AÖF Yerel Yönetimler ders notu

aof-ders-notlari

UNITE 1

YEREL YÖNETİMLER

Yerel yönetimlerin ayrıntılı tanımı: Evrensel anlamda yerel yönetimler, belli bir coğrafi alanda yaşayan yerel topluluğun bireylerine bir arada yaşamaları nedeniyle kendilerini en çok ilgilendiren konularda hizmet üretmek amacı ile kurulan, karar organları yerel toplulukça seçilerek göreve getirilen, yasalarla belirlenmiş görevlere ve yetkilere, özel gelirlere, bütçeye ve personele sahip, merkez yönetimi ile ilişkilerinde merkezin gözetim ve denetimi altında olmakla beraber (idari vesayet) idari özerklikten yararlanan kamu tüzel kişileridir.

MERKEZİYETÇİ – ADEMİ MERKEZİYETÇİ YÖNETİM *Yasama, yürütme ve yargıya ilişkin tüm yetkiler, merkezî bir otoritede toplanır ve her iş merkezden yönetilirse, merkeziyetçi bir sistem oluşur.

Ademi merkeziyetçi yönetimin kamusal güçlerden bir kısmının merkezî otoriteden daha az yetkili bir diğer otoriteye aktarılmasıyla yerinden yönetim sistemi oluşur.

*Yerinden yönetim, merkezî yönetim dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarından oluşan ve kamusal hizmetlerin yerinden yönetildiği idare şeklidir.

KAMU HİZMETİ

Giderilmesinde kamu yararı bulunan ve toplumsal bir ihtiyacı karşılamak amacıyla kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen faaliyetler kamu hizmeti olarak bilinmektedir.Bir faaliyetin kamu hizmeti olması veya olmaması; yer ve zamana, yasama organının takdirine veya yetki bulunması durumunda idarenin takdirine bağlı olup tamamen değişkendir.

**Yerel yönetimlere verilecek kamu hizmetlerinin seçiminde şu özelliklerin göz önünde bulundurulması önemlidir:

a- Hizmetin, yerel ortak yerel ihtiyaç olması

b- Hizmetin, yerel halkın katkısını gerektiren ya da bu katkıya açık olan hizmet özelliği göstermesi c- Hizmetin, bölgesel ya da ulusal düzeyde bir koordinasyonu gerektirmemesi d- Yerel yönetim biriminin gücünü çok aşacak biçimde, büyük yatırımlar ya da özel teknik bilgi veya uzmanlık bilgisi gerektirmemesi

e- Yerel yönetim birimince yürütülmesinde hizmet etkinliği ve akılcı kaynak kullanımı sağlayan kamu hizmetlerinin yapılması ve yönetim sorumluluğunun yerel yönetimlere verilmesi.

Yönetimler arasındaki ölçüt;anayasanın yerel yönetimler için belirlediği, “belde halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarına ilişkin” hizmetlerdir.

TARİHÇE

Yerel yönetimlerin tarihçesini üç kısımda inceleyebiliriz. Bunlar; Selçuklu Dönemi, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi’dir. Selçuklu devlet örgütlenmesinin temel karakteristiği merkeziyetçi olmayan yönetim şeklidir. Bu şekliyle yerel yönetimlerin güvenlikten genel idareye her alanda etkili olduğunu belirtebiliriz.Eski Türk devletlerinde hâkim özellik olan ademi merkeziyetçilik, Selçuklu yönetiminde ve Fatih Dönemi’ne kadar Osmanlı Devleti’nde de ağır basmıştır.Memurlara ödeme için ıkta sistemi var.

***Selçuklular’da belediye hizmetlerinde yetkili kişi kadı olmuştur.kadılık belediye başkanlığı görevini üstlenen yönetim makamıdır. Osmanlı sisteminde kent, siyasi ve idari sistemin bir parçasıdır ve ekonomik, sosyal, dinî ve kültürel birçok işlevin de merkezî konumundadır. şehirler köylere hâkim olmuştur.Osm.kentlerini Batı kentlerinden ayırt etmemizi sağlayan unsurlardan biri de loncalardır. Osmanlı kentlerinin bir diğer özelliği loncaların etkinliğinin ön planda olduğu bir örgütlenmeyi içermesidir.

***Tanzimat öncesi Klasik Osmanlı Dönemi’nde yerel hizmetleri sunan çeşitli kurumlar bulunmaktadır. Bunların başında, hukuki ve adli konularla, şehir ve kasabaların güvenlik, asayiş ve belediye hizmetlerinin yürütülmesini sağlayan kadılık kurumu gelmektedir.

***Osmanlı kent yönetiminde, adli, idari ve belediye işlevleri birbirinden ayrı değildi. Bu fonksiyonları yürüten kadının, subaşı, naib, imam, muhtesip ve mimarbaşı gibi yardımcıları vardı. Kadılık kurumu, Osmanlı devlet yönetiminin temelini meydana getirmektedir. Devletin kurucusu Osman Gazi bile ilk memur olarak kadı ile subaşını tayin etmiştir. Subaşı, şehrin güvenliğinden sorumlu emniyet amiriydi. Naib, yargı işlerinde kadının yardımcısıydı ve kadının yetki alanı içinde ulaşamadığı yerlerde, onun adına hüküm verirdi. Osmanlı şehir yönetimi, esas itibariyle mahalle düzeyinde örgütlenmiş bulunmaktaydı. Kadının belediye hizmetlerinden sorumlu yardımcısı muhtesipti. Kısaca, Osmanlı kent yönetimi, geleneksel toplum düzeni içinde başta kadılık olmak üzere, esnaf kuruluşları ve vakıflar tarafından birlikte yürütülmekteydi. belediye yönetimi, Tanzimat’tan sonra yönetim sistemimize girmiştir. Osmanlı kentinde modern belediye ise, 19. yüzyılın olgusudur.Hem Tanzimat hem de Meşrutiyet dönemlerinde idarede merkeziyetçi bir devlet yapısı oluşturulmuştur.Osmanlı Devleti’nde ilk belediye 1854 yılında İstanbul’da “Şehremaneti” idaresinin kurulmasıyla doğmuş oldu.

***1876 Kanun-i Esasi(112.madde belediye kurumunun yönetim kurumu olması) ve ardından yayınlanan Vilayet Belediye Kanunu sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nda belediye örgütleri kurulmaya başlanmıştır. 1877’de yayınlanan Vilayet Belediye Kanunu’na göre her kent ve kasabada bir belediye meclisi kurulacaktır.

**Tanzimat öncesi egemen olan ademi merkeziyetçi yapı, yerini Tanzimat sonrasında merkeziyetçi bir yapıya bırakmıştır.

YASAL ÇERÇEVE

Osmanlı mirası devralan Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk yasal düzenleme 1921 ve 1924 tarihli Anayasalardır. 1982 Anayasası idari yapılanmayı (md.126 )ve yerel yönetimlerin tiplerinin özelliğini (md. 127 )belirlemiştir.Anayasa’ya ilave olarak yerel yönetimlerle ilgili diğer yasal düzenlemeleri şöyle sıralayabiliriz:

*1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu

*1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu

*1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu

*1981 tarihli ve 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun

*1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahallî İdareler İle Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun

*1984 tarihli ve 3030 sayılı Büyükkent Belediye Kanunu *2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu *2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu *2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu

*2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu, yerel yönetimlere yönelik temel kanunlardır.

YEREL YÖNETİM TİPLERİ

 Yerel yönetimin yönettiği belli bir coğrafya parçası ve burada yerleşik yaşayan bir insan topluluğu vardır. Türk yerel yönetim sistemi içinde:

*köyde yaşayanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan köy yerel yönetimi *nüfusu 5000’den fazla olan bütün yerleşimlerde belediyeler *metropol kentlerde büyükşehir belediyeleri ve

*ilin özel yönetim işlerini ve özel çıkarlarını yönetip gözeten ve ili temsil eden il özel idaresi (81 il özel idaresi bulunmaktadır.)

ÜNİTE

2=MERKEZÎ YÖNETİMLE İLİŞKİLER

Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği belgelerinde yer alan ve Türkiye’nin de onayladığı evrensel belgeler önemlidir. Bu belgelere göre, yerel yönetimler ülkenin yönetim sisteminin bütünlüğü içindeki bir kuruluştur ve yerel yönetimlerin kuruluş ilkeleri, görev ve yetkileri, gelir sistemleri yasama organı tarafından belirlenir. Merkezî yönetim yerel yönetimlerin uyması gereken temel kuralları, strateji ve hedefleri belirler. Yerel yönetim,doğrudan uygulayıcıdır. Yerel yönetimlerin değişmez nitelikleri:

1)            Yerel yönetimler demokratik sistemin vazgeçilmez ve etkili bir aktörüdür.

2)            Yerel yönetimler özerk kuruluşlardır.

3)            Yerel yönetimler halk katılımına olanak tanıyan yönetsel birimlerdir.

4)            Yerel yönetimler, mahallî düzeydeki kamu hizmetlerinin halka doğrudan ve etkin olarak sağlanmasında merkezî yönetime göre daha başarılıdırlar.

5)            Halka en yakın yönetim birimi olan yerel yönetimlerin yerel halka,hemşerilere karşı duyarlılığı ve sorumluluğu yüksektir.

Merkezî devlet, yerel yönetimlere yönelik politikalarıyla bu kurumların yapı, rol ve fonksiyonları ve dolayısıyla sosyal politika alanındaki rol ve etkinliği üzerinde bütünüyle belirleyicidir.

YEREL YÖNETİMLERİN SOSYAL POLİTİKAYA KATKILARI

Devletin toplumda refah ve sosyal koruma sağlamak amacıyla uyguladığı politikalar bütününe sosyal politika denir. Sosyal politika genel olarak sağlık, eğitim, konut,sosyal güvenlik, istihdam ve sosyal hizmetler alanlarındaki kamu hizmetlerini kapsamına alır. Yerel yönetimlerin ülke genelinde sosyal politikaya temel katkısı,merkezî yönetimin stratejik olarak belirlediği kamusal hizmetleri sunmasıdır. Sosyal politika Amacı,sosyal ve ekonomik riskler altında bulunan bireylere ve ailelere

destek olmaktır. Endüstri Devrimi’nden önce sosyal politikanın kapsam ve alanını toplumdaki yoksul ve özbakımını yapamayan kişiler ve bunların ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik sosyal refah hizmetleri meydana getirirken, 19. yüzyılda sosyal politika,işçi sınıfının korunmasına yöneltmiştir. 20. yüzyılın ilk yarısından sonra ise Kadınların çalışma hayatına katılımını kolaylaştırıcı önlemler, çocuk ve yaşlıların bakımı, çevre politikaları, madde bağımlılığı ve cinsiyet ayrımcılığı gibi sosyal sorunlar sosyal politikanın ilgi alanına girmiştir. Yerel yönetimler, sosyal politikanın sağlanmasına temelde kamu hizmeti işlevi çerçevesinde merkezî idarenin bölgesel düzeydeki temsilcisi veya ortağı rolünü üstlenerek katılmışlardır. Yerel yönetimler merkezî yönetimle birlikte kamu hizmetlerini yerine getiren kuruluşlar olarak daha çok, geniş anlamda sosyal politikanın konusuna giren hizmetlerin yerine getirilmesinde görev almaktadırlar.Sosyal politika bölgesel nitelikli değil, ulusal düzeydeki politikalardır.

Kamu sektörü istihdamının önemli bir kısmı yerel yönetim birimleri bünyesindedir. Sonuçta yerel yönetimler,kamu hizmetinin sağlanmasına katılımlarının yanı sıra, dar anlamda sosyal politika alanında önemli işlevler üstlenen kurumlardır.

YEREL YÖNETİMLERİN ELEŞTİREL DEĞERLENDİRMESİ

Yerel Yönetimlerin Olumlu Özellikleri: Yerel toplumun üyelerinin yönetime dâhil olması yerel yönetimi şekillendiren temel unsurlar arasındadır ve toplum katılımı yönetim olgusunun vazgeçilmez bir öğesidir.

©Bir ülkedeki insanların toplumsal kültürü ve eğitim düzeyinin yerel yönetimlerin gelişmesini etkilediği ve yerel yönetimlerden beklenecek yararların bu ölçülerde çeşitlenebileceği bilinmektedir.

©Yerel yönetimler ulus-devlet içinde ulusal birliğin sağlanması için gerekli kuruluşlar olarak kabul edilmektedir. Özerk olarak oluşturulacak bu sistemle halkın bazı inisiyatifleri kendi elinde göreceği, devlete olan güven ve bağlılığını artıracağına inanılmaktadır.

©Kent devletleri dışında bir ülkedeki bütün kamu hizmetlerinin merkezî yönetimce karşılanmasının olanaksız oluşu yerel yönetimlerin diğer bir olumlu özelliğidir. Ancak kamu hizmetlerinin merkez ve yerel yönetimler arasında nicelik, nitelik ve oran bakımından paylaşılması konusu her ülkenin siyasal, tarihi ve idari şartlarının farklı olması nedeniyle farklı yanıtlar bulmaktadır.

©Merkezî yönetimin, siyasal gücü genişletmesi ve ülke potansiyelini güçlendirmesi, kamu hizmetlerinin iyi bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli olan sermaye ve uzmanlaşmayı sağlayabilmesi,bölgelerarası eşitsizlikleri tarafsız harcama ilkesiyle giderebilmesi gibi olumlu özellikleri vardır.Ancak bu yararları gerçekleştirirken kırtasiyeciliğe,memurların merkeze hoş görünmek uğruna kamu hizmetlerini aksatmasına, çoğu zaman gereksiz memur kadrolarının oluşmasına ve memur sayısının kabarmasına,zaman zaman gereksiz hizmet şekilleri oluşturulması na, kamu kaynaklarının kaybına yol açmaktadır. Yerel yönetimler, merkezî yönetimin bu tipte olumsuz yanlarını engellemek amacıyla kurulurlar.

©Yerel yönetimler uygun bir zemin olması ve gerekli düzenlemelerin yapılmış olması şartıyla ekonomik ve sosyal kalkınmanın alt yapısını oluşturabilecek yönetim birimleridir.

©Yerel yönetimlerin merkez örgütlenmesine göre “bireysel girişimciliiin”gelişmesine daha elverişli olduğu öngörülmektedir.

©Yerel topluluklara kimi kamu hizmetlerini yerine getirme sorumluluğu verilmesi ile başarısız uygulamalar karşısında siyasal iktidarlar üzerindeki baskıların azalabileceği,siyasal gerilimlerde azalmalar olabileceği ileri sürülmektedir.

©Yerel yönetimlerin toplumda demokrasi geleneğinin oluşmasında ve ulusal demokrasinin kökleşmesinde önemli katkıları olabilmektedir.

Yerel yönetimler,devletin sorumluluklarını toplum üyeleri ile paylaşmasını sağlayabilir. Yerel yönetimler,toplumda demokrasi kültürünün gelişmesine katkı yapabilir.

Yerel Yönetimlerin Olumsuz Özellikleri:Aşırı bir yerinden yönetim ve çok geniş yetkilerle donatılmış bir yerel yönetim sistemi, ulus-devlet için ülke birliğini bozucu etkilerde bulunabilir;bölgeler arasında olumsuz rekabetlere,kaynakların kaybına yol açabilir. Mevcut rejim içinde yürütülmek istenilen politikaları tehdit eden bir çatışma ve mücadele varsa, merkezî yönetim,yerel yönetimlere bölünme ve parçalanma endişesiyle daha az önem vermektedir.

©Kamu hizmetlerinin merkezî yönetim tarafından denetlenmeden yalnızca yerel yönetimler tarafından sunulması, kamu hizmetlerinin tüm ülkeye eşitlik ilkesi doğrultusunda yayılmasına engel olabilir. Çünkü kaynaklar ve çeşitli olanaklar ülkenin her yerinde eşit olarak bulunamaz. Her ilin kaynakları değerlendirme gücü ve gelişmişliği de birbirinden farklıdır.

TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİMLERİN SORUNLARI

Türkiye’de,ülke gündeminin devamlı olarak bir yerel yönetim sorunu vardır. Konuyla ilgili yaygın olan görüş; bugünkü durumuyla yerel yönetim birimlerimizin Türk toplumunun isteklerini karşılayabilecek, demokratik, katılımcı, saydam, etkin ve verimli bir yönetim yapısına sahip olmadığıdır. Sorunların geçici olmadıkları bilinmektedir. Bunun nedeni, yerel yönetim düzeninin Cumhuriyetten bu yana toplumun ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuki yapısında meydana gelen sürekli değişikliklere uyum sağlayabilecek bir biçimde düzenlenememiş olmasıdır. Ülkemiz yerel yönetimlerinin sorunları:

©Merkeziyetçilik

©Kırsal alanda yönetim boşluğu

©Siyasi baskılar

©Gelir paylaşımı ve harcama sorunları ©Eşgüdüm zorlukları

©Yerel yönetimler arasındaki eşitsizlikler ©Hemşerilik bilincinin gelişmemesi

©Plansız yapılaşma ve kentleşme

©Harcamalarda dengesizlik ©Demografik sorunlar

©Katılım olanakları sınırlaması ©Güçsüzlük

©İdari kapalılık ©Personel rejimi

Merkezîyetçilik: Ülkemiz yönetim teşkilatlanmasının en önemli özelliği yetki, kaynak ve olanakları başkent örgütlerine veren yönüdür. Cumhuriyet Dönemi dâhil, yerel örgütlenmeler hep zayıf, bağımlı ve ikincil nitelikte olmuştur. Yerel yönetimler, merkez yönetimine yardımcı ve destekçi şube kuruluşlar olarak düşünülmüş, başta yetki devri ve maliye olmak üzere birçok konuda bütünlük endişeleriyle güçlenmelerine ve yeterince özerkleşmelerine izin verilmemiştir. Merkezî kamu yönetimi anlayışı işlem ve hizmetlerin yapılma hızını ve karar verme süreçlerini yavaşlatmaktadır. Merkez yönetiminin yerel yönetimler üzerindeki aşırı vesayet uygulamaları, yetki genişliği ilkesinin etkin olarak uygulanamaması ve merkez bürokrasisinin aşırı derecede büyümesi gibi nedenler hızlı karar alınmasını güçleştirmekte; bazen yerel düzeyde bir günde alınabilecek bir kararın alınması aylarca sürebilmekte; bunun sonucunda hizmetler gecikmekte vemaliyetler artmaktadır. Pratik yöntem ve tekniklerle çözülebilecek hemen her hizmet için ayrı bir birim oluşturulması da kamu cari ve yatırım harcamalarını artırmaktadır.

!!! İllerde ortaya çıkan sorunların çözümünün sürekli merkezde aranması sonucu milletvekilleri ve bürokratlar zamanlarının büyük bölümünü iş takiplerine harcamakta ve kendi asli görevlerini yerine getirememektedirler.

!!!Yerel hizmetlerin büyük bir bölümü (köy yolları,köy içme suları ve köy imamının atanması vb.) merkezî yönetim kuruluşları tarafından yürütülmektedir.Son karar verme yetkisinin ağırlıklı olarak merkezde olması halkın hizmetlere ulaşabilmesini güçleştirmektedir.

Kırsal Alanda Yönetim Boşluğu:Diğer bir konu kırsal alandaki yerleşim birimlerinde oluşan yönetim boşluklarıdır. İl özel idareleri,aslında kendilerine özgü görevleri ve kendi hür iradeleriyle harcama yapabilecekleri bir bütçeleri olmayan yetkileri sınırları kurumlar durumundadır. Köyler ve küçük belediyeler ise yerel ihtiyaçları karşılayacak yapı, örgüt ve parasal güçten yoksundurlar.

!!!Kırsal alanlarda yönetim boşluğu sorunları yaşanmakta ve buralarda görev yapan kaynak yetersizliği nedeniyle yeterince hizmet sunamamaktadır.Kırsal alandaki idari boşluğun giderilmesi için, yerel düzeydeki hizmetlerin yerel yönetim yetki ve sorumluluğuna bırakılması, yerel yönetim birimlerinin yetkilerini bir başka birimle paylaşmadan doğrudan kullanabilmesi gerekmektedir.Bir diğer konu da, yerel birimin sorumlu olduğu nüfus ve alana ilişkin ölçek ile yerel birime yüklenen görevlerin ağırlığı arasındaki dengenin gözetilmemesi sorunudur.

Gelir Paylaşımı ve Harcama Sorunları: Yerel yönetimlerin gelir paylaşımı ve harcamayla ilgili temel sorunu büyük ölçüde merkezî yönetime mali olarak bağımlı olmasıdır. Ülkemizde kamu harcamalarının ortalama %15’i yerel yönetimlerce, %85’i merkez yönetimince yapılmaktadır.

Eş Güdüm Zorlukları: Yerel yönetimlerin sorunlarının bir diğeri, alan bakımından koordinasyon zorluklarının yaşanmasıdır. Benzer hizmetlerin birbirinden farklı kurumlar ve idari yapılar eliyle yürütülmesi ve bunlar arasında eş güdüm olmayışı da temel bir sorundur.

Demografik Sorunlar: Kentlere yönelen sürekli göç nedeniyle,kırsal bölgelerdeki hizmetler ve yatırımlar azalmakta, kentlerdeki hizmetlerin yeterli düzeyde verilmesi de zorlaşmaktadır. Zira yerel hizmetlerin finansmanı yerel birimlerin geliriyle orantılıdır ve nüfusu gittikçe azalan bir yörenin geliri de azalıyor, demektir. Bu durumda yerel yönetimlerin, hemşerilerine eşit standartta hizmet sunabilmeleri zorlaşmaktadır.

Yerel Yönetimler Arasındaki Eşitsizlikler: Yerel yönetimlere verilecek mali kaynakların belirlenmesinde yalnızca nüfus ölçütünün kullanılması yeterli bir ölçüt olmaktan uzaktır.

Katılım Olanakları Sınırlaması: Türkiye’de yerel halk, bölgelerindeki hizmetler üzerindeki kararlara kendi tercihleri yönünde katılma haklarından yeterince yararlanamamaktadır. Katılma sorununun temel kaynağı, merkezî yönetimin yerel yönetimleri çok sıkı bir denetim altında tutması ve temel karar alma süreçlerinde rol sahibi olmasıdır. Ülkemizde vesayet denetimi yetkisi, yerel birimleri merkeze bağımlı tutmak amacıyla kullanılmaktadır. Anayasa, vesayet denetimini yalnızca “hukuka uygunluk” ilkesiyle sınırlandırmamış, yetkiye “yerindelik” unsurunu da eklemiştir. Anayasa’da vesayet denetimi amaçları içinde sayılan “toplum yararının korunması” ve “mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması” ilkelerini, objektif ölçütlere bağlamak çok zordur.

Siyasi Baskılar: Hükümetle aynı siyasi partiden olmayan yerel birimler, merkezîn mali desteğinden yoksun bırakılabilir. Anayasa’ya göre yerel yönetimlerin kendi aralarında birlik kurmaları, Bakanlar Kurulu iznine bağlıdır. Bunun yanında 1982 Anayasası İçişleri Bakanı’na, yerel yönetim organlarını ya da üyelerini geçici bir önlem olarak görevden uzaklaştırma yetkisi vermiştir.

İdari Kapalılık: Yerel yönetimlerin idari saydamlık,yönetimde halka açıklık ilkesi ve halkla ilişkiler açısından da önemli sorunlar taşıdığını görebiliriz.İdareye, toplumdan uzaklaşmış olması ve tamamen kamu çalışanlarına teslim edilmesi nedeniyle bürokratik idare ya da teknokratik idare denebilmektedir.

Hemşerilik Bilincinin Gelişmemesi: Hemşerilik bilincinin gelişmemesi sorunu yerel toplumların, yerel yönetimleri seçimler arasındaki dönemlerde etkili biçimde denetlemelerini, yerel hizmetlerin yürütülüşü ile ilgili isteklerini ve dileklerini yerel yönetimlere yansıtmalarını da geniş ölçüde önlemektedir.

Güçsüzlük: Yerel yönetim birimlerimiz yeterince güçlü değildir. Birçok küçük belediye teşkilatı personel maaşlarını ödeyemeyecek durumdadır.Büyük olduğunu varsaydığımız belediyeler de, bütçelerinin % 60-70’lik önemli bir kısmını personel giderine ayırmak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum belediyelerin asli işlevi olan yerel ihtiyaçları karşılamak için yapılacak yatırımları olanaksız kılmaktadır.

Personel Rejimi: Yerel yönetim birimleri olan belediyelerde nitelikli personel çalıştırma konusunda sorunlar vardır. Ayrıca siyasi etkilerle ihtiyaç fazlası personel istihdamı da yapılabilmektedir. Hizmetin en temel unsuru insan gücüdür.

Plansız Yapılaşma ve Kentleşme: Göçlerle sürekli büyüyen kentlerimizde imar planlarının olmaması, kontrolsüz yapılaşma ile gecekondulaşma ve çarpık kentleşme sorunları; içme suyu ve kanalizasyon sistemlerinden başlayarak tüm alt yapı bozulmalarının, hizmet gelirlerinden yoksun kalınmasının ve çeşitli çevresel kirlenmelerin nedeni olmaktadır. Kent planlarının geleceğe yönelik ve uzun vadeli ölçeklerde hazırlanması, ucuz,seri ve sağlıklı yapılaşma tekniklerinin tespiti belediyelerin asli görevlerindendir. Çağımızda, ulusal sınırları aşarak tüm dünyayı tehdit eden nükleer ve kimyasal kazalar ile hazırlıksız yakalanılan doğal afetlere karşı önlem alan yeni bir yönetim anlayışı yerel yönetimlere kazandırılmalıdır. Çevre sorunları konusunda yerel ve ulusal ölçek dışında uluslar arası boyutta önlemler alınması gerektiği de göz önüne alınmak zorundadır. Hızlı kentleşme ile ortaya çıkıp baş edilmesi güç bir hâl alan diğer bazı sorunları; konut açığı, gecekondulaşma, alt yapı yetersizlikleri, artan motorlu araç sayısına uygun olmayan yetersiz ulaşım sistemi, yüksek oranda trafik kazaları, kontrolsüz gelişme, çevre kirlilikleri, kırdan kentlere yığılma olarak özetleyebiliriz. Yerel yönetimlerin mevcut yönetimin yapısı, kaynakları ve dolayısıyla hizmetleri, artan kentsel ihtiyaçlara cevap vermekte yetersiz kalmaktadır. Bu durum, yerel yönetimleri, özelleştirme gibi yeni hizmet yöntemleri ve kaynakları bulmaya zorlamaktadır.

ÜNİTE 3

Demokrasiyle yerel yönetimler arasındaki ilişkiye bakılacak olursa, yerel yönetimler, demokrasi adına insanın özgürleştirilmesinde ve insanların demokratik eğilimlerinin kuvvet- lendirilebilmesinde birincil kuruluşlar olarak değerlendirilebilir. Buna bağlı olarak da demokrasinin başlıca öğelerinden olan, ancak yerel ölçekte de biraz daha farklı şekillerde değerlendirilen; yurttaş katılımı, çoğunluk ilkesi, liderlerin danışmaya önem atfetmeleri ve seçmene karşı hesap verme ihtiyacı duymaları gibi olgular, demokrasi ve yerel yönetim arasındaki ilişkiyi gösteren en önemli argümanlar olarak sıralanabilir.

**Günümüzde demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olarak kabul edilen yerel yönetimlerin, görev ve gelirlerin bölüşümü konusunda yeterli yetkilerle donatılmaları gerekmektedir. Bunun içinde yerel yönetimlerin mali ve idari özerkliğe sahip olmalarının şart olduğu görüşü hâkimdir. Yerel yönetimlerin mali ve idari özerkliğe sahip olabilmesi için yerel demokrasinin ilkelerine bağlı kalmaları gerekmektedir. Bu gerekliliğe bağlı olarak “yerel demokrasinin ilkeleri” aşağıda kısaca tartışılmıştır.

1-            Demokratik Davranış İlkesi: demokrasinin işlerlik kazanması ve sürdürülebilmesi genel anlamda halkın katılımına bağlı olması gerektiği genel bir kabuldür. Çağımız demokrasilerinin en önemli unsuru katılımdır. Vatandaşların demokratik ilkelere ve davranışlara olan alışkanlıkları ilk olarak yerel yönetimler aracılığıyla kazandırılacaktır. Bu sebeple yerel yönetimlere “demokratik terbiye kuruluşları”da denilmesi mümkündür.

2-            Etkinlik ve Verimlilik İlkesi:

3-            Sosyal Adalet İlkesi: Yerel yönetimler, demokrasinin başlangıç yeri olması yanında insan haklarına saygılı olmanın yerel düzeydeki güvencesi olarak görülmektedir. Belediye sınırları

içerisinde hiç kimseye ikinci sınıf insan muamelesi yapmadan, vatandaşlar arasında birlik ve beraber -lik düşüncesinin oluşturulabilmesi ve geliştirilebilmesi için belediyeler adaletli davranmaya mecburdurlar

4-            Açıklık (Şeffaflık) İlkesi: Yerel yönetimlerin karar verme ve uygulama süreçleri ne kadar açık olursa, halk katılımı ve denetimi de o kadar sağlanmış olacaktır.

5-            Tarafsızlık İlkesi

SİVİL TOPLUM GİRİŞİMLERİ VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI TANIMLARI

Toplumlar, özelliklerine göre, formel ya da enformel yapılar içinde vatandaşların gönüllü katılımına olanak sağlamaktadırlar. Bu itibarla demokrasinin sürdürülmesinde vatandaşların bireysel ya da örgütsel olarak toplumsal faaliyetlere katılımı oldukça önemlidir.

Toplumun gündemiyle yakından ilgilenen, insanların katılımcılık ruhunu geliştiren sivil toplum kuruluşları, ortak amacı toplumları etkilemek olan çok çeşitli çalışma grupları oluşturabilen, bilişim teknolojisinden yararlanabilen, toplumların gelişmesi için gerekli işlevlerin yerine getirilmesinde tüm toplum katmanlarının rol almasını sağlayabilen, üyelerinin dışındaki bireyleri de çalışmalarına katabilen kuruluşlardır. Sivil toplum kuruluşları, katılım ve demokrasi arasında kurulan bağın işlevselliği demokratik kurum ve kuralların benimsenmesi, işlerlik kazanması ve sürdürülmesi boyutlarında kendini göstermektedir. Sivil toplum kuruluşları kararların katılımcılar tarafından ortaklaşa alındıkça birlik ve taahhüt duygusunun kuvvetleneceğinden hareketle kendine güveni, otonomiyi, eleştirisiz otoriteyi kabul etmemeyi insanların kendi kaderlerini kontrol etmeleri gerektiğini benimsenmesi gereken değerler olarak görmektedir.

**Gönüllülük temeline dayanan sivil toplum kuruluşları halkın taleplerinin yönetime iletilmesinde önemli bir araçtır. 1980 sonrasında gerek dünyadaki gelişmeler gerekse bunların yansıması olarak ülkemizdeki gelişmeler sivil toplum kuruluşlarının önemini daha da artırmış **Yerel yönetimlerle demokrasi arasındaki ilişki, neo-Liberal düşünürlerce de özellikle vurgulanmaktadır. Hayek ve Nozick gibi düşünürler, kişi özgürlüğü, çoğulculuk, merkezî yönetimin sınırlandırılması üzerine çalışmalar yapmaktadırlar. Hayek, yerel yönetimlerle demokrasi arasında doğrudan bir bağ kurarak, yerel yönetimlerin yeterli ölçüde gelişmediği yerlerde demokrasinin sağlıklı işlemeyeceğinin altını çizmektedir. Bu görüşler çağdaş demokrasinin kurulma ve gelişmesinde yerel yönetimlerin vazgeçilmez rollerini ortaya koymaktadır.

**sivil toplum kavramı, “Devlet denetimi veya baskısının ulaşamadığı veya belirleyici olmadığı alanlarda, bireylerin/grupların devletten izin almadan, kovuşturmaya uğrama korkusu taşımadan ve ekonomik ilişkilerin baskısından da büyük ölçüde bağımsız olarak hareket ederek tutum belirleyebildikleri, sosyokültürel etkinliklerde bulunabildikleri gönüllü ve rızaya dayalı ilişkilerin, etkinliklerin ve kurumların oluşturulabildiği bir toplumu ifade eder.

