İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamlı Ders Notu

Cevapla
süleyman bb
Mesajlar: 94
Kayıt: 02 Ara 2017 12:07
İletişim:

06 Ara 2017 01:43

ÜNİTE 1

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAVRAM VE GENİŞLİĞİ



1992 yılında Uluslararası Ergonomi Birliğinin (International Ergonomics Association, IEA) üyesi bulunan 25 ülkede yaptırdığı araştırmaya göre ergonominin uygulama alanları arasında en üst düzeyde (% 84) güvenlik konusu gelmektedir. Bunu endüstri mühendisliği, biomekanik, iş yükü, insan-bilgisayar arakesiti, mobilya tasarımı, eğitim, antropometri, psikoloji vb. takip etmektedir. Bu çalışmadan anlaşılacağı üzere, günümüzde “İş Sağlığı ve Güvenliği”, “Uygulamalı Ergonomi”nin en önemli konusunu teşkil etmektedir. Ergonomi, insan ve çalışma ortamı arasındaki ilişkiler topluluğudur. İş yeri koşullarında mesleki risklerin araştırılması, hata ve kazaların azaltılması, işçinin sağlık, güvenlik ve mutluluğunun korunması, iş veriminin artırılması gibi temel iş sağlığı ve güvenliği prensipleri ergonominin temel yasalarını oluşturur.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İş sağlığı ve güvenliği, işin yapılışı sırasında fiziki çevre şartları nedeniyle, işçilerin karşılaştıkları sağlık sorunları ve mesleki tehlikelerin ortadan kaldırılması ve azaltılması üzerine araştırmaları kapsar.

İş sağlığı ve güvenliği (hukuki açıdan), işin yapılması sırasında işçilerin karşılaştığı tehlikelerin ortadan kaldırılması veya azaltılması konusunda, esas olarak işverene, kamu hukuku temelinde getirilen yükümlere ilişkin hukuk kurallarının bütünüdür.

İş kazaları ve meslek hastalıkları, kişinin çalıştığı iş dolayısıyla karşılaştığı tehlikelerle ilgili bir durumdur. Bu bağlamda iş kazası, çalışırken veya işin gereği diğer işlemleri yaparken ortaya çıkan ve çeşitli maddi ve manevi kayıplara neden olan bir olay şeklinde tanımlanır.

Meslek hastalığı ise, işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğranılan geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza hâlleri olarak tanımlanır.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN YAKLAŞIMI

Çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği ile yakından ilgili bulunan üç unsur vardır:

Çalışanların korunması
Üretim güvenliğinin sağlanması
İşletme güvenliğinin sağlanması

SANAYİ DEVRİMİ ÖNCESİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ : M.Ö. 2000’lerde Babil İmparatorluğu’nun kurucusu Hammurabi (M.Ö. 1819-1950) tarafından hazırlanan Hammurabi Kanunlarında iş sağlığı ve güvenliği hususunda hükümler bulunmaktadır.

Bu dönemde birçok bilim insanı bugün bile geçerli sayılabilecek çalışanların sağlık ve güvenliğine yönelik öneri ve savlar ileri sürmüşlerdir. Bunlardan ünlü tarihçi Heredot ilk kez çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinlerle beslenmeleri gerektiğine değinmiştir. M.Ö. 370 tarihinde Hipokrat (Hipokrates, M.Ö. 466 - M.Ö. 379) ilk kez kurşunun zararlı etkilerinden söz etmiş, kurşun koliğini tanımlamış, halsizlik, kabızlık, felçler ve görme bozuklukları gibi belirtileri saptamış ve bulguların kurşun ile ilişkisini açık bir biçimde ortaya koymuştur. Dioscorides ise zehirleri bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı olmak üzere kökenine göre üçe ayırmış ve bu ayrım yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. Nicander, kurşun koliği ve kurşun anemisini incelemiş ve bunların özelliklerini tanımlamıştır. Plini, çalışma ortamındaki tehlikeli tozlara karşı çalışanların korunması amacıyla maske yerine geçmek üzere başlarına torba geçirmelerini önermiştir. Juvenal ise, özellikle demircilerde görülen göz yakınmaları ve göz hastalıklarının yapılan işten kaynaklandığını, sürekli olarak ayakta çalışanlarda varislerin oluşabileceğini açıklamıştır. Urlich Ellenbrong yalnızca kuyumcularla ilgili bazı hastalıkları incelemiştir. Alman düşünür ve hekimi Paracelsus ilk iş hekimliği kitabı olan “De Morbis Metallicis”i yazmıştır. Dünyada ilk mineroloji bilgini olarak bilinen ve 1494 ile 1555 yılları arasında yaşayan Georgius Agricola, bazı zehirlerin etkilerini belirlemiş, koruyucu önlemler ileri sürmüştür. De Re Metallica” isimli eserinde sorunları incelemiştir.

İtalyan Berdardino Ramazzini, “De Morbis Artificum Diatriba” isimli kitabında özellikle iş kazalarını önlemek için, iş yerlerinde koruyucu güvenlik önlemlerinin alınmasını önermiştir. Ramazzini işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili sayısız çalışmalar yapmış, çok önemli bilimsel görüş ve öneriler getirmiştir. Kurşun ve cıva zehirlenmelerini incelemiş ve belirtilerini saptamıştır.

SANAYİ DEVRİMİ DÖNEMİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ: Sanayi Devrimi ile insan, rüzgâr, su, hayvan enerjisi gibi doğa gücünün ve organik gücün yerini; buhar gücünün harekete geçirdiği makinelerin alması ile küçük zanaat, tezgâh ve atölye üretiminin yerine yeni teknik buluş ve makinelerle donatılmış fabrika üretimine geçilmiştir. Bu durum çalışma ortam ve koşullarında, üretim araç ve yöntemlerinde büyük değişikliklere neden olmuştur. Bu dönemde kömür madenciliğinin gelişmesi sonucu, kömür yataklarında çalışmayı kolaylaştırmak amacıyla biriken suyun dışarı atılması gerekli olmuştur.

SANAYİ DEVRİMİ SONRASI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ: Bu dönemde yaşama ve çalışma koşullarındaki olumsuzlukların ortadan kaldırılması istemi ile grev, miting, gösteri gibi etkinlikler yaygınlaşmıştır. Bu dönemde İngiliz parlemanto üyesi Antony Ashly Cooper çalışma koşullarını düzeltmek amacıyla, çalışma saatlerinin azaltılması, maden ocaklarında ve fabrikalarda çalıştırılan kadın ve çocukların korunmasını öngören yasalar çıkarılması konusunda çaba harcamıştır. Sir Robert Peel parlamentoda girişimlerde bulunarak 1802 yılında “Çırakların Sağlığı ve Morali” (diğer adıyla Çıraklık Sağlık ve Ahlakı Kanunu) adlı yasanın çıkarılmasını sağlamıştır. Bu ilk yasa çalışma saatini günde 12 saat olarak sınırlamış, iş yerlerinin havalandırılmasını öngörmüştür. 1847 yılında çıkarılan “On Saat Yasası” ile çalışma saatleri sınırlandırılmıştır. Bu d,nemde ir Robert Peel, Robert Owen ve Michael Sadler önemli çabalar göstermişler Persival Pott, “Bel Kemiği Eğriliklerinde Sık Görülen Alt Taraf Organlarındaki Felçler Üstüne” adındaki kitabında özellikle baca temizleyicilerinde görülen skrotum kanserlerinin nedeni olarak is üzerinde durmuş ve bunu bir meslek hastalığı olarak nitelemiştir. 1787 ile 1853 yılları arasında yaşayan Orfila ise, zehirli maddelerin analitik yöntemlerle tanımlanabileceğini ileri sürmüş, yeni yöntemler geliştirerek, toksikolojinin ilerlemesine öncülük etmiştir.

Michel Sadler 1832 yılında parlamentoya yeni bir yasa önerisi getirmiş ve 1833 yılında “Fabrikalar Yasası” adı altında yürürlüğe girmesini sağlamıştır. Bu yasa ile fabrikaların denetimi için müfettiş atanması zorunlu kılınmış, 9 yaşın altındaki çocukların işe alınması ve 18 yaşından küçüklerin ise 12 saatten fazla çalıştırılmaları yasaklanmıştır. Kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların maden ocaklarında çalıştırılmaları yasaklanmıştır.

ÇAĞIMIZDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

yüzyılın başından başlayarak Thomas Legge kurşun zehirlenmesi gibi şarbonun da meslek hastalığı olduğunu ileri sürmüş, iş müfettişliği ve bu konu ile ilgili tüzüğün kabul edilmesinde etkili olmuştur. Sir John Simon ise, iş yerlerinin sağlık yönünden denetlenmesinin gerekliliğini belirtmiş, birçok zehirlenme ve bulaşıcı hastalığın böylece önlenebileceğini ileri sürmüş ve bu tür hastalıkların bildiriminin zorunlu olmasına öncülük etmiştir. Alice Hamilton 1910 yılında kurşun sanayinde görülen zehirlenmeleri incelemeye başlamış, işverenlerin tepkilerine rağmen çalışmalarını sürdürmüş ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için uygulanacak kontrol yöntemlerinin geliştirilmesini sağlamıştır. C. Voegtlin ise, 1926 yılında arseniğin enzimlerinin SH gruplarına etkisini incelemiştir. Daha sonraları P. Muller, DDT ve bazı insektisidleri, G. Schrader ise orgonofosfat bileşiklerinin zararlı etkilerini araştırmıştır. 1919 yılında faaliyetine başlayan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Milletler Cemiyeti”ne bağlı olarak bu konuda önemli çalışmalar yapmış, 1946 yılında ise Birleşmiş Milletler ile imzaladığı anlaşma sonucu bir uzmanlık kuruluşu durumuna gelmiştir. Güvenlik ile kalite ve kazalar ile verimlilik arasındaki bağlantıların kesin varlığıdır.

OSMANI DÖNEMİN İSG: Osmanlı İmparatorluğu’nda işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili mücadele 1820’lerde kurulan ilk işletmelerde çalışan işçilerin yaşama ve çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla başlamış, ancak, 1850 yılında çıkarılan Polis Nizamnamesi ile bu tür etkinlikler engellenmiştir. İlk sanayi kuruluşlarının II. Mahmut döneminde savaş sanayi ile birlikte başladığı görülmüştür. Bu dönemde Sinop, İzmit ve İstanbul tersanelerinde buharlı gemi yapılmıştır. Bu sanayi kuruluşları için kömüre gereksinim giderek artmıştır. Bu dönemde işletmeye açılan Ereğli Kömür İşletmeleri Osmanlı sanayinde önemli bir yer tutmuştur. Ülkenin ilk kömür havzası 1829 yılında işletmeye açılmıştır. Ereğli Kömür İşletmelerinin Deniz Bakanlığına geçmesi ile kömür ocaklarında çalışan işçilerin çalışma koşullarını düzenleyen yasalar olmuştur. 1865 yılında Madeni Hümayun Nazırı Dilaver Paşa tarafından bir tüzük hazırlanmıştır. Ancak padişah tarafından onaylanmadığı için bir tüzük niteliği kazanamamış olan Dilaver Paşa Nizamnamesi, çalışma koşullarına ilişkin olarak getirdiği düzenlemeler yanında, madende bir hekim bulundurulmasını da hükme bağlamıştır.

Kömür madenlerinde çok sık görülen iş kazalarına ilişkin olarak ise bir hüküm getirilmemiştir. 100 maddeden oluşan Dilaver Paşa Nizamnamesi daha çok üretimin artırılmasına yönelik olmasına karşın, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili ilk yasal belge olması açısından önemlidir. Tanzimat’tan sonraki ikinci önemli belge olan Maadin Nizamnamesi, genellikle iş güvenliğini ilgilendiren önemli hükümler getirmiştir. Bu dönemde çıkarılan diğer tüzükler ise; Tersanei Amiriye ve Mensip İşçilerin Emeklilikleri Hakkında Tüzük, Hicaz Demir Yolu Memur ve Hizmetlerine Hastalık Kaza Hâllerinde Yardım Tüzüğü, Askerî Fabrikalar Tüzüğü olarak sıralanabilir.

BİRİNCİ TBMM DÖNEMİN İSG: Bu dönemde çalışma yaşamı ile ilgili ilk önlem 1921 yılında alınmıştır. Bu yıllarda, Bağımsızlık Savaşımızda kullanılan tek enerji kaynağı kömür olduğundan, kömür üretiminin kesintisiz sürdürülebilmesi büyük önem kazanmıştır. Bunlardan ilki, Zonguldak ve Ereğli Havzası Fahmiyesinde Mevcut Kömür Tozlarının Amale Menafii Umumiyesine Füruhtuna dair 28 Nisan 1921 tarih ve 114 sayılı yasadır. Bu yasayla, kömürden arta kalan kömür tozlarının satılması ile elde edilecek gelirin işçilerin gereksinimleri için ayrılması sağlanmıştır. Bu dönemde çıkarılan ikinci yasa, Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik 10 Eylül 1921 tarih ve 151 sayılı yasadır. Bu yasa ile kömür işçilerinin çalışma koşullarının düzeltilmesine yönelik hükümler getirilmiştir. Ayrıca bu yasa ile İhtiyat ve Teavün Sandığı adıyla yardımlaşma sandıkları kurulmasını ve bunların Amele Birliği içinde birleştirilmesi öngörülmüştür.

151 sayılı yasa ile sigortalılığın iki ana ilkesi kabul edilmiş, sermayesi işveren ve işçiden alınan aylık paralar ile yardım sandığı oluşturulmuştur.

CUMHURİYET DÖNEMİN İSG: Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk yasal düzenleme 2 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı Hafta Tatili Yasası olmuştur. Ülkemizde iş yasanın bulunmaması nedeniyle işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili hükümler taşıyan Umumi Hıfzısıhha Yasası ve Belediyeler Yasası 1930 yılında yürürlüğe konulmuştur. 1580 sayılı Belediyeler Yasası’na göre iş yerlerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden bazı açılardan denetlenmesi görevi belediyelere verilmiştir. İş yerlerine sağlık hizmetinin götürülmesi görüşü bu yasa ile başlamıştır. 1936 yılında yürürlüğe giren ve çalışma yaşamının birçok sorunlarını kapsayan 3008 sayılı İş Yasası ile ülkemizde ilk kez işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ayrıntılı ve sistemli bir düzenlemeye gidilmiştir.

GÜNÜMÜZDE İSG: Günün gereksinimlerine yanıt veremez duruma gelen 3008 sayılı İş Yasası’nın yerine 1967 yılında 931 sayılı İş Yasası çıkarılmıştır. 931 sayılı İş Yasası’nın Anayasa Mahkemesi tarafından usûl yönünden bozulması üzerine hemen hiçbir değişiklik yapılmadan 1971 yılında 1475 sayılı İş Yasası (İş Kanunu) yürürlüğe konulmuştur. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması görevi 1945 yılında kurulan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde İşçi Sağlığı Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca, “6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hazırlanmıştır.

ÜNİTE 2

İŞ HUKUKU



İŞ HUKUKUNUN KAPSAMI KONUSU ÖZELLİKLERİ

İş hukuku, iş sözleşmesine dayanarak ücret karşılığı bir başkası (işveren) için ve ona bağlı olarak çalışanlar (işçi) ile bunların arasındaki iş ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Bireysel (ferdi) iş hukuku, tek bir işçi ile işveren arasında iş sözleşmesi ile kurulan iş ilişkisinin incelendiği kısımdır. Bireysel iş ilişkileri; esas itibariyle İş Kanunu, Deniz İş Kanunu, Basın İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda düzenlenir. Toplu (kolektif) iş hukuku ise, işçi ve işveren arasında en az bir tarafın topluluk olarak yer aldığı ilişkileri konu edinir. Kolektif iş hukukunda sendikalar önem kazanır.

Özellikleri; İş hukukunda iki ilke öne çıkar. Bunlardan bir tanesi işçilerin korunması ilkesi, diğeri de işçi yararına yorum ilkesidir.

İŞ HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI

İşçi: Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi denir. Bir kimsenin işçi sayılabilmesi için;

Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışması,Herhangi bir işte çalışması,ücret karşılığı çalışması gerekir.

İşveren: Gerçekten, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye veya tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren denir. İşveren kavramının unsurlarını, iş ilişkisinin iş sözleşmesine dayanması, herhangi bir işte çalıştırma ve ücret ödeme olarak belirlemek mümkündür.

Alt işveren: Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverene alt işveren (aracı-taşeron-alt müteahhit) denir. Örneğin, bir binanın yapım işini üstlenen şirket, bunun boya işlerini bir şirkete, sıhhi tesisat işini diğer şirkete, çevre düzenlemesini (peyzaj) bir diğer şirkete verebilmektedir. İş Kanununa göre, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin sorumluluğu, cezai değil, hukuki sorumluluktur.

İşveren vekili: işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. İşveren vekillerinin sorumluluğu hukuki değil, cezaidir

İş Yeri: İş Kanununa göre, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime iş yeri denir.

İŞ KANUNUN KAPSAMI

Çalışma ilişkilerinde uygulanan temel kanun, 4857 sayılı İş Kanunu’dur. çırak ve stajyerler, profesyonel sporcular ve herhangi bir kaza sonrası, eski işine uyumlu hale getirilen, yeniden işe alıştırma eğitimine tabi tutulanlar (rehabilite edilenler) 4857 sayılı İş Kanununa tabi değildirler. Bunun gibi, elli (elli dâhil) ve daha az işçinin çalıştırıldığı tarım işletmelerinde, hava taşıma işlerinde uçuşta görevli olan personel hakkında, yemek, bulaşık, ütü gibi bir evin gündelik işleri sayılan ev hizmetlerinde, üç kişinin çalıştığı esnaf ve sanatkar işyerlerinde, İş Kanunu hükümleri uygulanamaz. Bununla birlikte tarım işleri için Kanun bir ayrıma giderek, tarım sanatları işleri, yani tarım ürünlerinin işletilmesi faaliyetlerinde, tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde, tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri ve halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işlerinde İş Kanununun uygulanacağını hükme bağlamıştır.

İŞ SÖZLEŞMESİ:

İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur.

Sürekli-Süreksiz iş sözleşmeleri: İş Kanununa göre, nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir



Belirli süreli-belirsiz süreli iş sözleşmeleri: Belirsiz süreli iş sözleşmesi, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olmaksızın yapılması durumunda, söz konusu olan sözleşmedir. Buna karşın, belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı olarak yapılan iş sözleşmesi, belirli süreli iş sözleşmesidir. İş kanununda asıl olan sözleşmenin belirsiz süreli olmasıdır.

Tam süreli- kısmi süreli iş sözleşmeleri: Tam süreli iş sözleşmelerinde, işçi haftalık ve günlük çalışma sürelerinin tamamını bir işverene bağımlı olarak geçirir. Kısmi süreli iş sözleşmelerinde ise, işçinin işyerinde tam gün çalışan işçilerin normal çalışma sürelerinden daha kısa süre çalışması söz konusudur.

Deneme süreli iş sözleşmesi: Tarafların sözleşmeyi devam ettirip ettirmeme kararını saklı tuttukları, bir başlangıç süresinin bulunduğu sözleşmelerdir. İş sözleşmeleri ile deneme süresi en çok iki ay olarak belirlenebilir. Buna karşın toplu iş sözleşmeleri ile bu süre dört aya kadar çıkarılabilir.

İŞ SÖZLEŞMESİNİN YAPILMASI:

İş sözleşmesi yapma ehliyeti: Genel kurallara göre, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, sarhoşluk vb. nedenlerden biriyle makul surette hareket etmek iktidarından yoksun olmayan yani iyi ile kötüyü birbirinden ayırt etme yeteneğine sahip on sekiz yaşını tamamlamış (reşit) herkes iş sözleşmesi yapabilir.

İş sözleşmesi serbestisi ve sınırları: Sözleşme serbestisi yapma, sözleşmenin içeriğini ve şeklini diledikleri gibi belirleyebilme ve sözleşmeyi sona erdirebilme serbestisini ifade eder. Bununla birlikte sözleşme serbestisi ilkesi, iş hukukunun işçiyi koruma özelliği nedeniyle birtakım sınırlamalara da tabi tutulmuştur. Bu sınırlamalar, sözleşme yapma yükümlülüğü ve yasakları şeklinde karşımıza çıkar. Örneğin, hukukumuza göre, on beş yaşını doldurmamış olan çocukların çalıştırılması yasaktır. Bir başka ifadeyle, en az çalışma yaşı, on beş yaşın doldurulmasıdır. Yine, bar, kabare, dans salonları, kahve gazino ve hamam gibi yerlerde, on sekiz yaşından küçük çocukların çalıştırılması yasaktır. Sözleşme yapma mecburiyeti olarak öngörülen düzenlemelerin başında da engelli ve eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğü gelmektedir. Buna göre, en az elli işçi çalıştıran özel sektör işvereninin % 3 engelli, kamu işyerlerinde de % 4 engelli ve % 2 oranında eski hükümlü, istihdam edilmesi kanuni yükümlülüktür.

İŞ SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN BORÇLAR:

İş görme borcu:
İşçinin işi bizzat yapma borcu:
İşin veya iş yerinin değiştirilmesi:
İşçinin işi özenle yapma borcu:
İşverenin emir ve talimatlarına uyma (itaat) borcu:
Sadakat borcu:

İŞVERENİN BORÇLARI:

Ücret Ödeme Borcu : İş Kanununa göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına yatırılır. Bununla birlikte on ve daha fazla işçi çalıştıran işverenler için bankadan ödeme yükümlülüğü de getirilmiştir. Ücret alacaklarında zaman aşımı süresi beş yıldır

Ücret Türleri: Asıl Ücret; İş karşılığı olan ücret, asıl ücrettir. İşçiye sağlanan ek çıkarlar dışında kalan ücret, asıl (temel) ücrettir. Ücret ekleri; ikramiye,prim,komisyon, kardan pay alma.

Ücret tespit yöntemleri

Zamana göre ücret: Ücretin en eski, yaygın ve basit kullanımı bu şekildedir.
Verime göre ücret: Verime göre ücretin en yaygın kullanımı parça başına (akort) ücrettir. Burada, parça sayısı, büyüklük, uzunluk veya ağırlık, ücret miktarını belirlemektedir.
Yüzde usule göre ücret:
Ücretin miktarı : Kanun koyucu, işçiler için en az ücreti de belirlemiştir. Buna göre, asgari ücret işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. Asgari ücreti işçi ve işveren kesimi ile hükümetin temsil edildiği üçlü yapılanmaya sahip Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirler. Komisyon Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının çağrısı ile en geç iki yılda bir toplanır. Bakanın çağrısı ile daha önce de toplanılabilir. Kararlar kesin olup, Resmî Gazete’de yayınlanır. Asgari ücret, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihi izleyen aybaşından itibaren yürürlüğe girer.

Ücretin Korunması: ücretin dörtte birinden fazlasının haczi, devri ve temlik edilmesi yasaktır. Yine işçinin rızası olmaksızın işveren kendi alacaklarını işçi ücretinden takas edemez. İş Kanunu işçinin ücretinin zamanında ödenmemesi hâlinde işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle (bildirimsiz) olarak feshedebileceğini de ön görmektedir. Ayrıca zamanında ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz söz konusudur.

İşçiyi gözetme borcu :

İŞ SÖZLEŞMELERİN SONA ERMESİ:

Tarafların anlaşması
Belirli süreli iş sözleşmesinin süresinin dolması,
Ölüm
İş sözleşmesinin fesih ile sona ermesi: Sürekli bir borç ilişkisinin taraflardan birisinin iradi işlemi ile ortadan kaldırılması hâli fesihtir. İki ye ayrılır. Süreli fesih, iş sözleşmesini belirli bir sürenin geçmesi üzerine sona erdiren bir irade beyanıdır. Bu tür fesih, kural olarak belirsiz süreli, sürekli iş sözleşmelerinde geçerlidir. İhbar (bildirim) süreleri: Süreli fesihte sözleşme ile bağlı kalmak istemeyen bunu karşı tarafa bildirir. Bu bildirimden sonradır ki, derhal değil, belirli bir sürenin geçmesinden sonra iş sözleşmesi sona erer. Kanunda öngörülen, bildirim süreleri, iş yerindeki kıdemi 0-6 aya kadar olan işçi için 2 hafta, 6 aydan 1.5 yıla kadar olan için 4 hafta, 1,5 yıl-3 yıl arasında olan için, 6 hafta ve nihayet 3 yıldan fazla olanlar için 8 haftadır.

Süreli Feshin Çeşitleri: Bildirimli feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmaması ile ilgili ayrım ancak sözleşmenin işveren tarafından feshinde söz konusu olan bir ayrımdır. İkiye ayrılır. Geçerli sebebe dayanmak zorunda olmayan, geçerli sebebe dayanmak zorunda olan fesihler.

İşverenin iş sözleşmesini sona erdirirken geçerli nedene dayanma zorunluluğunun şartları şunlardır:

İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıyor olmalıdır
İşçi en az altı aylık kıdeme sahip olmalıdır
İşçi belirli niteliklere sahip işveren vekili de olmamalıdır.

Fesih usulü: İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde bildirmek zorundadır.

Feshe itiraz (işe iade davası): Geçerli bir sebeple fesih yapılması gerekliliğine karşın buna riayet edilmemesi veya yasanın aradığı koşullara uyulmaması durumunda, işçi söz konusu feshe karşı iş mahkemesinde işe iade davası açmak suretiyle itiraz edebilir. İşe iade davası prosedüründe söz konusu olan süreler hak düşürücü niteliktedir. Bunun anlamı süre kaçırılırsa artık hak da kaybolmuştur. Bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir.

Süresiz (bildirimsiz, haklı nedenle) fesih: Bildirimsiz (haklı nedenle) fesih durumunda belirli süreli veya belirsiz süreli sürekli iş sözleşmeleri derhal sona erer. Haklı nedenler; Sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller ve benzerleri ile zorlayıcı sebep, gözaltına alınma ve tutukluluk hâli.

Haksız fesih : Bildirimsiz fesih için gerekli olan sebeplerin bulunmaması veya uyuşmazlık çıktığında söz konusu durumun ispatlanamaması, fesih hakkının süresi içinde yapılmaması veya ileri sürülen sebebin gerçekte haklı bir sebep olmaması durumlarında yapılan fesih, haksız fesihtir

Kıdem tazminatı Bir iş yerinde ya da bir işverenin buyruğunda veya belirli bir meslekte uzun süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi hâlinde onun iş yerine katkıda bulunmuş olması, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık, işveren tarafından işçiye toplu para verilmesine kıdem tazminatı denir.

Şartları;

İş kanunlarına tabi olarak sürekli bir işte çalışan işçi olmak gerekir
Yine sözleşmenin kanunda belirtilen sebeplerden birisi ile sona ermesi lazımdır

Alacaklısı, borçlusu, faiz ve zaman aşımı: Kıdem tazminatının alacaklısı işçi, ölümü hâlinde ise mirasçılarıdır (Eski İş K.m.14/14). Borçlusu ise, işverendir. Kıdem tazminatının geç ödenmesi hâlinde mevduata uygulanan en yüksek faiz söz konusu olur (Eski İş K.m.14/11). Faiz başlangıç tarihi ise, ölüm durumunda ölüm, diğer hâllerde ise sözleşmenin sona erdiği tarihtir. Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununa göre, kıdem tazminatı gelir vergisinden bağışıktır (m.25/7). Kıdem tazminatı on yıllık zaman aşımı süresine tabidir.

İŞİN DÜZENLENMESİ

Çalışma süreleri: Söz konusu düzenlemeye göre, genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Günlük azami çalışma süresi en fazla on bir saat olarak kararlaştırılabilir. Temel eğitimi tamamlamış on beşten küçük çocuklar için (çocuk işçiler) bu süre günde yedi, haftada otuz beş saatten fazla olamaz. Ancak on beşi bitirenler için günde sekiz, haftada kırk saati aşamaz. Bununla birlikte okula gidenler için günde iki saat, haftada on saatten fazla çalışma süresi kararlaştırılamaz.

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma: Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır. Bu arada bir işçinin günde çalıştırılabileceği azami çalışma süresi on bir saat olduğu için, Yargıtay, haftalık kırk beş saat aşılmasa da, günde on bir saati aşan çalışmaları da fazla çalışma olarak değerlendirmektedir. Fazla çalışma, üretimin artırılması, üretim faaliyetlerindeki aksamaların önlenmesi, işletme ve toplumun bazı acil ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, normal iş süreleri üzerinde yapılan çalışmalar olarak tanımlanabilir

Fazla çalışma çeşitleri:

1-Normal (genel sebeplerle) fazla çalışma: Normal (genel sebeplerle) fazla çalışma, ülkenin genel yararları, işin niteliği, üretimin artırılması gibi nedenlerle yapılan fazla çalışmadır. Fazla çalışma (ve fazla sürelerle çalışma) için şu şartlar gerekir:

Fazla çalışma için bunu gerektirecek sebepler olmalıdır
İşçinin yazılı olarak izni (onayı) gereklidir. Bu izin her yıl başında tekrarlanır.

Olağan sebeplerle fazla çalışma bir yılda 270 saatten fazla olamaz.

Fazla çalıştırma yaptırılamayacak işler şunlardır : Sağlık kuralları bakımından günde ancak 7,5 saat ve daha az çalışılması gereken işlerde gece çalışmalarında fazla çalışma yapılamaz. Yer ve su altında yapılan işlerde de fazla çalışma yapılamaz

Fazla çalışma yaptırılamayacak kişiler de şunlardır: 18 yaşını doldurmamış kişiler, sağlık durumu itibariyle fazla çalışma yapamayacağı doktor raporu ile belgelenenler, gebe, yeni doğum yapmış ve çocuk emziren işçilere fazla çalışma yaptırılamaz.

2-Zorunlu sebeplerle fazla çalışma :

3- Olağanüstü sebeplerle fazla çalışma

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma ücreti ile serbest zaman: Fazla çalışmada ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli, fazla sürelerle çalışmada ise, saat başına düşen miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödenir. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında ise bir saat on beş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir. İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır. Ancak tatil ve izin günlerinde serbest zaman kullandırılamaz.

YILLIK ÜCRETLİ İZİN: İşçinin en az bir yıl çalışması, Yapılan işin ve işyerinin niteliğinin yıllık ücretli izne elverişli olması. Buna göre, hizmet süresi, bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara yılda 14 gün, beş yıldan fazla ve onbeş yıldan az olanlara yılda 20 gün, onbeş yıl ve daha fazla olanlara yılda 26 gün izin verilir. Ancak 18 ve daha küçük yaştaki işçiler ile elli yaşından büyük işçilere verilecek yıllık ücretli izin 20 günden az olamaz. Yıllık ücretli izin hakkı beş yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Bu ücrete ilişkin zaman aşımı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.

ÜNİTE 3

FİZİKSEL RİSK ETMENLERİ



Fiziksel risk etmenleri, çalışanların sağlığını etkileme ihtimali olan fiziksel faktörlerdir. Yaşanılan veya çalışılan ortamın sıcaklık, nem aydınlatma, gürültü, titreşim, basınç vb. fiziksel özellikleri bireyin sağlığını önemli ölçüde etkiler. Çalışanlar, özellikle ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar bu yönden büyük risk altındadır.

Fiziksel risk etkenler;

Gürültü:
Titreşim:
Aydınlatma:
Termal konfor şartları:
Radyasyon:
Basınç değişimleri:

GÜRÜLTÜ: Ses: Gaz, katı ve sıvı cisim moleküllerinin hava basıncında yaptıkları dalgalanmaların kulaktaki etkisinden oluşan bir duygudur.

Gürültü: Genellikle istenmeyen ses olarak tanımlanmaktadır. Gelişigüzel bir yapısı olan, arzu edilmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ses olarak tanımlanabilir.

Frekans: Fiziksel olarak ses bir dalga hareketi olduğundan her dalga hareketi gibi sesinde bir frekansı vardır. Kabaca ses basıncının saniyede oluşan titreşim sayısıdır.

Ses dalgası: Ses; katı, sıvı ve havada dalgalar hâlinde yayılan bir enerji şeklidir. Ses dalgalarını karakterize eden büyüklükler, ses dalgasının boyu (l), frekansı (f), periyodu (T) ve ilerleme hızıdır (v ).

Ses Basıncı: Atmosferin, basınç ile sıkışma ve genleşme arasındaki basınç farkına ses basıncı denir. Bilindiği gibi basınç birimlerinden biri de bar’dır.

Gürültüyü meydana getiren sesleri üç türde tanımlamak mümkündür. Subsonik sesler, işitilebilen sesler ve ultrasonik sesler.

Subsonik sesler; frekansı 20 Hz.'den düşük olan sesler,

İşitilebilen sesler; yaklaşık olarak, frekansı 20 Hz. ile 20 kHz.

arasında olan sesler ve

Ultrasonik sesler; frekansı 20 kHz.'den daha yüksek olan seslerdir.

Gürültü, insan kulağında meydana getirdiği basıncın referans basınca oranının logaritmik ifadesi olan desiBELL (dB) ile ölçülür. İnsan kulağının ilk uyum yaptığı ses şiddeti 0(sıfır) dB'dir ve bu değere "işitme eşiği" adı verilir. 140 dB ise "acı eşiği" dir ve kulak daha fazla ses şiddetine dayanamaz.

Çalışanların gürültü ile ilgili risklerden korunması hakkındaki yönetmeliğe göre En düşük maruziyet eylem değeri 80 db’dir.

TİTREŞİM: Potansiyel enerjinin kinetik enerjiye, kinetik enerjinin potansiyel enerjiye dönüşmesi olayına titreşim (vibrasyon) denir. Titreşimin özelliğini, frekansı, şiddeti ve yönü belirler. Titreşimi, insan sağlığı üzerindeki etkisi bakımından iki fiziksel büyüklüğü ile tanımlamak mümkündür. Bunlar;

Titreşimin frekansı: Birim zamandaki titreşim sayısına titreşimin frekansı denir. Birimi Hertz’dir (Hz).
Titreşim Şiddeti: Titreşimin oluştuğu ortamda titreşimden ileri gelen enerjinin hareket yönüne dikey, birim alanda, birim zamandaki akım gücüne, titreşimin şiddeti denir. Birimi (W/cm2) dir.

Bütün vücut titreşimi: Vücudun tümüne aktarıldığında, çalışanın sağlık ve güvenliği için risk oluşturan, özellikle de bel bölgesinde rahatsızlık ve omurgada travmaya yol açan mekanik titreşimdir.

El-kol titreşimi: İnsanda el-kol sistemine aktarıldığında, çalışanın sağlık ve güvenliği için risk oluşturan ve özellikle de damar, kemik, eklem, sinir ve kas bozukluklarına yol açan mekanik titreşimdir.

Maruziyet eylem değeri: Aşıldığı durumda, çalışanın titreşime maruziyetinden kaynaklanabilecek risklerin kontrol altına alınmasını gerektiren değerdir.

Maruziyet sınır değeri: Çalışanların bu değer üzerinde bir titreşime kesinlikle maruz kalmaması gereken değerdir.

AYDINLATMA:

Işık; İnsan gözüyle algılanabilen dalga boylarındaki elektromanyetik ışınımdır. Bir yüzeye düşen ışık miktarına aydınlatma (illuminance) denilmektedir. Birimi lüks’tür. Lüks metrekare başına düşen lümendir. İnsan algılamasında göz en önemli organdır. Algılamanın yaklaşık %90’ı göz aracılığıyla gerçekleşmektedir. Amacı bakımından aydınlatma üçe ayrılır: Fizyolojik, Dekoratif, Dikkat çeken reklam amaçlı aydınlatma.

Bununla beraber; Işık çalışılan bölgeye direkt geliyorsa direkt aydınlatma, başka bir yüzeye çarpıp geliyorsa endirekt aydınlatma, sadece çalışılan bölgeyi aydınlatıyorsa lokal aydınlatma olarak adlandırılır. Pek çok aydınlatma birimi vardır. Bunlar; ışık akışı, ışık şiddeti, aydınlık şiddeti, parıltıdır. Işığın ölçülmesine fotometri denir. Aydınlatma şiddeti ışık kaynağı ya da ışık yayan kürenin gücünü tanımlar. Aydınlatma şiddetinin ölçü birimi “lüks”tür (lux). Bu değer birim alana ( bir yüzeyin 1 m2 sine) düşen ışık akılarının toplamıdır.

TERMAL KONFOR:

Termal konfor, genel olarak bir iş yerinde çalışanların büyük çoğunluğunun sıcaklık, nem, hava akımı gibi iklim koşulları açısından gerek bedensel, gerekse zihinsel faaliyetlerini sürdürürken belirli bir rahatlık içinde bulunmalarını ifade eder. İnsanın ortamla ısı alışverişine etki eden dört ayrı faktör vardır;

a) Hava sıcaklığı,
b) Havanın nem yoğunluğu,
c) Hava akım hızı,
d) Radyant ısı.

Mutlak nem; birim havadaki su miktarını ifade eder. Bağıl nem ise; havadaki nem miktarının, aynı sıcaklıkta doymuş havadaki mutlak nemin yüzde kaçını ihtiva ettiğini gösterir. İş sağlığı ve güvenliği yönünden bağıl nemin değeri önemlidir. Bir iş yeri ortamının bağıl nemi değerlendirilirken, sıcaklık, hava akım hızı gibi diğer şartların da değerlendirilmesi gerekir. Ancak, genel olarak herhangi bir iş yerinde bağıl nem %30 ile %80 arasında olmalıdır. Yüksek bağıl nem, ortam sıcaklığının yüksek olması durumunda bunaltır, düşük olması durumunda ise üşüme ve ürperme hissi verir.

Nemli sıcaklığa kâğıt, tekstil, konserve ve yeraltı maden işletmeleri gibi yerlerde rastlanır. Kuru sıcaklığa ise; demir-çelik, lastik, cam ve çimento sanayinde rastlanmaktadır.

Hava sıcaklığı, nemi ve hava akım hızının beraberce oluşturduğu sıcaklık etkisine “effektif sıcaklık” denir.

RADYASYON:

Atomlardan, güneşten ve diğer yıldızlardan yayılan enerjiye radyasyon enerji denir. Radyasyon enerji ya dalga biçiminde ya da parçacık modeli ile yayılırlar. Işık ışınları, ısı, x-ışınları, radyoaktif maddelerin saldığı ışınlar ve evrenden gelen kozmik ışınların hepsi birer radyasyon biçimidir. Radyoaktif maddelerin saldığı alfa ve beta ışınları ile yıldızlardan savrulan kozmik ışınlar parçacık biçiminde yayılan radyasyonlardır.

Dalga biçimindeki radyasyona en iyi örnek elektromanyetik dalgalardır. Gamma ışınları, x-ışınları, morötesi (ultraviyole) ışınlar, görünür ışık, kızılötesi (enfraruj) ışınlar, radarlarda kullanılan mikrodalgalar ve radyo dalgaları elektromanyetik radyasyon biçimleridir.

İnsan gözünün algılayabildiği görünür ışık ve etkisini ısı olarak hissettiğimiz uzun dalga boylu kızılötesi radyasyondur.

Alfa Işınları Veya Alfa Partikülü :Helyum atomunun pozitif yüklü çekirdeğidir.

Beta Işınları: Negatif yüklü hızlı elektronlardır. Yapay olarak izotop elde etmekte hızlandırılmış elektronlar kullanılır.

Nötron Işınları: Atom çekirdeğinde bulunan yüksüz parçacıklar olup önemli ve özellikleri olan bir radyasyon tipidir. Nükleer çekirdek bölünmesi ve reaksiyonları sırasında meydana gelirler.

Proton Işınları: Atom çekirdeğinde bulunan ve pozitif elektron yüklü partiküllerdir. Bu ışın da nükleer çekirdek bölünmesi reaksiyonları sırasında meydana gelirler.

Gamma Işınlar: Hızlı temel parçacıklardan oluşan kozmik ışınlardan sonra en kısa dalga boyundaki radyasyonlar gamma ışınlarıdır. Gamma ışınları hem uranyum ve radyum gibi doğan radyoaktif maddelerin parçalanmaları sırasında hem de bir nükleer reaktörde ya da bir atom bombası patlatıldığında atom çekirdeklerinin parçalanmasıyla meydana gelir. Gamma ışınlarının dalga boyları 0,0001nm-0,001nm arasındadır.

X-Işınları: Röntgen cihazlarında meydana gelen ışınlardır. X-ışınlarının dalga boyları gamma ışınlarının dalga boylarına göre 100 kat daha büyüktür. X-ışınlarının dalga boyları 0,001nm-100nm arasında değişir.

Kızılötesi Işınlar (İnfrared Işınlar): Dalga boyları yaklaşık 740nm ile 100.000nm arasındadır. Yapay olarak elde edilebildiği gibi güneş ışınlarının içinde de bulunur. Güneş ışınlarındaki ısı kızılötesi ışınlardan kaynaklanır.

Basınç: Birim alana yapılan kuvvete basınç denir. Birimi Bar veya Newton/cm2 dir.

Basınçtan dolayı Azot narkozu görülür.

ÜNİTE 4

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNETİM SİSTEMLERİ



Kılavuz niteliğindeki ilk sağlık ve güvenlik standardı olan "BS 8800 Mesleki Sağlık ve Güvenlik Yönetim Sistem Rehberi’’ 1996'da İngiliz Standartlar Enstitüsü (BSI) tarafından yayınlanmıştır. 1999 yılında OHSAS 18001 standardı, iş yerinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini etkileyebilecek uygulamaların sistematik olarak denetim altında tutulmasını öngören bir yönetim modelidir. 2001 yılında Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından da kabul edilerek TS 18001 olarak yayımlanmıştır. OHSAS 18001 standardı, iş yerinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini etkileyebilecek uygulamaların sistematik olarak denetim altında tutulmasını öngören bir yönetim modelidir.

İş sağlığı ve güvenliği; henüz bir kaza, sağlık bozulması veya maddi hasar oluşmamış, işletmede bir arıza dahi oluşmamışken işletmede oluşabilecek tehlikelerin ve risklerin öngörülerek bunların kabul edilebilir olup olmadığına karar vermek üzere yapılan sistematik ve bilimsel bir çalışmadır. Günümüzde iş sağlığı ve güvenliği faaliyetleri, iş kazası olduktan sonra tedbir alan düzeltici ‘’Reaktif’’ yaklaşımdan iş kazası olmadan önlem alan ‘’Proaktif’’ yaklaşımlara çevrilmiştir.

TS EN ISO 9001-2000 Kalite Yönetim Sistemi, TS EN ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve TS (OHSAS) 18001 İSG Yönetim Sistemi temel olarak iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerini oluşturan unsurlardır.Her üç yönetim sisteminde de esas alınan sekiz temel prensip aşağıda yer almaktadır;

Müşteri-Çevre-Çalışan odaklı yönetim anlayışı
Liderlik
Çalışanların Katılımı
Süreç Yönetimi
Sistem Yaklaşımı (PUKÖ Döngüsü)
Sürekli Öğrenme, Yenilikçilik ve İyileştirme
Gerçeklere Dayalı Karar Verme
Taraflarla İşbirliği

TS (OHSAS) 18001 İSG YÖNETİM SİSTEMİ

Bu Standart, iyi bir İSG yönetim sisteminin genel prensiplerine baz oluşturmak, tüm yönetim sistemine en iyi şekilde entegrasyonu sağlamak ve verimliliği artırmak amacı ile tasarlanmıştır. Bu Standart; İSG risklerini asgari düzeye indirmesi, İş performansının geliştirilmesi, Kuruluşun imajının iyileşmesine yardımcı olur. Bu standart ile ürün ve hizmet güvenliğini sağlamak amaçlanmamıştır.

Olay: Kazaya neden olan veya kaza potansiyeli olan durum.

Kaza: Ölüme, hastalığa, yaralanmaya, hasara veya diğer kayıplara neden olabilecek istenmeyen olay.

Tehlike: İnsanların yaralanması, hastalanması, malın veya malzemenin hasar görmesi, iş yeri ortamının zarar görmesi veya bunların birlikte gerçekleşmesine neden olan kaynak veya durum.

İş Sağlığı ve Güvenliği: Çalışanların, geçici işçilerin, yüklenici personelinin, ziyaretçilerin ve çalışma alanındaki diğer insanların sağlık ve güvenliğini etkileyen faktörler ve şartlardır.

İSG Yönetim Sistemi: Kuruluşun faaliyetleri ile ilgili İSG risklerinin yönetimini kolaylaştıran tüm yönetim sisteminin bir parçasıdır.

İSG yönetim Sistemi, kuruluşun yapısını, planlama faaliyetlerini, sorumluluklarını, süreç ve uygulamalarını kuruluşun İSG politikasının geliştirilmesi, uygulanması, iyileştirilmesi, başarılması, gözden geçirilmesi ve sürdürülmesi için gerekli kaynakları kapsar.

Risk: Tehlikeli bir olayın meydana gelme olasılığı ile sonuçlarının bileşimidir.

Risk Değerlendirmesi: Tüm süreçlerde, riskin büyüklüğünü tahmin etmek ve riske tahammül edilip edilemeyeceğine karar vermektir.

Tahammül Edilebilir (Katlanılabilir) Risk: Kuruluşun yasal zorunluluklara ve kendi iş sağlığı güvenliği politikasına göre, katlanabileceği düzeye indirilmiş risk. Kuruluşun ön durum değerlendirmesi yapılarak an itibariyle işletmenin nerede olduğunu gösteren bir çizelgedir.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Politikası

Kuruluşun üst yönetim tarafından onaylanmış, tüm sağlık ve güvenlik hedeflerini sağlık ve güvenlik performansını geliştirme taahhüdünü açıkça ortaya koyan bir iş sağlığı ve güvenliği politikası olmalıdır. Politika;

Kuruluşun iş sağlığı ve güvenliği risklerinin büyüklüğüne ve yapısına uygun olmalı,
Sürekli iyileştirme için taahhüt içermeli,
Yürürlükteki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı şartlarına uyulacağı taahhüdünü içermeli,
Dokümante edilmeli, uygulanmalı ve sürdürülmeli,
Tüm personelin çalışma alanına ulaştırılmış ve duyurulmuş olmalı,
İlgili taraflar için ulaşılabilir olmalı,
Sürekli olarak uygunluğun sağlanması için gözden geçirilmelidir.

Kuruluş, tehlikelerin belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin uygulamaya konulması için prosedürler hazırlamalı ve sürdürmelidir. Bu prodesürler;

Rutin veya rutin olmayan faaliyetleri,
İş yerine erişebilme imkânına sahip personelin faaliyetlerini,
Risklerin sınıflandırılmasını ve tanımlanmasını,
Uygulanacak risk kontrol önlemlerinin yeterli olmasını sağlamalıdır. Diğer taraftan planlama faaliyeti ile işletmenin ihtiyaçlarına uygun eğitimler tespit edilmeli, eğitim faaliyetlerinin etkin ve zamanında uygulanması sağlanmalıdır.

Avrupa Birliği’nin çalışma hayatı ve işyerlerine yönelik olarak 2002 – 2006 yıllarını kapsayan planlama stratejisinin amacı;

İş yerlerinde risk algılama ve önleme kültürünü oluşturmak ve geliştirmek,
İş sağlığı ve güvenliği anlayışına küresel bir yaklaşım getirmek,
İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında yaygınlık, birlik ve beraberlik oluşturarak, liberal piyasa ekonomisi koşullarında rekabet eşitliği sağlamaktır.

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi çerçevesinde işletme faaliyetlerini aşağıdaki şekilde sınıflandırmak mümkündür.

Sürekli yapılan işler, (üretim, boyama vs.)
Seyrek yapılan işler, (bakım, temizlik)
Ağır ve tehlikeli işler kapsamına giren işler,
Firma sahası içinde ve dışında yapılan işler,
Kimyasal, mekanik, biyolojik, elektriksel faaliyetleri kapsayan işler.

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi çerçevesinde tehlike sınıflar; Mekanik , Elektrik,Radyasyon Kimyasal ya da biyolojik maddeler,Yangın ve patlama, Ergonomik (Hareket, pozisyon, eğilme, ışık v.b.)

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi çerçevesinde bir iş yerinde tehlikeler;

Yasal koşullar,
Kaza raporlarına ilişkin envanterler ve sektörel istatistikler,
Tesis yapısı ve yerleşim planı,
Faaliyetlerin yapılış şekli, iş akış şemaları ve standartlar,
Daha önce alınmış tedbirler, alınabilecek tedbirler,
Kullanılan makine ekipman ve kişisel koruyucu donanımlar,
Politika, tetkik sonuçları vs. incelenerek belirlenir.

İSG YÖNETİM SİSTEMİNDE YASAL VE DİĞER ŞARTLAR

Kuruluş, ilgili fonksiyon ve seviyelerde sürdürülebilir bir iş sağlığı ve güvenliği hedefi oluşturmalı ve hedefler yazılı hâle getirilmelidir.

Kuruluş hedeflerini oluştururken ve gözden geçirirken yasal ve diğer koşulları iş sağlığı ve güvenliğinden kaynaklanan zararlarını, risklerini, teknolojik seçeneklerini, finansal koşullarını ve ilgili tarafların görüşlerini dikkate almalıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Programı Programlar; İlgili fonksiyon ve yönetim düzeylerinde iş sağlığı ve güvenliği amaçlarının elde edilmesi için sorumluluk ve yetkileri, Hedeflere ulaşmak için kullanılacak araç ve zaman çizelgesini içermelidir.

Kuruluş, iş sağlığı ve güvenliği bilgilerinin çalışanlara ve ilgili taraflara iletildiğinden ve onlardan bilgi alındığından emin olmasını sağlayan prosedürler hazırlamalıdır.

Çalışan, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğini etkileyebilecek konularda yeterli olmalıdır. Yeterlik, uygun eğitim, öğretim ve/veya deneyim terimleri ile tanımlanmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sisteminde Doküman ve Veri Kontrolü

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi dokümantasyonunda; Belgeler anlaşılabilir olmalı,

Periyodik olarak gözden geçirilmeli, güncelleştirilmeli, ve organizasyonundaki ilgili kişiler tarafından kolayca elde edilmesi sağlanmalı, Tanımlanabilir ve izlenebilir olmalı ve yasalara uygun muhafaza zamanları belirlenmelidir, İSG için gerekli tüm kayıtları (Sistemle ilgili kayıtlar, vaka, kaza, hastalık kayıtları, yasal kayıtlar, ortam ve çalışanlara ilişkin kayıtlar ile aktif ve reaktif izleme sonuçları) içermelidir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sisteminde Acil Durum Planı

Acil durum veya ani tehlikeler karşısında tüm çalışanların korunması için gerekli bilgi, dahili haberleşme ve koordinasyon sağlanmalı,
İlgili ve yetkili otoriterlerle diğer acil durumla ilgili servislere bilgi verilmesini temin edecek haberleşme imkânı sağlanmalı,
İlk yardım, tıbbi yardım, yangınla mücadele ve tahliyenin nasıl yapılacağı belirlenmeli,
Tüm çalışanlarla, ilgili ve yetkili seviyelerdeki kişilerin eğitimi sağlanmalı,
Diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği oluşturulmalıdır.
Kuruluş acil durumla ilgili hazırlanan prosedürde belirtilen hususları belirli aralıklarla test etmeli ve eğitim maksadıyla tatbikatlar yapılmalıdır.

Performans Ölçüm Yöntemleri

Tehlike tanımlama, risk değerlendirme ve risk kontrol süreçlerinin sonuçları,
Kontrol listeleri (check-list) kullanılarak yapılan periyodik saha denetimleri,
İş güvenliği turları,
Makine ve teçhizatın emniyet tertibatlarının kontrolü ve mevcut durumlarının tespiti,
Çalışma ortamının yasal mevzuata uygunluk testleri,
Çalışanların hareket biçim-tarzları,
Çevre denetimi; gürültü, termal konfor şartları, kimyasallara maruz kalma süreleri vs. ile ilgili yasal mevzuat,
Benzer kuruluşlarla karşılaştırma yapılması,
Periyodik muayenelerdir.

Proaktif (Önleyici) İzleme Veri Örnekleri

Kuruluşta plan ve hedeflerin ne ölçüde gerçekleştirildiği,
Kuruşta iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri için işveren veya vekilinin atanıp, atanmadığı,
İş sağlığı ve güvenliği uzmanının atamasının yapılıp yapılmadığı, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri için bir birimin oluşturulup oluşturulmadığı,
İş sağlığı ve İş Güvenliği Kurulunun etkinliği ve faaliyetleri,
Risk değerlendirme ve kontrollere ne ölçüde uyulduğu, risklere ve kontrol tedbirlerine karşı çalışanların tutumu,
İş sağlığı ve güvenliği eğitimi alanların sayısı, eğitimin etkinliği,
Yasal zorunluluklara ne ölçüde uyulduğu,
Sistematik denetimler, (İç-dış denetim, Çalışma Bakanlığı Denetimleri),
Denetim sonucu yapılan çalışmaların zamanlaması,
Kuruluşta görevli iş sağlığı ve güvenliği uzmanının raporları,
İş yeri hekiminin sağlık gözetimi ve denetimi,
Kişisel maruziyet raporları,
Doğrudan davranış örnekleri-kişisel koruyucu donanım kullanılma oranı,
Şikâyet ve tavsiyeler





Reaktif (Tepkisel-Düzeltici) İzleme Veri Örnekleri

Olay-vaka raporları,
Yaralanma, hastalık raporları,
İş kazası, meslek hastalığı raporları,
Tesis veya varlıkların zarar görmesi,
Tehlikeli olay raporları, son anda önlenen kaza durumları,
Hastalığa bağlı iş günü kaydı, (meslek hastalığı olmayan)
Yapılan şikayetler

Düzeltici faaliyetler, belirlenen uyumsuzlukların, kazaların ve olayların asıl nedenlerini ortadan kaldırmayı hedef alan faaliyettir. Tekrar meydana gelmeyi önlemek için yapılır.

Kısa ve uzun vadede düzeltici tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması,
Tehlike tanımlama ve risk değerlendirme sonuçları üzerindeki etkilerin değerlendirilmesi,
Prosedürlerde düzeltici faaliyet ile tehlike tanımlama ve risk değerlendirmenin yanı sıra risk kontrolden kaynaklanan değişikliklerin kayıt altına alınması,
Düzeltici faaliyetlerin yapılması ve etkili olmasını sağlamak için risk kontrollerinin uygulanması ve mevcut durumda değişiklik yapılması, dikkat edilecek hususlardandır.

Önleyici Faaliyet ; Potansiyel bir uygunsuzluğun, kazaların ve olayların nedenini ortadan kaldırmayı hedefleyen faaliyettir. Önleyici faaliyet, olay veya kazaların meydana gelmesini önlemek için yapılır.

Uygun bilgi kaynaklarının kullanılması, (olaylar, teftiş ve tetkik raporları, risk analizlerinin yenilenmesi, tehlikeli maddeler hakkında yeni bilgiler, uzman personel tavsiyeleri)
Önleyici faaliyet gerektiren problemlerin belirlenmesi,
Önleyici faaliyetlerin başlatılması, uygulanması ve etkinliklerinin sağlanması için kontrollerin yapılması,
Prosedürlerde önleyici işlemlerden kaynaklanan değişikliklerin kayıt altına alınması ve onaya sunulması. dikkat edilecek hususlardandır.

Kayıtlar ve Kayıt Yönetimi: İş sağlığı ve güvenliği kayıtları yasal, okunabilir, tanınabilir ve izlenebilir olmalıdır. Hasara, tahribata veya kaybolmaya karşı korunacak şekilde saklanmalıdır. Elektronik kayıtların kullanılabilmesi ile ilgili hususlar açıklanmalıdır. Kayıtların saklama süreleri belirlenmeli ve kayıt altına alınmalıdır. Millî mevzuatta belirtilen tüm kayıtlar tutulmalıdır . Teftiş raporları, Eğitim Kayıtları, İş sağlığı ve güvenliği muayene raporları, İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi tetkik raporları Danışma raporları, Kaza/olay raporları-takip raporları, İş sağlığı ve güvenliği toplantı tutanakları, Tıbbi muayeneler ve sağlık gözetimi raporları, Kişisel koruyucu donanım kayıtları,

Acil durum müdahale tatbikatları, Yönetimin gözden geçirme raporları, Tehlike tanımlama, risk değerlendirme ve risk kontrol kayıtları

Yönetimin Gözden Geçirme Faaliyeti

Yönetimin gözden geçirme raporlarında Girdiler, Kaza istatistikleri, İç ve dış denetim (tetkik) sonuçları, Bir önceki gözden geçirme raporuna dayanarak yapılan düzeltici faaliyetler, Acil durum raporları,(gerçek ve tatbikat),Genel performans raporu, Süreç sahiplerinin raporları, Tehlike tanımlama, risk değerlendirme ve risk kontrol süreç raporları yer almalıdır.

Yönetimin Gözden Geçirme Sonuçları

Gözden geçirme tutanakları,
Politika ve hedef revizyonları,
Düzeltici faaliyetler ve hedeflenen tamamlanma süreleri,
İyileştirme faaliyetleri için sağlanan kaynaklar, sorumluluklar,
Düzeltici faaliyetler için gözden geçirme tarihi

ÜNİTE 6

BİYOLOJİK ETMENLER



Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 78’inci maddesine dayanılarak, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına giren iş yerlerinde, çalışanların yaptıkları işlerden dolayı biyolojik etkenlere maruz kaldıkları veya maruz kalabilecekleri işlerde uygulanması amacıyla 10.06.2004/25488 tarih ve sayıyla Resmî Gazete’de yayımlanan “Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik” kapsamınca Biyolojik etkenler, herhangi bir enfeksiyona, alerjiye veya zehirlenmeye neden olabilen, genetik olarak değiştirilmiş olanlar da dâhil mikroorganizmaları, hücre kültürlerini ve insan parazitleri şeklinde tanımlanmaktadır.

MİKROORGANİZMLAR ve İNSAN PARAZİTLERİ

Canlılar, yapılarını oluşturan ve en küçük birimleri olan hücrelerden oluşmaktadır. Canlıların, hücre yapısı ve büyüklükleri, hücre sayıları, hücrelerinin şekilleri, hücrelerinin görevleri, hücrelerinin içerisinde bulunan ve farklılaşmış görevler üstlenen organel adı verilen yapıların bulundurup bulundurmaması canlılar arasında farklı türlerin sınıflandırılmasına neden olmuştur.

Tek hücreli, hücrelerinde özel fonksiyonları üstlenmiş organel adı verilen hücresel yapıları bulunmayan canlılara “prokaryotik canlılar” denir.

Bazı üyeleri tek ve genelde çok hücreli hücrelerinde özel fonksiyonları üstlenmiş “organel” adı verilen hücresel yapıları bulunan canlılara “ökaryotik canlılar” denir.

Bu âlemler arasında bakteri ve mavi-yeşil alg canlı sınıflarının oluşturduğu monera âleminin üyeleri ile protozoon (ilkel tek hücreli hayvanlar) parazitler, algler, cıvık mantarlar canlı sınıflarının oluşturduğu protista âlemi üyelerinin tamamı tek hücreli canlılardan oluşmaktadır. Bunun yanında maya, küf ve şapkalı mantar canlı sınıflarının bulunduğu mantarlar âleminde ise mayalar tek hücreli canlılar olarak bilinmektedir.

Gözle görülemeyecek kadar küçük, ancak mikroskop adı verilen büyüteçlerle görülebilen tek hücreli canlı ya da canlı gruplarına “mikroorganizma” denir. İş sağlığı ve güvenliği açısından önemli olan mikroorganizmalar insanlarda hastalıklara yol açan bakteriler, mantarlar, protozoon parazitler ve virüsler örnek verilebilir.

Monera Âlemi: Bakteriler, tek hücreli prokaryotik canlılardır. Oksijenli ve oksijensiz hava ortamlarında, deniz ve göl dipleri dâhil sulu ortamlarda, toprağın alt katmanları ve üstünde, +4 ila +90 oC sıcaklıklarda, yüksek tuz konsantrasyonları gibi ortamlarda bulunup çoğalabilirler. Genetik materyal olarak DNA ve RNA bulundururlar. Çoğalma zamanlarında DNA’larını eşleyerek iki katına çıkarıp (replikasyon) ikiye bölünerek kısa sürede sayılarını ikiye katlayabilirler. Parazit olanları insanda verem, tifo, brusella, frengi, kolera, difteri, salmonellozis gibi hastalıklara yol açar.

Bakteriler ;Bacillus anthracis, Brucella melitensis,Clostridium botulinum ,Clostridium tetani Mycobacterium tuberculosis ,Salmonella typhi ,Vibrio cholerae

Mantarlar Âlemi : İnsanlarda patojen olarak yaşayan mantarlar, bu âlemin dimorfik mantarlar sınıfında yer alırlar. Mikroskobik canlılardır. Patojen mantarlar insanda vücudun kapalı ve hava almayan nemli bölgelerinde sıkça çoğalıp parazitliğe yol açarlar. Genelde insanlarda deri, tırnak, ayak, saç ve vücut kılları, koltuk altı gibi bölgelerine yerleşerek psoriasis, kandidiasis, dermatofitozis, histoplazmozis gibi genel bir ifade ile mikozis denen mantar hastalıklarını oluştururlar. Mantarlar, •Candida albicans •Coccidioides immitis •Histoplasma capsulatum •Microsporum canis •Trichophyton rubrum

Prostista Âlemi : İnsan protozoon parazitleri, çok küçük su birikintileri, nemli topraklar, hayvanların vücut sıvıları gibi farklı ortamlarda yaşayabilen ve ancak mikroskopla görülebilen bir hücreli canlılardır. Hücrelerinde çeşitli hayati fonksiyonları yerine getirmek için özelleşmiş organelleri mevcut olup özellikle insanlarda parazitlik yapan türleri başta olmak üzere, kendileri için uygun olmayan koşullarda kist ve spor oluştururlar ve uygun ortam sağladıklarında tekrar çoğalırlar. İnsanda malarya, uyku hastalığı, amipli dizanteri, insan karaciğerinde küçük ve büyük karaciğer kelebeği gibi parazitliklere yol açarlar. Protozoon parazitler kamçı ve silleri ile kirli ve pis sulak alanlarda hızla hareket edebilen canlılardır. Çengelleri ile insan dokularına tutunurlar. Protozoonlar; Echinococcus granulosus •Fasciola hepatica •Giardia intestinalis •Leishmania donovani •Trypanosoma cruzi

Virüsler: Morfolojik yapıları ve genel özellikleri yönünden diğer mikroorganizmalardan büyük farklılıklar gösterirler. Bakteri, protozoa ve mantarlarda olduğu gibi tam bir hücre yapısı göstermezler ve bu nedenle enfekte ettiği canlının metabolik sistemine ihtiyaç duyarlar. Bu özellik de, virüsleri zorunlu hücre içi parazit yapar.

Virüsler, bağışıklık sistemi güçlü olan canlılarda yıllarca kristalize form hâlinde bekleyip canlının bağışıklık sistemi zayıfladığında tekrar canlı form hâline geçerler. Bulundurdukları genetik materyalin çeşidine göre virüsler; DNA ve RNA virüsleri şeklinde iki gruba ayrılırlar. Yapılarında bu virüslerden sadece biri bulunur.

En büyük virüs en küçük bakteriden yaklaşık bin kat daha küçüktür. Bu nedenle normal bir bakteriyi görmemizi sağlayan mikroskoplardan ziyade, virüsler elektron mikroskobu denilen özel mikroskoplar tarafından görülürler. İnsanda, aids (HIV), kuş gribi (H1N1) gibi grip virüsleri, insan papilloma virüsleri (HPV) gibi virüsler öldürücü düzeyde patojendir.

Virüsler; •Hepatitis B, C, D, E virüsleri •Ebola virüsü •Herpes simplex virüsü •Human immunodeficiency virüsleri (HIV) •Human Papilloma virüsü (HPV)

HÜCRE KÜLTÜRÜ

Hücre kültürü, çok hücreli organizmalardan türetilmiş hücrelerin in–vitro olarak geliştirilmesidir. Geniş bir ifade ile hücre kültürü ökaryotik canlılardan özellikle hayvan hücrelerinden kaynaklanan hücrelerin, laboratuvarlarda kontrollü şartlar altında çoğaltılması ve yetiştirilmesi süreci olarak tanımlanabilir. laboratuvar çalışmalarında her hangi bir deneysel modellemede canlı sistemlerine ihtiyaç duyulduğunda ilk önce hedeflenen canlı hücreleri laboratuvar ortamında özel cihaz ve ekipmanlarla alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından, uygun koşullarda besin, koruyucu madde ve hava gereksinimleri karşılanarak defalarca çoğaltılırlar bu işleme kültür işlemi de denmektedir.

İn-vitro: laboratuvar ortamlarında ya da yapay koşullarda yapılan; in-vivo; canlı ortamlarda ya da yaşayan koşullarda yapılan deneysel çalışmalardır.

BİYOLOJİK ETKENLERE MARUZ KALINABİLEN SEKTÖRLER

Gıda, tarım, hayvancılık, sağlık sektörleri ile atıkların depolanması ve yok edilmesi ile ilgili sektörler biyolojik risk etmeni olan iş kollarıdır.

Biyolojik risk etmenleri oluşturdukları enfeksiyon risk düzeyine göre 4 risk grubunda sınıflandırılmıştır. Bunlar,

Grup 1 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa yol açma ihtimali bulunmayan biyolojik etkenler.
Grup 2 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa neden olabilen, çalışanlara zarar verebilecek, ancak topluma yayılma olasılığı olmayan, genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı bulunan biyolojik etkenler.
Grup 3 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski bulunabilen, ancak genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı olan biyolojik etkenler.
Grup 4 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski yüksek olan ancak etkili korunma ve tedavi yöntemi bulunmayan biyolojik etkenler

şeklinde gruplandırılmışlardır.

BİYOLOJİK RİSKLERİN BELİRLENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Biyolojik riski değerlendirmek ve gerekli önlemleri belirlemek için; maruz kalınan etkenin türü, düzeyi ve süresi belirlenir. Biyolojik risk değerlendirmesi, aşağıda verilen maddeleri kapsayan tüm bilgiler dikkate alınarak yapılır;

İnsan sağlığına zararlı olan veya olabilecek biyolojik etkenlerin sınıflandırılması,
Yetkili makamların, işçilerin sağlığını korumak için biyolojik etkenlerin denetim altına alınması hakkındaki önerileri,
İşçilerin işlerinin sonucu olarak ortaya çıkabilecek hastalıklarla ilgili bilgiler,
İşçilerin işlerinin sonucu olarak ortaya çıkabilecek alerjik veya toksik etkiler,
Yaptıkları işle doğrudan bağlantılı olarak işçilerin yakalandığı hastalıkla ilgili bilgiler

RİSKLERİN AZALTILMASI

Yapılan risk değerlendirmesi sonucunda, çalışanların sağlık ve güvenliği için riskin varlığı ortaya çıkarsa, çalışanlara maruziyet önlenmelidir. İşverenler çalışanların listesini, işin türünü, hangi biyolojik etkene maruz kaldıklarını, kazalar ve olaylarla ilgili hususları kayıt altında tutmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi sonuçları; çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden riskin bulunduğunu ortaya koyuyorsa, bakanlığın isteği doğrultusunda maruz kalan işçi sayısının belirlenmesinde, işverenler, grup 3 ve/veya grup 4 biyolojik etkenlere maruz kalan çalışanların listesini, yapılan işin türünü, mümkünse hangi biyolojik etkene maruz kaldıklarını ve maruziyetler, kazalar ve olaylarla ilgili hususları kayıt altında tutmakla ve en az 20 yıl saklamakla yükümlüdürler.

İŞÇİLERİN EĞİTİMİ VE BİLGİLENDİRİLMESİ

İşverenler, sağlık riskleri, maruziyeti önlemek için alınacak önlemleri, hijyen, kişisel koruyucu donanım konusunda çalışanlara eğitim, bilgi ve talimat verir. Ayrıca özel durumlarda işverenler iş yerinde, biyolojik etkenlerle çalışma sırasında oluşan ciddi bir kaza veya olay durumunda ve Grup 4 biyolojik etkenlerle yapılan çalışmalarda takip edilecek prosedürü de içeren yazılı talimatları sağlayacak ve mümkünse uyarıları görünür şekilde asmaları gerekir.

SAĞLIK GÖZETİMİ

İşveren; her işçinin, çalışmalara başlamadan önce ve düzenli aralıklarla sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar. Maruziyetin sona ermesinden sonra yapılacak herhangi bir sağlık gözetimi ile ilgili olarak çalışanlara gerekli bilgi ve tavsiyeler verir ve gerekli kayıtları en az 10 yıl süre ile saklar

ÜNİTE 7

PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ

Sağlık ve Ruh Sağlığı: Günümüzde sağlıklı olmak, yalnızca hastalık ve sakatlık durumunun olmaması değil; bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli olarak tanımlanmaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü).

Ruh ve sosyal sağlık, beden sağlığına göre değerlendirmesi daha zor, etkilenimi daha kolay sağlık bileşenleridir Bireysel yaşam koşulları, yaşanılan çevre ve yapılan iş, ruh ve sosyal sağlığın temel belirleyicileridir. İş yaşamında ruh sağlığına etki yapabilecek etmenler; Çalışma ortamı, Çalışma süresi, Ücret, Organizasyonel etmenler (vardiya, esnek çalışma vb.), Sendikalaşma, Özellikli çalışanlar (çocuk, kadın, engelli vb), Taciz, Stres, Ayrımcılık, baskı

Riskli İş Kolları :

Vardiyalı işler : Vardiyalı çalışmanın amacı, işin hiç kesilmeden devam ettiği işyerlerinde çalışanlar üzerindeki özellikle gece çalışmasından kaynaklanan riskleri azaltmaktır.

Esnek çalışma : Esnek çalışma, çalışanlar için avantaj ya da dezavantaj olabilmektedir. Burada bahsedilen dezavantajlar uzamış mesai saatleri, farklı işlerin yapılması, farklı yerlerde çalışmadır.

Parça başı işler: Bu biçimde yapılan işlerde kişi performans kaygısı ile çalışmakta, ürettiği kadar kazanabileceği için sürekli üretim motivasyonu ile çalışmaktadır.

Vasıfsız işçiler : Vasıfsız işçiler sürekli iş ve çalışma çevresi değiştirmekte, farklı zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Öte yandan tek bir iş yerinde çalıştığında da sürekli, iş yerindeki hemen her işe koşulmaktadırlar. Bu da ciddi psikososyal etken olmaktadır.

İş yeri iklimsel ortam şartları:

Fiziksel risk etmenleri: Çalışma ortamındaki aydınlatma, sıcaklık ve ses gibi fiziksel etmenler, çalışana doğrudan etki ederek psikososyal risk etmeni olabilmektedir. Örneğin ameliyathanede çalışan bir hekim için sürekli parlak ışık altında çalışmak riskli iken, madendeki bir kırıcı için sürekli karanlıkta çalışmak riskli olmaktadır.

İŞ YERİNDE PSİKOSOSYAL ETKENLERİN KAYNAKLARI VE STRES

STRES: İş yerinde stres yaratan pek çok farklı etken bulunmaktadır.

Yöneten ve yönetilenlerin amaç konusundaki fikir ayrılığı
Personel değerlendirmede belirsizlikler
Kişiler arası rekabet, kayırmacılık, güç savaşı
Yetki ve sorumluluk belirsizliği
Etkin kayıt ve iletişim sistemi olmaması
Yeni değişimler (yönetim, üretim, ücret vb.)
Kişilik çatışmaları
Çalışma koşulları (devam, izin, ücret vb.)
İşin niteliği (tekdüze çalışanlarda, zaman baskısı-yöneticilerde)
İş yerindeki konum (düzey arttıkça stres etkenleri artar, en stresli düzey orta kademedir.)

Organizasyonel Etkenler:

Görev ve rol belirsizliği • Motivasyon eksikliği • Tekdüze üretim • Vardiya sistemi • Çalışma süresi uzunluğu • İş tatmini • Yasal yetersizlikler • Çatışmalar • Üretim süreci hataları • İş kazaları

Kültür ve mesleğe ilişkin etkenler:

Genç/yaşlı olmak • Eğitim düzeyinin artması • Bekâr olmak • Çocuk sahibi olmak • İş yerine uzakta oturmak • Kirada oturmak • Kültürel yapı farklılıkları • Beslenme biçimi farklılıkları • Boş zamanları uygun değerlendirmemek



Stres Sonucu Ortaya Çıkabilecek Psikosomatik Bozukluklar

Kaslarda gerilme ve ağrı • Mide salgısında artma, bulantı, kabızlık • Uykusuzluk, baş ağrısı, güçsüzlük, baygınlık • Kalp vuruşunda artma • Nefes alma sıklığında artma • Cinsel güçsüzlük

Stres Sonucu Ortaya Çıkabilecek Psikosomatik Hastalıklar

Gastrit • Hipertansiyon • Kalp krizi • Migren • Ürtiker • Astım

Stresle Başa Çıkmayı Zorlaştıran Kişilik Özellikleri

Düşmanlık duygusu baskın olma
Kendine sürekli suçluluk payı çıkarma
Aşırı duyarlı ve duygusal tepkileri önde olma
Benmerkezci, egoist olma
Olayları çok iyi / çok kötü bulma
Olgunlaşmamış olma
Pasif kişiler
A tipi kişilik yapısı (pek çok konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan kişiler)

Bezdirme (Mobbing)

Kendini ifade etme ve iletişim oluşumunu engelleme
Sosyal izolasyon
Mesleki itibara saldırı
Niteliksiz işlerde çalıştırma
Zorlayıcı ortam koşullarında çalıştırma

Stres Yönetimi Teknikleri

Sağlıklı beslenme • Fizik egzersiz ve spor • Derin nefes alıp verme • Gevşeme ve rahatlama hareketleri • Sosyal yardım • İlaç tedavisi

Stres Azaltma Teknikleri

Kendine güven eğitimi • Çatışmaların çözümü • Amaç ve öncelik sıralama eğitimi • A-tipi davranışların değiştirilmesi • Karar verme ve problem çözme ustalığı kazanma • Zaman yönetimi ve düzenlemesi • Psikoterapi • Tıbbi tedavi

Psikososyal Etmenlerin Ölçümü

İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelleri aşağıda yer alan ölçekler ile iş yerindeki stres ve diğer psikososyal etmenler ölçülebilir.

İş memnuniyeti ölçekleri • Tükenmişlik ölçekleri • İş tatmini ölçekleri • Aidiyet ölçekleri

Tüm bu muayene ve değerlendirmelerin yanında iş yerinde çalışanların sağlık gözetimi yoluyla periyodik olarak izlenmesi ve değerlendirilmesi en etkin yönetmedir.

Korunma

Birincil Koruma: Stresle başa çıkmanın en etkili yöntemi stresi kaynağında yok etmektir. Bu amaçla işletmede strese yol açan personel politikaları değiştirilebilir; işçiler arasındaki ve işçilerle yönetim arasındaki iletişim güçlendirilebilir; yürütülen işler yeniden tasarlanıp, örgütlenebilir; özellikle alt kademelerden başlayarak işçilerin karar alma süreçlerine katılımı ve özerkliği artırılabilir. Bu yöntemlerden hangisinin seçileceği stres etmenine ve etkileme yollarına göre değişir

İkincil Koruma: İkincil koruma eğitim ve öğretim ile bilinci artırma ve beceri geliştirmeyi kapsar.

Üçüncül Koruma: Üçüncül koruma ruhsal bozukluklar nedeniyle işten ayrılan bireylerin rehabilitasyonunu hedefler. Üçüncül koruma; “Strese bağlı önemli akıl sağlığı sorunu yaşayan işçilerin iyileştirilmesini ve üretime geri döndürülmesini amaçlar



ÜNİTE 8

ERGONOMİ



Ergonomi eski Yunancada "iş" anlamına gelen “ERGON” ve "doktrin" ya da "yasa" anlamına gelen “NOMOS” kelimelerinden türetilmiştir. Buradan hareketle, ergonomiyi, çalışanların doğasına uygun olacak şekilde işi ve iş yerini düzenlemeye yönelik bir iş disiplini şeklinde tarif etmek mümkündür. Başka bir ifade ile ergonomi, birtakım önlemler almak suretiyle, çalışanların fiziksel bütünlüğünü koruma yanında, onlara fiziksel özelliklerini, fizyolojik ve psikolojik yeteneklerini en uygun biçimde kullanacakları en uygun ortamı sağlamayı ve böylece işçi gönencini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Ergonomiyi işbiliminin bir alt disiplini olarak insanlarla ilgili anatomik, fizyolojik, psikolojik, sosyolojik ve teknik bilgilerden yararlanarak, insan işinin yapılabilirlik ve dayanılabilirlik sınırlarının belirlenmesi için yöntemler geliştiren bir bilim dalı olarak tarif etmek de mümkündür.

