Türkiye’de hizmetler sektörü ve gelişimi ders notları


Temel SektörlerdeGelişmeler III: HizmetlerSektörü

HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN KAPSAMI VE TÜRKİYE’DEKİ DURUMU

İngiliz klasik iktisatçısıColin Grant Clarkve Fransız iktisatçısıJean Fourastie’denbu yana ekonomik faaliyetler birincil (primary) sektör olarak tarım, ikincil (secondary) sektör olarak sanayi ve üçüncül (tertiary) sektör olarak hizmetlerşeklinde sınıflandırılmaktadır. BirleşmişMilletler’in (BM) yapmış olduğu ayırıma göre hizmetler sektörü; hükümet hizmetleri, genel kamu hizmetleri, teşebbüsve özel kuruluşların hizmetleri, dinlenme, eğlence ve benzeri hizmetler ile kişiselhizmetleri kapsamaktadır.

Hizmetler Sektörünün Mal Piyasalarından Farkı Genel olarak tarım ve sanayi sektörleri dışında kalan bütün faaliyetler hizmetler sektörü olarak tanımlanabilir.

Hizmetlerin temel özelliklerinden biri, gayri maddi ve görünmez olmalarıdır.

Mal ve hizmetlerin farklı özelliklerinin olması, uluslararası işlemlerin şekillerini de etkilemektedir. Mallarla ilgili uluslararası ticaret, malların bir ülkeden diğer ülkeye fiziki hareketini içerir. Oysa çok az hizmet işlemi sınır ötesi hareketi gerektirir. Sınır ötesi işlemlere örnek olarak telekomünikasyon ile iletilen hizmetler (bankalar aracılığıyla para transferi) veya mal ticareti kapsamındaki hizmetler (bir danışmanın teknik raporu veya bir CD veya DVD’ye yer alan yazılım) verilebilir. Mallar ve hizmetler arasındaki temel farklılıklardan birisi de ülkelerin yerli sanayileresağladığı korumalardır. Mal üreten sanayiler, genelde tarifeler, miktar kısıtlamaları ve diğer sınır önlemleriyle korunmaktadır. Hizmetlerin gayri maddi niteliği ve birçok hizmet işleminin sınır ötesi hareketiiçermemesi dolayısıyla sektör, ulusal düzenlemeler ile korunmaktadır. Bu tür düzenlemeler, yabancı hizmet sağlayıcılarının (bankalar ve sigorta şirketleri) hizmet sunmaları için gerekli şubeleri kurmalarını veya yatırım yapmalarını yasaklayabilir.

Az sayıda hizmet işleminin niteliği tüketicilerin hizmetlerin verildiği ülkeye gitmesini gerektirmektedir. Ülkeleri ziyaret eden turistler veya yükseköğrenim içinbaşka ülkeye giden öğrenciler gibi. Dolayısıyla, bir ülkenin sınırları ötesine fizikigeçişi gerektiren mallara ilişkin uluslararası işlemlerden farklı olarak hizmetler, aşağıdaki hizmet sunumu yollarından birisi veya hepsinin bileşimi ile sağlanmaktadır. Bunlar; hizmetlerin sınır ötesi dolaşımı, tüketicinin ihracatçı ülkeye hareketi,hizmetin sağlanacağı ülkede ticari varlık oluşturulmasıve gerçek kişilerin hizmetvermek üzere başka bir ülkede geçici dolaşımıdırHizmetler ticaretinin büyümesinde elektronik ticaretin (e-ticaret) hızlı gelişiminin etkisi vardır.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO), hizmetler sektöründe yer alan ekonomik faaliyetleri 12 başlık altında ele almıştır. Bunlar; ticari hizmetler, iletişim hizmetleri, inşaatve mühendislik hizmetleri, dağıtım hizmetleri, eğitim hizmetleri, çevre hizmetleri,mali (sigorta ve bankacılık) hizmetler, sağlık hizmetleri, turizm ve seyahat hizmetleri, eğlence, kültür ve spor hizmetleri, ulaşım hizmetleri ve bunların dışındakalan diğer hizmetlerdir.

Türkiye Ekonomisinde Hizmetler Sektörü

Türkiye ekonomisinde hizmetler sektörünün payı yıllar içerisinde artış göstermiştir.1973 yılında hizmetler sektörünün GSYH içindeki payı %44,9 iken, 1980’de oran %48,4’e, 1985’de %55,9’a, 1990’da %52,2’ye ve 2011 yılında %72,5’e yükselmiştir. Hizmetler sektörünün istihdam içindeki payı ise 2011 yılında %55 olmuştur.

Hizmetler alt sektörleri içinde ulusal gelire katkı bakımından en hızlı gelişen alt sektör ticarettir.2011 yılında ekonomik faaliyetlere göre GSYH içinde en büyük pay %72.5 ile hizmetler sektörüne aittir. Sanayi sektörünün payı %19.2, tarım sektörünün payı %8.3 olmuştur.

2012 Yılı Programı’nda hizmetler alanında Türkiye’nin rekâbet gücünün geliştirilmesi,katma değeri yüksek alanların payının ve bu alandaki istihdam seviyesinin yükseltilmesi, hizmet ihracatının artırılması ve çeşitlendirilmesi temel amaç olarak belirlenmiştir.

Küreselleşen dünyada hizmetler sektörünü etkileyen eğilimler arasında hizmetler sektöründe teknoloji kullanımının yaygınlaşması, yeni hizmet alanları ve mesleklerin ortaya çıkması, hizmet sunumunun yaygınlaşması, üretim ve hizmet alanlarının bütünleşmesi ve dış kaynaklardan edinmenin (outsourcing) önem kazanması sayılabilir.

TİCARET SEKTÖRÜ

Türkiye’de ticaret, hizmetler sektörünün en önemli alt sektörlerindedir. Ticaret sektörünün tarım ve sanayi gibi temel sektörlerin yanı sıra diğer hizmet alt sektörleri olan ilişkisi, özellikle üretim ve istihdam açısından önemlidir. Ulusal gelir hesaplarında toptan ve perakende ticaret diğer bir deyişle iç ticaret, ulusal gelire katkı açısından bütün hizmet sektörleri arasında en hızlı gelişen alt hizmet sektörüdür. Turizm sektörünü de kapsayan ticaret alt sektörünün 1970 yılında %11,9 olan ulusal gelire katkısı, 1980’de %16’ya ve 10 yıl sonra %19,1’eçıkmıştır.

Ticaret hizmetleri sektöründe rekâbetçi bir ortamda verimlilik artışının sağlanması, faaliyet hacminin büyütülmesi, teknoloji ve yenilikçiliğin özendirilmesi, KOBİ’lerin rekâbetimkanlarının geliştirilmesi temel amaçtır.

ULAŞTIRMA SEKTÖRÜ

Ulaştırma sektörü, kara, hava, deniz ve demiryolları taşıma faaliyetlerini kapsamaktadır. Türkiye’nin geniş yüzölçümü ve üç tarafının denizlerle çevrili olması, Asya ile Avrupa arasında önemli bir geçiş noktası olması sebebiyle sektörün ekonomideki yeri önemlidir. Osmanlı Devleti zamanında ihmal edilmiş olan sektör, Cumhuriyet Dönemi’nde hızla gelişmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında daha çok demiryollarına, 1950’li yıllardan sonra ise karayollarına önem verilmiştir.

Ekonominin büyümesi ve pazar için üretim yapabilmesi, ulaştırma ile haberleşme hizmet alt sektörlerinin gelişimine bağlıdır.

Türkiye’de yük taşımalarında ağırlık karayollarındadır. Yurtiçi yük taşımalarının %90’nı karayolları ile yapılmaktadır. Ucuz ve güvenli demiryollarının payı %3, denizyollarının payı ise %6,3’tür.

2008 ve 2009 yıllarında seçilmiş bazı ülkelerde bin kilometre yüzölçümü başına karayolu, otoyol ve demiryolu yoğunluğu aşağıdaki tabloda verilmiştir. Türkiye, karayolu, otoyol ve demiryolu yoğunluğu akımından diğer ülkelerin çok geresindedir.

