Ticaret hukuku ders notları

HUKUK DERS NOTLARI

TİCARİ İŞLETMENİN TANIMI VE UNSURLARI

 

TANIM: 6102 sayılı yeni TTK’ya göre,  ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.

 

TİCARİ İŞLETMENİN UNSURLARI

Gelir Sağlamayı Hedef Tutmak

 

Bu konuda önemli olan, gelir sağlama amacının bulunmasıdır; bu amacın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği ise, ticari işletme niteliğinin kazanılması açısından önemli değildir. Örneğin, gelir elde etmek amacıyla açılan beyaz eşya satış yerinin sürekli zarar etmesi, işyerinin işletme niteliğini kaybetmesine neden olmaz.

Elde edilen gelirin sarf şeklinin de herhangi bir önemi yoktur. Sağlanan gelirin, kamuya yararlı amaçlara sarf edilmesi halinde dahi ticari işletmeden söz edilebilir.

Hedef gelir sağlamak değilken, yapılan faaliyet sonucunda gelir elde edilmiş olması faaliyete iktisadi nitelik kazandırmaz.

Devamlılık

 

Devamlılık unsuru işletme içinde yürütülen faaliyetle ilgilidir. Bu anlamda devamlılık, sadece tek sefere mahsus, tesadüfî nitelikteki faaliyetlerin, bir ticari işletmeye vücut vermeyeceğini göstermektedir. Örneğin tek sefere mahsus olmak üzere buğday alım satımına aracılık yapılması, bir işletmenin varlığına delalet etmez.

Faaliyetin devamlı olup olmadığı saptanırken, incelenmesi gereken husus, devam kasıt ve amacıdır. Dolayısıyla faaliyetin niteliği gereği zaman zaman kesintiye uğraması, devamlılık unsurunun bulunmadığı anlamına gelmez. Örneğin sadece okulların açık olduğu dönemde öğrencilere hizmet veren bir lokantanın işletilmesinde de, devamlılık unsuru mevcuttur.

İşin niteliğinden kaynaklanan kesintiler devamlılık unsurunun varlığını etkilemez.Önemli olan faaliyetin geçici nitelik taşımamasıdır.

Bağımsızlık

 

Bir işletmeden söz edilebilmesi için aranacak unsurlar arasına faaliyetin bağımsız şekilde yürütülmesi de eklenmiştir. Bağımsızlık, bir işletmenin hem iç ilişkide, hem de dış ilişkide kendi başına hareket edebilmesidir. Bu anlamda şube, iç ilişkide bağımsız şekilde faaliyette bulunmayıp merkeze tabi olduğundan ayrı bir işletme sayılamaz.

KPSS (Alan) 2008: Aşağıdakilerden hangisi esnaf faaliyeti niteliğini aşsa dahi ticari işletme niteliği taşımaz?

Ayakkabı fabrikası

Dernek tarafından işletilen lokanta

Vakıf tarafından işletilen satış mağazası

A Bankası AŞ’nin Üsküdar Şubesi *

Sadece yazları çalışan, kışları kapanan dondurma dükkânı

 

Esnaf Faaliyeti Sınırlarını Aşmak (Kapasite)

6102 sayılı TTK m. 15’e göre esnaf; ister gezici olsun, ister bir dükkân veya bir sokağın belli bir yerinde sabit bulunsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan (geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan) sanat ve ticaret sahibi kişidir.

Esnaf ve Küçük Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nca ve Bakanlar Kurulu’nca kabul edilen Kararname’ye göre;

Gelir vergisinden muaf olanlar,

Basit (götürü) usulde vergilendirilenler,

İşletme hesabına göre defter tutanlar,

Vergiden muaf olanlardan kazançları VUK. m. 177’ye I ve III’te yer alan nakdi limitlerin yarısını; II’de yer alan nakdi limitin tamamını aşmayanlar esnaf sayılır.

Buna karşın;

’na göre birinci sınıf tacir sayılıp bilanço usulüne göre defter tutanlar,

İşletme hesabına göre defter tutup Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 177’deki sınırları aşanlar tacir sayılır.

İşletme hesabına göre defter tutmakla birlikte yukarıda esnaf için belirlenen şartlara uymayanlar tacir sayılırlar.

TİCARİ İŞLETMENİN YAPISI

 

Her işletmede oluğu gibi ticari işletmede de, insan unsuru ile malvarlığı unsurları birlikte bulunur.

İnsan (kişi) unsuru, ticari işletmeyi kendi adına işleten kişiyi (taciri) ifade eder.

Malvarlığı unsuru ise, çok çeşitlidir. Bunlar; maddi unsur ve gayrımaddi unsurdur.

MADDİ UNSURLAR

Duran Malvarlığı

Fabrika binası

Makine

Alet ve cihazlar

Masa ve sandalyeler

Bilgisayarlar

Nakliye araçları

Satış yeri

Depolar vs.

Döner Malvarlığı

Hammadde

Depoda tutulan malzemeler

Yarı mamuller

Mamuller vs.

 

MADDİ OLMAYAN UNSURLAR

Sınaî Mülkiyet Hakları

Ticaret unvanı

İşletme adı

Marka

Endüstriyel tasarım

Patent

Fikri Mülkiyet Hakları

Kiracılık Hakkı

İşletme Değeri (Müşteri Çevresi)

 

TİCARİ İŞLETMEDE MERKEZ VE ŞUBE

 

MERKEZ

 

Her ticari işletmenin bir merkezinin bulunması gerekir. Bu hususa TTK’nın 40. maddesinde, dolaylı bir biçimde işaret edilmiştir. Buna göre her tacir, işletmesinin açıldığı günden itibaren 15 gün içinde belli hususları, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür.

Ancak TTK’da merkez kavramı tanımlanmamıştır. Genellikle kabul edildiği üzere ticari işletmenin merkezi, işletmenin idari, hukuki ve ticari faaliyetlerinin toplandığı ve yürütüldüğü yeri ifade eder.

Gerçek kişiler tarafından işletilen ticari işletmelerde merkez, gerçek kişinin ikametgâhı olabileceği gibi ikametgâhından farklı bir yer de olabilir. Tüzel kişiler tarafından işletilen ticari işletmelerde ise merkez, dernek tüzüğü veya şirket ana sözleşmesinde gösterilen yerdir.

ŞUBE

 

Ticari işletme kapsamında yürütülen faaliyetin yaygınlaşması işlerin tek bir merkezden yönetilmesini zorlaştırabilir ve bu durum karşısında tacir, işlerini merkezden yönetmek yerine kuracağı yarı bağımsız birimler aracılığıyla mahallinden yürütmek isteyebilir. İşte bu ihtiyaç, şube açılmasına neden olur.

TTK’da, şube ile ilgili çok sayıda hüküm bulunmasına rağmen, şubeyi tanımlayan bir hükme yer verilmemiştir.

Unsurları: Bir yerin şube sayılabilmesi için gerekli olan unsurlar şöyle sıralanabilir:

İç İlişkide Merkeze Bağımlı Olma: Şube, ticari işletmenin bir parçası olarak, merkeze bağlıdır. Dolayısıyla;

Şube ile merkezin aynı gerçek veya tüzel kişiye ait olması gerekir,

Şubenin merkezden ayrı bir işletme politikası olamaz,

Şubenin kar ve zararı merkeze aittir,

Şube aracılığıyla elde edilen hakların, üslenilen borçların sahibi de, şube değil işletmenin kendisidir.

Dış İlişkide Bağımsızlık: Şube merkeze bağımlı olmakla birlikte, dış ilişkilerinde serbesttir. Dolayısıyla şubenin, merkezin yaptığı işler türünden işlemleri üçüncü kişilerle kendi başına yapma yetkisine sahip olması gerekir.

Yer ve Yönetim Ayrılığı: Merkez ile şube arasında kural olarak yer ayrılığı vardır. Ancak bunu, çok dar ve kesin biçimde anlamamak gerekir. Şube, merkezin bulunduğu şehirden başka bir şehirde açılabileceği gibi aynı şehir içinde de kurulabilir. Hatta şube, merkezin bulunduğu bina içinde dahi olabilir.

Şube kendi başına ticari işlem yapmaya yetkili olduğundan, merkezden ayrı bir yönetime sahip olması da gerekir.

 

Muhasebe Ayrılığı: Şubenin, ayrı bir muhasebe ve ticari defterlere sahip olması gerekir. Ancak bu durum, ticari defterlerin mutlaka şubede bulundurulmasını ve hesapların orada tutulmasını gerektirmez; şubeyle ilgili kayıtların defterlere merkez tarafından geçirilmesi de mümkündür.

TİCARET VE USUL HUKUKU YÖNÜNDEN ŞUBENİN DURUMU

 

TTK göre, merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri bulundukları yer ticaret siciline tescil ve ilan olunur (Ancak bu tescil işlemi şubeye tüzelkişilik kazandırmaz). Merkezi yurt dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri de, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Şubeler iç ilişkide merkeze bağımlı olduklarından ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir.

TTK uyarınca şubeler, kendi merkezlerinin ticaret unvanını, şube olduklarını belirterek kullanmak zorundadır. (Örneğin; TC. Ziraat Bankası AŞ. Üsküdar Şubesi gibi).

Ticari işletmenin devri halinde bu devrin kapsamına, işletmenin bir parçası olan şube de girer.

Usul hukukunda, şube aracılığıyla yapılan işlemlerden dolayı merkezin yanı sıra şubenin bulunduğu yerde de dava açılmasına izin verilmiştir. Ancak şubeyle yapılan bir işlem dolayısıyla da olsa, tacir aleyhine iflas yoluyla takip, ancak merkezin bulunduğu yerde yapılabilir.

Ticari mümessilin temsil yetkisi, belli bir şubenin işlemleri ile sınırlanabilir.

KPSS (Alan) 2005: Bir ticari işletmenin şubeleriyle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Ticari işletmenin devri halinde bu devrin kapsamına şube de girer

Şubeler, bulundukları yerin ticaret siciline tescil ettirildikleri anda tüzel kişilik kazanır ve dış ilişkilerinde bağımsız hareket edebilir *

Ticari mümessilin temsil yetkisi şubenin işleriyle sınırlanabilir

Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır

Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubelerinin yaptıkları işler dolayısıyla, iflas davası, merkezin bulunduğu yerde açılır

TİCARİ İŞLETMENİN DEVRİ

Ticari işletmenin devri hem BK. hem de TTK.’da düzenlenmiştir.

DEVRİN TARAFLARI

 

Devir sözleşmesi, ticari işletmesini devreden tacir ile ticari işletmeyi devralan arasında yapılır.

 

DEVRİN KOŞULLARI

BK. m. 202 anlamında bir devirden söz edilebilmesi için, işletmenin aktif ve pasif malvarlığı unsurlarının devredilmiş olması gerekir.

BK. açısından, ticari işletmenin devri için tek bir sözleşme yapılması yeterlidir. Devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve ticaret siciline devredilmesi gerekir. Ancak ticari işletme içinde, devri kanunen özel bir şekle bağlanmış unsurlar var ise, bunların devri için bu özel şekle uyulması gerekir. Örneğin taşınmazlar için, tapu memuru huzurunda resmi senet düzenlenmesi gerekmektedir.

DEVRİN KAPSAMI

 

İşletmeye ait aktif ve pasifler bir bütün halinde devredilmelidir. Sadece aktiflerin devrini öngören bir sözleşme emredici nitelik taşıyan BK. hükmü karşısında geçersizdir.

Devir sözleşmesi, aksi öngörülmemişse şu unsurların devrini kapsar:

Duran malvarlığı, (makine, alet ve teçhizatlar vs.)

İşletme değeri,

Fikri ve sınaî mülkiyet hakları, (ticaret unvanı, işletme adı vs.)[1]

Kiracılık hakkı.

İyiniyetli devralan, ticari işletmenin içinde bulunmakla birlikte, üçüncü kişiye ait olan menkuller üzerinde de mülkiyet hakkını kazanır.

DEVİR PROSEDÜRÜ

 

Devir sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalı ve ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmelidir. Yazılı şekil geçerlilik şartı olup, tescil kurucu niteliktedir.

Devir keyfiyeti, alacaklılara bildirilmeli veya ilanla duyurulmalıdır.

DEVRİN HÜKÜM VE SONUÇLARI

Ticari işletmesini devreden kişi, ticareti terk etmiş olur ve buna bağlı olarak da, tacir sıfatını kaybeder.

Ticari işletmenin devri sonucunda, kural olarak, işletmeye daimi şekilde tahsis edilen tüm unsurlar devralana geçer.

Ticari işletmenin devri genellikle bir satış sözleşmesine dayanacağından, bu sözleşmeyle ilgili ayıba ve zapta karşı tekeffül (garanti) hükümleri burada da uygulanır.

Devredilen ticari işletmenin borçları, devrin alacaklılara ihbarı veya tescil ve ilanından itibaren devralana geçer.

Devralanın sorumluluğu her bir borç için öngörülmüş olan zamanaşımı süresince devam eder.

BK. m. 202 hükmüne göre, işletmenin borçlarından dolayı devreden de, devralanla birlikte 2 yıl daha müteselsilen sorumlu olur.

Devredenin bu sorumluluğu devrin ilanı veya ihbarından önce doğmuş bulunan borçlar için söz konusudur. Devralanın, devirden sonra girişeceği işlemler nedeniyle devredenin herhangi bir sorumluluğu yoktur.

Devredenin devralanla birlikte sorumlu tutulacağı iki yıllık sürenin başlangıcı, muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihi, müeccel borçlar için ise borcun muaccel olduğu tarihtir. (iki yıllık süre hak düşürücü süre olup, bunun dolmuş olduğu hâkim tarafından re’sen dikkate alınır).

ADLİ YARGI 2003: Ticari işletmenin devriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Devralan, devir anında kendisi tarafından bilinmeyen borçlardan sorumlu değildir

Devredenin, devrin ilan veya ihbarından sonra doğan borçlardan sorumluluğu, ilan veya ihbardan itibaren 2 yılın dolmasıyla sona erer

Devralanın, devirden önce doğan borçlardan sorumluluğu, devrin ilan veya ihbarı tarihinden itibaren 2 yılın geçmesiyle sona erer

Devralan, devirden önce doğan borçlardan dolayı, borcun tabi olduğu zamanaşımı süresince sorumlu olmaya devam eder *

Devredenin devirden önce doğan borçlardan sorumluluğu, kendisinin iflas yoluyla takip edilebileceği devrin ilan ve ihbarı tarihinden itibaren işlemeye başlayan l yıllık süreyle sınırlıdır

 

TİCARİ İŞLETMENİN REHNİ

Ticari faaliyetin kesintisiz sürdürülebilmesi, tacirin zaman zaman kredi kullanmasını gerektirir. Kredi ise, ancak yeterli şahsi (kefalet gibi) veya ayni teminat karşılığında açılır.

Taşınmazlar üzerinde rehin hakkı, tapu siciline tescil ile doğar. Taşınır rehninin kurulabilmesi için de, o taşınır mal üzerindeki zilyetliğin kredi verene geçirilmesi gerekir.

Taşınır rehni için aranan teslim şartı, gerek kredi alan, gerekse kredi veren bakımından bazı sorunlara yol açar. Örneğin bir fabrikaya ait makinelerin rehnedilebilmesi için, makineler üzerindeki zilyetliğin doğrudan doğruya kredi verene geçirilmesi, daha açık bir anlatımla makinelerin alacaklıya teslim edilmesi gerekir. Bu durum, kredi alanın üretim faaliyetini sürdürememesine neden olur ve sonuçta kredinin geri ödenmesini tehlikeye sokar. Kredi veren bakımından ise, rehin alınan taşınırların muhafaza edilmesi ve bakımı gibi hususlar, ortaya önemli güçlükler çıkarabilir.

1971 yılında kabul edilen Ticari İşletme Rehni Kanunu işletmeye dâhil taşınır unsurların ayrıca teslimine gerek kalmaksızın, tescille rehnedilebilmesine imkân sağlanmıştır.

REHNİN TARAFLARI

 

Ticari işletme rehninin kurulabilmesi için ilk olarak bir rehin sözleşmesinin yapılması gerekir.

Lehine ticari işletme rehni kurulabilecek olanlar (kredi veren-rehnalan):

Tüzel kişiliğe sahip ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri (bankalar ve özel finans kurumları),

Kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliğe sahip müesseseler,

Kooperatifler’dir.

Aleyhine ticari işletme rehni kurulabilecek olanlar (kredi alan-rehneden):

Tacir,

Esnaf’dır.

REHNİN KOŞULLARI

 

Rehnin kapsamına giren unsurların tam listesinin ve bunların ayırt edici özelliklerinin de yer alacağı rehin sözleşmesi, işletmenin kayıtlı bulunduğu sicil çevresindeki bir noter tarafından re’sen düzenlenir.

Rehin sözleşmesinin düzenlenmesi, ticari işletme üzerindeki rehin hakkının doğumu için yeterli olmaz. Rehin hakkı, sözleşmenin, işletmenin kayıtlı bulunduğu esnaf ve sanatkâr veya ticaret siciline tescili ile doğar (TİRK 5/I). Bu anlamda tescil KURUCU etkiye sahiptir. Tescili talep süresi, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 10 gündür.

REHNİN KAPSAMI

 

Ticari işletme rehninin kapsamı, TİRK’in 3. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre TİRK. m. 3/a ve b bentleri rehnin kapsamı dışında bırakılamaz, c benti ise isteğe bağlı olarak ya kapsama dahil edilir, ya da kapsamdan çıkarılır. Diğer bir deyimle;

Ticaret unvanı (TİRK. m. 3/a),

İşletme adı (TİRK. m. 3/a),

Taşınır işletme tesisatının (TİRK. m. 3/b), rehnin kapsamına dahil edilmesi zorunludur.

Marka, patent, model, resim ve lisanslar gibi sınaî hakların kapsama dâhil edilip edilmemesi isteğe bağlıdır. (TİRK. m. 3/c)

Buna karşın şu unsurlar rehne dâhil edilemez;

Ticari işletmenin üzerinde faaliyet gösterdiği taşınmaz,

Kiracılık hakkı,

Müşteri çevresi üzerindeki hak,

Finansal Kiralama Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca finansal kiralama sonucu elde edilmiş taşınırlar,

Hammadde,

Üretilmiş mallar,

Özel bir sicile tescille rehne konu olabilen tanışırlar (Örneğin, gemi ipoteği gibi.)

Sanayi işletmeleri üzerinde kurulacak rehinlerde, ticaret unvanı ve işletme adı (TİRK. m. 3/a) kapsam dışında bırakılabilmektedir. Dolayısıyla sanayi işletmelerinde TİRK. m. 3/b ve c bentlerinde yer alan unsurlardan bir veya birkaçı rehne konu edilebilmektedir.

Kredili satış yapan gerçek veya tüzelkişiler lehine kurulacak rehinlerde ise, kredili satışa konu olan taşınırlar üzerinde rehin hakkı kurulabilecektir.

ADLİ YARGI 2005: Ticari İşletme Rehni Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi ticari işletme rehni sözleşmesinin kapsamında yeralmaz?

İşletme adı

Marka

Taşınmaz *

Ticaret unvanı

Patent

KPSS (Alan) 2011:

Ticari İşletme Rehni Kanunu’na göre, ticari işletme rehninin esnaf işletmesi üzerinde kurulması mümkün değildir

Ticari işletme üzerinde rehin hakkının doğumu için rehin sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren 15 gün içinde ticaret siciline tescil edilmesi gerekir

Ticari işletme üzerinde rehin hakkının doğumu için rehin sözleşmesindeki imzaların Türkiye’deki herhangi bir noter tarafından tasdiki yeterlidir

Patentlerin, ticari işletme rehninin kapsamı dışına bırakılması mümkündür

Yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Yalnız IV *

I ve IV

II ve IV

III ve IV

I, II ve IV

 

TİCARİ İŞLER VE TABİ OLDUKLARI HÜKÜMLER

TİCARÎ İŞLER

 

Bir işin, adi veya ticari iş olarak nitelendirilmesi, bu işe hangi hükümlerin uygulanacağının belirlenmesi açısından büyük öneme sahiptir.

TTK’ya göre, şu işler ticari iştir;

TTK’da düzenlenen tüm konular ticari iştir: Bu hükümler sayesinde herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen iş ve hususlar da, ticari iş sayılır. Örneğin iki memur arasında düzenlenen bono da, ticari işe vücut verir. Ticaret Kanunu’nda düzenlenen diğer bazı konular olarak, taşıma, sigorta işleri, acentelik gösterilebilir. Ayrıca TTK’da haksız rekabet, çatma gibi bazı haksız fiil halleri de düzenlenmiştir ki, bunlar da ticari iştir. (TTK. m. 3/I)

 

Bir ticari işletmeyi ilgilendiren işler ticari iştir: Bir ticari işletmeyi ilgilendiren diğer her türlü iş, işlem ve fiiller de ticaridir. (TTK. m. 3/II)

Ticari iş karinesi: TTK m. 19/I uyarınca “bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Gerçek kişi tacirin yalnızca borçları ticaridir.

Gerçek kişi tacir için bu hükme istisna getirilmiştir. İşin ticari olmadığının beyan edilmesi ve halin icabıdır. Örneğin, tacirin evi için bir buzdolabı satın alması ticari iş sayılmayacaktır.

Fakat tüzel kişi tacirin adi alanı olamayacağından tüzel kişi tacirin her türlü iş, işlem ve fiili ticaridir.

Bir taraf için ticari olan sözleşmeler diğer taraf için de ticaridir: TTK’m. 19/II’ye göre, taraflardan yalnız biri için ticari nitelikte olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm olmadıkça, diğeri taraf için de ticari iş sayılır. Örneğin, bir tacir ile memur arasında yapılan satım sözleşmesi, sözleşmenin memur olan tarafı için de ticari iş sayılır. Maddenin uygulanabilmesi için ön koşul taraflar arasındaki ilişkinin bir sözleşmeden kaynaklanmış olmasıdır. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus, ticari iş sayılma olgusuna tacir açısından bakılması gerektiğidir. Tacir açısından söz konusu iş ticari sayıldığı ve arada da sözleşme olduğu için memur bakımından ticari olmasa da bu hüküm gereğince ticari olacaktır.

Ancak haksız fiiller, sebepsiz zenginleşme ve vekâletsiz iş görme bu kapsama girmez.

Tacirin ticari işletmesi ile ilgili bir iş görürken üçüncü kişiye karşı bir haksız fiil işlemesi durumunda, söz konusu haksız fiil ticari iş sayılmaz. Örneğin, MNG Kargo’ya ait bir araç bir yayaya çarpıp ölümüne sebep olursa, bu durum ticari iş sayılmaz. Çünkü MNG Kargo tacir iken, zarar gören diğer kişi tacir değildir. Buna karşın, her iki tarafın tacir olması ve dolayısıyla yapılan işin her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi durumunda ise, söz konusu iş, ticari iş olarak kabul edilir. Örneğin, MNG Kargo’ya ait bir aracın, Yurtiçi Kargo’ya ait bir araca çarpması ve ortaya bir zarar çıkmış olması durumunda söz konusu iş, ticari iş sayılacaktır.

ADLİ YARGI 1998: Aşağıdakilerden hangisi “ticari iş”tir?

Adi şirket ortaklarının birinin diğerinden gayrimenkul satın alması

Gerçek kişi tacirin evine halı satın alması

Anonim şirket ortağının çocuğunu özel okula kaydettirmesi

Memur M’nin, arkadaşına bono vermesi *

Şirket ortağının kendisine araç alması

TİCARİ İŞ SAYILMAYA BAĞLANAN SONUÇLAR

 

Ticari İşlerde Müteselsil Sorumluluk

 

İki veya daha fazla kimsenin, alacaklıya karşı her biri borcun tamamı için asıl borçlu sıfatıyla sorumlu tutuldukları hallerde müteselsil sorumluluktan söz edilir.

Adi işlerde müteselsil sorumluluk, kural olarak borçluların müteselsilen borçlu olma yolundaki iradelerini alacaklıya açıklamaları ile doğar. Bu durumda adi işlerde, adi sorumluluk kural, müteselsil sorumluluk ise istisnadır.

Ticari işlerde ise, kural borçluların müteselsil sorumluluğudur. Ancak, sözleşmeye hüküm konularak adi sorumluluk benimsenebilir. TTK m. 7/II uyarınca iki veya daha çok kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliğine sahip bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse, sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça müteselsilen sorumlu tutulurlar.

Teselsül karinesi, ticari bir borca kefalet halinde gerek asıl borçlu ile kefil ve gerek kefiller arasındaki ilişkilerde de uygulama alanı bulur.

Ticari İşlerde Faiz

 

İşletim Süresi Bakımından Faiz Türleri

 

Anapara (Kapital) Faizi: Bir para tutarını talep hakkına sahip bulunan alacaklıya, bu paradan belli bir süre yoksun kalması nedeniyle borcun vadesine kadar ödenen karşılığı ifade eder.

Temerrüt (Gecikme) Faizi: Para borcunu zamanında ödemeyerek temerrüde düşen borçlu tarafından ödenmesi gereken faizdir.

İşletim Şekli Bakımından Faiz Türleri

 

Basit Faiz: Bir alacağa belirli bir zaman dilimi için işletilen faizdir. En belirgin özelliği, yalnızca anaparaya faiz yürütülmesidir.

Bileşik (Mürekkep) Faiz: İşlemiş olan faizin belirli dönemlerde anaparaya eklenmesi ve elde edilen meblağa tekrar faiz işletilmesidir. Diğer bir deyimle bileşik faiz, faize işletilen faizdir.

Belirleyen İrade Bakımından Faiz Türleri

 

İradi Faiz: Miktarı sözleşme ile belirlenmiş faizdir. Bu faizin kaynağı, alacaklı ile borçlunun iradesidir.

Kanuni Faiz: Miktarı kanun tarafından belirlenen anapara veya temerrüt faizidir.

Ticari İşlerde Faizin Özellikleri

Ticari işlerde önceden öngörülmemiş olsa da faiz istenebilir.

Adi işlerde ve ticari işlerde bileşik faiz uygulaması kabul edilmemiştir. Buna karşın, TTK’da şu ticari işlerde bileşik faiz uygulanabilir;

Cari hesap sözleşmelerinde,

Her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde,

Kambiyo senetlerinde müracaat hakkının kullanılması durumunda bileşik faiz uygulamasına izin verilmiştir.

Ticari işlerde faiz oranı sözleşme ile serbestçe belirlenir. Eğer sözleşme ile faiz oranı belirlenmemiş ise, gerek adi ve gerekse ticari işlerde anapara (kapital) faizi oranı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca sabittir. (Bu oran %9’dur) Buna karşın, temerrüt faizi oranı adi işlerde sabit oran üzerinden (%9), ticari işlerde avans faiz oranı üzerinden (1.1.2012 yılı itibari ile %17.75) hesaplanacaktır.

Yabancı para borçlarında sözleşmede daha yüksek kapital veya temerrüt faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankaları’nın o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.

Ticari İşlerde Zamanaşımı

 

Ticari işlere ilişkin olarak kanunlarda öngörülen zamanaşımı sürelerinde, kanunda aksine hüküm olmadıkça, sözleşmeler ile değişiklik yapılamaz.

ADLİ YARGI 2004: Türk Ticaret Kanunu’na göre, zamanaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari hükümler koyan kanunlarla tayin olunan zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez *

Ticari hükümler koyan kanunlarda yer alan zamanaşımı sürelerine ilişkin hükümler, emredici nitelikte olmadığından, sözleşmeyle değiştirilebilir

Ticari hükümler koyan kanunlarda yer alan zamanaşımı süreleri borçlu lehine kısaltılabilir

Ticari hükümler koyan kanunlarda yer alan zamanaşımı süreleri alacaklı lehine uzatılabilir

Ticari hükümler koyan kanunlarda yer alan zamanaşımı süreleri objektif iyiniyet kuralları çerçevesinde kalmak kaydıyla uzatılabilir veya kısaltılabilir.

KPSS (Alan) 2012: Ticari iş ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Taraflardan biri için ticari sayılan iş, arada sözleşme varsa diğer taraf için de ticari sayılır

Ticaret şirketi tacirin bütün işleri ticari iş niteliğindedir

Ticari bir borca kefalet hâlinde kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsil kefalet söz konusudur

Bir esnaf işletmesini ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iştir *

Ticari bir işte uygulanacak temerrüt faizi oranı sözleşme ile kararlaştırılmamışsa avans faiz oranı üzerinden temerrüt faizi talep edilebilir

TİCARİ HÜKÜMLER

 

Ticari hüküm kavramı, bir ticari uyuşmazlığa uygulanacak hükümlerin belirlenmesi bakımından önemlidir.

Ticari işlere uygulanacak hükümlerin sırası şu şekildedir:

Emredici hükümler

Sözleşme hükümleri

Tamamlayıcı ve yorumlayıcı ticari hükümler (yedek ticari hükümler)

Ticari örf ve adet

Ticari teamül

Genel hükümler (MK, BK, diğer kanun hükümleri, adi (genel) örf ve adet, hakimin yarattığı hukuk)

 

ADLİ YARGI 2005/1

Ticari örf ve adet

Ticari hükümler

III. Genel hükümler

Hâkimin yarattığı hukuk

Adi örf ve adet

Yukarıdaki hukuk kaynaklarının ticari işlere uygulanma sırası aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

II, I, III, V ve IV *

II, III, I, V ve IV

II, III, V, I ve IV

III, I, II, IV ve I

III, II, I, V ve IV

KPSS (Alan) 2004: Ticari örf ve âdetle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Kanunda aksine bir hüküm olmadıkça hükme esas olamazlar

Sadece taraf iradelerinin yorumunda dikkate alınabilirler

Hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde mahkeme, ticari örf ve âdete göre karar verir *

İlgililer aynı bölgede bulunmadıkları takdirde, alacaklının yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki ticari örf ve âdet uygulanır

Tacir olmayanlar hakkında hiçbir halde uygulanmazlar

TACİR VE TACİR OLMANIN SONUCLARI

TACİR SIFATININ KAZANILMASI

Gerçek Kişilerde Tacir Sıfatı

 

TTK m. 12/I uyarınca “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir.

TTK m. 12/II uyarınca “bir ticari işletmeyi kurup açtığını sirküler, gazete, radyo vb. ilan vasıtalarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.

Sahip oldukları bir ticari işletmeyi veli ya da vasileri aracılığıyla işleten küçük ve mahcurlar (kısıtlılar) da tacir sayılırlar. (TTK.m.13)

Ticaret yapması yasaklanan kimseler de tacir sayılır, tacir olmanın külfetlerine katlanır, nimetlerinden yararlanırlar. (TTK. m.14)

İstisnai bazı hallerde bir ticari işletme mevcut olmasa bile ticari işletme açmışçasına işlemlerde bulunan kişi, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur. Bu kişi tacirlere tanınan haklardan yararlanamaz, sadece tacirlere yüklenen külfetlere katlanır. (TTK. m.12/III)

KPSS (Alan) 2008: A ile Devlet memuru B, adi şirket sözleşmesi çerçevesinde bir ticari işletme işletmektedirler.  A ölünce şirketteki payı 5 yaşındaki kızı C’ye geçmiştir.

Buna göre, tacir sıfatıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A, adi şirket ortağı olduğu süre boyunca tacir sıfatına sahiptir

Devlet memuru B tacir sıfatına sahiptir

Tacirler hakkında uygulanan cezai müeyyideler C’ye değil, C’nin kanuni temsilcisine uygulanır

Şirket borçlarından dolayı, hem B’nin hem de C’nin iflası söz konusu olabilir

C tacir sıfatını kazanamaz, tacir sıfatı C’nin kanuni temsilcisine aittir *

ADLİ YARGI 2007: Tacir sıfatının kazanılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Ticaretle uğraşması yasak bir subay, ticari işletme işletirse tacir sayılır

Resmi bir makamın iznine ya da ruhsatına gerek olduğu halde, bu izni veya ruhsatı almadan ticari işletme işleten kişi tacir sayılır

Bir işletme kurup açtığını çeşitli ilan vasıtalarıyla halka bildirmiş olan kimse, henüz işletme müşterilerle fiilen temasa geçmiş olmasa dahi tacir sayılır

Bir ticari işletme mevcut olmadığı halde, ticari işletme açmış ve işletiyor gibi işlemlerde bulunan kimse, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur

Bir küçüğe ait ticari işletme velisi tarafından işletilirse, tacir sıfatı küçüğe değil velisine ait olur *

Tüzel Kişilerde Tacir Sıfatı

 

sayılı TTK’ya göre;

Ticaret şirketleri,

Ticari işletme işleten dernek ve vakıflar,

Kamu tüzelkişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler (KİT’ler)

Donatma iştirakinin kendisi değil, ortakları tacir sayılır.

Ticaret şirketleri, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazandıkları anda başka işleme gerek kalmaksızın tacir sıfatına sahip olurlar.

Ticari işletme işleten dernekler ve vakıflar tacir sayılırlar. Kamuya yararlı dernekler ise, tacir sayılmazlar. Ancak kamuya yararlı dernekler tarafından işletilen işletmeler tacir sayılırlar. Örneğin, Kızılay tacir değil iken, Afyonkarahisar Maden Suyu İşletmesi tacirdir.

Kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler tacir sayılırlar. Örneğin; İSKİ, ASKİ, İETT, EGO, TCDD, THY, Halk Ekmek vs.

Donatma iştirakinin tüzel kişiliği yoktur, ancak tacirlere ilişkin hükümler donatma iştiraki hakkında da uygulanacaktır. (TTK. m. 17)

KPSS (Alan) 2007: Aşağıdakilerden hangisi tacirdeğildir?

Ticaret şirketleri

Ticari işletme işleten dernekler

Ticari işletme işleten vakıflar

Ticari işletme işleten gerçek kişiler

Ticari işletme işleten kamu tüzel kişileri *

ADLİ YARGI 2002: Bir tüzel kişinin tacir olabilmesi için, Türk Ticaret Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi aranır?

Kendi adına ticari işletme işletmesi

Türk Ticaret Kanunu’nda sayılmış bulunması

Ticaret şirketi olması

Ticaret siciline tescil edilmiş bulunması *

Ticari işletmesini, kamuya yararlı konular dışında işletmesi

TACİR SIFATININ KAYBI

 

Gerçek kişilerde tacir sıfatı ticaretin terk edilmesiyle son bulur.

Tüzel kişilerin tacir sıfatı, tasfiye işlemlerinin tamamlanarak tüzel kişi tacire ait kaydın ticaret sicilinden terkini (ve durumun ilanı) ile son bulur. Tüzel kişilerin tasfiye sürecine girmesi, tacir sıfatının sona erdiği anlamına gelmez, tacir sıfatı sicilden kaydın silinmesi ile son bulur.

TACİR OLMANIN HÜKÜM VE SONUÇLARI

 

İflasa Tabi Olma

 

Aleyhine iflas yoluyla takip yapılabilecek kişiler şunlardır:

Tacirler

Tacir sayılanlar

Özel hükümler gereği tacir olmadıkları halde iflasa tabi olanlar:

Bir yıl süreyle eski tacir. Tacirler işletmelerini kapattıklarını tescil (terkin) ve ilan ettirdikten itibaren bir yıl daha iflasa tabidirler,

Tacir gibi sorumlu olanlar,

Donatma iştiraki,

Şirket borçlarından dolayı kolektif ortakları,

Banka yöneticileri ve ortakları,

Miras şirketi.

ADLİ YARGI 1998: Ticareti terk eden tacirin iflas yolu ile takip edilebileceği süre aşağıdakilerden hangisidir?

Ticareti terkin tescilinden itibaren 6 ay

Ticareti terkin tescil ve ilanından itibaren 5 yıl

Ticareti terkin tescilinden itibaren 1 yıl

Ticareti terkin tescil ve ilanından itibaren 1 yıl *

Ticareti terkin tescil ve ilanından itibaren 2 yıl

Ticaret Siciline Kaydolma

 

TTK. uyarınca her tacir, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür.

Ticaret ve Sanayi Odalarına Kaydolma

 

Ticaret Unvanı Seçme ve Kullanma

 

TTK. uyarınca her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren en geç 15 gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeye mecburdur.

Ticaret unvanını sadece tacirler kullanabilir; buna karşılık işletme adını, işletmelerini benzeri işletmelerden ayırt etmek isteyen esnaf da kullanabilir.

Tacirler bakımından ticaret unvanını kullanmak zorunludur. İşletme adını kullanmak ise zorunlu değildir.

Ticari İş Karinesine Tabi Olma

 

Ticari Örf ve Âdete Tabi Olma

 

Tacir sıfatına sahip olmayanlar hakkında ticari örf ve adet, ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır. Tacirler ise, bildikleri varsayıldığı için her zaman uygulanır. Bu hükümden çıkan sonuç, ticari örf ve âdetin tacirler bakımından mutlak olarak uygulanacağıdır.

Ticari Defterler Tutma

Basiretli İş Adamı Gibi Davranma

 

Tacirler, tacir olmayan kişilerden farklı olarak basiretli (tedbirli) iş adamı gibi hareket etmek zorundadırlar.

Ücret ve Faiz İsteme

 

Tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, kararlaştırılmamış olsa dahi, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca tacir kararlaştırılmamış olsa dahi, verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır.

Ücret ve Cezanın İndirilmesini İsteyememe

Fatura Verme ve Teyit Mektubu

Ticari işletmesi ile ilgili bir iş nedeniyle bir mal satmış veya iş görmüş olan tacirden diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve yapılan işin bedeli ödenmişse faturada bunun gösterilmesini isteyebilir. Tacir de bunu yerine getirmek zorundadır.

Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa, içeriğini kabul etmiş sayılır.

Taraflar arasında yapılmış bir sözleşme olmadan bir tarafın diğerine gönderdiği yazı, fatura değil bir icap niteliğindedir.

İtiraz edilmemek suretiyle alıcı aleyhine yazılı delil niteliğini kazanan fatura içeriğinin aksi, ancak yazılı delil, ticari defter veya yeminle ispat olunabilir. Şahit dinletilemez.

İtirazın sekiz gün içinde yapılması yeterli olup; itirazın bu süre içinde karşı tarafa varmış olması gerekmez.

Sekiz gün içinde dava açılması da, faturaya itiraz edilmiş olduğunu gösterir.

Fatura sözleşmenin ifası (icrası) ile ilgilidir.

Sözlü olarak, telefon veya telgrafla yapılan sözleşmelerin veya beyanların içeriğini teyit eden bir yazıyı alan tacir aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan sözleşmeye ve beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş olur.

Teyit mektubu, sözleşmenin kurulması ile ilgilidir.

KPSS (Alan) 2006: Tacir olmanın sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Tacir kural olarak cezai şartın tenkisini isteyemez

Tacir ticari defterler tutmalıdır

Tacir borçlarından dolayı iflasa tabidir

Tacir basiretli iş adamı gibi hareket etmelidir

Tacir işletme adı kullanmak zorundadır *

ADLİ YARGI 2007: Teyit mektubu kavramıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Bu mektubu alan kimse, aldığı tarihten itibaren 10 gün içinde itiraz etmezse mektup içeriğini kabul etmiş sayılır *

Sözleşmenin esaslı unsurlarını içermesi zorunludur

Faturanın aksine sözleşmenin icrasıyla değil, kurulmasıyla ilgilidir

Süresinde itiraz edilmeyen bir teyit mektubu, yazılı kanıt niteliği kazanır

Sözlü olarak veya telefonla yapılan sözleşme ya da beyanlardan sonra hazırlanır

Her Iki Tarafın da Tacir Olması Durumunda Uygulanacak Özel Hükümler

İhtar veya İhbarları Belli Şekilde Yapma

 

TTK. uyarınca tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi fesih ya da sözleşmeden rücu maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların geçerli olabilmesi için bunların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya elektronik posta sistemi ile yapılması zorunludur. Bu bir sıhhat şartıdır.

Adi Satım ve Trampaların Ticari Satım ve Trampalardan Ayrılması

 

Ticari Defterlerle Kanıtlama

 

Hapis Hakkı

 

Ticari Davaya Konu Olma

 

Bileşik Faiz Talep Edilebilme

 

TACİRLERE ÖZGÜ OLAN VE ESNAFLAR HAKKINDA UYGULANABİLECEK HÜKÜMLER

 

Ücret ve faiz isteme,

İşletme adı kullanma,

Hapis hakkı,

TİRK’ten yararlanma,

Sicile kaydolma,

Odaya kaydolma.

 

TACİR YARDIMCILARI

 

Birden çok yerde işletmesi olan bir tacirin, işletmelerinin işlerini tek başına yürütebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ticari işletmenin işletilmesi ve yönetilmesi için birtakım yardımcılara ihtiyaç duymaktadır. Bunlara tacir (tüccar) yardımcısı denilmektedir.

Tacir yardımcıları bağımlı olan ve olmayan yardımcılar olarak ikiye ayrılmaktadır.

BAĞIMLI TACİR YARDIMCILARI

Ticari Temsilci (Mümessil)

 

Tacir tarafından işletmeyi yönetmek üzere atanan ve tacirin kendisi gibi yetkili kıldığı en geniş yetkili tacir yardımcısıdır.

Ticari temsilcinin mutlaka gerçek kişi olması gerekir.

Ticari temsilci yalnızca ticari işletme için atanabilir.

Atanması: Ticari mümessilin atanması açık veya örtülü bir irade beyanı ile olabilir. Ancak, nasıl atanırsa atansın ticaret siciline tescili şarttır. Tescilin hukuki niteliği ise, açıklayıcı (bildirici)’dır. Yani mümessillik, tescilden önce doğmuştur.

Temsil Yetkisinin Kapsamı:

Ticari mümessil, müvekkili adına kambiyo taahhüdünde bulunabilir (bono, poliçe, çek düzenleyebilir),

İşletmede çalışacak işçiler ile hizmet sözleşmeleri yapabilir, bu sözleşmeleri feshedebilir,

Hammadde satın alabilir, üretilen maddelerin satımı konusunda sözleşmeler yapabilir,

Tacir adına ödünç alabilir,

İşletmeye dâhil gayrimenkulleri kiraya verebilir gayrimenkul satın alabilir,

Davalarda aktif ve pasif husumet yetkisine sahiptir (taciri mahkemede temsil),

Ticari mümessil bir başka kişinin borcu için, tacir adına kefalet verebilir.

NOT: Ticari mümessil, müvekkilinden özel yetki almadıkça, işletme sahibine ait taşınmazları devredemez ve bunlar üzerinde üçüncü kişiler lehine ayni haklar kuramaz. Ancak taşınmaz alım-satımı ile uğraşan bir işletmeye atanan ticari mümessilin taşınmazlar üzerinde işlem yapması işin doğal sonucudur.

NOT: Ticari mümessil, özel yetkisi olmadan işletmenin varlığını ortadan kaldıracak işlemleri yapamaz. Örneğin; işletmeyi devredemez, tacirin iflasını isteyemez, konkordato (iflas anlaşması) ilan edemez, işletmeyi rehin veremez, işletmeye ortak alamaz, işletmeyi feshedemez.

 

KPSS (Alan) 2005: Tacir A, işletmesinin işlerini idare etmek ve işletmeyle ilgili hukuki işleri yapmak için bir temsilci atamış ve bunu ticaret siciline tescil ve ilan ettirmiştir. Bu temsilci, ticaret unvanında “vekâleten” ibaresini de kullanarak imza atma yetkisine sahiptir.

Bu temsilci, aşağıdaki işlemlerden hangisini özel yetkisi olmadan yapamaz?

Tacir A adına dava açmak

İşçiler ile hizmet sözleşmesi yapmak

İşletmenin faaliyeti bakımından gerekli taşınmaz malların kiralanması için sözleşme yapmak

Tacir adına bono düzenlemek

İşletmenin faaliyet gösterdiği taşınmaz üzerinde, işletmeden alacaklı olan B’nin alacağını temin etmek amacıyla ipotek tesis etmek *

KPSS (Alan) 2007: Tacir yardımcılarından biri olan ticari mümessil aşağıdakilerden hangisini yapamaz?

Ticari işletmenin borçlarını ödemek için tacire ait taşınmazları satmak *

Ticari işletmenin borçlarını ödemek için tacir adına kredi almak

Ticari işletmeye ilişkin işlemler için tacir adına kambiyo taahhüdünde bulunmak

Ticari işletmeye ilişkin davalarda taciri mahkemede temsil etmek

Ticari işletmeye ait taşınmazları tacir adına kiraya vermek

KPSS (Alan) 2010: Ticari mümessilin aşağıdaki işlemlerden hangisi  için özel yetkilendirilmesi zorunludur?

Tacir adına kredi almak

Tacir adına kambiyo taahhüdünde bulunmak

Ticari işletmenin faaliyeti için gerekli olan bir taşınmaz satın almak

İşletmede çalışacak işçilerle hizmet akdi yapmak

Bankadan aldığı kredi için işletmeye ait depo üzerinde banka lehine ipotek tesis etmek *

KPSS (Alan) 2012: Ticari temsilcinin (ticari mümessilin) müvekkil tacir adına ve ticari işletme ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini yapabilmesi için açıkça yetkilendirilmesi gerekir?

Tacirin ticari işletmesine dâhil taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak kurmak *

Tacir adına ödünç sözleşmesi yaparak bankadan kredi çekmek

Tacir adına bono düzenlemek

Avukat olmasa bile ticari işlerle ilgili davalarda, mahkemede taciri temsil etmek

İşletmede çalışacak işçiler ile hizmet sözleşmesi akdetmek

ADLİ YARGI 2005: Tacir A, sahibi olduğu ticari işletmesinin faaliyetlerini yürütmek üzere, B’yi ticari mümessil olarak atamış ve durumu ticaret siciline tescil ettirmiştir.

Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

B, işletmenin faaliyetleri için gerekli taşınmazları satın almaya yetkilidir

B’nin temsil yetkisinin, ticari işletmenin bir şubesinin işleri ile sınırlandırılması mümkündür

B’nin temsil yetkisinin, yeni atanacak bir başka ticari mümessil ile birlikte hareket etmek şartı ile sınırlanması mümkündür

B’nin temsil yetkisinin, 100.000 TL değerindeki işlemlerle sınırlandırılması halinde bu durum ticaret siciline tescil edilemez

B, yaptığı kredi sözleşmelerine teminat sağlamak amacıyla işletmenin faaliyet gösterdiği taşınmaz üzerinde rehin hakkı tesis edebilir *

Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması: Ticari mümessilin temsil yetkisi, “merkez ve şube” işleriyle ya da “birlikte temsil” kaydıyla sınırlandırılabilir. Bu sınırlamaların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi için tescil ve ilan edilmesi gerekir. Bu iki durum dışındaki sınırlamalar (örneğin, konu ve miktar bakımından yapılan sınırlamalar) ancak iç ilişkide hüküm ifade eder, iyiniyetli üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemez. “Konu” ve “miktar” bakımından yapılan sınırlamalar tescil ve ilan edilemez, hatta tescil ve ilan edilse dahi hiçbir hüküm doğurmaz.

Ticari Mümessilliğin Sona Ermesi:

Azil (yetkinin geri alınması),

İstifa,

Mümessilin ölümü (Tacirin ölümü sona erdirmez),

Mümessilin ehliyet kaybı,

Tacirin iflası, (Mümessilin iflası sona erdirmez),

İşletmenin devir ve tasfiyesi.

ADLİ YARGI 2000: Aşağıdakilerden hangisi ticari mümessilliği sona erdiren hallerden biridir?

Müvekkilin ölümü

Müvekkilin iflâsı *

Müvekkilin medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmesi

Ticari mümessilin iflâsı

Hepsi

Ticari Vekil

 

Ticari mümessil sıfatına sahip olmaksızın bir ticari işletme sahibi tarafından işletmenin bütün işleri veya belirli bazı işleri için temsil yetkisi verilen kimsedir.

Ticari vekiller yalnızca gerçek kişi olabilir.

Ticari vekil tacir tarafından atanır, ancak atanması herhangi bir şekle bağlı değildir.

Ticari vekil ancak bir ticari işletme için atanabilir, esnaf işletmeleri için vekil atanmaz.

Atanan ticari vekil ticaret siciline tescil ve ilan edilmez.

Ticari vekil, yalnızca olağan işleri yapabilir, ticari mümessil gibi olağanüstü işleri yapamaz. Örneğin, ticari vekil özel olarak yetkilendirilmese de işletmede çalışanlarla hizmet sözleşmesi yapabilmektedir.

Ticari vekil;

Tacir adına ödünç (borç) almak,

Kambiyo taahhüdünde bulunmak,

Davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil etmek gibi yetkileri kullanamaz.

Ticari vekilliğin sona ermesi mümessilin sona ermesi gibidir.

KPSS (Alan) 2009: Ticari vekil olarak atanan bir fabrika müdürü aşağıdaki işlemlerden hangisini özel yetkisi olmadan yapabilir?

Fabrika sahibi adına bono düzenlemek

Fabrika sahibi adına bankadan kredi çekmek

Fabrikaya ait bir taşınmazı üçüncü kişiye devretmek

Fabrikada çalışacak işçilerle hizmet sözleşmesi akdetmek *

Bankadan alınan kredinin teminatı olmak üzere, fabrikaya ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis etmek

Pazarlamacı

 

Bir ticari işletmenin merkez veya şubelerinin bulunduğu yerler dışında tacir adına işlemlerde bulunan kişidir.

Pazarlamacı ancak ticari işletmeler için atanabilir.

Tacirle arasındaki ilişki hizmet sözleşmesine dayanır.

Pazarlamacının kural olarak temsil yetkisi yoktur. Ancak yazılı bir yetki verilirse şu işleri yapabilir:

Yaptıkları satım sözleşmesiyle ilgili olarak bedeli tahsil etmek.

Bedelin ödenmesi hususunda alıcıya süre tanımak.

Pazarlamacının Hakları:

 

Ücret hakkı,

Tekel hakkı,

Masrafları isteme hakkı,

Hapis hakkı.

Pazarlamacının Yükümlülükleri:

 

Talimatlara uyma yükümlülüğü,

Rekabet etmeme yükümlülüğü,

Bilgi verme yükümlülüğü,

İşyerinde çalışma yükümlülüğü.

Pazarlamacılık Sözleşmesinin Sona Ermesi:

 

Belirli süreli sözleşme, sürenin bitmesi ile sona erer,

Belirsiz süreli sözleşme fesih ile sona erer,

Haklı sebeple fesih,

Ölüm.

BAĞIMSIZ TACİR YARDIMCILARI

 

Acente

 

Acente; ticari mümessil, ticari vekil gibi bağımlı bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli şekilde ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimsedir.

Acentenin Unsurları

 

Acente tacirin bağımsız yardımcılarındandır.

Bir sözleşmenin varlığı gerekir.

Acente belli bir yer veya bölge içinde faaliyet gösterir.

Acentenin aracılıkta bulunma veya sözleşme yapma şeklindeki faaliyeti, süreklilik arz eder.

Acentelikten söz edilebilmesi için başkası adına aracılık veya sözleşme yapan kişinin, bu işi meslek edinmiş olması da gerekir. Meslek edinme süreklilik unsurunun doğal bir sonucudur.

Acentenin Yetkileri

Ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmek,

Tacir adına sözleşme yapmak,

Tacir adına hakkı koruyucu beyanlarda bulunmak,

Bizzat sattığı malların bedelini kabzetmek (tahsil etmek),

Kendi yaptığı işlere ilişkin olarak taciri mahkemede temsil etmek.

KPSS (Alan) 2002: Aşağıdakilerden hangisi, acentenin temsil yetkisinin kapsamında değildir?

Müvekkili adına kambiyo senedi imzalamak *

Müvekkili adına sözleşme yapmak

Müvekkili adına hakkı koruyucu beyanlarda bulunmak

Bizzat sattığı malın bedelini kabzetmek

Müvekkilini mahkemede temsil etmek

Acentenin Borçları

Müvekkilinin işlerini görme ve menfaatlerini koruma,

Bilgi verme,

Verilen talimata uygun hareket etme,

Önleyici tedbirler alma,

Müvekkili adına tahsil ettiği parayı zamanında iade etme,

Rekabet etmeme.

Acentenin Hakları

Ücret talep etme,

Olağanüstü masrafların ödenmesini isteme,

Hapis hakkı,

Tekel hakkı.

Acentelik Sözleşmesinin Sona Ermesi

 

Sözleşme belirli bir süre için yapılmışsa kural olarak sürenin bitimi ile acentelik sözleşmesi sona erer. (Ancak, sürenin dolmasından sonra da işlere devam edilirse, acentelik sözleşmesi belirsiz süreli ye dönüşür).

Belirsiz süreli olarak yapılmış acentelik sözleşmesi, üç ay önceden ihbar edilerek sona erdirilebilir.

Haklı nedenle sözleşme feshedilebilir.

Taraflardan birinin ölümü, iflası, hacir altına alınması da acenteliği sona erdirir.

ADLİ YARGI 1998: Aşağıda sayılanlardan hangisi acente sözleşmesini sona erdiren sebeplerden biri değildir?

Haciz *

İflas

Ehliyet kaybı

Ölüm

Hacir altına alınma

Komisyoncu

 

Komisyoncu, ücret karşılığında, kendi adına müvekkili hesabına hukuki işlem yapmayı üstlenen kişidir.

Komisyoncu, kendi adına müvekkili hesabına hukuki işlem yapar.

Komisyon sözleşmesinin konusu, esas itibariyle kıymetli evrak ve taşınır eşya alım-satımıdır.

Komisyoncu, kendi adına ve müvekkili tacir hesabına hukuki işlem yaptığından bu hukuki işlemden doğan hak ve borçlar da kendisine ait olur. Yapılan işlem dolayısıyla müvekkilin hak ve borç sahibi olabilmesi, komisyoncunun yapılan işlemden doğan hak (alacak) ve borçları müvekkiline devretmesine bağlıdır.

Komisyoncu ile müvekkili arasındaki ilişki kural olarak sürekli değildir ve müvekkil komisyoncuya tek bir sözleşmenin yapılması için yetki verir.

Komisyoncu ücret karşılığında faaliyet gösterir. Komisyoncu, işlemin tamamlanmasından sonra ücrete hak kazanır.

Komisyoncunun Borçları

Müvekkilin talimatlarına göre hareket etme,

Bilgi verme ve müvekkilin menfaatlerini koruma,

İktisap olunan hak ve borçları müvekkile devretme,

Hesap verme,

Özen borcu,

Sözleşme konusu malı sigorta ettirme borcu.

Komisyoncunun Hakları

 

Ücret talep etme: Komisyoncu işin tamamlanmasından sonra ücrete hak kazanır,

Masrafların ödenmesini isteme,

Hapis hakkı,

Malın açık arttırma ile satılması.

Komisyonculuk Sözleşmesinin Sona Ermesi

 

Verilen işin görülmesi,

Taraflardan birinin sona erdirme isteği,

Ölüm,

İflas,

Fiil ehliyetinin kaybedilmesi,

İstifa,

  1. Simsarlık

 

Müvekkil ve simsar arasında yapılan ve müvekkilin sözleşme yapacağı üçüncü kişiyi bulmasını sağlamayı amaçlayan bir sözleşmedir.

  1. Simsarın Hakları

 

  • Ücret isteme hakkı,
  • Masrafları isteme hakkı,

  1. Simsarın Borçları

 

  • Talimatlara uygun aracılık,
  • Şahsen aracılık,
  • Sadakat ve özen gösterme,
  • Hesap verme.

  1. Simsarlık Sözleşmesinin Sona Ermesi
  • Aracılık faaliyetinin yerine getirilmesi,
  • Tek taraflı sona erdirme,
  • Ölüm,
  • Fiil ehliyetini kaybetme,
  • İflas,
  • Azil,
  • İstifa.

NOT: Acentelik, komisyonculuk ve simsarlık sözleşmesinden doğan talepler 5 yılda zamanaşımına uğrarken; taşıma işleri komisyonculuğundan doğan talep hakkı ve acentanın denkleştirme istemi 1 yılda zamanaşımına uğrar.

XII.TİCARET SİCİLİ

 

Ticari işletme ve tacirlerleilgilibilgiler ticaret sicili adı verilen bir sicile kaydedilir. Ticaret sicili, ticari işletme ile ilgili önemli bilgileri açıklığa kavuşturmak veya oluşturmak amacıyla hukuki güvenliği ve korumayı sağlamak üzere tutulan resmi nitelikli bir hukuki kurumdur.

 

  1. TİCARET SİCİLİ TEŞKİLATI

Ticaret sicili ülkemizde ilk olarak 1926 tarihli TTK. ile oluşturulmuştur. 6102 sayılı TTK. m.24’e göre, ticaret sicili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın gözetim ve denetiminde ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicili müdürlükleri tarafından tutulur. Oda olmayan veya yeterli teşkilatı bulunmayan odaların olduğu yerlerde ticaret sicil işleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca tespit edilecek o il dâhilindeki yeterli teşkilata sahip odalardan birinin ticaret sicili memurluğu tarafından yürütülür.

Ticaret sicili ile ilgili işlemler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın uygun görüşü alınarak ilgili oda meclisince atanan bir sicil memuru tarafından yürütülür. Aynı usulle sicil müdürlüğünün iş hacmine göre, yeteri kadar yardımcı atanır.

Ticaret sicili müdürlüklerinin görev alanı, “sicil çevresi” ile sınırlıdır. Sicil çevresi, bağlı olduğu odanın kurulduğu il veya ilçeye göre belirlenir.

  1. SİCİLİN ÖZELLİKLERİ
    1. Açıklık İlkesi: Ticaret sicili kayıtları herkese açıktır.(Aleniyet İlkesi) Herkes, ticaret sicilinin içeriğini ve belgeleri inceleyebilir, bunların onaylı bir suretinin kendisine verilmesini talep edebilir.
    2. Devletin Denetim ve Sorumluluğu:
  • Ticaret sicili müdür ve yardımcıları, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın denetimi altında faaliyette bulunur.
  • Ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumludur. Ancak, Devlet ve ilgili oda zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder.
  • Ticaret sicili müdürü ve yardımcıları ile diğer personel, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılır ve bunlara karşı işlenmiş suçlar kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılır.

  1. SİCİLE KAYDI GEREKEN HUSUSLAR

Hangi hususların sicile kaydının gerekli olduğu genel bir hükümle toplu şekilde düzenlenmemiş; ilgili mevzuatta yeri geldikçe tescili gereken hususlar tek tek gösterilmiştir.

TTK. ve Ticaret Sicili Tüzüğü’nde tescil edileceği gösterilen hususlar dışında kalan konular, ticaret siciline kaydolunamaz; bunlar hakkında yanlışlıkla bir kayıt yapılmış olsa dahi bu kayıt hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

  1. SİCİL İŞLEMLERİ

Sicil işlemleri, tescil, tadil ve terkinden ibarettir. Tescil, bir vakanın sicile geçirilmesi; tadil, sicile yazılmış bir vakadaki değişiklik dolayısıyla sicil kayıtlarının değiştirilmesi ve düzeltilmesi; terkin ise, sicile geçirilmiş olan bir vakanın ortadan kalkması veya sona ermesi nedeniyle ilgili kaydın silinmesi demektir.

 

  1. Sicil İşlemlerinin Yapılışı
    1. Tescil
  • Tescil işlemi, kural olarak ilgililerin talebi üzerine yapılır. Re’sen veya ilgili makamın bildirmesi üzerine tescil, mevzuatta bu yolda açık hüküm bulunması halinde söz konusu olur.
  • İlgililerin Talebi Üzerine Tescil: ’ya göre tescil, talep üzerine yapılır. TTK.’da tescil talebinin ilgililer veya temsilcileri yahutta hukuki halefleri tarafından yapılabileceği ifade edilmiştir. Tescili talep süresi kural olarak 15 gündür. Ticaret sicil memurluğunun yetki çevresi dışında oturanlar için bu süre 1 aydır.

NOT: Anonim şirketlerin ticaret siciline tescil süresi 30 gündür.

NOT: Rekabet hakkının doğumu için rehin sözleşmesi en geç 10 gün içinde tescil edilir.

  • Re’sen veya İlgili Makamın Bildirmesi Üzerine Tescil: İlgilinin talebi ile yapılacak tescil kural olduğundan, re’sen veya ilgili makamın talebi üzerine tescil yapılabilmesi için TTK ve TST’nde bu hususu öngören açık bir hüküm bulunması gerekmektedir. Re’sen tescile örnek olarak şu durumları gösterebiliriz:
  • İflasın açılması, kapanması ve kaldırılması halleri iflas memurunun yapacağı bildirim üzerine sicile re’sen kaydedilir.
  • Merkez işletmenin kaydı silinince, ilgili sicil memurunun yapacağı bildirim üzerine şubenin kaydı da silinir.
  • Şirket birleşmesi sonucunda birleşen ve tüzelkişiliği sona eren şirketlerin kayıtları da sicilden re’sen silinir.
  • Konkordato tasdik olununca durum sicile tebliğ edilir ve re’sen kaydedilir.
    • Tescil edilmiş olan konularda yapılacak her türlü değişikliğin de tescil edilmesi gerekir.

  1. Sicil Müdürünün İnceleme Yetkisi

Tescil başvurusunu alan sicil müdürü, tescil için kanun ve tüzükte aranan şartların mevcut olup olmadığını bizzat araştırmakla yükümlüdür.

Tescil başvurusuna ilişkin inceleme, şekli ve maddi açıdan yapılır.

  • Şekli Açıdan İnceleme:
  • Sicil müdürlüğünün yer itibarıyla yetkili olması,
  • Dilekçe sahibinin talepte bulunma hakkının bulunması,
  • Talep edilen husus için gerekli belge ve delillerin ibraz edilmesi.
  • Maddi Açıdan İnceleme:
  • Sicile tescil edilebilir bir olay olması,
  • Gerçeğe uygun olması,
  • Üçüncü kişilerde yanlış fikirler oluşturacak nitelikte olmaması,
  • Kamu düzenine aykırı olmaması.

­

  1. İnceleme Sonuçları

Sicil müdürü, yapacağı inceleme sonucunda üç farklı karar verebilir:

  • Kabul: Talebi kabul edebilir (Kabul ederse tescil yapılır)
  • Red: Talebi reddedebilir (İlgililer sicil müdürünün kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde itiraz edebilirler. İtiraz üzerine mahkemece verilen karar kesin değildir. İlgililer, kararın kendilerine tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurabilirler.)
  • Geçici Tescil: Geçici tescile[2] karar verebilir. (Çözümü bir mahkeme kararına bağlı olan veya kesin biçimde tescilinde tereddüde düşülen hususlarda müdür, talep üzerine geçici tescile karar verebilir. İlgililer 3 ay içerisinde aralarında anlaştıklarını veya mahkemeye başvurduklarını kanıtlayamazlar ise kayıt silinir.)

 

 

ADLİ YARGI 2008: Tacir A, ticaret siciline ticaret unvanını tescil ettirmek üzere başvurmuştur. Ticaret sicili memuru, tescil talebini söz konusu unvanın tacir B tarafından daha önce tescil edilmiş ticaret unvanına benzediğinden bahisle reddetmiştir.

Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

  1. A, sicil memurunun bu kararına karşı kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde itiraz edebilir *
  2. Mahkeme, A’nın itirazı ile ilgili olarak B’yi çağırarak dinler
  3. B, mahkeme tarafından çağrılmasına rağmen gelmezse mahkeme evrak üzerinden inceleme yaparak karar verir
  4. Mahkeme kararı, B tarafından temyiz olunabilir
  5. Temyiz süresi, mahkeme kararının tebliğinden itibaren 15 gündür

 

  1. Tescil İşleminin yapılması ve İlan

Tescil talebine ilişkin incelemelerin tamamlanması ve varsa eksiklerin giderilmesi üzerine, sicil memuru tarafından verilen tescil kararının gereği re’sen yerine getirilir ve başvuru konusu işlemin sicile kaydı yapılır.

İlan, bütün Türkiye’ye ait sicil kayıtlarını ilana mahsus Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi aracılığı ile yapılır. Ancak, tescil edilen her hususun gazetede ilanı gerekmez. Yalnızca kanunda öngörülen hususların ilanı gerekli ve yeterlidir. İlan işlemlerine ilişkin masraflar ilgililer tarafından karşılanır.

  1. TESCİL VE İLANIN ETKİSİ
    1. Olumlu ve Olumsuz Etki
    2. Olumlu Etki: Kanun bir hususun tescilini öngörmüşse veya tescil ve ilanını öngörmüşse, tescil veya tescil ve ilan yapıldıktan sonra artık üçüncü şahıslar o hususu bilmediklerini ileri süremezler. Tescil edilen hususları herkesin bildiği varsayılır.

 

ADLİ YARGI 2005: Tacir A, işletmesine ticari mümessil olarak atadığı B’yi işe başladıktan kısa bir süre sonra azlederek durumu ticaret siciline tescil ve ilan ettirmiştir. İlan tarihinden sonra B, üçüncü kişi C’den A adına bir nakil aracı satın almıştır. Satım bedelini ödemekten kaçınan A, B’nin azledildiği hususunu tescil ve ilan ettirdiğini, bu nedenle de satım sözleşmesiyle bağlı olmadığını ileri sürmektedir. Buna karşılık C, ticari mümessil B’nin azledildiğini bilmediğini belirterek satım bedelinin A tarafından ödenmesini talep etmektedir.

Buna göre, yapılan satım sözleşmesinin A’yı bağlayıp bağlamayacağıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. Ticaret sicilinin olumsuz etkisi nedeniyle satım sözleşmesi A’yı bağlar
  2. Ticaret siciline tescilin bildirici etkisi nedeniyle satım sözleşmesi A’yı bağlamaz
  3. Ticaret siciline güven ilkesi nedeniyle satım sözleşmesi A’yı bağlar
  4. Ticaret sicilinin olumlu etkisi nedeniyle satım sözleşmesi A’yı bağlamaz *
  5. Ticaret sicilinin kurucu etkisi nedeniyle satım sözleşmesi A’yı bağlamaz
  1. Olumsuz Etki: Tescili gerektiği halde tescil edilmemiş veya tescil ve ilanı gerektiği halde tescil ve ilan edilmemiş hususlarda üçüncü kişilerin iyiniyetli oldukları kabul edilir. Aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.

 

 

 

  1. Kurucu ve Açıklayıcı Etki
    1. Kurucu (Yaratıcı – İhdasi) Etki: Bir husus sicile tescil ile doğuyorsa, yani hukuk aleminde ortaya çıkması için tescil gerekiyorsa, bu durumda tescilin kurucu (yaratıcı – ihdasi) etkisinden söz edilir. Tescilin kurucu olduğu hallere şunları örnek olarak verebiliriz:
  • Ticaret şirketleri ve kooperatiflerin kurulması,
  • Şirketlerin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesi,
  • Anonim şirketlerde kuruluştan sonra devralma sözleşmesinin geçerliliği için tescil edilmesi,
  • Anonim şirketlerde sermaye artırımı,
  • Ticari işletme rehninin tescili,
  • Anonim ve limited şirketlerde esas sözleşme değişikliğinin tescili vs.
    1. Açıklayıcı (Bildirici – İhbari) Etki: Tescil, bir hukuki durumun ortaya çıkması için gerekli değilse, başka bir deyişle, o hukuki durum tescilden önce ortaya çıkmışsa ve tescil bu hukuki durumu bildirme görevinden başka bir anlama sahip değilse, tescilin bildirici etkisinden söz edilir. Tescilin bildirici olduğu hallere şunları örnek olarak verebiliriz:
  • Gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması,
  • Tacirin seçmiş olduğu ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirmesi,
  • Ticari temsilcinin atanması,
  • Şube açılması,
  • Ticari işletmenin kurulması vs.
    1. Ticaret Siciline Tescilde Güven İlkesinin Uygulanması

 

Sicile güven ilkesi, haklı bir hukuki sebebi olmadığı veya geçerli olmadığı halde sicile kaydedilmiş olan bir hususa (yolsuz tescile) dayalı olarak hak elde eden kişinin korunmasını gerektirir. Buna göre, tapudaki kayda dayalı olarak örneğin malik olarak gözüken bir kişiden taşınmaz satın alan kişinin kazanımı korunur ve tapuya kayıtlı olan kişi hak sahibi olmasa bile, devralan, yeni malik olarak kabul edilir. (TMK. m.1023) Bu kural tapu sicilinde geçerli olmasına rağmen ticaret sicili bakımından uygulama alanı bulamamaktaydı. Yeni TTK.’da eski sistemden vazgeçilmiş ve tapu sicilinde olduğu gibi ticaret sicilinde de sicile güven korunmuştur. TTK. m.37 uyrınca, tescil kaydı ile ilan edilen durum arasında aykırılık bulunması halinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma güvenleri korunur. Örneğin, tacir (A)’nın ticari mümessili (B) olarak tescil edilmiş ancak (C) ilan edilmişse, tescilden habersiz üçüncü kişi (D), ilana güvenerek (C) ile işlem yapmışsa, bu işlem tacir (A)’yı bağlar.(Burada tescil değil, ilan esastır).

 

  • HAKSIZ REKABET

  1. HAKSIZ REKABETİN TANIMI VE UNSURLARI

 

TTK. m. 56’ya göre haksız rekabet, rakipler arasında veya tedarik edenler ile müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalardır.

Bu tanımdan haksız rekabete ilişkin üç unsur çıkar:

  • Ekonomik (iktisadi) rekabet,
  • Dürüstlük kurallarına aykırı davranış,
  • Rekabet hakkının kötüye kullanılması.

  1. HAKSIZ REKABET HALLERİ

 

TTK. m.55’de bazı önemli haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. TTK’daki haksız rekabet hallerini altı ana başlık altında toplayabiliriz:

  • Dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri,
  • Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek,
  • Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak,
  • Başkalarının üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek,
  • İş şartlarına uymamak,
  • Dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartları kullanmak.

  1. HAKSIZ REKABETİN SONUÇLARI

  1. Hukuki Sorumluluk Halleri

 

  1. Açılabilecek Hukuk Davaları: TTK’da haksız rekabet nedeniyle açılabilecek hukuk davaları;
  • Haksız rekabetin tespiti,
  • Haksız rekabetin men’i,
  • Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması (ref-düzeltme davası),
  • Tazminat davaları (maddi ve manevi tazminat), olarak sayılmıştır.
  • Haksız rekabet dolayısıyla tesbit, men ve haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması davalarının açılabilmesi için failin kusurlu olması şart değildir. Buna karşılık tazminat davalarının açılabilmesi için failin kusurunun bulunması gerekir.

  1. Taraflar:

Davacılar:

  • Zarar gören veya zarar görme tehlikesine maruz kalan kimse,
  • Ekonomik menfaatleri zarar gören ya da zarar görme tehlikesi altında bulunan müşteriler,
  • Mesleki ve ekonomik birlikler (ticaret ve sanayi odaları, borsalar, esnaf dernekleri).
  • Müşterilerin dâhil olduğu gönüllü katılımlı sivil toplum örgütleri.
  • Mesleki ve ekonomik birlikler; tespit, men ve haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması davası açabilecekken, tazminat davası açamazlar.

NOT: Mahkeme davayı kazanan tarafın talebiyle, masrafı haksız taraftan alınmak üzere hükmün kesinleşmesinden sonra, ilan edilmesine karar verebilir.

ADLİ YARGI 2003: Haksız rekabetle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

  1. Haksız rekabet hükümleri, sadece rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil, aynı zamanda rekabete dayalı ekonomik düzenin korunmasını da amaçlar
  2. Haksız rekabetten söz edilebilmesi için, failin kusurlu olması şartı aranmaz
  3. Mesleki ve ekonomik birlikler üyeleri dava açma hakkına sahip oldukları takdirde, haksız rekabetten doğan bütün hukuk davalarını açabilirler *
  4. Türk Standartlar Enstitüsü (TSE) markasının izinsiz olarak kullanılması haksız rekabet oluşturur
  5. Haksız rekabetin men’i ve haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması davaları sonucunda bir kimse aleyhine verilen hüküm, haksız rekabete konu malları doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ondan elde etmiş kişiler hakkında da icra olunur

Davalılar:

  • Haksız rekabette bulunan rakip,
  • İstihdam eden,
  • Basın (yazı sahibi veya ilan verene karşı; yazı işleri müdürü veya ilan servisi şefine karşı; yayımcı veya matbaacı aleyhine karşı dava açılır.)
  • Haksız rekabet eylemine doğrudan veya dolaylı olarak katılanlar, davalı sıfatına sahiptir.

  1. Zamanaşımı: Haksız rekabet davalarının, davaya hakkı olan tarafın bu hakkın doğumunu öğrendiği günden itibaren 1 yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren 3 yıl içinde açılması gerekir.

  1. Hüküm: TTK’ya göre, men ve düzeltme davalarında mahkemece verilen hüküm, haksız rekabete konu olan malları doğrudan doğruya veya dolayısı ile elde etmiş kişiler hakkında da uygulanır.

  1. Cezai Sorumluluk: Hangi tür haksız rekabet hallerinin cezai müeyyideyi gerektireceği, TTK. m.62’de gösterilmiştir. Haksız rekabet suçları takibi şikâyete bağlı suçlardandır. Şikâyet hakkı, hukuk davalarını açma hakkına sahip olanlara aittir. Haksız rekabetin men’ine ilişkin kesinleşmiş ilama rağmen haksız rekabet fiiline devam edilmesi ise re’sen takip edilecek suçlardandır.

XIV. TİCARET UNVANI, İŞLETME ADI VE MARKA

 

  1. TİCARET UNVANI

 

Ticaret unvanı, tacirin, ticari işletmesi ile ilgili iş ve işlemlerinde kullandığı addır. Ticaret unvanı taciri diğer tacirlerden ayırmaya hizmet eder. Ticaret unvanını sadece tacirler kullanabilir, esnaflar ticaret unvanı kullanamaz.

 

  1. Ticaret Unvanının Oluşumunda Sistemler

  1. Serbestlik (Özgürlük) Sistemi: Bu sistemde tacir, istediği unvanı seçebilir. Ticaret unvanı hayali isimlerden oluşabilir, diğer bir deyimle unvan taciri tanıtmak zorunda değildir. Ticaret unvanı istenildiği gibi devredilebilir.

  1. Gerçeklik Sistemi: Bu sitemde, ticaret unvanının tacirin kimliğini tanıtması gerekmektedir. Ayrıca, unvanın aynen devri mümkün değildir.

 

  1. Karma Sistem: Bu sistemde, gerçeklik sisteminde olduğu gibi unvan gerçeğe uygun olmalıdır. Yine, serbestlik sisteminde olduğu gibi unvanın aynen devri de mümkündür.

  • Türk Hukuku’nda ticaret unvanının belirlenmesinde karma sistem uygulanır.

  1. Ticaret Unvanının Yapısı

Ticaret unvanı çekirdek ve eklerden oluşur.

  1. Çekirdek: Ticaret unvanının çekirdek kısmı iki şekilde oluşturulabilir. Birisi şahıs adlarına, diğeri ise işletme konusuna oluşturma yoludur. Şahıs ticaret unvanına gerçek kişi tacirler, adi şirket, kollektif şirket ve komandit şirket; konu ticaret unvanına anonim şirket, limited şirket ve kooperatifler örnek olarak gösterilebilir.

 

  • Gerçek Kişi Tacir Unvanlarında Çekirdek

 

  • Gerçek kişi tacirlerde ticaret unvanının çekirdek kısmı, kişinin kısaltılmadan yazılacak ad ve soyadından oluşur. Örneğin, “Okan Yıldırım” gibi.
  • Tacirin birden fazla adı varsa tamamının kısaltılmadan yazılması gerekir. Örneğin, “İsmail Yücel Yıldırım” gibi.
  • Ticaret unvanına isteğe bağlı ve bazen de zorunlu ekler yapılması da mümkündür. Aynı sicil dairesi çevresinde tescilli bir unvan varsa, kullanılacak ikinci unvana mutlaka bir ek konulması gerekmektedir. Örneğin, “Gamze Bulut Sanat Galerisi” gibi

  • Şirket Unvanlarında Çekirdek

Adi Şirketlerde:

  • Adi şirketin tüzel kişiliği olmadığından ortakları tacir sayılır. Dolayısıyla, şirketin değil, ortakların her birinin kendi ad ve soyadından oluşan bir ticaret unvanı seçerek sicile tescil ettirme zorunluluğu vardır. Tacir sayılan ortak, ad ve soyadından oluşan ticaret unvanına “ortakları” kelimesini de ekleyebilir. Örneğin, Okan Yıldırım ve Ortakları Adi Şirketi, Okan Yıldırım Balık Restaurantı gibi.

Kolektif Şirketlerde:

  • Sadece gerçek kişilerin ortak olabilecekleri kolektif şirketlerde ticaret unvanının çekirdek kısmı, tüm ortakların ya da hiç olmazsa ortaklardan birinin ad ve soyadıyla, şirketi ve türünü gösteren ibareden oluşur. Örneğin, Okan Yıldırım Kollektif Şirketi gibi.

ADLİ YARGI 2000: Aşağıdakilerden hangisi bir kollektif şirketin ticaret unvanı olabilir?

  1. Ali Dürüst
  2. Turizm ve İnşaat Koli. Şti.
  3. Ali Dürüst ve Cem Yıldız Koli. Şti.
  4. Ali Dürüst ve Ortakları Kollektif Şirketi *
  5. Turizm ve İnşaat Kollektif Şirketi

Adi ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketlerde:

  • Bu şirketlerin ticaret unvanında komandite ortaklardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadıyla şirketi ve türünü gösteren ibare bulunur. Örneğin, Okan Yıldırım (Komandite) Komandit Şirketi gibi.
  • Komandit şirketin ticaret unvanında komanditer ortağın ad ve soyadının bulunması yasaktır. Aksi halde üçüncü şahıslara karşı komandite ortak (sınırsız sorumlu ortak) gibisorumlu olur.

Limited, Anonim ve Kooperatif Şirketlerde:

  • Limited, anonim ve kooperatif şirketlerin ticaret unvanının çekirdek kısmı, işletme konusunu gösterir bir kelime ile şirketin türünü gösteren ibareden oluşur. Örneğin, Yıldız Matbaacılık Anonim Şirketi, Turizm ve Seyahat Limited Şirketi, Yapı Kooperatifi gibi.
  • Ticaret şirketlerinin unvanında bir gerçek kişinin ad ve soyadının bulunması halinde şirket türünü gösteren ibare kısaltılarak yazılamaz. Örneğin Okan Yıldırım İnşaat Taahhüt A.Ş. şeklindeki bir unvan kanuna uygun bir unvan değildir. Bunun Okan Yıldırım İnşaat Taahhüt Anonim Şirketi şeklinde olması gerekir.
  • Ayrıca, limited şirketlerde, şirket adına düzenlenen belgelerde unvan yanında esas sermaye miktarının da gösterilmesi gerekmektedir.

Diğer Tüzel Kişi Tacirlerde:

  • Amacına ulaşmak için ticari işletme işleten dernek ve vakıfların ticaret unvanı, kendi adlarının aynısıdır.
  • Kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet ve belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve tüzel kişiliği bulunan teşekkül ve müesseslerin ticaret unvanı bunları kuran düzenleme veya kararla belirlenir.
  • Kamuya yararlı derneklerin işlettikleri tüzel kişiliği bulunmayan işletmeler ile devlet, vilayet ve belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından işletilen ve tüzel kişiliği bulunmayan ticari işletmelerin ticaret unvanları ise, kendilerini işleten tüzel kişinin adı ile işletme konusunu gösteren ibarelerden oluşur. Örneğin, Kızılay Afyonkarahisar Maden Suyu İşletmesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ekmek Fabrikası gibi.

Donatma İştiraki:

  • Donatma iştirakinin unvanı iki şekilde oluşturulur:
  • Donatma iştirakinin ticaret unvanının çekirdek kısmını, müşterek donatanlardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadı ile donatma iştirakini gösteren ibare oluşturur. Örneğin, Okan Yıldırım Donatma İştiraki.
  • Deniz ticaretinde kullanılan geminin adı ile birlikte donatma iştirakini gösteren ibareden oluşur. Örneğin, Fırtına Donatma İştiraki.
  • Donatma iştirakinin ticaret unvanında donatanın soyadı ve geminin adı kısaltılarak yazılamaz.

 

ADLİ YARGI 2009: Aşağıdaki ticaret unvanlarından hangisi mevzuata uygun değildir?

  1. Salim Mert ve Ortakları Toptan Satış Kollektif Şirketi
  2. Salim Mert Toptan Satış Anonim Şirketi
  3. Salim Mert Komandit Şirketi
  4. Kızılay Afyonkarahisar Maden Suyu İşletmesi
  5. Adalet Bakanlığı Mensupları Tüketim Kooperatifi *

  1. Ek:

 

Ek kullanmak, esas itibariyle zorunlu değildir.

  • Kullanılan ekin;

 

  • tacirin kimliği,
  • mali durumu,
  • işletmesinin büyüklüğü bakımından üçüncü kişilerde yanlış bir izlenim yaratmaması,
  • gerçeğe ya da kamu düzenine aykırı olmaması gerekir.
  • Türk, Türkiye, Milli ve Cumhuriyet kelimelerinin ek olarak kullanılabilmesi için Bakanlar Kurulu’nun izni gereklidir.
  • Başkalarını yanıltıcı ya da aldatıcı ekler kullanılamaz. Örneğin sadece iki ortaklı olan bir kollektif şirketin unvanı Okan Yıldırım ve ortakları Kollektif Şirketi şeklinde yazılamaz.
  • Kooperatiflerin unvanlarında kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerine yer verilmesi yasaktır. Örneğin, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Tüketim Kooperatifi gibi.

Bazı hallerde ek kullanılması zorunludur. Bu zorunluluk esas itibariyle üç halde söz konusudur:

  • Hem gerçek kişi tacir, hem de tüzelkişi tacir ticaret unvanını Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil ettirmiş ise, aynı unvanın bir başka kişi tarafından kullanılmak istenmesi durumunda ek kullanılması zorunludur.
  • Şube unvanı, merkez işletme unvanına şube kelimesi eklenerek oluşturulur. Örneğin, TC. Ziraat Bankası AŞ. Aksaray Şubesi.
  • Tasfiye halinde ise, unvana tasfiye kelimesi eklenir. Örneğin, Tasfiye halinde Star Matbaacılık AŞ.

  1. Ticaret Unvanı Seçme ve Kullanma Yükümlülüğü

TTK m. 40/f.1 uyarınca her tacir, ticari işletmesinin açıldığı günden itibaren 15 gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek zorundadır.

Kural olarak ticaret unvanı ticari işletmeden ayrı olarak devredilemez. Ticari işletmenin devri, devir sözleşmesine aksine bir hüküm konmadıkça, unvanın devrini de içerir.

KPSS (Alan) 2002: Ticaret unvanının devriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. Tek başına herhangi bir sınırlama olmaksızın devredilebilir
  2. Ticari işletmeyle birlikte devredilebilir *
  3. Tacirin ismini ihtiva ettiğinden devri mümkün değildir
  4. Tek başına devredilebilir, ancak devralanın bu durumu gösteren bir ek kullanması şarttır
  5. İşletmenin hakiki sahibinin kim olduğunun anlaşılmasını engelleyeceğinden devri, hiçbir şekilde mümkün değildir

  1. Ticaret Unvanını Kullanma Hakkı

Usulüne uygun olarak tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir (tekel hakkı). Hem gerçek kişi tacirler, hem de tüzelkişi tacirler bakımından ülke çapında koruma esası kabul edilmiştir.

  1. Ticaret Unvanının Korunması

Tescil edilmiş ticaret unvanları TTK.’ya göre özel olarak korunur. (Bu durumda tescil kurucu etkiye sahiptir.)

  • Tescil edilmiş ticaret unvanının korunmasını özel olarak düzenleyen TTK. m. 52/f.1’de öngörülen imkanlar şöyle sıralanabilir:

  • Tespit davası,
  • Önleme – Men Davası,
  • Terkin – Silinme Davası (Haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesi veya silinmesi),
  • Düzeltme – Ref Davası (Tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması)
  • Maddi ve Manevi Tazminat Davası (Ortada zarar ve kusur varsa açılır),
  • Gereğinde araçların ve ilgili malların imhası, dava edilebilir.

  • Mahkeme davayı kazanan tarafın talebi üzerine masrafları aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ile yayınlanmasına karar verebilir.

Tescil edilmemiş ticaret unvanları ise, haksız rekabet hükümlerine göre korunur.

  1. İŞLETME ADI

 

İşletme adı, işletme sahibini hedef tutmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırmak için kullanılan addır. Örneğin, Sakarya Eczanesi, Pelit Pastanesi gibi.

  • Ticaret unvanını sadece tacirler kullanabilir; buna karşın işletme adını hem tacir, hem de esnaf kullanabilir.
  • İşletme adı kullanmak zorunlu değildir. Ancak işletme adı seçilmiş ve kullanılıyorsa, tescili zorunludur.
  • TTK’da işletme adının nasıl oluşturulacağı gösterilmemiştir. İşletme sahibi, bu hususta serbestiye sahiptir. Ancak işletme adının üçüncü şahısları yanıltıcı, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmaması, başka işletme adlarıyla karışıklığa yol açmaması gerekir.
  • İşletme adı ticari işletmeden ayrı olarak devredilebilir. İşletme adının işletmeyle birlikte devredilmesi de mümkündür.
  • İşletme adı tescilli ise, tüm Türkiye’de korunur. (TTK. m. 52’de ticaret unvanının korunmasında öngörülen davalar tescilli işletme adının korunmasında da uygulanır).
  • İşletme adı tescil edilmemişse, ancak haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilir.

KPSS (Alan) 2010: İşletme adı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? (Bu soru yeni TK.’ya göre revize edilerek kullanılmıştır)

  1. İşletme adı taciri diğer tacirlerden ayırır *
  2. İşletme adı tescil ettirilmemişse ancak haksız rekabet hükümlerine göre korunur
  3. İşletme adının ticari işletmeden ayrı olarak devri mümkündür
  4. Tacirler işletme adını kullanmak zorunda değildir
  5. İşletme adını esnaf da kullanabilir

  1. MARKA

556 sayılı KHK’da marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dâhil özellikle sözcükler, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen,  baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret olarak tanımlanmıştır.

  1. Marka Türleri

 

  1. Ürün Çeşidine Göre Markalar:

 

  • Emtia (Mal) Markaları: İşletmeler tarafından üretilen veya üretilmemekle birlikte doğrudan satışa sunulan mallar için kullanılan markadır. Emtia markaları, fabrika markaları ve ticaret markaları olarak ikiye ayrılır.

 

Fabrika Markaları: Bir ticari malın üreticisi olan işletme tarafından mal üzerine konulan markadır. Fabrika markası, bir malın hangi işletme tarafından üretildiğinin anlaşılması amacıyla kullanılır. Örneğin; “Arçelik, Tamek, Tat gibi.

Ticaret Markaları: Bir ticari işletmenin üretimini veya ticaretini yaptığı ürünleri, başka ticari işletmelerin ürünlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir.

  • Ürün üzerine konulan marka üreticiye ait olabileceği gibi, fason üretim yaptıran bir işletmeye de ait olabilir. Örneğin; Migros marketlerinin satışa sunduğu Migros markalı ürünler bu şekildedir.

  • Hizmet Markası: Bir ticari işletmenin hizmetlerini başka işletmelerin hizmetlerinden ayırmaya yarayan işaretlerdir. Örneğin; Varan, THY, Yurtiçi Kargo gibi.

 

  1. Kullanım Alanına Göre Markalar

 

  • Ferdi Markalar: Bir gerçek veya tüzelkişi tarafından kullanılan markadır. Örneğin; Kuru Kahveci Mehmet Efendi gibi.

 

  • Garanti Markaları: Marka sahibinin kontrolü ve izni altında, birden çok işletmenin üretilen mallarının veya sunulan hizmetlerinin kalitesini, coğrafi özelliklerini garanti etmeye yarayan markadır. Örneğin, TSE, İSO 9001 gibi.

  • Ortak Markalar: Birbirinden bağımsız bir grup işletme tarafından aynı marka altında üretim veya ticaret yapılması halinde ortaya çıkan markadır. Örneğin, Siemens gibi.

 

  1. Markanın Tescili

Markanın tescili için KHK’nın 23. maddesinde gösterilen belgelerle birlikte TPE’ye başvurulması gerekir.

  1. Başvuruda Bulunabilecek Kişiler

Markanın tescili için başvuru, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ikametgahı olan veya sınai ya da ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar (Paris Sözleşmesi ve Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması) dahilinde başvuru hakkına sahip olan kişilerce yapılır.

  1. Başvurunun İncelenmesi ve İtirazlar

 

Tescil başvurusunu alan TPE, inceleme yaparak, tescili istenen markanın KHK’de öngörülen şartları taşıyıp taşımadığına karar verir. Bu durumda TPE, ya başvuruyu kabul eder, ya da reddeder.

KHK’nın 35. maddesinde ise, tescil için başvurusu yapılmış markanın 7. ve 8. madde hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazların ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içinde yapılacağı gösterilmiştir. (Marka başvurusunun yayınlandığı tarihten itibaren 3 ay içinde itiraz hakkı tanınmıştır.)

Başvurusu eksiksiz şekilde yapılan ve süresi içinde hakkında itiraz yapılmayan veya yapılan itiraz kesin olarak reddedilen marka, sicile kaydedilir ve başvuru sahibine “Marka Tescil Belgesi” verilir. (39/I).

  1. Tescilin Hüküm ve Sonuçları

  • Bir markayı tescil ettiren kişi, o markanın sahibi sayılır ve 556 sayılı KHK. ile sağlanan özel korumadan yararlanır. (Seçtiği markayı tescil ettiren kişi talep-başvuru tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korunur.)
  • Marka sahibi, tescil ettirdiği markasını aralıksız kullanmakla yükümlüdür. Markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir neden olmadan kullanılmaması ya da bu kullanıma 5 yıllık bir süre için (kesintisiz) ara verilmesi halinde marka iptal edilir (KHK. m.14/I).

  1. Marka ile İlgili Hukuki İşlemler

Tescilli marka üzerindeki işlemler yazılı şekle tabidir. Bu işlemlere aşağıda kısaca değinilecektir.

  1. Devir

 

Ticari işletmenin devri halinde işletmeye dâhil bir unsur olan marka da devredilmiş sayılır; ancak taraflar markayı devrin dışında bırakabilirler. İşletmenin devri halinde ayrıca yazılı bir sözleşme yapılmasına gerek yoktur; buna karşılık markanın işletmeden ayrı olarak devri için yazılı bir sözleşme yapılması lazımdır. Bu şekil sağlık şartı olarak öngörülmüştür.

  1. Rehin

 

Tescilli bir marka, işletmeden bağımsız olarak rehnedilebilir. (KHK. m.18)

  1. Haciz

 

Tescilli bir markanın işletmeden bağımsız olarak haczedilmesi mümkündür. Haciz sicile kaydedilerek yayınlanır.

  1. Lisans Sözleşmesi

 

Tescilli bir markayı kullanım hakkı, tescil edildiği mal ve hizmetlerin bir kısmı veya tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilmektedir. (KHK. m. 20) Lisans sözleşmelerinin marka siciline tescili gerekmektedir.

  • Lisans inhisari (tekelci) lisans veya basit lisans şeklinde verilebilir.
  • Basit lisansta, lisans veren markayı kendi kullanabileceği gibi, üçüncü kişilere aynı markaya ilişkin başka lisanslar da verebilir.
  • İnhisari lisansta ise, lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça, kendisi de markayı kullanamaz.

  1. Markanın Hükümsüzlüğü ve Marka Hakkının Sona Ermesi

 

  1. Markanın Hükümsüzlüğü: KHK’nin 42/I. maddesinde gösterilen hallerde mahkeme, tescilli bir markanın hükümsüz sayılmasına, başka bir deyişle marka tescilinin iptaline karar verir. Bu haller şunlardır:
  • KHK’nın 7 ve 8. maddelerinde sayılan mutlak ve nispi red sebeplerinin varlığı.
  • Markanın tescilden itibaren 5 yıl içinde kullanılmaması veya kullanıma 5 yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi.
  • Marka sahibinin davranışları nedeniyle markanın mal ve hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi.
  • Markanın, hak sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından kullanılması sonucunda, tescil edildiği mal ve hizmetlerin niteliği, kalitesi, üretim yeri ve coğrafi kaynağı konusunda halkta yanlış anlama ihtimaline neden olması.
  • Marka sahibinin, garanti markasının veya ortak markanın teknik yönetmeliğe aykırı olarak kullanılmasına göz yumması ve bu durumun mahkemece tanınan süre içinde düzeltilmemesi.

Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini mahkemeden;

  • Zarar gören kişiler,
  • Cumhuriyet Savcıları
  • İlgili makamlar isteyebilir.

  1. Marka Hakkının Sona Ermesi

 

Koruma Süresinin Dolması ve Yenileme Talebinde Bulunulmaması: Tescilli markalar için öngörülen 10 yıllık koruma süresinin bitiminden itibaren 6 aylık süre içinde yenilenmeyen markalar üzerindeki hak sona erer.

  • Yenilememe nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonraki 2 yıl içinde aynı veya benzer markanın aynı veya benzer mal ve hizmetler için tescil edilmesi konusunda yapılan başvuru, itiraz üzerine reddedilir.

Marka Sahibinin Hakkından Vazgeçmesi: Marka sahibi markanın kullanılacağı mal veya hizmetlerin tamamından veya bir kısmından vazgeçebilir.

 

  1. Markanın Korunması

 

Tescilli markalar, 556 sayılı KHK. Hükümlerine göre özel olarak korunurken, tescilsiz markalar ancak haksız rekabet hükümlerine göre korunur.

  • Markası tecavüze uğrayan marka sahibi tarafından açılabilecek hukuk davaları şunlardır:
  • Önleme (Men) Davası
  • Eski Halin İadesi(Ref) Davası
  • Tedbir Niteliğinde El Koyma – Mülkiyet Hakkı Tanınması – Markaların Silinmesi ve İmhası
  • Delillerin Tespiti ve Tecavüzün Mevcut Olmadığı Davası
  • İhtiyati Tedbir İsteme Hakkı
  • Tedbir Niteliğinde Gümrüklerde El Koyma
  • Tazminat Davası

  1. Davacılar:
  • Marka sahibi,
  • İnhisari lisans sahibi,
  • Basit lisans sahibi,
  • Markayı rehin alan.
  1. Davalılar:
  • Tecavüzde bulunan kişi,
  • İstihdam eden,
  • Üçüncü kişiler (ürünü üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde piyasaya çıkaran kişiler)

  1. Yetkili Mahkeme:Üçüncü kişiler aleyhine açılacak davalarda davacının yerleşim yeri mahkemesi; Enstitü aleyhine açılacak davalarda ise Ankara İhtisas Mahkemeleridir.

  1. Zamanaşımı:2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi vardır.

  • Ancak, önleme davalarında zamanaşımı süresi yoktur.

  • TİCARİ DEFTERLER
  1. DEFTER TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

 

Her tacir defter tutmak zorundadır. Defter tutma yükümlülüğü ticarete yeni başlayanlar için, tacir sıfatının kazanıldığı andan itibaren başlar.

                Ticari defterler Türkçe olarak ve Türk Lirası ile tutulmalıdır.

  1. DEFTER TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE TABİ OLANLAR
  • Tacir,
  • Tacir gibi sorumlu olanlar,
  • Tacir sayılanlar,
  • Bir ticari işletmenin adi şirket tarafından işletiliyor olması halinde ortak­lar tacir niteliğine sahip olacaklarından her birinin ayrı ayrı ticari defter tutması gerekir,
  • Donatma iştiraki.
  • Esnaflar ticari defter tutmakla yükümlü değildir.

  1. TİCARİ DEFTERLERİN TÜRLERİ
  1. Zorunlu Ticari Defterler
  1. İsmen Sayılan Zorunlu Defterler

İster gerçek kişi olsun, isterse tüzel kişi olsun tacirler tarafından kanunen tutulması zorunlu olan üç defter vardır. Bunlar; yevmiye defteri, defteri kebir ve envaner defteridir.

NOT: Kanun koyucu yukarıdaki üç defterin dışında; yönetim kurulu karar defteri, pay defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin de ticari defter olduğunu belirtmiş, ancak söz konusu defterlerin kimin tarafından tutulacağını belirtmemiştir.

NOT: Yukarıda sayılan altı defterin de açılış onaması vardır, ancak yalnızca yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanış onaması vardır.

  1. İsmen Sayılmayan Zorunlu Defterler

İsmen gösterilmeyen zorunlu defterleri Maliye Bakanlığı belirler. Ayrıca tacirin kendisi de istediği defteri serbestçe tutabilir.

  1. İsteğe Bağlı Ticari Defterler

Yeni düzenlemede isteğe bağlı defterlere izin verilmemektedir.

  1. TİCARİ DEFTER VE BELGELERİN SAKLANMASI

         TTK’da ticari defter tutma zorunluluğu yanında tutulan bu defterleri sak­lama yükümlülüğü de getirilmiştir.

         Defter ve belgeler 10 yıl süre ile saklanmalıdır. Tacirin defterleri saklamamasının ispat hukuku bakımından aleyhinde sonuçları olacaktır.

  1. DEFTERLERİN ZIYAI

         10 yıllık saklama süresi içinde yangın, deprem, su baskını gibi doğal afetler nedeniyle ticari defter ve belgeleri zarar gören veya zayi olan (kaybolan) tacir, bunu öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerdeki ticari işlerebakan mahkemeye başvurarak “Kayıp Belgesi” almalıdır. Tacir mahkemeden kayıp belgesi almazsa defterini ibrazdan kaçınmış sayılır.

NOT: Kimin elinde olduğu bilinen defterler ile boş defterler için zayi belgesi alınmaz.

  1. TİCARİ DEFTERLERİN TESLİM VE İBRAZI
  1. Teslim: Ticari defterlerle, saklanması zorunlu olan diğer kâğıtların teslimi malvarlığı hukukuna ilişkin olan, özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda istenebilir. Teslim halinde defter, hesap ve kâğıtların her tarafı gerek mahkeme ve gerekse ilgililer tarafından incelenebilir. Teslim zorunluluğu defter ve belgelerin tamamını kapsar. İlgililer ve mahkeme defter ve kâğıtların her tarafını inceleyebilirler.
  2. İbraz: Defterlerin ibrazı bir tacir ile bir şahıs arasında ortaya çıkan ihtilafın mahkemeye taşınması sadece ihtilafla ilgili kısımların delil kabul edilmesi amacıyla defterlerin mahkeme emrine verilmesidir. İbraz yükümlülüğü taraflara ait defter ve belgeleri kapsar. Bir hukuki uyuşmazlıkta ticari defterler ibraz edilmişse, defterlerin uyuşmazlıkla ilgili kısımları tarafların katılımı ile incelenir. Gerekli görülürse, defterlerin ilgili yapraklarından suret alınır.

  1. TİCARİ DEFTERLERİN İSPAT GÜCÜ

         Ticari defterlerin ispat gücü, tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda bu defterlerin sahibi lehine veya aleyhine delil olarak kullanılmasıdır.

         HMK md. 222, f. 1 uyarınca tacirler arasında çıkan ticari uyuşmazlıklarda bir işlemin ispatı için ticari defterlere dayanılmışsa mahkeme defteri delil olarak kabul ederek karar vermek zorundadır. Bu şekilde olan ticari defterler sahibinin lehine veya aleyhine delil olabilir.

  1. Ticari Defterlerin Sahibi Lehine Delil Olması

         Bir kimsenin, iddiasını kendisi tarafından düzenlenen belge veya defter ile kanıtlaması, ispat hukuku açısından muteber bir durum değildir. Ancak, ticari defterlerin tabi olduğu onay ve beyan esası ve muhasebe düzeni göz önüne alınmak suretiyle bunların belirli koşullar altında sahibi lehine delil olabileceği kanunda öngörülmüştür. Ancak yeni TTK’da eski düzenlemeden farklı olarak tamamla­yıcı yemine yer verilmemiştir.

HMK. gereğince defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılabilmesi için;

  • Defterlerin delil olarak kullanılacağı uyuşmazlık ticari işlerden çıkmış olmalıdır,
  • Uyuşmazlık tacirler arasında çıkmış olmalıdır,
  • Ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tutulmuş olmalıdır,
  • Defterlerdeki kayıtlar birbirini doğrulamalıdır,
  • Defterlerle kanıtlanmak istenen iddia karşı tarafça (davalı tarafından) çürütülememiş olmalıdır.

  1. Ticari Defterlerin Sahibi Aleyhine Delil Olması

 

Bir uyuşmazlıkta ispat yükü kendisine düşen taraf, iddiasını ispatlamak için kendi defterlerinin yanı sıra karşı tarafın defterlerine de dayanabilir.

Defterlerdeki kayıtların sahibi aleyhine delil olması için anlaşmazlığın ticari nitelik taşıması zorunlu olmadığı gibi, uyuşmazlığın her iki tarafının mutlaka tacir ol­ması da şart değildir. Birisinin (davalının) tacir olması yeterlidir.

Uyuşmazlıkta taraflardan birisi karşı tarafın ticari defterlerinin içeriğini kabul edeceğini yani davadaki iddiasını onlarla ispat etmek istediğini beyan ederse, mahkeme karşı tarafa (tacire) defterlerini ibraz etmesi için bir süre verir. Bura­da kendisine süre verilen karşı taraf (tacir) iki şekilde davranacaktır. Ya defter­lerini ibraz edecek ya da etmeyecektir.

  • Karşı taraf (tacir) defterlerini ibrazdan kaçınırsa, mahkeme defterlerin ibrazını istemiş olan taraf lehine karara verir.
  • Karşı taraf (tacir) defterlerini ibraz ederse değişik olasılıklar çıkabilecektir.
  • İbraz edilen defterlerde ileri sürülen iddia hakkında hiçbir kayıt yok­sa, bu durumda iddia makamı iddiasını kanıtlayamamış sayılır.
  • Karşı taraf (tacir) tarafından ibraz edilen defterlerde kendisi aley­hine kayıtlar varsa (örneğin iddiacı tarafa borçlu olduğu yazılıysa) bu bilgi ve kayıtlar karşı taraf (tacir) aleyhine delil sayılır. Bununla birlikte, karşı taraf (tacir) defterlerdeki aleyhe kayıtların aksini senet, yemin, ikrar gibi başkaca kesin delille ispat etme hakkına sahiptir.

 

  • CARİ HESAP

Cari hesap, iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebile­ceklerine ilişkin sözleşmedir.

 

  1. CARİ HESAP SÖZLEŞMESİ

Cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. Yazılılık geçerlilik şartıdır. Aksi halde cari hesap sözleşmesi geçersizdir. Yazılılık için adi yazılı şekil yeterlidir.

 

  1. CARİ HESABA GEÇİRİLEBİLEN VE GEÇİRİLEMEYEN ALACAKLAR
  1. Cari Hesaba Geçirilebilen Alacaklar

  • Şu alacaklar herhangi bir şarta bağlı olmaksızın cari hesaba geçirilebilir:
  • Muaccel (vadesi gelmiş) alacaklar,
  • Sözleşmenin yapılmasından sonra doğmuş alacaklar.
  • Şu alacakların ise, cari hesaba geçirilmesi tarafların anlaşması şartına bağlıdır:
  • Cari hesap sözleşmesinin yapılmasından önce doğmuş alacaklar,
  • Müeccel (henüz vadesi gelmemiş) alacaklar. Örneğin; bir kambiyo senedi vadede bedelinin tahsil edilmesi şartı ile cari hesaba geçirilebilir.

 

 

  1. Cari Hesaba Geçirilemeyen Alacaklar

  • Takas edilemeyen alacaklar, (Örneğin; işçi ücretleri ve nafaka alacakları gibi doğal bir borç ilişkisinden doğan alacaklar; Devlet, il ve köy lehine kamu hukukundan doğan alacaklar gibi.)
  • Belirli bir amaca harcanmak üzere teslim edilen para ve mallardan doğan alacaklar,
  • Emre hazır tutulmak üzere teslim edilen para ve mallardan doğan alacaklar.

 

 

  1. CARİ HESAPTA SÜRELER

Cari hesap ilişkisinde iki tür süre vardır. Bunlardan birisi cari hesap söz­leşmesinin süresi, diğeri ise bu sözleşmeye ait hesap devrelerine ilişkin süredir.

  1. Sözleşme Süresi

Cari hesap ilişkisinin veya cari hesap usulünün geçerli olacağı süreyi cari hesap sözleşmesinin süresi belirler. Sözleşme süresi içinde tarafların alacaklılık ve borçluluk sıfatı hukuken henüz belli değildir. Bu süre içinde cari hesaba kaydedilen alacaklarını taraflar isteyemezler. Alacaklılık ve borçluluk, sürenin sona ermesi ve hesabın kesilmesiyle belli olur ve tespit olunan bakiye talep edilebilir.

Cari hesap sözleşmesi belirli veya belirsiz süreli yapılabilir. Sözleşme belirli süreli ise, sürenin sona ermesiyle hesap kesilir ve bakiye ödenir. Belirsiz süreli ise, sözleşmenin sona ermesi taraflardan birisinin feshi ihbarıyla gerçek­leşir. Böylece hesap kesilir, bakiye tespit edilip alacaklı kim çıkıyorsa ona diğer taraf ödeme yapar.

  1. Hesap Devresi

Hesap devresi, sözleşme ile belirlenir. Sözleşme ile belirlenmiyorsa ticari teamülle belirlenir; teamülde yoksa her takvim yılının son günü hesabın kapatılma günü olarak kabul edilmiş sayılır. Sözleşme süresi içinde birkaç hesap devresi bulunabilir. Her hesap devresi sonunda hesap kapatılarak bakiye ortaya çıkarılır ve bakiyenin kabul edilmesiyle de tecdit (yenilenme) gerçekleşmiş olur. Ancak bu bakiye hemen ödenmez, yeni hesap devresinin ilk kalemine alacaklı adına alacak olarak geçirilir.

Hesap devresi içinde tarafların alacaklılık ve borçluluk sıfatları belli de­ğildir. Her hesap devresi sonunda yapılan takas neticesinde ortaya çıkan alacak­lılık veya borçluluk durumunu gösteren hesap cetveli diğer tarafa bildirilir. Ortaya çıkarılan bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf 1 ay içinde noter aracılı­ğıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzalı belge ile itiraz edebilir, aksi halde kendisine tebliğ edilen bakiyeyi kabul etmiş sayılır.

 

  1. CARİ HESAP SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ

 

  1. Tecdit (Alacağın Yenilenmesi)

Cari hesap işlediği müddetçe, sırf bir alacak veya borcun hesaba geçiril­mesi yenilenme sayılmaz. Cari hesapta yenilenme, hesap devreleri sonunda çıkarılan bakiyenin kabulü ile gerçekleşir. Bunlardan dolayı da, aksi kararlaştırılmış olmadıkça cari hesaba borç veya alacak kaydı, tarafların borç veya alacaklarını doğuran işlemlerden kaynaklanan dava ve itiraz haklarını düşülmez. Ayrıca, bakiyeyi doğuran kalemlerin bir teminatı varsa, aksi kararlaştırılmamışsa, bu teminat bakiye için devam eder.

  1. Sözleşme Süresi İçinde Tarafların Alacaklı ve Borçlu Sıfatı

Cari hesap ilişkisinde taraflar sözleşme müddeti boyunca birbirlerine olan borç veya alacaklarını istemekten vazgeçtikleri için taraflar birbirinden ifa veya ödeme isteyemezler. Çünkü kimin alacaklı olduğu sözleş­me süresi içinde belli değildir. Bakiyenin tespitinden sonra ise alacaklı borçlu taraftan alacağını talep edebilir.

  1. Cari Hesaba Faiz Yürütülmesi

TTK’ya göre, cari hesaba faiz üç ayrı şekilde yürütülebilir:

  • Alacak kalemlerine faiz yürütülmesi,
  • Devre sonu bakiyesine faiz yürütülmesi,
  • Hesaba bileşik faiz yürütülmesi.

  1. CARİ HESAP SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ

 

Cari hesap sözleşmesi belirli ya da belirsiz süreli yapılmış olabilir. Bun­dan dolayı da bu ilişkinin sona erme nedenleri farklılık gösterecektir.

  1. Belirli Süreli Cari Hesaplarda

 

  • Sözleşmede gösterilen sürenin dolması ile cari hesap sona erer.
  • Taraflardan birinin iflası ile cari hesap sözleşmesi sona erer.
  • Taraflardan birisinin ölümü ya da kısıtlanması halinde, diğer taraf ve­ya kısıtlananın kanuni temsilcisi ya da mirasçıları 10 gün önceden ha­ber vermek kaydıyla cari hesap sözleşmesini feshedebilir.
  • Taraflardan birisinin alacaklısının hesap bakiyesini haczettirmesi ha­linde borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf 15 gün içinde hac­zi kaldırmazsa diğer taraf sözleşmeyi feshedebilir.

  1. Belirsiz Süreli Cari Hesaplarda

  • Taraflardan birisinin feshi ihbar etmesi ile sona erer.
  • Belirsiz süreli cari hesap sözleşmelerinde de taraflardan birinin iflası sözleşmeyi sona erdirir.

 

  1. CARİ HESAPTA ZAMANAŞIMI

Cari hesaba ilişkin davalar, 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı cari hesap sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar.

[1]Fikri ve sınai mülkiyet hakları, kural olarak ticari işletme devrinin kapsamına dâhildirler; ancak sözleşmeye konulacak bir hükümle devrin kapsamı dışında tutulabilirler.

[2]İlgilinin sadece tescil talebinin değil, tadil ve terkin taleplerinin de geçici olarak sicile kaydı mümkündür.

AÇIKÖĞRETİM GÜZ DÖNEMİ DÖNEM SONU SINAVI
14 - 15 Ocak 2017

Üye OlŞifremi Unuttum

HAKKIMIZDA
alonot.com; kullanıcılarımızın KPSS & YGS-LYS & ALES & AÖF & YDS gibi sınavlara hazırlanmaları için hem ders notlarına, hem test pratiklere kolayca ulaşıp zaman kaybetmeden en üst düzeyde yarar sağlayabilmeleri amacıyla hizmet vermektedir. Ayrıca Mevzuat&İçtihat&Tezler&Makaleler ve diğer herşeyde! kapsamlı arama yapılabilmesi, aranılan konu ve kavramlara kolayca ulaşılabilmesi ve sonuçlar içerisinde hızla gezilebilmesi amacıyla kurulmuştur. Zamanla öğrencilerin ve kullanıcıların ilgisiyle büyüyen alonot.com sizlerin ilgisiyle ve daha zengin içerikle yayın hayatına devam edecektir. Faydalı olması dileğiyle...
GİZLİLİK POLİTİKASI
alonot.com sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları kapsamında koruma altındadır. Site içeriğinin ticari amaçlı ve izinsiz olarak kopyalanması ve kullanılması yasaktır. Ancak, ticari amaçlı olmamak ve link verilmek koşuluyla site içeriğinin kopyalanması ve kullanılması serbesttir. 5846 sayılı kanunun 25. maddesinin ek 4. maddesine göre telif hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdulmasını istemek zorundadır. İçerik sahibinin veya yasal temsilcisinin istekte bulunması halinde, kendisine ait içerik veya dökümanların sitemizden 24 saat içinde yayından kaldırılmasını garantilemekteyiz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. alonot.com hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir, bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.
Site Yönetimi.
İletişim: alonot.com@alonot.com & alonot.com@gmail.com
Kategoriler
SOLDA SABİT REKLAM