AÖF Avrupa birliği tüm ünite özetleri

AVRUPA BİRLİĞİ 1.ÜNİTE KISA NOTLAR

-Türkiye-AET Ortaklık rejiminin karar organı ORTAKLIK KONSEYİDİR

-Avrupa Topluluğunun/Birliğinin içerisinde malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbestçe dolaşabildiği iç sınırları olmayan alana Avrupa Topluluğu / Birliği iç Pazarı denir

-Avrupa Ekonomik Topluluğu ilk akdi ortaklık ilişkisini YUNANİSTAN ile yapmıştır

-Gümrük Birliği sadece Sanayi malları+işlenmiş tarım ürünleri malların ticaretini kapsamaktadır

-AB üyesi ülkelerde aday ülkeleri bir araya getirmek ve gelecek birkaç yıl süresince genişleme sürecinin çerçevesini belirlemek amacıyla 1997 Lüksemburg Zirvesin-de oluşturulan Konferansa Avrupa Konferansı denir

-Türkiye’nin gümrük birliğinin kurulması sürecinin 1996 yılında tamamlayarak AB’ye tam üyelik sürecinin hızlanacağı yönündeki beklentilerin veya tezlerin çok doğru olmadığı ilk defa 16 Temmuz 1997 tarihli 2000 Gündem Raporu ile anlaşılmıştır

-4.PROTOKOL 1981 yılı sonrası dönem için hazırlanan ancak paraflanmış olmasına rağmen siyasi nedenlerle dondurulmuş olan protokoldür

-Ticarette engellerin kaldırılması, test ve belgelendirme alanında alt yapı düzenlemelerinin geliştirilmesi amacıyla 1999’da faaliyete geçirilmiş kurum TÜRKAK’dır

-Ankara Anlaşmasının hazırlık dönemi 1964-1973 yıllarını kapsamaktadır

-EFTA : 4 Ocak 1960’da Stokholm’de Avusturya,Birleşik Krallık, İsveç , İsviçre , Norveç ve Portekiz tarafından imzalanan antlaşma ile kurulan Avrupa Serbest Ticaret Birliğidir

-Türkiye-AET ortaklığının geçiş dönemi 1 Ocak 1996 tarihinde sona ermiş son dönem başlamıştır

 

 

 

 

-Türkiye’nin AET’ye başvurmasının nedenleri;

Batılılaşma ve çağdaşlaşma çabalarını sürdürme

Batı Bloğundaki yerini ekonomik entegrasyonla desteklemek

Soğuk savaş döneminde Sovyetler baskısından kurtulma

Avrupa’da Yunanistan’ın aleyhteki girişimlerine engel olma

-AET’nin Türkiyenin başvurusuna olumlu yaklaşmasının nedenleri

Soğuk Savaş döneminde yaşanan güvenlik kaygıları

Doğu Akdeniz’in kendi kontrolleri altında kalmasını sağlamak

Türkiye’nin Doğu Bloku ülkelerine yakınlaşmasını engellemek

Topluluğun kendisine alternatif olarak oluşturulan EFTA karşısındaki konumunu güçlendirme isteği

-Türkiye-AET Ortaklık Konseyi, “Gümrük Birliği’nin son döneminin uygulamaya konmasına ilişkin 1/95 sayılı karar 6 Mart 1995’de Brüksel’de gerçekleştirilen 36.Dönem Ortaklık Konseyi toplantısında kabul edilmiştir.

-Türkiye, Avrupa Topluluklarına tam üyelik başvurusunu 14 Nisan1987 Tarihinde yapmıştır

-İhracatçı firmanın malını dış piyasada iç piyasada sattığından daha düşük fiyatla satmasına DAMPİNG denir

-Türkiye-AET beşinci Ortaklık Konseyi toplantısı 16 Mart 1967 tarihinde yapılmıştır

-Gümrük birliğinin düzgün işleyişini sağlamak ve uyum çalışmalarının öngörülen takvimlere paralel olarak gerçekleştirilmesi için yürürlüğe konulan genelgeler

1998/31 sayılı Başbakanlık Genelgesi ve

1999/46 sayılı Başbakanlık Genelgesi

-Birliğin gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere uyguladığı otonom tarife tavizlerini içeren sisteme Genelleştirilmiş Tercihler sistemi denir

-Türkiye 10-11 Aralık 1999 Helsinki Zirvesinde aday ülke olarak kabul edilmiştir Katma Protokol 23 Kasım 1970 de imzalanmıştır

-Avrupa Birliği’ne aday ülkeler tarafından hazırlanacak birliğe sunulan ve katılım ortaklığı belgesinde yer alan önceliklerin yerine getirileceğine ilişkin belgeye ULUSAL PROGRAM denir

-Katma protokolün tarafların iç hukukunda onaylanması işlemlerinin gecikeceği anlaşılacağından protokolün sadece ticari hükümlerini önceden yürürlüğe koyan geçici anlaşma 21 Temmuz 1971 de imzalanmıştır

-Türkiye, Ankara Anlaşmasında öngörülen tedrici bütünleşme sürecinin tamamlanmasını beklemeden 14 Nisan 1987 tarihinde Avrupa Topluluklarına üye başvurusu yapmıştır

Türkiye- AET arasında ortaklık yaratan anlaşma ANKARA ANLAŞMASIDIR

12 Eylül 1963 de imzalanmış / 1 Aralık 1964 de yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşma Türkiye’yi tam üyeliğe götüren anlaşmadır. Anlaşmanın amacı Türkiye’nin topluluğa entegrasyonunu (bütünleşmek, birleşmek, uyum sağlamak) sağlamaktır. Anlaşma  KARMA SÖZLEŞME olarak topluluk üye devletlerinin katılımı altında akdedilmiştir. Anlaşma içerik olarak AET-YUNANİSTAN ortaklık anlaşması  (9 Temmuz 1961 de imzalanmış olup, Yunanistan’ın Avrupa Topluluklarına katılmasıyla sona ermiştir.) örnek alınarak hazırlanmıştır.

Türkiye-AET ortaklığının hazırlık döneminin özellikleri;

Türk ekonomisinin taraflar arasında kurulacak olan gümrük birliğine hazırlanacağı dönemdir.

Dönemin süresi 5 yıl olarak öngörülmüştür.

1 Aralık 1964 tarihinde başlamıştır,

 Asıl amaç, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamaktır

-Geçiş döneminin özellikleri

Geçiş dönemi 12 yıl sürecektir.

*Türkiye ile Gümrük Birliğinin teoriden kurulması

*Türkiye’nin ekonomik politikalarını topluluğun politikalarına yakınlaştırması

*Akit tarafından karşılıklı ve dengeli yükümlülükleri esasına dayanacaktır.

-Türkiye-AET ortaklığının son döneminin özellikleri

Ekonomi politikalarının koordinasyonunun aşamalı olarak güçlendirilmesi

Aşamalı olarak serbest dolaşıma geçilmesi

Dış ticaret politikalarının tam uyumlu hale gelmesi

Türkiye’nin geniş anlamda rekabet hukuku düzenlemeleri

KATMA PROTOKOL :

23 Kasım 1970 de Brüksel de imzalanmış / 1 Ocak 1973 de yürürlüğe girmiştir.

AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ 2.ÜNİTE KISA NOTLAR

Gümrük Birliği kuramını ilk ortaya atan Jacop Viner (Gümrük Birliği Meselesi )

Bela Balassa’ya göre ekonomik bütünleşme sürecinin aşamaları

Ticaretin bütünleşmesi

 Politika bütünleşmesi

 Faktör bütünleşmesi

Tam bütünleşme

Ülkeler arasında oluşturulan ekonomik bütünleşme türleri

1-Serbest Ticaret Bölgeleri

2-Ortak Pazar

3-Gümrük Birliği

4-Ekonomik Birlik

5-Tam Bütünleşme

Gümrük Birliğinin Kısa Dönemli Etkileri (statik etkileri )

Ticaret Yaratıcı Etki

Ticaret Saptırıcı Etki: Refahı azaltır. Ticaret hacminde daralma olur.

Tüketim Etkisi: Tüketim ve ithalat artacaktır.

Ticaret Hadlerine Etkisi :Ticaret hadleri ihracat Fiyatları ile ithalat Fiyatlarının birbirine oranıdır.

İşlem maliyetleri etkisi

Kamu gelirleri etkisi

Gümrük Birliğinin orta ve uzun Dönemli Etkileri (dinamik etkileri )

Teknolojik ilerleme etkisi

Dışsal ekonomiler etkisi

Ölçek ekonomileri etkisi

Yatırımları özendirici etki

Gümrük Birliğinin en başarılı örneği AVRUPA BİRLİĞİ dir

ALMAN GÜMRÜK BİRLİĞİ : ZOLVEREİN (1834)

BÖLGESEL BÜTÜNLEŞME (Benelüks): Belçika, Hollanda, Lüksemburg(1932

Türkiye AET’ye 1959 da başvurmuştur.

Avusturya 1775 yılında kendi içindeki ticaretten alınan vergileri sıfırlamıştır.

AVRUPA KÖMÜR VE ÇELİK TOPLULUĞU: 1951 Paris sözleşmesi. Fransa, Almanya,Belçika, Hollanda,İtalya ve Lüksemburg

Atom Enerjisinin barışçıl kullanılması ile ilgili EURATOM kuruldu (25 Mart 1957)

Topluluk, Türkiye’nin katma protokol hükümlerinden doğan işgücünün serbest dolaşım hakkının yürürlüğe girmesini 1 Aralık 1986 tarihinde durdurmuştur

Tüketim etkisi : Gümrük Birliği sonucu birlik içinde pahalıya üreten üye ülkeden ve ortak gümrük tarifesi sonucu ürünleri pahalıya gelen Birlik dışı ülkelerden yapılan ithalat ve buna bağlı üretim ve tüketimin azalmasına denir

 

Türkiye’nin gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere AB’nin uyguladığı otonom tarife tavizlerini içeren genelleştirilmiş tercihler sistemine uyumu da GB kapsamındaki ürünler bakımından 1 Ocak 1998 tarihinde tamamlamıştır

Türkiye’nin Gümrük Birliği öncesinde en önemli dış ticaret ortağı AVRUPA BİRLİĞİ dir

 “72 milyon nüfusa sahip dünyanın 16. büyük ekonomisi olan bir devlet, bu gümrük birliği ile devam edemez yorumunu yapan Prof. Haluk Kabaalioğlu dur

 

Ölçek ekonomilerinden yararlanılması, belirsizliklerin azalması ve yoğunlaşan rekabetin, verimliliği artırması Yatırımları özendirici etkisi yaratır

Türkiye, katma protokolün yürürlüğe girmesinden sonra ikinci gümrük indirimini 1 Ocak 1976 tarihinde gerçekleşmiştir

 

Teknoloji ve ekonomik yapı değişmeksizin, Birlik içinde kaynakların yeniden dağılımı şeklinde ortaya konan etkilere Gümrük Birliğinin statik etkileri denir

Ortaklık Konseyi, gümrük birliğinin işleyişi ile ilgili alanlarda Türk mevzuatının topluluk mevzuatıyla sürekli uyumu ilkesini hayata geçirmek için Gümrük Birliği Ortak Komitesi tesis edilmiştir.

 

Ticaret yaratıcı etki : Üretim kazancı + tüketim kazancı ndan oluşur

Katma Protokol 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmiştir

Türkiye-AB ortaklığının en yetkili organı olup temel görevi;

Ankara Antlaşmasının uygulanmasını sağlamakla görevli organ ORTAKLIK KONSEYİ dir

Ankara Ticaret odası GB’ni en fazla eleştiren odalardan biridir.

TÜRKİYE – AB GÜMRÜK BİRLİĞİNİN ORGANLARI

Gümrük İşbirliği Komitesi

Gümrük Birliği Ortak Komitesi

Gümrük Birliği Öncesi ve Sonrası Mali İşbirliği

AVRUPA BİRLİĞİ 3.ÜNİTE KISA NOTLAR

AB’nin imzaladığı bazı ortaklık anlaşmaları, ortaklık ilişkisi kurma yoluyla ülkeleri AB üyeliğine hazırlamak amacıyla yapılmıştır

EN ÇOK KAYIRILAN İLKE :  bir ülkeye sağlanan kolaylık ya da verilen taviz, ayırım yapılmadan bütün diğer üye ülkelere de aynen geçerli kılınmalıdır. (GATT’ın ilkelerinden biridir.)

Türkiye ile AET Arasında Bir Ortaklık Yaratan Anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da imzalanmış, 1 Aralık 1964 de yürürlüğe girmiştir. (ANKARA ANLAŞMASI )

AB’nin ortaklık anlaşmalarının temel özellikleri

Roma Anlaşmasının 238. Maddesine dayanır.

En çok kayırılan ülke uygulaması yaratır.

Yakın bir ekonomik ve siyasi işbirliği niyeti taşır.

Taraf olan ülke ile AB arasında ayrıcalıklı ilişki yaratır.

 

Ortaklık İlişkisinin Temel Organı: Ortaklık Konseyi dir

Ortaklık Konseyi’nin çalışma yöntemi ve koşulları Brüksel’de 1 Aralık 1964 tarihinde gerçekleşen toplantıda kabul edilen İç Tüzük ile belirlenmiştir

Ortaklık Konseyi iç tüzüğü yapar, kararlarını oy birliği ile alırlar, başkanlık 6 ‘şar aylık dönemlerde yapılır, kararlar bağlayıcıdır,

Ortaklık komitesi yardımcı organdır 1964 yılında kurulmuştur.  Karar alma yetkisi yoktur, konsey toplantılarının gündemini hazırlar, teknik sorunlar ile ilgili incelemeler yapar.

Türkiye 11-12 Aralık 1999 Helsinki Zirvesinde aday ülke kabul edilmiştir.

Türkiye için ilk Katılım Ortaklığı Belgesi 8 Mart 2001 de AB Bakanlar Konseyi tarafından onaylanmıştır.

8 alt komitenin koordinasyonu Avrupa Birliği tarafından sağlanmaktadır.

1-Tarım ve hayvancılık 5-Yenilik
2-İç Pazar ve Rekabet 6-Ulaştırma
3-Ticaret Sanayi AKTC

Ürünleri

7-Bölgesel Kalkınma, İstihdam, Sosyal

Politika

4-Ekonomik ve Mali İşler 8-Gümrükler, Uyuşturucu Kaçakçılığı, Para aklama

 

Karma parlamento 17 Eylül 1965 de kurulmuştur. Kuruluş amacı, Avrupa parlamentosu ve TBMM arasında Ankra anlş. Çerçevesinden geliştirilen işbirliği ve temasları kolaylaştırmaktır. Eş başkanlık esası ile yönetilir , kararlar oy çokluğu ile alınır.

 

Ortaklık  Danışma Komitesi (karma istişare komitesi ) 16 Kası 1995 de kurulmuştur. Amacı Türkiye – AB arasında işbirliğini güçlendirmek, sosyal ve ekonomik diyalogun kurumsallaşması

Komite’nin Türkiye kanadı sekretaryası (TOBB) tarafından yürütülmektedir.

Türkiye tarafından Komiteye katkı TOBB, TZOB, TİSK, TESK, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen tarafından sağlanmaktadır

 

Gümrük İşbirliği Komitesi 15 Aralık 1969 da kuruldu. Teknik bir komitedir.

 

Gümrük Birliği Ortak Komitesi Türkiyenin AB mevzuatıyla sürekli uyumlaştırılması amacıyla Gümrük Birliği Ortak Komitesi (GBOK) adında yeni bir yardımcı organ kurulmuştur.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi ile Genel Sekreterliğe bağlı 7 daire başkanlığından oluşur.

Avrupa Birliği Genel Sekreteri, büyükelçi düzeyindeki Dışişleri Bakanlığı memurları arasından atanmaktadır.

 

1 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması çerçevesinde Avrupa Dış İlişkiler Servisi kurulmuştur.

Roma Antlaşması ve Avrupa Birliği Antlaşmasını tadil eden anlaşma Lizbon Antlaşmasıdır.

AB kurumları ile Ortaklık İlişkisinin kuruluşlarının birbirinden ayrılması ilkesine Kurumsal yapının özerkliği denir

Türkiye mevzuatının ortak ticaret politikasına uyumlaştırmasmı sağlamak amacıyla kurulan yardımcı organa Gümrük Birliği Ortak Komitesi denir

Aday ülke ile AB Komisyonunun ortaklaşa yürüttükleri Topluluğa katılacak olan ülkenin ulusal mevzuatının AB Müktesebatı ile karşılaştırıldığı ayrıntılı inceleme sürecine TARAMA SÜRECİ denir

Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve sosyal ve ekonomik diyaIoğun kurumsallaşması amacını taşıyan Türkiye-AB organı Ortak Dayanışma Komitesidir

AB içinde sanayi mallarında gümrük birliği 1 Ocak 1968 tarihinde gerçekleştirilmiştir

gümrük birilği kapsamında Türkiye’nin uyum sağlamak zorunda olduğu AB mevzuatları

Kamu ihaleleri

Malların serbest dolaşımı

Ortak gümrük tarifeleri

Devlet yardımları

                        AVRUPA BİRLİĞİ 4.ÜNİTE KISA NOTLAR

Türkiye’nin adaylığı 1999 Helsinki Zirvesi’nde ilan edilmiştir

Brüksel Zirvesinde liderlerin gündemindeki konular;

*Genişleme

*Terörizm

*2007-2013 mali çerçevesi

*AB Uyuşturucu Stratejisi

*Dış İlişkiler

Brüksel Zirvesi sonunda

Hırvatistan’ın da Nisan 2005’te katılım müzakerelerine başlayacağı belirtilmiştir. Türkiye için ucu açık müzakereler ifadesi kullanılmış

AB kurumları ise ucu açık ifadesi sadece Türkiye için değil diğer yeni aday Hırvatistan ve potansiyel aday olan Batı Balkan Ülkeleri (Bosna Hersek, Kosova, Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk, Makedonya,) için de günü geldiğinde geçerli olacağının altını çizmişlerdir.

Müktesebat: AB’nin kuruluşundan itibaren geçirdiği değişim ve gelişim boyunca kabul edilen ve tüm üye ülkeleri bağlayan ortak hukuki metinlerin tümüne verilen addır.

Katılım müzakereleri 35 fasıl altında toplanmıştır, son iki fasıl diğer fasıllarda müzakereler tamamlandığında müzakere edilmeden sonuçlandırılır. Fasıllar ve kısa içerik tarifleri aşağıdaki gibidir

İlerleme Raporları

AB’nin aday ülkenin genel olarak siyasi ve ekonomik kriterlerde ve özel olarak her müktesebat faslında bir yıl içinde kat ettiği yolu değerlendirdiği belgedir.

Kısa vadeli hedeflerin 1-2 yıl içerisinde, orta vadeli hedeflerin 3-4 yıl içerisinde yerine getirilmesi beklenir.

AB Genel Sekreterliği 4 Ocak 2010 tarihinde “Türkiye’nin Katılım Süreci İçin Avrupa Birliği Stratejisi”ni uygulamaya başlamıştır.

Ocak 2010’da ABGS’ nin öncülük ettiği “Avrupa Birliği İletişim Stratejisi” oluşturulmuştur.

Avrupa Komisyonunu AB’nin hükümeti gibi düşünebiliriz, en önemli rolü oynayan kurum Genişleme Genel Müdürlüğüdür.

Avrupa Parlamentosu ; Dış İlişkiler Komisyonu vasıtasıyla müzakere sürecini denetler. AB bütçesini onayladığı için aday ülkelere verilen katılım öncesi mali yardımın da dolaylı denetçisidir

Konsey ; Genişleme Politikası’nın nihai karar vericisidir

Türkiye’nin Müzakere Çerçeve Belgesi 29 Haziran 2005’te yayımlanmıştır

Türkiye için Katılım Konferansı 3 Ekim 2005, Lüksemburg da yapılmıştır.

Tarama Süreci (Screening) ; Müzakerelerin ilk ayağını tarama süreci oluşturur

 

Türkiye’de tarama süreci 20 Ekim 2005 tarihinde başlamıştır.

Türkiye müzakerelere fiilen başlayabilmek için Brüksel Zirvesi’nde AB tarafına iki taahhütte bulunmuştu.

1-yeni ceza yasasının yürürlüğe girmesi,

2- gümrük birliğini AB’nin 10 yeni üye ülkesine de uygulanacağını belirten bir ek protokolün imzalanması ve daha ileri bir tarihte onaylanmasıydı.

2005 yılı içinde bu iki taahhüt yerine getirilmiş ve müzakereler bu sayede başlamıştı ancak Türkiye, ek protokolün TBMM’de onay sürecini Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetini tanımıyor olmasını ve KKTC üzerindeki izolasyonların sürmesini öne sürerek gerçekleştirmedi.

1963 yılında Ankara Anlaşması’nın imzalanmasından 1995 yılında AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği kararına kadar Türkiye mali protokoller aracılığı ile çoğu kredi niteliğinde olmak üzere yaklaşık 1 milyar avro destek almıştır

IPA fonları geri dönüşsüz hibelerdir ve aday ülkenin resmî kurum ve kuruluşları vasıtasıyla dağıtılırlar ( IPA ;Avrupa Birliği’ne aday olan ülkelere yapılan mali desteğe verilen genel addır)

IPA’ nın beş bileşeni vardır:

1-Kurumsal Kapasite Geliştirme,

2-Bölgesel ve Sınır Ötesi İşbirliği,

3-Bölgesel Kalkınma,

4-İnsan Kaynaklarının Gelişimi,

5-Kırsal Kalkınma

Her üye ülkenin AB nezdindeki temsilcisi olan büyükelçilerden oluşan AB kurumuna Daimi Temsilciler Komitesi denir

Başlıca AB müktesabatı başlıkları

AB’nin kurucu antlaşmaları

Adalet ve İçişleri çerçevesinde kabul edilen ortak hareket planları, konvansiyonlar

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı İçtihatı (ATAD)

Birlik faaliyetlerine ilişkin olarak imzalanan anlaşmalar

Türkiye’nin ve diğer ülkelerin adaylığı ile ilgili en önemli rolü oynayan kurum Genişleme Genel Müdürlüğü dür

AB ile müzakereleri tamamlandığı halde üye olmayan tek ülke NORVEÇ tir

İzleme ve Yönlendirme Komitesinde yer alanlar

Baş Müzakereci

Dışişleri Bakanlığı

Başbakanlık

Devlet Planlama Teşkilatı

1999 Helsinki Zirvesinde Türkiye’nin adaylığının ilan edilmesinin ardından üyelik müzakerelerinin eşgüdümü amacı ile 2000 yılında AB GENEL SEKRETERLİĞİ (ABGS) kurulmuştur.

Türkiye’nin müzakere çerçeve belgesi 29 Haziran 2005 de yayınlanmıştır

AB’nin bloke ettiği fasıllar

Malların serbest dolaşımı

Hizmet sunma serbestisi

İş kurma hakkı

Balıkçılık politikası

Türkiye’de tarama süreci 20 Ekim 2005 de başlamıştır

Türkiye’nin müzakerelerde kaydettiği ilerlemeyi yerinde takip etmek üzere Komisyonun diğer aday ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de bulunan temsilciliğine AB TÜRKİYE DELEGASYONU denir

AB’ye üye ülkelerde Türkiye’nin üyeliği konusunda oluşmuş ön yargılarla mücadele etmek ve kamuoyunun AB projesini tanıyarak sahiplenmesini AB İLETİŞİM STRATEJİSİ sağlar

 

 

 

 

Müzakereleri Yürüten Kurumlar

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Baş müzakerecilik ve AB Bakanlığı

Müzakere sisteminin ana yapısını “İzleme ve Yönlendirme Komitesi” oluşturur.

AB Bakanlığının baş müzakereci görevi de tüm bu birimlerin çalışmalarının eşgüdümünün sağlanmasıdır.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu başında büyükelçi statüsünde bir diplomat bulunur

AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

  1. ÜNİTE

*Avrupa bütünleşme süreci; Derinleşme ve genişleme olmak üzere iki temel hareket noktası üzerinde gelişmektedir.

*Derinleşme; Avrupa Birliği’nin yetkili olduğu konular kapsamına yeni konuların dahil edilmesi ve bu konularda giderek nitelikli çoğunlukla karar alma esasının hakim olmasıdır.

*Genişleme; Avrupa Birliği’ne yeni devletlerin üye olarak katılmasıdır.

*Katılma süreci; Aday devletten uyması beklenen bir takım siyasi, ekonomik ve hukuki üyelik kriterleri içeren süreçtir.

*Avrupa Birliği’nin aday ülkelere uyguladığı üyelik kriterlerini zaman içinde değiştirmesinin temel nedenleri; Uluslararası sistemin yaspısal değişimi, Avrupa Birliği’nin değişen koşulları, Katılma sürecine giren devletlerin taşıdığı farklı niteliklerdir.

*Roma Antlaşması; 1957 yılında imzalanan 1958 yılında yürürlüğe giren Roma Antlaşması’yla Avrupa Kömür Çelik Topluluğu’ndan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na geçiş gerçekleştirilmiştir. Roma Antlaşmaları iki ayrı antlaşmadır. İlki Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran antlaşma, ikincisi Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nu kuran antlaşmadır. Bu antlaşmalardan ilkine daha sıkça atıf yapılır ve bu bağlamda sadece Roma Antlaşması dendiği zaman genelde Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran antlaşma işaret edilir.

*Maastricht Antlaşması; Avrupa Topluluklarından Avrupa Birliği’ne geçiş 1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Antlaşmasıyla gerçekleştirilmiştir. Maastricht Antlaşması Avrupa bütünleşme sürecini Soğuk Savaş sonrası döneme hazırlayan çok önemli bir dönüşümü gerçekleştirmiştir. Maastricht Antlaşmasınla Avrupa bütünleşme siyasi kimliği öne çıkan bir uluslarüstü aktör niteliği kazanmıştır. Maastricht Antlaşmasının getirdiği Avrupa Vatandaşlığı, Avrupa Ekonomik Parasal Birliği, Avrupa Ortak dış ve Güvenlik Politikası, Avrupa Parlamentosu’nun artan gücü Maastricht Antlaşmasının bu yolda getirdiği yeni düzenlemelerden bazılarıdır.

*Lizbon Antlaşması; 1 Aralık 2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması, Avrupa bütünleşmesinde hukuki nitelik değişikliği yapan önemli antlaşmalardan sonuncusudur. Lizbon Antlaşmasıyla Avrupa Birliği ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu hukuken birbirinden ayrılmış ve Avrupa Topluluğu da Avrupa Birliği içinde eriyerek hukuki varlığını sona erdirmiştir.

*Not; Ankara Antlaşması ile Türkiye’nin tam üye olabilirliği tanınmıştır. Türkiye’nin tam üyelik hakkını teyit eden bir diğer hukuki belge de, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’nin tam üyelik başvurusu sonrasında bu konuya ilişkin olarak Konseye sunduğu “görüş” tür. Türkiye – Avrupa Birliği ilişkilerinde, Türkiye’nin tam üyelik hakkı hukuken ne bir biçimde tanınmıştır ve Türkiye 1987 yılında yaptığı tam üyelik başvurusuyla bu hakkını kullanabilmiştir.

*Ankara Anlaşması; Türkiye ve Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 12 Eylül 1963’te Ankara’da izmalanmıştır. Anlaşma; bir Geçici Protokol, bir Mali Protokol ve Son Senet ile birlikte Aralık 1964’te yürürülüğe girmiştir. Hazırlık, Geçiş, Son dönem.

*Ankara Anlaşması’sın temel hedefi; Preambul’ünde “Türk halkı ve Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde bir araya gelmiş haklar arasında, gittikçe daha sıkılaşan bağlar kurmak” biçiminde ifade edilmiştir. Sözü edilen bağların ulaşacağı en son nokta ise tam üyeliktir. Nihai hedefi Türkiye’nin topluluğa tam üyeliğidir.

*Preambul; Antlaşma yada anlaşmaların başında, maddelerinden önce yer alan ve yapılan antlaşmanın anlam ve önemini vurgulayan kısmı ifade eder.

*Tam üyelik başvurusu; 14 Nisan 1987 yılında Türkiye Avrupa Topluluğuna tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Bu tarihte Türkiye ortaklığın neredeyse hiçbir hedefini yaşama geçirememiştir. 18 Aralık 1989’da Komisyon yapılan başvuru için görüş (avis) hazırlamıştır ve tam üyelik önündeki engelleri saymıştır. Bunlar; çevresel (harici), ekonomik ve siyasal koşullardır.

*Çevresel (Harici) Koşullar; Topluluğun iç dinamiklerinden kaynaklanmayan, tümüyle dış gelişmelerin belirleyiciliği nedeniyle şekillenen faktörlerdir.

*Avis; Üyelik başvurusunda bulunan bir devlete dair Komisyonun hazırladığı rapordur.

*Ekonomik Koşullar; Türkiye’nin coğrafi ve nüfus büyüklüğünü, kalkınmışlık seviyesinin düşüklüğünü, iş gücü niteliğinin kalitesizliğini ve işsizlik oranının yüksekliğini dile getirmiş ve bu durumdan en çok Avrupa Topluluğunun yapısal fonlarının olumsuz etkileneceğini ifade etmiştir.

*Siyasal Koşullar; Komisyona göre insan hakları, azınlık kimliklerine saygı ve çoğulcu demokrasi konularında Türk siyasal sistemini eleştirmiş ve köklü reformlara ihtiyaç olduğunu belirtmiştir.

*Kopenhag Kriterleri (21 – 22 Haziran 1993);

  • Siyasal Kriterler; Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasını garanti eden kurumların istikrarının sağlanması.
  • Ekonomik Kriterler; İşleyen bir piyasa ekonomisiyle beraber Avrupa Birliği içindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle başa çıkma kapasitesine sahip olmak.
  • Mevzuat Uyumu Kriteri; Siyasal, ekonomik ve parasal birliğin hedeflerine uymak, üyelik yükümlülüklerinin üstlenme kabiliyetine sahip olmak.

*Hazmetme kriteri; Türkiye’nin üyeliğinin, yalnızca Türkiye’nin gereken şartları yerine getirmesine bağlı olmayacağını, Avrupa Birliği’nin kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiğini ifade eden kriterdir.

*Kopenhag kriterleri daha sonra, 1997 Lüksemburg Zirvesi’yle Türkiye için de geçerli hâle gelmiştir.

*Avrupa bütünleşmesinin ivmesinin korunmasında; Avrupa Birliği’nin yeni üyeleri hazmetme (absorbe etme) kapasitesi hem Avrupa Birliği’nin hem de aday devletin genel çıkarı için önemli bir unsur­dur ifadesi kullanılmıştır. Bu paragraftan hareketle Türkiye’nin önüne “hazmetme kriteri2000’li yıllarda çıkartılmaya başlanmıştır.

*Lüksemburg zirve kararları (1997); “Güçlendirilmiş Katılım Öncesi Strateji” başlığını taşıyan Orta ve Doğu Avrupa devletleri için genişleme politikası altında yeni araçlar belirlemiştir. Bu araçlardan ilki “Katılım Ortaklığı”dır. Lüksemburg Zirve Kararları ile Avrupa Konferansı adı verilen yeni bir kurumsal yapı tanımlanmıştır.

*Avrupa Konferansı; Üye ülkelerle Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkeleri bir araya getiren, genişleme politikasına önemli bir biçimde aracılık eden ve Lüksemburg Zirve Kararları’yla tanımlanan kurumsal yapıdır.

*Zirve Kararları Avrupa Konferansı başlığı altında şu koşulları ortaya koymuştur;

  • Aday ülkeler barış, güvenlik, iyi komşuluk için ortak taahhütte bulunmalı.
  • Aday ülkeler Avrupa Birliği’ni kuran ilkelere, sınırların bütünlüğü ve dokunulmazlığına, uluslararası hukukun temel ilkelerine saygı göstermeleri.
  • Aday ülkeler Lahey Uluslararası Adalet Divanının yargı yolunu kullanarak, toprak uyuşmazlıklarını barışcıl yollardan çözümüne bağlı kalmalıdırlar.

*Helsinki Zirvesi (1999); Tam üyelik için aday ülke sayısını, Türkiye’yi de dahil edecek biçimde 13 olarak belirlemiştir.

*Helsinki Zirvesi Kararları’nda; Avrupa Konseyi, Komisyondan Türkiye için de bir “katılım öncesi strateji” hazırlamasını istemiştir. Helsinki Zirvesi Türkiye için Katılım Ortaklığı Belgesi ve Çerçeve Tüzük hazırlamasının önünü açmıştır. Türkiye’nin siyasi olarak üyeliğe hazırlanmasını hefef alan süreç bu zirveyle birlikte başlamıştır.

*Katılım Ortaklığı Belgesi; Türkiye’nin katılım sürecinde yerine getirmesi gereken kısa ve orta vadeli öncelikleri ve yükümlülükleri saptayan belgedir. Türkiye için ilk Katılım Ortaklığı Belgesi 2001 yılında kabul edilmiştir.

*Katılım Ortaklığı Belgesi’nin kısa ve orta vadeli hedeflerinin siyasal kriterleri ışığında Türk hukuk sistemi içinde yapılması gereken değişiklikler şöyle sıralanmıştır;

  • İdam cezasının kaldırılması.
  • DGM’lerin kaldırılması.
  • Ana dilde yayın.
  • Ana dilin öğretilmesi.
  • Ana dilde eğitim.
  • İfade özgürlüğü.
  • Sendika hakları.
  • Yargı reformu.
  • İşkence ve kötü muamele.
  • Sivil – Asker ilişkileri.

*Türk Hükümetleri Helsinki Zirvesi’nden beri devam eden bu süreçte öngörülen siyasi dönüşümün çoğunluğunu yaşama geçirmiştir. Bunun sonucunda ise Türkiye ile 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren tam üyelik (katılım) müzakereleri başlamıştır.

*Avrupa Tek Senedi; Yürürlüğe girmesiyle ve koyduğu hedefler doğruldusunda Topluluk değişim sürecine girmiş, siyasi uyumunu geliştirmek, ekonomik ve parasal birlik alanında ilerleyim iç pazarını tamamlama çabasına girmiştir.

*Avrupa Birliği’nin aday ülkelere uyguladığı kriterlerini zaman içinde değiştirmesinin temel nedenleri;

  • Uluslararası sistemin yapısal değişimi.
  • Avrupa bütünleşme sürecinin giderek derinleşmesi.
  • Avrupa Birliği’nin değişen koşulları.
  • Katılma sürecine giren devletlerin taşıdığı farklı nitelikler.
  1. ÜNİTE

*Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu oluşturan Roma Anlaşması’nın 3/C maddesi, ortak bir pazar kurulmasını kolaylaştırmak amacıyla “üye ülkeler arasında malların, iş­çilerin (kişilerin), hizmetlerin ve sermaye’nin serbest dolaşımının önündeki engellerin kaldırılmasını” hükme bağlamıştır.

*Serbest dolaşım; AB hukukuna göre dört temel haktan oluşmaktadır. Bunlar; açık işlere başvuru hakkı, iş bulabilmek için Topluluk içinde seyahat hakkı, işin yapıldığı ülkede oturma (ikamet) hakkı ile işin sona ermesinden sonra veya emek­lilik durumunda o ülkede oturma hakkıdır.

*AB ülkelerinde ikamet ve çalışma hakkı; Malların, sermayenin, hizmetlerin ve kişilerin serbest dolaşımının mevcut olduğu Avrupa Tek Pazarı’nın temel unsurudur. Çalışma hakkı (istihdam) diğer üye ülkelerde; iş arama, bu amaçla ikamet ve kalma, aile üyeleriyle bir araya gelme haklarını içermektedir.

*Toplulukta işçilerin ve ailelerin serbest dolaşımını temel bir hak olarak ortaya koyan anlaşma Roma Anlaşması’dır.

*İşçilerin serbest dolaşımı; Bireylerin iş olanaklarını geliştirmesine ve iş verenlerin ihtiyaç duyduğu kişileri işe almasına izin verir.

*Serbest dolaşım ile ilgili mevzuat; Mesleki niteliklerin tanınması, vatandaş hakları, işçilerin serbest dolaşımı ve sosal güvenlik politikalarının koordinasyonuna ait hükümleri kapsar.

*Çalışma hakkı (İstihdam); Öteki üye ülkelerde iş arama, bu amaçla ikamet ve kalma, aile üyeleri ile bir araya gelme haklarını kapsar.

*Serbest dolaşım ilk olarak; Göçmen işçiler ve ailelerine Avrupa iş gücü piyasalarına erişimi sağlamak maksadıyla uygulanmaya başlamıştır. Avrupa Tek Pazarı’nın 1992 yılında tamamlanmasıyla bireylerin serbest dolaşımı bütün üye ülkelerde işlerlik kazanmıştır.

*Serbest dolaşım hakkı; İstihdam imkanı, ikamet hakkı ve eşit muamele olmak üzere üç ana unsuru kapsamaktadır.

  • İstihdam İmkanı: AB vatandaşının herhangi bir başka üye devlette iş arama ve istihdam edilme hakkı vardır.
  • İkamet Hakkı: İşçilerin ev sahibi ülkede ikamet ve ailesinin bu ülkeye getirme hakkı vardır.
  • Eşit Muamele: Vatandaşlığa dayalı ayrımcılık yasaklanmıştır.

*Serbest dolaşım hakkı; Kamu kesiminde açık bulunan işler için uygulanmaktadır.

*Avrupa Birliği’nde serbest dolaşım hakkı; Kamu düzeni ve kamu sağlığı nedenlerinden dolayı sınırlanabilir.

*Avrupa Birliği Adalet Divanı 1989 yılında verdiği Gnoener Davası ile “her türlü dil şartının ayrımcı olmaması ve orantılı olması” gerektiğine hükmetmiştir.

*Divan işçiyi, bulunduğu üye devlette asgari ücret için belirlenmiş minimum seviyenin altında olsa bile bir başkasının yönetimi altında gerçek bir işi yüklenmiş olan ve bunun için kendisine bir ödeme yapılan kişi olarak tanımlamıştır.

*AT Kimlik Kartı; Topluluk işçileri için çalışma izin kartı yerine verilmesi öngörülen karttır.

*AB vatandaşlığı; 1992 yılında Maastricht Anlaşması ile kabul edilmiş, Amsterdam Anlaşması (1997) ile vatandaşlığın kapsamı genişletilmiştir.

*AB vatandaşlığı üye ülke vatandaşlarına;

  • Serbest dolaşım ve ikamet hakkı.
  • Yerel seçimlerde olduğu gibi Avrupa Parlamentosu’na seçilme ve oy kullan­ma hakkı.
  • Kendi ülkesinin temsil edilmediği üçüncü ülkelerde bulunan diğer AB üye­si ülkenin temsilciliğinden yararlanma hakkı.
  • Avrupa Komisyonuna şikayet hakkı, Avrupa Parlamentosu ve Ombudsman’a dilekçe hakkını sağlar.

*Altı aydır bir AB ülkesinde oturan diğer üye ülkelerin vatandaşları, karşılılık ilkesi saklı kalmak ve kendi ülkesinde belediye seçimlerinde oy vermemiş olmak şartıyla, bir AB ülkesinde belediye seçimlerinde oy kullanabilirler.

*Katma Protokol; 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

*Türkiye ile AB arasında kişilerin serbest dolaşımının sağlanması Ankara Anlaşması ile öngörülmüştür. Türkiye AB ilişkilerinde işçilerin serbest dolaşımı, Meryem Demirel Kararı’nda da belirtildiği gibi malların serbest dolaşımı gibi değerlendirilmemekte, ikincil bir konumda bulunmaktadır.

*1974 yılından sonra Türk iş gücünün en yoğun bulunduğu Almanya, ülkesine dönecek yabancı işçileri teşvik amacıyla “toplu para ödemesi” uygulamasına başlamıştır.

*1983 yılında Almanya Hükümet Programı’nda, Almanya’da bulunan Türklerin sayısının yarı yarıya indirilmesi hedeflenmiş ve bu alanda Türk işçilerin serbest dolaşımına sınırlamalar getirilmeye başlanmıştır.

*Türk işçilerin serbest dolaşım hakkından faydalanmalarının ana şartı “işçi statüsü”dür. İkinci şart ise; işçinin ev sahibi ülkede düzenli bir iş gücü pazarı’na dahil olmasıdır.

*Katılım Anlaşmaları; 1994’ten sonra AB’ye üyelik başvurusunda bulunan 8 MDA ülkesi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Malta ile 14 Nisan 2003’te Atina’da imzalanmıştır. Türkiye, Bulgaristan ve Romanya aday olup da üye olamamışlardır.

*Katılım anlaşması sonrasında alınan kararlarla Malta için Avrupa Birliği ülkelerinden gelecek işçi girişlerine karşı yedi yıllık deregasyon tanınmıştır.

*MERYEM DEMİREL KARARI; AB Adalet Divanının Türk işçilerinin serbest dolaşımı ile ilgili olarak aldığı ilk karar, Meryem Demirel Kararı’dır.

*SALİH SEVİNCE KARARI; Adalet Divanı, Hollanda’da yaşayan bir Türk işçisinin ikamet izninin bu ülke ma­kamlarınca iptal edilmesi üzerine, konu ile ilgili ikinci önemli kararını almıştır. Sa­lih Zeki Sevince isimli Türk işçisi, Hollanda’da çalışan bir Türk’le evlendikten 9 ay sonra boşanmıştır. Evliliği süresince Hollanda’da çalışan Salih’e Yabancılar Dairesi 11 Eylül 1980’de, 22 Şubat 1979’dan 24 Ocak 1980’e kadar geçerli olmak üzere ve­rilen oturma iznini uzatmayacağını bildirmiştir. Bunun üzerine Sevince, 1979 Ağustos ayında ikamet iznini aldığı Hollanda ma­kamlarına 1980 Eylül ayında yeniden başvurmuştur. Fakat bu istek, iznin verilme­si için gereken aile düzeni ortadan kalktığı için reddedilmiştir. Avrupa Birliği Adalet Divanı, Ortaklık Konseyi Kararlarını Salih Sevince Kararı ile yorumlamayı kendi yetki alanına dahil etmiştir.

*KAZIM KUŞ KARARI; Türk işçilerinin AB üyesi ülkelerde ikamet ve çalışmaları ile ilgili üçüncü karar Ka­zım Kuş davasında verilmiştir. 16 Aralık 1992 tarihli, C-237/91 sayılı Karar’da, 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’na dayanarak AT üyesi bir ülkede yasal olarak bir yıl çalışan bir Türk işçisinin aynı işveren yanında çalışma şartıyla, çalışma izniyle bir­likte oturma (ikamet) iznini de uzattırma hakkına sahip olduğu doğrulanmıştır.

*SEMRA SÜRÜL KARARI; Türk işçilerinin sosyal güvenlik hakları ile ilgili olarak Adalet Divanı Semra Sürül hakkında 4 Mayıs 1999 tarih ve C-262/96 sayılı Karar’ın da AB ülkelerinde yaşayan Türklere uygulanan ayrımcılığa son verilmesini kararlaştırmıştır. Sürül Kararı sonucunda AB’de ilk defa “muamele eşitliği ilkesi” gündeme gel­miştir. Bu bakımdan Karar, Türk işçileri açısından bir ilktir.

*Standstill İlkesi; Mevcut durumun daha kötüye götürülmememsi anlamına gelir. Sözleşme taraflarının, aralarında yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest edinimine yeni kısıtlamalar koymaktan kaçınmalarına ilişkin ilkedir. Albülnasır Savaş Kararı’nda söz konusu ilkeden bahsedilmiştir.

*ABDÜLNASIR SAVAŞ KARARI; ABAD, Katma Protokol (KP)’ün 41’nci maddesiyle ilgili olarak 11 Mayıs 2000 tarih ve C-37/98 sayılı Savaş Kararı’nda, Katma Protokol’ün doğrudan uygulanamayaca­ğını savunanlarının savlarını geçersiz kılmıştır.

*EREN ATABAY / NADİ ŞAHİN KARARI; Eren Atabay/Nadi Şahin Kararı (21 Ekim 2003 tarih ve C -317/01 ve C -369/01 sa­yılı) ile Divan, daha önceki kararları paralelinde ve Türkiye ile imzalanmış Katma Protokol ile Ortaklık Konseyi Kararı’nın geçerliliğini dikkate alarak “hakların geriye doğru kötüleşme­mesi ilkesini” (standstill) bir defa daha onaylamıştır.

*VELİ TÜM / MEHMET DARI KARARI; İki Türk vatandaşının (Veli Tüm ve Mehmet Darı) Birleşik Krallık’a (İngiltere) sı­ğınmacı olarak girdikten sonra Birleşik Krallık göçmen otoritelerine iş kurmak üzere yaptıkları başvuruların ilgili mercilerce reddedilmesi sonucunda açılan da­vada (yerleşme hakkı) idare mahkemesi, Tüm ve Darı’nın lehine karar vermiştir. İçişleri Bakanlığının davayı temyize götürmesi üzerine konu Lordlar Kamarası’na taşınmıştır.

*MÜNİH İDARE MAHKEMESİNİN 10 ŞUBAT 2011 KARARI; Münih İdari Mahkemesi 10 Şubat 2011 tarihinde turistik gezi amacıyla Almanya’ya gelen Türklerin vizeden muaf olduğu­nu onaylamıştır. Mahkeme, akraba ziyaretlerini bu kararın dışında tutmuştur.

*Hollanda Danıştayı’nın verdiği Cahit Yılmaz Kararı’yla; Türk iş adamları ile hizmet sunucularına vize uygulanmayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla Türk işletme sahipleri bu firmaların çalışanlarının hizmet sunmak amacıyla 3 aydan daha kısa bir süreliğine gelmeleri halinde ülkeye vizesiz girme olanağı ortaya çıkmıştır. Hollanda bu karar dahilinde Türkiye’deki işletme sahipleri ve bu işletmelerde çalışanlar için “vize muafiyetini” yürürlüğe koyan ilk Avrupa Birliği üyesi ülkesi olmuştur.

*Schengen Vizesi; Avrupa Birliği’nde vize konusunda toplu bir düzenleme yapmak amacıyla oluşturulmuş anlaşmadır.

*Schengen I Anlaşması; 14 Haziran 1985 tarihinde Lüksemburg’un Schengen kasabasında Fransa, Batı Almanya ve Benelüks ülkeleri arasında imzalanmıştır. Amacı, taraf ülkeler arasında tüm kara, deniz ve hava alanlarındaki sınır denetim­lerini kaldırmak, sığınma ve vize politikalarına ortak bir yaklaşım yoluyla üye dev­letlerin dış sınırlarındaki vize denetimlerinin koordinasyonunu sağlamaktır.

*19 Haziran 1990’da imzalanan Schengen Anlaşması Uygulama Konvansiyonu ile birlikte anlaşma uygulamaya girmiştir.

*Schengen II Anlaşması; Portekiz ve İspanya’nın da anlaşmaya ortak olmasıyla 26 Mart 1995’te yürürlüğe girmiştir.

*Norveç ve İzlanda Avrupa Birliği’ne üye olmamalarına rağmen Schengen Anlaşması’na taraftır.

*Schengen sınırlar kodu; Devlet politikasına ve iç güvenliğe ciddi tehdit gerekçesiyle, üye ülkelerin istisnai ve geçici olarak sınır kontrollerine başvuralabileceğini öngören bir tutumdur.

*2012 yılı itibariyle Schengen düzenlemelerine taraf ülke sayısı 26 tane’dir.

*Türk Vatandaşlarının Serbes Dolaşımına Getirilen Hukuk Dışı Vize Engelei;

  • Türk iş gücünün serbest dolaşımın gerçekleştirilmesine engel olan ve yasal olmayan mühim bir uygulama, AB ülkelerinin Türk vatandaşlarından 1980 Ekim ayından itibaren vize istemeleridir.
  • Yunanistan, Türkiye’ye vize uygulamaya başlayan ilk Topluluk ülkesidir. Daha üye olmadan 24 Nisan 1965’te Türkiye’ye vize uygulamaya başlamıştır.
  • Almanya ve Fransa 5 Ekim 1980, BENELÜKS ülkeleri ise 1 Kasım 1980’den itibaren Türkiye’ye vize uygulamıştır.
  • Türk vatandaşlarına uygulanan vizenin hukuksuzluğunu, Vizesiz Avrupa Raposunda Dr.Wolfgang Voegeli ortaya koymuştur.
  • Türkler için vizesiz Avrupa düşüncesi, ABAD’nın 11 Mayıs 2000 tarihli Abdülnasır Savaş Kararı’yla gündeme gelmiştir.
  • Türk vatandaşlarına serbest giriş hakkı tanınmasına dair yapılacak en etkili mücadele; AB’nin işleyişine dair anlaşmanın 258. Maddesinin ihlal edilmesinden ötürü ortaya çıkan kayıp ve hasar tazminatı için ülkeye dava açmaktır.
  • AB Türkiye’ye karşı BOBON Kriterleri gibi ayrımcılık öngören kriterleri uygulamaktan vazgeçmeli, imza attığı uluslararası hukuk belgelerine sadık kalmalı ve ABAD kararlarının üye ülkelerce uygulanmasını hızlandırmalıdır.

*BOBON Kriterleri; BO: Bizden Olanlar, BON: Bizden OlmayaNlar olarak açıklanan kriterdir.

*2011 İlerleme Raporu; Avrupa Birliği ile müzakerelerde ikinci başlık olan işçilerin serbest dolaşımı alanında yapılan “İşçilerin serbest dolaşımı alanında çok az ilerleme kaydedilmiştir. Bu alandaki Avrupa Birliği müktesebatını uygulayamaya yönelik hazırlıklar erken aşamadadır.” değerlendirmesi bu raporda sunulmuştur.

*Nordik Pasaport Birliği’ne üye olan ülkeler; Norveç, Finlandiya, İsveç, Danimarka ve İzlanda’dır.

 

7.ÜNİTE

*AB’nin bütünleşme süreci; Genişleme, Derinleşme ve Yaygınlaşma olmak üzere üç temel boyutta yürütülmektedir.

*Hırvatistan 2013 yılında AB’ye üye olmuştur. Böylece üye sayısı 28’e yükselmiştir.

*2013 yılı içinde toplam 28 ülke Avrupa Birliğine girmiştir. Birliğin ilk genişlemesi 1973 yılında gerçekleşmiştir. İlk Genişlemede birliğe katılan ülkeler İngiltere, Danimarka ve İrlanda’dır.

*Birliğe 1981’de Yunanistan, 1986’da İspanya ve Portekiz, 1995’te ise Finlandiya, Avusturya ve İsveç’te üye olarak kabul edilmişlerdir.

*Avrupa Birliği’ne yeni üyelerin kabulüyle ilgili ilk yasal değişiklik 7 Şubat 1992’de imzalanan Avrupa Birliği Anlaşması’yla (Maastricht Antlaşması) yapılmıştır.

*Türkiye ve Hırvatistan için üyelik müzakereleri 2005 yılında başlamıştır ve toplam 35 adet müzakere başlığı belirlenmiştir.

*Müzakereler Konsey bünyesindeki Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) ile aday ülkenin belirleyeceği Müzakere Heyeti arasında yürütülür.

*Müzakere Çerçeve Belgesi; Müzakerelerin hangi esaslar üzerinden yürütüleceğinin belirtildiği, müzakarelerin başlamasından önceki son aşamayı oluşturan belgedir.

*Topluluk Müktesebatı; AB’nin mevzuat bütünü olarak adlandırılır.

*COREPER (Daimi Temsilciler Komitesi); Aday ülkenin belirleyeceği müzakere heyeti ile üyelik müzakerelerinin yürütülmesi için Konsey bünseyinde yer alan organdır. AB üyesi ülkelerin AB nezdindeki daimi temsilcilerinden (büyükelçiler) oluşan COREPER, AB Bakanlar Konseyinin gündeminde yer alan konuların hazırlanmasına yardımcı olur. Komisyonun hazırladığı yasa teklifleri ve tavsiyeler öncelikle COREPER tarafından ele alınır, daha sonra ilgili Bakanlar Konseyinde gündem maddesi teşkil eder.

*Genişleme boyutu; AB’nin bütünleşme sürecinin en somut ve en çok görünen, bundan ötürü de kitleler tarafından en çok bilinen ve en çok tartışılan yönüdür.

*Genişleme Strateji Belgesi; Avrupa Komisyonu’nun her yıl ilerleme raporlarıyla beraber açıkladığı, Komisyonun Birlik’in genişlemesi hakkında bir yıllık dönemi kapsayan görüş ve düşüncelerini ifade eden belgedir.

*AB’nin Genişleme Strateji’si üç temel ilkeye dayanmaktadır;

  • Konsolidasyon (consolidation)
  • Koşulluluk (conditionality)
  • İletişim (communication)

*Konsolidasyon ilkesine göre; Komisyon, dikkatli ve planlı şekilde yürütülen katılım sürecinin Avrupa projesine olumlu katkıda bulunduğunu dile getirmektedir.

*Koşulluluk ilkesine göre; Birlik, üyeliğe ilişkin benimsediği kriterlerin aday ülkeler tarafından yerine getirilmesini talep etmekte titiz davranmalı ancak ilerlemeyi ödüllendirmekte de aynı derecede adil olmalıdır.

*İletişim ilkesine göre; Genişleme politikasının sürdürülmesi için geniş halk desteği sağlamak elzemdir.

*Genişleme Strateji Belgeleri; Avrupa Komisyonu’nun her yıl (genellikle Ekim ya da Kasım aylarında) ilerleme raporlarıyla birlikte açıkladığı Genişleme Stratejisi Belgesi, Komisyonun Birliğin genişlemesi hakkındaki bir yıllık dönemi kapsayan görüş ve düşüncelerini içeren bir belgedir.

*1. Genişleme Stratejisi Belgesi – 2005; 9 Kasım 2005’te çıkartılmıştır. Mevcut genişleme gündeminin Balkanları ve Türkiye’yi İçerdiği ancak AB’nin birçok ülkeyi aynı anda üye olarak kabul etmeyi öngörmediği belirtilmiştir.

*2. Genişleme Stratejisi Belgesi – 2006; 8 Kasım 2006’da açıklanmıştır. AB’nin mevcut stratejisi çerçevesinde Birlik’in etkin bir şekilde işlemesi, beşinci genişlemeden ders alınması, genişlemeye ait sorunların ele alınması, aday ülkelere üyelik sürecinde destek olunması ve genişlemenin devamı için kamuoyuna desteğinin sağlanması ana hatlarıyla ortaya koyulmuştur.

*3. Genişleme Stratejisi Belgesi – 2007; 6 Kasım 2007’de açıklanmıştır. Türkiye’den, Ortaklık Anlaşması’na Ek Protokol’ün bütün AB üyesi ülkelere ayrım gözetmeksizin ve tam olarak uygulanması beklenmiştir.

*Ek Protokol; AB – Türkiye ilişkilerinin hukuki temelini meydana getiren 1963 tarihli Ankara Anlaşması’nı, 1 Mayıs 2004’te AB üyesi olan 10 ülkeyi kapsayacak biçimde genişleten nitelikte bir metindir.

*4. Genişleme Stratejisi Belgesi – 2008-2009; 5 Kasım 2008 tarihinde açıklanmıştır. Yargı reformunun sürdürülmesi gerektiğinden bahsedilmiştir.

*5. Genişleme Stratejisi Belgesi – 2009-2010; 14 Ekim 2009’da açıklanmıştır. Türkiye, AB’ye katılım sürecine dair taahhüdünü beyan etmeyi sürdürmüştür.

*6. Genişleme Stratejisi Belgesi – 2010-2011; 9 Kasım 2010 tarihinde Komisyon tarafından açıklanmıştır. Yeni bir sivil anayasanın Türkiye demokrasisini güçlendireceği belirtilmiştir.

*7. Genişleme Stratejisi Belgesi – 2011-2012; 12 Ekim 2011 tarihinde açıklanmıştır. Türkiye’nin ekonomisini, bölgesel rolü ve AB’nin dış politika ve enerji güvenliğine katkısı nedeniyle Türkiye’nin AB açısından önemi tespit edilmiştir.

*AB’nin tüm adaylar için uygulamaya karar verdiği katılım öncesi strateji şu başlıklardan meydana gelmektedir;

  • AB Antlaşmaları
  • Katılım Ortaklığı Belgeleri
  • Ulusal Programlar
  • Katılım Öncesi Finansal Yardımlar (PHARE, ISPA, SAPARD)
  • Topluluk Program ve Ajanslarına Katılım

*PHARE; AB’ye aday olmak isteyen Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinde komünist sistemin yıkılmasının ardından, bu ülkelerin ekonomilerini tekrar yapılandırma çabalarını desteklemek için ilk kez 1989 yılında oluşturulmuş finansal yardımdır.

*Aday ülkelerin üyeliğe giden yolda katılım öncesi stratejileri arasında en önemlisi Katılım Ortaklığı Belgesi’dir.

*Müzakereler, Hükümetler Arası Konferans’ın (HAK) toplanmasıyla başlatılır.

*Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB); Adaylık başvurusu kabul edilen aday ülkeler Komisyon tarafından hazırlanan, üyeliğe giden süreçte kısa ve orta vadede ne yapılması gerektiğini gösteren, bir anlamda yol haritası olarak nitelendirilen belgedir. KOB, Konsey tarafından onaylandıktan sonra AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmaktadır.

*Ombudsmanlık; Kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında yaşanan problemler hakkındaki şikayetleri alan, bu konularda araştırmalar yapan ve problemleri çözmekte görevlendirilmiş bağımsız bir kamu otoritesidir. Kamu denetçisi olarak da adlandırılır.

*Ulusal Program; Aday ülkelerin Katılım Ortaklığı Belgesi’ne karşılık olarak hazırladıkları, adaylık sürecinde kısa ve orta vadede gerçekleştirilecekleri bütün çalışmaları detaylı bir takvim ve mali kaynaklarla ortaya koyan programdır. Üye ülkeler hazırlar.

*“Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı19 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmıştır.

*Türkiye’ye resmi adaylık statüsü; 10 – 11 Aralık 1999 yılında Helsinki’de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Zirve Toplantısı’nda verilmiştir.

*Türkiye; 24 Temmuz 2008’de ikinci ve 31 Aralık 2008’de ise üçüncü ulusal programını açıklamıştır.

*İlk Ulusal Program’da; Siyasi ve idari yapının reformlarına ait çalışmaların 2001 yılında hızlandırılacağı, demokrasi ve insan hakları alanlarındaki reform sürecinde öncelikle Anayasa’nı’ gözden geçirileceği ve Avrupa Birliği müktesebatına uyum çalışmaları düzenli bir biçimde değerlendirileceği yer almıştır.

*İkinci Ulusan Program ise; Altı ana bölümden oluşan ikinci ulusal programda yer alan hususlar ile VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı arasında uyum sağlanmıştır.

*Üçüncü Ulusal Program ise; Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde dört ana başlıkta (giriş, siyasi kriterler, ekonomik kriterler ve üyelik yükümlülüklerini üstlenme yeteneği) gerçekleştirilmesi beklenen çalışmaları kapsar.

*İlerleme Raporları;

  • Gündem 2000’in genişleme açısındanberaberinde getirdiği en önemli yeniliklerden birisi de, aday ülkelerin müzakere süreci bitinceye kadar Kopenhag Kriterleri’ni hangi ölçüde karşıladığını tespit etmek amacı ile Komisyonun İlerleme Raporları yayımlamaya başlamasıdır.
  • İlerleme Raporları, aday ülkenin Kopenhag Kriterleri’ni karşılama sürecinde yararlanabileceği bir rehber özelliği taşır.
  • Türkiye’ye ilişkin ilk ilerleme raporu ve diğer aday ülkelere ait ilerleme raporları, Ekim 1998 yılında Avrupa Birliği Konseyine sunulmuştur.
  • Türkiye için 1998 yılında yayımlanan ilk ilerleme raporu’ndan, 2012(Dahil) yılına kadar toplam 15 adet ilerleme raporu yayımlanmıştır.

*1998 İlerleme Raporu;

  • Komisyon tarafından açıklanan Türkiye’ye ait ilk ilerleme raporu’dur.
  • DGM’lerin yapısı ve işleyişi eleştirilmiştir.
  • Türkiye’nin demokratik yapısı ve MGK’nın konumu sorgulanmıştır.
  • İşkence olaylarına değinilmiş.
  • Kıbrıs Sorunu’nda adil bir çözüm bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
  • Türkiye, Kopenhag siyesi kriterleri açısından en ağır eleştirilere tabi tutulmuştur.

*1999 İlerleme Raporu;

  • Konsey, Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’ni hala karşılamadığını ifade etmiştir.
  • Komisyon bu raporda, Konseye artık Türkiye’nin aday ülke ilan edilmesini tavsiye etmiştir.

*2004 İlerleme Raporu;

  • Türkiye ile müzakerelere başlanabileceği sonucuna ulaşmaktadır.
  • Ocak 2004’te ölüm cezası (idam) her koşulda kaldırılmıştır.
  • Ağustos 2004’te MGK Genel Sekreterliği’ne ilk kez bir sivil atanmıştır.
  • Sivil – Asker ilişkileri uyumlu hale getirilmiştir.

*2011 İlerleme Raporu;

  • Yargı alanında ilerlemeler kaydedilmiştir.
  • Kıbrıs konusunda Türkiye hala yükümlülüklerini yerine getirememiştir.
  • Avrupa Konseyi üyeleri arasında en yüksek seçim barajına (%10) Türkiye sahiptir.
  • Basın özgürlüğü, İfade özgürlüğü, Hukukun üstünlüğü ve Yargının işleyişine bolca yer verilmiştir.

*2012 İlerleme Raporu;

  • Siyasi reformlar.
  • AB hukukuna uyum, vize, göç, enerji ve terörle mücadele konuları ele alınmıştır.
  • Kadına yönelik şiddetin önelenmesi.
  • Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı.
  • Ombudsman kurumuna dair yapılan düzenlemeler raporun olumlu yönlerini oluşturmaktadır.
  • Raporda Türkiye’nin ekonomik performansından övgüyle bahsedilmiştir.
  • %10’luk seçim barajı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından da Türkiye eleştirilmiştir.

8.ÜNİTE

*Ortak Üyelik; AB’ye tam üyelik statüsünün dışında, AB ile ortak üye ülke arasında ileri ekonomik ve siyasi bütünleşmenin sağlandığı bir statüdür.

  • 12 Eylül 1963’te Türkiye ile AET arasında bir ortaklık yaratan “Ankara Anlaşması” imzalanmıştır.
  • Ankara Anlaşması’nda ortak üyelik için; Hazırlık, geçiş ve son dönem olmak üzere üç dönem öngörülmüştür.

*Hazırlık dönemi; Ankara Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği 1 Aralık 1964 tarihinde başlayıp, 31 Aralık 1972 tarihinde sona eren hazırlık döneminde Türkiye ekonomisinin “Gümrük Birliği”ne hazırlanması öngörülmüştür.

*Geçiş dönemi; 1 Ocak 1973’te başlayan geçiş dönemi Türkiye’nin gümrük birliği yükümlülüklerini üstleneceği dönemdir. Geçiş döneminde Türkiye, 14 Nisan 1987 yılında AB’ye tam üyelik başvurusunda bulunmuştur.

*Son dönem; 1 Ocak 1996 tarihinde son döneme girilmiştir. Türkiye’nin bu dönemden beklentisi; AB’nin Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile başlattığı beşinci genişleme sürecine katılmaktır.

*Türkiye İçin Avrupa Stratejisi; Türkiye, 1997 Lüksemburg Zirve Toplantısı’nda sunulmuş olan, tam üyeliğe alternatif olarak geliştirilen stratejidir. Türkiye için Avrupa Stratejisi, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliğinin derinleştirilmesi ve genişletilmesi esasına dayanmaktadır.

  • Helsinki Zirve Toplantısı’nda Türkiye tam üye adayı olarak edilmiş.
  • 2004 Brüksel Zirve Toplantısı’nda Türkiye’nin Kopenhag Siyasi Kriterleri’ni yerine getirdiği açıklanmış ve Türkiye ile tam üyelik müzakereleri 3 Ekim 2005 yılında başlatılmıştır.
  • Tam üyelik müzakereleri ucu açık müzakerelerdir. AB Türkiye’deki reform sürecini memnuniyetle karşılamıştır. Komşu ülkerlerle olan sorunlara Uluslararası Adalet Divanı’nda çözüm aranacaktır.

*Ucu açık müzakere; Tam üyelik müzakerelerinin tam üyelikle sonuçlanacağının kesin olmadığı müzakerelerdir.

*Ekonomik ve Parasal Birliğin Esasları;

  • AB’nin para politikası; Avrupa Birliği Merkez Bankası ve Merkez Bankaları Sistemi tarafından yürütülür.
  • AB’nin Ekonomik ve Parasal Birlik uygulamasının eksik yönü; Ortak bir maliye politikasının olmamasıdır.
  • Para Birliği’nin iki temel bileşeni; Döviz kuru birliği ve sermaye piyasası bütünleşmesidir.

*Ekonomik ve Parasal Birliğin Fayda ve Maliyeti;

*Faydalar;

  • Üye ülkelerin döviz rezervlerinin ortak bir havuzda toplanması.
  • Dövize olan ihtiyaç azalacaktır.
  • Dolara olan bağımlılık azalacaktır.
  • Finansal yönetim maliyetleri azalacaktır.

*Frankel ve Rose’a göre; Para birliği birlik içi ticareti, diğer ülkeler ile ticaretin azalması pahasına arttırmaktadır.

*Maliyeti;

  • Ülkeler ulusal paralarından vazgeçerek, ulusal para politikalarını bağımsız olarak yürütme imkanını ortadan kaldırır.
  • Para birliğine üye olan ülkenin ulusal merkez bankasının para politikası üzerinde olan yetki ve gücü elinden alınır.
  • Para birliğinin maliyeti; Mundell, McKinnon ve Kenen tarafından ortaya atılan optimum para alanları teorisi ile tartışılmaktadır.

*Optimum para alanları teorisi; Bir ülkenin para birliğine üye olması halinde ulusal para politikası ve döviz kurları üzerindeki bağımsızlığını kaybetmesi sebebiyle meydana gelen maliyetleri analiz eden teoridir.

*Bretton Woods Sistemi; İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan, özünde ABD dolarına bağlı sabit kur sistemi olan fakat gerektiğinde küçük kur ayarlamalarına izin veren para sistemidir. Bretton Woods Sistemi, 1970’li yılların başlarında terk edilmiştir.

  • 1969 yılında The Hague Zirve Toplantısın’nda aşamalı bir şekilde Ekonomik ve Parasal Birlik meydana getirme kararı alınmıştır.

*Werner Raporu; 1971 yılında kabul edilen, Ekonomik ve Parasal Birliğin esaslarını ve aşamalarını içeren rapordur.

  • Malların, hizmetlerin, kişilerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlanması.
  • Tek bir para birimi oluşturulması.
  • Ekonomi politikasının AB seviyesinde yürütülmesidir.

*Ancak aynı dönemde yaşanan petrol krizi ve bazı ülkelerin tam üyeliklerinin yaratmış olduğu maliyet ve yükler nedeniyle Ekonomik ve Parasal Birlik gerçekleştirilememiş, onun yerine Avrupa para sistemi hayata geçirilmiştir.

  • 1990’lı yıllara gelindiğinde ise AB tekrar Ekonomik ve Parasal Birlik hedefini gündeme getirmiş ve 1992 yılında Maastricht Anlaşması imzalanmıştır.
  • Avrupa Merkez Bankaları sistemi oluşturulmuş ve Avrupa Merkez Bankası 1998 yılında Frankfurt’ta faaliyete geçmiştir.
  • 2012 yılında tam 27 AB üyesi ülkenin 17 tanesi “Euro Bölgesi”ndedir.

*AB ekonomisini derinden etkileyen kriz, 2007 yılında ABD’de başlayan ve hemen diğer ülkelere de yayılan ekonomik krizdir.

*Euro Bölgesi ekonomisinde %4.1 oranında küçülme yaşanmıştır.

*Yunanistan, İspanya ve İrlanda ülkeleri iflas riski taşıma boyutuna gelmiştir.

*2010 yılında IMF kaynaklı ekonomik kurtarma paketi devreye sokulmuştur.

*Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumuna (USAK) göre; Euronungeleceğine ait üç adet senaryo vardır.

  • Euro Bölgesi’nin yapısal sorunları çözememesi ve dağılmasıdır.
  • Euro Bölgesi’nin tekrardan yapılandırılmasıdır.
  • Euro Bölgesi’nin tekrardan şekillendirilmesidir.

*1 Aralık 2009 yılında yürülüğe giren Lizbon Antlaşması AB’nin tadil antlaşmasıdır.

*Lizbon Antlaşması’nda gerçekleştirilen değişiklikler;

  • Daha demokratik ve şeffaf Avrupa
  • Daha etkin Avrupa
  • Haklar ve değerler, özgürlük, birlik ve güvenlik Avrupası
  • Küresel düzeyde bir aktör olarak Avrupa

*Not; Avrupa Birliği tarihinde ilk defa Avrupa Birliği üyeliğinden çekilme olasılığı Lizbon Antlaşması’yla gündeme gelmiştir.

*Not; Avrupa Birliği’nin Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’dur.

*Avrupa Birliği oluşumundan günümüze kadar toplam beş adet genişleme süreci olmuştur.

*AB’nin beşinci genişleme sürecine Aralık 1999 Helsinki Zirvesi kararları ile Türkiye de katılmıştır. Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Güney Kıbrıs ve Malta 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ne tam üye olmuştur. Söz konusu on ülkenin tam üyelikleri beşinci genişleme sürecinin ilk dalgasını oluşturmuştur.

*2012 yılı itibarıyla, beşinci genişleme sürecinin üçüncü dalgasında Türkiye’nin yanı sıra, 2005 yılında gerçekleştirdiği tam üyelik başvurusu ile Makedonya, 2008 yılında gerçekleştirdiği tam üyelik başvurusu ile Karadağ ve 2009 yılında gerçekleştirdiği tam üyelik başvurusu ile İzlanda yer almaktadır.

*Eurobarometer; AB’nin düzenli aralıklarla gerçekleştirdiği kamuoyu yoklamalarıdır.

OKUMALI:  AÖF Suç Sosyolojisi Çıkmış Sorular

İlk yorumu siz yapın

Yorum yapın

E-posta adresiniz başkaları tarafından gözükmeyecektir.