Ergonomi, gerek çalışma koşulları ve gerekse verimliliği iyileştirmeye yönelik olarak işin nicelik ya da nitelik bakımından incelenmesi şeklinde de tarif edilebilir.

Ergonominin görevleri;

Çalışma ortamlarına yönelik aydınlatma, hava ve gürültü koşullarına ilişkin olarak en iyi ortamı geliştirmek,
Sıcak ortamlarda fiziksel iş yükünü azaltmak,
Çalışma pozisyonlarını geliştirmek,
Bazı hareketlerde çaba derecesini azaltmak,
Göstergelerin okunmasında işçilerin psikoduygusal görevlerini kolaylaştırmak,
Doğal ve alışılmış reflekslerin daha iyi kullanılmasını sağlamak,
Gereksiz bilgileri anımsama çabasını önlemek,
Makine kollarının çalıştırılmasını ve denetimlerini kolaylaştırmaktır” şeklinde açıklanabilir.

ERGONOMİNİN AMAÇLARI

Ergonomi, gürültü, renk ve ışık etüdü yapar, çalışma ve dinlenme sürelerinin belirlenmesinde katkıda bulunur. Bu işlevler dikkate alındığında, ergonominin amaçlarını aşağıdaki şekilde özetlemek mümkün olmaktadır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması,
İş gücü kayıplarının önlenmesi,
Yorulmanın ve iş stresinin azaltılması,
İş kazaları ve mesleki risklerin en aza indirilmesi,
Verimlilik ve kalitenin yükseltilmesi.

Yukarıda sayılanların dışında; ergonominin birinci amacı insan – makine birleşiminin verimliliğini ve iş güvenliğini artırmaktır.

Ergonominin uğraş alanları ise;

İnsan – makine sistemine ilişkin fiziksel konular,
İnsan – makine sistemine ilişkin kavramsal konular,
İş yeri tasarımı ve iş alanı yerleşimi,
Fiziksel çevre,
Psikolojik çevre,
Görev tasarımı, seçme, eğitme.

ERGONOMİNİN KAPSAMI VE HEDEFLERİ

Ergonomi, çok disiplinli yaklaşımı ve uygulamalı niteliği ile diğer alanlardan farklıdır. Ergonomik yaklaşımın çok disiplinli özelliği, çok farklı insan boyutları ile ilişkili olması anlamına gelir. Uygulamalı niteliğinin bir sonucu olarak ergonomik yaklaşım, daha çok, iş yeri veya çevrenin insanlara uyarlanması sonucunu doğurur. Ergonominin görevi, insana yönelik bir iş düzenlemesinin temel bilgilerini sağlamaktır. Böylece işin insana ve insanın işe uyumu için gerekli koşulları belirler.

İşin insana uyumu şu ögelerden oluşur;

Çalışılan yerin ve üretim araçlarının analizi ve düzenlenmesi (çalışma ortamı, makineler vb.),
İş çevresinin analizi ve düzenlenmesi (ses, aydınlatma, iklim, titreşim vb.),
İş organizasyonunun analizi ve düzenlenmesi görevleri, işin içeriği, çalışma ve mola zamanları.

İnsanın işe uyumunda dikkate alınması gereken ögeler ise;

Kişinin işin içeriğine bireysel yatkınlığı; Yani personel planlaması ve işe yerleştirme yapılırken, yaş, cinsiyet ve bedensel yapının dikkate alınması,
İş öğretimi ve işe alıştırma gibi hususlardır.

Ergonomi kısaca, işin insana uyumunun sağlanması olarak da tanımlanmaktadır. Ancak bu tanımın uzantısı olarak insanın işe uyumunun da gözden uzak tutulmaması gerekir. İşe uygun eleman alımı ve iş eğitimleri bu amaca hizmet ederler.

Antropometri: Çalışma araçları ve çalışma ortamının insanın vücut ölçüleriyle uyuşumunun sağlanmasını amaçlar.

Fizyoloji: Çalışma ortamı ve çalışma metotlarının insan bünyesini en az etkilemesini ve insan bünyesine elverişli çevre şartlarını sağlamayı amaçlar.

Psikoloji: Çalışma ortamında renk, şekil, düzen gibi psikolojik rahatlık sağlayıcı düzenlemeler yoluyla çalışana hoş bir ortam yaratmayı amaçlar.

Enformasyon: Çalışan kişiye lüzumlu bilgileri, akustik, optik vb. yollardan kolayca aktarılabilecek şekilde iş yerinin tasarımıyla ilgilenir.

Organizasyon: Dinlenme, iş değişimi, iş öğretimi, adil ücretlendirme ile çalışan insanın işten etkilenmesini azaltmak amaçlanır.

İş Güvenliği: Her türlü araç ve donanım ile çalışma ortamının, çalışanın sağlığına yönelik tehlike oluşmayacak şekilde tasarlanmasını amaçlar.

ÇEVRE FAKTÖRLERİ

GÜRÜLTÜ: Gürültü çalışma ortamında olduğu kadar çalışma ortamı dışında da insanı rahatsız eden çevresel bir faktördür. Ses insanı rahatsız edecek düzeye ulaştığında “gürültü” olarak adlandırılır. İnsanlar sürekli olarak çok çeşitli gürültülerin etkisi altındadırlar. Bunlar çalışan bir bilgisayarın hafif vınlama sesinden alçaktan geçen bir jet uçağının kulak tırmalayan gürültüsüne kadar çok çeşitli kaynaklardan gelebilir ve farklı şiddetlerde olabilir. Gürültü düzeyleri desibel (dB(A)) şeklinde ifade edilir.

Gürültü Ölçümleri: Endüstriyel ortamlarda gürültü ölçümü yapılmasının birçok nedeni olabilir. Bunlardan belli başlı olanları aşağıda gösterilmiştir.

Gürültü düzeylerinin kalıcı işitme hasarlarına yol açacak düzeyde olup olmadığının belirlenmesi,
Makine ve donanımlarla ilgili gürültü kontrol düzenlemelerinin belirlenmesi,
Belirli bir makineden yayılan ses düzeyinin belirlenmesi ve bunun satıcı referans değerleri ile karşılaştırılması,
Çalışma ortamındaki gürültülerin çevreyi rahatsız edip etmediğinin belirlenmesi.

Gürültünün İnsan Üzerindeki Etkileri: Gürültü, endüstriyel çalışma ortamlarında en yaygın ve sık karşılaşılan bir çevresel problemdir. es basıncı, frekans ve ses etkisinin zaman içinde dağılımı ve ayrıca çalışan kişinin özelliklerine bağlı olarak gürültü, ruhsal ve vejetatif tepkilere, işitme organının zarar görmesine neden olabilir.

Gürültüden Korunma: Gürültüden korunma önlemleri esas olarak tasarım ve planlama evresinde dikkate alınmalıdır. Tasarımcılar, satın alma görevlileri, organizatörler ve işletme yöneticilerine standart değerler aracılığıyla gürültünün ortaya çıkışının ne şekilde önlenebileceği anlatılabilir. Ses kaynağına olan uzaklığın iki katına çıkılması hâlinde genel olarak 3-6 dB arasında azaldığının bilinmesi, özellikle sessizlik isteyen çalışma yerlerinin (örneğin konstrüksiyon büroları) veya özellikle gürültülü makinelerin (örneğin presler ve zımba makineleri) bulunduğu çalışma yerlerinin konumlandırılmasında çeşitli olanaklara başvurulmalıdır. Belli bir hacim içinde ses düzeyleri yaklaşık aynı olan çalışma yerlerinin bulunmasına çaba gösterilmelidir. Gürültüyü kaynağında azaltmak için alınan bütün önlemlerin yetmediği durumlarda, sesi yalıtmaya veya sönümlenmesini sağlamaya çalışılmalıdır. Gürültüden korunmayı etkin bir şekilde gerçekleştirebilmek için alınması gereken Önlemlerin temelinde, titizlikle yürütülmüş bir gürültü analizi yatar.

Gürültünün azaltılmasında en köklü önlemler, kaynakta alınanlardır. Bunun gerçekleştirilmesi için aşağıdaki yöntemlere başvurulmalıdır.

Az gürültülü bir çalışma yönteminin seçilmesi:.
Sessiz makinelerin kullanılması:
Makinelere düzenli olarak bakım yapılması:
Gürültülü makinelere kaplama yapılması:.



İş ve iş yeri düzenlerken gürültüyü azaltmada dikkat edilecek hususlar:

Gürültülü işin sessiz işten ayrılması,
Gürültü kaynağından yeterince uzakta durulması,
Ses yutucu tavan kullanılması,
Akustik paravanların kullanılması.

TİTREŞİM:

Çalışanlar, oturdukları yerler, temas etlikleri ya da ellerinde tuttukları motorlu veya mekanik tahrikli araç ve gereçler, kullandıkları her türlü makine ve araçlar nedeniyle titreşimlere maruz kalmaktadırlar. İnsan kulağı 20 Hz ile 20000 Hz frekans aralığındaki sesleri duyabildiği halde, bütün vücut titreşim halinde iken 1-80 Hz, el-kol titreşimi halinde ise 1-1000 Hz frekansları hissedilmektedir.

Özellikle motorlu araçları veya mekanik tahrikli (örneğin darbeli matkap, havali tabanca gibi) aletleri kullanan insanlar mekanik titreşimlere maruzdur. Gürültüde olduğu gibi mekanik titreşimlerde de kitle parçacıkların hareketi söz konusudur. Bu hareketler yol, hız ve ivme gibi durum faktörlerini zamansal değişimleri (dalgalanmaları) ile tanımlanırlar.

Titreşimin Etkileri: Titreşim olduğu anda eğer vücut hareket hâlinde ise çalışanın kinestetik duyu organlarında, kas, bağ ve eklem algılama sistemlerinde iç kulak denge organında zararlı ve kalıcı etki meydana gelecektir. Diğer taraftan vücudun hareket etmemesi durumunda ise çalışanın işitme organında, derinin duyarlı kıl dibi ve deri altı algı organlarında, alt ve üst etraf kılcal damar ağında zararlı ve kalıcı etkiler söz konusu olmaktadır. Titreşimin çok şiddetli olması durumunda ise, yukarıda belirtilen sağlık şikâyetlerine ek olarak, sırt ve boyun kaslarında sertlik, kemik ve organın zarar görmesi, mide ve sindirim sistemi rahatsızlıkları da gözlenebilmektedir. İnsanın etkisi altında kaldığı titreşimler, objektif veya subjektif olarak tanımlanabilir. Objektif tanımlamada vücudun bir tarafını etkileyen titreşimin ivmesi ölçülür ve bu değer, vücudun diğer tarafından yapılan ölçme değeri ile karşılaştırılır. Subjektif tanımlama ise, "dayanılamaz" veya "dayanılabilir" gibi ölçütlerin belirtilmesi olanağını sağlar. Objektif olarak ölçülebilen titreşim yüklenmesi ve subjektif olarak algılama arasındaki ilişki bir karşılaştırma değeri olan "değerlendirilmiş titreşim şiddetini” doğurmuştur.

Titreşimin Önlenmesi

Yalıtım yoluyla titreşimin yayılmasını engellemek,
Titreşimin yoğun olduğu yerlerde, taşıtlarda oturma yerinde süspansiyon düzeninin sağlanması,
Kullanılan araç, gereç ve makinelerde düzenlenmeler yaparak insanları korumak,
Titreşim yapan el cihazlarını ve motorlu aletleri kullananların sık sık dönüşümlü çalıştırılması,
Dinlenme molalarının düzenlenmesi.
Titreşim; kaynakta, kaynakla alıcı arasındaki iletim yolunda ve az da olsa alıcıda önlenebilir. Yukarıdaki önlemlere ilave olarak şu önlemler de alınabilir:
Titreşim kaynakta kesilmelidir,
Makinelere düzenli bakım yapılmalıdır,
Titreşim iletimine engel olunmalıdır,
Gerekirse doğrudan alıcıda önlem alınmalıdır.

Görme ve Aydınlatma: Gözün uyum, düzenleme (akomodasyon) ve tespit olmak üzere üç fonksiyonu vardır. Bir yandan göz bebeği çapının değişmesi ve diğer yandan da ağ tabakasının duyarlılığı sayesinde gerçekleşen uyum, farklı düzeyde aydınlatmanın olduğu ortamlarda gözün uyum sağlaması olarak tanımlanmaktadır. Göz merceğinin kasılarak net bir görüntü elde edebileceği uzaklık gençlerde (16 yaş) 45 cm’ye kadar düşmekte, yaşlılarda ise (60 yaş) 100 cm'ye kadar çıkabilmektedir. Gözün üçüncü fonksiyonu tespit ise, bakılan cisim veya gözlenen nesnenin, gözün uyumu sayesinde gözde bulunan ışığa duyarlı tabakada görüntülenmesidir.

Aydınlatma, bireyin performansını ve refahını etkileyebilir. Parlaklık, görüş alanındaki cisimlerin yüzeyinden gözlere yansıyan ışık miktarıdır. Aydınlatma düzeyi lüks ölçü birimi ile ifade edilmektedir.

Bir aydınlatma düzeninin niteliğini belirleyen faktörler şunlardır:

Aydınlatma şiddeti, • Eş düzeyde aydınlatma, • Işık yönü ile gölge etkisi, • Işık dağılımı, • Işıktan yararlanma, • Göz kamaşmasının sınırlandırılması, • Işığın rengi ve renksel yansıma.



Araştırmalar sonucunda genel olarak görmeyi etkileyen faktörler aşağıdaki gibi belirlenmiştir:

Görme açısı, • Cisim ile zemin arasındaki kontrast, • Zeminin ışıklılığı, • Bakma süresi, • Zeminin yapısı ve rengi, • Bakılan cismin karmaşıklığı ve gölge, • Görme keskinliği, • Ortamdaki renkler.

İKLİM: İnsan, belirli sınırlar dâhilinde olmak kaydıyla, çalışılan ortamın iklimine uyum gösterebilir. Soğukta kan dolaşımının yavaşlaması, sıcakta terleme gibi insan vücudundaki ısı düzenleme mekanizmaları, çevre koşullarına ve giysiye bağlı olarak vücut ısısını bir gecikme ile dengede tutabilir.

İnsan vücudunun, kısa süreli uyumlarının yanında bir de uzun süreli tepkileri vardır. İklim koşullarına uyum olarak tanımlanan bu tepkiler sayesinde, mevcut yüklenme daha dayanılır hâle gelir ve subjektif olarak daha azmış hissini verir. Aşırı sıcakta çalışmada iki-üç haftalık bir uyum süresi, genellikle

Terlemenin artmasını, • Cilt sıcaklığı artışının, •Vücut iç sıcaklığı artışının• Vücut terinde tuz oranının ve • Kalp ve dolaşım yükünün azalmasını sağlar.

İş yerlerinde iklim ile ilgili uyulması önerilen bazı tedbirler aşağıda yer almaktadır.

Hava ısısı işin fiziksel gereklerine göre ayarlanmalı,
Çok nemli ve çok kuru havadan kaçınılmalı,
Isı yayan yüzeylerden kaçınılmalı,
Hava akımına engel olunmalı,
İnsanların iklimi kendilerinin kontrol etmesine izin verilmelidir.

İklim Koşullarının İnsan Üzerindeki Etkisi

İnsan vücudunun sıcaklığı 37°C civarındadır. Bu değerde ancak çok küçük ölçüde farklılık olabilir. Aksi hâlde soğuk ya da sıcak rahatsız edici biçimde algılanır ya da hastalık belirtileri görülür. Vücut sıcaklığının 1.5 °C'den fazla yükselmesi yaklaşık 335 kj'lık bir ısının depolanması demektir ki, bu da bir ısı birikimine neden olarak “sıcak çarpması”na yol açabilir. İnsan vücudunun ısı düzeni (termoregülasyon) olarak tanımlanan bu işlev, kan dolaşımının, kasları kanla beslemesinden de önce gelen bir görevidir. Genelde performansların yaklaşık 27°C efektif sıcaklıktan itibaren azaldığı görülür.

İklim Etkilerinden Korunma

Fizyolojik koruyucu önlemler: İnsanın iç yapısı ile ilgili olarak,
Korunma giysileriyle kişisel koruyucu önlemler: İnsan üzerinde,
Teknik koruyucu önlemler: Çalışma yerinde,
Çalışma zamanları ve molaların düzenlenmesi: İş organizasyonunda

Nem :İklime dayalı çevre koşullarında konforun sağlanmasında bir başka faktör olan nem, çalışılan veya içinde bulunulan ortamın sıcaklığında, ortamın havasını doymuşluk düzeyine kadar getirecek su buharı değerine (yüzde 100 nemli) göre yüzde oranı şeklinde ifade edilir. Bu şekilde elde edilen yüzde değerine bağıl nem derecesi denilmekte ve bu değerin yüzde 30 ila 70 arasında olması istenmektedir. Havadaki nem, yaş ve kuru olarak isimlendirilen iki termometreden oluşan psikrometre denilen bir cihazla ölçülür. Ortamda yapılan ölçüm sonucunda elde edilen yaş ve kuru termometre değerleri özel olarak hazırlanmış psikrometrik çizelgeler üzerine işaretlendikten sonra ortamdaki nem yüzde olarak belirlenir.

Havalandırma

İş yerleri tüzüğüne göre çalışılan hacimde devamlı bulunan her işçi için, asgari hava hacmi şu şekilde belirlenmiştir:

Çoğunlukla oturarak yapılan işlerde 12 m3,
Çoğunlukla oturmadan yapılan işlerde 15 m3,
Ağır bedensel çalışmada 18 m3.

Çalışılan ortamdaki hava akım hızı pervaneli veya göstergeli olabilen anemometre denilen bir aletle ve hava akım hızının belli bir değerin altında olması durumunda ise çıplak cam veya gümüş hazneli kata termometre ile ölçülür. Oturarak yapılan çalışmalar için en fazla 0,3 m/sn, ince işler için 0,1 m/sn olmalıdır.Bireysel maruziyeti hedefleyen (örgütsel önlemler veya özel koruyucu malzeme gibi) önlemler aşağıda yer almaktadır.

Kimyasal maddeler doğrudan kaynakta çıkarılmalıdır,
Etkili bir egzoz sistemi kurulmalıdır,
Havanın çıkartımı ve havalandırma sistemi tasarlanırken iklim üzerindeki etkisine dikkat edilmelidir,
Yeterli hava değişimi sağlanmalıdır.



Zararlı - Kimyasal Maddeler ve Toz

Zararlı - Kimyasal Maddeler: Çalışma yerindeki zararlı maddeler kavramı altında bütün katı, sıvı ve havada bulunan zararlı maddeleri toplamak mümkündür. Özellikle önemli olanlar toz, duman, gaz, buhar ve sistir.

Dumanlar: Dumanlara örnek olarak lehim ve kaynak dumanı, çinko oksidi dumanı verilebilir.

Gazlar: Ortamdaki havaya üç boyutta yayılan elemanter veya moleküler yapıda karışımlardır. Bunlar arasında öncelikle karbon monoksit. Azot monoksit, azot dioksit, klor hidrik asit vb. sayılabilir.

Buharlar: Buharlar, sıvı veya katı hâlleriyle denge durumunda, gaz biçiminde havada bulunan maddelerdir. Bunların en önemlileri çözücü buharları olan, benzol tetrakloretilen, trikloretilen vb.dir.

Sisler: Talaşlı imalatta oluşan yağ sisi, en önde gelen sis çeşididir.

Kimyasal Maddeler ile İlgili Öneriler: Bu başlık altında verilen en önemli öneriler, eşik sınır değer (TLV: threshold limit values) esasına dayanmaktadır.

Ortam havasındaki kimyasal maddeler için TLV veya diğer limitler azami düzeyde uygulanmalıdır,
Kanserojen maddelerden kaçınılmalıdır,
Yüksek düzeyde maruziyetten kaçınılmalıdır,
Kimyasal madde karışımlarına maruz kalmaktan kaçınılmalıdır,
Kimyasal madde düzeyinin imkânlar ölçüsünde TLV'nin altında tutulması hedeflenmelidir,
Kimyasal madde paketleri uygun şekilde etiketlenmelidir,

Toz: Toz, kömür ve maden ocakları gibi yerin altında bulunan çalışma ortamlarında gerçekleştirilen delme, ateşleme, kırma, nakliyat ve sınıflandırma faaliyetleri sonucu oluşur. Ayrıca; demir, metal sanayii ve diğer endüstri kollarında yer üstünde kapalı alanlarda gerçekleştirilen eleme, ayırma, karıştırma, kurutma, eritme, nakliyat ve yüzey işleme faaliyetleri nedeniyle oluşan toz tane büyüklüğü genellikle 300 mikronun altında olan ve daima hava veya başka bir gaz ile karışım hâlinde bulunan parçacıklardır. Tozlar kimyasal ve biyolojik etkileri açısından iki ana gruba ayrılırlar. Kimyasal etkileri açısından tozlar, bitki kökenli ve hayvansal tozlar gibi organik ve metal, kimyasal bileşiklerin tozları gibi inorganik tozları içermektedir. Ortamdaki toz ölçümleri sonucunda toz türüne bağlı olarak elde edilen değerler, standart hâle getirilmiş maksimum konsantrasyon (MAK) değerleri ile karşılaştırılır ve gerekli önlemler alınır. Toz ölçümleri tane büyüklüğüne uygun olarak tasarlanmış cihazlar kullanılarak gerçekleştirilir. Ölçümler sırasında, ortamdaki havadan alınan örnekler için, mikroskop altında tane büyüklüğünü ve 1 m3 havadaki toz ağırlığını bulmaya yönelik analizler yapılır.

ANTROPOMETRİ: Antropometri; insan vücudunun boyutları ile ilgilenen özel bir bilim dalı olup, Yunanca’da “insan” anlamında kullanılan anthropos ve “ölçüm” anlamında kullanılan metron kelimelerinden türetilmiş olup, antropometri, vücudun belli bölümünün hareketsiz durumu, ağırlık merkezi ve hacim gibi vücudun belli fiziksel özellikleri ve boyutları ile ilgilenen bilim dalı şeklinde tarif etmek de mümkündür. Başka bir ifade ile antropometri; insan vücut ölçüleri ve vücut hareketlerinin mekanik yönleri ile bu hareketlerin frekans ve sınırları gibi insan vücut özellikleri ile uğraşan bir bilim dalıdır. •Yükseklik • Genişlik • Derinlik • Mesafe • Eğrilik• Çevre • Uzanma

Antropometri Çeşitleri: Vücut ölçülerinin elde edilmesine yönelik, statik ve dinamik (fonksiyonel) antropometri olmak üzere iki farklı metot geliştirilmiştir. Bu iki metot kullanılarak elde edilen antropometrik veriler ise; “yapısal antropometrik veri”, “fonksiyonel antropometrik veri” ve “kuvvetsel antropometrik veri” şeklinde gruplandırılmaktadır. Ergonomik amaçlı tasarımlarda kullanılmak üzere gerekli antropometrik ölçüler statik ve dinamik (fonksiyonel) antropometri denilen iki farklı başlıkta toplanmaktadır.

Statik Antropometri: Statik boyutlar, insan vücudunun sabit, yani statik pozisyonundan elde edilen ölçüm sonuçlarıdır. Statik boyutlar, dirsek ve bilek arası ölçümler ile eklem merkezleri arasında ölçümler gibi insan iskeleti boyutları yanı sıra baş çevresi, cilt yüzeyi çevre ölçüleri gibi dış hat boyutlarını içermektedir. Yapılan incelemeler sonucunda 973 farklı statik antropometri ölçümünün var olduğu bilinmektedir. Statik antropometri ölçümlerinin çoğu miğfer, telefon ya da radyo kulaklığı, eldiven tasarımı gibi çok özel uygulamalar için elde edilirler

Dinamik Antropometri: İnsanların ayakta dururken ya da otururken çevrelerindeki malzemelere, kontrol araçlarına ve çeşitli işlem noktalarına eğilme, dönme, uzanma gibi hareketlerle erişebilecekleri sınırlar dinamik antropometri ile ölçülür. Fonksiyonel antropometri olarak da bilinir.



ÜNİTE 9

ACİL DURUM PLANLAMASI

Acil Durum: İş yerinde ya da işe ait sahada meydana gelen; ciddi yaralanmalara, can kayıplarına neden olan ve işletmenin üretimini kısmen veya tamamen durdurabilen, işletmeye veya doğal çevreye zarar veren, işletmenin finansal yapısını veya toplumdaki imajını tehdit eden planlanmamış olaylara Acil Durum denir. Acil durumlara müdahale ile ilgili en güncel mevzuat 30 Haziran 2013 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunudur. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 18 Haziran 2013 tarihinde İŞ YERLERİNDE ACİL DURUMLAR HAKKINDA YÖNETMELİK’i yayımlanmıştır.

Acil Durum Planlaması:Doğal afetler, yangın, kimyasal ya da basınçlı kapların patlaması, sabotaj, terör saldırısı gibi durumlarda iş yerindeki bireylerin alması gereken tedbirler zincirinin neler olduğunun anlatılması, planlanması ve ilgili tatbikatların yapılmasına "Acil Durum Planı" denilmektedir. Acil durum planlarının hazırlanması 3 aşamada gerçekleşmektedir. Bu aşamalar planlama ekibinin oluşturulması, mevcut durumun yapısı, risk değerlendirmesinin yapılması ve acil durum planının hazırlanması şeklindedir.

Acil Durum Planlama Ekibinin Oluşturulması

Acil durum planını hazırlamak için görevli bir kişi veya ekip olmalıdır. Bu işlemlerin yürütülmesi için aşağıdaki aşamalardan faydalanılabilir.

Ekibin yapısı: Ekibin büyüklüğü işletmenin yapısı, büyüklüğü, ihtiyaçlar ve kaynaklara bağlıdır. Genelde bir grubun bu işle görevlendirilmesi en iyi seçimdir. Bunun nedeni;

Çoklu katılımı teşvik etmesi ve daha fazla çalışanın desteğini almasıdır.
Katılımcıların katkısını artırmasının sağlanmasıdır.
Planlama sürecini görünür hâle getirmesidir.
Konu üzerinde bakış açısını genişletmesidir.

Bunun yanı sıra çalışmaları yürütürken bilgi ve destek alınabilecek yerler şunlardır:

Üst yönetim • Kısım Yöneticileri • Çalışanlar • Teknik Hizmetler • Teknik emniyet ve çevre politikasını yürüten kısımlar, • Halkla ilişkiler görevlileri • Koruma ve güvenlik birimi • Pazarlama ve Satış • Hukuk Müşavirliği • Finansman ve Satın alma

Termin planı ve bütçeleme yapılması: Bu çalışmayla ilgili termin planı hazırlanmalı, işin kritik safhaları belirlenmeli ve işin bütçesi yapılmalıdır. Termin planı, öncelikler netleştikçe gözden geçirilmelidir. Bütçeleme, başlangıç için araştırma, doküman hazırlığı, seminerler, danışma hizmetleri gibi planlama aşamasında gerekli olabilecek harcamaları kapsamalıdır.

Mevcut Durumun Tespiti ve Risk Değerlendirmesi

Bu aşama, mevcut riskler, olası zararlar ve acil durumlar ile ilgili bilgi toplanması ve ardından işletmenin bu acil durumlara mevcut müdahale yeteneğinin tespitine yönelik bir çalışmadır. Mevcut plan, prosedür, talimat gibi dokümanlar gözden geçirilmeli, yasal dayanaklar ve gerekçeler belirlenmeli, kritik önemi olan kaynaklar, durumlar belirlenmeli, iç kaynaklar, dış kaynaklar ve imkânlar tanımlanmalıdır. • İş sağlığı ve iş güvenliği prosedürü • Acil durum prosedürü • Risk değerlendirmesi prosedürü • Acil durum planı • Tahliye planı • Yangından korunma planı

Çevre ile ilgili prosedürler • Koruma ve güvenlik prosedürleri • Sigortalama ile ilgili prosedürler
Finansman ve satınalma prosedürleri • İş tanımları • Zararlı maddeler planı • Ana geliştirme planı
Karşılıklı yardım ve işbirliği anlaşmaları

Gözden geçirebilecek mevzuatın bazıları;

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği
İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü
2872 Sayılı Çevre Kanunu ve bağlı mevzuat
2941 Sayılı Seferberlik ve Savaş Hâli Kanunu ve bağlı mevzuat
88/13543 sayılı Sabotajlara Karşı Koruma Yönetmeliği
7/7751 sayılı Parlayıcı, Patlayıcı, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle
Çalışılan İş yerlerinde ve İşlerde Alınacak Tedbirler Hakkında Tüzük
İş yerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik

Meydana gelebilecek bir acil durumun etkilerinin anlaşılması ve bu etkilerin giderilmesi için ihtiyaç duyulacak desteklerin tanımlanabilmesi için kritik kaynak ve durumların neler olduğu bilgisine ihtiyaç vardır. Bu amaçla aşağıdaki hususlar gözden geçirilmelidir;

İşletmenin üretimi ve bu üretim için ihtiyaç duyulan hizmetler, malzeme, iş gücü ve ekipman desteği
Başta sadece bir tek tedarikçiden sağlananlar olmak üzere, tedarikçilerden sağlanan ham madde, malzeme ve hizmetler.
Tesis için hayati önemi olan enerji, su, gaz, kanalizasyon, haberleşme, nakliye ve ulaşım hizmetleri.
Tesisin işlemesi için gerekli personel, ekipman ve yapılması gereken müdahaleler

Bir acil durum operasyonunda ihtiyaç duyulabilecek kaynak ve imkânlar şunlar olabilir:

Ekipler ve Personel: Şirket kriz masası • Şirket acil durum yönetim kadrosu • Hasar tespit ekipleri • Kurtarma ekipleri • Yangın ve tahliye ekipleri (Söndürme, kurtarma, koruma)

İlk yardım ekibi • Sosyal yardım ekibi • Lojistik destek ekibi ,

Acil Durum Yönetim Kadrosunun Görevleri

Panik ortamı oluşmasını engellemek. Ortamı sakinleştirmek ve çok hızlı değerlendirmelerle, acil durumu yönetmek, acil durum planını devreye sokmak.
Yönetim kadrosunun başkanlığını işletme müdürü yapar. Şirket kriz masasında görevlidir ve kriz masasından koordinasyonu sağlar. Acil durumda derhal kriz merkezine gider.
Yönetim takımından bir kişi başkan seçilir.
Yoklamanın alınmasından sonra, eksiklerin ve bilinen diğer sorunların kriz merkezine bildirilmesi.
Şirket hasar tespit ekiplerinin oluşturulmasını sağlamak.
Kriz masasından gelecek bilgilere göre personelin sevk ve idaresini yapmak

Şirket Hasar Tespit Ekipleri Belirli sayıda ekip oluşturulur. Ekip liderleri ve yardımcıları tanımlanır. Bakımcılardan ve kritik tesisleri bilen imalatçı, kaliteci vb. kişilerden oluşan 10-12 kişilik

Kurtarma Ekipleri Bu ekip üyeleri özel eğitimli kişilerden oluşur. Bu kişiler acil durum oluştuğunda derhal kriz merkezine gider, yoklamalarını buradan verirler ve buradan yönetilirler. Şirket kurtarma ekibi, şirket acil durum kriz merkezi tarafından görevlendirilir. Kurtarma çalışmalarının yapılabilirliği, bu ekipler tarafından yapılacak hasar tespit çalışmalarının raporlamasından sonra belirlenir. Kriz Merkezi'nin belirlediği yere, özel ekipmanları ile giderek, kurtarma çalışmalarına başlarlar. Çalışmalarını Kriz Merkezi'ne rapor ederler.

Yangın Söndürme ve Tahliye Ekipleri

Kimlerden oluştuğu ve görevleri Yangın Söndürme Ekipleri Formlarında belirtilmiş olmalıdır. Söndürme ve kurtarma ekipleri en az 3'er, koruma ve ilk yardım ekipleri ise en az 2'şer kişiden oluşur. Yangın, deprem ve sel baskını hâllerinde 110 acil yangın ihbar hattı ve 112 acil ilk yardım hattı aranmalıdır.

Söndürme Ekibi: Binada çıkacak yangına derhal müdahale ederek söndürmek ve/veya genişlemesine mani olmak,

Kurtarma Ekibi: Yangın vukuunda can ve mal kurtarma işlerini yürütmek,

Koruma Ekibi: Kurtarma ekibince kurtarılan eşya ve evrakı korumak, yangın nedeniyle ortaya çıkması muhtemel panik ve kargaşayı önlemek,

İlk Yardım Ekibi: Yangın nedeniyle yaralanan veya hastalanan kişilere ilk yardım yapmak.

İşletme Yönetim Organizasyonu: Eğitim, tahliye planı, personel destekleme

Yedekleme ve Destekleme: Diğer kurum ve işletmeler ile gerektiğinde aşağıdaki konularda destek alınması için düzenleme yapılmalıdır:

Finansal destek • Haberleşme • Üretim • Müşteri hizmetleri • Nakliye • Bilgi Desteği• Acil enerji desteği• Onarım desteği

Dış Kaynakların Tanımlanması Bazı durumlarda bu desteğin alınması için resmî protokol yapılmasına gerek vardır. Dış kaynaklar kapsamında protokol yapılabilecek kurumlar;

Mahalli Kriz Komitesi • Sivil Savunma Müdürlüğü • İtfaiye Müdürlüğü • Hastaneler • Yerel güvenlik birimleri (Polis/Jandarma) • Tedarikçiler • Yakın sanayi kuruluşları • Sigorta şirketi

Risk Değerlendirmesinin Yapılması: Bu aşamada işletmenin zayıf olduğu noktalar, bunlardan kaynaklanabilecek durumlar ve olası etkileri belirlenmelidir. Bu işlemleri yaparken, olasılıkların belirlenmesi, etkisinin tahmin edilmesi ve kaynakların kullanımını da kapsayan bir puanlama sistemini içeren Risk Değerlendirme Formu kullanılmalıdır.

Risk değerlendirmesi aşağıdaki aşamalar takip edilerek yapılmalıdır.

Risk Değerlendirme Ekibinin Oluşturulması: Öncelikle risk değerlendirmesini yapacak ekip oluşturulmalıdır. Ekip yapısı 29 Aralık 2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğine göre aşağıdaki gibidir.

İşveren veya işveren vekili.
İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürüten iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimleri.
İşyerindeki çalışan temsilcileri.
İşyerindeki destek elemanları
Çalışanlar.

Olası acil durumları sıralanması: Yangın • Deprem • Sel/su baskını • Yoğun kar yağışı • Toplu gıda zehirlenmesi • Fırtına • Heyelan • Kimyasal madde kazaları • Parlayıcı ve patlayıcı madde kazaları • Radyasyon kazaları • Anarşik olaylar • İletişim sistemini çökmesi • Bilgisayar sisteminin çökmesi • Ana müşteri veya tedarikçilerin kaybedilmesi • Büyük üretim arızaları • Enerji kesilmesi • Sabotaj • İş kazası • Trafik kazası • Salgın hastalık • Seferberlik hâli

Tehlikelerin tanımlanması: Tehlikelerin tanımlanması risk değerlendirmesinin ilk aşamalarındandır. Tehlikeler tanımlanırken çalışma ortamı, çalışanlar ve çalışanların iş yerine ilişkin ilgisine göre bilgiler toplanır. Tehlikelere ilişkin bilgiler toplanırken aynı üretim, yöntem ve teknikleri ile üretim yapan benzer işyerlerinde meydana gelen iş kazaları ve ortaya çıkan meslek hastalıkları da değerlendirilebilir. Toplanan bilgiler ışığında; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatta yer alan hükümler de dikkate alınarak, çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarından oluşan veya bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler belirlenir ve kayda alınır. Bu belirleme yapılırken aşağıdaki hususlar, bu hususlardan etkilenecekler ve ne şekilde etkilenebilecekleri göz önünde bulundurulur.

a) İşletmenin yeri nedeniyle ortaya çıkabilecek tehlikeler.
b) Seçilen alanda, iş yeri bina ve eklentilerinin plana uygun yerleştirilmemesi veya planda olmayan ilavelerin yapılmasından kaynaklanabilecek tehlikeler.
c) İş yeri bina ve eklentilerinin yapı ve yapım tarzı ile seçilen yapı malzemelerinden kaynaklanabilecek tehlikeler.
d) Bakım ve onarım işleri de dâhil iş yerinde yürütülecek her türlü faaliyet esnasında çalışma usulleri, vardiya düzeni, ekip çalışması, organizasyon, nezaret sistemi, hiyerarşik düzen, ziyaretçi veya işyeri çalışanı olmayan diğer kişiler gibi faktörlerden kaynaklanabilecek tehlikeler.
e) İşin yürütümü, üretim teknikleri, kullanılan maddeler, makine ve ekipman, araç ve gereçler ile bunların çalışanların fiziksel özelliklerine uygun tasarlanmaması veya kullanılmamasından kaynaklanabilecek tehlikeler.
f) Kuvvetli akım, aydınlatma, paratoner, topraklama gibi elektrik tesisatının bileşenleri ile ısıtma, havalandırma, atmosferik ve çevresel şartlardan korunma, drenaj, arıtma, yangın önleme ve mücadele ekipmanı ile benzeri yardımcı tesisat ve donanımlardan kaynaklanabilecek tehlikeler.
g) İş yerinde yanma, parlama veya patlama ihtimali olan maddelerin işlenmesi, kullanılması, taşınması, depolanması ya da imha edilmesinden kaynaklanabilecek tehlikeler.
h) Çalışma ortamına ilişkin hijyen koşulları ile çalışanların kişisel hijyen alışkanlıklarından kaynaklanabilecek tehlikeler.
i) Çalışanın, iş yeri içerisindeki ulaşım yollarının kullanımından kaynaklanabilecek tehlikeler.
j) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yeterli eğitim almaması, bilgilendirilmemesi, çalışanlara uygun talimat verilmemesi veya çalışma izni prosedürü gereken durumlarda bu izin olmaksızın çalışılmasından kaynaklanabilecek tehlikeler.

Risk kontrol adımları Risklerin kontrolünde şu adımlar uygulanır:

-Planlama

-Risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması: Riskin tamamen bertaraf edilmesi, bu mümkün değil ise riskin kabul edilebilir seviyeye indirilmesi için aşağıdaki adımlar uygulanır.

Tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması.
Tehlikelinin, tehlikeli olmayanla veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi.
Riskler ile kaynağında mücadele edilmesi.

-Risk kontrol tedbirlerinin uygulanması -Uygulamaların izlenmesi

Dokümantasyon

Risk değerlendirmesi asgarî aşağıdaki hususları kapsayacak şekilde dokümante edilir.

a) İş yerinin unvanı, adresi ve işverenin adı.
b) Gerçekleştiren kişilerin isim ve unvanları ile bunlardan iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi olanların Bakanlıkça verilmiş belge bilgileri.
c) Gerçekleştirildiği tarih ve geçerlilik tarihi.
d) Risk değerlendirmesi işyerindeki farklı bölümler için ayrı ayrı yapılmışsa her birinin adı.
e) Belirlenen tehlike kaynakları ile tehlikeler.
f) Tespit edilen riskler.
g) Risk analizinde kullanılan yöntem veya yöntemler.
h) Tespit edilen risklerin önem ve öncelik sırasını da içeren analiz sonuçları.
i) Düzeltici ve önleyici kontrol tedbirleri, gerçekleştirilme tarihleri ve sonrasında tespit edilen risk seviyesi

Risk değerlendirmesi dokümanının sayfaları numaralandırılarak; gerçekleştiren kişiler tarafından her sayfası paraflanıp, son sayfası imzalanır ve iş yerinde saklanır.

ACİL DURUM PLANININ HAZIRLANMASI

Acil Durum Yönetim Unsurları: Planın bu bölümü işletmenin acil durum operasyonunda bulunması gereken temel uygulamaları tanımlar. Bunlar:

Sevk ve İdare
Haberleşme
Can güvenliği
Tesis güvenliği
Toplumsal Yardımlaşma.
Bakım ve onarım
Lojistik destek

Acil Durum Müdahale Prosedürleri:

Durum tespiti
Çalışanların, ziyaretçilerin, işletme sahasında çalışan müteahhit firma çalışanları, ekipmanların ve hayati öneme haiz kayıtların korunması. Özellikle acil durumun meydana gelişinden sonraki ilk 3 güne ait kayıtlar çok kritiktir. Her koşulda bu kayıtların tutulması ve saklanmasına dikkat ediniz.
İşletmenin üretim faaliyetlerine tekrar başlaması ve faaliyetine devam etmesi

Bomba ihbarı ve şiddetli fırtına gibi durumların yanı sıra aşağıdaki durumlar için ayrıca prosedürlere gerek duyulabilir. Bunlar:

Çalışanların ve müşterilerin acil durumdan haberdar edilmesi ve uyarılmaları
Acil duruma müdahale eden personel ve resmî ekiplerle haberleşme
Tesisteki her personelin tahliyesinin hesaplanması
Acil durum operasyonlarının idaresi
Acil durum yönetim merkezinin kurulması ve işletilmesi
Yangınlar ile mücadele
Tesisin durdurulması operasyonları (planlı ve acil durdurma)
Hayati öneme haiz kayıtların korunması
Onarım operasyonları

Acil Durumlarda ihtiyaç duyulabilecek dokümanlar

-Acil durum çağrı listesi

-Malzeme Tahliye Formu

-Malzeme Güvenlik Bilgi Formu

-İhbar Formu

-Bina ve tesis genel vaziyet planı

Kaynaklar Listesi:Acil durumlarda ihtiyaç duyulabilecek kaynakların (ekipman, malzeme ve hizmetler) listesinin yapıldığı formdur.

PLANIN YAZIM AŞAMASI

1-Temel amaç ve öncelikle yapılacak faaliyetleri tanımlayınız:

2-Planın yazılması: İlk taslak • Gözden geçirme • İkinci taslak • Genel değerlendirme • Nihai taslak • Basım • Dağıtım

Eğitim planının hazırlanması
İşletme dışındaki kuruluşlarla işbirliği yapılması
İşletmenin başka yerlerdeki diğer birimleri ile sürekli irtibat hâlinde olunması
Planın gözden geçirilmesi, değerlendirme ve düzeltmeler yapılması
Nihai onayın alınması
Planın dağıtımı

Planın dağıtımında aşağıdaki birimler göz önünde tutulmalıdır:

Üst yöneticiler
İşletmenin acil duruma müdahale operasyonunda aktif rol oynayan kilit personel
İşletmenin genel merkezi
İşletmenin acil durum müdahale birimleri (uygun görülenler)

ACİL DURUM PLANIN UYGULANMASI

Planın uygulanması, temelde bir acil durum anında planın uygulanmasından öte anlamlar taşır. Yürürlüğe koymak, risk analizleri esnasında yapılan tespitlere uygun davranmak ve gerekli tedbirleri almak, planın işletme faaliyetleri ile bütünlüğünün sağlanması, çalışanların eğitimi ve planın değerlendirilmesini kapsar.

Bir eğitim planı yapılırken sorumlulukları tanımlanmalıdır. Çalışanlar, müteahhit firma çalışanları, ziyaretçiler, yöneticiler ve acil durum planında görev alan personelin ihtiyaç duyduğu bilgiler de göz önünde bulundurulmalıdır.

Eğitim faaliyetleri:

Oryantasyon ve eğitim: Bilgi vermek, soruları cevaplamak, ihtiyaçları tespit etmek ve kaygıları gidermek amacıyla düzenli olarak düzenlenen değerlendirme ve tartışma toplantılarıdır.

Masaya yatırma: Acil durum operasyonunda yönetim görevi alan ve kilit personel bir konferans düzeninde bir araya gelir, sorumluluklarını ve acil durumlara nasıl müdahale edeceklerini tartışırlar. Bu daha yoğun eğitim talep etmeden önce planın uyuştuğu veya karışıklığın olduğu bölgeleri tespit etmek için etkili ve faydalı bir yöntemdir.

İş başı eğitimi: Acil durum yönetim ekibi ve müdahale ekipleri aslında acil duruma müdahale görevlerini ifa ederler. Bu faaliyete genelde daha fazla çalışan katılır ve masaya yatırma diye tanımlanan işlemden daha titizdir.

Genel tatbikat: Mümkün olduğu kadar gerçek hayatta olabilecek bir acil durum yaratılmalıdır. Bu tatbikat, işletmenin acil durumlara müdahale ekiplerini, yöneticileri, çalışanları ve resmi veya özel kuruluş ekiplerini kapsar.

Çalışanların eğitimi: Tüm personeli kapsayan eğitimler aşağıdaki hususları içermelidir:

Bireysel görev ve sorumluluklar
Tehlikeler, zararlar ve koruma önlemleri
Uyarı, alarm ve haberleşme prosedürleri
Bir acil durumda aile bireylerinin bulunacağı yerler
Acil duruma müdahale prosedürleri
Yaygın olarak kullanılan acil durum malzemeleri, bulundukları yerler ve kullanımı
Acil ve planlı durdurma talimatları

Yılda en az bir defa tüm plan gözden geçirilmelidir.


ÜNİTE 10

İŞ KAZALARI



Tarihin en önemli dönüm noktalarından biri olan ve 1760 – 1850 yılları arasında İngiltere’de yaşanan Sanayi Devrimi ve 1763 yılında James Watt’ın İskoçya’da buharla çalışan makineyi bulması sonucu buhar gücü ile çalışan makinelerin endüstriye girmesi makinalaşmayı, makinalaşmanın artması da iş kazalarının daha sık gündeme gelmesine yol açmıştır

İŞ KAZASI: Genel olarak “kaza” kavramı, kasıt söz konusu olmaksızın meydana gelen, beklenmedik ve sonucu istenmeyen bir olayı belirtmektedir.

Kaza, dıştan ve ani bir etkiyle beklenmeyen bir anda meydana gelen ve kişilere zarar veren istenmeyen bir olaydır

İş kazası çeşitli bazı kurum ve kuruluşlar tarafından aşağıda belirtildiği şekillerde de tanımlanmıştır.

Uluslar Arası Çalışma Örgütü ( ILO )’na göre; Önceden planlanmamış, bilinmeyen ve kontrol altına alınmamış olan, etrafa zarar verecek nitelikteki olaylardır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre Önceden planlanmamış, çoğu kez kişisel yaralanmalara, makinelerin, araç ve gereçlerin zarara uğramasına, üretimin bir süre durmasına yol açan bir olaydır.

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre;

Aşağıdaki hâl ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ve ruhen özre uğratan olaydır.

a) Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre; İş yerinde ve işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olay. Bu kanunda iş yeri de; mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin iş yerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen iş yerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçları da içeren organizasyonu, şekilde tanımlanmıştır.

İŞ KAZALARININ SINIFLANDIRILMASI

Yaralanmanın Ağırlığına Göre; Yaralanma ile sonuçlanmayan kaza olayları,

Bir günden fazla işten ayrı kalmayı gerektirecek şekilde tedavi gerektirmeyen kazalar,
Bir günden fazla işten ayrı kalmayı gerektirecek şekilde tedavi gerektiren kazalar,
Sürekli iş görmezlik (veya ölüm ile sonuçlanan kazalar)

Yaralanmanın Cinsine Göre; • Kafa yaralanmaları • Göz yaralanmalı kazalar • Kol yaralanmalı kazalar • El ve parmak yaralanmalı kazalar • Ayak ve ayak parmağı kazaları • Bacak kazaları

İç organ yaralanmalı kazalar • Ruhsal ve psikoojik sonuçlar doğuran kazaları

Kaza Cinsine Göre;

Düşme, incinme kazaları • Parça düşmesi kazaları • Göze yabancı cisim kaçması kazaları • Yanma kazaları • Makine kazaları • El aletleri kazaları • Elektrik kazaları • Ezilme, sıkışma kazaları • Zehirlenmeler

İş kazaları ve meslek hastalıklarının kaydı ve bildirimi ile ilgili olarak, 2002 yılında yapılan 90. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Konferansında, 155 sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sözleşmesine Ekli Protokol kabul edilmiştir. Bu protokolde, 1981 tarihli ve 155 sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sözleşmesinin 11. maddesine atıfta bulunularak, iş kazaları ve meslek hastalıklarının nedenlerinin belirlenmesi ve koruyucu önlemlerin alınması ile kayıt ve bildirim sistemlerinde uyumun geliştirilmesi amacıyla, iş kazaları ve meslek hastalıklarının kaydı ve bildirimi işlemlerinin güçlendirilmesine duyulan gereksinim hakkında hükümler bulunmaktadır.

Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için, kazayı geçiren kişinin sigortalı olması, sigortalının iş yerinde veya iş yerinden sayılan yerlerde bulunması, olayın işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana gelmesi, kaza ile sonuç arasında uygun bir illiyet bağının bulunması, kaza sonucu bedence veya ruhça özre uğraması ve bu unsurların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.

İŞ KAZALARININ NEDENLERİ

İş kazaları genellikle çalışma ortamı koşullarından, yönetim hatalarından, zamanında ve yeterli bakım yapılmamasından, insan faktörlerinin gözardı edilmesinden, yeterli ve uygun eğitim verilmemesinden, denetim eksikliğinden veya bu etkenlerin birkaçı ya da tamamının birbiri ile etkileşmemesi sonucu ortaya çıkar. Ancak, iş kazalarının oluşmasına neden olan etkenlerin tümü temel iki etkene indirgenebilir. Bunlar işyerlerindeki güvensiz durumlar ile çalışanların yaptığı güvensiz davranışlardır:

Güvensiz Davranışlar: Güvensiz davranışlar insanın fizyolojik ve psikolojik yapısı ile çevre koşullarından kaynaklanmaktadır. Çalışan insanda genetik bozukluklar, organik yıpranmalar, ergonomik düzen yetersizlikleri ve sağlıksız çevre koşulları güvensiz davranışların nedenlerini oluşturmaktadır.

Güvensiz Davranışlar;

İşi bilinçsiz yapmak,
Dalgınlık ve dikkatsizlik
Makina koruyucularını çıkarmak
Tehlikeli hızla çalışmak
Görevi dışında iş yapmak
İş disiplinine uymamak
İşe uygun makina kullanmamak
Yetkisiz ve izinsiz olarak tehlikeli bölgede bulunmak
Kişisel koruyucuları kullanmamak
Ehil olmayan kişilerin makineleri kullanmaları

Güvensiz Durumlar: Güvensiz davranışların yanı sıra iş kazalarının birinci dereceden genel nedenlerini oluşturan temel etkenlerden biri de iş yerlerindeki güvensiz koşullardır. İş yerindeki güvensiz durumlar; üretim sürecinde kullanılan teknolojinin ve üretim araçlarının niteliğinden, iş düzensizliğine, bakım ve kontrollerin noksanlığından denetim ve yönetim hatalarına, depolama ve istifleme yanlışlıklarından sağlıksız çevre koşullarına kadar birçok etkenden dolayı ortaya çıkmaktadır. Üretim sürecinde kullanılan her türlü alet, araç ve makine, çalışan insanın yeteneklerine uygun nitelikte değilse, makine ve tezgahların koruyucuları bulunmuyorsa, göstergeleri kolay okunur ve anlaşılır özellikler taşımıyorsa, kumanda mekanizmaları güvenli ve kolay kullanılamıyorsa, bakım ve kontrolleri zamanında ve gereği gibi yapılmıyorsa, amacı dışında ve kapasiteleri üzerinde kullanılıyorsa güvensiz koşulların ortaya çıkması ve iş kazalarının oluşması kaçınılmaz olmaktadır.

Güvensiz çalışma yöntemi
Güvensiz ve sağlıksız çevre koşulları
Elektrikli makinelerde topraklama yapılmaması
İşe uygun olmayan el aletleri
Kontrol ve testlerin yapılmamış olması
Basınçlı kaplar
Tehlikeli yükseklikte çalışma ve/veya istifleme
Açık bırakılan tehlikeli alanlar ( çukurlar..)
Uygun işaretleme yapılmaması
İş yeri düzensizliği
Koruyucusuz makine, tezgahlar
Parlayıcı patlayıcı maddeler

Çalışanların Çalışmaktan Kaçınma Hakkı: Muhtemel bir iş kazasının olabileceği ve hayati tehlikenin varlığı hâlinde çalışan, gerekli önlem alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı iş yerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

İş Kazası İstatistikleri: İş kazası istatistiklerinin oluşturulmasında kullanılan sayısal değerler arasındaki farklılıklar, karşılaştırmalı ölçüm değerlerinin dikkate alınmasıyla anlamlı hâle getirilmektedir. Bu ölçüm değerleri, kaza sıklık oranı, kaza ağırlık oranı ve kaza olabilirlik oranıdır.

Uluslararası Çalışma İstatistikçileri Konferansında, aşağıdaki iş kazası oranlarının hesaplanması karara bağlanmıştır:

Kaza Sıklık Oranı: Takvim yılı içerisindeki ölümlü ve/veya ölümlü olmayan mesleki yaralanmaların toplam sayısının, aynı yıl içerisinde referans grupta yer alan işçilerin çalışma saatlerinin toplamına bölünmesiyle elde edilen değerin 1.000.000 katsayılı ile çarpılmasıyla hesaplanır. Kaza sıklık oranı, aşağıdaki formüle göre hesaplanır:

Kaza Sıklık Oranı = Toplam Kaza Sayısı x 1.000.000/Toplam İnsan-Saat Çalışma Süresi

Kaza Ağırlık Oranı: Takvim yılı içerisindeki ölümlü ve/veya ölümlü olmayan mesleki yaralanmalardan dolayı toplam kayıp gün sayısının, aynı yıl içerisinde referans grupta yer alan işçilerin çalışma saatlerinin toplamına bölünmesiyle elde edilen değerin 1000 katsayısı ile çarpılmasıyla hesaplanır. Kaza ağırlık oranı, aşağıdaki formüle göre hesaplanır:

Kaza Ağırlık Oranı = Kazalardan Dolayı Toplam Kayıp Gün Sayısı/Toplam İnsan-Saat Çalışma Süresi x 1000

Bu oranın hesaplanması sırasında, eğer ölümlü iş kazası veya sürekli iş göremezlik durumu mevcutsa, kazalardan dolayı toplam kayıp gün sayısına, her ölümlü veya sürekli iş göremezlik olayı için, ayrı ayrı 7500 gün eklenmesi gerekmektedir. Geçici iş göremezlik olaylarında ise, tıbbi işlemlerin 1 günden daha az sürmesi durumları dikkate alınmamaktadır.

Kaza Olabilirlik Oranı: Takvim yılı içerisindeki ölümlü ve/veya ölümlü olmayan mesleki yaralanmaların toplam sayısının, aynı yıl içerisinde referans grupta yer alan işçilerin toplam sayısına bölünmesiyle elde edilen değerin 100.000 katsayısı ile çarpılmasıyla hesaplanır. Bu oran, istatistik verilerinin elde edilmesi ve değerlendirilmesi açısından daha basit ve sade bir oranı temsil etmektedir. Oran tipleri, çeşitli ülkelerde, istihdam edilen her 100.000 işçi, her 100.000 çalışan veyaher 100.000 sigortalı işçi olarak dikkate alınmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) istatistiklerinde, Türkiye için, her 100.000 sigortalı işçi sayısına göre değerlendirme yapılmaktadır.

Kaza Olabilirlik Oranı = Toplam İş Kazası Sayısı x 100.000/Toplam İşçi Sayısı

İş Kazası Ve Meslek Hastalıklarının Kayıt ve Bildirimi

İşveren, Sigortalıların “İş Kazası” geçirmeleri hâlinde kazayı kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl, kazadan sonraki üç iş günü içinde de Sosyal Güvenlik Kurumuna ( SGK) bildirmekle yükümlüdür.

İş kazası olduğunda izlenecek prosedür nedir?

İş kazası incelemesi;

Kazanın işletme içinde ilgili kişiye bildirilmesi,
Yaralı kişi ya da kişilere tıbbi bakım ve ilk yardım sağlanması,
Kazanın soruşturulması
Bulguların rapor edilmesi,
Kazanın tekrarını önleyici tedbirleri içeren bir plan geliştirilmesi,
Bu planın uygulanması,
Kazanın tekrarını önleyici tedbirlerin alınması,
Sürekli iyileştirmenin sağlanması, adımlarından oluşmalıdır.

İş kazası olduğunda; Yaralıya ilk yardım yapılır ve olay yeri güvenliği sağlanır. Kaza yeri sınırlandırılır, tehlike yoksa araştırma sona erene kadar bölge kontrol altında tutulur. Kaza yerinde hiçbir şeye dokunulmadan, kaza yerinin fotoğrafı çekilir, kaza yeri ve kaza ile ilgili kroki hazırlanır.

Kazalı, şahitler ve olaylar hakkında bilgi sahibi olan herkesin görüşleri yazılı olarak alınır.

Kaza anında ne iş yapıldığı ve işin yapılış şekli anlaşılmaya çalışılır. Kullanılan makineler, ekipman ve/veya malzemelerden kaynaklanabilecek muhtemel nedenler araştırılmalıdır. Fiziksel çevre ve özellikle iş yeri ortam koşullarındaki ani değişikliklerin tanımlanması gereklidir. Kazayı inceleyen kişi için genel olarak ortamın nasıl olduğu değil, kazanın olduğu andaki durum önemlidir ve şu hususları bilmek isteyebilir; Doğrudan olayın içinde yer alan kişilerin fiziksel ve ruhsal durumları anlaşılmaya çalışılmalıdır. Kaza incelemesinde amaç, kişi veya kişileri suçlamak değildir. Görüşmeler kişilerin karakter özellikleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Yasal olarak iş yeri güvenliğinden yönetim sorumludur. Bu nedenle iş güvenliği uzmanı ve daha üst düzey yönetimin rolü kaza incelemesinde her zaman dikkate alınmalıdır.

Çalışanların Eğitimi: İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır. Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılmamalıdır

İş kazaları sonucunda meydana gelen maddi zararlar; görünen (doğrudan) ve görünmeyen (dolaylı) zararlar olmak üzere iki ana grupta toplanabilir. Burada özellikle görünmeyen zararların hesaplanması çok güçtür. Ancak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre endüstrileşmiş ülkelerde iş kazaları ve meslek hastalıklarının toplam maliyetinin, bu ülkelerin Gayrı Safi Yurt İçi Hasılalarının (GSYİH) % 1’i ila %3’ü oranında değiştiği belirtilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler için ise bu kayıplarının GSYİH'larının yüzde 4'ü kadar olduğu tahmin edilmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu oluşan maddi ve manevi kayıplar ülke ekonomisi açısından çok önemli boyutlara ulaşmaktadır.

Türkiye ölümlü kaza sıklığı açısından, 15 Avrupa Birliği ülke ortalamasının 7 katından daha fazla bir kaza sıklığına sahiptir. Kazaların % 98’i önlenebilir, %2’si önlenemez kazalardır. İş kazalarının mümkün olan en az düzeye indirilmesinde en önemli etken çalışanlara yeterli ve uygun eğitim verilmesi

ÜNİTE 11

ÇALIŞMA ORTAMI GÖZETİMİ

İnsan, makine ve çevre ilişkisi ile üretime yönelik işlerin yürütüldüğü alana çalışma ortamı denir. Yapılan işin ve çalışma ortamının çalışanlar üzerindeki etkisinin sonuçlarının ortam ölçümleri ile belgelenmesi, işin ve ortamın çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması için iş güvenliği ve işçi sağlığı kapsamındaki yürütülen tüm çalışmalara “Çalışma Ortamı Gözetimi” denir.

İş yerindeki tehlikeler ve riskler belirlenir,
Risk değerlendirilmesi yapılır,
Yapılan risk değerlendirmesine göre plan yapılır,
Bu planda yer alan öneriler işverene sunularak yerine getirilip getirilmediğinin izlenmesi çalışmaları yapılır.

ÇALIŞMA ORTAMININ GÖZETİMİ

Çalışma Şartları: Çalışma şartları kavramı; çalışanların korunmasını doğrudan ilgilendiren alanlardır. Çalışma ortamındaki; Gürültü, Zayıf aydınlatma, Özel alanların azlığı veya yokluğu, Sıcaklık kontrolü,

Yetersiz sağlık imkânları vb. durumlar çalışanların üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

Çalışma Ortamı Gözetimi Yapılırken Dikkate Alınması Gerekenler

İş yeri bina ve eklentileri,
İş yerinde bulunan iş ekipmanları,
İş yerinde kullanılan ve üretilen maddeler,
İş yerinde çalışanlar dikkate alınır.

Çalışma Ortam Gözetiminin İçerdiği İncelemeler

Çalışanın sağlığını etkileyebilecek ergonomik faktörlerin tanımlanması ve değerlendirilmesi
Çalışanların sağlığı için riskler yaratabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik maruziyetler gibi faktörler ve iş hijyeni koşullarının değerlendirilmesi
İş kazaları riskinin ve önemli tehlikelerin değerlendirilmesi
Çalışanların olumsuz psikolojik faktörlere maruziyeti ve iş organizasyonu ile ilgili hususların değerlendirilmesi
Toplu ve kişisel koruyucu donanımın değerlendirilmesi
Maruziyeti azaltmak, önlemek ve yok etmek için planlanan kontrol sistemlerinin değerlendirilmesi
Genel hijyen ve sağlık olanaklarının değerlendirilmesi

Çalışma Ortamı Gözetimi Faaliyetleri

İş yerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılması gereken periyodik bakım, kontrol ve ölçümleri planlamak ve uygulamasını kontrol etmek,
İş yerinde kaza, yangın veya patlamaların önlenmesi için mevzuata uygun çalışmalar yapmak ve uygulamaları takip etmek
Doğal afet, kaza, yangın veya patlama gibi durumlar için acil durum planlarının hazırlanmasını sağlamak,
Periyodik olarak eğitimleri ve tatbikatları yaptırmak,
Acil durum planı doğrultusunda hareket edilmesini sağlamaktır.

Çalışma Ortam Faktörleri •Fiziksel faktörler, • Kimyasal faktörler, • Biyolojik faktörler,

Ergonomik faktörler, • Psikososyal faktörler olarak sınıflandırılır.

Fiziksel Faktörler: Fiziksel ortam ölçümleri, tüm çalışma alanını ve tüm çalışma faktörlerini içerisine alan ölçümlerdir. Genel anlamda sıralayacak olursak;

Fiziksel çevrenin uygun olup olmadığının tespitini,
Çalışan insanın sağlık ve güvenliğine ilişkin makine ve donanımların takibini,
Fiziksel ve ruhsal olarak işe uygun çalışan seçimi ve çalıştırılmasının sağlanmasını,
Çalışma ortamının işe ve çalışanlara uygunluğunun teminini,
Tasarlanacak bir makinenin veya çalışma ortamının hazırlanmasında sağlıklı karar alınmasını içermektedir.

Fiziksel gözetim; bir iş yerinde tüm çalışanların, iş, ekipmanlar ve donanımların uygunluğunun gözetimidir. Fiziksel ortam ölçümleri; • Sıcaklık (düşük-yüksek sıcaklık) • Gürültü • Aydınlatma • Toz

Radyasyon • Titreşim • Basınç

Sıcaklık: Sıcak ortam; • Aşırı uyku hâli + yorgunluk • Vücut sıcaklığı 41 dereceye yükselirse ısı çarpması • Tansiyon düşmesi ve baş dönmesi • Vücut direncinin düşmesi • Aşırı terleme ve tuz kaybıyla oluşan ısı krampları • Çalışma veriminin düşmesi • Kaşıntıya yol açan kırmızı lekelerin oluşması • Moral bozukluğu • Aşırı duyarlılık ve endişe • Konsantrasyon bozuklukları • Konvülziyon (havale) • Koma tablosu içinde ölüm de görülebilir.

İş yeri ortamında sadece kuru termometre ile yapılan sıcaklık ölçümü yeterli değildir. Nem, hava akım hızı ve radyan ısı ölçümlerinin de yapılması gerekir. Radyan ısı; iş ortamlarındaki sıcak veya soğuk yüzeylerden çalışanlara veya çalışanlardan bu yüzeylere ısı yayılımıdır. Bu ısı hava akımlarından etkilenmez ancak yutulabileceği bir yüzeye çarptığında sıcaklık meydana getirir.

Soğuk ortam; • Dikkat dağılması + bedensel ve zihinsel verimin düşmesine • Deri soğumasına

Kanın iç organlara doğru çekilmesine • Vücut iç ısısının yükselmesine • Hafif ürperme ve titreme hissinin oluşmasına • Beslenme ve enerji gereksiniminin artmasına sebep olur.

Radyasyon: Radyasyonun (iyonize ve iyonize olmayan) sağlık üzerinde olumsuz etkileri vardır. İyonize radyasyon etkileri daha fazla önem arz etmektedir. Yüksek dozda maruz kalındığında hücre ve doku ölümü oluşturan, düşük dozda ise teratojenik, mutajenik ve genetik etkiler ortaya çıkaran işyeri ortam faktörüdür. İyonize olmayan radyasyonun da sağlık üzerine etkileri vardır. Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği; Kayıt tutma ve saklama yükümlülüğü Yönetmeliğine kapsamına giren gerçek kişiler, resmî, özel kurum veya kuruluşlar aşağıda belirtilen esaslara uygun olarak kayıt tutmakla yükümlüdürler. Bu kayıtlar 30 yıl süre ile saklanır.

Kimyasal Faktörler: Günümüzde kimyasal maddeler sanayimizin ve günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası olup farklı sektörlerde katı, sıvı, gaz hâllerinde kullanılmaktadır. Yanlış kullanılma durumunda insanlara ve çevreye büyük zararlar verebilen kimyasal maddelere işyeri ortamında özellikle dikkat edilmesi gerekir. Bu kapsamda kimyasal faktörler büyük önem taşımakta olup, iş ortamında bulunan ve kullanılan kimyasalların tanımı ve maruziyet alanı tespit edilmelidir.

Katı (sodyum, potasyum, magnezyum)
Sıvı (asitler, tuzlar, alkoller)
Gaz (hidrojen, amonyak, klor)

Kimyasal ortam ölçümleri yapılırken çalışma ortamında kullanılan;

Kimyasal maddelerin Malzeme Güvenlik Bilgi Formları incelenmeli,
Bu formlarda önerilen sınır değerlerin aşılıp aşılmadığını saptamak üzere akredite olmuş kurumlara ölçümlerin yaptırılması gerekir.

Sınır değerlerden sapma varsa;

Sınır değerlerin altına inilecek önlemler alınmalı,
Çalışanlara uygun sağlık gözetimi ve incelemeleri yapılmalıdır.

Biyolojik faktörler: Çalışma ortamında;

Kullanılan biyolojik risk etkenlerinin envanter çıkarılmalı,
Hangi biyolojik risk grubuna girdiği saptanmalı,
Çalışanlara uygun sağlık gözetimi ve incelemeleri yapılmalıdır.

Çalışma ortamında karşılaşılabilecek biyolojik riskler;

Bulaşıcı hastalıklar • Meslek hastalıkları • Salgın hastalıklar • Zehirlenme • Hava-su-toprak kirlenmesi • Zirai-tarım hastalıkları • Hayvancılık hastalıklarıdır.

Çalışma Ortamındaki Tehlikeler: •İş yeri bina ve eklentilerine ait tehlikeler

İş ekipmanlarından kaynaklanan tehlikeler
Ham madde, yarı mamul ve mamul maddelerden kaynaklanan tehlikeler
Kimyasal etmenlerden kaynaklanan tehlikeler
Fiziksel etmenlerden kaynaklanan tehlikeler
Elektrik enerjisinden kaynaklanan tehlikeler
İş organizasyonundan kaynaklanan tehlikeler
İş ve işlemlerin yapılışından kaynaklanan tehlikeler
Çalışanların tehlikeli davranış ve güvensiz hareketlerinden kaynaklanan tehlikeler
Çevresel etkilerden kaynaklanan tehlikeler

ORTAM ÖLÇÜMLERİ: Her iş ve iş yeri özel koşullar içermekte ve çalışanlar üzerinde farklı sonuçlar doğurmaktadır. Bu sebeple ortam ölçümleri;

İş ortamının ve yapılan işin çok iyi bilinmesi,
Çalışma ortamı gözetiminin nasıl uygulanacağını ve nelerin gözetiminin yapılacağının bilinmesi,
Ölçümlerin yapılması,
Sonuçların değerlendirilmesi aşamalarını kapsamalıdır. Tüm bu çalışmalar yapılırken ilgili mevzuattaki güncel bilgiler dikkate alınmalıdır.

Ortam ölçümleri yapılırken;

Kanserojen ve mutajen maddeler ile çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik,
Kimyasal maddeler ile Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik,
Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik,
Titreşim Yönetmeliği,
Çalışanların Gürültü İle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik ve iş yerinin özel durumuna göre varsa diğer yönetmeliklerde yer alan hususlar dikkate alınarak yapılmalıdır

Gürültü: Gürültü ölçümleri için Çalışanların Gürültü İle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik’te belirtilen değerler esas alınır. İş sağlığı ve güvenliği açısından dozimetrik, lokal ölçümler yapılmalı ve tüm tezgâh, makine ve ünitelerin gürültü seviyeleri tespit edilerek iş yeri yerleşim planı üzerine “Gürültü Seviyesi Eğrileri” veya “Izgara Haritası” yöntemleri kullanılarak tesis içi gürültü haritası çıkarılmalıdır.

Aydınlatma: Endüstriyel alanlarda iyi bir aydınlatma, sağlıklı bir çalışma çevresi, iyi bir görme etkinliği ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamaktadır. Lux, aydınlığın ölçülmesini sağlayan uluslararası ışık birimidir. 1Lux=1 Lümen/m²

Titreşim: Titreşim (vibrasyon), mekanik bir sistemdeki salınım hareketlerini tanımlamaktadır. Bir başka ifadeyle; potansiyel enerjinin kinetik enerjiye, kinetik enerjinin potansiyel enerjiye dönüşmesi olayına titreşim denir.

El – kol titreşimi için;

Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri 5 m/s2,
Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet etkin değeri 2,5 m/s2.

Bütün vücut titreşimi için;

Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri 1,15 m/s2,
Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet etkin değeri 0,5 m/s2 olacaktır.

Tozlar: Özellikle 5 mikrondan küçük zerrecikler, boyutlarına ve türlerine bağlı olarak akciğerlerin derinliklerine kadar ulaşabilir, akciğer dokularına zarar verir ve çeşitli mesleki akciğer hastalıklarına yol açılabilirler. Tozlar sağlık açısından en zararlı olanları 0,5 mikron ile 5 mikron arasında olanlardır. Bunlar akciğerdeki alveollere kadar ulaşarak, kimyasal yapılarına göre etki ederler. Tozlar iki grupta incelenir.

Organik Tozlar: Organik tozlar daha çok bitkisel maddelerin oluşturdukları tozlardır. Bunların dışında sentetik olarak üretilen maddelerin oluşturdukları tozlar bu sınıfa girer.
Anorganik Tozlar: Anorganik tozlar; metalik (demir, bakır, çinko vb.) tozlar, metalik olmayan (kükürt, kömür tozu vb.) ve doğal bileşik (mineraller, killer) tozlarından oluşur. Anorganik tozlar kendisini oluşturan maddenin cinsine göre değişik etkilere sahiptir.

Büyüklük Tutulduğu bölge
> 10 Mikron Geniz bölgesi
5 – 10 Mikron Gırtlaktan akciğere kadar olan bölge
0.5 – 5 Mikron Hiçbir bölgede tutulmaz

Gazlar ve Buharlar: Solventler gibi sıvı kimyasalların buharlaşması sonucu ortaya çıkan buharlar ve gazlar hiçbir engele takılmadan doğrudan akciğerlere ulaşabilirler. Buradan kan dolaşım sistemine karışarak beyin, sinir sistemi ve iç organlara zarar verebilirler. Çalışma ortamında bulunabilecek gazlar ve etkileri aşağıda özetlenmiştir.

Basit Boğucu Gazlar :Bu tür gazlar havadaki oksijenin yerini alarak veya oksijenin konsantrasyonunu yaşam için yeterli olmayacak bir seviyeye düşürerek boğucu etki gösterirler. Etkilenme olduğu takdirde hasta açık havaya çıkarılmalı, oksijen verilmeli, gerekli durumlarda suni solunum yaptırılmalıdır

Kimyasal Boğucu Gazlar: Kimyasal etkileri ve vücutta bazı kimyasal reaksiyonlara girmeleri ile boğucu etki gösterirler.

Tahriş Edici Gazlar: Asidik özellikleri ve suda çözünürlükleri sebebiyle, solunum sistemleri üzerinde tahriş edici etki gösterirler. Özellikle üst solunum yolları ve akciğerlere ulaşan bu tür buharlar, deri dokularının nemi ile asidik çözelti oluşturarak temas ettikleri dokuları tahriş ederler.

Narkotik Buharlar: Genellikle sistematik etki göstermezler. Maruziyet hâlinde uyuşukluk ve uyku hâli verirler. Dikkatin dağılmasına sebep olduğundan kaza riskini artırır. Devamlı maruziyet hâlinde narkotik maddenin cinsine göre bağımlılık yapabilirler.

Çözücüler Çözücüler, hem buharlarının solunması ile işçilerin sağlığı üzerinde olabilmekte, hem de deri temasta endüstriyel dermatitlere yol açabilmektedir. Bazı çözücüler ise deri yoluyla absorblanarak vücutta toksik etkiler göstermektedirler. Fenol, furfurrol, nitrobenzen vücutta toksik etki gösterir.

Termal Konfor : Termal konfor, çalışma ve dinlenme hayatının her anında ortamda ısı rahatlığı için en uygun iklim koşullarının sağlanması demektir. Termal konfor kişinin kendini en rahat hissettiği ortamdır. Hava sıcaklığı cıvalı termometre ile havanın bağıl nemi psikrometre ile, ışınım sıcaklığı globe termometreler ile, hava akım hızı(m/sn) katatermometre ya da termik anamometre ile ölçülür. Çok soğuk ve çok sıcak ortamlar kişinin çalışma etkinliğini düşürür. İdeal çalışma sıcaklığı 15 °C altında olmamalıdır. Ancak hafif işlerde ya da durağan kişilerde 15 °C üzerinde olmalıdır.

Değişik işler için farklı sıcaklık dereceleri önerilmektedir:

Oturarak yapılan çok hafif iş için 21-23 °C
Oturarak yapılan hafif iş için 19 °C
Ayakta hafif iş için 18 °C
Ayakta ağır iş için 17 °C
Çok ağır iş için 15-16 °C

Çalışma Ortamının Gözetimine Ait Kayıt Ve İstatistikler

İşçilerin sağlık gözetimine ve çalışma ortamının gözetimine ait bütün bilgiler, iş yeri sağlık ve güvenlik birimi veya ortak sağlık ve güvenlik birimince kayıt altına alınır ve belgeler 15 yıl süreyle saklanır.
İşçilerin sağlığının çalışma şartlarından etkilenip etkilenmediğinin belirlenmesinde; işe giriş ve periyodik sağlık kontrolleri, hastalık ve sağlık sorunları ile ilgili yapılan başvuruların günlük ve aylık kayıtları ile iş kazaları ve meslek hastalıkları, işe devamsızlık, zararlı ve tehlikeli madde kayıtları kullanılır.
İş yeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik birimleri, işçilerin sağlık bilgileri, yaptıkları işler ve çalıştıkları ortamdaki maruziyet bilgileri ile bu maruziyetlerin değerlendirme sonuçlarının, işyerindeki kişisel sağlık dosyalarında, gizlilik ilkesine uyularak saklanmasını sağlar.
İşveren, işçiler ve temsilcileri ile varsa iş sağlığı ve güvenliği kurulunun, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kayıt ve istatistiklere ulaşabilmesini sağlar.
İş yerinde meydana gelen bütün iş kazalarını ve meslek hastalıklarını kaydeder ve bunlarla ilgili rapor hazırlar, iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili kayıt ve takip işlemlerini yürütür. İş kazaları ve meslek hastalıklarının kayıtlarını değerlendirerek kaynaklarını belirler ve bunlara yönelik tedbirleri geliştirir.
Yürütülecek hizmetler ile ilgili olarak yıllık çalışma planı hazırlanır ve hazırlanan plan işveren tarafından onaylanır. Onaylanan plan iş yerinde ilan edilir. Bir nüshası iş yeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik birimince kayıt altına alınır.
İş yerindeki sağlık gözetimi ve çalışma ortamının gözetimi ile ilgili çalışmaları kaydedilir, yıllık değerlendirme raporu hazırlayarak işverene, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna ve Genel Müdürlüğe gönderilir. Bu bilgiler, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bildirilir.
Çalışma ortamı ve çalışanların sağlık gözetimine ait bütün bilgiler kayıt altına alınır ve belgeler muhafaza edilir.
Çalışanın iş yerinden ayrılarak başka bir iş yerinde çalışmaya başlaması hâlinde, yeni işveren çalışanın kişisel sağlık dosyasını ister. Eski işveren, kişisel sağlık dosyasının onaylı bir örneğini gönderir.
İş günü kaybıyla sonuçlanan iş kazaları için “kaza araştırma raporu” düzenlenir ve kazaların oluş şekli, yaralanma türü, kayıp gün sayısı, kazaya uğrayan ya da sebep olan kişilere ait özellikler gibi hususlar istatistik olarak tutulur.

PERİYODİK KONTROLLER

Kaldırma-taşıma araçlarının kontrolü
Basınçlı kapların kontrolü
Topraklama kontrolleri
Elektrik tesisatının kontrolü, vs.

ÖRNEK UYGULAMA

Bir fabrikada çalışma ortamı gözetimi:

Fabrikada sorumlu teknik elemanlarla görüşülmeli
İş yerinde işçi sağlığı iş güvenliği kurulu oluşturulmalı ve her ay periyodik olarak toplanarak çalışmalar yapmalı
İş yerinde çalışanların periyodik sağlık kontrolleri ve tetanos aşıları yaptırılmalı
Çalışanların kulak odyogramları ve göğüs filmleri çekilerek kontrol edilmeli (yılda bir)
Çalışanların sağlık durumları ve periyodik muayeneleri iş yeri hekimince izlenmeli
Tüm kayıtlar incelenmeli
Eğitimler
Çalışanların belgeleri ( Operatörlük belgesi, vinç oprt. vb. )
Çalışanların işe giriş ve periyodik muayeneleri
Makine tesisat kontrol belgeleri (kaldırma araçları, basınçlı kaplar, kompresör , eletktrik tesisatı , topraklama , paratoner, asansör vb. )
Ortam ölçümleri
Hazırlanan talimatlar
KKD (Kişisel Koruyucu Donanımları) ve KKD teslim belgeleri
İş Güvenliği Kurulu ile ilgili belgeler
Kullanılan kimyasal maddeler ve MSDS’ler temin edilmeli
İş yerinde tüm bölümler denetlenecek ve denetim raporu hazırlanmalı
Bölüm sorumluları ve çalışanların katılımıyla risk analizi hazırlanmalı
Ortam ölçümleri ile ilgili olarak gürültü, aydınlatma, toz, gaz, termal konfor ölçümleri yapılmalı
Ölçüm rapor sonuçlarına göre önlemler alınmalı
Yangın söndürme cihazları, dolapları ve elektrik panoları önü boş olmalı
Tüm elektrik panolarının önüne yalıtkan malzeme (lastik paspas) konmalı ve elektrik tesisatı ve topraklama kontrolü yılda en az bir kere yetkili elemanlarca yapılmalı
Fabrikada kullanılan elektrik kabloları ekli ve kopuk olmamalı
İş elbisesi, kulaklık, toz maskesi, gözlük, eldiven, çelikburunlu ayakkabı gibi KKD’leri kullanmalı
Yüksekte yapılacak çalışmalar esnasında paraşüt tipi emniyet kemeri kullanmalı
KKD ler çalışanlara tutanakla teslim edilmeli, eğitim verilerek kullandırılmaları sağlanmalı
Ham madde üretimi bölümünde ve tozlu ortamlarda çalışma yapılacak yerlerde oluşan toza karşı çalışanlar toz maskesi kullanmalı
Gürültüye karşı kulak koruyucusu kullanmalı
Uyarı ikaz levhaları yapılan işin özelliğine göre artırılmalı
İş yerinde bulunan tüm aydınlatma sistemi exprof olmalı ve bakım ve temizliği periyodik olarak yapılmalı
Makineleri yetkili kişiler kullanmalı ve kullanılan makinelerin çalıştırma ve iş güvenliği talimatları bulunmalı
İşletmede kullanılan kimyasal maddelerin MSDS’leri tedarikçi firmadan temin edilmeli, tehlikeleri ve alınması gereken önlemler konusunda çalışanlara bilgi verilmeli
İşletmede mevcut bulunan kompresör, çalışanlardan uzak, üstü hafif malzeme ile kaplı, yan duvarları sağlam, ayrı bir bölümde olmalı
Kompresör, hava tankları, soğutma sistemi ve jeneratörün periyodik kontrolleri yapılmalı
Kaldırma araçlarının (forklift vinç vb.) periyodik kontrolleri yetkili kişilerce yapılmalı
Kaldırma araçlarını (forklift, vinç vb. araçları) operatörlük belgesi olan yetkili kişiler tarafından kullanmalı, sesli ve ışıklı uyarı sistemi bulunmalı
Sıvı kimyasal maddeler, uyarı-ikaz levhaları olan kapalı bir yerde, ayrı bir bölümde muhafaza edilmeli ve kilitli olmalı
Elektrik tesisatı topraklama ve paratoner kontrolleri yapılmalı
İş yerinde mevcut bulunan yangın tüpleri kontrol edilmeli, işyerinde yangın ekipleri oluşturulmalı, yangın eğitimi ve tatbikatı yapılmalı
İş yerinde acil durum planı hazırlanmalı


ÜNİTE 12

SAĞLIK GÖZETİMİ VE MESLEK HASTALIKLARI



İŞ SAĞLIĞI GÖZETİMİ VE KAVRAMI

Bu kavram, çalışma ortamının gözetimi ile çalışanın sağlık gözetiminin bileşkesidir. Çalışanların sağlığının korunması ve geliştirilmesi amacıyla mesleki etkilenmeleri önlemeye yönelik yapılan tıbbi muayene ve tetkikleri ile bağışıklamayı, tüm çalışmaların kayıt altına alınmasını, değerlendirilmesini ve bildirimini de içeren sağlığı koruyucu tüm çalışmalar, ilk yardım, acil tedavi, rehabilitasyon ve sağlığı geliştirme bu kavramın içinde yer almaktadır.

İş yerlerinde sağlığa zararlı risklerin tanımlanması ve değerlendirilmesi; Sağlık üniteleri, kantinler, yatakhaneler ve işveren tarafından bu tür hizmetlerin sunulduğu yerler dâhil olmak üzere,

Çalışanın sağlığını etkileyebilecek çalışma ortamında ve iş uygulamalarındaki faktörlerin gözetimi;
İş yerlerinin tasarımı, makine ve diğer teçhizatın durumu, bakımı ve seçimi ve çalışma sırasında kullanılan maddeler dâhil olmak üzere işin planlanması ve organizasyonu konusunda tavsiyede bulunma,
Yeni donanımın sağlık açısından değerlendirilmesi ve test edilmesi gibi iş uygulamalarının iyileştirilmesine yönelik programların geliştirilmesine katılım,
İş sağlığı, güvenliği, hijyen ve ergonomi, kişisel ve müşterek koruyucu donanım konularında öneride bulunma,
İş ile ilişkisi bakımından, çalışanların sağlığının gözetimi, işin çalışana uygunluğunun geliştirilmesi,
Mesleki rehabilitasyon önlemlerine katkıda bulunma,
İş sağlığı, hijyen ve ergonomi alanlarında bilgi, eğitim ve öğretim sağlamada işbirliği;
İlk yardım ve acil durum tedavi hizmetlerini örgütleme;
İş kazaları ve meslek hastalıklarının analizine katılma gerekli durumlarda mesleki rehabilitasyon çalışmalarına katılma sağlık gözetimi kavramının içinde değerlendirilmelidir.

Çalışanın mesleği, eğitimi, becerileri, öz geçmişi, aile yapısı, soy geçmişi, alışkanlıkları, fizik ve psikolojik yapısı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Çalışma ortamı da bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

MEVZUATIMIZDA SAĞLIK GÖZETİMİ

Çalışma hayatında iş sağlığı konularına ilişkin olarak bazı temel düzenlemeler vardır. Bunlar arasında başta Anayasa olmak üzere, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve İş Kanunu gelmektedir. Anayasa’nın 50. Maddesinde “kimsenin yaşına, cinsiyetine ve gücüne uygun olmayan işlerde çalıştırılamayacağına”, 56. Maddesinde de “herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğuna” dikkat çekilmektedir. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda sağlık gözetiminin sürekliğini öngören periyodik-portör muayenesinin kimlere, ne sıklıkla yapılacağı belirtilmiştir. Sağlık gözetimi (sıhhi murakabe) kavramı mevzuatımızda yer almıştır. Sözlüklerde “murakabe”nin sözcük anlamı denetlemek, gözetmek, kontrol etmek olarak geçmektedir.

SAĞLIK HİZMETLERİ VE SAĞLIK GÖZETİMİ

Sağlık hizmetleri iki grupta değerlendirilmektedir:

Koruyucu sağlık hizmetleri: Kişiye yönelik - çevreye yönelik
Tedavi edici sağlık hizmetleri

İş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, iş yeri hemşiresi gibi sağlık profesyonelleri koruyucu sağlık hizmetlerinde görev yapmaktadırlar. Bu hizmetlerin temel amacı çalışanların sağlıklarının korunması ve geliştirilmesidir. Sağlığı korumak amacıyla yapılan bu uygulamalara sağlık gözetimi adı verilmektedir.

Sağlığı Koruma

Birincil (Primer) koruma: Bir hastalık ya da sağlık sorunu ortaya çıkmadan önce verilmesi gereken hizmetleridir. Örneğin işe giriş muayenesi, sağlık eğitimi, ikame, kişisel koruyucuların sağlanması ve risk değerlendirmesinin yapılmasıdır.

İkincil (Sekonder) koruma: Bir hastalık ya da sağlık sorunu ortaya çıktıktan hemen sonra verilmesi gereken sağlık hizmetleridir. Temel amacı erken tanıdır. Örneğin periyodik muayene.

Üçüncül (Tersiyer) koruma: Bir hastalık ya da sağlık sorunu ortaya çıkıp, erken tanısı sağlanamadıktan ve/veya zarar verdikten sonra verilmesi gereken sağlık hizmetleridir. Temel amacı rehabilitasyondur. Örneğin iş kazası-meslek hastalığı geçiren işçiye işgöremezlik raporu verilmesi, uzuv kaybı olan işçinin durumuna uygun bir işte görevlendirilmesi, iş kazası-meslek hastalığı sonrası yeniden risk değerlendirmesinin yapılmasıdır.

Sağlığı Geliştirme Üç ana bileşeni vardır:

Sağlığın davranışsal nedenlerine ilişkin sağlığı geliştirme uygulamaları,
Çevresel nedenlere yönelik sağlığı koruyucu uygulamalar
Tıbbi kaynak ve hizmetlerin örgütlenmesinde yönlendirilen koruyucu hizmetlerdir

Sağlığı geliştirmede en kolay yapılabilecek olanlar davranış değişimleridir. Örneğin tütün benzeri bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmaması, sağlıklı beslenme, egzersiz ve fizik aktivite yapılması, stresten uzak durulması bunların en başında yer almaktadır.

Sağlığı Kayıt Altına Alma Sağlığın kayıt altına alınması işyerlerinde hem sağlık hizmetlerinin bir gereği hem de hukuksal bir gerekliliktir. Sağlığın kayıt altına alınması ile başlangıçta kişiler sağlıklarına uygun işlere yerleştirilebilir.

İşyerinde Sağlık Gözetimi için Yapılan Muayeneler: İş yerinde yapılan muayeneler aşağıda verilen altı başlıkta toplanabilir.

İşe giriş muayenesi Çalışanın fizik özellikleri ve yeteneklerine uygun bir işe yerleştirilebilmesi

için, çeşitli özelliklerin saptanması amacıyla yapılan muayenedir. Çalışanda bir hastalık saptanırsa, hastalığına göre uygun bir işe yerleştirilir. Örneğin, çalışanın hipertansiyon, epilepsi, görme bozukluğu gibi hastalıkları varsa bu hastalıklarına uygun bir işe yerleştirilmesi gerekir. İşçide saptanan hastalığın erken tanı-tedavisi sağlanır. İşçi adayına muayene sırasında sağlık eğitimi verilmesi sağlanır. Örneğin, sağlıklı-güvenli davranış, sağlıklı beslenme, kişisel koruyucu kullanımı ile ilgili konular eğitimlerde verilmelidir. Muayene sonuçlarını kayıt altına alınarak; işçinin periyodik muayenelerinde kullanmak, araştırma yapmak ve gereğinde hukuki amaçlar için kullanılabilir. İşe giriş muayenesinde sırası ile aşağıda verilen gerçekleştirilir:

Özgeçmiş, Soy geçmiş, Boy ve ağırlık, Göğüs grafiği, Yapacağı işin risklerine göre tetkikler (Solunum fonksiyon, kan idrar, görme işitme), Tam klinik muayene (Ateş, nabız,tansiyon, Baş-boyun, göğüs, karın, ekstremite muayeneleri , Göz ve kulak muayeneleri, İşin gereğine göre el-ayak fonksiyon ve güç muayeneleri

Periyodik Muayene (Aralıklı Kontrol Muayenesi): İş yerinde alınan tüm önlemlere rağmen,

işçinin sağlığında olabilecek bir bozulmayı erken saptamak için yapılan muayenelerdir. Amacı erken tanı-ikincil korumadır. Hangi sıklıkta ve nasıl yapılacağı çalışılan iş koluna göre değişmektedir. Çok tehlikeli işlerde yılda bir, tehlikeli işlerde 3 yılda bir, az tehlikeli işlerde 5 yılda bir yapılır. Ancak bu süreler muayene yapılması gereken en geç sürelerdir, ihtiyaç duyulduğunda daha erken yapılması da gerekebilir. Periyodik muayenenin amaçları aşağıda yer almaktadır:

İşçinin sağlığını korumak, işçinin sağlık durumunu en üst düzeye çıkarmak,
Meslek hastalıklarının erken teşhis ve tedavisini sağlamak ve hastalığın iş yeri ve iş ile ilişkisini incelemek,
Her muayenede işçiyi olası bir hastalık yönünden eğitmek ve uyarmak, iş yerinde görülmesi beklenen hastalıkların belirtileri hakkında bilgi vermek,
Koruyucu önlemleri öğretmek ve kullanılmasını sağlamak,
Meslek hastalıklarının insidansını düşürerek, ödenecek tazminatı azaltmak, iş gücü kaybını önlemek,
Muayene bulgularını kayıt ederek, gereğinde araştırma ve hukuksal amaçlarla kullanmak,

İşe dönüş muayenesi: Hastalık ya da sağlık izni (istirahat) nedeniyle işinden belli bir süre uzak

kalan kişilerin işe başlamadan önce yapılan muayenedir. Meslek hastalığı ve iş kazası sonrası alınan istirahatlar, gebelik ve doğum izinleri bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca işle ilgili olmasa da işçinin sağlığını tehlikeye sokan iş dışı kaza ve yaralanmalar ile hastalıklar da bu kapsamda değerlendirilir.

Risk gruplarının muayenesi: Genel risk grupları şunlardır: Çocuk işçiler , Kadın işçiler, Engelli işçiler Yaşlı işçiler

Sağlığı ile işi arasında bağ düşünen çalışanın muayenesi: Bu şekilde bir çalışan varsa

periyodik muayene dönemi olmasa bile ayrıntılı öykü ve fizik muayene yapılmalıdır, zira erken tanı için fırsat yakalanmış olabilir. Rutinde istenen incelemeler ile kuşkulanılan hastalık için inceleme yapılır. Ancak çalışanın da konuyu kötüye kullanmasına izin verilmemelidir.

MESLEK HASTALIKLARI

İşçinin yaptığı işten ya da işin yürütüm koşullarında yer alan tekrarlı bir nedenden kaynaklanan, işçinin sağlığını bozan hastalıklar meslek hastalıkları olarak tanımlanmaktadır.

Dünyada her yıl 270 milyon çalışan iş kazası, 160 milyon çalışan meslek hastalıklarına maruz kalmaktadır. Meslek hastalıkları ve iş kazaları nedeniyle her yıl 2 milyon 200 bin işçi yaşamını kaybetmektedir. Her 6 saniyede 1 insan iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeni ile yaşamını yitirmektedir. Türkiye’de her yıl 60.000 dolayında iş kazası görülmesine rağmen meslek hastalıkları 500 dolayında kalmaktadır. Yeterli nitelik ve uygun nicelikte yapılacak sağlık gözetimi ile meslek hastalıklarının tanısının artırılması ülkemiz için temel önceliklerdendir.

Türkiye’deki meslek hastalıkları aşağıda yer aldığı biçimde sıralamakta olup, en çok görülenler mesleki solunum sistemi hastalıklarıdır ve madencilik endüstrisinde görülmektedir.

A grubu-Kimyasal maddelerle meydana gelen meslek hastalıkları

B grubu-Mesleki deri hastalıkları

C grubu-Pnömokonyozlar ve mesleki solunum sistemi hastalıkları

D grubu-Mesleki bulaşıcı hastalıklar

E grubu-Fizik etkenlerle meydana gelen meslek hastalıklar

Meslek hastalıklarının çoğu zaman tedavisi yoktur, ancak meslek hastalıklarının tedavisi 3 şekilde olmaktadır.

Etken kesilince iyileşme olabilir: Mesleki cilt hastalıkları
Etken kesilse de hastalık ilerleyebilir: Pnömokonyozlar ve mesleki kanserler
Etken kesilse de hastalık aynı düzeyde kalabilir, ne ilerler, ne iyileşir: Mesleki işitme kayıpları

Meslek hastalıklarından korunmada temel yaklaşım aşağıda sıralanmıştır. Kuşkusuz en etkili yöntem zararlı madde ya da işlemin zararı olmayan ya da daha az zararlı olanla değiştirilmesi anlamına gelen ikamedir (yerine koyma).

Tehlikenin kaynakta kontrolü: Teknik önlemler, ventilasyon, kapalı sistem çalışma,
Kişisel koruyucu: Koruyucu elbise, maske, gözlük, kulak tıkacı,
Tıbbi önlemler:İşe giriş muayenesi, periyodik sağlık muayenesi, sağlık eğitimi

Sağlık Gözetiminde Çalışanların Hakları ve Yükümlülükleri

(1) Çalışanlar ve temsilcileri, sağlıklı bir çalışma ortamının oluşması için bu konuda hazırlanan talimat ve prosedürlere uymak, iş yeri sağlık biriminin çalışmalarını desteklemek, sağlık muayeneleri, bilgilendirme ve eğitim programlarına katılmak ve gerektiğinde iş birliği yapmakla yükümlüdürler.

(2) Çalışanlar ve temsilcileri, iş yerinde sağlık gözetiminin yerine getirilmesine ilişkin organizasyonlarda karar verme sürecinde yer alırlar.

(3) Çalışanlar ve temsilcileri, öncelikle sağlık gözetiminde yürütülecek hizmetlerin amaç ve yöntemleri konusunda, daha sonra da sağlık gözetimi sonucunda elde edilen verilerin kullanılması ile ilgili bilgilendirilirler.

(4) Çalışanlar, sağlık muayenelerinin sonuçlarıyla ilgili olarak hatalı veya hataya yol açabilecek bilgiye itiraz hakkına sahiptir.

Sağlık Gözetiminde Sağlık Biriminin Yükümlülükleri: Sağlık birimi, yürütülecek her türlü sağlık gözetimi faaliyetleri ile ilgili olarak çalışanları bilgilendirmek ve onamını (rızasını) almak zorundadır. Çalışma ortamı ve çalışanların sağlık gözetimine ait bütün bilgiler kayıt altına alınır ve belgeler saklanır. Çalışanların sağlık bilgileri, yaptığı işler ve çalıştığı ortamdaki maruziyet bilgileri ile bu maruziyetlerin değerlendirme sonuçları kişisel sağlık dosyalarında saklanır. Sağlık birimi, çalışanların kişisel sağlık dosyalarını işten ayrılma tarihinden itibaren 15 yıl boyunca saklamak zorundadır. Yükümlülük süresi bu süreyi aşan meslek hastalığı riski bulunan iş yerlerinde, belirlenen risklerle ilgili evrakların saklanması yükümlülük süresine kadar uzar. (örneğin asbestle, kanserojen ve mutajen maddelerle çalışmalarda bu süre 40 yıldır.)

Tanımlanabilir bir hastalık veya olumsuz bir sağlık etkisi saptandığında; İşveren,

Öncelikle o çalışanın hastalığının tedavisine ve bildirimine yönelik görevlerini yerine getirmeli,
Risk değerlendirmesinde ve riskleri önlemek veya azaltmak için alınan önlemleri gözden geçirmeli,
Riskleri önlemek veya azaltmak için gerekli görülen ve çalışanın riske maruz kalmayacağı başka bir işte görevlendirilmesi de dâhil, önlemleri uygularken, uzmanların veya yetkili makamın önerilerini dikkate almalı,
Benzer biçimde maruz kalan diğer çalışanların sağlık durumunun gözden geçirilmesi ve düzenli sağlık gözetimi yapılması için gerekli düzenlemeyi yapmalıdır. Bu durumda, hekim, uzman veya yetkili makam maruz kalan çalışanlar için tıbbi muayene (erken kontrol muayenesi) istemeli,
Çalışanların veya temsilcilerinin görüşlerini almalı ve katılımlarını sağlamalıdır.



ÜNİTE 13

KİŞİSEL KORUYUCU DONANIMLAR



KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM (KKD)

Kişisel koruyucu donanım; kullanıcıların sağlıklarının korunması ve güvenliklerinin sağlanması için bir veya daha fazla sağlık ve güvenlik tehlikesine karşı koruma sağlamak amacıyla, bir kişi tarafından giyilmek, takılmak veya elde tutulmak üzere, temel sağlık ve güvenlik gereklerini yerine getirerek tasarlanmış bir teçhizat veya cihazdır. Bu tanım ile;

Koruyucu teçhizatının veya cihazın kendisi, (Baret, eldiven, ayakkabı, kulak tıkacı, cilt koruyucu krem, gözlük vb. )
Aynı anda meydana gelen bir veya daha fazla potansiyel tehlikeye karşı korunmayı sağlamak için üretici tarafından birbirini tamamlayıcı birkaç cihaz veya teçhizattan oluşturulmuş takım,

(İşitme koruyucu kulaklıklı vizör, baretli motorlu solunum sistemi vb.)

Belirli bir faaliyeti yapmak için giyilen, takılan ya da elde tutulan kişisel koruyucu olmayan donanım ile birlikte birleşik olarak kullanılan, ayrılabilen ya da ayrılamayan koruyucu teçhizat veya cihaz, (Diz koruyuculu iş kıyafetleri, darbelere karşı dirsek koruyuculu ceketler vb.)
Koruyucunun yeterli şekilde çalışması için gerekli olan ve bu cihazlar için özel olarak kullanılan değiştirilebilir KKD parçaları, (Solunum koruyucu kimyasal filtreli tam yüz maskesi, otomatik kararan lensli kaynakçı başlığı vb.)

kişisel koruyucu donanım olarak tanımlanır.

KKD, bir veya daha fazla sağlık ve güvenlik tehlikesine karşı kullanılır. KKD, tehlikelere karşı

koruyucu olarak tasarlandığı için temel fonksiyonu tehlikeye maruz kalan kişinin zarar görmesini önlemektir. Aynı anda farklı riskler oluştuğunda, sadece tek bir riske karşı değil tüm risklere karşı da koruma sağlamalıdır. İşitme koruyucu kulaklık ile yüz koruyucu vizör takılmış olan baş koruyucu baret birden fazla sağlık ve güvenlik tehlikesine karşı bir KKD’ dir. Ancak kişiler tarafından riskleri önlemek amacıyla kullanılan alarm cihazları, gaz dedektörleri veya gürültü uyarıcıları (indikatörleri) gibi koruyucu bir işlevi olmayanlar KKD olarak sınıflandırılmazlar. Elektrikçiler tarafından kullanılan yalıtım matları veya tabureler ile iş istasyonlarında kullanılan koruyucu perdeler KKD sayılmaz. Yangında itfaiyecilerin kişileri kurtarırken onlara takarak kullandıkları solunum cihazları KKD değildir. Itfaiyecilerin kendileri için kullandıkları solunum koruyucu ekipmanlar KKD olarak değerlendirilir. Eğer donanım, hastanedeki hastaları korumak için kullanılan maskeler gibi giyen kişi dışındaki kişileri korumak için kullanılıyorsa, bunlar KKD değildir. Benzer şekilde örneğin gıda maddelerini veya elektronik parçaları korumak için giyilen eldivenler gibi, eşyaları veya yapılan işi korumak için kullanılan donanım da KKD değildir.

KKD, koruma amacıyla tasarlanır. KKD genellikle, her türlü riske karşı kişinin korunması için vücudun ilgili bölümü ile tehlike arasında bir kalkan oluşturur. Koruma sınıfları da genellikle koruyucu üzerinde kalkan simgesi ile işaretlenir.

TEMEL SAĞLIK VE GÜVENLİK GEREKLERİ

Genellikle kabul edilen son teknolojiye göre, mümkün olan en yüksek koruma seviyesini sağlayan temel sağlık ve güvenlik gerekleri (TSGG’ler), üç ana unsur arasında optimum uyumluluk dengesi ile belirlenir.

Koruma verimliliği
Kullanılabilirlik
Konfor ve rahatlık

Bu gerekler, kişisel koruyucu donanım için öngörülen kullanım koşullarına göre uygulanarak, olası korunma hedeflerini belirlerler ve/veya koruyucu donanımın kendisinin performansına atıfta bulunurlar.







Tüm Kişisel Koruyucu Donanımlarda Bulunması Gereken Genel Özellikler

Tasarım ilkesi

Ergonomi: KKD, öngörülebilen kullanım koşulları altında, kullanıcıyı mümkün olan en yüksek düzeyde koruyarak riskli işin güvenle yapılabileceği şekilde tasarlanmalı ve üretilmelidir. Bunun için KKD'nin tasarım aşamasında ergonomi ilkelerinin uygulanması gerekir. Aynı zamanda mevcut en ileri teknoloji ile en yüksek seviyede korumalı ve yapılacak işin çevresel etkenlerine ve farklı kullanıcı gruplarının karakteristik özelliklerine uyarak, en üst düzeyde "kullanılabilir" olmalıdır.

Koruma sınıfları ve seviyeleri

Mümkün Olan En Üst Koruma Seviyesi: KKD' nin koruma verimliliğinin, giyilmesi, takılması veya elde tutulmasından kaynaklanan zorlayıcı kısıtlamalar yüzünden riske maruz kalınan sürede ya da normal kullanımda önlenebileceği dikkate alınmalıdır. Olabildiğince yüksek seviyede koruma ile en düşük seviyede kısıtlama arasındaki en iyi uyum sağlanmalıdır. Örneğin iyonlaştırıcı radyasyona karşı koruyucular, kara mayınlarının temizlenmesi sırasında kullanılacak koruyucular vb.

Farklı Risk Seviyeleri İçin Uygun Koruma Sınıfları: Aynı riskin farklı seviyeleri birbirinden ayırt edilerek belirlenebiliyorsa, KKD tasarımında, öngörülen kullanım koşullarına göre uygun olan farklı koruma sınıfları dikkate alınmaktadır.

KKD’nin kendisinin de riske yol açmaması ilkesi

Rahatsızlık veren faktörlerin ve KKD risklerinin olmaması: KKD, öngörülebilir koşullarda kullanımı sırasında rahatsızlık verici diğer faktörleri ve riskleri engelleyecek şekilde tasarlanmalıdır. Bu ilave riskler KKD'nin koruma sağladığı risklerle ilişkili değildir. Bunun için ergonomik, fizyolojik ve diğer faktörler dikkate alınmalıdır. KKD'nin kendisinden kaynaklanabilecek risklere örnekler:

Terin buharlaşmasını önleyerek hipertermi (aşırı yüksek vücut ısısı), cilt tahrişleri, fiziksel risklere sebep olan ilgili vücudu sıkı saran KKD'ler,
Sıcak veya soğuk malzemelerin içine girerek yakalanmasına ve tutulmasına neden olan koruyucu giysilerin dış cepleri,
Optik veya sesli uyarı sinyallerinin fark edilmesini güçleştiren KKD'ler,
Metabolizma hızının artması veya azalması ya da yorgunluk artışı gibi psikofizyolojik kısıtlamalara neden olan KKD'ler,

Uygun malzemeden üretilmesi: KKD'yi oluşturan malzemeler, toksik, kanserojen, mutajen, allerjen, teratojen veya başka zararlı olduğu bilinen maddeleri içeremez, yayamaz veya yayacak şekilde kendi niteliği bozulamaz. Plastikleştiricilerin, tepkimeye girmemiş bileşenlerin, ağır metallerin, saflığı bozucu maddelerin varlığına ve boyarmadde ile boyaların kimyasal niteliklerine özellikle dikkat edilmelidir.

Konfor ve etkinlik ilkesi

KKD’nin kullanıcının vücut yapısına uygunluğu: KKD, ortam etkenleri, yapılacak hareketler ve alınacak vücut duruş pozisyonları göz önünde bulundurularak kullanıcı üzerinde doğru koruyuculuk görevini yapacak şekilde durmalıdır. Öngörülebilir bir kullanım süresi boyunca giyildiği ya da takıldığı gibi, olması gereken yerde kalmasını kolaylaştıracak şekilde tasarlanması ve üretilmesi gerekir. Bu amaçla KDD’nin, yeterli ayarlama ve sabitleme sistemleri veya yeterli boyut / beden aralığının sağlanması gibi tüm yollarla kullanıcının vücut yapısına en iyi şekilde uyarlanması mümkün olmalıdır. Antropometri, insan vücudunun boyutlarının fiziksel ölçülerini, fonksiyonel kapasitelerini ve formunu inceleyen ve tanımlayan bilim dalıdır ve vücut ölçülerinin ele alınarak insan ile ilişkili eşya boyutu tasarımında kullanılır.

Üretici tarafından sağlanacak bilgiler

Üretici, piyasaya sunduğu KKD ile birlikte aşağıdaki konularda kullanıcının bulunduğu ülkenin resmî dil veya dillerinde kullanım kılavuzunu vermelidir:

Üreticinin veya yetkili temsilcisinin isim ve adresi,
Depolama, kullanım, temizlik, bakım, onarım ve dezenfekte bilgileri,
KKD’nin sağladığı korumanın sınıfını ya da seviyesini ölçmek için uygulanan teknik testlerde kaydedilen performans sonuçları,
KKD’ye uygun aksesuarların ve yedek parçaların özellikleri,
Farklı risk seviyeleri için uygun koruma sınıfları ve kullanım limitleri,
KKD veya belirli parçalarının kullanma ömrü veya son kullanma tarihi,
Taşımaya uygun paketleme şekli,
İşaretlerin anlamı,
Eğer varsa, Uyumlaştırılmış Standartlar ve referans numaraları,
Eğer varsa, KKD’lerin TSGG'leri yerine getirdiğini tasdik eden onaylanmış kuruluş’un unvanı, adresi ve kimlik numarası

Mevzuat gereği KKD’lerin TSGG’leri sağlayıp sağlamadığı ile ilgili kontrol mekanizmaları ve belgelendirme süreçleri belirlenmiştir. Bu anlamda ticari olarak ürünlerin piyasaya arzı için CE işareti, tüm ilgili uygunluk değerlendirme prosedürlerine uyulduğunun bir beyanı olarak kabul edilir. Onaylanmış kuruluşların tasdik ettiği ürünlerde kuruluşun 4 haneli Kimlik Numarası da CE işareti yanında işaret olarak kullanılır. Kategori II ve Kategori III için bu işaret zorunludur.
Kategori Bazı Örnekler

Kategori 0

KKD Yönetmeliği kapsam dışı KKD’ler



• Miğfer, kalkan gibi kolluk kuvvetlerinin koruyucuları

• Nefsi müdafaa için caydırıcı ekipmanlar ve spreyler

• Mevsimlik giysi, eldiven, ayakkabı, başlık


Kategori-I

Basit Yapıdaki KKD’ler

Kullanıcının kendisinin değerlendirebileceği, yavaş yavaş ortaya çıkan ve farkedilebilen düşük derecedeki risklere karşı KKD’ler



• Bahçıvan eldiveni, dikiş yüksüğü, yüzeysel mekanik etkilere karşı KKD’ler

• Yüzme ve/veya dalgıç gözlüğü, kayak gözlüğü

• Seyreltik deterjan çözeltisi, etkisi çabuk geçen temizlik malzemesine karşı eldiven, mesleki önlük

• Kullanıcıları 50 oC’yi geçmeyen sıcaklıklara sıcak parçaların işlenmesinden doğan risklere karşı koruyucu

• Vücudun hayati bölgelerini etkilemeyen, kalıcı lezyonlara sebep olmayan darbelere karşı KKD’ler


Kategori-II

Kategori-I ve

Kategori-III’ ün dışında kalan tüm KKD’ler



• Göz koruyucu donanımlar ve lensleri

• Statik elektriğe karşı koruyucu donanım

• Titreşime karşı koruyucu donanımlar

• Başka kişiden kaynaklanan risklere karşı veya spor için koruyucular (dağ bisikletçileri sırt koruyucusu, futbol tekmelikleri)

• Yüksek görünürlük sağlayan giysi ve aksesuarlar


Kategori-III

Karmaşık Yapıda KKD’ ler

Ani tehlikelerin zamanında fark edilemediği ve hayati tehlike oluşturan, ciddi ve geriye dönüşü olmayan zarar veren risklere karşı KKD’ ler



• Katı partikül ve sıvı aerosollardan veya tahriş edici, tehlikeli, zehirli ya da radyotoksik gazlardan korunmak için filtreli solunum koruyucuları

• Atmosferden tam yalıtım sağlayan solunum koruyucu

• Kimyasal maddelere veya iyonlaştırıcı radyasyona karşı sınırlı bir koruma sağlayan araçlar

• Yüksekten düşmelere karşı kullanılan donanımlar

• Elektrik ve tehlikeli voltaja karşı yalıtıcı donanımlar








KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM LİSTESİ

Baş Koruyucuları
İşitme Koruyucuları / Kulaklıklar
Göz ve Yüz Koruyucuları
Solunum Sistemi Koruyucuları
El ve Kol Koruyucuları
Gövde ve Karın Bölgesi Koruyucuları

KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM SEÇİM KRİTERLERİ

KKD Programının 8 temel bileşeni şunlardır:

Saha analizi ve ihtiyaç kontrol listesi
Yapılan işin ve işi yapan kişinin gözlemi ve kontrol listesine işlenmesi
Doğru koruma sınıfında KKD belirlenmesi
Kişiye uygun KKD seçimi
Neden, Ne zaman, Ne seviyede, Nasıl, Ne kadar, Ne şekilde - 6N eğitimi
Yönetsel ve örgütsel destek
Temizlik ve bakım
Denetleme

KKD programının ilk aşaması saha analizidir. Risk değerlendirmesi sonucu belirlenen tehlikelerin etkilerinin neler olabileceğinin belirlenebilmesi için saha analizi yapılmalı ve basitçe bir kontrol listesi ile ihtiyaçlar tespit edilmelidir. Ardından her bir işin nasıl yapıldığı, ortam faktörleri ve tüm etkenler gözlemlenerek, iş akışının ve bu iş akışı sırasında KKD’li ve KKD’siz iş akışının nasıl gerçekleşeceği planlanmalıdır. Doğru KKD seçiminde KKD’nin tipini veya koruma sınıfını belirleyebilmek için riskin sebebi olan tehlike; ölçülebilir ise kayıt altına alınmalıdır. Böylece performans değerlerine göre uygun koruma sınıfındaki KKD’yi belirlemek mümkün olacaktır.

KKD Altılı Seçim Yöntemi

Kişisel koruyucu donanım seçimi için Altılı Seçim Yöntemi kullanılabilir.

Yok edilemeyen ve kaynağında kontrol edilemeyen tehlikeler listelenir.
Analiz tablosu yapılır, insan vücuduna etkileri belirlenir.
Maruziyete uygun koruma seviyesi ve sınıfı tespit edilir.
İşi yapan kişiye göre KKD seçilir.
Seçilmiş KKD ile çalışırken maruz kalınan asgari risk tekrar incelenir.
İş değişikliği ve/veya işi yapan kişi değişikliğinde tüm bu işlemler yenilenir

Örneğin, çalışma ortamında boyalı metal tozu ve amonyak kimyasalının buharı tehlikeleri var. Bunlar insan vücudunda solunum sistemine, sindirim sistemine, göze, cilde zarar verebilir. Malzeme Güvenlik Bilgi Formlarından (MGBF veya MSDS) bu zararlar tespit edilebilir. Bu durumda ölçümler yapılmalı ve Maksimum Kabul edilebilir Konsantrasyon seviyeleri tespit edilerek ölçüm sonuçları ile kıyaslanmalıdır.

Solunum sistemini korumak için; partiküllere karşı koruyucu filtre seçimi ve amonyak’a karşı koruyucu filtre seçimi yapılır.

Gözü ve cildi korumak için; yüzü tam kapatacak, cildi açıkta bırakmayacak tam yüz maskesi seçilebilir. Böylece göz de koruma altına alınabilir.

Vücuda nüfuziyeti önlemek için kimyasala karşı kullan-at tulum ve kavrama hassasiyeti olan eldiven seçimi yapılmalıdır.

Bu ortamda çalışanların %80’i erkek %20’si bayan ise bedensel özelliklerine uygun tam yüz maskesi, tulumu ve eldiveni seçilmesi ile saha analizi sonucunda belirlenen bu riske karşı koruyucular seçilmiş olur.

Ortam koşulları, iş akışı ve çalışan özelliklerine göre KKD seçilmesi gerekir. Örneğin oksijeni yetersiz ortamda filtreli bir maske ile solunum koruma yapılamaz, temiz hava beslemeli solunum sistemi kullanmak gerekir. Kullanıcının alerjen yapısı olabilir, eldiven kullanamayabilir. Mutlaka KKD Programının her aşaması dikkatle yapılması gerekir.

KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM KULLANIM KRİTERLERİ

Kullanıcıya işe başlamadan önce ve iş başında 6N eğitimleri verilmelidir. 6N eğitimleri;

Neden KKD kullanması gerektiği,
Ne zaman, hangi koşullarda KKD kullanması gerektiği,
KKD’nin onu Ne Seviyede koruyacağının,
Nasıl giyeceğinin, takacağının ve taşıyacağının,
Ne Kadar süre kullanacağının, hangi durumlarda değiştireceğinin,
Kullanımı bitince Ne şekilde çıkarıp, temizliğini ve bakımını yapacağı hususlarını içerir.

KKD programının en önemli bileşenleri olan yönetsel ve örgütsel destek ile denetleme bileşeni için öncelikle KKD kullanımını destekleyen yazılı politikalar oluşturulup, çalışanlar bilgilendirilmelidir. KKD kullanım kuralları konmalı ve uygulatılmalıdır. Söz konusu uygulatma, iş yerinin iş sağlığı ve güvenliği denetim ve teşvik sisteminin yeterliliğine bağlıdır.

ÜNİTE 14

RİSK DEĞERLENDİRME



İş Sistemi: Aralarında aynı amaca yönelik ilişkiler bulunan ögeler topluluğu olarak tanımlanmaktadır. İş sistemi en genel hâli ile üretim sistemleri ve hizmet sistemleri olmak üzere iki ana başlık altında ifade edilebilir. Üretim sistemleri bedensel faaliyetlerin çoğunlukta olduğu ve somut bir ürünün üretildiği iş sistemleridir. Göz ile görülebilir bir ürünün üretildiği tüm fabrikalar (mobilya, beyaz eşya, otomotiv vb.) üretim sistemlerine örnek olarak gösterilebilir. Hizmet sistemleri ise özel bir hizmetin sunulduğu ve zihinsel faaliyetlerin çoğunlukta olduğu iş sistemleridir. Genellikle göz ile görülebilir bir ürünün oluşmadığı tüm işletmeler (banka, hastane, eğitim kurumu vb.) hizmet sistemlerine örnek olarak gösterilebilir. İş kazaları ve meslek hastalıkları üretim sistemlerinde daha sıklıkla yaşandığı için iş sağlığı ve güvenliği denildiğinde ilk olarak üretim sistemlerinin akla gelmesi doğaldır.

Tehlike: Risk Değerlendirme Yönetmeliği’nde iş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya iş yerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyeli olarak ifade edilmektedir.

Risk: Risk Değerlendirme Yönetmeliği’nde tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimali olarak ifade edilmektedir.

İş Kazası: İş kazası 6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda iş yerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olay olarak ifade edilmektedir.

Kabul Edilebilir Risk Seviyesi: Risk Değerlendirme Yönetmeliği’nde yasal yükümlülüklere ve iş yerinin önleme politikasına uygun, kayıp veya yaralanma oluşturmayacak risk seviyesi olarak ifade edilmektedir.

Ramak (Kılpayı) Kala Olay: Risk Değerlendirme Yönetmeliği’nde iş yerinde meydana gelen; çalışan, iş yeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olduğu hâlde zarara uğratmayan olay olarak ifade edilmektedir.

Risk Değerlendirmesi: Risk Değerlendirme Yönetmeliği’nde iş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalar olarak ifade edilmektedir.

RİSK DEĞERLENDİRME SÜRECİ:

Ön Hazırlık (mevcut Durum Analizi): Girdi ve Çıktılar,İnsanlar ve Üretim Araçları, iş akışı ve çalışma koşulları,Mevzuat.

İş sistemi öğesi Potansiyel tehlike örneği
Görev Çalışan yetersizliği
Girdi (Ham Madde) Zehirleme, parlama, patlama, yaralama
Çıktı (Ürün) Yanlış taşıma, yanlış depolanma, yanlış kullanma
İş akışı Faktörlerin etkileşimi, süreç içi stoklar
Çalışan Fiziksel ve/veya zihinsel yetersizlik, özel risk grupları
Üretim aracı Kesme, yaralama
Çalışma koşulları Fiziksel, kimyasal ve biyolojik riskler
Çevre Sel, deprem, sabotaj

Tehlikelerin Belirlenmesi: Ön hazırlık aşaması tamamlanıp iş sisteminin mevcut durumu

bütün detayları ile tanındıktan sonra risk değerlendirmenin ilk adımı tehlikelerin belirlenmesidir. Tehlikeler kavramı ile çalışma ortamında ve/veya işletmenin bulunduğu bölgede yer alan ve çalışanın sağlığı ve güvenliği açısından olumsuzluk oluşturabilecek durumlar ifade edilmektedir. Tehlikeler hem işletme içinde hem de işletmenin bulunduğu çevrede çoğunlukla göz ile görülen durumları ifade etmektedir.

Risklerin belirlenmesi: Riskler, tehlikelere bağlı olarak ortaya çıkmaları nedeniyle ilk bakışta

gözükmeyen soyut olaylardır, yani bir öngörüdür. Tehlikelerde olduğu gibi risklerin belirlenmesi de iş sisteminin ve bu iş sisteminde yapılan işlerin çok iyi bir şekilde analiz edilmesi ile mümkün olabilir. Riskler tehlike sonucu ortaya çıkma ihtimali olan ve ortaya çıktığı zaman çalışanın sağlığı ve güvenliği açısından olumsuzluklar oluşturacak olaylardır.
Tehlike Risk
Yüksekte çalışma Düşme
Gürültülü ortam İşitme kaybı
Kimyasal madde Zehirlenme
Elektrikle çalışma Çarpılma
Ağır yük kaldırma Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları
Kötü aydınlatma Görme bozuklukları
Basınçlı kap Patlama



Risklerin Önceliklendirilmesi: Risk analizi olarak tanımlanan bu adımda ikinci aşamada

belirlenen riskler uygun bir yöntem seçilerek önceliklendirilmelidir. Birçok konuda olduğu gibi risklerin yönetimi konusunda da kıt kaynakla çalışılan işletmelerde bu önceliklendirme kaynakların öncelikle hangi alanda kullanılacağı konusunda önemli bir bilgi sağlar. Aynı zamanda önceliklendirme risklerle doğru ve etkin bir şekilde mücadele etme konusunda kritik bir adımdır. Doğal olarak çok yüksek risklerin olduğu bir alanda kaynakların ve enerjinin daha düşük riskli alanlarda harcanması doğru bir yaklaşım değildir. Risklerin önceliklendirilmesinde kullanılan en yaygın yöntem, belirlenen riskleri karşılaşılma sıklıkları (olasılık) ve riskin gerçekleşmesi durumunda kişi üzerinde bırakacağı etki (şiddet) açısından değerlendirmek ve bu iki parametreye bağlı olarak bir risk seviyesi belirlemektir. Yöntemlerinden gruplandırılmasında kullanılan yaygın bir yaklaşım analizde kullanılan veri tipine bağlı olarak kalitatif (nitel) ve kantitatif (nicel) olarak gruplandırmadır. Kalitatif yöntemler, analizi sözel veriler ile yaparken, kantitatif yöntemler sayısal veriler ve istatistiksel hesaplamaları kullanmaktadır. Risklerin önceliklendirilmesi için sahada kullanılan en yaygın yöntemlerden biri temel matris metodolojisidir. Bu yöntemde belirlenen riskler, sıklık değeri ve ilgili risklerin gerçekleşmesi durumunda karşılaşılabilecek şiddet değeri temelinde analiz edilmekte ve risk seviyesi belirlenmektedir.

Olasılık (Sıklık) Derecelendirmesi
Nitel Değer Puan Riskin ortaya çıkma sıklığı
ÇOK DÜŞÜK 1 Yılda bir ya da daha az sıklıkta oluşur
DÜŞÜK 2 Altı ayda bir sıklıkta oluşur
ORTA 3 Üç ayda bir sıklıkta oluşur
YÜKSEK 4 Ayda bir sıklıkta oluşur
ÇOK YÜKSEK 5 Haftada bir sıklıkta oluşur

Şiddet Derecelendirmesi
Nitel Değer Puan Karşılaşılabilecek şiddetin derecesi
ÇOK DÜŞÜK 1 İş saati kaybı oluşur ve ilk yardım gerekir
DÜŞÜK 4 İş günü kaybı oluşur ve ilk yardım gerekir
ORTA 9 Hafif yaralanma ve uzun dönemli işgücü kaybı oluşur
YÜKSEK 16 Ciddi yaralanma, ölüm, meslek hastalığı meydana gelir
ÇOK YÜKSEK 25 Birden fazla kişinin ölümü meydana gelir


Risk Skoru Bölge Eylem
64,75,80,100,125 Kırmızı Sistemin çalışması durdurulur ve önlem faaliyetleri ile risk kırmızı bölgeden çıkarılmaya çalışılır. Riski kırmızı bölgeden çıkarmak mümkün olmuyor ise ilgili faaliyete izin verilmez.
32,36,45,48,50 Sarı İlgili faaliyetler için risk azaltma önlemleri acil bir şekilde planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.
16,18,20,25,27 Yeşil Risk azaltma önlemleri kısa vadeli olarak planlanmalı ve riskler mavi bölgeye düşürülmelidir.
8,9,12 Mavi Risk azaltma önlemleri uzun vadeli olarak planlanmalı ve riskler kabul edilebilir risk seviyesine düşürülmelidir.
1,2,3,4,5 Beyaz Kabul edilebilir risk seviyesi, ek bir önleme gerek olmadan sistemin mevcut durumunu korumaya yönelik çalışmalar planlanmalı ve kabul edilebilir risk seviyesi sürdürülmelidir.



Olasılık

(sıklık)






Şiddet

Çok Düşük

(1)


Düşük

(4)


Orta

(9)


Yüksek

(16)


Çok Yüksek

(25)

Çok Düşük

(1)
1 4 9 16 25

Düşük

(2)
2 8 18 32 50

Orta

(3)
3 12 27 48 75

Yüksek

(4)
4 16 36 64 100

Çok Yüksek

(5)
5 20 45 80 125


Önlemlerin Planlanması: Risklere karşı önlem geliştirmede izlenecek yol mümkünse riskin

tamamen ortadan kaldırılması, eğer bu mümkün olmuyorsa riskin azaltılmasıdır. En genel yaklaşım risklerle kaynağında mücadele edilmesidir. Eğer kaynağında başarılı olunamadıysa veya yeterince başarılı olunamadıysa, ikinci yaklaşım risklerle yayıldığı çevrede (ortamda) mücadele etmektir, yani oluşan riskin bir şekilde çalışana ulaşmasını engellemektir. Bu aşamada da başarılı sağlanamadıysa veya yeterli bulunmadıysa son aşama kişisel korunma politikaları ile risklerle mücadele etmektir. Risk değerlendirme yönetmeliğinde de konu ele alınmış “risk kontrol adımları” başlığı altında risklerle mücadelede izlenecek adımlara şu şekilde yer verilmiştir.

Planlama: Analiz edilerek etkilerinin büyüklüğüne ve önemine göre sıralı hâle getirilen risklerin kontrolü amacıyla bir planlama yapılır.
Risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması: Riskin tamamen bertaraf edilmesi, bu mümkün değil ise riskin kabul edilebilir seviyeye indirilmesi için aşağıdaki adımlar uygulanır.

o Tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması

o Tehlikelinin, tehlikeli olmayanla veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi

o Riskler ile kaynağında mücadele edilmesi

Kontrol ve İzleme: Bu aşamada önceki adımda planlanan önlemlerin uygulama süreci takip

edilerek önlemlerin planlanan şekliyle tamamlanıp tamamlanmadığı ve alınan önlemlerin risklerin yok edilmesinde veya önlenmesinde işe yarayıp yaramadığı belirlenmektedir. Bu aşamada risklerin önlenmesi için kararlaştırılan tedbirlerin işlem basamakları, işlemi yapacak kişi ya da bölüm, tedbire ilişkin başlama ve bitiş tarihlerini kapsayan bir planın hazırlanması ve bu planların ilgililere tebliğ edilerek uygulamaya alınması çalışmaları gerçekleştirilir.

Risk değerlendirme yönetmeliğine göre, yapılmış olan risk değerlendirmelerinin; iş yerlerinin tehlike sınıfına göre çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli iş yerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenmesi gerekmektedir. Periyodik olarak yapılacak bu yenileme çalışmalarına ek olarak olarak aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilecek yeni risklerin, iş yerinin tamamını veya bir bölümünü etkiliyor olması göz önünde bulundurularak risk değerlendirme çalışmalarının periyodik yenilenme süresi beklenmeden tamamen veya kısmen yenilenmesi gerekmektedir.

İş yerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması.
İş yerinde uygulanan teknoloji, kullanılan madde ve ekipmanlarda değişiklikler meydana gelmesi.
Üretim yönteminde değişiklikler olması.
İş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olay meydana gelmesi.
Çalışma ortamına ait sınır değerlere ilişkin bir mevzuat değişikliği olması.
Çalışma ortamı ölçümü ve sağlık gözetim sonuçlarına göre gerekli görülmesi.
İş yeri dışından kaynaklanan ve iş yerini etkileyebilecek yeni bir tehlikenin ortaya çıkması.

RİSK DEĞERLENDİRME EKİBİ VE DOKÜMANTASYON

Risk değerlendirmenin işverenin oluşturacağı bir ekip tarafından gerçekleştirileceğini ve bu ekipte de aşağıda verilen kişilerin olması gerektiğini ifade etmektedir.

İşveren veya işveren vekili
İş yerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürüten iş güvenliği uzmanları ile iş yeri hekimleri
İş yerindeki çalışan temsilcileri
İş yerindeki destek elemanları
İş yerindeki bütün birimleri temsil edecek şekilde belirlenen ve iş yerinde yürütülen çalışmalar, mevcut veya muhtemel tehlike kaynakları ile riskler konusunda bilgi sahibi çalışanlar
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntü
    Son mesaj

“İş Sağlığı ve Güvenliği” sayfasına dön

  • Bilgi
  • Kimler çevrimiçi

    Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir