Ceza Hukuku Suçun Unsurları

SUÇUN UNSURLARI NELERDİR?

Suç, kanunun cezalandırdığı eylemdir. Suç işleyen kimseye ceza verilir. Suç kavramının ne olduğu, onu meydana getiren genel unsurlarla incelenir. Bir eylemin suç vasfını alabilmesi için genel unsurların oluşması gerekir. Suç, isnat kabiliyetine sahip bir kişinin kusurlu iradesinin yarattığı icrai veya ihmali bir hareketin meydana getirdiği, kanunda yazılı tarife uygun, hukuka aykırı ve yaptırım olarak bir cezanın uygulanmasını gerektiren bir eylemdir.

Suçun Hukuki Konusu
Suçun hukuki konusu, suç tarafından ihlal edilen hukuki varlık veya çıkardır, başka bir deyişle, ceza kuralı ile korunan
yarardır. Suçun hukuki konusunu oluşturan yani suç tarafından ihlal edilen varlık veya çıkarlar, bireylere, topluma ve devlete ait olabilir; dolayısıyla bireysel, toplumsal veya kamusal bir nitelik taşıyabilirler.

Suçun Faili
Her suçun bir faili vardır. Ceza hukuku anlamında, hukuka aykırı eylemi işleyen kişi suçun failidir. Bu kişi gerçek kişidir.

Kanunlarda öngörülen suçların büyük bir çoğunluğu herhangi bir kişi tarafından işlenebilirken, bazı suçlar ancak belirli kişiler tarafından işlenebilmektedir. Kanun suçun varlığı için bazı hallerde failin belirli bir hukuki veya fiili durumda bulunmasını şart koşmaktadır. Örneğin, zimmet suçunun varlığı için failin memur olması, gerekir. Bu tür
suçlara özgü suç veya mahsus suç adı verilmektedir.

Suçun Mağduru
Her suçun bir mağduru vardır. Ceza hukuku da dahil tüm hukuk, bir kişiden kaynaklanan ve başka bir kişinin çıkarlarını etkileyen hukuka uygun veya aykırı davranışları düzenler. Bir kişinin kendisine yönelik suç işlemesi söz konusu değildir. Bu nedenle, örneğin kendi kendini sakatlama veya kendi malını tahrip etme eylemleri sadece işleyeni etkiledikleri sürece suç sayılmaz. Çünkü, söz konusu eylemler başka kişilere yansımaz. Bununla beraber, bir kişinin kendisini askerliğe yaramayacak hale getirmesi ve “felakete karşı akdedilmiş bir sigorta bedelini almak amacıyla kendisine ait malı tahrip etmesi” suç sayılmıştır. Çünkü, eylem birinci durumda kişinin askerlik hizmeti yapmasına ilişkin devlet çıkarına, ikinci durumda ise sigorta şirketinin mal varlığına ilişkin çıkarlarına zarar vermektir.
Mağdur, suçu oluşturan eylemden doğrudan etkilenen kişi veya kişilerdir. Bir başka deyişle mağdur, ceza normu tarafından korunan ve suç tarafından ihlal edilen yani suçun hukuki konusunu oluşturan hukuki varlık veya çıkarların
sahibidir. Suçun yapısal unsurları; maddi unsur, manevi unsur hukuka aykırılık unsurudur. Bunlar, her suçta bulunması gereken zorunlu unsurlardır.

MADDİ UNSUR
Eylem (fiil): Suçun maddi unsuru olarak da adlandırılan bu unsur üç kavramı içerir: hareket, netice ve illiyet (nedensellik) bağı.

Hareket
İnsan eseri olayı ifade eden hareket, dış dünyaya yansımış ve değişiklik getirmiş davranıştır. Hareket, yasal normu ihlal eden ve hukuki nitelik gösteren bir davranış türüdür. Bu icrai bir şekilde (adam öldürmek maksadıyla ateş etmek, yaralama amacıyla yumruk atmak, hakaret amacıyla söz söylemek) olabileceği gibi, ihmali bir şekilde de (görevi ihmal, memurun görevi nedeniyle öğrendiği suçu ihbar etmemesi, itfaiye memurunun yangın söndürmedeki yükümlülüğünü yerine getirmemesi) olabilir.

Tek Hareketli Suçlar
Oluşumu için tek hareketin yapılmasının yeterli görüldüğü suçlara “tek hareketli suç” denilir. Örneğin, kasten öldürme ve hırsızlık suçu tek hareketli suçtur.

Çok Hareketli Suçlar
Suçun oluşumu için birden fazla hareketin yapılması gerekli ise “çok hareketli suç” vardır. Bu tür suçların oluşması için, kanuni tanımda gösterilen hareketlerin tamamının gerçekleştirilmesi gerekir. Örneğin, yağma suçu, cebir veya tehditle bir malın alınmasıyla oluşan bir suçtur (cebir veya tehdit + malın alınması). Yine, özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, failin hem sahte bir özel belge düzenlemesi hem de bu belgeyi kullanması gerekir (sahte özel belge düzenleme + kullanma).

Serbest Hareketli Suçlar
Fiilin nasıl gerçekleştirileceği konusunda bir tanımlamanın yapılmadığı suçlara “serbest hareketli suçlar” adı verilir. Örneğin, kasten öldürme suçunda, ölüm neticesini meydana getirecek hareketin ne olduğu belirtilmemiştir. Dolayısıyla, bu suç ölüm neticesini meydana getirmeye elverişli her türlü hareketle işlenebilir.

Bağlı Hareketli Suçlar
Suçun hangi hareketlerle işlenebileceğinin bizzat gösterildiği suçlara “bağlı hareketli suç” adı verilir. Bu suçlarda, serbest hareketli suçların aksine, suçu oluşturan hareketler kanunda belirtilmiştir. Bu nedenle, bağlı hareketli suçlar, ancak kanunda gösterilen hareketlerle işlenebilir. Örneğin, yağma suçunun kanuni tarifinde, cebir veya tehditle bir malın alınmasından söz edilmektedir. Cebir veya tehdit dışındaki bir hareketle (örneğin hile ile) malın alınması halinde, yağma suçu oluşmaz.

Seçimlik Hareketli Suçlar
Birbirinin alternatifi olarak gösterilen hareketlerden biri ile işlenebilen suçlara “seçimlik hareketli suç” adı verilir. Kanunda gösterilen seçimlik hareketlerden birinin icrasıyla suç oluşur; seçimlik hareketlerin hepsinin gerçekleştirilmesi gerekmez. Buna karşılık, seçimlik hareketlerden birkaçının ya da hepsinin icrası, gerçekleştirilen hareket sayısınca suç işlendiği anlamına gelmez. Böyle bir durumda, ortada tek bir suç vardır. Seçimlik hareketli suça örnek olarak mala zarar verme suçu gösterilebilir. Bu suç kanunda şu şekilde tarif edilmiştir: “Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılmaz hale getiren veya kirleten kişi …cezalandırılır”. Bu hareketlerden birinin icrası, suçun oluşması için yeterlidir.

 SUÇ TÜRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

Kesintisiz Suç
Fiilin icrasının süreklilik arz ettiği suçlara “kesintisiz suç” adı verilir. Örneğin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kesintisiz bir suçtur. Mağdurun özgür olarak hareket etmesi engellendiği sürece fiilin icrası devam eder.

İcrai suçlar
Sadece icrai hareketle işlenebilen suçlardır. Suçlar genellikle böyledir. Örneğin hırsızlık, yağma, belgede sahtecilik suçları böyledir.

Gerçek ihmal suçları
Sadece ihmali hareketle işlenebilen suçlardır. Örneğin suçu bildirmeme, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçları böyledir.

Görünüşte ihmal suçları
Aslında icrai hareketle işlenebilen bir suçun ihmali hareketle işlenmesidir. Örneğin annenin bebeğini aç bırakarak öldürmesi (ihmali davranışla kasten öldürme) böyledir. Yine gözaltına alınan kişiyi, savcının serbest bırakma kararına rağmen, gözaltında tutmaya devam eden polis, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu ihmali hareketle işlenmiş olur. Ceza Hukuku açısından hareket sayılmayan davranışlar:

 Tam bir şuur kaybı halinde yapılan hareketler
 Karşı koyulamayan bir kuvvetin etkisi ile yapılan
hareketler. Karşı koyulamayan doğa olayları gibi.
 Psikolojik bir etkenin etkisi ve iradeden bağımsız
yapılan hareketler. Kramp, tik gibi.

NETİCE
Netice, fiilin dış dünyada meydana getirdiği değişikliktir. Ancak, fiilin dış dünyada meydana getirdiği her değişiklik değil; sadece suçun kanuni tanımında gösterilen değişiklik ceza hukuku bakımından önem taşır. Kanuni tanımda neticeye yer verilen suçlara “neticeli suçlar” adı verilir. Neticeli suçlar, ancak kanuni tanımda yer alan neticenin gerçekleşmesi ile tamamlanır. Örneğin, kasten öldürme, kasten yaralama suçları, netice suçudur. Buna karşılık, kanuni tanımda neticeye unsur olarak ayrıca yer verilmeyen suçlara “sırf hareket suçları” adı verilir. Sırf hareket suçları, fiilin icrası ile tamamlanır. Örneğin, hakaret suçunda, hakaret teşkil eden söz ve davranışların gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanır.

İLLİYET (NEDENSELLİK) BAĞI
İlliyet (nedensellik) bağı, hukuka aykırı bir neticenin, bu neticeyi sağlayan hareket sahibine isnat edilebilmesidir. Hiç
kimse, irade dışı hareketlerden veya başkasının meydana getirdiği neticelerden sorumlu tutulamayacaktır. Failin sorumluluğu için, hareketi ile hareketinin sonucu arasında bir neden-sonuç bağlantısı bulunmalıdır. Başka bir deyişle sonuç hareketten ileri gelmiş olmalıdır. Nedensellik bağlantısı yoksa sonuç faile yüklenmez. Eylem ile sonuç arasında nedensellik bağlantısı kesilince, sorumluluk artık faile yüklenemez.

MANEVİ UNSUR
Suçun manevi unsuru denildiği zaman, fiilin kasten veya taksirle işlenmiş olması anlaşılır, “Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir” “Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir”. Suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Şayet tanımda suçun manevi unsuruna ilişkin bir açıklık yok ise, bu suç ancak kasten işlenebilir. Taksirle işlenen fiillerin cezalandırılabilmesi için, kanunda bunun açıkça belirtilmiş olması gerekir. Taksirle işlenen hali kanunda suç olarak tanımlanmadıkça, failin taksirle işlediği fiilden cezalandırılabilmesi mümkün değildir. Kast kural Taksir istisnadır. Yani suçlarda asıl kusurluluk şekli kast olup, taksir ise istisnai bir sorumluluk şeklidir.

KAST
Suçu bilerek ve isteyerek işlemektir. Kastın iki unsuru vardır. Bilme ve isteme.

1) Bilme: Kast için gerekli olan bilgi, suç kalıbındaki unsurları bilmektir. Fail suç kalıbındaki hareketin anlamını, suçun konusunu, hareket ile sonuç arasındaki nedensellik bağlantısını bilmelidir. Fail, yaptığı hareketin hileli bir hareket olduğunun farkında değilse, örneğin; satmak istediği bir şeydeki yabancı markanın kandırıcı niteliğini bilmiyorsa, dolandırıcılık suçunu işlemiş olmaz. Çünkü kendisi de hilenin farkında değildir; kastı yoktur. Örneğin; fail, yeni ameliyat olmuş hastaya isteği üzerine bir bardak su veriyor ve ölümüne neden oluyor: Bir bardak suyun ölüme yol açacağını bilmiyor. Bu nedensellik bağlantısı üzerinde bilgisizliktir. Bu bilmeme de kastı kaldırır.

2) İsteme: İsteme unsuru, suç kalıbında yazılı eylemi ve sonucunu gerçekleştirme kararıdır. Kast, bu karar niteliği ile kuruntudan, dilek ve umuttan başka bir şeydir. Örneğin; bir kişi mirasına konmak istediği yakınını, uçak yolculuğuna çıkması için kandırıyor. İçinden uçağın düşeceğini ve yolcunun öleceğini umuyor. Bu, bir umut, bir dilektir, Uçak düşse bile ölüm kasıtlı değildir. Çünkü bir umut veya dilek, kastı oluşturmaz. Örneğin; bir amir yanında çalışan memuru, görevde yanlış bir işinden ötürü sert biçimde kınıyor ve uyarıyor. Bir öğretmen, ödevini yapmayan öğrenciye kırıcı sözlerle çıkışıyor, iyi çalışması gereğini hatırlatıyor. Burada amir ve öğretmenin sövme kasdı yoktur; kırıcı sözler, sövme kararının değil, etkili bir uyarma isteğinin anlatımları olarak değerlendirilebilir.

Kastın Türleri
Ani Kast – Düşünce Kastı
Failin ani bir karar sonucu harekete geçmesi ve suç işlemesi halinde “ani kastın”, failde kastın oluşumuyla suçu işlemesi arasında bir zaman dilimi bulunması ve failinin araya giren bu zaman diliminde hareketinin sonuçlarını düşünerek suç işlemesi halinde düşünce kastının bulunduğu anlamına gelir.

Doğrudan Kast
Suçun kanuni tarifindeki maddi unsurların bilerek gerçekleştirildiği hallerde doğrudan kast vardır. Fail, işlediği suçun maddi unsurlarını tümüyle düşünmüş, öngörmüş ve dolayısıyla, bütün bunlar hakkında bilgiye sahip olmuş ise, doğrudan kast vardır. Bir suçun kanuni tanımında “bilerek”, “bildiği halde”, “bilmesine rağmen” gibi ifadelere yer verilmiş ise, bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Örneğin, iftira suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Zira fail işlemediğini bildiği halde, bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye suç atmaktadır.

Olası Kast
“Kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde, olası kastı vardır.” Doğrudan kasttan farklı olarak, olası kast halinde suçun maddi unsurlarının gerçekleşmesi, fail tarafından muhakkak değil, muhtemel (olası) addedilir. Örneğin, otomobilin içinde bulunan kişiye silahla ateş edilirken, hemen yanında oturmakta olan kişinin yaralanması ya da ölmesi de ihtimal dâhilindedir. Kurşunlardan birinin bu kişiye de isabet etmesi halinde, ortaya çıkan ölüm ya da yaralama neticesi bakımından failin olası kastla hareket ettiği kabul edilir. Bir suçun olası kast halinde işlenmesi durumunda, faile verilecek cezada indirim uygulanır.

Başlangıçta Oluşan Kast – Eklenen Kast
Failin suç yoluna girip eylemini gerçekleştirmeye başlamasından bitirmesine kadar suç işleme kastına sahip olması halinde failde “başlangıçta oluşan kast” bulunmaktadır. Ancak kimi durumlarda fail bir eylemi gerçekleştirirken önce bir başka suçu işlemeyi kastetmiş sonradan oluşan durum karşısında ise farklı bir kastla hareket ederek bir başka suç tipini gerçekleştirmiştir. Örneğin sahiplerinin tatilde olduğunu zannederek girdiği evde hırsızlık yapmak isteyen bir failin, ev sahiplerinin karşı koyması üzerine şiddet kullanarak yağma suçunu işlemesi halinde olduğu gibi.

TAKSİR
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Taksirin cezalandırılmasının nedeni, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlâl edilmesidir. Örneğin, hız konusundaki trafik kurallarına uymadığı için kırmızı ışıkta duramayan ve yoldan geçmekte olan yayaya çarparak yaralanmasına sebebiyet veren sürücü, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış ve taksirle hareket etmiştir. Objektif özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturan ve dolayısıyla taksirli bir suçun oluşumuna sebebiyet veren davranış, icrai bir davranış olabileceği gibi, ihmali bir davranış da olabilir. Örneğin, A, sahibi olduğu köpeğini başıboş bırakır. Başıboş vaziyette dolaşan köpek, yoldan geçen B’ye saldırır ve ısırır. Bu olayda A, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihmali bir davranışla ihlâl etmiştir. Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır. Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir. Taksirli suçlara teşebbüs ve iştirak mümkün değildir.

Taksirin Türleri
Bilinçsiz taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen
neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

Bilinçli (öngörülü) taksir, “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi”dir. Bilinçli taksiri bilinçsiz taksirden ayıran temel ölçüt, bilinçli taksirde istenmeyen netice fail tarafından öngörülürken; bilinçsiz taksirde öngörülmemektedir. Başka bir deyişle, suç teşkil eden belli bir fiilin gerçekleşebileceği öngörülmekle beraber, fail neticenin meydana gelmeyeceğine yükümlülüklerine aykırı bir şekilde güven beslemektedir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar
(kast-taksir kombinasyonu)
Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçtan söz edilir. Bu suçlar hem kast, hem de taksir içermektedirler.

Örneğin, A; B’ye tokat atar. Fakat tokat kulağına isabet eden B, kulak zarının patlaması sonucu işitme kabiliyetini
kaybeder. Fail tokat atmak suretiyle yaralama kastı ile hareket etmektedir. Temel suç bakımından, failin kastı vardır.
Kasten yaralama suçunun işlenmesine yönelik olarak icra edilen fiilin ortaya çıkardığı daha ağır netice (işitme kabiliyetinin kaybı) bakımından ise failin taksiri söz konusudur. Neticesi sebebiyle ağırlaşan suçlarda failin netice yönünden en azından taksirli hareket etmesi gerekir.

OLASI KAST / BİLİNÇLİ TAKSİR AYRIMI
Hem olası kastta hem de bilinçli taksirde fail neticeyi öngörmektedir. Bu iki kavram neticenin istenip istenmemesi noktasında ayrılmaktadır. Olası kastta fail mümkün görünen, öngörülen neticenin gerçekleşmesini kabullenerek, neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan, ‘yani olursa olsun’ diyerek hareket etmektedir. Bilinçli taksirde ise fail öngörülen neticenin meydana gelmeyeceğine ilişkin güveni söz konusudur. Neticenin meydana gelmesini asla istememekle birlikte yeteneklerine güvenerek, fiili yapmaktan da çekinmemektedir. Bu nedenledir ki kanun koyucu, bilinçli taksirin varlığı halinde taksirli suça ilişkin verilecek cezada artırım yapılacağını belirtmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer Yazılar