogsburg Antlaşması ile Kutsal Roma Germen İmparatoru ve Papa’nın Protestanlığı tanımasına rağmen aralarındaki çekişmenin devam etmesi ve Habsburg ve Bourbon hanedanlarının rekabeti savaşı tetiklemiştir.

Taraflar:

Protestan Birliği: Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, İspanya, Avusturya, Bavyera, Hollanda, İngiltere, Bohemya.

Katolik Birliği: Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, İspanya, Avusturya, Bavyera, Katolik Alman Prenslikleri.

NOT: Fransa, Katolik olmasına rağmen çıkarlar sebebiyle Protestanların birliğinde yer almıştır.

WESTPHELIA BARIŞININ SONUÇLARI:

  1. Avrupa halkına mezhep seçme özgürlüğü tanındı.
  2. Modern devletler hukukunun temeli atıldı.
  3. Devletler Papalığın etkisinden sıyrılarak seküler (dünyevi) hale geldi. Devletler, kendi topraklarından mutlak egemen bir ulusal devletlere dönüştüler. Dini devletin tekeline aldılar.
  4. Hollanda, İsviçre ve Portekiz gibi devletler bağımsız oldu.
  5. Almanya yüzlerce küçük prensliğe bölündü. 1871’de ancak siyasal birliğini sağlayabildi. Fransa güçlendi.
  6. Devletler, devletlerarası hukukta eşit oldular. Bu antlaşma, modern Avrupa’nın oluşumunda önemli bir yere sahip oldu. (1815 Viyana Antlaşması’na kadar.)

AÇIK SULARDA GÜÇ MÜCADELESİ

17-18. yy’larda Osmanlı Devleti’nde Ticaret: Dünya ticareti Coğrafi Keşifler ile iç denizlerden (Akdeniz) dış denizlere (Atlas, Büyük, Hint Okyanusu) kaymıştı. Bu yy’lardan itibaren Osmanlı ticaretinde Batı’nın üstünlüğü görülmüştür. Kendi limanlarında ticareti canlandırmak için Osmanlı Devleti Avrupalı devletlere “kapitülasyon” tanımıştır. Dış ticaret dengelerinin bozulması, ticari ahlakta bozulma, ayan ve esnafların kaygıları, batının tekniğine ayak uyduramama, uluslararası bir ticaret filosunun olmayışı ticarette bunalımlara sebep olmuştu.

YENİÇAĞ AVRUPASININ KÜRESEL GÜÇLERİ

Rönesans devri, matbaanın icadı, Portekiz ve İspanya’nın öncülüğünde Coğrafi Keşiflerle Avrupa’da yeni bir dönem başladı. Bilgi ve zenginlik arttı. Geniş sömürge imparatorlukları kuruldu. İpek ve Baharat Yolları önemini yitirdi. Deniz kuvvetleri önemini arttırdı. Keşfedilen kıtalardaki İnka, Aztek, Maya gibi medeniyetler yok edilirken buralardaki değerli madenler Avrupa’ya taşındı. İş gücü ihtiyacı Afrika’dan getirilen kölelerle sağlandı.

İSPANYA VE PORTEKİZ’İN DENİZCİLİK FAALİYETLERİ

Coğrafi keşiflere öncülük eden İspanya ve Protekiz’in (İber Yarımadası) kurduğu sömürge imparatorlukları uzun ömürlü olmadı. İngiltere ve Hollanda tarafından çoğu sömürgelerine el konuldu. (İspanya deniz gücü, İngiltere deniz gücüne karşı ağır bir yenilgi almıştır.)

FRANSA SÖMÜRGECİLİĞİ

İlk sömürgeleri Güney ve Kuzey Amerika’da Karayip Denizi ve adalarıdır.

Sömürgeci ülkeler arasında ilk kez Afrika’ya yönelen ülke oldu. Buradaki en büyük gelir kaynağı köle ticaretiydi. 18 yy’da Avrupa dışındaki birçok sömürgesini rakibi İngiltere’ye terk etti.

İNGİLTERE’NİN DENİZAŞIRI GÜÇ HALİNE GELMESİ

  • İngiltere, başta Amerika kıtası olmak üzere yeni keşfedilen bölgelere kendi halkını yerleştirdi. Oralardaki ham madde kaynaklarını ülkesine taşıdı. Avrupa içindeki savaşlarda hakem durumuna yükseldi. Avrupa devletlerinin mali kaynağı oldu.
  • Denizlerde askeri üstünlük sağladı.
  • 1580’de Levant Company (Doğu Akdeniz Ticaret Şirketi) kurdu. Doğudan batıya kaynakları kontrol eden bir deniz imparatorluğuna dönüştü.
  • Fransa ve İspanyol deniz güçlerini etkisiz hale getirdi. Bu süreçte en büyük rakibi Hollanda oldu.
  • “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk” unvanına sahip oldu.

HOLLANDA’NIN SÖMÜRGE İMPARATORLUĞU’NA DÖNÜŞÜMÜ

  • Westphelia Barışı ile İspanya Hollanda’nın bağımsızlığını tanıdı.
  • 17. yy’da gemicilikte ve deniz ticaretinde gelişip zenginleşti.
  • Birleşik Doğu Hindistan Şirketi ile Sri Lanka (Seylan) Sumatra ve Güney Afrika’da, Batı Hindistan şirketi ile Brezilya’da sömürgeler elde etti.
  • Gemi sanayisinde öne geçti. Köle ticaretinde ilk sıralardaydı.
  • 1795-1815 arasında Fransız istilasına uğradı, deniz gücünün çoğunluğunu ve sömürgelerinin birçoğunu İngiltere’ye kaptırdı.

RUSYA’NIN AÇIK DENİZLERE AÇILMASI

  • Kuzeyinde buzullar ile güneyinde ise Osmanlı Devleti arasında sıkışıp kalmış sıcak denizlere çıkışı olmayan bir ülke konumundaydı. I. Petro’dan itibaren sıcak denizlere ulaşabilmek için Osmanlı coğrafyasında yayılma politikası güttü.
  • Rusya karşısında İngiltere ve Fransa çıkarları gereği Osmanlıyı destekledi.
  • Kırım üzerinden Karadeniz’e ve Boğazlara ulaşmak, Panslavizm politikasıyla Balkanlardaki Slavları etkileyerek Boğazlara, Akdeniz’e açılmak ve Kafkasya üzerinden Akdeniz’e ulaşmak Rusya’nın hedefleridir.

YENİÇAĞ’DA İTALYA

Rönesans’ın başladığı ülkedir, ekonomisi deniz ticaretine dayalıydı. Coğrafi keşiflerle Akdeniz ticaretinin okyanuslara kaymasından olumsuz yönde etkilendi. İspanya ve Avusturya’nın istilasına uğradı. 19. yy’da ancak siyasi birliğini sağlayıp İtalya devletini oluşturdu.

DENİZLERDE HÂKİMİYETTEN TABİİYETE

Osmanlı Devleti’nin Karadeniz Hâkimiyetinin Zayıflama Süreci

  • Boğazların Kapalılığı İlkesi: Osmanlı’nın Karadeniz ve Boğazlarda hakimiyetini tek taraflı olarak kullanması ilkesidir. (Sadece imtiyaz tanıdığı ülkelerin ticari gemilerinin dolaşmasına izin veriyordu. Örn. Venedik, Fransa, Hollanda, İngiltere).
  • 1700- İstanbul Antlaşması: Kutsal İttifak devletlerine karşı yenilgiler sonrası Rusya ile yapılan antlaşmadır. Azak Kalesi Ruslara bırakılmıştır. Rusya Karadeniz’e açılmak için önemli bir üs elde etmiştir.
  • 1720- Belgrad Antlaşması: Rusya Karadeniz’de kendi gemisini bulunduramayacak ama Osmanlı gemileriyle burada ticaret yapabilecekti.
  • 1770- Çeşme Vakası: Çeşme’de demirli bulunan Osmanlı donanması Ruslar tarafından yakıldı. Osmanlı deniz gücü için tam bir felaketti.
  • Ruslar Karadeniz egemenliği için 1771’de Kırım’a saldırdılar.

1774 KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI

  • Kırım, Osmanlı’dan ayrılarak bağımsız oldu. Daha sonra Kırım’ı Ruslar işgal etti ve 1792 Yaş Antlaşması ile Osmanlı Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu resmen kabul etti. Bu durum, Osmanlı’nın Karadeniz’deki hakimiyetinin zayıfladığının en önemli göstergesi oldu.

OSMANLI DEVLETİ’NİN AKDENİZ HÂKİMİYETİNİN ZAYIFLAMA SÜRECİ

  • Coğrafi Keşifler sebebiyle Akdeniz ticareti önemini yitirmişti. Deniz ticaretini canlı tutmak isteyen Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerine kapitülasyonlar verdi. Bu durum Akdeniz’de ve Karadeniz’deki ticaretin yabancıların tekeline girmesine sebep oldu.
  • 1571- İNEBAHTI SAVAŞI ve Girit Seferi’ne kadar Akdeniz’de ciddi bir savaş olmadı ve bundan dolayı donanma, artık çalışmadığından bakımsızlık sebebiyle kullanılamaz hale geldi.
  • 17. yy’da Venedik’le yapılan mücadelelerde donanmadaki eksiklikler görüldü. Kürekli gemilerin yerine yelkenli gemilere geçiş süreci başlatıldı.
  • İzinli korsanlık faaliyeti de Osmanlı’ya sıkıntı yaşattı. Avrupa devletleri korsanlara izin vererek düşmanlarını yıpratıyorlardı. Korsan saldırılarının önlenememesi, bu tarihlerde Osmanlı’nın kendi sularına hakim olamadığının göstergesidir.

OSMANLI DONANMASI’NDA REVİZYON

KADIRGA: Devletin kuruluşundan 17. yy’ın ikinci yarısına kadar Osmanlı’nın kullandığı kürekli gemilerdir. Akdeniz’in durgun sularında rahat ve hızlı hareket sağladığı için tercih edilmiştir.

KALYON: 17. yy ortalarında 19. yy ortalarına kadar kadar kullanılan yelkenli gemilerdir. Daha çok açık denizlerde (okyanuslara) uygun gemilerdir.

BUHARLI GEMİLER: 19. yy ortalarından yıkılışa kadar kullanıldı.

NOT: Osmanlı’nın Kuzey Afrika’daki üç eyaletine verilen isimdir. TUNUS, CEZAYİR, TRABLUSGARP.

18. YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ’NİN TOPARLANMA ÇABALARI

  • Osmanlı bu dönemde kaybettiği toprakları geri alabilmek için batıda Rusya, Avusturya, Venedik’le; Doğu’da ise Safevilerle (İran) mücadele etmişti.
  • Padişah II. Mustafa’nın devlet işlerinden uzaklaşarak Edirne’de vakit geçirmesi isyana sebep oldu ve tahta III. Ahmet geçirildi.
  • III. Ahmet, Lale Devri padişahıdır. Avrupa’daki gelişmeleri incelemiş, matbaanın getirilmesi için çaba sarf etmiştir.

18. YÜZYIL OSMANLI-RUS İLİŞKİLERİ

İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ın Putlava Savaşı’nda Ruslara yenilip Osmanlı’ya sığınması ve Osmanlı’nın iade etmemesi sebebiyle Osmanlı- Rus savaşı başlamıştır. 1721’de Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Rus ordusunu Prut Nehri kıyısında sıkıştırmış ve Çar I. Petro barış istemek zorunda kalmıştır.

1711 – PRUT ANTLAŞMASI: Rusya, Azak Kalesini geri verdi. İstanbul’da elçi bulundurma hakkından vazgeçti. (Antlaşma Osmanlı lehine gibi gözükse de I. Petro tüm ordusunu kurtararak diplomatik bir başarı elde etmiştir.)

18. YÜZYIL OSMANLI-AVUSTURYA-VENEDİK İLİŞKİLERİ

Prut’taki başarı sonrasında Osmanlı Karlofça’da kaybettiği toprakları geri alma politikasıyla Venedik’e savaş ilan etti. Avusturya kendisine de yönelme ihtimalini düşünerek Venedik’in yanında savaşa girdi. Hızla Macaristan ve Belgrad’ı ele geçirdi. Aynı anda iki devletle savaşıldığından Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Rumeli’nin de kaybedilme tehlikesi sebebiyle barış istedi. Osmanlı’dan çıkarı bulunan İngiltere ve Hollanda’nın arabuluculuğuyla barış yapıldı. 1718 Pasarofça Antlaşması Bu antlaşma ile Lale Devri başlamış ve kısa bir süre de olsa savaş politikasından uzaklaşılıp Avrupa örneğinde ıslahatlar yapılmıştır.

 

18. YÜZYIL OSMANLI – İRAN (SAFEVİ) İLİŞKİLERİ

Bu dönemde Afganlar İran’ı istila etmiş, Ruslar Güney Kafkasya’da ilerlemiştir. Osmanlı ile Rusya Kafkasya’da karşı karşıya gelmiş ve İran’ın kuzeyi iki ülke arasında paylaşılmıştır. Bu durum Osmanlı- İran (Safevi) savaşına sebep olmuştur. Nadir Han devletin başına geçip kendi hanedanını kurmuştur. 18. yy’da İran Osmanlı’ya kaptırdığı toprakları ile Rusya’ya geçen Azerbaycan’ı geri almıştır.

1768-1774 OSMANLI-RUS MÜCADELESİ VE ETKİLERİ:

  • Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Karadeniz ve Kırım’ın hakimiyetinden dolayı 1768-1774 yılları arasında yaşanan kara ve deniz savaşları Osmanlı’nın ağır mağlubiyeti ile sonuçlandı.
  • Rusya 1770’de Çeşme’de Osmanlı donanmasını yaktı.
  • 1774’te Osmanlı ile Rusya arasında Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.

1774 – KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI

SONUÇLARI:

  • Kırım bağımsız oldu ve sadece dini bakımdan halkı halifeye bağlı kaldı. (1792- Yaş Antlaşması ile Kırım’ın Ruslara ait olduğu kabullenildi.)
  • Rus gemilerinin iki ülke topraklarını çevreleyen denizlerde serbestçe dolaşması kabul edildi.
  • Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödedi.
  • Rusya, gerekli gördüğü yerlerde konsolosluk açabilme ve kapitülasyonlardan yararlanma hakkı elde etti.
  • Tüm Avrupa’da etki gösteren bir antlaşma olmuştur. Osmanlı’nın imzaladığı en ağır antlaşmalardan bir tanesidir.

DEĞERLENDİRİLMESİ-ÖNEMİ:

  • Bu antlaşma sonrasında Osmanlı hem iç işlerinde hem de uluslararası ilişkilerde dış güçlerin müdahalesine açık hale geldi.
  • Rusya, tarihinde ilk kez Karadeniz’e çıktı. İstanbul dahil tüm Karadeniz sahilleri saldırılara açık hale geldi.
  • Rusya Boğazları tehdit edince çıkarı olan diğer Avrupa devletleri Osmanlı-Rus rekabetinin içine çekildi.
  • Antlaşma metninde olmamasına rağmen Rusya, Osmanlı himayesindeki Ortodoks halkların koruyuculuğunu aldığını öne sürerek Osmanlı’nın iç işlerine karışma fırsatını ele geçirdi.
  • İngiltere ve Fransa’ya verilen kapitülasyonlardan Rusya da elde etti. Osmanlı’daki gelişmelerden hızlıca haberdar olmalarını sağladı.
  • Panslavizm politikası için Rusya liderliğinde bir araya getirme politikası.
  • Avusturya bu antlaşmayı önce fırsat olarak görüp Rusya ile önce ittifak kursa da daha sonra Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçiliğin kendi ülkesini de etkilemesinden dolayı kendi iç işlerine döndü.

KIRIM’IN RUSYA’YA BAĞLANMA SÜRECİ

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 1774 KÜÇÜK KAYNARCA ANT.
  • 1779 AYNALIKAVAK TENKİHNAMESİ
  • 1783 KIRIM’IN RUSLAR TARAFINDAN İŞGALİ
  • 1792

YAŞ ANTLAŞMASI

Kırım bağımsız oldu. Rus yanlısı Şahin Giray Han oldu. Kırım’ın Rusya’ya bağlandığı ilan edildi. Osmanlı Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etti.

11. SINIF TARİH DERSİ 2. ÜNİTE I. KONU ÖZETİ

RÖNESANS: 16. yy’dan itibaren İtalya’da başlayıp Avrupa’ya yayılan hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan daha çok edebiyat, bilim ve güzel sanatlar alanında görülen yenilik ve gelişme hareketidir.

MESEN SINIFI (BURJUVAZİ) : Coğrafi keşifler sonrasında ticaretle zenginleşen ve giderek toplumda söz sahibi olan sınıftır. Bilim insanlarını, sanatçıları ve edebiyatçıları desteklemişlerdir.

RÖNESANS’IN SONUÇLARI:

  1. Özgür düşüncenin temeli atıldı. Skolastik düşünce terk edildi.
  2. Deneye ve gözleme dayanan pozitif düşünce ilerledi, böylece bilim ve teknoloji gelişti.
  3. Reform hareketine zemin hazırladı.
  4. Önemli birçok sanatçı ve sanat eseri ortaya çıktı.

REFORM: Kelime anlamı Yeniden düzenleme

Tarihi anlamı 16. yy’da Avrupa’da Katolik mezhebine karşı yapılan dini

düzenlemeler.

Başlatan kişi: Martin Luther Başladığı ülke: Almanya

Reformun Sebepleri:

  1. Matbaanın gelişmesiyle kitap basımının ve okur-yazarlığın artışı
  2. İncil’in farklı dillere çevrilmesiyle din adamlarının yalanlarının ortaya çıkışı
  3. Rönesans’ın ve hümanizmin etkisi
  4. Katolik Kilisesi’nin halka baskı yapması ve mallarına el koyması

Reformun Sonuçları:

  1. Eğitim, kilisenin etkisinden laikleşti.
  2. Hristiyanlıkta yeni mezhepler ortaya çıktı.
  3. Kiliseye ve din adamlarına duyulan güven azaldı.
  4. Bilimsel çalışmalar hızlandı.
  5. Papa siyasi gücünü kaybederken krallar ve burjuvazi güçlendi.

HÜMANİZM: İnsanı en yüksek değer kabul eden, insanı geliştirme ve yüceltmeyi amaçlayan bir felsefi akımdır. Rönesans’ın ortaya çıkışını etkilemiş, edebiyatta bilim ve sanatta özellikle etkili olmuştur.

RASYONALİZM (AKILCILIK): Bilginin akla ve düşünceye bağlı olması gerektiğini sorunlara gerçekçi ve akla- mantığa uygun çözümler bulunabileceğini belirten düşünce akımıdır. 16-17. yy’dan itibaren Avrupa’da felsefenin ve bilimsel faaliyetlerin gelişiminde etkili olmuştur.

NEWTONCU FİZİK VE BİLİM DEVRİMİ: Orta Çağ boyunca Katolik kilisesi Dünya’nın evrenin merkezi olduğunu benimsetmiş, bunun dışındaki düşünceleri reddetmiştir. Bilim Devrimi ile Güneş’in evrenin merkezi olduğu kabul edilmiş ve bilimsel faaliyetlerin gelişimi hızlanmıştır.

Bilim devrimini başlatan kişi Newton’dur. Gelişmiş bir teleskop icat etmiş, yerçekimi kanununu açıklamıştır. Yüksek matematiğin temelini atmıştır. Çağdaş anlamda bilimi kurmuştur.

SEKÜLERİZM: İnsan aklının dini bağlardan ayrılması ve dinin bir vicdan meselesi haline getirilmesidir. Protestanlıkla beraber tüm Avrupa’da etkili olmuştur. Papa ve kilise siyasi güçlerini yitirirken din kişiye özel manevi dünyanın bir parçası haline gelmiştir.

DEVLETLERARASI İLİŞKİLERDE SEKÜLERLEŞME: Avrupa’daki Otuz Yıl Savaşları (mezhep savaşları) sonrasında imzalanan Westphalia (Vestfalya) Barışı ile devletler arasındaki ilişkiler de sekülerleşti. Uluslararası toplantılarda bundan böyle Papalık temsilcisi dinlenilmediği gibi antlaşma metinleri Papa’ya imzalatılmadı. Papa devletler üzerindeki otoritesini kaybetti.

MERKANTALİZM: Bir ülkenin zenginliğini, sahip olduğu altın ve gümüş oranına bağlayan, bu madenlerin dış pazarda satımını arttıran, iç pazarda ise satımını engelleyen ekonomik düşüncedir. Coğrafi keşifler sonrasında ortaya çıkmış 16.-17. yy’da Avrupa ülkelerinin ticaret politikalarının temeli olmuştur. Sömürgecilik yarışına girmelerinde de etkili olmuştur.

BURJUVA SINIFI: Coğrafi keşifler sonrasında zenginleşen bu sınıf şehirlerde yaşayıp ticarette ve sonrasında yönetimlerde söz sahibi olmuştur.

KIRDAN KENTE GÖÇ: 16. yy sonrasında taşımacılığın gelişmesi, alternatif gıdaların üretilmesi, hastalıkların azalması, savaşların şeklinin değişmesi ile Avrupa’da ölüm oranı azalmış, nüfus artışı yaşanmıştır. Yine sömürgelerden getirilen köleler de nüfus artışını sağlamıştır. Sanayi Devrimi ile kırlardaki artan bu köylü nüfus kente göç etmiştir.

ATEŞLİ SİLAHLARIN- GEMİLERİN GELİŞİMİ: Ateşli silahların kullanılmaya başlanması Avrupa’da askeri devrimi başlatmıştır. (16.yy) Kale surları daha rahat aşılmıştır. Ağır atlı birlikler yerine hafif piyade gücüne ağırlık verilmeye başlanmıştır. Kuşatmalar daha hızlı sonuçlanmıştır. Kaleler yıldız şeklinde inşa edildi. Eski model tüfekler yerine önce fitilli sonra çakmaklı tüfekler üretildi. Tüfekli piyade asker sayısı arttı. Avrupa orduları bu şekilde güçlendi.

17. – 18. YÜZYILLARDAKİ AVRUPALI ÜNLÜ DÜŞÜNÜR VE BİLİM İNSANLARI

Copernicus (Kopernik): Polonyalı ünlü matematikçi ve astronomdur. Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğü tezinin öncüsüdür. Hümanisttir. Kendisinden sonra gelen Kepler ve Galileo’yu etkilemiştir. Güneşin evrenin merkezinde yer aldığını, Dünya’nın ve bütün gezegenlerin onun etrafında döndüklerini savunmuştur.

Thomas More: Ütopya adlı eseri vardır. Özel mülkiyetin olmadığı, herkesin topraklarda çalışıp üretilen malları gereksinimine göre para olmadan aldığı, herkese imkan eşitliği tanındığı bir dünyayı savunmuştur. Kadın-erkek eşitliği, temel eğitimin parasız ve zorunlu olması, sağlık hizmetlerinin devletçe yerine getirilmesi gibi görüşlerin öncüsü sayılır.

Machiavelli (Makyavelli): Makyavelizm görüşünün kurucusudur. İtalyan düşünüre göre “Amaca ulaşmak için her yol mübahtır.” Ona göre hükümdar kendisini erdemli biri olarak tanıtmalı ama gerektiğinde öyle davranmamalıdır. Dindar bir kişi gibi gözükmeli ama yine gerektiğinde onu da çiğneyebilmelidir. Devletten amaca ulaşmak için her yolu deneyerek ülke içinde ve dışında güç kullanmalı ve hukuk dışı davranabilmelidir.

Jean Jacques Rousseau (Jan Jak Russo): Fikirleriyle Fransız İhtilali’ni etkilemiştir. Ona göre her insan özgür doğar, her türlü kötülüğün kaynağı insanlığın doğal durumdan kopması ve mülkiyet fikrinin önem kazanmasıdır. “Toplum Sözleşmesi” adlı eserinde egemenliğin yani iktidarın halka dayanması gerektiğini ama otoritenin devlette olması gerektiğini böylece toplumda düzenin sağlanacağını savunmuştur. Kuvvetler ayrılığı ilkesini kabul etmez.

Immanuel Kant: Alman filozoftur. Bilginin kaynağını deneyim olarak görürken metafizik konularda bunu reddeder. Ahlakın evrenselliğini yani herkesin yapması gerektiğinin doğru olduğunu savunur. Kuvvetler ayrılığını yani cumhuriyeti savunur fakat işçi ve hizmetkarları vatandaş olarak kabul etmez sadece belli bir ücret verenlerin seçme ve seçilme hakkı vardır. Aristokrasiyi reddederken orta sınıfı savunur.

11. SINIF TARİH DERSİ 2. ÜNİTE II. KONU ÖZETİ

OSMANLI SOSYO-EKONOMİK YAPISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

  • 17.-18. Yüzyıllarda Osmanlı ekonomisi hızla bozulmuş ve enflasyon yaşanmıştır. Devlet buna yönelik çözümler üretmeye çalışsa da başarılı olamamıştır.

OSMANLI EKONOMİSİNİN BOZULMA SEBEPLERİ

  1. Avrupa’nın merkantalist anlayışının olumsuz etkisi: Merkantalizmle Avrupa’da altın-gümüş oranı artmış, dışarıya mal satma yoğunlaşmıştır. Avrupa mallarının Osmanlı piyasasında çoğalmasıyla Osmanlı parası değer kaybetmiş akçedeki gümüş oranı azaltılmıştır. Bu durum enflasyona sebep olmuştur. Halkın alım gücü azalmıştır.
  2. Coğrafi keşifler ile ticaret yollarının değişmesi: Elde edilen gümrük gelirleri azalmış, özellikle Osmanlı liman kentlerindeki para akışı gerilemiştir.
  3. Ülke içinde görülen iç isyanlar: İsyanlar masrafları çoğaltmıştır.
  4. Tımar sisteminin bozulması: Tımarlardan gelen gelirler düşmüştür.
  5. Uzun süreli savaşlar ve askeri harcamaların etkisi
  6. Avrupa’daki Sanayi Devrimi’nin olumsuz etkisi: Avrupa’da ucuza üretilen ürünlerin Osmanlı piyasasına girmesiyle geleneksel yöntemlerle üretilen Osmanlı ürünlerinin piyasadan silinmesi gerçekleşmiştir. Esnaf ve üreticiler iflas etmiştir.
  7. Avrupa ülkelerine verilen kapitülasyonlar: Avrupalı tüccarlardan alınan gümrük vergileri azaltılmış, istedikleri yerde serbest ticaret yapma hakkı elde etmişlerdir.

ASKERİ DEVRİM VE ATEŞLİ SİLAHLARIN GELİŞİMİ

  • Barutu Çinliler bulmuştur fakat ateşli silahlarda barut ilk kez Avrupa’da kullanılmıştır.
  • 16.-17. Yüzyıllarda Avrupa’da askeri devrim yaşanmıştır. Ticaretin ve sömürgeciliğin gelişmesiyle zenginleşen Avrupa devletleri askeri teknolojilerini geliştirmişlerdir. Hafif ve hızlı atış yapabilen tüfekleri taşıyan piyade sayısı artmış, disiplinli ordular oluşturmuşlar ve top atışlarına dayanıklı kaleler inşa etmişlerdir.

17. YÜZYILDAN İTİBAREN OSMANLI ORDUSUNDAKİ DEĞİŞİMLER:

1) Tımar sisteminin bozulmasıyla tımarlı sipahiler ve askerlerin sayısı azalmıştır.

2)Tüfek kullanan piyade ihtiyacının artışıyla yeniçeri sayısı artırılmıştır. Fakat usulsüzce ve fazlaca yeniçeri alımının yapılması devlet hazinesine yük getirmiştir.

3) Geçim sıkıntısı çeken yeniçerilerin başka işlerle uğraşmaları ordudaki disiplini bozmuştur.

4) Anadolu’da çıkan Celali isyanlarını bastırmak ve güvenliği sağlamak için Sekban ve Sarıcalar denilen maaşlı birlikler oluşturulmuştur.

5) Avrupa’daki askeri gelişmeler çok iyi takip edilememiş, aradaki fark artmıştır.

17-18. YÜZYILLARDA OSMANLI SAVAŞ EKONOMİSİ

*Osmanlı ekonomisinde yaşanan sıkıntıları aşabilmek ve uzun süren savaşların getirdiği yükü hafifletebilmek amacıyla çeşitli yollar denenmiştir.

Bunlar;

  1. Mevcut vergi oranlarının artırılması
  2. Paranın içindeki değerli maden oranını azaltıp ucuz madenler katma
  3. Müsadere yapma: Devlet adamlarının mallarına el koyma
  4. Tımar sisteminin bozulmasıyla önce İltizam sistemine sonra ise Malikane sistemine geçme. (Nakit ihtiyacını gidermek için)

İLTİZAM SİSTEMİ: Devletin ihaleyle yeni açık artırma sistemiyle bir vergi kaynağından vergi toplama hakkını peşin para karşılığında bir kişiye devretmesidir.

MÜLTEZİM denen kişiler ihaleyi kazanınca genellikle 3 yıllık peşin ödeme yapar ve vergileri bölgeye giderek kendileri toplarlardı. Fakat mültezimlerin halka baskı uygulamaları ve nakit ihtiyacının artması sebebiyle malikane sistemine geçildi.

MALİKANE SİSTEMİ: Yine devletin ihaleyle bir vergi kaynağından vergi toplama hakkını peşin para karşılığında bu sefer süresiz olarak tek bir kişiye devretmesidir. Osmanlı hazinesine kısa zamanda önemli bir nakit para akışını sağlasa da malikane sahiplerinin İstanbul’da oturup başka kişilere yasadışı yollarla bu haklarını devretmeleriyle halk daha çok ezilmiştir.

17. YÜZYILDAN 18. YÜZYILA İÇ İSYANLAR:

1)CELALİ İSYANLARI: Anadolu’da çıkan isyanların genel adıdır.

Nedenleri:

  1. Özellikle Avusturya ve İran’la yapılan uzun süreli savaşlar,
  2. Tımar sisteminin bozulması,
  3. Vergilerin yükseltilmesi,
  4. İltizam ve malikane sistemiyle halk üzerindeki baskısının artması,
  5. Eski askerlerin eşkıyalık faaliyetleri.

ÜNLÜ CELALİ İSYANLARI

KARAYAZICI, CANBOLATOĞLU, KALENDEROĞLU İSYANLARI vs…

Sonuçları:

  1. İsyanların bastırılmasında şiddet ve baskı uygulandığından huzur sağlanamamıştır.
  2. Anadolu’da birçok insan ölmüş, köyler boşalmıştır.
  3. Tarımsal üretim düşmüş, işsizlik artmıştır.
  4. Köyden kente göç artmış, vergilerin düzenli toplanamamasıyla ekonomi zayıflamıştır.

2)YENİÇERİ İSYANLARI (İSTANBUL İSYANLARI)

Nedenleri:

  1. Devşirme sisteminin bırakılıp usulsüzce ve fazla sayıda yeniçeri alınması,
  2. Yeniçerilerin farklı işlerle uğraşması, evlenmeleri,
  3. “Ocak devlet içindir” anlayışının yerini “devlet ocak içindir” anlayışının alması,
  4. Culüs bahşişi için padişah değişikliği istemeleri,
  5. Yeniçerilerin maaşlarının düzensiz ve düşük ayarda ödenmesi,
  6. Bazı devlet adamları ve ulemanın yeniçerileri kışkırtması.

ÖRNEK: II. Osman (Genç) tahttan indirilip öldürülmesi

3) SUHTE İSYANLARI: Medreselilerin isyanlarıdır. Suhte denilen medrese öğrencilerinin çıkardığı isyanlardır.

Nedenleri:

  1. Medreselere fazla suhte alınmasıyla mezun olunca iş bulamamaları ve geçim sıkıntısı yaşamaları
  2. Suhtelerin tarlasını bırakan çift bozanlar ve başıbozuklar tarafından kışkırtılmaları.

** Medreselerde o dönem eğitim öğretim aksamış ve gerilemiştir. Hem alim olmak isteyen talebeler hem de iyi hocalar yetişmemiştir. Talebeler bilmeden, kolayca icazet (diploma) almışlar ve kolay yoldan mevki- vazife alma peşine koşmuşlardır.

EKBER VE ERŞED SİSTEMİ: Hanedanın en büyük (ekber) ve en olgun (erşed) üyesinin padişah olmasıdır. Amaç taht kavgalarını önlemekti. I. Ahmet döneminde sancağa çıkma kaldırılmış, ekber ve erşed sistemine ve kafes usulüne geçilmiştir. Şehzadeler devlet yönetiminde tecrübesiz olmuşlardır.

LAYİHALAR: Osmanlı Devleti’nde devletin ve toplumun içinde bulunduğu durumu anlatan rapor ve olumsuzlukların giderilmesi için görüşleri barındıran görüş metinleridir.

ÖRNEKLER: IV. Murad’ın hazırlattığı Koçi Bey’in ve Katip Çelebi’nin layihaları.

LALE DEVRİ (1718-1730)

Başlangıcı: 1718 Pasarofça Antlaşması

Bitişi: 1730 Patrona Halil İsyanı

** Padişah III. Ahmet ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa dönemini kapsayan barış, yenileşme ve eğlence dönemidir.

**1718 – Pasarofça Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti savaş politikasına ara vererek barış politikasına geçmiş ve Avrupa’nın her alanındaki ilerleyişini anlamaya çalışarak çeşitli reformlar yapmaya çalışılmıştır.

LALE DEVRİ YENİLİKLERİ:

  1. Avrupa’nın önemli şehirlerine geçici elçiler gönderildi.
  2. İlk devlet matbaası kuruldu.
  3. Tulumbacı Ocağı kuruldu.
  4. Yalova’da kağıt fabrikası, İstanbul’da çini ve kumaş fabrikaları açıldı.
  5. Doğu ve Batı dillerinden eserler tercüme edildi.
  6. Haliç-Boğaziçi ve Üsküdar kıyılarına Avrupai binalar inşa edildi. Saray- köşk ve konakların bahçeleri lalelerle-çeşmelerle süslendi.
  7. Karantina uygulaması başlatıldı.

MATBAANIN GELİŞİMİ

Kağıdı ve matbaayı ilk kullananlar Çinlilerdir. Modern matbaayı Avrupa’da ilk bulan kişi Alman J. Gutenberg’tir.

Matbaanın icadının faydaları:

  1. Özgür düşüncenin gelişmesinde etkili olmuştur.
  2. Bilgi ve fikirlerin yayılması kolaylaşmıştır.
  3. Rönesans ve Reformun ortaya çıkışında etkili olmuştur.

OSMANLILARDA MATBAA

İBRAHİM MÜTEFERRİKA ve MEHMET SAİT EFENDİ tarafından ilk devlet matbaası açılmıştır. Basılan ilk kitap 1729’daki VANKULU LÜGATI’dır.

KATİP ÇELEBİ: 17. Yüzyılda yaşamış ünlü Osmanlı bilim insanıdır. Dini ilimlerin yanı sıra özellikle coğrafya ve felsefe alanında çalışmıştır. Osmanlıdaki durağanlığı fark edip Avrupa’daki bilimsel ilerlemeyi incelemiş ve devlet meseleleriyle ilgili bir rapor hazırlamıştır. En ünlü eseri CİHANNÜMA’dır.

EVLİYA ÇELEBİ: 17.yüzyılda yaşamış ünlü Osmanlı seyyahıdır. En ünlü eseri 10 ciltlik Seyahatname’dir. 4 dil bilen ve iyi bir eğitim alan seyyah, Osmanlı topraklarında ve komşu ülkelerde gezerek gezdiği yerlerin coğrafi, kültürel ve toplumsal yapısı hakkında bilgiler vermiştir. Anlattığı hikayeler ve eğlendirici üslubuyla edebiyatımızın ve tarihimizin önemli bir kaynağını oluşturmuştur.

NAİMA EFENDİ: Osmanlı Devleti’nin ilk resmi tarihçisi yani VAKANÜVİS’idir. “NAİMA TARİHİ” adlı eserinde olayları kronolojik olarak sıralar. Çok yönlü değerlendirmeler yaparak kişiler ve kurumlar hakkında bilgi verir. Devletin içinde bulunduğu sıkıntılı durumları belirtirken zeki, iradeli, yetenekli yöneticilere ihtiyaç olduğunu, uzun savaşlar ve devlet adamları arasındaki çekişmelerin zararlı olduğunu açıklamıştır.

YANYALI ESAD EFENDİ: Lale Devri’nin önemli ilim ve fikir adamlarındandır. Aristo’nun eserlerini çevirmiştir. Bilgi ve birikimiyle devrin yöneticilerinin ve alimlerinin takdirini toplamıştır.

 

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir