Türkiye’de siyasal kampanyalar tarihi

TÜRKİYE’DE SİYASAL KAMPANYALAR TARİHİ

  • İletişim, siyasal örgüt ve adaylar için eskiye oranla kökten denebilecek değişikliliklerle daha bir önem kazandı.
  • Ulaşımda, üretimde ve iletişim araçlarında teknolojinin hızla gelişmesi, siyasetin de doğasını değiştirmekte, etkilemektedir.
  • Karmaşıklaşan toplum yapıları, siyasal parti ve adayların seçmenlerle kurduğu iletişimde araştırma ve kampanya dönemlerine özel örgütlenmelere gereksinimleri arttırdı. Bu da siyasal parti ve adayların, siyasal iletişim yöntemlerinde yeni düzenlemelere gitmelerini dayatmaktadır.

**Türkiye’de seçim kampanyaları ve profesyonelleşme sürecine bakıcağız şimdide.

  • Türkiye’de çok partili siyasal yaşama geçiş ile birlikte gerçek anlamda bir siyasal rekabetin ortaya çıkması hiç kuşkusuz seçim kampanyalarının ve buna bağlı iletişim çabalarının yapısını değiştirecekti.
  • Hiç kuşkusuz, çok partili yaşam beraberinde parti ve adayların iletişimlerinin de düzenlenme gerekliliğini ortaya çıkaracaktı.
  • Ancak siyasal parti ve adayların seçim dönemlerinde gerçekleştirebileceği iletişim çabalarının teknolojik ve ekonomik koşulların yanı sıra yasal olarak da oldukça sınırlandırıldığını söyleyebiliriz.
  • İlk düzenleme, çok partili yaşama geçildiğinde en etkin kitle iletişim aracı olan radyoda gerçekleştirildi.
  • 16 Şubat 1950 tarihli seçim kanunu ile radyo siyasal partilere açıldı.
  • Demokrat Parti’nin isteği ile muhalefete tanınan bu hak, yine aynı partinin iktidarı sırasında yürürlükten kaldırılacaktı. (1954)
  • Muhalefette iken gereksinim duyulan iletişimin, iktidar ele geçtikten sonra bir tehlike olarak görülmesi, ülkemize özgü bir demokrasinin özelliği olsa gerek.
  • 1950 seçimlerinde radyo dışında etkin bir medya seçeneği olmadığından ağırlık kişisel iletişimdeydi. Bu durumun 1970lere kadar sürdüğünü söylemek yanlış olmayacaktır.
  • Günün teknolojik ve ekonomik koşullarında kişisel iletişime afişler eşlik etmektedir.
  • 1946 seçimlerinde rastlanılan ilk örneklerden biri, CHP tarafından İhap Hulusi’ye hazırlatılan ‘’Atatürk ve İnönü CHP’nin başlarıdır, oylarınızı onlara verin.’’ Afişidir. Afişler; köy odaları, sokaklar, kahvehaneler gibi yerlere dağıtılıyordu.
  • Çok partili siyasal hayata geçiş ile birlikte DP’nin seçim çalışmaları, düzenlenen gezileri, mitingler ve toplantılar, halkın siyasal duyarlılığını arttırdı.
  • 1950 seçimlerinde DP klasikleşmiş sloganı ‘’ Yeter Söz Milletindir’’ eksenli bir tema ile iktidara gelmiştir.
  • DP iktidarda radyoyu kapattı; muhalefette kişisel iletişim belirleyici olma özelliğini sürdürüyordu.
  • Yazılı basın da iktidar kısıtlamalarıyla sağlıklı bir siyasal bilgilenmeyi gerçekleştiremiyordu.
  • Partiler gazeteleri bir tür yayın organı gibi görüyordu. Ulus Gazetesi CHP, Vatan Gazetesi DP lehine haber ve yorumları vermekteydi.
  • 1961 Anayasası ile radyo, siyasal partilere ‘’propaganda’’ amacıyla tekrar açıldı.
  • Televizyon gibi etkin bir iletişim aracının yokluğunda gazeteler ve radyolar liderlerin konuşmalarının yanı sıra; konuşmada ne giydiklerinden vs. söz ediyor, görsel boşluklar giderilmeye çalışılıyordu.
  • 1965 seçimleri ile birlikte değişen yasal düzenlemeler sonucunda partiler; radyo ve hoparlörlerle ‘’propaganda’’, açık hava toplantıları yapabilme, duvar ve el ilanı dağıtabilme hakkını kazandı.
  • Siyasal parti ve adaylar gerçek anlamda bir iletişim rekabeti ortaya koyamıyordu. (okur-yazar oranına göre afişte halkı tahrik edecek resim yasağı vardı buda afişin etkinliğini azaltıyordu. Broşür ve el ilanıyla biraz olsun rakipler eleştirilebiliyordu.)
  • 60’lı ve 70’li yıllarda gazetelerin seçmenlerin kampanyaları ve siyasal ortamı izlemekte en önemli araçlarından biri haline gelmesi doğaldı.
  • Gazeteler; seçim dönemlerinde miting gezileri izlemekte, lider ve adayları seçmenlere tanıtmakta, konulara yönelik duruş ve tavırları iletmekteydi. Bu da gazeteleri en etkin iletişim aracı haline getirmiştir.
  • Daha öncede vurgulandığı gibi seçmen davranışı, siyasal katılım, bilgilenme açısından kitle iletişim araçlarının gelişmemesi nedeniyle daha çok kişisel iletişim aracılığı ile işlemekteydi.
  • Kentleşme ve buna bağlı olarak geleneksel yapılarda ki çözülme ile birlikte kitle iletişimi de gündeme gelecek ve 1970’lerle birlikte Türkiye’de seçim kampanyalarının çehresi yavaş yavaş değişmeye başlayacaktır.
  • 1970 ara seçimlerinde iktidar partisi konumundaki Adalet Parti’si, başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi’nde basın ilanları verecek, geleneksel olarak kullanılan afişlere broşürler ve el ilanları eklenecektir.
  • 1970’den sonra TRT Türkiye genelinde yayılmaya başladı. Radyo ve gazetenin ardından yeni bir kitle iletişim aracı gündeme geliyordu ve siyasal rekabete olan etkileri diğerleri ile kıyaslanamayacak orandaydı.
  • Televizyon girdği tüm ülkelerde seçim kampanyalarını ve siyasal iletişimi kökten denebilecek şekilde etkilemişti. Türkiye’de ise gerçek anlamda bir televizyon için 1990’lar beklenecekti.
  • 1973 seçimlerinde TRT tarafından radyonun yanında televizyondan da seçim haberlerinin verilmesi siyasal partiler tarafından benimsendi.
  • 1973 seçimlerinde; Ecevit ve CHP , yaratılan, yaygınlaştırılan ‘’Karaoğlan’’ kimliği, mavi gömleği ‘’Ecevit Kasketi’’, açık hava toplantılarında uçurulan beyaz güvercinleri ile parti ve liderlere ait simge ve kodları başarıyla kullandı.
  • Yazılı basın haberler aracılığı ile bu kodların yaygınlaştırılmasında temel bir rol oynadı. Bu da o günün koşullarında reklamdan çok halkla ilişkiler ağırlıklı bir siyasal kampanya iletişim ortamının varlığına işaret etmektedir.
  • 1977 seçimleri ile birlikte siyasal partiler profesyonel yardım almaya başladılar.
  • 1977 seçimleri , siyasal partilerin reklam faaliyetlerini yoğun olarak kullanılması ile bir dönüm noktası olmuştur.
  • 12Eylül 1980 askeri müdahalesi ardından, 77’de AP’nin Hürriyet Gazetesi’nde başlattığı basın ilanı verme uygulaması yasal bir düzenlemeye kavuşturuldu.
  • 1983 seçimleri ile birlikte siyasal partilerin özellikle reklam ajansları ile birlikte çalışmaları kampanyaların profesyonelleşme sürecini hızlandıracak ve geliştirecektir.
  • ANAP 1983, 1988 iktidar dönemlerinde televizyonda ‘’İcraatın İçinden’’ programları ile ülkemizde bir yeniliğe imza atmıştır. Yasal olarak TRT’nin hazırlayamadığı bu programlar profesyonel yardımlar ile hızlanmıştır.
  • Program adında anlaşılabileceği gibi iktidar partisinin icraatlerini ‘’tanıtım’ mantığına dayalı, görsel çekiciliği olan ve iktidar partisinin gücünü, yeterliliğini vurgulamayı amaçlayan bir içerikteydi.
  • Televizyon gibi etkin bir aracın tüm özellikleri kullanılmakta, yaygınlığı nedeniyle de geniş kitlelere ulaşmaktaydı.
  • 90’lı yıllar bu gelişmeler ışığı altında profesyonel hizmetleri bir zorunluluk haline getirdi. Özel, ulusal ve yerel televizyonların kurulması, yazılı basındaki gelişmeler, kısacası zenginleşen ve çeşitlenen medya ortamında siyasal parti ve adayların seçmenlerle iletişimi kişisel iletişimden kitle iletişim ağırlıklı bir yapıya dönüştü. Böylelikle Türkiye’de siyasal kampanyalar tarihinin girişine kısaca bir göz atmış bulunmaktayız..
OKUMALI:  Siyasal ideolojiler ve medya çözümlemeleri ders notu

İlk yorumu siz yapın

Yorum yapın

E-posta adresiniz başkaları tarafından gözükmeyecektir.