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) tanımları göz önüne alınarak bazı ortak özellikleri şu şekilde gruplandırılabilir:

  • Genel olarak kamusal alandaki tüm bireylerin katılımına açık kuruluşlar, dernekler, sivil oluşumlar gibi yurttaşların gönüllü katılımı ile oluşan birlikteliklerdir.
  • STK’ların siyasal iktidar karşısında özerk ya da bağımsız olmaları esastır.
  • Tek renkli değildirler, heterojen yapıdadırlar.
  • STK’lar yasal kurumlardır. Bu nedenle bu kuruluşların kendi iç işlerinde insan haklarına saygı kurumsal düzeyde garanti altındadır.
  • STK’larda üyeler arasında sivil davranış ruhu egemendir. Bu nedenle aralarında karşılıklı saygı ve dayanışma ruhu ile hareket ederler.
  • STK’lar aynı zamanda ütopik bir potansiyeli bünyesinde barındırırlar. Bu kuruluşlar kendiliklerinden oluşmuşlardır.

**Sivil toplum kuruluşları ile ilgili olarak değinilmesi gereken bir nokta, yerel yönetimlerin de sivil toplumun bir parçası olarak algılanması ve bu anlamda bir bütünlük taşıdığının söylenmesidir. Magnusson, belediyelerin devletin değil, sivil toplumun bir parçası olduğunu belirterek bu görüşü paylaşmıştır.

***Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Yerel Yönetimlerin Demokratikleşmesine Katkıları Sivil toplumların fazla olduğu ülkelerde güven daha fazla olmakta, bu da beraberinde ekonomik ve siyasal istikrarı getirmekte böylece demokratikleşme süreci hızlanmaktadır.

Sivil toplum kuruluşları, bireysel taleplerin siyasi düzeyde yankı bulmasını sağlayan kuruluşlar olarak demokrasinin temsili düzeyden kısmen de olsa doğrudan düzeye taşınmasında öncü bir rol üstlenmekte ve çağdaş bir toplumun temel yapı taşı olarak yerlerini almaktadır.

Halkla İlişkiler=Çağımızın mesleği olarak kabul edilen halkla ilişkiler, kamu ve özel sektör kuruluşları için zorunlu bir ihtiyaç hâline gelmiştir. •Halkla ilişkiler kavramının ortak özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Halkla ilişkiler, bir örgütle kamu kuruluşu arasında karşılıklı anlayışın kurulmasını amaçlayan, önceden düşünülüp tasarlanmış, planlı ve sürekli çabadır.
  • Halkla ilişkiler, bir işletmenin ya da özel ve kamu kuruluşunun bağlantı kurduğu, kurabileceği kimselerin anlayışı sempati ve desteğini sağlamak amacı ile yönetici ve girişimcilerin başvurduğu yöntemlerin tümüdür.
  • Halkla ilişkiler, kuruluşu halka tanıtmak ve halkı tanımak sanatıdır

Kurumlara değer katan imajlarıdır ve imaja gösterilecek önem kurumların yapacakları en önemli yatırımlardan biridir. Halkla ilişkiler çalışmaları ile belediyelerin, akılda kalıcı,olumlu, saygın bir imajı oluşturulur ve sağlamlaştırılır. Olumlu bir kurum imajın oluşturulmasında ise halkla ilişkiler çalışmalarına verilen önem, etkili olmaktadır. Kamu hizmetlerinde kalite ve etkiyi artırma gayretleri ve demokratik devlet anlayışının bir gereği olarak, kamu yönetiminde şeffaflığın ve katılımın artırılması, kamuoyu denetiminin etkinleştirilmesi, halkın dilek ve beklentilerinin yönetimlerin kararlarına yansıtılarak daha sağlıklı çözümler oluşturulması tüm dünyada daha fazla önem arz etmeye başlamıştır. Özellikle son yıllarda Türkiye’de hızlanan şehirleşme, yerel yönetimlerin halkın katılımına ve verimli işleyen yönetim yapısına olan ihtiyacı artırmıştır.

Yerel Yönetimlerde Halkla İlişkiler=Yerel yönetimler açısından halkla ilişkiler halkın siyasal bir alt birim olarak yerel yönetime sesini duyurmasını sağlamak kadar, bir yönetsel alt birim olarak yerel yönetimlerin kaynakları verimli bir biçimde kullanmasını denetlemesini; yerel yönetimlerin de halkın talepleri, yerel yönetimlerin olanakları ve işin gerekleri arasında bir uzlaşma yaratmasını ve bu konuda halkı bilgilendirerek destek kazanmasını; ayrıca bunun düzenli, sürekli, planlı bir biçimde yerine getirilmesini sağlamayı içermektedir.

***Gerçek belediyeciliğin temel amacı, iyi çalışan, başarılı belediyeyi gerçekleştirmektir. İnsanı ön plana alarak, bir başka deyişle, insan hak ve özgürlüklerini gözeterek, kent halkına karşı duyarlı, sorumlu ve saygılı davranış içinde yürüten halkın belediyesinin oluşturulması; böylece toplumsal, kültürel ve fiziksel nitelikleri ile yaşanmaya değer, kentlilerin övdükleri, gurur duydukları ve aynı nitelikleriyle torunlarına miras bırakabilecekleri bir kentin yaratılmasıdır. Bu nedenle belediyecilikte halkla ilişkiler çağdaş, demokratik ve saydam bir yönetim sistemi oluşturmanın gereğidir.

**Bununla birlikte belediye içinde halkla ilişkiler biriminin yeri ve örgütleniş biçimi de önem taşımaktadır. Çünkü örgütlerdeki birimlerin önemi, bizzat yaptıkları işten başka, hiyerarşideki yerine göre de değişir. Bir genel müdüre veya müsteşara doğrudan doğruya bağlı olan, onun denetim ve gözetimi altında bulunan bir birimle; örneğin bir şube şefinin denetiminde olan bir birimin etkinliği aynı olmayacaktır. Bir birimin öteki birimlerle haberleşmesinde, eş güdümünde, çıkan veya çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümlenmesinde, emirlerin yerinem getirilmesinde birimin konumu önem taşır. Kısaca kurumlarda halkla ilişkiler biriminin teşkilatlanması, o kurumun halkla ilişkiler konusundaki başarısında etkili olmaktadır.

**Halkla ilişkilerin işlevlerinden biri halkı tanımak, halkın belediyeyi nasıl algıladığını öğrenmektir. Tanıma yöntemleri ise, vatandaşın zihnindeki belediye algısını öğrenmenin en kolay yöntemlerinden biridir. Bu yöntemleri ile kent halkının zihnindeki belediyeye yönelik yanlış ve olumsuz algılar belirlenmeli ve bu yönde çalışmalar yapılmalıdır.

Yerel Yönetimlerde Halkla İlişkilerin Amacı

  • Kamuoyunun kuruluşa ilişkin eğimlerini, tutum ve beklentilerini saptayarak kuruluşta uygun iyileştirilmelerin yapılması için önerilerde bulunmak
  • İnsan davranış ve tutumlarının gerçek nedenlerini anlamak
  • Örgüte ilişkin, kamuoyunda ortaya çıkmış olan yanlış anlamaları önlemek
  • Kuruluşla halk arasında karşılıklı saygı ve toplumsal sorumluluk duygularını geliştirmek
  • Özel çıkarlarla kamusal çıkarlar arasında uyum sağlamak
  • Mal ve hizmetlerin niteliklerinin geliştirilmesine katkıda bulunmak
  • Örgütün kurumsal kimliğinin oluşturulması ve benimsetilmesine yardımcı olmak
  • Demokratik değerlerin gelişmesine katkıda bulunmak

Yerel Yönetimlerde Halkla İlişkilerin Temel İlkeleri

  1. Dürüstlük

B.İnandırıcılık

C.Yineleme

D.Bütçe

Yönetime Katılmanın Tanımı Yönetime katılmanın oldukça farklı tanımları bulunmaktadır. Bu tanımların ortak özelliği, katılmayı yurttaşın yönetimde söz sahibi olması olarak görmeleridir. Yönetime katılmada birincisi “yönetim”, ikincisi “yurttaş” olmak üzere iki temel unsur söz konusudur. Katılma, bu iki unsur arasındaki etkileşimin değişik boyutlarını anlatan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Genel anlamda yönetime katılımdan, anayasal demokratik ülkelerde yurttaşların siyasal sistemde alınan çeşitli kararları etkilemek amacıyla yapmış oldukları eylemlerin tümü anlaşılmaktadır.

  1. a) Geleneksel Katılma Türleri
  • Oy verme •             Seçimlerde aday olma
  • Kamu yönetimine girme •             Devlete karşı dava açma
  1. b) Yeni Katılma Türleri: Kamu yönetimine geleneksel katılma biçimlerinin dışında, özellikle 1970’lerden sonra, yeni katılma biçimleri ya da diğer bir ifade ile sivil itaatsizlik olarak adlandırılan davranış biçimleri dikkati çekici bir şekilde artmıştır.Bu tür eylem biçimlerinin günümüzde sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Bu eylemlerin bazıları şunlardır:
  • Oturma, işgal
  • Ağaçların kesilmesini engelleme, ağaçlara sarılma
  • Dilekçe vermek, mektup yazmak
  • Anket düzenlemek
  • Afiş, bildiri, para toplama
  • Kendini zincirleme, yol kapatma

Yönetime katılma biçimleri ile demokrasinin gelişimi ve mutlak iktidarların sınırlandırılması arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır.

Gönüllülük Tanımı :Bireylerin tek başlarına üstesinden gelemeyecekleri farklı sorunlar karşısında, bir araya gelerek, iş birliği içerisinde “vatandaşlığı” öğrenip uyguladıkları sivil

yapıların önemi giderek artmaktadır. “Gönüllülük” ve “hizmetlere gönüllü katılım” sadece yerelde değil, ulusal ve uluslararası alanda da önemini hızla arttıran kavramların başında gelmektedir.

**Gönüllülüğün tanımlanmasında son değerlendirmelere göre “kamusal iyilik amacıyla girişilen her türlü faaliyet” niteliği ön plana çıkmaktadır. Gönüllülüğün tanımlanmasında gönüllülüğün üç anlamı öne çıkmaktadır. Bunlardan ilki gönüllülüğün aktif üyeliğe dayanması; bireyin, üyesi olduğu organizasyon için fazladan faaliyette bulunmasıdır. Diğer kullanımda gönüllülük,aktif vatandaşlık çerçevesinde topluma karşı hissedilen sorumluluk çerçevesinde girişilen faaliyetler biçiminde değerlendirilmektedir. Son olarak gönüllülük, bedelsiz olarak kamusal yarar amacıyla gerçekleştirilen çeşitli faaliyetler olarak görülmektedir.

Yerel Yönetimlerde Gönüllülük :Günümüzde yaşanan ekonomik, teknolojik vb. değişim, kamusal hizmetlerinin üretimini ve sunumunu doğrudan etkilemektedir. Yerel nitelikli hizmetlerin karşılanmasında ve etkin, eşit, adil ve ihtiyaçlara uygun biçimde dağıtımında yaşanan güçlüklerin yanında, yerel yönetimlerin mali alt yapılarının elverişsizliği hizmetin üretimi ve dağıtımı açısından alternatif yapıların oluşmasına da yol açmıştır. Bu itibarla kamusal mal ve hizmetlerin üretilme süreçlerine vatandaşların bir şekilde zamanını ya da parasını sarf ederek katılması, hizmet maliyetlerini düşürücü, kaliteyi de artırma potansiyeli yüksek bir alternatif hizmet sunma yöntemidir. Gönüllü katılımın özellikle yerel yönetimlerde hizmetlere katılımın önemli bir alternatifi olduğu ortadadır. Örneğin, ABD’de tüm yerel yönetimlerin %70’inden fazlasında hizmetlere gönüllü katılımın bir şekilde sağlandığı; özellikle ABD’nin üçte ikisine hizmet sunan 25 bin gönüllü itfaiye teşkilatında toplam istihdamın %80’ine denk gelen bir milyondan fazla itfaiye erinin gönüllü çalıştığı dikkate alınırsa konunun önemi de kavranacaktır.

UNITE 4=

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE YEREL YÖNETİM YAPILARI

**Fransa, Portekiz,İtalya, Belçika ve Türkiye gibi ülkelerde “Fransız Modeli” hâkimdir. Bu modele göre,yerel yönetimler anayasa ile güvence altındadır ve belli bir statüsü bulunmaktadır.Yerel yönetim birimlerin varlık sebepleri işlevsel olmaktan çok siyasaldır.

**Anglosakson geleneği anayasal bir statüye sahip olmayan yerel yönetimler, federal devlet ya da eyaletlerden ayrı bir kişi olarak da kalmaya özen göstermektedirler. ABD, Kanada ve İrlanda.

**Kuzey ve Orta Avrupa ülkelerinde etkili olan modelde ise, yerel yönetimler kendilerine yasa ile verilmiş yetkilerin dışında ve üstünde genel bir yetkiye sahiptir. Bu sistemde çeşitli yönetim basamakları arasındaki ilişkileri yöneten katı yöntemsel kurallar vardır. İsveç, Norveç ve Danimarka.

ABD’DE YEREL YÖNETIMLER ABD, çoğulcu demokrasiye dayalı, başkanlık sistemiyle yönetilen federal bir cumhuriyettir. Yönetim sistemi üç kademeli bir yapı çerçevesinde şekillenmıstır.İlk düzey faderal devlet,ikinci duzeyı eyaletler,ucuncu duzeyı ıse yerel yonetımlerdır.

***ABD, federal yapısının belirleyici özelliğini,”ademimerkeziyet” anlayışının bütün yönetim mekanizmalarına hâkim kılınması oluşturmaktadır. Bu anlayışın bir gereği olarak, görevleri, mali kaynakları ve sorumlulukları anayasada tanımlanmış olsa da, ikinci düzey yönetim kademeleri olan eyaletler içişlerinde tümüyle serbesttirler. Üçüncü düzey yönetim kademesini oluşturan yerel yönetimler ıse ademimerkeziyet anlayışının etkısındeler.

***ABD mahallî üniteleri idari düzen açısından, esas itibariyle yerel kendi kendini yönetim ilkesinin bir sonucu olan demokratik ademimerkeziyet ilkesine göre kurulmuşlardır. Böylece Amerikan yerel yönetim sistemi, tek merkezli bir niteliğe sahip olmaktan son derece uzaktır.

ABD’de Yerel Yönetimlerin Tarihçesi ve Siyasal Temelleri *** 19. yüzyılın başlarında “local government” (yerel hükümet) terimi ekseninde yerel yönetimler doğmaya başlamıştır. İngiliz-Amerikan geleneği Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mahallî idarelerin ortaya çıkışında etkili olmuştur. 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında her biri itfaiye, kanalizasyon, su vb. birçok hizmeti sağlamak için vergi toplama yetkisine sahip olan özerk mahallî idare yönetimleri ortaya çıkmıştır.

***Amerika’daki yerel yönetimler aşağıdan yukarıya doğru devlet yapısı içerisinde yer almıştır. ABD’de yerel yönetim anlayışı ekonomik,sosyal ve politik süreçlere katılım olarak kendini göstermektedir.

***ABD’de özerk belediyecilik hareketi 1875 Missouri Anayasası ile yasallaştı.Özerk belediyecilik (municipal home rule) akımı,belediyelerin yerel nitelikteki işlerine üye devletlerin (state) ya da eyaletlerin karışmasına izin vermez; kamusal ve toplumsal hizmetlerle kolluk görevlerini yerine getirebilmeleri için, belediyelere gerekli yetkilerin ve kaynakların verilmesini öngörür.

(Özerk belediyecilik=”kesin karar alma yetkisi, merkezî idarenin yersiz etkilerinden arındırılmış olma ve parasal açıdan bağımsız olma”)

Günümüz ABD’sinde Yerel Yönetim Sisteminin Genel Özellikleri

 Mevcut yerel yönetimleri sınıflandırırken, Amerikan sistemi ile Türk sistemi arasında tam bir karşılaştırma yapmak ve yerel yönetim birimlerini birbirleri ile eşleştirmek mümkün olmamaktadır. Genel olarak yerel yönetimler için CountiesMunicipalities, Townships, School Districts, Special Districts şeklinde bir sınıflandırma yapılmaktadır.

NOT^ ABD’de yerel yönetimler köken olarak İngiliz ekolünü andırır.

ABD’de Yerel Yönetim Birimleri ve Yönetsel Yapıları County=Eyaletlerin kendi sınırları içerisindeki en büyük mahallî idare birimi olan county’ler, bazı hizmetlerin yürütülmesinde üye eyalet adına, onun uzantısı gibi davranarak etkin rol oynar.

*** Connecticut ve Rhode Island dışında ABD’yi oluşturan üye federe devletlerin (eyaletlerin) tümünde var olan county’ler, New England eyaletindeki sadece yargı görevini ifa eden County Louissiana’da “Parish” adını alır. Genellikle bir yargı mercii olarak üye devletin ceza kanununu uygulayan county’ler, eyaletlerin vergileri ile mahallî vergileri tahsil eder, seçim yerleri ile seçim görevlilerini tayin eder ve seçimleri uygular. Okulları ve kütüphaneleri yönetir, yolları koprulerı yapar.

*** County’lerin teşkilat yapısı için tek tip bir yapıdan söz etmemiz mümkün değildir. County meclisleri, seçilmiş idari görevliler,atanmış görevliler(sağlık müdürü, yol müdürü,tarım müdürü) meclis ihtisas komisyonları(sağlık,hastane, kütüphane, seçim) olarak dörde ayırabiliriz.Bunlardan County meclisi, birden fazla üyeden oluşan karar alma ve yürütme organıdır.Üye sayısı 3-50 arasıdr. Municipality=Turkce anlamı beledıye demektır. ABD’de municipality daha çok yoğun nüfuslu küçük yerleşim birimlerinin yerel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak kurulmuş yerel yönetim birimidir. Municipality’lerin hak ve yetkileri ise, vergilendirme ve borç alma yetkisi; sağlık, güvenlik ve adabı koruma ve geliştirme yetkisi; belirli amaçlarla istimlak yapma hakkı; belirli kamu kuruluşlarını işletme ve kanunları cebrî olarak uygulama yetkisi şeklinde sıralanabilir. Municipality’ler, belediye başkanlı meclis sistemi, profesyonel yöneticili meclis sistemi ve kent komisyonu şeklinde sınıflandırılabilir.

  1. a) Belediye Başkanlı-Meclis Sistemi=Bu sistemde seçilmiş bir belediye meclisi vardır. Belediye başkanları her eyaletin özel kanunlarına göre değişen yetkilere sahiptirler. Bu nedenle bu sistem güçlü belediye başkanı ve zayıf belediye başkanı olmak üzere iki alt bölüme ayrılarak incelenebilir. (Güçlü Belediye Başkanı ve Zayıf Belediye Başkanı)
  2. b) Belediye Meclisi-Şehir Yöneticisi Sistemi=Bu sistemde yetki, halk tarafından seçilmiş belediye meclislerine aittir. Meclis, üyeleri arasından birini belediye başkanı olarak seçer. Aynı zamanda çeşitli idari birimleri yönetecek, koordine edecek, yerel idarelerin politikasını uygulayacak “city manager” denilen profesyonel yöneticiyi atar. Belediye meclisi şehir yöneticisi atama ve azletme yetkisine sahiptir. Belediye başkanı meclis üyesidir, veto hakkı yoktur, idari yetkileri de yoktur. Bu sistem daha çok nüfusu 10.000’i geçen şehirlerde uygulanır. Başarılı bir sistem olarak nitelendirilmekte ve sistem giderek yaygınlaşmaktadır.
  3. c) Kent Komisyonu Sistemi=Hâlen Amerika Birleşik Devletleri’nde az sayıdaki municipality’de uygulanmaktadır. Halk tarafından seçilen komisyon üyeleri (5 kişi) hem karar organı hem de uygulama organıdır.

Township= Township, genellikle county’nin ayrı bir alt bölümünü oluşturan yerel yönetim birimidir. Aslında bir ilçe görüntüsünde olan Township’lerin bir kısmı, nüfuslarının artması sonucu il görüntüsü kazanmışlardır.

*** Township’ler fonksiyonel olarak ABD’nin federal yapısı içerisinde eyaletlere göre büyük farklılıklar göstermektedir. Buna rağmen bir genelleme yapacak olursak; mahallî yolların yapım ve bakımı, ilkokulların yönetimi ve yoksullara yardım, kütüphane, su, kanalizasyon, çöp imha gibi kırsal nitelikli işleri, bu yerel yönetim birimlerinin görevleri olarak sayabiliriz. Township yönetimlerinde “Kasaba Toplantısı” denen, doğrudan demokrasi uygulaması niteliğindeki bir sisteme rastlanılmakta.

*** Yönetim organları, “mütevelli heyeti”, “danışmanlar meclisi”, “yönetim kurulu”olarak adlandırılan en az üç üyeden oluşan kurullardır.

District=İlk üç başlık altında incelenen yerel yönetim birimleri, belli ölçüde genel amaçlı yerel yönetim türleri idi. District ise, sadece belirli bir özel amaca hizmet eden ya da belirli bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yerel yönetim birimleri şeklinde tanımlanabilir. Örneğin sadece okulların yönetimini ele alan birimler, diğerlerinden ayrılarak “School District” adını almıştır. Hizmet alanları su ve kanalizasyon, konut,yangınla mücadele, çevre kirliliğinin önlenmesi, tabii kaynakların korunması ve ulaşım gibi konuların yanında okulların yönetimini de içermektedir. ***ABD genelinde yaklaşık 45.000 civarında bu tür yönetim birimi bulunmaktadır. Bunlardan 15.000 kadarını okul yönetimleri oluşturmaktadır.Alaska hariç her eyalette bu yönetim türü yer almaktadır. Bu yerel yönetim sisteminin savunucuları verimli bir yönetimi mümkün kıldığını iddia ederken, karşıtları ise devlete ait görevleri yayarak kontrol edilmesi çok güç bir hâle getirdiğini iddia etmektedr.

Büyükşehir Yönetimi=ABD Nüfus Bürosu tarafından metropolitan alan konusunda belirlenen kriterler; nüfus, iş-meşguliyet ve merkezî kent ile diğer kentlerin ilişkisi şeklindedir. Bu konudaki ilk yöntem, Houston şehrinde olduğu gibi mücavir alanların ve banliyölerin merkezî kente katılması şeklinde idi. Ancak mücavir alanlar ve banliyöler bu uygulamaya yönelik referandumda ret oyu vererek bu tür bir uygulamaya karşı koymuşlardır. İkinci yöntem, San Fransisco, Boston, New York şehri gibi County ve Municipality yönetimlerini bir çatı altında toplayan vilayet yönetimidir. Diğer bir yöntem ise, yerel konuların kent yönetimine bırakıldığı metropolitan alanın tümünü ilgilendiren konuların kendisine bırakıldığı metropolitan bir yönetimin oluşturulmasıdır.

JAPONYA’DA YEREL YÖNETİMLER

Japonya üniter yapıyı benimsemiş, anayasal monarşi ile birlikte parlamenter hükümetin var olduğu bir ülkedir. Nüfus itibariyle dünyanın 10. büyük ülkesi olan Japonya, Asya kıtasının doğusunda dördü büyük olmak üzere çok sayıda adadan oluşmaktadır. 21. yüzyılın başlarından itibaren mali yerelleşme konusunun önemli gündem maddelerinden birini oluşturduğu Japonya’da, yerel yönetimlerin ekonomideki ağırlığı oldukça fazladır. Çok sayıda vergiden oluşan,karmaşık bir yerel vergi yapısı vardır. Yerel yönetimlerin öz gelirlerdeki yetersizlik,büyük ölçüde idareler arası transferlerle giderilmektedir.

*** Yerel yönetim maliyesinde yaşanan bu sorunların çözümü amacıyla ülkede özelleştirmeden, belediyelerin birleştirilmesine ve yerel yönetim gelirlerinde yerel tahsis vergisi, tahsisli yardımlar ve yerel vergileri içeren bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Japonya bugün hâlâ yerel yönetim harcamalarının GSMH’ye oranının en yüksek olduğu ülkelerden biridir.

Yerel Yönetimlerin Tarihsel Gelişimi Japon yerel yönetim sisteminin temeli, Meiji Restorasyonu’na kadar gitmektedir. Üniter bir yapıya sahip bu ülke, 1603-1868 süresince, “Han” denilen ve vilayetlerden daha küçük bölümlere ya da ciddi derecede bir bağımsızlığa sahip olan feodal beyliklere ayrılmıştı. 1871 yılında feodalizm kaldırılarak güçlü bir merkezî hükümet kurulması yönünde adımlar atılmıştır. 1873 yılında İçişleri Bakanlığı kurulmuş ve bunu belediye kurumlarının standartlaştırılması ve daha demokratik otoritelerin oluşturulması izlemiştir.

*** II. Dünya Savaşı sonrasında Amerikan işgal kuvvetlerinin uygulamaya koyduğu reformlarla birlikte, belediyeler ve valiliklerin organlarının seçimle işbaşına gelmesi sağlanmıştır. Merkezdeki bürokratların yerel düzeydeki yetkileri azaltılırken, yerel meclislerin fonksiyonları artırılmıştır. Böylece yerel yönetimler tekrar özerkliklerine kavuşmuşlardır. Yerel yönetimler üzerinde çeşitli kontrol mekanizmaları uygulamaya konulmuş; bu durum “Kontrollü Yerinden Yönetim Sistemi” olarak adlandırılmıştır.

Japonya’da Yerel Yönetimlerin Türleri Yerel yönetimlerin sınıflandırılmasına bakıldığında, genel nitelikteki yerel yönetimler valilikler ve Belediyelerden,özel nitelikteki yerel yönetimler ise özel bölge yönetimleri, taşınmaz mal yönetimleri, yerel yönetim birlikleri ve yerel kalkınma birliklerinden oluşmaktadır. Ülkede Temmuz 2008 itibariyle 47 valilik, 783 il belediyesi, 811 ilçe belediye ve 193 köy belediyesi vardır.

*** Yerel harcamaların azaltılması, belediyelerin konsolidasyonu, personel sayısı ve ücretlerde kesintiye gidilmesi, yerel hizmetlerin bazılarının özelleştirilmesi ve mali sorumluluğun yükseltilmesi gibi birtakım tedbirleri kapsayan reform sürecinin hayata geçirilmesini gündeme getirmiştir. “Trinity Reform” olarak adlandırılan bu süreçte; yerel yönetim düzeyinde mali disiplini sağlamak amacıyla merkezî yönetimin yerel yönetimlerin borçlarını üstlenmesi konusunda önemli sınırlamalar getirilmiş ve belediye vergilerinin tahsilat oranlarının yükseltilmesi konusunda bir takım önlemler alınmıştır.

ALMANYA’DA YEREL YÖNETİMLER

Ülkede yerel yönetimler anayasal kurumlardır. Yerel yönetimler, belediyeler ve ilçelerden oluşmaktadırlar. İller birkaç istisna dışında yerel yönetim birimi olarak görülmemektedir.

Devletin belediyeler üzerindeki gözetim yetkisi, bu kuruluşların yönetimlerinin yasalara uygunluğunun denetlenmesi ile ilgilidir.

*** Yerel yönetimler,Almanya’nın federal yapısı içinde federal devlet ve eyaletlerden sonra yer alan üçüncü ve en alt kademesidir. Bu nedenle eyaletlere göre değişen farklı yerel yönetimler ile karşılaşılabilmek mümkündür. Burada üç temel işleven söz edebiliriz:

  1. Devletin en küçük birimleri olmaları 2.katılanların      kendini yönetme hakkına sahip olmaları

3.emir ve yasaklar koydukları bağımsız toplumsal kurumlar olmaları

*** Ülkede yürürlükte olan, Belediye Yönetmeliğine göre, belediyeler kendi sınırları içerisinde her türlü kamu hizmetini yerine getirebilir. Almanya’da yerel özerklik bulunmaktadır ve Subsidiarite İlkesi ön plandadır.Yani, yerel yönetimlerin yerine getirecekleri hizmetler mevzuatla sınırlandırılmamış, hatta hizmetin vatandaşa en yakın birim tarafından verilmesi özendirilmiştir.

*** Kamu hizmetlerinde oldukça gelişmiş olan yerel yönetimler, sosyal yardım hizmetlerinde, ilçe ve belediye şeklinde kamusal hizmet sunmaktadır. Cankurtaran hizmetleri, yerel sosyal ve gençlik yardımları, çocuk yetiştirme yurtları, yaşlılar evi,zihinsel ve bedensel engelliler için eğitim kurumları, okul, ana sınıfı ve kreş, halk yüksek okulları, akşam liseleri, yatılı okullar..

İNGİLTERE’DE YEREL YÖNETİMLER

İdari sistemi tek parlamento ve tek hükûmet tarafından yönetilen üniter bir devlet olan ve İngiltere olarak isimlendirilen ülke İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’dan oluşmaktadır. İngiliz yerel yönetimleri temelde bazı metropoliten şehirler dışında kademelenmesinde nüfusun ölçüt olduğu iller ve ilçelerden oluşur.

*** İngiltere’de yalnızca bölge halkını ilgilendiren konularda yerel yönetimler söz sahibidir. İngiltere’nin ve Galler’in pek çok bölgesinde hizmetler iki kurum arasında paylaştırılmıştır. Bunlardan biri yerel yönetim bölgesi komisyonu, diğeri de il komisyonlarıdır. Büyük şehirlerde ise ilçe teşkilatları hizmet vermektedir. İngiltere’de yerel yönetimler, seçilmiş yerel meclisleri ile kendi sınırları içinde temel kamusal hizmetleri yürütme yetkisine sahiptirler.

FRANSA’DA YEREL YÖNETİMLER

Anayasal ve politik olarak güçlü bir merkeze sahip Fransa’da, 1982’de başlayan desantralizasyon süreci 17 Mart 2003’te kabul edilen değişikliklerle ivme kazanmış görünmektedir. Anayasasının 1. maddesi “Cumhuriyet yerinden yönetim ilkesine göre örgütlenir.” şeklinde değiştirilerek “üniter devlet” ifadesi çıkarılmış, böylece,yerinden yönetim ilkesi ve cumhuriyetin ademimerkeziyetçi niteliği, anayasa hükmü hâline getirilmiştir.

*** Genellikle merkezîyetçi bir tutuma sahip olmasıyla tanınan Fransa’da hâlen üç ayrı tipte yerel ve bölgesel kuruluş mevcuttur. Bunlar: Bölgeler, departmanlar ve komünlerdir(belediyeler). Departman ve komünler tarafından gerçekleştirilen hizmetlerin bir kısmı kanunlarda öngörülmüş olup zorunlu bir niteliğe sahiptir. Sosyal güvenlik sisteminin kapsamı dışında kalanlara yardım, örneğin, yaşlılara yardım, çocukların korunması gibi durumlarda mahallî idareler sosyal yardımlarda bulunur.

Yerel nitelikli sosyal yardımlar belediyeler tarafından yapılmaktadır.

DİĞER ÜLKELERDEKİ YEREL YÖNETİMLER

İsveç=İsveç, yerel düzeyde kendi kendine yönetim geleneğine sahip bir ülkedir. Bu gelenek, belli bir coğrafi alanda yaşayan insanların belli sosyal ve teknik hizmetler gibi ortak ilgi ve çıkarları etrafında bir araya gelerek kendilerini ilgilendiren konularda kendi iradelerini ortaya koymalarıdır. İller ve belediyeler vergi koyma yetkisine sahiptir. İsveç yönetim modeli, aktiviteler için gerekli karar alma mümkün olduğu kadar halka yakın olması esasına da dayanır.

*** İsveç’te yerel yönetimler yasası dışında sosyal hizmetler, sağlık ve tıbbi hizmetler, kurtarma hizmetleri yasalarıyla iller ve belediyelere geniş sorumluluklar yüklenmiştir. İller için zorunlu görevler; sağlık ve tıbbi hizmetler, çocuklar ve 20 yaşına kadar olan gençlerin diş ve ağız sağlığı iken yerel yönetimlerin diğer ayağı olan belediyelere büyük bir sosyal yardım alanı kalmıştır. Danimarka=İller ve belediyeler şeklinde örgütlenen Danimarka’da, iller daha ziyade ulaşım, hastane, orta öğretim hizmetleri ile diğer hizmet alanlarından bazılarında (çevre gibi) belediyeler arasında koordinasyon rolü oynarlar. Sosyal yardım hizmetleri ağırlıklı olarak belediyeler tarafından verilmektedir. Belediyeler, başta koruyucu sağlık hizmetleri olmak üzere, kreş ve bakım evleri, huzur evleri açmak ve işletmek, çocuk, kadın, yaşlı ve özürlülere yönelik çok detaylandırılmış yardım hizmetleri sunmaktadır.(Danimarka Özürlüler Yasası)

Belçika=1980 öncesinde en üst düzeyde devletin tüm yetkilere sahip olduğu Belçika’da günümüzde üç bölge (Brüksel, Flamende, Wallon), dokuz il ve 589 belediye bulunmaktadır. Belediyeler yerel düzeyde en geniş anlamda özerk yetkilere sahiptirler. Öğretim alanında daha iyi hizmet vermek amacıyla iller ve belediyeler arasında rekabet yaşanabilmektedir.

UNITE 5=

YEREL YÖNETİM Mevcut Anayasamızın 127. maddesi, yerel yönetimler sistemimizin hukuki temeli durumundadır. Ülkemizde de 1876 Anayasası’ndan itibaren yerel yönetimlerle ilgili kurallar anayasalarımızda yer almıştır. Merkezîyetçi bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu’nda yerel yönetimlerle ilgili yasal düzenlemelerin anayasa ve yasalarda yer alması ancak Tanzimat’tan sonra olabilmiştir.

1876 ANAYASASINDA YEREL YÖNETİMLER 1876 Anayasası bir imparatorluk anayasası olarak hazırlanmış olup Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır. 18. yüzyıldan itibaren Batı’ya açılan Osmanlı Devleti, başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın merkezîyetçi devletlerinden etkilenmiştir. Ülkenin iki yüz yıllık gerileme dönemine son vermek isteyen bir grup insan, güçlü devlet sistemini merkezîyetçi yapıda görmüş ve genel idareyi ve onun bir uzantısı olan taşra teşkilatını düzenleyen bir anayasa hazırlamışlardır. İlk Osmanlı Anayasası 23 Aralık 1876 tarihinde, Islahat Fermanı’nda olduğu gibi, yine bir hatt-ı hümayun ile ilan edilmiştir. 1876 Anayasası illerin yönetimini “tevsi-i mezuniyet” ve “tefrik-i vezayif ilkeleri üzerine oturtmuştur.(YETKİ GENİŞLİĞİ)

1921 ANAYASASINDA YEREL YÖNETİMLER 1921 Anayasası’nda 11., 12., 15., 16., 17. ve 18. maddeler yerel yönetimlerle ilgili maddelerdir.

1921 Anayasası, Türkiye’de yerel yönetimlerin gelişmesini öngören bir içeriğe sahiptir. 1921 Anayasası ülkeyi il, ilçe ve bucaklara ayırmış, il ile bucakların “tüzel kişiliğe ve özerkliğe sahip” olduğunu ifade etmiş, bu yerlerde yönetimi meclislere vermiştir. Anayasa’da ilçeler, sadece mülki birimler olarak düzenlenmiş, bucaklara ise iller gibi tüzel kişiliği olan bir mülki birim olarak yer verilmişti.

1924 ANAYASASINDA YEREL YÖNETİMLER 1924 Anayasası kurucu meclis tarafından değil, İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından hazırlanmıştır. 1924 Anayasası bazı değişikliklere uğramış olsa da 1961 Anayasası’na kadar yürürlükte kalmıştır. 105 maddeden oluşmaktadır. Bu anayasada illerin yönetimine ve yerel yönetimlere ilişkin 3 madde yer almaktadır. 1924 Anayasası, 1876 Anayasası’nda yer alan görev ayrımı ve yetki genişliği ilkelerini aynen benimsemiştir.

1961 ANAYASASINDA YEREL YÖNETİMLER 1961 Anayasası’nın 116. maddesi yerel yönetimlerle ilgilidir. Yetki genişliği ve görev ayrımı ilkelerinin bütünü olarak görülen ademimerkeziyetçilik, 1961 Anayasası ile birlikte anayasal temelini yitirmiştir. 1961 Anayasası’nda idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ifade edilmiş ve böylelikle görev ayrımı teriminin varlık temeli ortadan kaldırılmıştır.

1982 ANAYASASINDA YEREL YÖNETİMLER Yerel yönetimler açısından demokratik özgürlükleri sınırlayan ve kısıtlayan bir anlayışla düzenlenmiştir. Yerel yönetimlerin seçimleri, Anayasa’nın 67. maddesindeki esaslara göre beş yılda bir yapılır. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıla kadar öne alınmasına karar verebilir. Süre dolmadan boşalmalar hâlinde ara seçime gidilir. Ara seçimin ne zaman yapılacağı kanunda gösterilir. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir. 1982

Anayasası’nın yerel yönetimler bakımından ihtiva ettiği hükümler 1961 Anayasası’na benzemektedir. Ancak 1982 Anayasası merkezî yönetimi güçlendirmiştir. Güçlenen merkezî yönetimle, merkezî yönetim yerel yönetim ilişkisi kısmen kötüleşmiştir. 1982 Anayasası ile İçişleri Bakanlığı’na belirli durumlarda geçici olarak yerel yönetim organlarını görevden alma yetkisi verilmiştir. 1982 Anayasası seçim dönemlerini 4 yıldan 5 yıla çıkarmış ve düzenlemeyi yasama meclisinin iradesine bırakmayarak anayasal bir kural hâline dönüştürmüştür.

YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ TEMEL KANUNLAR -5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU=13.07.2005 tarih 25874 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

-5216 SAYILI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KANUNU=23.07.2004 tarih ve 25531 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ HUKUKSAL METİNLER -BELEDİYELER=Belediye yönetiminin kuruluşu, iki ölçüte göre kesinlik kazanır. Birincisi nüfus büyüklüğüdür. İkinci ölçüt, idari bölümlenme biçimidir. İl ve ilçe merkezlerinde nüfusları ne olursa olsun belediye kurulması zorunludur.

BELEDİYELERİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI Belediyelerin en esaslı ve doğal görevi, beldenin ve belde halkının sağlık, esenlik ve refahının sağlanacağı düzeni oluşturmak ve tüm uygar mahallî müşterek gereksinimlere ve hemşerilik hislerine cevap verebilmektir. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açabilir.

BELEDİYENİN ORGANLARI

1-            BELEDİYE MECLİSİ=5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 17. maddesine göre; belediye meclisi, belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur.

2-            BELEDİYE MECLİSİ BAŞKANLIK DİVANI=5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 19. maddesine göre; belediye meclisi, seçim sonuçlarının ilanını takip eden beşinci gün belediye başkanının başkanlığında kendiliğinden toplanır. Meclis bu toplantıda, üyeleri arasından, gizli oyla meclis birinci ve ikinci başkan vekili ile en az iki kâtip üyeyi ilk iki yıl için görev yapmak üzere seçer. İlk iki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı yapılacak ilk mahallî idareler seçimlerine kadar görev yapar.

3-            BELEDİYE ENCÜMENİ=Belediye encümeni, belediye yönetiminin ikinci derecede karar ve danışma organıdır. Görevlerinden dolayı belediye meclisine karsı sorumlu olan belediye encümeni; belediye başkanı ile seçilmiş encümen üyelerinden ve belediyelerin bir kısım birim amirlerinden oluşur. Meclis tarafından seçilen encümen üyelerinin görev süresi bir yıldır.

4-            BELEDİYE BAŞKANI=5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 37. maddesine göre; Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilir. Belediye başkanı, görevinin devamı süresince siyasi partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ Türkiye’de metropoliten alanlardaki kentsel sorunları çözmek amacıyla 1982 Anayasası’nın 127. maddesine dayanılarak, 1984 yılından itibaren büyükşehir belediyeleri kurulmuştur. Büyükşehir belediyelerini düzenleyen 3030 sayılı kanun, 2004 yılında yürürlükten kaldırılarak, yerine 23.07.2004 tarih ve 25531 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5216 sayılı kanun uygulamaya konmuştur. 5216 sayılı Kanunun amacı, büyükşehir belediyesi yönetiminin hukuki statüsünü düzenlemek, hizmetlerin planlı, programlı, etkin, verimli ve uyum içinde yürütülmesini sağlamaktır.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN ORGANLARI

1-            BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ=Büyükşehir belediye meclisi, Büyükşehir belediyesinin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilen üyelerden oluşur. Büyükşehir belediye başkanı büyükşehir belediye meclisinin başkanı olup, büyükşehir içindeki diğer belediyelerin başkanları, büyükşehir belediye meclisinin doğal üyesidir.

2-            BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE ENCÜMENİ=belediye başkanının başkanlığında, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye ile biri genel sekreter, biri mali hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden oluşur. Belediye başkanının katılamadığı toplantılarda, encümen toplantılarına genel sekreter başkanlık eder.

3-            BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI=büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Büyükşehir belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre büyükşehir belediyesi sınırları içindeki seçmenler tarafından doğrudan seçilir

İLLER BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 6107 sayılı yasayla kurulan, İller Bankası Anonim Şirketinin amacı; il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile münhasıran bunların üye oldukları mahallî idare birliklerinin finansman ihtiyacını karşılamak, bu idarelerin sınırları içinde yaşayan halkın mahallî müşterek hizmetlerine ilişkin projeler geliştirmek, bu idarelere danışmanlık hizmeti vermek ve teknik mahiyetteki kentsel projeler ile alt ve üstyapı işlerinin yapılmasına yardımcı olmak ve her türlü kalkınma ve yatırım bankacılığı işlevlerini yerine getirmektir..Kısaltılmış ismi İLBANK’TIR.

ÜNİTE 6=

YEREL YÖNETİM BİRİMİ OLARAK İL ÖZEL İDARELERİ

Türkiye’de özellikle 1990’lı yıllarda ve yeni yüzyılın ilk yıllarında, genelde kamu yönetiminde,özelde yerel yönetimlerde hızlanan yeniden yapılanma girişimleri,somut sonuçlar vermiş ve reform yasaları hızla yürürlüğe girmeye başlamıştır.Reform sürecinde il özel idareleri de köklü ve kapsamlı bir yeniden yapılanmaya tabi kılınmış, sistem büyük ölçüde değiştirilmiştir.

TARİHÇE:Yaklaşık bir buçuk asırlık bir geçmişe sahip olan il özel idareleri Osmanlı’dan devraldığımız yerel yönetim birimleridir.İlk defa 1864 yılında Tuna Vilayeti Nizamnamesi ile kurulan “vilayet umum meclisi”yle yönetim sistemimize dâhil olan il özel idareleri Fransız il sistemi model alınarak oluşturulmuştur.İlk kez imparatorluğun Tuna Vilayeti için yapılan 1864 Vilayet Nizamnamesi,Tuna’nın idaresi için ikili bir yapılanma öngörmüştür: İl özel idaresi (idare-i hususiye-i vilayet) ve il genel yönetimi(idare-i umumiye-i vilayet). il özel idaresi, yerel halkın ortak nitelikli ihtiyaçlarını gidermeyi ve Müslüman olmayan halkın da yönetime katılmasına imkân sağlamayı amaçlarken,il genel yönetimi merkezî nitelikli hükümet işlerini yürütmek üzere oluşturulmuştur.Vali ise, her iki idarenin başı ve merciidir.Tanzimat Fermanı’ndan sonra gerçekleştirilen reformist girişimlerle yerel yönetim birimlerinin de temelleri atılmıştır.1876 Kanun- ı Esasi düzenlemesiyle tüzel kişilik kazanan il özel idareleri 1913 yılından 1987’ye kadar geçici yasa ile yönetilmiştir.Osmanlı Devleti’nin yönetimde reform girişimlerinin başta gelen ürünlerinden biri olan il özel idareleri,1.Meşrutiyet Dönemi’nde (1876 Kanun-ı Esasi düzenlemesi) gelişerek 1913 tarihinde yasal ve kurumsal boyutta olgunlaşmış ve geniş çerçeveli bir görev ve yetkiye sahip kılınmıştır.

***Cumhuriyet Dönemi’nin ilk İl özel idare kanunu 1987 yılında yürürlüğe girmiştir.Cumhuriyet Dönemi’nin ilk devresinde il özel idareleri daha özerk ve güçlü yerel yönetim birimleri olarak çalışırken, özellikle son elli yıldır elindeki görev ve yetkilerin bir kısmı merkezî yönetimin il teşkilatlarına kaydırılmış, kaynakları kısıtlanmış birer yönetim unsuru hâline gelmişlerdir.

***Yerel yönetimler içinde en az tanınanı ve en az işlevsel olanı il özel idareleridir.

YASAL ÇERÇEVE: 1982 Anayasası’na göre, “idarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanmaktadır.”.Yine, 1982 Anayasası’na göre, “Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.”.Benzer bir tanıma göre de il özel idaresi, il halkının yerel ve ortak nitelikteki gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan ve karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişileri dir. İl özel idaresinin temel unsurları, il genel meclisi, il encümeni ve vali olarak belirlenmiştir.İl özel idareleri, her ilde vardır ve çalışma alanı ilin sınırları dâhilindedir. İl özel idarelerinin bugünkü işleyişinin yasal dayanağı İl Özel İdaresi Kanunu’dur.

****İl Özel İdareleri Kanunu, altı kısımda, 73 madde ve 3 geçici maddeden oluşmaktadır. Kanun’un -birinci kısmında(Madde 1-8) genel hükümler,-ikinci kısmında (Madde 34) İl Özel İdaresinin Organları,-üçüncü kısmında ( Madde 35-36) İl Özel İdaresi Teşkilatı,-dördüncü kısmında (Madde 37¬41) İl Özel İdaresinin Denetimi,-beşinci kısmında (Madde 42-61) Mali Hükümler ve Cezalar,-altıncı kısmında (Madde 62-73) çeşitli ve son hükümler bulunmaktadır.

**İlk maddede Kanun’un amacı; “İl özel idaresinin kuruluşunu, organlarını,yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.” ifadesiyle açıklanmaktadır. İl özel idaresi, kamunun ve toplumun ortak bir yönetim platformunda bir araya getirildiği ülkemize özgü bir modeldir.İl özel idarelerinin görevleri şu şekilde sıralanmaktadır:

&-İl sınırları içinde; sağlık, tarım, sanayi ve ticaret, bayındırlık ve iskân,toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, sosyal hizmet ve yardımlar,yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları, ilk ve orta öğretim kurumlarına arsa temini, binaların yapımı, bakımı ve onarımının sağlanması, kültür ve turizm, gençlik ve spor hizmetlerinin doğrudan ya da dolaylı olarak sunulması. üBelediye sınırları dışında; imar, katı atık, yol, su ve kanalizasyon, çevre, acil yardım ve kurtarma, orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetlerin yapılması.

&-İl özel idaresi bu yatırımların yüzde yirmi beşine kadar olan kısmı için kendi bütçesinden harcama yapabilir. 5302 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddelerinde, açık bir ifadey le il özel idarelerinin görev ve sorumlulukları ile yetki ve ayrıcalıklarının neler olduğu belirtilmiştir:

!!!Kanunlarla verilen görev ve hizmetleri yerine getirebilmek için her türlü faaliyette bulunmak, gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri için kanunlarla belirtilen izin ve ruhsatları vermek ve denetlemek.üKanunların izin verdiği yetki bağlamında yönetmelik çıkarmak, emir vermek,yasak koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek.

!!!Sorumluluğundaki hizmetlerin yerine getirilmesi amacı ile taşınır ve taşınmaz mallan almak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, takas etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek.

!!!Borç almak ve bağış kabul etmek.

!!!Vergi, resim, harç dışında kalan ve miktarı yirmi beş milyar Türk lirasına kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşma ile tasfiyesine karar vermek.

!!!İl özel idaresine ait vergi, resim ve harçların tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak

!!!Belediye sınırları dışındaki gayrisıhhi müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerine ruhsat vermek ve denetlemek.

*İl özel idarelerinin ikili yönetim yapısıyla il yönetimi hem devleti hem de yerel halkı temsil etmektedir.İl özel idarelerinin yeniden yapılandırılması,İl Özel İdaresi Kanunu’nun yanı sıra Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı’yla getirilen hükümler çerçevesinde gerçekleşmektedir.

İL ÖZEL İDARELERİNİN YAPISI VE İŞLEVLERİ

İl özel idarelerinin 3 organı vardır.Bunlar: İl genel meclisi, il encümeni ve validir.

İl Genel Meclisi:İl genel meclisleri,il özel idarelerinin ana karar organıdır.Meclisi, kendi içinden seçtiği başkan yönetir.il genel meclisinin görev şunlardır:

Stratejik plan ile yatırım ve çalışma programlarını, il özel idaresi faaliyetlerini ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve karara bağlamak.

Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek.

Belediye sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyeleri hariç, il çevre planı ile belediye sınırları dışındaki alanların imar planlarını görüşmek ve karara bağlamak.

Borçlanmaya karar vermek.

Bütçe içi işletmeler ile Türk Ticaret Kanunu’na tabi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek.

Taşınmaz mal alımına, satışına, trampa edilmesine, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine izin vermek.

Şartlı bağışları kabul etmek.üVergi, resim, harç dışında kalan ve miktarı yirmi beş milyar Türk lirasına kadar ihtilaf konusu olan özel idare alacaklarının uyuşmazlıklarını anlaşma ile tasfiyesine karar vermek.

İl özel idaresi adına imtiyaz verilmesine ve il özel idaresi yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet- devret modeli ile yapılmasına, il özel idaresine ait şirket,işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.

Encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmeküİl özel idaresi tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek.

Norm kadro çerçevesinde il özel idaresinin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek.

Yurt içindeki ve yurt dışındaki yerel yönetim ve yerel yönetim birlikleriyle karşılıklı iş birliğine izin vermek.

Diğer yerel yönetimlerle birlik kurulmasına ve kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek.

İl özel idaresine kanunlarla verilen görev ve hizmetler dışında kalan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek.

İl Encümeni:İl encümeni, il özel idaresinin yürütme organıdır.Valinin başkanlığında on üyeden oluşur.İl genel meclisinin üyeleri arasından seçeceği beş üye ile biri mali hizmetler birim amiri olmak üzere valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden oluşmaktadır.Encümenin görevleri şunlardır:

Stratejik plan ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesin hesabı inceleyip il genel meclisine görüş bildirmek.

Yıllık çalışma programlarına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak. Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek.

Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmak.

Kanunlarda öngörülen cezaları vermek.

Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beş milyar Türk lirasına kadar olan ihtilafların sulhen halline karar vermek.

Taşınmaz mal satımına, trampa edilmesine ve tahsisine ilişkin kararları uygulamak.

Belediye sınırları dışındaki umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek.

Vali tarafından havale edilen konuları görüşmek.

Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Vali:il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir.Vali, merkezî yönetim tarafından atanan bürokrattır.Buna göre, valinin görevleri şunlardır:üİl özel idaresi teşkilatının en üst amiri olarak, il özel idaresi teşkilatını idare etmek.

İl özel idaresini stratejik plana göre yönetmek, il özel idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak ve bu stratejiler doğrultusunda bütçeyi, il özel idaresinin faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve değerlendirmek.

İl özel idaresini devlet dairelerinde ve törenlerinde temsil etmek.

İl encümenine başkanlık etmek.üİl özel idaresinin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek.

İl özel idaresinin gelir ve alacaklarını tahsil etmek.

Yetkili organların kararını almak şartı ile sözleşme yapmak.

İl genel meclisi ve encümen kararlarını uygulamak.         Bütçeyi uygulamak.

İl özel idaresi personelini atamak.üİl özel idaresi bağlı kuruluşlarını ve işletmelerini denetlemek Şartsız bağışları kabul etmek. İl halkının huzur, sağlık ve esenliği için gereken önlemleri almak.

Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak.

Kanunlarla il özel idaresine verilen ve il genel meclisi veya il encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.

 Teşkilatlanma=İl özel idaresinin teşkilatı; genel sekreterlik, mali işler, sağlık, tarım, imar, insan aynakları ve hukuk işleri birimlerinden oluşmaktadır. Yeni birim kurma yetkisi il genel meclisine aittir.İl özel idaresinin hizmetleri vali adına ve onun emirleri doğrultusunda, genel sekreter tarafından yürütülmektedir. Genel sekreter,valiye karşı sorumludur.

*** genel sekreter, atamayla (valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayıyla) göreve gelen, valiye karşı sorumlu olan ve özel idare hizmetlerini onun adına ve emirleri yönünde yürüten kişidir..

Genel sekreter validen sonra il özel idaresinin en önemli yetkilisi konumunda bulunur.

İl Özel İdarelerinin Denetimi:İki türlü olmaktadır. Birincisi “iç denetim”, ikinciside “dış denetim”dir. Denetim, iş ve işlemlerin hukuka uygunluk, mali ve performans denetimini kapsar.

**İç denetim,kamu idarelerinin tutumluluk,etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız ve nesnel güvence sağlayan danışmanlık faaliyetidir.İç denetim özel idareler bünyesindeki denetçiler tarafından yapılır.

**Dış denetim, Sayıştay tarafından, mali işlemlerle ilgili olarak yapılan denetimdir. Son bir denetim yetkisi de il genel meclislerine verilmiştir.İç denetim yapar.

İnsan Kaynakları:İl özel idaresi personeli, vali tarafından atanmaktadır.Personelin sayısı ve nitelikleriyle ilgili normlar İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca belirlenmektedir.Bu kuruluşlarda daimi kadroda ya da belli alanlarda (sosyal hizmetler, çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, sosyal ve ekonomi, kültür ve sanat, bilişim ve iletişim, planlama ve araştırma, eğitim ve danışmanlık) sözleşmeli personel çalıştırılabilmektedir.Sözleşmeli personel çalıştırmanın kadrolu personel çalıştırmayla temel farkı, sözleşmeli çalışmada iş güvencesinin daha az olmasıdır.

Mali Yapı:İl özel idarelerinin temel mali kaynağı merkezî idarenin aktardığı kaynaklardır. İl özel idaresinin gelir kaynakları:

  1. Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar 2.            Emlak vergisinden ayrılan paylar
  2. Merkezî yönetim kuruluşlarından aktarılan ödenekler ve 4. Kendi öz gelirleri

İL ÖZEL İDARELERİNİN SORUNLARI

İnsan Kaynakları Sorunları:İl özel idarelerinin insan kaynaklarıyla ilgili temel sorunu, nitelikli personelin sayıca azlığıdır. Yerel yönetimler hizmette etkililik ve verimliliği sağlamakta merkezî yönetime göre daha başarılıdırlar.İl özel idarelerinin karar organı olan il genel meclisi üyelerinin yerel yönetimler alanında genellikle eğitim ve deneyimleri bulunmamaktadır. Bu nedenle alınan kararların etkinliği tartışma konusu olabilmektedir.

Mali Sorunlar:İl özel idarelerinin kaynak yönünden merkezî yönetime bağlı kalmaması gereklidir. il özel idarelerinin görev ve yetkileri ile gelirleri karşılaştırıldığında son derece olumsuz bir durumla karşı karşıya kalmaktayız. Kendi öz gelirleri çok düşük olan bu kuruluşlara görevleriyle orantılı gelirler sağlanmalı. İl özel idarelerinin gelirlerinde yaşanan azalmayı önlemek için merkezî idare ile yerel yönetimler ve yerel yönetimlerin kendi arasında bir görev bölüşümü yapılmalı ve söz konusu görev bölüşümüne uygun biçimde gerçekleştirilecek gelir bölüşümüyle il özel idarelerine görevleriyle orantılı gelirler tahsis edilmelidir.

Katılım Sorunları: özel idarelerinin katılımla ilgili temel sorunu, bölge insanının ve çalışanların örgütün karar ve hizmet süreçlerine yeterince katılımının sağlanamamasıdır.Çağdaş demokrasi anlayışında öngörülen ve demokrasiyi karakterize eden unsurlardan biri olarak kabul edilen “katılım”ın en etkin biçimde uygulanabileceği alan, yerel yönetimlerdir.İl özel idarelerinin yapılarında, işleyişlerinde ve örgüt kültüründen kaynaklanan nedenlerle, alınan kararlarda katılımcılık anlayışı eksik kalabilmektedir.

Dışsal Denetim:İl özel idarelerinin dışsal denetimle ilgili temel sorunu, il özel idaresinin yöneticisi olan valinin il genel meclisi üyeleri tarafından denetlenememesidir.Ülkemizdek merkezî yönetimin bir görevlisi olan vali, il özel idaresinin yürütme organının yöneticisidir.Ayrıca il genel meclisinin valiyi denetleme yetkisi yoktur. Vali,merkezî yönetime hesap vermektedir. Bu da yerel demokrasinin temel bir ilkesi olan “halkın temsilcilerinin aldıkları kararların yine onların yürütme organını denetleme ve gerekiyorsa değiştirme yetkisinin olması” ilkesiyle bağdaşmamaktadır.2005 yılında çıkarılan 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Yasası ile merkezî yönetimin il özel idareleri iş ve işlemleri üzerindeki vesayet yetkisi azaltılmıştır.Denetim yetkisinin hukuki olmaktan çok performans denetimi şeklinde sürdürülmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.

Diğer Kurumlarla Eş Güdüm

İl özel idarelerinin eş güdümle ilgili temel sorunu, aynı bölgede benzer hizmetler sunan belediyeler ve merkezî hükümetin kuruluşları ile iş birliği eksikliklerinin olmasıdır.İl özel idarelerinin görev ve yetki alanlarının sosyal hizmetler, eğitim, sağlık,çevre, imar, kültür ve turizm hizmetleri gibi çok çeşitli konuları kapsaR. Bu alanlarda birinci derecede yetkili, görevli kurum ve kuruluşlar merkezî idarenin taşra temsilcilikleridir. Bu kuruluşların il özel idareleri ile ilişkileri daha ziyade bu kuruluşların finansman ihtiyaçlarının giderilmesi şeklindedir.Bugün ülkemizde gerek yerel yönetimlerin kendi aralarında gerekse merkezî yönetim kuruluşları ile koordinasyonda ciddi eksiklikler vardır. Bu eksiklikler hem kaynak israfına, hem yeterli hizmet üretilememesine hem de üretilen hizmetlerde kalite sorununa sebep olmaktadır. Koordinasyon yetersizliğini gidermek için örneğin il genel meclis başkanının o ildeki belediye meclis toplantılarına belediye başkanının da il genel meclisi toplantılarına katılımı sağlanabilir.

Örgütlenme Sorunları:İl özel idarelerinde plan, program disiplini içinde yaklaşım, liderlik, iletişim, performans yönetimi gibi çağdaş yönetim teknikleri uygulanmasına ihtiyaç vardır.

Kırsal Alana Erişim: Türkiye’de sosyal, ekonomik, kültürel açılardan sorunların yoğun olduğu bölgelerden birisi kırsal alanlardır.

Toplumun Farkındalığı:İl özel idarelerinin toplumun farkındalığıyla ilgili temel sorunu, toplum tarafından bu yapının yeterince tanınmamasıdır. Toplum,belediyelerin nerede olduğunu, ne yaptığını bilmekte ve birçok sorununu belediye yoluyla çözebilmektedir. Ancak, il halkının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan bir yerel yönetim birimi olan il özel idaresini, halkın aynı şekilde tanıdığını ve belediye gibi benzer hizmetler verdiğini söylemek güçtür. Konuyla ilgi bir diğer sorun il özel idarelerinin gerek ulusal gerekse uluslar arası boyutlarda iş birliği yapabilecekleri kuruluş sayısının çok sınırlı kalmasıdır.

**Türkiye’de il özel idarelerinde biçimsellikle birlikte içerikle ilgili gelişmelerin gerçekleştirilmesinin bu kuruluşlardan beklenen yararı artıracağı söylenebilir. Genel olarak yerel yönetim kuruluşlarının başarılarının bir ölçüde diğer kamu kuruluşlarına bağlı olması nedeniyle yerel yönetim reform anlayışının bütünsel (genel kamu yönetimi reformu) olarak ele alınması gerekmektedir.

**Türkiye’de il özel idareleri, öteden beri merkezî idarenin temsilcisi olan valilerin yönetimi altında bir devlet dairesi görünümünde kalmıştır. çeşitli dönemlerde yapılan değişiklik ve ilavelerle, çağın en önemli teknik hizmetlerinin il düzeyinde yürütme sorumluluğu bu birimlere verilmiştir. 5302 sayılı Kanun’daki yeni düzenlemede vali yürütmenin başı olarak il özel idaresi organları içinde yerini almıştır.

ÜNİTE 8=

YEREL YÖNETİM BİRİMİ OLARAK KÖYLER VE İLLER BANKASI

KÖYLER

***Köy yerleşimleri en fazla 2000-3000 nüfuslu, coğrafi olarak kırsal bölgelerde kurulmuş yerlerdir. Tarihimizdeki en eski ve sayıca en fazla (34.367 köy) yerel yönetim birimi olan köyler, kendiliğinden oluşan yerleşim birimleridir.

** köylere ilişkin düzenlemeye, Tanzimat Fermanı’ndan sonra, 1864 yılında çıkarılan “1864 Vilayet Nizamnamesi” ile gidilmiştir. Köylere tüzel kişiliğin tanınması, 1924 yılında çıkartılan “442 sayılı Köy Kanunu” ile olmuştur.Temelde, muhtarlık örgütünün ortaya çıkması ve gelişimi ile köylerin hukuki nitelik kazanması yakından ilişkilidir. Ülkemizde, “muhtarlık” adı altındaki ilk örgüt,1829 yılında İstanbul’da kurulmuş ve Müslüman mahallelerde “evvel” (birinci) ve “sani” (ikinci) olmak üzere iki muhtar seçilmiştir.

**İstanbul dışında muhtarlık örgütü ise, ilk olarak 1833 yılında Kastamonu Sancağı’nda ortaya çıkmıştır.

**köyün bir yerel yönetim birimine dönüşeceğine yönelik emareleri bünyesinde barındıran ilk yasal metin “1864 Vilayet Nizamnamesi”dir.

**1864 Nizamnamesi’nin ardından “1870 Vilayet nizamnamesi” kabul edilerek muhtarların görev ve yetkileri genişletilmiştir. Buna göre muhtar, köyde hükümetin emirlerini ilan etmek, vergileri toplamak, köydeki ölüm ve doğum gibi nüfus hareketlerini takip etmek ve yetkililere bildirmek ve suçluların devlete teslimine yardımcı olmak ile yükümlü kılınmıştır. Bu nizamnamede de köylere tüzel kişilik verilmemiştir.

**1876’da İdare-i Nevahi” ismini taşıyan üçüncü bir Nizamname düzenlenmiştir.

** İkinci Meşrutiyet Dönemi’de köyün bir mahallî idare birimi olmasını amaçlayan “İdare-i Kura” (köy idaresi) isimli bir kanun tasarısı hazırlanmış, ancak bu tasarı yasalaşmamıştır.

**Cumhuriyet Dönemi’nde, 1924 yılında, bugün hala geçerliğini koruyan ve köylerin ona göre düzenlendiği “442 sayılı Köy Kanunu” kabul edilmiştir. Böylece, köylere tüzel kişilik verilmiş ve köyler hukuki açıdan yerel yönetim birimleri arasındaki yerlerini almışlardır. !!!^442 sayılı Köy Kanunu hâlen yürürlükte bulunmakla birlikte, yeni bir köy kanunu tasarısı üzerinde çalışılmaktadır. Türkiye genelinde 52.000 köy ve mahalle muhtarının yanı sıra köylerde yaşayan vatandaşları yakından ilgilendiren kanun tasarısı taslağında, 87 yıllık Köy Kanunu’nda önemli değişiklikler yer alıyor. İçişleri Bakanlığı hukukçularının hazırladığı taslağa göre, muhtarlara yılda 30 gün izin hakkı verilecek. “İhtiyar Heyeti” kavramı da yerini “Köy Meclisi”ne bırakacak. Muhtarlar, izinde oldukları süre için yerine vekâlet edecek kişiyi Köy Meclisinden seçecek. Düzenleme ayrıca, köylerde ihtiyaç hâlinde mimar, mühendis, veteriner, teknisyen, tekniker ve işçi istihdamına da imkân sağlıyor. Köylerde görev yapacak personele ödenecek ücretin üst sınırı da aynı yasada hükme bağlanırken, köyün yıllık toplam personel giderlerine de sınırlama getiriliyor.

Nüfusu 1.500’den yukarı köyler birinci grup, nüfusu 250’den 1.500’e kadar olan köyler ikinci grup, nüfusu 250’ye kadar olan köyler üçüncü grubu oluşturacak.

Köyün Kurulması Görevleri ve Organları :

**Esasında köyler kendiliklerinden ortaya çıktıkları ve çok eskilerden beri var oldukları için yeni bir köyün kurulabilmesi ancak, göçebe aşiretlerin belli bir yerde yerleşmeye karar vermeleri veya doğal afet nedeniyle bir köyün yerinin değiştirilmesi gibi nedenlerle söz konusu olabilmektedir. Böyle yeni bir köy, idari bir işlemle, yani İçişleri Bakanlığının kararı ile kurulmaktadır. Ancak, öncelikle ilgili il idare kurulu ve il genel meclisinin, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü almak gerekmektedir.

** Köy tüzel kişiliği dayanağını Anayasa’nın 127. maddesinden alır.

**Bir yerde köy tüzel kişiliğinin kalkması, o yerin nüfusunun 150’den aşağı düşmesi ya da söz konusu yerin doğal afetler sonucu orda oturanlarla birlikte ortadan kalkması ile olmaktadır. Bu durumda İçişleri Bakanlığı, o yerdeki köy tüzel kişiliğinin kalktığını saptamaktadır.

***442 sayılı Köy Kanunu, nüfusu 150’den aşağı olan yerler için 89 ve 90.maddelerinde şunları öngörmektedir:

>> Bu gibi yerler seçmenlerin yarısından çoğunun istemesi üzerine, yaya olarak bir saatten az bir mesafedeki bir başka köye bağlanabilir.

>> Bu gibi yerler birden fazla ise, yine seçmenlerinin yarısından çoğunun istemesi üzerine, birleştirilerek ayrı bir köy hâline getirilebilir.

>> Bu gibi yerler, Köy Kanunu’nun bazı hükümlerine tabi tutularak yönetilebilirler. Bu hükümler vali veya kaymakam tarafından belirlenebilir.

>> Bu gibi yerler bir başka köye bağlanmaz, ayrı bir köy hâline getirilemez, vali veya kaymakam tarafından Köy Kanunu’nun hangi hükümlerine tabi tutulacakları belirtilemez ise, eski geleneklere göre yönetilirler.

**442 sayılı Kanun (12- 14. md.), köyün görevlerini çok ayrıntılı bir şekilde düzenlemiş ve görevleri “Mecburi” ve “İsteğe Bağlı Olan İşler” olmak üzere iki grupta toplamıştır.

>Köyün zaruri işleri; sağlık, temizlik, bayındırlık, tarım ve eğitim.köye içme suyu getirmek, kuyu ve su kanallarını temiz tutmak temizlik ve sağlık alanıyla ilgili zaruri görevlere; köy içi yollar, mescit, okul, konuk odası yapmak bayındırlık alanıyla ilgili zaruri görevler arasındadır. 442 sayılı Kanun’un 12. maddesini göre, köylü mecburi işleri yapmazsa ceza görmektedir. Köyün mecburi işleri, köylüler için bir kamu yükümlülüğüdür.

>İsteğe bağlı işler ise köyün daha çok ekonomik ve toplumsal yönlerden gelişmesi ve güzelleşmesi ile ilgili işlerdir. Çarşı, hamam, pazar, çamaşırlık yapmak, orman yetiştirmek, sulama tesisi kurmak. Köy derneğinin yarısından fazlasının oyu ve illerde vali ve ilçelerde kaymakamın oluru ile isteğe bağlı bir iş zorunlu hale getirilebilir ve yapmayan da ceza görür.

**Köy yönetimleri, görevlerini bir yerel yönetim birimi olarak veya genel yönetimin bir organı olarak yerine getirirler. Köy yönetimlerinin bir yerel yönetim birimi olarak:

>             Sağlık ve sosyal yardım (çevre sağlığı, sosyal yardımlar)

>             Bayındırlık ve imar (yol, cami, içme suyu vb.)    >             Esenlik ve kolluk

>             Kültür ve eğitim (köye okul yapılmasına katkı)  >             Tarımsal görevler

>             Ekonomik görevler

Köyün Organları ve Personeli :

**Köy idaresinin organları, “Köy Derneği”, “Köy İhtiyar Meclisi” ve “Muhtar”dır.

Köy Derneği:442 sayılı Köy Kanunu’na göre köy derneği, köyde bulunan kadın ve erkek seçmenlerden oluşan, köy muhtarı ve ihtiyar meclisi üyelerini seçen bir kuruldur. isteğe bağlı işlerin mecburi hâle getirilmesine karar vermek, merkezî idare tarafından atanan köy imamının bulunmaması hâlinde, köy imamını seçmek ve ödeneğini belirlemek, bekçi gibi köy görevlilerine verilecek ücreti saptamak gibi bazı idari görevleri de vardır. Köy derneği ile köylünün doğrudan yönetime katılımı gerçekleşmektedir. Bu yüzden doğrudan demokrasinin yerel yönetimler bağlamında uygulanmasına örnek oluşturmaktadır.

Köy İhtiyar Meclisi:İhtiyar meclisinin görev ve yetkileri, Köy Kanunu’nun 43. ve 48. Maddeleri:

>             İmece ve salmaya karar vermek             >             Muhtarın            harcamalarını    denetlemek

>             Köy bütçesini kabul etmek        >             İmeceye              katılmayanlara para cezası vermek

>             Kamulaştırmaya karar vermek

>             Köylüler arasındaki ihtilafları uzlaştırma yoluyla çözmeye çalışmak

Köyün ihtiyar meclisi “seçilmiş” ve “doğal” olmak üzere iki tür üyeden oluşmaktadır. Seçimle gelen üyeler, köy derneği tarafından tek dereceli ve çoğunluk sistemine göre beş yıllık bir süre için seçilmektedir.

Muhtar:Muhtar köy idaresinin başı, yürütme organı ve devletin köydeki temsilcisidir.Muhtar, köy derneği tarafından, ihtiyar meclisi üyeliğine seçilme şartlarını taşıyanlar arasından çoğunluk sistemine göre seçilmektedir. Görev süresi beş yıl olan muhtarlar siyasi partiler tarafından aday gösterilemezler.

Köy Kanunu muhtarın görevlerini “devlet işleri” ve “köy işleri” olarak ikiye ayırarak düzenlemiştir. >>> muhtarın devlet işleri=

** Hükümetçe bildirilecek mevzuatı köy içinde ilan etmek

** Kanun, tüzük, yönetmelik ve emirlerle kendisine verilen işleri görmek

** Köy içinde güvenliği korumak

** Köylünün sağlığının korunmasına ilişkin tedbirleri almak ** Asker ve vergilerin toplanmasında yetkililere yardımcı olmaktır.

Muhtarın köy işleri :

** Köy kamu tüzel kişiliğini temsil etmek

** Mahkemelerde davalı veya davacı olarak köyü temsil etmek

** Köy ihtiyar meclisi kararlarını uygulamak

** Köy işlerine harcanacak paraları toplamak ve harcama yapmaktır.

~~Köy idaresinde muhtarın dışında, “imam”, “köy korucusu” ve “köy kâtibi”olmak üzere üç personel daha vardır.

Ülkemiz genelinde nüfusu 150’den az olan yerleşim birimi 50.000’den fazladır. Buralar köy tüzel kişiliğine sahip değildir.

İLLER BANKASI

İller Bankası, belediyelere finansman desteği veren, altyapı yatırımlarının ilgili belediyeler adına uygulanmasına katkı sağlayan, özellikle küçük ölçekli yerleşim birimlerindeki belediye hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine kolaylık tanıyan bir yerel yönetim kuruluştur.

Tarihçe :Kurtuluş Savaşı’ndan sonra başlatılan kalkınma hamlesi çerçevesinde şehir ve kasabalarımızın yeniden imar ve inşası konusunda önemli görev ve sorumluluklar üstlenen İller Bankası A.Ş.’nin temeli, Atatürk’ün talimatlarıyla;

>             Belediyelerin imar faaliyetlerini finans etmek üzere, 11 Haziran 1933 tarihinde 2301 sayılı Kanunla, 15.000.000 sermaye ile “Belediyeler Bankası” adıyla kurulmuştur.

>             Bankanın Kuruluş Kanunu uyarınca yalnız belediyelere yönelik faaliyetlerde bulunması, kuruluş sermayesinin hızlı nüfus artışı ve şehirleşmeye paralel olarak artan kredi ihtiyacını karşılayamaması, ayrıca mali kaynağa ve teknik yardıma muhtaç il özel idareleri ile köylerin bu yardım dışında bırakılması

ve faaliyet sahasının daha genişletilmesi gibi hususlar göz önünde bulundurularak Belediyeler

Bankasının değişik bir yapıya sahip kılınması düşünülmüş ve bu düşünceyle kurulan Belediyeler Bankasının, Mahallî İdareler İmar Bankasına dönüştürülmesi için 29.07.1944 tarihinde TBMM’ye sunulan kanun tasarısı hazırlanmıştır. Bu tasarının bütçe komisyonunda görüşülmesi sırasında Bankanın adı “İller Bankası”olarak değiştirilmiştir.

>             İl özel idareleri, belediyeler ve köyleri de içine alan İller Bankası A.Ş.,13.06.1945 tarihinde kabul edilen ve 23.06.1945 tarihinde de Resmî Gazetede yayınlanan 4759 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle Belediyeler Bankasının görevlerini üstlenerek resmen kurulmuştur.

>             26.01.2011 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen ve Resmî Gazete’nin 08.02.2011 tarihli nüshasında yayımlanan 6107 sayılı Kanun’la “İller Bankası A.Ş.” ismini almıştır.

***İller Bankası A.Ş. özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özel bütçeli anonim şirket statüsünde bir kalkınma ve yatırım bankasıdır.

İller Bankasının Temel İşlevleri ve Organları :

**4759 sayılı ilk İller Bankası Kanunu 1945 yılında yürürlüğe girmiştir. Bugün yürürlükte olan kanun, 6107 sayılı ve 2011’de yürürlüğe giren İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’dur.

**İller Bankasının temel amacı kanunun 3. maddesinde şöyle belirtilmiştir:

  • İller Bankasının amaçları, il özel idareleri ve belediyelerin;
  • Finansman ihtiyacını karşılamak
  • Mahallî müşterek hizmetlere ilişkin projeler geliştirmek
  • Danışmanlık ve denetim hizmeti vermek
  • Merkezî hükümetin mahallî idarelere her türlü kaynak transferine aracılık etmek
  • Her türlü kalkınma ve yatırım bankacılığı işlevlerini yerine getirmektir.

**Bankanın ortakları, yerel yönetimlerdir. İl özel idareleri, belediyeler ve köyler banka sermayesine katılmaktadırlar. Banka, sermayesini kamu hukuku kuralları ve denetimi dışında kullanma yetkisine sahip özel hukuk tüzel kişisi olarak yerel yönetimlere kredi vermekte, mali ve teknik aracılık yapmaktadır.İller Bankasının faaliyetleri Kanun’un 3. maddesinde sayılmıştır:

  1. a) Ortaklarına kısa, orta ve uzun vadeli her türlü nakdi ve gayri nakdî kredi açabilir.
  2. b) Faaliyetleri konusunda araştırma, proje geliştirme ve danışmanlık hizmeti yapabilir, yaptırabilir veya teknik yardım verebilir.
  3. c) Bankanın öncülüğünde şirket kurabilir ve devredebilir. ç) Sigorta acenteliği yapabilir.
  4. d) Gerekli izinleri almak kaydıyla yurt içinde ve yurt dışında şube ve temsilcilik açabilir.
  5. e) Yurt içi ve yurt dışı finansman kurumlarıyla iş birliği yapabilir, bunların katıldığı ulusal ve uluslararası kuruluşlara üye olabilir.
  6. f) Yurt içi ve yurt dışı finansman kuruluşları ile para ve sermaye piyasalarından ve her türlü fonlardan kaynak sağlayabilir.
  7. g) Amacının gerçekleşmesine yardımcı olacak her türlü kalkınma ve yatırım bankacılığı işlemlerini yapar.

ğ) Ana Sözleşme’de belirtilen diğer faaliyetleri yürütür.

  1. h) Bakanlık tarafından talep edilen özel projeler ve kentsel altyapı projeleri ile yapım işlerini yapar veya yaptırır.

ı) Bankaya kaynak temin etmek üzere, proje kaynağı için herhangi bir borç ve şartlı yükümlülük altına girmemek kaydıyla kâr amaçlı gayrimenkul yatırım projeleri ile uygulamalar yapar veya yaptırır.

****İller Bankası temelde aracı bir kurumdur. Merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasında düzenleyici rolü vardır. Aracılık görevi, “mali” ve “teknik” olmak üzere iki boyutludur.

  1. Teknik aracılık, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından programa alınan yerel yönetim birimi işlerinin inşaat ve sanayi sektörü ile yerel yönetimler arasındaki ilişkilerini tesis etmek ve yönlendirmektir. Bankanın teknik aracılık işlevi içinde, mali ve teknik gücü oranında belediyelerin harita ve imar planlarını hibe şeklinde yapması söz konusudur.
  2. Mali aracılık, yerel yönetimler ile merkezî yönetim arasında fon akışını düzenlemek ve yerel yönetimlere kredi sağlamaktır.

Örgütsel Özellikleri ;Bankanın üst yönetimi Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve Genel Müdür’den oluşur.

>>Genel Kurul: İl özel idarelerini temsil etmek üzere, il genel meclisi üyeleri arasından seçilecek yirmi kişiden; belediyeleri temsil etmek üzere, belediye başkanları arasından her bir ili temsilen seçilecek birer kişiden; İçişleri, Maliye,Bayındırlık ve İskân bakanlıkları ile Hazine Müsteşarlığını temsil etmek üzere görevlendirilecek birer kişiden oluşur. Genel Kurul; yıllık faaliyet raporu ve denetim kurulu raporları ile bilanço ve kâr-zarar hesaplarını inceleyerek Yönetim Kurulu ve denetçilerin ibrasını, Bankanın tahsili imkânsız görülen alacaklarının terkini karara bağlar. »Yönetim Kurulu:Yönetim Kurulu, Genel Kurul’a karşı sorumlu karar organıdır. Yönetim Kurulu, Genel Müdür dâhil yedi üyeden oluşur. Yönetim Kurulunun görevleri 6107 sayılı Kanunun 8. maddesinde şöyle sıralanmıştır:

Yönetim Kurulu;

  1. a) Kredi açılmasına, iç ve dış piyasalardan fon ve kredi temin edilmesine ve kullandırılmasına,
  2. b) Bankanın öncülüğünde, faaliyet alanıyla ilgili olarak şirket kurulması için Bakanlar Kurulu onayına sunulmak üzere teklifte bulunmaya,
  3. c) Yurt içinde ve dışında temsilcilikler, bölgeler, şubeler ve irtibat büroları açılmasına ve kapatılmasına,

ç) Bankaya kaynak sağlanması için gerekli tedbir ve kararların alınmasına,

  1. d) Bankanın yıllık bütçesinin incelenerek onanmasına ve yıl içerisinde ihtiyaç duyulan değişikliklerin yapılmasına,
  2. e) Yıllık faaliyet raporu, bilanço ve kâr-zarar hesabının hazırlanarak Genel Kurula sunulmasına,
  3. f) Kredilerden doğan alacakların faiz oranlarını belirleyerek yeniden yapılandırmaya,
  4. g) Banka faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli organizasyonu ve çalışma usullerini tespite, Genel Müdürlükçe hazırlanan yönetmelik ve yönergelerin onaylanmasına, ğ) Bankanın şirket ve iştiraklerindeki Yönetim Kurulu üyeleri ve denetçi adaylarının bu konuda uzman kişiler arasından seçilmesine,
  5. h) Banka merkezî dışından gelen Genel Kurul üyelerine harcırah ödenmesine,karar vermeye yetkilidir.

*** Yönetim Kurulu, İller Bankasının en önemli karar organıdır.

»Denetim Kurulu: Bankanın Denetim Kurulu üç üyeden oluşur. Denetim Kurulu üyelerinin ikisi Bakanlık, biri Maliye Bakanlığı tarafından atanır.

>>Genel Müdür: Bankanın birinci derecede yetkili ve sorumlu amiri olup, Bakan’ın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanır. Bankayı temsil eder, yönetim kurulu kararlarına göre bankayı yönetir. **İller Bankasının yerel yönetimlerle ilişkileri mali ve teknik destek alanlarında söz konusu olmaktadır.

ÜNİTE 9=YEREL YÖNETİMLERDE

YENİ ANLAYIŞLAR **Genelde kamu yönetiminin ve özelde yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılma -sında en önemli etken küreselleşme sürecidir.

**Ülkemizde yerel yönetimlerin daha etkili şekilde işlev görecek biçimde yapılanması süreci “Kamu Yönetimi Reformu” adı altında gerçekleşmektedir.

KAMU YÖNETİMİNDE YENİDEN YAPILANMA **”Yönetsel Reform” kavramıyla kastedilen, merkezî ve yerel yönetimde yapılan düzenleme ve değişikliklerdir.Yönetsel Reform, “bir yönetim sisteminin (Bu bir bakanlık, bir genel müdürlük, bir daire ya da tüm kamu yönetimi mekanizması olabilir.) amaçlarına yönelik olarak işlevlerini daha hızlı, nitelikli, verimli ve etkili bir şekilde yapacak düzeye çıkarmak üzere örgütsel yapı ve süreçte, yönetsel yöntem ve tekniklerde ve/veya personel unsurunda yapılan bilinçli değiştirme, yeniden düzenleme girişimleri” olarak tanımlamaktadır.Reform, öncelikle planlı ve bilinçli bir değiştirme çabasıdır. Reformla kastedilen köktenci değişikliklerdir. Reform, toplumsal değişimle, ekonomik ve siyasal sistemdeki dönüşümlerle yakından ilişkilidir.

Kamu yönetiminde reform yapma düşüncesi belli ihtiyaçlardan kaynaklan -maktadır:

  1. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ve küreselleşme :Bilişim teknolojilerinin gelişmesi küreselleşme sürecinin oluşmasına ve hız kazanmasına etki ederken, küreselleşme de kamu yönetiminin yeniden yapılanmasına etki etmiştir.
  2. Kamu örgütlerinin, özel sektör kuruluşlarının hizmet sunum modelini örnek alma gereksinimi:Kamu hizmeti veren örgütler, verimli ve etkili çalışabilmek için özel sektör kuruluşlarının yönetim tekniklerini model almaya başlamıştır.
  3. Yönetime ilişkin mevzuatın değişen toplumsal koşullara ve taleplere yanıt verememesi :Yönetime ilişkin mevzuatın, değişen toplumsal ve örgütsel koşullara uyum sağlaması gerekmektedir.
  4. Devletin görev ve sorumluluklarıyla ilgili temel anlayışta önemli değişimler yaşanması :Klasik refah devleti anlayışından yeni, liberal, küçük ölçekli devlet anlayışına doğru bir değişim yaşanmaktadır.
  5. Demokrasi bilincinin gelişmesiyle vatandaşların yönetimle ve kendilerine sunulan hizmetlerle daha yakından ilgilenmesi:Demokrasi bilincinin gelişmesiyle vatandaşlar devlet işleriyle daha yakından ilgilenmeye, yöneticilerden hesap sormaya ve kendilerine daha kaliteli hizmet verilmesi için talepte bulunmaya başlamışlardır. Bunun sonucunda kamu yönetiminde “saydamlık”, “hesap verebilirlik” gibi kavramlar ön plana çıkmıştır.
  6. Her örgütün, içinde bulunduğu çevrenin ortaya çıkan yeni koşullarına ve taleplerine cevap verebilmek için değişim gösterme zorunluluğu:Örgütler dinamik yapılardır ve doğaları itibarıyla sürekli değişim içindedirler.
  7. Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda atılımlar yapmak isteyen ülkelerin,yönetimi etkin bir kalkınma aracı olarak kullanma zorunluluğu:Etkili yönetim,toplumsal ve ekonomik kalkınmada temel araçlardandır.
  8. Savaşlar ve ekonomik krizler gibi politik, ekonomik ve yönetsel yapılarda büyük değişikliklere neden olan dönemlerden sonra yeni oluşan şartlara uyum sağlamak ve normal koşullara dönmek için örgütsel yapıda değişiklikler ve düzenlemeler yapılması gereği:Olağan dışı durumlar, örgütlerde yeniden yapılanma ihtiyacı doğurur.
  9. Yönetsel reformların yapılmasında uluslararası örgütlerin etkisi:Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Dünya Ticaret Örgütü (WTO), Avrupa Birliği (EU) gibi uluslararası kuruluşların önemli etkisi olmaktadır. Bu kuruluşlar raporlar hazırlayarak, reformla ilgili görüş bildirerek ülkelere reform haritaları hazırlamaktadır. Bu haritalar bazen tavsiye niteliğinde olmakta, bazen de zorlayıcı nitelik taşımaktadır.
  10. Örgütlerde nitelikli personele duyulan ihtiyacın artması :Teknoloji gelişmekte ve örgütlerde uzmanlık bilgisine duyulan ihtiyaç artmaktadır.
  11. Akademik alanda yaşanan gelişmeler ve yükselen yeni sağ ideoloji :. Yeni liberalizm ve yeni muhafazakârlıktan beslenen yeni sağ, serbest piyasa ekonomisi koşulları altında özel sektör temelli bir kalkınmayı ve bu paralelde bir dönüşümü benimsemiştir. Bu dönüşüm sürecinde etkinlik, esneklik, girişimcilik ruhu, kâr elde etme ve rekabet, kalite, müşteri önceliği gibi amaçlar ön plana çıkmıştır. Bunların yanında, serbest piyasa anlayışı, özelleştirme, yerel yönetimlerin yetk ve sorumluluklarının artırılması söz konusu olmuştur. Bunların sözcülüğünü ve uygulamasını ise “Yeni Kamu Yönetimi”, “Yönetişim” ve “Toplam Kalite Yönetimi” gibi kavramlar altında yeni liberal görüşler yapmaktadır.
  12. Geleneksel kamu yönetimi anlayışının sorunları çözmede yetersiz kalması.

Reformun Alanları:Merkezî ve özellikle yerel yönetimlerde reformun alanları, yukarıda sıralanan reform nedenlerine yanıt olarak gelişmiştir. Bunlar;

  1. İnsan kaynakları yönetimi :En iyi örgütler bile verimli ve etkili çalışabilmek için nitelikli personele ihtiyaç duyarlar.Günümüzde kamu kesiminde insan kaynakları yönetimiyle ilgili üzerinde en çok durulan nokta, memurların sınırsız iş güvenliğinin kaldırılması ve ücretlerin performansa göre belirlenmesi gerekliliğidir.
  2. Örgütlenme ve çalışma yöntemleri :Reform çalışmaları sırasında görünüşte en kolay değişiklik yapılabilecek alan örgütsel yapı ve görevlerdir. Çünkü bu değişiklikler hukuki değişiklikleri, öneri ve tavsiyeleri içermektedir.
  • Örgütsel yapıya ilişkin düzenlemeler çoğu kez şekilsel olduğu, bürokratlar veya personel tarafından benimsenmediği, gerekli alt yapı tamamlamadığı için kâğıt üzerinde kalmakta ve beklenen değişiklikleri gerçekleştirememektedir.

  1. Araç-gereç ve mevzuat :Yönetimin kendisinden beklenen hizmeti hızlı, verimli, kaliteli ve ekonomik olarak yerine getirmesi bir ölçüde maddi olanaklarının yeterli olmasına ve mevzuatın işleri zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı bir şekilde düzenlenmesine bağlıdır.
  2. Kaliteli kamu hizmeti sunma: Kaliteli hizmet sunumunda, bir yandan bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin, diğer yandan vatandaşların kaliteli hizmet taleplerinin etkisi büyüktür.
  3. Kamu mali yönetimi ve performans yönetimi :Kamu yönetimi reformlarının temel amaçlarından biri olan ekonomik etkinliğin sağlanmasında bütçe reformları ve performans yönetimi birer araç olarak kullanılmaktadır.Mali yönetim ve bütçe reformu, girdiler ve süreçlerden çok çıktılar ve sonuçla üzerinde duran ve hesap verebilirliği çıktı ve sonuçlardan bekleyen bir uygulamadır.Bu uygulamada, kamunun öncelikli alanları belirlenir ve bütçe kararları buna göre verilir. Performans yönetiminde ise, temel amaç, bir yandan etkililiği artırmak,diğer yandan da siyasi otorite ile diğer kamu kurum ya da kuruluşları ve özel sektör arasında performans denetimini ve sonuç olarak da hesap verilebilirliği sağlamaktır.
  4. Yerelleşme : Yetkilerin tek merkezde toplandığı, karar alma konusunda tek söz sahibinin merkez olduğu bir sistemde kamu hızlı, kaliteli ve verimli hizmet sunamamakta amacı gerçekleşmemekte, bu durum ise reforma başlı başına bir neden oluşturmaktadır.Çeşitli yetkilerin merkezden yerele aktarılmasıyla, bir yandan merkezîn yükü hafifletilirken, diğer yandan hizmet sunumunda kalite, hız ve verimlilik sağlanabilmektedir. Merkezî hiyerarşik yapıların desantralizasyonu ile yetki devri ve esneklik sağlama, kamu hizmetlerinde etkililiği artırma, hesap verilebilirliği sağlama ve hizmet üretiminde demokratik katılımı sağlamak amaçlanmaktadır. Bu noktada önemli olan, yetki ve sorumlulukların devriyle birlikte, yerele kaynak yaratma olanağının sağlanmasıdır. Mali yönden merkeze bağlı bir yerelleşmede özerklikten söz edilemezken, etkin bir yerelleşmeye de ulaşılamaz.
  5. Bilişim teknolojilerini kullanma:Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler her alanı olduğu gibi kamu yönetimi alanını da derinden etkilemiştir. Bilişim teknolojilerindeki bu gelişmeler organizasyonların yapı ve işleyişlerini, hizmetlerin niteliğini ve çalışma ilişkilerini önemli boyutlarda etkilemektedir. !!!^Bunların dışında reforma konu olabilecek alanlardan biri de yönetim-halk ilişkileridir. Yönetimin halkla olan ilişkisi bugüne kadar hep ihmal edilmiş; yönetim, reform faaliyetlerini kendi içinde gerçekleştirmiştir. Halkın reform konusunda fikri alınmamış, ancak reformun uygulanması esnasında halk bu durumdan haberdar olmuştur. Bunun sonucunda ise, reformlar istenilen başarıya ulaşamamıştır. Reformun istenilen neticeye ulaşması için halkın bu konudaki fikrinin ve desteğinin alınması, reform girişimlerinin her aşamasında halkın bilgilendirilmesi gerekmektedir. Kamu Yönetiminde Reformun Yerel Yönetimler Boyutu :

Yerel yönetimlerin karşı karşıya olduğu sorunların, temelde merkeziyetçi anlayış ve uygulamalardan kaynaklandığı söylenebilir.

Türk kamu yönetimi yapısı içerisinde yerel yönetimin içinde bulunduğu sorunlar:

  1. Demokratik niteliklerinin yetersizliği
  2. Yürütülebilir karar almada yetersizlik
  3. Halk katılımının yetersizliği
  4. İdari ve           örgütsel saydamlığın yetersizliği
  5. Yerel yönetimlerin güçsüzlüğü
  6. Yerel kamu hizmetleri üzerinde yetki ve sorumluluğun dar olması
  7. Yerel yönetimlerin kesin, yürütülebilir kararlar alma yetkisinin kısıtlanmış olması
  8. Mali kaynak yetersizliği ve kaynak oluşturma yetkisinin sınırlı olması
  9. Çağdaş yönetim tekniklerinden yeterince yararlanamama
  10. Yerel yönetimlerde nitelikli personel eksikliği

**Anayasa’nın 123. maddesindeki, “İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.” ilkesini yaşama geçireceği, bu ikisinin dengesini hedefleyen bir yeniden yapılanma getireceği belirtilmektedir.

YENİ KAMU YÖNETİMİ İŞLETMECİLİĞİ Yeni kamu yönetimi veya girişimci yönetim gibi kavramlarla tanımlanan yeni yönetim anlayışı, kamu yönetiminin piyasa benzeri koşullar içinde çalışmasını amaçlamaktadır.

**Kamu yönetiminden kamu işletmeciliğine doğru meydana gelen bu değişim sürecini ortaya çıkartan faktörler; kamu sektörü ve yönetimi üzerindeki neo-liberal eleştirilerin yoğunlaşması, ekonomik kuramdaki değişiklikler ve özel sektörde meydana gelen yeni yönetim teknik ve stratejilerinin kamu yönetimine olan etkileri olarak sıralanabilir.

**Günümüz kamu yönetimi anlayışı “yeni kamu yönetimi işletmeciliği” adı altında kamunun özel işletmelerin yönetim araçlarıyla yönetilmeye başlanmasını içermektedir.Yeni yönetim anlayışı kamu örgütlenmesinin esnek, yumuşak hiyerarşi, küçük ve az elemanlı merkezî idari, geniş-yatay çevre ve ademimerkeziyetçi yapı öngörmektedir.

**Kamu sektöründeki yeni yönetim anlayışında, performans hedefleri, hizmetlerin niteliği, etkinliği, verimliliği, müşteri odaklı hizmet anlayışı ve daha da önemlisi piyasa sisteminin özellikleri önemli hale gelmektedir.

**Yeni bir yönetim felsefesine işaret eden “yönetişim” yaklaşımı, yerinden yönetimi öne çıkaran bir anlam içermektedir. Halkı yönetimde aktif ve etkin hâle getirmeyi amaçlayan yönetişim yaklaşımında, yerel düzeyde yönetim yetkilerinin yerel unsurların katılımıyla kullanılması öngörülmektedir.

YEREL YÖNETİM MODELLERİ

1-            Özerk Yerel Yönetimler Modeli :Özerklik modeli esas olarak, merkez ve yerel yönetimler arasında geleneksel ilişki görüşünü temsil ettiği için daha kolay açıklanabilir. Bu yaklaşım temelde yönetim alanının iki ayrı bölüme ayrılması ve yerel yönetimlerin faaliyetlerine merkezî yönetimin doğrudan müdahale etmemesi üzerine kuruludur.Özerk yerel yönetim modelinde yerel yönetimler, merkezî yönetimin belirli konularda izlediği ama kendi içinde bağımsız bir yapıda işlev görmektedir.Bu perspektif, liberal düşünceye oldukça yakın olup merkezî yönetim ile

yerel yönetimler arasında tam bir görev ayırımının var olması esasına dayanmaktadır.Zaten yerel yönetimlerin geleneksel yapısı 19. yüzyılda hüküm süren “laissez-faire” (serbest model) ideolojisi tarafından şekillendirilmiş.

2-            Entegrasyon Modeli :Bu model iki yönetim birimi arasında oldukça farklı bir yaklaşımla “uygun ilişki”

üzerinde durmaktadır. Merkezî ve yerel yönetimler arasında esnek ve yarar gözeten bir yaklaşımla işlevsel bölümlendirmenin yapılması, bu yönetim birimlerinin entegrasyonunu kuvvetlendirmektedir.

Özerk model liberal ideolojinin entegrasyon modeli ise müdahaleci yaklaşımın bir ürünüdür.

KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE YEREL YÖNETİMİN DEĞİŞEN KONUMU Küreselleşme olgusu bir taraftan mesafeleri, sınırları anlamsız kılıp dünyayı “küresel köy” hâline getirirken, yaygın iletişim ağı aracılığıyla evrensel olan değerleri dünyanın hemen her köşesine ulaştırmakta, giderek daha homojen bir dünya toplumunun şekillenmesine öncülük etmektedir. Bu süreçte düşünce tarzları, değer yargıları, yaşam biçimleri, siyasal yaklaşımlar vb. giderek daha çok benzeşmekte, farklılıklar zenginlik olarak değerlendirilmekte, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ilkeleri vb. değerler tüm insanlığa yayılmaktadır.

**Güncel olarak yaşanan söz konusu iki yönlü gelişme süreci bağlamında küreselleşme eğilimi,geleneksel ulus devlet kavramını ve ulus devletler arasındaki uluslararası ilişkilerin yapısını dönüştürmekte; buna karşılık yerelleşme süreci ise küreselleşme eğiliminin kendi bünyesinde taşıdığı tekdüze ve merkeziyetçi yapılanmaya karşı, tarihsel, kültürel ve fiziksel yerel kimlikleri yeniden üreterek ve birbirine eklemleyerek daha insani ve yaşanabilir bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu gelişmelerin önemli bir sonucu olarak sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecine, merkezî ağırlıklı yönetim sistemlerinden güçlü yerel yönetime, temsilî demokrasiden katılımcı demokrasiye doğru gelişmeler eşlik etmektedir.

**Birbirine zıt gibi görünen küreselleşme ve yerelleşme aslında birbirini tamamlayan paralel süreçlerdir. Her ikisi de merkeziyetçi ulus devlet modelinin dışındaki yönetim modellerini güçlendirmektedir. Giderek uluslararası örgütlerin ve yapıların etkisinde olan güçlü yerel yönetim modelleri oluşmaktadır.

**yaşananın esasında “globalizasyon” (küreselleşme) değil, “glokalizasyon” (küyerelleşme) olduğu ileri sürülebilmektedir. Yerellik, yerel halkın günlük çalışma ve çalışma dışı hayatlarının tümünü geçirdikleri, kimliklerini geliştirip yaşadıkları ve siyasal eylemlerini yürüttükleri yerlerdir.

Yerelleşmenin üç temel nedeni vardır:

*****Birinci olarak yerel yönetimler, küresel tekdüzeliğe karşı daha esnek ve uyarlanabilir seçenekler, diğer bir deyişle “farklılık” sağlamaktadırlar. Bunu da çok kez, yerel kimliklerin tarihsel, kültürel ve fiziksel özelliklerini koruyup yeniden üretilmelerine katkıda bulunarak gerçekleştirebilmektedirler.

*****jkincî olarak , vatandaşların yönetimini ve sivil toplumun temsilini sağlayarak hızlı ve radikal bir biçimde dönüşüme uğrayan geleneksel ulus devlet yapılarına gerçek alternatifler sunmaktadırlar.

*****Üçüncü olarak, ekonomik gelişmenin ana aygıtları arasında yer almakta ve özel olarak da toplumsal yeniden üretimin, -uygun bir toplumsal çevre, yaşama koşulları, eğitim, öğretim ve yaşam kalitesi sağlayarak- temelini oluşturmaktadırlar.

Günümüzde ise yerelleştirme, merkezî yönetimin elindeki planlama, karar verme, kaynak oluşturma ve bunları yürütme gibi yönetsel yetkilerin taşra kuruluşlarına, yerel yönetimlere, yarı özerk kurumlara, meslek kuruluşlarına, gönüllü örgütlere (vakıflar, dernekler gibi) ve şirketlere aktarılması olarak kabul edilmektedir.

ÜNİTE 10=

ULUSLARARASI BELGELER

**Yerel yönetimlerin kendi aralarındaki uluslararası örgütlenmeler gün geçtikçe güçlenmektedir. **Küreselleşme sürecinde uluslararası ve yerel nitelikteki sorunların birbirinin içine girmesi yerel yönetimlerin etkinliklerine uluslararası boyut kazandırmaktadır.Örneğin çevre sorunlarının uluslararası boyutu olmasına karşın, aynı zamanda yerel bir sorun olması, yerel yönetimlerin etkin yetki ve sorumluluğu ve katılımı olmadan çevre kirlenmesini önleme, çevreyi koruma, iyileştirme ve geliştirmeye ilişkin hizmetlerin etkili bir biçimde yürütülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Çevreden küresel ısınmaya, bağımlılıktan insan ticaretine, günümüzde birçok sorunun çözümü hem yerel hem de uluslararası düzeyde iş birliği ve koordinasyon gerektirmektedir.

AVRUPA KONSEYİ YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI

Avrupa Konseyi tarafından 1988 tarihinde yürürlüğe konulan Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Konseye üye olan 45 devletin, Türkiye dâhil, 42’si tarafından onaylanmıştır. Şartın “Yükümlülükler” başlıklı 12. maddesi gereğince tarafların Şartın bazı maddelerine çekince koyma hakkı da tanınmıştır.

**1988’de yürürlüğe giren Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, seçilmiş kişiler tarafından yönetilen yerel yönetimlerin merkezî yönetimden özerkleşmesi ve kamusal etkinliğinin artırılması amaçlanmaktadır.Genel itibarıyla şartın içeriği incelendiğinde üç ana bölümden oluştuğu görülmekte:

»Birinci bölümde; özerk yerel yönetim kurumunun dayandığı başlıca ilkeler sayılmaktadır. Bu ilkeler: Seçilmiş yöneticilerin çalışma koşulları, yönetsel denetimin niteliği ve sınırı, yerel yönetimlerin kaynak özerkliği, yerel yönetimler arası ve merkezî idareler ile yerel yönetimler arası iş birliği ve dayanışmanın

esasları ve yargısal denetimin sağlanması, Yerel yönetimler üzerindeki devlet denetiminin azaltılması ve kendilerine görevleri ile orantılı gelir kaynaklarının sağlanması.

>>İkinci bölümde; bu Şart’ı onaylamış olan devletlerin yükümlülük ve sorumluluk -larıyla ilgili kurallar yer almaktadır.

>>Şart’ın son bölümü uygulama ve yürürlülük koşulları ile ilgili kuralları kapsamaktadır. Şart’ın özerk yerel yönetimlerin görev alanlarıyla ilgili 4. maddesi, kendilerine tanınmış olan özgürlük ve haklardan tamamen faydalanabilmelerini içermektedir. 6. Maddede ise, merkezî yönetimlerin aldığı kararlar ve yaptığı düzenlemeler ile yerel yönetimlerin kendileri için uygun gelen örgütsel yapıları oluşturmalarını ve kendi personelini çalıştırabilmelerini hiç bir şekilde sınırlandırmaması istenmektedir. 8. maddede, vesayet denetimi konusu, yerel yönetimlerin takdir yetkilerinin ve etkinliklerinin sınırlandırılmamasına ilişkin güvence sağlanmasını özellikle öngörmüştür. Şart’ın gelir kaynaklarını ilgilendiren 9. maddesinde ise, yerel yönetimlerin gelir kaynaklarının, yerel yönetimlerin lehine ve onların merkeze olan bağımlılıklarını azaltacak şekilde artırılması istenmektedir. Şart’ın 11. maddesi özerk yerel yönetimin yargısal korunması ile ilgilidir. Bunun anlamı; merkezî yönetimlerin yerel yönetimler ile ilgili olarak yapabilecekleri yetki gasbı ve özerkliğin çiğnenmesi gibi hareketlerin önüne geçilmesidir. Yargı güvencesinin sağlanması özellikle istenmektedir.

AVRUPA KENTSEL ŞARTI :

Kentli hakları alanında en önemli bölgesel belge, Avrupa Konseyi, Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Konferansınca 18 Mart 1992 tarihinde kabul ve ilan edilen Avrupa Kentsel Şartı’dır.

Şart, Konsey anlaşmalarından farklı olarak hükümetlerin değil yerel yönetimlerin(belediyelerin) imzasına açılmıştır.

***Şart’a göre Avrupa yerleşimlerinde yaşayan kentliler güvenlik, kirletilmemiş sağlıklı çevre, istihdam, konut, dolaşım, sağlık, spor ve dinlence, kültür, kültürler arası dayanışma, kaliteli mimari ve fiziksel çevre, katılım, ekonomik kalkınma, sürdürülebilir kalkınma, doğal kaynaklar ve zenginlikler, kişisel bütünlük, yönetimler arası iş birliği, eşitlik başlıklarıyla sıralanan haklara sahiptir.Sözü geçen hakların gerçekleşmesi, kentlilerin dayanışmacı ve sorumlu hemşeriliğe ait yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlıdır.

**Avrupa Kentsel Şartı’nın temel amacı, nitelikli bir kent yönetiminin ve kent yaşamının eliştirilmesidir.

**Avrupa Kentsel Şartı, 20 maddelik bir bildirge ve 13 maddelik şart ilkelerinden oluşmaktadır. Şart’ın amacı:

>> Yerel yönetimler için kent yönetimi el kitabı oluşturmak >> Gelecekteki olası Kentli Hakları Kongresi için temel ilkeleri oluşturmak >> Şart’ın ilkelerini yerine getiren kentler için verilecek uluslararası ödüllere temel oluşturmak

>> Fiziksel çevre ve yasalarıyla ilgili yaptırımlar için Avrupa Konseyinin bu konulara ilişkin katılımına bir vize oluşturmak

>> Avrupa Konseyinin ve Daimi Konferansın kent sorunlarına ilişkin tüm çalışma sonuçlarının bir çözümlemesini yapmaktır.

**Şart’ın önemle benimsediği temel iki ilke ise iş birliği ve dayanışmadır.

**Ayrıca söz konusu hakların yaş, cinsiyet, ırk, inanç, milliyet, sosyo-ekonomik ve politik statü, ruhsal ve bedensel özür gözetmeksizin tüm insanlara eşit koşullarda uygulanmasını savunur. Aşağıda, Şart’ın amaçlarını gösteren Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu’na yer verilmiştir.

Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu:Avrupa yerleşimlerinde yaşayan kentliler şu haklara sahiptir:

  1. Güvenlik
  2. Kirletilmemiş sağlıklı çevre
  3. İstihdam.
  4. Konut
  5. Dolaşım: Toplu ulaşım, özel arabalar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu düzenin sağlanması
  6. Sağlık.
  7. Spor ve Dinlence
  8. Kültür.
  9. Kültürlerarası Kaynaşma
  10. Kaliteli Mimari ve Fiziksel Çevre
  11. İşlevlerin Uyumu: Yaşama, çalışma, seyahat işlevleri ve sosyal aktivitelerin olabildiğince birbiriyle ilintili olmasının sağlanması
  12. Katılım: Çoğulcu demokrasilerde; kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışmanın esas olduğu kent yönetimlerinde gereksiz bürokrasiden barındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması
  13. Ekonomik Kalkınma: Yerel yönetimlerin doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kalkınmaya katkı konusunda sorumluluk sahibi olması 14. Sürdürülebilir Kalkınma: Yerel yönetimlerce ekonomik kalkınma ile çevre korunması ilkeleri arasında uzlaşmanın sağlanması
  14. Mal ve Hizmetler: Erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetimler, özel sektör ya da her ikisinin ortaklığıyla sağlanması
  15. Doğal Zenginlikler ve Kaynaklar: Yerel doğal kaynak ve değerlerin; yerel yönetimlerce akılcı, dikkatli, verimli ve adil biçimde, yaşayanların yararı gözetilerek korunması ve yönetilmesi
  16. Kişisel Bütünlük: Bireyin sosyal, kültürel, ahlaki ve ruhsal gelişimine, kişisel refahına yönelik kentsel koşulların oluşturulması
  17. Belediyeler arası İş birliği: Kişilerin kentle ya da uluslararası ilişkilerine doğrudan katılma konusunda özgür olmaları ve özendirilmesi
  18. Finansal Yapı ve Mekanizmalar: Bu deklarasyonda tanımlanan hakların sağlanması için gerekli mali kaynakları bulma konusunda yerel yönetimlerin yetkili kılınması
  19. Eşitlik: Yerel yönetimlerin tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş,köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım gözetmeden, fiziksel veya zihinsel özürlerine bakmadan eşit olarak sağlamakta yükümlü olmasıdır.

****Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu kişilerin sosyal işlevselliğinin korunması ve geliştirilmesi konusunu “kişisel bütünlük” maddesinde vurgulamaktadır.

**Deklarasyonla bağlantılı olarak Avrupa Kentsel Şartı’nın 13 ana başlığı ise şunlardır:

  1. Ulaşım ve Dolaşım:İlkeler:
  2. Özellikle özel araçlarla, seyahat hacminin azaltılması gerekliliği
  3. Dolaşım, yaşanabilir bir kent oluşturmaya yönelik biçimde düzenlenmeli ve çeşitli ulaşım alternatiflerine izin vermeli

iii.           Sokağın sosyal arena olarak algılanması

  1. Sürekli eğitim ve öğretimin gerekliliği
  2. Kentlerde Çevre ve Doğa:İlkeler:
  3. Yerel yönetimlerin doğal ve enerji kaynaklarını uygun ve akılcı biçimde yönetme ve idareli kullanma sorumluluğu
  4. Yerel yönetimlerin kirliliğe karşı politikalar uygulaması

iii.           Yerel yönetimlerin doğayı ve yeşil alanları koruma yükümlülüğü

  1. Doğayı korumanın toplumsal bilinç ve bağlılığı geliştiren faktör olması
  2. Kentlerin Fiziki Yapıları:İlkeler:
  3. Kent merkezlerinin Avrupa’nın kültür ve tarihî mirasının önemli sembolleri olarak koruma altına alınması
  4. Kentlerde açık alanların oluşturulması ve yönetiminin kentsel gelişmenin vazgeçilmez parçası olması

iii.           Mimari yaratıcılık ve imarın kentsel görünümün kalitesindeki önemli rolü

  1. Tüm insanların sağlıklı, yerleşik, güzel ve özendirici çevrede yaşama hakkı
  2. Kentin canlılığının, dengeli meskûn alanlar ve konut dokusunun korunmasıyla sağlanması

****sosyal hizmet mesleğinin kişi ve ailelerin refahının sağlanmasında önemli bir değişken olarak gördüğü, uygun barınma ve konut olanaklarına Avrupa Kentsel Şart’ı içinde özellikle yer verilmiştir.

  1. Tarihî Kentsel Yapı Mirası:İlkeler:
  2. Kentsel korumaya hassas, yasal çerçevenin gerekliliği
  3. Kentsel mirasın korunması için bilgilendirmenin gerekliliği

iii.           Yeni ve yeterli finans mekanizmaları ile ortaklıkların gerekliliği

  1. Eski el sanatları ve yapı tekniklerinin yaşatılması ve canlandırılması gereği
  2. Tarihî kentsel dokunun planlamaya temel veri biçiminde katılarak çağdaş yaşamla bütünleştirilmesi
  3. Ekonomik kalkınmanın kentsel mirasın korunmasıyla canlandırılması
  4. Konut:İlkeler:
  5. Özel yaşamın gizliliği
  6. Her insan ve ailenin güvenli, sağlam bir konut edinme hakkı

iii.           Yerel yönetimlerin konutta seçenek, çeşitlilik ve ulaşılabilirliği artırması

  1. Sosyal ve ekonomik olanakları kısıtlı kişi ve ailelerin haklarının yalnızca piyasa mekanizması koşullarına terk edilmemesi
  2. Yerel yönetimler tarafından ev sahibi olabilme ve kullanım süresi güvencesinin sağlanması
  3. Eskimiş konut dokusunun yenilenmesinin bedelinin burada oturan sosyo ekonomik seviyesi düşük gruplara yüklenmemesi
  4. Kent Güvenliğinin Sağlanması ve Suçların Önlenmesi:İlkeler:

  1. Güvenlik ve suç önleme politikasının alınacak önlemlerle yasal yaptırımlara ve ortak desteğe dayandırılması
  2. Yerel güvenlik politikasının güncelleştirilmiş kapsamlı istatistiksel bilgi, veri ve bilgilere dayandırılması

iii.           Suçun önlenmesinin toplumun tüm üyelerini ilgilendirmesi

  1. Etkili kent güvenliği politikası için emniyet güçleri ve yerel halkın yardımlaşması
  2. Uyuşturucu karşıtı yerel politikanın oluşturulması ve uygulanması
  3. Suçların tekrarını önleyici programlar ve hapis cezaları yerine alternatif çözümler üretilmesi

vii.          Yerel güvenlik politikasının temel unsuru olarak mağdurların kollanması

viii.         Suçların önlenmesine öncelik verilmesi ve buna bağlı mali kaynakların yaratılması

  1. Kentlerdeki Engelliler ve Sosyo-ekonomik Bakımdan Dezavantajlılar:İlkeler:
  2. Kentlerin herkesin her mekâna erişebilirliğini sağlayabilecek şekilde tasarlanması
  3. Engelliler ve dezavantajlılara ilişkin politikaların hedef gruplar için aşırı himayeci değil, toplumla bütünleştirici olması

iii.           Bunları temsil eden derneklerin kendi aralarındaki iş birliği ve dayanışması

  1. Konut ve iş yerlerinin engelli ve dezavantajlılara uyarlanabilir biçimde tasarlanması
  2. Seyahat, iletişim ve kamu ulaşımının tüm insanlar için erişilebilir olması ****Sosyal hizmet mesleğinin hizmet grupları arasında özel bir yeri olan engelliler için uygun kentsel koşulların oluşturulması Şart’ın başlıkları arasındadır.
  3. Kentsel Alanlarda Spor ve Boş Zamanları Değerlendirme:İlkeler:
  4. Tüm kent sakinlerinin eğlence, dinlence ve spor faaliyetlerinde yer alma hakkı
  5. Spor alanlarının sağlıklı ve güvenlikli biçimde tasarlanması

iii.           Her kent sakininin kişisel potansiyelleri doğrultusunda istediği sporu yapma hakkı

  1. Yerleşimlerde Kültür:İlkeler:
  2. Tüm kent sakinlerinin kültürel faaliyetlerden faydalanma hakkı
  3. Yerleşimlerin kültürel oluşumunun ekonomik ve sosyal gelişmeye katkısı

iii.           Güçlü bir bağ olarak farklı milliyet, bölge ve ülke halkları arasındaki kültürel ilişkiler

  1. Kültürel gelişim ve gerçek demokrasi için yerel yönetimler, toplum birimleri, gönüllü kuruluşlar ve özel sektörün artan dayanışma gereksinimi
  2. Kültürel çoğulculuğun yenilikleri ve yenilikçi denemeleri öngörmesi
  3. Yerel yönetimlerce dengeli biçimde tesis edilmiş kültür turizminin toplum üzerindeki olumlu etkisi
  4. Yerleşimlerde Kültürler Arası Kaynaşma:İlkeler:
  5. Kent politikalarının temel unsuru olarak ayırımcılık karşıtlığı
  6. Göçmenlerin yerel politik yaşama etkin katılımının sağlanması

iii.           Kültür ve eğitim politikalarının ayırımcı olmaması

  1. Yerel yönetimlerin iş olanaklarından eşit faydalanmayı sağlaması
  2. Toplulukların sosyal ve fiziki çevresiyle bütünleşmesi anlamında kültürler arası kaynaşma sağlanması
  3. Kentlerde Sağlık:İlkeler:
  4. Kentsel çevrenin tüm kentlilere iyi sağlık koşullarını sağlaması
  5. İyi sağlık koşullarının temini için temel ihtiyaç maddelerinin güvenilir ve sağlıklı biçimde sunumu

iii.           Yerel yönetimlerin toplum tabanlı sağlık girişimlerini ve katılımları özendirmesi

  1. Kent sağlığı uluslararası önem de taşıdığından yerel girişimlerin uluslararası programlarla ortak yürütülmesinin öngörülmesi
  2. Halk Katılımı, Kent Yönetimi ve Kent Planlaması:İlkeler:
  3. Yerel politik yaşama halkın katılımını temin için halkın temsilcilerini özgür ve demokratik olarak seçebilme hakkı
  4. Yerel politik yaşamda etkin katılım için halkın yerel, politik ve idari yapılarda belirleyici olması gereği
  5. Toplum geleceğini etkileyecek her tür önemli projede halka danışma gereği
  6. Kent yönetimi ve planlamasının kentin özgül niteliklerine ilişkin yeterli bilgiye dayandırılması
  7. Yerel politik kararların uzmanlardan oluşacak ekiplerce gerçekleştirilecek kentsel ve bölgesel planlara dayandırılması
  8. Karar verme süreci sonucunda ortaya çıkan politik tercihlerin anlaşılabilirliği ve hayatiyeti

vii.          Gençlerin toplum yaşamına katılımının yerel yönetimlerce sağlanması

  1. Kentlerde Ekonomik Kalkınma:İlkeler:
  2. Yerel yönetimlerin yerel ekonomik kalkınmayı temini
  3. Sosyal ve ekonomik kalkınmanın ayrılmaz bütünlüğü

iii.           Bölge ve yakın çevresinin sosyal ve ekonomik bir parçası olarak kent

  1. Üretim ve gelişimi özendirecek yeterli altyapının varlığıyla sağlanacak ekonomik büyüme ve kalkınma
  2. Kent ekonomisinin büyümesi ve kalkınması için önemli bileşken olan kamu-özel sektör iş birliğinin gerçekleştirilmesi

*** 1992’de Avrupa Konseyinin Avrupa Kentsel Şartı’nı kabul etmesiyle kent ve kentli sorunlarına insan hakları çerçevesinde yaklaşılmış; dayanışma hakları içinde kentli hakları ulusal ve uluslararası gündemlerde tartışılmaya başlanmıştır.

YEREL YÖNETİMLER EVRENSEL BİLDİRGESİ

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Avrupa Kentsel Şartı’ndan önce imzalandığı için her iki şarta da kaynak teşkil eden Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi 21. yüzyılda yerel yönetimlerin nasıl bir görünüm ve içeriğe sahip olması gerektiğini göstermektedir.Bildirge Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği (IULA)’nın 1985 yılında Brezilya Rio de Janerio’da düzenlenen 27. Dünya Yerel Yönetimler Kongresi’nde kabul edilmiştir.

** Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi, halk iradesinin yönetime daha çok katılımının sağlanmasını ve nihayetinde küresel ölçekte demokrasinin gelişmesini amaçlamaktadır.11 ana madde:

Madde 1- Yerel Yönetime İlişkin Anayasal Temel             Madde 2-            Yerel     Yönetim              Kavramı

Madde 3- Yerel Yönetimin Kapsamı

Madde 4- Mevcut Yerel Yönetim Birimlerinin Korunması

Madde 5- Yerel Yönetim İçin Yeterli İdari Yapılar

Madde 6- Seçilmiş Yerel Temsilcilerin Görev Koşulları

Madde 7- Yerel Yönetim Birimlerinin Faaliyetlerinin Denetimi

Madde 8- Yerel Yönetim Birimlerinin Kaynakları               Madde 9-            Yerel Yönetim Birlikleri

Madde 10- Uluslararası Bağlar

Madde 11- Yerel Yönetimlerin Özerkliklerinin Yasal Yönden Korunması ******Görüldüğü gibi, Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi, etkin bir yerel yönetimin yerel demokrasinin geliştirilmiş olduğu yapılar içinde kurulması gerektiğini ve halkın katkı ve katılımını sağlayan etkili bir kamu yönetimi sisteminin merkezî değil tamamen yerel yapılar üzerinden kurulabileceğini savunmaktadır.

DÜNYA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI

Hazırlıklarına 1996 yılında (Habitat II Dünya İnsan Yerleşimleri Konferansı)başlanan Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, yerel yönetim birimlerinin hakve yetkilerini Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı gibi, ama ondan farklı olarak, bu kez dünya çapında düzenlemek, demokratik yerel yönetim ilkelerini tüm dünyada yerleştirmeye çalışmak amacını taşıyan uluslararası bir belgedir. >>Giriş dışında 3 bölüm ve 23 maddeden oluşan Şart’ın birinci bölümünde yerel yönetimlerin hak ve yetkilerini düzenleyen kurallar yer almaktadır.

>>”Çeşitli Hü-kümler” başlıklı ikinci bölümde Şart’ın kabul edilmesi zorunlu olan maddeleri ve fıkraları, Şart’ta sözü edilen birimlerden ne anlaşılması gerektiği ve Şart’ın uygulanmasının denetimi;

>>üçüncü bölümde ise, Şart’ın imzalanması ve onaylanması, yürürlüğe girişi ve feshi gibi konular bulunmaktadır.

***** Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, demokratik yerel yönetim ilkelerini dünya geneline yaymayı amaçlayan bir belgedir.

***Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda iki önemli düzenleme vardır.

Birincisi, yerel demokrasilerde ve yerel birimlerin yönetilmesinde kadın ve erkek eşitliğinden; ikincisi, yoksul kesimler, engelliler gibi kentteki güçsüz kesimlerin güçlendirilmesinden ve ırkların eşitliğinin yerel yönetimler düzeyinde sağlanması gerekliliğinden söz edilmektedir.

***** Şart’ın maddelerine bakıldığında, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki maddelerin Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda da aynen, ama daha ayrıntılı bir biçimde düzenlendiği görülmektedir. Bunlardan farklı olarak, “Yurttaşların Katılımı ve Ortaklığı” başlıklı yeni bir madde eklenmiştir.

  1. ÜNİTE =

YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL YARDIM UYGULAMALARI

**Belediyelerin “yoksun kesim” olarak ifade edilebilecek gruplara sosyal yardım ve hizmet sunması, hem anayasal ölçütlerde sosyal devlet olmanın bir gereği hem de fonksiyonları gereğidir. Toplumların kanayan bir yarası olan yoksulluğa karşı, merkezî yönetim kadar yerel yönetimler de çözüm üretmek zorundadır. Hatta yerinden yönetim anlayışının bir gereği olarak yerel halkın sorunlarına karşı daha duyarlı olan yerel yönetimlerin yoksullukla mücadele alanında daha etkin politikalar geliştirmesi ve daha isabetli kararlar alması mümkündür.

***Yoksul ve yardıma muhtaç kimselere karşılıksız yardımlarda bulunulması, yoksullukla mücadelede başvurulan en yaygın yöntemlerden biridir.

***Yoksullukla ilgili yerel yönetimleri doğrudan yetkili kılan yasalar;

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu,

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile 442 sayılı Köy Kanunu’dur.

***Sosyal koruma, gelişmiş ülkelerin sosyal politika gündemine giren yeni bir kavramdır. Sosyal koruma geniş bir güvenlik ağıdır ve bir ülkenin tüm vatandaşlarını kapsar.

SOSYAL YARDIMIN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ

Sosyal yardımlar genellikle vergiler ile finanse edilmektedir. Herhangi bir karşılık söz konusu olmaksızın gereksinim içinde bulunan kişileri kapsamaktadır.Sosyal yardımlar, tek yanlı olarak devlet ya da kamu makamlarınca yasal yetki ve görev verilmiş gönüllü kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Yararlanan kişinin herhangi bir mali katkısı söz konusu değildir.

Sosyal yardımlar kamu yardımları olarak da ifade edilmekte olup finansmanlarının sadece vergiye dayalı olması, karşılık gözetilmeden yoksul (muhtaç) kimselere verilmesi, sadece devlet bütçesinden karşılanması yönleriyle sosyal sigortalardan ayrılmaktadır. Sosyal yardımlara “primsiz sosyal güvenlik rejimi” de denilmektedir. Çünkü yardımdan faydalanan bireyin herhangi bir katkısı söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında, sosyal sigortalardan daha gelişmiş ve daha insancıl olduğu ileri sürülmektedir .

**Yoksulluğun ortadan kaldırılması için verilen mücadelede sosyal yardımlar, mikro ölçüde en sık uygulana gelen yöntemdir.

Sosyal Yardımların Anatomisi : Yoksulluğun ortadan kaldırılması için verilen mücadelede sosyal yardımlar, mikro ölçüde en sık uygulana gelen yöntemdir. Sosyal yardımlar, yoksulluk içinde hapsolmuş kişilerin yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesindeki en büyük destekçisidir. Sosyal yardımlarla ilgili olarak devletin bireylere veya hanelere doğrudan gelir ya da hizmet sağladığı üç temel mekanizma vardır: Birinci mekanizma, belirli bir sosyal kategori içindeki tüm vatandaşlara gelir ya da istihdam durumundan bağımsız olarak dağıtılan “evrensel” yardımlardır. İkinci mekanizma, yardımın istihdam durumuna ve bireyin programdaki katkı paylarına bağlı olduğu “sosyal sigorta sistem”dir. Söz konusu iki mekanizma bir arada da uygulanabilir. Üçüncü olarak faydalanıcının cari ve sermaye kaynaklarına bağlı olduğu “ihtiyaç tespitine dayalı ya da gelirle orantılı olan yardımlar”dır.

>>>Kaynak tespitine dayalı sosyal yardımlar içinde üç ana grup tanımlanabilir:

  1. Genel Yardımlar: Belli bir asgari standardın altında olan tüm kişilere nakit desteği sağlayan programlardır.
  2. Kategorik Yardımlar: Yaşlılar, özürlüler ya da işsizler gibi belirli tanımlı gruplara nakit desteği sağlayan yardımlardır. İngiltere’deki aile kredileri, Almanya ve Hollanda’daki işsizlik yardımları, İtalya’daki sosyal yardımlar, Türkiye’deki 2022 sayılı yaşlı ve özürlülere yönelik aylık uygulaması gibi.
  3. Bağlı Yardımlar: Konut, eğitim ya da sağlık hizmeti gibi belli başlı mal ya da hizmetlere ayni ve nakdî şekilde erişmeyi sağlamaktadır. Türkiye’deki “Şartlı Nakit Transferi” programı bu gruba dâhil edilebilir.

YOKSULLUĞUN TANIMI, NEDENLERİ VE SONUÇLARI

Türkiye’nin yoksulluk profili incelendiğinde yoksulluğun hane halkı büyüklüğüyle doğru orantılı, eğitim düzeyiyle ters orantılı olarak değiştiği söylenebilir. Türkiye’de en riskli ve kırılgan gruplar arasında özürlülerin, çocukların ve emeklilerin yer aldığı; eğitim ve istihdam alanlarında, merkezî ve yerel karar verme süreçlerinde ve sosyal yaşantıda oldukça büyük bir cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğugörülmüştür.

Yoksulluk: Dünya Bankası’na göre; en düşük yaşama standartlarına ulaşamama durumudur. SHÇEK (mülga)’e göre; “kendisini ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri bulundukları yerin hayat şartlarına göre asgari seviyede geçindirmeye yetecek geliri, malı veya kazancı bulamama hali” yoksulluktur. Yoksulluk; tanımlanması, sınırlarının belirlenmesi güç bir kavramdır ve yoksulluğun çeşitli görünümleri vardır.

Yoksulluğun Nedenleri:Yoksulluğun nedenleri hakkında önemli bir sınıflama Zastrow tarafından yapıldı.

>> Yüksek işsizlik. >> Fiziksel sağlığın olmayışı >> Fiziksel özürler. >> Duygusal problemler >> Kapsamlı tıbbi harcamalar. >> Alkolizm >> Uyuşturucu bağımlılığı >> Geniş aileler

>> Otomasyonun neden olduğu işsizlik >> Kullanılabilir beceri eksikliği

>> Düşük eğitim düzeyi >> Kadının ebeveyn olduğu aileler

>> Sabit gelirlere karşın hayat pahalılığının artması

>> Irk ayrımcılığı >> Eski hükümlü veya akıl hastası olarak etiketleme

>> İstihdamın yetersiz olduğu coğrafi bölgelerde yaşama

>> Boşanma, terk edilme ya da eşin ölümü >> Kumar

>> Bütçe problemleri ve kaynakların iyi yönetilememesi

>> Cinsiyet ayrımcılığı >> Bir suç kurbanı olma

>> Yetersiz istihdam >> Düşük ücretli işler

>> Zihinsel gerilik

******ülkemizde yoksulluğun belli başlı nedenlerini, bireysel ve toplumsal başlıkları altında iki grupta ele almak mümkündür:

1)            Bireysel Nedenler :Bireysel nedenler; fiziksel, zihinsel, yaşa bağlı yetersizlikler, yetersiz eğitim ve öğretimden dolayı beceri yokluğu veya eksikliği, kültürel eksiklik, yeteneksizlik,güvencesizlik, kişilik bozukluğu olarak sıralanabilir.

2)            Toplumsal Nedenler:Toplumsal nedenlerde ise ekonomik kriz, iş olanaklarının azlığı veya yokluğu,makineleşme ve otomasyon sonucu iş gücü talebinin azalması, teknolojik gelişme ile eski becerilerin geçersiz kalmasının işsizliğe, sonuçta yoksulluğa yol açması yoksulluk nedenlerinden sayılır.

Yoksulluğun Sonuçları :

»Barınma

»Dışlama/ Dışlanma :Sosyal dışlama; hayattan dışlama/dışlanma, manevi dışlama/dışlanma ve ekonomik dışlama-dışlanma gibi üç şekilde de görülebilmektedir.

>>Açlık : Açlıktan ölen insan sayısı, özellikle çocuk sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

»İşsizlik :Yapılan araştırmalar, yoksulluğun en fazla kırsal kesimde yaşayanlar arasında olduğunu göstermektedir.

»Eğitimsizlik: Yoksul bölgelerde okulların kalitesi büyük olasılıkla düşüktür. Okullardan ayrılma oranı yüksektir.

»Sağlıksız Yaşam Koşulları

»Duygusal Gelişim :Yoksulluk; düşük benlik saygısı, üzüntü ve her yönlü gelişim geriliği yaratır. >>Göç:Ülkemizde yoksulluk en çok kırsal kesimlerde görülmektedir.Bu yüzden kırsal kesimden kentlere yoğun bir göç yaşanmaktadır. Ayrıca kırdan kente göçün çok olması nedeniyle de kentlerde alt yapı ve gecekondulaşma meydana gelmektedir.

YEREL YÖNETİMLERİN YOKSULLUKLA MÜCADELE NEDENLERİ

Yerel yönetimlerin, yoksullukla mücadelelerinin başlıca nedenleri; yoksulların demokratik katılım bilincinin geliştirilmesi, bazı kamu hizmetlerinin daha kolay ve pratik sunulabilmesi, merkezî yönetimden kaynaklanan eksikliklerin giderilmesi ve yoksullukla ilgili bilgi ve bilinç düzeyinin artırılmasıdır.

Yoksulların Demokratik Katılım Bilincinin Geliştirilmesi:Demokratik yerel yönetimler ekonomik kalkınmaya;eşitsizlikleri azaltarak demokratik siyasal kültüre ve sivil topluma yönelik yerel demokrasiyi güçlendirerek olumlu katkılar sağlayabilirler.Yoksullukla mücadelede bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı yoksulluk sorununa karşı ilgiyi artırırken, toplumun en örgütsüz ve sessiz kesimini oluşturan yoksulların ise kendilerini ilgilendiren sürece katılımları beklenmektedir. Yoksulların yerel yönetimlere katılarak kendilerini ilgilendiren kararları sorgulaması,istek ve beklentilerini aktarması diğer kuruluşlara göre daha kolaydır.Ayrıca yerel yöneticilerin bir daha seçilememe kaygısı taşımaları,özellikle yoksulluk gibi önemli ve hassas bir konuda, onları daha dikkatli hareket etmeye zorlamaktadır.

Kamu Hizmetlerinin Daha Kolay ve Pratik Sunulabilmesi:Sorunların hızlı ve etkili bir biçimde çözüme kavuşturulması, yoksul ve yardıma muhtaç kesimlerin yönetime güven duygusunu da artıracaktır.Yoksullukla mücadelede merkezî yönetim düzeyinde yaşanan hantallık,işlerin yavaşlaması,kırtasiyecilik ve verimsizlik gibi olumsuzluklar,yerel yönetimler tarafından daha kolay giderilebilir.Yoksullara yönelik kararlar alan;Yerel yönetimlerin merkezîn onay ve görüşünü almadan serbestçe, uygun idari eylem ve işlemde bulunabilmeleri yoksulluk politikalarını etkinleştirebilmekte; dolayısıyla bu politikaları başarılı kılabilmektedir.

Merkezî Yönetimden Kaynaklanan Eksikliklerin Giderilmesi:Yerel yönetimleri merkezî yönetimden ayıran en temel farklılık, yerel halkın (il,belde ve köy halkının) desteğiyle iş başına gelmeleri,merkezîn bilgisi dışında kendine özgü bütçe,organ ve personelleriyle anayasa ve yasaların izin verdiği ölçüde haklara sahip olmaları ve bu hakları kullanabilmelerinden geçmektedir.Merkezî yönetimin yetersiz ve etkisiz kaldığı alanlarda yerel yönetimlerin devreye girmesi, kamu hizmetinin etkin ve yeterli sunumu açısından şarttır. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda (2001-2005),ülkede artan kentleşme,göç olgusu,yüksek enflasyon,gelir dağılımının bozulması ve yoksulluk gibi nedenlerden dolayı sosyal hizmet ve yardımlara ihtiyacın arttığı,buna dönük olarak dağınık kurumsal ve finansal yapılanmanın olduğu,kurumlar arasındaki eş güdüm ve iş birliği eksikliğinden kaynaklanan sorunların bulunduğu vurgulanmıştır. Dokuzuncu Plan’da (2007-2013) ise,var olan kurumsal boşluğu ve karmaşayı önlemek amacıyla merkezî yönetim ve yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları (STK) başta olmak üzere tüm kesimlerin eş güdümlü çalışması amaçlanmıştır.Ayrıca bu planda, sosyal hizmet ve yardımlar alanında yerel yönetimler ile STK’ların faaliyetlerinin desteklenmesi de öngörülmüştür.

Yoksullukla İlgili Bilgi ve Bilinç Düzeyinin Artırılması:Yerel yönetimler sayesinde belde halkının yoksulluğa bakış açısı değiştirilirken,aynı zamanda yoksullara karşı neler yapılabileceği ve etkin yöntemlerin nasıl harekete geçirilebileceği de ortaya konabilmektedir.Hatta yerel halkla çeşitli vesilelerle görüşülüp onların yoksullukla ilgili bilgi ve bilinç düzeyi artırılabilmekte,kısaca “yoksulluk kültürü”olumlu yönde geliştirilebilmektedir.Yerel yönetimler yoksulluğun bir yazgı olarak algılandığı”yoksulluk kültürü”nü gerçekleştirecekleri etkinlik ve faaliyetlerle değiştirebilirsem düşünce kalıplarını ve davranış biçimlerini yoksullara kazandırabilirler.

Yoksullukla Mücadelede Yerel Yönetimlerin Yasal Dayanakları:İl,belde ve köy halkının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere il özel idaresi,belediye ve köy olarak örgütlenen ve karar organları yerel halk tarafından seçimle oluşturulan özerk kuruluşlar olan yerel yönetimlere, bulundukları yörede yoksulluğu gidermek amacıyla yasalarla görev ve yetkiler verilmiştir.**Yerel yönetimleri doğrudan düzenleyen bu yasalar;5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu,5393 sayılı Belediye Kanunu,5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile 442 sayılı Köy Kanunu’dur.

İl Özel İdaresi Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler:5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nda,il özel idareleri gençlik,spor, sağlık,tarım gibi birçok alanda olduğu kadar,yoksul,kimsesiz ve yardıma muhtaçların korunması amacıyla sosyal hizmet ve yardımlarda bulunulması ve yoksullara dönük mikro kredilerin verilmesi ile görevli ve sorumlu tutulmuşlardır.Bu görevin vatandaşları sıkıntıya sokmayacak biçimde bulundukları yerde en uygun yöntemlerle sağlanması esası getirilmiş ve bu hizmet gerçekleştirilirken özürlü,yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumu dikkate alınarak yapılması öngörülmüştür.***il özel idaresi organları içinde yalnız vali,yoksullukla mücadelede yetkili kılınmış;isterse il özel idaresi bütçesinden yoksullara ayrılan ödeneği,yoksul ve muhtaç kimseler için kullanabilme yetkisi verilmiştir.Yoksul,muhtaç,kimsesiz ve özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar,il özel idaresi giderlerinden biri sayılmıştır.

Belediye Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler: Belediye Kanunu’nun buna ilişkin ilk maddesi”hemşeri hukuku” başlığı altında düzenlenmiş olup aynı beldede ikamet eden herkes hemşeri kabul edilmiştir.Buna göre belediyenin imar,su ve kanalizasyon,ulaşım vb. gibi mahallî müşterek nitelikte sayılan görev ve sorumluluklardan birisi de sosyal hizmet ve yardımlarda bulunmaktır.Bu hizmetleri, il özel idaresine benzer biçimde vatandaşlara en yakın yerde ve en uygun yöntemlerle,özellikle özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemlerle sunması esastır.

**Özel idaresinde olduğu gibi, belediyenin organları içinde yalnızca belediyebaşkanına yoksullukla mücadele görevi verilmiştir.Buna göre,belediyeler “dar gelirli,yoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar”yapmakla yükümlüdürler.

Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler:5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nda,büyükşehir belediyesinin görev ve sorumlulukları geniş biçimde açıklanırken,yürürlükteki İl Özel İdaresi ve Belediye Kanunu’ndaki gibi”dar gelirli”,”yoksul” ya da “muhtaç”kelimelerinden biri veya birkaçının kullanılmadığı;onun yerine”sosyal ve kültürel hizmetler” kelimesinin(…yetişkinler,yaşlılar, engelliler,kadınlar,gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek), kullanıldığı dikkat çekmektedir.Diğer yasalarda olduğu gibi, Büyükşehir Belediye Yasası’nda da yoksullara ayrılan ödeneği kullanma yetkisi, yürütme organının başındaki büyükşehir belediye Başkanına aittir.

Köy Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler:442 sayılı Köy Kanunu’nun isteğe bağlı işler arasında köydeki yoksul ve muhtaçları korumaya dönük önemli birtakım düzenlemelere yer verilmiştir.Bu kanunla muhtara yoksullukla mücadele konusunda doğrudan bir görev ve sorumluluk verilmemiş;buna karşılık ihtiyar meclisine,”tarlası ve arazisi olmayan köylüyü arazi sahibi edindirmek”gibi önemli yetkiler verilmiştir.

Yerel Yönetimleri Sosyal Yardım Yapmaya Yönelten İlkeler:Yerel yönetimleri yoksullukla mücadeleye yönlendiren ya da bu sorunun giderilmesinde yerel yönetimleri öne çıkaran temel ilkelerin başında”özerklik”, “yerinden yönetim”,”yönetişim” ve “hizmette yerellik”ilkeleri gelmektedir.Yerel yönetimlerin bu ilkelerin gereğine ve özelliklerine uygun hareket etmeleri,yoksullukla mücadelede başarılı olmalarının altında yatan en önemli nedenlerden biri sayılabilir.

Özerklik İlkesi:Yerel yönetimler açısından özerkliğin taşıdığı anlam,kendine ait organ ve görevlilerce yönetilen,dışarıdan hiçbir organ ya da kuruluşun talimatıyla harekete geçmeyen,kararlarını serbestçe alıp uygulayabilen;dolayısıyla idari ve mali serbestiyete sahip kamu tüzel kişiliği biçiminde örgütlenmektir.Yerel yönetimlerin karar organlarının seçimle meydana gelmiş olması,bu kuruluşları demokratik ve özerk kılarken;aslında bu özerkliğin de iki yönü bulunmaktadır:Birincisi,yerel yönetimlerin merkezî yönetimden tamamen bağımsız olmamasını;kendi görevini yerine getirirken merkezîn karışmamasını ve işini kendi imkânlarıyla görebilmesini içeren geniş bir özgürlükten yararlanabilmesini ifade etmektedir.İkincisi,yerel yönetimlerin halkla olan ilişkisinde seçilmiş organların halkı gereği gibi temsil edebilmesini ve bu temsil yöntemini ortaya koyabilmesini belirtmektedir.**Ayrıca yerel yönetimlerin özerk olabilmesi için yalnızca karar alma yetkisine sahip özerk organların varlığı kadar, bu kuruluşların kendilerine özgü gelir kaynaklarına da sahip olması gerekmektedir.**Yerel yönetimlerin başarısı özgürlük,etkinlik,demokrasi ve katılım ölçütlerine göre değerlendirilmektedir.Özerklik sayesinde,yoksulluğa ilişkin merkezîn bilgisi dışında kalan yöre halkının sorunlarına karşı kalıcı ve etkili önlemler alınırken,kaynakların etkin ve verimli kullanılması ile halkın sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygusu da geliştirilmektedir.**Yerel yönetimlerin yetkisi, yerel hizmetlerin yönetimin bütünlüğü ilkesine göre yürütülmesi,kamu görevlerinde birliğin sağlanması,toplum yararının korunması ve yerel ihtiyaçların karşılanması amaçlarıyla sınırlandırılmıştır.

Yerinden Yönetim İlkesi:Yerinden yönetim,bir ülkedeki kamu hizmetlerinin yönetiminin merkezden yönetimden ayrı,özerk kamu tüzel kişilerine verilmesidir.Batı’da ortaya çıkan ve “desantralizasyon” olarak da anılan bu kavramın başlıca iki anlamı vardır;

Klasik anlamda desantralizasyon, merkezî yönetimden yerel yönetimlere yetki,görev ve kaynak aktarımını;modern anlamda desantralizasyon ise merkezîn elindeki planlama,karar verme ve kam gelirlerinin toplanması gibi yönetsel yetkilerin bir kısmının taşra kuruluşlarına,yerel yönetimlere, federe birimlere,yarı özerk kuruluşlara,meslek kuruluşlarına ve STK’lara aktarılmasını; dolayısıyla, merkezî yönetimin küçültülmesi olgusunu açıklamaktadır.Yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu olarak da bilinen yerel yönetimlerin yoksullukla mücadelede en temel işlevlerinden biri,yoksul ve yardıma muhtaç insanların sorunlarını çözerek onları yönetime katmaktır. Yoksulluğun kaynağının yerel yönetimlerce yerinde saptanması,hizmetin etkinliğini artırırken;kararların hemen sorunun bulunduğu yerde alınarak uygulanması, aynı zamanda masraf ve maliyetlerin düşmesine de yol açabilecektir.

Yönetişim İlkesi:Yönetişimle birçok aktörün (yerel yönetimler, yerel düzeyde etkinlik gösteren sermaye ve STK’ların)yönetimde rol aldığı, hiyerarşilerin yerine karşılıklı etkileşimin belirleyici olduğu bir yönetim süreci kastedilmekte;devletin bu süreçteki işlevi ise genellikle düzenleyicilik ve iletişim ağlarını oluşturmaktan geçmektedir.Dünya Bankasına göre yönetişim,ülkenin tüm kaynaklarının yönetilmesi durumudur.Bankaya göre”iyi yönetişim”,yoksullukla mücadeleye yardımcı olmakta ve yaşam standardını iyileştirmektedir. Bunun gerçekleştirilmesi için yönetişimin dünya ölçeğinde altı boyutu vardır:(1) Düşünce özgürlüğü ve katılımcılık (2) Siyasi istikrar ve şiddetin ortadan kaldırılması (3) Yönetsel etkililik (4) Düzenleyici kalite (5) Hukukun üstünlüğü ve (6) Yolsuzlukların denetlenmesidir.

Merkezî yönetim,yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını sınırlandırmak yerine;teşvik edici,yol gösterici ve özendirici bir rol üstlenebilir.Bunun için yerel yönetimlerin yoksullukla mücadelede başarısı,merkezî yönetimin kaynakların etkin kullanması,iş birliği ve uyumu kapsamında verimsiz olduğu alanlardan çekilerek kendi görev ve yetkilerinden bir kısmını başta yerel yönetimler olmak üzere diğer kuruluşlarla paylaşmasına dayanmaktadır.

Hizmette Yerellik İlkesi:Bu ilkeyi “hizmetin halkın ayağına götürülmesi”biçiminde anlayanlar olsa da,asıl olarak hizmetin “yerinde” ve “yerinden”gördürülmesi anlaşılmaktadır.Hizmette yerellik ilkesine göre merkezî yönetim,yerel hizmetlerin yerel düzeyde hiç yerine getirilememesi ya da etkin biçimde yürütülememesi durumunda üstlenecektir.Yerel yönetimlerin beldede hizmet üretmede halka en yakın birimler olmaları nedeniyle,yoksullukla mücadelede yerel hizmetlerin merkezden ziyade yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmesi daha uygun olacaktır.Hem hizmetin yerine ulaştırılmasından dolayı isabetlilik ve etkinlik sağlanırken hem de hizmetin yerinde karşılanmasından dolayı hizmetin maliyeti düşürülerek tasarruf edilecek ve kalite artırılacaktır.

YEREL YÖNETİMLERİN YOKSULLUKLA MÜCADELEDE SUNDUĞU KARŞILIKSIZ YARDIMLAR

Kamu sosyal yardımları olarak da anılan”sosyal yardımlar”,kendi güç ve çalışma olanaklarıyla geçimini sağlayamayanlara,muhtaçlık koşul ve denetimine bağlı olarak insan haysiyetine yaraşır bir yaşam düzeyini sağlamak amacıyla hiçbir karşılık ya da yükümlülük altına sokmadan devletin yetkili kuruluşlarınca yapılan ayni (mal) ya da nakdî (para) yardımlardan oluşmaktadır.Amaç,yardım görenin mümkün olan en kısa sürede yeniden çalışabilme ve geçimini sağlayabilecek gelir elde edebilme olanağına kavuşturulmasıdır.Ülkemizde yerel yönetimlerin somut olarak sunduğu sosyal yardımlar arasında ayni yardımlar,aşevi desteği ve asker ailelerine yardımlar sayılabilir. Sosyal yardımlar için ön şart olarak aranan muhtaçlık durumu, kişilerin gerekli asgari miktarda geçim kaynaklarına ve gelire sahip olmamasını ve bu suretle kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri geçindirememesini ifade etmektedir.Şartlı yardımlara en yaygın örnek olarak,”Her köyde köy sandığından bir anbar yaptırıp… herkesten… birer miktar zahire ödünç alınarak… muhtaç köylülere… ödünç vermek.”. “mikro kredi” uygulaması ve “şartlı nakit transferi”verilebilir.Şartsız yardımlar ise ya gıda,giyecek, yakacak,ilaç vb. olarak ayni ya da bazen kira borcunun kapatılması,elektrik,su faturasının ödenmesi ve tedavi giderlerinin karşılanması bazen de kişinin ve ailesinin yoksulluk ve muhtaçlık durumu dikkate alınarak sürekli veya bir sefere özgü nakdi yardımlar biçiminde gerçekleştirilmektedir.Belediyelerin yoksullara yönelik sunduğu sosyal hizmet ve sosyal yardımlarda bazı sorunların yaşanmaktadır.

*Devletçe gerçekleştirilmesi zorunlu görülen sosyal hizmet ve yardımların kapsam ve sınırları tam olarak tanımlanmalı ve bu hizmet ve yardımların hangi kurumlar ve/veya mahallî idareler tarafından yapılacağı net bir şekilde belirlenmelidir.*Belediyelerin sosyal hizmet ve yardımlarla ilgili görevlerinin ilgili mevzuatta çok geniş olarak tanımlanmış olması ve uygulamayı ise takdire bırakması nedeniyle yürütmek çok büyük farklılıklar görülmektedir.*Belediyeler ile diğer kamu kurumları ve STK’lar arasında iş birliği ve koordinasyon yeterince sağlanamamaktadır.

  • Bu karmaşanın giderilmesi için,devlet kurumlarınca vatandaşa ulaştırılacak sosyal hizmet ve yardımların tanımlanması ve buhizmet ve yardımların hangi kurumlar ve/veya belediyelerce gerçekleştirileceği,mükerrer uygulamalara imkân vermeyecek belirsizlik ve keyfî uygulamalara yol açmayacak şekilde ana hatlarıyla ilgili mevzuatta düzenlenmelidir.

  1. ÜNİTE YEREL YÖNETİMLERDE

SOSYAL HİZMETLER I

Kapsamlı bir tanıma göre sosyal hizmet; bireylerin, ailelerin, grupların ve toplumun iyilik hâlini artırmak için sosyal değişime, insan ilişkilerinde sorun çözmeye, güçlenmeye ve özgürleşmeye katkı sağlayan bir meslektir.Sosyal hizmet,insan davranışı ve sosyal sistem teorilerinden yararlanarak,insanların çevreleriyle etkileşim kurdukları noktalara müdahale eder. Sosyal hizmette insan hakları ilkeleri ve sosyal adalet temeldir.Sosyal hizmet uzmanı ise;birey,aile,grup ve toplumun sorun çözme ve baş etme kapasitelerini geliştirerek psikososyal işlevselliğin sağlanması,onarılması,korunması ve geliştirilmesi;sosyal değişimin desteklenmesi;sosyal politika ve programların insan ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla planlanması ve uygulanmasının sağlanması yönünde insan davranışına ve sosyal sistemlere ilişkin teorilerden yararlanarak sosyal hizmete özgü yöntem ve tekniklerle uygulamayı yerine getiren meslek mensubudur.Sosyal değişime katkı sağlama boyutu,sosyal hizmetin yerel yönetimler üzerinden uygulanmasında temel bir konuma sahiptir.

**Meslek ve disiplin tanımlaması yaparken kullanılan sosyal hizmetten farklı olarak sosyal hizmetler ise kişi,grup ve toplumların bünye ve çevrelerinin koşullarından doğan veya kendi kontrolleri dışında oluşan yoksunluk ve eşitsizlikleri gidermek;toplumun değişen koşullarından doğan ruhsal ve sosyal sorunları önlemek ve insan kaynaklarını geliştirmek;kişi,aile ve toplum refahını sağlamak amacıyla uygulanan planlı ve programlı hizmetleri ifade etmektedir.Sosyal hizmetler,sosyal hizmet mesleğinin uygulamalarını gerçekleştirdiği çalışma alanlarını ifade eden bir kavramdır.Yerel yönetimler,sosyal hizmetlerin sunulmasında idari bir gövde özelliği taşımaktadır.Sosyal hizmet, yöntemini; kendi bağlamına özgü yerel ve bölgesel bilgiyi de içeren,araştırmalardan ve uygulama değerlendirmelerinden sağlanan kanıta dayalı sistematik bir bilgi tabanına dayandırmaktadır. Sosyal hizmet mesleği karmaşık durumları analiz etmek ve bireysel,örgütsel,sosyal ve kültürel değişimleri kolaylaştırmak amacıyla insan gelişimi ve davranışı ile sosyal sistem kuramlarından yararlanır.Sosyal hizmet, toplumda var olan engelleri,eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri ele alır.Sosyal hizmet müdahaleleri öncelikle insan odaklı psikososyal süreçlerden, sosyal politika,planlama ve kalkınmaya dâhil olmaya kadar değişiklik gösterir. Bunlar hem danışmanlığı, klinik sosyal hizmeti,grup çalışmasını, sosyal pedagojik çalışmayı ve aile tedavisi ile terapisini hem de toplumda insanların hizmet ve kaynak edinmesine yardıma yönelik çabaları içerir.

  • Yerel yönetimler yalnızca merkezî yönetimin yükünü azaltmak ve kentsel altyapı sorunlarını çözmekle görevli siyasal ve yönetsel kurumlar değillerdir.Yerel yönetimi bir alt sistem olarak kabul ettiğimiz zaman,bir ülkenin demokratikleşmesinin gerçekleşmesinde yerel yönetimler demokrasinin temel taşları olarak görülürler.Birçok uygulamacıya göre yerel yönetimler”demokrasi”,”verimlik/etkinlik”, ” özgürlük”,”özerklik”ve”yeniden paylaşım” olmak üzere beş temel değere dayanır.

Sosyal Hizmetlerin Kurumsallaşması:Sosyal devletin bir görevi hâline gelen sosyal hizmetler, özgür, çoğulcu ve demokratik bir toplumda gelişmeyi ve toplumu yaşatmayı sağlayıcı bir kurum olarak karşımıza çıkan “kamu yönetimi”içerisinde örgütlendirilerek halka verilmeye başlanmıştır.Sosyal politika,devletin bireylerin ekonomik durumlarını toplum geneline uygun hâle getirme,bireyin bireysel gelişimini ve mutluluğunu artırma yönündeki politikalar olarak ele alınırsa;sosyal görev ve sorumluluklar üstlenmiş,halkına insan şeref ve haysiyetine yaraşır,maddi,medeni,kültürel ihtiyaçları içeren asgari refah şartları sağlamayı hedef almış,sosyal güvenlik kurumlarını geliştirmiş ve sosyal politika uygulayan çağdaş devletler de”sosyal devlet”ya da”sosyal refah devleti”olarak tanımlanabilir.

**1961 Anayasası ile Türkiye’de sosyal devlet ilkesi kabul edilerek bireylerin”insan” olmalarından kaynaklanan bazı hakları olduğu belirtilmiş, söz konusu hakları hayata geçiren düzenlemeler yapılmıştır.1961 yılında Türkiye’de sosyal hizmet eğitimi dört yıllık üniversite lisans programı olarak yapılmaya başlanmıştır.Bu önemli gelişme,sosyal hizmetler alanında sunulan hizmet ve programların kurumsallaşmasına ve profesyonelleşmesine yardım etmiştir.1961 Anayasası’ndan sonra 1982 Anayasası da toplumsal düzen bakımından ayrıntılı ve ileri düzeyde haklar sağlayıcı hükümler getirmiştir.Özellikle korunmaya ihtiyacı olan kesimlere yönelik hizmetler için devlete önemli görevler yüklemiştir. Anayasamızın 61.maddesi devlete, zor durumda olan,kendi kendine yetemeyen ve başkasından yardım almak zorunda kalan kişileri,sosyal hizmetler ve yardımlarla destekleme yükümlülüğü getirmiştir.

YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLERE DUYULAN GEREKSİNİM

İyi bir yönetim,yönetim uygulamalarında şeffaflığı sağlayan,halkın hizmetlerden memnuniyet duymasını gerçekleştiren ve katılımcı bir yönetim kültürü yerleştiren yönetimdir.Sosyal yardım ve hizmet açılımında bir taraftan yoksun durumdaki gruplara destek sağlamak yer alırken, diğer taraftan sosyal hizmet yönüyle de mahallî alanlarda herkes tarafından ihtiyaç duyulan sosyal içerikli hizmetler yer almaktadır.**Sosyal hizmetin yerel yönetimler bünyesindeki uygulamalarında toplum örgütlenmesi yöntemine sıklıkla başvurulur.

**Yerel yönetimlerin yerel toplum üyeleri tarafından yönetilmesi sosyal hizmetlerin etkili sunumunu artırmaktadır.Yerel yönetimlerde yerel toplum hem hizmet alan hem de hizmet veren konumundadır.

Sosyal Hizmetlerin Yerelden Sunumu:Bireylerin ve ailelerin sosyal sorunlarıyla ilgilenen ve onlara asgari bir yaşam düzeyi sağlamakla görevli olan sosyal devlet, toplumda sosyal adaleti sağlamak misyonu ile hareket eder.Sosyal devlet genellikle vatandaşların sosyal sorunlarıyla ve refahlarıyla ilgilenen,onların asgari bir yaşama düzeyini sağlamayı görev edinmiş devlettir.

**Sosyal hizmetlerin yerel niteliğinin genel niteliğinden fazla olması nedeniyle belediyelerce yerine getirilmesi daha etkili olmaktadır. Ortaya konulan sosyal belediyecilik kavramı,yerel yönetimlere sosyal alanlarda planlama ve düzenleme işlevi yükleyen bir modeli yansıtmaktadır.

Sosyal Belediyecilik:Geleneksel tarım toplumundan endüstriyel ve hizmet sektörünün ağırlıklı olduğu bir toplumsal ve ekonomik yaşama geçişin beraberinde getirdiği toplumsal değişim,sosyal hizmetlerde kamunun payının arttırılması sonucunu doğurmuştur.Bu değişim,özellikle 1990’lı yıllarla birlikte sosyal yardım ve sosyal hizmet sunumunda belediyeleri daha da ön plana çıkararak,”sosyal belediyecilik”kavramını doğurmuştur.Sosyal belediyecilik modeli,yerel yönetimlere sosyalleştirme ve sosyal kontrol işlevleri yükleyen bir modeldir.Sosyal belediyeciliğin işlevlerini:lzlSosyalleştirmelzlSosyal kontrolURehabilitasyonlzIDamşmanlıklzlSosyal koruma@Ekonomik yoksunlukları giderme

Belediyelerin sosyal hizmet çalışmaları :l?IÇocuk yuvaları,ergen yetiştirme yurtları açmakUKreş ve gündüz bakımevleri açmak IMyni (gıda,kömür,ilaç,giyecek malzemesi yardımları) ve nakdî (parasal)sosyal yardımlar sunmak,mikro kredi olanakları sağlamaklzIYoksul kesimlere yönelik aşevleri kurmaklzlözürlüler için ulaşım, eğitim ve sosyo-kültürel ortamlarda kolaylık sağlayıcı tedbirler almaklUSağlık merkezleri,sağlık ocakları,gezici sağlık otobüsleri,ön tanı merkezlerini hizmete sokmaklzIHastanelerin yakınlarında hasta yakınları için konukevleri oluşturmak,HIKültür,sanat ve spor tesisleri açmakUMeslek ve beceri edindirme kursları açmaklFToplumsal gruplar,sivil toplum kuruluşları ve kitle örgütlerine rehberlik etmek,onlarla dayanışma ve yardımlaşmayı geliştirmeklzlGençlerin, özürlülerin,ailelerin ve kadınların toplumsallaşmalarını sağlayacak merkezler açmak

**^Mikro Kredi:Mikro kredi;iş yapma fikri olup küçük bir başlangıç sermayesine (parasal)ihtiyacı olan yoksullara olanak verilmesi projesidir.Sadece güvene dayanan,teminatsız ve kefilsiz küçük sermaye şeklindeki mikro kredinin,yoksulların kendi kendilerine yoksulluktan kurtulmaları için etkili bir strateji olduğu öne sürülmektedir.

Yerel Yönetimlerin Artan Etkinliği:Yerel yönetimler,yeni sağ politikalar nedeniyle devletin asli sosyal görevlerinden boşalan alanı doldurmak gibi bir kamu yükümlülüğü taşımaktadırlar.Bu yükümlülüğü,devletin merkezî yönetiminin sosyal alandan çekilmesi nedeniyle bazı yerel yönetimler bir zorunluluk olarak yüklenmektedirler.Bu birimler sosyal hizmetleri,yeni sağ politikaların”yerelleşme” anlayışının savunduğu güçlü yerel yönetim yapılanmasından uzak olarak yürütmektedirler.Dolayısıyla,kamunun sosyal hizmetlerine gereksinim duyan kişilerin muhatap bulabileceği tek kamu kuruluşu olarak yerel yönetimler kalmaktadır.

**1945-1975 döneminde refah devletleri gibi,birçok ülkede, yerel yönetimler de “altın çağ” diye nitelendirilen bir dönemi yaşamışlardır.Refah programları başlangıçta ulusal nitelikli olmalarına rağmen,programların uygulanması ve yerel düzeyde yorumlanması yerel yönetimlerin düzenlenmelerine bağlı olarak gerçekleştirilmiştir.Yoksullukla mücadelede yerel yönetimlere sorumluluk yükleyen, ilk sosyal hizmet uzmanları olarak da adlandırılan gözlemcilere ülkedeki yoksulluğu izlemek için görevler veren İngiliz Yoksulluk Yasaları, sosyal politika önlemleri ortaya koyması açısından önem taşımaktadır.Yasa,gözlemcilere,yoksullara yardım fonlarını artırma ve bunları kullanabilme yetkisi verildiğini ve devlet yardımının aile,arkadaş veya komşu yardımından sonra en son çare olarak kullanılacağını düzenlemiştir.Ülkemizde 1930’lar sonrasında sosyal yardım ve hizmet görevleri,merkezî yönetimden çok belediyelerin görevleri arasında düşünülmekteydi.Türkiye’de 1984 sonrası yaşanan yeniden yapılanma ve gelirlerin artmasına paralel olarak, büyükşehir belediyeleri ve ekonomik durumu gelişmiş olan diğer belediyeler,merkezî yönetimin ilgi alanında bulunan sosyal hizmet ve yardımları yapar duruma ulaşmışlardır.Yerel yönetimler,dezavantajlı toplumsal kesimlere yönelik projelerin üretilmesinde ve gerçekleştirilmesinde, merkezî yönetime oranla daha etkin olma özelliğine ve gereksinimlere olanakları dâhilinde hızlı yanıt verme yetkisine her zaman sahip olmuştur.Yerel yönetimlerce (belediyeler ve il özel idareleri) yürütülen sosyal hizmetleri dokuz grupta ele alabiliriz:

Çocuklar:Kreş ve çocuk yuvaları,korunmaya muhtaç çocuklar için yuvalar,çocuk kulüpleri açılması;parklar,trafik ve eğitim alanları düzenlenmesi.Gençler:Gençlik merkezleri,spor tesisleri,danışma ve psikolojik yardım merkezleri,meslek edindirme kursları açılması ;çeşitli konularda eğitim programları düzenlenmesi. Kadınlar:Ana-çocuk sağlığı merkezleri,kadın sığınma

evleri,meslek edindirme kursları açılması,el emeğini değerlendirme organizasyonları düzenlenmesi,aile danışma merkezleri.Yaşlılar:Huzurevleri,hobi ve iletişim merkezleri

açılması.Özürlüler:Temel eğitim okulları,meslek edindirme ya da beceri kursları,koruma vakıfları,özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri,spor ve iletişim imkânlarının sağlanması.Risk

Grupları:Sokakta yaşayan,ihmale ve istismara uğramış çocukların aralarında bulunduğu grup için hukuki ve psikolojik yardım bürolarının açılması ve sosyalleşmelerinin sağlanması için çeşitli

organizasyonların düzenlenmesi.Kriz Dönemi Hizmetleri:Savaş,terör,doğal afet gibi durumlarda barınma,beslenme,temizlik hizmetleri verilmesi;ilgili kurumların harekete geçmelerinin

sağlanması.Yaygın Eğitim Organizasyonları:Okuma yazma,çocuk bakımı ve eğitimi,çıraklık eğitimi,beceri kazandırma kursları açılması;madde bağımlılığından korunma eğitim programlarının

düzenlenmesine öncülük edilmesi.Sosyal Yardım Hizmetleri:Yukarıda sıralanan tüm gruplara yönelik olan ve ekonomik yoksunluk tespiti yapılarak uygulanan ayni ve nakdî sosyal yardım hizmetleri.

YASAL DAYANAKLARLA YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLER

Toplumsal yapı içinde kent yaşamında iki farklı grubun oluştuğunu söyleyebiliriz.Birinci grupta yer alanlar iyi eğitim görmüş,üst sosyoekonomik düzeyde olan,kentin her türlü olanaklarından yararlanan kentli kültürünün dokusunu oluşturanlardır.Bu grubun sosyal hizmetlere olan gereksinimi görece daha azdır.İkinci grup ise alt sosyoekonomik grupta yer alan insanlardan oluşmaktadır.Kırsal kesimden göç etmiş, eğitim düzeyi düşük,işsizlik ve yoksulluk sorunları yaşayan,ne kentli ne de bulunduğu koşuldan dolayı kırsal değerlerini yaşatamayan bir grubu oluşturmaktadır.Sosyal hizmetlere olan gereksinimleri yoğundur.

**2005 yılında yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’ndaki sosyal hizmetlere ilişkin yetki ve görevlerin çerçevesi,ilgili maddelerde;”sosyal hizmet ve yardım”,”konut,kültür ve sanat,gençlik ve spor”,”kadın ve çocuklar için koruma evleri”,”özürlüler merkezî”,”dar gelirli,yoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yönelik sosyal hizmetler ve yardımlar”,”öğrencilere burs”,”meslek ve beceri kazandırma”,”hemşeriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması”biçiminde kavramlaştırılarak belirlenmiştir.Sosyal hizmetlerin görev ve yetkilerinde büyük değişikliklere yol açan düzenlemeler en belirgin şekilde Kamu Yönetimi Reformu’nun temel unsuru olan Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkındaki 5227 Sayılı Kanun’da (KYTK Tasarısı) yer bulmuştur.KYTK tasarısı ile merkezî idarenin görev ve sorumlulukları kısıtlanarak hâlen merkezî idare tarafından yürütülen hizmetler il özel idarelerine devredilmektedir.Yeni görev bölüşümüne göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından sunulan sosyal hizmetler yerel yönetim birimi olan il özel idarelerinin görev alanı içine girmektedir.Mevcut kamu harcamalarının % 1,5’ini yapan il özel idareleri,yeni dönüşümle birlikte kamu giderlerinin yaklaşık %20’sini yapan bir özelliğe sahip olmaktadır.

**Yerel yönetimlere ilişkin temel yasalar,2004 tarihinden itibaren yeniden düzenlenmiştir.İlk düzenleme 10.07.2004’te 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile başlamış;5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu 22.02.2005 tarihinde kabul edilmiş,5393 sayılı Belediye Kanunu da 03.07.2005 tarihinde değiştirilerek belediyelere ve il özel idarelerine sosyal hizmetlere ilişkin önemli görevler ve yükümlülükler getirilmiştir.**İl özel idareleri,yerinden yönetim ilkesinin uygulamasının temel göstergesidir

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile İl Özel İdarelerine Verilen Yükümlülükler:Kanunda,illerde valiliğe bağlı olarak çalışan il özel idarelerine verilen sosyal hizmet görevleri:!

Yerel müşterek nitelikte olmak şartıyla,il sınırları içerisinde,sosyal hizmet ve yardımlarda bulunma,yoksullara mikro kredi sağlama, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarının;yapım,bakım ve onarım ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması.IzIHizmetlerin vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulması;hizmet sunumunda özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlilerin sunumuna uygun yöntemler uygulanmasıüEğitim,kültür ve sosyal hizmetler,imar ve bayındırlık,çevre ve sağlık ihtisas komisyonlarının kurulmasıIzIVali tarafından il halkının huzur,esenlik,sağlık ve mutluluğu için gereken önlemlerin alınması,il özel idaresi bütçesinde yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneğin kullanılması.üYoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımların il özel idaresi giderleri arasında yer alması.!Sağlık,eğitim,spor,çevre,trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında ilde dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkinlik,tasarruf ve verimliliği arttırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygulamak.

*Öte yandan söz konusu hizmetlere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi İçişleri Bakanlığına

bırakılmıştır

5393 Sayılı Belediye Kanunu ile Belediyelere Verilen Yükümlülükler:5393 sayılı belediye kanununda:”Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler,kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.”denilmiştir.”Belediye hizmetleri,vatandaşa en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur.Hizmet sunumunda özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlinin durumuna uygun yöntemler uygulanır.”hükmü getirilmiştir.Kanunun “Belediyelerin Görev ve Sorumlulukları”başlıklı

  1. maddesinde,belediyelere sosyal hizmet ve yardım, meslek ve beceri kazandırma hizmetlerini

yapma veya yaptırma görevi verilmiştir.Belediyeler Kanunu’ndaki ilgili diğer maddeler=!l2lYoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanma,özürlülere yönelik hizmetleri yürütme ve özürlüler merkezî oluşturma.EEDar gelirli,yoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımların belediye giderleri arasında yer alması.üBelediye ve mücavir alan sınırları içinde kendisine,eşine veya 18 yaşından küçük çocuklarına ait konutu olmayan dar gelirli kişiler ile afete maruz kalanlara arsa tahsisi yapılabilmesÜlzIKanunun 75.maddesine göre,belediyeler görev ve sorumlulukları alanına

giren konularda,özürlü dernek ve vakıfları ile iş birliği içerisinde onların sorunlarının çözümüne katkıda bulunabilir.IzlSosyal yardımlaşma ve dayanışma,saydamlık,hesap sorma ve hesap verme,katılım ve yerinden yönetim ilkelerinin kent konseyi ile hayata geçirilmesi.üSağlık,eğitim,sosyal hizmet ve yardım hizmetleriyle yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkinlik,tasarruf ve verimliliği arttırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygulamak.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyelerine Verilen Yükümlülükler:1980’li yıllarda büyükşehir belediye modelinin yerel yönetim sistemi içine dâhil edilmesinin ardından,1990’lardan itibaren ülkemizde büyükşehir belediyelerinin sosyal belediyecilik uygulamaları sıklıkla görülmeye başlamıştır.Kanunun”Büyükşehir,ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları”başlıklı 7.maddesinde sosyal hizmetlere ilişkin şu sorumluluklar yer almıştınlMISağlık merkezleri,hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler,yaşlılar,özürlüler,kadınlar,gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek,geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak,meslek ve beceri kazandırma kursları açmak,işletmek ve işlettirmek,buhizmetleri yürütürken üniversiteler,yüksekokullar,meslek liseleri,kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapmak.

**Yapılan yasal düzenlemelerde,merkezî yönetimle yerel yönetimler birbirlerinin alternatifi olarak görülmemekte,aralarında görev dağılımı olduğu vurgulanmaktadır.Yerel yönetimler,hizmet alanlara daha yakın oldukları için sosyal hizmetlerin sunumunda daha etkin ve verimli olacagı ifade edilmektedir.

**Mevcut yasal düzenlemeler,Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile getirilen ilkelerle ve Maastricht Antlaşması’nın önemli bir yönünü oluşturan subsidiyarite (hizmette yerindenlik)ilkesiyle uyumludur.

ÜNİTE 13=

YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLER II

Sosyal Hizmetlerin Niteliği ve Karşılaşılan Sorunlar:Belediye Kanunu,belediyelerin yerel toplumun ihtiyacı olan hizmetlerin ya belediye tarafından yapılmasını ya da yapılmasının sağlanmasını düzenlemektedir.Hizmetlerin yerine getirilmesinde önceliğin “belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliği”dikkate alınarak belirleneceği yasada vurgulanmaktadır.Belediyelerin görevlerinin belirlenmesinde “genellik ilkesi”nden yararlanılmaktadır.Belediye hizmetlerinin vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulacağı ifade edilerek”yerindelik ilkesi”ile alternatif hizmet sunma yöntemlerine olanak tanınmaktadır.Büyükşehir,ilçe ve ilk kademe belediyelerince hizmet sunulacak ve yardım yapılacak birey ve gruplar genel olarak çocuklar,gençler,yetişkinler,yaşlılar,özürlüler ve kadınlar olmak üzere sınıflandırılmakla birlikte:IHÖzelde bakıma veya korunmaya ihtiyacı olan 18 yaş altı çocuğu bulunan ailelere,(aile içi şiddet,ihmal ve istismara maruz bırakılan her yaştan çocukpÖzürlülerelzIKadınlaralzlİşsiz yetişkinlere@Koruma ve bakıma muhtaç çocuklaraHBağımsız olarak yaşamakta güçlük çeken 60 yaş ve üstü kişilerelUGünlük toplum hayatına ve toplumsal ilişkilere bağımsız olarak katılamayan veya ihtiyaçlarını gideremeyen kronik ve ileri düzeyde ruh sağlığı bozukluğu olanlaraHDuygusal açıdan istismar edilen çocuk,genç,yetişkin ve yaşlılaralzIBaşta sokak çocukları olmak üzere,her türden madde bağımlılığı bulunan veya alkol ve uyuşturucu alması nedeniyle kendisini ve çevresindekileri zarar görme riskine maruz bırakan kişilereHGöç ederek büyük şehir sınırları içerisine yerleşen ve kent hayatına uyum sağlamakta güçlük çeken birey ve gruplaralzlSuç işleme eğilimi bulunan veya suç işlemiş çocuk ve yetişkinlere olanaklar dahilinde, sosyal hizmet ve yardımda bulunulması gerektiği vurgulanmaktadır.

Yerel yönetimler için özürlüler ve yaşlılar özel hizmet gruplarıdır.Bu grupların kentin gündelik yaşamından soyutlanmadan yaşayabilmesi için sokaklar,parklar,diğer kamusal alanlar ve otoparklar gibi yerlerde fiziksel erişebilirliği sağlayıcı mekânsal tasarımların yapılması sorumluluğu da belediyelere aittir.Yerel yönetimlerde sosyal hizmetlerin etkili sunumu için sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesi temel bir zorunluluktur.Tüm bu gelişmelere karşın yerel yönetimlerin sosyal hizmetlere ilişkinçalışmalarında bazı sorunlar yoğunlukla yaşanmaktadır.Bunlar: Sosyal hizmet uygulamalarına yönelik veri yetersizliğilMynı kentte bulunan il özel idareleri ve belediyeler gibi yerel yönetim birimleri arasındaki eş güdüm sorunlarıHIYerel yönetim birimlerinin mali kaynak yetersizlikleriHSosyal hizmet alanı ile ilgili olarak merkezî yönetim tarafından yürütülen hizmetlerle birlikte çok başlı bir hizmet yapısının varlığıHYerel yönetim birimlerinde yeteri kadar sosyal hizmet uzmanı personel bulunmamasılUSosyal hizmetlere yönelik standartların belirlenememiş olmasılîlYerinden yönetim kuruluşlarında sosyal hizmetler ve yardımlar konusunda uygulama birliğinin ve standartların bulunmaması.Bu sorunlar yerel yönetimler tarafından sunulacak hizmetlerin pratikteki etkinliğini azaltmaktadır.Bu karmaşanın giderilmesi için,devlet kurumlarınca vatandaşa ulaştırılacak sosyal hizmetlerin ve yardımların tanımlanması,bu hizmet ve yardımların hangi kurumlar ve/veya belediyelerce gerçekleştirileceği,mükerrer uygulamalara olanak vermeyecek,belirsizlik ve keyfî uygulamalara yol açmayacak şekilde ana hatlarıyla ilgili mevzuatta düzenlenmesi gerekmektedir.

UYGULAMA ÖRNEKLERİ

Norveç Genelinde Sosyal Hizmetlerin Sunumu:İskandinav ülkelerinden olan Norveç’te hem sağlık hizmetlerinin hem de sosyal hizmetlerin verilmesinde ademimerkeziyet (desentralizasyon) modeli benimsenmiştir.Devlet,politikalar oluşturulmasından,bütçe hazırlanmasından,yasal düzenlemelerin yapılmasından ve personelin eğitiminden sorumludur.Hizmetlerin verilmesinden ise belediyeler sorumlu.

Belediyeler verdikleri hizmetler için devletten aldıklar hibeleri kullanmaktadırlar.Ancak özel öncelik verilen bazı alanlar için belediyeler ayrıca”tahsisli hibeler”almaktadırlar.Bu tip bir özel alan,yaşlı insanlara yönelik olarak verilen hizmetlerdir.Bir diğer örnek ise zihinsel özürlü insanlar için uyum sağlayıcı hizmetlerdir.Ülke genelinde belediyeler tarafından gerçekleştirilen sosyal hizmetlere şu örnekler verilebilir:lzlÖzürlü olduğu için yaş veya diğer faktörler sebebiyle ihtiyacı olan insanlara yardım sağlamaklzIBakım ihtiyacı olan insanlara ve onların ailelerine kapsamlı yardım yapmaklzIBoş zaman aktivitelerinde ve diğer insanlarla temas kurmakta yardıma ihtiyacı olan insanlara destek olmakUŞiddet mağduru kadınlara sığınma evleri açmaklUKapsamlı bakım ihtiyaçları olan çocuklarına ya da akrabalarına bakan insanlara maaş vermeklzlGeliri ya da sermayesi olmayan insanlara ihtiyaç temelli finansal destek sağlamak.

hedef grubunda özellikle şu kişiler yer almaktadır=llFiziksel engeli olanlarUKronik hastalığı olanlarlzICiddi görme veya duyma zorluğu çekenlerUHIV / AIDS hastası olanlar.

**Bournemouth Belediyesinin öncelikli hizmet grubunu özürlüler ve yaşlılar oluşturmaktadır.

Belediye,yatılı kuruluş bakımından ziyade evde bakım hizmetlerine öncelik ve önem vermektedir.Belediye hangi örgütlerin yaşlılara ve özürlülere yardım hizmetleri verdiği konusunda bilgi desteği sunmakta ve ayrıca yaşlılar ve özürlüler ile düzenli olarak ilgilenen bakıcı, akraba,arkadaş ve komşulara da çeşitli yardımlar sağlamaktadır. Belediyenin profesyonel bakım desteğine ihtiyaç duyanlara sağladığı sosyal hizmetler şöyle ifade edilebilir:

!Evde Bakım Hizmetleri:Yataktan kalkma ve yatağa yatırma ile ilgili uygulamalı yardım.Yıkanma,giyinme ve tuvalet konusunda yardım.Yemek pişirme ve yemek yeme konusunda yardım.IzlEvde Gece Bakım Hizmeti:Geceleri evde bakım hizmeti verilmektedir.

!Sosyal Yardım Danışmanlığı:Sosyal yardım konusunda bilgilendirme ile ilgili her türlü danışmanlık hizmeti sağlanmaktadır.

!Günlük Yaşam Destek Hizmetleri:Kişilerin günlük yaşamlarında rutin işlerinde hareket engelleri nedeniyle karşılaşabilecekleri sorunlarda belediye personeli ev işlerinin yapılması konusunda pratik tavsiyelerde bulunmaktadır.Özürlülerin hareket kabiliyetlerini artırmak amacıyla özel donanım sağlayan yerel tedarikçilerin ayrıntılı iletişim bilgileri sunulmaktadır.Bazı durumlarda,gerekli ekipmanların ödünç olarak verilmesi de sağlanmaktadır.

**Belediye,bir sivil toplum kuruluşu olan”Bournemouth Görme Özürlüler Birliğini”desteklemektedir.Kuruluşun kaynak merkezi ve özürlülerin alışveriş yapabilecekleri bir mağazası bulunmaktadır. Belediye aynı zamanda kendi bakım desteklerini ayarlayabilmeleri için bir plan kapsamında özürlülere ödeme yapmaktadır.Özürlülere belediye otoparklarını kullanabilmeleri için kimlik kartları çıkartılmaktadır.

Londra-Barnet Belediyesinin(İngiltere)Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:Belediyede çalışan sosyal hizmet uzmanları tarafından nesnel ölçütlere göre bireylerin ve ailelerin sosyal hizmetlere muhtaçlık durumları saptanmaktadır.Sosyal hizmetler için başvuran kişilerin psikososyal, bakım ve ekonomik gereksinimleri çeşitli derecelere göre belirlenmektedir.

Belediyenin çocuklara yönelik sosyal hizmetlerini;günlük bakım,çocuk merkezleri,ücretsiz kreş ve

çocuk kulübü hizmetleri olarak sıralayabiliriz.

**Günlük bakım,8 yaş altı çocuklara bakım hizmeti sağlayan bir hizmettir.Günlük bakım hizmetinin içeriği, herhangi bir gün için devamlı olarak 4 saat ve daha fazla süreyle bakılacak olan çocuğun evi haricinde bir yerde bakımının gerçekleştirilmesidir. Çocuk merkezleri, 5 yaş altındaki çocuklara yöneliktir.Çocuk bakımında bilgilendirme ve yönlendirme hizmetleri,aile psikososyal destek programları,doğum öncesi ve bebeklik dönemi anne çocuk sağlığı uygulamaları da yapılmaktadır.Aileler genelde ücretsiz kreş hizmetini, çocukları 3-4 yaşları arasındayken talep etmektedir.Kreşte çocukların günlük bakımı sağlanmakta eğitsel ve sosyal kapasitelerinin geliştirilmesi yönelik çalışmalar yapılmaktadır.Çocuk kulüplerinde,okul saatleri sonrasında ders çalışma, sanat, spor ve oyunla ilgili uğraşlar yaptırılmaktadır.

Belediyenin yaşlılara yönelik sosyal hizmetlerini;evde bakım,barınma,tele-bakım,günlük bakım,soğuğa karşı koruma,ilgili gönüllü sektörü destekleme,ücretsiz toplu taşıma,doğrudan yardım ve eve yemek servisi olarak sıralayabiliriz.**Evde bakım,65 yaş üstünde olan, kronik hastalığı bulunan yaşlılara yönelik bakım ve koruma hizmetlerini içermektedir.Huzurevi yerine kendi mekânlarında bakımlarının sağlanması tercih edilmektedir. Yaşlılar için yetişkinliklerini geçirdikleri,alıştıkları yerde ve mevcut sosyal çevreleri içinde yaşlılık süreçlerini geçirmelerinin sağlanması yaşlıların sağlığı ve genel iyilik hâlleri açısından daha uygundur.Bu da evde bakım hizmetleri ile olanaklıdır.*Barınma hizmeti düşük gelirli olan yaşlılara kira ve vergi ödeme yardımları olarak sağlanmaktadır.Tele-bakım,telefon bağlantısı yoluyla yaşlının gereksinim duyduğu hizmetlere ulaşmasını sağlayan teknik tabanlı bir hizmettir.Günlük bakım hizmeti bakıma muhtaçlığı tespit edilen yaşlının evinden günlük olarak hizmet kurumuna gelmesi ve günde en az 4 saat kurumda bulunarak temel gereksinimlerini karşılaması yönünde çalışmaktadır.Soğuğa karşı yaşlıları koruma tedbirleri,kış mevsimlerinde yaşlıların kışlık yakıt masraflarının karşılanmasını sağlayan hizmetlerdir.Hizmetten ihtiyaç sahibi 60 yaş üstü yaşlılar yararlanmaktadır.Yaşlıların yalnızlık sorunlarını azaltmak amacıyla 60 yaş üstü yaşlılara ücretsiz şehir içi ulaşım olanakları sağlanmaktadır.Doğrudan yardım uygulamaları, belediye tarafından ekonomik yoksunluğu belirlenmiş yaşlılara düzenli nakit yardımları yapılmasını içermektedir.Bilişsel yeterliği olmayanlar ve hükümlü olan yaşlılara bu hizmet verilmemektedir.

Belediyenin özürlülere yönelik sosyal hizmetlerini;tele-bakım,kütüphane hizmetleri,ev bakı hizmeti,ücretsiz toplu taşıma,istihdam, sağlık ve sosyal bakım hizmetleri oluşturmaktadır.*Kütüphane hizmetleri,mobil ve ev kütüphane hizmetleri olarak verilmektedir. Hizmetten yararlanabilmek için yalnız yaşayan özürlü olunması gerekmektedir.Ev bakım hizmetinde,evin özürlü olan kişinin ihtiyacını giderecek durumda olmayan kısımları,ihtiyacı giderecek şekilde onarılmaktadır.Ayrıca taksi-kart hizmeti adı altındaki hizmetle,hareket kısıtlılığı olan özürlü bireylere kapıdan kapıya taksi ulaşım olanağı verilmektedir.İstihdam hizmetleri,kişilerin özür durumuna uygun çalışma olanaklarının eğitim desteğiyle sağlanmasını içermektedir.Sağlık ve sosyal bakım hizmetleri farklı türlerde verilmektedir. Birincil bakım türünde,öğrenme bozuklukları olan kişilerin düzenli sağlık kontrolleri hemşire desteği ile yapılmaktadır.Hastane yatak hizmetinde,hastanelerde özürlülere özel yatak olanağı verilmektedir.Zihinsel sağlık hizmetinde, öğrenme güçlüğü olan kişilere eğitim desteği sağlanmaktadır.Ayrıca özürlülere sürekli bakım finansmanı sağlanmakta,uzun dönem bakım gereksinimi olan kişilerin bakımları ekonomik olarak desteklenmektedir.

***1983 tarihli SHÇEK Kanunu ile devletin merkezî yönetimle sunduğu sosyal hizmetler de bir diğer yerel yönetim birimi olan il özel idarelerine devredilmeye başlamıştır.Bu kapsamda,SHÇEK’e bağlı olan çocuk yuvası,yetiştirme yurdu,huzurevi,kadın sığınma evi gibi sosyal hizmet kuruluşları yerinden yönetim birimleri olan il özel idarelerine ve büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerine devredilmeye başlamıştır.Başbakanlığa ve aileden sorumlu bir devlet bakanlığına bağlı olarak yönetilen SHÇEK Genel Müdürlüğü de 2011 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla kapatılmıştır.Yeni yapılanmada merkezî yönetimin ülke genelindeki sosyal hizmetleri koordine etmesi,uygulamanın ise valiliklere bağlı olan il özel idareleri ve belediyeler tarafından yapılması yoluna gidilmektedir.***Ülkemiz belediyelerinin sosyal hizmetler alanındaki artan etkinliğine örnek Eskişehir,İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri incelenebilir.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:Belediyenin sosyal hizmetlerini ve yardımlarını,özürlüler servis aracı,giysi destek mağazası,gıda yardımları,kömür yardımları,meslek edindirme ve eğitim merkezi,kadın eğitim merkezi,ücretsiz ekmek dağıtımı ve alzheimer ve diyaliz hastaları servisi olarak olanaklıdır.Özürlüler Servis Aracı Hizmeti’nde,ring servisleri(aynı istikamet dolasan)yapılmaktadır.Giysi destek mağazasında kent sakinlerinden toplanan ikinci el giysileri temizliği ve bakımı yapılarak ihtiyaç sahibi kişilere dağıtılmaktadır.Dağıtılacak giysilere puanlama yapılmaktadır.Her bir giysiye verilen puanların toplamı belirlenen tavanı geçememektedir.Randev verilerek ihtiyaçlarını aldıklarında mağazada kendilerinden başka kimsenin bulunmamasıdır.Gıd ve kömür yardımları,gelir düzeyi düşük olan ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan ailelere yapılmaktadır.Ücretsiz ekmek dağıtımı yapılmaktadır.İhtiyaç sahipleri ekmek kartı ile ekmek almaktadırlar. Meslek edindirme ve eğitim merkezinde üniversite hazırlık,

 İngilizce,Almanca,bilgisayar,resim,satranç, seramik,masa tenisi,seminer programları düzenlenmektedir.Seminer programlarının konuları: Çocuk hakları,trafik eğitimi,kadın hakları,diş sağlığı ve taraması,aile planlaması ve anne bebek iletişimi.Kadın Eğitim Merkezinde ev hanımları ve genç kızların el işi ve nakış gibi alanlarda beceri kazanmaları hedeflenmektedir Alzheimer ve diyaliz hastaları servisiyle hastalar belediye tarafından tahsis edilen servislerle evlerinden alınıp tedavi sonrası yeniden evlerine bırakılmaktadır.Üç sefer yapılmakta,günlük 45-47 diyaliz hastası bu hizmetten yararlanmaktadır.*Belediyenin sosyal hizmetlerinde ağırlık sosyal yardımlardadır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kentte yaşayan yoksulları hem nicel olarak saptamak hem de nerelerde yoğunlaştığı sorularına cevap bulmak için “yoksulluk haritası”hazırlanarak dayanışmayı öne çıkaran ve yoksulluğun etkilerini azaltan projelere yönelmek amaçlanmıştır.Belediye bünyesindeki sosyal hizmetler koordinasyon merkezinin çalışmaları ve sosyal hizmet kuruluşları,sanat ve mesleki eğitim,darülaceze,özürlüler merkezi,kadın sağlığı koruma merkezi,sokak çocuklarına meslek edindirme merkezi,sosyal ve idari işler birimi,halkla ilişkiler birimi,evde sağlık hizmetleri ve yaşlı sağlığı hizmetleri olarak yapılandırılmıştır.Kent sakinlerine yönelik eğitim hizmetleri,eğitim müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Eğitim Müdürlüğünün verdiği eğitimler arasında istihdama yönelik eğitimler, cezaevlerinde meslek edindirme eğitimleri ve özürlülere yönelik meslek edindirme eğitimleri bulunmaktadır. Darülaceze Müdürlüğünün ana görevleri arasında ihtiyaç sahiplerinin barınması ve bakımının yapılması ile sağlık hizmetleri vardır.Sadece Darülacezedeki yaşlılara değil,İstanbul’daki bütün yaşlı insanlara aynı sağlık ve sosyal bakım hizmetlerini sağlamak ise büyük şehir belediyesinin hedefleri arasındadır.Bu amaçla kurulan İstanbul Yaşlı Hizmetleri Danışma Kurulu,yaşlılara yönelik hizmet planlarında ilçelerde”Cep Darülaceze”(Mahalle Yaşlı Evleri) açılması ve 5-6 yaşlıyı barındıran bu evlerdeki yaşlılara maddimanevi destek sağlanması,belediyenin sunduğu hizmetlerin yaşlı ergonomisine uygun planlanması vardır.

*Özürlüler ve yakınları İstanbul Büyükşehir Belediyesi için özel bir hizmet grubudur.Belediye bünyesinde bir özürlüler müdürlüğü ve bu müdürlüğe bağlı 16 adet özürlüler merkezi bulunmaktadır.Verilen hizmetler görme,işitme,ortopedik,zihinsel ve kronik hastalıklarından dolayı özürlü olan kişilere ve yakınlarına ya da konuyla ilgili olanlara eğitim,psikolojik destek,tıbbi ve rehabilitasyon hizmetlerini içermektedir.

Belediyenin özürlülere verilen hizmetleri=lzlHeryıl Mayıs ve Ekim ayları arasında Çiroz’da açılan Özürlüler Yaz Kampı’nda özürlü ve yakınına ücretsiz tatil imkânı sunulmaktadır.lzl”Alo 153 Özürlü ve Yaşlı Ulaşım Servisi Hizmeti”yle her gün,toplu taşıma araçlarını kullanamayan 130 özürlüye ücretsiz servis hizmeti verilmektedir.HBedensel özürlülere akülü tekerlekli sandalye verilmektedir.IzIYılda yaklaşık 11.000 özürlüye medikal yardım(beyaz baston,ses kayıt cihazı,tekerlekli sandalye,koltuk değneği,işitme cihazı,hasta altı bezi,ortez-protez) yapılmaktadır.@İstanbullu özürlülere yılda yaklaşık 17.000 seans psikolojik danışmanlık,17.000 seans ise fizik tedavi hizmeti sunulmaktadır.mHeryıl ortalama 50.000 özürlü ve özürlü yakınına özürlülükle ilgili bilgilendirme,yönlendirme, danışmanlık hizmeti verilmektedir.HÖzürlülükle ilgili bilinçlenmenin okullardan başlaması gerektiği düşüncesiyle İl Milli Eğitim Müdürlüğüyle imzalanan protokolle bir proje hayata geçirilmiştir.Bu projeyle yılda 25.000 öğrenciye özürlülük bilincini yerleştirmeye yönelik eğitim verilmektedir.HÖzürlülüğün erken tespit edilmesine yönelik Denver Gelişim Testi ücretsiz olarak yapılmaktadır.USporla rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yılda 1.700 özürlü;yüzme,jimnastik,judo, basketbol,okçuluk ve futbol faaliyetlerinden ücretsiz olarak yararlanmaktadır.ESÖzürlüler Müdürlüğü tarafından özürlülere,eğitim amaçlı ahşap boyama,ebru,takı-tasarım,tiyatro,okuma- yazma,Türk İşaret Dili,resim, bahçıvanlık ve temizlik eğitimleri verilmektedir.

“Çocuklarımız sokakta suçun pençesinde kalmayacak”,sloganıyla yola çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi(İSMEM),biri Sirkeci’de İlk Değerlendirme İstasyonu,diğeri de Tuzla’da Meslek Edindirme Merkezi olarak iki birim hâlinde kurulmuş, Sirkeci’deki 10 çocuk kapasiteli merkez 2004 yılında kapatılmıştır.50 çocuk kapasiteli Tuzla Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezinin amacı,15-18 yaş arası,sokakta yaşayan,toplum ya da aile tarafından ihmal ve istismara uğramış,süregelen madde bağımlılığı olmayan erkek çocuklarını meslek edindirerek yaşadığı topluma katkısı olan bireyler hâline getirmektir.Kuruma gelen gençler 3 sosyal hizmet uzmanı,çocuk gelişim uzmanı ve psikolog tarafından yapılan incelemelerden sonra yetenekleri ve ilgisi doğrultusunda mesleki eğitime başlamaktadır.Gençler,bir taraftan merkezde eğitim almakta diğer taraftan da açık ilköğretim ve açık liseye kayıt olup eğitimlerini tamamlamaktadır.

İstanbul’da korunmaya muhtaç çocuklar sorunu çoğunlukla kırdan kente göçen, kente uyum ve kentle bütünleşme güçlüğü içinde olan ailelerde ortaya çıkmaktadır.Terk edilmiş ya da buluntu çocukları,akıl hastalarını, kazaya ve afete uğrayanları koruyup gözetmek belediyenin zorunlu görevleri arasındadır.Bununla birlikte yoksul ailelerin çocuklarına, öksüz ve kimsesiz çocuklara yardım,bakım ve korunma ödevi yüklenen belediyelerin,yetimhane vb.bakımevi açma ve işletme görevleri de bulunmaktadır.Ayrıca”yersiz,yurtsuz olanlara iş bulmak,bunlardan garip olup çalışmayanları memleketine göndermek,kimsesiz kadın ve çocukları korumak”da belediyelere yüklenen görevler arasındadır.Evde sağlık hizmetleri kapsamında;sosyal güvencesi olmayan, yoksulluk sınırında yaşayan,evde bakıma muhtaç,kronik hastalığı olan,yaşlılar,kadınlar,özürlüler, hamileler ve gelişim süreci takip edilmesi gereken çocuklar tespit edilmektedir.Evde sağlık hizmetinin yetersiz kaldığı durumlarda,hasta en yakın sağlık kurumuna götürülerek ayrıntılı muayene gerçekleştirilmekte,muayene sonucunda ortaya çıkan sağlık sorunlarına göre;hasta,tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmektedir.Evde sağlık hizmetine ihtiyacı olan hastaların tespiti sırasında yapılan ziyaretlerde muhtaç durumdaki aileler belirlenerek;gıda,giyim ve yakacak gibi sosyal yardımlar da yapılarak,bakıma ihtiyacı olan kimsesiz yaşlılar Darülacezeye, özürlüler ise İstanbul Özürlüler Merkezine sevk edilmektedir.Yaşlı Sağlığı Hizmetleri merkezinde 65 yaşın üzerindeki kişilere kendi evlerinde danışmanlık ve rehberlik hizmetleri verilmektedir.*2003’te Ümraniye’de pilot çalışma başlatılmıştır.1 doktor,1 hemşire,3 sosyal çalışmacının görev yaptığı yaşlı sağlığı projesinin 3 uygulama aşaması bulunmaktadır.

Tespit:Yaşlılar evlerinde ziyaret edilerek projeye uygun olanlar sosyal çalışmacı tarafından tespit edilir.Projede 300 yaşlı tespit edilmiştir. Evde değerlendirme:Tespit edilmiş projeye aday yaşlılara doktor,hemşire ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir ekiple ikinci ziyaretler düzenlenerek,yaşlılar sağlık,sosyoekonomik ve bakım gereksinimi açısından değerlendirilmiş,projeye alınan yaşlılara bakım planı düzenlenmiştir.

Bakım:Sağlık bakımı ve Sosyal bakım olarak uygulanmıştır.Sağlık bakımı:Check-up,aylık kontroller,kişisel bakım(banyo,duş,tıraş, ağız bakımı,saç,tırnak bakımı)koruyucu bakım(aşı,eğitim)kronik hastalık bakımı (takip,diyet ve ilaç eğitimi)rehabilitasyona yönelik bakım(solunum terapisi,fizyoterapi,psikoterapi)girişimsel sağlık bakımı(ilaç uygulamaları,katater uygulamaları ve bakımı)uygulanmıştır. Sosyal bakım:Danışmanlık ve rehberlik,ev bakımı(temizlik,onarım,tamir,yaşlıya göre evin düzenlenmesi)gıda desteği,yemek hazırlama ve sunma,giysi temini ve bakım onarımı,ısınma ihtiyacının karşılanması alışveriş ve fatura ödemeleri,yaşlının talep etmesi durumunda Darülaceze müracaatlarının yapılması,65 yaş aylığı başvurusu,her türlü refakat işlemleri, aktivasyon amaçlı sosyal faaliyetler,destekleyici bakım(yaşlının akrabalarıyla bağlarının güçlendirilmesi, psikolojik destek ziyaretleri).

*Belediyenin Kadın Koordinasyon Merkezi,gönüllü kadınların bir araya gelerek oluşturdukları bi yapıdır.            İstanbul Kadın Koordinasyon Merkezinin çalışma alanları şu şekilde sıralanmaktadınlzIGö eden ailelerin şehre uyum sorunlarına çözüm üretmekUSosyal güvenceleri olmadığı için temel sağlık hizmetlerinden yararlanamayan yoksul ve muhtaçların sağlık sorunlarını gidermekUKadınlar için çeşitli alanlarda (el becerileri, sağlık vs.) kurs ve eğitim seminerleri düzenlemeklUEğitimlerini maddi imkânsızlıklar nedeni ile sürdüremeyecek durumda olan çocuklara eğitimden kopmamalarını sağlayıcı yardımlarda bulunmakHİlk ve orta dereceli okullarda okuyan ihtiyaç sahibi çocuklara kırtasiye ve kıyafet yardımında bulunmakUYaşamlarını yoksulluk sınırında sürdüren muhtaç ailelere gıda,giysi ve mobilya yardımı yapmak ve bu konuda hayırsever vatandaşları harekete geçirerek gönüllülerin çalışmalarını yüreklendirmeklzIKadmlarm sorunları,sosyal hayattaki çalışmaları vb.konularda araştırmalar yapmak.HIKadınların ve ailelerin ihtiyaç duydukları konularda kitap,kitapçık ve broşür hazırlayarak yayımlamak ve dağıtmaklUKadın ve aile ile ilgili her türlü görsel çalışmalara ve film çekimlerin katkıda bulunmak;bu bağlamda kadınlar için film şenlikleri gösterimleri düzenlemekHÇeşitli nedenlerle mağdur olup cezaevine düşen kadınlar ve geride bıraktıkları çocukları için yardım çalışmaları yapmaklUKadınlarm sorunlarını tartışmak ve çözümler üretmek amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde konferanslar ve bilimsel toplantılar düzenlemeklzlistanburda yaşayan kadınlar üzerine akademik düzeyde araştırmalar yapılmasını teşvik etmek ve yapmak,bu konuda projeler geliştirmeklUŞiddete uğrayan kadın ve çocukların,çeşitli nedenlerle evsiz kalmış ailelerin kalabilecekleri sığınaklar ve misafirhaneler açmak.lMilesinden ve kocasından ayrı yaşayan kadınlara çocukları ile beraber sosyal ve ekonomik destek vermek,onlara barınak sağlamakUKadınları var olan hakları konusunda bilgilendirmek,bu amaçla belli aralıklarla bilgilendirme toplantıları düzenlemek,bilgiye ulaşımı kolaylaştırmak için çeşitli noktalara yazılı dokümanlar bırakmak.

Ankara Büyükşehir Belediyesinin Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:Belediyenin sosyal hizmet etkinlikleri Sosyal Hizmetler Dairesine bağlı olarak yürütülmektedir.Bu birimin görevleri şu şekilde sıralanmaktadır:ll5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun,belediyenin görev ve yetkilerini düzenleyen ilgili maddelerinde geçen ve sosyal hizmetler olarak tanımlanan tüm iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak.HKişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi,manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına,sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının ülke şartlarında ortalama bir seviyeye getirilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetleri yapmak, Yetişkinlerin,yaşlıların,engellilerin,kadınların,gençlerin ve çocukların;maddi,manevi ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için her türlü sosyal faaliyeti yapmak ve yaptırmaklzIKent halkının sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesi için Çocuk Kulüpleri,Gençlik Merkezleri,Yaşlılara Hizmet Merkezi,Yaşlılar Lokali,Engelliler Hizmet Merkezi,Engelliler Lokali,Madde Bağımlıları Rehabilitasyon

Merkezi,Sokakta Çalışan ve Sokakta Yaşayan Çocuklara Yönelik Merkezler,Çocuk Koruma Evleri,Şefkat Evleri,Çocuk Meclisi gibi sosyal hizmet merkezleri açmak ve faaliyetlerin devam etmesi için her türlü tedbiri almak ve aldırmaklzIKent halkının hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesi için sosyal faaliyetler yapmak ve yaptırmaklzIDaire Başkanlığına bağlı şube müdürlükleri arasında iş bölümü yapmak ve şube müdürlüklerinin çalışmalarının ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğunu denetlemeklzlBelediye;sosyal hizmet ve yardım hizmetleriyle yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkinlik,tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar yapmak ve uygulamakHİlgili mevzuatta belirtilen ve Başkanlık Makamınca verilecek diğer görevleri yerine getirmek.

Belediyenin sosyal hizmetler kapsamında hizmet veren kuruluşları hizmete başladığı yıla göre şöyle sıralanmaktadır:l2ll991 yılında Şentepe Çocuk KulübülH1992 yılında Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar MerkeziH1995 yılında Çocuk Meclisilzll996 yılında Mamak Çocuk KulübüH2000 Yılında Sincan ve Çankaya Hanımlar Lokalil2l2001 yılında Altındağ, Batıkent ve Etlik Hanımlar Lokalilzl2002 yılında Dikmen Hanımlar Lokali ve Keçiören Çocuk KulübüHI2003 yılında Demetevler,Bahçelievler ve Şafaktepe Hanım Lokallerilzl2003 yılında Altındağ Gençlik Merkezi,Altındağ Çocuk Kulübü ve Etlik Şefkat EviEI2004 yılında Harikalar Diyarı Hanımlar Lokali,Sincan ve Dikmen Gençlik Merkezi,Aktepe Çocuk Kulübü,Sincan Engelliler Rehabilitasyon Merkezi,Görme Engelliler İnternet Cafe(2007 yılında adı Görme Engelliler Bilim ve Teknoloji Merkezi olarak değiştirilmiştir.) ve üniversite öğrencileri için Beşevler ve Kurtuluş’ta iki Giysi Yıkama MerkeziEI2005 yılında Ahmetler ve Aile Yaşam Merkezi Hanım Lokalleri;Mamak,Ansera ve Aile Yaşam Gençlik Merkezleri,Ahmetler ve Aile Yaşam Çocuk Kulüpleri;Rüzgârlı Şefkat Evi,Aile Yaşam Engelliler Lokali ve Aile YaşamMerkezi Yaşlılar Lokalilzl2007 yılında Varlık Şefkat Evi,Sincan ve Harikalar Diyarı Çocuk Kulübü,İlkyuva Çocuk Koruma Evleri(11 adet)Ayaş-Sinanlı Çocuk Kulübü,Yaşlılar ve Gençler Bilgi Erişim MerkeziEI2008 yılında Çubuk Aile Yaşam Merkezi,Batıkent Çocuk Kulübü ve Gençlik Merkezi ve Gençlik Parkı Gençlik Merkezilzl2009 yılında Pursaklar Aile Yaşam Merkezi, Yenimahalle Aile Yaşam Merkezi,Planet Aile Yaşam Merkezi,Batıpark Çocuk Kulübü,Sincan Kapalı Spor Salonu,Gençlik ve Çocuk Sanat Merkezi hizmete açılmıştır.

Bu kuruluşlarda yürütülen hizmetlerin amaçları ise şöyle ifade edilmektedir:Gençlerin ve çocukların beden ve ruh sağlığını korumak, sosyokültürel gelişimlerini desteklemek,eğitimlerine katkı sağlamak,beceri kazandırmak, merkezlerde sosyal,kültürel faaliyetlerde bulunmak bu amaçla Gençlik Merkezleri (12 adet) ve Çocuk Kulüpleri(15 Adet) açılmıştır.Çocukların ihmal ve istismarını önlemek amacıyla Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar Merkezi açılmıştır.Ankara’da yaşayan çocukların sorunlarını,taleplerini ifade etmelerini ve kendileriyle ilgili sorunların çözümünde aktif rol almalarını sağlamak,çocukların içinde yaşadığı ülkenin,manevi ve ahlaki değerlerini öğrenebilmeleri ve geleceklerine güvenle bakabilmeleri amacıyla Çocuk Meclisi kurulmuştur.Ankara’da geçici bir süre için hasta refakatçisi veya hasta olarak ikamet eden,ancak barınacak yeri ve maddi imkânı olmayan muhtaç,kişi ve ailelerin,varsa çocukları ile birlikte geçici bir süre için ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Etlik,Rüzgârlı ve Varlık Şefkat Evleri hizmete açılmıştır.

*Ankara Büyükşehir Belediyesinin en kapsamlı sosyal hizmetleri yaşlılara yönelik olarak verilmektedir.Psikolojik destek hizmetleri kapsamında,yalnız yaşayan yaşlılara öncelikli olmak üzere,klinik psikolog ve sosyal hizmet uzmanı tarafından periyodik olarak ev ziyaretleri yapılmaktadır.Yalnızlık,stres,temel yaşam olayları(emeklilik, iş kaybı,yakın kaybı,doğal afetler vb.)sonrası uyum problemleri, iletişim çatışmaları,aile problemleri,uyku problemleri vb.konularda psikolojik destek sağlanmaktadır.Yaşlılar ruhsal bozukluklar hakkında bilgilendirilmekte, psikiyatrik tetkik-tedavi için ilgili sağlık kurumlarına yönlendirilmektedir.

*Ücretsiz sağlık kontrolü, sosyal güvencesi olmayan kişilere yılda bir kez Belediye Hastanesinde yapılmaktadır.Belediye tarafından düzenli olarak belirlenen bölgelerde sağlık taraması yapılmaktadır.Kişiler için ayda bir kere merkezde EKG ölçümü, kansızlık testi ve kemik taraması yapılmaktadır.

Belediyenin rehberlik,refakat ve danışmanlık hizmetleri,yaşlı danışma merkezine gelen ya da telefonla müracaat eden yaşlılara,sosyal hizmet uzmanları tarafından yürütülmektedir.Şefkat Evleri Ankara’da geçici süre için bulunan yoksul hastalara ve yakınlarına ücretsiz barınma hizmeti vermektedir.Kişiler hastanelerin sosyal hizmet birimlerinden yönlendirilmektedir.

Diğer Bazı Belediyeler:Konya Büyükşehir Belediyesinin ihtiyaç sahibi aileler için başlattığı uygulama ile vatandaşlar kendilerine verilen barkotlarla anlaşmalı bakkallardan ihtiyaçları oranında ekmek alabilmektedir.Oluşturulan seyyar göz polikliniği ile de yine ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşların göz muayeneleri mahallelerinde yapılmaktadır.Kayseri Büyükşehir Belediyesinde verilen hizmetler;aşevlerinden ailelere sıcak yemek verilmekte, bunun yanı sıra günlük ekmek dağıtımı ile ihtiyaç sahiplerinin ekme ihtiyacı ücretsiz olarak sağlanmaktadır.Zaman zaman kuru gıda yardımı yapılmaktadır.Büyükşehir Belediyesi tarafından ihtiyaç sahibi kişiler evlerinden alınarak iaşe paketi depoda teslim edilmekte ve yeniden evlerine bırakılmaktadır.Sosyal konutun hedefi,her aileyi,ailenin ekonomik durumuna uygun,ödeyebileceği fiyatta,sağlık,güvenlik ve huzur sağlayacak meskenlere kavuşturmaktır.Sosyal refah devletleri tarafından gelir seviyesi düşük olan aileler için inşa ettirilen sosyal konutların dağıtımında ilk önce çok çocuklu aileler,bebek bekleyen aileler,genç ve yoksul evliler,tek ebeveynli aileler,yaşlı ve özürlülere bakmakla yükümlü olan aileler tercih edilmektedir.

Ülkemizde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından birçok ilde geniş konut alanları yapılmaya deva etmektedir.

UNITE 14 =

E-YEREL YÖNETİMLER

Yerel yönetimler;belediyeler,köyler ve il özel idarelerden oluşan bir yapıyı öngörmektedir.Yerel yönetimler denildiğinde belediyelerin akla geldiği bir gerçektir.Yerel yönetim ve belediye kavramlarının eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir.

E-Devlet ve E-Yönetim:E-devlet;kamu kuruluşları,vatandaşlar ve ticari kurumlar arasındaki bilgi,hizmet ve mal alışverişinde teknolojinin kullanılması ve bu sayede performans ve verimlilik artışının sağlanması olarak ifade edilebilir.Kamu yönetimi bağlamında e-yönetime ilişkin,”devletin günlük idari işlerinin kolaylaştırılmasında ve kamusal hizmetlerin üretilmesinde iletişim ve bilgi teknolojilerinin,elektronik araç ve tekniklerin kullanılması”şeklinde bir tanımlama yapılabilir.

E-yönetimin yararları genel olarak aşağıdaki gibi ifade edilebilir:H2lBilginin kullanılabilirliği: Kullanıcılar kendileri için en uygun zamanda bilgiyi elde edebilirler.Geleneksel uygulama olan sabah 8 akşam 5 mesaisi onları sınırlandırmamış olur.m

Rahatlık HYeni bir hizmet dağıtım yöntemi:Telefon,posta ve yönetim merkezine gitme gibi yollara ek olarak web siteleri,bilgi ve hizmet dağıtımında yeni yöntemler önermektedir.HIBilgi ve hizmetlerin dağıtım hızı.HElBilginin doğruluk ve zaman yönü:Online veriler kamuoyunun gözü önünde olduklarından,çok çabuk ve basitçe düzeltilebilirle şansına sahiptirler.lzIKullamcılara yeni bilgi olanağı:Kullanıcılar web sitelerini ziyaret ederlerken,dikkatlerini çekmeyecek olan bilgiye ulaşma olanağı elde ederler.HMaliyetlerden tasarruf:Birbirleriyle online iletişim kuran kamu kurumları ve memurlar posta,kâğıt,mürekkep,zarf gibi maliyetlerden tasarruf ederler.HVeri sürecini bütünleştirme:İnternet;verileri biriktirme,bilgi sağlama ve işlemleri yönetme gibi bölümler içindeki süreçleri bütünleştirmek için kullanılabilir.

Yerel Yönetimlerde Elektronik Tabanlı Hizmetler:

>Klasik yerel yönetim anlayışı=1)paylaşılmayan idari karar almalar.2)Uzun bürokratik iş akışı.3)Halka ilişkin kararların,konuya dair fazla bilgi toplanmasına gerek görülmeden,yöneticiler tarafından verilmesi.4)Yönetim-vatandaş ilişkisi.5)Yetkili birimlere başvurmada süreç zorlugu.6)Diger kamu kurumlarla olan ilişkilerde uzun bürokratik süreçler.7)Büroktatik denetleme

>E-Beldiyecilik Uygulamalarını da İçeren Yeni Yönetim Anlayışı=1)Alınan kararların elektronik ortamda paylaşımı.2)Hızlı ve seri elektronik süreç.3)Yerel halk dilek ve önerilerinin anket şikayet beyaz masa vb.yöntemlerle toplanarak degerlendirilmesi.4)Hizmet sunan-müşteri ilişkisi.5)Erişilebilirligin ve sürekli gelişmenin ilke edinilmesi.6)Kurumlar arası entegrasyon ve etkinlik 7)Bireysel katılımcılık ve performans ölçümü

Bu doğrultuda elektronik belediye (e-belediye),belediye yönetimi ile yerel yönetim hizmet ve faaliyetlerinde enformasyon teknolojilerinin kullanımı,vatandaş ve işletmelere internet üzerinden etkin bir biçimde hizmet sunumu,kurum içi birimlerin bilgisayar ağları ile bütünleşmesi ve ilgili dış birimlerle ağ üzerinden iletişimin sağlanmasıdır.En basit anlatımıyla e-belediyecilik ile yerel yönetimin,daha demokratik,kolay ulaşılabilir ve şeffaf olması amaçlanmaktadır.E- belediyecilik,vatandaşın yönetime katılması;şeffaflığın,hesap verilebilirliğin sağlanması için önemli bir ortam hazırlar.E-belediyecilikte”vatandaş odaklı hizmet”anlayışı esas alınmaktadır.Bu da,21. yüzyılın kamu yönetimine ışık tutması hedeflenen yönetişim olgusunun ilkeleri ile doğrudan ilintilidir.E-belediye,yerel halkın istek ve şikâyetlerinin;yönetimin yetki alanı içine giren konulardaki işlevleri hakkında bilgi alma istemlerinin,ruhsat ve başvuru işlemlerinin ve yönetimce tahsil edilen yasal ödemelerin internet üzerinden yapılmasının,yerel yönetime ait bilgi ve verilerin diğer kamu kurumları ile bağlantısı sağlanarak paylaşılmasının sağlanması şeklinde ele alınmaktadır.Yerel yönetimler,e-belediye uygulamasına geçişte belirli faydalar elde etme fikrinde olmalı ve uygulama stratejilerini bu yönde belirlemelidirler.Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

1.Yerel halka sunulacak hizmetleri,geleneksel kamu yönetimi anlayışı olan mesai saatlerinin dışına çıkararak 7 gün 24 saate yaymak,2.Dünya ile bütünleşme bakış açısıyla ele alındığında,yerel yönetim hizmetlerinin internet ortamına yansımasıyla sözü edilen hizmetlerin izlenebilirliğinin yerelden dünyaya açıldığını algılayabilmek.3.Bürokratik evrak yoğunluğunu azaltabilmek.4.Vatandaşların bazı bilgileri elektronik ortamda alabilme özgürlüğü dolayısıyla çalışanların yoğunluğunun azalmasını sağlayabilmek.5.Hem çalışanlar hem de vatandaşlar açısından,yapılacak işlemler bazında zaman tasarrufu sağlayabilmek.6.Belediye-vatandaş ilişkilerinin güçlendirilmesini sağlayabilmek.7.İş yoğunluğunun belli bir miktar azalması ve iş süreçlerinin daha düzenli hâle gelebilmesi nedeniyle çalışan memnuniyetini sağlayabilmek.8.Kent gündeminin rahatça izlenebilmesini sağlayabilmek.9.Kent verilerine ilişkin bilgilerin daha rahat toplanabilmesini sağlayabilmek. 10.İnternet ortamında yapılacak anketler sayesinde halkın beklenti,talep ve şikâyetlerini daha rahat öğrenebilmek.

Diğer bir kaynağa göre e-belediyecilik uygulamalarının sağlayabileceği yararlar şu şekilde

özetlenebilir:1.Yönetim ve karar alma süreci şeffaflaşmaktadır.2.Hizmette zaman ve mekan

sınırlaması ortadan kaldırılabilmektedir.3.Kurum ve yerel halk açısından hizmet maliyetinde düşüş gözlenebilmektedir.4.Paydaş ruhu ortaya çıkmış,kentlilik bilinci dolayısıyla yerel halkta katılımcı bir anlayış yerleşmeye başlamıştır. Demokratikleşme sürecinde önemli yol alınmıştır.5.Vatandaşın kendi işini kendisinin yapmasından yola çıkarak, yerel yönetimlerdeki istihdam fazlalığı sorunu ortadan kalkabilecektir.6.Katılımcılık ve izlenebilirlik kavramlarının yaygınlaşması dolayısıyla verilen hizmet kalitesinde artış olabilmektedir.7.Dünya ile bütünleşebilme açısından bakıldığında e- belediyecilik uygulamalarının sayısı arttıkça,halkın bilgi teknolojilerini kullanımında da artış gözlenebilmektedir.8.Hizmet sunumunda vatandaş odaklı bakış açısı sayesinde, halkın yerel yönetimlere olan güveninde artış görülebilmektedir

E-devletin önemli bir unsuru olan e-belediyeden beklenen faydaları diğer bir kaynak şu şekilde

sıralamaktadır:1.Yerel hizmetlerin yerel halkın gereksinimlerine göre düzenlenmesi ve sunulması.2.Yerel hizmetlerde maliyetlerin düşürülmesi.3.İnternete aktarılabilen yerel hizmetlere 7/24 saatte ulaşabilmesi. 4.Belediye hizmet ve eylemleri ile belediye yönetiminin kararlarının denetlenmesi.5.Belediye faaliyetlerinin ve gündemlerinin her yerden izlenebilmesi.6.Farklı semt ve mahallelerde yasayan yerel halka eşit mesafede olma ve eşit düzeyde hizmet götürülebilmesi.7.Yerel halkın belediye faaliyetlerine ve demokratik süreçlere daha aktif bir biçimde katılabilmesi8.İmar,parsel,ihale vb.faaliyetlerde rüşvet ve yolsuzlukların önüne geçilmesi.9.Daha fazla yerel hizmetin internete aktarılmasıyla bürokratik işlemlerin azaltılması.10.Hesap verebilir ve daha şeffaf bir belediye yönetimi tesis edilebilmesi.11.Yerel halkın talep ve şikâyetlerine kısa sürede yanıt verebilen bir belediye yönetimi oluşturması. 12.Vatandaşla yerel yönetim arasındaki engellerin ortadan kalkması ve etkileşimin artması. 13.Merkezî yönetimle yerel yönetimler arasında etkili bir ağ yapısının oluşturulması ve bilgilerin karşılıklı olarak paylaşılması

**E-Belediye,belediyelerin kentliye daha kaliteli,hızlı ve sürekli hizmet sunması,bilgilendirmesi ve kentlinin belediyelerdeki karar süreçlerine katılmasını sağlayan internet ortamındaki çağdaş uygulamaların bütünüdür.E-belediyenin araçları yerel yönetimlerin tüm görev alanlarına yayılan bir bilgi şemsiyesi oluşturan kent bilgi sistemleri,belediye web sayfası ve belediyenin kablosuz hizmet sunma (WAP) uygulamalarıdır.Bu sistemlerin getirmiş olduğu en önemli avantaj,bilgiye erişimin kolaylığı ve açıklığıdır.

E-belediye çalışmalarının başarısı,belediyenin bütün birimlerinde”teknoloji kültürü”nün zümsenmesi,çalışanlar ve bölümler tarafından sahiplenilmesinden geçmektedir.Belediye için gerekli yazılım ve donanım ihtiyaçlarının temini,vatandaş ve işletmelerle internet üzerinden etkileşimin sağlanabilmesi,kamu bilgi işlem teknolojilerinin etkin bir biçimde kullanılması,personelin yeni duruma adaptasyonu ve eğitim gereksinimlerinin karşılanması, hukuki ve teknik altyapıların yeniden planlanması,belediyecilik yasa ve düzenlemelerinin değişimi yani e- belediye içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir.

E-Yerel Yönetimlere İlişkin Örnekler

Aktel’in 75 il belediyesinin web sayfalarını incelediği çalışmasında,web sayfaları üzerinden sunulan belediye hizmetlerinin oransal dağılımlarına bakıldığında:%82’sinde itfaiye;%71’inde zabıta;%77’sinde su arıza,%77’sinde evlendirme;%83’ünde cenaze;%17’sinde meslek edindirme kursları,%25’inde online hal fiyatları;%19’unda belediye bursları;%52’sinde e-ödeme,%36’sında başvuru birimleri (beyaz,mavi masa gibi);%45’inde ambulans;%64’ünde sağlık;%25’inde kadın;%23’ünde yaşlılar;%28’inde çocuklar;%27’sinde engelliler;%23’ünde hayvanlar;%7’sinde yerel gündem 21 uygulaması;%11’inde kardeş belediye;%5’inde otoparklar,%4’ünde afet yönetimi;%15’inde enerji verimliliğine ilişkin çalışmalar hakkında bilgiler sunulmuştur.

-Antakya Belediyesi=Antakya Belediyesinin sunduğu e-belediyecilik hizmetleri kapsamında;tahakkuk, tahsilat,borç bilgilerini internet ortamında görüp,emlak,çevre temizlik vergisi,ilan reklam vergisi borçlarının kredi kartı ile ödenebilmesi ile arsa m2 fiyatlarını,aşınma oranlarını,bina ve inşaat maliyetlerini öğrenebilme olanağı bulunmaktadır.Alo-cenaze,e-belediye imar durumu ve mezarlık bilgi sistemi (MEBİS) diğer linklere göre daha aktiftir.

-İzmir Büyükşehir Belediyesi=İzmir Büyükşehir Belediyesinin web sayfasında,”e-belediye”kavramı yerine “eişlem”kavramı kullanılmıştır.Bununla birlikte,yangın sigorta vergisi,enfekte atık,taksi- dolmuş-servis araçları ruhsat ücretleri ve kira borcu gibi diğer e-belediye uygulamalarında çok fazla rastlanmayan işlemlerin yer aldığı görülmektedir.

-Ankara Büyükşehir Belediyesi=Ankara Büyükşehir Belediyesi web sayfasında “e-belediye” yerine,”e-tahsilat” ifadesi kullanılmıştır.Bu tercih,belediyenin e-belediyeyi tahsilat ve ödeme amaçlı kullandığını göstermektedir.

-Antalya Büyükşehir Belediyesi=E-ödeme gibi temel işlemlerin yanında,nikah başvurusu ve rezervasyonu,evrak takip,evlenenler ve vefat edenler gibi işlemler ve bilgilendirmeler de yer almaktadır. Bununla birlikte diğer belediyelerde çok yaygın olmayan SMS ile bilgilendirme ve hatırlatma hizmetleri de göze çarpmaktadır.

-İstanbul Büyükşehir Belediyesi=Evde sağlık başvurusu hizmeti,bu bölümde incelenen diğer belediye web sayfalarında görülmemektedir.İ.B.B.web sitesinin en çok ziyaretçi aldığı sayfalar şu şekildedir=

1.Online Trafik Görüntüleri:İstanbul’un 10 önemli kavşağından 24 saat canlı trafik görüntüsü yayınlanan sayfa,ziyaretçiler tarafından en fazla ilgi gören sayfa olma özelliğini taşımaktadır.2.Kent Rehberi:İstanbul’un sokak sokak,cadde cadde taranabilmesine imkân tanınan Kent Rehberi sayfası,ibb.gov.tr’nin ziyaretçi yoğunluğu yaşayan diğer sayfalarından biridir.3.İhaleler:Bir devlet kurumu olması ve İstanbul’a dair yüzlerce projeyi hayata geçirmesi bakımından İ.B.B. her gün birçok ihale gerçekleştirmektedir.Geriye yönelik olarak arşiv taraması ve sorgu imkânı tanır.4.Kültür Sanat:İ.B.B. bünyesinde sergilenen tüm kültür ve sanat faaliyetleri her ay düzenli olarak yayına verilmektedir.5.Ulaşım Rehberi:İstanbul’lular için önem taşıyan İETT,İDO,Şehir Hatları(TDİ),Hafif Metro,Banliyö Trenleri şehir içi ulaşım bilgileri sitede güncel olarak yer almaktadır.6.360 Derece İstanbul Görüntüleri:İstanbul’un tarihî mekânlarının,meydanlarının ve büyükşehir belediyesine ait projelerin 360 derece görüntüleri sitede ilgiyle izlenen sayfalardan birisidir.

-Bursa Büyükşehir Belediyesi=Belediyenin elektronik tabanlı hizmetleri şu şekildedir:

□Mühendis,mimar ve sürveyan kayıtlarılBorç sorgulama İmar değişikliklerilzISeyahat kartı sorgulamalIlEvraktakibilzlE-ödemellIKent içi ulaşım ağılKütüphane kitap sorgulamalzIMezarlık bilgi sistemilUHal fiyatları Bursa zemin haritasıIzIHava kalitesi İnteraktif sms sistemi.

Sonuç:E-belediyede hizmet başlıkları genel olarak;şehir ve bölge planlama,harita,imar uygulaması ve kadastro işlemleri,teknik altyapı hizmetleri,yeşil alan yapım ve yönetim hizmetleri,kentsel denetim/yönetim,vergi ve harçlar,kriz yönetimi,ulaşım,trafik,toplu taşımacılık,ticaret ve sanayi,turizm,toplum sağlığı,eğitim,adres numarataj bilgi sistemi,hizmet masaları şeklinde özetlenebilir.Bazı belediyeler internet sayfalarında,e-belediyenin yanı sıra,m-belediye(mobil belediye),t-belediye(telefon belediyeciliği) ve s-belediye(sicil belediyeciliği),e-mevzuat,e-kent gündemi,e-vatandaş gibi açılımlar yapmışlardır.E-belediyecilik uygulamalarında;0Vatandaş odaklı □Daha katılımcıülDaha şeffaflzIDaha etkin bir yerel yönetim yapısının oluşturulması için;Yasal,idari ve teknik altyapının oluşturulmasının göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

AÇIKÖĞRETİM GÜZ DÖNEMİ DÖNEM SONU SINAVI
14 - 15 Ocak 2017

Üye OlŞifremi Unuttum

HAKKIMIZDA
alonot.com; kullanıcılarımızın KPSS & YGS-LYS & ALES & AÖF & YDS gibi sınavlara hazırlanmaları için hem ders notlarına, hem test pratiklere kolayca ulaşıp zaman kaybetmeden en üst düzeyde yarar sağlayabilmeleri amacıyla hizmet vermektedir. Ayrıca Mevzuat&İçtihat&Tezler&Makaleler ve diğer herşeyde! kapsamlı arama yapılabilmesi, aranılan konu ve kavramlara kolayca ulaşılabilmesi ve sonuçlar içerisinde hızla gezilebilmesi amacıyla kurulmuştur. Zamanla öğrencilerin ve kullanıcıların ilgisiyle büyüyen alonot.com sizlerin ilgisiyle ve daha zengin içerikle yayın hayatına devam edecektir. Faydalı olması dileğiyle...
GİZLİLİK POLİTİKASI
alonot.com sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları kapsamında koruma altındadır. Site içeriğinin ticari amaçlı ve izinsiz olarak kopyalanması ve kullanılması yasaktır. Ancak, ticari amaçlı olmamak ve link verilmek koşuluyla site içeriğinin kopyalanması ve kullanılması serbesttir. 5846 sayılı kanunun 25. maddesinin ek 4. maddesine göre telif hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdulmasını istemek zorundadır. İçerik sahibinin veya yasal temsilcisinin istekte bulunması halinde, kendisine ait içerik veya dökümanların sitemizden 24 saat içinde yayından kaldırılmasını garantilemekteyiz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. alonot.com hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir, bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.
Site Yönetimi.
İletişim: alonot.com@alonot.com & alonot.com@gmail.com
Kategoriler
SOLDA SABİT REKLAM