Vergi Hukuku Kapsamlı Ders Notu

        VERGİ HUKUKU TESTİ ÇÖZ

VERGİ HUKUKU

RESİM

Belirli bir işin veya hizmetin yapılması konusunda,  devletin veya yetkili organlarının verdiği izin karşılığında ödenen paralardır. Bu kaynaktan sağlanan kamu gelirlerinin toplam gelir içindeki payı oldukça düşüktür.

HARÇ

Devlet veya yetkili kıldığı organları tarafından sunulan belli bir hizmetin karşılığında, buhizmetlerden yararlananlar tarafından ödenen paralardır. Harçların özelliği devlet tarafından yapılan belli bir hizmetin veya sağlanan belli bir menfaatin veya sağlanan ayrıcalığın karşılığında ödenmiş olmasıdır.

VERGİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

  1. ASLİ KAYNAK

1.ANAYASA

Anayasamızın 73. maddesine göre;

“ Herkes kamu giderlerini karşılamak  üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirlediği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.”

Vergi konusunda yapılan kanunlar anayasaya aykırı olamazlar.

2.KANUN

      Vergi ve benzeri yükümlülükler ancak kanunla konulabilir.

3.ULUSLARARASI ANLAŞMALAR

4.KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER

Anayasanın 91’inci maddesine göre,  vergi ödevleri kural olarak kanun hükmünde kararname ile düzenlenemez. Ancak bunun iki istisnası vardır:

  • Sıkı Yönetim Halleri
  • Olağanüstü haller

5.İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARLARI

Üst yargı organlarının kararlarına “içtihat” denilmektedir. Değişik nedenlerle, benzer konularda yüksek yargı organlarının farklı veya aynı daireleri tarafından farklı kararlar verilmiş olabilir.

6.ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar kesindir. Ve devlet organları da dahil olmak üzere herkes açısından bağlayıcıdır.

7.BAKANLAR KURULU KARARLARI

Muaflık, istisnalar ve indirim oranlarına ilişkin olarak kanun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içerisinde değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Bakanlar Kurulu karaları bağlayıcı niteliktedir.

  1. TALİ KAYNAKLAR

1.TÜZÜK

Danıştayın incelemesinden geçirilerek, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak resmi gazetede yayımlanır. Tüzüklerle yeni bir vergi konulamaz, konulan vergiler değiştirilemez, kaldırılamaz.

2.YÖNETMELİKLER

Bakanlık ve Kamu Tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda, kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkardıkları belgelerdir.

3.MUKTEZA ( ÖZELGELER)

Mükelleflerin vergi kanunlarının uygulanması sırasında, tereddüt ettikleri hususlara ilişkin olarak, yetkili birimlerden istedikleri yazılı görüştür.

4.TEBLİĞLER

Vergi Kanunların uygulanmasını sağlamak amacıyla çıkarılmaktadır.

MÜKELLEF VE VERGİ SORUMLUSU

Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzelkişidir. Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.

VERGİ EHLİYETİ

Mükellefiyet ve vergi sorumluluğu için kanuni ehliyet şart değildir. Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasaklanmış olması mükellefiyeti ve sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

ÖRNEK: Gerçek kişilik doğumla başladığına göre, bir bebeğin ya da küçük bir çocuğun, temyiz kudretine sahip olmayan bir kimsenin, bir akıl hastasının vergi yükümlüsü ya da vergi sorumlusu olması mümkündür.

VERGİ MAHREMİYETİ:

Bazı kişiler. görevleri dolayısıyla mükellefle ilgili öğrenmiş olduğu sırları açıklayamazlar. Bu kişiler görevlerinden ayrılsalar bile bu yasak devam eder. Bu kişiler mükelleflerin özel işlerini de yapamazlar. Sırları açıklayamayacak kişiler şunlardır:

  1. Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar
  2. Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar
  3. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler
  4. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler

Gelir Vergisi mükellefleri (Kazancı basit usulde tespit edilenler dahil) ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı almak zorundadırlar.

 

KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUKLARI:

Tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.

İlgili kişilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.

MİRASÇILARIN SORUMLULUĞU:

Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.

Cezalar dolayısıyla mirasçıların herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu, cezanın kişiselliği kuralının bir sonucu olup, ölüm halinde cezalar düşmektedir.

TESELSÜL

Birden fazla kişinin, bir borcun ödenmesinden birlikte sorumlu olmasını ifade eder. Örneğin, motorlu taşıt vergisinin ödendiğini gösterir belge olmadan, motorlu taşıtların her türlü satış ve devrini yapan noterler, memurlar; ödenmeyen veya noksan ödenen vergilerden yükümlülerle birlikte müteselsilen sorumludurlar.

VERGİ KONULARI

GELİRE DAYALI VERGİLER TÜKETİME DAYALI VERGİLER SERVETE DAYALI VERGİLER
1-GELİR VERGİSİ

2-KURUMLAR VERGİSİ

1-KDV

2-BANKA SİGORTA MUAMELE VERGİSİ

3-HİZMET VERGİSİ

4-GÜMRÜK VERGİSİ

1-MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ

2-EMLAK VERGİSİ

VERGİLENDİRME İŞLEMLERİ

Vergilendirme süreci vergiyi doğuran olay ile başlamaktadır. Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasaklanmış olması, vergilendirmeye engel değildir. Vergiyi doğuran olay ile başlayan vergilendirme süreci,  “ TARH-TEBLİĞ-TAHAKKUK-TAHSİL” ile devam etmektedir.

  • TARH: Vergi alacağının kanunda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden, vergi dairesi tarafından hesaplanarak, bu alacağı miktar itibariyle tespit eden, idari muameledir. Bu anlamda tarh işlemi :
  1. Matrah ve nispetler üzerinden hesaplanır
  2. Miktar itibariyle tespit edilir
  3. İdari bir muameledir
  4. Bireysel (subjektif) belirtici bir işlemdir
  5. Kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemdir
  6. Asli bir işlemdir

TARH İSE 4 AYRILIR:

  1. BEYANA DAYANAN TARH İŞLEMİ: Tarh işlemi kişilerin beyanları üzerine tarh edilir. Esas kural budur. Kişiler kural olarak kendi beyanlarına dava açamazlar. Ancak bunun ise iki istisnası vardır:
  1. Yapılan işlemde vergi hatası söz konusu ise ve de,
  2. İhtirazi kayıtla ( dava açma hakkı saklı kalmak şartıyla ) beyanname verilmiş ise
  3. İKMALEN VERGİ TARH :İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra, bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir.
  1. RE’SEN VERGİ TARHI:Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden verginin tarh olunmasıdır.

Aşağıdaki hallerin varlığı halinde, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve Belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir:

  1. Vergi beyannamesi kanunî süresi geçtiği halde verilmemişse,
  2. Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler gösterilmemiş bulunursa,

c.Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmezse,

d.Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla içeriği gerçek olarak bulunmazsa,

e.Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa,

f.Meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve ekleri imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli malî müşavir tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,

Yukarıdaki hallerin tespitinde mükellefe Takdir Komisyonu tarafından 15 günden az olmamak üzere bir mühlet verilerek vergi matrahına ilişkin bilgileri vermeye ve kanuni defterlerini ibraz etmeye davet olunur.

  1. VERGİNİN İDARECE TARHI:Mükelleflerin ikmalen ve re’sen vergi tarhı dışında,mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine verilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.

 

VERGİ TARHINDA ÖN ( HAZIRLAYICI) İŞLEMLER

  • YOKLAMA

Yoklamadan maksat, mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddî olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmektir. Yoklamaya yetkili memurlar şunları da tespit ederler:

  1. a) Günlük hâsılatı tespit etmek,
  2. b) Ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetinde olanların bu mecburiyete uyup uymadıklarını, bu cihazları belli edilmiş esaslara göre kullanıp kullanmadıklarını ve günlük hâsılatı tespit etmek,
  3. c) Günü gününe kayıt yapılması zorunlu defterlerin iş yerlerinde bulundurulup bulundurulmadığını, tasdikli olup olmadığını usulüne göre kayıt yapılıp yapılmadığını, vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi icap eden belgelerin usulüne göre düzenlenip düzenlenmediği ile kullanılıp kullanılmadığını, faturasız mal bulunup bulunmadığını, levha asma veya kullanma mecburiyetine uyulup uyulmadığını tespit etmek,
  4. d) Nakil vasıtalarını, Maliye ve Gümrük Bakanlığının belirleyeceği özel işaretle durdurmak ve taşıtta bulundurulması gereken taşıt pulu, yolcu listesi, fatura veya sevk irsaliyesi, yolcu bileti ile taşıma irsaliyelerinin içeriği ile taşınan yolcu ve malların miktar ve mahiyetlerini ölçmek, tartmak, saymak suretiyle tespit etmek,
  5. e) Taşıma irsaliyesi, sevk irsaliyesi ve faturanın taşıtta bulunmaması halinde bu belgelerin ibrazına kadar nakil vasıtalarını trafikten alıkoymak, taşınan malın sahibi belli değilse tespitine kadar malı bekletmek ve muhafaza altına almak.

YOKLAMAYA YETKİLİ KİŞİLER İSE ŞUNLARDIR:

  1. Vergi dairesi müdürleri,
  2. Yoklama memurları,
  3. Yetkili makamlar tarafından yoklama işi ile görevlendirilenler,
  4. Vergi incelemesine yetkili olanlar,

5.Gelir uzmanları.

Yoklama yapacak kişiler yoklamadan önce hüviyetlerini ibraz etmek zorundadırlar. Yoklama her zaman yapılabilir, önceden kişiye haberdar edilmesi söz konusu değildir. Yoklama sonucunda ise, ilgiliye yoklama tutanağının bir nüshası verilir.

  • İNCELEME

Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. (DERİNLEMESİNE ARAŞTIRMA)

İNCELEMEYE YETKİLİ KİŞİLER İSE ŞUNLARDIR:

  1. Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları,ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır.
  2. Gelir İdaresinin merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrosunda görev yapanlar.

Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir.

Bu takdirde incelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak istenilir.İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve vesikalarını daireye getirmesi için münasip bir mühlet verilir.

İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde ise en fazla altı ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir ve altı ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

  • ARAMA

İhbar veya yapılan incelemeler dolayısıyla, bir mükellefin vergi kaçırdığına işaret eden bilgiler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir

ARAMANIN YAPILABİLMESİ İÇİN:

  1. Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların buna lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi,

2.Sulh yargıcının istenilen yerde arama yapılmasına karar vermesi şarttır.

Arama neticesinde alınan defter ve vesikalar üzerindeki incelemeler, en geç üç ay içinde bitirilerek sahibine bir tutanakla geri verilir.

İncelemelerin haklı sebeplere üç ay içinde bitirilmesine imkan olmayan hallerde sulh yargıcının vereceği karar üzerine bu süre uzatılabilir.

  • BİLGİ TOPLAMA

Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.

Bilgiler yazı veya sözle istenilir. Sözle istenen bilgileri vermeyenlere keyfiyet yazı ile bildirilir ve cevap vermeleri için kendilerine münasip bir mühlet tayin olunur. Bilgi istenmek üzere ilgililer vergi dairesine zorla getirilemez.

Kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzelkişiler, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümlerini ileri sürerek, bilgi vermekten imtina edemezler.

Ancak şu durumlarda bilgi vermekten kaçınabilirler:

1-PTT’den, savaş durumları hakkında bilgi edinilemez,

  1. Hekimlerden, diş hekimlerinden, disçilerden, ebelerden ve sağlık memurlarından hastaların hastalıklarına ilişkin bilgi istenemez,
  2. Avukatlardan ve dava vekillerinden gönderilen işler dolayısıyla, davanın içeriği ile ilgili bilgi istenemez,
  3. 4. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 88’inci maddesi gereğince gösterilmesi veya teslimi mümkün olmayan evrakın içeriği hakkında bilgi istenemez.

Bilgi verme yükümünü yerine getirmeyenlere V.U.K ‘nun mükerrer 355 inci maddesi çerçevesinde 2015 yılı için aşağıda yer alan tutarlarda özel usulsüzlük cezası kesilebilecektir.

MÜKELLEFİYET TÜRÜ                                                  KESİLECEK CEZA (2015)

 

Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek   erbabı hakkında 1.300 TL
İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 660 TL
Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 330 TL
  • TAKTİR KOMİSYONLARINCA MATRAH SAPTANMASI

Taktir komisyonları, hem idarenin hem yükümlü kesimin temsilcilerinden oluşan, karma nitelikli bir örgütlenme olup; merkezi idarenin örgütlenmesi dışında yer alan kuruluşlardır. Taktir komisyonları matrah ve servet takdirini yapmakla görevli, sürekli ve geçici nitelikli kuruluşlardır:

  • Genel-Objektif Nitelikteki matrah saptamaları: Emlak vergisinde arsalar için, kabul edilen asgari birim değerlerinin saptanması bu komisyonun görevine girmektedir.
  • Bireysel-Subjektif matrah saptamalar: Yükümlü hakkında ikmalen, re’sen ve de idarece vergi tarhına gidildiğinde söz konusu olmaktadır.

Vergi dairesinin komisyon kararlarını değiştirme yetkisi yoktur; ancak bu kararlara karşı dava açabilir.

TEBLİĞ:Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.

Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır.

Tüzelkişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır.

Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.(Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir).

Mükellef yerine geçen veli, vasi veya kayyım gibi vergi sorumlusu birden fazla olursa, tebliğ bunlardan yalnız birine yapılabilir

  • TAHAKKUK :Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya
  • TAHSİL:Verginin ödenmesidir. Somut, objektif bir vergilendirme işleminde vergiyi doğuran olaya ile ortaya çıkan vergi ödevi ilişkisi verginin ödenmesiyle sona erer.

VERGİ HUKUKUNDA SÜRELER

 

 

 

  1. ORGANİK SINIFLANDIRMA B) HUKUKİ SINIFLANDIRMA

 1-Yasal Süreler                                    1- Hak Düşürücü Süreler

2-İdari Süreler                                     2- Vergi Ödevleriyle İlgili Süreler

3- Yargısal Süreler                                3-Müsammaha Süreleri

4-Zamanaşımı Süreleri

  1. ORGANİK SINIFLANDIRMA:Süreleri koyan devlet organlarına göre yapılan sınıflandırmadır.

BU SINIFLANDIRMA İSE;

  • YASAL SÜRELER:Kesin nitelikte olan bu süreler yasa ile belirlenir. Bu süreler ancak yasada belirtilen nedenlerle uzatılabilir, idari ve yargı organları kural olarak bu süreleri uzatmaya ya da kısaltmaya yetkili değildir.
  • İDARİ SÜRELER:İdare tarafından belirlenen süredir. Yasada açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi tebliğ yapacak olan idare belirler. Bu süreler sona ermeden süreleri koyan organlar tarafından uzatılabilir ya da sürenin dolması halinde yeni bir süre verilebilir.
  • YARGISAL SÜRELER:İdari yargılama usulü kanuna göre, vergi yargısı organları tarafından da süreler belirlenebilmektedir.
  1. HUKUKİ SINIFLANDIRMA

 

  • HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER:Bu süreler bir hakkın kullanılmasını belirli bir süre ile sınırlandırırlar. Hakkın bu süre içerisinde kullanılmadığı takdirde o hakkın düşeceği, ortadan kalkacağı, bir daha kullanılamayacağı belirtilmişse bu süre hak düşürücü niteliktedir.
  • VERGİ ÖDEVLERİYLE İLGİLİ SÜRELER:Sürenin geçirilmesi halinde uygulanacak yaptırım her vergi ödevi açısından farklılık göstermektedir.
  • MÜSAMMAHA SÜRELERİ:Vergi yükümlüsü ve sorumluları için yasada esnetilmiş, onlar için bir hak daha verilmiştir. Müsammaha süresine örnek olarak verilebilecek iki tür süre vardır:
  1. PİŞMANLIK VE ISLAH ( V.U.K 371)

Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle, bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

  • Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi bir makama dilekçe ile veya sözlü beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması
  • Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde her hangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması.
  • Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde verilmesi.
  • Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi.
  • Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde ödenmesi.

Pişmanlık hükümlerinden, emlak vergisi hükümleri yararlanamaz.

Ödenmesi gereken pişmanlık zammı ve verginin eksiksiz olarak ödenmemesi halinde pişmanlık şartları ihlal edilmiş sayılır.

  1. CEZALARDA İNDİRİM (V.U.K 376)

 

İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerin tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse:

  1. 1. Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri,
  2. 2. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri, indirilir.

Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını, yasada yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa ilgili indirimlerden faydalanamaz.

4-ZAMANAŞIMI SÜRELERİ:Sürenin geçirilmesiyle vergi alacağının ortadan kalkmasıdır. Yasada belirtilen iki zamanaşımı süresinden bahsedilmektedir:

  • Tahakkuk Zamanaşımı Süresi
  • Tahsil Zamanaşımı Süresi

DÜZENLEYİCİ SÜRELER

Bu süreler idare ve yargı organlarının görevleri ile ilgili bazı işlemlerini belirli süreler içinde yapmalarını sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Örneğin; VUK’nun 132.Maddesine göre yoklama fişinin birinci nüshasını yoklama yapılan kişi ya da yetkili kişilere bırakılır. Bunlar bulunamazsa kişilerin bilinen adreslerine 7 gün içinde posta ile gönderilir. İşte buradaki 7 günlük süre, tamamen idarenin kendi işleyişini sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Bu sürelerin en önemli özelliği ise, herhangi bir yaptırımının olmamasıdır.

SÜRELERİN HESAPLANMASI:

  1. 1. Süre gün olarak belli edilmişse başladığı gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter; ( Örneğin; 14Mart tarihinde tebliğ edilen 15 günlük süre, 15Mart tarihinde başlayacak ve 29 Mart akşamında sona erecektir. )
  2. 2. Süre hafta veya ay olarak belli edilmişse başladığı güne son hafta veya ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa süre o ayın son gününün tatil saatinde biter; ( Örneğin; 31 Mart tarihinde tebliğ edilen 1 aylık sürenin, normal koşullarda 31 Nisan tarihinde sona ermesi gerekirken, nisan ayı 30 gün olduğundan süre ayın son günü olan 30 Nisan akşamında sona erecektir. )
  3. 3. Sonu belli bir gün ile tayin edilen sürelerde, süre o günün tatil saatinde biter;
  4. 4. Resmi tatil günleri süreye dahildir. şu kadar ki, sürenin son günü resmi tatile rastlarsa tatili takibeden ilk iş gününün tatil saatinde biter. ( Örneğin; Muhtasar Beyannamenin verme süresinin son günü olan izleyen ayın 23’ünün Cumartesi-Pazar gününe denk geldiği durumlarda beyanname verme süresi kendiliğinden ayın 26’sı Pazartesi akşamına kadar uzamış olacaktır.)

SÜRELERİN UZAMASI

Sürelerin uzamasını gerektiren nedenler şunlardır:

1-MÜCBİR SEBEP ( OLAĞANÜSTÜ HALLER )

 

  1. Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;
  2. b) Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;
  3. c) Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;
  4. d) Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması, gibi hallerdir.

Mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez. Bu takdirde tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar uzar.

Sonuçları;

  • Mücbir sebep de, hem kanuni hem de idari süreleri durdurur.
  • Mücbir sebep hali VUK ile buna bağlı vergi, resim, harç kanunları yönünden geçerlidir.

2-MÜHLET VERME ( ZOR DURUM)

Zor durumda bulunmaları sebebiyle vergi muamelelerine yönelik ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara, kanunî sürenin bir katını, kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere, Maliye Bakanlığınca münasip bir mühlet verilebilir.

Bu mühletin verilebilmesi için:

  1. Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.
  2. İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir.
  3. Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.

3-ÖLÜM

Vergi yasalarında hüküm bulunmayan hallerde, ölüm dolayısıyla mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirme, beyanname verme süresine üç ay eklenir.

VERGİ BORCUNUN SONA ERMESİ

 

ÖDEME ZAMANAŞIMI           TAKAS      TERKİN    DİĞER NEDENLER

 

 

 

 

  1. a) HATA DÜZELTME
  2. b) UZLAŞMA
  3. c) YARGISAL KARARLARI

 

1-ÖDEME

 

Ödeme, vergi borcunun yükümlü tarafından yerine getirilmesidir. Ödemeyle vergi borcu sona erecektir. Ödeme zamanları yasalarla belirtilmesine karşın, yasaların koymuş oldukları ödeme zamanları dışında, bazı özel ödeme zamanları öngörülmektedir.

  1. ÖZEL ÖDEME ZAMANLARI:

 

  1. 1. İkmalen,re’sen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde; taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.

2.Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını gerektiren haller dolayısıyla beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme süreleri içinde ödenir.

Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re’sen veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlıyarak bir ay içinde ödenir.

Tahsil süreleri Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun mucibince teminat gösterildiği takdirde, Vergi Kanunu ile belli taksit zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır.

  1. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.

4.Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğe dildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, mükellefe red ve iade edilir. Vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanan faiz göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.

  1. VERGİ BORCUNUN ÖDENMEMESİNİN HUKUKİ SONUÇLARI

 

  • VADESİNDE ÖDENMEYEN KAMU ALACAĞINA GECİKME ZAMMI UYGULANMASI

 

Vergi borcunun zamanında ödenmemesinin doğurduğu hukuki sonuçlardan biri ödenmesi gereken alacağa gecikme zammı uygulanmasıdır. Gecikme zammı, muaccel hale gelmiş kamu alacağına vade tarihini izleyen günden itibaren uygulanmaktadır. Gecikme zammı ile Gecikme Faizi çoğu zaman karıştırılmaktadır. Gecikme faizi ikamalen, re’sen ve idarece tarh olunan vergilerde uygulama alanı bulmaktadır, yani hiç tarh edilmemiş ve eksik tarh edilmiş vergilere uygulanır.

Gecikme Faizi ile Gecikme Zammının Farklılıkları:

 

  • Gecikme faizi tahakkuktaki, gecikme zammı ise tahsilattaki gecikmenin müeyyidesidir
  • Gecikme faizi aylık olarak hesaplanmakta ve hesabında ay kesirleri dikkate alınmamaktadır. Gecikme zammı ise günlük olarak hesaplanmakta, dolayısıyla ay kesirleri içinde gecikme zammı alınmaktadır.
  • Gecikme faizi ile gecikme zammının her ikisinin de oranı birbirine eşittir.(Aylık % 1,40)
  • Gecikme faizi sadece vergi aslı üzerinden hesaplanırken, gecikme zammı vadesinde ödenmemiş bulunan vergi aslı ve vergi ziyaı cezası üzerinden hesaplanır, gecikme faizi ve usulsüzlük cezaları için hesaplanmaz.

 

  • CEBRİ İCRA YOLUYLA TAHSİL

Kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içerisinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereği “ ödeme emri” tebliği olunur. Ödeme emrine borcun asıl ve ferilerinin mahiyet miktarı, nereye ödeneceği, müddetinde ödenmediği ya da mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren ( zorla) tahsil edileceği ve borçlunun mal bildiriminde bulunmadığı takdirde üç ayı geçmemek şartıyla hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilir.

Mal bildiriminde, malı olmadığını gösteren veyahut borca yetecek kadar malı göstermemiş olan borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları, edinme ve artma tarihinden başlayarak 15 gün içinde tahsil dairesine bildirmeye mecburdur.

Mal bildirimini gerçeğe aykırı surette yapanlarla, yaşayış tarzları mal bildirimine uymayanlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen şahıs, böyle bir borcu bulunmadığı veya kısmen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde, alacaklı tahsil dairesine itirazda bulunabilir. İtiraz komisyonu ise bu itirazı en geç 7 gün içinde karara bağlamak zorundadır. İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, itirazın reddolunan miktarın % 10 fazlasıyla tahsil olunur.

2- ZAMANAŞIMI

Zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır. İki tür zamanaşımı süresi söz konusudur:

  • TAHAKKUK ZAMANAŞIMI

Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.

Vergi Cezalarında zamanaşımı süresi ise, vergi ziya-ı suçu için 5 yıllık zamanaşımı süresi söz konusuyken, usulsüzlük suçları için zamanaşımı süresi ise 2 yıldır. Ancak vergi ziya-ı ve usulsüzlük cezası birlikte işlenirse, 5 yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur.

Tahakkuk zamanaşımı süresinin dolması halinde, artık alacaklı vergi dairesinin vergiyi tarh ve tebliğ etme yetkisi sona ermektedir.

Tahakkuk zamanaşımında bazı nedenler vardır ki, bu nedenler zamanşımını durdurmaktadır. Durduran nedenler şunlardır:

  1. Alacaklının alacağını tahsil etme olanağının kalmaması veya alacağın çok zor duruma düşmesi nedeniyle zamanaşımı süresi durur,
  1. Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durduruyordu. Ancak bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu düzenlemeye göre, işlemeyen süre her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamaz. Yani, komisyonda bir yıldan fazla beklense bile süre en çok bir yıl için duracak, bir yıldan sonra kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Komisyonda bir yıldan az kalması halinde ise süre komisyonda kalınan süre kadar duracaktır
  1. Mücbir sebep hallerinde zamanaşımı durur,

d)Şarta bağlı istisna veya muafiyet uygulamaları sonucu kısmen veya tamamen alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, istisna veya muafiyet şartlarının ihlal edildiği tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlar.

e)Zarar mahsubun da zararın doğduğu dönemden değil mahsubun yapıldığı dönemden itibaren başlar.

Duran zamanaşımı süreleri, ilgili nedenlerin ortadan kalkması halinde kaldığı yerden işlemeye devam eder.

  • TAHSİL ZAMANAŞIMI

Kamu alacağı, vadesinin rastladığı yılı izleyen takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse, zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımı süresi dolduktan sonra, artık alacaklı kamu idaresinin vergiyi tahsil etme yetkisi sona erer; ancak bu süre dolduktan sonra yükümlünün kendi rızası ile yapacağı ödemeler kabul edilir.

  1. TAHSİL ZAMANAŞIMI DURDURAN NEDENLER
  • Vergi Yükümlüsünün yabancı ülkelerde bulunması,
  • Hileli iflas etmesi,
  • Terekenin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına olanak bulunmaması

Tahsil zamanaşımı, bazı durumlarda kesilmektedir. Zamanaşımının kesilmesi, işleyen zamanaşımının bir nedenle kesilerek, en başından başlamasıdır. Dolayısıyla, 5 yıllık süre dolmadan zamanaşımını kesen bir neden ortaya çıktığında işleyen sürenin bir anlamı kalmamakta; zamanaşımı süresi en baştan başlamaktadır.

  1. TAHSİL ZAMANAŞIMINI KESEN NEDENLER

 

  • Ödeme,
  • Haciz uygulaması,
  • Cebren tahsil ve takibat işlemleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,
  • Ödeme Emri Tebliği,
  • Mal bildirimi, mal edinme ve artmaların bildirilmesi,
  • Ödeme, haciz vb…işlemlerden herhangi birinin kefile veya yabancı kişi ve kurumların mümessillerine uygulanması veya bunlar tarafından yapılması,
  • Uyuşmazlık konusu kamu alacaklarında yargı organlarınca bozma kararı verilmesi,
  • Kamu alacağının teminata bağlanması,
  • Yargı organlarınca yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi,
  • İki kamu idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu kamu idaresine borcun ödenmesi için yazı ile başvurulması

ÖDEME

Vergi cezaları:

  1. Cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği tarihten;
  2. Cezaya karşı dava açılmışsa, vergi mahkemesi kararı üzerine vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye tebliğ tarihinden;

Başlayarak bir ay içinde ödenir.

3- TERKİN

Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer afetler yüzünden:

  1. Varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;
  2. 2. Mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat ve devşirme zamanına tesadüf eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları ve vergi cezaları;

Maliye Bakanlığınca zararla mütenasip olmak üzere, kısmen veya tamamen terkin olunur.

4-TAKAS

Aynı cinsten olan karşılıklı ve muaccel hale gelmiş iki borcu, daha küçük olanı oranında sona erdiren hukuki bir işlemdir. Takas işlemi bu şekilde tanımlanmasına karşın, çoğu zaman takasla mahsup işlemi karıştırılmaktadır.Mahsup, bir borcu sona erdirmez. Örneğin yurtdışında ödenmiş olan vergiler, Türkiye’de ödenecek vergilerden indirim konusu yapılır. Bu işlem ise takas değildir, bir mahsup işlemidir.

5-DİĞER NEDENLER

  1. HATA DÜZELTME

Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürü karar verir. Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak yapılır. Düzeltme ise iki şekilde yapılır:

  • Mükellef, yapılan hataların düzeltilmesini, vergi dairesinin ilgili servisinden ister. Vergi dairesinin ilgili servisi ise, düzeltme talebini, kendi mütalaasını ilave ederek, düzeltme merciine gönderir. Düzeltme merci ise, talebi yerinde görürse düzeltmeye karar verir; yerinde görmediği takdirde, keyfiyet düzeltmeyi isteyene yazı ile bildirilir.
  • İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir.

Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin, düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları söz konusudur. Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra, yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlarşikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.

Vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştaydan geçmiş olan muamelelerde vergi hataları bulunduğu takdirde, bu hatalar, yargı kararları kesinleşmiş olsa bile, VUK’nundaki usul dairesinde düzeltilebilir. Ayrıca düzeltmenin yapılabilmesi için hatalar hakkında anılan yargı mercileri tarafından bir karar verilmemiş olması şarttır.

Düzeltme Zamanaşımı;

 

Zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. Şu kadar ki, düzeltme zamanaşımı süresi:

  • Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;
  • İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği;
  • İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre haczin yapıldığı;

Tarihten başlayarak bir yıldanaşağı olamaz.

  1. UZLAŞMA

Mükellef tarafından, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarınıntahakkuk edecek miktarları konusunda, vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin, kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten, ya da yasada belirtilen bir yanılma halinden ya da bir vergi hatasından ileri geldiğinin belirtilmesi halinde uzlaşma talebinde bulunulabilir.

Uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz.

Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa idarenin nihai teklifi yazılır. Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır.

 Mükellef, uzlaşma görüşmelerinde, bağlı olduğu meslek odasından bir temsilci ve 3568 sayılı Kanuna göre kurulan meslek odasından bir meslek mensubu bulundurabilir.

Müddeti içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef veya ceza muhatabı uzlaşma talep ettiği vergi veya ceza için, ancak uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açma yoluna gidebilir.

Uzlaşmanın gerçekleşmemesi halinde mükellef veya ceza muhatabı; tarh edilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın gerçekleşmediğine dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, dava açma müddeti bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu müddet tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar.

Tarhiyat öncesi uzlaşma;

İkmalen, re’sen veya idarece tarhiyata konu vergi ile buna ilişkin cezanın, tarh işleminin gerçekleşmesinden yani verginin tarh ve tebliğinden sonra dava açma süresi içerinde yargı prosedürüne gidilmeden önce uzlaşma konusu yapılabilmesine imkan tanıyan uzlaşma müessesidir.

Süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef uzlaşma talep ettiği vergi için ancak uzlaşma vaki olmadığı veya temin edilmediği taktirde dava açma yoluna gidilebilir. Bu zaman dava açma süresinin sonuna isabet etmiş veya dava açma süresinin bitmesine onbeş günlük bir süreden az bir zaman kalmışsa, tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde dava açılması gerekir

  1. YARGI KARARLARI

 

Yükümlüler tarh edilen vergi ve cezalara karşı süresi içerisinde vergi yargısı organlarına müracaat edebilir. Yargı organları tarafından verilen kararlar vergi borcunu ve cezasını kısmen veya tamamen kaldırabilir.

VERGİ HATASI

Vergi hatası, vergiye yönelik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır. Vergi hatası ikiye ayrılmaktadır.

  • HESAP HATALARI:Bu hatalar ise 3 ayrılmaktadır:
  1. a) Matrah Hataları:Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
  2. b) Vergi Miktarında Hatalar:Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması dolayısıyla, verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.
  3. c) Verginin Mükerrer Olması:Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.

2VERGİLENDİRME HATALARI :Bu hatalar ise 4 ‘e ayrılmaktadır :

  1. a) Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır.
  2. b) Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
  3. c) Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
  4. d) Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

Yapılan vergi hataları ise şu şekilde ortaya çıkarılmaktadır:

1.İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile;

  1. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile;
  2. Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile;
  3. Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile;
  4. Mükellefin müracaatı ile.

Yapılan hatalar dolayısıyla, düzeltme iki şekilde yapılmaktadır:

1-Ya ilgili hatayı kişi bulmakta ve de hatanın düzeltilmesini ilgili düzeltme mercinden ( vergi dairesi müdüründen) istemekte,

2-İdare tarafından açık olarak tespit edilen hatalar ilgili idare tarafından re’sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları saklıdır.

Düzeltme talebi dolayısıyla Vergi mahkemesinde dava açma süresini geçirmiş olanlar, şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat etmektedirler.

VERGİ SUÇ VE CEZALARININ ÇEŞİTLERİ

Küçük ve kısıtlılar, veli, vasi veya kayyumun vergi kanunlarına aykırı hareketlerinden dolayı cezaya muhatap tutulmazlar. Bu hallerde cezanın muhatabı, veli, vasi veya kayyımdır.Tüzel kişilerin idare ve tasfiyesinde Vergi Kanununa aykırı hareketlerden dolayı kesilecek vergi cezaları tüzel kişiler adına kesilir.

  1. VERGİ ZİYA-I:Mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.

Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.

  • Vergi ziya-ı suçunu işleyenlere, vergi ziya-ı cezası kesilir. Vergi ziya-ı cezası, kayba uğratılan verginin 1 KATI tutarında kesilir.
  • Vergi ziya-ına kaçakçılık fiilleriyle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza 3 KAT, bu fiillere iştirak edenlere ise 1 KAT olarak uygulanır.
  • Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için kesilecek ceza % 50 oranında uygulanır.

Vergi ziyaına tek bir fiil ile başka neviden birkaç vergi ziya-ı söz konusu olursa, her vergi bakımından ayrı ayrı ceza kesilir.

Tek bir fiil ile vergi ziya-ı ve usulsüzlükbirlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibariyle en ağırı kesilir.

Ayrı ayrı yapılmış olan vergi ziya-ı veya usulsüzlükten dolayı ayrı ayrı ceza kesilir. Usulsüzlük fiili sebebiyle, aynı takvim yılı içinde aynı neviden birden fazla yapıldığı takdirde birden fazlasının herbiri için, birincisine ait cezanın dörtte biri kesilir.

  1. TEKERRÜR :Vergiziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziya-ı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır.
  1. BİRLEŞME:Vergi ziya-ı cezası ve usulsüzlük cezaları, Kaçakçılıkla ve diğer kanunlardaki ilgili cezalar, tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemez.
  1. KAÇAKÇILIK SUÇ VE CEZALARI :Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler, ( 18 AYDAN 3 YILDA KADAR HAPİS CEZASI)
  • Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, (18 AYDAN 3 YILDA KADAR HAPİS CEZASI)
  • Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir
  • Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır

5.İŞTİRAK ( KATILMA) :Bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun birden çok kişi tarafından işbirliği halinde işlenmesidir. Kaçakçılık fiilerinin işlenişine iştirak edenler hakkında, bu fiillerin işlenmesinde menfaatin bulunmaması halinde, Türk Ceza Kanununun suça iştirak hükümlerine göre hakkında verilecek cezanın yarısı indirilir.

 6.VERGİ MAHREMİYETİNİN İHLALİ SUÇU:Vergi mahremiyetine uymaya mecbur olan kimselerden bu mahremiyeti ihlal edenler, 1 yıldan – 3 yıla kadar hapis cezası ve 5.000 güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

7.MÜKELLEFLERİN ÖZEL İŞLERİNİ YAPANLAR:Mükelleflerin özel işlerini yapmaları yasak edilen memurların bu yasağa aykırı harekette bulunmaları halinde, kişiye 1 yıldan-3 yıla kadar hapis cezası kesilir.

8.USULSÜZLÜK:Vergi kanunlarının şekle ve usule ait hükümlerine uyulmamasıdır. Usulsüzlük fiili listede bağlı cetvellere ve derecelere göre cezalandırılır. Usulsüzlük fiili re’sen takdiri gerektiriyorsa, listede bağlı cezalar 2 KAT olarak uygulanır.

A ) 1.DERECE USULSÜZLÜKLER :

  • Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması
  • Bu Kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması
  • Defter kayıtlarının ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz veya karışık olması
  • Çiftçiler tarafından 245’inci madde hükmüne göre muhtar ve ihtiyar heyetlerince yapılan davete müddetinde icabet edilmemesi;
  • Bu kanunun kayıt nizamına ait hükümlerine uyulmamış olması
  • İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi
  • Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin yaptırılmamış olması (Kanuni sürenin sonundan başlayarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilenler tasdik ettirilmemiş sayılır.)
  • Diğer ücretler üzerinden salınan Gelir Vergisinde, tarh zamanı geçtiği halde verginin tarh ettirilmemiş olması
  • Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin kanuni süresinin sonundan başlayarak 2.nci 15 günlük süre içerisinde verilmesi

B ) 2.DERECE USULSÜZLÜKLER:

  • Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamelerinin süresinin sonundan başlayarak 1.nci 15 günlük süre içerisinde verilmesi
  • Ekim ve sayım beyanlarının süresi içinde veya kanunda istenilen bilgileri ihtiva edecek doğru bir şekilde yapılmaması
  • Vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında yapılmamış olması (işe başlamayı bildirmek hariç)
  • Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak 15 gün geçtiği halde alınmamış olması
  • Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmış olması
  • Vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli şekil ve muhteviyatı ve ekleri ile bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere ilişkin hükümlere uyulmamış olması
  • Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını bozmamak şartiyle bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz edilmemesi
  1. ÖZEL USULSÜZLÜK CEZALARI:
  2. A) FATURA VE BENZERİ BELGELERİN VERİLMEMESİ ALINMAMASI İLE DİĞER USUL VE ŞEKİL HÜKÜMLERİNE UYULMAMASI
  • Verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların herbirine, her bir belge için belirli bir tutardan ( 200 TL ) aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının % 10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir.

Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı (106.000 -TL) geçemez.

Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, her bir belge için (200 -TL) özel uzulsüzlük cezası kesilir.

Ancak, her bir belge nevine ilişkin olarak kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı her bir tespit için   (10.600 -TL) bir takvim yılı içinde ise ( 106.000 -TL) aşamaz.

  • 232 nci maddenin birinci fıkrasının 1 ila 5 numaralı bentlerinde sayılanlar dışında kalan kişilerin fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini almadıklarının tespit edilmesi halinde, bunlara bu maddenin 2 numaralı bendinde belirtilen cezanın beşte biri kadar özel usulsüzlük cezası kesilir. şu kadar ki, bu cezanın kesilebilmesi için, belge alınmadığına ilişkin tespitin vergi incelenmesine yetkili olanlar tarafından yapılması şarttır.
  • Günlük kasa defteri, günlük perakende satış ve hâsılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin; işyerinde bulundurulmaması, bu defterlere yazılması gereken işlemlerin günü gününe deftere kayıt edilmemesi veya yoklama ve incelemeye yetkili olanlara istendiğinde ibraz edilmemesi halleri ile vergi kanunlarının uygulanması bakımından levha bulundurma zorunluluğu bulunan mükelleflerin bu zorunluluğa uymamaları halinde her tespit için (200 -TL)özel usulsüzlük cezası kesilir.
  • Bu Kanuna göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve malî tablolara ilişkin usul ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kural ve standartlara uymayanlara (800 -TL)özel usulsüzlük cezası kesilir.
  • Belge basımı ile ilgili bildirim görevini tamamen veya kısmen yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine (770 -TL)özel usulsüzlük cezası kesilir. Ancak, bu bent uyarınca kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı bir takvim yılı içinde (000 -TL) aşamaz.
  • 358 sayılı Kanun uyarınca işlemlerinde vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlardan yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri Maliye Bakanlığının belirleyeceği standartlarda, araçlarla (yazı, manyetik ortam, disket, mikro film, mikro fiş gibi) ve zamanlarda yerine getirmeyenler hakkında(060 -TL) özel usulsüzlük cezası kesilir. Ceza kesilenler, ödedikleri ceza için fiilleri ile ceza kesilmesine neden olan kişilere rücu edebilirler.
  • Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durdurmayan aracın sahibi adına (770 -TL)özel usulsüzlük cezası kesilir.

B)DAMGA VERGİSİNDE :Tahsil edilmeyen her bir kağıt için maktu vergilerde % 50 , nispi vergilerde %10 oranında özel usulsüzlük cezası kesilir. Ancak kesilecek usulsüzlük cezaları her bir kağıt için 1 TL’den az olamaz.

C)BİLGİ VERMEKTEN ÇEKİNENLER :Özel Usulsüzlük cezası kesilir. Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde kesilecek özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.

Mükellefiyet Türü Kesilecek Ceza ( 2015)
Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı 1.300 TL
İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler 660 TL
Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar 330 TL

Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanmasına gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır.

Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5’i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Ancak,bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı (1.060.000 -TL)geçemez.

Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilmez, takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/5 oranında uygulanır.

Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 30 gün içinde verilmesi halinde 1/10 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 30 gün içinde verilmesi halinde ise 1/5 oranında uygulanır.

Elektronik ortamda beyanname ile bildirim ve form verme mecburiyetine uymayanlara VUK’un Mükerrer 355. maddesine göre ceza kesilmesi halinde, 352. maddenin birinci derece usulsüzlüklerle ilgili (1) numaralı bendi ile ikinci derece usulsüzlüklerle ilgili (7) numaralı bendi uyarınca ayrıca ceza kesilmez

VERGİ SUÇLULUĞUNU KALDIRAN NEDENLER

  • YANILMA

Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları veya bir hükmün uygulanma tarzına ilişkin bir içtihadın değişmiş olması halinde vergi cezası kesilmez ve gecikme faizi hesaplanmaz.

 

  • MÜCBİR SEBEP ( ZORLAYICI NEDEN)

 

 

VERGİ CEZALARINI SONA ERDİREN VE KALDIRAN NEDENLER

  • ÖDEME
  • ÖLÜM
  • ZAMANAŞIMI
  • VERGİ CEZALARINDA HATA DÜZELTME
  • UZLAŞMA
  • TERKİN
  • AF
  • VERGİ CEZALARINDA İNDİRİM
  • PİŞMANLIK VE ISLAH

VERGİ ZİYA-I, ÖZEL USULSÜZLÜK VE USULSÜZLÜK CEZALARINDA İNDİRİM

İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkı dolayısıyla kesilen vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını, mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerin tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse:

  1. Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, tekrarında kesilenlerde üçte biri,
  2. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri indirilir.

İŞE BAŞLAMAYI BİLDİRMEK ZORUNDA OLANLAR

  1. 1. Vergiye tabi ticaret ve sanat erbabı;
  2. Serbest meslek erbabı;
  3. Kurumlar vergisi mükellefleri;

4.Kollektif ve adi şirket ortaklariyle komandit şirketlerin komandite ortakları.

İŞE BAŞLAMA BİLDİRİMLERİ :

  • Gerçek kişilerde işe başlama bildirimleri, işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde kendilerince veya 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre ruhsat almış avukatlar veya 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensuplarınca, şirketlerin kuruluş aşamasında işe başlama bildirimleri ise işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde ticaret sicili memurluğunca ilgili vergi dairesine yapılır. Bildirim yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmeyen ticaret sicili memurları hakkında işe başlamanın zamanında bildirilmemesine ilişkin usulsüzlük cezası hükümleri uygulanır.
  • Şirketlerin işe başlama bildirimleri dışında yapılacak bildirimler ile işi bırakma ve değişiklik bildirimleri, bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içerisinde mükellef tarafından vergi dairesine yapılır.
  • Bina ve arazi değişikliklerinde bildirme; Yeni inşaatta inşaatın bittiği ve kısmen kullanılmaya başlanılmışsa her kısmın kullanılmaya başlandığı ve diğer değişikliklerde tadili gerektiren halin vuku tarihinden başlıyarak iki ay.

Tüccarlarda İşe Başlamanın Belirtileri  ;

a- Bir iş yeri açmak (İş yeri açmaktan maksat, belli bir yerde bilfiil ticari veya sınai faaliyete geçmek demektir. Bir yerin ne maksatla olursa olsun sadece tutulmuş olması veya içinde tertibat ve tesisat yapılmakta bulunması iş yerinin açıldığını göstermez);

b- İş yeri açılmamış olsa bile ticaret siciline veya mesleki bir teşekküle kaydolunmak;

c- Kazançları basit usuldetespit edilen tüccarlar için işle bilfiil uğraşmaya başlamak.

Serbest Meslek Erbabında İşe Başlamanın Belirtileri:

a- Muayenehane, yazıhane, atölye gibi özel iş yerleri açmak;

b- Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametleri asmak;

c- Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapmak;

d- Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolunmak.

Mesleki teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki faaliyette bulunmayacak olanlar bildirimlerinde bu durumu açıklarlar.

İŞ DEĞİŞİKLİKLERİNİN BİLDİRİLMESİ

İşe başladıklarını bildiren mükelleflerden:

  1. a) Yeni bir vergiye tabi olmayı;
  2. b) Mükellefiyet şeklinde değişikliği;
  3. c) Mükellefiyetten muaflığa geçmeyi;

Gerektirecek surette işlerinde değişiklik olanlar, bu değişiklikleri vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar

DEFTER TUTMA

Mükellefler bu kanuna göre tutacakları defterleri vergi uygulaması bakımından aşağıdaki maksatları sağlıyacak şekilde tutarlar:

  1. 1. Mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tesbit etmek;
  2. Vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tesbit etmek;
  3. 3. Vergi ile ilgili muameleleri belli etmek;
  4. Mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek
  5. 5. Mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını kontrol etmek ve incelemek.

Defter Tutma Bakımından Tüccarlar

 

Tüccarlar,  Vergi Usul Kanunu’nun 176. maddesinde defter tutmak bakımından iki sınıfa ayrılmıştır;

I inci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre;

II inci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre; defter tutarlar.

 

Birinci Sınıf Tüccarlar

 

Vergi Usul Kanunu 177. maddeye göre aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:

  1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 160.000 TL’yi veya satışlarının tutarı220.000 TL’yi aşanlar;
  1. Yukarıda yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 88.000 TL’ yi aşanlar;
  1. 3. Yukarıdaki 1 ve 2 numarada yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numara da yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 000TL’ yi aşanlar;

 

  1. Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler, faaliyet konuları yukarıdaki işlerden hangisine giriyorsa o hükme tabidir.);
  1. Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzel kişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.
  1. İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler.

        

İkinci Sınıf Tüccarlar

 

Vergi Usul Kanunu 178. maddesine göre aşağıda yazılı tüccarlar II’ nci sınıfa dahildirler:

  1. 177’inci maddede yazılı olanların dışında kalanlar;
  2. Kurumlar Vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilenler.

Yeni işe başlayan tüccarlar ise yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar II nci sınıf tüccar olarak defter tutabileceklerdir.

DEFTER TUTMAK ZORUNDA OLANLAR

  1. Ticaret ve sanat erbabı;
  2. Ticaret şirketleri;
  3. 3. İktisadi kamu müesseseleri;

4.Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler;

  1. Serbest meslek erbabı;
  2. Çiftçiler.

İktisadi kamu müesseseleriyle dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutma bakımından tüccarların tabi oldukları hükümlere tabidirler.

DEFTER TUTMAK ZORUNDA OLMAYANLAR

  1. Gelir vergisinden muaf olan esnaf ve gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler,
  2. Gelir Vergisi Kanununa göre kazançları basit usulde tespit edilenler,
  3. Kurumlar vergisinden muaf olan:
  4. İktisadi kamu müesseseleri;
  5. Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler

SINIF DEĞİŞTİRME

  1. (I)’İNCİDEN (II)’NCİYE GEÇİŞ:Aşağıdaki şartların varlığı halinde, bu şartların tahakkukunu takip eden hesap döneminden başlayarak, II. Sınıfa geçilir:
  2. Bir hesap döneminin iş hacmi yasada yazılı hadlerden % 20’yi aşan bir nispette düşük olursa, veya
  3. Arka arkaya üç dönemin iş hacmi yasada yazılı hadlere nazaran % 20’ye kadar bir düşüklük gösterirse,
  4. b) (II)’NCİDEN (I)’İNCİYE GEÇİŞ:Aşağıdaki şartların varlığı halinde, bu şartların tahakkukunu takip eden hesap döneminden başlayarak, I. Sınıfa geçilir:
  5. Bir hesap döneminin iş hacmi yasada yazılı hadlerden % 20’yi aşan bir nispette fazla olursa, veya
  6. Arka arkaya 2 dönemin iş hacmi yasada yazılı hadlere nazaran % 20’ye kadar bir fazlalık gösterirse.

BİLANÇO ESASINDA TUTULACAK DEFTERLER

  • Yevmiye defteri;
  • Defterikebir;
  • Envanter defteri

İŞLETME HESABI ESASINA GÖRE TUTULACAK DEFTERLER

  • İşletme Defteri

SINAİ MÜESSESELERİN TUTACAKLARI DEFTERLER

  • İmalat Defteri
  • Kombine İmalatta İmalat Defteri
  • Bitim İşleri Defteri

DEFTER TUTMADA KAYIT NİZAMI

1-Türkçe Tutma ve Türk Parasını Kullanma Mecburiyeti:

Defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.

Yabancı para birimi cinsinden de defter tutulabilir. Bu durumda defter tutulabilmesi için:

  • Türkiye’ye ayrılmış ödenmiş sermayesinin en az 100 milyon ABD doları ya da karşılığının TL cinsinden olması
  • Sermayenin en az % 40’ı kanuni, işmerkezi Türkiye bulunmayan kişilere ait olması şartıyla Bakanlar Kurulunca yabancı para birimi cinsinden defter tutulmasına izin verilebilir.

2-Defterlerin mürekkeple yazılacağı

3-Yanlış kayıtların yasada belirtilen şekilde düzeltilmesi

4-Boş satır bırakılamayacağı ve sayfaların yok edilemeyeceği

KAYIT ZAMANI

1-Muamelelerin işin hacmine uygun olarak 10 günden fazla geciktirilmeden defterlere kaydedilmelidir

2-Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri ve bordro kayıtlarda işleyenlerin, bu kayıtlara işlenmesi deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlarda deftere 45 gün içerisinde geçirilmelidir.

3-Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir.

TASDİKE TABİ DEFTERLER

  1. 1. Yevmiye ve envanter defterleri;
  2. 2. İşletme defteri;
  3. Çiftçi işletme defteri;
  4. İmalat ve İstihsal Vergisi defterleri; (Basit İstihsal Vergisi defteri dahil)
  5. Nakliyat Vergisi defteri;
  6. Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri;
  7. Serbest meslek kazanç defteri;

Defter-i Kebir VUK’a göre tasdike tabi defterler arasında yer almaz. Ancak Defter-i Kebir Türk Ticaret Kanununa tasdik ettirilmesi gerekir.

DEFTERLERİN TASDİK ZAMANI

  1. Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda;
  1. Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda;
  1. Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde;
  1. Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce

Defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığınca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar. ( Ara Tasdik)

Kanuni sürenin sonundan başlayarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilen defterler hiç tasdik ettirilmemiş sayılır

 

Defterler, iş yerinin, iş yeri olmayanlar için ikametgahın bulunduğu yerdeki noter veya noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar tarafından tasdik olunur.

Defterler anonim ve limited şirketlerin kuruluş aşamasında, şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicili memuru veya noter tarafından tasdik edilir.

FATURA

Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.

Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:

  1. Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası;
  2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;
  3. 3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;
  4. Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı
  5. Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası

Ancak fatura düzenlenirken bazı kurallara uyulur. Bunlar ise şunlardır:

  1. Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir.
  2. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.
  3. Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.
  4. Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur

5.Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi güniçinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.

Malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir.

şu kadar ki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.

Fatura Kullanma Mecburiyeti;

Vergi Usul Kanunu’nun 232. maddesine göre, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancıbasit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

  1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
  2. Serbest meslek erbabına;

3.Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;

  1. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;
  2. Vergiden muaf esnafa.

Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

PERAKENDE SATIŞ VESİKALARI

Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları için,

  1. Perakende satış fişleri;
  2. Makineli kasaların kayıt ruloları
  3. Giriş ve yolcu taşıma biletleri düzenlenir.

GİDER PUSULASI

Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerledefter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin, Vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri belgedir.

Bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir.

 

MÜSTAHSİL MAKBUZU

Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenler vedefter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilerden satın aldıkları malların bedelini ödedikleri sırada iki nüsha makbuz tanzim etmeye ve bunlardan birini imzalayarak satıcı çiftçiye vermeye ve diğerini ona imzalatarak almaya mecburdurlar.

TAŞIMA VE OTEL İŞLETMELERİNE AİT BELGELER

Taşıma İrsaliyesi: Ücret karşılığında eşya nakleden bütün gerçek ve tüzelkişiler naklettikleri eşya için, 209’uncu maddede yazılı bilgilerle, sürücünün ad ve soyadı ve aracın plaka numarasını ihtiva eden ve seri ve sıra numarası birbirini takip eden irsaliye kullanmak zorundadırlar.

 

Yolcu Listeleri:Şehirler arasında yapılan yolcu taşımalarında yolcu taşıma bileti kesmeye mecbur olan mükellefler, (T.C. Devlet Demiryolları hariç) taşıtların her seferi için müteselsil seri ve sıra numaralı ve oturma yerlerini planlı şekilde gösteren iki nüsha yolcu listesi düzenlerler ve bu listenin bir nüshasını sefer sonuna kadar taşıtta ve diğer nüshasını işyerinde bulundururlar.

Günlük Müşteri Listeleri: Otel, motel ve pansiyon gibi konaklama yerleri, odaları, bölmeler ve yatak planlarına uygun olarak müteselsil seri ve sıra numaralı günlük müşteri listeleri düzenlerler ve işletmede bulundururlar.

Adisyon Fişi: Alkollü içki servisi yapılan gece kulüpleri, diskotekler, barlar, pavyonlar, gazinolar, meyhaneler ve lokantalar gibi işletmeler, karayolları üzerinde hizmet veren lokanta, kafeterya pastane, kulüp ve benzeri işletmeler, adisyon düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar.

Diğer yandan 299 sıra numaralı Vergi Usul Yasası Genel Tebliği gereği olarak alkollü içki servisi yapmayan hizmet işletmelerinin adisyon düzenleme sorumluluğu yoktur.

DEFTER VE VESİKALARIN SAKLAMA MÜDDETİ

  • Defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle ilgili vesikaları ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.
  • Defter Tutmak mecburiyetinde olmayanlar ise, almaya mecbur oldukları fatura ve gider pusulası ve müstahsil makbuzlarını takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.

DEĞERLEME

Vergi Matrahının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir. VUK’na göre değerleme ölçüleri şunlardır:

  1. MALİYET BEDELİ:İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması sebebiyle yapılan ödemelerle bunlara ilişkin çeşitli giderlerin toplamını ifade eder.

Maliyet Bedeli ile değerlenecek iktisadi kıymetler şunlardır:

  • Gayrimenkuller
  • Gayrimenkullerin mütemmim cüz ve teferruatları
  • Tesisat ve makineler
  • Gemiler ve diğer taşıtlar
  • Gayrimaddi haklar
  • Alet, edevat, mefruşat ve demirbaş eşya
  • Emtia
  • Zirai Mahsuller ve hayvanlar
  • Özel maliyet bedeli,
  1. BORSA RAYİCİ:Gerek Menkul kıymetler ve kambiyo borsasına, gerekse ticaret borsalarına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden önceki son işlem gününde borsadaki işlemlerinin ortalama değerini ifade eder.

Borsa Rayici ile değerlenecek iktisadi kıymetler:

  • Hisse Senedi dışında kalan menkul kıymetler
  • Yabancı Paralar
  • Yabancı para cinsinden senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar
  1. TASARRUF DEĞERİ:Bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değerdir.

Tasarruf Değeri ile değerlenecek iktisadi kıymetler:

  • Şüpheli hale gelmiş alacakların değerlemesi
  • Senetli Alacak ve Borçlar ( Reeskont İşlemi)
  1. MUKAYYET DEĞER:Bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.

Mukayyet Değer ile değerlenecek iktisadi kıymetler:

  • Alacaklar
  • Kuruluş ve Örgütlenme Gideleri
  • Peştamallıklar
  • Aktif Geçici Hesaplar
  • Borçlar
  • Pasif Geçici Hesaplar
  • Karşılıklar
  • Değersiz Alacaklar
  1. İTİBARİ DEĞER:Her nev’i hisse senetleri ile tahvil üzerinde yazılı olan değerdir.

İtibari Değer ile değerlenecek iktisadi kıymetler:

  • Kasa Mevcudu
  • Çıkarılmış Tahviller
  1. VERGİ DEĞERİ: Bina ve arazinin rayiç bedelidir.
  1. RAYİÇ BEDEL:İktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım satım bedelidir.

 

  1. EMSAL BEDEL VE EMSAL ÜCRETİ:Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.

Emsal bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur.

1-ORTALAMA FİYAT ESASI:Aynı cins ve nevideki mallardan sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa, emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan “Ortalama satış fiyatı” ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25’ten az olmaması şarttır.

2-MALİYET BEDELİ ESASI:Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.

3-TAKDİR ESASI:Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır.

2014-3.DÖNEM: (A) Ticaret İşletmesi, 10 Aralık 2013 tarihinde meydana gelen yangın felaketi sonucu, maliyeti 200.000 TL olan depodaki malların önemli ölçüde zarar gördüğünü tespit etmiş ve itfaiyeden aldığı raporu da ekleyerek bir dilekçe ile 15 Aralık 2013 günü bedel takdiri için vergi dairesine başvurmuştur.

20 Aralık 2013 günü Takdir Komisyonu yaptığı inceleme ve değerlendirme sonucunda, zarar gören malların emsal bedelini 50.000 TL olarak takdir etmiştir. Zarar gören malların tamamı 15.01.2014 günü peşin 100.000 TL bedel ve % 18 KDV ile satılmıştır. Her bir tespit veya işlem tarihi ile dönem sonlarında işletmenin yapması gereken muhasebe kayıtlarını yapınız, yapılan kayıtların gerekçesini ve ilgili yasal dayanağını kısaca açıklayınız.

Ticaret İşletmesinin her bir tespit/işlem tarihi ve dönem sonu itibariyle yapması gereken muhasebe kayıtları aşağıdaki gibi olmalıdır.

———————————— 10/12/2013 ——————————————

157 Diğer Stoklar                                           200.000

                   153 Ticari Mallar                       200.000

Değeri Düşen Malların Diğer Stoklara Alınması

————————————- 20/12/2013 ——————————————

654 Karşılık Giderleri                                      150.000

                   158 Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı 150.000

Takdir Edilen Emsal Bedele Göre Karşılık Ayrılması

————————————- 31/12/2013 —————————————–

690 Dönem Kar/Zararı                                   150.000

                    654 Karşılık Giderleri                    150.000

Karşılık Giderlerinin Kar/Zarara Aktarılması

————————————- 15/01/2014 —————————————–

100 Kasa 118.000

623 Diğer Satışların Maliyeti 200.000

                      600 Yurtiçi Satışlar                         100.000

   392 Hesaplanan KDV                     18.000

   157 Diğer Stoklar                          200.000

Değeri Düşen Malların Satılması

——————————————- / ————————————————

158 Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı                     150.000

644 Konusu Kalmayan Karşılıklar 150.000

Karşılıkların İlgili Hesaba Aktarılması

—————————————— / ————————————————-

644 Konusu Kalmayan Karşılıklar                         150.000

600 Yurtiçi Satışlar                                               100.000

623 Diğer Satışların Maliyeti             200.000

690 Dönem Karı                                50.000

Karşılıkların Kapatılması ve Karın İlgili Hesaba Aktarılması

—————————————– / ————————————————–

Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 278 inci maddesi hükmü uyarınca; yangın, deprem ve su basması gibi afetler ile bozulmak, kırılmak, çürümek, çatlamak ve paslanmak gibi haller dolayısıyla, iktisadi kıymetlerinde önemli bir düşüş olan mallar emsal bedeli ile değerlenir. Bu şekilde kıymeti düşen malların değerlemesi, VUK’un 267 nci maddesindeki birinci sıra “ortalama fiyat” ve ikinci sıra “maliyet bedeli” esasları uygulanamayacağından, üçüncü sıra “takdir esası” ile yapılır. Uygulamada, emsal bedeli takdir ettirilen mallar değeri düşen mallar hesabına alınır ve buna göre karşılık ayrılarak dönem sonunda kar/zarar hesabına kaydedilir. Satış durumunda, hesaplanan KDV ve oluşan kar ilgili hesaplara kaydedilmeli, buna göre gerekli dönem sonu kayıtları da yapılmalıdır.

GAYRİMENKULLER

İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedelleri ile değerlenir.

Bu kanuna göre, aşağıdaki yazılı kıymetler gayrimenkuller gibi değerlenir:

  1. Gayrimenkullerin mütemmim cüzüleri ve teferruatı;
  2. Tesisat ve makinalar;
  3. Gemiler ve diğer taşıtlar;

4.Gayrimaddi haklar.

GAYRİMENKULLERDE MALİYET BEDELİNE GİREN GİDERLER

Gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satınalma bedelinden başka, aşağıda yazılı giderler girer:

  1. Makine ve tesisattan gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri;
  2. Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.

Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerinimaliyet bedelini ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.

GAYRİMENKULLERDE VEYA ELEKTRİK ÜRETİM VE DAĞITIM VARLIKLARINDA MALİYET BEDELİNİN ARTMASI

Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının maliyet bedeline eklenir.

(Bir geminin iktisap tarihindeki süratini fazlalaştırmak, yolcu ve eşya yükleme ve barındırma tertibatını genişletmek veya değiştirmek suretiyle iktisadi kıymetini devamlı olarak artıran giderlerle bir motorlu kara nakil vasıtasının kasa veya motorunun yenisi ile değiştirilmesi veya alımında mevcut olmayan yeni bir tertibatın eklenmesi için yapılan giderler maliyet bedeline eklenmesi gereken giderlerdendir.)

Gayrimenkuller kira ile tutulmuş ise veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının işletme hakkı verilmiş ise, kiracı veya işletme hakkına sahip tüzel kişi tarafından yapılan bir ve ikinci fıkralardaki giderler bunların özel maliyet bedeli olarak ayrıca değerlenir. Kiracının veya işletme hakkına sahip tüzel kişinin faaliyetini icra için vücuda getirdiği tesisata ait giderler de bu hükümdedir.

Gayrimenkuller veya elektrik üretim ve dağıtım varlıkları için yapılan giderler hem tamir, hem de kıymet artırma giderlerinden terekküp ettiği takdirde, mükellef bu giderlerden maliyet bedeline eklenecek kısmı ayrı göstermek mecburiyetindedir.

AMORTİSMAN

İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle, gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.

Değeri 880,00 TL’yi aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 880,00 TL’yi aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.

Boş arazi ve boş arsalar amortismana tabi değildir. Ancak:

  1. Tarım işletmelerinde vücuda getirilen meyvalık, dutluk, fındıklık, zeytinlik ve güllüklerle incir bahçeleri ve bağlar gibi tarım tesisleri;
  2. İşletmede inşa edilmiş olan her nev’i yollar ve harklar; amortismana tabi tutulur

AMORTİSMAN YÖNTEMLERİ:

1NORMAL AMORTİSMAN YÖNTEMİ:Mükellefler amortismana tâbi iktisadî kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilân edeceği oranlar üzerinden yok ederler. İlân edilecek oranların tespitinde iktisadî kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır.

2-AZALAN BAKİYELER USULÜYLE AMORTİSMAN YÖNTEMİ:Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi değerlerini, azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile yok edebilirler.

Bu yöntemin uygulanmasında;

  • Her yıl, üzerinden amortisman hesaplanacak değer, evvelce ayrılmış olan amortismanlar toplamının düşülmesi suretiyle tespit olunur
  • Bu usulde uygulanacak amortisman oranı % 50’yi geçmemek üzere normal amortisman oranının iki katıdır
  • Bu usulde amortisman süresi normal amortisman nispetlerine göre hesaplanır. Bu sürenin son yılına devreden bakiye değer, o yıl tamamen yok edilir.

3MADENLERDE AMORTİSMAN:İşletme sebebiyle içindeki cevherin azalmasından dolayı maddi değerini kaybeden madenlerin ve taş ocaklarının imtiyaz veya maliyet bedelleri, ilgililerin, müracaatları üzerine bunların büyüklük ve mahiyetleri gözönünde tutulmak ve her maden veya taş ocağı için ayrı ayrı olmak üzere Maliye ve Sanayi Bakanlıklarınca belli edilecek nispetler üzerinden yok edilir.

4FEVKALADE AMORTİSMAN YÖNTEMİ:Aşağıdaki hallerin varlığı halinde, maliye bakanlığınca ve her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı ve belli edilen oranlarda fevkalade amortisman oranları uygulanır.

  • Yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya kısmen kaybeden
  • Yeni icatlar dolayısıyla teknik verim ve kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen kullanılmaz bir hale gelen
  • Zorla çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz kalan

Amortisman süresi, kıymetlerin aktife girdiği yıldan başlar. Bu sürenin yıl olarak hesaplanması için (1) rakamı mükellefçe uygulanan nispete bölünür.

Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilir.

Kıst Amortisman Uygulaması;

V.U.K.’nun 320/2 maddesi uyarınca; Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilir.

 

ÖRNEK SORU:Bay (A) 15.07.2015 tarihinde 60.000.- TL.’ye satın aldığı binek otomobilini ticari işletmesinin aktifine kaydetmiştir.

Bu durumda Bay A; 2015 yılında; (60.000 X 0,20) x 6/12 = 6.000.-TL kıstamortisman ayırabilecektir. Kıstamortismanın hesabında, ay kesirleri tam ay sayıldığı için binek otomobilin alındığı Eylül ayı tam ay olarak dikkate alınmıştır. Kıstamortisman uygulaması nedeniyle dikkate alınmayan; (60.000 x 0,20) x 6/12=) 6.000.-TL ise itfa süresinin son yılında (2019) ayrılacak amortismana eklenecektir. Bu durumda Bay (A) 2019 yılında (60.000 x 0,20) +6.000 = 18.000 TL amortisman ayırabilecektir.

Amortismanın herhangi bir yıl yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir oranın uygulanmasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz.

Mükellefler ;

Normal ve azalan bakiyeler usulünden herhangi birini seçebilirler

  • Normal amortisman usulüne göre amortisman ayrılmasına başladıktan sonra bu usulden dönülemez
  • Azalan bakiyeler usulüne göre amortisman ayrılmaya başlandıktan sonra normal amortisman usulüne geçilebilir

AMORTİSMANA TABİ MALLARIN SATILMASI

Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.

Amortisman ayrılmış olanların değeri ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan meblağdır.Devir ve trampa satış hükmündedir.

Şu kadar ki, satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde, satıştan tahassül eden kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o yılın matrahına eklenir.

Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan kar, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur.

AMORTİSMANA TABİ MALLARIN SİGORTA TAZMİNATI

Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen ziya uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına geçirilir.

Şu kadar ki, alınan sigorta tazminatı ile ziya uğrayan malların yenilenmesi işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde tazminat fazlası, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu süre içinde kullanılmamış olan tazminat farkları kara ilave olunur.

Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu tazminat fazlası, o yılın matrahına eklenir.

Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan tazminat fazlası, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur.

DEĞERSİZ ALACAKLAR

Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar, bu hale düştükleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.

Kanaat getirici vesikaya şunları örnek verebiliriz.

  1. a) Konkordato anlaşması (alacaklının borçluya ibra ettiği kısım)
  2. b) Borçlunun miras bırakmadan öldüğünü ve mirasçılarının mirası reddettiğini gösteren belgeler.
  3. c) Aciz vesikaları,
  4. d) Borçlunun yurt dışına çıktığını ve haczedilebilecek malı olmadığını gösterir belgeler v.b.

ŞÜPHELİ ALACAKLAR

Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla,

  • Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar
  • Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılır.

Şüpheli alacaklar için, pasifte bir karşılık ayrılır. Şüpheli alacakların tahsil edilen miktarı ise, tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına geçirilerek yok edilir.

VAZGEÇİLEN ALACAKLAR

Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak, üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.

GİRİŞİM SERMAYESİ FONU

 

Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi olarak Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması amacıyla, ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden girişim sermayesi fonu ayrılabilir. Bu fon, kurum kazancının veya beyan edilen gelirin %10’unu ve öz sermayenin %20’sini aşamaz.

Girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar pasifte geçici bir hesapta tutulur. Mükelleflerce, fonun ayrıldığıyılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırım yapılmaması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

Bu fon; amacı dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi, ortaklara dağıtılması, dar mükelleflerce ana merkeze aktarılması veya işin terki, işletmenin tasfiyesi, devredilmesi, bölünmesi ya da girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren altı ay içinde bu maddede belirtilen amaçla yeniden kullanılmaması halinde, bu işlemlerin yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde vergiye tabi tutulur.

İLK TESİS VE TAAZZUV GİDERLERİNİN VE PEŞTEMALLIKLARIN İTFASI

Kurumların aktifleştirdikleri ilk tesis ve taazzuv giderleri ile peştemallıklar mukayyet değerleri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl içinde itfa olunur.

 

ÖZEL MALİYET BEDELLERİNİN İTFASI

 

Gayrimenkullerin, elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının ve gemilerin iktisadî kıymetlerini artıran ve 272 nci maddede yazılı özel maliyet bedelleri, kira veya işletme hakkı süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma veya hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılır.

 

 

 

 

 

 

GELİR VERGİSİ KANUNU

 

Gelir açısından şu teoriler vardır:

 

  1. Kaynak Teorisi ( Dar Anlamda Gelir) : Bu teoriye göre gelir, üretim faktörlerinin bir veya bir kaçının üretime sokulması sonucu sürekli olarak elde edilen değerdir. Buna göre gelir; emek, sermaye, doğal kaynak ve girişim gibi üretim faktörlerinin etkisi sonucu ortaya çıkmalı ve süreklilik arz etmelidir. Bu yüzden piyangodan çıkan ikramiye, miras, bağış, kumar kazançları gibi üretim faktörü sunmaksızın elde edilen ve sürekli olmayan hiçbir değer kaynak teorisine göre gelir olarak kabul edilmez.
  2. Net Artış Teorisi (Geniş Anlamda Gelir) : Bu teoriye göre gelir, kişinin sahip olduğu değerlerde meydana gelen her türlü net artıştan oluşmaktadır. Yani net artış teorisi bağış, miras, piyango ikramiyesi, kumar kazançları ve arizi kazançlarda gelir olarak kabul edilmektedir.

 

GELİR:  Bir gerçek kişinin, bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların tutarıdır. Ancak bir gelirin meydana gelmesinde, gelirin içerisine giren bazı unsurlar söz konusudur. Vergiye tabi gelirin özellikleri şunlardır:

  1. Gelirin Şahsi Olma Özelliği
  2. Gelirin Yıllık Olması Özelliği
  3. Gelirin Safi Olması Özelliği
  4. Gelirin Gerçek Olması Özelliği
  5. Gelirin Genel Olması Özelliği
  6. Gelirin Elde Edilmiş Olması Özelliği: Gelirin elde edilmesiyle vergiyi doğuran olay ortaya çıkar.Gelir Vergisi Kanununda gelirin elde edilmesi “tahakkuk” ve “tahsil” esasına bağlanmıştır.
  7. 1. Ticarî kazançlar
  8. Ziraî kazançlar
  9. Ücretler
  10. Serbest meslek kazançları
  11. Gayrimenkul sermaye iratlar
  12. Menkul sermaye iratları
  13. Diğer kazanç ve iratlar

TAM MÜKELLEFİYET

Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler:

  1. Türkiye’de yerleşmiş olanlar;

Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır:

  • İkametgahı Türkiye’de bulunanlar
  • Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)

2.Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısiyle yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları,

Yukarıda yer alanların dışında, aşağıda yazılı yabancılar memlekette altı aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye’de yerleşmiş sayılmazlar:

  1. Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer kimselerle tahsil veya tedavi veya istirahat veya seyahat maksadıyla gelenler;
  2. Tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş veya kalmış olanlar.

DAR MÜKELLEFİYET

 

Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler.

Dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç ve iradın Türkiye’de elde edildiği aşağıdaki şartlara göre tayin olunur:

1.Ticari kazançlarda; kazanç sahibinin Türkiye’de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyle sağlanması (Bu şartları haiz olsalar dahi iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları veya imal ettikleri malları Türkiye’de satmaksızın yabancı memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz.

Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının veya her ikisinin Türkiye’de olması veya satış aktinin Türkiye’de yapılmış olmasıdır. İş merkezinden maksat ise, iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir.

  1. Zirai kazançlarda: Zirai faaliyetlerin Türkiye’de icra edilmesi;
  2. Ücretlerde:
  3. a) Hizmetin Türkiye’de ifa edilmiş veya edilmekte olması veya Türkiye’de değerlendirilmesi;
  4. b) Türkiye’de kain müesseselerin idare meclisi başkan ve üyelerine, denetçilerine tasfiye memurlarına ait huzur hakkı, aidat, ikramiye ve benzerlerinin Türkiye’de değerlendirilmesi;
  5. Serbest meslek kazançlarında: Serbest meslek faaliyetlerinin Türkiye’de icra edilmesi veya Türkiye’de değerlendirilmesi;
  6. Gayrimenkul sermaye iratlarında: Gayrimenkulün Türkiye’de bulunması ve bu mahiyetteki mal ve hakların Türkiye’de kullanılması veya Türkiye’de değerlendirilmesi;
  7. Menkul sermaye iratlarında: Sermayenin Türkiye’de yatırılmış olması;
  8. Diğer kazanç ve iratlarda: Bu kazanç veya iratları doğuran işin veya muamelenin Türkiye’de ifa edilmesi veya Türkiye’de değerlendirilmesi;

MUAFİYET:  Kişinin vergilendirme kapsamı dışında bırakılmasıdır. Muafiyete şunlar örnek verilebilir:

  1. A) VERGİDEN MUAF ESNAF:Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır.

1.Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir iş yeri açmaksızın perakende ticaret ile iştigal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç)

  1. Bir iş yeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hamallar gibi küçük sanat erbabı;
  2. Köylerde gezici olarak her türlü sanat işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri bir iş yeri açmak suretiyle yapanlardan 47’nci maddede yazılı şartları haiz bulunanlar (51’inci madde şümulüne girenler bu muafiyetten faydalanamazlar);
  3. Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilatoya (50 rüsum tonilato dahil) kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtaları işletenler; hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar (Bu bentte yazılı ölçüler, birlikte yaşayan eşlerle velayet altındaki çocuklar hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde, bu kimselerin veya ortaklığın işlettiği vasıtalar toplu olarak nazara alınmak suretiyle tespit edilir);
  4. Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler;
  5. Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.
  6. Ticari işletmelere ait atıkları mutat olarak veya belli aralıklarla satın alanlar hariç olmak üzere, bir işyeri açmaksızın kendi nam ve hesabına münhasıran kapı kapı dolaşmak suretiyle her türlü hurda maddeyi toplayarak veya satın alarak bu malların ticaretini yapanlara veya tekrar işleyenlere satanlar;
  7. Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar;

Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tâbi olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar.

Esnaf muaflığına ilişkin şartları taşıyanlara talepleri halinde vergi dairesince Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verilir.

B)Yabancı devletlerin Türkiye’de bulunan elçi ve konsolosları (Fahri konsoloslar hariç) ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o memleketin uyrukluğunda bulunan memurları, Türkiye’de resmi bir göreve memur edilenler bu sıfatlarından dolayı ve karşılıklı olmak şartıyla Gelir Vergisi’nden muaftırlar. Ancak bu kişilerin elde etmiş oldukları bir menkul sermaye iradı geliri söz konusu ise, elde edilen menkul sermaye üzerinden, tevkifat yapılacaktır.

Yabancı elçilik ve konsoloslukların 15’inci maddeye girmeyen memur ve hizmetlerinin yalnız bu işlerinden dolayı aldıkları ücretler karşılıklı olmak şartıyla Gelir Vergisi’nden istisna edilir.

İSTİSNALAR:Vergilendirme kapsamına giren bir konunun, vergilendirme kapsamı dışında bırakılması istisna olarak adlandırılır. İstisnalara şunları örnek olarak verebiliriz:

SERBEST MESLEK KAZANÇLARINDA İSTİSNA:Müellif,mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı vb…  mucitlerin ve bunlarınkanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden istisnadır.

 

Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.

 

ÖRNEK: Yazdığı öyküleri gazeteye satan bir yazarın elde ettiği gelir serbest meslek kazancı olup, istisna kapsamındadır. Fakat bu işin aynı gazetede kadrolu çalışarak yapılması durumunda, bu faaliyet karşılığında alınan bedel ücret olacaktır.

PTT ACENTALARINDA KAZANÇ İSTİSNASI:PTTacentalığı faaliyetinden elde edilen kazançlar, gelir vergisinden istisnadır. Bu kazanç istisnasının, bu kanunun 94′ üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

EĞİTİM VE ÖĞRETİM İŞLETMELERİNDE KAZANÇ İSTİSNASI:Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim, özel okulların işletilmesinden elde edilen kazançlar, beş (5) vergilendirme dönemi gelir vergisinden istisnadır. İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden itibaren başlar.

Özel öğretim kurumları (Anadolu liselerine ve üniversiteye hazırlık kursları, bilgisayar kursları, dans-bale okulları vb.) ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar bu istisna kapsamı dışındadır.

Eğitim tesislerinde yer alan büfe, kantin vb. işletilmesi veya kiraya verilmesinden elde edilen kazançlar istisna kapsamı dışındadır. Fakat yemek,yatma ve taşıma bedelleri okul ücretine dahil ise bu faaliyet gelirleri de istisnadan faydalanabilecektir.

İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden başlamak üzere 5 vergilendirme döneminde uygulanacaktır.

ÖRNEK;12.08.2015 tarihinde faaliyete geçen bir ortaöğretim okulu için, mükellefin bu tesisin işletilmesinden 2015-2019 vergilendirme dönemlerinde elde ettiği kazançlarına istisna uygulanması gerekir.

GAYRİMENKUL SERMAYE İRADLARINDA İSTİSNA:

Binaların mesken olarak kiraya verilmesinde, bir takvim yılı içerisinde elde edilen hasılatın belli bir tutarı, gelir vergisinden istisnadır.  İstisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, bu istisnadan yararlanılamaz.

Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar.

Sahip olunan birden fazla konut dolayısıyla kira geliri elde edilmiş ise istisna yalnızca bir kez uygulanabilir.

ÖRNEK:  Bir şahıs sahip olduğu 3 daireyi kiraya vermişse her bir konut için elde ettiği kira gelirleri için ayrı ayrı değil, tüm kira geliri üzerinden bir kez (2015 yılı için 3.600 TL) istisnadan yararlanabilecektir.

İstisna uygulaması sadece konut olarak kiraya verilen gayrimenkullerden elde edilen gelirler için söz konusudur. Konut ve işyeri kira gelirinin birlikte elde edilip beyan edilmesi halinde, istisna sadece konut kira gelirine uygulanır. İşyeri kira gelirine istisna uygulanmaz.

Kira geliri elde edilen meskene birden fazla kişi ortak ise;istisna her bir ortak için ayrı ayrı uygulanabilecektir.

ÖRNEK:Bay (A), 2015 yılında,

Konut olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 8.000 TL
işyeri kira geliri (Tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş) 20.000
Ücret Geliri 80.000 TL

Bay (A)’nın elde etiği kira geliri için istisna uygulanıp uygulanmayacağı, 2015 yılı içerisinde elde ettiği gelir toplamının 106.000 TL’yi aşıp aşmadığına bakılarak tespit olunacaktır.

  • Elde edilen gelir toplamının (8.000 + 20.000 + 80.000 = 108.000 TL) 2015 yılı bakımından belirlenen tutarı (106.000 TL) aşması nedeniyle, 8.000 TL’lik konut kira gelirine ilişkin olarak 3.600 TL’lik istisnadan faydalanması mümkün olmayacaktır

MENKUL SERMAYE İRADLARINDA İSTİSNA:

  • Tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin tamamı gelir vergisinden müstesnadır.
  • Tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısı gelir vergisinden müstesnadır. İstisna edilen tutar üzerinden 94 üncü madde uyarınca tevkifat yapılır ve tevkif edilen verginin tamamı, kâr payının yıllık beyanname ile beyan edilmesi durumunda yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilir.

 

ÜCRETLERDE İSTİSNA:Aşağıda yazılı ücretler gelir vergisinden istisnadır. Bunlar şunlardır:

  • Köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000’i aşmayan yerlerde faaliyet gösteren ve münhasıran el ile dokunan halı ve kilim imal eden işletmelerde çalışan işçilerin ücretleri;
  • Gelir Vergisi’nden muaf olanların veya gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin yanında çalışan işçilerin ücretleri;
  • Toprak altı işletmesi halinde bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışanların münhasıran yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretleri;
  • Köy muhtarları ile köylerin katip, korucu, imam, bekçi ve benzeri hizmetlilerine köy bütçesinden ödenen ücretler ile çiftçi mallarını koruma bekçilerinin ücretleri;
  • Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlardır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamına dahil değildir)
  • Sanat okulları ile bu mahiyetteki enstitülerde, ceza ve ıslahevlerinde, darülacezelerin atölyelerinde çalışan öğrencilere, hükümlü ve tutuklulara ve düşkünlere verilen ücretler;
  • Hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (İşverenlerce, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin (13,00 TL) aşmaması ve buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı aşması halinde, aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak nakten yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir.);
  • Genel olarak maden işletmelerinde ve fabrikalarda çalışan işçilere ve özel kanunlarına göre barındırılması gereken memurlarla müstahdemlere konut tedariki ve bunların aydınlatılması, ısıtılması ve suyunun temini suretiyle sağlanan menfaatler ile mülkiyeti işverene ait brüt alanı 100 m2yi aşmayan konutların hizmet erbabına mesken olarak tahsisi suretiyle sağlanan menfaatler (Bu konutların 100 m2’yi aşması halinde, aşan kısma isabet eden menfaat için bu istisna hükmü uygulanmaz);
  • Hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan taşıma giderleri;
  • Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıkları
  • Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanununa tabi çırakların asgari ücreti aşmayan ücretleri.
  • Yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıkları;
  • Kanunî ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tâbi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretler;
  • Yüz ve daha aşağı sayıda işçi çalıştıran işyerlerinde bir, yüzden fazla işçi çalıştıran işyerlerinde iki, amatör sporcu çalıştıranların, her yıl millî müsabakalara iştirak ettiklerinin belgelenmesi ve bu amatör sporculara ödenen ücretler. (Asgari ücretin iki katını aşmamak kaydıyla)

 

GİDER KARŞILIKLARINDA

 

Gider karşılığı olarak yapılan aşağıda yazılı ödemeler Gelir Vergisi’nden istisna edilmiştir.

1.Harcırah Kanunu’na tabi kurumlar tarafından harcırah veya yolluk olarak yapılan ödemeler;

  1. Harcırah Kanunu kapsamı dışında kalan müesseseler tarafından idare meclisi başkanı ve üyeleri ile denetçilerine, tasfiye memurlarına ve hizmet erbabına (Harcırah Kanunu’na tabi olsun olmasın her türlü sözleşmeli personel dahil) verilen gerçek yol giderlerinin tamamı ile yemek ve yatmak giderlerine karşılık verilen gündelikler (Bu gündelikler aynı aylık seviyesindeki devlet memurlarına verilen gündeliklerden fazla ise veya devletçe verilen gündeliklerin en yüksek haddini aşarsa, aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur);
  2. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre ödenen yakacak yardımı (memur, işçi ve Bağ-Kur emeklilerine avans olarak ödenenler dahil);
  3. Sayım işleriyle, seçim işlerinde çalıştırılanlara özel kanunlarına göre verilen zaruri gider karşılıkları.

TAZMİNAT VE YARDIMLARDA

 

Aşağıda yazılı tazminat ve yardımlar Gelir Vergisi’nden müstesnadır:

  1. Ölüm, engellilik, hastalık ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımlar;
  2. Muhtaç olanlara belli bir süre için veya hayat kaydıyla yapılan yardımlar (Asker ailelerine yapılan yardımlarla hayır derneklerinin ve yardım sandıklarının yardımları mutlak olarak bu istisnaya girerler);

3.Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklar tarafından, kendilerine zat aylığı bağlananlara aylıkları dışında, kanunları veya statüleri gereğince verilen emekli, dul, yetim ve evlilik ikramiyeleri veya iade olunan mevduatı ve sürelerini doldurmamış bulunanlarla dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminatlar (506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen tazminat, yardım ve toptan ödemeler en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tâbi tutulur. Bu mukayesede gerek muhtelif sandıklardan gerek aynı sandıktan muhtelif zamanlarda yapılan ikramiye, tazminat ve toptan ödemeler topluca dikkate alınır.

  1. Hizmet erbabına ödenen çocuk zamları (Bu zamlar devletçe verilen miktarları aştığı takdirde, fazlası vergiye tabi tutulur.);
  2. Evlenme ve doğum münasebetiyle hizmet erbabına yapılan yardımlar (Bu istisna hizmet erbabının iki aylığına veya buna tekabül eden gündeliklerinin tutarına kadar olan yardım kısmına uygulanır.);
  3. Sosyal sigorta kurumları tarafından sigortalılara yapılan ödemeler;

7.1475 ve 854 sayılı Kanun’lara göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 5953 sayılı Kanun’a göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları (hizmet ifa etmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz);

  1. Genel olarak nafakalar (Alanlar için);
  2. Yardım sandıkları tarafından statüleri gereğince kendi üyelerine ölüm, engellilik, hastalık, doğum, evlenme gibi sebeplerle yapılan yardımlar.
  3. Yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, dul, yetim ve evlenme ikramiyeleri veya iade olunan mevduat, sürelerini doldurmamış bulunanlarla, dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminat ve yardımlar.

VATAN HİZMETLERİ YARDIMLARINDA

 

Aşağıdaki yazılı vatan hizmetleri yardımları Gelir Vergisi’nden müstesnadır:

1.Harb malullüğü zamları;

2.Harb malullerine ve şehit, dul ve yetimlerine verilen tekel beyiyeleri;

  1. Şehitlerin dul ve yetimlerine şehit, dul ve yetimi sıfatıyla yapılan bilumum ödemeler (Bu hükmün tatbikinde hususi kanunlarına göre kendilerine şehit sıfatı verilenlerle harp, isyan, eşkiya, kaçakçı takip ve müsademesi, sanıkların ve mahkumların takibi, manevra, talim ve tatbikat esnasında görev başında veya görevden doğan sebeplerle ölenler şehit sayılır.);
  2. Vatan hizmetleri tertibinden bağlanan aylıklar ile ödenen mükafatlar.

TEÇHİZAT VE TAYIN BEDELLERİNDE

 

Aşağıda yazılı teçhizat ve tayın bedelleri Gelir Vergisi’nden müstesnadır:

  1. Özel kanunlara dayanarak verilen yemek ve hayvan yem bedelleri veya bu mahiyette yapılan ödemeler;
  2. Demirbaş olarak verilen giyim eşyası (Resmi ve özel daire ve müesseselerce hizmet erbabına işin icabı olarak verilen ve bunların işten ayrılmaları halinde geri alınan giyim eşyası);
  3. Tahsilde bulunanlar için yapılan giyim giderleri

TAHSİL VE TATBİKAT ÖDEMELERİNDE

  1. Resmi ve özel müesseseler ve şahıslar hesabına yabancı memleketlerde tahsilde veya stajda bulunan öğrenci ve memurlara gider karşılığı olarak verilen paralar (özel müesseseler tarafından yapılan ödemeler, benzeri devlet öğrenci ve memurlarına verilen miktardan fazla olduğu takdirde, aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur.) (Asli görev veya memuriyet dolayısiyle alınan ücretler bu istisnaya dahil değildir);
  2. Resmî ve özel müesseselere ve şahıslar hesabına Türkiye’de tahsilde bulunan öğrenciye iaşe, ibate ve tahsil gideri olarak ödenen paralar;
  3. Öğrencilere tatbikat dolayısıyla öğretim müesseseleri veya tahsil masrafları deruhte edenler tarafından verilen paralar

TEŞVİK İKRAMİYE VE MÜKAFATLARI

  1. İlim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyle verilen ikramiyeler ve mükafatlar;
  2. Subay, astsubay, erbaş ve erlere ve ordu hizmetinde bulunan sivil makinistlere, uçuş, dalış gibi hizmetleri dolayısıyla verilen tazminatlar, gündelikler, ikramiyeler, zamlar ile Türk Hava Kurumu veya kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde uçuş maksadıyla görevlendirilen, hava aracının sevk ve idaresiyle görevli pilotlar ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren yetkili sivil havacılık otoritesince sertifikalandırılmış personele; fiilen uçuş hizmeti, denizaltına dalış yapanlara fiilen dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan aynı mahiyetteki ödemeler
  3. Spor yarışmalarına katılan amatör sporculara ödenen ödül ve ikramiyeler;
  4. Spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler.

SERGİ VE PANAYIR İSTİSNASI;

Gelir Vergisi Kanunu’nun 30. maddesi çerçevesinde, dar mükellefiyete tabi olan mükelleflerin;

  1. Hükümetin müsaadesiyle açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar (Türkiye’de başkaca iş yeri ve daimi temsilcileri bulunmamak şartıyla)
  1. Bu sergi ve panayırlarda yaptıkları serbest meslek faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar Gelir Vergisi’nden müstesnadır.

 

SERBEST BÖLGELERDE ELDE EDİLEN KAZANÇLARA İLİŞKİN İSTİSNA:

Serbest Bölgeler gümrük hattı dışında sayıldığından, bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmayacaktır.

06.02.2004 tarihinden önce faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin serbest bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançları, faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere; gerek 06.02.2004 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra faaliyet ruhsatı almış olan mükelleflerin serbest bölgelerdeki imalatlarının satışı sonucu elde edilen kazançları ise Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİNDE YAPILAN FAALİYETLER SONUCUELDE EDİLEN KAZANÇLARA İLİŞKİN İSTİSNA:

 

Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

TÜRK ULUSLARARASI GEMİ SİCİLİNE KAYITLI GEMİLERİN İŞLETİLMESİNDEN VE DEVRİNDEN ELDE EDİLECEK KAZANÇLARA İLİŞKİN İSTİSNA:

 

Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve aynı sicile bir başkası adına tescil edilmek üzere devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır

Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların otel veya restoran işletmeciliğinde (yüzer otel veya restoran) kullanılması durumunda bu faaliyet gemi işletmeciliği faaliyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, elde edilen kazançların söz konusu istisnalardan yararlandırılması mümkün değildir.

ASGARÎ GEÇİM İNDİRİMİ

Ücretin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi uygulanır.

Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5, üçüncü çocuk için %10, diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.

A.G.Ġ. Yıllık Tutarı = (Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı x A.G.Ġ. Oranı) x %15

ÖRNEK : Eşi ücretli olarak çalışmayan ve 2 çocuğu bulunan ücretli Bay A‟nın 2015/Ocak ayında yararlanabileceği asgari geçim indirimi tutarı şu şekilde hesaplanacaktır.

2015 Yılında Asgari Ücret Yıllık Brüt Tutarı (1.201,50 x 12) 14.418 TL
Mükellefin Asgari Geçim İndirimi Oranı

– Mükellefin kendisi için %50

– Mükellefin eşi için %10

– Mükellefin çocukları için (%7,5 + %7,5) %15

%75
Asgari Geçim İndirimine Esas Tutar (14.418 x %75) 10.813,50 TL
Asgari Geçim İndiriminin Yıllık Tutarı (10.813,50 x %15) 1.622,02 TL
Asgari Geçim İndiriminin Aylık Tutarı (1.622,02 /12) 135,17 TL

 

YATIRIM İNDİRİMİ:

Ticari kazanç sahiplerinin Gelir Vergisi Kanununun geçici 69 uncu maddesi uyarınca yararlandıkları yatırım indirimi istisnası tutarlarına, ilgili kazancın % 25’ine kadar olmak üzere uygulanan sınırlama hükmü ortadan kalkmış olup, yürürlüğün durdurulmasına ilişkin AnayasaMahkemesi Kararı çerçevesinde 2011 ve takip eden vergilendirme dönemlerinde elde edilen ticari kazançlara anılan hüküm çerçevesinde herhangi bir sınırlama olmaksızın yatırım indirimi istisnası uygulanabilecektir

SAKATLIK İNDİRİMİ

Çalışma gücünün asgarî % 80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat, asgarî % 60’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat, asgarî % 40’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır ve aşağıda sakatlık dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir.

Sakatlık indirimi; ( 2015 Yılı İçin)

-Birinci derece sakatlar için 880 TL

– İkinci derece sakatlar için 440 TL

– Üçüncü derece sakatlar için 200 TL

2015 yılında elde edilen ücret gelirlerinin yıllık beyanname ile beyanında dikkate alınacak engellilik indirimi yıllık tutarları şöyledir:

Birinci derece engelliler için ( 880 x 12)

 

10.560 TL

 

İkinci derece engelliler için (440 x 12)

 

5.280 TL

 

Üçüncü derece engelliler için (200 x 12)

 

2.400 TL

 

Ücretli kişinin kendisi engelli ise engellilik indirimi tutarı gelir vergisi kesintisi yapılırken ücret matrahından indirilerek uygulanır.

Ücret geliri yıl içinde kesintiye tabi olmadığı için gelir vergisi beyannamesi veren hizmet erbapları da bu indirimi yıllık olarak hesaplayıp beyanname üzerinden indirebilirler. Ancak, yıl içinde ücret matrahından indirim konusu yapılan engelli indirimi tutarının ikinci kez yıllık beyannamede indirim konusu yapılması mümkün değildir.

BİRDEN FAZLA TAKVİM YILINA SİRAYET EDEN İNŞAAT VE ONARMA İŞLERİ

Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir.

Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarma işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılını takip eden yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar vermeye mecburdurlar.

Müşterek Genel Giderler ve Amortismanların Dağıtılması;

1.Yıl içinde birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde düzeltilmiş tutarlarının) enflasyon düzeltmesine tâbi tutulmuş tutarlarının birbirine olan nispeti dahilinde

2.Yıl içinde tek veya birden fazla inşaat ve onarma işinin bu madde şümulüne girmeyen işlerle birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler, bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hasılat tutarlarının (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde bunların düzeltilmiş tutarlarının) birbirine olan nispeti dahilinde

  1. Birden fazla inşaat ve onarma işlerinde veya bu işlerle sair işlerde müştereken kullanılan tesisat, makina ve ulaştırma vasıtalarının amortismanları, bunların her işte kullanıldıkları gün sayısına göre.

İnşaat ve Onarma İşlerinde İşin Bitimi;

İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir.

Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınır.

1-TİCARİ KAZANÇ:Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır. Aşağıdaki sayılı kazançlar ticari kazanç içerisinde yer alır:

  • Maden, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit harmanlarının işletilmesinden,
  • Coberlik işlerinden( Coberlik, borsada kendi namına menkul kıymet alım-satımıyla uğraşan kişidir)
  • Özel okul ve hastanelerle benzeri yerlerin işletilmesinden,
  • Gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden( Devamlılıktan kasıt, bir takvim yılı içerisinde birden fazla gayrimenkul alım-satımıyla uğraşılmasını ifade eder)
  • Kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım-satımı ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden,
  • Satın alınan veya trampa suretiyle elde edilen arazinin elde edilme tarihinden itibaren 5 yıl içinde parsellenerek bu müddet içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından; elde edilen kazançlar,
  • Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar,
  • Ayrıca GVK’ nun 53. maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen hükme göre; çiftçiye ait olmakla beraber ziraî işletmeye dahil edilmeyen biçerdöver veya bu mahiyetteki bir motorlu araç veya on yaşına kadar ikiden fazla traktörün işletilmesinden elde edilen gelirler ticarî kazanç hükümlerine göre vergilendirilir

Kollektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.

ÖRNEK SORU: Gerçek usulde ticari kazanç sahibi Metin TAYANÇ 2015 yılında ticari kazancı yanında tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş iki işverenden ücret geliri de bulunmaktadır.

Ticari kazanç 40.000.-
Birinci işverenden alınan ücret 35.000.-
İkinci işverenden alınan ücret 22.000.-
  • Mükellef elde etmiş olduğu ticari kazancı nedeniyle mutlaka beyanname verecektir.
  • Birinci işverenden alınan hariç, ikinci işverenden alınan ücret geliri ise 29.000 TL’lik beyan sınırını aşmadığından ücret gelirleri beyannameye dahil edilmeyecektir.

ÖRNEK: Muğla Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde servis işletmeciliği faaliyeti yapan Bay (A) bu faaliyetinden dolayı 2014 yılında,

  • 000 TL kar elde etmiştir.
  • Ödenen Geçici Vergi Tutarı 12.750 TL

Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır:

 

Ticari Kazanç 85.000 TL
Safi Ticari Kazanç 85.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) 85.000 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 22.510 TL
Mahsup Edilecek Geçici Vergi 12.750 TL
Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi 9.760 TL

 

ÖRNEK: Ankara’da ikamet eden ve ikinci sınıf tüccar olan Onur Bey, emtia alım satımında bulunmaktadır. Onur Beyin, bu faaliyetinden dolayı 2014 yılında,

  • 000 TL kar elde etmiş olup,
  • 000 TL Bağ-Kur primi
  • 000 TL şahıs sigorta primi
  • 000 TL geçici vergi ödemiştir.

Mükellef 2014 yılında 80.000 TL ticari kazanç elde etmiştir. Ödenen şahıs sigorta primi ile ilgili olarak indirim konusu yapılabilecek tutar 2014 yılı asgari ücretin yıllık brüt tutarını (13.230 TL) aşmamakla birlikte, beyan edilen gelirin %15’ini de aşamayacağından, indirim konusu yapılacak şahıs sigorta primi ödenen 12.000 TL yerine (71.000 x %15) 10.650 TL olacaktır.

 

İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır:

Ticari Kazanç 80.000 TL
Bağ-Kur Primi 9.000 TL
Safi Ticari Kazanç 71.000 TL
Mahsup Edilecek İndirimler (Şahıs Sigorta Primi) 10.650 TL
Mahsup Sonrası Kalan Tutar 60.350 TL
Vergiye Tabi Gelir 60.350 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 13.882,50 TL
Mahsup Edilecek Geçici Vergi 12.000 TL
Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi

(13.882,50 TL – 12.000 TL)

1.882,50 TL

Ticari Kazancın tespitine ilişkin esaslar ikiye ayrılmaktadır:

1-Ticari Kazancın Gerçek Usule Göre Tespiti: Bu iki şekilde tespit edilmektedir:

  1. Bilanço Esasına göre tespit :

Bilanço esasına göre ticari kazanç: DS ÖZSERMAYE-DÖNEMBAŞI ÖZSERMAYE arasındaki müspet fark olup; işletmeden çekilen değerler bu farka ilave edilir. İşletmeye ilave edilen değerler ise bu farktan indirilir.

  1. İşletme hesabı esasına göre tespit:

 

(Ticari Kazanç : Hasılat – Gider )

(Elde edilen hasılat, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve borçlanılan meblağları ifade eder.)

Emtia alım ve satımı ile uğraşanlarda ticari kazancın bulunması için hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata, dönem başındaki emtia mevcudunun değeri ise giderlere ilave olunur.

2-Ticari Kazancın Basit Usule Göre Tespiti:

 

Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Bu usulde vergilendirilenler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanunu’nun defter tutma hükümleri hariç, bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz, diğer ödevler ve ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidirler.

Basit usule tabi ticaret erbabından, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabi olurlar.

Basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler. Basit usulün şartlarını haiz olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler dilekçelerinde belirttikleri tarihten veya izleyen takvim yılı başından, yeni işe başlayanlar ise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.

Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, 47 nci maddede yazılı şartları taşıyanlardan arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi 48 inci maddede yazılı hadlerden düşük olanlar, yazılı talepleri üzerine bu şartın gerçekleşmesini takip eden takvim yılından başlayarak basit usule geçebilirler. İşin eş ve çocuklara devri halinde iş hacminin hesabında devirden önceki süreler de dikkate alınır. Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilenler hiçbir suretle basit usulde vergilendirilmezler.

Gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükellefler, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemezler. Bu hüküm, işin eş veya çocuklara devri halinde de uygulanır.

 

Basit usule göre ticari kazancın tespitinde, basit usule tabi olmanın genel ve özel şartlarına sahip olması gerekir.

  1. Basit usule tabi olmanın genel şartları şunlardır:

1.Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak (işinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde iş sahibinin dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup bulunmamalarına bakılmaz.)

2.İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde yıllık kira bedeli toplamı büyükşehir belediye sınırları içinde  (6.000 TL.), diğer yerlerde (4.000 TL.) aşmamak,

3.Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyle gerçek usulde Gelir Vergisi’ne tabi olmamak.

  1. b) Basit Usule Tabi Olmanın Özel Şartları;
  2. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının (84.000 TL.), veya yıllık satışları tutarının (120.000 TL.) aşmaması,
  3. 1 numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının ( 40.000 TL.) aşmaması,
  4. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının ( 84.000 TL.) aşmaması.

Basit usule tabi olmanın bazı vergisel ayrıcalıkları şunlardır:

 

  • Defter tutma hükümleri hariç, ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümler uygulanır. Fatura ve perakende satış vesikası düzenlerler
  • Gelir vergisi tevkifatı yapmazlar
  • KDV beyannamesi vermezler
  • Muhtasar beyanname vermezler

 

  • Teslim ve hizmetler de KDV hesaplamazlar. Yüklendikleri KDV’yi indirim konusu yapamaz, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınır. Bunlardan mal alanlarda KDV ‘yi indirim konusu yapamazlar.

 

  • Kullanılan sabit kıymetler gider yazılamaz ve üzerindenamortismanayrılmaz.

 

  • Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin taşıt ve diğer sabit kıymetlerini satmaları dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu mükelleflerce yapılan taşıt satışlarının noter satış sözleşmesi ile diğer sabit kıymet satışları için gider pusulası düzenlemeleri mümkündür.

 

ÖRNEK:2015 yılında Muğla’da berber faaliyetinde bulunan ve basit usulde vergilendirilen Mehmet Bey’in işletme hesabı özeti aşağıdaki gibidir:

Dönem başı mal mevcudu 20.000 TL
Dönem içi alışlar 35.000 TL
Giderler 33.000 TL
Dönem hasılatı 80.000 TL
Dönem sonu mal mevcudu 19.000 TL

 

(Dönem hasılatı + Dönem sonu mal mevcudu) – (Dönem başı mal mevcudu +Dönem içi alışlar + Giderler)= Kar/ Zarar

 

(80.000 + 19.000) – (20.000 + 35.000 + 33.000) = 11.000 TL

Mehmet Bey, 2015 yılında 11.000 TL kar elde etmiş olup, yıl içinde 7.000 TL Bağ-Kur Primi ödemiştir.

Ticari Kazanç 11.000 TL
Sosyal Güvenlik Primi 7.000 TL
Kalan (11.000 TL – 7.000TL) 4.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) 4.000 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 600 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 600 TL

 

ÖRNEK: Basit usulde vergilendirilen Halil İbrahim Bey,

  • Çalışma gücünün asgari % 40’ını kaybetmiş olup, üçüncü derece engellilik indiriminden yararlanmaktadır.
  • 2014 yılında kendi şahsı için 4.000 TL sosyal güvenlik primi
  • Küçük çocuğu için 3.500 TL birikimli hayat sigortası primi ödemiştir.

Üçüncü derece engelliler için yıllık indirim tutarı 2014 yılı için (190 x 12) = 2.280 TL olup, Halil İbrahim Beyin beyan edeceği gelirden 2.280 TL indirim yapacaktır.

Halil İbrahim Beyin, ödediği birikimli hayat sigortası priminin % 50’si olan (3.500 x % 50) 1.750 TL, beyan ettiği gelirin %15’ini ve 2014 yılı için esas alınacak asgari ücretin bir yıllık tutarı olan 13.230 TL’yi aşmadığından, indirim konusu yapılabilecektir.

Mükellefin 2014 yılına ilişkin beyanı ise aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari Kazanç 50.000 TL
Sosyal Güvenlik Primi 4.000 TL
Beyan Edilen Ticari kazanç (50.000 – 4.000) 46.000 TL
İndirilecek Hayat Sigortası Primi ( 3.500 x % 50) 1.750 TL
Engellilik İndirimi (190 x 12) 2.280 TL
İndirimler Toplamı (1.750 + 2.280) 4.030 TL
Kalan (46.000 – 4.030) 41.970 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) 41.970 TL

 

BASİT USULÜN HUDUDU

 

Aşağıda yazılı olanlar, basitusulden faydalanamazlar:

1.Kollektif şirket ortakları ile, komandit şirketlerin komandite ortakları;

2.İkrazat işleriyle uğraşanlar;

  1. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar;

4.Bu Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanlar

  1. Sigorta prodüktörleri;
  2. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler;
  3. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar;
  4. Tavassut işi yapanlar (dayıbaşılar hariç);

9.Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları işletenler;

  1. Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri, (Yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşımaya mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar hariç);
  1. Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler.

Bu yetkiye istinaden;

a)- Zirai mahsul satın alarak bu mahsullerini kısmen veya tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret erbabı,

b)- Her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti, disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve bulaşık makinası, elektrikli süpürge, elektronik müzik aletleri, elektrikli dikiş makinası ile elektrikle çalışan benzeri eşyaların alım-satımı ve üretimi ile uğraşan mükellefler,

c)- Büyükşehir belediyesi olan illerin (Erzurum, Diyarbakır, Sakarya ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınan yerlerden, yeni bağlanan mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç) mücavir alan sınırları dahil olmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde aşağıda belirtilen faaliyetleri yapan mükellefler,

  • Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,
  • Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,
  • İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,
  • Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar,
  • Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,
  • Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler.

gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.

Basit Usule Tabi Mükelleflerin Yanında Çalışanların Durumu;

 

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin kendi işyerlerinde bilfiil çalışmaları veya bulunmaları şarttır. Ancak, bu mükelleflerin işlerinde yardımcı işçi çalıştırmaları basit usule tabi olma şartını bozmayacaktır. Basit usulde vergilendirilen, mükelleflerin yanında çalışan kişiler, diğer ücretli olarak vergilendirilir.

A)TİCARİ KAZANÇTAN İNDİRİLEBİLECEK GİDERLER

 

  1. Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler,

ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerinden döviz olarak elde ettikleri hasılatlarının binde beşini (% 05) aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderlerini de indirebileceklerdir. Götürü gider uygulamasından yararlanmada yurt dışında döviz cinsinden elde edilen hasılatın yurda getirildiğinin kambiyo mevzuatı hükümleri çerçevesinde tevsiki şartı da aranmamaktadır.

Türk Lirası karşılığı yapılan ihracat hasılatı azami gider tutarının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Ancak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine Türk Lirası karşılığı yapılmış ihracat, döviz cinsinden hasılat olarak kabul edilecektir.

Yurt dışında ortak olunan firmalara ayni sermaye olarak mal gönderilmesi şeklinde yapılan ihracat ile müteahhitlerin yurt dışındaki şantiyelerine şube, büro, temsilcilik ve acentalık gibi yerlere mal gönderilmesi durumunda da anılan mal bedelleri ihracat hasılatı kapsamında değerlendirilecektir.

ÖRNEK: Duru İnşaat Ltd Şti, 2015 yılında döviz karşılığı yapılan ihracattan 10.000.000 TL. hasılat elde etmiştir. Şirketin anılan yılda ihracat faaliyeti ile ilgili Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin birinci bendi kapsamına giren 100.000 TL gideri bulunmaktadır. Bu giderlerin 85.000 TL’lik kısmının belgesi temin edilememiştir. Bu durumda ticari kazançtan indirilebilecek götürü gider tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

– Belgelendirilmiş giderler: 15.000 TL.

Belgelendirilmemiş giderler: 85.000TL.

                                       ————-                

– Toplam giderler(15.000+ 85.000 =) 100.000 TL.

– Belgesiz giderlere karşılık olmak üzere ticari kazançtan indirilebilecek götürü gider tutarı  (10.000.000x % 0.5=): 50.000 TL.

– Kanunen kabul edilmeyen giderler (85.000 – 50.000 =) 35.000TL.

– Ticari kazançtan indirilecek belgeli giderler ile götürü olarak hesaplanan giderlerin toplamı (15.000 + 50.000 =): 65.000 TL.

  1. Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı
  2. İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar
  3. İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri
  4. Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri
  5. İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar;

Her ne kadar bu bent hükmüne göre motorlu taşıtlar vergisi gider yazılabilmekle birlikte, Motorlu Taşıtlar Kanunu’nun 14. maddesi hükmü uyarınca motorlu araçlardan sadece II Sayılı Tarifede yer alan minibüs, otobüs ve benzerleri, kamyon, kamyonet, çekici v.b. ile ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar için ödenen motorlu taşıtlar vergisi gider yazılabilecek, bunun dışında kalan I,III ve IV Sayılı Tarifelerde sayılan taşıtlar (örnek; binek otomobili, panel vb.) için ödenen vergiler gider yazılamayacaktır.

  1. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar
  2. İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatlar
  3. İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları (İşverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen ve ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılacak katkı paylarının toplamı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Gerek işverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, gerekse bu Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz.
  4. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

B)TİCARİ KAZANÇTAN İNDİRİLEMEYECEK GİDERLER (K.K.E.G)

 

  1. Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler
  2. Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar
  3. Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler
  4. Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler
  5. Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar
  6. Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderlerinin % 50’si
  7. Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları
  8. Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
  9. Kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan kısmı.

 

2-ZİRAİ KAZANÇ: Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır. Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.

Satışların dükkan ve mağaza açılarak yapılması halinde, mahsullerin dükkan ve mağazaya gelinceye kadar geçirdikleri safhalar zirai faaliyet olarak kabul edilir.

Kollektif şirketlerle adi veya eshamlı komandit şirketler zirai faaliyetle uğraşsalar dahi, çiftçi sayılmazlar. Zirai faaliyetle uğraşan, kollektif şirketlerin ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirket kârından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.

ZİRAİ FAALİYET ÜZERİNDEN VERGİLENDİRME İKİ ŞEKİLDE YAPILMAKTADIR:

1.Çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançlar üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirme,

2.Gerçek usulde vergilendirme ( bilanço veya işletme hesabı esasına göre) :

 

Aşağıdaki şartlara sahip olan çitçiler gerçek usulde vergilendirilir:

  • İşletme büyüklüğü ölçüsünü aşanlar,
  • Bir biçerdövere veya onun mahiyetindeki bir motorlu araca,
  • Veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olanlar,

Kazançları gerçek usulde vergilendirmeyen çiftçiler bu kazançları için beyanname vermezler. Ayrıca çiftçiye ait olmakla beraber, zirai işletmeye dahil olmayan biçerdöver veya onun mahiyetindeki bir motorlu araca ya da on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olanların, bu araçları başka çiftçilerin işlerinde kullandırmalarından doğan kazançlar ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilir.

Zirai Kazançta gerçek usulde ( bilanço ve işletme hesabı esası ) vergilendirme açısından, ticari kazançlarda yapılan hesaplama hükümleri zirai kazançlarda da aynen uygulanacaktır.

Çiftçiler, diledikleri takdirde, işletme hesabı yerinebilanço esasına tabi olmak isteyebilirler. Yazı ile yapılacak talep, bir sonraki vergilendirme dönemi başından, yeni işe başlayanlarda ise, işe başlama tarihinden itibaren geçerli olur. Bu suretle bilanço esasını kabul edenler iki yıl geçmedikçe bu usulden dönemezler.

3-ÜCRET: Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin tazminat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde yapılmış bulunması dolayısıyla, elde edilen menfaatlerde ücret olarak değerlendirilir.

Ücret gelirini meydana getiren 3 temel unsur şöyledir:

 

  • Bir işverene tabi olma
  • Belli bir iş yerine bağlı olma
  • Hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması

Birden fazla işverenden ücret geliri elde edilmesi halinde; birden fazla işverenden tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücret geliri elde eden bir kişinin, birden sonraki işverenlerden aldıkları ücret toplamı 2015 yılı için 29.000 TL’sini aşmıyorsa tamamı tevkif suretiyle verilendirilmiş tek işverenden ücret geliri elde edenlerin geliri beyan dışı bırakılacaktır. Bu sınırı geçmesi halinde, elde edilen ücret gelirlerinin tamamı beyana konu edilecektir.

ÖRNEK:

 

Birinci işverenden alınan ücret 50.000 TL
İkinci işverenden alınan ücret 40.000 TL
Üçüncü işverenden alınan ücret 30.000 TL
Engelilik indirimi (yıllık) (880X12) 10.560 TL

 

%14 sigorta primi ve % 1 işsizlik sigortası primi toplamı olan % 15 oranı uygulanarak sigorta kesintisi hesaplanacaktır.

40.000 TL x %15 = 6.000 TL / 40.000-6.000= 34.000 TL

30.000 TL x %15 = 4.500 TL / 30.000-4.5 00 =25.500 TL.

34.000+25.500- 10.560= 48.940

  • Buna göre, 48.940 TL ücretli beyan sınırı olan 29.000 TL yi ( 2015 Yılı )aştığı için birinci işverenden elde ettiği ücrette dahil olmak üzere 120.000 TL. beyan edecektir.

ÖRNEK:

 

Gökhan Beyin, 2014 yılında üç ayrı işverenden ücret geliri elde etmiş ve ücretlerin tamamı kesinti yoluyla vergilendirilmiştir

Birinci işverenden alınan ücret

 

45.000 TL

 

İkinci işverenden alınan ücret

 

16.000 TL

 

Üçüncü işverenden alınan ücret

 

9.000 TL

 

  • Birinci işverenden alınan ücret toplama dahil edilmeyecek olup, ikinci ve üçüncü işverenden alınan (16.000 + 9.000 =) 25.000 TL ücretler toplamı 27.000 TL‟lik ( 2014) beyan sınırını aşmadığından ücret gelirlerinin tamamı beyan edilmeyecektir.

ÖRNEK:

Serbest meslek erbabı Aynur Hanım’ın 2014 yılında serbest meslek kazancının yanında tamamı kesinti yoluyla vergilendirilmiş iki işverenden ücret geliri elde etmiştir

Serbest meslek kazancı 50.000 TL
Birinci işverenden alınan ücret 37.000 TL
İkinci işverenden alınan ücret 25.000 TL
Beyan edilecek gelir tutarı 50.000 TL
  • Mükellef elde etmiş olduğu serbest meslek kazancı nedeniyle mutlaka beyanname verecektir.
  • Birinci işverenden alınan hariç, ikinci işverenden alınan ücret geliri ise 27.000 TL‟lik beyan sınırını aşmadığından ücret gelirleri beyannameye dahil edilmeyecektir.

ÖRNEK:

 

Levent Bey, tamamı üzerinden tevkifat yapılmış olan 2014 yılı gelirleri aşağıdaki gibidir.

Birinci işverenden alınan ücret 55.000 TL
İkinci işverenden alınan ücret 23.000 TL
İşyeri kira geliri (Brüt) 35.000 TL
Beyan edilecek gelir tutarı 35.000 TL
  • Mükellefin birden sonraki işverenden aldığı ücret geliri olan 23.000 TL, 27.000 TL‟lik ( 2014 Yılı) beyan sınırını aşmadığından, ücret gelirleri beyan edilmeyecektir.
  • Tevkifata tabi işyeri kira geliri ise 2014 yılı için geçerli olan 27.000 TL‟lik beyanname verme sınırını aştığından mükellef sadece bu gelirini beyan edecektir.

ÖRNEK:

Mustafa Bey, üç ayrı şirkette yönetim kurulu üyesi olup, 2014 yılında elde ettiği ücret gelirlerinin tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiştir. Ödevli ayrıca 15.000 TL konut kira geliri elde etmiştir.

Birinci işverenden alınan ücret 34.000 TL
İkinci işverenden alınan ücret 25.000 TL
Üçüncü işverenden alınan ücret 14.000 TL
Konut kira geliri 15.000 TL
Beyan edilecek gelir tutarı 88.000 TL

Ödevli, birden fazla işverenden aldığı ücret gelirinin yanı sıra konut kira geliri elde etmiştir. Beyanname verilip verilmeyeceği öncelikle ücret gelirleri dikkate alınarak değerlendirilecektir.

  • Ücret gelirleri ile ilgili olarak birinci işverenden alınan ücret hariç, ikinci ve üçüncü işverenden alınan ücretlerin toplamı (25.000 +14.000 =) 39.000 TL, 27.000 TL‟lik beyan sınırını aştığı için birinci işverenden alınan ücret de dahil olmak üzere ücret gelirlerinin tamamı olan 73.000 TL beyan edilecektir.
  • Konut kira geliri ise 2014 yılı için belirlenen 3.300 TL‟lik istisna tutarını aştığından tamamı beyannameye dahil edilecektir. Ödevli mesken istisnasından yararlanacaktır.

ÜCRET GELIRINI VE KIRA GELIRINI BIRLIKTE ELDE EDENLERIN ISTISNADAN FAYDALANMA DURUMLARI

İstisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarın (2014 yılı gelirlerinin vergilendirilmesinde esas alınmak üzere 97.000 TL) üzerinde ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve irat elde edenler söz konusu istisnadan yararlanamayacaklardır.

Mesken kira gelirine istisna uygulanıp uygulanmayacağına yönelik tutarın tespitinde ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratların, ayrı ayrı veya birlikte elde edilmesine bakılmaksızın, elde edilen kazanç ve iratların brüt tutarlarının toplamı dikkate alınacaktır. Söz konusu tutarın tespitinde, sayılan bu kazanç ve iratların beyan edilip edilmemesinin ya da bu kazanç ve iratlara herhangi bir istisna uygulanıp uygulanmamasının önemi bulunmamaktadır. Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar 286 seri no.lu Gelir Vergisi Tebliğinde yer almaktadır.

Aşağıdaki yazılı ödemeler ücret sayılır:

 

  • İstisna haddi dışında kalan emeklilik, maluliyet, dul ve yetim aylıkları,
  • Evvelce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para ve ayınlarla sağlanan diğer menfaatler,
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile daimi veya geçici bütün komisyonların üyelerine bu sıfatları dolayısıyla ödenen her türlü menfaatler,
  • Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler,
  • Bilirkişilere, resmî arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler,
  • Sporculara transfer ücreti veya sair adlarla yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler

Ücret iki şekilde tespit edilir:

 

A)-GERÇEK ÜCRET,

 

Gerçek usule tabi ücretlerin vergilendirilmesi iki şekilde yapılmaktadır:

1) Ücretten işveren tarafından vergi kesintisi yapılması,

2) Elde edilen ücretin yıllık beyanname ile beyan edilmesi: Tek işverenden alınmış ve kesinti suretiyle vergilendirilmiş ücret gelirleri için tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilmeyecek, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.

Ücret gelirlerinin yıllık beyannameye dahil edilmesi halinde, beyan edilen gelir üzerinden hesaplanan vergiden, yıl içinde ödenen ücret üzerinden kesilen gelir vergisinin asgari geçim indirimi düşülmeden önceki tutarı mahsup edilecektir.

2015 YILINDA ELDE ETTİKLERİ ÜCRET GELİRLERİ NEDENİYLE BEYANNAME VERMEK ZORUNDA OLANLAR:

1-Birden fazla işverenden kesinti yoluyla vergilendirilmiş ücret geliri elde eden ücretlilerden, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı 29.000 TL’yi (Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutar) aşan ücretliler,

2-Ücretlerini yabancı bir memleketteki işverenden doğrudan doğruya alan hizmet erbabı (istisna kapsamında olanlar hariç),:

Bu istisnanın uygulanabilmesi için;

  1. Türkiye’de hizmet arz eden gerçek kişinin bağlı bulunduğu işverenin dar mükellef kurum olması, bu kurumun da Türkiye‟de hiçbir şekilde kazanç elde edecek mahiyette faaliyette bulunmaması,
  2. Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbabı ve yapılan ödemenin de ücret niteliğinde olması,
  3. Dar mükellef kurumun Türkiye‟deki personeline yapacağı ödemenin bu kurumun yurtdışı kazançlarından karşılanması,
  4. Ücretin döviz olarak ödenmesi,
  5. Ödenen ücretin dar mükellef kurumun Türkiye‟deki hesaplarına gider olarak kaydedilmemesi şartlarını bir arada taşıması gerekmektedir

ÖRNEK: A Firmasının Ankara‟daki irtibat bürosunda çalışan Ayşegül DİNÇ’e, işvereni tarafından Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden 2015 yılında 100.000 Eurotevkifata tabi tutulmamış ücret ödenmiştir. Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin 14 numaralı bendine göre döviz olarak ödenen ücretler gelir vergisinden istisna olduğundan, Ayşegül DİNÇ yıllık beyanname vermeyecektir.

3-İstisnadan faydalanmayan yabancı elçilik ve konsolosluk memur ve hizmetlileri:

ÖRNEK:Ankara‟dakiA Konsolosluğunda çalışan Türk uyruklu Mustafa YILMAZ, 2015 yılında 75.000 TL ücret geliri elde etmiştir. Karşılıklılık ilkesinin geçerli olmaması nedeniyle, anılan personelin elde ettiği ücret istisna kapsamında değildir.

Buna göre, A Konsolosluğunda çalışan Mustafa YILMAZ, ücretinden tevkifat yapılmadığından ve karşılıklılık esasının geçerli olmaması nedeniyle, 75.000 TL ücret gelirinin tamamını yıllık beyanname ile beyan edecektir.

 

4-Maliye Bakanlığınca yıllık beyanname ile bildirilmesi gerekli görülen ücret ödemesi yapılanlar,

5-Ücreti kesinti yoluyla vergilendirilmeyen yukarıda sayılanlar dışında kalan ücretliler.

Öte yandan dar mükellef gerçek kişiler, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan ücret gelirleri için yıllık beyanname vermeyecekler ve diğer gelirleri için beyanname vermeleri halinde de bu gelirlerini beyannameye dahil etmeyeceklerdir.

 

Gayrisafi ücret tutarından Gelir Vergisi Kanununun 63 üncü maddesinde hüküm altına alınan indirimler yapıldıktan sonra bulunan gerçek safi tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanunun 31 inci maddesinde yer alan indirimin yapılmasından sonra bulunan vergi matrahının, Gelir Vergisi Kanununun 86 ncı maddesine göre ücret gelirinin beyan sınırını aşıp aşmadığının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

 

B)-DİĞER ÜCRET

 

Takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının %25’idir.

Buna göre, 2015 yılında diğer ücret geliri elde eden hizmet erbabının safi ücreti, 2015 takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan işçilere uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının %25’i olarak hesaplanmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununda diğer ücretli kapsamında sayılan hizmet erbapları şöyledir;

 

1-Kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı yanında çalışanlar,

2- Özel hizmetlerde çalışan şoförler,

3- Özel inşaat sahiplerinin ücretle çalıştırdığı inşaat işçileri,

4- Gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında çalışanlar,

5-Gerçek ücretlerinin tespitine imkân olmaması nedeniyle, Danıştay’ın olumlu görüşü ve Maliye Bakanlığınca bu kapsama alınanlar.

Diğer ücretler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

Diğer ücretlerin vergisi, öteden beri işe devam edenlerde yıllık verginin yarısı takvim yılının 2. ayında (1-28 Şubat 2015) diğer yarısı ise 8. ayında (1-31 Ağustos 2015); takvim yılının birinci yarısı içinde işe başlayanlarda, yıllık verginin yarısı verginin karneye yazıldığı ayda, diğer yarısı takvim yılının sekizinci (Ağustos/2015) ayında, takvim yılının ikinci yarısı içinde işe başlayanlarda ise verginin karneye yazıldığı ayda ödenmesi gerekmektedir.

 

ÖRNEK:Fethiye’de bakkallık faaliyetinden dolayı basit usulde mükellef olan Tolga CAN’ın yanında çalışan diğer ücretli hizmet erbabı Dursun CAN’ın 2015 yılındaki safi ücret tutarı (vergi matrahı) ve ödeyeceği gelir vergisinin hesaplanması aşağıdaki şekilde olacaktır.

2015 Takvim Yılı Başında Geçerli

Olan Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (1.201,50×12)

14.418 TL
Safi Ücret Tutarı (14.418 x %25) 3.604,50 TL
Yıllık Vergi Matrahı 3.604,50 TL
Hesaplanan Vergi Tutarı (3.604,50 x %15) 540,67 TL
Şubat/2015‟de Ödenecek Vergi Tutarı 270,33 TL
Ağustos/2015‟de Ödenecek Vergi Tutarı 270,33 TL

Ücretin gerçek değerinin tespitinden, işveren tarafından sağlanan para ve menfaatler toplamından şu giderler indirilir:

 

1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 190’ıncı maddesi uyarınca yapılan kesintilerle, Ordu Yardımlaşma Kurumu ve benzeri kamu kurumları için yapılan kanuni kesintiler,

2-Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklara ödenen aidat ve primler,

3-Sigortanın Türkiye’de kâin ve merkezi Türkiye’de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortası poliçeleriiçin hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin %50’si ile ölüm, kaza, sağlık, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler (İndirim konusu yapılacak primler toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz)

01/01/2013 tarihinden itibaren elde edilen gelirler için verilecek yıllık gelir vergisi beyannamelerinde, bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortaları için ödenen primlerin beyan edilen gelirin % 15’ine kadar olan kısmı matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.

İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır. Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları hiçbir şekilde indirim konusu yapılmayacaktır.

 

4-Çalışanlar tarafından ilgili sendikalara ödenen aidatlar,

Gelir vergisi gibi şahsi vergiler ise, ücretten indirim konusu yapılamaz.

GELİR VERGİSİ KANUNU’NA EKLENEN GEÇİCİ 72. MADDE İLE SPORCULARA YAPILAN ÜCRET VE ÜCRET SAYILAN ÖDEMELER

 

31.12.2017 tarihine kadar sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılacak gelir vergisi tevkifatı ile ilgili düzenlemeye gidilmiştir.

31/12/2017 tarihine kadar sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden aşağıdaki oranlarda gelir vergisi tevkifatı yapılır.

  1. a) Lig usulüne tabi spor dallarında;

 

1) En üst ligdekiler için %               15,

2) En üst altı ligdekiler için %                  10,

3) Diğer liglerdekiler için %             5,

  1. b) Lig usulüne tabi olmayan spor dallarındaki sporculara yapılan ödemeler ile milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemelerden % 5.

Bu ödemeler üzerinden 94 üncü madde kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz. Bu gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler dolayısıyla beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

Sporcu ücretlerine ilişkin ödemelerin nakit dışında örneğin gayrimenkul veya taşıt ve benzeri ayın şekilde yapılması halinde, Gelir Vergisi Kanununun 63 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca ücretin safi tutarı;

  • Verilen ayınlar, verildiği gün ve yerdeki ortalama perakende fiyatlarına göre,
  • Konut tedariki ve sair suretle sağlanan menfaatler ise, konutun emsal kirasına veya menfaatin emsal bedeline göretespit edilmek suretiyle değerlenecek ve bu ödeme tutarları toplamı üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

ÖRNEK: Eşi çalışmayan ve 2 çocuğu olan Bay (A) 2014 yılında,

  • Birinci işverenden 51.000 TL,
  • ikinci işverenden ise 42.000 TL ücret geliri
  • Asgari geçim indirimi mahsup edilmeden önceki vergi tevkifatı tutarları toplamı olan 16.463,50 TL

Bu durumda ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır;

Ücret Geliri (51.000 +42.000) 93.000 TL
Sigorta Prim Ödemesi (93.000 x %15)* 13.950 TL
Kalan (Beyan edilen gelir) (93.000 – 13.950) 79.050 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) 79.050 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 18.903,50 TL
Mahsup Edilecek Gelir Vergisi

(Asgari Geçim İndirimi Mahsup Edilmeden Önceki Vergi)

16.463,50 TL
Ödenecek Gelir Vergisi (18.903,50 – 16.463,50) 2.440 TL
Ödenecek Damga Vergisi 45,30 TL

ÖRNEK: Yabancı ülke konsolosluğunda çalışan ve ücret istisnasından yararlanmayan Türk uyruklu Bay (B) 2014 yılında,

  • 000 TL ücret geliri
  • Ödevlinin eşi çalışmakta ve 3 çocuğu bulunmaktadır.

Bu gelirler için 2015 Mart ayında verilecek yıllık beyannamede asgari geçim indirimi aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

2014 yılında Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (1.071 x 12) 12.852 TL
Mükellefin Asgari Geçim İndirimi Oranı % 70
– Mükellefin kendisi için %50

– Mükellefin çocukları için %7,5 + %7,5 + %5 = %20

 

Asgari Geçim İndirimine Esas Tutar (12.852 x %70) 8.996,40 TL
Asgari Geçim İndiriminin Yıllık Tutarı (8.996,40 x %15) 1.349,46 TL

Bu durumda ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Ücret Geliri 75.000 TL
Sigorta prim ödemesi (75.000 x %15) 11.250 TL
Kalan (75.000-11.250) 63.750 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) 63.750 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi (%15-20-27) 14.772,50 TL
Mahsup Edilecek Asgari Geçim İndirimi Tutarı 1.349,46 TL
Ödenecek Gelir Vergisi (14.772,50 – 1.349,46) 13.423,04 TL
Ödenecek Damga Vergisi 45,30 TL

ÖRNEK: Bayan (C)‟nin 2014 yılında elde ettiği gelirlere ilişkin bilgileri aşağıdaki gibidir.

 

  • (X) Şirketinden elde ettiği ücret gelirinin yıllık tutarı 53.000 TL
  • (Y) Şirketinden elde ettiği ücret gelirinin yıllık tutarı 43.000 TL
  • 152 TL kesinti yoluyla vergi (asgari geçim indirimi mahsup edilmeden önceki vergi tevkifatı tutarı)
  • 400 TL sigorta primi ödemiştir.
  • Mükellef ayrıca kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ilişkin 000 TL eğitim ve sağlık harcamasında
  • Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İlköğretim Okuluna da 000 TL bağışta bulunmuştur.

Buna göre; mükellefin yapmış olduğu eğitim ve sağlık harcaması tutarı olan 5.000 TL, beyan edilen gelirin %10‟u olan (81.600 x %10=) 8.160 TL‟nin altında kaldığından, 2014 takvim yılında yapılan 5.000 TL eğitim ve sağlık harcamasının tamamı indirilecektir. Ayrıca İlköğretim Okuluna yaptığı 3.000 TL‟lik bağış tutarının tamamı da gelir vergisi matrahından indirilebilecektir.

Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

 

Ücret Geliri 96.000 TL
Sigorta Prim Ödemesi 14.400 TL
Kalan (Beyan edilen ücret geliri) (96.000 – 14.400) 81.600 TL
Eğitim ve Sağlık Harcaması 5.000 TL
Eğitim ve Sağlık Tesislerine İlişkin Bağış ve Yardımlar 3.000 TL
İndirimler Toplamı (5.000 + 3.000) 8.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) (81.600 – 8.000) 73.600 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 17.432 TL
Mahsup Edilecek Gelir Vergisi (Asgari Geçim İndirimi mahsup edilmeden önceki vergi) 17.152 TL
Ödenecek Gelir Vergisi (16.140- 15.945) 280 TL

 

4-SERBEST MESLEK KAZANCI:  Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.

Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.

Bu maddenin uygulanmasında:

  1. Gümrük komisyoncuları, bilumum borsa ajan ve acentaları, noterler, noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar;
  2. Bizzat serbest meslek erbabı tarifine girmemekle beraber serbest meslek erbabını bir araya getirerek teşkilat kurmak veya bunlara sermaye temin etmek suretiyle veya sair suretlerle serbest meslek kazancından hisse alanlar;
  3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditeler;
  4. Dava vekilleri, müşavirler, kurumlar ve tüccarlarla serbest meslek erbabının ticarî ve meslekî işlerini takip edenler ve konser veren müzik sanatçıları

5.Vergi Usul Kanunu’nun 155′ inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyan ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki faaliyette bulunanlar (şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000’i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisinden muaftır.)

SERBEST MESLEK KAZANCININ TESPİTİ

Serbest meslek kazancının tespitinde hasılat; bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ile diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen tüm menfaatler toplamıdır.

Serbest meslek erbabının, müşteri veya müvekkilinden, serbest meslek faaliyeti ile ilgili olmak üzere para ve ayın şeklinde aldığı gider karşılıkları da hasılat sayılmıştır.

Vergi,  resim,  harç, keşif, şahitlik, bilirkişilik ve ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere müşteri veya müvekkilden alınan ve tamamen bu hususlarda harcanan para ve ayınların hasılat sayılmadığı belirtilmiştir. Fakat alınan paranın tamamının söz konusu işlere harcanması gerekir. Alınan paranın harcanmayan kısmı hasılat yazılmalıdır.

ÖRNEK:Bir Avukat, müvekkilinden vekalet ücreti olarak 3.000 TL, duruşmada hazır bulunmak ve de seyahat masraflarını karşılamak için de 1.000 TL almıştır. Bu durumda vekalet ücreti olarak alınan 3.000 TL ile yol gideri olarak alınan 1.000 TL’ nin hasılat yazılması gerekmektedir.

ÖRNEK:Bir SMMM 2015, 2016 ve 2017 yıllarına kapsayan üç yıllık müşavirlik sözleşmesi karşılığında 60.000 TL’yi 2015 yılında bir seferde peşin almış ise, bu tutarın tamamı 2015 yılı geliri olarak beyana konu edilecektir. 2016 ve 2017 yıllarında ise bu sözleşme nedeniyle herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır.

SERBEST MESLEK KAZANCININ TESPİTİNDE GİDER İSE ŞUNLARDAN OLUŞMAKTADIR:

1-Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler,

İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler.

 

ÖRNEK:Kira ile oturduğu dairenin bir odasını avukatlık bürosu olarak kullanan bir avukat 2015 yılında ödediği 60.000 TL tutarındaki kiranın tamamını; ısıtma, aydınlatma ve su için ödediği 20.000 TL’nin ise yarısı olan 10.000 TL’yi kazancından indirebilecektir.

İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını işyeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.

2- Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı

3- Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri (seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olmak şartıyla).

4-Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için ayrılan amortismanlar,

Söz konusu hükme göre; serbest meslek erbabının bu hükümden yararlanabilmesi için, binek otomobillerinin envantere dahil olması şarttır.

Ayrıca Serbest meslek erbaplarıazalan bakiyeler usulüne göre amortisman ayırmaları mümkün değildir.

5-Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri,

6-Alınan mesleki yayınlar için ödenen bedeller,

7- Mesleki faaliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedelleri.

8- Serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki teşekküllere ödenen aidatlar.

9- Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklam vergileri ile iş yerleriyle ilgili ayni vergi, resim ve harçlar.

10-Mesleki faaliyetle ilgili olarak kanun, ilam ve mukavelenameye göre ödenen tazminatlar.

Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile serbest meslek erbabının suçlarından doğan tazminatlar gider olarak indirilemez

ÖRNEK: Doktor Bay (A)’nın 2014 yılında elde ettiği;

  • Serbest Meslek Kazancı 50.000 TL
  • Kesinti suretiyle vergilendirilmiş işyeri kira geliri ise 25.000 TL

Serbest meslek kazancı ile tevkifata tabi işyeri kira geliri tutarının toplamı olan (50.000 + 25.000 =) 75.000 TL, 27.000 TL’lik beyan sınırını aştığından, işyeri kira geliri de beyannameye dahil edilecektir.

Bay (A)’nın 2014 yılı kazancı üzerinden hesaplanan gelir vergisi matrahı aşağıdaki gibi olacaktır.

 

Serbest Meslek Kazancı 50.000 TL
İşyeri Kira Geliri (Brüt) 25.000 TL
Gelir Vergisi Matrahı 75.000 TL

 

ÖRNEK: Avukat Şefika hanım, kendi bürosunu işletmektedir.

 

Şefika hanımın 2014 yılında;

– Avukatlık hizmetinden toplam 300.000 TL hasılat elde etmiştir.

– Mesleki giderleri toplam 100.000 TL’dir

– Yıllık 10.000 TL Bağ-Kur primi ödemiştir.

– Merkezi Türkiye’de bulunan (X) Sigorta Şirketine, küçük çocukları için 10.000 TL hayat sigortası primi ödemiştir.

– Bireysel emeklilik sistemi katkı payı olarak 2.000 TL ödemiştir.

Hayat sigortasına ödenen primin indirim konusu yapılabilecek yıllık toplam tutarı, beyan edilen gelirin %15’ini aşmayacak şekilde katkı payının %50’si (10.000 x %50) olan 5.000 TL’dir. Avukat Şefika hanımın, 2014 yılı kazancı üzerinden hesaplanan gelir vergisi aşağıdaki gibi olacaktır.

 

Toplam Hasılat 300.000 TL
Toplam Mesleki Giderler 100.000 TL
Bağ-Kur Primi 10.000 TL
Beyan Edilecek Serbest Meslek Kazancı

(300.000 – 110.000 =)

190.000 TL
Hayat Sigortası Primi 5.000 TL
Gelir Vergisi Matrahı (190.000 – 5.000 =) 185.000 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 57.510 TL

 

Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları hiçbir suretle yıllık beyannamede vergi matrahının tespitinde indirilemez

 

 

ÖRNEK: Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bayan Gamze Yurt, bağımsız olarak mali müşavirlik yapmaktadır. Gamze Yurt 2014 yılında vermiş olduğu,

  • Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik hizmetinden 70.000 TL hasılat elde etmiştir
  • Gamze Yurt’un faaliyeti ile ilgili olarak yapmış olduğu genel gider tutarı ise 30.000 TL’dir
  • Bir yayın kuruluşundan 20.000 TL telif kazancı
  • Telif kazancı üzerinden yıl içinde 3.400 TL tevkifat yapılmıştır

 

Mükellefin serbest meslek kazancı ile ilgili olarak gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır

 

Gayrisafi Hasılat Toplamı 70.000 TL
İndirilecek Giderler Toplamı 30.000 TL
Safi Kazanç Tutarı (70.000 – 30.000 =) 40.000 TL
Vergiye Tabi Gelir 40.000 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 8.360 TL

 

ÖRNEK: Serbest meslek erbabı Bay Derin DENİZ’in 2014 yılında,

  • 000 TL gayrisafi hasılatı,
  • 000 TL de indirilecek gideri
  • Ödevli bakmakla yükümlü bulunduğu çocuğu için 1. dereceden engellilik indirimi
  • 000 TL Bağ-Kur primi

2014 yılı için aylık engellilik indirimi tutarları birinci derece engelliler için 800 TL, ikinci derece engelliler için 400 TL, üçüncü derece engelliler için 190 TL olarak belirlenmiştir. Bay Derin DENİZ 1. derece engellilik indiriminden yararlanmakta olduğundan;

Engellilik İndirimi Tutarı (Yıllık) 800 TL x 12 = 9.600 TL’dir

 

Serbest Meslek Kazancı 80.000 TL
İndirilecek giderler 15.000 TL
Safi Kazanç (80.000 – 15.000 =) 65.000 TL
Bağ-Kur primi 8.000 TL
Engellilik indirimi tutarı 2014 yılı için yıllık (800 x 12 =) 9.600 TL
Gelir Vergisi Matrahı [(65.000 – (8.000 + 9.600) =] 47.400 TL

ÖRNEK: Dişhekimi Metin Bey’in 2014 yılında elde ettiği kazanç ve iratlar şöyledir.

 

Serbest Meslek Kazancı 120.000 TL
İşyeri kira geliri (tevkifata tabi tutulmuş 15.000 TL
Alacak faizi 1.350 TL
Beyan edilecek gelir toplamı 135.000 TL

 

  • Dişhekimi Metin Bey, 120.000 TL serbest meslek kazancı için mutlaka yıllık gelir vergisi beyannamesi verecektir.
  • Serbest meslek kazancı ile brüt işyeri kira gelirinin toplamı olan (120.000 + 15.000 =) 135.000 TL, 2014 yılı beyanname verme sınırı olan 27.000 TL’yi aştığından yıllık gelir vergisi beyannamesine işyeri kira geliri de dahil edilecektir.
  • Tevkifatsız olan alacak faizi ise, GVK’nın 86/1-d’ye göre 2014 yılı için 1.400 TL beyan sınırını aşmadığından verilecek beyannameye dahil edilmeyecektir.

ÖRNEK: Avukat Mehmet TEM 2015 yılı içinde elde etmiş olduğu serbest meslek kazancının yanı sıra tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş iki işverenden ücret geliri ile yine tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş işyeri kira geliri bulunmaktadır.

Serbest meslek kazancı 35.000.- TL
Birinci işverenden alınan ücret 35.000.- TL
İkinci işverenden alınan ücret 25.000.- TL
İşyeri kira geliri (Brüt) 26.000.- TL
  • Mükellef elde etmiş olduğu serbest meslek kazancı nedeniyle mutlaka beyanname vermek zorundadır.
  • Birinci işverenden alınan hariç, ikinci işverenden alınan ücret geliri ise 000 TL’lik beyan sınırını aşmadığından ücret gelirleri beyannameye dahil edilmeyecektir.
  • Serbest meslek kazancı ve işyeri kira geliri tutarının toplamı 000 TL’lik beyan sınırını aştığından, işyeri kira geliri verilecek beyannameye dahil edilecektir.

ÖRNEK: Bayan Deniz Çobaler, 2014 yılına ilişkin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesindeki gelirleri aşağıdaki gibidir.

Serbest Meslek Kazancı 45.000 TL
Beyan Edilen Ücret Geliri (1.İşverenden Alınan, Tevkifata Tabi Tutulmuş) 32.000 TL
Beyan Edilen Ücret Geliri (2.İşverenden Alınan, Tevkifata Tabi Tutulmuş) 30.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) (45.000 TL + 32.000 + 30.000) 107.000 TL
  • Serbest meslek kazancı nedeniyle her halükarda beyanname verilecektir.
  • Birinci işveren hariç, ikinci işverenden alınan ücret tutarı 30.000 TL, 27.000 TL‟lik beyan sınırını aştığından birinci işverenden alınan ücret geliri dahil ücret gelirinin tamamı da beyan edilecektir.

SERBEST MESLEK KAZANÇLARINDA VERGİ TEVKİFATI:

Serbest meslek faaliyetiyle uğraşanlara (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç) yapılan ödemeler (arızi serbest meslek faaliyeti nedeniyle yapılan ödemeler dahil) esnasında ödemeyi yapanlar tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir.

Vergi tevkifatı;

1-Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısıve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale,bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür,fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerinigazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videodayayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleriile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir vetemlik etmek veya kiralamak suretiyle elde edilen kazançlar istisnasındanyararlananlardan%17,

2-Diğer serbest meslek kazançlarında %20,oranında yapılmaktadır.

Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve usulüne göre yürürlüğe konulananlaşmalar çerçevesinde proje karşılığı sağlanan hibelerle (18.04.2013 tarihindenönce sağlanan hibeler dahil) finanse edilen ve yaptıkları serbest meslek işleridolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden, Gelir Vergisi Kanununaeklenen geçici 84 üncü maddeye istinaden 18.04.2013 tarihinden itibaren vergikesintisi yapılmaz.

Söz konusu hibelerle gerçekleştirilecek projelere ilişkin olarak bu fondanyapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider vemaliyet olarak dikkate alınmaz

2014 1.DÖNEM: Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bay (A), sahibi olduğu evi konut olarak kiraya vermiş, bir bölümünü işyeri ve bir bölümünü de ikametgah olarak kullanmak üzere daha büyük bir başka daire kiralamıştır. Bay (A) 2013 yılında;

  • Mesleki faaliyetinden 400.000 TL tahsil etmiş ve kalan 150.000 TL alacağını sonraki yılda tahsil etmek üzere müşterileri ile anlaşmıştır.
  • Bir önceki yıldan kalan alacaklarından 100.000 TL tahsil edebilmiştir.
  • “Muhasebe Standartları” konusunda yazdığı bir kitabın yayın hakkı karşılığında bir yayınevinden 50.000 TL tahsil etmiştir.
  • Aynı zamanda ikametgah olarak da kullandığı işyeri ile ilgili olarak 36.000 TL kira ve 8.000 TL diğer masraf (elektrik ve yakıt gibi) ödemiştir.
  • 000 TL personel ücreti, 15.000 TL sigorta primi ve vergi-resim-harç ödemiştir.
  • İşyerinde personele verilen yemek için 5.000 TL, kırtasiye ve temizlik gibi diğer masraflar için 20.000 TL harcamıştır.
  • Kiraya verdiği konuttan 12.000 TL hasılat elde etmiştir (safi tutarın tespitinde götürü gider usulünü seçmiştir).
  • Bankadaki mevduattan 10.000 TL faiz geliri elde etmiş, ortağı olduğu adi komandit şirketten komanditer ortak olarak 11.000 TL kar payı ödemesi almıştır.

Bay (A)’nın 2013 yılı serbest meslek kazancını ve beyan etmesi gereken toplam gelir vergisi matrahını hesaplayınız, kısaca yasal gerekçelerini açıklayınız.

Bay (A)’nın 2013 yılı serbest meslek kazancı ve diğer gelir unsurları ile birlikte beyan etmesi gereken toplam gelir vergisi matrahı aşağıdaki gibi olmalıdır.

Mesleki Faaliyet Hasılatı (400.000 + 100.000)

* 2013 Yılı Faaliyetinden Tahsilat 400.000

 

* Bir Önceki Yıl Alacaklarından Tahsilat 100.000

 

500.000 TL
Mesleki Faaliyet Giderleri 40.000 + 45.0000 + 25.0000)

 

* İşyeri kirası ve diğer masraf (36.000 + (8.000/2 )) 40.000

* Ücret, sigorta-vergi vs. (30.000 + 15.000) 45.000

* Yemek, kırtasiye-temizlik vs. (5.000 + 20.000) 25.000

 

 

110.000 TL
Serbest Meslek Kazancı (500.000 – 110.000) 390.000 TL
Gayrimenkul Sermaye İradı (12.000 – 3.000)

* Götürü Gider (12.000 x 0,25) 3.000

 

9.000 TL
Menkul Sermaye İradı (komanditer kar payı) 11.000 TL
Gelir Vergisi Matrahı (390.000 + 9.000 + 11.000) 410.000 TL
  • Serbest meslek kazançlarının tespitinde GVK’nın 67 inci maddesi uyarınca tahsilat esası geçerli olduğundan, 2013 yılında tahsil edilmeyen tutarlar dikkate alınmayacaktır.
  • Kitap yayın satışından alınan tutar GVK’nın 18 inci maddesi uyarınca gelir vergisinden istisna olduğundan beyan edilmeyecek, yayınevi tarafından 94/2 inci madde uyarınca yapılan tevkifat nihai vergi olacaktır.
  • Aynı zamanda ikametgah olarak da kullanılan işyeri için ödenen kiranın tamamı, elektrik ve yakıt gibi giderlerin ise yarısı gider olarak indirilecektir (GVK m.68/1).
  • Mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirenler GVK’nın 21 inci maddesi uyarınca hasılat istisnasından yararlanamayacaklarından, konut kirasının götürü gider düşüldükten sonraki kısmı gayrimenkul sermaye iradı olarak beyana dahil edilecektir.
  • GVK’nın geçici 67 inci maddesi uyarınca mevduat faizi beyan edilmeyecek,
  • GVK 75/2 inci madde uyarınca menkul sermaye iradı sayılan ve tevkifat yapılmayan komanditer ortak kar payı da beyannamede gelir vergisi matrahına eklenecektir.

 2013 1.DÖNEM: Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bay (A) 2012 yılında,

  • 000 TL serbest meslek kazancı elde etmiş olup, bu kazanca ilişkin olarak yıl içinde 25.000 TL gelir vergisi kesintisi yapılmış
  • 000 TL geçici vergi ödenmiş
  • 000 TL Sosyal Güvenlik Primi
  • 000 TL de şahıs sigorta primi ödemiş
  • Kiraya verilen işyeri gayrimenkul kirası (brüt) 40.000 TL
  • (B) Anonim Şirketi ortaklığından kar payı (brüt) 50.000 TL
  • Banka mevduat faizi (brüt) 60.000 TL

Bay (A)’nın gelirlerini beyan edip etmeyeceğini kısaca yasal gerekçeleri ile birlikte açıklayınız, beyan edecekse beyan tutarını (vergi matrahını) ve varsa mahsuba konu vergileri hesaplayınız.

(Not: Kar payı ödemesinden % 15, kira ödemelerinden % 20 vergi kesintisi yapılmış olup, kira gelirlerinde götürü gider esası benimsenmiştir).

  • Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bay (A), mesleki kazanç elde ettiği için gelirlerini yıllık beyanname ile beyan edecektir.
  • İşyeri kira geliri 2012 yılı için 25.000 TL’yi aştığından, götürü gider indirildikten sonra kalan tutar beyan edilecek ve kesilen vergiler mahsup edilecektir.
  • GVK’nın 22/2 nci maddesi uyarınca yarısı istisna kapsamına giren kar payının geri kalan diğer yarısı, tek başına aşamasa da, diğer gelirlerle birlikte vergiye tabi gelir toplamı 2012 yılı için 25.000 TL’yi aştığından beyan edilecek ve kesilen verginin tamamı mahsup edilecektir.
  • Banka mevduat faizi GVK’nın 67 nci maddesi hükmü uyarınca tutarı ne olursa olsun beyan edilmeyecektir.

Beyana tabi gelirler ve mahsup tutarları aşağıdaki gibi hesaplanmalıdır.

Serbest Meslek Kazancı 160.000 TL
Sosyal Güvenlik Primi (-) 10.000 TL
Beyana Tabi Serbest Meslek Kazancı 150.000 TL
Gayrimenkul Sermaye İradı 40.000 TL
Götürü Gider (40.000 x 0,25 = 10.000) (-) 10.000 TL
Beyana Tabi Gayrimenkul Sermaye İradı 30.000 TL
Menkul Sermaye İradı 50.000 TL
İstisna Kar Payı (50.000 / 2 = 25.000) (-) 25.000 TL
Beyana Tabi Menkul Sermaye İradı 25.000 TL
Beyana Edilecek Toplam Gelir(150.000 + 30.000 + 25.000 = 205.000) 205.000
Şahıs Sigorta Primi İndirimi (-) 5.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) 200.000 TL
Mahsup Konusu Vergiler:

 

55.500 TL
Geçici Vergi 15.000 TL
Serbest Meslek Kazançlarından Kesilenler 25.000 TL
Gayrimenkul Sermaye İradından Kesilenler(İşyeri kirası, 40.000 x 0,20 = 8.000)

 

8.000 TL
Menkul Sermaye İradından Kesilen(Kar payı, 50.000 x 0,15 = 7.500)

 

7.500 TL

5-GAYRİMENKUL SERMAYE İRADI:Bazı mal ve hakların kiraya verilmesinden elde edilen gelirler, gayrimenkul sermaye iradı olarak adlandırılır. İrad sayılan gayrimenkuller aşağıda yer almaktadır:

  • Arazi, bina, maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar,
  • Voli mahalleri ve dalyanlar (Voli mahalleri, denizdeki sularda balık avlanmaya elverişli, sahile bitişik ve sınırları belli, su sahalarıdır. Voli mahallerinde, balık avlamaya yarayan ağlar, bu mahalde serilmek, daha sonra da karaya çekilmek ve tutulan balıklar karaya alınmak suretiyle avlanma yapılır. Dalyan ise, deniz, göl ve ırmaklarda kıyıya yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan büyük balık avlama yerleridir.)
  • Gayrimenkullerin, ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatı ile bilumum tesisatı demirbaş eşyası ve döşemeleri;
  • Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar,
  • Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı (İhtira beratının mucitleri veya kanunî mirasçıları tarafından kiralanmasından doğan kazançlar, serbest meslek kazancıdır.), alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar (Bu hakların kullanılması için gerekli malzeme ve teçhizat bedelleri de gayrimenkul sermaye iradı sayılır.
  • Telif hakları (Bu hakların, müellifleri veya bunların kanuni mirasçıları tarafından kiralanmasından doğan kazançlar, serbest meslek kazancıdır, 3.kişiler tarafından kiralanması Gayrimenkul Sermaye İradıdır.)
  • Gemi ve gemi payları (Motorlu olup olmadıklarına ve tonilatolarına bakılmaz) ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları;
  • Her türlü motorlu araç, makine ve tesisat ile bunların eklentileri.

Vakfın gelirinden hizmet karşılığı olmayarak alınan hisseler ile zirai faaliyete bilfiil iştirak etmeksizin sadece üründen pay alan arazi sahiplerinin gelirleri bu kanunun uygulanmasında gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilir.

Gayrimenkul sermaye iratlarında, toplam hasılat, mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarıdır.

Gelecek yıllara ait olup peşin tahsil olunan kiralar ilgili bulundukları yılların hasılatı sayılır. Ancak ölüm ve memleketi terk gibi mükellefiyetin kalkmasını gerektiren haller dolayısıyla peşin tahsil olunan kiralar, mükellefiyetin kalktığı dönemin hasılatı sayılır.

ÖRNEK: Mükellef 2015, 2016, 2017 yıllarına kapsayan üç yıllık kira bedeli olarak 60.000 TL’yi 2015 yılında bir seferde almış ise, bu tutarın 20.000TL’si 2016 yılı, 20.000TL’si ise 2017 yılı geliri olarak beyana konu edilecektir.

 

Ölüm Ve Memleketi Terk Hallerinde İse;

Mükellefiyetin kalktığı tarihi takip eden zamanlara ait olmak üzere peşin tahsil olunan kiralar, mükellefiyetin kalktığı dönemin hasılatı olarak kabul edilir. Mükellefin, 1 yıllık kira bedelini peşin olarak tahsil ettikten sonra 12.05.2015 tarihinde ölmesi durumunda, peşin tahsil edilen kira tutarı olan 40.000 TL’nin tamamı mirasçıları tarafından 2015 yılı geliri olarak beyan edilip, vergilendirilecektir.

GAYRİSAFİ HASILAT

 

Gayrimenkul sermaye iratlarında, gayrisafi hasılat, 70’inci maddede yazılı mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarıdır.

Kiracı tarafından gayrimenkulü genişletecek veya iktisadi değerini devamlı surette artıracak şekilde gayrimenkule ilave edilen kıymetler, kira süresinin bitiminde bedelsiz (Kıymetlerin emsal bedelinden düşük değerle devri halinde, aradaki fark bedelsiz devir sayılır) olarak kiralayana devrolunduğu takdirde, söz konusu kıymetler kiralayan bakımından, bu tarihte aynen tahsil edilmiş kabul edilir.

 

EMSAL KİRA BEDELİ ESASI

 

Kiraya verilen mal ve hakların kira bedelleri emsal kira bedelinden düşük olamaz. Bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılan mal ve hakların emsal kira bedeli, bu mal ve hakların kirası sayılır. Bina ve arazide emsal kira bedeli, yetkili özel mercilerce veya mahkemelerce takdir veya tespit edilmiş kirası, bu suretle takdir veya tespit edilmiş kira mevcut değilse, vergi değerinin % 5’idir. Diğer mal ve haklarda emsal kira bedeli, bu mal ve haklarının maliyet bedelinin, bu bedel bilinmiyorsa, belli edilen değerlerinin % 10’udur.

 

ÖRNEK: Hasan DURUL, 2015 yılında emlak vergisi değeri 300.000 TL olan bir apartman dairesini bedelsiz olarak arkadaşının kullanımına bırakmıştır.

Bu durumda, mükellefin kira geliri elde etmediği halde, emsal kira bedeli hesaplaması ve bulunacak tutar kadar kira geliri elde etmiş sayılması gerekmektedir.

Emsal Kira Bedeli: 300.000 x %5 =45.000 TL olacaktır. Bu tutar, beyan edilmesi gereken gelir olarak dikkate alınacaktır.

Aşağıda sayılan durumların varlığı halinde, emsal kira bedeli uygulanmaz:

 

1-Boş kalan gayrimenkullerin muhafazaları maksadıyla, başkalarının kullanımına bırakılması,

2-Binaların mal sahiplerinin usul, füru veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi,

ÖRNEK: Malsahibi baba, çocuğunun ikametine iki adet gayrimenkul tahsis etmişse sadece bir adet gayrimenkul için emsal kira bedeli hesaplanmayıp diğeri için emsal kira bedeli hesaplanacaktır.

3-Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi,

4-Genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalarda.

 

GAYRİMENKUL SERMAYE İRADINDA TOPLAM HASILATTAN, GİDERLER İNDİRİM KONUSU YAPILIR.GİDER İSE İKİ AYRILIR:

 

  1. A) GERÇEK GİDER:Bu giderler şunlardan oluşmaktadır:
  2. Kiraya veren tarafından ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri;
  3. Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün ehemmiyeti ile mütenasip olan idare giderleri;
  4. Kiraya verilen mal ve haklara müteallik sigorta giderleri;
  5. Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren beş yıl süre ile iktisap bedelinin % 5’i (İktisap bedelinin % 5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanır. Ancak, indirilmeyen kısım 88′ inci maddenin 3′ üncü fıkrasının uygulanmasında gider fazlalığı sayılmaz)
  6. Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya verenler tarafından ödenmiş olmak şartıyla belediyelere ödenen harcamalara iştirak payları;
  7. Kiraya verilen mal ve haklar için ayrılan amortismanlar (Amortismana tabi değer, malum ise maliyet bedeli, malum değilse, bina ve arazi için vergi değeri, diğer mallar için Vergi Usul Kanununun 267’nci maddesinin 3’üncü sırasına göre tespit edilen emsal değeridir);
  8. Kiraya verenin yaptığı onarım giderleri (Emlakın iktisadi değerini artıracak surette tevsii, tadili veya bunlara ilaveler yapılması için ihtiyar olunan giderler onarım gideri sayılmaz);
  9. Kiraya verilen mal ve haklara ait bakım ve idame giderleri;
  10. Kiraladıkları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler;
  11. Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konutun kira bedeli (kira indirimi gayri safi hasılattan bu maddenin 1 ila 9 ve 11 numaralı bentlerinden yazılı giderler düşüldükten sonra, kalan miktar üzerinden yapılır; kiranın indirilemeyen kısmı 88’inci maddenin 3’üncü fıkrasının uygulanmasında gider fazlalığı sayılmaz);
  12. Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak mukavelenameye kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

Gerçek gider yöntemini seçen mükelleflerin, yaptıkları giderlerle ilgili belgeleri ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak 5 yıl süresince saklamaları ve vergi dairesince istendiğinde ibraz etmeleri gerekmektedir.

 

GERÇEK GİDER YÖNTEMİNDE İSTİSNADAN YARARLANILMASI HALİNDE İNDİRİLECEK GİDERİN HESAPLANMASI:

 

Gerçek gider yönteminin seçilmesi ve konut kira gelirlerine uygulananistisnadan yararlanılması durumunda, gerçek gider tutarının istisnaya isabet edenkısmı, gayri safi hasılattan indirilemeyecektir.

 

Vergiye tabi hasılata isabet eden indirilebilecek gider kısmı aşağıdaki formülkullanılarak hesaplanabilir:

İndirilebilecek Gider =  Toplam Gider x Vergiye Tabi Hasılat

                            ———————————————–

Toplam Hasılat

 

 

(*) Vergiye Tabi Hasılat = Toplam Hasılat – Konut Kira Geliri İstisnası

 

ÖRNEK: Ezgi KALE, sahibi olduğu konutu 2015 yılında kiraya vermiş olup, 24.000 TLkira geliri elde etmiştir. Başka geliri bulunmayan mükellef, gayrimenkulü ile ilgili olarak 8.000 TL harcama yapmış olup, gerçek gider yöntemini seçmiştir.

 

Mükellefin gerçek gider olarak indirebileceği tutar, 8.000 TL tutarındaki toplamgiderin vergiye tabi hasılata isabet eden kısmı kadar olacaktır.

Vergiye Tabi Hasılat = 24.000 – 3.600 = 20.400 TL

İndirilebilecek Gider = (8.000 x 20.400) / 24.000 = 6.800 TL

 

  1. B) GÖTÜRÜ GİDER :Mükellefler diledikleri takdirde gerçek giderlere karşılık olarak, götürü gider usulünü seçebilirler. Bu takdirde hasılatlarından %25 oranında, götürü gider indirim konusu yapılır. Götürü gider usulünü seçenler 2 yıl geçmeden bu usulden dönemezler.

 

Götürü gider usulü mükelleflerin sahip oldukları tüm gayrimenkuller için (Haklar hariç) bir bütün olarak uygulanır. Yani mükellefler sahip oldukları gayrimenkullerin safi iradının tespitinde bir kısım gayrimenkulleri için götürü gider usulünü, diğer kısmı için ise gerçek gider usulünü uygulayamazlar.

Götürü gider usulü uygulamasından sahip oldukları gayrimenkulleri hem mesken ve hem de işyeri olarak kiraya verenler yararlanabileceklerdir.

Hakların kiralanmasından elde edilen safi iradın tespitinde ise götürü gider usulü uygulanmayacaktır.

ÖRNEK: Bay (B)‟nin 2014 yılına ilişkin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesindeki gelirleri aşağıdaki gibidir.

 

Beyan Edilen Serbest Meslek Kazancı 90.000 TL
Beyan Edilen Ücret Geliri (1.İşverenden Alınan, Tevkifata Tabi Tutulmuş) 50.000 TL
Beyan Edilen Ücret Geliri (2.İşverenden Alınan, Tevkifata Tabi Tutulmuş) 42.000 TL
Beyan Edilen Ücret Geliri (3.İşverenden Alınan, Tevkifata Tabi Tutulmuş) 36.000 TL
Konut Kira Geliri (Götürü Gider Usulü Tercih Edilmiştir) 54.000 TL
Toplam Gelir (90.000+50.000+42.000+36.000+54.000) 272.000 TL

 

  • Serbest meslek kazancı nedeniyle her halükarda beyanname verilecektir.
  • Birinci işveren hariç, ikinci ve üçüncü işverenden alınan ücret tutarı 27.000 TL‟lik beyan sınırını aştığından birinci işverenden alınan ücret geliri dahil ücret gelirinin tamamı da beyan edilecektir.
  • Mükellef yıl içinde 45.240 TL tevkif suretiyle vergi ödemiştir
  • Bay (B) serbest meslek kazancını yıllık beyanname ile bildirmek zorunda olduğundan GVK‟nın 21 inci maddesinde yer alan 2014 yılı için 3.300 TL‟lik istisnadan yararlanamayacaktır. Konut kirasının gayrisafi tutarı 54.000 TL olup, götürü gider usulünde gayrimenkul sermaye iradının % 25‟i olan (54.000 x 0,25 =) 13.500 TL‟yi gider olarak indirerek, bakiye 40.500 TL‟yi gayrimenkul sermaye iradından dolayı matrah olarak beyan edilecektir.

Buna göre, ödenecek gelir vergisi tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

Toplam Gelir Üzerinden Hesaplanan Gelir Vergisi Matrahı

(90.000+50.000+42.000+36.000+40.500)

258.500 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 80.275 TL
Mahsup Edilecek Gelir Vergisi Toplamı

 

45.240 TL
Ödenecek Gelir Vergisi (80.275 – 45.240) 35.035 TL
Ödenecek Damga Vergisi 45,30 TL

ÖRNEK: Hollanda’da yaşayan Özge ŞAHİN, Ankara’da bulunan konutunu kirayavermiş ve 2015 yılında 10.000 Dolar kira geliri elde etmiştir. Beyana tabi başka geliri bulunmayan mükellef, götürü gider yönteminiseçmiştir.

Tahsilatın yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası Dolar alış kuru 2.20 TLkabul edilmiştir.

Mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır;

Gayrisafi İrat Toplamı (10.000 $ x 2,20 TL) 22.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 3.600 TL
Kalan (22.000-3.600) 17.800 18.400 TL
Götürü Gider (18.400 x %25) 4.600 TL
Vergiye Tabi Gelir (18.400-4.600) 13.800 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 2.160 TL
Damga Vergisi 45,30 TL

 

ÖRNEK: Türkiye’de ikametgâhı olmayıp, Fransa’da yaşayan Funda KÜSMÜŞ, Marmaris’te bulunan işyerini kiraya vermiş ve 2015 yılında 10.000 Euro kira geliri eldeetmiştir. İşyeri için ödenen kira bedelleri üzerinden 5.600 TL tevkifat yapılmıştır.

Tahsilatın yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası Euro alış kuru 2,80 TL kabuledilmiştir.

İşyeri Kira Geliri (Brüt) = 10.000 € x 2,80 TL = 28.000 TL

Tevkifat tutarı =28.000 x %20 = 5.600 TL

Tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan işyeri kira gelirleri içintutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilmeyecektir.

 

ZARAR DOĞMASI HALİ

 

Gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının hesabında giderlerin fazlalığıdolayısıyla doğan zararlar, beş yılı geçmemek üzere gelecek yıllarda elde edilenkira gelirlerinden gider olarak düşülebilir. Bu durumun iki istisnası vardır:

1-Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veyalojmanların kira bedellerini indirim konusu yapmaları durumunda bir zarardoğması halinde, bu zararın gelecek yıllarda elde edilen gayrimenkul sermayeiradından indirim konusu yapılması söz konusu değildir.

2-Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkule ait hasılattan indirim konusuyapılan iktisap bedelinin % 5’i oranındaki tutarın indirilemeyen kısmı giderfazlalığı olarak dikkate alınamaz.

KİRA ÖDEMELERİNDE VERGİ KESİNTİSİ

 

Gayrimenkul sermaye iradına konu olan mal ve hakları kiralayan Gelir VergisiKanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar, kira ödemeleriüzerinden gelir vergisi kesintisi (tevkifat) yapmak zorundadırlar.

Kiracı olan bu kişi ve kuruluşlar, yaptıkları kira ödemelerinin brüt tutarıüzerinden % 20 oranında gelir vergisi kesintisi yapmak zorundadırlar.

Bu vergi kesintisi, gelecek aylara veya yıllara ait olmak üzere peşin ödenenkira bedeli üzerinden de yapılacaktır. Örneğin; 3 aylık veya 1 yıllık işyeri kirası peşintahsil edildiğinde, bu durumda peşin tahsil edilen kiranın tamamı vergi kesintisinetabi tutulacaktır.

Kiracı, basit usulde vergilemeye tabi bir mükellef ise,vergi kesintisi yapma yükümlülüğü bulunmadığından, kira ödemesi üzerindenvergi kesintisi yapmayacaktır. Bu durumda gayrimenkulden elde edilen kira geliri yıllık beyanname ile beyan edilir.

 

Kiraya verilen gayrimenkulün hem konut hem de işyeri olarak kullanılmasıhalinde ise; kiralanan yerin tamamı veya bir kısmı işyeri olarak kullanıldığı sürece,kira bedelinin tamamı vergi kesintisine tabi olacaktır.

Ayrıca 220 seri no’ lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde “elde ettiği mesken kirası gelirinin istisna haddini aşan tutarı ile vergi kesintisine tabi işyeri kira gelirinin toplamı 29.000 TL.’ nı (2015 yılı için) aşan gayrimenkul sermaye iradı sahipleri beyanname vereceklerdir.

TUTARI 1.500,00 TL’YE KADAR OLAN TEVKİFATA VE İSTİSNA UYGULAMASINA KONU OLMAYAN GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARI BEYAN DIŞI KALACAKTIR.

 

KİRA GELİRİ ELDE EDİLDİĞİ HALDE BEYANNAMEVERİLMEMESİ VEYA EKSİK BEYAN EDİLMESİNİN SONUÇLARI :

 

1-Konutlardan elde edilen kira gelirleri beyan edilmez veya eksik beyan edilirse,2015 yılı için 3.600 TL’lik istisnadan yararlanılamaz.

2-Geçmiş takvim yıllarına ait kira gelirlerini ilgili beyan döneminde hiç beyanetmeyen veya eksik beyan eden kira geliri sahiplerinin bu gelirlerini, VergiUsul Kanununda yer alan Pişmanlık ve Islahhükümlerinden yararlanarakbeyan etmeleri de mümkündür. İlgili kişiler hakkında pişmanlık zammı uygulanacak vebirinci derece bir kat usulsüzlük cezası kesilecektir.

3-Beyan edilmesi gereken kira gelirinin bildirilmemesi halinde, mükellef adınaiki kat birinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gelir takdir komisyonuncatakdir edilir. Takdir edilen gelir üzerinden, gelir vergisi ile vergi ziyaı cezasıhesaplanır. Vergi ziyaı cezası iki kat olarak kesilen usulsüzlük cezası ilekıyaslanıp miktar itibariyle en ağırı uygulanır. Ayrıca gecikilen her ay içingecikme faizi talep edilir.

4-Bu şekilde tahakkuk eden vergi, ceza ve gecikme faizinin tahakkuk tarihindenitibaren bir ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Ödenmediği takdirde, vergidairesince ayrıca her ay için ayrı ayrı gecikme zammı hesaplanmak suretiylecebren tahsil yoluna gidilir.

YURT DIŞINDA ÇALIŞAN VATANDAŞLARIMIZIN DURUMU:

 

Yabancı ülkelerde çalışan Türk işçileri dar mükellefiyet kapsamında vergilendirildiğinden Türkiye’de elde ettikleri vergi kesintisine tabi gayrimenkul sermaye iratları (işyeri kiraları) için tutarı ne olursa olsun beyanname vermeyecekler, buna karşın Türkiye’de elde ettikleri ve vergi kesintisine tabi tutulmamış gayrimenkul sermaye iratlarının tamamını (mesken kira gelirlerinin 3.600 TL’lik istisna tutarını aşan kısmını) ise beyan edeceklerdir.

ÖRNEK: Bayan (E), 2014 yılında tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş; aşağıdaki gelirlerli bulunmaktadır.

İşyeri Kira Geliri (Brüt) 25.000 TL
Konut Kira Geliri 3.000 TL
Mevduat Faizi 20.000 TL
  • Tevkif yoluyla vergilendirilen 20.000 TL mevduat faizi geliri, tutarı ne olursa olsun beyan edilmeyecektir
  • Konut kira gelirinden 3.300 TL’lik istisna düşülecek olup, kalan tutar beyan edilecektir. Örnekte, istisna haddinin altında konut kira geliri elde edildiğinden beyan edilmeyecektir
  • Tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş işyeri kira geliri olan 25.000 TL ise 27.000 TL’lik beyan sınırını aşmadığından yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.

ÖRNEK: Bay (F), 2014 yılında,

  • Konut kredisi kullanarak 100.000 TL’ye aldığı dairesini aylık 1.250 TL’den konut olarak kiraya vermiş ve 15.000 TL kira geliri elde etmiştir.
  • Beyana tabi başka geliri olmayan mükellef, gerçek gider yöntemini seçmiş olup,
  • bu konut ile ilgili 1.000 TL asansör ve sigorta gideri yapmıştır.
  • Konut kredisi için 2014 yılında bankaya ödenen faiz tutarı da 2.000 TL’dir.

Bay (F), konut olarak kiraya vermiş olduğu daire için 2014 yılında ödediği asansör, sigorta ve faiz gideri ile birlikte iktisap bedelinin % 5’i olan (100.000 x %5 =) 5.000 TL’yi indirim konusu yapabilecektir.

Vergiye Tabi Hasılat = Toplam Hasılat – Konut Kira Geliri İstisnası

          = 15.000 – 3.300 = 11.700 TL

İndirilebilecek Gider =    Toplam Gider x Vergiye Tabi Hasılat

                                    ————————————————-

                    Toplam Hasılat

=8.000 x 11.700

———————-

                                                          15.000

                                                = 6.240 TL

Mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Gayrisafi İrat Toplamı 15.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 3.300 TL
Kalan (15.000 – 3.300) 11.700 TL
İndirilebilecek Gerçek Gider Tutarı 6.240 TL
Vergiye Tabi Gelir (11.700 – 6.240) 5.460 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 819 TL
Damga Vergisi 45,30 TL

ÖRNEK: Bay C’nin 2014 yılında,

  • Konut olarak kiraya verdiği dairesinden 25.000 TL
  • İşyeri olarak kiraya verdiği dairesinden ise 45.000 TL brüt kira geliri elde etmiş
  • İşyeri için ödenen kira bedelleri üzerinden 9.000 TL tevkifat yapılmıştır
  • Beyana tabi başka geliri bulunmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir.

Konut kira gelirinin istisnayı aşan tutarı ile işyeri kira geliri toplamı olan (21.700 + 45.000 =) 66.700 TL, 2014 yılı için beyan sınırı olan 27.000 TL’yi aştığı için, tevkifata tabi tutulmuş olan işyeri kira geliri de konut kira geliri ile birlikte beyan edilecektir.

Konut ve işyeri kira gelirinin birlikte elde edilip beyan edilmesi halinde, istisna sadece konut kira gelirine uygulanır.

Mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Konut Kira Geliri 25.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 3.300 TL
Kalan 21.700 TL
İşyeri Kira Geliri 45.000 TL
Gayrisafi İrat Toplamı (21.700 + 45.000) 66.700 TL
%25 Götürü Gider (66.700 x %25) 16.675 TL
Vergiye Tabi Gelir (66.700 – 16.675) 50.025 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 11.066,75 TL
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergiler 9.000 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 2.066,75 TL
Damga Vergisi 45,30 TL

ÖRNEK: Bay Lüftü Bey ve eşi Bayan Leyla hanım 2014 yılında,

  • Ayrı ayrı 1/2 hissesine sahip oldukları dairelerini konut olarak kiraya vermeleri sonucu, 15.000 TL kira geliri
  • Bay Lüftü Beyin 2014 yılında işyeri olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 20.000 TL brüt kira geliri elde etmiş
  • İşyeri için ödenen kira bedeli üzerinden 4.000 TL gelir vergisi tevkifatı yapılmıştır.
  • Bayan Leyla hanımın avukatlık faaliyetinden dolayı 2014 yılında 100.000 TL serbest meslek kazancı elde etmiştir
  • Serbest meslek kazancından 20.000 TL tevkifat yapılmıştır.
  • Her iki mükellef de götürü gider yöntemini seçmiştir.

Mükelleflerin kira gelirlerine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

Bay Lüftü Beyin Beyanı:

  • Konut 1/2 hisseli olduğundan elde edilen 15.000 TL kira gelirinin (15.000/2) 7.500 TL’sini Bay Lüftü Bey, 7.500 TL’sini de Bayan Leyla hanım ayrı ayrı beyan edecektir.
  • İşyeri kira geliri 20.000 TL ile hissesine düşen konut kira gelirinin gelir vergisinden istisna tutarını aşan kısmı (7.500 – 3.300 =) 4.200 TL birlikte dikkate alındığında (20.000 + 4.200 =) 24.200 TL 2014 yılı için beyanname verme sınırı olan 27.000 TL’yi aşmadığından, işyeri kira geliri beyannameye dahil edilmeyecek olup, sadece hissesine düşen 7.500 TL konut kira geliri beyan edilecektir.

 

Gayrisafi İrat Toplamı 7.500 TL
Vergiden İstisna Tutar 3.300 TL
Kalan (7.500 – 3.300) 4.200 TL
%25 Götürü Gider (4.200 x %25) 1.050 TL
Vergiye Tabi Gelir (4.200 – 1.050) 3.150 TL

 

Bayan Leyla hanım Beyanı:

 

  • Konut olarak kiraya verilen daireden hissesine düşen kira geliri 7.500 TL’dir.

Kira gelirinin yanında ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olan mükellefler, 3.300 TL’lik konut kira geliri istisnasından yararlanamazlar.

Mükellef, gerçek usulde gelir vergisine tabi serbest meslek erbabı olduğundan, konut kira geliri istisnasından yararlanamayacaktır. Yıllık gelir vergisi beyannamesinde serbest meslek kazancıyla birlikte kira gelirini de beyan etmek zorundadır.

 

Konut Kira Geliri 7.500 TL
%25 Götürü Gider (7.500 x %25) 1.875 TL
Safi İrat (7.500 – 1.875) 5.625 TL
Serbest Meslek Kazancı 100.000 TL
Beyan Edilen Gelirler Toplamı (100.000 + 5.625) 105.625 TL
Vergiye Tabi Gelir 105.625 TL

 

 

 

 

 

 

 

ÖRNEK: Bayan Songül,

  • Sahibi olduğu iki daireyi konut olarak kiraya vermesi sonucunda 2014 yılında toplam 60.000 TL kira geliri elde etmiştir.
  • Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastaneye 7.000 TL
  • Kamuya ait bir yetiştirme yurduna 10.000 TL nakit olarak bağışta bulunmuştur.

Beyana tabi başka geliri bulunmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir.

Mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

Gayrisafi İrat Toplamı 60.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 3.300 TL
Kalan (60.000 – 3.300) 56.700 TL
% 25 Götürü Gider (56.700 x %25) 14.175 TL
Safi İrat (56.700 – 14.175) 42.525 TL
Okul, Yurt ve Sağlık Tesisleri İçin Yap. Bağış ve

Yardımlar

17.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (42.525 – 17.000) 25.525 TL

 

ÖRNEK: Mükellef,

  • işyerini 2014 yılında basit usulde vergilendirilen bir mükellefe kiralamış ve 5.000 TL işyeri kira geliri elde etmiştir.

Basit usuldeki mükelleflerden elde edilen ve vergi kesintisi ile istisna uygulamasına tabi olmayan işyeri kira gelirlerinde, beyanname verme sınırı 1.400 TL’dir. Mükellefin, 5.000 TL tutarındaki işyeri kira gelirinin 2014 yılı için beyanname verme sınırı olan 1.400 TL’yi aşması nedeniyle tamamı beyan edilecektir.

 

Götürü gider yöntemini seçen mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

İşyeri Kira Geliri 5.000 TL
%25 Götürü Gider (5.000 x %25) 1.250 TL
Vergiye Tabi Gelir (5.000 – 1.250) 3.750 TL

6-MENKUL SERMAYE İRADI:Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışındaki, sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır. Aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılır:

  • Her nevi hisse senetlerinin kâr payları İştirak hisselerinden doğan kazançlar,
  • İştirak hisselerinden doğan kazançlar
  • Kurumların idare Meclisi Başkan ve üyelerine verilen kar payları,
  • Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısmı,
  • Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler,(Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları irat sayılmaz.)
  • Her nevi alacak faizleri,
  • Mevduat faizleri,
  • Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponların satışından elde edilen bedeller,
  • İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar,
  • Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri,
  • Faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları ile kâr, ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr payları ve özel finans kurumlarınca kâr ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları,
  • menkul kıymetleri geri alım ve satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler
  • Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından;

 

  1. a) On yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemeler, (% 15)
  2. b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer sandık ve sigortalardan on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler, (% 10)
  3. c) Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler. (% 5)

 

Gelir Vergisi Kanununun 22’nci maddesine göre, Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin % 25’i, Türkiye’de kâin ve merkezi Türkiye’de bulunan diğer sigorta şirketlerinden on yıl süreyle prim ödeyenler ile vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin % 10’u ve tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin tamamı gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna edilen tutar üzerinden 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (15) numaralı bendine göre tevkifatta yapılmayacaktır.

MENKUL SERMAYE İRADININ SAFİ TUTARININ TESPİTİNDE İNDİRİLEBİLECEK GİDERLER VE ZARAR DOĞMASI HALİ

  1. Depo etme ve sigorta ücretleri gibi menkul kıymetlerin muhafazası için yapılan giderler,
  2. Temettü hisseleri ile faizlerin tahsil giderleri, (Şirket toplantılarına bizzat veya bilvekale iştirak gibi sermayenin idaresi için yapılan giderler irattan indirilemez.)
  3. Menkul kıymetler ve bunların iratları için ödenen her türlü vergi, resim ve harçlar, (gelir vergisi irattan indirilemez).

giderlerin menkul sermaye iradından düşülmesi sonucunda, zarar doğmuşsa doğan bu zarar mükellefin varsa diğer gelir unsurları nedeniyle elde edilen gelirlerden mahsup edilebilir. Gider fazlalığı dışındaki nedenlerle oluşan zararlar ise, Gelir Vergisi Kanunu’nun 88 / 3. maddesi hükmüne göre zarar olarak kabul edilmez ve diğer gelir unsurlarından doğan karlardan mahsup edilemez.

MENKUL SERMAYE İRADI SAYILMAYAN GELİRLER:

  • Menkul Kıymetlerin kuponlu ve kuponsuz satılmasından elde edilen gelirler
  • İştirak paylarının devir ve temliki karşılığında elde edilen gelirler
  • Menkul değerler ile iştirak paylarının tamamen veya kısmen itfa edilmesi karşılığında elde edilen gelirler

 

YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZINELDE ETTİĞİ MENKUL SERMAYE İRATLARININ BEYANI

Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan fazla bir süre yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirilmektedir. Dar mükellefiyet esasında vergilendirilecek söz konusu vatandaşlarımızın, Türkiye’de elde ettiği gelirin tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş menkul sermaye iratlarından ibaret olması halinde beyanname verilmeyecektir.

GVK GEÇİCİ 67. MADDE

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinde, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve özel finans kurumlarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununa Geçici 67 nci maddesi kapsamında 01/01/2006 – 31/12/2015 tarihleri arasında uygulanmak üzere hisse senedi, tahvil ve bono alım-satım kazançları, mevduat faizleri, özel finans kurumları gelirleri, repo gelirleri, stopaja tabi olup, bu madde kapsamında vergi kesintisine tabi tutulmuş olan gelirler için tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilmez.

GVK GEÇİCİ 67. MADDEYE GÖRE TEVKİFATA TABİ GELİRLER

  • Hisse senedi alım-satım kazançları,
  • Devlet tahvili ve Hazine bonoları faiz gelirleri ve alım-satım kazançları,
  • Özel sektör tahvil ve bonoları faiz gelirleri ve alım-satım kazançları,
  • Mevduat faizleri,
  • Repo gelirleri,
  • Özel finans kurumları gelirleri,
  • Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen gelirler,
  • Menkul kıymet ve vadeli işlem ve opsiyon piyasalarında işlem gören diğer menkul kıymetlerin gelirleri,
  • Hazine veya diğer kamu tüzel kişiliklerince çıkarılan menkul kıymetlerin faiz gelirleri ve alım-satım kazançları.
  • Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler, tevkifata tabi olacaktır

GVK GEÇİCİ 67. MADDEYE GÖRE TEVKİFATA TABİ OLMAYAN GELİRLER

  • Hisse senedi kar payları,
  • Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin (Eurobond) alım- satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ve bunların dönemsel getirilerinin tahsili,
  • Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler,
  • Sürekli olarak portföyünün en az %51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler,
  • Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerden elde edilen faiz gelirleri, tevkifat kapsamında olmayacaktır.

 

ÖRNEK: Bayan Deren hanım,

Birinci işverenden elde edilen ücret geliri 48.000 TL
İkinci işverenden elde edilen ücret geliri 40.000 TL
Tam mükellef kurumdan elde edilen toplam kar payı 80.000 TL
Alacak faizi 6.000 TL
Mevduat faizi 52.000 TL
Katılım Bankasından kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları 45.000 TL
Beyan edilecek gelir tutarı (40.000+48.000+40.000+6.000) 134.000 TL
Tevkif Suretiyle Ödenen Vergi 30.880 TL
  • Birinci işveren hariç, ikinci ve üçüncü işverenden alınan ücret tutarı 27.000 TL‟lik beyan sınırını aştığından birinci işverenden alınan ücret geliri dahil ücret gelirinin tamamı olan 88.000 TL beyan edilecektir.
  • Ödevlinin tam mükellef bir kurumdan elde ettiği kesintiye tabi tutulmuş 80.000 TL‟lik kar payının yarısı gelir vergisinden istisna olup kalan 40.000 TL GVK‟nın 86/c maddesi hükmü gereğince 27.000 TL‟lik beyanname verme sınırını aştığından beyan edilecektir. Beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kurum bünyesinde karın dağıtımı aşamasında yapılan vergi kesintisinin tamamı (istisnaya isabet eden kısım dahil) mahsup edilecektir.
  • GVK‟nın 86/1-d maddesine göre kesinti ve istisna uygulamasına tabi olmayan menkul sermaye iradı toplamının 2014 yılı için 1.400 TL‟yi aşmaması halinde beyan edilmemesi gerekmektedir. Örnekte 6.000 TL alacak faizi kesinti ve istisna uygulanmayan bir gelir olup, bu gelirin toplamı 2014 yılı için beyanname verme sınırı olan 1.400 TL‟yi aştığından, 6.000 TL‟nin tamamı beyan edilecektir.
  • Mevduat faizi ve Katılım Bankasından kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesi kapsamında tevkifata tabi tutulduğundan beyannameye dahil edilmeyecektir.

Buna göre, ödenecek gelir vergisi tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Gelir Vergisi Matrahı (40.000+6.000+48.000+40.000) 134.000 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi (39.660 – 2.960) 36.700 TL
Mahsup Edilecek Gelir Vergisi Toplamı

(12.000 + 10.520 + 8.360=)

30.880 TL
Ödenecek Gelir Vergisi (36.700 – 30.880) 5.820 TL
Ödenecek Damga Vergisi 45,30 TL

ÖRNEK: Bayan Seçil hanım, 2014 yılında 5.000 TL alacak faizi ve net 45.475 TL de tam mükellef bir kurumdan kar payı elde etmiştir.

Brüt kar payı tutarı: 45.475 / 0,85 = 53.500 TL

Alacak faizi 5.000 TL
Kar payı geliri 26.750 TL
Beyan edilecek gelir tutarı 31.750 TL
Hesaplanan gelir vergisi 6.132,5 TL
Kesinti yoluyla ödenen vergi 8.025 TL
İadesi gereken gelir vergisi 1.892,5 TL
  • GVK’nın 86/1-d maddesine göre kesinti ve istisna uygulamasına tabi olmayan menkul sermaye iradı toplamının 2014 yılı için 1.400 TL’yi aşmaması halinde beyan edilmemesi gerekmektedir. Örnekte 5.000 TL alacak faizi kesinti ve istisna uygulanmayan bir gelir olup, bu gelirin toplamı 2014 yılı için beyanname verme sınırı olan 1.400 TL’yi aştığından,5.000 TL’nin tamamı beyan edilecektir.
  • Ödevlinin tam mükellef bir kurumdan elde ettiği kesintiye (%15) tabi tutulmuş brüt 53.500 TL’lik kar payının yarısı gelir vergisinden istisna olduğundan, kalan 26.750 TL tek başına beyan haddini aşmasa dahi, GVK’nın 86/c maddesi hükmü gereğince vergiye tabi gelir toplamının (26.750+5.000=31.750 TL) 27.000 TL’lik beyanname verme sınırını aşması nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilecektir.

ÖRNEK: Bayan Özge hanım 2014 yılında,

  • İhraç tarihi 30.09.2005 olan döviz cinsinden Devlet tahvilinden 250.000 TL faiz geliri
  • İşyeri olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 80.000 TL brüt kira geliri elde etmiş
  • İşyeri için ödenen kira bedelleri üzerinden 16.000 TL’lik gelir vergisi kesintisi yapılmıştır.
  • Mükellef işyeri kira geliri ile ilgili olarak götürü gider yöntemini seçmiştir.

Mükellef elde ettiği faiz gelirine, Devlet tahvili döviz cinsinden olduğundan indirim oranı uygulanmayacak olup, işyeri kira geliri tutarı ile döviz cinsinden Devlet tahvili faiz geliri toplamı 27.000 TL olan beyan sınırını aştığı için beyan edilecektir.

Hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır;

Devlet tahvili faizi 250.000 TL
Gayrimenkul sermaye iradı (işyeri) 80.000 TL
Götürü gider (80.000 x % 25) 20.000 TL
Safi kira geliri (80.000 TL – 20.000 TL) 60.000 TL
TOPLAM GELİR (250.000 + 60.000) 310.000 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 101.260 TL
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergi 16.000 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 85.260 TL

ÖRNEK: Bay Hüseyin DURAK 2014 yılında,

01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan Devlet tahvilinden faiz geliri 45.000 TL
Birinci işverenden alınan ücret 40.000 TL
İkinci işverenden alınan ücret 14.000 TL
Üçüncü işverenden alınan ücret 15.000 TL
Toplam Ücret Geliri 69.000 TL
  • Birinci işverenden alınan ücret geliri hariç, diğer ücretlerin toplamı olan 29.000 TL, 2014 yılı için beyan sınırı olan 27.000 TL’yi aştığı için her halükarda ücret gelirleri beyan edilecektir. Ayrıca, yıl içerisinde tevkif suretiyle ödenen vergiler hesaplanan gelir vergisi tutarından düşülecektir.
  • 01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan Devlet tahvili faiz gelirine uygulanacak indirim oranının birden büyük çıkması dolayısıyla söz konusu gelir beyan edilmeyecektir.

Buna göre Bayan (D)’nin 2014 yılı beyanı aşağıdaki gibi olacaktır;

Devlet tahvili faizi 45.000 TL
İndirim oranına isabet eden tutar

(45.000 x % 103,8)

45.000 TL
Kalan Tutar (45.000 – 45.000) 0 TL
Üç işverenden alınan ücret geliri toplamı 69.000 TL
Beyan Edilen Vergiye Tabi Gelir 69.000 TL

ÖRNEK: Bay Çağatay Bey 2014 yılında,

  • Tam mükellef bir kurum olan X Anonim Şirketinden brüt 850.000 TL tutarında kar payı (temettü) elde etmiştir. Bu mükellefin başka geliri bulunmamaktadır.
  • Elde edilen kar payı kurum bünyesinde % 15 nispetinde vergi kesintisine tabi tutulmuş olup, bu tutar 127.500 TL’dir.

Elde ettiği kar payının yarısı gelir vergisinden istisna olup,kalan yarısı 425.000 TL’dir. Bu tutar beyan sınırı olan 27.000 TL’yi aştığı için beyan edilecektir. Kurum bünyesinde yapılmış olan vergi kesintisinin tamamı hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.

Bu durumda, hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır;

Kar payı 850.000 TL
İstisna tutarı (850.000 x 1/2) 425.000 TL
Kalan Tutar (850.000 – 425.000 ) 425.000 TL
Hesaplanan vergi 141.510 TL
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergi 127.500 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 14.010 TL

MENKUL SERMAYE İRATLARININ BEYAN DURUMUNA İLİŞKİN ÖZET TABLO

MENKUL SERMAYE İRADININ TÜRÜ BEYAN DURUMU ÖZELLİKLERİ

 

 

 

 

 

 

Vergi kesintisine tabi

tutulmuştur. Tutarı

ne olursa olsun beyan

edilmeyeceklerdir

Mevduat faizleri Beyan Dışı
Özel Finans Kurumlarınca (Katılım Bankası)

Ödenen Kar Payları

Beyan Dışı
Repo Gelirleri Beyan Dışı
01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Devlet

tahvili ve Hazine bonolarının faiz gelirleri

Beyan Dışı
01.01.2006 tarihinden itibaren yurtiçinde ihraç

edilen özel sektör tahvillerinin faiz gelirleri

(Yurtiçinde ihraç edilen kira sertifikaları dahil)

Beyan Dışı
Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım

sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri

tarafından yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarları

Beyan Dışı Tutarı ne olursa

olsun beyan

edilmeyeceklerdir.

Bireysel emeklilik sisteminden ayrılanlara yapılan

ödemelerin içerdiği irat tutarları

Beyan Dışı Tutarı ne olursa

olsun beyan

edilmeyeceklerdir.

Kurumlar vergisi mükelleflerince 31.12.1998 ve

daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde

elde edilen kazançların dağıtımı halinde, gerçek

kişilerce elde edilen kar payları

Beyan Dışı İstisna
Kurumların karlarını sermayeye eklemek suretiyle

gerçekleştirdikleri kar dağıtım işlemlerinde gerçek

kişi ortaklarca elde edilen kar payları

Beyan Dışı Tutarı ne olursa

olsun beyan

edilmeyeceklerdir.

01.01.2006 tarihinden önce ihraç/iktisap edilen

hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş

kuponlarının satışından elde edilen bedeller

1.500 TL’yi aşması

halinde tamamı beyan

edilecektir.

Tevkifat ve istisna

uygulanmayan

gelirlere ilişkin 1.500

TL’lik beyan haddinin

aşılması halinde

beyan edileceklerdir.

İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk

etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında

alınan para ve ayınlar

1.500 TL’yi aşması

halinde tamamı beyan

edilecektir.

Tevkifat ve istisna

uygulanmayan

gelirlere ilişkin 1.500

TL’lik beyan haddinin

aşılması halinde

beyan edileceklerdir

Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında

alınan iskonto bedelleri

Kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) elde

edilen faiz gelirleri

Yurt dışından elde edilen diğer menkul sermaye

iratları (faiz, repo, kar payı v.b.)

Her çeşit alacak faizleri
Tam mükellef kurumlar tarafından yurtdışında ihraç

edilen tahviller ve tam mükellef varlık kiralama

şirketleri tarafından yurtdışında ihraç edilen kira

sertifikalarından elde edilen gelirler

Toplam tutarı 29.000

TL’yi aşıyorsa beyanda

bulunulacaktır

Tevkifat uygulanan

gelirlere ilişkin

29.000 TL’lik tutarı

aşması halinde beyan

edilecektir.

Her nev’i hisse senetlerinin kar payları Elde edilen kar payının

brüt tutarının yarısı

gelir vergisinden istisna

olup, kalan tutar 29.000

TL’yi aşıyorsa beyanda

bulunulacaktır.

İştirak hisselerinden doğan kazançlar Elde edilen kar payının

brüt tutarının yarısı

gelir vergisinden istisna

olup, kalan tutar 29.000

TL’yi aşıyorsa beyanda

bulunulacaktır.

Kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen

kar payları

Elde edilen kar payının

brüt tutarının yarısı

gelir vergisinden istisna

olup, kalan tutar 29.000

TL’yi aşıyorsa beyanda

bulunulacaktır

7-DİĞER KAZANÇ VE İRATLAR:Bu kazanç ve iratlar ikiye ayrılır:

 

A-Değer artışı kazançları: Aşağıda yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazançlarıdır. Bunlar şunlardır:

  • İvazsız (karşılıksız-hibe yoluyla) olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar,

 

Bu çerçevede; ivazsız olarak iktisap edilen hisse senetleri, menkul kıymet borsalarında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri ile menkul kıymet borsalarında işlem görmemesine karşın tam mükellef kurumlara ait ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin, 2015 yılı içinde elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar vergiye tabi olmayacaktır.

ÖRNEK : Bayan Tuğba hanım, 10.07.2015 tarihinde kendisine miras yoluyla intikal eden apartman dairesini, 16.09.2015 tarihinde satmıştır. Satışa konu apartman dairesinin bedelsiz olarak (veraset yoluyla) intikal etmesi nedeniyle, Bayan Tuğba hanım’ın bu satıştan elde ettiği gelir, değer artış kazancı olarak vergilendirilmeyecektir.

 

Değer artışında safi kazanç, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunacaktır.

Değer artışı kazancının tespitinde hisse senetlerinin iktisap bedeli, hisse senetlerinin elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilebilecektir.

 

  • Telif haklarının ve ihtira beratlarının müellifleri, mucitleri ve bunların kanunî mirasçıları dışında kalan kimseler tarafından elden çıkarılmasından doğan kazançlar,
  • Ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar,
  • Faaliyeti durdurulan bir işletmenin kısmen veya tamamen elden çıkarılmasından doğan kazançlar,
  • İktisap şekli ne olursa olsun gayrimenkullerin, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar.

Bu maddede geçen “elden çıkarma” deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.

Buna göre;

  • Arazi, bina, maden suları, memba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatının,
  • Voli mahalleri ve dalyanların,
  • Gayrimenkul olarak tescil edilen hakların ve

Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtalarının, beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazancı olarak vergilendirilecektir.

İvazsız olarak iktisap edilen gayrimenkullerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ile gayrimenkullerin iktisap tarihinden başlayarak beş yıldan fazla bir süre elde tutulduktan sonra elden çıkarılmasından doğan kazançlar vergilendirilmeyecektir.

Gayrimenkullerin elden çıkarılmasında iktisap bedeli, elden çıkarılan gayrimenkullerin, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Türkiye İstatistik Kurumu’nca belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilecektir.

Ancak, bu endekslemenin yapılabilmesi için söz konusu artış oranının %10 veya üzerinde gerçekleşmesi gerekmektedir.

2006 yılının Ocak ayından itibaren toptan eşya fiyat endeksi yerine, üretici fiyat endeksi (ÜFE) yayımlanmaktadır. Bu nedenle 01.01.2006 tarihinden sonra yapılan endekslemelerde toptan eşya fiyat endeksi yerine, üretici fiyat endeksi (ÜFE) dikkate alınacaktır. (2003 Temel Yıllı Üretici Fiyatları Endeks Rakamlarını gösterir tablo rehberin sonunda yer almaktadır.)

 

Bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar (2015 yılı için 10.600 TL)gelir vergisinden müstesnadır. ( 1. bent hariç)

ÖRNEK : Bayan Müzeyyen CEVAL hanım, 10.07.2013 tarihinde 200.000 TL’ye satın almış olduğu konutu 15.04.2015 tarihinde 300.000 TL’ye satmıştır. Buna göre, Bayan Müzeyyen CEVAL hanım konutu 01.01.2007 sonrasında satın aldığı ve alış tarihinden itibaren beş tam yıl geçmeden satmış olduğundan dolayı, elde ettiği kazanç değer artış kazancı olarak vergiye tabi olacaktır.

Bu durumda Bayan Müzeyyen CEVAL hanım’ın elde ettiği değer artış kazancı gayrimenkulün alış bedelinin, ÜFE artış oranında artırılması ile bulunacak tutarın, hasılattan indirilmesi ile bulunacaktır. Gayrimenkulün iktisap tarihinden önceki ay olan Haziran 2013’da ÜFE 214,43, elden çıkarıldığı aydan önceki ay olan Mart 2015’de ÜFE 244,29‘dür. Bu durumda endeksleme oranının ilgili dönemde %10’un üzerinde artmış olduğu görülmektedir.

(244,29 -214,43 /214,43 = %13)

Dolayısıyla Bayan Müzeyyen CEVAL hanım‘ın elden çıkardığı gayrimenkulün endekslenmiş maliyet bedeli olarak; 200.000 TL x (244,29 /214,43) = 227.850,58 TL dikkate alınacaktır.

Buna göre Bayan Müzeyyen CEVAL, satmış olduğu gayrimenkulden dolayı (300.000 – 227.850,58)= 72.149,42 TL tutarında istisna öncesi değer artış kazancı elde etmiş olacaktır.

Söz konusu kazanca 2015 yılı için belirlenen 10.600 TL tutarında istisna uygulanarak bulunacak (72.149,42 – 10.600)= 61.549,42 vergiye tabi geliri beyan edecektir.

GAYRİMENKUL ALIM-SATIMINDA TAPU HARCI YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Gayrimenkul alım-satımı ile ilgili tapu işlemleri harca tabidir. Harçlar Kanunu uyarınca, gayrimenkul satış işleminde tapu harcı alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı ‰ 20 (binde yirmi) oranında tahsil edilir.

 

Tapuda işlem yapıldıktan sonra, mükelleflerler tarafından gerçek alım-satım bedelinden daha düşük bir bedel beyan edildiğinin idarece tespit edilmesi halinde, aradaki farka isabet eden harç %25 oranında vergi ziyaı cezası ile birlikte tahsil edilecektir.

Örnek : Bayan Melahat 16.03.2015 tarihinde 100.000 TL ödeyerek, Bay İshak’dan bir gayrimenkul satın almıştır. Söz konusu gayrimenkulün emlak vergisi değeri 50.000 TL dir. Taraflar, tapuda alım satım bedelini 60.000 TL olarak beyan ederek, bu tutar üzerinden tapu harcı ödemişlerdir.

  • Tarafların tapuda ödedikleri harç miktarı, beyan edilen 60.000 TL üzerinden hesaplanmış, alıcı ve satıcı tarafından ayrı ayrı (60.000x‰ 20)=1.200 TL olmak üzere toplam 2.400 TL tapu harcı ödenmiştir.
  • Alım-satım işlemi için beyan edilmiş olan 60.000 TL, emlak vergisi değerinin üzerinde olmakla birlikte, gerçek alım-satım bedeli olmadığından, gerçek alım-satım bedeli idarece tespit edilerek aradaki fark matrah (100.000 TL-60.000 TL=40.000 TL) üzerinden alıcı ve satıcı adına cezalı harç tarhiyatı yapılacaktır.
  • Buna göre, gerçek alım-satım bedeli üzerinden tapu harcı ödemediği tespit edilen alıcı ve satıcı adına ayrı ayrı olmak üzere fark matrah üzerinden (40.000 TL x %o20 =) 800 TL tapu harcı ve (800 TL x %25)=200 TL vergi ziyaı cezası tarh edilecek ve ayrıca hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

 

VERGİLENDİRİLMEYECEK DEĞER ARTIŞI KAZANÇLARI

  1. Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde, kanunî mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dahil iktisadî kıymetlerin kayıtlı değerleriyle (bilanço esasına göre defter tutuluyorsa bilançonun aktif ve pasifiyle bütün halinde) aynen devir alınması.
  2. Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.).

3.Kollektif ve adi komandit şirketlerin bu maddenin (2) numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde nev’i değiştirerek sermaye şirketi haline dönüşmesi (Kollektif ve adi komandit şirketlerin şekil değiştirerek anonim şirket haline dönüşmesi halinde şekil değiştiren kollektif ve adi komandit şirketlerin ortaklarının anonim şirketteki ortaklık paylarını gösteren hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.)

B)-ARIZÎ KAZANÇLAR: Vergiye tabi arızi kazançlar şunlardır:

  1. Arızî olarak ticarî muamelelerin icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançlar.
  2. Ticarî veya ziraî bir işletmenin faaliyeti ile serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi, henüz başlamamış olan böyle bir faaliyete hiç girişilmemesi, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen hâsılat.
  3. Gayrimenkullerin tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan tazminatlar ile peştemallıklar (kiracıya ait tesisat ve malların tahliye ve devri sırasında kiralayan veya yeni kiracıya devrinde doğan kazançlar dahil).
  4. Arızî olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hâsılat.
  5. Gerçek usulde vergiye tâbi mükelleflerin terk ettikleri işleri ile ilgili olarak sonradan elde ettikleri kazançlar (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil).
  6. Dar mükellefiyete tâbi olanların 45 inci maddede yazılı işleri arızî olarak yapmalarından elde ettikleri kazançlar.

Bir takvim yılında (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde yazılı olan kazançlar (henüz başlamamış olan ticarî, ziraî veya meslekî bir faaliyete hiç girişilmemesi ile ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen kazançlar hariç) toplamının ( 23.000 TL.) kısmı gelir vergisinden müstesnadır.

BEYANNAME ÇEŞİTLERİ:

 

YILLIK BEYANNAME:Çeşitli kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde edilen kazanç ve iratların bir araya getirilip toplanmasına ve bu suretle hesaplanan gelirin vergi dairesine bildirilmesidir. Tacirlerle çiftçiler ve serbest meslek erbabı ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden kazanç temin etmemiş olsalar bile, yıllık beyanname verirler.

  • Gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticarî kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının başından 25. günü akşamına kadar verilmesi ve de tahakkuk ettirilen gelir vergisi şubat –haziran aylarında iki eşit taksitte ödenmektedir.
  • Bunun dışındaki kazançlar için, izleyen yılın mart ayının 25.günü akşamına kadar verilmesi ve de mart-temmuz aylarında iki eşit taksitte ödenmektedir.
  • Takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke takaddüm eden ( memleketi terkten önceki) 15 gün, ölüm halinde ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde verilir. Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını gerektiren durumlarda, beyan üzerine tarh edilen vergiler beyanname verme süreleri içinde ödenecektir.

Beyanname verme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde, resmi tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatine kadar beyanname verilebilmektedir.

TOPLAMA YAPILMAYAN HALLER;

Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

  1. Tam mükellefiyette
  2. a) Gerçek usulde vergilendirilmeyen ziraî kazançlar, bu Kanunun 75 inci maddesinin (15) ve (16) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratları, kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı,
  3. b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil)
  4. c) Vergiye tâbi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmaması koşuluyla, Türkiye’de tevkifata tâbi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları,
  5. d)Bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı (500 TL.) aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları.
  6. Dar mükellefiyette, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan; ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar

MUHTASAR BEYANNAME:Vergi tevkifatı yapanlar tarafından verilen bir beyannamedir. Vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 23.  günü akşamına kadar ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Ziraî ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar, 94’üncü maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının 23. günü akşamına kadar verebilirler.

MÜNFERİT BEYANNAME :Dar mükellefiyete tabi mükelleflerden yıllık beyanname vermeye mecbur olmayanlar:

  1. Gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını, gayrimenkulün bulunduğu,
  2. Menkul malların ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını, mal ve hakların Türkiye’de elden çıkarıldığı,
  3. Ticari veya zirai bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığında elde ettikleri diğer kazanç ve iratlarını işletmenin bulunduğu,
  4. Arızi olarak ticari işlemlerin yapılmasından veya bu nitelikteki işlemlere tavassuttan elde edilen diğer kazanç ve iratlarla, arızi olarak serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde edilen kazançlar ve dar mükellefiyete tabi olanların 45′ inci maddede yazılı işleri arızi olarak yapmalarından elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar, faaliyetin yapıldığı veya yolcu veya yükün taşıta alındığı,
  5. Gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin terk ettikleri işleriyle ilgili olarak sonradan elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil), ticari, zirai veya mesleki bir faaliyete hiç girişilmemesi veya ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde ettikleri diğer kazanç ve iratları, vergisi tevkif suretiyle alınmamış menkul sermaye iratlarını ve diğer her türlü kazanç ve irada ilişkin ödemenin Türkiye’de yapıldığı,
  6. Diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nca belirlenen,

Yerin vergi dairesine münferit beyanname ile bildirmeye mecburdurlar.

Bu kazanç ve iratlardan serbest meslek faaliyetlerine ilişkin olanların beyannamelerinin bu faaliyetlerin sona erdiği bu kazanç dışındaki diğer kazanç ve iratlarla ilgilibeyannamelerin ise bu kazanç ve iratların iktisap olunduğu tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili vergi dairesine verilmesi mecburidir.

ZARARLARIN KÂRLARA TAKAS VE MAHSUBU;

 

Gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararlar  (80’inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar hariç) diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir.

Bu mahsup neticesinde kapatılmayan zarar kısmı, müteakip yılların gelirinden indirilir. Arka arkaya beş yıl içinde mahsup edilmeyen zarar bakiyesi müteakip yıllara naklolunamaz.

Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz.

6111 sayılı yasa kapsamında gelir vergisi için matrah artırımında bulunan mükellefler matrah artırımında bulundukları yıllara ilişkin zararların izleyen yıl karlarından sadece yarısını mahsup edebileceklerdir.

Birbirini izleyen birden fazla yıllarda zarar edilmesi hallerinde mahsup işlemi, daha sonraki yıllarda elde edilen gelirlerden, en önceki yıl zararından başlanılarak gerçekleştirilir. Ancak gelirin olduğu yıllarda mutlak suretle mahsup yapılması gerekmektedir. Eğer gelir mevcut olan yıllarda zarar mahsup edilmez ise, en eski yıl zararından başlanılarak zarar mahsup hakkının kaybedildiğinin kabulü gerekir.

ZARAR OLARAK MAHSUP EDİLECEK

OLANLAR

ZARAR OLARAK MAHSUBU

YAPILAMAYACAK OLANLAR

Diğer kazanç ve iratlar dışındaki kazanç ve iratlardan doğan zararlar Değer artış kazançlarından doğan zararlar
Yurt dışındaki faaliyetten doğan zarar

(ilgili ülkedeki denetim elemanlarınca rapora bağlanmalıdır.)

Menkul ve gayrimenkul sermaye

iratlarında, sermayede meydana gelen eksilmeler

5 yılla sınırlıdır. Gelir vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili zararlar

YURT DIŞI FAALİYETLERDEN DOĞAN ZARARLAR;

Tam mükellefiyette yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahlarının (zarar dahil) her yıl o ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması ve bu raporun aslı ile tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibrazı halinde mahsup edilebilecektir. Denetim kuruluşlarınca hazırlanacak raporun ekinde yer alan vergi beyanlarının, bilanço ve kar-zarar cetvellerinin o ülkedeki yetkili mali makamlarca onaylanması zorunludur. Faaliyette bulunulan ülkede denetim kuruluşu olmaması halinde, her yıla ait vergi beyannamesinin, o ülke yetkili makamlarından alınan birer örneğinin mahallindeki Türk elçilik ve konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcilerine onaylatılarak, aslının ve tercüme edilmiş bir örneğinin ilgili vergi dairesine ibrazı yeterlidir.

Türkiye’de mahsup edilen yurt dışı zararın, ilgili ülkede de mahsup edilmesi halinde, Türkiye’deki beyannameye dahil edilecek yurtdışı kazanç, mahsuptan önceki tutar olacaktır.

Türkiye’de Gelir Vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili yurt dışı zararlar, yurt içindeki kazanç ve iratlardan mahsup edilemeyecektir

YILLIK BEYANNAME İLE BİLDİRİLECEK GELİRDEN İNDİRİLECEK GİDERLER(DİĞER İNDİRİMLER)

Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir:

1-Beyan edilen gelirin %15’ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla (Bu şartın tespitinde işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ile 63 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ve bu bent kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı birlikte dikkate alınır.) mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si ile ölüm, kaza, hastalık, sağlık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri(Sigortanın Türkiye’de kâin ve merkezi Türkiye’de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş bulunması şartıyla, eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait prim kendi gelirlerinden indirilir.).

01/01/2013 tarihinden sonra bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları iseindirim konusu yapılmayacaktır.

2- Beyan edilen gelirin % 10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları

3-Serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilen özürlüler beyan ettikleri gelirlerinden, sakatlık indiriminin yıllık tutarını gelir vergisi beyannamesi üzerinde bildirilecek gelirden indirilebilecektir. (Sakatlık indirimi tutarları, 2015 takvim yılında uygulanmak üzere; birinci derece sakatlar için 880 TL, ikinci derece sakatlar için 440 TL, üçüncü derece sakatlar için 200 TL)

Sakatlık indiriminden özürlü serbest meslek erbabının yanı sıra, serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunması halinde bu kişilerde ayrıca yararlanılabileceklerdir. Basit usulde ticari kazanç sahipleri ise sakatlık indiriminden bizzat kendileri özürlü olmaları durumunda yararlanabilecek, bakmakla yükümlü olduğu kimseler özürlü olsa dahi bunlar için yararlanamayacaktır.

 

Sakatlık indiriminden yararlanmak isteyen serbest meslek erbaplarının bir dilekçe ile birlikte; illerde Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne, Bağımsız Vergi Dairesi bulunan ilçelerde Vergi Dairesi Müdürlüğüne, diğer ilçelerde Malmüdürlüğüne başvurması gerekmektedir.

4-Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ve kamu yararına çalışan dernekler ve bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan edilecek gelirin % 5’ini ( kalkınmada öncelikli yöreler için %10 ‘u) aşmamak şartıyla makbuz karşılığında bağış ve yardımlar,

Gelir vergisi mükellefleri yapacakları bağış ve yardımları yıllık beyanname ile bildirecekleri gelirlerden indirim konusu yapabilmektedirler. Dolayısıyla, zarar beyan eden gelir vergisi mükelleflerinin bağış ve yardımları indirim konusu yapmaları mümkün bulunmamaktadır.

Gerek zarar beyanı gerekse gelirin yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen bağış ve yardımların daha sonraki yıllarda indirim konusu yapılması veya zarar olarak devredilmesi ise mümkün değildir.

5-Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası ve mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.

6-Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamı

Bağışa konu mal bedeli fatura düzenleme sınırının altında kalsa dahi mutlaka fatura ile belgelendirilecek ve ayrıca taşıma için sevk irsaliyesi düzenlenecektir. Bağışlanan mala ilişkin bilgileri eksiksiz olarak içerecek fatura, bağış yapılan dernek veya vakıf adına düzenlenecektir.

Bağışlanan mala ilişkin bilgileri eksiksiz olarak içerecek fatura, bağış yapılan dernek veya vakıf adına düzenlenecektir. Mal bedeli olarak faturada, bağışa konu malın maliyet bedeli yazılı olacaktır. Faturada İhtiyaç sahiplerine yardım şartıyla bağışlandığından KDV hesaplanmamıştır. ibaresinin yer alması zorunludur.

7-Gerekli şartları taşıyan kültür ve sanat faaliyetlerini desteklemeye yönelik bağış ve yardımların tamamı,

8-Kızılay Derneğine yapılan bağış ve yardımlar ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamı.

Diğer taraftan, anılan Derneğin iktisadi işletmelerine yapılan bağış veya yardımların gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün değildir.

9-Bakanlar kurulunca yardım kararı alınan doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığıyla makbuz mukabili yapılan ayni veya nakdi bağışların tamamı.

10-Sponsorluk Harcamaları: Sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50’si.

11-Ar-ge Harcamaları:Mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının % 100’ü oranında hesaplanacak Ar-Ge indirimi.

Ar-Ge faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan giderlerden ve tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılmayan amortismana tabi iktisadi kıymetler için hesaplanan amortisman tutarlarından verilen paylar üzerinden Ar-Ge indirimi hesaplanmayacaktır

5746 sayılı Kanunda belirtilen işletmelerce gerçekleştirilen Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı 31.12.2023 tarihine kadar Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde “Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi”nin ilgili satırında gösterilmek suretiyle indirim konusu yapılabilecektir.

5746 sayılı Kanun kapsamındaki indirimden yararlananlar, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda belirtilen “Ar-Ge indirimi”ndenayrıca  yararlanamazlar.

5746 sayılı Kanun kapsamında hesaplanan Ar-Ge indirimi tutarının ilgili dönemde kazancın yetersizliği nedeniyle indirim konusu yapılamaması halinde bu tutar sonraki hesap dönemlerine devredilecek, devredilen tutarlardan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönemlere ait olanlar, takip eden yıllarda Vergi Usul Kanununa göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınacaktır.

Ar-Ge indirimi geçici vergi dönemlerinde de uygulanacaktır.

Gelir Vergisi ile diğer şahsi vergiler ve her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para cezaları, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler Gelir Vergisi’nin matrahından ve gelir unsurlarından indirilmez.

12-Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50’si. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.

13-Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların beyan edilen gelirin %10’unu aşmayan kısmı.

Girişim Sermayesi Fonu: Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi olarak Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması amacıyla, ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden girişim sermayesi fonu ayrılabilir. Bu fon, kurum kazancının veya beyan edilen gelirin %10’unu ve öz sermayenin %20’sini aşamaz.

Girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar pasifte geçici bir hesapta tutulur. Mükelleflerce, fonun ayrıldığıyılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırım yapılmaması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

Bu fon; amacı dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi, ortaklara dağıtılması, dar mükelleflerce ana merkeze aktarılması veya işin terki, işletmenin tasfiyesi, devredilmesi, bölünmesi ya da girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren altı ay içinde bu maddede belirtilen amaçla yeniden kullanılmaması halinde, bu işlemlerin yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde vergiye tabi tutulur.

MATRAHTAN VE GELİR UNSURLARINDAN İNDİRİLMEYECEK GİDERLER

Gelir Vergisi ile diğer şahsi vergiler ve her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para cezaları, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler Gelir Vergisi’nin matrahından ve gelir unsurlarından indirilmez.

Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri, vergi matrahından ve gelir unsurlarından indirilmez.

TEVKİFATA TABİ OLMAYAN ÜCRETLER

  1. Ücretlerini yabancı bir memleketteki işverenden doğrudan doğruya alan hizmet erbabı
  2. 16’ncı maddede yazılı istisnadan faydalanmayan yabancı elçilik ve konsolosluk memur ve hizmetlileri;
  3. Maliye Bakanlığı’nca yıllık beyanname ile bildirilmesinde zaruret görülen ödemeler yıllık beyanname ile bildirirler

TARH YERİ

Gelir Vergisi, mükellefin ikametgahının bulunduğu mahal vergi dairesince tarh edilir. Şu kadar ki;

  1. İşyeri ve ikametgahı ayrı vergi daireleri bölgesinde bulunan mükelleflerin vergileri, Maliye Bakanlığı’nca uygun görüldüğü takdirde ve mükellefe de evvelden bildirmek kaydiyle işyerinin bulunduğu;
  2. Diğerücretlerle, gezici olarak çalışanların ticaret ve serbest meslek kazançlarının vergileri, bu ücret ve kazanç sahiplerinin ikametgahlarının bulunduğu yerin vergi dairesince tarh edilmemişse, faaliyetlerini icra ettikleri;
  3. Dar mükellefiyete tabi olanların vergileri, beyannamelerini vermeye mecbur oldukları;

Yerin vergi dairesince tarh olunur.

TARHİYATIN MUHATABI

Gelir Vergisi bu vergiyle mükellef olan gerçek kişiler namına tarh edilir. Şu kadar ki;

  1. Küçüklerle kısıtlılarda, bunların nam ve hesabına kanuni temsilcileri;

2.Verginin tevkif suretiyle alınması halinde, mükellef hesabına tevkifat yapmaya mecbur olanlar;

3.Dar mükellefiyette, mükellefin Türkiye’ de daimi temsilcisi mevcutsa mükellef hesabına daimi temsilci (Türkiye’de birden fazla daimi temsilcinin mevcudiyeti halinde, mükellefin tayin edeceği, tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamışsa, temsilcilerden herhangi birisi), daimi temsilci mevcut değilse, kazanç ve iratları yabancı kişiye sağlıyanlar;

Tarhiyatta muhatap tutulurlar.

VERGİLENDİRME DÖNEMİ

Gelir Vergisi’nde vergilendirme dönemi, geçmiş takvim yılıdır. Şu kadar ki:

  1. Mükellefiyetin takvim yılı içinde kalkması halinde, vergilendirme dönemi, takvim yılı başından mükellefiyetin kalkması tarihine kadar geçen süreye inhisar eder;
  2. Diğer ücretlerde vergilendirme dönemi, hizmetin ifa olunduğu takvim yılıdır.
  3. Tevkif yoluyla ödenen vergilerde, istihkak sahipleri ayrıca yıllık beyanname vermeye mecbur değillerse tevkifatın ilgili bulunduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılır ve kesilen veya kesilmesi icabeden vergiler yıllık verginin yerine geçer;
  4. Münferit beyanname ile bildirilmesi gereken gelirlerin vergilendirilmesinde, vergilendirme dönemi yerine gelirin iktisap tarihi esas tutulur.

TARH ZAMANI

  1. Beyanname verilmesi icabeden hallerde, beyannamenin verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse, vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi takibeden yedi gün içinde;
  2. Diğer ücretlerde, hizmetin ifa olunduğu takvim yılının ikinci ayında, takvim yılı içinde işe başlanması halinde, işe başlama tarihinden itibaren bir ay içinde Tarh edilir.

memleketi terk edenlerin vergileri, memleketi terke tekaddüm eden 15 gün içinde tarh olunur.

DİĞER ÜCRETLER ÜZERİNDEN TAHAKKUK EDEN VERGİLERDE ÖDEME DİĞER ÜCRETLER ÜZERİNDEN TAHAKKUK EDEN VERGİLERDE ÖDEME

  1. Öteden beri işe devam edenlerde, yıllık verginin yarısı takvim yılının ikinci, diğer yarısı sekizinci ayında;
  2. Takvim yılınınbirinci yarısı içinde işe başlayanlarda, yıllık verginin yarısı verginin karneye yazıldığı ayda; diğer yarısı takvim yılının sekizinci ayında;
  3. Takvim yılının ikinci yarısı içinde işe başlayanlarda, verginin karneye yazıldığı ayda; Ödenir.

YILLIK GELİR VERGİSİNDEN İNDİRİLECEK VERGİLER:

1.YABANCI MEMLEKETLERDE ÖDENEN VERGİLERİN MAHSUBU:

Tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergiler, Türkiye’de tarh edilen Gelir Vergisi’nin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilir.

Vergi indiriminin yapılması için:

  1. Yabancı memlekette ödenen vergilerin gelir üzerinden alınan şahsi bir vergi olması;
  2. Yabancı memlekette vergi ödendiğinin yetkili makamlardan alınan ve mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan memleketin aynı mahiyetteki temsilcileri tarafından tasdik olunan vesikalarla tevsik edilmesi gerekir. İlgili belgenin taksit zamanına kadar gelmemesi halinde, yabancı memlekette elde edilen kazançlara isabet eden vergi 1 yıl süreyle ertelenir.

Yabancı memleketlerde ödenen vergi cezaları ile gecikme faizi ve gecikme zamlarının Türkiye’de hesaplanan Gelir Vergisi’nden mahsup imkanı yoktur.

  1. KAYNAKTA KESİLEN VERGİLERİN MAHSUBU:

Yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan bu kanuna göre kesilmişbulunan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan Gelir Vergisi’nden mahsup edilir.

Mahsubu yapılan miktar Gelir Vergisi’nden fazla olduğu takdirde aradaki fark vergi dairesince mükellefe bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red ve iade olunur.

3.GEÇİCİ VERGİNİN MAHSUBU

Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, üçer aylıkkazançları (42 nci madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç) üzerinden, gelir vergisi tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi öderler. Ödenen bu geçici vergi, içinde bulunan yıla ait gelir vergisinden indirilir.

Yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin % 10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir. Mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergiler terkin edilir, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edilir.

GEÇİCİ VERGİ MÜKELLEFLERİ :

 

1-Ticari Kazanç Sahipleri,

2-Serbest Meslek Kazanç Sahipleri,

3-Kurumlar Vergisi Mükellefleri.

GEÇİCİ VERGİ ORANLARI

Gelir Vergisi Mükellefleri % 15
Kurumlar Vergisi Mükellefleri % 20

 

GEÇİCİ VERGİ KAPSAMINA GİRMEYEN KAZANÇLAR:

1-Basit Usulde Vergilendirilen Mükellefler

2-Yillara Yaygin İnşaat ve Onarma İşlerinden Elde Edilen Kazançlar (Gvk Md:42-44)

3-Geçici Noter Yardımcılarının Kazançları

4-Kurumlarca Tasfiye dönemlerinde elde edilen kazançlar

 

 

2015 TAKVİM YILI GELİRLERİNE UYGULANACAK VERGİ TARİFESİ

12.000 TL’ye kadar % 15
29.000 TL’nin 12.000 TL’si için 1.800 TL, fazlası % 20
66.000 TL’nin 29.000 TL’si için 5.200 TL (ücret gelirlerinde 106.000 TL’nin 29.000 TL’si için 5.200 TL), fazlası % 27
66.000 TL’den fazlasının 66.000 TL’si için 15.190 TL (ücret gelirlerinde 106.000 TL’den fazlasının 106.000 TL’si için 25.990 TL), fazlası % 35

 2012 3.DÖNEM: Müteahhit (A), arsa sahibi (B) şahsı ile 2010 yılında kat karşılığı anlaşarak büyüklükleri ve özellikleri aynı olan 10 daireli bir bina inşaatına başlamıştır. Mevcut 250.000 TL nakit sermaye ve bankadan alınan 550.000 TL kredi tamamen harcanarak Aralık 2011’de bitirilen dairelerin maliyetleri ve satış fiyatları eşit olup;

  • bunlardan 4 daire arsa sahibine bırakılmış,
  • 4 daire her biri 200.000 TL’den satılmış,
  • elde kalan son 2 daireden biri işyeri olarak aktife kaydedilmiş ve diğeri konut olarak müteahhide ayrılmıştır.

Satış ve tapu devri işlemleri yine Aralık 2011’de tamamlanmış (bunlara ve diğer işlere ait bütün giderler toplamı 47.000 TL), faizi ile birlikte 650.000 TL’ye ulaşan banka kredisi de elde edilen hasılatlardan ödenerek aynı ay içinde tamamen kapatılmıştır.

Başka bir faaliyeti ve gideri olmayan müteahhidin 2011 yılı vergiye tabi dönem kazancını/zararını hesaplayınız (binaların kullanım ömrü 50 yıldır), yasal gerekçelerini kısaca belirtiniz.

Müteahhit (A)’nın vergiye tabi kazancını bulmak için, vergi kanunlarının ilgili hükümleri çerçevesinde maliyetler ve hasılatlar ayrı ayrı hesaplanmalıdır.

Maliyetler:

– İnşaat Maliyeti (250.000 + 550.000 =) 800.000 TL

– Kredi Faizi (650.000 – 550.000) 100.000 TL

– Toplam Maliyet 900.000 TL

* Daire Başı Maliyet (900.000 / 10 =) 90.000

* Arsa Maliyeti (4 x 90.000 =) 360.000

* Satılabilir Daireler (6 x 90.000 =) 540.000

* Satılabilir Birim Daire Maliyeti (900.000 / 6 =) 150.000

– İmal Edilen Dairenin Aktife Kaydı (İşyeri) (-150.000 TL)

– Satılabilir Daireler Maliyeti 750.000 TL

Hasılatlar:

– Daire Satışları (4 x 200.000 =) 800.000 TL

– İşletmeden Çekiş (Konut) 200.000 TL

– Toplam Hasılat 1.000.000 TL

Vergiye Tabi Kazanç (250.000 – (47.000 + 3.000) =) 200.000 TL

* Toplam Kazanç (1.000.000 – 750.000 =) 250.000

* Giderler 47.000 TL, Amortisman Gideri (150.000 / 50 =) 3.000

Satılabilir dairelerin birim maliyetleri, arsa sahibine verilen dairelere isabet eden maliyetleri de kapsamaktadır. Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun 40/1 inci maddesi hükmüne göre, müteahhidin konut olarak çekiş yaptığı daire emsal bedeli ile hasılata eklenmelidir. Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 271 inci maddesi hükmü uyarınca, işyeri olarak aktife kaydedilen dairenin inşa ve imal giderleri satın alma bedeli yerine geçeceğinden, buna ilişkin maliyet olan 150.000 TL toplam maliyetlerden çıkarılarak üzerinden 1/50 oranında amortisman ayrılmalıdır. 163 ve 238 nolu VUK Genel Tebliğlerinde açıklandığı üzere, imalata ilişkin dönem sonuna kadar ödenen faizlerin de maliyetler içinde yer alacağı tabiidir.

2012 2.DÖNEM: (A) Anonim Şirketi (A.Ş)’nin 2011 yılı faaliyet sonuçlarına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

  • Brüt Satış Karı 1.800.000 TL
  • Mevduatlardan elde edilen faiz gelirleri 100.000 TL

(Mevduatlardan elde edilen faiz gelirlerinden 15.000 TL vergi kesintisi yapılmıştır)

  • Kanunen kabul edilmeyen giderler (K.K.E.G.) 200.000 TL
  • Genel Yönetim Giderleri 300.000 TL
  • Ortak olunan tam mükellef kurumdan elde edilen kar payı 400.000 TL
  • 2009 yılından devreden zarar 600.000 TL

(2009 yılında 6111 sayılı Kanun uyarınca matrah artırımında bulunulmuştur)

  • Ödenen Geçici Vergiler 85.000 TL

(A) A.Ş.’nin 2011 yılı dönem karını ve ödenmesi gereken kurumlar vergisi tutarını hesaplayınız.

(A) Anonim Şirketi (A.Ş.)’nin 2011 yılı dönem karı ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK)’na göre ödenmesi gereken kurumlar vergisi aşağıdaki gibidir:

Brüt Satış Karı 1.800.000 TL
Faiz Geliri 100.000 TL
İştiraklerden Temettü Geliri 400.000 TL
Genel Yönetim Giderleri (- 300.000 TL)
Dönem Karı 2.000.000 TL
Ticari Bilanço Karı 2.000.000 TL
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (K.K.E.G.) 200.000 TL
İştirak Kazançları İstisnası (KVK md. 5/1-a) (- 400.000 TL)
Mahsup Edilecek Geçmiş Yıl Zararları(6111 sayılı Kanunun 6/9 uncu maddesi uyarınca, matrah artırımında bulunulan yıllara ilişkin zararların % 50’si, 2010 ve izleyen yılların kazançlarından mahsup edilemez)

 

(- 300.000 TL)
Kurumlar Vergisi Matrahı 1.500.000 TL
Hesaplanan Kurumlar Vergisi(1.500.000 x % 20) 300.000 TL
Mahsup Edilecek Vergiler(15.000 + 85.000) (- 100.000 TL)
Ödenmesi Gereken Kurumlar Vergisi 200.000 TL

2012 1.DÖNEM: Bay (A), 2011 yılında aşağıdaki gelirleri elde etmiştir;

Birinci işverenden alınan ücret 30.000 TL,
İkinci işverenden alınan ücret 15.000 TL,
Üçüncü İşverenden alınan ücret 5.000 TL
İşyeri olarak kiraya verilen dükkan kirası (net) 17.600 TL,
Mesken olarak kiraya verilen daire kirası 10.800 TL,
Banka Mevduat Faizi 50.000 TL.
·         Ücretler ve mevduat faizi ödemelerinden, ilgililerce gerekli vergi kesintileri (stopaj) yapılmıştır. İşyeri kirası, % 20 stopaj sonrası net tahsil edilen tutardır.

 

·         Kira gelirlerinin beyanında götürü gider usulü benimsenmiştir.

 

 

 

 

 

2011 yılına ilişkin Gelir Vergisi Tarifesi aşağıdaki gibidir.

9.400 TL’ye kadar ———————————————————-% 15

% 15
23.000 TL’nin 9.400 TL’si için 1.410 TL, fazlası ———————— % 20
53.000 TL’nin 23.000 TL’si için 4.130 TL (ücret gelirlerinde 80.000 TL’nin 23.000 TL’si için 4.130 TL), fazlası ————————————- % 27
53.000 TL’den fazlasının 53.000 TL’si için 12.230 TL (ücret gelirlerinde 80.000 TL’den fazlasının 80.000 TL’si için 19.520 TL), fazlası ——– % 35
  • GVK’nın 86/1-b maddesi hükmü uyarınca, birden sonraki işverenden alınan ücretler (15.000 + 5.000 = 20.000) 23.000 TL’lik haddi aşmadığından, stopaj yoluyla vergilendirilen ücret gelirleri beyan edilmeyecektir.
  • GVK’nın 67 inci maddesi hükmü uyarınca, üzerinden stopaj yapılan mevduat faizi de beyan edilmeyecektir.
  • GVK’nın 86/1-c maddesi hükmü uyarınca, işyeri olarak kiraya verilen dükkandan elde edilen stopaja tabi tutulmuş kira geliri, vergiye tabi gelir toplamının 23.000 TL sınırını aşması halinde beyan edilecektir. Net 17.600 TL olarak tahsil edilen işyeri kirasının brüt tutarı, % 20 stopaj oranına göre (17.600 / 0,80 =) 22.000 TL olmaktadır. Mesken olarak kiraya verilen daireden elde edilen 10.800 TL kiranın 2011 yılı için 2.800 TL’sı istisna olduğundan, (10.800 – 2.800 =) 8.000 TL beyan edilecektir. Bu duruma göre, toplam (22.000 + 8.000 =) 30.000 TL kira geliri, 23.000 TL sınırını aştığından gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilecektir.

 Bay (A)’nın beyanı aşağıdaki gibi olacaktır.

Gayrimenkul Sermaye İradı 30.000 TL
Götürü Gider (30.000 x 0,25) 7.500 TL
Matrah 22.500 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 4.030 TL

 

Mahsup Edilecek Stopaj (22.000 x 0,20) 4.400 TL
Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi 0 TL
İadesi Gereken Gelir Vergisi(4.400 – 4.030) 370 TL

2011 3.DÖNEM: (A) Anonim Şirketi, kendi bestelediği eserler ile sürekli konserler veren sanatçı (B)’yi, şirket çalışanları için düzenlenen moral gecesine davet etmiş ve verdiği konser karşılığında kendisine net 2.000 TL ödemede bulunmuştur. Gerçek usulde herhangi bir mükellefiyet kaydı bulunmayan sanatçı (B)’ye yapılan ödemeyi vergi mevzuatı açısından değerlendiriniz, varsa uygulanacak vergileri belirtiniz ve tutarlarını hesaplayınız.

  193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun “serbest meslek kazançları istisnası” konulu 18 inci maddesi hükmüne göre, maddede adı geçen telif eserlerin sahipleri veya kanuni mirasçıları tarafından değerlendirilmesi ile sağlanan kazançlar gelir vergisinden istisnadır. Faaliyetin devamlı ya da arızi olması, telif kazançları istisnasına engel değildir. Ancak, burada sözü edilen istisna hükmü vergiyi tamamen ortadan kaldırmamakta, 94 üncü madde uyarınca % 17 oranında stopaj yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda faaliyet icra edenlerin, defter-belge düzeni ve beyanname verme gibi mükellefiyetlere uyma zorunluluğu bulunmamakta, kesinti yoluyla ödenen vergi nihai gelir vergisi olmaktadır. Konser veren sanatçılar, maddede adı geçen “bestekar” tanımı kapsamında telif kazançları istisnasından yararlanır. Yani, eserlerini çeşitli şekillerde (satış, devir, kira, sunum, konser gibi etkinlikler) değerlendirerek gelir elde eden bu kapsamdaki sanatçılara yapılan ödemeler % 17 oranında stopaja tabi olacaktır.

Stopaj, söz konusu sanatçılara ödemede bulunanlarca gider pusulası düzenlenerek yapılacaktır. (A) Anonim Şirketi, 2000 TL net ödemeyi brüte iblağ ederek (2.000 / 0,83 =) 2.410 TL üzerinden yuvarlatılmış haliyle (2.410–2.000 =) 410 TL gelir vergisi stopajı yapacak, 2.410 TL toplam tutarı aynı zamanda kurum kazancının tespitinde gider olarak kaydedebilecektir.

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesi uyarınca, serbest meslek faaliyeti olan teslim ve hizmetler de KDV’ye tabidir. Devamlılık arz eden serbest meslek faaliyetinde, normal defter-belge düzenine uyulur ve serbest meslek makbuzlarında KDV de hesaplanıp beyan edilir. Ancak telif kazancı istisnası kapsamında sadece stopaj yükümlülüğü olanlardan kazanç elde ediliyorsa, 19 nolu KDV ve 224 nolu GVK Genel Tebliğleri uyarınca normal mükellefiyet gerekmez, durum ödemeyi yapanlara bildirilerek gelir vergisi yanında KDV stopajının da yapılması sağlanır. Ödemeyi yapanlarca kesilen KDV, 2 nolu beyanname ile beyan edilir. (A) Anonim Şirketi, bu kapsamda (2.410 x 0,18 =) 433 TL KDV stopajı hesaplayıp beyan edecek ve bu tutarı indirim KDV olarak da kaydedebilecektir.

2011 1.DÖNEM: Bay (A), Almanya’da yaşayan bir Türk vatandaşı olup, 2010 yılında Türkiye’deki bir bankadan 10.000 TL mevduat faizi, danışmanlık hizmeti verdiği bir şirketten 20.000 TL serbest meslek kazancı,gayrimenkullerinden 30.000 TL işyeri kirası ve 40.000 TL konut kirası elde etmiştir. Bay (A)’nın elde ettiği gelirlerin beyan edilip edilmeyeceklerini, beyan edileceklerse beyan tutarlarını, yasal gerekçelerini de belirterek kısaca açıklayınız.

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları, 210 Seri Nolu Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Genel Tebliği ile yapılan açıklamalarda da belirtildiği üzere dar mükellef sayılmaktadırlar. GVK’nın 86/2 inci maddesi uyarınca, dar mükellefiyette tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan; ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

  • TL mevduat faizi, Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun Geçici 67 inci maddesi hükmü uyarınca beyan dışıdır.
  • 000 TL serbest meslek kazancı Türkiye’de kesinti suretiyle vergilendirildiği için beyan edilmeyecektir.
  • 000 TL işyeri kirası geliri de Türkiye’de kesinti suretiyle vergilendirildiği için beyan konusu olmayacaktır.
  • 000 TL konut kirası geliri, Türkiye’de kesinti suretiyle vergilendirilmediği ve 2010 yılı için belirlenen 2.600 TL istisna tutarını aştığı için beyan edilecektir.

Bu duruma göre, GVK’nın 21 inci maddesi uyarınca istisna haddi uygulandıktan sonra kalan (40.000 – 2.600 =) 37.400 TL gayrimenkul sermaye iradı tutarı yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

 

2010 3.DÖNEM: Mükellef (A) 2009 yılında, alım-satım ve nakliyecilik işleri yanında ayrıca iki ayrı inşaat ve onarım işi de yapmıştır. Alım-satım işinden 10.000 TL, nakliyecilik işinden ise 20.000 TL hasılatlar elde eden mükellefin; inşaat ve onarım işleri için toplam harcamaları, 1 nolu iş için 30.000 TL ve 2 nolu iş için 40.000 TL olarak gerçekleşmiştir. Bütün bu işlerin tamamı için 50.000 TL ortak genel gider yapılmıştır. Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümleri çerçevesinde, mükellefin ticari faaliyeti sırasında yapmış olduğu ortak genel giderlerin her bir işe göre dağıtımını hesaplayınız ve yasal  gerekçesini kısaca açıklayınız.

Ortak Genel Giderlerin Dağıtımı:

Tutarı (TL) Yüzdesi (%) Genel Giderler (TL)-PAY
Alım Satım İşi 10.000 10 5.000
Nakliyecilik İşi 20.000 20 10.000
1 Nolu İnşaat Onarım İşi 30.000 30 15.000
2 Nolu İnşaat Onarım İşi 40.000 40 20.000

 

TOPLAM 100.000 100 50.000

Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun 42 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, yıllara sari inşaat ve onarım işi yapan mükellefler, bu kapsamdaki her inşaat işine ait kayıtlarını ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterin ayrı sayfalarında göstermek ve kar ve zararlarını ayrı ayrı hesaplamak zorundadırlar. Hangi işle ilgili oldukları belirlenemeyen veya bütün işler için yapılan giderler ortak genel giderler olarak kabul edilip yapılan işlere dağıtılırlar. Hangi işe ait olduğu belli olan giderler

dağıtıma tabi tutulmadan doğrudan ilgili olduğu işe ait hesaplara yazılırlar.

GVK’nın 5024 sayılı Kanunla değişik 43/1 inci maddesine göre, yıl içinde birden fazla inşaat ve onarım işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait ortak genel giderler, bu işlere ait harcamaların birbirine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır. GVK’nın 5024 sayılı Kanunla değişik 43/2 inci maddesine göre, yıl içinde tekveya birden fazla inşaat ve onarım işinin diğer işlerle birlikte yapılması halinde, her yıla ait ortak genel giderler bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hasılat tutarlarının birbirine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır. Enflasyon düzeltmesi yapılan yıllarda düzeltilmiş tutarlar dikkate alınacaktır, ancak 2009 yılında enflasyon düzeltmesi yapılmamıştır.

2010 2.DÖNEM: (A) Anonim Şirketi 2009 yılında kamu menfaatine yararlı bir derneğe bedeli 20.000 TL ve Katma Değer Vergisi (KDV) oranı % 18 olan bir emtiayı bedelsiz olarak bağışlamıştır. Bağış işlemi ile ilgili muhasebe kaydını yapınız, bu kaydın Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) ve KDV Kanunu hükümleri açısından kısaca yasal gerekçesini açıklayınız.

(A) Anonim Şirketi’nin 2009 yılında kamu menfaatine yararlı bir derneğe bedelsiz olarak bağışladığı 20.000 TL bedelli emtia ile ilgili yüklenilen Katma Değer Vergisi (KDV) tutarı (20.000 x %18 =) 3.600 TL’dır. Bağışlama işlemi ile ilgili muhasebe kaydı:

——————————– / ——————————————–

770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ                                     23.600

– Bağışlar

                                 153 TİCARİ MALLAR                             20.000

                                 391 HESAPLANAN KDV                          3.600

——————————— / ——————————————–

Bu kaydın Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) ve KDV Kanunu hükümleri açısından kısaca yasal gerekçesi:

KDV Kanununun 17/2-b maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımlar,sosyal amaçlarla KDV istisnası kapsamındadır. Diğer taraftan, aynı Kanunun 30/a maddesi hükmü uyarınca, bu kapsamda bedelsiz yapılan teslimlere ilişkin olarak yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla, daha önce ilk alış sırasında indirilmiş olan KDV’nin, bedelsiz teslimin gerçekleştiği dönemde “Hesaplanan KDV” olarak düzeltilmesi gerekmektedir. Yapılan

bağış ve yardımlar KVK’nun 10 ncu maddesi kapsamında kazançtan indirilebileceğinden, yüklenilen KDV de gider olarak kaydedilecektir.

2010 1.DÖNEM: Bay (A) 2009 yılında;

  • Banka döviz tevdiat hesabından 20.000,00 TL. faiz geliri,
  • Banka TL mevduat hesabından 30.000,00 TL. faiz geliri,
  • 01.2006 öncesinde ihraç edilmiş devlet tahvilinden 40.000,00 TL. faiz geliri,
  • Anonim Şirket (A.Ş.) hissesinden 50.000,00 TL kar payı (temettü),
  • İşyeri olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden brüt 60.000,00 TL kira geliri,

elde etmiştir.

Banka döviz ve TL hesaplarından elde edilen faizler ile A.Ş. kar payına ilişkin vergi kesintisi (stopaj) oranı % 15’dir. 2009 yılı için indirim oranı % 16,7’dir. Stopaj oranı % 20 olan kira gelirlerinin beyanında götürü gider usulü benimsenmiştir.

2009 yılına ilişkin Gelir Vergisi tarifesi aşağıdaki gibidir.

8.700 TL’ye kadar % 15

22.000 TL’nin 8.700 TL’si için 1.305 TL, fazlası % 20

50.000 TL’nin 22.000 TL’si için 3.965 YTL, fazlası % 27

50.000 TL’den fazlasının 50.000 TL’si için 11.525 TL, fazlası % 35

Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümleri çerçevesinde, Bay (A)’nın 2009 yılı gelirlerinin;

  1. a) Beyan edilip edilmeyeceklerini ve beyan edileceklerse beyan tutarlarını gelir unsurları sırası itibariyle kısaca açıklayınız,
  1. Gelir vergisi beyanı ile ödenmesi/iadesi gereken vergi tutarını hesaplayınız.

 

  1. a) Gelir Unsurları Sırası İtibariyle Açıklamalar.

– Menkul Sermaye İratları.

  • Vergi kesintisine tabi menkul sermaye iratlarının toplamı, GVK’nın 86/1-c maddesi uyarınca 2009 yılına ilişkin olarak belirlenen 22.000,00 TL sınırını aşmasına rağmen, GVK’nın Geç. 67 maddesi hükmü gereğincebanka döviz tevdiat ve TL mevduat hesaplarından elde edilen faiz gelirleri beyan edilmeyecektir. Kesinti yoluyla % 15 oranında ödenen vergiler bu gelirlere ilişkin nihai vergiler olacaktır.
  • 01.2006 öncesinde ihraç edilmiş devlet tahvilinden elde edilen faiz geliri, 01.01.2006 tarihinden önceki hükümlere tabi olacağından, öncelikle indirim oranı uygulanacak ve kalan tutar 22.000,00 TL üzerinde olursa beyan edilecektir. Yani, (40,000 – (40.000 x %16,7) =) 33.320,00 TL menkul sermaye iradı tutarı beyan edilecektir.
  • Ş. kar payı (temettü) gelirinin yarısı GVK’nın 22/2 maddesine göre gelir vergisinden istisna olduğundan, (50.000 / 2 =) 25.000,00 TL beyan edilecek, ancak daha önce kesinti yoluyla ödenen (50.000 x %15 =) 7.500,00 TL verginin tamamı mahsup konusu edilebilecektir.

– Gayrimenkul Sermaye İradı.

 

  • İşyeri kira geliri GVK’nın 86/1-c maddesi uyarınca beyannameye dahil edilecektir. Götürü gider düşüldükten sonra kalan (60.000 – (60.000 x %25) =) 45.000,00 TL gayrimenkul sermaye iradı tutarı beyan edilecek, kesinti yoluyla daha önce ödenen (60.000 x %20 =) 12.000,00 TL vergi mahsup edilecektir.
  1. Gelir Vergisi Beyanı ile Ödenmesi/İadesi Gereken Vergi Tutarı.

 

Menkul Sermaye İratları

·         Devlet Tahvili Faizi 33.320,00 TL

·         Kar Payı (Temettü) Kar Payı (Temettü)

58.320,00 TL.
Gayrimenkul Sermaye İradı 45.000,00 TL
TOPLAM GELİR 103.320,00 TL.
Hesaplanan Vergi (Gelir Vergisi Tarifesi Uyarınca) 30.187,00 TL
Mahsup Edilecek Vergiler (7.500 + 12.000) 19.500,00 TL.
Ödenecek Vergi 10.687,00 TL

 

2009 3.DÖNEM: Ticari faaliyetle uğraşan bir gelir vergisi mükellefinin 2008 hesap dönemine ilişkin olarak vergi dairesine verdiği gelir vergisi beyannamesinin özeti şöyledir.

  • Ticari Bilanço Zararı 9.480.- TL
  • Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler 1.000.- TL
  • Matrah (Zarar) 10.840.- TL

Beyanname verildikten sonra yapılan çalışmada, işletme faaliyeti için kullanılan hizmet binasına ait 1 Kasım 2008 – 31 Ekim 2009 dönemini kapsayan 14.600 liralık sigorta priminin tahakkuk ve ödenmesine ilişkin tek yevmiye kaydının aşağıdaki gibi olduğu saptanmıştır.

———————– 01/11/2008 ———————–

Kasa                                                  14.600.-

                                    Genel Yönetim Gideri 14.600.-

—————————— / ——————————

İstenilen : Vergi mevzuatı hükümlerini dikkate alarak, mükellefin 2008 yılı olması gereken gelir vergisi matrahını hesaplayınız.

Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre, gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır. Vergi Usul Kanununun 283 üncü maddesinde ise, gelecek bir hesap dönemine ait olarak peşin ödenen giderlerin mukayyet değerleri üzerinden aktifleştirilmek suretiyle değerlenecekleri belirtilmiştir.

Belirtilen hükümler uyarınca; birden fazla dönemi ilgilendiren giderlerin peşin ödenmesi halinde, bunların aktifleştirilerek ilgili oldukları dönemlerde gider yazılması gerekir. Bu paralelde, işletme faaliyeti için kullanılan hizmet binasının peşin ödenen bir yıllık sigorta primi tutarının gün sayısı dikkate alınarak ilgili yıllar itibarı ile paylaştırılması lazımdır.

Buna göre; söz konusu hizmet binasının 1 Kasım 2008 – 31 Ekim 2009 dönemine ait peşin ödenen 14.600 liralık sigorta priminin 2.440 liralık (14.600 / 365 x 61 =) kısmının mükellefin 2008 hesap döneminde, geriye kalan 12.160 liralık (14.600 – 2.440 =) kısmının ise 2009 hesap döneminde gider yazılması gerekirdi.

Halbuki, mükellef yaptığı yevmiye kaydı ile; söz konusu işlemle ilgili olarak 2008 hesap dönemini ilgilendiren herhangi bir gider kaydı yapmadığı gibi, yılık sigorta primi tutarı olan 14.600 lirayı da giderlerden çıkarmıştır.

Bu durumda, toplam olarak 17.040 lira (14.600 + 2.440 =) tutarındaki bir giderin mükellefin 2008 yılı dönem kazancının tespitinde dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.

Buna göre mükellefin ilgili yıl olması gereken ticari bilanço zararı aşağıda hesaplanmıştır.

Beyannamede Yer Alan Ticari Bilanço Zararı 9.840.- TL
Eksik Yazılan Gider Tutarı 17.040.- TL
Olması Gereken Ticari Bilanço Zararı 26.880.- TL
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler 1.000.- TL
Matrah (Zarar) 25.880.- TL

Not: Kanunen kabul edilmeyen giderlerin zarar tutarını yukarıdaki hesaplamada olduğu gibi azaltması gerekir. (mükellefin beyanında ise ilgili yıl zararı KKEG tutarı kadar arttırılmıştır)

 

2009 3.DÖNEM:

 

a-Buğday ürününün toptan ve perakende safhadaki teslimlerinde hangi KDV oranlarının uygulanacağını belirtiniz.

b-Bazı mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranlarını gösteren aşağıdaki tablo konuya yeterince hakim olmayan birisi tarafından düzenlenmiştir.

Mal ve Hizmetler Liste Adı KDV Oranı
Çocuk ceket ve pantolonları I Sayılı Liste % 1
Net alanı 150 m2 ye kadar konut teslimleri II Sayılı Liste % 3
Sinema, tiyatro ve müze giriş ücretleri III Sayılı Liste % 7
Buğday unundan imal edilen ekmekler IV Sayılı Liste % 18
Sağlık bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan veya ithaline izin verilen

beşeri tıbbi ürünler

Listelerde

yer almaz

% 40

 

İstenilen : Belirli mal ve hizmetlere ilişkin tabloyu güncel liste ve KDV oranlarını gösterecek şekilde cevap kağıdınızın üzerinde yeniden düzenleyiniz

 

Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesine göre; katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için %10’dur. Bakanlar Kurulu bu oranı, dört katına kadar artırmaya, %1’e kadar indirmeye yetkilidir.

Bakanlar Kurulunca 30.12.2007 tarihli Resmi Gazetede 24.12.2007 tarih ve 2007/13033 sayılı “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar” yayımlanmıştır.

  • Belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; buğday ürününün toptan safhadaki teslimlerinde %1, perakende safhadaki teslimlerinde ise %8 oranında KDV uygulanacaktır.
  • Belirtilen mal ve hizmetlere ilişkin tablo, söz konusu Karar hükümleri dikkate alınarak, güncel liste ve KDV oranlarını gösterecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.

 

 

Mal ve Hizmetler Liste Adı KDV Oranı
Çocuk ceket ve pantolonları I Sayılı Liste % 8
Net alanı 150 m2 ye kadar konut teslimleri II Sayılı Liste % 1
Sinema, tiyatro ve müze giriş ücretleri III Sayılı Liste % 8
Buğday unundan imal edilen ekmekler IV Sayılı Liste % 1
Sağlık bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan veya ithaline izin verilen

beşeri tıbbi ürünler

Listelerde

yer almaz

% 8

2008 3.DÖNEM: (L) Limited Şirketi, dava safhasında bulunan ve yarısı teminatlı olan 14.000 YTL tutarındaki ticari alacağı nedeniyle 2006 yılı için 7.000 YTl, tutarında şüpheli alacak karşılığı ayırmıştır. 2006 yılında açılan dava 2007 yılında sonuçlanmış olup; kurum, lehine verilen mahkeme kararı uyarınca 20.10.2007 tarihinde söz konusu alacağının tamamım (14.000 YTL) tahsil etmiştir

Belirtilen tahsilata ilişkin olarak yapılan 25.10.2007 tarih ve 789 sayılı yevmiye kaydı şöyledir:

————————– / ————————-

602 Diğer Gelirler                           14.000.

                              128 Şüpheli Ticari Alacaklar 14.000.

————————– / ————————-

Şirket; verdiği kurumlar vergisi beyannamelerine göre 2006 yılma ilişkin olarak 5.000 YTL, 2007 yılma ilişkin olarak ise 10.000 YTL matrah beyan etmiştir.

İstenen: Şirketin 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin beyanlarını değerlendirerek, bu yıllara ait olması gereken kurumlar vergisi matrahlarım hesaplayınız. (Not: KDV ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır.)

Vergi Usul Kanunu’nun 323 üncü maddesine göre; ticari ve zirai kazancın elde

edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla,

1) dava veya icra safhasında bulunan alacaklar ile

2) yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılır.

Yine aynı maddede; şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabileceği, teminatlı alacaklarda bu karşılığın teminattan geri kalan miktara inhisar edeceği ve şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarlarının tahsil edildikleri dönemde karzarar hesabına intikal ettirileceği belirtilmiştir.

Bu hükümler uyarınca; (L) Limited Şirketinin, dava safhasında bulunan ve yarısı teminatlı olan 14.000 YTL tutarındaki ticari alacağı nedeniyle 2006 yılı için 7.000 YTL tutarında şüpheli alacak karşılığı ayırması mevzuata uygun olduğundan, bu yıl için beyan edilen kurumlar vergisi matrahı (5.000 YTL) doğrudur.

Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarlarının tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilmesi gerektiğinden, mahkeme kararı uyarınca 2007 yılında tahsil edilen şüpheli alacak karşılığı tutarı olan 7.000 YTL nin bu yıl için gelir yazılması gerekirdi. Ancak, şirket bu işlemle ilgili olarak yaptığı hatalı kayıtla 14.000 YTL yi gelirden düşmüştür.

Buna göre, şirketin olması gereken 2007 yılı kurumlar vergisi matrahı aşağıda hesaplanmıştır.

Beyan Edilen Matrah 10.000 YTL
Gelir Yazılacak Tutar 7.000 YTL
Hatalı Olarak Gelirden Düşülen Tutar 14.000 YTL
Olması Gereken Matrah 31.000 YTL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU

KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ:

1-Sermaye Şirketleri

  • Anonim Şirket
  • Limited Şirket
  • Hisseli Komandit Şirket ( Komanditer ortağın hissesi açısından)
  • Yukarıdaki şirketlere benzeyen yabancı şirketler
  • Yatırım Ortaklıkları ve Yatırım Fonu
  • Türkiye’de Portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunan yabancı yatırım fonları

2-Kooperatifler

3-İktisadi Kamu Kuruluşları

4-Dernek ve Vakıflara ait işletmeler

5-İş ortaklıkları: İlgili kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler iş ortaklıklarıdır. Bunların tüzel kişiliklerinin olmaması mükellefiyetlerini etkilemez.

Kurulacak olan iş ortaklığının kurumlar vergisi mükellefi sayılabilmesi için en az aşağıdaki unsurları taşıması gerekir:

  • Ortaklardan en az birisinin kurumlar vergisi mükellefi olması,
  • Ortaklığın belli bir işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşmeyle kurulması,
  • İş ortaklığı konusunun belli bir iş olması,
  • Birlikte yapılacak olan işin belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,
  • İş ortaklığı ile işveren arasında bir yüklenim sözleşmesinin olması,
  • Tarafların, müştereken yüklenilen işin belli bir veya birden fazla bölümünden değil, tamamından işverene karşı sorumlu olmaları,
  • İşin bitiminde kazancın paylaşılması,
  • Birlikte yapılması öngörülen ve müştereken yüklenilen işin bitimi veVergi Usul Kanununda belirtilen mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının yerine getirilmesiyle mükellefiyetin sona ermesi.

1-TAM MÜKELLEFİYET: Tüzel kişilerden kanunî veya iş merkezi Türkiye’de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.

Kanuni merkezden maksat, vergiye tabi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.

İş merkezinden maksat ise, işlerin fiilen toplandığı ve idare edildiği merkezdir.

2-DAR MÜKELLEFİYET:Kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.

Dar mükellefiyette kurum kazancı, aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluşur:

a)Türkiye’de iş yeri olan veya daimî temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticarî kazançlar (Bu şartları taşısalar bile kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları malları Türkiye’de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan kazançlar, Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz. Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye’de olması veya satış sözleşmesinin Türkiye’de yapılmasıdır.).

b)Türkiye’de bulunan ziraî işletmeden elde edilen kazançlar.

c)Türkiye’de elde edilen serbest meslek kazançları

ç) Taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye’de kiralanmasından elde edilen iratlar.

  1. d) Türkiye’de elde edilen menkul sermaye iratları.
  2. e) Türkiye’de elde edilen diğer kazanç ve iratlar.

Yeni Kurumlar Vergisi Kanunda mükellefiyet şeklinde, ücretlere ilişkin kısma yer verilmemiştir

KURUMLAR VERGİSİNDE MUAFİYET:

Aşağıda sayılan kurumlar, kurumlar vergisinden muaftır:

  • Kamu idare ve kuruluşları tarafından tarım ve hayvancılığı, bilimi, fennî ve güzel sanatları öğretmek, yaymak, geliştirmek ve teşvik etmek amacıyla işletilen okullar, okul atölyeleri, konservatuvarlar, kütüphaneler, tiyatrolar, müzeler, sergiler, numune fidanlıkları, tohum ve hayvan geliştirme ve üretme istasyonları, yarış yerleri, kitap, gazete, dergi yayınevleri ve benzeri kuruluşlar.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı meslek liseleri ve teknik okulların atölyelerinin döner sermaye işletmeleri tarafından öğrencilerin teorik bilgilerini pratikte de kullanabilmelerini sağlamak, el becerilerini arttırmak, müteşebbislik ruhlarının geliştirilmesine yardımcı olmak gibi eğitime yönelik amaçlar doğrultusunda işletilmesi halinde söz konusu işletmeler kurumlar vergisinden muaf olacaktır. Anılan işletmelerde, eğitim öğretim faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ürünlerin satılmak suretiyle değerlendirilmesi halinde de muafiyetin kalkması söz konusu değildir.

Otel işletmeciliği işi ticari bir organizasyonu gerektirdiğinden, meslek okulları bünyesinde faaliyet gösteren uygulama otellerinde okul öğrencilerinin stajlarını yapıyor olması, otelin iktisadilik vasfını değiştirmemekte ve iktisadi işletme olarak kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesini gerektirmektedir.

  • Kamu idare ve kuruluşları tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi amacıyla işletilen hastane, klinik, dispanser, sanatoryum, huzurevi, çocuk bakımevi, hayvan hastanesi ve dispanseri, hayvan bakımevi, veteriner bakteriyoloji, seroloji, distofajin kuruluşları ve benzeri kuruluşlar

Vakıf üniversitelerinin bünyelerinde yer alan ve ücret karşılığında sağlık hizmeti veren sağlık kurumları, iktisadi işletme niteliğinde olmakla birlikte, vakıflara ait Üniversiteler Yükseköğretim Kanununun 56 ncı maddesi uyarınca genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan muafiyet, istisna ve diğer mali kolaylıklardan aynen yararlandığından, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kurumları da kurumlar vergisinden muaf olacaktır.

  • Kamu idare ve kuruluşları tarafından sosyal amaçlarla işletilen şefkat, rehin ve yardım sandıkları, sosyal yardım kurumları, yoksul aşevleri, ceza ve infaz kurumları ile tutukevlerine ait işyurtları, darülaceze atölyeleri, öğrenci yurtları, pansiyonları ve benzeri kuruluşlar.

Hükümlü ve tutukluların meslek ve sanatlarını koruyup geliştirmek veya bunlara bir meslek ve sanat öğretmek, bu suretle üretilen ekonomik değerleri pazarlamak için ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan işyurtları kurumlar vergisinden muaftır. Belirtilen amaçlar dışında faaliyet gösteren iş yurtları ise kurumlar vergisinden muaf değildir.

  • Kamu idare ve kuruluşları tarafından yetkili idarî makamların izniyle açılan yerel, ulusal veya uluslararası nitelikteki sergiler, fuarlar ve panayırlar.
  • Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait olup sadece kamu görevlilerine hizmet veren, kâr amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş ve konukevleri ile askerî kışlalardaki kantinler.
  • Kanunla kurulan emekli ve yardım sandıkları ile sosyal güvenlik kurumları.
  • Yaptıkları iş veya hizmet karşılığında resim ve harç alan kamu kuruluşları.
  • Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Özelleştirme Fonu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve Şans oyunları lisans veya işletim hakkının hasılatın belli oranında hesaplanan pay karşılığında verilmesi halinde bu hakkı devralan kurumlar hariç olmak üzere, 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan ilgili kurum ve kuruluşlar.
  • Kuruluşlarındaki amaca uygun işlerle sınırlı olmak şartıyla, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü ile askerî fabrika ve atölyeler.
  • İl özel idareleri, belediyeler ve köyler ile bunların oluşturdukları birlikler veya bunlara bağlı kuruluşlar tarafından işletilen;

1) Kanal, boru ve benzeri yollarla dağıtım yapan su işletmeleri,

2) Belediye sınırları içinde faaliyette bulunan yolcu taşıma işletmeleri,

3) Kesim, taşıma ve muhafaza işleriyle sınırlı olmak üzere mezbahalar.

  • Köyler veya köy birlikleri tarafından köylünün genel ve ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla işletilen hamam, çamaşırhane, değirmen, soğuk hava deposu ve bağlı oldukları il sınırı içinde faaliyette bulunmaları şartıyla yolcu taşıma işletmeleri ile köylere veya köy birliklerine ait tarım işletmeleri.
  • Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulüplerinin idman ve spor faaliyetlerinde bulunan iktisadî işletmeleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler.
  • Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri.
  • Yabancı ülkeler veya uluslararası finans kuruluşları ile yapılan malî ve teknik işbirliği anlaşmaları çerçevesinde yalnızca kredi teminatı sağlamak üzere kurulmuş olup bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları teminat sorumluluk fonlarına ekleyen ve sahip oldukları fonları ortaklarına dağıtmaksızın, kredi sağlayan banka ve kuruluşlara yatıran kurumlar.
  • Münhasıran bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlar (Bunların vergi muafiyetinden yararlanmasına ve muafiyetlerinin kaybedilmesine ilişkin şartlar Maliye Bakanlığınca belirlenir.).
  • Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin alt yapılarını hazırlamak ve buralarda faaliyette bulunanların; arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce birlikte oluşturulan ve kazancının tamamını bu yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan iktisadî işletmeler.
  • 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7/A maddesine göre kurulan ve tamamı Hazine Müsteşarlığına ait olan varlık kiralama şirketleri.

İSTİSNA :

Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:

  1. a) Kurumların;
  • Tam mükellefiyete tâbi başka bir kurumun sermayesine katılmaları nedeniyle elde ettikleri kazançlar
  • Tam mükellefiyete tâbi başka bir kurumun kârına katılma imkânı veren kurucu senetleri ile diğer intifa senetlerinden elde ettikleri kâr payları.
  • Tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları.

Diğer fon ve yatırım ortaklıklarının katılma payları ve hisse senetlerinden elde edilen kâr payları bu istisnadan yararlanamaz

  • Kanunî ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak eden kurumların, bu iştiraklerinden elde ettikleri iştirak kazançları;

 

İstisnadan yararlanabilmek için;

1) İştirak payını elinde tutan şirketin, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az % 10’una sahip olması,

2) Kazancın elde edildiği tarih itibarıyla iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süreyle elde tutulması (Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle veya yurt dışı iştirakin iç kaynaklarından yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak payları için sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme tarihi esas alınır.),

3) Yurt dışı iştirak kazancının kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması; iştirak edilen şirketin esas faaliyet konusunun, finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,

4) İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi.

  • Kazancın elde edildiği tarih itibarıyla aralıksız en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının % 75 veya daha fazlası, kanunî veya iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesine en az % 10 oranında iştirakten oluşan tam mükellefiyete tâbi anonim şirketlerin, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kurum kazançları.

 

ç)Anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibarî değeri aşan kısmı (EMİSYON PRİMİ)

 

İstisna, anonim şirketlerin portföylerinde bulunan başka şirketlere ait hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançları kapsamamaktadır.

Emisyon primleri, Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulamasında sermaye yedeğiolarak kabul edilmekte ve bir bilanço hesabı olan “520-Hisse Senedi İhraç Primleri”hesabında izlenmektedir. Dolayısıyla, emisyon primleri (hisse senedi ihraç primleri), gelir hesapları ile ilişkilendirilmemekte ve gelir tablosu hesaplarına intikal ettirilmemektedir.

ÖRNEK :(A) Kurumunun 2015 hesap dönemi 600.000 TL olup, ayrıca bu döneme ait50.000 TL emisyon primi kazancı bulunmaktadır.

Ticari Bilanço Kârı 600.000 TL
İlaveler (Emisyon Primi) 50.000 TL
Kâr ve İlaveler Toplamı 650.000 TL
İstisnalar (Emisyon Primi) 50.000 TL
Kurumlar Vergisi Matrahı 600.000 TL
  • Türkiye’de kurulu;

1) Menkul kıymetler yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,

Fon veya ortaklık portföyünde, döviz veya dövize endeksli kıymetlerin bulunması, istisnanın uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

2) Portföyü Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,

Fon portföyünün en az %51’ini devamlı olarak;

  • Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ile altına dayalı sermaye piyasası araçlarına yatırmış fon ve ortaklıklar “Altın fonu veya ortaklığı”,
  • Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı sermaye piyasası araçlarına yatırmış fon ve ortaklıklar ise “Kıymetli madenler fonu veya ortaklığı” olarak kabul edilecektir.

3) Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,

4) Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,

5) Emeklilik yatırım fonlarının kazançları,

6) Konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının kazançları

Bu istisna, anılan fon ve ortaklıkların söz konusu kazançları üzerinden kesinti yoluyla vergi alınmasına engel teşkil etmemektedir.

e)Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı  Taşınmazların; kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile 21/11/2012tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, finansal kiralama şirketlerine satışı ve varlık kiralama ile finansal kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançlar için bu oran %100 olarak uygulanır ve bu taşınmazlar için en az iki tam yıl süreyle aktifte bulunma şartı aranmaz. Ancak söz konusu taşınmazların; kaynak kuruluş, kiracı veya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâli hariç olmak üzere, varlık kiralama veya finansal kiralama şirketi tarafından üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, bu taşınmazların kaynak kuruluşta veya kiracıdaki varlık kiralama veya finansal kiralama şirketine devirden önceki kayıtlı değeri ile anılan kurumlarda ayrılan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır.).

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

Bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin elde edilme tarihi esas alınır.

Devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının satışında iki yıllık sürenin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen süreler de dikkate alınır.

Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

Holding şirketlerin durumu;

Türk Ticaret Kanununa göre, gayesi esas itibarıyla başka işletmelere iştirakten ibaret olan holding şirketlerin (aktiflerinde iştirak amacıyla iktisap edildiği ve elde tutulduğu ispat ve tevsik edilen iştirak hisseleri hariç olmak üzere) iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar için istisna uygulanması söz konusu olmayacaktır.

Kısa vadeli fiyat değişimlerinden yararlanarak kâr elde etmek amacıyla, geçici bir süre elde tutulmak üzere alınan hisse senetleri veya ortaklık payları “11-Menkul Kıymetler” grubundaki hesaplarda izlenmektedir. Holding şirketlerin söz konusu hesapta izlenmesi gereken hisse senetleri veya ortaklık paylarının bulunması halinde, bunların satışından doğan kazançlar, istisnadan yararlandırılmayacaktır. Ancak, holding şirketlerin “24-Mali Duran Varlıklar” grubundaki hesaplarda izlemesi gereken iştirak hisselerinin satışından doğan kazançların ise diğer şartların da sağlanmış olması halinde, sözü edilen istisnadan yararlanabileceği tabiidir

Ancak, holding şirketlerin esas faaliyeti taşınmaz ticareti olmadığından bu şirketlerin aktifinde yer alan taşınmazların satışından elde edilen kazançları dolayısıyla istisnadan yararlandırılmaları gerekmektedir.

İstisna kapsamındaki değerlerin satışından kaynaklanan alacaklar için alınan faiz, komisyon ve benzeri gelirler, istisna kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır. Aynı şekilde, satış bedelinin döviz cinsinden belirlenmesi durumunda ortaya çıkan kur farklarının da istisna kazancın tespitinde dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Döviz üzerinden veya vadeli olarak gerçekleşen satışlarda, yabancı paraların ya da alacakların değerlemesinden kaynaklanan unsurlar vergi matrahının tespitinde gelir veya gider unsuru olarak dikkate alınacaktır.

ÖRNEK:  Bir inşaat şirketinin şirket merkezi olarak kullanılmak üzere inşa etmiş olduğu bir binayı, en az iki tam yıl süre ile kullandıktan sonra satması halinde, bu satıştan doğan kazanç için istisna uygulanabilecektir. Şirketin satmak amacıyla inşa etmiş olduğu veya satın aldığı binaların satışından elde ettiği kazançlar için söz konusu istisna uygulanmayacaktır.

  1. f) Bankalara borçları nedeniyle kanunî takibe alınmış veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin sahip oldukları taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının, bu borçlara karşılık bankalara veya bu Fona devrinden sağlanan hasılatın bu borçların tasfiyesinde kullanılan kısmına isabet eden kazançların tamamı ile bankaların bu şekilde elde ettikleri söz konusu kıymetlerin satışından doğan kazançların %75’lik kısmı.

İstisnadan, banka borçları nedeniyle kanuni takibe alınmış veya TMSF’ye borçlu durumda olan kurumlar ile bu kurumların, kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan kefilleri veya bu kurumlar adına ipotek veren kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabileceklerdir.

İstisnaya konu olan kıymetler ise taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarıdır.

Öte yandan, istisnadan yararlanabilecek kazanç, söz konusu kıymetlerin borçlara karşılık olmak üzere, bankalara veya TMSF’ye satışından veya diğer şekilde devrinden sağlanan hasılatın, bu borçların tasfiyesinde kullanılan kısmına isabet eden tutarla sınırlı olacaktır.

İstisna uygulamasında, bankalara veya TMSF’ye borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin, bu borçlara karşılık bankalara veya bu Fona devrettikleri söz konusu aktif kıymetlerin en az iki yıl elde bulundurma şartı olmadığı gibi kazancın belli bir süreyle özel bir fon hesabında tutulma şartı da bulunmamaktadır.

g)Kurumların yurt dışında bulunan iş yerleri veya daimî temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri kurum kazançları

1) Bu kazançların, doğduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,

2) Kazançların elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması,

3) Ana faaliyet konusu, finansal kiralama dahil finansman temini, sigorta hizmetlerinin sunulması veya menkul kıymet yatırımı olan kurumlarda, bu kazançların doğduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması.

  1. h) Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlar.

Teknik hizmetlerden elde edilen kazançların da anılan istisnadan yararlanabilmesi için bu işlerin yurt dışında bulunan işyerleri veya daimi temsilciler aracılığıyla yapılması; yurt dışında ayrıca bir işyeri veya daimi temsilci olmadan yapılan teknik hizmetlerin, hizmet ihracatı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu istisnanın uygulanması açısından, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançların Türkiye’ye getirilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Söz konusu kazançların Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi istisnadan yararlanılması için yeterlidir.

Yurt dışı faaliyet sonucunda elde edilen kazançlar elde edildiği dönem itibarıyla, Türkiye’de ilgili olduğu geçici vergi matrahının tespitinde de dikkate alınacaktır.

ı) Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okulları ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara veya kamu yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usûller çerçevesinde beş hesap dönemi itibarıyla elde edilen kazançlar (İstisna, belirtilen okulların ve rehabilitasyon merkezlerinin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren başlar.).

Rehabilitasyon merkezlerinin istisnadan yararlanabilmesi için bu merkezlerin 1/1/2006 tarihinden itibaren faaliyete geçmiş olmaları gerekmektedir. 1/1/2004 – 31/12/2005 tarihleri arasında faaliyete geçen rehabilitasyon merkezleri ile ilgili olarak, mülga 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerinin uygulanacağı tabiidir.

ÖRNEK: Ankara ilinde 2015 yılında bir okul işletmeye başlayan Kurum (A)’nın,2016 yılında Muğla ilinde de bir okul açması halinde, bu iki okuldan elde edilen kazançlara ilişkin istisna ayrı ayrı uygulanacaktır. Dolayısıyla, Ankara ilindeki okuldan elde ettiği kazanç, 2015-2019 yıllarında, Muğla ilinde faaliyete geçen okuldan elde edilen kazanç ise 2016-2020 yıllarında kurumlar vergisinden istisna olacaktır

Bu nedenle istisna uygulaması açısından, mükelleflerin kayıtlarını farklı yıllardafaaliyete geçen işletmelerinden elde edilen kazançları ayrı ayrı tespit etmeye imkan verecek şekilde tutmaları gerekmektedir.

Diğer taraftan istisna uygulamasından yararlanan mükelleflerin bu işletmeleri başkabir kuruma devretmeleri halinde, devralan kurum istisnadan sadece faydalanılmayan süre boyunca yararlanabilecektir. Buna göre faaliyete başladığı tarihten itibaren 5 yıl boyunca istisna uygulamasından yararlanan bir özel eğitim kurumunun, başka bir kuruma devredilmesi durumunda, söz konusu eğitim kurumunun devralan kurumun istisnadan yararlanması mümkün değildir.

  1. i) Kooperatif ortaklarının yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak iade edilen kısımlar ile aşağıda belirtilen kooperatiflerin ortakları için;

1)Tüketim kooperatiflerinde, ortakların kişisel ve ailevî gıda ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için satın aldıkları malların değerine,

2)Üretim kooperatiflerinde, ortakların üreterek kooperatife sattıkları veya kooperatiften üretim faaliyetinde kullanmak üzere satın aldıkları malların değerine,

3) Kredi kooperatiflerinde, ortakların kullandıkları kredilere,

göre hesapladıkları risturnlar.

Bu risturnların ortaklara dağıtımı, kâr dağıtımı sayılmaz. Risturnun nakden veya aynı değerde mal ile ödenmesi istisnanın uygulanmasına engel değildir.

Ortaklardan başka kimselerle yapılan işlemlerden doğan kazançlar ile ortaklarla ortaklık statüsü dışında yapılan işlemlerden doğan kazançlar hakkında risturnlara ilişkin istisna hükmü uygulanmaz. Bunların genel kazançtan ayrılmasında, ortaklarla yapılan iş hacminin genel iş hacmine olan oranı esas alınır.

İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmez.

YABANCI FON KAZANÇLARININ VERGİLENDİRİLMESİ

(1) Bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yabancı fonların, Sermaye PiyasasıKurulunca verilen portföy yöneticiliği yetki belgesine sahip tam mükellef şirketler aracılığıyla, organize bir borsada işlem görsün veya görmesin her türlü menkul kıymet ve sermaye piyasası aracı, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmesi,varant, döviz, emtiaya dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmesi, kredi ve benzeri finansal varlıklar ve kıymetli maden borsalarında yapılan emtia işlemlerinden elde ettikleri kazançları nedeniyle, aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde portföy yöneticiliği yapanlar; söz konusu fonlar için daimi temsilci, bunların işyerleri de bu fonların işyeri veya iş merkezi sayılmaz. Bu kazançlar için beyanname verilmez, diğer kazançlar nedeniyle beyanname verilmesi halinde bu kazançlar beyannameye dahil edilmez.

  1. a) Fon adına tesis edilen işlemlerin portföy yöneticiliği yapan şirketin mutat faaliyetleri arasında yer alan işlemlerden olması.
  2. b) Portföy yöneticiliği yapan şirketin ticari, hukuki ve finansal özellikleri dikkate alındığında, yabancı fon ile arasındaki ilişkinin, emsale uygun koşullarda birbirlerinden bağımsız olarak faaliyet gösteren kişilerdeki gibi olması.
  3. c) Portföy yöneticiliği yapan şirket tarafından, verilen hizmet mukabilinde emsallere uygun bedel alınması ve transfer fiyatlandırması raporunun kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içerisinde Maliye Bakanlığı Gelirİdaresi Başkanlığına verilmesi.

ç) Portföy yöneticiliği yapan şirketin ve ilişkili olduğu kişilerin yabancı fonun kazançları üzerinde, sağladığıhizmet mukabilinde her ne ad altında olursa olsun hesaplanan bedeller düşüldükten sonra, doğrudan veya dolaylı olarak %20’den fazla hak sahibi olmaması.

(2) Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen transfer fiyatlandırması raporunun süresinde verilmemesi durumunda, bu raporun ilgili olduğu hesap dönemi için portföy yöneticiliği yapan şirket, fonun Türkiye’de daimi temsilcisi sayılır. Transfer fiyatlandırması raporu verilmiş olmasına rağmen portföy yöneticiliği yapan şirket ile fon arasındaki ilişkide emsaline nazaran daha düşük bedel alınması durumunda ise sadece portföy yöneticiliği yapan şirket adına transfer fiyatlandırmasına yönelik olarak gerekli tarhiyat yapılır.

(3) Portföy yöneticiliği yapan şirketin, yukarıda belirtilen şartları sağlamak kaydıyla yabancı fondaki pay sahipliğinden doğan kazançları kurumlar vergisinden müstesnadır. Fon kazancından portföy yöneticiliği yapan şirkete düşen kısmın hesabında, bu şirkete yönetim ücreti, teşvik, prim, performans ücreti gibi her ne nam adı altında olursa olsun ödenen ücretler dikkate alınmaz. Portföy yöneticiliği yapan şirketin ve ilişkili olduğu kişilerin yabancı fonun kazançları üzerinden doğrudan veya dolaylı olarak %20’den daha fazla hak sahibi olması halinde, ilgili fon kazançlarından bunlara isabet eden tutar genel hükümlere göre vergilendirilir.

(4) Portföy yöneticiliği yapan şirketin yabancı fondaki pay sahipliğinden doğan kazançları hariç olmak üzere; fonun katılımcı ve kurucuları arasında doğrudan veya dolaylı olarak tam mükellef gerçek kişi veya kurumların kazançpayının %5’i geçmesi durumunda, tam mükellef gerçek kişi veya kurum kurucu veya katılımcılarının tamamı portföyyöneticiliği yapan şirket tarafından Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilir. Bildirim yükümlüğünün yerine getirilmemesi ya da eksik yerine getirilmesi halinde tam mükellef gerçek kişi veya kurum kurucu veya katılımcıları adına fon işlemleri nedeniyle tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalardan portföy yöneticiliği yapan şirket müştereken vemüteselsilen sorumludur.

(5) Türkiye’de bulunan taşınmazlar, aktif büyüklüğünün %51’inden fazlası taşınmazlardan oluşan şirketlere ait hisse senetleri veya ortaklık payları veya bunlara ilişkin vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, nakdi uzlaşmayla sonuçlananlar dışında emtiaya dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, sigorta sözleşmeleri ve bunlara ilişkin vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen kazançlar bu madde kapsamına girmez.

(6) Bu maddede düzenlenen kazanç istisnasının, söz konusu fonların Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden yapılacak vergi kesintilerine şümulü yoktur

SINAİ MÜLKİYET HAKLARINDA İSTİSNA

1-Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri

ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların;

 

a) Kiralanması neticesinde elde edilen kazanç ve iratların,

b) Devri veya satışı neticesinde elde edilen kazançların,

c) Türkiye’de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları hâlinde elde edilen

kazançların,

ç) Türkiye’de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen

ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli veya faydalı model

belgeli buluşa atfedilen kısmının,% 50’si kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bu istisna, buluşa yönelik hakların ihlal edilmesi neticesinde elde edilen

gelirler ile buluş nedeniyle alınan sigorta veya diğer tazminatlar için de uygulanır.

 

(2) İstisnanın uygulanabilmesi için;

 

a) İstisna uygulamasına konu buluşun, 24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent

Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında

patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar arasında yeralması ve buluşa ilişkin incelemeli sistem ile patent veya araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınması,

 

b) İstisna uygulamasından yararlanabilecek kişilerin, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinde belirtilen nitelikleri taşıması ve bu kişilerin patentli veya faydalı model belgeli buluşu geliştirme yetkisini haiz bulunmasışartıyla, patent veya faydalı model belgesinin sahibi ya da patent veya faydalı model belgesi üzerinde tekel niteliğinde özelbir ruhsata sahip olması,

 

 

c) İstisnadan yararlanılacak ilk yıl, buluşun oluşturacağı katma değer dikkate alınarak devir veya satış hâlindeki değerinin tespitine yönelik Maliye Bakanlığı tarafından değerleme raporu düzenlenmesi,gerekmektedir.

 

(3) İstisna uygulamasına patent veya faydalı model belgesinin verildiği tarihten itibaren başlanır ve ilgili patent veya faydalı model belgesi için sağlanan koruma süresi aşılmamak kaydıyla bu istisnadan yararlanılabilir. Her bir mükellef tarafından yararlanılabilecek istisna tutarı; değerleme raporunda belirtilen bedelin % 50’sini, bu madde kapsamında yararlanılabilecek toplam istisna tutarı ise değerleme raporunda belirtilen bedelin % 100’ünü aşamaz.

 

Buluşun üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların, patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmı, ayrıştırılmak suretiyle transfer fiyatlandırması esaslarına göre tespit edilir.

 

(4) Bu madde gelir vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır.

(5) İstisna uygulamasının kesinti suretiyle alınan vergilere şümulü yoktur. Ancak, bu madde kapsamında istisnadanyararlanılan serbest meslek kazançları ile gayrimenkul sermaye iratları üzerinden yapılacak vergi kesintisi % 50 oranında indirimli uygulanır. Kazanç ve iradı kesinti yoluyla vergilenen ve beyanname vermesi gerekmeyen mükellefler için indirimli vergi kesintisi en fazla 5 yıl süre ile uygulanır.

 

(6) Bu madde kapsamında istisna uygulamasından yararlanan mükellefler, 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında yer alan istisna uygulamasından ayrıca yararlanamaz.

 

(7) Birinci, üçüncü ve beşinci fıkralarda yer alan % 50 oranını ayrı ayrı ya da birlikte sıfıra kadar indirmeye, % 100’e kadar artırmaya, bu oranları sektörler ile birinci fıkrada yer alan gelir, kazanç ve iratlar itibarıyla ya da patent veya faydalı model belgesine göre farklılaştırmaya, üçüncü fıkrada yer alan % 100 oranını % 200’e kadar artırmaya, tekrar kanuni seviyesine indirmeye, beşinci fıkrada yer alan süreyi 1 yıla kadar indirmeye, tekrar kanuni seviyesine kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu; ikinci fıkranın (c) bendinde yer alan değerleme raporunun şekil, içerik, hazırlanması ile üçüncü fıkradayer alan transfer fiyatlandırması suretiyle ayrıştırma yöntemi yerine satış, hasılat, gider, harcama veya benzeri unsurları dikkate alarak kazancın ayrıştırılmasında basitleştirilmiş yöntemler tespit etmeye ve bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

KONTROL EDİLEN YABANCI KURUM KAZANCI

(1) Tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az % 50’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kurum kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, Türkiye’de kurumlar vergisine tâbidir:

  1. a) İştirakin toplam gayrisafî hasılatının % 25 veya fazlasının faaliyet ile orantılı sermaye, organizasyon ve eleman istihdamı suretiyle yürütülen ticarî, ziraî veya serbest meslek faaliyeti dışındaki faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşması.
  2. b) Yurt dışındaki iştirakin ticarî bilânço kârı üzerinden % 10’dan az oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması.
  3. c) Yurt dışında kurulu iştirakin ilgili yıldaki toplam gayrisafî hasılatının 100.000 TL karşılığı yabancı parayı geçmesi.

(2) Birinci fıkrada yer alan toplam vergi yükü, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki tanıma göre tespit edilir.

(3) Kontrol oranı olarak, ilgili hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte sahip olunan en yüksek oran dikkate alınır.

(4) Birinci fıkradaki şartların gerçekleşmesi durumunda yurt dışında kurulu iştirakin elde etmiş olduğu kâr, yurt dışı iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren hesap dönemi itibarıyla tam mükellef kurumların, kurumlar vergisi matrahına hisseleri oranında dahil edilir.

(5) Bu maddeye göre Türkiye’de vergilenmiş kazancın yurt dışındaki kurum tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kâr paylarının vergilenmemiş kısmı kurumlar vergisine tâbi tutulur.

İNDİRİLECEK GİDERLER:

  1. a) Menkul kıymet ihraç giderleri;
  2. b) Kuruluş ve örgütlenme giderleri.
  3. c) Genel kurul toplantıları için yapılan giderler ile birleşme, devir, bölünme, fesih ve tasfiye giderleri.

ç) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde komandite ( sınırsız sorumlu ) ortağın kâr payı.

  1. d) Katılım bankalarınca katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları.
  2. e) Sigorta ve reasürans şirketlerinde bilânço gününde hükmü devam eden sigorta sözleşmelerine ait teknik karşılıklar

1) Muallak hasar ve tazminat karşılıkları; tahakkuk etmiş ve hesaben tespit edilmiş hasar ve tazminat bedelleri veya bu hesap yapılmamışsa hasar ve tazminatın ve bunlarla ilgili tüm masrafların tahmini değerleri ile gerçekleşmiş, ancak rapor edilmemiş hasar ve tazminat bedelleri ve bunlara ilişkin masraflardan, reasürör payı düşüldükten sonra kalan tutar ile saklama payına isabet eden muallak hasar karşılığı yeterlilik farklarından oluşur.

2) Kazanılmamış prim karşılıkları; yürürlükte bulunan sigorta sözleşmeleri için tahakkuk etmiş primlerden, komisyonlar düşüldükten sonra kalan tutarın gün esasına göre bilânço gününden sonraya sarkan kısmından, aynı esasa göre hesaplanan reasürör payının düşülmesinden sonra kalan tutardır. Ancak bu tutar, nakliyat emtia sigortalarında, yıllık primin komisyon düşüldükten sonraki tutarından şirketlerin kendi saklama paylarında kalanının % 25’ini geçemez. Kazanılmamış prim karşılığının gün esasına göre hesaplanması mümkün olmayan reasürans ve retrosesyon işlemlerinde 1/8 yöntemi uygulanabilir.

3) Hayat sigortalarında matematik karşılıklar, her sözleşme üzerinden ayrı ayrı hesaplanır. Karşılıkların, gelirleri vergiden istisna edilmiş olan menkul kıymetlere yatırılan kısmına ait faiz ve kâr payları, giderler arasında gösterilemez.

ZARAR MAHSUBU:

Kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek şartıyla aşağıda belirtilen zararlar indirim konusu yapılır:

A)Beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar

 

Devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları ile tam bölünme işlemi sonucu bölünen kurumdaki öz sermayesinin devralınan tutarını geçmeyen ve devralınan kıymetle orantılı zararların indirilmesinde aşağıdaki şartlar ayrıca aranır:

1) Son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması.

2) Devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam edilmesi.

Bu şartların ihlâli halinde, zarar mahsupları nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılır

  1. B) Türkiye’de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili olanlar hariç olmak üzere, beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar;

1) Faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahlarının zarar dahil, her yıl o ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması,

2) Bu raporun aslı ile tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibrazı, halinde indirim konusu yapılır.

Denetim kuruluşlarınca hazırlanacak raporun ekinde yer alan vergi beyanlarının, bilânço ve gelir tablosunun, o ülkedeki yetkili malî makamlarca onaylanması zorunludur. Faaliyette bulunulan ülkede denetim kuruluşu olmaması halinde, her yıla ait vergi beyannamesinin, o ülke yetkili makamlarından alınan birer örneğinin mahallindeki Türk elçilik ve konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcilerine onaylatılarak, aslının ve tercüme edilmiş bir örneğinin ilgili vergi dairesine ibrazı yeterlidir.

Türkiye’de indirim konusu yapılan yurt dışı zararın, ilgili ülkede de mahsup edilmesi veya gider yazılması halinde, Türkiye’deki beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazanç, mahsup veya gider yazılmadan önceki tutardır

DİĞER İNDİRİMLER:

  1. Ar-ge harcamalarının % 100’ü;

Mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının % 100\\’ü oranında hesaplanacak”Ar-Ge indirimi”.

Araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan giderlerden ve tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılmayan amortismana tâbi iktisadî kıymetler için hesaplanan amortisman tutarlarından verilen paylar üzerinden Ar-Ge indirimi hesaplanmaz. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devreder. Ar-Ge indiriminden yararlanılacak harcamaların kapsamını ve uygulamadan yararlanılabilmesi için gerekli belgeler ile usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

  1. Sponsorluk harcamalarının amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50’si
  2. Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ine kadar olan kısmı.

ç) (c) bendinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak kaydıyla öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin ve Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının  inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.

  1. d) Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köyler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan veya Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen ya da desteklenmesi uygun görülen;

1) Kültür ve sanat faaliyetlerine ilişkin ticarî olmayan ulusal veya uluslararası organizasyonların gerçekleştirilmesine,

2) Ülkemizin uygarlık birikiminin kültürü, sanatı, tarihi, edebiyatı, mimarîsi ve somut olmayan kültürel mirası ile ilgili veya ülke tanıtımına yönelik kitap, katalog, broşür, film, kaset, CD ve DVD gibi manyetik, elektronik ve bilişim teknolojisi yoluyla üretilenler de dahil olmak üzere görsel, işitsel veya basılı materyallerin hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve araştırmaların yayınlanması, yurt içinde ve yurt dışında dağıtımı ve tanıtımının sağlanmasına,

3) Yazma ve nadir eserlerin korunması ve elektronik ortama aktarılması ile bu eserlerin Kültür ve TurizmBakanlığı koleksiyonuna kazandırılmasına,

4) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması, rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri yapılması ve nakil işlerine,

5) Kurtarma kazıları, bilimsel kazı çalışmaları ve yüzey araştırmalarına,

6) Yurt dışındaki taşınmaz Türk kültür varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait kültür varlıklarının Türkiye\\’ye getirilmesi çalışmalarına,

7) Kültür envanterinin oluşturulması çalışmalarına,

8) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınır kültür varlıkları ile güzel sanatlar, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki ürün ve eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına,

9) Somut olmayan kültürel miras, güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki üretim ve faaliyetler ile bu alanlarda araştırma, eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve teçhizatının tedariki ile film yapımına,

10) Kütüphane, müze, sanat galerisi ve kültür merkezi ile sinema, tiyatro, opera, bale ve konser gibi kültür ve sanat faaliyetlerinin sergilendiği tesislerin yapımı, onarımı veya modernizasyon çalışmalarına,ilişkin harcamalar ile makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların % 100\\’ü. Bakanlar Kurulu, bölgeler ve faaliyet türleri itibarıyla bu oranı, yarısına kadar indirmeye veya kanunî seviyesine kadar getirmeye yetkilidir

  • Başbakanlıkça veya Bakanlar Kurulunca başlatılan yardım kampanyalarına makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdî bağışların tamamı.

 

  • İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneğine ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış veya yardımların tamamı.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların beyan edilen gelirin %10’unu aşmayan kısmı.

 

ğ)Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50’si.

Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.

  • 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanuna göre kurulan korumalı işyerlerinde istihdam edilen ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel veya ruhsal engelli çalışanlar için diğer kişi ve kurumlarca karşılanan tutar dâhil yapılan ücret ödemelerinin yıllık brüt tutarının % 100\\’ü oranında korumalı işyeri indirimi (İndirim, her bir engelli çalışan için azami beş yıl süre ile uygulanır ve yıllık olarak indirilecek tutar, her bir engelli çalışan için asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 150’sini aşamaz.).

KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER:

  1. a) Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler.
  2. b) Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler.
  3. c) Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar.

ç) Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler

  1. d) Kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri.
  2. e) Menkul kıymetlerin itibarî değerlerinin altında ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler.
  3. f) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları.
  4. g) Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderleri.
  5. h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.

ı) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50’si.

  1. i) Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan kısmı.

ÖRTÜLÜ SERMAYE:

Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır

sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır

Bu maddenin uygulanmasında;

  1. a) Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10’unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,
  2. b) Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesini, ifade eder.

Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz:

  1. a) Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar.
  2. b) Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar.
  3. c) 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar.

ç) 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.

Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

TRANSFER FİYATLANDIRMASI YOLUYLA ÖRTÜLÜ KAZANÇ DAĞITIMI:

Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder.Yöntemler şunlardır:

a)Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder.

b)Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder.

  1. c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder.

ç) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.

Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcilerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurt içindeki işlemler nedeniyle kazancın örtülü olarak dağıtıldığının kabulü Hazine zararının doğması şartına bağlıdır. Hazine zararından kasıt, emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir.

KURUMLAR VERGİSİNİN BEYANI:

Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. Her mükellef vergiye tâbi kazancının tamamı için bir beyanname verir. Ancak, tüzel kişiliği bulunmayan iktisadî kamu kuruluşları ile dernek ve vakıflara ait iktisadî işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu kamu tüzel kişileri ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir.

Beyanname, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar, tarhiyatın muhatabının Türkiye’yi terk etmesi halinde ise ülkeyi terk etmesinden önceki onbeş gün içinde verilir.Mükelleflerin şubeleri, ajansları, alım-satım büro ve mağazaları, imalâthaneleri veya kendilerine bağlı diğer iş yerleri için, bunların bağımsız muhasebeleri ve ayrılmış sermayeleri olsa dahi ayrı beyanname verilmez.

Kooperatiflerin gelirlerinin vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmez.

Dar mükellefiyete tâbi olan yabancı kurumların, kazançları elde edilme tarihinden itibaren onbeş gün içinde belirtilen vergi dairesine beyanname ile bildirmek zorundadır.

VERGİ KESİNTİSİ

(1) Kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar:

  1. a) Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri.
  2. b) Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri.
  3. c) Her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri, Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından sağlanan gelirler (Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları kesintiye tâbi tutulmaz.).

ç) Mevduat faizleri.

  1. d) Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları.
  2. e) Kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr payları.
  3. f) Birinci fıkranın (c) bendinde yer alan menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile elde edilmesi veya elden çıkarılmasından sağlanan gelirler.
  4. g) Başbayiler hariç olmak üzere 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarına ilişkin bilet, kupon ve benzerlerini satanlara, düzenlenen her türlü bahis ve şans oyunlarının oynatılmasına aracılık edenlere, diğer kişilerceçıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden.

(2) Vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan (Kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerindeki kâr payları üzerinden, bu maddenin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisine tâbi tutulan kazançlar hariç olmak üzere % 15 oranında vergi kesintisi yapılır.

3) Emeklilik yatırım fonlarının kazançları hariç olmak üzere, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yazılı kazançlardan, dağıtılsın veya dağıtılmasın, kurum bünyesinde % 15 oranında vergi kesintisi yapılır.

vergi kesintisi yapmak zorunda olanlar, bu vergileri ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı oldukları vergi dairesine, vergilendirme dönemini izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar muhtasar beyanname ile bildirmeye mecburdurlar

VERGİLENDİRME DÖNEMİ VE TARHİYAT

Kurumlar vergisinde vergilendirme dönemi, hesap dönemidir. Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerin vergilendirme dönemi ise özel hesap dönemleridir.

Kesinti suretiyle ödenen vergilerde, istihkak sahiplerince ayrıca yıllık beyanname verilmeyen hallerde, vergi kesintisinin ilgili bulunduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılır.

Kurumlar vergisi, beyannamenin verildiği vergi dairesince tarh olunur.

Kurumlar vergisi, bu Kanuna göre mükellef olanların tüzel kişiliği adına; iktisadî kamu kuruluşları ile derneklere ve vakıflara ait iktisadî işletmelerden tüzel kişiliği haiz olmayanlar için bağlı oldukları kamu tüzel kişileri ya da dernek veya vakıf adına; fonlarda fonun kurucusu adına; iş ortaklıklarında ise verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olmak üzere yönetici ortak veya ortaklardan herhangi birisi adına tarh olunur.

Kurumlar vergisi, bağlı olunan vergi dairesine beyannamenin verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse, vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi izleyen üç gün içinde tarh edilir.

 TASFİYE:

Tasfiye, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer. Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi sayılır. Tasfiyenin başladığı takvim yılı içinde sona ermesi halinde tasfiye dönemi, kurumun tasfiyeye girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam eder

ÖRNEK SORU: Tasfiyenin aynı yıl içinde sonuçlanması hali;

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi 18/1/2015
Tasfiyenin bitiş tarihi 12/12/2015
Tasfiye dönemi 18/1/2015-12/12/2015

ÖRNEK SORU:Tasfiyenin bir yıldan fazla devam etmesi hali;

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi 15/4/2015
Tasfiyenin bitiş tarihi 4/6/2017
I. Tasfiye dönemi 15/4/2015-31/12/2015
II. Tasfiye dönemi 1/1/2016-31/12/2016
III. Tasfiye dönemi 1/1/2017-4/6/2017

Tasfiyenin zararla kapanması halinde tasfiye sonucu, önceki tasfiye dönemlerine doğru düzeltilir ve önceki dönemlerde fazla ödenen vergiler mükellefe iade edilir. Nihai tasfiye sonucunda matrah beyan edilmesi halinde önceki tasfiye dönemlerinin düzeltilmesi söz konusu olmaz.

Tasfiyede zamanaşımı ise;Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde tarh zamanaşımı, tasfiyenin sona erdiği dönemi izleyen yıldan başlar.

Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde, kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmaz. Bu durumda tasfiyeden vazgeçme kararı, bu kararın alındığı tasfiye döneminin başından itibaren geçerli olacak, tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı tarihe kadar verilen tasfiye dönemi beyannameleri, normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçecektir

TASFİYE BEYANNAMELERİ:Tasfiye beyannameleri, tasfiye memurları tarafından tasfiye dönemlerinin sonundan itibaren ilgili sürelerde; tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir.

Tasfiyeye giriş tarihi ile tasfiyenin sonuçlanma tarihinin farklı takvim yıllarında gerçekleşmesi durumunda, her bir tasfiye dönemine ilişkin tasfiye beyannamesi, tasfiye memuru tarafından tasfiye döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir. Tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir

ÖRNEK SORU:

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi 4/6/2015
Tasfiyenin sonuçlandığı tarih 15/4/2017
Kıst dönem için beyanname verme süresi (1/1/2015 – 3/6/2015) 1-25/10/2015
I. Tasfiye dönemi için beyanname verme süresi (4/6/2015– 31/12/2015 1-25/04/2016
II. Tasfiye dönemi için beyanname verme süresi (1/1/2016–31/12/2016 1-25/4/2017
III. Tasfiye dönemi için beyanname verme süresi (1/1/2017–15/4/2017 15/5/2017

TASFİYE KÂRI:Tasfiye halindeki kurumların vergi matrahı tasfiye kârıdır. Tasfiye kârı, tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır.

Tasfiye kârı hesaplanırken;

  • Ortaklar veya kurum sahiplerine tasfiye esnasında avans olarak veya diğer şekillerde yapılan her türlü ödemeler tasfiyenin sonundaki servet değerine,
  • Mevcut sermayeye ilave olarak ortaklar veya sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye esnasında elde edilen ve vergiden istisna edilmiş olan kazanç ve iratlar da tasfiye döneminin başındaki servet değerine eklenecektir.
  • Tasfiye döneminin başındaki ve sonundaki servet değeri, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki bilançosunda görülen öz sermayesidir. Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde; izleyen tasfiye dönemlerinin başındaki servet değeri, bir önceki dönemin son bilançosunda görülen servet değeridir.

TASFİYE MEMURLARININ SORUMLULUĞU: Tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ve diğer itirazlı tarhiyatlar için karşılık ayırmadan alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar. Aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar.

Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak yapılacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacaktır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Tasfiye dönemi için tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tasfiye artığı tutarıyla sınırlı olacaktır.

TASFİYE İŞLEMLERİNİN İNCELENMESİ:Tasfiye beyannamesinin verilmesiyle birlikte tasfiye memurları, işlemlerinin vergi kanunları yönünden incelenmesini bir dilekçe ile isterler. Dilekçenin verilmesinden itibaren en geç üç ay içinde vergi incelemelerine başlanarak aralıksız devam edilir. Vergi incelemesinin bitmesini izleyen otuz gün içinde vergi dairesi sonucu tasfiye memurlarına yazı ile bildirir.

BİRLEŞME

Bir veya birkaç kurumun diğer bir kurumla birleşmesi, birleşme nedeniyle infisah eden kurumlar bakımından tasfiye hükmündedir. Ancak, birleşmede tasfiye kârı yerine birleşme kârı vergiye matrah olur.

Tasfiye kârının tespiti hakkındaki hükümler, birleşme kârının tespitinde de geçerlidir. Şu kadar ki, münfesih kurumun veya kurumların ortaklarına ya da sahiplerine birleşilen kurum tarafından doğrudan doğruya veya dolaylı olarak verilen değerler, kurumun tasfiyesi halinde ortaklara dağıtılan değerler yerine geçer. Birleşilen kurumdan alınan değerler Vergi Usul Kanununda yazılı esaslara göre değerlenir.

DEVİR

Aşağıdaki şartlar dahilinde gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir:

  1. a) Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanunî veya iş merkezlerinin Türkiye’de bulunması.
  2. b) Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi.

Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde, münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir; birleşmeden doğan kârlar ise hesaplanmaz ve vergilendirilmez:

1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesi ile,

2) Devir işleminin hesap döneminin kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, münfesih kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesini, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verirler.

Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder. Mahallin en büyük mal memuru, bu hususta birleşilen kurumdan ayrıca teminat isteyebilir.

BÖLÜNME VE HİSSE DEĞİŞİMİ

  1. a) Tam bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin tasfiyesiz olarak infisah etmek suretiyle bütün mal varlığını, alacaklarını ve borçlarını kayıtlı değerleri üzerinden mevcut veya yeni kurulacak iki veya daha fazla tam mükellef sermaye şirketine devretmesi ve karşılığında devredilen sermaye şirketinin ortaklarına devralan sermaye şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisseleri verilmesi, bu Kanunun uygulanmasında tam bölünme hükmündedir. Devredilen şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibarî değerinin % 10’una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi, işlemin bölünme sayılmasına engel değildir.
  2. b) Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye’deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur.
  3. c) Hisse değişimi: Tam mükellef bir sermaye şirketinin, diğer bir sermaye şirketinin hisselerini, bu şirketin yönetimini ve hisse çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması ve karşılığında bu şirketin hisselerini devreden ortaklarına kendi şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisselerini vermesi, bu Kanunun uygulanmasında hisse değişimi hükmündedir. Hisseleri devralınan şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibari değerinin %10’una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi, işlemin hisse değişimi sayılmasına engel değildir.

ÖDEME SÜRESİ:

Kurumlar vergisi, beyannamenin verildiği ayın sonuna kadar ödenir.

Tasfiye ve birleşme halinde, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar adına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh olunan vergiler, tasfiye veya birleşme nedeniyle infisah eden kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içinde ödenir. Tasfiye edilen veya birleşen kurumların bu Kanuna göre tahakkuk etmiş olup, henüz vadeleri gelmemiş bulunan vergileri de aynı süre içinde ödenir.

devir ve bölünmelerde münfesih kurum adına tahakkuk eden vergilerden;

  1. Münfesih veya bölünen kurum adına tahakkuk edenler, devralan veya birleşilen kurumun devir veya bölünmenin gerçekleştiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar,
  2. Diğer hallerde ise beyanname verme süresi içerisinde, devralan veya birleşilen kurumlarca ödenir.

2014 2.DÖNEM : (X) Anonim Şirketi (A.Ş., Şirket) 2013 yılında 4.000.000 TL Brüt Satış Karı elde etmiş olup, Şirketin faaliyet sonuçlarına ilişkin diğer bilgiler aşağıdaki gibidir.

  • Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri 600.000 TL’dir.
  • Genel Yönetim Giderleri 500.000 TL’dir (bu tutarın 60.000 TL’si ilgili alt hesapta kayıtlı Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler, 40.000 TL’si ise 6111 sayılı Kanun uyarınca bildirimde bulunulan demirbaşlara ilişkin amortismandır).
  • Ortak olunan tam mükellef kurumdan 400.000 TL kar payı elde edilmiştir.
  • Bankalardaki mevduatlardan 200.000 TL faiz geliri elde edilmiştir (ilgili bankalar faiz gelirlerinden toplam 30.000 TL vergi kesintisi yapmışlardır).
  • 2009 yılından 160.000 TL, 2010 yılından ise 70.000 TL geçmiş yıl zararları devretmiştir (2009 yılında 6111 sayılı Kanun uyarınca matrah artırımında bulunulmuştur).
  • Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga 19 uncu maddesi kapsamındaki yatırım dolayısıyla 2013 yılına devreden yatırım indiriminin endekslenmiş tutarı 750.000 TL’dir.
  • 2013 yılı ihtiyaçlarında kullanılan krediler için 300.000 TL faiz ödenmiştir.
  • 2013 yılında 120.000 TL geçici vergi ödenmiştir.

(X) A.Ş.’nin 2013 yılı Dönem Karını ve Ödenmesi Gereken Kurumlar Vergisi tutarını hesaplayınız (Kurumlar Vergisi Oranı % 20).

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) uyarınca, (X) Anonim Şirketi 2013 yılı Dönem Karı ve Ödenmesi Gereken Kurumlar Vergisi aşağıdaki gibidir.

Dönem Karı:

– Brüt Satış Karı ……………………………………………………..…………. 4.000.000 TL

– Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri ……………………………… (- 600.000 TL)

– Genel Yönetim Giderleri ………………………………………………….  (- 500.000 TL)

– Faaliyet Karı …………………………………………………………………… 2.900.000 TL

– İştiraklerden Kar Payı ……..……………………………………………… 400.000 TL

– Faiz Geliri ……………………………………………………..…………..……  200.000 TL

– Faiz Giderleri ……………………………………………………………..…..  (- 300.000 TL)

– Dönem Karı …………………………………………………………………….  3.200.000 TL

Ödenmesi Gereken Kurumlar Vergisi:

– Ticari Bilanço Karı (Dönem Karı) …………………………….………..   3.200.000 TL

– Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (60.000 + 40.000) ………   100.000 TL

– İştirak Kazançları İstisnası (KVK md. 5/1-a) ………………..…….. (- 400.000 TL)

– Mahsup Edilecek Geçmiş Yıl Zararları ((160.000/2) + 70.000) (- 150.000 TL)

– Yatırım İndirimi İstisnası ………………………………………………….   (- 750.000 TL)

– Kurumlar Vergisi Matrahı …………………………………………………    2.000.000 TL

– Hesaplanan Kurumlar Vergisi (2.000.000 x % 20) ………………  400.000 TL

– Mahsup Edilecek Vergiler (30.000 + 120.000) …………………..  (- 150.000 TL)

Ödenmesi Gereken Kurumlar Vergisi ……………………………..….    250.000 TL

  • 6111 sayılı Kanun’un 10/1 inci maddesi uyarınca, bildirimde bulunulan kıymetler için amortisman ayrılmayacağından, bu kapsamdaki demirbaşlara ilişkin 40.000 TL amortisman, kayıtlı Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler toplamına eklenmelidir.
  • Yine 6111 sayılı Kanunun 6/9 uncu maddesi uyarınca, matrah artırımında bulunulan yıllara ilişkin zararların % 50 si, 2010 ve izleyen yılların karlarından mahsup edilemeyeceğinden, 2009 yılına ilişkin devreden 160.000 TL zararın (160.000/2 =) 80.000 TL’si mahsup edilebilecektir.
  • Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 69 uncu maddesine 6009 sayılı Kanunla eklenen “vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnasının ilgili kazancın % 25’ini aşamayacağı” hükmü, Anayasa Mahkemesinin 2012/20 sayılı kararı (26.07.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır) ile iptal edildiğinden, 2013 yılına devreden yatırım indirimi istisnasının tamamı indirilebilecektir.

YABANCI ULAŞTIRMA KURUMLARINDA KURUM KAZANCININ TESPİTİ:

Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı, hasılata ortalama emsal oranlarının uygulanması suretiyle hesaplanır:

Ortalama emsal oranları:

  1. a) Kara taşımacılığında % 12,
  2. b) Deniz taşımacılığında % 15,
  3. c) Hava taşımacılığında % 5, olarak uygulanır.

Ticarî ve arızî ticarî kazançları dar mükellefiyet kapsamında vergilendirilen yabancı ulaştırma kurumlarının, Türkiye’de elde edilmiş sayılan hasılatı aşağıdaki unsurlardan oluşur:

  1. a) Türkiye sınırları içinde gerçekleşen kara taşımacılığında, bilet bedeli ile birlikte alınan gider karşılıkları dahil olmak üzere yolcu, yük ve bagaj taşıma ücreti olarak her ne adla olursa olsun aldıkları tutarlar.
  2. b) Türkiye’deki yükleme limanlarından yabancı ülkelerdeki varış limanlarına veya diğer bir kurumun gemisine aktarma yapılacak yabancı limana kadar gerçekleşen deniz ve hava taşımacılığında, bilet bedeli ile birlikte alınan gider karşılıkları dahil olmak üzere yolcu, yük ve bagaj taşıma ücreti olarak her ne adla olursa olsun aldıkları tutarlar.
  3. c) Türkiye dışındaki taşımacılık faaliyeti için diğer kurumlar hesabına Türkiye’de sattıkları yolcu ve bagaj biletleri ile Türkiye’de yaptıkları navlun sözleşmeleri dolayısıyla kendilerine verilen komisyonlar ve ücretler.

ÖRNEK: Dar mükellef A yabancı deniz ulaştırma kurumu, yük taşımacılığı yapmaktadır. Kurumun yük taşıma ücreti ile birlikte alınan gider karşılıkları dahil olmak üzere yük taşımacılığı karşılığında elde ettiği hasılatın 100.000 TL olduğunu varsayalım.

Kurumlar Vergisi Matrahı (Safi Kurum Kazancı)- 100.000 x % 15 15.000 TL
Kurumlar Vergisi (15.000 x % 20) 3.000 TL

Kurumun ulaştırma işlerinden elde ettiği kazancın ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden de Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre tevkifat yapılması gerekmektedir. Buna göre tevkifat tutarı;

 

15.000-3.000 = 12.000 x % 15 = 1.800 TL olarak hesaplanacaktır.

 

VERGİLENDİRME DÖNEMİ VE BEYAN

 

Yıllık beyan esasında vergilendirilen kurumların vergilendirme dönemi, hesap dönemidir. Ancak, kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerin vergilendirme dönemi, özel hesap dönemleridir.

Kesinti suretiyle ödenen vergilerde, istihkak sahiplerince ayrıca yıllık veya özel beyanname verilmeyen hallerde, vergi kesintisinin ilgili bulunduğu dönemler, vergilendirme dönemi sayılır.

Yıllık kurumlar vergisi beyannamesi, kurumun Türkiye’deki iş yerinin veya daimî temsilcisinin bulunduğu yerin; Türkiye’de iş yeri veya daimî temsilcisi olmadığı takdirde yabancı kuruma kazanç sağlayanların bağlı olduğu yerin vergi dairesine verilir.

Beyanname, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar, tarhiyatın muhatabının Türkiye’yi terk etmesi halinde ise ülkeyi terk etmesinden önceki onbeş gün içinde verilir.

 

 

ÖZEL BEYAN ZAMANI TAYİN OLUNAN GELİRLER

 

Dar mükellefiyete tâbi olan yabancı kurumların vergiye tâbi kazancının Gelir Vergisi Kanununda yazılı diğer kazanç ve iratlardan (telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddî hakların satışı, devir ve temliki karşılığında alınan bedeller hariç) ibaret bulunması halinde, yabancı kurum veya Türkiye’de adına hareket eden kimse, bu kazançları elde edilme tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kanunun 27 nci maddesinde belirtilen vergi dairesine beyanname ile bildirmek zorundadır

BEYANNAMENİN VERİLME YERİ

 

Özel beyan zamanı tayin olunan gelirlerle ilgili kurumlar vergisi beyannamesi;

  1. a) Taşınmazların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarda taşınmazın bulunduğu,
  2. b) Taşınırların ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarda mal ve hakların Türkiye’de elden çıkarıldığı,
  3. c) Ticarî veya ziraî bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığında elde edilen diğer kazanç ve iratlarda işletmenin bulunduğu,

ç) Arızî olarak ticarî işlemlerin yapılmasından veya bu nitelikteki işlemlere aracılıktan elde edilen kazançlar ile arızî olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde edilen kazançlarda faaliyetin yapıldığı,

  1. d) Arızî olarak Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda yolcu veya yükün taşıta alındığı,
  2. e) Zarar yazılan değersiz alacaklarla karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil olmak üzere terk edilen işlerle ilgili olarak sonradan elde edilen diğer kazanç ve iratlar ile ticarî, ziraî veya meslekî bir faaliyete hiç girişilmemesi veya ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen diğer kazanç ve iratlarda ödemenin Türkiye’de yapıldığı, yerin vergi dairesine verilir.

TARHİYATIN MUHATABI, TARH ZAMANI VE TARH YERİ

Dar mükellefiyete tâbi yabancı kurumların vergisi, bunlar hesabına Türkiye’deki müdür veya temsilcileri; müdür veya temsilcileri mevcut değil ise kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlayanlar adına tarh olunur.

Kurumlar vergisi, beyannamenin vergi dairesine verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi izleyen üç gün içinde beyannamenin verildiği veya gönderildiği vergi dairesince tarh olunur.

ÖDEME SÜRESİ

 

Dar mükellefiyette kurumlar vergisi;

  1. a) Yıllık beyanname ile bildirilenlerde beyannamenin verildiği ayın sonuna kadar,
  2. b) Muhtasar beyanname ile bildirilenlerde beyannamenin verildiği ayın yirmialtıncı günü akşamına kadar,
  3. c) Özel beyannameyle bildirilenler ile tarhiyatın muhatabının Türkiye’yi terk etmesi veya tasfiye ve birleşme hallerinde verilecek beyannamelerde ise beyanname verme süresi içinde, ödenir.

DAR MÜKELLEFİYETTE VERGİ KESİNTİSİ

Dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır:

  1. a) Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri
  2. b) Serbest meslek kazançları.
  1. c) Gayrimenkul sermaye iratları

 

ç) Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere menkul sermaye iratları.

(2) Ticarî veya ziraî kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddî hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen kişilerce % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.

(3) Tam mükellef kurumlar tarafından, Türkiye’de bir iş yeri veya daimî temsilci aracılığıyla kâr payı elde edenler hariç olmak üzere dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan (Kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) ve Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan kâr payları üzerinden bu Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisine tâbi tutulan kazançlar hariç olmak üzere % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.

(4) Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlar ile (c) bendinde belirtilen şirketlerin (b) bendindeki şartları taşıyan iştirak kazançlarından anonim veya limited şirket niteliğindeki dar mükellef kurumlara dağıtılan kâr paylarından yapılacak kesinti oranı, bu maddenin üçüncü fıkrası uyarınca uygulanan oranın yarısını aşamaz.

(5) Türkiye’de iş yeri ve daimî temsilcisi bulunmayan mükelleflerin, yetkili makamların izniyle açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticarî faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar üzerinden, kurum bünyesinde % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.

(6) Yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktardıkları tutar üzerinden, kurum bünyesinde % 15oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.

(7) Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan iş yerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın % 30 oranında vergi kesintisi yapılır.

2015 1.DÖNEM: Merkezi Fransa’da bulunan (G) Com firması Bursa ilinde oto yedek parça imalatı faaliyetinde bulunmak amacıyla piyasa araştırmalarında bulunmaktadır. Bu amaçla 13.01.2012 tarihinde Bursa ilinde ikamet etmekte olan Ahmet ALP isimli şahıs aracılığıyla Bursa ilinde 500.000.-TL bedelle bir işyeri satın almıştır. Ancak (G) Com firması projesinden vazgeçerek söz konusu işyerini 15.03.2013 tarihinde 600.000.-TL’ ye satmıştır. Yapılan satış işleminde firma 10.000.-TL gidere katlanmıştır.

(G) Com firması tarafından elde edilen kazanç yıllık kurumlar vergisi beyannamesi ile 25.04.2014 tarihinde 2013 yılı için geçerli olan 9.400.-TL istisna tutarı da dikkate alınarak 80.600.-TL beyan edilmiş ve beyan edilen bu matrah üzerinden 16.120.-TL kurumlar vergisi kanuni süresi içinde ödenmiştir. Bunun dışında başkaca bir beyanname verilmemiştir.

Veriler:

1- Endeksleme uygulaması ihmal edilecektir.

2- Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması hükümleri dikkate alınmayacaktır.

3- Tapu harcı ihmal edilecektir.

İstenen:

Yukarıda yapılan uygulamayı Kurumlar ve Gelir Vergisi Kanunu açısından değerlendirerek varsa yapılan yanlış ve/veya uygulamaları belirterek, yapılması gereken işlemleri (hesaplamaları da yaparak) yasal dayanakları ile kısaca açıklayınız.

Merkezi Fransa’da bulunan (G) Com firması’nın işyeri satış işlemine ilişkin olarak kurumlar vergisi beyannamesi vermesi yanlıştır. Ayrıca istisnadan faydalanması söz konusu değildir.

Kazancın Türü: Değer Artış Kazancı
Gayri Safi Hasılat Tutarı(600.000-500.000) 100.000.-TL
Giderler 10.000.-TL
Safi Kazanç (Matrah) (100.000-10.000) 90.000.-TL
Hesaplanan Kur. Vergisi(90.000x%20) 18.000.-TL

Yabancı kurumun elde etmiş olduğu 90.000.-TL Değer Artış Kazancı, bu işe aracılık eden Ahmet ALP tarafından 29.03.2013 tarihine kadar gayrimenkulün bulunduğu yerin vergi dairesine özel beyanname ile bildirilip aynı tarihe kadar (29.03.2013) 18.000.-TL verginin ödenmesi gerekmektedir.

KURUMLAR VERGİSİ ORANI VE GEÇİCİ VERGİ

 

Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden %20 oranında alınacaktır. Kurumlar vergisi mükelleflerince, câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında (%20) geçici vergi ödenecektir

Türkiye’de bir işyeri veya daimi temsilci suretiyle faaliyet gösteren dar mükellefiyete tabi kurumların ticari ve zirai kazançları üzerinden aynı esaslarla geçici vergi ödenecektir.

YURTDIŞINDA ÖDENEN VERGİLERİN MAHSUBU:

Yabancı ülkelerde elde edilerek Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlardan mahallinde ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, Türkiye’de bu kazançlar üzerinden tarh olunan kurumlar vergisinden indirilebilir.

Yurt dışı kazançlar üzerinden Türkiye’de tarh olunacak vergilere mahsup edilebilecek tutar, hiç bir surette yurt dışında elde edilen kazançlara kurumlar vergisi oranının uygulanmasıyla bulunacak tutardan fazla olamaz. Bu sınır dahilinde, ilgili bulunduğu kazancın Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirildiği hesap döneminde tamamen veya kısmen indirilemeyen vergiler, bu dönemi izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar indirim konusu yapılabilir.

Geçici vergilendirme dönemi içinde yurt dışından elde edilen gelirlerin bulunması halinde, bu gelirler üzerinden elde edildiği ülkelerde kesinti veya diğer şekillerde ödenen vergiler, o dönem için hesaplanan geçici vergi tutarından da mahsup edilebilir. İndirilecek tutar, yurt dışında elde edilen kazançlara, geçici vergi oranının uygulanmasıyla bulunacak tutardan fazla olamaz.

Kurumlar vergisinden indirim konusu yapılan vergilerin yabancı ülkelerde ödendiğini gösterir belgelerin, tarhiyat sırasında mükellef tarafından ibraz edilememesi halinde, yabancı ülkede ödenen veya ödenecek olan vergi, kurumlar vergisi oranını aşmamak şartıyla o ülkede geçerli olan oran üzerinden hesaplanır ve tarhiyatın bu suretle hesaplanan tutara isabet eden kısmı ertelenir. İbraz edilmesi gereken belgeler, tarh tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde ilgili vergi dairesine ibraz edildiği takdirde, bu belgelerde yazılı kesin tutara göre tarhiyat düzeltilir.

YURT İÇİNDE KESİLEN VERGİLERİN MAHSUBU

Beyannamede gösterilen kazançlardan, Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasına ve 30 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre kaynağında kesilmiş olan vergiler (hayat sigorta şirketlerinde matematik karşılıkların yatırıma yönlendirilmesinden elde edilen kazanç ve iratlar üzerinden yapılan kesintiler dahil), beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir.

Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi kesintisi yapılan kurum kazancından kâr payı alan kurumlar, aldıkları kâr payının içerdiği kesintiyi mahsup edebilirler. Mahsup edilecek tutar, ele geçen net kâr payının geçerli kesinti oranı kullanılarak brütleştirilmesi suretiyle hesaplanır

Kontrol edilen yabancı kurumlara yapılan ödemeler üzerinden Kanunun 30 uncu maddesinin yedinci fıkrası uyarınca kesilen vergiler, bu şirketin Türkiye’deki beyannameye dahil edilen kurum kazancı üzerinden hesaplanacak kurumlar vergisinden mahsup edilebilir. Ancak mahsup edilecek vergi, kontrol edilen yabancı kurumun bu ödemelerden kaynaklanan kazancına isabet eden kurumlar vergisini aşamaz.

Geçici vergilendirme dönemi içinde elde edilen gelirler üzerinden kesinti yoluyla ödenmiş vergilerin bulunması halinde bu vergiler, o dönem için hesaplanan geçici vergi tutarından da mahsup edilebilir. İlgili hesap dönemine ilişkin tahakkuk ettirilen geçici verginin sadece ödenen kısmı yıllık kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir.

mahsup edilecek vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden fazla olduğu takdirde, bu durum vergi dairesince mükellefe yazı ile bildirilir. Aradaki fark, mükellefin söz konusu yazıyı tebellüğ tarihinden itibaren bir yıl içinde başvurusu halinde kendisine iade olunur. Bir yıl içinde başvurmayan mükelleflerin bu farktan doğan alacakları düşer.

TAM MÜKELLEF KURUMLARCA YAPILACAK GELİR VERGİSİ TEVKİFATI

GVK’nun94 .maddesiçerçevesinde tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergiden muaf olanlara dağıtılan kar payları üzerinden 23.07 2006 tarihinden itibaren %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

 

TAM MÜKELLEF KURUMLARCA YAPILABİLECEK MAHSUPLAR

1-Yabancı Ülkelerde Ödenen Vergilerin Mahsubu

2-Tevkif Suretiyle Kesilen Vergilerin Mahsubu

3-Geçici Verginin Mahsubu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                  KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU

Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir:

1. Ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,

2. Her türlü mal ve hizmet ithalatı,

3. Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler:

a) Posta, telefon, telgraf, teleks ve bunlara benzer hizmetler ile radyo ve televizyon hizmetleri,

b) Her türlü şans ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanması,

c) Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi, gösterilmesi,

d )Müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar;

e) Boru hattı ile ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınmaları,

f)Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri,

g) Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticarî, sınaî, ziraî ve meslekî nitelikteki teslim ve hizmetleri,

h) Rekabet eşitsizliğini gidermek maksadıyla isteğe bağlı mükellefiyetler suretiyle vergilendirilecek teslim ve hizmetler.

Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler kdv kanunun konusu oluşturmaktadır. İşlemlerin Türkiye’de yapılması;

·                    Malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını,

·                    Hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydanılmasını ifade eder.

Burada iki kavram üzerinde durulması gerekmektedir

A)TESLİM :Aşağıdaki işlemler teslim hükmündedir:

1.           Teslim, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdi edilmesi de mal teslimidir.

2.           Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının iki veya daha fazla kimse tarafından zincirleme âkit yapılmak suretiyle, malın bu arada el değiştirmeden doğrudan sonuncu kişiye devredilmesi halinde, aradaki safhaların her biri ayrı bir teslimdir.

3.           Su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri şekillerdeki dağıtımlar da mal teslimidir.

4.           Kap ve ambalajlar ile döküntü ve tali maddelerin geri verilmesinin mutat olduğu hallerde teslim, bunlar dışında kalan maddeler itibariyle yapılmış sayılır.

5.           Trampa iki ayrı teslim hükmündedir.

 

TESLİM SAYILAN HALLER:

 

1.           Vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla verilmesi,

2.           Vergiye tabi malların, üretilip teslimi vergiden istisna edilmiş olan mallar için her ne suretle olursa olsun kullanılması veya sarfı,

3.           Mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışlarda zilyedliğin devri,

HİZMET:Teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir. Bu işlemler; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebilir.

Bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya diğer bir hizmet olması halinde bunların her biri ayrı işlem olup, hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergilendirilirler.

 

 

 

 

HİZMET SAYILAN HALLER

3065 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre, vergiye tabi bir hizmetten işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılması da hizmet sayılarak vergiye tabi tutulur.

ULUSLARARASI TAŞIMA İŞLERİ

3065 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre, Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile transit taşıma işlerinde, hizmetin (taşıma işinin) iç parkura isabet eden kısmı Türkiye’de yapılmış sayılır.

Bu hüküm ile Kanunun 1 inci maddesindeki Türkiye’de yapılan işlemlerin vergiye tabi olacağı hükmü birlikte değerlendirildiğinde, uluslararası taşıma işlerinin sadece iç parkura isabet eden kısmı vergilendirilir. Uluslararası taşıma işlerinin iç parkur dışına isabet eden kısmı ise verginin konusuna girmez. İç parkur, Türkiye’nin siyasi sınırları içindeki alandır

KATMA DEĞER VERGİSİNİN MÜKELLEFİ:

a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar,

b) İthalatta mal ve hizmet ithal edenler,

c) Transit taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar,

d) PTT İşletme Genel Müdürlüğü ve radyo ve televizyon kurumları,

e) Her türlü şans ve talih oyunlarını tertip edenler,

g) 1 inci maddenin 3 üncü fıkrasının (c) bendine giren hallerde bunları tertipleyenler veya gösterenler,

h) Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenler,

ı) İsteğe bağlı mükellefiyette talepte bulunanlardır.

2. Vergiye tabi bir işlem sözkonusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde; düzenlediği bu tür vesikalarda katma değer vergisi gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir. Bu gibi sebeplerle fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edilir.

(5) Spor-Toto, piyango (Millî Piyango dahil) ve benzeri oyunlarda oyunların teşkilat müdürlükleri,

(6) At yarışları ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında bunları tertipleyenler,

(7) Bu gibi sebeplerle fazla ödedikleri vergilerin, indirim hakkına sahip olmayanlara iadesi konusunda Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkilidir.

VERGİ SORUMLUSU

1.Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.

2. Fiilî yada kaydîenvanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğu veya belgesiz hizmet satın alındığının tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle ziyaa uğratılan katma değer vergisi, belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan mükelleften aranır.

Belgesiz mal bulundurdukları veya hizmet satın aldıkları tespit edilen mükelleflere, bu mal ve hizmetlere ait alış belgelerinin ibrazı için tespit tarihinden itibaren 10 günlük bir süre verilir. Bu süre içinde alış belgelerinin ibraz edilememesi halinde, belgesi ibraz edilemeyen mal ve hizmetlerin tespit tarihindeki emsal bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, alışlarını belgeleyemeyen mükellef adına re’sentarhedilir. Bu tarhiyata vergiziyaı cezası uygulanır.

Ancak belgesiz alınan mal ve hizmetleri satanlara, bu satışlarla ilgili olarak, vergi inceleme raporuna dayanılarak katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı takdirde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin ceza ayrıca alıcılardan aranmaz.

KDV’DE TEVKİFAT UYGULAMASI

3065 sayılı Kanunun (9/1) inci maddesine göre, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma yetkisine sahiptir.

Genel bütçeli idareler dışındaki vergi sorumluları tevkif ettikleri vergiyi, vergi sorumlularına ait 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan ederler. Bunların başka faaliyetleri nedeniyle KDV mükellefiyetlerinin bulunmaması ve dolayısıyla 1 No.lu KDV Beyannamesi vermemeleri bu uygulamaya engel değildir.

A) TAM TEVKİFAT UYGULAMASI

Bu bölüm kapsamındaki işlemlerde, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin tamamı, mal veya hizmetin alıcıları tarafından tevkifata tabi tutulur.

1.İkametgâhı, İşyeri, Kanuni Merkezi ve İş Merkezi Türkiye’de Bulunmayanlar Tarafından Yapılan İşlemler:Bu gibi hizmet ifalarında mükellef, esas olarak hizmeti ifa eden olmakla birlikte, Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmadığından, KDV’nin tamamı, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.

KDV’nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi için hizmetten Türkiye’de faydalanan muhatabın KDV mükellefi olması şart değildir. KDV mükellefiyeti bulunmayanlar da söz konusu hizmetler nedeniyle KDV tevkifatı yaparak 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan etmek ve ödemek zorundadır.

2.Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim ve Hizmetler:Serbest meslek erbabının bu uygulamadan faydalanabilmesi için KDV mükellefiyetinin sadece Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren işlemlerden ibaret olması ve işlemlerinin tamamının aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlara yapılması gerekmektedir.

3.Kiralama İşlemleri:Bu kiralama işlemleri ile ilgili KDV;

·         Kiraya verenin başka faaliyetleri nedeniyle KDV mükellefiyetinin bulunmaması (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dâhildir),

·         Kiracının KDV mükellefi olması (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dâhil değildir), şartlarının birlikte var olması halinde, kiracı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.

 

Ayrıca, kiracının;

·         Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde vergilendirilenler (istisnadan vazgeçerek KDV mükellefi olmasalar dahi),

·         Banka ve sigorta şirketleri gibi faaliyetleri KDV’den istisna olan işletmeler,

·         Sadece KDV’ye tabi işlemlerinin bulunduğu dönemlerde KDV mükellefiyeti tesis ettirerek beyanname vermeleri uygun görülenler,

·         5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar olması hallerinde de, kiralama hizmetine ait KDV söz konusu kiracılar tarafından bu bölüm kapsamında tevkifata tabi tutulacaktır.

 

4.Reklâm Verme İşlemleri:KDV mükellefi olan gerçek veya tüzel kişiler (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir),

 

KDV mükellefiyeti olmayan;

 

·         Amatör spor kulüplerine, oyuncularının formalarında gösterilmek,

·         Şahıslara veya kuruluşlara ait bina, arsa, arazi gibi yerlerde duvarlara yazılmak, pano olarak yerleştirilmek,

·         Gerçek veya tüzel kişiler tarafından yayımlanan dergi, kitap gibi yazılı eserlerde yayınlanmak, suretiyle ve bunlara benzer şekillerde reklâm vermektedirler.

Bu şekilde reklâm verme işlemleri ile ilgili KDV, reklâm hizmeti verenlerin KDV mükellefi olmaması halinde, reklâm hizmeti alanlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir

B) KISMİ TEVKİFAT UYGULAMASI

Kısmi tevkifat uygulaması kapsamında KDV tevkifatı yapmak üzere sorumlu tutulabilecekler aşağıda iki grup halinde sayılmıştır:

a) KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir)

 

b) Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olsun olmasın):

 

·         5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların teşkil ettikleri birlikler, belediyelerin teşkil ettikleri birlikler ile köylere hizmet götürme birlikleri,

·         Yukarıda sayılanlar dışındaki, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları,

·         Döner sermayeli kuruluşlar,

·         Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

·         Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları,

·         Bankalar,

·         Kamu iktisadi teşebbüsleri (Kamu İktisadi Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri),

·         Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar,

·         Organize sanayi bölgeleri ile menkul kıymetler, vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar,

·         Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan idare, kurum ve kuruluşlara ait olan (tek başına ya da birlikte) kurum, kuruluş ve işletmeler,

·         Payları Borsa İstanbul (BİST)A.Ş.nde işlem gören şirketler,

·         Kalkınma ve yatırım ajansları.

 

Okul aile birlikleri ve Sağlık Bakanlığına bağlı aile hekimliği kurumları,Tebliğin bu ayrımı kapsamında değerlendirilmez.

Belirlenmiş alıcıların birbirlerine karşı yaptıkları teslim ve hizmetlerde (şirketleşenler dahil profesyonel spor kulüplerince yapılanlar hariç), KDV tevkifatı uygulanmaz.

3065 sayılı Kanunun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri kapsamındaki teslimlerde ve bu Kanun uyarınca KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz.

Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmaz. Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılır.

Tespit edilen tutarı aşan işlemlerde KDV tevkifatı zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel parçalara ayrılamaz, aynı işleme ait bedellerin toplamı dikkate alınarak bu sınırın aşılması halinde tevkifat yapılır.

Tevkifat zorunluluğundan kaçınmak amacıyla, birden fazla fatura düzenlenmek suretiyle bedelin parçalara bölündüğünün tespiti halinde vergi dairelerince, bütünlük arzettiği anlaşılan alımların toplamının yukarıda belirtilen sınırı aşıp aşmadığına bakılarak gerekli işlemler yapılır.

 

 

 

 

 

 

KISMİ TEVKİFAT UYGULANACAK HİZMETLER VE TEVKİFAT ORANLARI

İşlemin Nevi Tevkifat Yapacak Olanlar TEVKİFAT ORANLARI
Yapım işleri ile bu işlerle birlikte ifa edilen mühendislik-mimarlık ve etüt-proje hizmetleri *Belirlenmiş Alıcılar 2/10
Etüt, plan-proje, danışmanlık, denetim ve benzeri hizmetler *Belirlenmiş Alıcılar 9/10
Makine, teçhizat, demirbaş ve taşıtlara ait tadil, bakım ve onarım Hizmetleri *Belirlenmiş Alıcılar 5/10
Yemek servi ve organizasyon hizmetleri *Belirlenmiş Alıcılar 5/10
İşgücü temin hizmetleri (özel güvenlik ve koruma hizmetleri dahil) KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 9/10
Yapı denetim hizmetleri KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 9/10
Fason olarak yaptırılan tekstil ve konfeksiyon işleri, çanta ve ayakkabı dikim işlerive bu işlere aracılık hizmetleri KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 5/10
Turistik mağazalara verilen müşteri bulma / götürme hizmetleri KDV Mükellefleri 9/10
Spor kulüplerinin yayın, reklâm ve isim hakkı gelirlerine konu İşlemleri KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 9/10
Temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmetleri KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 7/10
Servis taşımacılığı hizmeti KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 5/10
Her türlü baskı ve basım hizmetleri *Belirlenmiş Alıcılar 5/10
Külçe Metal Teslimleri Hurdadan elde edilenler dışındaki Bakır, Alüminyum ve Çinko külçe teslimleri KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 7/10
Bakır Çinko ve Alüminyum Ürünlerinin Teslimi İlk üretici ithalatçı teslimi hariç KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 7/10
Hurda ve Atık Teslimi(İstisnadan vazgeçilmesi halinde) KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 9/10
Metal, Plastik, Lastik, Kauçuk, kağıt ve cam hurda ve atıklarından elde edilen hammadde teslimi KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 9/10
Pamuk,Tiftik,yün ve yapağı ile ham post ve deri teslimleri KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 9/10
Ağaç ve orman ürünleri teslimi KDV Mükellefleri ve Belirlenmiş Alıcılar 9/10

VERGİYİ DOĞURAN OLAYIN MEYDANA GELMESİ

Vergiyi Doğuran Olay:

a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması,

b) Malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi,

c) Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması,

d) Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda, malların alıcıya teslimi,

e) Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesine başlanması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii,

g) Su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri enerji dağıtım veya kullanımlarında bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesi,

ı) İthalatta, Gümrük Kanununa göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili,

j) İkametgâhı, işyeri, kanunî merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlar tarafından yabancı ülkeler ile Türkiye arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılıkta  gümrük bölgesine girilmesi veya gümrük bölgesinden çıkılması,

k) 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depodan çekilmesi.

Anında meydana gelir.

 

 

VERGİ İNDİRİMİ

1. Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler:

a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,

b) İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi,

c) Götürü veya telafi edici usulde vergiye tabi mükelleflerden gerçek usulde vergilendirmeye geçenlerin, çıkarılan envantere göre hesap dönemi başındaki mallara ait fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,

2. Bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tâbi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez.

3. İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir

İNDİRİLEMEYECEK KDV

Aşağıdaki vergiler mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez:

a) Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisi,

b) Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi,

ÖRNEK:Oto kiralama işi yapan bir işletmenin kiralama işinde kullandığı binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV, genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacak, aynı işletmenin kiraya vermeyip işletme ihtiyaçları için kullandığı binek otomobillerinin vergisi ise indirilemeyecek, gider veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınabilecektir.

Bu çerçevede, taksi işletmecisi, sürücü kursu ve otomobil kiralama şirketi gibi işletmelerin faaliyetleri ile ilgili satın aldıkları binek otomobilleri nedeniyle ödenen KDV indirim konusu yapılabilecektir. Bu mükelleflerin binek otomobilinin alış belgesinde gösterilen KDV, ait olduğu takvim yılı aşılmamak kaydıyla, ilgili belgelerin kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde, bu araçların fiilen faaliyette kullanılmaya başlanılıp başlanılmadığına bakılmaksızın indirilebilecektir.

Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.04 tarife pozisyonunda belirtilen taşıtların sonradan değişiklik yapılarak binek otomobiline dönüştürülmesi durumunda, bu taşıtların iktisabında yüklenilen KDV ile binek otomobiline dönüşüm nedeniyle oluşacak ÖTV farkı üzerinden hesaplanacak KDV indirim konusu yapılamayacaktır. Taşıtın alımında indirim konusu yapılan KDV ise, dönüşüm işleminin yapıldığı dönemde indirim hesaplarından çıkarılarak “İlave Edilecek KDV” olarak beyan edilecektir.

c)   Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi,

2013 3.DÖNEM: (A) Anonim Şirketi (A.Ş., Şirket) alım satımını yaptığı mallardan, 2012 yılı Kasım ayında 10.000 TL’lik kısmın, Aralık ayında ise 15.000 TL’lik kısmın çalındığını tespit etmiştir. Mallar sigortalı olduğu için, durumu değerlendiren sigorta şirketi Kasım ayında 5.000 TL, Aralık ayında ise 20.000 TL ödemede bulunmuştur. Katma Değer Vergisi (KDV) oranı % 18 olan mallarla ilgili olarak, her bir çalıntı olayına ilişkin muhasebe kayıtlarını ayrı ayrı yapınız. Vergi Usul Kanunu (VUK) ve KDV Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılan kayıtların gerekçesini kısaca açıklayınız.

Şirket, Kasım ayında çalınan 10.000 TL’lik kısım için sigorta şirketinden 5000 TL ödeme aldığında, yapması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olmalıdır.

———————————— / ——————————————

102 Bankalar                                                             5.000

689 Diğer Gider ve Zararlar (KKEG)                               6.800

153 Ticari Mallar                       10.000

392 Diğer KDV                           1.800

———————————- / ——————————————–

Aralık ayında çalınan 15.000 TL’lik kısım için sigorta şirketinden 20.000 TL ödeme aldığında ise, yapması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olmalıdır.

———————————– / ——————————————-

102 Bankalar                                                             20.000

689 Diğer Gider ve Zararlar (KKEG)                                2.700

153 Ticari Mallar                             15.000

392 Diğer KDV                                 2.700

679 Diğer Olağandışı Gelir ve Kar         5.000

————————————- / —————————————–

·         VUK’un 278 inci maddesi hükmü uyarınca, şirketin çalınan malları değerleme imkanı yoktur. KDV Kanunu’nun 30/d maddesi hükmü uyarınca da, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre indirimi kabul edilmeyen giderlere ilişkin KDV’nin indirimi mümkün değildir.

·         Çalınan mala ilişkin KDV, kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) kaydedilerek düzeltilebilmektedir. Kasım ayına ilişkin kayıtta, KKEG tutarı 6.800 TL olmaktadır. Çünkü, VUK’un 330 uncu maddesi hükmü uyarınca, sigorta tazminatında olumlu farkın kara alınacağı belirtilirken, olumsuz farkın gider veya zarara alınacağı belirtilmemektedir. Bu açıdan, Aralık ayındaki olumlu fark kar olarak kaydedilmiştir.

d) Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi

İSTİSNALAR

MAL VE HİZMET İHRACATI

 

Aşağıdaki teslim ve hizmetler vergiden müstesnadır:

 

a) İhracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler, yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler, serbest bölgedeki müşteriler için yapılan fason hizmetler ve karşılıklı olmak şartıyla uluslararası roaming anlaşmaları çerçevesinde yurt dışındaki müşteriler için Türkiye’de verilen roaming hizmetleri

 

b) Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri malların teslimi anında Katma Değer Vergisi tahsil edilir. Ancak gümrükten malın çıkışı anında fatura veya belgenin ibrazında tahsil edilen Katma Değer Vergisi iade olunur.

 

Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezi bulunmayanların taşımacılık faaliyetlerine ilişkin olarak satın alacakları mal ve hizmetler ile fuar, panayır ve sergilere katılımları dolayısıyla satın alacakları mal ve hizmetler nedeniyle ödedikleri katma değer vergisi, karşılıklı olmak kaydıyla iade edilir

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlere ilişkin yabancı yapımcılar tarafından satın alınacak mal ve hizmetler nedeniyle ödenen katma değer vergisi yapımcılara iade olunur.

c) İhraç edilmek şartıyla imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait katma değer vergisi, ihracatçılar tarafından ödenmez. Mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur.

Bu kapsamda yapılan teslimlerle ilgili olarak düzenlenen faturaya;

“3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden, KDV tahsil edilmemiştir.” ifadesi yazılır.

Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren 3 ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur.

İhracatın yukarıdaki şartlara uygun gerçekleştirilmemesi halinde, tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51’inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı ile birlikte tahsil olunur. Ancak, ihraç edilmek şartıyla teslim edilen malların Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler nedeniyle ihraç edilmemesi halinde, tecil edilen vergi tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48’inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil edilir.

İhracatın mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle üç ay içinde gerçekleştirilememesi halinde, en geç üç aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde başvuran ihracatçılara, Maliye Bakanlığınca veya Bakanlığın uygun görmesi halinde vergi dairelerince üç aya kadar ek süre verilebilir.

İmalatçılar, ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların bir kısmını piyasadan hazır olarak satın alabilirler. Bu durumda, imalatçıların bizzat ürettikleri mallar için tecil-terkin uygulaması yapılır. Piyasadan hazır olarak alıp sattıkları mallar için tecil-terkin işlemi uygulanmaz.

ÖRNEK: Bir Anonim Şirket, ihraç kaydıyla satış bağlantısı kurduğu 10.000 adet gömlekten, 6.000 adedini bizzat üretmiş, 4.000 adedini de hazır olarak piyasadan satın almıştır. Bu mükellefin ihraç kaydıyla ihracatçıya teslim ettiği 10.000 adet gömleğin, bizzat imalatçısı olduğu 6.000 adedi için tecil – terkin işlemi uygulanır, kalan 4.000 adet gömlek için bu uygulamadan yararlanılamaz.

 

Bu durumda, ihracatçıya satış yapan imalatçılar, bizzat ürettikleri mallar ile piyasadan hazır olarak satın aldıkları malları, düzenleyecekleri faturada ayrı gösterebilecekleri gibi, bu mallar için ayrı fatura da düzenleyebilirler.

İmalatçı kapsamına girmeyen mükellefler, tecil-terkin uygulamasından yararlanamaz.

İHRACAT TESLİMİ VE YURT DIŞINDAKİ MÜŞTERİLER İÇİN YAPILAN HİZMETLER (KDVK MADDE 12)

1. Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır:

a) Teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmelidir.

b) Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmez.

Buna göre, serbest bölgeden gönderilen ana madde ve malzemelerin, yurtiçinde bulunan işletmelerde çeşitli işlemlere tabi tutulduktan sonra yeniden serbest bölgeye gönderilmesi suretiyle verilen fason hizmetler istisna kapsamında değerlendirilir.

Fason hizmetler dışında, Türkiye’den bu bölgelerde faaliyet gösterenlere yapılan hizmetler 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesi çerçevesinde KDV’ye tabidir.

2. Bir hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır.

a) Hizmetler yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalıdır.

b) Hizmetten yurt dışında faydalanılmalıdır.

Serbest bölgedeki müşteriler için yapılan fason hizmetler KDV’den istisnadır. Aynı Kanunun (12/3) üncü maddesi uyarınca, fason hizmetlerin serbest bölgelerdeki müşterilere yapılmış sayılabilmesi için;

·         Fason hizmetin serbest bölgelerde faaliyet gösteren müşteriler için yapılmış olması,

·         Fason hizmetten serbest bölgelerde faydalanılması,şartları birlikte gerçekleşmelidir.

Yurtdışındaki firmaların, Türkiye’ye gönderecekleri mal ve hizmetler Türkiye’de tüketildiğinden, bu firmalara söz konusu mal ve hizmetler için Türkiye’de verilen danışmanlık, aracılık, gözetim, müşteri bulma, piyasa araştırması vb. hizmetler, hizmet ihracı istisnası kapsamında değerlendirilmez ve KDV’ye tabidir. Bu durumda faydalanma kriterinin tespitinde, yapılan hizmetin ithal edilen mal ile doğrudan ilişkili olması gerekir.

Türkiye içinde taşıma hakkı bulunmayan yabancı bayraklı gemilere ve uçaklara verilen tadil, bakım, onarım hizmetleri hizmet ihracı kapsamında KDV’den istisnadır.

Türkiye’den serbest bölgelere verilen hizmetler hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmez.

ÖRNEK: Türkiye’de mükellef (Z) Mühendislik Ltd. Şti, Ürdün’de bulunan bir firma ile yaptığı anlaşma uyarınca bu firmaya Ürdün’de inşa edilecek bir tekstil fabrikası projesi çizimini yapmış ve buna ait bedeli tahsil etmiştir.

Bu hizmet, hizmet ihracatı kapsamında KDV’den istisna olup, (Z) firması, düzenleyeceği faturada KDV hesaplamaz.

ÖRNEK: Türkiye’de faaliyette bulunan (A) şirketi, Almanya’da yerleşik bir firma için, bu firmanın Türkiye’den satın aldığı tekstil ürünlerinin temin edilmesinde aracılık etmiş ve komisyon ücreti almıştır.

(A) şirketinin, bu komisyonculuk hizmeti, hizmet ihracatı kapsamında KDV’den istisnadır.

İstisnanın beyanı için, hizmete ait ödeme belgesinin (dövizin Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden bir belge, banka dekontu vb.) temin edilmiş olması zorunlu değildir.

Bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin iadesi, hizmet bedeli döviz olarak Türkiye’ye gelmeden yerine getirilmez.

ARAÇLAR, KIYMETLİ MADEN VE PETROL ARAMALARI İLE ULUSAL GÜVENLİK HARCAMALARI VE YATIRIMLARDA İSTİSNA

a)          Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu amaçla yapılan deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri, bu araçların imal ve inşaası ile ilgili olarak yapılan teslim ve hizmetler ile bunların tadili, onarım ve bakımı şeklinde ortaya çıkan hizmetler ve faaliyetleri deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçların imal ve inşası olanlara bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılacak teslim ve hizmetler

 

b)           Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler; İstisna kapsamına, liman ve hava meydanlarında yük ve yolcuya verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler de dâhil olmak üzere, deniz ve hava taşıma araçları için yapılan seyrüsefere ilişkin her türlü hizmet girmektedir.

Bu kapsamda deniz ve hava taşıma aracına verilen temizlik, güvenlik gibi hizmetler istisna kapsamında değerlendirilir. İstisna kapsamındaki hizmetin nev’inin yanı sıra, hangi deniz veya hava taşıma aracı için verildiğinin faturada gösterilmesi şarttır.

c)        Altın, gümüş, platin arama, işletme, zenginleştirme, rafinaj ve Türk Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama faaliyetlerine ilişkin olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan teslim ve hizmetler ile aynı Kanun hükümlerine göre boru hattıyla taşımacılık yapanlara bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetler,

 

d)        Yatırım Teşvik Belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makina ve teçhizat teslimleri (Şu kadar ki, yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar).

e)        Limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yaptıran mükellefler ile genel bütçeli idarelere bu işlere ilişkin olarak yapılan mal teslimleri ve inşaat taahhüt işleri,

f)         Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğüne milli savunma ve iç güvenlik ihtiyaçları için uçak, helikopter, gemi, denizaltı, tank, panzer, zırhlı personel taşıyıcı, roket, füze ve benzeri araçlar, silah, mühimmat, silah malzeme, teçhizat ve sistemleri ile bunların araştırma-geliştirme, yazılım, üretim, montaj, yedek parça, bakım-onarım ve modernizasyonuna ilişkin olarak yapılan teslim ve hizmetler ve bu teslim ve hizmetleri gerçekleştirenlere bu kapsamda yapılacak olan, miktarı ve nitelikleri yukarıda sayılan kuruluşlarca onaylanan teslim ve hizmetler.

g)        4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan malların, Başbakanlık merkez teşkilatına teslimi,

h)        5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla ilk teslimi.

TRANSİT TAŞIMACILIK

Transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık işlerinde, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek taşıma işleri vergiden müstesnadır

Bu istisna, ikametgâhı, kanunî merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan mükelleflere, ilgili ülkeler itibariyle karşılıklı olmak şartıyla tanınır.

DİPLOMATİK İSTİSNALAR

a) Karşılıklı olmak kaydıyla, yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik haklara sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler,

b) Uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlara ve bunların mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler,

İTHALAT İSTİSNASI

a)Bu Kanuna göre teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithali,

b) Geçici ithalat ve hariçte işleme rejimleri ile geri gelen eşyaya ilişkin hükümleri kapsamında gümrük vergisinden muaf veya müstesna olan eşyanın ithali,

C)Gümrük Kanunundaki transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar,

Gümrük Kanununa göre geri gelen eşyanın dışarıda bir işleme tabi tutulması veya asli kısmına bir ilave yapılması halinde eşyanın kazandığı değer farkı istisnaya dahil değildir

ÖRNEK : Kanunun (17/4-s) maddesine göre, engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programlarının teslimi KDV’den istisna olduğundan, bunların ithali de KDV’den istisnadır.

 

 

ÖRNEK: Kanunun (17/1)inci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılacak her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları, Kanunun (17/2-b) maddesi kapsamında KDV’den istisna olduğundan, söz konusu teslim veya hizmetlerin yurtdışından temin edilmesi durumunda da bu teslim ve hizmetler Kanunun (16/1-a) maddesi kapsamında KDV’den istisna tutulacaktır.

SOSYAL VE ASKERÎ AMAÇLI İSTİSNALARLA DİĞER İSTİSNALAR

1. Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar:

Genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasî partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların:

a) İlim, fen ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri,

b) Tiyatro, konser salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kültür ve eğitim faaliyetlerine ilişkin teslim ve hizmetleri,

2. Sosyal Amaç Taşıyan İstisnalar:

a) Yukarıda sayılan kurum ve kuruluşların hastane, nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, kan bankası ve organ nakline mahsus bankalar, anıtlar, botanik ve zooloji bahçeleri, parklar ile veteriner, bakteriyoloji, seroloji ve distofajin laboratuvarları gibi kuruluşlar, öğrenci veya yetiştirme yurtları, yaşlı ve engelli bakım ve huzurevleri, parasız fukara aşevleri, düşkünevleri ve yetimhaneleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri ile bunlardan sağlık hizmeti sunanların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları teslim ve hizmetler

b) 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Kanun hükümlerine tâbi özel okullarca bedelsiz verilen eğitim, öğretim hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10’unu, 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun ile 30/4/1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10’unu,üniversite ve yüksekokullarda ise % 50’sini geçmemek üzere verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri, kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları, birinci fıkrada sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları ile fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan  gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin  teslimi,

c) Yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilik ve konsoloslukları ile yabancı hayır ve yardım kurumlarına, bu maddenin 1 numaralı fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapacakları teslim ve hizmetlere ilişkin olarak yapılan teslim ve hizmetler.

d) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerine münhasır olmak üzere, bu projelendirmelerden yararlananlara verilen mimarlık hizmetleri ile projelerin uygulanması kapsamında yapılacak teslimler

e)Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kanunlarla kendilerine verilen görev gereği ve kuruluş amaçlarına uygun ruhsat, izin, onay ve benzeri hizmetleri ile bu hizmetlerle ilgili olarak kullanılacak basılı kâğıtların bu kuruluşlar tarafından teslimi (motorlu taşıtlar tescil plaka teslimleri hariç),

3. Askeri Amaç Taşıyan İstisnalar:

a)Askeri fabrika, tersane ve atölyelerin kuruluş amaçlarına uygun olarak yaptıkları teslim ve hizmetler,

4. Diğer İstisnalar:

 a) Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf ile basit usulde vergilendirilen mükellefler tarafından yapılan teslim ve hizmetler,

3065 sayılı Kanunun (17/4-a) maddesinde Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri KDV’den istisna edilmiştir.

 

Ortaklarının tamamı basit usule tabi olan adi ortaklıkların teslim ve hizmetleri de bu hüküm kapsamında değerlendirilir. Ancak ortaklarından en az birisi Gelir Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergilendirilen adi ortaklıkların teslim ve hizmetleri istisna kapsamına girmez.

Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yaptıkları teslim ve hizmetlerde işlem bedeli üzerinden KDV hesaplanmaz, bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenecek belgelerde KDV gösterilmez veya “KDV dâhildir” mealinde bir şerhe yer verilmez.

Düzenledikleri belgelerde KDV gösteren veya “KDV dâhildir” mealinde bir şerhe yer veren basit usulde vergilendirilen mükellefler, belgede ayrıca gösterilen veya iç yüzde yoluyla hesaplanan vergi tutarını 3065 sayılı Kanunun (8/2)nci maddesi gereğince beyan eder ve öderler. Ancak verilen beyannamede alışlar dolayısıyla yüklenilen vergiler indirilmez. Yüklenilen bu vergi tutarı, Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde gider veya maliyet olarak dikkate alınabilir.

Vergi daireleri, kendiliğinden başvuran ya da bu şekilde işlem yaptıkları vergi idaresince tespit edilen basit usule tabi gelir vergisi mükellefleri için geçici KDV mükellefiyeti tesis etmek suretiyle gerekli işlemi yapar.

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin, Kanunun (18/1) inci maddesi gereğince istisnadan vazgeçerek gerçek usulde KDV mükellefi olmaları halinde KDV beyannamelerini üçer aylık dönemlerde verirler.

b) Gelir Vergisi Kanununa göregerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler ile aynı Kanunun 66’ncı maddesine göre vergiden muaf olan serbest meslek erbabı tarafından yapılan teslim ve hizmetler,

c) Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde belirtilen işlemler ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemleri (Bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (a) bendi hükmü uygulanmaz. İşlem sonunda faaliyetini bırakan, bölünen veya infisah eden mükelleflerce yüklenilen ve indirilemeyen vergiler, faaliyete başlayan veya devir ve bölünme sonrasında devredilen veya bölünen kurumların varlıklarını devralan mükellefler tarafından mükerrer indirime yol açmayacak şekilde indirim konusu yapılır,

d) İktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri ile Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri

e) Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ve) sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri ile Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin (24) numaralı bendinde belirtilen kurumların kredi teminatı sağlama işlemleri,

f) Darphane ve Damga Matbaası tarafından yapılan teslim ve hizmetler,

g)  Külçe altın ve külçe gümüş teslimleri ile kıymetli taşların (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci)

Sermaye Piyasası Kanununa göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi döviz, para, damga pulu, değerli kâğıtlar, hisse senedi, tahvil, varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikaları Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören sermaye piyasası araçları metal,  plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda ve atıklarının teslimi,

 

h) Ziraî amaçlı su teslimleri ile köy tüzel kişiliklerince köyde ikamet edenlere yapılan ticarî amaçlı olmayan perakende içme suyu teslimleri kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetler,

 

ı)Serbest bölgelerde verilen hizmetler; 3065 sayılı Kanunun (17/4-ı) maddesine göre, serbest bölgelerde verilen hizmetler KDV’den müstesnadır. Ancak yurtiçinden serbest bölgeye verilen hizmetler ile serbest bölgeden yurt içine yönelik olarak verilen hizmetler KDV’ye tabidir.

 

İstisnanın kapsamına yalnızca serbest bölgede ifa edilen hizmetler girmektedir.

 

ÖRNEK: Serbest bölgede faaliyet gösteren (A) firmasına serbest bölgeye gelinerek makine bakım-onarım hizmeti verilmesi 3065 sayılı Kanunun (17/4-ı) maddesi kapsamında KDV’den istisna iken, (A) şirketinin serbest bölge dışından araç kiralaması KDV’ye tabi bulunmaktadır.

 

ÖRNEK: İthalat ve ihracat konusu malların (B) firmasınca serbest bölgelerden limanlara, limanlardan serbest bölgelere karayolu ile taşınması işleminin 3065 sayılı Kanunun genel hükümleri çerçevesinde KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.

 

j) Boru hattı ile yapılan yabancı ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınması hizmetleri,

 

k) Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimleri

 

l) Varlık yönetim şirketlerinin bankalar, özel finans kurumları ve diğer mali kurumlardan devraldığı alacakların tahsili amacıyla bu alacakların teminatını oluşturan mal ve hakların (müzayede mahallinde satışı dahil) teslimi ile aynı Kanuna göre finansal yeniden yapılandırma çerçeve anlaşmaları hükümleri kapsamında yeniden yapılandırılan borçların ödenmemesi nedeniyle bu borçların teminatını oluşturan mal ve hakların (müzayede mahallinde satışı dahil) teslimi,

 

m) Bankalar Kanunu uyarınca; mal ve hakların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna teslimi ile bunların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından (müzayede mahallinde satışı dahil) teslimi, bu Fonun devraldığı alacakların tahsili amacıyla, bunların teminatını oluşturan mal ve hakların (müzayede mahallinde satışı dahil) teslimi ve temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetimleri devralınan şirketlerin aktiflerinin Fon alacaklarının tahsili amacıyla (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) teslimi,

 

n) Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilen haber hizmetleri.

o)Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda; ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri ile vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması

 

p) Hazinece yapılan taşınmaz teslimi ve kiralamaları, irtifak hakkı tesisi, kullanma izni ve ön izin verilmesi işlemleri ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca yapılan arsa ve arazi teslimleri.

r) Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.

 

İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.

 

s) Engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları.

 

ş) konut finansmanı amacıyla teminat gösterilen veya ipotek konulan konutun, konut finansman kuruluşları, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, ipotek finansmanı kuruluşları ya da üçüncü kişilere teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışlar dahil) ile bu şekilde alınan konutun, konut finansman kuruluşları, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı veya ipotek finansmanı kuruluşları tarafından teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışı dahil).

 

t) 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla teslimleri (Bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından 30 uncu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmaz.).

 

u) Menkul, gayrimenkul ve maddi olmayan varlıkların, varlık kiralama şirketlerine devri ile bu varlıkların varlık kiralama şirketlerince kiralanması ve devralınan kuruma devri.

 

y) Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında; finansal kiralama şirketlerince bizzat kiracıdan satın alınıp geriye kiralanan taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu taşınmazın mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralanmaya konu taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri.

Vergiden istisna edilmiş işlemleri yapanlar, ilgili vergi dairesine yazılı başvuruda bulunarak, belirtecekleri işlem türleri için vergiye tâbi tutulmalarını talep edebilirler. Bu talebin dilekçede belirtilen ve dilekçe tarihinden sonra ifa edilen işlemlerin tamamını kapsaması şarttır.

 

İstisnadan vazgeçeceklerin talepleri üzerine, vergi dairesince, vergi mükellefiyetleri talep tarihinden itibaren tesis olunur. Bu şekilde mükellef olanlar üç yıl geçmedikçe mükellefiyetten çıkamazlar. Mükellefler üç yıllık sürenin bitiminden önce mükellefiyetten çıkma talebinde bulunmadıkları takdirde mükellefiyet yeniden üç yıl süre ile uzatılmış sayılır

 

TESLİM VE HİZMET İŞLEMLERİNDE MATRAH

 

Teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir. Bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade eder.

Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez.

İTHALATTA MATRAH

İthalatta verginin matrahı aşağıda gösterilen unsurların toplamıdır:

a) İthal edilen malın gümrük vergisi tarhına esas olan kıymeti, gümrük vergisinin kıymet esasına göre alınmaması veya malın gümrük vergisinden muaf olması halinde sigorta ve navlun bedelleri dahil (CIF) değeri, bunun belli olmadığı hallerde malın gümrükçe tespit edilecek değeri,

b) İthalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar,

 

c) Gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur parkı gibi ödemeler.

ÖZEL MATRAH ŞEKİLLERİ

Özel matrah şekilleri şunlardır:

a) Spor-Toto oyununda ve Millî Piyango dahil her türlü piyangoda, oyuna ve piyangoya katılma bedeli,

b) At yarışları ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında bu yarış ve oyunlara katılma karşılığında alınan bedel ile bunların icra edildiği mahallere giriş karşılığında alınan bedel,

c) Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar ve yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi ve gösterilmesinde bunların icra edildiği mahallere giriş karşılığında alınan bedel ile bu mahallerde yapılan teslim ve hizmetlerin bedeli,

d) Gümrük depolarında ve müzayede mahallerinde yapılan satışlarda kesin satış bedeli ile 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde, senedin en son işlem gördüğü borsada oluşan değeri

e) Altından mamül veya altın ihtiva eden ziynet eşyaları ile sikke altınların teslim ve ithalinde matrah, külçe altın bedeli düşüldükten sonra kalan miktardır,

 

MATRAHA DAHİL OLAN UNSURLAR

a) Teslim alanın gösterdiği yere kadar satıcı tarafından yapılan taşıma, yükleme ve boşaltma giderleri,

b) Ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim, harç, pay, fon karşılığı gibi unsurlar,

c) Vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan hertürlü menfaat, hizmet ve değerler.

MATRAHA DAHİL OLMAYAN UNSURLAR

a) Teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticarî teamüllere uygun miktardaki iskontolar,

b) Hesaplanan katma değer vergisi.

EMSAL BEDELİ VE EMSAL ÜCRETİ

1. Bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrah işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücretidir.

2. Bedelin emsal bedeline veya emsal ücretine göre açık bir şekilde düşük olduğu ve bu düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple açıklanamadığı hallerde de, matrah olarak emsal bedeli veya emsal ücreti esas alınır.

3. Emsal bedeli ve emsal ücreti Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tespit olunur.

4. Katma değer vergisi uygulaması bakımından emsal bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamule düşen hissenin bedele katılması mecburidir.

5. Serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz.

ORAN

KDV oranı, vergiye tabi her bir işlem için % 10’dur.

Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye dayanılarak mal ve hizmetlere uygulanan KDV oranlarını belirleyen2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesiyle mal teslimleri ile hizmet ifalarına uygulanacak KDV oranları, söz konusu Kararnameye;

 

·         Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi işlemler için (% 18),

·         Ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için (% 1),

·         Ekli (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için (% 8),

olarak tespit edilmiştir.

KISMÎ VERGİ İNDİRİMİ

indirim hakkı tanınan işlemlerle indirim hakkı tanınmayan işlemlerin bir arada yapılması halinde, fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisinin ancak indirim hakkı tanınan işlemlere isabet eden kısmı indirim konusu yapılır.

MATRAH VE İNDİRİM MİKTARLARININ DEĞİŞMESİ

Malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vukubulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vukubulduğu dönem içinde düzeltir. Şu kadar ki, iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesi şarttır.

VERGİLENDİRME DÖNEMİ

1.            Katma Değer Vergisinde vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Ancak, Maliye ve Gümrük Bakanlığı mükelleflerin yıllık gayri safi hâsılatlarına göre üç aylık vergilendirme dönemi yerine birer aylık vergilendirme dönemi tespit etmeye yetkilidir.

2. Aşağıdaki hallerde vergilendirme dönemi:

a) Götürü usulde vergilendirilen mükellefler için bir takvim yılı,

b) Vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar için bir ay,

c) İthalat, transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımacılık işlerinde gümrük bölgesine girildiği veya gümrük bölgesinden çıkıldığı andır.

 

BEYAN ESASI

1. Katma Değer Vergisi, bu Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça mükelleflerin yazılı beyanları üzerine tarholunur.

2. Vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar tarafından yapılır,

3. Herhangi bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemleri bulunmayan mükellefler de beyanname vermek mecburiyetindedirler.

4. İthalatta alınan Katma Değer Vergisi, gümrük giriş beyannamesindeki beyan üzerine, gümrük giriş beyannamesi verilmeyen haller ve motorlu kara taşıtları ile Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan yük ve yolcu taşımaları ile transit taşımalara ait Katma Değer Vergisi mükelleflerin yapacakları özel beyan üzerine tarholunur.

BEYANNAME VERME ZAMANI

1.Mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar Katma Değer Vergisi beyannamelerini, vergilendirme dönemini takibeden ayın 24. günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlüdürler.

2. Katma Değer Vergisi beyanının gümrük giriş beyannamesi veya özel beyanname ile yapılması gerektiği hallerde bu beyannameler vergi mükellefiyetinin başladığı anda ilgili gümrük idaresine verilir.

3.İşi bırakan mükellefin Katma Değer Vergisi beyannamesi, işin bırakıldığı tarihi izleyen ayın 24. günüakşamına kadar verilir.

4. Mükellefin ölümü halinde, KDV beyannamesinin verilme süresine üç ay eklenir.

5. Memleketi terk halinde, KDV beyannamesi, memleketi terke takaddüm eden 15 gün içinde verilir.

ÖRNEK:16 Kasım 2015 günü memleketi terk etmeye karar veren KDV mükellefi, Kasım 2015 vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesini memleketi terke takaddüm eden 15 gün olan 1 Kasım ile 16 Kasım 2015 tarihleri arasında verir.

 

 

KDV Beyanname Çeşitleri;

Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerce verilmek üzere 1 no’lu KDV Beyannamesi
Vergi sorumluları tarafından verilmek üzere

 

2 no’lu KDV Beyannamesi

 

İcra daireleri, mahkeme satış memurlukları ve gerçek usulde KDV mükellefiyeti olmayanlar tarafından müzayede mahallinde yapılan satışlarda verilmek üzere 5 no’lu KDV Beyannamesi

KDV TARH YERİ

1. Katma Değer Vergisi, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.

2. Mükellefin, ayrı ayrı vergi dairelerinin faaliyet bölgelerinde iş yerleri varsa, Katma Değer Vergisi, Gelir veya Kurumlar Vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesi tarafından tarh olunur.

3. Gayrimenkul teslimlerinde mükellefin istemi halinde, Katma Değer Vergisi beyan üzerine gayrimenkulün bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.

4.İthalde alınan Katma Değer Vergisi ilgili gümrük idaresince tarh olunur.

5.İkametgâhı, kanunî merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlar tarafından motorlu kara taşıtlarıyla Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılığa ait Katma Değer Vergisi de, ilgili gümrük idaresince tarh olunur.

TARHİYATIN MUHATABI;

KDV, verginin mükellefi gerçek kişi ise gerçek kişi adına; verginin mükellefi tüzel kişi ise tüzel kişi adına tarholunur.

 

Şu kadar ki;

 

a) Adi ortaklıklarda, verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olmak üzere, ortaklardan herhangi biri;

 

b) Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler ile kanuni merkez ile iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayan tüzel kişilerde, bu Kanuna göre vergi kesintisi yapmakla sorumlu kişi;

 

·         Vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulan bir şahsın bulunmaması halinde, mükellefin Türkiye’deki daimi temsilcisi;

·         Türkiye’de birden fazla daimi temsilcisinin mevcudiyeti halinde mükellefin tayin edeceği temsilci;

·         Tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamışsa temsilcilerden herhangi birisi;

·         Daimi temsilci mevcut değilse, işlemleri mükellef adına yapanlar; tarhiyata muhatap tutulur.

TARH ZAMANI

KDV, beyannamenin verildiği günde tarholunur. Beyanname posta ile gönderilmişse, beyannamenin vergiyi tarh edecek daireye geldiği günden itibaren yedi gün içinde tarholunur.

VERGİNİN ÖDENMESİ

1. Beyanname vermek mecburiyetinde olan mükellefler ile vergi kesmekle sorumlu tutulanlar, bir vergilendirme dönemine ait katma değer vergilerini beyanname verecekleri ayın 26. günü akşamına kadar ödemeye mecburdurlar.

2.İthalde alınan katma değer vergisi, gümrük vergisi ile birlikte ve aynı zamanda ödenir. İthal sırasında alınan Katma Değer Vergisi gümrük makbuzunda ayrıca gösterilir.

3.Gümrük vergisine tabi olmayan ithalata ve ikametgâhı, kanunî merkezi ve iş merkezi yurt dışında bulunanlar tarafından motorlu kara taşıtlarıyla Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılığa ait Katma Değer Vergisi, bu işlemlere ait özel beyannamelerin verilme süresi içinde ödenir.

4.Beyanname vermek mecburiyetinde olmayan mükelleflerin Katma Değer Vergisi, tarh süresi içinde ödenir.

 

DÜZELTME İŞLEMLERİ

Bu kanuna göre vergisi ödenmeden veya eksik ödenerek yurda sokulan eşyaların hiç alınmamış veya eksik alınmış Katma Değer Vergileri hakkında Gümrük Kanunundaki esaslara göre işlem yapılır. Ancak, indirim hakkı tanınan işlemlere konu eşyanın serbest dolaşıma girdiği tarihin içinde bulunduğu veya sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak vergi dairesine verilen beyannamelere göre ödenen katma değer vergisi (sorumlu sıfatıyla ödenenler hariç), ithalde hiç ödenmemesi veya eksik ödenmesi nedeniyle tahsili gereken katma değer vergisinden düşülür.

 

İthal edilen eşya ile ilgili olarak; katma değer vergisinden müstesna olduğu halde yanlışlıkla alınan veya fazla alındığı anlaşılan Katma Değer Vergisi, indirim hakkına sahip olmayan mükelleflere, Gümrük Kanuna göre iade olunur.

MUHATAP

 

Gümrükte tarhedilen Katma Değer Vergisi, tarh sırasında hazır bulunan mükellefe, kanunî temsilcisine, adına hareket eden komisyoncusu ile gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlara tebliğ edilir.

 

VERGİ TEMİNATI

Mükelleflerin fabrika, imalathane, ticarethane, şube satış mağazası ve depolarında mevcut ilk madde, yarı mamul ve mamul madde stokları, üçüncü şahıslara satılmış veya rehnedilmiş olsa dahi, Katma Değer Vergisi ile zam ve cezaların teminatı hükmünde olup, bedellerinden ilk önce sözü edilen hazine alacağı tahsil olunur.

VERGİNİN GİDER KAYDEDİLEMEYECEĞİ

Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan Katma Değer Vergisi ile mükellefçe indirilebilecek Katma Değer Vergisi, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                 ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNU

 

VERGİNİN KONUSU

1. Bu Kanuna ekli;

a) (I) sayılı listedeki malların ithalatçıları veya rafineriler dahil imal edenler tarafından teslimi,

b) (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların ilk iktisabı,

c) (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanlar ile (III) ve (IV) sayılı listelerdeki malların ithalatı veya imal ya da inşa edenler tarafından teslimi,

d) (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanların özel tüketim vergisi uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışı,

Bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tâbidir.

 

VERGİYİ DOĞURAN OLAY

Vergiyi doğuran olay;

a) Mal teslimi veya ilk iktisap hallerinde malın teslimi veya ilk iktisabı,

b) Malın tesliminden önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi,

c) Kısım kısım mal teslim edilmesi mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi,

d) Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda malların alıcıya teslimi,

e) İthalatta, 4458 sayılı Gümrük Kanununa göre gümrük yükümlülüğünün doğması, ithalat vergilerine tâbi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescilidir.

 

 

 

MÜKELLEF VE VERGİ SORUMLUSU

1. Özel tüketim vergisinin mükellefi, bu Kanuna ekli;

a) (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanları imal, inşa veya ithal edenler ile bu malların müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler,

b) (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanlar için; motorlu araç ticareti yapanlar, kullanmak üzere ithal edenler veya müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenlerdir.

2. Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni ve iş merkezlerinin bulunmaması halleri ile gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tâbi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.

3. Fiilî veya kaydîenvanter sırasında bu Kanuna ekli listelerdeki malların belgesiz olarak bulundurulduğunun tespiti halinde, belgesiz mal bulunduran mükelleflere, bu malların alış belgelerinin ibrazı için tespit tarihinden itibaren 10 günlük bir süre verilir. Bu süre içinde alış belgelerinin ibraz edilememesi halinde, belgesi ibraz edilemeyen malın tespit tarihindeki emsal bedeli üzerinden hesaplanan özel tüketim vergisi, alışını belgeleyemeyen mükellef adına re’sen tarh edilir. Tarh edilecek özel tüketim vergisi, asgari maktu vergi tutarına göre hesaplanacak vergiden az olamaz. Bu tarhiyata vergi ziyaı cezası uygulanır.

Ancak, belgesiz mal bulunduran mükelleflere bu malları satanlara, bu satışları ile ilgili vergi inceleme raporuna dayanılarak özel tüketim vergisi tarhiyatı yapıldığı takdirde, ayrıca alıcıdan özel tüketim vergisi ve buna ilişkin ceza aranmaz.

İHRACAT İSTİSNASI

1. Bu Kanuna ekli listelerdeki malların ihracat teslimleri aşağıdaki şartlarla vergiden müstesnadır.

a) Teslim yurt dışındaki bir müşteriye yapılmalıdır. Yurt dışındaki müşteri tabiri; ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezleri yurt dışında olan alıcılar ile yurt içinde bulunan bir işletmenin, yurt dışında faaliyet gösteren şubelerini ifade eder.

b) Teslim konusu mal, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinden çıkmış olmalıdır. Malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket edenlere veya bizzat alıcıya işlenmek ya da herhangi bir şekilde değerlendirilmek üzere yurt içinde teslimi ihracat sayılmaz.

 

2. İhraç edilen malların alış faturaları ve benzeri belgeler üzerinde gösterilen ve beyan edilen özel tüketim vergisi ihracatçıya iade edilir.

DİPLOMATİK İSTİSNA

Bu Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı listelerde yer alan malların, karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilikleri, konsoloslukları ve uluslararası anlaşmalarla vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlar ve bunların diplomatik haklara sahip mensupları tarafından kendi ihtiyaçları için ilk iktisabı, ithali veya bunlara teslimi vergiden müstesnadır.

DİĞER İSTİSNALAR

Bu Kanuna ekli;

1. (I) sayılı listede yer alan malların;

a) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilâtının ihtiyacı için bu kuruluşlara veya bunların gerek göstermeleri üzerine ve işlemlerin bu kuruluşlar adına yapılması koşuluyla akaryakıt ikmalini yapanlara teslimi,

b) 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama ve istihsal faaliyetlerinde kullanılmak üzere bu faaliyetleri yapanlara teslimi,

c)4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca tasfiyelik hale gelenlerinin tabii afetler, bulaşıcı hastalıklar ve benzeri olağanüstü durumlarda genel ve özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere ve bunların teşkil ettikleri birliklere bedelsiz teslimi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 16/A maddesi uyarınca tasfiyelik hale gelenlerinin bu bentte sayılanlara bedelsiz teslimi

2. (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik oranı % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,

b) 87.03 G.T.I.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm3‘ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dâhil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin % 50’sinin altında olanlar ile sürücü dâhil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,

c) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğineuygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,

d) Bu bendin (a), (b) ve (c) alt bentleri kapsamındaki araçların aynı alt bentlerde belirtilen malûl ve engelliler tarafından ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hâle gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılmasında, bu alt bentler kapsamındaki araçları hurdaya çıkaran malûl ve engelliler tarafından,

Beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı,

3. a) (II) sayılı listede yer alan mallardan; uçak ve helikopterlerin Türk Hava Kurumu tarafından ilk iktisabı,

b) (II) sayılı listede yer alan malların,  Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ilk iktisabı,

c) (II) sayılı listedeki 8701.20, 87.04, 87.05 ve 87.09 G.T.İ.P. numaralarında yer alan malların, münhasıran petrol arama faaliyetinde kullanılmak üzere ilk iktisabı,

4. (IV) sayılı listedeki 9302.00 ve 93.03 tarife pozisyonunda yer alan malların Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Milli İstihbarat Teşkilâtı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğüne teslimi veya bunlar tarafından ithali,

5. (IV) sayılı listede yer alan malların genel ve katma bütçeli dairelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere ve bunların teşkil ettikleri birliklere bedelsiz teslimi veya bunlar tarafından bedelsiz olarak ithali,

6. Kanuna ekli listelerdeki mallardan 4458 sayılı Gümrük Kanununun 167 nci maddesi [(5)numaralı fıkrasının (a) bendi ile (7) numaralı fıkrası hariç], geçici ithalat ve hariçte işleme rejimleri ile geri gelen eşyaya ilişkin hükümleri kapsamında gümrük vergisinden muaf veya müstesna olan eşyanın ithali (Bu Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen ihracat istisnası ile 8 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen ihraç kaydıyla teslimlerde verginin tecil ve terkin edilmesi uygulamasından yararlanılarak ihraç edilen, ancak 4458 sayılı Gümrük Kanununun 168, 169 ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelen eşyanın ithalat istisnasından faydalanabilmesi için, bu eşya ile ilgili olarak ihracat istisnasından veya tecil-terkin uygulamasından faydalanılan miktarın gümrük idaresine ödenmesi veya bu miktar kadar teminat gösterilmesi şarttır.),

7. 4458 sayılı Gümrük Kanununun transit, gümrük antrepo, dahilde işleme, gümrük kontrolü altında işleme rejimlerine tâbi tutulanlar ile serbest bölgeler ve geçici depolama yerleri hükümlerinin uygulandığı mallar,

Vergiden müstesnadır.

VERGİNİN TECİLİ

1. Bu Kanuna ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların; (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanılmak üzere mükellefler  tarafından tesliminde tarh ve tahakkuk ettirilen özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek kısmı, teminat alınmak suretiyle tecil olunur. Söz konusu malların tecil tarihini takip eden aybaşından itibaren oniki ay içinde (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanılması halinde tecil olunan vergi terkin edilir. Bu hükümlere uyulmaması halinde, bu malların tecil-terkin işlemi dışındaki amaçlarla tesliminde tarh edilmesi gereken vergi tutarından, daha önce tahsil edilen verginin mahsubundan sonra kalan tutar, vade tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı ile birlikte alıcıdan tahsil edilir. Ancak, tecil edilen verginin 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler dolayısıyla terkin edilememesi halinde bu vergi, tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edilir.

2. İhraç edilmek şartıyla ihracatçılara teslim edilen mallara ait özel tüketim vergisi, mükelleflerce ihracatçılardan tahsil edilmemesi şartıyla, bu mükelleflerin talebi üzerine vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Söz konusu malların ihracatçıya teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde tecil edilen vergi terkin olunur. İhracatın yukarıdaki şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde, tecil olunan vergi vade tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı ile birlikte tahsil olunur. Ancak, ihraç edilmek şartıyla teslim edilen malların 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler nedeniyle ihraç edilememesi halinde, tecil edilen vergi, tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil edilir.

3. (III) sayılı listede yer alan malların tamamının ya da bir kısmının tesliminde veya ithalinde tahakkuk eden vergiyi, teminat alınmak suretiyle, bu malların tüketiciye teslimine kadar (bu safha dahil) tecil ettirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

VERGİLEME ÖLÇÜLERİ VE MATRAH

1. (I) sayılı listedeki mallar için belirlenen maktu vergi tutarları kilogram, litre, metreküp, standart metreküp, kilokalori veya bunların alt ve üst birimleri ile gerektiğinde büyüklükleri de dikkate alınarak kap, ambalaj veya adet olarak uygulanabilir.

2.(III) sayılı listenin (A) cetvelindeki mallar için asgari maktu vergi tutarları ile (B) cetvelindeki mallar için asgari maktu vergi ve maktu vergi tutarları;

a) (A) cetvelindeki mallardan, 2203.00 G.T.İ.P. numaralı mallar için bir litredeki her bir alkol derecesi, 22.04, 22.05 (2205.10.90.00.12 hariç) ve 2206.00 G.T.İ.P. numaralı mallar için her bir litre, diğer mallar için içerdiği alkolün her bir litresi itibarıyla,

b)(B) cetvelindeki mallar için asgari maktu vergi tutarları perakende satışa sunulan sigaraların birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara, diğer tütün mamullerinin birim ambalajı içindeki mamulün her bir gramı itibarıyla, maktu vergi tutarları ise 20 adet sigaradan veya 50 gram tütünden oluşan birim ambalaj itibarıyla (Birim ambalajların farklı adet veya gramdan oluşması halinde vergi tutarı, anılan adet veya grama göre oranlanarak hesaplanır.),

Uygulanır.

3. (II), (III) [(B) cetvelindekiler hariç] ve (IV) sayılı listelerdeki mallar için verginin matrahı; bunların teslimi, ilk iktisabı ve ithalinde, hesaplanacak özel tüketim vergisi hariç, katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül eder.

4. (III) sayılı listenin (B) cetvelindeki mallar için verginin matrahı; bunların nihai tüketicilere perakende satış fiyatıdır.

5.(III) sayılı listenin (A) cetvelindeki mallar için asgari maktu vergi tutarlarına göre hesaplanacak vergi tutarından az olmamak üzere yalnızca nispi vergi uygulanır. (B) cetvelindeki mallar için maktu vergi ile birlikte, asgari maktu vergi tutarına göre hesaplanacak vergi tutarından az olmamak üzere nispi vergi uygulanır.

ORAN VEYA TUTAR

1. Özel tüketim vergisi, bu Kanuna ekli listelerde yazılı malların karşılarında gösterilen tutar ve/veya oranlarda alınır.

(II) sayılı listedeki mallardan alınacak vergi, mükellefin bu malı alış bedeli ile her hâlükârda bu malların imalatçısının satış bedeli veya ithalatta hesaplanan katma değer vergisi matrahı üzerinden malın tabi olduğu orana göre hesaplanan vergi tutarından az olamaz. Verginin, mükellefin alış bedeli üzerinden hesaplandığı durumlarda, malı teslim tarihine kadar bu malı mükellefe teslim eden tarafından yüzde 10’a kadar yapılan indirimler alış bedelinden de indirilebilir. Ancak bu indirimler sonrası kalan tutar, malın imalatçısının satış bedelinden veya ithalatta hesaplanan katma değer vergisi matrahından düşük olamaz. Maliye Bakanlığı, bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

2. Bakanlar Kurulu, topluca veya ayrı ayrı olmak üzere;

a) (I) sayılı listedeki mallar için uygulanan maktu vergi tutarlarını, her bir mal itibarıyla en yüksek vergi tutarının yarısına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, bu sınırlar içinde mal cinsleri, özellikleri, kullanım yerleri veya ithalatın şekline göre farklı tutarlar tespit etmeye,

b)(III) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları her bir mal itibarıyla sıfıra kadar indirmeye, (A) cetvelindeki mallar için dört katına (B) cetvelindeki mallar için yarısına kadar artırmaya, asgari maktu vergiyi her bir mal itibarıyla sıfıra kadar indirmeye, (A) cetvelindeki mallar için iki katına (B) cetvelindeki mallar için bir katına kadar artırmaya, bu sınırlar içinde malların cinsleri, özellikleri, fiyat grupları, alkol dereceleri ve içerdiği alkol miktarına göre farklı vergi oranı ve asgari maktu vergi tutarı belirlemeye,

(B) cetvelindeki mallar için listede yer alan asgari maktu vergi tutarlarının, perakende satışa sunulan ürünlerin birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara adedi, diğer tütün mamullerinin birim ambalajı içindeki mamulün her bir gramı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın %20’sine tekabül eden tutarı aşmamak üzere; birim ambalaj itibarıyla maktu vergi tutarı belirlemeye, bu tutarı malların cinsleri, özellikleri, ambalajları (paketleri) ve bunların fiyatları ve fiyat grupları itibarıyla farklılaştırmaya,

c) (II) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları bir katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye; uygulanmakta olan oranları EURO normlarını sağlayan katalitik konvertör sistemi ile teçhiz edilmiş taşıtlarda yarısına kadar indirmeye, kanunî oranına kadar çıkarmaya,

d) (IV) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları sıfıra kadar indirmeye, % 25’e kadar artırmaya,

e) Listelerde gümrük tarife pozisyonu veya tarife alt pozisyonu olarak yer alan malların her biri için belirlenmiş olan oran veya tutarların alt ve üst sınırları içinde kalmak suretiyle, bu pozisyonların altında yer alan mallar itibarıyla farklı vergi tutarları veya oranları belirlemeye,

Yetkilidir.

3. (III) sayılı listedeki mallar için belirtilen asgari maktu vergi tutarları veya Bakanlar Kurulunca bunlara ilişkin belirlenen en son asgari maktu vergi ve maktu vergi tutarları, ocak ve temmuz aylarında, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından ilan edilen üretici fiyat endeksinde son altı ayda meydana gelen değişim oranında, bu değişimin ilanı gününden geçerli olmak üzere yeniden belirlenmiş sayılır. Bakanlar Kurulu, uygulama dönemlerini gün veya ay olarak belirlemeye veya belirleyeceği mallar ve aylar itibarıyla yeniden belirlenmiş sayılan tutarların uygulanmamasına karar vermeye yetkilidir.

4. (I) sayılı listedeki mallar için uygulanan maktu vergi tutarlarının, bu maddenin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından farklı tespit edilmesi halinde; Maliye Bakanlığı vergi farklılaştırmasını, verginin mükellefe veya vergiye tâbi işlemlere taraf olanlara iadesi yöntemi ile uygulamaya, teminat istemeye, bu teminatın türü, tutarı ve çözümüne ilişkin usul ve esaslar ile verginin iadesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

MÜTESELSİL SORUMLULUK VE CEZA UYGULAMASI

1. Gerçek veya tüzel kişiler tarafından ithal edilen ham petrolün Türkiye’deki rafinerilere fason olarak rafine ettirilmesi sonucu elde edilen (I) sayılı listedeki malların tesliminde doğacak özel tüketim vergisinin ödenmesinden, ham petrol ithalini gerçekleştirenlerle birlikte, ilgili rafineri şirketi müteselsilen sorumludur.

2. (I) sayılı listedeki malları teslim alanların, bu malları daha yüksek tutarda vergiye tâbi bir mal olarak kullanmak veya üçüncü kişilere satmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet vermeleri halinde, ziyaa uğratılan vergi bunlar adına tarh olunur ve tarhiyata 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesine göre vergi ziyaı cezası uygulanır.

3. (II) sayılı listedeki malların ilk iktisabı, teslimi veya ithaline ilişkin işlemleri gerçekleştirenler, bu işlemlerden önce özel tüketim vergisinin ödendiğini gösteren belgeleri aramak zorundadırlar. Bu mecburiyete uymamak suretiyle gerekli verginin ödenmesinden önce işlem yapan gümrük memurları, kayıt ve tescile yetkili memurlar, motorlu araç ticareti yapanlar, bu malların müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler ile icra memurları, ziyaa uğratılan vergi, vergi cezası ve gecikme faizinden mükellefle birlikte müteselsilen sorumludurlar. Ancak bunlar, ödemek zorunda kaldıkları vergi, ceza ve faizler için mükellefe rücu hakkına sahiptirler.

4.5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 18 inci maddesinin verdiği yetki uyarınca kullanılma zorunluluğu getirilen ulusal markeri bulunmayan ya da standartlara uygun olmayan özel tüketim vergisine tabi malları bulundurduğu tespit edilenler adına, malların tespit tarihindeki miktarı üzerinden 11 inci maddedeki esaslara göre özel tüketim vergisi resen tarh edilir. Bu tarhiyata ayrıca vergi ziyaı cezası uygulanır

5.213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin verdiği yetki uyarınca kullanılma zorunluluğu getirilen özel etiketi veya işareti olmayan özel tüketim vergisine tabi malların bulundurulduğunun tespit edilmesi halinde, bu malları bulunduranlar adına; her bir tespit için bu Kanuna ekli (III) sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan malların 50 litreyi, (B) cetvelinde yer alan 2402.20 ve 2402.90.00.00.00 (yalnız tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaralar) G.T.İ.P. numaralı malların 5.000 adedi aşması hâlinde ise müteselsilen sorumlu olmak üzere, bu malları bulunduranlar ile ithal veya imal edenlerden herhangi biri adına; malların tespit tarihindeki emsal bedeli veya miktarı üzerinden 11 inci maddedeki esaslara göre özel tüketim vergisi resen tarh edilir. Bu tarhiyata ayrıca vergi ziyaı cezası uygulanır.

VERGİNİN BEYANI, TARHI VE ÖDENMESİ

1. Özel tüketim vergisi, mükelleflerin yazılı beyanları üzerine tarh olunur. Şu kadar ki, adi ortaklıklarda verginin ödenmesinden ortakların tamamı müteselsilen sorumlu olmak üzere ortaklardan herhangi birisi tarhiyata muhatap tutulur. Bu vergi, beyannamenin verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi takip eden yedi gün içinde tarh edilir. Vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir. Vergilendirme dönemi; bu Kanuna ekli (I) sayılı listedeki mallar için her ayın ilk onbeş günlük birinci ve kalan günlerinden oluşan ikinci dönem, (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanların tesliminde, faaliyette bulunulan takvim yılının birer aylık dönemleridir. Beyanname, (I) sayılı listedeki mallar için vergilendirme dönemini izleyen onuncu günü, diğer mallar için vergilendirme dönemini izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar mükellefin katma değer vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine verilir.

2. (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tâbi mallara ait özel tüketim vergisi beyannamesi, ilk iktisap ile ilgili işlemlerin tamamlanmasından önce bu işlemlerin yapıldığı yer vergi dairesine verilir ve vergi aynı günde ödenir.

3. İthalatta alınan vergi, ilgili gümrük idaresince hesaplanır ve gümrük mevzuatına göre kabul edilen beyanname veya diğer belgeler üzerine imza alınmak suretiyle mükellefe, kanunî temsilcisine veya gümrük müşavirine tebliğ edilir. Bu tebliğ üzerine ortaya çıkacak ihtilaflar için ithalat vergilerinin tâbi olduğu usul ve esaslar uygulanır. Bu vergi, ithalat vergileri ile aynı zamanda ödenir. İthalat vergilerine tâbi olmayan mallara ait vergi, gümrük mevzuatına göre kabul edilen beyannamenin veya diğer belgelerin tescili tarihinde, bu tarihteki oran veya tutarlar üzerinden hesaplanarak tahsil edilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                          VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU

 

VERGİNİN MEVZUU

 

Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabidir.

 

MUAFİYETLER

 

Aşağıda yazılı şahıslar Veraset ve İntikal Vergisinden muaftır:

a) Amme idareleri, emekli ve yardım sandıkları, sosyal sigorta kurumları, umumi menfaate hadim cemiyetler, siyasi partiler ve bunlara ait olan veya bunların aralarında kurdukları teşekküllerden Kurumlar Vergisine tabi olmıyanlar;

b)Yukarıki fıkrada sayılanlar dışında kalan hükmi şahıslara ait olup umumun istifadesi için ilim, araştırma kültür, sanat, sıhhat, eğitim, din, hayır, imar, spor gibi maksatlarla kurulan teşekküller;

c) Yabancı Devletlerin Türkiye’de bulunan elçi, maslahatgüzar ve konsolosları (Fahri konsoloslar hariç) ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o Devletin tabiyetinde bulunan memurları ve Türkiye’de resmi bir vazifeye memur edilenler ile bu sayılanların aileleri efradı (Mütekabiliyet şartiyle) (Türk tabiiyetinde bulunan şahıslardan veraset tarikiyle veya sair suretle mal iktisabedenlerle yukarda sayılanların dışında kalıp da Türkiye’de ikamet eden şahısların Türkiye’de bulunan mallarını veraset tarikiyle veya sair suretle iktisabedenler hariç)

İSTİSNALAR

Aşağıda gösterilen intikaller Veraset ve İntikal Vergisinden müstesnadır:

a) Veraset tariki ile intikal eden ev eşyası ile murise ait zat eşyası ve aile hatırası olarak muhafaza edilen tablo, kılıç, madalya gibi eşya;

b) Menkul ve gayrimenkul mallardan evlatlıklar da dahil olmak üzere füruğ ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinin 161.097 TL (füruğ bulunmaması halinde eşe isabet eden miras hissesinin 322.392 TL)

c) Örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahomalar (Gayrimenkuller hariç)

ç) Bilumum sadakalar;

d) İvazsız suretle vaki intikallerin 3.711 TL’si

e) Para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerin 3.711 TL’si

f) Üçüncü maddenin (a) ve (b) fıkraları şümülüne giren şahısların statüleri gereğince maksatları içinde usulüne uygun olarak yaptıkları yardımlar;

g) Amme idare ve müesseseleri ve 3659 sayılı Kanuna tabi müesseseler ve amme menfaatlerine hadim cemiyetlerden veya emekli sandıklarından (Veya bu mahiyetteki kurumlardan) dul ve yetimlere bağlanan aylıklarla bu aylıklar dışında verilen emekli ikramiyeleri ile dul ve yetim evlenme ikramiyeleri ve hizmet müddetlerini doldurmamış bulunanların dul ve yetimlerine aylık yerine toptan yapılan ödemeler ve harb malulleriyle şehit yetimlerine tekel beyiyelerinden ödenen paralar;

h) Harbe veya eşkiya müsademelerinde, manevra ve talimler esnasında veyahut bunlarda aldığı yaralar neticesinde ölen subay, astsubay ve erlerin (Jandarma dahil) kezalik vazife esnasında ölen emniyet mensuplarının füru ve eşlerine ve ana ve babalarına intikal eden bütün mallar kıymetinden (b) fıkrasında kabul olunan miktarın bir misli

i) Borçlar Kanununun 242’nci maddesine göre rücu şartı ile yapılan hibelerde bağışlananın bağışlayandan evvel vefatı halinde bağışlayana rücu eden hibe edilmiş mallar;

j) Sağlar arasında ivazsız bir tarzda vukubulan intikaller hariç olmak üzere kuru mülkiyet halinde intikal eden mallar (Kuru mülkiyet halinde kaldığı müddetçe);

k) Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan Vakıflara kuruluşu için veya kurulduktan sonra tahsis olunan mallar.

l) Plaka tahdidi uygulanan illerde Bakanlar Kurulu Kararı ile yetkili kılınan trafik komisyonlarınca ticarî plaka satışından elde edilen paralardan, ticarî plakalı taşıt sahiplerine dağıtılan miktarlar.

m) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının veraset ve intikal yoluyla devir ve iktisabına ilişkin işlemler.

n) Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idareler bütçelerinden kamu iktisadi teşebbüslerine yapılacak iktisadi transferler ve yardımlar.

o)28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet katkılarının hak kazanılan kısımları.

 

 

VERGİNİN MÜKELLEFİ

 

Veraset ve İntikal Vergisinin mükellefi, veraset tarikiyle veya ivazsız bir tarzda mal iktisabeden şahıstır.

 

TEKLİF MAHALLİ

 

Veraset ve İntikal Vergisi:

a) Veraset tarikiyle vaki intikallerde ölen kimsenin, diğer suretle vukua gelen intikallerde tasarrufu yapan şahsın ikametgahının, hükmi şahıslarda ve diğer teşekküllerde merkezlerinin bulunduğu;

b) Muris veya tasarrufu yapan şahsın bu ikametgahı yabancı bir memlekette ise Türkiye’deki son ikametgahının bulunduğu;

c) Muris veya tasarrufu yapan şahıs Türkiye’de hiç ikamet etmemiş veya son ikametgahıtesbit olunamamış ise Maliye Vekaletinin tayin edeceği;

Yer vergi dairesi tarafından tarholunur.

BEYANNAME

 

Veraset tarikiyle veya sair suretle ivazsız bir tarzda mal iktisab edenler, iktisap ettikleri malları, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunları düzenleyen ilgili kurum ve kuruluşlarile yarışma ve çekilişi düzenleyen gerçek ve tüzel kişiler ikramiye kazananların ikramiyelerinden kesilen vergileri, bir beyanname ile bildirmeye mecburdurlar.

Şu kadar ki, bu Kanunun 3 üncü maddesinde yazılı şahıslar ile 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde yazılı şahıslar, bu bentte yazılı iktisapları, 16 ncı maddesinin son fıkrasına göre kazandıkları ikramiyeler üzerinden vergi tevkifatı yapılanlar ise bu ikramiyeleri için beyanname vermezler

VERGİNİN MATRAHI VE İLK TARHİYAT

Veraset ve İntikal Vergisinin matrahı, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değerleridir. İdare vergiyi beyannamenin verildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde tarh eder.

İlk tarhiyatta nazara alınmak üzere mükellefler tarafından bu maddedeki esaslara göre beyan edilen miktar ile idarece aynı değerleme ölçülerine göre bulunan miktar arasındaki farka ait vergi (gayrimenkuller hariç), vergi ziyaı cezasının yarısı ile birlikte alınır.

BEYANNAME VERİLME MÜDDETİ

1. Veraset tarikiyle vukubulan intikallerde:

a) Ölüm Türkiye’de vukubulmuş ise mükelleflerin Türkiye’de bulunmaları halinde ölüm tarihini takip eden dört ay içinde, mükelleflerin yabancı bir memlekette bulunmaları halinde ölüm tarihini takip eden altı ay içinde;

b) Ölüm yabancı bir memlekette vukubulmuş ise mükelleflerin Türkiye’de bulunmaları halinde ölüm tarihini takip eden altı ay içinde, mükellefler müteveffanın bulunduğu memlekette oldukları takdirde ölüm tarihini takip eden dört ay içinde, mükellefler müteveffanın bulunduğu yerin dışında başka bir yabancı memlekette oldukları takdirde de ölüm tarihini takip eden sekiz ay içinde;

c) Gaiplik halinde, gaiplik kararının ölüm siciline kaydolunduğu tarihi takip eden bir ay içinde;

2. Diğer suretle vaki intikallerde malların hukuken iktisap edildiği tarihi takip eden bir ay içinde

Gerçek veya tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarında, yarışma ve çekiliş ile müsabakaların yapıldığı günü takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar.

 

NİSPETLER

 

Veraset ve İntikal Vergisi aşağıda yazılı nispetler üzerinden alınır.

Matrah Verginin Oranı (%)
Veraset Yoluyla
İntikallerde
İvazsız
İntikallerde
İlk 200.000 TL için 1 10
Sonra gelen 480.000 TL için 3 15
Sonra gelen 1.060.000 TL için 5 20
Sonra gelen 1.900.000 TL için 7 25
Matrahın 3.640.000 TL’yi aşan bölümü için 10 30
Bir şahsa ana, baba eş ve çocuklarından (evlatlıktan evlat edinenlere yapılan ivazsız intikaller hariç) ivazsız mal intikali halinde vergi, ivazsız intikallere ilişkin tarifede yeralan oranların yarısı uygulanarak hesaplanır.

5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları ile gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerde oran yüzde 10  olarak uygulanır. İkramiyenin ayni olarak ödenmesi halinde, fatura değeri esas alınır.

VERGİYE MUKABİL ALINACAK TEMİNAT

Amme idare ve müesseseleri, bankalar, bankerler, kasa kiralayanlar, sigorta şirketleri sair şirket ve müesseseler, mahkemeler ve icra daireleri istihkak sahiplerine bu verginin mevzuuna giren herhangi bir muamele dolayısıyla para ve senet verebilmek için evvelemirde verginin ödenmiş olduğuna dair vergi dairesinden verilmiş bir tasdikname talep ederler.

Tasdikname ibraz etmeyen hak sahiplerinin istihkaklarından, veraset yoluyla intikallerde yüzde beş, ivazsız intikallerde yüzde onbeş oranında vergi karşılığı olarak tevkifat yaptıktan sonra, bakiyesini verebilirler. Tevkifatı yapanlar, tevkif ettikleri parayı en geç bir hafta içinde bulundukları yerin malsandığına yatırmaya ve keyfiyeti bağlı bulundukları vergi dairesine yazı ile bildirmeye mecburdurlar.

Tevkifat yapmadan para ve senet verenlerle tevkif ettikleri parayı yukarıda belirtilen süre içinde malsandığına yatırmayanlardan (Hakimler hariç), tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur oldukları paralar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir. Tevkifatı yapan ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen sorumlularından, tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur oldukları paraların % 10’u oranında ayrıca ceza tahsil olunur.

ÖDEME ZAMANI

Veraset ve İntikal Vergisi tahakkukundan itibaren (3) yılda ve her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere iki eşit taksitte (gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazananlara ödenecek ikramiyeler ile 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları dolayısıyla dağıtılacak ikramiyelerden kesilen vergiler beyanname verme süresi içinde) ödenir.

Tescil tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde sonucu ilgili vergi dairesine bildirmek üzere, intikal eden gayrimenkullerin tescil işlemi, veraset ve intikal vergisinin tahakkuku beklenmeksizin yapılır. Ancak, intikali yapılan gayrimenkule isabet eden veraset ve intikal vergisi tamamen ödenmedikçe devir ve ferağı yapılamaz ve üzerinde herhangi bir ayni hak tesis edilemez. Tapu memurları vergi dairesince verilmiş ilişik kesme belgesi olmaksızın devir ve ferağ işlemi yapamazlar, aksi halde verginin ödenmesinden mükellefler ile birlikte müteselsilen sorumlu olurlar.

Ancak, mükelleflerce, tahakkuk eden vergiye karşılık 6183 sayılı kanunun 10’uncu maddesinde yazılı cinsten (Bu maddenin 5’inci bendinde yazılı menkul mallar hariç) teminat gösterildiği takdirde intikal eden gayrimenkullerin bir kısmının veya tamamının devir ve ferağına izin verilebilir. Teminat olarak gösterilecek gayrimenkullerin değeri 6183 sayılı kanunun 90’ıncı maddesinde yazılı komisyonlar tarafından aynı kanunun 91’inci maddesine göre tespit edilir.

MÜKELLEFİYETİN BAŞLANGICI

 

Veraset ve İntikal Vergisi mükellefiyeti:

  1. a) Beyanname verildiği takdirde, beyannamede gösterilen mallar için beyanname tarihinde
    b) Verilen beyannamede gösterilmiyen mallar ile beyanname verilmiyen hallerde intikal eden malların idarece tesbit olunduğu tarihte;
  2. c) Terekenin tahriri, defter tutma veya resmi tasfiye hallerinde mahkemece bu muamelelerin ikmal edildiği tarihte; başlar.

ÖRNEK: Vefat eden kişinin 400.000 TL miras bıraktığı, iki çocuğu bulunduğu varsayıldığında, her çocuk kendine kalan miras payından 161.097 TL istisna düşüldükten sonra kalan tutar veraset ve intikal vergisi matrahı kabul edilip tarife oranına göre vergilenecektir.

Her bir çocuğun miras payı % 50 (200.000 TL) olduğundan birisinin matrahı:

200.000 -161.097 = 38.903 TL olacaktır.

Ödenecek vergi: 38.903 * %1 = 389,03 TL olacaktır.

Diğer mirasçının vergisi de bu tutar olacağından toplam 778,06 TL olacaktır. Bu tutar Mayıs ve Kasım aylarında altı eşit taksitte ödenecektir. İlk taksit 129,67 TL olarak ödenecektir.

Ancak, veraset yoluyla değil de şahsa, ana, baba, eş ve çocuklarından (evlatlıktan evlat edinenlere yapılan ivazsız intikaller hariç) ivazsız mal intikali halinde vergi ivazsız intikallere ilişkin tarifede yer alan oranların yarısı uygulanacağından yukarıdaki örnekteki duruma göre her mirasçı için hesaplanacak vergi şu şekilde olur.

İstisna tutarı 3.711 TL’dir.

Matrah 200.000 – 3.711 = 196.289 TL’dir. Matrah artan orana tabi tutulduğunda, ödenecek vergi şu şekilde hesap edilecektir.

 196.289 * %5 (Normal oran %10) = 9.814,45 TL

Mayıs ve Kasım aylarında altı eşit taksitte ödenecektir. İlk taksit 1.635,74 TL olarak ödenecektir.

Matrah dilim tutarları, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmaktadır.

Bakanlar Kurulu, yukarıda yer alan matrah dilimlerini yarısına kadar artırmaya veya indirmeye yetkilidir.

5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları ile gerçek veya tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerde vergi oranı % 10 olarak uygulanmaktadır. İkramiyenin ayni olarak verilmesi halinde fatura tutarı esas alınır.

          AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN

KANUNUN ŞÜMULÜ

Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.

TEMİNAT İSTEME:

 

Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat istenir

Türkiye’de ikametgahı bulunmayan amme borçlusunun durumu amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu gösteriyorsa, tahsil dairesi kendisinden teminat isteyebilir.

TEMİNAT VE DEĞERLENMESİ:

Teminat olarak şunlar kabul edilir:

  1. Para,

2.Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları,

3.Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler

4.Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat “Bu esham ve tahvilat, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksaniyle değerlendirilir.”,

  1. İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar.

Teminat sonradan tamamen veya kısmen değerini kaybeder veya borç miktarı artarsa, teminatın tamamlanması veya yerine başka teminat gösterilmesi istenir.

Borçlu verdiği teminatı kısmen veya tamamen aynı değerde başkalariyle değiştirebilir.

ŞAHSİ KEFALET:

Teminat sağlayamayanlar bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu gösterebilirler. Şahsi kefalet tespit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis olunur. Şahsi kefaleti ve gösterilen şahsı kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi muhtardır.

TEMİNAT HÜKMÜNDE OLAN EŞYA:

Bar, otel, han, pansiyon, çalgılı yerler, sinemalar, oyun ve dans yerleri, birahane, meyhane, genel evler içerisinde bulunan eşya ve malzeme bu müesseselerin işletilmesinden doğan amme borçlarına karşı teminat hükmündedir.

İHTİYATİ HACİZ:

İhtiyati haciz aşağıdaki hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre, derhal tatbik olunur:

  1. Teminat istenmesini gerektiren haller mevcut ise,
  2. Borçlunun belli ikametgahı yoksa,
  3. Borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa,
  4. Borçludan teminat gösterilmesi istendiği halde belli müddette teminat veya kefil göstermemiş yahut şahsi kefalet teklifi veya gösterdiği kefil kabul edilmemişse,

5.Mal bildirimine çağrılan borçlu belli müddet içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuşsa,

  1. Hüküm sadır olmuş bulunsun bulunmasın para cezasını müstelzim fiil dolayısıyla amme davası açılmış ise,

7.İptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, bu kanunun 27, 29, 30 uncu maddelerinin tatbikını icabettiren haller varsa.

İhtiyaten haczolunan mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu temin için malların kıymetleri depo edilmek yahut  tahsil dairesinin bulunduğu mahalde ikametgah sahibi bir şahıs müteselsil kefil gösterilmek şartiyle borçluya ve mal üçüncü şahıs yedinde haczolunmuşsa bir taahhüt senedi alınarak kendisine bırakılabilir.

Haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlar haczin tatbikı, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebilirler.

Bu ihtilaflar itiraz komisyonlarınca diğer işlere takdimen incelenir ve karara bağlanır. İtiraz komisyonlarının bu konuda verecekleri kararlar kesindir.

Menkul mallar hariç olmak üzere, teminat gösterdiği takdirde ihtiyati haciz, haczi koyan merci tarafından kaldırılır.

İHTİYATİ TAHAKKUK:

Aşağıdaki hallerden birinin bulunması takdirinde vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanı, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebilir.

Vergi dairesi müdürü (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya müdür) bu emri derhal tatbik eder:

  1. 13 üncü maddenin 1, 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisi mevcut ise,
  2. Mükellef hakkında 110 uncu madde gereğince takibata girişilmişse,
  3. Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse.

Muamele yapılan mükellefin mezkür maddede yazılı vergi, resim ve cezalarından matrahı belli olanlar, itirazlı olsun olmasın, hesap edilen miktar üzerinden derhal tahakkuk ettirilir.

Geçmiş yıllara ve cereyan etmekte olan yılın geçen aylarına ait matrahı henüz belli olmıyan ve 17 nci maddede sayılan vergi, resim ve cezaları geçici olarak ve harici karinelere göre takdir yolu ile tesbit ettirilen matrahlar üzerinden hesaplanır. Bu suretle hesap olunan vergi, resim ve bunların zam ve cezaları derhal tahakkuk ettirilir.

Bu esasa göre tahakkuk eden vergi ve resimler ve bunların zam ve cezaları kanunlarına göre ödeme zamanları gelmeden tahsil olunmaz. Ancak bunlar için derhal ihtiyati haciz tatbik olunur. 17 nci maddenin 3 üncü bendine giren hallerde ihtiyati haciz muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında tatbik olunur.

Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz tatbik olunanlar ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarına 15 inci madde gereğince itirazda bulunabilirler.

AMME ALACAKLARINDA RÜÇHAN HAKKI:

 

Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur.

Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Ancak, gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan evvel gelir.

Amme alacağını borçlusundan kesip tahsil dairesine ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahıslar, bu vazifelerini kanunlarında veya bu kanunda belli edilen zamanlarda yerine getirmedikleri takdirde, ödenmiyen alacak bu hakiki ve hükmi şahıslardan bu kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

İVAZSIZ TASARRUFLARIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ:

Amme alacağını ödememiş borçlulardan, müddetinde veya hapsen tazyikına rağmen mal beyanında bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar hükümsüzdür.

BAĞIŞLAMA SAYILAN TASARRUFLAR:

  1. Üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımlariyle, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarruflar,
  2. Kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,
  3. Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler.

HÜKÜMSÜZ SAYILAN DİĞER TASARRUFLAR:

Amme alacağını ödemeyen borçlulardan müddetinde veya hapsen tazyikına rağmen mal beyanında bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları tasarruflardan aşağıda belirtilenler hükümsüzdür:

  1. Borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler,
  2. Borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler,
  3. Vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemeler.

TASFİYE HALİNDE MESULİYET:

Tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenler, tasfiyenin başladığını üç gün içinde ilgili tahsil dairelerine bildirmek mecburiyetindedirler.

Tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenler, amme idarelerinin her türlü alacaklarını ödemeden veya ödemek üzere ayırmadan önce tasfiye sonucunda elde edileni dağıtamazlar veya bunlar üzerinde her hangi bir şekilde tasarrufta bulunamazlar. Aksi halde tahakkuk etmiş ve edecek amme alacaklarından tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenler şahsan ve müteselsilen mesul olurlar. Bu mesuliyet yapılan tasarrufların ifade ettiği para miktarını geçemez.

Bunların ödedikleri borçlar için amme alacağı ödenmeden kendilerine dağıtım yapılmış olanlara rücu hakları mahfuzdur.

ORTAKLIĞIN FESHİNİ İSTEME:

Borçluya ait mal bulunmadığı veya amme alacağını karşılamaya yetmediği yahut borçlu veya ortaklık tarafından bu kanuna göre teminat gösterilmediği takdirde, borçlunun sermayesi eshama münkasim olmayan ortaklıklardaki hisselerinden amme alacağının tahsili için genel hükümler dairesinde ortaklığın feshi istenebilir.

Sermayesi eshama münkasim komandit şirketlerinin komandite şeriklerinin borçları için bu madde hükmü mezkür şirketler hakkında da tatbik olunur.

LİMİTED ŞİRKETLERİN AMME BORÇLARI

Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.

KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU

Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.

Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur

ÖDEME ZAMANI

Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir.

Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.

Hususi kanunlarında ödeme yeri gösterilmemiş amme alacakları, borçlunun ikametgahının bulunduğu yer tahsil dairesine ödenir.

Hususi  kanunlarında  ödeme  yeri  gösterilmiş  olsun  olmasın  borçlunun  alacaklı  tahsil dairesindeki  hesabı  bildirmek  şartiyle diğer tahsil dairelerine de ödeme yapılabilir.

ÖDEMENİN MAHSUP EDİLECEĞİ ALACAKLAR:

Amme alacağına karşılık rızaen yapılan ödemeler sırasıyla;  ödeme  süresi  başlamış  henüz  vadesi  geçmemiş,  içinde  bulunulan  takvim  yılı  sonunda  zaman  aşımına  uğrayacak,  aynı  tarihte  zaman  aşımına uğrayacak alacaklarda  her  birine orantılı  olarak,  vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olana mahsup edilir. Ödemenin, alacak aslı ile fer’ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer’ilerine orantılı olarak yapılır.

Amme alacağına karşılık cebren tahsil olunan paralar; önce parayı tahsil eden dairenin, artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer’ilerine orantılı olarak mahsup edilir.

TECİL:

Amme borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; amme alacağı 36 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir.

Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin Yeni Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır.

Borcunun tecilini talep eden ancak, talepleri uygun görülmeyerek reddedilen borçlular söz konusu borçlarını reddin tebliği tarihinden itibaren idarece 30 güne kadar verilebilecek ödeme süresi içinde ödedikleri takdirde bu amme alacağı ödendiği tarihe kadar faiz alınmak suretiyle tecil olunur.

Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade edilir. Ancak, mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, zorunlu teminat tutarından fazla olması halinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. Tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır.

Tecil şartlarına riayet edilmemesi, değerini kaybeden teminatın veya mahcuz malların tamamlanmaması veya yerlerine başkalarının gösterilmemesi hallerinde amme alacağı muaccel olur. Tecil edilen amme alacağının gecikme zammı tatbik edilmeyen  alacaklardan olması halinde, ödenen tecil faizleri iade veya mahsup edilmez.

İCRANIN KAZA MERCİLERİNCE TEHİRİ:

İdarece tecil edilmiş bir amme alacağı hakkında kaza mercilerince icranın tehiri kararı verilmişse: Kaza mercilerinin tehir müddeti tecil müddetinden az olduğu takdirde; tecil olunan alacak icranın tehiri müddetinin sonundan tecil müddeti sonuna kadar olan müddet içinde ve kaza mercilerinin tehiri dolayısiyle zamanında ödenmemiş borç miktariyle birlikte yeniden taksite bağlanarak alınır. Kaza mercilerinin tehir müddeti tecil müddetinden çok ise; evvelce yapılan tecil hükümsüzdür.

Takibatın kaza mercilerince tehiri kanuni tecil müddetini aştığı takdirde tecil müddeti uzatılmaz.

ÖLÜM HALİNDE TAKİBİN GERİ BIRAKILMASI:

Karısı yahut kocası, kan ve sıhriyet itibariyle usul veya furuundan birisi ölen borçlu hakkındaki takip ölüm günü ile beraber üç gün için geri bırakılır.

Borçlunun ölümü halinde terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün için takip geri bırakılır. Üç günün bitiminde terekenin borçları için takibata devam olunur.

Mirasçılar, mirası kabul veya ret etmemişlerse bu hususta Medeni Kanundaki muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri bırakılır.

CEBREN TAHSİL VE ŞEKİLLERİ:

Ödeme müddeti içinde ödenmiyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbikı suretiyle yapılır:

  1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,
  2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
  3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.

ÖDEME EMRİ:

Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur.

Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur. Ayrıca, borçlunun 114 üncü maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza bu ödeme emrinde kendisine bildirilir.

Belediye hududu dışındaki köylerde bulunan borçlulara ödeme emirleri muhtarlıkça tebliğ olunur. Ödeme emirlerinin muhtarlığa tevdii tarihinden itibaren 15 gün içinde tebligat yapılmadığı takdirde ödeme emirleri tebliğ edilmemiş olan borçluların isimleri ödeme emri hüküm ve mahiyetindeki bir “ödeme cetveline” alınarak borçlular borçlarını ödemeye ve mal bildiriminde bulunmaya çağırılırlar. Ödeme cetveli köy ihtiyar kurulu kapısına bir örneği de köyde herkesin görebileceği umumi bir mahalle 10 gün müddetle asılmak suretiyle tebliğ olunur ve cetvelin asıldığı köy muhtarlığınca münadi vasıtasıyla ilan olunur. Cetvel asılırken ve indirilirken keyfiyet muhtarlıkça zabıt vasıtasıyla tespit edilir. Cebren tahsil ve takip ödeme emrinin tebliği veya ödeme cetvelinin indirilmesi tarihinde başlamış olur.

Borcunu vadesinde ödemeyenlere ait malları elinde bulunduran üçüncü şahıslardan bu malları 7 gün içinde bildirmeleri istenir.

Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme alacağı vadesinde ödenmediği takdirde, borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devam olunacağı borçluya bildirilir. 7 gün içinde borç ödenmediği takdirde teminat bu kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.

Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir.

Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır.İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir.İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir.

MAL BİLDİRİMİ:

Mal bildiriminde, malı olmadığını gösteren veyahut borca yetecek kadar mal göstermemiş olan borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları, edinme ve artma tarihinden başlayarak 15 gün içinde tahsil dairesine bildirmeye mecburdur.

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, 7 günlük müddet içinde borcunu ödemediği ve mal bildiriminde de bulunmadığı takdirde mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik olunur.

Hapisle tazyik kararı, ödeme emrinin tebliğini ve 7 günlük müddetin bitmesini mütaakıp tahsil dairesinin yazılı talebi üzerine icra tetkik mercii hakimi tarafından verilir.

HACİZ:

Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.

Borçlu tarafından başkasının olduğu beyan veya üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır. Ancak haczolunan gayrimenkul artırmaya çıkarılmadan, borçlu, borcun itfasına yetecek menkul mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirse gayrimenkul üzerinde haciz baki kalmak üzere gösterilen menkul veya alacak da haczolunur.

HACZEDİLEMİYECEK MALLAR

  1. 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar.
  2. Borçlunun şahsı ve mesleği için gerekli elbise ve eşyası ile, borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,
  3. Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,
  4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli olan alet ve edevatı ve kitapları; arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt sahiplerinin ancak geçimlerini sağlıyan taşıt vasıtaları,
  5. Borçlu veya ailesinin geçimleri için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,
  6. Borçlu ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ile;
  7. a) Borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu,
  8. b) Borçlu bağ, bahçe veya meyva ve sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan bağ, bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alat ve edevatı, malzemesi ve fide ve tohumluğu,
  9. c) Geçimi hayvan yetiştirmeye munhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,
  10. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emekli aylıkları ile, bu kabil kimselerin dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri,
  11. Bir yardım sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar,
  12. Vücut ve sağlık üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar,
  13. Askerlik malüllerine, şehit yetimlerine verilen harbmalüllüğü zammı ile, 1485 sayılı kanun gereğince verilen tekel beyiyeleri,
  14. Borçlunun haline münasip evi “ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir”,
  15. Harcırah Kanununa göre yapılan ödemeler,
  16. 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylıklar.

KISMEN HACZEDİLEBİLEN GELİRLER

Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz.

Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.

YETİŞMEMİŞ MAHSULLERİN HACZİ

Yetişmemiş her nevi toprak ve ağaç mahsulleri, yetişmeleri zamanından geriye doğru iki ay içinde haczolunabilir. Bu suretle haczedilmiş olan mahsullerin borçlu tarafından başkasına devri, haczi yapan tahsil dairesine karşı hükümsüz olup takibatın devamına engel olmaz.

Bu hüküm alacağı gayrimenkul rehni ile sağlanmış olan alacaklının, mütemmim cüz’ü olarak gayrimenkulün yetişmemiş mahsulleri üzerinde haiz olduğu hakkı kaldırmaz. Şu kadar ki, alacaklı rehnin paraya çevrilmesi için mahsullerin yetişmesinden önce takip isteğinde bulunmuş olmalıdır.

HACZİN NETİCELERİ

Borçlu, alacaklı amme idaresinin muvafakatini almaksızın hacizli mallarda tasarrufta bulunamaz. Haczi koyan tahsil dairesi buna aykırı hareketin cezayi mucip olduğunu borçluya ihtar eder.

Haczedilmiş olan mal üzerinde üçüncü şahsın zilyedlik hükümlerine istinaden hüsnüniyetle elde ettiği haklar mahfuzdur.

Hüsnüniyet kaidelerine aykırı olarak hacizli mal üzerinde üçüncü şahsın elde ettiği hakların; alacaklının haczi ile o mala taallük eden haklarını ihlal ettiği nispette butlanına mahkemece hükmolunur.

PARAYA ÇEVİRME

Elde edilen her türlü mallar satılarak paraya çevrilir.

Satıştan elde edilen bedelden, takip masrafları ve takip edilen amme alacağı düşüldükten sonra geriye kalan kısım borçlunun ödeme zamanı gelmiş veya muacceliyetkesbetmiş borçlarına mahsup edilir ve artanı, hacze iştirak etmiş başka daire yoksa borçluya verilir, hacze iştirak etmiş başka daire varsa, artan kısımdan evvela bu dairelerin alacakları ayrıldıktan sonra, bakıyesi borçluya verilir.

Satıştan elde edilecek bedelin amme alacağından önce ödenmesi gereken borçlarla, takip giderlerini geçmiyeceği kesin olarak biliniyorsa, hacizli malın satışını tahsil dairesi tehir edebilir. Şu kadar ki, alacağı amme idaresi alacağından önce gelenlerin takip hakları mahfuzdur

ACİZ HALİ

Yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılır.

HACİZ SIRASINDA BULUNACAKLAR VE HACİZ ZAPTI

Haciz sırasında borçlu veya zilyed veya bunların; vekilleri, işçi, müstahdem veya aileleri efradından birisi kendilerini temsilen bulunur. Bunlar haciz yerinde bulunmaz veya o sırada bulundurulmaları sağlanamazsa gıyapta haciz yapılır. Gıyapta yapılan hacizlerde zabıta memuru veya muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden biri veya borçlunun veya zilyedin komşularından iki kişi hazır bulundurulur.

Tanzim edilen haciz zaptında, hacze esas olan haciz varakasının tarih ve numarası, haczin yapıldığı yer, gün ve saat, haczedilen malların neler olduğu, tahmin edilen değerleri, haciz sırasında bulunan kimseler, varsa üçüncü şahısların iddiaları vesair lüzumlu hususlar belirtilir, hazır bulunanlarca imzalanarak haciz işi tamamlanır.

Gıyapta yapılan hacizlerde zaptın bir örneği borçlu veya zilyede derhal tebliğ olunur.

Güneş battıktan doğuncaya kadar ve tatil günlerinde haciz yapılamaz. Tatil günlerinde veya geceleri çalışılan yerlerde yapılacak hasılat haczi ile borçlunun mal kaçırdığının anlaşıldığı haller bu hükümden müstesnadır.

MÜŞTERİNİN MALI ALMAKTAN VAZGEÇMESİ

Müşteri malı almaktan vazgeçer veya verilen mühlet içinde bedelin tamamını vermezse mal ikinci defa artırmaya çıkarılır ve en çok artırana ihale olunur. Mal birinci defa kendisine ihale olunan kimseden, iki ihale arasındaki fark ve diğer zararlar ve % 5 faiz, veya ikinci ihalede talip çıkmaması sebebiyle ihale yapılamadığı takdirde birinci ihale bedeli ve diğer zararlar ve % 5 faiz, ayrıca bir hüküm alınmasına hacet kalmaksızın bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir ve o mal için idarece yapılan her nevi masraflar alınmak suretiyle mal kendisine terk olunur. Mal bedeli ihale yapılan şahıstan tahsil edilemediği müddetçe asıl borçlunun borçlu sıfatı devam eder.

SATILAMIYAN MENKUL MALLAR

Haczedilen menkul mallara verilen bedel tespit olunan değerin % 75 inden aşağı olursa veya hiç alıcı çıkmazsa, ilk artırma tarihinden başlayarak 15 gün içinde uygun görülen zamanlarda bu mallar tekrar satışa çıkarılır. Bu ikinci artırmada verilen bedel ne olursa olsun satış yapılır.

Menkul mallar yerinde veya başka yere götürüldüğü halde yine satılmaz veya taşıma giderlerinin çokluğu yüzünden başka yere götürülmesi uygun görülmezse yukarıdaki 15 günlük sürenin bitmesinden itibaren 6 ay içinde pazarlıkla satılır. Bu suretle de satılamadığı takdirde haczedilen mallar borçluya geri verilebilir.

GAYRİMENKUL MALLARIN, GEMİLERİN HACZİ

Her türlü gayrimenkul malların, gemilerin haczi sicillerine işlenmek üzere haciz keyfiyetinin tapuya veya gemi sicillerinin tutulduğu daireye tebliğ edilmesi suretiyle yapılır. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Gayrimenkul haczi, bunların hasılat ve menfaatlerine de şamildir. Ancak borçlunun başkaca bir geliri yoksa kendisinin ve ailesinin geçimleri için kafi miktarda mahsulden veya satıldıkça bedelinden münasip miktarı borçluya bırakılır.

Alacaklı tahsil dairesi, haczedilen gayrimenkul ve gemilerin idaresi ve işletilmesi, menfaat ve hasılatın toplanması için gereken tedbirleri alır.

GAYRİMENKUL MALLARDA ARTIRMA VE İHALE

Artırmaya iştirak edeceklerden gayrimenkule biçilmiş rayiç değerin % 7,5 u nispetinde teminat alınır. Gayrimenkul artırma sonunda, üç defa bağırıldıktan sonra en çok artırana ihale olunur. Şu kadar ki, artırma bedeli gayrimenkul için biçilmiş olan değerin % 75 ini bulmak lazımdır. Şayet amme alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar bu gayrimenkul ile temin edilmiş ise, artırma bedelinin, bu suretle rüçhanı olan alacakların tutarından fazlaya çıkması ve yapılmış ve yapılacak masrafları da karşılaması şarttır.

Gayrimenkulün rehni suretiyle sağlanmış muaccel borçlar alıcıya devredilmez, satış bedelinden ödenir. Haczedilen gayrimenkullerin ayrılması mümkün olup da bir kısmının bedeli amme alacağını karşılamaya yettiği takdirde, borçlu yazı ile istemedikçe artan kısım satılmaz.

GAYRİMENKUL SATIŞ BEDELİNİN TAHSİLİ

Gayrimenkul kendisine ihale olunan kimse derhal veya verilen mühlet içinde parayı vermezse ihale kararı feshedilir ve gayrimenkul, satış komisyonunca hemen 7 gün müddetle artırmaya çıkarılır. Bu artırmayı alakadarlara tebliğe hacet olmayıp yalnız ilanla iktifa olunur ve çok artırana ihale edilir.

Birinci defa kendisine ihale yapılan kimse iki ihale arasındaki farktan ve diğer zararlardan mesuldür. İhale farkı ve geçen günlerin faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın teminattan mahsubu yapıldıktan sonra bakiyesi tahsil dairesince tahsil olunur. Faiz % 5 ten hesap olunur. Aradaki farkın amme alacağını aşan miktarını bundan mesul olan şahıstan tahsil edebilmek üzere malı satılan amme borçlusuna dairece bir vesika verilir.

GAYRİMENKULLERİN TEFERRUĞU VE GERİ VERİLMESİ

İkinci artırma tarihinden başlayarak bir yıl içinde gayrimenkul en az bir kere daha satışa çıkarıldığı halde satılmasına

İmkan bulunmadığı takdirde gayrimenkul alacaklı amme idaresinin talebi üzerine ve satış komisyonu kararıyla amme idaresince teferruğ edilebilir. Teferruğ bedeli, gayrimenkulün biçilen rayiç değerinin % 50 sidir.

Teferruğ muamelesinin ikmalini mütaakıp, takip ve teferruğ masrafları düşüldükten sonra artan bedel borca mahsup edilir.

Teferruğ edilen gayrimenkul teferruğ kararı tarihinden itibaren bir yıl müddetle satışa çıkarılamaz.

Borçlu satış komisyonunun teferruğ kararı tarihinden başlayarak bir yıl içinde amme alacağını, gecikme zamları ile birlikte ödediği takdirde gayrimenkul kendisine geri verilir. Ferağ masrafı borçluya aittir. Teferruğ kararı verilmeden evvel biçilen rayiç bedelin % 75 i veya fazlasıyla hariçten talip çıkarsa alacaklı amme idaresi teferruğdan vazgeçer.

TAHSİL ZAMANAŞIMI

 

Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.

Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:

1. Ödeme,

2. Haciz tatbiki,

3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,

4. Ödeme emri tebliği,

5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,

6. Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,

7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,

8. Amme alacağının teminata bağlanması,

9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,

10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.

11. Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.

Zamanaşımının işlememesi;

 

Borçlunun yabancı memlekette bulunması, hileli iflas etmesi veya terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına imkan yoksa bu hallerin devamı müddetince zamanaşımı işlemez.

 

Zamanaşımı, işlememesi sebeplerinin kalktığı günün bitmesinden itibaren başlar veya durmasından evvel başlamış olan cereyanına devam eder.

 

TABİİ AFETLER SEBEBİYLE TERKİN

 

Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, zararlı hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzeyen afetler yüzünden zarara maruz kalan varlıklarının ve mahsullerinin en az üçte birini kaybedenler

adına tahakkuk ettirilmiş ve afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili amme alacakları İcra Vekilleri Heyeti kararıyla kısmen veya tamamen terkin olunur.

 

Bu madde hükmünden faydalanmak için afetin vukuu tarihinden itibaren 6 ay içinde ilgili amme idaresine yazı ile müracaat edilmesi şarttır.

Bu madde şümulüne giren bir zararın mevcut olup olmadığı mahalli il veya ilçe idare kurullarınca, zararın derecesi, Maliye Vekaletince genel olarak belirtilecek esaslar dahilinde ilgili amme idarelerince tespit olunur.

 

 

 

 

 

 

TAHSİL İMKANSIZLIĞI SEBEBİYLE TERKİN

 

Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından Tahsil  zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir.

 

ARTIRMALARA KATILAMIYACAK VE ARTIRMALARDAN MAL SATINALAMIYACAK OLANLAR

 

Bu kanunun tatbikında vazifeli bulunan kimseler, bu kanun gereğince paraya çevrilecek malların artırmasına ne kendi adlarına, ne de diğer kimseler ad ve hesabına iştirak edemeyecekleri ve bu artırmalardan mal satın alamayacakları gibi, bu malları üçüncü şahıslar vasıtasıyla veya üçüncü şahıslara satın aldırıp onlardan beş sene müddetle teferruğ suretiyle dahi satın alamazlar.

 

Bu memnuiyet, bunların eşlerine ve üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımlarına da şamildir.

 

Bu memnuiyet hilafına yapılan ihalelerin 99 uncu maddeye göre feshi istenebilir.Bu madde hükmüne aykırı hareket edenler  üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

 

TAKDİR MUAMELELERİNE VE KARARLARA İŞTİRAK EDEMİYECEK OLANLAR

 

Bu kanunun tatbikine satış komisyonu reis ve azasıyla, bilirkişiler ve yine bu kanunun tatbiki münasebetiyle kendilerine intikal edecek hadiselerin karara bağlanmasında itiraz komisyonları reis ve azası:

 

1. Kendilerine, nişanlılarına ve boşanmış olsalar bile eşlerine,

2. Kan veya sıhri usul ve furuuna, evlatlığına veya kendisini evlat edinene yahut kan hısımlığında üçüncü (bu derece dahil),

sıhri hısımlıkta bu hısımlığı meydana getiren evlenme ortadan kalkmış olsa bile üçüncü (bu derece dahil) dereceye kadar olan civar hısımlarına,

3. Kanuni temsilcisi veya vekili bulundukları kimselere, ait işlerin takdir muamelelerine ve bu işler hakkında verilecek kararlara iştirak edemezler.

 

 

 

 

 

AMME ALACAĞININ TAHSİLİNE ENGEL OLANLAR

 

Amme alacağının tahsili için hakkında takip muamelelerine başlanan borçlu kısmen veya tamamen tahsile engel olmak veya tahsili zorlaştırmak maksadıyla mallarından bir kısmını veya tamamını:

1. Mülkünden çıkararak, telef ederek yahut değerden düşürerek gerçek surette,

2. Gizleyerek, kaçırarak muvazaa yolu ile başkasının uhdesine geçirerek veya

aslı olmayan borçlar ikrar ederek, yahut alındılar vererek gerçeğe aykırı  surette, varlığını yok eder veya azaltır ve geri kalan mallar borcu karşılamaya yetmezse altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

GERÇEĞE AYKIRI BİLDİRİMDE BULUNANLAR

Bu Kanuna göre istenen mal bildirimini gerçeğe aykırı surette yapanlarla, yaşayış tarzları mal bildirimine uymayanlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

MAL EDİNME VE ARTMALARINI BİLDİRMİYENLER

 

Usulü dairesinde mal bildiriminde bulunduktan sonra, edinilen mallarla, her türlü mallarında, kazanç ve gelirlerinde olan

artmaları 61 inci madde hükümleri gereğince zamanında bildirmemek suretiyle amme alacağının tahsilini engellemiş veya

zorlaştırmış olanlar bir seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

 

 Saygılarımla,

                                                                                     Bülent KAÇAR

  

 

 

 

 

KAYNAKLAR:

  • Vergi Usul Kanunu
  • Gelir Vergisi Kanunu
  • Murat YILDIZ, Yıllık Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi
  • Kurumlar Vergisi Kanunu
  • 1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Tebliği
  • KDV Kanunu
  • KDV Uygulama Genel Tebliği
  • Özel Tüketim Vergisi Kanunu
  • Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu
  • Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
  • Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi ( Güncellenmiş 5.Baskı) Prof.Dr.Şükrü KIZILOT- Prof.Dr.Metin TAŞ
  • Gib Beyanname Düzenleme Rehberleri

 

 

                  

                                                                 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OKUMALI:  Hak ve hakların korunması (KPSS Vatandaşlık)

1 Yorum

Yorum yapın

E-posta adresiniz başkaları tarafından gözükmeyecektir.