KPSS Eğitim bilimleri kapsamlı ders notu

adsiz

KPSS KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ   ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ

 ÖĞRETİM İ

 ÖĞRETİM İLKE VE YÖNTEMLERİ

 PROGRAM GELİŞTİRME

  ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME   REHBERLİK

Gelişim Psikolojisİ

Eğitim psikolojisi (gelişim+öğrenme).

  • Eğitim ortamlarını etkili biçimde düzenlemeyi
    amaçlar
  • Uygulamalı bir bilim dalıdır
  • Psikolojinin bulgularını   eğitim   ortamlarında
    kullanır.

Eğitim psikolojisinin çalışmaları yedi temel alanı kapsamaktadır;

  1. Gelişim
  2. Öğrenme
  3. Öğretme
  4. Güdüleme
  5. Değerlendirme
  6. Kavramların gelişimi
  7. Problem çözmeyi öğrenme

Problem    çözme;    en    geniş    anlamıyla    sınamayı

(denemeyi) öğrenmedir.

Gelişim    psikolojisi,    bireylerin    hayatları    boyunca

geçirdikleri  her türlü  değişim ve bireyler arasmdaki

gelişimsel farklılıkları inceleyen bilimdir

Gelişim psikolojisi;

  • Öğretmene, gelişim süreçleri hakkında bilgi
    verir
  • Davranışlarda meydana  gelen  değişiklikleri
    inceler
  • İnsan davranışlarındaki biyolojik değişiklikleri
    inceler
  • Tüm gelişim süreçlerini içine alır

Öğretmenler öğrencilerinin değişik yaş dönemlerinde değişim gelişim özellikleri sergilediklerini bilmeli ona göre eğitim ortamları oluşturmalıdır. Her yaş döneminin gelişim özelliği birbirinden farklıdır. Aynı zamanda aynı yaş grubundaki bireylerin gelişimlerinde de bireysel farklılıklar görülebilmektedir. Öğrencilerin okul başarılarını etkileyen birçok gelişim boyutu vardır. Eğer bir kişi, çocuklaıı yetişkinlerin küçültülmüş bir modeli olarak görüyorsa gelişim psikolojisi hakkında çok az bilgisinin olduğu ileri sürülebilir.

GELİŞİMLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Büyüme

Vücudun boy, kilo ve hacim olarak artmasıdır.

Gelişme

Bireyin büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşimi ile sürekli ilerleme kaydeden değişmesidir.

Olgunlaşma

Vücut organlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilecek düzeye gelmesi için, öğrenme

yaşantılarından bağımsız olarak, kalıtımın etkisiyle geçirdiği biyolojik bir değişmedir. Öğrenme olmaksızın kalıtsal olarak belirlenmiş büyüme örüntüsüne göre doğal olarak gelişme demektir. En güzel örneği; döllenmiş yumurtanın ana rahminde dokuz ay on gün gibi sabit bir sürede düzenli bir sıra izleyerek gelişmesi ve fetüsün doğuma hazır hale gelmesidir.

  1. Gelişimsel açıdan  “olgunlaşma”  hangi anlama
    gelmektedir? (2001 KPSS-3)
  2. Toplumsal olayların   önyargısız   biçimde   ele
    alınma becerisinin kazanılması
  3. Kişiliğin gelişmesi ve zenginleşmesi
  4. Ergenlik döneminde   hızlı   fiziksel   büyümenin
    gözlenmesi
  5. Toplum tarafından   kabul   gören   davranışların
    öğrenilmesi
  6. E) Bedensel büyüme     ve    gelişmenin    gerekli
    davranış değişiklikleriyle tamamlanması
  7. Bir anne bebeğine dokuz aylıktan itibaren tuvalet
    eğitimi vermeye    başlamış    ve    onu    lazımlığa
    alıştırmaya   çalışmıştır.   Ancak   bebek   bir   buçuk
    yaşında lazımlığa oturma alışkanhğı kazanmıştır.

Bebeğin lazımlığa oturma davranışını bir buçuk yaşında kazanması, hareket gelişiminde aşağıdakilerden hangisinin önemli olduğunu göstermektedir? (2003 KPSS-81)

  1. Davresel tepki C) Kalıtım
  2. Çevre D)Geribildirim
  3. E) Olgunlaşma

Öğrenme

Bireyin çevresiyle belli bir düzeydeki etkileşimleri sonucunda meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişikliğidir.

Hazırbulunuşluk

Yeni bir öğrenme yaşantısı için kişisel yeterliklerin tümüdür. Olgunlaşmanın yanında önceki öğrenmelçri, ilgileri, tutumları, güdülenmişlik düzeyleri, yetenekleri, genel sağlık durumunu kapsayan kavramdır. Diğer bir deyişle bireyin eğitim pazarına getirdiği özelliklerin tümüdür.

Kritik dönem

Gelişim     açısından     önemli     zaman     dilimleridir. Çocukların bazı gelişim dönemlerinde ve yaşlarda belli tür   öğrenmelere   karşı   yüksek   duyarlılık   gösterme eğiliminde oldukları dönemlerdir. Bu kavramların birbiriyle ilişkilerini değerlendirirsek;

  • Gelişimde önce büyüme   ve   olgunlaşma   sonra öğrenme oluşur.
Gelişim Psikolojisl
A)   Büyüme

B)   Yaş

Olgunlaşma bir anlamda öğrenmenin önkoşuludur. Olgunlaşma kalıtımsal özellik taşır.

davranışın        yapılması

Birçok        psikomotor olgunlaşmaya bağlıdır.

  • Olgunlaşma, kişinin    doğuştan    getirmiş    olduğu
    potansiyelin zaman içinde ortaya çıkmasını ifade
  • Hazırbulunuşluk, Olgunlaşma       ve       öğrenme
    etkileşiminin    bir       Buradaki    öğrenme
    bireyin önceki öğrenmelerini ifade eder.

GELİŞİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  1. Kalıtım
  2. Çevre
  3. Kritik Dönem

I.Kahtım

Anne babadan genetik yolla geçen özelliklerdir. Cinsiyet, göz rengi, zeka kapasitesi, fiziksel özellikler, yaratıcılık ve düşünme kapasitesi, problem çözme becerileri, bazı kişilik özellikleri vb.

  1. Çevre

Çevre bir anlamda içinde yaşadığımız ortamdır. Çevrenin etkisi döllenmeden itibaren başlar. Bazı fiziksel görünüm özellikleri, zekanın kullanım oranı, eğitim düzeyi, bazı kişilik ve karakter özellikleri çevre etkileşimi sonucu ortaya çıkar.

Çevrenin bireyin gelişimi üzerindeki etkileri değişik boyutlardadır;

  • Doğum öncesi etkiler
  • Doğum sırasındaki etkiler
  • Doğum sonrasındaki etkiler
  • Ana babanın yetiştirme tarzı
  • Aile parçalanması
  • Hormonlar
  • Ailede kaçıncı çocuk olduğu vb.
  1. Kritik dönem
  • Her davranışın bireylerce  kazanılması   gereken
    dönemleri       Eğer   bu   davranışlar   ilgilı
    oldukları dönemde (yaşta) kazanılmazsa sonraki
    dönemlerde kazanılmasında güçlükler görülür.
  • Çocukların bazı   gelişim  dönemlerinde   bazı   tür
    öğrenmelere karşı  duyarlılık gösterdikleri,  çevre
    etkilerine karşı daha duyarlı oldukları. düzenlenen
    öğrenme  yaşantılarını  diğer dönemlerden  daha
    hızlı kazandıkları döneme kritik dönem

3.

4.

6.

Örneğin çocuğun konuşmayı öğrenmesi için kritik dönemi iki yaş civarıdır.

Zaman kavramı bu dönem için önemlidir. Gelişim döneminde yenilikler ve değişimlerin oluşturduğu zaman bölümünü ifade eder. Diğer yaş grupları bu etkileşime girmemiş veya girememiş olabilir.

Örnek; günümüzde ergenler arasında bilgisayar, cep telefonu, intemet kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Çocukların çoğunluğu artık anaokuluna gitmektedir.

Yaşam sürecindeki gelişim sorunlarını aşağıda-kilerden hangisi en iyi özetler? (2001 KPSS-1)

  1. Farklı dönemlerde   farklı    nitelikte   gelişimsel
    sorunların olması
  2. Ergenlik döneminde     gelişimsel     sorunların
    çocuğun eğitimle ilgili olması
  3. Yetişkinlik yıllarında psikolojik sorunların azalıp,
    biyolojik sorunların artması
  4. Çocukluk yıliarında   ortaya   çıkan   gelişimsel
    sorunlarm   giderilmesi   en   zor   olan   sorunlar
    olması
  5. E) Orta yaş   döneminin   gelişimsel   sorunlarının
    yaşlılık döneminde de devam etmesi

Gelişimle ilgili aşağıdaki kavramlardan hangisi “çocuk, gelişim sürecinin belirli dönemlerinde, belli tür öğrenmeleri daha yoğun gerçekleştirir” ifadesini açıklar? (2002 KPSS-73)

  1. C) Kritik dönem D) Zaman
  2. E) Gelişme

12 aylık bir çocuğun annesine, “Bu aylarda onunla sık sık konuşmalısınız. Bu dönem onun sözcük dağarcığının gelişeceği bir dönemdir.” denildiğinde, gelişim açısından aşağıdakilerden hangisinin önemi. vurgulanmaktadır? (2002 KPSS-76)

A) Çevre
B) Kritik dönem
C) Deneyim
D) Olgunlaşma
E) Uyarıcı zenginliği

Ünsal’ın babası polistir   Ünsal oyunlarında babası gibi polis olmakta, polis rolünü oynamaktadır.

Bu   durumu   aşağıdakilerden   hangisine   örnek verebiliriz? (2004 KPSS-3)

  1. A) Yansıtma B) Özdeşini kurma C) Transfer D) Pekiştirme E) Belirtme

Gelişim Psikolojisİ

GENÇLİK
  1. Özden 1,5 yaşındadır. Daha önceleri küçük nesneleri ağzı dar şişenin içine sokmakta zorlanır-ken, artık bu davranışı rahatlıkla yapmaktadır.

Özden’in bu davranışı zaman İçinde kazanması ne ile açıklanabilir? (2004 KPSS-4)

  1. Geribildirim
  2. Zeka ,
  3. Olgunlaşma
  4. Çevre
  5. E) Kalıtım
  6. Özellikle ergenler günümüzde çok fazla internet kullanmakta, internette sohbet etmekte (chat) ve cep telefonu kullanmaktadır.

Aşağıdaki gelişim kavramlarından hangisi internet ve cep telefonu gibi yeni iletişim araçlarının ve boş zaman etkinliklerinin ortaya çıkmasını açıklamak- tadır? (2003 KPSS-80)

  1. Olgunlaşma
  2. Büyüme
  3. Tarihsel zaman
  4. Kritik dönem
  5. E) Hazırbulunuşluk
  6. Tek yumurta ikizi olarak doğan çocuklardan biri doğum sırasında diğeri de geçirdiği bir kaza sonucu iki yaşında işitme yeteneklerini kaybederler ve konuşmayı da öğrenemezler. Her ikisi de dokuz yaşına geldiklerinde ameliyat olurlar ve işitme yeteneklerine kavuşarak, konuşmayı da öğrenirler. Ancak ikizlerden doğum sırasında işitme kaybına uğrayan, iki yaşında işitme kaybına uğrayana oranla konuşmayı daha güç öğrenir ve konuşma becerisi açısından geride kalır.

Aşağıdakilerden hangisi doğum sırasında işitme kaybına uğrayan çocuğun, konuşmayı öğrenmesine rağmen, iki yaşında işitme kaybına uğrayan karde-şine oranta geri kalmasını açıklar? (2003 KPSS-82)

  1. Konuşma becerisi  açısından  genetik  olarak
    belirlenmiş bireysel farklar vardır
  2. Gelişim süresince        bazı         becerilerin
    kazanılması açısından kritik dönemler vardır
  3. Yaş ilerledikçe dil öğrenme de güçleşir
  4. Dil öğrenme becerisi büyük ölçüde biyolojik
    olgunlaşma düzeyine bağlıdır
  5. E) İnsanlar kendilerini    konuşmayı    öğrenmeyi
    yetenekli kılan bir yapı ile doğarlar

GELİŞİMİN BOYUTLARI

  1. Fiziksel Gelişim
  2. Zihinsel Gelişim
  3. Dil Gelişimi
  4. Sosyal Gelişim

GELİŞİM DÖNEMLERİ

I2

18

I41
BEBEKLİK İLKÇOCUKLUK SON ÇOCUKLUK ERİNLİK
ÇOCUKLUK ERGENLJK

GELIŞİMİN İLKELERİ

  • Gelişim kalıtım ve çevre etkileşiminin bir ürünüdür.
  • Gelişim süreklidir ve belli aşamalarda gerçekleşir
  • Gelişim nöbetleşe devam eder.
  • Gelişim baştan ayağa, içten dışa doğrudur.
  • Gelişim genelden özele doğrudur.
  • Gelişimde kritik dönemler vardır.
  • Gelişim bir bütündür.
  • Gelişimde bireysel farklıklılar vardır.
  1. Ahmet top oynarken önceleri elleri kolları, göğsü yardımıyla topu tutarken, kasları geliştikçe yalmzca elleri ile topu tutabilmedir.

Bu  durum  gelişimin   hangi  ilkesiyte açıklanır? (2004 KPSS-2)

  1. Gelişimde bireysel farklar vardır.
  2. Gelişim bir bütündür,
  3. Gelişimde kritik dönemler vardır
  4. Gelişim genelden özele doğrudur.

ile    kalıtımın    etkilerinin

bir
  1. E) Gelişim, çevre ürünüdür.

GELİŞİM GÖREVLERİ MODELİ (HAVİGHURST)

Robert Havighurst 1948 yılında gelişimsel görevler üzerinde yoğunlaşan insan gelişimi konusunda bir kuram ortaya çıkarmıştır.

24

Gelişim Psikolojisl

  • Kritik dönem   kavramından   hareketle   bu   modeli
    geliştirmiştir.
  • Bireylerin gelişiminin dönemler halinde gerçekleştiği
    ve her       dönemin   gelişim   görevleri   olduğunu
  • O dönemde yerine getirilmeyen görevler mutsuzluğa
    yol açar.
  • örnek: 2 yaş civarında konuşmayı öğrenemeyen
    çocuk sonraki dönemlerde konuşma güçlüğü çeker.

Okul öncesi dönem gelişim görevleri

  • Yürümeyi ve koşmayı öğrenme
  • Öz bakım becerilerini geliştirme
  • El göz koordinasyonu sağlama
  • Cinsiyet farklarını öğrenme
  • Mode! alma (aile) sosyal ilişkiler kurma.
  • Toplumsal kuralları öğrenmeye başlama

Okul dönemi gelişim görevleri

  • El göz koordinasyonunu sağlama ince motor kas
    gelişimini sağlama.
  • Yeni ve değişik oyunlar öğrenme
  • Yaşıtlarıyla olan ilişkilerini zenginleştirme
  • Okul programına uyma ( okuma yazma öğrenme)
  • Sorumluluk alma

Ergenlikte gelişim görevleri

  • Duyusal bağımsızhk kazanma
  • Karşı cinsleriyle ilişkiler geliştirme
  • Toplumsal sorumluk alma
  • Meslek seçimi
  • Aile kavramına ilgi gösterme evlilik
  • Bağımsız bir birey olarak hareket edebilme

FİZİKSEL VE DEVİNİMSEL GELİŞİM

Gelişim genel olarak üç bölümde incelenebilir. Bunlar fiziksel gelişim, bilişsel gelişim, psiko-sosyal gelişim. Gelişim dönemleri ortak özellikleri kapsayan yaş aralıklarıyla ifade edilir.

Fiziksel gelişim, beden gelişimi ve psiko-motor gelişim olarak iki boyutta incelenir.

Bedensel Gelişim: Boy, ağırlık ve hacimsel artışla birlikte vücudun sistemlerinin kendilerinden beklenen fonksiyonları da kapsar.

Devinimsel Gelişim: Zihin ve kas kooordinasyonuna dayalı davranışların gelişimidir. Devinimsel gelişimde

duyu organları, kas ve sinir sistemleri koordineli olarak

çalışırlar.

Fiziksel Gelişim Dönemleri:

  1. Doğum öncesi fiziksel gelişim
  2. Bebeklik Dönemi fıziksel gelişim (0-2 )
  3. İlk Çocukluk Dönemi fiziksel gelişim (2-6 )
  4. Okul Döneminde fiziksel gelişim (6-12 )
  5. Ergenlik Döneminde fıziksel gelişim (12-18)

Bunları kısaca ele alırsak;

  1. Doğum öncesi fiziksel gelişim

Bireyin hayatı anne ve babadan gelen 23 çift kromozomun anne karnındaki yumurtada birleşmesiyle başlar.

Zigot: Döllenmiş yumurtaya zigot adı verilir. Genetik yapısı 23 anneden 23 babadan olmak üzere toplam 46 kromozomdan oluşur.

DölüfcDöllenmeden sonraki (zigot) ilk 1-2 haftalık döneme denir.

Embriyo: 3-8 hafta arasındaki döneme denir. Embriyo gelişerek vücut organlarını meydana getirecek tabakalar meydana getirmeye başlar. Bunlar;

  • Ekdoderm: En dıştaki tabakadır. Duyu organları,
    sinir sistemi, dış deri, saç, tırnak ve dişlerin bir kısmı
    oluşur.
  • Mezoderm: Orta tabakadır. Kas, iskelet sistemleri ile
    salgı ve dolaşım sistemleri meydana gelir.
  • Endoderm: İç    tabakadır.    Sindirim,    solunum,
    karaciğer,  akciğer gibi  önemli  organlar meydana

Fetüs: 3. aydan itibaren başlar. Bu dönemde;

  • Bu dönemde beyinde elektriksel etkinlikler meydana
  • Birçok reflex gelişir.
  • Kalp atışı düzenlidir.
  • Bebek görünümü vardır.(4. ayda)
  • 5. aylarda temel vücut yapısı tamamlanır. Cinsiyet
    belirlenebilir.
  • aydan sonra beyne gönderilen uyaranlara tepki
    vermeye başlar
  • Beynin 8.   aylarda   çalışmaya   başladığı   iddia
    edilmektedir.
  • Beynin gelişmesiyle  birlikte  organizma  artık  hem
    biyolojik hem de psikolojik bir varlık demektir.
  • Doğduğunda boyu 50 cm. Ağırlığı ise 2500-4300
    gramdır.

Gelışım Psikolojisİ

  • İnsan yaşamında fiziksel gelişîmin en yoğun olduğu
    dönem doğum öncesi dönemdir.

Otozom: vücut kromozomlarıdır. 22 çifttir Genozom: Cinsiyet kromozomlardır. 1 çifttir. Genotip : Anne babadan kalıtım yoluyla geçen yapılan ifade eder

Fenotip:  Genetik  yapının  çevrenin  etkisiyle oluşan dışandan gözlenebilen şeklidir. Dış görünüştür Androjeni:   Bireyin   kendi   cinsiyetini   reddetmeden erkek   ve   dişi   özelliklerini   potansiyeüer   ölçüsünde taşımasıdır.

  • Yumurta ve   speımde   23’er   kromozom   bulunur
    Bunlar   birfeşince   zigotu   oluşturur  46   kromozom
    meydana gelir
  • Her kromozom içinde yaklaşık 20.000 gen bulunur
  • Kişinin tüm genetik özelliklennın kodlandığı DNA !ar
    bu genlerde bulunur
  • Genler baskın ve çekinik olmak üzere iki çeşittir
  • Down sendromu genetîk bir bozukluktur Bireyde
    fiziksel ve zihinsel bozukluklar görülür
  • Erkeğin cinsîyet kromozomları XY düzenîndedir.
  • Kadının cinsiyet   kromozomları   her   zaman   XX
    düzenindedir.
  • DNA, GEN,     KROMOZOM,     ZİGOT,     DÖLÜT,
    EMBRİYO,    FETÜS    şeklinde   bir   geiışım   sırası
    işlemektedir.
  1. Bebeklik Dönemi Fiziksel Gelişim (0-2 yaş)
  • Bedensel Gelişim:   Doğum   öncesi   gelişimden
    sonra fiziksel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir.
    Bebek bir yaşında doğumdaki boyunun yaklaşık
    yarısı    kadar       Altı   ayiık   bebek   doğum
    ağırlığının  iki  katına  ulaşır   Bebeğin  kalp  atışs
    yetişkinin yaklaşık iki katı kadardır. Çocuk yaklaşık
    12-30 aylar arasında altını ıslatmamayı öğrenir
    Süt dişieri 5-8 aylarda çıkmaya başlar ve yakiaşık
    olarak 2,5 yaşlarında tamamlanır.  Kız bebekfer
    boy ve ağırlık olarak erkeklere göre daha yavaş
    gelişirter. Bebeğin sinir sistemi gelişim îlkelerine
    uygun olarak merkezden uçlara, içten dışa doğru
    gelişir.
  • Psiko-motor Gelişim:        Bebek    doğduğunda
    vücudunu kontrol edecek güçte değildir. Bebekte
    bu    dönemde    refleksif   ve    denetimsiz    vücuî
    hareketleri   gözlenir.   Beş   ayiık   bebek   başının
    kontrolünü sağlayabilir   Bebek yedî aylık olunca
    kendi başına oturabilir.  Sekizind ayda destekfe
    ayakta durabilir. Onun ayda emekler ve on birind

ayda elinden tutularak yuruyebîlîr. Çocuk yaklaşık 12 aylık olunca bağımsız olarak yürüyebilir.

  • Duyulann Gelişimi: Yeni doğan bebeğin işîtme
    duyusu oldukça gelişmîştir Tanıdık ve yabancı
    sesleri ayırt edebilir. Özellikle annesinin sesini iyi
    tanır. Altı  aya  kadar renkleri ve şekîlleri  ayırt
    edebilirfer.    Bebeklerin   koklama   ve   tat   alma
    duyulan da çok getişmiştir. Farklı tat ve kokulan
    ayırt  edebilirier.   Dokunma  duyusu  en  geiişmiş
    duyudur    Bu   duyuyu   çevresini   tanımada   da
    kullanır
  1. İlk Çocukluk Dönemi fiziksel gelîşim (2-6 yaş)
  • Bedensel Gelişim:   Bedensel  gelîşim  bebeklik
    dönemine   göre   daha   yavaştır    Sinîr   sîstemî
    geüşiminî  büyük  ölçûde tamamlar.  Beş yaşına
    kadar beyin ağıriığı yetişkinin % 90 ına ulaşır Kalp
    atış hızı ilköğretime başlayınca yetişkine ulaşır
  • Psiko-motor Gelişîm: Bu dönemde çocukfann
    etkinlık seviyeleri çok yüksektir   Uzun süre bir
    yerde oturamazlar Kaba motor hareketi sağlayan
    kaslannı daha sık kullanıriar   Çocuğun hareket
    sayısı ve hareketlennin niteliğînde artma göztenir
    Dönemin sonlanna doğru iki tekeriekli bisiklete
    binebilirler     Yazma    çîzme    gibi    küçük    kas
    becerilerinde acemilik göztenîr
  • Duyulann Geüşimi:   Çocuğun   görme
    büyük puntolu kitapian incelemeye daha mûsaîttir.
    Çünkü göz geiişimi diğer duyulara göre daha geç
    tamamlanır.    Bunun   nedeni   ise   karmaşık   ve
    spesifik bir yapıya sahip olmasıdır.
  1. Okul Döneminde Fîziksel Gelişim (6-12 yaş)
  • Bedensel Gdişim: bedensel gelişim bir önceki
    döneme göre daha yavaştır Dokuz yaşına kadar
    erkek çocuklar   kızlara   göre   daha   uzun   ve
    ağırdıriar   Kız çocuklann 10-15yaş aras: boy ve
    ağıriıklan   yaşıtı   olan   erkekleri   geçer    Fakat
    ericekîer   daha   harekeîli   ve   fîziksei   etkînükiere
    yoğun     îigî    duyariar     Sinır    sistemi    geüşimi
    îamamfansr Kalp atış hızı yetişkine çok yakındır. îç
    salgı bezieri bu dönemde oldukça önemlidir Troid
    bezî yeterince salgı öretmese bedenseS ve zîhînsei
    gelişim yavaşlar   Gırîlağın iki yanındakî bu bez
    yeterii salgıyı sağlayamazsa çocuk edügenL îembeî
    ve sindirim güçlüğü çeker
  • Psiko-motor Geiişim: küçök kas becenleo geiişir
    Bu sayede güzel sanaîlar müzik ve el işâerine îlgi
    duyariar
  1. Ergenlik Döneminde   fiziksel   geiişim   (12-18 yaş)
  • Bedensel gelişim: Ergenliğin ilk dönemine buluğ
    (erinlik) dönemi        Bu    dönemde   yoğun
    fizyolojik ve hormonal değişim yaşanır. Kızlar 11-
    12, erkekler ise  13-15 yaşları arasında buluğa
    ererler. Bu dönemde cinsiyet salgı bezleriaktif hale
    gelerek  cinsiyet  hormonu   üretir.   Vücudun  tüm
    organları   değişiklikten   etkilenir.   Erkelerde   ses
    tonu,   kızlarda   ise   adet   görme   bu   dönemin
    belirtileridir.     Hızlı     fizyolojik     değişme     vücut
    yapısında büyük farklılıklara neden olur. El, ayak
    ve beden gelişir. Kızlarda yağ dokusu, erkeklerde
    ise kas dokusu fazlalaşır.
  • Psiko-motor Gelişim:    ergenlik    dönemindeki
    yoğun fizyolojik  değişim  devinimsel  becerilerde
    acemilik gözlenmesine neden olur. Daha sonra
    zihin    ve    kas    koordinasyonu    gelişerek    bu
    uyumsuzluk    ortadan         Ergenliğin    son
    döneminde     vücut     koordinasyonu     yetişkinlik
    düzeyine ulaşır. Ergenlik dönemi fiziksel gelişimin
    (0-2)  yaş  döneminden  sonra  en  yoğun  olduğu
    dönemdir. Ergenin kısa zaman diliminde geçirdîği
    fiziksel   değişim   ve   gelişim   bazı   sorunları   da
    beraberinde getirir.

Fiziksel gelişim özet;

  • Fiziksel gelişimin en hızlı olduğu dönemler, doğum
    öncesi, 0-2 yaş ve ergenlik dönemidir.
  • Çocuğun kız veya erkek olduğunu bilmesi bir diğer
    anlamıyla farkına varması ilk çocukluk döneminde
    gerçekleşir.
  • Çocuklarda sinir sisteminin gelişimi okul öncesi
    dönemde tamamlanır.
  • Ergenlik dönemindeki    gencin    benlik   algısına
    fıziksel özellikleri etkiler.

Öğrenciferin enerjilerini olumlu olarak kullanabilecekleri spor, müzik gibi etkinliklere yönlendirilmelidir.

  1. İki yaşındaki bir çocuk salıncakta yardımsız sallanmak istemekte, kendisini tutmaya çalışan annesinin ellerini itmektedir.

Çocuğun bu davranışı hangi gelişimsel özellik ile açıklanır? (2001 KPSS-4)

A)  Yatkınhk

B)   Özerklik

  1. Üretkenlik
  2. Özdeşim
  3. E) Merak
  4. Bir öğretmen, sınıf arkadaşlarına göre uzun boylu ve kilolu otan bir 7sınıf öğrencisini, “Dev adam, gel buraya” diye çağırmaktadır

Gelişim   Psikolojisi   açısından   öğretmenin   bu davranışı neden sakıncalıdır? (2001 KPSS-9)

  1. Bireysel farklılığı, öğrendyi incitebilecek şekilde
    etiketlemesi
  2. Öğrencinin özellikleriyle   yakından   ilgilendiğini
    göstermesi
  3. Öğrenciye beslenen olumlu duyguları iletmekte
    yetersiz kalması
  4. Ergenlikte ortaya   çıkan   bedensel  farklılıklara
    dikkat çekmesi
  5. E) Okul başarısını etkileyecek bir davranış şekli
    olması

Fiziksel Gelişimin Eğitim Açısından Sonuçları

  • Okul öncesi dönem çocukların uzun süre bir yerde
    oturmaları mümkün değildir. Bu durum yaramazlık
    olarak değerlendirilmemelidir.
  • İlköğretimin I. Evresinde küçük kas becerileri ve
    görme algısı   tam   olarak  gelişmediği   için  kalın
    kalem ve büyük puntolu kitaplar kullanılmalıdır.
  • İlköğretim döneminde görsel algılama ve küçük
    kas becerileri    normale    döner.    Küçük    kas
    gelişiminde yetersizlik gösteren öğrencilere resim
    ve yazı çalışmaları yaptırılmalıdır.
  1. İlköğretim 1. sınıftaki bir öğrenci, okulda bazen idrarını kaçırmakta ve kendisi de bu durumdan rahatsız olmaktadır.

Bu durumda, sınıf öğretmeni için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-84)

  1. Çocuğu doktora göndermek
  2. Okul yönetimine haber vermek
  3. Çocuğa, az   su   içmesini   ve  sulu  gıdalardan
    kaçınılmasını söylemek
  4. (drarını kaçırmaması    için    çocuğu    sık    sık
    uyarmak
  5. E) Durumu çocuğun ailesine ileterek soruna birlikte
    çözüm aramayı önermek
  1. Ahmet duygusal bir film izlediğinde göz yaşlarını tutamamaktadır. Bu yüzden de arkadaşları tarafından “fazla duygusal ve kız gibi davranmakla” suçlanmaktadır.

Buna göre üniversite üçüncü sınıfta olan İbrahim’in karşı cinsle duygusal ilişkiler kur-makta başarılı ve kendi cinsinden sosyal arkadaşlıkları olduğu da düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? (2002 KPSS-71)

  1. Androjen cinsel rol kimliğine sahiptir
  2. Erkek cinsel rol kimliği gelişmemiştir
  3. Homoseksüel eğilimlere sahiptir
  4. Kadın cinsel rol kimliği gelişmiştir
  5. E) Kefıdini kontrol edemeyen bir yapıdadır
  1. 3 yaşındaki Mehmet’in davranış gelişimini

hızlandırmasına yardımcı olabilmek için anne ve babası aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır? (2004KPSS-12)

  1. Uzun sürse de ayakkabısını kendisi
    bağlayıncaya kadar çocuğa yardım etmeden
    beklemek
  2. Çocuğun yiyeceği et. tavuk gibi besinleri
    önceden çatal ve bıçakla küçük parçalara
    ayırmak
  3. Çocuğun davranışlarına hiç sınır koymayıp
    yanlışlarından öğrenmesine fırsat vermek
  4. Çocuğu olabildiğince sınırlayarak kazalardan
    korumak
  5. E) Çocuğun her işini başkasına yaptırmak
  1. Aşağıdakilerden hangisi ergenlik dönemine erken giren bireyler için söylenemez? (2002 KPSS-72)
  2. Arkadaşları tarafından lider olarak kabul edilirler
  3. Zeka düzeyleri yaşıtlarında daha yüksektir
  4. Sosyal gelişim düzeyleri yaşıtlarından farklılaşır
  5. Cinsel rol kimliklerini kazanmaya başlarlar
  6. E) Kimhk gelişimi ile ilgili karmaşalar başlar
  1. Aşağıdakilerden hangisi kişi üzerinde arkadaş gruplarının etkisinin ve baskısının en fazia olduğu dönemdir? (2003 KPSS-79)
  2. Ortaöğretim
  3. Yükseköğretim
  4. Temel öğretim
  5. İlköğretim
  6. E) Okulöncesi
  1. Aşağıdakilerden hangisi ergenlik döneminde, hızlı bedensel değişikliklerin etkisiyle ortaya çıkabilecek durumlardan değildir?(2002 KPSS-77)
  2. Gençlerin ayna önünde geçirdikleri zamanın
    artması
  3. Dış görünüşlerinin iyi olmadığına ilişkin kaygılar
    oluşması
  4. Bedensel değişımin sakarlıklara neden olması
  5. Reddedilme korkusuyla sosyal etkınliklerden
    kaçınma
  6. E) Kendine özgü bir değerler ve kav ramlar
    sistemi oluşturma
  1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi ergenlik

dönemindeki gelişim özellikleri ile ilgili olarak yanlış bir açıklamadır? (2003 KPSS-90)

  1. Ergenlerin meslek seçimine yönelik olarak bilgi
    toplamaya başlanan bir dönemdir
  2. Ergenler bu dönemde  model  alarak  özdeşim
    kurabilecekleri kişiler aralar
  3. Ergenler bu dönemde sosyal rollerdeki cinsiyete
    bağlı farklılaşmaları öğrenirler
  4. Ergenler bu dönemde kimlik geliştirme çabaları
    sırasında karmaşa yaşarlar
  5. E) Ergenler bu dönemde her konuda ailelerinin
    dediklerini yapmaya çalışırlar
  1. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde ergenlik döneminin hemen başında çıkan özelliklerden biri yeralmaz? (2004 KPSS-11)
  2. Karşı cinse ilginin artması
  3. Bireyin kendisini farklı ve üstün bulması
  4. Arkadaşlara yönelimin artması
  5. Ahlaki değerlendirmelerde Başkalarının
    tepkisinin önemsenmesi
  6. E) Zihinsel gelişimin en üst düzeyine erişmesi

8

Gelişim Psikolojisİ

BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİM

Bilişsel gelişim; organizmanın kendini ve çevresini anlama süreci olarak ifade edilebilir. Dünyayı algılama ve anlamaya dönük bilişsel süreç ve etkinliklerdir.

Bilişsel gelişim akıl yürütme, düşünme ve dil gelişimi kapsar. Biliş; öğrenmeyi ve anlamayı içeren zihinsel faaliyetlerdir. Bilişsel gelişim ile ilgili en çok kabul gören yaklaşım Jean Piaget’in geliştirdiği kuramdır. Bunun yanında Bruner ve Vygotsky’nin bilişsel gelişim kuramlarına da yer verilmiştir.

Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramı

Kuramının temelinde çocuklarla yetişkinlerin dünyalarının farklı olduğu görüşü oluşturur. Çalışmalarını çocuklar üzerinde yapmıştır. Önce zeka kavramı ile ilgilenmiştir. Ona göre zeka çevreye uyum sağlayabilme yeteneğidir. Bir anlamda çevre ile başa çıkmaktır. Piaget’e göre gelişim, kalıtım ve çevrenin ürünüdür. Zihinsel, bilişsel süreçler çocuğun dünyayı anlamasını sağlar.

Önemli kavramları

Piaget’e göre insanlar doğuştan iki temel zihinsel eğilimle dünyaya gelirler. Örgütleme, uyum sağlama (özümleme, uyma) ve dengeleme

  • Örgütleme(Organizasyon): Süreçleri sistemli ve
    tutarlı halde koordine etme ve fıkir ile eylemleri
    birleştirme çabasıdır.
  • Uyum Sağlama   (Adaptasyon)  Çevreye   uyma
    yeteneğidir. Bireyin çevresiyle etkileşerek çevreye
    ve çevresindeki değişmelere uyum sağlamasıdır.
    İki aşamalıdır; Özümleme ve uyma (Düzenleme)
  • Özümleme: Var   olan    şemalarla    açıklamaya
    çalışma sürecidir. Karşılaşılan yeni obje, fikir, olayı
    daha önceden kendisinde var olan bilişsel yapının
    içine almasına    Örnek;  Çocuğun  ilk defa
    gördüğü koyuna “köpek” demesi özümlemedir.
  • Uyma (düzenleme):   Var  olan   şemalar  yeterli
    değilse uymaya çalışılır.    Mevcut yapıyı (şemayı)
    yeni durumlara, objelere, olaylara göre yeniden
    biçimlendirme, şekillendirme sürecine düzenleme

> Her yaşantı özümleme ve düzenlemeyi kapsar. Yukarıdaki koyun örneğinde çocuk koyunlarla ilgili yeni bir şema oluşturur ve eski şemalarda yeniden düzenleme yapar.

Şema: Çevreyle etkileşim sonucu oluşan davranış ve düşünce kalıplarıdır. Bireyin çevresindeki problerrileri anlama, çözme, dünyayla baş etme yolları, yapılarıdır.

‘r    En temel zihinsel yapılardır

  • Balık tutma gibi davranışsal ya da balık tutmayı
    bilme gibi bilişsel olabilir.
  • Birey yeni karşılaştığı olay ve nesneleri beynindeki
    şemalarla açıklamaya    çalışır.    Böylece    onu
    özümlemeye çalışır. Eğer var olan şemalar yeterli
    değilse uymaya çalışılır.
  • Bebeğin ilk    şeması     emme    ve    yakalama
    Daha  sonra  görme,  işitme,  tutma,
    vurma ve itme şemaları gelişir
  • Bireyin öğrenme aracıdır
  • Yeni gelen bilginin içine yerleştirileceği çerçevedir.
    Başka yazarlar  şemayı   “bilişsel  yapı”  olarak
    ifade etmektedirler.
  • Örnek iki aylık çocuğa çıngırak verdiğimizde onu
    ağzına götürür (dünyayı tanıma şeması emmedir),
    dokuz aylık   çocuk   ise   sallar,   döndürür,   atar
    (şemaları farkhlaşmaya başlamıştır)
  • 7 yaşında Ayşe isimli öğrenci ‘andımız’ı okurken
    “büyüklerimi saymak   ne  demek?”  dediğimizde
    ‘anne, baba, abi….” şeklinde saymaya başlar.

Dengeleme: Örgütleme işleminin uzantısıdır. Bütünlüğün dengeli ve tutarlı olmasını ifade eder. Beynimizdeki şemalar sürekli dengeleme eğilimindedir. Zihin yeni bilgilerden dolayı her zaman dengede durmaz. Yeni bilgiler sürekli dengeyi bozar. Zihinsel sürece aşırı yüklenme sonucu kafanın karışması buna örnektir.

Piaget’e göre zihinsel gelişim DENGE-DENGESİZLİK-YENİDEN DENGE süreci olarak tanımlanır. Çocuk için yeni olan şeyler bilişsel dengeyi bozar. Daha sonra özümleme ve uyum süreçleri ile denge yeniden kurulur. Bireylerin dünyayı tanıma, anlama çabası yeni şemalar oluşturma, özümleme, uyma ve organize etme şeklinde devam eder.

Örnek: Kuşlarla ilgili şeması olan çocuk konuşan papağan gördüğünde “bu ne?” diye soracaktır. Kuş olduğunu öğrendiğine kuşlar şemasında “konuşan kuşlar da var ” diyerek oluşan dengesizlik durumu dengeye kavuşacaktır.

Piaget’e göre Bilişsel Gelişimi Etkileyen Faktörler

  • Olgunlaşma
  • Yaşantı
  • Uyum
  • Örgütleme
  • Dengeleme

Gelişim Psikolojisİ

PİAGET’YE GÖRE BİLİŞSEL GELIŞIM DÖNEMLERI

Piaget      bilişsel       gelişimin       dönemler      halinde

gerçekleştiğini öne sürmüştür. Dönem kuramcılarından

olan     piaget,     bilişsel     gelişimin    evreler    halinde

gerçekleştiğini savunur.

Evre:   Çocuğun birçok değişik durumdaki düşünce ve

davranışının    altında    yatan    zihinsel    süreçlerinin

özelliklerini       yansıtan       zaman       süreci       olarak

tanımlanmıştır.

Bu evrelerle ilgili 4 temel kural vardır;

  • Evreler değişmez  bir  şekilde   belli   sıra   ile
    ortaya çıkarlar
  • Sonraki öncekinin     kazanımını     içerecek
    şekilde hiyerarşi oluşturur.
  • Aynı evredekilerin     gelişim     oranlarında
    farklılıklar vardır.

‘r Gelişim kuramları evrenin tipik özelliğini belirler. Bu tipik özellikler o evredeki bireylerin tamamında bulunmayabilir.

  1. 1. Duyusal Motor dönem (0-2 yaş)
  • Kendisini dış dünyadan ayırt etme
  • Refleksif davranışlardan    amaçlı    davranışlara
    geçme
  • Nesnenin devamlılığı: Bir varhğın göz önünden
    kaybolmasıyla tamamen      yok      olmadığıdır.
    Saklanan        nesneleri        bulma        yeteneğinin
    kazamlmasıdır.    Yaklaşık    9    aylık    olduğunda
    kazanılır.
  • Dikkatini belli nesnelere odaklayabilir
  • Döngüsel tepkiler görütür
  • Taklit ve oyunlar görülür
  1. İşlem öncesi dönem (2-7 yaş)
  • Piaget işlem terimini mantıksal düşünme olarak
    almaktadır.
  • Bu dönemde mantıksal düşünme gelişmemiştir.
  • Dil hızla gelişir
  • Sözcüklerin yüzeysel    anlamıyla    harfi    harfine
    anlaşıldığı dönemdir. Örnek; sprey koltuk altına
    sıkılır.
  • Kolektif monolog,   ben   merkezliliğin   bir   başka
    biçimidir.
  • Ben merkezci    düşünme   ve   konuşma   vardır
    (egosantrizm:   çocuğun   kendi   bakış   açısının
    olabilecek     tek     bakış     açısı      olabileceğine
    inanmasıdır)
  • Özelden özele   akıl   yürütme:   İki   özel   durum
    arasında bağlantı kurarak akıl yürütmektir. Örnek:
    Her gün kahvaltıda omlet yiyen çocuğun, omlet
    yemediği gün “bu gün kahvaltı etmedik” demesi
  • Sembolik oyun ve düşünme vardır
  • Animizm: cansız    nesnelere    canlılık    özelliği
    yüklemek

Tersine      çevirememe.B\r      işlemi      tersinden

düşünemezler. Örnek; “2 kere 8 kaç eder?”, “peki

8 kere 2 kaç eder?” Cevap: “biz daha sekizleri

görmedik.”

Tek özelliğe göre sınıflama ve sıralama vardır

İlk akıl yürütme faaiiyetleri (düşünme) başlar

Korunum     ilkesi    kazanılmamıştır.     (Korunum:

objelerin   şekli,   konumu  değişse  de  miktarının,

hacminin,    ağırlığının    değişmeyeceği   ilkesidir.)

Örnek; para deneyi. İşlemi tersine çevirebilme ile

yakından ilgilidir.

Odaklaşma:     Korunum     kavramıyla     yakından

ilgilidir. Olay ya da nesnelerin yalnızca bir yönüne

odaklanma    söz    konusudur.    Örnek:    karşıdan

karşıya   geçişlerde   odaklaşma   kazalara   neden

olmaktadır.

Çevresindeki olay ve nesneleri çeşitli sembollerle

ifade etme

Başlangıçtaki ben merkezlilik giderek azalır

  1. Somut işlemler dönemi (7-11 yaş)

bağlı

  • Somut düşünme     (duyu     organlarına
    düşünme) yoluyla problem çözme vardır
  • Mantıksal düşünme geüşir
  • Birden fazla özelliğe göre sınıflama ve sıralama
  • Tersine çevirebilme kazanılmıştır.
  • Ben merkezlilikten uzaklaşılır
  • Korunum ilkesi kazanılmıştır
  • Yaparak yaşayarak öğrenme bu dönemde daha
    etkilidir
  1. Soyut işlemler dönemi (11 yaş ve üstü)
  • Soyut düşünme başlar
  • Üst düzey  zihinsel   düşünebilme  (tümdengelim,
    tümevarım, analiz, sentez, değerlendirme)
  • İdeal, fikir, değer ve inanç sistemi yapılanır
  • Fikir dünyasıyla aktif olarak ilgilenilir, düşünceler
    etkinliklere yansıtılır.
  • Akıl yürütme vardır
  • Ergen ben merkezüliği görülür
  • Olasılıklı düşünme vardır.

BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Bruner’e göre bilişsel gelişim yaşam boyu devam eder ve üç aşamada gerçekleşir;

  1. Eylemsel evre   çocuk   bu   evrede   nesnelerle
    doğrudan      etkileşimde     bulunarak,      yaparak,
    yaşayarak öğrenir. Bisiklete binme, top oynama
  2. İmgesel evre:    bilgi,    sözcükler   ve   kavramlar
    yoluyla edinilir. Durum veya yaşantılar imgelerle
    beyne aktarılır.
  3. Sembolik evre:   Hayatın   tümüyle   formüller  ve
    simgeler yoluyla  kavranmasıdır.  Bilim adamları,
    doktorlar     yaygın   biçimde   sembolik   sistemi
    kullanır.

10

Gelişim Psikolojisİ

Bruner’e göre öğrenme özellikleri;

  • Bilişsel gelişim birçok boyuttaki artışın ürünüdür.
  • Bilişsel gelişimde      bilginin      çözümlenmesi,
    kodlanması, işlenmesi ve depolanması sıralı bir
    şekilde olur
  • Bilişsel gelişimde  kişisel  farkındalık  önemli  bir
    aşamadır
  • Sosyal farkındalık     bilincinin     elde     edilmesi
    önemlidir.

VYGOTSKY’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Vygotsky, bilişsel gelişimde sosyal çevre ve kültürel yapının önemini vurgulamıştır. Ona göre tüm öğrenmelerin kaynağı sosyal çevredir. Bireyin belli bir bilişsel yeterlik kazanması içinde bulunduğu kültüre bağlıdır. Öğrenme bir bakıma kültürlemedir. Yani topluma ait düşünce ve inanç özelliklerinin çocuğa aktarılmasıdır. Bu işlemin yapılmasmda dil önemli bir olgudur. İşbirliği, yardımseverlik gibi toplumsal özellikler kültürleme yoluyla edinilir. Bilişsel geiişimde bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır.

  1. Zihinsei gelişim bağlamında “kritik dönem” nasıl açıklanır? (2001 KPSS-2)
  2. Cinsiyet ayrımının yapıldığı dönem
  3. Soyut düşünmenin   en   üst   düzeye   ulaştığı
    dönem
  4. Çocuk kimliğinden   yetişkin   kimliğine   geçilen
    dönem
  5. Öğrenme üzerinde çevresel uyarıcıların en çok
    etkili olduğu dönem
  6. E) Bireyin kendini işe yaramaz hissettiği dönem
  7. Somut işlemler dönemindeki bir çocuğa eşit miktarda su doldurulmuş aynı büyüklükte iki bardak gösterilmiş ve hangisinde daha fazla su olduğu sorulmuştur. Çocuktan “İkisinde de aym” yanıtı alındıktan sonra, onun gözü önünde, bardaklardan birindeki su üç bardağa paylaştırılmıştır.

Bu çocuğun “Bu üç bardakta mı yoksa diğer bardakta mı daha çok su var?” sorusuna aşağıdaki yanıtlardan hangisini vermesi beklenir? (2001 KPSS-5)

  1. “İkisinde de     aynf’der,     çünkü     nesnelerin
    devamlılığı kavramını kazanmıştır
  2. “Küplerdeki kil çok” der çünkü sayı boyutunda
    bağımlılık vardır
  3. “İkisinde de aynı” der, çünkü miktar konumunu
    kazanmıştır.
  4. D) “Küplerdeki kil çok” der, çünkü görelilik ilkesi
    henüz öğrenmemiştir.
  5. E) “Toptaki kil çok” der, çünkü dönüştürme işlemini
    henüz başaramaz
  1. Piaget’ye göre, somut işlemler dönemi 7-11   yaş,
    soyut  işlemler  dönemi   ise   12   yaş  ve  sonrasını
    kapsamaktadır.

Buna göre, aşağıdaki öğretmen davranışlarından hangisi, ilköğretim üçüncü sınıf düzeyine uygun degildir? (2001 KPSS-6)

  1. Dünyanın, ekseni      etrafında      döndüğünü
    öğretmek için, içinden şiş geçirilmiş portakaldan
  2. Paraları tanırken, kullanılmakta olan metal ve
    kağıt paralarla    nelerin   satın   alınabileceğini
    göstermek.
  3. Mikropların dokunmakla     nasıl     bulaştığını
    göstermek    için,    eline    tebeşir    tozu    sürüp
    öğrencilerle tokalaşmak
  4. Caddede karşıdan    karşıya    güvenli    geçişi
    öğretmek için, bu eylemi drama ile canlandırmak
  5. E) Uzay yolculuğunu anlatmak için, öğrencilerden,
    kendilerini sınıf yerine bir uzay kapsülündeymiş
    gibi düşünmelerini istemek
  6. Bilişsel gelişimin son aşaması Piaget’ye göre
    hangi dönemde tamamlanır? (2002 KPSS-74)
  7. Üniversiteye giriş yılları
  8. yaşın sonu
  9. Okula başlama yılları
  10. Ergenliğin sonu yetişkinliğin ilk yılları
  11. E) Yaşlılık dönemi
  12. Bir çocuk Sıra üzerindeki topların yerleri
    değiştiril- diğinde top sayısının değiştiğini
    düşünüyorsa, Piaget’e göre bu çocuk hangi
    bilişsel gelişim evresindedir? (2004 KPSS-5)
  13. Didaktik evre
  14. Somut işlemler evresi
  15. Duyusal devinim evresi
  16. Soyut işlemler evresi
  17. E) İşlem Öncesi evre
  18. 1,5 yaşındaki Ebru’nun yatağının yanında bir müzik
    kutusu bulunmaktadır. Müzik kutusu yatağın
    yanından alınıp başka bir yere bırakılınca Ebru
    müzik kutusunun var olmaya devam ettiğini
    anlamaktadır.

Bu durum, Piaget’in bilişsel getişim kuramında yeralan aşağıdaki kavramlardan hangisine bir örnektir? (2004 KPSS-6)

  1. Geriye dönebilirlik
  2. Nesne sürekliliği
  3. Korunum
  4. Dönüşebilirlik
  5. E) Çoklu sınıflama

Gelişim Psikolojisl

11

  1. Ali ergenlik dönemini yaşamaktadır Başkalarının kendisini anlamadığım yaşadıklarının yalnızca kendisinin başına geldiğini düşünmektedir.

Bu durum aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2004 KPSS-10)

  1. Benmerkezci düşünce
  2. Algının seçiciliği
  3. Birleştirmeci (kombinasyonel) düşünce
  4. Empatik düşünce
  5. E) Tümevarıma düşünce

30.

Yedi aylık bir bebek annesi ile oyun oynarken, annesi bebeğin oyuncağı arkasına sakladığında, bebek hemen dikkatini başka tarafa vermektedir. Ancak dokuz aylık olduğunda, annesi oyuncağı arkasına sakladığında, bebek annesinin arkasına doğru emeklemeye başlamaktadır.

Aşağıdakilerden hangisi bebekteki bu davranış değişiminin nedenidir? (2003 KPSS-85)

  1. Soyut işlemsel dönemde bulunması
  2. Ben merkezci düşünce biçiminin etkili olması
  3. Somut işlemsel dönemde olması
  4. Kendini çevresindeki nesnelerden ayırt
    edememesi
  5. E) Nesne devamlılığını kazanmamış olması
  1. Aşağıdakilerden hangisi Piaget’nin bilişsel gelişim kuramı ite ilgili olarak doğru bir açıklamadır? (2003 KPSS-83)
  2. Benmerkezci düşünce
  3. Algının seçiciliği
  4. Birleştirmeci (kombinasyonel) düşünce
  5. Empatik düşünce
  6. E) Tümevarıma düşünce

31.

Bir anne çocuğuna tabakta bir dilim kek verir ve çocuğunun yemesini kolaylaştırmak için keki bölmeye başlar. Çocuğa “keki üçe mi böleyim, beşe mi böleyim?” diye sorar. Çocuk da “çok açım beşe bölersen kek daha çok olur üçe bölme beşe böl, çok kek yemek istiyorum” der.

Bu biçimde yanıt veren çocuk hangi bilişsel gelişim aşamasındadır? (2003 KPSS-86)

  1. Duyusal motor dönem
  2. Özümseme (asimilasyon) yapamadığı dönem
  3. Ben merkezci düşündüğü bir dönem
  4. Miktar korunumunun kazanılmadığı bir dönem
  5. E) Soyut işlemsel dönem
  1. Dört yaşındaki bir çocuk babaannesi ile telefonda konu- şurken, yeni ayakkabılarını göstererek “babaanne bak ayakkabılarım ne güzel” der.

Aşağıdakilerden hangisi çocuğun, ayakkabıları ken- disi gördüğü için babaannesinin de gördüğünü san- masının nedenidir? (2003 KPSS-84)

  1. Soyut işlemsel dönemde bulunması
  2. Ben merkezci düşünce biçiminin etkili olması
  3. Somut işlemsel dönemde olması
  4. Kendinı çevresindeki nesnelerden ayırt
    edememesi
  5. E) Nesne devamlılığını kazanmamış olması
  1. İlköğretim beşinci sınıftaki Ayşe ile onun beş yaşındaki kardeşi Ahmet’in bilişsel gelişim dönemleri aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? (2002 KPSS-69)
Ahmet

işlem öncesi

somut işlemler işlem öncesi duyusal motor duyusal motor

Ayşe

  1. Somut işlemler
  2. Soyut işlemler
  3. Soyut işlemler
  4. Somut işlemler
  5. E) İşlem öncesi

12

Gelişim Psikolojisİ

DİL GELİŞİMI

Eğitim öğretimde iletişimin sağlıklı ve etkili bir biçimde gerçekleşebilmesi için dil gelişimi çok önemlidir. Dil gelişimi bilşsel gelişimle paralellik gösterir. Dil aynı zamanda psikomotor bir davranıştır. Çünkü duygu ve düşünceler ses organları kullanılarak ifade edilir. Beden dilini kullanma bir tür dil kullanımıdır. Bebekte sesli iletişim ağlama ile başlar.

Dil, algı, öğrenme, akıl yürütme ile ilgilidir. Dil, bir tür toplumsal semboller bütünü olup, düşünceler arasındaki ilişki bu semboller aracılığıyla gerçekleşir.

  • Dünyada bütün kültürlerde çocuklar ilk yıldaki
    tüm sesleri ortak üretirler.
  • Dünyadaki bütün      çocuklar     konuşmayı
    yaklaşık 2-4 yaşları arasında öğrenirler.
  • Ana dilini ilk 10 yılda öğrenemeyen çocuklar
    ya zor öğreniyor ya da hiç öğrenemiyor.
  • Bir dilin temel sesleri o dilin fonemidir.
  • İşitme engeli   olan   çocuklar   özel   eğitim
    almazsa toplumsal yalnızlığa itilir.
  • İki dili    birlikte   öğrenen   çocuklar   birlikte
    oldukları akranlarının dilini onlar kadar kolay
    ve doğru kullanamazlar. Bu onları yalnızlığa
  • Bebeksi konuşma bireyin yalnızlığa itilmesine
    yol açar.
  • Otoriter ve az konuşulan ev ortamları dilin
    gelişimini olumsuz etkiler.
  • Çocuğun konuşmasındaki en önemli gelişme
    okula başlamasıyla    gerçekleşir.    Yanlışlar
    düzeltilir.    En    önemli    özelliği    de    bütün
    çocuklara eşit bir ortam sağlanmasıdır. Farkh
    çevrelerden gelen çocuklar burada gelişme
    imkanı bulur.
  • Okul, TV, okuma sözcük dağarcığını geliştirir.

Dil gelişimi ile ilgili kuramlar 3 grupta toplanabilir;

  1. Davranışçı Yaklaşım
  2. Sosyal Öğrenem Yaklaşımı
  3. Psiko-linguistik Kuram

Davranışçı Yaklaşım Dilin pekiştirmeler yoluyla kazanıldığını savunmaktadır. Bebekler sesleri tekrar ederken gündelik dildeki kelimelere benzer sesler çıkardıklarında çevresi tarafından pekiştirilirler. Pekiştirilen sesler sık tekrar edilir. Böylece dil gelişmeye devam eder.

Sosyal Öğrenme Yaklaşımı Bu yaklaşıma göre dil, ana babanın model olması, çocuğun taklit etmesi ve düzeltici geribildirim vermesi biçiminde gelişir.

Psiko-linguistik Kuram (Chomsky) Davranışçı ve sosyal öğrenme kuramlarına eleştiri getirmiştir. Onlara

göre önemli olan çevredir. Çevre çocuğun dili öğrenip

öğrenemeyeceğini    değil,    hangi    dili    öğreneceğini

belirler.

Bu   kurama   göre   çocuklar  doğuştan   dil   öğrenme

donanımıyla  dünyaya  gelirler.   Biyolojik  yaklaşımdır.

Normal   gelişen   her   çocuk   dil   öğrenir.   Her   birey

doğuştan bir ‘Dil Kazanma Mekanizmasına” sahiptir.

Dil kazanma mekanizması, çocuğun çevresinde konuşulan dili içselleştirmesini, kurallarını anlamasını ve daha sonra gramer kurallarına uygun olarak konuşmasını sağlar.

Bilişsel yaklaşım: dil öğrenmenin bilişsel gelişime dayalı olduğu görüşündedirler. Birey anlamları geliştirdikçe sembolleri daha kolay öğrenmekte ve uzun süre hatırlayabilmektedir.

DİL GELİŞİM AŞAMALARI

  1. Agulama-Babıldama Dönemi (0-6 Ay)
  • İlk bir ay sadece ağlarlar
  • Bebek çeşitli sesler çıkarır
  • İhtiyaçları için ağlar
  • Sesleri bilinçsizce çıkarır, refleksiftir
  • Ağlayarak sosyal iletişim kurarlar
  1. Heceleme Dönemi (6-12 Aylar)
  • Sesleri kendi kendilerine tekrarlar
  • Konuşma organları olgunlaşmıştır
  • Heceler çıkarılmaya başlar
  • Örnek: ba-ba, ma-ma gibi
  • En geç bu dönemin sonuna kadar annesinin sesini

tanımaya başlarlar

  1. Tek sözcük Dönemi (12-18 Aylar)
  • Konuşmanın başlangıcı sayılır
  • Konuşmada kritik dönemdir
  • Tek sözcükle çok şeyler anlatılmaya çalışılır
  • Morgem: Tek   sözcükle   çok   şeyin   anlatılmasına
    verilen isimdir.
  1. Telgrafik Konuşma Dönemi

(18-24 Aylar)

  • Sözcüklerin birleştirilme dönemidir
  • Kullanılan kelime sayısı artar
  • İki kelime peş peşe söylenerek anlamlı cümle kurulur
  • Kelimeler arasında bağlaç kullanılmadan sözcüklerin
    kullanılma biçimidir.
  • Örnek: Anne su
  1. İlk Gramer Süreci (24-60 Aylar)
  • Cümleler ve gramer kuralları hızla öğrenilir
  • Kelime haznesi genişler
  • Kurallı ve grameri uygun cümleler gelişir.

Gelişim Psikolojisİ

13

Dil gelişimi ile ilgili notlar;

  • Yabancı araştırmalar, ilköğretim I. Sınıfta 20-24 bin
    kelime, 5. sınıfa doğru bu sayının 50 bine çıktığını
  • 6 yaş çocuğunun dil bilgisi yönünden kısa tümceleri
    doğru kurabilme yeteneğini kazandığı yaştır. 6- 10
    yaşları arası tümceler gittikçe uzun olmaya başlar.
  • Çocuğun konuşmasının içeriği onun yalnızca zekası
    ile değil aynı zamanda toplumsallaşmışfık düzeyi ile
    de ilgilidir.
  • Dil gelişimi aile, çevre, sosyo-ekonomik faktörlerden
  • Kız çocuklar   erkeklere   göre   erken   konuşmaya
    başlarlar
  • Oyun dil gelişimini olum etkiler
  • Yetişkinler dil gelişiminde olumlu örnek olmalıdırlar
  • Konuşmayı öğrenme   döneminde   birden  fazla   dil
    kullanılmamalıdır.
  • Çocuklarla bebeksi   değil   normal   konuşulmalıdır.
    Çocukların konuşmalarını geliştirmeleri için fırsatlar
    oluşturulmalıdır.

Bir çocuk annesinden su isterken “Anne su” diyor.

  1. Dil gelişimi açısından çocuğun bu sözü aşağıda-kiierden hangisine örnektir? (2001 KPSS-7)
  2. Duyu organlarıyla   alınan    bilgıyi   nesnelerin
    zihinsel    tasarımlarına    dönüştürme    (kavram
    getişimi)
  3. Özne, yüklem,    bağlaç,    ek    vb     Öğelerin
    bazılarını     kullanmadan     konuşma     (telgrafik
    konuşma)
  4. ilişkilı    olan    ve    olmayan    bütün
    durumlara uygulama eğilimi (aşırı kurallaştırma)
  5. Kuralları yalnızca    öğrenilen    örnekle   sınırlı
    olarak kullanma eğilimi (eksik kurallaştırma)
  6. E) Yeni sözcük üretebilmek için bekleme eğitimi
    (alıcı dil)

AHLAK GELİŞİMİ

Ahlak Haklılık arayışıdır. Toplumsal kurallara uyma sürecidir.

Çocukların Ahlak gelişimlerini anlamada kuralları nasıl yorumladıkları önemlidir. Piaget ve Kohlberg Ahlak gelişimini incelemişlerdir. Bu bölümde onların görüşlerine yer verilecektir.

Piaget’nin Ahlak Gelişim Kuramı

Ahlak gelişiminin bilişsel gelişimle paralel seyrettiğini

belirtmiştir.

Ahlak  gelişimi   ile   ilgili  olarak  çocukların  oyunlarını

gözlemiştir. Ahlak gelişiminin temel olarak iki dönemde

incelendiğini belirtmiştir. Bunlar

  1. Dışsal Kurallara Bağlılık Dönemi (6-12 Yaş)
  • Çocuk kuralların değişmezliğine inanır
  • Kurallara uymayanın   cezalandırılması   gerektiğini
    düşünür.    Kurallara   uymayanlara   ceza   otomatik
    olarak verilmelidir.
  • Otoriteye kayıtsız uyma söz konusudur
  • Davranışın gerisindeki neden dikkate alınmaz
  • Davranışın temelinde ödüle ulaşmak veya cezadan
    kaçmak yatar
  • 2 yaşın   altında   kural    kavramı       Henüz
    gelişmemiştir.
  • Okul öncesi dönemde kural kavrarm olmadığından
    ahlak da yoktur.
  1. Özerklik Dönemi (12 yaş ve üstü)
  • Çocuğun diğer çocuklarla giderek artan ilişkileri ve
    kuralların değişebilirliği düşüncesi gelişir
  • Kurallar insanlar tarafından oluşturulur. Gerektiğinde
    değişebilir.
  • Davranışın iyi   ya  da   kötü  olması,   altında  yatan
    nedene bağlıdır.

Kohlberg’in Ahlak Gelişim Kuramı

Ahlaki ikilemleri kapsayan hikayelere çocukların verdikleri tepkilere bakarak kuramını geliştirmiştir. Bu örneklere verilen cevaplar doğrultusunda 6 yargı aşaması oluşturmuştur.

Üç ana düzeyden oluşur. Her düzey kendi içinde iki dönemden oluşmuştur.

  1. Gelenek Öncesi Düzey (0-9 Yaş)

Dışa bağımlı dönemdir. İyi kötü, doğru yanhş kavramları kültürel kural ve değerlere açıktır. Geri kalmış  ülke  insanlarının  bu  dönemde  olduğu  iddia

14

Gelişim Psikolojisİ

edilmektedir. Piaget’nin dışsal kurallara bağlılık dönemi ile aynı paraleldedir.

  1. Evre. İtaat ve Ceza Yönelimi
  • Otoriteye mutlak uyum
  • Yapılan davranışın fiziksel sonucu önemli
  • Cezadan korktuğu için kurallara uyar
  • Otorite yoksa yasak davranışı yapabilir
  • Örnek: Kırmızı ışıkta geçme
  • Üç tabak kıran çocuk mu yoksa 10 tabak kıran mı
    çok suçludur? Diye sorulduğunda “10 tabak kıran
    daha suçludur” cevabı verilir.
  1. Evre Saf Çıkarcı Eğilim
  • Önemli olan kendi istek ve ihtiyaçlarıdır
  • İhtiyacı karşılayan,    ödül    getiren    davranışlar
    doğrudur
  • Çıkarcılık egemendir
  • “Sen bana yardım et, bende sana yardım edeyim”
    anlayışı   Karşılıklı  ilişkilerde  sürekli
    kendini düşünür
  • “Sen benim sırtımı kaşı, ben de seninkini ” anlayışı
  1. Geleneksel Düzey (9-15 yaş)

Başkaları dikkate alınır. Aile arkadaş grubu yada çevrenin beklentileri kendi başına değer taşır. Seçilen referans grup çocuk için bir model oluştur. Model grubun doğruları çocuk için de doğrudur.

  1. Evre İyi Çocuk Eğilimi (Kişiler arası uyum)
  • İyi davranış, başkalarını memnun eden, onlara
    yardımcı olan yada onlar tarafından takdir edilen
    davranıştır
  • Güven, sadakat,     saygı,     karşılıklı     ilişkilerin
    devamhlığı ve minnettarlık önemlidir
  • Başkalarının görüşü önemli
  • Çevresinden onay almak ve takdir edilmek ister
  • Temel güdü grup tarafından kabul edilmektir
  • Somut işlemler dönemidir.
  • Başkalarını mutlu etmek önemlidir
  1. Evre Kanun ve Düzen Eğilimi

Temel güdü toplumsal düzen korunmalıdır

  • Başkalarını memnun edecek davranışlarda
    bulunmak değil, yerleşmiş kurallar ve sosyal
    düzeni korumaktır.
  • Kurulu sosyal düzen eleştirilmeden kabul edilir.
  • Kurallar varsa herkes uymak zorundadır
  • Kanuna ve düzene uyma eğilimi baskındır
  • Kurallar sorgulanmaz
  • Birçok yetişkin bu dönemde kalır
  1. Gelenek Ötesi Düzey (İnsan hakları, evrensel değerler 15 yaş ve üstü)

Bu Düzeyde geçerliği ve uygulanırlığı olan ahlaki değerleri ve ilkeleri, bunları ortaya koyan grup yada kişilerin yetkilerinden ve kişinin bu gruplarla özdeşleşmesinden bağımsız olarak tanımlama çabası görülür. İlk düzeyde otorite kişinin tamamen dışındadır. Bu düzeyde olan bireyler piaget’nin zihinsel gelişim düzeyinde soyut işlemler düzeyindedirler. Çünkü soyut düşünce, göreceli anlayış ve yordama özellikleri vardır.

  1. Evre Sosyal Anlaşmalara ve Yasalara Uyma
    Eğilimi
  • Bu devrede doğru davranış, insan hakları ve toplum
    yararı gözetilerek toplum tarafından incelenip kabul
    edilmiş ilkelere uygun davranıştır.
  • Bireyin fıkir ve değerlerinde farklılıklar gösterdiği bu
    devrede, görüş birliğine varma teknikleri önemsenir.
  • Ancak doğru ve yanlışın kişisel değer sorunu olduğu
    da kabul edilir.
  • Yasal görüş kabul edilmekle birlikte, topluma daha
    fazla yarar      sağlayabilmek      için      yasalann
    değişebileceğine inanır.
  • Yasalar toplum yararına olarak çoğunluk tarafmdan
    konulmalıdır
  • Kurallar toplum yararına değiştirilebilmelidir
  • Yetişkinlerin % 25den azı bu dönemdedir
  1. Evre Evrensel Ahlak İlkeleri
  • Bu en  yüksek  devrede  doğru  ve yanlış,  sosyal
    düzenin  yasa  ve  kurallarıyla  değil,  kişinin  kendi
    vicdanıyla   ve   kendi   geliştirdiği   ahlak   ilkeleriyle
    tanımlanır.
  • Bu ilkeler somut ahlak kuralları olmayıp genel soyut
  • Bunlar, evrensel adalet ilkelerini, insan haklarını ve
    insana saygıyı içerebilirler.
  • Tüm insanlar eşittir düşüncesi hakimdir
  • İnsan hakları evrensel değerleri temel ölçüttür.
  • Hak, adalet, özgürlük kavramları çerçevesinde doğru
    ve yanlışı bireyler belirler
  • Ahlak ilkelerini kendisi seçip oluşturur
    Kohlberg’e göre     yetişkinlerin     çoğu     geleneksel
    düzeydedir. Gelenek sonrası düzeye çok az sayıda kişi
    ulaşır.

Kohlberg ahlak dönemlerini saptayabilmek için deneklerine hikayeler vererek, her hikaye hakkında çeşitli sorular sormuştur. Bu hikayelerden bir örnek verirsek

“Hans adlı bir adamın karısı az rastlanan bir kanser tütünden   ölmek   üzeredir.   Doktoriar  bir  ilacın   onu

15

Gelişim Psikolojisİ

35. Televizyonda haberleri izleyen üç farkiı yaş grubundan kardeş, izledikleri bir kapkaç olayı ile ilgili olarak aşağıdaki yorumları yapmışlardır;16 yaşında olan kapkaç olayının toplum düzenini bozduğu, 10 yaşındaki kapkaçcıların çok kötü işler yaptığı, 5 yaşındaki ise kapkaçcıların çok miktarda para çaldığı ile ilgili olarak yorumlar yapmışlardır.

Aşağıdakilerden hangisi bu üç kardeşin tepkileri arasındaki farklılığın nedenidir? (2003 KPSS-87)

A)       Yaşantılarının öznelliği

B)       Ahlak gelişim düzeyleri

C)       Genetik özellikleri

D)       Kişilik özellikleri

E)     Duygusal özellikleri

kurtarabileceğini söylerler. Bu ilaç aynı şehirde oturan bir eczacınm keşfettiği bir çeşit radyumdur. Bu ilaç pahalıya mal olmuştur, fakat eczacı ilacı maliyetinden de 10 misli fazlaya satmaktadır. Radyuma 200 dolar verdiği halde ilacın küçük bir miktarı için 2000 dolar istemektedir. Hans tanıdığı herkesten borç alarak ancak 1000 dolar toplayabilir. Eczacıya karısının ölmek üzere olduğunu söyler, ondan ilacı ya daha ucuza vermesini ya da paranın yarısını sonra almayı kabul etmesini ister. Fakat eczacı ‘Hayır ilacı ben keşfettim, ondan para kazanacağım’ diyerek Hans’ın isteğini kabul etmez. Bunun üzerine çaresiz kalan Hans eczaneye girip karısı için ilacı çalar. Hans suçlu mudur ?, suçluysa neden suçludur?, Suçsuzsa neden suçsuzdur?”

Bu soruya şu cevaplar verilebilir:

  • Hans suçludur.     Polisler     onu     yakalar     ve
    cezalandırır. Gelenek Öncesi Evre
  • Hans suçsuzdur. Karısı için böyle yapmıştır. İnsan
    karısı (kocası) için böyle davranmalıdır. Karısı da
    onun için böyle yapardı. Gelenek Öncesi Evre
  • Hans suçludur.     Toplumdaki     insanlar     onu
    ayıplartar. Geleneksel Evre
  • Hans suçludur.   Kanunlara   aykırı   davranmıştır.
    Kanuniar toplumsal düzeni sağlamaya yarar. Hans
    toplumsal düzenî bozmuştur. Geleneksel Evre
  • Hans suçludur. İnsanlar toplum içinde birbirlerinin
    özel eşyalarına    saygı    göstermek   zorundadır.
    Gelenek ötesi Evre
  • Hans suçsuzdur.    İnsan    hayatı    her    şeyden
    önemlidir.     Bir    insanın     hayatı     söz    konusu
    olduğunda hırsızlık yapılabilir.
  1. Kohlberg’in anlak gelişim kuramının hangi evresinde “sebebi ne olursa olsun savaş her koşulda yanlıştır.

İnsanlara hiçbir şekilde yarar sağlamaz, anlaşmalarla sorunlar çözülmelidir.” düşüncesi yerahr?(2002KPSS-75)

  1. Kanun ve düzen eğilimi
  2. Evrensel Halek ilkeleri
  3. Geleneksel ahlaki değerler
  4. Saf çıkarıcı eğilim
  5. E) iyi çocuk eğilimi

16

Gelişim Psikolojisİ

KİŞİLİK GELİŞİM KURAMLARI Kişilik: bireyi başkalarından ayıran doğuştan getirdiği veya    sonradan     kazanılan    özellikler    bütünüdür. Duygularımız, yeteneklerimiz, huyumuz, değerlerimiz, inançlarımız,   tutumlarımız,   görüşlerimiz   gibi   bütün özelliklerimiz    kişiliğimizi    oluşturur.     Kişiliğin    tüm belirtileri   dışarıdan   gözlenemez.   Çoğu   bireyin   iç dünyası ile ilgilidir. Kişilik;

  • Bireyi diğer insanlardan yıran noktalardır
  • Davranışların tutarlı     ve     devamlı     olan
    kısımlarıdır
  • Gelişimsel özellik göstermekle birlikte kalıcı
    özelliklerdir.

Benlik: Bireyin gelişimsel özellikleriyle kendini algılaması ve değerlendirmesidir. Bireyin kendi kimliğinin farkında olmasıdır.

Özgüven: Bireyin kendine yönelik olumlu yargılarının örüntüsüdür. Güven, sevgi ve olumlu yargılarla ilgilidir. Özsaygı (Benlik saygısı): Bireyin kendi fiziksel ve zihinsel özelliklerine yönelik değer atfetmesidir.

Kişilik Kuramları

  • Bio-fızyolojik yaklaşım: Hormonal süreçler
    ve beden şekli kişiliği etkiler
  • Treyt kuramları:     Durum     kuramlarıdır.
    Davranış kalıplarının genel adına treyt denir.
    Kişiliğin ölçülmesi uygun treydin seçilmesine
    bağlıdır.
  • Sosyal etkileşim kuramları: kişilik, toplumsal
    etkileşim süreçlerinde   gerçekleşen   üç   tür
    öğrenme   stilinden   oluşur.    Bunlar;   klasik,
    edimsel, model alma
  • Fenomenolojik yaklaşım:    Bireyin    öznel
    algıları  üzerinde yoğunlaşır.  Birey,  kendini,
    dünyayı ve olayları yorumlama biçimi kişiliğin
    temelini oluşturur.
  • Psikanalitik kuram:    freud’un    topografık,
    yapısal, psikoseksüel kişilik kuramı olarak üç
    kuramdan oluşur.
  • Psikososyal gelişim     kuramı:     Erikson
    tarafından  kişiliğin  gelişimi  ömür boyu  ele
    alınır. Ergenlik dönemine kadar olan gelişim
    freud’un   psikoseksüel   gelişim   kuramı   ile
    aynıdır.      Erikson’un     kuramında     kişiliğin
    gelişiminde   toplumsal   faktörlerin   rolü   ve
    kişiliğin     şekillenmesinde     bireyin     içinde
    yaşadığı kültürün etkisi önemlidir.

Kişilik gelişim kuramları olarak Freud’un Psikoseksüel kuramı ve Erikson’un Psiko sosyal Kuramı ele alınarak incelenecektir.

PSIKANALITIK KURAM

Freud tarafından geliştirilmiştir. Topografik, yapısal ve psiko-seksüel kuramları vardır.

  1. Topografik kişilik kuramı (bilinç sınıflaması)
  • Bilinç: farkında       olduğumuz      yaşantıların
    bulunduğu yerdir
  • Bilinçaltı: (bilinç öncesi) Bilincinde olmadığımız,
    biraz zorlayınca bilince çıkardığımız bölgedir.
  • Bilinç dışı:    Bilincin    dışında    olan    ve    özel
    tekniklerle bilince çıkartılan yerdir. Freud’a göre
    burada  kişiliğin  büyük  bir kısmı    Arzu,
    duygu,     dürtü,     yasaklanmış     istek,     duygu,
    düşünceler burada barınır.
  1. Yapısal kişilik kuramı (kişilik yapısı)

İD : İlkel benlik olarak bilinir. Kişiliğin en ilkel boyutudur. Temel biyolojik itkilerden oluştuğu için kişiliğin en erken gelişen bölümüdür. Dolayısıyla id kişiliğin temel sistemidir. Haz ilkesine göre çalışır ve biyolojik gereksinimlerin derhal giderilmesini gerektirir. Doyuma hemen ulaşma isteği taşır.

Ego: id den sonra gelişen ve gerçeklik ilkesine göre çalışan kişilik boyutudur. İD den kaynaklanan ve hemen doyuma ulaşmayı itkileri toplumsal değerlere uyumlu hale getirmek egonun görevidir. Kişinin sosyal boyutunu oluşturur.

Süper Ego: Toplum tarafından hoş karşılanmayan ve ego tarafından ketlenmeyen İD itkilerini saygın toplumsal amaçlara yönelterek, doyuma ulaşmasını sağlar

Süper egonun görevleri:

  1. İD kabul edilemeyecek isteklerini bastırmak
  2. EGO yu törel amaçlara yönlendirmek
  3. Kusursuz olmaya çalışmak

Misafirliği giden bir insan aç ise İD ile hareket ettiğinde açlığını bir an önce gidermek ister. Onun için önemli olan açlığın giderilmesi doyurulmasıdır. Kimseye sormadan bulduklarını yiyebilir. Süper ego ise, bunu yapmamasjnı bu davranışın kesinlikle yanlış olduğunu söyler ve bastırmaya çalışır. Ancak EGO bunun nasıl yapılacağını düzenler yani ilkel yöntemlerle değil toplumsal kurallara göre yapılmasını sağlayarak bireyin ev sahibinden uygun bir dille aç olduğunu belirtmesini ister.

Gelişim Psikolojisİ

17

  1. Psiko Seksüel Gelişim Kuramı

Freud’un insanın gelişimi ile ilgili iki önemli görüşü vardır;

  • çocukluğun ilk    yılları    (0-6    yaş)    kişiliğin
    oluşumunda çok önemlidir.
  • Kişilik gelişimi psiko-seksüel evreleri içerir.
    Bireyin erken     dönemdeki     yaşantıları     bilinirse
    davranışların nedenleri anlaşılabilir. Gelişimsel süreç
    beş evrede incelenmiştir. Oral, anal, fallik, gizil, genital.
    Her evre başedilmesi gereken bir gereksinimi ortaya
    koyar. Bu gereksinimlerin karşılanıp karşılanmaması
    çocuğun ilerideki davranışlarını, duygularını, insanlarla
    ilişkilerini  etkileyecektir.  Cinselliğin  üzerinde önemle
    durmuştur.   Evreden  diğerine  geçiş  evredeki  ihtiyaç
    giderilmese bite tamamlanır.    Bu konuda piaget’den
    farklı düşünür. Piaget’e göre bir evre tamamen bittikten
    sonra diğer bir evre başlamaktadır. Ortak noktalan ise
    evrelerin bir sırayı takip ettiğidir.

Freud ‘a göre her evre başarı ile atlatılmalıdır. Bir
sonraki evrenin başanlı olması bir önceki evrenin
başarılı geçirilmesinde büyük etkendir. Kişilik
bozuklukları          bu           evrelerin         başarı            ile

tamamlanmamasından kaynaklamr.

Oral Dönem: 0-1 yaş Doğumdan sonraki ilk bir yılı kapsar. Ağız, dil ve dudaklar bebeğin temel haz alma bölgeleridir. Bu dönemdeki en önemli uyarıcı faaliyet beslenmedir. Çocuk bu dönemde ağız yoluyla haz alma söz konusudur. Bu nedenle çocuk her şeyi ağzına götürür. Anne memesi çocuğun çevre ile ifetişim kurduğu başhca nesnedir. Ağıza almak ve ısırmak sonradan gelişecek karakter özelliklerine ilk örnek olurlar. Bu dönemde ihtiyaçlarm gereğince doyurulmaması veya aşırı doyurulması çocuğun bu döneme bağımlı kalmasına neden olur.

Anal dönem: 1-3 yaş çocuğun tuvalet eğitimini öğrendiği dönemdir. Bebeğin temel haz alma bölgesi dışkılama bölgesidir. Bu dönemdeki en önemli faaliyet tuvalet eğitimidir. Bu eğitim sırasında annenin tutumu ileriki yıllarda çocuğun karakter yapısını belirlernektedir. Tuvalet eğitimin barışçı yollardan tamamlanmaması durumu (çocuğu hazır olmadığı halede zorlamak veya cezalandırmak) çocukta iki tür tepkiden birinin gelişmesine neden olur. Çocuk hazır olmadığı bir takım şeyleri kendisinden bekleyen anneye öfke duyar. Bu öfkeyi sık sık dışkı yaparak dile getirir ve böylece anneyi protesto eder. Tepkici bir karakter yapısının oluşmasına neden olur. Çocuk annenin gereksiz ve zamansız baskıları sonucu cezalandırılmamak ve annenin onayını kaybetmemek için çözümü dışkıyı yapmamakta bulur. Buda tutucu bir karakter yapısının gelişmesine neden olur.

Fallik Dönem: 3-7 yaş arası dönemdir. Temel haz kaynağı   cinsel   organlardır.   Erkek   çocuğun   cinsel

organı vücudun en önemli parçasıdır. Genital uyarımdan haz almaktadır. Kız çocukları neden aynı organa sahip olmadıklarını merak ederler. Dönemin sonlarına doğru çocuklar kendi cinsiyetindeki ebeveynleri ile özdeşim kurarak cinsiyet rollerini kazanmaya başlarlar. Bu dönem cinsel bölgelerin uyarılmasından heyecan duyma ve cinselliğe aşırı ilgi biçiminde belirir 3 yaşından itibaren erkek çocuk kendisini babaya benzetir. Karşı cinsten ebeveyne ilgi gösterir. Erkek çocuklarda bu ilgiye oedipos karmaşası, kızlarda ise elektra karmaşası denir. Uyumlu anne baba çocuk ilişkisi var ise bu dönem hiçbir iz bırakmadan ve kalıntıları yetişkin yaşama aktarılmadan atlatılır.

Latent (Gizil) Dönem 7-11 yaş: bu dönemdeki çocuklar zamanlarının büyük bir kısmını okulda geçirdiklerinden psişik enerjileri ders ve spor gibi geleneksel faaliyetlere yönelir. Cinsel ihtiyaçlar açısından sessiz ve sakin bir dönemdir. Cinsel dürtüler durgunlaşmış denetim altına alınmıştır. Çocuk okul çağındadır.çocuklar hem cinsleri ile oyun oynamayı tercih ederler. Böylece erkek ve kadın biçimdeki toplumsal rollere hazırlık başlar. Sağlıklı biçimlerde geçirilemeyen gizil dönemde çocuk içsel dürtülerini denetimini sağlayamaz ve enerjisini öğrenme ve beceri geliştirmeye yöneltemez. Aşırı bir denetim mekanizmasının geliştirerek obsesif (Takıntılar) karakter yapısınm yerleşmesine neden olur.

Genital Dönem: 12-Genç yetişkinlik: freud’a göre bu dönem yetişkinlik süresince devam etmektedir. Sağlıklt yaşamın amacı ‘sevmek ve çahşmaktır” Genç bu dönemde cinsel yönden olgunlaşmaya başlar artık çocuk olmaktan çıkıp çocuk sahibi olacak bir olgunluğa ulaşmaktadır. Bir önceki dönemde örtülü olan cinsel enerji artık cinsel organlar ve cinsel ilişki üzerine odaklanmıştır. Bu dönemin amacı gencin ana babasından bağımsızlaşarak aile dışındaki karşı cinsten kişilerle olgun ilişkiler kurabilmeyi öğrenmesidir.

  1. Freud düşüncesine göre patronundan kötü
    muamele gören bir işçinin hıncını çocuklarından
    ve karısından çıkarmaya         çalışması,

aşağıdakilerden   hangisi   ile   ifade  edilir?  (2004 KPSS-112 )

  1. Sublimasyon
  2. Yansıtma
  3. Bastırma
  4. Yer değiştirme
  5. E) Reddetme

SAVUNMA MEKANİZMALARI

“uyum mekanizmalan” da denilen savunma mekanizmaları,     çoğunlukla     doyurulmamış     temel

18

Gelişim Psikolojisİ

ihtiyaçların neden olduğu iç huzursuzlukların (geriiîmin) giderilmesi amacıyla kullanılır.

Bu ihtiyaçlarımız (güdülerimiz) fızyolojik ya da toplumsal nitelikli olabilir.

İhtiyaçların doyurulamamasının iki temel nedeni olabilir.

  1. Engellenme
  2. Çatışmalar
  3. ENGELLENME

Herhangi bir davranışın içsel ya da çevresel bir nedenle bloke edilmesidir. Örneğin ağır hasta bir yakınınıza yetişmek için otobüs terminaline gidiyorsunuz ve bilet bulamıyorsunuz. Engellenme sonucu insanların gösterdiği en önemli tepki saldırganlıktır. Bunun dışında, öfke ve kızgınlık, çevreden kaçma, aşırı duyarlılık, aşırı bağımlılık, bencilce tutumlar, yılgınlık, bezginlik gibi davranışlar gözlenebilir.

  1. ÇATIŞMA

Çatışma, Organizmada birbirine ters düşen iki güdünün rekabeti durumudur. Çatışmayı üç grupta inceleyebiliriz: Bu güdüler birbirine zıt ayrı yönlere çekerek birbirleriyle savaşırlar. Örnek, kafeye arkadaşlarla buluşmaya gitmek (Eğlenme ihtiyacı) ile Kütüphaneye gidip ders çahşmak (gelişme ihtiyacı) bizi aynı anda iki ayrı yöne çekerler.

  1. Yanaşma-yanaşma: İki ya da daha çok olumlu
    değerli amaç nesnesi yan yana bulunduğunda ve
    kişi bunlardan birini seçmek zorunda kaldığında
    ortaya çıkar.     Ayakkabıcı     dükkanında     çok
    beğendiğimiz    iki    ayakkabıdan    birini    seçmek
    zorunda     kaldığımızda     yaşadığımız     çatışma
    türüdür.
  2. Kaçınma-kaçınma: İki ya da daha çok olumsuz
    durum ya da nesne karşısında kalmaktır (yukarı
    tükürsen bıyık,      aşağı      tükürsen      sakal)
    Sevmediğimiz, istemediğimiz iki durumdan birini
    seçmek   durumunda   kaldığımızda   yaşadığımız
    çatışmadır. Sınava çalışmak istemeyen öğrencinin
    aynı   zamanda   sınıfta   da   kalmak   istememesi
    durumunda yaşadığı çatışmadır.
  3. Yanaşma-kaçınma: Bir  amaç  nesnesinin   hem
    olumlu,    hem    olumsuz    yanlarının    bulunması
    durumunda ortaya çıkar (iki sevgiiinin birlikteyken
    sürekli   kavga   etmeleri   ama   ayrı   kaldıklarında
    birbirlerini özlemeleri).Aynı  nesneye  doğru  hem
    yanaşma   hem   de   kaçınma   isteği   durumudur.

Pastayı çöVsevme ve ayhı zamanda kflo âftriaktan korkma durumunda yaşanan çatışmadır.

SAVUNMA MEKANİZMALARI

Savunma mekanizmaları, psikanalitik yaklaşıma göre ego’yu korumayı amaç edinir. Bu nedenle ego savunma mekanizmaları olarak adlandırılır.

  1. BASTIRMA

Bilinç altına itme olarak da isimlendirilen bastırma mekanizmasında kişi Acı, üzüntü ve kaygı veren duygu, düşünce ve yaşantıların bilinçten itilmesidir.

Bilinç altına itilen ya da bastırılan bu dürtü ve yaşantılar çeşitli şekillerde davranışlarımızı etkilemeye devam ederler. Freud’a göre hiçbir dürtü tam bir başarı ile bastırılamaz. Bunlar, düşler ya da dil sürçmelerindeki sembolik anlatımlarda olduğu gibi zaman zaman tekrar bilince çıkabilir.

Bir yaşantının bilinçli olarak örtbas edilmesine supresyon, Bir yaşantmın tamamen bilinçsiz olarak baskı alınması durumuna ise represyon denir.

Örnek, çıkarcı ve bencil olan birinin böyle davranmamayı istememesi nedeniyle unutması.

  1. MANTIĞA BÜRÜME (Bahane bulma)
    Rasyonelleştirme

Belirli bir durumda kişi için kabul edilmesi güç ve kaygı yaratıcı olan bir açıklamayı gösterme yerine acı ve kaygı vermeyecek bir neden ya da açıklamayı ileri sürme eğilimidir.

Genellikle toplumsal baskı ve beklentilerin yarattığı çatışma durumlarında kullanılan ve mantıklı bahaneler bulma olarak adlandırılabilecek bu mekanizma kişi tarafından çoğu zaman sözlü olarak ifadelendirilir. Örneğin komşunun çocuklarının okuldaki başarısını kıskanan kadının kendi çocuklarında görmediği bu özelliğin yarattığı eksiklik duygusunu “ne de olsa herşey okumak değildir, dünyada okumaktan daha önemli şeylerde var” demesi. Aynı şekilde “kedi ulaşamadığı ciğere pis der” sözü bu mekanizmaya iyi bir örnektir.

  1. YADSIMA (İnkar-Denial)

Benlik için tehlikeli olarak algılanan ve bunaltı doğurabilecek bir gerçeği yok saymak, görmemek değişik derecelerde oldukça yaygın olarak kullanılan bir ilkel savunma biçimidir. Birçok özürlerimizi, utanç ya da suçluluk doğuran eski deneyimlerimizi bilinç altına

Gelişim Psikolojisl

itmekle kalmayız, bunları hiç yaşanmamış gibi de algılayabiliriz. Öfke, kızma en çok yadsınan duygulardır. Öfkesi belli olduğu halde kişi bunun hiç farkında olmaksızın yadsıyabilir.İstenmeyen olay ve durumları kabul etmemedir. Dersi dinlemeyen bir öğrencinin bu durumu kabul etmemesi.

  1. YANSITMA (Projection)

Bazı duygu, dürtü, gereksinim ya da yaşam olaylarının dışarıya aktarılıp, yansıtılıp, dışarıdaymış ya da dışarıdan kendisine yöneltiliyormuş gibi algılanmasıdır.

Yansıtma mekanizmasında kişi, kendi içinde yadsıdığı bir dürtüyü (ki bu toplumca onaylanmayan bir dürtüdür) başkalarında görür ya da başkalarının bu dürtüyü kendisinde gördüğünü sanır. İçinde öfke ve kin duyguları olan bir kişi, “bana kızıyorlar benden nefret ediyorlar” diye düşünebilir. Burada hem yadsıma (bende kızma yok), hem de yansıtma (onlarda var) düzeneği işlemektedir.

Başkalarına düşmanlık duyguları besleyen biri bu duygulann kendisinde yarattığı suçluluk duygusundan kurtulmak için karşısındaki kişileri kendisine kötülük yapmakla suçlamasıdır

  1. ÖDÜNLEME (Compensation)

Kişinin herhangi bir eksikliğini, yetersrzliğîni bir başka alanda başarı sağlayarak kapatması çabasıdır. Örneğin yakışıklı olmayan birinin işinde başarılı olarak yükselmesi ve böylece beğeni toplaması. Okulda başarısız olan bir çocuğun ştmanklık yaparak ilgi çekmeye çalışması.

Geçirdiği çocuk felci yüzünden sakat kalan bir kişinin yoğun çalışmaları sonucu olimpiyat yüzme şampiyonu olarak hareket yetersizliğini ödünlemiştir.

  1. YÜCELTME (Sublimation)

Yüceltme mekanizmasında, toplumca onaylanmayan
ilkel nitelikteki dürtü, eğilim ve istekler doğal
amaçlarından çevrilerek, toplumca beğenilen
etkinliklere                                                   dönüştürülürler.

Çocuklukta en yalın biçimiyle gözlemlenebilen yıkıcı eğilimler yetişkinlik döneminde toplum tarafından onaylanmayacağından böyle bir insan örneğin iyi bir patlayıcı madde ya da silah uzmanı olarak bu eğilimini yüceltebilir. Saldırgan olan birinin Boks sporuna başlaması.

  1. ÖZDEŞİM (İdentification)

Kişinin kendisine örnek aldığı bir başkasının özelliklerirıi kendi kişiliğine katması, onun gibi duyması, düşünmesi ve davranması yoluyla ulaşmak istediği amaca ulaştığını sanmasıdır.

19

Özdeşim kurulan kişinin birçok özelliğini taklit eder, sonra benimsemeye başlar. Başarısız bir öğrencinin başarılı olan bir öğrencinin tüm davranışlarını taklit etmesi. Hayatta başarısız olan birinin tuttuğu takımın başarısına aşırı sevinç tepkisi vermesi.

  1. YER DEĞİŞTİRME (Displacement)

Bir dürtünün ya da duygunun asıl nesnesinden başka bir nesneye yöneltilmesidir. Çatışmaya ve bunaltıya neden olabilecek ve benlikçe kabul edilmeyen bir dürtü asıl yöneleceği nesne yerine başka bir nesneye yönelerek çatışma ve bunaltı bir derece azaltılabilir ya da önlenebilir Davranışı yönlendiren dürtü ya da neden aynı kaldığı halde hedef değişebilir. Yer değiştirmedeki güdü çoğunlukla kişinin açıkça gösteremediği saldırganlıktır. (Patrona kızıp acısını evdekilerden çıkarma).Yeni doğan kardeşinin ailede tüm ilgiyi topladığını gözleyen çocuk, duyduğu kıskançlık ve husumeti, cezalandırılacağı korkusuyla doğrudan kardeşine değil, kendi oyuncaklarına yönelterek onları kırıp tahrip edebilir.

  1. KARŞIT TEPKİ KURMA (Reaction-Formation)

Kişi, kendi içindeki bilinçdışı dürtü ve eğilimlerin tam karşıtı tepkiler vererek de benliğini savunabilir. Örneğin, içindeki kin, nefret ve kabalık eğifimlörine karşı kişi, aşırı derecede kibar ve nazik; pislik ve kirlîlik eğilimlerine karşı anormal derecede titiz ve temiziik düşkünü olabilir. Benlikçe kabul edilmeyen birçok dürtü ve gereksinimler aşırı baskıcı, bağnaz, ahlakçı bir tutumla bastırılmaya çalışılabilir. Kardeşini kıskanan çocuğun aşırı derecede iyi bir abla ya da ağabey olmaya çalışması.

  1. GERİLEME (Regression)

Temel ihityaçların ve isteklerin karşılanmaması sonucu meydana gelen doyumsuzluk veya kaygı hallerinde bireyin bulunduğu durumdan daha ilkel bir olgunluk düzeyinde davranmasıdır. 4 yaşındaki bir çocuğun korkunca altını ıslatması, Bir yetişkinin kaygılandığında kekelemesi, kızarması, Bir gencin 10 yaşındaki bir çocuk gibi bağırıp çağırması ya da ağlaması

  1. 11. HAYAL KURMA YOLUYLA AVUNMA

İç ve dış nedenlerle ihtiyaçların ve güdülerin karşılanamadığı durumlarda hayal kurma yoluyla doyum sağlama yoluna gidilmesidir. Rüyalar ya da hayal aleminde ihtiyaçlar giderilmeye çalışır. Fakir zengin olur, çirkin güzel olur. Aşırı hayal kurma bireyin gerçek kimliğini kaybetmesine neden olabilir.

20

Gelişim Psikolojisİ

PİSKO-SOSYAL GELİŞİM KURAMI (Erikson)

Erik H.Erikson (1902-1994) bir Alman psikanalist Erikson bu şekilde insan ego gelişimini sekiz evreye aytrarak incelemiştir.

Bu dönemlerin her birinde az ya da çok içsel kriz

yaşanmaktadır.

Eğer kriz  başarılı   bir  şekilde  atlatılmışsa  kişi  güç

kazanarak,   bir   sonraki   basamağa   rahatça   geçer.

Erikson’un    basamakları,    zamanla    sınırlı    olmayıp

gelişim süreklidir.

Kişilerde bazı sorunlar bir dönemden, başka bir döneme taşınabildiği gibi ağır stres altında da o sorunlar yeniden açığa çıkabilmektedir. Bazen de yoğun stres ile kişilerde daha önceki basamaklara geri dönüş gözlenebilir.

  1. Evre: Temel Güven/Güvensizlik (0-1 Yaş)

Bu dönem Freud’un oral dönem olarak adlandırdığı evredir. Doğumdan ilk 1,5 yaş dönemine dek sürer. Bu dönemdeki bebeklerde beslenme, temizlik, duygusal yakınlık ve fiziksel temas gibi temel gereksinimleri karşıianırken kendilerine ve diğer insanlara güvenmeyi öğrenir veya güvensizlik duygusu oluşur. Bu dönemde çocuk her şeyi kendi ağzı ile yaşar. Çocuk her şeyi ağzına götürerek öğrenir. İstenen ve verilen ne varsa o anda alınır. Ağız bu dönemde vücudun en duyarlı bölgesidir. Asal işlev anne memesini arayıp, bulmak, emmek ve gıda almaktır. Ana-babanın bebeğe güven verici bir şekilde besleyici yaklaşımı , çocukta ileri dönemde dış dünyaya karşı olumlu beklentiler içinde oluşun temelini atar.

  1. aydan itibaren dişlerin çıkışı ile birlikte ısırma dürtüsü gelişir. Daha önceki pasif dönem, aktif hale dönüşür. Isırma ile zevk almaya başlar. Bebek anne memesini ısırınca, memenin ağzından çekildiğini fark eder. Bu durumda ısırma isteğini frenlemeyi öğrenirken, çevresini de etkileyebildiğini görür. Bu sayede çevresindekilerden ayrı bir varlık olduğunu öğrenmeye başlar. Bir bebeğin çevresi ile iyi bir ilişkisinin, uyumunun varlığı istekli ve rahat bir şekilde beslenmesi, uykunun düzenliliği, rahat idrar çıkarma ve dışkılaması ile belirlidir.

Çocuğun bu dönemdeki ilk sosyal başarısı anne-baba gözü önünde olmadığında, ağlayıp, korku duymadan, kaygı ya da öfke göstermeden bu duruma dayanabilmesidir. Çocuğun çevresi ve iç dünyası her iki durumda da sabit ve düzenli olup, dış ve iç dünyası birbiri ile uyumlu ve sorunsuzdur.

Çocukta ilk benlik duygularının temeli bu dönemde atılır.  Bu donemin ilerlemesi ile çocukta emekleme,

ayakta durup, yürüyebilme, dışkılama gibi aşamaları gerçekleştirme için özgüven duygusu gelişmeye başlar.

Bu dönemde umut, güven iyimserlik kazanılması gereken temel özelliklerdendir.

Bu dönemin uygun bir şekilde yaşanamaması, ebeveynlerin yokluğu ya da yanlış tutumları nedeniyle sağlıklı bir şekilde geçilememesi halinde ileri dönemde kişilerde kötümserlik, paranoid ya da sanrısal bozukluklar, ümitsizlik şeklinde tavırlar, içekapanıklık (şizoid kişilik), alkol-madde bağımlılıkları gelişebilir.

  1. Evre: Özerklik/Utanç ve Kuşku (1-3 Yaş)

Freud’un anal dönem olarak adlandırdığı dönemdir. Bu dönem 1-3 yaş arasını kapsamaktadır. Beslenme, tuvalete gitme, yürüme, çevreyi keşfetme ve konuşma gibi çeşitli faaliyetleri sırasında yeterlilik duygusu geliştirir veya yetenekleri hakkında kuşku duyar. Bu dönemde çocuk konuşmaya başlar, tuvaletini yapmayı öğrenir. Çocuğun kendine özgü davranışlarının farkında olduğu dönemdir. Bu dönemde yardımı reddederek tek başına etkinlikte bulunmayı isteme davranışı çok belirgindir. Anneye bağımlılık azalır, tuvalet kontrolü oluşur. Aile eğer çocuğa karşı aşırı koruyucu olmadan, yeterli özgürlük ve desteği verirse, çocukta özgüven duygusu gelişerek, çevresindekileri ve dış dünyayı kontrol edebileceği hissi gelişir. Bu olmaz, çocuk cezalandırılıp, aşırı koruyucu olunursa öfke, şüphe ve utangaçlık kendini göstermeye başlar.

Aile tarafından çok erken dönemde ya da aşırı bir baskı ile dışkı eğitimi ya da başka eğitimler uygulanacak olursa, çocuğun iç kontrolünü sağlaması yolundaki gelişimi olumsuz etkilenerek, gerileme ya da yanlış gelişimlere yol açılabilir.

Aynı şekilde aile tarafından uygulanabilen aşırı koruyucu tutumlar da çocuğun özdenetimini ya da yargılama yeteneğini zayıf bırakacağından özgür iradesinin gelişimini sekteye uğratacaktır. Bu durumda kişide ileri dönemde utanç ve şüphe gibi tutumlar baskın hale gelebilecektir.

Çocuğun etrafındakiler bu dönemde onu kendi işlerini yapıp, yere sağlam basma, yardımsız kendi ayakları üzerinde durma konusunda cesaretlendirmelidir. Bu dönemde çocuğun özgür iradesini kullanarak, seçimler yapıp, deneme -yanılma yolu ile öğrenimi engellenirse, kendi bedeni üzerinde bunları yapmaya çalışacaktır. Bu da dediğim dedik ve her şeyin detaylarına inen bir davranış yapısı oluşabilecektir.

Çocuklukta gelişen, kendisinin denetimindeki bu özerklik  duygusu,   ileri  dönemlerde  adaletli  yaşamı,

Gelişim Psikolojisİ

21

yasalara saygıyı, kurumlara güvenin oluşmasına zemin

hazırlayacaktır.

Kısaca   kazanılması   gereken   özellik   kendi   kendini

kontrol etme yeterliğidir.

  1. Evre: Girişkenlik/Suçluluk (3-7 Yaş)

Freud’un fallik-oedipal dönem olarak adlandırdığı dönemdir. 3 yaş ile 7 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Bu dönemdeki çocuklar yetişkinlere özgü bazı faaliyetleri yapabilmeyi isterler. Ancak, ebeveynler tarafından konulan aşırı sınırlamalar çocuğun girişkenliğini engeller ve suçluluk hissetmesine neden olur. Çocuğun iskelet-kas sistemi üzerine hakimiyetinin artışı ve dil becerilerinin gelişimi ile dış dünyanın keşfı ve orada rol almak şeklinde üstünlük-büyüklük düşünceleri başlar. Çocukta aşırı bir merak, cinsel organlarla ilgili yoğun düşünceler, başkaları ile rekabet ve çevredekilere fiziksel olarak zarar verme görülür. Çocuğun cinselliğe olan giderek artan merakı grup içi cinsel oyuntara, kendi ya da yaşıtlarımn cinsel organlarına dokunma davranışlarına yol açar. Eğer aile bu davramşları aşırı bir şekilde bastırıp, korkutarak öntemeye çalışırsa, ileri dönemde cinsel alanda sorunlu ve baskılanmış bireyler oluşur.

Yaşıtlan ile oynayarak, onlarla nasıf ilişki kurabileceğini öğrenir. Eğer bu dönemde saldırgan dürtülerine hakim olabilmesi, uygun bir şekilde sağlamrsa çocukta inisiyatif kullanabilme yetisi ve tutku sahibi olma özelliği gelişir. Çok güçlü bir süper ego gelişimine neden olarak, ileride ya hep ya hiç tarzında düşünme, çevresindekileri kendi ahlak kalıpları içine girmeye zorlama şekfinde davranışlara yol açabilir. Bu dönem başarılı bir şekilde aşılırsa sorumluluk, kişisel disiplin özellikleri gelişir.

Bu dönemde yasaklanmış dürtülerin baskılanması ile kişide suç ve kaygı duyguları oluşur. Bu gelişen taslak ileride ahlak kavramını oluşturacaktır.Bu dönemde çocuk,

  • oedipus (erkek çocuğun anneye yönelmesi)
  • elektra (kız çocuğun babaya yönelmesi)

kompleksleri denen karşıt cins ebeveyne yakınlaşıp, kendi cinsinden olan ebeveyni rakip gibi görme şeklindeki gelişimsel düşüncelerden kurtulup, kendi insiyatifini ortaya koyarak, kendinde geüşen ahlak kuralları ve yaşam prensipleri çerçevesinde daha az çatışmalar ve suçluluk duyguları hissederek yaşamayı öğrenir.

Bu dönem başarılı bir şekilde yaşanamaz ise, suç ve girişim arasındaki çatışma ileri dönemde yaygın anksiyete bozukluğu, konversiyon bozukluğu da denen somatoform dissosiyasyonlara, fobik bozukluklara ve psikosomatik bozukluklara yol açabilecektir.

Bu dönemde cinsel organların uyarılabilmesi görülmektedir. Bu değişim ile birlikte, uyarılma sonucu ayıplanma, cezalandırılma korkusu başlamakta, cezalandırılma sonucunda çocuğun kendi cinsel organının kesileceği ya da tahrip edileceği şeklinde korkuları başlayabilmektedir.

Vücut daha bir gelişmekte, buna düşünsel gelişim de eklenmektedir. Gelişen çocuk kendi işlevlerinde daha etkin olup, inisiyatif kullanmaya başlar. Karşılaştığı başarısızlıkları tolere edebilmeye, olmazsa kendine başka hedefler belirlemeye çalışır. Sorumluluklar üstlenmeye, ufak planlar yapmaya başlar. Bir önceki donemde varolan özerklik, artık daha bir amaca yönelik, daha mantıklı ve uyumludur.

Bu dönemde sergilenen düşünsel ve vücutsal çaba sonucu sağlananlar ve elde edilen hazzın çevrece yoğun eleştirisi, suçluluk duygularına yol açmaktadır. Annenin bir numarası olma amacı ve bu uğurda sergilenen tavırlar, kıskançlık, suçluluk duyguları ve kaygıya neden olabilir. İleri dönemde, çocuğun kendi içinde ana-babanın kendine koyduğu yasaklar ve uygulanan eleştirileri mumla aratan bir denetleme kurumu – baskın bir süper ego gelişebilir. Bu dönem uygun bir şekilde yaşanırsa, çocuk sınırlarını bilerek, çevresiyle uyumlu bir şekilde görevler üstlenir, eşya ve amaca uygun nesneleri kullanarak, mutluluk ve başarı duygusunu daha çok tadar.

Bu dönemde amaçlı olma, etkinliğini başlatabilme yeteneğini geliştirmelidir.

  1. Evre Başarılı olma/Aşağılık duygusu (Okut Dönemi)

Freud’un latent dönem olarak adlandırdığı dönemdir. 7 yaş ile 11 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Okul çağı dönemidir. Yeni beceriler kazanarak, yeterli ve üretken olmayı öğrenirler. Başarısızlık durumunda ise aşağılık duygusuna kapılır ve hiçbir şey yapmazlar. Bu dönemde çocuk cinsel açıdan bir durgunluk dönemine girerken, yaşıtları ile ilişkileri artarak, yeni şeyler öğrenme ve bir şeyler üretmenin hazzını yaşamaya başlar. Kendini örnek aldığı kişilerle özdeşleştirerek, çeşitli alanlarda roller üstlendiği şeklinde düşlemler kurar. Eğer çocuk bu dönem öncesini ve bu dönemi başarılı bir şekilde geçememiş ise aşağılık ve yetersizlik duyguları geliştirir.

Bir şeyier yaparak, başladığı işi bitirmenin keyfine varmaya başlar. Bir işi planlama, işbirliği yapma, öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. Kendinden yaşça büyük ya da daha deneyimlileri izleyerek araç-gereç kullanmayı öğrenir, el ve vücut becerisi geliştirir. Çocukta alet kullanma üretme çabası gözlenir.

22

Gelişim Psikolojisİ

Bu yaş grubunda çocuğun anlayışlı, sabırlı, ilgili ana baba, öğretmen, patron, iş ve okul arkadaşları ile karşılaşamaması ya da onlar arasında zayıf-uygunsuz bir noktada bulunmaları halinde, yetersizlik ya da aşağılık duyguları gelişir.

Çocuğa ayrım uygulanması, aşağılanması ya da aşırı koruyucu tavırlarda bulunulması, çocuğun kendisiyle aynı cinsiyetteki ebeveyn ile kendini uygunsuz bir şekilde karşılaştırması gibi durumlarda aşağılık ve yetersizlik hissi gelişebilir. Kendisine göre üst konumdaki kişileri örnek alamayıp, yanlış kişileri örnek alabilirler. Oku! ya da mesleğe hazırlık dönemi ilk olarak ailede başlar.

Eğer büyüyen çocuk hayatını, hedeflerini, düşlemlerini sadece iş üzerine yoğunlaştıracak olursa, kendi duygusal    ya    da    ruhsal    gelişimini    kısıtlayabilir.

Bu dönemde diğer kişilerle birlikte ortak bir şeyler yapma, başkalarının varlığında ya da denetiminde görev alma başladığından işbölümü, diğerlerinden farklı olarak sahip olduğu özelliklerin verdiği haz duyguları yaşanmaya başlar.

Bu dönemde zihinsel, sosyal ve fıziksel becerilerde yeterlilik duygusunu kazanmalıdır.

  1. Evre Kimlik Kazanma/Rol Kargaşası (11-18 yaş ergenlik)

Bu dönemde ergenler “ben kimim?” sorusuna cevap arayarak cinsel, politik ve mesleki kimliklerini oluşturmaya çalışır. Buna karşın olumsuzluk durumunda hangi rolleri gerçekleştirecekleri konusunda karmaşa yaşarlar. Özdeşim dönemidir. Bir kimlik geliştirme bu evrenin asıl amacıdır. Sağlıklı bir kimlik hisşinin temelinde, daha önceki evrelerin başarılı bir şekilde yaşanması yatmaktadır. Uygun kişilerin örnek alınması bu süreci kolaylaştırmaktadır. Bu evrede ahlaki değerlerde değişim gözlenebilmekte, ancak sonrasında her alanda olduğu gibi burada da taşlar yerine oturmaktadır.

Daha önceki inanç, düşünce ve alışkanlıklar sorgulanmaya başlar. Vücutsal büyüme ve cinsel gelişim gözlenir. Çevrelerince nasıl görülüp, değerlendirildikleri ve hangi mesleğe daha uygun oldukları      şeklinde      düşünceleri      bulunmaktadır.

Daha önce yaşanılan evden ve ebeveynlerinden ayrılıp, kendi ayakları üzerinde durarak hayatını yaşamak bu dönemdeki önemli bir hedeftir. Aileden ayrılamamak ve uzamış bağımlılık davranışları oluşabilir. Bu dönemde kişide rol kargaşası oluşması önemli bir sorundur. Kişide cinsel, sosya!, mesleki vb. alanlarda kendini bir yere ait hissedememe, çevreden uzaklaşıp tek başına yaşama ya da uygun olmayan

seçimleri yeğleme sonucunda psikotik türde ya da suça yönelik davranışlara neden olmaktadır.

Birey kendisini yetersiz hissedebilir. Kendilerini güçlü görebilmek için bir takım özellikleri ön plana çıkararak, önemli kişilere benzemeye, onların tarzlarını edinmeye başlarlar. Bu evrede cinsel kimlik sorunları başlayabilmektedir. Kişiler kimlik krizlerini aşabilmek için, ortak kimlik sunan bir takım çeşitli alt grup ya da çetelere girebilmekte ya da yerel kahramanları örnek alabilmektedirler.

İlk gençlik aşkları yaşanmaya başlar. Ancak bu aşklar daha masum ve kendini arayışın bir uzantısı olarak kısa sürelidir. Karşı cinsle arkadaşlıkta sevgi ağır basar. Henüz yeterli olgunluğa kavuşmamış olan kişilik yapısı, ilişkilerinde de iniş-çıkışlar, ayrılıklar ile kendini gösterir.

Bu dönemde kendinden farklı yapıda, düşüncede, alışkanlıklarda olanları kabul etmeme, dışlama hatta onlara karşı saldırı içine girebilmektedirler. Benzer düşünce yapısmdakilerle bir araya gelerek kuvvetli görünmeye ve ortak bir kimlik oluşturmaya çalışabilirler. Bu gruplarda suç işleme, alkol-madde kullanımı gibi davranışlar belirebilir.

Birey yaşıtları ya da çevresindekilerce onaylanma, saygı duyulma gereksinimini bu şekilde sağlayabilmektedir.

Bu dönemde birey kendinin en iyisini (olumlu ya da olumsuz anlamda) araştırıp bularak gelecekteki erişkinliğin dünyasına adım atmak için yer bulmaya çalışır. Bu aşama ana-babalık ya da eş olmak yolunda kendisini ruhsal ve sosyal olarak hazırlamada önemli bir basamaktır.

Olumlu kimlik geliştirme belirtileri:

  • Kendimle mutluyum
  • Karşı cinsle iyi anlaşırım
  • Ailem beni sever
  • Bana bir şey olmaz kendime bakabilirim
    Olumsuz kimlik geliştirme belirtileri:
  • Kimse benden hoşlanmıyor

Gencin kimük geliştirmesine neden olan etmenler:

  • Düşünce sistemindeki değişiklikler
  • Cinsel rolierdeki yenilik ve değişiklikler
  • Meslek seçimi
  • Ana baba tutumları
  • Otoriteyle olan ilişkiler (öğretmen vb.)
  1. Evre: Yakınlık/Yalnızlık (18-21 yaş genç yetişkinlik)

Bu dönemdeki genç yetişkinler sevgi dostluğu paylaşabilecekleri   birilerini   aralar  (eş   seçimi)   bunu

Gelişim Psikolojisİ

23

başaramadıklarında düş kırıklığına uğrama korkusuyla insanlardan uzaklaşırlar. Eğer kimlik krizi çözülmüşse cinsel yaşantı, arkadaşlık ilişkileri ve tüm sosyal iletişimler kişi için korkutucu olmaktan uzaktır. Bu aşamaya gelene dek elde edilen kimlik başkalarının kimlikleriyle daha çok bir araya gelmeye, kaynaşmaya başlar. Dost ve eş ilişkileri ile bazen taviz vererek, bazen karşılıklı özveri alışverişleri ile ilişkilerini sürdürebilme alışkanlığı kazanılır.

Bu devredeki temel hedef bir başkası ile yakın iletişim kurulmasıdır. Başarılı ve düzenli bir evlilik ya da aile ilişki yapısı yakınlık kurma kapasitesine bağlıdır.Birlikteliğin kurulup, sürdürülebilmesi, bu aşamada bazı kişilerin sahip olup, kendini diğerlerinden ayrı kılan özellik ve yeteneklerin, kişilik yapısının kısaca benliğin kaybı korkusuna yol açtığından bunlardan kaçınma gözlenebilir. Bu da yalnız kalma duygusu ve kendi çevresine yüksek duvarlar örerek, korku, kuşku, risk alamama, birisini sevememe ve kendi kendinin kurdu olmasına yol açar.

Yakın ilişki kurmamak, çevresindekileri kendisi için zararlı ya da tehdit edici görerek kendinden uzak tutmaya, bu amaçla kendi güvenlik çemberini çok dar tutarak, insanları bu alana sokmamak, kendinden öyle ya da böyle uzaklaştırarak, gerekirse bu amaçla onlarla mücadele etme davranışlarına yol açmaktadır. Bu durumda, bu aşamada çok kesin olarak bilinen-tanıdık ile bilinmeyen-yabancı arasına bir hat çekilip, kısır bir ortam içine sürüklenilebilir. Benzerleriyle bile savaşmaya dayanan ilişkiler yaşanabilir.

  1. Evre: Üretkenlik / Durgunluk (yetişkinlik)

Orta yaş dönemini kapsamaktadır. Kişi üretkenlik ile duraklama arasında seçimini yapma aşamasındadır. Bu dönemde birey anlamlı ve üretken iş yaşamı ve çeşitli faaliyetleri dışında gelecek kuşaklara katkıda bulunmakta veya durgunlaşıp içine kapanmaktadır. Bu dönemde üretkenlik, daha küçükleri, hayata yeni başlayanları olumlu amaca yöneltmek ve yükselen nesli oluşturmak, muasır medeniyet düzeyine yöneltmektir. Aynı zamanda ev dışında olup, monotoniuğu kıran aktivitelerle uğraşmak anlamındadır. Bu döneme dek kişi ruhsal, sosyal ve cinsel gelişimini uygun hız ve rotada tamamlamamışsa, gerçek ve içten olmayan bir yakınlaşmaya gereksinim duyarlar.

Geçmişteki şaşaalı sahte yükselme dönemi bitmiş ve çöküş öncesi duraklama dönemi başlamıştır. Aslında bu dönem çok öncelerden sinyallerini vermiştir. Çocukluk döneminde yaşanan olumsuzluklar, bunların etkisini gidermeye çalışan kendini aşırı değerli, üstün, kaf dağında görme türü gibi sahte rahatlatıcı düşünce ve hareket yapıları ve sonunda her şeye karşı inancın tükenmeye başladığı, hayata olumsuz bakışlar gibi…

İletişim kurmak bu gibi durumda sadece obsesif bir yakınlık anlamındadır, gerçek bir dostluk değildir. Bu kişiler evlenip, çocuk sahibi olabilmelerine karşın gene de herkese uzaktırlar. Sanki kendileri çocuktur ve kendileri ile ilişki halindedirler. Bu dönemde alkol ve bağımlılık yapıcı madde kullanımına rastlanmaktadır.

  1. Evre Benlik Bütünlüğü/Umutsuzluk (Yaşlılık)

65 yaş üzeri yaşlılık dönemini kapsamaktadır. Birey, yaşamını anlamlı hale getirmeye çalışmakta veya amacına ulaşamadığı için umutsuzluğa kapılmaktadır. Bu dönemde kişi bütünlük (hayat dolu dolu ve üretken bir şekilde yaşanmıştır, yaşanan hayattan tatmin olunmuştur) ya da umutsuzluk (hayatın anlamı yoktur ve boş geçmiştir hissi vardır) arasında bir çatışma yaşar. Bütünlüğü yaşayan kişi bilgedir. Hayattaki yeri ve rolünü kabul etmiştir, kendisi ile barışıktır. Kendi yolunu kendisi çizmiştir ve sonuçlarından kendisi sorumludur. Kişi artık geri dönemeyecek ya da geçmişi değiştiremeyecek bir aşamadadır.

Bu döneme dek olan basamakları uygun bir şekilde, çok zedelenmeden ve büyük hatalar yapıp çevresini yıkmadan çıkmışsa bir rahatlık ve olgunluk içindedir. Etrafına güven duygusu ve olumlu diğer duyguları yansıtır. Hayatını eksi ve artıları ile kabul etmiştir, pişmanlık duyguları taşımaz. Hayata keşke tekrar başlayıp, olanları düzeltsem ya da farklı yaşasam şeklinde yaklaşmaz. Geçmişini “Yapabileceklerimin en doğru ve iyisini yaptım” şeklinde değerlendirerek, huzur içindedir.

Bu hissin yaşanmadığı ve önceki basamakların sorunlu olup, hakkıyla geçilemediği durumlarda derin bir pişmanlık, değersizlik ve depresif düşünce yumağı ile karşılaşılır. Ölüm korkusu belirgindir. Artık geçmişe tekrar dönmek, olanları düzeltmek olanaksızdır ve ne yazık ki ekilenler biçilmektedir.

Bu içe kapanma, yakınlarını etrafında tutmak için değişik çabalar içine girilmesi, gençlere karşı olumsuz, eleştirel bakış açısına neden olabilir. Ümitsizlik, nefret ve ölüm korkusu içindedir. Hastalık hastalığı, depresyon, psikosomatik hastalıklara rastlanmaktadır. Toplumda sağlıklı bireylerin yetişmesi, sağlıkiı ve bilge düzeyine erişmiş, yukarıda belirtilen sekizinci evrede beklentilerini gerçekleştirmiş olgun kişilerin varlığı ve bunlarm kendileri gibi araştırmacı, çalışkan, sabırlı, dürüst ve mutlu olmasını bilen kişüeri yetiştirmesi ile mümkündür. Bilinen bir deyimle ‘kılavuzumuzun karga olmamasr gerekir.

Ana-baba ya da diğer büyükler ölümden korkmayacak
bir olgunluğa ulaşabilmişler ise çocuklar da aile
okulunda öğrendikleri ile yaşamın sorunları ve
sorumluluklarından               korkmayacak,               onları

göğüsleyebilecek     özgüven     ve     beceriye     sahip

24

Gelişim Psikolojisl

olacaklardır. Aile içi eğitim, aile içi demokrasi ve ahlak anlayışı toplumun yükselip, kaliteli hale gelmesinde asıl öneme sahiptir.

  1. Bir öğretmen, sınıf arkadaşları kadar hızlı okumayan öğrencisine, “Senin de yakında çok hızlı okuyabileceğini biliyorum. Matematik işlemlerinde çok başarılısın. Bunu da yapabilirsin” demiştir.

Erikson’un “Psikososyal Gelişim Kuramı”na göre, öğretmen bu sözleriyle hangi gelişimsel soruna (kriz) çözüm bulmaya çalışmaktadır? (2001 KPSS-8)

  1. Başarıya karşı aşağılık duygusu
  2. Kimliğe karşı rol karmaşası
  3. Özerkliğe karşı utanç ve kuşku
  4. Girişkenliğe karşı suçtuluk
  5. E) Üretkenliğe karşı durgunluk
  1. 21 Yaşındaki Meltem kimsenin samimiyetine inanmadığı için karşı cinsle yakın ilişki kurmakta zorlanmaktadır.

Erikson’a göre Meltem’in bu sorunu aşağıdaki gelişim dönemlerinden hangisindeki bir aksamadan kaynaklanabilir? (2004 KPSS-8)

  1. Özerklik kuşku ve utanç
  2. Güven güvensizlik
  3. Girişimcilik suçluluk
  4. Yakınlık uzaklık
  5. E) Kimlik kazanma – bocalama
  1. Erikson’un gelişim kuramına göre, ergenlik döneminde sürekli yüksek beklentilerle karşılaşan gencin üzerinde, bu beklentinin nasıl biretki yapması beklenir? (2002 KPSS-70)
  2. Zihinsel süreçlerinin çok hızlı gelişmesi
  3. Cinsel kimlik arayışında karmaşa yaşaması
  4. Olumsuz bir kimlik belirlenmesi
  5. Temel güven duygusu gelişiminin engellenmesi
  6. E) Toplumsal rolleri konusunda karmaşa yaşaması

42.

Aşağıdakilerden hangisi Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, ilköğretim öğrencilerinin çalışkanlık ya da beceriklilik duygularını geliştirmek için izlenebilecek yollarla ilgili olarak yanlış bir açıklamadır? (2003 KPSS-88)

  1. Öğrencilere çok   iyi   örnekler   göstermek   ve
    onların ve onların davranışlarını bu örneklerle
    kıyaslamak
  2. Öğrencilere eksikliklerini giderecekleri ortamlar
    hazırlamak
  1. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre, kişilik gelişimi aşağıdakilerden hangilerine bağlı olarak ortaya çıkar? (2002 KPSS-78)
  2. Biyolojik temeller- sosyal çevre
  3. Kişiler arası ilişkiler- fiziksel çevre
  4. Kişisel deneyimler- fiziksel çevre
  5. Ahlak gelişimi – psiko-seksüel temeller
  6. E) Psiko-seksüel temeller – biyolojik temeller
düzeylerine      uygun
  1. C) Öğrencilere gelişim sorumluluklar vermek
  2. D) Öğrencileri alacakları görevleri başarmaları için
    cesaretlendirmek
  3. E) Öğrencilerin performanslarının olumlu yönlerini
    değerlendirmek
  1. Melis’in babası doktor, annesi gıda mühendisidir. Melis küçüklüğünden beri voleybol oyuncusu olmak istemektedir. Anne ve babası, Melis’in bu kararını onaylamaz, doktor ya da gıda mühendisi olması için zorlar.

Bu durum karşısında Melis ne olmak istediği konusunda kararsızlığa düşer. Erikson’a göre Melis’in bu durumu aşağıdaki kavramlarm hangisine örnektir? (2004 KPSS-7)

  1. Kimlik kazanma
  2. Olumsuz kimlik
  3. Kimlik karmaşası
  4. Kimlik araştırması
  5. E) Kimliğin değişmesi

43.

Anasınıfı öğrencisi bir çocuk annesi ve babası tarafından okula bırakıldığında, onları öpüp sarılarak onlardan ayrılmakta ve sınıfına giderek arkadaşları ve öğretmeni ile uyum içinde davranışlar sergilemektedir.

Böyle bir çocuk ne tür bir bağlanma davranışı sergilemektedir. ? (2003 KPSS-89)

  1. Kuşkulu
  2. Kaçınan
  3. Kaygılı
  4. Güvenli
  5. E) Saplantıiı

Gelişim Psikolojisİ

25

Atatürk’ün “Öğretmenler Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır”    ifadesi,    Erikson’un   bireyin   yaşam

44.

görevi      ile

sürecindeki      hangi      gelişimsel örtüşmektedir? (2004 KPSS-113 )

  1. Yakınlığa karşı yalıtılmışlık
  2. Üretkenliğe karşı durgunluk
  3. Özerkliğe karşı kuşku ve utanç
  4. Temel güvene karşı güvensiztik
  5. E) Kimlik edinmeye karşı kimlik krizi

ZEKA

Zekanın ne olduğu uzun zamandan beri psikologların üzerinde çahştıkları bir konudur. Günümüze kadar üzerinde uzlaşılabilmiş zeka tanımı henüz yapılmamıştır.

Zeka ile ilgili çalışmalar 1920li yıllara uzanmaktadır. Spearman zeka ile ilgili çalışmaları başlatmıştır. Spearman zekanın bir “g” faktörü adını verdiği bir genel faktör ve ve bazı alt yeteneklerden oluştuğunu belirtmiştir.

Zekanın ölçülmesi ile ilgili çalışmalar günümüzde halen devam etmektedir. Zeka testleri tek faktörlü ve çok faktörlü olmak üzere genelde iki gruba ayrılırlar. Çok faktörlü zeka testleri daha çok kabul görmüştür. Çok faktörlü zeka testleri, zekanın birçok alt faktörden oluştuğunu ve bunların hepsinin ölçülmesi gerektiğini öne sürerler. Çok faktörlü zeka testlerinden ülkemizde de en çok kullanılanlara Stanfort-Binet ve VVechsler zeka testleri örnek verilebilir.

Zeka konusunda bireysel farklılıklar vardır. Bacanlı (2000), zeka bölümü sınırlarını ve toplumdaki yüzdelerini tablo halinde vermiştir.

Zeka iie ilgili olarak normalden ayrılanlar iki grup altında toplanabilir.

  • Zeka Engelliler
  • Üstün Zekalılar

Her iki grup da eğitim açısından yardıma muhtaç durumdadırlar. Her iki grup için de özel programlar hazırlanmalıdır.

Zeka Bölümünün Sınırları
ZB Sınırları Nüfuz °A
0-24     ~~1
25-49        >- 2
50-69    J
70-79 7
80-89 16
90-109 50
110-119 16
120-129 7
130+ 2

ÇOKLU ZEKA KURAMI

Gardner tarafından ortaya konmuştur. İnsanın tek bir zeka türüne değil bir çok farklı zeka türüne sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu kuramın temelinde biyolojik ve kültürel etkenler olduğu savunulur. Çoklu zeka kuramına göre insanda sekiz ayrı zeka türü vardır. Çoklu zeka kuramının amacı eğitimde bireylerin neler yapabileceğinin düşünülmesidir. Çoklu zeka kuramının dayandığı temeller;

  • Her insan çeşitli zeka alanlarının tümüne
  • Her insan çeşitli zeka alanlarından her birini
    yeterli bir düzeyde geliştirebilir.
  • Çeşitli zeka alanları genellikle bir arada
    karmaşık bir yapıda çalışırlar
  • Bir kişinin her alanda zeki olabilmesinin bir
    çok yolu bulunmaktadır.

Gardner’a göre bilmemizi ve öğrenmemizi sağlayan bu zeka alanları şunlardır.

SÖZEL-DİLSEL ZEKA: Kelimelerle düşünme ve ifade etme, dildeki kompleks anlamları değerlendirme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme, şiir okuma, mizah, hikaye anlatma, gramer bilgisi, mecazi anlatım, benzetme, soyut ve simgesel düşünme, kavram oluşturma ve yazma gibi karmaşık olayları içeren dili üretme ve etkili kullanma becerisidir.

MANTIKSAL-MATEMATİKSEL ZEKA: Sayılarla düşünme, hesaplama, sonuç çıkarma, mantıksal ilişkiler kurma, hipotezler üretme, problem çözme, eleştirel düşünme, sayılar, geometrik şekiller gibi soyut sembollerle tanışma, bilginin parçaları arasındaki ilişkiler kurma becerisidir.

GÖRSEL VE UZAMSAL ZEKA: Üç boyutlu bir nesnenin şekil ve görüntüsünü görmeden zihinde canlandırma ayrıntıları görebilme söz konusudur. Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, üç boyutiu nesneleri algılama ve muhakeme etme becerisidir.

BEDENSEL-KİNESTETİK ZEKA: Hareketlerle, jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir.

MÜZİKSEL-RİTMİK ZEKA: Sesler, notalar, ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir. Ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlılık kapasitelerini içerir.

KİŞİLER ARASI-SOSYAL ZEKA: Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama,

26

Gelişim Psikolojisİ

11.    Tan,  Ş.  (Ed. Ankara 2004

paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme becerisidir.

KİŞİSEL-İÇSEL ZEKA: İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma, kendini değerlendirebilme ve kendisiyie ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir.

DOĞACI-VAROLUŞÇU ZEKA: Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir.

GOLEMAN’IN DUYGUSAL ZEKA KURAMI

Duygusal zeka bireyin öz denetimini sağlaması, kendi kendini güdülemesi, isteklerini erteleyebilmesi, duygusal değişimleri düzenleyebilmesi, kendine karşı yönelen engellemelere direnç gösterebilmesi, sevecen bir tavırla yaklaşması, insanların en derin duygularına karşı empatik bir anlayış ve tutum içerisinde olması ve kişiler arası ilişkilerde rahat, esnek ve saydam olabilmesidir.

Goleman’ın Duygusal Zeka kuramı 5 ögeden oluşmaktadır.

  1. Özbilinç

(Kendi duygularının Farkında Olma)

Bireylerin kendilerini tanıması ile ilgilidir. Bireyler daha oluşma aşamasındaki duyguların farkına varır ve o duyguları tanımaya çalışır. Duygularını tanımladıktan sonra kendi potansiyellerinin farkına varır. Kendi kendine “ben neleri yapabilirim? Neleri yapamam?” sorularına cevap arar.

  1. Duyguları İdare Edebilme
    (Sıkıntı verici Duygularla baş etme)

Bireyler olumsuz bir olay ve olumsuz olayın sonucunda yoğun bir duygulanım yaşıyorsa kendi kendilerini sakinleştirebilmelidirler. Yani bireyler kendilerini en olmsuz bir olayda bile yatıştırmasını bilmelidirler. Aynı zamanda yoğun kaygı ve karamsarlıklardan kendilerini soyutlayabilmeliler ve olumsuz bir deneyim sonrası kendi kendilerini toparlayacak gücü kendilerinde bulabilmelidirler. Bununla birlikte bireyler her türlü alınganlıktan rahat bir şekilde kurtulabilirler.

  1. Kendini Harekete Geçirme
    (Kendini Başarıya Doğru Güdüleme
    )

İnsanların harekete geçebilmesi için bir amaç gerekmektedir. Eğer insanların gerçekleştirmek istedikleri bir amacı varsa bu amaç etrafında kolayca motive olabilirler. En önemlisi de o amaç için dikkatlerini bir noktaya toplayabilirler.

  1. Empati

(Başkalarını Duygularını Anlama)

Bireyin, karşısındaki kişinin belli bir durumda ne düşündüğünü ve ne hissettiğini anlama gücüne sahip olmasıdır. Yani birey karşısındakinin hal ve hareketlerini, his ve düşüncelerini kavrayabilmesidir.

  1. llişkileri Yürütebilme

(Temel Sosyal Becerilere Sahip Olma)

Bireyler Kişiler arası ilişkileri yürütürken ilişkilerin sağlam temeller üzerine kurabilmelidirler. Kısaca kişiler arası iletişim bir sanattır ve bu sanat daha çok başkalarının duygularını idare etme becerisidir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. Özkatp, Enver  (Ed.).   Davranış   Bilimlerine   Giriş,   C.
    Anadolu Üniversitesi Yayınları, No: 1027. Eskişehir, 1998
  2. Yeşüyaprak,    Gelişim   ve  Öğrenme   Psikolojisi.

Pegem A yayıncılık, Ankara, 2004

  1. Selçuk, Ziya. Gelişim ve Öğrenme. Nobel Yayın Dağıtım,
    Ankara, 2000
  2. Bacanlı, H. Gelişim ve Öğrenme. Nobe! Yayın Dağıtım,
    Ankara, 2002
  3. Baymur, F. Genel Psikoloji. Remzi Kitabevi, Istanbul, 1994
  4. Erden, M. Akman, Y. Eğitim Psikolojisi. Arkadaş Yayınevi,
    İstanbul, 1995

7       Senemoğlu,   N    Gelişim   Öğrenme   ve   Öğretim    Gazi Kitabevi, Ankara, 2003

  1. Hakan,     (Ed.).    Eğitim    Psikolojisi.    T.C.    Anadolu
    Üniversitesi Yayınları No: 185, Ankara, 1987
  2. Kaya, Z. (Ed.). Öğretmen Adayları için KPSS Öğreti,
    Pegem A Yayıncılık, 2004
  3. Oktaylar, H. C. (Ed). Öğretmen Adayları için KPSS. Yargı
    Yayınevi, Ankara, 2004

Eğitim Bilimleri KPSS.  Empati yayınevi,

öğrenme Psikolojisl

27

İnsan davranışlarının büyük bir çoğunluğu öğrenme yoluyla kazanılmıştır. Bu davranışlar çevre ile etkileşim sonucu gelişir. Belli bir dilin öğrenilmesi, tutum kazanmak, kişilik özellikleri kazanmak vb. hepsi öğrenme ile kazanılır.

TEMEL KAVRAMLAR

Öğrenme: Bireyde kendi yaşantıları yoluyla, davranışında meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlanmaktadır.

Öğrenmenin olabilmesi için;

  • Davranışta bir değişiklik olmalıdır
  • Davranıştaki değişiklik nispeten kalıcı izli olmalıdır
  • Davranıştaki değişiklik yaşantı ürünü olmalıdır

öğrenilmiş davranışlar nelerdir?

  • İki tekerlekli bisiklette dengeyi sağlama
  • Aşçının, yemeğin kokusundan yemeğin pişip
    pişmediğini anlaması
  • Usta sürücünün motordaki ses değişikliğini
    fark etmesi
  • Yol soran birisine yol tarifi yapmak

Yaşantı: Bireyin çevre ile etkileşimi sonucu kalan izlerdir. Yaşantılardan etkilenmenin en güzel örneğini çocuklar oluşturur.

  • Sürekli eleştirilen çocuk kınama ve ayıplamayı
    öğrenir.
  • Alay edilip aşağılanmışsa sıkılıp utanmayı öğrenir.
  • Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, mutlu
    olmayı öğrenir.

Davranış: Organizmanın hertürlü etkinliğidir. Diğer bir deyişle organizmanın dışarıdan gözlenebilen ya da kendisince hissediiebilen tepki ve hareketlerinîn tümüne denir.

Eğitim:  Bireylerde kendi yaşantıiarı  yoluyla  istendik davranışlar meydana getirme sürecidir. Eğitim-Öğrenme iüşkisi;

  • Eğitim davranışlarda istendik yönde değişiklikler
    oluşturur.
  • Her ikisinde yaşantı yoluyla değişiklikler oluşur.
  • Eğitim, öğrenmelerin     istendik     davranışların
    toplamıdır.
  • Eğitim öğrenmeyi kapsar.

Davranış çeşitleri

  1. Doğuştan gelen davranışlar: İçgüdüsel ve reflex davranışlar. Öğrenme sonucu kazanılan davranışlar değildir.

Reflex: Doğuştan getirilen, belli bir uyarıcıya karşı organizmanın belli ve basit bir davranış gösterme

eğilimidir. Reflex’in üç özelliği vardır.

  • Doğuştan getirilmesi,
  • Belli bir uyarıcının bulunması,
  • Basit bir tepki olması.

Örnek; dizimize vurulduğu zaman ayağımızı kaldırmamız, nefes alma, emme, yutma, göz kırpma, emmeye bağlı arama refleksi öğrenilmemiştir.

İçgüdü: Doğuştan getirdiğimiz diğer bir davranış grubudur. Doğuştan getirilen türe özgü davranış örüntülerine denir. İçgüdünün 4 özelliği vardır; Doğuştan gelmelidir, bir türün tüm üyelerinde olmalıdır, başka türlerde olmamalıdır, karmaşık bir davranış örüntüsü olmalıdır. Örnek; Kuşların göç etmesi, arıların ba! yapması, ipek böceğinin koza örmesi

Reflex ve içgüdü karşılaştırması:

  • Reflexler ertelenebilir, içgüdüler ertelenemez
  • Reflex basit bir davranıştır, içgüdü karmaşık bir
    davranıştır.
  • İnsanlarda içgüdü   yoktur,   içgüdüsel   davranış
    vardır. Örnek; Annelik
  1. Geçici davranışlar:   Alkol,   ilaç,   hastalık   ve
    yorgunluk  sonucu  ortaya  çıkan  davranışlardır.
    Öğrenme sonucu kazanılan davranışlar değildir.
  2. Sonradan kazanılan   davranışlar:   İstendik  ve
    istenmedik            davranışlardır.             Öğrenilmiş
    davranışlardır. Bu davranışlar tecrübe ve eğitim
    öğretim yoluyla olmak üzere iki türlü kazanılır.

İstendik Davramşlar: Formal ve informal ortamlarda kazanılan davranışlardır. Okullarda kazanılan akademik bilgilerin tamamı, evde ve çevrede kazanıian toplumsal roller vb.

İstenmedik Davranışlar: Forma! ve informal ortamlarda kazanılan davranışlardır. Bu davranışlar ailede ve sokakta kazanılabilir. Kopya çekme, hırsızlık gibi davranışlar örnek verilebilir.

28

Öğrenme Psikolojisl

Doğuştan gelen

Davranışlar -Refleksler

DAVRANIŞ

Geçici davranışlar (hastahk AJkol aşın kavpr v s^

İstendik davranışlar Eğitim sonucu gerçekleşen riavranıslart

I

Sonradan kazanılan davranışlar (Öğrenme sonucu

aprr.p.Hpsipn

İstenmedik davranışlar Kötü kültürel koşullar altında kazanılan davranışlar, Yanlış eğitim sonucu ortaya çıkan davranışlar)

  1. Bir anne iki yaşındaki oğluna ezbere 100’e kadar saymayı öğretmeye çalışmakta, fakat bunu başaramamaktadır.

Bu başarısızlığın temel nedeni aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? (2001 KPSS-13)

  1. Fiziksel yoksunluk
  2. Kullanılan öğrenme yönteminin yetersizliği
  3. Genel uyarılmışlık hali
  4. Zeka düzeyi
  5. E) öğrenmeye hazır olma düzeyi

Performans: İcra veya edim de denilmektedir. Organizmanın bizzat yaptığı şeyler olup, öğrenme, güdü, yorgunluk gibi çeşitli bileşenlerden oluşmaktadır. öğrenilmiş veya öğrenilmemiş birçok etken performansı etkilemektedir.

Öğrenme ile performans arasındaki farklar;

  • öğrenme.performansı oluşturan   unsurlardan
    sadece biridir
  • Performans doğrudan    gözlenip    ölçülebilir,
    öğrenme doğrudan doğruya ölçülemez.
  • Performans organizmanın     ne     yaptığını,
    öğrenme ise ne yapabileceğini ifade eder.

47.

  1. Narkoz ve  ilaç gibi  etkenlere  bağlı  olarak
    oluşma
  2. Kalıcı özellik taşıma

III) Yaşantılar sonucunda görülme
IV)Organlarm olgunlaşmasıyla ortaya çıkma

Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri, bir davranışın öğrenilmiş davranış olabilmesi için gerekli degildir? (2002 KPSS-79)

  1. A) I B) IV.III     C) II, III      I)       E) IV

Uyarıcı: Duyu organlarını harekete geçiren ve tepkiye yol açan herhangi bir nesne ya da enerjiye denir. Uyarıcılar içsel ya da dışsal olabilir.

Tepki: Uyarıcılann organizmayı etkilemesi sonucu organizmanın gösterdiği herhangi bir davranışa denir. Tepkiler basit ya da karmaşık, açık ya da gizli olabilir.

  1. Aşağıdakilerden hangisi, öğrenme yoluyla kazanılan bir davranışa örnek degildir? (2001 KPSS-11)
  2. Çocuğun, bisiklete bindiğinde dengesini kurması
  3. Bir kişinin evinin bulunduğu yeri tarif etmesi
  4. Oto tamircisinin motordaki sesin nedenini kısa
    sürede bulması
  5. Çocuğun, yüzüne    rüzgar   gelince    gözlerini
    kırpması
  6. E) Aşçının kokusunu     aldığı     yemeğin     pişip
    pişmediğini anlaması
  1. Aşağıdakilerden hangisi öğrenme sonucu oluşan bir davranış değildir? (2002 KPSS-80)
  2. Öğrencinin kendisine verilen sayıyı çarpanlanna
    ayırarak sonucu söylemesi
  3. Sürücünün kavşaklara    yaklaştığında    hızını
    keserek trafık ışıklarını kontrol etmesi
  4. Üç aylık bir bebeğin yüzüne dokunulduğunda
    başını o yöne doğru çevirmesi
  5. Alkol bağımlısı olan bir kimsenin, bu alışkanlığı
    terk etmesi
  6. E) Çocuğun yemeklerden       sonra       dişlerini
    fırçalaması
  7. Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin öğ-

renmesine etki eden dış etkenlerdendir? (2002 KPSS-81)

  1. Güdülenmişlik düzeyi
  2. Tutum ve alışkanlıklar
  3. Bilişsel gelişim düzeyi
  4. ilgi ve yetenek
  5. E) öğretim materyali

öğrenme Psikolojisl

29

  1. Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde öğrenilmiş davranışların bir özelliği verilmemistir? (2004KPSS-13)
  2. Yaşantı sonucunda oluşması
  3. Kalıcı izli olması
  4. Önceki davranışlardan farklı olması
  5. Süreklilik göstermesi
  6. E) Olgunlaşma ile ortaya çıkması
  7. Erşen girdiği ehliyet sınavında başarısız olmuştur. “Aslında araba kullanmayı çok iyi bilirim, ama heyecanlanınca yapamadım” demiştir.

Bu durum karşısında öğrenme psikolojisini dikkate alarak aşağıdaki sözlerden hangisini söyleyemeyiz? (2004 KPSS-14)

  1. İyi araba  kullanıp  kullanamadığınıza  ancak
    buradaki    performansınıza    bakarak    karar
  2. Biraz daha   alıştırma   yaparsanız   gelecek
    sınavda başarılı olma şansınız artar.
  3. Sınavda heyecanlanacak     bir    şey    yok,
    heyecanınızı kontrol edin.
  4. Araba kullanmayı ne kadar iyi öğrenirseniz
    heyecanlanma olasılığınız o kadar azalır.
  5. E) Araba kullanmayla ilgili yaşantılarınız arttıkça
    daha az hata yapmaya başlayacaksınız.

ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  1. Öğrenenle ile ilgili faktörler S Türe özgü hazır oluş

öğrenecek olan organizmanın istenüen davranışı göstermek için gerekli biyolojik donanıma sahip olması demektir. Organizma bu donamımdan yoksun olduğunda öğrenemez. Örneğin; İnsan uçmayı öğrenemez ancak kuşlar uçabilir.

s    Olgunlaşma

  • Organların kendilerinden beklenen görevleri yapabilecek duruma gelmesi durumudur. Diğer bir deyişle Organizmanın temelindeki potansiyel güçlerin göreve hazır bir duruma ulaşmasıdır.

Organizma türe özgü hazır oluş durumunda olsa bile olgunlaşma olmadan öğrenemez. Olgunlaşma yaş ve zeka açılarından ele alınmaktadır.

İki aylık bir bebek yürüyemez, yaş açısından o olgunluğa ulaşmamıştır. Aynı zamanda bazı insanlar yaş olarak olgunlaşmış olsalar bile zeka gelişimleri açısından yeterli olgunluğa ulaşmamış olabilirler.

s    Kaygı ve genel uyarılmışlık hali

Organizmanın verimli bir öğrenme sağlayabilmesi için hazır ve tetikte bulunmasıdır. Bireyin dışarıdan gelen uyarıcıları alma derecesidir. “Canım ders çalışmak istemiyor” diyen öğrenci aslında yeterli genel uyarılmışlık haline ulaşmamıştır. Yatakta ders çalışmak öğrencinin genel uyarılmışlık haline girmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Benlik kavramı, güdü, çalışma alışkanlıkları gibi etkenler genel uyarılmışlık halini etkileyen faktörlerdendir.

s    Kaygı

Güçlü bir istek ya da dürtünün gerçekleşmeyecek gibi göründüğü durumlarda ortaya çıkan tedirgin edici bir duygudur. Aşın ve düşük düzeydeki kaygı öğrenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

s    Güdülenme (Motivasyon)

Organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçiren durumdur. Buradaki “durum” ifadesi dürtü, istek, ihtiyaç, hırs vb. olabilir.

Güdüler bizi harekete geçiren güçlerdir. Yani davranışı bir amaca doğru başlatan ve sürdüren bir iç şarttır. Güdüler organizma içindeki ihtiyaçlardan doğar ve bu ihtiyaçların giderilmesi için organizmayı harekete geçirir. Organizmanın öğrenmeye güdülenmiş olması bireyin öğrenmesini kolaylaştırır.

Öğrenmede güdüler üç nedenle önemlidir;

  1. Güdü, davranışı oluşturan en önemli koşuldur. Örnek: aç olmayan organizmaya et gösterilse de salya salgılamaz.
2.

Güdü,   pekiştirme   için   de   gereklidir.   Yani davranışın sürdürülmesini-tekrarını sağlar.

3.

Güdü, davranış değişikliğini de denetler. Yani davranışın şu ya da bu yönde olmasını sağlar. Böylece organizmanın istenen tepkide bulunabilme artar.

Güdüler    genellikle    içse!     veya    dışsal    uyarıcılar

tarafından    uyarılmaktadır.    Güdünün    uyandırılması

sonucunda   organizma   bu   güdüyü   doyurmak   için
harekete geçmektedir.

Örneğin susuzluk dürtüsü organizmayı  su ihtiyacını karşılamak için harekete geçmeye zorlar. Organizma

öğrenme Psikolojisl

30

harekete geçerek su aramaya başlar. Suyun içilmesiyle birlikte susuzluk dürtüsü doyurulmuş olur.

Güdülerin içsel-dışsal, birincil-ikincil, döngüsel olma gibi özellikleri vardır.

  • Dikkat: Bilincin bir noktada toplanması haline denir. Diğer bir deyişle psikofizik enerjinin bir noktada toplanmasıdır.

s    Eski Yaşantılar

Daha önceden deneyimli oluş ya da konu ile tanışıklığın bulunması (eski yaşantılar) yeni öğrenmeleri etkiler

Yetişkin kişiler hemen hemen hiç bir öğrenmeye sıfırdan başlamazlar. Okullardaki eğitimde her konu daha önce öğrenilmiş olması gereken başka konularla bağlantılıdır. Bu açıdan bir derste öğrenilen kavramlar diğer bir dersteki öğrenilen kavramlarla ters düşmemelidir.

Birey öğrenmeyi kolaylaştıracak ve hızlandıracak önbilgilere (ön öğrenmeler) sahip olmalıdır. Bu ön öğrenmeler öğrenmeyi kolaylaştıracağı gibi zorlaştırabilir.

s    Öğrenmenin Aktarılması

Pozitif transfer (olumlu aktarma): Geçmiş yaşantıların öğrenmeyi kolaylaştırmasına denir. Otomobil kullanmayı öğrenen birisinin başka bir model ya da marka otomobili de kullanabilmesi.

Negatif transfer (olumsuz aktarma): Geçmiş yaşantıların öğrenmeyi olumsuz etkilemesine denir. Iki parmak yöntemiyle daktilo yazmayı öğrenen birisi on parmak ile yazmaya çalıştığında zorlanır ve daha yavaş yazar. Önceki öğrenme yeni öğrenmeyi olumsuz etkiler.

s    Fizyolojik Durum

Öğrenme için sağlıklı bir fizyolojik yapı gereklidir. Süreğen hastalıklar ve duyu organlarındaki bozukluklar öğrenmeyi olumsuz yönde etkiler.

s    Bireysel Farkhlıklar

Zeka, ilgi, yetenek, tutum, güven, benlik tasarımı gibi farklılıklar öğrenmeyi etkileyen bireysel farklılıklardır. Kalıtım ve çevrenin rolü vardır.

  1. Öğretim Yöntemi ile ilgili Faktörler s Konunun Yapısı

öğrenmede konunun bütün olarak verilmesi parçalara bölerek verilmesinden daha etkilidir. Konu anlamlı ve kolayca birbirine bağlanabilir nitelikte olmalıdır.

s    Öğrenmeye Ayrılan Zaman

Öğrenen bireyler arasında bir konunun öğrenilmesine ayrılan zaman bakımından farklılıklar vardır.

Bazı öğrenciler öğrenilecek konuyu günde 2 saatten bir haftada öğrenirler buna aralıklı öğrenme denir. Sistematik çalışmadır. öğrenilen bilgiler kısa sürede unutulmaz.

Bazı öğrenciler de öğrenilecek konuyu yoğun bir biçimde bir günde öğrenirler buna toplu öğrenme denir. Sadece sınav zamanında çalışan öğrenciler bu gruba girer. Öğrenciler konuyu kısa zamanda öğrenmekte ve sınavda başarılı olmaktadırlar. Buna karşın öğrenilen bilgi kısa sürede unutulmaktadır.

S    Katılım (öğrenci aktivitesi)

Öğrenilecek olanla etkileşim öğrenme çabasına girmedir. Bu etkileşim dinleme-okuma-yazma-anlatma şeklinde olabilir. Dinlemede öğrenci pasiftir. Öğrenme zayıf olmaktadır. Buna karşın anlatmaya doğru gidildikçe öğrenci aktifleşmekte ve öğrenme artmaktadır.

s    Geribildirim (Dönüt)

Sonuçların bilgisi de denebilir. iyi bir öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrencinin öğrenip öğrenmediği veya ne kadar öğrendiği ile ilgili olarak bilgilendirilmesi gerekir. Öğrenci yaptıkları ve söylediklerinin ne derece doğru olduğunu bilirse daha kolay öğrenir. Bunu bilmeyen öğrenci yavaş öğrenir. Sınav sorularının kısa sürede cevaplanması geribildirimdir.

  1. Öğrenme Malzemesi ile ilgili faktörler s Algısal Ayırt Edilebilirlik

Öğrenme malzemesinin çevredeki uyarıcılardan ayırt edilebilir olmasıdır. Beyaz uyarıcılar içinde siyah bir uyaranın dikkat çekmesi gibi öğrenilecek konu da öğrencinin dikkatini çekmelidir. Diğer uyaranlar arasından öğrenilecek malzeme ile ilgili uyaranlar kolayca ayırt edilebilir nitelikte olmalıdır. Öğrenilecek malzeme öğrencilerin amaçlarına, beklentilerine uygun olmalıdır.

Öğrenme Psikolojisİ

31

s    Anlamsal Çağrışım

Anlamlı bir şekilde öğrenilen bilgi anlamsız bilgilerden daha kolay hatırlanabilir. Bu tür bilgiler daha kalıcıdır. öğrenilen yeni konu daha önce öğrenilen konularla ilişkisi sağlanmış olmalıdır. Anlamsal çağrışım dizileri oluşturulmalı ve bunların sayısı çoğaltılmalıdır.

Örnek: Peynir kavramı öğretilirken buna yakın ya da ilişkili olan kavramlarla ilişkisinin kurulması bu kavramın öğrenilmesini kolaylaştırır. Süt, yumurta, inek, kahvaltı, beyaz, çay, pamuk, karvb.

■/    Kavramsal Gruplandırma

İyi organize edilmiş gruplar halindeki bilgiler kolay öğrenilir. Ünite ve konular iyi bir şekilde gruplanarak verilmelidir. Kavramsal gruplandırma birçok bilgi veya kavramın öğrenilmesi durumunda çok etkilidir. Bu durumda öğrenme malzemeleri birtakım grupla halinde bütünleştirilmelidir. Bütünleştirmede öğrenilecek malzeme basamaklar haline getirilmelidir. Kavramlar gruplara, gruplar alt gruplara ayrılabiliyorsa öğrenilmesi kolaylaşır.

Aşağıda kavramsal gruplandırmaya örnek verilmiştir. (Bacanlı, 2000)

Mineraller
\ \
Taşlar Metaller
I 1
\ 1 \ I   J

Değerl        Değersiz        Yaygm         Nadjr         Alaşım

  1. Çalışma ortamınızı düzenlerken ışık ve ısının uygun olmasına, bir masa ve sandalyede çalışmasına özen gösteriniz.

Lise öğrencilerine yönelik böyle bir önerinin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-73)

  1. Öğrenme kullanılan     bilişsel     yaklaşımların
    bireyden bireye değişebilmesi
  2. Öğrenme hızının   öğrenciden   örenciye   göre
    değişebilmesi
  3. Öğrenme için  öncelikle  genel  bir  uyarılmışlık
    durumunun gerekli olması
  4. Ders çalışmanın planla çaba gerektiren bir uğraş
    olması
  5. E) Öğrencinin evde  kendi  kendine  çalışabileceği
    bir yere ihtiyacın olması
  1. Küçük yaşlarda bir müzik aleti çalmaya başlayan bir kimseyle, ileri yaşlarda müzikle ilgilenen bir bireyin müzik aletini çalma becerisi uzun bir zaman aynı düzeyde olmaz.

Bu   durum  aşağıdakilerden   hangisinin   etkisini açıklayıcı bir örnektir? (2002 KPSS-83)

  1. Sosya! çevre
  2. Yetenek
  3. Deneyim i Yaşantı
  4. Olgunlaşma
  5. E) Zaman
  6. Aşağıdakilerden hangisi, bir öğretmenin velilere çocukların çalışma koşullarıyla ilgili verebileceği önerilerden en doğru olanıdır? (2002 KPSS-99)
  7. Çocuklarınızın çalışırken   istediği   biçimde   ve
    odada    olmasına    izin    veriniz,    bu    onların
    özgürlüğünü arttırır.
  8. Hareketsizlik onların fiziksel gelişimini olumsuz
    etkileyebilir, çalışırken     sürekli     oturmaları
    engellenmelidir
  9. Okuldaki başarılarının artması için evde mutlaka
    sınıfa benzer     bir     ortamda      çalışmaları
    sağlanmalıdır
  10. öğrencilerin hepsinde  aynı  düzeyde   ilerleme
    olması       gerektiğinden,       evde       ödevlerin
    yetiştirilmesine yardım edilmelidir
  11. E) Genel uyarılmışhk düzeyinin düşmeme si için,
    çocukların ödevlerini masa başında yapmalarına
    dikkat edilmelidir
  12. Özel eğitim görmekte olan zihinsel engelli bir çocuğun öğretmeni, onun dersteki doğru davranışlarını bisküvi vererek ödüllendirmektedir. çocuğun annesi bisküviyi almak için daha çok çalışacağını düşünerek, onu okula kahvaltı etmeden götürmüştür.

Yukarıdaki durumda öğrenmeyi olumsuz etkileyen temel etken aşağıdakilerden hangisinde açıklanmaktadır? (2002 KPSS-108)

  1. Aç olması nedeniyle çocuğun dikkati bisküviye
    yönelmiştir
  2. Çocuk sürekli aynı ödülü almaktan sıkılmıştır
  3. Çocuk annesinin   kendisini,   artık  sevmediğini
    düşünmüştür
  4. Çocuğun davranışını   etkileyen   diğer  faktörler
    ihmal edilmiştir
  5. E) Öğrenme   etkinlikleri       çocuğun       gerçek-
    leştirebileceklerinin üstündedir
öğrenme Psikolojisl

32

56.

Bir üniversitesinin psikoloji bölümünde öğrenme psikolojisi alanında yapılan bir deneyde; köpeklere ve kedilere kutuya küçük toplan atmaları öğretilmeye çalışılmıştır. Köpekler topları ağızları ile kutuya atmayı kısa sürede öğrenmişlerdir. Ancak çok sayıda deneme yapılmasına rağmen kedilerin bu davranışı öğrenemedikleri görülmüştür; kediler topları ön ayakları tutmuş ve ön ayakları ile toplarla oynamışlardır.

Aşağıdakilerden hangisi köpeklerle kediler arasındaki Topu kutuya atmayı öğrenme açısından gözlenen bu farkı en doğru biçimde açıklamaktadır? (2003 KPSS-50)

  1. önceki öğrenilenlerin aktarımı
  2. Güdülenme
  3. Genel uyarılmışlık hali
  4. Türe özgü hazıroluş
  5. E) Olgunlaşma
  1. Aşağıdaktlerden hangisi ilköğretim birincisıtıtfa başlayan bir öğrencinin. Öğretim yılının ilk aylarında iyi bir başarı gösterip, ilerleyen aylarda başarısının düşmesinin nedenlerinden değildir? (2003 KPSS-56)
  2. Öğrenme yaklaşımının ancak ilk aylarda verilen
    konular için yeterli olması
  3. öğrenme isteğinin ilk aylarda daha fazla olması
  4. Öğrenme yeteneğinin azalması
  5. Olgunlaşma düzeyinin    ancak    ilk    aylardaki
    konula

Öğrenmeye yeterli olması

  1. E) Okul öncesi eğitimde almış olduğu bilgilerin ilk
    aylardaki öğrencisine katkı sağlamış olması

57.

Aşağıdakilerden hangisi, bir Öğrencinin sınıftaki diğer arkadaşlarına oranla matematik dersindeki konuları öğrenmede çok fazla güçlük yasamasının nedenlerinden değildir? (2003KPSS-51)

  1. Genel uyarılmıştık hali
  2. Derse ilişkin tulum
  3. Zeka düzeyi
  4. Geçmişteki öğrenmelerin aktarımı
  5. E) öğretme yöntemi
  1. “Bireyin, bir konuyu tam olarak öğrenebilmesi için o konunun gerektirdiği gelişim ve güdülenme düzeyine ulaşmış olması gerekir.” ifadesini aşağıdakilerden hangisi açıklar? (2004 KPSS-19)
  2. Eğitim düzeyi
  3. Genelleme düzeyi
  4. Zeka düzeyi
  5. Kahtım
  6. E) Hazırbulunuşluk

58.

Evde kızı Türkçe pop müzik şarkısı dinleyen bir baba, hiçbir zaman bu şarkıları dikkatle dinlememiştir, ancak bir gün durup dururken bir Türkçe pop müzik şarkısmın müziğini sözleriyle birlikte söyleyebildiğini fark etmiştir,

Aşağıdakilerden hangisi, babanın bir Türkçe pop şarkısını sözü ve müziği ile birlikte tekrarlayabilmesini doğru olarak açıklamaktadır? (2003 KPSS-55)

  1. A) Bazı Türkçe    pop   şarkılarının    radyoda   ve televizyonda birçok kanalda yayınlanması
  2. Bazı öğrenmelerin bilinçli bir çaba göstermeden
    gerçekleşmesi
  3. Türkçe pop   müzik  şarkılarının   çok   hareketli
    olması
  4. Yetişkinlikteki öğrenmenin çok hızlı bir biçimde
    gerçekleşmesi
  5. E) Türkçe pop   şarkılarının   çok   popüler   kişiler
    tarafından söylenmesi
  1. Aşağıdaki örneklerin hangisinde,bir davranışın ayırt edici uyarıcı tarafından kontrol edilmesi söz konusudur? (2004 KPSS-31)
  2. Servet, diğer   derslerde    uslu    bir   biçimde
    otururken   Müzik   dersinde   sınıfın   disiplinini
    bozan davranışlar sergilemektedir.
  3. Gözde’nin müzik yeteneği resim yeteneğinden
    daha fazladır.
  4. Suat, ikisine de  aynı  ölçüde çalıştığı , halde,
    Ingilizce    sınavında    Matematik    sınavından
    daha başarılı olmuştur.
  5. Hatice, ders aralarında bahçeye çıkmak yerina
    sınıfta oturmayı tercih etmektedir
  6. E) Metin, sabah   erken   saatlerde   çalıştığında
    okuduklarını daha kolay anlayabilmektedir.

Öğrenme Psikolojisİ

33

ÖĞRENME KURAMLARI

Tüm öğrenme durumlarını açıklayan tek bir kuram yoktur. Farklı öğrenme durumları için farklı kuramlar geliştirilmiştir. Belli başlı öğrenme kuramları aşağıdaki gibidir;

  1. DAVRANIŞÇI KURAMLAR: Öğrenmenin nasıl
    gerçekleştiğine odaklanırlar, sonuç odaklıdırlar.
  2. Klasik koşullanma (Pavlovv)
  3. Bitişik kuramlar (Vvatson.Guthrie)
  4. Bağ kuramı (Thorndike)
  5. Edimsel koşullanma (skinner)
  6. BİÜŞSEL AĞIRLIKLI – DAVRANIŞÇI KURAMLAR:

Süreç odaklıdıriar.

  1. işaret öğrenme (Tolman)
  2. Sosyal öğrenme (Bandura)
  3. BİLİŞSEL KURAMLAR: Öğrenmenin zihindeki
    oluşumuna odaklanırlar.
  4. Geştalt kuram (VVertheimer, Köhler, Kofka)
  5. Bilgi-işlem kuramı
  6. İNSANCIL (HÜMANİSTİK) KURAMLAR:

Öğrenmenin nasıl daha iyi olabileceğine odaklanırlar.

  1. Ihtiyaçlar Hiyerarşisi (Maslow)
  2. Benlik Kuramı (Rogers)
  3. (NÖROFİZYOLOJİK KURAM)
  4. Beyin temelli öğrenme modeli Burada yapılan smıflamalar farklı kaynaklarda farklı şekillerde yapılmaktadır. Ancak sıntflama o kadar önemli değildir. Hangi kuramın hangi ilkeyi savunduğunu kavramak yeterli olacaktır. Bir çok kaynak Davranışçılar ve bilişselciler olmak üzere ikiye ayırmaktadır.

DAVRANIŞÇI YAKLAŞIM

Deneysel, bilimsel bir yaklaşımdır. Etkisi 1960 lara kadar sürmüştür. Öğrenme uyarıcı-tepki ilişkisi içinde açıklanır. Insan davranışlarının gözlenebilir hale getirilmesi üzerinde çalışmışlardır. Kurucusu VVatson’dur. Öğrenmeyi gözlenebilen, ölçülebilen uyarıcı ve tepkilere indirgemiştir. Thomdike, Pavlov, VVatson Skinner önde gelen temsilcilerindendir.

Davranışçı yaklaşımın temel sayıltıları;

  1. İnsanların öğrenmesi   ile  canlıların   öğr4enmesi
    birbirine benzerdir.
  2. Hayvanlar üzerindeki      araştırmalarla      insan
    davranışları açıklanabilir.
  1. İnsan doğduğunda zihni boş bir levha gibidir.
  2. Öğrenmeler ölçülebilir   ve   gözlenebilir   olaylar
    üzerinde odaklanarak incelenebilir.
  3. Duygu, düşünce, güdü gibi özellikler gözlenip
    ölçülemediği için bilimsel olarak araştırılamaz
    ancak uyarıcılar ve tepkiler araştırılabilir.
  4. Öğrenme uyarıcı ve tepki arasındaki ilişki
    çerçevesinde incelenebilir.
  5. Klasik, operant ve gözlem yoluyla olmak üzere üç
    temel öğrenme süreci vardır.
  6. Öğrenme çevresel uyarıcılar tarafından
    şartlanmayı içermektedir. Dolayısıyla öğrenme
    organizmanın kontrol edilmesi anlamındadır.
  7. Gözlenen davranış değişikliği meydana geldiğinde
    öğrenme gerçekleşmiş olarak kabul edilir.
  8. Tüm öğrenmeler aynı basit kurallarla kısa ve öz bir
    şekilde ifade ediiir.
  9. İçsel yaşantıları reddeder. İnsan zihnini bir
    karakutuya benzetirler. Karakutuya değil,
    karakutuya girip çıkanları dikkate alırlar.
  10. Davranış bozukluklarını yanlış öğrenmelere
    bağlamışlardır.
  11. Davranış bozuklukları yeni öğrenmelerle
    düzeltilebilir. Bu amaçla karşıt koşullama,
    sistematik duyarsızlaştırma, yeniden koşullama,
    deneysel söndürme gibi teknikler geliştirmişlerdir.

Ilk anahtar sözcük davranıştır. İnsan davranışını tamamen reflexler, U-T ilişkisi ve pekiştiricinin etkisi ile açıklamaya çalışmıştır. Hisler ve diğer bilişsel süreçlere kuşkuyla bakılır. Iki temel öğesi vardır;

  • Uyarıcı: Organizmayı harekete geçiren iç ve dış
    uyarıcılar
  • Tepki: Uyarıcının organizmada meydana getirdiği
    fizyolojik ve psikolojik değişmeler
  • Davranışçı yaklaşımın   üzerinde   durduğu   konu
    bireyin ne düşündüğü değil ne yaptığıdır.

34

Öğrenme Psikolojisl

  1. Matematik dersinde tahtada üç bilinmeyenli denklemi çözmediği için matematik öğretmeninden eleştiri alan bir öğrenci “Ben aslında üç bilinmeyenli denklem çözümünü çok iyi öğrenmiştim” der. Matematik öğretmeni de bunun üzerine “Ben üç bilinmeyenli denklem çözümünü öğrenip öğrenemediğini ancak tahtadaki denklemi çözüşüne bakarak anlayabilirim” karşılığını verir.

Yukarıdaki Örnekte matematik öğretmeninin öğrenciye verdiği yanıt aşağıdaki yargılardan hangisini doğrular niteliktedir? (2003 KPSS-49)

  1. öğrenme yaşantılar sonucu ortaya çıkar
  2. öğrenme varlığı ancak gözlenilen davranışlarla
    anlaşılabilen içsel bir süreçtir
  3. Hatırlanamayan bir şey öğrenilmemiş
    dernektir
  4. Öğrenilen bazı bilgiler unutulabilir
  5. E) Her davranış değişimi öğrenme sonucunda
    olmamaktadır

KLASİK KOŞULLANMA (TEPKİSEL ŞARTLANMA)

Klasik koşullanma; başlangıçta nötr olan uyarıcıya organizmanın tepki vermeyi öğrenmesidir. Klasik koşullanma yolu ile öğrenmeyi Pavlov açıklamıştır. Köpeklerin yiyecek vermeden salya salgılamaları dikkatini çekmiştir. Oysa bu durum yiyecek verildikten sonra oluşmalıdır. Köpekler Pavlov’un ayak seslerini duyunca salya salgılamaya başlamışlardır. Pavlov (1849-1936) bu durumu deneysel ortamda ayrıntılı oiarak incelemiştir.

Klasik koşullanmanın 3 temel kuralı vardır; 1-Koşulsuz uyarıcı doğal bir uyarıcı olmalıdır (et).

2-Koşulsuz uyarıcı ile koşulsuz tepki arasında doğal bir bağ olmalıdır.

3-Uyarıcı tepkiden hemen önce verilmelidir.

Tepki Yok

Nötr Uyarıcı

(Zil)

Koşulsuz Tepki (Salya)

Koşulsuz Uyarıcı (Yiyecek)

Koşulsuz Uyarıcı (Yiyecek)
Koşulsuz Tepki (Salya)

Koşullu Uyarıcı

(Zil)

Koşullu tepki (Salya)

Koşullu Uyarıcı

(Zil)

Koşulsuz uyaran

Doğal olarak organizmanın tepkide bulunacağı uyarandır. Yiyecek, içecek, acı, şok, limon suyu, iğnenin acısı vb.

Koşullu uyaran

Doğal ortamda organizmanın doğal uyaranlardan birine verdiği tepkiyi vermeyeceği uyarandır. Zil, ışık, iğne resmi, limon resmi vb.

Koşulsuz tepki

Organizmanın doğal ortamda koşulsuz uyaranı aldığında gösterdiği doğal tepkilerdir. Örnek: Etyenirse saly6a akar, iğne batırılırsa canı yanar

Koşullu tepki

Organizmanın koşullu uyarana gösterdiği tepkidir.

öğrenilmiş davranışa temel olan doğal uyarıcı bulunabiliyorsa o zaman davranışın klasik koşullanma yöntemiyle öğrenildiği söylenebilir. Klasik koşullanma bir “tepkisel şartlanmadır”. Yani yeni bir uyarıcının tepki oluşturma gücünü kazanmasıdır.

Örnek, kediye toptan korkmayı öğretebiliriz, ayıların tef çalındığında oynamaları da aynı şekilde bir öğrenmedir.

Matematik öğretmenini seven çocuk matematik dersini sever. Beyaz kediden korkan çocuk pamuktan da korkar. Genç kız arkadaşının hoşlandığı müzikten hoşlanır.

Klasik şartlanma ile insanlarda:

  • Korkular hızla şartlanabilir
  • Şartlanma için duygular kullanılabilir
  • Reflekslerden yararlanılabilir

Öğrenilmiş davranışa temel olan doğal uyarıcı bulunabiüyorsa o zaman davranışın klasik koşullanma yöntemiyle öğrenildiği söylenebilir. Klasik koşullanma bir “tepkisel şartlanmadır”. Yani yeni bir uyarıcının tepki oluşturma gücünü kazanmasıdır.

KLASİK KOŞULLANMANIN TEMEL KAVRAMLARI Bitişiklik

Bu koşullanma türünde koşullu ve koşulsuz uyarıcıların verilme zamanları birbirine yakın olması önemlidir. Koşullu ve koşutsuz uyarıcıların arka arkaya verümesi olayı bitişiklik olarak adlandınlmaktadır. 3-5 sn.

Pekiştirme

Koşullanmanın gerçekleşmesi için önemli bir başka ilke ise pekiştirmedir. Klasik koşullanma deneyinde pekiştirme, koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkidir. Koşulsuz uyarıcı pekiştireç görevi görmektedir.

Öğrenme Psikolojisl

35

Pavlov koşulsuz tepkiyi salyayı meydana getiren koşulsuz uyarıcıya birincil pekiştireç, koşullu tepkiyi (salya) meydana getiren koşullu uyarıcıya da ikincil pekiştireçadını vermektedir.

Sönme

Koşullanmadan bir süre sonra pekiştireç verilmezse koşullu uyarana koşullu tepkinin verilmemesidir. Koşullu uyarıcının, koşullu tepkiyi oluşturmaması durumudur.

Pavlov’ un deneyinde; koşullu uyarıcı olan ses, koşullu tepki olan salya davranışına neden olmuyorsa sönme gerçekleşir. Sönmenin gerçekleşmesi için, koşulsuz uyarıcı (yiyecek) olmadan koşullu uyarıcının (ses) verilmesi gerekir.

Dereceli şartlandırma (Üst düzey şartlandırma): Herhangi bir şartlı uyarana karşı kazanılan şartlı tepki organizmaya yerleştikten sonra aynı sistem içinde yürütülen çalışmalarla başka bir şartlı uyarıcıya karşı da şartlanmanın oluşmasıdır.

a-    Zil      -j ► Salya (Burada zıl, 1. Derece şartlı
uyarcıdır)
b-lşık + Zil – -> Salya
c-  Işık     -+ Salya (Burada  ışık  II. Derece şartlı
uyancıdır.)

Kendiliğinden geri geime

Koşullanmaya bir süre ara verilmesine karşın Koşullu uyarıcının (zil) verildiği durumlarda deneğin koşullu tepkiyi (Salya) gösterdiği gözlenmiştir. Bu durum Kendiliğinden geri gelme olarak adlandırılır.

Genelleme

Aynı türden olan ya da birbirine benzer uyarıcıya karşı daha önce kazanılan tepkinin verilmesidir.

Önemli koşullanma ilkelerinden birisi olan genelleme, Koşullu uyarıcının benzerlerine de koşullu tepkinin gösterilmesidir.

Bu deneyde verilen    ses koşullu uyarıcıdır. Orijinal sese benzer farklı seslerde verildiğinde deneğin salya salgılaması bir genellemedir. Ayırt etme

Genellemenin tersi ayırt etmedir. Koşullu uyarıcının benzerlerine koşullu tepkinin ortaya çıkmamasıdır.

Birbiriyle yakınlıkları olsa bile uyarımlar arasındaki farkı anlayabilmedir.

Örneğin deneğin farklı tonlardaki sesi ayırt ederek orijinal ses dışındaki seslerde koşullu tepkiyi (salya) göstermediği gözlenmiştir.

Öğrenilmiş Çaresizlik

Organizma ne kadar çaba harcarsa harcasın durumunu değiştiremeyeceğini öğrenmesidir Bu durumda pasif kalmakta ve pasifliğini tüm istenmeyen durumlara genellemektedir. Belirtileri; pasiflik, korku, depresyon ve sonucu kabullenmeye istekliliktir.

Gölgeleme

İki koşullu uyarıcının aynı anda verilmesi durumudur. Uyarıcılardan biri diğerine göre daha güçlü olduğu durumda koşullu tepki güçlü olan uyarıcıya verilir. Bu olaya gölgeleme denir.

Ses ve ışık birlikte verildiğinde Salya tepkisi sese verilirken ışığa verilmemiştir. Ses uyarıcısı ışık uyarıcısını gölgelemiştir.

Kaçınma Koşullanması

Bir kişiden, bir nesneden veya bir durumdan kaçınmayı öğrenme klasik ya da operant olabilmektedir. Kaçınma şartlanmasının ortaya çıkması için önce korku ve kaçma şartlanmasının olması gerekmektedir. Bunlardan korku şartlanması klasik, kaçma ise operant şartlanmaya girmektedir. Albert’in beyaz tavşandan korkması korku şartlanmasına ömektir. Nötr bir uyancıyla korku tepkisinin eşleştirilmesine korku koşullanması denir.

Örnek: (Selçuk, 2000) Bir köpek tabanı elektrik şoku vermeye elverişli bir kutuya konur. Kutunun önünde bir bölme olup, elektrik şoku verildiğinde köpek.-bu bölmeden atlayıp şoktan kurtulma olanağına sahiptir. Köpek ilk zamanlar şokun devamında havlamak, zıplamak, dolaşmak gibi çeşitli hareketler yaparak şoktan kaçmaya çalışmış fakat kaçamamıştır. Sonunda bölmeden atlamanın kendisini şoktan kurtardığını öğrenmiş ve şoktan kaçınmayı başarmıştır.

Kaçınma şartlanması insanlarda da benzer şekilde oluşmaktadır. Küçük çocukların sobaya „■ ilk dokunduklarında önce korkarak kaçma davranışı göstermeleri ve bir iki tecrübeden sonra sobadan kaçınmayı öğrenmeleri kaçınma şartlanmasıdır.

Klasik koşullanmanın eğitim açısından önemi

Duygusal tepkilerin hepsi doğaldır. Hangi tepkilerin hangi uyarıcıya karşı yapılacağı ve tepkilerde görülen zenginlik  öğrenmenin   sonucudur.   Bazı   öğrencilerin

36

öğrenme Psikolojisl

okula, bazı öğrencilerin öğretmenlere ya da belli derse karşı kaygıları ve yersiz korkuları, okul içi ve okul dışı yaşantıları meydana gelen şartlandırmaların bir sonucudur. örnek: bir üniversite öğrencisinin sezonun ilk maçında hakemin başlangıç düdüğü ile birlikte binlerce kuşun sahaya dolmasını sağlamak amacıyla yaptığı işlemler şartlanmadır.

Klasik    koşulmamanın    eğitim    öğretim    ortamında kullanımı sınırlıdır. Buna karşın duyuşsal özelliklerin kazandırılmasında önemli roller üstlenebilir. Örneğin   öğrencilerde   kendilerine   olan   özgüvenin geliştirilmesi

  • Olumlu benlik kavramının geliştirilmesi,
  • Okula karşı olumlu tutum oluşturulması,
  • Sınav korkusunun, kaygısının azaltılması,

Matematik dersine karşı olumsuz tutum geliştirmiş bir öğrenciyi klasik koşullanma ile matematik dersini seven başarılı olan bir duruma getirmek mümkün olabilmektedir.

Küçük çocuklara yaramazlık yaptıkları zaman iğneciye,
polise vereceklerini söylemek çocukların
hemşirelerden               polislerden               korkmalarına

(koşullanmalarına) neden olmaktadır. Çocukların normal olarak yapması gereken etkinlikleri ceza aracı olarak kullanmamak gereklidir.

Klasik koşullanma ilkeleri eğitim alanından çok reklam sektöründe oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bir banka reklamında güven verici bir kişi ile birlikte kredi kartı birleştirilmekte ve kredi kartlarına karşı bir süre sonra tek başına güven biri hizmet olarak algılanmasına neden olmaktadır.

Oysaki eğitim öğretim ortamında klasik koşullanma ilkeleri tesadüfen kullanılmaktadır. Planlı ve düzenli bir şekilde kullanıldığında oldukça verimii sonuçlar alınacaktır. Bu konuda öğretmenlere ve anne babalara büyük görevler düşmektedir.

Diğer önemli bir nokta ise öğrencileri öğrenilmiş çaresizlikten kurtarıp, kendilerine olan özgüven kazandırılabilir. Öğrencilere yapabilecekleri problemler verip kendilerine özgüven kazanmaları sağlanabilir.

Sonuç olarak öğrencilerimizi çok iyi tanımalı ve ihtiyaçları doğrultusunda klasik koşullanmadan yararlanmalıyız.

63.

Sahipsiz    bir    köpek    tarafından    ısırılan    bir çocuğun   önceleri   tüm   köpeklerden,   bir  süre sonra da sadece sahipsiz köpeklerden korkması aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir? (2001 KPSS-17)

  1. İşaret öğrenme
  2. Transfer
  3. Ayırt etme
  4. özümseme
  5. E) Genelleme

64.

Bir öğrencinin, okula zamanında gitme ve ödevlerinin zamanında yapma gibi davranışları alışkanlık haline getirilmesinde aşağıdakilerden hangisi en çok rol oynar? (2001 KPSS-18)

  1. Klasik (tepkiset) koşullanma
  2. Bilişsel öğrenme
  3. Edimsel (operant) koşullanma
  4. Sosyal öğrenme
  5. E) Psikomotor öğrenme
  6. Ailesiyle birlikte alışverişe çıkan bir çocuk, her seferinde kendisine bir şeyler alınmasını istemekte, istekleri yerine getirmeyince ağlamaktadır. Bu duruma çare bulamayan aile çocuğun öğretmeninden yardım istemektedir.

Öğretmenin Anne-babaya, aşağıdakilerden hangisîni önermesi en uygundur? (2001 KPSS-71)

  1. Çocuğa, istediği her oyuncağın alınmayacağını
    kesin bir dille söylenmesi
  2. Çocuğa, oyuncak    yerine,    isterse    çikolata
    alınacağının söylenmesi
  3. Sorunun o   an   çözülebilmesi   için      çocuğun
    istediği oyuncağın alınması
  4. Çocuğun azarlanarak vitrinden uzaklaştırılması
  5. E) Çocuğun bir daha alışverişe götürülmemesi

öğrenme Psikolojisl

37

66.

“Anne bebeğini dışarı çıkaracağı zaman onu çocuk arabasına bindirmektedir. Bir süre sonra, bebek çocuk arabasına her oturtulduğunda dışarı çıkacaklarmış gibi sevinç gösterilerinde bulunmaya başlar.” Örneğinde çocuk arabası klasik koşullanmadaki

  1. Koşulsuz uyarıcı
  2. Koşullu uyarıcı
  • Nötr uyarıcı

öğelerinden hangilerinin işlevini gerçekleştirir? (2002 KPSS-85)

  1. Aşağıdakilerden hangisi bir bebeğin açlıktan ağlarken annesinin elindeki biberonu görünce susmasını açıklayan öğrenme yaklaşımıdır? (2003 KPSS-58)
  2. Klasik koşullanma
  3. Edimsel koşullanma
  4. Gözlem yoluyla öğrenme
  5. Bilişsel öğrenme
  6. E) Model alarak öğrenme
  1. A) I ve II D) III ve I
  1. B) I ve III E) Yalnız
  1. C) III ve II
  1. Kuyruğuna bastığı bir kedi tarafından tırmalanıncaya kadar kedilerden korkmayan çocuk, bu olaydan sonra her kedi gördüğünde korkup kaçmaktadır

Aşağıdakilerden hangisi çocuğun kedilerden korkup kaçma davranışına örnektir? (2002 KPSS-87)

  1. Edimsel koşullanma
  2. Kavrayarak öğrenme
  3. Sosyal öğrenme
  4. Bilişsel öğrenme
  5. E) Klasik koşullanma
  1. Aşağıdakilerden hangisi   klasik  koşullanma öğrenilmiştir? (2003 KPSS-59)
  2. Sağlıklı beslenme alışkanlığı
  3. Güzel yemek yapma becerisi
  4. Karanlık korkusu
  5. Saldırgan davranışlarda bulunma alışkanltğı
  6. E) Düzenli ödev yapma alışkanlığı

ile

  1. Aşağıdakilerden hangisi klasik (tepkisel) koşullanma sürecinde en öncelikli zorunlu-luktur? (2002 KPSS-88)
  2. Belirli aralıklarla tekrar
  3. Koşullu uyarıcının ayırt edilmesi
  4. Davranıştan sonra pekiştireç verilmesi
  5. Koşulsuz uyarıcı ile nötr uyarıcının eşlenmesi
  6. E) Davranışın adım adım geliştirilmesi
  7. Her hafta düzenli olarak devam ettiği derste, öğretim elemanının derse devama önem vermediğini gören öğrenci bir süre sonra o derse devam etmemeye başlamıştır.

Bu öğrencinin davranışı edimsel koşullanma ilkelerine göre aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2002 KPSS-3)

  1. Sakalları olan bir baba bebeğini her akşam eve geldiğinde öpmekte, her defasında babanın sakalları bebeğin yüzünü acıttığı için bebek ağlamaktadır. Bir sure sonra bebek, babasının yanına yaklaştığını görür görmez ağlamaya başlamıştır.

Aşağıdakilerden hangisi koşullanma yoluyla öğrenmede babanın yerini tutan öğedir? (2003 KPSS-60)

  1. Olumsuz pekiştirme
  2. Koşullu tepki
  3. Koşulsuz tepki
  4. Koşulsuz uyarıcı
  5. E) Genelleme
A) Bağ kurma C) Sönme
B) Genelleme D) Ayırt etme
E) Bitişiklik

38

öğrenme Psikolojisl

  1. Aşağıdakilerden hangisi bir öğrencinin annesinin hediye ettiği kalemle girdiği sınavdan çok yüksek puan alması sonucunda, daha sonraki sınavlarda da aynı kalemi kullanmasını nitelendirir? 2003 KPSS-71)
  2. Öğrenmenin aktarılması
  3. Genelleme
  4. Batıl inanç
  5. Koşullu tepki
  6. E) Koşulsuz tepki
  7. 18 yaşındaki ablası ile aralarında her anlaşmazlık çıktığında “Seni anneme söyleyeceğim” diyen 7 yaşındaki Ali, ablasının artık durumdan sıkılıp, birkaç kez üst üste “Istiyorsan git söyle” demesi üzerine bu davranışını göstermemeye başlar. Ablası üniversite sınavını kazanıp başka bir şehirde yaşamaya başlar, üç ay sonra ablası tatil için eve döndüğünde. AIı ablası ile aralarmda çıkan her anlaşmazlıkta yine “Seni anneme söyleyeceğim” demeye başlar.

Ali’nin, ablası üç aylık bir ayrılıktan sonra eve geri döndüğünde, yine “Seni anneme söylerim” demeye başlaması, aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2003 KPSS-75)

  1. Duyarsızlaşma
  2. Olumsuz aktarma
  3. Kendiliğinden geri gelme
  4. Olumlu pekiştirme
  5. E) Karşıt tepki oluşturma
  1. Matematik Ödevini      yapmayan     bir     öğrenci
    öğretmenine   hasta   olduğunu   söylemesi   üzerine
    zayıf not almaz. Aynı öğrenci bir başka gün sonra
    ingilizce    dersinde    de    ödevini    yapmadığında,
    öğretmenine hasta olduğu için ödevini yapamadığı
    söyler.

Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin İngilizce öğretmenine de hasta otduğunu söyleyerek zayıf not almaktan kurtulmaya çalışmasını açıklar? (2003 KPSS-77)

  1. Model alma
  2. öğrenmenin genellenmesi
  3. Koşullu uyarıcı
  4. Ayırt etmeyi öğrenme
  5. E) Olumsuz aktarma
  6. Oynayacağı tiyatro   oyununa   hazırlanan   oyuncu
    makyaj yaparken makyaj fırçasını görüne batırmış
    ve gözü fena halde yaşarmıştır. Ertesi gün fırçayı
    eline  alır almaz gözünün  tekrar yaşardığını  fark
    etmiştir.

Bu durumu aşağıdakilerden hangisi açıklar? (2004 KPSS-22)

  1. Tepkisel Koşullanma
  2. Uyarıcı genellemesi
  3. Algısal değişmezlik
  4. Ayırt etmeyi öğrenme
  5. E) Olumsuz koşullanma
  1. Bir çocuk evde kardeşlen ile oyun oynarken, kardeşlerinin oynadığı oyuncağı istediğinde ağlayarak annesinin yanına gitmekte ve annesi kardeşlerinin elinden oyuncağı alıp kendisine vermektedir. Çocuk anaokuluna başladığında arkadaşlarının oynadığı bir oyuncağı istediği zaman ağlayarak öğretmeninin yanma gider. Ancak öğretmeni arkadaşlarının elinden oyuncağı alıp ona vermediği için zamanla bu davranışı yapmamaya başlar.

Çocuğun zamanla bu davranışı yapmaması aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2003 KPSS-76)

  1. Kendiliğinden geri gelme
  2. Unutma
  3. Sönme
  4. Pekiştirme
  5. E) Sistematik duyarsızlaştırma
  1. Diz kapağımızın altındaki belirti bir noktaya vurulduğunda ayağımız sıçrar: bir ıslık sesi böyle bir tepki ortaya çıkarmaz. Ancak, bir ıslık sesi duyar ve hemen arkasından diz kapağımızın altındaki bir noktaya darbe alırsak, bu olay defalarca tekrarlandığı takdirde ıslık sesi kendi başına ayak sıçratma tepkisini ortaya çıkartmaya başlar.

Yukarıda verilen tepkisel koşullanma örneğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2004 KPSS-23)

  1. Islık sesi   koşulsuz   uyancı,   diz   kapağının
    altına vurulan darbe koşullu tepkidir.    ,
  2. Diz kapağının  altına  vurulan  darbe  koşullu
    uyarıcı,  bu dar beye verilen tepki koşulsuz
  3. Islık sesi   koşullu   uyarıcı,   bu  sese  verilen
    tepki koşullu tepkidir.
  4. Diz kapağının altına vurulan darbe koşulsuz
    uyarıcı, bu   darbeye   verilen   tepki   koşullu
  5. E) Diz kapağının altına vurulan darbe koşulsuz
    tepki, ıslık sesi koşullu tepkidir.

Öğrenme Psikolojisl

39

A) Nötr C) Koşullu
  1. İstanbul’da yaşayan Nurdan İzmir’e gittiğinde cüzdanını çaldırmıştır. Ne zaman Izmir lafını duysa midesine kramp girmektedir.

Bu örnekteki İzmir sözcüğü aşağıdakiierden hangisinin işlevini yerine getirmektedir? (2004 KPSS-24)

  1. Pekiştirici uyarıcı C) Birincil pekiştireç
  2. Koşullu uyarıcı D) Koşulsuz uyarıcı
  3. E) Olumsuz pekiştireç

82.

Gül, akşam eve gelince babasından   kendisine bir
cep telefonu almasını istemeye karar verir. Ancak,

işinden  dönen  babasının  yüzündeki öfkeli  ifadeyi

görünce,   bu   isteğini   ona   iletmeyi ertelemesinin
doğru olacağını düşünür.

Bu   örnekte   babasının   yüzündeki  öfkeli   ifade

Gül’ün   davranışını   kontrol   eden     ne   tür   bir
uyarıcıdır? (2004 KPSS-36)

B)Koşulsuz D) Ayırt edici

  1. E) Pekiştirici
84.
85.
  1. Tepkisel koşullama ilkelerine göre, olumlu duygusal tepki uyandıran bir uyarıcıyla eşleştirilen bir nötr uyarıcı, bir süre sonra tek başına aynı olumlu tepkiyi uyandırır.

Aşağıdaki   durumların   hangisinde,   bu   ilkeden yararlanılmaya çalışılmaktadır? (2004 KPSS-25)

  1. Kepek şampuanı      reklamında,      saçların
    şampuanın kullanılmasından öncesi ve sonraki
    durumun gösterilmesi
  2. Yeni üretilen bir otomobilin tanıtımının güzel
    mankenlere yaptırılması
  3. Deterjan reklamında    ev    hanımı    rolündeki
    oyuncuların yer alması
  4. Yaşam sigortası        reklamında       sigorta
    yaptırmanın yararlarının . anlatılması
  5. E) Emniyet kemeri kullanmayı  özendirmek  için,
    emniyet kemeri takan ve takmayan sürücülerin
    kaza sonrasındaki durumlarının gösterilmesi
  6. Aslı ders başladığı halde sırasına oturmayıp sınıfta dolaşmaktadır Yerine oturmayıp dolaştığı için öğretmeni Aslı’yı azarlamış ve Aslı hemen sırasına oturmuştur bu yaşantıdan sonra Aslı öğretmenini sınıfın kapısında görür görmez hemen sırasına oturmaya başlamıştır.

Ash’nın    davranışında    görülen    bu    değişme, aşağıdakilerden hangisinin sonucudur? (2004 KPSS-35)

  1. Geriye doğru ket vurma
  2. Ceza
  3. İç görü kazanma
  4. Tepkisel koşullama
  5. E) Sosyal öğrenme
  1. Sinema alanında uzman film eleştirmeni bir konuşması sonunda övgüler almıştır. Bu övgüierden sonra her konuda görüş belirtir olmuştur.
hangisiyle

Bu        durum        aşağıdakilerden açıklanabilir? (2004 KPSS-37)

  1. Genelleme C) Koşulsuz tepkileme
  2. Koşullu uyarım D) Olumsuz davranış
  3. E) Sönmeye direnç

Aşağıdaki özdeyişlerden hangisi, koşullama yoluyla Öğrenmede gözlenen “uyarıcı genellemesi” olgusunu çağrıştırmaktadır? (2004 KPSS-38)

  1. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.
  2. Denize düşen yılana sarılır.
  3. Göz görmeyince gönül katlanır
  4. Yumuşak atın çiftesi pek olur.
  5. E) Fazla naz âşık usandırır.

Bir köpek, sahibi ıslık çaldığı zaman ön ayaklarından birini uzatarak tokalaşma hareketi yaptığında kendisine yiyecek verileceğini Öğrenmiştir. Daha sonra, köpeğin bu davranışı ön ayağını uzattığında yiyecek verilmeyerek söndürülmüş ve köpek, sahibi ıslık çaldığında artık bu davranışı yapmaz hale gelmiştir. Ancak, oradan bir süre geçtikten sonra sahibi ıslık çaldığında köpeğin tekrar ön ayaklarından birini uzatarak tokalaşma hareketi yapmaya başladığı gözlenmiştir.

Köpeğin   ıslık   sesini   duyduğunda   tekrar   ön ayaklarından      birini       uzatmaya      başlaması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2004KPSS-41)

  1. Tepki genellemesi
  2. Ayırıma varma
  3. Kendiliğinden geri gelme
  4. Ayırt etmeyi öğrenme
  5. E) Olumlu aktarma ,:

40

öğrenme Psikolojisi

BİTİŞİKLİK KURAMLARI

Bitişik kuramcılara göre öğrenme tek denemede bile
gerçekleşebilir. Korku insanlarda tek denemede
gerçekleşebilir. örnek, boğulma tehlikesi, elektrik
çarpması vb. Burada yapılan işlem genellemedir.
Genelleme, öğrenilmiş bir davranışın çok çeşitli
durumlarda işe yaramasını sağlar. istenmeyen
davranışların          ortadan          kaldırılması          üzerine

yoğunlaşmışlardır.

Pekiştirme ve ödülü kabul etmemişlerdir.

Bitişiklik kuramları içerisinde VVatson ve Guthrie ele

alınmıştır.

1-WATSON

VVatson için en önemli şey uyarıcı-tepki ikileminin tekrarlanma sıklığıdır. Basit bir labirent yapıp koridorun sonunda yiyecek koydu. Labirentte koşmayı ilk kez öğrenen farenin diğer tekrarları otomatik olarak yaptığını fark etti. İlk defada bir uyarıcıyla başlayan daha sonra uyarıcısız da gerçekleşti ver davranış bir alışkanlık halini aldı. VVatson’un kuramı Thorndike’ın etki yasasından farklıdır. Çünkü onun çalışmasında memnuniyet ve hoşnutsuzluk gibi psikolojik kavramlara yer yoktur. Tekrar, pekiştirme ve etki yasasını reddeder. Bilişsel süreçlere tamamen karşı çıkmıştır. Ona göre düşünce açıklanabilir ve konuşmada öğrenilebilecek basit bir davranış biçimidir. VVatson, öğrenmeyi davranış gelişiminin temel süreci olarak kabul etmiş ve ” bir insan ne öğrenmişse odur.” Anlayışını getirmiştir. Bu fikri ile eğitimde fırsat eşitsizliğinin önemini kafalara yerleştirmiştir •     Davranışçıların kurucusu olarak kabul edilir.

öğrenmeyi açıklamıştır.

uyarıcı-tepki      bitişikliği      olarak

  • Öğrenmede çevrenin (uyarıcıların) etkisi üzerinde
    durmuştur. VVatson, davranışın kalıtımsal olmayıp
    insanın çocukluğundan   beri   çevresindeki   belli
    uyarıcılarla belli tepkilerin birleşmesi sonucu U-T
    bağlarının birbiri üzerine şartlanma yoluyla inşa
    edilmesi sonucunda geliştiği görüşünü savunur.
  • Bütün davranışlar koşullanma yoluyla öğrenilebilir.
    Bebekler koşullanma yoluyla,  suçlu,  müzisyen,
    ressam haline getirile bilir. Yani insan, koşullanma
    yoluyla her kişiliğe getirilebilir.

Korku koşullanması

Küçük bir çocuk (Albert) beyaz renkli fare ile oynarken arkasından ani bir gürültü (ses) yapılarak fareden korkması sağlanmıştır. Çocuk bundan sonra gördüğü beyaza benzer her şeyden (beyaz sakallı dede, beyaz oyuncak) uyarıcı genellemesiyle korkmuştur.

Sistematik duyarsızlaştııma

Tepkiye neden olan durum parçalara ayrılıp her parçada duyarsızlaştırma (örnek rahatlama tekniği) yapılır. Aslında bir anlamda klasik koşullanmadır. Korku öğrenilmişse, korkmama da öğrenilir. Bunun için önce çocuğa korktuğu şeyden (fare) korkmayan çocukların oynadığı bir oyun, tv. filmi izlettirilmiştir. Daha sonra sevmediği şey (fare) yavaş yavaş gösterilerek (fare bir kafes içerisinde yavaş yavaş yaklaştırılır) korku ortadan kaldırılmıştır,

  • Okulda matematik   problemi   çözmekten   zevk
    almayan bir öğrenci, karşılaştığı buna benzer bir
    başka     matematik     problemini    de    çözmekten
    hoşlanmaz.
  • Koşullanmada pekiştirmeyi,   etki   ilkesini   ve   haz
    duygusunu kabul etmemiştir.
  • Öğrenmede koşullu    ve     koşulsuz    uyaranlar
    birbirlerine çok yakın zamanlarda verilmelidir.

En son ve En Sık ilkesi

VVatson öğrenmede ödüllendirme ve ya pekiştirmeden söz etmemiş. Bunun yerine herhangi bir uyarıcıya verilecek tepki. o uyarıcıya verilen en son ve en çok tekrarlanan tepki olacaktır demiştir. Bir başka deyişle zor olan bir problemi çözmekten hoşlanmayan bir öğrenci benzer nitelikte bir problemle karşılaşınca yine çözmekten hoşlanmayacaktır.

2- GUTHRİE

Guthrie’ye göre çağrışımsal U-T bağlarının kuruluşunun tek yasası işaret ve tepki bitişikliğidir. Guthrie’nin önerdiği sistemde şartlı uyarıcılar aslında hareket tepkilerinin meydana getirdiği uyarıcılardır. Bu uyarıcılar alışkanlıklara bir bütünlük ve devamlılık kazandırır. Guthrie, diğer kuramcılar gibi öğrenmenin sonuçlarıyla ilgilenmez. Organizmanın hareket tepkilerine önem verir. Eğitimde ikaz etme ve tavsiyede bulunma yerine doğru davranışın bizzat yaptırlması gerekir.

  • Öğrenmenin tek yasası bitişikliktir.

Bitişikliği; bir uyarıcıya karşı yapılan tepkinin daha sonra aynı (benzer) uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimi olarak açıklar.

  • Bitişikliği uyarıcı-tepki bitişikliği olarak ele alır.
  • Yaptığımız şeyi   öğreniriz,   tekrarlar   beceriyi
    geliştirir.
  • öğrenmede ödüle veya pekiştirmeye gerek yoktur.
  • Ceza bitişikle         Eve    her    girdiğinde
    mantosunu   ve   çantasını   yere   atan   çocuğunu
    annesi her seferinde azarlar ve onları yerine astırır

öğrenme Psikolojisİ

41

bu hep böyle devam eder .Daha sonra annesi kızının manto ve şapkayı atmasını saptayan uyancının onu azarlaması olduğunu anlayarak diğer seferinde manto ve çantasını alarak dışarı çıkmasını ister ve içeri girer girmez manto ve çantayı asmasını ister. Bu kez davranış düzelir.

  • Öğrenmeye yön veren en  önemli etmen  hazır
    oluştur.

Kötü alışkanlıkların (öğrenmelerin) yok edilmesi

  1. Eşik Yöntem (Alıştırma Yöntemi)

İstenmeyen davranışları, istenen davranışlara dönüştürmeyi sağlayan bir öğrenme tekniğidir. Koşullandırılmış istenmeyen tepkileri söndürmeyi amaçlar. Bireyin istemediği uyarıcı en azdan en çoğa doğru belirli düzeylerde verilir.

  • Zeytin yemeyi sevmeyen birine zeytin azar azar
    parçalayarak verilir.
  • Çocuğunu özel okula göndermek isteyen anne,
    bu fikre karşı çıkan babaya bu durumu yavaş
    yavaş kabul ettirir.
  • Okula korktuğu için gitmek istemeyen gitmeyen
    çocuğa, eğlenceli okul öyküleri anlatılır, okul
    arkadaşlarının eve   gelmesi   sağlanır.   Okula
    yakın yerlerde gezintiye çıkılır, okul bahçesinde
    oyun oynanır ve çocuk alıştırılır.
  1. Bıktırma Yöntemi

Istenmeyen davranış organizmaya biktırıncaya ve sıkılıncaya kadar yaptırılır. Organizma istenmeyen davranışı yapmaktan sıkıldığı için davranış sönme eğilimine girer.

Bıktırma yönteminde (doyurma, taşırma da denir) bireyin ilgisini çeken herhangi bir durumla yoğun bir şekilde yüzleşmesi sağlanarak kendisine çekici gelen durum belli bir süre sonra artık bıkkınlık verecek duruma gelir.

Örnek;

  • Kibritle oynayan çocuğa ya da sigara alışkanlığı
    olan bireye uygulanan işlemler.
  • Atı eğere   alıştırmak   için,   atın   üstüne   eğer
    yerleştirilir.   Kişi   biner  ve   at  eğeri   atmaktan
    vazgeçinceye kadar koşturulur.
  • Tavuk yiyen köpeğin boynuna ölü tavuk asılır.
  • Kibrit yakarak tehlike saçan bir çocuğu anne bir
    sürü kibrit vererek bıkıncaya kadar yakmasını
  1. Zıt Tepki Yöntemi

Bu yöntemde istenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcı ile birlikte, ona zıt olan onunla rekabet edebilecek istenen davranışı meydana getiren uyarıcı sunulur. Bireye yapmaktan kaçındığı ve hoşlanmadığı davranış, hoşlandığı ve yapmak istediği bir davranış ile birlikte yaptırılır . Örneğin ; kediden korkan çocuğa annesi kedi hediye eder. Kedi korku yaratan uyarıcıdır. Anne ise sevilen güven duyulan uyarcıdır. İkisi birlikte sunulduğunda, eğer anne daha baskın bir uyarıcı ise, anneye karşı duyulan güven, kediye karşı da oluşacak, kediyi tek başına gördüğünde de ondan korkmayacaktır. Örnek: sigarayı bırakmak isteyen birinin sakız çiğneyerek sigarayı unutmaya çalışması.

Eğitim açısından Gutheri’nin görüşleri

Eğitim hedeflerini önceden belirlemek gerekir. Çünkü istenen tepkileri alabilmek için hangi uyarıcıları vermememiz gerektiğini bilmeliyiz. Bitişiklik kuramını savunması nedeni ile hangi tepkiler bireye kazandırılacak hangileri kazandırılmayacak önceden bilinmelidir.

Dikkat çekici bir uyarıcıya beklenen tepki verilebilir. Öğrenme-öğretme ortamı düzenlenirken, öğrencilere verilecek uyarıcılar onların dikkatlerini çekmelidir ki beklenen tepkiyi versinler. “Dikkat edilen şey yapılan şey için işaret haline gelir.”

Öğrencinin öğrenmeye karşı ihtiyaç duyması gerekir. Öğrenciye bu ihtiyaç hissettirilmelidir. Aynı zamanda alıştırma önemlidir. Ancak öğrenme açısından değil ona göre öğrenme tek denemede oluşur ancak becerinin ve performansın geliştirilmesi için tekrarlar önemlidir.

Okul yaşamın gerçek temsücisi olmalıdır. Çünkü öğrenci yaptığı şeyi öğrenir bir başka deyişle yaparak yaşayarak öğrenme önemlidir. Bu nedenle okui dışında ne yapması gerekiyorsa okul içinde de aynı şeyi yapmalıdır.

Ceza yerinde kullanıldığında etkilidir. İstenmeyen davranışa zıt bir davranış olması önemlidir. Uyulmayacak emirler yada yerine getirilmeyecek nasihatler verilmemelidir. Örneğin derste arkadaşı ile konuşan bir çocuğa kızıp bağırmak yerine bir soru sormak ve ya tahtada bir problem çözmek daha etkili olacaktır. Çünkü öğrenmenin kızması gürültüyü azaltmayacak artıracaktır.

42

öğrenme Psikolojisl

  1. Bir baba sigara içmeye özen en çocuğunun önüne sigaraları koyarak, sigaradan bıktınncaya kadar sigara dumanı içine çekmesini sağlamıştır.

Bu durumda baba, aşağıdaki öğrenme ku-ramcılarından hangisinin görüşlerini uygu-lamaktadır? (2002 KPSS-104)

  1. Guthrie
  2. Thorndike
  3. Ausubel
  4. Bruner
  5. E) Skinner

ARAÇSAL KOŞULLANMA (Thorndike) BAĞLAŞIMCILIK

Thorndike’ın kuramı Bağ kuramı, bağlantı ya da çağrım

yoluyla öğrenme olarak da bilinir.

Bu kuram, iki uyarıcının aynı anda tekrar tekrar ortaya

çıkmasıyla iki uyarıcının bağlantılı duruma gelmesi ve

birinin diğerini hatırlatması temeline dayanır.

Bağlaşımcılık

Thorndike çağrışımı, duygusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağ olarak görmektedir. Bu nedenle onun kuramı bağlaşımcılık olarak adlandırılmaktadır. İlgilendiği konu sadece uyarıcı koşullar ve davranış eğilimleri değil, aym zamanda uyarıcı ve tepkiyi bir arada tutan şeyin ne olduğudur. Thorndike, uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığına ifade etmiştir.

Seçme Ve Bağlama

Thomdike’a göre öğrenmenin en temel formu deneme-yanılma öğrenmesidir. İnsan ya da hayvan olsun, öğrenme durumunda olan organizma, belli bir problemlerie karşılaştığında kendisi amaca götürmeyen başarısız tepkileri eler. Haz ile sonuçlanan, başarıya götüren tepkiler kalıcı hale gelir. öğrenici olan organizma, kafesten kaçma, bir yiyeceğe ulaşma, para kazanma gibi çeşitli amaçlara ulaşmak zorunda olduğu problemli bir durumla karşılaştırılır. Organizma amaca ulaşmak için değişik davranışlar yapar. Bunlardan bazıları amacına ulaştırır, bazıları ulaştırmaz. Öğrenen organizma aynı problemle karşılaştığında amaca ulaştıran tepkileri seçer. Thorndike bu duruma daha sonra seçme ve bağlama adını vermiştir.

Bu durumu yaptığı deneyle açıklamıştır; Kediyi bir kafese koymuştur. Kedi kafesten dışarıya çıkmaya çalışacaktır. Ancak dışarı çıkabilmesi için bir pedala basması yada bir zinciri çekmesi gerekmektedir. ilk denemelerde hayvan epeyce bir çaba harcamış ancak başarılı    olamamıştır.    Kafesin    içindeki    her   şeye

saldırmış aralıklardan kaçmaya çalışmıştır. En sonunda tesadüfen pedal basmış ve dışarı çıkmayı başarmıştır. Daha sonraki denemelerde hayvan saldırma davranışını bırakarak pedala basarak dışarı çıkmıştır. Kedi burada deneme yanılma yolu ile kafesten çıkmayı öğrenmiştir.

Öğrenme Küçük Adımlarla Oluşur

öğrenme, büyük atlamalardan çok, küçük sistemli adımlarla meydana gelir. Problem çözme süresi, ardışık denemelerin sonucunda yavaş yavaş kısaldığından öğrenme birden bire iç görüsel bir şekilde değil, yavaş yavaş oluşur. Throndike’a göre öğrenme doğrudandır ve düşünme veya usa vurma yoluyla yönlendirilemez. Ona göre öğrenmede deneme yanılma yoluyla doğrudan seçme ve bağlama vardır.

Thordike öğrenmeyi açıklarken, Pavlov’un gittiği yoldan gitmiştir. Thomdike, bir uyarıcı karşısında oluşan davranışın gelecekteki davranışları etkilediğini söylemiştir. Kedi ve köpekler üzerinde yaptığı araştırmaların sonunda kendisine ait olan öğrenme yasalarını ve bunların içinde en önemtileri olan “etki” yasasmı ortaya koymuştur.

Thorndike’nin Öğrenme Kuramının Temel Yasaları;

  1. Hazır bulunuşluluk
  2. Etki (Araçsal Koşullanma)
  3. Tekrar (Alıştırma)

1- Hazır bulunuşluluk yasası

Organizmada davranış eğiliminin mevcut olduğu durumlarda ancak öğrenmeye yönelik davranıştan söz edilir.

  1. Bir kişi, etkinlik  göstermeye  hazır ise,  etkinliği
    yapmasına izin verilmesi ona mutluluk verir.
  2. Bir kişi etkinlik göstermeye hazır olduğu halde,
    etkinliğin yaptırılmaması, bireyde kızgınlık yaratır.
  3. Bir kişi etkinliği  yapmaya  hazır olmadığı  halde
    yapmaya  zorlanırsa   kızgınlık  Çocuk,   düzgün
    yazı yazmaya hazır ve buna izin verilirse, yazmaktan
    haz duyar. Çocuk, kalem tutmaya hazır, fakat eline
    kalem   almasına   izin  verilmezse,   çocukta   kızgınlık
    yaratır.   Çocuk,   düzgün   yazı   yazmaya   zorlanırsa
    kızgınlık duyar.

2- Etki yasası (Araçsal Koşullanma)

Öğrenme psikolojisine getirdiği en önemli katkı, “etki kanunu” dur. Araçsat koşullanma adı verilen etki kanununa göre tepki sonuçları tarafından kontrol edilir.

Eğer bir davranış o çevrede bir doyuma ulaşıyorsa aynı ortamda o davranışın oluşma olasılığı artmaktadır.  Sonuç olarak gelecekte bir davranışm

Öğrenme Psikolojisl

43

olup olmayacağının şu anki davranışlara bağlı olduğu söylenebilir.

Eğer uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu haz verici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir, uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu rahatsız edici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar. Diğer bir deyîşle, etki pekiştirilirse uyarıcı tepki arasındaki bağ güçlenir. Tepki cezalandırılırsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar.

■ Thorndike’in etki kanunu, yani davranışın, sonuçları tarafından şekillendirildiği ilkesi, Skinner’in edimsel koşullanma teorisinin temellerini oluşturmuştur.

3- Tekrar yasası

Tekrar    ederek    öğreniniz;    tekrar    etmediğimizde

unuturuz.

Uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanıldıkça güçlenir.

Buna kullanma yasası denir.

Uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanılmadıkça zayıflar Buna kullanmama yasası denir.

Kısaca tekrar kanuna göre yaparak öğrenir, yapmayarak unuturuz.

Thorndike’ın Eğitime İlişkin Görüşleri

Öğretimin düzenlenmesine, öğrenciye kazandırılacak hedef davranışları belirleyerek başlamalıdır. Eğitim bilimsel bir nitelik taşımalıdır. Bunun için çıktıların nesnel olarak gözlenebilir, ölçülebilir özellikler taşımalıdır. Bu özeilikler öğrendye kazandırılacak davranışlardır. Bu nedenle öncelikle hedef ve davranışlar belirlenmelidir.

Bu hedef davranışları belirlerken öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyi dikkate alınmalıdır. (Hazır bulunuşluk kanunu)

Thorndike için güdüleme, öğrenciye haz veren durumun belirlenmesi için önemlidir. Öğrenciye kazandırılacak davranışlann öğrencinin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte olması gerekir. İçsel pekiştireç yerine dışsal pekiştireçler daha önemlidir.

Öğrenme küçük birimler halinde oluştuğundan, öğrenme adım adım sağlanmahdır. Kolaydan zora doğru olmalıdır.

Öğrenci, uyarıcı durumdaki dikkati çeken baskın öğelere tepkide bulunur, diğer önemsiz ayrıntıları eler. Bu durumda, öğretme-öğrenme sürecinde, hedef davranışa yöneltecek uyarıcıların dikkati çekici nitelikte olması gerekir.

Doğru tepkiler hemen pekiştirilmeli, yanlışlar tekrar edilmeden düzeltilmelidir. Bu nedenle öğrenciye geribildirim (dönüt) verebilmek için düzenli olarak sınav yapmak gerekmektedir.

Thorndike’ın sisteminde ceza yoktur. Çünkü ceza, uyarıcı ile tepki arasındaki bağı zayıflatmaz.

Öğretme-öğrenme ortamının gerçek yaşamın bir temsilcisi olmasına özen gösterilmelidir. Thomdike’ın “benzer öğeler transfer teorisi”ne göre iki durum arasındaki ortak öğeler ne kadar çok olursa, transfer o kadar yüksek olur. Öğretme- öğrenme ortamında öğretmen değil, öğrenci etkin olmalı; yaparak yaşayarak öğrenmelidir. Öğrenci öğretmenin anlattıkları ile değil kendi kendine yaptığı çağrışımlarla öğrenmelidir.

  1. Hiç yapmadığı bir yemeği ilk kez yapacak bir
    bayanın bu yemeği deneme-yanılma yoluyla
    yaptığını aşağıdakilerden hangisiyle

anlayabiliriz? (2002 KPSS-93)

  1. Arkadaşının yemeği    hazırlarken    yaptıklarını
    hatırlayarak uygulamaya çalışması
  2. Televizyon programından     yemeğin     tarifini
    izlemesi ve uygulaması
  3. Yemek kitabındaki açıklamalara uyarak yemeği
    hazırlaması
  4. Annesinin tarifini alarak, kendi malzemeleriyle
    pişirmesi
  5. E) Sadece pişmiş şeklini gördüğü yemeği, elindeki
    malzemelerle yapmaya çalışması
  6. Dört yaşındaki bir çocuk yap-boz oynarken çeşitli parçaları rastgele bir araya getirmekte, eğer bu parçalar birlikte bir bütün oluşturmuyorsa vazgeçmektedir.
bu   durumu   en   iyi

Aşağıdakilerden    hangisi açıklar? (2002 KPSS-97)

  1. Anlamlı öğrenme
  2. Sosyal öğrenme
  3. Kavrayarak öğrenme
  4. Deneme-Yanılma yoluyla öğrenme
  5. E) Uyarıcı-tepki zincirleme

44

öğrenme Psikolojisi

89.

Bir öğrenci fen bilgisi dersinde yaptığı deneyde, değişik renkteki sıvıları değişik oranlarda birbiri ile karıştırmış ve hangi renkteki sıvıları hangi oranda karıştırdığında istediği renkte sıvı elde edeceğini bulmuştur.

Öğrencinin istediği renkteki sıvıyı nasıl elde edeceğini bu biçimde bulması aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisine örnektir? (2003 KPSS-53)

  1. Deneme-yanılma yoluyla öğrenme
  2. Kavrama yoluyla öğrenme
  3. Bilişsel öğrenme
  4. Model alma yoluyla öğrenme
  5. E) Gözlem yoluyla öğrenme
  1. Evine müzik seti alan Sönül bu müzik setini odada istediği yere koyduğunda kablosunun elektrik prizine yetişmediğini görür. Mobilyaların yerini değiştirme, prizin yerini değiştirme gibi çeşitli çözüm yollarını denedikten sonra, bir uzatma kablosuyla sorunun çözülebileceğini anlar.

Gönül’ün bir uzatma kablosu alarak sorunu çözebileceğini anlaması aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir? (2004 KPSS-16)

  1. Koşullanma yoluyla öğrenme
  2. Sınama yanılma yoluyla öğrenme
  3. Gözlem yoluyla öğrenme
  4. İç görü kazanma
  5. E) Ayırt etmeyi öğrenme

90.

Anaokuluna yeni başlayan Elif çok hoşuna giden bir oyuncak bebeği almak üzere oyuncak dolabının yanına gelir. Ancak öğretmeni Elife izin istemeden dolaptan oyuncak alamayacağını söyler. Bunun üzerine Elif evinde uyguladığı yemek yememe, yere yatıp tepinme, küsme, sorulara yanıt vermeme, gibi taktikleri teker teker kullanarak amacına ulaşmak ister; fakat başarılı olamaz. Sonunda Elif, dolaptan oyuncak almanın, izin istemekten başka yolunun olmadığını öğrenir.

Elifin, oyuncak dolabından hoşuna giden oyuncağı alabilmesinin tek yolunun izin istemek olduğunu bu şekilde öğrenmesi, öğrenmeyle ilgili aşağıdaki kavramların hangisine örnek olabilir? (2004 KPSS-15)

  1. Tepkisel koşullama
  2. Sınama yanılma
  3. Sosyal öğrenme
  4. Genelleme
  5. E) Model alma

Öğrenme Psikolojisl

45

EDİMSEL (OPERANT) KOŞULLANMA (Skinner)

Skinner; Davranışlarımızın büyük bir çoğunluğu içinde

bulunduğumuz     çevresel     koşulları     değiştirebilen

davranışlardır. Bunlar tepkiden farklıdır. Tepkiden farklı

olduğu için bu davranışlara edimsel (operant) adını

vermiştir.

Ders   çalışmak,    işe   gitmek,   konuşmak,   okumak,

yazmak,   problem   çözmek,   çevremizde  sevilen   biri

olmaya    çalışmak    gibi    yaşamımızı     sürdürürken

gerçekleştirdiğimiz   davranışların   büyük   bir   bölümü

edimseldir.

Skinner, kendisinin geliştirmiş olduğu skinner kutusu ile

bilinmekte     aynı     zamanda     programlı     öğretimin

kurucusudur.     öğretme     makinaları     kavramından

bahsetmiştir.

Organizmanın günlük davranış repertuarında bulunan

bir    davranışın    pekiştirilmesi    ve    böylelikle    aynı

davranışın yeniden ortaya çıkmasının ya da ceza ile

ortaya çıkmamasının sağlanmasıdır.

Bir davranışın sonuçları olumlu olursa o davranışın görülme sıklığı artar. Davranışın sonucunda organizmanm aldığı karşılıklar pekiştireçlerdir.

Örnek: Skinner kutusundaki fare manivelaya basıncaya kadar bir sürü davranış yapar. Daha sonra tesadüfen manivelaya basar. Bunun sonucunda pekiştireç alır. Pekiştireç alınca farenin maniveiaya basma davranışmı yeniden gösterme olasılığı artar.

Örnek: Köpeklere attığımız topu geri getirmelerini öğretmek.

Edim

Herhangi    bir    ihtiyaç    durumunda    organizmanın kendiliğinden ortaya koyduğu davranışlara denir. Operant

öğrenmede önemli olan davranışın sonucu ve doğurduğu etkidir. Davranışın organizmanın belli bir gereksinimini gidermesi önemlidir. Operant öğrenmede organizma eylemlerinde serbesttir, düşünme ve eylemlerini seçme sansına sahiptir.

Edimsel koşullanma

ödüle götüren ya da cezadan kurtaran bir davranımın yapılmasını öğrenmektir. Hoş olan veya hoş olmayan sonuçların bireylerin davranışlarında yarattığı değişikliklere denir. Örnek; Dil öğrenme, Tenis oynamayı öğrenme, birçok sosyal davranışlar, problem çözme

Davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar. Örneğin yeni aldığınız bir kazağı giydiğiniz zaman arkadaşlarınız “Kazağın çok güzel, sana çok yakışmış” derse, o kazağı giyme davranışınız devam eder. Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkarsa. Yeni kazağınızı giydiğiniz gün değer verdiğiniz bir arkadaşınız size yakışmadığını söylerse, o kazağı artık giymek istemezsiniz.

Skinner operant koşullanmayı klasik koşullanmadan farklı olarak T-U şeklinde formüle etmiştir.

Tepki (davranış

Tesadüfen keşfedilir, fare manivelaya tesadüfen basar, ardından pekiştireç alır.

Klasik koşullanma ile operant koşullanma arasındaki farklar aşağıda verilmiştir;

KLASİK KOŞULLANMA OPERANT KOŞULLANMA
Organizma pasiftir Organizma aktiftir
Uyarıcıya yönelik tepki vardır. Fizyolojiktir. Tepki rastlantısaldır, fizyolojik değildir.
Uyarıcı bellidir. (ses, ışık) Uyarıcı belli değildir. Kafesteki her şey olabilir.
Pekiştirme yapılan davranımdan bağımsızdır Pekiştirme yapılan davranıma bağımlıdır. Sonra verilir.
Pekiştireç: Koşulsuz uyarıcıdır. Koşutlu koşulsuz kavramları yoktur. Bunu yerine, olumlu, olumsuz pekiştireç kavramları vardır.
Her ikisinde de genelleme, ayırdetme ve sönme vardır.
  1. Aşağıdakilerden hangisi edimsel koşullanma yoluyla bir davranışın tekrarlanma olasılığının kontrol edebilmek için önkoşuldur? (2003 KPSS-65)
  2. Davranışa uygun bir ayırt edici uyana bulunması
  3. Bir ayırt edici uyarıcının davranışı kontro! etmesi
  4. Davranışın en az bir kez yapılmış olması
  5. Davranışın biçimlendirilmesi
  6. E) Davranışın pekiştirilmesi
Öğrenme Psikolojisİ

46

93.

94.

Bir baba akşam ödev yapmayıp, televizyon izleyen oğluna eğer televizyon izlemeyi bırakıp ödevlerini yaparsa hafta sonu birlikte futbol maçı izlemeye gideceklerini söyler. Fakat babanın vaat ettiği ödüle rağmen oğlu televizyon izlemeye devam eder ve ödevlerini yapmaz.

Aşağıdakilerden hangisi, koşullanma ilkeleri çerçevesinde, çocuğun ders çalışmaya başlamamasının ve televizyon izlemeye devam etmesinin nedenlerinden değildir? (2003 KPSS-66)

  1. ödülün davranıştan hemen sonra verilmemesi
  2. Maça gitmenin uygun bir ödül olmaması
  3. Babanın oğluna   ödül   almanın   yararlarını   iyi
    anlatamaması
  4. Televizyon izlemeyip ödev yapmanın çocuk için
    hoşa gitmeyen bir davranış olması
  5. E) ödev yapmayıp    yerine    televizyon    izleme
    davranışının sönmeye karşı dirençli olması

Bir psikolog utangaçlık şikayetiyle kendisine başvuran Hakan’a tedavi sürecinin ilk adımı olarak, oturduğu apartmandaki komşularına her rastladığında “Merhaba nasılsınız?” deme görevi verir. Komşularının bu tür bir yakınlığa olumlu tepki vermelerinin bir sonucu olarak, Hakan rastladığı kişilere çekinmeden selam vermeye ve onların hatırlarını sormaya başlar.

Hakan’ın selam verme davranışında görülen değişme, aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisiyle açıklanabilir? (2004 KPSS-26)

  1. Kavrama yoluyla Öğrenme
  2. Bilişsel öğrenme
  3. Tepkisel koşullama
  4. Dolaylı öğrenme
  5. E) Edimsel koşullama
  1. Sınıfta sürekli konuşarak öğretmeninin dikkatini
    çekmeyi başaran bir öğrencinin aynı yolu kullanarak
    bu amaca ulaşması engellendiğinde, ilk başiarda,
    konuşma davranışında bir artma olur. Ancak
    zamanla öğrenci daha fazla konuşmakla
    öğretmeninin dikkatinin çekilemeyeceğini

kabullenmeye başlar ve daha az konuşur.

Öğrencinin öğretmenin dikkatinin konuşarak çekilemeyeceğini kabullenmeye başlaması, aşağıdaki süreçlerden hangisinin başladığına işaret etmektedir? (2004 KPSS-34)

  1. Sönme
  2. Ceza
  3. Olumsuz pekiştirme
  4. Kaçınma
  5. E) Kendiliğinden geri gelme
  6. Ders sırasında sürekli olarak söz alıp dersin akışını bozan bir öğrencisinin bu davranışını onun söz alma isteğini görmezden gelerek engellemeye çalışan bir Öğretmen, aşağıdaki davranış kontrol tekniklerinden hangisin kullanmaktadır? (2004 KPSS-40)
  7. Sistematik duyarsızlaştırma
  8. Karşıt koş ulama
  9. Olumsuz pekiştirme
  10. Sönmeye tabi tutma
  11. E) Olumlu pekiştirme

PEKİŞTİRME

Bir davranımın yapılma sıklığınm artırılması eylemidir. Yapılan bir davranışın taktir edilmesi

Pekiştireç

Bir davranışın yapılma sıklığını artıran uyarıcıya denir. Bir diğer ifadeyle ortama konulduğunda ya da ortamdan çekildiğinde bir davranımın yapılma sıklığını artıran uyarıcıya denir. Yemek, su, aferin vb.

Pekiştireçler kendi içinde ikiye ayrılır;

  1. Olumlu Pekiştireçler
  2. Birincil olumlu pekiştireçler
  3. ikincil olumlu pekiştireçler
  4. Olumsuz Pekiştireçler
  5. Birincil olumsuz pekiştireçler
  6. Ikincil olumsuz pekiştireçler

Olumlu Pekiştireç

Ortama konulduğunda davranışın yapılma sıklığını artıran uyarıcılardır

Öğrenme Psikolojisİ

47

Birincil Olumlu Pekiştireç

Organizmayı doğal olarak pekişiren ve organizmanın yaşaması ile ilgili olan pekiştireçlerdir. Doğuştandır. örnek: Yiyecek, su, güvende hissetme

İkincil Olumlu Pekiştireç

Herhangi bir nötr uyarıcının olumlu birincil pekiştireçlerle itişkilendirilmesiyle olumlu pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. Örnek: Para, statü, gülümseme, başını okşama, yıldız verme

Olumsuz Pekiştireç

Ortamdan çıkarıldığında davranışın yapılma sıklığını artıran uyarıcılardır.

Birincil Olumsuz Pekiştireç

Organizmaya zarar veren, yaşamı tehdit eden uyarıcılardır. Doğuştandır. Yüksek ses, şok vb.

İkincil Olumsuz Pekiştireç

Pekiştire

Ç kullanırk

en

dikkat

dilecek

noktalar;

Herhangi bir nötr uyarıcının birincil olumsuz pekiştireçlerle ilişkilendirilmesiyle pekişitreç özelliği kazanan uyarıcılardır. örnek: soba, ütü

PFKİSTİRFOI FR
X
OLUMLU PFKİSTİRFP. OLUMSUZ PEKİSTİRECL
RfRİN     1      İKİNCİI 1    RİRİN      |      İKİNC.İI
  1. Tür Ceza

İstenmeyen davranışın ardından ortamdan hoş olan bir uyaranın çekilmesidir. Ceza verildiğinde;

  • Ortama olumsuz bir uyaran gelir
  • Ortamdan olumlu bir durum çıkarılır
  • Davranışın yapılma sıklığı azalır
  • Organizma hangi   davranışı   yapmasının   uygun
    olacağını bilemez
  • Kontrol ortadan katlığında olumsuz davranış yine
    yapılır

Cezaya alternatif uygulamalar:

  • Istenmeyen davranışa     neden     olan     ortamı
    değiştirmek,
  • İstenmeyen davranışı bıktırıncaya kadar yaptırmak,
  • Eğer istenmeyen     davranış     çocuğun     gelişim
    döneminin bir özelliği ise, bu dönemi atlatmasını
    sabırla beklemek,
  • İstenmeyen davranışı görmezlikten gelip,  istenen
    davranış görüldüğünde hemen pekiştirmek,
  • Sönme meydana getirmek.
  • Olumlu istendik davranışa verilmelidir
  • Davranışın hemen ardından verilmelidir
  • Olumlu pekiştireçler     davranış     değiştirmede
    oldukça etkilidir
  • Öğrencinin gelişim  dönemine,  gereksinimlerine,
    beklentilerine uygun pekiştireç kullanılmalıdır
  • Zor ve yeni konularda sık kullanılmalıdır
  • İstenmeyen davranışa ilgisiz kalınmalıdır
    CEZA

Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için

hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılardır.

Ceza kendi içinde iki gruba ayrıîır. I. Tür ceza ve II. Tür

ceza.

I.Tür Ceza

İstenmeyen davranışın ardından ortama olumsuz bir

uyaranın konulmasıdır.

  1. Beş yaşındaki bir çocuğun evde ve okuldaki isteklerini ağlayarak yaptırmaya çalışmasından rahatsız olan aile ve öğretmen, bu davranışı görmezden gelerek söndürmeye karar vermişlerdir. Ancak görmezden gelme yöntemi ile çocuğun ağlama davranışında bir artış gözlenmiştir.

Bu durum aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2001 KPSS-15)

  1. Söndürme, görmezden gelmenin etkisiz bir
    yöntem olması
  2. Söndürülecek davranışlann şiddetinde,
    başlangıçta geçici bir artışın görülebilmesi
  3. Söndürülen davranışın kendiliğinden geri gelme
    olasılığının bulunması
  4. Ailenin davranışlarında tutarlılık sağlamamış
    olması
  5. E) Ağlama davranışının uzun bir geçmişe sahip
    olması
öğrenme Psikolojisi

48

  1. öğretmenin beğenisini kazanmak için uzun bir süre çeşitli girişimlerde bulunan bir öğrenci, öğretmenin onun hareketierini bir türlü fark etmemesi üzerine bu girişimlerden vazgeçmiştir.

Bu öğrencinin girişimlerinden vazgeçmesine, edimsel koşulanmada ne ad verilir? 2001 KPSS-99)

  1. Birincil pekiştirme
  2. Sönme
  3. Olumlu pekiştirme
  4. Olumsuz pekiştirme
  5. E) ikincil pekiştirme
  1. Aşağıdakilerden hangisinde olumsuz pekiştireç kullanılmıştır? (2002 KPSS-92)
  2. Derste arkadaşının   saçını   çeken   öğrenciyi,
    öğretmenin görmezden gelmesi
  3. ödevlerini, erkenden      bitiren      öğrencinin,
    arkadaşlarıyla oyun oynamasına izin vermesi
  4. Kardeşinin oyuncaklarını    almak   için   kavga
    çıkaran çocuğa, aynı oyuncaklardan alınması
  5. Oyuncaklarını düzeyli  kuilanmadığı  ve sürekli
    kıran    bir    çocuğun    oyuncaklarının    elinden
    alınması
  6. E) Çikolata yemesine   izin   verilmeyen   çocuğa,
    yemeğini yediği için çikolatasının geri verilmesi
  1. Edimsel koşullanmayı   aşağıdakilerden   hangisi açıklar? (2002 KPSS-86)
  2. Tekrar, davranışın     öğrenilmesinde     temel
    oluşturur
  3. Koşullu uyarıcı,    koşulsuz    uyarıcıdan    önce
    verilmelidir
  4. Davranış içinde bulunulan çevrenin bütün olarak
    algılanmasıyia oluşur
  5. Davranışın devamlılığı, davranışın oluşturduğu
    doyuma bağlıdır
  6. E) Davranış organizmadan değil, çevreden gelen
    uyancılarla başlar
  1. Okumayı yeni öğrenmekte olan bir öğrenci dört heceli kelimeleri bazen doğru, bazen yanlış okumaktadır.

Böyle bir durumda aşağıdakilerden hangisi öğretmenin yapacağı etkiti davranıştır? (2002 KPSS-100)

  1. Okuma-yazmanın önemini anlatmak
  2. Okuyabilenleri örnek göstermek
  3. Daha basit metinleri okutmak
  4. Görmesinde problem olup olmadığını araştırmak
  5. E) Her okumadan   sonra  doğru  olup  olmadığını
    belirtmek

100.Babasının ayakkabılarını sildiğinde babasının kendisine harçlık verdiğini gören çocuk, kendisinden böyle bir şey istenmediği halde her sabah babasının ayakkabılarını silmeye devam eder. Bu durum aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2002 KPSS-89)

  1. Kavrayarak öğrenme
  2. Edimsel (operant) koşullanma
  3. Klasik (tepkisel) koşullanma
  4. Gizil (örtük) öğrenme
  5. E) Sosyal öğrenme
  1. Bir öğretmen üçüncü sınıf öğrencilerinin Türkçe
    dersinde çok sıkıldıklarını gözlemlemektedir.
    Öğrencilerin müzik dersinden         çok

hoşlandıklarını bilen öğretmen, Türkçe dersinde, metinlerle ilgili şarkılardan yararlanma yoluna gitmiştir. Öğretmenin böyle bir yol seçmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? (2002 KPSS-103)

  1. Müzik dersine olan ilgiden yararlanarak Türkçe
    dersine olan ilgiyi artırmak
  2. Öğrencinin gelişim   özelliklerine   uygun   olarak
    ifade becerilerini geliştirmek
  3. öğrenilecek konuları tüm derslere yayabilmek
    için dersleri birleştirmek
  4. öğrencileri derslerin     işleniş     yöntemlerini
    belirlemede söz sahibi yapmak
  5. E) Türkçe dersine daha  fazla  önem  verdiği  için
    müzik dersini geçiştirmek

Öğrenme Psikolojisİ

49

  1. Okula yeni başlayan Tuba ve Tekin evde istediklerini yaptırmak için küsme davranışı kazanmışlardır. Tuba’nın öğretmeni küsüp, konuşmadığı, derse katılmadığı, yönergelere uymadığı zamanlarda onu görmezden gelirken, Tekin’in öğretmeni bazen ilgi göstermekte, önemsiz olduğunu düşündüğünde de görmezden gelmektedir.

Bu iki durumda Tuba ve Tekin’in davranışlarının nasıl bir gelişme göstermesi beklenebilir? 2002 KPSS-105)

  1. Tuba ve Tekin küsme davranışını göstermeye
    devam ederler
  2. Okula ve     öğretmene     alıştıkça     davranış
    kendiliğinden ortadan kalkar
  3. Her ikisinin de davranışı daha seyrek olmakla
    birlikte devam, eder
  4. Tuba’nın davranışı ortadan kalkarken, Tekin’in
    davranışı devam eder
  5. E) Tekin’in istekleri    karşılandığı    için    küsme
    davranışı ortadan kalkarken, Tuba             okulu
    sevmez
  6. Bir öğretmen kendisi ders anlatırken, öğrencilerin, kendiaralarında konuşmasının istenmeyen bir davranış olduğunu belirttiği ve her defasında uyarıda butunduğu halde, fısıldaşmaların öğrenciler arasmda gittikçe yaygınlaştığını görmüştür.

Aşağıdakilerden hangisi bu durumun nedenlerini açıklar? (2002 KPSS-107)

  1. Öğrenciler dersten sıkıldığı için fısıldaşmaların
    artması
  2. Istenen davranışın   öğrenci   gelişimine   uygun
    olması
  3. istenmeyen davranış    için    verilen    tepkinin
    caydırıcı olmaması
  4. Öğrencilerin öğretmenin  dikkatini  çekmek için
    çabalaması
  5. E) istenmeyen davranışın    sürekli    vurgulanarak
    pekiştirilmiş olması
  1. Aşağıdakilerden hangisi bir ilköğretim öğretmeninin ödevlerini düzenli yapmayan bir öğrencisine düzenli ödev yapma alışkanlığı kazandırmak amacı ile başvurabileceği yollardan en az etkisi olanıdır? (2003 KPSS-61)
  2. Öğrenciye ilgilendiği konularda ödevler vermek
  3. Düzenli bir biçimde ödev yapmanın yararlarım
    sürekli sınıfta anlatmak
  4. Öğrenciye her ödev yapışında ödül vermek
  5. Düzenli ödev yapan tüm öğrencileri sınıf önünde
    ödüllendirmek
  6. E) Öğrenciye düzenli   ödev   yapan   sevdiği   bir
    arkadaşı ile birlikte çalışmasını önermek
  7. Bir öğrenci diğer ders öğretmenlerine arkadaşları ile ilgili herhangi bir şikayette bulunmazken, İngilizce öğretmenine, her derste arkadaşlarını şikayet etmektedir.

Yukarıdaki örnekte İngilizce öğretmeni Öğrencinin arkadaşlarını şikayet etme davranışını kontrol eden ne tür bir uyarıctyı temsi! etmektedir? (2003 KPSS-62)

  1. Koşulsuz
  2. Koşullu
  3. Nötr
  4. Genelleme
  5. E) Ayırt etme

1O8.Öğrencisine ödev yapma alışkanlığı kazandırmak isteyen bir ilköğretim öğretmeni, öğrencisine ödevim yaptığı için her gün ödül vermiştir. öğretmen bir hafta sonunda öğrencisinin düzenli ödev yapma alışkanlığı kazandığını düşünerek ödül vermeyi kesmiştir. Ancak öğretmen öğrencinin yavaş yavaş ödev yapmaktan vazgeçtiğini gözlemiştir.

Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin ödev yapmaktan vazgeçmesinin nedenidir? (2003 KPSS-64)

  1. Bazı davranışların alışkanlık haline gelmesi için
    çok uzun süre pekiştirilmesi gerekir
  2. Öğretmen yeterli       miktarda       pekiştireç
    kullanmamıştır
  3. Öğretmen öğrencinin    düzenli   ödev   yapma
    alışkanlığını   kazanması   için   uygun  pekiştireç
    seçmemiştir
  4. Düzenli ödev yapma alışkanlığı kazanılması zor
    biralışkanlıktır
  5. E) Öğretmen yanlış pekiştirme tarifesi seçmiştir

50

öğrenme Psikolojisl

  1. Aşağıdakilerden hangisi sınıf içinde söz almaktan çekinen bir öğrencinin söz alma davranışını artırmak için, öğretmenin izleyeceği, en az etkili olan yoldur? (2003 KPSS-68)
  2. öğrencinin söz   alarak   yaptığı   konuşmaları
    pekiştirmek
  3. Öğrenciye söz   alıp   alamayacağını   sık   sık
    sormak
  4. Başlangıçta ilgisiz konularda da olsa öğrencinin
    konuşma eğilimini pekiştirmek
  5. Öğrenciyi kendini    iyi    hissettiği    konularda
    konuşması için güdülemek
  6. E) öğrenci söz almak islediğinde ona söz vermek
  7. Çocuğuna tuvalet eğitimi veren bir anne, çocuğunun kendi başına tuvalete her gidişinin ardından onu çikolata ile Ödüllendirmektedir. Annenin çocuğuna verdiği çikolatanın yerine getirdiği işlev nedir? (2003 KPSS-69)
  1. Öğretmen olan bir baba evde sınav kağıtlarını okumak için masa başına oturur, ancak dört yaşındaki oğlu sürekli olarak gürültü yapmaktadır, bu nedenle çalışamamaktadır. Baba oğlunu azarlamayı düşünmüş fakat sonra azarlayarak susturmaktan vazgeçerek oğlu ile yumuşak bir ses tonu ile konuşmuştur, ona “Eğer bir saat sessiz durursan sınav kağıtlarını okuduktan sonra birlikte çocuk bahçesine gideriz” demiştir. Çocuk bunun üzerine gürültü yapmamış ve baba da sınav kağıtlarını okuyabilmiştir,

Yukarıdaki örnekte babanın hangi davranışı üzerinde ne tür bir pekiştirme olmuştur? (2003 KPSS-72)

  1. Evde sınav   kağıdı   okuma   davranışı   olumlu
    pekişmiştir
  2. Oğluna sesiz     kaldığında     birlikte     çocuk
    bahçesine gitmeyi vaat etme davranışı olumsuz
    pekişmiştirğlunun    sesiz    kalması    için    onu
    azarlaması davranışı olumlu pekişmiş, tir
rahatsız   olma
  1. C) Oğlunun yaptığı    gürültüden davranışı olumsuz pekişmiştir
A) B) C) D)

İpucu

Koşulsuz uyarıcı Koşullu uyarıcı Birincil pekiştireç

  1. E) Ikincil pekiştireç
  1. D) Oğlu ile yumuşak bir ses tonu  ile konuşma davranışı olumlu pekişmiştir
  1. Aşağıdakilerden hangisi bir ilköğretim ikinci sınıf öğretmeninin; öğrencilerinin yazı yazmaktan hoşlanmayıp resim yapmayı tercih etmeleri durumunda, onların, yazı yazma alıştırması yapmalarını sağlamak için uygulayacağı en uygun yöntemdir? (2003 KPSS-70)
  2. öğrencilere güzel    yazı    yazmanın    önemini
    açıklamak    ve    resimleri    evde    yapmalarını
    söylemek
  3. öğrencilere, yazı       yazma       alıştırmasını
    tamamlayanların       resim       yapabileceklerini
    söylemek
  4. öğrencilerin yazı   yazma   alıştırmalarını   daha
    istekli biçimde yapacakları düşüncesiyle önce
    resim yapmalarına izin vermek
  5. Resim yapmayı    sıkıcı    bir    hale    getirerek
    öğrencilerin   yazı   yazmayı   tercih   etmelerini
    sağlamak
  6. E) En güzel resmi yapan öğrencinin daha az yazı
    yazacağını söylemek
  1. Bilgen, gürültü yaparak çevresini rahatsız etmektedir. Babası bunu engellemek için masallar okumak tadır. Ancak Bilgen’in gürültü yapmasında artış olduğu görülmüştür.

Bilgen’in, gürültü yapma davranışının artma nedenine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (2004 KPSS-27)

  1. Çocuğun gürültü   yapma   davranışı   babası
    tarafından pekiştirilmektedir.
  2. Çocuğa gürültü   yapmasının   neden   yanlış
    olduğu anlatılmamaktadır.
  3. Çocuğun gürültü yapma davranışına olumsuz
    pekiştiren verilmektedir.
  4. Çocuk gürültü  yaptığı   için  cezalandırılması
    gerekirken cezalandırılmamaktadır.
  5. E) Baba çocuğunun      gürültü      yapmamayı
    öğrenmesini       sağlayacak       bir       model
    olmamaktadır.

öğrenme Psikolojisİ

51

  1. Olumsuz pekiştirme ile ceza arasmdaki farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? (2004 KPSS-30)
  2. Olumsuz pekiştirme  davranışın  tekrarlanma
    olasılığını artırır, ceza ise azaltır.
  3. Olumsuz pekiştirmede    ortamdan    itici   bir
    uyarıcının çıkması.cezada ise ortama itici bir
    uyarıcının girmesi söz konusudur.
  4. Olumsuz pekiştirmenin gerçekleşebilmesi için
    başlangıçta ortamda    itici    bir    uyarıcının
    bulunması              gerekliyken               cezanın
    gerçekleşmesi için böyle bir gereklilik yoktur.
  5. Olumsuz pekiştirme istenmedik davranışların,
    ceza ise istenilen davranışların tekrarlanma
    olasılığını azaltır.
  6. E) Olumsuz pekiştirme sadece ortamdan itici bir
    uyancının çıkması      ile      gerçekleşirken
    pekiştirici     bir     uyarıcının     ortamdan
    çıkmasıyla da gerçekleşebilir.

PEKİŞTİRME TARİFELERİ

Sürekli Pekiştirme

Her doğru davranış pekiştiriür. Davranış çabuk yerleşir, Çabuk kaybolur.

Aralıktf Pekiştirme

Pekiştireç çok sık verilirse değerini yitirir ve pekiştireç olma özelliğini kaybeder. Bu nedenle öğrenme gerçekleştikten sonra pekiştireçler belli aralıklarla verilmelidir.

Sabit Oran Aralıklı Pekiştirme

Belli sayıda tekrar edilen davranış pekiştirilir. Davranış yavaş kayboîur, yavaş yerleşir. Örneğin işçilere ürettikleri parça başına ücret verilmesi bu tür pekiştirmeye örnek gösterilebilir. Okulda da öğrencilere yaptıkları her ödev için not ya da yıldız verilmesi, doğru yanıtladıkları her 5 problem için tam puan verilmesi, sabit oranlı pekiştirmedir. Bu durumda öğrenciler yaptıkları doğru davranış sayısını artırarak istediği kadar pekiştireç alabilirler.

Değişken Oran Aralıklı

Farklı sayıda tekrar sonunda davranış pekiştirilir. Davranış çok yavaş kaybolur, çok yavaş yerleşir. Öğretmenin bir seferinde 5 problemi doğru çözeni, diğer seferinde 7 problemi doğru çözeni ödüllendirmesi bu tür pekiştirme tarifesine örnek verilebilir.

SabitZaman Aralıklı Pekiştirme

Davranış belirli zaman aralıkları sonunda pekiştirilir. Yavaş kaybolur, yavaş yerleşir. Memur maaşları, günlük yövmiyeler, öğrenciler için teneffüsler bu tip pekiştirmelere örnektir.  Öğrencilerin  yazılı  ve sözlü

sınavlardan    önce    çalışıp,     sonra    çalışmamaları

verilebilir.

Değişken Zaman Aralıklı Pekiştirme

Davranış değişen zaman aralıkları sonunda pekiştirilir.

Çok  yavaş   kaybolur,   çok  yavaş   yerleşir.   Okulda

öğretmenin, öğrencilerin bazı başarılarını pekiştirmesi,

arada sırada başansına yüksek puan vermesi

*** en iyi pekiştirme, değişken oranlı pekiştirmedir. Kumar alışkanlığı buna örnektir.

Premack ilkesi (Büyükannenin Kuralları)

Davranışın davranışlarla pekiştirilmesidir. Organizmanın sıralamasında alt sıralarda yer alan bir davranışı yaptırmak için üst sıralarda yer alan bir ihtiyacın pekiştireç olarak kullanılmasıdır. Çok sık görülen (tercih edilen) davranış pekiştireç olarak kullanılarak, az gösterilen (tercih edilmeyen) davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır.

Örneğin, sebze yemeğini sevmeyen, ancak tatlıyı çok seven   bir   çocuğa,   sebze   yedirmek   için   “Sebze yemeğini bitirdikten sonra, tatlı yiyebilirsin” denebilir. “Şu kadar yazı yazarsanız, teneffüse çıkabiürsiniz” şeklinde okulda da çok kullanılır.

Simgesel Ödülle Pekiştirme

Davranışı değiştirmek için doğrudan ödül yerine o ödüle ulaştıran simgesel ödüllerin kullanılmasıdır. Ççocuğa şeker, oyuncak, sokağa çıkma izni gibi doğrudan doğruya ihtiyacını karşılayacak bir ödül yerine, yıldız, puan, oyuncak, para vb. simgesel ödüller verilir. Çocuk bu simgesel ödülleri toplayarak daha sonra gerçek ödüle dönüştürür. Simgesel ödülle pekiştirme, okulda özellikle yavaş öğrenen ve özürlü çocuklarda, akademik ve sosyal davranışların geliştirilmesinde etkili bir biçimde kullanılabilir. Simgesel ödülle pekiştirme, bir program çerçevesinde düzenlenir. Bu programı öğretmen kendisi hazırlayabüeceği     gibi,      öğrenciyle      birlikte     de

52

öğrenme Psikolojisl

hazırlayabilir. Program hazırlanırken aşağıdaki işlemlerin yapılması gerekir.

Değiştirilmek istenilen davranışların belirlenmesi: Programın başarıya ulaşması için öncelikle öğrencide hangi davranışların değiştirilmek istendiğine karar verilmesi gerekir. Bu amaçla öğrencinin sınıftaki davranışları incelenir ve bu davranışlardan istenen ve istenmeyenler belirlenir.

Değiştirilecek davranışlar belirlendikten sonra simgesel ödülün ne olacağına ve her davranışın karşılığında kaç simge verileceğine öğrencilerle birlikte karar verilir. Simgesel ödül, öğrencinin adına açılan bir kartona yıldız çizme ya da yapıştırma, boncuk verme, renkli kartonlardan yapılmış küçük çiçek figürleri vb. olabilir. Simgeler belirlendikten sonra elde edilen simgelerin nasıl harcanacağına, yani birincil pekiştireçlerin neler olacağına ve bunlarm kaç simgeye bedel olduğuna karar verilmesi gerekir. Pekiştireçler seçilirken öğrencinin ihtiyaç ve tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır. Pekiştireçlerin bedeli, çocuk için çekiciliğine göre, çocukla birlikte belirlenmelidir.

Biçimlendirme / Şekillendirme / Kademeli Yaklaştırma

Amaca götürücü alt düzey davranışları belirleme ve pekiştirmedir. Alt düzey amaçlar gerçekleştikçe pekiştirme yukarı çekilir. Biçimlendirme, beklenen davranışa yakın olarak görülen bir tepkinin pekiştirilmesiyle başlayan ve kademeli bir şekilde istenen tepkiye daha yaklaşan tepkilerin pekiştirilmesi ve en sonunda da istenen tepkinin kazandırılmasıyla sonlanan bir süreçtir. Örnek: çocuğun konuşmayı öğrenmesi, aşarılı bir öğrenci olması, bir hayvana takla atmayı öğretmek

Edimsel koşullama süreci normal koşullarda çok zaman alır. Skinner kutusuna konan hayvanın kendi başına manivelaya basarak yiyeceği elde etmesi beklenirse, hayvan ya ölür yada tesadüfen yiyeceği elde etmeyi öğrenir. Oysa edimsel koşullamada bir başka yaklaşım olan biçimlendirme ile hayvanın daha kısa sürede yiyeceği elde etmesi sağlanabilir. Biçimlendirmenin temeli, orpanizmanın beklenen en vakın tepkisi pekiştirilerek, kademe kademe amaç davranışa ulaşmasını saalamaktır.Ömek: Rövaşata ile go! atmayı öğretmek.

Edimsel koşullanmanın getirdiği ilkeler günümüzde halen geçerliğini korumaktadır. Edimsel koşullanma özellikle çocuk eğitiminde, sınıfta disiplinin Sağlanmasında, psiko-motor ve duyuşsal davranışların kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır.

Batıl davranış; Tesadüfen meydana gelen iki olay batıl davranışın gelişmesine neden olabilir. (Tesadüfi pekiştirme)

  1. “29 Ekim” törenlerinde şiir okuyacak bir öğrencinin tören gününde heyecanlanmaması ve rahat olması için önce aile bireyleri önünde şiirini okuması, ardından teneffüslerde birkaç arkadaşına okuması ve sınıf önünde okuması gibi alıştırmalar yaptırılır.

Bu durumda edimsel koşullanma ilkelerinden hangisinin uygulandığı görülmektedir? (2002 KPSS-102)

  1. Pekiştirme
  2. Genelleme
  3. Kademeli yaklaştırma
  4. Uyarıcı ayırt etme
  5. E) Sönme
  6. Bir anne matematik dersi iyi olmayan ve matematik problemi çözmek istemeyen ilköğretim öğrencisi oğluna, ilk gün 10 dakika problem çözdüğü taktirde kendisine bir ödül vereceğini söyler ve oğlu 10 dakika problemi çözünce ödülü verir. Anne oğlunun ödül alabilmek için gerekli olan problem çözme süresini her gün arttırır, böylece oğlunun her gün 2 saat düzenli bir biçimde matematik problemi çözer duruma gelmesini sağlar.

Aşağıdakilerden hangisi annenin oğlunun her gün düzenli bir biçimde matematik problemi çözmesini sağlamak için kullandığı tekniktir? (2003 KPSS-63)

  1. Edimsel koşullanma
  2. Kademeli yaklaşma
  3. Kavrama yoluyla öğretme
  4. Karşıt koşullanma
  5. E) Sistematik duyarsızlaştırma
  6. İlköğretim 1. sınıfında görev yapan bir öğretmen önce öğrencilerin her doğru yanıtını, bir süre sonra da ikinci ve üçüncü doğru yanıtını pekiştirmesinin başlıca nedeni aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-16)
  7. öğrenmenin pekiştirmesine soru-yanıt
    yönteminin elverişli olması
  8. Öğrenmede, ödüllendirmenin cezadan daha
    etkili olması
  9. Her doğru yanıtı pekiştirmenin çok zaman
    alması
  10. Isınıfın başlangıcında pekiştirmenin çok önemli
    olması
  11. E) Aralıklı pekiştirenin davranışa süreklilik
    kazandırması

öğrenme Psikolojisİ

53

  1. Sınıfta dört işlem alıştırmaları yaptıran bir öğretmen, öğrencilerine doğru çözdükleri her üç alıştırma için bir artı vermektedir.

Aşağıdakilerden hangisi bu örnekteki öğ-retmenin kullandığı pekiştireç tarifesidir? (2002 KPSS-91)

  1. Sabit oranlı
  2. Sabit aralıklı
  3. Tesadüfi
  4. Değişken aralıklı
  5. E) Değişken oranlı
  6. Bir öğretmenin, öğrencilerin sürekli çalışmasını sağlamak amacı ile, öğrencilerin tahmin edemeyeceği değişik ders saatlerinde küçük sınavlar yapması hangi pekiştirme tarifesine örnektir? (2003 KPSS-57)
A) B) C) D) E)

Sürekli

Değişken aralıklı Sabit aralıklı Değişken oranlı Sabit aralıklı

12O.Şekil verme ya da biçimlendirme, edimsel koşullanma yaklaşımında kullanılan, kişiye yeni bir davranışın kazandırılmasında yararlanılan yöntemlerdir.

Aşağıdakilerden hangisi, edimsel koşullanmaya göre, şeki! verme ya da biçimlendirme işlem basamaklarından değildir? (2003 KPSS-67)

  1. Hedef davranıra    götürecek    olan    davranış
    basamaklarının belirlenmesi
  2. Kişinin hedef    davranışa     ait     performans
    düzeyinin belirlenmesi
  3. Kazandınlacak hedef     davranışın      açıkça
    tanımlanması
  4. Yeni davranış     oluşuncaya     kadar     kişiye
    geribildirim verilmesi
  5. E) Hedef davranışla ilgisi  olmayan  davranışların
    cezalandırılması

121.Dışarı çıkmak isteyen çocuğuna “Odanı düzeltirsen dışarı çıkmana izin veririm.” diyen bir annenin kullandığı davranış kontrol tekniği aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-28)

  1. Karşıt koş ulama
  2. Sistematik duyarsızlaştırma
  3. Büyükanne kuralı (Premack İlkesi)
  4. Kademelilik İlkesi
  5. E) Aralıklı pekiştirme
  6. Öğrencilerinin fizik güçlerini artırıcı idman yapmayı sevmediklerini, buna karşılık antrenman, kendi aralarında maç yaparak geçirmekten çok hoşlandıklarım fark eden bir basketbol koçu onlara fizik gücü artırıcı idmanı gerektiği gibi yaptıklarında kendi aralarında maç yapmalarına izin vereceğini, yapmadıklarında vermeyeceğini söyler.

Öğrenme ilkeleri çerçevesinden bakıldığında, basketbol koçunun öğrencilerine yalnızca fizik gücü artırıcı idman yaptıkları günlerde kendi aralarında maç yapmalarına izin vereceğini söylemesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisi olabilir? (2004 KPSS-29)

  1. Fizik güce   çok   önem   verdiğini   dolaylt   bir
    şekilde anlatmak
  2. Yapılma olasılığı  yüksek  olan  davranışları,
    yapılma   olasılığı   düşük   olan   davranışları
    kazandırmak için kullanmak
  3. Fizik gücü   artırıcı   idmanların   çok   gerekli
    olduğunu vurgulamak
  4. Kademeli yaklaşma    yoluyla,    fizik    gücü
    arttırıcı idman yapma alışkanlığı kazandırmak
  5. E) Kendi aralarında maç yaparken gösterdikleri
    davranışları pekiştirme               yoluyla
    şekillendirmeye çalışmak
  6. Mete’ye dışardan geldiğinde eşyalarını düzenleme alışkanlığı kazandırmak isteyen annesi, eşyalarını her düzenleyişinde çeşitli şekillerde pekiştirmiş ve bir sure sonra Mete dışardan geldiğinde kendiliğinden eşyalarını düzenlemeye başlamıştır.

Anne, Mete’nin eşyalarını düzenleme davramşını aşağıdaki pekiştirme tarifelerinden hangisine göre pekiştirmeye devam ederse, bu davranışın sönmeye karşı dirençli olma olasılığı daha yüksek olacaktır? (2004 KPSS-32)

C )Sürekli

D) Sabit oranlı

  1. Değişken aralıklı
  2. Değişken oranlı
  3. E) Sabit aralıklı

54

öğrenme Psikolojisl

  1. Gürsel öğretmen her sabah uyandığında kapısının önüne bırakılmış olan gazetesini almaktadır. Gürsel öğretmenin her sabah kapının önüne bakma davranışı aşağıdaki pekiştirme türlerinden hangisine Örnek olabilir? (2004 KPSS-33)
  2. Değişken aralıklı
  3. Sabit oranlı
  4. Rastgele
  5. Sabit aralıklı
  6. E) Değişken oranlı

pekiştireçler   içsel   pekiştireçlerden    daha önemlidir.

  1. okullarda programlı öğretim uygulanmalıdır.
    öğrenme ortamında bireysel farklılıklar göz
    önüne alınmalıdır. Her öğrenci aynı hızda
    öğrenemez ilkesine          öğretim
    bireyselleştirilmelidir.
  2. Eğitimde cezadan     kaçmak
    Öğrencinin olumlu davranışları pekiştirilmeli
    olumsuz             davranışları             görmezden
    gelinmelidir.    Okuldaki   disiplin   problemleri
    eğitim          öğretim          ortamının                 iyi
    planlanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu
    nedenle planlama önemlidir.



  1. Beden eğitimi Öğretmeni Emre Bey, okula yeni başlayan bir öğrencisine gol vuruşu yapmayı öğ-retmek amacıyla, ilk başlarda, topa yaptığı her düzgün vuruştan sonra onu ödüllendirmiş; daha sonra sadece kalenin yakınından geçen vuruşlarını, en sonunda da sadece kaleye isabet eden vuruş-larını ödüllendirmeye başlamıştır.

Beden eğitimi Öğretmeni Emre Bey’in, öğrencisine gol vuruşu yapmayı öğretmek için kullandığı teknik aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-39)

  1. Sistematik duyarsızlaştırma
  2. Karşıt koş ulama
  3. Davranış, değiştirme
  4. Kademeli yaklaşma
  5. E) Aralıklı pekiştirme

EĞİTİM AÇISINDAN SKİNNER’İN GÖRÜŞLERİ

  1. Eğitim öğretim sürecinden önce hedef ve
    davranışlar        Hedeflehn
    davranışsal tanımlamaları yapılmalıdır.
  2. Öğrenmenin görevleri         davranışları
    biçimlendirmektir.    Çünkü   skinner’e   göre
    uyarıcı-tepki arasındaki bağ önemli değildir.
    Tepki ya doğal olarak meydana gelir yada
    biçimlendirilir.
  3. Pekiştirme ilkelerini bilmek önemlidir. Hangi
    davranış ne     zaman     hangi     aralıkla
    pekiştirilecektir?    Öğrenilen    her   davranış
    hemen pekiştirilmelidir.
  4. Skinner’e göre güdeieme önemlidir. Ancak
    öğrenciye verilen     pekiştirici     uyarıcının
    pekiştirici     olma      özelliğini     belirlemesi
    bakımından   önemlidir.   Sınıf içinde  ikincil
    pekiştireçler    daha     çok     kullanılmalıdır.
    (Afehn, çok güze! olmuş v.s) ona göre dışsal

İŞARET-ÖĞRENME (Tolman)

Tolman’ın kuramı amaçlı davranışçılık, işaret gestaltya da beklenti kuramı olarak da bilinir. Tolmana göre öğrenme, çevreyi keşfetme sürecidir. Bu keşfetme sürecinde organizma bazı olayların başka olaylara yol açtığını ya da bir işaretin diğer bir işarete götürdüğünü öğrenir ve bunları kullanarak amacına ulaşır. Tolmana göre organizma çevreden birçok şey öğrenir ancak tüm öğrenmeleri etkinlik olarak göstermez. Organizmanın gereksinim duyuluncaya kadar göstermediği öğrenmeler örtük öğrenmelerdir.

s    Amaçtı davranış

Ona göre davranış, basit bir U-T değil, amaca yöneliktir. Davranış ulaşılacak amaç doğrultusunda çevre koşullarına göre değiştirilebilir, uyum sağlayabilir bir özelliğe sahiptir. örneğin; Her gün arabasıyla iş yerine giden kişinin arabası bozulursa otobüs, taksi, bir arkadaşının arabasıyla gitme gibi davranışlara dönüşebilir.

s    Bütüncü davranış

Tolman’a göre davranış amaçlıdır. Davranışı küçük parçalara, elementlere ayırarak çalışmak davranışın anlamını kaybettirmektedir. İşe arabayla gitme, yemek pişirme, çamaşır yıkama, sınavda cevapları yazma bütüncül davranışlardır. Özetle Davranışlar;

  • Amaçlıdır
  • Bütüncüldür
  • Bilişseldir

Toiman’a göre öğrenme için güdüienme gerekii değildir. Bu noktada Guthrie ile aynı, Thorndike, Skinner ve Hull ile farklı görüştedir. Çünkü güdülenme sadece “algısal vurgulayıcıdır.”Dikkatin nereye yöneleceğini belirler.

Öğrenme Psikolojisl

55

s    Beklenti

Tolman’a göre kuramın temel sayıltısı şudur; Organizma bilgiyi, çevresel olaylara dikkat etme ve onları keşfetmesinin bir sonucu olarak kazanılmaktadır. Bunun için ödül gerekli değildir. Amaca yönelik I. Uyarıcı, I. Tepki ve II. Uyarıcı sırasıyla gelirse beklenti güçlenir. Örnek; Kapı zili, zile basma, zil sesi.

Tolman’ın kuramının temelinde diğer davranışçılardan farklı olarak; öğrenmeyi davranış kuramlarında olduğu gibi küçük birimlerle değil bütüncül olarak ele almasıdır. Ona göre her davranışın bir amacı vardır. Diğer kuramcılar davranışı küçük birimler incelemişler bütünü gözden kaçırışlardır.

Tolman’a göre öğrenme çevreyi keşfetme sürecidir. Organizma araştırarak bazı olayların belirli başka olaylara yol açtığını keşfeder. Böylece amaca ulaşılır. Bir işaretin başka bir işarete organizmayı götürdüğünü ifade etmiştir. Bilişsel harita kavramından bahsetmiştir.

Bu nedenle öğrenme uyarıcı-tepki değil, uyarıcı-uyarıcı ilişkisidir. Gece saat 12.00 olduğunda yatma zamanına işaret eder.

Kuramı davranışçı-gestalt birleşimidir. Öğrenci öğrenme sürecine amaçlı, niyetli ve planlı olarak katılır. Davranış amaca yöneliktir, bütüncüldür, planlıdır. Organizma amaca ulaştıracak en uygun davranışı seçer. Örnek; su içmek, ekmek almak, işe gitmek, ticaret yapmak, pazara gitmek

İki öğrenme kavramı geliştirmiştir. Bu kavramlar daha sonra gestalt yaklaşımda da görülecektir. 1.    Gizli, (örtük) öğrenme

Kişinin farkında olmadan öğrenmesidir. Kendi içinde ikiye ayrıhr;

  1. Bilişsel harita

Yer öğrenmesidir. Çevremizle ilgili zihnimizde oluşturduğumuz haritadır. Örnek; maymun deneyi, bilmediğimiz bir şehre gittiğimizde yaşadığımız durum

  1. Bilişsel senaryo

Uzun süreli bellekteki işlemsel hafıza bilgilerine denir. Bir olayın nasıl gerçekleştiği ile ilgili senaryo vardır.

  1. Yer (işaret) öğrenme

Amaca ulaşmak için çevre hakkında bilgi toplanır. İpuçları ve ihtiyaç kaynakları kullanılarak öğrenilir. Amacımız neyse zihnimiz bilinçsizce bizi o amaca götürecek kayıtlı tüm şemaları harekete geçirir. Böylece amaca ulaştırır. Örnek: Farelerin yer öğrenmesi deneyi

B

s    Bütüncü Davranış

Diğer kuramcılar davranışı kas hareketlerine indirgeyerek çalışmışlarıdır. Oysaki bir farenin labirentte yiyecek araması sırasında bir çok farklı davranış vardır. Davranış tek bir kas hareketinden değil bir çok kas hareketinin bileşimden olaşabilir.

s    En az çaba ilkesi

Organizma zihninde oluşturduğu haritalar ile kendisini amaca ulaştıracak olan en kısa yolu seçmektedir. Örneğin bir matematik problemi bir çok değişik yoldan çözülebilir organizma bunların hepsini öğrenmiş olabilir ancak organizma en kısa olan yolu seçecektir.

s    Deneme yanılma

Eğer organizma bir amaç için bir çözüm üretecekse. Kısa çözüm yollan için alternatifler arar. Bunu deneme-yanılma ile gerçekleştirir.

s    Performans

Tolaman’a göre öğrenilenlerin gerek duyulduğunda gözlenebilir davranışa dönüştürülmesine denir. Örneğin A avukatının bürosunu bilebiliriz ancak avukata ihtiyacımız olan kadar bu bilgiyi bellekte saklarız. İhtiyaç ortaya çıkınca avukatın bürosuna gideriz.

s    Sönme

organizmanın beklentilerine uygun durum oluşmazsa sönme gerçekleşir. Önceden pekiştirilen davranışlar pekiştirilmez ise örtük sönme gerçekleşir.

  1. Annesinin boş (ip) makaralarıyla oynamayı, çeşitli şekillerde birleştirmeyi çok seven bir çocuk, kendisine verilen aynı renk ve şekildeki makaralardan üzerinde farklı bir marka yazılı olan makarayı “bu farkh” diyerek kabul etmemiştir.

Bu      durum      aşağıdakilerden      hangisi      ile açıklanabilir? (2002 KPSS-94)

  1. Gizli (örtük) öğrenme
  2. Kavrama yoluyla öğrenme
  3. Sosyal öğrenme
  4. Gestalt öğrenme
  5. E) Edimsel (operant) koşullanma

56

öğrenme Psikolojisl

SOSYAL ÖĞRENME KURAMI (Bandura)

Bandura’nın kuramı model alma, taklit, gözlem yoluyla öğrenme kuramı olarak da bilinir. Bandura’ya göre davranış bilişsel, davranışsal ve çevre etkileşimi ile olur.

Davranışların büyük çoğunluğu diğer insanlarla etkileşim yoluyla olur. ilgili davranışı gösteren biri model alınarak öğrenilir.

Temel olan bireyin başkalarını gözleyerek öğrenmesidir. Yemek yeme, moda, eğlence vb.

Zihni tamamen devre dışı bırakarak bütün öğrenmeleri açıklayamayız. Sosyal hayatta karşılaştığımız birçok öğrenme durumları sadece koşullanma teorileriyle açıklanamaz. Sosyal hayatta öğrenilenlerin çoğu klasik koşullanma teorileriyle açıklanamaz.

Yemek, giyim, halk oyunları, eğlence, ulusal ve hatta ekonomik davranışlar ne tam olarak koşullanma ile ne de bilişsel teorilerle tam olarak açıklanamaz. Bebekler konuşmayı, çevresinde bulunan kişileri taklit ederek öğrenir. Cinsiyet rolleri, anne baba ve kardeşlerden öğrenilir.

Gençler, ilgi duydukları alanlarda ünlü kişileri model alarak davranış oluşturur ve geliştirirler. Insanlarm, birçok karmaşık davranışı, uzun pekiştirmeler olmadan sadece gözleyerek öğrendikleri görülmektedir. Örneğin yemek yeme, parmak kaldırarak söz isteme, öğretmen geldiği zaman sessiz durma, oyun oynama gibi…

Bandura’ya göre öğrenme ile performans birbirinden farklıdır. Gözlem yoluyla öğrenilenler güdüleninceye kadar ya da ihtiyaç duyuluncaya kadar performansa dönüştürülmezler.

Giyimde, teknolojik gelişmelerin yayılmasında, iyi ve kötü davranışların yaygınlaşmasmda en önemli etken, insanlardaki taklit etme güdüsüdür. Sosyologlar, insan davranışlarının tamamen sosyal olarak oluştuğunu; toplumsal kurumların ve kültürün bir kalıp gibi bütün insan davranışlarını şekillendirdiğini iddia ederler.

Çocuklar, çevrelerindeki kişilerin davranışlarını ve bu davranışların sonucunu sürekli gözlerler. Gözledikleri davranışlardan pekiştirilenleri taklit ederken, sonucu olumlu olmayan davranışları taklit etmezler. Bu nedenle modeli taklit etme de bir tür edimsel koşullanmadır.

Koşullu öğrenmede birey kendi tecrübelerine dayandığı halde, sosyal öğrenmede başkalarının tecrübelerinden yararlanarak öğrenir.

Bir davranışın öğrenilmesi için, bireyin bu davranışın sonucunu yaşayarak öğrenmesi gerekmez. örneğin köpek tarafından ısırılan ya da salıncaktan düşen bir çocuğu gözleyen biri, köpek ve salıncaktan korkabilir. Günlük yaşantımızda gözleyerek öğrendiğimiz pek çok davranış vardır.

Bandura, insanların çevrelerindeki kişüerin davranışlarını gözlediklerini, buradan bazı sonuçlar çıkararak kendileri için yararlı olan davranışı yaptıklarını öne sürmüştür. örneğin, önündeki arabanın bir çukura ya da kasise girerek sarsıldığını gözleyen sürücü, arabasına zarar vermemek için gözlediği davranışı taklit etmez.

Bandura’ya göre model alınan, gözlenen davranışların bireyin belleğine kodlanması ve gerektiği zaman hatırlanması gerekir. Bu özelliklerinden ötürü gözlem yoluyla öğrenmenin bilişsel boyutu da vardır.

Öğrenme sürecinin 4 temel aşaması

  1. Dikkat

Model alınan davranışın doğru taklit edilebilmesi için öncelikle model alınan davranışa dikkat edilmesi gerekir. Kişi, duygularıyla beraber tüm dikkatini beğendiği ve taklit etmek istediği davranışa yöneltir. Statüsü ve çekiciliği yüksek modellere dikkat edilir.

  1. Hatırlama

Gerektiğinde taklit etmek içinü modelin tüm davranışlarını belleğe kodlamak gerekir. Çünkü gözlenen davranış genellikle gözlemden hemen sonra taklit edilmeyebilir. Birey gözlediği davranışı yeri geldiği zaman da kullanabilir. Davranış belleğe görsel, sözel ya da sembolik olarak kodlanabilir.

  1. Yeniden Üretme (uygulama)

Model alınan davranışın gösterilmesi için bireyin gözlemlerini kendi davranışına dönüştürebilmesi gerekir. Bu bazen tam taklit olmayabilir: çevre şartları, bireyin fiziksel gücü ve imkanları, zaman vs model alınan davranışın biraz farklı üretilmesine neden olur.

  1. Pekiştireç

Taklit edilen davranış çevrede beğenildiysö tekrar edilir, beğenilmediyse tekrar edilmez ve zamanla söner.

Temel Kavramlar

Dolaylı pekiştireç

Seçilen modelin yaptığı davranışların ödüllendirilmesi o davranışın taklit edilmesini güçlendirir

Öğrenme Psikolojisİ

57

Dolaylı duygusallık

Birey başkalarının yaşantılarını gözieyerek dolaylı olarak korku, kaygı gibi duygular geliştirebilir. Örnek; fareden korkma

Dolayh ceza

Seçilen modelin yaptığı davramşların cezalandırılması bireyin o davranışları yapma eğilimini azaltır. Trafik kazası, kopya çeken öğrenciye ceza verilmesi.

Özyeterlik

Kişinin kendi kapasitesinin farkında olmasıdır. Bireyin karşılaşacağı problemi ne derece çözebileceğine ilişkin kendisine olan inancı ve yargısıdır.

özyeterliği etkileyen unsurlar: Yaşantı, dolaylı yaşantı, sözel ikna, psikolojik durum

Sosyal öğrenme kuramına göre eğitimde göz önünde bulundurulması gereken noktalar

Öğretmenler, öğrencilerin dikkatini gerçek hayattan, roman ve film kahramanlarından model alabilecekleri kişilere çekmelidir.

Araştırmalar çocuklarrn özellikle safdırgan davranışları daha çok taklit ettiklerini göstermektedir. Bu nedenle çocuklann izledikleri filmler dikkatle seçilmeli, çocuklara kötü model oluşturacak filmler gösterilmemeüdir.

Öğretmen en çok model alınan kişilerden biridir. Bu nedenle öğretmenin sınıfta ve sınıf dışında öğrencilere çok iyi bir model oluşturması gerekir.

Öğrencilerde   istendik   davranışlar   oluşturmak   için,

doğru     davranan      öğrenciler     pekiştirilerek,      bu

öğrencilerin diğer öğrencüer tarafından model alınması

sağlanmalıdır.

Sınıf     disiplinini      sağlamada,      el      becerilerinin

öğretilmesinde bu teoriden yararlanılmahdır. Burada

öğrencilerin  geiişimsel   hazır  o!ma  durumlanna  da

dikkat etmelidir.

Model alma yoluyla kazanılan ürünler;

  1. Yeni bilişse! (problem çözme, etkili okuma) ve
    psikomotor beceriler öğrenilebilir
  2. Önceden yapılmaktan     kaçınılan     davranışlar
    yapılmaya başlanabiiir.
kullanılacağı
  1. Yeni değerler, inançlar kazanılabiür
  2. Çevrenin ve     eşyaların     nası!
    öğrenilebilir
  3. Duygulan açma, etkili iletişim kurma gibi beceriler kazanıîabilir
  1. Bir öğretmenin sınıf içindeki davranışlarıyla öğrencilere olumlu örnekler oluşturmaya çalışması ve yeri geldikçe bu davranışlarının nedenlerini de açıklaması…

Öğretmenin bu tutumu, aşağıdaki öğrenme yaklaşımlarından hangisini benimsemiş olduğunu gösterir? (2001 KPSS-10)

  1. Bireyin, davranışlarını       pekiştir       yoluyla
    kazandığını      savunan      edimsel      (operant)
    koşulama yaklaşımı
  2. Düşünme süreçlerine   ağırlık   veren    bilişsel
    öğrenme yaklaşımı
  3. Bireyin modelden  öğrendiğini savunan sosyal
    öğrenme yaklaşımı
  4. Bireyin genetik    özelliklerinin,    davranışlarını
    belirlediğini savunan biyolojik yaklaşım
  5. E) Bireyin, davranışlarını    tepkisel    koşullanma
    yoluyla  kazandığını   savunan   klasik  (tepkisel)
    koşullanma yaklaşımı
  6. Sınıfta parmak kaldırmadan      söz      alan
    öğrencilerini     bu     alışkanlıktan     vazgeçirmek
    isteyen bir öğretmenin izleyebileceği en uygun
    yol aşağrdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-79)
  7. Parmak kaldırarak    söz    alınması    gerektiği
    kuralını hatırlatma
  8. Parmak kaldırmadan    söz    alan    öğrencileri
    uyarma
  9. Parmak kaldırmadan söz alan öğrencileri derse
    alamayacağını söyleme
  10. Parmak kaldırmadan söz alan öğrencilere ceza
    vermek
  11. E) Parmak kaldırarak söz isteyen öğrencilere söz
    verme, diğerlerini görmezlikten gelme
  12. ilköğretim altıncı sınıftaki   bir   öğrenci   kitaplarını
    çantada   taşımak   yerine   çok   sevdiği   üniversite
    öğrencisi olan bir ablası gibi kucaklayarak taşımaya
    başlamıştır.

Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin ger-çekleştirdiği öğrenmeye örnektir? (2002 KPSS-96)

  1. Modelden öğrenme
  2. Kavrayarak öğrenme
  3. Edimsel (operant) koşullanma
  4. Örtük öğrenme
  5. E) Klasik (tepkisei) koşullanma

58

öğrenme Psikolojisl

  1. Modelden öğrenen bireyin davranışlarının sıklaşmasını aşağıdakilerden hangisi sağlar? (2002 KPSS-98)
  2. Öğrenen bireyin yaşça büyük olması
  3. öğrenen ile   model   alınan   bireylerin   akran
    olması
  4. Örnek alınan    davranışın,    öğrencinin   takdir
    edilmesini sağlaması
  5. örnek alınan     bireyin     toplum     tarafından
    dışlanması
  6. E) öğrencinin birini    örnek    aldığının    çevresi
    tarafından fark edilmesi
  7. İki kız kardeşten küçük olan Serpil sürekli olarak ablasını model almakta ve onun davranışlarını taklit etmektedir. Ancak ablasının çok aşırı makyaj yapması sonucu cilt sorunları yaşadığını gözlemlemesi nedeni ile makyaj yapmamaktadır. Aşağıdakilerden hangisi Serpil’in makyaj yapmamasının nedenidir? (2003 KPSS-73)
  8. Yaş ilerledikçe taklit edilen davranış sayısı azalır
  9. Çocuklar kendilerinden    yaşça    büyük    olan
    herkesi model almazlar
  10. Eğer bir davranış pekiştirilmezse tekrarlanma
    olasılığı azalır
  11. Davranışın tekrarlanma olasılığı, onu yapan kişi
    için yaradığı sonuçlar tarafından kontrol edilir
  12. E) İstenmeyen bir durumla sonuçlandığı görülen bir
    davranışın taklit edilme olasılığı azalır
  1. Sosyal öğrenme kuramlarına bir çocuğun gözlediği modellerin davranışlarını taklit etme olasılığını artıran ya da azaltan bazı etkenler vardır.

Aşağıdaki örneklerden hangisin, de bu etkenlerden herhangi birine vurgu yapılmamaktadır? (2004 KPSS-42)

  1. Füsun’un konuşma   tarzı   ve   konuşurken
    yaptığı hareketler babasından çok annesine
    benzer
  2. Okula yeni başlayan bir çocuk arkadaşlarının
    yemek almak için sıraya girdiklerini görünce,
    kendisi de sıraya girer.
  3. Sigara içen   bir  arkadaşının  çok  kötü  bir
    biçimde öksürdüğüne tanık olan bir çocuk,
    sigaraya başlamaktan vazgeçer.
  4. Bir genç, saçlarını  hayran  olduğu bir pop
    yaldızının saçlarına benzer şekilde kestirir.
  5. E) Bir arkadaşmın   gitar  çaldığı   için   popüler
    olduğuna   tanık  olan   bir  genç,   gitar dersi
    almaya başlar.
  1. Bir Türkçe öğretmeni veli toplantısında “eğer çocuklarınızın kitap okuma alışkanlığı kazanmasını istiyorsanız, evde kitap okuyarak çocuklarınıza ömek olunuz.” önerisinde bulunmuştur.

Türkçe öğretmeninin bu önerisi aşağıdaki kuramlardan hangisi ile açıklanabilir? (2003 KPSS-74)

  1. Edimsel koşullanma
  2. Klasik koşullanma
  3. Bilişsel öğrenme
  4. Sosyal öğrenme kuramı
  5. Bilgiyi işleme kuramı

Öğrenme Psikolojisİ

59

BİLİŞSEL YAKLAŞIMLAR

Öğrenmeye bakışı aşağıdaki formülle açıklanmaktadır.

Uyarıcı -» Organizma (bilişsel  süreçler) -> Davranış /

Tepki

Öncüleri Gestalt yaklaşımdır.

Bilişsel Süreçler;

  1. Zihindeki bilgi birikimleri
  2. Bu bilgi birikimleri arasındaki bağlantılar
  3. Bu bağlantılar arasında yapılan işlemlerdir.

Bilişsel yaklaşımın dayandığı temel ilkeler

  1. Bazı öğrenme  süreçleri  yalnızca  insana  özgü
    Bu nedenle bilişsel araştırmalar insanlar
    üzerinde yapılır.
  2. Zihinsel olaylar araştırmanın odağıdır.
  3. Birey öğrenme sürecine aktif olarak katılır.
  4. Öğrenme gözlenemeyen       bazı       zihinsel
    bağlantılarm oluşmasmı da içerebifir
  5. Bilgi örgütlenir.
  6. Öğrenme daha önce öğrenilenle yeni öğrenileni
    ilişkilendirme sürecidir.

Bilişsel    yaklaşımlar    insanın    dünyayı    anlamada kullandığı zihinse! süreçleri incelerler. Bilişsel yaklaşıma  göre öğrenme;  zihinsel yapıdaki değişmedir. Önemli olan zihinde ne olup bittiğidir.

Bilişsel yaklaşım içinde temel olarak gestalt yaklaşım ve bilgiyi işleme kuramı incelenecektir.

Davranışçı öğrenme yaklaşımı ile bilişsel öğrenme yaklaşımları arasındaki temel farklılıkiar

  1. Davranışçılar, davranışa neden o!an ve davranışı
    takip eden     uyarıcıları     incelerken;     bilişsel
    kuramcılar,       uyarıcının       birey       tarafından
    algılanmasından itibaren bireyde meydana gelen
    içsel süreçler ve öğrenmeye etki eden bireysel
    özellikler ile ilgilenmişlerdir.
  2. Davranışçı yaklaşıma   göre   davranış  öğrenilir.
    Bilişsel yaklaşıma göre ise bilgi öğrenilir. Bilgide
    meydana    gelen    değişme    davranışa    yansır.
    Davranışçı yaklaşımda öğrenme ve hafıza ayrımı
    Yalnızca öğrenme vardır.
  3. Davranışçı yaklaşımda     pekiştireç    davranışı
    kuvvetlendirir   ve   dıştan   verilen    pekiştireçler
    öğrenmede önemli rol oynar. Bilişsel kuramcılara
    göre dıştan  verilen   pekiştireçler öğrenen  için,

yaptığı davranışın doğruluğu hakkında dönüt sağlar.

Davranışçı yaklaşımda öğrenen, uyarıcılarla etkileşimde bulunmak ve pekiştireç almak için aktif olmalıdır. Bilişsel yaklaşımda ise öğrenen, dikkatini kontrol ederek, uyarıcıları seçerek, onları anlamlı hale getirip kodlayarak öğrenme sürecine aktif olarak katılır.

Davranışçı kuramlar, çoğunlukla hayvanlar üzerinde araştırmalar yaparak öğrenmeyi açıklayan genel kuralları bulmaya çalışmışlardır. Bilişsel kuramcılar ise insanların doğal çevre içinde değişik durumlarda nasıl öğrendikleri üzerinde araştırmalara ağırlık vermektedirler.

Birey belli bir zaman ve yerde öğrendiği bilgiyi, istediği yer ve zamanda uygulama yetisine sahiptir. Bu durum bireyin öğrenilen bilgileri belli bir yerde depolama kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir.

GESTALT YAKLAŞIM (VVertheimer, Koffka, Köhler)

Öncelikle algılama ve problem çözme süreçleriyle ilgilenmişlerdir. Öğrenme ile ilgili görüşleri, algılama ile ilgili çalışmalarına dayanmaktadır. Onlara göre algısal örgütleme yasaları öğrenmeyi açıklamaya yardım etmektedir. Gestalt kuramcılara göre algı, bir örgütlemedir.

Gestalt: Almanca’da şekil form parçaların toplamı değil entegre olmuş bütün gibi anlamları vardır. Birey bütünü parçalarına ayrıştırarak değil, bütünlük içinde algılar. Geştaltçılara göre organizma dünyayı bütün olarak algılar. Örneğin bir elemanın rengi, kokusu tadı ve şekli algılanır. Gestaltçılara göre ise elma bir bütün olarak algılanır. Diğer özellikleri daha sonraki algılarla tanınır. Kuram öncüleri alman VVertheimer Köhler, Koffka ve Kurt Lewin (Alan Kuramı)’dir.

Öğrenme: Kişinin karşılaştığı birdurumu algılaması ve yorumundaki değişmedir,

Gestalt Kurama Göre “Algılama”

Gestalt yaklaşıma göre algı bir örgütlemedir. Algısal Örgütleme yasalarından en önemlileri; şekil-zemin, yakınlık, benzerlik, tamamlama, basitlik’tir. VVertheimer birçok algı yasası ortaya koymuş ama diğer kuramcılarla birlikte bunları daha genel ortak bir yasada toplamaya çalışmışlar ve buna “Pragnanz” adını vermişlerdir. Pragnanz yasası, algılama, öğrenme ve bellekle ilgili çalışmalarda yol gösterici bir ilke olmuştur.

60

öğrenme Psikolojisl

Pragnanz: Denge durumu yasasıdır. Organizmanın iyi biçim, iyi şekil iyi bütün olma eğilimidir.

  • Birbirine yakın   ve    benzer   uyarıcılar   birlikte
    algılanır.
  • Algıda eksik     olduğu     hissedilen     parçaları
    bütünleştirme eğilimi vardır.
  • Aynı yönde giden çizgiler, parçalar devamlı (ilişkili)
    olarak algılanır.
  • Basit parçalar daha kolay algılanır.

örnek:

  1. Basitlik Yasası

Diğer unsurlar eşit olduğu taktirde, birey basit, düzenli bir şekilde organize edilmiş fıgürleri algılama eğilimindedir. Bu yasa, algılamanın simetrik, düzenli, düzgün olan iyi bir biçime, şekile, bütüne doğru olduğunu göstermektedir.

Örnek:

o

Algısal Örgütleme Yasaları

  1. Şekil-zemin ilişkisi

Şekil o anda öğrenilen şeydir. Dikkat ettiğimiz uyarandır. Zemin ise uyaranların bulunduğu ortamdır. Bir sınıfta sınıf ortamı zemin, öğretmenin sesi şekildir. Zil çaldığında zil sesine dikkat eden öğrenciler için öğretmenin sesi o andan itibaren zemin olmuştur.

  1. Yakınlık yasası

Organizma bir alandaki öğeleri, nesneleri birbirlerine olan yakınlıklarına göre gruplandırarak algılama eğilimindedir.

örnek:………….

Yukandaki noktalar üçlü gruplar halinde algılanmaktadır. Müzikteki ritm algılaması, zaman içinde birbirine değişik yakınlıklarda bulunan vuruşlara dayaîıdır. Okyanus-gemi, okul-öğrenci vb.

  1. Benzerlik Yasası

Şekil, renk, doku, cinsiyet gibi pek çok özellik bakımından birbirine benzer maddeler birlikte gruplanarak algılanma eğilimindedir.

Örnek:…         OOO              OOO

Yukarıdaki şekiller renk ve şekil benzerliği nedeniyle gruplanarak algılanmaktadırlar. Kalabahk bir yerde konuştuğumuz kişinin ses tonlarının benzerliği nedeniyle onu diğerlerinden ayırt edebilir ve konuşmaya devam edebiliriz.

  1. Tamamlama Yasası

Organizma, tamamlanmamış etkinlikleri, şekilleri, sesleri tamamlayarak algılama eğilimindedir. Böylece gestalt’a ulaşmaktadır.

örnek:

Bu örnekte kesik çizgiler halinde verilen çizgiler kare olarak algılanmaktadır.

  1. Devamlılık Yasası

Aynı yönde giden noktalar, çizgiler vb birimler birlikte gruplanarak algılanma eğilimindedir.

Yukarıdaki şekilde öncelikle elips ve kare algılanmakta ikisi arasındaki yarım ay ise algılanmamaktadır.

Algısal Değişmezler

Bir objenin değişik koşullar altında aynı biçimde görülmesine, algılanmasına’algısal değişmezlik denir. Örneğin kapı değişik durumlarda farklı görülmesine rağmen biz kapıyı hangi açıda olursa olsun aynı kapı olarak algılarız.

İÇGÖRÜSEL ÖĞRENME VE PROBLEM ÇÖZME Gestalt yaklaşımın öğrenme türleri

İç görüsel öğrenmenin temel özellikleri,

  1. ön çözümden çözüme geçiş ani ve tamdır.
  2. İç görü    yoluyla     edinilen    çözüme    dayalı
    performans genellilikle pürüzsüz ve hatasızdır.
  3. İç görü yoluyla kazanılan problem çözümü uzun
    süre hatırlanır.
  4. İç görü    yoluyla    kazanılan    bir    ilke,    diğer
    problemlerin çözümüne kolaylıkla uygulanabilir.
  5. Zeki olanlar iç görüsel çözüme daha kısa sürede
    ulaşırlar

Köhler’in maymunlar üzerinde yapmış olduğu araştırma içgörüsel öğrenmeye örnektir. Gestalt yaklaşıma göre problem çözmede böyle bir deney düzeni, hayvanın problemi ve problemin çözümü için gerekli olan bütün ögeleri göfmesini sağlamaktır.

Davranışçıların deneylerinde organizma labirenti çözümfemek için gerekli bütün ögeleri görmemekte, aktif olarak deneme yanılmalardan sonra çözüme ulaşmaktadır. Gestalt yaklaşımda ise çözüme aniden ve zihinsel olarak ulaşmaktadır.

Thorndike’ın ifade ettiği gibi deneme yanılma yaparak   küçük   adımlarla   çözüme   yaklaşmaz,

Öğrenme Psikolojisİ

61

uygun çözümü aniden ve zihinsel olarak bulduktan sonra harekete geçmektedir. Gestalt yaklaşıma göre problem ya çözülür ya da çözülmez.

URETICI DUŞUNME

VVertheimer, gestalt psikolojinin ilkelerini eğitime uygulamıştır. İçgörüsel öğrenmeyi okullarda uygulamaya çalışmıştır.

İki tür problem çözmeden bahsetmiştir.

  • A Türü   Çözümler:    Gestalt   ilkelerine
    dayalıdır, orjinaldir, içgörüseldir. Kısaca,
    problemin     doğasını     temel     yapısını
    anlamayı            Çözüm     birey
    tarafından              bulunur,              kolayca
    genellenebilir, ve uzun süre hatırlanır.
  • B      Türü       Çözümler:       Anlamadan
    ezberlemeye dönüktür. Öğrenci, olguları,
    kuralları,   olayları   anlamadan
    Böyle    bir    öğrenme    katıdır,    kolayca
    unutulur.    Sadece    sınırlı    durumlarda
    uygulanabilir.

Gestalt yaklaşımın öğrenme ilkeleri;

  1. însanlar gördüklerini bir bütün olarak algılar
  2. Bir nesnenin ya da parçanın algılanışı onun diğer
    parçalarla otan ilişkisine bağlıdır.
  3. İnsanlar çevrelerini bir düzen içinde görürler. Eşya
    ya da olaylar tek başlarına değil organize edilmiş
    bir bütünlük içinde anlam kazanırlar.

Öğrencinin her şeyi yeniden keşfetmesine (buluş) gerek yoktur. Öğrenci yeni bilgileri kendi varolan bilgi sisteminin içine yerleştirerek öğrenir.

Gestalt yaklaşıma göre Eğitimde göz önünde bulundurulması gerekenler

Kurama göre, birey bütünü anlamlı parçalarına göre ayrıştırarak değil, anlamlı örgütlenmiş bütünler halinde algılar. Bu nedenle algıda basitlik, bezerlik, yalınlık devamlılık, şekil zemin ilişkileri önemlidir. Dersin başında dersin temel çerçevesi öğrenciye verilmelidir. Öğrenci böylece konular arasındaki ilişkileri kavraya bilecektir. Üniteler bilinenden bilinmeyene doğru aşamalandırılmalıdır.

Eğitimci eğitim ortamını öğrencinin ihtiyaçlarına göre düzenlemelidir. Burada öğrencinin psikolojik ihtiyaçları göz önüne alınmalıdır. Öğrencinin üretici düşünmesini sağlamak için problemin doğasını anlamalı, ilkeleri öğrenmelidir. Körü körüne ezbere yapılmamalıdır. İç görüsel     problem     çözme     ve     üretici     düşünme

geliştirtmelidir. Öğretmen öğrenciye rehberlik etmeli çözümleri öğrenci kendisi bulmalıdır.

Tekrarlar bu kuramda öğrenme için önemlidir. Ne kadar çok problem çözülürse iç görüsel problem çözme ve üretici düşünme de o kadar iyi gelişir. Öğrenmede öğrenilen bilginini yeni durumlara ve problemlere transfer edilmesi önemlidir . bu nedenle öğrencilere ev ödevleri verilmelidir.

Öğretmen önceden işlenen ve öğrenilen konular hakkında yeni derslerde öğrencilerin hatırlamasını sağlayarak, yeni öğrenmelerinin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamalıdır.

  1. “Kavrama, bir seri ayn uyaranlara ayrı tepkilerin
    sonucu değil, bütünlük içindefci duruma bileşik
    bir tepkidir.” görüşünü,    aşağıdaki   öğrenme
    yaklaşımlarından      hangisi      vurgutamaktadır?
    (2002 KPSS-84)
  2. Bilgi-işiem modeü
  3. Sosyal öğrenme
  4. Edimsel koşullanma
  5. Gestalt öğrenme
  6. E) Klasik koşullanma
  7. Içi seker dolu olan bir kutuyu açmaya çahşan bir
    küçük çocuk, bir süre hiçbir davranışta bulunmadan
    kutuyu inceledikten sonra   ansızın,   kutunun   üst
    kısmında   bir   düğme   olduğunu   ve   bu   düğmeye
    basıldığında kutunun açıldığını fark etmiştir.

Küçük çocuğun düğme ile kutu arasındaki ilişkiyi fark edip kendisini sonuca ulaştıracak çözümü buiması, aşağıdaki problem çözme türlerinden hangisine örnektir? (2003 KPSS-54)

  1. Tümevarım yoluyla
  2. Tümdengelim yoluyla
  3. Hazır modellerler
  4. Deneme-yanılma yoluyla
  5. E) Kavrama yoluyla
  6. Turgut aldığı model uçağın parçalarını tek tek
    incelemiş, bunların nastl, hangi sırayla bir araya
    getirilmesi gerektiğini beürlemiş    ve    uçağı
    yapmıştır.    Turgufun    bu    davranışı    aşağıda-
    kilerden hangisine örnektir? (2004 KPSS-17)
  7. Kavrama yoluyla öğrenme
  8. Sınama yanılma yoluyla öğrenme
  9. Gözlem yoluyla öğrenme
  10. Edimsel koşullama
  11. E) Örtük (gizil) Öğrenme

62

öğrenme Psikolojisl

BİLGİYİ İŞLEME KURAMI

Bireyin bilgiyi toplama, örgütleme, depolama ve hatırlamasıyla ilgilenirler.

öğrenme süreci bilgisayarm işleyişine benzetilmiştir. Birey öğrenme sürecinde aktiftir. Geçmiş yaşantı ve birikimler (öğrenme) önemlidir. Beklentiler öğrenmede önemli bir etkendir.

Aynı sınıfta iki öğrenci ders dinliyor. Dersin sonunda öğretmenin sorduğu soruları biri doğru olarak yanıtlarken, diğeri yanıtlayamıyor. Bu iki öğrenciye öğretmen tarafından sunulan uyarıcılar aynı olmasına rağmen, niçin biri diğerinden daha iyi öğrenmiştir?

Çünkü öğrenme bireyseldir. Bireyin yeni gelen bir bilgiyi öğrenebilmesi için, öğrenme işine etkin olarak katılması, kendisine sunulan uyarıcıları seçmesi, bunları kendisi için anlamlı hale getirmesi ve en uygun tepkiyi üretmesi gerekir.

  1. yüzyıl başında, Almanya’da bir grup bilim adamı, öğrenmede rol oynayan doğrudan gözlenemeyen bilişsel süreçlerle ilgilenmeye başlamıştır. Gestalt psikologlarıyla başlayan öğrenmedeki bilişsel süreçlere yönelik çalışmalar, daha sonra Piaget, Bruner (Buluş yoluyla öğrenme), Ausubel (Sunuş yoluyla öğrenme), Gagne (Öğretim durumları modeli) gibi psikoiog ve eğitimcilerin katkıları ile giderek gelişmiş ve bilişsel kuramlaradı altmda toplanmıştır.
  • Biliş: insan zihninin dünyayı ve çevresindeki
    olayları anlamaya    yönelik    yaptığı    işlemlerin
    tümüdür.
  • Bilişsel faaliyetler: Dıştan ahnan uyarımların
    algılanması, önceki bilgilerle karşılaştinlması, yeni
    bilgilerin oluşturulması,    elde   edilen   bilgilerin
    belleğe  depolanması,   hatırlanması   ile  zihinsel
    ürünlerin       kalite      ve       mantık      yönünden
    değerlendirilmesi,

Organizmanın bilgiyi işleme biçimleri 2 türlüdür.

1-Duyum

2-Algı

DUYUM

Organizmanın iç ve dış uyarıcılan, 5 duyu ile algılama durumudur. Örneğin; Işığın parlaklığı, ses, tat vb.

ALGİ

Organizmanın duyumları yorumlayıp anlamlı hale getirme sürecidir. örneğin; Sesi duyar, Vivaldi’nin “4 Mevsimi” olarak algılar.

ALGIDA SEÇİCİLİK / DİKKAT

Insanın duyu organlarına gelen binlerce uyarandan birine yönelmesidir.

Bilgi işlem kuramına göre öğrenmenin riasıl gerçekleştiği iki boyutta incelenmiştir.

  1. BİLGİ DEPOLARI (BELLEK TÜRLERİ)
  2. BİLİŞSEL SÜREÇLER
  3. BİLGİ DEPOLARI (BELLEK TÜRLERİ)

Bilgiyi işleme kuramına göre üç tür bellek vardır. Bunlar;

  1. Duyusal kayıt,
  2. Kısa süreli bellek,
  3. Uzun süreli bellek.
    Duyusal Kayıt

Çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yolu ile duyusal kayıta gelirler. Duyusal kayıtın kapasitesi çok geniş olmasına karşın bilginin kalış süresi çok kısadır. Ancak dikkat ve algı süreçleri ile bu bilginin bir kısm! alınırve kısa süreli belleğe gönderilir. Süre 0,5 /4 sn.

Gözlerimizin önünde bir kalemi ya da parmağımızı sallarsak objeden geriye kalan gölgeyi fark ederiz . Elimizle diğer kolumuza hafifçe vurursak, vurmayı hemen duyumsanz. Başka bir söylemle biz vurma ve kalem izini gerçek kalktıktan sonra duyumsarız.

Duyusal kayıtın içerdiği bilgi özgün uyarıcının tam bir kopyasıdır. Görsel duyular duyusal kayıt tarafından aynı fotoğraf gibi kısa bir süre için kodlanır. Aynı şekilde işitsel duyular da ses kalıpları olarak kodlanır. Kimi yazarlar bilginin duyusal kayıtta kalış süresinin yarım saniyeden daha az olduğunu belirtirler. Duyusal belleğin işitsel bilgi için yaklaşık dörtsaniye; görsel bilgi için yaklaşık bir saniye süren, uyancmm tam bir kopyasmın tutulduğu bilgi deposu olmasıdır. Böylece duyusal kayıt her duyu için farklı kodlama biçimlerinin olduğu , sınırsız kapasitesi ile bilgininçok kısa tutulduğu bir bellek türüdür.

Duyusal kayıtın varlığı insan yaşamında kritik bir öneme sahiptir. Birey okuduğu ya da işittiği bir cümlenin sonu gelmeden başlangıçtaki sözleri unutsaydı cümleyi anlamlandırması olanaksız olurdu.

Duyusal kayıtın kapasitesinin sınırsız olmasına karşın gerekli bilgiler işlenmezse kaybolur ya da varolan bilgi yeni bilgi tarafından itilir. Birey dikkat ve algı süreçleri yoluyla bu bilgiyi işleme şansına sahiptir. İşlenen bilgi bir sonraki sisteme yani kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olması nedeniyls işlenemeyen bilgi, duyusal kayıttan kaybolur.

Kısa Süreli Bellek

Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgi , sistemin ikinci öğesi olan kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin hem bilgi tutma süresi, hem de kapasitesi sınırlıdır. Kısa süreli belleğin kapasitesinin   yaklaşık   7±2   birimlik   bilgi   olduğunu

Öğrenme Psikolojisİ

63

belirtilmektedir. Ancak bireyler her birimin büyüklüğünü artırarak kapasiteyi fazlalaştırabilirler. Gruplama adı verilen bu işlemle kısa süreli belleğin kapasitesi artırılır . örneğin; 5 7 2 8 9 10 olan 7 birimlik bir sayı dizisi 57 28 9 10 olarak gruplanırsa 4 birim haline gelir. Ancak bir birimde bulunması gerekli bilgi miktarı ne büyüklükte olmalıdır sorusu henüz yanıtlanmamıştır.

Kısa süreli bellekte bilginin kalma süresi yaklaşık 20-30 saniyedir Bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması , bilgi üzerinde düşünmek ve onu yinelemekle sağlanır. Kısa süreli bellekte zihinsel tekrarın öğrenmede önemi büyüktür. Kısa süreli bellekte kalan bilgi tekrar yoluyla büyük bir olasılıkla uzun süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlılığı nedeniyle geçiş yaptırılamayan bilgi yeni gelen bilgilerin zorlamasıyla kayboîur. özetle, daha fazla bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması için; (1) gruplama, küçük parçaları ilişkilendirerek geniş parçalar haline getirme, (2) zihinsel tekrar gerekir.

Kısa süreli belleğe bilgi, duyusal kayıt ve uzun süreli bellekten gelir. Genellikle her ikisi aynı anda olur. Örneğin; birey bir kuş ile karşılaştığında, kuşun imgesi kısa süreli belleğe geçer, aynı anda uzun süreli bellekten kuşlara ilişkin bilgi araştırılır ve kuşun hangi tür olduğu beiirlenir. Kısaca.tanımlama aynı anda gelir, çünkü, kuşa ilişkin tüm bilgiler uzun süreli bellekte depolanmıştır.

Kısa süreli belleğin iki yaşamsal işlevi vardır.

  1. Bilgiyi kısa süre için de o!sa depolamaktır.
  2. Zihinsel işlemterin yapılmasıdır.

Bu nedenle çalışan bellek olarak da adlandırılır. Kısa süreli belleğe gelen bilgi;

  1. Bireye gerekli değilse unutulur,
  2. Bilgiyi korumak için tekrar edilir,
  3. Tekrar edilerek, kodlanarak ya da uzun
    süreli bellekteki bilgilerle ilişkilendirilerek
    bilgi işlenir.

Uyarıcı saldırısı altında kalan birey birçok işlerde otomatik hale gelerek problemlerini kolaylıkla çözebilir. Otomatiklikle bireyler hızlı, güç harcamadan, özerk, tutarlı, uygun ve özgür olarak bir işi yerine getirirken, çalışan belleğin bir başka durumla çalışmasına izin verirler. Yürürken konuşma ve dinleme gibi. Matematikte temel işlemler, sözcük dağarcığı, yabancı dil bilgisi diğer görevlerin uygun olarak yerine gelmesini sağlarlar. Otomatik işlemler uzun süreli bellekten gelir. Eğer otomatiklik başarılı değilse öğrenciler problem çözme ya da yazma gibi karmaşık işlemleri yerine getirirken yetersiz kalırlar ve daha fazla bilişsel güç harcarlar.

Uzun Süreli Bellek

Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi, uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı verilmektedir. uzun süreli belleği, kitaplara milyonlarca girişi olan bir kütüphaneye benzetmektedir. Düzenlenmiş bilgiler, gerektiğinde kullanıma hazır olarak beklemektedir. Uzun süreli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanılmaya izin veren bir ağa sahiptir. Kapasitesi sınırsızdır.bazı kestirimlere göre, sınır bir milyondan fazladır ve bazı olaylar sonsuza dek kalmaktadır

Uzun süreli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve mikîarda depolar ve asla unutmayız . Bu konudaki problem, gerektiği zaman doğru bilgiyi bulmaktır. Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır. iyi öğrenilmiş bilginin dayanıklılığın yüksek olduğunu belirtilmektedir.

Uzun süreli bellekte birçok farklı bilgi bulunur. Görsel imgeler, duygular, tatlar, sesler, kokular, problem çözmek için stratejiler, dili anlamaya yarayan kurallar, olaylar, çocuklukta geçirilen deneyimler gibi. . Özetîe uzun süreli belleğin kapasitesi çok geniştir, hatta doldurmaya yaşamımız yeterli değildir. Ancak kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve güç gerekir.

UZUN SÜRELİ BELLEK TÜRLERİ

  1. Anısal bellek (Epizodik hafıza)

Bireyin başından geçen olayların saklandığı bellektir. Olgu hafızası olarak da bilinir.

Kişisel yaşantılarla ilgili bölümdür. Belirli birzaman, yer ve olaylarla ilgilidir. Örneğin; yemekte yediklerimiz, özel bir günde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal beilektedir. Yaşamımızda başimizdan geçen tüm olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur Anılar güç sarf edilmeden öğrenilir. Fakat anıların birbirine karışma eğilimi vardır. Bu nedenle, bilgiyi geri getirmede zorluk çekilir. Ancak, önemli ve travmatik olaylar ayrıntılı hatırlanır. Bunun yanı sıra olağan ve sürekli yinelenen olayların anımsanması zordur, çünkü yeni olaylar öncekini bozabilir.

  1. Anlamsal bellek (Semantik Hafıza)

Dünyayla ilgili genel kültür bilgilerinin saklandığı hafızadır. örnek; semantik sözcüğünün anlamını bilmek.

Uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür. anlamsal bellekte sözel ve görsel kodların

öğrenme Psikolojisi

64

birlikte ağ gibi birbirine bağlanarak bilginin depolandığını belirtir. Birçok psikolog da bilginin hem görsel hem de sözel olarak kodlanmasının anımsamayı kolaylaştırdığını kabul etmektedir.

Anlamsal bellekte bilgi önerme ağları ve şemalar biçiminde depolanır. önerme, doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilecek bilginin en küçük parçasıdır.önerme ağı ise bilgi birimleri setidir. Başka bir söylemle, birbirine bağlı düşünceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Bilgiyi daha geniş ölçüde düzenleyen veri yapıları da şema olarak adlandırılır. Şema birbirine bağlı düşünceler, ilişkiler ve işlemler setidir. Şemalar bilgi ağlarını içerir ve karar verme, problem çözme durumlarında bilgi ağlarmı yönlendirir ve kullanır.

  1. İşlemsel bellek

Belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra anımsanması çok kolaydır. Örneğin;yüzmenin öğrenilmesi zaman alır ancak unutulmaz. İşlemsel bellek durum-etkinlik kuralları deposudur. Bireyler tüm durum-etkinlik kurallarını gerekli bir biçimde belirtemezler ama gerekeni yaparîar. İşlem ne denli çok yinelenirse o denli doğal tepkiye dönüşür.

BİLİŞSEL SÜREÇLER

Bilginin   Duyusal   Kayıttan   Kısa   Süreli   Belleğe

Aktarılmasını Sağiayan Süreçler

Dikkat

Uyarıcı ya da uyancıîara tepkiye yönelmedir. “Akjının aktif ve seçici bir yanı olup, kişinin belli bir uyarıcı ya da uyarıcı durumunu algılamasında öîkin hazırhk ve yönelmelerden kuruludur”. Başka bir söylemle, dikkat, hangi bilgînin kısa süreli belleğe geçip geçmeyeceğini belirler, Bilgiyi işleme süreci dikkat ile başlar. Dikkatin yönelmediği uyarıcılar kaybolur. Birey içten ve çevreden gelen uyarıcıların bir kısmına bilinçli olarak, bir kısmına ise hiç bir çaba sarf etmeden, kendiliğinden aynmına varır. Başka bir söylemle, dikkat seçici ve kendiliğinden olabilmektedir. Seçici dikkat bireyin denetimi altındadır. Bireyler.çevrede belirli bilgi kaynaklarına, bilişsel güçlerini yöneltme yeteneğine sahiptirler. Etkili öğrenme, bireyin seçicilik yeteneğine dayanır.

Dikkatin ilgili uyarıcıya yönelmesi iki şekilde gerçekleşir;

  1. Süzücü dikkat:   Belli   bir   nesneye   dikkat
    edilmez,   herhangi   bir   değişikliğin   farkına
    varmak, haberleri genel olarak dinlemek buna
    örnek verilebilir.
  2. Seçici dikkat; Belli bir nesneye dikkat etmek
    (algıda seçidlik ve diğer algı kuralları devreye

girer. Büyük, yoğun, yeni ve beklenen bir uyaran daha çok dikkati çeker. Örnek; Galatasaray maçının sonucuna gibi bir habere dikkat etmek.

Algı

Duyusal bilginin yorumlanması ya da anlamlandırılması işlemidir. Bir uyaranın anlamlandırılabilmesi için öncelikle bireyin, o uyaranla ilgili bilgilerinin olması gerekir. Eğer birey karşılaştığı uyarana ilişkin hiçbir bilgiye sahip değilse, uyarıcıya anlam vermesi olanaksızdır. Algı büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.

Algıyı etkileyen bir başka etken de beklentilerdir. örneğin; öğrenciler çalışacakları materyalin zor olduğunu düşünüyorlarsa, materyali büyük bir olasılıkla zor buîacaklardır. Beklentiler bir olay ya da objeye hazır olmayı etkiler. Algılama “bireyin zihinsel kuruluşu, geçmiş yaşantılan, güdüîenmişlik düzeyi ve pek çok başka içsel faktörlerden etkilenir.” Bu durumda dikkat ve algı süreçleriyle kısa süreli belleğe giren bilgi, gerçeğin aynısı değildir, bireyin öznel bilgileri, gerçeği yorumlamadaki beklentileriyle algılanan kendi gerçeğidir

Tanıma

Yeni   gelen   uya.rıcıların   özelliklerinin   uzun   süreü bellekteki bilgilerle karşılaştırılması eylemidir. Ne kadar çok kelime haznemiz var ise (tanıyorsanız) o kadar kolay okur ve anlarsımz.

Kısa Süreli Bellekte Bügiyi Sakiama Süreçteri

Kısa süreii bellekte bilgiyi saklama,

  1. Sürekli tekrar
  2. Gruplama

ile olanaklıdır.

Kısa süreli belleğin zaman sınırlılığı sürekli tekrar, kapasitesi ise gruplama yapılarak artırıiabilir.

Belleğe    Aktarılmasında

Bilginin    Uzun    Süreli Kullaniian Süreçler Açık ve örtük tekrar

Bilgi yeterli sıklıkta tekrarlanırsa uzun süreli belleğe geçer. örneğin; öğrenciler tekrar yolu ile ülkelerin başkentlerinin adlarını, sözcüklerin söylenişini tekrarla öğrenirler. Tekrar, bilginin uzun süreli belleğe geçişinde çocukların kullandığı ilk bellek stratejisidir.

Tekrar iki biçimde; sesli ve zihinde yapılır. Tekrar sürecinde bireyin rolü önemlidir. Şöyle ki, tekrar süreci ile öğrenen birey pasif değil, etkin olmalıdır. Ayrıca aralıklı tekrar sürekli tekrardan daha etkilidir. Aralıklı tekrarın uzun süreli bellekte tutulma olasılığı daha yüksektir. Bir başka söylemle, aralıklı tekrar uzun süreli bellekten geri getirmeyi kolaylaştırmaktadır.

Öğrenme Psikolojisl

65

Kodlama

Bilginin bellek sistemine yerleştirilmesidir. Bilgiyi işleme kuramında en önemli süreç kodlamadır. Kodlama olmadan çevreden gelen bilginin çoğu geçici olarak depolanır. Kodlama, uzun süreli bellekte varolan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesidir.

Uzun süreli bellekte bulunan şemalara yeni gelen bilginin eklenmesi ve varolan şemanın yeniden düzenlenerek bağlanması öğrenme sürecinde önemlidir. Ancak kodlamanın etkili olması gerekir. Kodlamanın etkili olması ise anlamlandırma ile olanaklıdır.

Anlamlılık, uzun süreli bellekteki bir düşünce ve diğer düşünceler arasında mümkün olduğunca bağlantılar, ilişkiler kurmakla gerçekleşir.

Anlamlandırma

Daha öznel yaşantılara dayanır. Bu nedenle örgütlemedeki gibi mantıksal bir temeli olmayabilir. Anlamlandırma için görsel imgeler kullanma materyalin ana fikrini belirleme, özet çıkarma, metni kendi cümleleriyle yorumlama, soru oluşturup bunlara cevaplar hazırlama gibi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Böylece var olan bilgilerle mümkün olduğu kadar çok bağlantılar oluşturulur.

Ezber

Sözel malzemenin ritmik hale getirilerek işitsel malzemeyle eşleştirilmesidir.

Bilginin    anlamlılığını    artırarak    kodlama    sürecini zenginleştirmede dört temel öğe vardır Bilginin anlamlandırılmasını artıran unsurlar I.Etkinlik,

  1. Örgütleme,
  2. Eklemleme,
  3. Bellek destekleyici ipuçları.
  1. Etkinlik; öğrenen  kişinin etkin olmasıdır.  Bilgiyi
    işleme kuramına göre, birey bilginin pasif bir alıcısı
    değil, kendi öğrenme sorumluluğunu taşıyan etkin bir
    kişidir. Birey, bilgiyi bir sünger gibi içine çekmez, onun
    yerine uzun süreli belleğinde depolamak için bilgiyi
    düzenler ve yapılandırır.
  2. Örgütleme; Düzenleme ya  da  bilgiyi gruplama,
    tutarlı yapılar oluşturma gibi işlemler olup, kodlamaya
    yardım eden önemli bir süreçtir. Örgütleme, geniş ya
    da  karmaşık  bilgiler  için  öğrenme  ve  anımsamayı
    kolaylaştırıcı bir süreç olarak işlev görür. Yapıda yer
    alan bir kavram hem genel açıklamaları hem de belirli
    örnekleri öğrenme ve anımsamada bireye yardımcı
    Örnek telefon numaralarının kolay hatırlanacak
    hale getirilmesi, 4382108 yerine 438 21 08 gibi.

örgütleme, öğrenme malzemesinin uyarıcıların birbiriyle bağdaştırılarak anlamsal veya kavramsal gruplandırmalannı yapmadır.

Örnek:

  1. a) Ağaçtan yapılmış maddeler (kağıt, dolap)
  2. b) Plastikten yapılmış maddeler (klavye, torba)
    Örgütlemede kavram haritaları kullanılır.

Kavram haritası: Birbirine benzer özelliklere sahip olay düşünce ve nesnelere ilişkin bütünlük özelliği taşıyan bilgilerin uzun süreli belleğe yerleştirilmesi için en uygun yoldur. Örnek, bir kitabın içeriğinin ilk sayfalarda verilmesi

Bir okuma materyalini örgütleme, okuyucunun bölüm ve alt bölümlerini yeniden düzenlemesidir. Örgütlemenin bir başka özelliği de parça, bölüm ya da başlıkların aşamalı bir ilişkiyi içermesidir. Küçük parçalar bütün ile uyumludur ve birlikte büyük parçayı oluştururlar.

  1. Eklemleme; Bilginin     uzun     süreli     belleğe
    yerleştirilmesinde en etkili strateji olan eklemleme, bilgi
    birimleri arasında ilişkiyi ve anlamlandırmayı artırma
    sürecidir.  Eklemleme yeni materyalle daha tanıdık,
    bilinen    materyal    arasında    ilişki    kurma    olarak
    tanımlanabilir. Örnek; Bilgi işlem kuramının bilgisayarın
    işleyişine benzetilmesi. Eklemleme uzun süreli bellekte
    varolan şemaya yeni bilgi ilişkilendirildiğinde oluşur.
    Yeni bilgi varolan şemaya eklenerek hem yeni bilgiye
    anlam verilir, hem de mevcut şemanın anlamı artırılır.
  2. Bellek Destekleyici    İpuçları    örgütleme    ve
    eklemleme  etkili  kodlama  stratejileridir.  Ancak tüm
    bilgiler bu stratejileri  kullanmaya uygun olmayabilir.
    Örneğin; bilgi tek ya da yenidir, böylece eklemleme
    yapılamayabilir. Böyle durumlarda bilgiyi uzun süreli
    belleğe yerleştirmek için  bellek destekleyici ipuçları
    kullanılır.

Bellek destekleyici ipuçları, içerikle doğal olarak varolmayan ilişkileri kurarak kodlamaya yardımcı olurlar. Bir başka söylemle doğal bağlantının varolmadığı durumlarda, çağrışımlar oluşturarak bağlantı yaratırlar.

Bellek destekleyici ipuçları iki biçimde sınıflandırılır.

  1. İmajlar kullanmak,
  2. Sözel sembollerdir.

İmajların kullanıldığı bellek destekleyici ipuçlarında bilgi, bilişsel resimler içine kodlanır. Sözel semboller kullanmada ise yeni bilgi ile daha anlamlı sözei yapılar arasında bağlar oluşturulur.

66

öğrenme Psikolojisl

  • İmajlar Kullanmak:  Yerleşim,  zincirleme,  askı
    sözcük, anahtar sözcük olmak üzere dörde ayrılır.
  • Yerleşim; İyi bilinen bir mekan ile yeni öğrenilen
    bilgi eşleştirilir. Hatırlanacak bilgi coğrafi yer veya
    mekansal bölme ile ilişkilendirilir. Örnek: Beş duyu
    ilkokul çocuklarına  öğretilirken  aşağıdaki  örnek
    kullanılabilir;

Okulun yanındaki çarşı GÖRMEYE değerdir. Ama yanındaki kasabın KOKUSU kötüdür, Kasabın yanındaki lokalden güzel müzik DUYUKMAKTADIR. Lokalin üstündeki pet-shop’ta yavru köpeklere DOKUNARAK sevmeye izin verilmektedir. Onun yanındaki dondurmacının dondurmalarını TATMAK ayrı bir zevktir.

  • Zincirleme; Yeni    öğrenilen    bilgi    ile   hikaye
    oluşturma
  • Askı sözcük; örnek; bir-kir, iki-içi, üç-uç
  • Anahtar sözcük; Tanıdık olmayan bilgi tanıdık
    kelimelere     Örnek;    Niyagara-    Ne
    yaygara, Penisilin- Beni silin. Burada yapılan işlem
    tanımadık kelimeye karşılık tanıdık bir anahtar
    kelime kullanmaktır.
  1. Sözel semboller: Öğrenilecek bilginin kendi içinde bir anlam oluşturmadır. Baş harfler ve kafiye oluşturma olarak iki gruptur.
  • Baş harfler: Bilkauyansende
  • Kafiye oluşturma:   İsveç,   Norveç,   Danimarka,
    Türkiye’nin başkenti Ankara

Geri Getirme Ve Unutma

öğrenme sürecinde ön bilginin geri getirilmesi öğrenme düzeyini etkiler. Çünkü yeni bilgiler ön bilgi ile ilişkilendirilirse anlamlı hale gelir. Öğrenme hem sunulana hem de buna uyum sağlayan mevcut bilgiye bağlıdır. Böyiece geri getirilip kullanılan varolan bilgi birimi öğrenileni etkileyebilir. Örneğin; bir öğrenci yeni bir programlama dilini öğrenirken hesap makinelerinin nasıl çalıştığına ilişkin ön bilgiyi geri getirecektir.

Doğru kodlanmış bilgiler, bireyde mevcut şemalarda ilişkilendirilmiş ise, anımsama daha kolay olmaktadır. Şöyle ki, bilginin başlangıçta iyi eklemlenmesi, çok sayıda ilişki kurulması, iyi örgütlenmesi onun geri getirilmesini kolaylaştıracaktır. Geri getirme uzun süreli bellekten, bilginin aranıp bulunarak etkin duruma getirilmesidir.

Hatırlamada vetenekler: Anımsamada önemli bir etmen, bireylerin yeteneklerindeki ayrılıklardır. Bilgiyi korumada yetenekli öğrenciler, ortalama yetenekli ve düşük yetenekli öğrencilerden daha iyidirler. Bu ayrılıklar öğrencilerin öğrenim başında öğrenme düzeyleri aynı olduğunda ortaya çıkar.

Hatırlamada tutumlar: Bireyin tutumu da anımsamada rol oynamaktadır. Bireyin öğrenme ve öğrendiği şeyi anımsama isteği akılda tutmayı kolaylaştırır. Freud, bazen kasıtlı olarak belli bilgi ya da yaşantıları unuttuğumuzu ya da bastırdığımızı söyler. Ancak bu neden acı veren yaşantıları unuturken, iyi olanları unutmadığımızı açıklamaktadır. Genellikle hoşnutluk duygusu uyandıranların iyi, acı yaşantıların az hatırlandığı, bireyin kayıtsız kaldığı durumların ise çabuk unutulduğu kabul edilir. KET VURMA / TRANSFER

Karışma: Karışma, bir öğrenme durumunda önceden öğrenilenlerin ya da yeni öğrenilenlerin öğrenmeyi bozmasıdır.

Ket Vurma

Hatırlama ve unutma ile ilgilidir. Öğrenme malzemesinin niteliğinden çok, önceki ya da sonraki öğrenmenin diğerini unutturmasıdır. Yani etkisi geçmişe de dönüktür.

Aşağıda açıklanacağı gibi ileriye ket vurma ile negatif transfer aynı anlama geliyor gibi görünse de biri unutma diğeri öğrenmeyle ilgilidir.

Geriye Ket Vurma

Yeni öğrenilenlerin önceki öğrenilenleri unutturmasına

denir. Örnek;Yeni yazı öğrenenin eski yazıyı unutması

İleriye Ket Vurma

Eski öğrenilenlerin yeni öğrenilenleri unutturmasına denir. Örnek: Türkiye’ de araba kullanan birinin İngiltere’de araba kullanmayı öğrenmeyi zorlaştırması, sık sık unutturmasıdır.

Transfer (Aktarım)

Önceki   öğrenmenin   şimdiki   öğrenmeyi   etkilemesi olayıdır.   Öğrenme   malzemesinin   YENİ   öğrenmeyi kolylaştırması  ya   da   zorlaştırmasıdır.   Yani  ileriye dönüktür. Pozitif transfer

önceden öğrenilmiş bilginin sonraki bilgileri öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. örnek; hentbolü bilenin basketbolü kolay öğrenebilmes

Negatif transfer

Önceden öğrenilmiş bilginin sonraki bilgilehn öğrenilmesini zorlaştırmasıdır. Alışkanlık çatışması da denir.lki parmak daktilo bilenin 10 parmağı öğrenememesi

Öğrenme Psikolojisİ

67

  1. Bir öğrenci, matematik dersindeki öğrenme isteklerini tamamlayarak başarı düzeyini yükseltiyor. Bu öğrenci fizik dersindeki çabalarında bir değişiklik yapmadığı halde, onun bu dersteki başarısında da yükselme oluyor. Bu durum, aşağıdakilerden hangisinde örnektir? (2001 KPSS-100)
  2. Zihinde canlandırma
  3. Bilişsel öğrenme
  4. Negatif transfer
  5. Olumlu aktarma
  6. E) Genelleme
  7. Bir ev kadını alıştığından farklı özellikte bir fırında kek pişirdiğinde yanlış düğmelere basmış ve yanlış ısı ayarlamaları yapmıştır, bunun üzerine de yaptığı kek yanmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi ev kadının yeni fırında kek pişirmekte zorlanmasmın nedenidir? (2003 KPSS-78)

  1. Olumsuz aktarma
  2. Olumsuz pekittirme
  3. Olumlu pekiştirme
  4. Sönme
  5. E) Genelleme
  6. Bir eğlence sırasında arkadaşlarının ısrarı üzerine, sözlerini tam olarak bilmediğini düşündüğü, son günlerin popüler bir türküsünü onlarla birlikte söyleyen Suat, şarkı bitince şarkının sözlerini baştan sona kadar eksiksiz söyleyebildiğini hayretle fark eder.

Suat’ın şarkının sözlerini eksiksiz söylemesi aşağıdaki kavramların hangisiyle açıklanabîlir? (2004 KPSS-18)

  1. Dış kaynaklı pekiştirme
  2. iç kaynaklı pekiştirme
  3. Hatırlama
  4. Bilinçaltı
  5. E) öğrenmenin tekrarlanması
  6. Yavuz, çalışma sistemi eski TV’sinden çok farklı olan yeni bir TV almıştır. Sistem farklılığına rağmen yeni TV’yi kullanmayı eskisinden daha kısa sürede öğrenmiştir.

Yavuz’un yeni TV’yi kullanmayı kısa sürede Öğrenmesi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır? (2004 KPSS-20)

  1. Uyancı kontrolü
  2. Alışkanlık
  3. Öğrenmenin aktarılması
  4. Algısal değişmezlik
  5. E) Uyarıcı genellemesi

141.Sürekli olarak önceki elektronik posta adresinin akla gelmesi nedeniyle yeni elektronik posta adresinin öğrenilmesinde güçlük çekilmesi, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2004 KPSS-21)

  1. Geriye doğru ket vurma ;
  2. Olumlu transfer
  3. Kodlama
  4. Ileri doğru ket vurma
  5. E) Öğrenme

Yürütücü kontrol Bireyin tüm biliş süreçlerini denetleyen sisteme verilen addır.

Yürütücü kontrol sistemi bireyin kendi öğrenmesinin iki temel yönünü denetlemektedir;

  1. Güdüsel süreçlerle ilgilidir. Güdüsel süreçler
    bireyin bir şeyi elde etmeye niyet etmesi, onu
    elde etmeyi amaçlaması gibi birey tarafından
    bilinçli olarak denetlenebilen durumlardır.
  2. Bilgiyi işleme ile ilgili tüm süreçlerdir.

Yürütücü Biliş

Bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin farkında olmasıdır. Bireyin nasıl öğrendiğinin farkındalılığıdır.

İki işlevi vardır.

  1. Koşullu bilginin uygulanmasıdır. Örneğin, okulda
    öğrenilenlerin evde uygulanması gibi.
  2. Düşünme sürecini değerlendirme ve yönetmek’tir.

Yürütücü bilişli bir öğrenci, düşünme biçiminin farkındadır, nasıl çalışacağına karar verirken yalnızca materyali öğrenmeye odaklanmaz, aynı zamanda bilişsel güç ve zayıflıklarının da farkındadır.

Yürütücü biliş, Bireylere öğrenme durumlarında öğrenip öğrenmediklerini sınamalarına yardımcı olur. Eğer öğrenme gerçekleşmezse yürütücü biliş, duruma uygun doğru süreçleri işe koşar. Özetleme, eklemleme, şematize   etme,    düzenleme   gibi.   Yürütücü   biliş,

68
öğrenme Psikolojisl
öğrenmenın izler.

gerçekleşip   gerçekleşmediğini   sürekli

Bireyler yürütücü biliş yetenekleri açısından ayrılırlar ve bu ayrılık gelişme sürecinde ortaya çıkar. Yürütücü biliş yetenekleri, 5-7 yaşlarından gelişmeye başlar ve okul yılları süresince gelişir. Yürütücü biliş yeteneklerinde bireyler arası ayrılıklar, biyolojik ve yaşantı farklılığı nedeniyle oluşmaktadır. Ancak, yürütücü biliş becerilerinin kazanılmasında öğretimin etkisi, olgunlaşmanın etkisinden daha fazladır.

Özet

Bilgiyi işleme kuramı, bireyin bilgiyi toplama, örgütleme, depolama ve hatırlama aşamalarıyla ilgilenir.

Bilgiyi işleme kuramındaki öğrenme modeli, bilgisayarın çalışmasına benzetilmektedir.

Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenme, bireyin sahip olduğu bazı yapılar ve bu yapılarla bağlantılı süreçler sonucunda gerçekleşir.

Bu modele göre öğrenmeyi etkileyen temel yapılar; duyusal kayıt, kısa ve uzun süreli belleklerdir.

öğrenmeyi etkileyen belli başlı süreçler ise tanıma, algı ve dikkat, bilgiyi kodlama, örgütleme, depolama ve hatırlamadır.

Bilgiyi işleme sürecinin ilk aşaması duyusal kayıüır. Bu aşamada çevredeki uyarıcı, duyu organları yoluyla sinirleri uyarır. Bu sırada uyarıcının izi yaklaşık bir saniye duyuya kayıt olur. Bu süreç duyusal kayıt olarak adlandırılmaktadır. Tüm duyu organlarının, organik bir bozukluk olmadığı durumlarda, duyusal kayıt yapma yeteneği vardır

Duyusal kayda gelen bilgiler çok kısa zamanda, yaklaşık bir saniye içinde silinir. Bu nedenle duyusal kayıt, anlık bellek olarak da isimlendirilir. Duyulara kaydolan bilgilerin hangilerinin kısa süreli belleğe transfer olacağını tanıma ve dikkat süreçleri belirler. Tanıma, yeni gelen uyarıcıların özelliklerinin uzun süreli bellekteki bilgilerle karşılaştırılması eylemidir. Algı: Duyu organlarına gelen uyarımların anlamlı hale getirilmesi sürecine algı denir. insanlar, duyu organlarına gelen uyarımlara anlam vermek için, onları örgütlerler. Her bireyin aldığı uyarımlan örgütleme biçimi farklıdır. Bu nedenle iki kişi aynı uyarıcıya baksalar da farklı şeyler görebilirler. Algıyı Etkileyen Faktörler

  1. Birey çevresindeki obje, olay ve fıkirleri anlamlı bir bütün haline getirmeye çalışır. Bu nedenle örgütlü olmayan uyarıcılann hatırlanması ve anlaşılması güçtür.
  1. Algı görelidir. Sesler, renkler, objelerin büyüklüğü, zaman ve hareket göreli olarak algılanır.

3      Birbirine   benzer   uyarıcılar   bir   grup   olarak algılanırlar.

  1. Zamanda ve mekanda birbirine yakın uyarıcılar
    bir bütün olarak algılanır.
  2. Farklı uyarıcılar farklı fikirler olarak algılanırlar.

Algıda Seçicilik ve Dikkat Organizma evreden gelen uyarıcıların bazılarını seçer. Buna algıda seçicilik denir. Çevremizdeki uyarıcılardan hangisini seçeceğimiz dikkatimize bağlıdır.

  1. Yabancı ve farklı uyarıcılar dikkat çekicidir.
  2. Çok yalın ve karmaşık uyarıcılardan çok, orta
    derecede karmaşık    uyarıcılar    daha    dikkat
    çekicidir.
  3. öğrenilmiş ipuçları dikkat çeker.
  4. Bireyin beklenti ve ihtiyaçlan dikkati etkiler.

Kısa süreli bellek, duyusal kayda geten bilgilerin davranışa dönüşmesini ya da uzun süreli belleğe kodlanmasını sağlar. Bu belleğin kapasitesi oldukça sınırlıdır. Kısa süreli belleğin bilgiyi koruma süresi ise yaklaşık 20 saniyedir.

Kısa süreli bellek sürekli çalışır. Bu özelliğinden dolayı kısa süreli bellek, çalışan bellek olarak da adlandırılır.

Kısa süreli belleğe gelen bilgilerin uzun süreli belleğe depolanması genellikle iki süreçle sağlanmaktadır. Bunlar tekrar ve gruplandırmadır.

Koruyucu tekrarda bilgiler hiçbir değişikliğe uğratılmadan, aynı biçimde tekrar edilerek hem kısa süreli bellekte korunabilir, hem de uzun süreli belleğe işlenebilir. Düzenleyici tekrarda ise, yeni bilgi eski bilgilerle ilişkilendirilerek tekrarlanır. Bu yolla yeni gelen bilgiler birey için anlamlı hale gelir.

Uzun süreli bellek, yeni gelen bilgilerin eskilerle örgütlenerek saklandığı yerdir. Uzun süreli belleğin kapasite sınırları belli değildir. Bilgilerin burada kalma süresi de çok uzundur. Kısa süreli bellekte etkin olan bilgiler, uzun süreli bellekte edilgen biçimde durur. Bu nedenle kısa süreli bellekteki bilgiler anında hatırlanırken, uzun süreli bellekteki bilgilerin hatırlanması için belli bir süre geçmesi gerekmektedir. Uzun süreli bellekteki bilgilerin hatırlanma süresi, bilginin belleğe depolanma biçimine göre değişir. iyi örgütlenmiş bilgiler çabuk hatırlanırken, diğerleri daha uzun zamanda hatırlanır.

Öğrenme Psikolojisl

69

Uzun süreli belleğe depolanan bilgilerin türü ve örgütleniş biçimine göre üç türlü bellek tanımlanmaktadır:

Anlamsal bellek bilginin anlamlı hale gelmesini sağlar. Bu bellekte birbiriyle ilintili bilgiler bir araya gelerek önermeler ağını oluşturur. Kavramlar ve ilkelerle ilgili şemalar bu bellekte yer alır.

Anısal bellek ise, yaşadığımız olayların depolandığı yerdir. Insanlar katıldıkları bir düğünle ilgili her türlü ayrıntıyı bir bütün olarak hatırlarlar. Bu tür bilgilerin saklandığı yer anısal bellek olarak tanımlanmaktadır. Anısal bellek anlamlı belleğe göre daha güçlüdür. Bilgilerin kodlanması için de fazla bir çabaya ihtiyaç yoktur.

Öğretmenin bu sözü aşağıdaki görüşlerden hangisinin benimsediğini gösterir? (2001 KPSS-81)

  1. Kalıcı bir   öğrenme   için   düzenli   çalışılması
    gerektiği
  2. Sınavlara son günlerde çalışan öğrenci çok zeki
    ise yüksek puan alabileceği
  3. Dere ilgisiz olan öğrencilerin mutlaka başarısız
    olacağı
  4. Öğrencinin bir     daha     asla     bu     başarıyı
    gösteremeyeceği
  5. E) Her ders   için   farklı   bir   çalışma   tekniğinin
    kullanılabileceği
  1. Dört aylık bir bebeğin sesli ve renkli bir oyuncağa gülmesi ve kollarını açması, bir süre sonra ise bu oyuncağa eskisi gibi heyecan belirtileri göstermemsi aşağıdaki süreçlerden hangisi ile açıklanabilir? (2001 KPSS-14)
  2. Alışkanlık kazanma
  3. Bireyselleştirme
  4. Özümseme
  5. Duyarlık kazanma
  6. E) Aigı azalması
  1. Aşağıdakilerden hangisi, öğrenilen malzemenin hatırda tutulmasını zorlaştırır? (2001 KPSS-101)
  2. Anlamlı olması
  3. Sık kullanılması
  4. Karmaşık olması
  5. İlgi çekici olması
  6. E) Birden çok duyuya hitap etmesi
  1. Bir lise öğrencisi, kimya dersinden sürekli olarak beklendiğinin çok altında not almaktadır. öğrenci öğretmenine kesinlikle doğru yaptığını yinelemektedir.

Öğretmenin bu öğrenciye yapabileceği en uygun yardım aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-

80)

  1. A) Bundan sonraki sınavlarda daha dikkatli olması gerektiğini hatırlamak
sınıftaki       öğrencilerle
B)

Sınav       sorularını incelemesini istemek

C)

Sınav   sorularını   yanıtlarken   nerelerde   hata yaptığını kendisiyle birlikte incelemek

D)

Diğer öğrencilerin de beklentilerinin altında not aldığını söyleyerek öğrenciyi rahatlatması

E)

Başarısız oluğu konularda özel öğretmenlerden ders almasını önermek

  1. Dersinin sınavına son gün çalışıp başarılı olan bir öğrenciye öğretmeni bu başarıya çok sevinmemesi gerektiğini belirtmiştir.
  1. İlköğretimin 4. sınıfında görev yapan bir öğretmen, sınıftaki birkaç öğrencinin dikkatlerini yoğunlaştırmada güçlük çektiklerini gözlemiştir.

Bilişsel psikoloji ilkelerine göre, aşağıdakilerden hangisi öğretmenin bu öğrenciler için uygulayabileceği yardım stratejilerinden biri değildir? (2001 KPSS-102)

A)

 Dikkat dağılmasını önlemek için fiziksel çevrede düzenlemeler yapmak

B)

 Bu öğrencilere, bu durumları nedeniyle bazı konuları öğrenemeyeceklerini söylemek

C)

 Derste öğrenilmesi gereken önemli bilgileri daha açık bir biçimde vurgulamak

D)

 Dikkat dağınıklığı ile baş edebilmeleri için bu öğrencilere, kendilerini gözleme ve denetleme tekniklerini öğretmek

E)

 ihtiyaçlarını

 Dersi       işlerken       öğrencilerin karşılayacak önlemler almak BİLİŞSEL ÖĞRENME TÜRLERİ

Bilişsel      öğrenmeler      düşünme      ve      kavrama sistemlerinde meydana gelen ve semboller kullanılarak

70

öğrenme Psikolojisl

gerçekleşen öğrenmelerdir. Bilşsel öğrenme ürünleri; sözel bilgiler, kavram öğrenme, ilke öğrenme, problem çözmeyi öğrenme olarak basitten karmaşığa doğru gelişen bir süreç izler.

  1. Sözel Bilgileri Öğrenme

Herkesin ezbere bildiği ay, gün, dağ, ırmak şehir isimleridir. Basit olguları öğrenme, Olay ve eleman arasındaki ilişkidir. “Türkiye’nin başkenti Ankara’dır”. Sözel Zincirleri Öğrenme, Birbirini takip eden olguların oluşturduğu bilgilerdir. Haftanın günleri, çarpım tablosu vb.

  1. Kavram Öğrenme

Birbirine benzer özelliklere sahip olay, düşünce ve nesnelere isim vererek gruplandırma yapmaktır. Örnek; hayvan, bitki, böcek, trafik, okul vb. Kavramların öğretiminde kullanılan teknikler şunlardır;

  1. Kavram analizi    yapmak:    Adı,    tanımı,
    örnekleri, örnek olmayanları, kritik özellikleri
  2. Kavram Haritaları     (Ağı)     Kullanmak:
    Kavramın    ilişki    içerisinde    otduğu    diğer
    kavramlarla anlamlı bağlantılar kurularak bir
    şemada gösterilmesidir. Kavramların somut
    ve görsel anlamda öğrenilmesini sağlar.
  3. Kavram öğretiminin    İlkeleri:    Somuttan
    soyuta,    bilinenden    bilinmeyene,    Basitten
    karmaşığa, örnek-zıt örnek
  4. İlke (Kural) Öğrenme

İki ya da daha fazla kavram arasındaki ilişkiyi belirten ifadelere ilke (kural) denir. İlkeler doğada ve toplumdaki genel ya da özel belirli düzenliliklerin anlatımıdır. Örnek: Boşluğa bırakılan nesneler yerçekiminin etkisiyle yere düşer.

Deneme-Yanılma yoluyla problem çözme:

(Thorndike, davranışçı yaklaşım) Birey problem durumu karşısında (uyarıcı) çeşitli davranışlar sergiler, Sonuca götüren (pekiştirilen) davranışlar öğrenilir. Diğerleri söner. Anlamlı bilgilerin olmadığı, problem hakkında ön bilgilerin eksik olduğu durumlarda kullanılır.

Kavrama yoluyla problem çözme: (Köhler, Gestalt) Birey, sahip olduğu bilişsel yapılar, geçmiş yaşantılar ile edindiği tecrübelerden faydalanarak aniden, birdenbire, zihinsel olarak problemi çözer.

Hazır  modeller yoluyla   problem   çözme:

Birey belli bir problemin çözümünü öğrendikten sonra benzer durumlarda da aynı yolu kullanarak problemi çözer. Birey daha önce öğrendiği çözüm yollarını uzun süreli belleğinde örgütler ve benzer durumla karşılaştığında aynı çözümü uygular.

Yaratıcı düşünceyi kullanarak probtem çözme: Bilişsel yeteneğin imgesel (hayal gücü) ve sezgisel boyutlarını içine alan ve çok yönlü düşünme biçimleri olarak ifade edilen yaratıcı düşünme , bireye alışılmışın ve var olanın dışında yeni yollar arayarak probleme çözüm üretmeyi sağlar. Öğrenilenler her duruma uyarlanamaz. Seziş yoluyla öğrenme organizmanın içinde butunduğu duruma ya da probleme özgü olarak ortaya çıkar.

  1. Problem Çözmeyi Öğrenme

Bilişsel öğrenmenin en üst düzeyidir. Problem, bireyin karşılaştığı güçlüktür, Birey buna çözüm arayarak bilgi ve becerisini kullanır ve geliştirir.

John   Dewey   Problem   çözmenin   aşamalarını aşağıdaki gibi sıralamıştır;

  1. Problemin hissedilmesi
  2. Problemi tanımlama ve bilgi toplama
  3. Çözüm yolları üretme (hipotez)
  4. Çözüm önerilerini test etme
  5. Uygulama üzerinde çalışma
  6. Sonuca ulaşma ve problemi çözme
    Problem Çözmeye İlişkin Yaklaşımlar;
  1. Aşağıdakilerden hangisi       seziş       yoluyla
    öğrenmenin özelliklerinden biri değildir? (2002
    KPSS-95)
  2. öğrenilenlerin unutulması oldukça zordur
  3. Öğrenmenin gerçekleşmesinde ip uçları’ yararlı
    olmaktadır
  4. öğrenilenler her türlü duruma uyarlanabilir
  5. Öğrenilenlerin birdenbire ortaya çıktığı görülür
  6. E) öğrenme organizmanın hazır olduğu bir anda
    ortaya çıkar
  7. Aşağıdakilerden hangisi,     problem     merkezli
    öğrenmenin özelliklerinden biri degildir? (2001
    KPSS-105)

öğrenme Psikolojisİ

71

  1. Öğrencilerin, problemin çözümü için sorumluluk
    alması
  2. öğretmenin değişik        çözüm        yollarını
    öğrencilerine sunması
  3. Düşünme süreçlerinin kullanılması için fırsatlar
    sağlaması
  4. Çözüm için   belli   bir   formül   ya   da   kalıbın
    olmaması
  5. E) öğrencilerin bilgi toplamada etkin olarak rol
    alması .

NÖRO-FİZYOLOJİK KURAM (BEYİN TEMELLİ ÖĞRENME)

İnsan öğrenmeierini beyin fonksiyonları ile ele almıştır. Kuram ile ilgili olarak Hebb ilgilenmiştir. Beyindeki uyarılmaların sonunda beyinde olan kimyasal değişiklikleri yakından inceleyerek kuramını geliştirmiştir. Bu kurama göre öğrenmede beyinde olan kimyasal değişikliklerdir.

Bu görüşe göre duygusal-zihinsel süreçler beynin bir dizi işlevinin ürünüdür. Nasıl ki yürüme, soluk alma, gülümseme gibi basit motor devinimler beyin işlevinin birer ürünü ise duygulanım, öğrenme, düşünme beste yapma gibi karmaşık duygusal ve bilişsel davramşlar da beyin işlevinin birer ürünüdür. Çağdaş nörobiyolojiye göre davranışın beyin işlevinin bir yansıması olduğu görüşü hakimdir.

Beyin iki yarım küreden meydana gelmiştir. Her yarım küre de 2 lob’dan oluşur. Bunlar;

  1. Frontal Lob (alın lobu): Alnımızın arka bölümüdür.
    Konuşma       Duyuları      birleştirip,
    bütünleştirme görevini üstlenir.
  2. Temporal lob (Şakak lobu): Şakaklar hizasındadır.
    İşitmeyi sağlar.
  3. Parietal lob   (Çeper   lob):    Duyu   ve   hareket
  4. Oksipital lob    (Ense    lobu):    Görme    ve    ışık

Beynin görevleri

Beyin zekanın, bilincin, algının, iradenin merkezidir. Ayrıca istemli ve istemsiz motor hareketlerin yapılmasını sağlar. Konuşma ve düşünme gibi karışık olayları idare eder. Duyu organlarından gelen uyarıcıları anlamlaştırır ve duygu haline getirir.

Sağ Beyin

Vücudun sol yanını kontrol eder. Sözcükler, mantık , sayılar,    ardışıklık,    matematik,    analiz,    üsteleme,

konuşma, yazma, sözel, matematiksel, mantıksal bilgiyi işlemek için daha uygundur.

Sol beyin

Vücudun sağ yanını kontrol eder. Ritm, müzik, bütünü görme, hayal kurma, sentez, renkler, şekiller, üç boyutlu düşünme, görüntüler, algısal , dikkat çekici, uzaysal, bütüncü artistik bilgiyi işlemek için uygundur.

Beynin iki yarı küresi sinirsel bir bağ aracılığı ile iletişim kurmakta herhangi bir öğrenmeye iki yarı küre de katkıda bulunmaktadır.

Korteks (Beyin kabuğu, zarı)

İnsan davranışlarını kontrol eder. Algılama, bilinçli davranışlar, öğrenme, hatırlama, düşünme, heyecan, biünçlilik ve kişilik bütünlüğü vb. gibi fonksiyonları yerine getirir

Nörobilim ve bilişsel yaklaşımla bağlantılı bir öğrenme yaklaşımıdır. Insan beyninin yapısı ve işlevleri üzerinde durmuştur. Beynin nasıl öğrendiğinin farkında olunmadan yapılan eğitim rastgele ve amaçsız bir eğitimdir.

Beyin temelli öğrenmenin 12 ilkesi vardır;

  1. Beyin paralel işlemcidir
  2. Öğrenme fizyolojik bir olaydır
  3. Beyin kendisine ulaşan vehlere anlam yüklemeye çalıştr
  4. Anlam yükleme örüntüleme yotuyla olur. (Örgütleme,
    sıniflandırma)
  5. Duygular örüntülemede önemli rol oynar
  6. Beyin parçaları ve bütünü aynı anda algılar. Sol beyin
    parça bilgileri, sağ beyin bütün bilgileri organize eder.
    Her iki beyin her etkinlikte yer alır.
  7. Öğrenme hem   doğrudan   odaklanılan   hem   de  yan
    uyancılardan algılanan bilgileri içerir.Dikkat etkilidir.
  8. Öğrenme kasıtlı ve kasıtsız süreçlerden oluşur
  9. İki tür bellek vardır;
  10. Uzamsal bellek: Günlük yaşantılarla ilgilenir.
  11. Ezberleyerek öğrenme: Olgu  ve becenlerle
    ilgilenir.
  12. Olgular ve beceriler uzaysal bellekte depolandığında
    daha iyi öğrenilir.
  13. Öğrenme zihni   zorlayan   etkinliklerle   artar,   tehditle
    kilitlenir
  14. Hiçbir beyin diğerine benzemez

Bu yaklaşıma göre en iyi öğrenme gerçek problemleri çözerek gerçekleşir. Öğrencilerin etkin katılımı şarttır.

öğrenme Psikolojisl

72

Yapılandırmacı   yaklaşımda   olduğu   gibi   öğrenciler yaparak yaşayarak öğrenirler.

Değerlendirme çok önemlidir. Değerlendirme beynin ihtiyaç duyduğu dönütü sağlar.

İNSANCIL (HÜMANİST) KURAMLAR

Öğrenmenin nasıl olduğunun değil, neyin nasıl bir ortamda öğrenilmesi gerektiğinin üzerinde durur. Bu kuramda insani değerler öğretilmeli ve bu, öğrenciye saygı gösteren, değer verilen ortamlarda öğretilmelidir.

Temelde iki unsur önemlidir: 1-Öğrenci biriciktir 2-Öğretmen özerktir.

*İnsancıl yaklaşım bireyselliği savunmasına karşın işbirliğine de önem verir. örneğin; işbirliğine dayalı öğrenmede yüz yüze iletişim ve kazan-kazan prensibi vardır.

Davranışçı ve bilişsel yaklaşımdan sonra 3. güç olarak ortaya çıkmıştır. Diğer kuramlardaki gibi katı ilkelerden çok belli bazı temel ilkeler konusunda anlaşmış bilim adamlannın görüşlerinden oluşmaktadır. Gestalt yaklaşımın ilkelerinden yararlanmışlardır.

İnsancıl kuramlar, Gestalt yaklaşımdan yarartanan ve bireyi merkeze alan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre öğretimde öğrenci biriciktir. Maslow, Rogers, ve Combs başta gelen temsilcilerindendir.

Insancı yaklaşımın önemli kavramları; fenomenoloji (içe bakış), kendini gerçekleştirme, benlik, güdü, empati, saygı, saydamlık, ilişkinin şimdi ve buradalığı, tutarlılık, kararlılık gibi kavramlardır.

Bu yaklaşıma göre insan değerlidir. İnsanın kendini gerçekleştirmesi için fırsat verilmelidir.

Bu yaklaşıma göre güvenli bir sınıf ortamında saygı, empati ve dürüstlük olmalıdır. Öğrenciyi merkeze alan, onun gelişimini öne alan, hoşgörülü, özgür ortamlarda eğitmeliyiz.

insancıl yaklaşıma göre özellikle davranışçı yaklaşım

insanı ihmal etmektedir.

insancıl yaklaşım iki temel ilkeyi savunur.

  1. Öğrencinin biricikliği: Öğrenci önemlidir. Eğitimin
    merkezinde öğretilmesi gereken davranış değil
    öğrenci bulunmaktadır.
  2. Öğretmenin özerkliği:   Öğretmen   sınıfta   daha
    önceden       verilen       kararların       uygulayıcısı
    olmamalıdır.

insancıl yaklaşımı ilk ortaya atan kişi maslov’dur. Eğitimle ilgili olarak daha çok Rogers’ın düşünceleri yaygınlaşmıştır.

Rogers’a göre insan doğuştan iyidir. Olumlu bir potansiyele sahiptir. İnsan yaşamı boyunca kendini gerçekleştirmeye yönelik etkinliklerde bulunması gerekir. Rogers’ın önemli kavramları;

Benlik

Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şeydir.

Özben

bireyin gerçek benliğidir.

Benlik tasarımı

Bireyin olmak istediği benliktir. ideal benliktir.

Ayna Teorisi

Bireyin kendini algılayışı, başkalarının kendini nasıl algıladığına bağlt olması durumudur. Bu nedenle çocuklara kötü davranılmamalı, kötü sözler söylenilmemelidir.

Rogers’ın eğitimle ilgili görüşleri;

Danışan merkezli terapi

Yönlendirici olmayan psikolojik danışma yaklaşımıdır. Akıl verme yoktur. “yansıtmacı”, “yönlendirici olmayan” birterapi yaklaşımıdır. Amaç, danışanın farkındalılığını artırmaktır. Danışma ve terapide danışan ya da terapi yardımı alan kişinin bir birey olarak kişiliği, değerleri, yaşam felsefesi v.b. göz önünde bulundurularak, danışma sürecinin iki eşit insan ilişkisi içinde ( “ben-sen” ilişkisi), empati, saygı, koşulsuz kabul, dürüstlük, saydamlık, tutarlılık ilkelerinin önem kazandığı terapidir.

Fenomenoloji

Dış dünyanın ne olduğundan çok bireyin ona nasıl bir anlam yüklediğidir. Önemli olan dünyanın başkalarına nasıl göründüğü değil, bireye nasıl göründüğüdür. Bu açıdan insancıl yaklaşım varoluşçudur.

İnsancıllık (hümanizm)

Temelde insana, bireyselliğe, insan olmanın değerine, kişisel eylemleri belirleme hakkına önemi vurgulayan felsefı akımdır.

Rogers’ın kuramının temel ilkeleri;

  1. Bireyin davranışını anlamak için onun iç referans
    noktasını bilmek   gerekir   (Fenomenolojik   alanı
    nedir? v.b.)-
  2. Benlik, çevreyle etkileşim sonucunda oluşur.
  3. Davranışların çoğu    bireyin   benlik   kavramıyla
    tutarlıdır.

öğrenme Psikolojisİ

73

  • Her birey   sürekli   değişen   yaşantı   dünyasının
    merkezidir
  • Organizma yaşadığı ve algıladığı şekliyle bir alana
    “fenomenolojik alana”   tepkide      Aynı
    öğretmeni   bazı   öğrencilerin   sevip,   diğerlerinin
    sevmemesi gibi
  • Organizmanın temel bir hedefi ve amacı vardır.
    Yaşayan organizmayı        gerçekleştirmek,
    sürdürmek, geliştirmek.

Kendini Gerçekleştirme

Rogers’ın önemli kavramlarmdan biridir. Tam işlevli kişi anlamına gelir. Kişin potansiyellerini ortaya çıkarması demektir. Yeterlik ve olgunluğu artırmaya yönelik bir yöneliş sürecidir.

  • Davranışı anlamanm   en  iyi   noktası   bireyin  iç
    referans  noktasıdır.  Yani  kişinin  dünyayı  nasıl
    gördüğünü   hatta   nasıl   algılayıp   yorumladığını
    dikkate almak gerekir.
  • Çevreyle etkileşimin   bir  sonucu  olarak  benlik
    yapısı oluşur.

Benlik

Çevreyle etkileşim sonucunda kişinin geliştirdiği ben algıları ve bu algılara bağlı değerlerdir. Bu algılar doğrudan ya da dolaylı yaşantılar sonucunda gelişir.

  • Organizmanm benimsediği davranış biçimlerinin
    çoğu benlik kavramıyla tutarlıdır.
  • Eğitim anlayışı öğrenci merkezlidir.
    İnsancıl yaklaşımm ilkeleri
  1. Eğitimde benlik   duygusu   ve   bireysel   kimliğin
    gelişimi önemlidir.
  2. Bireyin gelişimi için etkili insan ilişkileri, dürüst
    kişiler arası iletişim, yapıcı çatışma çözümleri gibi
    konular yapılmalı ve öğretilmelidir.
  3. Geleneksel yaklaşımla    bağdaştırılabilecek   ve
    onun içinde uygulanabilecek biryaklaşımdır.
  4. öğrencilerin bireysel kimlikleri ön plana çıkartılır.
  5. Açık ve içten iletişim kurulur.
  6. Bireysel değerler kabul edilir ve geliştirilir.
  7. Benlik duygusu   ve   duyguların   geliştirilmesine
    önem verilir.
  1. Düşünce ve duygulara, bilgilerden daha çok önem
  2. Grup etkinliklerine, oyunlara, rol oynamaya yer

İnsancıl sınıf yaklaşımları

  1. Deger açıklama       yaklaşımı:       Öğrencilerin
    değerlerinin farkına varmalarını sağlamaktır. Her
    düşünceye saygı  göstermek esastır.  Öğretmen
    belli    değerleri     öğrencilere    kabul     ettirmeye
    çalışmaz.  Öğretmen  kolaylaştırıcıdır.   1970’lerde
    popülerlik kazanmıştır.

b-Öğretmenlerin sınıfta yapabilecekleri etkinlikler ve ders programları geliştirilmiştir.

c-Amaç öğrencilerin değerlerinin farkına varmalarını sağlamaktır.

d-öğrenciye saygı göstermek esastır.

e-Öğretmen kolaylaştırıcı rolündedir.

  1. Öğretmen stilleri yaklaşımı: Öğrencilerin öğrenme
    stilleri belirlenir.    Okul,    öğrencilerin    öğrenme
    stillerine    uygun    ortamlar   sağlamaya    çalışır.
    Bireysel çalışma olanakları sağlanır.    Değer ve
    ilgiler belirlenir, yaratıcılık ve katılım vurgulanır.
  2. İşbirliğine dayalı öğrenme: Öğrencilerin grup içinde ancak yarışmacı değil işbiriikçi bir ortamda öğrenmelerini öngörmektedir.

Öğrenciler ortak bir amaca ulaşmak için birükte çalışırlar. Birlikte çalışmanın esası, birilerinden daha iyi olmak değil birileriyle daha iyi yapmaktır.

Yüz yüze bir yöntemdir. Teme! kazanç işbirliği ve grupla çalışma becerilerinin kazanılmasıdır. Bu gruplara genellikle “bilgi/öğrenme çemberleri adı verilir. 4-6 kişilik gruplar oluşturulur. Gruplar birbirleriyle yarışırlar. Bireysel sorumluluğa önem verilir.

Geleneksel Eğitim Anlayışının İlkeleri:

  • Yalnızca akademik başarı için mücadele eder.
  • Bireysel kimliği öne çıkarmaz.
  • Öğrencilerin biricikliği önemli değildir.
  • Açık ve içten iletişim önemli değildir.
  • Değerlerin açıklığa kavuşturulması önemli değildir.
  • Benlik duygusu ve duyguların geliştirilmesi önemli
    değildir.

însancıl yaklaşımla öğrenmede sınıfta uygulanacak önemli noktalar:

74

öğrenme Psikolojisl

  • Içerikten çok öğrenme yöntemi ve etkinlikleri, sınıf
    ortamıdır.
  • Dış dünyanın ne olduğu değil bireyin ne anlam
    yüklediği (olguya karşı anlam)
  • Dış dünyaya  verilen  tepki  değil,   ne  hissettiği
    (tepkiye karşı duygu)
  • Birey toplum adına yok olmamalı (topluma karşı
    birey)
  • Varolan durumu    sürekli    geliştirmek    önemli,
    korumak değil (korumaya karşı değişme)
  • öğrencinin uyması değil özgür olması (uymaya
    karşı özgürlük)
  • Edilgen öğrenme değil etkin öğrenme
  • Başkalarının düşüncelerini almaya karşı  kişisel
    gelişim
  • Kabul etmeye karşı araştırma
  • Statükoya karşı değişim

İnsancı sınıf ortamının özellikleri;

  • Rahat ve işbirliği olan
  • Öğretimin temeli öğrendlerin ilgileri, yararları ve
    hedefleridir
  • Amaç ve hedefleri belirlemelerine yardım etmektir
  • Güvenli bir sınıf ortamı oluşturularak öğrencilerin
    bireysel farklılıklarına    uygun    öğretim    yoları
    kullanılır

Çağrılı Öğretim (Purkey)

Çağrılı öğretmenlerin 7 özelliği aşağıdaki gibidir;

  1. Her öğrenciye ulaşma (isimlerini öğrenme)
  2. Dikkatle dinleme
  3. öğrencilere karşı gerçekçi olma
  4. Kendine karşı gerçekçi olma
  5. lyi bir disipün sağlama
  6. Reddedilmeyle başa   çıkma   (öğrencilerin  tepki
    vermelerini kişisel olarak algılamama)
(Kendisi    hakkında    olumlu
  1. Kendini çağırma düşünme)

GÜDÜ

Organizmayı harekete geçiren durumdur. Bilinçli veya bilinçsiz davranışa yön veren harekete geçiren güç anlamında kullanılmaktadır.

Motivasyon

Bireyin öğrenmeye istekli hale getirilmesidir.

Güdülenme

Bireyin işinin yönünü, gücünü ve öncelik sırasını

belirleyen iç ve dış dürtünün etkisi ile eyleme

geçmektir.

Güdülemek

insan ya da hayvanlardaki belli güdüleri harekete

geçirerek canlıyı eyleme itmektir.

Güdüleyici

Eyleme geçirici ya da yönlendirici unsurlardır.

Dürtü

İçten gelen gerilimdir. Fizyolojik ya da psikolojik olabilir.

İtki (tepi)

Bir iş yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü isteğe verilen isimdir.

öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrencilerin güdülenmiş olmaları gerekir. öğrenciye zorla bir şey öğretmek zordur.

Güdülerin döngüsel olma özelliği vardır.

  1. ihtiyacın hissedilmesi
  2. Ihtiyacı gidermeye yönelik davranış
  3. Ihtiyacın giderilmesi (rahatlama)

Güdüler nasıl kazanılmaktadır?

Davranışçı yaklaşım: Şartlanma ve modelden öğrenme yollarıyla öğrenilmektedir. Güdülenmede pekiştireç önemli etkendir. Dışsal güdülemeye dayalı bir yaklaşımdır.

İnsancıl Yaklaşım: “Aslında bütün insanlar güdülenmiştir. Kimse asla motivasyonsuz değildir. Bazen insanlar bizim onlann yapmasını tercih ettiğimiz şey için güdülenmemiş olabilirler. Ancak onların tamamen motivasyonsuz olduğunu söylemek doğru değildir.” İfadesi bu yaklaşımın güdülemeye bakış açısını yansıtmaktadır. İnsancıl yaklaşım güdülenmeyi, insanların büyüme ve gelişmelerine neden olan etkin bir iç güdü olarak görmektedir. Güdülenme öğretmenin öğrenciye veya sınıfta dışsal olarak yaptığı bir şey değildir. Aksine büyüme, gelişme ve yeni tecrübeleri entegre etmek için halihazırda var olan pozitif bir eğilimi beslemektir. örnek; sabah okula gitmek istemeyen müdür örneği

Sosyal öğrenme yaklaşımı: Davranışçı, bilişsel yaklaşımların özelliklerini içerir ve yeni boyutlar ekler. Davranışlar, çevresel değişkenler ve kişisel ö<elliklerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar.

Sosyal öğrenme yaklaşımına göre güdülenmeyi etkileyen üç ana etken vardır;

  1. Bireyin amacına ulaşma beklentisi
  2. Amacın birey için değeri
  3. Bireyin yapılacak işe yönelik tepkisi

Birey ilk iki maddeye olumlu cevaplar veriyorsa özyeterlik duygusu gelişecektir.

özyeterlik; Bireyin belli bir işi başaracak yeteneğe sahip olduğu ile ilgili algısıdır. Bireyin geçmiş yaşantılarına dayalı olarak veya başka kişilerin yaşantılarını gözleyerek bir işin sonucunu tahmin eder. Beklenen sonuçlar olumlu ise ve yapılacak iş yarar sağlayacaksa      güdülenme      gerçekleşir.      örnek;

Öğrenme Psikolojisl

75

Ellerimizin donmasını beklemeden eldivenlerimizi giyeriz.

Bilişsel Yaklaşım: Var olan düzeni ve dünya işlerini anlama ve denge kurabilme ihtiyacından dolayı güdüleniriz. Davranışçı yaklaşımda dışsal etkenler önemli görülürken, bilişsel yaklaşımda ise içsel etkenler önemlidir. Hoşlandığı bir dersin sınavına çalışan bir öğrenci yorgunluğunun, açlığının ya da uykusuzluğunun farkında olmayabilir. Çünkü amaçlarını gerçekleştirme gibi içsel ihtiyaç onu etkilemektedir. Bütün öğrencilerdeki içsel ihtiyaçlar farklıdır.

  • Başlangıçta başarısız olmalarına rağmen neden
    bazı öğrenciler problem çözmeye devam eder.
  • Neden bazı öğrenciler notlarım etkilemeyeceğini
    bildikleri halde bazı etkiniiklerle ilgilenirler.
  • Bazı öğrenciler neden derslerin önemsiz yerleriyle
    ilgilenirler
  • Neden öğrenciler olumsuz geribildirim almayı, hiç
    geribildirim almamaya tercih ederler.

Güdülenmeyi etkileyen kişisel etkenler;

Güdülenme biliş, davranışlar, çevre ve diğer kişisel

etkenlerin etkifeşimi sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Kişisel etkenler;

a-    Uyarılma (genel uyarılmışlık hali)

b-    İhtiyaçlar (Soyut, somut,  basit ya da karmaşık

Olabilir) c-    inançlar d-   Amaçlar (Derslerle ilgili amaçları)

Maslovv

Maslow’a göre, güdülenmenin temelinde ihtiyaçlar vardır.

  • İhtiyaçlar evrenseldir
  • İhtiyaçlar hiyerarşik bir sıra izler.
  • Bir üst sıradaki ihtiyacın ortaya çıkabilmesi, için
    kendinden bir   öncekinin    en    azından    biraz
    doyurulması gerekir.
  • Bir üst ihtiyaç bir alt sıradaki ihtiyaç için feda
    edüebilir. Ancak bir üst sıradaki ihtiyaç için bir alt
    sıradaki temel ihtiyaç feda edilemez.

Maslovv, klinrk gözlemlerine dayanarak ihtiyaçları bir sıraya koymuştur. İhtiyaçların hiyerarşik sıralamasını aşağıdaki gibidir;

  1. Fizyolojik ihtiyaçlar: Yiyecek ,su, oksijen uyku, cinsellik
  1. Güvenlik ihtiyacı: Kendine güven ve emniyet
    içinde, tehlikeden uzak hissetmek
  2. Ait olma ve sevgi ihtiyacı: Başkalarıyla ilişki
    kurma, kabul edilme ve bir yere ait olma
  3. Takdir edilme ihtiyacı: Başarıya ulaşma, yeterli
    olma, başkalarınca Benimsenme, tanınma
  4. Bilişsel İhtiyaçlar: Bilme ,anlama ve keşfetme
  5. Estetik ihtiyaç: Simetri.düzen ve güzellik
  6. Kendini Gerçekleştirme: Potansiyelin ortaya
    çıkması

Maslovv’a göre o anda en çok ihtiyaç duyulan güdü en baskın olandır. Bir ait düzeydeki ihtiyaç giderilince, bir üst düzeydeki ihtiyacı giderici güdü önem kazanacaktır.

Maslow, güdüleri birincil ve ikincil güdüler olmak üzere ikiye ayırmaktadır.

Birincil güdüler

(Doğuştan gelen güdüler): Organizmanın yaşamını sürdürmesi rçin gerekli olan ve doğuştan getirilen güdülerdir. Organizmanın açlık.susuzluk gibi hayati ihtiyaçlarından kaynaklanır ve fizyolojik dürtüler olarak adlandırılır.

İkincil güdüler

Edinilen/kazanılan güdüler): Yaşamsal önemi olmayan ama organizmayı davranışa yönlendiren durumlardır. Bireyin daha çok sosyal çevrede edindiği güdülerdir. Örnek; başarı güdüsü.

GÜDÜLEME

1-İçsel Güdülenme: Birey “doyum” elde etmek için bir işi başarmak istiyorsa bu içsel güdülenmedir. içsel güdülerde kişinin içinden gelen etkiler (ilgi, merak, ihtiyaç) söz konusudur. Örneğin; matematiğe ilgi duyan bir çocuk ona “yap” demeden kendisi istediği için matematik çalışıyorsa içsel olarak güdülenmiş demektir.

2-Dışsal Güdülenme: Bireyin güdülenmesi dışsal etkilerle, öğrenci için özendirici hedefler seçilerek ya da pekiştireçler kullanılarak geliştirilirse bu durumda güdüleme dışsaldır. Dışsal güdü dışarıdan gelen ödül, ceza, baskı, rica gibi etkilerle ortaya çıkar. Örneğin; annesinin “yemeğini yemezsen oyun oynayamazsın” demesi üzerine yemeğini yemeye başlayan çocuk dışsal olarak güdülenmiştir. Yemek yemesi yemeği sevdiğinden değil, oyun oynamak için yemeği araç olarak kullanmasıdır.

76

öğrenme Psikolojisl

Öğrenme odaklı sınıf modeli (Eggen ve Kauchak)

Bu modele göre öğrenci güdülenmesini artırmada etkili olan 3 faktör vardır. (Bacanlı, 2000)

  1. öğretmen nitelikleri   (iyi   model,   coşku,   sıcak
    davranma)
  2. Iklim değişkenleri   (sınıf düzenli,  güven  verici,
    anlaşılması kolay olmalı, hafif düzeyde yarışma
    olmalıdır)
  3. Öğretim değişkenleri     Konuya    uygun    giriş
    yapılmalı, mümkün olduğunca kişiselleştirilmelidir.
    Katılım sağlanmalıdır.
  4. Bir öğretmenin öğrencilerini güdülemesinin en etkili yolu aşağıdakilerden hangisidir? (2002 KPSS-101)
  5. Derste konuların   hangi   sırayla   işleneceğini
    söyleme
  6. Ders anlatırken tüm sınıfı görebilecek şekilde
    durması
  7. Konuyu anlattıktan   sonra   öğrencilere   özet
    yaptırması
  8. Konuyla ilgili bol bol alıştırma yaptırması
  9. E) Derste öğrenilecek        bilgilerden        nasıl
    yararlanacaklarını anlatması

15O.öğrencilerine ev ödevi veren öğretmen, birkaç öğrencinin bu ödevi başkalarına yaptırdığını fark eder.

Bu öğretmenin, öğrencilerinin ruh sağlığını bozmadan yapacağı en doğru davranış aşağıdakilerden hangisidir? 2002 KPSS-106)

  1. Ödevlerini başkalarına    yaptıran    öğrencileri
    cezalandırması
  2. ödevlerinin yetersiz olduğunu söyleyerek düşük
    puan vermesi
  3. ödevlerini başkalarına yaptıranlara yeni ödevler
    vererek yeni ödevleri değerlendirmesi

a.

  1. D) ödevlerini başkalarına  yaptırmanın   büyük  bir

suç olduğunu anlatması

  1. E) ödevleri tahtada     yaptırarak     öğrencileric.
    kendinin yapmadığını ortaya Çıkarması
  1. öğrenmeyi etkileyen etmenlerden olan güdülenme;
    içten güdülenme ve dıştan güdülenme olmak üzere
    ikiye ayrılmaktadır.

Aşağıdaki hangisi içten güdülenme örneğidir? (2003 KPSS-52)

  1. Bir öğrencinin annesinin azarlamaması için ders
    çalışması
  2. Bir gencin babasının araba almaya söz vermesi
    üzerine üniversite sınavını kazanmak için ders
    çalışması
  3. Bir gencin   kendim   her   konuda   geliştirmeye
    önem vermesi nedeni i!e değişik alanlarda kitap
    okuması
  4. Bir çocuğun    annesinin    kendisine    çikolata
    vermesi için ıspanak yemeğini yemesi
  5. E) Bir öğrencinin Türkçe öğretmeninin önerdiği
    bir kitabı okuması
  6. Maslovv’un ihtiyaçlar hiyerarşisini dikkate alarak
    hangi seçenekte doğru bir sıralama yapılmıştır?
    (2004 KPSS-9)
  7. Güvenlikte olma   –   kendini  gerçekleştirme   –
    beslenme – statü kazanma – sevme ve sevilme
  8. Güvenlikte olma – beslenme – statü kazanma –
    sevme ve sevilme – kendini gerçekleştirir
  9. Beslenme – sevme ve sevilme – güvenlikte olma

– statü kazama – kendini gerçekleştirme

  1. D) Beslenme – güvenlikte olma – sevme ve sevllme

– statü kazanma – kendini gerçek

  1. E) Kendini gerçekleştirme – beslenme – sevme ve
    sevilme – güvenlikte olma – statü kazanma

ÖĞRENME STRATEJİLERİ

Bir öğrenme malzemesinin nasıl öğrenileceğinin öğrenciye öğretilmesi ile ilgili bir konudur. Öğrencilerin kendi öğrenmelerini kendilerinin sağlamasını amaç edinir.

  1. DİKKAT STRATEJİLERİ

Öğrenci etkinliklerinin birincisi dikkati konuya çekmektir. Bu nedenle kandi öğrenmesini sağlayacak öğrenci öğreneceği konuya çeşitli yöntemler kullanarak dikkatini toplamalıdır

Anahtar sözcüklerin ya da temel fikirlerin altını çizme Öğrencinin öğrenme hedefine sahip olması (hedeften haberdar olmalıdır) Metnin kenarına not almak

öğrenme Psikolojisl

77

KISA SÜRELİ BELLEKTE DEPOLAMAYI ARTIRAN STRATEJİLER

Kısa süreli bellekteki bilginin miktarını ve kalış süresini artırmanın yolları

  1. Zihinsel tekrar,   kitaptaki   bilgiyi   aynen   tekrar
    etmektir. Zihinsel tekrar stratejileri bilgiyi, daha
    sonra uzun ^üreli belleğe yerleştirmek için gerekli
    olan ileri işlemlere hazır halde tutmayı sağlar ve
    ayrıca ezberleme için kullanılır.
  2. Gruplama: Hayvanların   bir   listesini   öğrenmek
    durumunda     olan     bir     öğrenci     hayvanları
    kategorilere     ayırarak     bilgiyi     organize    edip
    öğrenebilirGrafik  çizebilir,   bilginin  ana  hatlarını
    belirleyebilir
  3. ANLAMLANDIRMAYI (KODLAMA)
    GÜÇLENDİRİCİ STRATEJİLER
  4. ön öğrenmelerin hatırlatılmasında
  5. Uyarıcıları sunma
  6. Öğrenme rehberi sağlama

özellikle ilk ikisi öğrencilerin öğrenme hedeflerine uygun olarak ön koşul kavramlar ve materyallerin anlamlarını kendi kendilerine hatırlattıklarmda öğrenmeyi gerçekleştirmektedir. Örnek: önce kurtuluş savaşını başlatan etkeni öğrenecekse önce “Kurtuluş Savaşı” hakkındaki bilgisini kendi kendine hatırlatmalıdır. Daha sonra Kurtuluş Savaşını başlatan olayları uygun stratejiler kullanarak yeni bilgiyi anlamlandıracaktır (kodlayacaktır). Bu amaçla şemalar kullanılabilir.

  1. EKLEMLEME STRATEJİLERİ

En önemlisi benzetimler kurmaktır. Eski ve yeni bilgi arasında ilişkiler kurmayı sağlar. Benzetimler, yeni bilgiyi daha önceden bilinen eski bilgiyle somut olarak açıklamamıza yardım eder. Yeni bilginin eski bilgiyle benzerliklerini kurarak yeni bilgiyi anlamamızı sağlar. Su pompası ile kalp arasındaki benzetimin kurulması gibi.

4.

ÖRGÜTLEME STRATEJİLERİ

Öğrencinin yeni bilgiyi anlamlandırma düzeyini yükseltici stratejilerdir. Bunlar öğrenilecek materyali yeniden yapılandırarak, organize ederek anlamlandınlmasını sağlar. Örnek; önemli fıkirleri, anahtar sözcükleri, kavramları not alma, özetleme

a.

Not alma, öğretmenin sunduğu bilgileri yeniden organize ederek başka bir kağıda not almak, kitabın kenarına not almak gibi. Not alma hem dikkat hem eklemleme hem de örgütleme stratejisidir.

  1. Özetleme, Yazılı materyali özetlemedir. Öğrencinin bilgiyi anlamlandırmasına ve uzun süreli belleğe anlamlı olarak yerleştirmesine yardım eder.

özetlemenin ilkeleri

  • Anlamak için okumak
  • önemli fıkirleri ayırt etmek
  • Bilgiyi kendi sözcükleriyle ifade etme
  1. Uzamsal temsilciler oluşturma, Bilgiyi hiyerarşik bir biçimde şematize etme, konunun ana hatlarını çıkarma, kavram şeması (haritası) ve ağı oluşturma etkili örgütleme stratejilerindendir.
  • Ana hatları oluşturma, Bölümün ünitenin, konunun
    ya da okuduğu herhangi bir metnin anahatlarını
    oluşturma, öğrencinin o konudaki temel fıkir ve
    yan fikirler arasındaki ilişkileri görmesine yardım
  • Şematize etme (haritalama), Özellikle karmaşık
    materyali öğrenme durumunda anahatları çıkarma
    stratejisinden daha      Şemalar,   fıkirler
    arasındaki ilişkilerin görsel temsilcileri olduğundan,
    belli bir konuda hangi fıkirlerin en temel fikirler
    olduğunu,   diğerleriyle   nasıl   ilişkilendiğini   açık
    olarak görmemize ve bilgiyi anlamlandırmamıza
    yardım eder.
  1. BELLEK DESTEKLEYİCİ STRATEJİLER

Özellikle sözcüklerin, ilkelerin, olguların öğrenilmesi ve hatırlanmasında bellek destekleyici öğrenme stratejileri sıkça kullanılmalıdır.

YARARLANILAN KAYNAKLÂR

  1. Yeşilyaprak, Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi. Pegem A
    yayıncılık, Ankara, 2004
  2. Selçuk, Z. Gelişim ve Öğrenme. Nobel Yayın Dağıtım, Ankara,
    2000
  3. Bacanlı, H. Gelişim ve Öğrenme. Nobel Yayın Dağıtım, Ankara,
    2002
  4. Baymur, F. Genel Psikoloji. Remzi Kitabevi, istanbul, 1994
  5. Erden, Akman,  Y.  Eğitim Psikolojisi. Arkadaş Yayınevi,
    İstanbul, 1995
  6. Senemoğlu, N. Gelişim Öğrenme ve Öğretim Gazi Kitabevi,
    Ankara, 2003
  7. Hakan, A. (Ed). Eğitim Psikolojisi. C. Anadolu Üniversitesi
    Yayınları No: 185, Ankara, 1987
  8. Kaya, Z. (Ed). Öğretmen Adaylan için KPSS. Öğreti, Pegem
    A Yayıncılık, 2004
  9. Oktaylar, H. C. (Ed). Öğretmen Adayları için KPSS. Yargı
    Yayınevi, Ankara, 2004
  10. Tan, Ş. (Ed.). Eğitim Bilimleri KPSS. Empati yayınevi, Ankara
    2004
  11. Cüceloğlu, İnsan ve Davranışı. Remzi Kitabevi, İstanbul, 1992
  12. Geçtan, E. Çağdaş İnsanda Normaldışı Davranışlar. Ankara
    Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, Yayın No:69, Ankara,
    1978
  13. Morgan, C. T. Psikolojiye Giriş Ders Kitabı. Çevirenler;Hüsnü
    Arıcı ve Ark.), Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Yayınları,
    Yayın No:1, Ankara, 1984

78

öğretim llke ve Yöntemleh

GİRİŞ

Etkili öğretim öğrenme olayının doğasını ve değişik gelişim alanlarındaki öğrencilerin nasıl öğrendiklerini anlamayı gerektirir. öğretim veya öğretme öğrenciye bilgi aktarma değildir. öğrencinin öğrenmesine rehberlik etme faaliyetidir. Böyle bir öğrenme ancak öğrencinin katılımı ile mümkündür.

Yukarıda belirtilen öğrenmeye rehberlik etme anlayışında hareket eden bir eğitimci öğrenciyi daha aktif kılmak için gerekli önlemleri alır. öğretim sürecinde önemli olan bireyin gereksinim duyacağı, yararlı ve kullanılabilir bilgilerin öğretilmesidir. Bu önlemlerden biri de farklı yöntem ve teknikleri işe koşmaktır.

ÖĞRETİM

Öğrenmenin   gerçekleşmesi   ve   bireyde   istenen

davramşlann gelişmesi  için uygulanan süreçlerin

tümüdür.

Öğretim güdümlüdür, planlıdır, programlıdır, destgkJidir. Eğitim de öğretim de süregeldiği toplumun spsyal, kyliücel, politik ve ekonomik. olgularmdan etkilenir.

öâretimin geliştirilmesi geniş ölçüde;  ^  J9      3^

  • Öğrenme-öğretim kuramlarına ve analizine,
  • Öğretimin araçlarla desteklenmesine,
  • öğretmenin niteliğine bağlıdır.

Eğitim öğretim sürecinde öğretmenin tutum ve davranışları öğrencinin sınıf ortamına uyumu ve kişilik gelişiminde önemli sorunlarm kaynağmı oluşturabilir. öğretmenin öğretmenlikle ilgili yeterliliğini olumlu yönde etkileyecek olan etkenler içinde okul ve sınıftaki davranışları, meslektaşlarıyla ilişkileri, öğrencilerle iletişimi, okul aile birliği çaltşmalarına katkıda bulunması sayılabilir.

Öğretmenlerin sınıf içinde sorun yaratan tutum ve davranışları;

  • Öğrencilerin her birini ayrı bir birey olarak
    algılamama
  • öğrencilerin özdeğer ve özsaygı duygularının
    gelişmesine olanak tanımayan
  • Yanlış yapma davranışlannı doğal kabul etmeyen
  • Empati duygusu geliştirmeyen
  • Cezayı tek davranış değiştirme değişkeni olarak
    kabul eden
  • öğrencilerin duygu ve düşüncelerini özgürce
    anlatımlarına önemli sınırlamalar getiren
  • Bireysel farklılıklara önem vermeyen
  • öğrenciler arasında karşılaştırma yapan
  • öğrencisini bir birey olarak algılamayan
  • Sınıf ortamı içinde öğrencisinde kabul duygusu
    geliştirmeyen
  • Herkesin herşeyi öğrenemeyeceği anlayışına
    sahip olan
  • öğrenci davranışlarını sürekli denetleyen
  • öğrencileri çalışmalarında sürekli zorlayan
  • öğrencilerin ilgi ve beklentilerini dikkate almayan
  • Pasif ve sessiz bir sınıf ortamı oluşturan
  • öğrencilerde bağımlı davranışlar oluşturan
  • işbirliğinden çok rekabete önem veren

ÖĞRETİMDE STRATEJİ, YÖNTEM, TEKNİK KAVRAMLARI

Öğretim yaklaşımları değişik konulara açıklık getirirler. Örneğin; öğretmenin davranış bozuklukları karşısında nasıl davranması gerektiği, Öğrenenler, öğretenler, konular, okul içi ve dışı konular için geçerli ilkeler geliştirilmesi, öğretmenlerin koşullara göre nası! davranması gerektiği, öğretmen davranışlarının öğrenmeye etkisi gibi konular bunlardan bazılarıdır.

Öğretim Modeli: öğretim modeli, öğretim stratejileri, yöntemleri ve tekniklerini seçme ve gerçekleştirmede etkili olan felsefı bir bakış açısı olarak tammlayabilir.

Modeller eğitim programını şekillendirmede, öğretim materyallerini düzenlemede, sınıfta ve diğer durumlarda öğretimi yönlendirmede kullanılır

Öğretim Stratejisi: Dersin amaçlanna yön veren oldukça genel bir çerçevedir. öğretim yaklaşımı olarak da ifade edilebilir. Öğretim sürecine her boyutta yön verir.

Bilgi vermeye dayanan derslerde genellikle öğretmen sunuşunun ağırlıklı olduğu bir strateji izlenir. Burada dersin akışını güzelleştirecek, sınıfın dikkatini canlı tutacak soru-cevap ve örnek verme teknikleri ile anlatımın sıkıcılığı giderilir. Eğer hazır sistemli bilgiler verme yerine, öğrencilerin araştırıp bulmaları veya ham bilgileri işleyerek daha sistemli bilgiler oluşturmaları isteniyorsa, o zaman öğrenci merkezli öğretim stratejileri izlemek gerekir. Bütün derslerde tek bir yöntem veya teknik kullanan öğretmen çok başarılı olamaz. öğretmenin, kendisini merkezden çıkarıp yönlendirici konumuna çekerek oluşturduğu öğretim stratejisine, “kfjgfptnriff (hııhış) y^hıyln rğr^tim ntrnt°ji°i”

öğretim İlke ve Yöntemleri

79

denilmektedir. Burada öğretmenin görevi, sorulan soru ve verilen örneklerle öğrencileri öğrenmeye hazır hale getirerek öğrencilerin konuyu analiz ve sentez yoluyla geliştirmelerini ve pekiştiricilerle öğrencilerin konu hedeflerine ulaşmalarını sağlamaktır. Bir başka öğretim stratejisi, araştırma ve inceleme yoluyla problem ™-?n\£^ Bu, öğrencileri bilimsel araştırma yöntemlerine alıştırma yaklaşımıdır. Öğrenci, çevredeki problemleri algılar, tanımlar, verileri toplar, geçici çözüm yolları geliştirir ve bunların mümkün olup olmadığmı test eder. Bu şekilde yetişen öğrenciler, gelecekte karşılaşacakları problemleri de bilimsel zihniyet ve yöntemlerle çözmeyi öğrenmiş olurlar. Yalnız, bu stratejiyi uygulayan öğretmenler hem yöntem hem de araç-gereç yönünden öğrencilere yardım etmelidirler. Bu stratejide örnek olay. laboratuar. problem çözme gibi yöntemler kullanılabilir.

Öğretim yöntemi: Öğretimin amaçlarma ulaşmak için öğretmenlerin öğretim amaçlarını, materyallerini, konuyu öğretim tekniklerini kullanmalannı ifade eder. Öncelikle strateji belirlenir, sonra yöntem seçilir.

Öğretim Teknikferi: Seçilen öğretim yöntemine uygun olan daha spesifık öğretimsel davranışlardır. Öğretmenlerin öğrenmeyi en iyi şekilde gerçekleştirebilmeleri için dersin içeriğine konun özelliğine göre seçtikferi yoldur. Örneğin bir fizik öğretmeni elektrik konusunda anlatım tekniğini tercih ederken dalga konusunda soru cevap tekniğini kullanabilir.

Hedefler ile ilgili olarak en uygun Strateji, Yöntem ve Teknik Demirel1 tarafından aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Öğretmen,   öğretim   sürecinin   başlangıcında  öğrencileri dersin hedefleri ve içeriği konusunda bilgilendirmelidir.

  1. Bu bilgilendirmenin öncelikli amacı aşağıdakiler-den hangisi değildir? (2004 KPSS-75)

AJ   Hedeften haberdar etme

  1. Öğrenmeye güdüleme
  2. İlgi ve dikkat çekme
  3. Zamanı verimli ve etkili kullanma
  4. E) Birbirlerini destekleme   konusunda   olanaklar
    yaratma
  5. Bireyin öğrenmeye güdülendiğinin en güçlii kanı- tı aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-76)
  6. Kurallara uyarak    öğretmenin    davranışlarını
    özen göstererek izleme
  7. Konuyla ilgili soruları yanıtlama
  8. Verilen görev ve sorumlulukları yerine getirme
  9. Davranışlarıyla derse       katılmaya      istekli
    olduğunu gösterme
  10. E) Başkalarına bir şeyler öğretme isteği duyma

HEDEF

BİLİŞSEL

ALAN

BİLGİ

KAVRAMA

UYGULAMA

ANALİZ

SENTEZ

DEĞERLENDİRME

STRATEJİ

SUNUŞ

BULUŞ

ARAŞTIRMA

YÖNTEM

ANLATMA

TARTIŞMA

ÖRNEK

OLAY

GÖSTERİP

YAPTIRMA

PROBLEM

ÇÖZME

PROJE

TEKNİK

Gösteri

Beyin

fırtınası

Soru cevap

Beyin

fırtınası

Benzetim

Drama

Rol Yapma

İkili ve Grup

çalışması

  1. Bir öğretmen, öğretme, öğrenme ortamındaki uygulamalarını sürekli sorgulamakta ve bu uygulamalarla sonuçları arasındaki iiişkileri kendi amaçları açısından değerlendirmektedir.

Öğretmenin   bu   tutumu,   onun   hangi   açıdan gelişmesini sağlar? (2001 KPSS-49)

A) B)

9 D)

E)

Eğitim psikolojisi İletişim kurma Mesleki yerlilik Alan bilgisi Eğitim felsefesi

80

öğretim llke ve Yöntemleri

  1. Aşağıdakilerden hangisinin öğrencîlerin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemesi beklenemez? (2001 KPSS-52)
A)    öğrencilerin alınmaması

ilgi    ve    beklentilerinin    dikkate

  1. Pasif ve    sessiz    bir    sınıf   topluluğunun
    oluşturulması
  2. öğrenicilerin bağımlı davranmaya özendirilmesi
  3. İşbirliğinden çok, rekabete önem verilmesi
  4. E) Bireysel ayrılıkların göz önünde tutulması

158.Fondaki   müzik   eşliğinde   şiir  okuması   hangi amaca hizmet eder?

  1. Doğru davramşları pekiştirme
  2. Uygun bir ortam yaratma
  3. Yeni davranışları düzeltme
  4. Sınıfta disiplin sağtama
  5. E) öğrenme eksikliklerini belirleme
  1. Öğretmenin teşekkür ederek   şiiri   okumaya devam etmesi hangi amaca hizmet eder?
  2. Dikkat çekme
  3. Öğrenmeler arasında ilişki kurma
  4. Hedeften haberdar etme
  5. Davranışı ödüllendirme
  6. E) öğrenmeleri kontrol etme

(157-158 soruları aşağıdaki bilgilere göre yanıtlayın.)

Edebiyat öğretmeni elindeki kasetçalarla birlikte sınıfa girip kaseti taktıktan sonra elindeki kitabı açarak fonda oluşturduğu hoş nnüzik eşliğinde şiir okumaya başladı. Ders tamamlandığında öğrenciler dersin bitmesini istemediklerini dile getirdiler. Öğretmen de teşekkür edip şiirleri okumaya devam etti.

  1. Bu etkinlik özellikle aşağıdakilerden hangisini
    gerçekleştirmek için düzenlenmiştir?
  2. Sanatın topluma etkilerini kavramak
  3. Hoş bir sınıf ortamı oluşturma
  4. Müzik dinleme ahşkanlığını geliştirme
  5. İşbirliği içinde çalışma
  6. E) Şiir sevgisini kazandırma
  1. Öğretmenin elinde bir kitap ve kasetçalarla derse girmesi aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2001 KPSS-53-56)
  2. öğrencileri kontrol etme
  3. Hedeften haberdar etme
  4. Dönüt verme
  5. Derse hazırlık
  6. E) Güdüleme

161.Etkili bir öğretme-öğrenme süreci oluşmuş bir sınıfta, aşağıdakilerden hangisine olan ihtiyaç kendiliğinden en aza iner? (2001 KPSS-114)

  1. öğretmenin sınıfı ve dersi yönetmesine
  2. Araç gereçten yararlanmaya
  3. Malzeme tüketimine
  4. Sınıfın temizlenip eşyaların düzenlenmesine
  5. E) öğretmenin disiplin sağlamak için önlem
    almasına

öğretim İlke ve Yöntemleri

81

BÖLÜM 1

ÖĞRETİM MODEL VE YAKLAŞIMLARI

/
  1. Tam öğrenme Modeli
  2. Işbirliğine Dayalı Öğretim
  3. Çoklu Zeka Kuramı
  4. Programlı Öğretim
  5. Yapılandırmacılık

SORU Aşağıda yer alan iinlü bir bilim adamı teori eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır? (2004 KPSS-86)

  1. Vygotsky İşbirlikçi öğrenme
  2. Bruner Buluş yoluyla öğrenme
  3. Ausubel Anlamlı öğrenme
  4. Glaser Çoklu zekâ
  5. E) Bloom Tam öğrenme

TAM ÖĞRENME MODELİ (BLOOM)

Sistem yaklaşımına dayalı olarak geliştirilmiş bir modeldir. Hem davranışçı hem de bilissel yaklaşıma dayalı olarak geliştirilmiştir.

Ijygnn   nfirenrnn   nrtrnnı   nnğHnrtığınrH   har   hirayin

öötgûfibiteeeğrnî savunur. Öğrenmede öğretim hizmetlerinin niteliği, öğrenci özellikleri ve öğrenme ürünleri değişkenlerinin etkili olacağı belirtilir. Öğrencinin giriş özellikleri belirlendiğinde ve öğretim hizmetinin niteliği artırıldığmda her öğrenci tam öğrenmeye ulaşabilir.

Uygulamada, her ünitenin bilimiodg izleme testteri uygulanarak eksik ve yanlış öğrenmeler belirlenir. Tamamlayıcı öğretim etkinlikleri yapıldıktan sonra yeni üniteye geçilir.

hizmetinin uyaylanma

öğrencilerin öğrenme düzeyini başka bir ifade ile
öğrenme ürünlerini etkileyen iki bağımsız değişken
vardır. Bunlardan birincisi öğrenme-öğretme sürfidnin
haşlanflicında öğrepri giriş Ö7ftlliklftri Hiğnri inp nğrntim
niteliğidir.________________ Öğretim      etkinliklerinin.

 kontrol riltınn

armmnnınrln hı iH

alınır, iyi planlanır ve uygulanırsa öğrendlerde tam öğrenme gerçekleştirilebilir.

Giriş davranışları, öğrencinin ön öğrenmelerini, entelektüel yeteneğini, gelişimini, güdüleme durumu ve öğrenme yeteneğinin sosyal-kültürel belirleyicilerini kapsamaktadır. Öğrencinin öğrenme sürecine girebilmesi için öğrenciye kazandırılması planlanan hedef davranışların ön koşul olan öğrenmelere sahip olması gerekmektedir. Giriş davranışları kazanılmadan öğrencinin öğretme-öğrenme sürecinde etkin olmasını beklemek oldukça güçtür. Bu nedenle öğretme sürecinin başında öğrencinin ön koşul davranışları kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir

Öğrenci giriş özelliklerini iki grupta incelemek mümkündür. Bunlar

(a.    bilişsel giriş davranışları

$.    duyuşsal giriş özellikleridir.

Bilişsel giriş davranışları öğrenme ünitesi ya da bilgi birimlerinin öğrenilmesine etki eden ön öğrenmeler ve bilişsel faktörlerdir. ön öğrenmeler çoğu zaman bir önceki ünite yada bilgi biriminde öğrencinin öğrenme yeterliliğini ifade ederken bilişsel faktörler ise daha genel ve ön öğrenmeyi de etkileyen zihinsel işlemlerdir. Genel bilişsel giriş davranışları olarak isimlendirilen bu faktörler; sözel-işlemsel yetenekler, okuduğunu anlama gücü, iletişim becerisi, dinleme becerisi, öğrenme stratejileri-sitilleri, mantıksal düşünme becerisi, problem çözme becerisi v.b gibi özelliklerdir. Öğrencinin öğrenme ünitesindeki performansını doğrudan etkileyen bu özellikler, özellikle ilköğretimin ilk yıllarında şekillenmekte ve zamanla çok zor değişebilmektedir. Derste öğretmen tarafından kontrol edilebilecek özellik özel bilişsel giriş davranışlarıdır. Üniteler arasında ön şart ilişkiler ve öğrenme aşamalıkları varsa bu tür derslerde Öğrenci başarısının en önemli faktörü olmaktadır. Örneğin: matematikte iki bilinmeyenli denklemler; bir biünmeyenli denklemlerin; yabancı dilde pasif cümlş yapıları aktif cümle yapılarının; tarihte bir olayın nedenlerinin kavranması o olayın ve ilgili olguların öğrenilmesini gerektirir. Özellikle matematik, fen bilgisi ve yabancı dil derslerinde bilişsel giriş davranışları büyük önem taşır. Bu tür derslerde ünite başmda öğrencilerin öğrenme eksiklikleri tamamlanmazsa yani gerekli şart ön bilgiler öğrencilere kazandırılmazsa ilerleyen ünitelerde başarısızlık daha da artacaktır. Aşağıdaki şekiller bu duruma örnektir.

Bilişsel Giriş Davranışları

öğrenme Ürünleri

Öğretimin Niteliği

Duyuşsal Giriş Özellikleri

Öğrenme ünitesinin başında etkili olan ikinci bir değişken ise duyuşsal giriş özellikleridir. Öğrencinin konuya, öğrenme-öğretme etkinliklerine karşı tutumu, ilgisi, güdüsü, kendine güveni ve süreçte göstereceği çabası onun öğrenme ürünlerini etkileyecektir. Duyuşsal giriş özellikleri okul, ders, öğretmen ya da öğrencinin kendisinden kaynaklanabilir. Genellikle duyuşsal giriş özellikleri öğrencilerin öğrenme yaşantılarının ürünü olarak ortaya çıkar. duyuşsal giriş özelliklerini öğretme sürecinde olumlu duruma getirmek için öğrencinin başarılı olma gereksinimini karşılamak gerekmektedir. Bu amaçla da her öğrencinin bireysel hızına uygun olarak seçeneklik öğretme-öğrenme yolları   ile  öğrenmesini sağlamak,

82

öğretim İlke ve Yöntemleri

dolayısıyla eğitme sistemini etkileyicilik ve seçicilikten kurtarmak gerekmektedir.

Tam öğrenme modelinin ikinci temel öğesi öğretim hizmetinin niteliğidir. öğretim sürecinde gerçekleştirilen her türlü etkinlik bu kapsam altındadır. Eğitimin niteliğinin en önemli göstergesi dersin öğrencilere anlamlı gelmesidir. Dersin anlamlı hale getirilmesi öğretmenin ders materyallerini düzenli olarak vermesini, organize etmesini gerektirir. öğrenciler farklı bilgi düzeylerinde, beceri oranlarında ve farklı güdülerle sınıfa gelirler. Bu sınıf organizasyonunda öğrencilerin sınıfa getirdikleri belki de en zor problemdir. Bu problem uygun eğitim düzeyini sağlamak için öğretmenlerin önceden hazırlanmalarını gerektirir. Eğitimin başarısının etkisi öğrenciden öğrenciye farklılık göstermesi kaçınılmazdır. öğretmenler genellikle derslerini çok iyi öğreteceklerinden emin oldukları halde, bazı öğrenciler diğerlerinden daha yavaş bazıları ise diğerlerinden daha hızlı öğreneceklerdir. Çünkü onların daha önceden sahip olmaları gereken fakat bunu başarabilmek için yeterli zaman verilmediğinden dolayı oluşan önemli eksiklikleri vardır. Örneğin: Öğretmenler, bütün öğrencilerine kişisel ihtiyaçlarına uygun materyaller verebilir veya onların kendi seviyelerinde çalışmalarına izin verebilirler. Bloom’a göre öğrencilerin özelliklerine (bilişsel ve duyuşsal) ve öğrenme ünitesinin hedeflerine uygun olarak

s    ipucu verme,

s    pekiştirme,

s    öğrenci katılımı sağlama

s dönüt-düzeltme etkinliklerinin uygulanması gerekir. Hangi yöntem ya da teknik kullanılırsa kullanılsın bu dört değişken yerinde ve etkili bir şekilde uygulanmalıdır.

Yukarıda verilen dört değişken için dikkat edilmesi gereken noktalar.

  1. ipuçları gelişim düzeyine uygun olmalıdır.
  2. Öğrencinin bilişsel   giriş   davranışlarına   uygun
    olmalıdır.
  3. öğrencinin Duyuşsal   giriş   özelliklerine   uygun
    olmalıdır.
  4. Öğrencinin içinde      yaşadığı      sosyo-kültürel
    özelliklere uygun olmalıdır.
  5. öğrencinin Fiziksel sosyal ruh sağlığına uygun
    olmalıdır.
  6. öğrencinin istenilen davranışı yapmasına uygun
    olmalıdır.

Katılma: Öğrenciye verilen ip uçları ile öğrencinin açık yada gizli olarak öğrenme birimiyle ilgilenmesi, bu ilgisini istenen davranışı ortaya koyana kadar sürdürmesidir.

Katılma öğretim hizmeti niteliğinin bir göstergesidir.

Pekiştirme: Pekiştireçler davranışların ortaya çıkma olasılığını yükseltir. Bu nedenle olumlu ve olumsuz pekiştireçler verilmelidir.

Dönüt: öğrenciye öğrenmelerinin doğruluğu yanlışlığı hakkında bilgi vehlen mesajlann bütünüdür. öğrencilere düzenli olarak dönüt verilmelidir. Dönütler öğrenme düzeyini belirledikleri gibi öğretim hizmetleri niteliklerde belirleyici özelliklere sahiptir. Dönüt, öğretim etkinliklerinin sonuçları hakkında bilgi vermektir. Dönütler, eksik ve yanlış öğrenmelerin düzeltilmesi fırsatını verir. Dönüt, hem öğrenciye davranışlarının doğruluğu hakkında bilgi verir hem de öğretmene öğrenme-öğretme sürecinin etkili olup olmadığı hakkında bilgi sağlar.

Bloom’un modelinin bağımlı değişkeni öğrenme ürünleridir. Bunlar, öğrencinin bilişsel başarısı, öğrenme hızı, duyuşsal özellikleri ve becerileridir. öğrencilerin giriş davranışiarındaki eksiklikler tamamlanır, ünitelerin içerisinde uygun öğretim etkinlikleriyle öğretim hizmetinin gerekleri yerine getirilirse öğrenme ürünleri de yüksek düzeyde olacaktır. öğrenmeyi belirleyen değiştirilebilir değişkenleri etkileyerek öğrenmedeki bireysel farklılıkları en aza indirmeye ve hatta yok etmeye çalışan “tam öğrenme” modelinin başarısmda rol oynayan üç önemli etken şunlardır:

  1. Kazandırılacak hedef davranışların öğrenilebilmesi
    için gerekli    önkoşul    öğrenmelerin    önceden
    gerçekleşmiş olma derecesi,
  2. Öğrencinin kendini öğrenmeye verme, öğrenme
    sürecine katılma derecesi,
  3. Uygulamadaki görünümü ile öğretimin öğrencinin
    ihtiyaçlarına uygunluk derecesi.

Tam Öğrenme Modelinin Uygulanması                      .  .

  1. Ünite ya   da   konunun   hedef-davranışlarını   ve
    öğrenme içeriğini ayrıntılı olarak belirleyiniz.
  2. Konuyu öğretmeye   başlamadan   daha   önceki
    konularda   önkoşul   öğrenme   ve   davranışların
    neler olduğunu belirleyiniz. Ör: Matematikte iki
    bilinmeyenli    denklemler    konusu    işlenecektir.
    öğretmen dersten önce bu konunun önkoşulu
    olarak   bir   bilinmeyenli   denklemler   konusunu
    gözden geçirmiştir.
  3. öğrencilerin önkoşul   öğrenmelere   ne   derece
    sahip    olduğunu        Dersin    başında
    öğretmen        öğrencilere        bir       bilinmeyenli
    denklemlerle     ilgili      sorular     yöneltmiş     ve
    değerlendirme yapmıştır.
  4. öğrencilerin önkoşul öğrenmelerindeki yetersizliği
    ya da öğrenme eksikliğini tamamlaymız. Yapılan

Öğretim Ilke ve Yöntemleh

83

değerlendirmelerde öğrencilerin yaklaşık üçte birinin bir bilinmeyenli denklemle ilgili uygulama düzeyinde problemleri çözemediği görülmüştür. Bu sonuç üzerine öğretmen ilave soru ve örnek problem çözümleriyle bir bilinmeyenli denklemler konusunun tam olarak öğrenilmesini sağlamıştır.

  1. Yeni hedef ve davranışların kazandırılması için
    öğretim etkinliklerini planlayınız ve uygulayınız.
    Öğretmen anlatım, soru-cevap ve problem çözme
    yöntemlerini kullanarak iki bilinmeyenli denklemler
    konusunu işlemiştir.
  2. Ünitenin hedef-davranışları    gerçekleştirildikten
    sonra  izlemeye yönelik değerlendirme yapınız.
    Tüm hedef-davranışları yoklayan sorular sormaya
    dikkat ediniz.
  3. En az   %70’lik   tam   öğrenme   ölçütüne   göre
    öğrencilerin düzeylerini değerlendiriniz.
  4. Tam öğrenme      sîandardına      ulaşamayan
    öğrencilerin öğrenme eksikliklerini tamamlamak
    için ilave öğretim etkinlikleri planlayınız. Tekrar
    konuyu anlatma, örnek sayısını artırma, takım
    çalışmaları   ya  da  ödev  çalışmaları  yaptırmız.
    öğretmen veya öğretici tarafından birebir öğretim
    yapılabilir. Verilen ek süre içinde, öncekilerden
    farklı bir yöntemle öğretim yapılabilir. Programlı
    öğretimin olanaklarından faydalanılarak öğretim
    etkinlikleri düzenlenebilir. En son dersteki öğretim
    etkinliklerinin tekrarı yapılabilir.
  5. Tekrar izlemeye yönelik değerlendirme yaparak
    tam öğrenme       standardmın       gerçekleşip
    gerçekleşmediğini kontrol ediniz.
  6. Beklenen düzeye    ulaşılmışsa    ikinci    konu
    bölümüne ya da üniteye geçiniz.
  7. Bir öğretim hizmeti, sınıftaki öğrencilerin hazırbulunuşiuk düzeylerine uygun olursa ve onlara ihtiyaçları kadar zaman tanınırsa sınıftaki tüm öğrencilerin öğretimin hedefleri doğrultusundaki öğrenme düzeyleri birbirine yakınlaşır ve böylelikle sınıfın başarı düzeyi yükselir.

Bu görüş, aşağıdaki öğretme Ögrenme yaklaşımlarından hangisinin temelini oluşturur? (2004 KPSS-66)

  1. Buluş yoluyla öğrenme
  2. Sunuş yoluyla öğrenme
  3. C) Araştırma yoluyla öğrenme
    Q} Tam öğrenme
  4. E) Modelden öğrenme

163.Öğrenilecek davranışların arasında sıkı bir aşamalılığı varolduğu (sonra öğrenilenlerin ön öğrenmelere dayandığı) bir derste öğrencilerin öğrenme sürecine aktif katılımlarını sağlamak için öncelikle aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır? (2004 KPSS-77)

davranışlar
  1. Hatalar anında düzeltilmeli
  2. Önkoşul niteliğindeki
    *     kazandırılmalı
  1. Öğrenme sürecinin    çeşitli    aşamalarında
    uygun pekiştireçler kullanılmalı
  2. Öğrencilerin hoşlandığı   oyun,   müzik
    etkinliklerden yararlanılmalı
  3. E) Öğretimi somut Örneklerle gerçekleştirilmeli
  4. Derse giriş yapan öğretmenin yapması gereken
    en önemli giriş     etkinliklerinden     biri    de
    Öğrencilerin  derse   karşı   ilgilerini   üst  düzeye
    çıkarmaktır.    Öğretmenin    bu   etkinliği   yerine
    getirmesinin     temel     amacı     aşağıdakilerden
    hangisidir? (2003 KPSS-2)
  5. Öğrencilerin dikkatini üzerine Çekmek
  6. Sınıf içi ileticimi en üst düzeye çıkarmak
  7. İçerik hakkında gerekli bilgiyi vermek
  8. Öğrencilerin derse     karşı     güdülenmelerini
    ^ sağlamak
  9. E) Öğrencileri hedeften haberdar etmek
  10. Aşağıdakilerden hangisi Tam       Öğrenme
    yaklaşımında öğretim hizmetinin niteliğini artıran
    öğelerden biri değildir? (2003 KPSS-14)
  11. Pekiştireç C) Dönüt-Düzeltme
  12. Katılım D) İpucu
  13. E) Hazırbulunuşluk
  14. Aşağıdakilerden hangisi tam öğrenme sürecinde
    kullanılan tamamlayıcı öğrenme faaliyetlerinden
    biri değildir? (2002 KPSS-26)
  15. Öğretmen veya özel öğretici tarafından birebir
    öğretim
  16. Ek süre içinde, öncekilerden farklı bir yöntemle
    yapılan öğretim
  17. Programlı öğretim olanaklarından yararlanarak
    yapılan öğretim
  18. Dersteki öğretim girişimini bir daha tekrarlama
  19. E) Grup içi    eksikliklerinin    gözden    geçirilmesi
    ^1  yoluyla birbirinden öğrenme

84

öğretim Ilke ve Yöntemleri

  1. Aşağıdaki verilenierden hangisi  bir dönüttür? 2002 KPSS-14)
nasıl
  1. A) öğrenciye, hangi         davranışı öğrenebileceğini bildirme
  2. B) öğrenciye, beklenen  davranışı  öğretmek için
    yapacağı hazırlıkları açıklama
  3. C) öğrenciye, gösterdiği   davranışın   doğru   olup
    /   olmadığını, varsa eksik ve yanlışlarını bildirme
  4. D) Öğrenciyi bekleyen davranışı göstermeye istekli
    hale getirmek için girişimlerde bulunma
  5. E) Öğrencinin, kazandırılacak davranışla  ilgili ön
    bilgilerden eksik olup olmadığını kontrol etme
  6. Öğrenme birimlerini küçük ünitelere ayırarak bir birim öğrenilmeden diğer birime geçmeye olanak sağlamayan uygun ortam sağladığında her bireyin öğrenebileceğini savunan öğrenme yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-64)
  7. Programlı öğrenme
  8. Proje temelli öğretim
  9. Yapısalcılık
  10. Davranışçılık
  11. E) Tam öğrenme

İŞBİRLİĞİNE DAYALI ÖĞRETİM

Vygotsky tarafmdan geliştirilmiştir. işbirliğine dayah öğretimin en önemli özelliği öğrencilerin ortak bir amaç doğrultusunda küçük gruplar (takımlar) halinde birbirinin öğrenmesine yardım ederek çalışmalarıdır işbirliğine dayalı öğretimde, takım-ların araştırma veya tartışmaların yapıldığı konularla ilgili olarak veriler toplaması, bireysel olarak yapılan çalışmaların birleştirilerek grup üretimine katkısının sağlanması ve elde edilen sonuçların birlikte tartışılarak yorumlanıp ürün halinde ortaya çıkarılması söz konusudur.

İşbirliğine Dayalı Öğretimin Özellikleri

  1. Işbirliği yaparak çalışmaları beklenen gruplarda
    üyeler arasında olumlu dayanışma vardır
  2. işbirliği içerisinde olan gruplarda üyelerin kendi
    üzerlerine aldıkları ve bireysel olarak yüklendikleri
    sorumlulukları vardır.
  3. işbirliğine dayalı öğretim yönteminin esaslarına
    göre oluşturulmuş    takımlarda    takım    üyeleri
    yetenek,   cinsiyet,   başarı   ve   kişisel   özellikleri
    açısından heterojen olarak belirlenirler.
  1. işbirliği içinde olan gmplarda bütün üyeler liderlik
    görevini paylaşırlar, Geleneksel gruplarda ise lider
    öğretmen tarafından   seçilir  ve   bütün   gruptan
    sorumlu olur.
  2. Işbirliğine dayalı olarak oluşturulmuş takımlardaki
    tüm üyeler  takımın  öğrenme  ve  başarısından
    Her   bir   üyenin   grup   üretimine
    katkısı,   başarısı   veya   başarısızlığı   takım   ve
    takımın    içerisindeki    tüm    bireyler    tarafından
    paylaşılmaktadır.
  3. işbirliği içindeki gruplarda öğrencilerin amaçları
    her üyenin öğrenmesini en üst düzeye çıkarmak
    ve üyeler arasında iyi çalışma ilişkilerini korumak-
    tır.
  4. Işbirliği yaparak çalışan gruplarda sosyal ve kişiler
    arası ilişkilerdeki beceriler ve beraber çalışmanın
    gereği öğrencilere doğrudan öğretilmektedir.
  5. İşbirliğine dayalı   öğretim   yöntemlerinin   uygu-
    landığı   gruplarda   öğretmen   gözlem   yaparak
    grupta işbirliği içerisinde çalışırken ortaya çıkan
    problemleri analiz eder ve her gruba görevlerini ne
    şekilde yerine getirmeleri konusunda rehber olur.
  6. İşbirliğine dayalı  olarak oluşturulmuş gruplarda
    öğretmenin   esas   rolü,   gruplardaki   işbirliği   ve
    verimin artması için takımların oluşturulmasından,
    takım ürünlerinin değerlendirilmesine kadar ki tüm
    aşamaların planlanmasını içermektedir.
  7. Gruptaki öğrencilerin birbiriyle rekabeti yoktur.

işbirliğine dayalı öğretim öyle düzenlenir ki, gruptaki her üye kendi grubundaki diğer arkadaşlan başarmadan kendisinin de başaramayacağını bilir ve diğer arkadaşlarının da başarılı olması için elinden gelen gayreti sarf eder. Sonunda elde edilen başarı gruptaki tek-tek tüm üyelerin katkısıyla oluşmuş grubun ve gruptaki bireylerin başarısıdır. işbirliği gruplarında bireyin amaçlarına ulaşması diğer arkadaşlannın da kendi amaçlarına ulaşmasını destekleyicidir. Öğrencilerde empati kurma yeteneği geliştirir.

ikili çalışmaya uygundur. Kümeler oluşturulduktan sonra beyin fırtınası yoluyla kümenin adı belirlenir. ilk turda herkes isim söyleme hakkına sahiptir. ikinci turda oylamaya geçilir. En çok oyu alıncaya kadar seçim yapılarak oylamaya devam edilir ve küme adı belirlenir. Kümeye amblem yapılır. Kümenin amblemini öğrenciler yakalarına takarlar. Küme elemanlarınca kümeye ait bir “küme cıngılı” oluşturulur. Bütün etkinliklerde amaç öğrencilerde küme birliğinj oluşturmak, öğrencileri kaynaştırmak, “Biz” ruhunu kazandırmak ve kümenin başarısı için çalışma anlayışını kazandırmaktır.

öğretim İlke ve Yöntemleri

85

Kubaşık öğrenme kümeleri öğrenme kümeleri oluşturulduktan sonra bütün kümelere aynı konu verilir. Konunun alt kümeleri küme elamanları tarafından demokratik bir yöntemle ve ilgileri göz önüne alınarak paylaştırılır. Daha sonra kümelerin en iyi şekilde hazırlanması için süre verilir. Öğrenciler konuları hazırlarken belli zamanlarda bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunurlar, alt konulan birbirlerine aktarırlar, birbirlerine yardımcı olurlar. Sonunda konuyu birleştirerek zamanı gelince sınıfta konu anlatılır. Öğrenciler birbirlerine sorular sorarlar, eksik noktalar tamamlanır.Kalan eksiklikler öğretmen tarafından tamamlanır.

  1. İşbirliğine dayalı öğretim yöntemleri yoğun olarak kullanıldığında aşağıdakilerden en çok hangisi gelişir? (2004 KPSS-69)
  2. Sözlü ve yazılı iletişim becerisi
  3. Analitik düşünme
  4. C) Düzenli çalışma alışkanlığı
    p) Işbölümü ve dayanışma
  5. E) Yaratıcı düşünme
  6. İşbirlikli grup çalışmalarında karşılaşılan en önemli güçlüklerin başında grupların oluşturulması gelmektedir. Öğretmenlerin gruptarı oluştururken aşağıdakilerden hangisini öncelikli olarak dikkate alması gerekmektedir? (2003 KPSS-17)
  7. Gruplar oluşturulurken           öğrencilere
    bırakrlmalıdır
  8. Gruplar öğretmen tarafından oluşturulmalıdır
  9. C) Heterojen bir grup yapısı oluşturulmaya özen
    1 gösterilmelidir
  10. D) Birbiriyle çalışmak   isteyen   öğrenciler   bir
    araya getirilmelidir
  11. E) Gruplar cinsiyetlere göre oluşturulmalıdır
  12. İşbirliğine dayalı öğrenme sürecinde öğretmen, tek tek öğrencilerin ürünü yerine’ grubun ürününü dikkate alması öğrenme i sürecinde nasıl bir etki yaratır? (2002 KPSS-22)
  13. öğrenmelerin kısa sürede gerçekleşmesi
  14. öğrencilerin kendi sorumluluklarını düşünmeleri
  15. Grupta çalışmaya katılım ve ilginin azalması
  16. Grup üyeleri arasında dayanışmanın artması
  17. E) öğrenciler arası etkileşimin azalması

ÇOKLU ZEKA KURAMI (Gardner)

Gardner tarafından ortaya konmuştur. İnsanın tek bir zeka türüne değil bir çok farklı zeka türüne sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu kuramın temelinde biyplojik ve kültürel etkenler olduğu savunulur. Çoklu zeka kuramına göre insanda sekiz ayrı zeka türü vardır. Her bireyin zeka düzeyi özerk güçler yada yetenekler tarafından oluştuğunu ileri sürmektedir. Bu sekiz zeka türü:

Sözel- Dilsel Zeka; Kelimelerle düşünme ve ifade etme, dildeki kompleks anlamları değerlendirme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme, şiir okuma, mizah, hikaye anlatma, gramer bilgisi, mecazi anlatım, benzetme, soyut ve simgesel düşünme, kavram oluşturma ve yazma gibi karmaşık olayları içeren dili üretme ve etkili kullanma becerisidir.

Mantıksal-Matematiksel Zeka; Sayılarla düşünme, hesaplama, sonuç çıkarma, mantıksal ilişkiler kurma, hipotezler üretme, problem çözme, eleştirel düşünme, sayılar, geometrik şekiller gibi soyut semboilerle tanışma, bilginin parçaları arasındaki ilişkiler kurma becerisidir.

Görsel Ve Uzamsal Zeka: üç boyutfu bir nesnenin şekil ve görüntüsünü görmeden zihinde canlandırma ayrıntıları görebilme söz konusudur. Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, üç boyutlu nesnşleri algılama ve muhakeme etme becerisidir. Bedensel-Kinestetik Zeka: Hareketlerle, jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir.

Müziksel – Ritmik Zeka: Sesler, notalar, ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir.Ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlılık kapasitelerini içerir.

Kişiler Arası Sosyal Zeka: Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama, paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme becerisidir.

Kişisel-İçsel Zeka: İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma, kendini değerlendirebüme ve kendisiyle ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir.

Doğacı Varoluşçu Zeka: Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir.

86

öğretim llke ve Yöntemleh

  1. Çoklu zeka kuramına göre üç boyutlu düşünme, harita ve şemaları okuma hangi zeka türünün özellikleri arasındadır? (2002 KPSS-6)
  2. Sözel zeka
  3. Doğa zekası
    Ç) Uzamsal zeka
  4. D) Sosyal zeka
  5. E) Mantıksal-matematiksel zeka

173.Öğretmen birbirinden farklı bilişsel, duyuşsal ve psikomotor özellikleri olan öğrenciler için öğretim sürecini nası! düzenlemelidir? (2002 KPSS-23)

  1. Her öğrenci için ayrı bir program hazırlamalı
  2. Ders işlerken, sınıftaki ortalama bir öğrenciyi
    dikkate almalı
  3. C) Çeşitli öğretim strateji, yöntem ve tekniklerinden
    » yararlanmalı
  4. D) Her öğrenci   için   ayrı   bir  öğretim   et   kinliği
    hazırlamalı
E)   öğrencilere, vermeli

yardımlaşma       sorumluluğunu

  1. Aşağıdakilerden hangisi “çoklu zeka kuramı”ndaki içsel zekayı geliştirmeyi amaçlayan etkinliklerden biri değildir? (2002 KPSS-21)
  2. Bireysel çalışma
  3. Bireysel farkları değerlendirme
  4. Bireysel okuma
  5. Bireysel sorumluluk alma
  6. E) Bireysel hedefler oluşturma

175.Yalmzca sözel ve sayısal alanlarda değil; müzik, spor, dans, iletişim ve resim gibi alanlarda da kendini iyi tanıyanların da zeki olduğunu savunan kuram aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-19),

  1. Sosyal öğrenme kuramı
  2. öğrenmede bilgiyi işleme kuramı
  3. Bireyselleştirilmiş öğretinaJturamı
  4. Çoklu zeka kuramı
  5. E) Tam öğrenme kuramı
  1. Bir okulda, okulun değişik yerlerinde şu merkezler (köşeler) kurulmuştur; güzel sanatlar merkezi, iş-teknik merkezi, bilgi işlem merkezi, bilimsel araştırma merkezi, gösteri merkezi, dinleme merkezi, kütüphane, müzik odası, spor salonu, yüzme havuzu

Bu   düzenlemeler aşağıdaki  öğretme  öğrenme
yaklaşımlarından            özellikle            hangisinin

uygulanması için gereklidir? (2001 KPSS-106)

  1. Farklı duyu ve yetenekleri kullanarak öğrenme
  2. Eğitsel geziler yöntemiyle öğrenme
  3. Soru-yanıt, yöntemiyle öğrenme
  4. örnek olay inceleme yöntemiyle öğrenme
  5. E) Proje temelli öğretim yöntemiyle öğrenme

PROGRAMLI ÖĞRETİM (Skinner)

Bireyin kendi kendine öğrenmesini esas alan ve içeriğin öğrenilebilecek küçük parçalara ayrılarak belirli bir sıra ve düzen içinde bireye sunulduğu ve öğrenildikçe yeni bir bilgi parçasma geçmenin esas olduğu bir öğretim yöntemidir. Bu yöntem günümüzde özellikle bilgisayar destekli öğretim ortamında farklı özellikleriyle uygulanmaktadır.3

Skinner’in geliştirdiği öğretme tekniğidir. öğretimin bireyselleştirilmesi ve tam öğrenme ilkesi temel alınmıştır. 6

öğretimin bireylerin hızına göre düzenlenmesi esasına

dayanır. öğrencinin aktif katılımını gerektir. Böylece en

az hata yapılarak öğrenme gerçekleştirilir. 6

Küçük      adımlar,      etkin      katılım, başarı, anında

düzeltme,   kademeli   ilerleme,   bireysel   hız   ilkeleri

uygulanır.2

öğrenciler öğretmenin rehberliğinde işlenen konuyu

inceler,  açıklama yapar,  gerektiğinde  ipucu,  dönüt,

düzeltmeler yardımıyla doğruyu bulmaya çalışırlar.

v’    Davranışçı öğrenme ekolünün okul iklimine uygulanmasıdır.

s    Bireyselleştirilmiş öğretim felsefesi esas alınır.

s    Program.araç ve öğrenci üç temel öğedir.

  1. Program içeriğin planıdır
  2. Araç hizmeti sunmaya yarayan yardımcıdır
  3. öğrenci programın uygulanması sonucunda
    belirli davranışları kazanacak bireydir.

Programlı öğretimin ilkeleri;

  • Küçük adımlar ilkesi
  • öğrenmeye etkin katılım ilkesi
  • Sonuç hakkında anında bilgi alma ilkesi
  • Bireysel hıza göre ilerleme ilkesi
  • Doğru cevaplar ilkesi

Bireylere kazandırılacak bilgi miktarının hızla artması, kalabalık sınıflar, bireysel farklılıklar, pekiştirmenin kalabalık   sınıflarda   her  öğrenciye  verilmemesi   vb.

Öğretim Ilke ve Yöntemleh

87

sorunlar programlı öğretimle bireyselleştirilmiş eğitimi

zorunlu kılmaktadır.

Programlı öğretimin sınırlılıkları;

s    Materyalin hazırlanması uzmanlık gerektiren

zor bir iştir s    Materyal iyi hazırlanmamışsa öğrenciler için

sıkıcı olabilir

s Okul öğrenmelerinde kazandırılmak istenen tüm davranışların adım adım öğretilmesi her zaman mümkün değildir

S Üst düzey ve karmaşık davranışların öğrenilmesi programlı materyallerle zordur.

  1. Programlı öğretimde, içeriğin küçük parçalar halinde verilmesinin en önemli nedeni bireyin ilerleyişini yönetecek şekilde organize edilmesidir.

Bu açıklamaya dayalı olarak, programlı öğretimin hangi ilkesinin temele alındığı söylenebilir? (2003 KPSS-1)

  1. Bireysel hız
  2. Etkin katılım
    Ç) Küçük adımlar
  3. D) Anmda düzeltme
  4. E) Başarı

177.Öğrencilerin, öğretmenin rehberliğinde islenen konuyla ilgili örnekleri inceledikleri, açtklamalar yaptıkları, gerekli ipucu ve dönütler yardımıyla doğruyu bulmaya çalıştıkları öğrenme yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir? (2003 KPSS-21)

  1. Buluş yolu stratejisi
  2. Sunuş yolu stratejisi
  3. Programlandırılmış öğretim
  4. işbirliğine dayalı öğretim
  5. E) Yapılandırınacı öğretim
  6. Sınıfta öğrencilere bilgiler kolaylıkla öğrenilebilecei^ basamaklara bölünür ve    öğrencilerin    bunları basitten karmaşığa öğrenmeleri sağlanır.

Bu yönetimi kullanan bir öğretmen, aşağıdaki ilkelerden hangisini uygulamaya çalışmaktadır? (2001 KPSS-61)

B) C) D) E)

Bireysel hız Etkin katılım Küçük adımlar Beyin fırtınası Oranlı pekiştirme

YAPILANDIRMACILIK

Yapılandırmacılık temelde öğrenme kuramı değildir. Şilgiyi temelden kurmava davanır. Piaget’nin zihinsel gelişim kuramına dayanır. Öğrenenin deneyim kazanmasına ve onun bu deneyimlerini düşünmesine dayanır. Öâretmenin pörev‘, değil. öğrencilerin öğrenmpigrinj

Öğrenme ortamında öğrenci aktiftirv’

Düşünme    biçimlerinin    değerlendirilmesu

V s

hedeflenir

Problem çözme üzerine odaklanıjır/’

öğrencilere, üzerinde düşünecekleri somut

yaşantılar kazandınlmaya çalışıhr/

öğrencileri     buluşa    yöneltecek    sorular

soruluy

Kazandıkları    somut   yaşantılar   üzerinde

düşünmeleri sağlamp/

öğrendiklerini   birleştirip,   bütünleştirm,eye

yöneltme söz konusudur,

Öğretim aşamasında öğretmen öğrencilerin konu hakkında ne bildiklerini ortaya çıkarır. öğrencilerin ne bildiğini anlayabilmek amacıyla onların etkinlikler yapmasını sağlar. Öğrencilerin konu hakkında ne bilmek istediklerini de cevabını bilmeyi istedikleri soruları düşünmelerini ve sormalarını ister. Öğrencilerin sahip olabileceği kavram yanılgılarını araştırıp ortaya çıkararak öğrenmenin zayıf bir temel üzerine yapılanmamasını sağlar.

Yapılandırmacı yaklaşıma göre öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrenme süreci aşağıdaki basamakları içerir;

Merak uyandırma ve planlama Araştırma_ve keşfetme

ve derinleştirme Paylaşma ve yaşantıya uygulama

Yapılandırmacılıkta bilginin ezbere alınması değil bilginin transferi ve yeniden kurulması söz konusudur. öğrenilen bir bilgiyi yeni bir duruma çevirme ve uygulama önemlidir. Yeni öğrenilen bilgiye derinden nüfuz edebilme önemlidir. Aşağıda Demirel1 tarafından aktarılan geleneksel sınıf ve yapılandırmacı sınıf karşılaştırması verilmiştir.

88

öğretim İlke ve Yöntemleri

Geleneksel sınıf Bilgiyi yapılandıran sınıf
Eğitim programı Eğitim programı
tûmevarım yolla ve tümdenaelim voluvla ve
temci becerilere ağırlık temel kavramlara ağırlık
verjlerek verilerek işlenir
işlenir, öğrenci sorunlanna göre
önceden belirienmiş sabit program
programların uygulanması yönlendirilir.
esastır. Program etkinliklerinde
Program, öğretmenler ağırlık daha çok
tarafından içi birinci elden elde edilen veriler
doldurulan bir boşluk gibi ve kullanılan
algılanır. materyaller üzerindedir.
öğretmenler, öğrencilerin öğrenciler yaşamla ilgili
öğrendikleri kuramları
bilgilerin geçerliliği için oluşturmaya katkı getiren
doğru yanıtları düşünürler
araşttrır. olarak görülür.
Değerlendirme, Öğretmenler öğrencilere
öğretimden ayrı olarak çevre ayarlaması
öğrenci öğrenmeleıini kontrol yapan ve onlarla etkileşim
etmek içinde olan
için yapılır ve genellikle de kişilerdir.
testlerle öğretmenler, öğrencilerin
ölçülür. derslerde gecen
Öğrenciler bireysel olarak temel kavramları anlayıp
çalışır. anlamadıklarını
temele alır.
Değertendirme, öğretim ile
birlikte yapılır
ve öğrencilerin
sergiledikleri işlere ve
tümel değertendirmeye
dönüktür,
Öarenciler aruDİar halinde
çalışır.

179.

  1. Piaget’nin zihinsel gelişim kuramına dayalıdır.
  2. öğrenenin deneyim  kazanmasına  ve  onun  bu
    deneyimlerini düşünmesine dayanır.
  3. Öğretmenin görevi; öğretmekle değil, öğrencilerin öğrenmelerini sağlamaktır.

Yukandaki özelliklen barmdıran Öğretme öğrenme yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-62)

  1. Çoklu zekâ kuramı
  2. Eleştirel düşünme
    Ç) Yapılandırmacılık
  3. D) Yaşam boyu öğrenme
  4. E) Seviye grupları uygulaması
  5. Aşağıdakilerden hangisi yapılandırrçıacı yaklaşımın (constructivism) kullanıldığı öğretim etkinliğinin Özelliklerinden biri değildir? (2003 KPSS-22)
  6. öğrenme ortamında       öğrenci       etkin
    durumdadır
  7. Konu merkezli bir yapı hakimdir
  8. ilk kaynaklara ulaşılmak hedeftir
  9. Düşünme biçimlerinin     değerlendirilmesi
    temel alınır
  10. E) Problem çözme üzerine odaklanılır

Yapılandırmacılık yaklaşımında sınıf ortamı öğrencilere sınırsız olanaklar sunmalıdır., öğretmenler öğrencilerini belirli bir programa göre hazırlanmış geleneksel sıkıcı eğitim ortamından kurtarmalıdır. öğrenci ilgileri öğretimin merkezinde olmalıdır. Bu sayede fikirleri yeniden formülize etmek, ilişkileri kurmak ve belirli sonuçlara ulaşmak mümkün olur. Bunların yanında dünyanın karmaşık bir yer olduğu, gerçeğinde bir yorum sorunu olduğu öğrencilerle paylaşılmalıdır.

  1. Verilenlerden hangisi, yapılandırmacı öğrenme kuramının öğretme davranışlarından biri değildir? (2002 KPSS-18)
  2. öğrencilere, üzerine    düşünecekleri    somut
    yaşantılar kazandırma
  3. öğrenciler, onların buluşa yöneltecek sorular
    sorma
  1. C) öğrencilere, etkinlikler        sonunda *    öğreneceklerini baştan söyleme

 ne

  1. D) öğrencileri, kazandırdıkları   somut   yaşantılar
    üzerinde düşündürme
  2. E) öğrencileri, öğrendiklerini birleştirip yönetme

Öğretim İlke ve Yöntemleri

89

BÖLUM 2

ÖĞRETİM STRATEJİLERİ

Belli başlı öğretim stratejileri şunlardır:

  1. Sunuş yoluyla öğretme stratejisi
  2. Buluş yoluyla öğretme stratejisi
  3. Araştırma-inceleme yoluyla    öğretme    stratejisi
    (problem çözme)

SUNUŞ YOLUYLA ÖĞRETME STRATEJİSİ

Bilişsel yaklaşımı temele alan bir stratejidir ve AusubeL tarafından geliştirilmiştir. Genellikle bilgi basamağındaki davranışların kazandmlması amacıyla kullanılır. Sunuş yoluyla öğretim stratejisinin temel görevi farklı örneklerle konuları öğrencüere açıklamaktır. Aynı şekilde anlamlı öğrenme de Ausubel tarafından geliştirilmiştir.

s Kavramlar, ilkeler, olgular, fıkirler bireye sunulur; birey bunları alır. Bu nedenle geliştirdiği model, sunuş yoluyla öğretim olarak adlandırılmaktadır.

s öğrenmenin anlamlı olması için bilginin mutlaka birey tarafından bulunması gerekmez.

öğrenci ve öğretmen arasındaki iletişim önemlidir. Başlangıç sunusunu öğretmen yapar arkasından öğrenciler fikirlerini açıklarlar. Ömekler önemlidir. Sözel örneklerin yanında resim, şema ve diğer görsel örnekler olabitir. Tümdengelim yaklaşımına dayandığı için önce genet kavramlar sonra bu kavramların kapsamındaki özel ve dar kavramlar sunulur. Öğretim adım adım ilerler ve ders ön organize edicilerle başlar. Kavram haritaları anlamlı öğrenme için kullanılan bir tekniktir.

Kavram   Haritası:   Birtakım  kavramları  ya  da  bilgi bütününü     grafıksel     gösterimlerden     yararlanarak ilişkilendirme   tekniğidir.   Çoğunlukla   kavramlar   ve kavramlar arasındaki ilişkileri anlatmada kullanılır. Kavram haritalannın kullanım amaçları;

^    Belirli fikirleri üretmek (beyin fırtınası)

s    Karmaşık bir yapıyı düzenlemek (uzun metinler)

s    Karmaşık fikirleri iletmek

s    Eski   ve  yeni   bilgileri   birleştirerek   öğrenmeye

yardımcı olmak s    Anlamayı ve yanlış anlamayı ortaya çıkarabilmek

Kavram haritalan değişik biçimlerde kullanılmaktadır;

s     Olaylar zinciri

v     Balık kılçığı

s     örümcek ağı

s     Kümeleme

s     Döngü

s     Karşılasştırma

s     Hikaye formu

s    Problem çözüm formatı s    Venn şeması

Antamlı Öğrenme:.

Ausubel’e göre öğrenme yeni bilgilerin öğrenilmesi bilişsel yapıda var olan bilgiyle birleşerek anlam kazanması halinde gerçekleşmektedir. Bundan dolayı, yeni bilgilerin öğretilmesine geçmeden önce, bu bilgiyle bütünleşerek anlam kazandıracak olan organize edici bilgilere gereksinim vardır. Bu strateji ile bilgiler, ilke ve kavramlar öğrenciye sunulur ve öğrenci tarafından örgütlenerek, ilişkilendirilerek anlamlaştırılarak algılanır. Ausubel’in öğretim sürecine katkıları şu başlıklar altında özetlenebilir; •s    Öğrenmede önce soyut kavramlar açıklanmalı, sonra somut kavramlara geçilmelidir.

s    Örgütleyici bilgiler çok önemlidir. Dersin ya da ünitenin başında verilebilecek özet bilgiler, şemalar, konu başlıklarının listesi, örgütleyici bir kavram ya da ilke, bunların her biri örgütleyici olabilir. Bu bilgiler eskilerle yeni bilgiler arasında köprü kurulmasını sağlar.

s    Anlamlı öğrenme eski öğrenilenlerle, yenilerin birleştirilmesiyle sağlanır. Bu tür örgütleme biçimine karşılaştırıcı örgütleme denir.

S    Konunun sunulmasına geçmeden önce, konunun kavramsal ve örgütleyici birtanıtımı yapılmalıdır. Konuyla ilgili öğrencinin en küçük bilgi deney ya da yaşantısı değerlendirilmelidir. Bu örgütleme biçimine açıklayıcı örgütleyici de denir.

s    Öğretilecek konu aşamalı bir biçimde

ayrıntılaştırılmalı, önce temel bilgiler, sonra ayrıntılar verilmelidir.

s    Yeni öğrenmeye geçmeden önce öncekilerin tam olarak öğretilmesi gerekir.

s    Öğrenme sürecinde öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci arasında uzlaşmalı birleşme önemlidir.

s    Öğrenmede bol örneklerin, çeşitli görsel araçların, şema, resim ve grafiklerin anlatımla desteklenmesi gerekir. Öğrencilerin kendi görüşleri ve tartışma olanakları da, konunun yaşatılarak, pekiştirilmesinde etkili olur.

Anlamlı öğrenmeyi sağlayabilmek için, öğretimin düzenlenmesi sırasında bazı koşulların yerine getirilmesi gerekir.

  • Öğrenciye sunulan materyallerin onun için anlamlı olması sağlanmalıdır. Öğrenci kendi ihtiyaçlarını karşılayan, kendi işine yarayacağını düşündüğü bilgileri anlamlı bulur.

90

öğretim ilke ve Yöntemleh

  • öğrenci, öğrenilecek materyalle ilgili ön bilgilere
    sahip olmalıdır. Yeni gelen bilgiler bireyin önceden
    sahip olduğu   bilişsel   yapılarla   ilişkilendirilerek
    anlamlı hale gelir. Bilgi örgütlenir. Aksi takdirde
    öğrenci ezberleme yolunu seçecektir.
  • öğrencinin anlamlı öğrenmeye niyetli olması

Öğretmen;

s    Bütün öğrencilerin anlayabileceği bir dil

kullanmalıdır.

s    öğrencileri hedeften haberdar etmelidir. s    öğretimi ses tonu, jest ve mimiklerle

desteklemelidir. s     Dersi önemli konuları toparlayarak

bitirmelidir.

Örgütleyici Bilgiler

Sunuş yoluyla öğretim modelinde en önemli kavramlardan biri örgütleyicilerdir. örgütleyiciler, öğrencilerin yeni gelen bilgiler ile hali hazırda sahip oldukları bilgiler arasında köprü kurmalarını sağlayan bilgilerdir. örgütleyicilerin, öğrenilecek bilginin sunulmasından önce verilmesi gerekir.

Örgütleyiciler, sunulacak malzemenin özelliğine göre ikiye ayrılır.

Açıklayıcı Örgütleyiciler: Bunlar, bireyin daha önce
hiç karşılaşmadığı bir konu hakkında ön bilgi
edinmesini sağlayan örgütleyicilerdir.
Karşılaştırıcı Örgütleyiciler: Öğrencinin yeni gelen
bilgileri daha önceki bilgilerle karşılaştırmasını
sağlayan örgütleyicilerdir. Bu örgütleyiciler yeni
öğrenilecek materyal göreli olarak bilindik ise ve ön
bilgiler ile ilişkili ise kullanılır                                               j

Öğrenme Basamakları (Ausubel)

I.Öğretmenin örnekler sunması

2.öğretmenin örnekleri açıklaması

3.öğretmenin ek örnek vermesi

4.öğrencilerin ek örnekleri açıklaması ve örneklerle

karşılaştırması

5.öğretmenin ek örnekleri ve örnek olmayan durumları

sunması

6.öğrencilerin zıt örnekleri karşılaştırması

7.Öğretmenin ve öğrencilerin teşhis ettiği

özelliklerijlişkileri yada ilkeleri vurgulaması

8.öğrencilerin tanımlamalarıjlişkileri.özellikleri yada

ilkeleri vurgulamaları

9.öğrencilerin yeni örnekler vermesi

Yukarıdaki        basamakların        izlenmesi        koşul

değildir.öğrenciler konuyu keşfedince işlem bitirilebilir.

Sunuş Yoluyla Öğrenme Adımları Şöyle

Listelenebilir:

IDikkati çekme

2.öğrenciyi hedeften haberdar etme; hatırlamasını

sağlama

3.ön koşul öğrenmelerin hatırlanmasını sağlama

4.Uyarıcı materyali sunma (yeni öğrenmelerle ilgili)

ö.öğrenme rehberi sağlama

ö.Performansı ortaya çıkarma (öğrencinin davranışı

göstermesini sağlama)

7.Dönüt sağlama

8.Performansı değerlendirme

9.Hatırlama ve transferi güçlendirme

  1. Herhangi bir konu ile ilgili ön öğrenmenin yeterli olmadığı ve konunun yeni öğrenilmeye başlandığı durumlarda sunuş yokuyla öğretim, öğrenmeyi daha etkili olarak sağlamaktadır. öğretmenler sunuş yoluyla öğretimi kullanırken, fıkirleri en somut yollarla, öğrencinin çok sayıda duyu organını harekete geçirecek biçimde sunmaları gerekmektedir.

Öğretme öğrenme durumlarında kavram haritalarını en cok kullanıldıaı kuram, aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-78)

  1. Buluş yoluyla öğrenme
  2. Tanı öğrenme
  3. Yapılandırmacılık (constructivism)
  4. Anlamlı öğrenme
  5. E) Çoklu zekâ kuramı

183.Sunuş yolu stratejisinde öğretmenin temel görevi nedir? (2003 KPSS-18)

  1. Öğrenciler araştırma      ve      incelemeye
    sevketmek
  2. Sorunların çözümünde öğrencilere rehberlik
    etmek
  3. Öğrencilerin doğruyu       bulmaları       için
    yönlendirmek
  4. öğrencileri işbirlikli çalınmalara özendirmek
  5. E) Farklı ömeklerle konulan öğrencilere
    **” açıklamak
  6. Bir kavramı derinlemesine inceletmek isteyen bir öğretmen, kavramla ilişkili olan bütün çalışmaları kullanmaktadır. Bu öğretmen bu amacına aşağıdakilerden hangisiyle kolaylıkla ulaşabilir? (2001 KPSS-44)
  7. Kavramların farklı dillerde karşılığını bulmak
  8. Kavram ağı oluşturmak
  9. Kavramların tanımlarını yazmak
  10. Kavramları örnek olan ve olmayan olay, durum
    “”*■ veya nesneleri bulmak
  11. E) Kavramların somutluk ve soyutluk derecesini
    incelemek

Öğretim Ilke ve Yöntemleri

91

  1. Sunuş yoluyla etkili bir öğretim yapmak isteyen
    öğretmen, aşağıdakilerden hanisinden

kaçınmalıdır? (2001 KPSS-60)

  1. A) Sunuşunda bütün öğrencilerin anlayabileceği bir
    dil kullanma
  2. B) Sadece düz    anlatım    tekniğini    kullanarak
    ^    konunun bütün boyutlarını açıklama
  3. öğrencileri neleri    öğrenecekleri    konusunda
    bilgilendirme
  4. Sunuşunu ses   tonu   değişiklikleri,   jest   ve
    mimiklerle destekleme
  5. E) Sunuşunu, önemli kısımları toplayarak bitirme
  6. Bir öğretmen öğrencilerine, sayıları gruplayarak daha kolay ve çabuk ezberleyebileceklerini söylüyor ve bir örnek gösteriyor 5, 1, 3, 9, 2, 5 sayılarının 513-925 şekilde gruplana^ileceğini belirtiyor.
A) B) C)

E)

Öğretmen bu önerisivle, öğrencilerine hangi konuda yardımcı olmaya çalışmaktadır? (2001 KPSS-62)

Zekayı geliştirme

Hatırda tutmayı kolaylaştırma/

Kavram geliştirme

Sunuş yoluyla öğrenmeyi sağlama

Öğrencileri farklı alanlar-da kullanma

BULUŞ YOLUYLA ÖĞRETME STRATEJİSİ

Bilişsel yaklaşımı temel alarak BrunerMarafından geliştirilen bu modelde öğretmen öğrenciler&O^etîT ömekler sunarak onların yaşantılar geçirmelerini sağlar. Öğrencilerin bu örnekler ve yaşantılar üzerinde düşünerek verilen duruma bir açıklama getirmeleri, soruna çözüm önermeleri, ilke ve genellemelere varmaları amaçlanır. Bir tür problem çözmedir. Sorunun temel yapısını örneklerden yola çıkarak öğrencilerin bulması sağlanır. Böylece öğretmen öğrencilerin bildiklerinden hareketle verilen örnek üzerinde adım adım incelemeler yaptırarak yeni bir kuralı bulmalarını sağlar. Bunun için genelden özele ve tümevarım kullanılır. Buluş yoluyla öğrenmenin önemli özelliklerinden biri verilen örneklerdeki benzerlik ve farklılıklar incelenerek ilke ve genellemelere ulaşmasının sağlanmasıdır. Böylece öğrencilerden öğrendiklerini gerekçelerle açıklama imkanı sağlanmış olur.

Bilişsel alanın Kavrama, analiz ve değerlendirme basamağı ile Duyuşsal alanın tepkide bulunma ve değer verme basamaklarında davranış değişikliği gerçekleştirmek için kullanılır.

Bruner’e göre, birey bilişsel gelişim sırasında eylemsel, imgesel ve sembolik olmak üzere üç farklı biçimde bilgi edinir. Bu nedenle öğretim faaliyetlerinin düzenlenmesinde bilgiler gelişim döneminin özelliklerine uygun olarak sunulmalıdır.

  • Evlemsel dönemde.    bilgiler   doğrudan   doğruya
    nesnelerle ilişki kurularak kazanılır. Bu dönemde
    çocuk,    duyu    organlarının    tümünü    kullanarak,
    yaşayarak öğrenir.
  • İmgesel dönemde bireyin belleğindeki modeller daha
    çok görsel imgelerle oluşur. Bu nedenle öğretimde
    resim ve fotoğraflardan yararlanılabilir.
  • Sembolik dönemde   ise   dil   ve   semboller  önem
    kazanır. Birey semboller kullanarak, somut yaşantı
    geçirmeden yeni modeller geliştirebilir. öğrenmenin
    sağlanması    için    yeni    bilgilerin    eylemselden,
    semboliğe doğru düzenlenmesi gerekir.

Öğretim     kuramında     önemle     üzerinde     durulan özelliklerden    biri    öğrenilecek   konunun    yapısıdır. Öğretimin amacı öğrencilere konunun temel yapısını kavratmaktır.   Belli   bir   alanla   ilgili   temel   fikirler, kavramlar,    ilkeler,   yöntemler,    kavram   ve   ilkeler arasındaki ilişkiler konunun yapısını oluşturur. s Konunun temel yapısı basit bir şekil, şema, ilkeler kümesi ya da formül ile ifade edilebilir.

^Öğrenme en genel kavramla başlamah, özel kavramlar bu genel kavramın altında örgütlenmelidir.

s Bruner e göre öğrenciler konunun temel yapısını tümevarım yoluyla keşfederler. Bu amaçla öğretmen öğrencilere çok fazla örnek sunmalıdır. Öğrenci örneklerdeki benzerlik ve farklılıkları gözleyerek, inceleyerek genel yapıyı keşfedBr. Bu yaklaşıma örnek-kural yöntemi de denir.

Tümevarım yaklaşımı sezgisel düşünmeyi gerektirir. Sezgisel düşünce öğrencilerin karşılaştığı yeni bir durumla ilgili dönenceler kurmalarını ve bu dönenceleri sınamalarını sağlar. Bu açıdan problem çözmedir. Bruner, okulda temel yapının öğrenilmesinde en iyi yolun, öğrencilerin temel yapıyı kendi kendilerine bulması olduğunu öne sürmektedir. Bu nedenle kuramının adı buluş yoluyla öğrenmedir.

s Öğrenciler öğrenme sürecine aktif olarak katılmalıdır.

s Öğrenciyi harekete geçiren en önemli güdü merak, başarılı olma ve birlikte çalışmadır.

92

öğretim Ilke ve Yöntemleri

 Buluş yoluyla öğrenme yaklaşımında, öğretmenin görevi öğrenciye rehberlik etmektir.. Buna kılavuzlanmış buluş yolu da denir. Ayrıca, öğrenmede pekiştireçler önemli rol oynamaktadır.

içsel

 Dıştan    verilen    pekiştireçlerden    çok, pekiştireçler üzerinde durulmaktadır.

tarafından öğrenciye sunulurken; buluş yoluyla öğretimde öğretmen tanımlamaları, genellemeieri öğrencilerin bulması için rehberiik eder. öğretmen sorular sorarak öğrencilerin kendilerine sağlanan verileri analiz etmelerini, ellerindeki somut bilginin gerisindeki ilkeleri, kavramları, çözümlemeleri bulmasını sağlar

Buluş Yoluyla Öğretimin Sınıfta Uygulanması

Buluş yoluyla öğretim kuramı sınıfta kullanılırken bazı etkinliklere yer verilmesi gerekir.

  • öğrencilere öğretilecek kavramla ilgili örnekler ve
    örnek olmayanlar birlikte verilmelidir.
  • öğrencilerin sözel  ipuçları,  resim  ve  şemalarla,
    kavramlar       arasındaki       ilişkileri       görmeleri
    sağlanmalıdır.
  • öğrenciler, temel kavram ya da ilkeyi bulabilmeleri
    için sorularla yönlendirilmelidir.
  • öğrenciler, sezgisel    düşünmeleri    için    teşvik

Buluş yoluyla öğrenme özellikle matematik, fen
bilimleri ve dil öğretiminde etkili olarak kullanılabilecek
bir stratejidir. Buluş yoluyla öğrenmenin en önemli
üstünlüğü öğrencinin merak güdüsünü uyandırması
ve güdülenmişlik düzeyini cevapları buluncaya kadar,
çalışmalarını sürdürebilmesidir. Bir diğer üstünlüğü de
öğrencileri bağımsız olarak problem çözmeye
yönlendirmesidir. öğrenciler bilgiyi alıp özümlemekten
çok, bilgiyi analiz etmeye uygulamaya, sentez
yapmaya zorlanmaktadır. Buluş yoluyla öğrenmede
öğretmen, örnekleri sunar. Öğrenci konunun yapısını,
fikirler arasındaki temel ilişkileri, ilkeleri, özellikleri
keşfedinceye kadar örneklerle çalışır. Öğrenme esnek
ve buluş yoluyla olmalıdır. Eğer öğrenci bir kavramı,
ilkeyi bulmaya, problem çözmeye uğraşıyorsa,
öğrenciye zaman verilerek ve gerektiğinde ipuçları
sağlanarak öğrencinin problemi kendi kendine
çözmesi                                                         sağlanmalıdır.

Buluş Yoluyla Öğrenme Adımları Şöyle Listelenebilir:

I.öğretmenin örnekler sunması 2.öğrencilerin örnekleri açıklaması

  1. öğretmenin ek örnekler vermesi
  2. öğrencilerin ek örnekleri açıklaması ve ilk
    örneklerle karşılaştırılması

5.öğretmenin Örnek olmayan durumlar sunması

6.öğrencilerin zıt örnekleri karşılaştırması

7.öğrencilerin tanımlamaları, ilişkileri ya da ilkeleri

vurgulaması

  1. Öğrencilerin yeni örnekler vermesi

Sunuş ve buluş yoluyla öğretimin yapılacağı derslerin planlanma aşamaları birbirine benzemekle beraber uygulama aşaması tamamen farklılık gösterir. Sunuş yoluyla   öğretimde   tanımlamalar,   ilkeler  öğretmen

  1. Sunuş yolu stratejisi ile buluş yolu stratejisi arasındaki en önemli fark aşağıdakilerden hangisidir? (2003 KPSS-19)
  2. A) Buluş yolu    stratejisinde    hedefler    önce
    belirlenir
  3. B) Sunuş yolu   stratejisinde   öğrenci   katılımı
    ^    sağlanır

fc\ Sunuş yolu stratejisi öğretmen merkezlidir

  1. D) Buluş yolu   stratejisinde   amaç  öğrenmeyi
    sağlamaktır
  2. E) Sunuş, yolu   stratejisi   zaman   açısından
    önemlidir
  3. Aşağıdakilerden hangisi öğretme-öğrenme sürecinde öğrencilere belli yaşantılar kazandırılıp öğrencilerden bu yaşantıları üzerinde düşünerek verilen duruma bir açıklama getirmeleri, soruna çözüm önermeleri, genellemelere varmaları yaklaşımıdır? (2002 KPSS-20)
  4. Buluş yoluyla öğrenme
  5. öğretimde proje yönetimi
  6. Bireyselleştirilmiş öğretim
  7. Sunuş yoluyla öğretim
  8. E) Tam öğrenme

(189-191 soruları aşağıdaki örnek öğretim etkinliğine göre cevaplayınız.)

“ilköğretim okulundaki bir matematik dersinde, paralel kenarın alanı ile ilgili olarak öğretmen ve öğreniciler arasında şöyle bir etkileşim gözleniyor.”

Öğretmen: Tahtaya kim paralel kenar çizmek ister. (bir süre bekler) Ali sen kalkar mısın?

Ali: (Ali çizer) öğretmenim çizdim.

Öğretim İlke ve Yöntemleri

93

Öğretmen: Bu paralel kenarı dikdörtgene çevirebilir misin? Nasıl çevirebiliriz? (bir süre bekler) Evet Hülya sen cevap verebilir misin?

Hülya: Sol taraftaki üçgeni sağ tarafa taşırız

öğretmen: Kenar uzunluklarını isimlendirir misiniz? (bir süre bekler) Evet Çiğdem, sen tahtada gösterebiür misin?

Çiğdem tahtaya aşağıdaki işlemi yapar.

  1. Bu örnek için aşağıdaki önerilerden hangisine uyulması durumunda öğretimin etkisi en aza iner?
  2. Her sorunun     sınıftaki    gönüllü     öğrenciler
    tarafından ayrı ayrı yanıtlaması istenir
  3. Öğrencilerin tahtaya   gelme   yerine   oldukları
    yerden konuşmaları istenebilir.
  4. Cevap verebilmeleri   için   öğrencilere   zaman
    tanınabilir
  5. Her öğrencinin, kağıttan  paralel  kenar  kesip
    bunun üzerinde çalışması sağlanabilir
  6. E) Paralel kenarın    alanının    nasıl    bulunacağı
    ^    öğrencilere önceden söylenebilir

Öğretmen; bu dikdörtgenin alanını nasıl buluruz? Hatırlayın (bir süre bekler) Evet Suat sen cevaplayabilir misin?

Suat: Taban uzunluğu ile yüksekliği çarparız.

Öğretmen: Peki bu dikdörtgenin alanı yanı zamanda hangi şeklin alanı olur? (bir süre bekler) Deniz sen söyler misin?

Deniz: Paralel kenarın. Demek ki paralel kenarın alanını taban uzunluğu ile yüksekliği çarparak bulabiliriz.

öğretmen: Evet arkadaşlar paralel kenarın alanı taban uzunluğu ile yüksekliğin çarpımına eşittir. (2001 KPSS-57-59)

  1. Yukarıdaki ders uygulaması içerisinde öğretmen hangi yöntem ya da yaklaşıma yer vermiştir?
  2. örnek verme
  3. Sınıftartışması
  4. Buluş yoluyla
  5. Problem çözme
  6. E) Sunuş yoluyla öğretim
  7. Bu öğretim sürecinde aşağıdakilerden hangisine ver veritmemiştir?
A) B) C)

Kavramlar arasında ilişki kurma öğrenci katılımını sağlama öğrenciye düşünme süresi verme Varılacak noktayı söyleme öğreniciyi sorularla yönlendirme

  1. Aşağıdakilerden hangisi buluş yoluyla öğrenme yaklaşımını uygulamaya çalışan bir öğretmenîn yapmaması gereken bir davranıştır? (2001 KPSS-107)
  2. Konuyu değişik ömeklerle açıklamak
  3. Öğrencilerin dikkatini anlatacağı konu üzerinde
    toplamak
süreçlerinden
  1. C) öğrencileri, düşünme

yararlanmaya özendirmek

  1. D) Ulaşılması gereken      sonucu      öğrencilere
    **     söylemek
  2. E) Öğrencilerden, öğrenilenleri      gerekçeleriyle
    açıklamalarını istemek

ARAŞTIRMA-İNCELEME YOLUYLA ÖĞRETME STRATEJİSİ

  1. Devvey tarafından geliştirilmiştir. Problem çözme basamaklarıni kullanır. Bu doğrultuda öğretimde yöntem olarak problem çözme yöntemi kullanılır.

Öğretmenin öğrencilerden verdiği bir konu ile ilgili değişik kaynaklardan bilgi toplamalarını sağlaması, olayı değişik boyutlarıyla ele almalannı, bunlar arasındaki ilişkileri belirleyip sonuca ulaşmalarını sağlamasıdır. Bu durumda öğrenci olayın değişik boyutlarını ve bu boyutlar arasındaki bağlantıları ortaya koyarsa en üst düzeyde öğrenme gerçekleşmiş olur.

Araştırma yoluyla öğretim modellerinde öğrenci kendi gayretleriyle öğrenir; öğretmen öğrenciyi araştırmaya, incelemeye yönlendirir. Modelde öğrenci etkinlikleri ön plandadır. Fakat, daha önce öğrenilmiş bir konunun pekiştirilmesi için yaptırılan uygulamalar, ev ödevleri, öğrenilmiş bir ilkenin doğrulanması için yaptırılan laboratuar deneyleri kendi başma araştırma yöntemini oluşturmaz.    Birçok yazar araştırma yoluyla öğretim

94

öğretim llke ve Yöntemleri

stratejisindeki     öğrenci      etkinliklerinin     aşağıdaki davranışlardan oluştuğunda birleşirler:

  1. Problem durumunu   algılama,   sorunu   sezme,
    problemi belirleme.
  2. Gerekli bilgileri veya verileri toplama.
  3. Verileri düzenleme ve yorumlama.
  4. Toplanan bilgilerin yorumlarından genellemelere
    gitme, sonuca varma.

Ulaşılan genellemeyi yazılı olarak başkalarına iletme. Bir öğretmen, toplumu yakından ilgilendiren bir olayla ilgili olarak dergi ve gazetelerde yer alan köşe yazısı, resim, röportaj vb. toplamış; bunları öğrencilerine vermiş; onlardan bu olayı değişik boyutlarıyla ele alıp bunlar arasındaki ilişkileri belirleyerek sonucu sınıfa sunmalarını istemiştir.

  1. Bu durumda, aşağıdakilerden hangisini yapan öğrenci daha üst düzeyde bir bilişsel davranış göstermiştir? (2001 KPSS-104)
  2. Olayın başlangıcını    yine    olayı    görenlerin
    ağzından belirten
  3. Olaya ilişkin yazılanların bir listesini hatırlayarak
    sunan
  4. Olayda kimlerin rol aldığmı ve neler yaptıklarını
    sıralayan
  5. Olayla ilgili malzemeyi, yazı, resim ,vb. şeklinde
    gruplayan
  6. E) Olayın değişik   boyutlarını   ve   bu   boyutlar
    arasındaki bağlantıian ortaya koyan

BÖLÜM3 ÖĞRETİM İLKELERİ

Öğrenci Niteliklerine İlişkin Öğrenme İlkeleri

  1. öğrencinin güdülenmislik düzeyi: Güdülenmeyi
    etkileyen      kişisel      faktörleri      dört      grupta
    toplayabiliriz;

s    Uyarılma (kaygı)

s    ihtiyaçlar (başarı ihtiyacı)

s    inançlar

s    Amaçlar

öğrenmeye isteklilik ne kadar çok ise öğrenmede o kadar iyi olacaktır. Bu nedenle öğrenci öğrenmeye ihtivac duvmalı aynı zamanda kendisine olan özpüveni yerinde olmalıdır.

Etkili öğrenme- öğretme için gerekli şartlardan biri öğrencinin başarı güdüsüdür. Başarı güdüsü yüksek olan öğrenciler karşılaştıkları güçlüklerden yılmazlar. Başarısızlıklarının nedenlerini dışarıda aramazlar (içsel güdüleme). Başarı güdüsü düşük öğrenciler kolay ulaşabilecekleri hedefleri seçerler. Başarısızhklarının nedenlerini dış etkenlere bağlarlar. Herkesin herşeyi başaramayacağı anlayışına sahiptirler. öğrenme problemlerini geçiştirme eğilimindedirler.

Etkin bir öğretimde öğrenci aktif durumdadır. Öğrenmeye ilişkin motivasyonu yüksektir. Karşılaşabileceği sorunlar karşısında neler yapabileceğini bilen, sorunları çözerken soruna bilimsel yaklaşabilen, alternatif çözümler üretebilen bir yeteneğe sahiptir. Bu yeteneklere sahip öğrencinin hem motivasyonu hem de başarma güdüsü yüksektir.

Motivasyon öğrencilerde öğrenmeyi sağlamada önemlidir. öğrencilerde ilgi ve merak uyandırarak öğrenme isteğini artırır. Aynı zamanda öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılamada önemli rol oynar. öğrencilerin süreçten zevk almasına ve olumlu beklentiler geliştirmesine neden olur.

öğrencinin güdülenmesi disiplin sornnunun ortadan kalkmasına, bilgilerin ömğrenci için anlamlı olmasına öğrenmenin kalıcı izli olmasına neden olur.

  1. ûğrencinin cesitli   özellikleri:   kişilik   özellikleri,
    içinde  yaşadığı   toplum,   yaşı,   gelişim  düzeyi,
    sağlığı, genel yeteneği, içinde yaşadığı kültürel
    koşullar    s     onun     öğrenmesini     etkileyen
    faktörlerdir. öğretimi düzenlerken öğrencilerin bu
    gibi özellikleri göz önüne alınmalıdır.
  2. Öğrencinin geçmi$   yaşantıları    öğrenme   için
    önemlidir   (önkoşul   öğrenmeler).   Bu   nedenle
    eğitim       ortamı       düzenlenirken,       önceden

Öğretim İlke ve Yöntemleri

95

öğrenilmesi gerekeler yeni ünitelere konulara geçmeden tamamlanmalıdır (hazırbulunuşluk düzeyi).

İçerik Özellikleriyle İlgili Öğrenme İlkeleri

  1. Öğretimin içeriği    öğrencinin    ihtiyaçları    ve
    beklentileri     ile     uygun     hale
    Öğrencinin   amaçlarına   uymayan   bir   içerikte
    öğrencinin             öğrenmeye              güdülenmesi
    beklenmemelidir.
  2. Anlarnlı bir   şekilde   öğrenilen   bilgi   anlamsız
    şekilde öğrenilen  bilgiden  daha  kahcıdır.     Bu
    nedenle   öğrenciye   verilecek   oîan   materyalin,
    bilginin       temel       çerçevesini       görmesine,
    özümsemesine ve ayırt etmesine, bilgiyi yeniden
    örgütleyip genelleye bilmesine imkan vermelidir.
  3. Öğrencilere sunulan   bilginin   somut   olmasına
    önem verilmedir. öğrenciler kendilerine sunulan
    bilgileri ne kadar somutlaştırabilirlerse o kadar iyi
    öğreneceklerdir. Bu nedenle öğrenciye sunulacak
    bilgi, çeşit materyallerle desteklenmelidir.
  4. öğrencinin öğrenmesi gereken ünite yada konu
    kapsamı birbirini destekleyici şekilde mantıklı bir
    bütün oluşturacak   şekilde   düzenlenmeli   ve
    organize edilmiş olmalıdır.

Öğretim Etkinliklerine İlişkin Öğrenme İlkeleri

  1. öğrenme, bir çok öğrenme modelinin bir arada
    kullanıtmasıyla etkili olacaktır. Hem davranışçı
    kuramlardan    hem    de    bilişsel    kuramlardan
    yararlanmak gerekmektedir.
  2. Öğrenmede somutlastırma önemiidir. Bu nedenle
    sunumlarda gerçekçi     benzetmeler    yaprnak
    önemlidir.   Örneğin dolaşım sistemini şehrin su
    şebekesine benzetmek gibi
  3. Öğrencinin mümkün   oiduğunca    bütün   duvu
    organlarına   hitap   etmek   öğrenüecek   birimin
    somutlaşmasına    ve    kalıcılaşmasına    önemli
    katkılar    sağlayacaktır.    Bunun    için    yaparak
    yaşayarak öğrenme sağlanmaiıdır.
  4. Öğretim esnasında    öğretimi    ve    öğrenmeyi
    etkileyen  içsel  ve  dıssal  faktörler  göz  önüne
    alınmalıdır. Öğretim hizmetleri hem konu odakh
    hem de öğrenci merkezli olarak düzenlenmelidir.
  5. Öğretimi düzenlemede    bireysei   farkları    göz
    önüne almak önemlidir. Her öğrencinin öğrenme
    hızı, öğrenme sitili birbirinden farklılık göstercbilir.
  1. öğrenimin gerçekleşmesi, öğrencinin davranışı
    gerçekleştirmesi ile   mümkündür.   Bu   nedenle
    sınama   durumları       kurulmalıdır.   Öğrencilere
    sorulacak sorular onlardan beklenen performansı
    gösterici   nitelikte   olması   gerektiği   gibi   aynı
    zamanda     eksik    öğrenmelerini    tamamlayıcı
    nitelikte olmalıdır.
  2. Tekrarlar öğrenmevi     güçlendirmektedir.     Bu
    nedenle   öğrencinin   beklenen  davranışı  tekrar
    etmesi sağlanmalıdır.
  3. Pekiştirilen davranışların      görülme      sıklığı
    artmaktadır.    Davranışçı    açıdan    bakıldığında
    davranışîar   sonuçlan   tarafından   kontro!   edilir
    yapıian   bir   davranış   memnuniyet   verici   ise
    yapılmaya   devam   eder   sonuç   olumsuz   ise
    yapılma   sıklığı   azalacaktır.   Thorndike’ın   etki
  4. Bilişsel yaklaşıma   göre    ise   dönüt   oldukça
    önemlidir.   Organizmanın   sahip   olduğu   bijgiyi
    korumasına yeniden yapılandırmasına, kullandığı
    yürütücü            biliş           stratejisini         yeniden
    yapılandırmasma yardımcı olur.
  5. Transfer ve genellemeler oldukça önemlidir. Bu
    nedenle öğrencilerin transfere ve genellemeler
    yapabilecekleri etkinlikler düzenlenmelidir.

Öğrenme ilkelerini özetlemek gerekirse;

  1. Çocuğa görelik (veya ögrencive görelik) ilkesi Bu ilkeye “çocuğa uygunluk” veya öğretimi “bireyselleştirme” ilkesi de denir. Çocuk bir yetişkin olarak, hattâ yetişkinin küçük modeli olarak düşünülmemeli; fizyolojik ve psikolojik olarak tamamen kendine has bir birey olarak görülmelidir. Buradaki eğitim düzenlemelerinde gelişim ve öğrenme psikolojisinin sonuçlarına dikkat edilir. Bu çalışmalar içinden iki ilke çıkmıştır: öğretimde “seviyeye uygunluk” ve “öğretimin bireyseüeştirilmesi” ilkeieri.
  2. Seviyeye uygunluk   ilkesi,   bir  yaş  grubundaki
    öğrenciierin        aynı        geüşim        seviyesinde
    bulunacakiarı,       benzer       ruhsai       özelükler
    gösterecekleri   varsayımma   dayanır.   Öğretimi
    “yıllık  sınıflar  sistemi”  üzerine   kurduğumuzda,
    zaten her şey bu ilkeye göre düzenlenecektir,
    Ders, sınıfın ortalama seviyesine göre düzenlenir.
    Bu seviyenin altındaki ve üstündeki öğrencilerin
    dersin dışında kalma tehlikesi vardır. Ayrıca bu
    ükenin  mükemmel işleyebilmesi  için,  aynı yaş
    grubundaki     öğrencilerin     bilgi     ve     beceri
    düzeylerinin de birbirine eşit olması gerekir.
  3. Öğretimin  bireyselleştirilmesi   ilkesi,   aynı   yaş
    grubunda       da      olsalar,       her      öğrencinin

96

öğretim Ilke ve Yöntemleri

yeteneklerinin, zekalarının, ilgi ve eğilimlerinin, çalışma istek ve gayretlerinin farklı olduğu varsayımına dayanır. Bütün öğrencileri eşit şekilde geliştirmeye çalışırsak, normalin altındaki ve üstündeki öğrenciler önemli zarar görecektir. Oysa öğretim organizasyonunu tek tek öğrencilerle daha iyi ilgilenebilecek, onların bireysel çalışmalarını değerlendirebilecek şekilde yapabilirsek, öğretim içten farklılaştırılmış olur ve her öğrenci kendi zeka, yetenek, ilgi ve çalışma temposuna göre diğer öğrencileri rahatsız etmeden ilerlemiş olur.

  1. “Bilinenden bilinmevene”    ilkesi    Ders    kitabı
    hazırlarken ve sınıfta ders anlatırken, öğrencinin o
    zamana   kadarki   bilgi   ve   tecrübelerinden   hareket
    ederek,   yeni   bilgi   ve   tecrübelerin   bunlar   üzerine
    kazandırılması çok daha kolay olacaktır. Yeni bilgileri
    eski   bilgilerle   karşılaştırarak,   gerektiğinde   eskileri
    doğrulayarak geliştirmek, öğrencideki bilgi sisteminin
    çok daha sağlam olmasını sağlayacaktır.
  2. Somuttan sovuta” ilkesi Çocuktaki zihin gelişimi
    somuttan soyuta doğru olmaktadır. insan her zaman
    somut olarak gördüğü, algıladığı şeyleri, oniarın soyut
    kavramlarla anlatılmasından daha kolay öğrenir. Bu
    nedenle, öğrenci mümkünse ders konusu olan eşya ve
    nesnelerle doğrudan   karşı   karşıya   getirilmeli;   bu
    mümkün olmadığı zaman o nesne veya olayın modeli,
    fotoğrafı   veya   başka   bir   simgesi   gösterilmelidir.
    özellikle  ilkokul  öğrencilerinde,  gözle  görüp,  eliyle
    tuttuğu gerçek eşyalar daha anlamlıdır. Bu sebeple
    öğretimde     öğrencilere     öncelikle     somut    şeyler
    öğretilmeli,  daha sonra  soyuta  ulaşılmalıdır.  Soyut
    konuların        öğretiminde        somut        konulardan
    faydalanılmalıdır.
  3. Yakından uzaga”   ilkesi   Öğrenciye   öğretilecek
    bilgilerin  düzenlenmesinde,  örneklerin  verilmesinde,
    hem doğal  hem  de  sosyal  olarak onun  en yakın
    çevresinden  hareket     Bu,  sadece  yer ve
    yaşayış açısından değil zaman açısından da böyledir.
    Yakın zamandan uzağa, yakın aile ve okul çevresinden
    uzağa,    yakın    köy-kasaba-bölge-ülke    çevresinden
    uzağa ilkesi birçok derste rahatlıkla kullanılabilir ve bu
    ilkeye uyma, öğrenmenin düzeyini yükseltir.
  4. Tasarruf (ekonomi) ilkesi Her türlü eğitim-öğretim
    faaliyeti en az zaman, en az emek ve enerji sarf
    edilerek,   en   yüksek   verim   elde   edilecek   şekilde
    düzenlenmelidir. Bunun için de, öğretim baştan sona
    her yönden plânlanmalıdır. Plânsız ve metotsuz olarak
    yapılan  dersler çok sınırlı olan öğretim zaman ve
    imkânlarını  israf edeceği  gibi,  istenilen  düzenli  bir
    öğrenme de sağlanamaz.

Hem öğretmen öğretirken hem de öğrenci öğrenirken ekonomik ve pratik metot ve teknikler bulmalı, ve hattâ

konuya ve seviyeye uygun olarak kendi tekniklerini geliştirmelidirler.

  1. Açıklık ilkesi Öğrenci, derste işlenen tüm konuları
    somut olarak   görebilmeli;   bu   mümkün   olmuyorsa
    resmini,   sesini,   grafiği,   modelini   v.s.   görsel-işitsel
    olarak algılayabilmelidir.

Eğer öğretmen sadece sözel anlatıma dayalı olarak
ders işliyorsa, öğrencinin anlayacağı kelime ve cümle
yapıları ile son derece açık ve anlamlı bir ders
işlemelidir. öğrencileri doğrudan doğaya ve olay yerine
götürüp gözlem yaptırarak; ders konusu ile ilgili
hayvan, bitki vs. örneklerini sınıfa getirerek; balıkları
akvaryumda, kuşları kafeste veya dondurulmuş,
bitkileri kurutulmuş olarak, bazı şeylerin plastik
kalıplarını kullanarak, bazı olaylart fotoğraf, film, plân,
harita, grafık, ses kaydı vs. şeklinde anlamayı daha
kolaylaştıran unsurlarını kullanarak öğretimde açıklık
ilkesine uyulmuş olur. Sınıfta yapılan deneyler de, bu
ilke            doğrultusundaki            faaliyetler            olarak

değerlendirilebilir.

  1. Aktivite llkesi “Ögrenci eylemi” veya “Iş ilkesi”

Eski okul, belki dersleri ve konuları gereği, öğrenciyi derse katmayan, sadece öğretmenin anlattıklarını dinleyerek pasif olarak almaya çalışan bir konumda tutuyordu. Okulların ders programlarında doğa ve günlük sosya! hayatla ilgili dersler artınca; öte yandan pedagoji ve psikolojide öğrencinin aktif öğrenmesinin daha etkili olduğu kanaati ortaya çıkınca, içinde yaşanılan katılımcı demokrasi ve rekabete dayalı liberal ekonomi şartları zorlayınca öğretimde aktiflik ilkesinin önemi de arttı

Sınaî ve ekonomik değişiklikler sonucu yeni insanlarm hayata katılan, içinde yaşadığı doğayı ve toplumu her an yeniden değerlendirip değiştirmeye çalışan, girişimci kişüer olarak istenmesi, okulun da öğrenci yetiştirirken tavrını değiştirmesine neden oldu. Geleneksel “öğrenme” veya “aydınlanma” okuluna karşı “iş okulu” akımları gelişti. Çocukların bazı ders konularını bağımsızca seçip kendine özgü tekniklerle “yaparak-yaşayarak” öğrenmesi esası getirildi.

  1. Hayata yakınlık   ilkesi   Okul  ve  öğretim  ortamı
    hayattan kopuk, yapay bir ortam olmamalı; hayata
    yakın, oradaki gerçeklikten uzak olmayan, öğrencinin
    hayatla     bağlantısını     koparmayan     bir     yaşantı
    sunmalıdır.

Okul öğrencileri hayat için hazırladığına göre, oradaki öğretim de hayatın doğrudan kendisi olmalıdır. Ders konuları, anlatım sırasında verilen ömekler hayatın içinden seçilmelidir. Çocuklara öğretirken kullanılan dil, oluşturulan sosyal ortam vs. gerçek hayata yakın olmalıdır.

öğretim ilke ve Yöntemleri

97

9-Bütünlük ilkesi Çocuk bedensel ve ruhsal kuvvetler (düşünce, duygu, irade gibi) bakımından bir bütün olarak ele alınmalı ve her yönü dengeli olarak eğitilmelidir. Zaten bedensel ve ruhsal kuvvetler sürekli olarak birbirlerini etkilerler ve birbirine bağlıdırlar. Sadece bedeni geliştirip zihnî ve ahlâkî yönler geliştirilmezse, veya bunun tersi durumlarda dengesiz; hem topluma hem de kendine zararlı olabilecek insanlar yetişmiş olur.

Bu ilke aynı zamanda bilgilerin birbirine bağlı ve birbirini tamamlar mahiyette sunulması demektir. İlkokullarda toplu öğretim uygulamasının yapılmasının gerekçesi de budur. “İlkokul çağındaki çocuk, varlıkları, olayları ve kendisine öğretilmek istenen bilgileri bilim dallarına göre sıralanmış bir halde kavrayamaz. O, genel oîarak varlıkları ve olayları toptan algılama durumundadır.”

  1. Etkili öğrenmenin sağlanmasında belirleyici olan etmenlerden biri öğrencinin başarı güdüsünün yük-sek olmasıdır.

Aşağıdakilerden hangisi, başarı güdüsü yüksek olan bir öğrenci tarafından geneilikle sergifenen bir davranıştır? (2004 KPSS-67)

  1. Karşılaştığı güçlüklerden yılmama
  2. Hedeflerini kolay   erişilebilecek   olanlardan
    seçme
  3. Dış etkenlere sığınma
  4. Herkes her   şeyi   öğrenemez   düşüncesini
    benimseme
  5. E) öğrenmiş gibi      görünerek      karşılaştığı
    öğrenme sorunlarını geçiştirme.
  1. öğretmenler için önemli sonuçlardan biri de, öğrenme güçlüğü taşıyan bir öğrenciyi sınıftaki diğer öğrencilerin öğrenme düzeyine ulaştırmaktır.

Bir öğretmen sınıfında böyle bir öğrenciyle karşılaşırsa aşağıdakilerden hangi yaklaşımı izlememelidir? (2004 KPSS-72)

  1. Öğrenciyi derste ikili ya da grupla çalışmaya
    yöneltme
  2. Ön koşul    öğrenme   eksiklerini    belirlenip
    giderilmesi     konusunda     okul     Rehberlik
    servisiyle iş birliği yapma
  3. Öğrenciye  sınıfın   genel   düzeyine   uyması
    gerektiğini   aksi   takdiri   sınıfı   tekrarlaması
    gerekeceğini söyleme
  4. Öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyini dikkate
    alma
  5. E) Ilgili ön      öğrenmelerdeki      eksiklikle’rin
    giderilmesi      çalışmalarında      okul      aile
    işbirliğinden yararlanma
  6. Öğrencilerin derste öğrendikleri transfer etmelerine en çok katkı getiren etkinlik aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-73)
  7. Farklı problemleri      çözmek      derste
    öğrenilenleri kullanma’
  8. Ders kitabında sunulan ömekleri tekrarlama
  9. Öğrendiklerini başkalarına anlatma
  10. Derste çözülen    problemlerin    çözümlerini
    kontrol etme
  11. E) Derste tutulan notları düzenli hale getirerek
    deftere yazma
  1. Aşağıdakilerden hangisi, öğrenme güdüsünün (motivasyon) bir göstergesi değildir? (2004 KPSS-68)
  2. öğrenme sürecinin öğrencide yarattığı ilgi ve
    merak uyandırma düzeyi
  3. Öğrenme sürecinin   bireysel   ihtiyaçları   ve
    amaçlan karşılama düzeyi
  4. Öğrencinin başarısına ilişkin beklenti düzeyi
  5. öğrencinin öğrenme    sürecinden    doyum
    derecesi
  6. E) Kazanılan davranışların,   Öğretim  hedefleri
    sınıflamasındaki yeri
  1. Bir öğretmen belirti bir konunun öğrenme sürecindeki ilk öğretme öğrencilerin hedef belirli öncelikle aşağıdakilerden hangisini yapmaiıdır? (2004 KPSS-74)
  2. öğrenme güçlüğü    yaşan    öğrencileri    okul
    rehberlik servisine göndermelidir
  3. Öğrencilerin başarısızlık nedenlerini belirlemek
    için ailelerle görüşmelidir.
  4. Yöneticilerin desteğini    alma    için    yaşanan
    sorunu okul yönetimine bildirmelidir.
  5. Kullandığı yöntem,  teknik ve  araç gereçlerde
    değişiklik  yaparak  öğretme  öğrenme  sürecini
    farklı biçimde tekrarlamalıdır.
  6. E) Eğitim hedefleriyle    içeriğin    tutarlılığını   test

98

Öğretim llke ve Yöntemleri

  1. Aşağıdakilerden hangisi   öğrencilerin   güdüle-
    nerek yapılan etkinliklere bizzat katılması sonu-
    cu ortaya çıkabilecek durumlardan biri değildir?
    (2003 KPSS-10)
  2. Sınıfta disiplin sorunlarının ortadan kalkması
  3. Öğrenci merkezli     bir     sınıf     ortamının
    oluşturulması
  4. Verilen bilginin öğrenci için anlamlı olması
  5. öğretmenin bilgi aktarıcılık rolünün artması
  6. E) Etkinlikler sonucu daha kalıcı izli yaşantıların
    oluşması
  7. Bir öğretim etkinliğinin öğrenci düzeyine uygun
    olabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin yerine
    getirilmesi gerekmektedir? (2003 KPSS-4)
  8. Etkinlikleri öğrencilerin   yerine   getirmesini
    sağlamak
  9. Bireysel çalınma etkinlilerine yer vermek
  10. Açık ve     anlaşılır     bir     şekilde     içerik
    organizasyonu yapmak
  11. öğrencilerin farklı     öğrenme     stratejileri
    kullanmalarını sağlamak
  12. E) öğrencilerin hazırbulunuşluk    düzeylerini
    dikkate almak
  13. Aşağıdaki öğrenme yollarından       hangisi
    diğerlerine   oranla   daha   etkili   ve   kalıcı   izli
    Öğrenmeleri sağtar? (2003 KPSS-5)
  14. Yaparak yaşayarak öğrenmek
  15. Internet aracılığıyla yenilikleri takip etmek
  16. Hem dinlemek hem de izlemek
  17. Kaynak kitaplardan okumak
  18. E) Aralıklarla tekrar yapmak
  19. Öğretim etkinliklerinde öğrenci ne kadar etkin rol alırsa başarısı da o derece artacaktır. Bu bağlamda öğrenciler öğretim sürecine bizzat katılmalıdır.

Bu açıklama aşağıda verilen öğretim ilkelerinden hangisiyle doğrudan ilişkilidir? (2003 KPSS-9)

  1. öğrenci becerilerinin        üst        düzeye
    çıkarılmasına yardımcı olunmalıdır
  2. öğrencinin yaşayarak             öğrenmesi
    sağlanmalıdır
  3. Teorik alt yapı bütünüyle tamamlanmalıdır
  4. öğrencilere çok     yönlü     bakış     açıları
    kazandırılmalıdır
  5. E) öğrencilerin içeriği      bütün      yönleriyle
    kavraması sağlanmalıdır.
  1. Bireysei farklılıkları dikkate almak amacıyla öğretmen sınıf içi etkinlikleri düzenlerken öncelikle aşağıdakilerden hangisini yerine getirmelidir? (2003 KPSS-3)
  2. İçeriği bol örnekle desteklemek.
  3. Farklı yöntem ve tekniklere yer vermek
  4. Sınıf içindeki   etkilerimi   en   üst   düzeye
    çıkartmak
  5. Her öğrenciye uygun içerik düzenlemek
  6. E) Ders süresini   öğrencilerin   ihtiyacma  göre
    düzenlemek
  7. Öğretim etkinliklerinde öğretmenin öğrencilerine
    verdiği dönütün   sağladığı   en   önemli   yarar
    aşağıdakilerden hangisidir? (2003 KPSS-6)
  8. öğrenci halalarının zamanında düzeltilmesi
  9. Bol örnekle etkinliklerin desteklenmesi
  10. öğrenci öğretmen etkileşiminin sağlanması
  11. öğrenci dikkatinin sürekli olarak üst düzeyde
    tutulması
  12. E) Sınıf içerisindeki disiplin sorunlarının en aza
    indirilmesi
  13. Sınıf içinde      etkinlikleri      gerçekleştirirken
    öğretmen jest ve mimiklerini de kullanmalıdır.
    Bunun      sağlayacağı      en      önemli      yarar
    aşağıdakilerden hangisidir? (2003 KPSS-8)
  14. öğrencilerin Dikkat Dağınıklığını Engellemek
  15. Anlatımda Çeşitliliği Sağlamak
  16. öğrencilerin Dersten Sıkılmasını Engellemek
  17. Içeriği Daha Kısa Sürede Aktarmak
  18. E) lletilmek istenen Mesajı Dalın Güçlü Ve Etkili
    İletmek
  19. Öğretim etkinliklerinde öğrenci merkezli yaklaşımı kullanmayı tercih eden bir öğretim kurumu aşağıdakilerden hangisine diğerterine oranla daha çok ağırlık verir? (2003 KPSS-15)
  20. Işbirlikli çalışmalara
  21. öğrencinin ihtiyaçlarına
  22. Konunun ayrıntılarına
  23. Gerçek yaşam .sorunlarına
  24. E) Üst düzey grup etkileşimine

Öğretim llke ve Yöntemleri

99

  1. Sınıf içi etkinlikler düzenlenirken öğrencilerin ihtiyaç duyacakları bilgi ve beceriler, örnekler ve uygulamalar bu doğrultuda gerçekleştirilmelidir.

Öğretim etkinliklerinin bu şekilde organize edilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? (2003 KPSS-7)

üst      düzeye
  1. A) öğrencilerin becerilerini çıkarmaya yardımcı olmak
  2. Gerçek yaşamla    okul   arasındaki    ilişkiyi
    kurabilmek
  3. öğrencilerin yetkin     oldukları     alanlarda
    yetiştirilmelerini sağlamak
  4. Kişilik gelişiminin    oluşmasında    yardımcı
    olmak
  5. E) Öğrencilerin derse olan ilgilerini artırmak
  1. Bir öğretmen dersin başında öğrencilere bir takım resimler göstermiş ve onlardan, bu resimlere bakarak o gün işlenecek konuyu tahmin etmelerini istemiştir.

Öğretmenin     bu     davranışı,     aşağıdakilerden hangisine en az hizmet eder? (2001 KPSS-116)

  1. öğrencilerin konuya   dikkatlerini   toplamalarını
    sağlamaya
  2. Dersi güncel olaylarla ilişkilendirmeye
  3. öğrencileri derse güdülemeye
  4. Öğrencilerin derse zihinsel hazırlık yapmasını
    sağlamaya
  5. E) Daha önce öğrenilen bilgilerle bağlantı kurmaya
  1. Bir öğretmen öğrencilerin sınıf içi güdii-lenmeterini sağlamak amacıyla aşağıdaki alanlardan en çok hangisinden yararlanmalıdır? (2002 KPSS-28)
  2. Eğitim sosyolojisi
  3. Gelişim psikolojisi
  4. öğrenme psikolojisi
  5. Psikolojik antropoloji
  6. E) Sosyal psikoloji
  7. Öğrencilerin öğrenme sürecine katılmalarını sağlamada aşağıdakiierden hangisi etkili bir yol değildir? (2002 KPSS-17)
  8. öğrencilerin çalışmalarını     uygun    sorularla
    yönlendirmek
  9. Ders süresince    öğrencilere    çalışmalarında
    serbestlik sağlamak
  10. Katılım gösteren   öğrencilerin   bu   davranışını
    pekiştirmek
  11. Dersin işlenişinden      bireysel      ve      grup
    çalışmalarından yararlanmak
  12. E) Katılım göstermeyen   öğrencilerin   sorunlarıyla
    ilgilenmek
  1. 211. Öğrenme-öğretme sürecini uygun araç gerçeklerle desteklemenin temel amacı nedir? (2001 KPSS-65)
  2. Sözden ekonomi sağlamak
  3. Dersi eğlenceli kılmak
  4. Etkili ve kalıcı öğrenme sağlamak
  5. Sınıfla işbirliğini geliştirmek
  6. E) Öğrenci katılımını sağlamak
  7. Aşağıdakilerden hangisi, öğrenme ortamında işe koşulacak görsel-işitsel araçları seçerken dikkat edilmesi gereken ilkelerden biri değildir? (2001 KPSS-66)
  8. Öğrencilerin gelişim özelliklerine uygun olma
  9. Dersin öğretim programına uyumlu olma
  10. Dil, görüntü, ses vb. Açısından nitelikli olması
  11. Uzun süredir kullanılıyor olması
  12. E) Öğrenci ihtiyaçlarını karşılayabilmesi

213.Yeni teknolojilerin ve eğitimdeki kullanımları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisinin gelecekte en yaygın eğitim ortamı olması beklenir? (2001 KPSS-67)

  1. Basılı eğitim malzemeleri
  2. Hareketli film
  3. Etkileşimli bilgisayar
  4. Hareketsiz film, slayt vb.
  5. E) Radyo ve televizyon

100

öğretim llke ve Yöntemleri

BÖLÜM 4 ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ

  1. Anlatım
  2. Tartışma
  3. örnek Olay
  4. Problem Çözme
  5. Proje tabanlı öğretim
  6. Bireysel Çalışma

Öğretim yöntemi seçimini etkileyen faktörler

Her öğretim  yöntemi  her  derse,   her  konuya,   her

öğrenci    grubuna,    her    öğretim    düzeyine    uygun

olmayabilir.  Değişik durumlarda değişik yöntemlerin

kullanılması gerekir.

Bir öğretim  yönteminin  seçimini  etkileyen  faktörler

şunlardır:

1)    Dersin içeriği: Dersin içindeki konuların tabiatı,
çoğu kez öğretim yönteminin en kuvvetli belirleyicisidir.
Fizik-Kimya   derslerindeki   bazı    konular   doğrudan
laboratuar çalışması gerektirebilir. Edebiyat dersinde
bazı   edebi   eserlerin   okunup   ev   ödevi   şeklinde
hazırlanması,   veya   bazen   eski   metinlerin   okunup
açıklanması gereklidir. Konu, hangi yöntemle en iyi
şekilde öğretilebilecekse, o yöntem kullanılmalıdır.

  • Öğrencilerin özellikleri: Öğrencilerin yaş, cinsiyet,
    yetenek ve  ilgileri,   motivasyonları,  ailelerin  sosyo-
    ekonomik ve  kültürel  özellikleri,  öğrencilerin  içinde
    yetiştikieri çevre v.s. yöntem seçiminde etkili olabilir. Iyi
    yetişmiş      bir     öğretmen,      sınıflaki      öğrencilerin
    özelliklerine   göre,   gerektiğinde   değişik   yöntemieri
    Değişik yaşlarda değişik yöntemler
    kullanılabilir. Eğitim, okul-aile işbirliğinde sürdürülen bir
    çalışma  olduğu  için,   ailenin  ekonomik  ve  kültürel
    seviyesi de farklı yöntemleri gerektirebilir. Öğrencilerin
    özellikleri  dikkate  alınmadan  yapılan  ders,  havaya
    anlatılan bir ders, karanlığa atılan bir taş gibidir.
  • Öğretmenin özellikleri: Ders yöntemini öğretmen
    seçtiği için, bu seçimde onun özelliklerinin de etkili
    olacağı son derece açıktır. Değişik öğretmen tipleri
    vardır: teorik tip, dindar tip, ekonomik tip, politik tip,
    estetik tip   s.    Her   tipin   değişik   yaklaşım   ve
    davranışları,    değişik    yöntemleri    olabilir.    Ayrıca
    öğretmenin yaşı, cinsiyeti, mezun olduğu okul, kıdemi,
    o günkü motivasyonu ve psikolojik durumu da öğretim
    yöntemi     seçimini     etkilemektedir.     Meselâ,     fen
    derslerinde laboratuar kullanma ile öğretmenin yetişme
    biçimi,  yani  mezun  olduğu  okul  arasında  bir ilişki
    vardır.    Derslerinde    soru    sorulmasına    hiç    izin
    vermeyen, hiçtartışma ortamı açmayan öğretmenlerde
    de, bu durum çeşitli etmenlerden kaynaklanabilir.

Bir derste öğretmenin seçtiği yöntem kadar, uygulayacağı strateji ve öğretilecek konu ile öğrenci arasında nerede durması gerektiği konusu da önemlidir. Bu konuda değişik yaklaşım ve uygulamalar vardır; bunlardan en idealinin hangisi olduğu konusu,

öğrencinin yaşına, v.s. göre değişir.

öğrenilecek konunun özelliklerine

4) Öğretim araç-gereçlerinin durumu: Okulda ders araçlarının olup olmaması da öğretim yöntemi seçimini etkiler. Bilgisayar, tepegöz, slayt projeksiyon, laboratuar, TV-video, iyi bir kütüphane gibi bir öğretim için çok gerekli olan dersin esas araç-gereçlerinin veya yardımcı aletlerin olup olmaması dersteki yöntem seçimini etkiler. Hattâ aletlerden başka bina, sınıf, ışık, sıcaklık gibi faktörler de ders yöntemi seçiminde etkilidir. Resim, müzik, beden eğitimi gibi derslerin özel ortam ve araçlara ihtiyacı vardır. Eğer bunlar sağlanmazsa, ders yönteminde önemli değişiklikler yapmak gerekir.

Öğretmen Merkezti Öğretim

  1. Devam zorunluluğu vardır.
  2. öğrenci sisteme     bağlı     olarak yönetilir.
  3. öğretmen konunun uzmanıdır! her şeyi bilir ve
    bilgilen öğrenciyi aktarmakla görevlidir.
  4. Öğretimde öğrencinin      bireyselliğin      değer
  5. Öğretmen bilginin otorite oian tek kaynağıdır.
  6. Öğretmen, nevin,     nasıl     ve     ne     zaman
    öğrenileceğine kendisi karar verir.
  7. Eğitimi bireyi      geleceğe      hazırlama olmak
    görür.
  8. öğretmen belirlenen öğretilmesi ile ilgilenir.
  9. öğrenci geçmişte öğrendikleri ile öğrenecekleri
    arasında ilişki kuramaz.
  10. öğretim idareci       ve öğretmen     için  kolaydır,
    öğrenci için ise sıkıcıdır.

Öğrenci Merkezli Öğretim

  1. Devam, öğrencinin sorumluluğundadır ve ayrıca
    öğrenci devamını   sağlayacağı   ortam   yaratma
    zorunluluğu vardır.
  2. öğrencinin olgun, bağımsız ve güçlü olduğu ve
    kendi kendini yönlendireceği kabul edilir.
  3. öğrenci öğretmeni   rehber   olarak   görür   bilgiyi
    kendisi araştırır.
  4. Öğrenci, öğrenen bireysel farkları olan değerli bir
    varlık olarak görülür ve zengin öğrenme ortamları
    hazırlanır. “
  5. Öğrenci Öğrenmeyi Öğrenir. Bilgi edinmede Özgür
    olarak, çeşitli kaynaklara başvurur.

Öğretim ilke ve Yöntemleh

101

  1. Öğrenci ilgi ve yetenekler doğrultusunda neleri ve
    ne kadar öğreneceğini kendisi seçer.
  2. Eğitimi her türlü  değişme ve gelişmelere göre
    bireyi problem çözmeye hazırlama olarak görür
  3. öğrenci hem içeriği hem de öğrenme yollarını
    seçer,
  4. öğrenci konular              arasında       sentez
    yapmasını bilir, ona göre eğitilmiştir,
  5. Öğretmen ve idareciler için .zor ama başta öğrenci
    olmak üzere hepsi için zevklidir.
  6. Öğretim yöntem ve teknikleri belirlenirken
    aşağıdakilerden hangisi diğerlerine oranla daha
    arka planda yer almaktadır? (2003 KPSS-24)
  7. Sınıf ortamının fiziksel yapısı
  8. Okulun gerekli araç-gereç donanımı
  9. Kazandırılması planlanan hedef ve
    davranışlar
  10. Ders konusunun özellikleri
  11. E) Okul yönetiminin istekleri
    t
  12. Aşağıdakilerden hangisi öğretmenlik mesleğinin
    yeterliliğine katkısı en az olandır? (2002 KPSS-8)
  13. Okul ve smıftaki davranışlar
  14. Meslektaşlarla ilişkiler
  15. öğrencilerle iletişim
  16. Okul aile işbirliğine katkı
  17. E) özel yaşamdaki tercihler
  18. ANLATIM YÖNTEMİ

öğretmenin merkezde olduğu bir öğretim yaklaşımıdır. Sınıf ortamında bir konunun öğretmen tarafından anlatılarak, öğretilmesi şeklinde uygulanır. Sunuş yoluyla öğretim stratejisinde ve daha çok bilgi düzeyindeki hedef alanının kazandırılmasında kullanılır. En eski öğretim yöntemi olarak kabul edilir.2

Anlatım yöntemi bir dersin girişinde, öğrencileri
güdülemek,               konuların                açıklanmasında,

özetlenmesinde ve anlaşılması güç olan konuların açıklanmasında kullanılır. Anlatım yöntemi kısa zamanda, fazla miktardaki konuları kalabalık gruplara aktarabilmedeki avantajlardan dolayı fazla kullanılan bir yöntem olmasına rağmen etkili öğrenmeyi sağlamadaki gücü zayıftır. Çünkü, öğrenci daha çok pasif durumdadır.2

Yararlı Yönleri

s    Bilgileri   kalabalık   gruplara   sunmak   açısından yararlıdır.

s    Kısa zamanda daha çok bilgi sunulabilir.

s    Konu, düzenli bir biçimde sunulabilir.

s Öğretmen merkezli olduğu için, sunu sırasmda öğretmenin sürpriz bir bilgi ile karşılaşmayacağı için öğretmenin kendine güvenini artırır.

s    Uygulanması kolay ve ekonomiktir.3

Sakıncalı Yönleri

s Dinleyenlerin ilgi ve ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığını belirlemek güçtür

^    Dinleyiciler oldukça pasiftir

s Dinleyiciler söylenenleri koşulsuz kabul etmek durumundadır. Üst düzey zihinsel zihinsel öğrenmelerin gerçekleştirilmesi güçtür

s Uzun ve sık konuşma biçimi kolayca sıkıcı hale gelebilir

s Sözel iletişime dayanması nedeniyle somut ve nesnelere dayalı bilgileri öğretmek için ek açıklamalara gerek vardır. 3

Anlatma    Yönteminin     Uygulanmasında     Dikkat Edilecek Hususlar

s    Konular basit, kısa ve öz ifadelerle sunulmahdır.

s    Süre iyi ayarlanmalıdır.

s    Beden dili, ses tonu etkili kullanılmalıdır.

s    Uygun örnekler verilmelidir.

s Soru-cevap ve tartışma teknikleri kullanılarak etkisini artırmahdır.

Bu yöntemle kullanılan teknikler

  1. Seminer Tekniği
  2. Konferans Tekniği
  3. Seminer Tekniği

Bir konuşmacının bir konu hakkında en fazla yarım saat konuşma yaparak bilgi vermesi ve daha sonra izleyicilerin konu hakkında konuşmacıya soru sormaları biçiminde uygulanan bir tekniktir. Daha çok üst düzey akademik çalışmalarda ve lisansüstü eğitim de kullanılır. Konuşmacı konuşmasını ayakta ya da oturarak yapar, konuşma sırasında izleyicilerle iletişim kurulmaz.3

Sınıfta bir Öğretim tekniği olarak kullanılabilir. örneğin işlenecek konu ya da konulan önceden öğrencilere paylaştırıp, onların hazırlıklarını seminer biçiminde sunmalan sağlanabilir.3

102

öğretim İlke ve Yöntemleh

  1. Konferans Tekniği

Genellikle bîr uzmanın üst düzeyde bilgi gerektiren bir konuda izleyici bir gruba bilgi vermesini amaçlayan bir tekniktir. Konuşmanın tamamlanmasından sonra izleyiciler konuşmacıya sorular sorabilirler. Sunu süresi konuya göre esneklik gösterebilir.3

Sınıf ortamında bir öğretim tekniği olarak kullanılabilir. Ancak uygulama daha çok konferans vermek üzere sınıfa bir uzman getirilmesi ya da öğrencilerin konferansın yapıldığı ortama götürülmesi şeklinde uygulanabilir. Her iki durumda da öğrencilere önceden konferans konusu bildirilmeli, soru sormak için hazırlık yapmaları, nottutmaları önerilmelidir.3

Anlatım Yöntemi ile ilaili özet bilgiler2 s    öğretmen merkezli bir yöntemdir.

s Sunuş yoluyla öğretim stratejisinde ve bilgi düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.

s Dersin giriş bölümünde, herhangi bir konuyu özetlemede ve bir konu ile ilgili bilgi aktarmada kullanılır.

s Bir çok konuyu, kısa sürede, kalabalık sınıflara vermede etkilidir.

  1. TARTIŞMAYÖNTEMİ

Bir konu yada problem ile ilgili olarak öğrencileri düşünmeye yöneltmek, anlaşılmast güç konuları açıklamak ve verilen bilgileri irdelemek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Buluş yoluyla öğretim stratejisinde ve daha çok kavrama düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.2

Bu yöntemde soru sorma, konu üzerinde düşünme, dinleme, kendini ifade etme, aynı konuda farklı görüşlerin olabileceğini anlama ve öğrenilenlerin içselleştirilmesi gibi yararları vardır.

  1. Aşağıdakilerden hangisi tartışma yönteminin en önemli ve belirgin yararıdır? (2003 KPSS-29)
  2. öğrencilere konuşma           alışkanlığını
    kazandırmak
  3. Düşünme becerilerinin gelişimini sağlamak
  4. Demokratik yaşama alışkanlığı kazandırmak
  5. Dinleme becerisi kazandırmak
  6. E) Yeni fikirlerin üretilmesine olanak tanımak
  1. Öğretmen, aşağıdaki yöntemlerden hangisini uzun süre kullanırsa, öğrencilerin öğretme-öğrenme sürecine etkin katılımını sağlamada yetersiz kalır? (2001 KPSS-115)
  2. Buluş yöntemi
  3. Rol oynama yöntemi
  4. Problem çözme yöntemi
  5. Soru-yanıt yöntemi
  6. E) Anlatım yöntemi

Tartışma Yönteminde Kullanılan Teknikler (Tartışma çeşitleri)

Bu tekniklerden bazılar daha sonraki bölümlerde açıklanacaktır.

s     Büyük Grup Tartışmaşy

s     Küçük Grup Tartışması^

s     PaneL

s     Münazara

s     Beyin Fırtınası

s     Zıt Panel

s     Sempozyum

s     Çember

s     Altı Şapkalı Düşünme Tekniği

s     Açık Oturum

s     Forum

s     Kollegyum

Şimdi bunlardan bazılarını (tartışma çeşitlerini) kısaca açıklayacak olursak;

  1. 1. Büyük Grup Tartışması

Sınıf mevcudunun küçük gruplara bölünemeyecek kadar az olduğu 7-10 öğrencinin bulunduğu durumlarda kullanılır. Sınıfın tamamı tartışmaya katılır. Tartışmayı bir lider yönetir. Tartışmaya katılanlar birbirlerini görecek şekilde otururlar. Belirli bir zaman içinde önceden belirlenmiş konu ile ilgili tartışma yapılır. 3

  1. Küçük Grup Tartışması (Vızıltı Grupları)

Tartışmalara daha fazla katılımı sağlamak amacıyla, büyük grupların küçük gruplara bölünmesiyle oluşturulur. Bunun için bütün grup elemanlarının sayısı da dikkate alınarak Grup22, Grup44, Grup6Ç gibi planlamalar yapılır. örneğin Grup66’nın anlamı, sınıf 6’şar kişiden oluşan gruplara bölünecek ve her grup konuyu 6 dk. fısıltı ile (düşük bir sesle) aralarında tartışacak demektir. Sonuçta sınıftaki tüm gruplar konu ile ilgili görüşlerini açıklarlar. Bütün gruplar aynı konuyu tartıştıkları gibi, her grup bir konunun alt boyutlarını da inceleyebilir.

  1. Panel

Bir konunun çeşitli boyutlarının her bir konuşmacı tarafından  açıklandığı   3-5  kişiden  oluşan  gruplara

öğretim llke ve Yöntemleri

103

panel denir. Gruptan bir kişi lider olur. Grup, izleyici
grubun görebileceği ve duyabileceği bir konumda,
ortada lider olacak biçimde oturur. Lider bir açış
konuşması yapar, konuyu duyurur ve konuşmacıları
tanıtır. Konuşmacılara sıra ile söz verir. Sorulacak
soruların önceden konuşmacılara brldirilmesi yararlı
olur. Konuşmacılar ya konunun uzmanıdır, ya da
önceden hazırlıklı olarak panele katılırlar. Çünkü
panelde konuşmacıların yazılı bir metine bağlı olarak
konuşmaları pek uygun değildir. Ancak küçük notlar
alabilirler. Lider zaman zaman ilave sorular sorup,
açıklamalar                  yapabilir.                   Konuşmaların

tamamlanmasından sonra izleyenlerin sorulan alınır. Sorular direkt konuşmacılara yöneltilebileceği gibi, lidere verilip, onun ilgili konuşmacıya iletmesi biçiminde de organize edilebilir. Son aşamada lider bir sonuç konuşması yapar.3

218.Toplumsa! sorunlan sınıf ortamına getirerek bu sorunlara çözüm yolları arayan bir öğretmen, bir başkan ve beş konuşmacıdan oluşan bir ekip oluşturarak konunun farklı boyutlarına hazırlanıp sınıfta tartışmalarını istemiştir.

Öğretmenin       kullandığı       öğretim       tekniği aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-119)

  1. Çember tartışma
  2. Kollegyum
  3. Sempozyum
  4. Brifing
  5. E) Panel
  6. Münazara

Bir konuda karşı fikirlerin tartışıldığı iki grubun bulunduğu tartışmalara denir. Belli bir konunun lehinde ve aleyhinde konuşmak üzere iki grup oluşturulur. Toplantı öncesi konuya ilişkin tüm hazırlıklarını tamamlayan öğrenciler, kendilerine tanınan süre içinde savundukları görüşün haklılığını göstermek ve diğer tarafın görüşlerini ve fikirlerini çürütmek için karşılıklı konuşurlar. Daha sonra kazanan taraf jüri tarafından açıklanır. Münazarada genellikle bir de dinleyici grup vardır. Bu grup beğendikleri konuşmacıları alkışlayarak jüriyi etkilemeye çalışırlar.

Fazla bilimsel olmamakla birlikte bir fikri savunma, söz ustalığı Çabuk cevap hazırlama gibi yetenekleri geliştirdiği için sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Ayrıca öğretmen isterse münazaradan sonra ele alınan konu üzerinde büyük grup îartışması da yaptırabilir.

  1. Zıt Panel Tekniği

Genellikle daha önce Öğrenilmiş konuların tekrarında uygulanır.    Ancak    öğrencilerin    önceden    hazırlık yaptıkları bir konuda da uygulanması mümkündür. Teknik  uygulanırken   önce   bir  lider/yönetici   seçilir. Sonra grup ikiye bölünür.  Bu gruplardan biri soru,

diğeri cevap grubudur. Bunun belirlenmesinde isteğe bağlılık ya da kura çekme yöntemi uygulanabilir. Her iki grup ayrıca kendi içinde 3-4-5 ya da 6’şar kişilik gruplara ayrılır. Tartışılacak konu sınıfa duyurulur. Soru grubu soracağı sorulan, cevap grubu da muhtemel/sorulabileceğini düşündüğü soruların cevaplarını hazırlar. Bu çalışma için sınıf içinde gruplara 10-15 dk. bir süre verilir. Süre tamamlanınca, soru grubu hazırladığı sorulan sorar, cevap grubu da bunlar cevaplar. Eğer cevap verilmezse soru grubu kendi sorusunu cevaplayabilir. Hatta bu anda bir değişiklikle soru soran grup cevap veren, cevap veren grup da soru soran konumuna geçirilebilir. Öğretmen yanıltıcı ve konu dışı soru sorulmasını ve hep aynı kişilerin soru sormasını ve cevap vermesini engellemelidir.4

  1. Sempozyum

İki ya da daha fazla konuşmacının daha çok bilimsel bir konuyu izleyenlere sunmaları ve sonuçta da konunun soru cevaplarla büyük grup tartışması biçiminde ete alındığı bir tekniktir. Konuşmacılar yüzleri izleyicilere dönük biçimde otururlar. Bir başkan sıra, ile konuşmacıları ve konularını izleyenlere tanıtır. Konuşmacılar oturdukları yerden ya da ayakla/kürsüde konulannı sunarlar. Her bir konuşmacı 10-20 dk. içinde sunusunu yapar. Çoğunlukla bu sunular sırasında dinleyicilerle bir iletişim kurulmaz. Tüm konuşmacıların sunularını tamamlamasından sonra başkanın yönetiminde izleyicilerin sorulan alınır. Başkan sorunun içeriğine göre konuşmacıların cevap vermesini sağlar. Başkanın özet konuşması yapmasıyla oturum bitirjlir. Daha çok bilimsel toplantılarda kullanılan bir tekniktir. 3

  1. Çember Tekniği

Genellikle 10-15 öğrencinin katıldığı, çember şeklinde oturarak lider yönetiminde kendilerine sorulan soruları cevapladıkları bir tartışma tekniğidir, öncelikle bir lider ve sorulara verilecek cevaplan not alacak bir sekreter belirlenmesi gereklidir. Tartışmaya katılacak 10^-15 öğrenci çember biçiminde oturur. Lider, tartışma konusu ile ilgili açış konuşmasını yaptıktan sonra, katılanlara sıra ile sorulannı yöneltir. Her bif konuşmacıya 1-2 dakikalık konuşma süresi verir. Konuşmalar sırasında hatalı cevaplar olursa liderin düzeltmesinde yarar vardır. Gerekli görülürse ikinci bîr konuşma turu daha yapılabilir. Bu sırada sekreter verilen cevaplan not almalıdır. Tüm katılanların konuşmalarını tamamlamalarından sonra liderin kapanış konuşması ile tartışma sona erer3

  1. Açık Oturum

Bir grubun önünde konuşma yapılmasıdır. Panelden farkı, üyeler başkandan söz alarak konuşurlar. Başkan

104

öğretim ilke ve Yöntemleh

üyelere söz vererek oturumu yönetir. Tüm sınıf tartış-maya katılabilir.2

  1. Forum

Dinleyicilerinde görüşlerini açıklayabildiği, bir konu etrafında yapılan tartışmalara denir. Değişik görüşlere sahip kişi yada grupların herhangi bir konudaki sorunları, tartışarak bir sonuca varmak için yapılır. Toplantıya katılanlar, soru sormaya, eleştiri yapmaya ve katkıda bulunmaya çalışabilir. Bazen de panelden sonra yapılır.2 Sınıftaki tüm öğrencileri aktif hale getirir. öğretmen ya da liderin denetiminde gerçekleştirilir. ön hazırlık çok önemlidir. Tartışma sırasında hangi konularda görüşler alınacağı önceden planlanmalıdır. Forum tekniğinde kişi ya da kişiler (öğrenci) bir konu ya da sorun hakkında bilgi verirler. Sununun sonunda dinleyiciler konuşmacılara sorular yöneltir. Bir tartışma ortamı oluşturulur. Kendine soru yöneltilen kişi o sorunun cevabını verebilecek en yetkili kişi olarak açıklama yapar.

öğrencilerin ilgisini çekmesi açısından önemlidir. Böylece öğrenciler benzer problemlerle karşılaştıklarında nasıl davranacakları yönünde bir deneyim sahibi de olabilirler. Gerçek bir olay bulunmaması durumunda da, olası olaylar yazılabilir.3 öğrenci merkezlidir. Analiz etme gücü kazandırır. Gerçek bir olay üzerinde uygulama yapmayı öğretir. Problem çözme becerisi kazandırır.

ömek Olav Incelemesi Yöntemi ile ilgili özet bilailer:

Buluş yoluyla öğretim stratejisinde,

davranışları

Kavrama     ve     üst     düzeydeki kazandırmada kullanılır.

 Gerçek hayatta karşılaşılan problemler sınıf ortamında çözülerek öğrenme sağlanır.

 -Buluş yoluyla Öğretim stratejisinin kavrama, analiz, sentez ve değerlendirme düzeylerindeki hedef alanlarının kazandırmasında kullanılır.

  1. Kollegyum

Uzmanların iki panel grubu oluşturarak aynı konuda fıkirlerini belirttikleri tartışmaya denir. iki panel grubu vardır. Birinci grup uzman kişiler, ikinci grup ise öğrencilerden oluşur. Uzman kişiler tartışmaya katkıda bulunarak açıklamalar yapar.2

Tartışma Yöntemi ile ilaili özet bilailer:

s    öğrencileri     herhangi              bir     konu     üzerinde

düşündürerek,   konuları      açıklamayı   ve   verilen

bilgileri farklı  yönlerden       tanımay»  sağlayan bir
yöntemdir.

s Buluş yoluyla öğretim stratejisinde ve kavrama düzeyindeki hedeflerin kazandmlmasında kullanılır.

S öğrencilere karşılıklı konuşma, anlayış, hoş görülü olma gibi özellikleri kazandırır.

  1. ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ

Gerçek hayatta ortaya çıkan problemlerin sınıf ortamında çözümlenerek öğrenmenin gerçekleşmesine dayanan bir yöntemdir.2

örnek olay yöntemi olmuş ya da olması muhtemel bir olayın öğrencilere sunulması ve sonrasında örnek olay içindeki problem çerçevesinde sorulan sorularla tartışma ortamı oluşturulması esasına dayalı bir yöntemdir. örnek olay yazılı metin biçiminde olabildiği gibi, senaryo biçimindeki filmler, gazetelerden, anılardan, çeşitli kitaplardan alınmış parçalarda olabilir. Sunulan   örnek   olayın   güncel   yaşamdan,   olması,

  1. Gerçek hayatta karşılaşılan problemleri sınıf ortamına getirerek tartışma ortamı açarak çözüm yolları bulmaya çalışan öğretmenin kullamldığı öğretim yöntemi aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-46)

£) örnek olay yöntemi

  1. Gösteri yöntemi
  2. Proje yöntemi
  3. Soru-Yanıt yöntemi
  4. E) Problem çözme yöntemi
  5. PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ

Bireylerde üst düzey düşünme becerilerinin gelişimini sağlamayı amaçlar. öğrenciler problemin çözümünde bireysel ya da grup içinde sorumluluk alırlar. Düşünme süreçlerinin kullanılması için zengin fırsatlar sağlanır. Problemin tek bir çözüm yolu yoktur. öğrencilerin bilgi toplama ve problem çözmede etkin rol almajarı sağlanmış olur. Problem çözme, istenilen hedefe varabilmek için etkili ve yararlı olan araç ve davranış-ları türlü olanaklar arasından seçme ve kullanmadır. Problem çözme, bilimsel yöntem, eleştirisel düşünme, karar verme, sorgulama ve yansıtıcı düşünme gibi terimleri içermektedir. Bu yöntem, bir problemin çözümünde, genelleme ve sentez yapmada kullanılır. 2 s Araştırma Yoluyla öğrenme Yaklaşımı’nda kullanılır,

s Bilişsel alanın uygulama, analiz ve sentez ve değerlendirme basamaklarında davranış geliştirmede kullanılır.2

öğretim İlke ve Yöntemleri

105

Problem çözme yönteminde aşağıdaki basamaklar kullanılır.

  1. Problemin hissedilmesi (farkına varma)
  2. Problemi tanımlama
  3. Problemin çözümüne      yönelik      denenceler
    (hipotezler) oluşturma
  4. Veri toplama, analiz ve yorumlama
  5. Denenceleri test ederek doğruluklarını bulma
  6. Çözümü uygulama ve önerilerde bulunma

Yukarıda verilen basamaklar John Dewey tarafından geliştirilmiştir.

Problem Cözme Yöntemi ile ilaili özet bilailer:

s -öğrencinin problem çözme sürecinde türlü alternatifleri geliştirerek, bilimsel yöntemi ve problem çözme aşamalarını kullanarak öğrenmesinin    sağlanmasıdır.

s -Buluş yoluyla öğretim stratejisinde uygulama düzeyindeki hedef alantarının kazandırılmasında etkilidir.

  1. Aşağıdakilerden hangisinin temel özelliği bireylerde üst düzey düşünme becerilerinin gelişimini sağlamaktır? (2003 KPSS-26)
  2. Problem çözme
  3. İşbirliğine dayalı çalısına
  4. Laboratuvar çalışmaları
  5. Demostrasyon
  6. Inceleme-araştırma
  7. Aşağıdakilerden verilen özelliklerden hangisi probleme dayalı öğrenmenin özetliklerinden biri değildir? (2001 KPSS-120)
  8. öğrenci problemlerinin çözümünde bireysel ya
    da grup içinde sorumluluk alma
  9. öğretmenin sonucu söyleyerek öğrencilerin bu
    sonuca ulaşmasını istemesi
  10. Düşünme süreçlerinin kuilanılması için zengin
    fırsatlar sağlama
  11. Tek bir çözüm yolunun olmaması
  12. E) Bilgi toplama ve problem  çözmede  etkin  ro!
    alma
  1. PROJE TABANLI ÖĞRETİM YÖNTEMİ

Öğrencilerin grup olarak yada bireysel olarak bir problem yada senaryo üzerinde yerine getirdiği bir tür problem çözme etkinliğidir. Bu yöntemde genelde öğrencinin bireysel ve grup olarak gerçekleştirdiği öğrenme etkinliğinin sonucunda bir ürün yada performans ortaya koyması söz konusudur. Öğrenci merkezli öğrenmeyi temel alan bu yaklaşımda öğrenci ders senaryoları içerisinde, üst düzey düşünme, problem çözme, yaratıcılık, bilgiyi yeniden düzenleme, sorgulama, irdeleme gibi çatışmalar yaparak etkim öğrenmeye ulaşır. Proje tabanlı öğrenme yaklaşımında öğretmen planlama ve organizasyonda arka planda yer alır ve rehberlik yapar. Değerlendirme ürüne ve sürece yönelik olarak yapılır. Öğretmen ve öğrenciler değerlendirmeyi birlikte yaparlar.2

John Devvey’in İlerlemeci eğitim ilkelerinden yola çıkılarak geliştirilmiştir. Araç-gereç yapımı, öğrenme, çalışma, estetik nitelikli projeler olabilir.

Proje Temelli Öğrenme Yönteminin Özellikleri2 –■. s    Proje tasarısmı öğretmen ve öğrenci birlikte yapar. s    Proje temelli öğrenmede tek çözüm yoktur. Birden

fazla çözüm yolu üzerinde çalışılır. S    Konular derinlemesine öğrenilir. s    Öğrenciler  bireyse!  ve  grup  haünde  çalışır ve

işbiriiği,    sorumluluk,    paylaşma   gibi   özellikler

gelişir. s    Araştırma, sorgulama, yaratıcılık, problem çözme

gibi üst düzey zihinsel beceriler kullanılır. s    Süreç ve ürün birlikte değerlendirilir. s    Öğrenciyi        hayata        hazırlar.        öğrencinin

bağımsızlığını   kazanmasını,   ekip   halinde  çalı-

şabilmesini   ve   problem   çözme   yeteneklerini

geliştirir.

  1. Öğrencilere ilgi ve yetenekleri doğrultusunda araştırma ve bireysel projeler üzerinde çalışma olanakları sunulmalıdır.

Aşağıdakilerden hangisi, bu görüşü benimseyenlerin ulaşmak İstediği sonuçlardan biri değildir? (2004 KPSS-79)

  1. Mantıksal düşünmeyi ve anlamlı öğrenmeyi
    gerçekleştirme
  2. Güdülenmeyi ve etkin katılımı sağlama
  3. Düşünme becerilerini   uygulama   olanakları
    yaratma
  4. Öğrenmeyi öğrenme becerilerini geliştirme
  5. E) Bilişsel alanın       bilgi       basamağındaki
    öğrenmelerin kazanılmasına çalışma

106

öğretim Ilke ve Yöntemleri

  1. Aşağıdakilerden hangisi Proje Tabanlı Öğrenme yaklaşımının kullanıldığı eğitim uygulamalarının temel özellikleri içerisinde yer almaz? (2003 KPSS-20)
  2. Bir senaryo çerçevesinde rol dağılımlar:
  3. Süreç ve ürünün birlikte değerlendirilmesi
  4. Sınıf içi ve dışı araştırmaya dayalı etkinlikler
  5. Sabi! bir içeriğe bağlı konular listesi
  6. işbirlikli çalışma

224.

  1. Çalışmalar genellikle bir senaryo çerçevesinde
    yürütülür
  2. öğrenciler grup halinde Ya da bireysel olarak
    sorumluluklarmı yerine getirirler
  • süreç sonunda ortaya bir ürün konulur
  1. Değerlendirme de ortaya konulan ürün kadar
    öğrenme süreci de önemlidir.

Yukarıda özellikleri verilen öğrenme yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir? (2003 KPSS-23)

  1. Buluş yolu stratejisi
  2. Yansıtıcı düşünme
  3. Proje Tabanlı öğrenme
  4. Tümevarıma öğrenme
  5. E) Tam öğrenme yaklaşımı
  6. ve 226. soruları aşağıdaki bilgilere göre yanıtlayınız. (2001 KPSS-50-51)

Bir öğretmen vatandaşlık dersinde “İnsan Haklarını Engelleyen Etmenler” konusunu işlerken sınıfı 4 ya da 5’erli gruplara ayırmış ve bu etmenlerden birini inceleyerek bu sorunların çözümü için öneriler getirmesini istemiştir.

Gruplara, seçtikleri etmenleri ve çözüm önerilerini anlatırken sergi, drama, gazete, pano vb. Hazırlama yoluna gidebileceklerini söylemiş; çalışmaları hem bireysel hem de grubun ortak çalışmalarına bakarak değerlendirebileceğini belirtmiştir.

  1. Öğretmen aşağıdaki öğretme yaklaşımlarından hangisini kullanmaktadır?
  2. Gözlem yoluyla öğrenme
  3. Proje temelli öğrenme
  4. Yansıtıcı düşünme
  5. Benzetim (simülasyon) yoluyla öğrenme
  6. E) Yaratıcı drama
  1. Aşağıdaki öğretmen davranışlarından hanisi öğrencilerin etkin katılımını, özendirme gücü açısından en zavıftır?
  2. Ülkenin genel   yönleriyle  tanıtılacağını   gruba
    bırakması
  3. Sunuşta, nelerden   yararlanabileceğine   ilişkin
    ömekler vermesi
  4. Tüm ölçütlerin öğretmen tarafından belirlenmesi
  5. öğrencilerin seçimlerini dikkate alması
  6. E) Bireysel katkıya   ve   ortak   ürüne   bakacağını
    belirtmesi
  7. BİREYSEL ÇALIŞMA YÖNTEMİ

öğrencilerin yeteneklerine göre ilerlemelerini sağlamak, bağımstz çalışma alışkanlığı kazandırmak amacıyla kullanılır. Bir öğrencinin bir konuyu yaparak yaşayarak öğrenme yoludur. öğrenciler bir konuyu kendi başına öğrenmek istediği ya da kendi başına çalışmak istediği zaman kullanılır. Araştırma-inceleme yoluyla öğretim modelinde ve tam öğrenme modelinde kullanılır.

Uygulama, analiz, sentez düzeyindeki davranışları kazandırmada kullanılır.

öğrenilecek bilginin belli olduğu, fakat öğrenme yollarının çeşitli olduğu durumlarda kullanılır. Tam Öğrenme Modelinde ve Araştırma-inceleme Yoluyla öğretim Stratejisinde kullanılır. 6

Özellikleri

S    öğrenci merkezlidir s    Yaparak yaşayarak öğrenmeyi esas alır s    Bağımsız çalışma alışkanlığı kazandırır s    öğrenci kendi hızında ilerler S    öğrencilerin kendi öğrenme yollarını kullanmasına imkan verir6

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

S    Amaç ve konu iyi belirlenmelidir.

s     Çalışma planı oluşturulmalıdır

s     öğrencinin yaptığı çalışmalar dosyalanmalıdır

s     Dosya öğrenciyle birlikte değerlendirilmelidir

s     Gerekli düzeltmeler yapılmalıdır6

öğretim İlke ve Yöntemleri

107

  1. Aşağıdaki durumlardan hangisi için öğrenciye proje ya da ev ödevi verilmesi daha önemlidir? (2002 KPSS-3)
  2. öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirmede
  3. Konuların tekrar edilmesinde
  4. Konulann günlük yaşamla ilişkilendirmesinde
  5. öğrencilere bağımsız      çalışma      yeterliliği
    kazandırmada
  6. E) öğrencilerin hazır      bulunuşluk      düzeyini
    yükseltmede
  7. Aşağıdaki durumlardan hangisi için öğrenciye proje ya da ev ödevi verilmesi daha önemlidir? (2002 KPSS-15)
  8. öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirmede
  9. Konulann tekrar edilmesinde
  10. Konulann günlük yaşamla ilişkilendirmesinde
  11. öğrencilere bağımsız      çalışma      yeterliliği
    kazandırmada
E)   Öğrencilerin yükseltmede

hazır      bulunuşluk      düzeyini

BÖLÜM 5 ÖGRETİM TEKNİKLERİ

Başlıca      öğretim      tekniklerini      aşağıdaki      gibi sınıflandırılabilir.1

GRUPLA BİREYSEL SINIF DIŞI
ÖĞRETİM ÖĞRETİM ÖĞRETİM
TEKNİKLERİ TEKNİKLERİ TEKNİKLERİ
Beyin fırtınası s Bireyselleştirilmiş Gezi
Gösteri öğretim Gözlem
■/ Soru-cevap s Programlı Görüşme
s Drama öğretim Sergi
s Rol Oynama s Bilgisayar Proje
Benzetim destekli öğretim ödev
Altı Şapkalı
Düşünme
Tekniği
Mikro öğretim
Eğitsel oyunlar
  1. GRUPLA ÖGRETIM TEKNIKLERI
  2. Beyin fırtınası

Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek, hayal yoluyla düşünme ve fikir üretmek için kullanılan yaratıcı bir tekniktir.1

s Sıra dışı fikirlerin açıklanmasına fırsat verir Grupta problem çözmekle görevlendirilen üyeler mümkün olduğu kadar çok fikir ileri sürerler. Fikirler ile ilgili yorum, eleştiri yapılamaz fikirler kağıtlara yazılır sonrada üzerinde îartışma yapılır. Bir ana fıkre ulaşılmaya çalışılır2

S    Sınırlayıcı olmayan bir yol izlenir.

s    Süre sınırlaması vardır.

Doğal konuşma yapılır iyi-kötü, doğru-yanlış gibi yargılamalar kullanılmaz. Fikirlerin niteliğinden çok niceliği önemlidir.2

s    Gruptaki herkes fıkrini söyleyebilir. Düşüncelerin üretilmesine ve geliştirilmesine önenrT verilir. Özendirici bir ortam oluşturularak katılımcılann serbest konuşabilmeieri sağlanır. Düşüncelerin ifadesi sırasında eleştirilere fırsat verilmez.

  1. Aşağıda verilen durumların hangisinde, beyin fırtınası tekniği verimli bir biçimde uygulanamaz? (2004 KPSS-82)
  2. Süreç boyunca fikirler düzeltilip yönlendirilirse
  3. Sıra dışı    fikirlerin    açıklanmasına    değer
    verilirse
  4. Kullanılan yaklaşımda smırlayıcı olmayan bir
    yol izlenirse
  5. Süre açısından sınırlılık getirilirse
  6. E) Gruptaki herkese sorular yönetilirse

108

öğretim İlke ve Yöntemleri

  1. Bir soruna çözüm bulmak amacıyla, bireylerin eleştiriye yer vermeyen bir ortamda düşüncelerini açıkladıkları, orijinal fikirlerin üretimini sağlamayı hedefleyen öğretim tekniği aşağıdakilerden hangisidir? (2003 KPSS-27)
  2. Tartışma
  3. Benzetim
  4. Rol yapma
  5. Beyin fırtınası
  6. E) Soru-cevap
  7. Belirtilenlerden hangisi “beyin      fırtınası” tekniğinin başarısı engeller? (2002 KPSS-25)
  8. Düşüncelerin üretilmesine   ve   geliştirilmesine
    önem verilmesi
  9. Düşüncelerin niteliğe   de   niceliğe   de   önem
    verilmesi
  10. özendirici bir ortam oluşturularak katılımcıların
    serbest konuşabümelerinin sağlanması
  11. Düşüncelerin ifadesi    sırasında    eleştirilerin
    önlenmesi,        değerlendirilmenin        sonraya
    bırakılması
  12. E) Düşüncelerin ifadesinde            bireylerin
    yönlendirilmesi, görüşlerin düzenlenmesi
  13. Amacr, kısa sürede çok sayıda fîkir üretmek, sorunlara çözüm getirmek ve yaratıcılığı geliştirmek olan etkinlik aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-108)
  14. Problem çözme
  15. Beyin fırtınası
  16. Güdümlü tartışma
  17. Gösteri (demonstrasyon)
  18. E) Grupla öğretim
  19. Gösterip yaptırma

Bir işlemin, bir deneyin nasıl yapıldığını, bir araç-gerecin yada makinenin nasıl çalıştığını öğretmenin önce uygulama yaparak, göstererek ve açıklayarak sonrada öğrenciye yaptırarak öğrenmeyi sağladığı bir yöntemdir. Daha çok psiko-motor davranışların, Bilişsel alanın uygulama basamağının, karmaşık bazı olayların gösterilerek öğrenilmesinde kullanılır. En etkili yönü bir becerinin ustaca ve en uygun bir şekilde nasıl yapılabileceğinin öğretilmesidir,2 Bu nedenle öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmeleri sağlanır. Genellikle psikomotor becerileri kazandırmak amacıyla kullanılır. öğrenilen bilgilerin uygulanmasını gerektirir. Amaç beceri geliştirmektir.

özellikle spor, fen, müzik ve sanat alanlarında kullanılmaktadır. Göze ve kulağa hitap ettiği için öğrenme düzeyi yüksektir. öğrencilerin ilgilerini çekmektedir. Gösteri kısa ve öğrencilerin anlayacağı hızda olmalıdır. Analiz, sentez, değerlendirme düzeyinde davranışların kazandırılması amaçlan-mamaktadır.

  1. Aşağıdakilerden hangisi sınıf  içi   etkinliklerde
    ağırlıklı olarak gösterip yaptırma tekniğine yer
    veren   bir   öğretmenin   hedefleri   arasında   yer
    almamaktadır? (2003 KPSS-25)
  2. öğrencilerin olayları   analiz   edebilmelerim
    sağlamak
  3. öğrencilerin yaparak   yaşayarak  öğrenme-
    lerini sağlamak
  4. Psiko-motor becerileri kazandırmak
  5. öğrenilen bilgilerin uygulamasmı sağlamak
  6. E) Beceri gelişimini sağlamak
  7. Aşağıdaki durumlardan hangisi   için   gösterip
    yaptırma yaklaşımı uygundur? (2002 KPSS-24)
  8. Devinişsel (psikomotor) beceri kazandırma
  9. Olgu ve olayları açıklama
  10. Kavram geliştirme
  11. Bağımsız çalışma alışkanlığı kazandırma
  12. E) işbirliği ve paylaşımı artırma
  13. Soru-cevap

öğretmenin konuyla ilgili önceden hazırladığı soruları sınıfta öğrencilere sorması ve öğrencilerin cevaplaması yöntemidir. öğretmen öğrencilerin düşünme ve yorum yapmalarına olanak sağlayan sorular hazırlamalıdır. Bu teknik, konunun ne kadar anlaşıldığı hakkında dönüt verir. Öğrenci soru sorulacağı için sürekli hazır haldedir.

Soru Sorarken Dikkat Edilecek Noktalar

s Sorular tüm sınıfa sorulmalı, biraz beklenmeli, daha sonra cevabı verecek öğrencinin adı söylenmelidir. Böylece öğrencilerin tümü şoruyu dinleyecek ve cevaplamaya çalışacaktır.

s Soruyu yalnızca bir öğrencinin cevaplamasına izin verilmelidir.

s    Cevap için uygun yeterli zaman tanınmalıdır.

s Öğrencilerden tam cevap beklenmelidir. öğretmen Önemli noktaları açıklamak için soruyu cevaplamamalıdır. Eğer öğrenci soruyu cevaplamakta güçlük çekiyorsa bir başka öğrencinin ona yardım etmesi sağlanmalıdır.

öğretim llke ve Yöntemleri

109

öğrencilerin bir konu üzerinde düşünmelerini sağlar. Öğrencinin ne düşündüğünü ifade etme fırsatı verir. İyi anlaşılmayan noktaları açıklığa kavuşturur. Düzeltilmesi için fırsatlar oluşturur. Öğrencilerde sözlü anlatım becerileri geliştirir.

Doğru   cevap  veren   öğrencilere  “iyi”,   “güzel”,   gibi

sözlerle pekiştirilmeli, yanlış cevap veren öğrencilere

“şimdi hatırlayamadın, arkadaşını iyi dinle sana tekrar

soracağım” gibi sözler söylenmelidir.

Doğru cevaplar hemen pekişirilmelidir. Doğru cevaplar

için ipuçları verilmeli, yanlış cevaplar düzeltilmelidir.

Mümkün   olduğunca   farklı   türden   sorular  sormaya

dikkat edilmelidir. Bunlar; Kapalı uçlu bilgiyi yoklayan

sorular, ilişkisel-birleştirici sorular, genişletme-açık uçlu

sorular şeklinde olabilir.

Örnek;

Genişletme- Trafik kazalarını önlemek için neler

önerirsiniz?

Kapalı uçlu- İstanbul’u kim fethetmiştir?

İlişkisel- Problem çözme ile araştırma- inceleme

yaklaşımları arasındaki ilişkiyi açıklayınız

  1. Dersini işferken bir öğrenciye soru soran ve bu Öğrenciden yanhş yanıt alan bir öğretmenin aşağıdakilerden hangisi izlemesi gereken en uygun yoldur? (2004 KPSS-71)
  2. Ceza kullanması
  3. Öğrencinin, doğru       yanıtt       bulmasını
    sağlayacak başka bir soru yöneltmesi
  4. öğrenciye, yanlış yanıt verdiğini söylemesi
  5. Öğrenciye doğru   yanıt   veren   öğrencileri
    örnek göstermesi
  6. E) Öğrencinin söz  hakkını kısıtlaması
  7. Öğretim süreçlerinde, öğrencilerin bir konu üzerinde düşüncesini ve düşüncelerini ifade etmesini sağlamada, iyi anlaşılmayan noktaları açığa çıkarmada, düzeltmesi için fırsatlar yaratmada ve pekiştirme işlememde kullanılabilecek en uygun yöntem ve teknik, aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-83)
  8. Anlatma
  9. Problem çözme
  10. Soru-yanıt
  11. Tartışma
  12. E) Bireysel çalışma
  1. Öğrencilerin sınıf ortamında bildikleri konular üzerinde kısa konuşmalar yapmasını isteyen öğretmenin ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-45)
  2. Sözdağarcığını zenginleştirmek
  3. Tartışma kurallarını öğretmek
  4. Yaşantıların paylaşılmasını sağlamak
  5. Sözlü anlatım becerisini geliştirmek
  6. E) Öğrencilerin heyecanla     baş     edebilmesini
    sağlamak
  7. Rol Oynama

Rol yapma tekniği; bir fikir, durum yada olayın başkasının kimliğine bürünüp o kişi gibi davranmaya çalışmasıdır. Burada öğrencinin neler söyleyeceği önceden belirlenmiştir. Önceden öğrenciye rolün nasH canlandırılacağı konusunda rehberlik yapılır. Rol yapma bittikten sonra durum yada olay sınıfça tartışılır. Ayrıca rol yapan öğrenciye neler hissettiği sorulur. Bu teknikte sadece problemin çözümü değil katıtanların insanı anlaması, insan ilişkilerinde olumlu tavır geliştirmeleri ve empati yoluyla başkalarını anlamaları sağlanır.

  1. Drama

Doğaçlama, rol oynama ve tiyatro tekniklerinden yararlanarak öğrencilerin yaşantıyı, bir olayı, bir fikri veya soyut bir kavramı oyunsu süreçlerle canlandırmasıdır. Bir tiyatro oyununun sahneye konuluşundaki gibi dramada öğrenciler kendilerini o atmosferin içinde hissederier. Drama öğrencilerin hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini yaşayarak öğreten bir tekniktir.

Drama yönteminden birçok derste yararlanılır. Örneğin: Tarih dersinde ilkçağ konusu işlenirken öğrenciler kendi aralarında grup oluşturur. Giyim, mekan, insan ilişkileri, üretim gibi konularda hazırlanarak sınıfta bunu oynayabilirler ve sonuçta konuyu tartışırlar.

Drama da yer alan Öğrenciler bir anlamda olayın bir parçası olurlar. Drama onlara rolünü oynadıkları kişiliklerle konuşma olanağı sağlar Drama bireysel deneyimlerin gelişmesine katkı sağlar. Öğrenciler duygularını, davranışlarım, fikirlerini ve ilişkilerini geliştirirler.

Dramanın genel olarak iki türü vardır. Bunlar doğal drama ve biçimsel dramadır.3

Doğal dramada oyuncular kendilerini diledikleri gibi ifade ederler. Amaç bireylere serbest konuşma alışkanlığı kazandırmak, onların duygu ve düşüncelerini    kendi    sözcükleriyle    istedikleri    gibi

110

Öğretim İlke ve Yöntemleh

açıklama yapmalarına imkan sağlamaktadır.3 Kendilerini geliştirirler, araç gereç gerektirmez.

Bicimsel drama daha çok yetişkin bireylere yöneliktir. Bunda oyunlar daha ciddi ve planlıdır. Oynanacak oyun ya da hikaye, oyuncular tarafından paylaşılmış, provası yapılmıştır. Her iki drama türünün pek çok çeşidi vardır. Bunlar arasında serbest oyunlar, hikayeleri sahneleme, resimlerle hikaye sahneleme, radyo ve TV haber ve yayınlarını taklit etme ve gölge oyunları doğal dramaya örnek olabilir. Kuklalar, pandomim ve diğer bazı oyunlar da biçimsel dramaya örnek verebilir.3

Dramanın, biçimsel drama türü olarak kabul ediiebilecek bir biçimi de yaratıcı dramadır: Yaraîıcı dramayı genel hatları ile inceîemekte yarar vardır.

Yaratıcı Drama

Yaratıcı drama, bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor becerileri kazandırmada etkili olabilen, önceden hazırlanmış bir metin olmadan rol alanların kendi yaratıcılık özelliklerini kullanarak oluşturdukları rolleri sundukları bir Öğretim yöntemidir.3

s Rol oynama ile drama arasındaki fark; Rol oynamada birey, başka birinin kimliğine bürünerek dünyaya başkasının penceresinden bakmaya çalışır. Drama da ise bireyde gelecekte veya başka ortamlarda karşılaşabileceği durumlara muhtemel çözüm yollarını oynayarak hazırlıklı olmayı içerir.

  1. Benzetim

öğrencilerin bir konuyu gerçekmiş gibi ele alarak üzerinde çalışma yaptıkları bir tekniktir. Gerçek ortam ve araçlar kullanılarak yapılması tehlikeli ve pahalı olan durumlarda başvurulması gereken bir yöntemdir. Gerçek durumlar model yada sanal ortamda (bilgisayar) yaratılabilir. Uçak eğitimi, kadavra üzerinde ameliyat vb. Bu teknikte bilgisayardan sıkça yararlanılır. Öğrenme düzeyi oldukça yüksektir. Yavaş öğrenen öğrenciler için faydalıdır.

  1. Âşağıdaki yöntem ve teknikler dikkate alındığında hangisinde öğretmen etkinliği diğerierine oranla daha baskındır? (2003 KPSS-28)
  2. Gösterip yaptırma
  3. örnek olay
  4. Tanışma
  5. Benzetim
  6. E) Düz anlatım
  7. Altı Şapkaiı Düşünme Tekniği

öğrencilere yeni fıkır üretmenin yollan öğretilmeye çalışılmakta, öğrencilerden düşüncelerini kullanılan şapkaların gerektirdiği biçimde ortaya koymaları ve

mevcut problemin çözümü konusunda görüşler üretmeleri istenilmektedir. Böylece birey giydiği şapkanın gerektirdiği biçimde düşünce üretmeye çalıştığı için, düşüncenin sadeleştirilmesi gerçekleştirilebilmektedir. Uygulama sırasında şapkalar değiştirilerek, istenildiği anda başka bir düşünme biçimine geçiş mümkün olabilmektedir. Teknik, altı farklı renkte şapka ve bunlara yüklenen anlama göre görüş oluşturma esasına dayanmaktadır.3 Şapkaların renkleri ve özellikleri aşağıdaki gibidir;

Beyaz Şapka: Tarafsız

Kırmızı Şapka: Duygusal, kişisel

Siyah Şapka: Kötümser

Sarı Şapka: İyimser

Yeşi! Şapka: Yenilikçi, üretken

Mavi Şapka: Serinkanlı, analizci

  1. Mikro öğretim

öğretmen eğitimde kullanılan ve az sayıdaki öğrencinin grup çalışmalarıyla gerçekleştirdiği.-. bir tekniktir. Dersler kısa tutulur. Her öğrenci konusunu sunar, sunu video, teyp vb. kayda alınır. Dersten sonra sunu birlikte izlenir ve tartışılır ve değerlendirilir.2 Yüz yüze eğitimin gerçekleştirildiği sınıf içi uygulamaları kapsayan bir tekniktir. 6

239.

  • Hizmet öncesi öğretmen eğitiminde kullanılır.
  • öğrenci sayısının az olması önemlidir.
  • Dersler 515 dk. tutularak oluşan süreç içinde
  • Kaydedilen süreç sınıf içinde izlenerek tartışılır.
  • öğretim becerileri gözlem ve dönütlere göre
    tekrarlanır böylelikle bu beceriler geliştirilmeye
    çalışılır.

Yukarıda özellikleri sıralanan öğretme öğrenme yönteminin ya da tekniğinin adı nedir? (2004)

  1. Münazara
  2. Programlı öğretim
  3. Bireyselleştirilmiş öğretim
  4. Mikro eğitim
  5. E) Görüşme
  6. Öğretmen adaylarının sınıfta sunduğu dersin video kayıtlarma bakıiarak davranış düzeftme ve geliştirme yöntemine en ad verilir? (2002 KPSS-19)
  7. Ekiple öğretim
  8. Mikro öğretim
  9. işbirliğine dayalı öğretim
  10. Birebir öğretim
  11. E) Programlı öğretim

öğretim ilke ve Yöntemleh

111

  1. Eğitsel oyunlar

öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini sağlayan bir tekniktir. öğrenciye neşeli ve rahat ortam sağlanmakta, sınıf içi çalışmalara da değişiklik getirmektedir. Konular oyuna dönüştürülerek ilgi çekici duruma getirilir. 2 Kart oyunları, bilmeceler, bulmacalar buna örnektir.6

somut yaşantılar sağlamak ve okul-yaşam arasındaki bağı kurmak amacıyla yapılan planlı ziyaret tekniğidir.2 Gezi iyi planianmalıdır. Gezi yapılacak kurumdan ve okul müdürlüğünden izin alınarak gezi programının bütün boyutları öğrencilerle birlikte planlanmalı ve yürütülmelidir. Gezi sonuçları sınıfta tartışılmalı ve raporlaştırılmalıdır. Özellikle duyuşsal davranışların kazanılmasında etkilidir.

  1. BİREYSEL ÖĞRETİM TEKNİKLERİ
  2. Bilgisayar Destekli Öğretim

Bilgisayar öğretiminde öğretmene yardımcı bir öğretim

aracı olarak kullanılır.

s    öğrenciler   için,   renkli,   hareketli,   animasyonlu

olarak hazırlanan eğitim CD leri aracılığı ile öğ-

renme zevkli ve ilgi çekici hale gelir.

s Bilgisayar öğretmenin yerine geçen bir araç değil, öğretmene yardımcı olan, öğretimi tamamlayıcı bir destek aracıdır

  1. Bireyselleştirilmiş Öğretim (Keller modeli)

Öğrenci merkezli bir öğretim tekniğidir. Öğretmenin rolü öğrenci merkezli öğrenme etkinlikleri düzenlemektir. öğrencinin öğrenme hızına bağlı olarak öğretim tasarlanır. Öğrencilerin öğretim etkinliklerinden sorumlu olmaları amaçlanmaktadır. Programlı öğretim ve bilgisayar destekli öğretim bu yaklaşıma hizmet eder.

öğrencilerin bireysel ayrılıklarına göre farklı çalışmalar yaptırılmasını gerektirir. Bir sınıfı oluşturan öğrenciler arasındaki öğrenme ve bireysel farklılıklarının giderilerek her öğrenciye hızına uygun öğretim yapılması sürecidir. öğrenme stili, tarzı önemlidir. Yapılması gereken bireysel çalışmalar;

*     Dönüşümlü günlük çalışmalar,

s     Beceri çeliştirme çalışmaları

s     Planlı grup çalışmaları

V    Düzey geliştirme çalışmalan yapılır.

Özellikleri;

 Yetersizlik    ve    eksiklikleri    tamamlamada

kullanılır

 Beceri geliştirmede kullanılır

 Bireysel hızda ilerlemeyi sağlar

241.Eğitsel   gezilerin   temel   amacı  aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-47)

  1. Boş zamanları değerlendirmek
  2. Öğrenciler arasında yardımlaşmayı geliştirme
  3. Ilk elden somut yaşantılar sağlama
  4. Öğrencilerin hazır oluş düzeyini yükseltme
  5. E) Öğrencileri sınıf   ortamının   monotonluğundan
    kurtarmak
  6. Gözlem

Bir nesneyi, durumu gözleyerek doğrudan bilgi edinme yoludur. Uygulama basamağındaki davranışlann kazandırılmasında kullanılır.

Öğrencilerin gerçek hayat içinde ya da yapay ortamlarda (laboratuar, sınıf) olayları, nesneleri, insanları bir plan dahilinde izlemeye dayalı bir tekniktir. Belirli bir nesne, olay ya da durumla ilgili bilgi toplamak amacıyla yapılır.2

Doğrudan bilgi edinme yollarından biridir. Uygulama basamağındaki davranışların kazanılmasında başvurulabilir.

  1. Sergi

öğrencilerin, öğrenme sürecinde ürettikleri ürünlerin değerlendiği ve paylaşmayı sağlayan bir tekniktir. Hazırlanan ürünler; sınıf sergileri, fuarlar, şiir, kitap, resim, heykel sergileri gibi etkinliklerle ortaya konulur. Bu teknikte öğrencilerin yaratıcılığı, üretkenlikleri, becerileri geliştirilir ve öğrenme süreci ile ilgi çekici, doyum sağlayıcı bir anlama kavuşur. Öğrenci aynı zamanda yaparak-yaşayarak ve planlı iş yapma alışkanlıkları kazanır2

öğrenme araç ve ürünlerini gezip görmek, tanımak amacıyla yapılır. 6

  1. SINIF DIŞI ÖĞRETİM TEKNİKLERJ
  2. Gezi

Okul ve sınıf çalışmalarını tamamlamak, ünitede geçen konuları doğal ortamında görmek, öğrencilere ilk elden

  1. Ev Ödevi

Öğrencilerin sınıf dışında yaptığı ek öğrenme etkinliği olarak gerçekleştirilir. Eksikleri tamamlamak, davranışları pekiştirmek ve geliştirmek, gelecek konulara hazırlık yapmak amacıyla kullanılır. Her öğrenciye ayrı ayrı ödev verilebileceği gibi grup ödevleri de verilebilir. 6

112

öğretim llke ve Yöntemleh

Ödevlerin özellikleri

s    ödev açık, net ve anlaşılır olmalı

s öğrenciye öncelikle sınıfta anladığı ve öğrendikleri konuların tekrarını ve alıştırmasını yapmaya dönük ödev verilmelidir,

s    ödevlerle ilgili öğrenciye anında dönüt verilmelidir.

s En çok okulda kazanılan davranışların pekiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılır.

s    Mutlaka eğitsel bir değer taşımalıdır.

s ödev, öğrencinin bireysel yapabileceği içerikte verilmelidir. Zor ve karmaşık ödevleri yapamayan öğrenciler başkalarından yardım istemekte ve bu sürede olumsuz psikolojik durumlar yaşamaktadırlar.

s Ödev, öğrencinin gelişim düzeyine uygun ve normal süre için verilmelidir.2

  1. Görüşme

Öğrenme konusuyla ilgili bilgileri uzman kişilerden alarak sınıf ortamında aktarmaya dayalı bir tekniktir. Uzrnan kişi sınıf ortamına getirilebilir veya görüşme ziyaret etme şeklinde gerçekleştirilir. Uzman kişinin açıklamaları ve bilgileri konuyu yaşayan birisi olması sebebiyle daha gerçekçi ve etkileyici olabilir.2

  1. Aşağıdakilerden hangisi öğrencilere verilen ev ödevlerinin en çok kullanıldığı durumdur? (2003 KPSS-30)
  2. öğrencinin hoş zamanlarını
    değerlendirmelerini sağlamak.
  3. öğrenciler arasında iletişimi kuvvetlendirmek.
  4. Okulda kazanılan davranışların pekiştirilmesini
    sağlamak.
  5. Ailedeki diğer bireylerin de öğrenmeye katkısını
    sağlamak.
  6. E) öğrenci başarısını daha çok ölçmeyle yapmak.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. Öğretmen Adayları İçin Konu Anlatımlı KPSS

Ankara: Pegem A Yayınları 2004

  1. Oktaylar, Hasan Can. Öğretmen Adayları İçin Konu
    Anlatımlı, Örnek Çözümlü KPSS. Ankara; Yargı
    Yayınevi, 2004
  2. Taşpınar, M. Kuramdan Uygulamaya Öğretim
    Yöntemleri. Elazığ: Üniversite Kitabevi, 2004
  3. Sönmez, Program Geliştirmede Öğretmen Ei
    Kitabı. Ankara: Anı Yayıncılık. 2001
  4. Demirel, özcan. Planlamadan Değerlendirmeye
    Öğretme Sanatı. Ankara: Pegem Yayınları, 2003
  5. Tan, Şeref. KPSS Eğitim Bilimleri Ankara: Empati
    Yayınevi, 2004
  1. Bir öğretmen ödev verirken, aşağıdakilerden öncelikle hangisine dikkat etmelidir? (2001 KPSS-113)
  2. Eğitsel değer taşımasına
  3. Uzun zaman almamasına
  4. Konusunun yakın çevreyle bağlantılı olmasına
  5. Bilgi toplamayı gerektirmesine
  6. E) Bireysel olarak yapılabilmesine

Program Geliştirme

113

GİRİŞ

Eğitim insanı temel alır ve onun öğrenmesiyle başlar. öğrenme yeteneği olmadan eğitim olmaz. Eğitimin başlangıcı, insanın insan olarak çevresiyle etkileştiği güne kadar uzanır. Birey davranışlarının hemen tamamını başkalanyla etkileşerek, onları gözleyip taklit ederek öğrenir. Bu anlamda birey, doğduğu andan başlayarak çevresinin etkisindedir. Başkalarının etkisi altında yeni davranışlar kazanması onun eğitilmesi demektir

Eğitim

Bireyin davranışında kendi yaşantısı yoiuyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir.(1)

Formal Eğitim (Kasıtlı Eğitim)

Bireyin kendisi ya da bir başkası tarafından kazanılacak davranışların planlanıp kontrol edildiği eğitimdir. Planlı, amaçlt ve düzenli bir şekilde gerçekleşir.

İnformal Eğitim

Bireyin farkma varmadan gerçekleştirdiği öğrenmelere

denir.

Bunlar karşılaştırmalı olarak şöyle açıklanabilir;e

FORMAL EĞİTİM INFORMAL EGITIM
Amaçlı ve planlıdır Amaçlı ve planlı değil, gelişigüzeldir.
Çoğunlukla       öğretmen tarafından          planlanır, öğretim                  yoluyla gerçekleşir Planlı olmadığı için, bulunulan ortama göre şekillenir
Başlangıçtan       sonuna kadar                 kontrollü ortamlarda gerçekleşir Bireyin yaşadığı kontrollü yada kontrolsüz her ortamda gerçekleşir
Çoğunlukla okul vb. yerlerde oluşur işyerinde, arkadaş grubu içinde, okulda, kısaca yaşamın her anında oluşur
Amaç,   bireylere  olumlu davranış kazandırmaktır Olumlu davranışlar yanında istenmeyen davranışlarda oluşabilir

Formal eğitimin gerçekleştiği ortamlar içinde okulun ayrı bir önemi vardır. Okulda bireyler çoğunlukla öğretim yoluyla davranış kazanırlar. O halde öğretim nedir ?

Öğretim

Bu davranış değişikliğini okulda planlı ve programlı bir

şekilde yapılması sürecidir.

s    formal eğitimin birey dışındaki unsurlarca kontrol

edilmesidir.

s Bireyin bir başkası tarafından eğitilmesidir.(1) Eğitim her yerde, ancak öğretim daha çok okulda yapılmaktadır. Eğitim süreci, çok boyutludur,

süreklidir, yaşam boyu devam eder, yaşantılarla

kazanılır. Zaman ve yer açısından sınırsızdır ve her

şeyden önemli olarak da kültürü oluşturur. öğretme

ise öğrenme etkinliklerini yönlendirme ya da

kılavuzlama işidir.

Eğitim kurumlarının işlevleri dört ana başlık altında

toplanabilir;

I.Toplumsal (Kültür aktarımı)

  1. Siyasal (Yönetici yetiştirme)
  2. Ekonomik (insan gücü yetiştirme)
  3. Bireyi geliştirici (Bireylere iş, uğraş verir, ilgi
    alanlarını geliştirir)

Program

Gelecekle ilgili yaşanılması istenenlere ulaşmak için, elde bulunan imkanları düzenlemektir.(1)

  1. Bireysel, toplumsal ve kültürel yaşamın her
    alanında “bilinçli, düzenli, planlı ve yöntemli”
    insan çabalarının ve etkinliklerinin ana öğesi
    durumuna gelir.

Bu tür çabaların ve etkinliklerin en yoğun olduğu alan, kuşkusuz, “eğitim”dir

Eğitim programı

Bireyin okul içi ve okul dışı planlı tüm eğitim etkinliklerini içine alan öğrenme yaşantıları planıdır.9

  1. Eğitimin hedeflerine ulaşmak için yapılacak
    etkinlikler dizgesine eğitim programı denir

Öğrenen, yaşam boyu devam eden süreçle sürekli öğrenme   arzusunda   olan bireydir.   Bireyi öğrenme   sürecinin   temeline aldığımızı ve onu bir öğrenen olarak gördüğümüzü kabul edebiliriz. Okulda ifadesi ile okul içinde yapılan tüm etkinlikler ile sınıfta öğretilen tüm dersleri içine alan öğretimi, okul dışında derken de okul çevresinde ve program dışı etkinlikler olarak dile getirilen örtük program etkinliklerini kapsadığı söylenebilir. Eğitimde planlanmış etkinliklerin önemi büyüktür. Eğitim bir bakıma kasıtlı kültürleme yolu olarak görüldüğünden eğitim programlarının planlı olması gereği bu deyişle kendiliğinden ortaya çıkmakladır. öğrenenlere öğrenme yaşantıları sağlamak eğitim programları aracılığı ile olmaktadır.

Öğretim Programı

Eğitim programı içinde önemli bir yeri olan okuldaki dersler ve bununla ilgili etkinliklerle sınırlandmlmış o!an bir kılavuzdur.9

Bireye kazandırılması düşünülen davranışların ne olduğu, bu davranışların nasıl kazandırılacağının, kazandırılıp kazandırılmadığının nasıl anlaşılacağının gösterildiği dokümana denir.1

114

Program Geliştirme

Ders Programı

öğretim programı kavramında sözü edilen dersler için hazırlanmış bir programdır. Bir başka deyişle, öğretim programını oluşturan derslerin planlandığı ve bu planlama içinde derslerin amaçlan, içerikleri, öğrenme-öğretme etkinlikleri ve değerlendirme esaslarının yer aldığı bir kılavuz plan olarak tanımlayabiliriz.9

7       Bir ders içerisinde hedeflerin bireylere nasıl kazandırılacağına ilişkin etkinliklerin düzenlendiği planlardır.(4)

Her üç program kavramını bütün olarak düşündüğümüzde şunlar söylenebilir. En geniş kapsamlı program eğitim programıdır. Bu program öğretim programını içine almakta, ders programlan da öğretim programını oluşturmaktadır.

Program Geliştirme

Eğitim programının hedef, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme öğeleri arasmdaki dinamik ilişkiler bütünüdür.(3)

Bir eğitim programında yer alan dört temel öğenin birbirleri arasmdaki ilişkiler bütününe program geliştirme denir. Bu dört Öğe;

  1. Hedef
  2. Içerik
  3. öğrenme-öğretme süreci
  4. ölçme ve değeıiendirme (sınama durumları)

Hedef

Yetiştirilecek bireyde bulunması uygun görülen eğitim yoluyla kazandırılabilir istendik özelliklerdir.(2)

İçerik

Bir programın içinde bulunması gereken konuların düzenlenmiş bütünüdür.*2* Öğrenme-Öğretme Süreçleri Eğitim durumlandır. Belli bir zaman süresi içinde bireyi etkileme gücünde olan dış şartlardır.<2)

Ölçme ve Değerlendirme (sınama durumları)

öğrencide gözlenmeye karar verilen istendik davranışların kazanıhp kazanılmadığı hakkında bir yargıya varma işidir.(2)

Müfredat

Bir dersin yalnızca ünitelerinin ve konularının belirlendiği listedir. Konuların düzeneği olarak da ifade edilir.(4)

  1. Eğitim, bireyin davranışında yaşantıları yoluyla istendik değişmeler oluşturma sürecidir. Bu tanımda, “istendik” sözcüğü ile anlatılmak istenen temel koşul aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-93)
  2. Eğitimin hedefleriyle ilgili olma
  3. Bireyin isteklerini dikkate alma
  4. Güncel gereksinimleri karşılama
  5. Bireye fıziksel güç kazandırma
  6. E) Toplumsal yardımlaşmayı artırma

PROGRAM GELİŞTİRMENİN FELSEFİ TEMELLERİ

Felsefe, bir okul için düşünce tarzını, görüşleri, inançları yansıttığı ve hedef ile içeriği etkilediğinden program geliştirmede önemli bir yer tutar.

Felsefe, kişisel inanç ve değerlerimizle ilgilenmemize, kim olduğumuzu, var olma nedenimizi ve bir ölçüde nereye gideceğimizi anlamamıza yardımcı olur. Gerek bireyi, gerekse toplumu ve konu-alanım ele ahrken neye önem verileceğinin temelinde felsefı görüş ve tutumlar vardır. Felsefe, gerçeğin temellendirilmesine dayalı bir bağ kurma süreci ve bu sürecin sonunda elde edilen ürünlerin dirik bir bütünüdür. Temel olarak dört felsefeden söz edilebilir Bunlar;(3)

  1. İdealizm (İdealistlik)

İdealist görüş gerçekçiliği ruhsal sayan bir felsefe öğretisidir. Gerçeğe giden yolun sadece bilimsel yöntem olduğunu kabul etmez; sezgisel düşüncenin de bilimsel tutum kadar önemli olduğunu savunur. Bu görüşte değerler mutlaktır ve değişmez bir yapıya sahiptir; gerçek bilgi ise aklın ürünü olan bilgidir. iyi, doğru ve güzelin evrensel olduğunu savunan bu görüşe göre, öğrencilere yaşayan değerler ve bu değerlerle nasıl yaşayacağı öğretilmelidir. Idealizmde gerçek akıldır ve madde bir bakıma onun ürünüdür. Gerçeklerle ilgili olarak, bir yargının doğruluğu, söz konusu yargının diğer yargılarla uyuşmasına bağlıdır. Çünkü idealist görüşte tutarlılık kavramı önemli bir yer tutar. Bu görüşe göre okul kültürel mirası oluşturan değerleri öğretmelidir. (esasicilik)

  1. Realizm (Gerçekçilik)

Bu görüşe göre varolan her şey gerçektir. Dış dünyanın insan algılarından bağımsız olduğu varsayımından hareket eden gerçekçilikte, maddenin varlığına olan inanç temeldir. Bir savın ya da inancın doğruluğu, dile getirdiği nesne ya da olgunun var olmasına bağlıdır. Duygu ve arzulardan öte akla bağımlı olması, bu görüşü modern bilimin temelini oluşturan nesnelliği yansıtmasına olanak vermiştir. Gerçekçiler, idealistlerin öngördükleri gibi zihnin

Program Geliştirme

115

kendi dünyasını yaratması yerine, insan zihnînin yaşadığı çevre ile bilgi alışverişinde bulunduğunu varsayarlar. Gerçekçi görüş temelde idealist görüşe karşıt olarak oluşturulmuş bir görüştür. (Daimicilik, Esasicilik)

  1. Pragmatizm (Yararcılık)

Yararcılık, 19. yüzyılda Amerika’da ortaya çıkan bir felsefi akımdır. Yararcılığın özü, bir düşüncenin, bir kavramın ya da bir kuramın bir eylem planı ya da tasarısından başka bir şey olmadığını ve doğruluğun da yalnızca bu düşüncenin başarısından oluştuğu görüşüdür. Bu görüşte önyargıların yeri yoktur. W, James’e göre yararcılık; Amprizm’den daha köklü ve daha az sorunla karşılaşacak bir yöntemdir ve deneyim felsefesinin daha akılcı ve eleştirici bir uygulamasıdır. Bir fikrin, bir inancın ve bir hipotezin sonuçlarını değerlendirerek gerdeğe varma yoludur. Yararcılık, insan deneyimine dayandığmdan eğilim amaç ve yöntemlerinde esnekliğe, sürekli deneme ve düzeltmelere olanak tanır. Buna bağlı olarak eğitimde çıkış noktası konu değil çocuktur. Çocuğun tüm yaşamı bir bütün olduğundan eğitim; yaşama hazırlıktan öte yaşamın kendisidir. Bu görüşü benimseyen eğitim anlayışında bireysel özellikler ve çocuğun etkin katılımı önemlidir.(llerlemecilik ve yeniden kurmacılık)

  1. Existentialism (Varotuşçuluk)

Varoluşçu görüşe göre eğilimin amacı özgürlüklerin artmasıdır. Her bir öğrencinin, kendi değerler sisteminin özgürce ve yetişkinlerin zorlaması olmasızın geliştirilmesine izin verilmeli ve yardımcı olunmalıdır. Fakat bu görüşün eğilim sürecine yaklaşımındaki kesin tutum, bilgi düzeyi, eğitim süreci, birey- grup etkileşimi, öğretmen ve öğrenci konularına ilişkin varolan uygulamaları reddetmesi onun uygulanabilirliğini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, bu görüşü sistematik bir eğitim kuramı olarak görmeyenlerin sayısı oldukça fazladır. Böylesi bir yaklaşımda öğretmenin rolü; ne rekabet eden bir kişilik olarak hizmet eden idealci ve bilgi veren gerçekçi, ne de sorun yaratan durumlarda danışman olarak hizmet eden yararcı bir davranış kalıbı değildir. Varoluşçu öğretmen; yardıma gereksinim duyan öğrencinin yardımına koşan ve kişiliğin geliştirilmesine yardım etme zorunluluğunda olan bir kişidir.(Yeniden kurmacılık)

245.

  1. Sosyal ve demokratik yaşamı geliştirme
  2. Zihinsel açıdan üst düzeyde seçkin bireyler
    yetiştirmek
  • Toplumu yeniden yapılandırarak geliştirmek
  1. Bireylere zihinsel yetilerini geliştirmelerinde
    yardımcı olmak

Aşağıdakilerin hangisinde bu vurgulamaları ön plana çıkaran eğitim felsefesi akımları doğru sıralanmıştır? (2004 KPSS-87)

I II III IV
A) Daimicilik Esasicilik ilerlemecilik Yeniden
Kurmacılık
B) Yeniden İlerlemecilik Esasicilik •Daimicilik
kurmacılık
C) Ilerlemecilik Yeniden Esasicilik Daimicilik
Kurmacılık
D) İlerlemecilik Daimicilik Yeniden Esasicilik
Kurmacılık
E) Esasicilik Daimicilik Yeniden İlerlemecilik
Kurmacılık

EGITIM FELSEFELERI

Eğitim de diğer bilimler gibi nereye yöneleceği konusunda felsefeden yararlanmalıdır. Eğitime yön veren dört temel felsefe vardır;

  1. Daimicilik
  2. Esasicilik
  3. İlerlemecilik
  4. Yeniden Kurmacılık

Bu dört felsefeden her biri köklerini daha önce adı geçen dört temel felsefeden alır. Daimicilik-realizmden, esasicilik- idealizm ve realizmden, İlerlemecilik ve yeniden kurmacılık- yararcılıktan (pragmatizm) ilham alır. Yeniden kurmacılığın bazen varoluşçulukla da ilgisi vardır.

  1. Daimicilik (Prennialism)

Bu görüşü savunanlar eğitimin evrensel nitelikteki belli gerçeklere göre şekillendirilmesi üzerinde dururlar. Bunlara göre insanın doğası ve ahlaki ilkeleri değişmez. İnsanların bu değişmez gerçeklere göre yetiştirilmesi gerekir. Eğitim; sağlam ve doğru karakterli insan tipi yetiştirme işiyle uğraş vermelidir. İnsan doğasının en önemli yanı akıldır. Bu nedenle, eaitimde insan zihninin gelismesine (entelektüel egitime) önem verilmesi gerekir. Daimicilik görüşünün temel ilkeleri şunlardır:

s    Değişmeyen Evrensel Bir Eğitim

s    Entellektüel Eğitim

s    Eğitim hayalın bir kopyası değil, ona hazırlıktır.

116

Program Geliştirme

s    Çocuklara ve gençlere dünyanın hem manevi

hem de maddi gerçeklerini

tanıtacak bilgiler verilmelidir. s    Büyük kitaplar (klasik eserler) eğitimi

  1. Esasicilik (Essentialism)

Esasicilik, bir felsefeye dayalı olmaktan çok doğrudan doğruya bir eğilim hareketi olarak ortaya çıkmıştır. Bu görüşe göre insanları eğitilmiş olarak kabul edebilmek için bütün insanların sahip olması gereken esaslar vardır. Esasiciler daha çok programların konu alanı üzerinde durur ve zamanın tecrübesinden geçmiş kalıcı temel konuların ve değerlerin seçimine önem verirler. öğretmen otoritesinin sınıfta yeniden yerine oturtulmasını savunurlar. Bu görüşe göre geçmişten gelen temel bilgi ve değerlerin önemli yanlan korunup yeni kuşaklara öğretilirse, yeni kuşaklar için geçmişin başarıları üstüne daha mükemmel bir uygarlık yaratabilirler. Bu görüşün dayandığı temel ilkeler şunlardır:

s    öğrenmenin doğasında çok sıkı çalışma ve çoğu

zaman zorlama vardır. s    Eğilimde ve öğretimde girişim öğrenciden çok

öğretmende olmalıdır. •/    Eğitim sürecinin özünü, konu alanının çok iyi

özümlenmeni oluşturur. s    Okulda zihinsel disiplin yaklaşımının geleneksel

yöntemleri kullanılmalıdır.

  1. İlerlemecilik (Progressivism)

llerlemecilîk, pragmatik felsefenin eğitime uygulanışıdır. Pragmatik felsefe, değişmeyi gerçeğin esası olarak görür. Bu nedenle de eğitimin sürekli bir gelişim içinde olduğu öne sürülür. Eğitimciler yeni bilgi ve çevredeki değişmeler ışığında politika ve yöntemlerini ayarlamaya hazır olmalıdır, eğitimin özü topluma uyum, dış dünyaya uyum değil; tecrübenin sürekli olarak yeniden inşa edilmesindedir.

  1. Yeniden Kurmacılık (Retonstrııctionism)

Bu eğitim akımı, ilerlemeciliğin bir devamı olup son gelişen akımlardan biridir. Akımın dayandığı felsefe yararcıiıktır (pragmatizm). John Devvey, Isaac Bergson ve T. Brameid bu akımın temsilcilerindendir Bu akımdaki temel görüşlere göre eğitimin amacı, toplumu yeniden düzenlemek ve toplumda gerçek demokrasiyi yerleştirmek olarak kabul edilmektedir. Bu görüşe göre eğitim; açık seçik bir sosyal reform hareketi geliştirmede önemli araçlardan biridir. Eğitim yeni bir toplumsa! düzen yaratmaya girişmelidir. Bu akımın bir görüşüne göre de toplumsal değişmede temel sorumluluk okullardadır. Bu işte esas güç öğretmenlerdedir. Okul yeni bir toplumsal gelişmeye imkan verecek biçimde geleceğe yönelik olmalıdır. Bu akımın önemli özelliği, eğitimin davranış bilimlerinin bulgularına dayalı olarak, yeniden inşa

edileceğine inanılmasıdır.Sosyal ve demokratik yaşamı geliştirmeyi amaç edinir.

PROGRAM TASARIMI YAKLAŞIMLARl

/

Eğitim programı tasarımı, bir programın hangi öğelerden oluşacağının ortaya çıkarılması sürecidir. Program tasarımı, endüstriyel tasarım kavramında da olduğu gibi öğretimin düzenlenmesini anlamlı bir bütünlük içinde ele almayı amaçlar.

Eğitim programları tasarımlannı geliştirmede genelde üç temel yaklaşım izlenmektedir.3 Bunlar; 1.     Konu Merkezli Program Tasarımları 2     Öğrenen Merkezli Program Tasanmlan 3.     Sorun Merkezli Program Tasarımları

Bütün yaklaşımlarda programın öğeleri aynıdır. Fark, bu öğelerin düzenlenişi, öğeler arası ilişkiler ve temele alınan değerdedir. 5

  1. Konu- Merkezli Program Tasarımlan

Eğilim uygulamalarında en yaygın kullanılan bir tasarım şeklidir. Okullarda uygulanan eğitim programlarının büyük bir çoğunluğu bu tasarım yaklaşımıyla düzenlenmiştir. Bu yaklaşım dört ana şekilde görülür.

  • Konu Tasarımı: Aklın, insanı farkh kılan bir,
    unsur olduğuna ve bilginin aranması ve elde
    edilmesinde buna gerek olduğuna inanılmasıdır.
  • Disiplin Tasarımı: Bu yaklaşımda eğitim
    programı, akademik disiplinler üzerinde
    yoğunlaşmasına karşın, aslı yine de konu tasarımı ile
    aynıdır. Bu yaklaşımda konuların ne şekilde verildiği
    ve hu bitgilerin nasıl kullanılabileceği önemli
    görülmektedir.
  • Geniş Alanlı Tasarım: Konuları mantığa
    uygun bir şekilde bir araya getirmektir. Bu
    şekilde farklı dersler olan coğrafya, ekonomi,
    politika, antropoloji, sosyoloji ve tarih bir araya
    getirilerek sosyal bilgiler dersi oluşturulur.
    Ülkemizde de son ilköğretim (1-8) programlarında
    Tarih ve Coğrafya, Sosyal Bilgiler adı altında
    birleştirilmiştir. Daha çok ilk ve orta okullarda
    uygulanmaktadır.
  • SüreçTasarımı: Her konu için ayrı ayrı
    öğrenme yollarını düzenleme yerine, tüm konular için
    ortak bir öğrenme yolunu ön plana çıkaran bir
    tasarım yaklaşımıdır. “Eleştirici düşünce” bu
    yaklaşımın en önemli ürünlerinden biridir. Burada
    amaç, öğrencinin en iyi şekilde nasıl
    öğreneceğidir.

Program Geliştirme

117

3.
  1. Öğrenen Merkezli Tasarımlar

öğrencinin programın merkezi olduğu ve her konunun ona göre düzenlenmesi gerektiği görüşüdür. Programın öğelerinin organize edilmesinde hareket noktası öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarıdır.

  • Cocuk Merkezli Tasarımlar: Ûğrencinin ilgisi
    ve ihtiyaçları ön plandadır. “kişi yaşadığını öğrenir”
    görüşü, bu yaklaşımın ana düşüncesidir. Sadece
    etkin, hedeflere dayalı ve deneyim içerisine kök
    salan öğrenme, istenilen davranışlara dönüşebilir.
  • Yasantı Merkezli Tasarımlar: Çocukların
    ihtiyaçları ve ilgilerinin önceden
    tasarlanamayacağı fıkri ön plandadır. Bu nedenle
    eğitim programı tüm ihtiyaçları önceden belirlemez,
    bizzat öğretmen her öğrenciye uygun olanı.
    uygulama alanında
  • Romantik (RadikaO Tasarımlar: Savunucuları.
    okulun işlev ve İşgörüsünün tamamen gözden
    geçirilip değiştirilmesinin gerektiğini ileri sürmüşierdir.
    Bu tasarımcılardan Pestallozzi “kişiler kendilerini
    en iyi kendi doğatarında bulabilir” demiştir. Kimi
    savunucuları daha da ileri giderek, velilere
    çocuklarım okula hiç göndermemelerini, çünkü
    bizzat okulların öğrencinin gelişmesini engelleyici
    olduğunu ileri sürmüşlerdir.
  • Hümanistik Tasarımlar: Bu tasarımcılar,
    hümanistik psikolojiyi ön planda tutmuşlardır. 50’li
    yılların davranışsal psikolojisi ve eğitim
    programı tasanmlarına tepki olarak ortaya
    çıkmıştır. Bu psikolojik yaklaşımda insan davranışı
    basit bir etki-tepki ilişkisinden çok daha karmaşık
    olduğu ileri sürülmüştür.
  1. Sorun Merkezli Tasarımlar

Sorun merkezli tasarımlar öğrencilerin toplumsal sorunları, ihtiyaçları, ilgi ve yetenekleri üzerinde durur. Bu tasarımcılar hayatın gerçek problemlerini ön planda tuttukları için kişinin durumunu da göz önünde bulundururlar.

  • Yasam Sartları Tasarımı: Bu tasarımla,
    eğitimciler öğrencilerin kavrayışlarını geliştirmekte
    ve “gerçek” dünya ile ilgili sorunları konusunda
    genelleme becerisi kazanmalarında yardımcı
    olmaktadırlar. Bu tasanın, üç ana varsayım üzerine
    kurulmuştur.
  1. Toplumun değişen yaşam    ortamına    uyum
    sağlaması  ve     bu     amaca  ulaşabilmek için
    eğitimde yapılması gerekenlerin ortaya konması,
  2. Konular, toplumun        yaşamına        göre
    düzenlenecekse öğrencinin içinde bulunduğu

çevresi          ile        programdaki       konuların

birbirleriyle bağdaştırılması,

  • Cekirdek (CORE) Tasarımı: Bu tasarım da

konu merkezlidir ve genel eğitim üzerinde odaklaşmıştır. öğrenen merkezli program tasarımına pekyakınlığı yoktur. Tasarımlar, öğrenci sisteme girmeden önce yapılır.

  • Toplumsal Sorunlar ve Yeniden Kurmacılık Tasarımı: Butasarımcılartoplumun sosyal, politik, ekonomik gelişmelerinin program tasarımı ile bağlantısı konusu üzerinde ilgilenirler. Program tasarımı ile eğitimcilerin, toplumun iyileştirilmesine katkıda bulunabileceklerine inanırlar.

Konu alanını merkeze alan tasarımların felsefi temellerinin idealizm ve klasik realizm olduğu ve dayandığı eğitim felsefesinin ise daimicilik ve esasicilik olduğu söylenebilir. Eğitim programı, her bir konu alanının kendine özgü yapısı ile ele alınarak düzenlemelidir. Konu alanı deseninde öğrencinin sadece bilgiyi kazanmış olması, öğrenmesi için yeterli görülmektedir.

PROGRAM GELİŞTİRME MODELLERİ

Yapılacak i$ ve islemlerin sırası program geliştirme modellerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Programda bulunması gereken temel öğeleri ortaya koymak için yapılan işlemler farklılaşmaktadır. En yaygın olan program modelleri;

  1. Taba modeli
  2. Tyler modeli
  3. Taba, Tyler modeli
  4. Süreç yaklaşımı modeli
  5. Sistem yaklaşımı modeli
  6. Yenilikçi durumsal model
  7. MEB modeli
  8. Demirel modeli
  9. Taba Modeli

Amaçların belirlenmesini, ihtiyaçların belirlenmesinden sonra ister. Program geliştirmede tümevarım yaklaşımını ele alır. Model aşağıdaki basamakları içerir.

  1. İhtiyaçların belirlenmesi
  2. Amaçların belirlenmesi
  3. Içeriğin seçimi
  4. içeriğin düzenlenmesi
  5. Öğrenme yaşantılarının seçimi
  6. Neyin nasıl değerlendirileceğinin saptanması
  7. Program öğelerinin sırası ve ilişkilerinin
    kontrolü

118

Program Geliştirme

  1. Tyler Modeli

Amaçların belirlenmesini amaçların kaynaklarını ve süzgeçlerini belirledikten sonra istemektedir.

  1. Birey, toplum, konu alanı programın kaynağını
    oluşturur.
  2. Kaynaklardan hareketle ortaya konulabilecek
    olası genel amaçlara Birey, Toplum, Konu Alanı
    kaynaklık eder. Eğitim felsefesi ve öğrenme
    psikolojisi süzgecinden geçirildikten sonra
    kesinleşmiş öğretim amaçlarına karar verilir.
  3. Olası genel amaçların öğrenme psikolojisi ve
    eğitim felsefesinin süzgecinden geçirilmesi
  4. Kesinleşmiş öğretim araçlarınm belirlenmesi
  5. öğrenme yaşantılarının sağlanması
  6. öğrenme yaşantılarının düzenlenmesi
  7. Öğrenme yaşantılarının yönlendirilmesi
    H. Öğrenme yaşantılarının değerlendirilmesi
  8. Taba-Tyler Modeli

Her iki modelin ortak yönleri ele alınarak geliştirilmiş bir modeldir. Rasyonel Planlama modeli olarak da bilinir. Modelin işleyiş planı aşağıdaki gibidir. 3

BAŞLA

İHTİYAÇLARI BELİRLEME

ÖĞRENME I^AŞANTILARINI BELİRLEME

GENEL

AMAÇLARI

BELİRLEME

ÖĞRENME

YAŞANTILARINI

DÜZENLE

AMAÇLARI SAPTAMA

DEĞERLENDİRME YAP

SONUÇ YETERLİ Mi?
”    Evet
Ayrıntılı Işleri Formüle et

İÇERİĞİ SEÇ

İÇERİĞI      ^ DÜZENLEME

Işlemleri

Tekrar

Belirleme

Havır

NOT; Dönüte özellikle yer verilmiştir.

Bitir

  1. Süreç Yaklaşımı Modeli

Stenhouse tarafmdan ortaya konan ve daha çok öğretmenlerin ders planı yapmalarındaki yaklaşımlardan yola çıkılarak geliştirilen modeldir. Model dört aşamadan oluşmaktadır. 1

  1. Genel Amaçlar
  2. Içerik Bağlam
  3. öğrenme Durumlan
  4. Değerlendirme
  1. Sistem Yaklaşımı Modeli

Wulf ve Schave tarafından geliştirilen bu model üç aşamada ele alınmaktadır. 2

  1. Problemin tanımı: Amacın belirlenmesi,
    Komisyon üyelerinin seçimi
  2. Gelişme: Amaçların davranışlara
    dönüştürülmesi, uygun ders planlarının
    yazılması, öğretim materyallerinin
    geliştirilmesi, öğrenme ortamının
    desenlenmesi
  3. Değerlendirme: Sonuçların değerlendirilmesi
    ve sürekli dönüt sağlanması
  4. Yenilikçi Durumsal Modet

Skillbeck tarafından geliştirilmiştir. Oku! merkezli program geliştirme anlayışına odaklanmaktadır. Aşağıda verilen işlemlerin yapılmasını gerekli görmektedir;1

  1. Durum Çözümlemesi
  2. Amaçlar
  3. öğrenme-öğretme programı desenleme,
    uygulama
  4. Değerlendirme
  5. MEB Modeli

Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kullanılan program geliştirme modelidir. Aşağıda verilen aşamaları izlemektedir;

  1. Çerçeve-amaç-süreç, komisyonların
    oluşturulması, ihtiyaçların belirlenmesi
  2. Hedefler
  3. Ana konu başlıkları
  4. öğretim stratejileri, ünite planları, ders
    kitapları, öğretim materyalleri
  5. Alan testi, hizmet içi eğitim, genel uygulama,
    genel değerlendirme
  6. Alan testinden sonra düzeltme, genel
    değerlendirmeden sonra tekrar
  7. Demirel Modeli
  8. İhtiyaç saptama, analizi-değerlendirilmesi
  9. Hedeflerin belirlenmesi, uzak, genel, özel,
    taksonomik sınıflama
  10. Içerik seçimi, düzenlenmesi
  11. öğrenme ortamının düzenlenmesi, çoklu
    ortamların seçilmesi
  12. Programın denenmesi, sonucun
    değerlendirilmesi, Alan testinin uygulanması
  13. Bir yıl uygulamadan sonra tekrar veya gene!
    uygulama

PROGRAM GELİŞTİRME SÜRECİ

Program geliştirme işlemi bir süreçtir. Bu süreç

sırasıyla yapılması gereken bazı işlemleri içerir.

Bunlar,1

  1. Program Geliştirmenin Planlanması

Program Geliştirme

119

  1. Program Tasarısı Hazırlama
  2. Programın Denenmesi
  3. Programın Değerlendirme
  4. PROGRAM GELİŞTİRMENİN PLANLANMASI

Planlama kendi içinde yedi alt basamaklardan oluşmaktadır.

  1. Çalışma gruplarınm oluşturulması
  2. Program geliştirme çalışma planı
  3. Ihtiyaç saptama
  4. Hedefyazma
  5. Içerik analizi yapma
  6. Eğitim durumlan hazırlama
  7. Sınama durumları
  8. Çalışma Gruplarının oluşturulması

Program geliştirme birçok kişinin işbirliği içinde çalışmasmı gerektiren bir işlemdir. Bu belirlemeler ışığı altında çalışma gruplarını üç grupta toplayabiliriz. Bunlar;3

  1. GRUP: Program karar ve koordinasyon grubu
  2. GRUP: Program çalışma grubu
  • GRUP: Program danışma üyeleri grubu

Program Karar ve Koordinasyon Grubu

  • Hangi alanlarda program geliştirme
    çalışmalannın yapılacağına karar verilir.
  • Ülkede başat olan eğitim felsefesinin bu
    programlara yansıtılması sağlanır.
  • Hazırianan programları kabul yada değiştirmede
    karar organı olarak görev yapar.
  • Tüm program geliştirme çalışmalarında
    koordinasyonu sağlar.
  • Grupta Bulunan Üyeler şunlardır;

V    Milli eğitim Bakanlığı temsilcileri. s    Program geliştirme alan uzmanı(üniversiteji>’ s    öğretmen örgütlerinin temsilcileri S    Konu alanı uzmanları ve temsilcileri^ •/    Veli temsilcileri. s    Öğrenci temsilcisi

Ülkemizdeki tüm eğitim çalışmaları, her düzeyde eğitim programlarının hazırlanması ve geliştirilmesi MEB sorumluluğu altında yürütülmektedir. Bu nedenle program hazırlamada en yetkili organ MEB ve buna bağlı olan Talim Terbiye Kurulu’dur. Program Çalışma Grubu Programın hazırlanması, uygulanması, değerlendirilmesi, ve geliştirilmesi aşamalarında sürekli görev yapan bir gruptur.

Grupta bulunan üyeler;

  • / Program geliştirme uzmanıj \

s    Eğitimde ölçme ve değerlendirme uzmanı

  • / Konu alanı uzmanları (Alt ve üst sınıf

düzeylerinden, yakın ders alanlarından^ ^”

öğretmenler ve alandan üniversite öğretim elemanları s    Dilbilim uzmanı

Program Danışma Grubu

Program çalışma grubuna danışma yapacak uzmanlardan oluşur. Gerektiğinde katılması gerekenlerdir. Bunlar;

s    Eğitim Psikologu

s    Eğitim Sosyologu

s    Eğitim Felsefecisi

s    Eğitim Ekonomisti

s    Eğitim Denetçisi

s    Eğitim Teknoloğu

s    İletişim Uzmanı

  1. Program Geliştirme Çalışma Planı

Program geliştirme sürecinde hangi işlemlerin, ne zaman ve ne kadar sürede gerçekleştirileceğini belir-leyerek birzaman takvimi hazırlanır.6

  1. İhtiyaç Saptama

Program geliştirme sürecine ihtiyaç saptama çalış-malarıyla başlanır. 63

  • Toplumun beklentileri ve ihtiyaçları nelerdir?
  • Bireyin ihtiyaçları nelerdir?
  • Konu alanı ile ilgili ihtiyaçları nelerdir?
  1. Hedef Yazma

Hedef yazma ilkelerine uygun olarak ifade edilir.6 Hedefler gözlenebilir  ya da ölçülebilir öarenci davranışları olarak ifade edilir.6

  1. İçerik Analizi Yapma

Somuttan soyuta, basitten karmaşığa, bilinenden bi-linmeyene, Doğrusal programlama, sarmal programlama, modüler programlama, piramitsel programlama, çekirdek programlama, proje merkezli programlama6 Daha sonra öğrenme konuları ve hedef alanları arasındaki ilişkiyi kurmak amacıyla belirtke tablosu yapma

  1. Eğitim Durumlarını Hazırlama

öğretim stratejileri, yöntem-teknikler, zaman, süre, öğretim hizmetleri, araç-gereç

  1. Sınama Durumları
  2. izleme Testi Yada Performans Testi
  3. Hazırlama: Her ünite için öğrenme
    eksikliklerini belirlemek amacıyla sınama
    durumları oluşturma6
  4. Düzey belirleme Testi Hazırlama:

Birkaç ünite sonunda (ara sınav) ya da dönem sonunda (yıl sonu sınavı9 öğrenci öğrenme ve başarı düzeyini belirlemek için sınama durumları oluşturma6

120

Program Geliştirme

  1. Programı Deneme -Düzeltme ve Sonuçları
    Raporlaştırma

Programın piJot okullarda bir yıl süreyle uygulanması, uygulama sonuçlarına göre düzeltmelerin yapılması6

  1. Programı Uygulama

Program ulusal düzeyde uygulanır. 6

  1. Eğitim programı geliştirmek amacıyla

oluşturulan ekipte, aşağıdakilerden hangisinin bulunması zorunlu degildir? (2001 KPSS-34)

  1. Okul yöneticisi
  2. Program geliştirme uzmanı
  3. ölçme ve değerlendirme uzmanı
  4. Konu alanı uzmanı
  5. E) Branş öğretmeni
  6. “Eğitim programının sürekli olarak geliştirilmesi gerekir.”

Aşağıdakilerden hangisi bu anlayışa uygun değildir? (2001 KPSS-36)

  1. ilk uygulamada yüzde yüz öğrenme sağlayacak
    etkinlikte program hazırlamanın çok güç olması
  2. Okulların bürokratik bir yapı içerisinde
    örgütlenmiş olması
  3. Eğitim teknolojisinde ilerlemeler kaydedilmesi
  4. D) Konu alanlarındaki bilgi birikiminde önemli
    değişiklikler olması
  5. E) Bilginin sürekli ve birikimli olarak değişmesi
  6. Aşağıdakilerden hangisi öğretimi planlama ve uygulamada zamanı dikkate alma amacıyla yapılacak bir çalışma değitdir? (2001 KPSS-38)
  7. Yıllık planda, ünite veya konuların sürelerini
    dikkate alma
  8. Ünite veya dersleri süresi içinde bitecek şekilde
    planlama
  9. Resmi tatil ve özel gün veya haftaları dikkate
    alma
  10. Uzun zaman alacak etkinlikler için hazırlıkları
    önceden yapma
  11. E) Yetiştirilmeyen etkinlikleri ev ödevi olarak
    yaptırma
  1. Aşağıdaki kurumlardan hangisi ilk ve orta
    öğretim okullarında okutulan dersler ve bu
    dersler ile ilgili program, kaynak kitap ve ders
    saatleri konusunda yetkili en üst kuruldur?
    (2001 KPSS-86)
  2. Milli eğitim şurası
  3. Milli eğitim müdürlüğü
  4. Teftiş kurulu başkanlığı
  5. ilgili genel müdürlük
  6. E) Talim terbiye kurulu
  7. Program geliştirme çalışmaları hangi etkinlikle
    başlamaktadır? (2003 KPSS-110)
  8. ihtiyacın saptanması
  9. Hedeflerin belirlenmesi
  10. Eğilim durumlarmın organize edilmesi
  11. Değerlendirme ölçütlerinin belirlenmesi
  12. E) içeriğin organize edilmesi

İHTİYAÇ SAPTAMA

İhtiyaç, savunmaya değer bir amacın gerçekleştirilmesi için gerekli ve yararlı olan husus ya da güçlü istek olarak ifade edilmektedir. Programın hazırlanması için bir program ihtiyacının ortaya çıkması ve bu ihtiyacın en iyi şekilde karşılanması için de gerçek ihtiyacın ne olduğunun saptaması lazımdır.3

ihtiyacın analiz edilmesi ile ilgili farklı yaklaşımlar vardır. Bunlar aşağıda özetlenmiştir. 3

  1. Farklar Yaklaşımı

Bu yaklaşım gözlenenle beklenen başarı düzeyleri arasındaki farkı ortaya çıkarır Bu yaklaşıma göre ihtiyaç; beklenilen beceri düzeyi ile gerçek/varolan beceriler arasında farkla ortaya çıkar. Bu farkın boyutu mevcut bir problemin varlığını ya da yokluğunu da ortaya koymaya yarar. Normlar ve standartlardan yararlanılarak ihtiyaçtan doğan problemin ortadan kaldırılması yolları aranır. Okul ortamı ve eğitim birimleri genellikle bu yöntemle ihtiyaç değerlendirmesi yoluna gider.

  1. Demokratik Yaklaşım

İhtiyaç, toplumdaki baskı gruplarının isteklerinden hareketle ortaya çıkar. Birçok insanın ihtiyaç değerlendirme süreci içinde olması insan ilişkileri ve halkla bütünleşme özelliğine sahip olması bu yaklaşımın en önemli özelliğidir. Yüksek sayıda insan grubunun katılımı ihtiyacı belki çok geçerli kılar; ama, bu o ihtiyacın çok değerli olduğu anlamına gelmez.

Program Geliştirme

121

  1. Analitik Yaklaşım

Gelecekte ortaya çıkması olası durumlardan yola çıkarak ihtiyacın belirlenmesi sürecidir. Mevcut durumdan yararlanılarak geleceğe yönelik durumlar hakkında karar verilir. Bu yaklaşımda eleştirel düşünceden yola çıkılarak çözüm aranır.

  1. Betimsel Yaklaşım

Belirli olgu ya da eğitim yaşantılarından ortaya çıkan

durumla ilgilenilir. Bir nesnenin yokluğu, eksikliği ile

ortaya çıkan zararla o nesnenin varlığının ortaya

koyacağı, sağlayacağı yarardan hareketle ihtiyaç

belirlenir.

İhtiyaç Belirleme Değerlendirme Teknikleri

  1. Delphi tekniği-Anket geliştirme
  2. Progel-Dacum Tekniği
  3. Gözlem
  4. Meslek Analizi
  5. Ölçme araçlan-Testler
  6. Görüşme-Grup toplantıları
  7. Kaynak tarama
  8. Literatür tarama
  9. Raporları değerlendirme
  10. Mevcut programı inceleme
  11. Eğitim bilimleri olanında gefecekteki
    yönelimlerin neler olacağını ortaya koymak
    amacıyla yapılacak bir çalışmada ihtiyacın
    ortaya konulabilmesi için hangi yaklaşımın
    kullanılması daha doğru olacaktır? 2003 KPSS-
    114)
  12. Betimsel Yaklaşım
  13. Farklar Yaklaşımı
  14. Analitik Yaklaşım
  15. Demokratik Yaklaşım
  16. E) Süreç Yaklaşımı
  17. Program geliştirme amacıyla ihtiyaç belirleme
    sürecinde aşağıdaki yöntem ya da tekniklerden
    hangisi kullanılmaz? (2004 KPSS-91)
  18. Görüşme
  19. Test
  20. Mikro öğretim
  21. Delphi
  22. E) Kaynak tarama
  23. PROGRAM TASARISI HAZIRLAMA

Bu bölümde bir eğitim programının hazırlanmasında temel öğelerinden bahsedilecektir. Bunlar; I.   Hedef

  1. içerik
  • Eğitim durumları (Öğrenme-öğretme
    durumları)
  1. Sınama durumları (Değerlendirme)

Bunlar; bir eğitim programını oluşturan temel

ögelerdir.

Bir eğitim programını oluşturan temel ögelerde

bulunması gereken özellikler şunlardır;

s    önce öğrenciye kazandırılacak hedefler belirlenir s    Bu hedefler davranışa dönüştürülür

s    Hedef davranışları kazandırmaya yardımcı olacak içerik belirlenir

s    Hedef davranışlara uygun yöntem ve teknikler belirlenir. Eğitim durumları, etkinlikleri belirlenir.

s    Bütün bu etkinlikler sonucunda hedef davranışlara ulaşılıp ulaşılmadığını ortaya koyacak sınama durumları planlanır.

  1. HEDEFLER

Amaç

Eğitim-öğretim süreci sonunda ulaşılması istenilen düzey yada sonuçtur.   Örneğin; iyi vatandaş, iyi insan, iyi öğretmen.6

Hedef

Öğretim faaliyetleri ile öğrenciye kazandırılacak özelliklerya da niteliklere hedef denir. Örneğin; iletişim becerilerine sahip olması, eğitim bilimlerindeki temel kavramlar bilgisi, fen bilgisi dersine ilgi duyma6

Davranış

Öğretim hedeflerinin gözlenebilir ve ölçülebilir öğrenci tepkileri olarak ifade edilmesidir. Örneğin; Eğitim kavramının tanımını söyleme/verilenler arasından seçip işaretleme, günde 3 defa dişlerini fırçalama, Atatürk ilke ve inkılaplarını söyleyebilme6 Bir eğitim programında hedefler belirlenirken o toplumun bireylerini neden eğitiyoruz sorusunu sürekli hatırlamamız gerekmektedir.

Hedeflerin Davranışlara Dönüştürülme Nedenleri

  • Ölçme-Değerlendirmeyi Yapmak, ölçmeye
    kılavuzluk için davranışların belirlenmesi gerekir.
  • Eğitim Durumlannı Belirlemek, öğretimi
    yönlendirmek, öğretimin nasıl yapılacağını,
    uygulanacak öğretim stratejilerini, yöntem ve
    teknikleri, süre, araç ve gered seçmede
    gerçekleştirilecek davranışların belirlenmesi
  • Öğretim Programının Etkisini Artırmak
  • Standartlaşmayı Sağlama
  • Öğrenciye nasıl öğreneceğine ilişkin bilgiler vermek

Eğitimde hedefler üç düzeyde belirtilmektedir2.

122

Program Geliştirme

Uzak Hedefler: Ülkenin politik felsefesini yansıtan ve oldukça genel olarak belirtilen hedeflerdir

Genel Hedefler: Uzak hedefin yorumu aynı zamane/a da okulun işgörüsünü yansıtan hedeflerdir

Özel Hedefler: öğrenciye kazandırılması uygun görülen özellikler ve bir disiplin ya da bir çalışma alanı için hazırlanmış olan hedeflerdir

Eğitim hedeflerini belirlemede Uzak ve Genel hedeflerin dışında dört kaynak vardır;

  1. Toplumsal gerçek:
  2. içinde yaşadığı toplumun bireye
    sağladığı olanaklar
  3. Toplumun sosyal, kültürel ve
    ekonomik özellikleri
  4. Toplumun insan gücü ihtiyacı
  5. Bireyler ile toplumun beklentilerinin
    uygunluğu
  6. Konu alanı
  7. Bireyin özellikleri (Kişilik, ilgi, tutum vb)
  8. Doğa

Eğitim hedeflerinin belirlenmesinde; toplumsal, felsefı, ekonomik, psikolojik ölçütler göz önüne alınmalıdır. Hedefler bu ölçütler açısmdan incelendikten sonra kesinleştirilmelidir.

  1. Eğitimde hedeflerin belirlenmesi aşamasında, aşağıdakilerden hangisinin dikkate alınması zorunlu degildir? (2001 KPSS-35)
  2. Toplumun ihtiyaçlarının
  3. Konu-alan ilişkilerinin
  4. Bireyin ihtiyaçlarının
  5. Eğitim ekonomisi bulgularının
  6. E) Toplumun eğitim felsefesinin
  1. Aşağıdakilerden hangisinin belirlenmesi hedef
    davranışlara bağlı değildir? (2002 KPSS-115)
  2. Ölçme durumları
  3. öğrenme yaşantıları
  4. Toplumsal gereksinimler
  5. Eğitimin niteliği
  6. E) Değerlendirme kriterleri
  7. Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde program
    geliştirmenin öğeleri doğru olarak verilmiştir?
    (2003 KPSS-109)
  8. Öğretmen – öğrenci – veli
  9. Hedef – içerik – eğitim durumları – sınama
    durumları
  10. içerik – öğretme faaliyetleri – değerlendirme
  11. Okul yönetimi -veli – öğretmen -öğrenci
  12. E) Hedefler – yöntemler – teknikler
  13. Bir eğitim programını oluşturan 89 temel

öğelerde bulunması gereken özelliklerle ilgili doğru ifade aşağıdakilerin hangisinde veril-miştir? (2004 KPSS-89)

  1. Hedeflerde, içinde bulunulan zaman ve
    koşullarla ilgili kesin bilgiler yer almalıdır.
  2. Hedefleri gerçekleştirebilecek kapsam
  3. Eğitim durumları, “ne öğretelim?”1 sorusuna
    yanıt aramalıdır.
  4. ölçme değerlendirme etkinlikleri sadece
    bilişsel hedeflerin kazanılma düzeyini
  5. E) Temel öğeler birbirinden bağımsız
    işlemelidir.
  1. Aşağıdakilerden hangisi eğitim programının boyutlarından biri değildir? (2002 KPSS-1)
  2. Hedef ve davranış
  3. Konular
  4. Eğitim durumlan
  5. Toplum ihtiyaçları
  6. E) Değerlendirme
  1. Eğitim hedeflerînin kaynaklarından toplumsal boyuta ilişkin yapılacak araştırmalarda, aşağıdakilerden hangisine yer verilmesi gerekmez? (2004 KPSS-92)
  2. Içinde yaşadığı toplumun bireye sağladığı
    olanaklar
  3. Toplumun sosyokültüre! ve ekonomik
    özellikleri
  4. Toplumdaki bireylerin kendini
    gerçekleştirme düzeyleri
  5. Toplumun insan  . gücü gereksinmeleri
  6. E) Bireyler ile toplum beklentilerinin uygunluğu

Program Geliştirme

123

  1. Hayvancılığa uygun coğrafi yapının ve iş imkanlarının bulunduğu bir bölgede okullarında hayvancılıkla ilgili hedeflere öncelik verilmesi aşağıdakilerden hangisinin etkisidir? (2002 KPSS-112)
  2. özel hedefler araştırma sonuçlarına uygun
    olarak belirlenmelidir
  3. Eğitimin hedefleri belirlenirken toplumsal
    çevrenin ihtiyaçları dikkate alınmalıdır
  4. Eğitimin hedefleri belirlenirken değişik yollar
    izlenebilir
  5. Bireylerin eğitimden beklentileri zamandan
    zamana değişebilir
  6. E) Konu alanındaki yenilikler eğitimin hedefleri
    üzerinde etkilidir

Hedeflerin Aşamalı Sınıflandırılması (Taksonomisi)

Hedeflerin aşamalı olarak smıflandınlmasında yaygın olarak kabul edilen görüş Bloom ve arkadaşlarmın geliştirdikleri smıflandırmadır. Bu sınıflamada belli bir alana giren hedefler kolaydan zora, basitten karmaştğa doğru sıralanmıştır. Bloom’un taksonomisine göre öğretim programının hedefleri üç ana başlık altında toplanmıştır.Bu taksonomiye bir anlamda insan öğrenmelerinin sınıflandınlması da denilebilir. ;

  1. Bilişsel Alan; öğrenilmiş davranışların zihinsel
    yönü ağır basan kısmıdır
  2. Duyuşsal Alan; öğrenilmiş davranışların
    Duygusal yönü ağır basan kısmıdır. Sevgi,
    korku, nefret, ilgi, tutum ve güdülenmiştik gibi
    duygusal yönlerin baskın olduğu alandır. Bu
    alanda bireyin özellikleri ön plandadır.
  3. Devinimsel (Psiko-motor) Alan; Öğrenilmiş
    davranışların zihin-kas koordinasyonu
    sonucu ortaya çıkan kısmına denir. Bu
    alanda beceriler ön plandadır.
Hedeflerin Aşamalı Sınıflaması
1.    Bilişsel alan
a. Bilgi
b. Kavrama
c. Uygulama
d. Analiz
e. Sentez
f. Değerlendirme
2.    Duyuşsal Alan
g- Alma
h. Tepkide bulunma
i. Değer verme
j- örgütleme
k. Kişilik haline getirme
  1. Devinişsel Alan (Psiko-motor)
  2. Uyarılma
  3. Kılavuz denetiminde yapma
  4. Beceri haline getirme
  5. Duruma uydurma
  6. Yaratma

Hedeflerde Aranacak Bazı Özellikler1

  1. Hedef öğretmenin ne yapacağını değil,
    öğrencinin ne yapacağını ifade etmesidir. ör-
    neğin; Cümlenin öğelerini kavratma şeklindeki bir
    hedef ifadesi öğretmenin davranışını içerdiği için
    yanlıştır. Cümlenin öğelerini kavrayabilme
    örneğinde olduğu gibi hedef öğrenci davranışı
    açısından ifade edilmelidir.
  2. Hedef davranış olarak ifade edilerek somut ve en
    özel öğrenci tepkisi olarak ifade edilir. Hedeflere
    ulaşma düzeyi ancak gözlenebilir ve ölcülebilir
    öğrenci tepkileri (istenilir davranışlar) olarak dav-
    ranışa dönüştürülerek belirlenir.
  3. Hedef yetiştireceğimiz öğrencide bulunmasını
    istediğimiz ve öğretim faaliyetleri yoluyla
    kazandınlabilir nitelikler yada özelliklerdir.
    Hedefler genel ifadelerle (doğrudan
    gözlenemeyen) belirlenir. Hedef cümlelerinin
    sonuna “bilgisi, becerisi, gücü, yeteneği, ilgililik,
    farkında olma, kavrayabilme” gibi ibareler
  4. Davranış ise hedeflerin somut ifadelerle
    (gözlenebilen veva ölcülebilen) belirlenmesidir.
    Davranış cümlelerinin sonuna “tanımlama,
    söyleme, açıklama, yazma, gösterme, işaret
    etme, bulma, tartışma” gibi ibareler konulur. –
  5. Yeterliğe yada performansa dayalı öğretim
    uygulamalarında daha çok ölçüt dayanıklı hedef
    Ölçüt davanıklı hedefler yer. zaman
    ve birim gibi ölçütlerine göre belirlenir. Örneğin:
    “1 dakika 200 kelimeyi okuyabilme” yada “100
    metreyi 12 saniyede koşabilme” gibi
  6. Hedef öğrenme ürününe dönüktür. Bu nedenle
    öğrenme sürecini değil sürecin sonunda ortaya
    çıkacak özellik önemlidir. Bu nedenle öğretim
    sürecindeki konu başlıkları yada öğretmenin
    kullanacağı yöntemler hedef olamaz. Örneğin;
    “Cümlenin öğeleri” şeklindeki bir ifade konu
    başhğı olduğu için hedef olamaz.
  7. Hedefler kapsamlı ve sınırlı olarak
    Buna göre hedefler tek bir
    davranışla değil, davranışlar grubuyla ifade
    edilmelidir.

124

Program Geliştirme

  1. Hedef aynı anlamla birden çok özelliği
    içermemelidir.
    Yani “Atatürk’ün hayatını kavra-
    yabilme ve saygı duyma” şeklinde hem bilişsel
    hem de duygusal özellikler bir arada değil, ayrı
    ayrı hedefler olarak ifade edilmelidir.
  2. Davranışlar ilgili oldukları hedefleri nitelik ve
    nicelik olarak ivi temsil etmelidir
    (kapsamalıdır) Davranışlar hedefe ulaşmayı
    sağlayacak düzeyde zenginleştirilmiş olarak
  3. Kritik Davranış Her hedefi temsil eden
    davranışlar arasında önem derecesi yüksek ve
    olmazsa olmaz anlamında öncelikli davranışlara
    kritik davranıs Örneğin; “Atatürk’ün
    hayatını kavrayabilme” hedefinde “Atatürk’ün
    ilkelerinin önemini açıklayabilme” davranışı
    önem derecesi yüksek olan bir kritik davranıştır.
  4. Hedefler binişik olmamalı, bitişik (tamamlayıcı)
    olmalıdır.
  5. Hedef-Davranışlar öğretim sürecini başlatan,
    yönlendiren ve ölçmeye kılavuzluk yapan önemli
    bir program öğesidir.

Hedef-Davranış Belirleme İlkeleri

  1. Öğrenci yaşantısına dönüklük; hedefler
    öğrencinin Öğrenme etkinliklerine aktif olarak
    katılmasını sağlayacak özelliklere sahip
    olmalıdır.
  2. Açık-seçiklik; hedefler herkesin ortak
    anlayacağı ve açıklayacağı bir dille ifade edil-
  3. Genellik ve sınırlılık; hedefler hangi özellikleri
    kazandıracağını belirtecek kadar genel ve
    kazandıracağı özellikleri başka özelliklerle
    karıştırmayacak kadar sınırlı olmalıdır.
  4. Konu alam ile ilişiklik; hedefler ilgili oldukları
    konu alanını temsil edecek ve kapsayacak
    değerlendirmelere sahip olarak belirlenmelidir.
  5. Aşağıdakilerden hangisi hedeflerin sahip olması gereken niteliklerden değildir? (2002 KPSS-113)
  6. Eğitim ortamında gerçekleştirilebilir olma
  7. öğrenci davranışı olarak ifade edilebilme
  8. Gözlenebilir ve ölçülebilir olma
  9. öğrencilerin kendi çabalarıyla ulaşabilecekleri
    nitelikte olma
  10. E) öğrencinin hazır bulunuşluğuyla erişilebilir
    olma
  1. İstenen sonuçlan ve başarı düzeyini kesin ve açık bir biçimde dile getirme gerekliliği eğitim hedeflerinin hangi ilkesiyle doğrudan ilgilidir? (2004 KPSS-90)
  2. öğrenci davranışına dönük olmalıdır.
  3. Çok boyutlu olmalıdır.
  4. Hiyerarşik bir düzende sıralanmalıdır.
  5. öğretmen etkinliklerini içermelidir.
  6. E) Evrensel kültür değerleriyle ilişkili olmalıdır.

Program Geliştirme

125

HEDEF ALANLARI VE ÖRNEKLER BİÜŞSEL ALAN HEDEFLERİ

Hedef Düzeyi Özelliği Eylem Olarak
İfade Edilmesi
BİLGİ Hatıriama Tanımlama   /   hatırlama   /
•   Kavramlar Tanıma tanıma söyleme / yazma /
•   Olgular seçme / isimlendirme /  eş-
•   Araç-gereçler leştirme / sıraya koyma /
•   Sıralamalar listeleme   /      gösterme   /
•   Sınıflamalar işaret etme / altını çizme
.   Yöntem
Çevirme / yonjmlama /
kestinme/ söyteme /yazma /
ana hattını bulma / özetleme /
ömek verme/tablolaştırma /
grafıkle / Şe mayla / Simgeyle /
QOSt£fTTlB
Çevirme
KAVRAMA Yorumlama / İlişkileri/ nedenleri yazma /
Açıklama söyleme/ değiştirerek yazma
–       ^/icitsıııc / yeniden sıraya koyma
tahmin etme / sonucu
kestirme / sonucu butma /
ayırt etme / yeniden
dûzenleme / değiştirme /
öteleme / ulama
UYGULAMA Bilgiyi kullanma Yapma / Çalıştırma / ilişki
Uygulama Kurma     /      Kullanma      /
–     Gösterme Hazırlama  /  Hesaplama  /
Deneme İlkeyt uygulama / problem
Kullanma çözme
–     Çizme
ANALİZ Bir                bütünü analiz etme / karşıtaştırma /
ögelerine            ayırma, şematik olarak gösterme /
ilişkileri belirieme saptama    /    ayırdetme    /
parçalara   ayırma  /     ana
hatlarını        gösterme       /
bölümlere ayırma
SENTEZ Özgün    bir    bütün Birleştirme/      yaratma      /
oluşturma üretme     /     tasarlama     /
planlama    /    özetleme    /
sınıflama yapma / derleme /
organize etme / geliştirme /
yeniden      düzenleme      /
örgütleme / karar verme /
formüle etme
DEĞERLENDİRME Bir    ölçüte    dayalı Yargılama / değeriendirme
yargıda bulunma / açıklama/ karşılaştırma /
irdeleme  /   ispat   etme  /
karar verme / standardize
etme

DUYUŞSAL ALAN HEDEFLERİ

Hedef Düzeyi Özelliği Eylem Olarak İfade Edilmesi
ALMA Farkında olma, almaya isteklilik, kontrollü-seçici dikkat Ayırt   etme   /   ayırma   / paylaşma /    birteştirme / kabul etme / kontrol etme
TEPKİDE BULUNMA Uysaltık, karşılık vermede istekli olma, karşılık veımekten mutlu olma İzleme   /       onaylama   / öneride        bulunma       / tartışma /   pratik yapma / oynama
DEĞER VERME Bir değeri kabul etme, başka değerlere tercih etme, kendini adama Açıklama / yeteriiliği artırma/ yardım etme / destekleme / inkar etme / protesto etme / tartışma
ÖRGÜTLEME Değerieriyle uyumlu hale getirme, değer sistemine dahil etme Tartışma                       –   / kuramsallaştırma              / karşılaştırma /   örgütleme / formüle etme
KİŞİLİK HALİNE GETİRME Davranış ölçütü haline getirme, değerierie özdeşleşme gözden        geçirme        / değiştirme /   tamamlama/ akranlanyla       iist       ve altlanyla karşılaştırma

PSİKOMOTOR ALAN HEDEFLERİ

Hedef Düzeyi Özelliği Eylem Olarak İfade Edilmesi
UYARILMA Beceriyi izleme, becerinin başlangıç konumunu alma Otomobili çalıştırmak için vücudu hazır duruma getirme
KILAVUZ DENETİMİNDE YAPMA Beceriyi gösterildiği gibi yardım alarak yapma, kendi başına denetim altında yapma (deneme-yanılma) Bir otomobili usta öğretici denetiminde hareket ettirebilme
BECERİ HALİNE GETİRME Kendi başına denetimsiz yapma, istenilen nitelik, yeterlik ve sürede yapma Enjeksiyonu kuralına uygun bir biçimde yapabilme
DURUMA UYDURMA Kazanılan beceriyi ilk karşılaştığı bir durumda kullanma Daha önce kazandığı beceriyi kullanarak bilgisayarın kişisel ayarlarını yapabilme
YARATMA Yeni ve orijinal bir durumu ortaya koyma, benzeri olmayanı yapma Bilinen yakıtlar dışındaki yakıtları kullanarak çalışan bir araç yapabilme

Program Geliştirme

  1. Aşağıdakilerden hangisi bilişsel alanın
    uygulama basamağında gerçekleşen süreçtir?
    (2002KPSS-114)
  2. öğrenilen ilkeleri yeni karşılaşılan bir
    durumda kullanma
  3. Tamamlanmış bir ürünün işlem
    basamaklarını söyleme
  4. Tamamlanmış bir durumun ögelerini
    belirleme
  5. Yeni ve özgün bir ürün tasarlama
  6. E) Tamamladığı ürünü verilen ölçütlerle
    karşılaştırma
  7. Devinimsel (psikomotor) becerilerin
    gelîştirilmesinde öğretmenin kullanabileceği en
    etkıli yol aşağfdakilerden hangisidir? ? (2002
    KPSS-118)
  8. Anlatım yöntemi C) Problem çözme
  9. Gösterip yaptırma D) Soru-cevap
    E) Deneme yanılma

Sosyal Bilgiler dersi çevremizi tanıyalım ünitesi ile ilgili temel verileri istenilen anlatım biçimine çevirebilme.

264.

  1. Matematik dersi   sayılar  ünitesiyle   ilgili
    temel kavramlarm anlam bilgisi
  2. İngilizce dersi temel dil becerileriyle ilgili
    öğrendiklerini yeni              durumlarda
  • Hayat Bilgisi  dersinde  toplumsal  yaşam
    kurallarının gerekliliğine inanış.
  1. Beden eğilimi dersi üç adım  atlama  ile
    ilgili öğrendiklerini hatasız olarak yerine

Yukarıda verilen hedef örnekleri dikkate almdığında hangi seçenekte hedef örnekleri taksonomlk açıdan doğru olarak eşleştrrilmiştir? (2003 KPSS-112)

  1. Kavrama, Bilgi, Uygulama, Değer verme.
    Beceri haline getirme
  2. Değer verme, Bilgi, Analiz, Sentez,
    Kavrama
  3. Bilgi, Kavrama, Uygulama, Analiz, Sentez
  4. Amiliz, Bilgi, Kavrama, Değer verme,
    Uygulama
  5. E) Değerlendirme, Kavrama, Uygulama,
    Analiz, Kılavuzla yapma

265.

  1. Noktalama işaretlerini kullanarak bir metin
    oluşturabilme
  2. Araba kullanmak için vücudunu hazır hale
    getiriş
  • Çevre kirli/iğinin çözümüne yönelik orijinal
    fikirler üretebilme
  1. Yasaların toplumsal         yaşamındaki
    gerekliliğine inanış

Yukarıda verilen hedef örneklerinden hangileri bilişsel alana yönelik yazılmıştır? (2003 KPSS-112)

  1. A) I ve II B) II ve IV C) III ve IV
  2. D) I ve III E) II ve III

Hedef Davranış Yazmada Farklı Yaklaşımlar

Eğitim Programlarını hazırlarken hedef davranışların yazılmasında farklı yaklaşımlar izlemektedir. Daha çok program özellikleri dikkate alındığında bu farktı yaklaşımın olduğu gözlenmektedir. Bunlar 3

  • Aşamalı Hedef Yazma yaklaşımı: Bu

yaklaşımda Bloom’un aşamalı sınıflara yaklaşımı (bilme, kavrama, uygulama, analiz, sentez değerlendirme yada bilişsel, duygusal, devrimsel) temele alınmaktadır.

  • Yeterliğe Dayalı Amaç Yazma Yaklaşımı:

Program sonunda öğrencilerin hangi standartta ne yapabileceğini belirtir. Örneğin; Hesap makinesi ile üç ondalıklı 25 sayı verildiğinde (koşullar) bütün sayıların 1 dakika içinde hatasız olarak (standart), sabit bir sayı ile çarparak sonucu yazabilme (davranış)

  • Modüler Amaç Yazma Yaklaşımı: Aşamalık
    özelliği göstermeyen, bağımsız üniteler yada
    modüller için kullanılır. örnekir

Ders: Türkçe

Amaç: Bu üniteyi çalıştıktan sonra;

  • llk öğretim Türkçe Programında yer
    alan genel ve özel amaçların  nitelik ve
    önemini kavrayabilecek,
  • ilköğretim okullarındaki; Türkçe Programmın
    özet amaçlarını sıralayabilecek.
  • Amaçları davranışa dönüştürmenin ve
    öğrencilere kazandırmanın gereğini
    kavrayabilmek,

Program Geliştirme

127

  • Dil Öğretim ilkelerini Türkçe öğretimde etkili bir şekilde uygulayabileceksiniz
  1. Aşağıdaki davranışlardan hangisi “suyun buharlaşması olayının kavrama düzeyinde öğreniidiğini” gösteren bir kanıt olamaz? (2001 KPSS-40)
  2. Olayı değişik bir örnekle açıklama
  3. Olayı kendi ifadesiyle açıklama
  4. Olayın kitaptaki tanımını söyleme
  5. Olayı kendi çizdiği bir şema ile gösterme
  6. E) Olayı resmederek ifade etme
  7. İÇERİK

Bir öğretim programında içeriğin belirlenmesi işlemi “ne ögretelim?” sorusuna cevap aramadır. Bu nedenle içerik hedeflerle tutarlı olmalıdır. Türkiye’de Okul öncesi, İlköğretim ve Orta Öğretim kademelerinin içeriği Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmektedir.

İçerik belirlemede bazı ilkelere uyulması gerekmektedir. içerik;

  • Program hedefleriyle tutarlı,
  • Somuttan soyuta,
  • Basitten karmaşığa,
  • Yakından uzağa,
  • Bilinenden bilinmeyene,
  • Genelden özele,
  • Anlamlı,
  • Gerçekçi,
  • Güncel olmalıdır.
  • öğrenci seviyesine uygun olmalı
  • Bireyin ilgi ve gereksinimlerine uygun olmalı
  • Bilimsel açıdan geçerli olmalıdır
  • Kendi içinde tutarlı olmalıdır

Bunlara ek olarak içerik ile ilgili olarak bir ders kitabmda bulunması gereken özellikler şunlardır;

  • öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyine uygun,
    sade ve anlaşılır bir dili olmalıdır
  • Bol uygulama, örnek ve çalışmalara yer
  • Görsel içeriği bol olmalıdır
  • Öğrencilerin algılama ve anlamalarını sağlayacak
    somut görsel ögelerle desteklenmelidir
  • Sade bir düzen içinde hazırlanmış olmalıdır.

İçerik düzenlemede Farklı Yaklaşımlar (Stratejiler)3

  1. Doğrusal Programlama Yaklaşımı

Birbiri ile ardışık sıralı, yakın ilişkili ve zorunlu ya da önkoşul öğrenmelerin ağırlıklı olduğu konuların

düzenlenmesinde doğrusal programlama yaklaşımı kullanılır. özellikle aşamalılık özelliği taşıyan dersler için kullanılır. Örnek; hayat bilgisi, sosyal bilgiler, fen bilgisi gibi.

  1. Sarmal Programlama Yaklaşımı

Bu tip programda içerik doğrusal bir sıra izlemez. Daha önce öğrenilmiş olan bazı konular, gerektikçe tekrar edilebilir. Bu tekrarlar, tercihan konuyu sadece hatırlatmaktan çok kapsamını da genişletmelidirler. içeriği bu tip yaklaşımla hazırlanmış programlar daha esnektirler. Ancak öğrenilecek konular ve öğrenme süresi

kontrollüdür.

Konuların yeri ve zamanı geldikçe tekrar tekrar öğretilmesi söz konusu olduğunda bu düzenlemeden yararlanılır. Her konunun kendi içindeki konulan arasında da bîr ardışıklık söz konusudur. özellikle dil öğretim programlarının içeriğini düzenlemede bu yaklaşımdan yararlanılmakladır. Örnek; Türkçe, yabancı dil, matematik gib.

  1. Modüler Programlama Yaklaşımı

İçerik düzenlenirken konular öbekler halinde düzenlenir. Bu öbeklerin (ya da modüllerin) birbiriyle ilişkili olması beklenemez. Bu programla öğretim sonunda alınacak sonuçlar bellidir. Konuların hangi sırayla öğrenileceği açısından esnektir, ancak yine de program çıktısı açısından kontrollü bir yaklaşım özelliği taşır.

öğrenme üniteleri modüllere ayrılır. Her modül kendi içinde doğrusal, sarmal ya da farklı yaklaşımla düzenlenebilir. Modüller arasında aşamalı bir bağ olması önemli değildir; önemli olan her modülün anlamlı bir bütün oluşturmasıdır. Örnek; Beden Eğitimi dersi. Koşmalar, atlamalar, futbol, voleybol gibi birbiriyle bağ olmadan üniteler halinde düzenlenebilir.

  1. Piramitsel ve Çekirdek Programlama
    Yaklaşımı

Piramitsel yaklaşımda ilk yıllarda geniş tabanlı konuların yer aldığı giderek uzmanlaşmanın küçük birimlerde olduğu ve daraldığı bir yaklaşım tarzıdır. Bu yaklaşıma göre içerik, ayrıntılı ve kesin bir biçimde belirlenmiş konular bütününden oluşur. Program esnek değildir. öğrencinin programa başlamadan önceki ve programı bitirdikten sonraki durumu kesinlikle bilinmektedir. Öğrenci, programt bitirdikten sonra o alanın uzmanı olur.

Çekirdek programda ise ilk önce ortak öğrenilecek konular verilir. Sonra öğrencilere seçenekler sunularak İlgi duyduğu alanlarda ders almaları sağlanabilir. Sözgelimi Fen Bilgisi konuları çekirdek programla, Fizik,

128

Program Geliştirme

Kimya, Biyoloji konuları da ilgi alanlarıyla alınır ve buna göre içerik düzenlemesi yapılır.

  1. Konu Ağı-Proje Merkezli Program Yaklaşımı

Konu Ağı-Proje merkezli program yaklaşımında öğrencilere konulann ağı bir harita gibi çıkartılıp verilir ve belirli zamanlarda nerelerde olmaları gerektiği söylenir. Bu yaklaşımda konuların içeriğine öğrenciler kendi kendine ya da grup halinde karar verirler. Konular küçük projeler olarak da belirlenebilir.

  1. Sorgulama Merkezli Programlama Yaklaşımı

Baştan içerik belli değildir. İçerik düzenlemesi öğrencilerin ihtiyaçları ve sorularına göre oluşturulur. Bu yaklaşım öğrencilerin sorularına ve gereksinimlerine yanıt verme gerekliliğini benimseyen felsefi görüşe göre dayanır. Özellikle ilkokul düzeyinde öğrenci sorulan çok değerli bir öğrenme yaşantısı oluşturabilir. Eğitim düzeyi yükseldikçe daha sınırlı ve özel uzmanlık alanlarına ilişkin sorulara göre programların içerikleri düzenlenir.

Belirtke Tablosu (Hedef-İçerik Tablosu)2

Bir eğitim programında yer alan hedef ve hedef davranışlarla, program içeriğinin iki boyutlu bir çizelge üzerinde gösterilmesine belirtke tablosu denir. Belirtke tablosunun hazırlanmasında üç aşama önemlidir.

  1. Öğretim hedeflerini belirleme, Üst yatay bölüme
    yazılır
  2. Ders içeriğini belirleme, Dikey boyuta içerik yazılır
  3. Iki boyutlu bir çizelge hazırlama; Hedeflerle içerik
    arasındaki ilişki tabloda gösterilir

Bu tablo sayesinde hangi konuların hangi hedeflerin gerçekleşmesine hizmet ettiği ve dersin bütününde ne kadar ağırhk taşıması gerektiği kolaylıkla görülebilir.

  1. Aşağıdakilerden hangisi İlköğretimin ilk
    basamağında dikkate alınması gereken
    ilkelerden biri değildir? (2002 KPSS-117)
  2. öğrenciye görelik
  3. Soyuttan somuta
  4. Yakından uzağa
  5. Basitten karmaşığa
  6. E) Bilinenden bilinmeyene
  7. Aşağıdakilerden hangisi bir ders için hazırlanan
    ve hedeflerle konular arasındaki ilişkiyi
    gösteren belirtke tablosunun en önemli
    faydasıdır? (2002 KPSS-30)
  8. Dersin kapsamını nitel ve nicel olarak özetleme
  9. Eğitim etkinliklerine ipuçları vermesi
  10. öğretim planlarına temel oluşturması
  11. Dersin özel hedeflerinin önem derecesine
    işaret etmesi
  12. E) Dersin ünitelerinin (konularının) sırasın!
    belirlemesi
  13. Konuların yeri geldikçe tekrarlandığı, konuların kendi içinde ve birbirleriyle ardışıklık ilişkisinin bulunduğu, özellikle dil öğretiminde ağırlıklt olarak kullanılan bir programlama yaklaşımıdır.

Yukarıda açıklaması verilen programlama yaklaşımı hangisidir? (2003 KPSS-115)

  1. Piramitsel Yaklaşım
  2. Sarmal Yaklaşım
  3. Modüler Yaklaşım
  4. Doğrusal Yaklaşım
  5. E) Çekirdek Yaklaşım
  1. Aşağıdakilerden hangisi içeriğin

biçimlendiriimesinde öğretmenlerin sorması gereken sorulardan değildir? (2002 KPSS-116)

  1. öğrencilerin seviyesine uygun mu?
  2. Hedeflerin gerçekleşmesine hizmet eder mi?
  3. Bireyin ilgi ve gereksinmelerine uygun mu?
  4. içerik bilimsel açıdan geçerli mi?
  5. E) İçerik öğretim stratejilerine uygun mu?
  1. İçerik belirlenirken aşağıdakilerden hangisinin dikkate alınma zorunluluğu yoktur? (2003 KPSS-119)
  2. Bilgiler somuttan soyuta doğru sıralanmalı
  3. öncelikle kolay daha sonra karmaşık bilgilere
    yer verilmeli
  4. Bîlgiler yakın çevreden uzağa doğru bir yapı
    oluşturmalı
  5. Bilgilerin kendi içerisinde tutarlığı olmalı
  6. E) içerik öğretmen niteliklerine uygun bir yapıda
    organize edilmeli

Program Geliştirme

129

  1. Bir ders kitabında bulunması gereken özellikler açısından aşağıdakilerden hangisi öncelikli değildir?(2004KPSS-81)
  2. öğrenci düzeyine uygun soyutlukta, yalın ve
    anlaşılır bir anlatım dilinin olması
  3. Hazırlık çalışmaları, alıştırmalar ve uygulama
    sorularını içermesi
  4. Yapısının farklı öğretme öğrenme
    yaklaşımlarıyla örüntülenmesi
  5. Konu sunumlarının çeşitli görsel uyaranlarla
    zenginleştirilmesi
  6. E) Soyut kavramları içermesi
  7. Aşağıdaki programlama modellerinden

hangisinde, ilk yıllarda geniş tabanlı konuların yer alması, ileriki yıllarda alanın gittikçe daralarak uzmanlaşmanın küçük birimlerde olması söz konusudur? (2004 KPSS-88)

  1. Piramitsel
  2. Doğrusal
  3. Sarmal
  4. Modüler
  5. E) Çekirdek
  6. Öğretme öğrenme süreçlerinde öğretmenin öğrenciyi temele alarak içeriği düzenli ve anlamlı bîr bütünlük içinde sunmasının öğrenciye sağlayacağı en önemli yarar aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-94)
  7. öğretimin hedeflerine daha etkili ulaşılması
  8. İçerikte ön plana çıkan ayrıntılara
    odaklanılması
  9. İşbirliği içinde çalışılması
  10. Materyallerin daha ekonomik kullanılması
  11. E) öğretimin eğlenceli olarak algılanması

III.    ÖĞRENME-ÖĞRETME DURUMLARI

Program geliştirme çalışmalarının süreç boyutudur. Belirlenen hedef davranışların öğrencilere nasıl kazandırılacağı sorusuna cevap aranır. Öğretim durumlarında öğrenci, öğretmen, yöntem, teknik, araç-gereç, strateji, içerik vb. konuların birbirleriyle etkileşimleri ile ilgili etkinlikler söz konusudur. Öğrenme- öğretme sürecinin planlanması aşamasında öncelikle kullanmayı planladığımız yöntem ve tekniklerin konu ve öğrenci için uygunluğu

belirlenmelidir. Böylece öğretim süresince karşılaşılabilecek sorunlar en alt düzeye indirgenmiş olur.

Kısaca söylemek gerekirse öğrenme-öğretme süreci; s    Eğitim programının uygulamaya konulduğu

s    öğretim hizmetlerinin programı uygulamaya dönük olarak düzenlendiği

s    Öğrencinin bu hizmetler aracılığıyla öğretim programıyla etkileşime geçtiği bir süreçtir.

Bireye söz konusu davranışların nasıl kazandırılacağı konusunda düzenlenecek etkinlikleri iki aşamada sınıflandırılabilir; öğrenme yaşantıları ve öğretme yaşantılarıdır.

  1. ÖĞRETME YAŞANTILARI

Bunlar;

  1. Giriş etkinlikleri
  2. Gelişme etkinlikleri
  3. Sonuç etkinlikleridir.

Bu üç konu aşağıda ayrınttlı biçimde ele alınmıştır;

Bu konu aynı zamanda eğitim öğretimde planlar konusu ile yakından ilgilidir.

Eğitim Öğretimde Planlama

Eğitim ve öğretimde planlama, belirlenmiş eğitim hedeflerine ulaşabilmek için konularm, öğrenme yaşantılarının ve değerlendirme sürecinin tasarlanması sürecidir. Öğretimde üç tür plan türü kullanılır, Yıllık, Ünite ve Günlük plan6

Öğretimi Planlamanın Sağladığı Faydalar

  • Eğitim-öğretim sürecine yön verir,
    uygulamanın tutarlılığını sağlar,
  • Hedef-içerik ilişkisini ve uygun stratejiyi,
    yöntem, araç-gereç belirlenmesini sağlar,
  • Öğretmene yol gösterir
  • Değerlendirmenin geçerliliğini ve
    güvenirliliğini sağlar.
  • Konuların zamanını ve süresini düzenler

Yıllık Plan

Bir öğretim yılı için hazırlanan ve gerçekleştirilmeye çalışılacak hedeflerin, işlenecek konularm, kullanılacak strateji ve yöntemlerin ve değerlendirme esaslannın belirlendiği ve zamana dağıtıldığı genel bir tasarıdır.

130

Program Geliştirme

Yıllık planda bulunan başlıca bölümler;

S Süre

S Amaçlar-hedefler

s Konular

s Yöntemler-teknikler

s Kaynak, araç-gereçler

  • / Deney, gezi-gözlem

s Diğer zümre öğretmenlerle işbirliği

s ödevler ve konusu

s Değerlendirme

S Düşünceler

Ünite Planı

Bir ünite içindeki öğrenme-öğretme etkinliklerinin bu üniteye ayrılan ders saatleri içinde gerçekleşecek biçimde sıra ve düzene konması amacıyla hazırlanan bir plandır. Yıllık plana dayalı olacak dersin özel hedeflerinden hangilerinin bu ünitede gerçekleştirilmeye çalışılacağının, bu amaçla hangi kritik davranışların öğretileceğinin, bu kritik davranışlarının öğretilmesi için hangi öğretme-öğrenme etkinliklerinden yararlanılacağı belirlenmeye çalışılır (Yılmaz,2000). Ünite bilgileriyle ilişkili konular ve etkinlikler bütünüdür. Ünite planları birbirine yakın ve ilişkilen-dirilmiş konuların belirli zaman içerinde bir bütün olarak işlenmesini sağlar.

Günlük Plan (Ders Planı)

Bir günde yada bir derste yapılacak bütün öğretim etkinliklerinin tasarımının yapıldığı bir plandır. Günlük plan genel olarak üç ana bölümden oluşur:

Ders Planı: 0 dersin özel hedef davranışlarının

gerçekleştirilebilmesi için eğitim faaliyetlerinin

sistematik bir biçimde planlanmasıdır. Burada

öğrenme-öğretme süreçlerinin etkili ve verimli

kullanılması temel amaçtır.

GİRİŞ

^Dikkat Çekme

s Soru sorma,

S Beden dili, ses tonu,

V Günlük yaşamdan örnek,

S Derse araç-gereçle girmek,

S Şekil, resim, grafik kullanmak.

^ Güdüleme (Motivasyon)

S Konunun önemi,

s Yaşamla ilişkisi,

S Gelecekte ne işe yarayacak,

S Hedeften haberdar etme.

v^Gözden Geçirme (önceki öğrenmelerin hatırlanması)

GELİŞME

s ön bilgilerle ilişkiler kurma

S Davranışı ortaya çıkarma etkinlikleri

V Strateji, yöntem-teknik, s örnekler,

s Soru-cevap, tartışma, s Araç-gereç kullanımı, s Konular ve alt bölümler,

SONUÇ

v Kalıcılığı sağlama,

s özet ve tekrar,

s Değerlendirme ,

s Bir sonraki konunun açıklanması.

Eğitim Durumlarının Değişkenleri

s Pekiştireç,

s İpucu

s Dönüt

s Düzeltme

  • s Öğrencinin derse katılımı

Eğitim Durumtarının Düzenlenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken İtketer1

  • öğrencilerin öğrenmelerini en üst düzeye
    çıkarmahdır
  • öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamalıdır
  • öğrencilerin yaş ve olgunluğuyla tutarlı olmalıdır
  • Hedef davranışa uygun olmalıdır
  • Öğrenci özelliklerine uygun’düzenlenmelidir
  • Ekonomik olmalıdır
  • Etkinlikler arasında yatay ve dikey kaynaşıklık
    sağlanmalıdır
  • Giriş, gelişme ve sonuç etkinlikleri
    düzenlenmelidir

Hedef düzeyine göre uygun öğretim Yaklaşımlan

  1. Bilgi—Bireyselleştirilmiş öğretim, Sunuş yoluyla
    öğretim
  2. Kavrama—Bilgisayar destekli öğretim
  3. Uygulama—proje tabanlı öğretim
  4. Analiz—Araştırma yoluyla öğretim
  5. Sentez—Buluş yoluyla öğretim
  6. Öğretimde yararlanılan,
  7. Ünite planı
  8. Yıllık plan
  9. Ders planı (günlük plan)

Aşağıdakilerden hangisinde kapsamı en geniş olanlardan en dar olana doğru sınırlanmıştır? (2001 KPSS-3)

B) 3-1-2 E) 1-2-3
C) 3-2-1
  1. A) 2-1-3 D) 1-3-2

Program Geliştirme

131

  1. öğretmenler, öğrenilmesi hedeflenen davranışların öğrencilerde görülebilmesi için ortam yaratırlar.

Aşağıdakilerden hangisi, öğretmenin bu görevini yerine getirmek için yararlanabileceği yöntemlerden biri değildir? (2001 KPSS-39)

  1. öğrencilere, hedeflenen davranışları
    gösterdiklerinde pekiştireç verme
  2. Öğrencilerin ilgili olsun olmasın her davranışını
    pekiştirme
  3. öğrencileri, hedeflenen davranışları öğrenme
    çabası göstermeye özendirme
  4. öğrencilerin hedeflenen davranışları yapmaya
    çalışırken karşılaştıkları güçlükleri giderme
  5. E) öğrencileri, hedeflenen davranışların
    kullanılacağı durumlarla karşı karşıya getirme
  1. Hayat bilgisi dersinde, milli ve dini bayramlar ve yerel kurtuluş günleri ile ilgili konuların ele alınma (İşleniş) zamanı belirlenirken aşağıdakilerden hangisi önceliklidir? (2004 KPSS-93)
  2. İlgili konuların Milli Eğitim Bakanlığı
    tarafından hazırlanan öğretim programındaki
    sıralanışı
  3. Bayramın ya da kurtuluş gününün tarihi
  4. Bu günlerin ve konuların derslerle ilişkisi
  5. öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleri
  6. E) Bu gün ve konuların diğer konularla
    uygunluğu
  1. Öğretim planları (yıllık plan, ünite planı, ders planı) hazırlamanın temel amacı hangisidir? (2001 KPSS-41)
  2. A) Öğrenim etkinliklerini planlı ve organize bir şekilde düzenlemek
  3. Okulun çevresi ile itişkilerini güçlendirmek
  4. Öğrenme ihtiyaçlarını belirlemek
  5. Okul yönetimi işlerini kolaytaştırmak
  6. E) ölçme-değerlendirme için kriterler oluşturmak
  1. Aşağıdakilerden hangisi öğrenme-öğretme

sürecinin en önemli değişkenidir? (2002 KPSS-10)

  1. Öğrenciler
  2. Veliler
  3. Içerik
  4. Değerlendirme
  5. E) öğretmen
  1. Aşağıdakilerden hangisinde öğrenme-öğretme sürecindeki üc temel öğe doğru olarak verilmiştir? (2001 KPSS-85)
  2. Okul, aile, çevre
  3. öğretmen, öğrenci, ders kitabı
  4. öğretmen, öğrenci, veli
  5. Öğretim hizmeti, öğretim program, öğrenci
  6. E) Yönetici, öğretmen, veli
  7. Öğrencilerin dikkatini işlenecek konu üzerinde toplama dersin hangi bölümünün başlıca amacıdır? (2001 KPSS-94)
  8. Derse hazırlanma
  9. Plan yapma
  10. Geçiş bölümleri
  11. Giriş bölümü
  12. E) Gözden geçirme
  1. Aşağıdakilerden hangisi öğretim etkinliklerinin ilk aşamasıdır? (2002 KPSS-9)
  2. Öğrencilerin ilgileri
  3. Öğretim yöntem ve teknikleri
  4. Okul yönetiminin istekleri
  5. Öğretim programının amaçları
  6. E) Öğretim araç gereçleri
  7. Aşağıdakilerden hangisi öğrenme-öğretme sürecinde öğrencilerle etkili bir iletişim kurmada iletinin en temel özelliğidir? (2002 KPSS-11)
  8. Beden diliyle iletilmesi
  9. Göz temasıyla desteklenmesi
  10. Dolaylı olarak iletilmesi
  11. Sözel olarak iletilmesi
  12. E) Açık, net ve anlaşılır olması

132

Program Geliştirme

  1. Bir derste kullanılacak araç seçiminde

aşağıdakilerden hangisi dikkate alınmaz? (2002 KPSS-13)

  1. öğrencilere kazandırılması gereken davranışlar
  2. Öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve beklentileri
  3. Sınıfın fıziki özellikleri ve yapısı
  4. öğretim aracının temel özellikleri
  5. E) Okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik
    düzeyi
  1. Bir ders planının esnek ve işlevsel olmasının en önemli yararı aşağıdakilerden hangisidir? (2002 KPSS-4)
  2. Öğrencileri bireysel çalışma yöneltme
  3. öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve beklentilerini
    karşılama
  4. öğretmenin beklentilerini karşılama
  5. Öğretim etkinliklerine süreklilik sağlama
  6. E) öğretmenlere, bireysel çalışmaları için zaman
    kalmasını sağlama
  1. Aşağıdakilerden hangisi öğrenme üzerinde en çok etkili olması beklenen öğretmen davranışıdır? (2002 KPSS-16)
  2. Konuyla ilgili araç gereç kullanma
  3. Konuyu farklı örneklerle sunma
  4. Öğrencileri kontrol altına tutma
  5. Uygun pekiştirme işlemlerinden yararlanma
  6. E) Konuyu ayrıntılı bir biçimde ele alma
  7. Eğitim programını “eğitilecek bireylere, öğrenme yaşantıları kazandırma planı” olarak tanımlanabilir.

Bu tanıma göre eğitim programında hangi boyut ağırhk kazanmaktadır? (2002 KPSS-111)

  1. Hedefvedavranışlar
  2. Konular
  3. ölçme değerlendirme
  4. öğrenme ürünleri
  5. E) Öğrenme-öğretme süreçleri
  6. Ders programı hazırlamanın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir? (2002 KPSS-2)
  7. Anlatılacak konulan belirleme
  8. öğretme-öğrenme süreçlerini etkili ve verimli
    kullanma
  9. Ders saatlerine göre davranma
  10. Öğrenci özelliklerine göre hareket etme
  11. E) Farklı ders kitaplarını birleştirme
  1. Bir öğretmen öğrenme-öğretme sürecini planlama aşamasında aşağıdakilerden hangisine öncelik verirse öğretim sürecinde karşılaşabileceği sorunları en asgari düzeye indirmiş olur? (2003 KPSS-118)
  2. Değerlendirme ölçütlerini (inceden belirleyerek
  3. Dersin saatlerini önceden belirleyip hu plana
    düzenli olarak uyarak
  4. Ünitelerin aşamalılık ilişkisi gösterip
    göstermediğini saptayarak
  5. Kullanmayı planladığı yöntem ve tekniklerin
    konu ve öğrenci için uygunluğunu belirleyerek
  6. E) Öğrenciler in ihtiyaç, duyduğu konuları
    belirleyip bunlara ağırlık vererek

289.

  1. Derse karşı tutum
  2. Derse ilgi
  • Derse özgüven

Yukarıda verilenlerin öğrenmedeki değişkenliği açıklama gücü bakımından en az olandan en fazla olana doğru sıralanışı hangi seçenekte doğru verilmiştir? (2002 KPSS-5)

  1. II ve III
  2. II, i ve III
  3. III ve I
  4. II, III ve I
  5. E) llvel

Program Geliştirme

133

  1. Aynı sınıfta bulunan değişik bilgi ve

davranışlara sahip öğrencilerin öğrenme güçlüklerini aşmada aşağıdakilerden hangisi daha çok önem kazanır? (2002 KPSS-7)

  1. öğrencileri hazır bulunuşluk düzeylerine uygun
    etkinliklere sokmak
  2. Sınıftaki öğrenciler arasındaki etkileşimi
    sınıflandırmak
  3. Sınıftaki ortalama öğrenciye uygun bir öğretim
    yaklaşımını sürdürmek
  4. Her öğrenci için ayrı bir program uygulamak
  5. E) öğretfnen ve konu merkezli bir yaklaşımı
    sürdürmek
  6. Eğitim programlarının hedefı eğitim durumlarında işe koşula öğretme öğrenme yaklaşımlarına ışık tutar.

Bu bağlamda, aşağıda veri|en hedef düzeyi öğretim yaklaşımı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır? (2004 KPSS-80)

  1. Bilgi – Bireyselleştirilmiş öğretim
  2. Kavrama – Bilgisayar destekli öğretim
  3. Uygulama – Proje tabanlı öğretim
  4. Analiz – Araştırma yoluyla öğretim
  5. E) Sentez – Sunuş yoluyla öğretim
  6. Aşağıdakilerden hangisi, öğretme öğrenme sürecindeki yaşantıların sahip olması gereken özelliklerden biri değildir? (2004 KPSS-95)
  7. Öğrencinin ihtiyaçlarını karşılama
  8. Öğrencinin öğrenmelerini üst düzeye taşıma
  9. Hedefle ilgili davranışı kazandırma
  10. Öğrencinin diğer yaşantılarından bağımsız
    olma
  11. E) Öğrencinin yaş ve olgunluğuyla tutarlı olma
  1. ÖGRENME YAŞANTILARI

öğrenme yaşantıları başlığı altında bireyin öğrenme sırasında kullandığı yöntem, teknik ve stratejileri incelenecektir.

Öğrenme Stratejileri

Öğrenme stratejüeri kısa süreli bellekten bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması sürecinde kullanılan stratejilerdir.

  1. Anlamlandırma
  2. Örgütleme
  3. Tekrar

Öğrenme Modelleri

Bireyin öğrenmesinin hangi koşullarda nasıl gerçekleştiğini açıklamaya

  1. Buluş Yoluyla Öğrenme Modeli

Bu modele göre öğrenme bir keşfetme işidir. Bu modelde, öğrencinin öğrenme hazır oluşunu yükseltecek bireysel yaşantıların sağlanması, içeriğin temel kavram ve ilkelere dayandırılarak anlamlı ve somuttan soyuta bir bütünlük gösterecek şekilde yapılandırılması, yaparak-yaşayarak öğrenilenlerin pekiştirilmesi ve karmaşıklık düzeyi, öğrencinin zihinsel gelişim durumuna uygun olarak düzenlendiğinde aynı konunun her yaş düzeyinde öğretilebileceği önemle vurgulanır.

  1. Programlı Öğrenme

Pekiştirme ilkeleri temele alınarak geliştirilmiş bu modelde, öğretimin bireyselleştirilmesi ve hatanın en aza indirilmesi iki önemli yeniliktir. Bilgi ünitelerinin adım adım öğrenciyi ilerlemeye yöneltecek şekilde düzenlenmesini öngören “küçük adımlar”, öğrenme işinin öğrencinin kendisi tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan “etkin katılım”, öğrencilerin başarmak zorunda olduğu   güdülenmeyi   arttırıcı soruların   öğrencilerin başarabileceği güçlükte olmasını öngören “başan”, öğrenilenlerin   kontrol edilmesi   gerektiğine   ilişkin “anında düzeltme”, öğrenmede ilerlemenin basitten karmaşığa, bilinenden   bilinmeyene   ve   kolaydan zora   doğru olması   gerektiğine   ilişkin   “kademeli ilerleme” ve öğrencinin öğrenme zamanını kendi ilerlememesine uygun olarak ayarlaması gerektiğine ilişkin olarak da “bireysel hız” ilkeleri programlı öğrenmenin temelini oluşturmaktadır.

  1. Bireyselleştirilmiş Öğretim Sistemi (Keller
    Planı)

Her öğrenicinin   kendi yetenek düzeyine uygun bir biçimde yönlendirilmesi, kendi düzeylerine uygun öğrenme tekniklerinin uygulanması ve sonuçta her bireyin kendine özgü düzeylerde davranması

134

Program Geliştirme

temeline dayanır. Bireyselleştirilmiş öğretimin temele alındığı bir dersin

düzenlenmesinde öncelikle materyal ya da konu beJirlenir. Daha sonra belirlenen materyal ya da konu kendi içinde bütünlüğü olan birimlere ayrılır. Üçüncü aşamada, öğrencini her birimi başarma derecesini belirlemek üzere değerlendirme yöntemleri belirlenir. Son olarak da bir öğrenme biriminden diğerine öğrenicinin kendi hızıyla ilerlemesine olanak tanınır.

  1. Bloom’un Tam Öğrenme Modeli

Başarı, öğrencilerin yetenek düzeylerine değil, öğretimin niteliğine ve öğrencilere yeteri kadar zaman tanınmasına bağlıdır. Bir derste öğrencilerin başarıları geniş bir dağılım gösterebilir, ancak tam öğrenme modeli uygulandığında başarıya ilişkin puan dağılımı daralarak öğrenci davranışları öğretimin hedefleri doğrultusunda birbirine yaklaşır ve tüm öğrenciler başarılı olabilir sayıtlısına dayanan tam öğrenme modelinin:

  1. öğrenci nitelikleri,
  2. öğretim hizmetinin niteliği,
  3. öğrenme ürünleri ana değişkenleridir.

öğrenci nitelikleri, öğrencilerin bir dizi öğrenme ünitesini öğrenebilmeleri için gerekli olan bilgi, beceri ve yeterliklerini kapsayan bütün bilişsel giriş özellikleri ile öğrencilerin bir dersle ilgili duyuşsal giriş özellikleri, okula karşı tutum, kişinin kendine yönelik tutumu (akademik benlik tasarımı) sevgi, ilgi, tutum, güdülenmişlik, nefret vb. kapsayan   duyuşsal özelliklerini   içermektedir.   öğretim hizmetinin niteliği, öğrencilerin   neyi öğreneceğini açıklayıcı ipuçları, bir davranışı gösterme eğiliminin güçlendirilmesi süreci olan pekiştirme

Tam öğrenme modeline göre okulda öğretilenleri tüm bireyler öğrenebilir. Ancak bunun için öğretim hizmetinin niteliği, öğrenci nitelikleri ve öğrenme ürünleri değişkenlerinin düzenlenmesi gerekir. öğretim hizmetinin niteliğini belirleyen ögeler;

s     İpuçları

s    Pekiştirme

  • Katıhm

S    Dönüt

s    Düzeltmedir.

öğrenci nitelikleri ve öğretim hizmetinin niteliği gereken düzeye ulaşınca tam öğrenme gerçekleşmekte,    öğrenme    ürünlerinin düzeyi ve niteliği artmakta, öğrenciler arasındaki başarı farkları en aza inmektedir.

  1. Aşağıdakilerden hangisi ilgi, tutum gibi
    özelliklerin öğrenmeye etkisini anlatır? (2002
    KPSS-3)
  2. Duyuşsal giriş özellikleri
  3. Bilişsel giriş davranışları
  4. Öğretim yönetiminin amaca uygunluğu
  5. öğretim araç gereçlerinin yeterliliği
  6. E) öğretim hizmetinin etkililiği
  7. Aşağıdakilerden hangisi tam öğrenme modeline
    göre öğretim hizmetlerinin niteliğini belirleyen
    ögelerden biri değildir? (2002 KPSS-110)
  8. Katılım
  9. Pekiştirme
  10. Dönüt-düzeltme
  11. İpuçları
  12. E) Giriş davranışları
  13. Gagne’nin Öğretim etkinlikleri modeli

Gagne’ye göre öğrenme, gözlenebilen davranışlardan dolaylı olarak anlaşılır ve öğrenme beyinde gerçekleşir.

Gagne modelini bilgi işlem kuramına uygun olarak geliştirmiştir. Etkili bir ders için öğrenme aşamalarını belirlemiştir. Öğrenme süreçlerini sağlayacak öğretim etkinliklerini belirlemiştir.

İçsel öğrenme süreçleri ile bunu destekleyen dışsal öğretim etkinlikleri aşağıda verilmiştir;

İÇSEL ÖĞRENME SÜREÇLERİ DIŞSAL ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİ
Dikkat Dikkati çekme
Beklenti öğrenciyi            hedeften haberdar etme
Kısa  süreli  belleğe  geri getirme Önkoşul         öğrenmeleri hatırlatma (ön bilgi)
Seçici algı Yeni uyarıcıları sunma
Kodlama Öğrenme rehberi sağlama
Tepkide bulunma öğrencinin         davranışı göstermesini sağlama
Tepkiyi güçlendirme Dönüt   /   değerlendirme sağlama
ipuçlarıyla geri getirme Hatırlama    ve    transferi güçlendirme

öğrenmeyi    destekleyici    etkinliklerin    planlanması, sürdürülmesi, değerlendirilmesine ÖGRETİM denir Öğretimin yöneticisi ÖĞRETMENDİR.

Kodlama, öğrenme rehberi sağlamaya örnek: J7(pi) sayısını öğretirken çevreden konserve kutuları,

Program Geliştirme

135

kavanoz kapağı getihlir. Bunların çevreleri ve çapları ölçtürülür. Daha sonra çevrelerini çaplarına böldürülür. Büyüklüğü ne olursa olsun 2.14 sayısını buldurur. Böylece anlamlı öğrenme ve hatırlama için ipuçları sağlanmış olur. Bunu sağlayan öğrenme rehberidir.

Bu sürecin sonunda edinilecek öğrenme ürünleri vardır.Öğrenmenin farklı seviyeleri veya tipleri vardır. Yani her farklı birey (ve bilgi) tipi, farklı öğretim tipleri gerektirir. Gagne, beş ana öğrenme ürünü belirlemiştir: sözel bilgiler, zihinsel beceriler, bilişsel stratejiler, motor beceriler ve tutumlar.

Gagne’ye göre öğrenme ürünleri Entelektüel Becerileri (Basitten karmaşığa)

1 –    İşaret öğrenme. Öğrenme işarete verilen tepkidir. Örneğin yılan görünce korku tepkisinin verilmesi. Şartlı refleks, korkular.

  1. Uyaran-davramm arasında bağ kurma. Belli bir
    uyarıcıya tepki vermedir. Örneğin otur
    komutuna öğrencinin uyarak uyması. Operant

koşullanma

  1. Basit zincirleme. Uyarıcılara arda ardına tepki
    örneğin araba kullanmak, Yazı yazma
    basketbol oynamak. Uyaran-tepki bağlantısını
    otomatikleştirme
  2. SÖzel bağ kurma, İki yada daha fazla sözlü
    uyaran tepki birimini birleştirmektir.

örneğin yabancı dilde birkaç kelime öğrenme konuşma, şiir ezberleme

  1. Ayırt etmeyi öğrenme. Belli bir gruptaki farklı
    maddeleri öğrenme örneğin ağaçlar
    içerisinde çam ağacını ayırt etmeyi öğrenme
    Farklı anahtarlar, farklı trafik ışıkları, farklı tepkiler
  2. Kavram öğrenme, Uyarıcıya soyut bir karşılık
    örneğin soğuk, sıcak, ada, insan
    sınıflama yapabilme
  3. İlke ve ilişkileri öğrenme İki yada daha fazla
    kavramı ilişkilendirme. Örneğin İnsanın yavruları
    Yazın hava ısınır.
  4. Problem çözme, Bildiği kural ve ilkeleri
    kullanarak yeni bir problemi çözmeyi öğrenme

Sözel bilgiler

İsimler, kavramlar, özellikler, fonksiyonlar vs. Öğrenci, öğrenme alanının genel bilgi ve kavramlarını önceden bilmelidir. Konu ile ilgili gerekli yeni kelimeleri öğrenmelidir. Açık-seçik ve bütün halinde bir öğrenme ve anlatma olmalıdır.

Tutumlar

Olaylara, kişilere, nesnelere karşı vaziyet alış. Öğrenilecek konuya, anlatan kişiye, sınıfa karşı olumlu bir vaziyet alış en başta şarttır.

Psiko motor beceriler

Ayakkabı bağlama, bisiklete binme, araba kullanma, ev aletlerini kullanma. Gerekli bilgi ve bedensel olgunluk şarttır. Her doğru öğrenme pekiştireçlerle desteklenmelidir.

Bilişsel stratejiler: Her bireyin öğrenirken, hatırlarken, problem çözerken kullandığı kendine has yöntemler. Bir bilgiye nasıl yaklaşıyor, anlamaya mı çalışıyor, yoksa ezberlemeye mi? Değişik yaklaşım ve yorumları var mı? Analiz ve sentez gücü, çözüm geliştirme yolları vs. (“Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır”)

  1. Anlamlı Öğrenme

Bilişsel yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen ve Sunuş yoluyla öğretimin etkili   olduğu   temel   sayıtlısına dayanan   anlamlı öğrenme, Ausebel tarafından geliştirilmiştir, içerik, örgütleyiciler yardımıyla basitten karmaşığa doğru düzenlendiğinde   ön   öğrenmeler ile   öğrenilecek malzeme arasında bağ kurulacağı, benzerlik ve farklılıkların daha iyi kavranacağı ve anlamlı öğrenmenin   gerçekleşeceği vurgulanmaktadır.   Bu öğrenme modelinde, yeni bilginin, insanlann bilgi birikimleri ve kendi bilgi sistemleri içine yerleştirerek öğrenildiği savunulur.

  1. Carroll’un Okulda Öğrenme Modeli

Sistem yaklaşımına dayalı olarak geliştirilen Bu modele göre öğrenme düzeyi: etkin olarak öğrenmede geçen zamanın öğrenme için gerekli zamana oranının bir fonksiyonudur. Bu modelin beş öğesi bulunmaktadır. Bu öğelerden üçü öğrenci niteliklerine, ikisi de öğretme sürecine ilişkindir: 1) Yetenek: bir öğrenme birimini en iyi koşullarda öğrenmek için gereken zaman, 2) Öğretimden yararlanma yeteneği: öğrencinin belli bir öğrenme birimini öğrenebilmesi için hazır oluşu, 3) Sebat: Öğrencinin gönüllü olarak öğrenmeye harcadığı zaman, 4) Fırsat: Öğrenme için verilen zaman, 5) Öğretimin Niteliği: Yeteneğe bağlı olan sürenin dışında ek zaman gerektirmeyecek öğretme hizmetidir.

Carroll’a göre öğretmenler bir ünitenin öğretilmesi için belli birzaman ayırırlar. Bu sure öğrenme için harcanan süredir. Ancak bu sure bazı öğrenciler için az, bazıları için ise çok uzun olabilir. Diğer bir deyişle her öğrencinin bir üniteyi öğrenebilmek için ihtiyaç duyduğu sure birbirinden farklıdır. Buna, öğrenme için gerekli süre denir. Eğer öğrencinin öğrenmesi-

136

Program Geliştirme

için gerekli olan sure harcanan sureden fazlaysa, tam öğrenme gerçekleşemez.

öğretmenin öğrenme için harcadığı sürenin yanı sıra, Öğrencilerin öğretim ortamına istekle, aktif olarak katıldığı sure çok önemlidir. Öğrencinin öğrenme için ayrılan zaman tam olarak kullanması, bu zaman ötesinde çalışmayı isteyip istememesi; çalışma koşullarındaki zorluk, sıkıntı, engellemelere direnme gücü ve başarısızlık karsısında yılgınlık göstermemesi, öğrenmeyi etkileyen güdülenme ile ilgili durum ve etkendir 8u nedenle öğrencinin öğrenmeye karsı güdülenmesi .tam öğrenmede önemli rol oynar.

Öğrenme için gerekli olan süre, öğrencinin, sözel, bellek ve özel yeteneğine, kendisine sağlanan öğretimin niteliğine ve öğretimi anlama becerisine bağlıdır. Carroll’a göre, öğretimin niteliği, öğretim materyallerinin basitten karmaşığa doğru sunulma sırasına, öğrencilerin hedeften haberdar edilmesine, öğretim materyallerinin niteliğine, öğrenme güçlük-lerinin teşhis edilerek eksikliklerin tamamlanmasına bağlıdır.

Carroll’un modelinde tam öğrenmeyi etkileyen faktörlerden öğrencilerin yetenekleri, güdülenme ve öğretimi anlama düzeyleri, öğrencilerin bireysel özellikleridir. Diğer bir deyişle öğrenciler bu özellikler açısından birbirlerinden oldukça farklıdırlar. Bu nedenle, öğrenciler arasında daha. öğrenme işinin başında bu özellikler açısından farklılıklar olduğu söylenebilir.

Geleneksel öğretimde genellikle bu farklılıklar göz önünde bulunmaksızın tüm öğrencilere aynı öğretim fırsatı sağlanmaktadır. Böylece öğrenciler arasındaki yeteneklerin normal dağılım gösterdiği okul öğrenmelerinin sonucunda eğitimin bitiminde gerçekleşen öğrenmeler de öğrenciler arasında norrmal dağılım göstermektedir. Ancak öğrenciler, yine yetenek bakımından normal dağılım gösterir fakat öğretimin çeşidi, niteliği ve öğrenme için verilen zaman her öğrencinin ihtiyacına uygun olursa, yukarıdaki durumun aksine, öğrencilerin büyük bir çoğunluğu tam öğrenme düzeyine erişebilirler.

  1. Glaser’in Temel Öğretme Modeli

Bu modelde öğretme süreci dört aşamadan oluşur. Bunlar: öğretme hedefleri, giriş davranışları, öğretme yolları ve değerlendirmedir.

  1. Farklı öğrenme yaklaşımları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi öğretimle ilgili bir ilke değildir? (2003 KPSS-116)
  2. Verilen ödüllün birey için önemli olması
    öğrenme isteğini artırır
  3. Belli koşullar sağlanırsa birey herşeyi
    öğrenebilir
  4. Aralıklarla yapılan tekrarlar kalıcılığı artırır
  5. öğrenciler işbirliği içerisinde çalışırlarsa
    öğrenme kolayladır
  6. E) öğrenme olgunlaşmanın, olgunlaşma ise
    gelişmenin ön koşuludur

296.

 öğrenme üniteleri küçük birimlere ayrılmalı ir bir ünite tam öğrenilmeden bir diğerine geçilmemelidir.

  1. öğretmenin temel   görevi   öğrencinin  bilgiye
    ulaşması    ve    elde   ettiği    bilgiler    ışığında
    karşılaştığı  problemleri çözebilmesi  için  una
    rehberlik esmektir.
  • öğrenme süreci,   öğrencilerin   küçük  gruplar
    halinde     ortak     bir     amaç    doğrultusunda
    çalışabilecekleri bir yapıda organize edilmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında hangi seçenekte verilen açıklama ile öğrenme-öğretme yaklaşımları doğru olarak eşleştirilmiştir? (2003 KPSS-117)

  1. Işbirliğine Dayalı öğrenme – Tam Öğrenme –
    Buluş Yoluyla Öğrenme
  2. Tam öğrenme – Buluş Yoluyla Öğrenme –
    İşbirliğine Dayalı öğrenme
  3. Programlı öğretim -Araştırma incelemeye
    Dayalı öğrenme – işbirliğine Dayalı öğrenme
  4. Tam Öğrenme – Araştırma incelemeye Dayalı
    öğrenme -• işbirliğine Dayalı öğrenme
  5. E) Sunuş Yoluyia Öğrenme – Bulus Yoluyla
    öğrenme – Tam Öğrenme

Eğitim Durumunun Özelfikleri

“Belli bir zaman süresi içerisinde bireyi etkileme gücünde olan dış şartlar” olarak tanımlanan eğitim durumları hedefe görelik, öğrenene görelik ve ekonomiklik olmak üzere üç temel özelliğe sahip olmalıdır.

Program Geliştirme

137

  1. Hedefe Görelik; Eğitim durumu, öncelikle işe
    koşulduğu hedefe hizmet edici nitelikte olmalıdır.
  2. öğrenene Görelik; Belirlenen davranışları
    kazandırmak için düzenlenen eğitim durumları
    öğrencinin ihtiyaçlarını giderici nitelikte olmalıdır.
    Öğrenen geçirdiği eğitimsel yaşantıdan haz
    duymalıdır.
  3. Ekonomiklik; Yaşantı, araç-gereç ve öğretme
    zamanı açısından ucuza mal edilmelidir.

ÖĞRETME MODELLERİ

  1. Sunuş yoluyla öğretim (Gelişme)

Ne öğrenileceği, nasıl öğrenileceği konusunda öğrenciye anlatma söz konusudur. Anlatım ve gösteri yöntemi benimsenmelidir.

  1. Buluş yoluyla öğretim (Giriş)

Tartışma ve soru cevap etkinliklerine yer verilmelidir.

  1. Araştırma inceleme yoluyla öğretim (Sonuç)

Bireysel, grup projeleri verilmeli, benzetim tekniğinden yararlanılabilir. Böylece gerçek ortamın benzeri bir ortam oluşturulabilir. Drama, doğaçlama, problem çözme gibi yöntem ve tekniklerden yararlanılmalıdır.

  1. F) SINAMA DURUMLARI (DEĞERLENDİRME)

Sınama durumları, öğrencilerde geliştirmeyi hedeflediğimiz davranışların kazanılıp kazanılmadığımn kontrol edilmesidir. Bu aşama ölçme ve değerlendirme iştemlerini içerir. Öğretim programı hazırlanırken ölçme ve değerlendirme işlemleri ile ilgili bilgiler de yer almalıdır. Bunların nasıl yapılacağı açıklanmalıdır. Sınama durumlan ile ilgili olarak aşağıda verilen işlemlere yer verilmelidir;1

  1. ölçme ve değerlendirme amacı belirlenmelidir
  2. Belirtke tablosu hazırlanmalıdır
  3. Davranış alanlarına uygun ölçme araçları
    belirlenmelidir
  4. Soru tiplerinin davranış alanlarına (bilişsel,
    duyuşsal, psikomotor) uygun olup olmadığının
  5. Ölçme ortamı uygun şartları taşımalıdır
  6. Değerlendirme işlemi ölçme sonuçlarına dayalı
    olarak ve amaca uygun olmalıdır
  7. Temele alınan ölçüt uygun olmalıdır
  8. Güvenilir ölçme sonuçlarına ulaşılabilir
    olmalıdır
  9. Geçerli ölçme sonuçlarına ulaşılabilir olmalıdır
  10. Davranışlara ulaşma düzeyini belirlemede en
    uygun yolun seçilip seçilmediği belirlenmelidir

Belirtke tablosunu hazırlama

Davranışları bilişsel, duyuşsal ve devinimsel

(psikomotor) olarak gruplama

Her gruptaki davranışları düzeylerine göre

sıralama

öğrenme düzeylerini ortaya koyacak araçları

hazırlama

  1. Aşağıdaki süreçlerin hangisinde bu
    uygulamalar söz konusudur? (2004 KPSS-85)
  2. Sınama durumlarının hazırlanmasında
  3. Yöntem ve  tekniklerin uygulanmasında
  4. İhtiyaç analizinde
  5. Hedeflerin belirlenmesinde
  6. E) Içeriğin belirlenmesinde
  7. Aşağıdakilerden hangisi program geliştirme
    sürecinde ölçme yöntemi değerlendirilirken
    yanıtlanması gereken öncelikli sorulardan biri
    değildir? (2004 KPSS-96)
  8. Temele alınan ölçüt uygun mu?
  9. Güvenilir Ölçme sonuçlarma ulaşılabilir mi?
  10. Geçerli ölçme  sonuçlarına ulaşılabiür mi?
  11. Uygulanan ölçme yöntemi yeni mi?
  12. E) Davranışlara ulaşma düzeyini beliriemede
    en uygun yol seçilmiş mi?
  13. PROGRAMIN DENEME UYGULAMASI VE DEĞERLENDİRME

Programın değerlendirilmesi;

  1. Hedefler
  2. İçerik
  3. Öğretimin niteliği
  4. Ölçme ve değerlendirme ögelerine
    bakılarak yapılmalıdır.

Ömeğin;İ Hedef ögesi değerlendirilirken şu sorular sorulmalıdır;

s    Hedefler öğrenci ihtiyaçlarına uygun

mu?

s    Hedef ifadeleri yeterince açık mı? s    Hedefler konu alanının özelliklerine

uygun mu?

s    Hedefler toplumun beklentilerine uygun mu?

Program değerlendirme çalışmalarının amaçları;

s    Program geliştirmeye dayanak sağlama s    Öğretimin niteliğine ilişkin veri sağlama

138

Program Geliştirme

s    Programın işlemeyen ögelerini belirleme ■/    öğretim etkinliklerini geliştirici veri sağlama

Bu aşamaya kadar hazırlanan öğretim programı asıl uygulamadan önce mutlaka deneme uygulaması yapılmalıdır. Yapılan bu deneme uygulaması sonuçlarına göre asıl uygulamaya geçilir ya da değerlendirmeye alınarak program geliştirme süreçlerine geri dönülür.

Deneme uygulaması aşamaları aşağıdaki sırayı takip etmelidir;1

  1. Uygulama planının yapılması
  2. Deneme okulunun belirlenmesi
  3. Deneme okulu yönetici ve
    öğretmenlerinin belirlenmesi
  4. Denemede görev alacak personele
    eğitici kursların verilmesi
  5. Programın uygulanması
  6. Uygulamanın değeriendirilmesi
  7. Asıl uygulama ile ilgili karar verilmesi

Değerlendirme işlemleri hem deneme uygulamasında hem de asıl uygulamaya geçildikten sonra yapılabilir.

Program Değerlendirme Yaklaşımları

Değerlendirme program geliştirme sürecinin son basamağıdır. İki tür değerlendirme vardır: Süreci değerlendirme ve ürünü değerlendirme.

Süreç değerlendirmesi, geliştirilen programın uygulama öncesinde aksayan yönlerini tespit etmek için yapılır. Bu amaçla tasarımın her bir basamağı değerlendirilir. Süreç değerlendirilmesiyle birlikte program uygulamaya hazır hale gelir.

Ürün değerlendirmesi; Uygulamada olan programın değerlendirilmesidir. Programın etkililiğini ve maliyet/fayda ilişkisini ortaya koymak ve programın daha etkili hale getirilmesi için gerekli verileri elde etmek için yapılır. Ürün değerlendirmesi ile programın zayıf ve üstün yanları tespit edilir

Eğitim   programlarının   değerlendirilmesinde   çeşitli modeller uygulanmaktadır.1

  1. Hedefe Dayalı değerlendirme

Tyler tarafından geliştirilmiştir. Program geliştirme modeline dayanır. Programın hedefler, öğrenme yaşantıları ve değerlendirme olmak üzere üç temel ögesi vardır. Bu yaklaşımda önce hangi hedefe ulaşıldığına bakılır. Ulaşılamayan hedeflerin nedenleri araştırılır.

  1. Hedefleri belirleme,
  2. sınıflama,
  1. davranış olarak ifade etme,
  2. hedefe ulaşılıp ulaşılmadığının
    göstergesini belirleme,
  3. ölçme tekniklerini geliştirme ve seçme,
  4. veri toplama,
  5. verilerle hedefleri karşılaştırma
  6. Stufflebeam’ın Bağlam, Girdi, Süreç ve Ürün
    Modeii

Dört alanda kararlar verilmelidir; planlama, yapılaştırma, uygulama ve yeniden düzenlemedir. Bunlara göre değerlendirme yapılmalıdır.

  1. Metfessel-Michael Değerlendirme Modeli

öğrenciler, öğretmenler, yöneticiler ve sıradan vatandaşlar değerlendirmede yer almalı, hedefler uygulanabilir biçime dönüştürülmeli, ölçme araçları geliştirilmeli, uygulama süreci test edilmeli, bilgilerin analizi, değerlendirme standartlan ve değerleri belirlenmeli, uygulanabilirliği konusunda öneriler geliştirilmelidir

  1. Provus Farklar Yaklaşımı ve Değerlendirme
    Modeli

Değerlendirmenin bileşenleri, program standartları ve edinimini belirleme, edimle standardı karşılaştırma, farkhlığı belirlemedir. Tasarım, oluşturma, süreçler, ürün-sonuç ve çıktıların benzer program çıktılarıyla karşıtaştırılması evreleri vardır.

  1. Stake’in Uygunluk-Olasılık Modeli
    Girdi, süreç ve çıktı göz önünde bulundurularak
    değerlendirme yapılır. Yere! birimlerin görüşleri
    alınmalıdır.
  2. Eisner’in Eğitsel Eleştiri Değerlendirme
    Modeli

Niteliksel incelemeye ağırlık verilir. ÜÇ temel boyutu vardır. Betimleme, yorumlama ve değerlendirmedir. Bu işlemleri yapmak uzmanlık gerektirir.

  1. Eğitimin programlarının değerlendirme öğesi, aynı zamanda tüm öğelerin kontrol, (geribildirim) mekanizmasıdır.

Bu ilkeden hareketle eğitim programlarının değerlendirme ve geliştirme süreciyle ilgili Öncelikle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? (2004 KPSS-97)

  1. Sürekli ve dirik olduğu
  2. Çok yönlü ve çok amaçlı olduğu
  3. Nesnel ve bilimset olduğu
  4. Belli ilkelere ve sayıtlara dayandığı
  5. E) Fırsat eşitliğini ve eğitim hakkını ön plana
    çıkarttığı

Program Geliştirme

139

  1. Program değerlendirme çalışmalarında hedef ögesi değerlendirilirken aşağıdakilerden hangisi sorulması gereken bir soru değildir?(2002 KPSS-119)
  2. Hedefler ölçme ilkelerine uygun mu?
  3. Hedefler öğrenci ihtiyaçlarına uygun mu?
  4. Hedef ifadeleri yeterince açık mı?
  5. Hedefier konu alanının özelliklerine uygun mu?
  6. E) Hedefler toplumun beklentilerine uygun mu?
  7. Aşağıdakilerden hangisi program

değerlendirme çalışmalarının amaçlarından değildir?(2002 KPSS-120)

  1. Program geliştirmeye dayanak sağlama
  2. öğretmenin sınıf yönetiminde etkisini artırma
  3. Öğretimin niteliğine ilişkin veri sağlama
  4. Programın işlemeyen ögelerini belirleme
  5. E) öğretim etkinliklerini geliştirici veri sağlama
  6. Program geliştirme çalışmalarında “hazırlanan programın ve öğretim materyalinin işe koşulmasından sonra hangi aşama gelmektedir? (2003 KPSS-111)
  7. Deneme yapılacak okulun ve sınıfların
    seçilmesi
  8. Okul yöneticisi ve öğretmenlerin seçilmesi
  9. Programın oku! yöneticisi ve öğretmenlere
    tanıtılması
  10. Programın uygulamasının planlanması
  11. E) Deneme programının ve öğretim materyalinin
    değerlendirilmesi

303.

  1. ölçme tekniklerini ve araçlarını belirie
  2. Hedeflere ulaşılıp    ulaşılmadığını    gösterecek
    durumlan sapla
  • Programın hedefierini belirle
  1. Hedefleri sınıfla ve davranış olarak ifade et
  2. öğrencilerin davranış yeterlilikleriyle ilgili verileri
    topla
  3. Elde edilen verilerle hedefleri karşılaştır

Hedefe   dayalı   değerlendirme   modeli   dikkate
alındığında,            aşağıdaki           seçeneklerden

hangisinde süreç  doğru  olarak sıralanmıştır? (2003KPSS-120)

  1. III, IV, II, I, V, VI
  2. II, IV, III, V, I, V!
  3. E) V, I, II, III, IV, VI

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1 Tan, Şeref. KPSS Eğitim Bilimleri Ankara: Empati Yayınevi, 2004

2Öğretmen Adayları İçin Konu Anlatımlı KPSS Ankara: Pegem A Yayınlan 2004

3 Demirel, Özcan. Eğitimde Program Geliştirme. Ankara, Pegem A
yayıncılık 2004

4 Şener, Emine, Tezi

5 Sönmez.Veysel. Öğretmen El Kitabı. Ankara, Anı Yayıncılık, 1999

6Oktaylar, Hasan Can. Öğretmen Adayları İçin Konu Anlatımlı, Örnek Çözümlü KPSS. Ankara; Yargı Yayınevi, 2004

Sönmez, Veysel. Program Geliştirmede Öğretmen El Kftabı.

Ankara. Pegem Yayınları, 1994

8   Fidan, N. Okulda Öğrenme ve Öğretme. İstanbul: Alkım Yayınevi,
1985

9   Taşpınar, Mehmet. Kuramdan Uygulamaya Öğretim Yöntemleri.

Elazığ: Üniversite Kitabevi, 2004

140                                       ____ Program Geliştirme

ölçme ve Değerlendirme

141

Eğitim-öğretim sürecinde çeşitli sorulara cevap

aranır.

Niçin öğretelim? Amaç ve hedefler belirlenir. Ne öğretelim? öğretilecek içerik belirlenir. Nasıl    öğretelim?    Eğitim    durumları    (strateji, yöntem, teknik, araç-gereç, zaman, ortam) Ne    öğrettik?    ölçme    ve    değerlendirme    ile belirlenir.

Ölçme ve değerlendirmenin eğitimdeki fonksiyonları

  • Amaçlara ne kadar ulaşıldığını belirler
  • Öğrencilere ne kadar öğrendikleri hakkında bilgi
    verir
  • Öğretmenin ne kadar öğrettiği hakkında bilgi verir
  • Programın etkililiği hakkında bilgi verir
  • Öğrenciyi motive eder
  • öğrenci hakkında verilecek kararlara yardımcı
    olur
  • Yöneticilere eğitim-öğretimin sonuçları hakkında
    bilgi verir.

Eğitimle ilgili olarak uygulanan programlarda çeşitli

kararlar veritmesi gerekmektedir. Bunlar;

-Öğrenci başarısı

-öğrenci akışı

-yerleştirme

-sistemden çıkarma gibi olabilir.

Eğitimde gerek başarı gerekse başka alanlardaki alınan kararlarının hatadan mümkün olduğunca arınık olması gerekir.

Temel kavramlar

Ölçme: Bir niteliğin (değişkenin) gözlenip, gözlem sonucunun sayı veya sembollerle gösterilmesidir.

-Hava sıcaklığı 25 derece -120 km hızla gidiyordu -Ahmet daha başarılıdır -Bu dağ daha yüksektir -Sınıfta 25 öğrenci vardır -Hastanın tansiyonu 6-12’dir Bunların hepsi birer ölçmedir.

Ölçmenin üç aşaması vardır

  • ölçülecek bir niteliğin olması,
  • Niteliğin gözlenebilmesi,
  • Amaca uygun sayı ve sembollerle gösterilmesi

Nitelik: Ölçmeye konu olan özelliktir.

Ölçme Kurah: ölçme işini yaparken niteliğin hangi miktarına ne değerverileceğinin belirlenmesidir. Yazılı yoklama yapan bir öğretmenin “4. soruya tam olarak

cevap verenlerin o sorudan alacakları 10 puandır” demesi ölçme kuralı belirlemesidir.

Ölçüm: ölçme işlemi sonunda elde edilen sayı veya semboldür. ölçme sonucudur. örnek; Ayşe fızik sınavından 60 puan aldı. Burada 60 puan ölçümdür.

Ölçüt:    ölçme    sonuçlarından    hareket    edilerek ölçümlerin  yeterliliği   hakkında  bir  karara  varırken kullanılan    kritere    denir.    Önceden    kesin    olarak belirlenmiş ya da gruba bağlı olarak çıkarılmış tipik bir puandır, normdur, standarttır. Örnek; “60 puan alanlar geçer” ifadesi bir ölçüttür. Ölçütler kendi içinde iki gruba ayrılır;

  • Mutlak ölçüt
  • Bağıl ölçüt

Mutlak Ölçüt: Önceden belirlenmiş olan sabit kritere denir. Örnek; “50 alanlar bu dersten başarılı sayılırlar” ifadesinde kullanılan ölçüt mutlak ölçüttür.

Bağıl Ölçüt: Önceden belli olmayan gruba bağlı olarak ortaya çıkan, gruba göre değişen kritere denir. örnek; “Bu dersten başarılı sayılmak için grubun ortalaması ya da ortalamanın üstünde puan almak gerekir” ifadesinde kullanılan ölçüt bağıl ölçüttür.

  • Ölçme kuralı ile ölçüt arasındaki fark; ölçme kuralının ölçme için, ölçütün ise değerlendirme için belirlenmiş olmalarıdır.

Ölçme türleri:

1-     Doğrudan ölçme

2-      Dolaylı ölçme

Doğrudan ölçme; Kullanılan ölçme aracıyla ölçülen özelliğin birbirine benzemesi durumunda yapılan ölçmeye denir. Uzunluk ve ağırlıkların ölçülmesi doğrudan ölçmedir. Metre ile odanın boyunun ölçülmesi. Sınıftaki öğrencilerin sayısı vb.

Dolaylı ölçme; Ölçülecek değişkenin dolaysız bir şekilde gözlenemediği durumlarda o değişkenin göstergesi olduğu düşünülen başka bir değişkenle ölçülmesine denir. Eğitimde başarının ölçülmesi ile ilgili yapılan ölçümler dolaylı ölçmedir. Yaylı kanfarla ağırlığı ölçmek, yetenek testleri vb.

  1. Ölçme araçları iki grupta incelenir;

1- Standart olanlar: (m, kg, standart testler) herkes tarafından kabul edilmiş, stadardize edilmiş ölçme araçlarıdır.

142

ölçme ve Değerlendirme

2- Standart olmayanlar: (adım, karış, öğretmen yapısı testler) Kişiden kişiye değişiklik gösteren belli bir standardı olmayan ölçme araçlarıdır.

ll.Ölçmede Birim

ölçme araçları birimlerden oluşur. Sonuçları sayılarla ifadelendirirken çoğu halde bu birimler kullanılır. m, kilovat, öğrenci sayısı, lira, saat gibi.

ölçme sonuçlarını anlaşılır bir birimle ifade etmek ölçümlerin taşıdığı anlamı daha iyi bir şekilde kavramamıza yardımcı olur. Örneğin “bir miktar tuz” ifadesi yerine “2 kg tuz” ifadesi daha anlaşılır ve herkes tarafından aynı boyutta algılanan bir anlam ifade etmektedir. Birimler hem ölçme işlemini kolaylaştırır hem de ölçümlerin neyi ifade ettiğini daha net bir şekilde ifade eder.

Doğal birim: Birimlerde doğallık vardır. Bir değişkenin hangi miktarına ya da niteliğine bir (1) birim denileceği uzmanlar tarafından belirlenmemiş birimlerdir. Örneğin; beden eğitimi dersinde öğrenci sayısının sayılmasında doğal birim kullanılır. Her bir öğrenci bir birimdir. Aynı şekilde sınıftaki sıra sayısı, dakikada yazıîan kelime sayısı gibi ölçmelerde kullanılan birim doğaldır.

Tanımlanmış birim: Bir değişkenin ne kadarlık miktarına bir (1) birim denileceği uzmanlar tarafından tanımlanmış birimlerdir. Burada doğallık yoktur. Örneğin; saat, kilo, metre gibi. Dikkat edilirse burada ölçülecek özellik ile ilgili bir miktar belirlenmiş ve bu miktar birim olarak kabul edilmiştir.

Ölçmede  kullanılacak birimlerde  üç özellik olmalıdır;

  • Birimlerin eşitliği:  Bir ölçme  aracında  ölçülen
    değişken  açısından  her bir (1)  birim  denilen
    miktarın   birbirinin   aynı   olmasını   ifade
    örneğin:    metre   dediğimiz   zaman    uzunluğu
    ölçerken kullanılan birimin (metre) birbirine eşit
    olmasını ifade eder. Bir karış dediğimiz zaman
    kullanılan birim eşit olmamakta, herkes tarafından
    farklı uzunluklar algılanmaktadır.
  • Birimlerin genelliği: Birçok kişi tarafından ilinmesi,
    kabul edilmesi,   yaygın   olmasıdır.   Ülkemizde
    ağırlık için kg yaygın bir birimdir.
  • Birimlerin amaca   uygunluğu:   Ölçme   işlemine
    uygun birim kullanmayı ifade eder. Markette un
    ölçmek için “ton” biriminin kullanılması amaca
    uygun değildir.
  • Bir ölçme sonucundaki hata miktarı o ölçme işleminde kullanılan birimin yarısı kadardır. Birim ne kadar küçülürse hata miktarı o kadar azalır.

Ölçme hatası: ölçülen özelliğin gerçek değeri ölçme sonuçlarından hesaplanan değeri arasındaki farktır.

ölçme hatası = Gerçek değer – ölçülen değer

Her ölçme sonucunda ölçmenin amacı neyse onunla ilgili bir karara varılır. Kararın isabetli olabilmesi için ölçmenin hatasız olması gerekir. bir başka deyişle kararın isabet derecesi, yapılacak ölçmenin hatasız olma derecesine bağlıdır. ölçmelere bir miktar hata karışmaktadır. Ölçme yollarına çeşitli yollardan hata karışır. En duyarlı araçlarla yapılan ölçmelerde bile bir miktar hata payı vardır.

Ömek; Gerçek uzunluğu 105,40 cm olduğu bilinen bir masanın boyu aynı koşullarda birbirinden bağımsız tekrarlanan ölçme sonuçlarının ortalaması alınarak 105,0 cm bulunmuş ise bu ölçüme 0,40 cm hata karışmıştır.

Gerçek durumlarda, ölçmek istediğimiz bir özelliğin gerçek değerini bilemeyiz. Bu nedenle onun ne kadar olduğunu ölçmeye çalışırız. Gerçek değeri bilmediğimiz için de ne kadar hata karıştığını bilemeyiz.

Doğa bilimlerindeki uzunluk, ağırlık ve sıcaklık gibi ölçümler için gerçekleştirilen ölçeklerin neyi ölçtüğü açıktır. Bu gibi özellikler üzerindeki ölçümlere karışmış olabilecek hatanm en çok ne kadar olabileceği, yani hata sımrı belirlenebilmektedir.

Davranışsal özellikler söz konusu olunca ölçme işleminin, aynı kişi üzerinde, aynı koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak tekrarlanması olanaksız gibidir. Bu nedenle ya aynı kişi üzerinde ölçme işleminin olanaklar ölçüsünde birbirine benzşr koşullar altında tekrarlanması ve hem kişinin özelliğinde meydana gelmiş olabilecek değişmenin hem de koşulların değişmiş olmasından gelebilecek etkilerin dikkate alınması ya da bu amaçla değişik kişilerden yaralanılması ve bu son halde söz konusu olabilecek başka etki kaynaklarının dikkate alınması yoluna gitmek gerekmektedir.

Eğitimde yapılan ölçümlere değişik kaynaklardan hata karışmaktadır. Bu nedenle hata kaynakları ve özellikle bu kaynaklann ölçme sonuçlarını nasıl etkilediği bilinmelidir.

ölçme ve Değeıiendirme

143

Ölçmede Hata kaynakları

ölçmeyi  yapan   kişiden   kaynaklanan   hatalar;

öğrenim, sağlık, o andaki ruh hali)

ölçülen özellikten kaynaklanan hatalar; (özelliği

tam olarak belirleyememe, ölçememe)

ölçme aracından kaynaklanan hatalar (basım

hataları)

III.    Ölçmede Hata türleri

  1. Sabit hata: Bir ölçmeden diğerine miktarı değişmeyen hatalara denir. Hata miktarı her ölçmede aynıdır. örnek; bir cetvel yanlışlıkla 0-30 cm yerine 1-30 cm olarak bölmelenmiş olsun. Bu durumda araç 1 cm kısadır. Ölçmeyi yapan kişi
ölçme Değerlendirme
Özelliğin             miktarını gösterir Miktarın      yeterli     olup olmadığı ile ilgilidir
Değerlendirmenin        alt başlığıdır Ölçmeyi de içine alır
Değerlendirmeden öncedir ölçmeden sonra gelir
Daha      çok      gözleme dayanır Daha  çok  karşılaştırma, yorum ve yargıya dayanır
Daha objektiftir Daha çok kişisel kanılara dayanır

her ölçmede 1 cm kısa ölçecektir. öğretmen sınavda 100 puanlık soru sorar. 20 puanlık soruyu kimse cevaplandıramamış. Bu durumda öğretmen 80 üzerinden bir değerlendirme yapmış olacaktır.

  1. Sistematik hata:   Ölçülen   büyüklüğe,   ölçmeyi
    yapan kişiye ve ölçme koşullarına bağlı olarak
    değişen ölçümden ölçüme belli oranda artan ya
    da azalan hatalara denir. Yanlış bölmelenmiş bir
    cetvelle  birkaç defa  ölçme  yapıldığında  aynı
    hatayı ölçme sayısı kadar tekrarlamış oluyoruz.
    Yani  hatalı  ölçme  aracıyla  birden  çok  ölçme
    yapılırsa bu sistematik hatadır. aynı şekilde bir
    öğretmen yazılı yoklama cevaplarını puanlarken
    kız  öğrencilere  erkeklerden   daha  fazla   puan
    verirse, öğrencinin cinsiyetine bağlı bir sistematik
    hata yapmış olur
  2. Tesadüfi (rasgele) hata : Genellikle kaynakları iyi
    bilinmeyen, ölçme sonuçlarına gelişigüzel karışan
    Kuralsız olarak artan ya da azalan hatalara denir.
    Bizim asıl üzerinde durmamız gereken budur.
    ölçmeyi yapan kişi dikkatsiz bir şekilde ölçüm
    yapmışsa, tesadüfi   hata  ortaya  çıkar.   Ölçme
    sonuçlarının   gerçek   değerinden   büyük   veya
    küçük olduğunu bilemeyiz.

Sonuç;

ölçmenin amacı hatasız ölçümdür. Bu mümkün değildir. Masanın uzunluğu, eşyanın ağırlığı, odanın sıcaklığı, hücrenin boyu bile hatalı ölçülmektedir. En hassas ölçmelere bile istenmeden bir miktar hata karışmaktadır. O halde burada önemli olan ölçmelere karışan hatayı en aza indirmektir. ölçme işlemi sonucunda gerçeğe en yakın değeri elde etmeye yönelik çaba göstermektir.

  1. Değerlendirme: ölçme sonuçlarının bir ölçütle

karşılaştırılarak karar verilmesi, yorum yapılmasıdır. Ölçme sonuçlarna bir anlam yüklemektir.

  1. Öğrencinin bir sınavdan 70 puan alması bir
    ölçmedir. Öğrencinin   geçip   geçmeyeceğine
    karar vermek değerlendirmedir. Bununa karar
    verebilmek için bir ölçüte ihtiyaç vardır.

Özellik – Ölçme kuralı – Ölçüm – Ölçüt – Değeriendiıme

Değerlendirme kullanılan ölçüte bağlı olarak;

  • Mutlak değerlendirme
  • Bağıl değerlendirme
    olmak üzere ikiye ayrılır.

Ölçmede sıfır noktası

  • Doğal sıfır: Ölçülen özelliğin 0 (sıfır) noktasmda
    yokluğu anlamına geldiği durumda kullanılan sıfır
    gerçek sıfırdır. Örnek; “şu anda sınıftaki öğrenci
    sayısı sıfırdır.” Dediğimizde o anda öğrencinin
    yokluğu anlamına gelmektedir.
  • Tammlanmış sıfır: Ölçülecek özelliğin 0 (sıfır)
    noktasında yokluğu anlamına gelmediği durumda
    kullanılan sıfıra denir. Bazı durumlarda pratik
    amaçlar için uzmanlar tarafından ölçülen özelliğin
    belü bir durumu ya da miktarında sıfır noktası
    kullanılmaktadır. Örnek: sınavda boş kağıt veren
    ya da kopya çekerken yakalanan öğrenciye sıfır
    verildiğinde verilen sıfır öğrencinin o konu ile ilgili
    olarak    hiçbir    bilgisinin    olmadığı     anlamına
    Termometre  için  de  aynı   şey
    geçerlidir.   Sıfır   (0)   derecede   ısı   yok   demek
    değildir.

Ölçek: Nesnelere verilen sayıların anlamlarını, nesnelere sayılar vermede uyulmasf gereken kuralları ve kısaltmaları belirtmek için kullanılan kavramdır. Diğer bir anlamı da ölçme araçları üzerindeki bölmeleri ya da belli bir başlangıç noktasından itibaren değişmez bir birimle bölmelenmiş ölçme aracını ifade eder.

ölçmede kullanılan ölçek ya da birimlerin 4 çeşidi vardır:

144

Ölçme ve Değerlendirme

  1. Sınıflama (Adlandırma) ölçekleri
  2. Sıralama ölçekleri
  3. Eşit aralıklı ölçekler
  4. Oranlı ölçekler

Bazı ölçümlere bütün matematiksel işlemler yapılabilirken bazılarına yapılamaz. Eğitim ve psikolojideki ölçmelerde en çok kullanılan ölçekler sıralama ve eşit aralıklı ölçeklerdir. Sınıflama ve oranlı ölçekler çok ender kuüanılır.

  1. Sınıflama (Adlandırma)   ölçekleri:   Nesneleri
    belli yönlerinden benzeyip benzemediklerine göre
    sınıflandırmadır.       Nesnelerin      farklılık      ve
    benzerlileri belirlenir.  Bu tür ölçeklerde sınıflar
    oluşturulduğu için bu sınıfa giren tüm elemanlar
    eşit kabul edilirler. Aynı sınıfa giren elemanlar
    aynı sembolle ifade eldirler. Örnek: kız, erkek,
    boyu  uzun  olanlar,  boyu  kısa olanlar.  Sonuç
    olarak  bu tür ölçeklerdeki değişkenlere ilişkin
    frekanslar dışında sayısal veri yoktur. Dolayısıyla
    frekanslara    dayalı     analizler    dışında    işlem
    yapılamaz.
  2. Sıralama ölçekleri: Nesneleri belli özelliğe sahip
    oma miktarı bakımından sıraya dizme işlemidir.
    Sıralar sayı   ile   veya   sıfatla   ifade
    Örnek;ÖğrenciIeri   boy  sırasına,   aldıkları   nota
    göre,   pekiyi-iyi-orta-geçer  gibi.   Dikkat  edilirse
    öğrencinin grup içindeki yeri hakkında bilgi verir.
    Elde edilen sayısal sonuçlarla ilgili olarak ortanca
    ve yüzdelik belirlenir.
  3. Eşit aralıklı ölçekler: Ölçek birimlerinde eşitliğin
    sağlandığı ve sıfırın tanımlanmış olduğu ölçek
    türüdür. ölçme aracını kullanan kişilerin ortaklaşa
    kabul ettikleri bir başlangıç noktasından başlar ve
    birimler eşit olarak bölmelenmiştir. Örnek; takvim,
    termometre, sınavlar, zeka testleri. Birimler arası
    fark yan iki ölçüm  arasındaki fark anlamlıdır.
    Buna karşın zeka bölümü 110 olan birinin zeka
    bölümü  55  olan  birinden  iki  kat zeki  olduğu
    söylenemez. Elde edilen ölçümlerle ilgili olarak
    oranlama işlemleri yapılamaz.
  4. Oranlı ölçekler:  Eşit oranlı  ölçek birimlerinde
    eşitliğin sağlandığı ve sıfırın gerçek sıfır olduğu,
    sıfır    noktasında    ölçülen    özelliğin    yokluğu
    anlamına   geldiği   ölçek  türleridir.   Eşit   aralıklı
    ölçeklerle yapılan ölçmelerle ilgili sonuçlarda tüm
    matematiksel işlemler (4 işlem) yapılabilmektedir.

Bir Ölçme Aracında Bulunması Gereken Özellikler

ölçme    ve    değerlendirmede    verilen     kararların doğruluğu ve yerindeliği, kararın dayandığı ölçümlerin

hatasız ve ölçütün uygun olmasına bağlıdır. Bu nedenle ölçme araçlarında bazı özelliklerin aranması gerekmektedir.

  1. Güvenirlik,
  2. Geçerlik
  3. Kullanışlılık

GÜVENİRLİK

Güvenirlik; Ölçme aracının ölçtüğü özelliği ne derece hatalardan arınık olarak ölçtüğüdür. ölçme aracının ölçtüğü özelliği ne derce duyarlı ve tutarlı (kararlı) ölçtüğünü iie ilgilidir.

Duyarlık; ölçme aracının ölçülen özelliği gerçek değerine en yakın biçimde yansıtma biçimine denir. Buradaki duyarlık ölçme aracının hassas ölçmesidir.

Tutarlılık; Tekrarlanan ölçümlerde sonuçların birbirine uymasıdır. Ölçme aracmın kararlı bir yapıya sahip ve grubun ölçülen özelliğinin de değişmediği sonucuna varılır.

örneğin; bir öğretmenin üç öğrenciye laboratuarda bir metal çubuğun boyunu ölçtürdüğünü düşünelim. Üç öğrenci aynı çubuğu beşer defa ölçerek şu sonuçlan bulmuş olsunlar;

1. Öğrenci 2. Öğrenci 3. Öğrenci
12,2 cm 12,5 cm 120,1 mm
12,1 cm 12,0 cm 120,2 mm
12,2 cm 12,3 cm 120,3 mm
12,3 cm 12,1 cm 120,2 mm
12,2 cm 12,6 cm 120,2 mm
  1. ve 2. öğrenciler milimetrik bir cetvel kullanmış, 3. öğrenci ise milimetrenin onda birini ölçen bir kumpas kullanmıştır. Çubuğun boyu hiç değişmediğine göre ölçmelerdeki değişkenliğin ölçme hatalarından doğduğunu söyleyebiliriz. Daha hassas bir ölçüm yapan 3. öğrenci bile beş ölçmede aynı sonucu bulamamıştır. Onun ölçmelerinde de hata vardır.

Buradan hareketle konuyu biraz daha irdelersek 1. ve 2. öğrencilerin ikisi de hata yapmışlardır. Fakat hataları aynı değildir. ölçrhelerde ne kadar hata olduğu bilinse hangisinin daha fazla hata yaptığı bilinebilir. Bunun için metal çubuğun gerçek boyunun ne olduğu bilinmelidir. Çubuğun gerçek boyunun bilmeye imkan yoktur. 3. öğrencinin ölçmeleri gerçeğe daha yakın ama gerçeğin kendisi değildir. Bu nedenle bir ölçmeci tarafından elde edilen ölçmelerin ortalamasının gerçek değere, ölçmelerin birbirinden daha yakın olması beklenir.

Buna göre 1. öğrencinin ortalaması 12,2 cm, 2. öğrencinin   ortalaması    12,3   cm’   dir.    ölçmelerin

ölçme ve Değerlendirme

145

ortalaması gerçek değer olarak kabul edilirse o halde ölçmelerin ortalamadan farkları hata sayılır. Bu durumda en az hata yapan öğrenci 3. öğrencidir. O halde buradaki hata nasıl bir hatadır? Bu sorunun yanıtı tesadüfı hatadır.. İşte ölçmelerin güvenirliği burada söz konusudur. Daha öncede belirtildiği gibi bir ölçme sonucu, içindeki tesadüfi hataların azlığı oranında güvenilir sayılır.

Birölçme aracının güvenirliğini etkileyen başlıca hata kaynakları:

  1. ölçmeyi yapan   kişiden   kaynaklanan   hatalar;
    Ölçmecinin     yanlı      davranması,      puanlama
    yaparken dikkatsiz olması. Sevdiği öğrencilere
    fazla   puan,   sevmediği   öğrencilere   az   puan
    vermesi,
  2. ölçme aracından   kaynaklanan   hatalar;     Açık
    seçik, anlaşılır sorular olmaması, ölçme aracının
    düzensiz       hazırlanmış       olması,      yazıların
    okunamaması.
  3. öiçmenin yapıldığı     ortamdan     kaynaklanan
    hatalar;   Sınavın   yapıldığı   ortamın   sınav  için
    uygun olmaması. Isı, ışık, gürültü vb.
  4. ölçülen kişiden kaynaklanan hatalar; Öğrencinin
    sınav için güdülenmemesi, ilgisizüği, isteksizliği,
    yorgun ya da hasta olması.
  5. ölçme aracının özelliğinden kaynaklanan hatalar;
    yazılı sınavyerine sözlü sınavın kullanılması.

Yukarıdaki örnekte ölçme hatasının kestirilmesi ölçmelerin tekrarı sayesinde olmuştur. Eğitim ve psikoloji gibi alanlarda ölçmelerin tekrarı çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle bir sınavdan alınan puanların güvenirliğini kestirmek amacıyla çeşitli güvenirlik yöntemleri bulunmuştur;

  • Test-tekrar test yöntemi
  • Paralel testler (eşdeğer formlar) yöntemi
  • Testi yarılama (iki yarıya bölme) yöntemi

1- Test-tekrar test yöntemi (Kararlılık katsayısı): Bir testi aynı öğrenci grubuna birkaç gün arayla iki defa uygulama yöntemidir. İki uygulama arasında ölçülen yetenekler bakımından değişme olmamışsa güvenilir olduğu söylenebilir.

Tutariılık, tekrarlanan ölçümlerde sonuçların birbirine uymasıydı. Burada aynı araçla yapılan iki ölçme arasındaki tutarlılık güvenirliği gösterir. İki puan birbirini tutmuyorsa ölçme araç ve işlemlerinde hata bulunduğu kanısına varılır. Uygulama koşullarından şüpheleniyorsak bu yöntemi kullanabiliriz. Eğer yüksek bir güvenirlik bulunmuşsa ölçme sonuçları uygulama koşullarından gelebilecek tesadüfi hatalardan arınık demektir.

Eğer iki ölçme arasında uzun bir zaman geçmişse ve güvenirük katsayısı yüksek bulunmuşsa testin kararlı olduğu (testte ölçülen özelliklerin) ve bu yargının doğruiuğu oranında ölçülen özelliğin değişmediği söylenebilir.

Bunu bir örnekle açıklarsak; 1. ölçüme (X), 2. ölçüme (Y) diyelim. Şimdi bu X ve Y ölçümler arasındaki tutarlılığı ölçersek yani iki uygulamadan elde edilen puanlar arasındaki güvenirlik katsayısını (r) bulmaya çalışırsak; bunun için Pearson çarpım moment korelasyon katsayısı formülünü (rxy) kullanabiliriz.

Y
N
X

IXY

1 10 10 20
2 8 10 18
3 10 8 18
4 9 8 17
5 9 7 16
6 7 6 13
7 3 5 8
8 4 2 6
9 4 2 6
10 1 4 5
IX = 65 IY = 62  Z XY = 127

(I*)

rxy =

N

N

Yukarıdaki formülü uyguladığımızda korelasyon katsayısının r = 0,81 olduğunu görürüz. Şimdi bunun anlamı nedir? Güvenirlik katsayısı – 1,00 ile + 1.00 arasında değişir. ölçme sonuçları tesadüfi hatalardan ne derece arınık ise güvenirlik katsayısında o derece üst sınıra yakındır. Yukarıdaki ölçmelerin (0,81) üst sınıra yakın yani güvenirlik katsayısının yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Test-tekrar test yöntemiyle elde edilen puanların güvenirliği ile ilgili yorum yaparken iki temel sayıtlıdan hareket etmemiz gerekmektedir;

  • iki uygulama    arasında    geçen    süre    içinde
    öğrencilerin    ölçülen     değişkene    ait    gerçek
    puanlarında değişme olmadığı
  • Birinci uygulamanın   ikinci   uygulamadan   elde
    edilecek puanı etkilemediği

Çoğu durumda bu mümkün değildir. Sınavların uygulama ortamları, öğrencilerin yaptıkları hatalar, şans başarısı gibi etkenler iki uygulama arasındaki puanların değişmesine neden olabilir.

146

ölçme ve Değerlendirme

2-    Paralel     testler     (eşdeğer     formlar)
yöntemi: (Eşdeğerlilik katsayısı) 
Birbiriyle eşdeğer
iki formun hazırlanarak bu iki formun anı zamanda
aynı    gruba    uygulanması    sonucu    elde    edilen
sonuçların korelasyonuna bakma yöntemidir.

Bu formlar biri diğerinin yerine kullanılabilecek ölçüde aynı davranışları ölçen formlar olmalıdır. Iki testin maddelerinin kapsamı, ve niteliği bakımından denk olmalıdır. Böyle hesaplanan ölçme güvenirliği bir testin iki eşdeğer formu arasındaki tutarlılık anlamına gelir.

3-   Testi    yarıtama     (iki    yarıya     bölme)
yöntemi: (İç tutarlılık katsayısı)
Testin maddelerini
görünüşte   eşdeğer   iki   yarıya   ayırarak,   iki   yarı
puanları   arasındaki   tutarlılığa   bakma   yöntemine
denir. iki eşdeğer araç hazırlamanın veya bir aracı iki
defa    uygulamanın    mümkün    olmadığı    hallerde
uygulanan bir yöntemdir.

Bütün soruları gruba uygular maddeleri tek numaralı sorular, çift numaralı sorular olarak ikiye ayırırız. Seçmeli testlerde uygulanır. Bu iki eşdeğer yarıdan elde edilmiş puanlar takımı, ayrı ayrı testlerden elde edilmiş gibi işlem görürler. Bu yöntem aslında bir iç tutarlılık katsayısı verir. Test gelişigüzel cevaplanmışsa ve testin iki yarısı farklı davranışlan ölçüyorsa (sayısal, sözel gibi) düşük çıkabilir.

Testi yarılama yöntemiyle elde edilen güvenirlik katsayısı genelde testin tekrarı yöntemiyle elde edilen güvenirlik katsayısından yüksek olur. Testin yalnızca bir kez uygulanmasına dayalı olduğu için bu yöntem diğerlerine göre daha avantajlıdır ve yaygın kullanılır.

Ölçmenin Standart Hatası

Pratikteki ölçme durumlarının çoğunda gözlenmiş tek bir puan, ölçmenin hatası hakkında hiçbir şey söylemez. Hataların büyüklüğünü araştırmak için aynı kişi ile ilgili daha çok gözleme sahip olmalıyız. Eğer aynı ölçme aracı ile bir birey için sonsuz sayıda ölçme yapılsa, bir bireyin aldığı puanlar belli bir dağılım gösterecektir. Bu dağılımın ortalaması, kişinin evren puanının iyi bir tahminidir. Böyle bir dağılımın standart kayması ölçmenin standart hatası olarak adlandırılır. Bir testi birçok kez aynı kişilere uygulamak hem güç hem de uygulama sonuçları yanıltıcı olabilir. Eğitim ve Psikolojideki ölçmelerde ölçmenin standart hatasını hesaplamak için başka yöntemlerle dolaylı bir biçimde tahmin edilmelidir.

Test puanlarının standart kayması ve güvenirlik katsayısı   biliniyorsa  bu  istatistik  (Se  =  ölçmenin

Standart Hatası) kolayca hesaplanabilir. Formülü ise şöyledir;

Se = ölçmenin Standart Hatası

Sx = Standart Kayma,

rx = Güvenirlik Katsayısı’ dır.

  1. Güvenirliği Etkileyen Faktörler
  2. Testin uzun olması: Bir sınavda kullanılan
    soru sayısı artıkça, çoğu zaman o sınavdan elde
    edilen toplam puanın güvenirliği de artar.
  3. Şans başarısı:  Öğrencinin  cevabını  hiç
    bilmediği bir soruyu şans yardımıyla cevaplayabilmesi
    puanını artırır, buna karşın testin güvenirliğini azaltır.
  4. Testin uygulama    koşulları:    Sınavda
    kullanılan   soruların   açıkça   anlaşılır  ve   kesinlikle
    cevaplanabilir olması, o sınavdan elde edilen puanm
    güvenirliği arttırır. öğrencinin sınav ortamma ilişkin
    rahatsızlıkları, hızlı okuma ve anlama becerilerinin
    düşük olması, sınav günü hasta ya da yorgun oluşu,
    smavla iigili açıklamaları anlayamaması güvenirliğr
    olumsuz etkiler.
  5. Güdüleme: Sınavda   cevaplayıcılar   her
    soruyu   dikkatle   ve    hızla    cevaplanmaya   teşvik
    öğrencilerin   yeterince   güdülenmediği
    sınavlarda cevaplar tesadüfi kalacağı, ya da birçok
    soru    cevapsız   kalacağr    için   sınav   puanfarının
    güvenirliği düşer.
  6. Zaman: Sınav süresi öğrencilerin hemen
    hepsinin bütün soruları cevaplandırmalarına yetecek
    uzunlukta olmalıdır.
  7. Güçlük düzeyi: Bir sınavda kullanılacak
    sorular o smavı cevaplandıracak bireylerin yaklaşık
    olarak yarısı tarafından doğru cevaplandırılabilecek
    güçlükte olmalıdır. Çok kolay sorulardan oluşan bir
    sınav, yoklanan   grubun   öğrencilerini   birbirinden
    yeterince ayıramaz. Çok güç sorulardan oluşan bir
    sınavda aynı sakıncayı ortaya çıkarır.
  8. Kopya çekme davranışı: Sınavda kopya
    çekilerek elde edilen puan öğrencinin gerçek bilgisini
    göstermekten uzaktır.
  9. Test maddeierinin  homojenliği:  Testte
    yer   alan   maddeler   ölçtükleri   özellik   bakımmdan
    birbirine ne kadar benzer olursa testin güvenirliği o
    kadar yüksek olur. Aynı testte birden fazla özellik
    (Edebiyat, Tarih, Fizik, Biyoloji) ölçülüyorsa o testin
    güvenirliği düşer.


ölçme ve Değerlendirme

147

  1. Puanlama: Her   sınav   objektif   yollarla
    puanlandırılabilir.   Bunun   için   öyle   bir   puanlama
    yöntemi   bulunmalıdır  ki,   bütün   puanlayıcılar  aynı
    cevaba aynı puanı verebilmelidir. Sonuç olarak testin
    puanlamasının yansız olması güvenirliğini artırır.
  2. Uygulama hataları: ölçme    işleminin
    herhangi    bir    basamağında    yapılan    dikkatsizlik
    hataları, tıpkı puanlama hatalarında olduğu gibi çoğu
    halde tesadüfi hata türündedir.
  3. Duyarlılık: Duyarlığı yüksek bir araç veya
    yöntem daima güvenirliği   yüksek   sonuçlar
    Kullanılacak araç bu duyarlı olmalıdır.

GEÇERLİK

Bir ölçme aracının ölçmek istediği özelliği başka özelliklerle karıştırmadan ölçebilme derecesidir. Bir anlamda testin uygunluğudur.

Bir ölçme aracının veya yönteminin onunla ölçülmek istenen değişkeni ölçüp ölçmediği; ölçebiliyorsa, onu başka değişkenlerden ne derece arınık olarak ölçtüğüdür. (Turgut.1993)

Ölçme araç ve yöntemlerinin nitelikleri arasında en önemlisi geçerliktir. Geçerlik, ölçme aracının amaca hizmet etme derecesidir. Bir ölçme aracının geçerli olabilmesi için onun sadece ölçmek için düzönlendiği özelliği ölçmesi, yani onu başka özelliklerle kanştırmadan ölçmesi gerekir.

Eğitimde kullanılan araç ve yöntemlerle ölçülmek istenen değişkenler bireylerin yeteneği, başarısı gibi deyimlerle tanımlanmaya çalışılan değişkenlerdir. Aracın veya yöntemin ölçülmek istenen değişkenin ölçüsü olabüecek bir puan vermesi, bu ölçüyü başka değişkenlerle karıştırmaması beklenir. Bir araç veya yöntem, bu niteliği sağlayabileceği derecede geçerli puanlar verir. Bir testin geçerliği bir derece sorunudur. Bir test hepten geçerli veya hepten geçersiz olmaktan öte daha çok veya daha az geçerli olabilir.

Örn; bir “okuduğunu anlama testi” okuduğunu anlama yeteneğini ölçmede yüksek bir geçerliğe sahip olabilir. Fakat aynı test matematikte “problem çözme yeteneğini” ölçmede geçerliğe sahip değildir. Eğitimde çok kullanılan yazılı sınavlar, sözlü sınavlar, kısa cevap gerektiren testler ve çoktan seçmeli testler gibi araç ve yöntemler çoğu zaman bir derste o dersin programına uygun olarak geliştirilmesi hedef alınan davranışları ölçmek için uygulanır. Söz konusu davranışlara (bilgi, beceri, tutum, duyuşsal davranışlar vb.) hedef davranışlar denir. O halde bir

test bir programdaki başarıyı ölçmek için hazırlanmışsa, o test o programın hedef davranışlarını yeterince temsil edebilmeli, onları başka davranışlarla karıştırmamalı yeterince duyarlıkla ölçmelidir.

Geçerlik ve güvenirlik arasındaki ilişki

ıçın

  • Bir ölçme    aracının    geçerli    olabilmesi
    öncelikle güvenilir olması gerekir.
  • Güvenilir bir  ölçme  aracı   her zaman  geçerli
    Örneğin    bir    metre    eksik    imal
    edilmişse  masanın  boyunu  her ölçmede  aynı
    sonuç   elde   ederiz.   Bu   sonuç   güvenilir   bir
    sonuçtur.    Buna    karşın    söz    konusu    metre
    masanın boyunu ölçmek için geçeıü değildir.

Özellikle   eğitimde   kullanılan   başlıca   geçerlik türleri şöyledir;

  1. Kapsam geçerliği
  2. Yordama geçerliği
  3. Yapı geçerliği
  4. Görünüş geçerliği
  5. Kapsam geçerliği: Ölçme araç ve yöntemlerinin kapsamlarına ve içeriklerine bakılarak varılan geçerlik yargılarına kapsam geçerliği denir. Bir bütün olarak testin ve testteki her bir maddenin amaca ne derece hizmet ettiğidir. Bir testin kapsam geçerliği;
  6. O testteki  toplam   maddelerin  ölçülecek
    davranışları ve konu içeriğini ömekleme
    derecesine,
  7. Testteki sorulan soruların ilgili davranışları

ölçmede uygun olup olmadığına bağlıdir.

Kapsam geçerliğinden söz edebilmemiz için bu iki koşulun yerine gelmesi gerekir. bunun için belirtke tablosuna uygun ölçüm yapılmalıdır. Böylece ölçülmesi gereken kritik özellik dışarıda kalmamalıdır.

Öğrenci başarısmı ölçmede kullanılan başarı testlerinin geçerliğini bulmada kullanılan en uygun yöntem kapsam geçeıiiğidir. Bunun için en uygun yol uzman görüşlerine başvurmaktır.

Kapsam geçerliliğinde testi oluşturan maddelerin (gerçekte) ölçülen davranışlar evrenini temsil etme düzeyi hakkında bir karara varma işlemidir. Bir ölçme aracının hem konu ve davranış boyutuna bakılarak hem de test maddelerinin ölçülmek istenen davranışları ölçmede uygun olup olmadığına bakilarak karar verilen bir geçerlilik yargısıdır.

148

Ölçme ve Değerlendirme

Bir ölçme aracı belirtke tablosundaki hedef davranışlar yerine yazım güzelliği, kişilik gibi ölçme amacının dışında olan davranışları ölçüyorsa ve buna dayalı değerlendirme yapılmışsa o testin geçerliği düşüktür.

Kapsam geçerliği iki biçimde ölçülebilir;

  1. Mantıksal yol: Konu alanı uzmanlarının
    görüşlerinin alınması yöntemidir. Hazırlanan
    ölçme aracı uzmanlara gösterilerek ölçülecek
    konu alanını yeterince temsil edrp etmediğinin
    sorulmasıdır.
  2. istatistiksel yol: Aynı alanda daha önce
    geliştirilmiş, aynı davranışları ölçen ve geçerliği
    yüksek bir test ile yeni hazırladığımız iki testin
    aynı gruba uygulayıp öğrencilerin bu testlerden
    elde ettikleri puanları arasındaki korelasyona
    bakma yöntemidir.
  3. Ölçüt (Yordama, Uygunluk) geçerliği:

Yordama: İstatistiksel teknikler kullanılarak ve bilinenlerden yaralanılarak bilinmeyen durumlar hakkında yapılan geleceğe yönelik tahminlerde bulunma işlemidir. Birtahmin işidir.

Testten elde edilen puanlarla testin yordamak için düzenlendiği değişkenin doğrudan ölçüsü olan ve daha sonra elde edilen ölçüt arasındaki korelasyon da yordama geçerliğidir. Korelasyon katsayısının büyüklüğü yüksek yordama geçerliğine işarettir.

Eğitimde bir öğrencinin ya da grubun gelecekteki başarı durumunun nasıl olacağını tahmin etmek için kullanılır. Örneğin; ÖYS sınavları, uygulanan testlerden elde edilen puanlar, adayların üniversitedeki ve gelecekteki başarılarının yordayıcısı olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan testlerin amaca hizmet etme derecesi yani yordama geçerliğinin olması gerekmektedir.

Ölçüt geçerliğinin hangi anlamda tanımlandığı kriter ya da ölçülen değişkene ait ölçümlerin elde edilme zamanları arasındaki farka bağlı olarak iki grupta incelenebilir;

  1. Yordama geçerliği: Yordama geçerliği aranan test uygulanır, o testin yordayacağı özellik ya da puan elde ediünceye kadar beklenir. Bir okulun giriş sınavında kullanılan testin o okuldaki başanyı yordama derecesine bakmak istediğimizde testi uyguladıktan sonra o öğrencilerin o okulda ders notları ortalamalarını beklememiz gerekmektedir. Söz konusu puanlar

geldikten sonra iki puan grubu arasındaki korelasyona bakılır. Elde edilen korelasyon değeri giriş sınavında kullanılan testin girilen okuldaki başarıyı yordama derecesi olarak kabul edilir. öğrencilerin giriş testi puanları yordayıcı, öğrencilerin başarıları ise ölçüttür.

  1. Uygunluk geçerliği (mevcut hal geçerliği): Bu durumda geçerliği aranılan testin ölçütü olan puanları beklemeye gerek yoktur. Puanlar elimizde hazır durumdadır. Örneğin bir dershanenin KPSS sınavından birkaç gün önce yaptıkları deneme sınavı testi puanları ile ölçüt olan KPSS sınavı puanları zaman bakımmdan hemen hemen aynı zamana denk gelmektedir.
  2. Yapı geçerliği: ölçme işleminin teorik bir
    yapıyı (özelliği) ölçüp ölçmediğinin belirlenmesidir.
    Buna ilişkin bir geçerlik seviyesi aramaktır. Birbiri ile
    ilgili olduğu düşünülen belli öğelerin yada öğeler
    arasındaki ilişkilerin oluşturduğu bir örüntüye yapı
    denir.

Bu bir ölçüde bilimsel kuram geliştirme süreciyle aynıdır. Psikolojide yapı sözcüğü atılganlık, güvensizlik, içe dönüklük, dışa dönüklük, zeka gibi tanımlanabilir belli kişilik özellikleri için kullanılır. Eğitimde ölçmeye çalışılan bazı özellik yada değişkenler birer kuramsal yapıdır. Bu özeliiklerin ölçülmesi için araç geliştirmede izlenen yol, önce söz konusu özellik yada özellikleri belirlemek yani yapıyı tanımlamak, sonra da tanımlanmış yapıdan sınanabilir denenceler çıkarmak ve çıkarılan denenceleri sınamak için deneysel ve istatistiksel çalışmalar yapmaktır.

Yapı geçerliği çalışmasında ölçmeye çalıştığımız özelliği nasıl tanımladıysak testin de bize bu tanıma uygun veri sağlamasını bekleriz. Çoğu zaman yapı geçerliği için faktör analizi tekniği ile kanıt aranır.

Eğitimde ölçülmek istenen özellikleri ölçmeye yarayan testlerin geliştirilmesinde önce zekanın yada kritik düşünmenin ne olduğunun tanımı yapılır. Daha sonra bu soyutlanmış yapılardan ölçülebilir davranışlar çıkarılır. Daha sonra bu davranışları ölçecek test maddeleri geliştirilir. Kişinin verdiği cevaplara bakarak o kişi hakkında yorumda bulunulur. Yorumun geçerliği buraya kadar oian aşamaların geçerliliğine bağlıdır.

  1. Görünüş geçerliği: Birtestin gerçekten
    ne ölçtüğüyle değil, onun ne ölçüyor göründüğü ile
    ilgilidir. Bir testin görünüş geçerliği, o testin ölçmek
    istediği şeyi ölçüyor görünmesidir. Görünüş geçerliği
    olan birtest kapağında ne yazılıysa onu ölçüyor
    görünür. Örneğin; kapağında “Fizik testi” yazılı olan

Ölçme ve Değerlendirme

149

bir testin içinde fizikle ilgili sorular varsa söz konusu testin geçerliği vardır denilir. Bunun için konu alanı uzmanlarının görüşü yeterlidir.

Geçerliği Artırıcı Önlemler

  1. Ölçme yöntemi: Bir testte kullanılan yöntem
    (yazlı, yoklama, sözlü yoklama, testler) öğrencinin
    alacağı puanı (hata miktarını) etkileyebilir.
  2. İstenmeyen özelliklerin ölçülmesî: Her soru, o
    araçla ölçülmek istenen  davranışlardan  en  az bir
    tanesini   yoklamalı,   başka   özellikleri   ölçmemelidir.
    Örneğin; matematik bilgisini ölçerken yazı güzelliği,
    tertip   düzen   gibi   özelliklerin   ölçülmesi   geçerliği
    düşürür.
  3. Ölçülecek özelliği tam olarak ölçen sorular:

Her soru, o soruyla ölçülmek istenen bilgi ve becerilere sahip öğrencilerin tereddütsüz doğru cevaplandırılabileceği ve bu bilgi, beceri ve yeteneklere sahip olmayanların doğru cevaplandırılamayacağı nitelikte olmalıdır.

  1. Kapsamlı ve dengeli dağılım: Sınav belli bir
    sürede okutulan konular ve o konulara dayanılarak
    geliştirilmesi beklenen   bilgi,   beceri   ve  yetenekler
    bakımından hem kapsayıcı hem de dengeli ohnalıdır.
  2. Güvenirlik: Herhangi bir puanın geçerliği için ön
    şart, onun   güvenirliğidir.   Güvenirlikten  yoksun   bir
    puan sadece tesadüfı hataları gösterir. Hatada geçerli
    ölçü olamaz. Her ölçme sonucu güvenirliği oranında
    geçerîik kazanır. Fakat güvenirliğin sağlanmış olması
    geçerliğinde mutlaka sağlanacağı anlamına gelmez.
  3. Sınavın güçlük derecesi: Sınavın ve ölçme
    araçlarının güçlüğü de geçerliğe etki eder. Güçlük
    derecesi    o    sınavdan    elde    edilecek    puanların
    kullanılacağı amaca göre ayarlanmalıdır.
  4. Aynı sınavların her yıl kullanılması, kopya, sınav
    süresinin yetersizliğinden    boş    bırakma,    soruları
    sınavdan önce açıklama, derslerde sınav sorularının
    çözülmesi, öğrencilerin çeşitli nedenlerle sınavı yanda
    bırakması, gürültü, hastalık gibi nedenlerle sağlıklı bir
    cevaplandırmanın yapılmayışı gibi etkenler güvenirliği
    ve geçerliği düşürür.
  5. Hedeflere uygun soru hazırlamak, etkili bir sınav
    planı geçerliği artırır.

Kullanışlılık

Araç ve yöntemin uygulanabileceği eğitim seviyesi, uygulama süresi, ölçmeden istediği beceriler, maliyet ve ekonomi gibi etkenlerin o araç ve yöntemin kullanılmasına etkileri kullanışlılık olarak ifade edilmektedir. Kullanışlığı artıran önlemler güvenirliği ve geçerliği de dolaylı olarak artırır.

ölçme araç ve yöntemlerinin kullanışlılığı hakkında bir yargıya varırken göz önünde bulundurulması gereken noktalar şöyledir;

  1. Ekonomi; Araç ve yöntem maliyet yönünden
    ekonomik olmalı, öğretmene, öğrenciye, yöneticiye
    ağır mali yük getirmemelidir.
  2. Hazırlama süresi;   Her  araç  ve   yöntem   bir
    hazırlık gerektirir. Testlerde bu süre daha uzun, yazılı
    yoklamada daha kısadır. Hazırlama süresi kısa olan
    bir sınav tercih edilmelidir. Yalnız kalabalık gruplarda
    yazılı yoklamaların cevaplarının puanlanması zorluğu
    da göz önünde bulundurulmalıdır.
  3. Uygulama süresi;   Bir yöntemin  kullanılışlığı,
    verdiği     puanın     önemine     oranla,     uygulamada
    gerektirdiği zaman azaldıkça artar.
  4. Hazırlayıcı ve uygulayıcıların  nitelikleri;  Bir

aracın uygulanması ne kadar özel beceriler gerektirirse, kullanışlığı da o oranda sınırlanır.

  1. Cevapların Nitelikleri;   Öğrenciler cevaplama
    yönergesini kolayca anlayabilir ve cevaplarını kolayca
    kaydedebilirlerse, o araç kullanışlıdır.
  2. Uygulama kolaylıkları; Testlerde sayfa düzeni,
    baskı mükemmelliği, cevap kağıdmm düzeni, yazılı
    yoklamada soruların   yazılı   verilmesi   gibi   konular
    uygulama kolaylığı o araçlann kullanılışlığını artırır.
  3. Puanlama kolaylıkları;     Testlerde     cevap
    kağıdının ayrı olması, iyi düzenlenmesi, cevapların
    optik    okuyucu    ile    puanlanabilmesi,     puanlama
    anahtarının olması kullanılışlığı artırır.
  4. Puanları yorumlama   kolaylıkları;    Bir   araç
    yorumlamaya yardımcı, yorumlamayı kolaylaştırıcı ve
    yorumda  hatayı  azaltıcı  araçlarla  beslenirse  daha
    kullanışlı olur.

SINAVPLANI

Öğretmenlerin bir sınav öncesinde uyması gereken kuralları içeren sınav planı aşağıdaki konuları kapsamalıdır;

  1. Sınavın amacının belirlenmesi; Sınavlar çeşitli
    amaçlar için yapılmaktadır.  Öğrenci  başarısını
    (öğrenme düzeylerini) belirleme, seçme yapma,
    tanıma    ve    yerleştirmeye    yönelik,    öğrenme
    eksikliklerini belirleme amaçlarına yönelik sınavlar
    yapılmaktadır.
  2. Ölçülecek davranışların         belirlenmesi:

Öğrencilerin    hangi   davranışlarının    ölçüleceği

150

ölçme ve Değerlendirme

belirlenmelidir. Fizik dersi için Fizik ile ilgili davranışlar ölçülmelidir.

  1. Belirtke tablosunu hazırlama: Belirtke tablosu
    seçilecek soruların evreni yeterince temsil edip
    etmedikleri, öğrencilerde             geliştirmeyi
    amaçladığımız     hedef     davranışların     sınav
    kapsamına     alınıp     alınmadığı,     bu     hedef
    davranışlara    ilişkin    kritik    (olmazsa    olmaz)
    davranışların    göz    önüne    alınıp    alınmadığı
    konularında öğretmene bilgi sağlar.
  2. Soru sayısının     belirlenmesi:     Kaç     soru
    sorulacağının tespit edilmesi aşamasıdır. Soru
    sayısını  belirlemede dikkate  alınması  gereken
    noktalar vardır; Sınav süresi, soru tipi, soruların
    güçlük derecesi, smavın amacı.
  3. Soru tipini       belirleme:       Soru       tipinin
    belirlenmesinde     hedef    davranışlar    (bilişsel,
    duyuşsal, psikomotor) ve konunun özelliği dikkate
    alınmalıdır.
  4. Sınavın güçlük derecesini belirleme: Öğrenme
    düzeyi ve başarının ölçülmesinde sorular orta
    güçlükte olmalıdır. Sınav ne çok zor ne çok kolay
    olmalıdır. Bunun için sınava giren öğrencilerin
    sayısı soruyu doğru cevap verenlerin sayısına
    bölünerek        Sonuç    (0.50)    civarında
    olmalıdır. Güçlük düzeyi (0.00) ile (1.00) arasında
    değişir.
  5. Sınavın süresini belirleme: Birçok değişken göz
    önüne alınmalıdır. Smavın amacı, soru sayısı,
    sınavın zorluk düzeyi, soru tipi ve sınava giren en
    zayıf öğrencinin durumu göz önüne alınmalıdır.
  6. Soruların yazımı: Öğretmen soruları yazarken
    yazım hataları yapmamaya, eksik ve anlaşılmaz
    cümleler yazmamaya dikkat etmelidir. Çoğaltma
    aşamasında     öğrencilerin     eline     geçmesini
    sağlayan dikkatsizlikler yapmamalıdır.
  7. Puanlamanın nasıl  olacağını  belirleme:  Her

sorunun önem derecesine göre puan ağırlığının belirlenmesi, puanlama hatalarının nasıl önleneceği ile ilgili konuları içerir.

VII. VIII.

  1. TEST VE TEST GELİŞTİRME SÜRECİ

Birey ya da bireyler hakkında bilgi toplama yolları, test dışı teknikler ve testler olmak üzere başlıca iki türlüdür.

  1. 1. Test dışı teknikler;
  2. Gözlem: Bireyi gerçek yaşamda gözlemek
    (Vaka kayıtları, kontrol listeleri, dereceleme
    ölçekleri)
  3. Soruşturma: Bireyi tanıyanların bireyi
    anlatmasını istemek (Biyografi)
  • Otobiyografi: Bireyin kendisini anlatmasını
    istemek
  1. Testler, Bireyi yeri ve zamanı önceden belli
    test durumları içine sokmak

Test: Bireylerin belli özelliklerini ölçmek için düzenlenen ve onu alan herkes için aynı olan sorular ya da işlerden oluşan bir ölçme aracıdır.

  1. Tipik davranış testleri
  2. Kişilik testleri
  3. İlgi ölçekleri
  4. Tutum ölçekleri
  5. Maksimum yeterlik testleri
  6. Yetenek testleri
  7. Genel yetenek testleri ii. Özel yetenek testleri
  8. Başarı testleri
  9. Standart testler
  10. Öğretmen yapımı testler

Testierin sınıflandırılması

  1. Öğretmen Yapımı     Testler:     Öğretmenlerin
    kendileri   tarafından   hazırlanan   ve   uygulanan
    başarı testlerine denir.
  2. Standart Testler: Bir  grup  uzman  tarafından
    standart koşullarda ve normlara göre hazırlanmış
    ve kitapçık haline getirilmiş testlere denir. Örnek;
    ÖSS,   Anadolu   Lisesi   Sınavlar,   dershaneîerin
    geliştirdiği sınavlar. Bu tür testler güvenirliği ve
    geçerliği istatistiki yöntemlerle belirlenip uygulanır
    ve objektif sonuçlar verir.
  3. Kağıt Kalem Testleri: Sınava giren öğrencilerin basılı durumdaki sorulann cevaplarını yazılı olarak ifade ettiği testlerdir. Yazlı yokîama buna ömektir. Bu tür testlerin geçerliği, güvenirliği düşük testlerdir.

Ölçme ve Değerlendirme

151

  1. Seçmeli Testler:   Öğrencinin  verilen   bir  grup
    seçenekten  doğru olanı  seçtiği ve işaretlediği
    Bu tür testler geçerliği ve güvenirliği ve
    objektifliği yüksek olan testlerdir.
  2. Hız Testi: Belirli bir süre içerisinde öğrencinin kaç
    doğru cevabı verebileceğinin ölçüldüğü testlerdir.
    Bu tür testlerde hiçbir öğrenci soruların tamamını
  3. Güç Testi: Öğrenciye yeterli zaman verilerek belli
    güçlük düzeyine     sahip     sorular    sorularak
    performansının ölçüldüğü testlerdir. Örneğin 50
    maddelik  çoktan  seçmeli  başarı  testi  bir güç
  4. Objektif Testler: Puanlamasının,   puanlayıcıya
    göre    değişmediği,     puanlayıcının    görüş    ve
    duygulannm  puanlamayı  etkilemediği testlerdir.
    Örnek; Çoktan seçmeli ve D-Y testleri
  5. Subjektîf Testler: Puanlamasının, puanlamacıya
    göre değiştiği,      puanlayıcının      görüş     ve
    duygularının   puanlamaya   etkilediği
    örnek; Sözlü yoklama, yazılı yoklama
  6. ÖĞRENCİNİN ÖZELLİKLERİNİ DEĞERLENDİRME YAKLAŞIMLARI
  7. Psikometrikyaklaşım: Öğrencinin özelliklere
    sahip olma dereceleri sayılarla ifade edilir,
    yapılandırılmış (standart) testler kullanılır,
    değerlendirme objektiftir. Bilme, kavrama,
    uygulama, analiz, sentez gibi bilişsel becerilerin
    ölçülmesinde kullanılır. Sonuçağırlıklıdır.
  8. İzlenimci yaklaşım: Öğrencilerin özelliklere
    sahip olma dereceleri belirlenerek ifade edilir. Kötü,
    orta, iyi, çok iyi gibi. Yarı yapılandırılmış (gözlem
    gibi) ölçme araçları kullanılır. Değerlendirme
    Üst düzey zihinsel becerilerin (sentez,
    değerlendirme) ölçülmesinde kullanılır. Süreç
    ağırlıklıdır.
  9. Uzlaştırıcı (Eklektik) yaklaşım:  Klasik ölçme
    değerlendirme    yaklaşımlarına    alternatif    olarak
    geliştirilmiştir. Bu yaklaşım hem üst düzey zihinsel
    becerilerin   ölçülmesi   hem  de  hem   de   bunların
    objektif olarak puanlanmasını sağlayan çağdaş bir
    ölçme yaklaşımı olarak görülmektedir. Öğrencilerin
    yıl    içerisinde   gerçekleştirdiği    etkinliklere   göre
    ölçüldüğü     Portfolyo  (öğrenci  gelişim  dosyası)
    uygulamaları bu yaklaşımın en önemli tekniğidir.
  1. ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SÜRECİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR

Son yıllarda eğitim bilimlerinde meydana gelen hızlı gelişmelerin sonucunda eğitimde ölçme ve değerlendirme sürecini yakından etkileyen aşağıdaki yenilikler ortaya çıkmıştır.

  • Öğrenme-öğretme sürecinde öğrenme’nin yeri
    ve önemi giderek ön plana çıkmaktadır. Buna
    göre öğrenci bilginin pasif alıcısı değil, bilginin
    aktif düzenleyicisi            ve             davranışa
    dönüştürücüsüdür.     Bilginin     doğasına     ilişkin
    tartışmalar,   bilginin  öğrenci  tarafından  zihinde
    yapılandırılan    bir    değer    olduğu    sonucuna
    ulaşmıştır.
  • Okullarımızda hala uygulanmakta olan, bireylere
    hazır alıp bilgilerin aktarıldığı öğretim modelleri ve
    buna bağlı ölçme uygulamaları ile 21. yüzyıl bilgi
    toplumu bireyinin, bilgiyi üreten problem çözme
    gücü yüksek,   iletişim   becerilerine   sahip  ekip
    halinde çalışabilen, ikinci bir dili kullanabilme gibi
    özelliklerini öğrencilere öğrencilere kazandırmak
    mümkün görülmemektedir. Bu nedenle öğretim
    stratejileri ve yöntemleri ile ölçme yaklaşımları da
    değişmektedir.
  • Bütün bu gelişmelerin sonucunda öğrencilerdeki
    bilgi düzeyini    ölçmeyi    amaçlayan    standart
    testlerin   yerini,   öğrencinin   bilgiye   ulaştığı   ve
    gerçekçi      koşullarda      uygulamaya      çalıştığı
    performans      testleri       almaya       başlamıştır.
    Öğrencinin    yeterliliğini    ölçmeye    çalışan    ve
    alternatif ölçme uygulaması olarak kabul edilen
    Portfolyo (öğrenci gelişim dosyası) uygulamaları
    da   günümüzde   en   önemli   öğretim   ve   ölçme
    uygulaması olarak kabul edilmektedir.

Portfolyo Değerlendirme: Öğrencinin öğrenme sürecindeki performansının ve başarısının kaydedildiği, öğrencinin yıl içerisinde yaptığı tüm ödev ve çalışmalarının ömeklerinin bulunduğu böylece gelişiminin izlendiği bir değerlendirme biçimidir.

Eğitim-öğretim sürecinde portfolyoların kullanılma amacı ve teme! ilkeleri

  • Öğrencilerin gelişim sürecini izlemek
  • Öğrencileri ilgili    alanları    ve   yetenekleri
    açısından    tanımak,    öğrencinin    etkinlikte
    bulunmalarını sağlamak
  • Öğrencinin öğretim    programı    dışındaki
    faaliyetlerini de kapsayan çok yönlü gelişimi
    hakkında bilgi vermek

152

ölçme ve Değerlendirme

  • öğrenciyi öğrenme sürecinde aktif kılmak ve
    özgüvenini artırmak
  • Gelecek eğitim              kurumlarındaki
    öğretmenlerine öğrenciyi tanıtmak
  • öğrencilerin ekiple   çalışma   yeteneklerini
    geliştirmek
  • Öğrencinin gerçek     öğrenme     düzeyini
    belirlemek
  • Klasik ölçme   araçlarının   dışında   ölçme
    sürecine yenilik getirmek
  • Değerlendirme sürecine     öğrenciyi     ve
    öğretmeni    de    katmak   Öğrenci   ölçütleri
    öğretmenle birlikte belirler.
  • öğrencilerin bilişsel, psikomotor ve duyusal
    davranışlarının birlikte  gelişmesini   sağlar.
    Öğretimi öğrenci merkezli duruma getirir.
  • öğrencide sorumluluk geliştirir
  • Sınırlığı; öğrencilerin aralarındaki rekabeti
    kaldırdığı için birbirlerinin çalışmalarını kopya
    Objektif         değerlendirme
    yapılmasındaki zorluklar bir diğer sınırlıktır.

KLASİK         (GELENEKSEL)         VE         ÇAĞDAŞ (ALTERNATİF) DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ

XII. Klasik değerlendirme yöntemleri

  • Değerlendirme sürecinde   yalnızca    öğretmen
  • öğretmen merkezli      eğitim      uygulamaları
    değerlendirilir.
  • Ürün (sonuçodaklıdır).
  • Ezber ve bellemeye dayalıdır.
  • Kağıt-kalem ya da standart testler kullanılır.
  • Geribildirim ve sonuç not olarak verilir.
  • Ölçüt önceden   konulmuştur   ve   rekabet   söz
  • Puanlama sayısal    sembollerle    ifade
    Öğrenci düzeyini gösteren esas sembol nottur.

XIII. Çağdaş değerlendirme yöntemieri

  • Değerlendirme sürecinde öğretmen ve öğrenci
    birlikte aktiftir.
  • Ailesi de değerlendirme sürecine katılır.
  • Öğrenci merkezli       eğitim       uygulamaları
    değerlendirilir.
  • Süreç odaklıdır.
  • Düşüme ve değerlendirmeye dayalıdır.
  • Çok boyutlu ve değişik tipte ödev, ürün ya da
    performans örnekleri kullanılır.
  • Geribildirim süreç içerisinde öğrenciye ulaştırılır.
  • Ölçüt, öğrencüerle belirlenir ve grubun başarısı
    bireyin başarısını da etkiler.
  • Puanlama, belirli    betimsel    değerlere    göre
    (Rubrik   puanlama).       Puanlar

sayılarla değil, bir metin, bir cümle ya da bir paragrafla açıklanmaktadır.

XIV. EĞİTİMDE KULLANILAN ÖLÇME ARAÇLARI XV. YAZILI YOKLAMALAR

Hazsrlanmasının kolay olması, uzun zaman almaması, ve öğretmenlerce iyi biliniyor olmasından dolayı sık tercih edilen bir sınav türüdür. En önemli avantajı, uygulama, analiz, sentez gibi üst düzey zihinsel işlemler gerektiren hedefleri yoklayabilmesidir.

Yazılı Yoklamaların Özellikleri

  1. Az sayıda soru sorulur
  2. Öğrenciye cevap özgürlüğü tanır
  3. Şans başarısı yoktur
  4. Yazılı yoklamada  cevaplayıcı,  cevabını  kendi
    düşünüp bulmak zorundadır. Buna karşın objektif
    testlerin bazılarında verilen cevapların arasından
    doğru   olanı   seçmek,   bazılannda   ise  verilen
    cevabın   doğru   yada   yanlış   olduğuna   karar
    vermek söz konusudur.
  5. Yazılı yoklamada  cevaplayıcı,  cevabını  yazılı
    olarak ifade etmek zorundadır.
  6. Yazılı yoklamada cevaplar çoğu durumda sınırlı
    değildir. Her cevaplayıcı, cevaplarını dilediği gibi
    ifade etme bağımsızlığına sahiptir. Şişirme söz
    konusu olabilir.
  7. Genellikle, bir yazılı yoklama sorusuna verilen
    cevapları tamamen yanlış veya doğru olarak iki
    sınıfa ayırmak mümkün değildir. Çoğu zaman
    cevaplar tam doğru, kısmen doğru, tamamen
    yanlış gruplarından birindedir.
  8. Yazılı yoklamada cevapların doğruluk derecesini
    tayin etmek puanlayıcıya düşer.
  9. Cevaplama işlemi, cevaplayıcının çok zamanını
    alır. Bu durum soru sayısını kısıtlar. Dolayısıyla
    objektif testlere göre daha dar alan yoklanmış
  10. Yazılı yoklamaların      puanlanması      güçtür.
    Puanlanması    (puanlayıcı yanlılığını
    katabilir)
  11. Bir yazılı yoklamanın hazırlanması için gerekli
    zaman, genellikle diğer ölçme araçlarına oranla

Ölçme ve Değerlendirme

153

kısa,   uygulamadan   sonra   yapılan   puanlama işlemleri için gerekli zaman ise oldukça uzundur.

  1. Yazılı yoklama   sorularının   güçlük   derecesini
    objektif yöntemlerle kestirmek zordur.
  2. Yazılı Yoklamaların Kullanılmasının Gerekli
    Olduğu Durumlar
  3. Kişileri geleceğini   etkileyen   önemli   kararlar,
    mümkün   olduğunca   güvenilir  test  puanlarına
    dayanmalıdır.       Böyle       durumlarda      yazılı
    yoklamalar kullanılmamalıdır.
  4. Sınava girecek öğrenci grubu küçükse ve testin
    ileride tekrar kullanılması düşünülmüyorsa,
  5. Kompozisyon becerilerinin  ölçülmesinde yazılı
    yoklama   daha      Amaç   bu   olduğu
    zaman, yazı ve kompozisyon hem bir iletişim
    aracı hem de sınavın ölçmek istediği özelliktir.
    Bu  durumda   puanlanacak  olan  şeyler;   ifade
    özelliği, kompozisyon mükemmelliği, orijinalliği,
    imla kurallarına uymadır.
  6. Sentez ve   değerlendirme   düzeyindeki   daha
    karmaşık    ve    önemti    davranışlar    ölçülmek
    isteniyorsa,
  7. Öğretmenin, sınav öncesinde test hazırlamak
    için fazla zamanı yok ve sınav sonunda okumak
    için yeterli zamanının olduğu durumlarda,
  8. İyi nitelikte   seçmeli   test   maddesi   yazmada
    becerisi az olan buna karşın eleştiri ve dikkatli bir
    okuyucu olan öğretmenlerin yazılı yoklama tercih
    etmeleri daha uygundur. Çoktan seçmeli testler
    gibi testleri  geliştirmede  yeterli  değilse tercih
  1. Yazılı Yoklamalarda Güvenirliği Etkileyen
    Etmenler
  2. Sorulabilecek soru    sayısının    sınırlı    oluşu
    güvenirliği sınırlar.
  3. Soruların belirsizliği yani  açıkça anlaşılmayan
    sorular güvenirliği önemli derecede etkiler. Ne
    istendiğini anlamayan bir öğrenci istenen cevabı
    değil,  farklı  bir cevap yazar.   Bunun  yanında
    cevabı bilmeyen bir öğrenci kasıtlı olarak sorulan
    soruyu başka yana çeker ve cevaplandırır.
  4. Dikkatsiz okunmuş ve gelişigüzel puanlanmış
    yazılı yoklamalardan alınan sonuçların güvenirliği
    de   düşük      Puanların,   bir   puanlamadan

diğerine veya bir puanlayıcıdan diğerine hiç değişmemesi halinde puanlama güvenirliği yüksektir.

  1. Soru güçlüğünün sınavın amacına göre ayarlanamaması durumunda güvenirlik düşer. Bir sınavın güvenirliği, bütün diğer etkenler sabit kalmak şartıyla, ancak her soru sınıfın %50’si tarafından cevaplandırılabileceği zaman en yüksek değerini bulur.

Yazılı Yoklamalarda Geçerliği Etkileyen Etmenler

Sınıflarda kullanılan ölçme araçlarının geçerliği hiçbir zaman tam değildir. Çünkü herhangi bir derste kazandırılması amaç edilen bilgi, beceri vb. ancak bir kısmı sınavlarda yoklanabilir.

  1. Derste işlenen birçok konunun yazılı yoklamaya
    alınamaması geçerliği düşürür.
  2. Sınav süresinin sınırlı olması nedeniyle sınavda
    sorulan soruların derste işlenen konuları temsil
    etme oranı küçüldükçe puanların geçerliği düşer.
  3. Yazılı yoklama   sorularının   belirsizleşmesi   ve
    cevapların sınırlanmaması geçerliği düşürür.
  4. Yazılı yokiama     amacmın     dışında     kalan
    becerilerin   puanlamaya   etki   etmesi   geçerliği
    düşürür. Bunlar; okunaklı yazmak, iyi kompoze
    edebilmek,   kısa  ve  kesin  yazabilmek,  çabuk
    yazabilmek    gibi        Eğer    bunlar
    puanlamayı etkiliyorsa ölçme amacının dışında
    olduğu için geçerliği düşürür.
  5. Puanlamadaki yanlı    davranışlarda    geçerliği
    düşürür.   Cevaplayıcılara   olumlu   ve   olumsuz
    bakış veya bazı cevaplara çok, bazı cevaplara az
    puan verilmesi gibi etkenler.

Yazılı Yoklamaların Kullanışlılığı

Yazılı Yoklamalar, sınavdan önceki hazırlık zamanı dar olan durumlarda kullanışlıdır. Soru hazırlamanın nispeten kolay oluşu da kullanışlılığı artırır. Buna karşın yazılı yoklama hazırlamadaki kurallara ciddi biçimde uyulmaması durumunda ve okunacak cevap kağıtlarının çok olması durumunda kullanışlılığı azalır.

Yazılı yoklamalar bilgi yoklamak amacıyla kullanıldığı zaman yazı ve kompozisyon sınavda sadece bir iletişim aracıdır. Bu ayırıma dikkat etmek gerekmektedir.

154

ölçme ve Değerlendirme

Puanlama:    Yazılı    yoklamaların    puanlanmasında kullanılabilecek 4 yöntem vardır. Bunlar;

  1. Genel izlenimle puanlama
  2. Sınıflama
  3. Sıralama
  4. Anahtar ile Puanlama
  1. Yazılı yoklamaların puanlamasında dikkat
    edilecek noktalar;
  2. Cevap anahtarı kullanılmalıdır
  3. Bütün sınav   kağıtlarındaki   sorular   sıra   ile
    okunmalıdır. Önce tüm birinci sorular, sonra tüm
    ikinci sorular şeklinde okunmalıdır.
  4. Puanlayıcı, okuduğu kağıdın kime ait olduğunu
  5. Yazı güzelliğinin  veya  okunaksızlığının,  ifade
    düzgünlüğünün    yanıltıcı  etkilerin  hatalara
    sebep olduğu bilinmelidir.
  6. özellikle anahtarla     puanlama     yapılmayan
    durumlarda iyi bir kağıttan sonra okunan orta bir
    kağıt zayıf görünür. Bunun terside olabilir. Bunu
    önlemek için kağıtlar değişik sıra ile iki defa
    okunmalıdır.
  7. Mümkünse sınav kağıdı birden fazla puanlayıcı
    tarafından okunmalıdır (puanlama güvenirliği)

Yazılı yoklamalarda dikkat edilecek noktalar

  1. lyi bir sınav planı yapılmahdır
  2. Uzun cevap   gerektiren   az   sayıdaki   sorular
    yerine (geçerliği ve güvenirliği düşürdüğü için)
    kısa cevaplı çok sayıda soru kullanılmalıdır
  3. Sorular açık, net ve anlaşılır olmalıdır.
  4. Seçimlik soru      mümkün      olduğu      kadar
    sorulmamalıdır.   Bu   durumda   öğrenci   önemli
    davranışları   ölçen   sorular   üzerinde   durmayı
    tercih etmekte ve sorular arasındaki puan eşitliği
    olumsuz etkilenmektedir.
  5. Açık kitap sınavından kaçınmak gerekir.

SÖZLÜ SINAVLAR

Sözlü sınav: Soruların genellikle sözlü olarak sorulduğu ve cevapların sözlü olarak verildiği sınav türüne denir. Birkaç üyeden oluşan bir komisyonun bir

cevaplayıcıya sorular sorması ve sözlü cevaplara hemen not vermesi biçiminde yapılan sınav, sözlü sınavların en çok başvurulan türlerinden biridir. Öğretmenin sınıftaki öğrencilerden birini yazı tahtası önüne çağırıp birkaç soru sorması ve genellikle sözlü olarak verilen cevaplara not vermesi de okullarımızda çok kullanılan bir sözlü sınav türüdür. Ülkemizde sözlü sınavlar bütün sakıncalarına rağmen hala kullanılmaktadır.

Sözlü Sınavların Özellikleri

  1. Cevaplar sözlü olarak verilir. Bazı sözlü sınav
    çeşitlerinde cevabın yazı tahtasına yazdırıldığı
    görülse de sözlü sınavların çoğunda cevapların
    sözlü olarak verilmesi zorunludur.
  2. Sınavı yapan  kişi  ile sınava tabi tutulan kişi
    arasında   karşılıklı   ve   devamlı   bir   etkileşim
    vardır. Bu etkileşim sınavın niteliklerini etkiler.
  3. Sözlü sınavlarda   bir   defada   ancak   bir  tek
    cevaplayıcı        Bu    nedenle,    sözlü
    sınavların      bireysel      olarak      uygulanması
    zorunludur.  Sınav  bireysel olarak  uygulandığı
    zaman bir sınıf kalabalığındaki gruplarda bile,
    uygulama çok zaman alır.
  4. Sınav bireysel olarak uygulandığından ve sınavı
    tamamlamış bireylerle henüz sınava alınmamış
    bireyleri birbirinden ayrı tutmak zor olduğundan
    her bireye ayrı sorular sorma zorunluluğu doğar.
  5. Sorular, genellikle sözlü sorulur. Böyle olunca
    cevaplayıcının soruları tekrar gözden geçirme
    imkanı    Gerçekte   bu   sınav  türünün
    esasında        soruların        yazılı        verilmesini
    engelleyecek bir neden yoktur. Fakat soruların
    sözlü sorulması gelenekselleşmiştir.
  6. Cevaplama çoğu     zaman     üzerinde     iyice
    düşünülüp tasarlanmadan yapılır. Bunun nedeni,
    sınavın cevaplayıcı ile sınavı yapan kişilerin yüz
    yüze karşılıklı konuşmalarına olanak veren bir
    yapıda yapılmasıdır. istenirse, sözlü sınavlarda
    da    cevaplayıcılara    düşünme   zamanı,    hatta
    cevaplarını   tasarlayabilmeleri   için   kağıt   bile
  7. Cevaplar kaydedilmediği    için    puanlama   ya
    cevaplar       dinlenirken       yada       cevaplama
    tamamlandıktan sonra yapılır. Bu durum sözlü
    sınavlarda puanlamanın sadece genel izlenimle
    yapılmasına  yol  açmıştır.  Böyle yapıldığı  için
    puanların güvenilirliği genellikle çok düşük olur.

ölçme^ ve Değerlendirme

155

Sözü Sınavların Kullanılacağı Durumlar

Sözü sınavların kullanılmasını savunanlar aşağıdaki nedenleri belirtirler. Bunlar başka bir deyişle sözlü sınavların yararları veya üstünlükleri de denebilir.

A.

Sözlü sınavlar, Ingilizce, Türkçe gibi sözlü ifade becerisini geliştirmeyi ve ölçmeyi amaçlayan derslerde kullanılabilir.

B.

Sözlü sınav öğretmen ile öğrenci arasında karşılıklı etkileşim içinde olur. öğrenciyi sınav heyecanı ve korkusundan kurtarmak kolay olur.

C.

Sözlü sınavda ayırtman, bir cevabın açıklanmasını, genişletilmesini, cevapta ileri sürülen bir düşüncenin gerçeklerle savunulmasını isteyebilir. Daha tam bir cevap almış olur.

  1. Yazılı sınavlarda   görüien   kopya,   cevabı
    gereksiz  şişirme  ve   başka  yana  çekme
    olayları sözlü sınavlarda kolayca önlenebilir.
  2. Sözlü sınav öğretmen ve öğrenci arasında
    karşılıklı etkileşim    yarattığı    için    sınav
    tecrübeleriyle öğrenmeye daha fazla imkan
    verir.
  3. Sözfü sınav   sırasında   öğrencinin   yazılı
    smavlarda    ölçülemeyen    genel   görünüş,
    sözlü ifade yeteneği, konuşma etkililiği vb.
    gibi kişisel nitelikleri de gözlenip ölçülebilir.

Sonuç olarak;

  • Uygulaması çok zaman alır
  • Farklı soruların hazırlanması gerekmektedir
  • Her sorunun güçlük düzeyi farklı olabilir
  • Öğretmenin yaklaşımından, soruların güçlük
    düzeyinden ve sınavın yapıldığı ortamdan
    (öğrencilerin huzurunda)       kaynaklanan
    nedenlerden dolayı psikolojik faktörler yeterli
    olabilir
  • Puanlama güvenirliği düşüktür.
  • öğrencilerin kişilik özellikleri puanı etkiler
  • Sözlü ifade yeteneği, etkili konuşabilme gibi
    özellikler öğretmeni etkileyebilir.
  • Puanlara hata   karıştığı   için   geçerlik   ve
    güvenirliği düşüktür.

KISA CEVAP GEREKTİREN (BOŞLUK DOLDURMALI) TESTLER

Cevaplayıcının bir kelime, bir sayı, bir ibare veya en çok bir cümle ile cevaplayabileceği maddelerden meydana gelmiş test tipine kısa cevaplı test denir.

Bu tür testlerle bilgi, kavrama düzeyindeki davranışlar ölçülebilir.

Bu test çeşidi ayrıntılı cevap veya kompozisyon gerektiren yazılı yoklamalardan cevapların kısalığı ile, seçme veya sınıflama gerektiren testlerden ise, cevapların verilenler arasından seçilmeyip cevaplayıcı tarafından bulunması ve yazılması özelliği ile ayrılır.

Kısa cevaplı test maddeleri yapı bakımından şöyle gruplanır;

  1. Soru yapısından madde,
  2. Eksik cümle yapısında madde,

Soru yapısına örnek; Bir ölçme aracının, ölçmek
istediğimiz özelliği başka özelliklerle karıştırılmadan
ölçülmesine ne denir?………………….

Eksik cümle yapısına örnek; Bir ölçme aracının
tesadüfi hatalardan arınık derecesi o aracın
…………………. ile ilgilidir.

Kısa cevap Gerektiren Testlerin Özellikleri

  1. Cevaplayıcı, cevapları   düşünüp   bulmak   ve
    yazmak zorundadır. Bu yapıdaki test maddeleri
    cevapîayıcınm   sorulan   bilgiyi   hatırlama  veya
    bulma yeteneğini yoklar.
  2. Cevaplayıcı, istediği         cevabı        verme
    bağımsızlığına sahiptir. Bu özelliği ile kısa cevap
    gerektiren  testler,  yazılı  yoklamalara yaklaşır.
    Kısa    olmakla    birlikte    her   cevap,    nihayet,
    cevaplayıcının düşünebileceği ve doğru bildiği
    cevaptır.
  3. Cevaplar kısadır. Bu özelîiği ile seçmeli testlere
    yaklaşır. Cevabı kompoze etme külfeti hemen
    hemen önemsiz dereceye iner.
  4. Puanlama işlemi nispeten  kolaydır.  Puanlama
    objektifliği yüksektir.
  5. Kısa cevap  gerektiren  testlerin   hazırlanması,
    diğer yapılardaki testlere göre daha kolaydır.

156

Ölçme ve Değerlendirme

Testin Düzenlenmesi

Testin başında bir yönerge bulunması zorunludur. Yönergede; cevaplama süresi, cevaplama sırasında öğrencilerin sorularının cevaplandırılmayacağı, puanlama yöntemi gibi genel açıklamaların yanında, cevaplamanın nasıl yapılacağı, cevapların kaydedileceği de belirtilmelidir.

Her testte maddeler kullanışlı, bir sayfa düzeninde verilmelidir. Bu düzenlemede, okuma ve algılama kolaylığı, cevapları kaydetme kolaylığı, puanlama kolaylığı, okuma ve çoğaltmada ekonomi gibi ölçütler dikkate alınır.

Doğru-Yanlış Testlerinin Özellikleri

  1. Hazırlanması ve cevaplanması kolaydır
  2. Puanlaması kolay ve objektiftir
  3. Şans başarısı yüksektir. Bu oran % 50 ‘dir.

Doğru-Yanlış Testlerinde şans başarısını ortadan kaldırmada üç yol bulunur;

  1. Cümle yanlış    ise    yanlış    kısımların    altını
    çizdirmek
  2. Cümle yanlış   ise   yanlış   kısımlarını   çizerek
    doğruyu yazmalarını istemek
  3. Düzeltme formülünü    kullanarak    (bir   yanlış
    cevap, bir doğruyu götürür)

Puanlama

önce bir puanlama anahtarı hazırlanmalıdır. Anahtar, her maddeye verilmesi beklenen doğru cevaba bir puan verilmesi yeterlidir. Her doğru cevaba bir puan verilmesi yeterlidir. Soruların güçlük derecesi farklı ise maddelere ayrı puan verilebilir.

Beklenen cevaptan çok farklı veya yanlış bir cevaba negatif puan verilmesini savunanlar da vardır. Fakat yanlış bilginin diğer doğru bilgileri yok etmesi akla yakın değildir.

Doğru-Yanlış    Maddelerinin   Yazılmasında Dikkat Edilecek Noktalar

  1. Her maddede sadece bir ana fıkir bulunmalıdır.
  2. Her madde   kesinlikle   doğru   yada   kesinlikle
    yanlış olmahdır.
  3. Bir maddenin yanlışhğı, önemsiz veya aldatıcı
    bir noktada olmamalıdır.
  4. Her madde kısa ve açık yazıîmalıdır. Madde,
    gereksiz ayrmtılarla     şişirilmemeli,     açıklığr
    kaydedilmeden   mümkün   olduğu   kadar   kısa
    yazılmalıdır.

DOĞRU-YANLIŞ TESTLERİ

Bazıları yanlış bazıları doğru önermeler şeklinde verilen maddelerden oluşur. Cevaplayıcıdan her maddeyi okuması, madde kapsamındaki fikre göre onu ya doğru yada yanlış olarak sınıflaması istenir. ilkelerin ve genellemelerin yoklanması ve belli bir konuda seçme yapılması istenildiğinde kullanılabilir.

örnek; Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına ise “Y” koyunuz.

(    ) Bir dik üçgenin alanı dik kenar uzunlukları çarpımının yarısına eşittir.

(   ) Bir eşkenar dörtgenin alanı, köşegenlerinin çarpımına eşittir.

Bu yapıdaki testler, eğitimde testlerin kullanılmaya başladığı yıllarda çok tutuluyordu. Sonraları teknik özellikleri daha üstün maddelerin bulunmasıyla, doğru-yanlış testleri daha seyrek kullanılıroldu.

ÇOKTAN SEÇMELİ TESTLER

Çoktan seçmeli Testler: Sorulan bir testin cevabını verilen cevaplar arasından seçtiren maddelerden oluşan testlere denir.

  • Bilgi, kavrama, uygulama, analiz ve kısmen de
    olsa değerlendirme    düzeyindeki    davranışlan
    ölçmede etkilidir.
  • Yapılacak sınavın   sonuçları   öğrenci   için  çok
    önemli kararları gerektiriyorsa kullanılır. (bunun
    nedeni   geçerliğin,   güvenirliğin   ve   puanlama
    güvenirliğinin yüksek olmasıdır)
  • Sınavla geniş     öğrenme     konuları     ölçmek
    isteniyorsa   kullanılır.   Yani   çok   sayıda   soru
    sorularak kapsam geçerliği sağlanır.

ölçme ve Değerlendirme

157

Çoktan seçmeli testlerin özelliklerî:

  1. Doğru cevap verilerek bulunması istenmektedir.
  2. Çok sayıda soru  kullanılarak ve farklı  hedef
    alanlarına ilişkin ölçme yapılabilir.
  3. Geçerliği ve güvenirliği en yüksek sınav türüdür.
  4. Hazırlanması uzun zaman alır, puanlaması az
    zaman alır.
  5. Hazırlanması ve    test    maddelerinin    ifadesi
    uzmanlık gerektirir.
  6. Şans başarısı   vardır.   Konuyu   hiç   bilmeyen
    öğrenci sırf şansla cevabı bulabilir. Bu durumda
    şans faktörünü ortadan kaldırmak için düzeltme
    formülü      kullanılır.      Düzeltme      formülünün
    uygulanması için geçerli olan kural şudur;

“Seçenek sayısı -1 yanlış bir doğruyu götürür”

  • Seçenekler öğrenci   seviyesine   uygun   olarak
  • İlköğretim 2.3.4.    smıflar   için   3   seçenek,
    5.6.7.8.   smıflar   için   4   seçenek,   daha   üst
    seviyeleri için 5 seçenekli sorular kullanılır.
  • Elde edilen puanlar üzerinde istatistiki işlemler
    ve madde analizi yapılabilir.

Bir çoktan seçmeli test maddesi aşağıdaki bölümlerden oluşur;

  1. Test formu
  2. Madde takımı
  3. Test maddesi
  4. Madde kökü
  5. Seçenekler
  6. Çeldiriciler
  7. Doğru cevap

Test Maddesi: Bir testte, bağımsız olarak kendi başına puanlanabilen en küçük birimdir.

Madde Kökü: Madde ile ne sorulduğunu ifade veya ima eden ve sorunun çözümü için gerekli bilgileri veren kısımdır.

Seçenekler (Şıklar): Madde kökündeki soruya olası doğru cevap olarak verilen ifadelerdir.

Doğru Cevap: Madde yazarını doğru cevap olarak belirttiği seçenektir.

Test Formu: Bir test maddesinin cevaplama yönergesi de dahil olmak üzere, yazıldığı zaman aldığı şekildir.

Çeldiriciler: Bir maddenin doğru yada en doğru en doğru cevabı dışında kalan seçeneklere denir. Diğer bir deyişle anahtara göre yanlış seçeneklerdir.

Madde Takımı: Bir paragraf, bir şekil, tablo, grafık gibi ortak bir materyal üzerinde temellenmiş olan iki yada daha çok maddedir.

Seçmeli Testlerin Başlıca Çeşitleri

Seçmeli testlerde kullanılan maddelerin, yapı bakımından birbirinden farklı bir çok çeşidi vardır. Bu bölümde madde yapısının belirgin özelliklerini esas alan bir sınıflamaya gidilmiştir. Böylece doğru cevaba, madde köküne ve maddelerin gruplanışına göre meydana getirilen üç sınıf aşağıda tartışılmaktadır. Bunları şöyle gruplandırabiliriz.

Çoktan seçmeli Test Maddelerinin Başlıca Çeşitleri

1)    Doğru Cevaba Göre Sınıflama

  1. Doğru cevabı kesin ve biricik olan maddeler,
  2. Anahtarlanmış, cevabı    en    doğru    olan
    maddeler,
  3. Anahtarlanmış, cevapları birden fazla olan
    maddeler,
  4. Bileşik cevap gerektiren maddeler,
  5. Doğru cevabı gizli maddeler.

2)    Madde Köküne Göre Smıflama

  1. Kökü soru kipinde olan maddeler,
  2. Kökü eksik cümle olan maddeler,
  3. Kökü olumsuz maddeler

3)    Maddelerin gruplanışına göre sınıflama

  1. Ortak köklü maddeler,
  2. Ortak seçenekü maddeler.

EŞLEŞTİRMELİ TESTLERİ

Test maddeleri iki sütun halinde sıralanır. Sol tarafta ifadeler, sağ tarafta cevaplar bulunur. Öğrenci, ifadelerle cevapları eşleştirmelidir.

158

Ölçme ve Değerlendirme

Ifadelerin başına cevaplardaki harfleri getirerek veya bazen çizgilerle birleştirerek de yapılmaktadır.

İfadeler    biraz    uzun    cümlelerle   yazılabilir,    ama cevaplar kısa olmalıdır.

Cevaplar  ifadelerden   biraz  fazla  olmalıdır,  yoksa sondaki cevaplar kendiliğinden ortaya çıkar.

Eşleştirmeli soru mümkün olduğunca aynı konuda sorulardan oluşmalıdır.

Madde   kökleri   ile   seçeneklerinin   uzunlukları   ve anlatım biçimleri benzer olmalıdır.

Seçenekler,   belli   bir   sıraya   veya   düzene   göre verilmelidir.

özellikteki gruba uygulanır. Süre, anlaşılırlık gibi noktalara dikkat edilir.

  1. Deneme uygulaması, madde analizi ve madde
    seçimi. Deneme uygulamasından sonra herhengi
    bir soruya verilen doğru ya da yanlış cevaplar ile
    boş bırakılma   durumuna   göre  testin   madde
    istatistikleri  yapılır.   Madde  analizi  sonuçlarına
    uygun olan sorular belirlenir. Gerekli düzeltmeier
    yapılır. Zayıf maddeler çıkartılır.
  2. Teste son şeklinin verilmesi

İŞ-PERFORMANS TESTLERİ

Özellikle psiko-motor düzeyindeki hedeflerin (becerileri) ölçülmesinde kullanılan bir test türüdür.

öğrencilerin ürün ya da performans ortaya koyabilme güçleri, değişik formatlara göre geliştirilen bu tür testlerle ölçülebilir.

İş-performans testleri üç bölümden oluşur

  1. işin (becerinin) yapılmasında izlenen yol
  2. işin (becerinin) yapılma hızı
  3. İşin (becerinin) kalitesi

BİR ÖLÇME ARACININ GELİŞTİRİLME AŞAMALARI

  1. Testin amacının belirlenmesi
  2. Testte ölçülecek      niteliklerin      (hedeflerin)
    Belirtke tablosu yardımıyla yapılır.
  3. Belirtke tablosunun hazırlanması
  4. Maddelerin (soruların)   belirlenmesi  ve  yazımı
    (soru tipi, güçlüğü).
  5. Maddelerin (soruların)     gözden     geçirilmesi
    (redaksiyon).
  6. Model testin (deneme formunun) hazırlanması.
    Çok sayıda  soru  yer  alır.   Deneme  sonunda
    çalışmayan   sorular  elenerek   asıl   test  ortaya
    çıkar.   Pilot   uygulama   (deneme   uygulaması)
    Sınavın   uygulanacağı   gerçek   gruba   benzer

ölçme ve Değerlendirme

159

KPSS SINAVLARINDA ÇIKMIŞ SORULAR

2001 KMS SINAVINDA ÇIKAN SORULAR

  1. Aşağıdaki testlerden hangisinin temel amacı, dersteki öğretme eksikliklerini belirleyerek bunların giderilmesine olanak sağlamaktadır?
  2. Tanıma ve yerleştirme testleri
  3. Kişilik testleri
  4. Zeka testleri
  5. izleme testleri
  6. E) Başarı testleri
  7. Sınav planının ilk aşamasında aşağıdakilerden hangisi belirlenir?
  8. Soru türü
  9. Sınav kapsamı
  10. Soru yazma
  11. Sınavın amacı
  12. E) öğrenme hedefleri
  1. Aşağıdakilerden hangisi ,  testin  güvenirliğini artırıcı bir etkendir?
  2. Soruların güçlük düzeyinin yüksek olması
  3. Cevaplama süresinin kısa olması
  4. Sorularda yoruma açık ifadeler kullanılması
  5. Puanların bir puanlayıcıdan diğerine değişmesi
  6. E) Soruların bilen   ve  bilmeyeni  ayırıcı   nitelikte
    olması
  7. Bir öğretmen sınav sorularına verilen yanıtları dört beş gün arayla iki kez puanlamış; bu iki puanlamadan elde ettiği sonuçları karşılaştırarak aralarındaki tutarlılığa bakmıştır.

Öğretmen bu çabasıyla aşağıdakilerden hangisini belirlemeye çalışmaktadır?

  1. Puanlama güvenirliğini
  2. Soruların doğruluğunu
  3. Soruların güçlük derecesini
  4. Puanlama anahtarının tutarlılığını
  5. E) Sınavın geçerliliğini
  1. Bir okulda aynı dersi veren iki öğretmenin, aynı konularda yaptıkları sınavlardaki soru sayıları ve yanıtları planlama biçimleri şöyledir:
  2. öğretmen: 20 soru sormuş ve her soruya 5
    puan vermiştir.
  3. öğretmen: 50 soru sormuş ve her soruya 1
    puan vermiştir.

“İkinci öğretmenin elde ettiği puanların
güvenirliği daha yüksektir” diyen bir kişi bu
iddiasını            aşağıdakilerden            hangisiyle

desteklenebilir?

  1. Testteki soru sayısı arttıkça test puanlarının
    güvenirliği artar
  2. Puanlamanın nesnelliği    ölçme    sonuçlarına
    karşılaşabilecek hatayı azaltır.
  3. Bir sınavdaki   yanıtların   nasıl   puanlanacağı,
    kullanılan soru tipine göre değişir
  4. Bir ölçme aracının güvenirliği araçta yer alan
    soruların güçlüğünden etkilenir
  5. E) öznel puanlama      yöntemleri      puanların
    güvenirliğini düşürür
geçerliliğini
  1. Aşağıdakilerden hangisi sınavın artırıcı etkenlerden biri değildir?
  2. Yanıtların puanlamasında yanlış davranılması
  3. Sınav sorularının güçlük indeksi
  4. Soruların tek bir üniteden hazırlaması
  5. Çeldiricilerin uzun cümlelerden oluşması
  6. E) Sınavda her   hedef-davranışla   ilgili   sorular
    sorulması
  7. Bir matematik öğretmeni derste problem çözme

becerilerine yönelik etkinliklere ağrılık verdiği halde uyguladığı sınavı daha çok dört işlem yapabilme becerisini ölçen sorulardan oluşmuştur.

Öğretmen bu yaklaşımıyla aşağıdakilerden hangisini tehlikeye atmıştır?

  1. Puanlayıcı güvenirliğini
  2. Testin objektifliğini
  3. Sınavın kullanışlılığını
  4. Testin kapsam geçerliliğini
  5. E) Soruların ayırt etme gücünü

160

Ölçme ve Değerlendirme

  1. Bir Türkçe öğretmeni öğrencilerin yazı yazarken yazım kurallarına ne derece uyduklarını saptamak istemektedir.

Öğretmenin, bu amaçla yapacağı sınavda aşağıdaki soru tiplerinin hangisinden yararlanması en uygun olur?

A) B) C) D) E)

Tamamlama Doğru-yanlış Yazılı yoklama Çoktan seçmeli Kısa-cevap

  1. Bir öğretmen çoktan seçmeli bir test için soru yazarken; öğrencilerin sıklıkla düştükleri hataları çeldirici olarak kullanmaktadır.

Bu  durum,  öğretmene  en  çok hangi  konuda yardımcı olur?

  1. Testin kullanışlığını artırmak
  2. Puanların güvenirliğini yükseltmek
  3. Sorunun anlaşılmasını kolaylaştırmak
  4. Puanlamayı kolaylaştırmak
  5. E) Yanlış öğrenmeleri belirlemek

31-32-33.     soruları     aşağıdaki     tabloya     göre cevaplayınız.

  1. Boşluk doldurmalı sınav türünün kullanılmasının en önemli sakıncası aşağıdakilerden hangisidir?
  2. öğrencilerin hatırlama düzeyinde öğrenmelerle
    yetiştirmeye yöneltmesi
  3. Öğrencilerin öğrenme güdülerini zayıflatması
  4. Puanlamadan kaynaklanabilecek      hataları
    artırması
  5. Sınavın kapsam geçerliliğini düşürmesi
  6. E) Sınavların tahminle cevaplandırılma olasılığını
    artırması

Bir sınıftaki öğrencilerin beş farklı testteki yanıtları 80 üzerinden puanlanmış ve bu puanlardan aşağıdaki tabloda gösterilen istatistikler hesaplanmıştır.

Testler Aritmetik Ortalama Mod Ortanca Standart Kayma
I. Test 65 75 70 7
II.Test 35 55 40 6
III.Test 40 40 40 8
IV.Test 40 25 30 9
V.Test 60 40 45 16
  1. Bu bilgilere göre   hangi  testten  elde  edilen puanların dağılımı simetriktir?

A)

  1. B) II

C)

D)IV

E)V

  1. Yapılan bir sınavda yüksek puan alanların, iyi öğrenmeden çok, iyi ezberleyenler olduğunu belirten bir kişinin aşağıdakilerden hangisi kanıtlaması bu görüş için güçlü bir destek oluşturur?
  2. öğretimin, öğrenci   merkezli  değil;   öğretmen
    merkezli olduğunu
  3. Sınavlarda daha   çok   hatırlama   düzeyinde
    sorular sorulduğunu
  4. Eğitimde başarıya   ilişkin   kararlann   çoktan
    seçmeli testlere dayandırıldığını
  5. öğrenci noktalarının öğretmenin kanılarından
    etkilendiğini
  6. E) Ders konularının  öğrenci  düzeyinin   üzerinde
    olduğunu
  1. En yüksek ve  en   düşük  ortalama   öğrenme düzeyleri hangi testlerde olmuştur?
En Yüksek En Düşük
A) I. Test IV. Test
B) I. Test II. Test
C) II.Test V.Test
D) III.Test IV.Test
E) V.Test II.Test
  1. Öğrenciler arasındaki farklılaşma en çok hangi testtedir?
E)V
C)
B)

D)IV

Ölçme ve Değerlendirme

161

2002 KPSS SINAVINDA ÇIKAN SORULAR

  1. Aşağıdaki durumların hangisi     bir    ölçme işlemidir?
  2. Bir sınavda başarılı sayılabilmek için gerekli
    olan en küçük puanının belirlenmesi
  3. Bir yazılı yoklamadaki cevaplar için puanlama
    anahtarının hazırlanması
  4. Sözlü yoklamada    bir    öğrencinin    verdiği
    cevapların  doğruluk  derecesinin     bir puanla
    belirtilmesi
  5. Sınıfın bir   sınavdaki   başarı    ortalamasının
    bulunması
  6. E) Öğrencinin bir    dersten     başarılı     sayılıp
    sayılmayacağına karar verilmesi
  1. Aşağıdakilerden hangisi birden fazla ölçme sonucuna bakılarak yapılacak bir de-ğerlendirmede. kararın doğruluğunu artırıcı tedbirler arasında yer almaz?
nitelikli       bir      ölçütten
  1. A) Amaca uygun yararlanılması
  2. Niteliksel gözlem sonuçlarına daha büyük bir
    ağırlık verilmesi
  3. Ağırlıklandırmada, araçların güvenirliğin dikkate
    alınması
  4. Ağırlıklandırmada. araçların geçerliğinin dikkate
    alınması
  5. E) Karar vermede   kullanılacak   ölçülün   eldeki
    ölçme sonuçları cinsinden ifade edilmesi
  1. Aşağıdaki özeliklerden hangisi dolaylı yoldan ölçülebilir?
  2. Boy uzunluğu
  3. Akademik başarı
  4. Kitap sayısı
  5. Devam edilen ders sayısı
  6. E) Arkadaş sayısı
  1. Seçme sınavı testinin         kullanılması aşağıdakilerden hangisinde zorunludur?
  2. Bir programda     hedeflerin     ne     kadarına
    ulaşıldığının belirlenmesi
  3. Öğrencilerin bir   konudaki   güçlü   ve   zayıf
    yönlerinin ortaya çıkarılması
  4. Sıklıkla karşılaşılan     yanlış     öğrenmelerin
    belirlenmesi
  5. Ingilizcisi en   ileri   düzeyde   olan   üç  kişinin
    belirlenmesi
  6. E) Bir ünite işlendikten sonra, hedeflere ulaşılma
    derecesinin belirlenmesi
  1. Öğrencilerin kompozisyon yazma becerilerini ölçmeyi amaçlayan bir öğretmenin aşağıdaki sınav türlerinden hangisini seçmesi en uygun olur?
  2. D-Ytestleri
  3. Çoktan seçmeli testler
  4. Yazılı yoklama
  5. Eşleştirmeli testler
  6. E) Kısa cevaplı testler
  1. Aşağıda verilenlerden hangisi     ders     dışı etkinliklerin hedefîeriyle doğrudan ilgili değildir?
  2. Bu etkinlikler, öğrencilerin ve çevrenin belirli
    gereksinimlerini karşılar nitelikte olmalıdır
  3. Bu etkinliklere ilgi duyan öğrenciler katılmalıdır
  4. Bu etkinlikler,   ders   saatleri   dışında   kalan
    sürelerde düzenlenmelidir
  5. Bu etkinlikler,    okulun    ve    çevrenin    bütün
    olanaklarından yararlanılarak yapılmalıdır
  6. E) Bu etkinlikler, öğretici nitelikte olmalıdır

162

ölçmeve Değerlendirme

  1. Aşağıda verilen üç   amaç   için   hangi   değer-lendirme türleri kullanılmalıdır?
  2. öğrencilerin birbirlerine göre başarı düzeylerini
    belirlemeyerek ileri ve geri öğrencileri için ek
    önlemler alma
  3. Ders süresince      öğrencilerin      öğrenme
    eksikliklerini   belirleyerek  bunlan   tamamlayıcı
    etkinliklerle giderme
  • Dönem sonunda    öğrencilerin    bu    dersten
    alacakları   notu   belirlerken  sınıf ortalamasını
    dikkate alma
I. Amaç
  1. Amaç III.Amac
A) Bağıl Mutlak Bağıl
B) Mutlak Mutlak Bağıl
C) Bağıl Mutlak Mutlak
D) Mutlak Bağıl Bağıl
E) Bağıl Bağıl Mutlak
  1. Yapılan bir sınavdan öğrencilerin aldıkları puanlara ilişkin değişkenliğin az olduğu görülmüştür. Bu durum için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
  2. Öğrencilerin testle ölçülen özellik bakımından
    birbirlerine benzer olduğunu
  3. Test puanları ranjının (en büyük ve en küçük
    puan arasındaki farkın) büyük olduğunu
  4. Test için verilen cevaplama süresinin yeterli
    olduğunu
  5. Test puanlarının “normal dağılım”a benzer bir
    dağılım gösterdiğini
  6. E) öğrencilerin testle başarılı olduklarını
  7. Aşağıdaki öğrenci sayıların verilen beş ayrı sınıfa 100 soruluk bir test uygulanmış ve öğrencilerin testten aldıkları puanların dağılımına ilişkin grafikler, aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları aşagıda gösterilmiştir?
X = 60 s = 6
X = 60
  1. Bir öğrencinin özgün bir öykü yazması, aşağıdaki davranış düzeylerinin hangisine ulaştığını gösterir?
  2. A) Kavrama
  3. B) Uygulama
  4. C) Analiz
  5. D) Sentez
  6. E) E) Değerlendirme
1 \ / rv \
/1 X
X = 60 Y = 80 = 40
s = 7 s = 9 s = = 15

D)IV

E)V

  1. Duyuşsal alan hedefleri   içerisinde   yer  alan davranış aşağıdakilerden hangisidir?
  2. Fen bilgisine yönelik tutum
  3. Bir müzik aleti çalma
  4. Toplama işlemi beceresi
  5. Bilgisayarda “kelime işlem” programını
    kullanma
  6. E) Topluluk karşısında konuşma
  1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi ölçme aracı veya yönteminin objektif olduğunu gösterir?
  2. Testin puanlanmasında bağımsız puanlayıcılar
    kullanıldığında aynı sonuca ulaşılması
  3. Testin bilen öğrenciler ile bilmeyen öğrencileri
    ayırabilmesi
  4. Testi oluşturan   maddelerin   açık  ve   anlaşılır
    yazılması
  5. Sınav ortamının        öğrencileri       olumsuz
    etkilemeyecek şekilde düzenlemesi
  6. E) Testin puanlaması  için  ayrılacak sürenin çok
    uzun olmaması

ölçme ve Değerlendirme

163

  1. Aşağıdakilerden hangisi “anlatım becerisi”ni ölçen bir yazılı sınavdan elde edilen puanların güvenirliğini ve geçerliğini artırmaz?
  2. Objektif tipte   olmayan   sorular   için   ayrıntılı
    puanlama anahtarının hazırlanması
  3. Öğrencinin sadece   cevaplarının   değil,   aynı
    zamanda sınıftaki genel durumunun da dikkate
    alınarak puan verilmesi
  4. Sınav kağıtlarının    birden    fazla    puanlayıcı
    tarafından puanlanarak puanlann ortalamasının
    alınması
  5. Cevapların aynı puanlayıcı tarafından, sıraları
    değiştirilerek ikinci kez puanlaması ve puanlar
    arasında fark   varsa    bir   daha    puanlama
    yapılması
  6. E) Çabuk cevaplanabilen türden, çok sayıda soru
    sorulması
  7. Bir “testin   güvenirliği   yüksek   olduğu   halde
    geçerliğrn   düşük   olması”   durumunu   aşağı-
    dakilerden hangisi açıklar?
  8. Testin hazırlanması güç ve zaman alıcı olduğu
    halde puanlaması kolay olmaktadır
  9. Soru sayısı ve soruların güçlük düzeyi uygun
    olduğu halde    programdaki    tüm    konuları
    kapsamamaktadır
  10. Test programındaki      konuların      tümünü
    kapsadığı   halde   bilen   öğrenciyle   bilmeyeni
    ayıramamaktadır
  11. Test puanlarının  kararlılığı   yüksek  olmasına
    rağmen,    sınav   sırasında   kopya   çekilmesi
    engellenememiştir
  12. E) Testteki maddelerin  güçlük derecesi  yüksek
    olmasına       rağmen       puanlamaya       hata
    karışmam.aktadır

2003 KPSS SINAVINDA ÇIKAN SORULAR

  1. Sınıflama ölçeğinden elde edilen veriler için en
    uygun istatistik aşağıdakilerden hangisidir?
  2. Ortanca
  3. Ortalama
  4. Yüzdelikler
  5. Mod
  6. E) Korelasyon hesaplamaları
  1. Aşağıdakilerden hangisinde bağılı     değer-lendirme yapılmıştır?
  2. 60 soruluk   bir   sınavda   35   soruyu   doğru
    cevaplayan öğrencileri başarılı saymak
  3. Ünite için belirlenen davranışların % 70 ‘ine
    sahip olanları bir sonraki programa kabul etmek
  4. Yabancı dil yeterlik sınavından 30 ile 40 puan
    aralığında puan alanları C kuruna kabul etmek
  5. Sınıf ortalamasının     üstünde    puan     alan
    öğrencileri başarılı saymak
  6. E) Final sınavında   65   puanın   altında   kalan
    öğrencileri başarısız saymak
  7. I. 3En başarılı 5 öğrenciye ödül verilmesi
  8. Ayşe ÖSS’den 150 puan aldı
  • Masanın uzunluğu 90 cm’dir.
  1. 100 metreyi   10 saniyenin  altında  koşanlar
    finale kaldı.

Yukarıdakilerden   hangisi   ya   da   hangilerinde değerlendirme yapılmıştır?

A) Yalnız D) I ve III
C) I ve II
  1. B) Yalnız IV E) II ve IV

335.Aşağıda   test   planının   basamakları   sırası   ile verilmektedir.

  1. Sınavın amacının belirlenmesi
    2………………………………..
  2. Belirtke tablosunun hazırlanması
  3. Kullanılacak soru türlerinin belirlenmesi
    5

6.Sorulann test düzenine konulması

Boş   bırakılan   2.   ve   5.   basamakları   verilenler arasından seçiniz.

  1. Test yönergesinin hazırlanması
    5. Cevaplama süresinin saptanması
  2. ölçülecek davranışlann belirlenmesi
    5. Soruların yazılması
  3. Soruların yazılması
  4. Puanlama kuralının belirlenmesi
  5. D) Cevaplamanın       nasıl       yapılacağının
    belirlenmesi
  6. Soru düzeltme çalışmalarının yapılması
  7. E) Ölçülecek davranışların belirlenmesi
  8. Cevaplamanın nasıl yapılacağının belirlenmesi

164

Ölçme ve Değerlendirme

  1. Doğru-Yanlış seçme gerektiren soru türünün kullanılmasının en önemli sakıncası aşağıdakilerden hangisidir?
  2. Öğrencileri ezbere yöneltmesi
  3. Cevabın kişiye göre değişmesi’
  4. Şans başarısının çok yüksek olması
  5. Sadece hatırlama davranışı gerektirmesi
  6. E) Hazırlanmasının zor olması
  1. Doğru-Yanlış testleri yerine çoktan seçmeli testteri tercih eden bir öğretmenin en önemli gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
  2. Soru sayısını azaltmak
  3. Şansla doğru cevabı bulma olasılığını azaltmak
  4. Puanlama güvenirliğini artırmak
  5. Daha ekonomik bir test formu oluşturmak
  6. E) Testin uygulanma süresini azaltmak
  1. İzleme testleri kullanılmasının   sağladığı   en önemlî avantaj aşağıdakilerden hangisidir?
  2. Öğrencilerin derse karşı ilgilerini diri tutmak
  3. Öğrenme eksiklerini    belirlemek    için    bilgi
    sağlamak
  4. öğrencilere sınav deneyimi kazandırmak
  5. öğrencilerde sürekli      kontrol      edildikleri
    duygusunu yaratmak
  6. E) Öğrenme düzeyi açısından bireysel farkhlıkları
    belirlemek
  1. Bir öğretmenin cevap kağıtlarını aynı dersi veren diğer öğretmenlere de puanlattırmasının gerekçesi aşağıdakilerden hangisi olabilir?
  2. Değerlendirme için ölçüt belirleme
  3. lyi bir cevap anahtarı oluşturma
  4. Puanlama güvenirliğini artırma «-
  5. Puanların geçerliğini sağlama
  6. E) Puanlamayı kolaylaştırma
  1. I. Biçimlendirme – yetiştirme
  2. Tanıma – yerleştirme
  • Değer biçme

Bir öğretim programının başında, uygulama aşamasında ve sonunda yukarıda verilen değerlendirme türleri için aşağıdaki sıralamalardan hangisi doğrudur?

  1. I, II, III
  2. II, I, III
  3. III, II, I
  4. II, III, I
  5. E) I, III, II
  6. l.öğretmenin her öğrencinin puanına 5 puan faziadan eklemesi
  7. Başlangıç noktası 1 olan 30 cm lik bir cetvel ile 3 metrelik bir uzunluğu n ölçülmesi

III. Her defasında 2 kg eksik ölçüm yapan bir   baskül ile öğrencilerin ağırlıklarının beürlenmesi

Yukarıda verilen ölçme işlemlerinin hangisi ya da hangilerinde sistematik hata yapılmaktadır?

  1. I ve II
  2. Yalnız II
  3. II ve III
  4. Yalnız III
  5. E) I ve III
geçerliğini
  1. Aşağıdakilerden hangisi test düşüren faktörlerden biri değildir?
  2. Testteki maddelerin ayırt edici oiması
  3. Soruların güçlük düzeyleri
  4. Sınav süresinin yetersizliği
  5. Aynı soruların sınavdan önce çözülmüş olması
  6. E) Kopya yapılmış olması
  7. “Test puanının yüksek olması kazandırılmak istenilen bilgi ve beceriler açısından bireyin ileri düzeyde olduğunu gösterir.”

Bu   varsayımı   kanıtlamaya  yönelik  çalışmatar testin hangi niteliği hakkında bilgi sağlar?

  1. Kullanışlılığı
  2. Güvenirliği
  3. Geçerliği
  4. Objektifliği
  5. E) Tutarlılığı

ölçme ve Değerlendirme

165

KAVRAMLAR

A)  Ranj

B)   Aritmetik

C)   Varyans
D)Mod

E)  Medyan

F)  Standart

  1. TANIMLAR

Her puanın aritmetik ortalamadan sapması-nın karelerinin topla-mının puan sayısına oranı

  1. Büyüklük sırasına konulmuş puanlardan
    Sapma tam ortadaki fark
  • Dağılımının maksimum ve minimum değerleri
    arasındaki fark
  1. Dağılımda frekansı en çok olan değer
A)
D)

Yukarıda verilen tanımlar ile istatistiksel kavramlar arasında bir eşleme yapıldığında doğru eşlemenin yapıldığı seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

I=E B) I=A C)      I=D
II=F II=D II=E
III=B III=E III=C
IV=A IV=B IV=B
I=C E) I=F
II=E M=B
III=A III=C
IV=D IV=D

345,   346,   347.   SORULARı   AŞAĞIDAKi   BiLGiLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ

  1. 4. madde için aşağıda verilenlerin hangisi en doğru seçenektir?
  2. Kolay ve ayırt edici bir maddedir.
  3. Genel olarak orta güçlükte bir maddedir.
  4. Başarısız öğrencilerin  doğru  cevapladığı  bir
  5. Zor ve ayırt edici bir maddedir.
  6. E) Başarılı öğrencilerin doğru cevaplayamadığı bir
  7. Aşağıdakilerden hangisi eğitim sürecinde portfolyo kullanmamn yararlarından biri değildir?
  8. Öğrencilerin zaman  içerisindeki gelişimlerinin
    birkaydını sağlar.
  9. Öğrencilerin kendi              öğrenmelerini
    değerlendirmelerine olanak tanır.
  10. Özgün olarak     öğrencilerin     yetenek     ve
    başanlannı yansıtır.
  11. Öğrencilerin bilgi ve becerilerini birleştirmesinin
    bir göstergesidir.
  12. E) Öğrencilerin somut    ve    tek    tip    hedeflere
    ulaşmasını sağlar.
Madde No Madde Güçlüğü Pj Madde Ayırıcılığı
1 0,56 0,33
2 0,47 0,55
3 0,32 -0,18
4 0,27 0,62
5 0,85 0,50
  1. Yukarıdaki maddelerden hangisi kolay ve ayırt edici nitelikte bir sorudur?
  2. A) 1 B) 2 C) 3  D) 4             E) 5
  3. Yukarıdaki maddelerden hangisinin mutlaka testten çıkarılması gerekir?
  4. A) 1 B) 2 C) 3  D) 4             E) 5

2004 KPSS SINAVINDA ÇIKAN SORULAR

  1. I. Elif “pekiyi’ ile sınıfını geçti,
  2. Başak, sınavdan 10 üzerinden 7 puan aldı.
  • Ekrem sınavda en yüksek puanı aldı.
  1. Didem 185’in üzerinde puan aldığı için sınavı
    kazandı.

ifadeleri, “ölçme” ve “değerlendirme” kavramlarını örneklendirme bakımından, aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak gruplanmıştr?

Ûlçme

A)l, III B) I, II C)ll, III D) II, IV

Değerlendirme II,IV III, IV

I, III, IV

166

Ölçme ve Değerlendirme

  1. Bir ölçme işleminde elde edilen ölçülerden biri 80, diğeri 40’tır.

Bu ölçülerden 80 ile ifade edilen büyüklük gerçekten de 40 ile ifade edilenin iki katı ise bu ölçme işleminde aşağıdaki ölçek türlerinden hangisi kullanılmış olabilir?

  1. Sınıflama türü
  2. Sıralama türü
  3. Adlandırma
  4. Eşit aralıklı tür
  5. E) Eşit oranlı tür
  1. VE 48. SORULARI AŞAĞIDAKİ BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ
  2. Bir öğretmen, Türkçe kelime bilgisini yoklayan bir test hazırlamıştır. Bu testi birkaç hafta arayla öğrencilere iki kez uygulamış ve bu iki uygulamadan elde edilen puanlar arasındaki korelasyonu 0.80 olarak hesaplamıştır.

Hesaplanan   bu   değer testin   aşağıda  verilen hangi Özelliği hakkında bilgi verir?

  1. KR20 güvenirliği
  2. Testtekrar test güvenirliği
  3. Kullanışhlığı
  4. Yapı geçerliği
  5. E) Kapsam geçerliği
  1. Bir öğrencinin başarısını değerlendirmede aşağıdakilerden hangisinin ölçüt alınması, bağıl değerlendirmeye örnek oluşturamaz?
hedefleriyle
tutarlı
  1. A) Programın öğrenmelerinin
  2. Standartlaştırılmış bir testin normlannın
  3. Yetenek düzeylerine dayalı beklentilerin
  4. öntest ve sontest puanlan arasındaki farkın
  5. E) Sınav puanlarının dağılımının
  1. Bu korelasyon değerine  dayanarak aşağıdaki yorumlardan hangisi yapılabilir?
  2. Sınıfın yüzde 20’si başarısızdır.
  3. Sınıfın yüzde   20’si   ortalamanın   altında
    puan almıştır.
  4. Öğrenciler testten yüksek puan almışlardır.
  5. Test puanlarının tutarlılığı yüksektir.
  6. E) E Bu testte 0.80 öğrenme
  1. Aşağıdaki sorulardan hangisinin, bilişsel atan sınıflamasına göre diğerlerinden daha yüksek düzeydeki bir hedef davranışı ölçmeye yönelik olduğu söylenebilir?
  2. ATP ne demektir?
  3. Kök hücre çalışmaları neler getirebilir?
  4. Doku çeşitleri nelerdir?
  5. Biyoloji biliminin  konulan nelerdir?
  6. E) Biyoloji hangi alt alanlarla ilgilenir?
  1. İki değişkenden birisinin değerleri artarken diğerinin düşmesi değişken arasında negatif korelasyon olduğunu gösterir.

Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde verilen iki değişken arasında hesaplanacak korelasyon negatif olması beklenir?

  1. Çalışma saati başarı düzeyi
  2. Gelir düzeyi satın alma gücü
  3. İlgi olumlu tutum
  4. Zeka yaratıcılık
  5. E) Yorulma öğrenme hızı

ölçme ve Değerlendirme

167

  1. Aşağıda standart sapması ve güvenirlik katsayısı verilen testlerden hangisinin standart hatası en küçüktür?
  1. VE 54. SORULARI AŞAĞIDAKİ BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ
Standart Sapma Güvenirlik Katsavısı
A) 3 0,50
B) 4 0,60
C) 2 0,30
D) 3 0,80
E) 2 0,90
  1. Bir ölçme aracının yordama geçerliligini belirleyebilmek için aşağıdaki uygulamalardan hangisi yapıtmalıdır?
  2. Bir ölçme aracından elde edilen aritmetik
    ortalamayla aynı amaçla hazırlanmış faklı
    bir ölçme aracından elde edilen aritmetik
    ortalama     arasında     anlamlı     fark    olup
    olmadığını belirleme
  3. Bir grubun   belirli   bir   testten   elde   ettiği
    puanlarla,       geçeriiği       daha       önceden
    belirlenmiş   başka   bir  testten   elde   ettiği
    puantar arasındaki korelasyonu hesaplama
  4. Öğrencilerin belirli   bir   öğretim   programı
    sonundaki      başarılarıyla      bu      öğretim
    programına seçme amacıyla kullanılan ölç-
    me     aracından     elde     ettikleri     puanlar
    arasındaki korelasyonu hesaplamak
  5. Aynı davranışları   ölçtüğü   düşünülen   iki
    ölçme aracını aynı gruba aynı koşullarda
    uygulayıp bu uygulama sonunda elde edilen
    puanlar arasındaki korelasyonu hesaplama
  6. E) E) Bir testi, ölçülmek istenen özelliğe sahip
    oluş dereceleri farklı iki gruba uygulama ve
    bu uygulama    sonucunda    elde    edilen
    puanların gruplar arasındaki farkı yansıtıp
    yansıtmadığın belirleme
  7. Aşağıdaki davranışlardan hangisi , diğer sınav tiplerine göre “öğrencilerin yanıtlarını düşünüp bularak yazdıkları” yazılı yoklama türü sınavlarla daha geçerli bir biçimde ölçülebilir?
  8. Görüşünü, nedenleriyle birlikte açıklama
  9. Bir kavramı veya ilkeyi tanımlama
  10. Bir bütünü    oluşturan    Öğeler   arasındaki
    ilişkiyi belirtme
  11. Bilgilerinden yararlanarak yeni bir problemi
    çözme
  12. E) Olgu ve   olayları,   verilen   bir   ölçüte   göre
    gruplama
  1. Sentez ve değerlendirme basamaklarındaki
    davranışların yoklanmasına elverişli olması
  2. Daha çok objektif puanlanması
  • Kapsam geçerliğinin daha yüksek olması
  1. öğrencinin islediği cevabı yazma olanağına
    sahip olması
  2. Alt eğitim   düzeyindeki   öğrencilere   daha
    uygun olması.
  3. Yukarıdakilerden hangileri çoktan seçmeli sorulardan oluşan testlerin yazılı yoklamalara olan üstünlüklerindendir?
B) II ve III E) IV ve V
C) II ve IV
  1. A) I ve II D) III ve IV
  2. Yukarıdakilerden hangileri kısa cevaplı yazılı yoklamaların uzun cevaplı yazılı yoklamalara olan üstünlükler indendir?
A) I, II ve III D)ll, IVveV
C)ll, IHveV
  1. B) I, II ve V E)lll, IVveV
  2. öğrencilerin aktif olduğu   öğretme   öğrenme
    yöntemlerinde,           öğretmen,             öğrencileri

değerlendirirken, sınav sonuçlarıyla birlikte öğrencilerin sınıf içi etkinliklere katılma düzeylerini; bilimsel tutum ve davranışlarını; gözlem, araştırma ve inceleme yapabilme becerilerini; sahip oldukları ve sergiledikleri fikir zenginliklerini;sorumluluk alma düzeylerini; ekiple çalışabilmelerini; edindikleri bilgi ve bulguları paylaşabilme vb. Özelliklerini de dikkate alarak başarıları hakkında karar verir.

Aşağıdakilerden hangisi, öğretmenin bu bilgileri elde etmesinde önemli rol oynar?

  1. Kağıt kalem testleri
  2. Performans testleri
  3. Günlükler
  4. Gözlem formları
  5. E) Portfolyolar

168

Ölçme ve Değerlendirme

360.

  • öğrencilerin bazı   becerileri,   nin  ölçülmesinde
    diğer ölçıme araçlarından daha güvenilir geçerli
    ve objektif ölçüler sağlar.
  • Becerilerin çeşitliliği bakımından öğrencinin ne
    derece yeterli olduğunun ölçülmesini ve analizini
    sağlar.
  • özellikle eksiklikleri teşhis etme, tekrar öğretme,
    yanlışları düzeltme yönünden önemlidir.
  • Öğrencinin kendi   öğrenmeleriyle  ilgili   olarak
    güçlü, ve zayıf yönlerini analiz etmesini sağlar..
  • Öğretim sonuçlarını,   çalışma  veya   uygulama
    sırasında doğrudan doğruya ölçmeye yarar.

Bu   açıklamalar,   aşağıda   verilen   hangi   ölçme aracıyla ilgilidir?

  1. Performans testi
  2. Gözlem formu
  3. Görüşme formu
  4. Portfolyo
  5. E) Standart test
  1. VE 364. SORULARI AŞAĞIDAKİ BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ.

Farklı   dersler   için   hazırlanan   ve   soru   sayılan

aşağıdaki tabloda parantez içinde verilen beş test bir

gruba uygulanmış ve ham puanlar üzerinden elde

edilen

aritmetik ortalamalar, (X) tabloda gösterilmiştir.

Test Soru Sayısı (X)
Biyoloji 10 4,2
Matematik 45 39,3
Fizik 19 11,4
Kimya 12 7,2
Tarih 14 11,8
  1. Sınıfın hangi testteki mutlak başarı düzeyi en yüksektir?

361.

  1. A) Biyoloji D) Kimya
  1. B) Matematik E) Tarih
  1. C) Fizik
Frekans
10

5          30               55 60      Puan

Yukarıda verilen dağılımın modu kaçtır?

  1. Bu beş testteki puanlar üzerinden bu testlerin hangisi için hesaplanacak ortalama madde güçlüğü en küçüktür?
A) Biyoloji D) Kimya
C) Fizik
  1. B) Matematik E) Tarih

A)10

B)28

C)30

D)55

E)60

  1. Aşağıdakilerden hangisi medde analizi ile elde edilecek bilgilerden yararlanılarak elde edilemez?
  2. Testin zorluk derecesinin belirlenmesi
  3. Testteki maddelerin    ölçülmek    istenilen
    davranışlarla tutarlılığının incelenmesi

C)

Testteki maddelerin çeldiricilerinin beklenene yakın biçimde çalışılıp çalışılmadığına bakılması

  1. D) Testin ölçülmek istenen nitelikleri ne derece
    bir tutarlılıkta ölçtüğünün araştırılması
  2. E) Testin başarılı   ve   başarısız   öğrencileri
    birbirinden ayırabilme derecesine bakılması

Rehberlik

169

Toplumda değişmeler ve toplumu oluşturan bireylerin görüşleri rehberliğe olan ihtiyacı artırmıştır. Bunları kısaca özetlersek;

  • Bireysel farklılıklara verilen önemin artması
  • Karmaşıklaşan toplum yapısı
  • Özgürlükçü ve modern eğitim sistemlerinin
    gelişmesi
  • İş yaşamında mesleklerin çeşitlenmesi
  • İnsana verilen değerin artması
  • Zamanı ve    kaynakları   verimli    kullanma
    ihtiyacının ortaya çıkması

Öğrenci Kişilik Hizmetleri

Öğrenci Kişilik Hizmetleri; Beslenme, barınma, kurslar, sosyal etkinlikler, eğitsel kollar, rehberlik, sağlık vb hizmetleri içerir. Amacı, bireyin okulda verilen eğitim öğretim hizmetlerinden etkili bir şekilde yararlanmasını sağlamaktır. Eğitim sürecini etkileyen faktörlerin olumlu yönlerini artırmak, olumsuz yönlerini azaltmaktır.

Öğrenci kişilik hizmetleri okullarda öğretim ve yönetim hizmetlerinin yanında yer alan ve amacı öğretim ve yönetim hizmetleriyle karşılanamayan gereksinimlerin giderilmesi olan profesyonel hizmetler grubudur.

Öğrenci kişilik hizmetleri okulda, öğretim faaliyetlerinin dışında kalan öğrencinin kişiliğinin duygusal ve sosyal yanlarının da gelişrnesine yardım etkinliklerini içerir.

Bu hizmetlerin amacı, bireylerin bütünüyle gelişebilmelerini, eğitimden en iyi şekilde yararlanmalarını, verimli ve çevresine sağlıklı uyum yapabilen bireyler olmalannı sağlamaktır.

Öğrenci kişilik hizmetlerinin kapsamında şu hizmetler yer alır;

  1. Sağlık hizmetleri    (sağlık    eğitimi,    sağlık
    kontrolleri vb.)
  2. Sosyal yardım    hizmetleri    (burs,    kredi,
    bannma, beslenme hizmetleri)
  3. Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri
  4. Özel yetiştirme hizmetleri (özel kurslar)
  5. Sosyal ve   kültürel   hizmetler   (boş   zaman
    eğitimi, spor, sanat, kültürel etkinliler vb.)

REHBERLIGIN TANIMI

Kendini anlaması, problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, kapasitelerini geliştirmesi, çevresine dengeli ve sağlıklı uyum yapması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için uzman kişilerce bireye verilen psikolojik yardımdır

Rehberliğin         tanımında         vurgulanan önemli noktalar

l.Rehberlik bireye vardım etme sürecidir.
Rehberlik yardımı psikolojik bir yardımdır.
Rehberliğin psikolojik bir yardım olma özelliği
onu başka yardım hizmetlerinden belirgin bir
şekilde ayırır.                                                c

l.Rehberllk bir süreçtir. Rehberlik bir anda olup biten bir iş değildir. Rehberlik çalışmalarının etkili sonuç vermesi belli bir süre gerektirir.

3.Rehberlik hizmetlerinin merkezînde birey vardır. Okul ortamında rehberliğin ilgilendiği esas grup öğrencilerdir, öğrenci türlü kişilik özellikleri bulunan ve gelişmekte olan bireydir. Her öğrenci geliştirilebilecek bir kapasiteye sahiptir. Bunun için, günümüzde psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri eğitim sürecinin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir yanını oluşturur.

A.Rehberlik bilimsel ve profesyonel bir
yardımdır.
Rehberlik bilimsel çalışmalann
uygulamalara       yansımasıdır.             Rehberlik

yardımının dayandığı bilimsel ilke ve yöntemler
bulunmaktadır.     Bu    bilimsel             ilke    ve

yöntemlere uygun olarak rehberlik yardımı belirli bir plân, program ve sistem içinde sunulabilir.

S.Rehberliğin esası bireyin kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Kendini gerçekleştirme psikolojik danışma ve rehberlik yardımının bütün boyutlarını içine alan bir kavramdır.

Rehberlik  yardımı   ile   kendi   kişiliğini   anlayan birey bu hizmetin sonucunda;

  • Kendi dünyasını   daha   gerçekçi   bir  gözle
    .  :
  • Çevresine daha sağlıklı ve dengeli bir uyum
    gösterebilir.

170

Rehberlik

•  kişilik ve benlik gelişimine verilen önemin
artması

II.Toplumsal temeller

•   Kültür boşluğu   (maddi  kültürün  manevi
kültürden hızlı gelişmesi)

•   Yabancılaşma

•   Kuşak çatışması

•   İş yaşamındaki değişiklik

III.Felsefi   Temeller   (Toplumun   insana   bakış açısı)

Öğretim     ile    Rehberlik    Faaliyetlerinin
Karşılaştırılması___________________________
  • Bütiin kapasite ve yeteneklerini en uygun düzeyde geliştirecek fırsat, olanak vs ortamı seçebilir.

Özellikle bireyin kendini anlaması, problemlerini çözebilmesi, kendine en uygun seçimleri yaparak gerçekçi kararlar alabilmesi, kendi kapasitelerini en uygun düzeyde geliştirebilmesi, çevresine dengeli ve sağlıklı uyum yapabilmesi psikolojik danışma ve rehberlik yardımının esasını oluşturan ve bireyin kendini gerçekleştirme düzeyini geliştiren belirgin sonuçlardandır.

REHBERLİĞİN KONUSU

Rehberliğin konusu bireydir. Örneğin okulda verilen rehberlik hizmetlerinin konusu öğrenci ve öğretmendir.

REHBERLİĞİN AMACI

Rehberliğin en genel amacı bireyin kendini gerçekleştirmesine, uyum sağlamasına ve karar vermesine yardım etmektir.

Kendini gerceklestiren birevler, psikolojik sağlığı yerinde olan çağdaş insanda bulunması gereken özelliklere sahiptir. Yeterli bir kişiliğe sahip, verimli, gerçekçi bir ben kavramına sahip, kim olacağı konusunda tutarlı, kendi ve başkaları hakkında iyi düşüncelere sahip, insan değerlerine saygılı, onları benimseyici ve geliştirici, zamanı iyi kullanıp, geçmişten çok geieceğe yönelik, yaratıcı, kendine saygılı, kendini kabul eden, duygularını açıklayan, değişmeye ve yeni yaşantılara açık, değişmekte olan bir dünyanın değişmekte olan bir parçasıdır.

Aşağıdakilerden hangisi rehberliğin temel amacını ortaya koyar? (2001 KPSS-110)

  1. Bireyin çeşitli özellikleri hakkında bilgi toplamak
  2. Bireyin ihtiyaçlarını    belirleyip    okulun    yakın
    çevresini buna göre düzenlemek
  3. Bireye, ne yapması gerektiğini söylemek
  4. Bireyin kendisini  tanımasına  ve  çevresindeki
    olanakları fark etmesine yardımcı olmak
  5. E) Bireyin sorunlarını belirlemek

REHBERLİĞİN TEMELLERİ

  1. Psikolojik temeller
  • bireysel aynlıklar
  • duyguların yaşamdaki önemi

Öğretim           okullarda

yapılan planlı, kontrollü ve örgütlenmiş öğretme faaliyetleridir

Oğretim         sınıf        içi etkinliklerle yürütülür

Öğretimde bireye bilgi aktanlır

kullanılan yöntemler, verilen hizmetler ve hizmeti verenler farklıdır

Gruplara yapılır

Ölçme ve değerlendirme vardır

Disiplin sorunu vardır

Bireyin                 nesnel

dünyasına yöneliktir

Kültür    mirasını    bireye aktarır

Toplumun              değer

yargıları aktarılır. (Ayıp, günah, yasak)

programı

Yetişme farklıdır

Öğretmen    tek    başına
yürütebilir_________

Rehberlik           hizmetleri

zorunlu değildir

Sınıf içi ve özel ortamlardaki etkinliklerle yürütülür

bireyin kendini ve
başkalarmı           anlama

potansiyelini kullanması ve sağlıklı kararlar almasmı sağlamaktır

kullanılan yöntemler, verilen hizmetler ve hizmeti verenler farklıdır

Küçük gruplara yapılsa
da daha çok bireylere
yapılır                     ___

Kendini       anlama       ve değerlendirme vardır

Özdisiplin vardır

Bireyin     iç     dünyasına,
öznel               dünyasrha

yöneliktir.

Bilgilerin

bütünselleştirilmesi      ve
yaşam               amaçları

açısından değerlendirilmesi vardır

yerıne

Yargılama algılama vardır

programı

Yetişme farklıdır

İlgili     herkesin     katkısı
gerekir

Rehberlik

171

Rehberlik Hizmetlerinin Gelişimi

İlk rehberlik uygulamaları mesleki rehberliğe yönelik olarak başlamıştır. 1908’de Boston’da F. Parsons iş arayanlara yardım hizmetleri verdiği bir büro açmıştır. Bu büroya “Boston Meslek Bürosu” adını vermiş ve kendisine başvuranların ilgi ve yeteneklerini saptayıp kendilerine uygun işlere yerieşmelerine yardımcı olmuştur. Bu hizmetlerin başarıya ulaşması sonucu bir yıl sonra “Meslek Seçimi” adında bir kitap yazan Parsons bu çalışmalarıyla rehberlik hareketinin başlatıcısı olmuştur.

Ülkemizde rehberlik çalışmaları 1950’li yıllarda başlamıştır. Bu yıllarda Amerikalı uzmanlar eğitim sistemimizde incelemeler yapmak üzere Türkiye’ye davet edilmiş, yaptıkları incelemeler sonucu raporlar hazırlayarak yeni uygulamalann başlatılmasını sağlamışlardır. Bu uzmanlar Türk Milli Eğitim sistemini bireysel farklılıkiara önem verilmediği, birey ve toplumun ihtiyaçlarını dikkate almayan tek tip programların uygulandığı yönünde eleştirmişlerdir. Bu eleştirilerle ilgili olarak okullarda rehberlik uygulamalarının başlatılması gerektiğini vurgulamışlar, bu konu ile ilgili çeşitli seminer ve konferanslar düzenlemişlerdir.

Bu gelişmeler sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı gerekli çalışmaları gerçekleştirmiş ve 1953 yılında Talim ve Terbiye Dairesine bağlı olmak üzere Test ve Araştırıma Bürosu kurulmuştur. 1955 de Ankara Demirlibahçe ilkokulunda ilk rehberlik merkezi açılmıştır.

1953-1954 öğretim yılında Gazi Eğitim Enstitüsünde Pedagoji ve Eğitim bölümlerinin öğretim programında ilk kez Rehberlik dersi açılmıştır Bu yıllarda rehberlik konusunda yayınların artmaya başladığı görülmüştür. 1954 yılında altı ilde “Rehberlik ve Araştırma Merkezi” kurulmuştur. 1960 yılından sonra kalkınma planlarında ve Milli Eğitim Şuralarında rehberlik anlayışına ve hizmetlerine yer verilmeye başlandığı görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı 1970-1971 öğretim yılında 24 okulda rehberlik çalışmalarını resmen başlatmıştır. 1974-1975 öğretim yılında bütün orta dereceli okullarda “yaygın” olarak rehberlik hizmetleri başlamıştır.

Günümüzde Rehberlik hizmetleri, 1983 yılına kadar daire başkanlığı olan ve daha genel müdürlük olan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri

Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda yürütül- mektedir. Genel müdürlükten daha önce açılmış olan Rehberlik ve Araştırma Merkezleri ise sonradan genel müdürlüğe bağlanmıştır.

PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK HİZMETLERİNİN İLKELERİ

Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin uygulanmasında alandaki kişilerce kabul edilen ve uyulan temel ilkeler bulunmaktadır. Bu ilkeler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  1. Rehberliğin temelinde insan hak ve sorumlulukları ile yakından ilgili demokratik ve insancıl bir anlayış vardır

Bu ifadeyle demokratik toplumlarda özgür bir bireyin kendi gereksinimleri doğrultusunda seçim yapabilme, karar verebilme ve toplumsa! yaşamda özerk bir birey olarak davranabilme hakkına sahip olduğu anlatılmak istenmektedir.

Bu durum günümüzde eğitim kurumlanna bu özelliklere sahip bireyler yetiştirme sorumluluğunu yüklemektedir. Dolayısıyla eğitimin tamamlayıcı bir yanını oluşturan psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin insanın biriciküğini kabul eden, demokratik toplumun özerk bireyi olabilmesi doğrultusunda bireyin gelişimini dikkate alan bir anlayışa dayalı olması gerekir.

Psikolojik danışma ve rehberliğin demokratik ve insancı bir anlayışa dayalı olması, rehberlik yardımı sunan görevlilerin danışanlarla olan ilişkilerinde otoriter, buyurgan, eleştirici ve yönlendirici tutum ve davranışlardan kaçınmalarını ve danışanlara insancı bir anlayışla yaklaşmalarını vurgular.

İster psikolojik danışman ister öğretmen olsun rehberlik hizmeti sunan her birey, rehberlik yardımından yararlanan her danışanı salt insan olduğu için değerli bir varlık olarak görebilmeli ve onu hiçbir koşula bağlı olmaksızın olduğu gibi kabul etmelidir. Zira psikolojik danışma yardımının etkili olabilmesi, bu yardımın gerçekleştiği ortam içinde danışanın kendini hiçbir kaygı ve kuşkuya kapılmaksızın rahat hissetmesine bağh bulunmaktadır. Danışan ancak    saygı    gördüğü,    değerli    ve    önemli

172

Rehberlik

bulunduğu, eleştirilmediği ve nihayet kendini özgür hissettiği bir ortamda kendini olduğu gibi ortaya koyabilecek ve hiç kaygıya kapılmadan kişiliğini araştırmaya yönelebilecektir.

Bu nedenle rehberlik hizmeti sunan her görevlinin danışana koşulsuz kabul göstermesi, kendini danışanın yerine koyarak onun duygulanna nüfuz edebilmesi (empatik anlayış içinde olması) ve danışanla olan ilişkilerinde içten ve dürüst davranabilmesi gerekir.

  1. Rehberlik uygulamalarında öğrenci ile yakından ilgili olan herkesin anlayış ve işbirliği içinde çalışması gerekir;

Bu ilkeye göre rehberlik görevi sadece bu alanda profesyonel eğitim almış olan rehber öğretmenlerin ya da psikolojik danışmanların yerine getirmesi gereken bir görev değildir. Rehberlik, bir okulda öğrenci ile yakından ilişkili olan müdür, müdür yardımcılan, branş öğretmenleri, sınıf rehberlik öğretmenleri ve hatta veliler gibi bir çok bireyi yakından ilgilendirmekte ve her birine kendilerine özgü görevler yüklemektedir.

Rehberlik hizmetlerini yerine getirmekte yükümlü olan tüm bu görevlilerin vermiş oldukları hizmetlerin etkili olabilmesi, öncelikle rehberliğin ne olduğu, ve nasıl verilmesi gerektiğinde ortak bir anlayış içinde buluşmalarını gerektirmektedir. Rehberlik anlayışı adı verilen bu ortak anlayış ise bütün bu rehberlik görevlilerinin rehberliğin ilkelerini ve kavramlarını doğru olarak anlayabilmiş olmalannı gerektirmektedir.

Örneğin bir okuldaki rehberlik görevlilerinden kimilerinin rehberliğin problemli öğrenciler için gerekli bir hizmet olduğuna dair yanlış bir rehberlik anlayışı içinde olduklarını düşünelim. Okuldaki kimi rehberlik görevlileri ise rehberliğin sadece problemli öğrencilere yönelik bir hizmet olmadığını fakat tüm öğrencilere yönelik olması gerektiğini biliyor olsun. Rehberliğin kimlere yönelik bir hizmet olduğu konusunda, bu örnekte olduğu gibi bir anlayış birliğinin olmaması, bu okuldaki rehberlik görevlilerinin ortak bir rehberlik anlayışına sahip olmadıklarının belirtisidir. Böyle bir durum ise ancak bir çok rehberlik görevlisinin işbirliği ile üstesinden gelebilecekleri bu hizmetin verimli olabilmesi için önemli bir engel oluşturacaktır.

Zira rehberliğin ne olduğunda aynı görüşte olmayan bireylerin, işbirliği yapabilmeleri hiç mümkün olamayacaktır.

  1. Rehberlik anlayışı,      her      türlü
    çalışması ile öğrenciyi merkez alan
    bir eğitim sistemini öngörür

Bu rehberiik ilkesi, eğitim sistemlerinin programı merkeze alan geleneksel anlayıştan uzaklaşarak, öğrenciyi merkeze alan bir eğitim anlayışından hareket etmeleri gereğini vurgulamaktadır. Çünkü öğrenciler arasındaki bireysel ayrılıklan dikkate almayan ve eğitim öğretim etkinliklerini öğrencilerin ihtiyaçlan, ilgileri, yetenekleri ve bireysel özelliklerine uygun olacak bir biçimde düzenlemeyen geleneksel eğitim anlayışına dayalı, programı merkeze alan eğitim sistemleri, bireyin kendi ilgi, yetenek ve ihtiyaçları doğrultusunda gelişebilmesine olanak tanımamaktadır.

Böyle bir durum ise rehberliğin bir gelişim düzeyine ulaşabilmesine yardım etme hizmeti olduğu biçimindeki bir anlayışla çelişir. Bunun yanı sıra öğrenciyi merkeze almayan eğitim sistemleri, deyim yerindeyse herkesi a’ynı doğrultuda aynı bilgiler ile donatmayı hedefler ki böyle bir eğitim anlayışı içinde bireyin özgürce yaratıcılığını ortaya koyabilmesi ve kendini gerçekleştirebilmesi tehlikeye düşer.

Öğrenciye merkeze alan eğitim yaklaşımlarında ise, öğretim programları öğrencilerin yeteneklerin, ilgileri ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek biçimde düzenlenir ve Tıer bireye kendi potansiyeli doğrultusunda gelişebilme fırsatı tanınır. Esasen rehberliğin bir önemli amacı da kısaca bundan ibarettir.

  1. Rehberlik yardımımn            esası,
    öğrencilerin kendi kişiliklerini daha iyi
    anlamalarım,     problemlerine     çözüm
    yolları       bulmada       onların       kendi
    kendilerine       yeterli       bir       durufaa
    gelmelerini sağlamaktır

Rehberliğin bu ilkesi, rehberlik yardımından yararlanan bir öğrencinin bu yardım sonucunda artık kendini her yönü ile daha iyi tanıyabilir bir duruma ulaşabilmiş olması gereğini vurgulamaktadır. Bu ilkeye göre rehberlik ayrıca bir öğrencinin bundan böyle karşı karşıya geldiği bir problemin üstesinden kendi başına gelebilmesi gerektiğine de işaret etmektedir.

Rehberlik

173

Bu ilkeye göre rehberlik, her başı sıkıştığında bireyin bir profesyonele başvurarak kendi sorunlannın çözümünü başkasından beklemek anlamına gelmemektedir. Esasen psikolojik yardım ilişkisi içinde danışmanın görevi, bireyin kendi sorunlarının kaynağına inerek bu sorunlarının çözüm yollarını görebilmesine ve kendi seçimleri ve kararları doğrultusunda bunlarla başa çıkabilir hale gelmesine yardım etmektedir.

  1. Rehberlik bedensel, zihinsel, sosyal
    ve duygusal olan bütün kapasitelerini
    kendi ilgi ve          yetenekleri

doğrultusunda en uygun bir düzeyde geliştirmesi için öğrencilere yardım etmelidir

Bu ilkeye göre rehberlik hizmeti öğrencilerin bütüncül bir kişilik geliştirebilmelerine yönelik biryardım hizmeti olarak sunulmalıdır.

Rehberliği sadece duygusal sorunlan olan öğrencilere yönelik bir hizmet olarak görmek, duygusal sorunları olmayan geniş bir öğrenci kitlesinin kişiliklerinin diğer boyutlarını geliştirmeye yönelik yardımlardan mahrum bırakılmalarma neden olabilir.

Öte yandan kişiliğin bedensel, zihinsel, sosyal,
ve psikolojik olan her yönü ile geliştirilmesi
gereği, rehberliğin bireyin bütün yönleri ile gizil
güçleri elverdiğince geliştirebilmesi ve kendisini
tam anlamıyla gerçekleştirebilmesi yolunda
ilerleyerek,         bireysel           ve         toplumsal

sommluluklarını           üstlenebilmesi           için

vazgeçilmezdir.

Bireyin tam anlamı ile kendini
gerçekleştirebilmesi ve yaşamını mutlu bir
biçimde sürdürebilmesi, kendine ve topluma
yararlı bir birey olabilmesi, ancak bütün bu
yönlerini                   gerektiği                   ölçüde

gerçekleştirebilmesiyle olanaklıdır.

Bireyin bütün yönlerini gerektiği ölçüde
gerçekleştirebilmesiyle       kastedilen,         her

öğrencinin kendi kapasitesi ölçüsünde gelişebileceğidir. Çünkü kişisel kapasiteleri açısından diğerlerinden farklı olan bir öğrenci, ancak kendi kapasitesi ölçüsünde bir gelişim gösterebilecektir.

  1. Öğrencilere rehberlik         yardımı
    verirken     onları     türlü     yönleri     ile
    tanımak gerekir.

Bir öğrenciye rehberlik yardımı verirken, onu yetenekleri, ilgileri, tutumları, değerleri, psikolojik özellikleri gibi bir çok yönüyle tanımak gerekir. Aslında her türlü özelliği ile öğrenciyi tanımanın amacı onu kendisine tanıtmak içindir. Kendini her yönü ile tanıyan bir öğrenci ise bu özelliklerine uygun düşen seçimlere yönelebilme olanağı elde eder. Kendi özellikleriyle uyuşan kararlar alabilir.

Öğrenciyi tanıyarak, onun kendisini tanımasını sağlamak, hangi yönlerini ne ölçüde geliştirebileceği konusunda bir anlayış geliştirebilmesi için gerekli olmaktadır.

  1. Rehberlik uygulamaları    her    okulun
    amaç    ve    ihtiyaçlarına    uygun    olan
    alanlarda yoğunlaştırmalıdır

Rehberlik, okulöncesi kurumlardan üniversiteye
kadar her kademedeki okullarda verilen bir
yardım          hizmetidir.         Farklı          öğretim

kademelerindeki           öğrencilerin         rehberlik

ihtiyaçlarının da farkiılaşması, bu okulların rehberlik programları ile bu programlar doğrultusundaki rehberlik uygulamalarının farkh olmasını gerektirmektedir.

Öte yandan aynı kademelerdeki okullara devam eden öğrencilerin gelişim gereksinimleri aynı değildir. Okulların yapıları, sahip olduklan olanaklar, amaçlan, öğrencilerin nitelikleri, ailelerinin sahip olduğu olanaklar, aynı kademede olsalar bile okuldan okula farklılaşabilmektedir. Bu nedenle kimi okulla’rda bazı rehberlik hizmetlerini; kimi okullarda da bunlardan farklı rehberlik hizmetlerini ön plana almak gerekir.

  1. Rehberlik hizmetleri plânlı, programlı,
    örgütlenmiş bir         biçimde         ve
    profesyonel bir düzeyde sunulmalıdır

Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlennin programlı ve planlı bir biçimde verilmesi, bu hizmetlerin etkililiği için gerekli bir koşuldur. Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri gelişigüzel, el yordamıyla verilebilecek bir hizmet olarak görülmemeli, aksine belli bir plan ve program içinde yürütülmelidir. Belli bir programa dayalı olmayan psikolojik danışma ve rehberlik etkinlikleriyle, ögrencilerin her türden

174

Rehberlik

rehberlik gereksinimlerinin karşılanabileceği düşünülemez.

Öte yandan bir okuldaki rehberlik çalışmalarının hangi düzeyde etkili olduğu, rehberlik programında nelerin, niçin gerçekleştirilemediği ve gelecekte rehberlik programının nasıl daha işlevsel bir hale getirilebileceğine ilişkin sorunlara, ancak belli bir plan ve program içinde yürütülen rehberlik çalışmalarıyla gerçekçi cevaplar verilebilir.

  1. Uygun bir   okul   rehberlik   programı,
    çevre  koşulları ve özellikleri  ile öğrenci
    nitelikleri    ve   ihtiyaçlarının    düzenli   ve
    sistemli      olarak      değerlendiril-      mesi
    temeline dayandırıl- malıdır.

Okul rehberlik programlan dinamik bir özellik taşımalıdır. Okul rehberlik programlarını bir kez geliştirdikten sonra, hiçbir değişiklik yapmadan her yıl aynen uygulamak doğru değildir. Okuldaki öğrencilerin nitelikleri ve gereksinimleri değiştikçe sistemli olarak rehberlik programlarının da buna göre düzenlenmesi gerekir. Öte yandan öğrencilerin çevrelerinde kendilerine açık olan fırsat ve olanaklar da zaman içinde farklılaşabilir. Rehberlik programlarının yenilenmesi ve giderek geliştirilmesinde okulun bu durumu da dikkate alması gerekir.

  1. Okulda etkili bir   öğretim   programı
    için,   etkili   bir   rehberlik   programına
    gerek   vardır.   Öğretim   ve   rehberlik
    hizmetleri   karşılıklı   olarak   birbirine
    bağımlıdır.

Psikolojik danışma ve rehberlik uygulamalarını dışlayan okullann işlevlerini tam olarak yerine getiremeyecekleri anlatılmak istenmektedir. Gerçektende rehberlik uygulamalanna yer verilmeyen okullarda gerçekleştirilen öğrenme-öğretme etkinlikleri büyük ölçüde öğrencilerin zihinsel gelişimleri üzerinde odaklaşmakta, rehberlik etkinliklerinin gözardı edilmesi nedeniyle bu okullardaki öğrencilerin duyuşsal, sosyal ve bedensel gelişimleri ihmal edilebilmektedir.

Çağdaş eğitim anlayışında okulun görevi, öğrencilerin zihinsel, bedensel, sosyal ve psikolojik olan tüm yönleriyle en uygun bir biçimde gelişmeleri hedeflenmiştir. Sadece öğretim    hizmeti    ile    bu    amaca    ulaşılması

mümkün değildir. Öğrencilerin her yönü ile
gelişmelerine         yardım          edilmesi          de

gerekmektedir. Bu gereklilik ise her okulda örgütlü ve planlı bir biçimde rehberlik hizmetlerinin işe koşulmasını zorunlu kılar. Rehberlik hizmetlerine etkili bir biçimde yer veren okullarda, öğretim hizmetlerinin öğrenciyi merkeze alan bir anlayış içinde, rehberlik ilkelerine uygun öğretim etkinlikleri biçiminde gerçekleştirilebilmesi daha da kolaylaşabilir.

  1. Rehberlik hizmetlerinde bireysel
    farklara saygı esastır.

İlgileri, yetenek düzeyleri ve kapasiteleri ne olursa olsun bireyler salt insan oldukları için saygıya değerdir. Bir bireyin diğerine göre üstün yönleri olması, daha değerli ve önemli biri olduğunu göstermez. Rehberlik hizmetlerini sunarken kapasiteleri, yapabildikleri ve sahip oldukları ne olursa olsun, bunları dikkate almaksızın, tüm bireylere sadece insan oldukları için saygı göstermek gerekir.

  1. Rehberlik hizmetlerinde süreklilik,
    gönüllülük     ve     psikolojik     danışma
    ilişkisinde gizlilik esastır.

Rehberlik yardımı anlık bir olay değildir. Öğrencinin ihtiyacının niteliğine göre belirli bir süre gerektirir. Dahası rehberliği gelişim süresi boyunca öğrencilerin farklı dönemlerdeki gelişim gereksinimlerini karşılamaya yönelik bir yardım hizmeti olarak düşündüğümüzde sürekli bir yardım hizmeti olduğunu ve bireyin rehberlik yardımına ihtiyacı olduğu sürece bu yardımdan yararlanması gerektiğini kabul etmek gerekir. Bunun yanı sıra rehberlik yardımı, hem yardım alan bireyin hem de bu yardımı sunan bireyin gönüllülüğüne bağlı bir hizmettir. Rehberlikten yararlanmak istemeyen bireye zorla rehberlik yardımı vermek doğru olmadığı gibi yararlı da değildir. Rehberlik hizmetlerinde bir diğer önemli ilke ise, psikolojik danışma ilişkisinde danışanın mahremiyetine saygı göstermektir. Psikolojik danışma ilişkisinde danışandan elde edilen bilgilerin danışanın izni olmadan başkalan ile paylaşılmaması gerekir. Özellikle başkalarınca bilinmesinden danışanın rahatsız olacağı özel bilgileri başkalarına aktarmamak, danışmanlann mutlaka uymaları gereken önemli bir etik ilkedir.

  1. Psikolojîk danışma ve    rehberlîk
    tüm öğrencilere yönelik bir yardım
    hizmetidir.

Rehberlik

175

Psikolojik danışma ve rehberliğin bütün öğrencilere yönelik olmasıyla da psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin kimilerinin sandığı gibi sadece problemli olarak nitelenen öğrencilerin problemleriyle başa çıkmaları için yapılan bir yardım olmadığı anlatılmaya çalışılmaktadır. Problemli olsun olmasın okuldaki her öğrencinin kişiliğinin doyurulması ve potansiyellerinin geliştirilmesi rehberlikte vazgeçilmez bir ilke olmaktadır.

  1. Aşağıdakilerden hangisi rehberliğin   ilkele-rinden biri değildir? (2001 KPSS-89)
  2. Tüm bireylere açık olması
  3. Öğüt vererek gerçekleştirilmesi
  4. Eğitimin ayrılmaz bir parçası olması
  5. Her bireyin değerli olduğuna inanılması
  6. E) Hizmetlerin bir bütün olması
  7. Aşağıdakilerden hangisi arkadaşları tara-fından fazla sevilmediğini düşünen ergenlik dönemindeki bir gence en etkili yardımdır? (2002 KPSS-65)
  8. Yeni insanlarla tanışmak
  9. Yalnız hareket etmeye alıştırmak
  10. Sosyal becerilerini geliştirmek
  11. Öğütler vermek
  12. E) Yalnızlığını teselliyle gidermek
  13. Farklı öğretim kademelerindeki rehberlik uygulamalarında aynen geçerliğini koruyan hangisidir? (2003 KPSS- 91)
  14. Yararlanılacak teknikler
  15. izlenecek programlar
  16. Rehberliğin temei ilkeleri
  17. Öğrencilerin gereksinimleri
  18. E) Gerçekleştirilecek uygulamalar

Psikolojik Danışma ve Rehberlikte Yanlış Anlayışlar

Psikolojik Danışma ve Rehberlikte yaygın olan yanlış anlayışlardan bazıları aşağıda verilmiştir;

l.Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımı bireye tek yönlü olarak doğrudan doğruya yapılan bir yardım değildir: Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımı ancak karşılıklı bir etkileşim sonucu gerçekleştirilebilir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımında hem yardımı veren, hem de yardımı alan önemlidir. Bunlar arasındaki etkileşim karşılıklıdır. Bu bakımdan, Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımını tek yönlü olarak yardım edenin karşı tarafa bazı şeyler aktarması biçiminde anlamak çok yanlıştır.

2.Psikolojik Danışma ve rehberliğin temelinde bireye acımak, onu kayırmak, her sıkıntıya düştüğünde bireye kol kanat germek gibi bir anlayış yoktur: Rehberlik anlayışında birey güçlü ve değerli bir varlıktır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımı ile birey sahip bulunduğu gücü kullanma ve daha da geliştirme olanağına kavuşur.

Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımı ile birey karşılaştığı sorunları çözmede kendi kendine yeterli bir düzeye erişebilir. Bunun için, Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımı bütün bireylere dönüktür ve her bireyin kendini gerçekleştirme yolunda bu yardımdan kazanacağı şeyler vardır.

3.Psikolojik Danışma ve Rehberlik bireyin sadece duygusal yanı ile ilgilenmez. Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımında, kuşkusuz duygusal süreçler esastır. Duyguların açıklanması ve anlaşılması bu yardımın özünü oluşturur. Ancak, sürecin özelliğine işaret eden bu durumu, bireyin sadece duygusal yanı ile ilgilenme anlamında almamak gerekir.

Psikolojik Danışma ve Rehberlik, bir bütün olarak bireyin tüm gelişimiyle yakından ilgilenir. Buna göre, sosyal, duygusal, zihinsel ve hatta fiziksei nitelik gösteren her türlü gelişim sorunu, meslekî ve eğitsel sorunlar ve tüm kişisel sorunlar Psikolojik Danışma ve rehbeıiiğin yakınılan ilgilendiği konulardır.

4.Psikolojik Danışma ve Rehberlikte kullanılan bütün yöntemler ve teknikler amaç değil, sadece araçtırlar: Psikolojik Danışma ve Rehberlikte belirli amaçlar için türlü testler, envanterler, anketler ve bilgi fişleri kullanılabilir.   Bunlardan   elde   edilen   bilgiler

176

Rehberlik

sistematik bir biçimde gruplandırılı yapılabilir.

Ancak, bu bilgilerin bireye dönük olarak etkili bir biçimde kullanılması gerekir. Çünkü, Psikolojik Danışma ve Rehberlikte, bireyin kendini tanımasına yardım esastır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımında bu amaçla kullanılmayan ve sonuçları öğrencilere yansımayan tüm bilgiler, dosyalar dolusu kadar da çok olsa, gösterişin ötesine geçemezler.

5.Psikolojik Danışma ve Rehberfik bu yardımı alan birey bakımmdan akademik bir öğrenme konusu ya da ders değildir: Psikolojik Danışma ve rehberliği öğretim çalışmalanna eklenmiş ve bu çalışmaların uzantısı gibi görmek yanlıştır. Genel bir kural olarak, rehberlik yardımında gerektiğinde bireye verilecek bilgi, sorunun çözülmesinde yardımcı olacak bir kaynağa işaret etmekten öteye geçmemelidir.

Rehberlik yardımının merkezi bireyin kendisidir. Yardım konusu olan sorunla ilgili daha çok bilinçlenmek ve gerekli kararı almak üzere bireye yardım esastır. Bunun için de yardım eden tarafın bilgi aktarmak gibi bir görevi yoktur. Özellikle öğretmenler rehberlik yardımı verme işi ile baş başa kaldıklannda bu noktaya dikkat etmek zorundadırlar.

6.Rehberlik bir disiplin görevi değildir: rehberlik yargılamaz ve ceza vermez. Okullarda Psikolojik Danışma ve rehberliği bir disiplin ve kontrol aracı olarak görmek kesinlikle yanlıştır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımı ile öğrenci davranışlannın değişebileceği ve böylece öğrencilerin çevresine daha sağlıklı ve dengeli bir uyum yapabilecekleri açısından Psikolojik Danışma ve Rehberlik ile okul disiplini arasında ancak dolaylı bir bağlantı kurulabilir. Disiplinde irdeleme, eleştirme, yargılama ve gerekirse ceza verme vardır.

Bütün bunlar rehberlik anlayışında yeri olmayan unsurlardır. Ancak, disiplin anlayışı ile rehberlik anlayışının birbiri ile bağdaşmaması okullarda disiplin işlemlerinin gereksiz olduğu anlamına alınmamalıdır. Burada sadece, disiplin işlemleri ile Psikolojik Danışma ve Rehbertiği birbirinden ayrı tutma gereği vurgulanmak istenmektedir.

Buna göre, uygulamalarda Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımı vermekle yükümlü personelin ve özellikle uzmanların okul disiplin işlemlerinde etkin rol almaktan ve disiplin kurulu üyeliğine seçilmekten kaçınmaları gerekir.

  1. Psikolojik Danışma ve Rehberlik her türlü problemi hemen çözebilecek sihirli bir güce sahip değildir: Psikolojik Danışma ve Rehberlik yardımında yardımı alan bireyin bu yardımı almaya hazır ve istekli oluşu önemli bir noktadır.

REHBERLİK MODELLERİ

Rehberlik alanında ortaya çıkan modeller şunlardır.

  1. Mesleki yardım süreci olarak rehberlik
  2. Eğitimle kaynaştırılmış rehberlik
  3. Klinik yaklaşım olarak ele alınan rehberlik
  4. Rehbeıiiği karar verme   sürecine   yardım
    olarak ele alan model
  5. Gelişimsel rehberlik model
  6. Mesleki yardım    süreci    olarak    rehberlik
    (Parsons)

Bu model rehberlik hizmetlerini, meslek seçimine yardım süreci olarak görmektedir. Bu modele göre bireylerin özellikleri ile mesleğin gerektirdiği nitelikler araştırılır, bu iki alandaki özellikler incelenir, bireylerin kendilerine uygun mesleklere yönlendirilmeleri sağlanır.

  1. Eğitimde kaynaştırılmış rehberlik (Bruner)

Bu görüşün savunucusu Bruner’e göre eğitim ve rehberliğin amaçları aynıdır. Her ikisi de bireylerin gelişmesini ve uyumlu olmalannı sağlamaya çalışmaktadır.

  1. Klinik yaklaşım olarak ele alınan rehberlik

Rehberliğin bu modelinde bireyin tüm yönleri ile ayrıntılı bir şekilde incelenmesiyle özelliklerinin belirlenmesine ve böylece kendisine uygun kararlar vermesine yardım edilmektedir. Klinik modelde bireyin kişilik özelliklerinin tanınması önemlidir. Geliştirilen birçok testin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bireyin problemini ortaya çıkarmak önemlidir.

  1. Karar verme sürecine yardım olarak rehberlik

Rehberlik

177

Rehberliği karar verme sürecine yardım olarak tanımlayanlara göre rehberlik, iş ve meslek seçimi gibi kararlar verme sürecindeyken bireye yapılan yardımlardır.

Karar vermede bireyin değerleri önemli bir role sahip olduğundan bu yaklaşımda bireyin değerler sistemini incelemek önemlidir.

  1. Gelişimsel Rehberlik

Günümüzde en çok kabul gören ve en kapsamlı modeldir. Gelişimsel rehberlik yaklaşımı rehberlik hizmetlerinin yaşamın tüm dönemlerinde sürekli olarak verilmesi gerektiğini savunur.

Gelişimsel rehberlik modelinde bireyin tek bir yönüyle değil, bir bütün olarak gelişmesi, bireyin kendisini ve çevresini tanıyan, kendisine uygun seçimler yapabilen bir duruma gelmesi amaçlanmaktadır. Diğer modeller bireyin bir bütün olarak gelişimine önem vermemişlerdir. Sadece tek bir problemle ilgilenmişlerdir.

Dolayısıyla bu modelde bireyin benlik gelişimi
önemlidir.           Kendi          benliğini          doğru

tanımlayabilen, çevresini tanıyan ve bu çevrede denge kurarak doğru seçimler yapabilen kişi kendini gerçekleştirebilir.

REHBERLİK TÜRLERİ

Rehberlik hizmetlerinin sınıflandırılması bu hizmetlerle erişilmesi hedeflenen temel amaçlar ve hizmetin sunulmasında uyulması gereken temel ilkeler değişmemektedir. Sınıflamalarda amaç, rehberlik hizmetlerinin daha ayrıntılı anlaşılması içindir. Rehberlik hizmetleri bir bütünlük içinde planlanan, yürütülen ve değerlendirilen hizmetlerdir. Rehberlik türleri incelenirken bunların birbirinden kopuk olduğu düşünülmemelidir.

Rehberlik çeşitleri 5 grupta incelenmiştir;

  1. Hizmetin Verildiği Kişi Sayısına Göre
  2. Bireysel rehberlik- grup rehberliği
  3. Bireysel psikolojik   danışma-grupla
    psikolojik danışma
  4. Hizmetin Verildiği   Öğretim   Kademesine
    Göre
  5. Okul öncesi eğitimde rehberlik
  6. İlköğretimde rehberlik
  7. Orta öğretimde rehberlik
  8. Yüksek öğretimde rehberlik
  1. Verilen Hizmetin İşlevine Göre
  2. Uyum sağlayıcı rehberlik
  3. Yöneltici rehberlik
  4. Ayarlayıcı rehberlik
  5. Önleyici rehberlik
  6. Tamamlayıcı rehberlik
  7. Geliştirici rehberlik
  8. Hizmetin Yoğunlaştığı Problem Alanına Göre
  9. Eğitsel rehberlik
  10. Mesleki rehberlik
  11. Kişisel rehberlik
  12. Hizmetin Verildiği   Hizmet  alanlarına  Göre
    Rehberlik
  13. Eğitim alanında rehberlik
  14. Sağlık alanında rehberlik
  15. Sosyal yardım alanında rehberlik
  16. Endüstri alanında rehberlik :
  17. Hizmetin Verildiği     Kişi     Sayısına     Göre Rehberlik

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetinin belirli bir anda yöneldiği kişi sayısı ölçüt alındığında rehberlik hizmetlerini;

  • Bireysel rehberlik
  • Grup rehberliği
    Psikolojik danışmayı da;
  • Bireysel psikolojik danışma
  • Grupla psikolojik    danışma    olarak    ayırmak
    mümkündür.

Bireyin uygun seçimler yapabilmesi, kararlar ala-
bilmesi ve çevresine uyum sağlayabilmesi için
kimi bilgilere gereksinimi vardır. Tek tek
bireylere ya da gruplara sunulabilecek olan bu
tür bilgilendirmede, danışmanla danışan
arasındaki ilişkinin niteliği, psikolojik danışma
İlişkisinde olduğu gibi özel bir etkileşim
gerektirmemektedir.Grup               rehberliğini

ilgilendiren bilgi verme hizmetleri, danışanların psikolojik gelişimlerinden Öle, bilişsel süreçleri üzerinde odaklanmaktadırlar

Oysa psikolojik danışmada danışanın daha çok duyuşsal Özelliklerine yoğunlaşılmaktadır. Psikolojik danışma ilişkisi bu âlânda yetişmiş gerekil bilgi ve beceri donanımına sahip kişilerce profesyonel olarak verilmesi gereken hizmetlerdir.

  • Bireysel psikolojik danışma, bir danışan vebir
    psikolojik danışman arasında kurulan psikolojik
    yardım ilişkisidir.

178

Rehberlik

  • Grupla psikolojik danışmada ise bir psikolojik danışman ile birden çok danışanın bulunduğu bir grupla terapötik ilişki kurma şeklidir.
  1. Hizmetin Verildiği Öğretim Kademesine Göre Rehberlik
  2. Okul öncesi eğitimde rehberlik
  3. İlköğretimde rehberlik
  4. Orta öğretimde rehberlik
  5. Yüksek öğretimde rehberlik

Okulların yapı ve işlevlerinin, amaçlarının ve okullardaki öğrencilerin gelişim gereksinimlerinin birbirinden farklı olması, farklı öğretim kademelerinde verilen rehberlik hizmetlerinin de farklılaşmasına neden olmaktadır.

Genel olarak hangi eğitim basamağında verilirse verilsin rehberlik hizmetlerinin amacı ve genel ilkeleri değişmez. Ancak bu genel amaç içinde yer alan daha alt ve özel amaçlar ve bunları gerçekleştirmede uygulanacak programiar, seçilen teknikler, kullanılacak teknik ve yöntemler değişebilir.

  1. Okul öncesi eğitimde rehberlik:

3-6 yaş arası zorunlu eğitim çağına gelmemiş çocukların sosyal, bilişsel zihinsel ve psikomotor gelişimini, programlanmış bir eğitim ortamında gerçekleştiren bir eğitim kademesidir. Resmi ve özel anaokulu ve ana sınıfı adıyla çocukları aynı zamanda ilköğretime hazırlayan okul öncesi eğitim kurumları önemli işlevleri yerine getirmektedir.

Okul öncesi eğitim döneminde çocuklann her yönüyle sağlıklı gelişmeleri, okul ortamına uyum sağlamaları ve kapasitelerini ortaya koyabilmeleri için eğitim çalışmalan rehberlik hizmetleriyle birlikte yürütülmelidir. Okul öncesi eğitim kurumları, oyun oynama, bedenini kullanma, merakını giderme, hayal ve istekleri açığa vurma, bağımsızlığını kazanma gibi ihtiyaçları karşılarlar. Rehberlik hizmetleri sunularak bu ihtiyaçların yeterli düzeyde yerine getirilmesiyle sağlıklı ve uyumlu bireylerin yetiştirilmesi beklenebilir.

Bu dönemde çocuğun ilgilerini, yetenek ve becerilerini geliştirmek için çeşitli etkinlikler düzenlemek, çocuğa kendini sınama ve tanıma olanaklan sunmak, çocuğun yaptıklarını izlemek, ona dönüt vermek ve doğru davranışları pekiştirmek gerekir.

Bu dönemde rehberlik hizmetleri kişisel açıdan, çocuğun kendini kabul özgüvenini geliştirme, benlik kavramım oluşturma, sosyalleşmeyi sağlama hedeflerine yönelik etkinlikleri kapsar. Eğitsel açıdan okula uyum ve ilköğretime hazır olma hedefleri esastır. Bu anlamda çocuğun okulu sevmesi, okumaya-eğitime karşı güdülenmesi ve bazı temel becerileri kazanması amaçlanır. Mesleki rehberlik alanında ise bu dönem mesleki gelişim sürecinin başlangıcı kabul edildiğinden çocuğun bu döneme özgü mesleki gelişim görevlerini gerçekleştirmesine yönelik etkinlikler planlanır.

Sonuç; Bu yaş döneminin özelliklerini dikkate alarak, çocuğun bilişsel, dil, duyuşsal, sosyal ve uyum sorunlarını çözmesine yardım edilmelidir.

  1. İlköğretimde Rehberlik:

Okul öncesi dönemde olduğu gibi bireyin
gelişimine elverişli ortam hazırlanması önemini
korumaktadır. Bu dönemin sonlannda erinliğin
yaşanması özellikle rehberlik hizmetlerini gerekli
kılmaktadır.            İlköğretimde            rehberliğin

amaçlarından biri bireyin her yönü ile tanınmasıdır. Rehberlik hizmetleri yoluyla kazandınlacak niteliklerin önemli bir bölümü için kritik dönemler ilköğretim çağı içerisindedir. İlköğretim düzeyinde rehberlik hizmetlerinin verilmesi, daha üst öğretim basamaklarında sunulacak olan rehberlik hizmetlerinin verimliliğini artıracaktır.

Gerek yönlendirmenin isabetli olması gerekse
bireyin tüm olarak gelişimine yardım için
ilköğretim süresince öğrencinin tanınması ve
onun kendini tanıyıp kabul etmesi gereklidir. Bir
bakıma ilköğretim süresince verilecek olan
rehberliğin amacı öğrencilerin kendilerini
tanımalannı sağlamaktır. Rehberlik eğitimi
kapsamında            çocuklarda      eğitim      isteği

uyandıracak bir sınıf ortamı oluşturulmasına yönelik etkinlikler geniş bir yer tutar. Öğrencilerin kişisel gelişimi ile ilgili olarak çocuğun özgüven kazanmasında olumlu bir benlik kavramı geliştirmesinde ve başkalanyla dengeli ilişkiler içinde birlikte yaşamayı öğrenmesinde böyle bir ortamın önemi büyüktür.

İlköğretim rehberlik programında bilgi servisi, bireyi tanımak ve bireyin kendini gerçekçi bir şekilde   anlamasına   yardım   etmek   için   ona

Rehberlik

179

kendisi hakkında toplanmış objektif bilgiler verme üzerinde odaklanmaktadır. Eğitsel ve mesleksel rehberlik etkinlikleri ilköğretimde de rehberlik programının ağırlıklı alanlarıdır. Öğrencilerin öğrenme güçlüklerinin belirlenmesi ve giderilmesi eğitsel planlamalann yapılması ve yürütülmesi, verimli çalışma yollarının tanıtılması, okula uyum, eğitim olanakları konusunda bilgilendirme, eğitsel kararlar almasına tercihler yapmasına yönelik hizmetler ilköğretimde sunulacak belli başlı eğitsel rehberlik hizmetleri kapsamındadır. Öte yandan mesleksel rehberlik kapsamında meslekleri tanıma, seçenekleri inceleme, mesleksel kararlaralma ve uygulama, mesleksel yönelimin sağlıklı olmasına yardım gibi hizmetler, ilköğretimin son yıllarında önem kazanmaktadır. Velilerle işbirliği yapmak bu dönem rehberlik hizmetlerinin üzerinde önemle durması gereken bir konudur.

Sonuç; Bireyi tanımak ve bireyin kendini gerçekçi bir şeklide anlamasını sağlamaya yönelik hizmettir. Bu yaşta öğrenci, özellikle okula uyum problemleri ve sınıf içindeki tutumu açısmdan rehberliğe ihtiyacı vardır.

  1. Aşağıdakilerden hangisi İlköğretim öğrencilerine yönelik rehberlik hizmetleri için “olmazsa olmaz” bir gereklilik değildir? (2003 KPSS- 92)
  2. Velilerle işbirliği yapmak
  3. Gelişimsel rehberliğe ağırlık vermek
  4. Grup rehberliğine öncelik vermek
  5. Meslekler hakkında        olumlu        tutumlar
    kazandırmak
  6. E) Hizmetin profesyoneller    tarafından     yerine
    getirilmesine ağırlık vermek
  7. İlköğretim öğrencisinin sosyalleşerek başarılı bir kişilik geliştirebilmesinde ağırlıklı bir öneme sahip olan kişi kimdir? (2004 KPSS-117 )
  8. Rehber öğretmen
  9. Sınıf öğretmeni
  10. Müdür
  11. Müdür Baş Yardımcısı
  12. E) Eğitsel Kol öğretmeni
  13. Orta Öğretimde Rehberlik:

Rehberlik hizmetlerine en çok ihtiyaç duyulan dönemdir.   Orta  öğretim,   15-18  yaş  grubunu

kapsar. Bireylere bir meslek kazandırmayı, onları yüksek öğretime ve hayata hazırlamayı amaçlayan eğitim basamağıdır.

Orta ögretim basamağına rastlayan ve ergenlik olarak adlandırılan dönem insan hayatının en fırtınalı dönemidir. Bu dönemde ergenlerin kişisel, mesleksel ve eğitimsel problemlerinin yoğunlaştığı bilinmektedir. Bu dönemde bireyin bedensel açıdan değişmesi, değer sistemlerini oluşturmaya başlaması , mesleğe yönelmesi, yaşam felsefesi oluşturması ve kimliğini belirlemesi gibi önemli süreçleri yaşaması, rehberlik hizmetlerine duyulan ihtiyacı da artırmaktadır.

Rehberlik hizmetlerinin örgütlü ve programlı olarak yürütülmesiyle ergenin, zararlı alışkanlık ve arkadaşlıklarla şiddet ve teröre yönelik gruplara katılması önlenmeye çalışılırken, düzenli çalışma alışkanlığı edinmesi, sağlıklı hedefler belirlemesi, gerçekçi planlamalar yapıp doğru kararlar almasına yardım edebilir. . Bu anlayışla ergenlerin kendilerini rahatça ifade edebilecekleri, sağlıklı ilişkiler kurabilecekleri demokratik bir ortam sağlanabilir.

Bireye toplumda açık gelişme olanakları, farklı eğitim ve meslek seçenekleri sosyal gelişime yardımcı olacak olanak ve fırsatlar hakkında bilgi vermek yine rehberliğin amaç ve işlevleri içinde yer alır. Bu hizmetler, “bilgi verme, yöneltme, yerleştirme” hizmetlerinin kapsamına girer. Ayrıca öğrenciye yeni başladığı kurumu ve çevresini tanıtma ve onun bu yeni ortama alışmasına yönelik yardım etkinlikleri “oryantasyon, (duruma alıştırma)” hizmetlerini oluşturur.

Sonuç; Bireyin kimlik bütünlüğünü kazanması, , meslek seçimi, özel yeteneklerinin gelişimi, sanat, spor, kültür faaliyetlerine katılması ve ergenlik gibi önemli bir kritik evrenin sağlıklı bir şekilde atlatılması için rehberliğe ihtiyaç vardır. Bu nedenle eğitim alanında rehberlik hizmetleri ilk olarak orta öğretim kurumlannda başlamıştır.

  1. Yüksek Öğretimde Rehberlik:

Yüksek öğretimdeki öğrencilerin ergenlik döneminin sonlarında olmaları, onlara sunulacak rehberlik hizmetlerini farkhlaştırmaktadır. Yüksek öğretimdeki öğrenciler, ev ve aile ortamından ayrılmakta, kendi başına karar verme ve bunların sorumluluğunu yüklenme durumundadır.   Barınma,   beslenme,  akademik

180

Rehberlik

başarı, kız-erkek ve arkadaş ilişkileri, flört ve aile kurma, mali destek, sağlık gibi birçok sorunu halletme, kişilik bütünlüğü ve kimlik kazanma, kendini, seçtiği bir meslek için hazırlama gibi sorunlara en uygun çözümü bulmak durumundadır. Toplumun sorunları ile daha yakından ilgilenmektedirler.

Örf, adet, değerler, inançlar, tavırlar, davranışlar üzerinde daha bilinçli bir şekilde kafa yormaktadır. Kimliğini bulmaya çalışmaktadır.

Yukarıda bahsedilen konulara çözüm bulmak görevi gencin kendisine aittir. Rehberlik ise gence bu konuda gereken desteği vermelidir.

Sonuç; Bu yaş dönemi öğrencileri daha çok kişisel rehberlik hizmetleri ve psikolojik danışma hizmetleri isterler. Yurt, burs ve yeni şehre ya da okula uyum sağlamak için de rehberliğe ihtiyaç vardır.

  1. Verilen Hizmetin İşlevine Göre Rehberlik
  2. Uyum sağlayıcı rehberlik
  3. Yöneltici rehberlik
  4. Ayarlayıcı rehberlik
  5. Önleyici rehberlik
  6. Tamamlayıcı rehberlik
  7. Geliştirici rehberlik
  8. Uyum sağlayıcı rehberlik

Okullarda uyum sorunu gösteren öğrencilere yardım eden etkinlikleri kapsar. Uyum sorunu gösteren öğrenciye; bireysel veya grupla psikolojik danışma yardımı vehlebilir. Uyum sağlayıcı rehberlikte amaç uyum sorunu gösteren bireyin yaşadığı problemlerin nedenini ortaya koymak ve çözüm yolları bulmasına yardımcı olmaktır. Okullarda en çok karşılaşılan sorunlardan biri uyumsuzluklardır.

  1. Yöneltici rehberlik

Bîreyin ilgi ve yeteneklerine alan, ders, okul ve meslek seçmesine yardım etkinliklerin/ içermektedir.

Günümüzde okulların programları, okul türleri ve meslek sayısı arttığından rehberliğin bu yönü öze! bir önem kazanmıştır. Bireyler kendi özeüiklerine uygun alan ve mesleklerde daha verimli ve rnutlu olacaklarından, öğrencinin doğru

seçimler yapmasını sağlamak son derece önemlidir.

  1. Ayarlayıcı rehberlik

Eğitim planlayıcı ve programlayıcılanna yönelik verilen ve bireysel farklılıklara uygun programlar geliştirmeleri konusunda yol göstermektir.

Çağdaş eğitim anlayışı bireysel farklılıklara uygun programlar geliştirmeyi gerekli kıldığından, eğitim anlayışının değişmesiyle birlikte rehberliğin ayarlayıcı yönünün önemi de artmıştır.

  1. Önleyici rehberlik

Problem ortaya çıkmadan problem olabilecek durumları tahmin etmek ve onları durdurmaya çalışmaktır. “Neler problem olabilir?” sorusuna cevap bulmak önemlidir. Öğrencilerin gelişim özellikleri çok iyi belirlenmeli, müdahale stratejileri ve eğitim programları geliştirilmelidir. Örnek; batıdaki ergen hamileliği problemini önlemeye yönelik cinsel eğitim programı, madde bağımlılığını önlemek için çalışmalar, bedenle ilgili meydana gelecek değişim-gelişimlere öğrencileri hazırlamak için yapılan çalışmalar.

  1. Geliştirici rehberlik

Gelişimsel rehberlik anlayışının ortaya çıkışıyla rehberliğin geliştirici işlevi de önem kazanmıştır. Bu görüşe göre bir önceki gelişim dönemini başarıyla geçenlerin bir sonraki gelişim dönemini başarıyla atlatacaklandır. Okul rehberlik programlarında öğrencilerin gelişim dönemleri dikkate alınarak bedensel, zihinsel, duygusal ve psiko-sosyal yönlerden sağlıklı bir biçimde gelişmelerini sağlayacak etkinliklere yer verilmesidir. Yani eğitim programlarının gelişimsel rehberlik anlayışına uygun olarak düzenlenmesi üzerinde durur.

  1. Tamamlayıcı Rehberlik

Rehberliğin bir diğer işlevi de ögretim etkinliklerini tamamlayıcı etkinliklerdir. Örgün eğitim kurumlarında gerçekleştirilen öğretim etkinlikleri, rehberlik hizmetleri ile birükte sürdürüldüğünde, eğitimde istenilen kaliteye ve verimliliğe ulaşılabilmektedir. Bu yüzden öğretimi planlayan, yürüten ve değerlendiren görevliler olarak öğretmenlerin rehberlik konusunda bilgilendirilmeleri ve gelişimsel rehberlik anlayışını benimsemeieri önem taşımaktadır.

Rehberlik

181

  1. Hizmetin Yoğunlaştığı Problem Alanına Göre rehberlik
  2. Eğitsel rehberlik
  3. Mesleki rehberlik
  4. Kişisel rehberlik
  5. Eğitsel Rehberlik

Eğitim kurumlarında yürütülen rehberlik
etkinlikleri büyük ölçüde eğitsel ağırlıklı rehberlik
hizmetleridir. Eğitsel rehberlik, öğrencilere okul
seçme, okula ve okulun bulunduğu çevreye
uyum sağlama, alan ve ders konusunda sağlıklı
eğitsel tercihler yapma, verimli çalışma
alışkanlıkları             kazandırma,             öğrenme

güçlüklerinden kurtularak okulda başarılı olma, yeteneklerini geliştirme ve zamanı iyi kullanma gibi yardımlan içermektedir.

  1. Mesleki Rehberlik

Bireylerin çeşitli meslekleri tanımaları, kendi niteliklerine uygun meslekleri seçmeleri, seçtikleri mesleğe hazırlanmaları ve mesleki yönden gelişmeleri konusunda yapılan yardımlara mesleki rehberlik denir. Mesleki rehberlik hizmetleri bireyin özelliklerinin tanınması, toplumda bireye açık olan mesleklerin gerektirdiği niteliklerin belirlenmesi ve bu iki kaynaktan elde edilen bilgiler ışığında bireyin nitelikleri ile mesleklerin gerektirdiği nitelikler arasında bağlantılar kurarak bireyin kendine uygun bir mesleki tercih yapması üzerinde odaklaşmaktadır.

  1. Kişisel Rehberlik

Öğrencilerin “kişisel-sosyal” gelişim ihtiyaçlarını karşılamak ve böylece onların kişisel gelişim ve uyumlarına yardımcı olmak amacıyla yürütülen rehberlik hizmetlerine denir. Bireyin çocukluktan yetişkinliğe eğitimin çeşitli kademelerinde “kendini ve başkalarını anlaması ve kabul etmesi, günlük yaşam becerilerini kazanması, aile ve toplum olgusunu kavrayarak bu ortamlarda sağlıklı ilişkiler geliştirebilmesi” gibi alanlarda yeterlik kazanması, kişisel ve sosyal gelişimini sağlıklı sürdürebilmesi için verilen rehberlik hizmetleridir.

  1. Öğrencilerin kişiliklerinin zihinsel, bedensel, sosyal ve duygusal olan bütün yönleriyle dengeli ve sağlıklı biçimde gelişerek, yapıcı, yaratıcı ve üretken bireyler olabilmelerine yardım etme amacı, hangi rehberlik anlayışı ile ilişkili bir hedeftir? (2003 KPSS- 95)
  2. Edimsel
  3. iyileştirici
  4. önleyici
  5. Ayarlayıcı
  6. E) Bilgi sağlayıcı
  7. Hizmetin Verildiği   Hizmet   alanlarına   Göre Rehberlik
  8. Eğitim alanında rehberlik
  9. Sağlık alanında rehberlik
  10. Sosyal yardım alanında rehberlik
  11. Endüstri alanında rehberlik

Rehberlik hizmetleri ilk olarak eğitim kurumlarında bir ihtiyaç olarak belirmiş ye yapılanarak hızlı bir gelişme göstermiştir. Bu nedenle rehberlik hizmetlerine eğitim kurumlannda daha yaygın olarak rastlanmaktadır. Bireylerin kendi yeteneklerini, ilgi ve ihtiyaçlarını, çevresindeki olanakları görerek sağlıklı kararlar almalarına yönelik olarak sürdürülen hizmetler eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.

Okullarda öğrencilerin bedeni, zihni, ahlaki ve sosyal yollardan Milli Eğitimin amaçlarına uygun bir şekilde gelişebilmeleri, kendi problemlerini çözebilmeleri, çeşitli alanlarda beklenen uyumları sağlayabilmeleri, ilgi ve yetenekleri yönünde bir öğrenim görebilmeleri, bir mesleğe ve işe yönelebilmeleri hususlarında kendilerine sistemli ve sürekli bir yardım sağlamak amacıyla rehberlik çalışmaları düzenlenmesi gerekmektedir.

İnsanın olduğu her yerde fıziksel sağlığa olduğu kadar psikolojik sağlığa da destek olmak gerektiği anlayışının yaygınlaşmasıyla birlikte rehberlik hizmetleri diğer kurumlarda da yerini almaya bağlamıştır.

Sağlık kurumlannda rehberlik hizmetlerinin koruyucu mh sağlığı işlevini üstlenmektedir. Huzurevleri ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi sosyal yardım kurum-lannda ve bazı sanayi kuruluşlarında bireylerin uyum sorunlarının çözümüne yardımcı olmak amacıyla rehberlik hizmetlerine yer verilmeye başlanmıştır.

Endüstri alanlarındaki sanayi kuruluşlan, işçi sendikaları, işçi bulma kurumu gibi kurumlarda da

182

Rehberlik

son yıllarda rehberlik hizmetlerine yer verilmeye
başlandığı görülmektedir. Sanayi kuruluşlannda
otomasyon yanında işlerin çeşitlenerek daha
karmaşık hale gelmesi çalışanlarda birtakım
uyumsuzluklara         yol               açmaktadır.            Bu

uyumsuzlukların doğurduğu problemlerle başa çıkma konusunda rehberlik yardımının işgörenler açısından önemi anlaşılmıştır. İş ve işçi bulma kurumu mesleki rehberlik alanında önemli bir işlevi yerine getirmektedir. İş arayanlara meslekler konusunda bilgi vermek, mesleklere yatkınlık ve uygunluklarını saptamak, mesleğe yöneltme, meslekte yetiştirme gibi rehberlik hizmetlerini yürütmekle, bu kurumun önemli bir boşluğu doldurduğu söylenebilir.

  1. Herkes gibi kendisinin de hata yapabileceğini kabul eden bir öğretmen için en uygun olan davranış biçimi hangisidir? (2003 KPSS-99 )
  2. Kurallara sıkı sıkıya bağlı kalmak
  3. Yeniliklere açık davranışla! sergilemek
  4. Mükemmelliyetçiliğe önem vermek
  5. Öğrenci karşısında açık vermekten kaçınmak
  6. E) Uzman olmadığı   konularda   suskun   kalmayı
    benimsemek

BİR OKULDAKİ REHBERLİK SERVİSİNİN

VERDİĞİ HİZMETLER (REHBERLİK

HİZMET ALANLARI)

  1. Plan-program hazırlama hizmetleri
  2. Yeni duruma-ortama alıştırma (oryantasyon)
    hizmetleri
  3. Öğrenciyi tanıma hizmetleri
  4. Bilgi verme hizmetleri
  5. Psikolojik danışma hizmetleri
  6. Grup rehberliği hizmetleri
  7. Yöneltme ve yerleştirme hizmetleri
  8. Sevk (yardım almaya yönlendirme) hizmetleri
  9. İzleme hizmetleri
  10. Konsültasyon (müşavirlik) hizmetleri
  11. Çevre ve aile ilişkiler
  12. Araştırma ve değerlendirme hizmetleri

Bunları kısaca açıklamak gerekirse; 1.    Plan-program hazırlama hizmetleri

Okul rehberlik hizmetleri belirli bir program ve plan içinde yürütülür. Program ve plan hazırlama, diğer hizmet alanlarının içeriğini ve hizmetlerin hangi öğrenci grubuna nasıl bir sıra ile hangi personel tarafından verileceğini açıklığa kavuşturur.

Rehberlik etkinlikleri programı hazırlanırken okulda bulunan öğrencilerin gelişim düzeyleri (ilk veya orta), okulun türü, okulun bulunduğu sosyo-kültürel çevre, okulun personel ve fiziksel olanakları ve öğrencilerin ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekir.

Hazırlanacak kapsamlı rehberlik programı modelinin aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekir,

  • Öğrenci gelişimine yönelik olması
  • Zamanı etkin   bir   şekilde   kullanan   bir
    program olması
  • Okulun açıldığı   ilk   günden   başlayarak
    okulun kapandığı son güne kadar sürmesi
  • Klinik (sorun çözücü) odaklı değil, eğitim
    temelli olması

Okul rehberlik programı okuldaki rehberlik ve psikolojik danışma servisinde görevli psikolojik danışman tarafından öğretim yılı başında hazırlanır.

Hazırlanan program işlevsel ve sürekli geliştirilebilir bir özelliğe sahip olmalıdır. Hazırlanan program Okul Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yürütme Kurulu tarafmdan incelenir. Hazırlanan program doğrultusunda rehberlik hizmetleri sunulur. Ancak bir yıl için hazırlanan program mutlak değişmez bir program değildir. Her sınıfın sınıf rehber öğretmenleri de okul için hazırlanan yıllık rehberlik programı doğrultusunda sorumlu oldukları sınıftaki öğrenciler için yıllık rehberlik hizmetleri çalışma planı hazırlarlar.

  1. Okul rehberlik programları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (2004 KPSS-103)
  2. Her yıl aynı   program uygulanmalıdır
  3. Programlar problemli ve engelli öğrencilere
    yönelik olmalıdır
  4. Aynı ildeki    tüm    okullar    aynı    programı
    uygulamalıdır
  5. Her okul türü aynı programı uygulamalıdır
  6. E) Programlar öğrenci ihtiyaçlarına göre her yıl
    yenilenmelidir
  7. Yeni duruma-ortama alıştırma (oryantasyon) hizmetleri

Bu hizmet alanı öğrencilerin okulu ve okulun
olanaklannı tanımaları amacıyla sunulan
hizmetleri kapsar. Bu hizmetler öğrencilerin okula
uyumunu           kolaylaştırdığı           gibi         okulun

Rehberlik

183

olanaklarından yüksek düzeyde yarar sağlamasını ve problemlerle karşılaşmasını önleyen hizmetlerdir.

Hizmetlerin sunumunda okuldaki tüm personel görev almalıdır. Ancak uygulama aşamasındaki görevlerin önemli bir kısmı sınıf rehber öğretmenleri tarafından yürütülür. Hizmetler daha çok toplu biçimde ve bilgi verme şeklinde sunulur. Bu hizmetler genellikle eğitim-öğretim yılının başladığı ilk günlerde verilir. Okula yeni kayıt yaptıran öğrencilerin bu tür hizmetlere daha çok gereksinimleri vardır. Bu kapsamda verilecek hizmetler özetle aşağıdaki gibidir;

  • Okulun tarihçesi,   öğretmen   ve   öğrenci
    durumu, uygulanan programlar hakkında
    bilgi verme
  • Okulun fıziksel   durumu   hakkında   bilgi
    verme
  • Okulun eğitim   programı   hakkında   bilgi
    verme
  • Ders dışı etkinlikler hakkında bilgi verme
  • Okul kuralan hakkında bilgi verme
  • Okuldaki psikolojik danışma ve rehberlik
    hizmetleri hakkında bilgi verme
  • Okul çevresi hakkında bilgi verme
  • İlgiler
  • Kişilik özellikleri,   değerler   ve   benlik
    tasarımı
  • Akademik durum
  • Öğrencinin yaşadığı çevre

Öğrencilere ait toplanan bu bilgiler sistemli ve düzenli bir şekilde dosyaya kaydedilir. Bu bilgilerin çoğu gizlilik derecesi yüksek olan bilgilerdir. Bu bilgiler ancak öğrencilerin bilgisi ve izni ile öğrencilerin yararına olmak koşulu ile üçüncü kişilere verilebilir. Okul psikolojik danışmanı, sınıf rehber öğretmeni ve okul yönetimi bu bilgilerin gizliliğini sağlamakla yükümlüdürler.

Öğrencileri tanımada kullanılan çeşitli teknikler vardır. Bunlardan bir kısmı dışandan bilgi toplamaya dayalı olan test, gözlem, dereceleme ölçekleri, olay (vak’a) kaydı gibi tekniklerdir. Bir kısmı da öğrencinin kendisini ve çevresini nasıl algılayıp, yorumladığını anlamamıza yardımcı olan görüşme, otobiyografi, sosyometri, kimdir bu tekniği, çeşitli envanterler ve soru listeleri gibi tekniklerdir.

  1. Aşağıdakilerden hangisi okulun ilk günle-rinde’ öğrencilere sunulması gereken reh-berlik hizmetlerindendir? (2002 KPSS- 54)
  2. Öğrencinin kendi   yeteneklerini   tanimasını
    sağlama’
  3. Öğrencilerin sosyalleşmeleri   için   etkinlikler
    düzenleme
  4. Öğrencilerin psikolojik problemlerini belirleme
  5. Öğrencilerin çalışma yollarını ve stratejilerini
    belirleme
  6. E) Öğrencilere okulu ve okul kurallarını tanıtma
      Öğrenciyi tanıma hizmetleri

Öğrenciyi tanıma etkinliklerinden elde edilen bilgiler diğer rehberlik etkinliklerine yön verir. Aşağıda öğrencilerle ilgili farklı alanlarda toplanacak bilgi alanlarına yer verilmiştir;

  • Kişisel bilgiler
  • Aile ve ev durumu
  • Sağlık ve fiziksel durumu
  • Yetenekler
  1. Bilgi verme hizmetleri

Öğrencilerin ihtiyaç duydukları bilgiler; eğitsel, mesleki ve kişisel sosyal alanlarla ilgili bilgilerdir. Bunlar daha sonra ayrıntılı bir biçimde ele alınacaktır.

Eğitsel bilgi, öğrencilerin bulundukları eğitim programı ve gidebilecekleri üst eğitim kurumları hakkındaki bilgilerden oluşur. Eğitsel bilgileri vermenin amacı, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bir eğitim programına yönelmeleri ve bunda başarılı olmalarıdır.

Mesleki bilgi, öğrencilerin kendi ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerine uygun bir mesleği seçmelerine yardım etmektir. Öğrencilerin yönelmeyi düşündükleri meslekler hakkında ayrıntılı bilgilere gereksinimleri vardır.

Kişisel, sosyal bilgi, öğrenciler okul döneminde kritik gelişim döneminde olmaları nedeniyle onlara, sosyal gelişim ve uyumlarını kolaylaştıracak  aile,   arkadaş   ve   diğer  sosyal

184

Rehberlik

çevreleriyle           ilişkilerini          zenginleştirecek

kişilerarası ilişkilere yönelik bilgiler verilebilir.

  1. Psikolojik danışma hizmetleri

Psikolojik danışma bireylerin kendilerini tanımalarını, güçlü ve zayıf yönlerini fark ederek yaşadıkları problemleri etkili biçimde çözmek amacıyla yüz yüze bir ilişki süreci içinde sunulan ve duyuşsal yönü ön planda olan profesyonel bir yardım hizmetidir. Nihai amacı da bireyin karar verme ve problem çözme becerilerini geliştirerek kişisel gelişimini sağlamaktır. Psikolojik danışmanın kendlne özgü çeşitli kuram, teknik ve ilkeleri vardır. Psikolojik danışma hizmeti ancak bu alanda yetişmiş ve yeterliliği olan uzman kişiler tarafından sunulur.

Psikolojik danışma süreci içinde yardım alan kişiye “danışan”, yardım veren uzmana da “danışman” denilmektedir. Bu hizmet bir danışan ile danışman arasında kurulan ilişki ise buna “bireysel psikolojik danışma” denilmektedir. Eğer bu ilişki bir danışman ve birden çok (genellikle 8-12) danışan arasında kurulmuşsa buna “grupla psikolojik danışma” denilmektedir. Öğrencilerin ihtiyaçlarma göre bu sayı değişmekle birlikte genellikle görüşme sayısı 8-10 arasındadır.

Eğer bilgi toplamak amacıyla görüşme yapılıyorsa öğrenciyle kurulan ilişki psikolojik danışma değildir.

Psikolojik Danışma Kuramları

Psikolojik Danışma Kuramları genel olarak 4 başlık altında toplanabilir.

  1. Psikanalitik Yaklaşım
  • İnsan davranışlan kişinin biyolojik ihtiyaçları
    ve cinsel güdülerinin etkisiyle oluşur
  • İnsan davranışları     bilinçaltı     süreçlerle
    bağlantılıdır
  • Kişilik id, ego ve süperego’dan oluşur
  • Tedavi yöntemi:   rüya   analizi   ve   serbest
    çağrışımdır
  • Sorunların kaynağını    0-6    yaş    çocukluk
    döneminde aramak gerekir
  1. Davranışçı Yakiaşım
  • Kişilik doğumdan     sonraki     olumlu     ve
    olumsuz öğrenmeler üzerine kurulur
  • Uyumsuzluklann nedeni           olumsuz
    öğrenmelerdir
  • Olumsuz davranışın    öğrenilmesi    yoluyla
    olumlu davranış da öğretilebilir
  • Tedavi: Sistematik       duyarsızlaştırma,
    yeniden   biçimlendirme,   atılganlık   eğitimi,
    model alma (taklit)
  1. İnsancı Varoluşçu Yaklaşım
  • Birey değerlidir,    özgürdür.    Bu    nedenle
    kendini  yönetme,  yönlendirme, denetleme
    gücü kendindedir
  • Ruhsal sorunlann     kaynağı,     toplumsal
    kurallarla bireyin doğal gelişimi engellendiği
    zaman ortaya çıkar
  • Birey doğuştan      Kendini   geliştirme
    gücüne sahiptir.
  • Birey güçlü    bir   benlik   algısı   sayesinde
    kendini gerçekleştirebilir.
  • Tedavi: Danışana    saygı    duyma,    değer
    verme, koşulsuz kabul, empati
  1. Bilişsel Yaklaşım
  • Bireyin gelişimi    akılcı,   tutarlı,   gerçekçi,
    düşünerek   olaylara   yaklaşması   sayesinde
  • Akıl ve davranış duyguları yönetir
  • Tedavi: Bireyin   mantıksız,   yanhş,   yıkıcı
    düşüncelerini   değiştirme,   başarısız   kimlik
    örüntüsünden kurtarma yoluyla olur.
  1. Bireysel ve grupla psikolojik danışma karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi grupla psikolojik danışmanın dezavan-tajlarından biridir? (2004 KPSS-109 )
  2. Gruba ait   olma   ve   başkalarınca   kabul
    edilip benimsenme duygusunu yaşama
  3. Benzer sorunlara sahip olan insanlarla,
    benzer sorunlar üzerinde konuşabilme
  4. Belirli sorunların çözümünde başkalarının
    deneyimlerinden yararlanma
  5. Köklü sorunların   çözümünde   yeterince
    etkili olamama
  6. E) Başkalarının da    sorunları    olabildiğini
    görerek teselli olma

Rehberlik

185

  1. Yalnızlık, değersizlik  ve  başarısızlık duyguları
    yaşayan   ve   uyumsuzluk   sergileyen   bireylere
    sorunları  ile  başa çıkabilmeleri  için Öncelikle
    verilmesi gereken rehberlik hizmeti hangisidir?
    (2004KPSS-111)
  2. Bireyi tanıma
  3. Psikolojik danışma
  4. Yöneltme
  5. izleme
  6. E) Bilgilendirme
  7. Rogers’in insancı    yaklaşımında   en   fazla
    vurgulanan, aşağıdakilerden hangisidir? (2004
    KPSS-114)
  8. Öğrenciyi merkeze alan eğitim anlayışı
  9. Programı merkeze alan eğitim anlayışı
  10. Bilinçaltı
  11. Mantık dışı düşünceler
  12. E) Kişiliğin aşırı uçlarını birleştirme
  13. Grup rehberliği hizmetleri

Grup rehberliği hizmetleri 10-15 kişilik gruplarla ya da sınıftaki tüm öğrencilerle yürütülen hizmetlerdir. Bu tür çalışmalarda daha çok öğrencilerin kendileriyle ilgili veya olgusal konularda (karar verme, meslekleri tanıma, sosyal ilişkiler, etkili ders çalışma gibi) bilgilenmelerini sağlayarak gelişimlerine yardımcı olmak hedeflenir.

  1. Yöneltme ve yerleştirme hizmetleri

Öğrenciyi tanıma hizmetlerinden öğrenci hakkında elde edilen bilgiler ışığında onun yönelebileceği okullar veya programların neler olduğunu bilmesi ve kendisi için en uygun olanını seçmesi sürecinde sunulan hizmetler yöneltme ve yerleştirme hizmetleri olarak adlandınlmaktadır.

Öğrencilerin okuldaki bir programa veya bir üst eğitim kurumuna yöneltilip yerleşmesine yardım edilebildiği gibi bir mesleğe veya bir işe yöneltilip yerleştirilmesi de bu hizmetler içinde yer alır.

  1. Sevk (Yardım almaya yön!endirme) hizmetleri

Öğretmen, öğren