10.Sınıf Felsefe Dersi Kısa Notlar





FELSEFEYİ TANIMA

Felsefe; varlık, insan ve değerler üzerine düşünme ve açıklama çabasıdır.

Eski Yunanca olan philo- sophia sözcüklerinden oluşur ve bilgelik sevgisi anlamına gelir.

Felsefe, hakikate ulaşmada bir yoldur. Hikmet ise evren ve insan hakkında ulaşmak istediğimiz mutlak bilgidir. Felsefe hikmete ulaşmada bir araçtır.

Felsefenin Doğuşu;

M.Ö 6. y.y.da Antik Yunan’da doğmuştur. Antik Yunan’da doğmasının sebepleri;

– Doğrudan demokrasinin getirdiği özgür düşünce ortamı

– Deniz ticareti sayesinde refah seviyesinin artması

– Deniz ticareti ile Doğu medeniyeti ile etkileşimde olmaları ve doğu bilgeliğini tanımaları

İlk felsefi soru “Evrenin ana maddesi/ özü/ arkhesi nedir?” sorusu olmuştur.

İlk filozof Thales’ tir. Ona göre evrenin ana maddesi sudur.

Felsefi Düşüncenin Nitelikleri;

  • Rasyoneldir. (Akla dayanır.)
  • Eleştirel ve sorgulayıcıdır, dogmatik değildir.
  • Sistemli ve tutarlıdır.
  • Özneldir.
  • Refleksiftir. (Düşünce üzerine düşünme)
  • Yığılımlı ilerler. (kümülatiftir.)
  • Sorular, cevaplardan daha önemlidir.

Düşünce İle İlgili Temel Kavramlar

Önerme: Doğru veya yanlış bir değer alabilen yargılardır.

Argüman: Belli kanıtlara dayanılarak çıkarılan yeni yargı.

Öncül: Argümanın dayanakları.

Argümantasyon: Öncüllerden sonuç çıkarma işlemi, akıl yürütme.

Tümdengelim: Genelden özele yapılan akıl yürütme.

ÖR: Bütün insanlar ölümlüdür.

Sokrates insandır.

O halde Sokrates de ölümlüdür.

Tümevarım: Özelden genele yapılan akıl yürütme.

ÖR: Bakır ısıtılınca genleşir.

Demir ısıtılınca genleşir.

Altın ısıtılınca genleşir.

Gümüş ısıtılınca genleşir. ………

O halde bütün metaller ısıtılınca genleşir.

Analoji: İki özel durum arasında benzerlikten yola çıkılarak yapılan akıl yürütme.

ÖR: İtalyanlar Akdenizlidir ve sıcakkanlıdır.

Türkiye Akdenizdedir.

O halde Türkler de sıcakkanlıdır.

Tutarlılık: Önermelerin birbirini desteklemesi, çelişki içermemesi.

Gerçeklik: Zihinden bağımsız biçimde tüm var olanlar.

Doğruluk: Bir yargının gerçeklik ile uyuşması.

ONTOLOJİ- VARLIK FELSEFESİ

Varlığın özünü, anlamını, yapısını, türlerini ve ilkelerini sorgulayan felsefe disiplini.

Varlık, evrende var olan her şeydir. Varlığı iki şekilde düşünebiliriz:

Reel varlık: Zihinden bağımsız biçimde tüm var olanlar. Şu masa, Amerika kıtası, oksijen, fil vs.

Düşünsel varlık: Varlığı insan zihnine bağımlı varlıklar. Pi sayısı, ekvator, rakamlar, kavramlar, deniz kızı vs.

METAFİZİK: Duyularımızla algılamadığımız varlıkların ya da gerçek üstü olan şeylerin bilgisidir. Tanrı, ruh, evrenin amacı, ölüm ötesi, evrenin başı ve sonu vs.

VARLIĞA İKİ FARKLI YAKLAŞIM
Bilim Açısından Varlık Felsefe Açısından Varlık
Varlığın var olmasından kuşku duymaz. Varlığa kuşku ile yaklaşır.
Gerçekliği olan varlığı konu edinir. Her türlü varlığı konu edinir.
Varlığı yöneten yasaları bulmaya çalışır. Varlığın anlamı, özü, varlığı varlık yapan ilkeleri arar.
Varlığı incelerken deney gözlemi kullanır. Varlığı düşünceyle irdeler.
Varlığı parçalara ayırarak inceler. Varlığı tümel/ bütünsel/ genel olarak inceler.

TEMEL PROBLEMLER

  1. Varlık var mıdır?
Varlık yoktur. Varlık vardır.
  1. Nihilizm / Hiççilik

Gorgias: “Hiçbir şey yoktur. Olsa da bilinemez. Bilinse de aktarılamaz.”

Nietzsche toplumsal norm/kural ve değerleri reddeder. Ona göre evrende nesnel bir düzen yoktur.

  1. Taoizm

Lao Tzu’ nun öğretisi. Her şey taodur. Taonun biçimi, görüntüsü yoktur. Aldatıcı olan dünya gerçeklikten yoksundur. Tek gerçek ezeli ve ebedi olan taodur.

Realizm

  • Ontolojik realizm: Zihinden bağımsız biçimde varlık vardır.
  • Epistemolojik realizm: Varlık vardır fakat bunlar zihne bağımlıdır.
  1. Varlığın niteliği ile ilgili görüşler
  1. Varlık Oluştur.

Herakleitos :“Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz. “ “Her şey akar.” “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Evrendeki hareket ve değişimi “logos “ adı verilen tanrısal ilke idare eder. Zıtlıkların birliği esastır. Bu yüzden her şey karşıtıyla birlikte vardır. Evrenin ana maddesi / arkhesi “ateş”tir.

Whitehead: Doğa; mekanik, soyut ve durağan değildir. Evrende sürekli yenilenmeye eğilim vardır. Oluşu sağlayan tanrıdır. Yaratıcılık ve süreklilik tanrısaldır.

  1. Varlık İdeadır- İdealizm

Platon: “İdelar kuramı” Varlıklar idealar ve duyular/gölgeler/ görünüşler olmak üzere ikiye ayrılır. Gerçek olan idealardır.

Aristoteles: Varlık madde ve formdan oluşur. İdealar nesnenin içindedir.

Farabi: Zorunlu varlık (Yaratan)—Mümkün varlık (Yaratılan)

Hegel: Geist/ Mutlak akıl her şeyin temelidir. Diyalektik süreç ( tez- antitez- sentez) ile Geist kendini açar ve diğer varlıkları meydana getirir.

Berkeley: “Var olmak, algılanmış olmaktır.” Algımızın ötesini bilemeyiz. Varlık dünyası sadece düşünülüp tasarlanabilendir.

  1. Varlık Maddedir- Materyalizm

Mekanik materyalizm: Tüm varlıkları maddenin mekanik hareketi ve değişimi ile açıklar.

Demokritos “Varlığın ana maddesi atomdur.” Evrende mekanizm ve determinizm (gerekircilik) hakimdir.

La Mettrie Makine-İnsan Hipotezi İnsan bir makinedir, mekanik olarak hareket etmektedir, düşünceler de mekanik devinimlerdir.

Thomas Hobbes: Var olan her şey en, boy ve derinliğe sahip olan cisimlerdir.

Diyalektik materyalizm:

Karl Marks: Madde biçim değiştirerek diğer varlıkları oluşturur. Evren olmuş bitmiş bir şey değil, diyalektik biçimde ilerleyen bir süreçtir. Ona göre tüm olaylar karşıt güçlerin çatışarak ilerlemesidir.

  1. Varlık Hem Madde Hem Düşüncedir- Düalizm

Descartes: Varlık birbirine indirgenemeyen iki tözden oluşur. Madde ve ruh. Maddede yer kaplama, ruhta ise düşünme özelliği bulunur. Bunları bir araya getiren güç ise tanrıdır.

“Düşünüyorum, öyleyse varım. “

  1. Varlık Fenomendir.

Edmund Husserl: Fenomen, insan bilincinin varlıkta yakaladığı özlerdir. Fenomen adını alan değişmez özler, asıl varlıklardır.

  1. Varlığın niceliği ile ilgili görüşler
Monizm- Tekçilik: Varlığın tek gerçeklikten geldiğini savunan anlayış.

Ör; Thales’ e göre her şey sudan meydana gelmiştir.

Düalizm- İkicilik: Varlık birbirine indirgenemeyen iki tözden meydana gelir.

Ör, Descartes

Plüralizm- Çokçuluk: Varlığı birden fazla sebebe bağlayarak açıklayan anlayış.

Ör; Empedokles’ e göre evren hava, su, ateş ve topraktan oluşmuştur.

ÇAĞDAŞ VARLIK FELSEFESİ

  1. Yeni ontoloji: Nikolai Hartmann varlığı maddi ve ideal olmak üzere ikiye ayırıp varlık katmanlarını belirlemiştir.
  2. Egzistansiyalizm/ Varoluşçuluk (Heidegger, Sartre, Kierkegaard)

Varoluş, özden önce gelir. İnsan ne ise o değildir, ne olmuşsa odur. İnsan, kendini kendi yapar. Bu bakımdan insan özgürdür ve özgür olmaya mahkûmdur.

EPİSTEMOLOJİ- BİLGİ FELSEFESİ

Bilgi, öznenin nesneye yönelip onunla bağ kurmasıyla oluşan üründür.

Bilgi aktları (bağları):

  • Algı
  • Düşünme: Akıl yürütme. Ör: Ay ile gelgit arasında ilişki kurma.
  • Anlama: Araçsız oluşan kavrama. Ör: geminin suyun kaldırma kuvveti ile ilişkisini kavrama.
  • Açıklama: Olay ve olguların tüm ilişkisini ortaya koyabilme. Ör: üçgenin iç açılarının toplamının neden 180 olduğunu belirtme.

TEMEL PROBLEMLER

  1. DOĞRU BİLGİNİN İMKÂNI PROBLEMİ
SEPTİSİZM: Doğru bilgi yoktur. DOGMATİZM: Doğru bilgiye ulaşabiliriz.
«İnsan her şeyin ölçüsüdür.» Protagoras Doğru bilgiye ulaşılabileceğini savunan farklı akımlar vardır, fakat bu akımlar bilginin kaynağı konusunda birbirinden farklı görüşler öne sürmüştür.
«Hiçbir şey yoktur.

Olsa bile bilinemez.

Bilinse bile başkasına aktarılamaz.» Gorgias

Genelgeçer evrensel bilgiden söz edemeyiz. Yargıda bulunmak hataya sebep olur. Duyum ve algılar kişiden kişiye göre değişir. Pyrrhon
Nesneler sürekli değişim içindedir. Bu yüzden ayırt edilemezler. Kavranamaz olan herhangi bir konuda hüküm vermezsek ruh dinginliğine ulaşırız. Timon
  1. DOĞRU BİLGİNİN KAYNAĞI
DOGMATİZM: Doğru bilgiye ulaşabiliriz.
  1. AKILCILIK- RASYONALİZM (Sokrates, Platon, Aristoteles, Farabi, Descartes, Leibniz, Spinoza, Hegel)

Sokrates: İroni ( Alay) ve Miotik (Fikir Doğurtma)

Doğuştan gelen bilgiler mümkündür.

  1. DENEYCİLİK- EMPİRİZM (John Locke, David Hume)

TABULA RASA – İnsan zihni boş bir levhadır.

  1. ELEŞTİRİCİLİK- KRİTİSİZM (Kant)

AKIL + DUYUM- Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür.

  1. SEZGİCİLİK- ENTÜİSYONİZM (Henri Bergson)

İçgüdü, kalbe doğan bilgiler, dolaysız ve tam kavrayış

  1. BİLGİNİN SINIRLARI
  • İnsanın bilemeyeceği bir şey var mıdır? Eğer varsa bunu neler belirler?
  • Nereye kadar bilebiliriz?
  • Hakikatin insan zihnini aşan bir yapısı var mıdır?
  • İnsanın yöneldiği nesneyi gerçekte olduğu şekliyle bilebilir mi?
  • Yoksa nesnelerin sadece görünüşünü mü bilebiliriz?
  1. DOĞRU BİLGİNİN ÖLÇÜTLERİ
  1. Uygunluk: Bir önermenin işaret ettiği nesne/ gerçek ile uyuşmasıdır.

«Londra İngiltere’nin başkentidir.» ifadesi gerçekliğe uygun ise doğrudur.

  1. Tutarlılık: Verilen önermeler bütününde çelişme olmaması veya bir önermenin diğer bilgiler ile bütünlük sağlamasıdır.

ÖR: «a=b, b=c O halde a=c dir.» tutarlı olduğu için doğrudur.

  1. Tümel Uzlaşım: Bir önermenin doğruluğu çoğunluk tarafından kabul görmüş ise önerme doğrudur.

ÖR: «Sıfır sayısı hiçliği ifade eder.» önermesi herkes tarafından kabul gördüğünden dolayı doğrudur.

  1. Apaçıklık: Şüphe duyulmayan, dolaysız olarak sezgi yoluyla kavranabilen fikirler doğrudur.

ÖR: «Bir şey neyse odur.»

«Üçgen, üç kenarlıdır.»

«Bir şey hem kendisi hem de kendisinden başka bir şey olamaz.»

  1. Pragmatik/ Faydacı Görüş: Bir yargı veya fikir fayda sağlayan ve uygulanabilir ise o yargı doğrudur.

ÖR: «Minoset başağrısını keser.»

BİLİM FELSEFESİ

Bilim felsefesi, bilimin değerini, bilimsel kuramlar arası ilişkilerin niteliği gibi konuları ele alır.

19. ve 20. yy da bilim alanında ortaya çıkan gelişmeler sonucu neyin bilim, neyin bilim olamadığı konusundaki irdelemeler sonucu ortaya çıkmıştır. Bilimin değerini ve bilimsel kuramlar arası ilişkilerin niteliği gibi bilime ait problemleri sorgular. Bununla beraber bilimin henüz cevap veremediği soruları sorar, ayrıca o sorulara şu an neden cevap verilemediğini de sorgular.

Bilim: Olgulara dayalı, önyargısız, tutarlı, rasyonel ölçülerle anlama, doğrulama ve bulma etkinliğidir.

Bilimsel Bilginin Özellikleri:

– Objektiftir.

– Genel geçerdir.

– Doğruluğu veya yanlışlığı ispatlanabilir.

– Bilimsel bilgi mutlak değildir. Yani zamanla değişebilir, düzeltilebilir hatta çürütülüp reddedilebilir.

BİLİMSEL YÖNTEM BASAMAKLARI

  • Problemin hissedilmesi
  • Mevcut teori ve araştırmalara bakılması
  • Ön gözlemler yapılması
  • Problemin sınırlanması, soruların ve hipotezin oluşturulması
  • Araştırma evreni ve örneklem tespiti
  • Veri toplanması
  • Verilerin incelenmesi ve hipotezi doğrulayıp doğrulamadığının kontrol edilmesi
  • Bulguların mevcut teorilerle bağlarının kurulması veya yeni teori geliştirilmesi
  • Çürüyen hipotezlerin değiştirilmesi yeni hipotezlerle araştırmaya devam edilmesi

BİLİME FARKLI YAKLAŞIMLAR

  1. ÜRÜN OLARAK BİLİM
  1. ETKİNLİK OLARAK BİLİM
Bilim, bilim insanlarının koyduğu eserlerden oluşur. Buna göre bilim, psikolojik ve sosyolojik faktörlerden etkilenmez.

 

Bu yaklaşımın iki temel amacı vardır: bilimi teoloji ve metafizikten uzaklaştırmak, felsefeye bilimsel nitelik kazandırmak.

Mantıkçı pozitivistlere göre, Felsefenin görevi bilimin doğrularını mantıksal çözümleme yoluyla incelemek ve bilimsel kavramları aydınlığa kavuşturmaktır.

Temel kavramlar: doğrulanabilirlik, yanlışlanabilirlik

Bilim, olmuş bitmiş bir süreç değil dinamik bir süreçtir. Bilimi anlamak için onun içinde doğduğu toplumsal koşul ve kültür ortamını anlamak gerekir. Bilimin temelinde metafizik, dinsel ve felsefi ögeler vardır.

Paradigma: Bilim insanları içim dünyaya bakılan bir standartlar ve ölçüler yumağıdır. O aynı zamanda gerçekliğin belirli kurallara göre algılanmasını, kavranmasını ve genelleştirilmesini sağlayan bir ŞABLON dur, bakış açısıdır.

BİLİM FELSEFESİNDE KLASİK GÖRÜŞ VE ELEŞTİRİSİ

KLASİK GÖRÜŞ AÇISINDAN BİLİM KLASİK GÖRÜŞ ELEŞTİRİSİ
Pozitivizm (Olguculuk): Bilgiye ancak deney ve gözlem yaparak elde edilen verilerin, akıl ve mantık süzgecinden geçirilmesi ile ulaşılabileceğini savunan düşünce akımıdır.

Bilimin ne olması gerektiğini 17. yy. da pozitivist görüş belirlemiştir. Buna göre:

-Bilim, tarihsel süreçte birikerek ilerler.

– Bu sürecin sonunda bir gün mükemmel bilgi ortaya çıkacaktır.

– Bilimsel bilgi, tutarlı, doğrulanmış ve geçerli bilgidir.

– Bilim objektifitr.

– Bilim evrenseldir.

-Bilimlerde tek yöntem aramak yanlıştır.

-Bilim nesnel bir süreç değildir.

-Bilim birikimli olarak ilerlemez, sıçramalar vardır.

-Bütün bilimleri matematiğe dayalı fiziğe indirgemek yanlıştır.

– Bilimsel yöntemin amacı doğrulama değil, yanlışlama olmalıdır.

AHLAK FELSEFESİ- ETİK

Ahlak, insanların toplum içindeki eylemlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemeye yönelik kurallar sistemidir.

Ahlak felsefesi(etik), ahlakı felsefe açısından irdeleyen felsefe disiplinidir.

  • Ahlak nedir?
  • Ahlaklı olmak nedir?
  • İyi ve kötü nedir?
  • İnsan davranışlarının bir amacı var mıdır?
  • İnsan eylemlerinde özgür müdür?
  • Evrensel ahlak yasası var mıdır?

TEMEL PROBLEMLER

  1. İNSAN AHLAKİ EYLEMLERİNDE ÖZGÜR MÜDÜR?
  1. İnsan Ahlaki Eylemde Bulunurken Özgür Değildir: DETERMİNİZM
  • İnsan, rüzgarın önündeki yaprak gibidir.
  • Eylemler iç veya dış etkilerle belirlenir.
  • İnsan çevresindeki koşul ve nedenleri aşamaz.
  • İnsan özgür değildir, bu yüzden eylemlerinden sorumlu da değildir.
  1. İnsan Ahlaki Eylemde Bulunurken Özgürdür: İNDETERMİNİZM
  • İnsan, eylemlerinde bütünüyle özgürdür.
  • Eylemlerinde insanı kısıtlayan hiçbir şey yoktur.
  • İnsan özgürdür, bu yüzden eylemlerinden sorumludur.
  1. Özgürlük İnsanın Kişiliğine Bağlıdır.: OTODETERMİNİZM
  • İrade ve ahlaki eylem kişilik ürünüdür.
  • İnsan özgür doğmaz, özgürlük ona verilmiş bir hediye de değildir.
  • Özgürlük sağlam bir kişilik oluşturabilmeye ve doyurucu bir bilgi birikimine bağlıdır.
  • Kişilikleri gelişmiş olanlar, gelişmemiş olanlardan daha özgürdür.
  1. YAZGICILIK-KADERCİLİK- FATALİZM
  • Her şey doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlenmiştir.
  • İnsan ne yaparsa yapsın evrensel akış ve kaderden dışarı çıkamaz.
  • İnsanın tek görevi yazgısına boyun eğmesidir.
  1. LİBERTERYANİZM
  • Bireysel davranışlarda hiçbir toplumsal kısıtlamanın olmamasını ve insana ahlaki baskı yapılmamasını savunur.
  • Bireyler istedikleri gibi düşünmekte ve davranmakta serbesttir.
  • Kişi kendi değerlerini oluşturabilme gücüne ve olanağına sahiptir.
  • Devlet müdahalesinden tamamen arınmış bir özel yaşam alanı söz konusudur.
  1. KİŞİ VİCDANI KARŞISINDA EVRENSEL AHLAK YASASI VAR MIDIR?
  1. YOKTUR.
  1. VARDIR.
  • HAZ AHLAKI (Hedonizm)
Subjektif temelde açıklayanlar Sezgicilik/ Entüisyonizm
  • BİREYSEL FAYDACILIK (Pragmatizm)
  • BENCİLLİK/EGOİZM

«İnsan, insanın kurdudur.»

  • Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.
Toplumsal Faydacılık/ Utilitarizm
  • ANARŞİZM

Bütün kural ve baskılara HAYIR.

Objektif temelde açıklayanlar Erdem Etiği

  • Ahlak bilgi ile gerçekleşir.
  • İyi ideası
  • Altın orta/ Ölçülülük
  • VAROLUŞÇULUK/EGZİSTANSİYALİZM

Birey kendi değerlerini kendisi oluşturur.

Ödev Ahlakı

  • İyi niyet
  • İnsanlık
  • Çıkar gözetmeden
  • NİHİLİZM /HİÇÇİLİK

Güç istemi

DİN FELSEFESİ

Din felsefesi ile teoloji (ilahiyat) farklı alanlardır. Din felsefesi sorgular, ilahiyat dogmatiktir.

TEMEL SORUNLAR

  1. TANRININ VARLIĞI
Vardır Yoktur Bilinemez.
Teizm (tanrıcılık): Her şeyin yaratıcısı güçlü bir tanrı/ tanrılar vardır. Tanrı her şeye gücü yeten ve her şeyi var edendir.

Moniteizm-Tektanrıcılık

Politeizm –Çok tanrıcılık

Ateizm Evrende ve doğada yaratıcı bir gücün varlığını kabul etmez. Düşünürler bazı kanıtlar ileri sürmüşlerdir:

-Kötülük Delili: Tanrı varsa dünyadaki kötülüklere engel olması gerekir.

-Ahlak Kanıtı: Tanrı varsa özgürce davranamayacağız demektir. Özgürüz, o halde tanrı yoktur.

-Madde Kanıtı: Madde, öncesiz ve sonrasız tek varlıktır. Doğaüstü diye nitelendirilen hiçbir şey yoktur.

Agnostisizm: Agnostikler Tanrıyı reddetmez; fakat Tanrının varlığı ve yokluğu karşısında şüpheci bir tavır alır.

Tanrı ile ilgili bilgiye sahip olunamayacağı varsayımından hareketle herhangi bir yargıda bulunmaz.

Deizm (yaradancılık): Evren kendi kanunlarına göre işler. Tanrı evreni yarattıktan sonra onu, kendi yasasına göre işlemek üzere kendi haline bırakmıştır.

Deizm, tanrıyı akıl yoluyla açıklar, mucizelere yer vermez.

Panteizm (tümtanrıcılık): Evren ile tanrı bir ve aynı şeydir. Her şey tanrıdır, tanrı ise her şeydir. Tanrının evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur.
Panenteizm (vahdeti vücut): Her şey tanrıdan oluşmuştur fakat tanrı ile evren aynı şey değildir. Tanrı, evrene aşkındır. Tanrı ilk ve mutlak nedendir.

NOT: Kimi düşünürlere göre Tanrı, tıpkı bir saatçinin saati imal edip kurduktan sonra onunla hiçbir ilişkisinin kalmaması gibi evrene aşkın bir varlıktır; kimi düşünürlere göre ise evrene içkindir.

  1. TANRI KANITLAMALARI
  • Ontolojik Kanıt: Mükemmellik var olmayı gerektirir. Tanrı mükemmeldir; öyleyse vardır.
  • Teleolojik Kanıt: Evrende bir düzen ve amaçlılık vardır. Bu düzen ve amaç ancak ve ancak Tanrıdan gelir.
  • Dini Tecrübe Kanıtı: İnanan insanlar Tanrının varlığını içlerinde hisseder. Sezgiseldir.
  • Kozmolojik Kanıt: Evrende her şeyin bir nedeni vardır. Tüm nedenlerin en başı ise tanrıdır.

SİYASET FELSEFESİ

TEMEL PROBLEMLER

  1. İKTİDAR KAYNAĞINI NEREDEN ALIR?
  1. Yaklaşım
2. Yaklaşım 3. Yaklaşım
İktidarın Kaynağı Korunma İhtiyacı Tanrı İnancı Toplumsal Sözleşme
Görüş İktidar toplumun tehlikelere karşı korunma ihtiyacından doğmuştur. İktidar, Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisidir.

Gücü Tanrı adına kullanır.

İnsanlar ortak bir irade ya da toplumsal bir sözleşmeyle devleti oluştururlar.
Temsilcileri Platon, Aristoteles Thomas Aquinas, Saint Augustinus Hobbes, Locke, Rousseau
  1. İDEAL DÜZEN OLANAKLI MIDIR?
İMKANSIZDIR. MÜMKÜNDÜR.
  • Sofistler: İdeal düzen herkesi memnun etmelidir fakat böyle bir düzen görülmemiştir. Çünkü «İnsan her şeyin ölçüsüdür.». İdeal düzen doğada kalmıştır.
Özgürlükçü Yaklaşım (Liberalizm)

«Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.»

Birey siyasette, ekonomide, dinde, tüm düşünce ve etkinlik alanlarında özgür olmalıdır. Kapitalist ekonomiyi doğurmuştur.

J. Locke, A. Smith

  • Nihilizm(Hiççiler): Nietzsche’ye göre her türlü otorite insan doğasına aykırıdır. Ona göre güç en yüce erdem, güçsüzlük ise en büyük kusurdur. Devlet, otoritesini insan üzerine yönelterek onun doğallığını ve yaratıcılığını yok eder.
Eşitlikçi Yaklaşım (Sosyalizm)

Kapitalizme tepki olarak doğmuştur.

Özgürlük, eşitsizliğe ve karmaşaya yol açar, sınıf farklılıkları oluşur.

Eşit haklara sahip olan toplum ideal toplumdur.

K. Marx, F. Engels

  • Anarşizm: Proudhon’a göre devlet mülkiyeti korumak için vardır. Oysa mülkiyet hırsızlıktır. İnsan devlet olmadan da adil ve uyumlu yaşayabilir. Devlet, ortadan kaldırılmalıdır.
Adaletçi Yaklaşım: Herkese hak ettiği verilmedir.

Sosyal devlet veya refah devleti anlayışı devletin vatandaşlarının iktisadi ve sosyal esenliklerinin korunması ve teşvik edilmesinde ana rol oynamasını önerir.Ne özgürlük ne de eşitlik tek başına toplumları ideal düzene ulaştıramamıştır.

Eduard Bernstein, John Rawls

  1. EGEMELİĞİN KULLANILIŞ BİÇİMLERİ NELERDİR?
Geleneksel Egemenlik Karizmatik Egemenlik Rasyonel-Yasal Egemenlik
Egemenliği toplumun gelenek, töre ve inançları belirler. Egemenlik halka değil, kişiye soya ya da ailelere aittir. Emirlik, krallık, şeyhlik vs. Halkın, yetkin lidere karşı duyduğu güçlü inançta karşılığını bulur. Lider gücünü sahip olduğu üstün niteliklerinden, kitleleri arkasından sürükleme yeteneğinden alır. Egemenlik, hukuka dayalıdır. Yetki, yazılı yasalarla belirlenir ve iktidar sahibi yasalarla belirlenmiş bir hukuk sistemi içinde egemenlik gücünü kullanır. Demokratik yönetimler bunun örneğidir.

SANAT FELSEFESİ VE ESTETİK

Estetik Sanat Felsefesi
Estetik hem doğadaki hem de sanattaki güzeli sorgular. Sanat felsefesi ise sadece sanattaki güzelliği sorgular.

ESTETİK

Eski Yunancada duygu, duyum, algılama anlamına gelir. İlk kez Baumgarten tarafından ayrı bir disiplin olarak incelenmiştir.

TEMEL PROBLEMLER

  1. GÜZELLİK KAVRAMI

ÖZNELCİ GÖRÜŞ: Estetik değerler ve güzel görecelidir. Buna göre sanat eseri kendi başına estetik bir değer taşımaz. Güzellik, estetik nesnede değil, alımlayıcının ona baktığı gözdedir.

Ör, “Güzelliğin on par’etmez, şu bendeki aşk olmasa.”

Aşık Veysel

«Biz romantik olduktan sonra dağlar güzelleşti.»

Eugene Delacroix

«İngiliz ressamları, Thames’i sisli olarak gösterdiği günden beri Thames üzerinde gerçekten sis vardır.»

Oscar Wilde

NESNELCİ GÖRÜŞ: Güzellik, sanat eserinde bulunan bir özelliktir. Alımlayıcı, değer yargıları oluştursa da asıl ölçüt sanat eserinin kendisindedir. Eğer sanat eseri, güzellik niteliklerini kendinde barındırmazsa ona güzel denemeyecektir.

Ör; Altın oran, uyum, simetri, harmoni, klasik sanat eserleri vs.

  1. SANAT ESERİNİN NİTELİKLERİ

1-İnsanın yaratıcı hayal gücünün eseridir. Doğada bulunmaz.

2-Sanat eserinin estetik haz ve heyecan vermek dışında bir

İşlevi yoktur. Pratik bir fayda sağlamaz.

3-Tek ve biriciktir. Benzeri yoktur. Özgündür.

  1. SANATIN ORTAYA ÇIKIŞI
  1. Taklit (yansıtma) olarak sanat
Platon Sanat eseri, doğanın taklit edilmesiyle gerçekleşen üründür.
  1. Yaratma olarak sanat
C.Croce Sanat doğadan farklı olarak doğadan ilham alarak insanın hayal gücüyle kendinden bir şeyler katmasıdır.
  1. Oyun olarak sanat
Schiller Sanat tıpkı bir çocuk oyunu gibidir. Tıpkı çocukların oyun oynarken gerçek dünyadan uzaklaşıp özgürce davrandıkları gibi sanatçıda gerçeklerden uzaklaşıp özgürce sanatını gerçekleştirir.

 

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir