YDS Sözlük

yds-ders-notlari

abandon, abondon =  terk etmek.

abate =  azaltmak, hızını kesmek.

abbey =  manastır.

abbreviate =  kısaltmak.

abbreviation =  kısaltma.

ability =  kabiliyet.

ably =  beceriyle, başarıyla, ustalıkla.

abolish =  yürürlükten kaldırmak.

abolition =  yürürlüten kaldırma.

abort =  çocuk düşürmek, çocuk aldırmak, erken doğum, ölü doğum.

abortion =  kürtaj.

abound =  çok sayıda omak.

above =  yukarıda, birşeyin üstünde, üstte.

abridged =  özetle, özetlenmiş.

abroad =  yurtdışı (n) da.

abrogate =  yürürlükten kaldırmak.

abrupt =  ani.

abruptly =  birden bire, aniden, ani ve nezaketsiz biçimde.

absent =  yok, unavailable.

absolute =  tam, mutlak, kesin; tamamen, kesinlikle .

absorb =  emmek.

abstain =  çekinmek.

abstain from =  birşeyden çekinmek.

abstract =  ayırmak, soyut.

absurd =  saçma, gülünç.

absurdity =  saçmalık.

abundance =  bereket, bolluk .

abundant =  bol, çok, bereketli.

abuse =  kötüye kullanmak, küfretmek.

accelerate =  çabuklaştırmak, hızlandırmak .

acceleration =  hızlanma.

accent =  aksan.

accentuate =  vurgulamak, emphasize, underline.

accept =  kabul etmek.

acceptable =  makbul.

acceptance =  kabul.

access =  erişmek.

accessible =  erişilebilir.

accessory =  tamamlayıcı.

accidentally =  kazara, yanlışlıkla.

accident-prone =  kaza yapmaya yatkın.

acclaim =  bağırarak kendini göstermek.

acclimatization =  yeni bir iklime uyum.

acclimatize =  alıştırmak.

accommodate =  hizmet etmek, karşılamak.

accompaniment =  eşlik etme, tamamlama.

accomplish =  başarma, tamamlama.

accord =  uzlaşma.

according to =  bir kişiye/şeye göre.

accordingly =  buna gore, dolayısıyla .

accountant =  muhasebeci.

accumulate, amass, gather =  topla(n)mak, çoğalmak.

accurate =  kesin, doğru, yanlışsız.

accurately, strictly, correctly =  doğru olarak.

accused =  sanık.

accustomed =  alışkın, alışılmış, her zamanki.

achieve =  başarma, elde etme.

acknowledge =  kabul etmek.

acknowledgement =  onay, kabul etme, tasdik.

acoustic =  akustik.

acre =  hektar.

acronym =  sözcüklerin ilk harflerinden oluşan yeni sözcük (TOEFL, NATO…).

acute =  keskin (düşünce), ciddi, şiddetli.

adapt =  uyum sağlamak.

addicted =  bağımlı, tiryaki.

addiction =  bağımlılık.

additional =  ek, ilave, ekstra.

additive =  katkı maddesi, katkı.

address =  adres, adres yazmak.

adequacy =  yeterlilik.

adequate =  yeterli, uygun, elverişli.

adequately =  yeterli.

adhere =  yapışmak.

adherence =  bağlılık, sadakat.

adjacent =  bitişik, çok yakın.

adjacent =  bitişik olan.

adjust =  ayarlamak, uyum göstermek, uymak, uyarlamak, uydurmak.

adjustable =  ayarlanabilir, uyarlanabilir.

adjustment =  ayarlama.

administer =  yönet, idare etmek, vermek, sağlamak.

administrate =  yönetmek, idare etmek.

admirable =  takdire değer, çok iyi, çok güzel.

admiration =  hayranlık, takdir.

admire =  takdir, takdir etmek, hayran olmak.

admirer = hayran, takdir eden kişi.

admission =  kabul, itiraf, kabu, giriş.

admit =  içeriye almak, içeri bırakmak.

admittedly =  herkesin kabul edeceği gibi, kuşkusuz, itiraf edildiği gibi.

adolescence =  ergenlik, gençlik.

adopt =  benimse, kabul etmek, benimsemek, evlat edinmek.

adoption =  benimse, kabul etme, evlat edinme.

adore =  tapın, tapmak, bayılmak, çok sevmek.

adorn =  ballandırmak, abartmak, çok şişirmek.

adult =  yetişkin, erişkin.

adulthood =  yetişkinlik.

advance =  öne almak, daha öncelikli bir tarihe almak, ilerlemek, ileri gitmek.

advanced =  gelişmiş ilerlemiş, ileri, ileri düzeyde.

advancement =  yükselmek, ilerlemek, terfi.

advantage =  avantaj, üstünlük, yarar, çıkar, menfaat.

advent =  varış, geliş, gelme.

adventure =  macera, serüven.

adverb =  zarf, belirteç.

adverse =  karşıt, ters, karşı, zıt.

adversely =  olumsuz olarak.

advise =  öğüt, nasihat, tavsiye, tavsiye etmek, öğütlemek, bildirmek.

advisory =  öğüt veren, tavsiye niteliğinde akıl veren.

advocate =  savunmak, avukat, savunucu, taraftar, yandaş.

aerial =  havada bulunan, havaya ait.

aerial parts =  havayla temas eden bölümler.

affable, agreeable =  rahat, dostça, anlaşılabilir.

affair =  olay, ilişki, iş, mesele, hadise, sorun.

affect =  tesir etmek, etkilemek, dokunmak.

affection =  sevgi, düşkünlük, şevkat, etkileme.

affectionate =  seven, sevgi gösteren, şevkatli, müşfik, sevecen.

affectionate =  müşfik, sevecen.

affirm =  doğrulamak, bildirmek, tekrarlamak, tekrar söylemek.

affliction =  acı, sıkıntı.

affluence =  zenginlik, varlık, bolluk.

affluent, wealthy =  bol, zengin, varlıklı, hali vakti yerinde.

afford =  satın almaya gücü yetmek, durumu elvermek.

affordable =  uğraşılır.

afloat =  söylenti, dolaşan, su üzerinde duran, yüzmekte olan, yüzerek.

afraid =  korkmuş, korkar.

after all =  ne de olsa.

afterwards =  sonradan, sonra, daha sonra.

against =  -e karşı, -e doğru, -e değecek şekilde.

age =  yaş, yaşlılık, çağ, asır, yaşlanmak, eskim. .

agenda =  gündem, yapılacak işler.

agent =  ajan, acenta, vasıta, aracı etmen.

aggravate =  kötüleştirmek, ağırlaştırmak, ciddileştirmek, kızdırmak.

aggregate =  agrega, çakıl vb. dolgu maddesi.

aggressive =  saldırgan, girişken, atılgan, kavgacı.

agile =  çevik, atik, hareketli.

agility =  çeviklik, atiklik.

agree =  anlaşmak, mutabık kalmak, kabul etmek.

agreeable =  anlaşmaya hazır, uygun, mutabık, razı, hoş, iyi, kabul edilebilir.

agreement =  uzlaşma, anlaşma, uyuşma, mutabakat, ittifak.

agronomist =  tarım uzmanı.

aid =  yardım, yardım etmek, el uzatmak.

ailment =  rahatsızlık, (ciddi olmayan) hastalık.

aim =  amaç, gaye, hedef, nişan almak.

aimless =  amaçsız, gayesiz, başıboş.

airliner =  ticari uçak.

airship =  hava gemisi.

airtight =  hava geçirmez.

aisle =  sıralar arası, yol, geçenek.

alert =  dikkatli, tetik, uyanık, alarma geçme.

alertness =  uyanıklık.

alfalfa =  yonca.

algae =  su yosunu.

alien =  farklı, yabancı, yabancı uyruklu.

alienate =  soğutmak, yabancılaştırmak.

alienation =  yabancılaşma, ortama ait olmama.

alike =  benzer olarak, benzer, aynı.

alive = canlı, diri, yaşam dolu.

allegation  = iddia, suçlama, itham, sav.

allege =  iddia etmek, ileri sürmek.

allelopathy =  bir bitkinin ürettiği kimyasallarla diğer bir bitkinin gelişmesini engellemesi.

alleviate =  teskin etmek, hafifletme, yatıştırma, azaltma.

alliance =  ittifak.

allocate =  ayırmak, pay etmek, tahsis etmek, ödemek, ayırmak.

allocate smt for smt =  şey için bir şey tahsis etmek.

allow =  bırakmak, izin ver(mek), sağlamak, ayırmak.  

allowance =  cep haçlığı, tolerans, müsamaha, izin, tahsisat, pay.

alloy =  maden alaşımı.

allusion =  gönderme, dokundurma.

ally =  müttefik, dost.

almost =  hemen hemen, neredeyse, az kalsın.

aloft =  yukarı(da).

alone =  tek başına, yalnız, sadece.

alter, change =  değiştirmek, başka türü olma.

alteration =  değişiklik, değişim, değişen şey.

alternate =  iki günde bir, değişimli, almaşık.

alternately =  sırayla.

alternating current =  alternatif akım.

alternative =  alternatif, seçimli, iki şıktan biri.

amaze =  şaşırt(mak), hayrete düşürmek.

amazing =  şaşırtıcı, hayrete düşürücü.

amber =  kehribar.

ambiguity =  anlam bulanıklığı, belirsizlik.

ambiguous =  müphem, belirsiz, şüpheli, muğlâk, birden fazla anlama gelebilen.

ambition =  hırs, tutku, istek, şiddetli istek.

ambitious =  azimli, hırslı, tutkulu, çok istekli.

amend =  değiştir.

amend =  düzeltme, değiştirme.

amendment =  ıslah, değişiklik, düzeltme, değiştirme.  

amenities =  kolaylıklar.

amiable =  sevimli, iyi huylu, yumuşak başlı.

amicable =  dostane, dostca.

amicably =  dostca.

ammunition =  cephane, mühimmat.

amnesia =  hafıza kaybı.

amount =  miktar, tutar.

ample =  yeterli, geniş, büyük, geretiğinden bol.

amplification =  yükseltme.

amplify =  gücünü arttır, yükseltmek, genişletmek.

amply =  fazlasıyla.

amuse =  eğlendir(mek).

amusement =  eğlence.

analogy =  benzer, benzerlik.

ancestor =  ata, cet.

ancestry =  soy, ecdat.

ancient =  eski zamandan kalma, Romalılar ve Yunanlılar.

angle =  açı, bakış açısı, açı yapmak.

animate =  canlan(dırmak), heyecan katmak.

annihilate =  yok etme, imha etme.

anniversary =  yıl dönümü.

announce =  ilan et(me), yüksek sesle bildirmek, anons etmek.

announcement =  duyuru, ilan, anons, bildiri.

announcer =  spiker.

annoy =  kızdırmak, sinirlendirmek.

annoyance =  sıkıntı, üzüntü kaynağı, can sıkma.

annual =  yıllık, yılda bir kez, her yıl, bir yıllık bitki, yıldönümü .

annually = yıllık olarak.

anomalous =  kural dışı, anormal.

anonymous =  anonim, adsız, adı-yazarı bilinmeyen, isimsiz.

anthrax =  şarbon.

anticipate =  bekle(mek), ummak, vaktinden önce söylemek, sezmek ve önceden eyleme geçmek, tahmin etmek, ve ona göre davranmak .

anticipation =  umma, bekleme, bekleyiş, önceden sezme.

anxiety =  şiddetli istek, endişe, korku, tasa, kaygı.

anxious =  korkuya yol açan, tedirginliğe neden olan, endişeli.

anxiously =  endişeyle.

apart =  ayrı, farklı, uzakta, ayrılmış, farklı düşünce olarak.

apart from =  -den ayrı.

apartheid =  ırk ayrımı.

apology =  özür, mazeret.

apparatus =  cihaz.

apparel clothing =  kılık kıyafet.

apparent =  görünüşteki sahte, kolay anlaşılır, kolaylıkla görülür, aşikâr.

apparently =  görünüşe göre anlaşılan, görünüşte.

appeal =  başvuru, rica etmek, yalvarma, temyiz.

appeal to =  başvur.

appear =  varmak, gelmek, görünmek, ortaya çıkmak.

appearance =  görünüş, görünüm, ortaya çıkma.

appendage =  eklenti, aksesuar.

appendix =  ek, apandis, ek bağırsak, ek bölüm.  

appetite =  arzu, şehvet, iştah.

appetite =  desire for food =  iştah, istek, şehvet, arzu.

appetizer =  iştah açıcı yiyecek, meze, çerez….

applaud =  alkışlamak, beğenmek, onaylamak, benimsemek.

appliance =  alet, araç-gereç.

applicable, suitable, proper =  uygun, uygulanabilir, uyarlanabilir.

applicant =  başvuran kişi, aday, istekli.

application =  kullanma, uygulama, talep, başvuru.

apply =  başvurmak, başvuruda bulunmak, uygulamak, çaba göstermek.

appoint =  atamak, tayin etmek, düzenlemek.

appointment = iş, görev, randevu, atama, tayin.

appraisal =  tahmin.

appreciate =  anlamak, farkında olmak, değerlendirmek, takdir etmek.

appreciation =  değer artışı, değerini bilme, takdir, minnettarlık, teşekkür.

appreciative =  anlayan, beğenen, minnettar, değer bilen, takdir edici.

apprehension =  korku, endişe; anlayış, kavrayış.

apprentice =  deneyimsiz, acemi kişi, toy kimse, çırak.

apprenticeship =  çıraklık, çıraklık dönemi.

approach =  konuyu açmak, yaklaşmak, yakınlaşmak, yaklaşım, tarz .

appropriate =  ayırmak, tahsis etmek, kendine mal etmek.

approval =  onama, onay(lama), tasvip, resmi izin, uygun bulma.  

approve = onaylamak, onamak, uygun bulmak, tasvip etmek.

approximate =  hemen hemen, doğru ama tam değil, yaklaşık olmak.

apt =  muhtemel, eğilimli, yatkın, zeki, çabuk kavrayan.

aptitude =  yetenek, doğal yetenek.

arbitrary =  isteğe göre keyfi, nedensiz, rastgele.

arbitrate =  aracılık yap.

arbitration =  hakemlik, sorunu hakem kararıyla çözme.

arboriculture =  ağaç dikimi.

arch =  kemer.

architect =  mimar.

architecture =  mimarlık.

arctic =  kuzey kutbu ve ona ait.

argue =  kanıtlamaya çalışmak, tartışmak, tartışma, münakaşa, iddia etme .

argument =  münakaşa, tartışma, tez, sav, iddia, düşünce.

argumentative =  tartışmayı seven, tartışmacı.

arid =  kuru, kurak, kıraç, sıkı, sıcaktan kavrulmuş, ilgi çekmeyen.

arise =  kalkmak, doğrulmak, ortaya çıkmak.

arm =  askeri kuvvetlerin bir kolu, askerlik, silah.

armament =  silahlanma, silahlandırma.

armed =  silahlandır, silahlı.

arouse =  uyandırmak, canlandırmak, harekete geçirmek.

arrange =  kararlaştırmak, planlamak, ayarlamak.

arrest =  dikkatini çekmek, kesmek, bitirmek, tutuklamak, geçiş, varış, gelen kimse.

arrogance =  kibir, küstahlık, kendini beğenme.

arrogant = kendini beğenmiş, kibirli, gururlu, ukala.

article =  makale, madde-fıkra; eşya-parça, yazı.

artifact = insan eliyle yapılmış şey, insan eliyle yapma.

artificial = yapmacık, yalan, yapay, suni.

artificially sweetened =  yapay olarak tatlandırılmış.

artisan =  zanaatçı, esnaf.

as a result =  sonuç olarak.

as a rule =  kural olarak, hüküm, karar.

as far as =  kadarıyla.

as for =  için, olduğu gibi.

as means of =  gibi araçları.

as regards =  dair.

as to =  -e gelince, göre.

ascend =  yükselmek, çıkmak, tırmanmak.

ascendancy =  üstünlük, hâkimiyet.

ash =  kül, dişbudak ağacı.

ashamed =  utanmak.

aspect =  cephe yönü, bakı, bir şeyin bir yüzü.

aspiration =  tutku, istek.

aspire =  çabalarını ve ümitlerini bir amaca yöneltmek.

ass = eşek, g.t, aptal, salak.

assassin =  suikastci, katil.

assassinate =  suikast yapmak, öldürmek.

assassination =  suikast, cinayet.

assault =  ani saldırı, hücum, tecavüz.

assemble =  bir araya koymak, düzenlemek, toplamak.

assert =  iddia etmek.

asses =  değer biç, vergi koy, kanı.

assessment =  tahakkuk.

asset =  advantage =  kıymetli şey, beceri, yararlı, değerli şey, servet, nitelik, erdem.

assign = vermek, devretmek, tahsis etmek, görev vermek.

assignment = görev, iş, görev ayırma, tahsis etme.

assist = yardım etmek, desteklemek, yardım.

assistance = yardım, destek.

associate = ortak, iş aradaşı, birleş(tir)mek.

association = birlik, kafada birleştirme, dernek, ortaklık.

assume = gerçek saymak, varsaymak, farzetmek.

assumption = azmet, kibir, farz, zan, tahmin, üzerine alma.

assure = sigortalamak, kesinleştirmek, garanti etmek.

astonished =  hayret etmek, şaşkın olmak, şaşırmak.

at once =  derhal; aynı anda.

attach = bağla, bağlamak, iliştirmek, tutuklamak.

attack =  saldırmak.

attain = ulaşmak, erişmek, elde etmek.

attainment =  achievement, başarı, elde etmek, marifet.

attempt = çaba, kalkışmak, girişmek, çabalamak, teşebbüs etmek, yeltenmek, denemek.

attendant = görevli memur, hizmetçi, hizmetli, hizmetkâr.

attention = dikkat, özen, dikkat verme, bakım, ilgi.

attentive = dikkatli, ince, nazik, kibar, dikkatli, özenli.

attentively = dikkatlice.

attest = tasdik, kanıtlamak, bildirme, beyan etme, açıklama.

attitude = tavır, duruş, düşüce, yargı, fikir, tavır.

attorney = avukat.

attract =  cezp etmek, çekmek.

attraction = çekicilik, cazibe.

attractive = çekici, cazip, güzel, hoş, ilginç.

attribute = affetmek, simge, sembol, inanmak, bağlanmak.

attribute to =  atfetmek.

auction = müzayede ile al(mak), mezat, açık arttırma.

audience = mahkemede konuşma özgürlüğü, huzura kabul, dinleyici, seyirci.

authorize = yetki ver(mek), yetkilendirmek.

avail =  fayda, kendisine yarar sağlamak, yararlanmak, avntaj.

available = elde edilebilir, bulunabilir, mevcut elde, kullanılabilir, müsait.

avalanche =  çığ.

average = ortalama, vasati, ortalamasını almak.

aviation =  havacılık.

avid = gayretli, hevesli, istekli, hırslı.

avidity =  gayret, heves, hırs.

avoid, keep away, stay away  = kaçınmak, uzak durmak, sakınmak, yavaşlamak.

avoidable = önlenebilir.

avoidance = kaçınma.

awake = bilinçli, farkında, harekete geçirmek, uyanış.

award = mahkeme kararı ile vermek, mükâfat, ödül olarak vermek.

aware = farkında, haberdar.

awesome = korku veren, korkunç destekli.

awkward = anlaşılması zor insan, uyumsuz, dik başlı, beceriksiz.

axe = balta, kaldırmak, azaltmak, kısmak, atmak.

axiom =  kabul edilmiş gerçek.

axis = eksen, mil, dingil, aks.

babyish = çocuksu.

bachelor = üniversite mezunu, bekâr, bekâr erkek.

back and forth =  ileri geri.

back up =  destekleme.

background =  geçmiş, tecrübe, arka plan.

balance = dengelemek, denge, dengeli, bakiye, kıyaslamak.

bald = sade, sütsüz, yalın, kel, dazlak.

ballot = oy pusulası, gizli oylama, oy.

ban = yasak, yasaklamak, yasa ile yasaklamak.

bank =  yığılmak, kümelemek.

bankrupt = iflas, iflas etmiş, müflis.

bankruptcy = batkı, iflas.

bar =  çubuk.

barely = hemen hemen, zar zor, zorla, ancak.

bargain = kelepir, pazarlık, anlaşma, uyuşma, ucuz şey.

barrel = fıçı, varil, namlu, fıçı dolusu (miktar).

barren = ürün vermeyen (bitki), verimsiz, çorak, kıraç.

barrier = engel, duvar, çit, korkuluk.

base =  temel, esas; askeri üs.

based on =  being founded on = bir temele dayalı olmak.

basic = temel, ana, esas.

basically = esasen.

basin =  havuz, havza.

basis =  temel, dayanak, öz.

battle = savaşım, mücadele, çarpışma, muhabere.

bauxite =  alüminyum cevheri, boksit.

be made up of =  -den meydana gelmek, oluşmak.

beak =  gaga(la).

beam = radyo dalgaları, sinyal, ışık demeti, ışın.

bear = ürün vermek, uygun olmak, ayı, dayanmak, tahammül etmek, spekülatör, bulundurma.

bear out =  ortaya çıkmak, doğurmak.

bearable = çekilir, katlanır, dayanılır.

beast = hayvan, canavar, kaba kimse.

beat = vurmak, dövmek, yürek atışı, nabız.

beauty = güzellik, çok iyi kişi-şey, güzel şey.

beforehand = önceden.

beg = dilen(mek), istemek, rica etmek.

belief = inanış, inanç, iman, güven, itimat.

belittle = küçümsemek, küçük görmek, küçült.

belt = bölge, yöre, kuşak, kemer, vurmak.

bend = eğmek, bükmek, dönemeç, viraj, çevirmek.

bends =  virajlı.

beneficial =  yararlı, faydalı.

benefit = yarar, fayda, çıkar, kar, kazanç.

bet = bahse girmek, iddia, üzerine oynamak.

betray = ihanet etmek, ele vermek.

beware = sakınmak, dikkat etmek, korunmak.

bewilder = şaşırtmak, sersem etmek.

bewildering = şaşırtıcı, şaşırtarak.

beyond = -den başka, -ın dışında, ötesinde.

bias = ön yargı, eğilim, meyil.

bid = teklif, önerilerde bulunarak, davet etmek.

bill = yasa tasarısı, afiş, el ilanı, fatura, kâğıt para.

bin = teneke kutu, bidon, çöp kutusu, tımarhane.

bit =  parça, parçacık.

bitterly = acı.

blame = suçlamak, kınama, sorumlu tutma, suç, suçlamak.

blameless = kusursuz, suçsuz, kabahatsız.

blank = boş, anlamsız, boşluk.

blanket = sınırsız bütün olanakları içeren, battaniye.

blast = tahrip, şiddetli rüzgâr, madeni ses, patlama.

blast =  patlama.

blatantly =  gizlemeye gerek görmeden, apaçık bir şekilde.

bleach = beyazlatıcı, beyazlatıcı madde, beyazlatmak, ağartmak.

bleed = yolmak, söğüşlemek, adet kanaması.

blend = harman, karışım, adet kanaması.

bless = hayır, dua etmek, kutsamak.

blind = kör etmek, körleştirmek, perde, güneşlik.

blink = (ışık) yanıp sönmek, kırpmak, (gözlerini) kırpıştırmak.

blockage = tıkayıcı şey, tıkanma, tıkayıcı.

bloody = kanla kaplı, kanlı, kahrolası.  

bloom =  çiçek açmak.

blossom = çiçek, ağaç çiçeği, açmak, olgunlaşmak, canlanmak, gelişmek.  

blunder =  gaf, gaf yapmak.

blunt = kesin olmayan, körleşmiş, kaba, dobra dobra.

blur =  bulandırmak.

board = tahta, kalas, kereste.

boast = -e sahip olacak, kadar şanslı olma, övüç.

boastful = böbürlenen, övüngen, kendini beğenmiş.

boastfulness = özgüvenlik.

boil = çıban, kaynama, haşlama.

bold = cesur yürekli, gözüpek, atılgan, küstah, kaba.

bonus = prim, ikramiye.

boom =  patlama.

boost = teşvik, yardım, destek, artış, yükseltmek.

boost =  artırmak, yükseltmek.

booster =  güçlendirici.

border = sınır, kenar, sınır koymak.

boring = can sıkıcı, bıktır(mak).

bother = zahmet etm(ek), rahatsız olm(ak), kavga, kargaşa.

bottled gas =  tüp gaz.

boulder =  iri kaya parçası.

bounce = zıplamak, sıçramak, hoplamak, zıplatmak.

bound to =  zorunlu, kesin, mutlaka, -meğe mecbur .

boundary = sınır.

boundless = sınırsız, sonsuz.

bow = yay, reverans yapmak, başarıyla selamlamak, eğilmek.

bracelet = kelepçe, bilezik.

brake = fren, fren yapmak, durdurmak, yavaşlatmak.  

brand = dağlamak, damgalamak, iz bırakmak.

bravery = cesaret, yiğitlik, kahramanlık.

breadth =  en, genişlik.

break off =  kırılıp ayrılmak, ilişiğini kesmek; birdenbire durmak.

break through =  cepheyi yarıp geçmek, büyük bir ilerleme, buluş, çığır açmak, ortaya çıkmak, görünmek .

breakdown = inceleme, bozulma, sinirsel bozukluk, çöküntü.

breakthrough = ani ve önemli gelişme, ilerleme, yenilik, buluş.

breath = küçük bir hareket, işaret, iz, nefes, soluk, esinti.

breed = (hayvan) doğurmak, yavrulamak, cins, soy, çeşit, tür.

breeding =  üremek, yol açmak, yetiştirme, terbiye etme.

breeze = meltem, hafif rüzgâr, (through ile) kolayca geçmek, atlamak.

bribe = rüşvet vermek, yemlik.

bribery = rüşvet, rüşvetcilik.

brick =  tuğla.

brief = özet, külot, gerekli bilgiyi vermek, son talimatı vermek.

briefly =  kısa (biçimde), kısaca (özet olarak) .

brillant =  parlak.

bring about,  reveal =  ortaya çıkarmak.

bring down =  indirim yapmak, düşürmek.

bring off, accomplish = başarmak.

bring up, raise, rear =  yetiştirmek, büyütmek(çocuk) .

brink = kenar, (kötü bir şeyin) eşiğinde olma, kenarında olma.

brisk =  canlı, hareketli.

briskly, quickly, energetically =  canlı ve istenilen tarzda; enerjik.

broad = genişliğinde, geniş enli, açık belli, yüzeysel.

broadcast = radyo yayını, televizyon yayını, program yapmak.

broaden = genişlet(mek), genişlemek.

bruise = zedelenmek, çürük bere, çürümek, berelemek.

brutal =  acı, acımsız, hayvanca, vahşi, insanlıktan uzak.

brutality, cruelty =  vahşilik.

brutally =  vahşice.

budge =  yerinden oynatmak, kıpırdatmak, kımıldat, kıpırdamak.

budget =  bütçe, bütçe yapan, bütçede yer alan para miktarı.

bug =  bilgisayarda hata, virüs.

build up =  oluşum, büyüme, artış.

bulky =  çok yer kaplayan, hacimli, iri cüsseli, hantal, iri yarı.

bullet = kurşun mermi.

bullet-proof =  kurşungeçirmez.

bump =  vurma, toslama; şiş, tümsek.

bumpy = düzensiz, bozuk tempolu, arızalı, yamru yumru.

burden = ağır yük, sıkıntı vermek, yüklemek, yüklenmek.

burglar =  (ev, dükkân) soyan hırsız.

burgle = soymak, soy.

burn = yak, yanık, yakmak.

burst = patlatmak, patlak, patlama(k), dolup taşmak.

bury =  gizlemek, saklamak, göm(mek), defnetmek, örtmek.

bush =  çalı, çalılık, (the ile) vahşi bölge.

but for = sayesinde, olmasaydı.

button = düğme(lemek), düğmelenmek, elektrik düğmesi, rozet.

by a third =  üçte bir oranında.

by one third =  üçte bir oranında.

by-product =  yan ürün.

cabinet = camlı ve raflı dolap.

calamity = bela, felaket, afet.

calculate = hesaplamak, (on ile) –e bel bağlamak, planlamak, tasarlamak.

calculation = hesap(lama).

calendar = takvim.

call at =  uğramak.

call off = durdur.

call off =  iptal etmek.

call on =  ziyaret etmek; talep etmek.

call up =  hatırlat, telefon etmek, askere çağırmak.

calm = durgunluk, sakinleştirmek, rüzgâr.

camouflage =  kamuflaj.

cancel = iptal et(mek), kaldırmak.

cancellation = iptal, bozma, fesih.

candidate = aday, sınava giren kimse.

candidate =  aday, namzet.

candle = mum.

cannibal =  yamyam, kendi türünün etini yiyen.

cannibalism =  yamyamlık, kendi türünü yeme.

cannon = büyük top, hızla vurmak, çarpmak.

capable = yetenekli, -e açık, yatkın, eğilimli.

capacity = sıfat, mevki, durum, kapasite, yetenek.

capital, punisment =  sermaye, (harf) büyük, sütun başlığı, ana mal, para, ölümle cezalandırılabilir.

capsize = alabora olmak, alabora etmek.

capsule =  uzay kapsülü.

captivate =  büyüleme, esir etme, cezp etmek.

captivity = tutsaklık, esaret.

capture = esir alınma, yakama(k), tutmak.

care = ilgi, özen, koruma, sorumluluk, kaygı, üzüntü.

carefree = gamsız, kaygısız, tasasız, sorumsuz.

carefulness = dikkatlilik.

carelessly = dikkatsizce.

carpenter = marangoz, doğramacı.

carry on, keep on, go on, continue =  devam etmek.

carry out, fulfill =  yerine getirmek, gerçekleştirmek, icra etmek, yapmak.

carve =  (up ile) bölmek, paylaştırmak, kesmek, oymak.

case =  çanta, sorun, kutu, sandık, olay, vaka, kasa.

cash =  paraya çevir, nakit para, bozdurmak.

caspian sea =  hazar denizi.

caste =  sınıf, kast.

casual =  rastlantısal, tesadüfî, ciddi olmayan.

casually =  gelişi güzel.

casualty =  kaza, kazazede, yaralı, zayiat, kayıp.

catastrophe =  felaket, yıkım, facia.

catastrophe =  büyük felaket.

cater =  ihtiyacını karşıla, yiyecek ve içecek sağlamak.

cattle =  büyükbaş hayvan, sığır, davar, mal.

causal = rastlantısal, tesadüfî, ciddi olmayan.

cautionary = uyarıcı, uyaran, ders veren.

cautious = dikkatli, önemli, sakıngan, tedbirli.

cautious =  ihtiyatlı, tedbirli.

cautiously =  ihtiyatla.

cavern =  mağara, büyük derin mağara.

cease =  durdurmak, sona ermek, kesmek, durmak, kes.

ceaseless =  sürekli, aralıksız, durmadan.

ceiling =  tavan.

celebrate =  kutla(mak), övmek.

cell = hücre, hücre göze, pil.

cement = birleştirmek, çimento(lamak), tutkal, macun, dolgu.

cemetery = mezarlk, gömütlük.

census = nüfus sayımı, sayım.

cereal = tahıl.

ceremony = resmiyet, tören, merasim.  

certain = malum, bazı, kimi, belirli, kesin, emin.

certainty = kesin olan şey, kesinlik, kuşkusuz.

certificate = sertifika, belge.

certify = belgelendir, belge vermek, açıklamak bildirmek, ilan etmek.

chain = zincirlemek, zincire bağlamak, zincire vurmak.

chain of events =  olaylar zinciri.

chairman =  başkan, yönetici, toplantı başkanı.

chalk =  kireç taşı.

challenge = meydan okuma, zorluk, karşı çıkmak, yasallığını sorgulamak.

chance =  şans, tesadüfen olmak.

change = para üstü, değişmek, değişiklik, bozuk para.

chaos = karışıklık, kargaşa, kaos.

charge = saldırmak, hücum etmek, şarj etmek, ücret, itham, tenbihlemek.  

charity =  sadaka; hayırseverlik, hayır kurumu.

charm = büyü, sihir, çekicilik, alım, cazibe, hayran bırakmak.

chase = av, koşuşturmak, kovmak, peşine düşmek, kovalamak.

chat = sohbet, (laklak) etmek, muhabbet etmek.

chatter = gevezelik(etmek), lakırdamak, çene çalmak.

cheat = (karısını/kocasını) aldatmak, kopya çekmek, kazıklamak, dolandırmak.

cheer = neşe, tezahürat, keyif, umutlandırmak, yardım etmek, alkış.

cheerful = güler yüzlü, neşeli, şen, keyifli.

chef = ahçı başı, şef.

chemist =  kimyager; eczacı.

chest = sandık, kutu, göğüs, bağır, sine.

chestnut =  kestane ağacı, kestane.

chew = çiğneme, çiğnemek, çiğnenen tütün.

chiefly, mainly, basically =  başlıca, özellikle.

chill = soğumak, soğukluk, soğutmak, soğuk algınlığı.

chimney = gaz lambası (şişesi), baca.

choice =  seçenek, alternatif, tercih.

choir =  koro.

choose = seçmek, uygun görmek, yeğlemek, seç, güç beğenen, titiz, müşkülpesent, karar vermek.

chop = damga, mühür, balta darbesi, vuruş, darbe, pirzola.

chronic =  kronik.

chronicle =  tarih, kayıt.

cipher =  şifre.

circuit = halka, daire, ring seferi, tur, gezi, ziyaret.

circulation = dolaşma, yayılma, tiraj, baskı sayısı, kan dolaşımı.

circumstance, condition, situation =  koşul, durum.

citadel = kale, hisar.

cite = bahsetmek, adından söylemek, cephane göndermek, örnek olarak vermek.

citizenship = vatandaşlık, yurttaşlık.

civic =  yurttaşlık, vatandaşlık ile ilgili.

civilization = medeniyet, uygarlık, uygarlaşma.

claim = iddia (etmek), istek, talep, hak.

clammy =  yapış yapış; soğuk nemli.

clap = gürleme, yavaş vurma, el çırpma, alkış, postalamak.

clarify = açıklamak, açıklık getirmek, aydınlatmak, anlaşılır olmak, açıklığa kavuşturmak.

clash = gürültü yapmak, çatışma, uymamak.

classify = sınıflandırmak.

claw = kıskaç, pençe, pençelemek.

clear =  temizlemek, aklamak, net, berrak.

clear up = aydınlat.

clearance = temizleme, açıklık yer, geçiş izni.

clearly = açık bir biçimde, açık seçik, açıkça, şüphesiz.

clerk =  memur, tezgâhtar, sekreter.

client = müvekkil.

cliff =  uçurum, sarp kayalık.

climate =  iklim, ortam, durum, hava.

climax = orgazm, yüksek dereceye varma, en heyecanlı bölüm.

clog =  tıkamak, tıkanmak; takunya.

closely = yakından, sıkıca.

closure = kapanış, kapanma, son, kapatma.

clue = ipucu.

clumsily = hantalca.

clumsiness = becerisizlik.

clumsy = beceriksiz, sakar, biçimsiz.

coal-drived =  kömürden elde edilen.

coal-fired power stations =  termik santraller.

coalition = koalisyon, birleşme.

coal-mining =  kömür madenciliği.

coarse = kaba, terbiyesiz, bayağı, adi.

coast =  kıyı.

cobalt =  kobalt.

code = kod(lamak), şifre(lemek), kural.  

code =  kanun, şifre.

code-breaking =  şifre kırma.

coffin = tabut.

coherent = yapışık, kolayca anlaşlan, tutarlı, uygun.

coincide = aynı zamana rastlamak.

coincide with = -ile rastlaşmak, tesadüf.

coincidence = rastlantı, tesadüf, uygunluk.

coincidental = rastlantısal, tesadüfî.

coincidentally = tesadüfen, şans eseri olarak.

collaborate = (düşmanla)işbirliği yap(mak).

collaboration = iş birliği.

collaborator = iş birlikçi.

collapse = çökme(k).

collar = yakalamak, yürütmek, yaka, tasma, araklamak.

colleague = meslekta.

collect = toplanmak, birikmek, toplamak.

collide = çarpışmak, zıt (görüşte) olmak, çarpışma, çarpma.

collide with = çarp.

collision =  çarpışma.

colonel = albay.

colony = koloni, sömürge.

column = (gazete) sütun, köşe yazısı, kolon.

combat = mücadele (etmek), savaşım.

combination = birleşme, birleşim, kombinasyon.

combine, unite, attach =  birleştirmek, birleşmek,  birlik, kartel.

combustion =  yanma, tutuşma.

come from, derive from = -den kaynaklanmak.

comet =  kuyruklu yıldız.

comfortable = rahat, konforlu, huzurlu.

command = hâkim olmak, yetki, kumanda, kontrol.

commemorate = an(mak), anısı olmak.

commence = başla(mak).

commendable =  övgüye değer.

comment = yorum(la), yorum yapmak.

commerce = ticaret, tercim.

commercial = kar amaçlı, ticari, t.v. radyo reklâmı.

commit = yapmak, işlemek, kalkışmak, üstlenmek.

commitment = teslim etme, sorumluluk, taahhüt.

commodity = mal, eşya, ürün.

common = halka açık yeşil alan park, çok rastlanan yaygın bilinen çok kullanılan, ortak müşterek, sıradan, toplumsal kamusal topluma ait ortak, yaygin, bayağı adi kaba, ortak genel.

common sense =  sağduyu.

commonly = genellikle çoğunlukla ekseriya, genellikle, adi/bayağı bir şekilde.

commonness = adilik.

commonplace =  sıradan, basmakalıp.

communicate = (with ile) görüş alışverişi yapmak iletişim kurmak,(haber, bilgi, görüş, düşünce, vb.) geçirmek nakletmek iletmek bildirmek a, haberleş, birleşmek.

communication = iletişim haberleşme komünikasyon, ç. komünikasyon sistemi, haber mesaj, iletişim.

community = topluluk, ortak iyelik ortaklaşalık, topluluk, halk toplum.

commute = değiştir, ev ile iş arasında gidip gelmek,(cezayı) hafifletmek, değiş tokuş etmek.

commuter = abone bileti kullanan.

compact =  yoğunlaştırmak, sıkıca paketlenmiş, sık sıkı yoğun, küçük otomobil, az yer kaplayan küçük, özlü kısa, v. sıkıştır: adj. yoğun, pudra kutusu pudriyer, antlaşma sözleşme, anlaşmak anlaşma yapmak sözleşme yapmak.

companion = arkadaş yoldaş, eş diğer parça, kılavuz el kitabı, yardımcı, arkadaş.

companionable = sokulgan, arkadaş canlısı sokulgan.

comparatively = oldukça, karşılaştırmalı olarak, bir dereceye kadar.

compare =  mukayese etmek.

comparison = benzerlik, karşılaştırma mukayese, karşilaştirma.

compass = sınır alan erim, pusula, pergel, v.etrafini dolaş: n.sinir.

compatible = birarada olabilir uyuşabilir bağdaşabilir uyum içinde, uyumlu.

compel = zorlamak zorunda bırakmak gerektirmek, zorla.

compensate = telafi et, tazminat ödemek, karşılamak bedelini vermek acısını telafi etmek.

compensation = bedel tazminat, telafi, yerini doldurma telafi.

compete =  yarışmak; rekabet etmek.

competence = yetki, yetenek beceri ustalık, yetenek.

competent = yetkili, doyurucu çok iyi, yetenekli becerili usta, ehil, yetenekli.

competition = yarışma musabaka, rekabet çekişme, deneme sınama, rekabet.

competitive = rekabete dayanan, rekabetçi, rekabete dayali.

competitor = rakip, yarışmacı, rakip.

compile = derle, derlemek.

complain = yakın, şikâyet etmek yakınmak.

complaint =  şikâyet etmek.

complement = tamamlamak, tamamlayıcı tamamlayıcı şey, tam kadro, v. tamamla: n.tamamlayici.

complementary =  tamamlayici, tamamlayıcı.

complete =  tamamlamak; tamamen.

complexion = ten ten rengi, ten, karakter doğa tutum.

complicated = karışık komplike zor, v.güçleştir: adj. karmaşik.

complimentary =  övücü, övgü niteliğinde hayranlık belirtici övücü, bedava parasız.

comply = (with ile) uymak razı olmak, uy.

component =  unsur, öğe, parka.

compose = bestelemek beste yapmak, yazmak, yatıştırmak sakinleştirmek, oluş, birleştirmek oluşturmak meydana getirmek, oluşmak, meydana gelmek.

composed =  birleşmiş; bestelenmiş.

compost =  bitkilerin veya mutfak artıklarının çürümesiyle elde edilen gübre.

compound =  karışım, bileşim.

comprehend =  anlamak, kapsamak, içine almak.

comprehensible = anlaşılabilir, anlaşilir.

comprehensibly, intelligibly =  anlaşılabilir şekilde.

comprehension =  anlayiş,(okulda) kavrama testi, anlama kavrama.

comprehensively, extensively, thoroughly =  kapsamlı.

compress =  sıkıştırmak.

comprise = içer,-den oluşmak.

compromise = uzlaşma, uzlaşmak, şerefini tehlikeye atmak şerefine gölge düşürmek, v.uzlaş:n.uzlaşma.

compulsion = güçlü istek tutku, zorlama zor baskı, zorlama.

compulsive = zorunlu mecburi, zorlayici.

compulsory = zorunlu mecburi, zorunlu.

conceal =  gizlemek, saklamak, örtmek.

concede = kabul et, kabul etmek itiraf etmek, vermek teslim etmek bahşetmek bırakmak.

conceited = v.kabul et: adj. kabul edilmiş.

conceive = tasarla, tasarlamak kurmak düşünmek, gebe kalmak,(of ile) tasavvur etmek düşünmek.

concentrate = yoğunlaş, bir yerde toplamak deriştirmek, konsantre olmak, konsantre derişik madde, toplanmak derişmek.

concept = genel kavram genel düşünce, kavram.

concern = mesele sorun iş, hakkında olmak ilgili olmak, kaygılandırmak endişelendirmek ilgilendirmek, şirket firma, kaygı endişe, ilgilendirmek etkilemek, v.ilgilen:n.ilgi.

concession = ödün taviz, taviz, ayrıcalık imtiyaz.

concisely =  kısaca.

conclude = sonucuna varmak, sonuca var, çözmek halletmek anlaşmak karara varmak, bitmek sona ermek, bitirmek sona erdirmek.

conclusion = anlaşma, sonuç, karar yargı, sonuç, son bitim.

conclusive =  kesin, son, nihai.

concrete = betonlamak betonla kaplamak, somut, beton, açık kesin belli somut, v.betonla:n. somut.

condemn = mahkûm etmek, ayıpla, kınamak ayıplamak, kullanıma uygunsuz bulmak.

condense = (gaz) yoğunlaşmak sıvılaşmak koyulaşmak, yoğunlaştırmak, özetlemek, yoğunlaştır, sıvıya dönme.

condescend = havalara girmek tepeden bakmak, küçümse, tenezzül etmek.

condescension = tenezzül.

condition = genel sağlık durumu kondisyon form, düzenlemek, durum hal vaziyet, alıştırmak, gerekli ya da zorunlu olan şey, şartlandırmak koşullandırmak, koşul şart, v.şart koş:n.koşul, toplumsal durum konum mevki.

conditional = koşullu, şartlı koşullara bağlı şarta bağlı.

conditionally =  şartlı olarak.

conduct = v.yürüt:n.davranış,yönetme idare,taşımak nakletmek,orkestra yönetmek,götürmek kılavuzluk etmek rehberlik etmek,davranmak hareket etmek,davranış,(elektrik,ısı,vb.) iletmek geçirmek,yönetmek idare etmek.

conduction =  ısının katı maddelerde parçacıktan parçacığa geçerek iletilmesi.

conductive =  iletken, geçirgen.

confess = (günahlarını) papaza öylemek, günah çıkarmak, itiraf et, itiraf etmek.

confession = itiraf, günah çıkarma, itiraf.

confide in = sır ver.

confidence = güven, sır gizli şey, güven, kendine güven, itimat.

confidential = güvenilir, gizli.

confidential secret =  gizli, sır.

confidently = güvenle.

configure =  düzenlemek, biçim vermek.

confine = kapatmak hapsetmek,(doğum yapmak üzere olan kadını) yatırmak yatakta tutmak, sınırlandırmak sınır koymak, v.hapset:n.sınır.

confined to =  sınırlı.

confirm = onaylamak,(kiliseye) kabul etmek üye etmek, doğrulamak, pekiştirmek, teyit etmek, doğrula, onaylama, sürekli, müzmin.

confirmation =  doğrulama, doğrulayıcı pekiştirici kanıtlayıcı şey kanıt, kiliseye üye etme ayini.

confiscated, seized =  haczetmek; istimlâk etmek.

conflict = savaş çatışma çarpışma, uyuşmamak bağdaşmamak çatışmak, v.ters düş:n.çelişki,uyuşmazlık zıtlık anlaşmazlık çatışma, çelişmek.

confliction =  çatışmasında.

conform to =  uy.

confront = yüz yüze gel,(with ile) yüzleştirmek, karşı koymak göğüs germek.

confuse = birbirine karıştırmak karıştırmak, kariştir, şaşırtmak kafasını karıştırmak.

confusion = karişiklik, düzensizlik, kargaşa, karışıklık karıştırma.

congest = fazla dolu, tıkanmış tıkalı.

congestion, blockage = kan birikmesi, tıkanıklık, sıkışıklık .

congratulate =  tebrik etmek.

conjuror = hokkabaz sihirbaz, sihirbaz.

connect = (telefonla) bağlamak, bağlamak birleştirmek,(tren,vb.) birleşmek aktarmalı olmak,bağla.

connection = ilişki bağ, müşteri, aktarma aktarmalı taşıt, bağlantı, bağlanti.

conquer = yenmek, üstesinden gelmek alt etmek, almak fethetmek zaptetmek, fethet.

conquest = yenme alt etme üstesinden gelme, fetih fethetme ele geçirme, fetih, ele geçirilmiş şey/kimse.

conscientious  =  vicdanlı.

conscious = farkında bilincinde, kasıtlı kasti, bilinçli, bilinçli kendinde.

consciousness = bilinçlilik, bilinç.

consensus = anlaşma, ortak karar oy birliği anlaşma.

consent = izin vermek razı olmak, v.razi ol:n.rıza, izin rıza.

consent to =  razı ol.

consequence = önem, netice, sonuç.

consequently, as a result = sonuç olarak, sonuç olarak bu nedenle.

conservation = idareli kullanma, koruma.

conservative = tutucu muhafazakâr muhafazakâr parti üyesi, tutucu muhafazakâr, dikkatli önlemli, mantıklı, tutucu, gösterişsiz sade yalın alçak gönüllü.

conserve =  korumak, muhafaza etme.

consider = dikkate al, iyice düşünüp taşınmak hesaba katmak, göz önünde tutmak dikkate almak hesaba katmak, olduğunu düşünmek saymak gözü ile bakmak.

consider =  hesaba katmak; göz önünde tutmak; saymak.

considerable = önemli, büyük, hayli, çok, önemli hatırı sayılır.

considerably = çok, epeyce, oldukça.

considerately = saygılı olarak.

consideration = dikkat, dikkat göz önünde tutma, düşünce saygı, husus etmen, ödeme ödül karşılık.

consist = oluş,(of ile) oluşmak,(in ile) bağlı olmak dayanmak.

consist of =  bir şeyden meydana gelmek, müteşekkil olmak, oluşmak.

consistency = kararlılık tutarlılık uyum, koyuluk yoğunluk kıvam, sabitlik.

consistent = tutarlı, sürekli devamlı, birbirini tutar istikrarlı tutarlı uygun, tutarli.

consistently =  mütemadiyen, devamlı.

consol = avuntu, teselli avunç avuntu.

conspiracy = komplo, komplo tezgâh.

constant = değişmez sabit, vefalı sadık, direşimli sebatkâr metin kararlı, sabit, devamlı, sürekli.

constantly, continuously, continually =  sürekli olarak.

constituent = oluşturan bileşen, bileşen öğe, seçmen, bileşen.

constitute =  teşkil etmek, tesis etmek, kurmak, oluşturmak, oluştur, tayin etmek.

constitution =  anayasa, oluşum bileşim, yapı bünye, kural yol yordam, yasa.

construct =  inşa etmek yapmak, kurmak, v.inşa et:n.yapi.

construction =  yapılış yapım inşa, anlam anlam verme, yapı endüstrisi, tümce kuruluşu tümce yapısı, inşaat, bina yapı inşaa.

constructive = yapıcı, geliştirici yapıcı yardımcı yararlı.

consult = s(with ile) görüşmek görüş alışverişinde bulunmak, daniş, danışmak başvurmak.

consultation = danışma, danışma başvurma, konsültasyon.

consume = tüket, tüketmek, yemek / içmek, yok etmek yakmak kül etmek.

consumer =  tüketici.

consumption = tüketim, verem, tüketim.

contagious = bulaşıcı herkesi etkileyen,(hastalık) temasla geçen bulaşıcı,(insan) bulaşıcı hastalığı bulunan, bulaşici.

contaminate =  kirletmek; zehirlemek, bozmak.

contamination =  kirlenme.

contemplate = bakmak, düşün, niyetinde olmak tasarlamak, üzerinde düşünmek düşünüp taşınmak.

contemporary = aynı zamana ait, yaşıt akran, diğeriyle aynı dönemde doğan/yaşayan kimse çağdaş, çağdaş müzisyen ozan yazar vb. kimse, çağdaş, çağdaş modern.

contemporary =  çağdaş, güncel, yaşıt.

contend = çekiş, çekişmek yarışmak iddia etmek.

content = v.mutlu et:n.içerik,memnun hoşnut mutlu doygun,doyurmak hoşnut etmek tatmin etmek,içerik.

contented =  =  halinden memnun, mutlu, hoşnut doygun, v.gider:adj.hoşnut.

contention = iddia bakış açısı görüş, tartişma, tartışma çekişme mücadele

contentment =  tatmin, memnuniyet.

contest =  yarışmak çekişmek rekabet etmek, doğruluğu hakkında tartışmak, mücadele, v.itiraz et:n.yarişma, yarışma.

contestant =  yarışmacı.

continental =  kıtasal.

continual =  sürekli, sürekli devamlı sık.

continually = sürekli.

contraction = küçültme büzme, küçülme büzülme,(kas) kasılma,(hastalık, vb.) kapma, kisalma.

contradict = tersini söyle, yalanlamak, inkâr etmek yadsımak, birbirini tutmamak çelişmek.

contrary = tamamen farklı, zıt, zıt karşıt olan şey, huysuz inatçı kafasının dikine giden, karşı aykırı ters, karşıt aksi.

contrary to =  aykırı.

contrast = karşılaştırma mukayese, zıt şey, karşıtlık tezat fark farklılık, çelişmek tezat oluşturmak,(farkı görmek için) karşılaştırmak mukayese etmek, v.karşılaştır:n.tersi.

contribute = -de payı olmak neden olmak, katil, yazı hazırlamak yazmak, katkıda bulunmak katılmak.

contribution = yazı makale, kalıtım, katkı yardım.

contribution =  katkı.

controversial, disputatious = tartışmalı tartışmaya yol açan.

controversy =  anlaşmazlık uyuşmazlık, tartişma, tartışma.

convenience =  halk tuvaleti, uygunluk elverişlilik, rahat çıkar, uygunluk, uygun zaman.

convenient =  uygun, uygun elverişli müsait, yakın ulaşması kolay.

convenient, easily accessible = uygun.

conveniently =  uygun ve elverişli olarak.

conventional =  törel geleneksel uzlaşımsal,(silah) konvansiyonel, klasik.

conventionally =  konvansiyonel olarak.

conversation =  görüşme, konuşma sohbet muhabbet.

converse =  konuşmak sohbet etmek, v.konuş:n.tersi,zıt ters karşıt.

convert =  döndürmek, dönmek geçmek, v.çevir:n.dönmeye ikna edilmiş kişi, belli bir din/siyasi inancı kabul etmeye ikna edilen kimse,değişmek dönüşmek, değiştirmek dönüştürmek.

convey =  açığa çıkarmak, dağıtmak, iletmek ifade etmek, naklet, taşımak nakletmek götürmek.

convict =  v.mahkum et:n.mahkum,mahkum,suçlu bulmak.

conviction =  mahkûmiyet, sağlam ve içten inanç kanı kanaat, mahkumiyet.

convince =  inandırmak ikna etmek, ikna et.

convincing =  ikna edici inandırıcı, n.inandirma:v.inandir:prep.inandirarak.

cooperation =  işbirliği.

co-operation =  ortaklik.

cope with =  uğraş.

copper =  bakır.

coral =  mercan.

coral reef =  mercan kayalığı.

corporation =  tüzel kişi, şirket, dernek kurum, kuruluş şirket, lonca, şişko göbek.

correction =  ceza cezalandırma, düzeltme.

correspond =  uymak uyuşmak uygun olmak,-in karşılığı olmak uyuşmak birbirini karşılamak,(düzenli olarak) yazışmak mektuplaşmak, uy.

correspondent =  bir kimseyle sürekli mektuplaşan kişi, muhabir, taşra ya da dış ülke muhabiri.

corrupt =  rüşvet vermek, v.boz:adj.bozulmuş,özgünlüğünü bozmak kötü duruma sokmak laçkalaştırmak, namussuz rüşvet yiyici,ahlaksız yozlaşmış kötü, (insanı) bozmak baştan çıkarmak kötüleştirmek yozlaştırmak,yanlış bozuk laçka.

corruption =  (sağlık) bozulma zayıflama, namussuzluk ahlaksızlık, rüşvet yiyicilik rüşvetçilik, kötüleştirme yozlaştırma bozma, bozulma, yolsuzluk, yozlaşma .

costly =  pahalı, pahalıya mal olan, pahali.

cough =  v.öksür:n. öksürük,öksürme,öksürmek,öksürük.

counseling =  danışma.

counterfeit =  (para,vb.) sahtesini yapmak basmak taklit etmek,sahte taklit,v.taklit et:adj.sahte.

countless =  sayısız, innumerable.

country widw =  ülke çapında.

courage =  cesaret, yüreklilik cesaret mertlik.

courageous =  cesur, yürekli cesur yiğit mert.

courier =  turist rehberi, haberci kurye, kurye.

course =  gidişat.

courteous =  ince kibar nazik, saygılı.

cover =  v.kapsa:n. örtü, örtmek tıkamak kapatmak,kap.

coverage =  haber konusu olma, işlenme.

coward =  korkak.

cowardice = korkaklık.

crack = çatlamak, v.çatla:n. çatlak.

cradle =  insan yaşamının ilk yılları çocukluk yılları,(inşaat,vb.) tahta tezgâh kızak,v.beşikte salla:n.beşik,bir şeyin başladığı yer köken beşik,beşikteymiş gibi sallamak,beşikte sallamak,beşik.

craft =  kurnazlık hile, sanat, sanat beceri hüner ustalık maharet, teknik eleman, gemi uçak.

craftsman =  usta zanaatçı, usta.

crafty =  kurnaz, kurnaz dalavereci üçkâğıtçı.

crash =  uçağın çakılması.

crawl =  krol yüzme, yaltaklanmak yağlamak dalkavukluk etmek yağ çekmek, v.sürün:n.sürünme,tüyleri ürpermek karıncalanmak,emeklemek sürünmek,çok yavaş hareket ağır gidiş,(böcek,vb. ile) dolu olmak kaynamak,ağır ağır yürümek/ilerlemek.

crease =  v.buruştur:n.kirişik,buruşmak kırışmak,buruşturmak kırıştırmak,buruşukluk kırışıklık,kat pli.

create =  -e yol açmak neden olmak yaratmak, atamak, yarat, yaratmak.

creation =  yaratma, yaradılış, acun evren, kreasyon.

creative =  yaratıcı.

creatively =  yaratıcı olarak.

creativity =  yaraticılık.

scredible =  inanılır güvenilir, güvenilir.

credit =  mal etmek, atfetmek, inanç güven sadakat, inanmak güvenmek itibat etmek, kredi, onur kaynağı, övgü onur şereflendirme, para yatırmak, v.inan:n.kredi,veresiye,saygınlık itibar.

credulous =  herşeye inanan saf, saf.

creed =  inanç, inanç iman itikat.

creep =  v.sürün:n.sürünme,ürpermek tüyleri ürpermek,sürünmek sürünerek ilerlemek,sessizce sokulmak,gıcık kıl,(sarmaşık,vb.) sarılmak sarılarak büyümek,dalkavuk yağcı.

crevice =  yarık, çatlak.

crew =  tayfa, mürettebat, ekip, tim.

crime =  aptallık mantıksızlık mantıksızca hareket, suç, cürüm.

criminal =  suçla ilgili, suçlu, çok kötü, cezalı.

criteria =  kriter.

criticism =  eleştiri, eleştiri kritik, kusur bulma, olumsuz eleştiri.

criticize =  eleştirmek, kusur bulmak, eleştir.

crockery =  çanak çömlek.

crooked =  eğri, çarpık, virajlı, hilekâr.

crop =  mahsul.

cross out =  çiz.

crow =  (horoz) ötmek, böbürlenmek hava atmak, horoz ötüşü, karga, v.öt:n.karga.

crowd =  kalabalık.

crucial =  önemli, çok önemli kesin son.

crude =  kaba inceliksiz, kaba, iyi yapılmamış baştan savma kaba saba, ham işlenmemiş.

crudely, roughly, rudely =  kabaca, kabataslak.

cruel =  acımasız zalim gaddar, zalim, çok acı dayanılmaz, kansız.

cruelty =  acımasızlık gaddarlık, zulüm.

cruise =  v.dolaş:n.deniz gezisi,deniz gezisi tekne gezintisi,gemiyle gezmek deniz gezisi yapmak,(otomobil,uçak,vb.) ortalama bir hızla gitmek,karı peşinde dolaşmak eline alıp dolaşmak.

crumble =  parçalanmak, ufalanmak.

crust =  kabuk ekmek kabuğu, tabaka kabuk, v.kabukla kapla:n.kabuk, dış tabaka.

cry =  çığlık feryat, haykırma bağırma yüksek ses seslenme, bağırmak haykırmak, bağırarak istemek/çağırmak feryat etmek, ağlamak, ağlama,(kuş, vb.) ötmek,(hayvan ve kuş) ses, v.ağla: n.çığlık.

cuddle =  v.kucakla:n.kucaklama,kucaklama sarılma,kucaklaşmak,sarılmak kucaklamak.

cuisine =  mutfak, yemek pişirme yöntemi aşçılık mutfak.

culminate =  (in ile) doruğuna yükselmek sonuçlanmak, en son noktaya eriş .

culmination =  toplanma.

cultivate =  dostluğunu kazanmaya/ilerletmeye çalışmak, toprağı işlemek ekip biçmek, yetiştirmek, toprağı işle.

cunning =  kurnaz, kurnazlık, kurnaz.

curable =  iyileşebilir.

curative =  iyileştirici, iyileştirici sağaltıcı şifa verici.

curb =  fren engel zaptetme kontrol, v.frenle:n.fren,kaldırım kenarı,tutmak engellemek dizginlemek.

cure =  tedavi.

cured =  tuzlanmış, salamura.

curiosity =  bilseme merak, merak, garip tuhaf şey.

curious =  meraklı bilmek isteyen, meraklı her şeye burnunu sokan herkesin işine karışan, garip acayip tuhaf, meraklı.

currency =  tedavül, geçerlilik revaç, para.

current =  genel yaygın, akım, güncel, şimdiki bugünkü güncel, yaygın geçer geçerli genel cari.

currently =  şu anki.

curriculum =  dersler, müfredat programı öğretim izlencesi.

curse =  ilenmek lanet etmek lanetlemek beddua etmek, küfür, küfür etmek, lanet ilenç, lanetleme, v.beddua et:n. beddua.

curtail =  kısa kes, kısmak azaltmak, kısa kesmek.

custody =  gözetim bakım, koruma, nezaret gözaltı.

custom =  alışkanlık adet huy, davranış biçimi, gelenek görenek töre, müşteri.

customarily =  alışıldığı gibi.

customary =  adetten olan, geleneksel alışılmış.

cute =  akıllı, şirin hoş sevimli.

cutting-edge =  uç, sınır.

cv (curriculum vitae) =  kısa özgeçmiş.

cytological =  hücreye ilişkin.

dabble =  su serpme; suyla uğraşmak.

daily =  günlük gazete.

dairy =  mandıra, süthane, sütçü dükkânı yalnız süt ve süt ürünleri satan dükkân.

damage =  v.zarar ver:n.zarar,zarar ziyan hasar,zarar vermek.

damp =  (ateşi) yavaşlatmak küllemek boğmak, ıslaklık nem rutubet, nemli, nemli rutubetli.

dampen =  (mutluluk, coşku,vb. için) kaçırmak bastırmak gölge düşürmek,ıslanmak nemlenmek,nemlendir,ıslatmak nemlendirmek.

danger =  tehlike.

dangerous =  tehlikeli.

dare to =  cesaret etmek.

dart =  füze.

data =  veri bilgi karakteristik olaylar veriler, veri.

dawn =  v.gün doğ:n.gün doğmasi,(gün) ağarmak aydınlanmak doğmak,şafak günün ilk ışıkları tan.

dead =  çok yorgun, uyuşmuş uyuşuk hissiz, tamamen tam, tam, ölü, ölmüş işi bitmiş geçersiz, doğrudan doğruya direk olarak, cansız renksiz sıkıcı, ansızın ve tümüyle, adv.aniden: adj.ölü,bozuk,hareketsiz/ölü vakit.

deadline =  son teslim tarihi, son teslim tarihi son mühlet.

deadly =  sıkıcı bayıcı,ölü/ ölüm gibi,öldürücü,çok etkili,çok.

deaf =  sağır,sağir,kulak asmayan duymamazlıktan gelen sağır.

deafening =  n.sağırlaştırma:v.sağirlaştir:prep.sağırlaştırarak.

deal with, treat, handle =  ilgilenmek, ele almak, uğraş.

dealer =  satıcı, tacir.

debatable =  pazarliğa açik, şüpheli kuşku uyandıran.

debate =  tartışma müzakere görüşme, tartışmak görüşmek, v.tartiş:n.tartişma.

debris =  döküntü, enkaz.

decade =  on yıl.

decay, rot, decomposition, spoil =  bozulmak çürümek, v.düş:n.düşüş,çürüme bozulma çöküş, bozmak çürütmek,güçten düşmek sağlığını yitirmek.

deceit =  yalancılık hilekârlık düzenbazlık namussuzluk, hile.

deceitful =  hilekâr yalancı namussuz, aldatıcı sahte yapmacık, hilekâr.

deceive =  aldat, aldatmak.

decent =  oldukça iyi tatmin edici iyi hoş, uygun makul, terbiyeli, nazik ince kibar, saygın, aklı başında, terbiyeli yakışık alır saygılı.

deception =  aldatma, hile, aldatma aldanma.

deceptive =  aldatıcı, yanıltıcı.

decide =  karar vermek kararlaştırmak, seçim yapmak hüküm vermek, karar ver, sonuçlandırmak.

decidedly =  kesinlikle.

deciduous =  yapraklarını döken.

decisive =  kesin, kararlı.

declare =  iddia etmek, bildirmek haber vermek deklare etmek, tanımla, ilan etmek.

decline, decrease, diminish  =  iniş gerileme düşme kötüye gidiş çöküş, geri çevirmek reddetmek, v.sap:n. sapma, azalmak zayıflamak düşmek kötüye gitmek çökmek,(güneş) batmak, gerileme .

decrease =  azaltmak, v.azal:n.azalma,azalmak.

dedicate =  ithaf etmek, adamak, ada.

dedication =  ithaf, adama, ithaf etme.

deduce =  anla, anlamak ortaya çıkarmak, sonuç çıkarmak, sonucuna varmak.

deduct =  çikar, çıkarmak azaltmak indirmek eksiltmek.

deduction =  sonuç, tümdengelim türetim, sonuç, kesinti indirme azaltma.

deeply =  derinden, son derece.

defeat =  boşa çıkarmak suya düşürmek mahvetmek yıkmak, yenmek bozguna uğratmak, yenilgiye uğratma, yenilgiye uğrama, v.yen:n.yenilgi,yenilgi bozgun.

defeat =  yenme, bozguna uğratmak.

defect =  hata kusur eksiklik, kendi ülke/parti vb.’ni terketmek iltica etmek, v.boz:n.bozukluk.

defective =  hatalı kusurlu eksik, arızalı.

defend =  savun, savunmak korumak müdafaa etme.

defendant =  defendant.

defense =  bkz. defence, savunma.

defer =  ertele, ertelemek sonraya bırakmak.

defiant =  meydan okuyan küstah cüretkâr, muhalif.

deficiency =  eksiklik, yetersizlik, eksiklik kusur.

deficient =  eksik, yetersiz, eksik.

define =  belirtmek, tanımlamak, tanimla.

definitely =  kesinlikle.

definition =  kesinlik, netlik.

deflate =  boşalt, havasını boşaltmak söndürmek, piyasadaki para miktarını azaltmak, sönmek.

deflation =  deflasyon, para darlığı, deflasyon paradarlığı.

defy =  kafa tutmak meydan okumak, karşı gelmek başkaldırmak, meydan oku.

degenerate =  yozlaşmak, yozlaşmış, yoz, düşmek dönüşmek, v.bozul:adj.bozulmuş.

degree =  düzey derece kademe, öğrenim derecesi, derece.

dehydrate =  suyunu almak, kurutmak.

de-icing system =  buz çözücü sistem.

delay =  gecikmek, geciktirmek, gecikme, ertelemek, v.geciktir:n. gecikme.

delegate =  delege olarak göndermek, temsilci delege, temsilci olarak görevlendirmek/atamak, v.görevlendir:n.temsilci.

delegation =  delegasyon, yetki verme görevlendirme, delegelik.

delete =  sil, silmek çıkarmak.

deliberate =  temkinli ağır dikkatli, düşünmek üzerinde durmak, kasıtlı, v.düşün:adj.kasten,tartışmak.

deliberately =  kasten bile bile, kasten.

deliberation =  tartişma.

delicate =  narin,(alet, vb.) duyarlı hassas,(yemek) leziz ve hafif, dikkat isteyen ince, kolayca incinen hassas nazik, narin zarif ince.

delicious =  nefis leziz, lezzetli.

delight =  sevinç, zevk, haz.

deliver =  teslim etmek.

deluge =  … yağmuruna tutmak, büyük sel su baskını, şiddetli yağmur, v.su bas:n.tufan.

demand =  v.talep et:n.talep,gerektirmek,istek talep,istemek talep etmek,rağbet.

demolish =  yik, yıkmak yok etmek.

demonstrate, show, illustrate =  (örneklerle) kanıtlamak göstermek, gösteri yapmak/düzenlemek, göstermek, ispat et, kullanılışını göstermek.

demonstration =  gösteri, kullanılışını gösterme, ispat.

demonstrative =  hislerini serbestçe açiğa vuran, duygularını gizlemeyen.

demoralize =  ahlâksızlaştırmak, cesaretini kırmak moralini bozmak, moralini boz.

denial =  inkâr yadsıma yoksama, yalanlama .

denomination =  birim.

denote =  belirtmek göstermek anlamına gelmek, göster.

dense =  (sis, duman, vb.) yoğun koyu, sıkışık kalabalık yoğun, aptal kalın kafalı,(orman) sık.

densely =  yoğun olarak.

deny =  esirgemek, inkâr etmek yadsımak, reddet, yalanlamak tanımamak yoksamak.

depart =  ayrılmak gitmek hareket etmek kalkmak,(from ile) sapmak ayrılmak dönmek, ayril.

departure =  hareket gidiş kalkış, ayrilma.

dependence =  güven güvenme, bağlilik, (uyuşturucu, vb. ne) bağlılık, bağımlılık.

dependent =  bağlı, bkz. dependant, bağimli, muhtaç.

depict =  göstermek, dile getirmek betimlemek, tarif et.

deplete =  boşaltmak, tüken, tüketmek bitirmek.

depletion =  boşaltma.

deplore =  teessüf etmek, üzülmek.

deposit =  tortu, birikinti.

deprive =  (of ile) yoksun bırakmak mahrum etmek, mahrum et.

dept =  borç.

depth =  derinlik.

deputy =  vekil, milletvekili, vekil.

derive =  (from ile) elde etmek çıkarmak almak gelmek türemek, türet.

derive from =  çıkarım yapmak, türet.

descend =  inmek, alçalmak, güneşin batması.

descendant =  -in soyundan gelen kimse torun, neslinden olan.

describe =  tanımlamak betimlemek anlatmak,(as ile) görmek saymak gözüyle bakmak, tarif et, çizmek.

description =  tanımlama betimleme, çeşit tür, tanım tarif, açıklama.

desert =  çöl, kaçmak firar etmek, terketmek bırakıp gitmek, v.terket:n.çöl,yüzüstü bırakmak.

deserve =  haket, hak etmek lâyık olmak.

designate =  atamak görevlendirmek, göster, (as ile) ünvanlandırmak, belirtmek göstermek işaret etmek.

desirable =  istenen, istenilir arzu edilir hoş.

desire =  cinsel istek / arzu, arzu etmek istemek arzulamak, arzu emel, istek dilek, v.arzu et:n.istek.

desolate =  ıssız, ıssız terkedilmiş boş, yalnız arkadaşsız terkedilmiş.

despair =  umutsuzluk,(of ile) umudunu kesmek, v.ümidini yitir:n.ümitsizlik .

desperate =  ümitsiz; gözü dünmüş.

desperately =  can havliyle, çılgınca.

desperation =  ümitsizlikten ileri gelen dengesizlik, gözü dönmüşlük umarsızlık çaresizlik.

despise =  küçümsemek hor görmek aşağılamak, küçümse.

despondent =  ümitsiz, meyus.

destination =  gidilecek/gönderilen yer, gidilecek yer.

destroy =  yok etmek mahvetmek yıkmak, imha et.

destruction =  harap etme, yıkma yok etme, yıkım yok olma.

destructive =  yıkıcı.

detach =  ayir, ayırmak sökmek çözmek.

detail =  detay, ayrıntı detay.

detain =  alıkoymak tutmak, durdur.

detect =  bulmak ortaya çıkarmak, sapta.

deter =  alıkoymak vazgeçirmek caydırmak, engelle.

deteriorate =  bozulmak, kötüleşmek.

determination =  azim kararlılık, belirlenme, belirleme, belirleme saptama kararlaştırma.

determine =  belirlemek saptamak, karar verdirtmek, karar vermek, kararlaştırmak, belirle.

deterrence =  caydırma.

detest =  nefret etmek, tiksinmek.

devastate =  harab etmek, yıkmak, mahvetmek.

devastation =  harap etme, harap etme/olma.

develop =  (filmi) banyo etmek,(hastalık) geçirmek, geliştir, gelişmek büyümek artmak, geliştirmek büyütmek artırmak, harekete geçirmek, harekete geçmek görünmeye başlamak ortaya çıkmak, işlenecek hale getirmek.

development =  kalkınma,(film) banyo, gelişme, geliştirme.

deviate =  sapmak ayrılmak, v.sap:n.sapma.

device =  cihaz, hile oyun plan, aygıt, alet.

devise =  v.tasarla:n.vasiyet,planlamak kurmak bulmak keşfetmek.

devoid =  yoksun.

devote =  (to ile) -e adamak vermek, ada.

devotion =  adama, dindarlık, adama, bağlılık düşkünlük,(zaman) ayırma.

diagnose =  hastaliği teşhis et, teşhis etmek tanılamak.

diameter =  çap.

dice =  v.zarla oyun oyna:n.oyun zarlari,(yemek) kuşbaşı doğramak küp şeklinde kesmek,(for/with ile) zar atmak zarlarla oynamak,zar oyun zarları.

dictate =  v.dikte et:n.dikte,dikte etmek yazdırmak,zorla kabul ettirmek.

die out =  soyu tükenmek.

diet =  v.diyet yap:n.diyet,yiyecek günlük besin,perhiz rejim,perhiz yapmak rejim yapmak.

differ from =  farklı ol,(from ile) farklı olmak,(with ile) farklı görüşte olmak anlaşamamak.

difference =  fark, anlaşmazlık uyuşmazlık, fark ayrım, farklılık.

differentiate =  ayırmak ayırt etmek, ayır, ayırım yapmak fark gözetmek.

diffuse =  gereksiz laflarla dolu, yayılmış dağınık, v.yay:adj.dağınık,yayılmak,yaymak dağıtmak.

dig =  kazı yeri, kazmak, kazı yapmak, v.kaz:n.dürtme,anlamak beğenmek tutmak sevmek,ç. pansiyon,dürtme,iğneli laf.

digest =  sindirilmek, v.sindir:n. özet,kafada şekillendirmek kavramak,sindirmek hazmetmek,özet.

dignity =  ciddiyet, değer saygınlık, kiymet, ağırbaşlılık, yüksek mevki rütbe.

dilemma =  ikilem dilem, çıkmaz.

diligence =  dikkat çalışkanlık gayret, gayret.

diligent =  dikkatli çalışkan gayretli, gayretli.

dilute =  sulandırmak, hafifletmek.

diluted =  sulandırılmış, su katılmış.

dimension =  boyut.

diminish =  azaltmak, küçültmek, eksiltmek.

diplomatic =  diplomatik, nazik ince dikkatli usta.

direct =  dosdoğru tereddütsüz, v.yönet:adj.doğrudan,yönetmek,dolaysız,doğru düz direkt,yöneltmek doğrultmak çevirmek,yolu tarif etmek,kesin tam,dürüst,dosdoğru direkt duraklamadan,emretmek.

directly =  doğrudan doğruya direkt olarak,-er -mez, hemen derhal,if.-de doğrudan:prep.doğrudan.

disabled =  (the ile) sakatlar, v.etkisiz kil:adj.etkisiz kilinmiş.

disagree =  (with ile) aynı düşüncede olmamak yaramamak dokunmak, uyuşama.

disagreement =  anlaşmazlık uyuşmazlık, uyuşmazlik.

disappear =  gözden kaybolmak, gözden kaybol, ortadan kalkmak yok olmak .

disarmament =  silahsizlanma, silahsızlanma.

disaster =  talihsizlik, felaket yıkım, felaket.

disastrous =  felaket getiren feci, feci.

discern =  (güçlükle) görmek farketmek ayırdetmek seçmek, sez.

discharge =  (yük) yerine getirmek yapmak, v.yük boşalt:n.yük boşaltma.

discipline =  disiplin.

disclose =  aç, bildirmek söylemek, açığa vurmak ifşa etmek.

discontent =  v.hoşnutsuzluk ver:n.hoşnutsuzluk,hoşnutsuzluk.

discontented =  hoşnutsuzluk.

discount =  (senet, bono) kırmak, v.dikkate alma:n.indirim,indirim,kırdırmak,tamamen inanmamak.

discourage =  vazgeçirmek caydırmak, cesaretini kır, cesaretini kırmak gözünü korkutmak yıldırmak, önlemek engellemek.

discourteous =  saygısız, nezaketsiz, kaba.

discover =  bulmak ortaya çıkarmak keşfetmek farkına varmak anlamak, keşfetmek bulmak, keşfet.

discreet =  tedbirli, sağduyulu saygılı sakınımlı dikkatli ve nazik.

discretion =  basiret, sağduyu, tedbir, ihtiyat.

discrimination =  ince farkları görebilme yeteneği,(against ile) ayrım fark gözetme, ayirim.

discuss =  tartış, münazara etmek, ele almak tartışmak görüşmek.

disdain =  tenezzül etmemek, v.horgör:n.horgörme,küçük görme tepeden bakma hor görme saygısızlık,küçük görmek hor görmek tepeden bakmak.

disease =  hastalık.

disfigure =  biçimini boz, güzelliğini bozmak şeklini bozmak biçimsizleştirme.

disgrace =  gözden düşme, gözden düşürmek rezil etmek, gözden düşürücü şey yüzkarası kara leke, küçük düşürmek itibarını zedelemek, v.rezil et:n.rezalet.

disgraced =  gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası.

disgraceful =  rezil.

disguise =  saklamak gizlemek, görünüşünü/kılığını değiştirmek, kılık, maske numara, sahte kılık, v.gizle:n.gizlenme.

disgust =  iğrenme, tiksinme, midesini bulandırma.

dishonest =  namussuz, sahtekâr .

disillusion =  gözünü açmak yanlış bir düşünceden kurtarmak, gözünü aç.

disillusionment =  gözü açilma.

disinfectant =  dezenfektan, dezenfektan arınıklaştıran.

disintegrate =  parçalamak, bölünmek.

disintegration =  parçalanma, bölünme.

dislike =  hoşlanma, sevmemek hoşlanmamak, birisinin sevmediği şey/kimse, sevmeme hoşlanmama hoşlanmayış.

disloyal =  vefasız.

dismantle =  sök, sökmek parçalarına ayırmak.

dismay =  v.korkut:n. ümitsizlik,dehşete düşürmek korkutmak yıldırmak,korku dehşet yılgı ümitsizlik.

dismiss =  (işten) çıkarmak yol vermek kovmak, gitmesine izin vermek göndermek, çıkar, bırakmak kafasından çıkarmak düşünmemek.

dismissal =  bırakma gönderme, çıkarma kovma, kovulma, kafasından çıkarma düşünmeme.

disobedience =  itaatsizlik, söz dinlemezlik itaatsizlik.

disobedient =  itaatsiz, söz dinlemez itaatsiz.

disorder =  hastalık rahatsızlık, kargaşa patırtı, karışıklık düzensizlik, karıştırmak bozmak, v.kariştir:n.bozukluk.

dispensable =  gereksiz vazgeçilebilir, gereksiz.

dispense =  dağıtmak vermek, dağıt,(ilaç/reçete,vb.) hazırlamak.

dispense with =  ayrılmak.

dispersal =  yayma, dağıtma.

disperse =  yaymak dağıtmak, dağılmak yayılmak, dağit.

display =  gösterme sergileme, göstermek, gösteri,v.göster:n.gösterim,sergi,sergilemek.

disposable =  kullandıktan sonra atılan, elden çikarilmasi mümkün.

disposal =  atık.

disposition =  eğilim, mizaç, düzen, tertip.

dispute =  çekişmek kavga etmek, çekişme kavga, karşı çıkmak itiraz etmek kabul etmemek, tartışmak, tartışma, anlaşmazlık uyuşmazlık, v.tartiş:n.tartişma.

disregard =  aldırmazlık önemsememe ilgisizlik, ihmal savsaklama, v.ihmal et:n.ihmal,aldırmamak önemsememek saymamak umursamamak.

disrespect =  v.sayma:n.saymayiş,saymazlık,saygısızlık kabalık.

disrespectful =  saygısız, saygısız kaba.

disruptive =  yıkıcı, bölücü.

dissimilar =  farklı, benzemez ayrı farklı.

dissimilarity =  başkalık.

dissipate =  dağıtmak, yok etmek (olmak).

dissolve =  çözün, feshedilmek dağılmak, eritmek, erimek, kendini kaybetmek kaptırmak kendini tutamamak kapılmak, feshetmek dağıtmak, çözmek, dağıtmak, yok olmak .

dissuade =  caydırmak vazgeçirmek, caydır.

dissuasion =  caydırma vazgeçirme, caydırma.

distance =  mesafe, mesafe uzaklık, soğukluk mesafe.

distant =  hafif belirsiz, uzak, (akraba) uzaktan uzak, uzak uzakta, soğuk ilgisiz mesafeli.

distill =  bkz. distil (imbikten çekmek damıtmak,(konu, vb.) özünü çıkarmak özünü almak) ,damit.

distinct =  farklı ayrı, farklı, açık belirgin.

distinction =  fark, fark ayırım, nişan şeref, ödül, ün şan saygınlık, üstünlük, ayrı tutma ayrı olma ayrım.

distinctive =  diğerlerinden ayrı ayıran özel, ayiran.

distinctly =  farkli olarak.

distinguish =  (kendini) göstermek sivrilmek, ayırmak ayrı kılmak, ayırt etmek, ayırmak farkı görmek, tanımak seçmek görmek.

distinguish =  ayırmak, ayırt etmek, seçkin, ünlü, kendine yer edinmiş.

distribute =  sınıflamak gruplara ayırmak, yaymak saçmak, pay etmek bölüştürmek, dağıtmak vermek, dağıt.

distribution =  yayılma yaygın olma, dağıtma dağıtım, dağıtım.

district =  bölge, v.bölgelere ayir:n.bölge.

distrust =  güvenmeme itimatsızlık, v.güvenme:n.şüphe,güvenmemek itimat etmemek.

disturb =  bozmak, rahatsız etmek, üzmek kaygılandırmak, karıştırmak, rahatsiz et.

disturbance =  rahatsiz edilme, rahatsızlık, karışıklık huzursuzluk, rahatsız etme.

disuse =  kullanılmayış geçersizlik.

ditch =  hendek, ark, kanal.

dive =  elini daldırmak, dalmak,(aşağı doğru) hızla hareket etmek,(suya) balıklama atlamak, v.suya dal:n.daliş,balıklama atlayış dalış,batakhane.

diverse =  çeşitli, farklı değişik, çeşitli.

diversion =  saptirma, eğlence oyalayıcı şey, dikkati başka yöne çeken şey, yönünü değiştirme çevirme saptırma sapma.

diversity =  farklılık değişim farklı olma fark, farklilik, çeşitlilik .

divert =  oyalamak eğlendirmek, başka yöne çevirmek saptırmak,-in dikkatini başka yöne çekmek dikkatini dağıtmak, çevir.

divide =  bölmek, böl, ayrılmak, ayırmak, bölünmek.

divine =  kutsal tanrısal, süper çok iyi, gelecek ya da bilinmeyenden haber vermek kehanette bulunmak, ilahi ulu, (toprağın altında su, maden, vb.) bulmak, v.sez:adj.mükemmel.

division =  fikir ayrılığı uzlaşmazlık, bölme bölünme, tümen, kısım bölüm şey, bölme, paylaştırma pay etme bölm..

divorce =  dul erkek, boşanmak, boşanma, boşamak, ayırmak, v.boşan:n. boşanma.

divulge =  ifşa etmek, açığa vurmak.

docile =  yumuşak başlı uysal, söz dinler.

documentary =  belgesel, belgeli.

doll =  (aptal) güzel kadın bebek, oyuncak bebek, oyuncak bebek taş bebek.

domestic =  ev/aile ile ilgili, yerel, evcil, yerli, hizmetçi.

dominance =  egemenlik üstünlük, hâkimiyet.

dominant =  baskın, başat dominat, egemen, üstün, yükse.

dominate =  egemen olmak hâkim olmak hükmetmek,-den daha yüksekte olmak,-de etkin olmak en önemli yeri tutmak, hâkim ol.

donate =  (para,vb.) bağışlamak bağışta bulunmak,bağişla.

donation =  bağış.

donor =  verici, (organ, kan, vb.) bağışlayan kimse donör verici, bağışta bulunan kimse.

dose =  miktar, v.dozunu ayarla:n.doz,belli bir dozda ilaç vermek,doz,doz düze.

doubt =  -den kuşkulanmak, güvenmemek, kuşku, v.şüphe et:n.şüphe,zannetmemek emin olmamak kuşkusu olmak.

doubtful =  kuşkulu karanlık güvenilmez, şüpheli, kesin olmayan şüpheli.

draft =  ai bkz. draught, poliçe, v.kabaca plan yap:n.taslak,taslak,taslağını çizmek,askere almak,askere alma,askere alan heyet,karalama müsvedde.

dragon =  şirret kadın cadaloz kocakarı, ejder ejderha,ejderha.

drain =  akıtmak, v.akit:n.atik,pis su borusu kanal lağım akaç akak, suyunu akıtmak, kurutmak, kurumak, güçsüzleştirmek tüketmek, güçsüzleşmek tükenmek,akmak,sürekli zaman para vb. harcatan şey masraf.

drainage =  suları akıtma akaçlama, drenaj, kanalizasyon akaklama.

dramatically =  dramatik olarak.

drastic =  zorlayicı, güçlü şiddetli etkili.

drastically =  büyük ölçüde.

draw =  v.çiz:n.çekiliş,kura çekiliş,ilerlemek gelmek,ilgisini çekmek cezbetmek çekmek,ilgi toplayan şey/kimse, çekmek, (resim) çizmek yapmak, (oyun,savaş,vb.) berabere bitirmek/bitmek, (maç vb.) beraberlik, çekmek almak, (nefes) çekmek.

drawback =  zorluk, dezavantaj, engel sorun güçlük.

dreadful =  berbat kötü rezil, dehşetli, korkutucu ürkütücü korkunç.

dreary =  sıkıntılı can sıkıcı kasvetli, üzgün üzücü, kasvetli.

drift =  sürükleme sürüklenme, sürüklenmek, v.sürüklen:n.sürükleniş,sürüklemek,genel anlam, birikmek yığılmak, (kar,kum,vb.) biriktirmek yığmak, sürüklenen şey.

 drift =  sürüklenmek.

drill =  talim,(matkapla delik) açmak delmek, delgi matkap, alıştırmak eğitmek öğretmek talim yaptırmak, v.del:n. matkap, alıştırma.

drought =  kuraklık, susuzluk.

drown =  (sesi) bastırmak boğmak,(suda) boğulmak, boğmak, boğul, suyun altında bırakmak.

drowsy, sleepy =  uykulu, uyumak üzere olan uykulu, uyku veren, uyutan uyutucu.

dubiously =  kuşkulu.

due =  adv.-e doğru:adj.borçlu,beklenen,direkt olarak tam olarak doğruca,hak edilen gerekli,hak kişinin hakkı,tam uygun yeterli,(para) ödeme zamanı gelmiş.

due to =  nedeniyle, because of.

duplicate, copy =  iki kısımlı ikili çift,v.çift yap:n.kopya,kopya etmek aynısını yapmak,diğerinin aynısı kopyası eşi.

durability =  dayanıklılık.

durable =  dayanıklı, dayanıklı uzun ömürlü uzun süren.

duration =  süre, süre devam süresi.

dusk =  akşam karanlığı, alacakaranlik.

dusty =  sıkıcı cansız kuru tatsız, tozlu.

dutiful =  itaatli, sorumluluk taşıyan görevine bağlı.

dwell =  oturmak yaşamak ikamet etmek,v.otur:n.oturma.

dwindle =  azalmak küçülmek, giderek azalmak, yavaş yavaş azal.

dye =  boya.

eager =  istekli, istekli hevesli arzulu gayretli can atan sabırsız.

eagerness =  şevk, istek, isteklilik, arzu.

earn =  kazan, kazanmak.

earplug =  kulak tıkacı.

earthquake =  deprem.

ease =  rahatlık kolaylık rahat huzur refah, kolaylık, dikkatle hareket ettirmek taşımak,v.yatiştir:n.kolaylik,kolaylaşmak yumuşamak,hafifletmek dindirmek yatıştırmak,gevşetmek.

eccentric =  dış merkezli, tuhaf ayrıksı eksantrik, garip bir kişiliğe sahip, eksantrik kimse.

edge =  ilerletmek, v.kenar yap:n.kenar,kenarlarını belirginleştirmek kenar yapmak,kenar kenar çizgisi uç, avantaj, ağız keskin kenar,kenardan yavaş yavaş ilerlemek .

edible =  yenilebilir yenmesinde sakınca olmayan yenir.

educate =  eğit, eğitmek öğretmek okutmak.

education =  öğrenim tahsil, öğretim eğitim, eğitim.

effect =  başarmak sonuçlandırmak gerçekleştirmek, sonuç, etki, efekt, anlam, etki.

effective =  etkileyici etkili, gerçek fiili, sonuç verici sonuçlandırıcı, etkin.

effectively =  etkin olarak.

efficiency =  etkinlik, verim orani, verimlilik.

efficient =  etkin, iyi çalışan hızlı ve verimli becerikli, randımanlı.

effort =  çaba, çabalama çaba harcama, güç gayret çaba emek.

effusion =  dökme, akıtma, serpme.

elaborate =  özenle hazırlanmış, v.detaylandir:adj.ayrintili,ayrıntıyla donatmak karmaşıklaştırmak ayrıntılandırmak,ayrıntılı detaylı incelikli.

elaborately =  üzerinde dikkatle durarak.

elapse =  geçen zaman, (süre)geçmek.

elder =  (yaşça) büyük, adv. daha yaşli:adj.yaşli,iki kişiden büyük olanı,kıdemli kişi.

elect =  seçilmiş, v.seç:adj.seçilmiş,oylayarak seçmek,(önemli bir) karar vermek.

election =  seçim.

elegance =  incelik güzellik zerafet şıklık, zarafet.

elegant =  düzenli, zarif ince güzel şık, zarif.

elevation =  deniz seviyesine oranla yükseklik, yükselme terfi, kaldırma, yükseltme.

elevator =  asansör.

eligibility =  seçilme niteliği.

eligible =  seçkin, uygun seçilebilir, hak sahibi haklı.

eliminate =  – den kurtarmak çıkarmak, elemek atmak, ortadan kaldir.

eloquent =  belagatli uzsözlü uzdilli.

embark =  (on) gemiye bin, gemiye bindirmek yüklemek, gemiye binmek.

embarrass =  utandırmak mahcup etmek, sıkmak rahatsız etmek, sık,bozmak şaşırtmak.

embarrassment =  utanma, mahcubiyet.

embellish =  süsleyerek güzelleştirmek, süsle, kendi düşüncelerini katarak süslemek.

embezzlement =  zimmete geçirme.

emblem =  simge.

emerald =  zümrüt.

emerge =  meydana çıkmak, ortaya çıkmak.

emergency =  acil vaka olağanüstü durum, acil.

emigrate =  göç,(başka bir ülkeye) göç etmek.

emigration =  göç, dış göç.

eminent =  yüksek seçkin ünlü saygın, seçkin.

emission =  dışarı verme, yayma, yayılım.

emit =  göndermek yollamak vermek yaymak salmak, çıkarmak.

emotion =  güçlü duygu, duygu, coşku heyecan duygu.

emotional =  duygusal duygulu, hassas.

emperor =  imparator.

emphasize =  vurgula, üzerinde durmak belirtmek vurgulamak.

empire =  imparatorluk.

empirical =  deneysel.

employ =  görevlendirmek memur etmek, iş verme, iş vermek çalıştırmak, kullanmak, sağla.

employee =  işçi hizmetli çalışan, personel.

employer =  işveren, işveren.

employment =  çalıştırma iş verme, işe alma, uğraş iş, çalışma iş alma.

emulsify =  bulamaç haline getirmek.

enable =  sağla, olanaklı kılmak imkân tanımak.

enclosure =  kutu, ilişikte gönderilen şey, çit duvar, çevirme kuşatma.

encounter =  (biriyle) tesadüfen karşılaşmak, karşılaşma rastgelme, karşılaşmak rastlaşmak karşı karşıya kalmak, v.karşilaş:n.karşilaşma.

encourage =  cesaretlendir, yüreklendirmek cesaretlendirmek.

encouraging =  teşvik edici, cesaretlendirici.

encrypt =  şifrelemek.

end up =  sonuçlanmak, bitirmek.

endanger =  tehlike yaratmak tehlikeye sokmak tehlikeye atmak, tehlikeye at.

endearing =  sevdiren.

endemic =  yöresel hastalik,(hastalık, vb.) belli bir yere özgü.

endow =  para bağişla,(okul, hastane, vb.’ne) bağışta bulunmak para bağışlamak.

endue =  giy.

endurance =  dayanma katlanma çekme tahammül sabır dayanıklılık, sabir.

endure =  dayan, dayanmak çekmek katlanmak tahammül etmek, uzun süre dayanmak uzun süre etkisini ve gücünü korumak sürmek.

enemy =  düşman.

energy dissipation =  enerji kaybı.

enforce, compel =  mecbur et, uygulamak yürütmek infaz etmek, zorlamak zorla yaptırmak zorla elde etmek zorla kabul ettirmek.

engage =  birbirine geçmek, meşgul et, ücretle tutmak çalıştırmak işe almak, saldırmak hücum etmek,birbirine geçirmek tutturmak.

engagement =  bağlılık, nişan nişanlanma, söz randevu.

engine =  lokomotif, makine, motor.

engross =  çekmek.

enhance =  arttir,(değer, güç, güzellik, vb.) , süslemek, arttırmak çoğaltmak.

enlarge =  (on ile) uzatmak, büyült, büyümek genişlemek, büyütmek genişletmek.

enlighten =  aydınlatmak.

enlightenment =  aydınlanma(çağı) .

enormous =  çok geniş çok büyük koskoca kocaman devasa, muazzam, iri.

enquiry =  soruşturma.

enrich =  zenginleştirmek, zenginleştir.

enroll =  üye olmak, üye etmek kaydetmek, kaydet.

enslave =  esir et.

ensure =  (olmasını) kesinleştirmek, garanti et, sağlama almak garantiye almak, emin olmak.

entail =  gerektirmek zorunlu kılmak istemek, gerektir.

enterprise =  cesaret girişkenlik açıkgözlülük, girişim yatırım, şirket.

entertain =  eğlendir,(bir öneriyi, vb.) göz önünde bulundurmak aklında tutmak,(misafir) ağırlamak, eğlendirmek hoşça vakit geçirtmek.

entertainment =  eğlence.

enthusiastic =  hevesli.

enthusiastically =  şevkle, hararetle.

entire =  bütün, tam.

entirely =  bütünüyle tümüyle, tamamen.

entitle =  ad vermek isimlendirmek, yetki vermek hak vermek, başlık koy.

envelope =  v.kapla:n.zarf,mektup zarfı zarf.

enviable =  kıskandırıcı, imrenilecek özenilecek kıskanılacak gıpta edilecek başarılı.

environment =  çevre, çevre ortam.

envisage =  usunda canlandırmak gözünün önüne getirmek imgelemek, tahmin et.

envy =  gıpta etmek kıskanmak imrenmek, kıskançlık çekememezlik, v.kıskan:n. kıskançlı.k

epic =  destan, epik destan, epik destansı.

epidemic =  salgin hastalik,(hastalık) salgın.

episode =  (roman, vb.) bölüm, olay serüven, olay.

epitomize =  örnek oluşturmak.

equal =  eş akran, eşit eş denk,-e eşit olmak, v.eşit ol:adj.eşit.

equalize =  eşitlemek, eşitle.

equally =  eşit olarak, eşit olarak aynı derecede eşit bir biçimde.

equally, to the same degree =  eşit bir şekilde.

equation =  denklem, eşitlik.

equip =  donatmak teçhiz etmek, donat.

equitation =  binicilik.

equivocal, ambiguous =  iki anlama gelebilen.

era =  çağ, devir çağ zaman dönem.

eradicate =  yoket, yok etmek kökünü kurutmak.

erase =  (yazı, vb.) silmek, sil.

erect =  dik dimdik, yapak dikmek inşa etmek, dikmek,(penis, göğüs uçları) dik, v.dikleş:adj.dik.

erode =  aşınmak yıpranmak, kemir, yemek aşındırmak yıpratmak.

erratic =  hareketleri düzenli olmayan değişen kararsız düzensiz, kararsız.

error =  hata,yanlış kanı yanlış düşünce görüş vb.,yanlışlık yanlış hata.

erupt, explode, burst =  patlak vermek çıkmak oluşmak,(yanardağ) patlamak püskürmek, patla.

escalator =  merdiven, yürüyen merdiven.

escape =  kurtuluş, v.kaç:n.kaçiş,kaçmak,kaçma kaçış firar,aklından/hatırından çıkmak,(gaz,sıvı,vb.) sızma sızıntı kaçak,atlatmak yakayı kurtarmak -den kurtulmak kaçmak.

escort =  v.eşlik et:n. eşlik,kavalye refakatçi,muhafız maiyet,refakat etmek eşlik etmek.

especially =  özellikle, ya .

espionage =  casusluk.

essay =  deneme, rapor.

essential =  esas, zorunlu, gerekli şart, başlıca esaslı öz temel, ç. gerekli şeyler.

essentially =  esasen aslında gerçekte, gerekli olarak gerekerek, aslinda.

establish =  kanıtlamak doğruluğunu ortaya koymak, yerleştirmek, tanıtmak kabul ettirmek, kurmak tesis etmek, kur.

establish, set up =  kurmak.

estate =  ölen kimseden kalan mal varlığı, mal, arazi mülk emlak, arsa.

esteem =  saygı itibar, saymak düşünmek gözüyle bakmak, saymak saygı göstermek değer vermek takdir etmek, v.itibar et:n.itibar.

estimable =  saygıdeğer.

estimate =  teklif işi kabul etme, hesapla, tahmin etmek, değer biçmek değerlendirmek, hesap tahmin takdir düşünce, hesaplamak.

estimation =  kanı düşünce yargı takdir, yorum.

eternal =  ölümsüz, sonsuz hiç bitmeyen öncesiz sonrasız ebedi.

evacuate =  (bir yerden insanları) boşaltmak tahliye etmek, boşalt, tehlikeden uzaklaştırmak, değerlendir, değer biçmek değerlendirmek.

evaluation =  değerlendirme.

evaporate =  buharlaştırmak, uçup gitmek yok olmak, buharlaşmak, buharlaştir.

evaporation =  buharlaşma.

evenly =  tarafsizca.

event =  olay, sonuç, karşılaşma.

eventful =  olaylarla dolu, olaylı.

eventual =  sonuç olarak sonunda olan, en sonraki.

eventually =  nihayet, sonunda en sonunda sonuç olarak neticede.

ever-growing =  sürekli artan, büyüyen.

everlasting =  hiç bitmeyen ardı arkası kesilmeyen sonu gelmeyen sürekli, ölümsüz sonsuz daima ebedi,sonsuz.

evidence =  kanıt delil, tanıklık ifade, delil.

evident =  besbelli açık ortada aşikâr, açık.

evidently =  açıkça.

evoke =  çağriştir, anımsatmak aklına getirmek uyandırmak.

evolution =  değişim gelişme gelişim, evrim.

evolve =  geliştir, gelişmek değişmek evrim geçirmek.

exactly =  tam tamamen tam anlamıyla tam olarak, aynen, tam olarak.

exalt =  yükseltmek yüksek bir konuma rütbeye vb. getirmek yüceltmek, övmek göklere çıkarmak, yücelt.

exalted =  (rütbe, mevki, vb.) yüksek, v.yücelt: adj.yüce,yüce.

examine =  tetkik, muayene etmek, sorguya çekmek.

exasperate =  kızdırmak, canını sıkmak, deli etmek, öfkelendirmek.

excavate =  kazmak (çukur) açmak, kaz.

excavation =  kazı.

exceed =  aşmak geçmek, geç.

exceedingly =  aşiri derecede, çok müthiş fazlasıyla.

excel =  çok iyi olmak üstün olmak geçmek, üstün ol.

excellence =  üstünlük, üstünlük mükemmellik.

excellent =  çok iyi üstün mükemmel kusursuz, mükemmel.

exceptional =  müstesna, olağanüstü, olağandışı, istisna, istisnai.

exceptionally =  müstesna olarak.

excess =  aşırı fazla katma ek, aşırılık fazlalık ölçüsüzlük, çok fazla çok haddinden fazla ölçüsüz aşırı, fazla.

excessive =  aşırı çok fazla haddinden fazla, çok fazla.

excessively, extremely, largely =  aşırı ölçüde, abartılı bir şekilde.

exchange =  karşılıklı değişmek.

exclude =  saymamak istisna etmek dışlamak hesaba katmamak, kabul etmemek içeri sokmamak uzak tutmak, dişla, (olasılık, neden, vb.) kafasından atmak düşünmemek kafasından çıkarmak, dışarı atmak çıkarmak kovmak.

exclusion =  çıkarma çıkarılma, ihraç, hariç tutma dışlama.

exclusive =  paylaşılmayan özel kişiye ait, özel haber yalnızca bir tek gazetede yayınlanan haber, herkese açık olmayan lüks pahalı, özel.

exclusively =  sadece, yalnız, yalnızca.

excuse =  bağışlamak mazur görmek kusuruna bakmamak, bahane, haklı çıkarmak mazur göstermek, izin vermek muaf tutmak, özür mazeret,v.affet:n.özür.

execute =  çalmak icra etmek, işlet, idam etmek, yürütmek uygulamak gerçekleştirmek icra etmek.

executive =  yönetici idareci, yürütücü yürütmeye ilişkin icrai yetki sahibi, idareci.

exempt =  bağışık; muaf; hariç tutmak.

exercise =  uygulama, tatbikat.

exert =  (çaba, gayret, güç,vb.) sarfetmek kullanmak,güç sarfet.

exertion =  gayret, çaba gayret efor güç harcama, tazyik.

exhaust =  çok yormak yorgunluktan tüketmek, egzoz, tüketmek bitirmek, v.tüket:n.egzos.

exhausted =  bitmiş, tükenmiş, yorgun.

exhaustion =  tükenme, bitme.

exhaustive =  geniş, ayrıntılı etraflı enine boyuna eksiksiz.

exhibit =  v.sergile:n.sergi,sergilenen şey,sergilemek teşhir etmek,sergi sergileme,göstermek ortaya koymak.

exhibition =  sergi, sergileme gösterme ortaya koyma, sergi.

exhilarate =  neşelendir, keyif vermek neşelendirmek canlandırmak keyiflendirmek.

exile =  v.sür:n.sürgün,sürülen kişi sürgün,yurdundan sürülme sürgün,sürgüne göndermek sürgün etmek sürmek.

exist =  var olmak mevcut olmak olmak bulunmak yaşamak, yaşamak yaşamını (güç koşullar altında) sürdürmek hayatta kalmak, var ol.

existence =  varlık var oluş mevcudiyet, yaşam biçimi yaşayış biçimi ömür, yaşam hayat, varlık.

exotic =  unusual.

expand =  genişle, genişlemek büyümek, genişletmek büyütmek,(on ile) uzatmak.

expansion =  genişleme genleşme büyüme yayılma, büyüme.

expect, anticipate =  (olmasını/ gelmesini) beklemek, ummak beklemek, bekle, sanma.

expectant =  bekleyen, bekleyen uman, umutlu.

expectation =  beklenti, bekleme umut.

expedition =  yolculuk; sefer.

expel =  çıkarmak dışarı atmak, kov, kovmak atmak.

expenditure =  harcama, gider masraf harcama.

expense =  harcama gider masraf, masraf.

experiment =  deney, deney yapmak, v.deney yap:n.deney.

expert =  uzman, uzman bilirkişi eksper.

expire =  ölmek, süresi dolmak sona ermek, sona er.

explanation =  açiklama, açıklama.

explicit =  açık, sarih.

explicitly =  açık bir şekilde.

exploit =  v.kullan:n.atilim,işletmek,kendi çıkarı için kullanmak istismar etmek sömürmek,olağanüstü başarı serüven kahramanlık yüreklilik.

exploit =  yararlanmak, sömürmek.

exploration =  inceleme, araştırma.

explore =  dikkatle incelemek araştırmak, keşfe çıkmak inceleme gezisi yapmak, keşfet.

explorer =  kâşif seyyah.

explosion =  patlama.

explosive =  patlayıcı.

expose =  ifşa etmek açığa vurmak meydana çıkarmak, ifşa teşhir kamuya açıklama, açmak korunmasız bırakmak,(film) ışığa tutmak, v.maruz birak:n.skandal.

expose to =  maruz kalmak.

exposed =  açık, korumasız.

exposure =  poz, poz kare, maruz kalma, korunmasızlık, ortaya çıkarma ifşa.

express =  göstermek belli etmek açığa vurmak, hızlı süratli ekspres, ekspres tren, ekspres servisle. ekspres, beklemesiz, anlatmak dile getirmek belirtmek ifade etmek,(buyruk, istek, vb.) açık kesin, v.ifade et:n.ekspres,ekspres posta ekspres taşımacılık.

expression =  duygularını katma ruh yüz ifadesi eda ton, anlatım ifade, deyim deyiş, ifade.

exquisite =  zarif,(acı ya da zevk) şiddetli çok büyük derin,(duyular) keskin duyarlı ince, çok iyi mükemmel enfes harika ince.

extant =  günümüze kadar gelen.

extension =  uzatma büyütme genişletme, uzanti,(telefon) dahili hat dahili numara, ilave ek, uzama büyüme genişleme.

extensive =  (alan) geniş büyük, geniş, büyük derin kapsamlı.

exterminate =  yok etmek öldürmek kırmak kökünü kazımak, yok et.

extermination =  imha.

external =  dış, harici dışa ait dıştan gelen.

extinct =  sönük,1.(hayvan, vb.) nesli tükenmiş soyu tüke.

extinction, total destruction of a species = soy tükenmesi.

extinguish =  (ışık, ateş) söndürmek, söndür.

extract =  almak, v.çıkar:n.özet,seçme parça seçme,parça vb. seçmek seçip çıkarmak almak aktarmak,özet,öz ruh esans hulasa,çekmek çekip çıkarmak sökmek,elde etmek çıkarmak.

extravagance =  aşırılık ölçüsüzlük mantıksızlık, israf, savurganlık israf.

extravagant =  aşırı haddinden fazla, savurgan müsrif, saçma mantıksız aşırı ölçüsüz, müsrif.

extreme =  en uçtaki had safhadaki son sınır aşırı, uç nokta, en uzak nokta sınır uç, çok büyük son derece çok,(düşünce, vb.) aşırı müfrit, son derece son had.

extremely =  aşiri derecede, son derece çok aşırı, oldukça fazla.

fabric =  (bina) yapı çatı iskelet bünye, dokuma kumaş bez, kumaş.

fabrication =  uydurma yalan, yapma yapım imal imalat fabrikasyon, imalat.

facilitate =  kolaylaştırmak yardım etmek, kolaylaştir.

facility =  yetenek beceri ustalık rahatlık, avantaj elverişlilik olanak kolaylık fırsat, kolaylık, yararlı her türlü kuruluş her türlü şey, imkân.

fact =  gerçek, olgu.

fade =  v.sol:n.solma,1.solmak.

fail =  (sınıfta) bırakmak çaktırmak, beklenen sonucu verememek, zayıflamak güçsüzleşmek tükenmek, düş kırıklığına. uğratmak, başarısızlık, başaramamak becerememek başarısız olmak geçememek kalmak, v.başarisiz ol:n.başarisizlik, yetmemek yetersiz kalmak.

failure =  başarısız kimse/şey, başarısızlık, yetmezlik, başarisizlik, yetersizlik eksiklik güçsüzlü.

faint =  baygınlık bayılma, bayılmak, zayıf güçsüz bilincini yitirmek üzere bayılmak üzere, v.bayil:adj. baygin, güçsüzleşmek, soluk donuk sönük zayıf silik, çok küçük.

faint =  donuk, baygın.

fair =  panayır,adv.doğrulukla:adj.adaletli,(kadın) güzel çekici,(ten,saç) açık renkli,pazar,sarışın kumral,fuar,temiz net,orta vasat şöyle böyle,adilane hakça dürüstçe kurallara uygun,dürüst doğru eşit adil,(hava) açık güzel.

fairly =  oldukça, dürüst bir biçimde hakça yansızca kurallara uygun biçimde, yeterli.

faithful =  bağlı sadık, inançlı imanlı dinine bağlı, aslına uygun doğru yanlışsız, sadık.

faith = inanç.

fake =  sahte, v.sahtesini yap:n.sahte,taklidini/sahtesini yapmak,sahtekâr,feyk atmak,ayak yapmak takınmak numara yapmak,sahte şey taklit.

faker =  dolandirici.

fallible =  hataya düşebilir yanılabilir, hataya düşebilir.

falsify =  yanilt, değiştirmek tahrif etmek saptırmak.

fame =  ün şöhret, şöhret.

familiar =  laubali sulu fazla samimi, bildik tanıdık, bilinen, bilen anlayan aşina alışık.

familiar with =  -le aşina, aliştir.

familiarity =  yakınlık içtenlik samimilik laubalilik, iyi bilme aşinalık, aşinalik.

famine =  kitlik, kıtlık.

fan =  pervane.

fancy =  istemek arzu etmek, sanmak, sıradan olmayan, süslü parlak renkli, kuruntu,imgelemek aklında canlandırmak düşünmek,hayal gücü imgelem,hayal,süslü,istek arzu.

fantastic =  harika müthiş çok iyi süper, düşsel inanılmaz hayal ürünü fantastik, acayip garip, olağanüstü.

far =  uzak; çok.

far and wide =  her yerde.

farewell =  alahaısmarladık elveda veda, veda.

far-reaching =  geniş kapsamlı, yaygın.

far-sighted =  (farsighted ) ileri görüşlü, ilerigörüşlü öngörüşlü ileriyi görür, uzağı iyi gören hipermetrop.

fascinate =  etkilemek büyülemek, büyüle.

fascinating =  n.büyüleyici: v.büyüle: prep. büyüleyerek, etkileyici büyüleyici.

fasting =  oruç tutma.

fatal =  öldürücü, ölümcül öldürücü, tehlikeli zararlı kötü.

fatally =  ölümcül şekilde.

fate =  yazgı alın yazısı kader, kısmet gelecek, son akıbet ölüm, yazgı.

fatigue =  aşırı yorgunluk bitkinlik, yormak yorgunluk vermek, kağşama, maden yorgunluğu, v.yor:n.yorgunluk.

fatigue =  yorgun, bitkin; yormak.

faulty =  hatalı, hatalı kusurlu arızalı eksik.

fauna =  belli bir bölgedeki hayvan topluluğu.

favorable =  olumlu.

favorite =  gözde.

fearless =  korkusuz, korkusuz yürekli.

fearlessly =  korkusuzca.

fearsome =  dehşetli, korkunç.

feasible =  yapılabilir olası olanaklı makul mantıklı, uygun.

feat =  başarı.

feature =  yüzün herhangi bir tarafı,-in belirleyici/göze çarpan özelliği olmak,(göze çarpan bir özellik olarak) içermek yer/yol vermek, bir şeyin göze çarpan tarafı özellik belirleyici nitelik, makale, uzun film, v.özellik taşi :n.özellik,yer/yol almak.

feature =  özellik.

fee =  ücret vizite, giriş ücreti, ücret.

feeble =  (şaka, düşünce, vb.) iyi düşünülmemiş zayıf soğuk aptal anlamsız saçma, güçsüz, zayıf güçsüz.

feed =  mama, yiyecek besin, v.besle:n.besleme,gereksinimlerini sağlamak beslemek,beslenmek yemek,beslemek yiyecek vermek,yem ot.

feedlot =  besi alanı =  =

ferocious =  yırtıcı sert acımasız haşin vahşi şiddetli, yırtıcı.

fertile =  doğurgan, bereketli, verimli bereketli üretken.

fertilize =  gübre.

fertilizer =  gübre.

fetch =  belirli bir fiyata satılmak kazanç getirmek, gidip getirmek gidip almak, v.gidip al:n.alip getirme.

fever =  ateş, hararet; humma.

fiction =  kurmaca yazın düş ürünü yapıt kurgu, uydurma düş icat, hayal.

fierce =  azılı acımasız vahşi kızgın, çok büyük çok fazla aşırı, vahşi sert, şiddetli.

fiercely =  şiddetle.

figure =  sanmak inanmak saymak, sayı rakam, v.yer al:n.şekil,önemli kişi şahsiyet,olarak yer almak,biçim şekil figür,beden yapısı boy pos endam.

figure out =  anla.

fill =  karşılamak doyurmak tatmin etmek, istiap haddi istenilen/gereksinilen miktar, dolmak kaplamak yayılmak, dolmak, doldurmak, doldur, yapmak icra etmek yerine getirmek.

finance =  v.para sağla:n.maliye,finanse iş kurmada gereken para,ç. mali durum,maliye,paraca desteklemek gereken parayı vermek finanse etmek.

find out, discover, detect =  bulmak, keşfetmek.

fine =  para cezasına çarptırmak,(hava) güzel açık parlak,(iş) dikkatli iyi ustaca yapılan, çok iyi, ceza, güzel iyi kaliteli, sağlıklı rahat keyfi yerinde, çok ince incecik, ince ince, (maden) saf som, ince küçük kırıntılar halinde, para cezası.

fingerprint =  parmak izi.

firing =  ateşleme; pişirme; işten atma.

firmly =  sebatla.

first =  ilk kez, baş başta, adv. önce:adj.ilk,ilk birinci diğerlerinden önce gelen kimse/şey,ingiltere’de en yüksek üniversite derecesi,birinci ilk.

fiscal =  mali.

fist =  yumruk.

fitness =  zindelik, zindelik form sağlık, uygunluk.

fixed =  sabit oynamaz, değişmez, belirlenmiş kararlaştırılmış, v.sabitleştir:adj.sabit.

fixture =  fikstür, sabit eşya demirbaş, demirbaş.

flame =  alev.

flare =  parlama.

flare up =  parlamak, alevlenmek, öfkelenmek.

flatter =  memnun etmek gururunu okşamak, pohpohla, dalkavukluk etmek yağlamak yağ çekmek,(fotoğraf ya da resimde) olduğundan daha güzel göstermek.

flattery =  dalkavukluk, dalkavukluk yağcılık.

flavor =  bkz. flavour, v.tat ver:n.lezzet.

flavourful =  kokulu, aromatic.

flaw =  kusur,v.çatla:n.çatlak.

flawless =  kusursuz, defosuz.

flea =  pire.

flee =  kaç, kaçmak.

flee from =  kaçmak, firar etmek.

flexible =  kolay bükülür, bükülgen esnek.

flip =  fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah.

float =  sergi arabası, yüzmek batmadan yüzmek suyun üstünde kalmak, yüzdürmek, v.yüz:n.yüzme,hisse senedi satarak iş kurmak,havada süzülmek uçmak,hafif şamandıra duba,(söylenti,vb.) yaymak dolaştırmak,birikmiş para gerekince kullanmak için ayrılmış para birikim.

float =  yüzmek, su üstünde kalmak, bir şeyi oluruna bırakmak.

flock =  (insan) sürü kalabalık, kiliseye düzenli giden topluluk cemaat, toplanmak üşüşmek, v.toplan:n.sürü,(hayvan) sürü.

flood =  su basması.

floor =  zemin.

florescence =  çiçeklenme, başarı dönemi.

flourish =  el sallamak elini kolunu sallayarak dikkat çekmeye çalışmak, gösteriş hava,v.geliş:n.gelişme,sağlıklı bir biçimde büyümek gelişmek.

fluctuate =  dalgalan, inip çıkmak bir yükselip bir azalmak.

fluctuate =  inip çıkmak.

fluctuation =  değişim.

fluent =  akıcı, akıcı rahat pürüzsüz.

fluently =  akıcı biçimde.

flushed =  kızarmak, utanmak.

focus =  v.odakla:n.odak,ayar etmek odak ayarı yapmak,bir noktaya toplamak,merkez nokta ilgi merkezi ilgi odağı,odak fokus merkez.

fodder =  yem, gıda.

fog =  sis.

foggy =  sisli, dumanlı.

fold =  iflas etmek top atmak batmak, v.katla:n.kat,sarmak,oyuk çukur,koyun sürüsü,kat kıvrım pli,katlamak,ağıl,(el,vb.) bağlamak kavuşturmak,katlanmak.

folk =  halk, halk folk, insanlar ahali .

fool =  kandırmak aldatmak aptal yerine koymak, aptal ahmak budala enayi,(around/about ile) aptalca davranmak aptallık etmek, alaya almak dalga geçmek, aptal, aldatmak, şaka yapmak, kandırmak.

foolishly =  aptalca.

foolishness =  aptallık, budalalık.

footing =  temel, taban.

footprint =  ayak izi.

forbid =  yasaklamak, yasakla.

force =  zor baskı şiddet, zorlamak, mecbur etmek zorlamak, v.zorla:n.kuvvet,(ısı vererek bitkiyi) vaktinden önce olgunlaştırmak,birlik kuvvet,etki hüküm,güç kuvvet,ikna gücü inandırma gücü.

forebear =  ced.

forecast =  tahmin, v.tahmin et:n.tahmin,tahmin etmek.

forecast =  tahmin etmek.

foreknow =  önceden bil.

foresee =  önceden görmek tahmin etmek ummak, önceden gör.

foreseeable =  önceden görülebilen tahmin edilebilir, önceden görülebilir.

forestall =  erken davranıp önlemek.

foretell =  önceden haber ver, önceden haber vermek geleceği haber vermek kestirimde bulunmak kehanet.

forever =  ebediyen, her zaman hep daima ebediyen sonsuza kadar.

forgery =  kalpazanlık, sahtekârlık.

forgetful =  unutkan.

forgivable =  bağışlanabilir affedilebilir, affedilebilir.

forgive =  bağışlamak affetmek, affet.

forgo =  vazgeç, bırakmak vazgeçmek feragat etmek.

former =  önceki ilk evvelki eski, önceki, ilk önceki şey/kimse.

formerly, previously =  daha önceden, eskiden.

formidable =  korkunç ürkütücü korkutucu, yenmesi güç zorlu çetin, korkunç.

forsake =  vazgeç, bırakmak terketmek vazgeçmek.

forth night =  ileri gece.

forthcoming =  hazır sağlanmış, gelecek gelecekte olacak ileriki gelecekteki çıkacak, candan arkadaşça yardımsever yardıma hazır, gelecek.

fortify =  güçlendirmek berkitmek, kuvvetlendir.

fortress =  büyük kale, istihkâm .

fortunate =  şanlı, talihli.

foundation =  altyapı, temel, kurma yapma, kuruluş tesis vakıf.

fragile =  narin nazik, kırılgan, kolay kırılır.

fragment =  bölük börçük olmak, parça kırıntı, parçalanmak parçalara ayrılmak, v.parçala:n.parça.

fragrance =  güzel koku.

fragrant =  güzel kokulu.

frank =  açık sözlü, içten, samimi.

freckle =  çil.

free =  özgür hür, v.serbest birak: adj. serbest.

freedom =  bağımsızlık, özgürlük.

frequency =  frekans, sık sık oluş sıklık, sıklık.

friction =  sürtünme, anlaşmazlık sürtüşme, sürtme sürtünme.

friction =  sürtünme.

friendly =  dostça, yardımsever, dost dostça arkadaşça, içten sıcak.

fright =  korku.

frightened =  korkmuş.

frontier =  sinir, sınır hudut.

frost =  (cam) buzlandırmak, v.buz tut:n.çiğ,kırağı ile kaplanmak,kırağı,ayaz don,donmak buzlanmak.

frown =  kaşlarını çatmak, v.kaş çat:n.kaş çatma.

fruitful =  yararlı, sonuç veren verimli.

frustrate =  boşa çıkar, boşa çıkarmak engel olmak bozmak engellemek, düş kırıklığına uğratmak hüsrana uğratmak sinirlerini bozmak.

fulfill =  bkz. fulfil, tamamla.

fulfillment =  yerine getirme.

fume =  duman buhar gaz, pis kokulu gaz, yaymak, duman çıkarmak tütmek, öfkelenmek kızmak patlamak köpürmek, v.tüt:n.duman.

fumes =  kötü kokan gazlar.

function =  v.fonksiyonunu yerine getir:n.fonksiyon,çalışmak işlemek iş görmek,amaç,görev iş işlev fonksiyon,resmi ya da özel tören merasim.

fund =  fon, para sağlamak finanse etmek, sermaye para fon, stok birikim, v.parasal kaynak sağla:n.fon.

fundamental =  esas ana belli başlı temel en gerekli önemli, temel, kural temel ilke.

funeral =  cenaze alayı, cenaze töreni gömme, cenaze töreni.

fungicide =  mantar öldürücü ilaç.

fungus =  mantar.

funnel =  (dar/kalabalık bir yerden) zorlukla geçmek, baca, huni, huniden geçirmek, v.akit:n.huni.

furious =  kızgın, şiddetli güçlü azgın, öfkeli kızgın köpürmüş kudurmuş tepesi atmış sinirli.

furnish =  döşe, döşemek donatmak, vermek sağlamak tedarik etmek.

further =  adv. daha uzağa: adj.başka, daha uzak daha uzaktaki,daha ileri daha uzağa daha ilerde daha uzakta, daha fazla, bundan başka başka bir yeni,başka yere başka yerde,ayrıca üstelik,ilerlemesine yardım etmek destek olmak,başka bir başka daha.

fuse =  kaynaştırmak.

fuss =  rahatsız etmek can sıkmak sinirlendirmek, v.telaşlan:n.telaş,gürültü patırtı yaygara velvele,gereksiz . telaş/kızgınlık/sabırsızlık,gereksiz yere telaşlanmak ortalığı velveleye vermek.

fussy =  titiz mızmız kılı kırk yaran müşkülpesent, huysuz yaygaracı, telaşlı.

futile =  boş boşuna beyhude, boş.

futility =  faydasızlık.

gag =  ağız tıkacı, ağzını tıkamak, susturmak, şaka espri komik öykü,v.ağzini tika:n.ağiz tikaci.

gain =  (saat) ileri gitmek, v.kazan:n.kazanç,-e varmak ulaşmak,kazanmak elde etmek edinmek,kazanç kâr,ilerleme artma artış,çıkar yarar fayda,kazanmak sağlamak.

gamble =  kumar oynamak, rizikolu iş kumar, v.kumar oyna:n.kumar,(away ile) kumarda kaybetmek.

gang =  arkadaş grubu ekip takım, çete,v.işbirliği yap:n.ekip.

gap =  v.yol aç:n.boşluk,(görüş) ayrılık,boşluk aralık yarık.

garbage =  çöp, garbage can // ai. çöp tenekesi, süprüntü çöp, zırva.

gas-laden =  gaz yüklü.

gather =  toplamak bir araya getirme, toplamak koparmak, topla, anlamak sonuç çıkarmak,(bilgi,vb.) kazanmak toplamak,(round ile) toplanmak bir araya gelmek.

gear =  v.yönel:n.vites,vites,takım tertibat donatı,kıyafet,çark dişli,gear lever/stick/shift // vites kolu.

generate =  (ısı,elektrik,vb.) üretmek,oluşturmak doğurmak,üret.

generation =  (elektrik,vb.) üretme üretim,kuşak nesil,nesil.

generosity =  cömertlik.

generous =  eliaçık cömert, cömert.

genius =  dahi, deha, üstün yetenek deha.

genuine =  hakiki gerçek, gerçek.

genuinely =  hakikaten, gerçekten.

geodetic survey =  arazi ölçümü.

germinate =  filiz ver,(tohum) filizlenmek çimlenmek, filizlendirmek.

germination =  filizlenme, çimlenme.

gesture =  el kol hareketi yapmak, jest el kol hareketi, v.işaret et:n.jest.

get on =  bin.

ghost =  hayalet, hayalet hortlak.

gift =  ii çocuk oyuncağı basit iş, ödül, armağan hediye,ii kelepir çok ucuz şey, ALLAH vergisi yetenek.

gifted =  yetenekli.

gigantic =  devasa, çok büyük.

giggle =  kıkırdamak.

gist =  ana fakir.

give rise to, cause, induce, bring about =  neden olmak, yol açmak.

glacier =  buzul.

glance =  göz atmak bakmak, kısaca bakış,v.göz at:n.bakiş.

glare =  kızgın bakış ters bakış, v.kizgin bak:n.kizgin bakiş,öfkeyle bakmak ters ters bakmak kötü kötü bakmak,(göz kamaştırıcı biçimde) parlamak parıldamak,göz kamaştırıcı ışık parıltı.

gleeful =  neşe dolu.

glimpse =  gözüne ilişme bir anlık görme, bir an için görmek gözüne ilişmek, v.göz at:n.göz atma.

glitter =  parlamak parıldamak, parıltı, v.parilda:n.parilti.

global =  evrensel, geniş çaplı ayrıntılı tüm dünya ile ilgili dünya çapında evrensel, küresel.

globe =  küre.

gloomy =  kara, karanlık, sikintili, üzüntülü mahzun karanlık.

glorify =  güzel göstermek, ululamak yüceltmek, övmek, öv.

glorious =  ünlü, görkemli parlak güzel, şanlı şerefli.

glossy =  parlak.

glove =  eldiven, v.eldiven:n.eldiven giydir.

glue =  tutkal zamk, tutkallamak yapıştırmak, v.yapiştir:n.zamk.

go on =  devam et.

go with =  ile gitmek.

goal =  gol, amaç erek hedef gaye,hedef,kale.

goal =  amaç.

god =  mabut put tapı, tanrı.

goods =  eşya, mal, yük.

goods =  mallar, eşya.

goodwill =  iyi niyet, iyi hal,(şirket, mağaza, isim, prestij, değeri, itibar.

gorgeous =  tikabasa yemiş, çok güzel tatlı hoş harika.

gorgeous =  harika, muhteşem.

gossip =  dedikodu, dedikoducu kimse, dedikodu yapmak, dedikodu yap.

govern =  yönet, yönetmek idare etmek, yönlendirmek etkilemek.

governmental =  yönetimle ilgili.

grab =  kapma kapış, kapmak yakalamak, v.gasp et:n.yağmaci.

grace =  şükran duası, zarafet güzellik, v.süsle:n.zerafet,donatmak süslemek bezemek,lütuf kayra,şereflendirmek şeref vermek teşrif etmek,mühlet süre.

graceful =  nazik, zarif, hoş güzel çekici.

gracious =  (yaşam) rahat zengin, yüce saygıdeğer, ince hoş nazik,(tanrı) bağışlayıcı merhametli, cana yakın.

graciously =  nezaketle.

grade =  cins, sınıf, rütbe, v.derecelendir:n.derece,not,ayırmak sınıflandırmak,eğim yokuş meyil,derece.

gradient =  eğim, meyil.

gradual =  derece derece olan aşamalı, kademeli.

gradual =  aşamalı.

gradually =  kademeli olarak, yavaş yavaş azar azar.

graduation =  mezuniyet, diploma töreni.

grain =  tahıl hububat, parça zerre, tane, hububat.

grain-fed =  tahılla beslenen.

grand =  ince kibar, tatlı güzel hoş çok iyi enfes mükemmel, tam bütün genel, bin dolar, kuyruklu piyano, ulu yüce görkemli büyük heybetli, büyük, baş yüksek,(insan) önemli, en önemli ana, görkemli parlak debdebeli muhteşem.

grant =  bağış, hibe.

grasp =  sıkı sıkı tutma kapma kavrama yakalama, kavrama anlama anlayış kavrayış, yakalamak kavramak tutmak, anlamak kavramak, elin yetişebileceği mesafe, v.kavra:n.kavrama.

grasp =  anlamak.

gratefully =  minnetle.

gratify, satisfy =  hoşnut etmek.

gratitude =  minnettarlık.

grave =  ciddi, vahim.

gravel =  çakıl.

gravity =  yerçekimi, bir şeyin ciddi oluşu.

graze =  otlatmak, sıyırıp geçmek, sıyrık, otlat, otlamak, sıyırmak.

greed =  hırs, açgözlülük.

greedy =  açgözlü.

green house gases =  sera etkisi yapan gazlar, sera.

grenade =  el bombası.

grief =  keder, acı keder üzüntü.

grill =  ızgara, sorguya çekmek, ızgara et,v.izgara yap:n.izgara,ızgarada pişirmek.

grin =  sırıtma sırıtış, sırıtmak, v.sirit:n.siritma.

grind =  v.öğüt:n.öğütme,öğütmek,uzun ve sıkıcı konuşma vaaz nutuk,hafızlamak ineklemek,bilemek,ai çok çalışan öğrenci hafız inek,(diş,vb.) bastırmak gıcırdatmak,sıkıcı zor iş angarya.

grip =  tutunmak, yakalamak.

groan =  inilti, inlemek,v.inle:n.inleme.

groom =  seyis, v.timar et:n.seyis,üstüne başına bakmak çeki düzen vermek,damat,(at) tımar etmek,(birini) bir iş için hazırlamak çalıştırmak eğitmek.

groove =  kanal.

grossly =  genellikle, büyük ölçüde.

ground =  toprak, zemin,yer zemin,yer,toprak hattı bağlamak,karaya oturtmak,alan saha,(uçak,vb.) yerde kalmaya zorlamak kalkışına olanak tanımamak,(gemi) karaya oturmak,temel esas.

grove active =  hareketlenmek, faaliyete geçmek.

growth =  ur tümör, büyümüş/gelişmiş şey, büyüme gelişme, büyüme, artış yükseliş.

grumble =  şikâyet et, yakınmak söylenmek homurdanmak şikayet etmek, dırdır yakınma şikayet,(gök) gürlemek gümbürdemek.

guide =  v.rehberlik et:n.rehber,kılavuzluk etmek yol göstermek rehberlik etmek,kılavuz rehber.

guide =  kılavuzluk etmek.

guilty =  suçlu.

habit =  (rahip ve rahibeler için) özel kılık, alışkanlık.

habitat =  yurt, bir hayvan ya da bitkinin yetiştiği doğal ortam, doğal çevre.

habitual =  alişilmiş, alışılagelmiş alışılmış adet haline gelmiş, her zamanki, bir şeyi alışkanlık haline getirmiş alışmış.

habitually =  alışkanlıkla.

hail =  dolu.

hair dye =  saç boyası.

halt =  v.durdur:n.durma,durdurmak,durmak, mola, duruş durma.

hammer =  v.çekiçle:n.çekiç,(tüfek,vb.) horoz,yenmek,çekiç,tokmak,çekiçle vurmak çakmak,çekiçkemiği.

hamper =  kapaklı sepet, engel olmak engellemek zorluk çıkarmak, hareketini güçleştirmek, engellemek v.engel ol:n.kapakli sepet.

handicap =  v.engel koy:n.handikap,dezavantaj engel,(yarış,vb. de) daha güçlülere daha zor olmak üzere verilen dezavantaj, engellemek engel olmak.

handy =  el altında hazır yakın, el becerisi olan eli işe yatkın, hünerli, kolay kullanımlı kullanışlı pratik.

hangover =  kalıntı, artık.

harbour =  barındırmak, korumak, liman.

hardly =  hiç değil hiç, zorlukla, hemen hemen hiç, ancak yeni yeni.

hardware =  (bilgisayar) donanım, madeni eşya hırdavat, donanim.

harm =  v.zarar ver:n.zarar,zarar ziyan hasar,kötülük,zarar vermek incitmek.

harmful =  zararlı.

harmless =  zararsız.

harmony =  armoni, uyum ahenk uygunluk, armoni.

harness =  çalışacak duruma getirmek, kullanmak.

harsh =  (renk) cırtlak, sert, duyuları yıpratıcı sert, kaba zalim haşin.

harshly =  sert.

harvest =  v.topla:n.hasat,toplanan ekin mahsül ürün,hasat zamanı,biçmek tarladan kaldırmak,hasat ekin toplama.

haste =  acele, telaş.

hasten =  acele etmek, acele ettirmek, hemen söylemek, hız ver.

hastily =  aceleyle.

hasty =  acele aceleyle/telaşla yapılan aceleye gelmiş, adv. acele ile:adj.acele.

hatch =  uzay gemisinin kapağı.

hatchway =  (gemilerde)ambar ağzı, lombar ağzı.

hatred =  kin, nefret kin.

hazard =  riske etmek tehlikeye atmak, tehlike, v.şansa birak:n.tehlike.

hazardous =  tehlikeli, riskli, tehlikeli zararlı.

haze =  pus, hafif sis.

headquarter =  merkez büro, karargâh, merkez.

heal =  (yara,vb.) iyileşmek,iyileştir,son vermek bitirmek,iyileştirmek.

heap =  yığmak kümelemek, yığın küme, v.yiğ:n.yiğin.

heartbreak =  ıstırap acı derin üzüntü kalp yarası, gönül yarasi.

heat =  ısı, ısıtmak.

heatedly =  hararetli bir şekilde.

heavely =  büyük oranda, şiddetli olarak.

heavens =  gökyüzü, sema.

hectic =  heyecanlı telaşlı hareketli, veremli.

heir =  varis mirasçı kalıtçı, varis.

helmet =  miğfer, kask miğfer tolga.

hemisphere =  yarım küre.

hence =  buradan şu andan itibaren, bu nedenle bundan dolayı, bu yüzden.

herb =  (nane, vb.) ot bitki, nebat.

herd =  sığırtmaç çoban, v.sürüyü güt:n.sürü,hayvan sürüsü,(insanlar için) koyun sürüsü .

hereditary =  kalıtsal, kalitsal.

heredity =  kalitim.

heritage =  miras, miras kalıt.

hero =  kahraman.

heroism =  kahramanlık.

hesitate =  tereddüt etmek duraksamak.

hesitate =  tereddüt etmek, çekimsemek.

hesitation =  tereddüt, tereddüt duraksama.

hide =  deri post, gizlenmek saklanmak, saklamak gizlemek, sakla.

highway =  anayol.

hijack =  soy,(uçak, gemi, vb.) kaçırmak.

hijacking =  hava korsanlığı.

hike =  (kırda) uzun yürüyüş, uzun yürüyüşe çıkmak, v.kirlarda yürüyüşe çik:n.yürüyüş, uzun yürümek; fiyatını artırmak.

hilarious =  neşeli, gülünç komik neşeli şamatal.

hilarity =  neşe şamata, kahkaha.

hinder =  v.engelle: adj. arkadaki, engellemek.

hindrance =  engel.

hint =  v.ima et:n.ipucu,belirti işaret,ima etmek dokundurmak sezindirmek çıtlatmak,sezindirme ima,yararlı öğüt.

hire =  (adam) tutmak iş vermek, v.kirala:n.kiralik,kiralamak tutmak,kira kiralama.

hitherto =  şimdiye dek şimdiye kadar.

hold up, support =  desteklemek, gecikme.

holding =  hisse, mal, toprak kiralama.

homeland =  anavatan yurt memleket.

homeless =  evsiz.

homesick =  sıla hasreti çeken yurtsamış, vatan hasreti çeken.

honest =  samimi, dürüst.

honesty =  dürüstlük doğruluk, dürüstlük.

honeymoon =  balayi, balayı.

honor =  bkz. honour, v.şereflendir: n.şeref.

hook =  çengel kanca, v.kancayla yakala: n.çengel, orak, olta ile tutmak, olta iğnesi, çengellemek asmak, (boks) dirsek, kopça.

hooligan =  serseri kabadayı, serseri.

hopefully =  umarım inşallah, umut verici bir biçimde umut vererek.

hopeless =  yeteneksiz beceriksiz kötü, yararsız boşuna işe yaramaz, umutsuz, umutsuz ümitsiz.

horizon =  ufuk çevren, ufuk.

horrible =  korkunç, berbat rezil iğrenç korkunç, korkunç.

horror =  korku, korku dehşet.

hospitable =  konuksever misafirperver, misafirperver.

hospitality =  konukseverlik.

hospitalize =  hastaneye yatırmak hastaneye kaldırmak, hastaneye yatir.

host =  takdimci sunucu, evsahipliği yapmak konuk ağırlamak, ev sahibi mihmandar konukçu, ev sahibi, çok sayı, hancı otelci, v.ev sahipliği yap:n.ev sahibi.   

hostage =  rehine, tutsak rehine.

hostile =  düşman, düşmana özgü düşmana ait düşman, düşmanca düşman.

hostility =  ç. savaş, düşmanlık kin, düşmanlik.

housing =  barınacak yer.

hug =  sarılma kucaklama bağrına basma, sevgiyle sarılmak sıkıca kucaklamak bağrına basmak, yakınından geçmek, v. kucakla: n. kucaklama.

hug =  kucaklamak, sarılmak.

huge =  iri çok büyük kocaman büyük, büyü.

human genome =  insan genleri.

humanoid =  insansı robot.

humble =  önemsiz sıradan, v.aşağila:adj.alçak gönüllü,gururunu kırmak alçaltmak,fakir,alçak gönüllü gösterişsiz,(rütbe,vb.) düşük al.

humid =  rutubetli,(hava) nemli yaş.

humiliate =  gururunu kırmak utandırmak rezil etmek küçük düşürmek bozmak, utandir.

humiliation =  utandirma.

humorous =  nükteli, komik gülünç güldürücü.

humour hurricane =  mizah güldürü, v.eğlendir: n.mizah, mizaç huy, gülünçlük komiklik,eğlendirmek güldürmek istediğini yerine getirmek gönlünü yapmak.

hurl =  fırlatmak.

hurricane =  kasırga, hortum.

hurt =  acımak incinmek, acıtmak incitmek, kırmak incitmek, v.yarala:n.yarali.

hurtful =  acı veren incitici zararlı, zararli.

hysteria =  aşırı coşku büyük heyecan curcuna, isteri.

ice sheet =  buz tabakası.

identical =  özdeş,(with/to ile) benzer hemen hemen aynı, aynı.

identity =  benzerlik özdeşlik, kimlik.

idle =  yararsız sonuçsuz boş, tembel, işsiz aylak,(motor, vb.) yavaş çalışmak yavaş gitmek, zaman öldürmek, v.boşa zaman harca: adj.atil.

ignite =  tutuşmak, tutuşturmak, ateşle.

ignition =  ateşlenme.

ignorance =  bilgisizlik cahillik cehalet, cehalet.

ignore =  aldırmamak önem vermemek bilmemezlikten gelmek görmemezlikten gelmek, ihmal et.

illegal =  kanuna aykiri, yasadışı yolsuz.

illegible =  okunmaz, okunaksız.

illiteracy =  cehalet.

illiterate =  okuma yazma bilmeyen, kara cahil.

illogical =  mantığa aykırı mantıksız, mantiksiz.

ill-treat =  kötü davranma.

illuminate =  aydınlatmak ışıklandırmak, aydinlat.

illuminating =  aydınlatıcı.

illustrate =  resimle göster,(kitap, sözlük, vb.) resimlemek resimler koymak, örneklerle açıklamak/göstermek.

imaginary =  düşsel hayali gerçek olmayan, imgese.

imagination =  düş düş ürünü kuruntu, imgelem düş gücü hayal gücü, yaratma gücü, hayal gücü.

imitate =  taklit etmek öykünmek, benzemek, taklit et, örnek almak.

imitation =  taklit eser yapma imitasyon, taklit.

immature =  ham, olgunlaşmamış çocukça, toy.

immaturity = hamlık.

immediately =  if.-den hemen sonra: prep. hemen,-er -ermez, hemen derhal bir an önce.

immense =  çok büyük, uçsuz bucaksız kocaman çok geniş.

imminent =  yakin, yakın yakında olacak.

immoderate =  aşırı ölçüsüz çok fazla, aşiri.

immodesty =  küstahlik.

immoral =  ahlaka aykırı ahlaksız terbiyesiz, ahlaksiz.

immorally =  ahlaksızlık.

immortal =  ölümsüz.

immovable =  kımıldamaz yerinden oynamaz değişmez sabit, kimildamaz.

immunity =  dokunulmazlik, dokunulmazlık, bağışıklık.

immunize =  bağışıklık kazandırmak bağışık kılmak, aşila.

impact =  etki, güçlü etki etkileme, çarpma çarpışma çarpma şiddeti.

impair, damage, cripple, harm =  zayıflatmak zarar vermek, boz, sakatlamak.

impartial =  tarafsiz, yansız tarafsız adil.

impartiality =  yansızlık tarafsızlık, tarafsizlik, yansızlı.

impartially =  tarafsız.

impatient =  sabırsız, sabirsiz.

impel =  zorlamak sevketmek, sür.

impenetrable =  anlaşilamaz, içinden geçilmez içine girilmez, anlaşılmaz akıl ermez.

imperative =  emir buyruk, zorunlu gerekli şart, zorunlu.

implement =  v.uygula: n.alet, tamamlamak yerine getirmek, alet.

implore =  yalvarmak dilemek rica etmek, yalvar.

imply =  ima et, demek olmak anlamına gelmek, dolayısıyla anlatmak sezindirmek ima etmek, içermek kapsamak gerektirmek.

importance =  önem.

imported =  ithal edilmiş.

impoverish =  fakirleştir, yoksullaştırmak.

impractical =  yapılamaz uygulanamaz, pratikten yoksun, elverişsiz, mantıksız saçma.

imprecise =  kesin olmayan, dikkatsiz, özensiz.

impression =  baskı, etki izlenim kanı fikir, taklit, izlenim, etki.

impressive =  etkili, etkileyici.

imprison =  hapsetmek hapse atmak, hapset.

improbable =  olmayacak inanılmaz, umulmayan.

impromptu =  hazırlıksız, doğaçlama.

improve =  ilerletme, geliştirme.

improvement =  ilerleme gelişme, düzelme.

impudent =  arsız yüzsüz saygısız küstah, yüzsüz.

impudently =  arsız yüzsüz saygısız küstah, yüzsüz.

impurity =  kirlilik, açık saçıklık ahlaksızlık, katışkı katışık şey, kirlilik pislik.

in accordance with =  -e göre, bakarak, uygun olarak.

in bulk =  toptan, yığın halinde.

in charged =  sorumlu, görevli.

in competition with =  rekabet halinde.

in excess of =  -den yukarı, -den fazla.

in favour of =  lehine.

in fulfilment of =  -nın gerçekleşmesiyle.

in place of =  -nın yerinde.

in the grip of =  tesirinde, pençesinde.

in the long run =  uzun vadede.

in the manner of =  -nın tarzında, şeklinde.

in time =  zamanla.

in view of =  karşısında, durumunda.

inability =  yeteneksizlik yetersizlik yapamama, yetersizlik.

inaccessible =  erişilemez, girilemez, ulaşılmaz.

inaccurate =  hatali, yanlış hatalı.

inadequate =  yetersiz.

inadvertent =  kasıtsız, elde olmayan.

inanimate =  cansız ölü, cansiz.

inapplicable =  uygulanamaz, konuyla ilgisiz, uymaz.

inappropriate =  uygunsuz yakışıksız, münasebetsiz.

inborn, hereditary = irsi, kalıtsal.

incapable =  yeteneksiz güçsüz gücü yetmeyen elinden gelmez yapamaz, yeteneksiz.

incentive =  dürtü, dürtü güdü.

incessant =  sürekli, aralıksız sürekli.

incessantly =  ardı arkası kesilmeden.

incidence =  olay; oluş sıklığı, meydana gelme oranı, tekrar oranı, oluş sıklığı, isabet.

incident =  olay.

incidental =  tesadüfî, küçük ve önemsiz.

incidentally =  tesadüfen, bu arada aklıma gelmişken, tesadüfen.

inclination =  eğiklik eğim, eğilim, heves.

incline =  eğmek, eğilmek, aşağı eğilme, (bir şeye) eğilimi olmak meyletmek, yokuş bayır eğim, v.eğ:n.eğri yüzey,fikrini vermek yönlendirmek.

include =  içine almak kapsamak içermek, içer, katmak dâhil etmek.

inclusion =  dâhil etme alma, dâhil edilme alınma, ilave ek, kapsama.

incoherent =  birbirini tutmayan tutarsız anlamsız abuk sabuk, bağintisiz.

income =  gelir,1.gelir kazanç.

incomparable =  eşsiz benzersiz, kıyaslanamaz karşılaştırılamaz, eşsiz.

incompetent =  yetersiz, yeteneksiz yetersiz beceriksiz (kimse) .

incomplete =  eksik, tamamlanmamış bitmemiş eksik.

inconclusive =  neticesiz, yetersiz sonuçsuz.

inconsiderate =  düşüncesiz, başkalarını düşünmez düşüncesiz bencil.

inconsiderate =  başkalarını düşünmez, düşüncesiz.

inconvenient =  uygunsuz, rahatsız edici sıkıcı sıkıntı veren, uygun olmayan uygunsuz elverişsiz, çelişkili tutarsız birbirini tutmayan, değişken saati saatine uymayan, tutarsiz.

incorporate, embody, include =  içermek.

increase =  v.artir:n.artiş,zam,artmak çoğalmak yükselmek,artış,artırmak çoğaltmak.

increasingly =  gittikçe, giderek daha çok.

incredible =  inanılmaz akıl almaz, harika müthiş süper, inanilmaz.

incurable =  onmak, devasiz, tedavi edilemez çaresiz, onulmaz.

indebted =  borçlu, borçlu minnettar müteşekkir.

indecisive =  kesin olmayan kesin bir sonuca bağlanmayan belirsiz ortada, kararsiz, kararsız.

indecisiveness =  kararsizlik.

indefinite, vague, uncertain, unlimited =  sınırsız sonsuz, sınırsız bir süre için süresiz mühletsiz, belirsiz.

indelicate =  uygun olmayan, kaba inceliksiz.

independence =  bağimsizlik, bağımsızlık.

independent =  bağimsiz, bağımsız.

indicate =  sinyal vermek, göstermek, belirtisi olmak göstergesi olmak belirtmek, belirt.

indication =  anlatma, belirti, iz işaret, gösterim, gösterge.

indifference =  ilgisizlik aldırışsızlık kayıtsızlık, aldirmazlik.

indifferent =  ilgisiz aldırışsız kayıtsız, ilgisiz, şöyle böyle orta vasat, , umarsız.

indignant =  kızgın içerlemiş dargın, kizmiş.

indispensable =  zorunlu, vazgeçilmez gerekli zorunlu kaçınılmaz.

indistinct =  belirsiz, belirsizce, bulanık.

individual =  kişisel, kişisel özel, kişi birey, can, bireysel, tek, insan.

indoor =  ev içinde olan/yapılan, ev içinde olan.

induce =  -e ikna etmek kandırmak, ikna et,-e neden olmak.

indulge in =  düşkünlük göster, isteklerini yerine getirmek şımartmak yüz vermek,(yemek, içmek, vb.’de) aşırıya kaçmak kaptırmak.

indulgence =  düşkünlük zevk, göz yumma hoşgörü, şımartılma, şımartma, düşkünlük.

industrial =  endüstriyel işleyimsel, endüstriyel.

industrious =  çalışkan, gayretli.

inedible =  yenmez,(yiyecek) yenmez.

inefficient =  etkisiz, etkisiz yetersiz verimsiz.

inequality =  eşitsizlik, farklilik, pürüzlülük.

inestimable =  paha biçilmez, hesaplanamaz çok önemli.

inevitable =  kaçinilamaz, kaçınılmaz, eksik olmaz kaçmaz.

inexcusable =  affedilemez, bağışlanamaz hoşgörülemez affedilemez.

inexpensive =  ucuz.

infallible =  yanılmaz, şaşmaz.

infamous =  alçak rezil, ayıp iğrenç, rezil.

infant =  bebek, küçük çocuk bebek.

infect =  (hastalık) bulaştırmak geçirmek, bulaş.

infectious =  bulaşıcı.

infer =  (from ile) sonucunu çıkarmak anlamak, anla.

inferior =  aşağı derecede olan kimse rütbe ve mevkice küçük kimse ast,(to ile) aşağı alt ikinci derecede ast, aşaği.

infertility =  verimsizlik .

infinite =  sonsuz sınırsız, sonsuz.

inflammable =  kolay tutuşan, parlayıcı.

inflammation =  iltihap yangı, alevlendirme.

inflate =  şişmek, şişirmek, hava ile şişir.

inflation =  enflasyon para bolluğu, şişme şişkinlik, enflasyon.

influence =  nüfuz sözü geçerlik torpil, etkili/nüfuzlu kimse sözü geçen kimse, etkilemek, etki, v.etkile: n.etki.

influential =  güçlü etkili, etkili.

influenza =  grip.

inform =  (against/on/upon ile) ihbar etmek, bildir, haberdar etmek bildirmek bilgi vermek.

information =  bilgi, bilgi haber, danışma.

informative =  bilgi verici aydınlatıcı, aydinlatici.

infrared =  kızıl ötesi.

ingeniously =  dâhice.

ingratitude =  nankörlük.

inhabit =  ikamet et,-de yaşamak oturmak.

inhabitant =  ikamet eden, sakin oturan.

inhale =  teneffüs et, içine çekmek.

inherit =  miras al, miras olarak almak.

inhibit =  yasakla, tutmak dizginlemek engellemek.

inhuman =  ilk, başlangıç, acımasız gaddar, insanlik dişi.

initial =  başlangiç, ilk harf, parafe etmek, ilk önceki.

initiate =  (into ile) (dernek, kulüp, vb.’ne) almak kabul etmek, başlat, başlamak başlatmak.

injurious =  zararli.

injustice = haksızlık adaletsizlik, haksızlık.

innate =  (nitelik) doğuştan, doğuştan.

innocent =  masum, zararsız, saf temiz kalpli, masum suçsuz, arı.

innovation =  yenilik, icat, buluş.

innovative =  yenilikçi.

inquire =  bilgi almak sorup öğrenmek araştırmak, sor, sormak.

inquiry =  soruşturma araştırma, sorgu.

insane =  deli, deli çılgın.

insect =  böcek.

insecticide =  böcek ilacı.

insecurity =  emniyetsizlik.

insensible =  bilgisiz habersiz, bilinçsiz baygın, duygusuz.

insensitive =  duyarsız etkilenmeyen, duygusuz anlayışsız, duygusuz.

insert =  sok, sokmak içine koymak.

insidious =  sinsi gizlice zarar veren, sinsi.

insight =  anlayiş, kavrama kavrayış anlayış.

insignificant =  değersiz, önemsiz, belirsiz.

insincere =  samimiyetsiz, içtenliksiz samimiyetsiz ikiyüzlü.

insist =  israr et,(on/upon ile) ısrar etmek dayatmak.

insistence =  ısrar, ısrarlılık, israr.

insolent =  küstah, terbiyesiz.

insomnia =  uykusuzluk uyuyamama, uykusuzluk.

inspect =  denetlemek incelemek, gözden geçirmek yoklamak, incele.

inspection =  denetim yoklama, yoklama, inceleme.

inspire =  (with/in ile) -de … uyandırmak ile doldurmak, esinlemek ilham vermek, esinlen.

instability =  kararsızlık değişkenlik, kararsizlik.

install =  (aygıt) döşemek hazırlamak düzenlemek kurmak, yerleştirmek, kur, tesis etmek.

installment =  bkz. instalment, taksit.

instantly =  hemen anında, hemen.

instantly, immediately, suddenly =  hemen.

instinct =  içgüdü.

instinctive =  içgüdüsel.

institution =  kurma, kurum kuruluş dernek, yerleşmiş gelenek kurum yerleşmiş yasa, kurum.

instruct =  bilgi vermek öğretmek, talimat vermek emretmek, öğret.

instruction =  öğretim, talimat yönerge tarifname, yönlendirme.

instructive =  öğretici, eğitici.

insufficient =  yetersiz eksik.

insulate =  (from/against ile) izole etmek yalıtmak ayırmak ayrı tutmak korumak, izole et.

insulation =  izolasyon maddesi, tecrit yalıtım izolasyon, izolasyon.

insult =  hakaret etme, hor görme.

insurance =  sigorta parası, sigortacılık sigorta, sigorta,(against ile) korunma, sigorta.

insure =  sigorta ettirmek, garantilemek sağlama almak, v.sigortala:n.sigorta.

insurer =  sigortacı.

intact =  bozulmamış tam bütün, bozulmamiş.

integrate =  (with/into ile) bütünleşmek kaynaşmak katmak kaynaştırmak, birleştir.

intelligible =  anlaşılabilir açık net,anlaşilir.

intend =  tasarlamak niyet etmek planlamak,(… için) olmak, v.planla:n.eğilim.

intense =  heyecanlı ateşli, şiddetli güçlü, güçlü.

intensely =  güçlü.

intensify =  yoğunlaşmak, yoğunlaştırmak, güçlendir.

intensity =  güçlülük, yoğunluk.

intensive =  yoğun.

intention =  kasıt, niyet maksat, niyet.

intentional =  kasıtlı, kasitli.

intentionally =  kasten bile bile, kasten.

interact =  (with ile) biribirini etkilemek, birbirini etkile.

interaction =  etkileşim.

interdisciplinary =  bilimler arası.

interest =  (in ile) ilgi merak, faiz, ilgi kaynağı ilgi merkezi, ilgi uyandırma ilgi çekme, ilgilendirmek, ilgisini çekmek merakını uyandırmak, yarar çıkar, v.ilgilendir:n.ilgi.

interfere =  (with/in/between ile) yoluna çıkmak engellemek karışmak başkasının işi, müdahale etme, çatışma, engelleme, kariş.

interfere with =  yoluna çıkmak, engellemek, karışmak.

interference =  (with ile) karışma engelleme, parazit, karişma.

interim =  ara, geçici.

interior =  .

intermittent =  kesik kesik, aralıklı.

internal =  dahili, iç.

international =  uluslararası, uluslararasi.

interpret =  (as ile) yorumlamak,(konuşarak) çevirmenlik yapmak tercümanlık yapmak, anlamını açıklamak, yorumla.

interpretation =  yorum tefsir açıklama, yorum.

interrogate =  sorguya çekmek sorgulamak, sorgula.

interrupt =  sözünü kesmek, akışını durdurmak düzenini bozmak kesmek yarıda kesmek, sözünü kes.

interval =  ara aralık, perde arası ara, aralık.

intervene =  olaylar arasında oluşmak arada olmak geçmek,(in ile) araya girmek karışmak müdahale etmek, araya gir.

intervention =  müdahele.

interview =  röportaj yapmak, röportaj, mülakat görüşme, görüşmek, v.görüş:n. görüşme.

intimidate =  (birini) korkutmak gözünü korkutmak gözdağı vermek, gözünü korku.

intolerant =  hoşgörüsüz.

intrepid =  korkusuz, cesur.

intricate, complicated =  karmakarışık, karişik.

introduce =  ilk kez getirmek ortaya çıkarmak, ilk kısmını oluşturmak, tanıştırmak tanıtmak, taniştir.

introduction =  giriş, önsöz.

intrude =  izinsiz ya da davetsiz girmek rahatsız etmek, istenmeden gir.

intruder =  davetsiz misafir.

intrusion =  (on ile) zorla girme tecavüz, zorla içeri girme.

inundation =  sel, tufan.

invade =  akın etmek doldurup taşırmak, baskın yapmak basmak tecavüz etmek, istila etmek, akin et.

invalid =  hasta sakat, hükümsüz geçersiz, geçersiz.

invaluable =  çok değerli paha biçilmez, paha biçilmez.

invariably =  her zaman.

invasion =  akın saldırı istila, istila.

inverse =  ters, ters çevrilmiş.

invest =  (in ile) para yatırmak yatırım yapmak, yatirim yap.

investigate =  araştırmak soruşturmak, incele.

investigation =  soruşturma, araştırma soruşturma, araştirma.

investigator =  dedektif, araştırıcı.

investment =  sağlanan gelir, yatırım.

invisible =  (özellikle kâr zarar hesaplarında) deftere kayıtlı olmayan resmi hesap, görünmez görülemez, görülme.

involuntary =  istemeyerek yapılan, gönülsüz.

involve =  (in/with ile) karıştırmak sokmak bulaştırmak, içermek kapsamak gerektirmek, içer.

involvement =  gerek.

irrational =  akılsız mantıksız, irrasyonel.

irregular =  (zaman) düzensiz eşit olmayan, düzensiz kuralsız başıbozuk usulsüz, kural dışı düzensiz,(biçim) çarpık eğri yamuk, düzensiz.

irrelevance =  konu dışı olan şey ya da durum, konu dışı olma, konu dişi.

irrelevant =  konu dışı ilgisiz önemsiz.

irresistible =  karşı konulamaz dayanılmaz çok güçlü, çok kuvvetli.

irrespective =  (of ile) -e bakmaksızın -e aldırmadan -i düşünmeden, hesaba katmayan.

irresponsible =  sorumsuz.

irrigate =  (toprağı) sulamak, sula.

irrigation =  sulama.

irritate =  tahriş etmek, kızdırmak sinirlendirmek, sinirlendir.

isolate =  ayırmak izole etmek yalıtmak tecrit etmek, ayir.

isolation =  izolasyon yalıtım yalnızlık, izolasyon.

issue =  önemli nokta, yayım-baskı, yayımlamak dağıtmak, piyasaya çıkarma yayımlama,(from ile) -den gelmek . kaynaklanmak, donatmak, baskı sayı, dağıtım, v.konu et:n.konu.

itch =  can atmak çok istemek, güçlü istek şiddetli arzu, kaşınmak, kaşıntı, v.kaşin:n.kaşinti.

item =  madde fıkra, parça adet tane, madde.

jail =  hapishaneye kapatmak hapsetmek, v.hapset:n.hapis,hapishane cezaevi.

jam =  sıkıştırmak, kilitlemek, izdiham.

jealousy =  kiskançlik, kıskançlık.

jelly =  jöle, pelte.

jeopardize =  tehlikeye koy, tehlikeye atmak.

jeopardy =  tehlike, risk, danger.

join =  üye olmak katılmak, katılmak, iki şeyin birleştiği yer birleşme noktası, birleştirmek, birleşmek, v.birleştir:n.birleşim yeri.

join in =  katılmak.

joint =  (et) eklem yerlerinden ayırmak, bitiştirmek eklemek, eklem ek yeri, esrarlı sigara sarıkız, et parçası, iki ya da daha fazla kişi tarafından paylaşılan müşterek ortak birleşi, ucuz/adi eğlence yeri batakhane, v.birleştir:n.birleşme yeri.

joke =  fıkra, şaka,(with/about ile) şaka yapmak takılmak, v.şaka yap:n.şaka.

joyfully =  neşeyle.

judge =  yargılamak.

judgment =  görüş düşünce kanı, yargı hüküm karar, doğru düşünüp karar verme yetisi yargılama.

junior =  az, küçük.

junk =  kalitesiz boktan şey, kırpıntı, ıvır zıvır döküntü eşya pılı pırtı süprüntü çöp, çinli’lere özgü altı düz yelkenli gemi.

junkyard =  hurdalık.

juror =  jüri üyesi.

justification =  doğrulama.

justify =  doğrula, haklı çıkarmak haklı göstermek doğruluğunu kanıtlamak savunmak .

justify =  doğrulamak, temize çıkarmak.

juveniles =  gençler.

keen =  (on ile) meraklı hevesli hasta, güçlü canlı yoğun hararetli hevesli, hevesli, sivri keskin,(akıl, duygu, duyu, vb.) keskin güçlü.

keep =  geçim yiyecek yemek boğaz, korumak elde tutmak saklamak bulundurmak, kale, yerine getirmek tutmak, almak saklamak -de kalmak bulundurmak,(belli bir durumda) engellemek, v.h_v.konumunda tut+e.elde tut:n.erzak.

keep pace with =  ayak uydurmak.

kick =  heyecan zevk coşku,(silah) tepmek, tekmelemek tekme atmak, tekme, çifte atmak tepmek,(alkol, uyuşturucu, vb.) etki,v.tep:n.tekme,(gol) atmak.

kidnap =  (adam/çocuk) kaçırmak, kaçir.

kitten =  kedi yavrusu yavru kedi, kedi yavrusu.

kneel =  (down/on ile) diz çökmek, v.diz çök:n.matem çani.

knit =  birleşmek kaynaşmak, örmek,ör.

knot =  insan kümesi grup, v.düğümle:n.düğüm,düğüm,düğümlemek düğüm atmak,budak,deniz mili.

knowledgeable =  bilgili.

label =  sınıflandırmak tanımlamak, v.etiketle:n.etiket,etiketlemek etiket yapıştırmak,etiket yafta.

laborious =  yorucu zahmetli güç, zahmetli.

labour =  ayrıntılara girmek,v.çaliş:n.işgücü,işçi işçi sınıfı,güçlükle hareket etmek boğuşmak,doğum doğurma,çalışma emek iş,çalışmak çabalamak emek harcamak.

lack of =  v.yokluğu çek:n.eksiklik,olmayış yokluk eksiklik -sizlik,-sizlik çekmek -den yoksun olmak.

lad =  delikanlı genç, genç erkek.

ladder =  (çorap) kaçmak kaçırmak, çorap kaçığı, el merdiveni, merdiven.

land =  toprak kara parçası, ülke vatan, toprak, kişisel arazi arsa, karaya indirmek karaya getirmek, karaya çıkmak, aynı türden toprak parçası alan arazi, v.in:n.kara,iniş yapmak yere inmek.

landlady =  ev sahibesi, pansiyoncu kadin, pansiyoncu kadın.

landlord =  mal sahibi, ev sahibi, mal sahibi emlak sahibi, otelci pansiyoncu.

landscape =  manzara.

landslide =  heyelan toprak kayması,(seçimde) büyük başarı, heyelan.

landslip =  toprak kayması.

lane =  dar yol; şerit.

lapse =  duraklama.

largely =  geniş olarak, çoğunlukla ekseriyetle ziyadesiyle.

large-scale =  büyük ölçekli, geniş çaplı.

last =  son, sürmek devam etmek, son en son sonuncu, son olarak en son, v.sür:adj.geçen,bozulmamak dayanmak, herşeyden sonra herkesten sonra sonuncu olarak.

last resort =  son çare.

lasting =  bitmeyen tükenmeyen sürekli kalıcı, n.bitmeyen: v.sür:prep. sürerek, dayanıklı sağlam.

launch =  fırlatmak, atmak.

launcher =  fırlatıcı.

lavish =  v.israf et:adj. müsrif, savurgan tutumsuz, bol çok,(on ile) cömertçe vermek.

law =  hukuk, kanun.

lay =  döşemek, yatırmak.

lay the foundations =  temelini atmak.

layer =  tabaka kat, tabakalar halinde yaymak, bir şey yayan kimse/makine yayıcı, v.katmanlara ayir:n.katman.

layman =  mesleği olmayan kişi.

lead =  önde sürmek, tasma kayışı, yönetmek liderlik etmek idare etmek, götürmek rehberlik etmek, kılavuzluk öncülük, inandırmak ikna etmek, başrol, ara kablosu,(of/over ile)(uzaklık, sayı, vb.) ileride olma önde gelme,(bir yere) götürmek      ulaştırmak, v.yol göster:n.yol.

lead shot =  kurşun saçma.

lead-based =  kurşun bazlı.

leadership =  liderlik önderlik, önderlik.

leading =  önde olan, kılavuzluk eden.

leaf =  yaprak, sayfa yaprak, (bitki) yaprak, (özellikle altın ve gümüş) ince tabaka yaprak.

league =  birlik.

leak =  (gaz,vb.) sızıntı,v.sizdir:n.kaçak,su sızdıran delik ya da çatlak,sızmak,(haber,vb.) sızdırmak, (gaz,vb.) sızdırmak, (haber,vb.) sızma sızıntı.

lean =  (et) yağsız,(öne doğru) eğilmek, çok zayıf sıska, dayanmak yaslanmak, v.eğil:adj.çok zayif,verimsiz kıt,yana yatmak

leap =  sıçrama.

leave =  bırakmak, ayril, bakımına bırakmak sorumluluğuna bırakmak, ayrılmak bırakmak terketmek, izin.

leave out, exclude from =  hariç bırakmak.

lecture =  (üniversitede) ders, azarlama paylama, azarlamak paylamak, ders vermek, konferans, konferans vermek, v.ders ver:n.ders.

legacy =  miras, miras kalıt.

legal =  yasal, yasal yasaya uygun.

legality =  kanunilik, yasallık yasaya uygunluk.

legalize =  yasallaştırmak, kanunlaştır.

legend =  efsane, efsane söylence, büyük ünlü kimse efsane,(harita, vb.’de) açıklayıcı bilgiler.

legendary =  efsanevi söylencesel, masalimsi, ünlü.

legible =  okunaklı, okunaklı.

legislation =  kanunlaştirma, yasama.

leisure =  serbestlik,1.boş vakit.

leisurely =  acele etmeden, acelesiz yapılan yavaş sakin.

lengthy =  uzun, uzun uzadıya.

lessen =  azalmak, azaltmak, küçült.

lethal =  öldürücü.

level =  düz, yüzey yatay yüzey, yıkmak düzlemek, seviyeli dengeli düzgün, düzlük düz yer, düzey, be. düz olarak düzgün bir biçimde, aynı düzeyde aynı hizada bir seviyede,(of ile) miktar derece düzey seviye ölçü, düzleştirmek düzeltmek.

liability =  ödenecek borç, sorumluluk, engel, sorumluluk, yükümlülük .

liable =  maruz, eğilimli, sorumlu.

liberally =  el açıklığıyla cömertlikle büyük miktarda.

liberate =  serbest bırakmak, serbest birak.

liberation =  serbest birakilma.

license =  1.ai bkz. licence, v.lisans ver:n.lisans.

life-span =  yaşam süresi.

life-threatening =  hayatı tehdit eden.

lightening =  yıldırım.

lighting fixtures =  aydınlanma aksesuarları.

likeable =  bkz. likable.

likelihood =  olasılık olabilirlik, olasilik.

likely =  uygun mantıklı iyi, uygun, be. galiba muhtemelen, olası muhtemel.

likewise =  be. aynı şekilde -de -da ayrıca bir de, ayni şekilde.

liking =  (for ile) sevme düşkünlük, n.hoşlanma:v.hoşlan:prep.hoşlanarak.

lime scale =  kireç tortusu.

limit =  v.sinirlandir:n.sinir,limit uç sınır had,(to ile) kısıtlamak sınırlandırmak.

limitation =  sınırlama, limit.

limited to =  (şirket) limited, v.sınırlandır: adj., sınırlı.

limp =  topallama, topallamak, gevşek yumuşak güçsüz zayıf,v.topalla:n.topallama, aksamak.

limply =  gevşekçe.

lingered =  gidememek, ayrılamamak.

linguist =  yabancı diller üzerine çalışan ve bu dilleri iyi bilen kimse, dilbilimci dilci, dil uzmanı.

link, connect, attach =  (together/up ile) bağlamak birleştirmek, v.bağla:n.bağlanti,bağlantı bağ,zincir halkası.

liquid =  (yiyecek, vb.) sulu, sıvı akışkan, sıvı likid,(ses) berrak akıcı.

liquidation =  tasfiye.

listless =  kayitsiz, yorgun bitkin cansız uyuşuk.

listlessly =  umursamazca.

literacy =  okuryazarlık, okur yazarlik.

literate =  okuryazar, iyi eğitim görmüş bilgili okumuş, okuryazar.

litter =  çöp.

live =  canlı.

livelihood =  geçim, geçim geçinme.

lively =  canlı gerçeğe uygun, canlı hareketli hayat dolu neşeli, canli.

liver =  karaciğer.

livestock =  çiftlik hayvanları.

load =  (makina, vb.’nin yaptığı) iş, doldurmak şarj etmek, şarj, taşınan miktar, v.yükle: n.yük, yük, yüklemek.

loan =  ödünç verilen şey, ödünç verme, ödünç vermek, v.ödünç ver:n.ödünç.

loathe =  nefret etmek tiksinmek iğrenmek, nefret et.

local =  ii semt birahanesi lokal, lokal, yerel, yerel yöresel.

locate =  yerleştir, yerini öğrenmek, yerleştirmek kurmak.

locate =  bulunma, bir yerde yerleşmiş olma.

location =  yer, yer konum.

lofty highy =  yüce, yüksek, azametli.

logical =  mantıklı, mantiksal, mantıksal.

loneliness =  yalnızlık, yalnizlik.

lonely =  yalniz, yalnız ve mutsuz kimsesiz, tenha, ıssız.

longitude =  boylam, meridyen.

long-range =  uzun vadeli.

look for, search, examine, scrutinize =  araştırmak.

look like =  gibi görün.

look up to, respect =  hayran olmak, örnek almak.

loosen =  gevşetmek çözmek, gevşet, gevşemek çözülmek.

lot =  hepsi tümü, arsa parsel, talih kısmet yazgı, kura ad çekme, kura, film stüdyosu çekim yeri, çok pek, çok miktar çok sayı çok, açık arttırma ile satılan eşya (grubu),birçok, grup miktar parti, aynı türden eşya grubu parti.

loyal =  vefali, vefalı sadık bağlı.

loyalty =  bağlılık sadakat, sadakat.

lubricant =  yağlayıcı.

lubricate =  yağla, yağlamak yağlayarak kolay işler hale getirmek.

luck =  şans, talih, uğur.

luckily =  şans eseri, çok şükür bereket versin ki allahtan neyse ki.

lumber =  (with ile) ii istenmeyen bir şey/iş/sorumluluk vermek angarya yüklemek, ağır hareket etmek hantal hantal yürümek, v. yavaşça yürü:n.kullanilmayan eşya.

luminescence =  ışıldama, parıldama.

lunar base =  ay üssü.

lung =  akciğer.

magic =  çekicilik büyü, büyü, büyülü sihirli, büyücülük sihirbazlık, büyü sihir.

magnetostriction =  manyetik uzayıp kısalma.

magnificent =  muhteşem, görkemli olağanüstü muhteşem.

magnify =  büyült, büyütmek.

magnitude =  büyüklük, önem, büyüklük.

magnitude =  büyüklük, boy.

mainland =  anakara.

mainly =  çoğunlukla, başlıca, esasen.

maintain =  sürdürmek devam ettirmek, savunmak savlamak iddia etmek, paraca desteklemek geçindirmek bakmak, iyi halde tutmak korumak bakmak bakımını yapmak, koru.

maintenance =  nafaka, bakım, bakim.

major =  binbaşı, büyük, büyük önerme, büyük reşit, daha büyük daha önemli, majör,(üniversitede) ana dal esas dal.

majority =  sayı farkı fark, rüşt, çoğunluk.

make-up =  topla.

maladjust =  (çevreye) uyamayan uyumsuz, uyumsuz.

malnutrition =  kötü beslenme.

maltreat =  kötü davran, kötü davranmak zulmetmek.

mammals =  memeliler.

manage =  başarmak becermek yapmak üstesinden gelmek, yemek/içmek/almak/istemek, yönet, yönetmek idare etmek, kontrol altına almak dizginlemek dize getirmek.

management =  yönetim, yönetim idare, yönetim kurulu.

manifest =  açık belli görülür, v.göster: adj. belli, göstermek ortaya koymak.

manipulate =  kendi amacı doğrultusunda yönlendirmek etkilemek, beceriyle kullanmak ustalıkla yönetmek, işlet.

manner =  ton, tarz biçim yol, davranış davranış şekli, biçim.

mantelpiece =  şömine rafi, şömine rafı.

manually =  el ile.

manufacture =  imâl etmek yapmak, imâl yapım,v.imal et:n.imalat.

manure =  gübre.

manuscript =  el yazısı.

march =  marş, yürütmek önüne katmak, yürüyüş, yürünen mesafe, v.tempolu yürü:n.mart,ilerlemek,ilerleme,gösteri yürüyüşü yürüyüş,askeri yürüyüş,düzenli adımlarla yürümek.

marginal =  az, kenarda olan sınırsal, kenarda yazılı, marjinal.

marine =  denizle ilgili.

mark =  1.işaret çizgi im,v.işaretle:n.not.

market =  pazar, pazarlamak, piyasa, satmak satışa çıkarmak, borsa, çarşı pazar, alışveriş yapmak, istek talep.

marvelous =  ai bkz. marvellous, olağanüstü.

mass =  kütle, yığın küme, v.toplan: n.kütle, toptan seri, kalabalık, çokluk, bir araya gelmek kümelenmek kalabalık oluşturmak, çok kişiyi ilgilendiren.

massacre =  v.kiliçtan geçir:n.katliam,katliam yapmak,katliam kırım.

massive =  büyük iri kocaman, ağir, güçlü kuvvetli.

master =  iyi bilmek hakim olmak, yenmek denetim altına almak egemen olmak hakim olmak, v.iyice öğren: n.hakim, üstat usta, sahip, master derecesi yüksek lisans, işveren patron usta, efendi, bey, asıl baş en önemli, aile reisi,(erkek) öğretmen, müdür yönetici direktör.

masterpiece =  şaheser başyapıt.

match =  kibrit,v.eşle:n.kibrit,maç karşılaşma,evlenme,eşi benzeri olmak boy ölçüşmek,eş akran denk,benzer,-e uygun bir şey bulmak,uymak iyi gitmek.

matter =  madde.

mature =  olgunlaştırmak, olgunlaşmak olmak, olgun mantıklı,(peynir, şarap, vb.) olmuş olgun, v.olgunlaş: adj. olgun.

mayor =  belediye başkanı, belediye başkani.

meadow =  çayır otlak, mera.

mean =  adi bayağı alçak acımasız, anlamına gelmek demek olmak, aritmetik ortalama, demek istemek kastetmek, huysuz haşin, istemek niyet etmek, kaba çirkin, pinti cimri, v.anlamina gel:n.anlam.

means =  yol yöntem çare vasıta, gelir, araç, para servet.

measure =  ölçüsünde olmak, v.ölç:n.ölçü,önlem,ölçü ölçü birimi,ölçü,ölçmek,ölçme sistemi,ölçme aygıtı,miktar ölçü oran derece nispet,sınır.

measure =  önlem.

meddle =  interfere karışmak, burnunu sokmak.

media =  medya, kitle iletişim araçları.

medical =  tıbbi muayene, tıbbi, tibbi.

medicine =  tıp hekimlik, ilaç, ot, tıp.

medieval =  ortaçağ… ortaçağa ait, ortaçağa ait.

mediocre =  orta vasat şöyle böyle, orta.

meditative =  thoughtful derin derin düşünen.

melt =  erimek, eritmek, yumuşatmak.

membership =  üyelik, üyeler, üyelik.

memorize =  zar, çeper, ezberle, ezberlemek.

memory =  anı hatıra, bellek, bellek hafıza, hatır.

menace =  başbelası, v.tehdit et:n.tehdit,tehdit etmek,tehdit tehlike.

mend =  repair tamir etmek.

mental =  akli, çatlak kaçık deli, zihinsel, zihinsel akılsal.

mentality =  düşünüş, akıl zekâ zihin, düşünüş zihniyet.

mention =  -den söz etmek bahsetmek anmak, anma adını anma, v.bahset:n.bahsi,ima söz etme söyleme.

merchant =  tüccar, tüccar tacir.

merciful =  sevecen bağışlayıcı merhametli şefkatli, merhametli.

merciless =  merciless.

mercy =  merhamet acıma insaf, af lütuf, merhamet.

merely =  sadece, sadece yalnızca.

merge =  birleştir, içine karışmak birleşmek, içine karıştırmak birleştirmek.

merit =  hak etmek layık olmak, değer liyakat, v.hak et:n.ödül,fazilet erdem meziyet.

mess =  ask. orduevinin lokanta kısmı, karışıklık düzensizlik, kirlilik pislik, kötü durum zor durum dert bela,v.altüst et:n. karişiklik, ask. karavana.

messy =  dağınık, düzensiz.

mighty = güçlü kuvvetli kudretli, iddiali.

migrant =  göçebe göçmen, göçmen kuş, göçmen.

migrate =  göç etmek göçmek, göç et.

migration =  göç göçme, göç.

mild =  yumuşak başlı iyi huylu uysal kibar, ılımlı ılıman mutedil,(yiyecek, içecek, vb.) hafif, yumuşak başlik.

mildly =  tatlılıkla nezaketle yumuşakça, hafifçe biraz, tatlilikla.

military =  askeri, askerler ordu, askeri.

Milky Way =  Samanyolu.

mill =  fabrika imalathane,(maden) frezelemek şekil vermek işlemek, değirmen, el değirmeni, v.öğüt: n.mil, değirmende öğütmek.

mindful =  dikkatli,-e dikkat eden önem veren.

mindlessly =  akilsizca.

minimize =  küçümsemek önemsememek, en aza indirgemek azaltmak, küçült.

minor =  küçük, önemsiz.

minority =  azınlık, azinlik.

minute =  dakika, kısa süre an, çok titiz ayrıntılı dikkatli, çok küçük,dakika.

minutely =  inceden inceye.

miracle =  mucize.

miraculous =  mucizevî şaşılacak, mucizevî.

mischief =  kötülük, yaramazlık, hasar zarar.

misdeed =  kabahat, kötülük kötü davranış kabahat.

misdemeanor =  suç.

misdirect =  yanlış yol göstermek.

miserable =  mutsuz perişan sefil, kötü berbat, zavalli.

misery =  mutsuzluk sefalet ıstırap, mutsuzluk.

mishap =  aksilik terslik talihsizlik kaza, kaza.

misjudge =  yanliş hüküm ver, yanlış hüküm vermek yanlış değerlendirmek.

mislay =  kaybet, nereye koyduğunu unutmak.

mislead =  yanlış yola sevketmek saptırmak yanıltmak, kandir.

misleading =  n.yaniltici: v.kandir: prep. yaniltarak.

misleadingly =  yaniltici olarak.

misplace =  yanlış yere koymak, yanliş yere koy, nereye koyduğunu unutmak.

missile =  füze, mermi, füze.

mission =  misyonerler kurulu, görev, kurul misyon, özel görev misyon.

mistrust =  güvensizlik.

misty =  sisli puslu, sisli.

misunderstand =  yanlış anlamak, yanliş anla.

misuse =  kötüye kullanma suistimal, kötüye kullanmak, v.hatali kullan:n.hatali kullanim,yanlış yerde kullanmak kötü kullanmak,yanlış kullanma.

mix =  karışım birleşim, karışmak, v.kariştir:n.karişim,kaynaşmak uyum sağlamak,karıştırmak.

mixture =  karışma karıştırma, karişim, karışım.

mobile =  seyyar gezici, hareketli, rüzgârın etkisiyle hareket eden küçük süs eşyası, hareket eden oynak.

mobility =  hareket kabiliyeti.

mobilize =  harekete geçirmek, silah altına almak seferber etmek, silah altina al.

mock =  v.alay et:adj.sahte,yapmacık sahte,taklidini yapmak maskara etmek,alay etmek eğlenmek.

moderate =  orta,v.ilimlilaştir:adj.orta,orta karar,hafifletmek azaltmak,görüşleri aşırıya kaçmayan ılımlı,hafiflemek azalmak,ılımlı kimse makul kimse.

moderate =  ılımlı.

modest =  alçakgönüllü.

modification =  değişiklik, değiştirme değişiklik.

modify =  değişiklik yapmak değiştirmek, değiştir.

moist =  nemli, ıslak.

moisture =  nem, rutubet.

mold =  şekil vermek, kalıp.

molten =  erimiş, sıvılaşmış.

momentum =  hız.

monetary =  parasal.

monitor =  sınıf başkanı, monitör denetlik,(yayın, telsiz, vb.) izlemek denetlemek dinlemek.

monster =  canavar.

monument =  anıt, olağanüstü eser dev yapıt.

moody =  dakikası dakikasına uymaz değişken kaprisli, aksi ters huysuz.

moral =  dürüst ahlaklı, manevi tinsel, ahlaklı törel, ahlak dersi, alınacak ders kıssadan hisse.

mortgage =  rehin ipotek, rehine koymak ipotek etmek.

mosquito =  sivrisinek.

mostly =  çoğunlukla çoğu çoğu kez.

motion =  hareket.

motionless =  hareketsiz.

motivate =  harekete geçirmek motive etmek.

motivation =  neden güdüleme güdü motivasyon.

mould =  kalıba dökmek kalıba sokmak, kalıp dökme kalıp, küf, bahçe toprağı.

mourn =  (for/over ile) yasını tutmak.

mow =  biçmek.

mucus =  sümüksü salgı.

mud =  çamur; iftira.

muddle =  karışıklık dağınıklık düzensizlik karmaşa, şaşkınlık sersemlik, kafasını karıştırmak şaşkına çevirmek,(up ile) dağıtmak karıştırmak.

muddy =  çamurlu.

mug =  bir maşrapa dolusu, saldırıp soymak, ii enayi avanak, arg. yüz surat, kulplu bardak maşrapa.

mugger =  komedyen.

multiply =  çoğaltmak, çoğalmak, üremek,(by ile) çarpmak.

multitude =  çok sayı çokluk kalabalık.

mummify =  mumyalamak.

municipality =  belediye.

murderer =  katil, kıyacı.

muscle =  güç kuvvet, kas, kas adale.

mutate =  değişmek dönüşmek.

mutual =  karşılıklı, ortak.

mutually =  tümünü kapsar şekilde.

mysterious =  gizemli, esrarlı.

mystery =  anlaşılmaz şey gizem esrar, sır giz.

mystified =  v.şaşirt: adj. şaşırmış.

myth =  söylence mit, efsane, uydurma şey masal.

naked =  çıplak.

namely =  yani.

nap =  kestirmek şekerleme yapmak, kısa uyku kestirme şekerleme.

narrate =  anlatmak aktarmak.

narrow =  anca yeten kıt kanaat, dar, daralmak, daraltmak, sınırlı az.

nasty =  pis kirli, açık saçık edepsiz terbiyesiz ahlaksız, ağır ciddi tehlikeli, çirkin kötü berbat pis iğrenç.

nation =  millet ulus.

national =  yurttaş uyruk, ulusal.

native =  yerli, doğuştan,(to ile) -e özgü -de yetişen, yerli, doğma büyüme.

natural =  (bir işe) çok uygun kişi/şey, doğaya özgü doğal, doğuştan, doğuştan yetenekli kişi başarılı kişi, olağan normal doğal.

naturalist =  doğa bilimci.

naturally =  doğal olarak doğallıkla.

naughtily =  yaramazca.

naughty =  edepsiz ahlaksız, yaramaz haylaz.

navigate =  (gemi, uçak, vb.) yönlendirmek yönünü belirtmek/söylemek.

navigation =  deniz ya da uçak yolculuğu sefer, denizcilik gemicilik dümencilik.

navigator =  (gemi, uçak, vb.) rotacı dümenci.

nearly =  hemen hemen neredeyse.

neat =  (içki) katıksız sek, ai çok iyi süper, temiz derlitoplu düzenli, tertipli düzensever, zeki etkileyici.

necessary =  gerekli zorunlu, vazgeçilmez, kaçınılmaz.

necessitate =  gerektirmek zorunlu kılmak.

necessity =  ihtiyaç gereksinim, yoksulluk, zorluk.

necklace =  kolye gerdanlık.

needle =  dikiş iğnesi, iğne, ibre, pikap iğnesi, şırınga iğnesi, şiş, tığ.

needlessly =  gereksizce.

neglect =  ihmal etmek.

neglection =  ihmal.

negligence =  savsaklama boşlama özensizlik dikkatsizlik ihmal kayıtsızlık.

negligent =  ihmalci kayıtsız dikkatsiz.

negligible =  önemsiz, sözünü etmeye değmez, kayda değmez, ihmal edilebilir(yol, vb.) geçilebilir,ciro edilebilir devredilebilir satılabilir.

negotiate =  akdetmek, rahatça geçmek, görüşmek.

negotiation =  ciro etme devretme, görüşme.

nerve =  sinir, cesaret vermek, arsızlık yüzsüzlük küstahlık cüret, sinirlere hâkim olma.

nervous =  heyecanlı ürkek sinirleri gergin, sinirlere ilişkin sinirsel.

nervously =  sinirli olarak.

nest =  yuva, yuva yapmak.

net =  (ağ ile) yakalamak,tuzak,net katıksız kesintisiz,kazanmak kâr etmek,ağ,file.

nevertheless = bununla birlikte yine de.

newly =  yakınlarda yeni, yeni bir biçimde.

nickname =  takma ad.

nightmare =  kâbus, karabasan.

nod =  onaylamak, başını sallamak, baş sallama, başıyla selam vermek, uyuklarken başı öne düşmek uyuklamak.

noisy =  gürültülü patırtılı gürültücü.

nomadic =  göçebe gibi.

nominally =  önemsiz, düşük oranda.

nominate =  atamak tayin etmek, aday olarak göstermek adaylığını önermek.

nomination =  aday gösterme adaylık.

non-fiction =  kurgusal olmayan, düz yazı.

nonsense =  aptalca davranış, anlamsız söz saçma saçmalık zırva fasafiso.

no-point =  yararı, anlamı yok.

nosy =  her şeye burnunu sokan.

notable =  dikkate değer önemli anmaya değer, ileri gelen/saygın/tanınmış kişi, tanınmış.

noticeable =  göze çarpan dikkate değer önemli.

noticeable =  belli, fark edilir.

noticeably =  farkina varilacak derecede.

notify =  bildirmek haberdar etmek haber vermek.

notion =  fikir görüş kanı.

notorious =  kötü tanınmış adı çıkmış kötü şöhretli namlı.

nourish =  beslemek, gelişmesine yardım etmek beslemek desteklemek.

nourishing =  besleyici.

novelist =  romancı.

novelty =  yenilik.

nuance =  nüans, ayrıntı.

nucleus =  çekirdek.

nuisance =  sıkıntı veren şey/kimse baş belası.

numerous =  birçok sayısız, çok sayıda.

nursery =  fidanlık, çocuk yuvası.

nutrient =  besleyici (gıda) .

nutrient =  besin, gıda, besleyici.

nutrition =  yiyecek besin gıda, beslenme.

nutritious =  besleyici.

oar =  kürek sandal küreği.

obedience =  itaat uyma söz dinleme.

obedient =  itaatkâr söz dinler uysal.

obese =  çok şişman şişko.

obesity =  aşırı şişmanlık.

obey =  denileni yapmak söz dinlemek, itaat etmek uymak riayet etmek.

object =  nesne şey madde obje, amaç, karşı çıkmak itiraz etmek, itiraz etmek, mevzu konu, nesne.

objection =  sakınca engel, itiraz.

objective =  tarafsız yansız, nesnel objektif, amaç hedef, mercek objektif.

obligation =  ödev, senet borç senedi, yükümlülük, zorunluluk mecburiyet.

obligatory =  zorunlu bağlayıcı.

oblige =  zorunda bırakmak zorlamak, lütufta bulunmak lütfetmek iyilikte bulunmak minnetar bırakmak.

oblong =  dikdörtgen.

obscure, unclear, vague, indistinct  =  gizlemek gizli, belirsiz gözden saklamak örtmek, karanlık, anlaşılmaz hale getirmek karıştırmak, anlaşılması güç kapalı anlaşılmaz, pek tanınmamış silik.

obscured =  saklı, anlaşılması güç.

obscurity =  belirsizlik.

observation =  gözleme gözetleme, inceleme gözlem, gözlem, düşünce görüş.

observe =  -e uymak saygı göstermek riayet etmek, dikkat etmek dikkatle bakmak gözlemek, görüş belirtmek söylemek demek, gözetlemek, incelemek gözlem yapmak gözlemlemek.

observer =  gözlemci.

obsess =  hiç aklından çıkmamak kafasında yer etmek kafasına takılmak, fikri sabit yapmak.

obsession =  takınak saplantı sabit fikir.

obsolete =  eskimiş eski modası geçmiş.

obstacle =  engel, ket.

obstinate =  inatçı.

obstinate =  inatçı.

obtain =  almak, elde etmek edinmek sağlamak.

obvious =  açık, anlaşılır, ortada.

obviously =  besbelli belli ki.

occasion =  fırsat, vesile, önemli gün, özel olay.

occasional =  ara sıra olan, arada sırada olan, düzensiz.

occupation =  işgal, meslek iş.

occupy =  -de oturmak, meşgul etmek, işgal etmek doldurmak, işgal etmek zaptetmek.

occur =  bulunmak yer almak var olmak, vuku bulmak meydana gelmek olmak.

odd =  çifti olmayan tek eşi yok,(sayı) küsur,(sayı) tek, acayip tuhaf garip, arada sırada olan düzensiz.

odds =  olasılık, ihtimal.

odour =  (ter, vb.) koku.

odourless =  kokusuz.

offence =  gücendirme kırma hakaret, saldırı, suç kusur kabahat yasaya aykırı davranış.

offend =  suç işlemek, gücendirmek kırmak, rahatsız etmek hoş gelmemek.

offender =  suçlu suç işlemiş kimse.

offensive =  saldırıyla ilgili, pis kötü çirkin tiksindirici iğrenç, sürekli saldırı.

offensively =  saldırı.

offer =  sunma takdim arz, fiyat teklifi, teklif etmek, teklif.

official =  görevli memur, resmi.

officially =  resmi olarak resmen.

offspring =  çoluk çocuk döl, yavru hayvan.

omission =  dahil etmeme atlatma çıkarma, atlanan şey/kimse.

omit =  dahil etmemek atlamak geçmek çıkarmak, ihmal etmek yapmamak.

on a large scale =  geniş çapta.

on strike =  grevde.

on the verge of =  -ın kenarında, eşiğinde.

on trial =  denem safhasında.

onset =  (kötü bir şey için) başlangıç ya da ilk saldırı ilk atak.

onwards =  -den sonra, sonrasında.

open-minded =  açık fikirli.

operate =  ameliyat etmek, işlemek çalışmak, işletmek çalıştırmak.

opinion =  fikir.

opium poppies =  afyon çiçeği.

opponent =  aleyhtar muhalif rakip.

opportune =  uygun eyverişli yerinde.

opportunity =  koz, fırsat elverişli zaman.

opposition =  direnme karşı koyma, karşıtlık karşı koyma itiraz, karşıtlık zıtlık, muhalefet, zıt, zıtlaşma.

optimal =  en uygun.

optimism =  iyimserlik.

optimistic =  iyimser.

optional =  isteğe bağlı seçmeli.

oral =  ağızla ilgili ağızdan oral, sözel sözlü ağızdan.

orally =  sözlü olarak.

orbit =  yörüngede dönmek, yörünge.

orchard =  meyve bahçesi.

orchid =  orkide.

ordinary =  sıradan alışılmış olağan.

ore =  (maden)filiz, cevher.

orientation =  yönlendirme.

ornament =  süs süs eşyası, süslemek.

ornamental =  süs olarak kullanılan süsleyici, süslü cafcaflı.

orphan =  öksüz bırakmak, öksüz yetim.

otherwise =  başka bakımlardan, başka türlü farklı bir şekilde, yoksa, yoksa aksi takdirde.

otter =  su samuru.

outbreak =  patlak verme çıkma, salgın.

outburst =  patlama patlak verme.

outcome =  sonuç.

outdated =  modası geçmiş.

outer =  harici dış dıştaki.

outfit =  grup ekip, teçhizat takım donatı.

outline =  şeklini/taslağını çıkarmak, ana hatlar taslak, özet, şekil.

outnumber =  sayıca üstün olmak.

output =  üretim ürün, verim randıman, bilgisayardan alınan bilgi çıktı.

outrage =  büyük öfke nefret, nefret uyandırıcı hareket zulüm, öfkelendirmek nefretini uyandırmak.

outrageous =  terbiyesiz çirkin öfke uyandırıcı, nefret uyandırıcı, ahlaksız utanmak, şok edici.

outset =  başlangıç noktası.

outsider =  bir grubun dışında olan kimse yabancı, kazanma olasılığı az olan yarışmacı/hayvan.

outskirts =  kentin dışı dış mahalle varoş.

outstanding =  diğerlerinden iyi çok iyi göze çarpan, henüz yapılmamış yarım kalmış,ödenmemiş.

outwards =  dışa doğru.

overactive =  çok aktif, hareketli.

overall =  sonuçta genelde, ayrıntılı geniş kapsamlı, her şey dâhil tüm toplam.

overburdened =  sıkıntılı.

overcome =  (duygu, vb.) davranışları etkilemek, galip gelmek, üstesinden gelmek alt etmek.

overdo =  abartmak şişirmek, aşırı duygusallık göstermek, gereğinden fazla kullanmak.

overdue =  rötarlı geçikmiş, vadesi geçmiş.

overdue =  vadesi geçmiş, gecikmiş.

overemphatic =  fazla vurgulu, çok fazla çarpıcı.

overestimate =  olduğundan fazla değer biçmek abartmak.

overfed =  fazla besili.

overflow =  taşmak.

overhaul =  elden geçirmek yoklamak onarmak, yetişip geçmek.

overhear =  kulak misafiri olmak gizlice dinlemek.

overland =  karadan.

overload =  fazla elektrik kullanmak, aşırı yüklemek.

overlook =  gözden kaçırmak görememek atlamak,-e nazır olmak bakmak, göz yummak affetmek.

overseas =  denizaşırı.

oversimplify =  aşırı basitleştirme.

overtake =  ansızın yakalamak bastırmak, yetişip geçmek sollamak.

overtime =  fazla mesai.

overturn =  devirmek, tepe üstü getirmek.

overweight =  (belli bir kilodan) ağır fazla ağır fazla kilolu.

overwhelming =  çok büyük ezici.

owe =  borçlu olmak.

owing to =  sayesinde; yüzünden dolayı.

own =  kendi kendisinin, sahip olmak, tanımak kabul etmek itiraf etmek.

ownership =  mülkiyet sahiplik.

pace =  sürat hız, yürüyüş, koşu ya da yürüyüş hızını belirlemek, ağır ya da düzgün adımlarla yürümek, adım, adımla ölçmek adımlamak.

pacify =  barışı/güvenliği sağlamak, yatıştırmak sakinleştirmek rahatlatmak.

paddle =  tokat atmak, suda gezinmek,(masa tenisi) raket, kısa kürek, kısa kürekle yürütmek kısa kürek kullanmak.

pain =  acı ıstırap, ağrı sızı, baş belası, üzmek kırmak incitmek kalbini kırmak.

painful =  acı veren.

painkiller =  ağrı kesici.

painless =  acısız ağrısız, acısız.

painstaking =  dikkatli özenli.

pale =  solmak, sönük kalmak önemsiz kalmak, soldurmak, (yüz) soluk, (renk, vb.) solgun cansız.

palm =  palmiye hurma ağacı, avuç içi aya.

pamper =  üzerine çok düşmek şımartmak.

parade =  geçit töreni, gezinti yeri, gösteriş, gösteriş yapmak hava atmak, sıraya dizilmek.

paramount =  üstün yüce en büyük en önemli.

partial =  düşkün, tarafgir yan tutan, bölümsel tikel kısmi.

partially =  yan tutarak, kısmen.

participant =  katılan kişi katılımcı iştirakçi.

participate =  katılmak iştirak etmek.

participate, join, take part in =  katılmak.

particular =  müşkülpesent titiz, belirli diğerlerinden farklı tek, özel olağandışı dikkate değer, tam ayrıntılı, mahsus özgü

particularly =  özellikle.

partly =  kısmen bir dereceye kadar.

partner =  ortak.

partnership =  ortaklık.

passageway =  pasaj, geçit.

passer-by =  (tesadüfen) yoldan geçen kişi.

passionate =  ihtiraslı hırslı, şiddetli ateşli.

past =  geçen, geçmiş zaman geçmiş,-den sonra geçe, geçmiş zaman, geçmiş geçmişte kalan, ötesinde uzağında, dilb. geçmiş, bitmiş sona ermiş,-siz -sız, eski sabık, bir kimsenin geçmişi geçmiş.

pasture =  ot, otlak çayır mera, çayıra salmak otlatmak.

pasture =  hububat. tahıl.

patch =  yama, parka.

patent =  patent almak, patentli, patent, görünen açık besbelli meydanda ortada.

pathetic =  acıklı dokunaklı üzücü, boktan beş para etmez işe yaramaz.

patience =  sabır.

patient =  hasta, sabırlı.

patriot =  yurtsever.

patrol =  devriye, devriye gezme, devriye gezmek, kol.

pattern =  desen resim, şablon, numune örnek, gidiş gidişat seyir, aynen kopya etmek kopyasını çıkarmak,-e uydurmak, kalıp patron model.

pattern, model, structure = model, yapı.

pave the way for =  yolunu açmak, zemin hazırlamak.

pay attention to =  dikkatini vermek.

payment =  ödeme, ücret maaş.

peace =  asayiş güvenlik, barış, rahat huzur.

peaceful =  barışsever barışçı barışçıl, sakin rahat huzurlu.

peak =  doruğa ulaşmak, uç doruk zirve, sivri uç, kasket siperi, en yüksek nokta en yüksek sınır.

peasant =  hödük andavallı, köylü.

pebble =  çakıl taşı.

peculiarity =  -e özgü olma, özellik, tuhaflık acayiplik.

peculiarity =  özellik;-e özgü olma; tuhaflık.

pedestrian =  ilginç olmayan alelade sıradan, yaya.

peerless =  eşsiz rakipsiz.

peevish =  huysuz hırçın aks.

pen pal =  mektup arkadaşi.

penalize =  ceza vermek cezalandırmak.

penalty =  ceza, penaltı.

penetrable =  nüfuz edilebilir.

penetrate =  içine girmek yarmak, nüfuz etmek delip geçmek, girmek dalmak, anlamak çözmek.

penniless =  züğürt meteliksiz.

pension =  emekli maaşı, pansiyon.

pepper spray =  biber gazı.

per head =  adam başı.

perceive =  algılamak kavramak anlamak görmek.

percent =  yüzde.

percentage =  yüzdelik yüzde oranı, komisyon yüzdelik.

perceptible =  algılanabilir duyulabilir görülebilir farkedilebilir .

perception =  algı, kavrayış seziş, algılama.

perfectly =  mükemmel bir şekilde kusursuzca, tamamen tam olarak.

perform =  müz. çalmak, yapmak yerine getirmek icra etmek, oynamak temsil etmek, rol almak rol oynamak.

performance =  gösteri oyun, performans başarım, ifa icra yapma.

peril =  tehlike.

perilous =  tehlikeli riskli.

perish =  bozmak çürütmek, bozulmak çürümek, ölmek yok olmak.

perishable =  (yiyecek) çabuk bozulan.

perishable =  kolay bozulur, dayanıksız.

permanent =  perma, sürekli, kalıcı.

permanently =  sürekli, düzenli olarak.

permit =  izin vermek bırakmak, ruhsatname izin kâğıdı izin.

perpetual =  kalıcı ebedi, sürekli aralıksız bitmez tükenmez.

perpetually =  daima.

perplex =  şaşırtmak kafasını karıştırmak.

perplexed =  kafası karışmış.

persecute =  rahat vermemek, zulmetmek acı çektirmek.

persevere =  sebat etmek azimle devam etmek.

persist =  inat etmek ısrar etmek vazgeçmemek üstelemek, sürmek sürüp gitmek devam etmek kalmak inat etmek ısrar etmek vazgeçmemek üstelemek, sürmek sürüp gitmek devam etmek kalmak .

persistency =  direnme, ısrar.

persistent  =  sürekli geçmeyen bitmek bilmeyen, inatçı ısrarlı vazgeçmez.

personality =  şahsiyet.

personally =  kişi olarak şahsen, kendi bizzat.

perspiration =  ter.

persuade =  ikna etmek, inandırmak.

persuasion =  ikna etme ikna, inanç, ikna kabiliyeti.

persuasive =  ikna edici inandırıcı.

pertain =  ait olmak, ilgili olmak.

pervade =  (koku, duygu, düşünce, vb.) yayılmak doldurmak kaplamak.

pervade =  istila etmek.

pessimistic =  kötümser, karamsar.

pesticide =  tarım ilacı.

petition =  talep, talep etmek, dilekçe vermek, dilekçe, toplu dilekçe, başvurmak.

phantom =  hayalet.

phase =  evre aşama safha, evre faz, evrelendirmek aşamalandırmak, faz.

phenomenon =  olay olgu hadise, fenomen görüngü, olağanüstü kimse/şey/olay.

phony =  sahte, düzmece.

physician =  doktor hekim.

pick =  kazma, toplamak koparmak, sivri bir aletle kazmak açmak/kırmak, ayıklamak sıyırmak kemirmek, seçmek seçip ayırmak seçip almak, kürdan, karıştırmak, seçme seçenek seçim.

pick up, collect, acquire = toplamak, toplama, devşirme, edinmek.

piecemeal =  yavaş yavaş, parça parça.

pier =  binada kolon.          

pierce =  delmek delip geçmek.

pile =  yığmak yığın haline getirmek istif etmek, yığınla, yığın küme, büyük miktarda para servet, kuru pil, direk kazık, hav tüy.

pilgrimage =  hac hacılık.

pioneer =  öncülük etmek, öncü.

pipeline =  boru hattı.

pirate =  korsan satış yapmak, korsan.

pitiless =  merhametsiz.

pity =  acınacak şey, merhamet acıma, merhamet etmek acımak.

placid =  sakin durgun.

plain =  dobra açıksözlü dürüst,yalın basit sade süssüz,ova,düz,(kadın) çirkin alımsız,açık kolay anlaşılır net.

plant =  dikmek ekmek, fabrika, santral, sıkıca yerleştirmek, demirhane, bitki,(çalınan ya da yasak bir şeyi) birisinin üzerine saklayıp onu suçlu gör.

plausible =  makul akla yatkın, inandırıcı.

plausibly, credibly, feasibly = akla yatkın bir şekilde, inandırıcı bir şekilde.

playwright =  oyun yazarı.

plead =  özür dilemek özür olarak öne sürmek, savunmak, suçlamak, yalvarmak dilemek rica etmek, dava açmak.

pleasant =  hoş tatlı güzel, sevimli canayakın şirin yakın sıcak samimi.

plentiful =  bereketli bol.

plot =  komplo kurmak,(roman, vb.’de) olay örgüsü, arsa parsel, entrika suikast, haritada göstermek, işaretlemek.

plug =  tıkamak, tapa tıkaç, reklamını yapmak, reklam,(elektrik) fiş, buji.

plumber =  su tesisatçısı muslukçu.

plume =  kuş tüyü.

plunge =  dalma, fırlama.

poetic =  şiirsel.

point of view =  bakış açısı.

pointless = anlamsız, yararsız gereksiz.

poison =  olumsuz yönde etkilemek, içki, ot, zehirlemek, zehir.

poisonous =  iğrenç berbat, zehirli, kötü.

poke =  çıkarmak, dürtmek, sokmak.

polar bear =  kutup ayısı.

polar region =  kutup bölgesi.

policy =  politika; davranış biçimi.

polio =  çocuk felci.

polish =  parlatmak, cila perdah, ayakkabı boyası, kibarlık incelik, kusursuzlaştırmak, parlaklık, parlatmak cilalamak, parlak cilalı yüzey.

polish =  cilalamak, boyamak.

poll =  oylama, anket.

pollinate =  tozlanmak, polen yaymak.

pollute =  kirletmek.

pollution =  kirletme kirlenme kirlilik.

pond =  gölcük, gölet.

popular =  genel yaygın, halka ait halka özgü, sevilen tutulan gözde popüler.

popularity =  sevilme tutulma rağbet popülerlik.

population =  ahali halk, nüfus.

populous =  kalabalık nüfuslu nüfusu yoğun.

portable =  taşınabilir portatif.

portion =  porsiyon, pay hisse,(out ile) hisselere ayırmak bölüştürmek paylaştırmak, parça bölüm.

pose =  poz, poz vermek, poz verdirmek, duruş poz,(as ile) poz yapmak numara yapmak, ortaya çıkarmak ortaya atmak getirmek, yapmacık tavır poz.

position =  durum vaziyet hal duruş, yerini belirlemek, yer konum, iş görev memuriyet, konum mevki rütbe, yerleştirmek.

possess =  etkilemek etkisi altına almak, sahip olmak -si olmak.

possession =  ç. mal mülk servet, egemenlik hüküm, iyelik sahiplik, sömürge.

possibility =  olanak imkân, olasılık olabilirlik ihtimal.

posterity =  yeni nesil.

postpone =  ertelemek.

posture =  kasım kasım kasılmak, bedenin genel duruşu duruş.

poverty =  yoksulluk.

power =  erk, güç sağlamak, yeti yetenek yapma gücü, vekâletname vekâlet, yetke otorite, mat. kuvvet, hızla gitmek, güç kuvvet kudret, erk iktidar, elektrik enerji, çok, etki nüfuz sözü geçerlik.

powerful =  etkili, güçlü.

practically =  hemen hemen, uygun olarak kullanışlı olarak pratik olarak.

praise =  övme övgü, övmek, şükran, şükretme.

praised =  övmek.

praiseworthy =  övülmeye değer.

pray =  dua etmek yakarmak.

precast concrete =  hazır beton.

precaution =  tedbir önlem.

precede =  -den üstün olmak,-den önce gelmek,-den önde yer almak.

precede =  önceden vuku bulmak.

precious =  çok, kıymetli değerli.

precipitation =  çökelme, yere düşme, yağma.

precise =  titiz kusursuz, tam doğru kesin.

precisely =  tam olarak tam, evet öyle kesinlikle aynen öyle.

precision =  tamlık kesinlik doğruluk.

predator =  yırtıcı hayvan.

predict =  önceden bildirmek.

prediction =  önceden haber verme kestirim tahmin kehanet.

predictor =  belirleyici, ölçü.

predominant =  üstün, hâkim.

predominate =  üstün olmak, hâkim olmak.

pre-eminence =  öncelikli önem.

preface =  özsöz.

preferable =  tercih edilir daha uygun daha iyi yeğ.

preferably =  tercihan.

pregnant =  anlamlı, gebe hamile, verimli semereli.

prehistoric =  tarihöncesine ilişkin prehistorik.

prejudge =  önyargıda bulunmak önyargıyla yaklaşmak.

prejudice =  zayıflatmak zarar vermek kırmak, önyargı verdirmek etkilemek önyargılı olmasına neden olmak, önyargı.

preliminary =  başlangıç niteliğinde ilk ön, başlangıç giriş ön hazırlık.

premium =  sigorta primi; ödül, prim.

preposition =  edat.

presence =  edat ilgeç.

present =  şimdiki zaman, vermek takdim etmek sunmak, şimdiki bugünkü şu anki, şimdiki zaman hâlihazır, tanıtmak tanıştırmak takdim etmek, mevcut, göstermek, armağan hediye, sahnede göstermek temsil etmek.

presently =  şu anda şimdi, yakında kısa süre sonra birazdan.

preservation =  koruma korunma.

preservation =  koruma.

preserve =  reçel, saklamak korumak muhafaza etmek, sürdürmek devam ettirmek muhafaza etmek, korumak, konservesini yapmak,(meyve, vb.) bozulmasını çürümesini önlemek korumak, özel avlanma yeri.

preside =  başkanlık etmek yönetmek.

press =  bastırmak basmak, sıkma makinesi pres cendere makine, bası, sıkıştırma baskı tazyik, ütü yapma ütüleme, iş çokluğu iş sıkışıklığı, baskı makinesi matbaa makinesi, baskı basım, basımevi matbaa,(el) sıkma, basın mensupları gazeteciler.

press conference =  basın toplantısı.

pressurize =  basınç yapmak.

prestige =  saygınlık itibar prestij.

presumably =  herhalde galiba tahminen belki de muhtemelen.

presume =  haddini bilmemek cüret etmek, saymak varsaymak kabul etmek farzetmek.

pretend =  -miş gibi yapmak, kendine … süsü vermek … numarası yapmak, numara yapmak rol yapmak,(to ile) -e sahipmiş gibi davranmak.

pretext =  bahane.

prevail =  yenmek üstün gelmek baskın çıkmak, egemen olmak hüküm sürmek geçerli olmak.

prevalent =  yaygın genel.

prevent =  (from ile) önlemek önüne geçmek engellemek -den alıkoymak, korumak.

preview =  ilk gösterim.

previous =  önceki önceden olan, sabık.

previously =  önceden.

prey =  hayvanın avı,avlayarak yaşama.

price =  fiyatını belirlemek değer biçmek, fiyat koymak, fiyat eder, değer kıymet paha, bedel karşılık, paha.

priceless =  gülünç çok komik, paha biçilmez.

pride =  övünme iftihar, onur özsaygı haysiyet, kendisiyle övünülen kişi ya da şey övünç,(on ile) övünmek, gurur, kendini beğenmişlik.

primarily =  herşeyden önce aslında.

prime =  en kaliteli en iyi, en önemli, ilk baş başlıca.

primitive =  ilkel.

principle =  ana, esas.

print =  damga vurmak damgalamak, basılmış yazı matbua, basmak matbaada basmak tabetmek, damga kalıp, derin etki bırakmak damga vurmak, iz, klişeden basılmış resim çıkarmak tabetmek, matbaa harfleriyle yazı yazmak, tabı bası, bastırmak yayınlatmak.

prior to =  öncelikli, -den önce, daha önemli.

priority =  önemli öncelikli şey, öncelik üstünlü.

pristine =  bozulmamış, saf.

privacy =  mahremiyet gizlilik.

private =  özel, şahsa ait, gözlerden uzak yalnız sakin tenha, er asker, ç takım taklavat cinsel organlar.

privatize =  özelleştirmek.

prize =  ödül olarak verilen, ödül, ikramiye, ödül kazanan ödüllü,(kapak, vb.) kaldırmak zorlayıp açmak kırmak, ödüle layık büyük kalite, çok değer vermek.

probably =  büyük olasılıkla muhtemelen.

procedure =  prosedür yordam.

proceed =  (with ile) devam etmek sürdürmek, ilerlemek sürmek yürümek.

proceeds =  gelir, hâsılat.

process =  belli bir işleme tabi tutmak, bilgisayarda denetlemek verileri (denetlemek için) işlemek, çağrı kâğıdı celpname, dava, ilerleme gidiş seyir, süreç, oluşum süreç, yöntem işlem yol.

proclaim =  açıkça göstermek, duyurmak ilan etmek bildirmek.

prodigious, huge =  şaşılacak, müthiş, kocaman.

product =  sonuç, ürün, çarpım.

production =  sahneye koyma, ürün mahsul, yapıt eser, üretim yapım imal, üretilen miktar.

productive =  sonuç getiren, üretken, verimli, yaratıcı.

profession =  belli bir meslek üyeleri, iş meslek uğraş, açıklama itiraf beyan.

profit =  yarar çıkar, yararı dokunmak kâr sağlamak kazanç getirmek, kazanç kâr.

profitable =  kazançlı kârlı yararlı.

profiteer =  vurguncu, vurgun vurmak haksız yere çok kazanç sağlamak.

profound =  derin, bilgili etkileyici, engin, geniş.

profound =  tam, eksiksiz, derin; bilgili; etkileyici.

prohibit =  engel olmak olanak vermemek, yasaklamak.

project =  atmak fırlatmak, çıkıntı oluşturmak kenara doğru çıkmak, izdüşürmek, tasarı plan proje, yöneltmek tasarlamak kurmak planlamak proje çizmek.

prolific =  doğurgan, verimli, üretken, çok eser veren.

prolong =  uzatmak, sürdürmek.

prolonged =  uzun süreli.

prominent =  ünlü önemli seçkin, belirgin belli göze çarpan, çıkık çıkıntılı fırlak.

prominently =  belirgin.

promote =  reklamını yapmak, yükseltmek terfi ettirmek, ilerletmek gelişmesine yardımcı olmak.

promotion =  destek teşvik, yükselme terfi.

prompt =  -e sevketmek teşvik etmek -tirmek, seri çabuk tez dakik anında yapılan, suflörlük yapmak, tam olarak tam.

pronounce =  bildirmek, resmen bildirmek, söylemek telaffuz etmek.

proof =  deneme sınama, içkinin alkol derecesinin ölçüsü, kanıt delil kanıtlama tanıtlanım ispat,-e dayanıklı geçirmez işlemez,-e karşı dayanıklı hale getirmek … geçirmez hale getirmek, prova,(içki) belli bir ayarda olan.

propagation =  üreme çoğalma, yayılma yayılım.

proper =  gerçek hakiki, kusursuz, münasip uygun, doğru doğru dürüst tam, düzgün.

property =  iyelik mülkiyet sahiplik, özellik nitelik, mülk arazi emlâk, mal.

prophecy =  kehanet.

proportion =  ç. boyutlar, pay, orantı, oran, bölüm kısım.

proportionally =  orantili olarak.

proposal =  evlenme teklifi, öneri teklif.

propose =  önermek teklif etmek ileri sürmek, düşünmek kurmak niyet etmek niyetlenmek, evlenme teklif etmek, evlilik teklifi.

prosecute =  aleyhinde dava açmak, hakkında kovuşturma açmak kovuşturmak.

prosecutor =  davacı, savcı.

prospect =  görünüş manzara, olasılık ihtimal, beklenti umut,(petrol, altın, vb.) aramak araştırmak.

prospects =  başarı şansı.

prosperity =  başarı refah gönenç.

prosperous =  başarılı zengin gönençli.

protect =  korumak, yabancı mala yüksek gümrük koyarak yerli malı korumak.

protection =  koruma, korunma aracı koruyucu.

proud =  görkemli muhteşem heybetli, kendini beğenmiş kibirli, kurumlu gururlu mağrur, onurlu şerefli.

prove =  sağlamasını yapmak, bulunmak çıkmak, kanıtlamak.

provide =  koşul olarak koymak şart koşmak, sağlamak vermek.

provided =  -mek şartıyla yeter ki.

province =  ilgi alanı uzmanlık, ç. taşra, il.

provision =  ç. erzak, erzağını sağlamak gerekli şeyleri vermek donatmak, hüküm madde koşul, sağlama edinme tedarik, tedarik hazırlık biriktirim.

provoke =  -e neden olmak, kışkırtmak tahrik etmek, kızdırmak öfkelendirmek.

prune =  budamak, kuru erik çırp.

publication =  yayım yayımlama, yayın.

publicity =  tanıtma reklam, halkın dikkati.

publish =  herkese yaymak açık etmek açığa vurmak, yayımlamak basmak.

punch =  bizle delmek, güç etki, matkap delgi, punç, yumruk, yumruklamak, zımba, zımbalamak.

punctual =  dakik zamanında olan/yapan.

punctuality, being on time =  dakiklik, zamanında olmak.

punish =  cezalandırmak, kötü biçimde dövmek hırpalamak katlamak.

punishment =  kötü davranma zarar verme, ceza, cezalandırma.

purchase =  (çaba, özveri, vb. karşılığında) elde etmek kazanmak, satın alınan şey, satın alma alım, satın almak.

pure =  arı, katıksız arı saf halis, saf masum namuslu iffetli, safkan, soyut kuramsal, temiz.

purify =  temizlemek, arındırmak, arıtmak, saflaştırmak.

purpose =  kararlılık niyet, niyet kasıt, amaç gaye maksat erek.

purposefully =  amaçli.

pursue, follow, chase, go after =  (işe, vb.) devam etmek sürdürmek,(şöhret, vb.) peşinden koşmak,(talihsizlik, vb.) peşini bırakmamak, kovalamak peşine düşmek izlemek, izini sürmek, takip etmek.

put =  koymak yerleştirmek.

put down, write down, jot down =  yazıya dökmek.

put off, delay, postpone =  ertelemek, elbisesini çıkartmak.

put out, extinguish =  söndürmek.

qualification =  şart sınırlama vasıf, nitelik özellik yeterlik vasıf, nitelendirme niteleme.

qualified enough =  yeterince vasıflı.

quality =  nitelik kalite vasıf, özellik.

quantity =  miktar, nicelik.

quarrelsome =  kavgacı.

quarter =  çeyrek; bölge, semt; askeri kışla.

quartet =   dörtlü.

queue, waiting line =  kuyruk oluşturmak kuyruğa girmek, kuyruk sıra.

quit =  bırakmak vazgeçmek, bırakıp gitmek,-den ayrılmak terketmek.

quote =  fiyat vermek, iktibas alıntı, anmak zikretmek, alıntı yapmak iktibas etmek, sunulan fiyat.

rabies =  kuduz hastalığı.

race =  soy, yarışmak, yarışa sokmak yarıştırmak, su akıntısı, ırk, çok hızlı götürmek yetiştirmek, çok hızlı gitmek, ç. at yarışı, (motor) fazla hızlı çalışmak, yarış.

racial =  ırkla ilgili ırksal.

racial discrimination =  ırk ayrımcılığı.

raid =  akın yapmak hücum etmek baskın yapmak basmak, akın baskın, polis baskını.

raise =  yükseltmek, üretmek beslemek yetiştirmek büyütmek, ücret artışı zam, toplamak bir araya getirmek, dikmek inşa etmek, kaldırmak yukarı kaldırmak yükseltmek, artırmak, çocuk yetiştirmek.

random =  rastgele, gelişigüzel.

randomly =  rastgele.

range =  çeşitlilik, menzil.

ransom =  fidye, fidye ödeyerek kurtarmak.

rapid =  (ırmak, vb.) en hızlı akan yeri ivinti,(yokuş) dik, hızlı.

rapidity =  çabukluk.

rapidly, quickly, swiftly =  hızlıca, çabucak.

rate =  (ev,vb.) vergi değerini saptamak,hız sürat,oran nispet,rayiç,mülk vergisi,saymak … gözü ile bakmak … olarak değerlendirmek, fiyat ücret, derece çeşit sınıf, fiyat listesi tarife.

rate =  oran.

rate of damage =  hasar oranı.

ratio =  oran nispet.

rational =  akla yatkın, makul aklı başında mantıklı, rasyonel oranlı.

raw =  (cilt) ağrılı acıyan,(hava) soğuk ve yağışlı nemli,(insan) eğitilmemiş deneyimsiz acemi,(yiyecek) pişmemiş çiğ, işlenmemiş ham.

reach =  elin erişebileceği uzaklık, anlayış kavrayış kavrama gücü, yetişmek, uzatmak uzatıp vermek, uzanmak, ulaşmak varmak, kol uzunluğu, ile iletişim kurmak görüşmek temas kurmak, erim menzil,-e varmak bulmak.

react =  karşılık vermek mukabele etmek, aksi yönde hareket etmek, tepkimek, tepki göstermek.

reaction =  gericilik irtica, tepkime, tepki reaksiyon.

readily, easily =  kolayca, seve seve, isteyerek, gönülden.

realize =  satmak, gerçekleştirmek uygulamak, anlamak kavramak ayrımına varmak fark etmek,(para, kâr) getirmek

reason =  tartışmak görüşmek ikna etmeye çalışmak,-den sonuç çıkarmak, us akıl sağduyu, neden, sebeb, gerekçe, düşünmek yargılamak usa vurmak uslamlamak muhakeme etmek.

reasonable =  akla uygun makul haklı, akıllı düşünen,(fiyat) aşırı olmayan orta karar uygun makul, mantıklı = 0

reasonably =  oldukça.

reasoning =  usa vurma uslamlama muhakeme, mantıklı düşünme.

rebel =  baş kaldırmak isyan etmek ayaklanmak, asi isyancı.

rebellion =  ayaklanma baş kaldırma isyan.

rebuild =  yeniden inşa etmek revizyon yapmak tamir etmek.

recall =  görevden almak azletmek, görevden alma azil, geri gelme işareti ya da emri, geri çağırmak, geri çağırma, geri almak iptal etmek, anımsamak hatırlamak, anımsama hatırlama.

recast =  yeniden çıkarmak, değiştirmek.

recede =  (fiyat, vb.) düşmek gerilemek, geri çekilmek çekilmek uzaklaşmak, geriye doğru gitmek.

receipt =  alma alınma, alındı makbuz fiş fatura, ç. gelir hâsılat, reçete.

recent =  yakında olmuş.

recession =  (işlerde) durgunluk azalma düşüş, geri çekilme gerileme.

recipe =  reçete çözüm yol, yemek tarifesi.

reckless =  korkusuz pervasız kayıtsız umursamaz ihtiyatsız.

reckless =  aldırışsız, kayıtsız.

recklessly =  dikkatsizce.

reckon =  saymak … gözüyle bakmak, sanmak tahmin etmek, hesaplamak.

recognition =  1.tanıma tanınma kabul onaylanma.

recollect =  anımsamak hatırlamak.

recommend =  salık vermek önermek tavsiye etmek, öğütlemek, beğendirmek iyi bir izlenim uyandırmak.

recommendation =  tavsiye salık, tavsiye mektubu, öğüt.

reconcile =  (düşünce, görüş, vb.) bağdaştırmak, barıştırmak aralarını bulmak uzlaştırmak,(to ile) kabul ettirmek razı etmek.

reconsider =  yeniden düşünmek yeniden incelemek ya da ele almak.

recover =  huk. tazmin ettirmek mahkeme yoluyla ödetmek, iyileşmek düzelmek kendine gelmek toparlanmak, yeniden elde etmek geri almak.

recover =  iyileşmek, yeniden elde etmek.

recovery =  geri alma geri alınma, iyileşme düzelme.

recreation =  eğlence dinlenme.

recruit =  üye yapmak; işe almak.

rectify =  dalgalı akımı doğru akıma çevirmek, düzeltmek, arıtmak damıtmak.

recur =  tekrar meydana gelmek yinelemek tekrar vuku bulmak.

recurring =  tekrarlayan.

reduce =  (to ile) zorunda bırakmak -e düşürmek -e zorlamak,(rütbesini vb.) indirmek, boyun eğdirmek fethetmek,kilo vermek zayıflamak,azaltmak indirmek düşürmek.

reduce =  azaltmak.

reduced =  indirgenmiş, azaltılmış.

reduction =  azaltma indirme, indirim tenzilat, küçültülmüş resim harita vb.

redundant =  işten çıkarılan, gereksiz lüzumsuz fazla aşırı bol.

reef =  resif, su kayalığı.

refer to =  ilgili olmak ilgilendirmek kapsamak, göndermek havale etmek, başvurmak danışmak,(to ile) -den sözetmek ağzına almak.

referee =  hakemlik yapmak, bilirkişi, hakem.

refine =  arıtmak arılaştırmak tasfiye etmek rafine etmek.

refinement =  arıtma, saflaştırma.

refitted =  tamir edilmiş, düzenlenmiş.

reflect =  yansıtmak aksettirmik, göstermek dile getirmek ifade etmek yansıtmak, düşünmek iyice düşünüp taşınmak.

reflection =  yansıma aksetme, yankı akis hayal, derin düşünce, ayna.

refrain =  kendini tutmak kaçınmak çekinmek sakınmak, nakarat.

refrain from =  kendini tutma, sakınma.

refrigerant =  soğutucu.

refuge =  sığınak barınak, orta kaldırım refüj.

refugee =  mülteci.

refund =  (parayı) geri vermek geri ödemek, geri verilen para geri ödeme.

refusal =  reddetme hakkı, kabul etmeme ret geri çevirme.

refuse =  reddetmek kabul etmemek geri çevirmek, döküntü süprüntü çöp artık.

refute =  yalanlamak, çürütmek.

regain =  yeniden elde etmek yeniden kavuşmak,(bir yere) tekrar varmak tekrar dönmek.

regard =  saygı itibar, gözü ile bakmak gibi görmek olarak ele almak saymak, göz önünde tutmak umursamak önemsemek aldırmak kulak asmak, ç. selam iyi dilekler, önemseme aldırış saygı dikkat, bakmak, bakış.

regard as =  say.

regarded as =  gibi görülmek, kabul edilmek.

regardless =  ne olursa olsun mutlaka.

regardless of =  -e bakilmaksizin.

region =  bölge.

register =  kütüğe kaydetmek sicile geçirmek, sicil kütük, ses perdesi, liste kayıt, kayıt eden aygıt saat sayaç, kayıt defteri liste defteri dosya, kaydetmek listeye yazmak, belirtmek dışa vurmak ifade etmek, (aygıt) kaydetmek göstermek, regülatör.

regret =  üzüntü, pişmanlık, pişman olmak, gözünde tütmek özlemini çekmek aramak.

regretful =  üzüntülü.

regrettably =  ne yazık ki, üzücü olarak, üzücü biçimde.

regular =  normal sıradan, meslekten muvazzaf, dilb. düzenli, usule uygun yoluna göre nizami, tam gerçek tam anlamıyla, düzgün güzel biçimli, devamlı müşteri gedikli, düzgün muntazam, muvazzaf, her zamanki mutat düzenli.

regularly =  düzenli olarak muntazaman.

regulate =  düzene sokmak düzenlemek yoluna koymak denetim altına almak kontrol et, ayarlamak.

regulation =  ayarlama, ç. yönetmelik tüzük, düzenleme tanzim.

reign =  hükümdarlık saltanat, saltanat sürmek, oluşmak olmak vuku bulmak.

reinforce, bolster, support =  güçlendirmek takviye etmek berkitmek.

reinforced concrete =  betonarme.

reinstate =  eski haline getirmek.

reject =  reddetmek kabul etmemek geri çevirmek, bir kenara atılan yararsız şey ıskarta, bir tarafa atmak ıskartaya çıkarmak atmak.

rejection =  kabul etmeme/edilmeme ret geri çevirme.

rejoice =  1.çok sevinçli olmak sevinmek.

relate =  (to ile) -e yönelik olmak kapsamak ait olmak, arasındaki farkı görmek/göstermek, anlatmak nakletmek hikâye etmek,(to ile) ile bağdaştırmak ilişki kurmak.

relation =  ç. karşılıklı ilişki, ilgi ilişki bağlantı, akraba.

relationship =  akrabalık, ilgi ilişki bağlantı.

relative =  göreli oranlı nispi, bağlı ilişkin, akraba.

relative to =  görece.

relatively =  oranla nispeten, oldukça.

relativity =  görecelik.

relax =  gevşemek gevşeyip dinlenmek yorgunluğunu atmak rahatlamak,(güç, kontrol, vb.) gevşetmek hafifletmek, gevşetmek rahatlatmak dinlendirmek.

relaxing =  n.gevşetici: v.gevşe: prep. gevşeyerek.

release =  (filmi) gösterime sokmak, serbest bırakmak, serbest bırakma özgürlüğüne kavuşturma salma salıverme, piyasaya sürmek satışa çıkarmak, feragat etmek vazgeçmek ya da devretmek, çözmek, (haber) duyurmak bildirmek yayınlamak, bırakmak koyuvermek.

release =  salmak, serbest bırakmak, piyasaya sürmek.

relent =  yumuşamak acıyıp merhamete gelmek gevşemek.

relentless =  amansız; acımasız, merhametsiz.

relentlessly =  acımasızca.

relevance =  ilişki.

relevant =  konuyla ilgili.

reliable, dependable, trustable =  güvenilir, sağlam.

reliance =  güvenç güven inan itimat.

relic =  ölü kalıntısı, hatıra andaç, kalıntı.

relief =  ferahlama rahatlama, yardım imdat, iç rahatlığı iç ferahlığı avuntu, kabartma rölyef, kurtarma kurtuluş, nöbet değiştirme nöbeti devralan kişi, takviye kuvvetleri, çare derman.

relieve =  tekdüzeliğini gidermek,(ağrı, acı, sıkıntı, vb.) dindirmek hafifletmek azaltmak yatıştırmak tesk,(kuşatılmış kenti) kurtarmak, ferahlatmak rahatlatmak avutmak avundurmak gönül ferahlığı vermek, nöbeti devralmak nöbet değiştirmek.

religion =  mezhep, din, inanç iman.

religious =  dindar, dinsel dini.

reluctance =  isteksizlik gönülsüzlük.

reluctant =  isteksiz, gönülsüz, tereddütlü.

reluctantly =  gönülsüzce.

rely on =  güven.

remain =  kalmak, kalıntı.

remark =  söylemek belirtmek, söz düşünce görüş, fark etme, söz söylem .

remarkable =  dikkate değer sözü edilmeye değer olağanüstü.

remedy =  düzeltmek, ilaç derman deva, sağaltmak iyi etmek iyileştirmek tedavi etmek, çare bulmak gereğine bakmak önlemek, çıkar yol umar çare.

remind =  hatırlatmak aklına getirmek.

reminder =  mektup not pusula vb. anımsatıcı şey.

remnant =  artık geri kalan şey kalıntı, parça kumaş.

remote =  uzak,(şans, olasılık, vb.) küçük az,(davranış) soğuk.

remove =  çıkarmak, temizlemek, alıp götürmek.

renew =  canlandırmak dinçleştirmek, yenilemek yenileştirmek tazelemek, yinelemek tekrarlamak.

renewable =  geri dönüştürülebilir, yenilenebilir.

renovate =  yenilemek onarmak.

renovation =  yenileme, tecdit, onarım.

rent =  kira, kira bedeli, kiralamak kira ile tutmak, kiraya vermek, yırtık yarık delik.

repeat =  nakarat nakarat işareti, yeniden yayınlanan program, tekrarlamak yinelemek.

repel =  iğrendirmek tiksindirmek, geri püskürtmek.

repetition =  tekrarlama yineleme, tekrar yinelenen şey.

replace =  -in yerini almak -in yerine geçmek,(with/by ile) değiştirmek, eski yerine koymak, değiştirmek.

reply =  karşılık, yanıt vermek yanıtlamak cevap vermek, karşılık vermek, yanıt.

report =  (sucu vb.) bildirmek ihbar etmek şikâyet etmek, patlama sesi, söylenti rivayet, rapor, tutanak, rapor vermek rapor yazmak, öğrenci karnesi, haber gazete haberi açıklama bilgi, anlatmak söylemek, bildiri tebliğ, bildirmek haber vermek.

repository =  havuz, ambar, depo.

represent =  göstermek betimlemek tasvir etmek simgelemek, temsil etmek -in adına hareket etmek.

representation =  temsilcilik mümessillik, temsil, simge işaret, betimleme tasvir, gösterme, oyun temsil oynama canlandırma.

representative =  örnek tipik, temsil eden, temsilci vekil.

reprimand =  azar, paylama.

reproach =  leke yüzkarası, azar tekdir serzeniş sitem kınama, suçlama, sitem etmek serzenişte bulunmak ayıplamak.

reproduce =  üremek çoğalmak yavrulamak, kopyasını çıkarmak kopya etmek,(görüntü/ses) vermek.

reprove =  azarlama, paylama.

reputable =  ünlü tanınmış saygın saygıdeğer.

reputation =  ün, itibar, ad nam isim şöhret.

reputedly =  dediklerine göre.

request =  rica dilek istek, talep istek, rica etmek dilemek istemek.

require =  istemek gerektirmek, dilemek istemek rica etmek.

requirement =  ihtiyaç gereksinim, icap gerek, talep.

rescue =  kurtarma kurtulma kurtuluş, kurtarmak.

research =  araştırma, araştırmak araştırma yapmak incelemek.

resemblance =  benzerlik.

resemble =  benzemek.

resent =  kızmak içerlemek kırılmak gücenmek alınmak.

resentful =  gücenik alınmış kırgın.

reservation =  yer ayırtma; şart; ihtiyat.

reserve =  çekingenlik, yedek rezerv, yedek güçler, belirli bir amaç için ayrılmış arazi/bölge, ayırtmak, ayırmak saklamak korumak tahsis etmek, yedek oyuncu, yedek.

reside =  -de ikamet etmek oturmak.

residence =  oturma ikamet, konut.

resident =  sakin mukim bir yerde oturan.

residue =  kalıntı.

resign =  istifa etmek çekilmek ayrılmak.

resignation =  boyun eğme kabullenme, çekilme istifa.

resist =  dayanmak -meden edebilmek, karşı koymak direnmek göğüs germek.

resistance =  dayanma dayanma gücü, karşı koyma direnme, direnç, dayanıklılık, karşı çıkma direniş.

resistant =  dayanıklı, dirençli.

resolve =  karar azim niyet azimlilik, karar vermek, oy ile -e karar vermek, parçalarına ayırmak ayrıştırmak, çözmek halletmek, erimek çözünmek, eritmek çözmek.

resonance =  tınlama.

resort =  -e başvurma yoluna gitme -den yararlanma,(to ile) -e başvurmak yoluna gitmek çareyi -de bulmak, dinlence yeri mesire.

resource =  umar çare, beceriklilik, kaynak zenginlik.

respect =  -e riayet etmek uymak, bakım yön nokta, saygı göstermek saygı duymak, saygı hürmet, uyma riayet saygı.

respectful =  saygılı.

respective =  kendi kişisel şahsi.

respiratory =  solunumla ilgili.

respond =  (by/with ile) ile karşılık vermek karşılamak, yanıt vermek yanıtlamak.

response =  karşılık, yanıt.

responsibility =  sorumluluk.

responsible =  (for/to ile) -den sorumlu -e karşı sorumlu sorumlu, sorumluluk isteyen sorumluluk gerektiren, sorumluluk sahibi güvenilir emin.

rest =  1.dinlenme, es, kalan.

restless =  rahatsız huzursuz, yerinde duramayan hareketli kıpır kıpır kıpırdak.

restless =  hiç durmayan, huzursuz.

restored =  onarılmış; iyileşmiş; işine iade edilmiş.

restraint =  zapt etme, sınırlama, hâkim olma.

restrict =  restrict.

restriction =  sınırlama.

result =  (from ile) -den sonuçlanmak meydana gelmek çıkmak doğmak,(in ile) ile sonuçlanmak, mahsul ürün semere, son, sonuç.

resultant =  sonucunda ortaya çıkan.

resume =  (ara verdikten sonra) yeniden başlamak sürdürmek devam etmek, geri almak yeniden elde etmek.

retail =  (at ile) perakende olarak … fiyatına satılmak, perakende satmak, dedikodu yaymak, perakende olarak perakendeciden perakende, perakende satış.

retailer =  perakendeci.

retain =  tutmak yitirmemek sahip olmak, parayla (avukat) tutmak.

retard =  geciktirmek yavaşlatmak.

retell =  tekrar anlat.

retention =  alıkoyma, tutma.

rethink =  tekrar düşünmek tekrar gözden geçirmek.

retire =  çekilmek bir köşeye çekilmek gitmek, emekli olmak emekliye ayrılmak, emekliye ayırmak emekliye sevketmek, geri çekilmek, yatmaya gitmek.

retired =  emekli.

retirement =  emeklilik, emekliye ayrılma.

retreat =  bir köşeye çekilip dinlenme inziva, inziva köşesi sığınak, geri çekilme ricat, dinlenmek için çekilmek gitmek inzivaya çekilmek, çekilme gerileme, çekilmek geri çekilmek gerilemek.

reveal =  göstermek, pervaz kapı dikmesi, açığa vurmak ortaya çıkarmak.

revenue =  gelir, kazanç, hükümetin vergi geliri.

reverberate =  yansımak, aksetmek.

revere =  saymak, saygı göstermek.

reverse =  aksi yönde değiştirmek, ters arka aksi, yerlerini değiştirmek, tersine dönmüş, ters taraf ters yüz ters, ters çevirmek tersyüz etmek, geri gitmek/götürmek, başarısızlık yenilgi, arka, aksilik terslik, aksi zıt zıttı tersi karşıtı, karşıt zıt.

revise =  (görüş, vb.) değiştirmek, ikinci prova, gözden geçirip düzeltmek yeniden elden geçirmek,(ders) tekrarlamak bir daha gözden geçirmek.

revision =  düzeltilmiş baskı, bir daha gözden geçirme tekrar, gözden geçirip düzeltme.

revival =  yeniden canlanma dirilme, eski bir oyunu yeniden oynama, uyanış.

revive =  tekrar kullanılmaya başlamak geri gelmek ortaya çıkmak, tekrar kullanmaya başlamak geri getirmek, canlanmak sağlıklı olmak, yeniden canlandırmak.

revolt =  (aganist ile) başkaldırmak karşı gelmek ayaklanmak isyan etmek, iğrenmek tiksinmek, başkaldırma başkaldırı ayaklanma isyan, iğrendirmek tiksindirmek.

revolution =  ihtilal devrim, köklü değişiklik devrim, devir süresi devre, dönme tur devir dolanma.

reward =  ödül mükâfat karşılık, ödül vermek ödüllendirmek.

rewrite =  yeniden yazmak yeniden daha uygun bir şekilde yazmak.

rhetorical =  söz sanatıyla ilgili.

ridiculous =  absurd, gülünç komik saçma.

right =  doğru.

rigid =  sert eğilmez bükülmez katı, sert şiddetli katı değişmez.

rim =  edge, kenar.

rinse =  temiz sudan geçirmek durulamak, sıvı saç boyası, durulama.

riot =  ayaklanma isyan başkaldırı, ayaklanmak isyan etmek, büyük eğlence/başarı şamata, kargaşa gürültü hengâme.

ripe =   hazır, tam kıvamında tam vakti gelmiş, olmuş, olgunlaşmış olmuş olgun, yetişmiş olgun.

ripen =  olgunlaşmak, olgun.

rival =  -e rakip olmak ile rekabet etmek, rakip.

rivalry =  rekabet rakiplik.

roam =  aylak aylak dolaşmak sürtmek gezinmek dolanmak.

robbery =  soygun.

rock =  sallamak, kaya, şaşırtmak sarsmak şok etmek, sallanmak, kayalık, bir tür şekerleme, rak.

roll =  tomar top rulo,(gemi) yalpa, yuvarlanmak, yuvarlamak, yuvarlama tekerleme yuvarlanma tekerlenme, toprak, sandviç ekmeği yuvarlak ufak ekmek, liste defter sicil kayıt, silindir merdane, dalgalanma yükselip alçalma, gürültü gümbürdeme gürleme.

root =  kökeni ya da temeli olmak kökü olmak,(about/around/for ile) bir şey bulmak için altını üstüne getirmek karı,(out ile) defetmek yok etmek kökünü kazımak, kaynak merkez, kök, kök salmak kök tutmak köklenmek, köken.

rot =  çürüme, çürük; zırva.

rotate =  (bir eksen üzerinde) dönmek,(bir işi) sıra ile yer değiştirerek yapmak, art arda dönüp gelmek, döndürmek, sıra ile yer değiştirmek yer değiştirerek çalıştırmak.

rough =  1.pürüzlü pürtüklü, kaba.

roughly =  aşağı yukarı yaklaşık olarak kabaca, kaba kabaca.

routinely =  düzenli olarak.

row =  sandal gezisi, sıra dizi, kürekle yürütmek, kürek çekmek, kayıkla taşımak, gürültü patırtı şamata, ağız kavgası atışma kapışma, kürek çekme.

royal =  çok büyük muazzam,krala ya da krallığa ilişkin kraliyet …,kraliyet ailesine mensup kimse,krallara yaraşır şahane.

rub =  güçlük, ovma ovalama, ovmak ovalamak, sürtme sürtünme, sürtmek sürtünmek.

rudeness =  kabalik, kabalık.

rugged =  zor, kaba, yontulmamış, pürüzlü.

ruin =  ören yıkıntı harabe kalıntı, yıkılma yıkım yıkılış, batkı batma iflas, ç. enkaz, mahvetmek harab etmek.

rumor =  bkz. rumour.

run =  1.koşmak.

run out of =  tükenmek, bitmek.

runaway =  kaçak.

rural =  kırsal.

rush =  aceleyle koşmak, hücum etmek.

rusty =  (konusunu) unutmuş, paslı, unutulmuş paslanmış.

ruthless =  acımasız zalim amansız merhametsiz insafsız.

sack =  çuval torba, işten atmak kovmak sepetlemek, kahverengi büyük kesekâğıdı, ii kovma sepetleme işten atma, bir çuval dolusu miktar,(bir kenti) yağma etmek yağmalamak, ai yatak, yağma çapul talan, çuval benzeri giysi bol ve biçimsiz giysi.

sacrifice =  feda etmek uğrunda harcamak gözden çıkarmak, kurban, kurban etmek, özveri fedakârlık, zararına satmak.

salary =  aylık maaş.

sale =  açık artırma mezat, indirimli satış indirim, satış satım, sürüm istek talep.

salty =  tuzlu, tuzlu tuzlanmış.

salute =  selam verme selamlama karşılama, selamlamak selam vermek, selam, karşılamak, top ya da bayraklarla selamlamak.

sample =  tatmak tadına bakarak kalitesini saptamak, örnek model mostra, örneklemek örnek seçmek örnek olarak denemek.

sample =  numune.

sandstone =  kum taşı.

sane =  aklı başında akıllı, makul mantıklı akla yatkın.

sanitary =  temiz sağlıklı sıhhi, sağlığa ilişkin sağlıkla ilgili sağlıksal.

sarcastic =  iğneleyici alaylı küçümseyici.

sash =  kuşak, pencere çerçevesi.

satellite =  bağımlı ülke, uydu, yapay uydu.

satisfaction =  tazmin ödeme, tatmin doyum, memnunluk memnuniyet hoşnutluk.

satisfactorily =  tatmin edici bir şekilde.

satisfactory =  doyurucu tatmin edici memnun edici yeterli elverişli.

satisfy =  gidermek, memnun etmek hoşnut etmek sevindirmek, karşılamak -e uymak yetmek, doyurmak tatmin etmek, inandırmak ikna etmek.

saturation = doyma.

savage =  canavar ruhlu acımasız zalim vahşi, çok sinirli öfkeli tepesi atmış gözü dönmüş, saldırıp ısırmak paralamak parçalamak, vahşi adam, yabanıl yabani vahşi yırtıcı, zalim acımasız gaddar adam.

savagery =  savagery.

scale =  1.terazi gözü kefe, gam.

scale =  ölçek.

scar =  yara izi, yara izi bırakmak.

scarce =  nadir seyrek az bulunur kıt.

scarce =  az bulunur, nadir.

scarcely, hardly, barely =  güç bela anca zar zor hemen hemen hiç pek az neredeyse hiç.

scarcity =  azlık kıtlık.

scatter =  saçmak serpmek dağıtmak.

scattered =  dağınık.

scepticism =  şüphecilik.

schedule =  program, tarifesini yapmak, tasarlamak planlamak ileri bir tarih için gününü saatini saptamak, liste cetvel çizelge,(tren, otobüs, vb.) tarife, fiyat listesi, listeye kaydetmek.

scheme =  tasarlamak plan kurmak düzenlemek, plan proje tasarı, entrika düzenlemek dalavere yapmak dolap çevirmek, entrika dolap dalavere.

scheme =  plan, proje, tasarı.

scholarly =  çok derin, ilmi, bilgili, bilimsel.

scholarship, burs =  irfan, ilim.

school board =  okul yönetimi.

science fiction =  bilim kurgu.

scold =  azarlamak paylamak haşlamak.

scope =  anlama yeteneği kavrama gücü, faaliyet alanı alan saha konu, hareket serbestliği fırsat olanak.

scorch =  yakmak, kavurmak; acı sözlerle incitmek.

scorn =  hor görmek tepeden bakmak küçümsemek, tenezzül etmemek reddetmek, tepeden bakma hor görme küçümseme.

scornful =  hor gören küçümseyen.

scouring =  aşındırma.

scratch =  derme çatma hazırlanmış şey, tırmık çizik sıyrık, tırmalamak, kaşımak, eşelemek kurcalamak, çizmek, cızırtı çıtırtı,(listeden) çıkarmak, kaşıma.

scratch =  tırmalamak, kazımak, kaşınmak.

scream =  komik kimse/şey komedi, bağırmak çığlık atmak feryat etmek, bağırış çığlık feryat.

screw =  1.vida.

scrub =  bodur çalılık fundalık, fırçalamak ovalamak fırçalayarak ya da ovalayarak temizlemek, iptal etmek.

sculpt =  yontucu heykeltıraş.

seabed =  deniz dibi.

seal =  fok, damga mühür, fok ayıbalığı, kesinleştirmek karara bağlamak, mühür basmak damgalamak, mühürlemek, conta.

sealed =  mühürlü.

seam =  dikiş yeri, bağlantı yeri.

search =  üstünü aramak, arama araştırma, yoklama bakma, araştırmak arama tarama yapmak, aramak araştırmak, yoklamak bakmak dikkatle incelemek.

search for =  ara.

secular =  dinsel olmayan laik, dünyevi.

secularity =  laiklik.

security =  güvence teminat, koruma, kefil, kefalet rehin emanet, güvenlik emniyet.

sedative =  yatıştırıcı sakinleştirici uyutucu uyku ilacı.

sedentary =  bir yere yerleşmiş yerleşik, oturularak yapılan oturularak geçirilen.

sediment =  tortu, çökelti.

seed =  asıl kaynak köken, tohum ya da çekirdeğini çıkarmak, tohum vermek, tohum ekmek, tohum, döl evlat, meni sperm atmık.

seed =  tohum.

seek =  araştırmak, bulmaya çalışmak.

seemingly =  görünüşe bakılırsa anlaşılan.

seep =  sızmak.

seismic =  sismik.

seize =  gaspetmek zaptetmek, tutmak yakalamak kavramak kapmak, ele geçirmek yakalamak tutuklamak, el koymak, değerlendirmek.

select =  seçme seçkin, seçmek seçip ayırmak.

selection =  seçme, seçme şey.

selective =  ayıran seçici, ayırt edici seçmeli.

self-employed =  kendi işinde çalişan.

selfish =  bencil.

semi-final =  yari finalist.

senility =  ihtiyarlik.

senior =  son sınıfa ilişkin, son sınıf öğrencisi, kıdemli kişi, kıdemli, yaşça daha büyük, daha yaşlı olan kişi.

sense =  duyu duyum, duygu his, hissetmek sezmek, genel düşünce yön eğilim, anlayış anlama yetisi, anlam, düşünce kanı, akıl zekâ.

sensible =  sezilir duyulur farkına varılır hissedilir, duyarlı hassas, aklı başında, akla uygun makul mantıklı, akıllı aklı başında anlayışlı.

sensitive =  (alet) duyarlı hassas, duyguları çok iyi belirten, duyarlı hassas narin, alıngan hassas çok duygusal.

sentence to =  yargı karar hüküm ilam,(to ile) mahkûm etmek, tümce cümle.

sentimental =  duygusal duygulu içli.

separate =  farklı,(from ile) -den uzak ayrı,(karı koca) ayrı yaşamak, ayırmak, ayrı ayrılmış, ayrılmak, bölmek.

separation =  ayırma ayrılma ayrılış, ayrılık ayrı yaşama.

septic =  mikroplu.

sequence =  ardışıklık, düzen, sıra.

serene =  durgun dingin sessiz huzurlu sakin, yüce.

serial =  (radyo,tv.) dizi,tefrika,seri halinde sıra izleyen dizi halinde.   

seriously =  1.ciddi olarak ciddi bir şekilde ciddiyetle.

session =  (üniversitede) dönem, oturum celse, toplantı.

set =  1.koymak, set.

set off, start on a journey =  yola çıkmak.

settle =  yerleşmek,-de koloniler kurmak,(rahat edecek şekilde) yerleştirmek, halletmek çözmek tatlıya bağlamak, karara bağlamak kararlaştırmak, konmak, yatışmak, yatıştırmak.

setup =  tertibat düzen.

severe =  acı, sert, şiddetli.

severity =  şiddet.

sew =  dikmek, dikiş dikmek.

sewage =  lağım boşaltma, lağımdan akan artık madde lağım pisliği.

sewerage =  kanalizasyon.

shabby =  eski yıpranmış eski püskü pejmüdre, kılıksız pejmürde, aşağılık adi berbat rezil.

shade =  renk tonu gölge,(resimde) gölge gölgeleme, ç güneş gözlüğü, gölge karanlık, gölgelemek gölgelendirmek gölge vermek karartmak, gölgelik yer, hayalet ruh, küçük fark ayrıntı nüans, perde stor.

shade =  gölge.

shake =  sallamak sarsmak, silkelemek silkmek, sarsmak allak bullak etmek, sallanmak sarsılmak, çalkalamak, an saniye,(el) sıkışmak, sarsıntı sarsma titreme sallama sallanma silkme, el sıkışma.

shallow =  yüzeysel, dar, derin olmayan sığ.

shame =  utandırmak, yazık şanssızlık, utanma, utanç, şerefsizlik leke utanç, ar, ayıp utanılacak şey.

shape =  şekil.

share =  paylaşmak, paylaştırmak bölüştürmek, pay hisse, hisse senedi aksiyon, saban demiri.

shareholder =  hissedar.

shattered =  mahvolmuş, bitmiş; yorgun.

shell =  kabuk.

shelter =  barındırmak korumak, sığınak barınak korunak siper, sığınma korunma, sığınmak.

shield =  protect, kalkan; korumak.

shift =  vardiya; rüzgârın yönünü değiştirmesi değişme değiştirme değişiklik.

shipping =  gemiler; sipariş alıp gönderme.

shortage =  yokluk kıtlık sıkıntı açık eksik.

shortcoming =  kusur eksiklik eksik noksan.

shorten =  kısaltmak, kısalmak.

shout =  bağırmak.

shower =  birşey’e boğmak, yağdırmak.

shrewd =  clever, kurnaz, açıkgöz.

shrink =  azalmak, çekmek büzülmek küçülmek, çekmesine neden olmak küçültmek, psikiyatrist, kaçınmak kaçmak sinmek.

shrinkage =  çekme.

shroud =  kaplamak, gizlemek, gömmek.

shuttle =  uzay mekiği.

sibling =  kardeş.

sign language =  işaret dili.

signature =  imza.

signify =  bildirmek belirtmek ifade etmek, demek olmak anlamına gelmek.

silence =  sır saklama, susma, susturmak, dinginlik, mektup yazmama, sessizlik.

silent =  sessiz, suskun, gürültüsüz, telaffuz edilmeyen yazılıp da söylenmeyen.

silt =  alüvyon.

similarity =  benzerlik.

simple =  basit sıradan olağan, basit yalın kolay anlaşılır, içinde kötülük olmayan masum, karmaşık olmayan basit, sade gösterişsiz süssüz, saf katışıksız içten dürüst, saf toy.

simplicity =  kolaylık, saflık bönlük, yalınlık sadelik basitlik.

simplify =  kolaylaştırmak basitleştirmek.

simply =  basit/sade bir şekilde, gerçekten çok son derece, sırf sadece.

simulate =  taklit etmek numara yapmak … numarası yapmak.

sincere =  içten candan gerçek samimi.

sinful =  günahkâr.

singularity =  tekillik.

sink =  yatırmak, dibe batmak, açmak kazmak, azalmak, batırmak, batmak, lavabo musluk taşı, kötüye gitmek güçten kesilmek, lağım.

situation =  konum yer durum mevki, iş memuriyet, durum hal.

sizeable, fairly large =  iri, oldukça büyük.

skid =  kayma yana kayma,(otomobil, vb.) yana kaymak yana doğru savrulmak, takoz, kızak.

skilful (ai skillful)  =  becerikli.

skillfully =  ustalikla.

skull =  çok çalışkan öğrenci ya da işçi, kafatası.

skylight =  aydınlatma penceresi.

slaughter =  (hayvan) kesmek boğazlamak, kıyım yapmak kan dökmek katliam yapmak, hayvan kesme kesim,(oyunda) çok kötü yenmek katlamak, büyük kıyım kan dökme kesim katliam toptan öldürme.

slave =  esir, köle.

sleeve =  yen, giysi kolu yen, kol, plak kabı.

slender =  az yetersiz, incecik narin ince dal gibi.

slice =  dilim, dilimlemek dilimlere ayırmak dilmek.

slide =  saç tokası, sessizce gitmek, sürgü, diyapozitif slayt, kaydırmak, lam, kayılan yer kaydırak, kayma, kaymak, toprak kayması heyelan.

slide =  kayma, kaydırma.

slight =  önemsememek hor görmek küçümsemek aşağılamak, hiçe sayma aşağılama saygısızlık hakaret, küçük ufak önemsiz, ince narin zayıf.

slightly =  1.biraz azıcık bir parça hafifçe.

slim =  (olasılık, şans, vb.) zayıf, zayıflamak incelmek, ince yapılı ne şişman ne de zayıf olan.

slip =  düşmek kötüye gitmek, yastık yüzü, yanlışlık hata sürçme, kaymak, kayma kayış, giymek, çıkarmak, çaktırmadan vermek eline tutuşturmak,(farkında olmadan) geçip gitmek, kadın iç gömleği kombinezon,(gizlice) sıvışmak kaçmak süzülmek.

slippery =  güvenilmez kaypak, kaygan kayağan.

slope =  eğim.

slot =  yarık/delik açmak.

slum =  çok dağınık yer, gecekondu mahallesi kenar mahalle.

sly =  sinsi.

small-scale =  küçük çaplı.

smartsmooth =  .

smelt =  madeni eritmek.

smog =  kirli hava kütlesi.

smooth =  yumuşak.

smuggle =  … kaçakçılığı yapmak kaçırmak.

smuggler =  kaçakçı.

sneer =  dudağını bükmek, küçümsemek.

sniff =  havayı koklama, koklamak, burnunu çekmek, burnunu çekme.

snooper =  başkalarının işine burnunu sokan kimse.

snore =  horlama horultu, horlamak.

soak =  suda ıslatmak,(çay) demlemek,(up ile) emmek nüfuz etmek, ayyaş, ıslanmak, ıslatma ıslanma, iyice ıslatmak sırılsıklam etmek, kazıklamak.

sober =  ayık sarhoş olmayan, yalın sade gösterişsiz, ciddi ağırbaşlı, ılımlı ölçülü.

sociable =  hoşsohbet, toplumcul sokulgan girgin arkadaş canlısı.

social =  toplumcul girgin sokulgan arkadaş canlısı, toplumsal sosyal, toplum içinde yaşayan, toplantı.

soft =  az zararlı hafif, fazla hoşgörülü uysal, rahatsız etmeyen, sert olmayan hafif, yumuşak yıkamaya elverişli, yumuşak, sevecen müşfik, kolay, aptal deli, alkolsüz.

soften =  yumuşamak, tatlılaştırmak, yumuşatmak, tatlılaşmak, gevşetmek, gevşemek.

soil =  toprak.

solar =  güneşle ilgili.

solely =  yalnizca.

solicitor =  avukat, istekli talip.

solid =  üç boyutlu cisim, katı yiyecek, içinde boşluk olmayan içi dolu dolma, üç boyutlu, kaliteli sağlam dayanıklı, güvenilir sağlam, aralıksız kesintisiz deliksiz, som, katı madde, sıkı sağlam ağırlığa dayanıklı, katı.

solid =  katı, sert.

solid wood =  masif ahşap.

solidify =  katılaşmak, katılaştırmak, sağlamlaştırmak pekiştirmek.

soluble =  çözülebilir.

solution, resolution =  hal, eriyik çözelti, erime çözünme, çözüm, çare, çözüm yolu, çözülme, solüsyon.

somehow =  her nasılsa ne yapıp edip bir yolla, her nedense nedense, nasıl olduysa.

somewhat =  1.biraz oldukça.

soot =  is, kurum.

soothe =  (ağrı) azaltmak dindirmek, yatıştırmak sakinleştirmek yumuşatmak.

soothe, comfort = sakinleştirmek, rahatlatmak.

sophisticated =  karmaşık gelişmiş komplike, kaşarlanmış, girift, pişkin bilgiç görmüş geçirmiş kültürlü.

sort =  kimse tip, tür çeşit, türlerine göre ayırmak sınıflandırmak sınıflamak tasnif etmek.

sort out =  halletmek, sınıflandırmak.

soul =  öz esas, zencilere ait zencilerle ilgili, temel direk ruh, soul, simge, kişi kimse, canlılık, can, ruh tin can.

source =  kaynak, kaynak memba.

souvenir =  andaç hatıra.

sow =  (tohum) ekmek, dişi domuz.

soybean =  soya fasulyesi.

space port =  uzay limanı.

spacious =  geniş ferah havadar.

spade =  bellemek, bel,(iskambil) maça, bahçıvan beli.

spark =  kıvılcım.

sparse =  seyrek.

specialize =  uzmanlaşmak.

species =  canlı türleri.

specify =  belirtmek.

specimen =  örnek.

spectacle =  görülecek şey.

spectacular =  olağanüstü görülmeye değer şaşırtıcı mükemmel, olağanüstü gösteri görülmeye değer eğlence, müthiş, harikulade.

speculation =  kuram, spekülasyon borsa oyunu vurgunculuk vurgun, tahmin.

speed up, accelerate =  hızlandırmak.

spend =  tüketmek bitirmek kaybetmek, geçirmek,(para) harcamak.

sphere, globe =  küre.

spicy =  baharlı baharatlı, açık saçık edepsiz muzır.

spider =  örümcek.

spill =  üstünden atmak, dökmek, dökülmek.

spin =  hızla dönmek, gezinti, fırıl fırıl dönme, fırıl fırıl döndürmek,(tenis, vb.) kesme vuruş yapmak kesmek,(iplik) eğirmek,(ağ) örmek, çevirmek.

spinning =  dönme, savurma.

spirit =  cin peri, ruh, tutum, ispirto, gerçek anlam öz, canlandırmak cesaret vermek, can yürek,(viski, vb.) sert alkollü içki, heyecan canlılık heves ruh.

spit =  şiş kebap şişi, saplamak, tükürmek, dil, tükürük.

spiteful =  kinci.

splash =  sıçratmak, leke, şapırtı, gösteriş caka fiyaka,(out ile) para saçmak,(su, çamur, vb.) sıçramak, sıçrayan çamur.

splendid =  görkemli muhteşem çok güzel çok parlak, mükemmel çok iyi.

spoil =  bozulmak çürümek, çalınmış mal ganimet, berbat etmek mahvetmek bozmak içine etmek, şımartmak.

spokesperson =  sözcü.

sponge =  sünger.

sporadic =  intermittent (düzensiz aralıklarla olan) .

spotless =  lekesiz tertemiz pırıl pırıl, kusursuz.

sprain =  burkmak, burkulma.

spur =  teşvik etmek.

spy =  casus, casusluk etmek gözetlemek, gözetleme, uzaktan görmek farketmek.

squash =  balkabağı, bir tür kapalı tenis oyunu, ezilmek, ezmek sıkıştırmak, kalabalık izdiham, meyve suyu meşrubat, pelte gibi ezilmiş şey, sıkışmak, susturmak bastırmak, şap sesi.

squeeze =  sıkmak, ezmek.

stab =  deneme, bıçaklamak, bıçaklama,(bıçak, ağrı, vb.) saplamak, bıçak yarası.

stability =  denge, değişmezlik durağanlık kararlılık istikrar, kalımlılık süreklilik, sağlamlık.

stabilize =  değişmezleştirmek dengede tutmak, sağlamlaştırmak.

stable =  ahırdaki atlar, sürekli devamlı kalıcı, değişmez durağan sabit kararlı, ahıra koymak, ahır, sağlam.

staff =  personel, çalışanlar kadrosu; kurmay.

stage =  sahneye koymak sahnelemek, tiyatro sahne yaşamı tiyatroculuk, tiyatro sahnesi, sahne, aşama evre safha, menzil konak, sahneye konmaya elverişli olmak.

stagnant =  (iş,vb.) durgun kesat,(su) akmaz durgun.

stagnant =  durgun.

stain =  lekelenmek, boyamak, boya vernik, lekelemek, leke.

stalk =  sap.

stall =  (sinema, tiyatro, vb.’de) koltuk, ahır, ahıra kapatmak, bahane kaçamak yanıt, çamur vb.’ne saplanmak, durmak duruvermek stop etmek, önü açık küçük dükkân tezgâh, oyalanmak geciktirmek, stop ettirmek.

stand out =  göze çarp.

stare =  (at ile) dik dik bakmak gözünü dikip bakmak, gözünü dikip bakma sabit bakış.

start =  başlamak.

starvation =  şiddetli açlık açlıktan ölme.

starve =  kurt gibi acıkmak açlıktan ölmek, açlıktan öldürmek, açlıktan ölmek.

state =  heyecan stres, ifade etmek açıklamak belirtmek, mevki, devlet, eyalet, durum hal vaziyet, görkem debdebe tantana ihtişam.

statement =  hesap, söz ifade, demeç.

static =  radyo paraziti, değişmeyen devinimsiz duruk dural statik.

stationary =  yerinde duran durağan sabit.

stationary =  sabit, durağan.

statue =  heykel.

steadily =  ısrarla sebatla muntazaman, durmadan boyuna gittikçe.

steady =  akıllı uslu aklı başında mazbut ciddi, durmadan, düzgün düzenli muntazam değişmez sürekli daimi devamlı, sallanmaz hale getirmek sabit kılmak, sallanmaz oynamaz sağlam sabit, sebatkâr sarsılmaz metin, şaşmaz dönmez, yatıştırmak teskin etmek.

steady =  düzenli, sabit.

steam room =  buhar odası.

steep =  demlenmek, dik sarp yalçın,(fiyat, miktar, vb.) çok fazla haddinden fazla aşırı fahiş,(çay) demlemek, suda bırakmak ıslatmak.

steer =  yön vermek.

stem from = -den ileri gelmek, doğmak, çıkmak ağaç gövdesi, soy köken soy sop aile kökleri, sap benzeri şey, sap, pruva, gövde,(akışını) durdurmak, pipo sapı.

step =  basmak, adım, kademe derece, girişim önlem tedbir, ç seyyar merdiven, ayak sesi, ayak izi, adım atmak girmek, basamak.

stereotype =  klişe, basmakalıp.

stern =  sert, müsamahasız.

stick =  yapıştırmak, sokmak, saplanmak, saplamak, sopa değnek, yapışmak, takmak, koymak, baston.

sticky =  yapış yapış yapışkan, güç zor, cimri.

stiff =  katı, sert, kıran kırana.

stimulate =  teşvik etmek özendirmek gayrete getirmek, uyarmak canlandırmak kışkırtmak uyandırmak kamçılamak tahrik etmek.

stimulate =  uyarmak, teşvik etmek.

stimulation =  dürtme teşvik, uyarma uyarım.

stimulator =  uyarıcı.

stingy =  cimri, eli sıkı.

stink bomb =  kötü koku bombası.

stipulate =  şart koşmak öngörmek.

stock =  yığmak, depolamak.

stockholder =  hissedar.

stockpile =  v.stokla:n.stok.

stomach =  istek heves, mide, katlanmak dayanmak kaldırmak, iştah, karın.

storm =  yüksek ses, ani duygusal taşkınlık, çok öfkelenmek kıyameti koparmak, fırtına, fırtına patlamak fırtına çıkmak, hücum etmek, öfke kıyamet heyecan.

stormy =  fırtınalı, şiddetli gürültülü sinirli.

straighten =  doğrultmak.

strain =  kendini zorlamak, gayret göstermek.

strait =  boğaz.

strange =  tuhaf garip acayip, yabancı, alışık olmayan, yad.

stray, homeless =  başıboş.

strenuous =  yorucu, ağır.

stress =  üzerine basmak vurgu koymak, vurgu, önem vermek üzerinde durmak belirtmek vurgulamak, önem, gerilim gerginlik sıkıntı bunalım stres, baskı etki.

stretch =  gerinmek, uzam, germek uzatmak, gerginlik, germe, yayılmak, gerilme, geniş yer, aralıksız süre, gerilmek uzamak, gerinme.

stretch =  germek, esnetmek, uzantı, germe, gerilme, uzama.

tretcher =  sedye.

strict =  dikkatli, titiz, tam, sıkı, sert hoşgörüsüz, katı değişmez.

strictly =  kesinlikle.

strike =  çarpmak, vurmak.

stringent =  para sıkıntısı çeken darda,(kural) uyulması zorunlu sıkı katı.

stringer =  geçirgen kaya.

strive =  uğraşmak, çalışmak çabalamak, çekişmek.

structure =  bütünüyle tasarımlamak planlamak, yapı bünye, yapı bina.

struggle =  çabalama çaba uğraş gayret, çabalamak uğraşmak, savaşım savaş mücadele, savaşım vermek savaşmak boğuşmak mücadele etmek.

stubborn =  inatçı, dik başlı, direngen.

stubbornly =  inatla.

stud =  saplama, iribaşlı çivi.

stuff =  şey, madde.

stupid =  aptal salak ahmak, saçma aptalca.

stupidity =  aptallık ahmaklık budalalık.

sturdy =  sağlam, dayanıklı.

stylish =  şık modaya uygun moda.

subconscious =  bilinçaltı.

subject =  denek, kobay.

subliminal =  bilinçaltı.

submerge =  sular altında kalma, suya batma, batırmak daldırmak, batmak dalmak.

subscribe =  (to ile) abone olmak teberru etmek bağışta bulunmak kabul etmek onayla.

subscription =  abone, abone ücreti bağış miktarı üye aidatı.

subsequent =  sonradan ortaya çıkan sonradan gelen sonraki.

subside =  (to ile) abone olmak teberru etmek bağışta bulunmak kabul etmek onayla.

subsidiary =  bayi şube, tali ikincil ek yardımcı ikinci planda gelen.

subsidize =  (hükümet, vb.) para vermek desteklemek.

subsoil =  yüzeyin hemen altındaki toprak.

substance, madde, material, entity, substantial =  büyük, sağlam, önemli.

substantial =  büyük önemli, katı dayanıklı sağlam güçlü, özlü önemli gerçe.

substantially =  oldukça, çok yeteri kadar çok.

substitute =  vekâlet etmek yerine geçmek, vekil temsilci, yerine koymak/kullanmak.

subtle =  güç algılanan güç farkedilen ince, kurnaz zeki, ince, narin; zekâ işi.

subtract =  (from ile) çıkarmak eksiltmek from and you will get.

subway =  yeraltı geçidi, metro altulaşım.

succeed =  yerini almak -den sonra gelmek,(in ile) başarmak başarıya ulaşmak.

sudden =  1.ani ansız beklenmedik.

suds =  köpük, sabun köpüğü.

suffer =  -e uğramak acısı çekme, ıstırap çekmek acı çekmek, kötüye gitmek kalitesi düşmek değer kaybetmek.

suffer from =  çek.

suffice =  yetmek yeterli olmak, doyurmak.

sufficiency, adequacy, efficiency =  yeterlilik.

sufficient =  yeterli.

suffocate =  (havasızlıktan) boğulmak, boğmak.

suffragette =  kadınların seçme hakkını savunan kadın.

suggestion =  eser iz, öneri.

suggestive =  anlamlı, hatırlatan.

suicide =  intihar kendini öldürme.

suitability =  uygunluk.

suitable =  uygun yerinde elverişli.

suitably, appropriately, conveniently =  uygun bir şekilde, uygunca.

sum =  işlem problem, meblağ tutar,(the ile) toplam yekûn.

sum up =  özetlemek.

summarize =  özetlemek.

summary =  acele yapılan derhal yapılan, özet.

summit =  zirve toplantısı, zirve doruk uç.

summon =  (to ile) emirle davet etmek celp etmek.

sunbeam =  güneş ışını.

sunstroke =  güneş çarpması.

superb =  mükemmel harika süper.

superconductivity =  süper iletkenlik.

superficial =  yüzeysel üstünkörü yarım yamalak, yüzeysel yüzeyde olan.

superficially =  yüzeysel olarak.

superior =  daha üstün.

supernatural =  doğaüstü.

superstition =  batıl inanç.

superstitious =  batıl.

supplementary =  takviye, ek.

supplier =  tedarikçi.

supply =  tedarik etmek sağlamak arz, mevcut stok miktar, sağlanması gerekli miktar verilmesi gerekli oran, tedarik temin sağlama sistemi, vermek .

support =  (takım, vb.) tutmak, altlık, bakmak geçindirmek, destek mesnet dayanak, destek olan kimse ya da şey yardım destek, destekleme tutma, desteklemek savunmak, geçim geçim kaynağı iaşe,(ağırlığını) çekmek kaldırmak dayanmak

suppose =  bence … -se iyi olur, zannetmek sanmak varsaymak, eğer farzedelim, inanmak sanmak.

suppress =  bastırmak.

supremacy =  üstünlük, egemenlik.

surely =  mutlaka sanırım umarım eminim, kesinlikle kesin olarak, elbette tabi.

surgeon =  cerrah, operator.

surgery =  cerrahlık ameliyat, muayenehane.

surmount =  üstesinden gelmek, alt etmek, yenmek.

surpass =  geçmek üstün olmak baskın çıkmak aşmak.

surplus =  gereğinden fazla miktar fazlalık, gereğinden fazla aşırı fazla, arta kalan, miktar.

surprise =  baskın, beklenmedik anda yakalamak baskın yapmak, sürpriz, şaşırtmak hayrete düşürmek şaşkınlığa uğratmak, şaşkınlık.

surrealist =  gerçeküstücü.

surrender =  hakkından vazgeçmek feragat etmek, teslim, teslim etmek, teslim olmak, vazgeçme feragat.

surround =   kenar, kuşatmak etrafını sarmak çevirmek.

surrounding =  çevredeki civardaki.

survey =  (bir yapıyı) yoklamak muayene etmek durumunu sınamak teftiş etmek, anket, bakmak incelemek dikkatle göz gezdirmek, harita çizme haritasını çıkarma, haritasını çıkarmak, teftiş tetkik inceleme, yaygın kanı genel görüş / inceleme, yüzölçümü ölçüm.

survive  =  hayatta kalmak yaşamayı sürdürmek, sağ salim çıkmak -den sağ kurtulmak.

surviver =  kurtulan.

susceptible =  (to ile) kolay etkilenen etki altında kalan -e dayanıksız -den çabuk e.

susceptible to =  kolay etkilenen, dayanıksız, hassas.

suspect =  şüpheli.

suspend =  (okul, vb.’den) uzaklaştırmak, asmak sallandırmak, belli bir süre için durdurmak ertelemek askıya almak.

suspicion =  az miktar zerre, itimatsızlık güvenmeme, şüphe kuşku zan.

suspicious =  huylu, şüpheli kuşkulu.

sustain =  devam ettirmek, korumak.

sustainability =  sürdürülebilirlik.

swallow =  kırlangıç, yutkunmak, yutma yutkunma, yutmak, inanmak yemek yutmak.

swamp =  bataklık.

swear =  küfretmek sövmek, yemin ettirmek, yemin etmek andiçmek.

sweat =  alınteri dökmek çok çalışmak, telaş, ter, terlemek, zor iş.

sweep =  baca temizleyicisi, süpürme, silkeleme sallama, süpürmek süpürerek temizlemek, hızla ilerlemek şiddetle ilerlemek, (bir alanı) çevrelemek çevirmek, (at yarışı, vb.) bahis, hız ve gururla ilerlemek, geniş alan.

sweep away  =  yok etmek.

swell =  sesin yükselmesi, şişirmek kabartmak, artmak, denizin dalgalanması, ai çok iyi süper kalite, şişmek kabarmak.

swerve =  (amaçtan) sapmak dönmek, ani dönüş sapma, aniden yana sapmak, saptırmak döndürmek.

swift =  hızlı.

swiftly =  hızlıca.

switch off =  cihazı kapatmak.

symptom =  araz bulgu semptom, bulgu belirti işaret.

synonym =  eş anlamlı.

synopsis, summary = özet.

syntactic =  sözdizimsel.

tackle =  çaresine bakmak; üstesinden gelmek, marke etmek, yakalamak, uğraşmak çaresine bakmak üstesinden gelmek, topu kapmak ayağından almak, saldırmak, halat takımı, takım donatı.

tactful =  ince düşünüşlü sezgisi güçlü nazik sezinçli.

tactless =  patavatsız düşüncesiz sezinçsiz densiz.

tag =  çok sık kullanılan laf beylik laf, eklemek, elim sende oyunu, etiket fiş, etiketlemek fiş takmak, kovalamaca, (along / on ile) peşine takılmak birlikte gitmek takılmak.

tail =  kuyruk.

take =  gerektirmek istemek, hâsılat, para kâr, kabullenmek üstlenmek almak, kiralamak tutmak, çekim, kazanmak almak, almak, (sınav) girmek, (içine) almak taşıma, (fotoğrafını) çekmek, götürmek.

take a huge step forward to = çok büyük ilerleme kaydetmek.

take care of, look after, care for =  ilgilenmek, göz kulak olmak.

take into account, take into consideration =  göz önünde bulundurmak.

take off, remove =  çıkarmak.

take place =  olmak, meydana gelmek.

talent  =  doğal yetenek.

talented =  yetenekli.

talk =  boş laf, konuşma biçimi konuşma, konuşma görüşme, konuşmak, sohbet.

tally =  hesap, çetele.

tame =  dize getirmek, evcil, evcilleştirmek ehlileştirmek, sıkıcı yavan tatsız, yumuşak başlı uysal.

tangible =  dokunulabilir elle hissedilebilen, gerçek elle tutulur somut kesin.

tar =  katran.

target =  hedeflemek.

task =  vazife görev iş.

tastefully =  zevkle.

tasteless =  zevksiz, tatsız, tadı tuzu yok.

tasty =  lezzetli tatlı.

tax =  vergilendirmek vergi koymak, yormak zorlamak, vergi, külfet yük.

tax-exempt  =  vergiden muaf.

tear =  hızla ilerlemek paldır küldür gitmek, yırtılmak, koparmak, gözyaşı,(giysi, kâğıt, vb.) yırtık sökük, yırtmak, kopmak.

tease =  sataşmak takılmak alay etmek, sataşan alaycı muzip kimse, rahatsız etmek rahat vermemek.

tedious =  sıkıcı usandırıcı bezdirici.

telling =  etkili, belirgin.

temperate =  ılıman ılık mutedil, ılımlı ölçülü.

temple =  ibadethane, şakak, tapınak.

temporary =  geçici.

tempt =  cezbetmek özendirmek, şeytana uydurmak ayartmak yoldan çıkartmaya çalışmak, baştan çıkarmak teşvik etmek.

temptation =  ayartma baştan çıkarma, baştan çıkma şeytana uyma, istek uyandıran şey cezbedici şey.

tenacity =  inat azim sebat.

tenant =  kiracı.

tend to =  yönel.

tendency =  eğilim.

tender =  genç toy deneyimsiz, yumuşak gevrek körpe, teklif fiyat teklifi, teklif etmek sunmak, kömür vagonu, duyarlı kolay incinir hassas, dokununca acıyan, sevecen müşfik şefkatli.

tenderly =  şefkatle.

tense =  germek gerginleştirmek, zaman, sinirli gergin telaşlı,(up ile) gerilmek gerginleşmek, gergin sıkı gerilmiş geril.

tentative =  kesin olmayan, deneysel, kararsız.

terminate =  bitirmek son vermek, bitmek sona ermek.

terms =  koşullar.

terrestrial =  yeryüzüne ait, karaya ait.

terribly =  korkunç bir şekilde çok kötü, çok son derece müthiş.

terrific =  çok iyi mükemmel harika süper, korkunç müthiş süper.

territory =  yöre, toprak, alan, bölge.

testimony =  tanıklık, ifade.

texture =  doku, dokunuş, dokuma, yumuşaklık/sertlik derecesi.

thanks totheft =  şükran teşekkür.

thaw =  erime, çözülme.

the dawn of modern science =  modern bilimin doğuşu.

theme =  tema, konu anakonu tema izlek.

thigh =  uyluk but, but.

thirsty =  susatıcı, susamış.

thorough =  tam, dikkatli eksiz.

thoughtful =  derin derin düşünen düşünceye dalmış düşünceli, düşünceli nazik.

thoughtlessly =  düşüncesizce.

threat =  tehdit gözdağı, tehlike işareti tehlike.

threaten =  (olası bir tehlikeye) işaret olmak, tehdit etmek gözdağı vermek.

threefold =  üç kat.

thresholds =  eşikleri.

thrifty =  tutumlu, idareli.

thrive =  büyümek, gelişmek.

throat =  boğaz, gırtlak.

thumb =  (through ile) (kitaba) göz atıvermek göz gezdirmek, başparmak, otostop çekmek.

thus =  böylece, bu sonuçla böyle.

tickle =  eğlendirmek, gıdıklamak, gıdıklama gıdıklanma.

tidal =  gel gitle ilgili.

tide =  akın, gelgit.

tie =  düğüm düğüm ipi, bağlamak, bağ, bağlanmak, kravat, ayakbağı bağ, beraberlik sonuç eşitliği, berabere kalmak eşit olmak.

tighten =  sıkılaşmak daralmak, sıkılaştırmak sıkmak daraltmak.

tile =  kiremit kaplamak, çini, kiremit.

time warp =  zaman sapması.

timid =  korkak ürkek yüreksiz, çekingen sıkılgan utangaç.

tiny =  küçücük minicik.

tiny =  küçük, ufacık.

tiresome =  yorucu, sıkıcı, bezdirici sinir edici.

tolerantly =  hoşgörülü.

tolerate =  müsamaha etmek hoş görmek, tahammül etmek katlanmak.

top =  üst, zirve.

topic =  konu.

torment =  acı çektirmek eziyet etmek, büyük acı sancı eziyet.

torn =  yırtık.

torture =  işkence, işkence etmek.

totally =  tamamen.

touch screen =  dokunmatik ekran.

touchstone =  mihenk taşı, ölçüt.

tower =  kule.

toxic =  zehirli.

trace =  kalıntı, iz, ortaya çıkarmak, izini sürmek izlemek, az miktar zerre,(kopya kâğıdıyla) kopyasını çıkarmak, bulmak.

trace  =  iz, eser.

track =  izini takibetmek izini sürmek, palet tırtıl, parça şarkı müzik, patika keçiyolu, pist yarış pisti, ray, iz.

tract =  alan, saha.

traction =  çekme, çekilme.

trade =  (in/with ile) ticaret yapmak, almak, değiş tokuş etmek değişmek, iş satış, meslek sanat iş, satmak, ticaret alışveriş.

trader =  tüccar tacir tecimen.

tradition =  gelenek.

traditional =  geleneksel.

traditionaly =  geleneksel.

trail =  sürüklemek, gezdirmek; izlemek.

trailblazing =  yankı uyandıran, çarpıcı.

train =  elbise kuyruğu, yetiştirmek eğitmek, yetişmek eğitim görmek, tren, olaylar / düşünceler zinciri, kafile kervan sürü,(on/upon ile) -e nişan almak -e yükseltmek üstüne tutmak çevirmek.

trait =  özellik.

traitor =  hain vatan haini.

tranquil =  durgun, sakin, huzurlu, sessiz.

tranquilize =  sakinleştir.

tranquillizer =  sakinleştirici yatıştırıcı ilaç.

transaction =  iş görme.

transcript =  kopya suret.

transfer =  devretmek, transfer olmak, transfer etmek, transfer, taşıt değiştirmek aktarma yapmak, taşınmak, nakil, devir, çıkartma yapıştırma baskı, aktarma bileti, nakletmek taşımak.

transition =  geçiş.

transmit =  (hastalık, vb.) geçirmek bulaştırmak, yayınlamak, geçirmek iletmek, göndermek.

transparent =  saydam.

transplant =  organ nakli,(bitki) başka bir yere dikmek/aktarmak,(organ, saç, vb.) nakletmek, nakledilen şey aktarılan şey.

trap =  tuzak, ağız, iki tekerlekli at arabası, kapan, tuzağa düşürmek.

treacherous =  hain dönek, tehlikeli.

treachery =  ihanet.

treasure =  hazine define gömü, çok değerli şey / varlık, çok kıymetli tutmak büyük değer vermek.

treatment =  muamele davranış, tedavi sağaltım.

treaty =  anlaşma, sözleşme.

tremble =  titreme, titremek, ürperme ürperti, ürpermek.

tremendously =  çok büyük.

trench =  hendek çukur, siper.

trend =  akım moda, eğilim.

trial =  başbelası dert, duruşma yargılama, dava, deneme sınavı.

tribe =  boy, kabile boy oymak.

trick =  (into ile)aldatmak kandırmak keleğe getirmek üçkâğıda getirmek,(iskambil) el, hile düzen dolap oyun dalavere, hüner numara el çabukluğu, marifet ustalık beceri incelik, muziplik için yapılmış muzip muzır, muziplik şeytanlık, zor kazık.

trickle =  damlamak akmak süzülmek.

trigger =  başlatmak, tetiklemek.

trim =  form kondisyon,(off ile) kesip düzeltmek budamak kırkmak,(with ile) süslemek, düzenli derli toplu, intizam düzen, kesme kırkma, kısmak azaltmak,(gemi, uçak) dengelemek, dengelenmek, yenmek.

triumph =  zafer, başarı, utku yengi.

trivial =  önemsiz, abes, bayağı, cüzi, havadan sudan.

troop =  küme takım sürü grup, bölük tabur alay, ç. askerler, izci grubu.

troublesome =  sorun çıkaran başbelası, zahmetli güç zor.

trust =  güvenmek, inanmak.

trustworthy =  güvenilir.

try out =  bir şeyi denemek.

tulip =  lale.

turbulent =  düzensiz karışık, fırtınalı, kontrolsüz, vahşi sert haşin.

turn =  sıra,1.çevirmek döndürmek.

turn into, transform =  -e dönüştürmek.

twist =  bükmek kıvırmak.

ubiquitous =  her yerde.

ultimately, at last, in the end =  sonunda, en sonunda, sonuçta .

unadorned =  süslenmemiş.

unanimously =  oybirliğiyle.

unavoidable =  kaçınılmaz.

unbearable =  dayanılmaz çekilmez.

unbreakable =  kırılmaz.

unconsciously =  bilinçsizce.

uncover =  örtüsünü ya da kapağını açmak, ortaya çıkarmak meydana çıkarmak.

undeniable =  inkâr edilemez yadsınamaz kesin.

underestimate =  az/düşük olarak tahmin etmek not.

undergo =  -e uğramak çekmek geçirmek.                           

underground =  metro, yer altı.

undermine =  temelini çürütmek, baltalamak yıkmak el altından çökertmeye çalışmak.

underrate =  hafife almak, küçümsemek.

undertake =  üzerine almak üstlenmek sorumluluğunu almak, söz vermek garanti etmek,(işe) girişmek başlamak.

undervalue =  küçümsemek.

unduly =  aşırı derecede gereğinden çok aşırı çok.

uneducated =  tahsilsiz eğitimsiz.

unemployed =  işsiz.

unemployment =  işsizlik.

unequal =  yetersiz yeterli seviyede olmayan, eşit olmayan.

unexpected =  beklenmedik.

unfit =  uygunsuz.

unforeseen =  beklenmedik umulmadık önceden tahmin edilmeyen.

unforeseen =  beklenmedik, umulmadık.

ungrateful =  nankör.

unhesitatingly =  tereddüt etmeden.

uniform =  düzenli, üniforma, tek biçimli aynı bir örnek.

uniformity =  tekdüzelik, aynılık, tutarlılık.

unify =  bütünleştirmek birleştirmek bütün haline getirmek, bir örnek yapmak tekbiçimli kılmak.

unimpressive =  etkileyici olmayan.

union =  birlik; sendika.

unique =  nadir az bulunur eşsiz, yegâne tek biricik.

unite =  (belli bir amaç için) birlikte hareket etmek birlikte olmak, birleştirmek, birleşmek.

unity =  birleşme, birlik.

universal =  bir grubun tüm üyelerini ilgilendiren ortak, dünyanın her yerinde olan/yapılan, evrensel, genel yaygın.

unload =  (yük, silah, film, vb.) boşaltmak.

unmanly =  erkekliğe sığmayan.

unmanned =  insansız.

unparalleled =  eşsiz, emsalsiz.

unpardonable =  affedilemez.

unpleasant  =  nahoş; tatsız.

unprecedented =  eşi görülmemiş emsalsiz eşsiz bu güne kadar görülmemiş.

unprotected =  korunmamış.

unreachable =  ulaşılamaz.

unreasonable =  (fiyat, vb.) aşırı fahiş, mantıksız saçma akılsız.

unrehearsed =  provasız.

unrequited =  karşılık görmeyen, karşılıksız.

unrest =  huzursuzluk, kargaşa.

unrestrained =  denetimsiz, frenlenmemiş, serbest.

unripe =  olacak.

unshakeable =  (inanç) sarsılmaz sağlam.

unstable =  kararsız dengesiz değişen.

untidy =  düzensiz dağınık.

untold =  tarifsiz.

unusual =  olağan olmayan alışılmamış ender görülmedik.

unwary =  dikkatsiz, tedbirsiz.

unwilling =  isteksiz.

unwillingly =  istemeyerek.

unwillingness =  isteksizlik.

unwise =  akilsiz.

unwise =  akılsızlık, akılsızca.

up to =  -e kadar.

upbringing =  çocuk bakım ve eğitimi yetişme yetişim.

update =  güncelleştirmek modernleştirmek çağdaşlaştırmak.

upgrade =  geliştirmek.

uphold =  confirm, onaylamak, tasdik etmek.

upstream =  akıntının ters yönünde.

upwards =  yukarı doğru.

urban =  kent ile ilgili şehirsel kentsel .

urge =  dürtü şiddetli istek / arzu, tutku, gereksinim, ısrar etmek, (on ile) teşvik etmek sıkıştırmak zorlamak,(on) ileri sürmek sevketmek.

urgent =  acil ivedi.

urgently, vitally =  çok önemli, çok zaruri olarak, acil olarak.

use =  kullanma kullanım, fayda yarar, kullanmak suistimal etmek, kullanmak, kullanıp bitirmek tüketmek, amaç kullanım amacı, kullanma hakkı yararlanma hakkı kullanma yetisi,(to ile) (eskiden) -erdi -ardı.

usefulness =  faydalilik.

useless =  yararsız işe yaramaz.

usual =  olağan her zamanki alışılmış.

utensil =  alet aygıt, kap.

utility =  yarar fayda yararlı olma işe yararlık, kamu hizmeti yapan kuruluş.

utilize =  kullanmak yararlanmak değerlendirmek.

utopia =  kusursuz toplum düşüncesi kusursuz toplum ütopya.

utterly =  baştanbaşa, tamamen

vacancy =  (iş) boş yer münhal yer,(otel, pansiyon, vb.) boş oda boş yer, boşluk.

vacant  =  boş, açık; dalgın.

vacate =  boşaltmak tahliye etmek.

vaccinate =  aşılamak aşı yapmak.

vague =  müphem, belirsiz, şüpheli.

vaguely =  belli belirsiz.

vain =  boş yararsız sonuçsuz, kibirli kendini beğenmiş.

valid =  sağlam temele oturtulmuş makul mantıklı geçerli, yasal meşru, geçerli muteber yasal kanunî.

validate =  geçerli kılmak tasdik etmek onaylamak.

validation =  onaylama.

validity =  doğruluk geçerlilik.

valley =  vadi koyak.

valuable =  değerli kıymetli, çok yararlı değerli.

value =  paha, önem vermek değer vermek kıymetini bilmek, para değeri kıymet değer, ç. değer yargısı, değer biçmek kıymet takdir etmek, önemli görmek = , değer kıymet, önem itibar.

valueless =  değersiz.

valve =  vana.

vandalism =  vandallık vandalizm.

vanish =  gözden kaybolmak kayıplara karışmak ortadan yok olmak, yokolmak nesli tükenmek tarihe karışmak.

vanity =  pride, kibir, kendini beğenmiş; abes şey, beyhudelik.

vapors =  buharlar.

variable =  değişken nicelik, değişken, kararsız değişken sebatsız.

varied =  değişik, çeşitli; değişken.

various =  çeşitli değişik türlü türlü, çok sayıda birçok.

vary =  çeşitli olmak değişik olmak, değişmek başka hale dönmek, değiştirmek.

vast, broad, wide =  çok geniş engin, çok pek çok hesapsız.

vegetation =  bitki örtüsü.

vegetative =  bitkisel.

vehemently =  şiddetle, hararetli bir şekilde.

veil =  (birşeyi) örten ya da gizleyen şey maske paravana, peçe ile örtmek, peçe yaşmak, gizlemek saklamak.

velocity =  hız, sürat.

ventilate =  (oda, yapı, vb.) havalandırmak.

venture =  tehlikeye atmak, tehlikeye atılmak, riskli girişim, cüret etmek göze almak, tehlikeli girişim tehlikeli iş macera.

verbal =  sözlü ağızdan sözel, fiilden türemiş, kelimesi kelimesine aynen.

verdict =  kanı hüküm karar, jüri kararı.

verification =  gerçekleme doğrulama sağlama.

verify =  doğrulamak, doğruluğunu kanıtlamak.

vermin =  zararlı böcek ya da hayvanlar.

versatile =  çok yönlü elinden her iş gelen, birden fazla kullanım alanı olan çok yönlü, elinden birden fazla iş gelen.

versatility =  çeşitlilik, çok yönlülük.

version =  yorum, versiyon uyarlama, çeviri tercüme.

vertebrate =  omurgalı.

vertical =  dikey düşey.

vessel =  (kova, fıçı, şişe, vb.) kap, gemi tekne.

veterinary surgeon =  veteriner cerrah.

vexed =  annoyed, bir şeye canı sıkılmak.

via =  yolu ile -den geçerek, aracılığıyla.

viable =  uygulanabilir, varlığını sürdürebilir.

vibrant =  parlak, canlı.

vibrate =  titremek, titretmek.

vibration =  titreşim.

vicinity =  etraf, çevre.

vicious =  tehlikeli, huysuz saldırgan, kötü amaçlı gaddar garazlı.

victim =  kurban.

victory, triumph =  zafer utku galibiyet.

view =  görüş, fikir.

viewpoint =  görüş açısı bakış açısı.

vigorous =  güçlü dinç enerjik, kuvvetli, etkin.

vigorously =  hareketli.

vine =  sarmaşık yapılı, kazığa vb. tutunarak büyüyen.

vine-ripe =  iyice olmuş.

violate =  tecavüz etmek ırzına geçmek, bozmak çiğnemek uymamak, saygısızlık etmek.

violation =  ihlal.

violence =  şiddet, zorbalık.

violent =  zorlu, şiddet yüzünden olan, sert şiddetli, acı veren can yakan.

virtue =  üstünlük avantaj, fazilet erdem.

virtuous =  erdemli, dürüst.

viscid =  yapışkan.

visible =  görülebilir görünür.

vision =  kuruntu, görme gücü görme, hayal düş tasavvur, ileriyi görme yaratıcılık.

visual =  görsel.

vital =  canlı hayat dolu, yaşam için gerekli hayati, çok önemli can alıcı çok gerekli.

vivid =  (ışık/renk) parlak canlı güçlü, canlı akılda kalıcı güçlü.

vocational =  meslekî.

volt =  volt.

voluntarily =  isteyerek, gönüllü olarak.

volunteer =  gönüllü olarak teklif etmek yapmaya gönüllü olmak, gönüllü, bir hizmete gönüllü olarak girmek, (bir şeyi) sorulmadan anlatmak, (orduya) gönüllü girmek gönüllü asker olmak.

vote =  (the ile) oy hakkı, rey, oy vermek, oy, bildirmek ilan etmek, önermek.

vow =  yemin ant, yemin etmek ant içmek.

voyage =  seyahat yolculuk gezi, uzun gemi yolculuğu yapmak.

vulnerable =  kolay incinir hassas, korunmasız savunmasız zayıf.

vulnerable =  saldırı veya tenkide açık / maruz olan.

wander =  doğru yoldan ayrılmak sapmak, belli bir amacı olmadan dolaşmak-gezmek.

wanton =  kontrolsüz vahşi, mantıksız nedensiz, değişken kaprisli oyunbaz.

wantonly =  sebepsiz yere.

warning =  ibret, uyarı ikaz ihtar tembih.

warp =  eğilmek, dönmek, bükülmek.

warrior =  savaşçı asker.

waste product =  atık madde.

wasteful savurgan, müsrif.

wastefully, extravagantly =  savurganca.

water table =  su tabakası seviyesinde.

waterfowl =  su kuşu.

waterproof =  sugeçirmez sugeçirmez yağmurluk sugeçirmez hale getirmek.

wavy =  dalgalı saç.

wax =  balmumu, balmumu sürmek mumlamak, kulak kiri, mum.

weak =  güçsüz zayıf yetersiz, kof, sulu açık.

weaken =  zayıflatmak güzsüzleştirmek, zayıflamak güçsüzleşmek.

weakness =  güçsüzlük, zayıflık, zaaf.

wealthy =  zengin varlıklı.

weapons of mass destruction =  kitle imha silahları.

weed =  yabani ot.

weep =  ağlamak gözyaşı dökmek.

welfare =  1.refah gönenç rahat.

wheel =  tekerlek.

wheeze =  harıltı hırıltıyla solumak.

whereby =  aracılığıyla, yardımıyla.

whip =  kamçı; kamçılamak.

whirlwind =  hortum.

whisper =  fısıltı, fısıldaşmak fısıltı ile konuşmak fısıldamak, dedikodu.

whistle =  ıslık çalmak düdük çalmak ıslıkla çalmak, ıslık düdük.

wholesaler =  toptancı.

wholly =  tamamen tümüyle.

widen =  genişlemek genişletmek.

widespread =  yaygın geniş alana yayılmış.

widow =  dul kadın.

wild =  vahşi yabani, hiddetli kızgın.

willfully =  .

wilt =  soldurmak, çiçek solmak.

wind-borne =  rüzgârla taşınan.

wink =  göz kırpmak, çok kısa süre, göz kırpma, parıldayıp sönmek parıldamak.

wipe =  silmek silip çıkarmak yok etmek ortadan kaldırmak, silme temizleme.

wipe out =  silip süpürmek, yok etmek.

wisdom =  akıllılık akıl bilgelik.

wise =  akıllı, akıllıca, mantıklı.

wistfully =  .

witchcraft =  büyücülük büyü.

with reference of/to =  -e göre, -ye atfen.

withdraw =  geri çekmek geri çekilmek çekmek geri almak.

wither =  solmak, soldurmak, sindirmek.

withhold =  saklamak vermemek.

withstand =  karşı koymak direnmek dayanmak göğüs germek.

witness =  kanıt delil, tanık olmak tanıklık etmek göstermek kanıtlamak, tanıklık, tanık şahit.

witty =  zekice nükteli.

wonder =  şaşılacak şey büyük olay, mucizeler yaratan kimse dahi, mucize, hayret etmek şaşmak merak etmek, harika, şaşkınlık merak hayret.

wonderful =  harika şaşılacak derecede iyi.

wool =  yün yapağı.

worrisome =  yorucu.

worsen =  daha da kötüleştirmek, daha da kötüleşmek.

worship =  tapmak ibadet etmek, ibadet tapınma hayranlık tapma.

worthless =  adi karaktersiz kötü, değersiz.

worthwhile =  harcanan emeğe değer yapmaya değer, -e değer.

wound =  yara yaralamak.

wrap =  şal örtü, sarmak sarmalamak katlamak koymak yaymak sermek dolamak.

wreath =  duman halkası, çiçekten yapılmış taç, çelenk.

wreck =  enkaz.

wreckage =  enkaz yıkıntı kalıntı.

wrinkle =  kırıştırmak kırışmak, kırışıklık, ipucu.

wrinkle =  buruşmak, kırışmak(cilt) .

wrist =  kol bileği bilek.

yawn =  esnemek esneme.

yeast =  maya.

yield =  (kâr) getirmek, ürün/meyve vermek, ürün, kazanç gelir, çökmek bel vermek eğilmek, boyun eğme, kırılmak.

yield to =  kazanç, kabul etmek, baş eğmek gelir, ürün, meyve vermek; boyu zap with =  ani bir darbeyle öldürmek.

zenith =  doruk, zirve, peak.

zone =  bölge, mıntıka.

AÇIKÖĞRETİM GÜZ DÖNEMİ DÖNEM SONU SINAVI
14 - 15 Ocak 2017

Üye OlŞifremi Unuttum

HAKKIMIZDA
alonot.com; kullanıcılarımızın KPSS & YGS-LYS & ALES & AÖF & YDS gibi sınavlara hazırlanmaları için hem ders notlarına, hem test pratiklere kolayca ulaşıp zaman kaybetmeden en üst düzeyde yarar sağlayabilmeleri amacıyla hizmet vermektedir. Ayrıca Mevzuat&İçtihat&Tezler&Makaleler ve diğer herşeyde! kapsamlı arama yapılabilmesi, aranılan konu ve kavramlara kolayca ulaşılabilmesi ve sonuçlar içerisinde hızla gezilebilmesi amacıyla kurulmuştur. Zamanla öğrencilerin ve kullanıcıların ilgisiyle büyüyen alonot.com sizlerin ilgisiyle ve daha zengin içerikle yayın hayatına devam edecektir. Faydalı olması dileğiyle...
GİZLİLİK POLİTİKASI
alonot.com sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları kapsamında koruma altındadır. Site içeriğinin ticari amaçlı ve izinsiz olarak kopyalanması ve kullanılması yasaktır. Ancak, ticari amaçlı olmamak ve link verilmek koşuluyla site içeriğinin kopyalanması ve kullanılması serbesttir. 5846 sayılı kanunun 25. maddesinin ek 4. maddesine göre telif hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdulmasını istemek zorundadır. İçerik sahibinin veya yasal temsilcisinin istekte bulunması halinde, kendisine ait içerik veya dökümanların sitemizden 24 saat içinde yayından kaldırılmasını garantilemekteyiz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. alonot.com hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir, bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.
Site Yönetimi.
İletişim: alonot.com@alonot.com & alonot.com@gmail.com
Kategoriler
SOLDA SABİT REKLAM