Sosyal Hizmetler Tüm Ünite Özetleri ATA AÖF

Cevapla
ATAAÖF
Mesajlar: 169
Kayıt: 03 Eki 2018 13:45
İletişim:

03 Eki 2018 14:04

SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE 1


Sosyal hizmet bilimi ise birey, aile, grup ve toplumun sosyal işlevselliklerini yerine getirebilmeleri, mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürebilmeleri bakımından biyolojik, psikolojik, manevi ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması, karşılanamayan ihtiyaçları için mevcut engellerin ortadan kaldırılması amacına yönelik koruyucu, önleyici, iyileştirici, geliştirici yönde müdahale etkinliğine sahip uygulamalı bir sosyal bilimdir.
Sosyal hizmet bireyin grup ve çevreyle ilgili sorunlarını çözmeye yarar.
Sosyal hizmet, Batı dünyasında 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış ve gelişmiştir.
Sosyal hizmet incelendiğinde ilk baslarda gönüllüler çalışırken daha sonraları sorunlar arttıkça gönüllüler eğitilmiş ve sosyal hizmet okuları açılmıştır.
Sosyal hizmet, bilim ve mesleğin adı sosyal hizmetler ise devletin vatandaşının esenliğini sağlamak amacıyla organize ettiği düzenli ve sistematik hizmetlerin genel bir adıdır.
Sosyal hizmet bireylerin sosyal problemlerini çözmek, onları güçlendirmek ve özgürleştirmek amacıyla faaliyet göstermektedir.
Sosyal hizmetler ise sosyal devletin temel görevleri arasında yer alan sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, sosyal yardımlar ve konut hizmetlerinden meydana gelmektedir.
Sosyal hizmet mesleği ve disiplini, bireyler arasında ırk, renk, cinsiyet, dil, din, sosyal sınıf veya herhangi bir ayrım gözetmeksizin yeryüzündeki tüm insanların haysiyet, onur ve toplumsal eşitliğini savunmaktadır. Sosyal hizmetin nihai hedefi, toplumun tüm bireylerini yakından etkileyen yoksulluk, yoksunluk işsizlik, bakıma muhtaçlık, madde bağımlılığı, alkolizm, aile içi şiddet, suçluluk vb. sosyal sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik politikalar üretmek ve uygulamaktır.

SOSYAL HİZMET KAVRAMININ 2 UNSURU:SOSYAL VE DEVLET
Sosyal Kavramının Açılımı

Sosyal kavramı, toplumsallaşma ve sanayileşmenin bir ürünü olarak kendini göstermiştir. Sosyal, “toplumla ilgili”, “toplumla ilgili olan” demektir .sosyal kavramı, insanların ülkeleriyle ve toplumla ilgili olarak topluluk halinde bir arada, birlikte yaşamalarını anlatmaktadır. Bu birlikte yaşamanın dört temel olmazsa olmaz kuralı vardır. Bunlar:

1- Ortaklaşa, topluca yaşmak.
2- Kamu yararı gözeterek yaşamak.
3- Birbirlerine karşı yararlı olup ve iyilik yaparak yaşamak.
4- İnsanca ve insanları severek yaşamaktır.

Sosyal ve sosyal olmak kavramları, öncelikle bireyin kendi tutum ve davranışlarının farkında olması, ardından aynı çevre içinde tanıdığı ve tanımadığı insanların gereksinim, beklenti ve sorunlarına karşı duyarlı olmasıdır.

Hizmet kavramının açılımı

Hizmet; alım satımı mümkün ancak maddi bir niteliği olmayan ve mal olarak tasnif edilemeyen, belirli bir fiyatı olan ve fayda sağlayan, soyut iktisadi faaliyetler veya işlemler bütünü olarak tanımlanabilir.Daha geniş bir açılımla hizmet sektörü, fiziki varlığı olmayan ya da neticesi maddi olarak ortaya çıkmayan; üretildiği anda tüketilen; beslenme, barınma ve seyahat gibi insan ihtiyaçlarının doğrudan veya dolaylı olarak giderilmesine yönelik beşerî faaliyetlerin üretilip organize edildiği sektördür.
Ekonomide ürünler, bir dizi hizmet sonucu elde edilir, hizmetler ortadan kaldırıldığında ürüne ulaşmak mümkün değildir.Hizmetin özelliklerini şu şekilde belirleyebiliriz:
• Soyut işlemlerdir.
• Dayanıksız ve kısa vadelidir.(Hizmet alındığı zaman dilimi içinde geçerlidir.)
• Heterojen bir yapısı vardır.(Şartların değişmesiyle farklı bir hizmet sergileyebilir.)
• Üretim-tüketim ilişkisi eş zamanlıdır.(Hizmet üretilip tüketildikten sonra değerlendirilir.)
• Arz-talep ilişkisi değişkendir.(Talepler şartlara,mevsimlere,kişilere ve çeşitliliğe göre
Hizmet kavramının toplumda üstlendiği fonksiyonu ve ihtiva ettiği alanı bilmek, sosyal hizmet kavramının daha kolay anlaşılmasına yardımcı olacaktır.Sosyal hizmet(ler), bu çerçeveden bakıldığında sosyal alanda ihtiyaç duyulan hizmetlerin bütünüdür diyebiliriz. Psiko-sosyal yönden muhtaç insanlara yönelik danışmanlık, rehberlik, destek ve telkin hizmetlerinin bütünü, bu yönüyle sosyal içerikli hizmetlerdir.


SOSYAL HİZMET VE SOSYAL HİZMET KAVRAMI

Sosyal hizmet, insanların yardımsız çözemedikleri, bireysel ve toplumsal sorunlarının çözümü için geliştirilen profesyonel bir meslek ve disiplindir
Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliği ve Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu sosyal hizmeti “insan hakları ve sosyal adalet ilkelerini temel alan; sosyal değişimi destekleyen, insanların iyilik durumunun geliştirilmesi için insan ilişkilerinde sorun çözmeyi, güçlendirmeyi ve özgürleştirmeyi amaçlayan ve bunun için insan davranışına ve sosyal sistemlere ilişkin teorilerden yararlanarak, insanların çevreleri ile ilişkilerine müdahale eden bir meslektir” biçiminde tanımlayarak mesleğin uluslar arası tanımı üzerinde anlaşmaya varmıştır.
Sosyal hizmet, toplumun bütün üyelerine değil, belirli özel gereksinim içinde bulunan bireylerine ve gruplarına yoğunlaşmaktadır. Mesela korunmaya muhtaç çocuklar, acezeler (düşkünler), özürlüler (engelliler), etnik gruplar, azınlıklar, belirli meslek grupları (hayat kadınları, mevsimlik işçiler vb). Bu yönüyle sosyal hizmet, adı geçen kişi ve grupların toplumda uyumlu, verimli ve huzurlu yaşayabilmeleri için sunulan hizmetlerdir.

Sosyal Hizmetin Sorunsalı,Amacı ve Hedefleri
Sosyal hizmetin temel sorunsalı, insanın ve toplumun değişmesi ve gelişmesidir. Sosyal hizmet açısından bu amaçlar:
1. Sosyal hayat içindeki insanın etkililiğini sağlamak,
2. İnsanın kendi hayatı ve kaynakları üzerinde denetim sahibi olmasına ve karar vermesine imkân sağlamak,
3. İnsanın kendi gücünü ve egemenliğini kullanmasına imkân sağlayarak, üretkenliğini ve dirilişini harekete geçirmek,
4. Çoğulcu ve katılımcı demokratik toplum yapısı içinde insanca yaşama ve gelişme şartlarını geliştirmek,
5. Çoğulcu etkileşim dinamiği içinde; insanın ve toplumun gelişme düzeyini, ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını ve sorun çözme yeteneklerini arttırarak hayat kalitelerini yükseltmek, hür ve saadet içinde huzurlu bir hayat sürmelerine yardımcı olmaktır.

Bir Bilim Olarak Sosyal Hizmet

Sosyal hizmet bilimi ve mesleği, sosyal varlık olarak insanın analizi ile işe başlamakta ve üç ana problem üzerinde odaklaşmaktadır.
1.çevresi içinde birey yaklaşımı doğrultusunda, bireyin sosyal çevre içerisindeki uyumsuz davranışlarının nelerden kaynaklandığını tespit ederek,bunların giderilmesidir.
2.normal olmayan sosyal yapı ve çevrelerin varlığı ve bunların düzeltilmesidir.
3.birey, aile, grup, topluluk ve toplumların esenlik ve mutluluklarını engelleyen risk durumlarının ortadan kaldırılmasıdır
Sosyal hizmet, insanın ve toplumun gelişmesinin bütüncül bilgisine ulaşmayı amaçlamaktadır. sosyal hizmet, insanın ve toplumun gelişme ve değişmesinin dinamiği ve yasaları konusunda gelişme düşüncesi ve bilgisi ile insanın toplumsal etkililiğini geliştirme yaklaşımı, yöntemi ve uygulaması konularında bilgi üreten bir bilim dalıdır.

Sosyal Hizmet ve Sosyal Çalışma İlişkisi

Bir meslek unvanı olarak “sosyal çalışmacı” kavramının ilk kez Almanya’da 1918 yılında kullanıldığı iddia edilmektedir.Bunun yanında bir bilim ve meslek dalı olarak “sosyal çalışma” kavramının yine Almanya’da 1925 yılında telaffuz edildiği bilinmektedir.Gençlik hizmetleri sunmak için erkek ve kadınlar tarafından oluşturulmuş bir derneğin kamu yararına yönelik olarak hazırladığı program, “sosyal çalışma” olarak adlandırılmıştı.Jeanette Schwerin tarafından 1894 yılında kurulan ilk “Sosyal Yardım Çalışması İçin Kız ve Kadın Grupları” ismi altındaki dernekler, çalışan personeli için “kadın sosyal işçileri(çalışanları)” unvanını vermişti.Alice Salomon tarafından 1908 yılında Berlin’de kurulan din ve mezhepler üstü iki yıllık “Sosyal Kadınlar Okulu”nda ilk kez “Kadın Sosyal Meslek İşçileri”yetiştirilmiştir.

Sosyal Hizmetler Kavramının Tanımlanması
Sosyal hizmetler “insanların sağlık ve iyilik hallerinin geliştirilmesinde, insanların başkalarına bağımlı olma hallerinin önlenmesinde ve kendilerine daha yeterli hale gelmelerinde, aile bağlarının güçlendirilmesinde, bireylerin, ailelerin, grupların veya toplulukların sosyal işlevlerini başarıyla yerine getirebilmelerine yardımcı olmak amacıyla sosyal hizmet uzmanları ve diğer profesyonel elemanlar tarafından gerçekleştirilen etkinlikler bütünüdür.
Görüldüğü üzere sosyal hizmet, daha çok bir bilim ve meslek dalı olarak anlaşılmaktadır. Hâlbuki sosyal hizmetler, bu bilim ve mesleğin uygulandığı disiplinlerarası daha geniş bir alana hitap etmektedir. Diğer bir deyişle sosyal hizmetler, sosyal devletin temel görevleri arasında yer alan sosyal refah; sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, sosyal yardımlar, konut hizmetleri ile insan vakarına uygun ve mutlu bir hayat sürmeleri için devletin özellikle muhtaç vatandaşlarına sunduğu kamusal hizmetlerin bütünüdür.


Sosyal Hizmetlerin Yaygınlaşması
Kişilerin hayat kalitesini yükseltmeye yönelik çabalarıyla sosyal hizmetlerin konumu gittikçe önem kazanmaktadır. Bunun başlıca beş sebebi vardır:
1. Niceliksel Talep:Hızlı toplumsal değişime paralel olarak değişik sosyal gruplar, iktisadi ve psiko-sosyal sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların giderilebilmesi için, daha çok sosyal hizmet uzmanına ihtiyaç duyulmaktadır.

2. Niteliksel Talep:Sosyal hizmetler, sadece tehlike altında olan sosyal sorunlu çocuk ve gençlerle ilgilenmemektedir. Sosyalleşme alanlarının hemen hepsinde sosyal hizmet müdahalelerine artık ihtiyaç duyulmaktadır.

3. Tedbire İhtiyaç Duyulması:Sosyal risk teşkil edebilecek olayların ve olguların önüne geçmek, tedbir almak, risk gruplarına yönelik özel koruyucu sistemler geliştirmek ve hayatla mücadelede destek hizmetleri sağlamak modern sosyal hizmetlerin yeni görevlerindendir.

4. Kurumsal ve Sektörel İhtiyaç:Post-modern dünyada ve bilgi toplumlarında sosyal hayat ve ilişkiler gittikçe karmaşıklaşmaktadır.Bu çerçevede siyaset,bürokrasi, sağlık, eğitim ve endüstri ilişkileri alanlarında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar, sosyal hizmet elemanları istihdam etme ihtiyacı duyacaktır .

5. Müstakil Bilim ve Mesleğin Ortaya Çıkması: Sosyal hizmetlere daha çok ihtiyaçduyulması ile birlikte sosyal hizmetin bilimsel ve mesleki formasyonu da güçlenecektir.

Sosyal Hizmet Uzmanlarının Fonksiyonları ve Görevleri
Sosyal hizmet uzmanları, ekonomik politikalarla, bu politikaların ortaya koyduğu eğitim, sosyal güvenlik, sağlık ve sosyal hizmet mevzuat ve uygulamalarının, birey ve toplum yaşamına yansımalarını, sosyal sorunların sebep ve sonuçlarını, bilimsel olarak ele alırlar.
Yoksulluk, işsizlik, suçluluk, bakıma ve korunmaya muhtaçlık, çocuk, kadın ve yaşlı ihmali ve istismarı, şiddet, aile içi problemler, gençlik sorunları, göç, kentleşme, yabancılaşma, kültür erozyonu, kuşaklar arası iletişim problemleri, kronik hasta ve yakınlarının sorunları, engelli bireyler ve ailelerinin sorunlarının sistematik olarak teşhis edilmesi ve bu sorunların çözümüne yönelik yerel, ulusal ve ulusal üstü alanda sosyal hizmet mesleğinin temel yöntemleri ile çoklu bakış açısının kullanılması, sosyal hizmet uzmanlarının mesleki odağını oluşturmaktadır.
Sosyal hizmet uzmanları, sosyal sorunların çözümünde, bireyle çalışma, grupla çalışma ve toplumla çalışma yöntemlerinin yanı sıra toplum kaynaklarını harekete geçirme, savunuculuk, öğreticilik, eğiticilik, danışmanlık, vaka yöneticiliği, iş gücü yöneticiliği, iş gücü yetiştiriciliği, idarecilik, değişim ajanlığı ve uzmanlık rollerini yerine getirirler.
Uzmanların asıl amacı refahı sağlamaktır.

Sosyal Hizmet Alanına Kazandırılan Kavramlar
Satıcı-müşteri, hekim-hasta veya avukat-müvekkil ilişkilerinde kullanılan kavramlar bu şekilde sosyal hizmetlere de kazandırılmış oldu. Bunların başında müvekkil,olay ve teşhis gelmektedir:
Müvekkil:Herhangi bir avukata hür iradesiyle giden bir kişi,ondan hukuki sorunlarının çözümünde yardım,destek ve koruma ister. Benzer bir şekilde sosyal yardım talebinde bulunan bir kişi de sosyal çalışmacının gözünde bir müvekkil olarak görülebileceği düşüncesi yerleşmeye başladı.
Olay:Hukuk dilinde sık sık kullanılan olay kavramı da sosyal hizmet alanına girmiştir.Her bir bireyin durumu veya sorunu,çözülmesi gereken bir olay olarak değerlendirildi.
Teşhis:Tıp dünyasından sosyal hizmet alanına geçen teşhis kavramından,sosyal çalışmacının müvekkiline ait şahsi sosyo-ekonomik ve biyografik bilgileri derleme,yorumlama ve değerlendirme ehliyeti anlaşılmaktadır.
Müvekkil kavramı, sosyal danışmanlık hizmetleri sonucunda çözüm üretmekte kendi kendine yeterli olması gereken bireyin durumunu tam olarak yansıtamamaktadır. Müvekkil yerine ''müracatçı '' da denir.

Sosyal Hizmetlerin Temel İlkeleri
1.Sosyal hizmetlerin yürütülmesi ve sunulmasında din, dil, ırk, cinsiyet, mezhep, siyasi düşünce,sınıf ve bölge farklılığı gözetilemez; hizmet sunumunda hiçbir kişiye, aileye, gruba veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.
2.Sosyal hizmetlerden yararlanmak her vatandaşın ve her ferdi hakkıdır. Bu haktan yararlanma birey, aile, grup ve toplumların ihtiyaç önceliklerine ve ihtiyacın derecesine göre gerçekleştirilir.
3.Sosyal hizmetlere ilişkin faaliyet ve programlar, devletin denetim ve gözetiminde, özel sosyal hizmet kuruluşları ile halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür.
4.Sosyal hizmetlerin sunumunda insan haysiyet ve şerefine saygı gösterilerek özel hayatın gizliliği korunur ve bireyin kişilik haklarının ihlal edilmesine izin verilmez.
5.Sosyal hizmetler alanında faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanarak mevcut kaynakların en verimli şekilde kullanılması için güç birliği yapılır.
6.Sosyal hizmet faaliyet ve programlarının coğrafik ve fonksiyonel görev alanlarının ve yurt sathında dengeli dağılımının görev boşluğu bırakılmayacak şekilde ve toplumun ihtiyaçları göz önünde tutularak planlanması ve düzenlenmesi esastır.
7.Çocuğun öncelikle ailesi veya bir aile yanında bakılması esastır.
8. Hizmet ve uygulamalarda koruma kapsamına alınan kişilerin bedenî,hissî,zihnî ve ahlaki yönleri itibari ile dengeli bir şekilde gelişmiş,kendine saygılı ve güvenli,insan haklarına saygılı,çevresine duyarlı,iletişim becerisine sahip,sosyal sorumluluk taşıyabilen fertler olarak yetişmelerinin sağlanması ve bir iş ve meslek sahibi olmalarının gerçekleştirilmesi esastır.
9.Koruyucu hizmetlerden yararlandırılmasına karar verilen çocuklara hizmet veren sosyal hizmet kuruluşlarının,çocuğun yüksek yararı göz önünde tutularak,0–18 yaş sürekliliği ve kardeşlerin bir arada bulunduğu mahalde,öz ailesinin diğer bireyleri ile ilişkilerini sürdürmesine imkân tanıyan bir şekilde yapılandırılması sağlanır.
10.Çocuk haklarının yaşama,gelişme,korunma ve katılım ilkelerinin hayata geçirilmesinde sektörlerarası işbirliği esastır.
11.Başta yaşlılar ile özürlüler olmak üzere sosyal hizmetlere ihtiyaç duyan tüm fertlerin hayatlarını öncelikle bulundukları ortamda sağlık,huzur ve güven içinde sürdürmelerinin sağlanması esastır.
12.Fonksiyon kayıpları sebebiyle normal hayatın gereklerine uyum sağlayamayan yaşlı ile özürlülerin toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmalarını sağlayıcı beceriler kazandırarak üretken hale gelmelerini sağlamak,bunlardan kendi kendilerine yeterli olamayanların sosyal hizmet kuruluşlarında sürekli bakım altına alınması maksadıyla gerekli her türlü önlemi almak ve düzenleme yapmak esastır.

Sosyal Hizmet ve Sosyal Sorunlar İlişkisi
Toplumu ilgilendiren sorunlar sosyal sorunlardır.Dün özel alana girdiği düşünülen sorunlar,sosyal sorunlar kapsamına girmezken bugün aynı sorunlara bir sosyal anlam yüklenebilmektedir.Mesela sosyal bakım hizmetlerinin kurumsallaştırılmasından önce evde yaşlı bakımı,aile içinde çözülmesi gereken özel bir sorundu.Bir olayın veya olgunun gerçek anlamda sosyal sorun olabilmesi için,bazı şartların daha öncedengerçekleşmişolmasıgerekmektedir.Sorunlar,insanı ilişkiler çerçevesinde yaşandığı sürece özel ve mahremdir.Ne zaman ki şahsi bir sorun,toplumu da ilgilendirir hâle gelmekte,o zaman o şahsi sorun,özel olmaktan çıkmakta ve sosyal bir boyut kazanmaktadır.Görüldüğü üzere sosyal sorunlar, çok sayıda kişiyi etkileyen, çevre şartlarından doğan ve toplumun sosyal adalet, sosyal denge, sosyal barış, sosyal gelişme, sosyal refah ve sosyal bütünleşme gibi üst düzey hedefleri ve değerlerinin zedelendiğinde ortaya çıkan bir durumdur.Sosyal sorunun oluşumu için şu altı ihtimal esas alınmalıdır:
1. Toplumun büyük bir kısmı arasında çatışma yaşanması,
2. Çatışmanın zıt grupları karşı kaşıya getirmesi,
3. Çatışma, toplumun değerleri tarafından iyi-kötü veya doğru-yanlış şeklinde ifade edilmeli,
4. Çatışma sosyal kurumların, sosyal kuralların ve birbiriyle ilişkili grupların değişimini zorlamalı,
5. Yönetime karşı duruş sebebiyle siyasi sistemin istikrarını tehdit etmeli,
6. Ahlaki kriterlerin yozlaştırılmasına yönelik olarak toplumda duygusallık oluşturmalıdır.
Örneğin;iç göçler,gecekondulaşma,fakirlik,yolsuzluk,cehalet,toplumsal şiddet,sokak çocukları ve değişik sosyal grupların kendilerine mahsus problemleri,genel sosyal sorunlar olarak burada ele alınabilir.
Sosyal sorunların nedenleri:
-Maddi sorunlar
-İlişkilerde sorunlar
-Güç dengesinde sorunlar
-Değerler sorunları
Sorunların çözümü için üretilen sosyal politikaların uygulayıcısı konumunda olan sosyal hizmet uzmanları, sorun belirleme, fikir üretme, çözüm yöntemleri geliştirme, müdahale etme, iyileştirme sağlama, sonuçları değerlendirme ve analiz etme aşamalarında aktif rol almak durumundadır.


SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE 2

Bir meslek ve disiplin olarak sosyal hizmet,mikro boyutuyla sosyal psikoloji ve sosyal pedagoji,makro boyutuyla sosyoloji ve sosyal politika ile yakından ilgili bir bilim dalıdır.Sosyal hizmetler,kişilerin sosyal rehabilitasyonu gibi,çözüm odaklı müdahale yöntemlerine ihtiyaç duyduğu için,sosyal politikaların geliştirdiği araçları kullanmak mecburiyetindedir.
Bugün modern sosyal hizmetler, sosyal sistemleri, sosyal sorun ve eylem alanlarını araştıran bir disiplin olmanın yanında sosyo-kültürel yapıdan kaynaklanan bireysel sosyal sorunların çözümüne odaklanmış müstakil eylemler içeren bir meslektir.

Bir Meslek ve Disipln Olarak Sosyal Hizmet ve Multidisiplinerliği

Sosyal hizmet hem bir meslek hem de bir disiplindir.Meslek olarak;“Bireyin karar verme özgürlüğünü kendi yararına kullanması açısından bilinçlenmesinde ve yaşadığı çevrenin değişen sosyo-ekonomik koşullarına ve normatif sistemine uyum sağlayarak toplumda verimli bir unsur olması yönünden gerekli olan değişmenin yaratılmasında müdahale edebilecek bilgi, yöntem ve becerilere sahip ve hatta bu tür bir müdahaleye yetkisi olan bir meslektir.Bir mesleğin meslek olabilmesi için şu beş temel unsuru tamamlaması gerekir:
Sistematik kuram:Profesyonellerin soyut ilkeleri temel alan bilgiye sahip olması,eylem gerektiren işlemleri yerine getirmesi ve yoğun bir formel eğitimin olması.
Otorite:Meslek elemanlarının verdikleri hizmetlerin kapsamı ve doğası hakkında anlamlı düzeyde denetime sahip olmaları.
Toplumun onayı:Her meslek otoritesinin toplum tarafından kabullenilmesini,onaylanmasını ve güçlenmesini ister.
Etik kurallar:Meslek elemanlarının açık,sistematik,geçerli ve topluma hizmet verme yönelimli davranış standartlarına sahip olması ve işbirliğine dayalı,eşitlikçi ve destekleyici ilişkiler kurması gerekir.
Meslek kültürü:Her mesleğin kendine has davranış,anlayış ve çalışma biçimi vardır,meslek kültürümeslek elemanlarının işine yüksek düzeyde bağlılığını gerektirir.
Sosyal hizmet mesleği bu ana kriterleri yerine getiren,kuramsal ve uygulama yönleri bulunan modern bir meslektir.Doğrudan sorun çözmeye yönelik olmak,uygulamaya dönük olmak ve bireyi bir bütün olarak ele almak gibi üç temel özelliği vardır.Bu üç temel özellik onu diğer mesleklerden farklı kılar.
Sosyal hizmet bir disiplin olarak ele alındığında;kendi çalışma alanı için bilgi üretmesi,kavramsal ve kuramsal temellerini oluşturmuş olması,kendi yöntemlerini üretebilmesi ve ilkelerini evrenselleştirmesi dolayısıyla bir disiplindir.Sosyal hizmet
bağımsız bir sosyal bilim dalı olarak kendini kanıtlamıştır.
Disiplin nedir?Kelime olarak baktığımızda;“bireye kolektif olma şuurunu veren ahlakî kaidelerin bütünü,sosyal sistemin devamı ve bekası için sosyal hayata veya çalışma hayatına yönelik normların ve cezaların bütünü”,bilim olarak baktığımızda ise;uzmanlık gerektiren bir bilim dalı,kullandığı teknik,araç,yöntem ve terminoloji bakımından diğerlerinden ayrılan alt bilim olarak tanımlayabiliriz.Sosyal hizmetin bir meslek ve bir disiplin olması,ilgi odağının geniş olması ve insanlarla bütüncül bir anlayışla çalışması disiplinler arası özellikler taşıdığını gösterir.Önce bir meslek olarak ortaya çıkan sosyal hizmet,bilim niteliğini kazanıncaya kadar diğer sosyal bilimlerin yöntem,teknik ve teorilerinden yararlanarak kendi bilimsel kurgusunu oluşturmuştur.Sosyal hizmet disiplininin bir sosyal bilim dalı olması ve öteki sosyal bilimlerden bağımsızlığını kazanmış bulunması onun iki önemli niteliğidir.
Multidisiplinerlik;bilimsel bir sorunun veya konunun araştırılması ve değerlendirilmesi maksadıyla farklı disiplinlerden oluşan bilim adamlarının,diğer bilim dallarına ait yöntem ve terminolojiden ciddi bir şekilde yararlanmadan birlikte çalışmalarıdır.Disiplinlerarası bilimsel işbirliğine rağmen her bir disiplin kendi değer ölçütlerine göre araştırdığı konuyu tanımlar ve çözüm üretir.Multidisipliner işbirliği,bilimsel bir konunun dış yansımalarının kendi bilim alanıyla sınırlı olması durumunda faydalıdır.Sınırlandırmanın mümkün olmadığı durumlarda disiplinler arası işbirliğine gidilir.
Disiplenlerarasılık;bir bilim dalının,başka bir bilim dalının duruşunu,düşüncelerini,bilimsel yöntemlerini ve bilgilerini kendi amaçları doğrultusunda değerlendirerek nihaî ve bütüncül bir netice elde etme çabasıdır.
Örneğin;Bir arkeologun,ölmüş hayvan ve bitki türlerine ait elde edilen sonuçlardan geniş kapsamlı bir değerlendirme yapabilmesi için,zoolog,botanik uzmanı ve jeoloji uzmanı ile birlikte çalışması.
Sosyal hizmet uygulamaları bütün diğer meslek uygulamaları gibi değer,amaç,yaptırım,bilgi ve yöntem birliğinden meydana gelir.Bu parçaların hiçbiri sadece sosyal çalışmaya özgü değildir.Bunlar diğer disiplinlerle ortak çalışmalar veya diğerlerinden alıntılar yaparak olgunlaşmaktadır.
Sosyal hizmet;hedef kitlesine uygulayacağı tüm mesleki uygulamalarının bilgi üretimini ve neyi nasıl yapacağını belirleyen kuralları sosyal politikadan,toplumla ilgili bilgileri sosyolojiden,bireyle ilgili bilgileri psikolojiden,grup içinde bireyle ilgili bilgileri sosyal psikolojiden,faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı kaynakları ekonomiden,kültürle ilgili bilgileri antropolojiden,
yaşlıların sosyal ve tıbbi sorunlarına karşı çözüm ve uygulamaları sosyal gerontolojiden,hizmet alanı ile ilgili tüm kanuni çerçevesini hukuktan,eğitim ve toplumdan dışlanmış gençlerin topluma kazandırılmasını sosyal pedagojiden alır.
Sosyal hizmet ilgili disiplinlerden yararlanması,onların bilgi ve bulgularını kullanmasının yanında bütün bu disiplinlerden şu üç temel noktada ayrılır:
1. Sosyal hizmetin odağı toplumsaldır ve sorun çözmeye yöneliktir.
2. Sosyal hizmet uygulamalı bir meslektir.
3. Sosyal hizmet insanı bütün olarak ele alır.
Sosyal hizmetin ilgi alanı;yoksulluk,yoksunluk,gecekondular,evsizlik,yaşlılık,fiziksel ve zihinsel özürlülük,işsizlik,aile içi şiddet, ihmal ve istismar,geçim zorluğu,maddi sorunlar,fakirlik,yalnızlık,sosyal dışlanmışlık,yabancılık,cinsiyet eşitsizliği,psikolojik sorunlar,kişilik bozuklukları,depresyon,travma ve stres,uyuşturucu madde ve alkol bağımlılığı,kumar ve benzeri konulardır.Hedef kitlesi ise;özürlüler ve yoksullar,yardıma muhtaç kişiler,çocuklar,gençler,yaşlılar,aileler,bakıma ve korunmaya muhtaçlar, işsiz ve muhtaç yetişkinler,mülteciler,tutuklular ve tüm risk gruplarıdır.


SOSYAL HİZMETLERİN DİĞER DİSİPLİNLERLE OLAN İLİŞKİSİ
Sosyoloji İle Sosyal Hizmet İlişkisi

Sosyoloji, genelde toplumsal boyutuyla olması gerekenden ziyade var olan üzerinde durmakta ve sosyal olaylardan ziyade sosyal olgulara yoğunlaşmaktadır.
Sosyoloji: Toplum içindeki bireyi, aileyi, grupları, kurumları, bunlar arasındaki ilişki ve etkileşimleri yine bunlardan ayrı ayrı veya müştereken kaynaklanan sorunları bağlantılar kurarak inceleyen bir bilimdir.
Toplum:Belli bir coğrafya parçası üzerinde yer alan,sosyal gereksinimlerini karşılamak için etkileşen,ortak bir kültürü paylaşan çok sayıda insanın oluşturduğu bir birliktelik ve işbölümü olan bir insan topluluğudur.
Sosyal Olay:Toplum içinde meydana gelen,başlama ve bitiş noktaları belirli olan birden fazla kişiyi ilgilendiren bir oluşumu ve değişimi ifade etmektedir.
Sosyal olgu:Genellikle başlangıç ve bitiş zamanı bilinmeyen,nerede başlayıp nerede bitebileceği kesin olarak tespit edilemeyen bir sosyal oluşum ve değişimi ifade eder.Tek tek meydana gelen sosyal olayların genel bir ifade tarzıdır.İki kişinin evlenmesi bir sosyal olay,evlilik olaylarının hepsi sosyal olgudur.
Sosyal kurum:Birbirleriyle sosyal ilişki ve etkileşim halinde bir arada bulunan insanların,toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini ve bu davranışların kurallarını belirleyen,kişilere belli şekillerde davranışlarda bulunması için zorlayıcı etkide bulunan, aralarında birlik ve bütünlük olan,uyumlu ve örgütlü
bütünlerdir.Aile,eğitim,din,hukuk,ekonomi,yönetim,devlet kurumları gibi.
Sosyal ilişki:Birbirinden haberdar olan en az iki insan arasında belirli bir süre devam eden,anlamlı ve belirli amaçlar içeren sosyal bir bağdır.
Sosyal Yapı:İçinde sosyal ilişkilerin sosyal olayların meydana geldiği,sosyal grupların ve kurumların yer aldığı,nüfus ve yerleşim tarzının şekillendirdiği,toplumun şekil ve çevresi ile ilgili dış görünüşe sahip olan bir sosyal varlıktır.
Sosyal Grup:Belli ortak özelliklere sahip,bazı ortak gereksinimlerini veya beklentilerini karşılamak veya tamamlamak için bir araya gelen,bir varlık veya ünite olduklarının farkında olan,aynı değerleri,idealleri,fikirleri,hedefleri veya maddi nesneleri paylaşan,belli bir zaman süreci içinde birbirleriyle etkileşimde bulunan,müşterek bazı sosyo-kültürel aktiviteler düzenleyen, etkileşim ve ilişki içinde bulunan iki veya daha fazla kişinin meydana getirdiği göreli bir sürekliliği olan insanlar topluluğudur.

Örneğin;•Alıcı ile satıcının ilişkileri sadece ekonomik bir olay değildir. Davacı ile davalının arasındaki olay da sadece hukuki bir olay değildir. Bu olayların bir de sosyal boyutu vardır. Sosyologlar suçluya değil, suçluluk konusuna eğilirler ve toplumsal şartların suç üzerindeki etkisini araştırırlar. Sosyal hizmet ise; suçluyu ve onu suça iten sebepleri inceler. Olayı bir bütün olarak ele almak gerekirse hem suç ve hem de suçlunun araştırılması olayı kökünden çözecek, her iki disiplin ortak çalışma durumunda kalacaklardır.

Sosyoloji bireyi toplum içinde ele alarak toplumsal davranışlarını inceler ve değerlendirir.Auguste Comte sosyoloji;İnsan toplumunun ussal oluşumunun ve etkinliğinin araştırılması olarak tanımlar. Sosyolojinin özelliklerine değinmek gerekirse;pozitif bir bilim olan sosyoloji ferde ait sorunlarla ilgilenmez.Olması gerekenden ziyade olanı inceler,sosyal olaylar arasında sebep sonuç ilişkisi araştırır.Bu determinist yaklaşımı ile,olaylar arasındaki benzerliklerden yola çıkarak genellemelere gider,sosyal olayları çok yönlü ve çok faktörlü olarak ele alır,sosyal olayları inceler ve sonuçlar için çözümler üretir,bilimsel araştırmalarını kendi geliştirdiği metot ve yöntemlerini uygulayarak sonuçlandırır.
Sosyal Hizmet Sosyolojisi:Sosyal hizmetler uygulamalarıyla yakından ilişkili olan birey,aile ve grup ve toplumların psiko-sosyal sorunlarını konu edinen sosyolojiye yakın disiplinidir.Teorik ve pratik boyutlarıyla sosyal hizmetlerin ilgi alanına giren konuların sosyolojik verilerle desteklenmesi ve sosyolojik bir bakış açısı içerisinde incelenmesine imkân tanıyan bir bilim dalıdır.
***Her iki alanın hedef kitleleri arasında da ciddi örtüşmeler görülmektedir.
***Sosyoloji olayların nedenlerini,sosyal hizmet ise nasıllarını inceler.
***Yoksulluk,aile,grup,grup içinde birey,toplum,şehirleşme,göç ve gecekondulaşma,işsizlik,ayrımcılık,eşitsizlikler,sosyal çevre, sosyal sınıflar,toplumsal cinsiyet,hastalık,sağlık,engellilik,sosyal sorunlar gibi konular her ikidisiplinin ortak ilgi alanlarıdır.
***Sosyoloji sadece toplumdaki normal davranışları değil sapkın davranışları da inceler.
Sosyologlar suçluya değil,suçluluk konusuna eğilirler ve toplumsal şartların suç üzerindeki etkisini araştırırlar.Sosyal hizmet ise;suçluyu ve onu suça iten sebepleri inceler.Olayı bir bütün olarak ele almak gerekirse hem suç ve hem de suçlunun araştırılması olayı kökünden çözecek,her iki disiplin ortak çalışma durumunda kalacaklardır.Sosyoloji toplumsal yapı ve ilişkileri inceler.Geliştirdiği sistem,metot ve modellerle bu ilişkilerin çıkış sebeplerini ve yol açacağı problemleri tespit ederek adeta bir “durum tespiti” yaparken;sosyal hizmet,toplumdaki doğuştan veya sonradan mağduriyete uğramış,fiziksel engelleri olan veya yoksul duruma düşen birey veya grupları normal hayata döndürmek üzere “destekleyici,önleyici,iyileştirici,rehabilete ve tedavi edici”müdahale yöntem ve uygulamaları ile bu risk gruplarına destek olmaya çalışır.


Sosyal Politika ile Sosyal Hizmet İlişkisi

Her disiplin kendi açısından farklı sosyal politika tanımları yapar.Mesela; sosyologlar için sosyal politika, sosyal sorunların belirlenmesi ve bunların mahiyeti hakkında bilgi toplama, sosyal hizmet uzmanları için ise bu sorunların çözümünde rol alma vardır.
Sosyal Politika ilk kez 19.asrın ikinci yarısında Almanya'da ortaya çıkan,değişik sosyal grupların sosyal sorunlarını ele alan ve bunlara çözüm getirmek isteyen bir kavramdır.Özellikle sanayi devrimi sürecinde gün ışığına çıkan işçi sorunlarıyla birlikte önem kazanmıştır.Bunun için,bazı bilim adamları sosyal politikayı,"sınıflar arasındaki savaşımları,çelişkileri ve dengesizlikleri gidermeye,uyum sağlamaya dönük bir bilim dalı"olarak tarif etmişlerdir.
Sosyal politika,genelde toplumun değişik sosyal kesimlerinde ortaya çıkan muhtelif sosyal sorunları ortadan kaldırmayı ve herkesin sosyal refahını temin etmeyi ve yaygınlaştırmayı hedefleyen tedbirler ve uygulamalar ile çalışma hayatının yanında sosyal hayata yönelik düzenleyici ve iyileştirici politikaların bütünüdür.Sosyal politika,iktisadi faaliyetlerin,bazı sosyal kesimlerde doğurduğu maddi olumsuzlukları ve sosyal adaletsizliği gidermeyi hedef alan,sosyal hayatın ve iktisadi düzenlemelerin sosyal ahlak esaslarının şemsiyesi altında dizayn edilmesi gerektiğini ileri süren bir bilim dalıdır.Toplumun bağımlı veya bağımsız çalışanların yanında iktisadi ve psiko-sosyal yönden güçsüz olan ve özel olarak korunması gereken sosyal kesimlerin himaye edilmelerini öngören,bunun için sosyal politikalar üreten,sorgulayan ve uygulayan sosyal bir bilim dalıdır.
Politika ise;ekonomik bakımdan bağımlı ve güçsüz insanları korumaya dönük devlet tarafından alınan önlemler ve bu önlemleri güvence altına alan hak ve özgürlüklerdir.Dar anlamda sosyal politika;işçi sınıfına ve onun temel sorunlarına yönelik,geniş anlamıyla sosyalekonomik hak ve özgürlüklere dayalı ve herkes tarafından hayata geçirilmek üzere oluşan toplum politikalarıdır.Geniş anlamda ele alındığında sosyal politikalar sosyal hayatın bütününe ilişkin olup bu kavramın içerisine köylülüğün sorunlarından,toplumdaki grupların bütünleşmesine kadar pek çok konu girebilir.

Sosyal Hizmet Politikası:Sosyal hizmet politikası,sosyal hizmetlerinin düzenli,rasyonel,yaygın ve etkili bir biçimde oluşturulması,geliştirilmesi,yürütülmesi,sosyal hizmet ihtiyacının karşılanması ve bir sistem içinde uygulanmasına yönelik alınması gereken tedbir ve önlemlerin bütünüdür.Sosyal hizmet,teorik ve uygulamalı sosyal politika biliminin bir alt kolu olarak hizmet odaklı bir bilim dalıdır.Sosyal sorunların analiz edilmesi,bu sorunların altında yatan gereksinimlerin belirlenmesi ve bu gereksinimlerin karşılanmasına yönelik politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi süreçlerinde sosyal hizmet,sosyal politika disiplininden büyük ölçüde yararlanmaktadır.Her iki disiplinin temel çalışma ve uygulama alanları ile hedef kitlelerine baktığımızda aynı konular üzerinde yoğunlaşarak, sosyal politika sebep,sonuç,koruyucu,önleyici ve fıtri yaklaşımlarla politika üretirken,sosyal hizmet bu politikalar çerçevesinde uygulama gerçekleştirmek suretiyle toplumun sosyal refah düzeyini artırmayı amaçlamaktadırlar.

Sosyal politika, dar anlamda sosyal hizmet yoksunluklarının giderilmesinde önemli bir işlevi yerine getirmektedir.

Sosyal Güvenlik ve Sosyal Hizmet İlşikisi
Sosyal güvenlik sisteminin temelinde insanın temel gereksinimlerinden birini oluşturan,geleceğini güvence altına alma ya da yarınından emin olma gereksinimi vardır.Avrupa’da 19.yüzyıldan beri aktif bir şekilde var olan,Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızla gelişen ve son yarıyılda hayatın tüm alanlarına yayılarak çok ilerleme kaydeden sosyal güvenlik sistemi ülkemizde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmeye başlamıştır.Sanayi toplumundan sonra teknolojinin gelişmesiyle özellikle iş hayatındaki risklere karşı sosyal güvenlik ihtiyacı artmıştır. Sosyal Güvenlik başka bir adıyla Sosyal Güvence;herhangi bir sosyal risk yüzünden geliri veya kazancı azalmış kişilerin, başkalarının yardımına gerek kalmaksızın,yaşama ve geçinme ihtiyaçlarını karşılayan sistemler bütünüdür.Sosyal Güvenliğin gayesi;her insana,hayatın türlü olayları karşısında,aşırı bir muhtaçlığa düşmeden ve hürriyetinden fedakârlık ettirmeden insan şahsiyetine yaraşır bir hayat düzeyi sağlamaya yönelik kamusal sosyal düzenleme,sosyal sigorta, kamusal sosyal yardım ve muhtelif sosyal hizmetler alanında bir takım önlemler almaktır.
Dar anlamda sosyal güvenlik sosyal politikanın bir alt bilimi olarak sosyal sigortalar, sosyal yardımlar ve devletçe bakılma olmak üzere üç ana unsurdan oluşmaktadır. Bunların amacı, piyasa mekanizması sonucunda oluşan gelirin toplumda yeniden dağıtımının sağlanmasıdır. Sosyal yardımlar ve debakılma hizmetleri vergilerle, sosyal sigortalar ise katılımlarla (primlerle) finanse edilmektedir.
Sosyal Sigorta:Kişiyi ve geçindirmekle yükümlü olduğu kişileri,zorunlu olarak ödenen primlerle yasayla tanımlanan risklere karşı korumaya dayanan bir sistemdir.
Sosyal Yardım:Sosyal yardımlar,belirli bir gelir düzeyinin altında kalan ve bundan dolayı da yardıma muhtaç durumda olan fertlere,kamu kurumları,hayır kuruluşları,hayırsever veya dinî cemaatler tarafından yapılan mali desteklerdir.
Devletçe Bakılma:Kanunlarla belirlenen bazı sosyal risklerin tahakkuku hâlinde toplumun her üyesine finansman,prim ya da benzer biçimde özel bir katkıda bulunma şartı aramaksızın,sosyal gelir sağlayan bir sosyal koruma sistemidir.
Sosyal Hizmet:Muhtaçlık ölçütlerine bağlı olarak bireye-aileye-gruplara ve topluma sunulan sosyal hizmetlerdir.Sosyal hizmetin geniş olarak tanımlanıp uygulandığı sosyal güvenlik sistemi “Beveridge Sistemi”dir.Sistemde sosyal hizmetler sosyal refah hizmetlerini ifade etmekte ve bu ad altında sosyal güvenliğin tüm yöntemlerini kapsamaktadır.
Devletlerin sosyal harcamaları;sosyal sigorta,sosyal güvenlik,sağlık sigortası,beslenme-barınmakonut harcamaları,ailelere sağlanan doğrudan gelir desteği,aile yardımları,çocukların giderleri için nakit destek,öğrenci bursları,eğitim harcamaları,işsizlik tazminatları,kıdem tazminatı,sosyal hizmetler ve tarıma sağlanan sübvansiyonlar,sosyal yardımlardan oluşmaktadır.Sosyal güvence hizmetleri işçiler için Sosyal Sigortalar Kurumu;memurlar için Emekli Sandığı ve Esnaf,Sanatkâr ve Diğer Bağımsız Çalışanlar için Bağ-Kur olarak hizmet verirken,özellikle resmi kurumlar arasında meydana gelen farklılıklar ve uygulamalardaki zorluklar üzerine 2006 yılında çıkarılan 5502 sayılı Kanunla Sosyal Sigortalar Kurumu,Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR birleştirilerek Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adıyla tek çatı altında toplanmıştır.
Sosyal güvenlik açısından sosyal hizmet uygulama alanıdır.

Sosyal Antropoloji ve Sosyal Hizmet İlişkisi
.
Antropoloji;insanları,buluşları,davranışları,inançları ve görüşleriyle sahip olduğu kültürel faktörler açısından ele almaktadır. Antropolojinin konusu insan,toplumlar ve kültürlerdir.Sosyal antropoloji;sosyal hayatı,kültürleri,yazının icadından önceki devirlerden başlayarak,bugüne kadarki sosyo-kültürel gelişmeleri incelemektedir.Dinî,siyasi,iktisadi ve sosyal müesseselerin(kurumların) yapılarını,folklorik hususiyetlerini inceleyen,etnoloji ile psikoloji arasındaki münasebetleri,mukayeseli olarak araştıran bir disiplindir.Sosyal Antropoloji toplumların kültürlerini,yaşayış biçimlerini,değer yargılarını,örf,adet ve geleneklerinin değer olarak yansımalarını ve gelecek nesillere miras bırakılacak yaşam kriterlerini konu alır.Kültür bir yaşam biçimidir.
Kültürel antropoloji geniş toplum tarafından paylaşılan davranışı araştırır ve konuedinir.Toplumlarda var olan değişimler kültürleme yoluyla sağlanmaktadır.
Kültürleme;ailede,okulda,arkadaş çevresinde,işyerinde,sokakta bilinçli yada bilinçsiz bir şekilde gerçekleşir.SosyalAntropolojiyi;kültürel antropoloji,etnografya,arkeoloji,folklor,dil ve psikolojik-kültürel antropoloji diye kollara
ayırabiliriz.
Kültürel antropoloji geniş toplum tarafından paylaşılan davranışı araştırır ve konu edinir.
Toplumlar ve medeniyetler arasında da ciddi farklılıkların olduğunu dikkate aldığımızda, meslek erbabının ayrım yapmadan, kültür farkı gözetmeden, eşitlikçi ve adil bir şekilde mesleğini icra edebilmesi ve kullanacağı yöntem ve teknikler hakkında kanaatlerinin olgunlaşması için müracaatçı kitlesini iyi tanımlamalıdır. Bu tutum sosyal araştırmalar için de önem taşır. Sosyal hizmet çalışanı için içinde bulunduğu ve hizmet verdiği toplumun kültürü ve antropolojik yapılanması son derece önemlidir.

Sosyal Pedogoloji ve Sosyal Hizmet İlişkisi

Alman bilim adamı Adolf Diesterweg (1790–1866) tarafından ilk defa ortaya atılan Sosyal Pedagoji terimi; toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsi yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılması, bağımsız ve üretken hale gelmelerini sağlayan kendini tehdit altında hissetmediği, kendini içtenlikle ifade edebildiği, destekleyici, geliştirici ve rahatlatıcı, eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütününü ifade etmektedir .Alman bilim adamı Adolf Diesterweg tarafından ilk defa ortaya atılan Sosyal Pedagoji terimi;toplumda mağdur duruma düşmüş,sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsi yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılması,bağımsız ve üretken hale gelmelerini sağlayan kendini tehdit altında hissetmediği,kendini içtenlikle ifade edebildiği,destekleyici,geliştirici ve rahatlatıcı,eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütününü ifade etmektedir.
Sosyal pedagoji;mecburi eğitimini tamamlamış olan veya buna paralel olarak bazı sosyal sorunlu kişiler için,genelde kamu kurum ve kuruluşlarca düzenli,planlı ve sistemli bir şekilde yürütülen yaygın eğitim faaliyetlerinin bütünüdür.
Sosyal pedagojik hizmet;çocuk yuvalarında veya yetiştirme yurtlarında sosyal hizmet ve sosyal pedagoji faaliyetlerinin kaliteli ve koordineli bir biçimde yürütülebilmesi için,bu faaliyetlerden sorumlu kişinin başkanlığında sosyal eğitmen, sosyal çalışmacı,sosyal danışman,öğretmen ve psikologlardan oluşturulmuş ekibin ortak hizmetleridir.Sosyal pedagoji sosyal sorunlu çocuk ve gençlerin okul dışı eğitim ve terbiyesi ile ilgilenmektedir.Sosyal politikalar,sosyal hizmetler,gençlik hizmetleri ve aile hizmetleri kapsamında eğitim boyutuyla yürütülen sosyal faaliyetleri de içermektedir.Sosyal pedagojik hizmetlerin faaliyet alanları ile sosyal hizmetlerin faaliyet alanları arasında yakın bir ilişki vardır.Bu alanlar; özürlülerin sosyal hayata adaptasyonu ve eğitimi,okuma yazma bilmeyenlerin eğitim sürecine katılmasının sağlanması ve eğitimi,özel eğitime muhtaç ve sorunlu çocukların eğitimi,sosyal sorunlu aile fertlerinin eğitimi,yabancı,göçmen ve tutukluların eğitimi ve sosyal hayata uyumlarını kolaylaştırmak amacıyla pedagojik uyum programları sunmaktır.Bunun yanında evsiz barksız kişilere sosyal konut alanında veya geçici iskân konusunda yardımcı olmak,yardıma muhtaç kişi ve ailelerin psiko-sosyal ve maddi sorunlarını gidermek ,aile içi şiddete maruz kalmış kadın ve çocukların psiko-sosyal sorunlarına yardımcı olmak ve geçici-kalıcı sosyal konutlar bulmak,çocukların psiko-sosyal ve eğitim sorunlarına yardımcı olmak da sosyal pedagojinin alanlarındandır.

Psikoloji ve Sosyal Psikoloji ile Sosyal Hizmet İlişkisi
Sosyal psikoloji;psikoloji biliminin bir şubesi olarak daha fazla sosyal davranış biçimleri üzerinde inceleme yapan,fert-toplum ve insanlar arası sosyal etkileşimi inceleyen,daha somut bir ifade ile başka insanları nasıl algıladığımızı,bizim onlara,onların bize karşı nasıl tepki gösterdiklerini,sosyal durum ve ortamlarda bulunmaktan bizim ve başkalarının nasıl etkilendiğini inceleyen bir bilim dalıdır.
Sosyal psikoloji kişisel davranışı toplumsal muhteva açısından değerlendirir.
Sosyal psikoloji; psikoloji, sosyoloji ve antropolojinin kesişiminden oluşan bir bilimdir.
Sosyal psikolojinin önemi; sosyolojinin, psikolojinin ve antropolojinin çözemediği birey-toplum ilişkilerini çözmekten ileri gelmektedir.
Sosyal hizmet uzmanı ya grubunda psikolog bulundurur yada iyi bir psikoloji eğitimiyle açıgını kapatır.
İki disiplin de ortak konularda,ortak kişiler üzerinde çalışma yapar.Sosyal psikoloji bir uygulamalı psikoloji dalı olup,bireyin kişilik oluşumunda sosyal ve kültürel çevresinin etkilerini,sosyalleşmesini,sosyal tutum ve değerlerini,diğerleri ile iletişim ve grup içi,gruplar arası iletişim ve etkileşimini konu edinir. Sosyal hizmet mesleği sosyal psikoloji bilmeyi gerektirir.Toplumun veya çeşitli grupların insan yaşantısı davranışı üzerindeki çok yönlü etkisine sosyal etki denir.
Sosyal psikolojinin çalışma alanlarının yanında araştırma sahaları da incelendiğinde sosyal hizmetle ilişkisi daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.Bu araştırma sahaları;
1.Ferdî davranışlar,zihnî yapılanmalar ve motivasyonların belirli sosyal etkenler veya uyaranlar tarafından nasıl etkilendiğini açıklamak ve laboratuar düzeneklerinde veya alandaki kontrollü deneylerle çalışmalar yapmak.
2.Toplumun nasıl meydana geldiği ve içindeki etkileşimin nasıl olduğunu açıklamak.
3.Sosyal yapı ve şahsiyeti inceleyerek,büyük ölçekli sosyal yapıların ve proseslerin psikolojilk etkileri üzerinde yoğunlaşmak. Ekonomik dönemler,yapısal sistemler,iş organizasyonları,modernleşme,demografik konular,kitle fenomenleri bu dalın konuları arasındadır.
Sosyal hizmet psikolojisi,sosyal hizmet uygulamaları ve bunlarla ilgili sorunların çözümünde psikolojinin bulgu ve ilkelerinden istifade ederek teorik ve uygulamalı araştırmalar yapan bir bilim dalıdır.


SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE-3


SOSYAL HİZMETLERDE İNSANİ VE ETİK DEĞERLER

Sosyal hizmet mesleğinin tarihsel ve tanımsal özelliğinin bir gereği olarak öncelikli görevi,ilgiye,yardıma ve korunmaya muhtaç insanların olumsuz durumlarını olumlu hâle getirmek ve onları huzurlu kılmaktır.Sosyal hizmet elemanları,bu görevlerini içinde yaşadıkları toplumun temel insani ve ahlaki değerlerine saygı çerçevesinde yerine getirir ve sosyal ahlakın, sosyal adaletin ve sosyal gelişimin sağlanmasında gayret gösterir.Daha somut bir ifadeyle sosyal hizmet elemanları,dinî,etnik ve sosyo-kültürel çeşitliliğe karşı duyarlıdır ve ayırımcılığı,haksızlığı,yoksulluğu ve sosyal çözülmelerin diğer görünüm biçimlerini sona erdirmek için çalışır.


İNSANİ VE ETİK DEĞERLERLE İLLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Değerler:Kişiye ve(ya) herhangi bir sosyal gruba faydalı olan,kişi ve sosyal grup için istenilen veya kişi ve grup tarafından beğenilen her şey,aslında bir değerdir.Bu bağlamda değerler,insanların değerlendirmeye tâbi tuttukları nesne,hadise veya olgu ile ölçü arasında kurdukları ilişkiler bütünüdür.Hangi sosyal davranışın iyi ve doğru olduğu veya diğerine göre daha tercih edilmesi gibi ortaklaşa paylaşılan ve benimsenen ölçüt veya fikirlerin oluşması,değerlerin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktadır.Dolayısıyla değerler,kültür ve toplum açısından bir anlam teşkil eden simgesel olmanın ötesinde önemli sosyal ve millî hedeflerdir.Toplumu bir arada tutan,millî değerlerdir.Değerlerin ortak özelliklerini,kısaca dört başlıkta toplayabiliriz:
1. Değerler, genelde toplumun çoğunluğu tarafından kabul edilir. Bu durumda toplumun belirlediği genel değerler ile kişilerin görüş ve davranışları ile arasında bir uyumsuzluk bulunmamaktadır.
2. Bazı değerler, kişisel tercih kapsamına girse de, birçoğu, sosyo-kültürel gelişim içinde diğer insanlarla ortaklaşa paylaşılır.
3. Değerler, toplum tarafından bilinir, önemsenir ve ciddiye alınır.
4. Toplumun üyeleri ve özellikle sosyal duyarlı kesimleri, değerler için özveride bulunur.
Değerleri, hedef ve vasıtalar, değerlendirme kriterleri ile içerik ve özellikleri açısından tasnif etmek mümkündür.
Hedef ve Vasıtalar Açısından Tasnif:Nihai (terminal) değerler,ulaşılacak ana hedefle ilgili olup,kişinin hayatı boyunca ulaşmak istediği ve bu uğurda gayret gösterdiği şahsi veya toplumsal değerlerdir.Vasıtalı (araçsal, enstrümantal) değerler ise arzulanan hedeflere kişiyi ulaştıracak vasıtalardır.
Değerlendirme Kriterleri Açısından Tasnif:Değerler,bazen objektif ve kimi zaman da sübjektif olabilmektedir.Objektif değerler, hakkaniyet ölçülerine göre elde edilen veya ortaya çıkan isabetli ve doğru değerlerdir.Sübjektif değerler ise,duygusal ve özel değerlendirmeler neticesinde meydana gelen şahsi değerlerdir.Duygusal değerler,kişisel duyguların ve yaklaşımların yoğun hareketiyle nesnelere,hadiselere,hâllere veya olgulara verilen değerlerdir.
İçerik ve Özellikleri Açısından Tasnif: Değerler, din ve maneviyat odaklı olacağı gibi (dinî ve manevi değerler) medeniyet vkültür ağırlıklı (kültürel değerler) da olabilmektedir. Değerler, ahlaki ve sosyal gelişmenin ve birikimin sonucunda ortaya çıktığına göre ahlaki ve sosyal değerler de değerler sistemi içinde önemli bir yer tutmaktadır. Her yerde ve her zaman geçerli olabilecek, herkesin kabul edebileceği değerlerin oluşturulması mümkün değildir.

Ahlak

Derin anlamıyla ahlak, insanların ruhlarında yerleşik olan iyi (güzel) veya kötü (çirkin) eğilimler ve davranışların, doğuştan gelen veya sonradan kazanılan iyi veya kötü tavır ve hareketlerin bütünüdür .

Güzel ahlakın temel dayanakları çoğu zaman din ve dinî (manevi) duygulardır. Eğitim ve aile içi terbiye, sosyal kontrol, örf ve âdetler, mükellefiyetler, vazife şuuru ve elbette benimsediğimiz dünya görüşleri ve değerler, ahlaki davranışların şekillenmesine yardımcı olmaktadır. O halde güzel ahlaka kavuşmanın yollarını üç kısımda toplamamız mümkündür:

1. Ahlaki Bilgi: Ahlak değerleriyle ilgili gerekli bilgilerin elde edilmesi ve bilinmesi.
2. Ahlaki Davranış: Ahlaki davranış, temel dayanakların etkisi altında kalıp güzel ahlak esaslarına uygun olarak ahlaki bilgilerin hayata geçirilmesidir. Burada kişinin fiillerinin, tesadüfen ahlaki olması veya ahlaki neticeler doğurması söz konusu değildir. Dolayısıyla kişi, bilinç dışı ahlaki davranmaktan ziyade iyi niyetli ve bilinçli olarak ahlaki kurallara uymaktadır.
3. Ahlaki Şuur: Ahlaki davranışların, iç âlemimizdeki olumlu veya olumsuz etkileri, yani vicdani muhasebe yapma gereğinin duyulması, kişinin ahlaki yönden bilinçlenmiş olduğunun bir işaretidir. Ahlaki bilginin içselleştirilmesi ve davranışlara yansıtılması ile birlikte vicdani duyguların etkinleştirilmesi de sağlanabilmektedir. Bu sayede iç kontrol oluşmakta ve davranışlar da ahlakileşebilmektedir. Bir başka ifadeyle ahlaki gelişme sürecinde kişide ahlaki şuur oluşmaktadır. Kendi istediği ve yaptığı şeyin sorumluluğunu taşıma gücü ve bilincine sahip olanlar, ahlaken bilinçlenmiş insanlardır.
Sosyal ve Bireysel Ahlak:Toplumu oluşturan fertlerin ve ailelerin davranış ve faaliyetlerinde yapılması istenen (beklenen) değerler,ilkeler ve hükümler,sosyal ahlak kapsamına giren konulardır.Sosyal ahlak,insanlar arası sosyal sorumluluğu ele alan,iyi ve güzel davranışların sosyal hayata yansıması için idealist yönlendirmeleri gerekli gören,sosyal adalet,kardeşlik, insanlık,iyilik gibi değerlerin ve ilkelerin gözetilmesini ve onun icaplarının yerine getirilmesini savunan,insana yaraşan iyiliğin ve güzelliğin bizzat onun eliyle gerçekleşmesini isteyen,ahlakın bütün derinliği ile sosyal hayatta hâkim olmasını ve yaygın olarak yaşanmasını hedefleyen,konusu ve sonuçları bakımından geniş ölçüde bir sosyal bilim dalıdır. Vicdanların sosyalleşmesi,yani kişinin merhamet ve şefkat gibi vicdani duygularla toplumun korunmaya muhtaç üyelerine karşı ahlaki ve sosyal sorumluluk taşıyabilmesi,başta sosyal hizmet elemanlarında aranan bir şarttır.Toplumun korunmaya muhtaç bireylerine yönelik ahlaki sorumluluk taşıyabilmek için de sosyal hizmet elemanının bireysel ahlaki sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir.
Felsefi Bir Disiplin ve Ahlak Bilimi Olarak Etik:Etik,ahlâk üzerine fikirler yürüten ve ahlâk eylemlerini inceleyen felsefe ağırlıklı bir bilim dalıdır.Bir bilim dalı olarak etik,insanın,ferdî ve sosyal münasebetlerini nasıl yönlendirmesi gerektiğini,iyi ve kötü söz veya davranışı belirleyecek kıstasların neler olabileceğini araştırmaktadır.Diğer taraftan insanın varoluşunun nihaî hedefleri çerçevesinde ahlak ve normlara uymanın içsel (vicdani) yükümlülüklerini,ilmî yöntemlerle incelemekte ve belli neticelere (genel hükümlere) ulaşmaktadır.Töre bilim olarak da bilinen etik,nefsin temel fonksiyonlarıyla ve bunların ifrat ve tefrit şeklindeki aşırılıklarından doğan kötü ahlaki davranışları ve itidal noktasında tutulmalarıyla kazanılan faziletler (erdemler) üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Ferdî Etik:İnsanın kendine karşı görev ve sorumluluklarını ele alan bilimsel alan.
Fertler Arası Etik:İletişim hâlinde olduğumuz diğer insanlarla olan sosyal münasebetteki insancıl görev ve mükellefiyetleri belirleyen disiplin.
Sosyal Çevre Etiği:İnsanın toplum,tabiat vb. ile olan münasebetlerindeki normları.
Genel Etik:Ahlak biliminin temel ilkelerini sağlayan genel etik,etik biliminin genel kısmıdır.
Özel Etik:Belirli bir kurumun veya mesleğin ahlaki problemlerini çözümlemek için,genel etik kaidelerinin kullanıldığı alandır. (devlet etiği, tıp etiği, aile etiği, meslek etiği)
Kuramsal (Felsefi) Etik:Ahlaki teoriler ile ilgilenen felsefe alanıdır.Bu disiplin,ahlaki değerlere dayanan hükümlerle ilgilenmekten ziyade,etiğin konuları,anlamlarını,maksadını ve sorumluluklarını incelemektedir
Uygulamalı Etik:Ahlaki görevlerin yerine getirilmesi ile ilgili etik ilkeleri,kaideleri ve kodları araştırır.Kendimize,başkalarına ve sosyal çevreye karşı sorumluluklarımızı ve mükellefiyetlerimizi ortaya koyar.Ahlaki açıdan insan,grup veya kurumların günlük hayatlarında ticaret,bilişim,bilim,tıp ve(ya) basın alanında karşılaştıkları sorunlarla ve alınan kararlarla ilgilenir.
Etik,felsefi açılımlarıyla üç kolda değerlendirilebilir:
1.Normatif Etik:Ahlaki değerleri ve davranış biçimlerinin mahiyetini,doğruluğunu ve geçerliliğini normatif (kaidevi) ilkelere göre araştırır.
2.Deskriptif Etik:Ahlaki hükümlerin psikolojik,siyasî,sosyal ve tarihî sebeplerini deskriptif (betimsel, tasvirî) olarak araştırır.
3.Meta Etik:Normatif ve deskriptif etik çerçevesinde ahlaki ve gayrî ahlaki değerlerin ve davranış biçimlerinin birbirleri ile ilişkilerini ve sınırlarını araştırır.Ayrıca,ahlaki değer hükümleri ve davranış normları ile ilgili idrak,ontoloji ve felsefe teorilerinin temellerini inceler.
Mesleki Etik (Meslek Ahlakı):Bir işi ücret karşılığında ve profesyonelce (ustaca,maharetlice) yapmak,yapılan işin mesleki yönünü göstermektedir.Mesleklerde profesyonalite veya profesyonellik aramak,ne kadar gerekli ise o meslek ile ilgili etik kuralları da bilmek ve onlara uymak o kadar önemlidir.Bir mesleğin profesyonelliğini gösteren etik kaideler olarak mesleki etik (meslek ahlakı),meslek hayatındaki doğruları ve yanlışları göstermektedir.Meslek ahlakı,sadece
belirli dalda icra edilen ahlaki düsturları belirleyen bir disiplindir.Dolayısıyla birbirinden farklı ne kadar meslek varsa o kadar da farklı ve hatta aykırı etik ilke ve standartlar olabilmektedir.
Örneğin;bir hekimin görevleri ile tüccarın görevleri farklıdır.Bazen hekimler bildikleri bazı gerçekleri hastasının sağlığı açışından gizlemek zorunda kalabilir.
Meslek ahlak ilkelerinin arzu edilen bir biçimde uygulanması yönünde başvurulan tedbir ve yöntemlerin başında gelen unsurlar şunlardır:
İç Denetim ve Müeyyide:Mesleklerini icra eden kişiler,çoğu zaman bir içsel denetim ve yaptırımla (vicdanla veya kurum içi ahlak kurullarının tesisi ile) karşı karşıyadır.
Dış Denetim ve Müeyyide:Mesleki birlikler (ticaret odaları,sanayi odaları,ziraat odaları,barolar,tabipler odaları,gazeteciler cemiyeti vs.) ahlak alanında "dâhilî oto kontrol" veya “iç disiplin” anlamında çok önemli bir denetim vazifesini yerine getirebilir.
Mevzuat:Meslek hayatında bazen zorlayıcı hukuk kurallarına ihtiyaç duyulabilir.Bu doğrultuda devlet veya (yarı) resmi kurumlar, meslek ahlakının tüm alanlarına yönelik düzenleyici ahlak kurallarını ve standartlarını oluşturur.
STK’ların Denetimi:Hükümet dışı organizasyonlar (sivil toplum kuruluşları),meslek sahiplerinin meslek ahlakına uygun tutum ve davranışlarda bulunmaları yönünde baskı yapabilirler.
Basının Denetimi:Basın,iş dünyasındaki gelişmeleri ve meslek hayatında yaşanan veya ortaya çıkabilen suistimalleri,ahlaki yönden ele alıp sorumluluk üstlenebilir.
İş Etiği (İş ve Çalışma Ahlakı): İş etiği,bir iş yapılırken,o işin,iş dünyasının kabul edeceği yöntemlerle ve toplumun benimseyeceği genel (sosyal) ahlâk ilkeleriyle yapılıp yapılmadığıyla ilgilenmektedir.İş etiği,çalışan herkesin tutum,karar ve davranışlarının doğruluğu veya yanlışlığı üzerinde,gerek ferdî,gerek örgütsel-kurumsal,gerek toplumsal,gerekse küresel boyutta duran bir bilim dalıdır.Diğer bir ifade ile iş etiğinin temelini bireysel ahlak (çalışma ahlakı),işletme ahlakı,işveren ahlakı,hizmet ahlakı ve sosyal ahlak oluşturmaktadır.sosyal kurum ve kuruluşlar, geçmiş tecrübelerden yola çıkarak ve toplum değerlerini de dikkate alarak sosyal hizmet mesleğine uygun ahlaki prensipler geliştirmek durumundadır.
İş etiğinin temel hedefleri şunlardır:
1.Belirli meslek alanlarında serbest rekabetin işlemesini sağlayan ve evrensel kabul gören iş etiği ilkelerini tanımlamak.
2.Çalışma hayatında karşılıklı güven ilkesinin yerleşip gelişmesine katkıda bulunmak.
3.İş etiğine uymayan tutum ve davranışların yaygınlaşmasını önlemek.
4.Çalışma hayatında ve belirli meslek alanlarında iş ahlakını savunmak ve bu ilkelerin yerleşmesine ve iyileşmesine çaba göstermek.
Hemen her meslekte geçerli olan iş etiği ile ilgili temel unsur ve ilkeleri bilmekte fayda vardır.Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
• Dürüstlük
• Verilerin korunması(Gizlilik)
• Hukuka ve toplumun örf ve adetlerine saygı
• Çalışanların haklarına saygı
• Toplum sorunlarına karşı duyarlılık
• Çevreye karşı duyarlılık
• İç ve dış müşterilere karşı duyarlılık
• Yolsuzlara karşı duyarlılık ve politik tarafsızlık(Çalışanlar, birlikte iş yaptıkları hiçbir kişi ve kuruluştan sembolik hediyeler dışında (ajanda, takvim vb.) hediye almazlar. )

Sosyal Değişim ile Ahlak ve Etik Arasındaki İlişki

Sosyal değişim ile ahlâk arasında karşılıklı bir etkileşim süreci her zaman yaşanmaktadır.
İnsan ve toplum hayatında yaşanan sosyal değişim ile genel anlamda ahlak ve toplum düzeyinde oluşan sosyal ahlak arasında gerçek ilişkiler
bulunmaktadır.Bu ilişki ağını,iki teori üzerinden anlatmak mümkündür:
*Modern sosyal değişim teorilerine göre sosyal değişim ile ahlak arasında karşılıklı bir etkileşim süreci her zaman yaşanmaktadır.Sosyal değişime göre ahlaki anlayış ve buna bağlı olarak da düşünce ve yaşama tarzı da değişebilmektedir. Böylece sosyal ahlak meydana gelmektedir.Sosyal hayatta değişmeyen hiçbir şey olmadığına göre tek bir hakikate dayanan sabit ve geçerli bir ideal ahlak anlayışı da yoktur.
*Manevi değerlere göre açıklanan sosyal değişim teorisinde ise tarihî,insani ve toplumsal değişimin birçok faktörü vardır.Buna göre dünya ve toplum hayatına dair değişim süreçleri,sosyal bir realitedir.Ancak hakikatin ve ahlakın özünde ve temelinde bir değişimin olması söz konusu değildir.Sosyal değişim ve buna bağlı olarak toplum nezdinde oluşan dünyevî ahlak anlayışı,ya hakikate,fıtrata ve yaratılış gerçeğine yakın ya da uzak bir zihnî algılayıştır.Sosyal değişim,toplumların ahlaki eğilimini ve değişimini gösteren bir unsurdur.Dolayısıyla temel ahlaki değerler açısından sosyal değişim,ya toplumsal gerilemeye,ya da ilerlemeye dönük bir süreçtir.
• Müspet (olumlu) sosyal değişim,toplumların irfan yolunda ve dolayısıyla ahlaki bir çizgide geliştiğinin bir işaretidir.
• Menfî (süflî) değişim ise,toplumların fıtrat,vicdan ve hakikat gibi manevi değerlerden uzaklaşmasıdır.
Etik,bireysel ve(ya) toplumsal rasyonel akla,kişisel ve(ya) kolektif tercihlere ve mesleklerin özel durumlarına göre görece kabullere indirgenmiş,ahlaki değerlerin bir kısmını içerebilen veya bunların bütünüyle dışında şekillenen pragmatik norm ve kurallar bütünüdür.


SOSYAL HİZMET ALANINDA DEĞERLER VE MESLEKİ ETİK
Sosyal Hizmet Mesleğinde Değerler ve Etik
Sosyal hizmet değerleri,sosyal hizmet uygulamalarında esas alınan insan merkezli temel değerlerdir.Bu bağlamda sosyal hizmetler,insan fıtratındaki manevi unsurları bir değer olarak kabul etmektedir.Bunun yanında insanın emsalsiz şerefli bir varlık olarak önemini,şahsiyetini ve insan ile toplum arasındaki sosyal etkileşimin önemini de bilmekte ve kabul etmektedir.Sosyal hizmetler mesleğinde iş ahlakına dair tutum ve davranışları tanımlayan ve bu meslekte çalışacak olanlara rehberlik görevini yerine getiren temel esaslar,sosyal hizmet etiğinin özüdür.
Bütün mesleklerde olabileceği gibi sosyal hizmet mesleğinde de istismar ve mesleği kötüye kullanma durumları olabilmektedir.Sosyal hizmet alanında oluşturulacak meslek ahlak ilkeleri,her türlü istismar ve kötüye kullanma ihtimaline karşı hem bir tedbirler manzumesi,hem de ihlali söz konusu olduğunda müeyyideler içeren bir disiplin aracıdır.Bu yönüyle bütün mesleklerde olduğu gibi sosyal hizmet mesleğine ait ahlaki kurallar da,mesleki uygulamalardaki olması gerekenleri ve olmaması gerekenleri açık bir dille belirlemektedir.Sosyal hizmetlere yönelik ahlaki kaidelerin temelleri aslında diğer sosyal mesleklerde de geçerli olan etik kurallara dayanmaktadır.Dolayısıyla sosyal hizmetlerin etik kuralları,sosyal ahlakın temel unsurları ile yakından ilgilidir.Bir başka ifadeyle sosyal hizmet etiğinin belirlenmesinde,geniş dairede sosyal ahlak,dar dairede ise diğer sosyal mesleklerde geçerli olan etik kuralların ihatası (kapsama alınması) ve terkibi (sentezi) yapılmalıdır.Sosyal etik ilkeleri,sosyal hizmet elemanının mesleki rollerine uygun tutum ve davranışlarda bulunabilmelerinde ve etik sorunlarla baş edebilmede yardımcı olmalıdır.
Yardım etmekle görevli olan sosyal hizmet elemanları,aynı zamanda toplumsal ve etik değerlere saygı göstermek mecburiyetinde oldukları için,genelde kendilerini denetime tabi tutmaktadır.Sosyal amaçlar uğruna profesyonelce veya gönüllü olarak yardım eden bir sosyal hizmet elemanının denetlenmesi,kişinin rol çatışması yaşamasına da sebebiyet verebilmektedir.
Sosyal hizmet mesleğine dair temel esasların gayesi,sosyal hizmet elemanlarının mesleklerini en üst seviyede iş etiği kaidelerine uygun bir biçimde ifa etmelerini sağlamaktır.Sosyal hizmet alanında geçerli olması gereken temel etik ilkeler,şu şekilde belirlenebilir:
• Mesleki Liyakat:Sosyal hizmet aktörleri,eğitimden aldıkları bilgi ve birikimlerini,en iyi şekilde kullanarak,profesyonelce yerine getirmeye gayret gösterir.
• Mesleki Tekamül:Sosyal hizmet aktörleri,sosyal pedagojik çalışma alanındaki teorik ve pratik bilgileri ve yeni gelişmeleri takip eder ve becerilerini artırmaya çalışır.
• Mesleki İstişare:Sosyal hizmet aktörleri,yeterlik ve ehliyet sınırını aşan özel durumlarda sorumlu kurum ve kuruluşların yetkilerinin yanında diğer meslek elemanlarının (psikolog,pedagog,hekim vb) istişare eder ve ortak akıl çerçevesinde hareket eder.
• Mesleki Sorumluluk:Sosyal hizmet aktörleri,mesleğinin yöntemlerini,ilkelerini ve uygulama biçimlerini profesyonelce yerine getirir.Mesleğe ait görevleri ve ahlak ilkelerini benimseyerek yerine getirir ve getirmeyenleri de uygun bir lisanla uyarır.Görevini aksatan ve(ya) ahlak ilkelerine riayet etmeyen paydaşlarının durumunu gerekirse ilgili mercilere bildirir.
• Farkındalık Sorumluluğu:Sosyal hizmet aktörleri,kişisel yönden kendi güçlü ve(ya) zayıf yönlerini bilmelidir.Şahsi özelliklerine ait farkındalık düzeyi yüksek olan meslek elemanları,bunların mesleki çalışmalarına nasıl yansıyabileceğinin de farkındadırlar.Sosyal hizmet aktörleri,bu gerçekten hareketle dürüstçe,kendi zaaflarını gizlemeden mümkünse bunları gidermeye yönelik gayret göstermelidir.
• İhtiram (Saygı):Sosyal hizmet aktörleri,sosyal hizmet modellerinde ve planlarında yer alan yöntem ve teknikleri, müşterilerinin inanç,değer ve özerkliklerine her aşamada ve her zaman saygı göstererek,onların gönül rızalarını alarak kullanır.
• İnsan Sevgisi:Sosyal hizmet aktörleri,müracaatçılarının sağlıklı ve mutlu kalmasını temin edecek vicdani mesuliyetlerini en üst seviyede hissedebilmelidir.Sosyal hizmet aktörleri,mesleki görevlerini sadece mesleğin bir gereği olarak değil insanlık ve değerler uğruna samimi bir şekilde yapmalıdır.
• Ayrımcılık Yapmama:Müracaatçı,sosyal hizmet aktöründen farklı bir dünya görüşüne,inanç ve değerlere sahip olabilir.Bu gibi durumlarda,sosyal hizmet aktörü,hiçbir ayırım yapmaksızın herkese hoşgörü içinde aynı yakınlıkla hizmet verir.Sosyal hizmet aktörü,hiç kimseye karşı ırk,renk,din ve cinsiyete dayanan bir ayrımcılık yapmaz.
• Sosyal İlişkiler:Sosyal hizmet aktörleri,müracaatçı ve aile fertleriyle güven telkin eden sağlıklı ve saydam ilişkiler kurar. Bunun içinde de müracaatçının yaş,cinsiyet,ırk,etnik köken,din,dil ve sosyo-ekonomik konumu gibi bireysel farklılıklardan bağımsız olarak herkesle aynı kalitede ve aynı itina ile sosyal münasebetler kurar.
• Mahremiyet ve Gizlilik:Sosyal hizmet aktörleri,müracaatçıya ait her türlü özel ve gizli bilgileri korumak ve ona verilebilecek zararları önlemek ya da en aza indirmek için azami gayret gösterir.
• Maddi İstismardan Kaçınma:Sosyal hizmet aktörleri,müracaatçının acziyetinden ve çaresizliğinden faydalanmak düşüncesiyle görevlerini başka maksatlar için kullanmaz.İstihdam edildiği kurumdan aldığı ücretin dışında hiç kimseden para almaz.Sosyal hizmet aktörleri,gayri meşru kazanç sağlayan tutum ve davranışlardan uzak kalır.
• Psiko-Sosyal İstismardan Kaçınma:Sosyal hizmet aktörleri,müracaatçılarına karşı hiçbir surette psiko-sosyal baskı ve tehdit uygulamaz.Sosyal hizmet aktörleri,müracaatçılarına karşı cinsel ve duygusal içerikli yaklaşımlarda bulunmaz.Onları tedirgin ve rahatsız edici tutum ve davranışlarda bulunmaz.Onları küçümsemekten ve tahkir etmekten kesinlikle kaçınır.Sosyal hizmet aktörleri,işyerinde,ırkı,dinî ya da cinsel taciz sayılabilecek davranış ya da eylemlere izin vermezler.
• Sağlıklı İş İlişkileri:Sosyal hizmet aktörleri,çalıştıkları kurumda idareci,işveren,meslek arkadaşları ve diğer hizmetlerde yer alan elemanlarla kuracağı beşerî münasebetlerini,kendi mesleki rollerine ve genel sosyal ahlak kurallarına uygun bir biçimde geliştirir.
• Kurumsal Sadakat:Sosyal hizmet aktörlerinin kurumuna veya işverenine karşı sorumluluğu,her şeyden önce sadakat bilincine erişmiş olması ile başlar.

Uluslararası Sosyal Çalışmacılar Federasyonunun (IFSW) Etik Kodu
IFSW 2000 yılında Kanada’nın Montreal şehrinde yaptığı dünya konferansında sosyal çalışma mesleğinin değerlerini yeniden belirlemiştir.Buna göre:
-Sosyal hizmet,insani (hümanist) değerlere ve demokratik ideallere dayanmaktadır.
-Sosyal çalışma faaliyetlerine motivasyon (güdüleme) ve meşruiyet kazandıran değerlerin başında insan hakları ve sosyal adalet gelmektedir.
-Bu sayılan değerler,her insanın eşitliği ve şerefi karşısında saygıdan kaynaklanmaktadır.
-Yüz yıl evvel kuruluşundan bu yana mesleki sosyal çalışma,insani ihtiyaçlara yönelmiştir ve öncelikli olarak insanların potansiyellerinin geliştirilmesine destek vermiştir.
-Mesleki sosyal çalışma,yoksulluğu gidermek,yaralı,dışlanmış ve baskı altında olan insanları kurtarmak için,çaba gösterir ve insanların potansiyellerini görerek,sosyal entegrasyonuna katkı sağlar.
-Sosyal hizmet değerleri,millî ve milletlerarası boyutuyla “Meslek Etik Kodları”nda (Sosyal Hizmet Mesleği Etik Kodları’nda) yer almaktadır.


IFSW’nin Belirlediği Etik İlkeleri
1.Her insan değerlidir ve kendisine insani ve ahlaki yönden yaklaşılmalıdır.
2.Her insan,başkalarına verilen aynı hakkı engellemediği sürece kendini keşfetme ve gerçekleştirme hakkı vardır.Aynı zamanda her insanın görevi,toplumsal refaha katkı sağlamaktır.
3.Hangi düzen içinde olursa olsun her toplum,üyelerine en üst seviyede fayda sağlamaya yönelik hizmetlerde bulunur.
4.Sosyal hizmet elemanları,sosyal adalet ilkelerine bağlıdır.
5.Sosyal hizmet elemanları,şahısların,grupların,toplulukların ve toplumun gelişimine yönelik edindikleri mesleki bilgilerle katkı sağlar.Kişi ile toplum arasında çıkan sorunların çözümünde etkin olurlar.
6.Hiçbir dinî,cinsel,etnik,kültürel,bedenî ayrımcılık yapılmadan müracaatçılara en iyi sosyal destek sağlanır.
7.Sosyal hizmet elemanları, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ni benimser.
8.Sosyal hizmet elemanları,mesleki hizmet sürecinde kişilerle ilgili olarak elde ettikleri özel bilgileri,mahremiyet içinde değerlendirir ve kişilerin özel dünyalarına saygı gösterir.
9.Sosyal hizmet elemanları,müracaatçılarla geniş kapsamlı bir işbirliği yaparken onların hayrına olanı tercih eder.Müracaatçıların alınacak kararlara katılımı ve süreç içinde desteği sağlanır.Müracaatçılara tavsiye edilen tedbirlerin risk ve avantaj boyutu anlatılır.
10.Müracaatçılar,kendilerini ilgilendiren hayati konularla ilgili ortak kararların sorumluluklarını üstlenir.Sosyal hizmet elemanları, kanuni çerçevede kendilerine sunulan cebri tedbirleri mümkün mertebe asgarî seviyede uygular.
11.Birlikte yaşadıkları insanları terör eylemleri,işkence veya buna benzer vahşi yöntemlerle baskı altında tutan insanlara, gruplara,siyasi partilere ve(ya) güç oluşturan organizasyonlara destek vermez.


IFSW’nin Belirlediği Etik Sorun Alanları
Etik sorunlara yol açan konular,mutlak anlamda evrensel değildir.Değişik ülkelerin fark farklı kültürel ve siyasî yapılarından kaynaklanan sorunlar,ister istemez etik alanı da etkilemektedir.Aşağıda belirlenen temel etik sorun alanları,bölgeler üstü bir anlayış çerçevesinde ele alınmıştır:
1.Korunmaya muhtaç kişi (müracaatçı) ile sosyal hizmet elemanı arsında etik sorunlar çıkabilir.
2.Korunmaya muhtaç kişi ve aile fertleri arasında etik sorunlar çıkabilir.
3.Sosyal hizmet elemanları,hem korunmaya muhtaç kişi,hem de aile fertleri ile birlikte etik sorunlar yaşayabilir.
4.Korunmaya muhtaç kişiler arasında yaşanan farklı beklentiler ve çıkarlar,etik sorunu olabilir.
5.Korunmaya muhtaç kişi ile sosyal hizmetlerden sorumlu diğer meslek gruplarının temsilcileri (hekim,geriatrist,psikolog, psikiyatrist,sosyal siyaset ve sosyal güvenlik uzmanı vb) arsında etik sorunlar ortaya çıkabilir.
6.Sosyal hizmet elemanı ile diğer sosyal meslek gruplarının temsilcileri arasında etik sorunlar gün ışığına çıkabilir.
7.Sosyal hizmet elemanı ile istihdam edildiği kurum ve kuruluşun temsilcileri (işçi-işveren) arasında etik olabileceği gibi,mesleki, hukukî ve sosyal sorunlar çıkabilir.

IFSW’nin Belirlediği Etik Standartlar


a) Etik davranışlarla ilgili genel standartlar:
• Sosyal hizmet elemanları,uygun bir davranış sergileyebilmek ve en isabetli sosyal destek yöntemini belirleyebilmek için, müracaatçıların durumunu iyi anlamaya uğraşmalıdır.
• Sosyal hizmet elemanları,mesleğin değerlerini sadece desteklemez bunların gelişimi için de gayret gösterir.Mesleğin itibarına ve işlevselliğine zarar verebilecek her türlü tutum ve davranıştan uzak durulmalıdır.
• Sosyal hizmet elemanları,mesleki ve şahsi kapasite ve sınırlarını bilir.
• Sosyal hizmet elemanları,geçerli bilgileri,teknikleri ve yöntemleri en iyi bir şekilde kullanır ve toplumsal refahın artışı için bunların gelişimine katkıda bulunur.
• Görev bilincine sahip olan sosyal hizmet elemanları,toplumsal ihtiyaçları görür ve bunları belirleyebilir.Kişilerin,sosyal
grupların ve toplulukların sosyal sorunlarını görebilir,tanımlayabilir ve çözüm üretebilir.
b) Müracaatçılara dönük etik standartlar:
• Sosyal hizmet elemanları,diğer görevlerini ihmal etmemekle birlikte öncelikli olarak müracaatçılara karşı tam sorumludur.
• Sosyal hizmet elemanları,müracaatçılarla güven telkin edici ilişkilerde bulunur.Müracaatçılarla ilgili bütün bilgiler,mesleki bir gereklilik olarak kişilerin rızasıyla elde edilir.Bütün bilgiler,mahremiyet ve sorumluluk çerçevesinde kişilerin lehine olabilecek bir şekilde titizlikle işlenir.
• Sosyal hizmet elemanları,müracaatçıların şahsi gayelerine,sorumluluklarına ve şahsiyetlerine saygı gösterir.
• Sosyal hizmet elemanları,müracaatçıların meşru beklentileri ve talepleri doğrultusunda kendi kendilerine yeterli olabilmelerine,kendilerini gerçekleştirebilmelerine ve kendi potansiyellerinin ortaya çıkmasına yardımcı olurlar.
c) Kurum ve işyerlerine dönük etik standartlar:
• Sosyal hizmet elemanları,mesleki etik ile ilgili ilke ve standartlara uygun hareket eden ve süreç,yöntem,ehliyet,sorumluluk,
kalite,davranış ve işletme bakımından makul hizmetler üreten kurum,kuruluş ve işyerlerinde çalışır veya bunlarla işbirliği yapar.
• En yüksek standartlara ulaşabilmek için,kurumların belirlediği görevler ve hedefler,sorumluluk bilinci içinde yerine getirilmeli, akla ve vicdana uygun mesleki davranışlar geliştirilmelidir.
• Kurum içinde kalan (bakıma muhtaç) kişilere yönelik en üst seviyede sorumluluk üstlenilmeli ve bu çerçevede kişilerin hayat kalitesini artırıcı en uygun müdahale yöntemleri geliştirilmelidir.
• Kurumun sunduğu hizmetlerin performansı ve etkinliği,periyodik tetkikler sonucunda hazırlanan mesleki raporlarla değerlendirilmelidir.
• Kurumların etik değerlere,ilkelere ve standartlara aykırı olan etik dışı davranışları,işlemleri ve uygulamalarına göz yumulmamalıdır.
d) Meslektaşlara dönük etik standartlar:
• Meslektaşların ve diğer disiplinlerden gelen profesyonellerin mesleki eğitimlerine ve hizmetlerine saygı göstermek esastır
• Meslektaşların ve diğer mesleklerden gelen uzmanların farklı düşüncelerine,görüşlerine ve(ya) sosyal hizmet uygulama yöntemlerine saygı gösterilmelidir.
• Birlikte daha güzel sonuçlara varabilmek ve hizmetleri geliştirebilmek için,sosyal hizmet elemanları,bilgilerini,tecrübelerini ve fikirlerini meslektaşlarıyla,diğer mesleklerden gelen uzmanlarla ve gönüllü elemanlarla paylaşır.
• Etik ilke ve standartların ihlali söz konusu olduğunda,kurum ve(ya) sosyal hizmet mesleği ile ilgili oluşturulan iç ve dış kurulların ve(ya) organizasyonların üyeleri-temsilcileri derhal haberdar edilmelidir.
• Meslekte çalışanlara yapılan haksız muameleler karşısında sosyal hizmet elemanları,onları korumalı ve haklı mücadelelerinde onlara destekçi olmalıdır.
e) Mesleğe dönük etik standartlar:
• Sosyal hizmet mesleğinin değerlerinin,etik ilkelerinin,mesleki bilgilerin ve yöntemlerinin korunması,herkesin önemini anlayacak bir şekilde daha ileri bir noktaya getirilebilmesi için geliştirilmesi esastır.
• Sosyal hizmet elemanları,mesleki standartların gelişimine yönelik azami derecede katkı sağlar.
• Haksız eleştirilere karşı sosyal hizmet mesleğinin korunması gerekmektedir.Aynı zamanda mesleki tutum ve davranışların gerekliliğine yönelik güven ortamı da tesis edilmelidir.
• Mesleğin teorilerine,yöntemlerine ve uygulama biçimlerine yönelik yapıcı bir ustalıkla iyileştirici ve yenilikçi eleştirilerde bulunmak,mesleğin gelişimi için önemlidir.


Millî Sosyal Hizmet Çalışanları Birliği (NASW) ’nin Etik Kodu
Kod, etik meseleler doğduğunda nasıl karar alınılacağına ve nasıl davranılacağına yönelik bir değerler, ilkeler ve standartlar seti önermektedir.
Millî Sosyal Hizmet Çalışanları Derneği Etik Kodunda yer alan temel değerler,mesleki etik ilkeler ve standartlar,sosyal hizmet elamanlarının davranışlarına rehberlik etmesi için getirilmiştir.Böylece mesleki kalitenin artması beklenmektedir.Dolayısıyla mesleki etik kodları,çalışma ortamlarına veya hizmet sundukları kitleye bakılmaksızın bütün sosyal hizmet elemanlarını ve sosyal hizmet öğrencilerini yakından ilgilendirmektedir.Millî Sosyal Hizmet Çalışanları Derneği Etik Kodu,dört ana süreçten oluşmaktadır.Bu süreçlerin her birisi ayrıca belirli gayelere yöneliktir.
Değerleri Tanımlamak:Kod,sosyal hizmet görevleri kapsamında oluşan temel değerleri tanımlamaktadır.Kod,etik meseleler doğduğunda nasıl karar alınılacağına ve nasıl davranılacağına yönelik bir değerler,ilkeler ve standartlar seti önermektedir.
Etik İlkeleri Belirlemek:Kod,mesleğin temel değerlerini yansıtan ve sosyal hizmet uygulamasına rehberlik etmesi gereken özellikli ahlak standartları oluşturan belli başlı etik ilkeleri özetlemektedir.
Değerler Çatışmasının Çözümünde Yardımcı Olmak:Kod,sosyal hizmet elemanlarına mesleki sorumlulukları çatıştığında veya etik belirsizlikler doğduğunda makul çözümler bulabilmelerine yardımcı olmak maksadıyla tasarlanmıştır.
Yaptırımları Düzenlemek:Kod,sosyal hizmet elemanlarının etik olmayan davranışlarda bulunması durumunda sosyal hizmet mesleğinin itibarını korumak adına hangi yaptırımların uygulanması ile ilgili temel standartları açıklamaktadır.


NASW’nin Değerleri ve Mesleki Etik İlkeleri
Sosyal hizmet elemanlarının ana gayesi, muhtaç durumda olana bütün insanlara yardımcı olmak ve sosyal sorunlarını çözmektir.
Bir Değer Olarak Hizmet ve Etik İlkesi:Sosyal hizmet elemanlarının ana gayesi,muhtaç durumda olana bütün insanlara yardımcı olmak ve sosyal sorunlarını çözmektir.Şahsi menfaatlerini düşünmeden ve herhangi bir maddi çıkar beklemeden başkaları için sosyal hizmet programları
eliştirmekle görevli olan sosyal hizmet elemanları,kendi bilgi ve tecrübelerini başkalarına yararlı olmak düşüncesiyle geliştirirler.
Bir Değer Olarak Sosyal Adalet ve Etik İlkesi:Sosyal hizmet elemanları,sosyal adaletsizliği ortadan kaldırmaya yönelik her türlü çaba gösterir.
Bir Değer Olarak İnsan ve Etik İlkesi:Sosyal hizmet elemanları,insanın doğuştan hak ettiği saygınlığını ve fıtri özelliklerini kabul eder.
Bir Değer Olarak İnsan İlişkileri ve Etik İlkesi:Sosyal hizmet elemanları,insan ilişkilerinin ne kadar önemli bir sosyal ağ olduğunu bilir ve kabul eder.
Bir Değer Olarak Bütünlük ve Etik İlkesi:Sosyal hizmet elemanları,hizmetlerini sunarken,bunu bir bütünlük içinde güven ve huzur telkin eden bir tarzda gerçekleştirir.Mesleğin maddi ve manevi vizyonunu ve misyonunu hiçbir surette unutmadan,her müracaatçının özel sorunlarını bütüncül bir bakışla ele alır ve bağlı olduğu kurumun kültürüne en uygun olan eylem planlarını hazırlar.
Bir Değer Olarak Liyakat ve Etik İlkesi: Mesleki liyakat (yetenek,ehliyet),sosyal hizmet uygulamaları için önemli bir ön şart olmakla birlikte,yeni bilgi ve tecrübelerle sürekli olarak geliştirilmesi gereken bir alandır.Sosyal hizmet elemanları,mesleki bilgi ve tecrübelerini sürekli olarak geliştirir ve pratiğe dönüştürür.


SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE 4
SOSYAL SİSTEM AÇISINDAN SOSYAL HİZMET HEDEFLERİ


Sosyal hizmet çalışmalarının insanı hedef aldığını ve dolayısıyla genel amaç olarak da insanın maddi ve manevi sağlığı üzerinde odaklandığını söyleyebiliriz.
SOSYAL SİSTEM AÇISINDAN SOSYAL HİZMET HEDEFLERİ
Sosyal sistem, değerler ve ilkeler üzerine bina edilmiştir.sosyal hizmetlerin hedefleri, tarihî süreç içinde gerek hedef kitlesine, gerekse sosyal sistemdeki yerine göre değişebilmektedir. Sosyal sistem, kurumlar; çalışma hayatı; sosyal hayat; siyasi yapı; aile; din; kültür; sosyal grup; değerler, sosyal hukuk ve sosyal güvenlik sistemi gibi birçok maddi ve manevi unsurdan oluşan bir hayat düzenidir. Bütün bu unsurlar, genelde birbirleriyle karşılıklı fonksiyonel münasebet içindedir ve uyumludur. Sosyal sistem, kısaca iki ana unsurdan oluşmaktadır:
Sosyal Yapı:Fertlerin belli bir toplumsal yapı içindeki sosyo-ekonomik durumu (rol,statü,yetki)
Değer Oryantasyonu:Sosyal sistemin,normatif değerler kategorisi olarak da bilinen değer oryantasyonu,geniş anlamda sosyal sistemlerin,dar anlamda toplumların hedeflerini ve normlarını açıklamaktadır. Sosyal sistem,değerler ve ilkeler üzerine bina edilmiştir.Onun bir parçası olan sosyal hizmetler,bu çerçevede oluşturulan değerler ekseninde kendine has hedefler oluşturmuştur.Sosyal hizmetlerin sosyal sistem içindeki toplumsal konumu ve yeri,fonksiyonel olarak sosyal güvenlik sistemleri,sağlık sistemleri,eğitim sistemleri ve hukuk sistemleri ile kesişmektedir.

Sosyal Hizmetlerin Hedef Alanları ve Diğer Sosyal Sistemlerle İlişkisi
Sosyal Güvenlik Sistemleri ve Politikaları > Sosyal Politikalar (Sosyal sigortalar,Sosyal yardımlar)
> Sosyal Hizmet
Sağlık Sistemleri ve Politikaları > Tıbbi Tedavi ve Bakım Hizmetleri > Sosyal Hizmet
Eğitim Sistemleri ve Politikaları > Halk Eğitimi,Sosyal Pedagoji,Özel Eğitim > Sosyal Hizmet
Hukuk Sistemleri ve Politikaları > Yaptırım (Cezalandırma) ve(ya) Rehabilitasyon > Sosyal Hizmet
Kişilerin,sosyal,bedenî,manevî ve zihinsel sağlığını ve mutluluğunu elde etmek,sosyal hizmetlerin nihaî gayesidir. 20.yüzyıldaki gelişim süreçlerini de dikkate alarak,sosyal hizmetlerin hedeflerini,sosyal pedagoji ve sosyal yapının adalet ilkelerine göre yeninden şekillenmesini öngören toplumsal işlevler açısından olmak üzere iki ana grupta toplayabiliriz:
Sosyal Pedagojik Ağırlıklı Hedef Tanımlamaları:
Bireysel varlığın ve şahsiyetin gelişimi.İnsan ve şahsiyet haklarının korunması ve geliştirilmesi
Hayat mücadelesi verebilmek,kendi kendine yeterli olabilmek.İnsanların,kendi sorunlarını kendi başlarına çözebilmelerine yardımcı ve destekçi olmak.
Toplum hayatına ve normlarına uyum.
Birlikte barış içinde insanca yaşamak.
Sosyo-kültürel değerlere bağlılık.
Şahsi ve sosyal sorumluluk bilincini geliştirmek ve sorumluluk üstlenebilmek.
Şahsi ve sosyal görevleri sorumluluk bilinciyle ifa etmek.
Sosyal yeniliklere,gelişime ve ilerlemeye katkıda bulunmak.
Hür irade ile topluma fayda sağlayacak doğru kararlar alabilmek.
Sosyal İşlevsellik Ağırlıklı Hedef Tanımlamaları:
Çevresel sosyal uyumsuzlukları ve olumsuz şartları ortadan kaldırmak.
Değişik sosyal,manevi risk ve tehditlere karşı tedbir ve koruma sistemleri oluşturmak.
Yaşama hakkı ve her türlü bedensel,ruhsal ve zihinsel zarardan korunma hakkı.
Sosyal ve manevi zararların giderilmesine yönelik sosyal güvenlik sistemleri oluşturmak.
Bir hak olarak ailenin korunması.
Sosyal dayanışmanın yaygınlaştırılması.
Sosyal çatışmaların önlenmesi ve ortaya çıktığında etkin ve yapıcı yöntemlerle giderilmesi.
Sosyal adalet.Sosyo-ekonomik mesafeyi kaldırmak ve fırsat eşitliği çerçevesinde herkese maddi kariyer imkânı sağlamak.
Hatalı ve kusurlu tutum ve davranışların düzeltilmesine ve kişilerin sosyal hayata uyumuna (sosyal entegrasyonuna) yönelik aktif sosyal destek programları geliştirmek.
Toplumun genel huzuru için tehdit ve tehlike oluşturabilecek belirli sosyal kesimleri denetim altında tutmak ve yaptırım sistemleri geliştirmek.
Sosyal Hedeflerin Felsefi ve Hukuki Anlamı
Sosyal hizmet mesleğinin odağında her zaman en az bir sorunu olan ve dolayısıyla sorununun çözülmesini bekleyen bir insan vardır.İnsan şeref ve haysiyetinin korunması hem insani,hem de sosyal hizmet mesleğinin bir esasıdır.Sosyal hizmet,insan şeref ve haysiyetini korumayı anayasal bir görev olmanın ötesinde etik değerlerin en başında gören bir meslektir.Evrensel temel felsefi ilkelerden yola çıkarak,bugün sosyal hizmet bilimi,aynı zamanda “İnsan Hakları Mesleği”olarak tanımlanmaktadır. 1992 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Merkezi’nin girişimleriyle Uluslararası Sosyal Hizmet Mesleği Okulları Birliği ve Uluslararası Sosyal Çalışmacılar Federasyonu bir araya gelerek, “İnsan Hakları ve Sosyal Hizmet: El Kitabı” çıkartmıştır.İnsan hakları,temel ve evrensel insani ihtiyaçların karşılanmasının bir gereği olarak ortaya çıkmıştır.Sosyal hizmet bilimi ve mesleği,bu insani ihtiyaçlara cevap vermek için oluşturulmuş ve geliştirilmiş ise,sosyal hedeflerini de bu temel değerler üzerine bina etmelidir. El kitabında sosyal içerikli insan haklarının felsefi ilkeleri de kısaca şu şekilde belirtilmiştir:
Yaşama hakkı
Bağımsızlık ve özgürlük
Eşitlik ve eşit muamele görme hakkı
Adalet
Dayanışma
Sosyal sorumluluk bilinci
Bireysel ve toplumsal değişim ve gelişme
Barış ve şiddet içermeyen bir ortam
İnsan ve tabiat ilişkilerinin uyumlu olması
Sosyal Hizmet Hedeflerinin Kaynağı Olarak İnsan Hakları
Kişiliğe bağlı haklar olarak insan hakları, her insanın doğuştan sahip olduğu haklardır. haklardır.Bu haklar,dokunulmaz,devredilemez ve vazgeçilemez niteliktedir.Mesela yaşama,inanma,düşünme,düşündüğünü ifade etme,evlenme,mesken edinme,can ve malını koruma, çalışma hakkı ve sosyal güvenlik hakkı,bu kapsamda akla ilk gelen haklardır.BM Genel Kurulu tarafından 10.12.1948 tarihinde kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi,ilk defa uluslararası düzeyde,klasik hakların yanında iktisadi ve sosyal haklara da yer vermiştir.Sosyal hizmet açısından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin önemi,kişilere sosyal haklar tanınmasındadır.
Madde-22:Her insan,toplumun bir üyesi olmak itibariyle sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Madde-25:Her insanın,gerek kendisi,gerekse ailesi için yiyecek,mesken,tıbbi yardım ve gerekli sosyal hizmetler dâhil olmak üzere sağlık ve refahını sağlayacak bir hayat düzeyine ve işsizlik,hastalık,sakatlık,dulluk,yaşlılık hallerinde veya geçim imkânlarından iradesi dışında muhtaçlık meydana getirecek diğer bütün durumlarda sosyal güvenliğe hakkı vardır.Analık ve çocuk, özel bakım ve yardım görmek hakkına sahiptir.Bütün çocuklar,her türlü sosyal yardımlardan faydalanmak hakkına sahiptirler.
Sosyal Hizmet Hedeflerinin Kaynağı Olarak Şahsiyet Hakları
Sosyal hizmet hedeflerinin temel insani değerler doğrultusunda şekillendiğinin bir diğer kaynağı da şahsiyet haklarıdır.
Şahıs:Kişi,birey,fert.Hukuki anlamda şahıs,haklardan istifade edebilen,hak sahibi olan ve yükümlüklerle sorumlu tutulan insandır.Dini anlamda şahıs,manevi ve sosyal sorumluluk taşıyan,iradesi ve iman dünyası ile toplumla beraber fakat aynı zamanda müstakil bir hayat yaşayan ve varlıklar içinde en şerefli kimliğe sahip olan varlıktır.
Şahsiyet:Şahsiyet (kişilik),kişiyi başkalarından ayıran,farklı kılan ruh,duygu,davranış,beden,zihin ve düşünce özelliklerinin bütünüdür.Kişinin çevresiyle olan tüm münasebetlerini belirleyen,onu başkalarından ayırt etmeye yarayan huy,alışkanlık,savunma mekanizmaları ve davranış şekilleri gibi bireysel özelliklerin oluşturduğu bütün insani unsurlar,şahsiyetin özüdür.Hukuki yönüyle şahsiyet,"Medeni haklardan istifade ehliyeti" anlamına geldiğine göre genelde her insanın hukuki fiil ve işlemler yapabilme yeteneğine sahip olmasıdır.
Şahsiyet hakları,şahsın maddi-manevi varlık ve değerleriyle şahsi durumlarına sahip olabilme,onları herkese karşı koruyabilme yetkisini ifade eden,şahıslara,toplum içinde saygın bir statü sağlayan ve şahsiyetlerini geliştirmek için sosyal hukuk sistemi tarafından tanınan haklardır.Şahsiyet haklarını kısaca iki ana kategoride değerlendirmek mümkündür:
Şahsiyetin Dâhilî Değerleri:Hayat,beden bütünlüğü,sağlık,şahsın kendiliğinden mevcut olan ve onun mütemmim (tamamlayıcı) cüzlerini (kısım veya parçalarını) oluşturan değerlerdir.(şeref,namus,ırz,tasavvur ve his dünyası gibi)
Şahsiyetin Harici Değerleri:Şahsın kendi iç dünyasında değil de,yaşadığı sosyal çevre ile birlikte bir anlam kazanan değerlerdir. Mesela fikrî,bedenî,mesleki ve ekonomik faaliyetler (kitap yazmak,resim çizmek vb) ve bunlardan doğan haklar (telif hakkı;icat ve buluş hakkı)
!!!!Sosyal hizmet elemanları,müracaat edenlere tanınan şu dört hakkı bilmeli ve uygulamalıdır:
Karar Verme Hakkı:Müracaatçılar,hizmet aldıkları her süreçte kendileriyle ilgili konularda bilgi alma ve sosyal hizmet ile ilgili konularda hür iradeleriyle tercih ve karar alma hakkına sahiptir.
Katılımcılık Hakkı:Sosyal hizmet elemanları,çalışmalarının etkinliğini artırabilme ve müracaatçıların sosyal hayatını olumlu bir şekilde etkileme adına onların bütün hizmet süreçlerine tam katılımlarını sağlamalıdır.
Bütünlük İçinde Hizmet Alma Hakkı:Sosyal hizmet elemanları,müracaatçılarla ilgilenirken ve onlara destek verirken,kişiyi bir bütünlük içinde ele almalıdırlar.Bütünlükten kasıt,kişinin aile,komşu,akraba ve toplum içindeki konumuna göre değerlendirilmesidir. Kişi,dünden bugüne ve sosyal çevresiyle bütün şahsi özellikleriyle birlikte ele alınmalı,beden ve ruh bütünlüğünü esas alan bütüncül sosyal hizmet uygulamalarından yararlanabilmelidir.
Güçlü Yönlerini Keşfetme Hakkı:Müracaatçılar,sosyal hizmet elemanlarının yardımı ile güçlü ve zayıf yönlerini keşfedebilmelidir. Sosyal hizmet elemanları da kişilerin (grupların) güçlü yönlerinden yola çıkarak onları değişik teşvik edici yöntemlerle daha güçlü hâle getirebilmelidir.
KORUYUCU SOSYAL HİZMETLER VE HEDEFLERİ
Koruyucu Sosyal Hizmetler
Koruyucu sosyal hizmetler, insan veya toplum hayatında doğabilecek olası psiko-sosyal ve(ya) ekonomik sorunların gün ışığına çıkmasına fırsat vermeden önleyici tedbirleri öngören bir uygulama alanıdır. Bunların başında;mevcut işsizlik oranını azaltmak için işsizlikle mücadele kapsamında aktif istihdam politikaları,yoksulluğa bağlı muhtemel sosyal çatışmaları önlemek düşüncesiyle yoksullukla ve yoksunlukla mücadele kapsamında kamusal sosyal yardım ve sosyal içerme (toplumsal bütünleştirme) programları gelmektedir.Yoksullukla mücadele programları,kısa vadede maddi sıkıntıları ortadan kaldırmayı hedefliyorsa da orta ve uzun vadede olası sosyal gerginlikleri de ortadan kaldıracağı için,toplumsal barışın tesisine önemli derecede katkıda bulunacaktır. Dolayısıyla sosyal hizmet politikalarını ve hedeflerini koruyucu-önleyici gibi kesin kategorilere bazen ayırmak mümkün değildir.
Sosyal politika ve hizmetin ortak temel hedeflerinden olan sosyal barış,toplumun değişik kesimler arasında doğabilecek anlaşmazlıkların,uyuşmazlıkların ve menfaat çatışmaların sulhçu yöntemlerle çözümlenmesini sağlayan,dolayısıyla her türlü sosyal gerilimi azaltan ve bunun yerine toplumsal huzuru temin eden ideal bir durumdur. Sosyal barışın sağlandığı toplumlarda,iktisadi ve sosyal kalkınma alanında da önemli gelişmeler elde edilebilir.Sosyal barışın sağlanamadığı toplumlarda fertler ve gruplar,birbirlerine ve toplumun tümüne ve dolayısıyla devlet dâhil sosyal sistemin bütün unsurlarına karşı yabancılaşırlar.
Toplumsal olarak birbirine ilgi duyma,iletişim kurma,sosyal diyalog sürecine girme,uzlaşabilme ve destek olma ihtiyacı ve şuurunun geliştirilebilmesi sonucunda sosyal barış da sağlanabilir.Devlet,bu anlamda kamu vicdanında var olan bu duyguların ve ihtiyacın korunması ve geliştirilmesine yönelik hem topluma,hem de bürokrasiye düşen görevler açısından etkin sosyal hizmet politikaları üretmekle görevlidir.Toplumda barış sağlanamadığı sürece anarşizm,terörizm,ahlaksızlık,iktisadi kriz gibi her türlü buhran ve sosyal felaketler meydana gelebilir.Toplumsal düzen ve huzur açısından bu kadar önem taşıyan sosyal barışın temini, bundan dolayı toplumların geleceği açısından hayati önem taşımaktadır.
Sosyal Barışı Tehdit Eden Unsurlarla Mücadele
Sosyal barışı, gerek mikro, gerekse makro ölçekte tehdit eden unsurların başında egotizm (benlikçilik), narsizm, hedonizm (hazcılık), nihilizm (hiççilik, nemelazımcılık), ırkçılık, sosyal dışlanma ve sosyal sapmalar gelmektedir.
Egotizm (Benlikçilik) ve Narsizm İle Mücadele:Egotizm,sadece kendi nefsini beğenme hâlidir.Bir insanın,başkalarından daha üstün veya önemli olduğuna dair inancı ve bunu âdeta ispatlamak istercesine,bu yönde takındığı tutum ve davranışların bütünü,narsist duyguları da beslemektedir.Kişi,bu durumda kendini ve kendi nefsini aşırı biçimde sevmeye başlar.Bir başka ifadeyle,başkalarına karşı sevgisini yitireceği için,sosyal sorumluluk duygularını da köreltir.Narsist kelimesi,bir Yunan efsanesinde geçen bir hikâyeye dayanmaktadır.Buna göre suda hayalini görüp,kendini kendi gönlünü kaptıran ve sevgilisine bir türlü kavuşamadığı için intihar eden Narcissus isminden gelmektedir.Narsizm ve egotizm,kişileri egosantrik,yani benmerkezci yapar.
Hedonizm (Hazcılık) İle Mücadele:Her türlü zevk,eğlence,rahatlık,sefa,kısacası hazcılığa dönük,bireyselciliğe,egoizme ve bencil şahsiyet tipine önem veren maddeci bir hayat modeli,sadece nefsi arzuları ön planda tuttuğu için,sosyal sorumluluk şuurunu, başkaları için var olma duygusunu ortadan kaldırmakta ve insani ilişkileri neticede tahrip etmektedir.Hedonist ruhlu insanlar,topluma sosyal fayda sağlayamayacağı gibi,meşru dairenin dışında çılgınca ve sorumsuzca yaşamak istediklerinden dolayı hem kendilerine, hem de topluma zarar verebilmektedir.Alkollü olarak araba kullanmak,trafik kurallarına uymamak,keyfince hız yapmak ve ölümcül kazalara sebebiyet vermek,bir örnek olarak gösterilebilir.
Hedonizmi özendiren her türlü materyalist ve maddeci yaklaşımlardan, reklamlardan ve teşviklerden kaçınılmalıdır.
Nihilizm (Hiççilik ve Nemelâzımcılık) İle Mücadele:Toplumsal değerleri ve dolayısıyla toplumsal barışı tehdit eden anlayışların başında maneviyatla ilgili her yaklaşımı inkâr eden,metafizik,ahlaki güç ve kuvvetleri yok sayan,toplumsal değerlere ve sosyal nizama karşı çıkan,hiçbir iradeye boyun eğmemeyi ilke olarak kabul eden pesimist (karamsar) dünya görüşü gelmektedir.Nihilizm olarak ifade edebileceğimiz bu düşünce ve yaşama tarzı,inkârcı ve her şeyi reddeden bir psikolojik
saplantı hâlidir.Sosyal ve psikolojik bir hadise olarak nihilizm,ruhi yıkıma ve çöküntüye götüren bir gayesizliğin,kötümserliğin,ümitsizliğin ve menfiliğin mantığıdır.
Irkçılıkla Mücadele:Bir ulusa bağlılığı temel alan ırkçı yaklaşımlar (ulusçuluk veya kavmiyetçilik),soy sop üstünlüğünü ileri sürerek, uluslararası boyutuyla kendi milletini diğer milletlerden,ulusal boyutuyla da kendini aynı toplum içinde yaşayan farklı etnik ve dinî kökenden gelenlerden üstün görme anlayışı ve inancıdır.
Bir insanın, başkalarından daha üstün veya önemli olduğuna dair inancı ve bunu âdeta ispatlamak istercesine, bu yönde takındığı tutum ve davranışlar, hiçbir surette sosyal barışa katkı sağlamamaktadır. Tam tersine mevcut sosyal ilişkileri de bozmaktadır. Onun için başta devlet, (varsa eğer) kendi ırkçı ideolojisinden vazgeçmeli, ırkçılığı toplumsal bir tehdit olarak görmeli ve ırkçılığın ortaya çıkmaması için gerekli tedbirleri almalıdır.
Sosyal Dışlanmayla Mücadele:Fert veya belirli bir grubun işsizlik,yoksulluk,eğitimsizlik,azınlık,farklı bir dine veya etnik mensubiyete bağlılık,özürlülük,hastalık gibi sebeplerden dolayı eğitim,sağlık ve sosyo-kültürel imkânlardan ve haklardan yararlanamaması, üretim etkinlikleri içinde yer alamaması ve karar alma süreçlerine katılamaması şeklinde tanımlanabilecek sosyal dışlanma,hem bir sosyal sorun,hem de bir insanlık ayıbıdır.Örneğin;Eğitim hizmetlerinden uzaklaştırılan gençler ise kültürel yozlaşma içinde toplumun değerleriyle yabancılaşacak ve her türlü sosyal tehlikenin (anarşizm,terörizm,fuhuş vb.)kurbanı olacaktır.Bir sosyal varlık olan insanın,hangi sebepten olursa olsun,toplumdan uzaklaşması veya uzaklaştırılması,kişisel olarak insan sağlığı ve özellikle ruh sağlığı açısından sakıncalı,toplumsal olarak da sosyal parçalanmaya sebebiyet veren bir durumdur.
Sosyal Sapmalar İle Mücadele:Bir toplumda normlara uymayan ve onları dikkate almayan davranışların bütünü,sosyal sapma olarak nitelendirilebilir.Daha açılımlı bir ifadeyle sosyal sapmalar,insanların içinde yaşadıkları toplumun,topluluğun veya grubun benimsediği ve önem verdiği değer ve normlarına,genelde aykırı düşen ve hoşgörü sınırlarının dışında cereyan eden davranış biçimleridir.Yabancılaşmaya yol açan sosyal sapmanın birçok sebebi vardır.Şahsiyet bozukluğu,hatalı veya yetersiz kalan sosyalleşme,maddi dünyadan veya sosyal hayattan beklenenleri elde edememe,ümitsizlik,karamsarlık,beklentilerin gerçekleşmemesine bağlı olarak ortaya çıkan hayal kırıkları gibi birçok psiko-sosyal sorun,sosyal sapmalara yol açabilmektedir. Fırsat eşitliğinin olmaması,ekonomik sıkıntıların ve yoksulluğun devamlılığı,sosyal çevrenin ve şartların elverişsiz olması gibi dışsal faktörler de elbette sosyal sapmalar için elverişli bir zemindir.
Sosyal Barışı Oluşturan Unsurların Teşviki
Sosyal barışın kalıcılığını ve sürdürebilirliğini sağlamak,ancak sosyal teşvik programlarıyla mümkündür.Bu kapsamda sosyal-pedagojik hizmet yaklaşımlarının ve uygulamalarının sevgi eğitimine dayandırılmasında fayda vardır.Bir başka ifadeyle dostluk ve kardeşlik sorumluluğunun kalplere ve vicdanlara yerleştirilmesi durumunda,gerçek anlamda sosyal toplum oluşturulmuş olacaktır.
Toplumda Sevgi İklimi Oluşturmak:Kendi ruhuna,diğer varlıklara ve nesnelere (insanlara,hayvanlara veya belirli bir mesleğe,kitaba, hobiye) sevgi beslemek,insani ilişkilere ayrı bir kalite ve anlam kazandıran bir tutumdur.
Dostluk ve Kardeşlik Sorumluluğunu Pekiştirmek:Toplumda soy-sop veya kan kardeşliğinden ziyade ortak evrensel insani değerlere bağlı manevi kardeşlik ve dostluk iklimini oluşturan her türlü tedbir,koruyucu sosyal hizmetlerin kapsamına giren konulardandır. Evrensel ve manevi boyutuyla dünyevî kardeşlik,insanlar arası yoğun insani,ruhî ve fıtrî bağın bir gereği olarak,almadan vermeyi, muhtaç kişiye yardım etmeyi,ona iyilikte bulunmayı,kendisi için sevdiğini onun için de sevmeyi
gösteren tutum ve davranıştır.
Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Ruhunu Yaygınlaştırmak:İnsanların birbirlerini sevmeleri neticesinde gönüllü olarak oluşturdukları beraberlik sayesinde karşılıklı sosyal dayanışma ve yardımlaşma hamleleri de hız kazanmaktadır.
Sosyal Diyalog ve Uzlaşma Kültürünü Hâkim Kılmak:Sosyal tarafların birbirini tanımak,anlamak,benzer ve farklı problemlerini birlikte çözebilmek maksadıyla kurdukları temas,sosyal diyalogun özünü teşkil etmektedir.Bu temas,insanlar arası (işveren-işçi kesimi arası) olabileceği gibi,sosyal barış içinde bir arada yaşamak ve devam eden dinî,etnik ve kültürel çatışmalara son vermek maksadıyla daha geniş ve evrensel anlamda farklı etnik-dinî topluluklar arasında da olabilir.
Sosyal toplum, birbirlerini seven ve sayan üyelerden meydana gelen şuurlu bir toplumdur.
Herkesin şahsiyetli bir hayat sürdürebilmesi için, karşılıklı yardımlaşma şarttır.
MÜDAHALE ODAKLI SOSYAL HİZMETLER VE HEDEFLERİ
Bir Sosyal Hizmet Aracı Olarak Sosyal Müdahale
Sosyal hizmetlerin hedeflerine ulaşabilmek için,sosyal kurumlarda çalışan sosyal hizmet elemanları,çoğu zaman kaçınılmaz olarak sosyal hayata müdahale etmek ve muhataplarına yardımcı ve destekçi olmak durumundadır.Sosyal devlet,insani ve toplumsal gerekçelerle bu yetkiyi profesyonel sosyal hizmet elemanlarına vermiştir.Sosyal hizmetlerle ilgili bütün koruyucu tedbirler ve müdahale içerikli politikalar,bu vasıtalardan sadece birisidir.Bunun dışında kurumsal düzenleme olarak sosyal güvenlik sistemi ve vergi politikası,servet politikası,fiyat politikası,ücret politikası,eğitim,sağlık ve konut politikaları gibi değişik sosyal ve iktisadi politika araçları akla gelebilir.
Sosyal müdahale yöntemlerini,özellikle kapsam açısından iki kategoriye bölmek mümkündür:
Dar Anlamda Kamu Müdahalesi:İşçi-işveren münasebetlerinin ve sanayileşmenin çalışma hayatında ortaya çıkardığı problemler, kendi başına çözülemeyecek kadar karışık ve zordur.Bir başka ifadeyle emek-sermaye arasındaki menfaat uyuşmazlıklarının dengelenmesine yönelik devletin sosyal tarafları barıştıran veya uzlaştıran müdahalelilerine gerek vardır.Devletin buradaki rolü, çalışma ilişkilerinin kanuni çerçevesini oluşturmak,iş kanununu çıkarmak,ücretleri korumak,işsizliği azaltmak,işçilerin çalışma şartlarını düzenlemek ve iyileştirmek ve örgütlü işçi hareketlerinin serbestçe oluşumuna ve faaliyet göstermelerine izin vermektir.Görüldüğü gibi dar anlamda bir sosyal müdahale,sadece belirli kesimlere (işçi-işveren) yöneliktir.
Geniş Anlamda Kamu Müdahalesi:Toplumda örgütlü olup olmadığına bakmaksızın bütün bireyleri,sosyal grupları ve kesimleri içine alan bir sosyal müdahale türü,gelişmiş sosyal devlet ve toplumların bir eseridir.Bu bağlamda örgün eğitim,istihdam,mesleki eğitim, sağlık,gelir dağılımı,konut,sosyal güvenlik,sosyal pedagoji ve sosyal hizmetlere ağırlık verilmektedir.Sosyal müdahale vasıtalarını genel hedefler için kullanan sosyal devletler,spesifik müdahale alanı
olarak,bilhassa özel olarak korunması gereken,yardıma muhtaç sosyal kesimlere daha çok yönelmektedir.
Kamusal sosyal müdahaleleri, siyasi amaçlı sosyal mühendislik girişimleriyle karıştırmamak gerekmektedir. Mekanik bir yaklaşımla mühendislik, parçaların inceden inceye analizine, parçaların işlemesi için özel bir teknik tasarıma ve bunlarla belirli neticelerin elde edilmesi için hazırlanmış programlardır. Sosyolojik olarak (sosyal) mühendislik, ilgi odağı ve araştırılması gereken temel birimler olarak davranış biçimlerinin, sosyal kişinin, sosyal faaliyetlerinin ve bunların çeşitli bileşimlerin analizi, sosyal grup ve kurumların işlev ve hedeflerinin yanında öngörü ve karar verme süreçlerine dayalı planlama, planlanan sosyal faaliyet ve hedeflerin gerçekleştirilmesi yönünde stratejilerin geliştirilmesidir.
Sosyal Değişim ve(ya) Gelişim
Toplumsal boyutuyla sosyal değişim,toplum yapısında görülen farklılaşmalardır.Zararlı ve dolayısıyla olumsuz sosyal değişim, toplumların bozulmasına,sosyal gerilemesine ve ahlaken dejenerasyonuna sebebiyet verebilmektedir.Halbuki yararlı ve dolayısıyla olumlu bir sosyal değişim,her zaman toplumsal gelişime açık bir süreçtir.Aslında toplumsal algılayışta sosyal değişim,genelde arzulanan değişimdir.Buna göre sosyal değişim,toplumu daha fazla bütünleştirmekte,kaynaştırmakta ve daha ileri bir refah seviyesine kavuşturmaktadır.
Sosyal gelişme,bireysel ve toplumsal boyutuyla düzelme,iyileşme,olgunlaşma,büyüme,ilerleme ve kalkınmayı içeren olumlu bir sosyal değişim sürecidir.Sosyal gelişme,sosyal politikanın ve dolayısıyla sosyal hizmetin en önemli hedeflerindendir.Gayesi, iktisadi kalkınma ve büyümenin yanında eğitim,sağlık,konut,sosyal güvenlik,fırsat eşitliği gibi sosyal hayatın bütün alanlarında halkın bütün fertlerine dengeli,etkili ve yaygın bir biçimde imkânlar sunmaktır.Üretimin ve tüketimin artış, teknolojik yenilikler, halkın genel eğitim seviyesinin ve okullaşma oranının yükselmesi, işsizlik oranındaki düşüş, fert başına gelirin artması ve gelirin adil bir biçimde dağılımı he herkesin sosyal güvenlik kapsamına alınması gibi olumlu gelişmeler, olumlu sosyal değişimin yani sosyal gelişmenin parametreleridir.
Serbest Değişmeler:Zamanla kendiliğinden oluşan ve gelişen sosyal değişmeler.Bu değişmeler,toplumun iç dinamiklerinin etkisi ile ortaya çıkmaktadır.
Zorlama Yoluyla Değişmeler (Sosyal Değiştirme):Mekanik ve zorlayıcı değiş(tir)meler (sosyal mühendislik),tabii bir süreç olmadığı gibi genelde toplumsal karşılığı da yoktur.Yani halkın ekseriyeti,bu tarz bir değişme arzusunda değildir.Burada,tepeden tanzim edici ve topluma müdahale edici zorunlu bir baskı ve denetim söz konusudur.
Kamu Yoluyla Demokratik Değişmeler:Toplum için faydalı yeni sosyo-kültürel unsurların toplumda yeşermesi için,devlet, demokratik katımcılık ilkelerine riayet ederek,sosyal hukuk sistemine müdahale hakkını ve sınırlarını belirleyen kanunlar yoluyla sosyal değişimin ve gelişimin öncülüğünü üstlenmektedir.

Sosyalizasyon (Sosyalleştirme ve(ya) Yeniden Sosyal Uyum)

Sosyolojik anlamda sosyalleştirme ferdi, toplumun değer yargılarına ve sosyal çevreye uyum sağlamasına yönelik duruma faaliyetlerdir (sosyalleşme). Sosyal hizmet ve psikoloji alanında sosyalleştirme ise, davranış bozukluğu gösteren, akli veya zihnî yönden hasta olan bir insanı, topluma yeniden kazandırmak için uygulanan rehabilitasyon hizmetlerinin bütünüdür (yeniden sosyal uyum). Sosyalleşme, insanların içinde doğdukları ve bir üyesi olarak faaliyette bulundukları bir toplumun veya grubun davranış, değer ve standartlarını aynen edinme sürecidir. İnsanın, topluma katılıp, onun bir parçası olmasını sağlayan ve kişinin hayatının sonuna kadar devam eden en önemli süreçtir sosyalleşme.
Sosyalleşme, bebeklik ve çocukluk çağında başlamaktadır.
Sosyalleşme ve yeniden sosyal uyum sürecinde kişi,beşerî karakterini oluşturabilir.Başarılı bir sosyalleşme,kişiler arası iyi münasebetlerin kurulması ve işbirliğinin sağlanması ile mümkündür.Bu da ancak sosyal uyum ile mümkündür.Sosyal uyum,insanın başka insanlarla sosyal münasebetlere
girişebilme yeteneğinin ötesinde,başkalarının hak ve hukukuna riayet edebilme (uyum gösterebilme) becerisidir.
***Sosyal hizmetlerin hedefi,sorunlu kişilere sosyalleş(tir)me sürecinde sosyal destek sağlamak suretiyle onları toplumun sorumlu fertleri haline getirmektir.
Sosyal Bütünleşme (Sosyal Entegrasyon ve(ya) İçerme)
Sosyal bütünleşme, kişilerin, birden fazla grubun veya sosyal alt grupların, belirli hedeflerin gerçekleştirilebilmesi maksadıyla, önceki tutum ve davranış biçimlerini terk ederek, yeni ve ortak bir kimlikte buluşmalarıdır. Bu bağlamda sosyal güvencesi olmadan çalışanlar,işsizler,yoksullar,göçmenler,mülteciler,etnik ve(ya) dinî kökleri farklı olanlar,eğitimsiz kişiler,korunmaya muhtaç ve suça eğilimli çocuklar,(bakıma muhtaç) yaşlılar ve(ya) özürlüler,sosyal bütünleşmeye en çok ihtiyaç duyan sosyal kesimlerdendir.Daha somut bir ifadeyle,hem gelir düzeyleri toplum ortalamasının çok altında olduğu için,hem de etnik veya dinî kökenleri,toplumsal cinsiyetleri,eğitim durumları,fiziksel veya zihinsel engelleri dolayısıyla topluma eşit vatandaşlar olarak katılmakta zorluk çeken insanların psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarını sosyal koruma ve rehabilitasyon hizmetleri ile çözmek,sosyal bütünleşmenin başlıca hedeflerindendir. Kendi özellikleri sebebiyle,istihdam,eğitim gibi imkân ve fırsatlardan herkes gibi yararlanamayanların durumlarını düzeltmek maksadıyla siyasi iradeyle alınmış bir kurumsal
önlemler bütünü olan sosyal bütünleşme politikaları,ilk kez Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan “Orta Vadeli Program”da (OVP) yer almıştır. Avrupa Birliği,Lizbon Zirvesi ile “Sosyal Dışlanma ile Mücadele Stratejisi”ni başlatmış ve bu strateji Avrupa İstihdam Stratejisi ile ilişkilendirilmiştir.Lizbon Zirvesinde,sosyal içermenin artırılması için,daha fazla büyüme ve istihdam meydana getirecek ekonomik iyileşmenin sağlanması ile toplumla bütünleşmeyi artırıcı yeni faaliyetlerin geliştirilmesi hususları öngörülmüştür.
Tamamen dezavantajlı sosyal gruplara yönelik hazırlanan sosyal içerme programlarının Türkiye açısından içeriği ve hedefleri OVP’de şu şekilde sıralanabilir:
• Eğitim ve sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir ve eşit olarak yararlanabilir hâle getirmek.Sosyal koruma hizmetlerinin hakkaniyet esasları çerçevesinde ulaşılabilirliğini sağlamak(m.1)
• Sosyal hizmet ve yardım kurumları arasında işbirliğinin sağlanması,sosyal koruma yöntemlerinin ve ihtiyaç sahiplerinin tespitinde objektif kriterlerin belirlenmesi(m.4)
• Yoksulluğun azaltılması,yoksulluk kültürünün oluşmasının önlenmesi ve yoksulların üretici konuma getirilmesi(m.5)
• Kente göç eden yoksul kesimlerin istihdam edilebilirliğinin artırılması ve toplumla bütünleşmelerinin sağlanması(m.7)
• Kadınların sosyo-ekonomik hayata etkin katılımlarının sağlanması ve kadına yönelik şiddetle mücadele(m. 8)
• Risk altında olan çocukların korunması,öncelikli olarak aile bütünlüğe içinde bakılmalarının sağlanması(m.9)
• Gençlerin aileleriyle ve toplumla iletişimlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi ve karar alma süreçlerine katılımlarının artırılması(m.10)
• Özürlülere dönük çevresel ulaşılabilirlik şartlarının iyileştirilmesi,işgücü taşıyan özürlülerin istihdamlarının artırılması(m.11)
• Yaşlılara yönelik evde sosyal bakım hizmetlerinin nitelikli bir şekilde yerine getirilmesi(m.12)
• Hüküm giymiş olanların topluma yeniden kazandırılması(m.13)
Sosyal Rehabilitasyon
Türk literatüründe, bunun tam Türkçe karşılığı olmamakla birlikte bazen “Yeniden Yetenek ve Beceri Kazanma”, “Hayata Dönüş” gibi değişik tabirler kullanılmaktadır. Sosyal rehabilitasyon ise, en geniş anlamıyla bedenen, aklen veya ruhen sağlıklı olmayan kişilere (özürlülere, engellilere) yönelik yapılan tıbbi, mesleki ve psiko-sosyal hizmetlerdir. Amaç, doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık ya da kaza sonucu beden, zihin ve(ya) ruh kabiliyetini değişik derecelerde kaybeden kişinin sağlığını kazandırmak ve(ya) geriye kalan yeteneklerini geliştirmektir. Sosyal rehabilitasyon yolu ile özürlü veya psiko-sosyal bakımdan dezavantajlı olan kişilerin topluma uyumu sağlanmaktadır.
Sosyal rehabilitasyonun temel hedeflerini iki maddede toplayacak olursak şu sonuca varabiliriz:
*En uygun tıbbi araçlarla ve değişik psiko-sosyal yöntemlerle bedenî işlevleri sınırlanan kişilere,bu işlevlerin yeniden kazandırılmasını ya da kişilerin bu işlevsel sınırlanma sebebiyle uğradıkları kayıpların giderilmesini sağlamak.
*Hayata mesleki ve psiko-sosyal yönden hazırlamak suretiyle kişileri,hem muhtaçlıktan kurtarmak hem de kişilerin işte,okulda,evde, kısacası toplum içinde uyum içinde yaşamalarını sağlamaktır.
Özürlü çocuklar için geliştirici,daha çok eğitici ve sosyal faaliyetlere öncelik verilmekte (Psikososyal Rehabilitasyon),yetişkinler için ise,yeni bir vasıf elde etme de dahil,ücretli olarak çalışsın veya çalışmasın,çalışma kapasitesinin yeniden kazandırılmasına ağırlık verilmektedir (Mesleki Rehabilitasyon)

Sosyal Adalet

Değişik toplum kesimleri arasında gelir dağılımı, hayat standardı, refah düzeyi gibi ölçütler açısından belirli bir dengenin sağlanmış olması, kamplaşmalara yol açabilecek gelişme farklılıklarının ve uçurumların ortadan kaldırılmış olması ve sosyal sınıflar arasındaki çelişkilerin en aza indirilmiş olması, toplumda sosyal adaletin varlığına işarettir.
Sosyal adaletin gerçekleştirildiği toplumlarda, sosyal gelişme daha kolay sağlanmaktadır.
Sosyal adalet, iki temel unsurdan oluşmaktadır:
Hak Etme ve Fırsat Eşitliği:Toplumda din,dil,ırk ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın insanlara,yeteneklerini değerlendirebilecekleri eğitim ve çalışma imkânlarının sağlanması,onlara istedikleri yerde yaşama ve çalışma fırsatının tanınması ve çalışmaları karşılığında hak ettikleri ücretin verilmesi.
İhtiyaç,Eşitlik ve Hürriyet:Sosyal imkânların ve iktisadi kaynakların dağıtımında,bütün toplum fertlerini yararlandıracak şekilde eşit muamele uygulama yönündeki gayretler,sosyal adaletin tesisi için şarttır.Eşit imkânların tanınması ile fertlerin,hürriyet ve bağımsızlık ortamında yaşamaları mümkündür.

Sosyal Refah ve Yüksek Hayat Kalitesi
Sosyal refah, demokratik sosyal devletlerin, asgari seviyede de olsa, toplumun her kesimine götürmek istedikleri ve adil bir biçimde sürekli olarak artırılmasını arzu ettikleri maddi güvencedir. Fert, aile, grup ve toplumların, değişen şartlardan doğan sosyo-ekonomik sorunlarını gidermek için, sosyal güvenlik (sosyal sigortalar, sosyal yardımlar) kapsamında yapılan maddi destekler, toplumda sosyal refahın artmasına yardımcı olmaktadır.
Sosyal refah hizmetleri, sosyal güvenlik ve sosyal hizmet kavramlarını da içeren, toplumdaki tüm insanların temel sosyal ihtiyaçlarını belirli standartlarda karşılamaya yönelik, organize olmuş tüm faaliyetlerin genel ifadesidir. Kuramsal olarak sosyal refah hizmetleri, genelde toplumların sosyo-ekonomik durumlarının ‘iyileştirilmesini’ hedefleyen ve uygulanan sosyal politikalardır. Sosyal refah hizmetleri ile aslında yüksek bir hayat kalitesi sağlanmak istenmektedir. Hayat kalitesi ne kadar yüksek ise kişinin şahsi memnuniyeti ve her hususta kendini iyi hissetme hâli de üst seviyededir.Bu yönüyle hayat kalitesi, yaşama gayesini ön planda tutan ve hayatın maddi ve manevi boyutuna anlam kazandıran önemli bir ölçüttür. Daha somut bir ifadeyle hayat kalitesi, fertlerin sosyal iletişim ağlarının güçlü olması ve sosyal koruma sistemi içinde her türlü sosyal riskin doğurabileceği zararlara karşı güvence içinde olduklarını gösteren bir ölçüttür.

SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE-5

Sosyal hizmet alanları;çocuklar,gençler,kadınlar,aile,hayat kadınları,yaşlılar,tüm özür gruplarına giren özürlüler,yoksullar, dilenciler,göçmenler,kentsel sorunlara muhatap olan kentliler,sığınmacılar,afetzedeler,kronik rahatsızlığı olanlar,suçlular,sosyal sorun yaşayan toplumun tüm bireyleri kısaca tüm risk gruplarından oluşmaktadır.
SOSYAL HİZMETİN HEDEF KİTLESİ
Genellikle gençlik çağı 12-21 yaş aralığıdır.
>>12-15 yaş arasına ilk gençlik,
>>15-21 yaş arasına asıl gençlik,
>>21-25 yaş arasına uzamış gençlik dönemi denir.

Korunmaya Muhtaç Çocuklar
Muhtaç çocuk;çeşitli nedenlerle beden,ruh,sosyal ve duyusal gelişimi için gerekli asgari şartlardan yoksun olan cocuklardir.
Koruyucu Aile Yanında Kalan Çocuklar
Koruyucu aile hizmeti korunma kararlı çocuklarımızdan durumları uygun olanların,kısa veya uzun süreli,gönüllü veya ücretli olarak çocuk bakımını üstlenebilecek niteliklere sahip kişi ve ailelerin yanında bakımlarının sağlanmasıdır.
Koruyucu aile olmaya karar veren 18 yaşını doldurmuş,
Türkiye'de ikamet eden evli ya da bekâr,erkek veya hanımların bulundukları ildeki Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine dilekçeleriyle müracaat etmeleri gerekmektedir.Koruyucu aile yanında bakılmakta olan çocukların masraflarının belirli kısmının karşılanması maksadıyla ailelere aylık ücret ödenmektedir.

Evlat Edindirme
Evlat edinmek isteyen kişiler;
1. 5 yıllık evli ve otuz yaşını doldurmuş olması gerekir.
2. Evlat edinecek kişilerin evlat edinecekleri çocuktan en az 18 yaş büyük olması,
3. Bu kişilerce en az bir yıl bakılmış ve eğitilmiş olması şartı aranır.
4. Evli olmayan otuz yaşını doldurmuşsa tek başına evlat edinebilir.
Kadın, Aile ve Toplum
Ailenin Toplum İçindeki Kurumsal İşlevleri;
▪ Biyolojik İşlev
▪ Ekonomik İşlev
▪ Sevgi ve Güvenlik İşlevi
▪ Toplum Oluşturma
Kadınlara tanınan haklar şunlardır:cinsiyet ayrımı yapmadan eşitlik hakkı,eğitim hakkı,düşünme ve söyleme hakkı,seçme seçilme hakkı,çalışma hakkı,eş seçme hakkı,şiddet görmeme hakkı,miras hakkı ve seyahat hakkı.
Yoksulluk ve Sosyal Yardımlar
Yoksullukla mücadelenin; ekonomik, toplumsal ve kültürel olmak üzere üç boyutu vardır.
İki türlü yoksulluk vardır:
Mutlak yoksulluk: İnsanların varlıklarını sürdürebilmeleri için almaları gereken temel gıda ve hizmetlerden uzak olma halidir.
Göreli yoksulluk: Bireyin,yaşadığı toplumda kabul edilebilir en asgari tüketim seviyesinin altında kalması durumuna işaret etmektedir.

Mutlak yoksulluk, bireylerin fiziksel yaşamlarını sürdürebilmeleri hedefine yönelik algılanırken; göreli yoksulluk bireylerin yaşadıkları toplumun kültürel yapısına uygun ve toplumun diğer bireylerinin yaşam standartları ile karşılaştırma şeklinde değerlendirilir.

Yoksulluk kültürü; insanların çalışmayı reddederek sürekli yoksulluk içinde kalmaları ve bunu tutum,davranış ve inançlarla ilişkilendirmeleridir.Yoksulluk kültürünün birey düzeyinde izdüşümleri ise;bireyin kendisini toplumdan dışlanmış hissetmesi,çaresizlik ve başkalarına bağımlı olmanın getirdiği aşağılık duygusu,bireyde gelişen zayıf bir benlik yapısı,bugünü yaşayıp yarını düşünmeme ve kendini bir tevekkül havası içinde bırakma hâlleridir.

Zastrow ve Bowker yoksulluğun nedenleri olarak;yüksek işsizlik oranı,olumsuz fiziksel sağlık,fiziksel sakatlık,duygusal sorunlar, yoğun tıbbi harcamalar,alkolizm,uyuşturucu bağımlılığı,geniş aile,otomasyon sebebiyle işten çıkarılma,iş yapabilme becerisinden yoksun olma,düşük eğitim düzeyi ile kadının sorumlu olduğu ve küçük çocuklu aileler,yaşam pahalılığındaki artışa karşı halkın gelirindeki durağanlık,ırka ilişkin suç-suçluluk,eski mahkûm ya da akıl hastası olarak etiketlenmek,boşanma,terk edilme veya eşin ölümü,kumar oynama,seks suçları,suç kurbanı olma,çalışmaya ilişkin olumsuz etik değerler,istediği koşullarda iş bulamama,düşük ücretli iş,zihinsel gerilik ve yaş nedeniyle emekliliği belirtmektedirler.
Sosyal Yardımlar
Ülkemizde sosyal hizmet alanında yapılan sosyal yardımlar daha çok SHÇEK, SYDTF, SYDV,Vakıflar Genel Müdürlüğü,Emekli Sandığı,Sağlık Bakanlığı,Yerel Yönetimler ve STK’ lar tarafından yapılmaktadır.

SHÇEK’e göre sosyal yardım hizmetlerinin genel ilkeleri:
1.Kişilerin kendi kendilerine yeterli duruma gelmesi,
2.Korunmaya muhtaç çocuğa,özürlüye ve yaşlıya öncelik verme,
3.Yardım talebine muhtaç olma derecesi,acil olma durumu,başvuru veya tespit sırasına göre işlem yapma,
4.Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yapma,
5.Yardımlardan daha önce yararlanmanın süreklilik hakkı vermediği bilinci kazandırma,
6.Yardımlar geçici süreli olup ve süre bittikten sonra ihtiyaç durumuna göre tekrar inceleme raporu hazırlama ve devamlılık yerine yeterli hâle gelmeye teşvik etme,
7.Yalan beyanda bulunan veya sahte evrak tanzim eden yardım alan kişiler hakkında işlem yapma

Mülteciler ve Göçmenler
Mülteci; ırkı,dini,milliyeti,belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi şeklinde tanımlamaktadır.
Sığınmacı, siyasal düşüncesi,ırkı,dini,konumu ve kimliği itibarıyla mensubu olduğu ülkesine güvenini kaybeden ve devletinin kendisine tarafsız davranmayacağına inanan ve başka bir ülkeye iltica etmek üzere başvuran kişi,mülteci ise;bu başvurusu kabul edilen kişidir.

Cenevre Mülteci Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmeler mültecilere şu hakları sağlamaktadır:
1.Güvenli sığınma,
2.Ayırımcılığa tabi tutulmama,
3.Düşünce ve dolaşım özgürlüğü,
4.İşkenceye ve onur kırıcı muameleye tabi olmama,
5.Sınırdan izinsiz giriş yapmaktan dolayı ceza almama,
6.Diğer bireylere sağlanan sosyal ve ekonomik haklar,
7.Çalışma,konut,eğitim ve sağlık olanaklarından yararlanma,
8.Dolaşım ve seyahat özgürlüğü,
9.İnsan hakları ihlali yaşayabilecekleri başka bir ülkeye gönderilmeme

Mültecilerin önemli sorunları barınma ve gittikleri ülkede kabul görmemedir.İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi çerçevesindeki sığınma haklarından yaralandırılmaları öngörülür.Bu haklar;geri gönderilmeme,kanuna aykırı tutuklanmama,müracaat için adil prosedür takibi avukat ya da çevirme erişim hakkı,ilticaların kabulüne kadar sağlık,eğitim,ulaşım, erişim,çalışma ve temel haklarının korunmasıdır.

Göç, Yaşadığı ülkeyi,sosyal,ekonomik veya siyasi sebeplerden dolayı terk etmek mecburiyetinde kalıp,başka bir ülkeye yerleşmeye veya yerleşmek istemeye denir,bu kişilere de göçmen denir.
Madde Bağımlıları
Madde kullanan kişililerin kişilik yapılarının belirgin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
• Duygusal bakımdan olgunlaşmamış olma
• Dayanıksız ve güçsüz bir kişilik yapısına sahip olma
• Kendini değersiz algılama
• Yaşanan sorunların sebeplerini dışarıda arama
• Hazza yönelik olma
• Kötü arkadaşlara sahip arkadaş çevresi
• Ailede ilgi eksikliği veya fazlalığı
Madde kullanımı ile mücadelede aşağıdaki yöntemler kullanır:
~ Caydırma
~ Bilgilendirme
~ Kişiliğini Güçlendirme
~ Sosyal Becerileri Artırma
~ Uyuşturucu Karşıtı Bir Tutum Kazandırma
~ Direnç geliştirme
Gecekondu, Kentleşme ve Göç
Kırsalın itici ve kentlerin çekici özelliklerinden dolayı sürekli iç göç yaşanmaktadır:


İtici Sebepler:Nüfusun artması ve tarlaların o nüfusu besleyememesi,tarımda makineleşme,sınırlı iş imkanları,yeterli yol,sağlık,eğitim,eğlence gibi donanımların olmaması,kıtlık,eğitim,sağlık ve diğer imkanlardan mahrum olma,sınırlı sosyal hareketlilik
terör,kan davaları

Çekici Sebepler İletişim olanaklarının fazlalığı,kentteki yaşama özenti,kentin ışıltılı görüntüsü,gece-gündüz aktif yaşam,zenginliği çağrıştırması,olanakların fazla olması,eğitim,sağlık,ulaşım,su,kanalizasyon,sosyo-kültürel etkinlik,park ve eğlence yerlerinin çokluğu

Göç;coğrafi mekân değiştirmede sosyal,ekonomik,kültürel ve siyasi boyutlarıyla toplumun yapısını değiştiren nüfus hareketleridir.

Göç Türleri:
1. İç Göç
2. Dış Göç
3. Serbest Göç
4. Zorunlu Göç
5. Kontrollü Göç
6. Beyin Göçü
Göç oluş şekli itibarıyla beş gruba ayrılır:
1. Basamaklı Göç
2. Sıçramalı Göç
3. Şehirlerarası Basamaklı Göç
4. Şehirlerarası Sıçramalı Göç
5. Şehir İçi Göç

SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE-6
YAŞLILIK

Yaşlılık Döneminin Fiziksel Özellikleri:Kan damarları,sinirler,vücut derisi ve diğer biyolojik dokular elastikiyetini kaybeder, damarlarda sertlik,eklemlerde dejenerasyon meydana gelir.İskelet yapısı bozulur,kemikler incelir ve kırılganlaşır.

Yaşlılıktaki fiziksel gerilemeleri üç grupta toplamak mümkündür:
>> Bedensel gerilemeler
>> Seksüel gerilemeler
>> Entelektüel gerilemeler

Yaşlılık Döneminin Psikolojik Özellikleri:Yaşlılıkta rastlanan psikolojik değişikliklerden bazıları;eskiye aşırı bağlılık, yeniliklere uyum sağlayamamak,yeniliklerden korkmak,egoizm,bilinçte bulanıklık,depresyon,hastalık hastalığı,narsistik kişilik bozukluğu,nevroz,stres,uyku bozuklukları,yönelim bozuklukları ve ölüm korkusudur.

Yaşlılıktaki psikolojik değişimin başlıca belirleyicileri üç grupta toplanmaktadır.Bunlar;fiziksel gerileme,statü kaybı ve ölüm korkusudur.
Yaşlı Birey ve Ailesiyle Gerontolojik Sosyal Hizmet Uygulaması
Toplumdaki yaşlı nüfusun ve yaşlılık sonucu ortaya çıkan sorunların artması sonucunda gerontoloji ve geriatri bilimleri ortaya çıkmıştır.Fizyolojik,patolojik,psikolojik,sosyolojik ve ekonomik açılardan yaşlanma sürecine ilişkin bilimsel çalışmalar gerontolojinin,geç yetişkinlik ve yaşlılık dönemi ile ilintili hastalık ve sağlık problemleri ise bir tıp dalı olan geriatrinin konusudur.
Yaşlı refahı alanındaki sosyal hizmet müdahale ve uygulamaları gerontolojik sosyal hizmet olarak adlandırılmaktadır.
Gerontolojik sosyal hizmetin ilgi alanına giren,yaşlı refahı alanına ilişkin konu ve sorunlar şunlardır:
>> Bireyleri yaşlılığa hazırlama sürecine ilişkin politikalarda mikro ve makro düzeyde yetersizlik,
>> yaşlılara sunulan sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi,
>> gelirin azalması,
>> aile içinde ve toplumda yaşlıların değişen rolleri,
>> kuruluşta yaşayan yaşlıların hakları,
>> bağımsız yaşamı kolaylaştıracak hizmet ve yaklaşımlar,
>> sürekli eğitim,
>> uğraşı ve iş olanakları,
>> genç yaşlı ve yaşlı yaşlılar,
>> saygın bir yaşam ve ölüm.
ÖZÜRLÜLÜK
Ülkemizde özürlülük oranı %12.3’tür.Bu oranın %9.7’sini kronik hastalığı olanlar oluştururken,%2.6’sını ortopedik,görme,işitme, dil,konuşma ile zihinsel özürlüler oluşturmaktadır.
Özürlülük nedenleri doğum öncesi,doğum sırası ve doğum sonrası olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır.
Özürlüler Kanunu
5378 sayılı Özürlüler Kanunu 2005 yılında yürürlüğe girmiştir.Kanun ile özürlülüğün önlenmesi,özürlülerin sağlık,eğitim, rehabilitasyon,istihdam,bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunlarının çözümü ile her bakımdan gelişmelerini ve önlerindeki engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri alarak topluma katılımlarını sağlamak ve bu hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemeleri yapmak amaçlanmıştır.

Kanunun getirdiği diğer yenilikler şu şekilde sıralanabilir:Sınıflandırma ölçütü yenilenmektedir,özürlülere çağdaş bakım hizmeti sunulmaktadır,özürlülerin toplumsal hayata aktif katılımı sağlanmaktadır, özürlülerin nitelikli istihdamı sağlanmaktadır,özürlülerin istihdamı teşvik edilmektedir,özürlülerin eğitiminde destek ve kolaylık sağlanmaktadır,özürlü memurlara mesleğini yapma,çalışma kolaylığı sağlanmaktadır,özürlülerin aylıkları artırılmakta;maddi destek sağlanmaktadır,özürlülük hâlinin önlenmesine yönelik yeni tedbirler getirilmektedir,yerel yönetimlerde engelli hizmet birimleri oluşturulmaktadır,engellilere karşı yapılacak ayrımcılığa cezai müeyyide getirilmektedir.
SUÇLULUK (KRİMİNOLOJİ)
.Günümüzde suç adi ve idari ve de siyasi suçlar olmak üzere iki başlıkta toplanır.Üst yapı kurumu ya da kuralları üç boyutta değerlendirilir.Ahlak,din ve hukuk.Suç Anayasamızda “cürüm” ve “kabahat” olarak iki kısımda incelenmiştir;
Cürüm:Bir toplumun var olma veya yaşam koşullarını veya bireylerin ve toplumun temel yararlarını ihlal eden veya tehlikeye sokan suçlar olup,idam,ağır hapis,ağır para,kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezalarıyla cezalandırılırlar.Örneğin,adam öldürmek,hırsızlık,uyuşturucu madde satmak,kullanmak vb.
Kabahat:Kamunun iyiliği ve gelişmesini bozan fiiller olup, hafif hapis,hapis, hafif para,muayyen bir meslek ve sanatın icrasının tatili ile cezalandırılırlar.Örneğin, kumar oynamak veya oynatmak, sarhoşluk vb.
Suçlu (Hükümlü):İşlediği suçtan dolayı kesinleşmiş mahkeme kararıyla belli bir cezayı çekme cezası verilmiş kişidir.
Suçluluk: Toplumda var olan yazılı ya da yazısız kurallara uymama durumudur.
Tutuklu:Hukuk karşısında,suç işlediğine dair aleyhinde güçlü belirtiler ya da deliller bulunan,yasanın öngördüğü koşullarla ve yargıç kararıyla gözaltı süresinin bitiminden sonra özgürlüğünden yoksun kılınarak tutukevine konulan ve henüz suçu karara bağlanmamış, cezası kesilmemiş kişidir.
Tutuklama:Hüküm verilmeden önce,kanunda belirtilen koşulların bulunması halinde hâkim kararıyla bir şahsın hürriyetinin kısıtlanmasıdır.
Ceza:Toplumsal yapı içerisinde var olan ahlak,din ve hukuk gibi üst yapı kurumlarına aykırı fiil ve görüşlere uygulanan yaptırımlardır. Ornegin;Ekonomik yaptırım,kişi hak ve özgürlüklerine getirilen kısıtlama,ayıp,günah vb.gibi.
Cezaevi:Yasalar tarafından tanımı yapılan eylemi,yani suçu işlediği kabul edilen veya suçu işlediğine dair hakkında kuvvetli kanıt bulunan bireyleri cezalandırmak, toplumu korumak, bireyleri ıslah edip topluma yeniden kazandırmak ve ibret amacıyla, mahkeme kararı ile konuldukları özel inşa edilmiş kamu binalarıdır.
İnfaz:İnfaz kelime anlamı itibariyle bir kararı,bir emri yerine getirme demektir.Cezaların infazı ise,kesinleşmiş mahkeme kararlarının yerine getirilmesidir.
Suç ve nedenleriyle ilgili yaklaşımlar
1.Sistematik Ekoller :Sistematik ekoller belirli ve sistemli bir bakış açısı doğrultusunda suç,suça yol açan etmenler ve suçluluk olgusunu irdelemektedir.Suçun nedenlerine ilişkin açıklama getiren en eski yaklaşım sistematik ekollerdir.
Bunlar sırasıyla; klasik ekol,kartografik ekol ve tipolojik ekoldür.
~Klasik Ekol:Bu ekole göre;birey,davranışlarını zevk ve ızdırap kavramlarından yola çıkarak ayarlar.Belirli bir davranışın vereceği zevk,aynı davranışın neden olacağı ızdırapla denge içerisindedir.
~Kartografik Ekol:Toprağın verimli olması,yağmur miktarı,jeopolitik konum,doğal kaynakların bolluğu bir toplumun refahını temin eden faktörlerdir.Doğal zenginliklerden yoksun olan toplumlar yağmacı ve yıkıcı olacaklardır.
~Tipolojik Ekol:Bu ekolün en önemli temsilcisi Lombroso’dur.Suçluların ferdi bazı özellikleri sebebiyle farklı olacaklarını ve başkalarının suç işlemeyeceği şartlar içinde bunların suç işlemeye meyilli olduklarını iddia eder.Bu ekole göre bazı insanlar suçlu olarak doğarlar ve suçlular bazı anormal özelliklere sahiptirler.
2.Zihni Yetersizlik Teorileri:Bu ekolün temsilcilerine göre suçun temel sebebi zihinsel geriliktir.Bütün geri zekâlılar suçlu olup, bütün suçlular da geri zekâlıdır.Geri zekâlı olanlar,davranışlarının sonuçlarını ve kanunların yaptırımlarını anlayamadıkları için suç işlerler.Bu iddialar psikolojik testlerin ortaya çıkmasından sonra çürütülmüş,zekâ geriliğinin suçla bir ilgisi olmadığı kanıtlanmıştır.
3.Psikiyatrik ve Psikolojik Ekol:Bu ekolün hareket noktası kişiliğin gelişmesidir.Duygu durum bozuklukları,suçun sebebi olarak görülmektedir.Her insanda anti–sosyal eğilimler ve içgüdüler vardır.Bu içgüdülere genel olarak “id” denilir.Büyüme ve gelişme sırasında sabırlı ve tedbirli olma kapasitesi “ego” ile ifade edilir.İnsanların,kendi kişilikleri ile üyesi oldukları toplumun ahlak kurallarını birleştirmeleri ise “süperego” ile ifade edilir.Suçlu normal bireylerden farklı id,kusurlu bir ego veya süperego gelişimiyle karşı karşıyadır.İd’in bu gelişimi hatalı terbiye veya ebeveynin ihmali sonucunda meydana gelmiştir.Bir diğer görüşe göre ise doğuştan değil,sosyal çevreye uyum sırasında ortaya çıkan psikolojik problemler kişiyi suça iter.
4.Çağdaş Sosyolojik ve Psikolojik Kuramlar:Bu düşüncenin en önemli temsilcisi Durkheim’dir.Çağdaş psiko-analitik kuram ise suçu,zayıf biçimlenmiş,içgüdüsel dürtülerini toplumun istediği yönde bastıramayan süperego’nun yol açtığı yıkıcı bir davranış olarak yorumlamıştır.Bu yaklaşımda ailenin sağlıklı bir süperego geliştirilmesi yönündeki önemi vurgulanmış ve suça yönelmeyi engellemek için davranışçı yöntemlerin kullanılması önerilmiştir.
Suça İtilmiş Çocuklar ve Sosyal Hizmet Uygulaması
Çocuklar,sorunlarıyla başa çıkma konusundaki güçsüzlükleri ya da yetersizlikleri nedeniyle daha çok sosyo–ekonomik ve kültürel faktörlerin etkisiyle suça yönelmektedir.
Çocuk suçluluğunun her aşamasında sosyal hizmetlere gereksinim duyulmaktadır.Çünkü çocukların bio-psiko-sosyal açıdan sağlıklı bir biçimde gelişmelerine,toplumun değişen koşullarına uyum sağlamalarına yardımcı olmak,onların refahını sağlamak ve sosyal değişmeyi etkilemek,çocukların suça yönelmelerini sağlayan unsurları ortadan kaldırmak ve sosyal işlevselliklerini engelleyen tıkanıklıkları açmak,sosyal bilinci geliştirmek,onların haklarını güvence altına almak,toplumsal refah ve kaynakların dağılımını dengelemek sosyal hizmetlerin temel amacıdır.


Ülkemizde ceza infaz alanında çalışan sosyal hizmet uzmanın suça itilmiş çocuklarla yürüttüğü mesleki çalışmalarını ;
çocuk tutuklu ya da hükümlü ile cezaevine giriş aşamasında ilk görüşmesini yapar,bu görüşmede kendisini ve mesleğini tanıtır,cezaevinin amacı,kuralları,fiziki yapısı,kurumda sunulan servis ve hizmetler,eğitim olanakları hakkında bilgiler verir ve tutuklu ya da hükümlü çocuk hakkında ilk bilgileri toplar.

Çocuk suçluluğunun önlenmesine yönelik
o mikro düzeyde;çocuğu ve aileyi,
o mezzo düzeyde;kurum,kuruluş ve organizasyonlar ile yasal grupları,
o makro düzeyde ise;yasa, politika, sosyal çevre ve toplumu kapsamaktadır.

Sosyal hizmet uzmanı;
*Mikro düzeyde,suça itilmiş çocuğu güçlendirmeli,ona psiko-sosyal açıdan destek olmalı,suça yönelmesine neden olan faktörleri tespit ederek,yeniden suça yönelmesini önlemek için onun eğitim almasını sağlamalı,sosyal yaşam ve mesleki beceriler kazandırılması sürecinde uygun ortamlar oluşturmalı.

*Mezzo düzeyde,suça yönelme açısından risk altında bulunan çocukları,(sokaks çocukları,madde bağımlıları vb.) tespit ederek onların toplumsal uyumu ve rehabilitasyonu için toplum kaynaklarını harekete geçirmelidir.

*Makro düzeyde tüm ülke çocuklarının refahı ve esenliği,sağlıklı birer kimlik geliştirebilmeleri ve sosyal yaşamın gereklerine ayak uydurabilmeleri için uygun sosyal politikaların planlanarak hayata geçirilmesinde,insan hakları ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi konusunda kamuoyu oluşturulmasında,çocukların suça yönelmelerine neden olan çevresel faktörlerin tespit edilerek ortadan kaldırılmasında,toplumun suça yönelmiş ya da suça yönelme riski olan çocuklara bakış açısının değiştirilmesinde ve böylelikle toplumsal barış ve kuşaklar arası dayanışmanın teşvik edilmesinde,insan hakkı ihlallerine uğrayan çocukların resmi kurumlar ve yargı organları karşısında savunulmasında,sosyal politika uygulayıcıları ve bu alanda söz sahibi diğer meslek elemanlarıyla birlikte sorumluluk üstlenmelidir.
SOKAK ÇOCUKLARI
Sokak çocukları terimi ilk olarak 1970’lerin sonunda Birleşmiş Milletler tarafından kullanılmıştır.Tabi daha önceleri İngiltere’de Henry Mayhew adında bir bilim adamı kaleme aldığı “Londra’da Çalışma Hayatı ve Yoksulluk” isimli eserinde sokak çocukları kavramını açıklamaya çalışmıştır.

Çeşitli nedenlerle evden kaçmış,aile ve toplumla olan bağları tamamen kopmuş olan bu çocuklar köprü altı yaşamını seçmiştir.

Sokaktaki çocukları dört farklı gruba ayırmak mümkündür.
1. grupta fakir ailelerden gelen çalışan çocuklar yer almaktadır.Bu çocuklar akşam olunca ailelerinin yanına geri dönmekte ve okullarına devam etmektedirler.
2. gruptakiler bağımsız sokak çocuklarıdır.Bu gruptaki çocukların aileleri ile bağları bozulmuştur ve okula devamları azalmıştır.
3.gruptakiler aileleri gibi sokakta çalışan ve yaşayan çocuklardır.Bu çocukların aileleri de sokakta yaşarlar.
4. gruptakiler aileleri ile ilişkileri tamamen bozulmuş ve zamanlarının tamamını sokakta geçiren sokak çocuklarıdır.

Uluslararası Çocuk Örgütü (UNICEF) ise sokak çocuklarını üç gruba ayırmaktadır.
1. gruptakiler;bir yetişkin gözetiminde olmaksızın sokakta yaşayan ve kendi kendine sokaklarda yaşamını sürdürmeye çalışan sokağın çocuklarıdır.
2.gruptakiler,sokakta çalışan fakat günün sonunda evlerine dönen sokak çocuklarıdır.
3. gruptakiler ise parçalanmış ailede yaşayan,okula gitmeyen,istismar edilen çocukları kapsamaktadır.
Sokak Çocukları ve Aileleriyle Sosyal Hizmet Uygulaması
Herhangi bir gelire sahip olmayan ve düzenli bir geliri bulunmayan ebeveynlere yeşil kart bağlanması,Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının yardımlarından yararlanmalarının sağlanması,belediyelerin yapmış olduğu gıda,erzak,kömür yardımlarının dağıtımında bu nüfus grubuna öncelik tanınması önemlidir.

2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kanuna göre;beden ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olan,kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan bu çocuklar,korunmaya muhtaç çocuklar kategorisinde yer almaktadır. Gerekli durumlarda mahkeme kararıyla bu çocuklar hakkında korunma kararı çıkartılıp kurum bakımı altına alınmaları ya da bu kanun gereğince ailelerinin yanında kalmakla birlikte,ailelerine bakım ücreti bağlanması sosyal hizmet uzmanlarının öncelikli görevlerindendir.
EVSİZLER
.Evsizler,sabit,düzenli ve gece uyuyacak yeri olmayan kişiler olarak tanımlanmaktadır.
Evsizler,evsizlik süresine bağlı olarak üç grupta incelenmektedir:
~Epizodik Evsizler:Evsiz kalabilme olasılığı yüksek olan ve zaman zaman evsiz kalan kişilerdir.Yoksulluk sınırının altında yaşarlar ve sürekli olarak evsiz kalma riskiyle karşı karşıyadırlar.
~Geçici Evsizler:Evsizlik süresi çok uzun olmayan evsizlerdir.Kendilerini evsizlerden farklı olarak toplumun bir parçası olarak tanımlarlar.
~Kronik Evsizler:Uzun süreden beri evsiz olan kişilerdir.

Evsizliğe Neden Olan Faktörler
Yoksulluk,ucuz konut bulma zorluğu,iş piyasasındaki değişiklikler,satın alma gücünün giderek düşmesi,sağlık bakımını karşılamada eksiklik,sosyal güvenlikten yoksun olmak, destekleyici yardım hizmetlerinin fonlarının ortadan kalkması ya da azaltılması,aile içi şiddet,zihinsel özürlü hasta sayısının artması, ruhsal hastalıklar ve madde bağımlılığı evsizliğe neden olan faktörler olarak sayılabilir.

Evsizlerle Sosyal Hizmet Uygulaması
Önleme aşaması,evsizlere yönelik araştırmaların yapılması,geçici konut veya merkezlerin oluşturulmasıdır.Geçici konut veya merkezlerde sosyal hizmet uzmanları evsiz bireyin kuruma kabulü,sağlık ve bakım hizmetlerinin sunulması,sosyal yardımların sağlanması ve kurumlararası ilişkilerin sürdürülmesi aşamalarında uygulama,danışmanlık,değerlendirme,savunuculuk,karşılanamayan ihtiyaçları keşfetme,kamuoyu oluşturma ve eğiticilik rollerine sahiptir.

Ülkemiz koşulları göz önünde bulundurularak açılacak geçici konut veya merkezlerde görev yapacak sosyal hizmet uzmanları; aileleri ev idaresi,çocuk bakımı,aile içi şiddetin önlenmesi,eşler arası diyalog,günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesi konularında bilinçlendirmelidir.

Öncelikle evsiz bireyin kuruma kabulü aşamasında onunla ilk mülakatı yapan kişi sosyal hizmet uzmanıdır.Kurumun işleyişi ve kurallarının evsiz bireye anlatılması,evsiz bireyin beklenti ve gereksinimlerinin saptanması bu ilk mülakatın konusudur.İlk mülakatta saptanan gereksinimler doğrultusunda evsiz bireylere sağlık ve bakım hizmetinin sunulması bu kurumlarda çalışan sosyal hizmet uzmanı,psikolog,doktor,hemşire,hukuk danışmanı,ev ekonomisti,bakıcı personelin ekip çalışması içerisinde gerçekleştirmeleri gereken bir gerekliliktir.
Bu merkezlere başvuran evsizlerin yoksunluk ve yoksulluk durumlarının saptanarak gereksinim duydukları sosyal yardımlardan yararlanmaları için sosyal hizmet uzmanları mevcut sosyal yardım mevzuatına hâkim olmalı,yasalar çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimlerin evsiz bireylere yönelik sosyal yardımlarını harekete geçirebilmelidirler.

SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE-7
Sosyal hizmet uzmanları,hizmet götürdükleri müracaatçıların biyolojik,psikolojik,sosyal,ekonomik ve kültürel yönlerini tanımak zorundadırlar.
GENELCİ (BÜTÜNCÜL) SOSYAL HİZMET YAKLAŞIMI
Amerikan Ulusal Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (National Association of Social Workers),sosyal hizmetin ortak amacını bireylere,gruplara ve toplumlara;sosyal işlevlerini yerine getirebilmeleri için sahip oldukları kapasitelerinin desteklenmesi ya da arttırılması ve bu amaca ulaşmada uygun toplumsal koşulların hazırlanmasına yönelik yardımı kapsayan mesleki etkinlik olarak açıklamaktadır.

Genelci yaklaşım sosyal hizmet amaçlarını gerçekleştirmek için soruna sebebiyet veren tüm unsurları içeren,çok sistemli bir bakış açısı ortaya koymaktadır.
İnsanın Saygınlığı ve Değeri
Sosyal hizmet uzmanları,her insanın doğasından gelen bir saygınlığa ve değere sahip olduğuna inanmaktadırlar.her insanın saygı görme ve kendisine saygı duyulması hakkı olduğu ve sosyal hizmet uzmanlarının bireyler arasında ırk,milliyet,cinsiyet, cinsel tercih veya sosyo-ekonomik statülerini göz önünde bulundurarak ayrım yapamayacakları anlamına gelmektedir.Sosyal hizmet uzmanları aynı zamanda her insanın belirli temel ihtiyaçları olduğunu (beslenme,genel sağlık,zihinsel sağlık,barınma vb.) ve her bireyin ihtiyaçlarını karşılamada eşit fırsatlara sahip olduklarını kabul etmektedirler.

Sosyal Adalet
Sosyal adalet,toplumun sahip olduğu kaynakları kendi üyeleri arasındaki dağıtım tarzı ile ilgilidir.İdeal olarak bir toplumun bireylerinin temel haklara,sosyal yararlara,korunmaya,yükümlülük ve fırsatlara eşit ölçüde sahip olmasıdır.
Felsefi anlamda adalet kavramı bağlamında ilk sistematik değerlendirme Platon’a ait olup;öğrencisi Aristoteles hocasının ideal adalet (devlet) anlayışına karşı kendi reel adalet ve onun üzerine yükselen devlet anlayışını geliştirir.
Pozitif hukuk açısından sosyal adalet kavramı,demokratik bir ülkenin olmazsa olmaz bir kuralı olan kanunlar karşısında herkesin eşitliği (hem bağlayıcılık hem de fırsat eşitliği anlamında) ilkesidir.Sosyolojik açıdan bu kavram,üretim sürecinde ve üretim sonrasında paylaşımın mümkün olduğu kadar topluma yayılması ve toplum sağlığı açısından sosyal tabakalar arasında aşırı farklılaşmanın önüne geçmek için gerekli önlemlerin alınması olarak değerlendirilebilir.

Değerlerin Uygulamaya Aktarılması
Öğrenci ve mezun sosyal hizmet uzmanlarının programlarını da düzenleyen “Sosyal Hizmet Eğitimi Konseyi” mesleki uygulamaya kılavuzluk eden değerleri şu şekilde listelemiştir:

>>Sosyal hizmet uzmanlarının mesleki ilişkileri,birey saygınlığı ve değişen itibar üzerine yapılanmıştır ve karşılıklı katılım, benimseme,gizlilik,dürüstlük ve çatışmaların ortak çözümlenmesi yoluyla ilerleme sağlar,
>>Sosyal hizmet uzmanları bağımsız kararlar alabilmek için insan haklarına riayet ederler ve yardım süreçlerine aktif olarak katılırlar,
>>Sosyal hizmet uzmanları,desteklenmeye ihtiyacı olan müracaatçı sistemine ihtiyaç duydukları kaynakların sağlanması konusunda çalışırlar,
>>Sosyal hizmet uzmanları,sosyal kurumların;insan ihtiyaçlarına karşı daha insancıl ve sorumluluk sahibi olmalarını sağlamaya çalışırlar,
>>Sosyal hizmet uzmanları,farklı toplumların ortak özelliklerine saygı gösterirler ve bu özellikleri benimserler,
>>Sosyal hizmet uzmanları,kendi etik tutumlarından,uygulamalarının niteliğinden,bilimsel bilgi ve beceriler konusunda sürekli büyüyen bir arayış içerisinde olan bir tutum sergilemekten sorumludurlar.
Sosyal Hizmet İşlevlerinin Yerine Getirilmesi
Sosyal hizmet,bireylerin kendi potansiyellerine ulaşabilmeleri için sahip oldukları gücün ortaya çıkartılmasını sağlamak ve toplumsal uyum,barış ve dinamizmin sürdürülmesi amacı üzerine odaklanmıştır.Sonucunda bireyler için ihtiyaç duyulan olanakların oluşmasını sağlayacak şekilde toplumda,sosyal kurumlarda ve sosyal politikada değişim yaratacak sosyal bir gücün oluşturulması hedeflenmektedir.
Sosyal hizmet uzmanları öncelikle;
1. insanların problem çözme,baş etme ve gelişimsel kapasitelerini arttırmaya çalışırlar.
2. insanlarla kaynaklar ve hizmetler arasında bağlantı kurarlar.
3. hizmet götürdükleri sistemler içerisinde,müracaatçılara karşı insancıl ve yeterli olup olmadıkları konusunda insani hizmet örgütlerini denetlerler.
4. uzmanlar sosyal politikaların geliştirilmesi sürecine katılırlar.
5. olarakta sosyal hizmet uzmanları,sosyal hizmetin bilgi ve beceri temelinin gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için araştırmalara katılırlar.
Sosyal Hizmet Araştırması
Araştırma,sonuçları teorileri zenginleştiren ve uygulamada da değişikliklere neden olan sistematik bir bilimsel takip metodudur.
genelci sosyal hizmet yaklaşımının olmazsa olmaz unsurlarından biri sosyal hizmet araştırmasıdır.
Sosyal Politika
Sosyal politika;sosyal refah ve sosyal adaleti sağlama,sosyal sınıflar arasındaki sürtüşmeleri asgariye indirgeme,sosyal sorunları ortadan kaldırma ve böylelikle sağlıklı bir toplum meydana getirme amacındadır.

Sosyal sorunların tanımlanması,bu sorunlara neden olan gereksinimlerin belirlenmesi ve bu gereksinimlerin karşılanmasına yönelik, politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi süreçlerinde sosyal hizmet sosyal politika ile karşılıklı bir etkileşim içerisindedir.Sosyal hizmet uzmanları,eğiticilik,organizatörlük,arabuluculuk,savunuculuk gibi rollerinin gereği olarak yardıma muhtaç bireylerin sosyal işlevselliklerini başarıyla yerine getirebilmelerine yönelik mesleki uygulamalarda bulunmaktadırlar.

SİSTEM TEORİSİ
Sistem,sosyal ve uygulamalı bilimlerde karşılıklı ilişki halinde bulunan elemanların oluşturduğu bir bütünü ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.
Genel sistem teorisinin kurucusu Ludwing von Bertalanaffy
Önce doğal ve uygulamalı bilimler alanında kullanılmaya başlayan sistem teorisinde,karşılıklı etkileşim halinde bulunan onlarca farklı elemanın bir araya geldiği biyolojik varlıklar birer sistem (bütün) olarak ele alınmış ve sistemin işleyişi üzerinde çalışmalar yapılmıştır.
II. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda sistem kavramı sosyal bilimlerde de kullanmaya başlanmıştır.Amerikalı sosyolog T. Parsons,bu kavramı sosyolojiye,D. Easton siyaset bilimine, M. Kaplan da uluslararası İlişkiler disiplinine taşımışlardır. Parsons insan eylemlerinin birbirinden ayrılmış olmadığını ve bunların kümeler halinde oluştuğunu savunmuş ve davranış kümelerinin meydana getirdiği bütünü sistem kavramı ile ifade etmiştir. Von Bertelanaffy’nin genel sistem teorisine karşılık olarak Parsons, Eylem Sistemi Teorisi’ni geliştirmiş olup sosyal sistem ve bunun alt sistemleri üzerinde durmuştur.

Sistem teorisi sosyal hizmet uzmanlarının,sorunların meydana geldiği insan ve toplum üzerinde ayrı ayrı durmalarını engeller.Olay ve olguların gelişiminin belirli bir sıralamayı izlediğini bize hatırlatır.Çevreyi ve bireyi ayrı ayrı ele alan analitik yaklaşımdan farklı olarak,birey ile sosyal ve fiziksel çevresinin oluşturduğu karmaşık ilişkiler sistemini bütünsel bir bakış açısı ile ele almaktadır.

Sistem Teorisi ile İlgili Temel Kavramlar
Sistem yaklaşımı üç temel ilkeye dayanmaktadır:
>Bütünsel yaklaşım:Bütünsel yaklaşımda incelenen sistem bir bütün olarak ele alınır.Sistemin incelediği sorunlar birbirinden ayrı değil,bir arada ele alınır.
>Disiplinler arası yaklaşım:Disiplinler arası yaklaşım ilkesi,incelenen sistemi bir bütün olarak görmeyi ve gerekli sonucu,o sistemin üzerine farklı görüş açılarını yöneltmeyi sağladığı için bütünsel yaklaşımın bütünleyicisidir.
>Bilimsel yaklaşım:Bu yaklaşım,problem çözümünde sağduyu ve sezgiyi aşmış karar verme ve sorun çözmede kendine özgün sistematik yöntemini kurmuştur.
~Açık Sistem:Açık sistemlerin sınırları esnek ve geçirgendir.Sistem teorisine göre bütün canlı varlıklar açık sistemlerdir.Sosyal bilimlerde,yaşayan ve canlı sistem kabul edilen insanlar çevrelerinden sürekli şekilde beslenir, enerji tüketir ve bilgi alışverişinde bulunurlar.Örneğin aile,iş yeri, okul gibi sistemler açık sisteme iyi birer örnektir.Aile üyeleri arasındaki samimi ve içten ilişkiler,kendini özgürce ifade edebilme arzusu,üyeler arasındaki ahenkli ilişkiler,sorumlulukların belli olması,açık sistemin temel özelliklerindendir.
~Kapalı Sistem:. Cezaevleri,bakımevleri ve yatılı tedavi merkezleri gibi kuruluşlar kapalı sistem özellikleri taşır.Kapılar,tel örgüler,dışarıya çıkma yasağı ve sansür gibi korumalı sınırlar karşılıklı sistemik alışverişi engelleme eğilimindedir.
Sosyal hizmet uzmanları müracaatçılarının gizliliği ve mahremiyetini korumak için kapalı süreçlere ilişkin uygulamada bulunur.
Bu sistemlerde,zamanla elemanların değişme kapasitesinin azalması,düzen ve fonksiyonlarının giderek kaybolması anlamına gelen bir nitelik oluşur ki buna entropi (yıkım,yok olma) denir.
Bir sistem varlığını koruyamadığı zaman ya da işlevi sona erdiğinde entropi tehlikesiyle karşılaşır.

Kapalı sistemlerde görülen bu özellik açık canlı sistemler için de geçerlidir.Aralarındaki fark şudur:Canlı sistemler entropiyi olabildiğince geciktirmeye çalışırlar.Çevrelerinde bulunan karmaşık yapıya sahip kaynakları,objeleri tüketmek suretiyle enerji depo ederler,bünyelerini onarırlar ama entropi tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak olanaksızdır.Bu nedenle,canlı sistemler de bir gün yok olmaya mahkûmdur.Entropi onlar için de gecikmeli olarak gerçekleşen ve geçerli olan bir özelliktir.
Dinamik Denge:Açık bir sistemdeki her bir elemanın ya da alt sistemin ne zaman hangi görevleri yerine getirebileceği önceden belirlenmiştir.Dış çevredeki koşulların değişmesi durumunda,sistem çevreden gelecek yeni baskılarla baş edebilmek için bünyesindeki alt sistemlerin fonksiyonlarında bazı değişiklikler yapmak zorunda kalır.Çevre ile iletişimlerini kontrol eder,alt sistemlerin birbirleri ve dış çevreyle ilişkilerini izleyip,gereğinde müdahale ederek,düzenin sürekliliğini sağlamaya çalışır.Sistemin sahip olduğu bu özelliğe dinamik denge adı verilir.Dengenin bozulması ile yok olma tehlikesi ortaya çıkar.Nitekim böyle durumlarda alt sistemler sisteme egemen olabilmek için rekabete başlarlar.
Sınırlar:Herhangi bir sistemi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği sınırlarıdır.Örneğin,açık sistemlerde bir bireyin vardiyalı olarak çalıştığı iş yerinde gece mesaisini bir başka arkadaşına teslim etmesi,aslında onun iş sistemi içinde o günkü sorumluluğunun bittiği görevini teslim ettiği arkadaşının ise sorumluluğunun başladığı anlamına gelir.

***Freud’un psikanalitik kuramında insanın ruhsal yapısı ve sınırları üç farklı kavramsal çatı altında tanımlanmıştır.
Bunlar; ilkel benlik olan id,akılı çağrıştıran ego ve vicdanı yansıtan süper egodur.
Geri Bildirim:İletişim sonucunda bir hareket meydana gelmiş,bu hareket daha sonraki davranışı belirleyecek bir eyleme dönüşmüşse bu sürece geri bildirim adı verilir..Örneğin,yeni doğum yapmış lohusalık depresyonu yaşayan bir kadının eşine kendimi çok yalnız ve çaresiz hissediyorum şeklinde sözlü bir mesaj vermesi durumunda,eşinin seni anlıyorum ama yalnız değilsin,çocuğumuzu birlikte sevgi ve şefkatle yetiştireceğiz,bunun için sana elimden gelen her türlü desteği vereceğim şeklinde bir geri bildirim de bulunması iletişimi olumlu yönde etkileyecek,yaşanan olumsuz duyguların üstesinden gelinmesi için katkı sağlayacaktır.
EKOLOJİK SİSTEM YAKLAŞIMI
Ekolojik sistem yaklaşımı,insan davranışına etki eden,iç ve dış kuvvetlerin karşılıklı etkileşimleri üzerinde durur,bireylerin farklı durumlara uyumlarını sağlayan geçerli davranış kalıplarını tanımlar ve çevre içerisinde bulunan insan ve diğer sistemlerin birbirleri üzerinde meydana getirdikleri etkileri açıklar.

Ekolojik sistem yaklaşımının teorik temeli Ludwig Von Bertalanffy’nın genel sistem yaklaşımına dayanmaktadır.
Bu yaklaşım çerçevesinde insanlar bir sosyal ağ içerisinde var olan canlılar olarak görülmektedir.Sosyal ağ içerisinde;ev,aile,kültür,alt kültür, toplum,okul gibi sistemler yer almaktadır.Bir sistemde yaşanan bir değişim diğer sistemleri de etkilemektedir.
Ekoloji kavramını davranış bilimlerinde ilk kez kullanan 1965’te psikolog Roger Barker olmuştur.

Kavramın sosyal hizmet uygulamalarına girişi ise,Carel Germain’in 1979’da uyum dengesi olarak tanımladığı çevre ve insan organizması arasındaki karşılıklı uyumun önemine işaret etmesi sonucudur.
Ekolojik Sistem Yaklaşımının Temel Kavramları
Sistem:Birbirine bağlı ve karşılıklı etkileşim içerisinde olan parçaların oluşturduğu bir bütün ya da aralarında ilişki bulunan birimler bütünüdür.
Sosyal Çevre:,bir insanın yaşadığı evin şeklini,yaptığı işin türünü,piyasadaki mevcut para miktarını,yasal düzenlemeleri ve toplumsal kurallar bütününü,aynı zamanda insanın temas halinde olduğu tüm bireyleri,grupları,kurumları ve sistemleri de içine alır.
Karşılıklı ve Tek Yönlü Etkileşim (İnteraksiyon ve Transaksiyon):İnteraksiyon ve transaksiyon kavramları bireylerin çevre içerisinde yer alan diğer canlı sistemleriyle (aile,arkadaş çevresi,öğretmenler,meslektaşlar vb.) kurdukları etkileşim süreçlerini ifade eder.
İnteraksiyonda bir karşılıklılık durumu vardır,transaksiyonda ise sistemler arası ilişkilerde bir karşılıklılık olabileceği gibi tek yönlü bir iletişim ya da mesaj aktarımı da söz konusu olabilir.Söz gelimi bir erkeğin sevdiği bir bayandan aşkına karşılık görmesi interaksiyona,on beş yıldır çalışmakta olduğumuz işten işverenin tek yönlü kararıyla kendi inisiyatifimiz dışında çıkarılmamız ise transaksiyona örnek olarak gösterilebilir.
Enerji:Enerji,insan ve çevre arasında meydana gelen etkileşimlerin temel kaynağıdır.
Kesişim:Kesişim,birey ve çevre arasında meydana gelen etkileşimlerin odak noktasıdır.
Her birey bir yaşam döngüsüne sahiptir.Bireyin yaşam döngüsü içerisinde meydana gelen etkileşimler ve karşılaştığı yaşam olayları üç temel kategori içerisinde ele alınabilir:

>Mikro Olaylar:Kişisel olarak her bireyin sahip olduğu yaşam deneyimlerini ifade eder.(madde bağımlılığı,intihar teşebbüsleri,depresif kişilik yapısı vb. ).Mikro yaşam olaylarının başlıca odak noktası bireyin davranışlarıdır.
>Mezzo Olaylar:Bireylerin sosyal çevre içerisinde diğer bireyler ve küçük gruplar ile kurdukları ilişki ve etkileşimler üzerinde odaklaşır.
( aile,arkadaş ve iş çevresi ile arasındaki etkileşimleri )
>Makro Olaylar:Odak noktası bireyler ile geniş organizasyonlar ve sosyal sistemler arasındaki etkileşimlerdir..(Yoksulluk,ayırımcılık,sosyal baskılar ve sosyal politikaların yansımaları)
Adaptasyon:Çevre şartlarına uyum kapasitesidir.
Başetme:İnsan adaptasyonun bir biçimidir ve problemlerin üstesinden gelme yönündeki mücadeleyi ifade eder.
Karşılıklı Bağımlılık:Bireyler,sosyal çevre içerisinde diğer bireyler ya da gruplarla karşılıklı bağımlılık ve güven ilişkisi içindedirler.
GÜÇLENDİRME YAKLAŞIMI
.Gutierrez güçlendirmeyi kişisel,kişiler arası veya politik gücün iyileştirilmesi süreci ile ilişkilendirmiş ve bu iyileştirmenin;bireyler,aileler ve toplumların kendi durumlarını geliştirmek için harekete geçebilmelerini sağladığını öne sürmüştür.

Rappopart güçlendirmeyi “herhangi birinin hayatındaki kişisel,zihinsel ve motivasyonel kontrol duygusu” şeklinde ifade etmektedir

Güçlendirmenin Kişisel Boyutu
Kişisel güçlendirme,bireyin kendi en iyiyi yapabilme becerisini,yeterliliğini ve gücünü hissedebilme,değişikliklere etki edebilme yetisini ortaya koymaktadır.
Kişisel güçlendirmenin odağı bireyin duygusal tepkilerini kontrol edebilmesi,günlük yaşama aktif bir biçimde katılabilmesi ve olumlu bir benlik geliştirebilmesidir.

Güçlendirme;kişiliği,bilişsel yapısı ve motivasyonu içerisindeki kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrol hissinin geliştirilmesini öngörür.
Güçlendirmenin Durumsal Boyutu
Yüzeysel olarak insanın güçlendirilmesini tarif etmek için etkililik,yetkinlik ve başarı gibi kendini değerlendirmeyi ifade eden kelimeler kullanılır.Güçlendirmenin durumsal boyutu mevcut olanaklarla var olan sorunların bir strateji dâhilinde nasıl çözümlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Güçlendirmenin Kişilerarası Boyutu
Bireyler arası güçlendirme;bireyin diğer insanları etkileme becerisini nitelemektedir.Bireyler arası güç iki kaynaktan gelmektedir.
-Birinci kaynak ırk,cinsiyet ve sınıf üzerindeki güç gibi sosyal statü üzerine oluşturulmuş güçtür.Zengin bir aileden dünyaya gelen bir çocuk yoksul bir aileden dünyaya gelen bir çocuktan daha iyi sağlık,eğitim,beslenme ve barınma olanaklarına sahiptir.
-İkinci güç ise bireylerin kendi çabaları ile başarıları sonucu elde ettikleri statünün onlara sağladığı durumu ifade eder.Yoksul bir aile çocuğunun parlak bir eğitim yaşantısının sonucunda üst düzey bir şirketin yöneticisi olması ya da eğitim hayatında başarısız bir öğrencinin sporda başarı kazanarak seçkin bir takımda futbolcu olması sonradan kazanılan güce örnektir.
Güçlendirmenin Sosyo-Politik Boyutu
Sosyal güçlendirme sürecinde sosyal hizmet uzmanı,birey ve ailesinin gereksinim duyduğu sosyal destek sistemlerini harekete geçirmeye,yaşadıkları sosyal sorunlarının üstesinden gelebilmeleri için onları yönlendirmeye,sosyal kurumlar karşısında haklarını savunmaya,toplum kaynaklarını dezavantajlı birey,aile,grup ve toplulukların lehine harekete geçirmeye çalışır.

Güçlendirmenin Eğitsel ve Ekonomik Boyutu
Eğitsel güçlendirme,müracaatçı birey ve ailesinin,sosyal yaşamın genel dinamikleri,yaşadıkları sorunların tedavi ve çözüm yolları konusunda bilgilendirilmeleri,doğru bir biçimde yönlendirilmeleri,yoksulluk ve hastalık nedeniyle eğitimine ara vermiş aile üyelerinin eğitim yaşamına tekrar kazandırılmasını ifade eder.

Güçlendirmenin ekonomik boyutu,serbest piyasa ekonomisinin çarpıklıklarından dolayı istihdamın dışında kalmış bireylerin insan onuru ve vakarına uygun olarak yaşamlarını sürdürebilecekleri bir gelire sahip olmaları amacına yöneliktir.
Sosyal Hizmet Mesleğinde Güçlendirme Kökenli Stratejiler
Toplum merkezlerinde çalışan ilk sosyal hizmet uzmanları,güçlendirme yaklaşımına yönelik sosyal hizmet uygulamalarının ilk tohumlarını ekmişlerdir.Fakat I.Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda güçlendirme sosyal hizmetin bir yöntemi olan sosyal kişisel çalışmanın (bireyle çalışma-mikro uygulama) gölgesinde kalmıştır.
Güçlendirme yaklaşımına dayalı mesleki uygulamalarda,kişisel yeterlilikler,beceriler,toplumsal koşullar ve bireysel sınırlılıkların tanımlanması önemlidir.

Güçlendirme Stratejileri:
• Kişisel beceriyi arttırmak
• Grup bilinci oluşturmak
• Kendini suçlama duygusunu azaltmak
• Değişim için kişisel sorumluluk almaktır.
Güçlendirme Teknikleri
Güçlendirme işbirliği,yardım,gücü birlikte inşa etme,güven ve güç paylaşımına dayanan bir sosyal hizmet yaklaşımıdır.

Güçlendirme Teknikleri:
• Müracaatçının Problem Tanımını Kabul Etmek:
• Mevcut Güçleri Tanımlama ve Yapılandırma:
• Müracaatçının İçinde Bulunduğu Durumun Güç Analizini Yapmak:
• Spesifik Becerileri Öğretmek:(problemçözme becerisi,toplumsal yaşama uyum becerisi,günlük yaşam aktivitelerini yerine getirebilmek için gerekli olan becerilerdir.)
• Kaynakların Harekete Geçirilmesi ve Müracaatçılar İçin Savunuculuk

SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE 8

MEKAN BAKIMINDAN SOSYAL HİZMET TÜRLERİ
Evde sosyal hizmetler ana hatlarıyla şunlardır:
1.Evde Bakım Hizmetleri:Hastanede başlamış tedavinin evde geçici bir süre için sürdürülmesi,kronik hastalarda olduğu gibi evde yapılan daimî bakım veya kendisine bakmakta yeterli olmayan özürlü ve yaşlıların kendi sosyal ortamında bakımı hizmetidir.

Evde bakım hizmetinin faydaları:
>Bakıma muhtaç kişilerin ailelerinden ve sosyal çevrelerinden ayrılmadan,kendilerini en rahat hissettikleri ortamda hayatlarını devam ettirmelerini sağlayarak,hayat kalitelerini yükseltir.
>Hastanede kalmanın getirdiği enfeksiyon riski azalır.
>Kişinin ve ailenin mahremiyeti korunur.
>Hastanede kalış süresi kısalır.
>Kişi aktif olarak bakım planına dahil ederek,iyileşmesi hızlanır.
>Hastaneden taburcu olan kişinin tekrar hastaneye yatma riskini azaltır.
>Hastanede bakım ile kıyaslandığında bakım maliyetlerinde önemli tasarruflar sağlanmaktadır.

Evde bakım ekibi hekim,hemşire, psikolog,diyetisyen,fizyoterapist,sosyal hizmet uzmanı,ev ekonomisti,sosyal ilahiyatçıdan oluşur.
2.Evde Sağlık Bakımı:Sağlık hizmetlerini evde desteklemek ve güçlendirmek maksadını güden bir bakım sistemidir.Tıbbi hizmetlerin sosyal hizmetlerde bütünleştirilerek hastanın evinde daha insancıl ortamda bakılmasını öngörmektedir.Evde sağlık bakımı,sağlık personeli tarafından evde yürütülen genelde kısa süreli tıbbi takip hizmetleridir.

Tıbbi Takip Hizmet Türleri:Evde hekim muayenesi,kontrolü ve tâkibi;evde fizyoterapi,psikoterapi seansları;evde sağlık eğitimi (gebelik,emzirme,hasta bakımı);evde bebek bakımı,aşı tâkibi;evde tetkik,tahlil ve röntgen hizmetleri;hastaneden taburcu sonrası takip (ortopedik vakalar,uzun süreli tedaviler,pansuman,enjeksiyon vb.);kronik hastalıkların tâkibi (ileri düzey kalp yetmezliği,bazı kanser kür tedavileri,diyabetik ayak bakımı vb.);evde terminal (son) dönem (siroz,kanser vb.) hastaların takibi.
3.Evde Sosyal Bakım:Koruyucu,tedavi ve rehabilite edici hizmetlerden bedenî,ruhi ve psiko-sosyal yönden ihtiyaç duyan ve evinde yaşamak isteyen bakıma muhtaç insanlara,multidisipliner hizmet organizasyonu çerçevesinde verilen profesyonel ve kaliteli bakım hizmetleridir.Evde sosyal bakım çerçevesinde şu hizmetler verilmektedir: Kişisel bakım (tıraş,banyo,tuvalet ihtiyacı vb.),yemek yedirilmesi,elbise bakımı,yatağın hazırlanması,gezdirme,alış veriş yapma ve meşguliyet tedavisi,hastaneye götürülmesi ve resmî işlemlerin tâkibi,özürlülerin özel bakım ve eğitimi;psiko-sosyal ve manevi destek hizmetleri.
4.Evde Eğitim Hizmetleri:Özel eğitim gerektiren bireyler için evde eğitim hizmetlerinin amacı,okul öncesi ve ilköğretim çağındaki özel eğitim gerektiren bireylerden eğitim öğretim kurumlarından doğrudan yararlanamayacak durumda olanlara evde verilecek eğitim hizmetlerini planlamak ve yürütmekle ilgili usul ve esasları düzenlemektir.Bu hizmet Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) gezici öğretmenleri tarafından verilir.

Evde eğitim hizmetlerinin “evde eğitim”süreci şu aşamalardan oluşur:
-Bireyin en az altı ay süreyle evden çıkmasının mümkün olmadığını belirten sağlık kurulu raporu alınır.
-Bireyin eğitsel tanılaması yapılarak sonucuna göre yöneltme raporunun hazırlanır.
-Ev ortamının,eğitim öğretime uygunluğu değerlendirilir.
-Evde eğitim alacak bireyle ilgili yerleştirme kararı alınır,bu karar RAM’a,okula ve veliye bildirilir.
-Birey okula yerleştirilerek eğitimi planlanır.
-Bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlanır ve bu program doğrultusunda eğitim sürdürülür.
5.Evde Hemşirelik Hizmetleri:Bakıma muhtaç hastanın bakıcı personel veya hemşire tarafından evinde bakılmasına evde hemşirelik hizmetleri denir.Evde hemşirelik hizmetleri,ihtiyaca göre yarı gün veya tam gün olarak kısa veya uzun bir dönem için uygulanabilir.Bu hizmet çerçevesinde,ilaç uygulamaları,enjeksiyon,serum takma ve çıkarma,sonda ve katater uygulamaları,kan alma,pansuman ve yara bakımı,ınfüzyon uygulamaları,hasta ve hasta yakını eğitimi ve danışmanlık hizmetleri verilir.
6.Evde Tam Gün Bakım Hizmetleri:Evde profesyonel bakıcılar tarafından belirli bir süre için veya sürekli olarak tam gün bakım hizmetlerinin verilmesidir.
7.Evde Yaşlı ve Özürlü Bakımı:Bakıma muhtaç yaşlıların,fiziki-ruhi-zihnî özürlülerin veya akut ve kronik hastaların,içinde yaşadıkları meskenlerde bakımlarına yönelik aile fertleri tarafından veya sosyal bakım hizmetleri sunan kurum ve kuruluşların profesyonel bakıcı uzmanları veya sağlık ekibi tarafından yürütülen hizmetlerin bütünüdür.
Evde verilen bakım,rahatlık,destek,duygusal ve fiziksel rahatsızlığı olanlar için doğrudan tedavi verildiği ölçüde daha fazla moral ve güvenlik sağlamaktadır.
8.Eve Yardımcı (Evde Takip) Hizmetler:(Uzman) bakıcı tarafından ev içinde yürütülen kişi odaklı temel bakım ve ev idaresine yönelik günlük hizmetlerdir.Bu hizmet,ev ortamında bakılan bakıma muhtaç kişinin yemek hazırlama,bulaşık yıkama,çamaşır yıkıma ve temizlik gibi daha çok sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya dönük destek hizmetlerini kapsamaktadır.Eve yardımcı hizmetleri ya bakıcı personel ya da ev işlerine yardımcı temizlikçi bayanlar tarafından yerine getirilmektedir.
9.Eve Yemek Götürme Hizmetleri:Kendi yemeklerini yapamayacak durumda olan veya geçici bir süre ile yemek hazırlama ve pişirme işlevini yerine getiremeyenlere bakıma muhtaç kişilerin evlerine sıcak yemek servisi yapılmasıdır.Evlerinde yalnız yaşayan (yardıma muhtaç) yaşlı ve özürlülere,dışarıda hazırlanan yemekler,sıcak ve paketli hâlde günlük olarak ulaştırılır.
10.Ev Tamir ve Bakım Hizmetleri:Bakıma muhtaç kişinin içinde yaşadığı mekâna yönelik bakım dışı teknik destek ve yardım hizmetleridir.Bu hizmet,ev işlerine ve düzenine yönelik yardımlardan oluşmaktadır.
Kurumsal Sosyal Hizmetler
Herhangi bir sosyal hizmet kurumunun (bakım merkezinin) kendi bünyesinde verdiği profesyonel bakım hizmetidir.Bakım merkezlerinde genelde tam gün olarak hekimlik,hemşirelik hizmetleri,meşguliyet tedavisi,konuşma tedavisi,fizik tedavi,ayak bakımı, beslenme,sosyal ve manevi hizmetleri ihtiva etmektedir.Hekimle ve diğer bakım uzmanları bakımı,bakıma muhtaç kişinin fiziki,ruhi ve sosyal durumunu en üst düzeye ulaştıracak şekilde planlamaktadır.Uzun süreli kurumsal bakım hizmetlerinin hedefi,bakım hizmetlerine sürekli olarak ihtiyaç duyan kronik hastalar,yaşlılar ve özürlülerin sağlığını korumak,bakıma muhtaçlık derecelerinin daha da artmasını önlemek,hastalık ve özürlülüğün ortadan kaldırılamadığı durumlarda olabildiğince bağımsız yaşamayı sağlayacak eğitim ve beceriler kazandırmak ve profesyonel anlamda kaliteli bakım hizmetlerini sunmaktır.
Kurumsal bakım hizmetlerinin amacı, bakıma muhtaç kişinin hayat kalitesinin korunması,çevresel şartlara uyum,kişisel bakım becerilerinin yeniden kazandırılması, kendisini değerli ve saygın hissetmesi,kültürel yapısına ve dinî inançlarına uygun bakımın sunulmasıdır.
Küçük çocuklara yönelik, kreş ve gündüz bakım evleri;çocuklara yönelik,çocuk yuvaları,sevgi evleri ve çocuk evleri;gençlere yönelik,yetiştirme yurtları ve gençlik merkezleri;özürlülere yönelik,özürlüler rehabilitasyon merkezleri;yaşlılara yönelik,huzurevleri ile huzurevi yaşlı bakım merkezleri kurumsal sosyal hizmetlerin verildiği kuruluşlardır.
CEZA VE TEVKİFEVLERİNDE SOSYAL HİZMETLER
Hükümlü ve tutukluları giydirmek,beslemek,yatırmak,eğitmek,çalıştırmak ve muhtaç durumda bulunanların tedavi giderlerini karşılamak.
Ceza infaz kurumları ve tutukevleri,küçüklerin cezalarının yerine getirileceği ıslah ve eğitim evleri ve küçüklere mahsus tutukevlerine alınan küçüklerin korunma,bakım ve eğitim işlerinin kontrolünü yapmak.
Çocuk suçluluğunun sebepleri üzerinde incelemeler yapmak ve önlenmesi için yerli,yabancı ve milletlerarası kurum ve kuruluşlarla ilişki kurmak.

Velayet ve vesayetin işlemlerini takip etmek.
Çocuk mahkemeleri ile olan ilişkilerinin düzenlenmesi konusunda eğitimi güç küçüklerin yerleştirildiği kurumlarda küçüklerin zararlı yayınlardan korunması,filmlerin küçükler yönünden kontrolü,çeşitli iş yerlerinde çalışan küçüklerin çalışma şartları,küçüklerin yerleştirileceği tedavi kurumları ve sosyal servislerin tespiti hususunda ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak.

Cezaları infaz edilen hükümlülerin işe yerleştirilmeleri,infaz sonrası yardım müesseseleri ve diğer kurumlarla ilişkileri düzenlemek.
Mecvuata uygun infaz ve ıslah işlerini düzenlemek.
Hükümlülerin ve tutukluların eğitim ve öğrenim işlerini düzenlemek,
Görevi ile ilgili uluslararası alanda araştırma ve inceleme yapmak,bilgi alışverişi ve işbirlikleri düzenlemek.
Cezaevlerinde Sosyal Hizmet
Cezaevi,hükümlülerin veya zanlıların içinde hapsedildikleri veya tutuldukları yerdir.
Ceza,suç işleyen kişiye mahkemece uygulanan yaptırım ve kanun dışı eyleme karşı ödenen bedeldir.
Ceza Vermenin Gayesi
1. Adaletin Tesisi:Adalet,suçlunun yaptığı kötülüğün karşılığını görmesini gerektirir.
2. Sosyal Rehabilitasyon:Cezanın amacı,suçlunun ıslah edilmesi ve tekrar suç işlemekten caydırılmasıdır.
3. Sosyal Düzeni Korumak:Genel (toplumsal) önleme görüşünde cezanın amacı,cezanın korkutucu etkisiyle toplumdaki potansiyel suçluların suç işlemesini önlemektir.
Cezanın Türleri
Suçlunun hayatına yönelik cezalar:Ölüm veya idam cezası
Suçlunun bedenine yönelik cezalar:Kırbaçlama,sopa,değnek ile dövme,dayak
Suçlunun özgürlüğüne yönelik cezalar:Hapis cezası ,
Suçlunun malvarlığına yönelik cezalar:Para cezası ,hapis cezası
Suçlunun haklarına yönelik cezalar:Belirli hakları kullanmaktan mahrum bırakılma
Cezalar açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında uygulanır:
~Açık Ceza İnfaz Kurumu:Hükümlülerin yeniden sosyalleşmeleri,çalıştırılmaları ve mesleki rehabilitasyonları çerçevesinde meslek edindirilmelerine öncelik verilen,firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumdur.
~Kapalı Ceza İnfaz Kurumu:İç ve dış güvenlik görevlileri bulunan,firara karşı teknik,mekanik,elektronik veya fiziki engellerle donatılmış,oda ve koridor kapıları kapalı tutulan,ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu,yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün ihtiyacına göre bireysel,grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme (sosyal rehabilitasyon) program ve yöntemlerinin uygulanabileceği tesistir.

Kapalı Ceza İnfaz Kurumları, Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu,Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu,Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olarak dört grupta toplanır.
Cezanın İnfazı:Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmesi ile birlikte hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek,toplumu suça karşı korumak,hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek,üretken ve kanunlara,nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı,sosyal sorumluluk taşıyan bir hayat biçimine uyumunu kolaylaştırmak maksadıyla cezanın yerine getirilmesidir.
Cezanın Tecili:Ceza Hukukunda cezaların tecili,cezanın infazı yerine kişiye ilk kez hafif bir suç işleyip cezaya çarptırılmış olan bir kişinin cezasını çekmeyip,belirli şartlarla bir süre ertelemeyi içeren yargısal bir yöntemdir.Cezanın ertelenmesi ve kişinin bu denetim süresi boyunca belirli yükümlülüklere uygun hareket etme mecburiyeti ilk defa Amerika’da uygulanmış ve daha sonra diğer Kara Avrupa ülkeleri ceza kanunlarına girmiştir.Kişi,denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde ceza infaz edilmiş sayılmaktadır.
Adli Sosyal Hizmet
Adli takibe girmiş vakaların incelenmesi,değerlendirilmesi,bu vakalara muhatap olan müracaatçıların ekonomik kayıpları ve psiko-sosyal sorunlarının çözümü için ortaya konulan çabalar adli sosyal hizmet uygulamalarını oluşturmaktadır.Suç işleyen kişiler,yaşı ve suçunun nevine göre değerlendirilir.Adli takibe maruz kalan bir suçlunun zararsız hale gelmesi,işlemiş olduğu suçtan dolayı taşımış olduğu ezikliği ve dışlanmışlığın bertaraf edilerek müracaatçının tekrar topluma kazandırılması,sosyalleşmesi,toplum tarafından kabulünün sağlanması ve aynı suçu bir daha işlememe eğiliminin oluşturulması sosyal hizmet mesleğinin görevidir.
Denetimli Serbestlik
Denetimli serbestlik,kişinin işlediği bir suç nedeniyle tutuklanması ya da mahkemece hakkında hapis cezası verilmesi sonucunda ceza evine girmesi yerine,cezasını toplum içerisinde gözetim ve denetim altında çekmesidir.Denetimli serbestliğin amaçları şunlardır:
• Suç işleyen insanları ıslah ederek,yeniden üretken birer fert olarak insanlar arasındaki onurlu yerini almalarına yardımcı olmak.
• Suç işleyen veya şartla tahliye olan insanların yeniden suç işlemesini önlemek.
• Onları sosyal danışmanlık ve rehberlik yoluyla topluma kazandırmak.
• Sanık veya hükümlülerin takibini yaparak cezalarını toplum içinde rencide olmadan çekmelerini sağlamak ve bunun denetimini
yapmak.
Toplum İçinde Denetimin Gayesi:
~Suç tekrarı ihtimalini azaltmak.
~Hükümlüyü iyileştirmek.
~Hükümlüyü topluma yeniden kazandırmak ve sosyalleştirmek.
~Hükümlünün topluma verdiği zararı telafi etmesine izin vermek.
~Toplumun korunmasına katkıda bulunmak.

Türk denetimli serbestlik sisteminin özellikleri şunlardır:
1.Ulusal bir sistemdir
2.Merkeziyetçi bir yapıya sahiptir
3.Hem suçluya,hem mağdura hizmet vermektedir
4.Karma bir personel rejimi mevcuttur
5.Resmî bir kuruluştur
6.Ceza ve tedbirlerin süresi bellidir

Denetimli serbestlik sisteminin devamlılığı ve gelişim süreci hakkında kuramsal modeller şunlardır:
>> Rehabilitasyon Modeli
>> Kanun Yaptırımı (Kirli Harry) Modeli
>> Kırık Camlar Modeli
>> Toplumu Koruma Modeli
>> Restoratif ve Toplum Adaleti Modeli
>> Dengeli Yaklaşım Modeli
>> Yürürlükten Kaldırma ve Özelleştirme Modeli

Denetimli serbestlik merkezinde çalışan kişilerin (sosyal hizmet uzmanı) dikkat etmeleri gereken dört temel ilke vardır:
• İnsan onuruna saygı ve dürüstlük
• Gizlilik
• Tarafsızlık
• Çocuğun yüksek yararı

***Denetimli serbestlik çocuk ve gençler için eğitici,destekleyici ve koruyucu bir tedbir olarak kullanılır.

HASTANELERDE SOSYAL HİZMET
Sosyal hizmet uzmanları hastanelerde sosyal serviste görev alırlar.Görevleri hastanın yatış öncesi,yatış süreci ve tahliye sonrası olmak üzere üç ana bölümden oluşur.Yatış işlemleri hakkında hasta ve yakınlarına bilgilendirme ve danışmanlık hizmeti verilir. Hastaneye getirilmesi zor olan hastalar için rapor hazırlanır,bu rapor yoluyla hastaneye nakli gerçekleştirilir.Sosyal güvencesi olmayan veya ekonomik güçlüğü olan hasta yakınları valilik ya da kaymakamlık birimlerine yönlendirilir.Yatış işlemleri tamamlanıp, yatış sürecine geçildiğinde hastanın refakatçi değişimi,tıbbi işlemlerin verimliliği açısından odanın değişimi gibi sorunlar sosyal servis tarafından çözülür.Sosyal hizmet uzmanı hastaların yanı sıra rehabilitasyon ve benzeri konular hakkında araştırma ve incelemeler yapar,ilgili seminerlere katılır.Taburcu edilen kişinin ihtiyaç duyduğu kurum veya kuruluşlarla irtibata geçmesi sağlanabilir.
Hastane sosyal hizmet uzmanlarının hasta ile irtibata geçtikten sonra izledikleri yol tanışma,sosyal hizmet planının hazırlanması, uygulama,değerlendirme ve sonlandırma aşamalarından oluşmaktadır.
Hastane sosyal hizmet uzmanları kimsesiz hastaların tedavi sürecinden yararlanmaları ile süreç hakkında sosyal inceleme raporu hazırlar.Ayrıca bu hastaların tedavileri için gerekli cihaz,kan gibi ihtiyaçları ile hastane giderlerinin karşılanması için maddi kaynak araştırması yapar.Yine ekonomik yönden mağdur olan hastaların muhtaç asker aileleri ve erlerin 4341 sayılı Muhtaç Erbaş ve Er Ailelerinin Ücretsiz Tedavisi Kanunu’ndan yararlanmaları için askerlik şubesi ile irtibata geçer.Evlilik dışı hamile kalan veya dünyaya getirdikleri çocukları sahiplenmeyen hastaların sorunlarının çözümü için Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile irtibat kurar.İl dışından gelip de kalacak yeri olamayan hasta ve yakınlarının ücretsiz kalabilecekleri misafirhane,dönüş masraflarını karşılayamayanlar için ise yol giderlerinin karşılanması için vakıflarla irtibata geçer.
Tıbbi Sosyal Hizmetler
Sosyal hizmet mesleğinin en eski alanlarından biri olan tıbbi sosyal hizmetler,ilk olarak 1880’lerde İngiltere’de akıl hastanelerinden taburcu olan hastaların,hastalıklarının tekrarlanmaması maksadıyla bir takım çalışmalara yönelmesiyle başlamıştır.Tıbbi sosyal hizmet,hastanelerde ve diğer sağlık ortamlarında hastaların ve ailelerinin hastalıkla ilgili sosyal ve psikolojik problemlerini çözmeyi amaçlayan sosyal hizmet uygulamasıdır.

Tıbbi sosyal hizmetin genel amaçlarını şu şekilde ifade edilebilir:Hastanın tıbbi bakımı ve tedaviyi kabul etmesi ve bakımın etkili bir şekilde kullanılmasını kolaylaştırmak,sağlık problemleri nedeniyle hasta ve ailesinin yaşadığı stresi azaltmak ve hastanın hastalığı ve içinde bulunduğu koşullar nedeniyle ortaya çıkan problemlerini çözümlemektir.
Psikiyatrik Sosyal Hizmetler
Kurumun temel amacı,ruhsal ve sinirsel bozukluklarla ilgili araştırma yapmak,tedavi uygulamak ve hastalıkları önlemek olmalıdır.Psikiyatrik sosyal hizmet alan olarak; psikiyatrik sosyal hizmet kavramı,ilke,yöntem ve teknikleri ile psikopatoloji,akıl hastalıklarının sınıflandırılması,akıl hastalıklarının tedavisi,ruh sağlığı ve akıl hastalıkları alanındaki kuramların incelenmesi,akıl hastalıklarının toplum ve aile üzerindeki etkisi,ruh sağlığı alanındaki hizmet sistemleri gibi konuları kapsamaktadır.

İHTİYACA BİNAEN SOSYAL HİZMETLER
Orduda Sosyal Hizmetler
Ülkemizde 1970’lerden itibaren orduda sivil meslek elemanı olarak istihdam edilen sosyal hizmet uzmanları daha çok askerî hastanelerin psikiyatri kliniklerinde tedavi ekibiyle birlikte çalışmaya başlamışlardır.
Ordu mensuplarının psikolojik,manevi ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına dönük sosyal çalıma faaliyetlerine orduda sosyal hizmet denmektedir.Orduda sosyal hizmetlerin hedefleri:
• Askerlerin psikolojik baskılarının hafifletilmesini sağlamak,morallerini ve maneviyatlarını yüksek tutmak.
• Askerlerin aileleri ve komutanları ile iletişimlerinin sağlıklı olmasını temin etmek.
• Çalışma ve görev şartlarının insan haklarına ve mevzuata uygun bir atmosferde yürütülmesine destek vermek
• Askerlerin görevlerine bağlılığı ve başarılarına psiko-sosyal destek vermek.
Ordudaki sosyal hizmet uzmanları sosyal hizmetin ve ordunun etik ilkelerine bağlı kalarak görevlerini yerine getirirler.Huntington (1979) askerî etik kuralları ise şöyle ifade etmektedir:
>> Barışı savaşa tercih etmek.
>> Güç kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmak.
>> Yalnızca yasal emirler vermek ve bunlara uymak.
>> Ahlaki olmayı hiçbir zaman elden bırakmamak.
>> Verdiği emirlerin ve sonuçlarının sorumluluğunu taşımak.
>> Kendine verildiğinde yapamayacağı emirleri astlarına vermemek.

Orduda çalışan sosyal hizmet uzmanları görevlerini yerine getirirken şu hususlara dikkat etmeleri gerekir:Kendilerine verilen görev ve emirlerden sorumludurlar ve bu emirlerin (ya da görevlerin) gereğini yerine getiremediklerinde cezalandırılırlar.Hem devlet memurları kanunu hem de askerî yasalara bağlıdırlar ve bu sınırlar içinde çalışırlar.Hizmet yönergesinde belirtilen rütbe sıralaması çerçevesinde hizmet verirler.
İşletmede Sosyal Hizmetler
İşletmede Sosyal Hizmetler:İşletmelerin sosyal sorumluluk kapsamında işyerinde muhtemel çatışmaları önleyici ve iç barışı sağlayıcı sosyal müdahale türlerinin bütünüdür.

İşyeri Sosyal Hizmet Uzmanı:İşyerinde çalışan işçilerin gerek aile,gerekse işyeri bağlantılı sosyal sorunlarıyla ilgilenen ve işçilerin sosyal sağlığını koruyan ve geliştiren kişidir.
İşletmelerde Sosyal Hizmet Uzmanının Sorumlulukları:
• katılımcılık ve sosyal diyalogun daha ileri boyuta gelmesini sağlamak.
• İşyeri çalışanları ile işveren arasında meydana gelebilecek sorunların çözümünde katkıda bulunmak.
• İşçi alımında veya fesihte görüş beyan etmek ve gerek işçiye gerekse işverene sosyal danışmanlık hizmetlerinde bulunmak.
İşletme Psikolojisi:İnsanın ruhi yapısını ve fonksiyonlarını inceleyen,ferdin işletme içindeki diğer insanlar ve makine dünyası ile karşılaşmasından doğan etkileşimleri çalışma psikolojisi ekseninde inceleyen bir bilim dalıdır.
Kurumlarda Çalışan Kişilere Yönelik Verilen Sosyal Hizmetler Şunlardır:Kişilerin kurumlara adaptasyon süreçlerine refakat etmek,işyerlerine uyumlarını sağlamak.İş süreçlerinde verimliliği artırmak için danışmanlık ve hizmet içi eğitim programları ve tükenmişlik testleri aracılığı ile düşen verimliliğin artması için kurum içi görev değişiklikleri ve dinlenme seansları oluşturmak. Kurum çalışanları arasındaki etkileşim ve dayanışmayı güçlendirmek,çalışanlara kurum kültürü ve sosyal sorumluluk kazandırmak. Hedef kitleye yönelik aktif çalışmalar yaparak toplum psikolojisi ve müşteri memnuniyeti konusunda çalışanları bilinçlendirmek, mesleki bilgi,beceri ve tecrübeleri artırıcı etkinliklerde bulunmak.Çalışanların özel hayatlarında,ruhsal,sosyal ve ekonomik yetersizlikleri dolayısıyla meydana gelen sorunlarının çözümüne rehberlik etmek.Özlük haklarının iyileştirilmesi ve korunması yönünde tedbirler almak.İdarecilerle çalışanlar arasındaki olumlu etkileşim sürecine katkıda bulunmak.Çalışma kapasitelerini artırıcı motivasyon ve yönlendirme çalışmaları yapmak,çalışanların kişisel gelişimlerine katkı sağlamak gibi hizmetlerdir.

Bunların yanında kurumda çalışan sosyal hizmet uzmanı şu görevleri de yerine getirir:
>> Çalışma planı yapma,zaman yönetimi,kalitenin sürdürülmesini gözlemleme,personel yönetimi,süper vizyon ve konsültasyon işlevi.
>> Kurumda çalışan personelin motivasyonu ile ilgili seminer ve terapiler yapma.
>> Kurumdaki çalışmaların psiko-sosyolojik analizlerini yapma.
>> Kurumda yapılan sosyal hizmet uygulamalarını takip etme.
>> Alanda ve kurumda çalışanların sorunun çözümünde rol alan kurum ve kişilerle olan diyalog ve yönlendirmelerini organize etme.
>> Sosyal projeler üretme,takibi ve yöneticiliğini yapma.
İşletmelerin Sosyal Sorumluluğu:Şirketlerin daha iyi bir toplum ve daha iyi bir çevre için,gönüllü olarak katkıda bulunmaları ve sosyal sorumluluk üstlenmeleri durumudur.İşletmelerin,müşteriler,işçiler,tedarikçiler,şirket ortakları,hissedarlar,yerel sivil toplum örgütleri,hükümet ve kamu otoritesi,işçi sendikaları ve daha geniş manada toplumla olan münasebetlerinde sorumlu davranmaları sosyal sorumluluğun gereğidir.Bu durum işletmeleri hukuk kurallarına uygun olarak ekonomik,verimli ve kârlı olmanın ötesinde sosyal ahlak ilkelerine uyan ve toplumsal sorunların çözümüne gönüllü olarak katılan müesseseler hâline getirir.İşletmelerin sosyal sorumluluk ruhunu oluşturan,geliştiren,kurumsal dayanışmayı sağlayan,iç ve dış kamuoyuna işletmeyi tanıtan ve çalışanlara aidiyet duygusu ve kurum kültürü kazandıran sosyal çalışmacıdır.
Okulda Sosyal Hizmetler
Okul idaresi,öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı (gençlik hizmetleri) işbirliği çerçevesinde ders saatleri dışında okul ve çevresinde sürekli olarak yürütülen sosyal pedagojik faaliyetlere okul sosyal hizmeti denir.Okul sosyal hizmeti,öğrencilerin içinde bulundukları gelişim dönemi,aile ve yaşam koşulları nedeniyle yaşadıkları sorunların çözümü,gereksinim duyulan hizmetlerden yararlanmaları ve böylece eğitim etkinliklerini başarı ile sürdürmelerini sağlama gibi hizmetleri yürütmek üzere okullarda yer alan,sosyal hizmetin önemli uygulama alanlarından birisidir.
Okul ortamına uyum güçlüğü,okula başlama aşamasında özel gereksinimleri olan çocuklar ve aileleri,farklı psiko-sosyal ve ekonomik nedenlerle okul devamsızlığı olan ve okuldan ayrılmak zorunda kalan çocuklar ve gençler,yüksek risk ortamı olan aileler, yangın,trafik kazası,hastalık gibi ciddi travmalara maruz kalan öğrenciler,aileleri,akrabaları,toplumsal kaynaklardan yararlanma okul sosyal hizmetinin müdahale edeceği gereksinim gruplarıdır.
Doğal Afetler ve Sosyal Hizmet
Ekolojik dengeyi bozarak,can ve mal kaybıyla fiziksel,ekonomik ve sosyal kayıplar meydana getiren,toplumun olağan hayatını zorunlu olarak değiştiren,kişinin uyum sağlama ve yanıt verme kapasitesini aşarak,dış yardıma ihtiyaç duyuran doğal,teknolojik ve insan kaynaklı olaylara afet denir.

Yıkıma,manevi kayıplara,yaralanmalara ve toplumsal düzenin bozulmasına neden olan afetler; deprem,kasırga,hortum,fırtına,sel,volkanik patlama,orman yangını,çığ düşmesi gibi doğal;
nükleer kazalar,kimyasal kirlilik gibi teknolojik ya da ulaşım kazaları,endüstriyel kazalar,yapı çökmeleri gibi insani kusur kaynaklı olabilmektedir.

Bunların yanı sıra,terör, savaş gibi şiddet olayları da afet kapsamında değerlendirilmektedir.
Doğal afete yönelik,afet öncesi,afet sırası ve afet sonrası olmak üzere üç ayrı süreçte farklı hizmetler sunulmaktadır.Afet öncesinde olası afet hâline hazırlıklı olmak,gerekli önlemleri almak ve halkı afetlere karşı bilinçlendirme gibi çalışmalar yapılabilir.Afet sırasında gerçekleştirilen hizmetler öncelik sırasına göre kurtarma,tedavi etme,barınak sağlama ve yaşam döngüsünü devam ettirici maddi kaynaklarla bağlantı kurma gibi öncelikli güvenliği sağlamaya yöneliktir.

Müdahale planı hazırlanırken afetin bir kriz durumu olduğu gerçeğinden yola çıkarak uygulama aşamasında genelci yaklaşımın mikro,mezzo ve makro boyutları kullanılmalıdır.
Çok Kültürlü Sosyal Hizmet
Çok Kültürlü Sosyal Hizmet:İnsanların ve (yerel) toplumların farklı öznel ve kültürel özelliklerini dikkate alan bir sosyal hizmet anlayışı ve uygulamasıdır.Bu uygulama,geleneksel sosyal hizmet uygulamasının tek tipleştirici eğilimini ve uygulamasını daha çoğulcu bir yapıya dönüştürmeye yönelik kültürel yönden çok farklı açılımlar içeren demokratik bir sosyal hizmet anlayışıdır.Yerel kültürel değerlerin,evrensel değerlerle çatıştığı noktalara müdahale ederek,yerel toplumun sosyo-kültürel yapısına zarar vermeden yerel ile evrensel değerlerin birlikte barış içinde yaşayabilmesini sağlayan bir anlama,uzlaşma ve uyum destek hizmetidir.

Çok kültürlü sosyal hizmetin gerekliliği:
a) Toplumlar,iç ve dış göçün tesiriyle daha hızlı ve artan oranda çok kültürlü hâle gelmektedir.
b) Sosyal hizmet mesleği,giderek daha fazla çok kültürlü toplumlarda hizmet sunma durumuyla karşı karşıya kalmaktadır.
c) Çok kültürlü sosyal hizmetlerin tanımlanması,eğitimi,uygulanması ve araştırılması,plüralist yöntemler açısından bir zenginliktir.
d) Kültürel çeşitliliğin olduğu Türkiye’de farklılığın resmî kabulü ve sosyo-ekonomik entegrasyonun gerekliliği,sosyal hizmet mesleğinin çok kültürlü programlarla zenginleştirilmesi zaruridir.

Çok kültürlü sosyal hizmet,bünyesinde farklı etnik grupları barındıran ve farklılıkları beraberce yaşayan toplumlar için önemli bir uygulama alanıdır.Bu farklılıkları beraberleştirmek,aralarındaki etkileşimi sağlamak,kendisi gibi düşünmeyen ve yaşamayan insanları birbirine kabullendirmek,sosyal adaletin teminin sağlamak,özel günlerine saygıyı öne çıkarmak,kültürlerarası alışverişleri sistematik ve hiyerarşik bir düzeyde tutmak,topluca eğitim süreçlerini takip etmek ve yararlanmalarını sağlamak,farklı örf,adet ve gelenekleri zenginlik olarak algılatmak ve toplumsal konsensüsü sağlamak sosyal hizmet uzmanının görevleri arasındadır.


SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE-9
Mesleki etik doğruluk,yasallık, yeterlilik,güvenirlik,mesleğe bağlılık gibi temel ilkeleri gerektirir.
SOSYAL HİZMET EYLEMLERİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ
Sosyal eylem,insan eylemlerinin ilgililer arasında karşılıklı etkileşim sonucu oluşturdukları alt sınıfın ya da sosyal grupların ortak tavırları olarak tanımlanabilir.

Parsons eylemi şu mantıksal çerçeve ile açıklamaya çalışmıştır:
• Eylem bir “fail”i,bir “aktör”ü işaret eder.
• Eylemi tanımlamak için eylem süreciyle çelişik olmayan ve aynı zamanda eylem sürecini de belirleyen bir amaç olmalıdır.
• Eylem bir durumla başlatılır.Bu durum şartlar ve kullanılan araçlara göre değişebilir.Aktör duruma ya müdahale etmez ya da çok
az müdahale eder.
• Eylem söz konusu olduğunda şartlar ve araçlar arasında belirli bir ilişki biçimi oluşur.Bu ilişki biçimi de amaca ulaşmak için alternatif araç seçmede,eylemin normatif bağlayıcılığına bağlıdır.Araçlar,ne rastgele ne de eylemin ortaya çıktığı duruma bağımlı olamaz.
Max Weber sosyal eylemi dört tip eylem aracılığı ile sınıflandırır:
#Amaca Dayalı Akılcı Eylem (Araçsal Eylem):Bu eylem tipinde aktör eylemini diğer bireylerin beklentilerine ve eylem nesnesinin yarattığı sosyal çevresel beklentilere göre belirlemektedir.
#Değere Dayalı Rasyonel Eylem:Eylemin belirleyicisi aktörün etik,estetik,dinsel,sosyal gerçeklikler ve bu değerlere bilinçli olarak inancıdır.Bu eylem tipinde sonuçların tahmin edilmesi oldukça zordur.
#Duygusal Eylem:Bu eylem tipinde belirleyici nokta,aktörün mizacının ve içinde bulunduğu öznel durumun eylemi ve eylemin araçlarını belirlemesidir.
#Geleneksel Eylem:Bu eylem tipinin belirleyicisi kökleşmiş ve değiştirilmesi çok zor olan geleneksel alışkanlıklardır.

Peter Lüssi’ye göre yetişkin müracaatçılara yönelik en önemli eylem biçimleri danışmanlık,koruma,ihtiyaçları karşılama,temsil ve müdahale.

Hermann Giesecke’ye göre çocuk ve genç müracaatçılara yönelik en önemli eylem biçimleri,pedagojik destek ve yardım, eğitim,danışmanlık ve uyum konusunda destek sağlamaktır.
Sosyal hizmette yöntem çok önemlidir.Hedefe daha kolay ve daha hızlı ulaşılmasını sağlar ve kullandığı araçlarla elde ettiği bulguları kullanılır hale getirerek eylem aşamasında bu bulgulardan yararlanır.
Sosyal hizmet eylemleri h
Hedef odaklı sosyal çalışma uygulamalarında sosyal destek sürecini içerik ve zamanlama açısından planlamak amacıyla bilgilendirme,rehberlik,danışmanlık ve sosyal yardım işlevini yerine getirmektedir.Koruma amaçlı ise müdahale, eğitim,sosyal pedagojik,psikolojik ve manevi destek hizmetleri sağlamaktadır.
Sosyal eylemin uygulama ilkeleri ana hatlarıyla şu aşamalardan oluşur:Bilinç oluşturulur,bu bilinç yaygınlaştırılır,liderlere aktarılır, duygusal bir dürtü bulundurulur,farklı çözümler geliştirilir,çözümlerin kesişim noktaları belirlenir,uygun çözüme karar verilir,sorun herkesle tartışılır,çözümler birleştirilir,geçici bir uzlaşı ile eyleme geçilir.
SOSYAL HİZMET EYLEM TÜRLERİ
Mercek Altına Alma
planlanan görüşmelerde çözüme odaklanan ve daha kısa zamanda sonuca ulaşmayı sağlayan önemli bir eylemdir.Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıların sorunlarını incelerken sorun oluşturan vakaları tüm yönleriyle izler,inceler ve değerlendirir.Sosyal hizmet,müracaatçıyı ve sorunlarını mercek altına alarak parçalardan bütün oluşturur ve geniş bir bakış açısıyla yorumlar,değerlendirir,yöntemlerini formüle eder,bunları uygular ve vakaları sonlandırır.
Sosyal Kontrol ve Sosyal Destek Oluşturma
Sosyal kontrol;bireylerin,devlet,sistem,düzen,toplum veya dini değerler tarafından kabul edilen ve benimsenen;tutum,davranış ve değerlere uymalarını sağlamak gayesiyle,kişilere,dolaylı-dolaysız,aleni-açık,resmî-gayri resmî bir biçimde uygulanan bir sosyal baskı türüdür.Bu araç kişisel hürriyet ve bağımsızlığı engelleyen,baskı,tehdit,ceza ve siyasi otoriteye karşı korkuyu içselleştiren bir unsur gibi gözükse de toplumsal refah ve uyumun sağlanması için sosyal dokunun içine kesintisiz bir şekilde nüfuz ederek başkalarına zarar vermemek,dayanıklı ve kalıcı kültürel değerler oluşturmak,millî birlik ve beraberliği sağlamak,ortak değerler etrafında toplanmak ve millet olma ruhu oluşturmak için önemli bir sosyal eylemdir.

Sosyal kontrol çeşitlerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:
-Olumlu sosyal kontrol:İkna,tavsiye,teşvik,eğitme ve ödül gibi iyimser mekanizmalar.
-Olumsuz sosyal kontrol:Olumlu araçlarla kontrol altına alınamayan bireylere cebrî yönü ağır olan tehdit,emir,zorlama,zulüm,baskı ve cezalandırma yöntemleriyle etkileme
-Resmî sosyal kontrol:Siyasi otorite tarafından resmî olarak,planlı bir şekilde tasarlanmış,uygulanması mecburi olan bazı ölçütlerin kurumlaştırılması
-Gayri resmî sosyal kontrol:Toplum tarafından hoş karşılanmayan davranışların,kişilerce uygulanmamasını sağlayan töre ve gelenekler.
-Grup kontrolü:Grup üyelerinin,grup baskısına uğramamak için,grup kurallarına,bilinçli ve gönüllü olarak sadakat göstermeleri.
-Kurum kontrolü:Kişinin,uzun deneyimler sonucunda hâkim kültürün ve kurumların alıştırdığı davranış kaidelerini,fazla düşünmeksizin uygulaması.
-Toplum kontrolü:İçinde yaşanılan cemiyet tarafından kabul görmüş davranış örüntülerinin ayıplama,kınama,cezalandırma gibi sosyal dışlanma kaygısıyla kabul edilmesi ve uygulanması.
Sosyal destek insanın kaygı ve duygulanım bozukluğu yaşadığı zamanlarda ve stresli bir olay karşısında ihtiyaç duyduğu ve sosyal çevresinden aldığı bir yardımdır.
Sosyal destek,bireyi madden,duygusal,bilişsel ve sosyal olarak rahatlatır.
Sosyal Haklardan Yararlanma
Sosyal çalışmacı müracaatçısının haklarını elde etme,koruma ve kollama yönünde savunucu bir rol üstlenir.

Sosyal hakların hedefi, sosyal eşitsizlikleri azaltmaktır.Sosyal haklar bir diğer amacı,ekonomik,sosyal ve kültürel yönden güçsüz konumda olanların korunması ve durumlarının iyileştirilmesidir.
Bireyin kişilik hakları,sosyal,ekonomik ve siyasi hak ve ödevleri 1982 Anayasası’nda açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Bu haklar:Dokunulmazlık,özel hayatın gizliliği,konut dokunulmazlığı,haberleşme hürriyeti,seyahat ve yerleşme hürriyeti,vicdan ve din hürriyeti,düşünce hürriyeti,bilim ve sanat hürriyeti,basın hürriyeti,toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme,dernek kurma,kişi güvenliği,cezaların kanuni ve şahsi olması,ailenin korunması,mülkiyet,toprak mülkiyeti,çalışma ve sözleşme hürriyeti,çalışma hakkı ve ödevi,çalışma şartları uygunluğu,dinlenme,ücrette adalet sağlanması,sendika kurma,toplu sözleşme ve grev,sosyal güvenlik,sağlık, öğrenimin sağlanması,vatandaşlık,seçme ve seçilme hakkı
Sosyal haklar konusunda “Avrupa Sosyal Şartı”nın öngördüğü başlıca haklar:Adil,güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma,adil bir ücret,örgütlenme,toplu pazarlık,çocukların ve gençlerin korunması,çalışan kadınların korunması,mesleğe yönelme, mesleki eğitim,sosyal güvenlik,sağlık ve sosyal yardım,sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkı şeklinde sıralanabilir.
Kendini Yorumlama (Yorum Örneği)
“Sosyal Hizmetlerde Hayata Uyum Desteği” ve müracaatçının biyografik süreçlerinin analizi çerçevesinde oluşan yorum örneği, müracaatçının hayatını ve dünyasını anlamaya ve yorumlamaya yönelik mantıki ve manevi çabalardan oluşmaktadır.Burada müracaatçının iyice tanınması ve teşhis edilmesi amaçlanmaktadır.
Yorum örneğinin eylem boyutu şu süreçten geçmelidir:
Müracaatçı ile tanışma ve görüşme:Bu tarz görüşmenin faydalarından birisi,müracaatçının oto biyografik anlatımından kendine has yorum örneğinin ortaya çıkmasıdır.
Psiko-sosyal tahlil ve teşhis:Teşhis sürecinde sosyal hizmet uzmanı,sorunu tasvir eden uygun bir yorum örneği belirler. Müracaatçının kendi yorumu da teşhis raporuna eklenir.Mesela davranışlarıyla belirgin bir farklılık gösteren bir müracaatçı,zor şartlar altında büyümüş ise,sosyal hizmet uzmanı bir yorum örneği olarak “sosyal iletişim ve ilişkide bozukluk” teşhisini koyabilir.Müracaatçı da kendi hayatını kısaca “hayatla mücadele” olarak tasvir etmiş ise,sosyal hizmet uzmanı,her iki yorum örneğini sentezleyerek yeniden değerlendirmesi gerekir.
Planlama ve uygulamaya dönük girişimler:Her iki yorum örneğinden yola çıkılarak hazırlanan raporla uygulamaya geçmeden önce bireyin kişilik özellikleri de dikkate alınarak iyi bir planlama yapılır.Vakaya veya kişiye özel hazırlanan plan uygun bir zeminde uygulamaya konur.
Kriz Müdahalesi
Beklenmedik belirlenebilen bir olayın algısından hemen sonra başlayan,tahammül edilemeyen,daha önce kullanılan problem çözme yöntemleriyle çözülemeyen aniden gerilimli bir artışa,algısal,bilişsel,duygusal ve davranışsal kargaşaya sebep olan,psikopatolojik olmayan ve bir ile sekiz haftalık süre içerisinde çözümlenebilecek bir durumdur.Kriz müdahalesi bir sosyal hizmet eylem yöntemidir.
Kriz Tipleri (Baldwin’e göre 6 tip kriz vardır)
Durumsal Krizler:Sorunlu bir durumdan kaynaklanan rahatsızlıklar.Aile içinde bir madde bağımlısının olması gibi.
Yaşamsal Krizler:Sık görülen,çoğu normal olan değişikliklerdir.Emeklilik,ana baba olma,evlenme gibi
Travmatik Stres Sonucu Oluşan Krizler:Beklenmedik,kontrolsüz ve duygusal olarak çökertici özellikler taşır.Bir aile üyesinin ani ölümü,tecavüz,ani iş kaybı vb.
Gelişimsel Krizler:Geçmişte çözümlenmemiş,derin ve bastırılmış bir konudaki mücadeleyi yansıtan,kişilerarası ilişkilerle ilgili sorunlardan kaynaklanan bir krizdir.Bağımlılık,değer karmaşası,iş hayatında iflas etmesi,cinsel kimlik karmaşası gibi.
Psikopatolojik Krizler:Var olan psikopatolojinin başlatıcı etmen olarak görüldüğü veya daha uyumlu sonuçların oluşmasını engellediği krizlerdir.Ağır nevrozlar,duygulanım bozuklukları gibi
Psikiyatrik Aciller:İşlevselliğin ağır olarak azaldığı,kişinin bireysel sorumluluklarını algılayamadığı,yetersiz kaldığı krizlerdir. Psikozlar,organik beyin sendromları ve akut intihar girişimleri.
Kriz aşamasında sosyal hizmet uzmanına düşen görevler şunlardır:
• Dikkat
• Soğukkanlılık
• Otokontrol ve sabır
• Sorumluluk
Krizi anlayabilmek ve zaman geçirmeden müdahale edebilmek için kriz durumunun özelliklerinin bilinmesi gerekir.Çünkü krizde tespit, zaman,süreç ve müdahale çok önemlidir.Yanlış teşhisler,gecikmeler,oyalanmalar ve yanlış uygulamalar krizde zarar ve kayıpları artırır.
Krizin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
• Stres belirtisi
• Panik veya yenilgi hissi
• Çaresizlik
• Kurtulmaya odaklanma

Kriz müdahalesinin amacı bireyin istem dışı düştüğü durumu olumlu gelişme ve değişime götürecek tedavi edici bir uygulama ile kriz öncesi normal haline getirmektir.Sosyal hizmet kriz müdahalesinde eylemini gerçekleştirirken genelci yaklaşımını kullanmakta ve vakayı bütünüyle ele almaktadır.
Kriz müdahalesinin sınırlılıkları,ilgi alanı ve odak noktası belirlenirken şu temel özellikler göz önünde bulundurulur:
Sürenin Sınırlılığı:Kriz müdahalesi göreli kısa sürelidir.Bu süre krizin nevinesine göre değişir.Psikolojik,sosyal,duygusal,afet ve diğer krize sebep olabilecek etkenlere göre bu süre artar ya da azalır.
Bütünlük:Krizi kendi alanı içinde değerlendirilmeli,krizle ilgisi olmayan geçmiş yaşantılar işin içine karıştırılmamalıdır.Kendi içinde tüm ayrıntıları yakalamak oldukça zordur.
Fonksiyonellik:Kriz müdahalesi diğer sosyal hizmet uygulamalarına göre daha fonksiyonel ve ciddi bir profesyonellik gerektirir. Müracaatçı kriz öncesi durumuna getirilmeye çalışılır.
Aktif Rol:Kriz müdahalesinde uzman diğer eylemlerine göre daha aktif rol oynamalıdır.
Kriz sonrası ruhsal,duygusal,zihinsel,fiziksel ve sosyal bir takım sorunlar yaşanabilir.Krize girerek normalin dışına çıkan müracaatçının davranışları sosyal hizmet eylemi ile eski hâline getirilmeye çalışılır.
Çoklu Bakış Açısı
Sosyal sorunların çözümünde birden çok metot ve yöntemden yararlanılır.Bireyi grup içinde değerlendiren ve yorumlayan sosyal hizmet mesleği vaka yönetiminde bütüncül bir yaklaşım sergiler ve determinist bir bakış açısı izler.Her olayı kendi içinde bir bütün olarak görür ve ilişkili olduğu diğer unsurları da göz ardı etmez.
Bireysel veya kolektif sosyal sorunların çözümünde sosyal hizmet uzmanı farklı görüşleri,ihtimalleri,alternatifleri,değerlendirmeleri, yaklaşımları ve diğer disiplinlerin kanaatlerini dikkate almak durumundadır.Sosyal sorunların sebeplerinin tespitinde ve ihtiyaç duyulan sosyal yardım ve destek türlerinin belirlenmesinde birden fazla düşünce ve eylem içeren bir soysal hizmet uygulama biçimi ve yöntemine çoklu bakış denir.Örneğin bir çocuğun babası tarafından kötü muamele görmesinin sebebi olarak ilk bakışta babanın içinde bulunduğu alkol bağımlılığı düşünülebilir.Ancak derinlemesine bir araştırma yapıldığına bu muamelenin asıl sebebinin belki de babanın zekâ seviyesindeki yetersizlik (zihnî özürlülük) olduğu görülebilir.
Sosyal hizmet alanında sorun çözme sürecinde eş zamanlı olarak birbirinden farklı yöntemlerin tercih edilip kullanılmasına sosyal hizmetlerde yöntem plüralizmi denir.Aynı vakaların çözümünde birden fazla metodun kullanılması uygulanan yöntemlerin testi açısından önemlidir.Burada dikkat edilmesi gereken husus müracaatçıların denek olarak değil birinci derece sorunu çözülmesi gereken birey olarak belirlenmesi ve düşünülmesidir.
Ayrımcılık İle Mücadele
Sosyal hizmet müracaatçı gruplarının ayrımcılığa tabi tutulmaları ve bu sebeple sosyal haklardan ve yaşam olanaklarından mahrum bırakılmaları önemli bir sosyal sorundur.Ayrımcılık ile mücadele sosyal hizmetin temel çalışma alanlarındandır.Eşitlik ve adalet sosyal hizmetin temelini oluşturan iki önemli kavramdır.
Bu konu Avrupa ve doğu bloklu ülkelerin önemli gündem maddelerindendir.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ayrımcılık yapılan konular belirlenmiş ve bununla mücadele için uluslararası düzeyde yaptırımlar getirilmiştir.AB Temel Haklar Şartının 21. (1) maddesi "Cinsiyet,ırk,renk,etnik ve sosyal köken,genetik özellikler,dil,din ya da inanç,siyasi ya da herhangi bir başka görüş,bir ulusal azınlığın üyesi olma,mülkiyet,doğum,özürlülük,yaş ya da cinsel yönelim gibi temellere dayanan her türlü ayrımcılık yasaktır."şeklindedir.
Ayrımcılıkta daha çok özgürlükler kısıtlanır ve sosyal haklar verilmemeye çalışılır.
Ayrımcılık Türleri:
Mikro Ayrımcılık:Farklı ırklara ve azınlıklara,yaşadıkları ülkede uygulanan ayrımcı politikalar.
Mezzo Ayrımcılık:Irk gruplarının,yerleşim bölgeleri açısından birbirinden ayrılması.
Makro Ayrımcılık:Çok sayıda ırk gruplarının toprak parçası itibariyle birbirlerinden ayrılması.
Toplumların hemen her seviyesinde,meslek,beceri,liderlik,mevki gibi temel unsurlarda sosyal farklılaşmalar görülmesi ve görevler, sorumluluklar,haklar ve imtiyazların toplumun üyeleri arasında eşit olmayan bir biçimde dağıtılmasına sosyal ayrıştırma denir.
Ayrımcılık çeşitleri ana başlıklar hâlinde şöyle sıralanabilir:Din ve inanç temelinde ayrımcılık,toplumsal cinsiyetle ilgili sorunlar,ırk veya etnik köken temelinde ayrımcılık,engellilik temelinde ayrımcılık,cinsel yönelim temelinde ayrımcılık,göçmenler,sığınmacılar ve mülteciler,ırkçılık ve yabancı düşmanlığı,eğitim materyallerinde ve ders kitaplarında ayrımcılık,eşit işe faklı ücret sağlanması,nefret suçları,sağlık alanında ayrımcılık,sendikal tercih,siyasal düşünce,sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin yol açtığı ayrımcılıklar
Ayrımcılığı gerektirecek açık ve belirgin bir durum olmadığı halde,belli bir cinsiyet grubunun lehine davranılarak diğer tarafın mağdur edilmesine de örtülü cinsiyet ayrımcılığı (dolaylı ayrımcılık) denir.
Sosyal hizmet uzmanı ayrımcılıkla mücadele de şu faaliyetleri yürütür:Farkındalık oluşturma,toplumsal destek sağlama,idari ve yargısal destek sağlama,yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlama,lobi faaliyetlerinde bulunma,araştırmalarla gerçekleri tespit etme, imza kampanyaları düzenleme,rapor hazırlama,sosyal,sanatsal ve kültürel alanlarda çalışmalar yapma
Sosyal Dışlanmışlık İle Mücadele
Sosyal dışlanma 1970’li yıllardan sonra Fransa’da ortaya çıkan ve seksenli yıllardan sonra tüm dünyada kullanılabilir hâle gelen Avrupalı menşeli bir kavramdır.Doksanlı yıllardan sonra dünya üzerinde işsizliğin ve yoksulluğun artması,sosyal korumanın azaltılması “sosyal dışlanma” kavramının yaygınlaşmasına neden oldu.Bu kavram Türkiye’de 1970’li yıllarda özürlüler,suçlular, bakıma muhtaç yaşlılar gibi dezavantajlı grupları ifade ederken 1980’li yıllarda işsizlik,eşitsizlik ve yoksulluk olguları da sosyal dışlanmaya dâhil edilmiş,günümüzde ise;hak edilen ve engellenme sonucu elde edilemeyen tüm alanları kapsadığı görülmektedir.
Levitas’a göre sosyal dışlanma üç anlama gelmektedir.
Birincisi,bireylerin ve grupların topluma katılımlarındaki yetersizlikleri nedeniyle yaşadıkları yoksul olma durumu,
ikincisi;işsizlik ve dolayısıyla üretime katılamama,
üçüncüsü ise,ahlaki ve kültürel boyut. Kendisiyle barışık olamayan ve dolayısıyla toplumla sağlıklı ilişkiler kuramayan yoksullar dışlanma sonucu değersizlik,suçluluk ve utanma duygusu yaşamaktadırlar.
Sosyal dışlanma beş temel alanda gerçekleşmektedir.Fiziksel dışlanma,ekonomik dışlanma,mekânsal dışlanma,siyasi dışlanma ve kültürel dışlanma.Sosyal hizmet sosyal dışlanmanın her çeşidiyle mücadele etmekte ve müracaatçıları dışlanma unsurlarına karşı korumaktadır.
Dışlanmanın temel bileşenleri olarak düşük gelir,aile içi şiddet,velayet altında bulunma,okul problemleri,hüküm giyme,etnik azınlık içinde yer alma,kentsel/kırsal alanlarda çevresel ilişkilerden yoksun olma,akıl ve ruh sağlığıyla ilgili problemler,yaşlılık ve özürlülük sayılabilir.
Bonner sosyal dışlanma yedi boyutta incelenmektedir:
1.İktisadi boyut (uzun vadeli işsizlik,işsiz hane halkı,gelir yoksulluğu),
2. Sosyal boyut (evsizlik,suç,asi gençlik),
3. Politik boyut (yetkisizlik,siyasal hakların yetersizliği,politik süreçlere olan güvensizlik ya da bu süreçlere yabancılaşma),
4. Çevre/komşuluk boyutu (iskân yapılarının yetersizliği,çevre felâketleri)
5. Bireysel boyut (ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklar,beklentileri karşılayamayan eğitim),
6. Uzamsal boyut (savunmasız grupların marjinalleşmesi) ,
7. Grup boyutu (özürlü,yaşlı,etnik azınlık grupların özellikleri üzerine odaklanma)
Sosyal dışlanma türleri ve doğurabileceği muhtemel riskler şöyle sayılabilir:emek piyasasından dışlanma ve işsizlik,sosyal güvenlik sistemlerinden dışlanma ve yoksulluk,tüketim özgürlüğünden dışlanma ve yetersiz beslenme,sağlık hizmetlerinden dışlanma ve hastalıklar veya erken ölümler,eğitim hizmetlerinden dışlanma ve kültürel yozlaşma,toplum değerlerinden dışlanma ve yabancılaşma.
Uzun süreli dışlanma,genellikle melankoli,vehim,halisünasyon ve bir seri akli-ruhi-zihnî rahatsızlıkları beraberinde getirmektedir. Sosyal dışlanma kavramı,statik olmaktan çok dinamik bir kavramdır ve bir süreci ifade etmektedir.
Sosyal çözülme;kurumların,sosyal yapı,sosyal ilişki ve değerlerin zayıflamaya,hatta bağlayıcı olmaktan çıkmaya başlaması ile baş gösteren toplumsal kopukluktur.
Sosyal İçerme ve Uyum
Sosyal içerme (bütünleşme) programları,gelir düzeyleri toplum ortalamasının çok altında bulunan,etnik veya dinî kökenleri, toplumsal cinsiyetleri,eğitim durumları,fiziksel veya zihinsel engelleri dolayısıyla topluma eşit vatandaşlar olarak katılmakta zorluk çeken insanların içinde bulundukları dışlanmışlık durumunu kurumsal düzenlemeler yoluyla çözmeye yönelik bir mücadeledir.

Sosyal bütünleşmenin ana şartları:
Fonksiyonel Bütünleşme:Sosyal bir role sahip olup onunla ilgili bir mevkide yer alan her fert ve grubun,karşılıklı ihtiyaçlarının temini için aralarında kurdukları işbirliği ve kültürün belirlediği asgari müştereklerde bir araya gelmiş olan grupların,bütün kurumları da kuşatacak bir biçimde,birbirini tamamlayarak,toplumda işlerlik kazanmalarıyla oluşturulan birlikteliktir.
Bir Anlam Etrafında Bütünleşme:Toplum içinde yer alan bütün grupları tek sosyal varlık hâlinde bir araya getirecek ve hakiki manada sosyal bütünleşmeyi sağlayacak bir faktör etrafında birleştirmektir.Bu pekiştirici unsur,o toplumun müşterek inançları,kıymet hükümleri,tarih şuuru,örf ve âdetler gibi sosyo-kültürel değerleridir.
Sosyal içerme ile ilgili Avrupa Birliği 2001 yılının Kasım ayında benimsediği ortak bir raporla baş edilmesi gereken sorunları sekiz temel başlık altında toplamıştır:
>> İçerici bir işgücü piyasası geliştirmek ve istihdamı herkes için bir hak ve fırsat olarak artırmak,
>> İnsanca bir yaşam düzeyi sağlamak için yeterli gelir ve kaynakları garanti etmek,
>> Eğitim yetersizliklerini gidermek,
>> Aile dayanışmasını sürdürmek ve çocukların hakkını korumak,
>> Herkes için makul bir barınma olanağı sağlamak,
>> Yüksek kaliteli kamu hizmetlerine yatırım yapmak ve bu hizmetlere herkesin eşit ulaşımını sağlamak
>> Hizmetlerin sunumunu iyileştirmek,
>> Birden fazla alanda yaratılan yoksunlukları ortadan kaldırılmasına öncelik vermek.
Sosyal Sapma ile Mücadele
Toplum tarafından benimsenen,kabul edilen sosyal değerlere ve normlara,çeşitli sebeplerden ötürü uyulmama veya bu değer ve normlardan uzaklaşma olgusuna sosyal sapma denir.Bu tür bir davranışı gösteren kişiye de sapkın denir.
Normlar;şartları belli olan sınırlı göstergeler,değerler,belirli şartlardan bağımsız standartlardır.
Sapma sebepleri olarak kişilik bozuklukları,sosyalleşememe,aşırı beklentiler,yaptırımlar arasındaki tutarsızlıklar,müeyyidelerin ciddi olarak uygulanmaması,mazeretler ve bahaneler,mantık dışı normlar,sosyal ortam ve sosyal ahlak anlayışının bozulması ve bilgisizlik sayılabilir.
Sapma davranışları her zaman olumsuz olarak değerlendirilmez.Haksızlığa ve zulme karşı bir tavır,bir başka ifadeyle idealler ve değerler bakımından yukarıya doğru olumlu bir sapma,halk tarafından benimsenir.
Sapma türlerini,zihnî sapma,cinsel sapma,davranış sapması,ekonomide sapma,dinde sapma olarak sınıflayabiliriz
Müracaatçı Odaklı Danışmanlık.
Danışman olarak sosyal hizmet uzmanları,müracaatçıların yetkinliklerine saygı göstermek,güçlü yönlerini öne çıkarmak ve çözümler üretmek üzere birlikte çalışmalar yapar ve onları güçlendirir.Bu düzeyde sosyal hizmet uzmanı danışmanlık yaptığı kişileri kendine yeterli hale getirmek,kolaylaştırmak,planlamak ve izlemek gibi roller üstlenir.Örneğin okul sosyal hizmeti kapsamında öğrencilerin mesleki seçim yapmak,psiko-sosyal,arkadaşlık,öğretmen,ergenlik,ailevi ve akademik sorunlarının çözümünde yönlendirici,yol gösterici,iyileştirici danışmanlık hizmeti verilir.
Sosyal,kültürel,ekonomik,psikolojik sorunlar,evlilik,iş bulma,sosyal haklarını koruma, geleceğini teminat altına alma gibi yaşamının tüm kesitlerini etkileyecek konularda danışmanlık hizmeti verilir.Tüm bu uygulamalar sorunları çözmeye yönelik eylemlerdir.
Güçlendirme
Sosyal hizmette güçlendirme,insanların yaşamlarını kontrol altına almaları için gereksinim duydukları kişisel,kişilerarası ve politik güce ulaşmalarına yardımcı olmak ve onların yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen politikalar,kurumlar ve toplumsal tutumlarda değişiklikler yapacak tarzda müracaatçılarla çalışma yapmaya denir.
Sosyal hizmet alanında güçlendirme,yetersizlik oryantasyonundan farklı olarak kişide var olduğu düşünülen gizli veya açık kaynakların ve potansiyelin gün ışığına çıkartılmasına yönelik profesyonel bir gayrettir.Bireye güç kazandırmada bir yöntem olarak kullanılan güdülenme ile kişinin mevcut potansiyelini geliştirmesi,hayatını kendi imkânlarıyla düzene sokması ve muhtaçlıktan kurtarılması hedeflenmektedir.
Müracaatçıların güçlendirilmesi için sosyal hizmet uzmanlarına yol gösterici olabilecek dokuz ilke önermiştir.Bu ilkeler şunlardır:
1.Programları,müracaatçıların ve toplum üyelerinin ifade ettikleri tercihlere ve ortaya koydukları gereksinimlerine göre şekillendir.
2.Program ve hizmetlerin müracaatçılar ve toplum için en üst düzeyde uygun olmasını,müracaatçıların ve toplumun onlardan yararlanmasını sağla.
3.Müracaatçıların kendi kendine sorun çözebilmesi yaklaşımını benimseme.
4.Müracaatçıların ve toplumun güçlerini gündeme getir ve onları bu yönden yapılandır.
5.En tercih edilen müdahale yöntemini uygulamak yerine,müdahaleyi müracaatçının veya müracaatçı gruplarının kendine özgü taleplerine,sorunlarına ve gereksinimlerine uygun olarak düzenle ve yeniden tanımla.
6.Uygulamanın ve politika geliştirmenin önceliklerini belirlemek için liderlik yapmalarını sağla.
7.Güçlendirme dikkate değer bir zaman ve sürekli bir çaba gerektirdiği için sabırlı ol.
8.Sosyal hizmet uzmanlarının işteki kendi güçsüzlüğü ve gücünü sürekli dikkate al.
9.Genel iyilik durumuna katkı vermek için yerel bilgiyi kullan

Ünite 10 : SOSYAL HİZMET UZMANININ GÖREVLERİ
Bir Meslek Elemanı Olarak Hizmet Uzmanı ( Sosyal Çalışmacı )
Sosyal hizmet uzmanı, sosyal hizmetler alanlarından herhangi birisinde sosyal hizmet hedeflerini gerçekleştirmek üzere aktif olarak çalışan sosyal meslek elemanıdır. Sosyal hizmet uzmanı sosyal hayatta kendi başına ayakta kalamayan sosyal sorunlu kişilerin toplum hayatına kazandırılmasında etkili ve yardımcı olan elemandır. Toplumda sosyal açılardan,
• özel olarak korunması, bakılması veya eğitilmesi gereken fertlerin sorunları ile yakından ilgilenen,
• onlara, sosyal uyum noktasında yardımcı olan,
• sosyal hizmetlerin bütün teorik ve pratik yöntemlerini bilen ve bunları etkili bir şekilde kullanabilen,
• mesleki davranış ve beceriler açısından ehliyetli olan profesyoneldir.
Sosyal Hizmet Uzmanı Nedir dersek? Sosyal hizmet uzmanları sosyal sorunlu kişi ve ailelere maddi ve manevi (sosyal) destek sağlamak maksadıyla, değişik kamu özel sosyal kurum ve kuruluşlar adına, gerek bu kurum ve kuruluşlara bağlı sosyal tesislerde, gerekse bunların dışında değişik sosyal alanlarda (gecekondu mahallelerinde, hapishanelerde) çalışan sosyal meslek elemanlarıdır.
Sosyal Hizmet Uzmanının Görevleri
• Sosyal değişimi yakından takip eder
• Bazen değişik sosyal alanlarda (köyde, şehirde, gecekondu mahallelerinde), bazen de sosyal kurumlarda (Huzurevleri, hapishaneler, aile mahkemeleri, hastaneler, gençlik merkezleri, çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları, özürlüler rehabilitasyon merkezleri) kalan ve farklı sosyal sorunları olan sosyal grup ve kişilere yönelik sosyal hizmetlerini sürdürmektedirler.
• Sosyal adaletin ve sosyal değişimin gelişmesine yardımcı olurlar.
• Kültürel ve etnik çeşitliliğe karşı duyarlıdırlar.
• Ayırımcılığı, zulmü, yoksulluğu ve sosyal adaletsizliğin diğer biçimlerini sona erdirmek için çalışırlar
• İnsanların ihtiyaçlarını tespit ederek, onların kapasitelerini geliştirmenin yollarını arar
Sosyal hizmet uzmanının genel görevleri şunlardır
• Sosyal çalışmacı, değişik sosyo-ekonomik sorunlara maruz kalan kişilere danışmanlık hizmetleri çerçevesinde bilgiler sunar, alternatifler gösterir ve sağlıklı bir şekilde karar almalarına destekçi olur. Psiko-sosyal yardıma ihtiyaç duyan kişilerin günlük hayatta sorunlarını başarı ile çözebilmeleri için, özellikle kriz anlarında müdahâlede bulunurlar, inisiyatif sahibi olmaları yönünde motive edici telkinler ve netice itibariyle kişinin psiko-sosyal rehabilitasyonuna katkıda bulunurlar.
• Kişilerin özel sorun, konum ve ihtiyaçlarına göre, mevcut kanunî düzenlemeler çevresinde gerekli girişimlerde bulunulur. Duruma göre kişiye aynî, nakdî ,psiko-sosyal destek sağlanır.
• Hizmetlerin etkin, rasyonel ve planlı bir şekilde yürütülebilmesi için, kurumlar arasında işbirliği sağlanır. Sosyal çalışmacı, bu görevi yerine getirirken, en az bürokratik işlemlerle koordinatör ve organizatör olarak aktif rol alır ve sosyal hizmetlere muhtaç kişi ile kurumlar arasında köprü vazifesini görür. Sosyal çalışmacının bu görevi layıkıyla yerine getirebilmesi için, sosyal yönetim bilgileri ile donatılması gerekmektedir.
• Mesleki sosyal hizmet uygulamasının önceki ve sonraki bağlantıları içinde eleştirel düşünce becerilerini uygulamak

• Mesleğin temel değerini, etik standartlarını ve prensiplerini anlamak ve uygulamayı buna göre yapmak.
• Müracaatçıların (muhatapların) yaşı, sınıfı, rengi, kültürü, zaafları, etnik kökeni, aile yapısı, cinsiyeti, medenî durumu, milliyeti, ırkı, dini, cinsi ve cinsel uyumu ile ilgili bilgi, beceri ve saygıda ayrım yapmaksızın uygulama yapmak.
• Ayrımcılık ve zulüm mekanizmalarını ve şekillerini anlamak, sosyal adaleti ilerletecek sosyal değişme ve savunucu stratejiler uygulamak.
• Sosyal hizmet mesleğinin tarihini ve onun günümüzdeki yapı ve dokularını anlamak ve yorumlamak.
• Hayat yelpazesi karşısında insan davranışı ve gelişimini, fertler arasındaki, fertlerle aileler, sosyal gruplar, organizasyonlar ve topluluklar arasındaki etkileşimi anlayabilmek için, deneysel delillerce desteklenmiş teorik çerçeveler kullanmak.
• 1Sosyal politikaları etkilemek, formüle etmek ve analiz etmek.
• Araştırma çalışmalarını değerlendirmek, araştırma bulgularını uygulamaya koymak ve onların kendi yaptıkları müdahâleleri değerlendirmek.
• İletişim becerilerini müracaatçı grubuyla, meslektaşlarla ve topluluklarla farklı şekillerde kullanma
• Hizmet dağıtım sistemleri ve organizasyonların yapıları içinde işlevsel olmak ve gerekli organizasyonel değişiklikleri aramak.
• Etki ve zihin olarak tarafsız kalır, fakat ilgisini, yakınlığını, sempatisini ve empatisini (duygudaşlığını) muhatabına göstererek fikirlerini, duygularını ve tecrübelerini paylaşabilir.
Not: Mesleğin temel değerini, etik standartlarını ve prensiplerini anlamak ve uygulamayı buna göre yapmak.
Sosyal Hizmet Uzmanının İstihdam Alanları
• SHÇEK Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatında,
• huzurevi, yetiştirme yurdu, çocuk yuvası, kreş ve gündüz bakım evi, bakım merkezi, rehabilitasyon merkezleri gibi kuruluşlarda,
• Adalet Bakanlığına bağlı cezaevleri,
• çocuk ıslahevleri, çocuk mahkemeleri, aile mahkemeleri gibi kurumlarda,
• yüksek öğrenim öğrenci yurtlarında,
• kadın ve çocuk ve gençlik merkezlerinde, toplum merkezlerinde,
• sokak çocukları merkezlerinde,
• özürlüler için açılmış özel okullarda istihdam edilmektedirler.
• toplum merkezlerinde, aile danışma merkezlerinde…
Sosyal Hizmet Eylem Liyakati (Eylem Yetkisi); Sosyal hizmet alanında aktif görev almak isteyen kişide aranan mesleki liyakat ve profesyonel beceridir. Uygulamada etkili olabilmek için gerekli olan yeterlilik ve yetkililik durumudur.
Yeterlilik, eğitim ve tecrübedır. yetkililik, sosyal hizmet alanında görev alacak belirli bir uzmanla alakalıdır. Sosyal hizmet uzmanı liyakat sahibi olmalı ve mesleğini layıkıyla uygulamalıdır. Sosyal çalışmacının toplumca kabul gören profesyonel duruşu, müdahâle biçimi ve sosyal davranışı liyakatını gösterir.
Üç tür liyakat vardır:
1- İdrak Liyakati: Müracaatçının aktüel psikolojik durumunu, beden dilini ve hâlini doğru algılayabilmek.
2- İletişim Liyakati: Somut bir durumda insanlar arası (karı koca; işçi işveren vb.) sosyal münasebeti ve diyalogu oluşturma ve geliştirmede eylem ve iletişim araçlarından yararlanabilme kabiliyeti.
3- Yansıma Liyakati: Hedefe ulaşma açısından herhangi bir analizi tetkik etme, özel bir durumu veya ilmî bir sonucu inceleme ve değerlendirme kabiliyetidir.
Sosyal Hizmet Uzmanının Mesleki Rolleri
Sosyal hizmet uzmanları sosyal kişilikleri gereği hedef kitleleri üzerinde işlevlerini yerine getirirler.
Not: Sosyal kişilik; bireyin toplumla “başa çıktığı” toplam rol sistemidir
Sosyal kişilik; bireyin toplumla “başa çıktığı” toplam rol sistemidir. Herkes sayısız gruba katılır ve katıldığı grupta kendi rolünü oynar. Sosyal hizmet uzmanlığı kazanılmış bir statüdür.
Statü; insanların toplum içindeki yerini ifade eder.
Sosyal statü, kişinin çevresindekilerin, toplum içinde ona nesnel olarak uygun gördükleri mevki ve pozisyondur
Anahtar statü ,Bireyin sahip olduğu statülerden toplumda en etkin olanına denir. Anahtar statü kişinin toplum içindeki kişiliğini belirler. Cumhurbaşkanı, öğretmen, sosyal hizmet uzmanı gibi statüler genellikle kişinin diğer statülerine göre anahtar statü niteliği taşır.
Rol, toplumun bireyden statüsüne uygun olarak beklediği davranışlardır. Kişinin her taşıdığı statüye göre farklı rolleri vardır. Her rol, diğer rollerle olan ilişkilerinin derecelerine göre var olur ve anlam kazanır. Rol, statünün dinamik yönüdür. Bir kimse hem öğretmen, hem sporcu hem parti üyesi olabilir. Babalık statüsünün rolleri ile sosyal hizmet uzmanlığı statüsünün rolleri farklıdır.Tüm görevler roller üstüne inşa edilmiştir.
Tüm alanlarda yerine getirilen görevler sosyal hizmet uzmanının taşıması gereken roller eşiğinde ve etik ilkeler kriterleri çerçevesinde yerine getirilir.
Bu roller:
Korumacı
Müracaatçılar kendileriyle ilgilenen sosyal hizmet uzmanlarına inanma ve güvenme ihtiyacı duyarlar. Kendileri korumaya muhtaç oldukları için uzmandan böyle bir yardım talep edebilirler. Sosyal hizmet uzmanının müracaatçısı, ulaşması gereken ve ulaşamadığı imkânları, elinden alınmak istenen hakları ve kendilerinden daha güçlülere karşı korunma ihtiyacı hissederler. Uzman bu risk grubunda bulunan bireyleri her türlü tehlikeye karşı korumak, kollamak ve gözetmek durumundadır.
Kolaylaştırıcı
Uzmanın her zaman olayları kolaylaştırarak çözüm üretmesi gerekir. Üzerinde çalıştığı birey ve grupların risk taşıyan gruplar olduğunu bilmesi, müracaatçının kapasitesini keşfetmesi, onların seviyesine uygun, iyi bir iletişimle onların anlayacağı dille, yapabilecekleri kadar iş yükü ile sorumlu tutarak gözlerinde olayların büyütülmesini engellemesi ve hedeflerinin ulaşılabilirliğine inandırması gerekir. Müracaatçıya hiçbir zaman karamsar bir tablo çizilmemelidir. Sorunların ve hastalıkların önemli bir boyutu psikolojiktir. Kolaylaştırma rolü danışmanlık görevinin bir alt basamağı olarak da görülebilir. Danışmanlık esnasında müracatçının sorunuyla baş edebileceği ve kendisi için bir çözüm yolunun bulunduğu garantisi ve inancı kendisine deklere edilir. Bu durum süreci kolaylaştırır. Uzman, kolaylaştırıcı, onların anlayacağı dilde değerlendirici ve yol gösterici bir pozisyon almalıdır. Sorunlarla baş etmenin yolu tek başına çözülebileceklerine inanmaktır.
Geliştirici-İyileştirici
Sosyal hizmet uzmanlarının amacı, ilgili bireyin (müracaatçı) mevcut durumunda hissedilir derecede iyileştirmeler yapmaktır. Mevcut durumundaki değişimleri ve iyileştirme yönündeki çabaları gelişmedir. Sosyal ve kişisel değişimin olumlu versiyonu gelişimdir. Uzman, her zaman faydalı olmaya ve çözüm üretmeye çalışan, risk durumunu veya patolojik durumu iyileştirmeye yönelik adımlar atan birey olmalıdır. Yaptığı çalışmalar sonunda kullanacağı bir takım test araçları ile de ne kadar iyileştirme ve gelişme sağladığını değerlendirmesi, başarısını görmesi açısından önemlidir. İyileştirme veya geliştirme çalışması rehabilite edici ve tedavi edici bir roldür.
Rehabilite Edici
Rehabilitasyon alanında hizmet veren sosyal hizmet uzmanı:
• hastanede ve bağımsız olarak diğer alanlarda özel donanımlı bilgiye sahip olmak,
• mesleki değerlere sahip olmak
• rehabilitasyon ekibi ve felsefesi ile uyumlu olmak zorundudır.
Uzmanın tıbbi bilgisinin, teşhisi anlamak, tedavi sürecine hastanın katılımını sağlamak, ekibin diğer üyeleriyle hasta hakkında planlar yapmak ve aile ile toplum örgütlerinin rolünü belirlemek için yeterli olması gerekir.
Rehabilitasyon uzun süreli ve sabır gerektiren bir tedavi yöntemidir.
Uzman hastayı tedavi ederken toplumun diğer üyelerinin hastayı yeniden aralarına almalarını sağlayacak önlemleri alır. Böylece toplumun da tedavi sürecinde yer almasını sağlar.
Savunucu
Uzman, sosyal vakaların çözümünde müracaatçı odaklı çalışır ve onun adına savunuculuk yapar, bu durumunu müracaatçısına hissettirir ve inandırır. Hasta savunuculuğu tıbbi, sosyal, psikolojik, ekonomik ve siyasal açıdan yerine getirilir, hasta hakları ve sosyal haklar konusunda müracaatçı savunulur. Hasta günlük yaşamında da takip edilir, diğer sosyal sorunlarıyla da ilgilenilir.
Aracı
Müracaatçının ulaşması gereken fakat ulaşamadığı alanlar ve konular ile hedefleri arasında bağlantı kurar ve ilişkilerini güçlendirir. Çeşitli programlarla insanları ve hizmetleri birbirleriyle ilişkilendirir. Bağlantı kurma rolü bir nevi aracılık görevidir. Müracaatçının ihtiyaç duyduğu alan ve belirlenen ihtiyaçlara ulaşmak için toplumsal kaynaklar harekete geçirilir ve bu kaynaklara ulaşmak için aracılık yapılır.
Eğitici ve Öğretici
Müracaatçının eğitim açısından donanımlı hâle getirilmesi gerekir. Gerek sorun gerekse günlük hayatta bilinmesi gerekenler hususunda müracaatçıların bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi sorunun çözümünde önemlidir. Özellikle tedavi edici hizmetlerde öğreticilik rolü önemli bir açığı kapatmakta ve müracaatçıya iyileştirmeye yönelik kazandırılan öğretiler sayesinde kendi işini kendi yapma özelliği kazandırılır. Kişi başkasına muhtaç olma durumunda kurtarılır ve bu yolla kendine güveni kazandırılmış olur.
Güçlendirici
Güçlendirme, “sosyal hizmet uygulamasında bireylerin, ailelerin, grupların ve toplulukların kişisel, kişilerarası, sosyo-ekonomik ve politik gücünü artırmalarına ve koşullarını geliştirmelerine yardımcı olmayı amaçlayan bir süreç tır. Bireysel, grup ve toplumsal bazda karşılaştıkları güçlükleri aşmak, kendi gelişim aşamalarını sağlıklı yürütmek ve görevleri hakkında farkındalık kazandırılır. Uzmanın belirleyici rolü, bireyi güçlendirmek yerine güçlenmelerini kolaylaştırmaktır.
Değiştirici
Gelişmenin kaynağı değişimdir. Sosyal değişimin öncü kuvvetleri:
• Birey ve toplumun ilgisini çekmek,
• Müracaatçıyı harekete geçirmek,
• Sorunlarında iyileştirmeler yapmak
Sosyal hizmet uzmanı risk sürecini iyi yönetmeye, beklendik davranış ve şartlar doğrultusunda müracaatçıyı yönlendirmeye, bilgilendirmeye ve kişinin değişim sürecine uyumunu kolaylaştırmak için değişiklikleri yavaş yavaş kazandırmaya ve takip ederek sürecin devamlılığına özen gösterir.
Danışmanlık
Danışmanlık hizmeti birey, grup, aile, örgüt, toplum ve sosyal hizmet sistemi düzeyinde gerçekleşir. Danışman olarak sosyal hizmet uzmanları, müracaatçıları tüm özellikleriyle tanımaya çalışır ve güçlü yönlerini öne çıkararak kendilerine yeterli hâle gelmelerine katkı sağlar, ulaşamadıkları imkânlara ulaşmaları için yol gösterir ve onları yönlendirir.
Araştırmacı
Sosyal hizmet uzmanı sosyal araştırma metot ve tekniklerini kullanarak sorunun durumuna göre nitel veya nicel araştırma tekniklerinden yararlanarak vakaların üzerine gider ve yeterli veriye ulaştıktan sonra müdahâlesini yapar ve kararlılığını korur. Her sosyal vaka ve toplumsal sorun bir durumun sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Uzmanın araştırmacı rolü üç boyutta incelenmektedir:
• araştırmanın tüketicisi,
• bilgi yaratıcısı-bilgi yayıcısı
• çalışma ortağı olmak üzere.
Sosyal hizmet uzmanı ilk olarak bilgiyi aramalı, değerlendirmeli ve kullanmalıdır. İkinci aşamada bilgileri başkalarıyla paylaşması ve üçüncü aşamada , başkalarının araştırma projelerine katkıda bulunmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı araştırmanın hem üreticisi hem de tüketicisidir.
Sosyalleştirici
Sosyalleşme: bireyin toplumsal etkileşim sonucu o toplumun kültür, davranış, düşünme biçimlerini kazanması sürecine denir. Sosyalleşme çok boyutlu ele almak gerekir. Örgütsel sosyalleşme, iş hayatında sosyalleşme, topluma uyum sürecinde sosyalleşme, bulunduğu ortama ayak uydurma, ailede sosyalleşme, okulda sosyalleşme, derslere uyum süreci, ilk defa katıldığı ve katılmak zorunda olduğu ortamda sosyalleşme gibi tüm sosyalleşme alanları sosyal hizmet uzmanının müracaatçısı ile yapacağı en önemli sosyal hizmet uygulamalarından biridir.
Çözüm Üretici
Sosyal hizmet uzmanı sorunların ortadan kaldırılması için sürekli çaba harcar ve müracaatçının problemini çözeceğine kendisini inandırır, vakanın durumuna göre çözüm önerileri sunar ve gerekirse uygular.
Planlayıcı ve Uygulayıcı
Sosyal planlama iktisadî kalkınma ve sosyal gelişme kapsamında sosyal sorunların önceliklerine ve ehemmiyetine göre çözülmesini ve kaynakların rasyonel (akılcı) biçimde kullanılmasını öngören bir planlama ve öngörü anlayışıdır. Sosyal hizmet uzmanı hem planlayıcı ve hem de uygulayıcıdır.
İletişim Kurma (Etkileşim Sağlama)
İletişim, bir insandan diğerine, bilgilerin, fikirlerin, duyguların, tutumların ve kanaatlerin sözlü ve sözsüz olarak aktarılması sürecidir. Aynı dili konuşan ve aynı duyguları paylaşan insanların anlaşamamak gibi bir sorunu olmaması gerekir. Ancak risk grubunda bulunan bireyler ve kurumlarda çalışan kişilerin zaman zaman iletişim sorunu yaşadıkları görülmektedir. Sosyal hizmet uzmanı aynı zamanda iletişim uzmanıdır. Sosyal hizmet uzmanı kişisel gelişim, iletişim, beden dili, motivasyon, kurum kültürü, aidiyet duygusu, sosyal sorumluluk alanlarında kendisini geliştirip bu alanda kendisine düşen rolleri en iyi şekilde oynaması gerekmektedir.
Vaka yöneticisi
Vaka yöneticisi olarak sosyal hizmet uzmanı; müracaatçının belirlenmesi, yönlendirilmesi ve değerlendirilmesi, tedavi planlaması, bağlandırma ve hizmetlerin eşgüdümü, takip ve hizmet sunumunu gözleme ve müracaatçının desteklenmesi işlevlerini yerine getirir. Vaka yönetimi sosyal kişisel çalışmanın ve çalışma alanının önemli bir temelini teşkil etmektedir. vaka yönetiminde sosyal hizmet uzmanına önemli roller düşmektedir. Sürecin iyi yönetilememesi, teşhisin sağlıklı ve isabetli konamaması, müracaatçı hakkında yeterli bilgi ve bulgulara ulaşmadan çalışmaya başlanması çözüm yerine sorunun büyümesine sebep olabilir
Personel Geliştirici
Çalışanların işe uyumu, mesleki sorumluluk, beceri ve yeteneklerinin geliştirilmesi, personelin motivasyonu ve iş süreci içinde yönetilmesi, süpervizyon kurum kültürü, aidiyet duygusu ve sosyal sorumluluk duygusunun oluşması için sosyal hizmet uzmanı çalışmalar yapar.
İş yükü Yöneticisi
İş yükü yönetim sistemi, uygun iş planlaması yapar ve kaynak yönetimi sağlar. Sosyal çalışmacı çalışanların işlerini göndermelerini, işleri için en uygun kaynaklara ulaşmalarını, optimum seviyede üretim yapmalarını, çalışma alanları ile ilgili bilgi almalarını ve işlerini sonuçlandırmalarını organize eder ve yönlendirir.
Meslek Elemanı
Mesleki etik çerçevesinde müracaatçılarını korur, kollar, savunur, eğitir, yönetir, güçlendirir ve yol gösterir. Tarafsızlık ilkesini titizlikle uygular, eşitlik ve sosyal adalet dengesinin kurulması için azami efor sarf eder. İnsana yakışan bir yaşam imkânı ve refah seviyesinin yükselmesi için müracaatçılarının yanında olur. Sosyal hizmet uzmanının rolleri şu şekildedir:
Aracı, programlarla insanları ya da hizmetleri etkili bir değerlendirme süreci sayesinde birbirine bağlar.
Savunucu, reddedilen tek bir müracaatçı için var olan hizmetlerle ilgili tartışır, kuralları veya düzenlemeleri ya da bir sınıfın lehine olan veya bir grup müracaatçıyı ayrımcılığa maruz bırakan kanunları değiştirmek için savaşır.
Değerlendirici, bir müracaatçının ya da toplumun ihtiyaç hissettiği alanda bir müdahâle planı hazırlamak için verileri dikkatlice seçer ve değerlendirir.
Ulaşıcı uzman, aktif olarak toplumda hizmetlere ihtiyaç duyan insanlara ulaşır ve bu ihtiyaçların karşılanmasında onlara yardımcı olur.
Eğitici, insanlara bilgi verir ya da daha aktif olarak ihtiyaçlarını karşılaması için onlara beceriler kazandırır.
Davranış değiştirici, insanların ihtiyaç karşılamalarıyla ilişkili olan davranış örüntülerini değiştirmelerinde yardımcı olur.
Danışman, diğer kurum veya yardım sağlayıcılara eğitim ya da teknik bilgi sağlayarak, sundukları hizmetleri geliştirmelerinde yardımcı olur.
Bakım sağlayan, yas ve kayıp zamanları gibi dönemlerde insanlara destekleyici hizmetler sağlar.
Veri yöneticisi, karar vermek ve harekete geçmek için bilgileri toplar, analiz eder ve bir dizi senteze ulaşır, basit veri toplama dâhil istatistiksel program raporları hazırlar, değerlendirme ve araştırma yaparak uygulamanın etkililiğini araştırır.
Yönetici, planlama ve yönlendirmeyle ilgili faaliyetleri yerine getirirken, program, hizmet ve kendi politikalarını da uygular.
Yetkin uzman, insanların, hayattaki görev ve amaçlarını başarmak için gerekli olan değişimi sağlama yönünde kendilerinde bulunan güç ve kaynakları bulmalarına yardım eder.
Arabulucu farklılıkları uzlaştırmak için çabalar ve çatışan taraflar arasında uzlaşma, anlaşma ve birleşmeyi sağlar.
Toplum planlayıcısı, komşuluk grupları, kuruluşlar ve toplum kurumlarına planlamada yardımcı olurken, devlete de toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak insani hizmetlerin gelişimine yardım eder.
SOSYAL OLGU ( SOSYAL VAKA )VE YÖNETİMİ
Sosyal Vaka (Sosyal Olgu)
Sosyal olgu aynı nitelikteki sosyal olayların somut durumların umumî bir ifadesi veya bileşkesidir. Genellikle başlangıç ve bitiş zamanı bilinmeyen, nerede başlayıp nerede bitebileceği kesin olarak tespit edilemeyen bir sosyal oluşum ve dolayısıyla zaman içerisinde insanların oluşturduğu toplumla ilgili değişimdiR. Sosyal olgunun iyi anlaşılması için sosyal olayda bilinmelidir.
Sosyal olay, belirli bir zaman diliminde ve belli bir yerde ortaya çıkan ve çoğu kez bir kereye mahsus olan bir oluştur (Ör. İki kişinin evlenmesi bir sosyal olaydır). Sosyal olgu ise, başlangıç ve bitişi ortaya çıktığı, mekân kadar net ve somut olmayan, bünyesinde birçok benzer nitelikteki olayı kapsayan sürekli olaylar dizisi ve genel olarak bir süreçtir. Örneğin bir yılda tüm evlilik olayları veya evlenenlerin sayısı, boşanma oranları, şiddet, sanayileşme, şehirleşme birer sosyal olgudur. Sosyal olaylar sosyal hayatta aniden bir sosyal oluşum sonucu ortaya çıkar ve belli bir süre devam eder ve bir daha tekrarlanmazlar. Sosyal olaylar sosyal bir ilişki sonucu ve dış etkenler aracılığı ile bireylerin karşısına bağımsız olarak çıkar. Sosyal vakalar sosyal ilişki sonucu meydana gelmektedir. Vakalar kendi başına meydana gelmemektedir. Sosyal vakalar toplumda birçok alanı etkisi altına almaktadır. Bu etkiyi birey, aile, grup, organizasyon ve toplum bazında incelemek ve değerlendirmek gerekir.
Sosyal ağ; bir bireyin yardıma ihtiyacı duyduğunda ne kadar kişi tarafından kendisine yardım edebileceğinin bilinmesini ifade eder. Bu belirleyiciler aile, arkadaş, akraba, komşu, mesai arkadaşı ve eğiticiler olarak sayılabilir. Sosyal ağlar, değişik işlevler ve sosyal destek sağlarlar.
Sosyal Vaka ve Yönetimi
Vaka yönetimi, sosyal kişisel çalışma (Bireyle Çalışma) alanında geliştirilen profesyonel yönetim ve denetim anlayışı ve uygulamasıdır. Sosyal vaka incelemesi aşamasında bireyle tanışma, vaka hakkında ön değerlendirme yapma, vakanın var oluş durumuna göre uygun plan yapabilme, bu planın sağlıklı bir şekilde uygulanması, elde edilen bulguların genel bir değerlendirmeye tabi tutularak müdahâlenin sonlandırılması ve bu sıralamaya uyulması önemli bir süreci ifade etmektedir.
Sosyal inceleme esnasında vakanın hikâyesi geniş kapsamlı olarak kayıt altına alınır. Sosyal hizmet alanında müracaatçı odaklı veri ve bilgilerin kayıt altına alınması, saklanması ve sistematik olarak dosyalanması gerekir. Doğru teşhis ve terapi için elde edilen veriler ve bilgilerden yola çıkmak şarttır

Sosyal ve Mesleki İlişki

Sosyal ilişki; birbirinden haberdar olan en az iki insan arasında belirli bir süre devam eden, anlamlı ve belirli amaçlar etrafında kurulan sosyal bir bağdır. Sosyal ilişki ile sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı arasında duygusal bir bağ kurulur. Bu sıcak ilişki çalışmayı kolaylaştırır. Toplumda ortaya çıkan müspet sosyal ilişkiler işbirliği, dayanışma, yardımlaşma, dostluk, kardeşlik; menfi sosyal ilişkiler ise rekabet, çatışma, uzlaşmazlık ve sosyal çözülme biçimindedir. Sosyal hizmet uzmanı ile müracaatçı arasındaki ilişki kendine özgü ve daha çok mesleki ilişkidir.
Max Weber’e Göre Sosyal İlişkinin Özellikleri:
1- En az iki kişi arasında olmalı
2- Başlangıç ve bitiş süreleri belli olmalı
3- İlişki halinde bulunulan kişi ya da gruplar karşılıklı etkileşim içinde olmalı
4- İlişkiler belli ve ortak bir amaç taşımalı
5- Birbirlerinin varlığının farkında olunmalı
6- İlişkide bulunan kişilerin birbirleriyle karşılıklı bağları olmalı
Sosyal ilişkiler samimiyet derecesine (resmî-gayri resmî, birincil ve ikincil), sürelerine (kısa-uzun) ve konularına (mesleki-bireysel) göre değişiklik göstermektedir. Mesleki ilişki, görev sonlandırıldıktan sonra devam etmemeli, vaka çözümlemesi bitmeden de keyfî olarak sonlandırılmamalıdır. Mesleki gizlilik ilkesine bağlı kalınarak vaka sonlandırıldıktan sonra üçüncü şahıslarla paylaşılmamalıdır. Mesleki ilişki kurulmasındaki temel amaç birey ve aileyi rahatsız eden problemin ortadan kaldırılması, değişip iyileşmesi ve sağlıklı bir noktaya gelmesidir. Uzman, mesleki ilişki ile müracaatçıya, kuruma, topluma ve kendisine karşı önemli sorumluluklar yüklenir. Sosyal ilişkilerin geliştirilmesinde ve vaka yönetiminde kullanılabilecek bir diğer araç ise sosyal atomdur.
Sosyal atom, bir bireyin normal ve olağan dışı durumlarda belli bir zaman dilimi içinde kendisiyle ilişkide olan bütün insanlarla oluşturduğu sosyal ilişki ağının en küçük birimidir. Bireyin yaşamındaki önem derecesine göre sosyal atom kolektif atom, bireysel atom ve psikolojik atom olmak üzere 3 şekilde değerlendirilir. Kolektif atomlar sosyal atomun birinci düzeyidir, bunlar kulüpler, okuldaki sınıflar, kilise cemaatleri, partiler gibi gruplardır. Bu gruplar açık gruplardır ve var oluş süreleri belirsizdir, birkaç saatten birkaç yıla kadar sürebilir. Bireysel atom, sosyal atomun ikinci seviyesidir. Bu düzeyde arkadaşlıklar söz konusudur ve kolektif gruptan seçilerek bireysel atoma alınırlar. Sosyal atomun merkezi ise psikolojik atomdur. Bireyin hayatında bu kategoriye giren ancak birkaç kişi olur. Bu kişilerle yıllarca görüşülmese dahi kişi için sanki dün görüşülmüş gibidir. Aile zaman zaman bireysel atomda, zaman zaman da psikolojik atomda yer alır.
Mesleki ilişki kurmak ve sürdürmek için göz önünde bulundurulması gereken hususlar şunlardır :
1- Mesleki görüşmeler başvuran kişi/aileyi ürkütmeyen, sorunların çekinmeden anlatılmasına elverişli, rahat bir ortamda yapılmalıdır.
2- Sosyal hizmet uzmanı ile görüşmelerde başvurana mütevazı, bilgili, onu anlayan ve ona gerçekten yardım etmek isteyen biri olduğu izlenimi verilmelidir.
3- Uzman sakin olmalı, başvuranın anlattıklarına gülmemeli, hayret ettiğini belli etmemelidir.

4- Ön yargılı olmamalı, kendi ahlaki değerlerini başvurana kabul ettirmeye çalışmamalıdır.
5- Başvuran kişi/aileyi kendisiyle paylaştıkları çok özel sırları nedeniyle suçlayan veya küçümseyen bir tutum içinde olmamalıdır. Aksi yaklaşımı başvurandaki sorun çözme isteğini yıpratır.
6- Kullandığı ifadelerde argo sözcükler yer almamalı, başvuran tarafından anlaşılmalı ve onu incitmemelidir.
7- Sosyal hizmet uzmanının ses tonu başvuranı içtenlikle anladığı, duygularına değer verdiği mesajını taşımalıdır.
8- Başvuran kişi/ailenin verdiği bilgiler gizli tutulmalıdır, aksi halde mesleki ilişkinin devam etmesi olanaksızdır.
9- Sosyal hizmet uzmanının yakınları veya arkadaşları ile mesleki ilişki kurması karşılıklı olarak duyguları rencide edeceği ve tartışmaya yol açacağı için sakıncalıdır. Sorunun başka bir meslek elemanı tarafından ele alınması önerilmelidir.
Mesleki ilişkinin sosyal ilişkiden farklı tarafları vardır. Her sosyal ilişki aynı zamanda bir mesleki ilişki değildir. Mesleki ilişki mesleki etik kurallar çerçevesinde kurulur, yürütülür ve sonlandırılır. İkili ilişkiden uzak mesleki ilişki tedavi ve iyileştirmeye yöneliktir.
Mesleki ilişkinin ayırt edici özellikleri şunlardır
• Mesleki ilişki belli bir süre devam eder,
• Sosyal hizmet uzmanına belli sorumluluklar yükler,
• Mesleki ilişkinin belli bir amacı vardır,
• Uygulamada, mesleki ilişki çerçevesinde bazı yetkilerin kullanımı söz konusudur.
• Mesleki ilişki sorun çözücü, tedavi edicidir.

Sosyal hizmet uzmanı mesleki ilişkilerini kurarken bireysel düşüncelerinden ve beklentilerinden ziyade mesleki beklentileri dikkate alarak ilkeli davranmak zorundadır. Bu ilkeler her meslek için geçerlidir. Mesleki ilişkiyi sosyal hizmet açısından “Sosyal Hizmet İlişkisi” olarak adlandırabiliriz. Sosyal hizmet ilişkisi, Sosyal hizmet uygulamaları sürecinde sosyal çalışmacı ile müracaatçı arasında oluşan sosyal ilişki zinciridir.
Sosyal hizmet uzmanının mesleki ilişki sırasında göz önünde bulundurması gereken ilkeler şunlardır (T
1- Bireysellik ilkesi: Sosyal hizmet uzmanı mesleki bilgisi ve mesleki değerleri ışığında, sorunun başvurana özgü olduğunu kabul ederek, birey/ailenin özelliklerini göz önünde tutmak suretiyle sorunlarını değerlendirmeli, çözüm yollarını belirlerken onların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak bilinciyle hareket etmelidir.
2- Duyguların anlamlı biçimde iletilmesi ilkesi: Bu ilke, sorun hakkındaki bilgilerin başvuranın konuşma sırasında doğrudan veya dolaylı olarak ifade ettiği duygularıyla birlikte değerlendirilmesini öngörmektedir. Sosyal hizmet uzmanının görüşme sırasında başvurana göstereceği ilgi, sabır ve anlayış kişinin kendisini rahatsız eden olumsuz duygularını uzmana rahat biçimde aktarmasına olanak verir.
3- Kabul etme ilkesi: Başvuranı ve sorunlarını olumlu ve olumsuz yönleri ile olduğu gibi görmek ve mesleki bakımdan gerekenin yapılması demektir.
4- Başvuranın kendisiyle ilgili kara vermesi ilkesi: Bu ilke, kişisel çalışma uygulaması sırasında başvuran kişi veya aileye kendileriyle ilgili konularda karar vermelerine ve çeşitli alternatifler arasından seçim yapmalarına olanak tanımak demektir.
5- Gizlilik İlkesi: Meslek ahlaki ile doğrudan alakalı olan bu ilke başvuranın sorununun tanımlanması ve çözüm yollarının belirlenmesi için verdiği bilgilerin saklanması, herkesin önünde konuşulmaması, kurum dışına çıkmasının önlenmesi ve kendisi izin vermedikçe çözüme yardımcı olacak diğer kişi, meslek elemanları ve kurumlarla paylaşılmamasını ifade eder.
6- Yargılayıcı olmayan tutuma sahip olma ilkesi: Bu ilke suçlu ya da suçsuz bulmayı veya sorunların ortaya çıkmasında müracaatçının sorumluluk derecesini dışlayarak sosyal hizmet uygulamasını gerçekleştirme anlamına gelir.
7- Denetimli duygu tepkisi verme ilkesi: Müracaatçının duygularına duyarlı olmak, duyguların anlamını anlamak ve onlara amaçlı ve uygun tepki vermek anlamına gelir
BİREYLERLE SOSYAL HİZMET
Bireylerle sosyal hizmet uygulaması bireysel olarak, fiziksel, ruhsal ve herhangi bir engelden dolayı sosyal sorun yaşayan kişilerin hayat şartlarında dolayı muhtemel sorunlarını önleyici, oluşan sorunlarını iyileştirici, sorunlarıyla baş etme, sosyal hayatla ilişkilerini düzenlemek açısından tedavi edici, değiştirici ve geliştirici çalışmalardır. Sosyal hizmet çalışmasına, sosyal olgu incelemesi, sosyal olgu çalışması, sosyal vaka incelemesi, vaka araştırması, vaka çalışması örnek olay inceleme, bireyle çalışma, kişi odaklı yardım da denmektedir. Burada daha çok “sosyal kişisel çalışma” ve “bireylerle sosyal hizmet” kavramları kullanılacaktır. Sosyal kişisel çalışma, “insan ilişkileri konusundaki bilgiler ile ilişkilerin yönetilmesindeki beceriyi kullanarak, kişideki yetenekleri ve toplumdaki kaynakları, yardım isteyen kişi ile onun tüm çevresi ya da çevresinin bir parçası arasında daha iyi bir uyum yaratmak amacıyla harekete geçirme sanatıdır”
Bireylerle sosyal hizmet, ergenlik sorunları yaşayan ve evden kaçan gençlere danışmanlık, işsiz bireylere mesleki eğitim veya istihdam edilmelerine katkı sağlamak, intihar girişiminde bulunan kişilerin bu ruhsal durumdan çıkmalarına yardımcı olmak, sokakta kalmış çocukları kurum bakımından yararlandırmak, bulaşıcı ve bağışıklık yapan hastalıklara alışkanlık sağlayan bireylerin iyileştirilmesi gibi bir çok eylemi içermektedir Bireylerle sosyal hizmette amaç; bireylerin ve ailelerin çevreyle ilişkili bireysel sorunlarını çözmek, sosyal ilişkilerini geliştirmek, etkileşim süreçlerini düzenlemek ve toplumun refah seviyesini yükseltmektir.
Perlman’ın tanımına göre bireylerle sosyal hizmet dört öğe etrafında yoğunlaşmaktadır .
Birincisi bireydir. Sosyal kişisel çalışmada sorun bütün etkinliklerin odak noktası olan bireydir. Birey şu esaslar çerçevesinde değerlendirilir:
1. Yardım alma ve değişme arzusu: Birey, yardım almaya ve değişmeye istekli hâle getirilir ve bunun için uzman mesleki bilgi ve deneyimini aktif bir şekilde kullanır.
2. Yardım alma yeteneği: Bireyin yardım alma yeteneği harekete geçirilir ve kullandırılır.
3. Bireyin tüm kişiliği: Çoklu bakış açısıyla bireyin tüm kişiliği yönünden değerlendirilir.
İkincisi sorundur. Bireylerin yaşadıkları sorunlar kendi içsel durumları, yakın ve uzak çevreleri ve toplum tarafından ortaya çıkar. Bireyin yaşadığı bu normal dışı olaylar sistematik bir şekilde çözüme kavuşturulur. Sorunlar sistematik olarak önce tanımlanmalı, önemi kavratılmalı, nedenleri belirlenmeli, etkileri tartışılmalı ve çözüm yolları üretilmelidir.
Üçüncüsü mekândır. Uzman müdahâleyi kim ve ne adına yapmaktadır. Kullanılan mekân ve örgütün genel kabulleri uzmanın sınırlılıklarını çizer. Örgütün amaçları, değerleri ve kuralları vardır. Toplum tarafından nasıl algılanmaktadır ve uzmanın örgüt içindeki yeri nedir. Bunlar da göz önünde bulundurulur.
Dördüncüsü süreçtir. Süreç kendi içinde üç öğeden oluşur. Önce sorun sahibi ile sosyal hizmet uzmanı arasında ilişki kurulur. Sonra, kişi ile sorun ilişkisi kurulur ve çözüm yolları değerlendirilir. Daha sonra, sorunun çözümü için iç ve dış etkenler, maddi ve manevi kaynaklar harekete geçirilir.
Sosyal kişisel çalışma ile ilgili tanımlar değerlendirildiğinde taşıdıkları ortak özellikler şu şekilde özetlenebilir
1- Odak noktası, çevreyle çeşitli ilişkileri olan aile bireyleridir. Birey ve aile kendine özgü ihtiyaç ve güçlükleri nedeniyle sorumluluklarını yerine getiremediği için sorun yaşamaktadırlar
2- Sorunların çözümlenebilmesi için bireylerin kendi yetenekleri ve çevresel kaynakların kullanılması gerekir.
3- Sosyal hizmet uzmanı mesleki bilgi ve deneyimini kullanarak sorunlarını çözebilecek seviyeye gelmeleri için aile ve bireye yardım eder. Uzman ve müracaatçı sorun çözme sorumluluğunu birlikte paylaşır.
Sosyal Vaka (olgu) İncelemesi
Sosyal hizmetin en önce bulunan ve en yaygın tartışmalara yol açan yöntemidir. Bu yöntemde bireyin ihtiyaçlarını karşılayıp problemlerini çözmeye vurgu yapılmaktadır.
Sosyal vaka incelemesi; toplum içinde yaşanmış veya yaşanmakta olan gerçek bir olayın veya hayat hikâyesinin bir örnek özelinde ele alınıp, teferruatlı bir biçimde incelenmesine dönük bir araştırma yöntemidir. Bu inceleme bir teorik problemin veya sosyal bir konunun incelenmesi veya bir hipotezin seçilen bir örnek olayla karşılaştırılması veya örnek bir olaydan hareketle asıl araştırma konusunun test edilmesi maksadıyla yapılır. Sosyal vaka incelemesi psiko-sosyal ve davranışsal bağlantılı sistem kavramlarını, fertlere ve ailelere ruhî, toplumsal, ekonomik ve çevresel problemleri yüz yüze doğrudan ilişkilerle çözmeye yardım etmeyi tasarlayan sosyal hizmet uzmanı tarafından uygulanır.. Vaka incelemesinin ana araçları, mülakat ve değerlendirmedir. Tavırlardaki, düşüncelerdeki ve davranışlardaki değişme, vaka incelemesi ilişkisinin dinamikleri tarafından etkilenir. Fertler ve sosyal olgular (durumlar) hakkında geniş ve sabit genelleme yapmak yerine sosyal vaka incelemesi, ön yargılardan arınmış bir şekilde kişi odaklı objektif bir sosyal tahlil yapmaktadır.
Sosyal vaka incelemesi ve çalışmasında şu hususlara dikkat edilmelidir.
1- Muhataplarımızın kimlik, şahsiyet ve görüşleri hakkında değerlendirme yapılır.
2- Muhataplarımızın maddi ve manevi ihtiyaçlarını, ilgi ve problemlerini etkileyen önceki ve sonraki faktörler göz önünde bulundurulur.
3- Muhataplarımızın ilk şüphelerine veya güven eksikliğine anlayış gösterilir.
Vaka incelemelerinde Uygulanan Yöntemler
Vaka inceleme uygulamalarında sosyal rol teorisi, öğrenme teorisi, yetişkin sosyalleşmesi, küçük gruplar, bilgi teorisi, genel sistemler teorisi ve ekolojik sistem teorilerinden yararlanılır
Bireysel sosyal hizmet müdahale yöntemleri; bütüncül, güçlendirme, güdülendirme ve sosyal destektir. Sürecin amaçları; problemlerin çözümü ile ilgili görev kuşatması için; muhatabı serbest bırakma, problemle uğraşmak için; muhatabının benliğini dâhil etme, hizmet verilirken doyurucu rol eforu için ise; iç ve dış kuvvetleri harekete geçirmektir.
Bireysel sosyal hizmet müdahâle yöntemleri; bütüncül, güçlendirme, güdülendirme ve sosyal destektir.
Bireysel Destek Alanları ise;
1- Danışmanlık: Kriz yönetimi, borçlardan kurtulma planları gibi.
2- Rehberlik hizmetleri: Kira yardımı, bakım ödeneği vb.
3- Sosyal destek hizmetleri: Sosyal pedagojik aile yardımı, özürlüler için tıbbi, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri.

Vaka İnceleme Süreci
Vakalar kayıt altına alınır ve elde edilen bulgulardan yola çıkılarak çözümlemeye gidilir. Sosyal vakalar, inceleme ve karşılaştırma ve uzun süreli analiz yapılmaları gereği tıbbi vakalara benzerlik göstermektedir. Vaka kayıtları, bireyin makamı ne olursa olsun, kendiliğinden seçmeci olduğu, kişinin anahtar bir özelliğiyle bağlantılı emsaller, nedenler, bağlamsal faktörler, algılar ve tutumların ya da deneyimlerin aleni bir şekilde anlatımını yaptığı yaşam öyküsünün kayıt altına alınmasıdır. Vaka kayıtları sosyal hizmet alanında kriminoloji ve klinik psikoloji de yaygın olarak kullanılır
Süreci sistematize etmek gerekirse şöyle bir yol izlenmelidir
1- Sosyal İnceleme (Tetkik): İnceleme safhasında sosyal hizmet uzmanı, tanışma aşamasını başlatır, ardından muhatabın problemini anlamakla meşgul olur. Müracaatçı ile anlamlı bir şekilde ilgilenir, inceleme (araştırma) yapar ve sağlıklı bağlantılar kurar. Muhatap ve uzman arasında özel ilişkileri başlatmaktan ziyade, sürece başlama olarak karşılıklı etkileşim kurulur, mesajlar doğru kanallar kullanılarak alıcıya iletilir ve geri dönüşler test edilir. İnceleme aşamasında muhatap, sosyal terapiye girip girmeyeceği konusunda karar verir. Müracaatçı bireyselleştirilerek terapiye yönlendirilir. Ön değerlendirme ile kişi, durum ve çevre hakkında bilgi toplanır ve terapiye dönük tarih belirlenmeye çalışılır.
2- Değerlendirme (Takdir): Değerlendirme ile bireysel farklılıklar ve ihtiyaçlar temelinde terapiye değişik bir yaklaşım getirilir. Değerlendirme, değişken ve hareketlidir. Başlangıçtan sonuna kadar daima değişir. Değerlendirme, müracaatçı tarafından bir problemin ifadesi olarak algılanılır. Muhatap tarafından büyük problem olarak ne gösterilmişse, değerlendirme ile rehberlik yapılır ve belki de bir dizi psikolojik, sosyal, kültürel, manevi ve çevresel kuvvetler ortaya çıkabilir. Vaka, bir andan diğer ana hareket ederken, ilave bilgilerin ışığı altında onaylanmış, değişmiş veya reddedilmiş başlangıç intibalarını ihtiva eder. Sosyal hizmet uzmanları, tanımladığı ve belirlediği vaka ile ilgili uygun bir planlama yapar.
3- Müdahâle ve Terapi Uygulaması: Sosyal terapi, müracaatçıya kendisi için problemi aydınlatmaya yardım ettiği ve bu anlayışın sonucu olarak onun hayat şartlarında değişiklik olduğu zaman bir anlam taşır. Müdahâle edici hedefler, muhatap ve uzmanın birlikte çalışması ile kararlaştırılır. Müdahâle alanları, muhatabın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir. Müdahâle edici beceriler, mülakat, kaydetme, mektup yazma, muhataba kişisel ve diğer kaynakları kullanmaya yardım etmeyi içerir. Müdahâleci gayretler, duygusal işlemler boyunca müracaatçının benliğini, manevi kaynaklarını, yeniden güven vermeyi, problemin aydınlatılmasını ve sempatik dinlemeyi destekler ve güçlendirir. Bu aşamada son bir değerlendirme yaparak süreç gözden geçirilir, yöntem ve müdahâlenin seyri test edilir, müracaatçının tavrı ve algılaması değerlendirilir.
4- Sonuç (Sonuçlandırma): sonuç, problemli bir muhataba sosyal hizmet vermeyi amaçlayan uzmanın müdahâle edici sürece girme kararı aldığı sürenin (zamanın) bitişi veya sınırlanışı anlamına gelir. Sonuç, müracaatçı açısından değişme ve büyümenin bir dinamiği olabilir. Genel olarak sonuç, müracaatçıya ne yapabileceğinin önemini kavrattırır ve problem çözme ve hedefleri başarmada işe yarayacağına inandırır . Sosyal vaka incelemeleri çok boyutlu olarak ele alınmalıdır. Vaka incelemesi her zaman aynı perspektifte gerçekleşmeyebilir. Ancak ana ilke, yöntem ve kriterlerin benzerlikler göstermesidir. Vaka kayıtlarında bazen inceleme birimi olarak gruplar, organizasyonlar ya da topluluklar seçilir ve bu durumda örnek olay incelemesiyle yakın bir etkileşim kurulur.

11. ünite
GİRİŞ
Sosyal hizmet mesleği sosyal sorunları çözümlerken birey, aile, grup, örgüt ve toplumla sosyal hizmet çalışması yaparak sonuçlandırır. Çalışma aşamasında olayın durumuna göre farklı yöntemler kullanır. Sosyal hizmet Mikro, mezzo ve makro seviyede sorunları çözmeyi hedefler.
AİLELERLE (MİKRO) SOSYAL HİZMET
Aile, toplumların örgütlenmiş en önemli birimidir. Aile, biyolojik ilişki sonucu insan türünün devamını sağlayan, toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı, karşılıklı ilişkilerin belli kurallara bağlandığı, o güne dek toplumda oluşturulmuş maddi ve manevi zenginlikleri nesilden nesile aktaran, biyolojik, psikolojik, ekonomik, sosyal, hukukî vb. yönleri bulunan toplumsal bir birimdir. Toplumun ve millet olma ruhunun devam edebilmesi için ailenin korunması esastır.
Ailenin Korunması: Aile fertlerinin değişik sosyal risklere ve aile içinden veya dışından kaynaklanabilen değişik tehlike ve tehditlere karşı devletçe koruma altına alınmasıdır. Aile bütünlüğünün bozulmaması için konu ile ilgili kanunlarla koruyucu tedbirler alınmıştır.
Ailelerle sosyal hizmet, risk altındaki ailelerle çalışma için bir şemsiye kavramdır.
Ailelerle sosyal hizmetin temel amacı, aile üyelerinin gelişimsel ve duygusal gereksinimlerini yetkin bir şekilde karşılayabilmeyi öğrenebilmesi için ailelere yardımcı olmaktır. Ailelere yönelik sosyal hizmet çalışmalarının amacı, değişim yada da müdahale için ailelerin güçlerini pekiştirmek, ailelerin etkili bir şekilde işlev görmesi için ilave destek sağlamak ve günlük yaşamını etkili ve doyurucu bir şekilde sürdürebilmesi için aile işlevselliğinde somut değişiklikler kazandırmaktır.
Sosyal hizmet mesleği ailenin refahını esas alır ve huzurlu aile ortamı sağlamaya çalışır. Ailenin desteklenmesi amacıyla özellikle sosyo-ekonomik yönden sıkıntı içinde olan aile fertlerine yapılan maddi yardım ve psiko-sosyal hizmetlere aile refahı hizmetleri denir. Aile refah hizmetleri, sosyal refah ve aile politikası alanında belirlenen politikalara uygun olarak ailenin toplum içindeki her türlü fonksiyonunun yerine getirilmesinde ortaya çıkan engel ve yetersizliklerin giderilmesini önermektedir.
Ailelere yönelik hizmetler şunlardır:
• Aileye yönelik sosyal hizmetler kapsamında aile danışmanlığı hizmetleri.
• Aile bakımı kapsamında aile ortamında yaşayan bakıma muhtaç fertlere evde sosyal bakım hizmetleri.
• Ailenin sosyal güvenlik kapsamına alınması.
• Çocuklu ailelerin aile ödeneklerinden yararlanabilmesi için, devletçe bakılma veya kamusal sosyal yardım kapsamında çocuk parası, çocuk bakım parası gibi ailenin refah seviyesini iyileştirici programların uygulanması.
Ailelerle mesleki çalışmada sosyal sorunların çözümü dört aşamada değerlendirilir. Bunlar
• sorunun varlığını kabul etmek
• sorunu çok yönlü analiz etmek,
• sorun çözme ile ilgili seçenekleri belirleme sürecine aile üyelerinin aktif katılımını sağlamak
• belirlenen seçenekleri gözden geçirip uygun olanı seçmek
Sosyal sorun yaşayan ailelerle sosyal hizmet uygulamaları çerçevesinde aile terapi hizmetleri de verilmektedir.
Aile Terapisi, aile üyelerinden bir veya bir kaçının hâl ve hareketlerinin ailevi huzuru, münasebetleri ve geçimi tahrip edecek seviyelere vardığı durumlarda profesyonel sosyal danışmanlar (terapistler, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları) tarafından yürütülen bir tedavi programıdır.
Aile tedavisi, sorun çözme sürecine tüm ailenin katılımını amaçlayan bir yaklaşımdır. Hedef, fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan sağlıksız olan bireyi iyileştirmektir. Tedavi sürecinde sistem yaklaşımından yararlanılır
Tedavi Süreçleri:
1- Aile içi ilişkilerde meydana gelen çatışmalar, iletişim kalıpları, ebeveynlerin yaklaşımları terapistlerle birlikte değerlendirilir.
2- Ebeveynlerin uygun tutum, davranışlar belirlenmesinde, iç görü (sezgi) ve farkındalıklarının arttırılması ile ebeveynlerin tedavi sürecine katılımları sağlanır.
3- Aile büyüklerinin tedavide aktif rol almalarına pedagojik destek verilir.
Aile tedavisine yönelik grup çalışmaları şunlardır
1- Sorun Çözücü Grup Çalışmaları: Özürlü, başarısız, ruh sağlığı bozuk çocuklarla ve davranış bozukluğu gösteren, topluma karşı olumsuz davranışlarda bulunan gençlere sahip bulunan ebeveynlerle yapılan çalışmalar.
2- Sosyalleştirici Nitelikli Grup Çalışmaları: Kırdan kente göç etmiş veya uzun yıllar yurtdışında kaldıktan sonra yurda dönmüş ailelerle yapılan çalışmalar.
3- Eğitici Amaçlı Grup Çalışmaları: Çocuk sayısını sınırlamak isteyen yani aile planlaması motivasyonu olan nişanlı veya evli çiftlere yahut koruyucu aile olmak isteyen çiftlere yönelik çalışmalar.
4- Geliştirici Amaçlı Grup Çalışmaları: Karşılıklı olarak daha etkili, açık ve rahat iletişim kurmak isteyen çiftlere veya çocukları ile daha sağlıklı ilişkiler kurmak isteyen ebeveyne yönelik çalışmalar.

Sosyal ağ terapisi, psikolojik sorunu olan bireyin sosyal topluluğunu veya ağını, grup seanslarında hasta ile görüşenlerin tümünü bir araya toplar. Ailelerin eğitim yoluyla güçlendirilmesi ve sorunlarıyla baş etme becerilerinin gelişmesi sağlanmaktadır.
Ailelerle sosyal hizmet çalışmalarının bir diğer ayağı eğitim faaliyetleridir. Ailelerin eğitim yoluyla güçlendirilmesi ve sorunlarıyla baş etme becerilerinin gelişmesi sağlanmaktadır. Bu eğitim sürecinde özellikle şu konular üzerinde durulur. Ailenin kuruluşunda uyulacak kurallar, ailenin, beşeri ve manevi yönleriyle değeri, ailenin sosyal konumu, aile kültürü, ailenin iktisadi yapısı, aile içi sosyal ilişkiler, ailenin yakın çevresi, aile ve çalışma hayatı arasındaki ilişkiler, aileye yönelik tehlikeler-sosyal riskler ve önlenmesiyle ilgili tedbirler.
Ailelerin sağlık sorunları aile hekimleri tarafından takip edilir, sağlıkla ilgili bilinçlenmeleri için çalışmalar yapılır. Aile hekimliğinin hedefi, birinci basamak sağlık hizmetlerini, profesyonel bir anlayışla ve toplumun katılımını sağlayacak bir biçimde, ferdin yaşadığı ve çalıştığı yerlerde koruyucu, tedavi ve rehabilite edici yönleri ile birlikte sunmaktır. Ailelere yönelik bir diğer sosyal hizmet ortamı aile mahkemeleridir.
Ailelere yönelik uygulamalardan bir diğeri aile ödenekleridir. Yardıma muhtaç hâle gelen aile fertlerine, genelde kamusal sosyal kurumlar tarafından sosyal yardımlar yapılmaktadır. Aile yükümlülükleri normalinden fazla olduğu varsayılan kişilere verilen ek bir sosyal gelirdir. Kira, doğum, çocuk parası ve çocuk bakım parası gibi.
Aile içi şiddet ve aile sorunlarının önemli nedenlerinden birisi çok çocuk sahibi olmaktır
Aile planlaması programları doğurganlığı önlemek için, genellikle koruyucu önlemlerle birlikte hem annenin, hem de çocuğun sağlığını korumak için, çocuk aralığı yöntemlerini tavsiye etmektedir. Bu merkezler birçok fonksiyon yerine getirmekte ve aileler üzerinde ciddi çalışmalar yapmaktadırlar.
Aile sorunları boşanma, ölüm, yoksulluk, hastalık, çocuk istismarı, suça yönelme, cinsel istismar, istenmeyen gebelik,
davranışsal problemler, iletişim ve davranış bozuklukları gibi farklı biçimlerde ortaya çıkarlar.
Ailelerin sorunlarına planlı müdahale süreci tanışma, ön değerlendirme, planlama, uygulama, son değerlendirme, sonlandırma ve izleme olmak üzere yedi aşamada gerçekleşmektedir . Aile içi sorunların çözümü ve ailelerin sağlıklı bir şekilde ömrün sonuna kadar devam etmesini sağlamak için devletin aile politikaları önemlidir. Aile fertlerinin hayat şartlarını iyileştirmek için politikalar üretilir. Sosyal Siyaset kapsamında, huzurlu ve sağlıklı toplum tesis etmek maksadıyla aile ve aile fertleri için oluşturulan sosyal program, eğitim, destek ve yardımların bütününe aile politikası denmektedir. Sosyal hizmet uzmanı gerektiğinde ailelerin sorunlarının çözümü için koruyucu- önleyici bazda politikalar üretilmesi hususunda ilgili birimlere kanun taslakları hazırlar ve politikalar üretirler.
Sosyal hizmet uzmanına düşen görev, aileleri güçlendirmek, mevcut güçlerini geliştirmelerine ve kaynaklara ulaşabilmelerine yardımcı olmaktır.
GRUPLARLA (MEZZO) SOSYAL HİZMET
Sosyal Grup Kavramı ve İçeriği
İnsanın gelişimi, değişimi, hayata uyumu, sosyal ihtiyaçlarını karşılama, ruhi derinliklerini hissetme ve hissettirme, geleceğini planlama süreçleri hep kendinden başka insanlarla olan ilişkileri ve ait olduğu grubun felsefesi ile şekillenir.
Sosyal grup Resmî ya da gayri resmî üyelik ölçütlerini tamamlayan, görece istikrarlı ve karşılıklı ilişkiler modeliyle birlik olma duygusunu paylaşan ya da kendilerini birbirlerine bağlı hisseden çok sayıda kişinin oluşturduğu kümeye denir
Bütün sosyal ilişkiler mutlaka gruplarla ilgilidir. Sosyal ilişkinin bireyin bireyle münasebeti şeklinde ortaya çıktığı hallerde bile, grup içi bir ilişkinin olduğu ifade edilebilir. Grup üyeleri, grup tarafından sosyal kontrol altında tutulur
Gruba tesadüfen girenler, tutum ve davranışlarını gruba uydurma yönünde zorlanabilirken, gönüllü katılanlar genelde grup normlarına daha kolay uyum sağlayabilirler.
Grubun Özellikleri: Genel gayelere ulaşmak için karşılıklı etkileşim vardır. Zamanla değişebilen sosyal yapılar çerçevesinde sosyal mevkileri vardır. Açıkça olmasa da varlığı kolayca tanınabilir veya bilinir. Grup üyeleri kendilerine özgü sosyal rollerini oynarlar ve böylece grup, varlığını korur. Sürekli olarak karşılıklı hak ve sorumluluk anlayışı çerçevesinde sosyal temas ve iletişim vardır. Standart davranış normları ile hareket ederler. Ortak ilgi, menfaat veya değerler geçerlidir. Bir veya birkaç ortak hedef takip edilir. Sosyal kontrol ve bir bütünlük şuuru çerçevesinde “biz duygusu” hâkimdir
Grubun Fonksiyonları: Ferdin sosyalleşmesine yardımcı olur. İnsanların hoşgörülü, dayanışma içinde ve paylaşımcı olmalarını sağlar. Üyelerinin şahsiyet sahibi olmalarına yardımcı olur. Üyelerinin her türlü ihtiyaçlarını karşılayarak, toplumsal hizmette bulunur, üyelerine ait olma ve özdeşleşme duygusu kazandırır. informal gruplar üyelerini iç ve dış güçlere karşı korur
Grup Oluşturma Şartları: En az iki kişinin şuurlu olarak bir araya gelmesi. Üyeler arası etkileşim olması. Hedeflere ulaşma ve faaliyet biçimi noktasında anlaşma-uzlaşma ve her bir üyenin belirlenen yöntemlerle tespit edilen hedeflerin gerçekleştirilmesine katkısı. Üyeler arasında grubu yöneltmek üzere bir liderin seçilmesi.
Sosyal grup sınıflandırması: Gruplar sınıflandırılırken büyüklük, süreklilik, yapı, sosyal roller, karşılıklı ilişkiler, grup ilgilerinin türleri, paylaştıkları sosyal değerler ve çeşitleri ve gruptan beklenen tavır hareketler gibi kriterler kullanılır Grup sınıflandırmasında en sağlıklı kriter teşkilatlı olan ve olmayan gruplamadır. Teşkilatlı gruplar; organize olmuş, teşkilatlanmış, istikrarlı ve çok az devamlı olan gruplardır. Teşkilatlı olmayan gruplar; kalabalıklar, halklar, yığınlar ve kümelenmelerdir
Kalabalık: Ortak bir uyarıcı sonucu belli bir yerde toplanan, ortak bir heyecanı paylaşan, herhangi bir anda ortak eyleme geçebilecek olan, heyecanları geçince de kısa sürede dağılan, teşkilatsız bireylerin meydana getirdiği insan topluluğudur. Yangın söndüren insanlar, bir suçluyu linç etmek için toplananlar gibi.
Yığın: Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla kendiliğinden oluşan, aynı fiziki ortamda bulundukları halde karşılıklı ilişkileri en düşük düzeyde olan, duygu, düşünce ve örgütlenme ölçüsü itibariyle en düşük olan toplumsal bir gruptur. Yığın, birincil ve ikincil gruptan sonra gelen çok gevşek bir sosyal grup da sayılabilir. Mesela stadyumda maç izleyenler bir yığındır. Futbol kulübü ise sosyal gruptur.
Millet: Biz duygusuna mensup, fertlerinin asgari müştereklerde birbirlerine bağlı olduğu, sürekli ve teşkilatlı büyük bir formal gruptur.
Halk: Biz duygusuna mensup, fertlerinin asgari müştereklerde birbirine bağlı olduğu, sürekli ve teşkilatsız büyük bir informal gruptur.
NOT: Teşkilatlı gruplar; organize olmuş, teşkilatlanmış, istikrarlı ve çok az devamlı olan gruplardır. Teşkilatlı olmayan gruplar; kalabalıklar, halklar, yığınlar ve kümelenmelerdir
Grup yaklaşımı bireye yardım araçlarından sadece biridir ve çok güçlü bir araçtır; çünkü insan toplu olarak yaşayan bir varlıktır ve küçük, samimi bir toplum içerisindeki etkileşimlerden doyum sağlar.
Sosyal Grup Çalışması
Sosyal grup çalışması, sosyal çalışmanın grup düzeyindeki uygulama tekniğidir.
Sosyal grup çalışması kişilere, yüz yüze temasta bulunduğu küçük gruplar içinde ve bu gruplar yoluyla yardım ederek bireylerde arzulanan değişiklikleri meydana getirme tekniğidir
Grup çalışmasının amacı, bireyi etkileyerek üyelerin ihtiyaçlarını karşılamak, sorunlarını çözmek, uyumlarını sağlamak ve rehabilite etmektir
Sosyal grup çalışması, grup üyelerinin sosyal ve psikolojik gereksinimlerini karşılayarak, kendi kişisel, grup, aile ve toplum sorunlarıyla daha etkili bir biçimde baş edebilmelerini sağlayan; amaca yönelik faaliyetlerin küçük gruplar aracılığı ile gerçekleştirildiği bir sosyal hizmet yöntemidir. Sosyal grup çalışmasının sorun çözme işlevi olduğu gibi sorun oluşmadan önceden de kişileri koruma, değiştirme ve geliştirme işlevini yerine getirmektedir
Sosyal hizmetin temel ilkeleri olan koruma, geliştirme ve rehabilite etme sosyal grup çalışmasının da ilkeleridir.
Grup dinamiği küçük, yüz yüze iletişim kuran grupların yapı ve süreçlerini inceleyen alandır. Grubun yapı ve işleyişinin, özellikle grup içi uyum, gerilim, çatışma ve grup birliğinin araştırılmasıdır. Grup dinamiği kavramı genel olarak “küçük grup incelemesi” anlamına gelmektedir. İş hayatında, endüstride, organizasyonlarda, orduda sosyal sorunların yaşandığı grup içi dinamiklerde bu tekniğin önemi büyüktür. Birey grup içindeyken yalnız olduğundan farklı davranmaktadır.
Bir grubun üyelerinin birbirine karşı sevgileri, muhabbetleri, grup üyelerinden bekledikleri maddi-manevi kazançlar arttıkça ve kendilerini, gruba daha bağlı ve yakın hissettikçe, grup dayanışması ve üyelerin gruba uyma eğilimleri artmaktadır. Buna karşın sosyal gruplar içinde zaman zaman anlaşmazlıklar da olmaktadır. Bu anlaşmazlıklar grup içi çatışmalara kadar gidebilir.
Grup İçi Çatışma; Eğitim veya statü farklılığı, şahsiyet ve hissî etkenler, mizaç farklılığı, gelenek ve örf farklılığı, grup içinde yaşanan haksızlıklar, imtiyazlar, liderlik yarışması, kıskançlık gibi sebeplerden ötürü grup üyeleri arasında değişik derecelerde ve boyutlarda meydana gelen anlaşmazlıklar, çatışmalar ve(ya) kavgalar olarak tanımlanabilir. Sosyal grup çalışmasında sosyal hizmet uzmanı grup içindeki bu çatışmaların önlenmesi veya giderilmesi için de grup içi iyileştirme ve uyum çalışmaları yapar.
Grup içi çatışmaların yanında bir de gruba aidiyet duygusunun zirveye çıktığı durumlarda da gruplar arası çatışmalar yaşanmaktadır.
Gruplar arası çatışma: Grubun millî, dinî, etnik değerleri, kişinin bağlı olduğu grubun üstün olduğu inancı gibi sebeplerden dolayı kendi kimliklerini, diğer grupların aleyhine güçlendirmek istemeleri ve kendilerini başkalarından “biz ve onlar” kavramlarıyla ayırmaları sonucunda farklı gruplar arasında ortaya çıkan çatışmalardır. Bu durumdaki çatışmaların önlenmesi, yatıştırılması ve çatışma sebeplerinin ortaya çıkarılması için uzman inceleme ve araştırma yapar, çözümler üretir ve orta yol bulmaya çalışır.
Grup Tedavisi: Bir tedavi uzmanının rehberliğinde, kişilerin şahsi ve psiko-sosyal sorunlarının, bir grup içinde ele alındığı hususi bir psikolojik tedavi yöntemidir. Tedavi grupları üyelerin duygusal ve toplumsal gereksinimlerini odak alır ve gelişme, terapi, eğitim, sosyalleştirme ve destek grupları diye beş türden oluşurlar. Tedavi gruplarında grubun varlığı grup üyelerinde doğrudan değişme meydana getirir Grup terapisi birden çok psikoterapistin önünde altı-sekiz kişilik gruplarla yapılan bir terapi tekniğidir Terapi grupları kendi üyelerinin sorunlarını derinlemesine keşfetmelerini ve çözüm için çoklu bakış açısıyla stratejiler geliştirmelerini sağlar. Gruplar katılımcılara tedavi olanağı sunan özel bir takım niteliklere sahiptir. Umut aşılama, etkileşim, evrensellik ve diğerkamlık (başkacılık) grubun tedavi edici faktörleridir. Tedavi grupları üyelerin duygusal ve toplumsal gereksinimlerini odak alır ve gelişme, terapi, eğitim, sosyalleştirme ve destek grupları diye beş türden oluşurlar.
Gruplar katılımcılara tedavi olanağı sunan özel bir takım niteliklere sahiptir. Umut aşılama, etkileşim, evrensellik ve diğerkamlık (başkacılık) grubun tedavi edici faktörleridir.
Grup Çalışması Uygulama Modelleri

GRUP ÇALIŞMASI UYGULAMA MODELLERİ
Toplumsal Amaçlar Modeli Tedavi Modeli Etkileşim Modeli BİREY VE GRUPLA ÇALIŞMA TEKNİKLERİ
Grubun Amacı Toplumsal bilinç ve toplumsal sorumluluk Belli davranışsal değişmelerle toplumsal bozuk fonksiyonların tedavisi Karşılıklı yardımlaşma sisteminin gerçekleştirilmesi, başlangıçta belli amaçlar yok.
Hizmetin Tipi Sosyalizasyon ve tüketim hizmetleri Bütünleştirici ve uyum sağlayıcı hizmetler Uyum sağlayıcı, bütünleştirici hizmetler, sosyalizasyon ve tüketim hizmetleri.
Sosyal Çalışmacının Rolü Yetenek arttırıcı Değişiklik yaratıcı Arabulucu ya da kaynak kişi.
Grup Üyesinin İmajı Katılan vatandaşlar ve yerel liderler Hiç olmazsa belli bir ölçüde sapan davranış gösteren kişiler Yüz yüze en yakın ve denetleyici dost.
Etkinlik Tipi Toplum örgütlenmesi de dâhil olmak üzere geniş bir etkinlik ve amaç planı Grup dışı araçlar da dahil olmak üzere, doğrudan ve dolaylı etki araçlarının kullanılması Grup üyelerinin kişiler arası ilişkiler süreçler içine sokulması.
Sosyal çalışmacıya Gerekli Olan Beceriler Programlama Belli amaçların gerçekleştirilmesi için grup süreçlerine müdahale Tanımlama ve diyalog
Kuram temeli Eklektik kuram Toplumsal rol kuramı, sosyo-davranışsal kuram, ego psikolojisi, grup dinamiği Sistemler kuramı ve saha
ÖRGÜTLERLE(MEZZO) SOSYAL HİZMET
Örgüt, insan unsuru taşıması yani somutluğu bakımından grupla benzerlik gösterir. Ama gruptan farklı olarak örgüt, genelde tek işlevlidir ve belli bir maddi dayanağa sahiptir. Örgüt kelimesi bazı çevreler tarafından “gizli yapılanma” olarak anlaşılmaktadır. Burada örgüt, teşkilat, kurum ve organizasyondan maksat yasal resmî ve sivil sosyal yapılanmalardır. Grupla sosyal hizmet uygulamasında, sosyal çalışmacı yetenek artırıcı, değişiklik oluşturucu ve arabulucu rolü üstlenir.
Örgüt (kurum), kendisine ait işlevleri ve idari yapısı olan özel veya resmî kuruluş ya da bunun bir parçasıdır. Kurum örgütlenmiş somut kuruluşlar (okul, aile, cami, mahkeme, üniversite vb.) ve bunun yanında aynı özellikteki sosyal değer, sosyal hadise ve sosyal olguların oluşturduğu bir bütündür Sosyal hizmet kurumlarla çalışmalarını yaparken daha çok kurumsallaşma üzerinde durur ve müracaatçılarına bu doğrultuda danışmanlık ve destek hizmeti verir.
Yönetim biliminde örgüt, müşterek hedefi olan bir grup, birim ve kişiler arasındaki münasebetler ağıdır. Örgütler, kurumsallık teorisinde çevreleri tarafından güçlü bir şekilde etkiye maruz kalan açık sistemler olarak tanımlanmaktadır. Örgütler statik değildirler, aksine iç ve dış çevrelerindeki değişimlere cevap vermek için devamlı evrim geçirmektedirler
Organizasyonlar birden çok insan grubundan oluşmaktadırlar. Organizasyonlar, farklılaştırılmış görevleri yerine getiren insan gruplarından oluşmaktadır. İnsanlar organizasyon içinde gerekli fonksiyonları yerine getirmek için birbirleri ile etkileşim halinde olmak zorundadırlar.
Organizasyonların bağlı olduğu çevreler, kurumsal çevre ve teknik çevre olarak ikiye ayrılır.
1- Kurumsal çevre, detaylı karmaşık kurallardan ve isteklerden oluşmuştur. Bu isteklerin kaynağını devlet tarafından yönetilen düzenli birlikler, meslekler, ticari topluluklar, genel inanç sistemleri oluşturmaktadır.
2- Teknik Çevre, örgütün pazarda değişime uğrayabilecek ürün ve hizmet ürettiği çevredir. Kompleks teknolojiler ve değişim teknik çevrenin en önemli özellikleridir. Sosyal hizmet, kurumsal ve teknik çevrenin organizasyona etkileri, sosyal ilişkileri ve sağladığı değişimleri gözlemler.
Organizasyonlar aracılığıyla insanlar yeteneklerini genişletmekte ve güçlerini büyütmektedirler. Sistem olarak organizasyonlar, çevrelerinden çeşitli kaynakları alan, bu kaynakları işleyerek mal veya hizmet hâline getiren, bu mal ve hizmetleri ileride yeniden kaynak sağlamak üzere çevresine veren birimler olarak görülmektedir
Organizasyon çeşitleri şunlardır
1- Servis organizasyonları: Hayır cemiyeti, halk okulu yönetim kurulu, park ve hayvanat bahçesi komisyonları
2- Ekonomik organizasyonlar: Şirketler, mal sahipliği, ortaklıklar
3- Dinî organizasyonlar: Camiler, Kiliseler, mezhepler
4- Koruyucu organizasyonlar: Emniyet güçleri, askeri birlikler, itfaiye
5- Hükümet organizasyonları: Devlet yönetimi, şehirler, mahkemeler
6- Sosyal organizasyonlar: Kulüpler, dernekler, takımlar
Sosyalleştirme
Örgütsel sosyalleşme, hem eski tutum ve değerlerin terk edilerek yenilerinin kazanılmasını, hem de örgüt amaçlarının, bu amaçları başarmak için gereken araçların, görevsel sorumlulukların, örgütsel değer ve normların öğrenilmesini içerir. Kurumlarda bu çalışma sürecine oryantasyon dönemi denir. Sosyal hizmet uzmanları, bireysel inanç ve değerlerin, örgütsel değerlerle uyumlu olmasını sağlamak için bireylerin davranışlarını sistemli olarak biçimlendirir.
Örgütsel sosyalleştirme örgüt yaklaşımları açısından, klasik anlamda çalışanların örgüte en yüksek düzeyde katkı sağlamaları yönünde eğitilmeleri, insan ilişkileri açısından çalışanların iş doyum düzeylerini en yüksek düzeye ulaştırma yöntemidir. İnsan kaynakları açısından ise, çalışanların katkılarını güçlendirme ve kaliteyi artırma aracılığıyla yükseltme yolu, sistem yaklaşımı açısından sistem dışı öğelerin sistem içine aktarılması süreci, kültürel açıdan örgütün değer ve normlarının aktarıldığı bir süreç ve son olarak post-modern açıdan bir uyum sağlama ve sınırlara esneklik kazandırma sürecidir
Kurumlarda sosyal hizmet uzmanı tarafından yürütülen sosyalleşme faaliyetlerinin birey ve örgüt açısından birçok faydaları vardır. Bu faaliyetlerden beklenen yararlar şöyle sıralanabilir
1- Sosyalleştirme yeni iş görenin işe başlama maliyetini düşürür.
2- Sosyalleştirme yeni iş görendeki gerginliğin azalmasını sağlayarak işteki başarısızlık korkusunu önler.
3- Sosyalleştirme işten ayrılmayı azaltır. Yeni işe başlayan kimse kendisini istenmeyen, ihtiyaç duyulmayan, sevilmeyen biri gibi hissederse işi terk etmek ister. Sosyalleştirme bu olumsuz duyguların olumlu duygulara dönüştürülmesine yardım eder.
4- Sosyalleştirme yönetici ve iş arkadaşları açısından zaman tasarrufu sağlar. Sosyalleştirme eğitimi verilmediğinde işe yeni giren, öğrenmek istediklerini sürekli en yakın yöneticisine veya iş arkadaşlarına sorarak, onların zaman kaybetmesine neden olur.
5- Sosyalleştirme iş hakkında gerçek beklentilerin oluşmasına, bireyde olumlu tutumların geliştirilmesine ve bireyin iş tatminine ulaşmasına yardımcı olur.

Örgütsel sosyalleşmenin beş temel özelliği vardır
1- Sosyalleşmenin sürekliliği
2- Değer, tutum ve davranışların değişimi
3- Yeni işe, iş grubuna ve örgütsel uygulamalara uyum
4- Yeni iş görenler ile yöneticiler arasında karşılıklı etkileşim
5- Sosyalleşmede ilk dönemin analiz edilmesi
Kurumsal Danışmanlık
Sosyal hizmet uzmanı örgütsel danışmanlık hizmeti verir. Kurumsallaşmış örgütlerde danışmanlık hizmetleri önemli bir gereksinim haline gelmiştir. Hâlen çalışan, kuruma yeni katılan ve çalışanlar arasında uyum ve verim sorunu yaşayan elemanların motivasyonunun ve iş ahlakının geliştirilmesi, kurum kültürünün ve aidiyet duygusunun kazandırılması, sosyal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi, iletişim becerilerinin kazandırılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması için hizmetler verilir.
Danışmanlar müracaatçıları için verdikleri hizmetin bir yan ürünü olarak örgütsel olayları gözlemlediklerinde, gözlemin alanını tanımlayan müşteri olsa bile, bunu biz “klinik” araştırma olarak düşünebiliriz. Uzman üstlendiği fonksiyonları yerine getirdiğinde kurumun mal ve hizmet verimliliği artacak ve profesyonel çalışma ortamı oluşacaktır.
Örgütsel Bağlılık ve Kurum Kültürü
Çalışan bireylerde olduğu gibi müşterinin kurumdan aldığı mal veya hizmetin devamlılığını sağlamak ve potansiyel müşterilerin kuruma ilgisini uyandırmak kurumun ayakta kalması için hayati önem taşımaktadır. Bireyin örgütün hedeflerini benimsemesi, örgütün amaç ve değerlerine güçlü bir şekilde inanması ve onları kabullenmesi, örgüt yararına daha fazla çaba harcama isteği ve örgüt üyeliğini sürdürmek için güçlü bir istek duymasına neden olur. Örgütün yaşaması örgüt içindeki bireylerin örgütten ayrılmamalarına bağlıdır.
Mowday, Steers ve Porter’e göre örgütsel bağlılık üç özellik taşır. Bunlar:
1- Örgütün hedef ve değerlerine inanılması ve bunların kabulü
2- Örgüt yararına dikkate değer şekilde çaba gösterme isteği
3- Örgütün bir üyesi olarak kalabilmek için şiddetli istek duymak

Örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler; irade, açıklık, geriye döndürülmezlik, görünürlük, kişisel faktörler, örgütsel faktörler ve örgüt dışı faktörler olarak sıralanmaktadır. Örgüte bağlılık üç boyutta gerçekleşir. Uyum, özdeşleşme ve içselleştirmedir.
Kuruma bağlılığın sonucu kurum kültürünün oluşmasıdır. Bireyin kuruma bağlılığı bir müddet sonra o kişinin kurum kültürünü benimsemesini sağlar. Etkisi büyük ve karmaşık olan kurum kültürü, kurumun neyi temsil ettiğini, nasıl kaynaklarını ayırdığını, kurumsal yapıyı, kullandığı sistemleri, çalıştırdığı insanları, iş ve çalışanlar arasındaki uyumu, ortaya çıkan sonuçları ve ödülleri, problemler ve olanaklar olarak neyi tanımladığını ve onları nasıl ele aldığını ifade etmektedir. Kurum Kültürü, herhangi bir kurumun (örgütün) kendi tarihi içinde, kurumda vazife alanların ortak bilgi ve kültür birikimi, hâkim normları, ahlak anlayışları, örfleri, dünya görüşleri, insana yönelik bakış açıları, değerleri, idrakleri, kendilerine has lisanları, sembolleri ve yorumları ile birlikte meydana getirdiği tutum ve davranış birliğidir
Sosyal hizmet açısından Kurum kültürünün üç ana fonksiyonundan bahsedilebilir
1- Bütünleştirme Fonksiyonu: Kurum kültürü, çalışanların kurum ile bütünleştirmesini kolaylaştırır.
2- Koordinasyon Fonksiyonu: Kurum kültürü belirli davranış talimatları sunar, böylelikle davranışı yönlendirici etkide bulunur, hatta gerektiğinde koordine eder
3- Motivasyon Fonksiyonu: Güçlü bir kurum kültürü yalnızca kuruluşun genel ruh hâlini etkilemekle kalmaz, özellikle de çalışanların kurumlar için olan anlayışlarının iyileştirilmesine katkıda bulunur.
Örgütsel kültür, örgüt üyelerine farklı bir kimlik veren ve örgüte bağlanmasına yardımcı olan ve örgüt üyeleri tarafından paylaşılan iç değişkenleri sunmaktadır.
Sosyal hizmet açısından kurum kültürünün faydaları, çalışanlar arasında sağlıklı bir sosyal ilişkinin oluşması, çalışanların kuruma uyumu, bir kimlik kazanmaları ve iyi bir çalışma atmosferinin oluşmasını sağlamak olarak görülmektedir.
Kurum ve İş Ahlakı
Bir kurumun (örgütün; işletmenin, organizasyonun), faaliyetlerini etkili ve sağlıklı bir biçimde veya huzurlu bir ortamda yürütebilmesi için, tespit ettiği ve hayata geçirmek istediği bütün etik kaide ve değerlerdir. Mal ve hizmet arz eden tüm kuruluşlar, kurumun ahlak ölçütlerine uymaları gerekir. Her kurumun hizmet alanı, organizasyon yapısı, idarî ve moral değerlerinin standartları gereği kendine has norm davranışları ve ahlaki kaideleri olması gerekir
Kurumlar, güçlü bir ahlâkî kültüre sahip olabilmek için, işletme ve yönetim çapında ahlâk programları düzenlemektedir.. Kurum içinde geliştirilen ahlaki normların, çalışanların özel hayatlarında benimsedikleri, inandıkları değerlerle çatışmamaları hâlinde, bir başka ifadeyle işverenlerle çalışanlar arasında bir "müşterek ahlak"ın harmanlaştırılması hâlinde, çalışanların kuruma-işyerine ve işe uyum sağlamaları her hâlükârda kolaylaşır
TOPLUMLA(MAKRO)SOSYAL HİZMET
Sürekli bir arada yaşayan ve varlıklarını sürdürebilmek için birbirlerine muhtaç olan, temel ihtiyaçlarının giderilmesinde ve sosyal sorunlarının çözümlenmesinde iktisadi ve sosyo-kültürel alanda değişik vasıtalar, yöntemler, örgütlenme ve düşünme biçimleri ortaya koyan insan topluluğuna toplum denir. Bireyler grupları, gruplar da toplumu oluşturmaktadır
Sosyal hizmet birey ve grupların toplumla bütünleşmesine yardımcı olurken aynı zamanda toplumdaki değişimi hızlandırmak ve değişim oluşturmak çabasındadır.
Toplum şu özellikleri taşımaktadır: Toplumdaki insanlar, demografik bir birimdir. Toplum, bu anlamda nüfustur. Ortak bir coğrafi mekânı paylaşan bir ulus olmakla birlikte içinde bazen farklı etnik gruplar, yani topluluklar barındırır. Sosyolojik olarak toplum, fonksiyonel olarak farklılaşmış aile, din, ekonomi, siyaset, eğitim ve boş zaman değerlendirme olmak üzere temel altı kurumdan oluşmaktadır. Kültürel boyutuyla toplum, birbirine benzer gruplardan oluşan, fonksiyonel farklılaşmalara rağmen, örgütlenmiş ve işbirliği hâlinde bir sosyal birimdir. Sosyal dayanışma ve sosyal münasebet açısından toplum, birincil gruptan ziyâde ilişkilerin daha çok formel olduğu ikincil grup niteliği taşımaktadır
Toplumları, sosyal bakımdan; geleneksel toplum, çağdaş toplum, otoriter toplum, asosyal toplum, sosyal toplum, siyasî bakımdan; bağımsız toplum, federal toplum, demokratik toplum, totaliter toplum, açık toplum, kapalı toplum, İktisadî Bakımdan; gelişmiş toplum, gelişmekte olan toplum, Kültürel Bakımdan; ilerici toplum, gerici toplum, dışa açık veya kapalı toplum, ilkel toplum, dindar toplum, ideal toplum, ahlaklı-ahlaksız toplum, çoğulcu toplum veya çok kültürlü toplum şeklinde sınıflandırabiliriz. Bu kadar çeşitli toplumların elbette örtüşmeyen tarafları olacaktır.
Toplumla sosyal hizmet uygulaması sosyal hizmetin çekirdeğidir ve ister genelci, ister uzmanlaşmış, terapist ya da aktivist olsun tüm sosyal hizmet uzmanları için gereklidir. Toplumla sosyal hizmet uygulaması, demokratik toplum düzenini sağlamak ve her türlü ayrımcılığı önleyici tedbirleri almak suretiyle sağlıklı, tutarlı, bilinçli toplumlar oluşturmayı hedefler. Toplumla sosyal hizmet uygulamalarının ağırlıklı bölümü toplum merkezlerinde uygulanmaktadır.. Toplumla çalışma sosyal refah amaçları için toplumda değişiklik yaratmayı hedef alan ve bu yöndeki çalışmaların en etkin bir biçimde toplumun demokratik katılımı ile gerçekleşeceğine inanan bir sosyal hizmet yöntemidir. Toplumla sosyal hizmet uygulamasının amaçları: Toplumun yaşam kalitesini geliştirmek, savunuculuk yapmak, insani sosyal ve ekonomik kalkınmayı sağlamak, yeni hizmet ve programları planlamak, hizmetleri bütünleştirmek, siyasal ve sosyal aksiyon ile sosyal adaleti gerçekleştirmektir
Toplumla sosyal hizmet uygulamasının hedefleri: Bireylerin ve grupların örgütlenme becerilerini ve yeteneklerini geliştirmek, toplum kaynaklarını daha ulaşılabilir kılmak, katılımın artırılması için planlama yapmak, sosyal ve ekonomik katılımı toplum gruplarıyla bağlantılandırmak ve toplum sorunlarının çözümü için kapsamlı eş yönetimler oluşturulması için savunuculuk yapmaktır
Sosyal hizmet uzmanının etkin görevleri: Kamusal yararı zedeleyen ve sosyal barışı tehdit eden sosyal olayların cereyan etmesini engelleyen, katılımcı demokrasi, yani halkın katılımını da içeren sosyal projeler üretmek ve toplumdaki sosyal hayatın kalitesini artırmak.
Sosyal hizmet uzmanları bu sorunların belirleyerek her sorunu kendi içinde yorumlayarak sistem yaklaşımı, bütüncül değerlendirmek üzere genelci, küçüklük-büyüklük ölçütleriyle ve çevre koşullarını dikkate alarak ekolojik sistem yaklaşımını kullanarak çözmek ve toplumsal gelişmenin sağlanmasına yardımcı olmak durumundadır. Toplum yararına hizmetler alanında uzman olan sosyal çalışmacılar, özellikle sosyal patlamaya hazır veya toplumsal gerginliklerin yoğun olduğu mahallelerde veya bölgelerde aktif olarak görev alırlar. Sosyal hizmet toplumun yoksulluk, işsizlik, ayrımcılık, sosyal dışlanmışlık, sosyal haklardan mahrumiyet, kentleşme sorunları, ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik sorunlarının çözümünde uzman meslek elemanları ile kalıcı ve profesyonel çalışmalar yapmak suretiyle toplumsal huzur, sükûn ve refahı sağlamayı hedefler.


Ünite 12: SOSYAL HİZMET KURULUŞU
Sosyal sorun yaşayan insanların sorunlarının çözümü ve tedavi edildikleri sistematik bir yapılanması olan, görev, hareket ve yetki alanları kanunlarla belirlenen, devlet tarafından denetlenen, ayrım yapılmadan ilgi alanına giren herkese açık, şeffaf, eşit ve tarafsız hizmet sunan kuruluşlardır. Bu kuruluşlar, çocuklara, gençlere, kadın ve ailelere, özürlülere, yaşlılara, örgüt ve organizasyonlara, kurumlara, yoksullara, göçmen ve mültecilere, özel eğitime muhtaç eğitim çağındaki çocuklara, koruyucu-önleyici, iyileştirici- geliştirici, tedavi ve rehabilite edici sosyal hizmetler sunmaktadırlar.
SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI
1- Kamu Sosyal Hizmet Kuruluşları: Sosyal hizmetler tanımında konu edilen faaliyetleri yerine getirmek üzere kurulan ve sosyal hizmet alanlarına ilişkin faaliyetlerin yerine getirildiği kamu kurumları ve yerel yönetimlerce idare edilen yatılı veya gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarıdır.
2- Özel Sosyal Hizmet Kuruluşları: Korunmaya muhtaç kişilerle ilgili olarak kamu yararına çalışan dernek ve vakıflar tarafından açılan ve yönetilen yatılı veya gündüzlü kuruluşlar ile gerçek veya tüzel kişilerce açılan ve yönetilen yatılı veya gündüzlü korunmaya muhtaç kişi alanı dışında kalan diğer sosyal kuruluşlardır.
Bu kuruluşlar; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında, huzurevi, yetiştirme yurdu, çocuk yuvası, kreş ve gündüz bakım evi, bakım merkezi, rehabilitasyon merkezleri, kadın, çocuk ve gençlik merkezleri, toplum merkezleri, aile danışma merkezleri, sokak çocukları merkezleri; Sağlık Bakanlığında hastaneler, aile ve çocuk sağlığı merkezleri, aile hekimlikleri; Adalet Bakanlığına bağlı cezaevleri, çocuk ıslahevleri, çocuk mahkemeleri, aile mahkemeleri; Emniyet Genel Müdürlüğünde çocuk şube ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları olarak sosyal hizmetlerin yürütüldüğü, yönetildiği ve organize edildiği kuruluşlardır. Ayrıca, üniversitelerin mediko-sosyal merkezleri, İş-Kur, çeşitli kuruluşların halkla ilişkiler birimleri, yerel yönetimler, kızılay gibi sivil toplum örgütler, sosyal güvenlik kurumları, sendikalar, sağlık müdürlükleri, ruh sağlığı şubeleri, ana-çocuk sağlığı merkezleri ve özel kuruluşlarda da sosyal hizmet ugulamaları yapmakta olup sosyal hizmet kuruluşu olarak sayılabilirler.
SHÇEK’e bağlı olan İl ve İlçe Sosyal hizmet kuruluşları 03.06.2011 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla İl Özel İdarelerine bağlanmıştır.
İl ve İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlükleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Yönergesine göre bu kuruluşların görevlerinin bazıları şunlardır
1- Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge, plan, program ve emirlerle kendilerine verilen görevleri yapmak, görev alanındaki kuruluşları incelemek, koordine etmek, denetlemek, ihtiyaçlarını belirlemek, hizmetlerin daha iyi yürütülmesi ve geliştirilmesi için kendi yetkisi dâhilinde olanları yapmak, olmayanlar için üst makama teklifte bulunmak,
2- Korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç çocuk, genç, özürlü, yaşlı kişi, aile ve gruplar ile sosyal hizmetlere ihtiyaç duyan diğer kişileri belirlemek, başvuranları incelemek, değerlendirmek ve gerekli işlemleri yapmak,
3- Çocuk Yuvaları ve Yetiştirme Yurtlarında korunmakta olan ve öğrenime devam eden çocuk ve gençlerin eğitim ve öğrenim düzeylerinin yükseltilmesi ve başarılı olmaları ile bir meslek ve sanat sahibi olabilmeleri için her türlü önlemi almak,
4- Sosyal hizmetlerin; ihtiyaç gruplarına etkin, verimli ve zamanında sunulabilmesi için gerekli plan ve programları yapmak ve uygulamayı sağlamak,
5- Sosyal hizmetin mesleki yöntemlerini kullanarak özel eğitim, rehberlik ve danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyan kişi ve grupların sorunlarının çözümüne yardımcı olmak,
6- Kuruluşlarımızda bakım ve korunma altında bulunan kişilerin zihinsel ve bedensel yönden sağlıklı gelişmelerini sağlamak, boş zamanlarını yararlı bir şekilde değerlendirmelerine yardımcı olmak amacıyla sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerde bulunmak, buna ilişkin tesislerin kurulması için gerekli çalışmaları yapmak, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği içinde bulunmak,
7- İl ve İlçe sınırları içinde kadınlara yönelik sorunların çözümü için sosyal hizmet felsefesi doğrultusunda rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunmak ve bu hizmetlerin geliştirilmesini sağlamak
8- Kurum dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerince 2828 sayılı Kanun kapsamına giren sosyal hizmet kuruluşlarının kurulması, teşvik edilmesi, açılış izinlerinin verilmesi, varsa ücretlerinin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile bu kuruluşların hizmet ve personel standartları konularında yetki ve sorumlulukları çerçevesinde gerekli işlemleri yapmak,
9- Kurum ve kuruluşlara yapılan ayni-nakdi bağışların belirlenen esaslar doğrultusunda kullanılmasını sağlamak,
10- Kuruluşların yangın, sabotaj, doğal afetler gibi durumlara karşı korunması için gerekli tedbirleri almak,
İl ve ilçe Sosyal Hizmet Müdürlüklerinde Görev Yapan Sosyal Çalışmacının Görev, Yetki ve Sorumlulukları;
1- Korunmaya muhtaç çocuklar, özürlüler, yaşlılar ile sosyal yardıma ihtiyaç duyan kişi ve ailelere uygulanacak sosyal hizmet yöntem ve tekniklerini belirlemek ve mesleki çalışmalarda bulunmak,
2- Sosyal hizmete ihtiyaç duyan kişi ve aileler hakkında akademik eğitim sürecinde öngörülen yöntem ve tekniklere göre inceleme yapmak ve sosyal inceleme raporu düzenlemek,
3- Kişi ve aileler hakkında gizlilik prensibi içerisinde düzenlenen sosyal inceleme raporlarını bu kişi ve ailelerin sorunlarının çözümü amacıyla ilgili makama sunmak,
4- Sorunların çözümü amacıyla müracaatçılardan istenilen bilgi ve belgeler ile müracaatçı için hazırlayacağı sosyal inceleme raporlarını özel dosyalarda gizlilik prensibine bağlı kalınarak korunmasını sağlamak,
5- Korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç çocuk, kadın, yaşlı ve özürlülerin belirlenmesi, bunların korunması, bakımı, yetiştirilmesi ve rehabilitasyonlarını sağlamak üzere 'Sosyal Kişisel Çalışma' ve 'Sosyal Grup Çalışması' yöntemleri aracılığıyla gerekli mesleki uygulamaları gerçekleştirmek ve kendi kendilerine yeterli hale gelmelerine yardımcı olmak,
6- Görevli olduğu İl ve İlçe sınırları içinde sosyal hizmet alanına giren konularda inceleme ve araştırmalar yapmak,
7- İl ve İlçelerin sosyo-ekonomik ve kültürel yönden geri kalmış bölgelerinde 'Toplumla Çalışma' yöntemini uygulayarak halkın aktif katılımını sağlamak ve yerel kaynaklardan faydalanarak toplumsal sorunların çözümüne yardımcı olmak,
8- Aile Danışma ve rehberlik hizmetleri ile kadın ve aile sorunlarının çözümünde mesleki çalışmalarda bulunmak,
9- Sosyal hizmet kuruluşlarınca uygulanan hizmet programlarının teknik yönlerine ilişkin değerlendirmeleri yapmak, geliştirilmesini sağlayıcı önerilerde bulunmak,
10- Sosyal hizmet alanına giren konularda toplum bilincinin geliştirilmesi ve toplumun eğitilmesi çalışmalarını yürütmek,
11- Görevli olduğu İl ve İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün yıllık çalışma programının hazırlanması ve uygulanmasında görev almak,
12- Sosyal hizmet ve sosyal yardım amaçlı kurulan ve kurulacak olan dernek, vakıf gibi gönüllü kuruluşlara rehberlik etmek,
13- İl veya İlçe Sosyal Hizmetler Müdürü tarafından verilen mesleği ile ilgili diğer görevleri yapmak,


ÇOCUK VE GENÇLERE YÖNELİK SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI
Örgün ve yaygın eğitim açısından Millî Eğitim Bakanlığı; koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetleri yönünden Sağlık Bakanlığı; serbest zamanları değerlendirme ve spor açısından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü; işe yerleştirme ile ilgili olarak İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü; suça bulaşmış çocuk ve gençlerin rehabilitasyonu, eğitim süreçlerinin devamının sağlanması ve topluma kazandırılması, şiddete ve istismara uğrayan, sosyal haklarından mahrum bırakılan çocukların korunması ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı; korunmaya muhtaç gençlerin bakımı ve yetiştirilmesi, gençlerin bireysel ve sosyal sorunlarının çözümüne yardımcı olunması ve rehberlik edilmesi, sosyal uyum ve gelişimlerinin sağlanmasında yardımcı olunması açısından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gibi kurum ve kuruluşların yanı sıra Üniversiteler ile Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu aracılığı ile sosyal hizmetler yürütülmektedir.
Çocuk Kurum Bakım Hizmetleri
Çocuk kurum bakımı; bir ailenin olmadığı ya da ailenin fonksiyonlarını yerine getiremediği durumlarda, kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocuklara resmî ya da özel kurumlarca geçici ya da sürekli olarak sunulan bakım hizmetidir.
Çocuk Yuvaları
Çocuk yuvaları; 0-12 yaş arası korunmaya muhtaç çocuklarla gerektiğinde 12 yaşını dolduran kız çocuklarının, bedensel, eğitsel, psiko-sosyal gelişimlerini, sağlıklı bir kişilik veya iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamakla görevli ve yükümlü yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.
Çocukların Aile Yanında Bakımı
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, ailesi sağ olup da ekonomik yetersizliklerden dolayı yurtlarda kalan çocukların ailelerini ayni ve nakdi yardımlarla destekleyerek çocukların evlerine dönmeleri için aileleri ekonomik yönden desteklemektedir. Eve dönüş projesi kapsamında çocukların ailelerinin yanına geri dönüşünü hedef alan politikalar üretilmiştir. Özellikle ailelere mali yardım yapmak suretiyle çocuklarını yanlarına almalarının sağlanması temel politika olmuştur. Ailesi olmayan çocuklar için evlat edindirme ve koruyucu aile hizmetleri sunulmaktadır. Evlat edindirme, uygulamasında çocuk ile evlat edinmek isteyen kişi veya aile arasında hukuki bağlar sağlanarak çocuk ebeveyn ilişkisinin kurulmasıdır. Koruyucu aile uygulamasında ise çocuğun kısa veya uzun süreli olarak bakımlarını üstlenen aile ya da kişilerin yanında gelişimini sürdürmesi sağlanmaktadır. Her iki uygulama da çocukların sıcak bir aile ortamında yetişmesi amacıyla geliştirilmiştir.
Sevgi Evleri
Sevgi evleri, çocukları toplu yaşamın beraberinde getirdiği risklerden uzak tutacak ev ve aile ortamının oluşturulmaya çalışıldığı kuruluşlardır. Sevgi evleri projesi; özellikle kurum bakımının sakıncaları ve uygulamalardaki verimsizliklerden ötürü çocukların kurumlarda bakımına (çocuk yuvası ve yetiştirme yurtları) bir alternatif çalışma olarak SHÇEK tarafından ilk defa 2000 yılında uygulama konan ve 2005 yılında geliştirilen bir projedir.
Bu proje ile çocuk yuvalarını ev ortamına benzeterek kışla tipi kuruluşlarda kalan çocuklardan daha az korunmaya muhtaç çocuğun kalabileceği küçük müstakil binalardan kurulu siteler oluşturmaya başlanmıştır. Böylelikle çocuklar toplu yaşamın olumsuz etkilerinden uzak, daha sakin ve rahat bir ortamda fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden daha sağlıklı yetişebileceklerdir.
Çocuk Evleri
Çocuk evleri; az sayıda çocuğun barınıp yaşamlarını sürdürebileceği, temel gereksinimlerinin karşılanabileceği, toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamadan kendilerine ve geleceğe güvenle bakabilecekleri, gelecek kaygısı en aza indirgenmiş, ayakları üstüne basabilen bir gençlik yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu hizmet 2008 yılında uygulamaya konulmuş, her geçen gün çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtların dönüşümü ile çoğalmaya başlamıştır. Geliştirilmesi için kamu ve özel kuruluşlar arasında işbirliği yapılan, daire ve lojman bağış usulü ile temin edilen aynı zamanda toplum tarafından ciddi destek gören bir uygulamadır. Her hangi bir sebepten ötürü çocuk evinde kalamayacak durumda olan çocuklar sevgi evlerinde bakılmaktadır. Bu alan sosyal hizmetin ana çalışma alanlarındandır.
Çocuk evleri apartman dairelerinde veya müstakil dairelerden, sevgi evleri ise bahçeli müstakil binaların bulunduğu sitelerden oluşan kuruluşlardır. Her iki kuruluş korunmaya muhtaç çocukların kurum bakımının olumsuzluklarından uzaklaştırması için kurulmuştur. Çocuk sayıları, çocuk evlerinde sevgi evlerine nazaran daha azdır.
Çocuk Islahevi (Çocuk Eğitimevi):
Suçlu çocuk, yürürlükteki ceza ya-salarına göre suç sayılan bir davranışı ortaya koyan, 18 yaşını doldurmamış kişidir. Çevresel etkenlerde çocuğun suç işlemsine sebep olan en yakın birim aile kurumudur. Çatışma ve kavgaların yaşandığı ailelerde ve özellikle ailesinden sevgi görmeyen, reddedilen çocukların diğerlerine göre suç işlemeye daha eğilimli oldukları görülmektedir. Yapılan araştırmalar suçlu çocukların evlerinde aşağıdaki koşullardan birine veya birkaçına rastlandığını göstermektedir:

 Ailenin diğer üyelerinin suçlu, aklaksız veya alkolik olmaları,
 Boşanma, ölüm veya terk nedeniyle ebeveynlerinden biri veya her ikisinin de yokluğu,
 İhmal, körlük veya bunun gibi fiziksel bir özür veya hastalık nedeniyle ebeveyn kontrolünün eksikliği,

 Evin çok kalabalık olması, aşırı baskı, kıskançlık, ihmal veya ebeveynlerinden birinin aşırı hâkimiyeti,
 İşsizlik ve yetersiz gelir gibi ekonomik baskılar ve annenin dışarıda çalışması.
Çevresel etkenlerden diğerleri ise; okul ortamının olumsuz şartları, arkadaş çevresi, küçük yaşta çalıştırılma, sokakta yaşama veya çalışma, televizyon dizileri ve yoksulluk olarak sayılabilir.
12 yaşını bitirmiş, 18 yaşını bitirmemiş olan (mevzuattaki şartları tamamlayanlar 21 yaşını bitirinceye kadar) suç işlemiş veya işletilmiş çocukların ıslah (yeniden sosyalleşme) edilmeleri maksadıyla mahkemece belirlenen belli bir süre için alıkonuldukları sosyal hizmet kuruluşudur. Bu kurumların amacı; çocukların, normal ve mesleki eğitimlerini devam ettirebilmeleri, sorumluluk sahibi bireyler olarak topluma kazandırılmaları, bedensel, ruhsal ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri, gelişimlerine ve toplumla barışık bir halde yaşayabilmeleri için gerekli donanımlara sahip olmalarına katkı sağlayacak bilgi, beceri, tutum ve davranışlar kazanmaları gibi işlevleri yerine getirmektir.
Bu kurumlarda eğitim- öğretim, sağlık, psiko-sosyal servis, serbest zaman kullanımı, sosyal-kültürel ve sportif faaliyetler ile dış dünya ilişkileri gibi hizmetler verilmektedir. Kurum içinde veya dışında herhangi bir eğitim ve öğretim programına devam eden ve 18 yaşını dolduran çocukların, eğitim ve öğretimlerini tamamlayabilmeleri bakımından 21 yaşını bitirinceye kadar bu tesislerde kalmalarına izin verilebilir. Islahevlerinde tutuklu bulunan çocukları tahliye sonrasına hazırlamak, toplumla uyumlarını sağlamak, eğitim sürecine devamlarını takip etmek sosyal servis ve sosyal hizmet uzmanının görevidir. Islahevindeki çocuklar daha çok hırsızlık, alkol, madde kullanımı ve cinsel içerikli suçlar işlemektedirler.
Çocuk Kulüpleri
Çocuk Kulüpleri daha çok temel eğitim çağındaki çocukların ders dışı saatlerini ve eğitsel durumlarını psiko-sosyal bakımdan en verimli bir şekilde geçirebilecekleri, en az 10–15 çocuktan meydana gelen, ev ödevlerinden oyuna değin çeşitli sosyal aktivitelerin yapılabileceği gündüzlü kuruluşlardır. Bu klüpler, 6–12 yaş grubu çocukların boş zamanlarını uygun programlar düzenleyerek değerlendirir ve bu suretle bakım ve korunmalarını sağlar. Bu kuruluşlarda çocuklar ev ödevlerini, grup çalışmalarını, araştırma ve incelemelerini, ödev çıktılarını ve projelerini takip etme gibi aktivitelerini rehber öğretmen veya sosyal hizmet uzmanının danışmanlığı ve gözetiminde yaparlar. Çocuklara ders çalışma alışkanlığı kazandırma, sosyalleşmelerine katkı sağlama, boş zamanlarını değerlendirme, kültürel aktivitelere katılma gibi sosyal faaliyetler sunulmaktadır.
Kreş ve Gündüz Bakımevleri
Gündüz çalışma durumunda olan veya çocuğunun sosyalleşmesi, eğitim, bakım ve beslenmelerinin sağlanması, fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişim süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için 0-6 yaş grubu çocukları için SHÇEK’ten izin alınarak açılan kreş ve gündüz bakımevleri daha çok özel kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Bu kuruluşlar, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununa dayanılarak çıkartılan 08 Ekim 1996 tarih ve 22781 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüpleri Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri doğrultusunda hizmet vermektedirler. Kreş ve Gündüz Bakımevleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinegöre bu kuruluşlarda istihdam edilen sosyal çalışmacının görev ve yetkileri şunlardır:
Kuruluşa başvuran aileler ve çocuklarla ön inceleme yaparak Sosyal İnceleme Raporu düzenlemek, Kuruluşa alınacak çocukların kabul işlemlerini yürütmek,
 Çocukların topluma yararlı kişiler olarak yetişmelerinin sağlanmasında ve sorunların giderilmesinde yardımcı olmak amacıyla “Sosyal Kişisel Çalışma” ve “Sosyal Grup Çalışması” yöntemleri aracılığı ile gerekli mesleki uygulamaları gerçekleştirmek ve bunlarla ilgili gerekli raporları düzenlemek,
 Aileler, çocuklar ve kuruluş arasında uyum sağlamak ve belirli aralıklarla ve gerektiği zamanlarda ailelerle çalışma yaparak gerekli önerilerde bulunmak,
 Aile ve çocuklarla ilgili sosyal faaliyetleri organize etmek,
 Sosyal ve Eğitsel Servis bünyesinde hazırlanan çocuklara yönelik psiko-sosyal gelişim programlarına katkıda bulunmak,
 Hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesi ve uygulanmasında görev almak,
 Kuruluş içi ve dışı kaynakları, kuruluş hizmetlerini geliştirici yönde kanalize etmek, kuruluşun çevreye ve topluma tanıtılmasını sağlamak, bu amaçla resmî ve gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapmak,
 Kuruluşun sağladığı olanaklar paralelinde hizmetin amacına uygun araştırma ve incelemeler yapmak
Çocuk Merkezi
Çocuk misafirhanesi denilen çocuk merkezleri, ebeveynin ihmali, eşler arası anlaşmazlık, aile içi şiddet, fakirlik, hastalık ve terk gibi değişik sebeplerden dolayı sosyal tehlikelere karşı korumasız durumda olan çocuklar için tesis edilen yatılı veya gündüzlü sosyal kuruluştur.
Koruma Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi
Koruma bakım ve rehabilitasyon merkezleri; suça yöneldikleri tespit edilen 7-18 yaş aralığında bulunan kız ve erkek çocukların davranış bozukluklarını gidermek amacıyla rehabilitasyon süreci tamamlanıncaya kadar geçici süre ile bakım ve korunmalarının sağlandığı, bu süreçte aile, yakın çevre ve toplum ile ilişkilerinin düzenlenmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü, çocukların cinsiyetlerine göre ayrı ayrı yapılandırılan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.
Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na göre “koruma ihtiyacı olan çocuk” bedensel, cinsel, zihinsel, sosyal ve duygulsal açıdan ihmal ve istismara muhatap olmuş ya da fiilen uğramış veya suç mağduru olmuş çocuklardır. Bu şekilde ihmal ve istismar edilen ve bu sebepten ötürü duygusal, sosyal, psikolojik açıdan sorun yaşayan çocuklar için koruma bakım merkezlerinden farklı olarak Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon merkezleri kurulmuştur. Bu merkezler; duygusal, cinsel ve/veya fiziksel istismara uğradıkları tespit edilen 7-18 yaşa aralığı kız ve erkek çocukların olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan travma ve/veya davranış bozukluklarını gidermek amacıyla sosyal rehabilitasyon süreci tamamlanıncaya kadar bakım ve korunmalarının sağlandığı, bu süreçte aile, yakın çevre ve toplum ile ilişkilerinin düzenlenmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü, kız ve erkek çocuklara yönelik ayrı ayrı yapılandırılan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır
Koruma Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri ile Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezlerinde mesleki çalışmaları koordineli bir şekilde yürütmek üzere sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci, psikolog ve psikolojik danışmandan oluşan sosyal servis ekibi görev yapmaktadır. Yönetmeliğin 9. Maddesi sosyal çalışmacının görev ve yetkileri şöyle açıklamaktadır.
1- Danışmanlık görevini yerine getirmek,
2- Sosyal servisteki görevleri yerine getirmek,
3- Çocukların ve ailelerin sosyal incelemelerini, mesleki çalışmalarını program dâhilinde planlayarak gerçekleştirmek, raporlarını hazırlamak ve dosyasında muhafaza etmek,
4- Tedbirlerin kaldırılması veya değiştirilmesini gerektiren durumlarda gerekli iş ve işlemleri yürütmek,
5- Sosyal çalışmacı görevlerini diğer meslek elemanlarıyla birlikte ekip çalışması içerisinde yürütür.
Çocuk ve Gençlik Merkezleri
Bu merkezler, eşler arası anlaşmazlık, ihmal, hastalık, kötü alışkanlık, yoksulluk, terk ve benzeri nedenlerle sokağa düşerek sosyal tehlike ile karşı karşıya kalan, sokakta yaşayan ve(ya) günün büyük bir vaktini sokaklarda geçirmek zorunda kalan çocuk ve gençlerin maruz kalabilecekleri sosyal tehlikelerden geçici süre ile psiko-sosyal iyileştirmelerinin yapılıp topluma yeniden kazandırılmaları yönünde çalışmalar yapılan yatılı ve gündüzlü kuruluşlardır.Sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporunda; çocuğun ailesinin ve yaşadığı çevrenin durumu, çocuğun merkez hizmetlerinden yararlanıp yararlanamayacağı, çocuğa, ailesine ve yakın çevresine ne tür hizmetlerin, ne kadar süreyle verileceği ve çocuğun gelişimi açısından uygun görülen müdahale yöntemleri ile önerilen görüş ve yaklaşımlara yer verilir.Çocuğun merkeze kesin kabulü ve merkezden ayrılışı İl Müdürlük Makamının onayı ile yapılır. Çocuk ve/veya gençlerin bu merkezden ayrılabilmeleri için merkez tarafından yürütülen çalışmalar sonucu rehabilitasyon süreclerinin başarıyla tamamlanması, rehabilitasyonları sağlanarak ailelerine döndürülmeleri, korunma altına alınmaları ve kendi yaşamlarını sürdürecek bir işe yerleştirilmeleri gerekir.
Çocuk ve Gençlik merkezleri, sosyal tehlikelerle karşı karşıya kalan, sokakta yaşayan ve sokakta çalıştırılan çocuk ve gençlerin rehabilitasyonları ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlamak amacıyla açılmıştır. Çalışma esasları 2828 Sayılı SHÇEK Yasasının 3. maddesi, 1997 yılında çıkan 572 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Çocuk ve Gençlik Merkezleri Yönetmeliği ve Yönergesi ile belirlenmiş ve uygulamaya koyulmuştur.
Merkezin görevleri şunlardır:
1-Sokakta yaşayan ve(ya) çalıştırılan çocukların, sokakta karşılaşabilecekleri her türlü tehlikeden korunması amacıyla gerekli sosyal hizmet programlarını hazırlamak ve uygulamak,
2- Çocuklarla ilgili her türlü yönetsel ve mesleksel kayıtları tutmak, belgeleri saklamak,
3-Çocukların ve ailelerin iş ve meslek sahibi edinmek üzere eğitilmeleri ve işe yerleştirilmesine yönelik gerekli çalışmaları yürütmek, ilgili kurumlarla işbirliği yapmak ve eşgüdümü sağlamak,
4-Ekonomik yoksunluk içerisinde olduğu tespit edilen çocukların ve ailelerinin, sosyal yardım kaynaklarından ve kurumlarından yararlanmalarını sağlamak,
5- Çocukların ve ailelerin durumlarını inceleyerek, koruma altına alınması gereken çocuklara ilişkin ilgili mevzuat doğrultusunda işlemleri başlatmak,
6- Çocukların sosyalleşmesini sağlayıcı her türlü sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikleri düzenlemek,
7- Sokakta yaşayan ve çalıştırılan çocuklara ailelerine ve topluma yönelik her türlü sosyal hizmet programlarını hazırlamak ve uygulamak,
8- Konuyla ilgili kamu ve gönüllü kuruluşlar ve kişiler ile işbirliği yapmak, eşgüdüm içinde çalışmayı sağlayıcı önlemleri almak,  Gezici ekipler aracılığıyla sokakta yaşayan veya çalıştırılan çocuklarla ilgili nicel ve nitel bilgileri toplamak; bu bilgilerin yorum ve değerlendirmesini yapmak; izlenecek strateji ve uygulanabilecek mesleki müdahale yöntem ve teknikleri belirlemek; bu doğrultuda gerekli mesleki çalışmaları yapmak,
9- Merkezde çalışan personele ve hizmetlerin yürütülmesinde birlikte çalışılan kurum, kuruluş ve kişilere yönelik sorun alanına ve uygulamalara ilişkin hizmet içi eğitim programlarını düzenlemek,
10- Sosyal hizmet kurum ve kuruluşları dışındaki birimlerle sağlık, eğitim, hukuk, ticaret, istihdam, sosyal güvenlik ve benzeri konularda her türlü mesleki ilişki kurmak, işbirliği yapmak ve eşgüdüm içinde çalışmak,
11- Merkezle ilgili her türlü yönetsel iş ve işlemi yerine getirmek, amaca uygun diğer çalışmaları yapmak, merkez kayıtları, çalışma raporlarını düzenli aralıklarla ilgili makamlara iletmek.
Gençlik merkezleri gençlerin problemlerinin çözümünde öncü ve rehber konumundadır. Bu merkezlerde gençlerin problemlerinin çözümü için yapılacak etkinliklerde ortak amaçlar şöyle izah edilebilir.
1- Gençlerin, gençlik merkezi yaşamı içinde etkililiğini sağlamak, aile, arkadaş ve sosyal çevredeki yaşamı üzerinde gencin belirleyici olmasına yardımcı olmak,
2- Gençlerin kendi yaşam ve yaşam kaynakları üzerinde denetim sahibi olmasına olanak sağlayarak üretkenliğini ve yaratıcılığını harekete geçirmek,
3- Gençlerin gençlik merkezinde ve sosyal yaşamda kendi gücünü ve egemenliğini kullanmasına olanak sağlayarak kendine yeterli hâle gelmelerini katkıda bulunmak ve onlara güçlerinin farkındalığını kazandırmak.
4- Gençlerin; çoğulcu, katılımcı demokratik anlayışla günlük hayatta insaca yaşamaları için koşullarını iyileştirmek,
5- Gençlerin ve gençlik merkezinin gelişme düzeyini yükseltmek için duyulan gereksinimleri karşılama koşullarını oluşturmak.
Yetiştirme Yurtları
Yetiştirme yurtları 13-18 yaş arası korunmaya muhtaç çocukları korumak, bakmak ve bir iş veya meslek sahibi edilmeleri ve topluma yararlı kişiler olarak yetişmelerini sağlamakla görevli ve yükümlü olan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Devlet, korunmaya muhtaç çocukları korumak, eğitimlerini sağlamak, topluma kazandırmak ve istihdam etmek zorundadır.
Yetiştirme yurtlarında kalan ve ergenlik döneminin başlangıç ya da ortasında bulunan gençlerin fiziksel, sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimlerine ilişkin birtakım ihtiyaçları ve sorunları bulunmaktadır. Aile ortamında yaşayamama, sorunlu gelişim sürecinde kışla tipi kurallı yaşamaya mecbur olma, aileleriyle ilişkileri kopuk olma, anne-baba sevgi ve merhametinden yoksun olma ve sorunlarını tek başına çözme zorunluluğu gençlerin ruhsal gelişimleri ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkilemektedir.
Bu yurtlarda, çocuk ve gençlerin barınma, giyim ve beslenme ihtiyaçları, genel olarak onlar reşit olana kadar karşılanmaktadır. Ancak, bu temel esas, korunma kararına sebep olan şartların ortadan kalkması hâlinde, kurum yetkililerinin teklifi üzerine mahkemece çocuk reşit olmadan önce kaldırılabileceği gibi, reşit olduktan sonra da çocuğun rızası alınmak şartıyla devamı hususunda karar verilebilir. Buna göre 18 yaşını tamamlamış olan korunmaya muhtaç çocuklardan, ortaöğretime devam edenler için 20 yaşına kadar, yüksek öğrenime devam edenler için ise 25 yaşına kadar korunma kararları uzatılabilmektedir. Ayrıca, öğrenimine devam etmeyen 18 yaşını doldurmuş çocukların bir iş veya meslek sahibi edilerek kendi kendilerine yeterli olabilmelerinin sağlanması maksadıyla 20 yaşına kadar korunma kararı uzatılabilmektedir. Bunun yanında, kız çocuklarından evlenenlere çeyiz ihtiyaçlarını karşılamak ve bir defaya mahsus olmak üzere, en yüksek devlet memuru aylığının bir buçuk katı tutarında evlenme yardımı yapılmaktadır. Yeni yapılanma ile yetiştirme yurtlarında kalan gençler çocuk evleri ya da sevgi evlerine yönlendirilmekte ve kendilerine aile ortamında yaşama alışkanlığı kazandırılmaktadır.
Yetiştirme yurtlarında sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve öğretmenden oluşan sosyal ve eğitsel servis, mesleki çalışmaları koordine etmektedir. Bu çalışmaların içinde çocuğun yurda kabulü, gerekli bakım ve yerleştirme hizmetleri, toplumla ilişkilerin ve gönüllü çalışmaların düzenlenmesi, psiko-sosyal gelişim programlarının hazırlanması, yurt ve çevre koşullarının dikkate alınması, koruyucu aile hizmetlerine yardımcı olunması, çocukların okul ve işyerlerindeki eğitim ve öğretim işleriyle ilgili hizmetlerin yürütülmesi gibi görevleri vardır.

Çocuk Mahkemeleri
Çocukların suça itilmesinin önlenmesi, gelişim gereklerine uygun bir şekilde özel olarak yargılanması büyük önem arz etmektedir. Bu özel yargılamayı çocuk mahkemeleri gerçekleştirmektedir.
Çocukları suç işlemeye iten risk faktörlerini şu başlıklar altında sayabiliriz.
1- Aile ve Ebeveyn: Aile en önemli risk ve tedavi faktörüdür. Birçok çalışma ailenin rolü üzerinde durmaktadır. Çocuğun sosyalleşme süreci, ailenin büyüklüğü, aile içi etkileşim, annenin çalışması, ailenin sosyo-ekonomik durumu, babanın alkol ve uyuşturucu kullanması veya ebeveynlerin madde kullanımı ile ilgili tutum ve düşünceleri suç işleme yönünde olması ve aile içinde başka suçlu bireylerin varlığı suç işleme eğilimini artırmaktadır. Bu konuda koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması sorunun çözümü için daha kalıcı ve etkili bir yöntemdir.
2- Arkadaş Grubuna Bağlı Etkenler: Arkadaş öbeklenmesi çocukların en rahat olduğu, gençlerin farkına varmadan etkilendiği ve doyum aldığı ortamlardır. Kötü alışkanlıklar bu ortamlarda kolay edinilmektedir. Suçun tek başına işlenme riski daha azdır. Ortak tavır ve birbirinden alınan güç riski artırmaktadır. Arkadaş grubunun ilgi ve uğraşı alanlarının kontrol edilmesi ve yönlendirilmesi gerekir.
3- Biyolojik Etkenler: Genetik yüklülük, suçluluğa verilen fizyolojik tepkiler ve ergende var olan nöropsikolojik eksiklikler riski artırır.
4- Bireysel Etkenler: Erken çocukluk döneminde öfkeli, sinirli ve erken yaşlarda davranış sorunları olan kişilerde suç işleme daha fazladır. İçine kapanık, duygularını ifade etmekte güçlük çeken, kendini ortaya koyamayan gençlerde madde kullanımı ve bağımlılık riski yüksektir.
5- Sosyal ve Çevresel Etkenler: Düşük sosyo-ekonomik düzey risk etkenidir. Nüfusun çok ve fiziksel şartların kötü olması da suçlu davranışı için bir risktir.
Çocuk mahkemeleri, çocuk suçluluğunu kontrol altına almakla beraber onların sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamak ve yeniden suç işleme ihtimalini ortadan kaldıracak manevi atmosfer oluşturmakla yükümlü 18 yaşın altındaki çocuk ve gençler için hassas yargılama sürecini gerçekleştiren mahkemedir.
Çocuk mahkemesinin temel felsefesi şu esaslar etrafında toplanır
1- Ceza için rehabilitasyona yönelik olmak,
2- Çocuklar olgunlaşmadıkları için onlara yetişkin suçlu gibi davranmamak,
3- Suçlu olduğu kabul edilen çocukları, ıslah edici bir kuruma yerleştirilmektense gözetim altına almak,
4- Çocukları sorunlarını anlayacak bir mahkemeye göndermek.
Çocuk mahkemesinin sağladığı faydalar şunlardır.
1- Çocukların bakımı, gözetimi ve disiplini,
2- Çocuk olarak yardım, cesaretlendirme ve rehberlik ihtiyaçlarının karşılanması,
3- Çocuğu çocuk mahkemesindeki bir yargılamadan dolayı ne bir suçlu olarak saymak ne de böyle bir yargılamayı mahkûm etme olarak kabul etmek.
Çocuk mahkemelerinde görevliler hâkim, uzmanlar (öncelik sırasına göre sosyal hizmet uzmanı, yardımcısı, pedagog, psikolog, psikiyatrist), savcı ve avukattır. Çocuk mahkemelerinde hâkimin görevi, oldukça hassastır. Hâkimin görevini başarıyla yerine getirebilmesi için çocuk psikolojisini tanıması, çocuk suçlulara hitap etmeyi bilmesi, onlara şefkatli bir dost ve koruyucu gibi görünmesi
gerekmektedir. Çocuk mahkemelerinin uzmanları, bu çocukların evde, okulda, sokakta ve başka yerlerdeki yaşamlarını, hareketlerini izleyerek mahkemeye düzenli olarak rapor gönderirler. Bu raporlar, çocukların mahkemedeki fişlerine eklenir. Hâkim onları inceleyerek daha önce verdiği kararları değiştirebilir. Sosyal hizmet uzmanı sosyal inceleme raporları aracılığıyla çocuk mahkemesi ile toplumdaki diğer kaynaklar arasında bir köprü görevi üstlenir.
Çocuk mahkemelerinin görevleri: 18 yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlenen ve genel mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili davalara bakmak, kanunda yazılı tedbirleri almak, kanunla verilen diğer görevleri yapmak.
Çocuklar hakkında uygulanacak tedbirler: Veliye, vasiye veya bakıp gözetmeyi üzerine alan akrabadan birine teslim, bakıp gözetmeyi üzerine alan güvenilir bir aile yanına yerleştirme, bu maksatla kurulmuş çocuk bakım ve yetiştirme yurtlarına veya benzeri resmî yahut özel kurumlara yerleştirme, genel ve katma bütçeli daireler, mahalli idareler, bankalar, İktisadi Devlet Teşekkülleri ve bunların ortaklıkları tarafından kurulmuş fabrika, müessese veya ziraat işletmeleri veya benzeri teşekküllerle işyerlerine yahut meslek sahibi bir usta yanına yerleştirme.
Çocuk mahkemelerinin cezaları: Resmî veya özel bir hastaneye veya tedavi evine yahut eğitimi güç çocuklara mahsus kurumlara yerleştirme, fiili işlediği zaman 11 yaşını bitirmemiş olan çocuklar hakkında kovuşturma yapılamaz ve ceza verilemez. Fiili işlediği zaman 11 yaşını bitirmiş olup da, 15 yaşını doldurmamış olan küçükler hakkında 20. maddeye göre yapılan inceleme, ceza tertibini gerektirmiyorsa mahkemece 10. maddede yazılı tedbirlerden biri uygulanabilir.
ÖZÜRLÜLERE YÖNELİK SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI
2006 tarihli “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği”ne göre özürlü, “doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi” olarak tanımlanmaktadır.
Özürlü türleri ortopedik özürlü, görme özürlü, işitme özürlü, konuşma özürlü, zihinsel özürlü ve ruhsal özürlü olmak üzere altı kısma ayrılabilir. Tüm bu özür grupları için bakım ve rehabilitasyon merkezleri vardır. Ayrıca evde bakım hizmetleri çerçevesinde aile yanında ailesi veya kurumlar tarafından evde bakım üniteleri ve kuruluşları vardır.
Özürlüler Rehabilitasyon Merkezi
Özürlüler Rehabilitasyon merkezleri, özürlülüğün olumsuz tezahürlerini ve etkilerini özel tıbbi, teknik, pedagojik yardımlar ve destekler aracılığı ile olabildiğince asgariye indirmeyi hedefleyen, özürlülerin, özürlülükleriyle birlikte mesleki ve sosyal hayata mümkün mertebe geniş bir biçimde katılabilmelerini sağlayan, özel tıp (fizik tedavi) ve özürlü dostu meslek alanlarında ihtisaslaşmış kurum ve kuruluşlardır.
Özürlülere Yönelik Rehabilitasyon Türleri:
1- Tıbbi Rehabilitasyon: İlk aşamada tıbbi tedavi yöntemlerine başvurulmaktadır. Sağlıkla ilgili tedaviler hekimler tarafından yapılmaktadır.
2- Mesleki Rehabilitasyon: İkinci aşamada özürlü kişide, çalışma kabiliyetinin yeniden kazandırılabilir ümidi görülmesi halinde, kendisine mesleki yönlendirme çerçevesinde mesleki eğitim programları sunulmaktadır. Rehabilitasyon hizmetlerinin her biri, özürlünün hayata yeniden bağlanabilmesi açısından hayat kalitesini olumlu bir biçimde etkilemektedir.
3- Psiko-Sosyal Rehabilitasyon: Psikolojik ve sosyal nitelikli rehabilitasyon hizmetleri özürlülerin, toplumun sosyo-kültürel yaşantısı içinde eşit bir fert olarak yer alabilmelerini sağlamaktadır. Serbest zamanların değerlendirilmesi açısından özürlü gruplara, spor, seyahat, eğlence, tatil ve dinlenme imkânlarının sunulması gerekmektedir.
Anne ve babası ölmüş, ekonomik ve sosyal yoksunluk içinde olan özürlüler, ileri derecede zihnî, ruhi ve bedenî özürlü olan anne ve(ya) baba sahip, sosyal ve ekonomik yoksunluk içinde olan özürlüler, birden fazla özürlüye sahip, ekonomik ve sosyal yoksunluk içinde olan özürlüler, boşanma veya terk sonucu, ekonomik ve sosyal yoksunluk içinde olan anne veya babaya sahip özürlüler, anne ve babası ölmüş veya anne-babası bulunan ve ekonomik gücü olup, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretli yararlanabilecek durumda olan özürlüler rehabilitasyon merkezlerinin sağladığı hizmetlerden yararlanmaktadırlar.
Özürlülere yönelik rehabilitasyon hizmetlerinin hedefleri şunlardır :
1- Özürlüye, kendine yeterli olması, toplumla kaynaşması, insan haysiyetine yaraşır hayat şartlarına sahip olması konusunda kendisine imkânlar sağlamak.
2- Özürlünün kendine karşı olan güvenin sağlanmasına, sakatlığı ile birlikte yaşamasına, toplumun sosyal ve ekonomik hayatına katılmasına yardımcı olmak.
3- Tıbbi yardımlar yapmak, mesleki eğitim ve işe yerleştirme bakımından, özürlülerin özürlülükleri sebebiyle uğradıkları eşitsizliği düzeltmek, fırsat eşitliği çerçevesinde kendilerine uygun çalışma ortamını hazırlamak.
Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri
B edensel, zihinsel ve ruhsal özürleri nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olan kişilerin, fonksiyon kayıplarını gidermek ve toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmasını sağlayan beceriler kazandırmak veya bu becerileri kazanamayanlara devamlı bakmak üzere kurulan sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Sosyal sorunlu çocuklar için geliştirici, eğitici ve sosyal faaliyetlere öncelik verilmekte, yetişkinler için ise, yeni bir vasıf elde etme de dâhil, ücretli olarak çalışsın veya çalışmasın, çalışma kapasitesinin yeniden kazandırılmasına ağırlık verilmektedir. Bu kurumların hedefi belirli işlevleri sınırlanan kişilere en uygun araçlarla ve değişik yöntemlerle, bu işlevlerin yeniden kazandırılmasını ya da kişilerin bu işlevsel sınırlanma sebebiyle uğradıkları kayıpların giderilmesini sağlamaktır.
Aile Yanında Bakım
Özürlülerin aile yanında bakımı iki ayrı şekilde değerlendilebilir. Birisi aile içinde bakım parası karşılığında yakınları tarafından bakım, diğeri ise, ailenin yanında kurum bakımı. Her iki bakımda evde bakım hizmetlerine girmektedir.
Evde bakım özürlü, yaşlı, süreğen hastalığı olan veya nekahet dönemindeki bireyleri bulundukları ortamda destekleyerek, sosyal yaşama ayak uydurabilmelerini sağlamak, yaşamlarını mutlu ve huzurlu bir biçimde sürdürerek toplumsal entegrasyonlarını gerçekleştirmek, bakıma gereksinim duyan bireyin aile üyeleri ve özellikle de ailedeki kadın üzerindeki yükünü hafifletmek için birey ve aileye sunulan psiko-sosyal, fizyolojik ve tıbbi destek hizmetleri ile sosyal hizmetleri içeren bir bakım modeli şeklinde tanımlanmaktadır. Evde bakım hizmetleri, birey ve ailesinin fiziksel, duygusal, sosyal, ekonomik ve çevresel tüm boyutları ile dikkate alınmasını gerektirdiğinden ekip çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Yaşlının sağlık durumu ve bakım gereksinimlerine göre hekimler, hemşireler, ev ekonomistleri, eczacılar, sosyal çalışmacılar, psikologlar, fizyoterapistler, konuşma terapistleri, uğraşı terapistleri, bakım elemanları gibi farklı meslek grupları bakımda rol almaktadır.
Evde bakım hizmetleri üç kısma ayrılır:
1- Tıbbi bakım,
2- Sosyal bakım,
3- Manevi bakım.
Özel bakım merkezlerinde, “Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliğinin” 28. maddesinin 2’ nci fıkrasında gece ve tatil günlerinde her bir vardiyada nöbet sorumlusu olarak mesleki personel veya sağlık personeli ile bir güvenlik görevlisi ve her altı bakıma muhtaç özürlüye bir bakıcı personel istihdam edileceği belirtilmiştir.Özel Bakım Merkezlerinde vardiya ile 8 saatlik zaman dilimleri kastedilmektedir. Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliğinin 41’ inci maddesinin 1’ inci fıkrasının (e) bendinde “ Bedensel, zihinsel ve ruhsal bakıma muhtaç özürlülerin mümkün olduğunca yaş ve cinsiyetleri de dikkate alınarak farklı merkezlerde bakılmasına özen gösterilir. Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliğinin 41. maddesinin 2’ nci fıkrasında merkez aracılığıyla bakıma muhtaç özürlü bireyin ikametgâhında bakım hizmetinin (evde sosyal bakımın) verilebileceği, bu durumda merkez bünyesinde birer mesleki personelden ve bir sağlık personelinden evde bakım hizmet birimi oluşturulabileceği belirtilmiştir.
Özel Eğitim Kuruluşları
Özel eğitime muhtaç kişiler, çeşitli sebeplerle ferdî özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyden fark edilebilir farklılıklar gösteren ve bundan dolayı da genel ve mesleki eğitim alanında özel eğitime ihtiyaç duyan, genelde eğitilebilir veya öğretilebilir durumunda olan zihnî özürlü, yetişkin insanlardır. Bu şartları taşıyan bireylere verilen eğitime özel eğitim denmektedir.
Özel eğitime muhtaç çocukların eğitim ve öğretimleri konusundaki sorumluluklar, Millî Eğitim Bakanlığına verilmiştir
Özel eğitim gerektiren durumlar zihinsel özürlülük, işitme ve görme yetersizliği, ortopedik yetersizlik, sinir sisteminin zedelenmesi ile ortaya çıkan yetersizlik, dil ve konuşma güçlüğü, özel öğrenme güçlüğü, birden çok alanda yetersizlik, duygusal uyum güçlüğü, otizm, süreğen (kronik) hastalık, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu olarak sayılabilir.
Bu kurumların hedefleri: Özel eğitime muhtaç kişilerin toplum içindeki sosyal rollerini gerçekleştirebilmelerine, başkaları ile iyi sosyal diyalog kurabilmelerine, işbirliği içinde çalışabilmelerine ve çevrelerine sosyal uyum sağlayabilmelerine yardımcı olmak. Kendi kendilerine yeterli ve mümkünse özel mesleki rehabilitasyon programları ile istihdam edip üretici olmalarına yardımcı olmak. Temel yaşam becerilerini gerçekleştirebilmelerine destek vermektir.
Özel eğitime ihtiyaçlı kişilerin tanılama süreçleri:
1- Tıbbi Tanılama: Vücut fonksiyon kayıp oranının % 40 ve üzerinde olması
2- Pedagojik (eğitsel) Tanılama: Tıbbi ve psikometrik verilerin dikkate alınarak, yetersizliğin eğitim sürecini etkilemesi ihtimalinin belirlenmesi ve kişinin dil, kognitif, duygusal, sosyal ve motor beceri düzeylerine yönelik bilgilerin toplanarak, kişinin özel eğitime ihtiyaç duyup duymadığını tespit etmek.
3- Yerleştirme: Kişinin durumuna ve gelişim seviyesine uygun bir (mesleki) eğitim kurumuna gönderilmesidir.

 SOSYAL HİZMET – ÜNİTE 13

SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI -2

KADIN VE AİLELERE YÖNELİK SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI:
*Kadın ve ailelere yönelik sosyal hizmetler aile danışma merkezleri, toplum merkezleri, kadın konuk evleri, aile danışma ve rehabilitasyon merkezleri ve aile mahkemeleri aracılığı ile meslek elemanları tarafından yürütülmektedir.
*Bu alanda verilen hizmetler Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ilgili Genel Müdürlükleri, yerel yönetimler, özel kuruluşlar ve sivil toplum kuruluları tarafından sağlanır.
*Ailelere yönelik sosyal hizmetin amacı, aile yaşamının güçlenmesine, korunmasına, aile sorunlarının önlenmesi ve çözümüne, aile üyelerinin aile birliği içinde sağlıklı gelişme ve doyurucu yaşam sürmelerine, ailenin toplumda uyumlu bir birim olarak işlemesine yardımcı olmaktır.
#AİLE DANIŞMA MERKEZLERİ
*Bu merkezlerin amacı; aile hayatının ve ailenin işlevlerinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi yoluyla ailenin refahı, mutluluğu ve bütünlüğünün sağlanması, uyumlu aile ilişkilerine katkıda bulunması, aileyi bir arada tutan bağların kuvvetlendirilmesi, aile üyelerinin kişiliklerinin sağlıklı biçimde gelişmesidir.
*Aile danışma merkezleri bireylerin birey olma potansiyellerinin güçlendirilmesi ve toplumsal yaşama uyumlarının sağlanması, sağlıklı çocuk yetiştirme bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi ile aile sisteminde özgürlük, sorumluluk ve toplumsal değerler arasında bir denge sağlaması hedeflenmektedir.
Görevleri:
Aile bireyleri arasında sorunların çözümüne yardım etmek
Bireylere aile ve evlilik hayatı hakkında bilgi vermek
İşsizlik ve işe yerleştirme konusunda yol göstermek
Evlilik çağına gelen kızlara evlilik hakkında bilgi vermek
Aile içi iletişimi hakkında bilgi vermek

*Aile danışma merkezleri son zamanlarda Aile Terapi Merkezi diye de adlandırılmaktadır.
*Aile terapisi: aile üyelerinden bir veya bir kaçının hal ve hareketlerinin ailevi huzuru, münasebetlerini ve geçimini tahrip edecek seviyeye vardığı durumlarda profesyonel sosyal danışmanlar tarafından yürütülen bir tedavi programıdır.

#EVLİLİK DANIŞMANLIĞI
*Evlilik danışmanlığı ve terapisinde, evlilik sürecindeki ve eş olmakla ilgili sorunlarda, insani, kültürel, bilimsel ve yararlılığı kanıtlanmış yaklaşımlar ve uygulamalardan yararlanılır. Karşılaşılan sorunların etkili ve kalıcı bir şekilde çözümüne, eşlerin eş olabilme becerilerinin, yaşam kalitelerinin ve tatminlerinin geliştirilmesinde psiko-sosyal hizmet sunar.

#AİLE EĞİTİMİ
*Aile huzurunun temini amacıyla, aile yuvasını kurma teşebbüsünde bulunan kişilere veya kurulmuş olan aileye kamu kurumları veya gönüllü dini uzman kuruluşlar tarafından planlı-programlı bir şekilde yapılan eğitim desteğidir.
*Bu eğitim programları, aile üyelerinin kendilerine ait eğitim sorumluluklarını üstlenmeleri, aile içi barış ve sevgi hakim olması, aile içi sorunların çözümü için demokratik ve istişare yöntemlerinin kullanılması, aile kültürünün pekiştirilmesi suretiyle boşanmalar ve sosyal maliyetlerin azalmasına katkı sağlamaktadır.

#KADIN DANIŞMA MERKEZLERİ
*Şiddete maruz kalmış ve risk altındaki kadınların ihtiyaçları doğrultusunda ücretsiz danışmanlık hizmeti veren kuruluşlar.

#AİLE DANIŞMANLIĞI
*Aile içi şiddet, çocukların ihmali, kuşak çatışması, komşu ve akraba ilişkilerinin bozulması, ayrılma veya boşanma tehlikeleri gibi sorunların oluşumunda aile danışmanı önemli roller üstlenir.(sosyal psikolog, sosyal pedagog, sosyal hizmet uzmanı, aile danışmanı, din adamı)

#KADIN VE ERKEK KONUKEVLERİ
*Konukevlerinde barınma süresi azami 3 aydır.
*Kadın güçlendirilerek hayatın kontrolünü ve varsa çocuklarının sorumluluğunu yeniden alması konusunda kendine destek olunmalıdır.
*Bu alanda hizmet sunanların sorumluluğu kadına ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilecek güce kavuşmaları için bilgi ve becerilerini geliştirici desteği vermek ve var olan olanaklardan yararlanmalarını sağlamaktır.
*Bu merkezlerin yerleri güvenlik açısından gizli tutulmaktadır.
*Bu kurumdaki sosyal çalışmacının görevleri:
Sığınma evine uyum sağlamalarına yardımcı olmak
Sığınma evinden sonraki yaşamlarında kadınların kendi ayakları üzerinde durabilmelerini sağlayacak iş ve meslek edinmelerini sağlayacak kurum ve kuruluşlarla bağlantıya geçmek
Kadınların hukuki sorunlarında yardımda bulunmak ve sorunun çözülmesi için çalışmalar yapmak

#TOPLUM MERKEZLERİ
*Hızlı toplumsal değişme, kentleşme ve göçün yarattığı sorunlar doğrultusunda, bireylerin veya toplumun sorunlarla baş edebilmeleri ve bireylerin katılımcı, üretken ve kendine yeter hale gelmesi amacıyla koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici işlevlerini, bir arada ve en kolay ulaşılabilir biçimde sunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarıdır.
*Temel amacı, insanları birbirine kaynaştırmak ve işbirliği içinde ilişkilerini geliştirmektir.
*Toplum merkezlerinde çalışma yöntemleri:
1) Sosyal kişisel çalışma: suçluluk, sakatlık, okul başarısızlığı, yoksulluk, aile çözülmeleri, yaşlılık ve işsizlik gibi sorun alanlarını içerir.
2)Sosyal grup çalışması: bu yöntem boş zamanları değerlendirici grup faaliyetlerinde grubun dinamiğini, ilişkilerini değiştirmek, ortak karar almalarını kolaylaştırmak, iş birliği ve güven duygusu içinde çalışmalarını sağlamak amacıyla kullanılır.
3)Toplumla çalışma: bu yöntem insanların temel gereksinimlerini karşılayabilmek için eşit haklara sahip olduklarına inanır ve toplumdaki ortak sorunlarla ilgili karar alınmasında tüm üyelerin sorumlu olduğunu kabul eder.


#AİLE MAHKEMELERİ
*Aile mahkemesi: aile fertlerinin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarının karşılanması kapsamında koruyucu, eğitici, destekleyici ve uzlaştırıcı hizmetlerin sağlanması maksadıyla oluşturulan mahkemelerdir. Mahkemelerde hakimin yanında sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve pedagog yer alır.
*Aynı aile ortamında veya aynı çatı altında yaşayan, özellikle kadın ve çocukların şiddete karşı korunmasını öngören 1998 tarih ve 4320 sayılı kanun ailenin korunmasını sağlamaktadır.

YAŞLILARA YÖNELİK SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI

#HUZUREVLERİ
*Sağlıklı yaşlıları huzurlu bir ortamda korumak ve bakmak, sosyal, fiziksel ve moral ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından kurulan ve 24 saat yatılı hizmet veren, en az 20 kapasiteli sosyal hizmet kuruluşlarıdır.

#HUZUREVİ TAŞLI BAKIM VE REHABİLİTASYON MERKEZLERİ
*60 yaş ve üzerindeki muhtaç yaşlıları korumak, bakmak, sosyal psikolojik ve fiziksel gereksinimlerini karşılamak, sürekli bakıma ve rehabilitasyona gereksinim duyanlara bakım ve rehabilitasyon hizmeti vermekle görevli ve yükümlü olan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.

#YAŞLI HİZMET MERKEZLERİ
*Yaşlı bireylerin hayat kalitesinin arttırılması maksadıyla gündüzlü bakım ve evde bakım hizmeti sunmak üzere açılan ve faaliyet gösteren merkezlerdir.
*Evde bakım hizmeti: akıl ve ruh sağlığı yerinde olan, tıbbi bakıma ihtiyacı olmayan ve herhangi bir özrü bulunmayan yaşlılara sunulan hizmettir.
*Kurum bakımı: korunmaya ve bakıma muhtaç yaşlıların sağlık, sosyo-ekonomik ve psikolojik gereksinimlerinin yetişmiş kişilerce karşılandığı, onların refah ve mutluluğunu temel alan hizmet türüdür.

#YAŞLI DAYANIŞMA MERKEZLERİ
*Evlerinde yalnız yaşayan ya da aileleriyle birlikte yaşayan 60 yaş ve üstündeki insanların sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını gidermede destek sunan gündüzlü kuruluşlardır.

ÇOK AMAÇLI SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI

*Aynı yerleşkede veya binada, birden çok sosyal hizmet kuruluşunun tek yönetim ve denetim altında kurulmasına ve çalışmasına imkan tanıyan sosyal hizmet kuruluşlarıdır.
*Mevcut sosyal hizmet kuruluşları, doğal afetler, göçler ve çeşitli ekonomik, sosyal ve kültürel gereksinimler sebebiyle, geçici olarak çok amaçlı kuruluşlar şeklinde işlev görebilir.


#BARINMA EVLERİ
*Evsiz, sokakta kalmış, evlerinden kısa vadeli kaçmış kişilerin durumlarındaki aciliyet ortadan kalkıncaya kadar geçici olarak barındıkları kuruluşlardır.
*Evsizler, evsizlik sürelerine göre 3 grupta incelenir:
1-Epizodik Evsizler: evsiz kalabilme olasılığı yüksek olan ve zaman zaman evsiz kalan kişilerdir.
2: Geçici Evsizler: evsizlik süresi çok uzun olmayan kişilerdir.
3-Kronik Evsizler: uzun zamandan beri evsiz olan kişilerdir.

***Evsiz ve barınma evlerinde konaklayacak kişilerin bakım ve barınma süreçleri:
a) Acil Yardım Hizmetleri: barınma, yiyecek, giysi ve parasal yardım.
b) Geçiş hizmetleri: iş yardımı, sosyal hizmetler, sağlık hizmetleri, ruh sağlığı hizmetleri ve eve geçiş yardımını kapsar.
c) Dengeleyici Hizmet: ev hazırlık programı, iş ve destekleme hizmetlerinden oluşur.
d) Destekleyici veya kalıcı hizmetler: evsizlerin süreç sonunda sürekli kalabilecekleri ve alışmaları gereken ortamı hazırlayan hizmetlerdir.


ÖZEL SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI

*Özelleştirme: devlet mekanizmasının sahip olduğu ticari ve sanayi teşebbüslerin mülkiyet, yönetim ve denetimlerini tamamen veya kısmen özel kişi ve kuruluşlara devredilmesi durumudur.
*Neo-liberal akım, mülkiyetin tabana yaygınlaştırılmasının, demokratikleşme anlamına geleceğini, fertlerin politik anlamdaki özgürlüklerinin, ancak özel mülkiyet sahipliğine bağlı olarak gerçekleşebileceğini savunmaktadır.
*Özelleştirmenin amaçları:
 Ekonomik amaçlar
Mali amaçlar
Toplumsal amaçlar
Siyasi amaçlar

YEREL YÖNETİMLER
*İl, belediye ve köy halkını yerel ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan, organları seçimle iş başına gelen kamu tüzelkişilikleridir.
*3’e ayrılır: il özel idareleri, belediye idareleri ve köy idareleri.













 SOSYAL HİZMET- ÜNİTE 14

SOSYAL HİZMETLERİN GELECEĞİ

DEMOGRAFİK DEĞİŞİME BAĞLI SOSYAL HİZMETLERİN GELECEĞİ
*Tıp alanındaki yeniliklerle birlikte sağlık hizmetlerindeki gelişmeler, doğumda beklenen yaşam sürelerini artırmıştır.
*Hemen her ülkede genç nüfus azalırken yaşlı nüfus artmaktadır. Buna bağlı olarak bakıma muhtaç yaşlılara bakacak insan sayısı da azalmaktadır.

TOPLUMSAL DEĞİŞİME BAĞLI SOSYAL HİZMETLERİN GELECEĞİ
*Sanayileşmeyle birlikte ekonomik yapı toplumsal yapıyı da etkilemiştir. Kadının iş hayatına katılmasının yanı sıra, evlenme oranlarının düşmesi ve boşanma oranlarının artması aile yapısını değiştirmektedir. Bunun yanında çocuklarıyla beraber yaşayan yaşlıların oranının hızla azalmasıyla yaşlılara verilen geleneksel bakım hizmetleri azalmaya başlamaktadır. Tüm bunların bir sonucu olarak, özellikle gelişmiş ülkelerde profesyonel düzeyde verilen evde bakım hizmetlerine doğru bir eğilim gözlenmektedir.

BAKIM GÜVENLİĞİ AÇISINDAN SOSYAL HİZMETLERİN GELECEĞİ
*Bakım güvenliği; genel anlamda bakım güvence modelleri, dar anlamda bakım sigortası kapsamında sağlanan tıbbi, sosyal ve manevi bakım hizmetlerinin kaliteli bir şekilde yürütülmesine yönelik bir güvence sistemidir.
*Bakım güvence modeli içinde 2ye ayrılır:
a)primsiz model: bakıma muhtaç kişilere, genel vergilerden finanse edilen kamusal sosyal yardım ve sosyal hizmetler vasıtasıyla bir sosyal güvence sağlanmaktadır.
b)primli model: sosyal sigortalar sistemi içinde bakım sigortası ihdas edilmektedir. Dünyada ilk kez 1995 yılında Almanya’da yürürlüğe giren bakım sigortası hizmetlerinin finansmanını, işçi ve işverenlerden alınan primlerden sağlanmaktadır.
*Türkiye’deki sorunlar:
sosyal hizmet odaklı bakım anlayışının yetersizliği
profesyonel bakıcıların sosyal ve niteliksel yetersizliği
bakıcı aile fertlerinin sorunları
kurumsal bakım hizmetlerinin yetersizliği

*Bakıma muhtaç kişilere, ihtiyaç duydukları bakım hizmetlerinin sosyal hizmetler sistemi içinde planlı ve programlı olarak götürülebilmesi için bazı stratejik adımların atılması gerekir:
Evde bakım hizmetleri geliştirilmelidir.
Kurumsal bakım hizmetleri geliştirilmelidir.
Bakım eğitim programları geliştirilmelidir.
Bakım güvence sistemi geliştirilmelidir.





YENİ PARADİGMALAR ÇEVRESİNDE SOSYAL HİZMET EĞİTİMİNİN GELECEĞİ
*Paradigmalar; sosyal hayatı ve olayları, farklı şekilde görmemizi ve daha iyi anlamamızı sağlayan, bu alanda numune teşkil edebilecek teknik yöntem veya kavramsal ifadelerdir.
*Zürich Ekolü tarafından geliştirilen teorilerin özellikleri:
1-Sosyal Hizmet Odaklı Sistem Teorisi: insan davranışları ve sosyal sistemlerle ilgili ampirik bilimsel bilgilerden yola çıkarak, sistem teorisi ekseninde geliştirilen sosyal çalışma yaklaşımlarıdır.
2-Sosyal Sorunlar Teorileri: genel teoriler içinde yer alan onlara destek veren parça bir modeldir. Sosyal sorunlar teorileri, sosyal sorunlar ekseninde gerek bireyse (mikro), gerekse toplumsal(makro) boyutuyla geliştirilen farklı teorik yaklaşımların bütünüdür.


SOSYAL ÇALIŞMA + SOSYAL PEDAGOJİ = SOSYAL PEDAGOJİ ODAKLI
(SOSYAL HİZMET) ÇALIŞMA EĞİTİMİ

*Sosyal pedagojik çalışma olarak ifade edilen disiplinler arası eğitim programı
= Sosyal Çalışma (sosyal hizmet)
= Sosyal Pedagoji
= Sosyo-kültürel Çalışma ve Teşvik , unsurlarından oluşur

*Sosyo-kültürel çalışmanın 2 ana gayesi vardır:
1) kişileri günlük hayatın, rutin akışın dışına çıkmalarına imkan vermek
2) sosyalleşme sürecinde sorun yaşayan sosyal gruplara sanat ve kültür yoluyla hayata intibak konusunda destek sağlamak.

*Sosyo-kültürel teşvik programlarının 3 ana hedefi:
1= kişilerin, birbirlerine sosyal olarak bağlı kalarak, şahsi hedefler ve beklentiler doğrultusunda ortak hareket etmeleri sağlanır.
2= kişinin şahsiyeti ön planda tutularak, aidiyet hissi geliştirilir.
3= projelerle desteklenen ortak sosyo-kültürel faaliyetlere mesleki yönden destek sağlanır.

*Almanya’da 180 üzerinde Meslek Yüksek Okulu, multi-disipliner sosyal hizmet ana bilim dalına bağlı dört yıl eğitim veren birçok alt bilim dalı oluşturmuştur:
 sosyal çalışma
sosyal pedagoji
sosyo-kültürel teşvik
saglık ve sosyal hizmetler (tıbbi sosyal hizmetler)
 androgoji (yetişkinler eğitimi )
 geragoji (yaşlılar eğitimi )
 özel eğitim ve rehabilitasyon
 sosyal ilahiyat (manevi sosyal hizmetler )
 sosyal yönetim
 sosyal hizmet hukuku



YENİ İHTİYAÇLAR DOĞRULTUSUNDA SOSYAL HİZMET MESLEĞİNİN GELECEĞİ
*Sosyal Hizmet mesleği toplumun bütün sosyo-ekonomik ihtiyaçlarına karşı sorumlu olduğu gibi yeni sosyal sorunları da göğüsleyebilecek güçte olmalıdır.
*Sosyal hizmetlerde genelci bir yaklaşımdan ziyade özel ihtiyaçları görebilen belirli alanlara ve gruplara yönelik spesifik eylem yöntemleri geliştirebilen ve bunları ustaca uygulayabilen meslek uzmanlarına ihtiyaç duyulacaktır.


SOSYAL BAKIM ELEMANI:
 Bakıma muhtaç kişilere sosyal hizmet ekseninde kaliteli bakım hizmet verebilecek nitelikte bir uzmandır.
Görevleri:
= günlük yaşam aktivitelerine destek vermek
= öz bakıma ve kişisel temizliğe yardımcı olmak
= tuvalet ve banyo desteği sağlamak
= giyinme ve soyunma desteği sağlama
= beslenme ve egzersiz desteği sağlamak

YAŞLI BAKIM ELEMANI:
 Yaşlı bakım hizmetleri kapsamında özellikle yaşlılığa bağlı bunama gibi değişik psikolojik ve ruhsal hastalıklara yakalanan kişilerin özel bakımı gittikçe önem kazanmaktadır.
 Yaşlı bakım hizmetleri eğitimi kapsamında öğrencilere temel bakım ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili bilgilerin yanında psiko-sosyal ve rehabilite edici yöntemler sunulmaktadır.

ERGOTERAPİST (UĞRAŞI UZMANI )
 Ergoterapist, hastalığın oluşturduğu fonksiyon kaybını azaltmak, sosyal hayatı yeniden dizayn etmek ve performansı artırmak veya farkında olunmayan yetenekleri hastalığa rağmen ortaya çıkarmak ve desteğe muhtaç kişinin sosyal yaşantısında bunları kullanılabilir hale getirmek için yapılan sosyo-pedagojik ve kültürel çalışmaların bütünüdür.
 Avrupa’da ergoterapi eğitimini yapmak isteyen örgencilere, çocuk sağlığı, psikiyatri, madde bağımlılığı ve kazazedelerin rehabilitasyonu gibi ergo-terapoytik yöntemler öğretilmektedir.

FİZYOTERAPİST:
Fizyoterapi uzmanı olmak isteyen öğrencilere, anatomi dersleri çerçevesinde insan beden yapısının özellikleri, işleyişleri ve hareket mekanizması öğretilmektedir.
 Bedensen bozukluklar ve fonksiyonel arızaların sebeplerinin yanında hareket edebilirlik ile insan şahsiyeti arasındaki bağlar ele alınmakta ve değerlendirilmektedir.

AİLE BAKICISI:
Bu eğitimi almak isteyen öğrencilere pedagojik ve psikolojik içerikli dersler verilmektedir. Aile ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte yetiştirilen öğrenciler, ev idaresi, ev ekonomsi, sağlıklı beslenme, aşçılık, temel tıbbi ve psiko-sosyal bakım alanıyla ilgili bilgiler edinmektedir.
 Aile içinde ileri derecede bakıma muhtaç, yaşlı veya özürlü bir kişinin bulunması veya ailenin çok sayıda çocuğa sahip olması ve sağlıklı beslenmelerinde sorunların yaşanması durumunda aile bakıcılarına ihtiyaç vardır.

SOSYAL İLAHİYATÇI (MANEVİ TERAPİST )
 İlahiyat ve sosyal hizmetler ve bilimlerinden oluşan inter-disipliner bir bilim ve meslek dalıdır.
 Ölümcül hastalığa yakalanmış hasta ve yakınlarıyla ilgilenmek, intihara meyilli kişilerin manevi dünyalarını iyileştirmek, aile içi şiddete maruz kalmış kişilere yardım etmek, hapishanedeki mahkumların manevi ihtiyaçlarını karşılamak ve dini yönden sapma gösteren ve bunalıma girmiş kişilere hizmet sunmak görevleri alanına girer.

SOSYAL YÖNETİCİ:
 İşletmecilik yönetimi ve organizasyonu ile ilgili veri ve bilgileri, sosyal hizmet kurumlarında değerlendiren ve uygun idarecidir.
 Sosyal yönetici, sosyal hizmet değerleri ve hedefleri ekseninde planlama, koordinasyon ve kontrol yöntemlerini kullanarak hareket etmektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntü
    Son mesaj

“ATA AÖF” sayfasına dön

  • Bilgi
  • Kimler çevrimiçi

    Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 52 misafir