10.Sınıf Felsefe Dersi Ahlak Felsefesi Konu Özeti





AHLAK FELSEFESİ

AHLAK F. - DERSFELSEFE

Şimdi bu konu ile felsefenin değerleri inceleyen kısmına giriş yapıyoruz.Daha evvel olgular üzerinden hareket ederken ahlak felsefesi veya etik özelinde değerler üzerinden gideceğiz.Olgu ile değer arasındaki fark şudur:Olgu bir durum,bir olaydır.Örnek verirsek: yağmurun yağması ,Fransız İhtilali,birer olgudur.Yağan bu yağmurun bir çiftçi açısından yorumlanması,bahsi geçen ihtilalin gerek insan gerek toplum hayatındaki etkileri ise bu işin değer kısmına girmektedir.( yağmurun onun açısından iyi bir şey olması gibi vs.)Kaba bir örnek verelim istedim.

Ahlak,insanların-toplumların kendilerine göre yaşadıkları bir ilkeler veya kurallar topluluğudur.Bu bağlamda ahlak felsefesi de ahlakı temel alan bir yapıdadır.

Kısaca,ahlaki değerleri ele aln ,felsefenin dalına Ahlak felsefesi/etik-ethik diyoruz.(etik ve ahlak kelimeleri aynı kökenden gelmektedirler,zamanla etik,ahlak felsefesine yani felsefi bağlamda ahlaka dönüşmüştür./A.Cevizci) Ahlak kümesinin elemanlarına baktığımızda:iyi-kötü-erdem-özgürlük-sorumluluk-tanrı gibi kavramları görürüz.

Ahlaki kavramları yorumlayanlardan Platon’a bakarsak şöyle bir ifadeyi buluruz:

“Bir şey,Tanrı onu istiyor diye iyi değildir;iyi olduğu için Tanrı,onu ister.Tanrı,iyinin kaynağı değil;iyi,Tanrı’nın kaynağıdır.” Ve aynı zamanda değerler de nesneldir…adalet gibi kavramlar tüm dünyada aynı bakış açısı ile görüşürler.

Değerlere ilişkin görüşler de üçe ayrılır:

  1. Değerler,nesneldir.(ahlaki kavramların tüm insanlarca benimsenmiş ortak normlar olduğunu savunur.)
  2. Değerler,özneldir,görecelidir.(Ahlaki yapının-değerlerin, toplumdan topluma değişim gösterdiğini savunur.)
  3. Değerler,ilişkiseldir.(Özne ile nesne arasında kurulan bağa göre yapılan bir değerlendirmedir.Örneğin süre iyi deriz,sebebi ise içerdiği kalsiyumdur.)

İYİ-KÖTÜ KAVRAMI:

“Kötü, bilgisizlikten kaynaklanır.”/Sokrates

Herhangi bir felsefi ahlak kuramları tarihinin Sokrates’le başlamaması düşünülemez.Çünkü Sokrates,ahlakı ciddi bir şekilde ele alan ve kuramsal bir çalışma yapmaya kalkan ilk kişidir.Gerek Platon,Aristoteles gerekse Stoacılar,Epikuroscular,Kinikler ve Kireneliler üzerinde büyük etkisi olmuştur.

Yukarıda alıntıladığımız sözün bağlamında Sokrates’in,Sofistler’in ortadan kaldırmaya çalıştığı doğru bilginin imkanını yeniden tesis etmeye çalışan ilk filozof olduğunu görürüz.Bildiğimiz gibi Sokratesçi perspektifte ahlaki kavramlar,doğrular,bilgiler insan ruhunun,aklının derinliklerinde yer almaktaydı ve filozofun görevi de bir nevi bilgi ebeliği idi yani bu doğruları doğurtmaktı.Ahlaklı olmak,bilgelikle eşdeğerdir,o halde bilgizilik de ahlaksızlığı getirir.Dolaylı olarak da ahlaksallığın ana temalarından olan iyi ve kötü bilgiyle bağlantılıdır.

“Kötü,iradesizliktir./Ortaçağ filozoflarından Augustinus ‘a göre de insanın iradesini kullanamaması sonucu kötülük ortaya çıkar.İrade ,kişinin akıl yetisi ile güçlendirilmiştir aynı şekilde Descartes’e göre de kişinin ahlaki bir edimde bulunmasında belirleyici olan iradedir.

“Bir şeyi iyi olduğu için arzu etmeyiz;arzu ettiğimiz için iyidir o.”Spinoza (15.-17.yy.felsefesinin üç büyük realistinden biri olan bu filozofu birazdan daha iyi göreceğiz.)

“Bir davranışın ahlaki yönden değerlendirilebilmesi için o davranış sahibinin iradi,bilinçli ve özgür olması gerekir.Özgürlük yok ise ahlaktan söz edilemez.”girizgahının ardından pek çok şarkıya,filme konu olan hatta kulaklarımıza pelesenk olmuş “freedoom”repiliği ile kimine göre bir masal olan Özgürlük problemine değinelim…

“…İnsan yalnızca eşitçe özgür insanlar arasında gerçekten özgürdür; bir tek insanın bile köleliği tüm insanlığı çiğner ve herkesin özgürlüğünü etkisiz hale getirir…”

Tanrı ve Devlet/M.Bakunin

Mutluluk ve özgürlük

ÖZGÜRLÜK VE İRADE PROBLEMİNE DAİR DÖRT KAVRAM

BELİRLENİMCİLİK FATALİZM İNDETERMİNİZM OTO DETERMİNİZM

(DETERMİNİZM) (KADERCİLİK) (BELİRLENMEZCİLİK) (AHLAKİ ÖZERKLİK)

  1. DETERMİNİZM: İnsan,belirli bir biçimde davranmaya mecburdur;doğa bir nedensellikj ve belirlenim ilkesi üzerine kurulmuştur ,dolayısıyla net bir özgürlükten ve akabinde sorumluluktan söz edilemez.
  2. FATALİZM:Determinizmin teolojik versiyonudur diyebiliriz.Buradaki ayırt edici kelime ,yazgıdır.Her şey önceden yzgı yani kader ile belirlenmiştir.Özgür irade yoktur ve sorumlu tutulamayız.
  3. İNDETERMİNİZM:Tamamen özgür ve bağımsısız,ipler,bizim elimizde.Özgür olduğumuzdan dolayı sorumluluğu da kabul etmemiz gerekir.
  4. OTO DETERMİNİZM: Spinozacı bir görüştür.Gerek irademizde gerekse verdiğimiz kararlardaki ana etken aklımızdır.Aklımızı kullanabildiğimiz ölçüde özgürüzdür.Buradaki anahtar kelime akıl ve aklı kullanma kapasitesidir.

Şimdi 4 ana kavram gördük,bunların yanında liberteryanizmi ve bağdaşabilirliği de ekleyebilirdik;fakat yukarıdaki dörtlü yeterlidir zannımca.Dikkat ederseniz 1 ve 2 nolu kavramlar bir grupta,3 ve 4 nolu kavramlar diğer grupta yer alıyorlar.Birbirlerinin farklı versiyonları olarak.

 

Kohlberg’in ünlü evrensel ahlak yasalarına binaen ahlak felsefesinin de binlerce yıldır uğraştığı ana soru-n-lardan biri de böyle bir yasanın olup olmadığıdır.Burada da kalın çizgi ile ayrılmış iki grup vardır.Birincisi böyle bir yasayı olumlayan ve varlığının mümkün olduğunu kabul eden grup,diğeri de tahmin edileceği üzere tamamen zıt olan gruptur.Şimdi kısaca bu konuyu ele alalım…

EVRENSEL AHLAK YASASI VAR MIDIR YA DA MÜMKÜN MÜDÜR?

MÜMKÜN DEĞİLDİR

Hedonizm,Anarşizm,Pragmatizm,Egoizm,Nihilizm,Varoluşçuluk

MÜMKÜNDÜR

Utilitarizm,Sezgicilik,Erdemcilik,

Ödev Etiği,Oto Determinizm

1.Grubu inceleyelim: Bu grubu oluşturanlar da kendi içinde öznel ve nesnel özellikleriyle ikiye ayrılırlar:

  • Utilitarizm(maksimum fayda ahlakı) : J.Bentham ve Stuart Mill’in başını çektiği bu grubun ana felsefesi ,aslolan maksimum düzeydeki insanın mutlu olmasıdır.Burada nicelik önemlidir.Mill de aynı açıdan bakar yalnız sadece nicelik değil mutluluğun niteliği de önemlidir ona göre.
  • Entüisyonizm(Sezgicilik): Bergson,Gazali.. Burada da anlatılamayan ve aktarılamayan bir kavram olan sezgi ön plandadır.Bergson’a göre ahlk ,”açık ve kapalı” olmak üzere ikiye ayrılır.kapalı ahlak,zekaya dayalı olup,insanın içinde bulunduğu toplumun bir parçası,uzvu olmasına yol açarken ;açık ahlak ise insanı özgür kılan,sezgiye dayalı bir ahlaktır.
  • Erdemcilik:Erdem etiği de diyebileceğimiz bu grupta ise Sokrates,Platon,Aristoteles ,Farabi gibi filozoflar yer almaktadırlar.hatırlayacağımız gibi ahlakı,bilgi sorunu olarak gören Sokrates’te erdem veya ahlak,bilgi ile doğru orantılı gelişirken,kimsenin bilerek kötülük yapmayacağını savunur,Platon’da ise insan iyi ideasına ne kadar uyumlu bir yaşam sürerse o kadar mutlu ve ahlaklı bir yaşam süreceği görüşü yer alır.(platon’da idealar hiyerarşisinde zirvede iyi ideası varken;ömrünün son demlerinde sayı ideası zirvenin yeni sahibi olmuştur.) Meşşai geleneğinden gelen filozof Farabi ise insan:kendini,evreni,Tanrı’yı tanırsa erdemli ve mutlu olur der.Aristoteles’te de insanın yaşam gayesi mutlu olmaktır ve mutluluk için de hayatını erdem üzerine kurması gerekir.Kısaca mutlulık ,ruhun erdeme uygun etkinliğidir.”Nikomakhos’a Etik “adlı kitabında da “altın orta” ilkesi üzerinde durmaktadır.
  • Ödev Etiği(Kant): Kant için düşüncenin Kopernikus’u denilmektedir.Çok yönlü bir fiolozoftur ve ahlak felsefesi üzerine de eğilmiştir.Onun ödev ahlakına göre,aslolan niyettir.Kötü bir eylem,sonucuna ulaşmayabilir;ancak kurgulayan bu durumda ahlaksızıdr.Kant,bir hümanisttir ve ahlak planında vicdan yer alır.Şu sözler O’na aittir:

“Sorumlu olduğumuzdan ötürü özgürüz.”

“Her zaman öyle davran ki davranışının ilkesi,evrensel kural olarak tüm insanlar tarafından vaaz edilsin,iyi niyetli olsun.”

  • Ahlaksal/Oto Determinizm: Özgürlük bir belirlenimdir ;yalnız bu belirlenimi ben yaratırım.”klişesi Spinoza’yı tanımlar sanırım.Spinoza ,çok farklı bir kafadır. Panteisttir yani evren,Tanrı’ya ya da Tanrı,evrene içkindir.Tanrı ile kozmosu birbirinden ayırmaz.Tanrı’yı akıl yolu ile idrak eder.Ethica adlı eseri ni tavsiye ederiz.Daha önce de söylediğimiz üzere aklı,özgürlüğün ve ahlakın öncülü olarak görür.

2.Gruba gelirsek:

  • Hedonizm(Hazcılık):Aristippos ve Epikuros’un başını çektiği bu akımda insanın davranışlarını belirleyen ana ilke haz ilkesidir.İnsan doğası gereği acıdan kaçar,hoşuna gidene yaklaşır.Bu tür duygular da kişiden kişiye değişeceğinden tamamen sübjektiftir.
  • AnArşizm: Bakunin,Kropotkin,Proudhon gibi pek çok düşünürün yer aldığı bu düşünce her türlü otoriteyi ,yönetimi reddeder.(an-archos:yönetimsiz)İnsanı özü itibari ile iyi olarak görür ve bu iyiliğin teminatı da özgürlüktür.Günümüzde özgürlüğe,bireylere sürekli ket vurulduğundan evrensel bir yasadan söz edilemez demektedirler.Kendi içinde bireyci-toplumcu-sendikalist-ilkel –vegan-eko-çevreci şeklinde dağılmıştır.
  • Egoizm(bireycilik) :Günlük hayatımızda da çokça kullandığımız bir kelimeidr ego.Psikolojide Freud’un yapısal kuramında yer alan id,ego,süperego üçlüsünden biridir.Kelime anlamı itibariyle benlik demektir. Bireyci (individüalist)anarşistlerden Max Stirner’in yer aldığı bu görüşe göre insan kendisi ve çıkarları için yaşar.İnsanın en iyi dostu kendisidir.Her insan göre iyi ve kötü farklıdır.
  • Nihilizm: Daha çok Rus düşün dünyasında ön plana çıkmış ;ancak F.Nietzsche ile nerdeyse özdeşleşmiş bir akımdır hiççilik. Bu akıma göre kişi,dünya ile bir çatışma halindedir ve değerler alt üst olmaya ,yeniden şekillenmeye başlar.İyi,kötü ve benzeri kavramlar ,yorumlanabilir kavramlardır.
  • Pragmagizm: (Faydacılık)James ve Eğitim Uzmanı Dewey’in yer aldığı bu görüşte,aslolan kar-zarar ilşkisidir.”Kabaca bir şeyin faydası varsa iyidir.”pragma,köken itibari ile fayda anlamındadır.
  • Egzistansiyalizm(Varoluşçuluk) Özellikle 1900’lü yılların ikincisi yarısında Avrupa’da-Fransa’da etkili olan bu akımın başını çeken filozof J.P.Sartre’a göre insan,özgürlüğe mahkumdur.Sürekli olarak seçimlerle ,tercihlerle boğuşur ve felsefesinin mottosu “varlık,özden önce gelir.”İnsan dünyaya geldiğinde yaşam boyunca şekillenmeye ve kıvam almaya başlar böylece özü oluşur,ahlaki yapısı da kişiden kişiye değişir fikri ağır basar.

Sınavlarda çıkmış bir soru örneği:

-Bentham tarafından formüle edilmiş utilitarizm ilkesinin söylediği şudur:”en fazla sayıda insana en büyük (maximum) ölçüde mutluluk sağlayan bir eylem,doğru eylemdir.”

Bu paragraf hangi sözü ifade eder?

  • Cevap:yurtta sulh;cihanda sulh!

KAYNAKLAR:

Felsefeye Giriş/Ahmet ARSLAN

Felsefe Tarihi/Ahmet CEVİZCİ

Nikomakhos’a Etik/Aristoteles

DİN FELSEFESİ

Öncelikle “din nedir?” sorusu ile olaya başlarsak birkaç farklı tanım elde edip,bunları sentezleyebilir ve ortaya derli toplu bir tanım koyabiliriz.Evet,din:

  • Tanrı’ya inanmak ve inanç faaliyetlerinin tümü.
  • Metafizik kurallar bütünü.
  • Bir tür kurtuluş reçetesi veya öğretisi
  • Ahlaki sistem.

Evet yukarıda da örneklerini çoğaltabileceğimiz üzere üç-dört cümle veya tanım ile dini ifade etmeye çalıştık;o zaman biz,din için sosyal hayatı düzenlemek amacı ile Tanrı tarafından oluşturulmuş sistemi ya da kurallar/kaideler bütünü diyebiliriz.Ahlak ile din arasındaki en büyük fark,dinin bir Tanrı tarafından oluşturulmuş olmasıdır;ancak bazı dinlerde veya inanışlarda Tanrı figürünün olmadığını da belirtelim.(Budacılık,Taoculuk,animizm…)Bu iki kavram da yani ahlk ve din kavramları gayet girifttirler birbirleri açısından. Efendim din felsefesi de dini ,felsefesi sorulara tabi tutmak ,din üzerine felsefe yapmaktır .Örneğin “Tanrı’nın varlığı kanıtlanabilir mi? Dinin akılla ilişkisi nedir?”gibi…Dinin akılla ilişkisinden bahsederken şu sözü es geçemeyiz:

“Din,ahlaka aykırıdır.Akla uygun olsa idi,herkes kabul ederdi.”Kierkegaard .

Kierkeggard,eserlerinde imana vurgu yapmak için Hz.İbrahim ve Hz.İsmail örneklerini kullanır.Oradaki teslimiyeti ve akla aykırılığı …Günümüzde İbrahim’in yaşadığı olayın benzerini biri yaşasaydı,sanırım bir psikoloğa falan giderdi.İşte burda da ya da yukarıdaki cümlede bahsedilen ince çizgi,kırılma noktası budur.İman için farklı bir durum vardır,imanı seçecek kişi için kıstas akıl değildir.Başka bir örneği aynı şekilde ortaçağ felsefesinden verebiliriz:“akıl almaz,saçma olduğu için inanıyorum”Tertullian

İşte bu ve benzeri konulara akıl ile iman arasında korelasyon var mıdır? Tanrı ya da tanrılar var mıdır? Tanrı bağlamında ne kadar özgürüz?…gibi daha pek çok soru sorulabilir.

Tanrı demişken ,varlığına dair görüşleri inceleyelim:

TANRI’NIN VARLIĞINI KABUL EDEN GÖRÜŞLER VEYA AKIMLAR:

TEİZM/Tanrıcılık: Tanrı’nın varlığını kabul eden görüş.Bu görüşe göre Tanrı,yaratan,eksiksiz ve en güzel,en yetkin olandır.Semavi dinleri bu kapsamda görebiliriz.

DEİZM/YARADANCILIK : Özellikle 17.yy.daki bilimsel ve düşünsel bazdaki gelişmelerle ivme kazanmış bir akımdır.İbadethaneleri dışlar.Mekanik bir dünya görüşü vardır;Tanrı evreni yaratmış ve çekilmiştir düşüncesi gibi.Tanrı dışındaki diğer dini figürleri kabul etmez.İslam Felsefesi’nde yer alan Tabiyyunculuk akımı ve Er Razi/Al Rhazes’in öğretisi benzerlik taşımaktadır.

PANTEİZM/TÜMTANRICILIK: Tanrı,evrenle beraberdir,eşdeğerdir.Tanrı,evrene içkindir.Tüm evren,Tanrı’dır.(Spinoza)

PANENTEİZM:Buradaki fark ise Tanrı’nın evrene aşkın olmasıdır.Yani evrenden daha fazladır Tanrı.Herşey tanrı değil,herşey Tanrı’dadır.

DÜALİZM: Çift tanrı veya eşdeğer çift ilahi güç öğretisi vardır:manihizm ve Zerdüştlüğü bu görüşte inceleyebiliriz. Manihizmde iyi tanrı Zervan ike kötü tanrı Ehrimen ‘in savaşı vardır;veya zerdüştlükte Hürmüz/Ahuramazda ile yine Ehrimen’in bitimsiz savaşı gibi.

POLİTEİZM:Çok tanrılı din anlayışı /Paganizm

MONOTEİZM :Tek tanrılı din anlayışı / semavi dinler

İMANCILIK/ FİDEİSM: Tanrı,akılla kavranamaz./Kierkegaard,Gazali

TANRI’NIN VARLIĞINI REDDEDEN GÖRÜŞ

ATEİZM: tanrısız manasına gelmektedir.Materyalist bir dünya görüşüne sahiptir.

“Tanrılar,insanların gerçekleşememiş arzularıdır.”/Feuerbach

Ünlü matematikçi Laplace,Napoleon’a astronomik evrenin nasıl varlığa geldiğine ilişkin kuramını açıklarken,Napoleon ona,bu sistemde ,Tanrı’nın nerede işe karıştığını sorar.

Laplace: “Tanrı mı majeste? Ben ,böyle bir varsayıma ihtiyaç duymadım.”

ARADA KALMIŞLAR/BİLİNMEZCİLER

AGNOSTİSİZM: Bilinemezcilik anlamındadır.Tanrı’nın varlığına ya da yokluğuna dair net bir bilgi elde edemeyiz fikrini savunur.(arada kalmışlar sözü,bana aittir,felsefede geçerli bir yanı yoktur )

Tanrı veya din üstüne ilk akıl yürütmeler Sofistler dönemine denk gelmiş ve Protagoras’ın “Tanrılar Üzerine” adlı kitabı buna örnek teşkil etmiştir.

TANRI’NIN VARLIĞINA DAİR KANITLAR:

1.EVRENDEKİ DÜZENDEN HAREKET EDEN KANIT (TELEOLOJİK KANIT):

Doğada mükemmel bir uyum,bir düzen vardır ve bu uyumu meydana getiren bir güç olmalıdır.Bir diğeri de her varlığın bir amaç dahilinde hareket etmesidir.”Tezine dayanmaktadır yalnız buradaki düzen veya uyum biraz açmaza sahiptir zira tüm evren incelenmiş midir ya da düzensizlik,bizim alıştığımız düzenden farklı bir düzen değil midir?(A.Arslan sf:310 )

2.EVRENİN VARLIĞINDAN HAREKET EDEN KANIT(KOZMOLOJİK KANIT)

Bu kanıt,evrendeki düzenden değil de evrenin kendisinden hareket eder. Burada da kullanılan argüman ise nedenselliktir.Herşeyin bir sebebi,nedeni olması ilkesi.bu nedeni düşünmek bizi Tanrı’ya ulaştırır,ilk neden fikrine veya sorusuna kadar gidersek.Bu argümanı Farabi,A.Thomas kullanmış.

3. TANRI KAVRAMINDAN HAREKET EDEN KANIT(ONTOLOJİK KANIT)

“Tanrı fikri zihnimde yer almaktadır ve ben böyle kusursuz bir fikri,ideayı kendi kendime oluşturmuş olamam.Tanrı,tanımı gereği mükemmeldir.Zorunlu varlık da mükemmeldir; o halde Tanrı zorunlu olarak vardır.”Özellikle Descartes’in kullandığı bir metoddur .

MUTEZİLE FİLOZOFLARI’NDAN EBU HUZEYL

Süryanice ile Yunan Felsefesi’nin İslam dünyasına girmesi ile din felsefesi doğdu,en azından bu coğrafyada)

Ebu Huzeyl,İslam Felsefesi’nde ilk kez nedenselliği ileri sürdü.Ebu Huzeyl,Demokritos’un atom öğretisini ödünç aldı .Yalnız Huzeyl’in kuramındaki atomlar,Tanrı’nın varlığını kanıtlamak için birer araç olarak kullanılacaktı.Şöyle ki: atomlar,sonlu ve ölümlüdürler,yer kaplarlar,uzamları sınırlıdır.Sınırlı olan her şey ölümlüdür,dolayısıyla atomlar da ebedi değildir.Atomlar sonlu/bitimli ise onlardan oluşan alem de sonludur ,sonlu ise kendinden olamaz ve yaratılmıştır yani hadistir.Alemi yaratan bir güç vardır.(İslam Felsefesi/H.Ziya ÜLKEN)

Gerçekten farklı bir kişilik.Demokritos’un atom öğretisini oku,idrak et ve özgün bir şekilde yeniden ortaya koy…

TEOLOJİ İLE DİN FELSEFESİ ARASINDAKİ FARK

Teoloji,tanrıbilim demektir ve mensubu olduğu dini inceler teologlar vasıtası ile.Örneğin Hristiyan teolojisi,Yahudi teolojisi veya İslam teolojisi ki özelinde kelam diyebiliriz buna.Teoloji veya teologlar diyelim ihtisas yaptıkları veya inceledikleri dinin mensubu olduklarında ona dine inanırlar ve eleştiri boyutundan kaçınırlar,bunun yanında doğal olarak dinlerini savunurlar;ancak din felsefesi ,bu bağlamda din ayırımı yapmaz ve sorularını,eleştirilerini daha kapsamlı bir şekilde ortaya koyar.Örneğin din felsefecisi “Tanrı var mıdır?”diye bir soruyu sorabilir ve bunun üzerine akıl yürütürken ,teolog ise zaten Tanrı’nın varlığını kabul ederk çalışmalarına başlar o alanda.

Çıkmış soru: İlkçağ’da Protagoras” Tanrılar üzerinde bilgi edinmekte çaresizim;ne var olduklarını,ne de var olmadıkları ne de ne şekilde oldukları üzere…”demesiyle hangi görüşe dahil edilebilir?

Cevap: agnostisizm

 

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

blank