Makro iktisat pratik mülakat notları


MAKRO İKTİSAT

AÇIK POZİSYON:bankaların varlıklarıyla yükümlülükleri arasında ortaya çıkan para uyuşmazlıklarıdır.

ANAYASAL İKTİSAT TEORİSİ:devletin gücü ve yetkilerinin nasıl sınırlandırılabileceğini ve nasıl sınırlandırılması gerektiğini inceleyen bir disiplindir.

ANKES:merkez bankasının emisyona sunduğu banknotlara karşılık olarak kasasında tuttuğu değerler(rezerv).

ANONS ETKİSİ:merkez bankasının reeskont oranı aracılığıyla izlenen para politikasındaki değişiklik sinyalini piyasalara vermesidir.

AYI-BOĞA EĞİLİMİ:borsa piyasalarında fiyatların düşme eğilimi göstermesi durumunda ayı eğiliminin varlığından,tersi durumda Boğa eğiliminden bahsedilir.

BARRO-RİCARDO DENKLİK TEOREMİ:yapılan vergi indirimleri eğer cari gelir artışının sürekli olduğu düşüncesi yaratırsa tüketime dönüşecektir.Bireylerin gelecekteki gelir kaybını cari dönemdeki gelir artışıyla dengeleme düşüncesine denir.

BORCUN PARASALLAŞMASI:vadesi gelen kamu borçlarının para basılmak suretiyle ödenmesi.

COLD TURKEY/ŞOK POLİTİKASI:enflasyonun azaltılması sırasında fiyat artışlarının birden düşürülmesini öngören iktisadi yöntem.

CROWDİNG OUT/mali kalabalıklaşma:devletin kamu harcamalarını finanse etmek amacıyla banka dışı sektörlere tahvil ihraç etmesi neticesinde faiz oranlarının yükselmesine bağlı olarak özel yatırım harcamalarının azalmasıdır.

ÇAPRAZ KUR:farklı milli paraların kurlarının dolar gibi ortak payda üzerinden hesaplanması,yani iki yabancı para biriminin bir başka ülkedeki değerlerini göstermek için kullanılan kur sistemidir.

ÇOĞALTAN:kamu harcamaları yoluyla yapılan yatırımlarda meydana gelen bir artışın kendisinden daha büyük miktarda bir gelir artışına sebep olması.

DEFLASYON:ekonomide üretim artışının azaldığı,fiyatlar genel düzeyinde sürekli düşüşün görüldüğü bir iktisadi bunalımdır.

DEVALÜASYON ETKİSİ:ithal mallarını ulusal para cinsinden ucuzlaştırır.İthal talebini kısıcı ve ihracat hacmini genişletici etkiler doğurur.

DİSPONİBİLİTE ORANI:bankalardaki mevduat ile bu mevduata karşılık bulundurmak zorunda oldukları nakde çevrilebilecek değerler arasındaki ilişkiyi ifade eder.

DOĞAL İŞSİZLİK:friksiyonel ve yapısal işsizlikten oluşur.

DOLARİZASYON:bir ülkenin para sisteminde doların ağırlığının artması neticesinde ülke parasıyla doların yer değiştirmesidir.(1990lı yıllarda ev kiralarının dolarla ödenmesi gibi)

I+G+X=S+G+M  (ŞIRINGA VE SIZINTILAR)

Friksiyonel işsizlik:çalışma hayatına yeni girenlerin veya mevcut işlerini bırakarak yeni iş arayışında olanların işsiz olarak yer aldığı işsizlik türüdür.

GSMH:bir ekonomide bir yılda üretilen nihai mal ve hizmetlerin toplam piyasa değeri.

GÖMÜLEME:kişilerin ellerinde spekülasyon yaparak kar elde etmek amacıyla para tutmaları.

HIZLANDIRAN:tüketim harcamalarında meydana gelen değişmenin yatırımlar üzerinde meydana getireceği etki.

HOŞ OLMAYAN MONETARİST YAKLAŞIM:gelişmekte olan ülkeler kamu kesimi açığını iç borçlanma yoluyla kapatarak parasal genişlemeden kaçınabileceklerini düşünürler.Ancak bir süre sonra iç borç stoku öylesine büyür ki bu stoku eritebilmek için para basmak zorunda kalırlar.Buna denir.

HYSTERESİS HİPOTEZİ:ekonomi geçici bir şokla o andaki denge durumundan uzaklaşabilir.Ancak bir süre sonra şok ortadan kalkınca da artık eski denge durumuna geri dönmez.

İÇERDEKİLER-DIŞARDAKİLER MODELİ:firmalar işsizleri işe alıp istihdam etmek yerine halen çalışmakta olan işçileri muhafaza etmek eğilimindedirler.Çünkü firmalar eski işçileri işten çıkarmanın yenilerini eğitmek için katlanılacak maliyetleri de içereceğini düşünerek elemanlarını değiştirmeyi ve yenilerinin istihdamını pek göze alamazlar.

İMKANSIZ  ÜÇLEME HİPOTEZİ:bir ülke ekonomisin aynı anda hem finansal serbestiyi hem bağımsız para politikasını hem de kursa istikrarı hedefleyemeyeceğini belirtir.

İMKANSIZLIK TEOREMİ:çoğunluk tarafından tercih edilen hallerin 3. bir kişi veya grup tarafından benimsenemeyeceğini,benimsenmesinin ancak grup baskısıyla olabileceğini ileri sürmektedir.

İŞSİZLİK ORANI:cari ücret düzeyinden çalışma gücü ve arzusunda olup da iş bulamayan nüfusun toplam işgücüne olan oranıdır.

KAYDİ PARA:mevduat parası olarak da adlandırılan kaydi para bankalar tarafından kredi işlemleri sonucu yaratılmış olan paradır.

KEYNES ETKİSİ:faiz oranlarında meydana gelen bir gerilemenin toplam taleote meydana getirdği artış.

*klasiklere göre faiz tasaarrufun fonksiyonudur

*keynese göre tüketim cari rell gelirin artan fonksiyonudur.

KIYI ÖTESİ/offshore BANKACILIĞI:ana ülkede bankacılığı düzenleyen yasaların koyduğu kısıtlamalardan kurtulmak amacıyla büyük bankaların yurtdışında kurdukları şube veya ofislerden gerçekleştirdikleri mevduat ve kredi faaliyetleri.

KONJONKTÜREL İŞSİZLİK:iktisadi hayatta görülen dalgalanmalar sonucu ortaya çıkan işsizlik.

KONVERTİBİLİTE:bir ulusal paranın resmi döviz piyasasında başka bir ulusal paraya serbestçe dönüştürülebilmesi.

LİKİDİTE TUZAĞI:ekonomide faiz oranlarının düşebileceği en düşük düzeye inmiş olmasından dolayı para arzını arttırarak faiz oranlarını daha fazla düşürmenin imkansız olduğu durum.

LUNDBERG GECİKMESİ:harcamaların yapılmasıyla üretimde bulunulması arasında geçen zaman.

MANDAL TAKOZ ETKİSİ:nispi gelir hipotezinde gelirde bir artış olunca tüketimde bir artış olacağı ancak gelirde bir azalma olduğunda tüketimde aynı oranda azalma olmayacağı ifade edilir.Tüketimin gelir azalınca gelir artınca arttığından daha az oranda azalması.

MARJINAL İTHALAT EĞİLİMİ:reel GSMHdeki bir tl’lik bir artışın ithalatta kaç liralık bir artışa yol açtığını ifade eder.

MARJINAL TASARRUF EĞİLİMİ:tüketicinin gelirindeki bir br’lik değişmenin tüketicinin tasarruf düzeyinde yaratacağı değişim oranı.

MENFİ TASARRUF:kişilerin elde ettikleri gelirden daha fazlasını tüketmeleri durumu.

METZLER ETKİSİ:piyasa faiz oranlarındaki değişmelere bağlı olarak finansal kıymetlerin değer kazanması ya da değer kaybına bağlı olarak tüketim harcamalarının değişmesi.ÖRN;faiz oranları yükselirse elinde tahvil bulunanların tahvil fiyatları değer kaybedecektir ve bu durumda tüketim azalacaktır.

METZLER GECİKMESİ:üretimde bulunulması ile üretimin satışından sağlanan gelirin yaratılması arasında geçen zaman.

MEVSİMLİK İŞSİZLİK:işlerin niteliğine göre mevsimler itibariyle ortaya çıkan işsizlik.

MONETİZASYON:ticaret bankaları,firmaların ve kişilerin elindeki devlet tahvili ve hazine bonolarının merkez bankası tarafından APİ ile satın alınmasıdır.

*murabaha=tefecilik

MUTSUZLUK ENDEKSİ:enf oranı ile işsizlik oranının toplanmasıyla elde edilir.

OCKHAM USTURASI:iktisadi modellerin incelenmesi sırasında lüzumsuz detayların ihmal edilmesi gerektiğini savunan görüştür.En iyi model gereksiz detayları ihmal eden modeldir.

OKUN YASASI:reel büyüme oranının yüksek olduğu yıllarda işsizlik oranının düştüğünü ,tersi durumda da arttığını saptamıştır.

OTARŞİ:bir ülke ekonomisinin kendi kendine yetebilmesi.Ekonomik döngünün dışa kapalı olması ve kendi ürettiğini tüketmek ile yetinmesi.

PARA ALDANMASI:kişilerin reel gelir düzeyleri değişmediği halde nominal gelir veya fiyat değişmeleri sonucunda yanılarak gerçek tüketimlerini değiştirmeleri

PARA PİYASASASI:bir yıl veya daha kısa süreli borç verilebilir fonları arz edenlerle bu tür kısa süreli fonları talep edenlerin bir araya geldikleri piyasa.

PARKİNSON KANUNU:ücretlerin enflasyon oranının altında kalması durumu.

PETER HASTALIĞI:kamuda liyakatsız kişiler göreve geliyor,bu yüzden devletin ekonomideki faaliyet alanı sınırlandırılmalıdır.

PHİLİPS EĞRİSİ:enflasyon olgusuyla işsizlik arasındaki ilişkiyi incelemiştir.

PİGOU ETKİSİ:fiyatlar düştükçe servetin reel değeri artacağından,fiyatların düşüşü tüketimi artıracaktır.Bu etkiye denir.

PONZİ FİNANSMANI:bir ülkenin mevcut borcunu ödeyebilmek için daha yüksek bir faiz oranından borçlanması.

RASYONEL BEKLEYİŞLER HİPOTEZİ:karar birimleri fiyat düzeyinin gelecekteki değerini,sadece geçmiş değerlerden yararlanarak değil,hükümetin gelecekte izleyeceğini  açıkladığı iktisat politikası dahil medyadaki tüm mevcut bilgilerden yararlanarak tahmin ederler.

ROBERTSON GECİKMESİ:gelirin elde edilmesiyle harcanması arasında geçen zaman

STAGFLASYON:enflasyon ile ekonomik durgunluğun birarada meydana gelmesine veya ekonomik durgunluk sırasında enflasyon görülmesidir.

TAKSFLASYON:yüksek vergi yükü ve yüksek enflasyonun birarada mevcut olduğu dönemlerde ortaya çıkan ekonomik sorundur.

TANZİ ETKİSİ:enflasyonun vergi gelirleri üzerindeki olumsuz etkisi.

TASARRUF PARADOKSU:toplumdaki herkes aynı biçimde hareket eder ve tasarruflarını artırırsa genel gelir düzeyi düşer ve ülke fakirleşmeye başlar.Fazla tasarrufun zararlı olacağından hareket edilmiştir.

TEKNOLOJİK İŞSİZLİK:emek yerine makine kullanılması ve yeni teknolojilerin üretime sokulması nedeniyle ortaya çıkan işsizlik türüdür.

TUNÇ KANUNU:ücretlerin işçilerin asgari geçimlerini sağlayacak düzeyin üstüne çıkması halinde bunun nüfus artışını teşvik edeceğini ve buna bağlı olarak artan emek arzının ücretleri tekrar asgari geçim düzeyine indireceğini öne süren görüş.

ULUSAL RİSK:bir yatırımcının yerleşik olduğu ülke dışında bir ülke menkul kıymetine yatırım yaptığında karşılaştığı risk.

UYARICI BEKLEYİŞLER HİPOTEZİ:karar birimleri bir değişkenin gelecekteki değerine ilişkin bekleyişlerini o değişkenin sadece geçmişteki değerine bakarak ve hatalardan ders alarak belirlerler.

YANSIMA ETKİLERİ:bir ülkedeki ekonomik gelişmelerin uluslar arası ekonomik ilişkiler üzerinden tüm ülkeleri etkilemesine ve ülkeler arasında ortaya çıkan karşılıklı etkileşim.

YAPISAL İŞSİZLİK:ekonomideki sektörel yapı değişiklikleri nedeniyle belirli alanlarda ortaya çıkan talep değişikliklerine uyum gösterilememesi sonucunda ortaya çıkan işsizlik türü.

YAŞAM  BOYU GELİR HİPOTEZİ:bu teori kişilerin çalıştıkları yıllarda emeklilik dönemlerindeki tüketimlerini finanse etmek için tasarruf yapmaları üzerine kurulu teoridir.

ZEMBEREK ETKİSİ:cari fiyat düzeyinde meydana gelen artışlar neticesinde nominal ücretlerde de bir artış meydana gelecektir.Ancak daha sonra cari fiyat düzeyinde bir azalma olduğunda,nominal ücretlerde aynı oranda bir azalma olmayacak ve ücretler eski seviyesine gelemeyecektir.

TOBİN Q TEOREMİ:yatırım kararları verilmesinde sermaye piyasasının rolü üzerinde yoğunlaşır.Şirketler hisselerinin fiyatları yükselirken hisse fiyatlarına tepki olarak daha fazla yeni sermaye üretirler ve yatırımlarını artırırlar.Bu teorideki q ise ,bir firmanın varlıklarının bu varlıkları üretmenin maliyetine nispetle sermaye piyasasında oluşacağı tahmin edilen değerdir.Q değeri 1’e eşit veya küçükse firmalar artık yeni hisse senedi çıkarmayacaktır.

Benzer Yazılar:

Yorumlar 1

  • Devaluasyon tanımında yanlışlık bulunuyor. Devaluasyon, sizin tanımınızda olduğu gibi ithal Mallarını Ulusal Para Cinsinden Ucuzlaştırmaz! Tam aksine ulusal para biriminin değer kaybı neticesinde ithal mallar pahalılaşır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir