Çevre sorunlarının nedenleri ders notları


Çevre Sorunlarının Nedenleri

Ötrofikasyon: Su kaynaklarında azot ve fosfor artışına bağlı olarak, bunları besin maddesi olarak kullanan alglerin (mikroskobik yosunların) hızla çoğalması ve bu bitkilerin ölmesiyle oluşan organik atıkların sudaki mikro canlı faaliyetlerini arttırması olayıdır.

Radyasyon Işıma): Dalga, foton (ışıközü) veya parçacık olarak adlandırılan enerji paketleri ile yayılan enerjidir.

İnsektisit: Zararlı böcek ve haşerelere karşı kullanılan kimyasal maddelerdir.

Herbisit: İstenmeyen otlara karşı kullanılan kimyasal maddelerdir.

Fosil yakıtlar: Canlı organizmaların öldükten sonra kalıntılarının oksijensiz ortamda milyonlarca yılda çözülmesi ile oluşan hidrokarbon içerikli yakıtlardır.

Derişim: Belirli miktar çözeltide veya çözücüde çözünmüş olarak bulunan madde miktarıdır.

ppm: Herhangi bir karışımda toplam madde miktarının milyonda 1 birimlik kısmıdır.

Smog: Genelde kentlerin üzerinde sanayi kaynaklı kirleticilerden oluşan ve insanlarda bronş hastalıklarına neden olabilen sis+duman kümeleridir.

Korozyon: Metallerin bulundukları ortamla tepkimeye girip aşınmaları durumudur.

Aerosol: Herhangi bir sıvı ya da katının gaz ortam içinde dağılmasıyla oluşur.

Tehlikeli atık: Canlılar ve çevre için tehlike unsuru oluşturan yanıcı, yakıcı, kanser yapıcı, patlayıcı, aşındırıcı etkisi olan zararlı atıklara tehlikeli atık denir.

Çevre sorunlarının nedenlerini açıklayabilmek.

Çevre sorunlarının nedenleri temel olarak antropojenik (insanların neden olduğu) ve doğal nedenler olarak sınıflandırılabilir. Doğal nedenler arasında yanardağ faaliyetleri, orman yangınları, çürüyen ölü bitki ve hayvanlar gibi unsurlar bulunmaktadır. İnsan kaynaklı nedenler arasında sanayileşme, atıklar, nüfus artışı, plansız kentleşme, kontrolsüz tarım arazileri gösterilebilir.

Kirlilik ve kirletici unsurlar, atıklar gibi terimleri tanımlayabilmek.

Çevre sorunları toprak, hava ve su kirliliğine neden olmaktadır. Ülkemizde ve dünyada her geçen gün içme ve kullanma suyu kaynaklarında kirlilik oranı giderek artmaktadır. Sanayi tesisleri, orman yangınları, sera gazlarının kontrolsüz salımı gibi nedenler sonucunda hava kirliliği de 21. yüzyılda

büyük bir sorun haline gelmiştir. Hava ve su kirliliğinin yanında atıkların bertarafındaki aksaklıklar, pestisitlerin bilinçsiz kullanımı, nükleer silah denemeleri vb. durumlar toprak kirliliğine neden olmuştur. Toprak kirliliğinin giderilmesi veya kirlenen toprağın temizlenmesi çok zor ve masraflı olduğundan bu kirlilik türü giderek dikkat çeken bir hal almıştır.

Çevre sorunlarının nedenlerinin tarihsel süreci ve önleme politikalarına etkilerini açıklayabilmek.

Çevre sorunlarının, bütün dünyanın ilgilenmesi gereken bir konu olduğu ancak son 30-35 yılda anlaşılabilmiştir. Ülkelerin büyüme yarışları, artan enerji gereksinimi ile birlikte daha fazla fosil yakıt ihtiyacının doğması, yağmur ormanlarının giderek azalması ve bu etmenlerin yarattığı doğa tahribatı gibi konular çevre sorunlarının küreselleşmesine yol açmıştır. Bu bağlamda çevre politikalarına ihtiyaç duyulmuştur. Özellikle Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, OECD, Dünya Bankası bu konularda öncü olarak gösterilebilir. Gelişen teknoloji, hızlı ve plansız kentleşme, uygunluk çalışmaları yapılmadan konumlandırılan ve yerleşim alanları içinde kalan sanayi tesisleri hava, su ve toprak kirliliğinin yanında gürültü kirliliğine de neden olmaktadır. Gürültü kirliliği insanlar üzerinde geçici veya kalıcı sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. En önemli gürültü kaynakları arasında trafik, eğlence mekânları, havaalanları, inşaatlar vb. sayılabilir. Gürültünün engellenmesi için standartlar geliştirilmiş ve yönetmeliklerle düzenlenmiştir.

Çevre sorunlarının canlılar üzerine olumsuz etkileri ve bu etkilerin giderilmesi ile ilgili aç değerlendirmeleri yapabilmek.

Dünyamızı yakından ilgilendiren ve güncelliğini koruyan en önemli sorunlardan bir diğeri ise küresel ısınma ve iklim değişikliğidir. Kutup bölgelerindeki buzulların erimesi sonucu o bölgede yaşayan canlıların nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Salınan zararlı gazlar, sera etkisi ile ortalama sıcaklığı artırarak dünya genelinde doğa tahribatına yol açmıştır. Sera gazı salımlarının azaltılması için birçok ülkenin imzaladığı Kyoto protokolü uygulamaya konmuştur.

Teknolojik ilerlemeler, taşınabilir aygıtların ve enerjinin depolandığı pil, batarya, akümülatör gibi tehlikeli kirletici madde içeren araçların sayısında patlamaya neden olmuştur. Enerji gereksiniminin artmasıyla daha çok enerji üretim tesisi kurulmaktadır. Böylece havaya, toprağa ve suya daha çok atık girişi söz konusu olmaktadır.

Tüm bunların sonucu olarak atık yönetimi, geri dönüşüm, doğal kaynakların israf edilmeden kullanımı, nüfus kontrolü için aile planlaması gibi gereklilikler ortaya çıkmıştır.

Doğal ve insan kaynaklı hava kirliliği etmenleri nelerdir?

Hava kirliliğinin doğal nedenleri yanardağ faaliyetleri, orman yangınları, çürümekte olan ölü bitki ve hayvanlar olarak sıralanabilir. İnsan kaynaklı kirlilik nedenleri olarak ise sanayileşme, orman yangınları, fosil yakıtların kullanımı, bilinçsizlik ve duyarsızlık gibi unsurlar gösterilebilir.

Çevremizde gürültüye neden olan kaynaklar ve bunların yarattığı gürültünün sağlık üzerine etkileri nelerdir?

Trafik, eğlence merkezleri, inşaat alanları çevremizdeki gürültü kaynaklarının başlıcalarıdır. Bunun yanında sanayi tesisleri, hava alanları gibi yerler, çevrelerinde ciddi gürültü kirliliğine neden olabilmektedir

Son yıllarda yaşanan küresel ısınmaya bağlı olarak ülkemizde ortaya çıkan çevresel sorunlar nelerdir?

Ülkemizde küresel ısınmaya bağlı olarak azalan bitki örtüsü nedeniyle erozyon, çölleşme ve ormansızlaşma görülmektedir. Ortalama sıcaklık artışına bağlı olarak giderek daha çok orman yangını çıkmakta ve su kaynaklarına ulaşım zorlaşmaktadır. Yıllık yağış miktarının azalmasına veya zamanında yağış alamamaya bağlı olarak da tarım zarar görmüş ve ürün yetiştiriciliğinde sera kullanımı artmıştır

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir