Ceza Hukuku Suçun Unsurları

Suç, kanunun cezalandırdığı eylemdir. Suç işleyen kimseye
ceza verilir. Suç kavramının ne olduğu, onu meydana
getiren genel unsurlarla incelenir. Bir eylemin suç vasfını
alabilmesi için genel unsurların oluşması gerekir.
Suç, isnat kabiliyetine sahip bir kişinin kusurlu iradesinin
yarattığı icrai veya ihmali bir hareketin meydana getirdiği,
kanunda yazılı tarife uygun, hukuka aykırı ve yaptırım olarak
bir cezanın uygulanmasını gerektiren bir eylemdir.
Suçun Hukuki Konusu
Suçun hukuki konusu, suç tarafından ihlal edilen hukuki
varlık veya çıkardır, başka bir deyişle, ceza kuralı ile korunan
yarardır.
Suçun hukuki konusunu oluşturan yani suç tarafından
ihlal edilen varlık veya çıkarlar, bireylere, topluma ve devlete
ait olabilir; dolayısıyla bireysel, toplumsal veya kamusal
bir nitelik taşıyabilirler.
Suçun Faili
Her suçun bir faili vardır. Ceza hukuku anlamında, hukuka
aykırı eylemi işleyen kişi suçun failidir. Bu kişi gerçek
kişidir.
Kanunlarda öngörülen suçların büyük bir çoğunluğu
herhangi bir kişi tarafından işlenebilirken, bazı suçlar ancak
belirli kişiler tarafından işlenebilmektedir. Kanun suçun
varlığı için bazı hallerde failin belirli bir hukuki veya fiili
durumda bulunmasını şart koşmaktadır. Örneğin, zimmet
suçunun varlığı için failin memur olması, gerekir. Bu tür
suçlara özgü suç veya mahsus suç adı verilmektedir.
Suçun Mağduru
Her suçun bir mağduru vardır. Ceza hukuku da dahil
tüm hukuk, bir kişiden kaynaklanan ve başka bir kişinin
çıkarlarını etkileyen hukuka uygun veya aykırı davranışları
düzenler. Bir kişinin kendisine yönelik suç işlemesi söz konusu
değildir. Bu nedenle, örneğin kendi kendini sakatlama
veya kendi malını tahrip etme eylemleri sadece işleyeni
etkiledikleri sürece suç sayılmaz. Çünkü, söz konusu eylemler
başka kişilere yansımaz. Bununla beraber, bir kişinin
kendisini askerliğe yaramayacak hale getirmesi ve “felakete
karşı akdedilmiş bir sigorta bedelini almak amacıyla kendisine
ait malı tahrip etmesi” suç sayılmıştır. Çünkü, eylem
birinci durumda kişinin askerlik hizmeti yapmasına ilişkin
devlet çıkarına, ikinci durumda ise sigorta şirketinin mal
varlığına ilişkin çıkarlarına zarar vermektir.
Mağdur, suçu oluşturan eylemden doğrudan etkilenen kişi
veya kişilerdir. Bir başka deyişle mağdur, ceza normu tarafından
korunan ve suç tarafından ihlal edilen yani suçun
hukuki konusunu oluşturan hukuki varlık veya çıkarların
sahibidir.
Suçun yapısal unsurları;
maddi unsur,
manevi unsur
hukuka aykırılık unsurudur.
Bunlar, her suçta bulunması gereken zorunlu unsurlardır.
MADDİ UNSUR
Eylem (fiil): Suçun maddi unsuru olarak da adlandırılan
bu unsur üç kavramı içerir: hareket, netice ve illiyet (nedensellik)
bağı.
Hareket
İnsan eseri olayı ifade eden hareket, dış dünyaya yansımış
ve değişiklik getirmiş davranıştır. Hareket, yasal normu
ihlal eden ve hukuki nitelik gösteren bir davranış türüdür.
Bu icrai bir şekilde (adam öldürmek maksadıyla ateş etmek,
yaralama amacıyla yumruk atmak, hakaret amacıyla söz
söylemek) olabileceği gibi, ihmali bir şekilde de (görevi
ihmal, memurun görevi nedeniyle öğrendiği suçu ihbar
etmemesi, itfaiye memurunun yangın söndürmedeki yükümlülüğünü
yerine getirmemesi) olabilir.
Tek Hareketli Suçlar
Oluşumu için tek hareketin yapılmasının yeterli görüldüğü
suçlara “tek hareketli suç” denilir. Örneğin, kasten
öldürme ve hırsızlık suçu tek hareketli suçtur.
Çok Hareketli Suçlar
Suçun oluşumu için birden fazla hareketin yapılması gerekli
ise “çok hareketli suç” vardır. Bu tür suçların oluşması
için, kanuni tanımda gösterilen hareketlerin tamamının
gerçekleştirilmesi gerekir. Örneğin, yağma suçu, cebir veya
tehditle bir malın alınmasıyla oluşan bir suçtur (cebir veya
tehdit + malın alınması). Yine, özel belgede sahtecilik suçunun
oluşabilmesi için, failin hem sahte bir özel belge düzenlemesi
hem de bu belgeyi kullanması gerekir (sahte özel
belge düzenleme + kullanma).
Serbest Hareketli Suçlar
Fiilin nasıl gerçekleştirileceği konusunda bir tanımlamanın
yapılmadığı suçlara “serbest hareketli suçlar” adı verilir.
Örneğin, kasten öldürme suçunda, ölüm neticesini meydana
getirecek hareketin ne olduğu belirtilmemiştir. Dolayısıyla,
bu suç ölüm neticesini meydana getirmeye elverişli her
türlü hareketle işlenebilir.
Bağlı Hareketli Suçlar
Suçun hangi hareketlerle işlenebileceğinin bizzat gösterildiği
suçlara “bağlı hareketli suç” adı verilir. Bu suçlarda,
serbest hareketli suçların aksine, suçu oluşturan hareketler
kanunda belirtilmiştir. Bu nedenle, bağlı hareketli suçlar,
ancak kanunda gösterilen hareketlerle işlenebilir. Örneğin,
yağma suçunun kanuni tarifinde, cebir veya tehditle bir
malın alınmasından söz edilmektedir. Cebir veya tehdit
dışındaki bir hareketle (örneğin hile ile) malın alınması
halinde, yağma suçu oluşmaz.
Seçimlik Hareketli Suçlar
Birbirinin alternatifi olarak gösterilen hareketlerden biri
ile işlenebilen suçlara “seçimlik hareketli suç” adı verilir.
Kanunda gösterilen seçimlik hareketlerden birinin icrasıyla
suç oluşur; seçimlik hareketlerin hepsinin gerçekleştirilmesi
gerekmez. Buna karşılık, seçimlik hareketlerden birkaçının
ya da hepsinin icrası, gerçekleştirilen hareket sayısınca suç
işlendiği anlamına gelmez. Böyle bir durumda, ortada tek
bir suç vardır. Seçimlik hareketli suça örnek olarak mala
zarar verme suçu gösterilebilir. Bu suç kanunda şu şekilde
tarif edilmiştir: “Başkasının taşınır veya taşınmaz malını
kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılmaz hale getiren veya kirleten kişi
…cezalandırılır”. Bu hareketlerden birinin icrası, suçun
oluşması için yeterlidir.
Kesintisiz Suç
Fiilin icrasının süreklilik arz ettiği suçlara “kesintisiz suç”
adı verilir. Örneğin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu,
kesintisiz bir suçtur. Mağdurun özgür olarak hareket etmesi
engellendiği sürece fiilin icrası devam eder.
İcrai suçlar
Sadece icrai hareketle işlenebilen suçlardır. Suçlar genellikle
böyledir. Örneğin hırsızlık, yağma, belgede sahtecilik
suçları böyledir.
Gerçek ihmal suçları
Sadece ihmali hareketle işlenebilen suçlardır. Örneğin
suçu bildirmeme, yardım veya bildirim yükümlülüğünün
yerine getirilmemesi suçları böyledir.
Görünüşte ihmal suçları
Aslında icrai hareketle işlenebilen bir suçun ihmali hareketle
işlenmesidir. Örneğin annenin bebeğini aç bırakarak
öldürmesi (ihmali davranışla kasten öldürme) böyledir. Yine
gözaltına alınan kişiyi, savcının serbest bırakma kararına
rağmen, gözaltında tutmaya devam eden polis, kişi hürriyetinden
yoksun kılma suçunu ihmali hareketle işlenmiş olur.
Ceza Hukuku açısından hareket sayılmayan davranışlar:
 Tam bir şuur kaybı halinde yapılan hareketler
 Karşı koyulamayan bir kuvvetin etkisi ile yapılan
hareketler. Karşı koyulamayan doğa olayları gibi.
 Psikolojik bir etkenin etkisi ve iradeden bağımsız
yapılan hareketler. Kramp, tik gibi.
NETİCE
Netice, fiilin dış dünyada meydana getirdiği değişikliktir.
Ancak, fiilin dış dünyada meydana getirdiği her değişiklik
değil; sadece suçun kanuni tanımında gösterilen değişiklik
ceza hukuku bakımından önem taşır. Kanuni tanımda neticeye
yer verilen suçlara “neticeli suçlar” adı verilir. Neticeli
suçlar, ancak kanuni tanımda yer alan neticenin gerçekleşmesi
ile tamamlanır. Örneğin, kasten öldürme, kasten yaralama
suçları, netice suçudur.
Buna karşılık, kanuni tanımda neticeye unsur olarak ayrıca
yer verilmeyen suçlara “sırf hareket suçları” adı verilir.
Sırf hareket suçları, fiilin icrası ile tamamlanır. Örneğin,
hakaret suçunda, hakaret teşkil eden söz ve davranışların
gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanır.
İLLİYET (NEDENSELLİK) BAĞI
İlliyet (nedensellik) bağı, hukuka aykırı bir neticenin, bu
neticeyi sağlayan hareket sahibine isnat edilebilmesidir. Hiç
kimse, irade dışı hareketlerden veya başkasının meydana
getirdiği neticelerden sorumlu tutulamayacaktır.
Failin sorumluluğu için, hareketi ile hareketinin sonucu
arasında bir neden-sonuç bağlantısı bulunmalıdır. Başka bir
deyişle sonuç hareketten ileri gelmiş olmalıdır. Nedensellik
bağlantısı yoksa sonuç faile yüklenmez.
Eylem ile sonuç arasında nedensellik bağlantısı kesilince,
sorumluluk artık faile yüklenemez.
MANEVİ UNSUR
Suçun manevi unsuru denildiği zaman, fiilin kasten veya
taksirle işlenmiş olması anlaşılır,
“Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve
istenerek gerçekleştirilmesidir”
“Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla,
bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi
öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir”.
Suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır.
Şayet tanımda suçun manevi unsuruna ilişkin bir açıklık
yok ise, bu suç ancak kasten işlenebilir.
Taksirle işlenen fiillerin cezalandırılabilmesi için, kanunda
bunun açıkça belirtilmiş olması gerekir.
Taksirle işlenen hali kanunda suç olarak tanımlanmadıkça,
failin taksirle işlediği fiilden cezalandırılabilmesi mümkün
değildir.
Kast kural Taksir istisnadır. Yani suçlarda asıl kusurluluk
şekli kast olup, taksir ise istisnai bir sorumluluk şeklidir
KAST
Suçu bilerek ve isteyerek işlemektir. Kastın iki unsuru
vardır. Bilme ve isteme.
1) Bilme: Kast için gerekli olan bilgi, suç kalıbındaki unsurları
bilmektir. Fail suç kalıbındaki hareketin anlamını,
suçun konusunu, hareket ile sonuç arasındaki nedensellik
bağlantısını bilmelidir.
Fail, yaptığı hareketin hileli bir hareket olduğunun farkında
değilse, örneğin; satmak istediği bir şeydeki yabancı
markanın kandırıcı niteliğini bilmiyorsa, dolandırıcılık suçunu
işlemiş olmaz. Çünkü kendisi de hilenin farkında değildir;
kastı yoktur.
Örneğin; fail, yeni ameliyat olmuş hastaya isteği üzerine
bir bardak su veriyor ve ölümüne neden oluyor: Bir bardak
suyun ölüme yol açacağını bilmiyor. Bu nedensellik bağlantısı
üzerinde bilgisizliktir. Bu bilmeme de kastı kaldırır.
2) İsteme: İsteme unsuru, suç kalıbında yazılı eylemi ve
sonucunu gerçekleştirme kararıdır. Kast, bu karar niteliği ile
kuruntudan, dilek ve umuttan başka bir şeydir.
Örneğin; bir kişi mirasına konmak istediği yakınını, uçak
yolculuğuna çıkması için kandırıyor. İçinden uçağın düşeceğini
ve yolcunun öleceğini umuyor. Bu, bir umut, bir dilektir,
Uçak düşse bile ölüm kasıtlı değildir. Çünkü bir umut veya
dilek, kastı oluşturmaz.
Örneğin; bir amir yanında çalışan memuru, görevde
yanlış bir işinden ötürü sert biçimde kınıyor ve uyarıyor. Bir
öğretmen, ödevini yapmayan öğrenciye kırıcı sözlerle çıkışıyor,
iyi çalışması gereğini hatırlatıyor.
Burada amir ve öğretmenin sövme kasdı yoktur; kırıcı
sözler, sövme kararının değil, etkili bir uyarma isteğinin
anlatımları olarak değerlendirilebilir.

OKUMALI:  Kamu (amme) hukuku ders notu

Kastın Türleri
Ani Kast – Düşünce Kastı
Failin ani bir karar sonucu harekete geçmesi ve suç işlemesi
halinde “ani kastın”, failde kastın oluşumuyla suçu
işlemesi arasında bir zaman dilimi bulunması ve failinin
araya giren bu zaman diliminde hareketinin sonuçlarını
düşünerek suç işlemesi halinde düşünce kastının bulunduğu
anlamına gelir.
Doğrudan Kast
Suçun kanuni tarifindeki maddi unsurların bilerek gerçekleştirildiği
hallerde doğrudan kast vardır. Fail, işlediği
suçun maddi unsurlarını tümüyle düşünmüş, öngörmüş ve
dolayısıyla, bütün bunlar hakkında bilgiye sahip olmuş ise,
doğrudan kast vardır.
Bir suçun kanuni tanımında “bilerek”, “bildiği halde”,
“bilmesine rağmen” gibi ifadelere yer verilmiş ise, bu suç
ancak doğrudan kastla işlenebilir. Örneğin, iftira suçu ancak
doğrudan kastla işlenebilir. Zira fail işlemediğini bildiği
halde, bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye
suç atmaktadır.
Olası Kast
“Kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini
öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde,
olası kastı vardır.”
Doğrudan kasttan farklı olarak, olası kast halinde suçun
maddi unsurlarının gerçekleşmesi, fail tarafından muhakkak
değil, muhtemel (olası) addedilir.
Örneğin, otomobilin içinde bulunan kişiye silahla ateş
edilirken, hemen yanında oturmakta olan kişinin yaralanması
ya da ölmesi de ihtimal dâhilindedir. Kurşunlardan
birinin bu kişiye de isabet etmesi halinde, ortaya çıkan ölüm
ya da yaralama neticesi bakımından failin olası kastla hareket
ettiği kabul edilir.
Bir suçun olası kast halinde işlenmesi durumunda, faile
verilecek cezada indirim uygulanır.
Başlangıçta Oluşan Kast – Eklenen Kast
Failin suç yoluna girip eylemini gerçekleştirmeye başlamasından
bitirmesine kadar suç işleme kastına sahip olması
halinde failde “başlangıçta oluşan kast” bulunmaktadır.
Ancak kimi durumlarda fail bir eylemi gerçekleştirirken
önce bir başka suçu işlemeyi kastetmiş sonradan oluşan
durum karşısında ise farklı bir kastla hareket ederek bir
başka suç tipini gerçekleştirmiştir. Örneğin sahiplerinin
tatilde olduğunu zannederek girdiği evde hırsızlık yapmak
isteyen bir failin, ev sahiplerinin karşı koyması üzerine şiddet
kullanarak yağma suçunu işlemesi halinde olduğu gibi.
TAKSİR
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla,
bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi
öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
Taksirin cezalandırılmasının nedeni, dikkat ve özen yükümlülüğünün
ihlâl edilmesidir. Örneğin, hız konusundaki
trafik kurallarına uymadığı için kırmızı ışıkta duramayan ve
yoldan geçmekte olan yayaya çarparak yaralanmasına
sebebiyet veren sürücü, dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırı davranmış ve taksirle hareket etmiştir.
Objektif özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturan ve dolayısıyla
taksirli bir suçun oluşumuna sebebiyet veren davranış,
icrai bir davranış olabileceği gibi, ihmali bir davranış
da olabilir. Örneğin, A, sahibi olduğu köpeğini başıboş bırakır.
Başıboş vaziyette dolaşan köpek, yoldan geçen B’ye
saldırır ve ısırır. Bu olayda A, dikkat ve özen yükümlülüğünü
ihmali bir davranışla ihlâl etmiştir.
Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde
cezalandırılır.
Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin
kusuruna göre belirlenir.
Taksirli suçlara teşebbüs ve iştirak mümkün değildir.
Taksirin Türleri
Bilinçsiz taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen
neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
Bilinçli (öngörülü) taksir, “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine
karşın, neticenin meydana gelmesi”dir.
Bilinçli taksiri bilinçsiz taksirden ayıran temel ölçüt, bilinçli
taksirde istenmeyen netice fail tarafından öngörülürken;
bilinçsiz taksirde öngörülmemektedir. Başka bir deyişle,
suç teşkil eden belli bir fiilin gerçekleşebileceği öngörülmekle
beraber, fail neticenin meydana gelmeyeceğine
yükümlülüklerine aykırı bir şekilde güven beslemektedir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar
(kast-taksir kombinasyonu)
Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin
oluşumuna sebebiyet vermesi halinde neticesi sebebiyle
ağırlaşmış suçtan söz edilir. Bu suçlar hem kast, hem de
taksir içermektedirler.
Örneğin, A; B’ye tokat atar. Fakat tokat kulağına isabet
eden B, kulak zarının patlaması sonucu işitme kabiliyetini
kaybeder. Fail tokat atmak suretiyle yaralama kastı ile hareket
etmektedir. Temel suç bakımından, failin kastı vardır.
Kasten yaralama suçunun işlenmesine yönelik olarak icra
edilen fiilin ortaya çıkardığı daha ağır netice (işitme kabiliyetinin
kaybı) bakımından ise failin taksiri söz konusudur.
Neticesi sebebiyle ağırlaşan suçlarda failin netice yönünden
en azından taksirli hareket etmesi gerekir.
OLASI KAST / BİLİNÇLİ TAKSİR AYRIMI
Hem olası kastta hem de bilinçli taksirde fail neticeyi
öngörmektedir. Bu iki kavram neticenin istenip istenmemesi
noktasında ayrılmaktadır.
Olası kastta fail mümkün görünen, öngörülen neticenin
gerçekleşmesini kabullenerek, neticenin meydana gelmeyeceğine
yönelik bir güveni olmadan, ‘yani olursa olsun’ diyerek
hareket etmektedir. Bilinçli taksirde ise fail öngörülen
neticenin meydana gelmeyeceğine ilişkin güveni söz konusudur.
Neticenin meydana gelmesini asla istememekle
birlikte yeteneklerine güvenerek, fiili yapmaktan da çekinmemektedir.
Bu nedenledir ki kanun koyucu, bilinçli taksirin
varlığı halinde taksirli suça ilişkin verilecek cezada artırım
yapılacağını belirtmiştir.

İlk yorumu siz yapın

Yorum yapın

E-posta adresiniz başkaları tarafından gözükmeyecektir.