Ödeme Gücünü Belirlemeye Yarayan Araçlar Nelerdir?

Ödeme Gücünü Belirlemeye Yarayan Araçlar:
1. Artan Oranlı Vergi Tarifesi Uygulanması: Matrahın artmasıyla birlikte vergi yüküm-lüsünün ödediği verginin matraha olan oranının artması durumunda artan oranlı tarife söz konusudur. Marjinal fayda ilkesine dayanan artan oranlı tarifeye göre, gelirin artması ile birlikte bu gelirin mükellefe sağladığı son birim yararı giderek azalmaktadır. Bu nedenle bireyler arasında eşitlik sağlamak için gelirin artan kısımlarına daha yük-sek oranlar uygulamak gerekmektedir. Yukarıda anlatılan kriterlerin hepsi en rahat şekilde gelir vergisinin içerisinde yer almaktadır ve uygulanabilmektedir. Gelir vergisi-nin şahsi vergilerden birisi olması bunu mümkün kılmaktadır. Gayri şahsi vergiler ise mükellefin şahsi ve ailevi durumlarını dikkate almayan objektif karakterli vergiler ol-dukları için yukarıda anlatılan ödeme gücü kriterlerinin uygulanması zordur.
2. Ayırma İlkesi: Üretim faktörleri arasında ayrıma giden bu ilkeye göre, sermaye ge-lirleri emek gelirine göre daha yüksek vergi ödeme gücünü yansıtır (sermaye gelirinin daha sürekli, istikrarlı ve düzenli olduğu savunulur) ve bu nedenle elde edilmesi daha güç olan emek geliri sermaye gelirine göre daha düşük oranda vergilendirilmelidir.
3. Muafiyet Ve İstisna Uygulaması: Vergilemede ödeme gücüne ulaşmak için bazı kimseler veya faaliyet alanları vergi dışında bırakılabilir. Bu durum vergi erozyonuna neden olur ancak vergilemede adalet ilkesi çerçevesinde yukarıdaki uygulamaların yetersiz kalması halinde muafiyet ve istisnalara başvurulabilir.
4. En Az Geçim İndirimi: Ödeme gücünün belirlenmesinde, bireylerin fizyolojik ihtiyaç-larını karşılayacak tutarın düşülmesidir. Buna göre mükellefin gelirlerinin kanunda be-lirlenen bir kısmı vergi konusunun dışında bırakılmakta ve gelirin kalan kısmı üzerin-den vergi alınmaktadır. Böylece gelirin tamamı vergilendirilmediği için buna en az ge-çim indirimi istisnası adı da verilmektedir. Kişilerin geçimlik gelirinin vergilendirilme-mesini ifade eder. Ülkemizde de 2008 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. En az geçim indirimi başlıca üç şekilde tatbik edilmektedir.
a) Matrahtan İndirim Sistemi: Bu sistemde, toplam matrahtan en az geçim indirimine ilişkin rakam düşülmekte kalan tutar ise artan oranlı tarifeye göre vergilendirilmektedir.
b) Dekot (Vergiden indirim) Sistemi: Dekot uygulamasında, öncelikle mükellefin geli-ri, yürürlükteki vergi tarifesindeki oranlar uygulanarak vergilendirilir, daha sonra yine yürürlükteki tarifeye göre, o anda geçerli olan geçim indirimine tekabül eden vergi miktarı tespit edilir ve bu tespit olunan miktar, mükellefin ilk başta hesaplanan vergi-sinden düşülür. Bu uygulamaya vergide dekot sistemi denmektedir. Türkiye de uygu-lanan sistemde budur.
c) Bölme ve Katsayı Sistemi: Bölme sistemi, bu sistemde geçim indirim yoktur ancak uygulamadan dolayı daha düşük oranda vergilemeden dolayı avantajlı bir durum var-dır. Bölme sisteminde ailenin geliri ikiye bölünerek artan oranlı tarifeye göre vergilen-dirilir ve tekrar iki ile çarpılır.
Katsayı sisteminde ise aile bireylerinin her birine birer katsayı verilir. Sonra katsayılar toplanır. Ailenin geliri katsayı top-lamına bölünür. Çıkan tutar artan oranlı tarifeyle vergilendirilir. Bulunan vergi miktarı katsayı toplamı ile çarpılarak ödenecek vergi, bu-lunur.

OKUMALI:  Anayasa hukuku soru cevap ders notları-Kurum sınavları anayasa soruları

İlk yorumu siz yapın

Yorum yapın

E-posta adresiniz başkaları tarafından gözükmeyecektir.