İnsan Hakları Sınıflandırması nasıl yapılır?

 İNSAN HAKLARININ SINIFLANDIRILMASI

İnsan hakları, tarihsel gelişim süreci açısından incelendiğinde gerek ulusal, gerekse uluslar arası literatürde pek çok ayrıma tabi tutulduğu görülmektedir. Bu ayırımların başlıcaları şunlardır :

  1. Klasik insan hakları    –        İsteme hakları ayırımı
  2. Bireysel haklar    –        Kolektif haklar ayırımı
  3. İnsan hakları    –        Yurttaş hakları ayırımı
  4. Koruyucu haklar    –        İsteme hakları             –           Katılma hakları ayırımı
  5. Şekli haklar    –        Gerçek haklar ayırımı
  6. Kişisel haklar –  Siyasal haklar  –  Ekonomik haklar  –  Kültürel Haklar  –  Ödevler ayırımı
  7. Birinci kuşak haklar    –        İkinci kuşak haklar     –           Üçüncü kuşak haklar ayırımı
  8. İnsan haklarını ayrı bir tasnife tabi tutmadan Anayasa’da yapılan tasnifi yeterli bulan görüş

Bu sınıflandırmaların hepsi, az-çok keyfilik taşır ve hiç birinin genel kabul görmüşlüğünden söz edilemez. Ancak en çok karşılaşılan sınıflandırma olarak tarihsel gelişim açısından üç kuşaklı sınıflandırmadan söz etmekte fayda vardır.

Birinci Kuşak Haklar (Klasik Haklar)

Klasik haklar olarak da adlandırılan birinci kuşak hakların özelliği, bireyi korumaya yönelik (negatif statü hakları)  haklar olmasıdır. Devleti sınırlandıran bu haklar, kişiye devletin, toplumun ve üçüncü kişilerin dokunamayacağı özel, bağımsız bir eylem alanı sağlar. Devlet, kişinin bu özel alanına giremez. Kişi bu alanda dilediğini yapar. Özgürlüğün içeriği, onu kullanan kişinin isteğine göre belirlenir. Ama bu, devletin bu alanda düzenleme yapamaması anlamına gelmez. Devlet, düzenleme yaparak özgürlüklerin kullanılmasını kolaylaştırır, ama sınırlandıramaz. Geleneksel haklar, iktidarın/devletin yetkilerinin sınırlandırılmasını amaçlar.

Birinci kuşak haklar İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 3-21. maddeleri arasında başlıca şöyle sıralanmıştır :

  • Yaşama ve özgürlük hakkı
  • Kölelik yasağı
  • İşkence yasağı
  • Kişi olarak tanınma hakkı
  • Hukuk önünde eşitlik
  • Etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı
  • Keyfi tutma yasağı
  • Adil yargılanma hakkı
  • Mahremiyet hakkı
  • Seyahat özgürlüğü
  • Sığınma hakkı
  • Vatandaşlık hakkı
  • Evlenme ve ailenin korunması hakkı
  • Mülkiyet hakkı
  • Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
  • İfade özgürlüğü
  • Toplanma ve örgütlenme hakkı
  • Katılma hakkı

Klasik insan hakları anlayışı “bireyci” olduğu için, bu ilk aşamada toplu haklar tanınmadı, hatta yasaklandı. Tüm insanların doğuştan özgür ve eşit olduğu savlarına karşın, somut olarak kimi kesimler dışlandı. Örneğin kadınlar, siyasal hakların kapsamı dışında tutuldu. Dışlanan bir başka sosyal kesim ise işçi sınıfı idi. Burjuva devrimleri sonucunda tanınan insan hakları arasında, örneğin 1789 Bildirgesinde işçi sınıfının sosyal hakları, özellikle toplu sosyal hakları yer almıyor, tersine yasaklanıyordu. Kısacası, siyasal haklar yalnızca varlıklı/aktif yurttaşlara tanındı. Yoksul/pasif yurttaşlar ise, soyut olarak özgür ve eşitti.

İkinci Kuşak Haklar (Sosyal Haklar)

Ekonomik, sosyal ve Kültürel haklar olarak da nitelendirilen ikinci kuşak hakların doğuşunun temelinde, sanayi devrimi, bu ekonomik ve sosyal dönüşümün yarattığı ve derinleştirdiği sosyal sınıflar arasındaki sosyal eşitsizlikler ve işçi sınıfının bu eşitsizliklere gösterdiği tepki ve eylemleri vardır. 19. yüzyılda, eşitlik ve özgürlük herkese tanınmıştı ama herkes özgürlüklerden yararlanamıyordu. Bireylerin eşitlik ve özgürlüğü, soyut ve kuramsaldı. Buradan hareketle ortaya çıkan sosyal hakların uluslar arası düzeyde tanındığı ilk belge İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’dir.

İkinci kuşak haklar, başlıca şöyle sıralanabilir :

  • Sosyal güvenlik hakkı
  • Çalışma, adil gelir ve sendika kurma hakkı
  • Dinlenme hakkı
  • Eğitim hakkı
  • Kültürel yaşama katılma hakkı
  • Sağlık, beslenme ve konut hakkı
  • Grev ve toplu sözleşme hakkı

Üçüncü Kuşak Haklar (Dayanışma Hakları)

Dayanışma hakları da denilen üçüncü kuşak haklar, belli bir topluluk halinde yaşam anlayışını yansıtır. Ayırıcı özelliği, insan izin gerekli olan dayanışma ortamını yaratabilmektir. Bu haklar, insancıl bir toplum yaşamı düşüncesinin anlatımıdır. Hem bireylere, hem de toplumun tümüne aittir. Bu hakların gerçekleşmesi için sadece devletin karışması yeterli değildir, birey ve grupların da yani toplumda yaşayan herkesin de etkin biçimde katılımı ve çabası gereklidir.

Üçüncü kuşak hakların oluşum süreci henüz tamamlanmamıştır. Dayanışma haklarını doğuran nedenlerin başında, bilimsel ve teknik ilerlemenin yarattığı sorunlar gelmektedir. Çevre kirliliğinin korkunç boyutlara ulaşması, nükleer silahların tüm insanlığı yok edebilecek bir savaş tehlikesine yol açması, ülkeler ya da bölgeler arasında çok büyük gelişme farklarının bulunması ilk akla gelen ciddi sorunlardır.

Üçüncü kuşak haklar başlıca şöyle sıralanabilir :

  • Barış hakkı
  • Çevre hakkı,
  • Halkların kendi kaderini tayin (self-determinasyon) hakkı
  • Gelişme hakkı
  • Herkesin insanlığın ortak mal varlığından yararlanma hakkı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar