Kanunlarda iş sağlığı ve güvenliği konu anlatımı

Cevapla
Kullanıcı avatarı
İbrahim.bulduk
Mesajlar: 1
Kayıt: 02 May 2019 08:54
İletişim:

02 May 2019 09:00

KANUNLARDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ


İş sağlığı ve güvenliği alanında da mevzuat bağlayıcılık hiyerarşisine göre yukarıdan aşağıya şu
şekilde sıralanmaktadır; Anayasa, uluslararası sözleşmeler, kanunlar, kanun hükmünde
kararnameler, tüzükler, yönetmelikler, tebliğler.


Anayasada iş sağlığı ve güvenliği terimi bire bir geçmemekle birlikte, iş sağlığı ve güvenliğini
doğrudan ilgilendiren hükümler yer almaktadır. Bunlar aşağıda özetlenmiştir.

• Hiç kimse zorla çalıştırılamaz angarya yasaktır.

• Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma
hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği
önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır.

• Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.

 Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak
korunurlar.
 Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.
 Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.
Hiyerarşik sıralamada ikinci sırayı alan uluslararası sözleşmeler, TBMM tarafından kabul edilmesi
nedeniyle, ülkemizdeki benzer kanunlardan daha öncelikli olarak yer almaktadır. Bir başka ifadeyle,
TBMM tarafından kabul edilen sözleşmelerdeki hükümler ile kanunlarımızdaki hükümler
çeliştiklerinde uluslararası sözleşmelerdeki hükümler uygulanır.


İş sağlığı ve güvenliği alanında uluslararası sözleşmelerden söz edildiğinde hiç şüphe yok ki; ilk
akla gelen ILO sözleşmeleridir. Bu sözleşmelerden bazıları şunlardır:

• 13.12.1950 tarih ve 5690 sayılı yasa ile kabul edilen 81 sayılı Sanayide ve Ticarette İş Teftişi
Hakkında Sözleşme
• 23.05.1967 tarih ve 872 sayılı yasa ile kabul edilen 119 sayılı Makinalardan Korunma (Makina
Koruyucuları) Hakkında Sözleşme
• 30.11.1972 tarih ve 1635 sayılı yasa ile kabul edilen 127 sayılı Tek İşçinin Taşıyabileceği Yükün
En Çok Ağırlığı Hakkında Sözleşme
• 07.03.1968 tarih ve 1033 sayılı yasa ile kabul edilen 115 sayılı İşçilerin İyonizen Radyasyonlara
Karşı Korunması Hakkında Sözleşme
• 23.06.1937 tarih ve 3229 sayılı yasa ile kabul edilen Maden Ocaklarında ve Yer Altı İşlerinde
Kadınların Çalıştırılmaması Hakkında Sözleşme

2004 yılında da aşağıda belirtilen iş sağlığı ve güvenliği konusunda iki önemli sözleşme TBMM
tarafından kabul edilerek kanunlaşmış ve yürürlüğe konulmuştur.

• 13.01.2004 tarih ve 5038 sayılı yasa ile kabul edilen İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına
İlişkin 155 sayılı Sözleşme
• 13.01.2004 tarih ve 5039 sayılı yasa ile kabul edilen İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin 161 sayılı
Sözleşme.

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlerin yer aldığı başlıca kanunlar ise şunlardır:

• 06.05.1930 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu,
• 29.07.1964 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu
• 01.01.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu
• 10.06.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 4857 sayılı İş Kanunu
• 04.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
• 30.06.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu


1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aşağıdaki hükümler yer
almaktadır:

On iki yaşından aşağı bütün çocukların fabrika ve imalathane gibi her türlü sanat müesseseleriyle
maden işlerinde amele ve çırak olarak istihdamı memnudur.

On iki yaş ile on altı arasında bulunan kız ve erkek çocuklar günde azami sekiz saatten fazla
çalıştırılamaz.

On iki yaş ile on altı yaş arasında bulunan çocukların saat yirmiden sonra gece çalışmaları memnudur.

Bütün amele için gece hizmetleriyle yer altında icrası lazım gelen işle 24 saatte sekiz saatten fazla
devam edemez.

Mahalli belediyelerince bar, kabare, dans salonları, kahve, gazino ve hamamlarda on sekiz
yaşından aşağı çocukların istihdamı men olunur.

Gebe kadınlar doğumlarından evvel üç ay zarfında çocuğunun ve kendisinin sıhhatine zarar
veren ağır hizmetlerde kullanılamaz. Doğurduktan sonra 155 inci maddede tayin edilen muayyen
müddet istirahatını müteakip işe başlayan emzikli kadınlara ilk altı ay zarfında çocuğunu
emzirmek üzere mesai zamanlarında yarımşar saatlik iki fasıla verilir.

Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran bütün iş sahipleri, işçilerinin sıhhi ahvaline bakmak üzere,
bir veya mütaaddit tabibin sıhhi murakabesini temine ve hastalarını tedaviye mecburdur.
Büyük mükessesatta veya kaza ihtimali çok olan işlerde tabip daimi olarak iş mahallerinde yahut
civarında bulunur. Hastanesi olmayan mahallerde veya şehirler ve kasabalar haricinde bulunan
yerlerdeki iş müesseseleri bir hasta odası ve ilkyardım vasıtalarını ihzar ederler. Yüzden beş yüze
kadar daimi amelesi olan müesseseler bir revir mahalli ve beş yüzden yukarı amelesi olanlar yüz
kişiye bir yatak hesabı ile hastane açmağa mecburdurlar.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu 11 inci maddesinin (A) bendinde iş kazasının tanımı
verilirken, (B) bendinde ise meslek hastalığının tanımı yapılmaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girmesiyle iş kazası ve meslek hastalığı tanımı Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı (SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı) olarak çalışanların tümünü kapsayacak şekilde bu Kanunu n 13 ve 14 üncü maddelerinde yeniden tanımlanmıştır.

İş sağlığı ve güvenliği konusunda en geniş ve detaylı hükümler; 2003 yılında AB müktesebatı
doğrultusunda yeniden düzenlenerek 10.06.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
konulan 4857 sayılı İş Kanununda yer almıştır.

Ancak, 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, bu konuda daha kapsamlı ve önemli yenilikler getirmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesi ile 4857 sayılı İş Kanununun ikinci maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 69 uncu maddesinin dört, beş, altıncı fıkraları ile 77, 78, 79, 80, 81, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 95, 102 nci maddeleri ve geçici ikinci maddesi 01.01.2013 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.

30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6331 Sayılı İş
Sağlığı ve Güvenliği Yasası, önemli yenilikler ve işyerleri için çeşitli yükümlülükler getirmektedir.
Mevzuatta yapılan değişiklikler sonucu getirilen yükümlülükler ve uygulama esasları aşağıda
belirtilmiştir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının getirdiği yeniliklerden ilki kapsam maddesi ile
gerçekleştirilmiştir. 6331 Sayılı Yasanın 2 inci maddesinde; Yasanın kamu ve özel sektöre ait bütün
işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil
olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir. Özet
olarak, sektör ayrımı olmaksızın bir ve daha fazla çalışan olan kamu ve özel bütün işyerleri ve tüm
çalışanlar Yasa kapsamındadır.

İşverenlerin genel yükümlülükleri 6331 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde belirtilmiştir. Buna göre,
işverenler, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması,
organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin
değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve
uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
d) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
e) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere
girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

Yasanın 4 üncü maddesi, bu şekilde işverenlere işyerinde çalışanların sağlık ve güvenliğini
sağlama konusunda geniş bir yükümlülük getirmiştir. Ayrıca, aynı madde de; işyeri dışındaki
uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluklarını ortadan
kaldırmayacağı, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerinin işverenin sorumluluklarını etkilemeyeceği, işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini
çalışanlara yansıtamayacağı, belirtilmiştir.

İşverenlerin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıda belirtilen risklerden korunma
ilkelerine uyması gerektiği, 89/391 sayılı AB direktifine uyumlu olarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve
Güvenliği Yasasının 5 inci maddesinde şu şekilde belirtilmiştir.

• Risklerden kaçınmak.
• Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.
• Risklerle kaynağında mücadele etmek.
• İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma
şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma
ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor
ise en aza indirmek.
• Teknik gelişmelere uyum sağlamak.
• Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.
• Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile
ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.
• Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.
• Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

Mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş
sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işverenlere getirilen yükümlülüklere Yasanın 6 inci
maddesinde yer verilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması ile ilgili 6331 sayılı
Yasanın 6 inci maddesinde yapılan düzenleme ile kamu ve özel Yasa kapsamındaki tüm işyerleri ve
çalışanlar ile tüm faaliyetler kapsam içine alınmıştır. Böylece, bir çalışanın olduğu kamu veya özel
işyerlerindeki sanayi, ticaret ve hizmet sektöründeki tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği
hizmetlerinin sunulması konusunda işverenlere yükümlülük getirilmiştir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri ile ilgili Yasanın 6 inci maddesinde işverenlere getirilen
yükümlülükler aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

a) Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve 10 (on) ve daha fazla çalışanı olan çok
tehlikeli işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere
sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve
güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olması hâlinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine
getirilmesini kendisi üstlenebilir. Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 50'den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler.

b) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri
amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar.

c) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlar.

d) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile
ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirleri yerine getirir.

e) Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında;
görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinden çalışmak üzere
kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirir.


İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması ile ilgili önemli değişikliklerden biri de işyeri sağlık ve
güvenlik birimi kurma yükümlülüğü konusunda yapılmıştır. 6331 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde,
belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli
görevlendirilmesi gereken durumlarda işyeri sağlık ve güvenlik biriminin kurulacağı hükme
bağlanmıştır. Ayrıca, Yasanın 6 inci maddesinde, tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen
işyerlerinde, diğer sağlık personeli görevlendirilmesinin zorunlu olmadığı belirtilmiştir.
6331 sayılı Yasanın 7 inci maddesinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin hangi işyerlerinde ve
hangi şartlarda destekleneceğine yer verilmiştir. Buna göre; belirtilen desteklerden, kamu kurum
ve kuruluşları hariç ondan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan
işyerlerinin faydalanabileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığının, ondan az çalışanı
bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebileceği
belirtilmektedir. Sağlanacak desteklerin ayrıntılarına ve uygulama esaslarına 24.12.2013 tarih ve
28861 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin
Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik” de yer verilmiştir.

Ayrıca 23. 04. 2015 tarih ve 29335 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı
Yasanın 25' inci maddesine göre; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında çok
tehlikeli sınıfta yer alıp ondan faz a çalışanı bulunan ve üç yıl içinde ölümlü veya sürekli iş
göremezlikle sonuçlanan iş kazası meydana gelmeyen işyerlerinde çalışanların işsizlik sigortası
işveren payı teşvik olarak bir sonraki takvim yılından geçerli olmak üzere ve üç yıl süreyle % 1 olarak
alınacağı hükmü yer almaktadır.

6331 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının çalışma ilke ve
esasları ile yetki ve sorumluluklarına yer verilmiştir. Buna göre; işyeri hekimleri ve iş güvenliği
uzmanları aşağıda belirtilen ilkelere göre çalışmalarını yürüteceklerdir.

a) İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmeleri
nedeniyle kısıtlanamaz. Bu kişiler, görevlerini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki
bağımsızlık içerisinde yürütür.

b) İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak üzere
görevlendirilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, görev aldığı işyerinde göreviyle ilgili mevzuat
ve teknik gelişmeleri göz önünde bulundurarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, tedbir ve tavsiyeleri belirler ve işverene yazılı olarak bildirir.

Eksiklik ve aksaklıkların düzeltilmesinden, tedbir ve tavsiyelerin yerine getirilmesinden işveren
sorumludur. Bildirilen eksiklik ve aksaklıkların acil durdurmayı gerektirmesi veya yangın, patlama,
göçme, kimyasal sızıntı ve benzeri acil ve hayati tehlike arz etmesi, meslek hastalığına sebep
olabilecek ortamların bulunmasına rağmen işveren tarafından gerekli tedbirlerin alınmaması
hâlinde, bu durum işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanınca, Bakanlığın yetkili birimine, varsa
yetkili sendika temsilcisine, yoksa çalışan temsilcisine bildirilir.

Bildirim yapmadığı tespit edilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının belgesi üç ay, tekrarında ise
altı ay süreyle askıya alınır. Bu bildirimden dolayı işvereni tarafından işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş sözleşmesine son verilemez ve bu kişiler hiçbir şekilde hak kaybına uğratılamaz. Aksi takdirde işveren hakkında bir yıllık sözleşme ücreti tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilir. İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır. Açılan davada, kötü niyetle gerçek dışı bildirimde bulunduğu mahkeme kararıyla tespit edilen kişinin belgesi altı ay süreyle askıya alınır.

c) Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği
hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı, hizmet sundukları işverene karşı sorumludur.
d) Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına
neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri
hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınır.

e) İş güvenliği uzmanlarının görev alabilmeleri için; çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A)
sınıfı, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı, az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranır.


f) Belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli
görevlendirilmesi gereken durumlarda; işveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi kurar.

g) Kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuata göre çalıştırılan işyeri hekimi veya iş güvenliği
uzmanı olma niteliğini haiz personel, gerekli belgeye sahip olmaları şartıyla asli görevlerinin
yanında, belirlenen çalışma süresine riayet ederek çalışmakta oldukları kurumda veya ilgili
personelin muvafakati ve üst yöneticinin onayı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında
görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilecek personele, görev yaptığı her saat için (200)
gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödeme, hizmet alan kurum
tarafından yapılır. Bu durumdaki görevlendirmeye ilişkin ilave ödemelerde, günlük mesai saatlerine bağlı kalmak kaydıyla, aylık toplam seksen saatten fazla olan görevlendirmeler dikkate alınmaz.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda yapılan değişikliklere göre; iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sağlanması ile ilgili yükümlülüklere ilişkin 6331 sayılı Kanunun 6 ve 7 inci
maddelerinin uygulaması;

Kamu kurum ve kuruluşlarında 01. 07. 2020 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde 01.07.2020 tarihinde, 50’den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde 01.01.2014 tarihinde,

Diğer işyerlerinde, yani 50’den fazla çalışanı olan az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli kamu
dışındaki tüm işyerlerinde ise 01. 01. 2013 tarihinde, başlamıştır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının 4 üncü ve 10 uncu maddesine göre bir çalışan bile olsa
kamu, özel tüm işyerlerinde işverenler, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi
yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate
alınır:

a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu.

b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi.

c) İşyerinin tertip ve düzeni.

ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın
çalışanların durumu.

Risk değerlendirmesi işveren tarafından oluşturulacak ekip tarafından, 29.12.2012 tarih ve 28512
sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği”
hükümlerine uygun olarak yapılmalıdır. İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş
sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.
İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri;
çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari
yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının 11 inci maddesi acil durum planlan, yangınla
mücadele ve ilk yardım ile ilgili yapılması gerekenleri, 12 inci maddesi ciddi, yakın ve önlenemeyen
tehlikenin meydana gelmesi durumunda işverenin tahliye ile ilgili yükümlülüklerini
düzenlemektedir. Buna göre; bir çalışan bile olsa tüm işyerlerinde acil durumlar belirlenerek acil
durum planlarının hazırlanması ve düzenli olarak tatbikatların yapılması gereklidir. Acil durum
planlarının ve ekiplerinin oluşturulmasında, “ 18.06.2013 tarih ve 28681 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan “ İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik” hükümleri dikkate alınmalıdır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının 13 üncü maddesinde çalışanlara getirilen çalışmaktan
kaçınma hakkı, aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

a) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde
ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar
verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu
tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.

b) Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler
alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile
kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

c) Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda birinci fıkradaki usule uymak
zorunda olmaksızın işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider.
Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.

İş kazaları ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimi ile ilgili yükümlülükler 6331 sayılı Yasanın 14
üncü maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, (1) İşveren;

a) Bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile
ilgili raporları düzenler.

b) İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş
ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma
potansiyeli olan olayları inceleyerek bunlar ile ilgili raporları düzenler.

(2) İşveren, aşağıdaki hallerde belirtilen sürede Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunur:

a) İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde.

b) Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını,
öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde.


(3) İşyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları,
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk eder.

(4) Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti
sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik
Kurumuna bildirir.

6331 sayılı Yasanın 15 inci maddesinde sağlık gözetimi ile ilgili işverenin yükümlülüklerine yer
verilmiştir. Bu madde ile sağlık gözetimi hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde önemli değişiklikler
uygulamaya konmuştur. Buna göre, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde
çalışanların, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe
başlatılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, bu sağlık raporlarının, işyeri sağlık ve güvenlik biriminde veya hizmet alınan ortak sağlık ve
güvenlik biriminde görevli olan işyeri hekiminden alınacağı belirtilmiştir. İşyeri hekimi çalıştırma
yükümlülüğü olan işyerlerindeki çalışanlar için, her hangi bir özel veya kamu sağlık kuruluşlarından
ya da aile hekimlerinden alınacak sağlık raporlarının geçerli olmayacağı, işyerinde görevli ya da
ortak sağlık güvenlik biriminden işyeri hekimliği hizmeti alınan ve İSG-Katip sistemi üzerinden
sözleşme yapılan ve onaylanan işyeri hekimlerinden alınacak sağlık raporlarının geçerli olacağı
şekilde düzenleme yapılmıştır. Ancak, 50'den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan
işyerleri için, kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de sağlık raporları alınabilir.
6331 sayılı Yasanın 16 ncı maddesinde çalışanların bilgilendirilmesi ile ilgili işverenin
yükümlülüklerine yer verilmiştir. Buna göre, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve
sürdürülebilmesi amacıyla işverenin, çalışanları ve çalışan temsilcilerini işyerinin özelliklerini de
dikkate alarak aşağıdaki konularda bilgilendireceği hükme bağlanmıştır.

a) İşyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu ve önleyici tedbirler.

b) Kendileri ile ilgili yasal hak ve sorumluluklar.

c) İlk yardım, olağan dışı durumlar, afetler ve yangınla mücadele ve tahliye işleri konusunda
görevlendirilen kişiler.

6331 sayılı Yasanın 17 nci maddesinde çalışanlara eğitim verilmesi ile ilgili işverenin
yükümlülüklerine yer verilmiştir. Buna göre;

(1) İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe
başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni
teknoloji uygulanması hâlinde verili". Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak
yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.

(2) Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir.

(3) Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde,
yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz.

(4) İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan
önce, söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma
yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilin Ayrıca, herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak
kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir.

(5) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve
güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın,
başta işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamaz.

(6) Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, iş sağlığı ve güvenliği risklerine karşı çalışana gerekli eğitimin
verilmesini sağlar.

(7) Bu madde kapsamında verilecek eğitimin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen
süre çalışma süresinden sayılır. Eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması
hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilir.
Çalışanların eğitimi ile ilgili önemli değişikliklerden birincisi, çalışan temsilcilerine özel olarak eğitim
verileceği, İkincisi ise ağır ve tehlikeli işler kavramı ortadan kalktığı için, tehlikeli ve çok tehlikeli
sınıfta yer alan işlerde mesleki eğitim almayanların çalıştırılamayacağına ilişkin düzenlemedir. İş
sağlığı ve güvenliği eğitimleri ile ilgili konu, sure, tekrar, en az eğitim sürelerine ilişkin düzenleme
ise, 15.05.2013 tarih ve 28648 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Çalışanların İş
Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ile yapılmıştır.
6331 sayılı Yasanın 20 nci maddesinde çalışan temsilcileri ile ilgi düzenlemeye yer verilmiştir. Buna
göre, (1) İşveren; işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde
bulundurarak dengeli dağılıma özen göstermek kaydıyla, çalışanlar arasında yapılacak seçim veya
seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla, aşağıda belirtilen sayılarda çalışan temsilcisini
görevlendirir:

a) İki ile elli arasında çalışanı bulunan işyerlerinde bir.

b) Eli bir ile yüz arasında çalışanı bulunan işyerlerinde iki.

c) Yüz bir ile beş yüz arasında çalışanı bulunan işyerlerinde üç.

ç) Beş yüz bir ile bin arasında çalışanı bulunan işyerlerinde dört.

d) Bin bir ile iki bin arasında çalışanı bulunan işyerlerinde beş.

e) İki bin bir ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde altı.

(2) Birden fazla çalışan temsilcisinin bulunması durumunda baş temsilci, çalışan temsilcileri
arasında yapılacak seçimle belirlenir.

(3) Çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin
azaltılması için, işverene öneride bulunma ve işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını isteme
hakkına sahiptir.

(4) Görevlerini yürütmeleri nedeniyle, çalışan temsilcileri ve destek elemanlarının hakları
kısıtlanamaz ve görevlerini yerine getirebilmeleri için işveren tarafından gerekli imkânlar sağlanır.

(5) İşyerinde yetkili sendika bulunması hâlinde, işyeri sendika temsilcileri çalışan temsilcisi olarak
da görev yapar.

6331 sayılı Yasanın 22 nci maddesinde, iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulmasına ilişkin esaslar
belirtilmiştir. 6331 sayılı Yasanın 22 nci maddesinde 50 ve daha fazla çalışanı bulunan, altı aydan
fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliği kurulunun aşağıda belirtilen
esaslara göre kurulması hükme bağlanmıştır. Buna göre;

(1) Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı
işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturur,
işveren, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygular.


(2) Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;
a) Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve
kararların uygulanması konusunda iş birliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanır.

b) Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren,
koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.

c) İşyerinde kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren, alt işverenin oluşturduğu kurula iş birliği ve
koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.

ç) Kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ve alt işverenin toplam çalışan sayısı elliden fazla ise,
koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir
kurul oluşturulur.

(3) Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun
oluşturulması hâlinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında
diğer işverenleri bilgilendirir.

6331 sayılı Yasanın 25 inci maddesinde işin durdurulmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre;

(1) İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında
çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar,
hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar
dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur.
Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan
işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi
yapılmamış olması durumunda iş durdurulur.

(2) İş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyet, iş sağlığı ve
güvenliği bakımından teftişe yetkili iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeleri yaparak, tespit
tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasına karar verebilir. Ancak tespit edilen
hususun acil müdahaleyi gerektirmesi hâlinde; tespiti yapan iş müfettişi, heyet tarafından karar
alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi durdurur.

(3) İşin durdurulması kararı, ilgili m il ki idare amirine ve işyeri dosyasının bulunduğu Çalışma ve İş
Kurumu il müdürlüğüne bir gün içinde gönderilir. İşin durdurulması kararı, mülki idare amiri
tarafından yirmi dört saat içinde yerine getirilir. Ancak, tespit edilen hususun acil müdahaleyi
gerektirmesi nedeniyle verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından aynı gün yerine
getirilir.

(4) İşveren, yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde, yetkili iş mahkemesinde işin
durdurulması kararına itiraz edebilir. İtiraz, işin durdurulması kararının uygulanmasını etkilemez.
Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Mahkeme kararı kesindir.

(5) İşverenin işin durdurulmasını gerektiren hususların giderildiğini Bakanlığa yazılı olarak
bildirmesi hâlinde, en geç yedi gün içinde işyerinde inceleme yapılarak işverenin talebi
sonuçlandırılır.

(6) İşveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya
ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle
yükümlüdür.

(7) Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve ihale ile alınan işlerde; teknolojik gelişme, iş gücü kapasitesinin
artırılması, üretim metotlarında yenilik gibi bir kısım unsurlar sağlanmadan üretim ve/veya imalat
planlarına, iş programlarına aykırı hareket edilerek üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike
oluşturacak şekilde çalışma biçimleri, işin durdurulma sebebi sayılır.

(8) İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan
beş yıla kadar hapis cezası verilir.

Ölümlü iş kazası meydana gelen maden işyerlerinde kusuru yargı kararı ile tespit edilen işveren,
mahkeme tarafından iki yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanır.
6331 sayılı Yasanın 26 ncı maddesine göre, yukarıda belirtilen yükümlülüklerin yerine
getirilmemesi durumunda; yerine getirilmeyen her yükümlülük için ve yükümlülüğün devam ettiği
her ay için idari para cezalarının uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 26 ncı madde de belirtilen idari
para cezaları önemli miktarlara ulaşabilmektedir.

6331 sayılı Yasanın 26 ncı maddesine göre uygulanan idari para cezalarında diğer bir önemli konu
da iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili düzenlemedir. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini
oluşturan iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirmeme yada Bakanlıktan yetkili OSGB'lerinden hizmet almama durumunda idari para cezalarının yükümlülüğün
başladığı tarihten itibaren uygulanacağıdır. İSG-Katip sisteminden onaylanan sözleşme tarihleri
esas alındığından yükümlülüğün başladığı tarihe kadar geriye dönük ceza uygulaması yapılmaktadır.
Ayrıca, 6331 sayılı Yasanın 25 inci maddesine göre, işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma
yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus
tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden
doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya
tamamında iş durdurulur. Çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli
kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde ise,
risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulmaktadır.

İş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyet, iş sağlığı ve
güvenliği bakımından teftişe yetkili iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeleri yaparak, tespit
tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasına karar verebilir. Ancak tespit edilen
hususun acil müdahaleyi gerektirmesi hâlinde; tespiti yapan iş müfettişi, heyet tarafından karar
alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi durdurur.

İşin durdurulması kararı, ilgili mülki idare amirine ve işyeri dosyasının bulunduğu Çalışma ve İş
Kurumu il müdürlüğüne bir gün içinde gönderilir. İşin durdurulması kararı, mülki idare amiri
tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle yirmi dört saat içinde yerine getirilir. Ancak, tespit edilen
hususun acil müdahaleyi gerektirmesi nedeniyle verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amiri
tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle aynı gün yerine getirilir.

İşveren, yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde, yetkili iş mahkemesinde işin
durdurulması kararına itiraz edebilir. İtiraz, işin durdurulması kararının uygulanmasını etkilemez.
Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Mahkeme kararı kesindir.
İşverenin işin durdurulmasını gerektiren hususların giderildiğini Bakanlığa yazılı olarak bildirmesi
hâlinde, en geç yedi gün içinde işyerinde inceleme yapılarak işverenin talebi sonuçlandırılır.
İşveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücretlerinde
bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle yükümlüdür.
Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve ihale ile alınan işlerde; teknolojik gelişme, iş gücü kapasitesinin
artırılması, üretim metotlarında yenilik gibi bir kısım unsurlar sağlanmadan üretim ve/veya imalat
planlarına, iş programlarına aykırı hareket edilerek üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike
oluşturacak şekilde çalışma biçimleri, işin durdurulma sebebi sayılır.

İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş
yıla kadar hapis cezası verilir.

Ölümlü iş kazası meydana gelen maden işyerlerinde kusuru yargı kararı ile tespit edilen işveren,
mahkeme tarafından iki yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanır. Kararın bir örneği
işverenin siciline işlenmek üzere Kamu İhale Kurumuna gönderilir ve Kurumun internet sayfasında
ilan edilir.

Ancak, maruz kalınabilecek idari para cezası veya işin durdurulması yaptırımlarından daha
önemlisi alınmayan önlemler sonucu meydana gelebilecek iş kazası ve meslek hastalıklarında
işverenlerin karşı karşıya kalacakları ceza, tazminat ve rücu davalarıdır. Bu nedenle
unutulmamalıdır ki; önlemek, ödemekten daha ucuz ve insancıldır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve
Güvenliği Yasasının getirdiği yükümlülükler yerine getirilerek; iş kazaları ve meslek hastalıkları
nedeniyle oluşabilecek can kayıpları ve maddi kayıplar önlenebilir, sağlık ve güvenliğe uygun hale
getirilen işyerlerinde ise verimlilik artar, firmanın itibarı korunur ve marka değeri yükselir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntü
    Son mesaj

“İş Sağlığı ve Güvenliği Ders Notları” sayfasına dön

  • Bilgi
  • Kimler çevrimiçi

    Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir