Zabıt Katipliği Mülakat Notları

kurum-sinavlari-mulakat-kavramlari

CUMHURBAŞKANLARI
1. M. Kemal Atatürk   ( 1881  – 1938 )  Görev süresi: 29.10.1923  –  10.11.1938  (4 dönem, CHP)
2. İsmet İnönü  ( 1884  – 1973 ) Görev süresi: 11.11.1938  –  22.05.1950  (4 dönem, CHP)
3. Celal Bayar   ( 1883  – 1986 ) Görev süresi: 22.05.1950  –  27.05.1960  (3 dönem, Demokrat Parti)
4. Cemal Gürsel   ( 1895  – 1966 ) Görev süresi: 26.10.1961  –  28.03.1966  (2 dönem, Bağımsız)
5. Cevdet Sunay  ( 1899  – 1982 ) Görev süresi: 28.03.1966  –  28.03.1973  (1 dönem, Bağımsız)
6. Fahri Korutürk  ( 1903 – 1987 ) Görev süresi: 06.04.1973  –  06.04.1980  (1 dönem, Bağımsız)
7. Kenan Evren   (  1917  –        )  Görev süresi: 09.11.1982  – 31.10.1989  (1 dönem, Bağımsız)

  1. Turgut Özal ( 1927 – 1993 ) Görev süresi: 31.10.1989 –  17.04.1993  (1 dönem, Anavatan Partisi)
    9. Süleyman Demirel  ( 1924  –         ) Görev süresi: 16.05.1993 16.05.2000  (1 dönem, Doğru Yol Partisi)
    10. Ahmet Necdet Sezer  ( 1941 –         ) Görev süresi: 16.05.2000  – 28.08.2007  (1 dönem, Bağımsız)
    11. Abdullah Gül  ( 1950  –          ) Görev süresi: 28.08.2007  –      (Adalet ve Kalkınma Partisi)
  2. Hükümet

 

Bakanlar Kurulu:

4 Başbakan Yardımcıları

1Bülent Arınç

2 – Ali Babacan

3 – Beşir Atalay

Emrullah İşler

 

 –  Adalet Bakanlığı

Bekir Bozdağ

 –  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı

Ayşenur İslam

 –  Avrupa Birliği Bakanlığı

Mevlüt Çavuşoğlu

 –  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Fikri Işık

 –  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

Faruk Çelik

 –  Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı

İdris Güllüce

 –  Dışişleri Bakanlığı

Ahmet Davutoğlu

 –  Ekonomi Bakanlığı

Nihat Zeybekçi

 –  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

Taner Yıldız

 –  Gençlik ve Spor Bakanlığı

Akif Çağatay Kılıç

 –  Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yerini alacak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

Mehmet Mehdi Eker

 –  Gümrük ve Ticaret Bakanlığı

Hayati Yazıcı

 –  İçişleri Bakanlığı

Efkan Ala

 –  Kalkınma Bakanlığı

Cevdet Yılmaz

 –  Kültür ve Turizm Bakanlığı

Ömer Çelik

 –  Maliye Bakanlığı

Mehmet Şimşek

 –  Milli Eğitim Bakanlığı

Nabi Avcı

 –  Milli Savunma Bakanlığı

İsmet Yılmaz

 –  Ulaştırma Bakanlığı

Lütfi Elvan

 –  Orman ve Su İşleri Bakanlığı

Veysel Eroğlu

 –  Sağlık Bakanlığı

Mehmet Müezzinoğlu

 –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –  –

İstanbul Valisi: Hüseyin Avni Mutlu

İstanbul İl Emniyet Müdürü: Selami Altınok

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı: Kadir Topbaş

Bakırköy Belediye Başkanı: Bülent Kerimoğlu

Bakırköy Kaymakamı: Adem Öztürk

 

HUKUK DEVLETİ NEDİR:

Hukuk devleti ilkesi, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu âdil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle kendini yükümlü sayan,  hukuk kurallarına ve Anayasa’ya uygun davranan, bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlı olan devlet demektir:

Hukuk devletinde, yasama organını (yaniTBMM) da kapsayacak biçimde devletin bütün organları üzerinde hukukun ve Anayasa’nın mutlak egemenliği vardır. Yasakoyucu her zaman hukukun ve Anayasa’nın üstün kuralları ile bağlıdır:

Hukuk kurallarına bağlı olmayan ve yargı denetimine de tâbi olmayan devlet hiç bir zaman adil bir düzen kuramaz.Çünkü hukuk güvenliğini sağlayamaz.

Yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında  geçersiz kalacağını bilen devlettir

Bu nedenle devletin üç temel kurumu da yani  YASAMA, YÜRÜTME ve YARGI da hukuka uygun olmalıdır.

YASAMA, YÜRÜTME,YARGI NE DEMEK?

Yasama 1982 Anayasasının 87’nci maddesinde sayılan yetkilerdir şeklinde tanımlayabiliriz. Kapsamı. –  Bu maddeye göre “yasama yetkisi”nin kapsamında şu yetkilerin bulunduğu söylenebilir:
1. Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak.
2. Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek.
3. Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek.
4. Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek.
5. Para basılmasına karar vermek.
6. Savaş ilânına karar vermek.
7. Milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
8. Anayasanın 14’üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilânına karar vermek.
9. Mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek.
10. Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek.

Yargı yürütmeyi denetleyen ve vatandaşların yasal haklarını kanun önünde koruması için çalışan erktir. Hukuksal olarak; Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karardır. Diğer bir ifadeyle; Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi. Yani hükümdür.

Yürütme, yargı ve yasama ile birlikte, güçlerin ayrılığı ilkesine dayanan demokrasi rejimlerindeki üç erkten (güç) biridir.Yürütme, yargıya ve yasalara bağlı olarak ülkenin ve hükümetin icraatını gerçekleştiren erktir.

SAVCI: Herhangi bir şekilde haberdar olduğu suçlara bizzat veya emniyet kuvvetleri yardımıyla el koyup, lehte veya aleyhte delilleri toplayarak olay hakkında kamu davası açıp açmamaya karar veren, açılan davaları da iddia makamını temsil eden, adli görevleri yanında idari görevleri de bulunan kamu görevlisidir.

GÖREVLERİ: Ağır cezalık suçlar ile kanunda kamu davası açılması gerektiği belirtilen konularda şikayetçi olsun veya olmasın hazırlık soruşturmasını yapar, kamu davası açar,  –  Kanıt toplar ve sanığı sorguya çeker,  – Ölüm olaylarında cesetlerin adli muayenesini yaptırır,  –  İddianame hazırlar ve yargı kararlarını yerine getirir,  –  Suçtan zarar gören kişilerin ve toplumun haklarını savunur,  –  Medeni hukuku ilgilendiren, kanundan doğan bazı davaları açar (Derneğin veya vakfın hukuken ortadan kaldırılması, evlenmeye itiraz vs.).

HAKİM (YARGIÇ): Devlet ile birey arasındaki veya bireylerin kendi aralarındaki veya devletin iki idari birimi arasındaki anlaşmazlıkları ile kamu düzenini bozan suçlara ilişkin konuları, Anayasaya, kanunlara ve hukuk ilkelerine uygun olarak inceleyen, vicdani kanaatine göre ve bağımsız olarak karar veren kişidir

GÖREVLERİ: Kendisine gelen dava konusu dosyayı inceler,  –  Davacı ve davalı taraflar ile onların avukatlarını, tanıkları ve bilirkişileri dinler,  –  Sunulan bilgi ve belgeleri alır, dava dosyalarına ekler ve bunları değerlendirir,  –  Kanıtlar ve verilen ifadeler ile yürürlükteki kanunlar ışığında, dava hakkında hüküm verir.

ADLİYEDE KİM NE İŞ YAPAR?

(3)Yazı işleri müdürünün görevleri şunlardır:

  1. a) Mahkeme yazı işlerini denetlemek.
  2. b) Talep halinde gerekçeli kararın tebliğini sağlamak.
  3. c) Harç tahsil müzekkerelerini yazmak ve kesinleştirme işlemlerini yapmak.

ç) Zabıt kâtipleri arasında iş bölümü yapmak.

  1. d) Dava dilekçesini ve havalesi gereken evrakı havale etmek.
  2. e) Yönetimi altında bulunan zabıt kâtipleri ve diğer memurları yetiştirmek.
  3. f) Hukukî başvuru veya kanun yolları incelemesi için dosyayla ilgili gerekli işlemleri yapmak ya da yaptırmak.
  4. g) Bilirkişilere fiziki ortamda teslimi gereken dosyalarla ilgili işlemleri yerine getirmek.
  5. h) Harcın hesaplanması ve hukuk mahkemeleri veznesi bulunmayan yerlerde tahsiline ilişkin işlemleri yapmak.

ı) Dosyaya ait kıymetli evrak ve değerli eşyanın uygun yerde muhafazasını sağlamak.

  1. i) Yargılamanın bulunduğu aşamanın gereklerini yerine getirmek.
  2. j) Arşivin düzenli tutulmasını sağlamak.
  3. k) Teminatın iadesi gereken hallerde gerekli işlemleri yerine getirmek.
  4. l) Mevzuattan kaynaklanan veya hâkim tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.

(4) Zabıt kâtibinin görevleri şunlardır:

  1. a) Duruşma ve keşiflere katılmak, hâkim tarafından yazdırılanlar ile doğrudan yazılmasına izin verilen beyanları tutanağa yazmak.
  2. b) Ara kararları yerine getirmek.
  3. c) Gerekçeli kararları hâkimin bildirdiği şekilde yazmak.

ç) Yargılaması devam eden dosyaları düzenli ve eksiksiz bir şekilde muhafaza etmek.

  1. d) Tamamlanıp kesinleşen dosyaları arşive kaldırtmak.
  2. e) Tarafların dosyaları incelemesine nezaret etmek ve dosya inceleme tutanağını düzenlemek.
  3. f) Karar ve tutanakları dikkat ve itina ile yazarak imzasız bırakmamak.
  4. g) Cevabı gelmeyen müzekkerelerin tekidini yapmak.

ğ) Dizi pusulası düzenlemek.

  1. h) Mevzuattan kaynaklanan veya hâkim ya da yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek.

(5) Mübaşirin görevleri şunlardır:

  1. a) Kâtip tarafından hazırlanan ve duruşması yapılacak dosyaları incelenmek üzere duruşma gününden önce hâkime götürmek.
  2. b) Günlük duruşma listesini yapmak ve görülebilecek bir yere asmak.
  3. c) Duruşma sırası gelenleri duruşma salonuna davet etmek.

ç) Duruşmaya alınanların salondaki yerlerini göstermek ve buna uyulmasını sağlamak.

  1. d) Yemin verilmesi ve kararın açıklanması başta olmak üzere, duruşma ve keşif esnasında izlenmesi gereken davranış kurallarını taraflara ve ilgililere açıklamak.
  2. e) Müzekkereler ve tebligatların ilgili kurum ya da kişilere ulaşmasını sağlamak üzere posta ve zimmet işlemlerini yerine getirmek.
  3. f) Duruşmanın gizli yapılması kararı alındığında salonu boşaltmak.
  4. g) Hâkimin uygun bulduğu kişilerin dosyadan fotokopi almasına yardımcı olmak.

ğ) Ertelenen duruşma tarihini yazarak taraflara vermek.

  1. h) Arşive gitmesi gereken dosyalar ile arşivden çıkarılması gereken dosyalara ilişkin işlemleri yapmak ve arşivi düzenli tutmak.

ı) Fiziki ortamda sunulan evrakı en kısa sürede dosyasına düzenli bir şekilde takmak.

  1. i) Hâkimin ve yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek.

(6) Hizmetlinin görevleri şunlardır:

  1. a) Mahkemeye ait alanları tertipli, düzenli ve temiz halde tutmak.
  2. b) Mübaşirin olmadığı ya da yetersiz kaldığı zamanlarda ona ait işleri yapmak ve yardımcı olmak.
  3. c) Hâkimin ve yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek.

Hukuk Nedir: Toplum yaşamını düzenlemek için, uygulanması devlet tarafından yaptırıma bağlanmış kurallar bicimidir Veya Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen YASALARIN bütünü

 Kalem Hizmetlerinin Genel Esasları

Kalem hizmetlerinin yürütülmesi

Madde 5 – Kalem hizmetleri, ilgisine göre Cumhuriyet başsavcısı, mahkeme başkanı veya hâkimin denetimi altında, yazı işleri müdürünün yönetiminde kalemde görevlendirilen zabıt kâtipleri, memurlar ve mübaşirler tarafından yürütülür.
Gerektiğinde Cumhuriyet başsavcısı Cumhuriyet savcısına, mahkeme başkanı da üyelere, işbölümüne göre kalem hizmetlerinin yürütülmesinin denetlenmesinde görev verebilir.

 

İş bölümü
Madde 6 – Yazı işleri müdürü ilgisine göre Cumhuriyet başsavcısı, mahkeme başkanı veya hâkiminin onayını alarak yönetimi altındaki zabıt kâtibi ve memurlar arasında iş bölümü yapabilir. Bir zabıt kâtibine çok iş gelmesi hâlinde diğer zabıt kâtipleri ona yardım ederler. İşlerin birikmesinden kalemde görevli zabıt kâtipleri ile birlikte yazı işleri müdürü sorumludur.

Yetiştirme görevi
Madde 7 – Yazı işleri müdürü, yönetimi altında bulunan zabıt kâtipleri ve memurların yetiştirilmeleriyle de görevlidir.

Hâkim adayları ve avukat stajyerlerinin Cumhuriyet başsavcılığı ve mahkeme kalemlerinde çalıştırılması
Madde 8 – Hâkim adayları ve avukat stajyerleri, kalem işlerinde ilgisine göre Cumhuriyet başsavcısı, mahkeme başkanı veya hâkimin tensibi ile uygulama bilgilerini geliştirmek amacıyla çalıştırılabilir. Ancak, bir defa görmekle öğrenilebilecek işler devamlı yaptırılamaz.

Cumhuriyet Başsavcılığı Kalem Hizmetleri

Savcılıklarda Tutulacak defterler
Madde 9 – Cumhuriyet başsavcılıklarında aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur:
a) Soruşturma defteri,
b) Kabahat eylemleri kayıt defteri,
c) Esas defteri,
d) İnfaz defteri,
e) Adlî kontrol kararlarının kaydına mahsus defter,
f) Hapis ile tazyik defteri,
g) Arama defteri,
h) İstinabe defteri,
i) Kitaplık defteri,
j) Muhabere defteri,
k) Zimmet defteri,
l) Suç eşyası esas defteri.

Savcılıkta Tutulan Defterlerin Tahsis Amacı ve Kullanılış Şekli

Soruşturma defteri
Madde 10 – Cumhuriyet başsavcılığına gelen tüm soruşturma evrakının kaydedildiği ve soruşturma evresinin işlendiği defterdir.
Soruşturma defteri; sıra numarası, mağdur veya şikâyetçinin adı ve soyadı, şüphelilerden her birinin kimliği, T.C. kimlik numarası, suçun nev’i, suçun haber alındığı tarih veya başvurma tarihi, tutuklama tarihi, tahliye tarihi, suç eşyası esas defteri numarası, soruşturma için evrakın adlî kolluğa veya diğer kolluk birimlerine gönderildiği ve gelip-gittiği tarihler, adlî kolluk veya diğer kolluk birimleri tarafından gönderilen soruşturma evrakının tarih ve sayısı ile birim adı, tekit tarihleri, davanın açıldığı tarih ve Cumhuriyet başsavcılığı esas defteri numarası, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse tarih ve numarası ile suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye tebliği tarihi, bu karara itiraz edilmişse neticesi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.
Kimlik bilgisi sütunlarına adres dışında varsa ev, iş, cep telefonu, faks numaraları ile elektronik posta adresinin de yazılması gerekir.

Mahkemelerce, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170 inci maddesindeki unsurları içermeyen, ön ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın kamu davası açılan iddianame ve soruşturma evrakının Cumhuriyet başsavcılığına iadesine karar verildiğinde yeni bir soruşturma numarasına kaydedilir, soruşturma defterindeki önceki numarasının düşünceler sütununa bu durum not edilir.

Kabahat eylemleri kayıt defteri
Madde 11 – Doğrudan veya herhangi bir ihbar veya şikâyet üzerine kabahat türünden eylem sebebiyle Cumhuriyet başsavcılığınca karar verilecek evrakın ve infaz işlemlerinin kaydedildiği defterdir.
Kabahat eylemleri kayıt defteri; sıra numarası, ihbar eden veya şikâyetçinin kimliği, kabahat eylemini işleyen kişinin kimliği, T.C. kimlik numarası, kabahat eyleminin türü, tarihi, uygulanan yaptırım, verilen karar ve tarihi, başvurma yolu tarihi ve neticesi, itiraz yolu tarihi ve neticesi, infaz için merciine gönderilme tarihi, infaz tarihi, kararı veren Cumhuriyet savcısının sicili ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Esas defteri
Madde 12 – Ceza davasının başlangıcından sonuna kadar takip ettiği safahatın kaydedildiği defterdir.
Esas defteri; sıra numarası, mağdur ve şikayetçinin adı ve soyadı, şüphelilerden her birinin kimliği, T.C. kimlik numarası, suçun nev’i soruşturma defteri sıra numarası, tutukluluk tarihi, tahliye tarihi, evrakın mahkemeye veriliş tarihi, kanun yolları işlemleri ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

İnfaz defteri
Madde 13 – Mahkeme ilâmlarının düzenli ve aksamayacak bir şekilde infaz edilmesini sağlamak amacıyla tutulan defterdir.
İnfaz defteri; sıra numarası, hükümlünün kimliği, T.C. kimlik numarası, ilâmı veren mahkeme, ilâmın tarih ve numarası, ilâmın geldiği tarih, Cumhuriyet başsavcılığının esas numarası, hükmün özeti, evvelce gözaltında ve tutuklu kalmışsa giriş ve çıkış tarihleri, cezaevine girdiği tarih ve saat, cezaevinden çıktığı tarih ve saat, muhafaza tedavi ve tedbirin uygulanmaya başlandığı tarih, muhafaza, tedavi ve tedbirin sona erdiği tarih, ceza bildirme fişinin gönderildiği tarih, tali karar fişi, yerine getirme fişinin gönderildiği tarih ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Bir hüküm ile aynı şahsın hürriyeti bağlayıcı ceza ile adlî para cezasına ve güvenlik tedbirine hükmedilmesi hâlinde, bu cezalara ait ilâmlar ayrı ayrı numaralara kaydedilir.

İşin çok olduğu yerlerde adlî para cezasına dair ilâmlar için müstakil bir defter tutulabileceği gibi, 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanuna, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanuna, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 32 nci maddesi, 50 nci maddesinin (1) inci fıkrasının (c), (d), (e) ve (f) bentleri ile (5) inci fıkrası, 51 inci maddesinin (4) üncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 53 üncü maddesinin (5) ve (6) ncı fıkraları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 60 ıncı maddesi ve 203 üncü maddesinin (3) üncü fıkrasına göre verilen disiplin cezaları, tedbir niteliğindeki kararlar ile muayene ve tedavi kararları, dahili ve harici ilâmlar hakkında da müstakil bir defter tutulabilir.

Adlî kontrol kararlarının kaydına mahsus defter
Madde 14 – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 109 ila 115 inci maddeleri gereğince verilen adlî kontrol kararlarının infazını takip amacıyla kaydedildiği defterdir.

Adlî kontrol kararlarının kaydına mahsus defter; sıra numarası, şüphelinin kimliği, T.C. kimlik numarası, kararı veren mahkeme, kararın tarih ve numarası, kararın özeti, kararın süresi, kontrol kararının sona erdiği tarih ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Hapis ile tazyik defteri
Madde 15 – 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsili lazım gelen bilumum vergi, resim, harç ve para cezaları ile 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümleri uyarınca infaz edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen hapisle tazyik kararlarının kaydına mahsus defterdir.

Hapis ile tazyik defteri; sıra numarası, borçlunun kimliği, borç nev’i ve miktarı, hapis ile tazyik kararını veren merci, tarih ve numarası, tutulduğu tarih, tutukevine alındığı tarih, tutulacağı süre, salıverme tarihi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Arama defteri
Madde 16 – Haklarında yakalama emri ile yokluğunda tutuklama kararı verilenlerle, zamanaşımına kadar aranmaları gereken şüpheli, sanık ve hükümlülerin aranmaları için ilgili mahkeme veya başka yer Cumhuriyet başsavcılıklarından gelen müzekkerelerin kaydedildiği defterdir.
Arama defteri; sıra numarası, evrakın geldiği tarih, evrakı gönderen daire, tarih ve numarası, aranan şahsın hüviyeti, suçun nev’i, şüpheli veya sanık ise suçun işlendiği tarih, tutuklama ve yakalama emri kararı varsa tarih ve numarası, hükümlü ise hükmün kesinleştiği tarih, cezanın nev’i ve miktarı, aranan şahsın yakalanması için yapılan muamele ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

İstinabe defteri
Madde 17 – Başka yer Cumhuriyet başsavcılıklarının yaptıkları soruşturma ile ilgili olarak gönderilen talimatların alındığı ve gönderildiği tarihleri gösteren defterdir.
İstinabe defteri; sıra numarası, talimatın geldiği tarih, talimatı gönderen daire, tarih ve numarası, dinlenilmesi istenilenin adı ve soyadı, sıfatı, yapılması istenilen işlem, talimatın iade tarihi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Kitaplık defteri
Madde 18 – Cumhuriyet başsavcılıklarına ve mahkemelere gönderilen kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer kitap ve dergilerin işlendiği defterdir.
Bu defter “Adalet Kütüphaneleri Yönetmeliği” hükümlerine göre tutulur.

Muhabere defteri
Madde 19 – Yukarıda gösterilen defterlere kaydı gerekmeyen ancak, Cumhuriyet başsavcılıklarından, mahkemelerden veya diğer mercilerden gelen veya bu mercilere gönderilen evrakın ve yazıların kaydedildiği defterdir.

Bu defterlere, soruşturma dolayısıyla muhtelif mercilere yazılan yazılarla onlara verilen cevaplar ve istinabe defterine kayıtlı işlere ait yazışmalar geçirilmez. Bunların zimmet defterine kaydı ile yetinilir.
Muhabere defterindeki kayıtlı yazıya gelen cevap ayrı bir kayıt işlemine tâbi tutulmaz. Sadece defterde aldığı numaranın karşısına geldiği işaret olunur.
Bakanlıkla olan yazışmalar ile faks, telgraf haberleşmesi için ayrı ayrı muhabere defteri tutulur.
İşin yoğun olduğu Cumhuriyet başsavcılıklarında, Bakanlık yazışmaları ile faks, telgraf haberleşmesi dışında kalan diğer yazışmalar için tek ve çift numaralar olmak üzere iki ayrı muhabere defteri tutulabilir.
Muhabere defteri; sıra numarası, evrakın tarih ve numarası, geliş ve sevk tarihi, evrakın özeti ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Zimmet defteri
Madde 20 – Cumhuriyet başsavcılıklarından muhtelif mercilere gönderilen evrakın kaydedildiği defterdir.
Zimmet defteri; sıra numarası, evrak numarası, gönderildiği daire, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı, evrakı alanın imzası sütunlarını ihtiva eder.
Tutuklama, zorla getirme yazısı ile çağrı kağıdı için müstakil bir zimmet defteri tutulması zorunludur.

Suç eşyası esas defteri
Madde 21 – İspat aracı olarak yararlı görülen, suçta kullanılan veya suçun işlenmesi tahsis edilen ya da suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan, suçtan meydana gelen, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alınması ve satılması suç oluşturan eşya veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesiyle elde edilen maddî menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan yahut bunların karşılığını oluşturan ekonomik mal varlığı değerlerinin (kazanç) kaydedildiği defterdir.
Bu defter “Suç Eşyası Yönetmeliği” hükümlerine göre tutulur.

Tutulacak dosyalar ve kartonlar
Madde 28 – Cumhuriyet başsavcılıklarında aşağıda gösterilen dosya ve kartonların tutulması zorunludur:
a) Soruşturma dosyası,
b) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kartonu,
c) İddianame kartonu,
d) Kabahat eylemleri karar kartonu,
e) Görevsizlik ve yetkisizlik kartonu,
f) Fezleke kartonu,
g) İnfaza ara verme kartonu,
h) İş cetvelleri kartonu,
i) Teftiş tavsiye raporları kartonu,
j) Denetleme kartonu,
k) İstinaf kartonu,
l) Temyiz kartonu,
m) Adlî tebligat ve posta gönderilerine dair karton,
n) Değişik işler kartonu,
o) Otopsi kartonu.

Savcılık Dosya ve Kartonların Tahsis Amacı ve Kullanılış Şekli
Soruşturma dosyaları

Madde 29 – Her soruşturma evrakı için gününde ayrı bir dosya düzenlenir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kartonu
Madde 30 – Cumhuriyet başsavcılıklarının soruşturma evresi sonunda verdikleri kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur.
Bu kartona konulacak karar örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

İddianame kartonu
Madde 31 – Soruşturma evresi sonunda ilgili mahkemeye kamu davası açılmasına dair iddianamelerin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur.
Her mahkeme için ayrı bir iddianame kartonu tutulur.
Bu kartona konulacak iddianame örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

Kabahat eylemleri karar kartonu
Madde 32 – Cumhuriyet başsavcılıklarınca kabahat eylemleri hakkında verilen kararların tarih ve sıra numarasına göre saklandığı kartondur.
Bu kartona konulacak karar örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

Görevsizlik ve yetkisizlik kartonu
Madde 33 – Cumhuriyet başsavcılıklarınca verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. İşin yoğunluğuna göre bu kartonlar ayrı tutulabilir.
Bu kartona konulacak karar örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

Fezleke kartonu
Madde 34 – Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar sebebiyle ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen soruşturma evrakı için mülhakat Cumhuriyet başsavcılıklarınca düzenlenen fezlekelerin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Çocuk Mahkemeleri ile Fikrî ve Sınaî Haklar Mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili düzenlenen fezlekeler de bu kartonda saklanır. Bu kartona konulacak fezleke örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

İnfaza araverme kartonu
Madde 35 – Cumhuriyet başsavcılarınca 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ve 17 inci maddeleri gereğince mahkûmiyetlerin infazına ara verilmesi halinde bu kararların tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur.
Bu kartona konulacak araverme kararları örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

İş cetvelleri kartonu
Madde 36 – Cumhuriyet başsavcılıklarından Bakanlığa gönderilen iş cetveli örneklerinin düzenli bir şekilde tarih sırasıyla konulduğu kartondur.

Teftiş tavsiye raporları kartonu
Madde 37 – Teftiş sonucunda düzenlenen tavsiye raporlarının saklandığı kartondur.

Denetleme kartonu
Madde 38 – İlgili kanunlar gereğince Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının noterlik ve icra müdürlüğü işlemlerini denetlemeleri sonucunda düzenledikleri raporlar ile değişik tarihlerde kıdemli hâkim ile birlikte mahkeme yazı işleri müdürleri ile paraya vaziülyed tüm görevlilerin kasa hesaplarının tesbitine ilişkin tutanakların saklandığı kartondur.
Bu kartona konulacak rapor örneklerinde ve tutanaklarda Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısı ile kıdemli hakimin imzası ve Cumhuriyet başsavcılığı ile mahkeme mührünün bulunması zorunludur.

İstinaf kartonu
Madde 39 – Mahkeme kararlarının usul ve esas bakımından kanuna aykırı olduklarından bahisle, bu kararların Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenmesi için Cumhuriyet başsavcıları veya Cumhuriyet savcılarınca ilgili mahkemeye verilen dilekçelerin bir örneğinin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur.
Bu kartona konulacak dilekçe örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

Temyiz kartonu
Madde 40 – Mahkeme kararlarının usul ve esas bakımından kanuna aykırı olduklarından bahisle, bu kararların Yargıtay tarafından incelenmesi için Cumhuriyet başsavcıları veya Cumhuriyet savcılarınca ilgili mahkemeye verilen dilekçelerin bir örneğinin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur.
Bu kartona konulacak dilekçe örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.

Adlî tebligat ve posta gönderilerine dair karton
Madde 41 – PTT görevlisi tarafından imza ve mühür ile teslim alınan tebligat ve posta evrakına ait sevk irsaliyelerinin bir nüshası ile ödeme talimatının ve aylık posta gideri cetvelinin bir suretinin saklandığı kartondur.
Yargıtay’a ve Bölge Adliye Mahkemelerine giden dosyalar ile harici ilâmlar hakkında ayrı irsaliyeler düzenlenir ve bunlar ayrı kartonlarda muhafaza edilir.

Değişik işler kartonu
Madde 42 – Yukarıda sayılan kartonlara konulan işler dışında Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcılarınca yapılan diğer işlemler ve kararların konulduğu kartondur.

Otopsi kartonu
Madde 43 – Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan otopsi sonucu düzenlenen rapor suretinin saklandığı kartondur.

 

 

 

Mahkemelerde Tutulacak defterler
Madde 46 – Mahkemelerde aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur:
a) İddianamenin değerlendirilmesi defteri,
b) Esas defteri,
c) Karar defteri,
d) Duruşma günleri defteri,
e) Muhabere defteri,
f) İstinabe defteri,
g) Değişik işler defteri,
h) İstinaf defteri,
ı) Temyiz defteri,
i) Zimmet defteri.

Defterlerin Tahsis Amacı ve Kullanılış Şekli

İddianamenin değerlendirilmesi defteri
Madde 47 – İddianame ve soruşturma evrakının mahkemeye fiilen verildiği tarihten itibaren başlayıp mahkemece kabul veya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170 inci maddesindeki unsurları içermediği yahut ön ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmadan kamu davası açıldığı gerekçesiyle Cumhuriyet başsavcılığına iadesine karar verildiği ana kadar, iddianame ve soruşturma evrakının kaydedilerek bekletildiği defterdir.
Mahkemenin iade veya kabul kararı bu deftere kaydedilir. Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısı bu defter numarası üzerinden iddianamenin iadesi kararına itiraz edebilir.
İddianamenin değerlendirmesi defteri; sıra numarası, Cumhuriyet başsavcılığı iddianame ve esas numarası, soruşturma evrakının geldiği tarih, karar tarihi, iade kararına karşı itiraz işlemleri, iade hâlinde Cumhuriyet başsavcılığına tevdi tarihi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Esas defteri
Madde 48 – İddianamenin kabulü ile hükmün kesinleşmesine kadar tâbi olduğu kanunî işlemlerin işlendiği defterdir.
Esas defteri; sıra numarası, Cumhuriyet başsavcılığı esas numarası, mağdur ve şikâyetçinin adı ve soyadı, sanığın kimliği, T.C. kimlik numarası suçun nev’i, dosyanın geldiği tarih, tutuklama tarihi, salıverme tarihi, karar özeti ile tarih ve numarası, tarafların yokluğunda verilen hükmün tebliğ tarihi, itiraz işlemleri, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay’a gönderme tarihi, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay’dan geldiği tarih ve sonucu, ilâmın ve fişinin Cumhuriyet başsavcılığına tevdi tarihi, harç tahsil müzekkeresinin tevdi tarihi, ilâmat defteri numarası ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Karar defteri
Madde 49 – Mahkemelerden verilen kararların yazıldığı defterdir.
Karar defteri; karar numarası, karar tarihi, dosya esas numarası, kararı veren kurulun başkan ve üyeleri ile hâkimin adı ve soyadı ve sicil numarası, mağdur, müşteki ve sanığın adı ve soyadı, sanığa ait bilgiler, davanın konusu ve kararın sonucu sütunlarını ihtiva eder.

Duruşma günleri defteri
Madde 50 – Mahkemelerin iş durumlarına göre duruşma yapılacak gün ve saatlerin bir sıra dahilinde yazıldığı defterdir.
Duruşma defteri; sıra numarası, esas numarası, duruşma gün ve saati, davacının adı ve soyadı, sanığın adı ve soyadı suçun nev’i, duruşmanın bırakıldığı tarih, karar numarası ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Muhabere defteri
Madde 51 – Cumhuriyet başsavcılıklarından, mahkeme veya mercilerden yazılan ve diğer defterlere kaydı gerekmeyen evrak ve yazıların kaydedildiği defterdir.

Bu deftere, ara kararı nedeniyle çeşitli mercilere yazılan müzekkereler ile bunlara verilen cevaplar ve istinabe defterine kayıtlı işlere ait yazışmalar geçirilmez. Bunların zimmet defterine kaydı ile yetinilir.
Muhabere defterindeki kayıtlı yazıya gelen cevap ayrı bir kayıt işlemine tâbi tutulmaz. Sadece defterde aldığı numaranın karşısına geldiği işaret olunur.
Muhabere defteri; sıra numarası, evrakın tarih ve numarası, geliş veya sevk tarihi, evrakın özeti ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

İstinabe defteri
Madde 52 – Başka yer mahkemelerinden dava ile ilgili olarak gönderilen talimatların alındığı ve gönderildiği tarihleri gösteren defterdir. İstinabe defteri; sıra numarası, talimatın geldiği tarih, talimatı gönderen mahkeme, tarih ve numarası, istinabe sureti ile ifadesi alınması istenilen mağdur, şikayetçi ve sanığın , tanık ile bilirkişinin adı ve soyadı yapılması istenen işlem, talimatın iade tarihi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Değişik işler defteri
Madde 53 – Yukarıda sayılan defterlere kaydı gerekmeyen elkoyma, arama, tedavi altına alma, müdafii tayini gibi karar ve işlemlerin kaydedildiği defterdir.
Değişik işler defteri; sıra numarası, mağdur, şikâyetçi ve sanığın ad ve soyadı, talebin mahiyeti, evrakın geldiği tarih, kararın özeti, tarihi, merciine gönderildiği tarih ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

İstinaf defteri
Madde 54 – Mahkemelerden verilen hükümler aleyhine Bölge Adliye Mahkemelerine başvuranların dilekçelerinin kaydedildiği defterdir.
İstinaf defteri; sıra numarası, hükmün esas ve karar numarası, Bölge Adliye Mahkemelerine başvuranın davadaki sıfatı, adı ve soyadı, başvurma tarihi, diğer tarafa tebliğ tarihi, dosyanın Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilmesi için Cumhuriyet başsavcılığına verildiği tarih, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesinden geldiği tarih ve neticeleri ile düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Temyiz defteri
Madde 55 – Mahkemelerden verilen hükümler aleyhine Yargıtay’a başvuranların dilekçelerinin kaydedildiği defterdir. Temyiz defteri; sıra numarası, hükmün esas ve karar numarası, Yargıtay’a başvuranın davadaki sıfatı, adı ve soyadı, Yargıtay’a başvurma tarihi diğer tarafa tebliğ tarihi, dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi için Cumhuriyet başsavcılığına verildiği, tarih, dosyanın Yargıtay’dan geldiği tarih ve neticeleri ile düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Zimmet defteri
Madde 56 – Zimmet defteri, mahkemelerden Cumhuriyet başsavcılıklarına veya muhtelif mercilere gönderilen evrakın kaydedildiği defterdir.
Zimmet defteri; sıra numarası, evrak numarası, gönderildiği daire, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı ve evrakı alanın imzası sütunlarını ihtiva eder.
İnfaz ile harç ve mahkeme giderleri için ayrı ayrı zimmet defterleri tutulur.

Mahkemelerde Tutulacak Dosyalar ve Kartonlar
Madde 65 – Mahkemelerde aşağıda gösterilen dosya ve kartonların tutulması zorunludur:
a ) İddianamenin değerlendirilmesi kararı kartonu,
b) Dava dosyası,
c) Karar kartonu,
d) Değişik işler kartonu,
e) İş cetvelleri kartonu,
f) Harç ve mahkeme masrafı tahsil müzekkeresi kartonu,
g) Adlî tebligat ve posta gönderilerine dair karton,
h) Teftiş tavsiye kartonu,
i) Dava dağıtım kartonu,

  1. j) Talimat dağıtım kartonu,
    k) Muhabere kartonu.

Dosya ve Kartonların Tahsis Amacı ve Kullanılış Şekli
İddianamenin değerlendirilmesi kararı kartonu

Madde 66 – Mahkemece iddianamenin değerlendirilmesi sonucu verilen karar örneklerinin saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak karar nüshalarında mahkeme başkanı ve üyeler veya hâkim ve zabıt katibinin imzaları ve mahkeme mührünün bulunması zorunludur.

Dava dosyaları
Madde 67 – Açılan her dava için gününde ayrı bir dosya düzenlenir.

Karar kartonu
Madde 68 – Dava sonunda verilecek kararların birer nüshasının tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak karar nüshalarında mahkeme başkanı ve üyeler veya hakimin ve zabıt katibinin imzalarının ve mahkeme mührünün bulunması zorunludur. Bu kararların sağ üst köşesine ilânın kesinleştiği ve infaz için Cumhuriyet başsavcılığına verildiği tarihler ile Cumhuriyet savcılığı ilâmat numarası yazılır.

Değişik işler kartonu
Madde 69 – Değişik işler kartonu değişik işler defterine kaydolunan işler hakkında verilen kararların tarih ve sıra numarasına göre konulduğu kartondur.
Bu kartona konulacak karar nüshalarının mahkeme başkanı ve üyeler veya hâkim ve zabıt katibi tarafından imzalanması ve mahkeme mührü ile mühürlenmesi zorunludur.

İş cetvelleri kartonu
Madde 70 – Mahkemelerden Bakanlığa gönderilen iş cetvellerinin tarih sırası ile konulup saklandığı kartondur.

Harç ve mahkeme masrafı tahsil müzekkeresi kartonu
Madde 71 – 492 sayılı Harçlar Kanununun 28 ve 130 uncu maddeleri uyarınca düzenlenen müzekkerelerin ilgili mercie gönderildikten sonra örneklerinin saklandığı kartondur. Mahkeme masraflarının tahsili için yazılan müzekkerenin bir örneği de bu kartonda saklıdır.

Adlî tebligat ve posta gönderilerine dair karton
Madde 72 – PTT görevlisi tarafından imza ve mühür ile teslim alınan tebligat ve posta evrakına ait sevk irsaliyelerinin bir nüshası ile ödeme talimatının ve aylık posta gideri cetvelinin bir suretinin saklandığı kartondur.
Yargıtay’a ve Bölge Adliye Mahkemelerine giden dosyalar hakkında ayrı irsaliyeler düzenlenir ve bunlar ayrı kartonlarda muhafaza edilir.

Dava dağıtım kartonu
Madde 73 – Aynı mahkemenin birden fazla dairesi bulunan yerlerde mahkemeye açılan kamu davalarının mahkemeler arasındaki dağılımını gösteren listelerin saklandığı kartondur.
Dağıtım listeleri nöbetçi mahkemelerce düzenlenir ve nöbet sırasında mahkemelere dağıtımı yapılan davalara ait listelerden birer nüsha diğer mahkemelerle Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir.

Liste asılları nöbetçi olan mahkemenin dağıtım kartonunda saklanır. Her mahkeme ve Cumhuriyet başsavcılığı bu listeleri tarih sırasına göre dava dağıtım kartonunda saklamak zorundadır.

Talimat dağıtım kartonu
Madde 74 – Aynı mahkemenin birden fazla dairesi bulunan yerlerde mahkemelere başka yer mahkemelerinden gönderilen talimatların, mahkemeler arasındaki dağılımını gösteren listelerin saklandığı kartondur.
73 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü bu maddede uygulanır.

 

Muhabere kartonu
Madde 75 – Muhabere defterinde kayıtlı yazı ve bunlara verilen cevaplarla ilgili yazışma suretlerinin saklandığı kartondur.

Müzekkere: Yargısal bir makamın, bir işin yapılması ya da yapılmaması için diğer bir makama yazdığı yazıdır.

Tekid yazısı: Cevabı gelmeyen müzekkerelere hatırlatmak veya tekrarlamak için yazılan yazı

Talik etmek geciktirmek, askıya almak demektir.

 

CUMHURİYET SAVCISININ GÖREVLERİ
1 –  Adli göreve ilişkin işlem yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak
2 – Cumhuriyet Başsavcısının verdiği idari ve adli görevleri yerine getirmek
3 – Gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcısına vekalet etmek
4 – Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek

CUMHURİYET BAŞSAVCISININ GÖREVLERİ
1 – Cumhuriyet Başsavcılığını temsil etmek
2 – Başsavcılığın verimli, uyumlu ve düzenli çalışmasını sağlamak, işbölümü yapmak
3 – Gerektiğinde adli göreve ilişkin işlem yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak
4 – Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek

BAŞSAVCILIĞIN GÖREVLERİ
1 – Kamu davası açılmasına yer olup olmadığına dair soruşturma yapmak veya yaptırmak
2 – Kanun hükümlerince yargılama faaliyetlerini kamu adına izlemek, bunlara katılmak gerektiğinde kanun yollarına başvurmak
3 – Mahkemelerce kesinleşen hükümlerin gerçekleşmesi için işlem yapmak ve izlemek
4 – Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
*Adli ve idari hakim ve savcıları göreve kabul etme, nakletme, atama, disiplin ve terfi işlemlerini yapar
*Kurumun başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanı Müsteşarı kurumun tabii üyesidir.
*HSYK ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir.

* Yeni değişiklikle HSYK’nin yapısı:
 –  Adalet Bakanı ve Müsteşarı,
 –  4 üye Cumhurbaşkanınca (Hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından)
 –  3 üye Yargıtay tarafından
 –  2 üye Danıştay tarafından,
 –  1 üye Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca
 –  7 üye 1. sınıf adli yargı hakim ve savcılarınca
 –  3 üye 1. sınıf idari yargı hakim ve savcılarınca seçilecektir.

 *HSYK’nın kararları yargı denetiminin dışındadır.

Yazı işleri ilgisine göre Cumhuriyet Başsavcısı, mahkeme başkanı ve hakimlerin denetiminde, yazı işleri müdürünün yönetiminde zabıt kâtibi, memur ve mübaşirler tarafından yürütülür. İlgisine göre Cumhuriyet Başsavcısı Cumhuriyet Savcısına, Mahkeme başkanı da üyelere yazı işlerinin yürütülmesinin denetlenmesinde görev verebilir.

Yazı işleri müdürü ilgisine göre C. Başsavcısı, Mahkeme Başkanı ve hakimlerin onayını alarak yönetimindeki zabıt Kâtipleri arasında işbölümü yapabilir. Yazı işlerinin gecikmesinde kalemden sorumlu zabıt kâtibi ve yazı işleri müdür sorumludur.

 

YÜKSEK MAHKEMELER


1 – ANAYASA MAHKEMESİ:
*17 asil üyeden oluşur. Başkanı Haşim Kılıç

3 üye Yargıtay’ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca

  • 2 üye Danıştay’ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca
  • 1 üye Askerî Yargıtay’ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca
  • 1 üye Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’nin kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca
  • 3 üye Yüksekögretim Kurulunun kendi üyesi olmayan hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca
  • 4 üye üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar veya Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından Cumhurbaşkanınca
  • 2 üye Sayıştay’ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday içinden TBMM tarafından
  • 1 üye baro başkanlarının avukatlar arasından gösterecekleri üçer aday içinden TBMM tarafından seçilir.

* Başkanını kendi üyeleri arasından salt çoğunlukla seçer
* Başkan ve vekili dört yıl için seçilir.

GÖREVLERİ
 – Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili itirazlara bakar.
– Kanunların,KHK (kanun hükmündeki kararnamelerin) ve Anayasa değişikliklerinin uygunluk denetimini yapar.
– Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden denetler.
– Meclis iç tüzüğünü ile ilgili itirazlara bakar.
– Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
– Siyasi partilerin kapatılma davasına bakar.
– Uyuşmazlık Mahkemesinin başkanını seçer
– Cumhurbaşkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekilini, Hakimler ve Savcılar yüksek kurulu başkan ve üyelerini, Sayıştay başkan ve üyelerini görevleri ile ilgili suçlardan dolayı YÜCE DİVAN sıfatıyla yargılar.

!!!!!Meclis başkanı ve milletvekilleri yüce divanda yargılanamaz.

2 – YARGITAY: Adliye Mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup ayrıca belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar, Yargıtay üyeleri, hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerince seçilir. Başkanı Nazım Kaynak

3 – DANIŞTAY: İdare ve Vergi mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup ayrıca belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Üyelerinin dörtte üçü HSYK, dörtte biri Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Başkanı Hüseyin H. Karakullukçu

4 – ASKERİ YARGITAY:Askeri mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.

ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ: Asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapar.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ: Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir. Bu mahkemenin başkanlığını Anayasa Mahkemesinin kendi üyeleri içinden görevlendirdiği üye yapar.

9.7.1945 tarihinde kabul olunan (Mülga) “ 4788 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kurulması Hakkında Kanun” ile kurularak görevine başlayan ve kuruluş ve işleyişi 12.6.1979 tarih ve 2247 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmek suretiyle kesintisiz olarak görevini sürdüren Uyuşmazlık Mahkemesi, Cumhuriyetimizin köklü yargı organlarından birisidir. Yargı erkini Anayasanın kendilerine tanıdığı görev ve yetki alanlarıyla sınırlı olarak paylaşan bu yüksek mahkemeler arasında yer alan Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasanın 158. (1961 Anayasası 142.) maddesiyle görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili, bağımsız bir yüksek mahkemedir.

Uyuşmazlık Mahkemesi, yargı ayrılığı ilkesinin ortaya çıkardığı görev uyuşmazlıklarını çözmek suretiyle kişilerin askıda kalan hak arama hürriyetlerinin gerçekleşmesini sağlayan; hüküm uyuşmazlıklarını çözmek suretiyle de hakkın yerine getirilmesini olanaksız kılan hukuki engelleri gideren; yargı erkini paylaşan diğer yüksek mahkemelerden Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kararlarını kaldırıp onların yerine hüküm tesis edebilen özel yetkili bir yüksek mahkeme, dolayısıyla, hukukumuzda kesin hükmü ortadan kaldırabilen tek yargı organıdır.

Uyuşmazlık Mahkemesi,”Hukuk” ve “Ceza” olmak üzere iki Bölümden oluşmakta; Mahkeme başkanlığı ve üyelikleri, diğer 5 Yüksek Mahkemenin Başkan ve üyeleri arasından seçilenler tarafından “ ikinci görev” biçiminde yerine getirilmektedir.

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Anayasa Mahkemesinin asıl ve yedek üyeleri arasından seçilmekte olup, bir yandan Anayasa Mahkemesi Üyeliği görevini de sürdüren bir Yüksek Mahkeme Başkanıdır. Başkanvekili de aynı yöntemle seçilip görev yapmaktadır.

Üyeleri ise;
Hukuk Bölümüne,
 – 2 Asıl 2 Yedek Üyesi; Yargıtay Başkan ve üyeleri arasından,
– 2 Asıl 2 Yedek Üyesi; Danıştay Başkan ve üyeleri arasından
– 2 Asıl 2 Yedek Üyesi; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi daire başkan ve üyeleri arasından,

Ceza Bölümüne ,
 – 3 Asıl 3 Yedek Üyesi; Yargıtay Başkan ve üyeleri arasından,
– 3 Asıl 3 Yedek Üyesi; Askeri Yargıtay Başkan ve üyeleri arasından,

2247 sayılı Kanun’un 2. maddesinde gösterilen şekilde seçilerek görev yaparlar.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Askeri Yargıtay Başsavcısı ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı (veya bunlar tarafından görevlendirilecek Savcılar), 2247 sayılı Kanun’un 6.,10.,13. ve 16. maddeleri uyarınca yazılı ve sözlü düşüncelerini bildiren, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin de savcılarıdır.

NOT: SAYIŞTAY VE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU 1982 ANAYASASINDA BELİRTİLEN YÜKSEK MAHKEMELERDEN DEĞİLLERDİR . YÜKSEK SEÇİM KURULU’DA YÜKSEK MAHKEMELERDEN SAYILMAMIŞTIR.

SAYIŞTAY: TBMM adına kamu kurum ve kuruluşlarının bütün gelir ve giderlerini inceler ve denetler. Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkına ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Sayıştay’ın kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulmaz.

 – *Danıştay kararlarıyla Sayıştay kararları çatışırsa Danıştay’ın kararları esas alınır.

– *2005 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ise Sayıştay merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler.
– *2005 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ile Mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır

– *2004 yılında yapılan değişiklikler ile Sayıştay silahlı kuvvetlerin elinde bulunan devlet mallarının denetlemesinin yolu açılmıştır.

YÜKSEK SEÇİM KURULU: Anayasaya göre seçimler yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak, seçim süresince de seçimden sonra seçimle ilgili bütün yolsuzlukları şikayet etme görevi Yüksek Seçim Kurulu’nundur. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları aleyhine başka bir makama başvurulamaz. Yüksek Seçim Kurulu yedi asil ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin 6’sı Yargıtay, 5’i Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasında üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyuyla seçilir. Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev süresi 6 yıldır. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir. Yüksek Seçim Kurulu anayasada yasama bölümünde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, tıpkı Sayıştay gibi Yüksek Seçim Kurulu’nu da yüksek mahkeme olarak kabul etmemiştir.

GÖREVLERİ
* İl ve ilçe seçim kurullarının oluşmasını sağlamak
* İl seçim kurullarının oluşumuna, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılacak itirazları, oy verme gününden önce ve itiraz konusunun gerektirdiği süratle kesin karara bağlamak
* Adaylığa ait itirazlar hakkında kesin karar vermek.
* İl seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklara karşı yapılan itirazları inceleyip kesin kara bağlamak.

Genel seçimler 4 yılda bir yapılır. 550 milletvekili seçilir.

Yerel seçimler 5 yılda bir yapılır. Yerel yöneticiler (Büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediye başkanı, İl genel meclisi üyeleri, ilçe meclisi üyeleri) seçilir.

 

1987′den 2013′e Anayasa değişiklikleri

12 Eylül 1982. Türkiye’de askeri darbeyle sivil otorite görevden uzaklaştırıldı. Yerine silahlı güce dayanan otorite geldi. Koşullar neydi, nasıl oluştu? Hep tartışıldı. Bu tartışma daha süreceğe benziyor.

Her darbe yönetiminde olduğu gibi 12 Eylül yönetimi de kendi hukuksal sistemini oluşturdu. Yapılan 1982 Anayasası, 7 Kasım 1982 tarihindeki halkoylamasında yüzde 91.17 ”Evet” oyuyla kabul edildi. Bu orana nasıl ulaşıldığı da tartışılagelen bir durum. Sonunda askeri yönetim tarafından yap(tır)ılan anayasa 9 Kasım 1982′de yürürlüğe girdi. Anayasa toplam 177 madde ve 16 geçici maddeden oluşuyordu. Eleştirilen çok yönü vardı, ancak maddeler kendi kendi bütünlüğü içinde ve öngörülen yapısal oluşum içinde düzenlenmişti.

1982 Anayasal sisteminin daha beşinci yılında ilk değişiklik gündeme geldi. Aradan geçen 25 yılda,  1982 Anayasası’nın 106 maddesi ve 4 geçici maddesi ile bir kez de başlangıç metni değiştirildi. Eklenen üç geçici maddeden ikisi daha sonra metinden çıkarıldı. Bu değişikliklerin biri Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi. Yapılan değişiklikler, 1982 Anayasası’nın yüzde 60′nın yeniden düzenlenmesi niteliğindeydi.

Türkiye’de bugün yeni bir anayasa metni hazırlanıyor. Bu amaçla kurulan uzlaşma komisyonu, ilk değişikliğin 25. yıldönünde yeni bir anayasal metin ortaya koyma çabasında. Bu çabanın sonucu, sivillerin toplumsal uzlaşma kültürünün nereye kadar götürülebileceğinin de bir örneği olacak. Bugünkü çalışmaların sonunda ”toplumsal uzlaşı” mı ortaya konulacak, yoksa yeni bir ”anayasa tartşması” mı başlayacak, bunu zaman gösterecek.

1982 Anayasası’nda farklı iktidarlar döneminde yapılan değişiklikler şöyle sıralanabilir:

Siyasi yasaklar kalktı

1982 Anayasası’ndaki ilk değişiklik anayasanın kabulünden 5 yıl sonra yapıldı.14 Mayıs 1984 tarihinde TBMM’de kabul edilen bu değişiklik 17 Mayıs 1987′de Resmi Gazete’de yayımlandı. İktidarda ANAP vardı ve Başbakan Turgut Özal’dı.

Bu düzenlemeyle Anayasa’nın 67, 75. ve 175. maddeleri yeniden düzenleniyor, Geçici 4. madde ise yürürlükten kaldırılıyordu. 67. maddenin değiştirilmesiyle  seçmen olma yaşı 21′den 19′a indirildi; 75. madde yeniden düzenlenerek milletvekili sayısı 400′den 450′ye yükseltildi.

12 Eylül öncesi siyasi partilerin ve liderlerine siyaset yasağı getiren Geçici 4. madde, bu konuda yapılan halkoylamasıyla yürürlükten kaldırıldı. Bu, 12 Eylül yasakçı yaklaşımına yönelik bir tavır olarak da yorumlanıyordu. Böylece, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi liderlerin de aralarında bulunduğu kişiler ve siyasi partilerine yönelik siyaset yasağı sona erdi.

Radyo ve TV yayıncılığına serbestlik

Anayasa’daki ikinci değişiklik 8 Temmuz 1993 tarihinde yapıldı.  İktidarda bu kez DYP-SHP koalisyon hükümeti vardı ve Başbakanlık koltuğunda Tansu Çiller oturuyordu.

Radyo ve televizyon yayıncılığıyla ilgili 133. maddesi yeniden düzenlendi. Böylece, radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek, yasal düzenlemelerle oluşturulacak şartlar çerçevesinde serbest hale getirildi.


Milletvekili sayısı arttı

Anayasa’daki 23 Temmuz 1995 tarihinde yapılan üçüncü değişiklik geniş kapsamlıydı. Anayasanın başlangıç metninin yanı sıra 33, 53, 67, 68, 69, 75, 84, 85, 93, 127, 135, 149. ve 171. maddeleri yeniden düzenlendi, 52. madde yürürlükten kaldırıldı.

Bu değişiklik kapsamında daha önce 19 olan seçmenlik yaşı 18′e indirildi. Siyasal partilerin yurt dışı faaliyetleri, kadın ve gençlik kolları gibi yan örgüt kurmalarını yasaklayan hükümler kaldırıldı. Yüksek öğretim elemanlarına, yasayla düzenlenecek çerçevede, siyasal  partilere üye olabilme imkanı sağlandı. Yüksek öğretimde kurumlarındaki öğrencilere de siyasal partilere üye olma hakkı .

1987′deki değişiklikle 400′den 450′ye çıkarılan milletvekili sayısı bu kez 550′ye yükseltildi.  ”Milletvekilliğinin nasıl sona ereceği” konusundaki tartışmalı hüküm yeniden düzenlendi. Yasama yılı başlangıcı Eylül ayından Ekim’e alındı. Anayasa’nın sendikalara siyasal faaliyet yasağını düzenleyen 52. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Böylece,  sendikacıların siyasal faaliyette bulunmalarının yanı sıra sendikaların ve siyasal partilerin birbirlerine destek vermesinin önündeki engel kaldırıldı.

DGM’lerin üye yapısı

Dördüncü değişiklik 18 Haziran 1999 damgasını taşıyor.

Anayasa’nın 143. maddesinde yeniden düzenlenerek DGM’lerde yer alan asker üyelerin yerine sivil yargıçların atanması sağlandı. Bu düzenleme, daha sonraki süreçte kaldırılacak olan DGM’lerin sivilleşterilmesi anlamına geliyordu.

Özelleştirmeye anayasal güvence

Tarih 13 Ağustos 1999′yi gösteriyordu. Bu dönemde iktidarda DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti vardı ve Bülent Ecevit başbakan koltuğundaydı.

1982 Anayasasına beşinci değişiklik yapıldı. Bu kez Anayasanın 47, 125. ve 155. maddeleri yeniden düzenlendi. 47. maddede yapılan değişiklikle ”özelleştirme” kavramı Anayasal güvenceye alındı. Bu kapsamda, kamu tüzel kişilerinin mülkiyetindeki işletme ve varlıkların özelleştirilmesine yönelik ilke ve yöntemlerin yasayla düzenleneceği hükme bağlandı.

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşme ve şartlaşmalarında doğacak uyuşmazlıklarda da tahkim yolu açıldı.

Anayasanın 155. maddesinde değişiklik yapılarak, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri, Danıştay’ın inceleme yapacağı konular arasından çıkarıldı. Düzenlemeyle Danıştay bu durumlarda sadece görüş bildirebilecek konuma getirildi. Bu, 1924 Anayasası’nda benimsenen sisteme dönülmesi anlamına geliyordu.

AB müktesebatına uyum

Anayasada yapılan altıncı değişiklik 3 Ekim 2001 tarihini taşıyordu. AB müktesebatına uyum çalışmaları kapsamındaki bu düzelemeler, aynı zamanda Anayasada yapılan en kapsamlı değişiklik oldu.  Bu çerçevede Anayasa’nın başlangıç metninin yanı sıra 13, 14, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 28, 31, 33, 34, 36, 38, 40, 41, 46, 49, 51, 55, 65, 66, 67, 69, 74, 86, 87, 89, 94, 100, 118. ve 149. maddeler ile Geçici 15. maddesinde düzenlemeler yapıldı.

Değişiklikler kapsamında, gözaltına alma ya da tutuklanmada kişilerin hakim önüne çıkarılma süreleri AİHS’ne uyumlu hale getirildi. Şüphelilerin en geç 48 saatte, toplu işlenen suçlarda ise en çok 4 günde hakim önüne çıkarılması kuralı getirildi.

”Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı madde yeniden düzenlendi. Bu kapsamda herkese, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı tanındı. Yazılı emir olmadıkça kimsenin konutuna girilemeyeceği, arama yapılamayacağı ve buradaki eşyaya el konulamayacağı anayasal kural olarak düzenlendi.

”Haberleşme Hürriyeti” başlıklı 22. maddede yeniden düzenlenerek, usulüne göre verilmiş hakim kararı ve yazılı emir olmadıkça, haberleşmenin engellenemeyeceği ve haberleşmenin gizliliğine dokunulamayacağı hükmü getirildi.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırları genişletildi. Milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve bölünmez bütünlüğün korunması amaçlarıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanabileceği şartı Anayasa’ya konuldu.

Herkesin derneklere üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip olduğu yönündeki hüküm anayasa metnine konuldu. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleceklere izin almayı zorunlu tutan düzenleme kaldırıldı. Kanuna aykırı şeklide elde edilmiş bulguların delil kabul edilemeyeceği kuralı getirildi.

Kamulaştırmada, gerçek karşılıkların ödenmesi ve ödemede gecikme halinde faiz yönünden bireylerin zarara uğramamalarına ilişkin hükümler getirildi. Anayasanın 49. maddesinde yapılan değişiklikle devlete, çalışanların yanı sıra işsizleri de koruma görevi verecek şekilde düzenlendi. Asgari ücretin tespitinde, çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumunun gözönünde bulundurulması hükmü getirildi.

”Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” hükmü 67. madde metnine eklendi. Parti kapatmadaki 69. maddede düzenlenen ”odak olma” hali tanımlandı. Bir partinin temelli kapatılmasının, sadece Anayasa’nın 68/4. fıkrasındaki eylemlerin odağı haline gelmiş olması şartıyla mümkün kuralı getirildi. Temelli kapatılan bir partinin kurucularının ve her kademedeki yöneticilerinin 5 yıl süreyle yeni bir partinin kurucusu, yöneticisi ve deneticisi olamayacağı hükmü getirildi. Siyasi partiler için kapatmanın yanı sıra Hazine yardımından yoksun bırakılma yaptırımı da anayasla düzelemeye alındı.

Parti kapatma daha zor hale getirildi. Anayasa Mahkemesinin Anayasa değişikliklerinin iptali ve siyasi partileri kapatmada, 5′te 3 çoğunlukla karar vermesi kuralı konuldu.

Türk vatandaşlarına tanınan TBMM’ye dilekçe ile başvurma hakkı, karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla yabancılara da tanındı. Milli Güvenlik Kurulu bünyesine Başbakan yardımcıları ve Adalet Bakanı da dahil edildi; kurul kararlarının tavsiye niteliğinde olduğu metne işlendi.
Anayasa’nın geçici 15. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırıldı.

 

Referandumdan döndüren değişiklik

  1. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, anayasa değişikliği paketindeki milletvekillerinin özlük ve emeklilik haklarına ilişkin maddeyi referanduma götürme kararı aldı. 86. maddedeki bu düzenleme için 21 Kasım 2001 tarihinde yeniden Anayasa değişikliğine gidildi. Bu maddede değişiklik yapan yasa 1 Aralık 2001′de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kapsamda, Sezer’in önceki değişiklik metnini referanduma götürme kararının konusu ortadan kaldırıldı.

Sekizinci değişiklik

1982 Anayasası’ndaki sekizinci değişiklik 26 Aralık 2002 tarihinde yapıldı. Bu kapsamda Anayasanın 76. ve 78. maddeleri yeniden düzenlendi. ”Milletvekilliği Seçilme Yeterliliği” başlıklı maddedeki değişiklikle milletvekili seçilemeyecek şartlar arasında sayılan ”ideolojik veya anarşik eylemlere” ifadesi ”terör eylemlerine” olarak değiştirildi.

TBMM üyeliğinde boşalma durumunda, Meclis kararıyla ara seçime gidilebileceği; ancak bir ilin veya seçim çevresinin TBMM’de üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden 90 günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılması hükme bağlandı.

Ölüm cezası kaldırıldı

Türkiye’de AK Parti iktidardaydı ve başbakan koltuğunun yeni sahibi Recep Tayyip Erdoğan’dı.

AB müktesebatına uyum düzenlemeleri kapsamındaki bir başka anayasa değişikliği paketi 7 Mayıs 2004 tarihinde kabul edildi. Anayasa’nın 10, 15, 17, 30, 38, 87, 90, 131. ve 160. maddelerinde değiştirlidi, 143. madde kaldırıldı.

Bu düzenlemeler kapsamında, kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu, 10. maddede yapılan değişiklik ile Anayasa’ya konuldu. Devletin, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğu da metinde yer aldı. Basın araçları anayasal koruma altına alındı.   Anayasa’nın, 38. maddesinde yapılan yeni düzenlemeyle ölüm cezası kaldırıldı.

Temel hak ve özgürlükler konusunda uluslararası anlaşmalar ile kanunların çelişmesi durumundaki uyuşmazlıkta, hangisinin öncelikli olacağı anayasal düzenlemeye alındı. Bu kapsamda, Anayasanın 90. maddesine bir fıkra eklenerek, uyuşmazlıklarda, uluslararası anlaşma hükümlerinin esas alınacağı ilkesi getirildi.

YÖK’e Genelkurmay’dan temsilci verilmesi uygulamasına son verildi.

Anayasanın 160. maddesindeki  ”Silahlı Kuvvetler elinde bulunan devlet mallarının TBMM adına denetlenmesi usulleri, milli savunma hizmetlerinin gerektirdiği gizlilik esaslarına uygun olarak kanunla düzenlenir” fıkrası metninden çıkarıldı.

1999′daki tümüyle sivil yargıçlardan oluşacak şekilde düzenlenen DGM’ler bu kez kaldırıldı.

RTÜK değişikliği

Anayasadaki onuncu değişiklik 21 Haziran 2005 tarihinde yapıldı. Bu kapsamda, Anayasanın 133. maddesi yeniden düzenlenerek, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) üye seçimine ilişkin hükümler yeniden düzenlendi.

Onbirinci değişiklik

1982 Anayasası’ndaki onbirinci değişiklik 29 Ekim 2005 tarihinde yapldı.

Bu düzenleme kapsamında Anayasanın 130, 160, 161, 162. ve 163. maddeleri değiştirildi. Sayıştay denetim kapsamı genişletildi; bütçenin hazırlanması, uygulanması ve kontrolüne ilişkin süreç yeniden düzenlendi. Anayasanın 162. maddesindeki ”genel ve katma bütçe tasarıları” ibaresi ”merkezi yönetim bütçe tasarısı” şeklinde değiştirildi.

 

Seçilme yaşı 25′e indi

1982 Anayasası’nda yapılan onikinci değişiklik 13 Ekim 2006 tarihini taşıyordu. Anayasanın 76. maddesinde yapıla değişiklikle seçilme yaşı 30′dan  25′e indirildi.

Onüçüncü değişiklik

1982 Anayasası’ndaki onüçüncü değişiklik 10 Mayıs 2007 tarihinde yapıldı.

Bu çerçevede, Anayasaya Geçici 17. madde eklendi. Bu düzenlemeyle, 22 Temmuz 2007′de yapılacak seçimde; bağımsız adayların isimlerinin birleşik oy pusulasında yer almasına yönelik düzenlemeler yapılıyordu.

Cumhurbaşkanını halkın seçmesi

1982 Anayasası’nda 31 Mayıs 2007 tarihinde yapılan 14. değişiklik de önemli düzenlemeler getiriyordu. Bu kapsamda, Anayasanın 77, 79, 96, 101. ve 102. maddeleri yeniden düzenlendi; Anayasaya Geçici 18. ve Geçici 19. madde eklendi.

Milletvekili seçiminin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılması öngörüldü. TBMM’nin,  seçimler dahil yapacağı tüm işlerde, üye tamsayısının 3′te 1′i (184) ile toplanması  kurala bağlandı. Meclis’in, Anayasa’da başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar vermesi, ancak karar yeter sayısının hiçbir şekilde üye tamsayısının 4′te 1′inin bir fazlasından az olamayacağı hükmü getirildi.

Cumhurbaşkanı seçiminde de köklü değişikliğe gidiliyordu. Cumhurbaşkanının 5+5 yıllık görev süresiyle ve halk tarafından seçilmesi kuralı getirildi. Bu seçimin nasıl yapılacağına ilişkin düzenlemeler ve buna ilişkin usul ve esasları düzenleme konusanda YSK’ya verilen yetkiler de anayasa değişikliğinde yer alıyordu.

Anayasa’nın, ”Seçim kanunlarında yapılacak değişikliklerin, yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren 1 yıl içinde uygulanamayacağına” ilişkin maddesinin, Cumhurbaşkanı seçiminde dikkate alınmaması hükme bağlandı. Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin getirilen yeni düzenlemelerin 11. Cumhurbaşkanı seçiminde uygulanmasını öngörülüyordu. Bu düzenlemeler halkoyuna sunuldu.

Onbeşinci değişiklik

Anayasa’daki 15. değişiklik 16 Ekim 2007′da gerçekleştirildi. Bu, bir bakıma, daha önceki değişiklik ve ardından oluşan yeni parlamentonun yeni cumhurbaşkanını seçmesiyle kaçınılmaz hale gelmişti. Bu kapsamda,  ”Seçim kanunlarında yapılacak değişikliklerin 11. Cumhurbaşkanı seçiminde uygulanması”na imkan sağlayan Geçici 18. madde ile ”Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin getirilen yeni kuralın 11. Cumhurbaşkanı seçiminde de uygulanmasını” öngören Geçici 19. madde Anayasa metninden çıkarıldı.

Anayasa Mahkemesi iptal etti

1982 Anayasası’nın 10. maddesi 9 Şubat 2008 tarihinde değiştirildi. ”Üniversitelerde türbanı serbest bırakan düzenleme” olarak da nitelenen değişiklik kapsamında, ”devlet organları ve idare makamlarının, bütün işlemlerinde olduğu gibi her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu” kurala bağlanıyordu. Anayasa 42. maddede yapılan değişiklikle ise yüksek öğretimde başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin hüküm kabul edilerek, kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple, kimsenin yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemeyeceği belirtildi.

Yapılan bu değişiklikler Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi,

Darbe yönetimine yargı yolu

1982 Anayasası’nda yapılan 17. ve son değişiklik 7 Mayıs 2010 tarihli kanunla yapıldı. Bu düzenlemeler, 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin 30′uncu yılında halk oylamasına sunularak kabul edildi.
Bu değişiklikler 1982 Anayasası’nın 23 maddesi ile Geçici 15, 18 ve 19. maddelerini kapsıyordu. Anayasanın Geçici 15. Maddesi’nin yürürlükten kaldırılması 12 Eylül darbesi yöneticilerine yargı yolunun açılması anlamına geliyordu. Sendikal yaşam, ekonomi ve sosyal konulara ilişkin düzenlemeler Anayasanın 10, 20, 23, 41, 51, 53, 54, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156, 157, 159, 166. madelerini kapsıyordu.

Yapılan değişikliklerdeki bazı hükümler Anayasa Mahkemesince iptal edildi. Anayasa değişikliği ise  12 Eylül 2010 tarihinde halkoyuna sunuldu ve kabul edildi.

CUMHURBAŞKANI:

Cumhurbaşkanı olabilmenin şartları nelerdir? Milletvekili olma zorunluluğu var mıdır?

Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından beş yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür. Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği sona erer. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır. Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden itibaren otuz gün içinde sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir.

En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır, bu oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir. Seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Cumhurbaşkanı Devletin başıdır.

Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

  1. a) Yasama ile ilgili olanlar:
  2. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak,
  3. Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,
  4. Kanunları yayımlamak,
  5. Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,
  6. Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,
  7. Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,
  8. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,
  9. b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:

Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,

Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,

Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,

Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,

Milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,

Genelkurmay Başkanını atamak,

Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,

Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,

Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,

Kararnameleri imzalamak,

Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,

Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,

Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,

Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,

Üniversite rektörlerini seçmek,

  1. c) Yargı ile ilgili olanlar:

Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekilini, Askerî Yargıtay üyelerini, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

Sayıştay: Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargı yoluna başvurulamaz. Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır. Mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır. Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük işleri, Başkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenlenir.

Yargıtay: Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri ve daire başkanları kendi üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler; süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcı vekili, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcı vekilinin nitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

Danıştay: Danıştay, idarî mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir. Danıştay üyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı; tarafından seçilir. Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

Yasama yetkisi: Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

Yürütme yetkisi ve görevi: Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

Yargı yetkisi: Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR:

Üç kelimeden oluşan bu güzel söz, eskimeyen bazı gerçekleri ifade etmektedir. Adalet kavramı, hak, hukuk ve dengeyi içermektedir. Adalet’i sadece yargıyla sınırlı sayanlar olduğu gibi, mülkü ise arsa, arazi, daire, dükkan ve fabrika şeklinde anlayanlar da maalesef vardır. Adalet mülkün temelidir denince, fabrikanın temeline adaletin nasıl yerleştirileceğine şaşıranlara bile rastlanabilmektedir.Oysa bu özdeyişte mülk kavramı, devlet yönetimini ve her türlü yönetimi ifade etmekte; devlet yönetiminin sürdürülmesi ve devletin bekâsı için, adaletin iyi işlemesinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır.

Daha da genelleştirilirse, ekonomi yönetiminde, toplum yönetiminde, aile yönetiminde, işletme yönetiminde ve her türlü kurum ve kuruluşların yönetiminde gerekli olan adalet, bu yönetim alanlarında dengenin vazgeçilmez bir koşul olduğunu anlatmaktadır

YARGILAMA TÜRLERİ
Hukuk Yargılaması Ceza Yargılaması

YARGI KOLLARI
Anayasa Yargısı Askeri Yargı Adli Yargı İdari Yargı

 

Anayasa Yargısı: Yasama organının Anayasaya aykırı kanun yapmasını önlemek için denetlenmesi gerekmektedir. Kanunların Anayasaya uygun olup olmadığını denetlemekle görevli organ Anayasa Mahkemesidir. Anayasa Mahkemesinin temel görevi; kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımından uygun olup olmadığını denetlemektir. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.

Askeri Yargı: Askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleri ile asker kişilerle ilgili ve askeri hizmete ilişkin bulunan idari eylem ve işlemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümü için yapılan yargısal faaliyetleri içermektedir. Anayasanın 145’inci maddesine göre askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Askeri mahkemeler, asker kişilerin, askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlemiş oldukları suçlara ait davalara bakmaktadırlar.

Adli Yargı: Genel yargı olarak kabul edilir. Bunun anlamı diğer yargı kollarının görevine girmeyen davaların da adli yargının görev alanında kabul edilmesidir. Adli yargı kolunda ilk derece mahkemeler olarak hukuk mahkemeleri ve ceza mahkemeleri yer almaktadır. Yüksek mahkeme ise Yargıtaydır.

Y    A    R    G    I    T    A    Y
İ L K   D E R E C E   M A H K E M E L E R
HUKUK MAHKEMELERİ CEZA MAHKEMELERİ
Sulh

Hukuk

Mahkemesi

Asliye

Hukuk

Mahkemesi

Uzmanlık

Mahkemeleri

Sulh

Ceza

Mahkemesi

Asliye

Ceza

Mahkemesi

Ağır

Ceza

Mahkemesi

Uzmanlık

Ceza

Mahkemeleri

Asliye Hukuk Mahkemeleri: İlk derece yargı yerlerinden genel görevli mahkemelerdir. Sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunun verdiği diğer işlere bakarlar. Yargı çevresi bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır. Tek hakimlidir. İlk derece yargı yerlerinde genel görevli mahkemeler asliye hukuk mankemeleridir.

Sulh Hukuk Mahkemesi: Kanunların sulh hukuk mahkemelerini görevlendirdiği hukuk davalarına (İflas, kira, ortaklığın giderilmesi, miras davaları) bakar. Tek hakimle görev yapar ve her ilçede kurulan mahkemelerdir.

Asliye Ticaret Mahkemesinin olduğu yerlerde sulh veya asliye mahkemeleri ticari davalara bakmaz.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, ticari nitelikteki davaların yoğun olduğu merkezlerde kurulan, bir başkan ve üyeden oluşan toplu mahkemelerdir. Asliye Hukuk Mahkemesinin bir dairesi durumunda ve Asliye Hukuk Mahkemesi ile aynı derecededir.

Uzmanlık Mahkemeleri: Adi yargı organları arasında kendi uzmanlık alanları ile ilgili olarak görev yapan uzmanlık mahkemeleri bulunmaktadır.

 

Asliye Ceza Mahkemeleri: Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak koşuluyla, herhangi bir mahkemenin görevine girdiği gösterilmeyen suçların davası asliye ceza mahkemelerinde görülür. Bu nedenle ceza yargısı içerisinde asıl görevli mahkemeler ceza mahkemeleridir. Tek hakimlidirler ve bünyelerinde yeterli sayıda Cumhuriyet savcısından oluşan Cumhuriyet Başsavcılığı müessesi bulunmaktadır.

Sulh Ceza Mahkemeleri: Sulh ceza mahkemeleri tek hakimlidir. Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak koşuluyla iki yıla kadar hapis ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanması sulh ceza mahkemelerinin görevleri arasındadır. Her ilçede en az bir tane sulh ceza mahkemesi bulunmaktadır. Yapısında Cumhuriyet savcılığı bulunmadığından duruşmalarına savcıların katılması söz konusu olamaz.

Ağır Ceza Mahkemesi: Bir başkan ve yeteri kadar üyesi bulunan bu mahkemeler, bir başkan ve iki üye ile toplanırlar. Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak koşuluyla TCK’daki yağma, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, hileli iflas suçları ile ağırlaştırılmış müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla görevlidirler.

U Z M A N L I K   M A H K E M E L E R İ
Aile

Mahkemesi

Denizcilik

İhtisas

Mahkemesi

Fikri ve

Sınai

Haklar

Mahkemesi

İcra

Mahkemesi

İş

Mahkemesi

Tüketici

Mahkemesi

Kadastro

Mahkemesi

 

Aile Mahkemeleri: Aile hukukundan doğan davalara bakmaktadır. Örneğin boşanma davaları

Denizcilik İhtisas Mahkemesi: Türk Ticaret Kanununun 4’üncü kitabında belirtilen deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. İstanbulda kurulmuş bulunan tek bir mahkeme olarak görev yapmaktadır.

Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile ilgili uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. İstanbulda iki ve Ankarada bir tane olmak üzere toplam üç tanedir. Üç hakimli toplu mahkeme olarak görev yapmaktadır.

İcra Mahkemesi: Başlayan icra takibi ile ilgili olarak alacaklının, borçlunun veya üçüncü kişilerin şikayet, itirazın kaldırılması istemi, itiraz ve dava açma biçiminde ortaya çıkan başvurularında görevli mahkemedir. İcra mahkemelerinin yukarıda ifade edilen yargısal görevlerinin yanı sıra idari ve danışma görevleri de bulunmaktadır.

İş Mahkemesi: İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarına, sendikaların açacakları ve bu sıfatla kendilerine karşı açılacak hukuk davalarına bakmakla görevlidirler. Tek hakimle görev yapan mahkemelerdir.

Tüketici Mahkemesi: Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanuna göre kurulan ve tüketici ile satıcı/sağlayıcı arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde görevli mahkemelerdir.

Tüketiciler, belli bir miktarın altında kalan uyuşmazlıklar için tüketici mahkemesinden önce tüketici sorunları hakem heyetine başvurmalıdırlar.

Kadastro Mahkemesi: Asliye mahkemesi niteliğindedir ve tek hakimle görev yaparlar. Bir yerde kadastro çalışmalarının başlaması ile kurulup kadastro işlemleri tamamlanıncaya kadar görevlerine devam ederler. Görevleri şunlardır;

  • Taşınmaz mal mülkiyetine ilişkin,
  • Tapuya tescil ve şerh edilecek beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara ilişkin,
  • Sınır ölçü ve uyuşmazlıklarına ilişkin,
  • Kadastroyu ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara,
  • Kadastro Kanununda belirtilen ve özel kanunlarla kendisinin görevli kılındığı diğer işlere bakmakla görevlidirler.

U Z M A N L I K   C E Z A   M A H K E M E L E R İ
Çocuk

Mahkemesi

Fikri ve Sınai

Haklar Ceza

Mahkemesi

İcra Ceza

Mahkemesi

Trafik

Mahkemesi

Yüce Divan

 

Çocuk Mahkemesi: On sekiz yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlendiği iddia olunan suçları yargılamakla görevli mahkemelerdir. Her ilde ve büyükşehir belediye sınırları içerisindeki ilçeler hariç, merkez nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede bir çocuk mahkemesi kurulur. İş yoğunluğu fazla olan yerlerde birden fazla çocuk mahkemesi kurulabilir.

Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi: Fikri ve sınai hakların ihlal edilmesinden doğan ve cezayı gerektiren uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakmakla görevlidirler.

İcra Ceza Mahkemesi: İcra İflas Kanununda belirtilen bazı suçlara bakarken icra ceza mahkemesi adını alırlar. Bu suçlarla ilgili karar verirken ceza mahkemesi gibi hareket ederler. İcra suçlarına ilişkin disiplin ya da zorlama hapsine icra ceza mahkemesi karar verir. İcra ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar şikayete bağlı suçlardır.

Trafik Mahkemeleri: Karayolları Trafik Kanununda yazılı olan ve hafif para, hapis cezası, belgelerin alınması veya iptalini ya da bu cezalardan bir kaçını bir arada gerektiren suçların yargılanmasında görevli mahkemelerdir.

Yüce Divan: Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi, vatana ihanet ile suçlanan Cumhurbaşkanı ve görevleri ile ilgili suçlardan Başbakan ve Bakanların yargılanmasında ceza mahkemesi olarak görev yapar.

 

İdari Yargı: İdari yargının görevi kişi hak ve özgürlüklerini idarenin eylem ve işlemlerine karşı korumaktır. İdari yargı, genel idari yargı ve askeri idari yargı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Genel idare mahkemeleri ilk derece idare ve vergi mahkemeleri, ikinci derece bölge idare mahkemesi ve üst yargı mercii olarak da Danıştaydır.

Bölge İdare Mahkemesi: İdari yargı kolunda genel görevli mahkemelerdir. İdari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden, hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için, menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal olanlar tarafından açılan, tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birisinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmeden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleridir. İdari mahkemelerde genel olarak evrak üzerinde yapılacak olan incelemeler ile yazılı yargılama usulü benimsenmiştir. Buna karşılık duruşma yapılacak durumlar da söz konusudur. İdari davalarda hakim, delilleri araştırırken ve davayı yürütürken “resen araştırma” yapma yetkisine sahiptir.

İdare ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verdiği kararlara yapılan itirazlar üzerine incelenmesi ve kesin olarak hükme bağlanması ile idare ve vergi mahkemeleri arasında ortaya çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını inceleyerek kesin karara bağlamaktır. Bölge idare mahkemeleri bir başkan ve iki üyeden oluşur ve oy çokluğu ile karar verirler.

Vergi Mahkemesi: Vergi mahkemeleri vergileme ile ilgili işlemlere karşı başvurulacak ilk derece mahkemelerdir. Görev alanı;

  • Genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar,
  • Yukarıdaki konularla ilgili Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davalar,
  • Gümrük Kanununa göre alınması gereken vergilerle ilgili davalar,
  • Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yolu ile düzelme taleplerinin reddine ilişkin işlemler aleyhine açılan davalar.

Vergi mahkemeleri, kural olarak, davalarda kurul olarak karar verir. Ancak; Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harçlar ile benzeri yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalar ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan ve değeri 6330 YTL’yi aşmayan davalar tek hakimle çözümlenir.

 

BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULMASI:

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 25 inci maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü alınarak bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluklarına göre; İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara, Konya, Samsun, Adana, Erzurum ve Diyarbakır’da bölge adliye mahkemeleri kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemelerinden;

1 –  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; İstanbul, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya ve Düzce,

2 –  Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Kütahya, Bilecik ve Yalova,

3 –  İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; İzmir, Manisa, Uşak, Aydın, Denizli ve Muğla,

4 –  Konya Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; Konya, Afyonkarahisar, Isparta, Burdur, Antalya, Aksaray ve Karaman,

5 –  Adana Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; Adana, Mersin, Niğde, Kayseri, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep, Malatya ve Kilis,

6 –  Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; Ankara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu, Çankırı, Çorum, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir ve Yozgat,

7 –  Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; Samsun, Sinop, Amasya, Tokat, Sivas, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Rize ve Artvin,

8 –  Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; Erzurum, Erzincan, Bingöl, Muş, Ağrı, Iğdır, Kars, Ardahan ve Bayburt,

9 –  Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinin; Diyarbakır, Elazığ, Tunceli, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Bitlis, Van, Şırnak ve Hakkari illerinin mülki hudutlarını kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verilmiştir.

 

ANAYASA
Genel Esaslar
I. Devletin şekli:
Madde 1 –
 Türkiye devleti bir Cumhuriyettir.

  1. Cumhuriyetin nitelikleri:
    Madde 2 –
    Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
Madde 3 –
 Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz al yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.

  1. Değiştirilemeyen hükümler:
    Madde 4 –
    Anayasanın 1’nci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’ncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

  1. Devletin temel amaç ve görevleri:
    Madde 5 –
    Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmıştır.
  2. Egemenlik:
    Madde 6 –
    Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
    Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır.
    Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

VII. Yasama yetkisi:
Madde 7 –
 Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

VIII. Yürütme yetkisi ve görevi:
Madde 8 –
 Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

  1. Yargı yetkisi:
    Madde 9 –
    Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

 

 

 

 

ATATÜRKÇÜLÜK

Türkiye’nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır. Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır, batılılaşmadır; bir diğer anlamda da modernleşmedir; hür düşünceyi temsil eder, hürriyet ve demokrasi anlayışıdır. Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir; laik bir düzen kurma, müspet bilim zihniyetiyle devleti yönetmedir. Bu iki anlamıyla Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir. Atatürkçülük ilkelerini “Temel İlkeler” ve “Bütünleyici İlkeler” olmak üzere iki grupta değerlendirmekteyiz.

“Temel İlkeler”:

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılâpçılıktır.

“Bütünleyici İlkeler” ise:

Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Beraberlik, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”, Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve Akılcılık, insan ve insanlık sevgisidir.

ATATÜRK’ÜN KENDİ İFADESİYLE İLKELERİNİN TANIMI


TEMEL İLKELER


1 – Cumhuriyetçilik:
 – Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.(1924)
– Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)
– Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir… (1925)
– Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun adı cumhuriyet’tir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

2 – Milliyetçilik:
 – Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir. (1930)
– Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı, hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923

 – Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (1923)

3 – Halkçılık:
 – İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası Anayasamızla tespit edilmiştir. (1921)
– Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum sistemidir. (1921)
– Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923)

4 – Devletçilik:
 – Devletçiliğin bizce anlamı şudur: kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)
– Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. (1930)
– Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; hiçbir piyasada başıboş değildir. (1937)

5 – Laiklik:
 – Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)
– Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir. (1930)
– Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)

6 – İnkılâpçılık:
 – Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (1925)
– Biz büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. (1925)

BÜTÜNLEYİCİ İLKELER


1 – Milli Egemenlik:
 –  Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir. (1923)

2 – Milli Bağımsızlık:
 – Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. (1921)
– Türkiye devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O ebediyen sağlanmış ve korunmuş olmalıdır. (1923)

3 – Milli Birlik ve Beraberlik:
 –  Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. (1919)
Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. (1936)
Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. (1919)

4 – Yurtta Sulh (Barış), Cihanda Sulh:
 – Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931)
– Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve telakisinde en esaslı amil olsa gerekir. (1919)
– Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938)

5 – Çağdaşlaşma:
 – Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925)
– Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)

6 – Bilimsellik ve Akılcılık:
a) Bilimsellik: Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. (1924)
Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. (1933)
b) Akılcılık: Bizim, alık, mantık, zekâyla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925)
Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)

7 – İnsan ve İnsanlık Sevgisi:
– İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931)

– Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. (1936)

ATATÜRK İNKILAPLARI (DEVRİMLERİ)


Siyasi alanda yapılan inkılâplar:
1 –  Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
2 –  Cumhuriyet’in ilanı (29 Ekim 1923)
3 –  Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

Toplumsal yaşayışın düzenlenmesi:
1 –  Şapka İktisası (giyilmesi) Hakkında Kanun (25 Kasım 1925)
2 –  Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (kapatılmasına) ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun (30 Kasım 1925)
3 –  Beynelmilel Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925). Kabul edilen bu kanunlarla Hicri ve Rumi Takvim uygulaması kaldırılarak yerine Miladi Takvim, alaturka saat yerine de milletlerarası saat sistemi uygulaması benimsenmiştir.
4 –  Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931). Bu kanunla ölçü birimi olarak medeni milletlerin kullandıkları metre, kilogram ve litre kabul edilmiştir.
5 –  Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun (26 Kasım 1934)
6 –  Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (3 Aralık 1934). Bu kanunla din adamlarının, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, mabet ve ayinler dışında ruhani kisve (giysi) taşımaları yasaklanmıştır.
7 –  Soyadı Kanunu (21 Haziren 1934)
8 –  Kemal Öz Adlı Cumhur reisimize Atatürk Soyadı Verilmesi Hakkında Kanun (24 Kasım 1934)
9 –  Kadınların medeni ve siyasi haklara kavuşması:
a –  Medeni Kanun’la sağlanan haklar
b –  Belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanunun kabulü (3 Nisan 1930)
c –  Anayasa’da yapılan değişiklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması (5 Aralık 1934)

Hukuk alanında yapılan inkılâplar:
1 –  Şeriye Mahkemelerinin kaldırılması ve Yeni Mahkemeler Teşkilatının Kurulması Kanunu (8 Nisan 1934)
2 –  Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926)

Dini hukuk sisteminden ayrılarak laik çağdaş hukuk sisteminin uygulanmasına başlanmıştır.

Eğitim ve Kültür alanında yapılan inkılâplar:
1 –  Tevhid – i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924). Bu kanunla Türkiye dahilindeki bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
2 –  Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun (1 Kasım 1928)
3 –  Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin Kuruluşu (12 Nisan 1931). Cemiyet daha sonra Türk Tarih Kurumu adını almıştır (3 Ekim 1935). Kültür alanında yeni bir tarih görünüşünü ifade eden kurumun kuruluşuyla ümmet tarihi anlayışından millet tarihi anlayışına geçilmiştir.
4 –  Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşu (12 Temmuz 1932). Cemiyet daha sonra Türk Dil Kurumu adını almıştır (24 Ağustos 1936). Kurumun amacı, Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.
5 –  İstanbul Darülfünunu’nun kapatılmasına Milli Eğitim Bakanlığı’nca yeni bir üniversite kurulmasına dair kanun (31 Mayıs 1933). İstanbul Üniversitesi 18 Kasım 1933 günü öğretime açılmıştır

 

 

KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIK DÖNEMİ
Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması:
Samsun raporunda; bölgedeki olayların rum çeteler tarafından çıkarıldığını İngilizlerin Samsun’u haksız yere işgal ettiğini açıklamıştır.

Havza genelgesi (28 mayıs 1919): Mondros’a karşı çıkılmıştır. Ulusal bilinç uyandırılmaya çalışılmıştır.

Amasya genelgesi (22 haziran 1919): Asıl amaç ulusal bağımsızlığı gerçekleştirmek olmasına karşın ulusal egemenlik anlayışını da içermektedir. İleride nasıl bir yönetim kurulacağının ip ucudur. Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır. Mondros ateşkesine açık bir şekilde karşı çıkılmıştır. Amasya genelgesinden sonra 7 – 8 temmuz gecesi, Mustafa Kemal görevden alındı, Mustafa Kemal de görevinden istifa etti.

Erzurum kongresi (28 temmuz  – 7 ağustos 1919) : Temsil kurulu seçilmiştir. En somut sonucudur.

Mustafa Kemal kurtuluş savaşında lider durumuna getirmiştir. Meclisi Mebusanın toplanması istemiştir. Mustafa Kemal’in sivil olarak katıldığı ilk kongredir. İki üye istifa ederek yerlerine Mustafa Kemal seçilmiştir.

Temsil heyeti: İlk defa Erzurum kongresinde ortaya çıkmış, Sivas kongresinde üye sayısı arttırılmıştır. TBMM açılıncaya kadar kurtuluş savaşını yürütmüştür. Başkanı Mustafa Kemal’dir.

Sivas kongresi (4 – 11 eylül 1919): Erzurum kongresi kararlarını temel olarak genişletmiştir. Kongrenin açılmasında başkanlık ve manda sorunu yaşanmıştır. Anadoludaki tüm ulusal güçler birleştirilmiştir. Sivas kongresinin en önemli sonuçlarından biri Damat Ferit hükümetinin istifa ettirilmesidir. Anadolu hareketinin İstanbul hükümetine karşı kazandığı ilk siyasi başarıdır.

Amasya görüşmeleri (20 – 22 ekim 1919): İstanbul hükümeti, temsil kurulunu resmen tanımış oluyordu. İstanbul hükümeti ve temsil kurulu ilk kez birlikte hareket etmişlerdir. İkisi gizli beş protokol yapılmıştır. Ancak İstanbul hükümeti seçimlerin yapılması dışında alınan kararlara uymamıştır.

Son osmanlı mebusan meclisinin açılması (12 ocak 1920)
Misak – ı Milli (ulusal ant) (28 ocak 1920):
İstanbul itilaf devletleri tarafından resmen işgal edilmiştir. Ankara da TBMM açılmasına neden olmuştur. Türk yurdunun sınırları çizilmiştir. Kurtuluş savaşının programı oluşmuştur. Sorunlara, barışçı çözüm önermiştir. Meclis kararlarıdır. Tam bağımsızlık istenmiştir. Padişah onaylamamıştır. Dünyadaki ülkelerin meclislerini duyurulması kararlaştırılmıştır.

TBMM nin açılması (23 nisan 1920 )
Meclisi mebusanın kapatılması üzerine ortaya çıkan parlamento boşluğunu doldurmak, ulusal bağımsızlık ve egemenliği sağlamaktır. Alınan ilk kararlar (24 nisan 1920) Padişahtan bağımsız olması amaçlandı. Osmanlı saltanatının yok sayılmasına karar verildi. TBMM yasama ve yürütme yetkilerini kendinde topladı. (Amaç savaş koşullarında alınacak kararların hızlandırılmasıdır. )

Meclis hükümeti sistemi kabul edilmiş oluyordu. 1921 anayasası ile hukuki geçerlilik de kazanacaktır. Ttemsil kurulunun görevini sona erdirmiştir. Hıyanet – i vataniye yasası çıkarıldı. Kurtuluş savaşını yürütmüş üyeleri istiklal mahkemelerinde görev almış 23 nisan 1920  – 1 nisan 1923 tarihleri arasında görev yapmış ve saltanatı kaldırmıştır.

TBMM nin ilk kanunları
TBMM, milli mücadeleye kaynak sağlamak için küçükbaş (ağnam) hayvanlardan alınan vergiyi artırmıştır. Bunun yanında hıyaneti vataniye kanununu çıkarılarak otoritesi güçlendirilmiştir. Kanunun gerekçesi asker kaçaklarının artması ve ayaklanmaların çıkmasıdır. Firariler hakkında kanun çıkarılarak askerden kaçanları yargılamak üzere istiklal mahkemeleri kurulmuştur.

Sevr barış antlaşması (10 ağustos 1920): Osmanlı parlamentosunda onaylanmadığından hukuken geçersizdir. Kurtuluş savaşı kazanıldığı için uygulanmamıştır.

TBMM antlaşmayı tanımadığı gibi imzalayanları da vatan haini ilan etmiştir. Antlaşmanın amacı Türk ulusuna son vermekti. Bu durum ise Türk ulusunun bağımsızlık mücadelesini hızlandıracaktır. (Batılı devletlerin Osmanlı devletini nasıl paylaşacakları tartışmasının uzaması diğer antlaşmalara göre daha geç imzalanmasına neden olmuştur.)

Muharebeler dönemi
1. Doğu cephesi
2. Güney cephesi
3. Batı cephesi

Doğu cephesi: TBMM nin açtığı ilk cephedir. Ermeni ve gürcüler 1. Dünya savaşı bunulımından yararlanarak;kars, ardahan ve batum u işgal etmişlerdi. (T ürk ordusunun başarısı ile Gümrü barışı yapılmıştır..”Ermenilerle”) Kars ve çevresi Türklere geri verildi. Ermenistan Misak – ı Milliyi tanıdı. TBMM yi tanıyan ve sevr den vazgeçen ilk devlet Ermenistandır.  TBMM nin imzaladığı ilk anlaşmadır. (TBMM nin uluslararası alanda ilk başarısıdır)

Güney cephesi: Fransa ile Ankara antlaşması 20 ekim 1921 ile sona ermiş ve güney sınırı çizilmiştir

.
Batı cephesi: TBMM nin kurduğu düzenli ordu savaşmıştır. Yunanlılara karşı açılmıştır. En büyük muharebeler burda verilmiştir. Bu muharebeler 1. ve 2. İnönü savaşları, Kütahya, Eskişehir savaşları, Sakarya meydan savaşı ve Büyük taarruzdur.

  1. İnönü savaşı (6 – 10 ocak 1921): Savaşı TBMM ordusu kazanmıştır. Yeni kurulan düzenli ordunun ilk başarısıdır. Halkın TBMM ye olan güveni artmıştır. Savaş sonrasi ilk anayasa kabul edildi. (20 ocak 1921) İstiklal marşı kabul edildi. İtilaf devletleri Londra konferansını topladı.

Londra konferansı (21 şubat  – 12 mart 1921): Amaç; Servi değiştirip TBMM ye kabul ettirmektir. TBMM ise Misak – ı Milliyi dünya kamu oyuna kabul ettirmek için katıldı. İtilaf devletleri TBMM yi ilk kez resmen tanımış oldular.

Moskova antlaşması(16 mart 1921): Sovyet Rusya ile imzalandı. Her iki devlet eski anlaşmaları geçersiz saydı. Böylece Sovyet Susya kapitülasyon hakkından ilk vazgeçen devlet oldu. Misak – ı Milli yi ilk tanıyan büyük devlet oldu. Batum ilk taviz verildi. Doğu sınırı güvence altına alındı.

  1. İnönü savaşı ( 22 – 31 mart 1921 ): Yunanlıların 1. İnönü mağlubiyetinin izlerini silmek istemesi

Eskişehir, Kütahya savaşları (10  – 24 temmuz 1921): TBMM ordusu Sakarya nehrinin doğusuna çekildi. Mustafa Kemal başkomutanlığa getirildi. Tekalif – i Milliye yasası çıkarıldı.

Başkomutanlık kanunu: Mustafa Kemal in ordunun başına geniş yetkilerle geçmesi olarak belirlenmiştir.

Sakarya savaşı ( 23 Ağustos  – 12 Eylül 1921): Yunanlıların son saldırı savaşı oldu. Mustafa Kemal’e gazilik ve mareşallik rütbesi verildi. Kars antlaşması imzalandı. Ankara antlaşması imzalandı. Türklerin geri çekilişi sona erdi.

Kars antlaşması: Sakarya savaşından sonra imzalanmıştır. TBMM ile Sovyet Rusya denetimi altında dostluk antlaşmasıdır. Doğu sınırı kesinleşmiştir

Ankara antlaşması ( 20 ekim 1921): TBMM yi tanıyan ilk itilaf devleti Fransa olmuştur.

 

 

TARİH


Kurtuluş Savaşı ve Yaşanan Olaylar:


 –  Gümrük Barış Anlaşması (2 – 3 Aralık 1920)
–  Bilecik Görüşmeleri (5 Aralık 1920)
–  Düzenli Ordunun Kurulması
–  I. İnönü Savaşı ve Çerkez Ethem Olayı ( 6 – 10 Ocak 1921)
–  Teşkilat – ı Esasiye Kanunu ( 20 Ocak 1921 Anayasası)
–  Gürcülerle Anlaşma (1921)
–  Londra Konferansı ( 21 Şubat  – 12 Mart 1921)
–  Türk  – Afgan Dostluk Antlaşması (1 Mart 1921)
–  İstiklal Marşı’nın Kabulü ( 12 Mart 1921)
–  Moskova Antlaşması ( 16 Mart 1921)
–  II. İnönü Savaşı ( 26 Mart  – 1 Nisan 1921)
–  Aslıhanlar ve Dumlupınar Savaşları ( 8  – 11 Nisan 1921)
–  Kütahya  – Eskişehir Savaşları ( 10  – 24 Temmuz 1921)
–  Mustafa Kemal’in Başkomutanlığa Seçilmesi ve Tekalif – i Milliye Emirleri
–  Sakarya Meydan Muharebesi ( 23 Ağustos  – 13 Eylül 1921)
–  Kars Antlaşması ( 13 Ekim 1921)
–  Ankara Anlaşması ( 20 Ekim 1921)
–  Büyük Taarruz ( Başkomutanlık Meydan Savaşı) ( 26 –  30 Ağustos 1922)
–  Mudanya Ateşkes Antlaşması ( 11 Ekim 1922)
–  Saltanatın Kaldırılması ( 1 Kasım 1922)
–  Lozan Barış Konferansı ( 24 Temmuz 1923)

*Ermeniler, Erivan merkezli Ermenistan’la, Doğu Anadolu’daki bazı toprakları birleştirerek büyük bir Ermeni Devleti kurmayı amaçlamışlardı.
–  TBMM açıldıktan sonra Ermeni saldırılarının artması üzerine meclis Haziran 1920’de Doğu Cephesi’ni kurdu ve komutanlığına da Kazım Karabekir Paşa’yı getirdi.
–  TBMM, Doğu Cephesi’ni Sevr Barışı imzalanmadan önce kurmuştur.
*Gümrü Barışı TBMM’nin imzaladığı ilk anlaşmadır.
*TBMM’nin kazandığı ilk askeri başarı Doğu Cephesi, ilk siyasi başarı Gümrü Anlaşması’dır.
*Ermeni sorunu, uluslararası düzeyde sona ermiştir.
*Ardahan’ın bir bölümü ve Artvin dışındaki bugünkü Doğu Anadolu sınırımız saptanmıştır.
*TBMM, kaybettiği Kars, Iğdır, Sarıkamış, Kağızman ve Kulp’u yeniden topraklarına katmıştır.
*Türkiye adı ilk kez uluslar arası bir antlaşma metninde yer almıştır.
*Gümrü Barışı’nın imzalanmasından bir süre sonra Gürcistan ile de anlaşıldı. Ardahan ve Artvin geri alındı. Gürcistan’dan, birkaç hafta sonra da Batum alınmıştır. Ancak Batum, Moskova Antlaşması’yla yeniden Gürcistan’a bırakılmıştır.

Güney Cephesi:
 –  Mondros Mütarekesinden sonra;
İngilizler Musul, İskenderun, Kilis, Antep, Urfa, ve Maraş’ı.
Fransızlar Adana, Mersin, Osmaniye’yi işgal etti.
–  İngiltere ve Fransa, 15 Eylül 1919’da ikili bir anlaşma imzalayarak Ortadoğu’yu nasıl paylaşacaklarını belirlediler. Buna göre, Irak ve Filistin İngiliz Mandası, Suriye ve Lübnan Fransız mandası altına sokulacaktı. Yine bu plana göre, Antep, Urfa, Maraş ve Adana el değiştirerek Fransa’ya verilecekti.
–  İngilizlerin boşalttıkları yerlere giren Fransızlar, bu şehirlerde Ermenilerle işbirliği yaptı. Yöre halkı, Fransız işgaline ve Ermeni saldırılarına karşı Kuva – yi Milliye birliklerini oluşturdu.
–  Kuva – yi Milliye, 11 Şubat 1920’de Maraş’ı, 10 Nisan 1920’de Urfa’yı Fransız işgalinden kurtarmış, Antep ise 9 Şubat 1921’de Fransızlar’a teslim olmuştur.
*Antep’te Milli Ermeni Fırkası’nın kurulması ile bölgedeki Ermeniler’in örgütlenerek mücadele etmesi ve Fransız birliklerinin teknolojik üstünlüğü, şehrin teslim olmasında etkili olmuştur.

*Sakarya Savaşı’ndan sonra imzalanan Ankara Antlaşması’yla Fransızlar Antep’i boşalttı. ( 25 Ekim 1921)

*Adana’nın kurtarılması için Fransız ve Ermeni birlikleriyle Pozantı Savaşı yapılmıştır.

 Bu bölgede, mücadele esaslarını düzenlemek için Pozantı Kongresi toplanmış, Kongreye Mustafa Kemal’in de katılması, Kuvay – i Milliye’ye moral kazandırmıştır.
*Güney Cephesi, Sakarya Savaşı’ndan sonra imzalanan Ankara Antlaşması’yla kapanmıştır. ( 20 Ekim 1921)

Batı Cephesi:
 –  Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir, daha sonra da Manisa, Aydın, Ayvalık ve Ödemiş’i işgal etti.
–  Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olması ve İstanbul Hükümeti’nin işgalleri durdurucu bir tavır göstermemesi, halkın örgütlenerek, işgale karşı mücadele etme bilincini yani Kuva – yı Milliye’yi oluşturmuştur.

–  Bu dönemde işgallere karşı Kuva – yı Milliye tarafından;
*Ali Çetinkaya komutasında Ayvalık Cephesi,
* Kazım Bey komutası’nda Ayvalık Cephesi,
*Demirci Mehmet Efe komutasında Aydın Nazilli Cephesi,
*Halil Efe öncülüğünde Salihli – Alaşehir Cephesi açılmıştır.
*Yunan işgaline karış açılan ilk cephe Ayvalık Cephesidir.
*Salihli –  Alaşehir Cephesi’nin başına bir süre sonra Çerkez Ethem geçti.
*Gediz Taarruzu’nun başarısız olması üzerine Ali Fuat Paşa Batı Cephesi komutanlığından alınmıştır. Batı Cephesi ikiye bölünmüş, Güney Bölümü Refet Bey’in, batı bölümü ise İsmet Bey’in komutasına verilmiştir.
I.İnönü Savaşı’nın kazanılmasıyla; (6 – 10 Ocak 1921)
–  Düzenli ordu ilk sınavını başarıyla vermiştir.
–  Kuva – yı Milliye sona ermiştir.
–  Çerkez Ethem Ayaklanması’nı n bastırılmasıyla iç güvenlik sağlanmıştır.
–  Halkın TBMM ve düzenli orduya olan güveni artmıştır.

Teşkilat – ı Esasiye Kanunu ( 1921 Anayasası)
*Milli Egemenlik ilkesi somut olarak ortaya konmuş, padişah iradesi yerine millet iradesi egemen olmuştur.
–  Yasama ve Yürütme yetkisi TBMM’de toplanır.
*Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.
*TBMM’nin seçimi 2 yılda bir yapılmıştır.
Yeni devletin ilk anayasası olan Teşkilat – ı Esasiye Kanunu, bütün eksik noktaların rağmen, Birinci İnönü Zaferi sonunda TBMM’ye hukuksal ve siyasal bir yapı kazandırmıştır.

İstiklal Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921)
 –  İstiklal Marşı’nın kabulü Milliyetçilik ilkesi ile ilişkilidir.
–  İstiklal Marşı, I. TBMM tarafından kabul edilmiştir.

II.İnönü Savaşı ( 26 Mart –  1 Nisan 1921)
*TBMM’nin Muhafız Taburu, ordunun ihtiyacı doğrultusunda cepheye gönderildi.
*II. İnönü Savaşı sonunda Şehzade Ömer Faruk Efendi de Milli Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçme kararı almıştır.
Mustafa Kemal’in Başkomutanlığa Seçilmesi ve Tekalif – i Milliye Emirleri:
– 5 Ağustos 1921 tarihinde TBMM Mustafa Kemal’in “Türk Ordusunun Başkomutanı” olmasını ve meclisin tüm yetkilerini şahsına devredilmesini öngören Başkomutanlık Yasası’nı kabul etti.
*Meclis, kendi manevi kişiliğinde bulunan başkomutanlık görevlerini Mustafa Kemal’e verdi.
*Başkomutanlık Yasası oylanırken, Mustafa Kemal’e muhalif olanlar da yasa için olumlu oy kullanmıştır. Mustafa Kemal’in başarısız olacağını düşünen bu kitle, kaybedilecek savaşın sorumluluğunu da O’na yüklemeyi düşünmüştür.
*Mustafa Kemal, Başkomutanlığın yanı sıra Meclisin yetkilerini de 3 aylığına kullanacaktır. Olağanüstü şartlara rağmen Meclisin yetkilerini kullanılmasını 3 ayla sınırlı kalması, Mustafa Kemal’in milli iradeye duyduğu saygının bir göstergesidir.

Sakarya Meydan Muharebesi ( 23 Ağustos  – 13 Eylül 1921)
*Şiddetli çarpışmaların yaşandığı savaş sırasında Yunan Ordusu, Ankara’ya 50 km. kadar yaklaştı. Başkomutan Mustafa Kemal bu sırada Türk Ordusu’nun savaş gücünü artıracak o tarihi emri verdi. “ Hattı müdafaa yoktur, sattı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.”

Sakarya Meydan Savaşı sonrasında;
–  Mustafa Kemal’e TBMM’i tarafından Müşirlik ( Mareşallik) rütbesi ve “Gazi” ünvanı verildi. ( 13 Eylül 1921)

Büyük Taarruz Başkomutanlık Meydan Savaşı (26 – 30 Ağustos 1922)
*Sakarya Savaşı sonrası Mustafa Kemal, barış yanlısı bir tutum izlemiş, Avrupa’daki diplomatik gelişmeleri takip etmesi için Dışişleri Bakanı Yusuf Bey’i Avrupa’ya göndermiştir.
*Mustafa Kemal’in başkomutanlık görev süresinin dolması üzerine başkomutanlık görevi, 6 Mayıs 1922’de üç aylığına, 20 Temmuz 1922’de ise süresiz olarak uzatıldı.
*Savaş hazırlıkları sürerken, TBMM içinde çeşitli tartışmalar yaşanmıştı. Bazı milletvekilleri milli kurtuluşun siyaset yolu ile elde edilebileceğini, savaşın yanlış olduğunu savunmuş, bazıları ise ordunun taarruzda geciktiğini ifade etmiştir. Bunun yanında Başkomutanlık Kanunu’nun uzatılması ve İcra Vekilleri Reisi’nin seçimi konusunda görüş ayrılıkları yaşanmıştı.

*Mudanya Ateşkes Antlaşması ( 11 Ekim 1922)
*Saltanatın Kaldırılması ( 1 Kasım 1922)
*Lozan Barış Konferansı ( 24 Temmuz 1923)

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

 

10 Aralık 1948

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.  

İnsan Hakları Bildirisi kabul edildikten sonra insan haklarını geliştirme koruma ve uygulama konusunda yeni anlaşmalar yapılmış ve bildiriler yayımlanmıştır. Bunlardan belli başlı olanlar:

23 Nisan 1920’de İlk Meclis ve Atatürk’ün Açılış Konuşması

22 Nisan 1920’de yapılan çağrı ile Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü toplandı. 23 Nisan 1920… Saat 14.00’te merasimle ve dualarla Meclis açıldı. Başkanlığa ilk olarak en yaşlı üye Sinop Mebusu Şerif Bey getirildi. Meclisi açtı. Onun bu sırada yaptığı konuşma heyecanla dinlendi.

İstanbul’u ilk kuşatan devlet AVARLAR

Dünyanın 7 harikası:

1– Kurtarıcı İsa Heykeli – Brezilya
2– Manchu Pichu Şehri – Peru
3– Tac Mahal – Hindistan
4– Chicken İtza Piramidi – Meksika
5– Çin Seddi – Çin
6– Petra Antik Kenti – Ürdün
7– Colisseum – İtalya

Avrupa Başkentleri:

Almanya : Berlin
Andorra : Andorra La Vella
Arnavutluk : Tiran
Avusturya : Viyana
Belarus : Minsk
Belçika : Brüksel
Bosna ve Hersek : Saraybosna
Bulgaristan : Sofya
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda : Londra
Çek Cumhuriyeti : Prag
Danimarka : Kopenhang
Estonya : Tailin
Finlandia : Helsinki
Fransa : Paris
Hırvatistan : Zagrep
Hollanda : Amsterdam
İrlanda Cumhuriyeti : Dublin
İspanya : Madrid
İsveç : Stockholm
İsviçre : Bern
İtalya : Roma
İzlanda : Reykjavik
KKTC : Lefkoşe
GKRY : Nicosia
Lettonya : Riga
Liechtenstein Prensliği : Vaduz
Litvanya : Vilnus
Lüksemburg : Lüksemburg
Macaristan : Budapeşte
Makedonya : Üsküp
Malta : Valletta
Moldova : Kişinev
Monako : Monako
Norveç : Oslo
Polonya : Varşova
Portekiz : Lizbon
Romanya : Bükreş
Rusya Federasyonu : Moskova
San Marino Cumhuriyeti : San Marino
Sırbistan-Karadağ : Belgrad
Slovakya : Bratislava
Slovenya : Ljubljana
Türkiye : Ankara
Ukrayna : Kiev
Yunanistan : Atina

 

 

DÜNYA’NIN EN’LERİ

Dünyanın en yüksek şelalesi: Angel-Venezuela–1.000 m.
Dünyanın en büyük nehri: Nil-Afrika
Dünyanın en yüksek dağı: Everest-Asya–8.848 m.
Dünyanın en büyük çölü: Büyük Sahra Çölü-Orta/Kuzey Afrika
Dünyanın en büyük yanardağı: Tambora-Endonezya
Dünyanın en büyük mağarası: Carlsbad Mağarası-New Mexico ABD
Dünyanın en büyük gölü: Hazar Denizi-Orta Asya–394.299 km²
Dünyanın en büyük adası: Grönland-Kuzey Atlantik–2.175.597 km²
Dünyanın en sıcak yeri: Al’Aziziyah-Libya–577 C
Dünyanın en soğuk yeri: Vostock II- -892 C
Dünyanın en kalabalık ülkesi: Çin–1.237.000.000 kişi
Dünyanın en geniş ülkesi: Rusya–10.610.083 km²
Dünyanın en küçük ülkesi: Vatikan–0.272 km².
Dünyanın en kalabalık şehri: Tokyo-Japonya–26.500.000 kişi
Dünyanın en uzun binası: Suyong Bay Tower-Pusan(Güney Kore): 88 kat 462 m.
Dünyanın en uzun demiryolu tüneli: Seikan-Japonya–539 km.
Dünyanın en uzun karayolu tüneli: St.Gotthard-İsviçre-16.4 km.
Dünyanın en uzun kanalı: Panama kanalı-Panama–815 km.
Dünyanın en uzun köprüsü: Akashi-Japonya–1.990 m.
Dünyada en çok konuşulan dil: Çince (mandarin)-885.000.000 kişi
Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)
Dünyanın en yüksek yerleşim yeri: Webzhuan Çin-Deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda
Dünyanın en alçak yerleşim yeri: Calipatria Kaliforniya ABD -deniz seviyesinin 54 mt. Altında
Dünyanın en uzun kesintisiz sınırı: ABD-Kanada sınırı.
En geniş ülke: Rusya – 10.610.083 km²
En küçük ülke: Vatikan – 0.272 km²
En çok ülke ile sınır komşusu olan ülke: Çin – 15
En uzun kesintisiz sınır: ABD – Kanada
En kalabalık şehir merkezi: Tokyo – 26.5 milyon
En geniş alana yayılmış şehir: Mt. Isa Queensland Avustralya – 25.427 km²
En yüksek yerleşim birimi: Webzhuan Çin – deniz seviyesinden 5.090 metre yukarıda
En alçak yerleşim birimi: Calipatria Kaliforniya ABD – deniz seviyesinin 54 metre altında
En kuzeydeki yerleşim birimi: Ny Alesond Norveç – 78.5 derece kuzey
En güneydeki yerleşim birimi: Puerto Williams Şili – 55.1 derece güney
En ıssız yerleşim olmayan ada: Tristan da Cunha – Güney Atlantik
En çok dil konuşulan ülke: Papua Yeni Gine – 869
En kuzeydeki kara parçası: Islet of Odaaq Grönland açıklarında
En güneydeki kara parçası: Güney Kutbu Antarktika

TÜRKİYE’NİN ENLERİ VE İLKLERİ
 – İlk hava şehidimiz Fethi Bey’dir.
– İlk Türk uçağı Mavi Işık’tır(Kayseri/1979)
– Dünyanın ilk ve tek cellat mezarı İstanbul Eyüp’te yer alır.
– Nargile Osmanlı’ya ilk olarak Yavuz Sultan Selim zamanında Hindistan’dan getirildi.
– Yerleşim yerine yapılan ilk baraj Denizli Gökpınar Barajı’dır.
– Türkiye’de ilk nüfus sayimi 1927 yılında yapıldı.
– En fazla yağış alan ilimiz Rize’dir.
– TBMM’nin ilk başkanı Fethi Okyar’dir.
– İlk başbakanımız İsmet İnönü’dür.
– En büyük adamız Gökçeada’dır.(Çanakkale)
– İngilizce ile eğitime başlayan ilk Türk okulu Ankara TED Koleji’dir.(1954)
– Türkiye’de özürlülere yönelik ilk otel Antalya’da hizmete girmiştir
– Türkiye’nin ilk özel hayvanat bahçesi Boğaziçi Hayvanat Bahçesi’dir.(İzmit – Darıca)
– Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası 1924 anayasasıdır.
– Türkiye’nin en çok otel bulunan yeri Eminönü’dür.
– Türkiye’de feribot ile taşımacılık yapılan tek göl Van Gölü’dür.
– Kıbrıs Barış Harekatı esnasında uçaklarımızın yanlışlıkla vurduğu gemimiz Kocatepe’dir.
– Türkiye’nin ilk kadın bakanı Türkan Akyol’dur.
– İlk şah tuğrası Yavuz Sultan Selim’in tuğrasında görülmeye başlanmıştır.
– İlk Türkçe ezan İstanbul Fatih Camii’nde okundu.
– Türkiye’nin ilk televizyon yayını İstanbul’dan yapıldı.
– Cumhuriyet döneminde kurulan ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırka’sıdır.
– Türkiye’de ilk politika okulu Nazif Ülken tarafından kurulmuştur.
– Türkiye’de en fazla milletvekili seçilen İsmet İnönü’dür.(14 defa)
– Ramazan çadırı ilk kez 1995 yılında Üsküdar Belediyesi tarafından kuruldu.
– Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli azınlık hükümeti Anasol – D hükümetidir.
– Türkiye’deki ilk mali kurum Emniyet Sandığı’dır.
– Türkiye’nin bilinen ilk erkek hemşiresi Murat Bektaş’tır.
– Türkiye’nin ilk haber ajansı Anadolu Ajansı’dır.(1920)
– Türkiye’nin ilk sınır ötesi harekâtı Kıbrıs çıkarmasıdır.
– Türkiye’de kurulan ilk parti C.H.P’dir.
– Latin alfabesine resmi olarak ilk geçen Türk devleti Azerbaycan’dır.
– Türkiye’nin en düşük gelir elde edilen ili Muş’tur.
– Yüzölçümü itibariyle en küçük komşumuz Ermenistan’dır.
– Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk başkanı M.Kemal’dir.
– Türkiye’de baskı tekniğini ilk kez İbrahim Müteferrika kurmuştur.
– İlk TSE belgesi Yıldırım Bayezid devrinde çıkarılmıştır.
– Türkiye’nin en yüksek minaresi Selimiye Camisinde bulunur.
– Türkiye Cumhuriyeti devletini ilk kabul eden devlet Ermenistan’dır.
– Osmanlı Devleti’nin ilk bankası Banka – i Der Saadet’tir.(İstanbul Bankası)
– Türkiye’de ilk uçak fabrikası Kayseri’de açıldı.
– Kelaynak kuşları ülkemizde sadece Urfa’nın Birecik ilçesinde bulunur.
– En işlek kara sınırımız Yunanistan sınırıdır.
– Türkiye’de öldürülen ilk başbakan Nihat Erim’dir.
– Türkiye’de ilk İngilizce gazete İlknur Çevik tarafından çıkarılmıştır.
– Türkiye’nin ilk haber spikeri Zafer Cilasun’dur.
– Mallarda kalite arayan ilk millet Türkler’dir.
– Türkiye dışarıya ilk olarak G.Kore’ye asker göndermiştir.
– Türkiye’nin en eski şehri Hakkari’dir.
– Türkiye’de taşkömürünü ilk defa Uzun Mehmet bulmuştur.
– Konya Türkiye’nin en uzun karayolu ağına sahiptir.
– Türkiye’nin en kalabalık mezarlığı İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’dır.
– Dünyada en fazla konuşulan diller sırasıyla şöyledir: Çince, Hintçe, İngilizce, İspanyolca ve Türkçe’dir.
– Türkiye’de ilk milletvekili seçimleri I.Meşrutiyet’de yapıldı.
– Ege Bölgesi’nde en uzun kıyılara sahip ilimiz Muğla’dır.
– Karadeniz’in en yüksek dağı Kaçkar Dağı’dır.
– Taşkömürü ilk defa Zonguldak’ta çıkarılmıştır.
– Türkiye’de petrol arama çalışmaları ilk defa İskenderun’da yapılmıştır.
– Türkiye’nin en zengin boksit yatakları Seydişehir’de bulunur.
– Türkiye’de heyelan en çok kış mevsiminde görülür.
– Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı vardır.
– Türkiye’nin ilk turistik yerleşim yeri Çeşme’dir.
– Türkiye’nin en doğu ucunda Iğdır ili bulunur.
– Türkiye’nin çay yetiştirilen tek yöresi D.Karadeniz’dir.
– Türkiye’de rüzgarın en etkili olduğu yer İç Anadolu’dur.
– Türkiye’nin en az göç veren bölgesi Marmara Bölgesidir.
– Türkiye’nin en az ormana sahip bölgesi G.Anadolu Bölgesi’dir.
– İç Anadolu Bölgesi’nin en yüksek yeri Erciyes Dağı’dır.
– Ulaşım yapılabilinen tek akarsuyumuz Bartın Çayı’dır.
– Ülkemizde ilk dokuma fabrikası Nazilli’de açılmıştır.
– Ülkemizde ilk şeker fabrikası Uşak’ta açılmıştır.
– Ülkemizde ilk demir – çelik fabrikası Karabük’te açılmıştır.
– Kayısı,fındık,çay üretiminde ülkemiz ilk sırada yer alır.
– Dünya bor rezervlerin %70′i ülkemizde yer alır.
– Ülkemizde ipek böcekçiliği en fazla Marmara Bölgesi’nde yapılır.
– Türkiye’nin en fazla kara sınırı Suriye ile(877),en az kara sınırı ise Nahçıvan iledir(10)
– Ege kıyıları en uzun kıyımızdır.
– Ülkemizin en büyük gölü Van Gölü’dür.
– Türkiye’nin en uzun akarsuyu,Kızılırmak’tır.
– Zonguldak kömür yatakları birinci zamanda oluşmuştur.
– Çanakkale ve İstanbul boğazları dördüncü zamanda oluşmuştur.
– Kıyılarımıza en yakın ada Midilli Adası’dır.

 – Türkiye dışında Türk bayrağının dalgalandığı tek kale Caber Kalesi’dir

Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, başkenti Ankara olan ve Eski Dünya karaları denilen Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı noktada bulunan ülkedir. Ülke topraklarının bir bölümü Anadolu Yarımadası‘nda, bir bölümü ise Balkan Yarımadası‘nın uzantısı olan Trakya‘da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan (Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti) ile, İran, Irak ve Suriye‘dir.

Türkiye, Osmanlı Devleti‘nin I. Dünya Savaşı sonunda yenilmesinden sonra, Osmanlı Devleti’nin yerine kurulan ardıl devletler içinde tek bağımsız devlet olarak devletin Türk nüfus çoğunluğuna sahip toprakları üzerinde Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki halkın büyük mücadelesi ile kurulmuştur. 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyeti ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu iradesinin sahibidir.

Türkiye, aralarında Birleşmiş Milletler, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Avrupa Konseyi, İslam Konferansı Örgütü, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Dünya Ticaret Örgütü, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, Ekonomik İşbirliği Örgütü gibi birçok uluslararası örgüte üyedir.. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği‘ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır. Türkiye, siyaset bilimciler ve ekonomistlere göre bir bölgesel güçtür

Yüzölçümü

Türkiye’nin toprakları 36°  –  42° Kuzey paralelleri ve 26°  –  45° Doğu meridyenleri arasında yer alır.

Doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık bir zaman farkı vardır. Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği 1.660 kilometredir. Göller ve adalar dahil kapladığı gerçek alan 814.578 km²’dir izdüşüm alanı ise 783,562 km²’dir. Türkiye’ye ait bu iki yüzölçüm değeri arasındaki farkın büyüklüğü arazinin dağlık ve engebeli olmasından kaynaklanır. Marmara Bölgesi % 8,5, Ege Bölgesi % 12, Akdeniz Bölgesi % 16, İç Anadolu Bölgesi % 18, Karadeniz Bölgesi % 18, Doğu Anadolu Bölgesi % 21, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7,5 yer tutar. Trakya‘nın yüzölçümü 24.370 km² dir. Türkiye’nin kara sınırlarının uzunluğu 2.875 km, adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir. Kara parçalarının toplam alanı 770.760 km², su alanlarının toplam alanı ise 9.820 km²’ dir.

En kuzey noktası: Sinop ilinde İnce Burun

En güney noktası: Hatay ilinde Suriye hududu üzerindeki güneş bitiş noktası (Beysun Köyü)

En batı noktası: İmroz Adasındaki Avlaka Burnu

En doğu noktası: Kars ilinde Küçük Ağrı Doğnın 34 km. doğusundaki Türk – Ermenistan, Gürcistan, Nahcıvan, İran hudutlarının birleştiği nokta

Yükseltiler

Ülkenin yarısından fazlası, yükseltisi 1.000 metreyi aşan yüksek alanlardan oluşur.Türkiye’nin ortalama yüksekliği 1132 metre’dir. Yaklaşık üçte biri orta yükseklikteki ovalar, yaylalar ve dağlar, yüzde 10’u da alçak alanlarla kaplıdır. En yüksek ve dağlık alanlar doğu kesimde yer alır. Kuzey kesimini Kuzey Anadolu Dağları, güney, doğu ve güneydoğu kesimlerini de Toroslar engebelendirir. Ülkenin en yüksek noktası, Ağrı Dağı‘nın 5.137 metreye erişen doruğudur.

Düzlükler

Başlıca geniş düzlükler Çukurova, Konya Ovası ve Harran ovalarıdır.

Akarsular  –  göller

Kaynağı ve denize döküldüğü yer ülke sınırları içinde olan en uzun akarsu 1.355 kilometre uzunluğundaki Kızılırmak‘tır. En büyük doğal göl, 3.713 km² alan kaplayan Van Gölü ve ikinci büyük gölü 656 km² lik alanıyla Beyşehir Gölü dür . 817 km²’lik alana yayılan Atatürk Baraj Gölü ise ülkenin en büyük yapay gölüdür. Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada‘nın yüzölçümü 279 km²’dir.

Deprem kuşağı

Türkiye, dünya’nın önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp – Himalaya kuşağı üzerindedir. Kuzey Anadolu fayı boyunca 1939 yılından bu yana pek çok büyük ve yıkıcı deprem yaşanmıştır

İKLİM

Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması, dağların konumu ve yeryüzü şekillerinin çeşitlilik göstermesi, farklı özellikte iklim tiplerinin doğmasına yol açmıştır. Kıyı bölgelerinde denizlerin etkisiyle daha ılıman iklim özellikleri görülür. Kuzey Anadolu Dağları ile Toros Sıradağları, deniz etkilerinin iç kesimlere girmesini engeller. Bu yüzden iç kesimlerde karasal iklim özellikleri görülür.

 

Akdeniz iklimi: Akdeniz ve Ege Denizi kıyılarında etkili olan bu iklim tipi, Marmara Denizi‘nin güney kıyısına kadar sokulur. Kıyıdan yaklaşık 800 metre yüksekliğe kadar bu iklimin özellikleri görülür. Bu iklim tipinde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.

 

Karadeniz iklimi: Türkiye’nin kuzey kıyılarında, dağların denize bakan yamaçlarında görülen bir iklim tipidir. Bu iklimde yaz sıcaklığı, Akdeniz ikliminde olduğu kadar etkili değildir. Kış mevsimi, güney kıyılarına göre soğuk geçer. Yağış miktarı fazladır.

 

Karasal iklim: Türkiye’nin denizlerden uzak, yeryüzü şekillerinin meydana getirdiği engellerden dolayı deniz etkisinden yeterince yararlanamayan kesimlerinde karasal iklim görülür. İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Trakya‘nın iç kesimleri karasal iklimin etkisi altındadır. Buralarda mevsimlik ve günlük sıcaklık farkları büyük, yağışlar genel olarak azdır. Kışlar uzun, soğuk ve karlı, yazlar kısa fakat sıcaktır.

COĞRAFİ BÖLGELER

Türkiye 6 – 21 Haziran 1941 tarihinde yapılan Birinci Türk Coğrafya Kongresi‘nde 7 ana coğrafi bölgeye ve 21 coğrafi bölüme ayrılmış, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir, diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki konumlarına göre adlandırılmışlardır. Oluşturulan coğrafi bölgelerin herhangi bir siyasi özelliği yoktur ve il sınırlarıyla da çakışmaz.

 

İç Anadolu Bölgesi:
Dağları:
Karacadağ, Melendiz, Hasandağı, Erciyes, Tahtalı, Tecer, Yıldız, Ak Dağları, Sundiken ve Sivrihisar Dağları
Platoları: Haymana, Cihanbeyli, Obruk
Gölleri: Tuz, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe, Sultan sazlığı, Tuzla ve Acıgöl
Akarsuları: Kızılırmak, Delice Çayı, Çekerek Suyu, Ankara Çayı, Porsuk Çayı
Tarım Ürünleri: buğday, arpa, yulaf, şeker pancarı, baklagiller, patates, elma
Yeraltı Zenginlikleri: florid , krom, linyit, bakır, çinko, kurşun, manganez, jips, mika, lületaşı

Karadeniz Bölgesi:
Dağları:
Ilgaz, Canik, Bolu, Köroğlu, Yalnızçam, Çimen, Mescit, Küre, Bolu ve Doğu Karadeniz Dağları
Ovaları: Çarşamba, Bafra
Gölleri: Tortum, Abant Yedi Göller, Borabay, Sera
Tarım Ürünleri: Fındık, çay, mısır, tütün, şeker pancarı, keten, kenevir, fasulye, pirinç, buğday, çeltik
Yeraltı Zenginlikleri: bakır, maden kömürü, linyit

Marmara Bölgesi:
Dağları:
Yıldız, Koru, Biga, Kaz, Kapı, Işıklar, Uludağ
Tarım Ürünleri: ayçiçeği, buğday, tütün, şeker pancarı, pamuk, mısır, fındık, zeytin, pirinç patates,
Önemli Tarihi Yerleri: Dolmabahçe Sarayı, Topkapı Sarayı, Resim ve Heykel Müzesi, Güzel Sanatlar Galerisi, Deniz Müzesi, Askeri Müze, Ayasofya, Yerebatan Sarayı, Su kemerleri, Anadolu ve Rumeli Hisarları, Galata Kulesi, Sultanahmet Camii, Süleymaniye Camii, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri

Doğu Anadolu Bölgesi:
Dağları:
Mercan, Nemrut, Süphan, Buzul, Ağrı, Aladağ, Tendürek
Ovaları: Yüksekova
Gölleri: Van gölü,
Akarsuları: Fırat, Dicle, Aras, Büyük Zap, Kura Ceyhan
Tarım Ürünleri: buğday, arpa, yulaf, baklagiller, şeker pancarı, tütün, pamuk çeşitleri,
Yeraltı Zenginlikleri: demir, bakır, kurşun, çinko, gümüş, krom, linyit

Ege Bölgesi:
Dağları:
Aydın Dağları, Bozdağlar, Dumlu Dağı, Yunt Dağı, Madra Dağı, Kaz Dağı, Eğrigöz Dağı, Türkmen Dağı, Şaphane Dağı, Sandıklı Dağları
Ovaları: Büyük ve Küçük Menderes Ovaları, Gediz Ovası ve Bakırçay Ovası
Körfezleri: Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük, Gökova
Akarsuları: Büyük ve Küçük Menderes, Bakırçay, Simav (Susurluk), Gediz, Porsuk
Barajları: Adıgüzel, Kemer, Gediz, Demirköprü
Tarım Ürünleri: Çekirdeksiz üzüm, turunçgil, mısır, incir, zeytin, haşhaş, şeker pancarı ve buğday
Yeraltı Zenginlikleri: Linyit, zımpara taşı, cıva, demir, krom

Akdeniz Bölgesi:
Dağları:
Toros Dağları, Amanos Dağları (Nur Dağları), Tahtalı Dağları, Bey Dağları, Akdağlar, Çiçekbaba Dağları, Sultan Dağları, Geyik Dağları, Bolkar Dağları, Binboğa Dağları
Ovaları: Çukurova, Silifke, Antalya, Finike, Fethiye, Köyceğiz, Amik(Hatay), Sağlık(Türkoğlu –  Kahramanmaraş), Acıpayam(Denizli), Isparta ve Burdur Ovları, Elmalı, Kestel, Korkuteli
Gölleri: Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Kestel, Avlan, Suğla, Salda ve Söğüt
Akarsuları: Dalaman, Kocaçay(Eşen Çayı), Derme, Alakır, Aksu, Köprü ve Manavgat Çayları, Göksu Nehri, Tarsus Çayı, Seyhan, Ceyhan ve Asi Nehirleri
Geçitleri: Belen ( İskenderun  – Antakya), Gülek ( Adana  – Ulukışla  – Ankara),

Sertavul ( Silifke  – Karaman) ve Çubuk ( Antalya  – Göller yöresi)
Tarım Ürünleri: buğday, pamuk, zeytin, turunçgil, mısır, yer fıstığı, susam, anason, baklagiller, gül, şeker pancarı, haşhaş, soya fasulyesi, üzüm, elma, erik, muz, çilek
Yeraltı Zenginlikleri: Krom, boksit, demir, linyit,

Güneydoğu Anadolu Bölgesi:
Ovaları:
Altınbaşak, Suruç, Gaziantep, Barak, Adıyaman, Şanlı Urfa, Harran, Ceylanpınar
Gölleri: Azaplı, İnekli, Gölbaşı
Barajları: Devegeçidi, Dicle, Batman
Tarım Ürünleri: tahıl, baklagil, pamuk, susam, ayçiçeği, Antep fıstığı, buğday, kırımızı mercimek, nohut, tütün, üzüm, zeytin
Yeraltı Zenginlikleri: Fosfat, petrol, çimento

Türkiye’nin En Geniş İlleri

 

 

Türkiye’nin En Kalabalık İlleri

 

2009 sayımı

Hatay’ın Anavatana Katılması (30 Haziran 1939)

Türkiye’nin sınır kapıları

Aşağıdaki Liste Şubat 2009 tarihi itibariyle Türkiye‘nin sınır geçişlerinin bir listesidir.

Sınır Kapısı Bulunduğu İl Bağladığı Ülke
Türkgözü Sınır Kapısı ArdahanPosof Gürcistan
Sarp Sınır Kapısı ArtvinHopa Gürcistan
Akyaka Sınır Kapısı Kars Ermenistan
Dilucu Sınır Kapısı Iğdır Nahcivan(Azerbaycan)
Gürbulak Sınır Kapısı AğrıDoğubeyazıt İran
Kapıköy Sınır Kapısı VanÖzalp İran
Esendere Sınır Kapısı HakkâriYüksekova İran
Habur Sınır Kapısı ŞırnakSilopi Irak
Cizre Sınır Kapısı ŞırnakCizre Suriye
Girmeli Sınır Kapısı MardinNusaybin Suriye
Şenyurt Sınır Kapısı Mardin Suriye
Ceylanpınar Sınır Kapısı Şanlıurfa Suriye
Akçakale Sınır Kapısı Şanlıurfa Suriye
Mürşitpınar Sınır Kapısı Şanlıurfa Suriye
Karkamış Sınır Kapısı Gaziantep Suriye
Çobanbey Sınır Kapısı Gaziantep Suriye
Öncüpınar Sınır Kapısı Kilis Suriye
İslâhiye Sınır Kapısı Hatay Suriye
Cilvegözü Sınır Kapısı Hatay Suriye
Karbeyaz(Yiğitoğlu) Sınır Kapısı Hatay (Kapalı) Suriye
Yayladağı Sınır Kapısı Hatay Suriye
İpsala Sınır Kapısı Edirne Yunanistan
Uzunköprü Sınır Kapısı Edirne Yunanistan
Karaağaç (Pazarkule) Sınır Kapısı Edirne Yunanistan
Kapıkule Sınır Kapısı Edirne Bulgaristan
Aziziye (Dereköy) Sınır Kapısı Kırklareli Bulgaristan
Hamzabeyli Sınır Kapısı Edirne Bulgaristan

TÜRKİYE SINIR KOMŞULARI

 

Ülkemizin sınırları itibariyle sekiz komşu ülkesi bulunmaktadır. 8333 kmlik sahil uzunluğuna sahip olan ülkemizde komşu ülke olarak en uzun sınırımız Suriye, en kısa sınırımız ise Nahcivan iledir.

Batı Komşuları
Türkiye’nin batıda iki komşusu vardır; Bulgaristan ve Yunanistan.
Türkiye’nin kuzeybatı komşusu Bulgaristan’dır. Türkiye’nin Bulgaristan sınırı alçak düzlüklerden oluşur. Meriç Irmağı sınırın küçük bir bölümünü oluşturur.
Bulgaristan’ın ortasında bulunan Balkan Dağları ülkeyi, doğu – batı ekseninde ikiye böler. Sınıra yakın bölgelerde ise Rodop Dağları bulunur.
Meriç, Yunanistan sınırının tamamını oluşturur.
Yunanistan sınırı alçak düzlüklerden oluşur.

Bulgaristan; başkenti Sofya

Yunanistan; başkenti Atina
Ege’de çok sayıda Yunan adası vardır. Kimi adalar, o kadar yakındır ki, Türkiye’den adadaki arabalar bile seçilebilir.
Yunanistan ile kıta sahanlığı konusunda anlaşmazlık yaşanmaktadır.

Doğu Komşuları
Yakın zamana kadar Türkiye’nin iki doğu komşusu vardı: İran ve Sovyetler Birliği.Ancak, 1989 yılında Sovyetler Birliği dağılınca yeni komşularımız oldu.
Gürcistan, Ermenistan ve Nahcivan yeni komşumuz olurken, artık Sovyetler Birliği ile sınırımız kalmadı.

Gürcistan’ın Başkenti Tiflis’tir.
Bu dönemde, İran ile sınırımız değişmedi. Aslında, Türkiye – İran sınırı, yüzyılları aşan, ülkemizin en eski sınırıdır.
Doğu sınırımızın tamamı dağlık bölgelerden oluşur.
Kısa aralıklarla akarsular sınırı çizse de, genellikle doğu sınırımızı dağların zirveleri oluşturur.
1990’ların başında Ermenistan’ın giriştiği bir işgal hareketi ile Türkiye’nin Azerbaycan ile teması kesilmiştir. Ermenistan, hala bu toprakları işgal etmektedir.

Nahcivan: iç işlerinde özerk, dış işlerinde ise Azerbaycan’a bağlı bir bölge olan ülkenin başkenti de Nahcıvan’dır

İran: Türkiye’nin komşuları arasında, yüzölçümü Türkiye’den büyük olan tek ülke olan İran’ın başkenti Tahran.

Güney Komşuları
Türkiye’nin güney sınırını Suriye ve Irak oluşturur.
Suriye sınırı geniş düzlüklerden oluşur.
Irak sınırı ise dağlıktır.
Irak sınırımız Lozan’da çizilmiştir. Ancak, Musul ve çevresi sorunu Lozan’da çözülememiştir. Türkiye, bölgenin kendisine ait olduğunu savunmuş, ancak İngiltere bölgeyi, yeni kurulan Irak’a bağlamayı başarmıştır.

Suriye sınırımız da Lozan Antlaşması ile çizilmiştir. Ancak, bu antlaşmada Hatay bulunmuyordu.
Bağımsız Hatay, 1939 yılında kendisini fesih ederek, Türkiye’ye katılmaya karar verdi. Suriye bu karara karşı çıktı. İkinci Dünya Savaşı öncesinde bölgeden sorumlu olan Fransa kararı sessizce onayladı.

GÖKYÜZÜ NEDEN MAVİDİR?
Gökyüzünün mavi görünmesinin tek sebebi kırılma hadisesidir.
Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacıklar tarafından hemen saçılırlar. Fakat kırmız ışık (ki en büyük dalga boylu ışıktır!) saçılmak için daha büyük parçacıklara çarpmak zorundadır.
Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yoğun bulutlarla veya dumanla dolu olduğunda, tüm ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün gri renkte görünmesine sebep olur.

 

 

TÜRK PARALARI

 

200 Türk Lirası (72×160 mm)

200 Türk Lirası’nın ön yüzünde Atatürk’ün, 1934 yılında Çankaya Köşkü’nde Cemal Işıksel tarafından çekilmiş fotoğrafından yararlanılarak oluşturulmuş bir portresi bulunmaktadır.

Arka yüzünde ise Yunus Emre’nin bir portresi yer almaktadır. Kaynaklarda; 1238  – 1320 yılları arasında yaşadığı belirtilen Yunus Emre, Anadolu’da Türkçe şiirin öncüsü olan mutasavvıf bir Türk halk şairidir. Arka yüz tasarımında ayrıca “Yunus Emre’nin anıt mezarı, dizelerinde yer verdiği gül motifi, barışı ve kardeşliği simgeleyen güvercin motifi ile felsefesini en iyi vurgulayan ‘Sevelim, Sevilelim’ dizesine” yer verilmiştir.

100 Türk Lirası (72×154 mm)

100 Türk Lirası’nın ön yüzünde Atatürk’ün, 1934 yılında Çankaya Köşkü’nde Cemal Işıksel tarafından çekilmiş fotoğrafından yararlanılarak oluşturulmuş bir portresi bulunmaktadır.

Arka yüzünde ise Itri adıyla da bilinen Buhurizade Mustafa Efendi’nin bir portresi yer almaktadır. Kaynaklarda; 1640  – 1712 yılları arasında yaşadığı belirtilen Itri, Klasik Türk Müziği’nin kurucusudur. Itri portresinin yanı sıra arka yüzde “notalar, kudüm ve ud gibi enstrümanlar” ile Itri’nin Mevlevi kişiliğine uygun olarak “ney üfleyen Mevlevi dervişi” figürünün oluşturduğu bir kompozisyon yer almaktadır.

50 Türk Lirası (68×148 mm)

50 Türk Lirası’nın ön yüzünde Atatürk’ün, 1931 yılında Gazi Çiftliği’nde Cemal Işıksel tarafından çekilmiş fotoğrafından yararlanılarak oluşturulmuş bir portresi bulunmaktadır.

Arka yüzünde ise Fatma Aliye’nin bir portresi yer almaktadır. 1862  – 1936 yılları arasında yaşamış olan Fatma Aliye, Türk edebiyatının ilk kadın romancılarından biri ve ilk kadın felsefecidir. 1934 yılında “Topuz” soyadını almıştır. Arka yüzün tasarımında ayrıca, Fatma Aliye’nin edebiyatçı kişiliğini vurgulamak üzere “hokka, tüy kalem, kağıt ve kitap” gibi figürler ile kadın zerafetini simgeleyen “çiçek” motiflerine yer verilmiştir.

20 Türk Lirası (68×142 mm)

20 Türk Lirası’nın ön yüzünde Atatürk’ün, 1931 yılında Gazi Çiftliği’nde Cemal Işıksel tarafından çekilmiş fotoğrafından yararlanılarak oluşturulmuş bir portresi bulunmaktadır.

Arka yüzünde ise Mimar Kemaleddin’in portresi yer almaktadır. 1870  – 1927 yılları arasında yaşamış olan Mimar Kemaleddin, imza attığı mimari eserler ve eserlerindeki tarz ile ulusal mimarlık akımının öncülerinden biri olarak kabul edilir. Yine arka yüzde, Mimar Kemaleddin’in eserlerinden biri olan “Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası”nın çizgisel bir çalışması ile “kemer, dairesel motif ve mimarinin üç boyutlu yapısını simgelemek üzere küp, küre, silindir” gibi formlar tasarım bütünlüğü içinde kullanılmıştır.

10 Türk Lirası (64×136 mm)

10 Türk Lirası’nın ön yüzünde Atatürk’ün, 1927 yılında Ethem Tem tarafından çekilmiş fotoğrafından yararlanılarak oluşturulmuş bir portresi bulunmaktadır.

Arka yüzünde ise Ordinaryüs Prof. Dr. Cahit Arf’ın portresi yer almaktadır. 1910  – 1997 yılları arasında yaşamış ve Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli matematikçilerden biri olan Cahit Arf, kendi adıyla bilinen birçok teoremi ile dünya çapında tanınmıştır. Cahit Arf’ın “Arf Değişmezi”nden alınan bir kesitin yanı sıra “aritmetik diziler, abaküs, sayılar ve bilgisayar teknolojisinin temeli olan sayısal sistemi belirten ikili (Binary) sayı sistemini ifade eden rakamlar” gibi matematik ile ilgili motifler 10 Türk Lirası’nın arka yüzünde yer alan diğer unsurlardır.

 

5 Türk Lirası (64×130 mm)

5 Türk Lirası’nın ön yüzünde Atatürk’ün, 1927 yılında Ethem Tem tarafından çekilmiş fotoğrafından yararlanılarak oluşturulmuş bir portresi bulunmaktadır.

Arka yüzünde ise Ordinaryüs Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın portresi yer almaktadır. 1913  – 1993 yılları arasında yaşamış olan Aydın Sayılı, Harvard Üniversitesi’nde ve bilindiği kadarıyla dünyada bilim tarihi alanında verilen ilk doktora derecesinin sahibidir. Arka yüzde ayrıca “güneş sistemi, atomun yapısı, DNA ve ilk çağ mağara resimleri” gibi motifler bir kompozisyon içinde kullanılmıştır.

Madeni paralar
Tüm madeni paraların arka yüzünde, paranın ortasında, bir daire içinde Atatürk’ün aynı tip rölyefi kullanıldı. Atatürk rölyefinin çerçevesinde ise “Türkiye Cumhuriyeti” yazısı yer alıyor. Her madeni paranın ön yüzünde de standart bazı tasarım özellikleri bulunuyor.

Ön yüzlerde:
–  1 Kuruş: “Kardelen Çiçeği” motifi
–  5 Kuruş: “Hayat Ağacı” motifi
–  10 Kuruş: “Rumi” motif
–  25 Kuruş: Kufi yazı ile geçme desen
–  50 Kuruş: “Boğaziçi Köprüsü” motifi
–  1 TL: Ön yüzünde halka içine yerleştirilmiş bitki formlu bordür ile orta daire içinde Rumi motif bulunuyor.

 

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ ya da BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU bir Türk devletidir.

Göçmen Türklerde bozkırdaki ırmakları geçiş büyük önem arz ediyordu. Oğuzname’de salı keşfeden kişi boyun önemli bir atası sayılmaktadır. Hanedanın atası olan Selçuk Bey tarafından temeli atılan bu devlet Bağdat‘ı kendine başkent yaparak Abbasi halifesinin koruyucusu konumuna erişti. 1092 yılında Selçuklu hükümdarı Melikşah‘ın ölümünden sonra bölünmeye uğradı. Selçuklular tarafından kurulan diğer devletler Kirman Selçuklu DevletiHorasan Selçuklu DevletiIrak Selçuklu DevletiSuriye Selçuklu Devleti ve Anadolu Selçuklu Devleti‘dir.10401157 yılları arasında hüküm süren Büyük Selçuklular, en güçlü oldukları dönemde HarezmHorasanİranIrakSuriyeArap Yarımadasıve Anadolu‘nun büyük kısmına egemen olmuş bir Türk devletidir. Kapladıkları alan doğuda Balkaş ve Issık Gölleri, Tarım Havzası; batıda Egeve Akdeniz sahilleri, kuzeyde Aral GölüHazar DeniziKafkasyaKaradeniz; güneyde Arabistan dahil Umman Denizi‘ne kadar ulaşıyordu (10.000.000 km2).

Kuruluş

Kınık boyu Orta Asya‘daki Oğuz boylarından biriydi. Selçuk Bey Hazar İmparatorluğunda subaşı (ordu komutanı) görevindeydi. Selçuk Bey giriştiği taht mücadelesini kaybedince 10. yüzyılın ikinci yarısında ailesi ve ordusu ile birlikte İran yönüne göç ettiler. Bu göçebe topluluk Karahanlılara ve Samanîlere savaşlarda asker vererek karşılığında geniş otlaklar elde etti. Burada müslümanlığı benimsedikten sonra Samanîler Devletinin yönetiminde söz sahibi oldu. Samanîler Devleti yıkılınca Selçuk Bey, Müslüman halkıyla birlikte Horasan bölgesine yerleşti. Selçuk Bey’in 1009‘da ölümünden sonra daha da güneye indiler.

Selçuk Bey’in oğlu Arslan Bey‘in yönetiminde, Karahanlıları ve Gaznelileri endişelendirecek kadar güçlendiler. Arslan Bey‘in Gaznelilerce tutuklanması ve 1032‘de ölmesinden sonra, Selçuk Bey’in torunları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey bağımsızlıklarını elde etmeye giriştiler. Selçukluların teşkilatlı devlet düzenine girmesi bu döneminde oldu. Devletin ilk yöneticisi Tuğrul Bey‘di. Selçuklular 1035‘te büyük bir Gazneli ordusunu yenerek Horasan içlerine doğru ilerlediler. 1037‘de de, bugünkü Türkmenistan’da yer alan Merv kentini ele geçirdiler.

1038‘de Gaznelileri ikinci kez yendiler ve Nişabur kentine girerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Tuğrul Bey sultan sanıyla hükümdar ilan edildi ve Büyük Selçuklu Devleti de böylece kurulmuş oldu.

Gazneli I. Mesut, Büyük Selçuklu Devleti’ni ortadan kaldırmak amacıyla güçlü bir orduyla Selçuklu topraklarına girdi. Gazneli ve Büyük Selçuklu orduları, Merv yakınlarında Dandanakan denen yerde karşılaştılar. Mayıs 1040’ta yapılan Dandanakan Savaşı‘nda, Büyük Selçuklular Gazneli ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra Büyük Selçuklu Devleti’nin Harzem ve Horasan’da varlığı kesinlik kazandı. Tuğrul Bey, bu savaşın ardından giriştiği fetihlerle bütün İran‘ı denetimi altına aldı.

1041’de Kirman, 1042’de Harzemşahlar ve Kakuveyhîler,Cürcan‘da Ziyarîler ve Misafirîler, Hamedan ve İsfahan şehirleri, 1051’de Şiraz‘daki Kalicarîler, 1052’de Umman, 1054’te Tebriz‘deki Revadîler,Diyarbakır‘daki Mervanîler, Hille‘deki Mezyedîler, Musul‘daki Ukaylîler, 1056’da Huzistan‘daki Hezâresbîler ve Büveyhoğulları‘nın toprakları Büyük Selçuklu Devleti’ne katıldı. Devletin sınırları, batıda Bizans, güneybatıda Abbasiler, kuzeybatıda Gürcistan topraklarına dayandı.

18 Eylül 1048‘de Erzurum yakınlarındaki Pasinler Ovası’nda birleşik BizansGürcü ordusuyla yaptığı Pasinler Savaşı‘nı kazanan Büyük Selçuklular, Doğu Anadolu içlerine akınlar düzenlemeye başladılar. İslam dünyasının dinsel önderi konumundaki Abbasiler, bu dönemde Bağdat‘ı elinde tutan Büveyhilerin siyasal baskısı altındaydı. Tuğrul Bey, Halife Kâim’in çağrısı üzerine 15 Aralık 1055‘te Bağdat‘a girdi ve Büveyhileri halifeliğin merkezinden çıkardı. Bu olayın ardından Büyük Selçukluların İslam dünyasındaki itibarı arttı.

Alparslan

Tuğrul Bey 1063 yılında ölünce kardeşi Çağrı Bey‘in oğlu Alparslan tahta geçti. Alparslan Büyük Selçuklu topraklarını daha da genişletti.1071‘de Malazgirt Savaşı‘nda Bizans İmparatoru Romen Diyojen‘i yenerek tutsak aldı. Malazgirt zaferinin asıl önemi, Anadolu‘yu Türklere açmış olmasından gelir. Anadolu içlerine akınlarını sürdüren Büyük Selçuklu komutanları yeni topraklar ele geçirdiler ve bağımsız yeni devletler kurdular.

Alparslan 1072‘de ölünce Büyük Selçuklu Devleti’nin başına oğlu Melikşah geçti. 10721092 arasında hüküm süren Melikşah dönemi, Büyük Selçuklu Devleti’nin en parlak dönemi oldu.

Süleyman Şah komutasında Anadolu’yu fetheden Türk ordusu 1077’de tarihi Hıristiyan şehirlerinden İznik‘i alarak Marmara Denizi, 1081’de İzmir‘in fethiyle Ege, 1084’te Sinop‘u fethiyle Karadeniz kıyılarına ulaştı. Ocak 1085’te Antakya ve 28 Şubat 1087’de Urfa ele geçirildi.

Diğer bölgelerde de seri fetihler devam etti. 1071’de Selçuklu komutanı Atsız Bey SuriyeLübnanKudüs ve Filistin‘i fethetti. Ekim 1074’te Akka‘yı, 10 Haziran 1076’da bölgenin merkezi Şam‘ı Türk topraklarına kattı. 1076’da Kahire‘yı başarısız kuşatma girişiminde bulundu.

Artuk Bey ise Ocak 1077’de LahsaKatifKuveyt ve Bahreyn‘i aldı. Haziran 1087’de Lübnan’da Sayda zaptedildi.

1070 – 1072 arasında geçici olarak Selçukluların eline geçen Hicaz 1080’den sonra kalıcı olarak Türk topraklarına katıldı ve Kızıldeniz’e çıkıldı. 1092’de Yemen,Aden ve Lahec‘in fethiyle Hint Okyanusu’na ulaşıldı. Doğuda ise 1074’te Semerkant fethedilerek Batı Karahanlı Devleti,1089’da Kaşgar fethedilerek Doğu Karahanlı Devleti Selçuklu tâbiyetine alındı.

Selçukluların saldırılarına maruz kalan Bizans İmparatorluğu özellikle Komnenos Hanedanını hüküm sürdüğü 1081 – 1185 yılları arasında Malazgirt Savaşı’nın yarattığı bozgun durumunu durdurmuş ve Komnenos Restorasyonu diye adlandırılan dönemde Selçuklu yayılması engellenmiş ve geriletilmiştir. Bunda Anadolu’da Haçlı Seferlerinin yarattığı yeni güç dengesi ve özellikle II. Yannis Komnenos‘nun başarılı diplomasisinin de büyük payı vardır.

Melikşah Büyük Selçuklu Devletinin en parlak döneminin yaşandığı zamandır. Bu önemli devlet adamının 37 yaşındayken 1092 yılında bir saray entrikası neticesinde öldürülmesi Ortadoğu tarihinin yazgısını değiştirebilecek nitelikte bir olaydır. Nitekim dört yıl sonra Andolu ve Suriye üzerinden Kudüs’e yönlenen I. Haçlı Seferi karşısında derli toplu bir güç bulamadığından başarıya ulaşmı ve iki yüzyıl sürecek Müslüman – Haçlı mücadelesi başlamıştır

Gerileme ve Dağılma Dönemi

Melikşah’tan sonra sırasıyla başa geçen I. Mahmud (10921094), Berkyaruk (1094 – 1105), Müizzeddin Melikşah (11051105) ve Mehmed Tapar (11051118) dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti gücünü ve eyaletlerdeki merkezi denetimini giderek yitirdi. 1118‘de tahta çıkan Ahmed Sencer’in ülke topraklarını yeniden birleştirme çabası da başarılı olduysa da devlet hiçbir zaman Melikşah dönemindeki sınırlarına ve otoritesine kavuşamadı. 1128 yılında Doğudaki Doğu ve Batı Karahanlı Devletlerine boyun eğdiren Karahitaylar Selçuklu Devleti ile komşu oldu ve baskı yaratmaya başladı. 1141 yılında Karahitay ve Selçuklu orduları arasındaki Katvan Savaşı‘nda yenilgiye uğrayan Selçuklu Devleti hızlı bir dağılma sürecine girdi. Karahitayların devletin en verimli toprakları olanMaveraünnehir‘i işgal etmeleri Selçuklu Devleti’nin ekonomisini ve ordusunu iyice sıkıntıya soktu. Sultan Sencer, giderek artan ekonomik buhran nedeniyle ayaklanan göçebe Oğuzlara 1153‘te tutsak düştü. İki yıl sonra kaçarak kurtulduysa da ülkede iktidarını yeniden sağlayamadan 1157’de öldü. Büyük Selçuklu Devleti böylece sona erdi.

Hanedan üyeleri yönettikleri bölgelerde bağımsız davranmaya başladılar. Daha önce bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Selçuklu hanedanın kurduğu devletlerden yalnızca Anadolu Selçuklu Devleti, yüz yılı aşkın bir süre daha ayakta kalabildi. Ayrıca devletin gerilemesinin sebepleri arasında Haçlı seferleriFatimiler ile olan çatışmalar, Hasan Sabbah‘ın Batinilik propogandaları ve Oğuz boylarının ayaklanmaları sayılabilir. Bunun sonucunda ise Abbasi halifeleri Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için bir takım çalışmalar yürütmüştür. Bunlar Selçuklu Devleti’nin yıkılmasına neden olan etkenler ve nedenlerdir. Özet olarak Selçuklu Devletinin yıkılma nedenleri olarak aşağıdaki nedenler sayılabilir:

  • Merkezi otoritenin zayıflaması
  • Taht kavgaları
  • Oğuz isyanları
  • 1 haçlı seferleri (1096)
  • 2 haçlı seferi (1147)
  • haçlı seferi (1189)
  • haçlı seferi (1204)
  • Atabeylerin bağımsız hareket etmesi
  • Abbasi halifeliğini korumak için büyük mücadelelere girmeleri
  • Fatimiler ve Şiilerin yıpratmaları
  • Şehzade ayaklanmaları
  • Karahitayların istilası
  • Batınilik hareketleri
  • Kötü yönetim

Devlet Yapısı

Büyük Selçuklu Devleti’nin örgütlenme biçimi, kendisinden önceki İslam devletlerine benziyordu. Hintİran devlet anlayışını yansıtan bu örgütlenmede, eski Türk devlet geleneğinin de belirgin etkisi vardı. Eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi, Büyük Selçuklu Devleti’nde de ülke toprakları hanedanın ortak malı sayılıyordu. Bundan dolayı Büyük Selçuklu toprakları eyaletlere bölünmüştü. Eyaletlerin yönetimi de Melik olarak adlandırılan hanedanın erkek üyelerine bırakılmıştı.

Tuğrul Bey’den önce boy başkanına Oğuz geleneğine göre Yabgu deniyordu. İslam dininin benimsenmesinden sonra, hükümdarlar İslam devletlerindeki geleneğe uyarak “sultan” ünvanı ile anıldılar. Suriye Selçukluları ile Kirman Selçukluları’na Irak Selçukluları da katıldı. Büyük Selçuklu topraklarına göçen yeni Oğuz boyları da iç düzeni büyük ölçüde sarstılar. Bu karışıklık döneminde Harzemşahlar, Büyük Selçuklu toprakların büyük bölümünü ele geçirdiler. Bir süre daha direnen Kirman Selçukluları 1175’te, Irak Selçukluları da 1194’te yıkıldı.

Başkentte oturan sultan, devletin mutlak egemeniydi. Bütün atamalar ve toprak dağıtımı sultanın buyruğuyla yapılıyordu. Ayrıca sultan yüksek yargı kurullarına da başkanlık ediyordu. Hükümdarların “danışman”ı konumundaki kişiler yönetimde önemli rol oynuyorlardı.

Alp Arslan döneminde bu göreve getirilen Nizamülmülk, İslam geleneği uyarınca vezir unvanı aldı ve devlet yönetiminde köklü değişiklikler yaptı. Nizamülmülk, devlet yönetimine ilişkin anlayışını Siyasetname adlı kitabında da anlatmıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nde devlet işleri “Divan – ı Âlâ” adı verilen bir kurulda görüşülür ve karara bağlanırdı. Ayrıca maliye, askerlik ve adalet işleriyle uğraşan başka divanlar da vardı. Meliklerin yönetimindeki eyaletlerde de büyük ölçüde merkezdeki örgütlenme örnek alınmıştı.

Toprak Yönetimi ve Ordu

Büyük Selçuklu Devleti’nin batı sınırları

Büyük Selçuklu ülkesinde tarım yapılan topraklar ikta denen bölümlere ayrılmıştı ve iktalar hizmet karşılığında belirli süre için ileri gelenlere veriliyordu. Bu usulle verilen topraklar has, ikta ve haraci olarak üçe ayrılıyordu. Has toprakların geliri doğrudan sultan ailesine veriliyordu. İkta sahipleri ise, toprakları işleme karşılığında belli sayıda asker besliyor ve savaş zamanlarında orduya katılıyorlardı. Haraci olarak adlandırılan toprakların geliri de doğrudan devlet hazinesine aktarılıyordu.

Alp Arslan dönemine kadar beylere bağlı göçebe Türkmenlerden oluşan ordu Nizamülmülk tarafından yeniden yapılandırıldı. Nizamülmülk, aylıklı askerlerden oluşan sürekli bir ordu kurdu. Bu aylıklı askerlere “gulam” deniyordu ve bunlar temel olarak başkentte iktidarı korumakla görevliydi. Savaş sırasında asıl ordu ise ikta sahiplerinin yönetimindeki atlı askerlerden oluşurdu. Ayrıca bağlı devletler de savaş zamanlarında sultanın ordusuna asker gönderiyorlardı. Melikşah döneminde orduda 50 bin kadar atlı asker olduğu bilinmektedir.Kısa bir not Türkler yani Selçuklular orduyla iç içe bir toplum oldukları için onlara ‘ordu millet’ denirdi.

Toplumsal ve Ekonomik Yaşam

Büyük Selçuklu Devleti’ndeki Oğuz boyları ve başka bazı topluluklar göçebeydiler. Oğuz boylarının başında bir bey bulunuyordu. Bu göçebe topluluklar geçimlerini hayvancılıkla sağlıyorlardı ve otlak bulmak için de mevsimlere göre yer değiştiriyorlardı. Devlet göçebe topluluklardan otlak vergisi alıyordu. Yerleşik nüfus ise çiftçilik, zanaatçılık ve ticaretle uğraşıyordu. Kentlerdeki tüccar ve esnaf, işkollarına göre loncalar biçiminde örgütlenmişti. Merkezi devlette görevli memurlar ile sürekli ordudaki askerler maaş alıyorlardı.

Eğitim, Bilim ve Sanat

Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taşıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’de Bağdat‘ta açıldı. Daha sonra IsfahanReyMerv (selçukluların başkenti), BelhHeratBasraMusul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli yerlerinde kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu.

Melikşah döneminde önce Isfahan’da, sonra Bağdat’ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça’yı din ve bilim dili, Farsça’yı edebiyat ve devlet dili, Türkçe’yi ise saray ve orduda günlük konuşma dili olarak kullanıyorlardı.

Büyük Selçuklular, var olan kentleri bayındır hale getirirken yeni kentler de kurdular. Ülkenin pek çok yerinde yeni kurumlar ve yapılar inşa ettiler. Bunlar camimedresekervansaray, hastane,köprü, çeşme, imarethan, hamam, türbe ve kümbet gibi yapılardı.

Büyük Selçuklular, ince ve uzun minarelerle cami mimarisine yeni bir anlayış getirdiler. Isfahan‘daki Mescid – i Cuma bu anlayışla yapılmış en eski örnektir. Büyük Selçuklu anıtmezarları olan kümbetler de yaygın mimari yapılardır. Kümbetler içten kubbe, dıştan ise piramit ya da konik bir çatıyla örtülüyordu. Dört köşeli, çok köşeli ya da yuvarlak formdaki Büyük Selçuklu kümbetleri genellikle iki katlı olarak yapılıyordu.Bu kümbetlerin alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak kullanılıyordu.

Büyük Selçuklu sanatında hat (yazı), minyatürahşap ve taş oymacılığı, çinicilik, maden işleme, cilt ve çeşitli süsleme sanatları da gelişmişti.

HZ MUHAMMED DÖNEMİNDE YAPILAN SAVAŞLAR NEDENLERİ VE SONUÇLARI

Bedir Savaşı
Nedeni: Mekkelilerin, Hicret eden Müslümanların Mekke’de kalan mallarını yağmalayıp Şam’a götürerek satmalarıdır.

Gelişimi ve Sonucu: Müslümanlar Şam’dan dönen ticaret kervanının yolunu keserek Mekke’de yağmalanan mallarının karşılığını almayı amaçlamışlardır. Ticaret kervanının başında bulunan Ebu Süfyan Müslümanların bu planını duyunca yardım göndermeleri için Mekke’ye haber yolladı. 950 kişiden oluşan Mekke ordusu ile 313 kişiden oluşan Müslüman ordusu Bedir Kuyusu civarında karşı karşıya geldiler. Yapılan savaşta Müslümanlar, Mekkelileri yenilgiye uğrattılar.

 –  Müslümanların Mekkelilere karşı kazandığı ilk savaştır.
–  Müslümanlar maddi ve manevi yönden daha güçlü hale geldiler.
–  Şam ticaret yollarının kontrolü geçici olarak Müslümanların eline geçmiştir.
–  Savaş sonucunda ganimet paylaşımının yapılmasıyla İslam savaş hukukunun temelleri atılmıştır.
–  Esir alınan Mekkeliler, 10 Müslüman’a okuma  –  yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmıştır.

Uhut Savaşı (625)
Nedenleri:
–  Mekkelilerin, Bedir Savaşı’nın intikamını almak istemesi,
–  Müslümanların Kureyş’e ait ticaret kervanını ele geçirmesi,
–  Mekkelilerin İslam dininin yayılmasını engellemek istemesidir.

Gelişimi ve Sonucu: Ebu Süfyan komutasındaki 3.000 kişilik Mekke ordusu Medine’ye doğru saldırıya geçti. Bu durumu haber alan Hz. Muhammed, Medine’de kalıp savunma savaşı yapma düşünce*sindeydi. Ancak Bedir Savaşı’na katılmayanların ısrarı üzerine, 700 kişilik İslam ordusuyla Uhut dağına doğru hareket etti. Hz. Muhammed, İslam ordusuna savaş düzeni aldırdı ve dağın en stratejik noktasına 50 kişilik bir okçu birliğini yerleştirdi. Okçu birliğine kendisinden haber gelmedikçe yerlerini terk etmemeleri gerektiğini söyledi. Savaşın başlamasıyla Müslümanlar üstünlüğü ele geçirdi. Fakat okçu birliğinin savaşın kazandığı düşüncesiyle yerlerini terk etmesi durumu değiştirdi. Bu yüzden iki ateş arasında kalan İslam ordusu fazla kayıp vermemek için Uhut Dağı’na doğru çekilmek zorunda kaldı.

–  Mekkeliler savaşı kazanmalarına rağmen kesin bir sonuç elde edememişlerdir.
–  Müslümanlar Hz. Muhammed’in sözlerinin önemini anlamışlardır.

 

Hendek Savaşı (627) 
Nedenleri: 
 –  Mekkelilerin, Arap kabileleri arasında İslamiyet’in yayılmasını engellemek istemeleri,
–  Medine’den çıkarılan Yahudilerin Müslümanlara karşı Mekkelileri kışkırtmalarıdır.

Gelişimi ve Sonucu: Mekkelilerin 10.000 kişilik bir kuetle harekete geçtiğini öğrenen Hz. Muhammed gelen ordunun kalabalık olması nedeniyle Medine’de kalarak savunma savaşı yapılmasına karar verdi. Hz. Muhammed, İranlı Selman – ı Farisi’nin önerisiyle şehrin saldırıya açık tarafına geniş hendekler kazdırdı. Mekkeliler, gördükleri bu tarz savunma karşısında şaşırdılar. Mekkeliler 15 gün boyunca yaptıkları kuşatma sonrasında bir sonuç elde edemeyeceklerini anlayınca geri dönmek zorunda kaldılar (627).
–  Mekkelilerin, Müslümanlar üzerine yaptığı son sefer olmuştur.
–  Bu savaştan sonra Müslümanlar taarruza geçerken, Mekkeliler savunmaya çekilmişlerdir.

 

Hudeybiye Antlaşması (628) 
Medine’ye hicret eden Müslümanlar hem akrabalarını ziyaret etmek hem de hac vazifesini yerine getirmek için 1.500 kişilik bir grupla Mekke’ye doğru yola çıktılar. Mekkeliler, Hz. Muhammed’in de bulunduğu bu kafileyi şehre sokmak istemediler. iki taraf arasında başlayan gerginlik Hudeybiye Antlaşması’nın imzalanmasıyla sona erdi.

Bu antlaşmaya göre; 
–  Müslümanlar hac yapmadan geri dönecekler, hac vazifelerini ertesi yıl üç gün süreyle gerçekleşti receklerdi.
–  Her iki tarafta istediği Arap kabilesiyle ittifak yapabilecekti.
–  10 yıl süreyle iki taraf arasında savaş yapılmayacaktı.
–  Velisinin izni olmadan Müslümanlığı kabul eden Mekkeliler Medine’ye sığınırsa kabul edilmeyecek, ancak Medine’den Mekke’ye sığınanlar iade edilmeyecekti.

Antlaşmamın Önemi:
–  Mekkeliler, Müslümanların siyasi bir güç olduğunu hukuken kabul etmişlerdir.
–  Antlaşma sonrasında oluşan barış ortamında Müslümanlarla Mekkeliler arasında yakınlaşma olmuş, İslamiyet’in Mekkeliler arasında yayılması hızlanmıştır.
–  Antlaşmanın başlangıçta Müslümanların aleyhine gibi görünmesine rağmen, sonradan Müslümanların lehine olduğu anlaşılmıştır.

Hayber’in Fethi (629) 
Hz. Muhammed, Medine’den çıkarılan Yahudilerin Hayber’e yerleşerek Müslümanların aleyhine hareket etmeleri üzerine Hayber Kalesi’ne sefer düzenledi.
10 gün süren kuşatma sonrası kale fethedildi ve buradaki Yahudilerin vergi vermeleri şartıyla kalmalarına izin verildi. Hayber’in fethiyle Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.

Mekke’nin Fethi (630) 
Hz. Muhammed, Mekkelilerin Hudeybiye AntIaşması’nın şartlarına uymamaları üzerine 10.000 kişilik bir orduyla harekete geçti. Arap kabilelerinin de katılımıyla oldukça güçlenen İslam ordusu şehri kuşatarak ciddi bir direnişle karşılaşmadan Mekke’nin fethini gerçekleştirdi.
Mekke’nin fethi sonucunda Arap Yarımadası’nda yapılacak fetihler kolaylaşmış ve Kâbe’deki putlar kırılarak putperestliğin merkezi ortadan kaldırılmıştır.

Huneyn Savaşı (630)
Mekke’den kaçan putperestler Taif Yahudileriyle birleşerek Mekke’yi geri almak için yola çıktılar. Bunun üzerine Müslümanlar da bir ordu hazırladılar. İki taraf Huneyn vadisinde karşılaştı. Yapılan savaş sonucunda Müslümanlar galip geldiler.

 

 

Tebük Seferi (631) 
Bizans imparatoru’nun Arabistan yarımadası üzerine sefere çıktığı haberini alan Müslümanlar, Hz. Muhammed komutasındaki bir orduyla Kuzey Arabistan’a hareket ettiler. Ancak haberin asılsız olduğunun anlaşılması ve Şam’da veba salgını olması nedeniyle savaş yapılmadan geri dönülmüştür.
–  Bu sefer sonrasında Gassani Arapları Müslümanlığı kabul etmişlerdir.
–  Arap Yarımadası’nda siyasi birlik önemli ölçüde sağlanmıştır.
Tebük Seferi, Hz. Muhammed’in son seferidir.

Veda Haccı ve Hz. Muhammed’in Vefatı (632) 
Tebük Seferi’nden sonra Medine’ye dönen Hz. Muhammed ertesi yıl Mekke’ye Hac yapmaya gitti. Burada 100.000 kişinin üzerindeki topluluğa bütün Müslümanların eşit olduğunu, kabileler arasında kan davalarının sona erdiğini, Kuran – ı Kerim’in tamamlandığını ve görevinin sona erdiğini söyleyerek konuşmasını bitirdi. Aynı yıl Hz. Muhammed vefat etti.

Kur’an – ı Kerim’de ismi geçen Peygamberler

1 –  Hz. ADEM       2 –  Hz.  Sit           3 –  Hz. İdris     4 –  Hz Nuh         5 –  Hz. Hud

6 –  Hz. Salih           7 –  Hz. Zülkarnyen                         8 –  Hz. İbrahim  9 –  Hz. Lut   10 –  Hz. İsmail

11 –  Hz. İshak         12 –  Hz. Yakup    13 –  Hz. Yusuf 14 –  Hz. Eyüp    15 –  Hz. Şuayp

16 –  Hz. Musa         17 –  Hz. Harun     18 –  Hz. Hızır   19 – Hz. İlyas      20 –  Hz. Zülkifl

21 –  Hz. Davut       22 –  Hz. Süleyman  23 –   Hz. Yunus                         24 –  Hz. Lokman      25 –  Hz. Uzeyr

26 –  Hz. Zekeryya  27 –  Hz. Yahya    28 –  Hz. İsa      29 –  Hz. MUHAMMED

Kitap İndirilmiş Peygamberler

1 –  Musa (aleyhisselam)’a : Tevrat
2 –  Davut (aleyhisselam)’a : Zebur
3 –  Isa (aleyhisselam)’a : Incil
4 –  HzMuhammed (sallallahu aleyhi vessellem)’e : Kuran – ı Kerim gönderilmiştir

Ve Peygamberlerin en sonuncusu Hz Muhammed (SAV) Efendimiz’dir



TEVRAT: Tevrat kelimesi sözlükte, “Kanun, Şeriat“ anlamlarına gelir, Israilogullarından HzMusaya indirilmiştir Hz Musa(aleyhisselam)’dan sonra Tevratın aslı kaybolmuştur Israilogullarının din bilginleri tarafindan yazılan farklı Tevrat nüshaları ortaya çıkmıştırBöylece Tevrat, ilahi kitap olma özelliğini kaybetmiştir Tevrat´a “Ahd – i Atik“(Eski Ahid) de denir

ZEBUR: Zebur kelimesi sözlükte “Yazılı şey, kitap“ anlamlarına gelir Hz Davud(aleyhisselam)’a gönderilen ilahi kitaptır Içinde 150 sure vardır, bu kitapta daha cok öğütler, dualar, ilahiler yer almaktadır Bugün elde hiç bir nüshası yoktur, ancak “Mezmürlar“ adıyla Tevratin içinde yer aldığı söylenmektedir

INCIL: Incil kelimesi sözlükte “Müjde, ögretmek“anlamlarına gelir Hz Isa(aleyhisselam) aracılıgıyla Israilogullarına gönderilmiştirIncilin aslı kısa zaman içerisinde kaybolmuştur, bugün elde mevcud olan incil, insanlar tarafından yazılmıştır Bu Incil 4 kitap ve bazi mektuplardan meydana gelmiştir

1 –  Yuhanna          2 –  Markos          3 –  Luka          4 –  Matta

Bu kitaplarda HzIsa(aleyhisselam)’in ilah olduğu yazılmaktadır Peygamberimizden hiç bahsedilmiyor Incil´e “Ahdi Cedid“(Yeni Ahid) de denir

KUR´AN – I KERiM: Kuran kelimesi sözlükte “Toplamak, okumak“ manalarına gelir Yüce ALLAH tarafından Cebrail(aleyhisselam) aracılığıyla 610 yılında Hira magarasında 40 yaşında olan peygamberimize inmiştir Indirildigi andan itibaren yazılarak ve ezberlenerek bize kadar ulaşmıştır Bu sebeble indigi gibi bize ulaşmıştır Kiyamete kadar da tek harfi bile degişmeden aslını muhafaza edecektir, Cünkü ALLAH´ü teala onu koruyacağını şu ayetle haber vermektedir: “Kur´anı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız“(Hicr süresi – 9ayet) Kuran 23 senede yavaş yavaş inmiştir, ayetlerin bazısı Mekkede bazisi Medinede inmiştir 87si Mekke 27si Medine de inmiştir 114 suredir, en faziletli sure FATiHA süresidir 6666 ayettir, en faziletli ayet Ayetel kürsi’dir En uzun süre Bakara süresidir ( 50 sayfa) En kısa süre Kevser süresidir Kuran 30 Cüzdür, 600 Sahifedir

 

OSMANLI PADİŞAHLARI

 

Halifeler listesi

Halifeler listesi, İslam peygamberi Muhammed‘in ölümünden sonra Müslümanların dini liderliğini yapmış kişilerin listesidir. Dört Halife veya Hulefa – i Raşidin Dönemi

Muhammed‘in vefatından hemen sonra seçimle göreve gelmiş Dört Halifedir:

  1. Ebu Bekir
  2. Ömer bin Hattab
  3. Osman bin Affan
  4. Ali bin Ebu Talib

661 yılında Hz. Ali’nin öldürülmesinin ardından kısa bir süre oğlu Hasan Bin Ali halifelik yapmış fakat putperestlik zamanında Mekke’nin yönetici ailesi olan Emevi ailesinin büyük komplolarıyla halifeliği devretmek zorunda bırakılmıştır.

Osmanlı Devleti‘nin Ridaniye Muharebesini kazanarak Memlük Sultanlığı’na son vermelerinden sonra Halife ünvanını üstlenen padişahlardır:

 

 

 

 

Son Halife 

Padişah olmadığı halde Halife olarak TBMM tarafından göreve atanmış bir Osmanlı Hanedanı üyesidir:

  1. Abdülmecit1922 –  1924

 

Halifeliğin kaldırılması3 Mart 1924

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ADLİ DEFTERLERİN TUTULMASI

Adli defterler, ilgili yasa ve yönetmeliklerde, tutulması zorunlu kılmış adli kayıtların toplandığı ya da kaydedildiği defterlerdir. Farklı mahkemelerde, bu mahkemelerde görülmekte olan uyuşmazlığın niteliğine göre farklı defterlerin tutulması gerekebilir.

Hukuk ve Ticaret

Mahkemeleri

Ceza Mahkemeleri İdari Yargı
Esas defteri İddianamenin değerlendirilmesi defteri Esas defteri
Değişik işler ve istinabe defteri Esas defteri Değişik işler ve talimat defteri
Temyiz defteri, muhabere defteri Karar defteri Karar defteri
Duruşma günleri defteri Duruşma günleri defteri Temyiz ve itiraz defteri
Zimmet defteri Muhabere defteri Muhabere defteri
Tereke işlerine bakan Mahkemelerde ilgili yönetmelik uyarınca tutulması gereken defterler İstinabe defteri Duruşma günleri defteri
Vakıf kaydına ilişkin defter Değişik işler defteri Zimmet defteri
Satış talep edilen izale – i şüyu dosyalarının kaydına ilişkin esas defteri İstinaf defteri Kasa defteri
İzale – i şüyu satış paralarının kaydına ilişkin kasa defteri Temyiz defteri Harç pulları satış defteri
Tevzi defteri Zimmet defteri Harç yevmiye defteri
    Kıymetli evrak esas defteri
    Posta mutemet defteri
    Resmi posta pullarının ve

telgraf avanslarının sarf

defteri

    Kitaplık defteri

Tabloda görüldüğü gibi esas defteri, karar defteri, duruşma günleri defteri, temyiz defteri ve muhabere defteri gibi bazı defterlerin her tür mahkemede tutulmakta olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkeme defterlerine sayfa numaraları konulur ve her sayfaya mahkeme mührü basılır. Defterlerin başına ve sonuna kaç sayfadan ibaret olduğu yazılır ve bu yazı mahkeme mührü ile mühürlenir; hakim tarafından imzalanır.

  • Esas defteri: Dava açıldığı zaman dava dilekçeleri sırasıyla bu deftere kaydedilir ve bu defterdeki kutulara dava süresinde gerçekleşenler işlenir. Defterdeki sıra numarası ilgili dava dosyasının üzerine davanın esas numarası olarak yazılır. Bir diğer deyişle, “dava esas numarası” diye bildiğimiz sayı aslında, o dava dosyasının bu defterdeki sıra numarasıdır. Davanın açıldığı tarih, dava dilekçesinin bu deftere kaydedildiği tarihtir. Harç alındıktan sonra veya alınması gerekmeyen durumlarda dava dilekçesi sıra numarası altında esas defterlerinin belli hanelerine geçirilir. Esas defteri sıra numarası açılmış olan davanın dosya numarasını oluşturur. Bu numara dosya kartonunun kapağı üstünde ayrılan belli yerin soldan ilk gelen bölümüne yazılır. sağa doğru diğer bölümler, verilen hükmün bozulması veya yenileme gibi sebepler ile davanın yeniden esas defterine kaydı halinde dosyanın alacağı yeni esas numarasını yazmak içindir.

  • Temyiz defteri: Bu deftere temyiz yoluna müracaat olunması halinde ilgilileri tarafından verilen lâyihalar ve dilekçeler kaydedilir.

  • Muhabere defteri: Yukarıdaki defterlere kaydı gerekmeyen, fakat mahkemeden yazılan ve mahkemeye gelen evrak ve teskereler ile başka yer mahkemelerine gönderilmek üzere verilen dava dilekçeleri bu deftere kaydedilir. Ancak bir dava dolayısıyla çeşitli mercilere yazılan yazılarla onlara verilen cevaplar ve değişik işler ve istinabe defterine kayıtlı işlere ait yazılar ayrıca muhabere defterine geçirilmez, zimmet defterine kaydedilmekle yetinilir. Mahkemeden yazılan bir yazıya, yani muhabere defterine kaydı gereken yazıya gelen cevaba ayrı muhabere numarası verilerek ayrıca deftere kaydedilmez. Böyle bir yazı, cevap teşkil ettiği mahkemenin ilk yazısının defterde aldığı numaranın sırasındaki kutuya işaret edilir.

  • Duruşma günleri defteri: Davaların görüleceği gün ve saati gösteren defterdir. Esas defterine geçirilen her dava için duruşma günleri defterinin durumuna göre duruşma günü ve saati tayin edilir ve tayin edilen bugün ve saat duruşma defterine yazılır. Belirlenen duruşma günü için ilgililere çağrı kâğıdı yazılır ve gönderilir.

  • Tevzi defteri: Aynı mahkemenin birden fazla dairesi bulunan yerlerde, dava dilekçelerinin kaydına ilişkin olup bu dilekçelerin mahkemeler arasındaki dağıtımını gösteren ve nöbetçi mahkeme tarafından tutulan defterdir.

 

Adli defterlerin tutulması konusunda şu hususlara uyulması da zorunludur.

  • Defter sayfalarının düzgün ve birbirini takip eden numaralamaya tabi tutulması.
  • İlk ve son sayfasına kaç sayfadan ibaret olduğu yazılarak altının daire amiri tarafından onaylanması, mühürlenmesi.
  • Her sayfanın daire mührü ile mühürlenmesi.
  • Silinti ve kazıntı bulunmaması, yanlış yapılmışsa okunacak şekilde üzeri çizilerek doğrusu yazılıp, durumun amire onaylatılması.
  • Kurşunkalem, boyalı kalem, tükenmez kalem kullanılmaması.
  • Defterlerin mavi ve siyah mürekkeple tutulması.
  • İşlerin ve işlemlerin, defterlere işlem haneleri art arda gelecek şekilde tarih sırasıyla yazılması
  • Her sayfanın sağ tarafına genişçe açıklama sütunu bırakılması.
  • Hepsinin aynı büyüklükte olmasına dikkat edilmesi.

DEVLET MEMURLARI KANUNU

Kanun Numarası: 657   Kabul Tarihi: 14/7/1965   Yayımlandığı R.Gaz: Tarih : 23/7/1965   Sayı: 12056

Memurların İzin Hakları Tablosu:

İzin Türü Süresi Kullanım Şartları
Yıllık izin 20 Gün

( Hizmeti 1 yıldan on yıla kadar – On yıl dahil –  olanlar için)

1 – Amirin uygun bulacağı zamanlarda kullanılır

2 – Toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir.

3 – Birbirini izliyen iki yılın izni bir arada verilebilir.

4 – Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer.

5 – Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayılırlar, ayrıca yıllık izin kullanamazlar

6 – Zorunlu hallerde yıllık izin sürelerine gidiş için 2 ve dönüş için 2 olmak üzere toplam en fazla 4 gün ek yol süresi verilebilir.

7 – Yol izin süresi, gidilecek yer 600 km’ye kadar ise (1) gün, 600 km’den sonra ise (2) gün olarak hesaplanır.(2009/89 Nolu Emniyet Genel Müdürlüğü Genelgesi)

30 Gün

(Hizmeti on yıldan fazla olanlar için)

4 güne kadar ek süre (Yol İzni)
Mazeret İzinleri Süresi Kullanım Şartları
Analık İzni 16 Hafta

(Tek çocuklu gebeliklerde)

 

1 – Analık izninin 8 haftası doğumdan önce 8 haftası doğumdan sonra kullanılır.

2 – Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir.

3 – Doktor raporuyla belgelemek şartıyla, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Doğum öncesi kullanmadığı izin hakkını doğum sonrasında kullanır

4 – Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir.

5 – Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir.

18 Hafta

(Çoklu gebeliklerde)

 

Babalık İzni 10 Gün 1 –  Memura, eşinin doğum yapması hâlinde verilir.

2 – Talep ederse kullanabilir. Talep etmezse bu izin hakkı düşer.

Ölüm İzni 7 Gün 1 – Çocuğunun ve kendi ana, baba ve kardeşinin ölümü ile eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde yedi gün izin verilir.

2 – Talep ederse kullanabilir. Talep etmezse bu izin hakkı düşer.

Evlilik İzni 7 Gün 1 – Kendisinin veya çocuğunun evlenmesi halinde kullanabilir

2 – Talep ederse kullanabilir. Talep etmezse bu izin hakkı düşer.

İlave Mazeret İzni 20 Gün (10+10)

 

1 – Analık, babalık, Ölüm ve Evlilik izni haricinde, mazeretleri sebebiyle memura bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, on gün izin verilebilir.

2 – Bu izin, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile verilir.

3 – Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür.

Süt İzni Günde 3 Saat

(analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı aylık süre için)

1 – Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde bir buçuk saat süt izni verilir.

2 – Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır.

Günde 1,5 Saat

(analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ikinci altı aylık süre için)

Hastalık İzni 36 Aya kadar (18+18) (Kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli hastalıklarda) 1 – Verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir.

2 – İznin gerekliliği raporda yazmalıdır.

3 – Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.

3 – Memur iyileştiğinde işe başlayabilmesi için ayrıca rapor alması gerekir.

4 – İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır.

5 – Hastalık raporlarının hangi hâllerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği, raporların süreleri ile hastalık ve refakat iznine ilişkin usûl ve esaslar 29/10/2011 tarih ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “DEVLET MEMURLARINA VERİLECEK HASTALIK RAPORLARI İLE HASTALIK VE REFAKAT İZNİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDAYÖNETMELİK” ile düzenlenmiştir.

24 Aya kadar (12+12)

(Diğer hastalık hâllerinde)

Askerlik İzni Askerlik Hizmeti Süresince 1 – Muvazzaf askerliğe ayrılan memurlar askerlik süresince görev yeri saklı kalarak aylıksız izinli sayılır.

2 – Hazarda ve seferde muvazzaflık hizmeti dışında silah altına alınan Devlet memurları, silah altında bulundukları sürece izinli sayılırlar.

3 – Hazarda ve seferde muvazzaflık hizmeti dışında silah altına alınan Devlet memurları, silah altında bulundukları sürece izinli sayılırlar.

 

 

DEVLET MEMURLARININ DİSİPLİN CEZALARI

Devlet Memurları Kanununun 125’inci maddesinde disiplin suç ve cezaları sayılmıştır. Cezalar uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarmadır. Belirtilen bu fiil ve hallere “nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara” da aynı neviden disiplin cezalarının verileceği kuralı yine aynı maddede açıklanmak suretiyle sayılı fiil ve hallerin dışına çıkılabilmesine imkan tanınmıştır.

Daha önce Kanunda yer alan kısa ve uzun süreli durdurma ve geçici olarak görevden çıkarma cezaları 12.5.1982 tarih ve 2670 sayılı Kanunun 31’inci maddesi ile kaldırılmıştır.

 

UYARMA

Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ise, memurun bağlı bulunduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde valiler tarafından verilecektir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise amirlerin bu yoldaki istekleri üzerine yüksek disiplin kurulu kararı ile verilmektedir.

Uyarma, arkadaşça konuşma, sözlü bir ikaz ya da tembih şeklindeki gayrı resmi usuller kullanıldıktan sonra ilk resmi disiplin hareketidir. Hiyerarşik amir tarafından yazılı olarak verilmektedir. Bu sebepten ötürü bu cezaya “manevi ceza” diyen müellifler de mevcuttur.

Uyarma cezası memurun memuriyet haklarında herhangi bir kısıntı getirmez. Uyarma, DMK’nun 125/A maddesinde düzenlenmiş olup “memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi” şeklinde tarif edilmiştir.

Uyarma Cezasını Gerektiren Fiil ve Haller
1 –  Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak.

2 –  Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek.

3 –  Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek.

4 –  Usulsüz müracaat ve şikayette bulunmak.

5 –  Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak.

6 –  Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak.

7 –  Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak.

8 –  Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak.

KINAMA
Kınama, memura görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. İlk ceza türünden farkı burada hareketin “belirgin” olmasıdır. Bir başka deyişle hareketin kusurlu olduğunun belirtilmesidir. Uyarma soyut ve hafif bir müeyyide türü iken; kınama somut ve daha ağır bir cezadır. Uyarma cezasında olduğu gibi memurun özlük ve sosyal haklarında kısıntı meydana getirmez.

Kınama cezası da uyarma cezasında olduğu gibi disiplin amirleri tarafından verilebilmektedir. Ceza verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır Ayrıca itiraz suresi olan 7 günlük sürenin geçmesi beklenmez. Kınama cezası için de itiraz yolu vardır.

Kınama Cezasını Gerektiren Fiil ve Haller
1 –  Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak.

2 –  Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kuruma bildirmemek.

3 –  Görevi sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak.

4 –  Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlara bulunmak.

5 –  Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak.

6 –  Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek.

7 –  İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak.

8 –  Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak.

9 –  Verilen emirlere itiraz etmek.

10 –  Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak.

11 –  Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak.

AYLIKTAN KESME 
Aylıktan kesme, memurun brüt aylığının otuzda biri ile sekizde biri arasında kesinti yapılmasıdır. Uyarma ve kınama cezalarının manevi bir ceza olmasına rağmen aylıktan kesme cezası manevi yönüne ilaveten maddi yönü de olan bir ceza türüdür.
Aylıktan kesme cezasının sadece maddi bir ceza olduğu iddia edilemez. Aylıktan kesme cezası sonuç olarak bir disiplin cezasıdır. Aylıktan kesme cezası da uyarma ve kınama cezaları gibi disiplin amirleri tarafından re’sen verilebilmektedir.

Aylıktan Kesme Cezasının Verilmesini Gerektiren Fiil Ve Haller 
1 –  Kasıtlı olarak, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak.

2 –  Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek.

3 –  Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak.

4 –  Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak.

5 –  Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek.

6 –  Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak.

7 –  İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terk etmek.

8 –  Toplu müracaat ve şikayet etmek.

9 –  Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak.

10 –  Yasaklanmış her türlü yanını görev mahallinde bulundurmak.

KADEME İLERLEMESİNİN DURDURULMASI
DMK’nun 125. maddesinde düzenlenen disiplin cezaları içerisinde yaptırım itibariyle Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasından bir önce gelen ağır bir cezadır. 2670 sayılı kanun ile kısa ve uzun süreli durdurma cezaları kaldırılmış ve yerine aylıktan kesme cezası ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları konulmuştur

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin fiilin ağırlık derecesine göre 1 – 3 yıl durdurulmasıdır.

Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasının Verilmesini Gerektiren Fiil Ve Haller
1 –  Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek.

2 –  Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek.

3 –  Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak.

4 –  Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak.

5 –  Görev yeri sınırları içerisinde herhangi bir yeri toplantı tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak.

6 –  Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek.

7 –  Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek.

8 –  Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak.

9 –  Görevin yerine getirilmesinde dil,ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı yapmak, kişilerin yarar ve zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak.

10 –  Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak.

11 –  Açıklanması yasak bilgileri açıklamak.

12 –  Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek.

13 –  Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek.

14 –  Verilen emir ve görevleri kasten yapmamak.

15 –  Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA
657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin (E) bendinde Devlet memurluğundan çıkarma, bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmak şeklinde tarif edilmiştir Devlet memurluğundan çıkarma ile memurluk statüsü sona ermektedir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu kurunum yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir. Ayrıca DMK’nun 127 inci maddesine göre memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasının Verilmesini Gerektiren Fiil Ve Haller
1 –  İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak.

2 –  Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunların kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek.

3 –  Siyasi partiye girmek.

4 –  Özürsüz olarak, bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek.

5 –  Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirinin verdiği görev veya emirleri yapmamak.

6 –  Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak.

7 –  Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak.

8 –  Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak.

9 –  Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek.

10 –  Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak.

11 –  5816 sayılı Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında Kanuna aykırı fiilleri işlemek.

 

HUKUK VE YAPTIRIM: Devlet tarafından konulmuş bulunan hukuk kurallarının yaptırıma tabi tutulması demek, hukukun buyurma ve zorlama niteliklerinin devlet tarafından kendi varlığına bağlı bir işlev olarak yerine getirilmesi demektir. Hukuk kurallarının ihlali durumunda yaptırım mekanizması kim tarafından harekete geçirilmiş olursa olsun, mekanizmanın kurulması, işletilmesi ve sonuçlandırılması devlete ait, ama yalnız ona ait bir işlevdir. Bunun anlamı devlet dışındaki kişilerin söz konusu mekanizma dışında kendiliklerinden yaptırım uygulayamamalarıdır. Tersi, yani kendiliğinden hak alma amacıyla kişilerin başkalarının mal varlığı ya da vücut bütünlüğüne yönelik girişimleri, ceza yaptırımına konu olabilecek eylemlerdir.

Devlet dışındaki kişiler yaptırım mekanizmasını harekete geçirebilirler; ancak, kendiliklerinden yaptırım uygulayamazlar. Yaptırım türleri;

HUKUKİ YAPTIRIMLAR
C  E  Z  A CEBRİ İCRA TAZMİNAT
Adli Cezalar İdari Cezalar Maddi Tazminat Manevi Tazminat

CEZA: Belirli hukuka aykırı davranışların, o davranışı işleyen kişide elem ve ızdıraba yol açacak caydırıcı bir tepki ile karşılanmasıdır. Nitelikleri, amaçları ve görünümleri açısından farklılık taşımaları sebebiyle adli ve idari cezaları ayırt etmek gerekir.

Adli Cezalar: Ceza, hukukun, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş fiilleri işleyen kişiye uygulanmasını öngördüğü yaptırımdır. Ceza hukukunun ana kaynağını 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu oluşturmaktadır. Ancak, başka kanunlardaki ceza hükümleri de kaynak oluşturabilirler.

ADLİ CEZALAR
H  A  P  İ  S ADLİ PARA
Ağırlaştırılmış mübebbet hapis Müebbet hapis Süreli hapis

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ömür boyu devam eden bir ceza olup, kanunda belirlenmiş sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
  • Müebbet hapis cezası, ömür boyu devam eden bir cezadır.
  • Süreli hapis cezası, belirli bir süre ile hükümlünün özgürlüğünden mahrum bırakılması sonucunu doğuran bir cezadır. Türk Ceza Kanununun 49’uncu maddesi uyarınca bu cezanın süresi, kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
  • Adli para cezası, hükmedilen miktarın devlet hazinesine ödenmesini öngören bir ceza türüdür. Türk Ceza Kanununun 52’nci maddesi uyarınca adli para cezası, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın beşle çarpılmasıyla belirlenen miktardan az, kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, 730 çarpılmasından elde edilen miktardan fazla olamaz.

 

İdari Cezalar: Bireylerin ve toplulukların idari düzene aykırı davranışları sebebiyle idarece düzenlenen cezalardır.

  • İdarenin yaptırım yetkisi: Kamu idaresini öncelikle, devletin yasama, yürütme (Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu) ve yargı organları dışında kalan tüm kamu kuruluşları olarak tanımlamak mümkündür. İdarenin kamu yararı ve kamu hizmeti temelinde gerçekleştirdiği işlevlerden biri de kamu düzeninin korunması, bozulduğunda yerine getirilmesidir. İdari cezalar, idari düzeni sağlamaya yönelik yaptırımlardır.
  • Disiplin cezaları: Bir idari kuruluşun personeline verilen cezalardır. Disiplin cezalarının başında, kamu personeline ilişkin disiplin cezaları gelmektedir. Bu cezalar, kamu görevlilerine, mensup oldukları kurumun düzenine aykırı davranışlarından dolayı verilen cezalardır. Anayasaya göre memurlar ve öteki kamu görevlilerinin tüm özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi zorunlu olduğundan, kamu personeline ilişkin disiplin cezalarının da kanunla konulması ve düzenlenmesi gerekir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu memurlara ilişkin disiplin cezalarını düzenlemşitir. Disiplin cezalarının bir başka türü ise, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının mensupları ile ilgili disiplin cezalarıdır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları Anayasaya göre meslek mensuplarının meslek düzenine aykırı davranışlarına disiplin cezaları vermeye yetkilidirler.

CEBRİ İCRA: Bazı hukuk kurallarına aykırı davranışta bulunanların karşılaşacakları tepki, cebri icra yani bir kimseyi o hukuk kuralının emrini yerine getirmeye devlet eliyle zorlama biçiminde ortaya çıkar. Kişiler genellikle, birbirlerine karşı her türlü hukuki borç ve yükümlülüklerini kendiliğinden yerine getirirler. Borcunu kendi rızası ile yerine getirmeyen borçlu, alacaklının talebi üzerine devlet gücü kullanılarak borcunu veya yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlanır.

TAZMİNAT (GİDERİM): Bazı hukuk kurallarına aykırı davranışın yaptırımı, bu davranışta bulunan kimsenin bundan zarar gören kimseye tazminat ödemesi şeklinde görünür. Böylece verilen zarar giderilmiş olacaktır. Bir kimse “haksız fiil” dediğimiz hukuka aykırı bir fiiliyle başkasına zarar verecek olursa, bu zararı gidermekle yükümlü olur, yani tazminata mahkum edilir. Tazminat “maddi tazminat” şeklinde olabileceği gibi, “manevi tazminat” biçiminde de olabilir. Böylelikle haksız fiil sonucu bir kimsenin mal varlığında veya kişilik bütünlüğünde meydana gelen azalma denkleştirilmiş olmaktadır.

Tazminat yaptırımı sadece haksız fiillerle bir zarara sebebiyet verilmiş olması halinde değil, fakat aralarında bir sözleşme yapmış olan taraflardan birinin bu sözleşmenin hükümlerine uymamak veya aykırı davranışta bulunmakla diğer tarafı zarara uğratmış olması halinde de söz konusu olur. Örneğin, satmış olduğu malı zamanında teslim etmeyen satıcı, alıcının bu yüzden uğradığı zararları gidermek (tazmin etmek) zorunda kalır.

  • Haksız eylem ve tazminat: Haksız eylem sorumluluğu sözleşme dışı bir sorumluluktur. Örneğin bir kimsenin diğerini yaralaması, hakaret etmesi, hırsızlık yapması halinde, haksız eylem sorumluluğu söz konusudur. Bu durumda haksız eylemi başkasına zarar veren kimse bu zarardan sorumludur.
  • Sözleşmeye aykırılık ve tazminat: Taraflar arasındaki var olan bir hukuksal ilişkiden ve özellikle de sözleşmeden doğan bir borca aykırı davranılması halinde, bu gruba giren hukuka aykırı eylemleri belirtmek üzere sözleşmeye aykırılıktan söz edilir. Bu durumda sözleşmeye aykırı davranan, karşı tarafın bu eylemi sonucunda uğramış olduğu zararı gidermek zorundadır.
  • Kusursuz sorumluluk ve tazminat: Türk hukuk sisteminde kusur ilkesi benimsenmiştir. Bu ilkeye göre, bir kimseyi haksız eyleminden sorumlu tutabilmek için, bu kimsenin kusurlu olması gerekir. Ancak belirli koşullarla ve belirli hallerde, bir kimsenin kusurlu olmasa da sorumlu tutulabilmesine olanak tanınmıştır. Örneğin, Türk Borçlar Kanununa göre, başkalarını çalıştıranlar, emirleri altında çalıştırdıkları kişilerin, çalışma esnasında ve işle ilgili olarak üçüncü kişilere verdikleri zararlardan sorumlu tutulabilirler.

ADLİ TERİMLER

  • Adli sicil kaydı: Kesinleşmiş mahkumiyet kararlarını gösterir kayıt.
    Aleniyet: Açıklık, izlenebilirlik.
  • Ara karar: Son hüküm olmayıp hükme giden yolda verilen ara, yardımcı kararlar.
  • Arama (Adli arama): Hâkim kararı ile yapılan ev ve işyeri araması.
  • Arama (Önleme araması): Suçun işlenmeden önceki aşamasında idarece
    yürütülen arama biçimi.
  • Ayırma (Davaların ayrılması): Fiili ya da hukuki bağlantısı olmayan veya birisi
    hakkında verilecek kararın diğer davayı etkilemeyeceği durumlarda
    davaların ayrılarak yürütülmesi.
  • Bağlantı (Davalar arası): İrtibat, bir dava hakkında verilecek karar diğerini
    etkileyebilecek durumda olması.
  • Beraat: Suçlu bulunmama hali, başlangıçtan beri kirlenmemiş olma.
    Bihakkın (Tahliye): Şart olmaksızın, hakkıyla cezasını çekmiş, tüketmiş olma.
  • Bilirkişi (Ehl – i vukuf): Alanında görüşüne başvurulacak kadar uzman.
  • Birleştirme (Davaların birleştirilmesi): Aralarında bağlantı olan, biri hakkında
    verilecek kararın diğer dava sonucu etkileyecek olması durumunda
    her iki davanın birlikte yürütülmesi.
  • Bono: Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen, alacağın miktarını, borçlusunu ve
    ödenme zamanını gösteren belge.
  • Butlan: Hukuki işlemin hiç doğmamış sayılması, yok sayılması.
    Cebri icra: Zorla yerine getirme.
  • Celse: Oturum, duruşma.
  • Ceza fişi: Kesinleşen kararların türü ve miktarına ilişkin adli sicil (sabıka)
    kayıtlarına işlemek üzere düzenlenen ve adli sicile sevkedilen evrak.
  • Ciranta: Bir senedi ciro eden kimse.
  • Ciro: Bir senet veya havalenin alacaklı tarafından diğeri namına çevrilmesi ile
    üzerine buna dair şerh verilmesi.
  • Çağrı kâğıdı: Cumhuriyet Savcılığı aşamasında dinlenmesi gereken şüpheli,
    mağdur ve tanıkların gelmesini isteyen kağıt.
  • Daimi arama: Faili bulunamayan suçların araştırıldıkları dosyalara verilen isim.
  • Davanâme: Cumhuriyet savcısının konuyu ilgilendiren ancak ceza davası niteliği
    taşımadığı için hukuk mahkemelerinde görülecek olan davayı açtığı

  • Açıklama: Özellikle mahkemeler, genel olarak da adliyelerin günlük
    işleyişinde sıkça kullanılan hukuki terimlerden bir kısmı kitabın daha kolay
    anlaşılması amacıyla listelenerek kısaca açıklanmaya çalışılmıştır. Terimlerin
    açıklamaları Türk Dil Kurumu güncel türkçe sözlük ve çeşitli hukuk
    sözlüklerinden yararlanılarak hazırlanmıştır.
  • Davanın kabulü: Dava dilekçesindeki istemi bütünü ile veya kısmen kabul eden
    hukuk mahkemesi sonuç kararları.
  • Davanın reddi: Dava dilekçesindeki istemi bütünü ile veya kısmen reddeden
    hukuk mahkemesi sonuç kararları.
  • Davetiye: Duruşmaya çağrı kağıdı.
  • Davetname: Çağırmaya yetkili makamların kişinin hazır olması bakımından
    çıkarılan çağrı kağıdı.
  • Delil: Bir vakıanın varlığını ortaya koyan vasıta, işaret.
  • Denetimli serbestlik: Cezaevine girmeksizin, dışarıda bazı kurallara uyma
    zorunluluğu.
  • Disiplin hapsi: Yargılama sürecinde düzen bozuculara karşı , temyizi ve itirazı
    kabil olmayan, şartla tahliyesi bulunmayan 4 günü geçmeyen
    uslandırma amaçlı bir hapis türü.
  • Düplik: Davanın replik (cevaba cevap) yazısına karşı davalının vermiş olduğu
    cevap; ikinci cevap.
  • Düşme kararı: Yürüme şartını kaybeden davaların görülemeyeceğine ve sükutuna
    ilişkin karar.
  • El koyma: Suça konu veya delil niteliği olan eşya ve malın Cumhuriyet Savcılığı
    ve mahkeme aşamasında alıkonulması.
  • Emanet: Alıkonulan eşya,mal veya paranın yargı kararı kesinleşinceye kadar
    adliyede, Cumhuriyet Savcılığı bünyesinde bir deftere konularak
    muhafazası.
  • Emanet memuru: Emanet eşya işleri ile uğraşan memur.
  • Fail: Hareketi gerçekleştiren kişi (özne), suçu işleyen.
  • Faili meçhul: Kim tarafından işlendiği bilinmeyen hadiseler.
  • Fezleke: Hülasa netice yazısı (soruşturma evrakının özeti), özel anlamıyla ağır ceza
    mahkemesinin bulunmadığı ilçelerde meydana gelen olayların, ağır
    ceza mahkemesi görev alanına girdiğinde, bütün deliler toplanarak
    merkez Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilen iddianame öncesi
    sonuç yazısı.
  • Gaip: Yokluğu farz edilen kişi, bulunduğu yer bilinmeyen, yurt dışında olup da
    getirilemeyen veya getirilmesi uygun olmayan kişi.

  • Gerekçeli karar: Duruşma bitiminde verilen son kısa hükmün gerektirici
    sebeplerini içeren mahkeme kararı.
  • Görev: Kanunla tespit edilen ve bir mahkemenin yargılama alanını gösteren
  • Gözaltı: Ortaya çıktığı düşünülen bir suçun araştırılması, delillerin karartılmasının
    engellenmesi ve kişinin sorgusu için şüphelinin savcı talimatı ile;
    kanunda belirtilen sürece alıkonulması.

  • Haciz: Alacaklının talebi ve yasal koşulların oluşması halinde borçlunun malları
    üzerine satılamaz şerhinin konulması ve gerekirse malın yed – i
    emine teslimini gösteren hukuki tanım.
  • Hak düşürücü süre: Var olan bir hakkın kullanılmaması halinde belirli bir süre
    sonunda bu kullanım hakkını düşüren süre.
  • Hak ehliyeti: Hukuki işlem yapabilme ehliyeti, alacak sahibi olma, borçlanabilme
    yeteneği.
  • Hâkimin reddi: Yasada yazılı nedenlerle davaya bakması adaletin yerine
    getirilmesini engelleyeceği düşünülen hâkimin davaya bakmamasını
    talep etme.
  • Hakkın kötüye kullanılması: Hukukun korumadığı hak kullanma biçimi.
  • Haksız fiil: Hukukun korumadığı, hakka dayanmayan fiil.
  • Hapsen tazyik: Hapisle zorlama, hukuka aykırı hareket edeni uslandırma,
    hukuka uymaya zorlama hapsi.
  • Harç: Resmi bir muamele başvurusu yapılırken ödenmesi gereken yasal meblağ.
  • Harç tahsil müzekkeresi: Kesinleşen kararlara ilişkin harçların tahsili için
    maliyeye yazılan yazı kağıdına verilen ad.
  • Heyet: Üç veya daha fazla hâkimin bir arada çalışması.
  • Hukuki ihtilaf: İçerisinde suç barındırmayan, ceza soruşturmasına konu olmayan
    çekişme.
  • Hukuki işlem: Yasadan kaynaklanan ve hukuk alanında sonuç doğuran işlemler.
  • Hükmen tutuklu (Hüküm özlü): Hakkında ilk derece mahkemesinin mahkumiyet
    kararı verdiği ve tutuk halinin devamına hükmettiği kişinin hukuki
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması: Sanık hakkında 2 yıl ve daha az
    mahkumiyet söz konusu olduğunda ve yasal şartlar çerçevesinde;
    verilen kararı açıklamadan sonuç doğurmayacak bir alana terk etme.
  • Hüküm fıkrası: Son kararın yer aldığı duruşma sonu yazılan bölüm.

  • İcra: Kanunen yükümlü olan tarafça yerine getirmesi gereken bir edimin veya
    hareketin yerine getirilmemesi halinde; devlet gücü ile yerine
  • İddianame: Şüpheli hakkında mahkemeye sunulan ve cezalandırma talebini içeren
    Cumhuriyet Savcılığı yazısı.
  • İflas: Borçların ödenememesi hali.
  • İhzar (Zorla getirme): Kolluk gücü ile mahkemeye zorla getirme.
  • İlam: Kesinleşmiş ve yerine getirilmesi gereken mahkeme kararı.
  • İncelenmeksizin ret: Esas incelemeye konu olamayacak başvurunun usuli yoldan
  • İnfazın ertelenmesi: Belirli mahkumiyetlerin infazının, geçerli mazeret ve
    koşulların varlığı halinde ileriye tehiri.
  • İptal: Hukuki işlemin geçersizliğinin tespiti.
  • İsticvap: Bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir (veya birkaç) vakıa hakkında
    mahkeme tarafından sorguya çekilmesi.
  • İstinabe: Mahkeme mahallinde bulunmayan ve mahkemece dinlenmesi
    gereken kişinin, yargılayan mahkemenin talebi ile oturduğu yer
    mahkemesince dinlenmesi.
  • İştirak: Bir fiile birden çok kişinin katılımı.
  • İtiraz: Yapılan bir hukuki işleme veyahut verilen bir karara karşı; kanunun
    gösterdiği şekilde ikinci bir kez inceleme istemi.
  • İzalei şüyu (Ortaklığın giderilmesi): İştirak halindeki mülkiyetin paylaştırıması
    işlemi.
  • Kalem: Mahkemeler ve Cumhuriyet savcılıklarının yazı işlerini yürüten birimi.
  • Kambiyo senedi: Yasaca ayrıcalıklı korunan senet türü.
  • Kamu düzeni: Yasaların öngördüğü ve toplumun genelini ilgilendiren uyum hali.
  • Kamu yararı: Toplumun geneline ve düzene yansıyan yarar.
  • Kanun yararına temyiz (Yazılı emir): Hukuka aykırı bir sonuç doğuran ancak
    Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hükümlerle ilgili
    olarak Adalet Bakanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
    başvurulan bir kanun yoludur, amacı ise yanlış hukuki kararların
    yerleşmesini ve örnek alınmasını engellemektir.
  • Karar düzeltme: Yargıtay ilgili dairesinin bozma veya onama kararından sonra;
    açık bir hukuka aykırılık görüldüğünde son kez aynı daireden

kararını tekrar gözden geçirmesine ilişkin istemin kabulü.

  • Kararın tavzihi / açıklanması: Verilen kararda belirsiz hususların kararı veren
    merci tarafından açıklığa kavuşturulması.
  • Katılan (Müdahil): Davada taraf olan ve yasanın dava taraflarına verdiği hakları
    kullanan kişi.
  • Kayıt tashihi / düzeltmesi: Herhangi bir resmi kayıttaki yanlışlığın mahkeme
    yoluyla düzeltilmesi.
  • Kesinleştirme: Hukuki yolları tüketen bir yargı kararının sonuç doğurması için
    mahkemece düşülen şerh.
  • Kısa karar: Duruşma sonrası verilen ve henüz gerekçesi yazılmayan karar.
  • Kolluk: Güvenlik birimleri.
  • Komisyon (Adli Yargı Adalet Komisyonu): Ağır ceza mahkemesi bulunan
    yerlerde teşkilatlanan, başkanı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
    (HSYK)nca atanan, bir üyesi Başsavcı, diğer üyesi ise yine HSYK’ca
    belirlenen, personel işlerini yürüten kurul.
  • Konkordato: Dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü
    ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla,
    alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamını ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede ödeyerek borcundan
    kurtulması.
  • Kovuşturma: Ceza davasının mahkeme evresi; yargılama safhası.
  • Layiha: Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı; tasarı.
  • Maddi hata: Esasa ilişkin olmayan, yazıda ve rakamda yanılgıyı gösterir hata.
  • Mahcuz (Hacizli): Üzerinde satılamaz şerhi bulunan menkul / gayrımenkul her
    türlü eşya veya değer.
  • Mahkum (Hükümlü): Mahkumiyet kararı kesinleşen sanık.
  • Mahsup: Daha önce tutuklu kalıp beraat eden kişinin bir sonraki eylemi sonucu
    aldığı mahkumiyetten önceki tutukluluk süresinin düşülmesi; hesap
    etmek, hesaba geçirmek.
  • Malen sorumlu(luk): Cezai yönden değil malvarlığı ile sorumlu(luk).
  • Men’i müdahale: Bir gayrımenkulun haksız işgali halinde açılan dava ve sonuçta
    verilen karar.
  • Mevcutlu: Kolluk tarafından bir soruşturma evrakı getirilirken, soruşturmaya
    konu şahısların da birlikte getirilmesi.
  • Müdafi: Savunman, vekalet ilişkisi olmaksızın yasa gereği şüpheli ve sanığı
    savunan avukata verilen yasal isim.
  • Müddeabih: Hukuk davasının konusu, talep edilen şey.

  • Müddetname: Hükümlünün cezasını formüle eden Cezaevine girilmesi ve
    çıkılması gereken zamanla beraber, yasal ceza indirimlerini de konu
    eden savcılık kâğıdı.
  • Müsadere: Kendiliğinden suç teşkil eden veya suçta kullanılan eşyanın zoralımı.
  • Müşterek: Pay üzerinde tasarruf edilebilen ortaklık hali.
  • Mütalaa: Görüş.
  • Mütemmim cüz: Bütünün vazgeçilmez parçası.
  • Müteselsil: Birbirini izleyen, zincirleme.
  • Müvekkil: Vekalet veren, avukatın vekilliğini yaptığı kişi.
  • Müzakere: Karşılıklı konuşma, tartışma.
  • Müzekkere: İstem yazısı.
  • Nüfus tashihi: Ad, soyad ve yaş düzeltme işlemlerinin genel adı.
  • Replik: Davacının, davalının cevap layihasına (yazısına) karşı verdiği cevap;
    cevaba cevap.
  • Resen: Kendiliğinden.
  • Resim ve harç: Vergi isimleri.
  • Sanık: Hakkında kamu davası açılan şüpheli.
  • Savunma: Şüpheli veya sanığın üzerine atılı suç isnadına karşı, aleyhindeki
    delilleri bertaraf etmek üzere kendisi ile fiil arasındaki ilişkiyi,
    kendi görüşüyle ortaya koymak, kendi görüşüne ilişkin olarak delil
    toplanmasını talep etmek.
  • Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkimce ifadesinin alınması ve soru sorulması.
  • Soruşturma: Savcılığın iddianamenin kabulü aşamasına kadar suç ve şüpheli
    hakkında yaptığı incelemeler.
  • Soruşturma izni: Haklarında belirli durumlarda soruşturma amirin iznine tabi
    kişiler hakkında verilen izin.
  • Suç eşyası: Suçta kullanılan veya kendiliğinden bulundurulması suç olan eşya.
  • Suçtan zarar gören: Mağdur.
  • Sübut: Suçun delillendirilmesi, ispat hali.
  • Süre: Hukuki işlemlerin ortaya konması gereken zaman..
  • Şartla salıverme: Cezasının bir kısmını çeken hükümlünün iyi hali gözetilerek,
    geri kalan kısmını dışarıda geçirmesi ve bu sürede tekrar suç
    işlememesi şartını içeren durumdur.

  • Şikâyetçi (Müşteki): Şikâyet eden, şikâyete hakkı olan.
  • Şüpheli: Soruşturmaya konu olan kişi.
  • Tahliye: Haksız yere bir taşınmazı işgal eden kişinin devlet gücü ile taşınmadan
    çıkarılması; hükümlü ve tutuklunun cezaevinden çıkarılması.
  • Talep: İstem, isteme.
  • Talimat: Bir yer Savcılığı veya mahkemesinin diğer yer savcılık veya
    mahkemesinden soruşturma veya dava için bir işlem yapması
  • Tanık: Soruşturma veya dava konusu ile ilgili bilgisi olan ve dinlenmesine karar
    verilen kişi.
  • Tebellüğ: Bir bildiriyi imza karşılığı alma.
  • Tebliğ: Bir kararı muhatabına resmi olarak iletme.
  • Tedbir: Henüz kararı verilmeyen konularda ,dava sonuna kadar belirli önlemlerin
    alınması.
  • Tekemmül:
  • Tekit: Üsteleme.
  • Temerrüt:
  • Temlik (Temellük): Devretme, devralma.
  • Temyiz: Üst mahkeme incelemesi talebi.
  • Tenkis:
  • Tensip: Uygun görme.
  • Teraküm: Birikme, yığılma.
  • Tereke (Bırakıt): Ölenin aktif malvarlığı.
  • Teşmil:
  • Tevzii (bürosu): Dağıtma (Gelen evrak ve davayı ilgili birimlere dağıtan büro).
  • Tutuklama: Tedbir, soruşturma veya davanın daha selim yürümesi için hürriyetin
    kısıtlanmasına ilişkin karar.
  • Tutuklu: Tutuklanan şüpheli veya sanık.
  • Ücret – i vekalet: Avukatlık ücreti.
  • UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi): Bütün adli işlemlerin elektronik ortamda
    yapılarak muhafazasını sağlayan proje; bu projenin ardından ulusal
    yargı ağına verilen kısa isim.

  • Uzlaşma: Belirli bir edim karşılığı olarak veya olmayarak şüpheli ve mağdur
    tarafın anlaşıp uzlaşması sonucu dava açılmaması veya düşmesi.
  • Vareste (Bağışık): Mahkeme kararı ile duruşmaya katılmama izni.
  • Vasıf: Suçun hangi kanun maddesini ihlal ettiğine ilişkin olan hukuki tabir;
  • Vasi: Vesayet atındakinin hukuki işlemlerini yapan, mahkeme kararı ile atanan
    kişi.
  • Vekil: Vekalete dayalı iş yapan.
  • Velayet (veli): Reşit olmayan çocuğun kanuni temsilcisi, kanuna göre anne ve
  • Veraset (ilamı): Mirasçıları gösteren belge.
  • Vesayet: Vasi ile temsil edilme hali.
  • Yakalama emri: Çağrıldığı halde mahkemeye gelmeyen kişinin yakalanması için
    çıkarılan karar.
  • Yargılama gideri: Soruşturma ve mahkeme aşamasında yapılan masraflar.
  • Yargılamanın yenilenmesi: Kesinleşen bir yargı kararının, belirli şartların
    varlığında tekrar görülmesi.
  • Yaş tashihi: Nüfusa yanlış yazılan yaşın mahkemece düzeltilmesi.
  • Yazı işleri: Mahkemenin yazı işlerini yürüten birim.
  • Yediemin: Birden çok kişi arasında hukuki durumu çekişmeli olan bir malın,
    çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse,
    güvenilir kişi.
  • Yemin: Tanıkların veya tarafların doğru söylediğine ilişkin bağlayıcı metni
    tekrarlamaları.
  • Yetki: Yasal olarak bir merciin bakabileceği işler.
  • Yokluk (Keenlemyekün): Hukuken işlemin sonuç doğurmaması.
  • Yürütmeyi durdurma: Hukuki işlemin yürümesinin engellenmesi.
  • Zabıt: Bir hukuki durumu tespit eden yazılı kağıt.
  • Zamanaşımı: Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın
    kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı
    sağlayan süre.
  • Zımni (Kabul, ret): Üstü kapalı, açık olmayan; ima yoluyla.
    Zilyetlik: Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan

 

ATATÜRK İLKELERİ VE İNK. TARİHİ :

1  – Osmanlı Devletinin yönetim biçimi 1876 anayasası öncesinde nasıldır?

Mutlak monarşi

2  – Türk Hukuk sisteminde ilk anayasal girişimin adı nedir?

Senedd – i ittifak

3  – Osmanlı Devletinin ilk anayasası hangisidir?

1876 Kanun – i Esasi

4  – Egemenliğin millete ait olduğu, ilk kez hangi anayasa ile kabul edilmiştir?

1921 Anayasası.

5  – Laiklik ilkesi anayasamıza ilk kez ne zaman girmiştir?

1937(1924 anayasasında yapılan değişiklikle)

6  – Devletin dini İslam’dır ibaresi ne zaman çıkartılmıştır?

1928 (1924 anayasasında yapılan değişiklikle)

7  – Çok partili siyasi hayat ilk kez hangi anayasa döneminde başlamıştı?

1924

8  – Hangi hallerde ve kim tarafından seçimlerin ertelenmesine karar verilebilir?

Savaş hali’nde ve TBMM tarafından

9  – TBMM ve yerel yönetimler seçimleri kaç yılda bir yapılır?

5 yılda bir

10  – Süresi dolmadan meclis seçimlerine kim karar verir?

TBMM

11  – Meclis çalışmalarını hangi düzenlemeye bağlı olarak yürütür?

Meclis iç tüzüğü

12  – Yasama dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili nereye müracaat edebilir?

Anayasa mahkemesi

13  – Yasama sorumsuzluğunun kapsamı nelerden ibarettir?

Oy, söz ve düşünce

 

14  – Türkiye’de uygulanan genel seçim barajı yüzde kaçtır?

% 10

15 – Türkiye’de yapılan seçimlerin denetimi ve gözetimini sağlayan kuruluş kimdir?

Yüksek seçim kurulu

16 – Ara seçimlere hangi hallerde gidilir?

TBMM üyeliğinin %5’ini boşalması Bir ilin veya seçim çevresinin TBMM hiç üyesinin kalmaması.

17 – Yasama dokunulmazlığını kaldıran karar organının adı nedir?

Anayasa mahkemesi

18 – Genel seçimlere ne kadar süre kala/ süre geçmedikçe ara seçim yapılamaz?

1 yıl kala/30 ay geçmedikçe

19 – Milletvekilinin seçimden önce veya sonra işlediği ileri süren bir suç nedeniyle tutuklanamamasına,sorguya çekilememesine,yargılanamaması na ne ad verilir?

Yasama dokunulmazlığı

20 – Millet vekilliğini düşüren halleri maddeleyiniz?

İstifa, Ölüm ve gaiplik, Milletvekili seçilmeye engel bir suçtan hüküm giyme, Meclis çalışmalarına izinsiz ve özürsüz 5 birleşim günü katılmama, Milletvekilliği görevi ile bağdaşmayan bir işi sürdürmekte ısrar etme

21 – TBMM’nin hükümeti denetleme yollarını yazınız?

Soru, Gensoru, Meclis araştırması, Meclis soruşturması

22 – Meclis denetim yollarından hangisi hükümetin siyasi sorumluluğunu doğurur?

Gensoru ve meclis soruşturması

24 – TBMM’yi doğrudan toplantıya çağırabilecek olan kişiler?

Cumhurbaşkanı/Meclis başkanı

25 – Cumhurbaşkanına kim vekalet eder?

Meclis başkanı

26 – Meclis başkanı kim tarafından seçilir?

TBMM

27 – TBMM toplantı ve karar yeter sayısı hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Meclisin 3/1 ile toplanır ve salt çoğunlukla karar verir.Ancak karar yeter sayısı meclis üye sayısının 4/1 altında olamaz.

28 – Yürütme işlevini üstlenen kuruluşları yazınız?

Cumhurbaşkanı / Bakanlar kurulu

29 – “Meclis hükümeti sisteminden vazgeçilerek parlamenter sisteme geçilmiş ve iki başlı yürütme biçimi benimsenmiştir.” yukarıdaki değişiklik hangi anayasayla yapılmıştır?

1924 Anayasası.

30 – Cumhurbaşkanı kim tarafından kaç yıl süreyle görevlendirilir?

Halk tarafından (5+5)

31 – Cumhurbaşkanı seçimlerinde 1.2.3.4’cü oylamalarda aranan çoğunlukları yazınız?

3/2  3/2 salt çoğunluk   salt çoğunluk

32 – Cumhurbaşkanının istisnai ceza sorumluluğu dışındadır?

Vatana ihanet

33 – Genelkurmay Başkanlığı hangisine karşı sorumludur?

Başbakan

34 – TBMM genel seçimlerinden önce çekilen bakanlar hangileridir?

Adalet, İçişleri, Ulaştırma bakanlıkları

35 – Devlet denetleme kurumu kime bağlıdır. Hangi alanları denetleyemez?

Cumhurbaşkanlığına, Askeri ve Adli kurumları

36 – Ulusal güvenlik politikaların oluşturulmasında hükümete yardımcı olan kuruluş?

MGK(Milli Güvenlik Kurulu)

37 – Bakanlıkla ilgili önemli bilgiler oluşturunuz?

Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınırlar. Bakanlar kurulu oy birliği ile karar alır.
Bir bakan en fazla bir bakana vekâlet edebilir. Yüce divana giden bakanın görevi sona erer. Gensoru yoluyla bakanların siyasi sorumluluğuna gidilebilir.

38 – Kanun hükmünde kararname çıkarma kim tarafından kime verilir?

TBMM tarafından Bakanlar kuruluna verilir.

39 – Kanun hükmünde kararnameler genel olarak ne zaman yürürlüğe girer?

Resmi gazetede yayımlandıkları gün.

40 – Kuvvetler birliğini oluşturan unsurlar nelerdir? Ve kimler tarafından kullanılır?

Yasama – TBMM , Yürütme – Cumhurbaşkanı veBakanlar kurulu , Yargı – Bağımsız Türk mahkemeleri

41 – Yüksek mahkemeleri yazınız?

Anayasa mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Askeri Yargıtay, Askeri yüksek İdare mahkemesi, uyuşmazlık mahkemesi. (Sayıştay/YSK Yüksek mahkeme değildir)

42 – “Hâkim ve savcılar azil olunamazlar, kendileri istemedikçe anayasada gösterilen yaştan öne emekliye ayrılamazlar”. Yukarıda anlatılan ilke nedir?

Hakimlik teminatı

43 – Hakim ve savcılar Yüksek kurulu başkanı aşağıdakilerden hangisidir?

Adalet bakanı.

44 – Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri – Adalet başkanı ve müsteşarı hariç – kim tarafından atanır? Ve üyelerinin görev süresi ne kadardır?

Cumhurbaşkanı tarafından 4 yıl süreyle.

45 – Kanun Hükmünde Kararnamelerin Anayasaya uygunluğunu kim yapar?

Anayasa mahkemesi.

46 – Anayasa mahkemesi tarafından sadece şekil yönünden denetlenir?

Anayasa değişikliği.

47 – Adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin temyiz mercii neresidir?

Yargıtay.

48 – İdari mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin temyiz mercii neresidir?

Danıştay

49 – Askeri mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin temyiz mercii neresidir?

Askeri Yargıtay

50 – Hâkim ve savcılar kim tarafından denetlenirler?

Adalet bakanlığı.

51 – Anayasa mahkemesi başkanını kim seçer?

Anayasa mahkemesi üyeleri.

52 – Anayasa mahkemesi üyelerini kim seçer?

Cumhurbaşkanı.

53 – Anayasa mahkemesi kararlarıyla ilgili birkaç bilgi söyleyin?

İptal kararları geriye yürümez. Anayasa mahkemesi kararları kesindir. devletin bütün kurumlarını ve gerçek/tüzel kişileri kapsar.
İptal edilen hükümler, iptal kararının resmi gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Anayasa mahkemesi iptal hükmünün gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu süre kararı Resmi gazetede yayımlandığı günden başlayarak 1 (Bir) yılı geçmez.
Anayasa mahkemesi bir hükmü iptal ederken kanun koyucu gibi hareket ederek, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

54 – Yargıtay üyeleri kim tarafından seçilir?

Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu.

55 – Anayasa kaç maddeden oluşmaktadır?

177

56 – Anayasamızın ilk maddesini yazınız?

Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

57 – Vatandaş Kime denir?

Türkiye’ye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese vatandaş denir.

58 – Bir siyasi partinin kapatılmasına neden olan yöneticiler kaç yıl ceza alırlar?

5

59 – Siyasi partiler hangi mahkemenin kararıyla kapatılırlar?

Anayasa mahkemesi.

60 – Seçim dönemi dolmadan seçimlerin yenilenmesine karar verilerek yapılan seçime ne ad verilir?

Erken seçim

61 – Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine hangi mercie başvurulur?

YKS karaları kesindir. Başvurulamaz…

62 – Bir seçim döneminde en fazla kaç defa ara seçime gidilir? Koşulları nelerdir.

2(iki)kez. Bir ilin veya seçim bölgesinin TBMM üyesi kalmaması.

63 – Milletvekili tarafından yapılan kanun önerisine ne ad verilir?

Kanun teklifi.

64 – Bakanlar Kurulu tarafından yapılan kanun önerisine ne ad verilir?

Kanun tasarısı.

65 – Hükümet olmayan, mecliste temsil olunan partilerden en fazla milletvekiline sahip partiye ne ad verilir?

Ana muhalefet partisi.

66 – Birden fazla partinin bir araya gelerek hükümet kurmalarına ne ad verilir?

Koalisyon.

67 – Salt çoğunluk nedir?

Meclis üye tamsayısının bir fazlası (550/2+1)

68 – Milletvekilleri hangi sosyal güvenlik kurumuna tabidir?

T.C Emekli Sandığı

69 – Milletvekiline sağlanan mali imkânların tamamı hangi şıkta verilmiştir?

Ödenek – yolluk – emeklilik imkânı.

70 – Henüz kanunlaşmamış kanun tasarısının ömrü ne kadardır?

Hükümetin ömrüyle sınırlıdır.

71 – Anayasamıza göre kanun hükmünde kararname hangi nitelikleri taşımalıdır?

Önemli olma, kısa süreli olma, Zorunlu olma ve sosyal/eko. Haklarla ilgili olma.

72 – Anayasamıza göre doğrudan iptal davası açabilme hakkı kimlere aittir?

Cumhurbaşkanı, İktidar ve ana muhalefet partisi.

73 – Tüzükler hakkında kısa bilgiler veriniz?

Kanunların uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek, Kanunlara aykırı olamazlar, Danıştay’ın incelemesinden geçerler, Bakanlar kurulunca çıkarılır.

74 – Yönetmelik çıkarma yetkisi sadece kime aittir?

Kamu tüzel kişiliğine sahip olan kurumlar.

75 – Cumhurbaşkanına ilk kez 1982 anayasasıyla hangi değişiklik getirilmiştir?

Başbakanını önerisi üzerine bakanların görevine son vermek, Cumhurbaşkanının dışarıdan seçilmesine olanak sağlanması.

76 – Sosyal düzen kuralları nelerden oluşmaktadır?

Hukuk, gelenek – görenek, Din kuralları, ahlak kuralları, Görgü kuralları.

76 – Hukukun diğer sosyal kurallarından temel farkı nedir?

Yaptırımı devlet zoruna dayanması – Kamu gücünü barındırması.

77 – Bir kuralın hukuk niteliği taşıması için gerekli olan üç şey nedir?

Yazılı, sürekli, genel olması gerekir.

78 – Kurallar hiyerarşisinin en üst sırasındaki norm hangisidir?

Anayasa daha sonra kanun, KHK, tüzük, yönetmelik.

79 – Hangi hukuk dalında örf ve âdete yer verilmez?

Ceza hukuku.

80 – Bölge idare mahkemesi hakkında bildiklerinizi söyleyin?

Adalet bakanlığınca kurulur. İdare ve vergi mahkemesinin tek hakimle verdiği kararlara karşı yapılan itirazları kesin olarak karara bağlar.

 81 – Ceza mahkemeleri genellikle hangi davalara bakmaktadır?

Dolandırıcılık, Hırsızlık, Yaralama ve Cinayet.

82 – Yetkili bir makam tarafından olan ve hala yürürlükte bulunan hukuk kurallarının tümüne ne ad verilir?

Pozitif Hukuk.

83 – Normal erginlik hangi yaşın doldurulmsıyla kazanılır? 7

18

84 – 1982 anayasasına göre değiştirilemeyecek hükümler nelerdir?

Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.
Atatürk milliyetçiliğine bağlı, insan haklarına saygılı, Laik, demokratik, sosyal hukuk devletidir. Milli marşı İstiklal Marşıdır. Başkenti Ankara, Dili Türkçe’dir

85 – 1921 Anayasasının getirdiği en temel yenilik nedir?

Milli Egemenlik

86 – 1982 anayasasında hangi temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmamasına dikkate edilmiştir?

Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi, Atatürkçülük ilkesi,
Demokratik toplum düzenin gerekleri, Anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olmaması.

 

87 – Türk Tarihindeki tek yumuşak anayasamız hangisidir?

1921 Anayasası.

88 – Hangileri KHK ile düzenleme imkanı yoktur?

Bütçe, Temel haklar, Kişi hakları, Siyasi haklar.

89 – Yasama dokunulmazlığının kaldırılması ve üyeliğin düştüğüne dair meclis kararının iptali Anayasa mahkemesinden ne kadar süre içinde istenebilir?

Bir hafta (7 gün)

90 – Kanun hükmünde kararnameler hangi anayasal düzenleme ile gelmiştir?

1961 Anayasasında 1971 değişikliğiyle.

91 – Türkiye Büyük Millet Meclisi bir yasama yılında en fazla ne kadar tatil yapar?

3(Üç) ay.

92 – Yasama organının bir konuyu araya işlem girmeksizin doğrudan doğruya düzenleyebilmesi hangisi ile ifade edilir?

Yasama ilkelliği.

93 – Siyasi partilerin mali denetimini ve temelli kapatılmasına kim karar verir?

Anayasa mahkemesi.

94 – Anayasa mahkemesini şekil bakımından iptal davası,değişikliğin yayını tarihinden itibaren kaç gün içinde alınabilir?

10 (On) gün içinde…

95 – Anayasa mahkemesinin üye sayısı ve dağılımı hangisinde doğru verilmiştir?

19 asıl üye,  yedek üye yoktur. 2010 referandumundan önce 11 asıl 4 yedek üye vardı, değiştirildi.

96 – Hâkimlik teminatının en önemli unsuru nedir?

Hâkimlerin azil olunmaması ilkesi.

97 – Bir mahkemede görülmekte olan davanın karara bağlanmasının, karar etkisi olacak normun anayasaya uygun olup olmamasına bağlı olduğu durumda yapılan denetime ne ad verilir?

Somut norm denetimi

98 – Somut norm denetiminde Anayasa mahkemesinin ne kadar süre içinde karar vermesi gerekir?

5 (Beş) ay

 

99 – Halkın doğrudan katılmasını sağlayan yönteme ne ad verilir?

Referandum.

100 – Koruyucu hak ne demektir?

Bireyi, devlete ve topluma karşı koruyan hak.

101 – 1982 Anayasasına göre, aşağıdakilerden hangisi TBMM’ye karşı, milli güvenliğin sağlanmasından sorumludur?

Bakanlar Kurulu

102 – 1982 Anayasasında “Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulurlar” hükmü hangi temel ilkenin bir gereğidir?

Demokratik devlet

103 – 1982 Anayasasına göre TBMM’de aşağıdakilerden hangisinin gizli oyla yapılması zorunludur?

Cumhurbaşkanın seçilmesi.

105 – 1982 Anayasasına göre Cumhurbaşkanının tek başına yapabileceği işlemlerin yargısal denetimi ile ilgili olarak ne söylenebilir?

Bu işlemlere karşı yargı yoluna gidilemez.

106 – Demokratik bir toplumda halk yöneticilerini nasıl belirler?

Seçim ile.

107 – 1982 Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen kişinin, mutlaka taşıması gereken koşul nedir?

Milletvekili olması(Meclis üyeliği)

108  – 1982 Anayasasına göre açık olan bakanlıklarla izinli veya özürlü bakanlara kim vekalet eder?

Bakanlardan biri.

109  – Dilekçe hakkı nedir?

Vatandaşların kendileriyle ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM’ye yazı ile başvurma hakkıdır.

110  – Köyde bulunan bütün seçmenlerin bulunduğu kurula ne ad verilir?

Köy derneği.

 

 

111  – Emlak vergisi veya veraset ve intikal vergisinin aşırı ölçüde yükseltilmesi,aşağıdaki temel hak ve özgürlüklerinden hangisini kısıtlar?

Emlak,arsa,konut taşınmaz mallar olup,Mülkiyet hakkını kısıtlar.

112  – Parlementer sistemin ayrıcı bir özelliğini yazınız?

Yürütme organının yasama organından kaynaklanması ve ona karşı sorumlu olması.

113  – 1982 Anayasasında yer alan ”Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür ”hükmü hangisinin doğal sonucudur?

 Milli egemenlik.

114  – Türk Tarihindeki ilk yazılı anlaşmanın adı nedir?

1876 Kanun – ı Esasi

115  –  1982 Anayasasına göre Cumhuriyetin nitelikleri nelerden oluşur?

İnsan haklarına saygılı,Laik,Demokratik,sosyal hukuk devleti.

116  – Türk vatandaşlığını kanıtlamada kullanılabilecek belgeler nelerdir?

Nüfus cüzdanı,Nüfus kayıtları,pasaport,pasavan ve ehliyet.

117  –  Bir kimsenin kendi şahsına ve malına yapılan ve halen devam eden hukuka aykırı bir saldırıyı önlemek için yaptığı karşı saldırı niteliğindeki eyleme ne ad verilir?

Meşru müdafaa.

 

118  – Türkiye’nin taraf olduğu Milletler arası sözleşme çerçevesinde hangi kurumun zorunlu yargı yetkisini kabul etmiştir?

 

Avrupa İnsan Hakları mahkemesi.

119  – 1453 Panorama nerededir?

 

İstanbul, Topkapı

 

120  – Lozan heyetinin basında kim vardı?

 

İsmet İNÖNÜ

 

121  – Çok partili siyasi hayata geçiş?

1946

 

121  – Kadınlara seçme seçilme hakkı ne zaman verildi?

1934

 

123  – Bir cumhurbaşkanı iki kez seçilir mi seçilmişse kimlerdir?

 

Atatürk ve İnönü

Adalet Bakanı Sadullah ERGİN
Adalet Bakan Yardımcısı Veysi KAYNAK
Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol ERDEM
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ
Yargıtay Başkanı Ali ALKAN
Yargıtay Başsavcısı Hasan ERBİL
Danıştay Başkanı Hüseyin H. KARAKULLUKÇU
T.C. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Serdar ÖZGÜLDÜR
Askeri Yargıtay Başkanı Hakim Tuğgeneral Hasan DENGİZ
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Hakim Tuğgeneral Abdullah ARSLAN
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanı Sadullah ERGİN
Sayıştay Başkanı Doç.Dr. Recai AKYEL
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi GÜVEN
Meclis Başkanı Cemil ÇİÇEK
MİT Müsteşarı Hakan FİDAN
YÖK Başkanı Prof.Dr Gökhan ÇETİNSAYA
Merkez Bankası Başkanı Erdem BAŞÇI

Bazı Ülkelerin Yönetim Biçimleri:

Ø ABD: Federal Cumhuriyet
Ø Almanya: Federal Cumhuriyet
Ø Avustralya: Federal Meşruti Monarşi
Ø Çin: Sosyalist Cumhuriyet
Ø Danimarka: Meşruti Krallık
Ø Hollanda: Meşruti Krallık
Ø İngiltere: Meşruti Krallık – Anayasal Monarşi
Ø İspanya: Anayasal Monarşi
Ø İsviçre: Parlamenter Federal Cumhuriyet
Ø İtalya: Parlamenter Cumhuriyet
Ø Kanada: Federal Parlamenter Demokrasi
Ø Rusya: Başkanlık Tipi Cumhuriyet (Yarı Başkanlık Sistemi)

Bazı Ülkelerin Yöneticileri:

F ABD Devlet Başkanı: Barack Hussein Obama
F Rusya Devlet Başkanı: Vladimir Putin
F Rusya Başbakanı: Dimitri Medvedev
F Fransa Cumhurbaşkanı: François Hollande
F Fransa Başbakanı: Jean-Marc Ayrault
F İtalya Başbakanı: Mario Monti
F Almanya Cumhurbaşkanı: Joachim Gauck
F Almanya Başbakanı: Angela Merkel
F İngiltere Kraliçesi: II. Elizabeth
F İngiltere Başbakanı: David Cameron
F İspanya Başbakanı: Mariano Rajoy
F Yunanistan Başbakanı: Lukas Papadimos
F Kosova Başbakanı: Haşim Taçi
F İran Cumhurbaşkanı: Mahmud Ahmedinejad
F Irak Cumhurbaşkanı: Celal Talabani
F Gürcistan Devlet Başkanı: Michael Saakaşvili
F Pakistan Cumhurbaşkanı: Asıf Ali Zerdari
F Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı: Derviş Eroğlu
F Güney Kıbrıs Rum Kesimi Devlet Başkanı: Dimitris Hristofyas

* A milli futbol takımımızın başında kim vardır ?

Abdullah Avcı

* 2012 Dünya Salon Atlezim Şampiyonası Nerededir ?

İstanbul

* 2014 Dünya Kupası nerede yapılacaktır ?

Brezilya

* 2012 Türkiyede Ne yılı olarak kutlanmıştır

Çin Kültür Yılı

* 2013 Çin’de ne yılı olarak kutlanacaktır ?

Türk Kültür yılı olarak kutlanacaktır.

* Unesco’ya en son katılan ülke hangisidir ?

Filistin 194. Üye

* 2015′de G-20 Dönem Başkanlığı Hangi Ülkededir

Türkiye

* Uluslararası Para Fonu IMF başkanı kimdir ?

Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde

* Yök başkanı kimdir ?

Prof.Dr. Gökhan Çetinsaya

* Expo 2020′ye resmen aday olan ilimiz hangisidir ?

İzmir

* 2014 Dünya Kış olimpiyatları nerede yapılacaktır ?

Rusya Sochi kentinde yapılacaktır.

* 2015 Expo fuarı nerede yapılacaktır ?

İtalya Milano’da yapılacaktır.

* 2013 Akdeniz olimpiyatları nerede yapılacaktır ?

Türkiye Mersin de yapılacaktır.

* 2016 Avrupa Kupası nerede düzenlenecektir ?

Fransa’da düzenlenecektir.

* Gelişmiş G-8 ülkeler hangileridir ?

ABD, Japonya ,Almanya ,İngiltere , Fransa, İtalya ,Kanada, Rusya

* E7 ülkeleri kimdir ?

Çin, Hindistan, Endonezya ,Rusya ,Brezilya, Türkiye, Meksika

D8 gelişmekte olan 8 ülke hangileridir ?

Türkiye,İran, Pakistan, Bangladeş , Malezya , Endonezya ,Mısır ,Nijerya

* 2012 dünya spor başkenti neresi oldu ?

Türkiye – İstanbul

* ABD Merkez Bankası FED Başkanı kimdir ?

Ben Shalom Bernanke

* Avrupa Konseyi Parlamentosu başkanı kimdir ?

Jose Manuel Durao Barraso

* BM Genel sekreteri kimdir ?

Ban Ki-moon

* Nato genel sekreteri kimdir ?

Anders Fogh Rasmussen

* Türkiye Merkez Bankası Başkanı kimdir ?

Erdem Başçı

* 2013 Üniversiteler arası kış olimpiyatları nerede yapılacaktır ?

Slovenya’nın Maribor kentinde yapılacaktır.

* 2014 Türkiye’de ne yılı ilan edilmiştir ?

2014 Türkiye’de İran yılı ilan edilmiştir.

 

İlk milli savaş gemimiz Heybeliada’dır.
Anadolu’nun sosyal ve kültürel açıdan en zengin kentlerinden Eskişehir, 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildi. (06.03.2013)
2012 sonunda geçerliliğini yitiren Kyoto Protokolü’nün sona erme zamanı 2020 yılı olarak tazelendi.
Futbolda (FIFA U20) 20 Yaş Altı Dünya Kupası maçlarına Haziran 2012’de Türkiye evsahipliği yapacak.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi üyesi Sadi Güven görev süresi dolan Ali Em’in yerine YSK başkanlığına seçildi.
Türkiye bu sene İsveç’te gerçekleştirilecek olan 2013 Eurovision Şarkı Yarışmasına katılmayacağını açıkladı.
2013 yılı UNESCO tarafından Piri Reis yılı ilan edildi.
G-8 zirvesi 2013’te İngiltere’de, 2014’te Rusya’da yapılacak.
TUSAŞ Genel Müdürü Dörtkaşlı, “Göktürk-2 uydusunun 18-20 Aralık tarihleri arasında Çin’de fırlatılması planlanıyor” dedi.
Türkiye ile Kolombiya arasında vizeler kalktı. (20.10.2012)
2011 yılı TÜİK Dış Ticaret istatistikleri verilerine göre Mayıs ayında en çok İHRACAT yapılan ülke ALMANYA (1.267 Milyon Dolar)’dır.
• Hırvatistan 2013 yılında Avrupa Birliğine 28. tam üye olarak katılacak.
En fazla döviz rezervine sahip ülke Çin’dir.
IMF ve Dünya Bankası 2012 yıllık toplantılarını Japonya’da yapacaktır.
40. Dünya Satranç Olimpiyatları Eylül 2012’de İstanbul’da yapıldı.
Fransa cumhurbaşkanı 15 Mayıs 2012 tarihinden itibaren François Hollande‘dır. Fransa yarıbaşkanlık sistemi ile yönetilmektedir.
Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı Joachim Gauck‘dur. (2012 Mart)
AGİT Minsk Grubu, Azerbaycan ve Ermenistan devletlerinin Karabağ sorunu için barışçıl bir çözüm bulmalarını teşvik etme amacıyla, 1992 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından kurulmuştur. ABD, Fransa ve Rusya’dan eş başkanlara ek olarak, AGİT Minsk Grubu’nda Beyaz Rusya, Almanya, İtalya, Portekiz, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Türkiye ve sorunun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan yer almaktadırlar.
Avrupa Birliği’nin ilk başkanı Türkiye karşıtı olarak bilinen Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy oldu.

Dünyanın en gelişmiş 19 ekonomisi ile Avrupa Birliği’nin yer aldığı, küresel ekonomik konularda artan bir rol üstlenen ve ülkemizin de üyesi olduğu oluşumun adı G20‘dir.
2013 yılında Slovenya’da 38.si düzenlenecek olan Avrupa Basketbol Şampiyonasına 49 federasyondan 24 takım katılacaktır. Son iki turnuvanın şampiyonu İspanya‘dır.

G-20 zirvesi 2013’te Rusya’da, 2014’te Avustralya’da, 2015’te Türkiye’de yapılacak. Türkiye 2015’te G-20 dönem başkanlığını üstlenecektir.
2012 itibariyle IMF Başkanı Christine Lagarde‘dir.
2013 itibariyle Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim‘dir.
2016 yaz olimpiyatları Rio‘da yapılacak.
2012 Türkiye’de Çin yılı,2013’te Çin’de Türk yılı olarak kutlanacak.
Avrupa Birliği Turizm Teşkilatı Bursa’yı 2013 Arap turizm başkenti olarak ilan etti.
Dünya Ekonomik Forumu (İngilizce:World Economic Forum (WEF)) merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde yer alan uluslararası bir vakıftır. Her yıl İsviçre’nin Davos kasabasında yapılmakta olan Dünya Ekonomik Forumu 2012 yılından itibaren Türkiye’nin İstanbul kentinde düzenlenecektir.
2015 EXPO fuarı Milano‘da yapılcak.
2018 dünya futbol şampiyonası Rusya‘da yapılacak.
AKPM(Avrupa Konseyi Parlementer Meclisi)TBMM’yi temsil etme yetkisi Deniz Baykal‘a verildi.
Türkiye, 2014 yılında düzenlenecek 17. FIBA Bayanlar Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak.
2013 yılında AB dönem başkanları İrlanda/Litvanya olacaktır.
2013 Eurovision şarkı yarışması İsveç‘te yapılacak.
2014 Dünya Kupası Brezilya‘da oynanacaktır.
2014 Kış Olimpiyatları Rusya‘da yapılacaktır.
2016 Avrupa Futbol Şampiyonası, 15. Avrupa Futbol Şampiyonası olacaktır. Turnuva, 2016 yılının yazında Fransa‘da yapılacaktır.
İlk Yerli Üretim Helikopterlerimiz “ATAK
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı seçilen ilk Türk Mevlüt Çavuşoğlu‘dur.
Türkiye de 12 Haziran 2011 itibarıyla 61. Hükümet , 24. Dönem meclis ve 11. Cumhurbaşkanı görev yapmaktadır. (Genel seçimler 4 yılda bir yapılır.
Türkiye’nin ilk yerli milli savaş gemisi “TCG Heybeliada” görevine başladı.
Türkiye’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde Yer Alan Eserleri;

  • İstanbul’un Tarihi Alanları
  • Safranbolu Şehri (Karabük)
  • Hattuşaş (Boğazköy)-Hitit Başkenti (Çorum)
  • Nemrut Dağı (Adıyaman-Kahta)
  • Xanthos-Letoon (Antalya-Muğla)
  • Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)
  • Truva Antik Kenti (Çanakkale)
  • Pamukkale-Hierapolis (Denizli)
  • Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir)

Dünyanın En Yüksek Şelaleleri
İsim Yer/Bölge Uzunluk
Angel Venezüella 1000 Metre
Tugela Güney Afrika 914 Metre
Cuquenán Venezüella 609 Metre
Sutherland Yeni Zelanda 580 Metre
Takkakaw Kanada 502 Metre
Ribbon (Yosemite) ABD 491 Metre
Gavarnie Fransa 421 Metre
Vettisfoss Norveç 365 Metre
Staubbach İsviçre 299 Metre
King Edward VIII Guyana 259 Metre
Kıtalara Göre Dağlar
Kıta Dağ Adı Yükseklik Ülke
Asya Everest 8848 Metre Çin
Avustralya Kosciusko 2228 Metre Avustralya
Antarktika Vinson Massif 5140 Metre
Güney Amerika Aconcagua 6960 Metre Arjantin
Kuzey Amerika Mt. McKinley 6194 Metre Alaska
Afrika Kilimanjaro 5895 Metre Tanzanya
Avrupa Mont. Blanc 4807 Metre Fransa
Avrupa/Asya Gora El’brus 5642 Metre Rusya
Dünyanın En Uzun Nehirleri
İsim Uzunluk Döküldüğü Yer
Nil 6650 Km Akdeniz
Amazon 6400 Km Atlantik Okyanusu
Mississippi – Missouri 6270 Km Meksika Körfezi
Ob – Irtysh 5570 Km Ob Körfezi
Yenisei – Angara – Selenga 5550 Km Karadeniz
Yellow (Huang He) 5464 Km Bohai Denizi
Amur 4410 Km Hazar Denizi
Kongo 4380 Km Atlantik Okyanusu
Lena 4260 Km Laptev Denizi

AÇIKÖĞRETİM GÜZ DÖNEMİ DÖNEM SONU SINAVI
14 - 15 Ocak 2017

Üye OlŞifremi Unuttum

HAKKIMIZDA
alonot.com; kullanıcılarımızın KPSS & YGS-LYS & ALES & AÖF & YDS gibi sınavlara hazırlanmaları için hem ders notlarına, hem test pratiklere kolayca ulaşıp zaman kaybetmeden en üst düzeyde yarar sağlayabilmeleri amacıyla hizmet vermektedir. Ayrıca Mevzuat&İçtihat&Tezler&Makaleler ve diğer herşeyde! kapsamlı arama yapılabilmesi, aranılan konu ve kavramlara kolayca ulaşılabilmesi ve sonuçlar içerisinde hızla gezilebilmesi amacıyla kurulmuştur. Zamanla öğrencilerin ve kullanıcıların ilgisiyle büyüyen alonot.com sizlerin ilgisiyle ve daha zengin içerikle yayın hayatına devam edecektir. Faydalı olması dileğiyle...
GİZLİLİK POLİTİKASI
alonot.com sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları kapsamında koruma altındadır. Site içeriğinin ticari amaçlı ve izinsiz olarak kopyalanması ve kullanılması yasaktır. Ancak, ticari amaçlı olmamak ve link verilmek koşuluyla site içeriğinin kopyalanması ve kullanılması serbesttir. 5846 sayılı kanunun 25. maddesinin ek 4. maddesine göre telif hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdulmasını istemek zorundadır. İçerik sahibinin veya yasal temsilcisinin istekte bulunması halinde, kendisine ait içerik veya dökümanların sitemizden 24 saat içinde yayından kaldırılmasını garantilemekteyiz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. alonot.com hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir, bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.
Site Yönetimi.
İletişim: alonot.com@alonot.com & alonot.com@gmail.com
Kategoriler