AÖF Ders notları-Türkiye’de sivil toplum örgütleri

TÜRKİYE’DE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ

  • Sivil toplum örgütlerinin Türkiye’deki tarihsel sürecine bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğunun Uluslararası Cenevre Sözleşmesi’nde 5 Temmuz 1865’te taraf olarak yer aldığı ve 11 Haziran 1868 tarihinde “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti”ni kurduğu görülmektedir.
  • Zamanla İmparatorluk genelinde yaygınlaşan ve “Hilâli Ahmer” adını alan bu köklü kuruluş, İslâm ülkelerinde modern anlamdaki ilk sivil toplum örgütü olma özelliğini taşımaktadır.
  • Hilâl-i Ahmer’in Şam, Amman, Bağdat, Mekke, Kahire gibi şubeleri, 20. Yüzyılda bu kentlerin bulunduğu bölgelerin bağımsızlıklarını ilân etmesinin ardından o ülkelerin Kızılay Cemiyetleri olarak faaliyetlerini sürdürmüştür.
  • Türkiye’de sivil toplum, gönüllülük kavramı ile birlikte gelişmiştir.
  • Türkiye’de bugünkü eğitim ve sağlık hizmetlerinden sorumlu mevcut devlet kuruluşlarının temeli Osmanlı döneminde kurulan vakıflara uzanmaktadır.
  • Anadolu nüfusunun kozmopolit yapısı, din ve etnik kimliklerin çeşitliliği merkezi idareyi seçilmiş ve atanmış yerel idarecilere vakıfların kurulması için geniş çaplı teşvikler vermeye yönlendirmiştir.
  • Böylelikle halka yönelik hizmetler, Selçuklu ve Osmanlı döneminde olduğu gibi, vakıf adı verilen kuruluşlar tarafından sağlanmıştır.
  • İslam kaynaklı yardım geleneğine ve dini yapıya dayalı vakıflar, yerel idarenin araçları olarak, merkezi idarenin yapamadığı veya etkisiz kaldığı durumlarda toplumsal hizmetlerin yanı sıra altyapı hizmetleri de sağlamıştır.

Ancak sivil toplum unsuru niteliğindeki medreseler, vakıflar ve loncaların 19. yüzyıla kadar aşama aşama merkezi idarenin etkisine girdiği, giderek bağımsız olma özelliklerini yitirdiği gözlenmektedir

  • Siyasi partiler, basın yayın organları, dernekler, ekonomik gruplar, bankacılık sektörü, ticaret, hukuki ve idari düzenlemeler sivil toplumun gelişmesine katkıda bulunmuştur.
  • Türkiye’de sivil toplum son 15 yılda yaşanan bazı dönüm noktalarına bağlı olarak büyük değişim geçirmiştir. Örneğin 1996 yılında Habitat Konferansı’nın Türkiye’de gerçekleştirilmesi sivil toplumun dünya çapında artan önemine dikkat çekmiştir.
  • Türkiye’de sivil toplum örgütleri açısından, en son ve belki de en önemli dönüm noktasının 2001’de ülkenin Avrupa Birliğine üyelik süreci çerçevesinde kabul edilen Kopenhag Kriterleri ile Birliğin devleti demokratik değer ve uygulamalarını benimseyecek politik iradeyi gösterme mecburiyetinde bırakması olduğu söylenebilir.
  • Kopenhag Kriterleri beraberinde önemli reformları getirmiş, sivil toplumu özellikle hak ve özgürlükler ekseninde etkilemiştir.
  • Ülkemizde en yoğun faaliyet alanına ve işlevselliğe sahip olan sivil toplum örgütlerinin başında vakıflar gelmektedir. Türkiye’deki sivil toplum örgütleri farklı alanlarda faaliyet göstermektedir.
  • Bunlar arasında yoksulluğun giderilmesi, sağlık hizmetleri, aile planlaması, eğitim, çevre ve ekoloji, kültürel, etnik ve dini değerlerin teşviki, mesleki ve profesyonel grupların bir araya getirilmesi, kültür merkezleri, camiler, okullar ve nadiren hastanelerin kurulması için fon toplanması yer almaktadır.
OKUMALI:  AÖF Felsefe bölümü ders notları-İlkçağ felsefesi

İlk yorumu siz yapın

Yorum yapın

E-posta adresiniz başkaları tarafından gözükmeyecektir.