Mülakatlarda ve sınavlarda sorulan önemli hukuk-ekonomi kavramları


Aciz: Vadesi gelmiş borçlarını ödeyememe durumudur. Alacaklı borçlunun borcunu ödeyemeyecek durumda

olduğunu belirterek mahkemeye başvurabilir. Borçlu da, acz içinde olduğunu ileri sürerek mahkemeden iflasını

isteyebilir. Bu durumda, alacaklının borçlunun iflas istemine karşı çıkması geçersizdir.

Açık Artırma: Alıcılar arasında rekabet yaratmak suretiyle, satın alınacak nesneye en yüksek fiyatı verecek alıcıyı

bulmak için uygulanan bir satış yöntemidir. Açık artırma ile elde edilecek hasılat, yaşanan ekonomik koşullar ile

doğru orantılı olup, ekonomik genişleme dönemlerinde yüksek fiyatlara alıcılar bulunurken, ekonomik daralma

dönemlerinde bunun tersi olmaktadır.

Açık Bono: Tutarı ve hamili belirtilmeden, sadece açığa imza atmak suretiyle düzenlenmiş bonodur.

Açık Ekonomi: İthalat ve ihracat üzerinde hiçbir sınırlanmanın bulunmadığı veya faktör hareketlerinin karşılıklı

olarak serbest olduğu ekonomidir.

Açık Eksiltme: Satıcılar arasında rekabet yaratmak suretiyle, satın alınacak nesneye en düşük fiyatı verecek satıcıyı

bulmak için uygulanan bir yöntemdir.

Açık Finansman: Açık finansman, devletin kasıtlı olarak harcamaları gelirlerden daha yüksek bir düzeyde tutma

durumudur. Bütçe açığının yapılan borçlanmalarla kapatılması biçiminde ortaya çıkan bu yöntem, istihdamı

artırmak ve ekonomik hayatı canlandırmak için uygulanır.

Açık İşsizlik: Kişilerin çalışma arzusu ve iktidarında olduğu halde, kendi idareleri dışında işsiz kalma durumudur.

Açık Pazar: Tekelleşmenin ve alım satım işlemlerinde piyasa dışı müdahalelerin olmadığı piyasalardır.

Açık Piyasa İşlemleri (APİ): Para politikası uygulaması çerçevesinde, merkez bankaları bünyesinde para miktarının

artırılıp azaltılması amacıyla, Hazine kağıtlarının alım ve satımının yapılması işlemleridir. Bankalararası Para

Piyasası işlemleri de “Açık Piyasa İşlemleri” kapsamı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

bünyesinde bu tür işlemler, Açık Piyasa İşlemleri ve Para Piyasası Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir. Bu

işlemler aracılığıyla para arzının, faiz haddinin, yatırımların denetim altına alınmasına ve toplam harcama

hacminin daraltılmasına veya genişletilmesine çalışılır.

Açık Pozisyon: Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.

Adam Smith: Kapitalizmin dayanağı sayılan Klasik Okul’un temsilcilerindendir. Fizyokrasinin tersine, toprak yerine

insan emeğini servetin kaynağı olarak gördü. İşbölümünün sağladığı teknik olanaklar emeğin üretimini,

dolayısıyla da milli gelirin artacağını savundu. Devletin ekonomiye müdahalesine karşı çıktı. Serbest ticareti ve

vergide adaleti savundu. Adam Smith’in Değer Fiyat Teorisi’ne göre, üretimin maliyetinin emek tarafından

belirlenir. Malın maliyet ve piyasada oluşan iki değeri vardır. Fiyat piyasada belirlenir. Gelir Teorisi’ne göre de

emek (ücret), sermaye (kapital) ve topraktan (rant) oluşur ve ekonomi içinde bölüşümü kendiliğinden olur.

Adi Hisse: Yasa ve esas sözleşmede belirtilen normal haklardan başka hakları elde etmeye imkan tanımayan

hissedir. Imtiyazlı hisse senetleri, değiştirilebilir hisse senetleri, itibari değersiz hisse senetleri ve kabili itfa hisse

senetleri dışında kalan tüm senetler, adi hisse hükmündedir.

Adi Senet: Bir borç ve hak doğurmak veya bir borcu ya da hakkı kanıtlamak amacıyla oluşturulan borçlunun imzasnı

içeren belgedir. Resmi senetler, yarı resmi senetler ve özel senetler olarak düzenlenirler. Düzenlenmekteki

amaçları bakımından da, bir hak veya borcu yaratan senetler ve bir hak veya borcu yaratmamakla beraber, böyle

bir unsurun varlığını kanıtlayan senetler olarak sınıflandırılırlar.

Adi Şirket: İki veya daha fazla kişinin, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, belirli bir ortaklık sözleşmesiyle

kurdukları şirkettir. Adi şirketlerin hükmi kişilikleri, ünvanı ve ikametgahı bulunmamaktadır. İflasa da tâbi

değildirler. Ayrıca, adi tirketlerin ticaret siciline kaydedilmelerine gerek yoktur.

Ağırlıklı Ortalama: Dizi içindeki her bir terimin, belirli bir ağırlıkla ayrı ayrı çarpıldıktan sonra alınan toplamın, ağırlık

toplamına bölünmesi ile elde edilen ortalamadır. Ağırlıklı ortalamalar, deskriptif istatistik analizlerde, özellikle

indeks hesaplamalarında yaygın bir biçimde kullanılırlar.Akreditasyon: Akreditasyon, laboratuvarların, belgelendirme ve muayene kuruluşlarının üçüncü bir tarafça

belirlenen teknik kriterlere göre çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanması ve düzenli

aralıklarla denetlenmesidir. Üçüncü taraf değerlendirme tekniği olarak akreditasyon, söz konusu kuruluşlarda

güvenilirliğin sağlanması ve sürekliliği için önemli bir araçtır. Bir test kuruluşunun yaptığı testlere veya bir

belgelendirme kuruluşunun düzenlediği belgelere güvenilebilmesi için, bu kuruluşların belirlenen uluslararası

kriterlere göre çalışıyor olduğunun belgelenmesi gerekmektedir. Dünyadaki uygulamalara paralel olarak Avrupa

Birliği’nde de bu kriterler EN 45000 standartlar serisinde açıklanmıştır.

Akreditif: Bir bankanın belirli bir miktar ve belirli bir süre için, üçünçü bir kişi lehine, nezninde kredi açması için

yabancı ülkelerdeki muhabir bankaya gönderdiği bir tür mektuptur.

Aktifler: Bir şirketin sahip olduğu bütün varlıkları ifade eder. Bilançolardaki aktifler tablosu de bu varlıkların parasal

değerini gösterir ve bu tabloda şirketin mevcut değerlerinin yanı sıra , alacakları ve varsa zararları bulunur.

Bilançolarda aktifler iki ana kalemden oluşur: Dönen Varlıklar ve Duran Varlıklar.

Alacak Devir Hızı: Şirketin satışlardan doğan alacaklarını tahsil ettiği hızı gösterir. Genelde devir hızının yüksek

olması ve artması iyi bir gösterge olarak yorumlanabilir. Şu şekilde hesaplanır: Net Satışlar / Kısa Vadeli Ticari

Alacaklar

Alıcı Piyasası: Arzın talebi aştığı ve tüketicilerin fiyatı belirleyebildiği piyasa biçimidir. Eğer tüketiciler, düşük olan bir

fiyat üzerinden almaya hazırlarsa, piyasa aniden satıcıların fiyatı belirlediği bir piyasa durumuna gelebilir.

Alıcı Tekeli: Endüstride çok sayıda üretici veya satıcı bulunmasına karşılık tek bir tüketici veya alıcının varolması

durumudur. Bu tip piyasalarda, alıcı firma marjinal hasılasını marjinal kaynak maliyetine eşitleyen miktarda

kaynak kullanarak kârını maksimuma çıkarabilir.

Alım Vergisi: Perakende satışlarda ya da bundan önceki bir aşamada tahakkuk ettirilen vasıtalı vergidir.

Alış Kuru: Dövizin para otoriteleri tarafından saptanan alış fiyatıdır. Türkiye’de efektif ve efektif olmayan dövizler için

farklı alış kurları uygulanmaktadır.

Alonj: Bono, çek ve poliçenin arka yüzünde işlem yapmak için yer kalmadığı zaman, yapılacak işlemler için bono,

çek veya poliçeye eklenen kağıt parçasıdır. Alonj üstüne yapılacak işlemler hukuksal açıdan senet üzerinde

yapılanlar ile aynı hükümlere tâbidir.

Alternatif Maliyet: Alternatif maliyet, bir projenin gerçeklettirilmesinde kullanılan faktörün başka alanda kullanılma

fırsatından vazgeçilerek katlanılan maliyetttir. Firma dışından sağlanan bir üretim faktörünün alternatif maliyeti,

bu faktörün fiyatıyla ölçülür. Eğer faktör firmanın kendi bünyesinde ise, bu durumda alternatif maliyet o faktörün

satılabilme veya kiraya verilebilme fiyatı olacaktır.

Altın Ankesi: Merkez bankalarının ihtiyat amacıyla kasalarında bulundurdukları altın stokuna verilen addır.

Genellikle, ulusal paranın değerini desteklemek ve dış ödemelerde kullanılmak için bulundurulur.

Altın Havuzu: Altın fiyatındaki yükselmeyi belirli bir tavan seviyede sınırlamayı amaçlayan ülkelerin ( ABD, İngiltere,

Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, İsviçre) 1961’de kurmuş olduğu bir organizasyon olup, 1967’de

Fransa’nın ayrılmasından sonra dağılmıştır.

Altın Piyasası: Değerli bir maden olan altının, alıcıların ve satıcıların bir araya geldiği, alım-satım işleminin yapıldığı,

fiziki ve fiziki olmayan mekandır. Altın piyasası, uluslararası parasal sistemde altının rezerv statüsünde

olmasından dolayı kabul edilir bir öneme sahiptir. Uluslararası bir parasal krize girildiğinde, altına olan talebin

arttığı ve altın fiyatlarının yükseldiği görülür.

Altın Standartı: Ulusal para biriminin satınalma gücünün belirli sabit miktar bir altın cinsindinden tanımlandığı para

sistemidir.1821’de İngiltere’de başlayan uygulama 1850’lerde Fransa ve ABD, 1870’lerde de Almanya, İtalya ve

Belçika’da uygulanmaya başladı. 19. yüzyılın sonlarında da diğer ülkelerde yaygınlaştı. 1. Dünya Savaşı

yıllarında da uygulama sona erdi. Altın Standartı uygulamasında; ödemeler dengesi açık veren ülkelerde

fiyatların düşmek yerine artırdığı, yabancı sermayenin spekülatif rol oynadığı gerekçeleriyle eleştiriliyordu.

Altyapı: Bir ülkedeki kamu yararına kullanılan ulaştırma, enerji, iletişim gibi sermaye varlıkların tümüdür.

Ambargo: Belirli bir mal veya hizmetin ihraç ve ithaline getirilen yasaklamadır.Amortisman: Bir firmada, bir yıldan daha fazla süre kullanılacağı düşünülen ve herhangi bir biçimde değerden

düşmesi söz konusu olan ekonomik değerlerde( taşınmazlar, makine, teçhizat, vb.), oluşacak değerlerin bir yıl

içinde uğradıkları değer kayıplarının üretilen malların maliyet tutarlarına ya da söz konusu kayıpların o yılın

giderlerine yazılması amortismanı oluşturur. Şirketler amortismanı ürünlerinin maliyetlerinin üzerine ekleyerek ya

da ilgili yılın giderleri arasına koyarak realize eder.

Amortisman Fonu: Düzenli ödemeleri gerçekleştirmek (bir borcun ödenmesi, bir makinenin yenilenebilmesi, vb.)

amacıyla oluşturulan fondur.

Amortisman Karşılıklar: Sermaye mallarının zaman içinde aşınma, eskime yıkıma uğrama gibi nedenlerle elden

çıkmasına karşılık olarak ayırılan paylardır.

Ana Para: Üzerinden faiz hesaplanacak olan esas para veya ödünç olarak verilen paranın aslı (Re’sül-mal)

anlamlarına gelmektedir.

Ankes: Taahhütleri yerine getirmek için hazır bulundurulan paradır. Ayrıca emisyon yapmaya yetkili bankaların

çıkardıkları banknotlara karşılık kasalarında hazır bulundurdukları gümüş ve altın paraların toplam mevcuttur.

Ankes Oranı: Bir bankanın mevduatı ile her an ödemeye hazır bulunduğu likit aktif arasındaki orandır. Bu oran

genellikle, ilgili ülkedeki yasal mevzuat ile düzenlenir. Bu düzenleme ekonominin genel gelişimi doğrultusunda

yapılır.

Anti-Damping Vergisi: Dış ticarette bazı ülkelerin ihraç ürünlerinde damping yaparak haksız rekabeti engellemek,

ithalatçı ülkenin yerli ürün fiyat dengesini korumak amacıyla uygulanan gümrük vergisi türüdür.

Antitröst Kanunlar: Kartel, tekel, tröst oluşturmayı yasaklayan kanunlara denir. İlk olarak 1890 yılında ABD’de

uygulandı. ABD’de oluşan ve çok büyük güç kazanan bazı şirketler bu kanunlar sonucu küçük parçalara ayrılmak

zorunda kaldı.

Antrepo: Gümrük vergisine konu olup, henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa küçük

tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı gümrük binalarına yakın olan bir tür depodur.

Apel: Sermaye şirketlerinde ortakların ödenmemiş sermayeyi tamamlamaya davet edilmesidir.

Ara Bilanço: Yıl sonundan başka zamanlarda düzenlenmiş hesap durumlarıdır.

Ara Finansman: İşletme faaliyeti esnasında beliren ve daha önce kaynak tahsis edilmemiş ihtiyaçlara gerekli

fonların ayrılmasıdır.

Aracı Kurum: Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi

verilmiş anonim ortaklıklardır.

Aramal: Bir malın üretiminde, ne ilk aşamada kullanılan, ne de son ürün olan maldır. Aramal, başka bir malın

üretiminde girdi olarak kullanılmak üzere üretilir. Bir malın hem aramal, hem de son ürün olması da mümkündür.

Arbitraj: Döviz piyasasındaki ya da ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki farktan yararlanmak üzere fonların kısa

vadeli ve hızlı hareketlerini ifade eden bir terimdir. Örneğin New York’ta 1 Euro 1.50 Dolar’dan işlem görürken,

Londra’da 1 Euro 1.75 Dolar’dan görüyorsa, arbitraj getirisi sağlamak isteyen kurumlar New York’ta dolar

karşılığında Euro satın alır ve bu Euroları Londra’da satarlar Değişik piyasalarda oluşan fiyat farklılıklarından

yararlanmak sebebiyle yapılan hisse senedi, değerli maden ve evrak işleri de arbitraj kapsamına girer.

Arz yönlü ekonomi yaklaşımı: Ekonominin gelişimini üretim tarafında görerek üretimin artırılması için vergi

indirimleri, deregülasyon, liberalizasyonu savunan yaklaşım.

Asit Test Oranı: Cari likit aktiflerinin (nakitler, hemen satılabilir tahviller, vb.) cari borçlara oranıdır. Nakte en hızlı

dönüşen kalemler ile yapılan bu likidite ölçüsü aşağıdaki formülle heseplanabilir: Hazır Değerler + Menkul

Değerler Cüzdanı + Tic. Alacaklar + Diğer Alacaklar / KV Borçlar.

Asli Para: Bir ülkede, o ülkenin banknot emisyonunda yetkili bankası, genellikle merkez bankası tarafından çıkarılan

kağıt paralar ile hazine tarafından çıkarılan bozukluk paraların toplamıdır.Atık: Atık, çıktıların bir parçası haline gelmeyen girdilerdir. İlk maddedeki buharlaşma, çekme vb. nedenlerle oluşan

veya kalıntı biçiminde oluşan üretim kayıpları örnek gösterilebilir.

Atıl Kapasite: Bir üretim biriminde mevcut olup kullanılmayan kapasitedir. Ayrıca üretim miktarının üretim biriminin

kapasitesinin altında olması durumunda, iki miktar arasındaki fark anlamına da gelmektedir. Atıl kapasitenin

oluşmasındaki başlıca nedenler arasında, hatalı piyasa araştırmaları sonucu kurulmuş yüksek kapasiteleri,

konjonktürel talep yetersizliklerini, hammadde teminindeki güçlükleri sayabiliriz.

Atıl Para: Kişi ve kuruluşların ellerinde fiilen bulunan para miktarının, belirli bir dönemde para piyasasının dışına

çıkan veya alışverişlerde kullanılmayan bölümüdür.

Avans: Miktarı saptanarak ödemesi ileriki bir tarihte yapılacak olan bir borcun, söz konusu tarihten önce ödenen

kısmı veya belirli bir sürenin geçmesinden sonra geri alınacak parayı ifade eder.

Bağlı Krediler: Uluslararası kredilendirme işlemlerinde bazı kredilerin nerelerde kullanılacağını krediyi veren ülke

belirler. Bu tip kredilere bağlı krediler adı verilir.

Bağlı Talep: Birbirlerinden tamamen farklı olmalarına rağmen, belirli bir ihtiyacın giderilmesi için her ikisinin de

birlikte kullanımının zorunlu olduğu mallara olan taleptir. Örneğin, otomobil ile gitme ihtiyacının karşılanmasında

benzin-otomobil; mürekkeple yazma ihtiyacında domakalem-mürekkep gibi.

Bağlı Ürünler: Aynı üretim sürecinin işleyiş biçiminin özelliğinden dolayı, sürecin sonunda ayrı ayrı elde edilen

ürünlerdir. Örneğin, et üretimi süresinde et üretilirken hamda olsa deride elde edilmektedir. Burada et ve deri

bağlı ürünler olmaktadırlar.

Banka: Sermaye, para, kredi, yatırım, hizmet sunma gibi alanlarda her türlü işlemi yapan kuruluştur. Günümüzde

işlevleri çok çeşitli olan bankalar emisyon bankaları, ticaret bankaları, sanayi bankaları, ipotek bankaları, tarım

bankaları gibi çeşitlidirler. Türkiye’deki başlıca banka türleri ise; özel yasayla kurulan bankalar, ulusal bankalar ve

yabancı bankalardır.

Banka İhtiyatları: Gelecekte olabilecek zararları temin etmek amacıyla her yıl bankanın kârından ayrılan bir tür

güvenlik fonudur. Yasa gereği anonim şirket olarak kurulan bankalar, her yıl safi kârının %5’ini ihtiyat olarak

ayırmak zorundadır. Bu işlem, fon bankanın ödenmiş sermayesinin %20’sine ulaşıncaya kadar devam eder.

Ayrıca, safi kârın %5’ide muhtemel zararlara karşı ayrılır. Bu işlem ise, ayrılan kısım ödenmiş sermayenin

%100’üne ulaşana kadar devam eder. İhtiyatların tümünün devlet tahvillerine yatırılması zorunludur. Banka bu

tahviller üzerinde istediği tasarrufu yapmakta serbesttir.

Banka İşlemleri: Bankaların sermaye sağlama, sermaye yatırımı ve hizmet sunma gibi işlemlerinin tümüne verilen

addır. Tahvil çıkarma, mevduat kabulü, reeskont işlemleri, iskonto, kredi sağlama, senet tahsili, müşteri adına dış

ticari işlemler yapma, nakil, emanet alma banka işlemlerinin başlıcalarıdır.

Banka Kredisi: Belirli bir süre sonunda bankaya geri ödenmek tartıyla belirli bir faiz karşılığında bankadan ödünç

alınan tutardır. Genellikle ticari, tarımsal, sanayi faaliyetlerinde bulunan kişi veya kurumlara verilen krediler, özel

amaçlar çerçevesinde bu faaliyetlerde bulunmayanlara da verilmektedir.

Banka Parası: Çek ile kullanılabilen vadesiz mevduatta bir para türüdür ve banka parası veya kaydî para olarak

adlandırılır. Burada ödeme aracı olarak görev yapan çek değil, “mevduat”tır. Ödemelerde para değil, bankadaki

mevduatı temsilen çek kullanılır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK): Bankalara ilişkin mevzuat düzenlemelerini yapmak ve

onları denetlemektle sorumlu bağımsız kurul.

Bankalararası Mevduat: Bankaların kendi aralarında gerçekleştirdikleri mevduata verilen addır. Diğer mevduattan

ayırmak için bankalar mevduatı ayrı bir hesapta izlenir. Bankalar mevduatında T.C.Merkez Bankası, dahildeki

bankalar, hariçteki bankalar, bankaların alacak durumuna geçen borçlu cari hesapları, bankaların dövize

çevirilebilir TL hesapları bulunur. Bir bankanın kendi kendi şubeleri arasındaki mevduatı, bankalar mevduatına

dahil edilemez.Bankalararası Para Piyasası: Bankalar arasında kısa vadeli fonların alınıp satıldığı piyasalardır. Türkiye Cumhuriyet

Merkez Bankası bünyesinde aynı adla işlem gören piyasada bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde,

önceden belirlenen vadelerde TL alım-satım işlemi gerçekleştirmektedirler. Bu piyasada, Merkez Bankası aracı

konumu üstlenmekte olup (blind broker) alım-satımı gerçekleştiren taraflar birbirlerini bilmeden Merkez Bankası

üzerinden (Merkez Bankasını taraf kabul ederek) işlemlerini gerçekleştirmektedirler. Para politikası

uygulamasında önemli bir fonksiyona sahip olan bu piyasada Merkez Bankası doğrudan faiz belirleyerek kısa

vadeli faizleri yönlendirebilmekte ve son kredi mercii fonksiyonunu yerine getirmektedir. Türkiye Cumhuriyet

Merkez Bankası dışında, bankaların kendi aralarında bu tür işlemleri gerçekleştirdikleri ikincil piyasalar da

mevcuttur.

Banknot: Taşıyana, üzerinde yazan miktarın ödenmesinin, çıkaran kuruluş tarafından garanti edildiği faiz taşımayan

kıymetlerdir. Yasal ödeme aracıdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TL Banknot basmaya tek yetkili

kurumdur.

Basit Faiz: Belirli bir dönem için, belirli bir sermaye üzerinden hesaplanan faizdir. Yıllık, aylık ve günlük olarak

hesaplanabilir.

Baz Dönem: Endeks veya büyüme oranının dayandırıldığı zaman dönemidir. Örneğin, toptan eşya fiyatalrı 1986 yılı

için “150(1985=100)” şeklinde ifade edilmişse, 1985’te 100 olan toptan eşya fiyatalrı, 1986’da 150’ye çıkmış

demektir. Buradaki baz dönem 1985’tir.

Baz Fiyat: Bir hisse senedinin bir seans süresince işlem görebileceği en alt ve en üst fiyat limitlerinin yani taban ve

tavan fiyatlarının belirlenmesinde kullanılır. Bir hissenin bir önceki seansta oluşan ağırlıklı ortalama fiyatının en

yakın fiyat adımına yuvarlanması ile hesaplanır.

Baz Yıl: Endekslerde başlangıç alınan yıldır. Baz alınan yıla genellikle 100 değeri verilir. Bundan sonra gelen yıllarda

bu 100 değerine göre yüzde olarak kolaylıkla hesaplanır.

Bedelli Sermaye Artırımı: Şirketlerin dış kaynaklardan temin ettiği yeni kaynaklar karşılığında (bir bedel

karşılığında) dağıttıkları hisse senedidir. Bir sermaye artırım türüdür. Ortakların bedelli sermaye artırımı’na

katılma hakları da rüçhan hakkı olarak adlandırılır.

Bedelsiz Sermaye Artırımı: Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı ifade eder. Bu tip

ortaklıkların artırdıkları sermaye karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak

gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır.

Beş Yıllık Plan: Ülkede orta vadede uygulanacak ekonomi politikalarının genel gelişme yönünü, amaçlarını,

kaynakalrını ve şartlarını öngören karardır.

BETA Katsayısı: Hisse senedinin hareketliliğini gösteren bir katsayıdır. Bir hissenin betası, hisse senedi fiyatındaki

yüzdesel değişimin, piyasa endeksindeki yüzdesel değişime bölünmesiyle hesaplanır. Çıkan sayınının 1’den

büyük ise hissenin hareketliliğinin yüksek olduğu söylenebilir. Ayrıca bu katsayı hissenin borsadaki genel bir

düşüş ya da yükseliş trendinde nasıl tepki vereceğini ortaya koyabilir.

Bilanço: Bir kuruluşun belirli bir tarihteki ekonomik değerlerinin kaynaklarını ve bu değerlerin hangi alanlara

yatırıldıklarını gösterne tablodur. Aktif ve pasiften oluşur. Bilançonun aktifinde kuruluşun mevcut değerleri,

alacakları ve varsa zarar miktarı bulunur. Pasif tarafında ise, tablonun toplamından kuruluşun borçları

düşüldükten sonra kalan meblağ yâni özsermaye bulunur. Böylece, bilançonun aktif ve pasif tarafları daima

birbirlerine eşit olmuş olur.

Bileşik Endeks: İMKB’de işlem gören şirketlerin genelindeki fiyat değişimlerine ölçmeye yarayan endekse verilen

addır. İşlem gören tüm hisse senetleri endeks hesabına dahil edilmez. İMKB 100 endeksi ve İMKB 30 endeksi

bileşik endekse örnektir.

Bileşik Faiz: Faize yatırılan sermayeden dönem sonunda elde edilen faiz tutarının, sermayenin üzerine eklenip bir

sonraki faiz hesabının bu yeni tutar üzerinden hesaplanmasıdır. Bileşik faiz C=a (1+t)n formülü ile hesaplanır.

Formülde yer alan C:sermayenin dönem sonunda ulaşacağı miktarı; a: sermayeyi; t: faiz oranını; n: süreyi

göstermektedir.Birincil Piyasa: İlk ihraçların yapıldığı piyasadır. Bir yatırım aracının örneğin bir menkul kıymetin ilk defa piyasaya

sürülmesi (satılması) birincil piyasa işlemidir. Benzer şekilde, devlet iç borçlanma senetlerinin, T.C. Hazine

Müsteşarlığı tarafından ihale yöntemi ile satımı da bir birincil piyasa işlemidir. Bu senetlerin daha sonra

yatırımcılar arasındaki alım-satımları ise ikincil piyasa olarak adlandırılan piyasalarda gerçekleşmektedir.

Blok Satış: Bir firmanın sermayesinin yüzde 10’undan daha fazla hisse satışını ifade eder.

Blokaj: Bir varlığın kullanımına yetkililer tarafından getirilen kısıtlamadır. Böyle bir durumda Varlığın gerçek sahibi

kendisine ait olan varlığı istediği gibi kullanamaz.

Bloke Çek: Ödemenin keşideci tarafından durdurulduğu durumlarda kullanılır. Ödemenin durdurulmasından

anlaşmazlığın çözelmesine kadar çek bloke edilir.

Borcun Konversiyonu: Faiz oranı yüksek olan bir kamu borcunu, faiz oranı düşük diğer tahvillerle değiştirme

sürecidir.

Borcun Reddi: Devlet’in tek taraflı bir kararla borcunun tamamını veya bir kısmını ortadan kaldırdığını ilan etmesidir.

Borç: Bir kişi veya kuruluşun, bir diğerine karşı, genellikle daha önce alınmış belirli bir paranın, ana para, faiz ve

öteki ödentilerle beraber geri verilmesi şeklinde yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülüktür. Tarafların

anlaşma şekline göre, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi veya karşılığında bir hizmetin görülmesi şeklinde

olabilir.

BORÇ / ÖZERMAYE ORANI: Şirket, işletme sermayesi ve yatırımlarının finansman ihtiyacını dış kaynaklardan mı

(borç) yoksa iç kaynaklardan mı (özsermaye) karşıladığını gösterir. Ülkemizde dış kaynak finansmanı genelde

içsel kaynaklardan daha yüksek maliyetli olduğu düşünülürse bu oranın düşük olması tercih edilir.

BORÇ DEVİR HIZI: Borçların satışların maliyetine oranlanması; şirketin borçlarını ne hızda ödediğini gösterir. Bu

oranın düşük olması şirket için o kadar iyidir.

Borç verilebilir fonlar piyasası: Finansman fazlası olup da bunu piyasaya arz edenlerle finansman açığını

borçlanarak karşılamak isteyenlerin buluştuğu piyasa.

Borç Yönetimi: Kamu borcu bakımından, borcun sağlanmasından geri ödemenin yapılmasına kadar geçen süredeki

ödeme ve buna ilişkin falliyetlerin tümüne verilen addır. Borç yönetimi, ekonominin genel özellikleri ve yapısına

uygun biçimde, alınacak borcun miktarının, ödeme şartlarının, ekonomiye getireceği yükün, borç servis yükünün

ağırlaşması durumunda alınabilecek önlemlerin hesaplanmasını kapsar.

Borç Yükü: Kamusal nitelik taşıyan hizmetlerin finansmanında borçlanma yoluna başvurulması nedeniyle katlanılan

yüktür.

Borçlanma Oranı: İşletmenin borçlanarak sağladığı yabancı kaynaklar ile, ortakların sağladığı ve faaliyet sonucu

yaratılan özsermaye arasındaki ilişkiyi göstermektedir.

Borçlar Hukuku: Medeni hukukun borç ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır.

Borsa: Belirli ticaret merkezlerinde, belirli tarihlerde alıcı ve satıcıların biraraya gelerek menkul değerlerin fiyatlarını

saptadıkları yerlerdir. Borsalarda sözkonusu malların hazır bulundurulmaları gerekli değildir. Borsaların başlıca

türleri şunlardır: a) Menkul değerler ve kambiyo borsaları: Hisse senedi, tahvil, çek, poliçe, altın ve yasaların izin

verdiği ölçüde yabancı paraların satıldığı borsalardır. b) Ticaret ve emtia borsaları: Tahıl ve benzeri ürünlerin

örnek üzerinden alınıp satıldığı borsalardır. c) Hizmet borsaları: Nakliye ve sigorta gibi hizmetlerin fiyatlarının

saptandığı borsalardır.

Borsaya Kote Olmak: Borsanın izniyle halka arz edilecek hisse senetlerinin, borsaya kaydedilmesidir. Kote

ettirilmemiş senetlerin ticareti olanaklı değildir. Kote olmuş senet, ilgili borsada tanındığını ve alım/satımının

yapılmasına izin verildiği anlamına gelir. Hisse senetlerinin ticaretinin yapıldığı bir piyasa olan her borsanın

kendine özgü kuralları vardır.

Büyüme: Ülke ekonomisinde işgücünün çoğalması, üretim araçları ve GSMH’nin artması vb. genel verilerin

yükselmesidir. Büyüme’de ekonominin fiziksel olarak gövdesel genişliğe uğramasıdır.Broker: Borsalarda başkası adına alım satım ile ilgili şartları görüşen, malın mülkiyeti ile ilgisi olmayan ve yaptığı

hizmetten belirli bir komisyon alan aracıdır.

Bütçe: Gelecekte belirli bir dönemde gerçekletmesi öngörülen gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini içeren

cetveldir. Bütçe, kuruluşların finansal planlama ve denetimlerinde son derece önemli bir unsurdur. Kamusal

anlamda bütçe, kamu kesiminin gelecek dönem içinde elde edeceği gelirlerle, yapacağı giderleri bir arada

gösteren bir belgedir.

Bütçe Açığı: Bütçe giderlerinin bütçe gelirlerinden daha fazla olmasıyla ortaya çıkan farktır.

Bütçe avansı: Bir kamu giderinin yapılabilmesi için bütçeye gider yazılmaksızın verilen nakit tutar. Örneğin bir

müteahhidin kazandığı ihaleye başlayabilmesi için kendisine avans verilir. Bu avansın karşılığı olan iş yapılıp da

harcama belgeleri getirildiğinde bütçeye gider yazılarak avans kapatılır.

Bütçe Çoğaltan: Kamu gelirleri ile kamu giderlerinin gerçek gelir düzeyi üzerinde yarattıkları etkiye verilen addır.

Bütçe çoğaltanı, kamu giderlerinin borçlanma ve emisyon yoluyla karşılanmasına göre farklı etkiler yapar.

Bütçe Denetimi: Yasama organının yürütme organından aldığı yetkiye dayanarak yaptığı gelir toplama ve harcama

faaliyetlerinin alınan yetki çerçevesinde yapılıp yapılmadığının denetimidir. Bu denetim sırasında en öenm verilen

konu harcamaların ne şekilde yapıldığıdır. Konuya yasal ve ekonomik denetim bakımından yaklaşılır. yasalara

uygunluğu, etkinlik sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilir. Bütçenin denetimi ise, Sayıştay tarafından yapılır.

Bütçe Denkliği: Bütçenin gelir ve gider kalemlerinin birbirlerine denk olmaları durumudur. Geleneksel görüşler,

ülkenin ekonomik yapısına bakılmaksızın bütçenin denk olması gerektiğini savunurlarken; modern görüşler ise

ekonomide temel dengelerin sağlanamaması durumunda bütçenin denkliğinin sağlanmasının bir anlam

taşımadığını savunmaktadırlar.

Bütçe dengesi: Bütçenin gelirleriyle giderleri arasındaki denge.

Bütçe dengesi tanımları:

Denk bütçe: Bütçe gelirleri = Bütçe giderleri

Bütçe açığı: Bütçe gelirleri < Bütçe giderleri

Bütçe fazlası: Bütçe gelirleri > Bütçe giderleri

Bütçe kanunu: Bir devletin belirli bir dönem (genellikle bir yıl) gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin

toplanmasına ve giderlerin yapılmasına izin ve yetki veren kanun.

Büyüme: İktisadi bir sistemin, ekonomik ve toplumsal yapısında nitelik ve nicelik bakımından yoğun bir süreç

içerisinde gerçekleşen değişim ve gelişmelerin tümüdür.

Büyüme Oranı: Bir ekonomide sayısal olarak ifadesi mümkün olan bir büyüklüğün yüzde olarak artışıdır. Bu

büyüklük milli gelir, üretim hacmi, vb. gibi çeşitli olabilir.

Cari Hesap: İki kişinin para, mal veya hizmetten doğan, birbirlerinden olan alacaklarından vazgeçerek, bunları her

biri ayrı bir kalem oluşturacak biçimde borç ve alacak şekline sokarak aradaki farkı isteyebileceklerine dair

yaptıkları sözleşmedir…

Cari işlemler dengesi: Bir ülkenin toplam mal ve hizmet ihracatı ve transferlerinin bunların toplam ithalatıyla olan

farkı. Cari işlemler dengesi hesaplamasında finansal varlık ve yükümlülükler hesaba katılmaz.

Cari Kur: Döviz piyasalarında günlük döviz alım-satımıyla oluşan kur anlamına gelmektedir. Gerçek kur olarak da

ifade edilir.

Cari Oran: Paraya çevrilebilir değerlerin, kısa süreli borçlara bölünmesi ile ortaya çıkan orandır. Cari oranın

yükselmesi, ödeme gücünün arttığını gösterir. Bu oran, işletmenin kısa vadeli borçları ile ödeme kapasitesini

ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterlilik düzeyini saptamak için kullanılır.

Cari Varlıklar: Satılabilir pay senedi ve tahviller, alacaklar, stoklar, kasa ve öteki döner varlıklardın oluşan bütün.

Cebri Tasarruf: Fertlerin arzulamaksızın iradeleri dışında etkenler yüzünden üketimden fedakarlığa mecbur

kaldıkları durumları kapsayan bir terimdir.Cebri Tedavül: Kağıt para rejimlerinde rastlanan ve hükümetlerin zorunlu saydıkları bir durumdur.

CF: Satıcının malı belirli bir noktaya kadar taşımayı taahhüt ettiği ve taşıma giderlerinin mal fiyatına dahil olduğu bir

alım-satım şeklidir. Bu tip satışlarda, satıcı sigorta giderlerini ödemekle yükümlü değildir.

CIF: İthalatta, mal fiyatının üzerine sigorta ve navlun giderlerinin de eklendiği bir alım-satım şeklidir. Bu tip satışlarda,

satıcı sigorta ve navlun maliyetlerine katlanmak zorundadır. Ayrıca satıcı, malı ithalatçının istediği yere kadar

götürmekle yükümlüdür.

Ciro: Hak sahibi tarafından değerli evrakın arkasına atılan bir imza veya yazılan bir ifade ile sözkonusu evraktan

doğan hakların başkasına devredilmesini sağlayan işleme verilen addır. Ayrıca iş hacmi (turnover) anlamınada

gelmektedir. Döner sermaye miktarı x devir sayısı olarak formüle edilmiştir.

Corweb Teoremi: Arz, talebin azalıp çoğalmasını anında izleyemez, ancak gecikme ile uyum sağlayacağı savına

dayanır. Bu gecikme 3 tür (düzenli, küçülen ve büyüyen) dalgalanmaya neden olabilir… Corweb Teoremi’nin

eleştirileri arasında, arzın bir devre önceki fiyatların belirlediği savına dayanması yer alıyor. Eleştirilere göre; arztalep

ilişkisinin teoremin öne sürdüğü kadar sıkı değildir. Fiyatların yüksek olmasına karşın uzun dönemde

yatırım tercih edilebilir

Çapa: Ekonomik karar alma süreçlerinde referans olarak alınan büyüklükleri ifade etmek için kullanılır. Örneğin kur

çapası kavramı, Merkez Bankasının kur için belli öngörüleri sonrasında, diğer ekonomik birimlerin de bu

öngörüye güven duyması ile birlikte, alınan ekonomik kararlarda kurun, kurdaki artışın esas alınması ve fiyat,

ücret artışı, yatırım gibi kararlarının kur politikası çerçevesinde şekillenmesini ifade eder. Bu tür bir çapaya

(politikaya) güvenin olmaması halinde, seçilen büyüklükler bu özelliklerini kaybederler. Parasal büyüklükler, faiz

oranları, enflasyon, büyüme oranları “çapa” olarak kullanılan büyüklüklerdir. Özellikle son yıllarda, kur ve faiz

oranı gibi büyüklüklerin çapa olarak kullanımında ortaya çıkan güçlükler, enflasyonun bu amaçla kullanımını

yaygınlaştırmıştır.

Çapraz Kur: İki döviz arasındaki ve her birinin bir üçüncü döviz ile (genellikle ABD Doları) olan paritesiyle tanımlanan

kambiyo kurudur.

Çek: Görüldüğü zaman ödemesi zorunlu olan ödeme emridir. Çeki imzalayan kişiye “keşideci”, tahsil eden kişiye

“lehdar”, ödeyecek olan kişiye de “muhatap” denir.

Çekirdek Enflasyon: Tüketici ve Toptan Eşya Fiyat Endeksleri gibi genel kullanıma açık mal ve hizmet

sepetlerinden oluşan enflasyon endekslerinin temel enflasyonist eğilimleri tam olarak yansıtmadığı varsayımı ile,

bazı mal grupları ile fiyat değişmelerine yol açan bir takım unsurların enflasyon endeksinden çıkarılması sonucu

ulaşılan bir enflasyon tanımıdır. Bu amaçla, dışsal etkilere (enerji fiyatlarında artış, mevsimsel koşullar, maliye

politikası vs) daha açık olan ve geçici nitelikler taşıyabilen, enerji, temel gıda maddeleri fiyatları ve dolaylı vergiler

bu tür enflasyon hesaplamaları içerisine katılmamaktadır. Amaç, fiyatlar genel seviyesindeki değişimi sürekli kılan

unsurları tespit etmek ve bunlara yönelik daha gerçekçi politika kararları alabilmektir. Özellikle, enflasyon

hedeflemesine yönelen ülkelerde bu türden alternatif endeks oluşumları değişik formları ile kullanılmaktadır.

Türkiye’de Özel İmalat Sanayi Fiyat Endeksi “çekirdek enflasyon” olarak adlandırılmaktadır.

Çifte Vergileme: Bir vergi matrahının aynı ülkede ya da ayrı ayrı iki ülkede iki kez vergilendirilmesidir.

Çıkarılmış Sermaye: Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış (ihraç edilmiş) hisse senetlerini

temsil eden sermayelerdir.

Çoğaltan: Belirli miktardaki gerçek sermaye yatırımının toplam gelir veya toplam istihdam üzerindeki etkisini

gösteren katsayıdır. Yatırım miktarındaki değişmeler, toplam gelir ve toplam istihdamda kendisinden daha fazla

değişiklik oluşturur.

Dalgalı (Serbest) Kur Sistemi: Kurun hiçbir müdahale olmadan tamamen piyasada oluşan arz ve talep koşullarında

belirlendiği sistemleri ifade eder.

Dalgalı Borçlar: Bir bütçe dönemindeki gelir ve giderlerin zaman içindeki uyuşmazlığını bertaraf edebilmek için

Hazine’nin genellikle para piyasasından sağladığı kredilerdir.

Damping: Bir malın dış piyasadaki fiyatının, iç pazardan daha düşük tutulmasıdır.Darboğaz: Herhangi bir üretim faktörünün teminindeki geçici sıkıntı nedeniyle ekonominin tıkanmasıdır. Yol kazası

adı da verilir. Söz konusu sıkıntı, döviz yokluğu nedeniyle üretimde kullanılan hammadde ve ara mallarının

ithalatının durması şeklinde olabileceği gibi faizlerin yükselmesi nedeniyle işletme sermayesi temininin

zorlaşması şeklinde de ortaya çıkabilir. Darboğaz teşhisi, ekonominin büyüme hızının sadece bir çeyrek

dönemde yüzde 2’nin altında kalması, izleyen dönemde yeniden yükselmesi halinde konulur.

Dayanıklı tüketim malı: Göreli olarak uzun ömürlü olan mallar (buzdolabı, çamaşır makinası gibi beyaz eşya ya da

televizyon ve video gibi kahverengi eşya).

Deflasyon: Fiyatlar genel düzeyinde düşüş.

Değişim denklemi:

M V = P Q

M: Para arzı

V: Paranın dolanım hızı

P: Fiyatlar genel düzeyi

Q: Ekonomide belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin miktarı

Değişim Ekonomisi: Tarafların, mal ve hizmet değişimlerini serbestçe gerçekleştirebildikleri piyasa şeklidir.

Değişken faiz: Bir borcun faizinin, borcun ömrü süresince piyasadaki değişimlere paralel olarak değişme göstermesi

hali.

Değişken Maliyet: Toplam üretim hacmindeki artış veya azalmaya göre değişen maliyettir. Hammadde ve işçilik

maliyetleri değişken maliyetlere örnektir.

Demografi: İnsan topluluğunun belirli niteliklerini ölçen bilim dalıdır.

Denge: Etkileyici güçler toplamının sıfıra eşit olduğu, bu eşitliğin değişmesi halinde hiçbir eğilimin olmaması

durumudur. Bir mala olan arz ve talep eşit ise, o mal piyasada denge halindedir.

Denge Döviz Kuru: Toplam döviz talebinin toplam döviz arzına eşit olduğu noktada oluşan kurdur.

Denge Fiyatı: Piyasalarda arz ve talebin birbirlerine eşitlendiği fiyat düzeyidir.

Dengesizlik: Birbirlerini ters yönde etkileyebilen güçlerin, birbirlerini karşılıklı olarak etkisizleştiremedikleri durumdur.

Tüketicilerin cari fiyattan satın almayı düşündükleri mal miktarı, üreticilerin satmayı düşündüklerinden yüksek ise,

bu piyasadaki dengesizliği gösterir.

Denk Bütçe Çarpanı: Kamu giderlerinin vergilerle finanse edilmesi durumunda gayri safi milli hasılada oluşacak

değişmenin büyüklüğünü belirleyen katsayıdır.

Denkleştirici Kalemler: Otonom işlemler sonucunda ortaya çıkan ödemeler dengesi açık veya fazlalarını

dengeleyen kalemlerdir. Denkleştirici işlemler konusunda ortak ölçü, kalemin oluşma amacına göre farklılık

gösterir.

Depresyon: GSMH’nın önemli oranda küçülmesine yol açan ekonomik faaliyetlerde gerileme yaratan ekonomik

denge bozukluğu hali.

Destek Noktası: Fiyatların düşerken yoğun alımlar ile karşılaştığı ve daha aşağıya düşmekte zorlandığı seviyedir.

Destek Seviyesi: Dolayısıyla fiyatların düşerken yoğun alımlar ile karşılaştığı ve daha aşağıya düşmekte zorlandığı

seviyedir.

Devalüasyon: Hükümetin aldığı bir kararla, ulusal paranın yabancı para birimlerine karşı satınalma gücünün

düşürülmesidir. Devalüasyon ile ithalat kısılıp döviz tasarrufu sağlanmaya çalışırken, diğer yandan da ihraç

gelirlerinin artmasıyla döviz gelirlerinin çoğaltılmasına çalışılır. Devalüasyon finansal bakımdan dış açıkların

giderilmesinde etkili bir yöntemdir.

Devlet Borçları: Devletin yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan sağladığı borçlardır.Devlet Planlama Teşkilatı: Türkiye’de planlı ekonomiye geçildikten sonra yıllık ve beş yıllık planları hazırlayıp

izlemekle görevli olmak üzere kurulan Başbakanlığa bağlı Müsteşarlık.

Devlet Tahvili: Devletin ödünç fon sağlamak amacıyla piyasaya çıkardığı borç senedidir. Devlet tahvilleri genellikle

üç şekilde çıkartılır

Deflasyon: Enflasyonun tersi. Genel fiyat düzeyleri düşerken ulusal gelir, üretim ve istihdamın da düşmesidir.

Destek seviyesi: Fiyatların düşerken yoğun alımlar ile karşılaştığı ve daha aşağıya düşmekte zorlandığı seviyedir.

Dezenflasyon: Sert olmayan deflasyonist önlemlerle enflasyonun sınırlandırılmaya çalışılmasıdır.

Dış Borçlanma: Ülkenin kaynaklarına ek bir kaynak sağlamak, döviz olarak yeni ödeme gücü elde etmek gibi

amaçlarla ülke dışındaki yabancı hükümet ya da finans kuruluşlarından karşılıklı ya da karşılıksız geri ödemeli

kaynak bulunmasıdır. Türkiye’de dış borç kavramı içinde kamu sektörünün yanısıra, özel kesimin dış borçları da

birlikte anılır.

Dış Denge: Bir ekonominin ödemeler bilançosunun açık verip vermemesidir. Dış denge, milli gelir, döviz kuru ve

döviz sınırları değişkenlerine bağlıdır.

Dış ticaret dengesi: Ödemeler dengesinin mal ve hizmet ihracat ve ithalatını parasal değer cinsinden gösteren

bölümü. İhracat = İthalat ise dışticaret denkliği; İhracat > İthalat ise dışticaret fazlası; İhracat < İthalat ise

dışticaret açığı söz konusu demektir.

Dış Ticaret Oranı (Hadleri): Bir ülkenin dış ticaretinde gerçek kaybı ile gerçek kazancının birbirine olan oranıdır.

İhracat fiyat endeksinin, ithalat fiyat endeksine bölünmesiyle hesaplanır. Ülkelerin dış ticarette kazanç ve

kayıpları dış ticaret oranıyla saptanır.

Direnç noktası: Borsada, belli bir süreç içinde sürekli bir fiyat artışının yoğun satışlar sonucu durdurulduğu fiyat

seviyesini ifade eder.

Disponibilite: Hesap sahiplerinin istedikleri zaman paralarını çekebilmeleri için, bankaların hemen paraya

çevrilebilecek değerler bulundurma zorunluluğudur. Mevduat ve hemen paraya çevrilebilir değerler arasındaki

ilişkiyi gösteren bu oranı merkez bankası belirler. Disponibilte oranı, piyasanın likiditesini etkileyen bir para

politikası aracı olarak kullanılır.

Doğrudan finansman: Finansman açığı olan (borçlanıcı) ile finansman fazlası olanın (borç veren) herhangibir aracı

kullanmaksızın karşılıklı olarak bor – alacak ilişkisini kurması hali.

Dolar Açığı: İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan dolar kıtlığıdır. Avrupa ülkeleri, savaş

sonrası ekonomilerini düzeltmek için gerekli mal ve hizmetleri ABD’den karşılıyorlardı. Bu dönemde, Avrupa’nın

elinde bulunan tüm altın ve dolar rezervlerinin ABD’ye akması, 1950 oratalarına dek Avrupa’da dolar açığı

yaşanmasına yol açmıştır.

Dolar Paritesi: Herhangi bir ulusal paranın resmi dolar fiyatıdır.

Dolaylı finansman: Finansman açığı olan (borçlanıcı) ile finansman fazlası olanın (borç veren) birbirlerini tanımadan

bir aracı krum aracılığıyla borç alacak ilişkisinin kurulması hali.

Dolaylı Vergi: Yasama organı tarafından fiyatlara eklenmesi istenerek, tüketicilerden alınan vergidir. Satış vergileri,

bu tip vergilere bir örnektir.

Dolaysız Kontroller: Devletin siyasi gücünü kullanarak ekonomiyi düzenlemek amacıyla fiyat ve ücret kontrolü gibi

doğrudan yaptığı uygulamalar bütünüdür.

Dolaysız Vergi: Yasama organı tarafından çıkartılan ve verginin doğrudan doğruya yükülüsünden alınmasını istediği

vergidir. Gelir ve mülkiyet vergileri dolaysız vergiye örnektirler.

Dönemsel Faiz: Bir yatırımın fiilen elde tutulma süresince getireceği faizi ifade eder.Dönen Varlıklar: Üretim sürecinde yer alıp, belrli bir dönem içerisinde sağladığı yarar yine o dönem içerisinde sona

eren varlıklardır. Değişen varlıklar olarakta adlandırılırlar.

Döner Akreditif: Akreditifin, sözleşme uyarınca bir kısmının veya tamamının kullanılması durumunda otomatik

olarak yenilenen akreditiftir.

Döner sermayeli kuruluşlar: Genel ya da katma bütçelerden tahsis edilen bir başlangıç ödeneğini sermaye olarak

kullanmak suretiyle her yıl elde ettiği karın bir bölümünü sermayesine ekleyerek iktisadi işletme mantığıyla

çalışan kuruluşlar. En yaygın olanları üniversite hastanelerinin döner sermayeleridir.

Döviz: Yabancı bir ülkede ödeme sırasında geçerli olan her türlü bono, çek, kredi mektubu, poliçe, havale gibi her

türlü değerli kağıda verilen addır. Nakit olan yabancı paralara “efektif döviz” de denmektedir.

Döviz Borsası: Döviz arz edenlerle döviz talep edenlerin karşılaştıkları, ulusal paraların birbirlerine çevrildikleri

standartlaştırılmış piyasalar.

Döviz çapası: Sabit döviz kuru uygulamasında belirlenen parite.

Döviz kuru: Bir ülkenin ulusal parasının fiyatının bir başka ülkenin ulusal parası cinsinden ifadesi. İki tür döviz kuru

vardır: (1) Nominal döviz kuru, iki ülkenin paralarının karşılıklı göreli fiyatıdır. (2) Reel döviz kuru, iki ülkenin

mallarının karşılıklı göreli fiyatıdır.

E = e (P/P*)

Burada E reel döviz kurunu; e nominal döviz kurunu; P yerli malın fiyatını; P* yabancı malın fiyatını gösterir.

Döviz Kuru Rejimleri: Döviz kurları günümüzde özellikle küçük ve açık ekonomiler için taşıdıkları önem ve reel

ekonomiyi doğrudan etkileme potansiyelleri nedeniyle, uygulanan para politikası çerçevesinde doğrudan hedef,

gösterge veya araç olarak kullanılmaktadırlar. Döviz kuruna yönelik uygulamalar, bir uçta tamamen sabit kur

sistemi, diğer uçta ise tam serbesti olmak üzere, iki rejim arasında şekillenmektedir. Tamamen sabit kur

sisteminde, ulusal para yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet karşısında sabitlenmekte ve bu

değerin sürmesi para otoritesi tarafından bazen açık bazen de dolaylı olarak garanti edilmektedir. Para Kurulu

(Currency Board) türü uygulamalarda, bir taraftan kur sabitlenirken diğer taraftan ulusal para arzı tamamen bu

kur üzerinden gerçekleştirilen döviz alış-satışlarına bağlanmaktadır. Tamamen serbest kur sisteminde ise, döviz

kurunun fiyatı doğrudan piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenmektedir. Ara rejim olarak adlandırılan,

Avrupa Para Sistemine geçiş aşamasında da uygulanan kurun bir band içerisinde hareketine müsaade eden yapı

ile kontrollü dalgalanma (managed float), sürünen kur (crawling peg) adı altındaki sistemlerde ise, kur belli bir

takım kriterlere göre yönlendirilmekte ve para otoritesi tarafından gerektiğinde müdahale edilmektedir. Kura

yönelik bu tür rejimlerin seçimi, ülkelerin içinde bulunduğu şartlara göre değişmektedir.

Döviz tevdiat hesabı: Yurtiçi ve yurtdışında yerleşik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para

cinsinden mevduata verilen isimdir.

Döviz Tevdiat Hesabı: Yurtiçi ve yurtdışında yerlesik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para

cinsinden mevduata verilen isimdir.

Duran Varlıklar: Şirketin likit olmayan aktiflerini gösterir, yani uzun vadeli alacaklar, iştirakler ve maddi duran

varlıklar.

Dünya Bankası: 1944 yılı sonrası, Avrupa’nın yeniden imarına yönelik olarak “International Bank for Reconstruction

and Development” adı altında kurulan uluslararası bir örgüttür. Daha çok, gelişmekte olan ülkelere uzun vadeli

proje kredileri sağlamaktadır. Son yıllarda görev tanımları içerisine, gelişmekte olan ülkelerin dış borçları ve

yoksullukla mücadele kavramları da girmiştir. 2002 itibariyle 183 üyesi olan Dünya Bankası ABD’nin başkenti

Washington D.C.’de bulunmaktadır.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO): Ülkeler arası ticaret akımlarının mümkün olduğunca öngörülebilir, serbest ve olağan

olabilmesi için gereken çerçeveyi oluşturmak ve kuralları koymak ve uygulamak amacıyla kurulmuş uluslararsı bir

kurum.

DÜOPOL: İki üretici ve çok sayıda tüketicinin bulunduğu piyasadır. Tüketiciler bakımından, tam rekabet piyasasına

çok benzer. Üreticilerin arzı kontrol edememeleri satış fiyatını etkiler. Bu da, fiyatın tekel piyasasındaki fiyata

yaklaşmasına yol açar. Bu tip piyasalara, kısmi tekel piyasası da denilmektedir.DÜOPSON: Birbirlerine benzer ürünlerin çok sayıda üreticisinin fakat sadece iki tüketicisinin bulunduğu piyasalara

verilen addır.

Efektif döviz: Merkez Bankası’nca alım ve satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülkelere ait

kağıt paradır.

Efektif talep: Ekonomide, çeşitli mal ve hizmetleri satınalmak amacıyla harcanmış paradır. Ayrıca satınalma gücü ile

mevcut olan talep anlamına da gelmektedir.

Efektif: Kaydi forma dönüşmemiş, ekonomik birimlerin fiilen banknot ve bozuk para olarak ellerinde tuttukları parayı

ifade etmek için kullanılan bir terimdir.

Ekonomi: Genel olarak ekonomi, sonsuz ihtiyaçları olan insan ile bu ihtiyaçları sağlamaya elverişli doğa arasındaki

geçerli ilişkileri araştıran bilimdir.

Ekonomik: Kaynakların en düşük maliyet ve en yüksek fayda sağlayacak biçimde kullanılmasıdır.

Ekonomik büyüme: Bir ülkenin mal ve/veya hizmet üretim kapasitesindeki artış.

Ekonomik Gelişme: Ekonominin fiziksel büyümesinin ötesinde yetenek, bilgi ve anlayışın olumlu değişimidir.

Ekonomik rant: Üretim faktörünün üretime sağladığı yararın üzerinde gerçekleşen ödemedir. Iki çeşit rant

mevcuttur. Tüketici rantı, tüketicinin malı satın alma sürecinde, almayı düşündüğü fiyatın altında almasıdır. Üretici

rantı ise, üreticinin malını istediği fiyattan yukarıya satması ile gerçekletir.

Ekonominin genel dengesi: Bir ülke ekonomisinin toplam arzla toplam talebin kesiştiği noktada içinde bulunduğu

denge durumu.

Y = C + I + G + (X – M)

Eksik rekabet: Firmaların fiyatları bir dereceye kadar etkileyebildikleri rekabet durumudur. Bu durumda, piyasa tam

rekabet yapısından çıkar. Eksik rekabet, tam rekabet ve monopol yapı arasındaki tüm durumlarda geçerlidir.

Elektronik Fon Transferi (EFT): Fonların elektronik ortamda hesaplar arası aktarımının yapıldığı sistemdir. Türkiye

Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde ilk olarak Nisan 1992′ de işletime açılmış, Nisan 2000’de ise ikinci nesil

adı altında günün ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde güncelleştirilmiştir. Şu anda sadece TL üzerinden işlem

yapılmaktadır. Sistemin açılış saati 8:00 olup, katılımcıların en geç saat 9:00’da kendi sistemlerini açması

gerekmektedir. Resmi kapanış saati 17:30 olup, bu saat Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından gerek

görülmesi haline uzatılabilir.

Elektronik Menkul Kıymet Transferi (EMKT): Menkul kıymetlerin elektronik ortamda hesaplararası aktarımının

yapıldığı sistemdir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde bu tür bir sistem Ekim 2000′ de faaliyete

geçmiştir. Sistemin açılış saati 8:00 olup, katılımcıların en geç saat 9:00′ da kendi sistemlerini açması

gerekmektedir. Resmi kapanış saati 17:30 olup, bu saat Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından gerek

görülmesi haline uzatılabilir.

Emek arzı: Toplam nüfus içerisinden, ekonomik faaliyetlere katılmak isteyenlerin sayısıdır. Emek arzı, nüfusa, bu

nüfus içerisinde çalışmak isteyenlerin sayısına ve bu kişilerin çalıştıkları saat sayısına göre farklılık gösterir.

Emek piyasası: Çalışma koşulları ile ücretlerin belirlendiği piyasadır.

Emisyon: Hisse senedi, kağıt para, tahvil gibi değerlerin ilk kez piyasaya sürülmesidir. Tek başına kullanıldığında

ise, genellikle devletin yetki verdiği bankaların piyasaya kağıt çıkarması anlamına gelmektedir.

Emisyon hacmi: Devletin yetkili kıldığı banka tarafından piyasaya sürülmüş toplam kağıt para miktarıdır.

Emtia Borsaları: Ticarete konu olabilen malların alım ve satımının gerçekleştirildiği standartlaştırılmış piyasalar.

Endeks sayıları: Belirli bir yıl ile baz alınan yıl arasında geçen süre içinde fiyat, maliyet gibi konularda gerçekleşen

değişimleri gösteren sayılardır. Tüketici fiyat endeksi, toptan eşya fiyat endeksi, sanayi üretim endeksi bunlara

örnektir.Endeksli tahvil: Enflasyonun tahvillerde yazılı değeri aşındırmasını önleyerek, tahvil sahiplerinin zarara

uğramamaları için çıkartılan bir tahvil türüdür. Bu tip tahvillerde, ana para ve faizi altın, döviz gibi bir değer

ölçüsüne bağlanarak, ödeme günü geldiğinde tahvilin değeri bu ölçülere göre saptanarak ödeme yapılır. Böylece

tahvil sahibi enflasyondan etkilenmemit olur.

Endojen ve egzojen değişkenler: Endojen değişken, değeri modelin içerisinde belirlenip açıklanan; egzojen

değişken ise değeri modele dışarıdan verilen değişkendir. “İçsel ve dışsal değişkenler” olarakta ifade ifade

edilirler.

Enflasyon: Bir ülkede fiyatlar genel seviyesinin sürekli yükselmesi, paranın satınalma gücünün sürekli azalması

durumudur. Sürekli enflasyon ülkenin ekonomik, toplumsal olmak üzere bütün kesimini etkileyebilir.

Enflasyon çeşitleri:

Talep enflasyonu: Bir ekonomide toplam talebin toplam arzı aşarak sürekli fiyat artışına neden olması halinde talep

enflasyonu ortaya çıkar.

Arz (maliyet) enflasyonu: Üretimde girdi olarak kullanılan üretim faktörleri ya da malların fiyatlarının sürekli artış

içine girmesi sonucu maliyetlerdeki artışların satış fiyatlarını da artırmaya başlaması hali.

Sürünen enflasyon: Talep ya da arz enflasyonunun yıllık % 2 -3 düzeyinde istikrarlı bir görünüm sergilemesi hali.

Hiper enflasyon: Talep ve/veya arz enflasyonunun aylık % 50 ve daha fazla artışlar içine girmesi hali.

Basamaklı enflasyon: Talep ve/veya arz enflasyonunun iki haneli ve genellikle artan, fakat hiper enflasyona

dönüşmeyen hali.

Enflasyon Hedeflemesi: Merkez bankalarının genellikle hükümetlerle birlikte, para politikası amacı olarak belli bir

enflasyon rakamını hedeflemeleridir. Bu tür bir uygulamada hedeflenen enflasyonun, beklentileri etkileyebildiği

ölçüde, nominal çapa görevini üstlenmesi öngörülür. Diğer politikalardan farkı, enflasyon hedefinin net bir şekilde

kamuoyuna duyurulması ve bu konu ile ilgili doğrudan sorumluluk alınmasıdır. Uygulamada, uygulayıcı kurum

olarak merkez bankaları amaca yönelik bir araç bağımsızlığına kavuşmaktadırlar. Diğer bir deyişle, merkez

bankaları, kur ve faiz politikalarını enflasyonu kontrol altına almak amacı ile istedikleri biçimde

kullanabilmektedirler. Bu tür uygulamalar, bir ekonomideki tüm büyüklüklerin nominal çapa özelliğini kaybetmesi

sonucu bir zorunluluk olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bu tür bir politikanın başarısı için, güçlü ve sağlıklı bir mali

yapı, enflasyon ile para politikası araçları arasında gözlenebilir ve istikrarlı bir ilişki, kredibilite, bağımsızlık ve

açıklık gibi unsurlar ön koşul olarak sayılmaktadır.

Enflasyon İthali: Bir başka ülke enflasyonunun dış ticaret yaptığı diğer ülkelere fiyat artışı olarak yansımasıdır.

Enflasyon riski: Enflasyon nedeniyle yatırımcı tarafından arzulanmayan bir reel getiri oranının gerçekleşme

olasılığını ifade eder.

Enflasyon sarmalı: Bir kez başladığında kendi kendini büyüterek gelişen enflasyondur. Bu gelişim şöyle

gerçekleşmektedir: fiyatların artması maliyetlerin artmasına, bu da fiyat seviyesinin daha da artarak sürecin bu

şeklide gelişmesine yol açar.

Enflasyon Vergisi: Para, tedavüle çıkaran kurum açısından yükümlülük, talep eden, elde tutan kurum ve kişi

açısından ise bir varlık olarak düşünüldüğünde, enflasyon, parayı ihraç eden kurumun yükümlülüğünü, parayı

elde tutan kurumun ise varlığını reel olarak azaltır. Bu anlamı ile enflasyon, gelir elde eden açısından vergi

özelliği taşımakta, dolayısıyla vergi gibi satın alma gücünün transferine neden olmaktadır.

Enflasyon: Fiyatlar genel seviyesindeki değişimdir. Bugün için, parasal bir olgu olduğu ve uzun dönemde parasal bir

büyüme olmadığı sürece enflasyonun artmayacağı genel olarak kabul görmektedir. Toptan Eşya Fiyat

Endeksleri, Tüketici Fiyat Endeksleri ve İmalat Sanayii Fiyat Endeksleri gibi çeşitli endeksler aracılığı ile

ölçülmektedir.

Enflasyonist açık: Ekonomide mevcut toplam talebin toplam arzdan daha fazla olmasından dolayı ortaya çıkan

açıktır. Böyle durumlarda, eğer toplam talep arz seviyesine indirilemezse veya toplam arz talebi karşılayacak

kadar yükseltilemezse, fiyatlar yükselir.

Envantör: Belirli bir tarihe ilişkin borç, alacak ve varlıkların miktarlarının ve değerlerinin, sayım, kontrol ve düzeltme

yaparak saptanmasıdır.

Ergonomi: İnsanın fiziksel gücünün üretimde kullanılması için gerekli koşulları inceleyen bilim dalıdır. Amacı,

maksimum işgücü ve sermaye üretmek için en elverişli fiziksel ortamı sağlamaktır.Esnek arz: Esnek arz, arzın fiyatta meydana gelen değişmelere rağmen, daha büyük oranda değişmemesi şeklinde

tanımlanmaktadır.

Esnek talep: Esnek talep, talebin fiyatta meydana gelen artış veya azalış neticesinde, fiyattan daha büyük oranda

artması veya azalması şeklinde tanımlanmaktadır.

Esneklik: Etkilenen değişkendeki yüzde değişmenin etkileyen değişkendeki yüzde değişmeye oranıdır. Yani bir

duyarlılık, tepki ölçüsüdür.

Eşel Mobil: Ücretli ve maaşlıları, hayat pahalılığı karşısında korumak amacıyla fiyat artışlarıyla doğru orantılı olarak

artmasının sağlanmasıdır.

Eşya Hukuku: Hukuk dalıdır. Şahısların bir eşya üzerindeki egemenlik ve tasarruflarının nitelik ve türlerini saptar.

Eşya üzerindeki egemenliğin diğer şahıslarla olan ilişkilerini belirler.

E-ticaret: Elektronik ticaretin kısaltılmışıdır. İnternet üzerinden mal ve/veya hizmet alış verişidir.

Etkin Piyasa: Bu hipotez, bir piyasada işlem gören kıymetlerin mevcut fiyatlarının, o kıymetlere ilişkin elde edilebilir

bilgilerin tümünü yansıttığını öngörür. Teori, fiyatı belirleyenin alıcı ve satıcılar olduğu varsayımı ile, işlemcilerin

tüm ulaşılabilir bilgilere aynı anda ve simetrik olarak ulaşabildiğini varsayar. Bu durumda oluşan fiyatın da denge

fiyatı olduğu öngörülür.

EURO: Maastricht anlaşması uyarınca, gerekli kriterleri yerine getiren Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin 1999 yılı

itibariyle kaydi olarak kullanmaya başladığı para birimi. Daha sonraki dönemde dolaşıma da sürülmesi planlanan

bu para birimi Avrupa Birliği’ne üye tüm ülkelerin ortak para birimi haline gelecek.

Euro Bonolar: Çıkaran ülkenin veya kuruluşun, kendi ulusal para birimi dışındaki bir para birimi üzerinden ihraç ettiği

menkul kıymetlerdir.

Euro tahvil (EURO-BOND) :Uzun vadeli ve sabit faizli olup, uluslararası piyasalarda alım satımı yapılabilen

uluslararası bir menkul değerdir. Bu tip tahvillerin ulusal piyasada mevcut menkul kıymetler borsasında kote

edilme gibi bir zorunluluğu yoktur. Euro-tahvillerin işlem gördüğü yâni alım-satımının yapıldığı piyasaya eurotahvil

piyasaı denilmektedir.

Eurodolar: ABD dışındaki banka veya diğer aracı kurumlarda açılmış dolar hesapları. Dünyanın her yerinde dolar

üzerinden açılmış hesaplar bulunmakla birlikte bunların tümüne eurodolar adı verilmektedir.

Evalüasyon: Bankaların kayıtlarında sabit kur üzerinden geçirilen dövizlerin her ay sonunda geçerli cari kura göre

düzenlenmesi işlemediri.

Eximbank: İhracatta kredi kolaylıkları sağlayan, ithalat ve ihracatta uzmanlaşmış finansal bir kurumdur.

Faiz: Belirli bir paranın, belirli bir süre için iade şartı ile kullanılmasına karşılık verilen tutara verilen addır.

Faiz oranı: Faiz miktarını hesaplayabilmek amacıyla, paranın çarpının % cinsinden değerdir.

Faiz Ödemeleri: Bu veriler Hazine, Kamu İktisadi Teşebbüsleri, döviz pozisyonu tutan bankalar ve yurtdışından kredi

alan diğer kuruluşlara ait borçların faiz ödemelerini kapsar. Bütçede eksi kalemdir.

Faktoring: Faktoring, alacak hakkı başka bir kuruluşa likit fon karşılığında devredilmek suretiyle gerçekleşen

işlemdir. Bunun yanısıra, firmalara vadeli satış bedellerini vadesinden önce thsil etme imkanı sağlayan finans

kuruluşlarına da “faktoring” denilmektedir. Bu firmalar, vadeli satış yapmış şirketlerin fatura edilmiş alacaklarını

peşin fakat iskontolu olarak satın alırlar ve vadesi geldiğinde alacağı kendileri tahsil ederler.

Faktör: Bütünü oluşturan unsurların her biri; üretim unsurları ve acenta, komisyoncu şeklinde çeşitli anlamlara

gelmektedir.

Fayda: Mal veya hizmetlerin ihtiyaçları giderme özelliğidir. Kullanma değeri olan birşeye faydalı, kullanma değeri

olmayan bir şeye ise faydasız denilmektedir.Fayda-maliyet analizi: Bu analiz, yatırım projelerinin net cari değerini iskontolamak suretiyle, projenin maliyet ve

faydasını değerlendirmeye yarayan bir tekniktir. Fayda-maliyet analizi ile, bir yatırım yapılıp yapılmayacağına

karar verilir.

FED: ABD Merkez Bankası. Tek bir kurum olmayıp Merkez Bankası görevlerini yapan çeşitli bankaların

oluşturdukları bir federal sistemdir. 12 adet bölgesel federal rezerv bankasından oluşur.

Fırsat maliyeti: Üretim unsurlarının bazı işlerde kullanılmasından dolayı, kaçırılan fırsatların oluşturacağı maliyettir.

Bir kararı uygularken vazgeçilen en iyi diğer karardır.

Fiyat para: Üzerinde yazılı değerin çok altında bir mal değerine sahip olan para. Kağıt para bu tür bir paradır.

Finansal kiralama -LEASING-: Bir yatırımcı ile bir leasing şirketi arasında yapılan sözleşme gereğince, yatırımcının

seçmiş olduğu yatırım malının leasing şirketince kiralanarak, belirli bir kira karşılığında yatırımcının kullanımına

sunumunu sağlayan finans metodudur. Kiralanan malın mülkiyeti sözleşme müddetince, leasing şirketindedir.

Finansal Risk: Hisse senedi veya tahvil gibi bir yatırım aracını aldığınız şirketin vadesi geldiğinde tahvil kuponlarını

ya da üçüncü şahıslara olan borçlarını ödemeyip yatırımcıyı dolaylı olarak zarara sokması riskidir.

Finanslama: Üretim, yatırım ve satış faaliyetlerinin yapılması için gerekli parasal değerlaerin sağlanması, ödenmesi

gibi para bulma ve kullanma etkinliklerinin tümüdür. Özel sektör bu faaliyetleri, bankalar ve finans kuruluşlarından

sağladığı fonlar yardımıyla gerçekleştirirken; kamu sektöründe ise dış borçlanma, emisyon, menkul kıymet ihracı

gibi kaynaklardan sağlanan fonlardan yararlanılmaktadır.

Finansman bonosu: Şirketlerin kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamak için çıkardıkları teminatsız

senetlere verilen isimdir.

Fisher endeksi: Paranın değerinin ölçülmesinde kullanılması öngörülen I. Fisher tarafından geliştirilmiş olan fiyat

endeksidir.

Fiyat: Bir mal veya hizmet elde etmek için verilen belirli miktar para veya maldır.

Fiyat endeksleri: Malların belirli bir dönemdeki fiyatlarını baz alarak daha sonraki dönemlerde bu fiyatları baz alınan

fiyatlara göre oranlayarak, fiyatların ne denli azalıp arttığını gösteren endekstir. Toptan eşya ve tüketici fiyat

endeksleri olarak ikiye ayrılır.

Fiyat etkisi: Fiyatta meydana gelen değişmeden dolayı satın alınan mal miktarında meydana gelen toplam

değişmedir. Fiyat etkisi ikame ve gelir etkisi olarak incelenir. Fiyat yükseldiği zaman satın alınan mal miktarı

azalır; fiyat azaldığı zaman ise miktar artar.

Fiyat istikrarı: Enflasyonist fiyat değişikliklerine fırsat tanımayarak,paranın satın alma gücünün, üretim, yatırım ve

istihdam seviyelerinin korunmasıdır. Tam istihdamın ve ödemeler dengesinin sağlanması fiyat istikrarının başlıca

amaçlarından biridir.

Fiyat marjı: Bir hisse senedinin seans içinde önerilebilecek en düşük (taban) ve en yüksek (tavan) fiyat aralığını

oluşturur. Fiyat marjı her hisse için baz fiyatın %10 altı ve üstü şeklinde otomatik olarak hesaplanır.

Fiyat politikası: Bir firma veya ekonomiyi yöneten kişilerin fiyatları istenilen seviyede tutmak için sergiledikleri genel

tutumdur.

Fizibilite: Herhangi bir yatırımın sağlayacağı kazanca değer olup olmadığının saptanması için yapılan çalışmalardır.

FON: Belirli bir alanda gerçekleştirilecek faaliyet için ayrılmış para veya yerine geçebilecek değerlerin tümüdür.

Forfaiting: Latincede alacak hakkının kayıtsız ve şartsız olarak teslim edilmesi anlamındadır. Vadeli mal ve hizmet

ihracatından doğan ve belirli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil edilecek olan alacakların daha önce bu hakkı

elinde bulunduranlara rücu edilmeksizin (kayıtsız şartsız ve vazgeçilmez olarak), bir banka veya bu alanda

uzmanlaşmış bir finans kuruluşu (forfaiter) tarafından satın alınarak iskonto edilmesidir. Uygulamada forfaiting

işlemi yatırım mallarını kapsamaktadır. 1950’li yıllarda ABD ve Avrupalı ülkelerin SSCB ile dış ticaretlerinde

doğdu. Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkelerinde yaygınlaştı. Forward işlemleri: Döviz piyasalarında gerçekleştirilen vadeli işlemlerdir. Para birimlerini gelecekteki bir tarihte

değiştirilmek üzere yapılan kontrata dayanır.

Fonksiyonel Bütçe: Devlet gelirlerinin, devletin eğitim, sağlık gibi gerçekleştirdiği işlevlere göre dağıtılacak miktarları

öngören bütçeye verilen addır.

Franchising: Sözleşmeye dayalı, direkt bütünleşmiş bir pazarlama sistemidir. Bu sistemde know-how ve markanın

imtiyaz hakkı sahibi, belirli süre, koşul ve sınırları kapsayan anlaşmayla bağımsız yatırımcılara sistemini ve

markasını kullandırır. Franchise vermek için öncelikle tanınmış bir marka ve başarılı bir organizasyon olması

gerekir.

Gayrısafi milli hasıla kavramları:

Gayrisafi milli Hasıla (GSMH): Bir ülke vatandaşlarının genellikle bir yıl içinde ürettikleri tüm mal ve hizmetlerin

piyasa fiyatı cinsinden eğeridir.

Gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH): Bir ülke sınırları içinde üretilen tüm mal ve hizmetlerin piyasa fiyatı cinsinden

değeridir.

Hesaplamalar cari yıl fiyatı ile yapılırsa NOMİNAL, bir baz yılı fiyatına göre yapılırsa REEL değerleri ifade eder.

Gelir elastikliği: Gelirlerde meydana gelen değişmelerin talep üzerindeki etkisini ölçer.

Gelir Ortaklığı Senedi: Baraj, köprü gibi kamuya ait alt yapı kuruluşlarının gelirlerinden pay almayı sağlayan

sertifikalardır. Bu belgeler kuruluşların mülkiyeti üzerinde hak kazandırmaz.

Gelirler politikası: Fiyatların, ücretlerin, kiraların, faizlerin bir süre için dondurulması yoluyla enflasyonu düşürmeye

yönelik bir politika.

Genel bütçe: Yalnızca bakanlıklara ilişkin gelir ve giderleri kapsayan bütçe

Gini katsayısı: Bir ülkede milli gelirin dağılımının adil olup olmadığını ölçmeye yarayan bir katsayı. 0 ile 1 arasında

değişir. 0’a ne kadar yakınsa mutlak eşitliğe o kadar yaklaşılmış; 1’e ne kadar yakınsa mutlak eşitlikten o kadar

uzaklaşılmış demektir. Türkiye’de Gini katsayısı en son ölçümlere göre % 0.49 dolayında olup dünyanın en gayrı

adil gelir dağılımlarından birisine işaret etmektedir.

Görünmeyen kalemler dengesi: Yurtiçinde yerleşik kişilerle yurtdışında yerleşik kişiler arasında ihracat ve ithalat

işlemleri dışında kalan ilişkileri kapsayan dengedir.

Grev: İşçilerin toplu iş sözleşmesi sürecinde anlaşma sağlanamaması durumunda, toplu olarak üretimi ve yürüttükleri

hizmetleri durdurma eylemidir.

GSMH zımni deflatörü: Cari fiyatlarla hesaplanmış GSMH’yı reel, yani fiyat hareketlerinden arındırılmış GSMH’ya

böldüğümüz zaman GSMH zımni defdlatörünü hesaplamış oluruz.

Guvernör: Yönetici anlamına gelen ve genellikle Merkez Bankası Başkanları için kullanılan bir terim. IMF ve Dünya

Bankası grubunda üye ülkeleri temsil etmek üzere görevlendirilen Bakan, Merkez Bankası Başkanı gibi

görevlilere verilen isim.

Halka Arz: Şirketlerin kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla özkaynak yoluyla senet ihraç ederek (fonlama) kaynak

sağlamasıdır. Şirketler kaynak ihtiyaçlarlarını faiz karşılığı yabancı kaynaklardan (borç) ya da özkaynaktan

(ortaklardan sermaye yoluyla veya faaliyetler sonucu kazanç yoluyla) sağlar. Özkaynak için ödenmesi gereken ve

ortaklar tarafından belli bir taban limitte beklenen temettü geliridir. Özkaynak yoluyla fonlama yani senet ihraç

ederek toplanacak fonların maliyeti, borçlanmadan daha ucuz ise, şirketler halka arza başvurma yolunu tercih

edecektir.

Hayali ihracat: Dış satımda bir malın bedelinin üstünde fiyatla yurtdışına mal satmış gibi işlem yapılmasıdır.

Hazine: Devletin tasarruflarını ve mali işlemlerini idare eden kurumdur.Hazine Açığı: Hazine, devletin harcama ve gelirlerinin gerçekleştiği soyut bir kasa olan kurumdur. Belli bir dönemde

Hazine’nin kamusal giderlerinin finansmanı için yapılan ödemeler, toplanan kamu gelirlerini aşması durumunda

Hazine açığı ortaya çıkar.

Hazine Bonosu: Hazine tarafindan vadesi 1 yıldan kısa süreli olarak çıkarılan ve iskontolu olarak işlem gören

borçlanma senetleridir.

Hazine iç borçlanması: Yurtiçindeki kaynaklardan (kişiler, özel kurumlar, kamu kurumları) genellikle gönüllü

yöntemlerle belirli bir vade ile ve belirli bir sabit ya da değişken faiz karşılığında borçlanılması işlemi.

Hiper Enflasyon: Dörtnala enflasyon olarak adlandırılır. Paranın değerinin yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimidir.

İktisat tarihinde çoğunlukla savaş ya da sonrasında ortaya çıkmış ve yeni bir para biriminin kurulmasını zorunlu

hale getirmiştir.

Hipotez: Bir neden – sonuç ilişkisinin deney ya da yeteri kadar gözlemle kanıtlanmamış ifadesidir. Aksi ortaya

konuluncaya kadar doğru kabul edilir.

Hisse senedi: Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını

temsil eden kıymetli evraktır.

Hisse senedine çevrilebilir tahvil: Halka açık ortaklıklıkların faydalanabilecekleri bir finansman aletidir.

Hissedar: Bir anonim şirketin hisse senedine sahip olan şahıstır.

Hiyerarşi: Sosyal bir toplulukta iktidarın kademelelendirilmesini ifade eder.

Holding: Bir şirket aracılığıyla diğer şirketlerin bir araya getirilerek yönetilmesidir. Holding şirketleri, üretim ve satış

türü faaliyetlerde bulunmayan ve belli bir faaliyet alanları olan şirketlere iştirak eden ve genellikle böyle şirketlerin

büyük ortağı durumunda olan anonim şirketlerdir. Holding şirketlerinin kuruluş ve varoluş nedenleri birden çok

şirkete iştirak etmek ve bu şirketleri yönlendirmek/kontrol etmek olduğundan sermaye şirketleri sınıfında bulunur.

Holding şirketlerin sahipleri genellikle birçok şirketin sahipleri olup, bu paylarını holdinglere devrederler ve bu

yolla o şirketlerin yönetimlerini tek elde toplarlar. Şirketler grubu ise holdingten farklı olarak bir başka şirket

aracılığı olmaksızın bütün şirketleri bir araya getirerek yönetilmesidir. Holdinglerde yasal olarak en az yedi

şirketin biraraya gelmesi zorunlu olmasına karşın şirketler grubunda sayı aranmaz.

İç Borçlar: Hükümetin ülke sınırları içinde kişi ve kurumlara ulusal para cinsinden borçlanmasıdır. Bu borçlanmanın

iktisadi niteliği, satın alma gücünün özel ve kamusal kesimler arasında el değiştirmesidir. İç borçlanmada ülkenin

kullanabileceği kaynaklara bir ek söz konusu değildir. Devlet, en yaygın yöntemle halka ve kurumlara sattığı

kağıda +bağlı bono, tahvil ve kağıda bağlı olmayan yöntemlerle borçlanabilir. İç Borçlanma; kısa-uzun vadeli,

teminatlı-teminatsız ve zorunlu-gönüllü olarak üç gruba ayrılabilir.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir