Orta asyadan günümüze Türk idare tarihi ders notu

kamu-yonetimi-ders-notlari

Orta Asya da yaşam;

    1. Göçebe çobanlık;  Eski Türklerin hem yaşam biçiminin hem de geçim kaynağının esasıdır.
    2. Ekonomik toplumsal yapının yüzyıllarca sürmesinin nedeni toplumu bir arada tutan gelenekler ve ekonomik iş bölümü ile ipek yolu denetimi
    3. İlk yönetim yapılarının temelini atan göçebe devletler, günümüzden hemen hemen üç bin yıl önce Çin, Hindistan ve ıran gibi Tarım toplumların sınırlarında görülmüş ve kayıtlara geçirilmiştir.

 

  1. Otarşi; ekonominin kendi kendine yeterli olması hali
  2. Göktürkler şecerelerini, efsanevi öğelerle anlatmayı seçmiştir. Kurucu ataların dişi bir kurt tarafından yetiştirilmesi veya demircilik yetenekleriyle Dağı eritmeleri gibi motifler kolektif hafızada da yer etmiştir.
  3. Uygur hükümdarlarının Çin kültürü ile kurdukları Doğrudan ilişkiler, Mani dininin Türkler arasında popüler hâle gelmesine, bir süre Sonra da resmi din olarak kabul edilmesine yol açmıştır.
  4. Türk devlet teşkilatının temeli aile ye dayanmaktadır.
  5. İmparatorluk idaresinin yapı taşları;
    1. Oksızlık (Bağımsızlık); bey olmaya layık oğlun kul, hatun olmaya layık kızın cariye oldu bu Türk’ün ilk yazılı ürününde Orhon yazıtlarında geçen bu cümlede, kaybedilen özgüllüğe ağıt yakılmaktadır.
    2. Uluş (Ülke); Ülke topraklarının hanedan ailesine değil, devleti oluşturan tüm halka ait olduğu.
    3. Kün (Halk); statü ve servet
    4. Töre (Kanun); Eski Türklerin siyasal hata verdiği önem, Tecrübelerden/ Yaşanmışlıklardan hem beylerin hem kağanların uyguladığı düzen
  6. Kut, Küç ve Ülüş Kağanlığın manevi boyutlarını oluşturan esas kavramlardır.
  7. Tuğ; Ucu çeşitli renklerle boyanan atkuyruğu, tepesi altın vb. Değerli bir elementten sembol (kurt başı, hilal vs.) konulan mızrak.
  8. Toy (Kurultay – Meclis); Boy ve bodunun bir araya gelmesiyle kurulan konfederasyon özellikli organizasyonlar. Danışma istişare kuruludur.
  9. Yasa süreci kağan tarafından başlatılsa da toy üyeleri yaptıkları katkı ile törenin oluşmasında önemli bir paya sahip olurlardı.
  10. Buyruk (Kağan’ın Yardımcıları – Bakanlar); bugünkü bakanlar kurulu,
  11. Hatun (Kağanın eşi); Karar alma sürecinde en az kağan kadar sorumludur
  12. Kağan ve Hatun tanrı inayetindedir.
  13. Bozkır devletlerinde her yönetici makamını oğluna miras bırakamazdı sadece üst makam bırakır orta ve alt bakam yetenekler doğrultusunda bırakır yeteneği yoksa başkası atanır.
  14. Tigin (Şehzade=Veliaht); Eski Türkler de ne büyük çocuk nede aile büyüğü taht yolunu garantilemez, karizmatik hükümdar modeli meşru sayılmıştır. Bu sebeple kanlı veraset savaşları olmuştur.
  15. Tiginlerin idare sanatında tecrübe kazandıkları asıl mevki, devletin sağ veya sol kolunda verilen “başbuğ”luk görevidir.
  16. Kül-tigin 16 yaşında atandığı“şad” unvanı ve tümeniyle birçok sefere dâhil oldu.
  17.  Uygurlar Dönemi’nde “tamgacı” idari yetkileri yanında mali yetkilerle de donatılmışlardı. Adeta bir “başvekil” gibi görülmüşler, her personel atamasında onun imzası aranırken, finansal harcamayla ilgili her türlü belgenin altına mührünü koymaları istenmiştir.
  18.  Hun ve Göktürk Devletlerinde şamanlar aynı zamanda doktorluk görevini de üstlenmişlerdi.
  19. Boyun kendine has sembolüne “uran” denir.
  20. Mete ye göre bir boyun 1000, bodunun 10000 askerle sefere icabet etmesi beklenir.
  21. Ordunun başkomutanı kağandır.
  22. Adalet mülkün temelidir in eski Türklerdeki anlamı il gider töre kalır.
  23. Göçebe töresi, Kent kanununa göre eski Türklerde Cezaların hepsi bir töreye karşılık gelmekte ve kağandan itibaren boy beylerine kadar tüm yöneticiler törenin icrasından sorumlu tutulmaktaydı.
  24. Orta Asya coğrafyası; Geniş bozkır, dağ ve çöl alanlarıyla oluşur.
  25. İpek yolu ticareti nedeniyle Bizans ve Sasanilerle Göktürk devleti mücadeleye girmiştir.
  26. Kuzey Moğolistan Eski Türk başkentliğine ev sahipliği yapmıştır.
  27. Eski Türklerde protokol ve unvan isimlerini belirleyen en önemli etken Din dir.
  28. İlk ordu teşkilatını yapan bozkır devleti ve kağanı; Mete Asya Hun İmparatorluğu
  29. Törenin kaynakları; Kağan, Toy, Halk

KARAHANLILAR DEVLETİ;

  1. Karlukların talihsizliği, İslamiyet’in Talas zaferi ile şansa dönüşmüştür.
  2. Talas Savaşı: Müttefik Abbasi – Karluk ordusunun Çinlileri yendiği ve bunun sonucunda Orta Asya kapılarının İslamiyet’e açıldığı savaş
  3. Samaniler: Kökenleri (İran veya Türk) hüküm sürmüş, İslamiyet’in Orta Asya’ya yayılmasını sağlamış, kadim İran yönetim geleneklerine sahip çıkmış hanedan.
  4. Karahanlı şeceresinde göze çarpan ilk isim Bilge Kül Kadır Han’dır Batı Karahanlılar Devleti olarak adlandırılan oluşumun “altın çağı”, aynı zamanda ilk hükümdarları olarak kabul edilen Tamgaç Buğra Han Dönemi’dir
  5. Bozkır devletlerinde hükümdarın en ayırt edici özelliği, ilahi boyutuydu
  6. Saray teşkilatının başındaki kişiye “Hacib” denir. Hükümdarın bir numaralı danışmanı olup, sarayın dış bağlantısını kurar. Sarayda protokolü hazırlar.
  7. Kapucubaşı; Saray personelini idare eder, Saray içinde Hükümdarın güvenliğini sağlar.
  8. Emir-i candar; Hanın saray dışındaki güvenliğinden sorumludur.
  9. Hayatı sarayda geçen devlet görevlilerinin bir numarası Yuğruş yani vezirdir.
  10. Devlet harcamalarından sorumlu “Hazinedar”
  11. Adalet işleri; Divanı – Mezalim
  12. Adalet işleri kadılara tahvil edilmiştir.

GAZNELİLER DEVLETİ;

  1. Abbasiler: Emevi hâkimiyetine son vererek İslam imparatorluğunun başına geçen Arap hanedan.
  2. Gazne altın çağı, oğul Mahmud Dönemi’dir
  3. Sultan Mahmud’un şanını ve devletinin itibarını artıran asıl gelişme “Hint seferleridir.”
  4. Dandanakan’da Selçuklular karşısında uğranılan yenilgiyle İran’daki topraklarını kaybetmiştir.
  5. Türk olmasına karşı Gazneliler, tipik bir Ön Asya devletiydi.
  6. Gazne hükümdarının en ayırt edici tarafı, “sultan” unvanını sahiplenen ilk Müslüman- Türk devleti olmasıdır.
  7. Gznelilerde karar alma süreci sadece “sultan “ a aittir. Hem vezir, hem başkan hem de başkomutandır.
  8. Divan-ı Arz; Günümüz milli savunma bakanlığı
  9. Divan-ı Risalet; Elçilik
  10. Divân- şugul-i işrâf-ı Memleket; Casusluk
  11. Divân- Berîd; Posta işleri
  12. Divan-ı Vekâlet; Sultanın özel hayatından sorumlu olan ofis

SELÇUKLULAR

  1. Selçuk Bey’in beş oğlu bulunmaktaydı: Arslan Yabgu, Mikail,

Musa Yabgu, Yusuf İnal ve Yunus.

  1. Selçukluların kuruluşu Dandanakan savaşı
  2. Dandakan savaşı; Selçukluların rüştünü İspatladığı, bağlı oldukları Gaznelileri dize getirdikleri, bir anlamda devletlerinin temelini attıkları savaş
  3. Selçuklu merkezîleşmesinin zirve noktası Melikşah Dönemi’dir.
  4. Danişmentliler, Artuklular, Mengücüklüler ve Saltuklular başlarındaki bey/gazinin ismiyle kurumlaşan Anadolu’daki ilk Türk devletçikleri
  5. merkezîyetçilik politikasında yaşanan dönüşümün en önemli durağı toprak mülkiyet sisteminde gerçekleşmiştir.
  6. Orta Asya’dan Anadolu ya kadar yönetici hanedanlarının neredeyse hiç değişmeyen özelliği; Sultanlar kendi yakınlarının taht a çıkmasını istemesi ve taht kavgaları.
  7. Siyasetnameyi Sultan Melikşah’a Nizamülmülk sundu
  8. Unvan, lakap ve ismin belirtildiği ilk sikkeyi Tuğrul Bey kestirmiştir.
  9. Merkez teşkilatı özellikle dört divanın üzerine oturtulmuştu;
    1. Tuğra ve inşa divanı; Saltanat yazışması ve devlet içi/dışı yazışma
    2. Divan-ı istifa-yı Memalik;Devletim mail kayıt işleri
    3. Divan-ı İşraf-ı Memalik; Hem mali hem mülki personel denetimi
    4. Divan-ı Arzı’l-cuyuş; Milli savunma bakanlığı

 

OSMANLI KURULUŞ DÖNEMİNDE YÖNETİM YAPISI

 

  1. Yusuf Has Hacib e aittir Kutadgu Bilig
  2. Osmanlı devlet idaresini, tarihçiler genellikle üç ana başlık altında incelemişlerdir. Merkez Teşkilatı (Merkezi idare), Askeri Teşkilat ve Taşra Teşkilatı (Eyalet Yönetimi.)
  3. Osmanlı hükümdarını kul sistemini benimsemesinin sebebi; Düzenli ordu ihtiyacı, Kendine sadık orduyu kontrol altında tutma
  4. Divan-ı Hümayun; Farsça kökenli bir kelimeydi ve danışma meclisi, günümüz bakanlık ofisi anlamlarına geldiği gibi küçük şiir kitapları da yine bu adla anılmaktaydı.
  5. Askeri ve örfi işleri veziriazamlar yapar.
  6. Şeri ve hukuki işleri kazasker yapar.
  7. Mali işleri de defterdar yürütürdü
  8. Nişancı ise arazi işleri, has tımar tevcihlerini deftere kaydetmekle yükümlü kişi
  9. Divan-ı Hümayun’un üyeleri ve yardımcıları
    1. Veziriazam ve vezirler
    2. Kazaskerler; askeri sınıfların şer’î işlerine bakmak, seferlerde bulunmak ve aynı zamanda ilmiye sınıfının en yüksek derecesi
    3. Defterdar; Mali işler
    4. Nişancı; Kalemi kuvvetli, arazi kaydı, tahrir defteri düzeni ve tuğra çekme
  10. Osmanlı Devleti’nin ilk vezir-i azamı Çandarlı Halil Hayreddin Paşa’dır.
  11. Osmanlı taşra teşkilatının en büyük idari ve askeri amiri olan beylerbeyiler
  12. Askeri Teşkilat;
    1. Yaya ve Müsellemler;
    2. Kapıkulu Askerleri; Savaş da rehin alınan Hıristiyan çocuklarının Türk kültürüyle yetiştirilmesi (kapı kulu ocağının çekirdeğidir)
    3. Acemi Ocağı; Ele geçirilen askerden maddi fayda sağlama, Acemi ocağı, Yeniçeri Ocağı’nın temelini oluşturmaktadır ve Yeniçeri Ocağı’na asker yetiştirmek amacıyla kurulmuştur.
    4. Yeniçeri Ocağı; Hıristiyan esirlerden faydalanma amacıyla oluşturulmuştur.
    5. Cebeci Ocağı; Yeniçerilere ok, yay, kalkan, kılıç, tüfek, kazma, kürek, barut gibi savaş aletlerini tedarik etmekle görevlidir.
    6. Topçu Ocağı; top dökmek, top merasimleri düzenlemek ve top atmak amacıyla kurulmuştur.
    7. Kapıkulu Süvarileri
    8. Eyalet Askerleri; hükümdarla birlikte savaşa giden atlılar.
  • Tımarlı sipahiler; devlet asker ihtiyacını karşılamak,
  • Azablar; Anadolu’dan savaş için toplanan dinç, kuvvetli bekar Türk erkeği
  • Akıncılar; Düşman işgalinden korunmak ve fırsat buldukça akınlar yaparak ganimet sağlayanlar.

 

 

 

 

 

 

OSMANLI KLASİK DÖNEMDE YÖNETİM YAPISI

 

  1. Osmanlı devlet yapısının temeli örgütlenme modeli “kul sistemi“ üzerine kurulmuştur.
  2. Devşirme (Oğlan) Kanununa Göre; Hıristiyan çocuklarından 8 ile 20 arasında olanların seçilerek Osmanlı ordusuna katılması tek çocuklu bir aile ise alınmayacak çok çocuklu ise 8-20 yaş arası en sıhhatlisi seçilerek orduya katarlardı, yeni çeri ağası sorumludur bu iş de, En asil Hıristiyan ve papaz çocukları seçilir ve Müslümanlaştırılır.
  3. Saray endurun(iç) ve birun(dış) olmak üzere 2 bölümden oluşur.
  4. Osmanlıda ilk saray Bursa da yapılmış olup başkent Edirne dir.
  5. Devşirme oğlanları;
    1. Saray için ayrılanlara iç oğlan
    2. Yeniçeri ocaklarına ayrılmış olanlara acemi oğlan
  6. Enderun ve Birun’daki içoğlanlarının eriştikleri son mertebe, eyaletlerde tımar teşkilatındaki askerî hizmetlerdi
  7. Enderun; Padişahın özel hayatını geçirdiği sarayın iç bölümüdür. Odalar ise
    1. Has oda; En üst rütbeli oda padişahın giyim kuşam, silah vb. işine bakar
    2. Hazine odası
    3. Kiler odası
    4. Seferli odası; Berber, terzi, müzisyen vb görevliler
  8. Birun; Sarayın dış kısmı;
    1. Yeniçeriler; Osmanlı ordusu ağır piyade ve harp de padişahın önünde bulunurlar
    2. Altı bölük halkı
    3. Topçular; Top dökümü ve nakli
    4. Cebeciler; Savaş malzemesi üretir ve ulaştırır
    5. Mehterler; Savaş harekât çalgıcıları
    6. Müteferrikalar; Soylu ve devlet adamı çocukları
    7. Ayrıca; Padişah hocası, Hekimbaşı, Çavuşlar ve çavuş başı, Müneccimbaşı, mimarbaşı, seyisler, okçular, rikabdarlar, darbhane vb.
  9. Çıkma; Enderunda başarılı iç oğlanların birun a geçişi
  10. Amil; Yönetici, Müdür vs.
  11. Mülki idari kalem: nişancı reisülküttap
  12. Mali idari kalem: defterdar
  13. Osmanlı üst kamu personeli-askeri sınıf üyeleri genel anlamda şu şekilde tasnif edilebilir.
    1. Sayfiye Sınıfı; Osmanlı devletinde üst kamu personeli-askeri sınıftır. Divan-ı Hümayundaki temsilcileri Azam ve Vezirler.
    2. İlmiye Sınıfı; Medreselerde iyi eğitim görmüş, Devletin adalet, eğitim ve yargı göreviler dir. Şeyhülislam, kazasker ve müderrisler ilmi görevlilerdir bu grubun diğer ismi ulemadır.
  14. Ulemanın Görevleri;
    1. Tedris; Eğitim-öğretim görevi
    2. Kaza; Yargı görevi
    3. İfta; Fetva görevi
  15. Fetva vermek müfti ye aitti en son rütbeleri şeyhülislam ve kazasker
  16. Kalemiye; Nişancı, reisül küttab, ve defterdar gibi büro işlerini gören aklam ve muamelat görevlileri
  17. Kazasker;  Şer’i hukukun başındaki kişidir.
  18. Sipahi devletin kendine tahsis ettiği toprağı paylara bölüp işletir ötür ve haraç alır karşılığında bunun bir kısmını kendine ayırır diğer kısmıyla asker yetiştirir
  19. Beylerbeyi Divan-ı Hümayun un taşradaki en yetkili kişisidir.
  20. Kadı hukuk adamıdır bi nevi savcı denetim yapar,

 

  1. Divan-ı Hümayun asıl üyeleri;

 

    1. Vezir-i Azam; padişahın adına kara veren kişi
    2. Kubbealtı vezirleri; toplantı yürütücüleri
    3. Kadı askerler;
    4. Nişancı; tuğra çeker, tahrir defteri değişikli ve çevirmenlik yapar
    5. Defterdar; hazine kaydı
    6. Rumeli beylerbeyi
  1. Belli bir statüye ulaşınca Divan-ı Hümayun üyesi olan görevliler
    1. Yeniçeri ağası
    2. Kaptan-ı derya
  2. Divan-ı Hümayun toplantılarına katılma hakkı olan üye olmayanlar
    1. Beylerbeyi rütbesindeki yöneticiler
    2. Mazul beylerbeyi
  3. Divan-ı Hümayun’un Yardımcıları
    1. Birinci derece yardımcıları;
  1. Reisülküttap
  2. Tezkireciler
  • Çavuş başı
    1. Diğer yardımcılar;
  1. Teşrifatçılar ve vakanüvisler (büro işi)
  2. İnfaz işleri (çavuşlar ve kapıcılar)
  1. Osmanlı Devleti’nin imtiyazlı devletleri; hâkimiyetini tanıyan Kırım Hanlığı, Mekke Emirliği, Eflak, Boğdan ve Erdel Beylikleri, Sakız Cumhuriyeti imtiyazlı yönetimlerdi.

 

 

 

  1. Tanzimat dönemi 1839- 1876
  2. Osmanlı devlet teşkilatı içinde idare organındaki en esaslı değişiklikler, II. Mahmut zamanında başlamıştır.
  3. II Mahmut Yeniçeri Ocağı’nı kaldırarak “Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye” adıyla düzenli ve eğitimli bir ordu kurdu
  4. Geleneksel Osmanlı idare teşkilatında yönetim işleri, Divân-ı Hümayûn’da görülmekteydi
  5. Osmanlı maliyesi Hazine-i Amire ve Darphane-i Amire ile sonradan kurulan Hazine-i Mansure düzen ve birlik sağlamak amacıyla birleştirildi Umur-ı Maliye Nezareti kuruldu
  6. İlmiye sınıfı üzerinde merkezin kontrolünü sağlamak amacıyla Bab-ı Meşihat kurulmuştur.
  7. Modern Osmanlı kabinesi iskeleti; Çavuşbaşılık ve tezkerecileri birleştirip Deavi Nezareti kurmuş daha sonra ismini değiştirerek Adliye nezareti yapmış ve bab-ı meşihat kurulması ile oluşmuştur.
  8. Bab-ı ali klasik yapısı değiştirilince köklü değişiklikler olmuş ve sadrazamın eski önemini yitirmesine sebep olmuştur.
  9. Sadaret makamının adı, bütün vekillerin başı olarak başvekâlete çevrildi
  10. Sadrazamlık unvanı değişerek Başvekil oldu böylece Dâhiliye Nezareti başvekiline bağlandı böylece elinde Mühr-i Hümayun bulunduran sembolik memur oldu
  11. Mühr-i Hümayun; Saltanatı sembolize eden mühür
  12. İlk kez devlet memurları iç ve dış işlerine bakmak üzere 2 sınıfa ayrılmıştır. Böylece kalemiye sınıfı yeni ve modern bir yapıya kavuşturuldı
  13. Merkezi devletin en önemli adımlarından biri de maaş ödeme sistemi değiştirilerek, memurlara merkezi hazineden maaş ödenmesi usulüne geçilmiştir. Böylece merkezi kontrol arttırılacak ve rüşvet engellenecekti
  14. Memurların tabi oldukları unvan ve rütbelerinin hiyerarşik ve hakkaniyete bağlı bir sistem oluşturmasının yanı sıra tayin ve azillerde de adalet sağlamaya çalışılmıştır. Bu amaçla bir ceza kanunnamesinin kaleme alınması bu alanda atılan en büyük adım olmuştur. Bu gelişmeler çağdaş Osmanlı bürokrasinin temellerini atmıştır.
  15. 1839 tanzimat fermanı ile;
    1. Merkezi Osmanlı bürokrasisinde değişim ve dönüşüm sürmüş,
    2. Bürokrasi yazışma ve iş hacmi artmış,
    3. İmparatorluğa gelen evraklara cevap zorunlu olmuş,
    4. Yazışma dil ve üslubu sadeleşmiş,
    5. Abartılı lakap/unvan/övgü vs. yerine sadelik,
    6. Gönderen mühür/imza ve tarih zorunluluğu gelmiştir. Bu dönemin kalıcı reformu olmuştur.
  16. Babıâli ye geçiş sebebi; Divan-ı Hümayun un önemini yitirmesi, tüm yönetimin Sadrazamın eline geçmesi ve haliyle boşlukların doğması
  17. Mahmud ve Tanzimat Dönemlerinde oluşturulan yeni meclislerin temel kuruluş amacı Divan-ı Hümâyûn’un boşluğu doldurulamamış olan yasama erklerinin yürütülmesine yöneliktir.
  18. Merkezî idarede yaptığı düzenlemelerle Osmanlı hükümetini çağdaşlaştırmak isteyen II. Mahmut, Meşveret Meclislerinden farklı nitelikte üç sürekli kurul oluşturmuştur. Bunlar;
    1. Askerî reformları yürütmek üzere Dâr-ı şûrâ-yı askeri
    2. Sadrazama danışmanlık yapmak üzere Dâr-ı şûrâ-yı Bâb’ı Âli
    3. Tazimattan sonra oluşturulan yeni meclislerin balında gelir. En önemli görevi kanun ve tüzük hazırlamak be suç işleyen üst düzey memuru yargılama Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye
  19. Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat fermanına göre; Modern, Hızlı işleyen, Merkezi devlet olmak üzere 3 temel esas üzerine inşa edilecektir.
  20. Tanzimat fermanı dönemin resmi gazetesi Takvim-i Vekayinin ilk sayfasında yayımlanmıştır.
  21. Tanzimat fermanı esasları;
    1. esas; Osmanlı vatandaşlarının can, mal ve ırz dokunulmazlıklarının sağlanması ve bunun devletin garantisi altına alınması
    2. esas; Mali ve ekonomik yapının üzerine oturtulacağı, herkesin geliriyle orantılı vergi vermesini sağlayacak düzenlemelerin yapılmasıydı.
    3. esas; Derin sosyal ve ekonomik etkileri olabilecek askerlik yükümlülüğünün adil ve belirli bir süre için yapılmasını sağlayacak önlemlerin kararlaştırılması

 

Bu temel değişikliğin arkasındaki ideoloji ise farklı dil, din ve milletten oluşan Osmanlı İmparatorluğu’nu, Osmanlılık fikri etrafında birleştirebilecek ‘Osmanlıcılıktır.

 

  1. Tanzimat Fermanı, Osmanlı vatandaşlarını temel hak ve görevler yönünden eşit gören bir metindir.
  2. Osmanlı da yasama erki gücünü yarı anayasal bir belgeden alınan, yarı anayasal bir danışma meclisine devrediliyordu.

Tanzimat reformlarının planlanması ve uygulanması yetkisi veren bu meclis, bir reform meclisi olarak çalışacaktı böylece 1 meşrutiyete giden yol da yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılması süreci başlatıldı.

24.Tanzimat fermanından sonra kurulan önemli bir diğer meclis; Meclis-i Ali-i Umumi

  1. Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye, 1839- 1876 Dönemi’nde, Osmanlı İmparatorluğu’nun yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılmaya başladığı modern bir devlet yönetimine doğru yol almıştır.

26.1876 yılında II. Abdülhamit tarafından Osmanlının ilk anayasası olan Kanun-i Esâsî ilan edildi. Meclis üyeleri meclisi ayan ve meclisi umumi olarak 2 ye ayrılır.

  1. Osmanlı yönetimi, geleneksel tımar sistemine bağlı vergi düzeni bozulunca, iltizama başvurmak zorunda kalmıştı.
  2. İltizam sistemİ; Devletin vergi gelirlerini önceden merkezî hazinede toplamak için ihaleye vermesidir.
  3. Muhassıllık Meclisi; Tanzimat’ın ilk uygulamaları vergi işlerini düzenleyebilmek için yapılmaya başlanmıştır. İlk olarak iltizam usulünden vazgeçilmesine karar verilmiştir. Herkesin gelire orantılı bir şekilde vergilendirilmesi için maaşlarını devletten alan memurlarca vergilerin toplanması gündeme gelmiştir. Bu amaçla iltizam usulü kaldırılarak taşraya muhassıl adı verilen görevliler gönderilmiştir. Temel görevleri verginin adil olarak toplanması idi bunun dışında Osmanlı ülke yönetiminde bir ilki gerçekleştirme sorumluluğu da yüklüyordu. Çünkü talimatın ikinci bendi, taşrada meclislerin nasıl oluşturulacakları da belirtilmişti Buna dayanarak vergilerin belirlenip, toplanmasında muhassıla yardım edecek olan Muhassıllık Meclisleri kurulmuştur. Bu meclisler, muhassıl başkanlığında iki kâtip, kadı, müftü, zabit ve meclisin bağlı bulunduğu bölgenin dört ileri geleninden oluşmaktaydı. Ayrıca, bölgede gayrimüslim cemaat varsa bunları temsil etmek üzere metropolit ve kocabaşlardan iki temsilci de meclise atanıyordu. Fakat usulsüzlükten dolayı fazla etkin olamadı ve tekrar iltizama geçildi.
  4. 1842 de yapılan düzenlemeye göre idari kademelendirme; Eyalet, sancak, kaza olarak ortaya çıkmıştır.
  5. 1849 düzenlemesine göre Osmanlı yönetim yapısı kapsamlı bir değişikliğe uğramıştır. Bu düzenlemenin getirdiği en önemli uygulama, meclis başkanı, iki kâtip ve bir üyenin doğrudan hükümet tarafından atanmasıdır. Eyalet meclislerinde hükümetçe doğrudan atanacak bu dört üye dışında vali, defterdar, hâkim, müftü ile halktan seçilecek dört Müslüman ve gayrimüslim bir temsilci de yer alacaktı. 1849 düzenlemesiyle büyük meclisler “Eyalet Meclisleri” küçük meclisler ise “Sancak Meclisleri” olarak isimlendirilmişlerdir. Bunların görevi arttıkça vali devre dışı bırakılmıştır.
  6. Yerel eşrafın reformları engelleyici tavrını gören merkezî yönetim, valilerin bazı yetkilerini iade etmiştir. Yayınlanan bir fermanla, muhassıllar, mal müdürleri, kaza ve nahiye meclisi üyeleri, valilerin emrine verilerek, valilere bu memurları azletme yetkisi tanınmıştır. Meclis başkanlarının merkezden atanmasından tamamen vazgeçilerek, valilerin kamu asayişi ve düzeninin korunması konusundaki yetkileri de genişletilmiştir.
  7. Osmanlı-Rus gerginliği Kırım Savaşı’na yol açmış, savaşın sonunda Paris Antlaşması’nın imzalanmasıyla Rusya, uzun bir süre imparatorluk için tehlike olmaktan çıkmıştır.
  8. 1856 Paris Konferansı ile Avrupa devletler camiasına kabul edilen Osmanlı imparatorluğu, bu antlaşmayla Avrupalı devletlerin Tanzimat Fermanı hükümlerinin genişletilerek uygulaması taleplerini kabul etmiştir. Bu nedenle Babıâli 1856’da Islahat Fermanı’nı ilan etmiştir. Tanzimat Fermanı’nın hükümlerini tekrarlayan Islahat Fermanı, Müslüman ve gayrimüslim tebaa arasındaki mevcut eşitsizliklerin giderilmesini öngörüyordu. Kanunlar önünde eşitlik, vergi eşitliğinin sağlanması, mahkemelerde gayrimüslimlere şahitlikte eşitlik tanınması, karma mahkemelerin kurulması ve gayrimüslim tebaanın hem merkezî hem de taşra idare meclislerinde üye bulundurmaları öngörülüyordu.
  9. İngiltere, Fransa, Avusturya, Rusya ve Osmanlı hükümetlerinin katılımlarıyla oluşturulan bir komisyon, 9 Haziran 1861 tarihli Lübnan Nizâmnâmesi’ni hazırladı. Cebel-i Lübnan Vilayeti’ne özerk bir statü veren nizâmnâmeye göre, vilayet Hristiyan bir mutasarrıf tarafından yönetilecekti Cebel-i Lübnan Vilayeti’nin

Osmanlı İmparatorluğu’na bağlılığı yalnızca yıllık bir vergi ödemekle sınırlandırılacaktı

  1. 1863 vilayet nizamnamesi iç ve dış siyasal ve sosyal gelişmelerin ortaya çıkardığı sorunları çözebilmek için hazırlanmıştır.
  2. 1864 Tuna Vilâyeti Nizâmnâmesi’yle Osmanlı imparatorluğu yukarıdan aşağıya doğru vilayet, sancak, kaza ve köy olmak üzere yeni idari birimlere ayrılmıştır.
  3. Tuna vilayet nizamnamesinde göze çarpan özellikler; Memurların vazife düzenini sağladı, belediye teşkilatı ile köy ihtiyar heyeti görev ve yetkileri genişletilmesi, vilayet yönetiminde valinin başkanlığında toplanacak olan danışma meclisi kuruldu
  4. Tuna vilayet nizamnamesine göre; Vilayet idare Meclisi’nde, valinin dışında kadı, mektupçu, defterdar ve hariciye memurları bulunacaktı. Ayrıca, müftü, gayrimüslimleri temsilen ruhani liderleri ve yerel halkın temsilcisi olarak halk tarafından seçilen ikisi Müslüman, ikisi gayrimüslim üye olmak üzere dört kişi meclise katılıyordu. Hukuk, cinayet ve ticaret mahkemeleri de vilayet yönetiminde yer alan yeni idare ve yargı organları olmuşlardır.

 

  1. Mithat Paşa’nın Tuna Vilâyeti’nde elde ettiği olumlu sonuçlar neticesinde bütün vilayette uygulanması için Vilâyet-i Umûmiye Nizâmnâmesi çıkarıldı.

 

  1. 1871 İdâre-i Umûmîye-i Vilâyet Nizâmnâmesi dışında kalan topraklar; başta başkent İstanbul olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’ndan özerk bir statü elde etmiş olan Lübnan, Mısır, Bosna ve Girit Adası, merkeze uzak ve sosyolojik yönden aşiret düzenine dayalı Hicaz ve Yemen bölgeleri

 

  1. 1871 İdâre-i Umûmîye-i Vilâyet Nizâmnâmesi ile Vâli Muavinliği ilk defa bu nizâmnâmeyle tesis edilmiştir.

 

  1. 1871 İdâre-i Umûmîye-i Vilâyet Nizâmnâmesi ne göre valinin emrinde çalışacak üst düzey devlet memurları; Vergiden sorumlu defterdar, yazışmaları yürüten mektupçu, yabancılarla ilgili işlerden sorumlu Umûr-ı Ecnebiye Müdürü, yol yapımından sorumlu Tarik Emini, tapu müdürü olarak çalışan Defter-i Hakâni Müdürü, Emlâk ve Nüfus Müdürü, Ticaret ve Ziraat Müdürü, Evkaf Müdürü ve iç güvenlikten sorumlu Alaybeyi

 

  1. Kadı; adalet dağıtma görevinin yanında, vakıfların denetlenmesi, kentin güvenliği ve belediye hizmetlerinin karşılanmasını sağlar ayrıca Beldenin temizlik işlerinin yürütülmesi ve güvenliğinin sağlanması, mallardaki kalitenin korunması, fiyatların belirlenmesi ile ticaretin güven içinde yürütülmesi için esnafın denetlenmesi kadının görev ve sorumluluğudur.

 

  1. Zabtiye Nezareti’nin kurulmasıyla kadının yerel yönetimdeki rolü son bulmuştur.

 

  1. Osmanlı da ilk modern belediye (İstanbul’da İstanbul Şehremaneti) denenmiştir. Amacı; şehrin zorunlu ihtiyaçlarını temin etmek, fiyatları belirlemek ve denetlemek, yol ve kaldırım yapmak ve onarmak, temizlik işlerini yaptırmak. Bu ilk deneme mali sıkıntılar ve nitelikli personel eksikliği yüzünden başarılı olamamıştır. Osmanlı daha sonra sakinlerinin çoğu yabancı olan ve limanın da bulunduğu galata ve Beyoğlunu kapsayan bölgede Paris örneğini izleyerek altıncı daire-i belediye yi kurdu. Yeterli bütçeye sahipti bu nedenle başarılı oldu.

 

  1. Derssadet İdare-i Belediye nizamnamesi’ yle belediye örgütü tüm İstanbul da yaygınlaşmıştır.

 

  1. Taşrada modern belediye örgütlerinin kurulmasına vilayet nizamnamesi’ yle başlanmıştır. Bu nizamnameyi teyit eden İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi; vilayet, sancak ve kaza merkezlerinde birer belediye teşkilatı kurulmasını öngörmekteydi.

 

  1. Her şehir ve kasabada bir belediye örgütünün kurulmasını öngören Vilayet Belediye Kanunudur.

 

  1. İstanbul’un gittikçe büyüyen sorunlarını çözmek amacıyla 1877 yılında Dersaadet Belediye Kanunu hazırlanmıştır.

 

  1. Tanzimat Dönemi, Nezaretlerin ortaya çıktığı ve merkezi hükümette uzmanlaşmanın başladığı dönemdir.

 

  1. Devlet idaresinin merkezileşmesi ve yasama faaliyeti, Babıâli’de kurulan meclisler sayesinde gerçekleşmiştir.

 

  1. II Mahmut döneminde kurulan sürekli kurullardan biri de Dar-ı Şura-yı Askeri

 

  1. Tanzimat döneminde bir problemi çözmek için açılan ve problemin çözümünden sonra kapatılan geçici meclis İmar Meclisi

 

  1. Vilayet nizamnamesi ile Niş, Silistre ve Vidin Eyaletlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan vilayetlerin ilk valisi Mithat paşa

 

  1. Osmanlı imparatorluğu özel statüleri nedeni ile İdare-i Umumiye-i Vilayet nizamnamesi dışında kalan topraklar; Lübnan, Girit adası, İstanbul, yemen

 

  1. Osmanlı da ilk vali muavinliği İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi ile düzenlenmiştir.

 

  1. Vilayet Belediye Kanununa göre hem merkezde hem de taşrada belediyelerin seçimlere dayalı meclisler tarafından idare edilmesini ön görür.

 

 

  1. İlk anayasa kanın-i esasi
  2. 1876-1908 II Abdülhamid Dönemidir.
  3. Abdülhamid e tazimatın bıraktığı iki açmaz;
    1. Rumeli topraklarını tehdit eden balkan milliyetciliği
    2. Devletin değil reform planlarını gerçekleştirmek, rutin işleri dahi yapmaktan alı koyan mali iflas
  4. Westminster modeli: içinde kral ve parlamentoyu barındıran, İngiltere’de doğduğu için bu adla adlandırılan siyasal sistem.
  5. Düyûn idaresi ve Reji Osmanlı borçlarını tahsil etmek üzere kurulan emperyal idarelerdir. Sadece Düyûn-ı Umumûmiyye’nin personel sayısının Maliye Nezareti’nden çok olduğunun belirtilmesi, teşkilatın büyüklüğüdür. Osmanlı itibarını yol etmiştir.
  6. Kanun-i Esasi’yi, Balkanlarda yaşanan sorunlar ve bunun üzerinden Avrupa devletlerinin Bâbıâli’yi sıkıştırmasına verilen bir cevap olarak görmek sürecin 1. yüzüdür. 2. yüzü ise Tanzimat reformlarıyla Osmanlı aydınları arasında anayasa fikrinin popülerlik kazanması yatmaktadır.
  7. Genç Osmanlılar olarak adlandırılan, içerisinde Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi bürokratları/aydınları barındıran grup, yaptıkları yayınlarla hem mevcut rejimi eleştiriyor hem de anayasanın erdemlerinden bahsediyorlardı.
  8. Anayasa akımının devlet organlarındaki sembol ismi Mithat Paşa’dır. Taşra idaresinde sergilediği üstün başarıyla “temsil”in gücünü kanıtlamıştır. Bu nedenle anayasa çalışmalarına başkanlık etmiş ve bı sebeple hazırladığı metni yürürlüğe koyan sadrazam olarak adını demokrasi tarihine yazdıracaktı.
  9. Kanun-i Esasi Hakkında;
    1. Kanun-i esasinin ilk maddesi devletin yapısıdır. İçeriği; içerdiği vilayetler, bölgeler ve ayrıcalıklı beldelerle hiçbir sebeple ayrılık kabul etmez bir bütün olduğu belirtilmişti
    2. Kanun-i esasinin 3.4.5 ve 6 maddesi; devletin şekli açıklanmıştır. Buna göre Osmanlı padişahı, tüm Müslümanların halifesidir ve Osman oğulları ailesinden gelmektedir.
    3. Kanun-i esasi ye göre; veraset sistemi ailenin en büyük üyesinin tahta geçmesi esasına dayanır.
    4. Parlamenter monarşiye geçilmiştir.
    5. Egemenliğin üç organından ilki yani yürütme padişaha aittir.
    6. Padişah devletin temel organlarının da nazımıdır.
    7. Meclis-i Vükelanın seçilmesi ve azli, Meclis-i Mebusanın feshi, sadrazam, şeyhülislam, Meclis-i Ayan, Şura-yı Devlet (Danıştay), Divan-ı Muhasebat (Sayıştay) ve divan-ı âli (yüce divan) üyelerinin seçimi sultana aittir.
    8. Yasama organı, meclis-i umumi adı verilen ve “heyet-i ayan” ve “heyet-i mebus an”dan oluşan parlamentoydu
    9. Heyet-i ayan doğrudan padişah tarafından, heyet-i mebusun ise halk tarafından seçilirdi
    10. Mebusun olmak için; Türkçe bilmek, 30 yaşı tamamlama
    11. Alınan kararları önce ayan sonra sultanın onayından geçerdi böylece halkın önü kapatılırdı ve son söz her zaman padişaha aitti
    12. Kanun-i esasi yürütmesi; padişaha ait, yasaması; önce ayan sonra padişah, yargısı; Hâkimlerin azlonulamazlığı
  10. Sultan abdülhamid abdülmecid in oğludur.
  11. Abdülhamid’in annesi Çerkes Tir-i Müjgan Hanım
  12. Şehzade Hamid Avrupa seyahatine çıktığında çok etkilenir ve dönünce Tanzimat reformları şura-yı Devlet’in kurumuştur.
  13. Abdülhamid’in şehzadeline bakıldın da; sarayda geçen hayat, vasat bir eğitim, bozuk psikoloji ve halktan uzak yaşam
  14. Rus savaşından sonra balkanlardaki toprak yarı yarıya azaldı
  15. Abdülhamid rus orsusunun İstanbul a kadar ilerlemesi üzerine farklı politika uygulamaya sevk etmiştir. Bunlar;
    1. Tarafsızlık temelinde bir dış politika izlemek
    2. Mali itibarın tekrar kazanılması için üretim – vergi kaynaklarını geliştirmek
    3. Özellikle eğitim kanalıyla Müslüman beldelerin devlete sıkıca bağlanmasını sağlamak
    4. Adalet ve güvenlik kurumlarının geliştirilmesiyle devlet ile halk arasında sağlam bir bağ oluşturmak
  16. Abdülhamid yıldız sarayını yeryüzünün en güzel köşesi şeklinde tanımladı
  17. Yıldız Sarayı, Topkapı ve Dolmabahçe ile kıyaslanırsa; Birçok mimari dokunuş ve eklemelerle genişleyen organik bir yapı bütünüdür.
  18. Yıldız sarayı Mabeyn (resmî) ve Harem (hususi) daireleri ekseninde kurumlaşmaya gidilmiştir.
  19. Mabeyn Dairesi; 3 katlı 1. kat hademelere, 2. kat mabayn personeline 3. kat ise sultan a ait
  20. Başkitabet dairesi; sultanın beyin takımı olan ofis
  21. Mekteb-i Mülkiye Prosedürü; Devletle sultan arasındaki yazışmaların tümüdür. Etkin rol “baş kitabetçe” de idi yazıları yazdırır kontrol eder sultana sunar.
  22. Hususi şifre Dairesi ve Telgrafhane Başkitabete ile tamamen sultanın kontrolüne bağlıdır
  23. Mabeyn-i Hümayûn Mütercim; (Tercüman) gazete çevirir, sultanın ilgilendiği romanları çevirir ve iletişim kurar
  24. Nezaretleri aradan çıkarmak, idareyi doğrudan ele almak amacıyla oluşturulan saray merkezli aygıtlara komisyon denir.
  25. Komisyonların teşkili Abdülhamid saltanatının ilk günlerine, Osmanlı- Rus Savaşı’na dayanmaktadır.
  26. Yıldız merkezli yapılanmayı sağlamlaştıran belki de en önemli girişim Memurin-i Mülkiye Komisyonu’nun kuruluşudur.
  27. Memurların seçim, tayin, izin ve terfi gibi hak ve durumlarının kayıt altına alınması Sadaret ile Dâhiliye Nezareti arasında gidip gelen “intihab-ı memurin-i mülkiye komisyonu tarafından yürütülür.
  28. Memurin-i Mülkiye Komisyonu ile saray, hem atamalar hem de sicil sistemini yürüten merkez hâline gelmiştir.
  29. Komisyon sayılarındaki artış sayesinde padişah konular hakkında direk konunun içinde buluyordu kendisini.
  30. İstibdad Aygıtları: Jurnal ve Sansür; Gazete basımından önceki gece kopyalar sansür idaresine teslim eden gazete yöneticileri icazet aldıktan sonra basıma geçerdi. Hürriyet, vatan, zulüm ve adalet gibi kelimelerin kullanılmasına hoş gözle bakılmazdı özelikle bu konuda incelerlerdi
  31. Osmanlı bürokratları, özellikle II. Mahmut’tan itibaren reform politikalarının radikal bir şekilde değişmesine öncülük etmiştir.
  32. Sadrazam= başvekil
  33. Meclis-i Vükelâ; Bakanlar kurulu
  34. Bakanlarının sürekli değişime tabi tutulması Bâbı âli içerisindeki kurumlaşma eksikliğine işaret eder.
  35. Meşîhat hiyerarşisinin tepesinde şeyhülislam ve yardımcısı müsteşarlar bulunur
  36. Maliye teşkilatını iki ana eksen üzerinde kurgulamıştı. Bunlardan ilki merkez, ikincisi ise çevre teşkilatıydı.

Merkez teşkilatı;

  1. Maliye Müsteşarlığı
  2. Heyet-i Teftişiye-i Maliye
  3. Varidat idare-i Umumiyesi
  4. Mesarıfat idare-i Umumiyesi
  5. Düyun idare-i Umumiyesi
  6. Maliye Mektupçuluğu
  7. Sandık Emaneti
  8. Evrak Müdüriyeti
  9. Tercüme ve Techizat-ı Ecnebiyye Müdüriyeti
  10. Muhasebat-ı Atika Muhasebeciliği
  1. Hariciye Nezareti; Tercüme odası ile geleceğin sadrazamlarını ve devlet adamını yetiştiren kurum
  2. Dâhiliye Nezareti; İç işleri bakanlığı,
  3. Osmanlı taşrası; vilayet – sancak – kaza – nahiye ve köy ünitelerine ayrılmış ve sırasıyla vali, mutasarrıf, kaymakam, nahiye müdürü ve muhtar tarafından idare edilmekteydi.
  4. Osmanlı taşra sitemi düşünüldüğünde yönetim sistemi; Çok parçalı bir idari sitemin cari olduğu görülmektedir.
  5. Osmanlı parlamentosunun ele alıp yasalaştırdığı ilk kanun, belediyeler kanunudur.
  6. İstanbul’un genel sorunlarını tartışacak olan “Cemiyyet-i Umumiyye-i Belediyye” isimli bir de danışma meclisi kurulmuştur.
  7. Islahat Fermanı; Arazi Kanunu ve vilayet Kanunu baskılar çerçevesinde uygulamaya geçirilmiş yasal düzenlemelerdi.
  8. Tanzimat’la yükümlendiği modern hukuk ilkelerini hayata kazandıran kurumlar tek çatı altında toplanırken, eğitim kurumları ile bürokratik yapının niteliği yükseltilmeye çalışılmıştır. Mülkiye, Hukuk, Darülfünun ve sayılarıyla beraber eğitim kadroları da gözden geçirilen harb okullarının sisteme yaptıkları katkıya her bir Jön Türk’ün biyografisi örnektir.
  9. İttihatçı muhaliflerin “bir Sultan Hamid gitti birden çok Sultan Hamid geldi!” demeleri tamamen siyasal kültürdeki bu eksikliğe hasredilmiş bir teşhistir.
  10. Osmanlıdan bağımsızlığını alan ilk balkan ulusu Yunanistan
  11. Yıldız sarayı Topkapı sarayına benzer
  12. Anayasa sürecini hızlandıran iç ayaklanmalar;
    1. Bulgarlar
    2. Bosnalılar
    3. Karadağlılar
    4. Sırplar
  13. Sicil-i ahval şubesinin işleri Memurin-i mülkiye Komisyonu tarafından devam ettirilmiştir.
  14. Abdülhamid dönemi’nin simge sadrazamları;
    1. Ferid paşa
    2. Sait paşa
    3. Rıfat paşa
    4. Said paşa
  15. Matbut-ı dahiliye müdüriyetine (Sansür İdaresi) ev sahipliği yapan kurum Dahiliye Nezareti

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. Jön Türk: 19. yüzyıl başlarından itibaren hem Avrupa hem de Osmanlıdaki statüko (mevcut durum) karşıtı, ilerici ve liberal gruplar bu isimle nitelendirilmiştir.

İttihatçıların oluşumuna kaynaklık eden hareket, Fransız İhtilalı’nın yüzüncü yıl dönümünde Askeri Tıbbiye’deki dört genç tarafından başlatıldı. İshak Sukuti, Abdullah Cevdet, Mehmed Reşid ve İbrahim Temo dur. Bunların bir araya gelme nedeni mevcut rejime duydukları tepkidir.

 

  1. Berlin Antlaşması’ndan sonra çözülme sürecinin hız kazanmasına Tıbbiyelilerin çözümü basitti; anayasa ve parlamento etrafında Osmanlı vatandaşlarını bir araya getirmek. Tıbbiyelilerin ilk örgütlerine “ittihad-ı Osmani” yani “Osmanlı birliği” adını vermeleri bu bakımdan anlamlıydı. Diğer yanda Tanzimat’tan beri yaratılmaya çalışılan Osmanlı vatandaşı projesinin arkasında durduklarının göstergesiydi.
  2. Meşveret isimli gazeteyi çıkaran Ahmed Rıza “İttihad-ı Osmani isimli örgüt “Osmanlı Terakki ve ittihat Cemiyeti” olarak değiştirmişti.
  3. Örgütün çalışmaları hükümetin istihbaratına takılmış ve yapılan kovuşturmalar neticesinde Mizancı Murat Bey, İbrahim Temo, İshak Sukuti, Tunalı Hilmi ve Selanikli Nazım gibi Avrupa’daki Jön Türk hareketine öncülük edecek kişiler yurt dışına kaçmak zorunda kalmıştı.
  4. Jön Türk muhalefetinin fikirleri;
    1. Sosyal yapının sonucu olarak, Jön Türk örgütleri birçok etnik unsurdan oluşmaktaydı. Bu durum, hareket içindeki görüş ayrılıklarının en önemli nedeniydi
    2. Anayasanın yeniden yürürlüğe konması, parlamentonun açılması ve tüm unsurlara eşit haklar sağlanması neredeyse her muhalifin üzerinde birleştiği ortak noktalardı.
    3. Birlik yani “ittihad” kavramına yapılan vurgu, ‘Osmanlılık’ kavramının esas hedef olarak görülmesine yol açmıştı.
    4. Abdülhamit  rejimine yönelik eylemlerin tamamen neşriyat/propaganda bazında yürütülmesi.
    5. Kitlelerle  bağlarının bulunmaması.
  5. Prens Sabahattin’in adem-i merkeziyetçi düşünceleri ve azınlık gruplara karşı taviz kar tutumu ve yakınlığı, Ahmet Rıza Bey ve çevresince hiç de hoş karşılanmamıştır. Bu sebeple Jön Türk kongresi olmuştur.
  6. Jön Türk kongresi 4 maddelik karar tutanağının 2. maddesindeki, “İmparatorluğun bütün halkları ve ırkları… Yerel yönetimde pay sahibi olmaları” ve 4. maddenin, “Uluslar arası anlaşmalara ve özellikle Türkiye’nin iç güvenliği ile ilgili düzenlemeleriyle Berlin Antlaşmasına kesinlikle saygı gösterilmesi ve Berlin Anlaşmasındaki düzenlemelerin imparatorluğun bütün eyaletlerinde uygulanması” Programın üçüncü maddesindeki; “Değişik Osmanlı unsurları arasında vatanperverlik ve insanlık hisleriyle bütünleşmiş samimi bir birlik oluşturmak, vatanın ilerlemesi için Osmanlıları el birliğiyle çalışmağa sevk ve teşvik etmek” satırlarıyla partiye adını veren “ittihad”ın; dördüncü maddedeki; “Devlet-i Aliyye-i Osmaniyyenin siyasi bağımsızlığı ve topraklarının tümününkorunması” ifadesiyle de bağımsızlığa vurgu yapmaktaydı.
  7. Prens Sabahaddin’in kurtuluş reçetesi; devlet idaresinin, adem-i merkeziyet ve yetki genişliği ilkelerine dayanarak ve yine vilayet meclisleri kanalıyla yapılacağı
  8. Prens Sabahaddin’in ve Ahmed Rıza’nın birleştiği tek konuysa Osmanlı bürokrasisinin çürümüşlüğüydü
  9. Sabahaddin “arsızlar kafilesi” olarak adlandırdı devlet yöneticilerini
  10. Jön Türklük: Jön Türklerin en derin özlemlerinin “hürriyet” olduğu doğru değildir. Söz konusu idealist grubun iki ana amacı vardı:
    1. Vatanı içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarma
    2. Milleti içinde bulunduğu zulüm ve esaretten çıkarıp insanlığa layık bir biçimde yaşatmaktı.
  11. Jön Türk çevresine egemen olan bir anlayışa göre “hayat”; “fizik ve kimyadan ibaretti Hayat kavramını elle tutulabilir bir nesne gibi tanımlamakla, ona bağlı her unsurun bilimsel yöntemlerle analiz edilebileceği sonucuna ulaşmışlardı. Jön Türklerin kendilerini “sosyal tabip” olarak adlandırmalarının arkasında böylesi bir çıkarım yatıyordu
  12. Gustave Le Bon halkı ve milletvekillerini bir yığın olarak tanımlar.
  13. Von Der Goltz “Silahlı Ulus adlı eserin yaratıcısı
  14. Yirminci yüzyılın başında devlet kuramlarına yön veren kavram Reichstaat (hukuk devleti) olmuştur.
  15. Jön Türk eylem planında anayasanın ilanı ve meclisin açılması her zaman ilk sırayı tutmuştur.
  16. Jön Türk düşüncesini biçimlendiren bir diğer konu da hiyerarşi olmuştur. Jön Türkler için hiyerarşi önemliydi ve mutlaka olmalıydı. Var olanı yıkmak değil, yeni baştan tanımlamak istiyorlardı. Bu nedenle mevcut hiyerarşik yapı değiştirilip piramit şeklindeki toplum katmanının tepesine mektepli elit oturmalıydı.
  17. 23/24 Temmuz akşamı Kanun-i Esasi ikinci defa ilan edilmiştir.
  18. 31 Mart İsyanı: Günümüz takvimiyle 13 Nisan günü gerçekleşen ve ittihatçı iktidarı hedef alan statüko yanlısı başkaldır.
  19. İttihatçılar on yıl içerisinde yedi anayasa değişikliğine imza attı. Bu yedi değişikliğin tek bir amacı vardı; mevcudiyetlerini sağlamlaştırmaktır.
  20. İttihatçıların desteğiyle Kamil Paşa Hükümeti’ni kurulmuştur.
  21. Memurin-i Mülkiye Komisyonu feshedilerek yerine Dâhiliye Nezareti’nde Sicill-i Ahval Komisyonu kurulmuştur.
  22. Valileri görev ve maaşlarına göre üç sınıf hâlinde belirleyen reformla taşrayla ilgili konuların tek adresinin Dâhiliye Nezareti olacağının altı çizilmişti.
  23. Abdülhamid rejimince kurulan Zaptiyye Nezaretini kaldırılarak yerine mülkiye ve hukuk mezunu personelle donatılan Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü kurulmuştur.
  24. Hakkı Paşa, programıyla ülkeye “adalet ve ihsan” getireceğini müjdelemiştir.
  25. Said paşa; Mali merkezileşmenin en önemli adımı olan “Muhasebe-i Umumiye Kanunu”nun kazanımlarına dikkat çeken Paşa, Maliye müfettişleri nizamnamesinde yapılacak düzenlemeler sayesinde de devlet kurumları nın daha etkin bir şekilde denetim altına alınacağı vaadinde bulunmuştu
  26. Said Paşa ve ittihatçılar 1912 Temmuz’unda bir askerî darbeyle iktidardan uzaklaştırılmıştır.
  27. İttihatçılar Bâbıâli’yi ele geçirdiklerinde önlerinde Balkanları kaybetmiş ve bürokratik mekanizması kendi katkılarıyla felç geçirmiş bir enkaz duruyordu.
  28. Şevket Paşa, ilk ittihatçı kabinenin sadrazamıdır.
  29. Şevket paşa dönemi Yanya, Edirne ve İşkodra savunmalarının çökmesiyle Londra’da yürütülen başarısız diplomatik süreç döneme damgasını vurmuştur.

 

  1. Şevket paşanın imzasını attığı başarılı reformlar; Doğu Anadolu’ya bir tetkik heyetinin gönderilmesi, Suriye Umum müfettişliğinin kurulması, Arap coğrafyasında kamu alanında Arapçanın serbest bırakılması, uzak vilayetlerde yerel milis ordu kurma çabalarına girişilmesi ve önceki hükümetlerin vaatleri arasında bulunan memurin kanunu için bir komisyonun oluşturulması göze çarpar.

 

  1.  Kasım 1914’te Osmanlı Dünya Savaşı

 

  1. Abdülhamid ve II. Meşrutiyet Dönemleri bağlamında bürokrasinin konumunu;

 

    1. Tanzimat a göre bürokraside sıkıntı
    2. İttihatçılardan bunalan memurlar
    3. Memurların yurt dışı stajı
    4. Teşkilat nizamnamelerinin hazırlanmaya başlanması
    5. İmparatorluk süreçlerinin uzatılmaması
  1. II Meşrutiyet Yönetiminin Yapı Taşları;
    1. Sultan
    2. Meclis-i Vükela
    3. Müsteşar
    4. Sadaret
    5. Maliye Nezareti
    6. Dâhiliye Nezareti
    7. Meşrutiyet Taşrası
    8. Vali
    9. Vilayet Bürokrasisi
    10. Vilayet İdare Meclisi
    11. Vilayet Genel Meclisi
    12. 1913 Vilayet Kanunu
    13. Meşrutiyet Belediyesi
  2. Meşrutiyet yönetiminde (II Meşrutiyet Yönetiminin Yapı Taşlarından ilgili olarak);
    1. SULTAN; Sultanların görevleri anayasanın ilgili maddesi sınırlandırılmıştır. 1908 Temmuzu’nda anayasanın ikinci defa uygulamaya geçirilmesiyle mevcut değerler sistemi bir kere daha gözden geçirilmiş bu kapsamda sultanın Osmanlılar için, “faide-i maneviye”, hilafetin ise tüm Müslümanlar için “ulvi ve saygıdeğer bir duygunun” kaynağı olduğu belirtilmişti. Hükümdarın yetkileri, anayasanın ilgili maddeleriyle sınırlanmıştı. Padişahın hutbe okutması, para bastırması, nişan vermesi, rütbe dağıtması ve memur azil-tayin etmesi Kanun-i Esasi’nin 7. maddesinde belirtilirken, özellikle getirilen ek açıklamalarla azil tayin konularında “kanuna uygunluk” şartı aranmaya başlamıştı. Osmanlı kara ve deniz kuvvetlerinin komutanlığı da yine aynı maddeyle sultana bırakılmıştı. Sultan, meclisi vaktinden önce toplayabilir, olağanüstü toplantıya davet edebilir ancak vaktinden önce kapayamaz veya çalışma takvimini Âyan Meclisinden farklı şekilde düzenleyemezdi. Meclisin yıllık çalışma süresi toplam dört aydı. Sıkıyönetim ilanını ise yasa, padişahla beraber meclise de vermişti. Kanun-i Esasi’nin 7. maddesi padişaha meclisi tatil etme hakkı tanımıştı ancak bu süre üç ayı geçemezdi. Hâkimlerle ilgili olarak İspanya, Avusturya, Felemenk, Rusya, Prusya, Würtemberg ve Lüksemburg ülkelerinde de benzer bir yasa uygulanmaktaydı.
    2. MECLİS-İ VÜKELA; Vükelâ toplam on iki nazırdan oluşur; Sadrazam, şeyhülislam, Hariciye, Harbiye, Adliye ve Mezahip Nazırı, şura-yı Devlet Reisi, Dâhiliye, Maliye, Maarif, Naşa, Ticaret ve Ziraat, Evkaf, Posta-Telgraf-Telefon Nazırı. Kanun-i Esasi’nin 28. maddesine göre Meclis-i Vükela, sadrazamın başkanlığında toplanır, ülkenin iç ve dış meselelerini müzakere eder ve onay gereken kararlara irade-i seniyye almak için Saray’a sunardı. Meclis-i Vükelâda kararlar çoğunluk oyuyla alınırdı. Oylamada azınlıkta kalan nazır ya çoğunluğa uyar ya da istifasını verirdi. Aynı şey vükela reisi yani sadrazam için de geçerliydi.
    3. MÜSTEŞAR; Nazırların en büyük yardımcısı olup ilk olarak İngiltere de görülmüştür müsteşarlık görevleri Sorumlu ve idari müsteşarlık olarak 2 ye ayrılır. Sorumlu müsteşar, nazırın haklarını paylaşır, parlamentoya hesap verir, kabineye dâhildir ve hükümetle beraber görevden ayrılırdı. Sadâret ve Meşîhat dâhil tüm nezaretlerde müsteşar mevcuttu. Yalnız Posta ve Telgraf ve Telefon Nezareti’nde müsteşar bulunmuyordu.
    4. SADARET; Seraskerliğin kurulmasından sonra savaş işlerinden ellerini çeken sadrazamların en yakın yardımcısı sadâret kethüdasıydı. Müzakere işlemleri ve bununla ilgili yazışmaları sağlar.
    5. MALİYE NEZARETİ; Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra mali merkezileşme adına Rüsumat Emaneti ve Posta-Telgraf Müdürlüğü de Maliye Nezaretine bağlanmıştı. Mali işlerle ilgisi olan bir diğer kurum da Defter-i Hakani Müdürlüğüydü İlk defa Kanuni Sultan Süleyman zamanında arazi tespitleri için kadastro komisyonları kurulmuştu. Komisyonların çalışmalarına da “kuyud-ı hakaniye” adı verilmişti. Dünya Savaşı’ndan önce Maliye Nezaretinde müsteşarlık dışında, Muhasebe-i Umûmiye (bütçe, raporlama, icra, teftiş, borç ve tasfiye ye bakar), Duyun-ı Umûmiye, Muhasebe-i Maliye (bütçe, maliye ödenek ve masrafları, borç senedi, soruşturma ve ita), Kalem-i Mahsus(nazırın incelemek istedi konular ve istatistik), Memurin-i Levazım, Varidat-ı Umûmiye, Emlak-ı Emiriye, Veznei Umûmiye, Muamelat-ı Umûmiye-i (müfettişlik, teftiş) ve Islahat-ı Maliye Komisyonu gibi bölümler bulunuyordu.
    6. DÂHİLİYE NEZARETİ; müsteşarlık dışında muhaberat-ı umûmiye dairesi, şifre, evrak kalemleri, muhasebe idaresi, hukuk müşavirliği, muhacirin, matbuat, memurin, hapishaneler, nüfus, sicill-i ahval idareleri, Haremeyn tercümanlığı, mülkiye müfettişliğinden oluşur.
    7. MEŞRUTİYET TAŞRASI; Osmanlı taşrasında Valinin alt personeli Defterdar maliyenin, maarif müdürü Maarif Nezaretinin ve istinaf hâkimi, Adliye Nezaretinin taşradaki ajanlarıydı. Taşradaki yapının diğer aktörü askerlerdi. İmparatorluk askerî anlamda yedi bölgeye ayrılmıştı. Hassa Ordusu denen birinci ordu, İstanbul’da konuşlanmıştı ve bu bölgeyle beraber Ege Adalarının güvenliğinden sorumlu kılınmıştı. İkinci ordunun merkezi Edirne’ydi ve Rumeli’nin doğu kısmı gözetimine bırakılmıştı, üçüncü orduya ise Rumeli’nin kalan kısımlarının denetimi bırakılmıştı. Erzincan’da bulunan dördüncü ordu, Anadolu’nun doğu tarafında asayiş ve savunma görevlerini yürütüyordu. Merkezi Şam’da olan beşinci ordu Suriye’den, Bağdat’ta konuşlanan altıncı orduysa Irak’tan sorumlu tutulmuştu. Yedinci ordu ise Yemen olaylarının tırmanış göstermesinden sonra San’a merkez olmaküzere oluşturulmuştu. Osmanlı taşrası üç önemli düzenleme sonucunda şekillendirilmişti. Bunların ilki 1864 Vilayat Nizamnamesi, ikincisi 1871 idare-i Umûmiye-i Vilayat Nizamı ve sonuncusu 1876 idare-i Umûmiye-i Vilayat Talimatnamesi’ydi Osmanlı taşrası; vilayet – liva (sancak) – kaza – nahiye ve köy birimlerine bölündü.
    8. VALİ; Osmanlı vilayetlerinin amiri, Coğrafi ve teknolojik ilerleme valiye sayısız sorumluluk vermek de sorumlulukları çok geniştir; İlk i Mülki konular, kanunların uygulanması, memur denetimidir. Diğer görevleri; vergi düzenleme, adaletin yerine getirilmesi, asayiş, huzur, halkın fikri yönden geliştirilmesi (okul- kütüphane), yol, batak kurutma, nehir kanalı açma ve temizlenmesi, liman ve rıhtım inşa etme, orman koruma ve geliştirme, maden kanunları gözetimi, şirket ve fabrika kurulması, demiryolu ve zaptiye işleri
    9. VİLAYET BÜROKRASİSİ; Taşrada valiye yardımcı olması ve devlet işlerinin aksamaması için kurulmuştur. Mektupçulara “divan efendisi, Defterdar, Defter-i Hakani (emlak, tapu, vakıf ve arazi geliri işletmesi), müftü, ceza mahkemesi, bidayet mahkemesi reisi, maarif müdürü, posta ve telgraf müdürü, orman müdürü, sıhhiye müfettişi, vilayet mühendisi ve alaybeyi bulunurdu. Vilayet Nizamnameleri, Osmanlı taşrasına iki türlü meclis sistemi getirmişti. Bunların biri Vilayet idari Meclisi iken diğeri Vilayet Genel Meclisiydi.
    10. Vilayet idare Meclisi; İdare meclisinin görevleri kabaca idari ve yargı olarak ayrıştırılabilir.
    11. Vilayet Genel Meclisi; Bu süre zarfında, vilayeti liva, kaza ve sancaklara bağlayacak yolların yapımı veya bakımı, kamu binalarının inşası, zirai ve ticari teşebbüslerin desteklenmesi, vilayet vergilerinin iyileştirilmesi gibi konular hakkında müzakerelerde bulunur. Şikâyetler dile getirilir, alınan kararlar denetlemek için vilayet Encümeni oluşturulur,
    12. 1913 Vilayet Kanunu; 149 esas,1 geçici maddeden oluşmuştur. Genel ve özel olmak üzere iki ana başlığa ayrılmıştır. Birinci kısım üç fasıldan, ikinci kısım ise iki fasıldan oluşur. İlk kısmın birinci faslında; idari taksimat, her taksimatta yer alan idare memurları ve bu memurların azil, tayin ve seçimlerinin sınırları çizilir. İkinci fasıl; vali, mutasarrıf ve kaymakamın vazifelerini belirlerken 3. fasılda idare meclisinin teşkilatı ve vazifeleri tespit edilir.
    13. Meşrutiyet Belediyesi; Belediyeyle ilgili ilk yasal düzenlemeler, Tanzimat Dönemi’nde başlamıştır. Taşra Belediyesi Talimatı, 1871 idare-i Umûmiye-i Vilayat Nizamnamesi’nin “şehir ve kasabalar beledi meclisi” isimli son bölümüyle daha da genişletilmiştir. 1908 Devrimi’ni takip eden aylarda payitaht halkı, belediye üyelerini seçmek için ilk defa olarak sandık başına gitmişlerdi. Yapılan seçimler sonrası belediye genel meclisi ilk toplantısını Meşrutiyet Dönemi’nin ilk şehremini Ziver Bey’in başkanlığında yapmıştı. Konuşmasında Ziver Bey, “İstanbul gibi büyük bir köyden başka bir surette tarifi mümkün olmayan bir memleket”in kısa sürede imparatorluğa yaraşır bir başkent hâline getirilemeyeceğine dikkat çekmiştir.

 

 

 

  1. Seçim prosedürü; Bir Osmanlı vatandaşının belediye meclislerine üye seçebilmesi için; dairenin bulundu¤u şehir ve kasabada yaşama, 25 yaşı tamamlama, Osmanlı vatandaşı olma, hukuk anlamında reşit olma, sabıkalı olmama, en az 50 guruş vergi ödemeli (İstanbul 100), üyeliğe seçilme için; mahalli olması, Osmanlı olmalı ve hukukuna sahip olmalı, Türkçe bilmeli, vergisi 100 guruş (İstanbul 250) hakim, belediye mühendisi veya yabancı imtiyazlı iş adamı olmalı, sabıkası olmamalıdır. Seçimden önce muhtar ve papaz aracılığıyla seçim hakkına sahip kişilerin ismi bildirilir. Ve 20 ye ulaşınca belediyede toplanır içlerinden 10 kişi seçilirdi bunların vergi ödemeleri incelenir, 1-10 Şubat arası seçimler gerçekleşirdi
  2. Jön Türk düşünceleri;
    1. Âdem-i merkeziyet
    2. Pozitivizm
    3. Sosyal darwinizm
    4. Hukuk devleti
  3. Jön Türklerin ortak eleştiri konusu “Bürokrasi”
  4. 1909 anayasası ile otorite kullanımı “Padişah – Parlamento” arasında el değiştirmiştir.
  5. II Meşrutiyet dönemindeki anayasa değişikliklerinin arasındaki dinamik “İttihatçılar” dır.
  6. Sicill-i Ahval Dairesi önceki dönemin Memurin-i Mülkiye Komisyonu kurumunun yerine kurulmuştur.
  7. Dâhiliye Nezareti’nin Heyet-i teftişiyenin kurulması reformu merkez ve taşra disiplinini sağlamaya yöneliktir.
  8. Yerel yönetimler 1913 Vilayet Kanunu ile tüzel kişilik kazanmışlardır.

 

 

 

  • Heper, İnönü’nün mizacının bürokrasinin karakterini belirlediğini iddia etmiştir.
  • 1929 tarihli Barem Yasası’nın ilkelerince koruma altına alınan memurlar, Memurin Kanunu’nun siyaseti men eden maddelerine karşı C.H.P üyelerine dönüşmeye başlamıştır.
  • 1929 Ekonomik krizi, Ankara bürokrasisi üzerinde başarısız demokrasi denemeleri, olumsuz halkı kontrol altında tutma isteği, parti – devlet ile bürokratik hamlelerin kolaylaşacağı gibi yapısal değişikliklere yol açmıştır.
  • Cumhuriyet dönemi kabine sistemi ve kabineler;
    1. Cumhuriyet’in ilk kurumları, Milli Mücadele’nin ilk günlerinde, TBMM’nin toplanmasının akabinde yayınlanan 2 Mayıs 1920 tarihli kanunla oluşturulmaya başlanmıştır.
    2. Söz konusu kanunla on bir kişilik bakanlar kurulu üyelerini -icra vekilleri heyeti- ve başkanını belirleme hakkı meclise bırakılarak, “meclis hükümeti sistemi” benimsenmiştir.
    3. TBMM’nin kesintisiz şekilde mesai yapması -aynı zamanda yürütme organı olması vesilesiyle- kararlaştırılmıştır.

 

 

  1. 2 Mayıs 1920 tarihli kanunla oluşturulan vekâletler şu şekilde sıralanmıştı;
    1. Şeriye ve Evkaf Vekâleti
    2. Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekâleti İ
  • İktisat (Ticaret, Sanayi, Ziraat, Orman ve Maadin) Vekâleti
  1. Maarif Vekâleti 5- Nafia Vekâleti
  2. Dâhiliye (Emniyet-i Umumiye, Posta ve Telgraf) Vekâleti
  3. Maliye, Rüsumat ve Defter-i Hakani Vekâleti
  • Adliye ve Mezahip Vekâleti
  • Müdafaa-i Milliye Vekâleti
  1. Hariciye Vekâleti
  2. Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti
  1. Ocak 1921 yılında yayınlanan Teşkilat-ı Esasiye ile hâkimiyetin kaynağının kayıtsız şartsız ulusa ait olduğunun belirtilmesiyle ilk defa monarşi sisteminden çıkıldığı, meşruiyetin dayanağının millet olduğu hemen ilk maddede vurgulanmıştır.
  2. Meclis başkanı ile icra heyeti aynı kişide buluşmuş, icra vekillerinin meclis tarafından belirlenmesi ve heyet reisinin meclis başkanı olarak meclise sorumlu olmasına karar verilmiş bu sayede cumhuriyet in ilanından önce kabine sistemine ilk adım atılmıştır.
  3. 6 Mart 1924 yılında kurulan ikinci İnönü Kabinesi yapısal değişikliklere gitmiş şeriye ve Evkaf Vekili hükümetten çıkarılırken, benzer bir tasarruf Erkan-ı Harbiye Riyasetine dönüştürülen Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti için de gerçekleştirilmişti. Laikleştirme ve sivilleştirmeye yönelik atılan bu adımlar ekonomide de sürdürüldü. Mevcut iktisat vekâleti kaldırıldı bakanlığın işi kurulan ziraat ve ticaret vekâletleri arasında paylaşıldı
  4. 1924’ler de kurulan Üçüncü İnönü Hükümetinin icraatı; denizcilik faaliyetlerini bakanlık düzeyinde teşkilatlandırmak olmuştur.
  5. İnönü Kabinesine “Gümrük ve inhisarlar Vekâleti” adıyla yeni bir bakanlık daha eklenmiştir.
  6. Tek Parti yıllarında kabinenin şeklini etkileyen son gelişme, işçi sorunları ve sendikal hareketlerin neticesinde ortaya çıkmıştır.
  7. Şükrü Saraçoğlu Çalışma vekâleti projesini hayata geçirmiştir.
  8. Çok partili hayata uyum sürecinde bakanlıklarla ilgili alınan en önemli karar, Türkçeleştirme kampanyasıydı.
  9. 30 lu yılların buhran döneminde devletin müdahale ettiği kamu işletmelerinin artışı nedeniyle 1949 Günaltay Hükümetinde bir “işletmeler Bakanlığı” oluşturulmuştu
  10. Dördüncü -ve son- Menderes Hükümeti, iktisat ve işletmeler Vekâleti’ni kaldırırken dört yeni bakanlık kurmuştu. Kaldırılan bakanlıklar yerine “sanayi” bakanlığının kurulması en dikkat çekici değişiklikti. “imar ve iskân”, “Basın, Yayın ve Turizm” ve koordinasyon bakanlığı
  11. Koordinasyon bakanlığı darbe ile kapatıldı
  12. Basın yayın işleri 1982 de turizm bakanlığından ayrılmış kendi başına bakanlık olmuştur.
  13. Turizm Bakanlığı 60 darbesi sonrası kurulan İnönü Hükümeti tarafından “Turizm ve Tanıtma Bakanlığı” adıyla yeniden organize edilmiştir.
  • Cumhuriyet Bürokrasisinin Yapı Taşları;
    1. Reis-i Cumhur (Cumhurbaşkanı)
    2. İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu)
    3. Başvekil (Başbakan) ve Vekiller (Bakanlar)
    4. Müsteşar
    5. Şura-yı Devlet (Danıştay)
    6. Divan-ı Muhasebat (Sayıştay)
  • Reis-i Cumhur (Cumhurbaşkanı); Cumhurbaşkanın Yurtdışı veya hastalık durumlarında makama parlamento başkanı vekâlet eder.
  • 24 Anayasası tıpkı 21 Anayasası’ nda olduğu gibi kuvvetler birliği ilkesi gözetilerek hazırlanmıştı dolayısıyla güç parlamentoda. Toplanmıştır. Başbakanı tayin eder ancak bakanları belirleyemezdi buna rağmen kabine listesi onayından geçerdi
  • Cumhurbaşkanı görevi Memurların tayin ve azli konusunda yetkilendirilmiş makama; genel ve hususi af çıkarma (hükümet onayıyla), temsili başkumandanlık esas kumandan meclis başkanı, içerde ve dışarıda devleti temsil etme ve belediye başkanları ve bütçelerinin onaylanması gibi görevler biçilmişti
  • İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu); TBMM nin hemen ilk günlerinde ilan edilmiştir. Yapı olarak Osmanlı Meclis-i Vükelâsı’ndan bir farkı olmamakla beraber dönem hukukçularından Prof. Onar’ın da işaret ettiği üzere seçilen kelimeler dahi dönemin ruhunu yansıtmaktadır.
    1. Özel gelirler bir yana mülhak bütçelerinin umumi bütçe havuzu içinde olması bağlamında tüzel şahsiyetlerin en büyük engeldi 24 anayasasının güçler ayrılığı ilkesine doğru adılmış bir adımdır.
    2. Anayasaya göre başvekilin reis-i cumhur tarafından “seçilmesi” yerine “atanması”, yine benzer şekilde icra vekillerinin reis-i cumhur tarafından TBMM’nin “görüşüne” sunulması yerine, “onay”ına arz edilmesi kendi başına önemli gelişmelerdi.
  • Başvekil (Başbakan) ve Vekiller (Bakanlar); Vekillerden, icra heyetinden ve dolayısıyla hükümetten sorumlu makamdır. Başvekil unvanı ilk defa II. Mahmud tarafından ihdas edilmiş olsa da esas kullanımı Cumhuriyet’in ilanının akabinde kuşkusuz önceki statüsünden emsal kabul etmez bir farklılıkla gerçekleşmiştir. Gerektiğinde vekâletin idaresini üstlenebilir.
  • Başvekâlet teşkilatı 50’li yıllarda bir de Demokrat Parti iktidarınca ele alınmış ve yayınlanan 6330 sayılı Yasa’yla düzenlenmişti. Buna göre teşkilat; bir müsteşar ve uzman danışmanlardan mürekkep Özel Kalem Müdürlüğü, Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi, Özlük ve Yazı işleri Genel Müdürlüğü, Neşriyat ve Müdevvenat Genel Müdürlüğü, Arşiv Genel Müdürlüğü, Levazım Müdürlüğü ve Evrak Müdürlüğünden oluşturulmuştu.
  • Yapı olarak bakıldığında tüm vekâletler; vekil – müsteşar (veya müsteşarlar) – umum müdürlükler ve müdürlükler – hususi kalem müdürlüğü ve son olarak teftiş heyeti üniteleri temel olmak üzere örgütlenmişti. Vekiller, başvekilin teklifi, reis-i cumhurun onayı ve TBMM’nin güvenoyuyla sorumlulukları nı yerine getiren siyasi bir organdı.
  • Müsteşar; Vekilden sonra vekâletlerin en büyük idare amiridir. Vekil adına icra ve denetleme yetkileri vardır. Teşkilat içerisindeki haberleşme ağının yürütücüsüydü ve bilgiler onlardan süzülerek vekile aktarılırdı.
  • İttihatçılar tarafından hayata geçirilmeye çalışılan “siyasi müsteşarlık” uygulamasına, erken Cumhuriyet Dönemi’nde 1937 Şubat’ında çıkarılan bir yasayla geçilmiş olmasına karşın aynı yılsonunda çıkarılan bir kanunla son verilmiştir.
  • İlga gerekçesinde vekilin, yetkilerini en az onun kadar yetkili bir diğer makamla bölüşmesinin idareyi zaafa uğratacağına değinilmişti.

 

 

  • Şura-yı Devlet (Danıştay); Şura-yı Devlet in işlerini yapmak için TBMM memurlarından oluşan “memurin tetkik heyeti” ve “memurin muhakemat encümeni” kurulmuştu
  • Divan-ı Muhasebat (Sayıştay); bürokratik yapıyı şekillendirmişle Kurum devletin gelir giderlerini denetlerken kontrolör, usulsüzlüklerle karşılaştığında adeta bir sorgu hâkimi gibi çalışır.
  • 30’lu yıllardaki düzenlemelerle Danıştay ve Sayıştay’ın görev tanımları; Şura-yı Devletin (Danıştay) idari teşkilat ve kanun hazırlama sürecindeki yetkileri darlaştırılmış, bunun yerine özellikle “idari yargı” fonksiyonu ön plana çıkarılarak bu alandaki sorunlara ve sıkışıklıklara çözüm olması istenmiştir. 1934 tarihli Yasa’yla ise Divan-ı Muhasebat (Sayıştay) birinci reisliğinin sayısında değişiklik yapılmazken, daire reislerinin sayısının ihtiyaca göre değişebileceği belirtilmişti. Daire reisleri ve üyeleri dışında Maliye Vekâletinden gönderilen savcı da teşkilat bünyesine eklenmişti.
  • Cumhuriyet Memuru; Mahmud’tan itibaren kamunun her tarafına yayılan reformlardan özellikle memurlar kârlı çıkmış ve Tanzimat Fermanı ile iktidarı sahiplenecek kadar güç kazanmışlardı.
    1. Meşrutiyet’le memurların artan taleplerine değinmiş bu bağlamda memuriyetin niteliğini artırmak için sergilenen reformların altını çizmiştik. 1926 bu anlamıyla tam bir milattır.
    2. Söz konusu tarihte ilan edilen “Memurin Kanunu” ile maaş dışında kamu çalışanlarının tüm haklarını kapsayan ve dört sene uygulamada kalan bir çerçeve yasa ilan edilmiştir.
    3. Doç. Aslan, yasayla memurlara yönelik dört önemli ayrım getirildiğini belirtmektedir. Bunların ilki, kişinin memur olarak tanımlanması için öncelikle devlet hizmeti vermesi gerektiğidir. İkincisi, statünün kayıt altına alınması ancak sicile geçirilmesi ile gerçekleşmektedir. Abdülhamid Dönemi’nde mabeyn görevlilerinin sicil dışında tutulması belki de en çok maaş bağlamında önem taşımaktadır. Çünkü sicile kaydedilmeyen memur maaş evreninden de çıkarılmış olacaktır. Memuriyeti belirleyen bir diğer ayrım maaşının kaynağıdır. Kurum bütçesinin genel (katma bütçe) ve özel olarak değişmesi de çalışanların statüsünü değiştirmiştir. Son ayrım memur müstahdem arasına çizilmiş ve memura yasalar silsilesiyle teminat altına alınan maaş verilirken, müstahdemlere bütçe koşulları veya bireysel sözleşmeye dayanan “ücret”in dağıtılması uygun bulunmuştu.
    4. 1940’lı yılların sonuna gelindiğinde memurların geneli için; İlk Mevzuat bolluğu (memurluğu en güvenceli statülerden birisi hâline getirilmiş)
    5. 1929 tarihli Barem Yasası, zorunlu sınav uygulamasıyla reformcuların idealini hayata geçirmiştir. Katılımcı sayısına göre belirlenecek yarışmacı veya yeterlilik tipi sınavlar, memuriyet sürecinin bir parçası hâline getirilmişti. Diploma, hem girişte hem de yükselmelerde (terfi) gözetilen önemli bir koşuldu.
    6. 1939 tarihli yasa memuriyete girişi mezuniyet derecesine göre ayarlamıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere yasa, memurları 15 derece üzerinden tasnif etmiş ve ortaokuldan daha düşük diplomalıları 15, ortaokulu 14, lise 13, lise üstü meslek okul 12, lisans ve lisansüstü grubu diplomasına göre 11-9 arasına yerleştirmişti

 

 

  1. Cumhuriyetle şekillendirilen kamu personel rejiminin temel ilkeleri; Hukuk yönünden güvenceli, ekonomik açıdan çekici, kendi içinde disiplinli, halkla ilişkilerde yetkeci (otoriter) ve vesayetçi, hizmete giriş açısından diplomaya, yükselme açısından kıdeme dayalı, kuralcı, biçimci ve işleyiş bakımından kırtasiyeci.
  • Kamu Yöneticilerinin Yetiştirilmesi – TODAIE Örneği;
    1. Babıâli’nin 19. yüzyıl boyunca yerini doldurmaya çalıştığı kurumlardan bir diğeri Enderun olmuştur. Bu birim Osmanlı üst düzey devlet adamlarını yetiştirmeye olanak sağlardı.
    2. Tanzimatçılar eliyle geliştirilmeye çalışılmıştı. Tanzimat Fermanı’nın okunmasından kısa bir süre önce kapılarını eğitime açan Mekteb-i Maarif-i Adliye’de, merkezin ihtiyacı olduğu nitelikli devlet adamlarının yetiştirilmesi amaçlanmıştı. Babıâli ve maliye bürolarına önce memur çocukları alınmıştır.
    3. Dil bilgisine ve Avrupa kültürüne sahip memurlara sahip olmak için 19. yüzyıl dünyasına yabancı olmayan bir uygulamaya kendisini adapte ederek Paris’te bir okul açmıştı.
    4. Rüştiye, idadi ve sultani tipi okullara yapılan yatırımlar ve Maarif Nezaretinin kurulması Batı tipi eğitimi imparatorluk içerisinde kökleştirip, sağlamlaştırmıştır.
    5. Cumhuriyet’le beraber en önemli adım 1924 yılında Mülkiye müfredatının ve amaçlarının yeni döneme uygun şekilde gözden geçirilmesidir en önemli adım 1924 yılında Mülkiye müfredatının ve amaçlarının yeni döneme uygun şekilde gözden geçirilmesidir.
    6. Ancak “kamu Yönetimi”nin disiplin hâline gelişi ve mevcut anlayışının değişmesi esas olarak TODAIE’NİN (Türkiye ve Orta Do¤u Amme idaresi Enstitüsü) kuruluş süreciyle çakışmaktadır.
    7. Birleşmiş Milletler ve Türk Hükümeti arasında 1952 yılında imzalanan protokole istinaden kurulan TODAIE, aynı zamanda bu alana hasredilerek kurulan ilk enstitülerdendir.
  • Cumhuriyet Taşrası;
    1. Osmanlının taşraya dair son projesi, uygulama şansı bulamayan 1913 Kanunuydu.
    2. 1949 yılında yapılmış ve ilan edilen 5442 sayılı Yasa’yla taşra teşkilatı coğrafi koşullar, ekonomik durum ve kamu yönetimi ilkeleri gözetilerek tasnif edildi. Yasanın ilk maddesi mülki taksimat olarak “il” birimini esas almış ve illerin ilçelere ilçelerin de bucaklara ayrılacağını belirtmişti.
    3. il sayıları değişiklik göstermiştir. 1925’te 74 olan il sayısı, 1933’te 57’ye düşerken, 1957’de 67’ye çıkarılmıştı.
  • Köy Kanunu – Reaya’dan Efendiliğe; 1913 Kanunu ile Osmanlı vilayeti “tüzel kişilik” kavramı ile tanışır. 1924 tarih ve 442 sayılı Yasa ile kavram köye giriş yapmıştır. Seçme hakkına sahip tüm köy sakinlerini içeren köy derneği ve onların tayin edeceği ihtiyar meclisi ve muhtar, bahşedilen hakkın kullanıcılarıdır.
    1. 1933 de seçme – seçileme için aranan koşullar; Vatandaşlık, 18 yaşı doldurmak, köy mensubu olmak ve sabıkasız olmak.
    2. Seçimlere 1963 yılında ilaveler yapılmış ve seçimin tek dereceli, genel, eşit ve gizli oyla yapılacağı kayıt altına alınmıştı. İlgili düzenlemeyle organlara seçilme yaşı 25’e yükseltilirken, askerliğini yapma ve Türkçe konuşma şartları getirilmişti.
    3. Muhtar, ihtiyar Meclisi ve Köy Derneği köy idaresinin esas unsurlarıdır.
    4. İhtiyar Meclisi, muhtar başkanlığında köyle ilgili kararlar alır ve bunların yıl boyunca ne şekilde uygulandığını denetler.
  • Belediye;
    1. 1877 Belediye Kanunu
    2. 1929 ekonomik buhranı tarımın neredeyse çökmesi üzerine bürokratlar çareyi temsil tabanını genişletmekte bulmuşlardı.
    3. 1930 tarihinde icraya konan 1580 sayılı Belediye Yasası genel seçimlerde cari olan esasların dışına çıkarak hem kadınları seçim sürecine dâhil etmiş hem de iki dereceli seçim sistemini rafa kaldırarak halkın her kesimini belediye sistemi içine çekmeye çalışmıştır. Belediye meclis toplantılarının dahi halka açılması, şeffaflaşmanın derecesini göstermekteydi.
    4. Türk Belediyecilik Derneği 1945 de kuruldu.
    5. Genel olarak yapıdan bahsedilecek olursa belediye teşkilatı; belediye reisi, belediye meclisi ve belediye encümeninden oluşmaktadır.
    6. Belediyenin en yetkili organı belediye Meclisi’ dir.
    7. Belediye Kanunu’nun 70. maddesi meclisin görevlerini Ayrıntılı şekilde sıralamıştır. Maddeye bakılacak olursa ağırlık, belediyenin gelir ve masraflarını kapsayan mali sorumluluklarına verilmek üzere belde harita, plan ve kadastro çalışmalarının yapılması, su, havagazı ve elektrik gibi tesisat planlamaları olarak sıralanmıştır.
    8. Belediye hizmet birimlerinin yöneticileri yazı işleri, hesap işleri, sağlık işleri, veteriner ve teftiş kurulu müdürü gibi ve belediye meclisi üyelerinden yarısından çok, ikiden az olmamak kaydıyla oluşur.
    9. Belediye organları arasında yaşanabilecek anlaşmazlıkların çözüm mercii, il idare kurulu veya şura-yı Devlettir.
  • Vilayet (İl);
    1. 21 Anayasası’nın 11. maddesinde iç ve dış siyaset, askerî ve adli konular bir yana vilayet meclisleri; vakıf, medrese, eğitim, sağlık, iktisat, bayındırlık ve sosyal güvenlik işlerinde sorumlu ve yetkili kılınmıştı.
    2. ve 13. hükümlerle meclislerin seçim şekli güvenceye alınır.
    3. Valinin yardımcıları olarak belirttiğimiz “il idare başkanları”, bunlara emniyet ve jandarma komutanları da dâhildir. Arasında eşgüdümü de yine vali sağlamaktadır.
    4. Vilayetin bir diğer karar organı “il idare kurulu”, valinin başkanlığı altında hukuk işleri müdürü, defterdar, milli eğitim, bayındırlık, sağlık ve sosyal yardım, tarım ve veteriner müdürlerinden oluşmuştur.
  • İlçe; İçişleri Bakanlığı Müdürler Encümeni (Kurulu) tarafından seçilen ve bakanın oluruyla tayin olunan kaymakam, ilçedeki hükümet temsilcisidir.
  • Bucak; Kasaba ve köyleri bir araya getiren birimdir. Oluşturulan bu birimin yönetiminden bucak müdürü, bucak meclisi ve bucak komisyonu sorumlu tutulmuştur. Yetkilerin tamamı kaymakam denetimindedir.
  • 5442 sayılı Yasa’yla gidilen mülki taksimat; Osmanlıdan itibaren sürdürülen merkezci geleneğe devam edileceğini ilan etmişti. Taşranın rutin işleyişi ve gelecek hedeflerini tamamen Ankara tarafından kontrol edileceğini gösteren yasa, bu anlamıyla “vesayetçi” yapı yı yeni mülki taksimat içerisinde sağlamlaştıran bir yasal düzenleme olmuştur.
  • Barem Yasası İle Memurların ekonomik buhrandan daha az etkilenmesi amaçlanmıştır.

 

 

  • 20li yılların icra Vekilleri Heyetinde yer alan vekâletlerden bazıları;
    1. Ziraat vekâleti
    2. Ticaret vekâleti
    3. Mübadele vekâleti
    4. Bahriye vekâleti
  • Milli müdafaa Vekâletinde iki ve daha fazla müsteşar görev alır.
  • Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde şura-yı devlet reisinin bağlı olduğu müessese; Sadrazam – Başvekil
  • Divan-ı muhasebatın uzmanlık alanı “ Bütçe denetlemesi”
  • 20li yılların sonunda personel yasası çıkaran vekâletlerden bazıları;
    1. Hariciye Vekâleti
    2. Dâhiliye Vekâleti
    3. Nafia Vekâleti
    4. Sıhhiye Vekâleti
  • Cumhuriyetin ilk yıllarında oluşturulan kamu personel rejimini açıklayan kavramlar;
    1. Kuralcı
    2. Otoriter
    3. Disiplin
    4. Kırtasiyeci
    5. Sert
  • İhtiyar meclisinin üye sayısı ile nüfus arasındaki bağlantı; 1000’den azsa 8, 2000’e kadar 10, 2000’den çoksa 12
  • Kadınlar ilk defa temsil hakkına belediyelerde sahip oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AÇIKÖĞRETİM GÜZ DÖNEMİ DÖNEM SONU SINAVI
14 - 15 Ocak 2017

Üye OlŞifremi Unuttum

HAKKIMIZDA
alonot.com; kullanıcılarımızın KPSS & YGS-LYS & ALES & AÖF & YDS gibi sınavlara hazırlanmaları için hem ders notlarına, hem test pratiklere kolayca ulaşıp zaman kaybetmeden en üst düzeyde yarar sağlayabilmeleri amacıyla hizmet vermektedir. Ayrıca Mevzuat&İçtihat&Tezler&Makaleler ve diğer herşeyde! kapsamlı arama yapılabilmesi, aranılan konu ve kavramlara kolayca ulaşılabilmesi ve sonuçlar içerisinde hızla gezilebilmesi amacıyla kurulmuştur. Zamanla öğrencilerin ve kullanıcıların ilgisiyle büyüyen alonot.com sizlerin ilgisiyle ve daha zengin içerikle yayın hayatına devam edecektir. Faydalı olması dileğiyle...
GİZLİLİK POLİTİKASI
alonot.com sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları kapsamında koruma altındadır. Site içeriğinin ticari amaçlı ve izinsiz olarak kopyalanması ve kullanılması yasaktır. Ancak, ticari amaçlı olmamak ve link verilmek koşuluyla site içeriğinin kopyalanması ve kullanılması serbesttir. 5846 sayılı kanunun 25. maddesinin ek 4. maddesine göre telif hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdulmasını istemek zorundadır. İçerik sahibinin veya yasal temsilcisinin istekte bulunması halinde, kendisine ait içerik veya dökümanların sitemizden 24 saat içinde yayından kaldırılmasını garantilemekteyiz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. alonot.com hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir, bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.
Site Yönetimi.
İletişim: alonot.com@alonot.com & alonot.com@gmail.com
Kategoriler
SOLDA SABİT REKLAM