Karayolları ve Ulaştırma

Osmanlı Devleti’nden devir alınan düşük standartlı karayolu uzunluğu 13.900 km’dir. Büyük bir ülke için bu yol miktarı çok düşüktür. Bu sebeple ülkenin bölgeleri ve kentleri birbirinden kopuk kalmıştır. Türkiye’de 1950 yılında DemokratParti’nin iktidara gelmesiyle karayolları yapımı hızlandırılmıştır. 1950 yılına kadar ülkede üstyapılı karayolu uzunluğu 24.200 km’dir.

1950 yılında 5539 sayılı Yasa ile Karayolları Genel Müdürlüğü kurularak devlet yollarının bakım ve onarımından bu kuruluş sorumlu tutulmuştur.

Türkiye’de ulaştırma sektörü yolcu ve yük taşıma esasına göre analiz edildiğinde karayolu taşımacılığının büyük ağırlığı olduğu görülmektedir. 1923 yılında motorlu karayolu taşıtı 19 bin adet iken, bu miktar 1950 yılında 340 bine yükselmiştir. 2000 yılında 8.320 bin adet olan karayolu taşıt sayısı (4.422 bini otomobil) 2011 yılında 15.299 bin adede (7.667 bin adedi otomobil) çıkmıştır.

Karayolları, hem yolcu hem de yük taşımacılığında büyük yük altındadır. Türkiye’de yük taşımacılığının %90’lar düzeyinde karayolu ile gerçekleştiriliyor olması karayollarındaki ağır taşıt trafiğini artırmakta ve bu durum trafik güvenliğini azaltmaktadır.

Demiryolları ve Ulaştırma

Karayollarının hızlı gelişimine karşılık, demiryollarında Cumhuriyet Dönemi’nde önemli bir atılım gerçekleştirilememiştir. Yüksek taşıma potansiyeline ve yük taşımacılığındaki ekonomik olma özelliğine rağmen demiryolu yapımı ve işletmeciliğine gereken önem Cumhuriyetin ilk yıllarında verilmiş fakat daha sonra bu politikaterk edilmiştir.

19’ncu yüzyılda İngiltere’de başlayan demiryolu ulaşımı, Osmanlı Devleti’nde ilk defa İzmir-Aydın hattının (130 km) açılmasıyla gerçekleşmiştir. Bu hattın inşa ve işletme hakkı 1856 yılında bir İngiliz şirketine ayrıcalık olarak verilmiştir.

11 Temmuz 1866 tarihinde 130 km’lik bu ilk hat işletmeye açılmış, bunu 10 Ocak 1867 tarihinde 193 kilometrelik İzmir-Turgutlu hattı izlemiştir. Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalan demiryolları nın uzunluğu yaklaşık 4.136 km’dir. Cumhuriyet Dönemi’nde yabancıların ellerindeki demiryolları 25 Mayıs 1924 tarihinde çıkarılan 506 sayılı Yasa ile millileştirilmişve Anadolu-Bağdat Demiryolları Müdüriyeti Umumiyesikurulmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nde demiryollarının yapımı ve işletilmesi, 31 Mayıs 1927 tarih ve 1042 sayılı Yasa ile kurulan Devlet Demiryolları ve Limanlarıİdare-i Umumiye sineverilmiştir.

29 Temmuz 1953 tarih ve 6186 sayılı yasa ile KİT’e dönüştürülerek TürkiyeCumhuriyet Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi adını almıştır.4 Nisan 1971 tarih ve 1381 sayılı Yasa, TCDD işletmesinin sermayesini 8 milyarTL’ye çıkarmıştır. Türkiye’de 2012 yılında demiryolu ağı 888 km’si hızlı tren hattı, 8.722 km’sikonvansiyonel ana hat ve 2.330 km’si tali hat ve istasyon yolları olmak üzere toplam 11.940 kilometredir.

Denizyolları ve Ulaştırma

Deniz ulaşım hizmetleri, liman ve iskeleler arasındaki her türlü mal ve insan taşınmasını kapsar. Özellikle mal ulaşımında denizde taşıma en ucuz olandır. Özellikle ülkelerarası taşımacılıkta çok avantajlıdır. Bu avantajlarından dolayı günümüzde dış ticarete konu olan malların %80’inin taşınması denizyolu ile yapılmaktadır.Türkiye’de yurtdışı yük taşımacılığında denizyolları, karayollarının ardından ikinci sırada gelmektedir. Ortalama bir hesapla karayolu ile yapılan ulaştırmaya göre deniz ulaştırması 75’e 1 oranında daha ucuzdur.

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili ve büyük oranda suyoluna sahip olmasına rağmen, bu avantajını yeterli ölçüde kullanamamaktadır. Bu durumun iyileştirilmesi, ulaşımın deniz yoluna kaydırılması ülke ekonomisi, emniyetli taşıma ve çevre kirliliği açısından çok önemlidir. Kabotaj: bir ülkenin kendi karasuları içinde kalan deniz çevresini kullanması (ya da kullandırtması) hakkıdır. 1926’dan önce Türk limanları arasındaki yük ve yolcu taşımacılığı yabancıların tekelinde idi.

Kabotaj tekeli, 815 sayılıTürkiye Sahillerinde NakliyatıBahriye (Kabotaj) ve Limanlarla KarasularıDahilindeİcrayı Sanat ve Ticaret Hakkında Kanun ile 19 Nisan1926 tarihinde yasallaştırılmıştır. 1 Haziran 1926 da Lozan Anlaşması’na dayanılarak Türk limanları arasında sadece Türk gemileri eşya ve yolcu taşıma hakkınısahip olmuştur.

Havayolları ve Ulaştırma

Havayolu ile ulaşım 20’nci yüzyılda büyük gelişim göstermiştir. Zaman kavramının giderek önem kazandığı günümüzde havayolları, ulaşım hizmetleri sektöründe stratejik bir öneme sahiptir. Bu özelliğinden dolayı Cumhuriyet’in ilanından 10 yılsonra 20 Mayıs 1933 tarih ve 2187 sayılı yasa ile Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olarak Havayolları Devlet İşletme Dairesi kurulmuştur.

1955 yılında 6623 sayılı Yasa’nın verdiği yetkiyle 01.03.1956 tarihinde yerli veyabancı sermayeli (60 milyon TL sermayesi) Türk Hava Yolları (THY) Anonim Ortaklığıkurulmuştur. Uzun süre hava ulaşımında tekel konumunda olan THY, 1990’lıyılların başlarında özel hava yollarına da ulaşım hizmeti sunma hakkının verilmesiyle tekel olma konumunu kaybetmiştir.

2008 yılında THY, ayrıca Anadolu Jet olarak özellikle iç hat uçuşlarına başlamıştır. Türk Hava Yolları, 2003 yılında 104 olan uçulan nokta sayısını 2012 yılı başında 149 dış, 40 iç hat olmak üzere 189’a çıkarmıştır. Toplam uçak adedi 2012 yılında 179 adettirTürkiye’de başlıca özel havayolu olarak Onur, Pegasus, Sun Ekspres ve Atlas Havayolları iç ve dış hatlarda hizmet sunmaktadır.

Boru Hatları Taşımacılığı

Dünya ekonomisinde ham petrol ve petrol ürünleri taşımasında denizyolları yanında boru hattı taşımacılığı 1960’lardan sonra hızlı bir gelişim göstermiştir. Boru hatlarıiç çapı 30-120 cm olan çelik veya plastik borulardan yapılır. Petrol’ün hareketi sağlamak için boru hatları ile birlikte pompa istasyonları inşa edilir.

Türkiye’de ilk boru hattı 1966’da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından Batman-Dörtyol (İskenderun Körfezi) arasında döşenmiş ve işletmeye açılmıştır. Hat üzerinde ikisi Irak’ta, üçü Türkiye’de beş pompalama istasyonu vardır.Türkiye, Kerkük-Yumurtalık Hattının ikinci bölümünün inşa giderlerinin Irak Hükümeti tarafından üstlenilmesi karşılığında 1986 yılından sonra Musul petrollerinden Lozan Anlaşması uyarınca alması gereken payı, Birinci Özal Hükümeti döneminde Irak ile yapılan anlaşma sonunda bütçeden çıkarmıştır.

Karadeniz petrollerini Akdeniz’e taşıyacak Trans Anadolu Petrol Boru Hattı(TAP) projesinin temeli Adana-Ceyhan’da düzenlenen bir törenle Mayıs 2007’deatılmıştır. Mavi Akım Rusya’dan Türkiye’ye doğal gaz nakletmek için Karadeniz geçişli boru hattıdır. Kazak ve Kafkasya doğal gazını Türkiye’den Avrupa’ya taşıyacak olan NabuccoHattıise projelendirme aşamasındadır. 4646 sayılıDoğalgaz Piyasası Kanunu, 18 Nisan 2001 tarihinde kabul edilerek 2 Mayıs 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Doğalgaz piyasasında, ithal edilen doğal gazın iletimi, dağıtımı ve satışında Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.fi. (BOTAfi) Genel Müdürlüğü’nün, kent içi dağıtımında BOTAfi ve belediye kuruluşlarının 397 sayılı KHK çerçevesinde aldıkları izinler ile oluşturdukları tekellerin kaldırılması,bu yasanın uygulanması ile sağlanacaktır.

HABERLEfiME SEKTÖRÜ

Haberleşme faaliyetleri, ekonominin temel hizmet sektörlerinden biridir. Haberleşmenin etkinliği ile ekonomik gelişme (kalkınma) arasında yakın ilişki vardır. Bu sebeple 1980’li yılların başlarına gelene kadar haberleşme hizmetleri, devlet tekeli olarak yürütülmüştür.

Türk Telekomünikasyon A.fi.’ye ait hisselerin en çok % 49’luk bölümünün devrine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.

Bu yasa çerçevesinde %49’luk hissenin %10’luk bölümünün Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne bedelsiz olarak devredilmesi, %5’lik bölümünün PTT Yardım Sandığı’na, %34’ünün ise özel kesimdeki gerçek ve tüzel kişilere satılması öngörülmüştür. Cumhuriyet Dönemi’nde haberleşme hizmetinin düzenli ve modern bir şekilde yapılması, PTT’nin 13 Temmuz 1953 tarih ve 6154 sayılı Yasa ile bir İDT’ye dönüştürülmesiyle mümkün olmuştur.

Türk Telekom’un %55 hissesinin blok satış yöntemi ile Oger Telekom Konsorsiyumu’na 6.55 milyar dolar ile satışı Temmuz 2005’te gerçekleşmiştir. Telekomünikasyon Kurumu, telekomünikasyon sektöründe adil ve serbest rekâbete dayalı dinamik ve güçlü bir piyasa oluşturmayı, sektör ile ilgili politikalara katkı sağlamayı, tüketici haklarının korunmasını sağlayıcı önlemleri almayı, frekans ve numara gibi kıt kaynakların planlanarak, etkin ve verimli kullanımını sağlamayı amaçlamaktadır.

İNŞiAAT VE MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

İnşaat (construction), emek-yoğun, fazla nitelikli elaman gerektirmeyen, dışa ve ithalata bağımlılığı çok düşük bir sektördür. İnşaat sektörü ile inşaat sanayisini birbirine karıştırmamak gerekir.

İnşaat sektörü, topluma fayda sağlayan her türlü yeraltı ve yerüstü yapıları içine alır. Bu anlamda konut, sağlık, eğitim, spor, ticari ve turistik idari yapıları kapsayan çok geniş bir alt sektördür. İnşaat sektörü, Cumhuriyet’in ilk yıllarında öncelikle demiryolu hatları ve büyük su projeleriyle başlamış ve 1950’lere kadar devam etmiştir. Sektörün 1960’lı

yıllardaki gelişiminin ardındaki temel etken, kamu altyapı yatırımlarıdır. Türkiye’de 1980’li yıllardan sonra ciddi gelişim göstermiş olan inşaat sektörünün büyümesi 1988 yılından sonra yavaşlamıştır.

Konut üretimi, Türkiye’de toplam yapı üretiminde %90’lık paya sahiptir.

Ekonomide konut talebi, krizin etkisiyle 2008 yılından sonra önemli oranda düşmüştür. Türkiye ekonomisinde özellikle yurtdışımüteahhitlik hizmetleri 2003 yılından sonra hızla gelişmiş, bu yılda 4,2 milyar dolar olan iş bedeli 2008 yılında 6 katına çıkmıştır. 2008-2009 yıllarında kriz sebebiyle iş hacmi daralmış, 201’in1 ilk 9 aylık döneminde yurtdışımüteahhitlik hizmeti iş bedeli 15 milyar dolar olmuştur.

TURİZM SEKTÖRÜ

Turizm, dinlenmek, görmek, eğlenmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan geziler ve bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik ve kültürel faaliyetlerin tümüdür. Turizm, dünya ekonomisinde son yıllarda hızla gelişen hizmet sektörüdür. 2011 yılında 24 milyar dolar olan turizm geliri, dış ödemeler dengesine net katkı açısından çok önemlidir.

Türkiye’de vatandaş ve yabancıların giriş ve çıkışları ile ilgili ilk resmi kayıtlar, 1938 yılında güvenlik amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’nce sınır kapılarında tutulmuştur. Bu uygulama 1953 yılından sonra DİE (günümüzde TÜİK) tarafından hazırlanan fişler aracılığıyla izlenmeye başlanmıştır. Türkiye’ye gelen turist sayısında 1990’lardan sonra hızlı bir artış gözlenmiştir. Bunda, turizme verilen önem, turistik belgeli tesis ve yatak sayısındaki artışönemlirol oynamıştır.

Türkiye’de 1983 yılına kadar turizmden sağlanan döviz gelir ve giderleri, Merkez Bankası ile bankalarda işlem gören dövizlerin hesaplanmasıyla belirlenmekte idi. Fakat resmi kur ile serbest kurarasındaki makas açılınca, turistler dövizlerini karaborsada bozdurmaya başlamışlar ve buharcamalar resmi kayıtlara geçmemiştir.

Dünya Turizm Örgütü rakamlarına göre 2011 yılında dünya turizm gelirleri 955 milyar dolardır. Uluslararası turizm talebi son 10 yıllık dönemde %45 oranında artış göstermiş turist sayısı 2011 yılında 980 milyon kişi olmuştur

Dünya turizm hareketleri içinde AB ülkelerinin gelen turist ve turizm gelirinden aldıkları pay %40’ı geçmektedir. En çok turist çeken ülkelerin başında Fransa, İspanya ve İtalya gelmektedir. OECD ülkeleri içinde yabancıturistgirişi bakımından son 5 yılda %20,6 artışla en hızlı gelişen ülke Türkiye’dir.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde dış turizm gelirinin ihracata oranı %7, gelişme yolunda olan ülkelerde ise %9,6’dır. Avrupa Birliği, Türk turizmi için çok önemli bir pazardır. Türkiye’ye gelen turistlerin yarıdan fazlası ve gecelemelerin yaklaşık dörtte üçü AB ülkeleri kaynaklıdır.

1996 yılında yurtdışı çıkışlarından alınan Toplu Konut Fonu’nun kaldırılması, Türkiye’nin turizm giderlerinde bir miktar artışa yol açmıştır. Yurtdışı çıkışlarından fon alınmasına 2001 yılında yeniden başlanmış, Fon miktarı 1 Nisan 2007 tarihinde T15’ye indirilerek yaygınlaştırılmıştır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1972 yılından sonra Türkiye’ye giriş-çıkış yapan yabancı ziyaretçi ve vatandaş sayılarına ilişkin verileri sınır kapılarında Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı PasaportPolisi’nin tuttuğu milliyet bazındaki kayıtlardan elde etmektedir. Yabancılara ve Türk vatandaşlarına ilişkin tüm ziyaretçi sayılarına günübirlikçi sayıları da dahildir.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir