Güncel ekonomi sözlüğü


GÜNCEL EKONOMİ SÖZLÜĞÜ
Aciz (insolvency) : Vadesi gelmiş borçlarını ödeyememe durumudur. Alacaklı borçlunun borcunu ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek mahkemeye başvurabilir. Borçlu da, acz içinde olduğunu ileri sürerek mahkemeden iflasını isteyebilir. Bu durumda, alacaklının borçlunun iflas istemine karşı çıkması geçersizdir.

Açık Artırma (open binding) :Alıcılar arasında rekabet yaratmak suretiyle, satın alınacak nesneye en yüksek fiyatı verecek alıcıyı bulmak için uygulanan bir satış yöntemidir. Açık artırma ile elde edilecek hasılat, yaşanan ekonomik koşullar ile doğru orantılı olup, ekonomik genişleme dönemlerinde yüksek fiyatlara alıcılar bulunurken, ekonomik daralma dönemlerinde bunun tersi olmaktadır.

Açık Bono (blank bill) :Tutarı ve hamili belirtilmeden, sadece açığa imza atmak suretiyle düzenlenmiş bonodur.

Açık Ekonomi (open economy) :İthalat ve ihracat üzerinde hiçbir sınırlanmanın bulunmadığı veya faktör hareketlerinin karşılıklı olarak serbest olduğu ekonomidir.

Açık Eksiltme (auction by underbidding) :Satıcılar arasında rekabet yaratmak suretiyle, satın alınacak nesneye en düşük fiyatı verecek satıcıyı bulmak için uygulanan bir yöntemdir.

Açık Finansman (deficit financing) :Açık finansman, devletin kasıtlı olarak harcamaları gelirlerden daha yüksek bir düzeyde tutma durumudur. Bütçe açığının yapılan borçlanmalarla kapatılması biçiminde ortaya çıkan bu yöntem, istihdamı artırmak ve ekonomik hayatı canlandırmak için uygulanır.

Açık İşsizlik (open unemployment) :Kişilerin çalışma arzusu ve iktidarında olduğu halde, kendi idareleri dışında işsiz kalma durumudur.

Açık Pazar (open market) :Tekelleşmenin ve alım satım işlemlerinde piyasa dışı müdahalelerin olmadığı piyasalardır.

Açık Piyasa İşlemleri (APİ) (Open Market Operations): Para politikası uygulaması çerçevesinde, merkez bankaları bünyesinde para miktarının artırılıp azaltılması amacıyla, Hazine kağıtlarının alım ve satımının (kesin alım, kesin satım, geri satım vaadiyle alım -repurchase agreements-, geri alım vaadiyle satım -reverse repurchase aggrement-) yapılması işlemleridir. Bankalararası Para Piyasası işlemleri de “Açık Piyasa İşlemleri” kapsamı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde bu tür işlemler, Açık Piyasa İşlemleri ve Para Piyasası Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.Bu işlemler aracılığıyla para arzının, faiz haddinin, yatırımların denetim altına alınmasına ve toplam harcama hacminin daraltılmasına veya genişletilmesine çalışılır.

Açık Pozisyon (short position) :Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.

Adam Smith: Kapitalizmin dayanağı sayılan Klasik Okul’un temsilcilerindendir. Fizyokrasinin tersine, toprak yerine insan emeğini servetin kaynağı olarak gördü. İşbölümünün sağladığı teknik olanaklar emeğin üretimini, dolayısıyla da milli gelirin artacağını savundu. Devletin ekonomiye müdahalesine karşı çıktı. Serbest ticareti ve vergide adaleti savundu. Adam Smith’in Değer Fiyat Teorisi’ne göre, üretimin maliyetinin emek tarafından belirlenir. Malın maliyet ve piyasada oluşan iki değeri vardır. Fiyat piyasada belirlenir. Gelir Teorisi’ne göre de emek (ücret), sermaye (kapital) ve topraktan (rant) oluşur ve ekonomi içinde bölüşümü kendiliğinden olur.

Adi Hisse (ordinary share) :Yasa ve esas sözleşmede belirtilen normal haklardan başka hakları elde etmeye imkan tanımayan hissedir. Imtiyazlı hisse senetleri, değiştirilebilir hisse senetleri, itibari değersiz hisse senetleri ve kabili itfa hisse senetleri dışında kalan tüm senetler, adi hisse hükmündedir.

Adi Senet (note) :Bir borç ve hak doğurmak veya bir borcu ya da hakkı kanıtlamak amacıyla oluşturulan borçlunun imzasnı içeren belgedir. Resmi senetler, yarı resmi senetler ve özel senetler olarak düzenlenirler. Düzenlenmekteki amaçları bakımından da, bir hak veya borcu yaratan senetler ve bir hak veya borcu yaratmamakla beraber, böyle bir unsurun varlığını kanıtlayan senetler olarak sınıflandırılırlar.

Adi Şirket (partnership) :İki veya daha fazla kişinin, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, belirli bir ortaklık sözleşmesiyle kurdukları şirkettir. Adi şirketlerin hükmi kişilikleri, ünvanı ve ikametgahı bulunmamaktadır. İflasa da tâbi değildirler. Ayrıca, adi tirketlerin ticaret siciline kaydedilmelerine gerek yoktur.

Ağırlıklı Ortalama (weighted average) :Dizi içindeki her bir terimin, belirli bir ağırlıkla ayrı ayrı çarpıldıktan sonra alınan toplamın, ağırlık toplamına bölünmesi ile elde edilen ortalamadır. Ağırlıklı ortalamalar, deskriptif istatistik analizlerde, özellikle indeks hesaplamalarında yaygın bir biçimde kullanılırlar.

Akreditasyon (Accreditation): Akreditasyon, laboratuvarların, belgelendirme ve muayene kuruluşlarının üçüncü bir tarafça belirlenen teknik kriterlere göre çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanması ve düzenli aralıklarla denetlenmesidir. Üçüncü taraf değerlendirme tekniği olarak akreditasyon, söz konusu kuruluşlarda güvenilirliğin sağlanması ve sürekliliği için önemli bir araçtır. Bir test kuruluşunun yaptığı testlere veya bir belgelendirme kuruluşunun düzenlediği belgelere güvenilebilmesi için, bu kuruluşların belirlenen uluslararası kriterlere göre çalışıyor olduğunun belgelenmesi gerekmektedir. Dünyadaki uygulamalara paralel olarak Avrupa Birliği’nde de bu kriterler EN 45000 standartlar serisinde açıklanmıştır.

Akreditif (letter of credit) :Bir bankanın belirli bir miktar ve belirli bir süre için, üçünçü bir kişi lehine, nezninde kredi açması için yabancı ülkelerdeki muhabir bankaya gönderdiği bir tür mektuptur.

Aktifler : Bir şirketin sahip olduğu bütün varlıkları ifade eder. Bilançolardaki aktifler tablosu de bu varlıkların parasal değerini gösterir ve bu tabloda şirketin mevcut değerlerinin yanı sıra , alacakları ve varsa zararları bulunur. Bilançolarda aktifler iki ana kalemden oluşur: Dönen Varlıklar ve Duran Varlıklar.

Alacak Devir Hızı : Şirketin satışlardan doğan alacaklarını tahsil ettiği hızı gösterir. Genelde devir hızının yüksek olması ve artması iyi bir gösterge olarak yorumlanabilir. Şu şekilde hesaplanır: Net Satışlar / Kısa Vadeli Ticari Alacaklar

Alıcı Piyasası (buyer’s market) :Arzın talebi aştığı ve tüketicilerin fiyatı belirleyebildiği piyasa biçimidir. Eğer tüketiciler, düşük olan bir fiyat üzerinden almaya hazırlarsa, piyasa aniden satıcıların fiyatı belirlediği bir piyasa durumuna gelebilir.

Alıcı Tekeli (buyer’s monopoly) :Endüstride çok sayıda üretici veya satıcı bulunmasına karşılık tek bir tüketici veya alıcının varolması durumudur. Bu tip piyasalarda, alıcı firma marjinal hasılasını marjinal kaynak maliyetine eşitleyen miktarda kaynak kullanarak kârını maksimuma çıkarabilir.

Alım Vergisi(purchase tax) :Perakende satışlarda ya da bundan önceki bir aşamada tahakkuk ettirilen vasıtalı vergidir.

Alış Kuru (buying rate) :Dövizin para otoriteleri tarafından saptanan alış fiyatıdır. Türkiye’de efektif ve efektif olmayan dövizler için farklı alış kurları uygulanmaktadır.

Alonj (alonge) :Bono, çek ve poliçenin arka yüzünde işlem yapmak için yer kalmadığı zaman, yapılacak işlemler için bono, çek veya poliçeye eklenen kağıt parçasıdır. Alonj üstüne yapılacak işlemler hukuksal açıdan senet üzerinde yapılanlar ile aynı hükümlere tâbidir.

Alternatif Maliyet(alternative cost) :Alternatif maliyet, bir projenin gerçeklettirilmesinde kullanılan faktörün başka alanda kullanılma fırsatından vazgeçilerek katlanılan maliyetttir. Firma dışından sağlanan bir üretim faktörünün alternatif maliyeti, bu faktörün fiyatıyla ölçülür. Eğer faktör firmanın kendi bünyesinde ise, bu durumda alternatif maliyet o faktörün satılabilme veya kiraya verilebilme fiyatı olacaktır.

Altın Ankesi (gold encaisse) :Merkez bankalarının ihtiyat amacıyla kasalarında bulundurdukları altın stokuna verilen addır. Genellikle, ulusal paranın değerini desteklemek ve dış ödemelerde kullanılmak için bulundurulur.

Altın Havuzu (gold pool) :Altın fiyatındaki yükselmeyi belirli bir tavan seviyede sınırlamayı amaçlayan ülkelerin ( ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, İsviçre) 1961’de kurmuş olduğu bir organizasyon olup, 1967’de Fransa’nın ayrılmasından sonra dağılmıştır.

Altın Piyasası (gold market) :Değerli bir maden olan altının, alıcıların ve satıcıların bir araya geldiği, alım-satım işleminin yapıldığı, fiziki ve fiziki olmayan mekandır. Altın piyasası, uluslararası parasal sistemde altının rezerv statüsünde olmasından dolayı kabul edilir bir öneme sahiptir. Uluslararası bir parasal krize girildiğinde, altına olan talebin arttığı ve altın fiyatlarının yükseldiği görülür.

Altın Standartı: Ulusal para biriminin satınalma gücünün belirli sabit miktar bir altın cinsindinden tanımlandığı para sistemidir.1821’de İngiltere’de başlayan uygulama 1850’lerde Fransa ve ABD, 1870’lerde de Almanya, İtalya ve Belçika’da uygulanmaya başladı. 19. yüzyılın sonlarında da diğer ülkelerde yaygınlaştı. 1. Dünya Savaşı yıllarında da uygulama sona erdi. Altın Standartı uygulamasında; ödemeler dengesi açık veren ülkelerde fiyatların düşmek yerine artırdığı, yabancı sermayenin spekülatif rol oynadığı gerekçeleriyle eleştiriliyordu.

Altyapı: Bir ülkedeki kamu yararına kullanılan ulaştırma, enerji, iletişim gibi sermaye varlıkların tümüdür.

Ambargo (embargo) :Belirli bir mal veya hizmetin ihraç ve ithaline getirilen yasaklamadır.

Amortisman (depreciation amortisation) :Bir firmada, bir yıldan daha fazla süre kullanılacağı düşünülen ve herhangi bir biçimde değerden düşmesi söz konusu olan ekonomik değerlerde( taşınmazlar, makine, teçhizat, vb.), oluşacak değerlerin bir yıl içinde uğradıkları değer kayıplarının üretilen malların maliyet tutarlarına ya da söz konusu kayıpların o yılın giderlerine yazılması amortismanı oluşturur. Şirketler amortismanı ürünlerinin maliyetlerinin üzerine ekleyerek ya da ilgili yılın giderleri arasına koyarak realize eder.

Amortisman Fonu (sinking fund) :Düzenli ödemeleri gerçekleştirmek (bir borcun ödenmesi, bir makinenin yenilenebilmesi, vb.) amacıyla oluşturulan fondur.

Amortisman Karşılıkları (capital consumption allowances) :Sermaye mallarının zaman içinde aşınma, eskime yıkıma uğrama gibi nedenlerle elden çıkmasına karşılık olarak ayırılan paylardır.

Ana Para (principal capital) :Üzerinden faiz hesaplanacak olan esas para veya ödünç olarak verilen paranın aslı (Re’sül-mal) anlamlarına gelmektedir.

Ankes (encaisse) :Taahhütleri yerine getirmek için hazır bulundurulan paradır. Ayrıca emisyon yapmaya yetkili bankaların çıkardıkları banknotlara karşılık kasalarında hazır bulundurdukları gümüş ve altın paraların toplam mevcuttur.

Ankes Oranı (encaisse rate) :Bir bankanın mevduatı ile her an ödemeye hazır bulunduğu likit aktif arasındaki orandır. Bu oran genellikle, ilgili ülkedeki yasal mevzuat ile düzenlenir. Bu düzenleme ekonominin genel gelişimi doğrultusunda yapılır.

Anti-Damping Vergisi (antidumping duty): Dış ticarette bazı ülkelerin ihraç ürünlerinde damping yaparak haksız rekabeti engellemek, ithalatçı ülkenin yerli ürün fiyat dengesini korumak amacıyla uygulanan gümrük vergisi türüdür.

Antitröst Kanunlar :Kartel, tekel, tröst oluşturmayı yasaklayan kanunlara denir. İlk olarak 1890 yılında ABD’de uygulandı. ABD’de oluşan ve çok büyük güç kazanan bazı şirketler bu kanunlar sonucu küçük parçalara ayrılmak zorunda kaldı.

Antrepo (warehouse) :Gümrük vergisine konu olup, henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı gümrük binalarına yakın olan bir tür depodur.

Apel: Sermaya şirketlerinde ortakların ödenmemiş sermayeyi tamamlamaya davet edilmesidir.

Ara Bilanço : Yıl sonundan başka zamanlarda düzenlenmiş hesap durumlarıdır.

Ara Finansman: İşletme faaliyeti esnasında beliren ve daha önce kaynak tahsis edilmemiş ihtiyaçlara gerekli fonların ayrılmasıdır.

Aracı Kurum (brokerage house) :Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.

Aramal (intermediate goods) :Bir malın üretiminde, ne ilk aşamada kullanılan, ne de son ürün olan maldır. Aramal, başka bir malın üretiminde girdi olarak kullanılmak üzere üretilir. Bir malın hem aramal, hem de son ürün olması da mümkündür.

Arbitraj (arbitrage) :Döviz piyasasındaki ya da ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki farktan yararlanmak üzere fonların kısa vadeli ve hızlı hareketlerini ifade eden bir terimdir. Örneğin New York’ta 1 Euro 1.50 Dolar’dan işlem görürken, Londra’da 1 Euro 1.75 Dolar’dan görüyorsa, arbitraj getirisi sağlamak isteyen kurumlar New York’ta dolar karşılığında Euro satın alır ve bu Euroları Londra’da satarlar Değişik piyasalarda oluşan fiyat farklılıklarından yararlanmak sebebiyle yapılan hisse senedi, değerli maden ve evrak işleri de arbitraj kapsamına girer.

Arz yönlü ekonomi yaklaşımı:Ekonominin gelişimini üretim tarafında görerek üretimin artırılması için vergi indirimleri, deregülasyon, liberalizasyonu savunan yaklaşım.

Asit Test Oranı(acid-test ratio) :Cari likit aktiflerinin (nakitler, hemen satılabilir tahviller, vb.) cari borçlara oranıdır. Nakte en hızlı dönüşen kalemler ile yapılan bu likidite ölçüsü aşağıdaki formülle heseplanabilir: Hazır Değerler + Menkul Değerler Cüzdanı + Tic. Alacaklar + Diğer Alacaklar / KV Borçlar.

Asli Para(base money) :Bir ülkede, o ülkenin banknot emisyonunda yetkili bankası, genellikle merkez bankası tarafından çıkarılan kağıt paralar ile hazine tarafından çıkarılan bozukluk paraların toplamıdır.

Atık (Waste): Atık, çıktıların bir parçası haline gelmeyen girdilerdir. İlk maddedeki buharlaşma, çekme vb. nedenlerle oluşan veya kalıntı biçiminde oluşan üretim kayıpları örnek gösterilebilir.

Atıl Kapasite(excess capacity) :Bir üretim biriminde mevcut olup kullanılmayan kapasitedir. Ayrıca üretim miktarının üretim biriminin kapasitesinin altında olması durumunda, iki miktar arasındaki fark anlamına da gelmektedir. Atıl kapasitenin oluşmasındaki başlıca nedenler arasında, hatalı piyasa araştırmaları sonucu kurulmuş yüksek kapasiteleri, konjonktürel talep yetersizliklerini, hammadde teminindeki güçlükleri sayabiliriz.

Atıl Para (idle money) :Kişi ve kuruluşların ellerinde fiilen bulunan para miktarının, belirli bir dönemde para piyasasının dışına çıkan veya alışverişlerde kullanılmayan bölümüdür.

Avans (advance) :Miktarı saptanarak ödemesi ileriki bir tarihte yapılacak olan bir borcun, söz konusu tarihten önce ödenen kısmı veya belirli bir sürenin geçmesinden sonra geri alınacak parayı ifade eder.

Forfaiting: Latincede alacak hakkının kayıtsız ve şartsız olarak teslim edilmesi anlamındadır. Vadeli mal ve hizmet ihracatından doğan ve belirli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil edilecek olan alacakların daha önce bu hakkı elinde bulunduranlara rücu edilmeksizin (kayıtsız şartsız ve vazgeçilmez olarak), bir banka veya bu alanda uzmanlaşmış bir finans kuruluşu (forfaiter) tarafından satın alınarak iskonto edilmesidir. Uygulamada forfaiting işlemi yatırım mallarını kapsamaktadır. 1950’li yıllarda ABD ve Avrupalı ülkelerin SSCB ile dış ticaretlerinde doğdu. Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkelerinde yaygınlaştı.
Forward işlemleri (FORWARD TRANSACTIONS): Döviz piyasalarında gerçekleştirilen vadeli işlemlerdir. Para birimlerini gelecekteki bir tarihte değiştirilmek üzere yapılan kontrata dayanır.
Fonksiyonel Bütçe (FUNCTIONAL BUDGET) :Devlet gelirlerinin, devletin eğitim, sağlık gibi gerçekleştirdiği işlevlere göre dağıtılacak miktarları öngören bütçeye verilen addır.
Franchising: Sözleşmeye dayalı, direkt bütünleşmiş bir pazarlama sistemidir. Bu sistemde know-how ve markanın imtiyaz hakkı sahibi, belirli süre, koşul ve sınırları kapsayan anlaşmayla bağımsız yatırımcılara sistemini ve markasını kullandırır. Franchise vermek için öncelikle tanınmış bir marka ve başarılı bir organizasyon olması gerekir.

G Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH): Bir ulusal ekonomide belirli bir dönem içinde (genellikle bir takvim yılında), üretilen mal ve hizmet değerlerinin toplamıdır.
Gayrısafi milli hasıla kavramları:
Gayrısafi milli Hasıla (GSMH): Bir ekonomideki üretici birimlerin belirli bir dönemde ürettikleri çıktılardan bunların içine giren girdilerin düşülmesiyle bulunan üretim miktarının parasal ifadesi
Gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYİH): GSMH – Net dış alem faktör gelirleri (işçi dövizleri + yurtdışından elde edilen müteşebbis gelirleri + yurtdışından elde edilen kar transferleri + yurtdışı mali yatırımlardan elde edilen temettü gelirleri)
Safi (net) milli hasıla (NMH): GSYİH – Amortismanlar
Milli gelir (MG):
NMH – yurtiçi ve yurtdışı işlemlerden doğan dolaylı vergiler (KDV gibi + subvansiyonlar
Kişisel gelir (KG):
MG – kurumlar vergisi – dağıtılmamış kurum kazançları – sosyal güvenlik primleri + transferler
Kullanılabilir (harcanabilir) gelir (HG):KG – dolaysız vergiler
Gelir elastikliği :Gelirlerde meydana gelen değişmelerin talep üzerindeki etkisini ölçer.
Gelir Ortaklığı Senedi :Baraj, köprü gibi kamuya ait alt yapı kuruluşlarının gelirlerinden pay almayı sağlayan sertifikalardır. Bu belgeler kuruluşların mülkiyeti üzerinde hak kazandırmaz.
Gelirler politikası (incomes policy) :Fiyatların, ücretlerin, kiraların, faizlerin bir süre için dondurulması yoluyla enflasyonu düşürmeye yönelik bir politika.
Genel bütçe :Yalnızca bakanlıklara ilişkin gelir ve giderleri kapsayan bütçe
Gini katsayısı :Bir ülkede milli gelirin dağılımının adil olup olmadığını ölçmeye yarayan bir katsayı. 0 ile 1 arasında değişir. 0’a ne kadar yakınsa mutlak eşitliğe o kadar yaklaşılmış; 1’e ne kadar yakınsa mutlak eşitlikten o kadar uzaklaşılmış demektir. Türkiye’de Gini katsayısı en son ölçümlere göre % 0.49 dolayında olup dünyanın en gayrı adil gelir dağılımlarından birisine işaret etmektedir.
Görünmeyen kalemler dengesi :Yurtiçinde yerleşik kişilerle yurtdışında yerleşik kişiler arasında ihracat ve ithalat işlemleri dışında kalan ilişkileri kapsayan dengedir.
Grev: İşçilerin toplu iş sözleşmesi sürecinde anlaşma sağlanamaması durumunda, toplu olarak üretimi ve yürüttükleri hizmetleri durdurma eylemidir.
GSMH zımni deflatörü :Cari fiyatlarla hesaplanmış GSMH’yı reel, yani fiyat hareketlerinden arındırılmış GSMH’ya böldüğümüz zaman GSMH zımni defdlatörünü hesaplamış oluruz.
Guvernör (Governor) :Yönetici anlamına gelen ve genellikle Merkez Bankası Başkanları için kullanılan bir terim. IMF ve Dünya Bankası grubunda üye ülkeleri temsil etmek üzere görevlendirilen Bakan, Merkez Bankası Başkanı gibi görevlilere verilen isim.

H Halka Arz: Şirketlerin kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla özkaynak yoluyla senet ihraç ederek (fonlama) kaynak sağlamasıdır. Şirketler kaynak ihtiyaçlarlarını faiz karşılığı yabancı kaynaklardan (borç) ya da özkaynaktan (ortaklardan sermaye yoluyla veya faaliyetler sonucu kazanç yoluyla) sağlar. Özkaynak için ödenmesi gereken ve ortaklar tarafından belli bir taban limitte beklenen temettü geliridir. Özkaynak yoluyla fonlama yani senet ihraç ederek toplanacak fonların maliyeti, borçlanmadan daha ucuz ise, şirketler halka arza başvurma yolunu tercih edecektir.
Hayali ihracat: Dış satımda bir malın bedelinin üstünde fiyatla yurtdışına mal satmış gibi işlem yapılmasıdır.
Hazine: Devletin tasarruflarını ve mali işlemlerini idare eden kurumdur.
Hazine Açığı: Hazine, devletin harcama ve gelirlerinin gerçekleştiği soyut bir kasa olan kurumdur. Belli bir dönemde Hazine’nin kamusal giderlerinin finansmanı için yapılan ödemeler, toplanan kamu gelirlerini aşması durumunda Hazine açığı ortaya çıkar.
Hazine Bonosu: Hazine tarafindan vadesi 1 yıldan kısa süreli olarak çıkarılan ve iskontolu olarak işlem gören borçlanma senetleridir.
Hazine iç borçlanması:Yurtiçindeki kaynaklardan (kişiler, özel kurumlar, kamu kurumları) genellikle gönüllü yöntemlerle belirli bir vade ile ve belirli bir sabit ya da değişken faiz karşılığında borçlanılması işlemi.
Hiper Enflasyon: Dörtnala enflasyon olarak adlandırılır. Paranın değerinin yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimidir. İktisat tarihinde çoğunlukla savaş ya da sonrasında ortaya çıkmış ve yeni bir para biriminin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir.
Hipotez :Bir neden – sonuç ilişkisinin deney ya da yeteri kadar gözlemle kanıtlanmamış ifadesidir. Aksi ortaya konuluncaya kadar doğru kabul edilir.
Hisse senedi: Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını temsil eden kıymetli evraktır.
Hisse senedine çevrilebilir tahvil: Halka açık ortaklıklıkların faydalanabilecekleri bir finansman aletidir.
Hissedar: Bir anonim şirketin hisse senedine sahip olan şahıstır.
Hiyerarşi: Sosyal bir toplulukta iktidarın kademelelendirilmesini ifade eder.
Holding: Bir şirket aracılığıyla diğer şirketlerin bir araya getirilerek yönetilmesidir. Holding şirketleri, üretim ve satış türü faaliyetlerde bulunmayan ve belli bir faaliyet alanları olan şirketlere iştirak eden ve genellikle böyle şirketlerin büyük ortağı durumunda olan anonim şirketlerdir. Holding şirketlerinin kuruluş ve varoluş nedenleri birden çok şirkete iştirak etmek ve bu şirketleri yönlendirmek/kontrol etmek olduğundan sermaye şirketleri sınıfında bulunur. Holding şirketlerin sahipleri genellikle birçok şirketin sahipleri olup, bu paylarını holdinglere devrederler ve bu yolla o şirketlerin yönetimlerini tek elde toplarlar. Şirketler grubu ise holdingten farklı olarak bir başka şirket aracılığı olmaksızın bütün şirketleri bir araya getirerek yönetilmesidir. Holdinglerde yasal olarak en az yedi şirketin biraraya gelmesi zorunlu olmasına karşın şirketler grubunda sayı aranmaz.

I, İ İç Borçlar: Hükümetin ülke sınırları içinde kişi ve kurumlara ulusal para cinsinden borçlanmasıdır. Bu borçlanmanın iktisadi niteliği, satın alma gücünün özel ve kamusal kesimler arasında el değiştirmesidir. İç borçlanmada ülkenin kullanabileceği kaynaklara bir ek söz konusu değildir. Devlet, en yaygın yöntemle halka ve kurumlara sattığı kağıda +bağlı bono, tahvil ve kağıda bağlı olmayan yöntemlerle borçlanabilir. İç Borçlanma; kısa-uzun vadeli, teminatlı-teminatsız ve zorunlu-gönüllü olarak üç gruba ayrılabilir.
İhale (Auction): İhale, ingilizce “auction” auctio kökünden gelmekte olup kelime anlamı artış demektir. Piyasa ekonomilerinde, çeşitli mal ve finansal değerlerin kişi veya kurumlara tahsis yöntemlerinden birisidir. Özellikle, ihaleye konu olacak malın sabit veya doğrudan belirlenebilir bir fiyatı yoksa ya da malın satıcısı, malın piyasa fiyatı konusunda emin değilse ihale yöntemi ile satım tam rekabet koşulları altında bu belirsizliği ortadan kaldırır. İhale yöntemlerine ilişkin ilk sınıflandırma, 1961 yılında William Vicrey tarafından yapılmıştır. İhaleler farklı biçimlerde gerçekleştirilebilir. En yaygın olanı, fiyatların büyükten küçüğe doğru dizildiği, (satan açısından geliri maksimum, maliyetin minumum olması anlamına gelmektedir), çoklu fiyat (“Dutch Auction” adını Hollanda’da çicek satışlarında kullanılmasından almıştır) türü ihalelerdir. Bu ihalede her katılımcıyla kendi teklif ettiği fiyat üzerinden işlem yapılmaktadır. Fiyatların küçükten büyüğe sıralandığı ihaleler ise “English Auction” olarak adlandırılmaktadır. Diğer bir ihale yöntemi ise “tek fiyat” ihalesidir. Bu ihale türünde arzın ve talebin eşitlendiği fiyat, ihaleyi kazanan tüm katılımcılara uygulanmaktadır. Diğer bir deyişle tüm işlemler tek bir fiyat üzerinden gerçekleştirilmektedir. İki ihale türünün de birbirine göre avantaj ve dezavantajları söz konusudur. Tek fiyat ihalesinde, bilgi toplamının maliyeti daha az olup daha fazla katılım sağlanabilir. Çoklu fiyat ihalesinde ise daha yoğun bir rekabet söz konusu olup satıcı açısından daha düşük bir maliyet söz konusu olabilir. Ancak, tüm bunlar piyasanın yapısına ve o günkü koşuluna bağlıdır.
İhale yöntemiyle borçlanma :Hazine’nin tahvil ve bonolarını faizi ve/veya miktarı ihaleyle belirleyerek satması işlemi.
İhracat :Bir ülkenin başka ülkelere sattığı mal ve hizmetlerin miktar ya da para cinsinden değeri.
İhracat primleri: İhracatçıları teşvik ve himaye amacıyla yapılan ödemelerdir. İhracat primleri genellikle tüccara ödenir. Üreticiye de prim verilebilir.
İkincil Piyasa (Secondary Market): Kıymetlerin ilk ihraçları sonrası işlem gördükleri piyasaları ifade eder. Örneğin, T.C. Hazine Müşteşarlığı tarafından ihraç edilen borçlanma senetlerinin ihraç sonrası alınıp-satıldığı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Tahvil Bono Piyasası ikincil piyasaya bir örnektir.
İKT (İslam Konferansı Teşkilatı): Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin üye olduğu, genel sekreterliği Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde bulunan ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel, bilimsel ve sosyal dayanışma ve işbirliğini amaçlayan uluslararası bir kuruluştur. Yakın zamanda Arnavutluk, Azerbaycan ve Orta Asya Cumhuriyetleri ile Togo ve Guyana’nın katılımı ile üye sayısı 45’ten 56’ya yükseldi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Fildişi Sahili ve Tayland; gözlemci statüsünde teşkilatın çalışmalarına katılmaktadır.
İktisadi previzyon: Ekonominin ilerideki muhtemel gelişme seyrini ve koşullarda belirebilecek değişiklikleri tahmin ve değerlendirme tekniğidir.
ILO: Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization). Dünya barışının sağlanması için gösterilen çabalar sonucu 1919’da Versay Antlaşması çerçevesinde Milletler Cemiyeti ile birlikte kuruldu. 2. Dünya Savaşı’na kadar Milletler Cemiyeti içinde özerk bir statüde tutuldu. ILO’nun aldığı önemli kararlar arasında günlük çalışma süresinin 8 saat olarak belirlenmesi, işsizliğe karşı savaşım, sosyal güvenlik önlemlerinin örgütlenmesi ve geliştirilmesi, analık haklarını koruyucu düzenlemelerin gerçekleştirilmesi, kadın, çocuk ve genç işçilerin korunması yer aldı.
İmalat sanayii kapasite kullanım oranı :İmalat sanayiinde üretim yapan fabrika ve ekipmanların cari üretim oranı. Kapasite kullanım oranındaki düşüşler ekonominin durgunlaşmaya gidişinin işaretini verir. Kapasite kullanımındaki artışlar ise ekonominin genişlemeye yöneldiğinin işaretini verir.
IMF (Uluslararası Para Fonu): Uluslararası ticaretin gelişmesi, tam istihdam, gelişim hızının artırılması, sabit kur sisteminin gerçekleşmesi, kurlarda kararlılığın sağlanması, tek yönlü devalüasyonu önlemek ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek, kredi sağlamak gibi çok amaçlı kurulmuş bir örgüttür.
İMKB :İstanbul Menkul Kıymetler Borsası. Halen Türkiye’nin tek menkul kıymet borsasıdır. Hisse senedi ve tahvil işlemlerinde hem birincil piyasa hem de ağırlıklı olarak ikincil piyasa işlemleri yapılır.
İmtiyaz: Bir kamu hizmetinin özel kişilere gördürülmesinde tartışma yaratan ve bugün “uluslararası tahkim” isteklerine neden olan yol “imtiyaz” kavramı ve uygulanacak hukuk sistemidir.
İmtiyazlı Senet (Preferred Stock): Hisse senedidir. İmtiyazlı senetler, adi hisse senedi ile tahvil karışımı bir özellik taşıyan bir hisse senedi türü diye tanımlanabilir. Adi hisse senetlerinin taşıdığı ortaklık hakkı (ör. oy hakkı) yanında adi hisse senetlerden farklı ve öncelikli olarak temettü hakkı vardır. Bu ikinci özelliği ile de tahvillere benzer. İmtiyazlı senetler temettüden öncelikli ve sabit bir tutarda yararlanır. İmtiyazlı senetlerin temettü ödemeleri yapıldıktan sonra, ancak artakalan dağıtılabilir kazanç üzerinden, adi hisse senetleri için bir temettü ödemesi yapılabilir.
İndikatör :Teknik analizde kullanılan ana yöntemlerden biridir. Son fiyatın ve hacmin önceki fiyatlar ve hacimler ile mukayesesini yaparak oluşturulan kılavuz grafik ve /veya göstergedir.
İnsider Trading :İçeriden öğrenenlerin ticaretidir. Kamunun bir bilgiyi normal yollardan öğrenmesinden önce normal dışı yollardan bilgiye ulaşılması ve bu yolla borsada kazanç elde edilmesidir. Hemen bütün ülkelerde yasaktır. Ancak kanıtlanması oldukça zor suçlardan biridir.
İSEDAK (İslam Konferansı Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi): İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) ile teşkilat içerisindeki Daimi Komitelerden Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’dir. Başkanlığını Türkiye Cumhurbaşkanı yapmaktadır.
İskonto :Bir menkulün örneğin hazine bonosunun üzerinde yazan nominal değerin altında satılmasıdır.
İstihdam: Üretime sokulan işgücü.
İstihdam Kapasitesi: Üretime sokulabilecek işgücü potansiyeli.
İstihdam oranı:Aktif işgücünün istihdam edilen bölümü. 15 – 65 yaş arası nüfus aktif işgücü olarak kabul edilmektedir.
İşlem hacmi: Her hisse senedi için gerçeklesen işlemlerdeki hisse senedi sayısı ile işlem fiyatının çarpılmasıyla elde edilen değerlerin toplamıdır. Tüm hisse senetlerinin işlem hacimleri toplamı, piyasanın toplam hacmini oluşturur.
İşlem miktarı: Bir seansda ya da belli bir dönemde alınıp satılan menkul kıymet adedidir.
İşsizlik: İşçilerin talep yetersizliği ya da piyasadaki aksaklıklardan dolayı üretim sürecinden ayrılması işsizlik ya da açık işsizlik olarak tanımlanır. Ekonomide, özellikle azgelişmiş ülkelerde görünüşte iş sahibi olmasına karşın üretime katkısının sıfıra yakın olan işçiler de “gizli işsizlik” olarak tanımlanır.
İşsizlik oranı:Aktif nüfusun (15 – 65 yaş arası nüfus) işsiz olan ve iş arayan bölümünün toğplam aktif nüfusa oranı.
İştirak: Bir şirketin başka bir şirket sermayesinde ortaklığıdır. İkiye ayrılır; ana şirketin, ortak olduğu şirkette yüzde 50’den fazla oy hakkına sahip olması durumunda “bağlı ortaklık”, çoğunluk ana şirkette değil ise “basit anlamda iştiraktir” (bağımsız ortaklık). Ğenellikle şirketler iyi bir getiri beklentisi ya da ana faaliyetlerini ilgilendirdiği için yatırımda iştirak yöntemini tercih eder.
İthalat:Bir ülkenin başka ülkelerden satın aldığı mal ve hizmetlerin miktar ya da para cinsinden değeri.
K Kaldıraç :Şirketin kaynaklarını borç yoluyla artırmak ve bu artmış kaynak yoluyla şirket karlarını yükseltmek tekniğine verilen addır.
Kalibrasyon (Calibration): ISO 9000 Kalite Güvence Sistemine göre; bir ölçme cihazının göstergesinin, ölçülen büyüklüğünün gerçek değerinden sapmasını belirlemek ve belgelendirmektir. Ölçme, bir işin , onun için belirlenmiş standartlara uygun olarak yapılıp yapılmadığının, gerekiyorsa yapılacak düzeltme sonuçlarının göstergesidir. Ulusal standartlara göre izlenebilirliği olan ve doğruluğu belirli iki ölçü aletinin, karşılaştırılarak standart olmayan ölçü aletindeki sapmaların tesbiti veya ayar yolu ile ortadan kaldırılmasıdır.
Kalite (Quality): Kalite, insan sağlık ve emniyetinin, hayvan ve bitki varlığının ve çevrenin korunması veya tüketicinin doğru bilgilendirilmesi gibi kriterler göz önüne alınarak bir ürün veya hizmetin varolan veya olabilecek ihtiyaçları karşılama yeteneğine dayanan özelliklerinin toplamıdır.
Kalkınmakta Öncelikli Yöreler (KÖY): Geri kalmış yörelerin kalkınmasını sağlamak ve iç göçün önüne geçmek için hazırlanan projedir. 15 Nisan 2000 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan yeni düzenleme ile “Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yöre” statüsü verilen il sayısı 22’den 59`a yükseldi.
Kambiyo :Madeni ve kağıt para şeklindeki tüm yabancı ülke paraları ve bu paralarla ödeme yapabilen her tür hesap, belge, bono,poliçe, çek vb. parasal araçların tümüne kambiyo denir.
Kamu Gelirleri: Devletin kamu harcamalarını karşılamak amacıyla vergi, harç, resim, para cezaları, mülk-teşebbüs gelirleri, borçlanmalar, yardım-bağış, devalüasyondan doğan fark gibi gelirlerden oluşur.
Kamu Giderleri: Geniş anlamda, devlet ve diğer kamu kuruluşlarının bütçe ödemeleri ile Kamu İktisadi Teşebbüsler (KİT), sosyal sigorta ödemeleri, vergi muaflık ve istisnaları ve özel kişilere yapılan teşvikleri de içerir. Dar anlamda da kamu hizmetlerinin bedeli olarak, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin (belediye, il özel idaresi gibi) yaptıkları ödemelerdir.
Kamu iktisadi teşebbüsü (KİT):Sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan ve mal ve hizmet üretmek üzere kurulmuş ticaret kanununa tabi olarak çalışan tüzel kişiliğe sahip işletmeler.
Kamu kesimi borç stoku:Hazine iç borç stoku + kamu kesimi dış borç stoku – Merkez Bankası dış borç stoku
Kanuni yedek akçe :Bankalar tarafından bir emniyet fonu olarak ve olası zararlarını karşılamak amacıyla kardan ayrılan paya denir.
Kapitalizasyon :Sermayeye katma, likit fonların sermaye şekline dönüştürülmesi, bir şirketin kapital olarak kullanmak üzere hisse senedi veya tahvil olarak çıkardığı toplam fonların değeri, bir şirketin piyasa değeridir. Şirketin ihraç edilmiş tüm hisselerinin borsadaki fiyatı ile çarpılması sonucu elde edilir.
Kapitalizm:Üretim araçları mülkiyetinin büyük ölçüde özel kesimde olduğu ve neyin, hangi fiyatla ve kim için üretileceğini piyasa sisteminin belirlediği ekonomik sistem.
Kar: Toplam hasılattan toplam maliyetin düsmesi ile elde edilen değerdir
Kâr Transferi: Türkiye’de yatırım yapmış olan yabancıların söz konusu yatırımlardan elde ettikleri gelirlerin yurtdışındaki şirketlerine aktarmasıdır.
Kâr Zarar Ortaklığı Belgesi :Gelişmiş sermaye piyasalarında görülmeyen bir menkul kıymet türüdür. Daha çok faiz dışı kazanca rağbet eden dini kesimi cezbetmek amacıyla şirketlerin faizsiz bankacılığa alternatif olarak çıkarabilecekleri belgelerdir. Belge sahipleri kardan pay aldıkları gibi zarara da katılırlar.
Kâr Transferi: Türkiye’de yatırım yapmış olan yabancıların söz konusu yatırımlardan elde ettikleri gelirlerin yurtdışındaki şirketlerine aktarmasıdır.
Kara para: Yasal işlerden elde edilmemiş veya vergisi ödenmemiş paraya denir.
Kara para :Yasal işlerden elde edilmemiş veya vergisi ödenmemiş paraya denir.
Kararlı denge: Bozulduğunda dışarıdan müdahaleye gerek kalmaksızın kendiliğinden dengeye gelebilen durumdur.
Kararsız denge: Bozulduğunda dışarıdan müdahale olmaksızın eski konumuna gelemeyen denge halidir.
Karşılaştırmalı üstünlük:Bir ülkenin bir mal ya da hizmeti öteki mal ve hizmetlere göre daha düşük maliyetle üretebilmesi hali.
Katma bütçe:Katma bütçeli idarelerin (Üniversiteler, DSİ, TCK gibi) gelir ve giderlerini gösteren bütçeler.
Kayıt Dışı Ekonomi: Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Enformel ekonomi, illegal ekonomi, gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi diye de adlandırılır. Genel olarak kayıt dışı ekonominin, mal ve hizmet üretimine konu olmasına karşılık ekonominin geleneksel ölçüm yöntemleriyle bütünüyle tespit edilemeyen ve GSMH hesaplamalarına yansımayan alanları kapsadığı kabul edilmektedir. Ülkenin tüm iktisadi faaliyetleri dikkate alındığında tanımın kapsamı daha da farklılaşmaktadır. Genel olarak kayıt dışı ekonomi, GSMH hesaplarını elde etmede kullanılan istatistik yöntemler ile kapsanamayan gelir yaratıcı ekonomi faaliyetlerinin tümü olarak tanımlanabilir.
KAYITLI SERMAYE: Bir anonim şirketin kuruluşu aşamasında kararlaştırılan ve ortakların ödemeyi taahhüt ettikleri şirketin sermayesi olarak belirtilen para, şirketin kayıtlı sermayesidir.
Kefalet: Kefil olmak. Borçlunun, borcunu ifa etmemesi halinde, borçtan şahsen sorumlu olunacağının alacaklıya taahhüt edilmesidir.
Keynes J.M. : İngiliz ekonomist John Maynard Keynes, 1929 Dünya Bunalımı’nda yetersiz kalan Klasik (Adam Smith) anlayışın tersine devlet müdahalesi ve harcamalarını savundu. Görüşlerini “İstihdam, Faiz ve Para Genel Teorisi” başlıklı kitabında topladı. Klasik kuramın kapitalist bunalımların, ekonomideki görünmez el tarafından kendiliğinden çözümleneceği savına karşın Keynes, bunalımları önleme işlevini devlete yükledi. Günümüz ekonomistlerince Keynes, stagflasyona (Stagflasyon) karşı yetersizlikle eleştiriliyor. Eleştirilere göre, Keynes salt kısa dönemle ilgilenerek uzun dönemde oluşan bunalımı açıklamakla yetersiz kaldı ve çözümü devlete bırakarak da üretim sürecindeki diğer unsurları yadsıdı… Yine eleştirilere göre: “Keynes öncesi dönemde ekonomik büyüme enflasyonsuz bir ortamda gerçekleşmişti. Keynesçi dönemde enflasyon ve durgunluk eğilimlerine karşı önlemler oluşturuldu. Günümüzde ise büyümenin durması enflasyonist baskıları önleyememektedir. Böylece Keynes Kuramı geçersiz kalmakta, kuramsal alanda büyük bir boşluk belirmektedir.
Keynesyen ekonomi yaklaşımı:İktisatçı John Maynard Keynes tarafından geliştirilen ve ekonominin piyasaya bırakılması halinde dengeye gelemeyeceğini, o nedenle de devletin ekonomiye aktif müdahalede bulunarak tam istihdamı sağlamayı hedeflemesi gerektiğini savunan yaklaşım.
Klasik ekonomi yaklaşımı:Adam Smith ile başlayıp Keynes’e kadar devam ettiği düşünülen ve başlıca önermesi devletin ekonomiye hiçbir biçimde karışmaması halinde ekonomik dengelerin piyasadaki rekabet ve kişilerin en yüksek tatmin peşinde koşması nedeniyle kendiliğinden oluşacağını savunan görüş. Başlıca temsilcileri Adam Smith, David Ricardo, John Stuart Mill, Alfred Marshall.
Kliring Anlaşması: Dış ticaret deyimidir. Mal bedellerinin, malla ödenmesidir.
Know-How: Bir işletmenin, üretim yöntemleri ya da teknolojisinin, bir başka firmaya satılması veya kiralanması.
KOBİ: Küçük ve Orta Boy İşletme.
KONJONKTÜR: İktisadi hayatın yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği iniş, çıkışlı, dalgalı hareketlerin tümüne verilen addır.
Konkordato: Borçlunun, alacaklılarının üçte ikisiyle anlaşarak borçlarının en az yarısını ödemesi ve kalanını da ödeme planına bağlamasıdır. Ticaret mahkemesinin onayladığı bu anlaşmada alacaklılar, alacaklarının belli bir bölümünden feragat ederler. Vadesi gelmiş borçların vadesinin uzatılması şeklinde de yapılabilir. İflasta olduğu gibi borçlu hakkındaki icra takibi düşer. İflas sonrasında müflisin tasarruf yetkisi olmamasına karşın, konkordato borçlusunun konkordato komiserinin denetiminde tasarruf yetkisi bulunur. Ancak borçlu mallarını rehin veremez, gayrimenkullerini satamaz ve kefil olamaz.
Konsolidasyon: Bir borcun borçlusu tarafından ödenmeyip zorunlu veya gönüllü olarak vade, faiz, tür ve benzeri yönlerden yeniden yapılandırılmasını ifade eder.
Konsolide bütçe:Genel ve katma bütçelerin toplamı. Burada katma bütçeli idarelere genel bütçeden yapılan yardımın genel bütçede hem gelir hem gider, katma bütçede de hem gelir hem gider olarak görünmesinden dolayı çifte saymayı önlemek için katma bütçeli idarelere yapıln Hazine yardımı konsolide bütçeye ulaşılırken düşülür.
Konvertibilite :Bir ülkenin yerel parasının serbest döviz piyasasında diğer yabancı paralara ve altına dönüşebilme özelliğidir.
Kota:Üye ülkelerin IMF’deki katılma payı. Bir çeşit sermaye katkısı. 2002 itibariyla Türkiye’nin IMF’deki kotası 964 milyon SDR’dir. IMF’nin kotalar toplamı 212 milyar SDR’dır.
Kredi değerliliği (creditworthiness):Kredi verenin ya da onun adına hareket eden tarafsız bir kurumun kredi alacak olanın geçmiş ve gelecekteki borç geri ödeme yeteneğine ilişkin yaptığı ölçümün sonucu.
Kredi: Belirli miktardaki satın alma gücünün, belirli bir süre için ve geri verilmek üzere bir bedel (genellikle faiz) karşılığı gerçek ya da tüzelkişilere verilmesidir. Kredi çeşitleri: güvencesine göre teminatlı ve teminatsız; kullanıcısına göre; özel ve kamu, süresine göre; kısa ve uzun, veriliş yerine göre üretim ve tüketim; kullanım alanına göre ticari, tarım, sanayi, yapı ve orman gibi ayrılır.
Kur rejimleri:
Sabit kur
Tam sabit kur
Para kurulu
Ortak kur (Euro gibi)
Yarı sabit kur
Sabit sabitleme
Esnek sabitleme
Sürüklenen çapa
Bant içinde çapa
Genişleyen bant
Paralel bant
Esnek (dalagalı) kur
Müdahaleli esneklik
Müdahalesiz esneklik (tam dalgalanma)
Kurucu Hisse Senedi: Kurucu hisse senetleri, şirket kurucularına ya da şirket açısından önem arz eden şahıslara genellikle bedelsiz olarak verilen, oy hakkından yoksun ve sadece temettü hakkı olan bir “adi senet”.
Kurumsal Yatırımcı: Bireysel yatırımlardan farklı olarak yatırım fonları, yatırım ortaklıkları, sigorta şirketleri, sosyal güvenlik kuruluşları, özel emeklilik fonları, vakıflar, sendikalar ve benzeri kurumlarca yapılan yatırımlardır.

L Laissez Faire Laissez Passer: “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” olarak çevrilen liberal görüşün şiarı.
Leasing (Finansal Kiralama): firmaların ticari ve sınai faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için gereksinim duydukları duran varlıkları satın almak yerine belirli kira ödentisi karşılığında kullanım olanağı tanıyan ve banka kredilerine alternatif olarak doğan orta dönemli finansman yöntemidir. Bu yöntem, 1930’lu yıllarda Dünya Ekonomik Krizi’ndeki finansman zorluğu ve 2. Dünya Savaşı sonrasında teknolojik gelişmelerin yenileşme ve modernleşme harcamalarına çözüm olarak geliştirildi. Türkiye’de de 1985’ten başlayarak daha çok KOBİ’ler tarafından kullanılmaktadır.
Liberal Doktrin: Ekonomide, burjuvaların feodal egemenlerle yer değiştirdiği merkantilistlerden sonraki dönemde etkin oldu. Liberaller, Fizyokrat ve Klasik Okul olarak ikiye ayrılabilir. Fizyokrasi doğanın hükümranlığını öne sürerek ekonomide devlet müdahalesine karşı çıktı. Onlara göre ekonomideki görünmeyen doğal, işlerliği sağlayacaktır. Daha sonra kapitalizmin sloganı olacak “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler-Laisse Fairre Laisse Passes” fizyokrasinin temellerini oluşturdu. GSMH’yi artırmak için Merkantilistlerin tersine ticaret ve sanayi yerine tarıma önem verildi. Tarım vergilendirildi. Serbest ticaret desteklendi. İlk kez Azalan Verimler Kanunu (Turgot) ortaya konuldu. Kapitalizme dayanak olan Klasik Okul da, fizyokrasinin doğal düzen felsefesini savundu. İnsanların ussal davranarak az çabayla çok yarar sağlamayı amaçladığı savunuldu. “İnsan Ekonomik Davranır-Homo Ekonomicus” savıyla üretim kaynaklarının da etken kullanılacağı öngörüldü. Önemli temsilcileri arasında Adam Smith, Ricardo ve Maltus sayılabilir.
Likidite :Akışkanlık anlamına gelir. Bir şirketin aktiflerinin nakte çevrilebilme durumudur. Şirketin aktifleri paraya ne kadar çabuk ve eksiksiz çevriliyorsa likiditesi o kadar iyi demektir.
Likidite Oranı :Şirket aktiflerinin paraya çevrilebilme oranıdır.
Lorenz eğrisi:Bir ülkede milli gelirin dağılımının adil olup olmadığını ölçmeye yarayan bir analiz. Dikey eksende milli gelirin birikimli yüzdeleri % 20’lik paylar halinde; yatay eksende ise nüfusun birikimli yüzdeleri % 20’lik dilimler halinde gösterilir. Bu iki eksenin karşılarına aynı uzunlukta tamamlayıcı eksenler çizilmesiyle oluşturulan karenin sol alt köşeden sağ üst köşeye olan köşegeni mutlak eşitlik doğrusunu ifade eder. Bu doğrudan sapmalar gelir dağılımındaki eşitsizliğin derecesini ortaya koyar. Bu analiz ücret, kar gibi üretim faktörlerinin aldığı payların ölçülmesine yönlendirildiğinde karşımıza fonkisyonel gelir dağılımı çıkar.
Lot: Borsada 1.000 adet hisse senedi bir araya gelerek de birer lotu oluşturur. Böylece 1 lot senet miktarı, şirketin 1.000.000 liralık sermayesini temsil etmektedir ve İMKB’de işlemlere konu birimi teşkil etmektedir. Lotun altındaki küsuratlı miktardaki senet miktarları normal seans esnasında alım-satıma konu olabilmekle beraber fiyat kotasyonları verilememektedir.

M Makroekomomi: Ekonomi biliminin global büyüklüklerle uğraşan alt dalı. Uğraştığı konular arasında enflasyon, büyüme, GSMH, toplam talep gibi konular vardır.
Mali endeks :Mali sektörde yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.
Mali İstikrar: Geniş anlamda mali sistemin ya da altyapısının, dar anlamda da mali piyasanın dengede olmasıdır. Mali sistem, tasarrufların toplanarak yatırımcılara ya da tüketicilere aktarılmasını sağlayan mekanizmalar (banka, kooperatif ya da para, tahvil gibi…) bütünüdür.
Mali Piyasa :Tasarruf fazlası olan ve bu tasarrufu değerlendirmek isteyen kişi ve/veya kuruluşlar ile tasarruf açığı (fon ihtiyacı) olan kişi ve/veya kuruluşların karşı karşıya gelip fon alış-verişi yaptıkları ortamdır. Fon akımını düzenleyen kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan bir yapı vardır. Bu piyasalar genel olrak şöyle gruplandırılır : Kısa vadeli fon akımlarını kapsayan Para Piyasası (Money Market); orta ve uzun vadeli fon akımlarından oluşan Sermaye Piyasası (Capital Market); Döviz Piyasası (Foreign Exchange Market) ve Altın Piyasası (Gold Market).
Mali Politika: Kamunun; vergi, masraf ve borç idaresiyle piyasadaki para miktarını kontrol etmesine yönelik politikaların bütünüdür. Ekonomistlere göre, para politikasından daha etkilidir.
Mali Tablolar: Türk Vergi Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu’nca bazı şirketler için zorunlu olarak tutulan, şirketin dönemsel faaliyetleri sonucu hazırlamak ve yayınlamak (halka açık şirketler, aracı kurumlar vb.) zorunda oldukları ve ilgili şirketin performansını gösteren, standartlaştırılmış muhasebe kayıtlarıdır. Başlıcaları bilanço, gelir-gider tablosu, satılan malın maliyeti, kâr dağıtım, fon ve nakit akım tablolarıdır.
Maliye Bakanlığı: Bütçenin hazırlanması, vergilerin toplanması, gider ödeneklerinin verilmesi, kamu mallarının izlenmesinden sorumlu bakanlık.
Maliye Politikası (Fiscal Policy): Hükümetlerin, istihdam, büyüme ve enflasyon gibi belli amaçları gerçekleştirebilmek amacıyla gelir toplama (vergilendirme) ve harcama yapma yöntemlerini şekillendirmeleridir.
Malthus: Kapitalizmin dayanağı sayılan Klasik Okul’un temsilcilerindendir. Yoksulluğun nedenini, nüfusun geometrik, gıdaların aritmetik artmasına bağladı. Devletin nüfus artışını engellemesini ve yoksullara yardım etmemesini savundu.
Manipülasyon :Borsada suni olarak alım/satım yapmaktır. Yasal olarak cezai işlem gerektirir. Ancak kanıtlanması zordur. Derinliği olmayan piyasalarda çok görülür.
Marjinal ithal meyli: Global satın alma gücünde husule gelen değişikliklerin ithalat seviyesine etkisini ifade eden terimdir.
Materyalizm: Kainatta sadece maddenin varlığını kabul eden, Tanrı ruh gibi manevi kavramları red ve inkar eden felsefi görüştür.
Matrah: Vergilendirmede, verginin hesaplanması için saptanan değer ya da miktar.
Menkul Değer :Özel şirket veya devletin çıkardığı ya bir ortaklığı (hisse senedi gibi) ya da bir borçluluğu (tahvil gibi) temsil eden kağıtlardır. Bu kağıtların türevleri de (opsiyonlar vs) bu tanıma dahildir. Menkul değerler çok çeşitlidir ve başka bir tanım altında toplanmaları zordur. Kanuna göre menkul değer “ortaklık ve alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları kurulca belirlenen kıymetli evraktır”
Menkul kıymet ihracı :Sermaye piyasası araçlarının ihraççılar tarafından çıkarılıp halka arz edilerek veya halka arz edilmeksizin satışıdır.
Menkul kıymet iradı: Menkul ve gayri menkullerden elde edilen faiz, kira, rant gibi hasılatı ifade etmektedir.
Menkul Kıymetler Piyasası :İMKB içinde sabit kıymetlerin işlem gördüğü piyasanın resmi adıdır. Burada sadece devlet tahvili ve hazine bonoları işlem görür. Alıcı ve satıcı birbirini görmeden ekranlar üzerinden işlem yapılır. Aslında bu piyasaya sabit getirili menkul kıymetler piyasası denmesi daha doğru olabilir. Ancak genel bir kavram olan menkul kıymetler piyasası tabiri sadece bu piyasa için kullanılır olmuştur.
Merkantilizm:Kapitalizm öncesi toplunmlarda yaygın olarak uygulanan ve başlıca önermeleri ödemeler dengesi fazlası verecek bir ticaret politikası izlemek ve devletin ekonomiye aktif müdahalesini savunmak olan ekonomi doktrini.
Merkez bankası:Ülkenin parasal otoritesi. Başlıca görevleri arasında ulusal paranın dolanıma çıkarılması, kredi arzının düzenlenme ve denetlenmesi vardır.
Merkez Bankası Bağımsızlığı: Kavramsal olarak merkez bankalarının kararlarında dış faktörlerden (çoğunlukla politik) etkilenmeden, kendi öngördükleri para politikası araçlarını serbestçe kullanabilmelerini ifade eder. Bağımsızlık kavramının içeriği ve kapsamı son derece geniş olup, tanımlanması zordur. Bu kavramı sayısallaştırmak, bağımsızlığı ölçmek amacı ile, yasal bağımsızlığı temsil eden Merkez Bankası Kanunu (hedefleri ve araçları kimin saptadığı, diğer kamu kurumları ile ne türden bir ilişkiye sahip olunduğu, başkanın seçilme ve görevden alınma süreçleri vs), ile uygulamadaki bağımsızlığı temsil ettiği düşünülen, o ülkedeki kurumsal ve kültürel yapı ile kişisel faktörler kullanılmaktadır. Enflasyonla Merkez Bankası bağımsızlığı arasında gözlemlenen yakın ilişki bu kavramın önemini artırmıştır.
Merkez Bankası Müdahalesi: Merkez Bankalarının kısa ve uzun dönemli para politikaları amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olarak piyasalarda alım-satım yapmalarıdır. Müdahale ile müdahale edilen, döviz ve faiz gibi değişkenlerin piyasa fiyatlarının politika öngörülerindeki düzeylere düşürülmesi/yükseltilmesi hedeflenir. Müdahale yöntemleri farklılık gösterebilir. Merkez Bankaları taraf olup kendilerini göstererek doğrudan ve açık olarak müdahale edebilecekleri gibi dolaylı olarak da müdahale edebilirler. Benzer şekilde, Merkez Bankası müdahaleleri zaman ve miktar açısından önceden bildirilebileceği gibi, herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın da gerçekleştirilebilir. Müdahaleyi gerektiren durumlar, uygulanmakta olan para politikası hedefleri çerçevesinde şekillenir.
Mevduat: Belirli dönem için geri ödemek koşuluyla belirli bir bedel karşılığında mevduat sahibi kişilerce bankalara tevdi edilen paradır.
Mikroekonomi: Ekonomi biliminin toplumu oluşturan tek tek bireylerin ve tek tek firmaların ekonomik sorunlarıyla uğraşan alt dalı. Konuları arasında tüketici dengesi, bireysel talep, firma dengesi, girdi maliyetleri gibi konular yer alır.
Milli Gelir (MG): Safi Milli Hasıla’dan (SMH) dolaylı vergilerin (Dolaylı Vergi) düşürülmesiyle elde edilen değerdir. SMH, bir ulusal ekonomide belirli bir dönem içinde üretilen mal ve hizmetlerin toplamı sayılan Gayri Safi Milli Hasıla’dan (GSMH) üretim araçlarının yıpranma payı “amortisman”ın düşülmesiyle elde edilir. GSMH, SMH ve MG’yi saptamak için üretim, gelir ya da harcamalar hesaplanır. İlk MG Tahmini: W. Petty tarafından 1665’te İngiltere için yapıldı. Petty hesaplamalarında yıllık gelirin yıllık tüketime eşit olduğu varsayımından hareket etmiştir. ABD’de de ilk MG tahmini 1843’te George Tucker tarafından hazırlanmıştır. 17’nci yüzyılda pek çok Avrupa ülkesinde resmi tahminler yapıldığı görülür. Türkiye’de MG Çalışmaları: l928 yılında başlamış. 1929’da görevlendirilen ekonomi uzmanı Camilla Jacguart, veri toplayamadığından başarısız olmuş. l935 yılında milli gelir tahmini hazırlama görevi İktisat Bakanlığı Konjonktür Servisi ve Alman istatistikçi Franz Eppeinstein’e verilmiştir. Yapılan çalışmalar yayınlanmıştır. Planlı döneme geçilince MG hesaplarına önem verilmiş, DİE ve DPT teknik elemanlarından bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Günümüzde DİE, GSMH ve ilgili verileri hesaplamak ve yayınlamakla sorumludur.
Morotoryum: Borçlanıcının, ödeme gücünü kaybetmesi nedeniyle borçlarının tümünü veya bir kısmını ödeyemeyeceğini ilan etmesidir. Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır.
Mortgage: İpoteğe dayalı konut kredisidir. Tapu, tüketicinindir. Avrupa’da yaygın olarak kullanılan mortgate sisteminin konut kredisinden farkı, kredi veren finans kuruluşunun ikincil piyasada müşterilerini bir başka kuruluşa devredebilmesidir.
Muhasebe: Tamamen ya da kısmen mali karakterdeki ve para ile ifade edilebilen işlemlere ilişkin anlamlı ve güvenilir bilgileri sağlayacak biçimde verilerin ilgili kaynaklardan toplanarak, doğruluklarının saptanması, kaydedilmesi, sınıflandırılması, raporlar halinde sunulması, analiz ve yorumlanması yöntemidir.
Mutlak üstünlük: Bir ülkenin diğer bir ülkeyle karşılaştırıldığında, ürettiği bütün mal ve hizmetlerde kullandığı girdilere göre daha fazla çıktı elde etmesi hali.
Müdahaleli esnek kur:Merkez Bankası’nın zaman zaman piyasaya müdahalede bulunması nedeniyle tam esnek olarak uygulanmayan döviz kuru rejimi. (dirty float, managed float)
Müşteri bazında saklama: 1995 yılından itibaren borsa yatırımcılarının borsa üyeleri nezdindeki saklama hesaplarının Takasbank nezdinde eşlenerek müsterinin kod ve şifresini kullanarak Takasbank nezdindeki bakiyesini takip edebilmesini sağlayan hizmettir.

N Nakit dengesi (bütçe nakit dengesi):
Nakit dengesi = bütçe dengesi + avanslar – bütçe emanetleri
NASDAQ (National Association of Securities Dealers Automated Quotations): Tezgah üstü piyasalarda (resmi bir düzenleyicisi olmayan) işlem gören menkul kıymetler için alım-satım fiyatlarının gösterildiği otomatik bilgi ağı .
NEO-MALTHUSİANİZM: Nüfus çoğalmasının kontrolünü hedef tutan fikir hareketlerinin genel adıdır.
Net Bugünkü Değer (Present Value): Bir yatırımın yatırım dönemi boyunca sağladığı getirinin piyasa faizi veya kendi faizi ile iskonto edilmesi, bugüne indirgenmesi sonucu ulaşılan değerdir.
Net İç Varlıklar: Merkez Bankası’nın net iç varlıkları (NİV), para tabanından ay sonu cari kurlar ile hesaplanan Net Dış Varlıklar kalemi çıkartılarak hesaplanır. Para tabanı, Merkez Bankası emisyonu artı bankacılık sektörünün Merkez Bankası nezdindeki TL mevduatları olarak tanımlanır. Merkez Bankası’nın net dış varlıkları ise, Banka’nın net uluslararası rezervlerinin, orta vadeli döviz kredilerinin (net) ve diğer net dış varlıkların toplamı olarak tanımlanır.
Nominal Değer (Par Value): Menkul değerlerin üzerinde yazılı olan değerdir. Bir hisse senedi başına sermayeden düşen payı belirtir. İMKB, borsaya kote olmuş tüm senetlerin nominal değerlerini 1.000 lira olarak kabul etmiştir. Fakat, kote olmayan şirketlerin genelinde de nominal değer 1.000 lira olarak kullanılmasına karşın 500 lira veya 5.000 lira gibi nominal değerler de kullanılmaktadır.
Niyet mektubu (letter of intent):IMF kaynaklarına başvuran bir üye ülkenin uygulayacağı programın genel çerçevesini çizen IMF Başkanı’na hitaben yazılmış, üye ülke yetkillerinin (genellikle Ekonomi Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı) imzalarını taşıyan mektup.
Nominal Değer (Par Value): Menkul değerlerin üzerinde yazılı olan değerdir. Bir hisse senedi başına sermayeden düşen payı belirtir.
Normatif ekonomi: Büyük ölçüde ekonomi politikasını kapsayan sorunlarla uğraşan ve objektif gerçekler yerine subjektif tercihleri yansıtan ekonomi alt dalı. Burada örneğin bir ülkede gelir dağılımının bozuk olduğu ortaya konulmuşsa bunun nedenleri ve nasıl düzeltilebileceği araştırılır ve önerilir.

0 Opsiyon (Option): Belirli bir kıymeti, önceden belli bir vade ve fiyattan alma-satma hakkı veren kontratlardır. Kontratı elinde tutan kontrata konu olan kıymeti alma (call-option) veya satma (put-option) hakkına sahip olurken, kontrattan kaynaklanan herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Kontratı satan (yazan) taraf ise vadede kontratı elinde tutan tarafın, kontrata konu olan kıymeti kontrat şartları içerisinde almak-satmak istemesi halinde, sözleşme hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Opsiyonu satan (yazan) taraflar bu işlem karşılığı prim geliri elde etmektedirler. Belirsizliğin (volatilitenin) yüksek olduğu piyasalarda, kontrat karşılığı prim talepleri çok yüksek boyutlara ulaşabilmektedir.
Ortodoks İstikrar Programı: Uluslararası Para Fonu IMF’nin 1970’li yıllardan bu yana enflasyonla mücadele eden ülkelere tavsiye ettiği programlara genel olarak verilen addır. Ortodoks kelimesi burada klasikleşmiş, klişeleşmiş istikrar programları anlamında kullanılmaktadır. Bu programda IMF ücretlerin dondurulmasını, program öncesi belirli bir oranda devalüasyon sonrası yavaşlatılmış kur politikasını tavsiye eder ve tüketimi kısarak enflasyonun kontrol altında tutulmasını önerir. Bu klasik program bir çok uygulayıcı ülkede başarıya ulaşamamış, hatta enflasyonun daha da hızlanmasına neden olmuştur.
Otomatik dengeleyiciler (automatic stabilizers):Ekonomide enflasyon ya da deflasyon ortaya çıktığında kendiliğinden devreye girerek kötü gidişi yavaşlatan düzenlemeler. Başlıca örnekleri artan tarifeli gelir vergisi ve işsizlik sigortası ödemeleridir.
Ödemeler dengesi :Bir ülkedeki bireylerin, firmaların ve devlet kurumlarının belirli bir dönem içinde diğer ülkelerin bireyleri, firmaları ve devlet kurumlarıyla gerçekleştirdiği uluslararası işlemlerin parasal değerlerini gösteren hesap tablosu.
Özel kesimin piyasa dışına itilmesi (crowding out):Kamu kesiminin gelir < gider dengesizlikleri sonucunda yarattığı büyük borçlanma talebiyle faizlerin yükselmesine neden olması sonucunda özel kesimin yatırımları için aradığı fonların pahalılanması karşısında borçlanmasında ortaya çıkan daralma.
Özelleştirme gelirleri:Kamu iktisadi teşebbüsleri veya kamu iştirak hisselerinin satışından elde edilen gelirler.

P Para: Mal ve hizmetlerin değişim aracı. Ekonomide madeni, banknot para birimlerinin yanı sıra vadesiz mevduatlar ve kredi kartları da para unsurları içinde sayılır. Değişim aracı, değer ölçütü ve saklama işlevi vardır. Vadeli mevduat, devlet tahvili gibi değişim araçları da para benzeri olarak değerlendirilir.
Para Arzı: Para stoku anlamında da kullanılır. Belirli bir anda ekonomide dolanımda bulunan ve para olarak kullanılan araçların toplamıdır.
Para arzı tanımları:
M0: Emisyon + bankalardaki TL nakit
M1: M0 + vadesiz mevduat
M2: M1 + vadeli mevduat
M2Y: M2 + Türkiye’de yerleşik kişilerin döviz mevduat hesapları (DTH)
M2R: M2 + Repo
M2YR: M2Y + repo
Para Kurulu (Currency Board): Döviz kuru rejimlerinden biridir. Bu tür bir uygulamada, ulusal paranın değeri yabancı bir para birimine veya yabancı para birimlerinden oluşan bir sepete karşı sabitlenir. Para politikası uygulaması açısından bakıldığında parasal tabanın sadece yabancı para karşılığında yapılan işlemlerle değişmesine izin verir. Diğer bir deyişle, merkez bankasına önceden belirlenmiş sabit bir kurdan döviz satıldığı zaman para miktarı artar, merkez bankasından döviz alındığı zaman azalır.
Para Piyasası: Kısa vadeli fon (kredi) arz ve talebinin karşılaştığı, genellikle merkez bankaları tarafından yönlendirilen piyasalardır.
Para Politikası: Bir ülke ekonomisindeki para arz hacmini değiştirmeye yönelik politikalar bütünüdür. Uygulama yöntemleri arasında Merkez Bankası’nın senetleri nakite çevirdiği açık piyasa müdahalesi, banka işlemleri ve kredi tavanının değiştirilmesi sayılabilir. Para politikaları deprasyonda yetersiz kalır.
Paranın değer kaybetmesi (depreciation):Bir ülke parasının başka ülkelerin paralarına göre değerinin azalması. Bu değer kaybının sonucu olarak parası değer kaybeden ülkedeki kişiler diğer ülkelerin mallarını daha pahalıya almaya başlarlar.
Paranın değer kazanması (appreciation):Bir ülke parasının başka ülkelerin paralarına göre değerinin artması. Bu değerlenmenin sonucunda parası değerlenen ülkedeki kişiler diğer ülkelerin mallarını daha ucuza almaya başlarlar.
Paranın Dolaşım Hızı (Velocity): Bir birim paranın kaç birim mal veya hizmetin el değiştirmesine imkan sağladığını gösterir. GSMH / Para Stoğu ile ifade edilir.
Peg:Bir ülkenin parasının yabancı paralar karşısındaki değerini bir başka ülkenin ya da ülkelerin paralarından oluşan bir sepete bağlayarak belirlemeleri sistemi.
Philips Eğrisi: Ücretlerin tam rekabet koşullarından bağımsız saptandığı varsayılır. Philips Eğrisi’ne göre fiyatlar düşerken işsizlik artar. İktisatçılar bu iki tercihten birini yapmak ya da bir konumda uzlaşmak zorundadır.
Plasman :Yapılmış olan bir yatırımın el değiştirmesidir. Ekonomi için ek bir yatırım değil sadece yatırımcının değişmesidir.
Portföy :Bir kişiye ait taşınır ve taşınmaz mali varlıkların tümüne denir.
Pozisyon Kapatma :Menkul kıymet hesabını kapatarak sıfırlamak veya bir açık pozisyonu menkulü alarak kapatmaktır.
Pozitif ekonomi: Bir olgunun objektif olarak ortaya konulup analize tabi tutulmasının içeren ve değer yargılarına yer vermeyen ekonomi bilimi dalı. Ekonomi teorisi bu kategoriye girer. Burada gelir dağılımının bozuk olduğu ortaya konulur ve o kadarla yetinilir. Niçin bozuk olduğu ya da nasıl düzeltilmesi gerektiği tartışılmaz.

R Rating :Derecelendirme. Çeşitli yatırım araçları, ana para ve faizlerinin tam olarak ve zamanında ödenme yeterliliği ve sağlamlığı açısından bir risk derecesine tabi tutulurlar. Bu konuda dünyada ünlü Moody’s, Standart and Poor’s gibi kuruluşlar vardır. Bu kuruluşlar menkul kıymetleri ihraç eden firma veya ülkelere ders notu gibi not verirler. Yasal bir yönü olmamasına rağmen iyi not alanlar daha düşük faizlerle ve kolay borçlanabilirler.
Reel Faiz Oranı (Real Interest Rate): Nominal faizin enflasyondan arındırılmış halidir. Teknik olarak, nominal faiz oranından, beklenen enflasyon oranının çıkarılması ile bulunur. Örneğin, faiz oranı % 70, beklenen enflasyon oranı % 60 ise, reel faiz oranı % 10’ dur.
Reel Sektör (Reel Kesim): Ulusal ekonomide tarım, sanayi ve hizmetler ana sektörlerinde üretici ve tüketici konumundaki bireylerin tümünü temsil eden kesimdir. Bu kesimin gerçekleştirdiği tasarruflar finansal kesim tarafından toplanır ve tekrar reel kesime kullandırılır.
Rekabet Kurumu:Piyasalarda fiili anlaşmalar sonucu doğabilecek tekelleşme ve kartelleşmeleri önlemek, piyasaların rekabete uygun olarak çalışabilmelerini sağlamak üzere kurulmuş bulunan ve başkan dahil 11 kişiden oluşan kuruluyla karar alan organ.
Repo (Repurchase Agreement): Bir kıymetin belli bir tarihte, belli bir orandan geri satım vaadi ile alımını ifade eder. İşleme konu olan kıymet ödünç verilen para için teminat niteliğindedir. Merkez bankası açısından repo işlemi Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde, piyasaya, işlem vadesi süresince, repoya tabi kıymetler karşılığında geçici olarak para verilmesini ifade eder.
Resesyon: Türkçe karşılığı durgunluktur. Ekonominin büyüme hızının, nüfus artış hızının altına inmesi ve dolayısıyla kişi başına milli gelirin yerinde saymasıdır. ABD’de yılın iki çeyreğinde büyüme hızının sıfıra yaklaşması halinde resesyon teşhisi konuluyor. Avrupa’da ve Türkiye’de ise üç çeyrek dönemde büyüme hızının yüzde -1 ile yüzde 2 arasında kalması durgunluk olarak tanımlanıyor.
Revalüasyon:Bir ülkenin ulusal parasının yabancı ülkelerin ulusal paralarına karşı olan değişim değerinin (parite) yükseltilmesi işlemi.
Revelüasyon: Bir ülke parasının diğer ülkelerinin paraları karşısında değer kazanması sürecidir.
Reverse Repo (Reverse Repurchase Agreement): Bir kıymetin belli bir tarihte, belli bir orandan geri alım vaadi ile satımını ifade eder. Merkez bankası açısından reverse repo işlemi Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde, piyasadan, işlem vadesi süresince, verilen kıymetler karşılığında geçici olarak para çekilmesini ifade eder.
Rezerv para: Uluslararası mali kuruluşlar ile hükümetlerin ellerinde bulundurdukları altın ve dövize verilen addır.
Ricardo: Kapitalizmin dayanağı sayılan Klasik Okul’un temsilcilerindendir. Emek Değer Teorisi’ ile malların üretimde harcanan emek miktarına göre mübadele edilmesini savundu. Adam Smith’in sermayenin kapitali ve toprağın rantını yalnızca emeğin ücretine indirgedi. Emeği de bir mal olarak gördü ve fiyatını ücret olarak tanımladı. Tunç Kanununa göre emeğe olan talep artışının yaşam standartı, evlilik ve ömür süresini de artacağını savundu. Ülkelerin göreceli olarak ucuza ürettiği mallarda ihtisaslaşacağını öngördü.Say: Kapitalizmin dayanağı sayılan Klasik Okul’un temsilcilerindendir. Müteşebbis kavramını ilk kez ekonomi literatürüne soktu. Müteşebbis gelirinin, müteşebbis ücreti, kârı, kapital kârının toplamı olarak gördü. Mahreçler Kanunu ile üretimi aynı zamanda tüketim olarak gördü.
Risk: İstenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığıdır.
Risk-Getiri: Bir yatırımın öngörülen getirisi karşılığında mevcut riskini ifade eder. Risk genelde yatırımın geçmiş getirilerinin standart sapması (historical volatility) ile ifade edilir. Yatırımdan beklenen getiri ise (expected return), geçmiş getirilerinin ortalamasıdır. Belli bir risk karşılığında elde edilebilecek maksimum getirilerin oluşturduğu risk-getiri eğrisine “efficient frontier” adı verilip, özellikle karşılaştırma, ölçüt (benchmark) amaçlı kullanımı söz konusudur. Vadesine kadar elde tutulduğunda getirisi kesin olan tahvil-bono türü yatırımlar bu tür analizlerde genelde risksiz yatırım olarak kabul edilirler. Ancak bu tür kıymetler üzerinde vadesinden önce işlem yapılması söz konusu ise benzer piyasa riskleri (faiz, kur) söz konusudur.
Riskten Kaçınma (Risk Averse), Risk Alma (Risk Lover), Risk Neutral: Bir yatırımcının risk karşısında takındığı tavırları ifade etmekte kullanılan kavramlardır. “Risk averse” bir yatırımcı riskli bir portföyü ancak riskini karşılayacak garanti bir prim karşılığı kabul eden, “risk lover” bir yatırımcı yüksek bir riske rağmen bir prim talep etmeksizin garanti bir düşük getiriye razı olan, “risk neutral” bir yatırımcı ise riskle değil yatırımın getirisi ile ilgili olan yatırımcı türünü ifade eder.
Rüçhan Hakkı :Şirket ortağı olan veya şirketten daha önce hisse senedi almış olanların yeni sermaye artırımlarında ihraç edilecek yeni hisse senetlerinden almadaki öncelik hakkına “rüçhan hakkı” denir.

S Sabit Döviz: Belirli bir ülkenin ulusal parasının, belli bir parite üzerinden konvertibl (Konvertibilte) bir dövize bağlanarak değerinin ayarlanmasıdır.
Sabit Kur Sistemi (Fixed Exchange Rate System): Ulusal bir paranın yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet değerine sabitlendiği ve bu değerin sürmesinin para otoritesi tarafından bazen açık bazen de zımni olarak garanti edildiği sistemlerdir. Ulusal paranın değeri önceden belirlendiğinden o andaki arz talep koşullarını yansıtmaz.
Safi Milli Hasıla (SMH): Bir ulusal ekonomide belirli bir dönem içinde (genellikle bir takvim yılında), üretilen mal ve hizmetlerin toplamı sayılan Gayri Safi Milli Hasıla’dan (GSMH) üretim araçlarının yıpranma payı “amortisman”ın düşülmesiyle elde edilen değerdir.
Sanayi Endeksi :İMKB’de işlem gören sanayi şirketlerine ait fiyat değişimlerini ölçen endekse denir.
Satın Alma Gücü Paritesi (SGP) : Ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılaşmasını ortadan kaldıran para birimi dönüştürme oranıdır. Eldeki toplu bir para parite oranı ile farklı bir para birimine dönüştürüldüğünde, tüm ülkelerde aynı sepetteki mal ve hizmetler satın alınabilir. SGP ülkeler arasındaki fiyat farklılıklarını yok ederek, ulusal para birimlerini birbirlerini dönüştüren orandır.
Say kanunu :”Her arz kendi talebini yaratır” biçiminde özetlenebilecek olan klasik ekonomi yasası. Bu yasanın büyük ölçüde barter ekonomisinde geçerli olduğu, parasallaşmanın geliştiği günümüz ekonomilerinde geçerli olmadığı dikkate alınmalıdır.
Selektif Politikası: Kredilerin türüne, kullanılacakları alanlara, devletçe güdülen amaçlara ve ekonomik konjonktürün durumuna göre düzenlenen farklılaştırma, teşvik etme ya da zorlaştırma politikasıdır.
Sendikasyon kredisi :Çeşitli bankaların bir araya gelerek yüksek miktarda bir kaynağı sağlaması şekliyle oluşturulan kredi türüdür. Kredi verenler açısından risk oranının düşüklüğü nedeniyle cazip olurken, kredi kullananlar yönünden -özellikle ihracatın finansmanı için- uygun maliyetli bir kaynak oluşturuyor. Kredilerin faizi genellikle LIBOR (Londra Bankalar arası Borçlanma Faizi) üzerine yüzde 0.5-1 gibi risk primi eklenmesiyle belirlenir.
Senyoraj “Beylik Hakkı” (Seniorage): Para basma yetkisini elinde tutan kurumun, bu yetkisi dolayısıyla para basarak elde ettiği reel gelirdir. Para stoğundaki değişimin fiyatlar genel seviyesine oranı ile ifade edilir. Enflasyonun sadece para miktarındaki artışından kaynaklanması durumunda, senyoraj ve enflasyon vergisi birbirine eşit olur.
Serbest dalgalanma (Free float): Serbest dalgalanan kur sisteminde ülke parasının değeri piyasa tarafından belirlenmektedir. Döviz piyasasına yapılan müdahaleler, kurların istenilen düzeyde oluşmasını sağlamak yerine, bu piyasadaki gereksiz dalgalanmaları önlemek ve değişimleri daha ılımlı hale getirmek için yapılmaktadır. Bu sistemde para politikası, daha etkin hale gelmekte ve ülkenin tutması gereken uluslararası rezerv miktarı azalmaktadır. Serbest dalgalanan döviz kuru sisteminden kaynaklanan olumsuzluk ise, dış ekonomik ilişkilerde belirsizlikleri ve riskleri artırması nedeniyle kaynak dağılımını olumsuz etkilemesidir.
Serbest Döviz: Konvertibl ulusal para. Yurtiçinde başka ulusal paralara tahvili serbest olup, yurtdışına transferlerine çeşitli sınırlar konmuş olabilir.
Serbest Liman-Bölge: Siyasi sınırlar içinde kalmasına karşın gümrük sınırları dışında tutulan liman ya da bölgedir.
Sermaye artırımı :Bir şirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak şirket sermayesinin artırılmasıdır.
Sermaye hareketleri dengesi:Ödemeler dengesindeki yurtiçinde yeleşik kişilerle yurtdışında yerleşik kişiler arasında gerçekleşen borç alıp verme işlemlerini ve sabit sermaye yatırımlarını içeren dengedir.
Sermaye Piyasası (Capital Market): Genellikle uzun vadeli fon ihtiyaçlarının karşılandığı ve Hazine tarafından kontrol edilen piyasadır.
Sermaye Piyasası Araçları :Sermaye piyasasında işlem gören menkul kıymetler ve menkul kıymet sayılmayan kimi evraklara denir. Pratikte menkul kıymetler için kullanılır.
Sermaye Piyasası Kurulu :İlk kez halka arzlara izin veren ve menkul kıymet borsalarındaki işem ve kurumların denetimiyle yetkili kurum.
Sermaye Piyasası Kurumları :Yasal olarak sermaye piyasasında faaliyet göstermesine izin verilmiş kurumlardır. Bankalar, aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları ve fonları, takas ve saklama şirketleri, rating şirketleri, bağımsız dış denetim şirketleri, yatırım danışmanlığı ve portföy yönetim şirketleri vs.
Sigorta: İleride meydana gelmesi olası tehlikelerden oluşabilecek zararların giderilmesi için önceden yapılan ödemeler (prim) karşılığında taahhüt edilmesidir.
Son Kredi Mercii (Lender of Last Resort): Merkez bankalarının, para otoritesi olma sıfatları ve finansal istikrarı sağlama yükümlülükleri nedeniyle, sistemde ortaya çıkan fon açıklarının piyasadan karşılanamaması halinde, son başvuru mercii merkez bankasına başvurup, bu ad altında düzenlenmiş imkanlardan faydalanmasını ifade eden bir kavramdır.
Spekülasyon: Bireyin gelecekle ilgili beklentileri doğrultusunda fiyat ya da döviz kurundaki değişmelerden bir gelir elde etmek amacıyla yapılan işlemdir.
SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) :Sermaye Piyasası Kanunu gereği kurulmuştur ve bu kanunun getirdiği kuralları denetlemekle yükümlüdür. Başında 7 kişilik bir kurul vardır. Bu kuruldaki kişiler Merkez Bankası ve Bankalar Birliği gibi kurumların önerdiği kişiler arasından Bakanlar Kurulu tarafından seçilir. Merkezi Ankara’dadır.
Stagflasyon: Durgunluk içinde enflasyon olarak tanımlanır. Normalde ekonomi durgunluğa girdiğinde fiyat artışlarının hız kesmesi ve enflasyonun gerilemesi gerekir. Ancak bazen, örneğin bir devalüasyon sonrasında, maliyetlerin artması nedeniyle ekonomi durgunluğa girerken enflasyonun yükseldiği görülebilir.
Standardizasyon: Uluslararası Standardizasyon Örgütü’nün (ISO) tanımına göre; belirli bir faaliyetten ekonomik fayda sağlamak üzere, bütün ilgili tarafların katkı ve işbirliği ile belirli kurallar koyma ve kuralları uygulama işlemidir.
Stok devir hızı :Bir şirketin stoklarının yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösterir.
Sübvansiyon :Devletin, fiyat politikası sonucu olarak meydana gelen kamu kuruluş zararları karşılaması, toplumsal fayda gözetilerek üretm ya da hizmetin gelişimi için dolaylı, dolaysız ödeme yapmasıdır.
Şerefiye: Kamu hizmetleri dolayısıyla gayrimenkullerdeki değer artışı nedeniyle mal sahiplerinin yapılan hizmete katkı payıdır.

T Tahvil :Anonim şirketlerin ödünç para bulmak üzere itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetlerine denir. Bu tür senetleri devlet veya yerel yönetimler de çıkarabilir. Devletin çıkardıkları vadesine göre hazine bonosu veya devlet tahvili olarak adlandırılır.
Takas :Menkul kıymetlerin borsada alım satım işlemleri tamamlandıktan sonra menkulün alıcıyai paranın satıcıya teslim edilmesi işlemi yani takas yapılmalıdır. Gelişmiş piyasalarda bu işlemler fiziksel olarak değil cari hesap mekanizmaları ile takip edilir. Menkuller de elden ele dolaşmaz, Takasbank’ta saklanır.
Takasbank: Borsada kote (Kote) olan senetlerin işlemlerin düzgün olarak işlenmesi ve düzenli olarak tutulması amacıyla borsada saklanmasıdır. İMKB’de işlem gören senetlerin muhafazası ile görevli olan İMKB Takas ve Saklama Bankası A.Ş., kote olan senetlerin büyük bir kısmını muhafaza ettiği için ayrıca fiziki bir dolaşıma engel olmakta ve şirketleri senet basma külfetinden kurtarmaktadır.
Tam İstihdam: Bir ekonominin ulaşabileceği pratik istihdam sınırı.
Tasarruf (S):Gelirin, elde edildiği dönemde tüketilmeyen bölümü. S = Yd – C
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu: Tasarruf mevduatı sahiplerini belirli bir tutara kadar ilgili bankanın ödeme yetersizliği riskine karşın sigorta etmektir.
Tavan fiyat: Hisse senetlerinin bir seans içerisinde görebileceği en yüksek fiyattır.
TEFE: Toptan Eşya Fiyat Endeksi. Enflasyon rakamı olarak alınır.
Tekel: Tek bir satıcı ve karşılığında çok miktarda alıcı olan piyasadır.
Teknik analiz: Hisse senedi veya borsa endeksi fiyatının ya da işlem miktarında meydana gelen değişmelerin genellikle grafiklerle açıklanması ve geleceğe yönelik trend belirleme aracıdır.
Temel analiz: Hisse senetlerinin gerçeğe en yakğn fiyatlarını bulmaya yönelik bir yöntemdir.
Temerrüt: Taahhütlerinin gerektirdiği ödeme veya menkul kıymet teslimatlarını belirlenen süreler içinde gerçekleştirmeyen borsa üyesi, herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılır.
Temettü: (Kar payı) Ortakların dönem içinde elde ettikleri kardan mevcut ortakların pay alma hakkıdır.
Temettü getirisi: Hisse senedinin yıllık getirisidir.
Teminat mektupları: Alıcı ile satıcı arasındaki güvenin sağlanması için bir banka aracılığına ihtiyaç duyulur. Bankalar borçluya kefil olarak bu güveni sağlar.
Ters repo: Bir menkul kıymetin başlangıc tarihinde alınıp bitiş tarihinde geri satılması işlemidir. Ters repo yapan parayı kullandıran taraftır.
Tezgah Üstü Piyasa (Over The Counter-OTC): Değerli evrakların ticaretinin yapıldığı standardize edilmemiş piyasalardır.
Toplam Kalite Yönetimi-TKY (Total Quality Management): Nihai ürün kontrolü yerine, prosesi; yani, ürünün ortaya çıkış sürecini iyileştirmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Genel bir anlatımla, bir işletmede her işin bir defada ve hatasız, eksiksiz olarak yapılması ve tüketicinin yüzde yüz tatmin edilmesidir.
Toptan eşya fiyatları endeksi – TEFE (WPI) : Ülke ekonomisinde üretim faaliyetleri içinde yer alan maddelerin fiyatlarında aydan aya ortaya çıkan değişimleri ölçmekte kullanılan endekse üretici fiyatları endeksi ya da toptan eşya fiyat endeksi adı verilir. TEFE, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından belirli bir baz yılı esas alınmak ve sepete dahil edilmiş bulunan çeşitli mal ve hizmetler için üreticilerden bilgi toplanmak suretiyle oluşturulan fiyat endeksidir. TEFE, toptancı aşamasındaki fiyat değişimlerini ölçen bir endekstir.
Tüketici: Bir mal ve/veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketendir.
Tüketici fiyatları endeksi – TÜFE (CPI) :Belirli bir dönem içinde belirli bir kitle tarafından satın alınan mal ve hizmetlerle belirlenen bir sepetin fiyat değişikliklerini zaman içinde ölçen endekse tüketici fiyat endeksi adı verilir. TÜFE, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından belirli bir baz yılı ve hanehalkı anketleri kullanılmak suretiyle ağırlıklandırılmış olarak sepete alınan belirli mal ve hizmet sepetinin parasal değerinin baz yılına göre gösterdiği değişimi ölçmeye yarayan fiyat endeksidir.
Tüketim Harcamaları (C): Mikroekonomi açısından bireylerin, makroekonomi açısından bütün toplumun belirli bir dönem içinde tüketim amaçlı olarak yaptığı harcamalar. Ekmek gibi hemen tüketiklen maddelere yapılan harcamaların yanısıra otomobil, buzdolabı, televizyon gibi hemen tüketilmeyecek olan dayanıklı tüketim maddelerine yapılan harcamalar da tüketim harcamaları arasında sayılır. C = Yd – S
Türev Ürünler (Derivative Products): Getirisi başka bir kıymetin getirisine bağlanmış, diğer bir deyişle başka bir kıymetin getirisinden türetilmiş mali araçlardır. Futures ve Opsiyon sözleşmeleri bu enstrümanlara örnektir. Bu tür enstrümanlar, döviz, faiz, altın gibi her türlü ürün üzerine yazılabilir. Böyle bir durumda, örneğin döviz üzerine yazılan bir opsiyon kontratında, opsiyon kontratının getirisi üzerine yazıldığı dövizin piyasadaki hareketine bağlı olacaktır.

Uluslararası Finans Kurumu (IFC): Dünya Bankası grubunun özel kesim projelerine kredi veren kurumu.
Uluslararası Kalkınma Ajansı (IDA): Dünya Bankası grubunun düşük gelirli en az gelişmiş ülkelere kredi veren kurumu. Kredileri faizsiz ve çok uzun vadeli olduğu için imtiyazlı kredilerdir.
Uluslararası Para Fonu (IMF):Uluslararası parasal ve dış denge sorunlarının çözümü için 1945 yılında kurulmuş kurum. 2002 yılı itibariyle 183 üyesi bulunan IMF’nin merkezi ABD’nin başkenti Washington D.C.dedir.
Uluslararası rezervler:Bir ülkenin uluslararası rezervleri Merkez Bankasının döviz ve altın rezervleriyle bankaların döviz rezervlerinden oluşur. Resmi rezervler yalnızca Merkez Bankası’nın döviz ve altın rezervlerini; resmi döviz rezervleri ise yalnızca Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinbi ifade eder.
Ücret Teorisi: Ekonomide Klasiklerin temel görüşlerindendir. Ücretin işverenler açısından işin marjinal verimine, işçiler açısından da işin marjinal zahmetine eşit olduğu savına dayanır.
Üçüncül Piyasa: Tezgahüstü piyasalarda (OTC) yapılan işlemler, üçüncül piyasa işlemi olarak adlandırılır.
Üretim Stratejisi: Bir işletme ya da organizasyonun uzun vadeli ve rekabete dayanan stratejisi doğrultusunda, üretim kaynaklarının en etkin biçimde kullanımını sağlama amacına yönelik politika ve planlar bütünüdür.
Vadeli işlem sözleşmesi: Sözleşmenin taraflarını belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan standartlastırılmış miktardaki bir mali veya kıymeti alma veya satma yükümlülüğüne sokan sözleşmedir.
Valör (Value Date): Üzerinde anlaşma sağlanan bir işlemin, fiilen yerine getirileceği örneğin, karşılıklı olarak hesaplara alacak ve borç kaydedileceği tarihtir. Benzer şekilde bir fonun, örneğin mevduatın sahibi tarafından fiilen kullanılabileceği tarihi ifade eder.
Vergi (T):Devletin, kamu giderlerini karşılamak üzere ve kamu gücünü kullanmak suretiyle kişi ve kurumlardan aldığı pay.
Vergi dışı normal gelirler :Türkiye uygulamasında kamu mallarının satışı, kiralanması, kamu teşebbüslerinden alınan temettü gelirleri gibi gelirlerden oluşaqn bütçe kalemi.
Vergi Ödeme Gücü: Mükellefin kendisi ve ailesini geçindirebilecek gelirlerinden fazla olan kısmıdır.
Vergi Yükü: Bir ülkede ödenen toplam vergi miktarının Gayri Safi Milli Hasıla’ya (Bkz. GSMH) ya da milli gelire (MG) oranıdır. Vergi yükü genellikle, vergi miktarıyla doğru, ödeme gücüyle ters orantılıdır.
Vergide Genellik: Vergi kanunlarında sayılan vergi doğuran olayların gerçekleşmesi şartıyla, bütün yurttaşların sosyal sınıf farkı gözetmeksizin ayrıcalıksız vergiye tabi tutulmalarıdır.

Verim Eğrisi (Yield Curve): Belli bir anda bir yatırım aracının çeşitli vadeleri ile bu vadelerdeki getirileri arasındaki ilişkinin grafiksel ifadesidir. Dikey eksende verim (yield), yatay eksende ise vadeler yer alır. Pozitif eğimli (normal) verim eğrisi, negatif eğimli (inverted) verim eğrisi, düz verim eğrisi ve orta vadelerde yüksek verimi ifade eden (bell shape) verim eğrileri olarak sınıflandırılırlar. Eğrinin zaman içindeki hareketleri; dikleşmesi, “steeping” (pozitif eğimli bir eğri söz konusu ise eğrinin orijine uzak kısmının yükselmesi, yakın kısmının düşmesi, eğimin artması), düzleşmesi, “flattening” (pozitif eğimli verim eğrilerinde orijine uzak kısmın düşmesi, yakın kısmın yükselmesi, eğimin azalması) ve eğrinin şeklinin değişmeden yukarı aşağı hareket etmesi, “paralel shift” olarak adlandırılır. Eğrinin eğiminin artması, uzun vadede faizlerin (enflasyonun) yükseleceği beklentisini yansıtır.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir